Almanca karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 16.977 başlık/FaRk ile birlikte,
16.977 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(35/69)
- KARAT, CARAT[İng.] / KARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARAT
- KARATAVUK ile/||/<> KARATAVUK
( Turdus merula Ötücükuşlar Passeriformes takımının karatavukgiller Turdidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 25 cm Erkeği kara dişisi kahverengidir Palearktik bölgede orman fundalık ve bahçelerde yaşar zooloji Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımının ardıç kuşugiller Turdidae familyasından uzunluğu yaklaşık 25 cm kadar erkeği kara dişisi kahverengi olan Palearktik bölgede orman fundalık ve bahçelerde yaşayan meyvelerle beslenen Türkiyede yerli bir kuş türü )
- KARATAVUK ile/||/<> KARATAVUKGİLLER
( (Turdus merula): Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının karatavukgiller (Turdidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 25 cm. Erkeği kara, dişisi kahverengidir. Palearktik bölgede orman, fundalık ve bahçelerde yaşar. @@ (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ardıç kuşugiller (Turdidae) familyasından, uzunluğu yaklaşık 25 cm kadar, erkeği kara, dişisi kahverengi olan, Palearktik bölgede orman, fundalık ve bahçelerde yaşayan, meyvelerle beslenen Türkiye'de yerli bir kuş türü. )
- KARATAVUKGİLLER ile/||/<> KARATAVUKGİLLER
( anlamdaş ardıçkuşugiller Turdidae turdus ardıç kuşu Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının ötücükuşlar Passeriformes takımının özötücüler Oscines üstfamilyasının bir familyası Oldukça iri yapılı kuşlardır Çok yaygındırlar Gagaları hafifçe yay gibidir Göçücüdürler Karatavuk Turdus merula ardıç kuşu T pilaris pasrengi ardıç kuşu T musicus kolyeli ardıç kuşu T torquatus ökse ardıcı T viscicorus kaya ardıcı Monticola saxatilis gök ardıç M solitarius kuyrukkakan Oenanthe oenanthe karakulaklı kuyrukkakan O hispanica vınlayan kuyrukkakan Saxicola rubetra takırdayan kuyrukkakan S torquata bahçe kızılkuyruğu Phoenicurus phoenicurus ev kızılkuyruğu Ph ochruros bülbül Luscinia megarhynchos ardıç bülbülü luscinia buğdaycıl bülbül L svecica cyanecula nar bülbülü Erithacus rubecula en iyi bilinen türleridir zooloji ardıç kuşugiller )
- KARAYA GUM[İng.] / GOMME DE KARAYA[Fr.] / KARAYA GUMMI[Alm.] ile/değil/yerine/= KARAYA ZAMKI
- KARAYEMİŞ ile/||/<> KARAYEMİŞ
( botanik Gülgiller Rosaceae familyasından yaprakları basit koyu yeşil ve derimsi mor ya da siyahımsı meyveleri yenen her dem yeşil bitki Taflan kocayemiş Laz yemişi )
- KARBON ile GRAFİT[Fr. < Yun.]
( Atom numarası 6, atomsal kütlesi 12.01115, yoğunluğu 3.52 g/cm³, ergime derecesi 3500 °C, kaynama derecesi 4800 °C, elmazs, kömür ve grafit olarak serbestçe bulunan ve organik bileşiklerin ana elementini oluşturan, ısı ve elektriği oldukça iyi ileten, atomları, karbonda kristal yapının büyük bir sertlik kazanmasına yol açan, eşit aralıkta ve dört yüzlü, grafitte düzgün altıgen kafesler oluşturarak üst üste katmanlar biçiminde dizilmiş olan, duruma göre elektroartı ya da elektroeksi olabilen, doğal karbonun %98.9'unu oluşturan 12 kütle numaralı kararlı izotopu, tam olarak 12 birimlik atomik kütlesiyle en son atomsal kütle birimi [bağıl çekirdeksi kütle birimi] olarak, radyoaktif da denilen 14 kütle numaralı doğal radyoaktif izotopu, yayınladığı 156keV enerjili beta [β"] ışınları ve 5780 yıl yarılanma süresiyle, yaş belirlemede ve fotosentezde, karbonun metabolik yolunun açıklanmasında kullanılan, periyodik cetvelin dördüncü sütununda yer alan ametal. [Simgesi: C]
İLE
Kurşunkalem ve bazı aygıt parçalarının yapımında kullanılan, yumuşak, kolaylıkla toz durumuna gelebilen, gri siyah renkli, yapay olarak billurlaşabilen, bir çeşit doğal karbon. )
- KARBONDİOKSİT ile/||/<> KARBONDİOKSİT[Fr. < CARBONDIOXYDE]
( Kimyasal formülü CO2 olan kutupsuz renksiz kokusuz suda az çözünen sulu ortamda kolayca karbonik asit oluşturan bir gaz Karbonun oksidasyonuyla oluşan kokusuz ve renksiz bir gaz Karbondioksit dokularda oluşur ve akciğerlerden atılır CO2 ve karbonatlar vücuttaki doku ve sıvılarda nötraliteyi devam ettirmeyi sağlar )
- KARBONISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KARBONATLAMA
- KARBÜRİZASYON | KARBONLAMA ile/||/<> KARBONLAMA
( 1 Çelik yapımında olduğu gibi karbonun erimiş metallerde Çözündürülmesi 2 Bir gazın içine hidrokarbon katılması Martensit dönüşümüyle sertleştirmek ereğiyle ostenitleme bölgesi sıcaklıklarında karbonlu ya da karbonlayıcı ortamlardaki yayınım yoluyla çeliğin bileşimindeki karbonu artırmak için yapılan ısıl işlem )
- KARDELEN ile/||/<> KARDELEN
( botanik Amaryllidaceae familyasından beyaz çiçekli erken ilkbaharda hemen kardan sonra ya da karın üzerinde çiçek açan çiçekleri geriye doğru sarkık süs bitkisi olarak da kullanılan Toroslar ve Karadeniz dağlarında yaygın olarak bulunan soğanlı otsu bitkiler Öksüzoğlan aktaş akbardak karga soğanı )
- KARDİNAL KUŞU ile/||/<> KARDİNAL KUŞU
( Cardinalis cardinalis Ötücükuşlar Passeriformes takımının ispinozgiller Fringillidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 20 cm Kuzey Amerikada yaşar zooloji Ötücü kuşlar Passeriformes takımının ispinozgiller Fringillidae familyasından 20 cm kadar uzunlukta Kuzey Amerikada yaşayan bir tür )
- KARGA[İt. < CARGA] ile/||/<> KARTAL ile/||/<> YAĞMUR KUŞU ile/||/<> YILAN
( Dünyanın yaratılışını ve insanların oluşumunu konu edinen ilkel efsanelerde önemli rol oynadığına inanılan; masallarda, halk inanmalarında gelecekten haber verici olarak nitelenen; ötüşünden, uçuşundan, bir yere konuşundan kötülük ya da iyilik getireceği çıkarılan kuş. @@ Tavana tutturulmuş tütün asma çengeli. (Öveçler *Kırkağaç -Manisa) @@ Ağızlarda garga olarak geçer. ~ Az garga. -Tkm garga. -TatK karga. -Bşk karga. -Nog karga 'karga; kuzgun'. -Kklp garga 'karga; kuzgun'. -Kzk karga. -Krg karga. -Tel, Alt, Şor, Koy, Kaça, Küer karga. -Özb karga. -Tar karga. Tarançılar kāğa (kara kāğa) biçimini de kullanırlar. -Tuv kārgan. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır. Özünde 'karga' olarak geçer. Ancak gök karga ve kuzgun gibi kuşlara da karga adı verilir. Orta Türkçede de karga olarak geçer. Eski Kıpçakçada da karga biçimi kullanılır. Türkçe karga adının, karganın çıkardığı sesten geldiği açıktır (Bang: KOsm 2: 22; Brockelmann: UJb 8: 261). Garipov (Slovoobrazovanije 87) -ga ekiyle kurulduğunu bildirmekle yetinmiştir. Yabancı dillerde de kargaya buna benzer adlar verilir. Örn. Tibetçe kaka, kā-ka adı da karganın sesinden gelir (Uray: AOH 4: 209). bk. Clauson: TDAY 1966, 7. Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca keriye biçimiyle birleştirildiği göze çarpar (bk. Bazin-Hamilton: Uray Arm 17). Ancak Ramstedt (KWb 226b) Moğolca keriye'yi Türkçe karga biçimiyle birleştirmemiştir. Türkçeden komşu dillere de geçmiştir: Blg garga (BER 1: 231); Rus karga (Vasmer: REW 2: 196). Anadolu ağızlarında alacakarga, karakarga, küçük karga, çeltik kargası, kestane kargası gibi karga türleri geçer. )
- KARGA ile/||/<> KARGA
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
- KARGA ile/||/<> KARGA[İt. < CARGA]
( Dünyanın yaratılışını ve insanların oluşumunu konu edinen ilkel efsanelerde önemli rol oynadığına inanılan masallarda halk inanmalarında gelecekten haber verici olarak nitelenen ötüşünden uçuşundan bir yere konuşundan kötülük ya da iyilik getireceği çıkarılan kuş Tavana tutturulmuş tütün asma çengeli Öveçler Kırkağaç Manisa Ağızlarda garga olarak geçer Az garga garga karga karga karga karga kuzgun garga karga kuzgun karga karga Tel Alt Koy Kaça Küer karga karga Tar karga Tarançılar kāğa kara kāğa biçimini de kullanırlar kārgan Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Özünde karga olarak geçer Ancak gök karga ve kuzgun gibi kuşlara da karga adı verilir Orta Türkçede de karga olarak geçer Eski Kıpçakçada da karga biçimi kullanılır Türkçe karga adının karganın çıkardığı sesten geldiği açıktır Bang KOsm 2 22 Brockelmann UJb 8 261 Garipov Slovoobrazovanije 87 ga ekiyle kurulduğunu bildirmekle yetinmiştir Yabancı dillerde de kargaya buna benzer adlar verilir Örn Tibetçe kaka kāka adı da karganın sesinden gelir Uray AOH 4 209 Clauson TDAY 1966 7 Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca keriye biçimiyle birleştirildiği göze çarpar BazinHamilton Uray Arm 17 Ancak Ramstedt KWb 226b Moğolca keriyeyi Türkçe karga biçimiyle birleştirmemiştir Türkçeden komşu dillere de geçmiştir garga BER 1 231 karga Vasmer REW 2 196 Anadolu ağızlarında alacakarga karakarga küçük karga çeltik kargası kestane kargası gibi karga türleri geçer )
- KARGAGİLLER ile/||/<> KARGAGİLLER
( Corvidae corvus karga Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının ötücükuşlar Passeriformes takımının özötücüler Oscines üstfamilyasından bir familyası İri yapılı kuşlar olup dipleri kıllı olan kuvvetli ve kalın bir gagaları büyük ve kuvvetli ayakları vardır Toplu halde yaşarlar Bazıları göçücüdür 200 kadar türü vardır Kara karga Corvus corax leş kargası C cornix ekin kargası C frugilegus kestane kargası Garrulus glandarius küçük karga Coloeus monedula köknar kargası Nucifraga caryocatactes sarıgagalı dağ kargası Pyrrhocorax graculus kırmızıgagalı dağ kargası P pyrrhocorax saksağan Pica pica türleri iyi bilinir zooloji Kuşlar Aves sınıfının ötücü kuşlar Passeriformes takımından yaklaşık 200 kadar türü olan iri yapılı kaide kısmı kıllı kuvvetli ve kalın bir gagaya sahip büyük ve kuvvetli ayakları olan toplu hâlde yaşayan ve bazı türleri göçücü olan bir familya Alakarga Garrulus glandarius saksağan Pica pica ekin kargası Corvus frugilegus kuzgun C corax leş kargası C cornix kızıl gagalı dağ kargası Pyrrhocorax pyrrhocorax en iyi bilinen türleridir )
- KARİ | OKUR ile/||/<> OKUYUCU
( Gazete, dergi ya da yazın türlerinden herhangi birini okuyan okuyucu. )
- KARİ ile/||/<> OKUR
( Gazete dergi ya da yazın türlerinden herhangi birini okuyan okuyucu )
- KARİNA ile/||/<> KARİNA[İt. < CARENA]
( 1 Kuşların gemi omurgası biçiminde olan göğüs kemiği çıkıntısı 2 Bazı kemiklerin çıkıntılı parçası 1 Kuşların gemi omurgası biçiminde olan göğüs kemiği çıkıntısı 2 Bazı kemiklerin çıkıntılı parçası Gemi omurgası biöimindeki yapı anat 1 Omurga 2 Gemi omurgası R καρῆνα karina yoluyla Latinceden alınmıştır Latince carina Akdeniz dillerinde carena ve carina olarak geçer Kuzey İtalyada carina yerine carena biçimi yaygın olarak kullanılır Batı Akdeniz dillerinde eski carina biçiminin yaygın olarak yerini carena almıştır Türkçeden Bulgarcaya da geçmiştir BER 2 247 )
- KARİNALILAR ile/||/<> KARİNALILAR
( Carinatae carinatus karinalı Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının hemen bütün kuşları içine alan büyük bir bölümü Hepsi karinalıdır Dalgıçkuşları Colymbiformes penguenler Sphenisciformes fırtınakuşları Tubinares leyleksiler Ciconiiformes kazsılar Anseriformes kartallar Falconiformes tinamular Tinamiformes tavuksular Galliformes bataklıkkuşları Grallae yağmurkuşları Charadriiformes guguksular Cuculiformes gökkuzgunumsular Coraciiformes ötücükuşlar Passeriformes takımlarını içine alır zooloji Omurgah hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının hemen hemen bütün kuşları içine alan büyük bir bölümü Hepsi karinalıdır Dalgıç kuşları Gaviiformes penguenler Sphenisciformes fırtına kuşları Procellariiformes leyleksiler Ciconiiformes kazsılar Anseriformes kartallar Falconiformes tinamular Tinamiformes tavuksular Galliformes bataklık kuşları Grallae yağmur kuşları Charadriiformes guguksular Cuculiformes gökkuzgunumsular Coraciiformes ötücü kuşlar Passeriformes takımlarını içine alır )
- KARINCA HÂMIZI | FORMİK ASİT ile/||/<> FORMİK ASİT ile/||/<> KARINCA ASİDİ
( karınca asidi Karıncalarda ve bazı bitkilerde bulunan organik bir asit Karınca asidi Karıncalarda ve bazı bitkilerde bulunan organik bir asit karınca asidi formik asit Formik asit )
- KARINCAYİYENGİLLER ile/||/<> KARINCAYİYENGİLLER
( Echidnidae ekhidne canavar Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının tek delikliler Monotremata takımına giren bir familyası Vücutları kirpi gibi dikenli olup ağızları boru biçiminde uzamıştır Dillerini solucan gibi dışarı uzatabilirler Dişleri yoktur Karınca yerler Karıncayiyen Echidna aculeata en iyi bilinen türüdür Myrmecophagidae myrmecophaga karıncayiyen Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının dişsizler Edentata takımına giren bir familyası Yalnız karınca yiyerek beslendikleri için ağızları bu işe elverişli olmak üzere uzamıştır Dilleri de uzun olup karıncaları yalamaya yarar Dişleri yoktur Vücutları uzun kıllıdır Güney Amerikada yaşarlar Büyük karıncayiyen Myrmecophaga tridactyla cüce karıncayiyen Cyclopes didactylus tamandua Tamandua tetradactyla iyi bilinen türleridir zooloji zooloji Memeliler Mammalia sınıfının dişsizler Edentata takımından yalnız karınca yiyerek beslendikleri için ağızları bunu sağlayacak şekilde gelişmiş dilleri uzun ve karınca yalamaya elverişli dişleri olmayan vücutları uzun kıllı Güney Amerikada yaşayan büyük karıncayiyen Myrmecophaga tridactyla cüce karıncayiyen Cyclopes didactylus tamandua Tamandua tetradactyla türleri iyi bilinen bir familya Memeliler Mammalia sınıfının tek delikliler Monotremata takımından vücutları kirpi gibi dikenli ağızları boru biçiminde uzanmış dillerini solucan gibi dışarı uzatabilen dişleri bulunmayan karıncayiyen Echidna aculeata türü iyi bilinen karıncalarla beslenen bir familya )
- KARINDAN AYAKLILAR ile/||/<> KARINDAN AYAKLILAR
( gastros mide pous ayak Çok hücrelilerin Metazoa birincil ağızlılar Protostomia filumunun yumuşakçalar Mollusca dalından çıplak ya da çoğunlukla bir eksen çevresinde konimsi bir biçimde kıvrılmış bir parçalı bir kabukla örtülü vücutlu başta dokunaçlar üzerinde gözleri ağızlarında dişli dil radula bulunan Kambriyumdan beri fosillerine rastlanan önden solungaçlılar Prosobranchia arttan solungaçlılar Opisthobranchia akciğerli salyangozlar Pulmonata gibi takımları olan geniş bir sınıf Salyangozlar Yumuşakçalar Mollusca şubesinden çıplak veya çoğunlukla bir eksen çevresinde konimsi bir biçimde kıvrılmış parçalı bir kabukla örtülü bir sınıf salyangozlar )
- KARIŞIK = CONFUSED[İng.] = CONFUS[Fr.] = UNKLAR[Alm.] = CONFUSUS[Lat.]
- KARIŞIKLIK = CONFUSION, DISORDER[İng.] = CONFUSION[Fr.] = WERWIRRUNG[Alm.] = CONFUSIO[Lat.]
- KARL FISCHER REAGENT[İng.] / RÉACTIF DE KARL FISCHER[Fr.] / KARL FISCHER REAGENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARL FİSCHER BELİRTİCİ/REAKTİFİ
- KARLI RESİM, KARLI GÖRÜNTÜ, KAR, KARLAMA ile/||/<> PICTURE NOISE, VIDEO NOISE, GRAIN, SNOW(-ING)[İng.] ile/||/<> BRUIT VIDÉO, NEIGE, "SNOWING"[Fr.] ile/||/<> BILDRAUSCHEN, SCHNEE, "SNOWING"[Alm.] ile/||/<> KARLANMA
( TV Bir televizyon resminde elektriksel düzensizlikten doğan resmin her yanında titreşen noktacıklar biçiminde kendini gösteren düzensizlik arttıkça resmin kar tipisini andırmasına yol açan aksaklık Karlanma genellikle ses aygıtlarında plakçalarlarda radyolardaki dip gürültüsünün resimdeki karşılığıdır )
- KARMA EKONOMİ ile/||/<> KARMA EKONOMİ
( Özel kesimin yanında kamu kesiminin de yer aldığı ekonomik düzen Piyasa başarısızlıklarının yaşandığı özel durumlarda hükümetin iktisadi etkinliklerin işleyişine müdahale ettiği piyasa ekonomisi türü güdümlü ekonomi piyasa ekonomisi serbest piyasa ekonomisi )
- KARNAS, MUKARNAS | İSTALAKTİT | MUKATTARA-İ FEVKANİYE | SARKIT ile/||/<> SARKIT ile/||/<> DAMLATAŞI
( damlataşı Mimarlık stalazein damlamak Mimarlıkta sarkıt biçimi süs örgesi Karst bölgelerinde mağaraların tavanından aşağıya doğru direk biçiminde uzanan kireçli oluşuklar dikit jeoloji )
- KARNÎN | KERATİN ile/||/<> KERATİN ile/||/<> KERATİN[Fr. < KÉRATINE]
( keras boynuz Boynuz maddesi tırnak boynuz kıl gibi üstderi ürünü olan yapıları meydana getiren proteinli bir madde biyoloji 1 Boynuz maddesi tırnak boynuz kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları meydana getiren bir protein 2 Hücre sitoplâzmasındaki ara filâmentlerden biri Tırnak saç boynuz gibi üst deri ürünü olan yapılarda bulunan suda çözünmeyen sert madde Deri boynuz tırnak ve kıl gibi epidermis eklerinin veya boynuzsu dokuların ana maddesini oluşturan ipliksi proteinlerin genel adı )
- KAROT ile/||/<> HAVUÇ ile/||/<> HAVUÇ[Fars. < HEVİC]
( botanik tarım Maydanozgiller Umbelliferae familyasından taç yaprakları beyaz pembemsi ya da sarı renkli meyveleri kanatlı fındık şizokarp tipi olan bir ya da iki yıllık otsu bitkiler Maydonozgiller familyasından taç yaprakları beyaz pembemsi veya sarı renkli kök yemler arasında yer alan karotence zengin şekerin yanında nişasta da tek veya iki yıllık otsu bitki Ağızlarda yeregeçen pürçüklü olarak da adlandırılır Bundan başka ağızlarda keşir biçimi de havuç olarak geçer Bu biçimin de Farsçadan alındığı anlaşılıyor Farsça gazar havīc Anadolu ağızlarında teper otu teber otu tepel otu adı da kullanılır Orta Türkçede havuca kıçı adı verilir Balkarcada bıxı Nogaycada pıxı adları kullanılır )
- KAROTTE[Alm. < KAROTTE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAROT
( karot makinesi Buz ağaç göl ve deniz dibi çamurları kaya vb doğal materyallerden veya beton gibi dayanıklılığını belirlemenin önemli olduğu yapay malzemelerden alınan silindir şeklindeki numune )
- KARPUZ ile/||/<> KARPUZ[Fars. < HARBŪZ]
( Lambayı korumaya ışığını yaymaya dağıtmaya ya da ışığının rengini değiştirmeye yarayan saydam ya da yayıcı maddeden yapılmış kılıf Bir halı türü Yağcılar Tokmacık Yalvaç Isparta botanik tarım Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından alt durumlu ovaryumdan gelişen bakka tipi meyveleri olan sürünücü gövdeli tek yıllık otsu bir bitki Az garpız garpız karbız Blk xarbız garbız karbız karbıs xarbuz arbuz arbuz arpus Rusçadan alınmıştır xarbuz xarbuza xarbūza a watermelon Başındaki x sesi Türkçede kye çevrilmiştir Farsça xāyagīna xāygīna Türkçe kaygana örneğinde olduğu gibi Farsçada kavuna verilen xarbuz adının Türk diyalektlerinde karpuz olarak kullanılması çarpıcıdır Çağdaş diyalektlerde dar bir alanda geçen arbuz biçimi açıklanmaya muhtaçtır Bu biçim Rusçaya arbuz olarak geçmiştir Bu biçimin başındaki k veya x sesinin düştüğü göze çarpıyor Eski bir sava göre Türk diyalektlerinde kullanılan arbuz biçimi Moğolcadan alınmıştır Buna karşılık bu biçimin Kıpçakça bir kalıntı olduğu yolundaki inanç bilim çevrelerinde büyük bir ağırlık kazanmıştır Çağdaş diyalektlerde karpuza tarbuz adı da verilir tarbız Kırgızlar darbız biçimini de kullanırlar Türki tarbuz YUyg tarvuz Bu ad Moğolcada da tarbus olarak geçer Bu adların da Farsçadan geldiği açıktır tarbuz tarbuza a watermelon Hindî alanında xarbūza ve tarbūza veya tarbūz biçimleri kullanılır Tibetçede de tarbaz biçimi geçer Farsça tarbuz tarbuza biçiminin karbuz adından benzeşme assimilation yoluyla çıktığı yönündeki sav yanlıştır Tekrarlanan ünsüzlerin geçmediği bir sözde benzeşmeden söz edilemez Buna karşılık tarbuz tarbuza adının Sanskrit kökeninden geldiği yolundaki sav düşündürücüdür Sanskrit trapusa trapuṣa Farsçada karpuza hinduvāna adı da verilir Bu ad hıyar olarak da kullanılır Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir karpúz Srp kàrpuz R καρπούζι BER 2 252253 Skok EtRj 2 53 Andriotis EL 150 )
- KARSAK ile/||/<> KARSAK
( Vulpes corsak Etçiller Carnivora takımının köpekgiller Canidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 52 kuyruğu 30 cm Asyada yaşar zooloji Etçiller Carnivora takımının köpekgiller Canidae familyasından 52 cm kadar uzunlukta 30 cm kadar uzunlukta kuyruklu Asyada yaşayan bir tür garsak bozkır tilkisi karsak karsak karhak karsak karsak tülkü bozkır tilkisi Kırgızlar karsaŋ biçimini de kullanırlar Orta Türkçede karsak bozkır tilkisi olarak kullanılır Eski Kıpçakçada da karsak olarak geçer Çağdaş diyalektlerde karsak yanında kırsa biçimi de göze çarpar kırsa kırza kırsa Bu biçimlerin Moğolcadan alındığı açıktır Ligeti AOH 21 129 TörK 44 Kałużyński Mongolische Elemente in der jakutischen Sprache adlı eserinde bu biçimi saymamıştır Brockelmanna göre UJb 8 261 karsak adı karsağın çıkardığı sesten gelir Türkçeden Farsçaya geçmiştir Rusçada da korsak olarak kullanılır Ruslar arasında Korsakov soy adında saklanmıştır Almanca Korsak Fransızca corsac gibi dillerde de kullanılır Kartsag Macaristan Kumanlardan kalma bir yer adıdır )
- KARŞILIKLI = MÜTEKABİL = RECIPROCAL[İng.] = RÉCIPROQUE[Fr.] = REZIPROK[Alm.]
- KARŞIT ANLAMLI ile/||/<> KARŞIT ANLAMLI
( Anlamları birbirine aykırı olan sözcüklerden her biri Akkara çalışkantembel Anlamları birbirine karşıt olan sözcükler Aşağı yukarı ileri geri siyah beyaz ak kara dar geniş büyük küçük irili ufaklı vb Beyaz ile kara gece ile gündüz karşıt anlamlı kelimelerdir Anlamları bakımından birbirine karşıt olan birbirine zıt anlam taşıyan kelimeler acı tatlı az çok alçak yüksek ağır hafif aşağı yukarı büyük küçük düz eğri iyi kötü ileri geri eğri doğru irili ufaklı güzelli çirkinli ucuz pahalı zor kolay şişman zayıf vb Karşıtı eş anlamlıdır )
- KARŞIT ANLAMLI ile/||/<> KÖSNÜL
( Anlamları birbirine aykırı olan sözcüklerden her biri: Ak-kara, çalışkan-tembel. @@ Anlamları birbirine karşıt olan sözcükler: Aşağı/yukarı, ileri/geri, siyah/ beyaz, ak/kara, dar/geniş, büyük/küçük, irili/ufaklı vb. @@ Beyaz ile kara, gece ile gündüz karşıt anlamlı kelimelerdir. @@ Anlamları bakımından birbirine karşıt olan; birbirine zıt anlam taşıyan (kelimeler): acı / tatlı, az / çok, alçak / yüksek, ağır / hafif, aşağı / yukarı, büyük / küçük, düz / eğri, iyi / kötü, ileri / geri, eğri / doğru, irili / ufaklı, güzelli / çirkinli, ucuz / pahalı, zor / kolay, şişman / zayıf vb. Karşıtı eş anlamlı'dır. )
- KARŞIT ETKİN | ANTAGONİST ile/||/<> ANTAGONİST ile/||/<> ANTAGONİST[Fr. < ANTAGONISTE]
( Oyun kahramanı ile çatışan karşı yanı tutan kişi Karşıt kişi antagonistes karşıt Karşıt olarak hareket eden 2 Kasların kasılmasında iten ve çeken kasların birbirine karşıt hareketi 1 Karşıt olarak hareket eden kasların kasılmasında iten ve çeken kasların birbirine karşıt hareketi 2 Bir hormonun nörotransmitterin ya da ilâcın etkisine zıt etki yapan herhangi bir madde 1 Bir ilacın hormonun veya nörotransmitterin etkisine zıt etki yapan herhangi bir madde 2 Karşıt olarak hareket eden kasların kasılmasında iten ve çeken kasların bir birine karşıt hareketi 1 Karşıt olarak hareket eden kasların kasılmasında iten ve çeken kasların birbirine karşıt hareketi 2 Bir hormon nörotransmitter veya ilacın etkisine zıt etki yapan herhangi bir madde )
- KARŞIT ETKİNLİK | ANTAGONİSME[Fr. < ANTAGONISME] ile/||/<> ANTAGONİZMA ile/||/<> ANTAGONİZMA[Fr. < ANTAGONISME]
( 1 Bazı mikroorganizmalar üredikleri ortama saldıkları birtakım eriyebilir maddelerin ya doğrudan veya dolaylı etkileriyle diğer mikroorganizmaların üremelerine gelişmelerine engel olabilmesi veya öldürebilmesi 2 Bir ilacın diğerinin etkisini engellemesi veya meydana gelen etkiyi azaltması olayı )
- KARŞIT ETKİNLİK | ANTAGONİZMA[Fr. < ANTAGONİSME] ile/||/<> NÖTRALİZASYON
( 1. Bazı mikroorganizmalar üredikleri ortama saldıkları birtakım eriyebilir maddelerin ya doğrudan veya dolaylı etkileriyle diğer mikroorganizmaların üremelerine, gelişmelerine engel olabilmesi veya öldürebilmesi. 2. Bir ilacın diğerinin etkisini engellemesi veya meydana gelen etkiyi azaltması olayı. @@ )
- KARŞIT = ZIT = CONTRARY[İng.] = CONTRAIRE[Fr.] = KONTRÄR[Alm.] = CONTRARIUS[Lat.] = CONTRARIO/RIA, OPUESTO/TA[İsp.]
- KARŞITLIK = TEZAT, ZIDDİYET = CONTRARIÉTÉ[Fr.] = GEGENSATZ[Alm.] = CONTRARIETAS[Lat.]
- KARST[Alm. < KARST] ile/değil/yerine/=/||/<> KARST
( Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan kireç taşı ve dolomit bölgesi )
- KARST/KARST[Alm. < KARST] ile/||/<> KARSTİK/KARSTİQUE[Fr. < KARSTIQUE] ile/||/<> MAĞARA/MAGARE[Ar. < MAĠĀRE]
( Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan kireç taşı ve dolomit bölgesi )
- KARTAL ile/||/<> KARTAL
( İlkellerin efsanelerinde inanmalarında dinsel yaşamlarında ve sanatlarında doğaüstü ve tanrısal güçlerle donatılmış olarak nitelendirilen türlü olayların habercisi olduğuna inanılan ve totem hayvanları arasında önemli bir yeri bulunan kuş zooloji )
- KARTALGİLLER ile/||/<> KARTALGİLLER
( Falconidae falco doğan Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının kartallar Falconiformes takımının gündüzyırtıcıları Accipitres alttakımına giren bir familyası Büyüklükleri çeşitli olan kuvvetli ve yarık gagalı kuşlardır Çok yaygındırlar Çok türü vardır Kaya kartalı Aquila chrysaetus Kanada kartalı A canadensis büyük bağırgan kartal A clanga küçük bağırgan kartal A pomarina şah kartal A heliaca yılan kartalı Circaêtus gallicus kızıl doğan Circus aeruginosus gök doğan C cyaneus bozkır doğanı C macrourus çayır doğanı C pygargus doğan Falco peregrinus küçük doğan F minor delice doğan F subbuteo kerkenez F tinnunculus küçük kerkenez F naumanni kuzu kartalı Gypaetus barbatus akkuyruklu kartal Haliaêtus albicilla cüce kartal Hieraaêtus pennatus atmaca kartalı H fasciatus kızıl çaylak Milvus milvus kara çaylak M migrans Mısır çaylağı M aegyptius şahin Buteo buteo kızıl şahin B rufinus paçalı şahin B lagopus atmaca Accipiter nisus çakır kuşu A gentilis arı şahini Pernis apivorus iyi bilinirler zooloji Kuşlar Aves sınıfının kartallar Falconiformes takımının gündüz yırtıcıları Accipitres alt takımından yarık gagalı çeşitli büyüklükte ve kuvvetli kuşları içine alan bir familya )
- KARTALGİLLER ile/||/<> KARTALLAR
( (Falconidae, (Lat. falco = doğan): Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının kartallar (Falconiformes) takımının gündüz-yırtıcıları (Accipitres) alt-takımına giren bir familyası. Büyüklükleri çeşitli olan kuvvetli ve yarık gagalı kuşlardır. Çok yaygındırlar. Çok türü vardır. Kaya kartalı (Aquila chrysaetus), Kanada kartalı (A. canadensis), büyük bağırgan kartal (A. clanga), küçük bağırgan kartal (A. pomarina), şah kartal (A. heliaca), yılan kartalı (Circaêtus gallicus), kızıl doğan (Circus aeruginosus), gök doğan (C. cyaneus), bozkır doğanı (C. macrourus), çayır doğanı (C. pygargus), doğan (Falco peregrinus), küçük doğan (F. minor), delice doğan (F. subbuteo), kerkenez (F. tinnunculus), küçük kerkenez (F. naumanni), kuzu kartalı (Gypaetus barbatus), ak-kuyruklu kartal (Haliaêtus albicilla), cüce kartal (Hieraaêtus pennatus), atmaca kartalı (H. fasciatus), kızıl çaylak (Milvus milvus), kara çaylak (M. migrans), Mısır çaylağı (M. aegyptius), şahin (Buteo buteo), kızıl şahin (B. rufinus), paçalı şahin (B. lagopus), atmaca (Accipiter nisus), çakır kuşu (A. gentilis), arı şahini (Pernis apivorus) iyi bilinirler. @@ (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfının, kartallar (Falconiformes) takımının, gündüz yırtıcıları (Accipitres) alt takımından, yarık gagalı, çeşitli büyüklükte ve kuvvetli kuşları içine alan bir familya. )
- KARTALLAR ile/||/<> KARTALLAR
( Falconiformes falco doğan formis biçim Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının karinalılar Carinatae bölümüne giren bir takım Et yiyen kara kuşlarıdır Gagaları çengellidir Yenidünyakuşları Cathartae ve gündüzyırtıcıiarı Accipitres olmak üzere 2 alttakımı vardır Kuşlar Aves sınıfının karinalılar Carinatae bölümünden et yiyen gagaları çengelli Yeni Dünya kuşları Cathartae ve gündüz yırtıcıları Accipitres olmak üzere iki alt takımı bulunan bir takım )
- KARTESISCHES ZEICHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARTEZYEN İŞARETLEME
- KARYE | KARİYE | KÖY ile/||/<> KASABA | KÖYLÜ
( Birbirleriyle akraba olan ya da olmayan birden çok ailenin bir araya gelerek tarım yapmaya ya da hayvan yetiştirmeye elverişli yerey parçasının bir köşesinde kurdukları, alan ve sokaklar çevresinde toplanan küçük ya da büyük, dağınık ya da toplu yapılarla, bunların eklentilerinden oluşan evrensel ve geleneksel yerleşme yeri. bk. köylü, köy topluluğu, akraba. @@ Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal uğraşıda bulunmak gibi işlevlerle ayrımlaşan ve belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu yaşamı yansıtan yerleşme birimi. @@ Belli bir adı, okul, cami, muhtarlık vb. toplumsal ve dinsel kuruluşları, komşu köyden ayrıldığı sınırları, tarla, otlak ve korusu bulunan, halkının yaşamı aşağı yukarı tümüyle toprağa bağlı olan yerleşim biçimi. @@ (coğrafya) @@Konukseverlik, gelenekçilik, yazgıcılık, toprağa bağlılık, doğaya bağımlılık, yeniliğe isteksizlik, okuma yazma yetersizliği vb. özellikleri olan, köyde yaşayan kimse. bk. köy, köylü sınıfı. @@ Ağızlarda köv, köğ olarak da geçer. < EFar kūy 'sokak, mahalle, geçit'. || Ağızlarda köv, köğ olarak da geçer. < EFar kūy 'sokak, mahalle, geçit'. )
- KARYE | KARİYE ile/||/<> KÖY ile/||/<> PEASANT, FELLOW VILLAGER[İng.] ile/||/<> PAYSAN, VILLAGEOIS, CHAMPÊTRE[Fr.] ile/||/<> DÖRFLER, DORF BEWOHNER, BAUER[Alm.] ile/||/<> KÖYLÜ
( Birbirleriyle akraba olan ya da olmayan birden çok ailenin bir araya gelerek tarım yapmaya ya da hayvan yetiştirmeye elverişli yerey parçasının bir köşesinde kurdukları alan ve sokaklar çevresinde toplanan küçük ya da büyük dağınık ya da toplu yapılarla bunların eklentilerinden oluşan evrensel ve geleneksel yerleşme yeri köylü köy topluluğu akraba Yönetim durumu toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen genellikle tarımsal uğraşıda bulunmak gibi işlevlerle ayrımlaşan ve belirlenen konutları ve öteki yapıları bu yaşamı yansıtan yerleşme birimi Belli bir adı okul cami muhtarlık vb toplumsal ve dinsel kuruluşları komşu köyden ayrıldığı sınırları tarla otlak ve korusu bulunan halkının yaşamı aşağı yukarı tümüyle toprağa bağlı olan yerleşim biçimi coğrafya Konukseverlik gelenekçilik yazgıcılık toprağa bağlılık doğaya bağımlılık yeniliğe isteksizlik okuma yazma yetersizliği vb özellikleri olan köyde yaşayan kimse köy köylü sınıfı Ağızlarda köv köğ olarak da geçer kūy sokak mahalle geçit Ağızlarda köv köğ olarak da geçer kūy sokak mahalle geçit )
- KAŞ | ÖRTÜ ile/||/<> ÖRTÜ
( Sinema 1 Duyarkatın yalnız bir bölümünün etkilenmesini sağlamak birtakım özel etkiler elde etmek için alıcının merceği önüne takılan çeşitli biçimlerdeki saydamsız cisimler 2 Pencere boyunu değiştirmek için alıcı gösterici basım aygıtı penceresine takılan parça TV 3 Görüntü üzerinde çeşitli biçimler elde etmek üzere alıcı önüne takılan parça Büyük boyutlu bir kayaç kütlesinin yatık kıvrılma ya da bindirme ile başka kayaçların üzerine sürülmesi Başka bir damgalar örüntüsündeki kesimlerin alıkonulması ya da atılmasını sağlamak üzere kullanılan bir damgalar örüntüsü X kümesinin bir A altkümesi için bileşimi A yı örten kümeler takımı I Yatak Kadıobası Güdül Ankara II Hamudun üzerindeki deri Senirkent Isparta Amasya çevresi Bor Niğde jeoloji I Örtme işlemi sonucu oluşan ve metal yüzeyi saran kat II Örtme işleminde ısıl işlem yunaklarının sıvı yüzeyine örtülen özdek Girdi olarak verilen gereç veri ya da imleri belirtilmiş ölçütlere göre ayıran herhangi bir aygıt ya da dizge örtü )
- KASA ile/||/<> KASA[İt. < CASSA]
( 1 50 m uzunluk 1 10 m yükseklik ve 0 50 m genişliğinde alttan başlayarak 30 25 20 15 10 cm yükseklikteki beş parçasıyla yüksekliği ayarlanabilen bir atlama aracı Mimarlık Duvarda kapı ve pencere için bırakılmış boşluklara ilk yerleştirilen tahta çerçeve Avcılık aletlerinde kol ağlarının çekme halatların ve ağların birbirine birleştirilmelerinde kullanılan fırdöndü veya düğüm atılarak oluşturulan üçgenimsi yapılar )
- KASAB-I SÜKKER | ŞEKER KAMIŞI ile/||/<> ŞEKER KAMIŞI
( botanik botanik Buğdaygiller Gramineae Poaceae familyasından 35 m kadar boyda bitki öz suyunda yüksek miktarda sakkaroz bulunan Adana ve civarında kültürü yapılan çok yıllık bir bitki Buğdaygiller familyasından 35 metre kadar boyu olan bitki öz suyunda yüksek miktarda sakkaroz bulunan şeker üretimi için kültürü yapılan ancak ülkemizde tarımı yapılmayan çiftlik hayvanlarının beslenmesinde yan ürünü olan melasın yaygın olarak kullanıldığı çok yıllık bir bitki )
- KASABA ile/||/<> KASABA[Ar. < KAṢABA]
( Ülkemizde nüfusu 2000 ile 20 000 arasında değişmekle birlikte İngilterede 5 000 öteki ülkelerde de değişik niceliklerde olan bir bölüm kent işgörülerini kamuya sağladığı halde kırsal özelliklerini henüz yitirmemiş bulunan küçük yerleşim yeri Nüfus sayısı ve yaşam koşulları ile köyle kent arası ancak kente daha çok yaklaşan yerleşme özeği )
- KAŞALOT | İSPERMEÇET BALİNASI ile/||/<> İSPERMEÇET BALİNASI
( anlamdaş kaşalot Physeter calodon Balinalar Cetacea takımının ispermeçetbalinasıgiller Physeteridae familyasından bir memeli türü Erkeğin uzunluğu 18 m Başında ispermeçet ve yağ depo ettiği büyük bir boşluk vardır Sırtı karamsı karnı külrengiak olur Boğazı bir insan yutacak kadar geniştir Bütün okyanuslarda raslanır zooloji Balinalar Cetacea takımının ispermeçet balinasıgiller Physeteridae familyasından erkeğinin uzunluğu 18 m kadar başında ispermeçet ve yağ depo ettiği büyük bir boşluk bulunan sıra kara karnı kül rengi ak boğazı bir insan yutacak kadar geniş olan bütün okyanuslarda yaşayan bir tür Kaşalot Balinalar Cetacea takımının ispermeçet balinasıgiller Physeteridae familyasından erkeğinin uzunluğu 18 m kadar olabilen başında ispermeçet ve yağ depo ettiği büyük bir boşluk bulunan sırtı siyah karnı gri veya beyaz boğazı bir insanı yutacak kadar geniş olan bütün okyanuslarda yaşayan bir tür kaşalot )
- KAŞALOT | İSPERMEÇET BALİNASI ile/||/<> KAŞALOT
( (anlamdaş. kaşalot, Physeter calodon): Balinalar (Cetacea) takımının ispermeçet-balinasıgiller (Physeteridae) familyasından bir memeli türü. Erkeğin uzunluğu 18 m. Başında ispermeçet ve yağ depo ettiği büyük bir boşluk vardır. Sırtı karamsı, karnı külrengi-ak olur. Boğazı bir insan yutacak kadar geniştir. Bütün okyanuslarda raslanır. @@ (zooloji) @@ Balinalar (Cetacea) takımının, ispermeçet balinasıgiller (Physeteridae) familyasından, erkeğinin uzunluğu 18 m kadar, başında ispermeçet ve yağ depo ettiği büyük bir boşluk bulunan, sıra kara, karnı kül rengi, ak, boğazı bir insan yutacak kadar geniş olan, bütün okyanuslarda yaşayan bir tür. Kaşalot. @@ Balinalar (Cetacea) takımının ispermeçet balinasıgiller (Physeteridae) familyasından, erkeğinin uzunluğu 18 m kadar olabilen, başında ispermeçet ve yağ depo ettiği büyük bir boşluk bulunan, sırtı siyah, karnı gri veya beyaz, boğazı bir insanı yutacak kadar geniş olan, bütün okyanuslarda yaşayan bir tür, kaşalot. )
- KAŞAR ile/||/<> ...
( koyun sütünden yapılan genellikle tekerlek biçiminde sarımtırak yağlı bir peynir argo oyunda açık göz kurnaz olan kimse Rumenceden alındığı anlaşılıyor caşurı kaşar peyniri Tietze RO 38 280 kaşerin Rumenceden geldiğini bildirmekle yetinmiş Rumence karşılığını vermemiştir )
- KAŞAR ile/||/<> KAŞKAVAL
( 'koyun sütünden yapılan, genellikle tekerlek biçiminde, sarımtırak, yağlı bir peynir' / argo 'oyunda açık göz, kurnaz olan kimse' @@ Rumenceden alındığı anlaşılıyor: caşurı 'kaşar peyniri'. Tietze (RO 38: 280) kaşer'in Rumenceden geldiğini bildirmekle yetinmiş, Rumence karşılığını vermemiştir. )
- KASET, | KASET, SES KASETİ | VİDEO KASET | KUTUCUK ile/||/<> KUTUCUK
( Sinema 1 Alıcı ya da göstericiye doğrudan doğruya takılmak üzere önceden hazırlanmış belli uzunluktaki filmi taşıyan üzerindeki çeşitli girinti çıkıntılarla özdevinimli alıcıların ışıklama düzenini kendi kendine ayarlayabilen ufak ışık geçirmez kutu film kutucuğu Sinema TV 2 İçinde mıknatıslı ses kuşağının sağa ya da sola sarılmasını sağlayan alıcı ve verici eksen ya da makarası olan ufak boy ses aygıtlarına kolayca takılıp çıkarılan ses saptanmış olarak piyasaya hazır sürülenleri de bulunan ufak kutu ses kutucuğu TV 3 Kutucuklu televizyonda kutucuklu görüntü aygıtında kullanılan içinde mıknatıslı görüntü kuşağı bulunan ufak kutu televizyon kutucuğu bilişim Şeridin dağılmadan kullanılmasını sağlamak ereğiyle içinde sarımlık bulunan mıknatıslı kutu 2 radyoculuk Ses ve görüntülerin saptanmasına üretilmesine yarayan şeritli kutu fizik kartuş )
- KASILMA ile/||/<> KASILMA
( Bir kasın telin vb nin görev sırasında kısalması Kontraksiyon Bir kasın uyarılması sonucu ince ipliklerin kalın iplikler üzerinde kaymasıyla meydana gelen kas boyundaki kısalma İzotonik izometrik ve tetanik kasılma tipleri vardır kontraksiyon )
- KASIMPATI ile/||/<> KASIMPATI
( botanik Papatyagiller Compositae familyasından çiçekleri pembemsi renkte park ve bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılan tek yıllık otsu bitkiler )
- KAST | SOY ile/||/<> SOY ile/||/<> ALTBÖLÜK
( Birkaç altbölükten oluşmuş aşamalı toplumsal denetleme düzeni altbölük sınıf altkültür Cins )
- KAST ile/||/<> KAST[Fr. < CASTE]
( Hindistanda uğraşları babadan oğula geçen aynı geleneğe bağlı olan ve başkalarına kapalı tutulan insan toplulukları sınıf )
- KAT-I ZÂİDÎ | HİPERBOLİK ile/||/<> HİPERBOLİK[Fr. < HYPERBOLIQUE]
( matematik Hiperbol veya hiperbolik fonksiyonlarla ilgili olan )
- KATAKULLİ[Fr. < FAİT ACCOMPLİ'DEN] ile/||/<> KATAKOFTİ | AĞ KILIFI
( Ağ kılıfı. @@ Fransızca fait accompli 'oldubitti, olup bitti' sözünden kalma bir biçim olduğu düşünülebilir. Ancak katakulli yanında katakofti 'uydurma, asılsız, yalan söz' (argo) biçimi de göz önünde tutulmaya değer bir sözdür. bk. katakofti. Türkçeden Bulgarcaya katikùlja olarak geçmiştir. Arnavutçada katikule olarak kullanılır. )
- KATALİZ | TEZLEŞTİRME ile/||/<> TEZLEŞTİRME
( Bir özdeğin bir kimyasal tepkimenin hızını genellikle artırarak etkilemesi kimya Kimi özdeklerin kimyasal tepkimeleri hızlandırması Tezgenler kullanarak tepkime hızını artırma )
- KATALİZ[Fr. < CATALYSE] ile/||/<> KONSANTRASYON
( (kimya) @@ Katalist varlığı ile bir reaksiyonun hızlandırılması olayı. @@ Katalizör katımı ile, bir kimyasal tepkime hızının değişimi olayı. @@ Katalizör varlığıyla bir tepkimenin hızının değiştirilmesi olayı. @@ Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan, başka maddelerin bileşimi üzerine etki ederek tepkimenin oluşmasını veya hızının değişmesini sağlaması. )
- KATALİZ ile/||/<> KATALİZ[Fr. < CATALYSE]
( kimya Katalist varlığı ile bir reaksiyonun hızlandırılması olayı Katalizör katımı ile bir kimyasal tepkime hızının değişimi olayı Katalizör varlığıyla bir tepkimenin hızının değiştirilmesi olayı Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan başka maddelerin bileşimi üzerine etki ederek tepkimenin oluşmasını veya hızının değişmesini sağlaması )
- KATALİZÖR ile/||/<> KATALİZÖR[Fr. < CATALYSEUR]
( Kataliz olayını yapan ve kendisi değişime uğramayan özdek Kimyasal tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan katalitik etkiye yol açan madde katalist Kimyasal bir reaksiyonun gerçekleşmesi için gerekli olan aktivasyon enerjisini düşürerek reaksiyonun daha hızlı oluşmasını sağlayan ama kendisi bu reaksiyondan etkilenmeden çıkan ve çok kez aynı reaksiyonu katalizleyebilen organik veya inorganik moleküller )
- KATEGORİ | ULAM ile/||/<> ULAM
( Ne nesneler yığınıyla her için A dan B ye yapı dönüşümleri adı verilen bir Yapı A B kümesi ve her için aşağıdaki koşulları gerçekleyen bir Yapı A B xYapı B C Yapı A C işlemi olan yapı a Yapı A B Yapı A B kümeleri A A B B olmadıkça ayrıktırlar b Her için sırayla Yapı Yapı B A kümelerinin öğeleri için soldan ve sağdan birim görevini gören bir Yapı A A yapı dönüşümü vardır c Yapı A B Yapı B C he Yapı C D için hog of ho gof dir )
- KATEGORİ ile/||/<> KATEGORİ[Fr. < CATÉGORIE]
( kategoria öznitelik yüklem bir nesneye yüklenen nitelik 1 Aristoteleste Varolan üzerindeki deyiş biçimleri Kategoriler öğretisinin kurucusu olan Aristoteles 10 kategori ayırır Bir önermede konu üzerinde ancak bu 10 kategoriye göre bir şey söylenebilir töz nicelik nitelik görelik bağıntı yer zaman durum iyelik etki edilgi 2 Kantta Her deneyin önsel koşulu olan salt anlık kavramları Anlığın duyarlıkla alınan duyu gereçlerini bağlayıp birleştiren 12 kategorisi vardır a nicelik birlik çokluk bütünlük b nitelik gerçeklik hiçlik sınırlama c bağıntı tözilinek nedenetki topluluk karşılıklı etki d modalité olanakolanaksızlık var olmavar olmama zorunlulukrastlantı Aristoteleste kategoriller hem varlığın hem düşüncenin özellikleri olduğu halde Kantta yalnız düşüncenin özellikleridir ulam )
- KATHODISCHES BEIZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KATODİK TEMİZLEME
- KATI MÜKÂFİ | PARABOL ile/||/<> PARABOL ile/||/<> PARABOL[Fr. < PARABOLE]
( Dışözekliği 1e eşit olan konik matematik )
- KATI MÜKÂFİ-İ MÜCESSEM | PARABOLOİT ile/||/<> PARABOLOİT ile/||/<> ELİPTİK PARABOLOİT
( Dikdörtgenel konaçlara göre denklemi olan yüzey eliptik paraboloit hiperbolik paraboloit matematik )
- KATI NAKIS | ELİPS[Fr. < ELLİPSE] ile/||/<> KONİK ile/||/<> PARABOL
( 1. Dışözekliği 1 den küçük olan konik. Anlamdaş. söbek. 2. Bir elips ile içinde kalan bölgenin bileşimi, Anlamdaş. söbek. @@ (matematik) )
- KATI NAKIS | ELİPS ile/||/<> ELİPS[Fr. < ELLIPSE]
( 1 Dışözekliği 1 den küçük olan konik Anlamdaş söbek 2 Bir elips ile içinde kalan bölgenin bileşimi Anlamdaş söbek matematik )
- KATI NAKIS-I MÜCESSEM | ELİPSOİT[Fr. < ELLİPSOÏDE] ile/||/<> PARABOLOİT
( Dikdörtgenel konaçlara göre denklemi ( )olan yüzey. @@ (matematik) @@ )
- KATI NAKIS-I MÜCESSEM | ELİPSOİT ile/||/<> ELİPSOİT ile/||/<> ELİPSOİT[Fr. < ELLIPSOÏDE]
( Dikdörtgenel konaçlara göre denklemi olan yüzey matematik )
- KATI NAKISÎ | ELİPTİK ile/||/<> ELİPTİK ile/||/<> ELİPTİK[Fr. < ELLIPTIQUE]
( matematik 1 Elips biçiminde olma 2 Lâminası elips şeklinde olan yaprak Elips biçiminde olma )
- KÂTİ-İ CEREYAN[Osm.] / CURRENT BREAKER[İng.] / STROMSPERRE, STROMUNTERBRECHER[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM KESİCİ
- KATILIK ile/||/<> KATILIK
( Her konumda biçimini koruma özelliği Nesnel durumlar gerektirdiği halde kişinin tutum ve davranışlarını değiştirme yeterliğini gösterememesi )
- KATILMA ile/||/<> KATILIM
- KATION AUSTAUSCH RESINATE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON DEĞİŞTİRİCİ REÇİNE
- KATIONENAUSTAUSCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON DEĞİŞİMİ
- KATİYET | KESİNLİK ile/||/<> KESİNLİK
( Bir ölçünün gözlemin gerçeğe yakın olma derecesi Kestirimlerin gerçek değerlere yakınlığı Nedensel ilişkilerden yola çıkılarak yapılan çıkarım ya da öndeyilerin olgulara uygun düşme kestirimlerin gerçekleşme olasılığının tam güven düzeyinde olması Bir bilginin bir kanının kuşkuya düşmeden onaylanması durumu Bu anlamda 1 Öznel kesinlik Düşüncenin hiç bir yanılma kaygısı olmadan bir kanıya katılması durumu Burada kişisel bir kanı olarak ahlaksal ve dinsel inancın kesinliği söz konusudur Bu tür kesinlik nesnel güvenceden yoksundur bunu gerekli görmez de 2 Nesnel kesinlik Bir bilginin bilgi temelleri ve konu üzerindeki nesnel görüşlere dayanan güvenilirliği geçerliği Nesnel kesinlik a dolaylı bir yolla belgeler ya da çıkarımlar sağlanabilir tarihte ve mantıkta olduğu gibi b dolaysız bir yolla algılara yaşantılara dayanarak sağlanabilir Bir niceliğin sayısal değerinin aslına tam uygun olması Matematiksel işlemlerde veya hesaplamalarda doğruluk )
- KATİYET MÜŞÎRİ[Osm.] / PRECISION INDEX[İng.] / INDICE DE PRÉCISION[Fr.] / GENAUIGKEITSINDEX, PRÄZISIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK İNDİSİ
- KATOLİKLİK ile/||/<> KATOLİKLİK
( İsa Peygamberin aziz Petrusa aktardığı yetkilerin kalıtçısı olan papayı dinsel başkan tanıyan Hıristiyan mezhebi Papayı baş olarak tanıyan Hıristiyanlık mezhebi )
- KATOLİKLİK >< PROTESTANLIK
( İsa Peygamber'in aziz Petrus'a aktardığı yetkilerin kalıtçısı olan papayı dinsel başkan tanıyan Hıristiyan mezhebi. @@ Papayı baş olarak tanıyan Hıristiyanlık mezhebi. )
- KATRAN[Ar. < KATRÂN] ile/||/<> KOK
( Kömür ve yeryağından ısıl işlemler sonucu elde edilen kara kahve renkli, koyu bir hidrokarbon karışımı. (Pek çok kimyasal özdek ve yapı gereci üretiminde kullanılır.) @@ (tarım,kimya) @@ ~ Az gatran 1. 'katran'; 2. 'yabani lahana'. < Ar qaṭrān 'Teer'. Farsçada da qaṭrān 'liquid pitch, tar, the juice of the pine' olarak kullanılır. Arapçadan İtalyancaya da geçmiştir (catrame). Balkan dillerinde de Türkçe bir alıntı olarak kullanılır: Blg katrán. -Srp kàtran. -R κατράνι. -Arn katrán. Balkan dilleri yoluyla Macarcaya da geçmiştir (kátrány). )
- KATRAN ile/||/<> KATRAN[Ar. < KAṬRÂN]
( Kömür ve yeryağından ısıl işlemler sonucu elde edilen kara kahve renkli koyu bir hidrokarbon karışımı Pek çok kimyasal özdek ve yapı gereci üretiminde kullanılır tarım kimya Az gatran 1 katran 2 yabani lahana qaṭrān Teer Farsçada da qaṭrān liquid pitch tar the juice of the pine olarak kullanılır Arapçadan İtalyancaya da geçmiştir catrame Balkan dillerinde de Türkçe bir alıntı olarak kullanılır katrán Srp kàtran R κατράνι Arn katrán Balkan dilleri yoluyla Macarcaya da geçmiştir kátrány )
- KATRE[Osm.] / DROP[İng.] / GOUTTE[Fr.] / TROPFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DAMLA
- KATYON | ARTIN ile/||/<> ARTIN
( Elektrikle ayrışımda ve pillerde katoda göç eden artı yüklü yükün Örn Cu2 Na Artı yüklü özdecik yükünü )
- KATYON | ARTIN >< EKSİN
( Elektrikle ayrışımda ve pillerde katoda göç eden artı yüklü yükün . Örn. Cu2+,Na+. @@ Artı yüklü özdecik yükünü. )
- KATYON ile/||/<> KATYON[Fr. < CATION]
( kimya Katoda ya da negatif kutba göç eden pozitif yüklü iyon K Na Ca2 gibi Artı yüklü iyon Katoda veya negatif kutba göç eden pozitif yüklü iyon Katoda veya negatif kutba göç eden pozitif yüklü iyon )
- KAUÇUK ile/||/<> KAUÇUK[Fr. < CAOUTCHOUC]
( Hevea Brasiliens ağacının lateks adı verilen özsuyundan elde edilen 2metil bütadiyenin çoğuzlaşmasıyla oluşan esnek katı özdek kimya Başlıca Hevea cinsi türlerinin uzun izopren ve hidrokarbon polimerlerini içeren sütü )
- KAVÂİD-İ İNTİHAB[Osm.] / SELECTION RULES[İng.] / RÈGLES DE SÉLECTION[Fr.] / AUSWAHLREGELN, AUSWAHLRICHTLINIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SEÇİM KURALLARI
- KAVAİT | İLM-İ SARF Ü NAHV, İLM-İ KAVÂİD | DİL BİLGİSİ ile/||/<> DİL BİLGİSİ ile/||/<> GRAMER
( Çeşitli düzeydeki okullarda Türkçenin ses şekil ve cümle yapısı ile cümlenin ögeleri arasındaki anlam ilişkilerini öğreten bilgi dalı bu bilgileri veren dersin ve kitapların adı ve gramer Azerbaycan Türkçesi grammatika Türkmen Türkçesi dil bilimi grammatika Gagauz Türkçesi dilbilgisi Özbek Türkçesi til bilimi grammatika Uygur Türkçesi grammatika tel beleme telğıyleme grammatika Başkurt Türkçesi tel beleme til ilmu tilni hakındagı ilmu Krç Malk grammatika til bilim ilmu Nogay Türkçesi til îlmîsî grammatika Kazak Türkçesi til bilimi grammatika Kırgız Türkçesi til ilimi Alt til bilimi grammatika Hakas Türkçesi tîldeňer ügredîg grammatika Tuva Türkçesi tıl ertemi Türkçesi til piliji grammatika Rusça yazıkoznaniye grammatika dilbilgisi Bir dili meydana geitren ses kelime yapılışı kelime hazinesi anlam değişmeleri cümle kuruluğu gibi öğeleri inceleyip kurallara bağlıyan bilim Bu tarif daha çok dilbilgisi dediğimiz bahsin tarifidir gramer deyince daha çok yalnız kelime yapılışı ve söz dizimi konularını alan bir bahis anlaşılır Gramerler gösterdikleri özelliklere göre türlü adlarla anılırlar Konu olarak aldığı dilin veya bir dil evresinin halini olduğu gibi kaydetmekle yetinen BETİMLİ GRAMER Grammaire descriptive bir dilin doğru ve düzgüye uygun sayılan şekline göre yazılmış DÜZGÜ GRAMERİ Gr normative diliyanlış yönlere sapmaktan korumak ve yanlışları düzeltmek iddiasında bulunan YÖNELTİCİ GRAMER Gr prescriptive dilin ârdarda gelişmelerini kaydeden TARİHSEL GRAMER Gr historique ayrı bir dil üzerinde durmaksızın genel olarak dillerin ortak Vasıflarını belirten GENEL GRAMER Gr générale kelimelerin düzenlenişini ele alan DİZİLEME GRAMERİ Gr syntagmatique kelimelerin düşüncedeki çağrışımlarını inceliyen ÇAĞRIŞIM GRAMERİ Gr associative kelimeleri ses bakımından araştıran SESLİKLER GRAMERİ Gr phonologique Bir dili ses şekil ve cümle yapıları ile dilin çeşitli ögeleri arasındaki anlam ilişkileri açısından inceleyerek bunlarla ilgili kuralları ve işleyiş özelliklerini ortaya koyan bilim Ses bilgisi şekil bilgisi cümle bilgisi söz dizimi ve anlam bilgisi gramerin başlıca bölümleridir Tür olarak tasvirî gramer durgun gramer statik gramer tarihî gramer ve karşılaştırmalı gramer gibi türleri vardır ve dil bilgisi Azerbaycan Türkçesi grammatika Türkmen Türkçesi grammatika Gagauz Türkçesi gramatika Özbek Türkçesi grammatika Uygur Türkçesi grammatika Tatar Türkçesi grammatika Başkurt Türkçesi grammatika grammatika Krç Malk grammatika Nogay Türkçesi grammatika Kazak Türkçesi grammatika Kırgız Türkçesi grammatika Alt grammatika Hakas Türkçesi grammatika Tuva Türkçesi grammatika Türkçesi grammatika Rusça grammatika )
- KAVAİT | İLM-İ SARF Ü NAHV, İLM-İ KAVÂİD | DİL BİLGİSİ ile/||/<> DİL BİLİMİ | GRAMER
( Çeşitli düzeydeki okullarda, Türkçenin ses, şekil ve cümle yapısı ile cümlenin ögeleri arasındaki anlam ilişkilerini öğreten bilgi dalı; bu bilgileri veren dersin ve kitapların adı. bk. ve krş. gramer. @@ Azerbaycan Türkçesi: grammatika; Türkmen Türkçesi: dil bilimi ~ grammatika; Gagauz Türkçesi: dilbilgisi; Özbek Türkçesi: til bilimi ~ grammatika; Uygur Türkçesi: grammatika; Tat: tel beleme ~ telğıyleme ~ grammatika; Başkurt Türkçesi: tel beleme; Kmk: til ilmu ~ tilni hakındagı ilmu;Krç.-Malk.: grammatika ~ til bilim ilmu; Nogay Türkçesi: til îlmîsî - grammatika; Kazak Türkçesi: til bilimi ~ grammatika; Kırgız Türkçesi: til ilimi; Alt:: til bilimi ~ grammatika; Hakas Türkçesi: tîldeňer ügredîg ~ grammatika; Tuva Türkçesi: tıl ertemi; Şor Türkçesi: *til piliji ~ grammatika;Rusça: yazıkoznaniye ~ grammatika;~ @@ @@bk. dilbilgisi. @@ Bir dili meydana geitren ses, kelime yapılışı, kelime hazinesi, anlam değişmeleri, cümle kuruluğu gibi öğeleri inceleyip kurallara bağlıyan bilim. Bu tarif, daha çok dilbilgisi dediğimiz bahsin tarifidir; gramer deyince daha çok yalnız kelime yapılışı ve söz dizimi konularını alan bir bahis anlaşılır. Gramerler gösterdikleri özelliklere göre türlü adlarla anılırlar: Konu olarak aldığı dilin veya bir dil evresinin halini olduğu gibi kaydetmekle yetinen BETİMLİ GRAMER (Grammaire descriptive) ; bir dilin, doğru ve düzgüye uygun sayılan şekline göre yazılmış. DÜZGÜ GRAMERİ (Gr. normative) ; diliyanlış yönlere sapmaktan korumak ve yanlışları düzeltmek iddiasında bulunan YÖNELTİCİ GRAMER ( Gr, prescriptive) ; dilin ârdarda gelişmelerini kaydeden TARİHSEL GRAMER ( Gr. historique ) ; ayrı bir dil üzerinde durmaksızın genel olarak dillerin ortak Vasıflarını belirten GENEL GRAMER (Gr. générale) ; kelimelerin düzenlenişini ele alan DİZİLEME GRAMERİ (Gr. syntagmatique) ; kelimelerin düşüncedeki çağrışımlarını inceliyen ÇAĞRIŞIM GRAMERİ (Gr. associative); kelimeleri ses bakımından araştıran SESLİKLER GRAMERİ (Gr. phonologique) @@ Bir dili ses, şekil ve cümle yapıları ile dilin çeşitli ögeleri arasındaki anlam ilişkileri açısından inceleyerek bunlarla ilgili kuralları ve işleyiş özelliklerini ortaya koyan bilim. Ses bilgisi, şekil bilgisi, cümle bilgisi (söz dizimi) ve anlam bilgisi gramerin başlıca bölümleridir. Tür olarak tasvirî gramer (durgun gramer, statik gramer), tarihî gramer ve karşılaştırmalı gramer gibi türleri vardır. bk. ve krş. dil bilgisi. @@ Azerbaycan Türkçesi: grammatika; Türkmen Türkçesi: grammatika; Gagauz Türkçesi: gramatika; Özbek Türkçesi: grammatika; Uygur Türkçesi: grammatika; Tatar Türkçesi: grammatika; Başkurt Türkçesi: grammatika; Kmk:grammatika; Krç.-Malk.: grammatika; Nogay Türkçesi: grammatika; Kazak Türkçesi: grammatika;Kırgız Türkçesi: grammatika; Alt:: grammatika; Hakas Türkçesi: grammatika; Tuva Türkçesi: grammatika;Şor Türkçesi: grammatika; Rusça: grammatika )
- KAVÂNÎN-İ İNİKÂS[Osm.] / REFLECTION LAWS[İng.] / LOIS DE LA RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSGESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YASALARI
- KAVÂNÎN-İ İNKİSÂR[Osm.] / REFRACTION LAWS[İng.] / LOIS DE LA RÉFRACTION[Fr.] / BRECHUNGSGESETZE, REFRAKTIONSGESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA YASALARI
- KAVATEL OIL[İng.] / KAVATEL ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVATEL YAĞI
- KAVELA ile/||/<> TOURILLON[Fr.] ile/||/<> DÜBEL[Alm.] ile/||/<> KAVELA[İt. < CAVIGLIA]
( 720 mm çapında çember kesitli ağaç çubuk )
- KAVGACI ile/||/<> KAVGACI
( a Sinema Attan düşme yüksekten atlama hızla giden bir araçtan atlama savaş sahneleri vb tehlikeli durumları canlandıran ya da böyle durumlarda asıl oyuncunun yerini alan kimse Kolayca öfkeli ve saldırgan davranışlara yönelebilen kişi )
- KAVİS | YAY ile/||/<> YAY
( Yumrukoyuncularının bilek pazı sırt va omuz kasların kuvvetlendirmek için kullandıkları değişik büyüklükte ve çapta uçları kulplu yay 1 Bir ilingesel uzayda gerçek eksenin bir kapalı aralığına ilingesel eşyapılı olan altküme 2 Bu eşyapılılığı kuran işlev 3 Türetilebilen ve türevi sürekli olmasına karşın sıfıra eşit olmayan f işlevi Hallaçtaki ağaç kısım Yalvaç Isparta Bor Niğde Yukarıbozkuyu Adana Çember elips parabol gibi ağrilerin bir parçası biyoloji matematik )
- KAVRAM/LAR ile/ve/||/<> SÖZCÜK/LER
( Mantıkta, en küçük birim. İLE/VE/||/<> Dilde, en küçük birim. )
( KAVRAM: Bilincin dilbilgisi. )
( Şeylerin kavramı, sözcüklerin anlamı olur. )
( Kavram, her defasında üretilmesi gerekli olandır. )
( Kavram, tekil şeylerin özünü değil şeylerdeki evrensel öğeyi açıklar. )
( Kavram, zaman ile ilişki içinde değil zamansal olmayan varoluş [bengilik] türü altında kavranmalıdır. )
( Kavramlar, dışsal nesnelerin imgesi değildir. )
( Her kavram, bütünsel bir süreçtir ya da sürecin bütünselliğidir. )
( Düşünen her bir kişi için, kavram gereksinimi vardır ve bunlar, dünyanın neresinde ve ne zaman üretilirse üretilsin, artık, insanlığın malıdır. )
( Kavramlar dünyasına giren her kişi, evrensellikle bağ kurmuştur. Bunun ayırdında olmak, aydınlanmaya başlamak demektir. )
( Sözcük, bir köprüdür. )
( Sözcükler, bizi ancak kendi sınırlarına kadar götürebilir. )
( Sözcükler, gerçekleri iletmez, onları işaret eder. )
( Sözcükler, işaret eder ama açıklayamaz. )
( Sözcükler ve sorular, zihinden gelir ve bizi orada tutar. )
( Sözcük ile anlamı arasındaki bağlantı nedeniyle, sözcükler değerlilerdir ve eğer kişi, sözcüğü çok büyük bir dikkatle incelerse, kavramın ötesine geçerek, onun kökenindeki deneyime ulaşır. )
( Kişilik ötesine geçtiğinizde artık sözcüklere gereksiniminiz olmaz. )
( Sözcükler olmayınca anlaşılacak ne kalır? Anlama gereksinimi, yanlış-anlamadan doğar. Söylediğim/iz doğrudur fakat size göre o sadece bir kuram. Onun, doğru olduğunu nasıl anlayabileceksiniz? Dinleyin, anımsayın, düşünün, gözünüzde canlandırın. Ve günlük yaşamınızda uygulayın! Bana/bize/ona sabır gösterin ve herşeyden çok, kendinize sabır gösterin, çünkü tek engeliniz kendinizsiniz.
Yol, sizden geçerek kendinizden öteye götürür. Siz, sadece belirli, özel olanın gerçek, bilinçli ve mutlu olduğuna inandıkça ve ikilem ötesi gerçeği, hayal ürünü bir soyut kavram olarak red ve inkâr ettikçe, benim/bizim sadaka verir gibi, kavramlar ve soyutlamalar dağıttığımı/zı düşüneceksiniz. Fakat bir kez kendi varlığınız içindeki gerçeğe dokundunuz mu, o zaman, size en yakın ve en sevgili olanı tarif etmekte olduğumu/zu göreceksiniz. )
( Without words, what is there to understand? The need for understanding arises from misunderstanding. What I say is true, but to you it is only a theory. How will you come to know that it is true? Listen, remember, ponder, visualise, experience. Also apply it in your daily life. Have patience
with me and, above all have patience with yourself, for you are your only obstacle.
The way leads through yourself beyond yourself. As long as you believe only the particular to be real, conscious and happy and reject the non-dual reality as something imagined, an abstract concept, you will find me doling out concepts and abstractions. But once you have touched the real within your own being, you will find me describing what for you is the nearest and the dearest. )
( The word itself is the bridge.
Words can bring you only unto their own limit.
Words do not convey facts, they signal them.
Words indicate, but do not explain.
Words and questions come from the mind and hold you there.
Words are valuable, for between the word and its meaning there is a link and if one investigates the word assiduously, one crosses beyond the concept into the experience at the root of it.
Once you are beyond the person, you need no words. )
( Sözcükler, hem tarihsel süreçte dikey, hem de farklı alanlarda, yatay kullanımları nedeniyle çok değişik anlamlara sahip olabilirler. )
( Kavramları/karşılıkları, kişilerde(zihinlerinde) bulunmayan, sadece sözel seviyedeki "düşünme" ve "kullanımlar", kişiler arasında, iletişim kazalarına, anlaşmazlıklara ve/ya da doğrudan şiddete kaynak oluşturur. )
( Söz(cük)leri/ni ve tutumu/nu değiştir... Dünya/n değişsin! )
( ... İLE/VE/||/<> Sabitlenemeyeni, sabitlemek. )
( Kavramlar, aklın görüleridir. )
- KAVRAM = MEFHUM[Ar. < FEHM] = CONCEPTION, NOTION[İng.] = CONCEPT, NOTION[Fr.] = NOTIO, BEGRIFF[Alm.] = CONCEPTUS, NOTIO[Lat.] = LOGOS, ÉNNOIA, HOROS, NOEMA[Yun.] = CONCEPCÍON[İsp.]
- KAVRAM ile/ve/||/<>/>/< TERİM
( Genel/leştirir. İLE/VE/||/<>/>/< Özel/leştirir. )
( Kavramlar, felsefededir. İLE/VE/||/<>/>/< Öteki disiplinlerde terim adını alır, terime dönüşür. )
( Kavramlar, terimlerin aklıdır. )
( ISTILAH: BARIŞ/SULH )
( ... İLE/VE/<> Bir bilim, sanat, meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı olan sözcük. | Geleneksel mantıkta, özne ya da yüklem. )
( Felsefenin ve terim(ler)in bilinci. İLE/VE/||/<>/>/< Nesnenin bilinci. )
- KAVRAYIŞ = FİKR-İ İPTİDAİ, TASAVVUR-I SAZEC = APPREHENSION[İng., Alm.] = APPRÉHENSION[Fr.] = APPREHENSIO[Lat.] = APRENSIÓN[İsp.]
- KAVS-İ KUZAH, ALÂİM-İ SEMÂ | GÖKKUŞAĞI ile/||/<> GÖKKUŞAĞI
( Yağmurdan sonra gökyüzünü bir uçtan bir uca saran renkli kuşak alkım alkım coğrafya fizik gökkuşağı )
- KAVS-İ LEYL | GECE YAYI >< GÜN YAYI
( Güneş'in gökküresinde, bir gün boyunca çizdiği çemberin gözerimi altında kalan parçası. )
- KAVS-İ LEYL ile/||/<> NOCTURNAL ARC[İng.] ile/||/<> ARC NOCTURNE[Fr.] ile/||/<> NACHTBOGEN[Alm.] ile/||/<> GECE YAYI
( Güneşin gökküresinde bir gün boyunca çizdiği çemberin gözerimi altında kalan parçası )
- KAVS-İ NEHÂRÎ ile/||/<> DIURNAL ARC[İng.] ile/||/<> ARC DIURNE[Fr.] ile/||/<> TAGBOGEN[Alm.] ile/||/<> GÜN YAYI
( Güneşin gökküresinde bir gün boyunca çizdiği çemberin gözerimi üstünde kalan parçası )
- KAVUN ile/||/<> KAVUN
( botanik Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından erkek ve dişi çiçekleri ayrı olan alt durumlu ovaryumdan gelişen bakka tipi meyvelere sahip sürünücü ve sarılıcı gövdeli ülkemizde kültürü yapılan tek yıllık bitki Az govun gāvun kaun kaun kavın kawın kawın kōn kavun Türki koğun Türki alanında kaugun biçimi de geçer Tar koğun kåvun kavăn kabak Komşu diyalektlerden alınmıştır Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede kāğūn olarak geçer Eski Kıpçakçada kāwun ve kowun biçimi kullanılır Kökenini açık olarak bilmiyoruz Ramstedt KWb 156b Moğolca ġaun biçiminin Çinceden geldiğini işaretiyle belirtmiş Türkçe kaun kawun ve Tibetçe gagon kau biçimlerini de vermiştir Räsänen V 220 ise Türkçe biçimleri Moğolca ġaun biçimiyle karşılaştırmış Moğolca biçimin Tibetçe gagon kaudan geldiğini yazmıştır Ramstedt gibi Räsänen de bu biçimlerin Çinceden alındığını işaretiyle açıklamıştır Clauson ED 611b morfoloji bakımından kāğ kökünden geldiğini yazmışsa da kāğūn biçiminde iki uzun ünlü geçtiğini göz önüne alarak Türkçe hātūn gibi yabancı dillerden kalma bir alıntı olabileceğini de belirtmiştir Egorova göre kavun Arapça bir alıntıdır ÊS 84 Moğolcada Türkçeden kalma bir alıntı olarak saklanmıştır Şçerbak JaS 132 257 Türk diyalektlerinden Rusçaya da kavún kaún olarak geçmiştir Vasmer REW 1 499 Tacikçe qåvun Melone Zuckermelone biçimi Özbekçeden alınmıştır Doerfer TLT 468 )
- KAYA BALIĞIGİLLER ile/||/<> KAYA BALIĞIGİLLER
( Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının geri kemikli omuzlular Catosteomi alt takımından büyük başlı basık ve uzun yapılı karın yüzgeçleri ventral bir disk yapacak şekilde birleşmiş genel olarak denizlerde ve haliçlerde yaşayan bazı türleri tatlı sularda yaşayan bir familya Kemikli balıklardan büyük başlı basık ve uzun yapılı karın yüzgeçleri ventral bir disk yapacak biçimde birleşmiş genel olarak denizlerde bazı türleri de tatlı sularda yaşayan bir aile )
- KAYA GÜVERCİNİ ile/||/<> KAYA GÜVERCİNİ
( Columba livia Yağmurkuşları Charadriiformes takımının güvercingiller Columbidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 34 cm Tüyleri açık külrengimavidir Gagası kara ayakları kırmızı olur Evcil güvercin ırklarının atasıdır Avrupa Asya ve Kuzey Afrikada kayalık yerlerde yaşar zooloji Kuşlar Aves sınıfının güvercinler Columbiformes takımının güvercingiller Columbidae familyasından 34 cm kadar uzunlukta tüyleri açık kül rengi mavi gagası kara ayakları kırmızı olan yuvasını sahillere yakın yerlerde bulunan kayalık ve mağaralara yapan yurdumuzun her yerinde görülen bir tür )
- KAYA GÜVERCİNİ ile/||/<> KÜÇÜK KUMRU ile/||/<> TAHTALI
( (Columba livia): Yağmurkuşları (Charadriiformes) takımının güvercingiller (Columbidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 34 cm. Tüyleri açık külrengi-mavidir. Gagası kara, ayakları kırmızı olur. Evcil güvercin ırklarının atasıdır. Avrupa, Asya ve Kuzey Afrikada kayalık yerlerde yaşar. @@ (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfının, güvercinler (Columbiformes) takımının, güvercingiller (Columbidae) familyasından, 34 cm kadar uzunlukta, tüyleri açık kül rengi, mavi, gagası kara, ayakları kırmızı olan, yuvasını sahillere yakın yerlerde bulunan kayalık ve mağaralara yapan, yurdumuzun her yerinde görülen bir tür. )
- KAYA SANSARI ile/||/<> KAYA SANSARI
( Wortes foina Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından bir memeli türü Uzunluğu 46 kuyruğu 24 cm Tüyleri açık kahverengi olup gerdanı ak lekelidir Kümes hayvanlarına saldırır Postu çok aranmaz Avrupa ve Asyada yaşar zooloji Etçiller Carnivora takımının sansargiller Mustelidae familyasından 46 cm kadar uzunlukta 24 cm kadar kuyruğu olan açık kahverengi tüylü gerdanında ak beyaz bir leke bulunan kümes hayvanlarına saldıran Avrupa ve Asyada yaşayan bir tür )
- KAYA ile GNAYS[Alm.]
( ... İLE Kuvars, mika ve feldispattan bileşmiş kayaç. )
- KAYGI | ANKSİYETE[İng. < ANXİETY] ile/||/<> STRES
( Canlının içinde bulunduğu sıkıntılı duruma bağlı olarak gelişen psikonöretik bozukluk. @@ )
- KAYGI | ANKSİYETE ile/||/<> ANKSIYETE[İng. < ANXIETY]
( Canlının içinde bulunduğu sıkıntılı duruma bağlı olarak gelişen psikonöretik bozukluk )
- KAYIP | YİTİM ile/||/<> YİTİM
( Sinema Alıcının saptadığı bir konunun alıcı durdurulup görüş alanından çıkarılarak çevirime devam edildiği durumlarda bu konunun birdenbire ortadan yitmiş görünmesine dayanan sinema hilesi Bir alan araştırmasında örneğe girmekle birlikte çeşitli nedenlerle kendilerinden yanıt alınamayan birimlerin örnekten düşülmesi )
- KAYISI ile/||/<> KAYISI[Fars. < KAYṢİ]
( Gülgiller Rosaceae familyasından meyveleri eriksi tipte ana vatanı olan ülkemizde de kültürü yapılan yapraklarını döken bir bitki Zerdali kayısı Az gaysı Farsçadan alındığı anlaşılıyor qaysī qayṣī kayısı Balkan dillerine de geçmiştir kajsìja Srp kàjsija kàisija Rum caisă R καϊσί Arn kajsi Macarcada da kajszi olarak kullanılır Orta Türkçede kayısıya sarığ erük adı verilir Orta Türkçede erük şeftali kayısı erik gibi yemişlere verilen ortak bir addır Modern diyalektlerde kayısıya türlü adlar verilir erik erik kürege Blk şaptal örük örik Kayısının çokluk kurutulduktan sonra pazarlandığını biliyoruz O bakımdan kayısı kuru yemiş olarak kolaylıkla bir göçer söz Wanderwort değeri kazanmıştır Tietze Pers 136 20 Räsänenin kayısının Macarcadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır V 223a Doerfer TMEN 1602 de yanlışlıkla Macarca kajsz Frühsommer sözünden geldiğini dile getirmiştir kajszi in Frühsommer reifend kajszi barack Ancak bu açıklama yanlıştır Macarcada Frühsommer anlamına gelen bir söz geçmez zard ālū zerdali zard sarı ālū erik Çağdaş diyalektlerde zerdaliye örük adı verilir Orta Türkçede erük şeftali kayısı erik gibi yemişlere verilen ortak bir addı Kayısı ve zerdaliye sarığ erük adı verilirdi Türkçe şeftali de Farsça ālū erik adının bir türevidir şeftali Türkçe alıç da ālūnun bir türevi ālūça olarak Farsça bir alıntıdır alıç Bulgarca zardelija ve Sırpça zerdèlija biçimleri Türkçeden alınmıştır Bulgarcada zarzala zarzalija biçimleri de kullanılır )
- KAYRA = İNÂYET = GRACE[İng.] = GRÂCE[Fr.] = GNADE[Alm.] = GRATIA[Lat.] = KHARIS[Yun.] = GRACIA[İsp.]
- KAYSER[İng.] / KAYSER[Fr.] / KAYSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYSER
- KAYSÛM | CİVANPERÇEMİ ile/||/<> CİVANPERÇEMİ
( botanik Papatyagiller Compositae familyasından 1 m kadar boylanabilen çok yıllık otsu tüylü beyaz ya da sarı çiçekli bitkiler Ak yavşan baytaran bin bir yaprak otu Yapısında azulen limonen sineol borneol pinenler vb uçucu yağlar içeren ve halk arasında baş dönmesi göz rahatsızlıkları burun kanamasıyla migren krizinde tedavi amacıyla kullanılan bir bitki akbaşlı barsama otu binbir yaprak otu kandil çiçeği )
- KAYSÛM | CİVANPERÇEMİ ile/||/<> ENGİNAR ile/||/<> KASIMPATI ile/||/<> MARUL
( (botanik) @@ Papatyagiller (Compositae) familyasından, 1 m kadar boylanabilen, çok yıllık, otsu, tüylü, beyaz ya da sarı çiçekli bitkiler. Ak yavşan, baytaran, bin bir yaprak otu. @@ Yapısında, azulen, limonen, sineol, borneol, pinenler vb. uçucu yağlar içeren ve halk arasında baş dönmesi, göz rahatsızlıkları, burun kanamasıyla migren krizinde tedavi amacıyla kullanılan bir bitki, akbaşlı, barsama otu, binbir yaprak otu, kandil çiçeği. )
- KAZ ile/||/<> KAZ
( zooloji Anserinae alt familyasını oluşturan iri beyaz veya boz tüylü ayakları perdeli kuş türleri Az gaz kāz kaz kas xor xur xās OT kāz )
- KAZ ile/||/<> ÖRDEK ile/||/<> ÜVEYİK
( (zooloji) @@ Anserinae alt familyasını oluşturan, iri beyaz veya boz, tüylü, ayakları perdeli kuş türleri. @@ ~ Az gaz. -Tkm kāz. -Uyg kaz. -Tat kas. -Çuv xor, xur. -Yak xās. ~ OT kāz. )
- KAZEİN TUTKALI ile/||/<> COLLE À CASÉINE[Fr.] ile/||/<> KASEIN-LEIM[Alm.]
( Ekşi sütten kireç yardımı ile üretilen ve soğuk olarak kullanılan ağaç yapıştırıcısı )
- KAZEİN ile/||/<> KAZEİN[Fr. < CASÉINE]
( caseus peynir Sütün bileşiminde bulunan bir tip protein kimya zooloji sürekli geliştirme yöntemi Sütün bileşiminde bulunan ve pıhtılaşmasında rol oynayan protein Sütte bulunan bir çeşit protein peynir özü Süt proteini )
- KAZIKLI HUMMA | TETANOS ile/||/<> TETANOS ile/||/<> TETANOS[Fr. < TÉTANOS]
( tetanos gerilmiş Bir kasın bir elektrik uyartısı sebebiyle olan peş peşe kasılmaya uğraması hali zooloji tetanos gerilmiş Bir kasın bir elektrik uyartısı sebebiyle peş peşe kasılmaya uğraması hâli 1 Clostridium tetani nin nörotoksinlerinden kaynaklanan kaslarda tonik kasılmalar sertlik ve çene kilitlenmesiyle belirgin tüm hayvan türlerinde görülen ölümcül akut seyirli toksemik hastalık kazıklı humma 2 Kasın gevşemeksizin devamlı kasılma göstermesi hâli hlk device doğaca kasar soğuca )
- KAZIKLI HUMMA ile/||/<> NEŞTER | TETANOZ
( Tetanoz. @@ Tetanos. )
- KAZIKLI HUMMA ile/||/<> TETANOZ
( Tetanoz Tetanos )
- KAZIKÜRE | KÜRETAJ[Fr. < CURETAGE] ile/||/<> ...
- KAZIKÜRE | KÜRETAJ[Fr. < CURETAGE] ile/||/<> KÜRTAJ
- KAZIMA ile/||/<> KAZIMA
( Sinema Yapıştırılacak filmin üstündeki duyarkatı kazıyıcı yardımıyla sıyırma Ayakkabı altındaki dikiş oyuğu Aksaray Niğde )
- KAZİYE | ÖNERME ile/||/<> ÖNERME ile/||/<> ÖNERMEK ile/||/<> SAV
( 1 sav 2 Kaıntlanımı ile bir sav ya da çözümü ile birlikte bir sorun 3 Ya doğru ya da yanlış olan bir sav öne süren bildirim Bir mantık dizgesine göre çeşitli doğruluk değerleri alabilen dilsel deyişler Klasik mantıkta 5 Yargının sözlerle dile gelişi doğru ya da yanlış olabilen bir anlatım Modern mantıkçılar doğru ya da yanlış olabilen anlatım yanında belirsiz kalan bir anlatım da bulunduğuna dikkati çekmişlerdir Önerme mantıksal terim olarak temel anlamını modern mantıkta kazanmıştır B Russell önermeden İlk planda bir şeyi ya doğru olarak ya da yanlış olarak dile getiren sözler kuruluşu nu anlar örneğin 2x2 4 de 2x2 5 de birer önermedir Sokrates bir insandır Sokrates bir insan değildir de birer önermedirler önemli olan önermeden önerme görevini ayırmaktır Önerme görevi bir anlatımda bu anlatımı kuran bir ya da daha çok belirsiz parçayı bu parçalara değer yüklendiğinde bir önerme kılacak olan anlatımdır Ör X bir insandır X belirsiz kaldığı sürece bu önerme ne doğrudur ne yanlış X e bir değer verilirse bundan doğru ya da yanlış bir önerme çıkar Bir yargı içeren doğru ya da yanlış olabilen sav matematik 1 Verilen belirli varsayımlar altında kanıtlanması önerilen genel vargı Anlamdaş kanıtsav önerme 2 Kanıtlanmış olan genel vargı Anlamdaş kanıtsav önerme 1 Bir önerme ile önesürülen 2 Bir önerme ile anlamdaş olan önermelerin kümesi 3 Bir önermenin doğrulayıcı yorumlarının kümesi 4 Bir önermenin içlemi önermenin dile getirdiği durum Bir görüş ya da vargıyı ileri süren yargı thesis koyum koyma eylemi 1 Koyum konulmuş olan thesei konulmuş olan yasalar kurallar vb Karşıtı physei doğmuş olan doğadan olan 2 Tanıtlanması gereken bilimsel öne sürüm 3 Kantta Usun içine düşdüğü çatışkılarda antinomi birinci öğe Karşıtı ikinci öğe karşı sav antithesis 4 Hegelde Eytişimsel süreçte savthesis karşı savantithesis bireşimsynthesis birinci evre )
- KAZİYE FONKSİYONU | AÇIK ÖNERME ile/||/<> AÇIK ÖNERME ile/||/<> ÖNERMELİ İŞLEV
( önermeli işlev Bir önermede geçen bir ya da birden çok sayıda adın yerine bağsız olacak biçimde birer değişken koymakla elde edilen deyim nli açık önerme biçiminde gösterilir Anl açık tamdeyim Krş tek düzenli birli açık önerme özelleme gerçekleme Örn 2 2 4 önermesinde 2 sayı adı yerine x değişkeni koymakla x x 4 birli açık önermesi elde edilir Değişkenler içeren ve bu değişkenlere belirli değerler verildiğinde önerme olan ifade )
- KEBET | KARACİĞER ile/||/<> KARACİĞER
( 1 Bazı omurgasız hayvanlarda bir sindirim bezi 2 Omurgalı hayvanlarda öd salgılayan ve glikojen depo eden bir organ biyoloji atardamarı biyoloji 1 Omurgalı hayvanlarda öd salgılayan ve glikojen depo eden bir organ 2 Bazı omurgasız hayvanlarda bir sindirim bezi Karı boşluğunun sağında ve ön tarafında yerleşmiş vücudun en büyük bezi Ortalama atgillerde ve sığırda 5 kg merkepte 2 5 kg köpekte 450 g ağırlığındadır hepar yekur )
- KEÇİLER ile/||/<> KEÇİLER
( Caprinae capra keçi Çiftparmaklılar Artiodactyla takımının geviş getirenler Ruminantia alttakımının boynuzlugiller Bovidae familyasına giren biralt familyası Evcil keçi Capra hircus yılanyiyen keçi C falconeri Alp dağ keçisi C ibex yaban keçisi C aegagrus ak dağ keçisi Oreamnos montanus dağ keçisi Rupicapra rupicapra keçi antilopu Naemorhedus thar ve çeşitli koyun türlerini içine alır koyunlar Ankara keçisi C hircus angorensis bir keçi ırkıdır Keçiler dağlık ve kayalık yerlerde yaşayan hafif yapılı çevik boynuzları geriye doğru ve yaklaşık olan ve sakalları bulunan hayvanlardır zooloji Çift parmaklılar Artiodactyla takımının geviş getirenler Ruminantia alt takımının boynuzlugiller Bovidae familyasından genellikle dağlık ve kayalık yerlerde yaşayan hafif yapılı çevik boynuzları geriye doğru ve yaklaşık olan sakallları bulunan bir alt familya Evcil keçi Capra hircus yaban keçisi C aegagrus türleri iyi bilinir )
- KEDİ BALIĞIGİLLER ile/||/<> KEDİ BALIĞIGİLLER
( skylion köpek balığı rhine bir tip köpek balığı Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının yıldız omurlular Asterospondyli alt takımından dişleri ve solungaç yarıkları küçük bazısı yumurtlayan insanlar için fazla tehlikeli olmayan bir familya Sakız levreğigiller Köpek balıklarından dişleri ve solungaç yarıkları küçük bazısı yumurtlayan insanlar için fazla tehlikeli olmayan bir familya sakız levreğigiller )
- KEDİ OTU ile/||/<> KEDİ OTU
( Kedi otugiller Valerianaceae familyasından çiçekleri ışınsal simetrili ve beyaz renkli tüylü aken tipi meyveleri olan çok yıllık basit gövdeli bitkiler Yapısında aktinidin katinidin nişasta valeriyan asidi isovaleriyan asidi eterli alkaloitler uçucu yağ şekerle tanen bulunduran ve halk arasında sedasyon amacıyla kullanımının yanında ayrıca spazmlaryla ağrının tedavisinde de kullanılan bir bitki )
- KEFALGİLLER ile/||/<> KEFALGİLLER
( Birçok türü çeşitli solucanlara arakonakçılık eden balıklar familyası Mugilidae mugil kefal Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının kefaller Percesoces alttakımına giren bir familya Pulları oldukça büyüktür Dişleri zayıf olur Etleri çok lezzetlidir Az tuzlu sularda yaşarlar Has kefal Mugil cephalus altınbaş kefal M auratus kefal M chelo kobar M saliens pulaterina M capito iskarmos Sphyraena sphyraena iyi bilinen türleridir zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının kefaller Percesoces alt takımından pulları oldukça büyük dişleri zayıf az tuzlu sularda yaşayan türleri olan bir familya Kemikli balıklardan pulları oldukça büyük dişleri zayıf az tuzlu sularda yaşayan türleri olan bir familya )
- KEFALLER ile/||/<> KEFALLER
( Percesoces perca kefal Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının bir alttakımı Yüzgeçleri dikenlidir Uskumrulara benzerler Yüzme keseleri bulunursa kapalıdır Kefalgiller Mugilidae kumbalığıgiller Ammodytidae cennetbalığıgiller Anabantidae gümüşbalığıgiller Atherinidae uskumrumsugiller Scombresocidae familyalarını içine alır Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımından yüzme keseleri olanlarda keseler kapalı türleri uskumrulara benzeyen türlere sahip bir alt takım )
- KEHF | İN[Ar. < İNS] ile/||/<> OBRUK
( Karst bölgelerinde yeraltı sularının eritme etkisiyle oluşmuş, türlü büyüklüklerde yeraltı boşlukları. @@ bk. kovuk, mağara. @@ hlk. 1. Koyun pisliği. 2. Yaban hayvanlarının yuva edindikleri kovuk. @@ ~ Tkm hīn. Başındaki h- ikincil bir sestir. -Nog in. -Kzk in. -Kklp in. -Krg iyin, iyn. -Özb in. -Yak īn. -Çuv yĕnĕ. Başındaki y- sonradan türemiştir. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır. Orta Türkçede īn, yin olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'un verdiği yin biçiminin başındaki y- de ikincil bir sestir. Çuvaşça yĕnĕ biçimindeki y- gibi. Orta Türkçede yin Ana Türkçeden kalma bir biçim olsaydı, Çuvaşçada yĕnĕ yerine śĕnĕ olarak geçmesi gerekirdi. Eski Kıpçakçada da in biçimi kullanılır. || ~ Tkm hīn. Başındaki h- ikincil bir sestir. -Nog in. -Kzk in. -Kklp in. -Krg iyin, iyn. -Özb in. -Yak īn. -Çuv yĕnĕ. Başındaki y- sonradan türemiştir. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır. Orta Türkçede īn, yin olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'un verdiği yin biçiminin başındaki y- de ikincil bir sestir. Çuvaşça yĕnĕ biçimindeki y- gibi. Orta Türkçede yin Ana Türkçeden kalma bir biçim olsaydı, Çuvaşçada yĕnĕ yerine śĕnĕ olarak geçmesi gerekirdi. Eski Kıpçakçada da in biçimi kullanılır. )
- KEHF ile/||/<> İN ile/||/<> İN[Ar. < İNS]
( Karst bölgelerinde yeraltı sularının eritme etkisiyle oluşmuş türlü büyüklüklerde yeraltı boşlukları kovuk mağara hlk 1 Koyun pisliği 2 Yaban hayvanlarının yuva edindikleri kovuk hīn Başındaki h ikincil bir sestir in in in iyin iyn in īn yĕnĕ Başındaki y sonradan türemiştir Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede īn yin olarak geçer Kâşgarlı Mahmudun verdiği yin biçiminin başındaki y de ikincil bir sestir Çuvaşça yĕnĕ biçimindeki y gibi Orta Türkçede yin Ana Türkçeden kalma bir biçim olsaydı Çuvaşçada yĕnĕ yerine śĕnĕ olarak geçmesi gerekirdi Eski Kıpçakçada da in biçimi kullanılır hīn Başındaki h ikincil bir sestir in in in iyin iyn in īn yĕnĕ Başındaki y sonradan türemiştir Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede īn yin olarak geçer Kâşgarlı Mahmudun verdiği yin biçiminin başındaki y de ikincil bir sestir Çuvaşça yĕnĕ biçimindeki y gibi Orta Türkçede yin Ana Türkçeden kalma bir biçim olsaydı Çuvaşçada yĕnĕ yerine śĕnĕ olarak geçmesi gerekirdi Eski Kıpçakçada da in biçimi kullanılır )
- KEHKEŞÂN | SAMANYOLU ile/||/<> SAMANYOLU
( Gökkubbeyi bir büyük daire boyunca saran milyonlarca yıldız ve gaz bulutundan oluşmuş donuk ışıklı kuşak Evrende bu kuşak sarmal yapılı mercimek biçiminde bir uzay adaşıdır Güneş bu ada içinde sarmalın kollarından biri üzerinde bulunur Karanlık gecelerde gökkubbede belli yönde uzanarak donuk ak ışıklı bir kuşak oluşturan bir tür takımyıldız )
- KEHLE ile/||/<> BİT ile/||/<> İKİL
( ikil Bitler takımına bağlı böceklerin genel adı Yarımkanatlılar kınkanatlılar ve eşkanatlıların birçoğu ısırıcı bitler takımı türlerininse tümü için için yine bit terimi kullanılır köpek biti buydaybiti yaprakbiti bitler baş biti giyim biti kasık biti v b ikil Az bit bit biyt biyt bit Alt Tel Kuğ Koy Küer bit pıt bıt bıt pıytă Eski Türkçeden başlayarak bit biçiminde kullanılır Orta Türkçede bit olarak geçer Eski Kıpçakçada da bit biçimi göze çarpar )
- KEHLELER | BİTLER ile/||/<> BİTLER
( Ağız yapıları sokup emmeğe elverişli başları dar memelilerde yaşayan ve kanla beslenen kanatsız böcekler takımı Gerçek bitler Siphunculata Siphunculus tüpcük Eklembacaklılar Arthropoda dalının böcekler İnsecta inin kanatlılar Pterygota altsınıfının bir takım Yassı vücutlu ve küçüktürler Kanatlarını ikincil olarak yitirmişlerdir Ağız parçaları delip emmeye elverişli bir biçim almıştır Gelişmede başkalaşma yoktur Memeli hayvanların derileri üzerinde dışasılak olarak yaşarlar Kan emerler Baş biti Pediculus capitis giyim biti P vestimenti kıl biti Phthirius pubis iyi bilinen türleridir zooloji Eklem bacaklılar Arthropoda dalının böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından küçük ve yassı vücutlu kanatları ikincil olarak kaybolmuş ağız parçaları delici emici tipte gelişimlerinde başkalaşım görülmeyen memeli hayvanların derileri üzerinde dış asalak olarak yaşayan kan emerek beslenen türlere sahip bir takım Geçmişte Phthiraptera takımında olduğu kabul edilen günümüzde ise Anoplura kan emen bitler Mallophaga yapağı bitleri ve Rhynchophthirina fil bitleri takımları olmak üzere 3 gruba ayrılan insan kanatlı ve memelilerde parazitlenen küçük kanatsız paraziter böceklerin genel adı Anoplura alt dizisinde bulunan türler kan emerek beslenirken Mallophaga alt dizisinde bulunan türler yapağı saç ve kılların keratin yapıları ve dermal sızıntıyla beslenmektedirler Tüm gelişim evreleri konak üzerinde bulunur Bulaşma temas yoluyla olmaktadır )
- KEHLELER | BİTLER ile/||/<> SİRKE
( Ağız yapıları sokup emmeğe elverişli, başları dar, memelilerde yaşayan ve kanla beslenen, kanatsız böcekler takımı. Gerçek bitler. @@ (Siphunculata), (Lat. Siphunculus = tüpcük): Eklembacaklılar (Arthropoda) dalının böcekler (İnsecta)inin kanatlılar (Pterygota) alt-sınıfının bir takım.Yassı vücutlu ve küçüktürler. Kanatlarını ikincil olarak yitirmişlerdir. Ağız parçaları delip emmeye elverişli bir biçim almıştır. Gelişmede başkalaşma yoktur. Memeli hayvanların derileri üzerinde dış-asılak olarak yaşarlar. Kan emerler. Baş biti (Pediculus capitis), giyim biti (P. vestimenti), kıl biti (Phthirius pubis) iyi bilinen türleridir. @@ (zooloji) @@ Eklem bacaklılar (Arthropoda) dalının, böcekler (Insecta) sınıfının, kanatlılar (Pterygota) alt sınıfından, küçük ve yassı vücutlu, kanatları ikincil olarak kaybolmuş, ağız parçaları delici emici tipte, gelişimlerinde başkalaşım görülmeyen, memeli hayvanların derileri üzerinde dış asalak olarak yaşayan, kan emerek beslenen türlere sahip bir takım. @@ Geçmişte Phthiraptera takımında olduğu kabul edilen günümüzde ise Anoplura (kan emen bitler), Mallophaga (yapağı bitleri) ve Rhynchophthirina (fil bitleri) takımları olmak üzere 3 gruba ayrılan, insan, kanatlı ve memelilerde parazitlenen küçük, kanatsız, paraziter böceklerin genel adı. Anoplura alt dizisinde bulunan türler kan emerek beslenirken Mallophaga alt dizisinde bulunan türler yapağı, saç ve kılların keratin yapıları ve dermal sızıntıyla beslenmektedirler. Tüm gelişim evreleri konak üzerinde bulunur. Bulaşma temas yoluyla olmaktadır. )
- KEHRBILD[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖRÜNTÜ
- KEJDÜM | AKREP[Ar. < AKREB] ile/||/<> AKREPLER
( Akrepler takımına bağlı eklembacaklıların genel adı. @@ (zooloji) @@ < Ar ᶜaqrab 'Skorpion'. || < Ar ᶜaqrab 'Skorpion'. )
- KEJDÜM ile/||/<> AKREP ile/||/<> AKREP[Ar. < ʿAKREB]
( Akrepler takımına bağlı eklembacaklıların genel adı zooloji ᶜaqrab Skorpion ᶜaqrab Skorpion )
- KEKİK ile/||/<> KEKİK
( Ballıbabagillerden güzel kokulu kır bitkisi Yapraklarından iyi bir solucan düşürücü sayılan timol çıkarılır botanik Ballıbabagiller Labiatae familyasından çiçekleri er dişi çanak yaprakları iki dudaklı taç yaprakları bir simetrili mor pembe krem ya da beyaz renkli meyveleri findıksı tipte uçucu yağ timol kapsayan ve baharat olarak kullanılan ülkemizde 38 türle temsil edilen otsu tabanda odunsu sürünücü gövdeli çok yıllık bitkiler Ballıbabagiller familyasından çiçekleri er dişi uçucu bir yağ olan timol kapsayan ve baharat olarak kullanılan antimikrobiyal etkili aromatik bitki Kökenini bilmiyoruz Farsça kākul ile birleştirilmesi doğru değildir )
- KEKLİK ile/||/<> KEKLİK
( Perdix perdix Tavuksular Galliformes takımının sülüngiller Phasianidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 26 cm Avrupa ve Orta Asyada yaşar zooloji Tavuksular Galliformes takımının sülüngiller Phasianidae familyasından 26 cm kadar uzunlukta Avrupa ve Orta Asyada yaşayan bir tür Çil keklik Sülüngiller familyasından bıldırcından büyük bazı kuş türlerine verilen ad Ağızlarda ur keklik Tetraogallus caspius olarak geçer Az kǝklik kekilik kekilik kekilik Tar keklik kaklik Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede keklik olarak geçer Orta Türkçede keklik olarak talvır adı da kullanılır Räsänen V 45a Eski Kıpçakçada da keklik biçimi kullanılır Türkçeden Farsça Tacikçe gibi komşu dillere de geçmiştir Kalmıkça Ölötçe gibi Moğol diyalektlerinde kullanılan biçimler de Türkçeden alınmıştır Ramstedt KWb 176a 223a Kekliğin çıkardığı sesten geldiği anlaşılıyor Brockelmann UJb 8 261 )
- KELÂB ile/||/<> KANCA ile/||/<> ÇENGEL
( çengel I kanca Erkek kopça Tavşanlı Kütahya kanca Senirkent Isparta II 1 Yeni yapılmış ayakkabıdan kalıbı sökmeğe yarayan demir araç Yalvaç Isparta 2 Saban okuna falakayı tutturmağa yarayan demir Kemalpaşa İzmir Çengel anlamdaş kanca 1 Parmak uçlarında bulunan keskin kıvrık tırnaklar 2 Böceklerde ve kabuklu hayvanlarda bacakların ucunda bulunan sivri kıvrık çıkıntılar I 1 Pulluk okunun ucundaki çengel Yenikent Aksaray Niğde 2 çekgel II 1 Meyve dallarını eğmeğe yarayan ucu bükük ağaç ya da demir araç Kemalpaşa İzmir 2 Buğday demetlerinden yığın yapmakta kullanılan ucu kıvrık ağaç araç Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta 3 Tabaklıkta çukurdaki derileri çıkarmağa yarayan ucu demir kancalı araç Yalvaç Isparta biyoloji 1 Parmak uçlarında bulunan keskin kıvrık tırnaklar 2 Böceklerde ve kabuklularda bacakların ucunda bulunan sivri kıvrık çıkıntılar Akantosefal bazı digenetik trematotlar sestotlar monogenetik trematotlar ve pentastomitlerin tutunma organı kanca İtal Venedik ganzo hook Bütün Akdeniz dillerinde kullanılır gancho ganche İtal gancio Mısır ġango Rumca γάντξα κάντξα Arnavutça ganxhë kancë kanxhë Sırpça Bulgarca kàndža Rumence cange biçimleri Türkçeden alınmıştır Az çǝngǝl 1 yemek yerken kullanılan çatal 2 çengel çangāl fingers claws talons pounces Türkçeden Suriye Arapçasına şangal crochet olarak geçmiştir HalasiKun AO 5 91 Bulgarca čengél Sırpça čengel biçimleri de Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 171 Rumcaya da τσεγκέλι τσιγκέλι olarak geçmiştir Andriotis EL 380 381 Türkmenler çengele çeŋŋek adını verirler Bu ad olta olarak da kullanılır Ancak çeŋŋek biçimiyle çengel arasında bir bağ kurulamaz Az çǝngǝl 1 yemek yerken kullanılan çatal 2 çengel çangāl fingers claws talons pounces Türkçeden Suriye Arapçasına şangal crochet olarak geçmiştir HalasiKun AO 5 91 Bulgarca čengél Sırpça čengel biçimleri de Türkçeden alınmıştır Škaljić Turc 171 Rumcaya da τσεγκέλι τσιγκέλι olarak geçmiştir Andriotis EL 380 381 Türkmenler çengele çeŋŋek adını verirler Bu ad olta olarak da kullanılır Ancak çeŋŋek biçimiyle çengel arasında bir bağ kurulamaz )
- KELÂM | SÖZ ile/||/<> SÖZ
( Sinema TV Söyleşmelerde ya da söyleşmeler dışında kullanılan her çeşit sözcükten oluşan ses Eksiksiz ve kesin anlamlı tümce Çiçek açmıştır tümcesinde birinci sözcük özne ikinci sözcük yüklemdir Sözün birçok çeşitleri vardır 1 yalın söz es t kelâmı basit Gelişigüzel söylenilen yazılan söz 2 yüksek söz es t kelâmı âli Yüce bir konunun soylu düşünce engin imge derin duyguların sağlam ve içtenlikle anlatımı 3 ılımlı söz es t kelâmt makbul Orta değerde anlatım 4 tatlı söz es t kelâmt latif İnce süzcüklerle gönül açan anlatım 5 kunt söz es t kelâmı metin Anlamı iyice kavramış tam yerine oturmuş sözcüklerden kurulmuş söz Sözcük veya sözcük dizisi Bir maksadı anlatmak üzere söylenen kelime veya kelimelerden oluşan dizi toplumsal bir kurum olan dilin kişi tarafından özel olarak kullanılması Azerbaycan Türkçesi söz nitğ Türkmen Türkçesi sözleyiş Gagauz Türkçesi söz Özbek Türkçesi nutq Uygur Türkçesi nutuq Tatar Türkçesi söyläm söyläü Başkurt Türkçesi telmär söylew Krç Malk sözsöleşiw Nogay Türkçesi söylew Kazak Türkçesi söz Kırgız Türkçesi süylöö reç Alt kuuçınermek Hakas Türkçesi çooh Tuva Türkçesi çugaa Türkçesi çook Rusça reç İnce yumuşak sözcüklerle örülmüş olan ve anlamı gönül okşayan söz söz Bu niteliğe söylemdeki tat da denir )
- KELAYNAK ile/||/<> KELAYNAK
( Geronticus eremita Leyleksiler Ciconiiformes takımının ibisgiller İbididae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 7075 cm Tüyleri kırmızı kara yeşil külrengi karışıktır Gagası ve ayakları kırmızı olur Afrikada yaşar Kuşlar Aves sınıfının leyleksiler Ciconiiformes takımının kelaynakgiller Threskiornithidae familyasından 7075 cm kadar uzunlukta gagası ve ayakları kırmızı olan Afrikada yaşayan Türkiyede yalnız Şanlı Urfa ilinin Birecik kazasında kuluçkaya yatan çıplak kayalık dağları ve sarp sahilleri seven bir tür )
- KELBİYE | KÖPEKGİLLER ile/||/<> KÖPEKGİLLER
( Canidae canis köpek Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının etçiller Carnivora takımının köpeğimsiler Arctoidea üstfamilyasına giren bir familya Bacakları avın arkasından koşmaya ağızları avı yakalamaya elverişlidir Kanca tırnakları geri çekilmez Anlaklı ve kedilere göre daha sosyal hayvanlardır Köpek Canis familiaris kurt C lupus çakal C aureus dingo C dingo kır kurdu C latrans tanuki C procyonoides çöl tilkisi C zerda tilki Vulpes vulpes kutup tilkisi V lagopus karsak V corsak en iyi bilinen türleridir Bazıları toprakta in açarlar zooloji Memeliler Mammalia sınıfının etçiller Carnivora takımının köpeğimsiler Arctoidea üst familyasından bacakları avının arkasından koşmaya ağızları avını yakalamaya elverişli kedilere göre daha sosyal olan bir familya )
- KELEPÇE ile/||/<> KELEPÇE[Fars. < KELEBÇE]
( Karşı güreşçiyi el ve ayak bileklerinden kavrayan pençe Bir tahta parçasını başka bir tahta parçasına sağlamca eklemede kullanılan demir kelepçe 1 İplik dokuma aracı Güney İkizdere Rize 2 İki boruyu birleştirmek için kullanılan vidalı bağ Oklubalı Eskişehir Işıldakları borulara ya da ışık köprüsüne panoları birbirine tutturmakta kullanılan halka Az kǝlǝfçǝ kalāba kalāfa büyük iplik çilesi ça küçültme eki Anadolu Türkçesinde kelepçeye bilekçe adı verilirdi Buna göre Farsça kelepçe Türkçe bilekçenin yerini tutmuştur Göçüşme métathèse olanaklarına karşın Türkçe bilekçe Farsça kelepçe biçimiyle birleştirilemez kelep )
- KELER ile/||/<> KELER
( Rhina squatina Köpekbalıkları Selachii takımının kelergiller Rhinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1 5 m Bir defada 20 yavru doğurur Ilık ve tropik denizlerde geniş olarak yayılmıştır zooloji Köpek balıkları Selachii takımının kelergiller Rhinidae familyasından 1 5 m kadar uzunlukta bir defada 20 yavru doğurabilen ılık ve tropik denizlerde yaşayan bir tür Köpek balıklarından kelergiller Rhinidae familyasından 1 5 m kadar uzunlukta olabilen bir seferde 20 yavru doğurabilen ılık ve tropik denizlerde yaşayan bir tür )
- KELER ile/||/<> KELERGİLLER
( (Rhina squatina) Köpek-balıkları (Selachii) takımının kelergiller (Rhinidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 1.5 m. Bir defada 20 yavru doğurur. Ilık ve tropik denizlerde geniş olarak yayılmıştır. @@ (zooloji) @@ Köpek balıkları (Selachii) takımının, kelergiller (Rhinidae) familyasından, 1.5 m kadar uzunlukta, bir defada 20 yavru doğurabilen, ılık ve tropik denizlerde yaşayan bir tür. @@ Köpek balıklarından, kelergiller (Rhinidae) familyasından, 1,5 m kadar uzunlukta olabilen, bir seferde 20 yavru doğurabilen, ılık ve tropik denizlerde yaşayan bir tür. )
- KELERGİLLER ile/||/<> KELERGİLLER
( Rhinidae rhine bir tip köpek balığı Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının köpekbalıkları Selachii takımının örtülüomurlular Tectospondyli alttakımına giren bir familyası Başları ve vücutları yassıdır Göğüs yüzgeçleri çok büyüktür ve kısmen solungaçları örter Anüs yüzgeci bulunmaz Keler Rhina squatina olmak üzere tek türü vardır zooloji Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının örtülü omurlular Tectospondyli alt takımından başları ve vücutları yassı göğüs yüzgeçleri çok büyük ve kısmen solungaçları örten anüs yüzgeci bulunmayan türlere sahip bir familya Köpek balıklarından başları ve vücutları yassı göğüs yüzgeçleri çok büyük ve kısmen solungaçları örten anüs yüzgeci bulunmayan türlere sahip bir familya )
- KELİME | SÖZCÜK ile/||/<> SÖZCÜK
( Belli bir amaç için bir birim olarak düşünülmesi uygun düşen bir damga dizgisi Ses dilinde belli anlamı ya da tümce kuruluşunda görevi bulunan anlatım aracı Anlamı olan ses veya ses birliği O ev baş çocuk yok var değil gibi ah vb )
- KELİME HAZİNESİ ile/||/<> KELİME HAZİNESİ
( Bir dilin bütün kelimeleri bir kişinin veya bir topluluğun söz dağarcığında yer alan kelimeler toplamı İngilizcenin kelime hazinesi üniversite öğrencilerinin kelime hazinesi aydınlar kesiminin kelime hazinesi vb Azerbaycan Türkçesi söz fondu leksika Türkmen Türkçesi leksika sözlük fond leksika laf zenginnii Özbek Türkçesi soz boyligi soz xazinasi luğat bóyligi leksika Uygur Türkçesi söz bay liği luğat tärkivi söz tärkivi Tatar Türkçesi süzlek fondı leksika süzlek xäzinäse Başkurt Türkçesi hüşlek fondı leksika sözlük sostawi söz baylıgı leksika Krç Malk tilni söz baylıgı leksika söz haznası Nogay Türkçesi söz baylıgı söz kaznası leksika Kazak Türkçesi söz baylıgı sözdik kor leksika Kırgız Türkçesi leksika sözdük fond söz baylıgı Alt sös fondı leksika Hakas Türkçesi söstîk söster çıındızı Tuva Türkçesi sös kurlavırı leksika Türkçesi sös fondı leksika Rusça slovarnıy fond leksika kelime hazinesi )
- KELİME HAZİNESİ ile/||/<> SÖZ VARLIĞI
( Bir dilin bütün kelimeleri; bir kişinin veya bir topluluğun söz dağarcığında yer alan kelimeler toplamı: İngilizcenin kelime hazinesi, üniversite öğrencilerinin kelime hazinesi, aydınlar kesiminin kelime hazinesi vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: söz fondu ~ leksika; Türkmen Türkçesi: leksika ~ sözlük fond;Gag.: leksika ~ laf zenginnii; Özbek Türkçesi: soz boyligi ~ soz xazinasi ~ luğat bóyligi ~ leksika; Uygur Türkçesi: söz bay liği ~ luğat tärkivi ~ söz tärkivi; Tatar Türkçesi: süzlek fondı ~leksika ~ süzlek xäzinäse; Başkurt Türkçesi: hüşlek fondı ~ leksika; Kmk: sözlük sostawi~ söz baylıgı ~ leksika; Krç.-Malk.: tilni söz baylıgı ~ leksika ~ söz haznası;Nogay Türkçesi: söz baylıgı ~ söz kaznası ~ leksika; Kazak Türkçesi: söz baylıgı ~ sözdik kor ~leksika; Kırgız Türkçesi: leksika ~ sözdük fond ~ söz baylıgı; Alt:: sös fondı ~ leksika;Hakas Türkçesi: söstîk, söster çıındızı; Tuva Türkçesi: sös kurlavırı ~ leksika; Şor Türkçesi: *sös fondı ~leksika; Rusça: slovarnıy fond ~ leksika; ~ @@bk. kelime hazinesi )
- KELİME SINIFI ile/||/<> PARTS OF SPEECH[İng.] ile/||/<> PARTIE DU DISCOURS[Fr.] ile/||/<> REDETEILE[Alm.] ile/||/<> SÖZCÜK TÜRÜ
( Derleme söz bölüğü kelime çeşidi lakırdı bölüğü Yapı kavram görev bakımından aralarındaki benzerliğe göre ayrılmış bulunan sözcük türlerinden her biri Türkçede sekiz sözcük türü vardır 1 Ad 2 sıfat 3 adıl 4 belirteç 5 ilgeç 6 bağlaç 7 ünlem 8 eylem )
- KELİME VURGUSU ile/||/<> KELİME VURGUSU
( Kelimelerin belli hecelerindeki vurgu Tek heceli kelimelerde çoğunun çok heceli kelimelerde hecelerden birinin ötekilere göre daha yüksek ses tonuyla daha baskılı olarak ve öteki hecelerden daha belirgin biçimde söylenmesi bir ka yık hemen o kumadı or du Ordu çarşam ba Çar şamba Paris vb )
- KELİME-İ BASÎTE ile/||/<> SIMPLE FORM[İng.] ile/||/<> MOT SIMPLE[Fr.] ile/||/<> SIMPLEX, EINFACHES WORT[Alm.] ile/||/<> BASİT KELİME
( Türetilmiş veya birleşik olmayan ve yapısı daha küçük parçalara ayrılamayan kök durumundaki kelime at el üç beş yok bu şu o at yak üz vb )
- KELİME[Ar. < KELİME] ile/||/<> YALIN KELİME | CÜMLE KELİME
( 'Başlı başına bir anlamı olan veya söz içinde anlama yardım eden bir veya birkaç heceden ibaret ses' diye tanımayabileceğimiz kelime kavramı için A. Meillet şöyle diyor: 'Kelime, gramerce herhangi bir kullanışa elverişli olmak üzere belli bir anlam ile bir ses kümesinin elele vermesinden meydana gelir'. Kelimeler YALIN (simple) olabildiği gibi BİLEŞİK (composé) de olabilir. (bk. Bileşim). Kelimelerin isim, sıfat, fiil gibi başlı başına anlamları olanlarına ÖZERKLİ KELİME veya SÖZLÜK KELİMESİ (M. principal, autonome ou lèxicographique) derler; edatlar gibi ancak özerkli kelimeler arasındaki ilgileri sağlamağa yarayanlarına da ÖZERKSİZ veya GRAMATİKAL kelime (M. accessoire ou grammatical) denir. Bazı dillerde kelimelerin belli başlı bir varlığı olmayıp onlar daima birbirleriyle ekleşirler ; bunlara GÖRNÜRDE KELİME (M. apparent) adı verilir. Kelimeler kaynaklan bakımından HALK veya ÖZDİL KELİMESİ ( M. populaire ou indigène), ALINTI KELİME M. d'emprunt) ve BİLİMLİK KELİME (M. savant diye de ayrılır. Bilimlik kelimeler, sesbilim kanunlarına bağlı kalınmaksızın, bir dereceye kadar keyfî ve şuurlu bir yolda, başka kelimelerden türetilir. bk. Cümle kelime, Kök kelime, Dolu, Boş, Canlı ve ölü kelimeler. @@ Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. Somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. Soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. İlişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: söz ~ kälmä; Türkmen Türkçesi: söz; Gagauz Türkçesi: laf ~ söz; Özbek Türkçesi: soz; Uygur Türkçesi: söz; Tatar Türkçesi: süz; Başkurt Türkçesi: hüz; Kmk: söz ~ kalima; Krç.-Malk.: söz; Nogay Türkçesi: söz; Kazak Türkçesi: söz;Kırgız Türkçesi: söz;Alt:: sös;Hakas Türkçesi: sös;Tuva Türkçesi: sös;Şor Türkçesi: sös;Rusça: slovo )
- KELİME ile/||/<> KELİME[Ar. < KELİME] | CÜMLE KELİME
( Başlı başına bir anlamı olan veya söz içinde anlama yardım eden bir veya birkaç heceden ibaret ses diye tanımayabileceğimiz kelime kavramı için A Meillet şöyle diyor Kelime gramerce herhangi bir kullanışa elverişli olmak üzere belli bir anlam ile bir ses kümesinin elele vermesinden meydana gelir Kelimeler YALIN simple olabildiği gibi BİLEŞİK composé de olabilir Bileşim Kelimelerin isim sıfat fiil gibi başlı başına anlamları olanlarına ÖZERKLİ KELİME veya SÖZLÜK KELİMESİ M principal autonome ou lèxicographique derler edatlar gibi ancak özerkli kelimeler arasındaki ilgileri sağlamağa yarayanlarına da ÖZERKSİZ veya GRAMATİKAL kelime M accessoire ou grammatical denir Bazı dillerde kelimelerin belli başlı bir varlığı olmayıp onlar daima birbirleriyle ekleşirler bunlara GÖRNÜRDE KELİME M apparent adı verilir Kelimeler kaynaklan bakımından HALK veya ÖZDİL KELİMESİ M populaire ou indigène ALINTI KELİME M demprunt ve BİLİMLİK KELİME M savant diye de ayrılır Bilimlik kelimeler sesbilim kanunlarına bağlı kalınmaksızın bir dereceye kadar keyfî ve şuurlu bir yolda başka kelimelerden türetilir Cümle kelime Kök kelime Dolu Boş Canlı ve ölü kelimeler Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi Somut kelime ağaç taş kedi vb Soyut kelime sevinç üzüntü kaygı çalışkanlık vb İlişki için gibi göre dolayı kadar karşı üzerinde vb Azerbaycan Türkçesi söz kälmä Türkmen Türkçesi söz Gagauz Türkçesi laf söz Özbek Türkçesi soz Uygur Türkçesi söz Tatar Türkçesi süz Başkurt Türkçesi hüz söz kalima Krç Malk söz Nogay Türkçesi söz Kazak Türkçesi söz Kırgız Türkçesi söz Alt sös Hakas Türkçesi sös Tuva Türkçesi sös Türkçesi sös Rusça slovo )
- KELLNER-OKULAR[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLNER OKÜLERİ
- KELLOGG EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KELLOGG[Fr.] / KELLOGG-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLOGG DENKLEMİ
- KELP[İng.] / VARECH[Fr.] / SEEGRAS[Alm.] ile/değil/yerine/= DENİZ ALGI
- KELVIN AMMETER[İng.] / AMPÈRMÈTRE DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-STROMMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN AKIMÖLÇERİ
- KELVIN BODY[İng.] / CORPS DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN CİSMİ
- KELVIN BRIDGE[İng.] / PONT DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN KÖPRÜSÜ
- KELVIN TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE THERMOMÉTRIQUE KELVIN[Fr.] / KELVIN TEMPERATURSKALA, KELVIN-SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN SICAKLIK ÖLÇEĞİ
- KELVIN[İng.] / KELVIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN
- KEMÂLE ERME DEVRİ ile/||/<> STAGE OFMATURITY[İng.] ile/||/<> STADE DE MATURİTÉ[Fr.] ile/||/<> REIFESTADIUM[Alm.] ile/||/<> OLGUNLUK ÇAĞI
( Aşınma döneminde geniş koyak tabanlarının ve yuvarlak sırtların oluştuğu ikinci önemli gelişme evresi )
- KEMİYET, ŞİDDET | BÜYÜKLÜK ile/||/<> BÜYÜKLÜK
( 1 Uzunluk alan oylum gibi bir ölçüye göre sıralanışta söz konusu öğenin yeri 2 ölçüce büyük olma Gözlem konusu yapılan bir evren ya da örneğin içerdiği birim sayısı toplamı Doğabilimsel bir niceliğin sayısal ölçüsü matematik ölçü )
- KEMMİYET | NİCELİK ile/||/<> NİCELİK
( Genellikle sayılabilen toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik özneyüklem önermesi niceliği Özdek ya da olayların niteliklerini türlü ölçmeler sonunda karşılaştırarak büyüklük ve değişimlerinin sayılarla belirlenmesine olanak veren özellik Bir nesneler kümesinin sayısal sıklığı ya da büyüklüğü nitelik genel uygulayım Bir nesnenin sayılabilir ölçülebilir ya da azalıp çoğalabilir özelliği Ölçülebilen azalıp çoğalabilen büyüklük nice ne kadar ne büyüklükte sorularının karşılığı Aristotelesden beri nicelik temel anlatım biçimlerinden kategori biridir Mantıkta bir önermenin tümel ya da tikel oluşu onun niceliğidir Nesneler ve olaylarla ilgili ölçülebilir özellikler anlamdaş tutar Bir sesin sürdüğü zaman ki buna göre sesler uzun long veya kısa bref diye ayrılır 1 Kelimedeki seslerin veya hecelerin boğumlanma süresindeki uzunluk veya kısalık bir fonem veya fonem grubunun telaffuz süresi adem yokluk âdem insan alem bayrak âlem dünya cihan evren TT yok yBok vb 2 Kelimelerin belirttiği canlıları nesneleri ve kavramları miktar yönünden değerlendirmeye dayanan gramer kategorisi nicelik )
- KEMMİYET | NİCELİK ile/||/<> NİTELİK ile/||/<> ÖZELLİK
( Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik. @@ bk. özne-yüklem önermesi niceliği. @@ Özdek ya da olayların niteliklerini , türlü ölçmeler sonunda karşılaştırarak büyüklük ve değişimlerinin sayılarla belirlenmesine olanak veren özellik. @@ Bir nesneler kümesinin sayısal sıklığı ya da büyüklüğü, bk. nitelik. @@ genel uygulayım: Bir nesnenin sayılabilir, ölçülebilir ya da azalıp çoğalabilir özelliği. @@ Ölçülebilen, azalıp çoğalabilen büyüklük; nice, ne kadar, ne büyüklükte sorularının karşılığı. // Aristoteles'den beri nicelik temel anlatım biçimlerinden (kategori) biridir. Mantıkta bir önermenin tümel ya da tikel oluşu onun niceliğidir. @@ Nesneler ve olaylarla ilgili ölçülebilir özellikler, anlamdaş tutar. @@ @@ Bir sesin sürdüğü zaman, ki buna göre sesler uzun ( long ) veya kısa ( bref diye ayrılır. @@ 1. Kelimedeki seslerin veya hecelerin boğumlanma süresindeki uzunluk veya kısalık; bir fonem veya fonem grubunun telaffuz süresi, adem 'yokluk' / âdem 'insan'; alem 'bayrak' / âlem 'dünya', cihan 'evren'; TT. yok / Tkm. yBok vb. || 2. Kelimelerin belirttiği canlıları, nesneleri ve kavramları miktar yönünden değerlendirmeye dayanan gramer kategorisi.@@bk. nicelik. )
- KEMRE ile/||/<> KEMRE
( Bahçe ve tarlaların verimliliğini artırmak amacıyla toprağa karıştırılan ve çok kez zorunlu olan hayvansal gübre Ahır ve ağıllardan çıkarılan gübre Akdağ Gelendost Isparta Amasya Boyalı Çukurören Güdül Ankara Yerel ağızlarda kerme biçimi de yaygın olarak kullanılır Anadoluda gemre biçimi de geçer gemre kamra dung Ağızlarda kemre yanında gübre de kullanılır gübre Symeonidis Gr 181 94 kemreyi yanlışlıkla gübre ile birleştirmiştir Mollova ZBalk 8 145 da kemreyi gübrenin yerel ağızlarda kullanılan bir biçimi olarak değerlendirmiştir Dankoff EÇGlossary 39 )
- KENDİLİĞİNDEN/LİK ile/ve/||/<> ALIR/LIK
- KENDİLİĞİNDENLİK = TAVİYET = SPONTANEITY[İng.] = SPONTANÉITÉ[Fr.] = SPONTANEITÄT[Alm.] = SPONTANEUS[Lat.] = ESPONTANEIDAD[İsp.] = TZU-JAN[Çince]
- KENDİNDE ŞEY = BİZATİHİ ŞEY = THING IN ITSELF[İng.] = CHOSE EN SOI[Fr.] = DING AN SICH[Alm.]
- KENDİNDE ŞEY ile/ve/||/<>/> KENDİ BAŞINA/"İÇİN" ŞEY ile/ve/||/<>/> KENDİYLE BİRLİKTE ŞEY
(
| Ölçüt | DING AN SICH (Kendinde Şey) |
DING AN FÜR SICH (Kendi Başına/"için" Şey) |
|---|---|---|
| Temel Tanım | Bilinçten ve algıdan bağımsız olarak var olan şey | Bir bilinç için, zihnin koşulları altında beliren şey |
| Felsefî Alan | Ontoloji (varlık düzlemi) | Epistemoloji (bilgi düzlemi) |
| Bilinebilirlik | Bilinemez; bilgi konusu yapılamaz | Bilinebilir; insan bilgisinin konusudur |
| Bilinçle İlişki | Bilinçten tamamen bağımsızdır | Bilinçle zorunlu ilişki içindedir |
| Mekân ve Zaman | Geçerli değildir | Mekân ve zaman biçimleriyle kurulur |
| Zihnin Kategorileri | Uygulanamaz | Uygulanır (nedensellik, birlik, çokluk vb.) |
| Fenomen / Numen İlişkisi | Numen ile ilişkilidir | Fenomen alanına karşılık gelir |
| İşlevi | Bilginin sınırını belirler | Bilginin olanaklı olduğu alanı oluşturur |
| Aralarındaki İlişki | Görünüşün kaynağıdır fakat erişilemez | Kaynağı bilinemez olan görünüş biçimidir |
| Yaygın Yanlış Anlama | "Gizli bir olgu sanılması" | "Gerçekliğin kendi sanılması" |
| Kant'taki Etkisi | Eleştirel felsefenin sınır kavramı | Arı usun bilgi alanı |
- KENDİNDE = BİZATİHİ = IN-ITSELF[İng.] = EN SOI[Fr.] = AN SICH[Alm.] = IN SE[Lat.] = KATH'HAUTO[Yun.]
- KENE ile/||/<> KENE
( İnsan ve hayvanlara saldırarak kan emici ağılayıcı sokup sömürücü özelliklerinden başka çeşitli hastalıklar bulaştırmasıyle de suçlu görülen örümceğimsi eklembacaklıların genel adı sakırga kırışak yavsı İxodes ricinus Eklembacaklı hayvanlardan örümceğimsiler Arachnoidea sınıfının keneler Acarina takımından bir tür Gözleri yoktur Erginleri koyun köpek v b üzerinde asılak yaşar Kan emer 4 mm olan dişi kan emdikten sonra 12 mmye kadar şişer zooloji Eklem bacaklı hayvanlardan örümceğimsiler Arachnoidea sınıfının keneler Acarina takımından erginleri koyun köpek vb üzerinde kan emerek asalak yaşayan 4 mm kadar boyda olan dişisi kan emdikten sonra 12 mm kadar şişebilen gözleri bulunmayan bir tür Akar Acarina alt takımı Ixodida takımında Ixodoidea üst ailesinde bulunan yumuşak Argasidae ve sert İxodidae keneler olmak üzere iki ailede toplanmış ilişkili olduğu diğer akrabalarından akarlardan daha büyük olan özel ağız organelleriyle konaklarına tutunan karada yaşayan tüm omurgalılarda parazitlenen insanlarda ve hayvanlarda birçok hastalık etkenine vektörlük yapan kan emen akarlar hlk sakırga Ağızlarda gene biçimi de geçer Az gǝnǝ kene taskene kene kene kanah a tick Farsça kanah biçiminin etimolojisini bilmiyoruz Bu biçim Türk diyalektlerinden de alınmış olabilir Halaçça kana ise Farsçadan geri alınmış bir biçime benzemektedir Diyalektlerde kene yerine sakırga sakırtga ve kasartgı kasartkı gibi adlar kullanılır sakırga Daha dar bir alanda talpan Başkurtça mal gubu Balkarca mal gıbı Karaçayca kandagay tahtakurusu tahta biti Karaçayca Balkarca adları da geçer )
- KENE ile/||/<> KENELER ile/||/<> SAKIRGA ile/||/<> YAVSI
( İnsan ve hayvanlara saldırarak, kan emici, ağılayıcı, sokup sömürücü özelliklerinden başka, çeşitli hastalıklar bulaştırmasıyle de suçlu görülen örümceğimsi eklembacaklıların genel adı; sakırga, kırışak, yavsı. @@ (İxodes ricinus), Eklembacaklı hayvanlardan örümceğimsiler (Arachnoidea) sınıfının keneler (Acarina) takımından bir tür. Gözleri yoktur. Erginleri koyun, köpek v.b. üzerinde asılak yaşar. Kan emer. 4 mm olan dişi kan emdikten sonra 12 mm'ye kadar şişer. @@ (zooloji) @@ Eklem bacaklı hayvanlardan, örümceğimsiler (Arachnoidea) sınıfının, keneler (Acarina) takımından, erginleri koyun, köpek vb. üzerinde, kan emerek asalak yaşayan, 4 mm. kadar boyda olan dişisi kan emdikten sonra 12 mm. kadar şişebilen, gözleri bulunmayan bir tür. Akar. @@ Acarina alt takımı. Ixodida takımında Ixodoidea üst ailesinde bulunan, yumuşak (Argasidae) ve sert (İxodidae) keneler olmak üzere iki ailede toplanmış, ilişkili olduğu diğer akrabalarından (akarlardan) daha büyük olan, özel ağız organelleriyle konaklarına tutunan, karada yaşayan tüm omurgalılarda parazitlenen, insanlarda ve hayvanlarda birçok hastalık etkenine vektörlük yapan kan emen akarlar, hlk. sakırga. @@ Ağızlarda gene biçimi de geçer. ~ Az gǝnǝ. -Kklp kene, taskene. -Kzk kene. -Krg kene. < Far kanah 'a tick'. -Farsça kanah biçiminin etimolojisini bilmiyoruz. Bu biçim Türk diyalektlerinden de alınmış olabilir. Halaçça kana ise Farsçadan geri alınmış bir biçime benzemektedir. Diyalektlerde kene yerine sakırga (> sakırtga) ve kasartgı (~ kasartkı) gibi adlar kullanılır. bk. sakırga. Daha dar bir alanda talpan (Başkurtça), mal gubu (Balkarca), mal gıbı (Karaçayca), kandagay 'tahtakurusu, tahta biti' (Karaçayca, Balkarca) adları da geçer. )
- KENEVİR, KENDİR | KENDİR ile/||/<> KENEVİR ile/||/<> ZEYREK
( @@ Çuval. (Gündüzbey, Söğüt -Ankara) @@ (botanik) @@ bk. kenevir. @@ bk. kenevir @@ Kenevir. @@ ~ Az kǝndir. -Nog kendir. -Blk kendir. -Kklp kendir. Karakalpaklar kenep adını da kullanırlar. -Krg kendir. -Kzk kendir. -TatK kinder. Tatarlar kendire basa adını da verirler. -Bşk kinder. -Alt, Tel, Şor kendir. -Tuv xendir. -Çuv kantăr. Uygurcada kendir olarak geçer. Daha sonraki kaynaklarda da kendir biçimi kullanılır. Kökenini bilmiyoruz. Gombocz'un belirttiği gibi (Rozwadowski Arm 2: 75-76) yabancı bir dilden geldiği anlaşılıyor: Latince cannabis, Fransızca chanvre. Almanca Hanf, İngilizce hemp, Eski Slavca konoplja gibi adlarla kendir arasındaki bağ özel olarak tartışmaya açıktır. F. P. Filin'e göre (Obrazovanie jazyka vostočnyx slavjan. Moskva-Leningrad 1962) kendir Avrupa'ya güneydoğudan, Hazar ve Güney Ural steplerinden gelmiştir. Slavlara büyük bir olasılıkla İskit topraklarından geçmiştir (113-114). Doerfer'e göre (TMEN 1647) kendir köken bakımından Türkçe bir söz olamaz. Doerfer'in, Gombocz'un yazısını görmediği göze çarpıyor. Türkçe kenevir ile kendir arasındaki benzerlik göz ardı edilemez. Tatarca ve Başkurtça gibi diyalektlerde kullanılan basa'nın kökenine ilişkin bilgi almak için bk. Räsänen: V 64b. Macarca kender biçimi eski bir Türk diyalektinden alınmıştır (Ligeti: TörK 29, 290-291). )
- KENEVİR, KENDİR | KENEVİR ile/||/<> KENEVİR
( Kenevirgiller Cannabaceae familyasından yaprakları almaşlı parmaksı bölmeli erkek ve dişi çiçekleri ayrı gövde lifleri dokumacılıkta taze sürgünleri tohumları erkek ve dişi çiçekleri esrar yapımında kullanılan bir yıllık otsu bitkiler Kendir esrar otu Kendirgillerden sapındaki liflerden halat çuval vb kaba örgüler yapılan iki evcikli bir bitki kendir kenevir )
- KENEVİR, KENDİR ile/||/<> KENDİR
( Çuval Gündüzbey Söğüt Ankara botanik kenevir kenevir Kenevir Az kǝndir kendir Blk kendir kendir Karakalpaklar kenep adını da kullanırlar kendir kendir kinder Tatarlar kendire basa adını da verirler kinder Alt Tel kendir xendir kantăr Uygurcada kendir olarak geçer Daha sonraki kaynaklarda da kendir biçimi kullanılır Kökenini bilmiyoruz Gomboczun belirttiği gibi Rozwadowski Arm 2 7576 yabancı bir dilden geldiği anlaşılıyor Latince cannabis Fransızca chanvre Almanca Hanf İngilizce hemp Eski Slavca konoplja gibi adlarla kendir arasındaki bağ özel olarak tartışmaya açıktır F P Filine göre Obrazovanie jazyka vostočnyx slavjan MoskvaLeningrad 1962 kendir Avrupaya güneydoğudan Hazar ve Güney Ural steplerinden gelmiştir Slavlara büyük bir olasılıkla İskit topraklarından geçmiştir 113114 Doerfere göre TMEN 1647 kendir köken bakımından Türkçe bir söz olamaz Doerferin Gomboczun yazısını görmediği göze çarpıyor Türkçe kenevir ile kendir arasındaki benzerlik göz ardı edilemez Tatarca ve Başkurtça gibi diyalektlerde kullanılan basanın kökenine ilişkin bilgi almak için Räsänen V 64b Macarca kender biçimi eski bir Türk diyalektinden alınmıştır Ligeti TörK 29 290291 )
- KENNARD PACKET[İng.] / PAQUET DE KENNARD[Fr.] / KENNARD-PAKET[Alm.] ile/değil/yerine/= KENNARD PAKETİ
- KENOPODYUM | KAZAYAĞI ile/||/<> KAZAYAĞI
( Ispanakgillerden yaprakları kaz ayağına benzeyen ve yemişlerinden yapılma toz ya da uçucu yağ hekimlikte iyi bir solucan düşürücü olarak kullanılan kır bitkisi 1 Eğri bir dikiş biçimi Isparta 2 Yazma kenarına yapılan boncuk oya Yassıören Senirkent Isparta 3 Keçe üzerine yapılan kaz ayağını andıran bir nakış Yalvaç Isparta 4 Çorap motifi Yenikent Aksaray Niğde 5 Ceketin sökülen yerlerini tutturmak için yapılan dikiş Aksaray Niğde botanik )
- KEPLER TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER TELESKOBU
- KEPLER'S LAWS[İng.] / LOIS DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-GESETZE, KEPLERSCHE GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER YASALARI
- KERATİNLEŞME ile/||/<> KERATİNLEŞME
( Keratinin hücre içi olarak depolanması ve böylece tırnak boynuz gibi keratinli yapıların oluşması Kornifikasyon keratinizasyon Keratinosit adı verilen hücrelerde keratinin oluşması kornifikasyo boynuzlaşma Bazal tabakada çoğalan keratin proteini yüzeye doğru hücre dejenerasyonuyla birlikte keratin lamellerine dönüşür )
- KERESTE ile/||/<> HOLZ[Alm.] ile/||/<> KERESTE[Fars. < KERÂSTE]
( Biçilmiş ağaç gerece verilen genel ad Türkçede keraste olarak da kullanılmıştır kārāsta planks building materials Sırpça ćerèsta biçimi Türkçeden alınmıştır )
- KERKENEZ ile/||/<> KERKENEZ
( Falco tinnunculus Kartallar Falconiformes takımının kartalgiller Falconidae familyasından bir kuş türü Uzunluğu 3335 cm Tüyleri kırmızı kara kahverengi karışık renklidir Avrupa Afrika ve Asyada ova ve yüksek yerlerde yaşar zooloji Kartallar Falconiformes takımının kartalgiller Falconidae familyasından 3335 cm kadar uzunlukta tüyleri kırmızı kara kahverengi karışık Avrupa Asya ve Afrikada ova ve yüksek yerlerde yaşayan bir tür Kerkenes olarak da kullanılır Ağızlarda kerkenek kerkinek ve kerkencek gibi birtakım biçimler geçer Bunlardan başka kelkenez biçimi de yırtıcı bir kuş olarak kullanılır Bu biçimlerle standart dilimizde kullanılan kerkenez biçimi arasındaki bağlantı tartışılmaya açıktır Kökenini bilmiyoruz Farsça kargas karkas yırtıcı bir kuş biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Türkçe kerkenez ile Anadoluda kullanılan kelkenez kelkerez biçimlerinin Farsça kargasın başka bir biçiminden geldiği anlaşılıyor Andriotis 160 Rumcadan geldiğini öne sürmüştür )
- KERMA[İng.] / KERMA[Fr.] / KERMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KERMA
- KERMEN | HİSAR ile/||/<> HİSAR ile/||/<> İÇKALE
( içkale Mimarlık Eskiden kent ve kasabaların yüksek yerlerine yapılan surlar ve kulelerle çevrili kale )
- KERNBRENNSTOFFKREISLAUF, KERNBRENNSTOFFZYKLUS, KERNKRAFTSTOFFSCHLEIFE, KRAFTSTOFFZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ÇEVRİMİ
- KERNFUSIONSPUNKT, KERNVERSCHMELZUNGSPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK KAYNAŞMASI NOKTASI
- KERNGRUNDZUSTANDSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK TABAN ENERJİ DURUMU
- KERNITE[İng.] / KERNITA[Fr.] / KERNIT, RASORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KERNİT, KERNİTEN
- KERNMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER MIKNATISLIK
- KERNMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER MOMENT
- KERNQUADRUPOLRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER DÖRT KUTUPLU REZONANS
- KERNRELAXATION[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER DURULMA
- KERNSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER IŞIN/IM
- KERNUMWANDLUNG, KERNZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK PARÇALANMASI
- KEROGEN[İng.] / KERNOGENE[Fr.] / KERNOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROGEN
- KEROSINE[İng.] / KÉROSÉNE (PETROLE LAMPANT L)[Fr.] / KEROSIN, (LEUCHT PETROLEUM)[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROSEN
- KERPETEN[Ar. < KELBETÂN] ile/||/<> KARGABURNU ile/||/<> KISAÇ
( Çivi çıkarmaya yarayan iki kollu el aracı. @@ Yerel ağızlarda kelteben, kelbetin, kelpete, kelpetin, kelpenti olarak da geçer. ~ Az kǝlbǝtin. -Nog kelpetin. -Kmk kelpet. < Ar kalbatān. Farsçada kalbatān olarak geçer. )
- KERPETEN ile/||/<> PINCE[Fr.] ile/||/<> ZANGE[Alm.] ile/||/<> KERPETEN[Ar. < KELBETÂN]
( Çivi çıkarmaya yarayan iki kollu el aracı Yerel ağızlarda kelteben kelbetin kelpete kelpetin kelpenti olarak da geçer Az kǝlbǝtin kelpetin kelpet kalbatān Farsçada kalbatān olarak geçer )
- KERR CELL[İng.] / CELLULE DE KERR[Fr.] / KERR-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR GÖZESİ/HÜCRESİ
- KERR EFFECTS[İng.] / EFFETS KERR[Fr.] / KERR-EFFEKTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİLERİ
- KERTENKELE ile/||/<> KERTENKELE
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
- KERVAN[Fars. < KÂRBÂN] ile/||/<> ...
( deve katır gibi yük hayvanı katarı Az karvan kervan kervan kerben keruen karvon kārvān kārbān kervan Uluslararası bir söz olarak Avrupa dillerinde de geçer caravan Karawane caravane caravane İtal carovana Eski Türkçede kervana arkış arkış terkiş adı verilirdi Bu biçim çağdaş diyalektlerde arkış ve argiş olarak geçer Bu ad Eski Anadolu Türkçesinde de arkış olarak kalmıştır Arkışın kökenini bilmiyoruz Leksika 538539 )
- KERVANSARAY ile/||/<> KERVANSARAY[Fars. < KÂRBÂN + SERÂY]
( Kervanların konaklamaları için anayollar üzerinde yapılmış büyük konuk evi Mimarlık Ticaret yolları üzerine kurulmuş dış çevresindeki yüksek duvarlarla dış saldırılardan korunan içinde yolcuların at ve arabalarını alacak yerleri ahırları geniş avlusu yatma yerleri nalbant dükkanı eşyaların saklanacağı ambarları bulunan büyük yapı Kentler arasındaki ulaşımın hayvanla sağlandığı çağlardan kalma kentler arasındaki yollar üzerinde kurulmuş yolcuların geceyi geçirmek için konakladıkları yapı Mimarlık Eskiden Kervansaray ve hanlarda kervan yüklerinin konulduğu bölüm a Kervansaray korunmalı kervansaray Yerel ağızlarda bahrana olarak da geçer bārhāna bār yük xāna ev )
- KESAFET, DANSİTE | YOĞUNLUK ile/||/<> YOĞUNLUK
( Sinema Bir görüntünün herhangi bir noktasının ışığı durdurma derecesini gösteren sayı Bir özdeğin birim oylumunun kütlesi Belli büyüklükte bir alana düşen kişi aile ya da konut birimi sayısı Kentbilimde yoğunluk genellikle hektar başına hesaplanır Bir tutumun bireylerce benimsenme ya da kökleşme düzeyini gösteren ve tutum sorularını ölçeklemeye yarayan ölçüm boyutu 1 genel uygulayım Yoğun olma özelliği 2 fizik kimya Birim oyluma düşen özdecik sayısı 3 sinema Bir görüntünün herhangi bir noktasının ışığı durdurma derecesini gösteren sayı Birim oyluma düşen özdecik sayısı Bir özdeğin birim oylumuna düşen kütle fizik astronomi Birim oyluma düşen kütle Bir maddenin birim hacminin kütlesi birim hacimdeki madde miktarı densite 1 Bir maddenin bir mililitresinin gram olarak ağırlığı 2 Her birim alandaki birey sayısı dansite konsantrasyon )
- KESAFET, DANSİTE | YOĞUNLUK ile/||/<> YOĞUNLUKÖLÇER
( Sinema Bir görüntünün herhangi bir noktasının ışığı durdurma derecesini gösteren sayı. @@ Bir özdeğin birim oylumunun kütlesi. @@ Belli büyüklükte bir alana düşen kişi, aile, ya da konut birimi sayısı. Kentbilimde, yoğunluk, genellikle, hektar başına hesaplanır. @@ Bir tutumun bireylerce benimsenme ya da kökleşme düzeyini gösteren ve tutum sorularını ölçeklemeye yarayan ölçüm boyutu. @@ 1. genel uygulayım: Yoğun olma özelliği. 2. fizik, kimya: Birim oyluma düşen özdecik sayısı. 3. sinema: Bir görüntünün herhangi bir noktasının ışığı durdurma derecesini gösteren sayı. @@ Birim oyluma düşen özdecik sayısı. @@ Bir özdeğin birim oylumuna düşen kütle. @@ (fizik, astronomi) @@ @@ Birim oyluma düşen kütle. @@ Bir maddenin birim hacminin kütlesi, birim hacimdeki madde miktarı, densite. @@ (...) @@ @@ @@ 1. Bir maddenin bir mililitresinin gram olarak ağırlığı. 2. Her birim alandaki birey sayısı, dansite, konsantrasyon. )
- KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / CONCENTRATION, DENSITÉ[Fr.] / KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM, YOĞUNLUK, KONSANTRASYON
- KESE | KİST ile/||/<> KİST ile/||/<> KİST[Fr. < KYSTE]
( kystis kese Birgözelilerin ya da çokgözeli küçük hayvanların uygun olmayan şartlar altında ya da çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları ve kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül biyoloji Bir hücrelilerin ya da çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan şartlar altında ya da çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları ve kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül 1 Sporlu bitkilerde özellikle mantarlarda alglerde görülen bir veya birkaç hücreden oluşmuş organ 2 İçerisinde sıvı veya yarı akışkan bir maddenin bulunduğu kese biçimindeki patalojik oluşum 3 Tek hücrelilerin veya çok hücreli küçük hayvanların uygun olmayan koşullarda veya çoğalma sırasında çevrelerine saldıkları kendilerini korumaya yarayan dayanıklı kapsül 1 Kese 2 İçinde sıvı veya yarı katı materyal bulunduran kese biçiminde oluşum 3 Kimi parazitlerin yaşam döngüleri içerisinde koruyucu bir duvarla sarılı olarak kaldıkları bir evre )
- KESER ile/||/<> KERKİ
( Çekice benzeyen, bir tarafı vurmaya, öbür tarafı ağaçtan yonga çıkarmaya yarayan el aracı. )
- KESER ile/||/<> KESER
( Çekice benzeyen bir tarafı vurmaya öbür tarafı ağaçtan yonga çıkarmaya yarayan el aracı )
- KEŞİF | BULUŞ ile/||/<> BULUŞ ile/||/<> HALK BULUŞU
( Daha önceleri Var olup da uzun süre unutulmuş olan kültür ürün ve olaylarını yeniden bularak ortaya çıkarma halk buluşu yaratı halk yaratısı Konuda duygu düşünce ve imgelerde başkalarının etkisinden sıyrılış ve bunların işlenişinde yepyeni yol tutuş yaratış Biiinen bilgilerden yola çıkarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma ya da yordam geliştirme Bilinmeyeni tanaomayanı araştırıp bulup ortaya çıkarma 1 Bir eserin konusunu seçip onun gelişimlerini zihinde tasarlama işi 2 Söylevde inandıracak ve kandıracak esasları araştırıp seçme işi Düzenleyiş ve Deyileme Bilimsel araştırmalar veya rastlantı sonucunda insanoğlunun o güne değin bilmediği yeni bir mal üretim yöntemi tekniği ya da yeni bir madde veya malzeme gibi herhangi bir şeyin ortaya çıkarılması Büyük ve çok önemli olan bulgu Kendine özgü bir anlatımla bir yapıt ortaya koyma buluş buluş buluş )
- KESİF | DERİŞİK ile/||/<> DERİŞİK
( Birim çözelti oylumunda çözünme oranı çok olan özdek kimya İçindeki su oranı azalarak koyulaşmış yoğunlaşmış olan sıvı eriyik Birim çözelti niceliği içinde çözünmüş özdeşi çok olan kimya Derişimi yüksek olan )
- KESİF | DERİŞİK >< SEYRELTİK
( Birim çözelti oylumunda çözünme oranı çok olan (özdek). @@ kimya: İçindeki su oranı azalarak koyulaşmış, yoğunlaşmış olan (sıvı, eriyik). @@ Birim çözelti niceliği içinde çözünmüş özdeşi çok olan. @@ (kimya) @@ Derişimi yüksek olan. )
- KESİF | YOĞUN ile/||/<> YOĞUN
( Bulunduğu evrede birim oylumda görece kütle niceliği daha yüksek olan 1 genel uygulayım a Kalın sıkı b Oylumuna göre ağırlığı çok olan 2 fizik kimya Yoğunluğu yüksek olan Özgül ağırlığı yüksek olan fizik Yüksek yoğunluk özelliği gösteren )
- KESİF[Osm.] / CONCENTRATED[İng.] / CONCENTRÉ[Fr.] / KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİK
- KESİF[Osm.] / DENSE, CONCENTRATED[İng.] / DENSE, CONCENTRÉ[Fr.] / DICHT, KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN, DERİŞİK
- KEŞİF ile/||/<> INVENTION[İng.] ile/||/<> INVENTION[Fr.] ile/||/<> ENTDECKUNG[Alm.] ile/||/<> AÇIM
( Varolup da bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarma )
- KESÎF ile/||/<> TIKIZ
( biyoloji Tıkızlama işlemiyle elde edilmiş sıkışık katı filiz kütle dıkız 1 tıknaz 2 yoğun kesif ağır 3 bodur 4 tıka basa tığız 1 sık dokulu sıkı 2 dolgun 3 dar tığız 1 sık sıkı 2 sık dokulu 3 dar tığız 1 sık kalın yoğun 2 sağlam berk tıgız sıkı sıkışık Tel tūs sık tık ı z eki Orta Türkçede tık tıkarak doldurmak ayakla basarak doldurmak olarak geçen kökün türevidir Başkurtça tıkış kalın ve kısa boyunlu ilginç bir veridir )
- KESİNLİK = YAKÎN, MEVSUKİYET = CERTAINTY, CERTITUDE[İng.] = CERTITUDE[Fr.] = GEWISSHEIT[Alm.] = CERTITUDO[Lat.]
- KESİNTİ, NET KESİNTİ, "CUT" | KESME ile/||/<> KESME ile/||/<> KESMEK
( Sinema 1 Alıcı yönetmenine ses yönetmenine kes komutu vererek çevirimi sona erdirme 2 İki çekimin kurguda birbirini izlemesinden doğan durum TV 3 Televizyonda aynı sonucun bir alıcıdan öbürüne geçme yoluyla sağlanması 4 Bir oluğun çıkışını birdenbire sona erdirme Çatma durumunda ya da karşı yarışmacının bir çelgi alması sırasında karşı savutun ucundan bir kesiş devinimi yaparcasına savut ucunu bir öteki doğrultuya geçirme Koşukta ya da düzeyazıda bir tümceyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı Ör Ey kimsesiz avare çocuklar hele sizler Hele sizler Tevfik Fikret İki doğru parçası ve bir eğri yayıyla sınırlanan düzlemsel yüzey perçem kâkül 1 elektrik İki çevrimin bağlantısını ayırma işlemi 2 radyo Çok sayıda çevrimin ortak dirençleri nedeniyle oluşan yeni bağlantıların etkisini gidermeye ya da azaltmaya yarayan düzen 3 sinema Bir filmin kaba kurgusuna hazırlık olarak kesilmesi işlemi matematik Klasik balede küçük ara adımı Metalleri kesiciler kullanarak parçalara ayırma işlemi 1 Emdirme materyali içerisinde yerleştirilip blok durumuna getirilen örneklerden mikrotomda usulüne uygun kesitler alınması 2 Doğrama )
- KESİR-ÜL VÜCUH | ÇOK YÜZLÜ ile/||/<> ÇOK YÜZLÜ
( 1 Her biri yüz adını alan düzlemsel çokgenlerle sınırlanan katı oyut 2 Birinci basamaktan türetik ve tıkız olan katmanlı uzay matematik )
- KESİR ile/||/<> KESİR[Ar. < KESR]
( matematik )
- KEŞİŞ ile/||/<> PRIEST[İng.] ile/||/<> PRÊTRE[Fr.] ile/||/<> PRIESTER[Alm.] ile/||/<> PAPAZ ile/||/<> DYNE[Fr.] ile/||/<> DİN
( Gelişmiş ve kutsal kitapları olan kimi dinlerde Tanrıyla insanlar arasında elçilik yapan din ve büyü işlerinde uzmanlaşmış olan kişi din hoca büyücü fizik R παπᾶς papaz )
- KESKİNLİK ile/||/<> KESKİNLİK
( Sinema TV Bir resmin seçikliğinin fiziksel ölçüsü Seçiklik öznel bir ölçü olduğu ve ister istemez en azından iki resmin gözle karşılaştırılmasına dayandığı halde keskinlik fiziksel ölçüye dayanır Özellikle görme ve dokunma duyularıyle elde edilen algıların yer ve yönünü ayırt edebilme yeteneği Bir ölçümün ötekilerden açıkça ayrılabilir olması ya da ölçtüğü sürekliliğin konumları arasında belirgin ayrımlar gözetebilme özelliği Keskin vurgulu bir açınığın hali )
- KESME | KESİM ile/||/<> KESİM
( Sinema Bir filmin kaba kurgusuna hazırlık olarak kesilmesi işi meclis Bir izlenceyi oluşturan bir ölçüde birbirinden bağımsız çalışabilen yordamlardan her biri Kesimlerin tümü sürekli olarak bellekte bulundurulabilir ya da daha az bellek sığası kullanmak bakımından sürekli olarak bellekte bulunan bir ana kesimce çağrılan yerpaylaşır kesimler tanımlanır 1 Bir koşuğun 3 4 ve daha çok dizeli bölümü 2 Dört dizeli bir divan koşuğu biçimi Genel olarak ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı birinci üçüncü dizeleri özgürdür Birinci ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı olanlar da vardır Altıncı onuncu dizeye dek uzamış olanlar da bulunur 1 Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi 2 Osmanlı İmparatorluğunda Tuna kuzeyindeki ülkeler ile Irak ve Basra halkının tüm vergiler yerine toptan ödedikleri vergi kesme Bir ekonomide üretim mülkiyet yapısı kayıt altına alınma gibi ölçütler dikkate alınarak benzer özelliklere göre sınıflandırılan bölümlerin her biri )
- KESME İŞARETİ ile/||/<> AYIRICI İŞARET
( Özel adlara gerçek kısaltmalara sayılara getirilen çekim eklerini ayırmak iki kelimenin birleşmesiyle ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek bir harf veya ekten sonra gelen ekleri veya alıntı kelimelerde hecelerin kesilerek okunacağını göstermek üzere kullanılan işaret işareti Akçakoca dan Antalya ya Ali den kardeşine İkinci Dünya Savaşı ndan önce AT den ABD den 5 Temmuz 1922 de TBMM nin açılışı 23 Nisan 1920 dir k den g ye b den v ye dönüşme olayı n ettin n oldu n apalım te lif melun meş um mes ul vb ve ayırıcı işaret Azerbaycan Türkçesi apostrof Türkmen Türkçesi apostrof Gagauz Türkçesi apostrof Özbek Türkçesi tutuq belgisi apostrof Uygur Türkçesi apostrof Tatar Türkçesi apostrof Başkurt Türkçesi apostrof apostrof Krç Malk apostrof Nogay Türkçesi apostrof Kazak Türkçesi apostrof däyekşe Kırgız Türkçesi apostrof Alt apostrof Hakas Türkçesi apostrof Tuva Türkçesi apostrof Türkçesi apostrof Rusça apostrof kesme imi )
- KESR-İ AŞÂRÎ | ONDALIK KESİR ile/||/<> ONDALIK KESİR
( matematik Onlu sayı sisteminde virgülden sonraki kısım Paydası 10 sayısının kuvveti olan rasyonel sayı )
- KESRET[Osm.] / ABUNDANCE[İng.] / HÄUFIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOLLUK
- KESRETİYE | ÇOKÇULUK ile/||/<> ÇOKÇULUK
( 1 Bircilik ve ikicilik karşıtı olarak çokluğa önem veren evrenin birbirine benzemeyen birçok varlıklardan oluştuğunu varlıklar ve olaylar arasında birlik aramanın ancak zihnin bir yönsemesi olduğunu ileri süren öğreti 2 Felsefe din ve siyasa alanlarındaki değişik eğilimlerin barış içinde bir arada sürmesi gerektiğini savunan görüş Gerçekliğin açıklanmasında birden çok ilkenin temelde bulunduğunu kabul eden öğreti )
- KESRÎ | KESİRLİ ile/||/<> KESİRLİ SAYI
( (matematik) )
- KESRİ MÜREKKEB | BİLEŞİK KESİR ile/||/<> BİLEŞİK KESİR
( matematik Payı paydasından küçük olmayan kesir )
(1996'dan beri)