Almanca karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 16.975 başlık/FaRk ile birlikte,
16.975 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(27/69)
- GROTRIAN DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME DE GROTRIAN[Fr.] / GROTRIAN-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= GROTRİAN ÇİZGESİ/DİYAGRAMI
- GROUND NUT OIL, ARACHIS OIL, PEANUT OIL[İng.] / ERDE, BODEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YER FISTIĞI YAĞI
- GROUND STATE[İng.] / ÉTAT FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDZUSTAND, GRUND MOLARE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL DURUM, TABAN DURUMU
- GROUND, FOUND[İng.] ile/||/<> FONDER, FONDER EN RAİSON[Fr.] ile/||/<> BEGRÜNDEN[Alm.] ile/||/<> TEMELLENDİRMEK
( Sağlam bir dayanak koymak temel koymak bir önermeyi bir kuralı bir gerekliliği kendisini doğrulayacak herhangi bir şey üzerine dayamak nedenlerini göstermek belli gerekçelerle doğrulamak )
- GROUNDFLOOR[İng.] ile/||/<> REZ-DE-CHAUSSÉE[Fr.] ile/||/<> ERDGESCHOSS[Alm.] ile/||/<> GİRİŞ KATI
( Mimarlık Bir evin sokak düzeyinde bulunan katı )
- GROUP VELOCITY[İng.] / VITESSE DE GROUPE[Fr.] / GRUPPENGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GRUP HIZI
- GROUPE DOUBLE[Fr.] / DOPPELGRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT GRUP
- GRUND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL
- GRÜNEISEN'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE GRÜNEISEN[Fr.] / GRÜNEISENSCHES KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GRÜNEİSEN SABİTİ
- GRÜNEISEN'S LAW[İng.] / LOI DE GRÜNEISEN[Fr.] / GRÜNEISENSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GRÜNEİSEN YASASI
- GRÜNEISEN'S RELATION[İng.] / RELATION DE GRÜNEISEN[Fr.] / GRÜNEISENSCHES BEZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GRÜNEİSEN BAĞINTISI
- GUARD, DEFILE, PASS[İng.] ile/||/<> DÉFİLÉ, FORT, CORPS DE GARDE (DANS UNE DÉFİLÉ)[Fr.] ile/||/<> ENGPASS, WACHPOSTEN, FESTUNG, WACHTHAUS[Alm.] ile/||/<> DERBENT[Fars. < DERBEND]
( 1 Uç boylarında bulunan küçük kale 2 Dağ geçitlerinde kurulan karakol ya da karakol binası 3 İki dağ arasındaki geçit yeri boğaz Yerel ağızlarda devrent dar geçit boğaz olarak geçer Bu biçimin göçüşme sonunda oluştuğu açıktır Yer adlarında Derbent ve Devrent olarak saklanmıştır Az dǝrbǝnd dağlarda dar geçit dere darband a narrow and diffucult pass through mountains Yerel ağızlarda devrent dar geçit boğaz olarak geçer Bu biçimin göçüşme sonunda oluştuğu açıktır Yer adlarında Derbent ve Devrent olarak saklanmıştır Az dǝrbǝnd dağlarda dar geçit dere darband a narrow and diffucult pass through mountains )
- GUBAR ile/||/<> TOZ
( Katıların fiziksel etkilerle ufalanması sonucu oluşan tane irilikleri yaklaşık bir mikron büyüklüğünde parçacıklar Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel ya da madensel maddelerin öğütülmüşü Ya etkilerine ya da yapılarına göre adlandırılırlar Böcek tozu kene tozu solucan tozu pelin tozu eğrelti tozu gibi sıfat tozlaşır 1 Hayvansal bitkisel ve madensel kökenli maddelerden elde edilen organik ve inorganik yapılı kuru ve birbiriyle bağlantısı olmayan ilaç biçimi powder pudra pulvis 2 Genellikle tanelerin temizlenmeleri ya da öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince pülverize durumdaki kuru parçacıklar Az toz tōz Türkmenler tozan biçimini de kullanırlar tuzan tuzan tozan tozaŋ tozaŋ toz tozon tozoŋ tuzon Alt Tel tozın tozun tusan Komşu diyalektlerden alınmıştır Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede tōz olarak geçer Eski Kıpçakçada toz ve doz biçimleri göze çarpar Diyalektlerde toz yanında geçen tozan tozun biçiminin sonundaki n bir ek olarak değerlendirilebilir Brockelmann OGM 92 Ramstedt Thomsen Arm 186 Moğolca toğusun toz biçimiyle birleştirmiştir Ancak daha sonra KWb 405a bu birleştirmeden vazgeçtiği anlaşılıyor Gombocz KSz 13 12 Moğolca toğusunu Türkçe toprak biçimiyle birleştirmiştir Ligeti MNy 34 74 NyK 49 242 JA 1938 190 198 de Türkçe tōzu Moğolca toğusun biçimiyle karşılaştırmıştır Ona göre MNy 34 7576 Türkçe tōz ve toprak biçimleri Ana Altayca yoluyla birbirine bağlıdır Ancak Ana Türkçeye artık ayrı sözler olarak geçmişlerdir Ligeti I OK 28 398 ResAltL 104 Türkçe toprak Moğolca tobrağ toburağ toğurağ grubuna doğal olarak Türkçe tōz Moğolca toğosun toosun biçimlerinin girdiğini de dile getirmiştir Ligeti MongStud 288 Sinor BSOAS 26 141 Poppe FUF 31 Menges CAJ 15 32 Räsänen V 492a Moğolca togosundan söz etmediği gibi Clauson ED 570571 da Moğolca karşılığını vermemiştir Egorov ÊS 262 Kononov GrJaTRP 92 z ekiyle kurulmuş bir türev olarak değerlendirmiş Moğolca karşılığı üzerinde durmamıştır Tuvaların kullandığı dōzun biçimi Moğolcadan alınmıştır Tuvalar dovurak biçimini de kullanırlar Diyalektlerin bir bölümünde toza çaŋ şaŋ adı verilir Az toz tōz Türkmenler tozan biçimini de kullanırlar tuzan tuzan tozan tozaŋ tozaŋ toz tozon tozoŋ tuzon Alt Tel tozın tozun tusan Komşu diyalektlerden alınmıştır Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede tōz olarak geçer Eski Kıpçakçada toz ve doz biçimleri göze çarpar Diyalektlerde toz yanında geçen tozan tozun biçiminin sonundaki n bir ek olarak değerlendirilebilir Brockelmann OGM 92 Ramstedt Thomsen Arm 186 Moğolca toğusun toz biçimiyle birleştirmiştir Ancak daha sonra KWb 405a bu birleştirmeden vazgeçtiği anlaşılıyor Gombocz KSz 13 12 Moğolca toğusunu Türkçe toprak biçimiyle birleştirmiştir Ligeti MNy 34 74 NyK 49 242 JA 1938 190 198 de Türkçe tōzu Moğolca toğusun biçimiyle karşılaştırmıştır Ona göre MNy 34 7576 Türkçe tōz ve toprak biçimleri Ana Altayca yoluyla birbirine bağlıdır Ancak Ana Türkçeye artık ayrı sözler olarak geçmişlerdir Ligeti I OK 28 398 ResAltL 104 Türkçe toprak Moğolca tobrağ toburağ toğurağ grubuna doğal olarak Türkçe tōz Moğolca toğosun toosun biçimlerinin girdiğini de dile getirmiştir Ligeti MongStud 288 Sinor BSOAS 26 141 Poppe FUF 31 Menges CAJ 15 32 Räsänen V 492a Moğolca togosundan söz etmediği gibi Clauson ED 570571 da Moğolca karşılığını vermemiştir Egorov ÊS 262 Kononov GrJaTRP 92 z ekiyle kurulmuş bir türev olarak değerlendirmiş Moğolca karşılığı üzerinde durmamıştır Tuvaların kullandığı dōzun biçimi Moğolcadan alınmıştır Tuvalar dovurak biçimini de kullanırlar Diyalektlerin bir bölümünde toza çaŋ şaŋ adı verilir )
- GÜBRE | ZİBİL ile/||/<> GÜBRE ile/||/<> GÜBRE[Yun.]
( Bitkilere gelişmesi için gerekli olan azot fosfor potasyum gibi öğeleri vermek üzere toprağa katılan yapay ya da doğal özdek Toprağı bitekleştirmede çok kez zorunlu olarak kullanılan örgensel ya da madensel kökenli her türlü özdek hayvansal gübre kemre kimyasal gübre tarım 1 Toprağın ıslah edilmesinde kullanılan genellikle hayvansal orijinli organik artık 2 Hayvan dışkılarının bir süre bekletilerek yanması ve toprağa atılacak hâle gelmesi R κοπριά Yerel ağızlarda gübreye ahbun kemre gemre kığ ters tezek gibi birtakım adlar da verilir Buna göre gübrenin Anadoluda büyük bir yaygınlık kazanamadığı anlaşılıyor Ağızlarda kullanılan gübür güpür de Rumcadan kalma bir alıntıdır gübür Azeri alanında kullanılan gübrǝ Türkçeden geçmiştir )
- GÜÇ KAYNAĞI ile/||/<> GÜÇ KAYNAĞI
( Bir elektriksel çevrime güç sağlayan kaynak )
- GÜÇ = KUVVET = POWER[İng.] = FORCE[Fr.] = KRAFT[Alm.] = FORTITUDO/VIS[Lat.] = PODER[İsp.]
- GUDDE-İ DEMİYE ile/||/<> LACRYMAL GLANDS[İng.] ile/||/<> GLANDES LACRYMALES[Fr.] ile/||/<> TRÄNENDRÜSE[Alm.] ile/||/<> GÖZYAŞI BEZLERİ
( Göz çukurunun dış üst yanına yerleşmiş ayrı loplardan oluşan göz kapağının iç tarafına açılan 612 kanalı olan tübüloalveolar tipte seröz tip salgılı göz yuvarının devamlı nemli kalmasını sağlayan içinde bakterilere karşı bolca lizozim enzimi ve A antikoru bulunan gözyaşını salgılayan bir çift bez Gözyaşı kanalcıkları gözyaşı kesesi ve gözyaşı bezleri birlikte gözyaşı aygıtını oluştururlar )
- GUDDE ile/||/<> BEZ ile/||/<> BEZ[Ar. < BEYZ | AR. < BEZZ]
( Vücutte kullanılmak ya da dışarı atılmak üzere salgı yapan özel bir göze ya da özel gözeler topluğuğu biyoloji botanik zooloji Organizmada kullanılmak ya da dışarı çıkarılmak üzere salgı yapan özelleşmiş bir hücre tek hücreli bez ya da özelleşmiş hücreler topluluğu çok hücreli bez Salgılarını bir kanalla boşaltan dış salgı bezleri ekzokrin bezler ya da doğrudan kana veren iç salgı bezleri endokrin bezler salgılarını tek kanalla boşaltan basit bezler basit tüp dallı tüp bükülmüş tüp asinar bezler birden fazla kanalla boşaltan bileşik bezler bileşik rübüler bileşik asinar bileşik tübüloasinar bezler salgılarını sitoplâzma kaybı olmadan salgılayan merokrin az kayıpla salgılayan apokrin ya da hücrenin de tahrip olmasıyla salgılayan holokrin tipleri yoğun salgılı mükoz ya da daha sıvı salgılı seröz bezler gibi gruplandırılan çeşitli özellikteki hücreler topluluğu anat 1 Salgı yapan özelleşmiş hücre ya da hücreler topluluğu glandula 2 hlk Sığır gövde etinde boyun yan kaslarından yapılan pastırmalık et parçası ya da bu parçadan yapılan pastırma Az bez bīz bez Arapçadan alındığı anlaşılıyor bazz Farsçaya da bazz fine linen a garment clothing olarak geçmiştir Eski ve yeni diyalektlerde daha çok böz olarak geçtiği göze çarpıyor böz bez büz böz böz böz Alt Tel pös pir keten bezi Çuvaşçada znin rye çevrildiği göze çarpıyor Çuvaşça pir biçimi z r değişmesinde göz ardı edilemeyecek açık ve sağlam bir tanıktır Eski Türkçeden başlayarak kullanılır böz Orta Türkçede bö z bez biçimi geçer Eski Kıpçakçada da böz olarak kullanılır Yaygın bir inanca göre Mezopotamyada ince kumaşa verilen būṣu adından gelir Bu ad İbranicede būṣ olarak kullanılır Grekçeye βύσσος olarak geçmiştir Eski çağlardan başlayarak Türk diyalektlerinde böz olarak yaygınlaşmıştır Çuvaşça pir biçiminin tanıklığına göre eski Turkçeye z r değişmesinden önce geçtiği anlaşılıyor )
- GUDDEİ DÜHNİYE | YAĞ BEZİ ile/||/<> YAĞ BEZİ
( Deride bulunan ve yağ salgılayan bezler Deride bulunan ve kıl diplerinde yağ salgılayan bezler anat Dermis içinde bulunan ve deri yağı adı verilen salgısını kıl foliküllerine akıtan derinin ve kılların yağlayıcısı olan bir deri bezi glandula sebase sebaseöz bez Dudaklar göz kapakları anüs ve dış işitme yolunda yağ bezleri doğrudan deri yüzeyine açılırlar Yağ bezlerinin salgısı olan sebum mikroorganizmaların gelişimini önlediği gibi ültraviyole ışınlarına karşı da vücudu korur )
- GUDDEN-POHL EFFECT[İng.] / EFFET GUDDEN-POHL[Fr.] / GUDDEN-POHL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= GUDDEN-POHL ETKİSİ
- GUDDEYİ NUHAMİYE | HİPOFİZ ile/||/<> HİPOFİZ ile/||/<> HİPOFİZ[Fr. < HYPOPHYSE]
( hypo altında physis büyüme Arabeyinin ventralinde bulunan ve çok sayıda hormona sahip olan bir içsalgı bezi olup ön ve ard olmak üzere 2 lop ile bir gövdeden yapılmıştır sümüksü cisim biyoloji hypo altında physis büyüme Omurgalılarda ara beynin ventralinde kısa bir sapla hipotalamusa bağlı bulunan ve adenokortikotropin prolaktin gonadotropinler tiroit uyarıcı hormon oksitosin vazopressin gibi çok sayıda önemli hormonu salgılayan bez yapısında olan adenohipofiz ile nöroendokrin yapıda olan nörohipofiz olmak üzere iki kısımdan yapılmış bir iç salgı bezi Omurgalılarda ara beynin ventralinde kısa bir sapla hipotalamusa bağlı bulunan büyüme ve üremede etkin çok sayıda önemli hormonu salgılayan adenohipofiz ve nörohipofiz olmak üzere iki kısımdan yapılmış bir iç salgı bezi anat Os sphenoidale deki fossa hypophysialis içine yerleşmiş organizmada birçok fizyoloik olayın düzenlenmesinde önemli etkinliğe sahip olan büyüme hormonu adrenokortikotropik hormon tiroit uyarıcı hormon prolaktin folikül uyarıcı hormon lüteinleştirici hormon antidiüretik hormon oksitosin melanosit uyarıcı hormon gibi hormonlar salgılayan ön ara ve arka üç ayrı loptan oluşan çok önemli bir iç salgı bezi pitiüter bez glandula pituitarya Adenohipofiz ya da distal bölüm adı verilen ön hipofiz lobu ön lop tuberal parça ve ara loptan oluşur Nörohipofiz adını alan hipofiz arka lobu ise sinirsel kökenli hipotalamustan gelen miyelinsiz sinir telleriyle gliya hücrelerinden biçimlenir )
- GUDDEYİ SEDİYE | MEME BEZİ ile/||/<> MEME BEZİ
( anlamı süt bezi Memeli hayvanların karın ya da göğüs bölgelerine yerleşmiş bulunan ve süt salgılayan bezler biyoloji zooloji Memeli hayvanların göğüs ya da kann bölgelerinde yerleşmiş süt salgılayan bezler Süt bezi anat Corpus mammae deki meme parenkimini oluşturan ve süt yapan bezler glandula mammaria glandula laktifera süt bezi )
- GUDRÛF | KIKIRDAK ile/||/<> KIKIRDAK
( biyoloji Kesif bağ dokusu liflerinden oluşan esnek kıvamda madde kartilaj anat Hiyalin elastik ve fibröz olmak üzere üç tipi bulunan ve hücreler arası maddesi çok sert olan özelleşmiş destek dokusu türü kartilago kondros )
- GUDRÛF | KIKIRDAK ile/||/<> KILCAL DAMAR
( (biyoloji) @@ Kesif bağ dokusu liflerinden oluşan esnek kıvamda madde, kartilaj. @@ anat. Hiyalin, elastik ve fibröz olmak üzere üç tipi bulunan ve hücreler arası maddesi çok sert olan özelleşmiş destek dokusu türü, kartilago, kondros. )
- GUDRUFÎN | KABUKLAŞMA ile/||/<> KARAAĞAÇGİLLER
( (botanik) )
- GUDRUFÎN ile/||/<> CHANDRIOME[Fr.] ile/||/<> KABUKLAŞMA
( botanik )
- GÜDÜ/İTKİ = SAİK[Ar. < SEVK] = MOTIVE[İng.] = MOTIF[Fr.] = MOTIV[Alm.] = MOVERE[Lat.] = MOTIVO[İsp.]
- GÜDÜLEME | MOTİVASYON ile/||/<> MOTİVASYON ile/||/<> MOTİVASYON[Fr. < MOTIVATION]
( Bir hayvanda bir amaca yönelik bir davranışı kontrol eden iç faktörler 1 Harekete getirme harekete sevk etme 2 İtici kuvvet harekete yöneltici içsel güç )
- GÜDÜMBİLİM/SİBERNETİK = CYBERNETICS[İng.] = CYBERNÉTIQUE[Fr.] = KYBERNETIK[Alm.] = KYBERNETIKE, KYBERNETES[Yun.]
- GUGUKGİLLER ile/||/<> GUGUKGİLLER
( Cuculidae cuculus guguk kuşu Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının guguksular Cuculiformes takımının gugukkuşları Cuculi alt takımına giren bir familyası Gagaları hafifçe eğri kanatları uzun ve sivri kuyrukları kama biçimindedir Dişi kuş yumurtalarını başka kuşların yuvarlarına bırakır kuluçka asılağı Eski dünyada yaşarlar Külrengi guguk Cuculus canorus altın guguk Chrysococcyx cupreus tepeli guguk Coccystes glandarius iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının guguksular Cuculiformes takımının guguk kuşları Cuculi alt takımından gagaları hafifçe eğri kanatları uzun ve sivri kuyrukları kama biçiminde dişileri yumurtalarını başka kuşların yuvalarına bırakan kuluçka paraziti türleri içine alan bir familya Guguk Cuculus canorus tepeli guguk Clomator glandarius iyi bilinen türleridir )
- GÜĞÜM ile/||/<> STABLE FLY[İng.] ile/||/<> MOUCHE PIQUANTE[Fr.] ile/||/<> STOMOXYS CALCITRANS[Lat.] ile/||/<> WADENSTECHER[Alm.] ile/||/<> BALDIRSOKAN
( baldırsokan 1 Süt taşıma kabı Karaağaç Bozüyük Bilecik 2 İbrik Gençali Senirkent Isparta Eşmeyazı Kars Karasineğe pek benzeyen kan emici türlü hastalıklar bulaştırıcı ve kimi solucanlara arakonakçılık edici niteliklerinden dolayı özellikle hayvan sağlığı yönünden önemli sinek türü ahır sineği güğüm Az güyüm R κουκούμι güğüm cucuma Latince cucuma İtalyancada cuccuma Venedik cógoma olarak saklanmıştır Türkçe güğüm çağdaş Türk diyalektlerinde kullanılan kökür tulum adıyla birleştirilemez Bunun gibi güğüm ile güveç arasında da bir bağ kurulamaz )
- GUIDE D'ONDES DIÉLECTRIQUE[Fr.] / DIELEKTRISCHE WELLENQUIDES, DIELEKTRISCHER WELLENLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİELEKTRİK DALGA KILAVUZU
- GUIDE WAVELENGTH[İng.] / FÜHRUNGSWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ DALGA BOYU
- GUIDED WAVE[İng.] / ONDE GUIDÉE[Fr.] / GEFÜHRTE-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZLANMIŞ DALGA
- GUILLEMIN EFFECT[İng.] / EFFET GUILLEMIN[Fr.] / GUILLEMIN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= GUİLLEMİN ETKİSİ
- GUILLEMIN-NETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GUİLLEMİN ŞEBEKESİ
- GUINIC ACID, QUINIC ACID, KINIC ACID[İng.] / ACIDE QUINIQUE[Fr.] / CHINASÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNİK ASİT
- GUKHMAN NUMBER[İng.] / NOMBRE DE GUKHMAN[Fr.] / GUKHMANSCHES ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= GUKHMAN SAYISI
- GÜL[Fars. < GUL] ile/||/<> GÜLGİLLER
( (botanik) @@ Gülgiller (Rosaceae) familyasından, reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran, genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan, ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins. )
- GÜL ile/||/<> GÜL[Fars. < GUL]
( botanik Gülgiller Rosaceae familyasından reseptakulumu olgunlukta etlenen ve fındıksı meyveleri saran genellikle yapraklarını döken dikenli çalılar hâlinde olan ülkemizde 24 tür ile temsil edilen bir cins )
- GULDIN'S RULE[İng.] / GULDINSCHE THEORY[Alm.] ile/değil/yerine/= GULDİN KURAMI
- GÜLMEK = SMILE/LAUGH[İng.] = RIRE[Fr.] = LACHEN[Alm.] = RIDERE[İt.] = REÍR[İsp.]
- GÜMÜŞ BALIĞI ile/||/<> GÜMÜŞ BALIĞI
( Atherina presbyter Kemiklibalıklar Teleostei takımının gümüşbalığıgiller Atherinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1520 cm Eti çok beğenilir Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının gümüş balığıgiller Atherinidae familyasından 1520 cm kadar uzunlukta Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan gümüş balığıgiller Atherinidae familyasından özellikle sıcak denizlerde ve denizle bağlantısı bulunan göllerde yaşayan boyları 15 cm olabilen sahil formu )
- GÜMÜŞ BALIĞIGİLLER ile/||/<> GÜMÜŞ BALIĞIGİLLER
( Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının kefaller Percesoces alt takımından denizlerde yaşayan tatlı sularda yaşayan bazı türleri süs balığı olarak kullanılan bir familya Kemikli balıklardan denizlerde ve tatlı sularda yaşayan bazı türleri süs balığı olarak da kullanılan bir familya )
- GÜMÜŞ KAPLAMA ile/||/<> GÜMÜŞLEME
( Metalleri, gümüş siyanürlü yunaklarda elektroliz yolundan gümüşle kaplama işlemi, gümüşleme diye de bilinir. )
- GÜMÜŞÇÜN ile/||/<> GÜMÜŞÇÜN
( Eski kitap sayfalarında döşeme aralıklarında şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan küçük parlak pullarla örtülü kanatsız böcek kılkuyruk zooloji )
- GÜMÜŞÇÜN ile/||/<> KILKUYRUK
( Eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, küçük, parlak pullarla örtülü, kanatsız böcek; kılkuyruk. @@ (zooloji) )
- GÜN BALIĞI ile/||/<> GÜN BALIĞI
( Julis turcica Kemiklibalıklar Teleostei takımının lapinagiller Labridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 25 cm Bazen insanları ısırır Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının lapinagiller Labridae familyasından 25 cm kadar uzunlukta bazen insanları ısıran Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür Kemikli balıklardan Lapinagiller Labridae familyasından 25 cm kadar uzunlukta olabilen bazen insanları ısıran Akdeniz ve Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür )
- GUN-POWDER[İng.] ile/||/<> POUDRE[Fr.] ile/||/<> SCHIESSPULVER[Alm.] ile/||/<> BARUT[Fars. < BÂRŪD]
( Tutuşturulduğunda hızla yürüyen tepkimelerle oluşan gaz ürünlerinin yaptıkları basınçla patlayan potasyum nitrat toz odun kömürü ve kükürt karışımı )
- GÜNCEL = FİİLİ = ACTUAL[İng.] = ACTUEL[Fr.] = AKTUELL[Alm.] = REAL[İsp.]
- GÜNDELİK DENEYİM/YAŞAYIŞ ile/değil/yerine ÖZGÜN DENEYİM/YAŞAYIŞ
- GÜNDELİKÇİ ile/||/<> GÜNDELİKÇİ
( oyuncu Aushilfe Schauspieler mit töglichen Spielgeld Tiyatro kadrosunun dışında gündelik alarak çalışan oyuncu Gündelikle çalışan kişi ırgat )
- GÜNDÜZ IŞIĞI ile/||/<> DAYLIGHT[İng.] ile/||/<> LUMIÈRE DÛ JOUR (DU SOLEIL), LUMIÈRE BLANCHE[Fr.] ile/||/<> TAGESLICHT[Alm.] ile/||/<> GÜN IŞIĞI
( Sinema TV 1 Gündüzleri güneşin gönderdiği ışınlardan oluşan ışık 2 Sinema ve televizyonda kullanılan doğal ışık kaynağı Yapma ışığın karşıtı )
- GÜNDÜZ ile/||/<> GÜNDÜZ
( Sinema Çekimin gündüz gerçekleştirildiğini ya da gündüz görünçlüğü olduğunu belirtmek üzere oyunlukta ve çekim tahtasında yer alan sözcük gün Az gündüz gündüz kündüz kündüz kündiz kündiz künüs kăntăr Sonundaki rnin Türkçe zden geldiğini biliyoruz Türkçe yıldız Çuvaşça śăltăr gibi Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede kündüz olarak geçer Eski Kıpçakçada da kündüz biçimi kullanılır kün gün düz eki )
- GÜNEK | ESKİNÇ = TARİH[Ar.] = HISTORY[İng.] = HISTOIRE[Fr.] = GESCHICHTE[Alm.] = HISTORI < HISTOREIN:BİLMEYE ÇALIŞMAK, BİLMEK, ANLATMAK[Yun.] = HISTORIA[İsp.]
- GÜNEŞ HAYVANCIKLARI ile/||/<> GÜNEŞ HAYVANCIKLARI
( zooloji helios güneş zoon hayvan Bir hücrelilerin Protozoa kök ayaklılar Rhizopoda sınıfından tatlı sularda yaşayan küre biçiminde çoğunluk bir örtü ya da iskeletle örtülü sitoplâzması iç ve dış olmak üzere 2 katlı olan çok ağır hareket eden aktinosferyum Actinosphaerium cinsi iyi bilinen bir takım Kök ayaklılar Rhizopoda sınıfından tatlı sularda yaşayan küre biçiminde çoğunlukla bir örtü ya da iskeletle örtülü sitoplazması iç ve dış olmak üzere 2 katlı olan çok ağır hareket eden bir takım )
- GUNN DIODE[İng.] / DIODE DE GUNN[Fr.] / GUNNSCHE DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GUNN DİYOTU
- GUNN EFFECT[İng.] / EFFET GUNN[Fr.] / GUNN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= GUNN ETKİSİ
- GÜREŞ ile/||/<> ...
( Belli kurallar içinde güç kullanıp oyun uygulayarak iki kişinin birbirini yenik duruma getirmeye uğraşması )
- GÜREŞ ile/||/<> GÜREŞÇİ
( Belli kurallar içinde, güç kullanıp oyun uygulayarak iki kişinin birbirini yenik duruma getirmeye uğraşması. )
- GUREVICH EFFECT[İng.] / EFFET GUREVICH[Fr.] / GUREVICH-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= GUREVİCH ETKİSİ
- GURÛB | BATMA ile/||/<> BATMAK ile/||/<> BATMA
( Bir gökcisminin Ay Güneş yıldız v b gözerimi altına inmesi Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi Deniz yüzünün yükselmesi ya da oluşum deyimleriyle kıyıların ve karaların su altına girmesi I Göze benzeyen bir çorap motifi Yeşilova Aksaray Niğde Başkışla Karaman Konya II Ahırdaki hayvan yemliği Yeşilköy Gelendost Isparta Yenikent Aksaray Niğde kıyıda coğrafya astronomi )
- GURÛB | BATMA >< DOĞMA
( Bir gökcisminin (Ay, Güneş, yıldız v.b.) gözerimi altına inmesi. @@ Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi. @@ Deniz yüzünün yükselmesi ya da oluşum deyimleriyle, kıyıların ve karaların su altına girmesi. @@ (I) Göze benzeyen bir çorap motifi. (Yeşilova *Aksaray -Niğde; Başkışla *Karaman -Konya) @@ (II) Ahırdaki hayvan yemliği. (Yeşilköy *Gelendost -Isparta; Yenikent *Aksaray - Niğde.) @@ (kıyıda) (coğrafya) @@ (astronomi) )
- GÜRÜLTÜ ile/||/<> SES ETKİLERİ
( ses etkileri Sinema TV Sinema ya da televizyonda sesin saptanması çalınması ya da yayınlanmasında ortaya çıkan istenmeyen sesler Yükselteç çıktısında gözlenen ve imlem girdisinde çeşitli nedenlerden kaynaklanan asalak birleşenlerin yükseltilmesinden ileri gelen uyumsuz sesler Titreşimli düzenli olmayan sesler Boğumlanmaları sırasında tonlu ve tonsuz hışırtı niteliği taşıyan z s ünsüzleri ile tonlu ve tonsuz patlama niteliği taşıyan b p ünsüzleri titreşim açısından birer gürültü sesidir Azerbaycan Türkçesi küy Türkmen Türkçesi galmagal galmagallı sesler Gagauz Türkçesi şamata Özbek Türkçesi şóvqin Uygur Türkçesi şavqun Tatar Türkçesi tawış şaw Başkurt Türkçesi şaw kawga Krç Malk tawuş Nogay Türkçesi şawşuw tawıs şuvıldaw gürîldew Kazak Türkçesi saldır dawis Kırgız Türkçesi şookum Ait şuult Hakas Türkçesi suulas Tuva Türkçesi taaş Türkçesi şuuk Rusça şum )
- GURUR = GLORY, SELF-EXALTATION[İng.] = GLOIRE[Fr.] = EHRE[Alm.] = GLORIA[Lat.]
- GÜVEN = CONFIDENCE[İng.] = SÉCURITÉ[Fr.] = ZUVERSICHT[Alm.] = SECURITAS[Lat.]
- GÜVENİLİRLİK ile/||/<> GÜVENİLİRLİK
( Sinema TV Herhangi bir aygıtın ya da bu aygıtı oluşturan bölümlerin gerektiği biçimde çalışma olasılığının derecesi Belirli bir dizgenin önceden saptanan belirli bir yarılışsız işleme standardına göre başarı ölçüsü kullanılırlık Genel anlamda bir sonuçta yer alan güven derecesi Nesnelerin bozulmalarını ve kestirim yöntemlerini inceleyen güvenilirlik kuramında ise bir nesnenin tanımlanmış bir amacı belli bir zaman aralığında tam olarak yerine getirme olasılığıdır Bir ölçümün benzer koşullar altında aynı birime birden fazla uygulanması sonucunda benzer ve tutarlı sonuçlar alınması )
- GÜVERCİN ile/||/<> GÜVERCİN
( Bir takımyıldızın adı astronomi tarım )
- GÜVERCİNLER ile/||/<> GÜVERCİNLER
( Columbae columba güvercin Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının karinalılar Carinatae bölümünün yağmurkuşları Charadriiformes takımına giren bir alttakım Küçük başlı kısa boyun ve bacaklı olurlar Gagaları hafif kıvrıktır Kanatları sivri olduğu için iyi uçarlar Kursaklarından salınan süte benzer bir salgı ile ilk günler yavrularını beslerler Dünyanın her yanına yayılmışlardır Güvercingiller Columbidae kumrugiller Peristeridae dişligüvercingiller Didunculidae dodogiller Dididae familyaları vardır Kuşlar Aves sınıfının küçük başlı kısa boyun ve bacaklı gagaları hafifçe kıvrık iyi uçan kursaklarından salgılanan süte benzer bir salgı ile ilk günler yavrularını besleyen ve dünyanın her tarafına dağılmış olan güvercingiller Columbidae dişli güvercingiller Didunculidae dodogiller Dididae familyalarını içine alan bir takım )
- GÜVEY ile/||/<> ...
( evlenmekte olan bir erkeğe düğün sırasında verilen ad bir kızın ailesinden olan büyüklere göre o kızın kocası damat Eski kaynaklarda güyegü güyeği olarak geçer Az küyǝv giyev Türkmenler güveye köreken adını da verirler Bu adın Moğolcadan geldiğini biliyoruz kiyaw kiyev köyeü kiyeü kiyeü küyȫ küyöv kuyov Alt Tel küyü küdē Sagaylar küzē biçimini de kullanırlar küzē kizö küdē kütüöt Yakutçada kütüö biçimi de kullanılır kĕrü Çuvaşça kĕrü biçimindeki r Ana Türkçe dnin karşılığıdır Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını biliyoruz küdegü Orta Türkçede de küdegü olarak geçer Eski Kıpçakçada küyegü biçimi kullanılır Türkçe küde kökünden gü ekiyle türetildiği anlaşılıyor Eski ve Orta Türkçede düğün olarak kullanılan küden sözünün de bu kökten geldiği düşünülebilir mi bilmiyoruz Moğolca kür degü kız kardeşin kocası sözüyle birleştirilmesi yanlıştır Ramstedt KSz 16 81 Stellung 17 SKE 261 Moğolca küregen kürgen güvey biçimiyle birleştirilmesi de olanaksızdır Türkçede eski güyegü güyeği biçimindeki y sonradan vye çevrilmiştir Örn Türkçe yuva uya sözündeki v sesi de eski yden dönüşmüştür uya yuva Eski ve yeni diyalektlerde güvey olarak geçen küreken köreken gibi biçimler Moğolcadan alınmıştır küreken küregen kürken Clauson Moğolca biçimleri Türkçeden kalma eski alıntılar olarak değerlendirmiştir Sırpça djuvègija biçimi Türkçeden alınmıştır )
- GÜVEY ile/||/<> GÜVEYİ
( 'evlenmekte olan bir erkeğe düğün sırasında verilen ad' / 'bir kızın, ailesinden olan büyüklere göre o kızın kocası, damat' @@ Eski kaynaklarda güyegü (> güyeği) olarak geçer. ~ Az küyǝv. -Tkm giyev. Türkmenler güveye köreken adını da verirler. Bu adın Moğolcadan geldiğini biliyoruz. -TatK kiyaw. -Nog kiyev. -TatK köyeü. -Kklp kiyeü. -Kzk kiyeü. -Krg küyȫ, küyöv. -Özb kuyov. -Alt, Tel küyü. -Sag küdē. Sagaylar küzē biçimini de kullanırlar. -Şor küzē. -Hak kizö. -Tuv küdē. -Yak kütüöt. Yakutçada kütüö biçimi de kullanılır. -Çuv kĕrü. Çuvaşça kĕrü biçimindeki -r- Ana Türkçe -d-'nin karşılığıdır. Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını biliyoruz (küdegü). Orta Türkçede de küdegü olarak geçer. Eski Kıpçakçada küyegü biçimi kullanılır. Türkçe *küde- kökünden -gü ekiyle türetildiği anlaşılıyor. Eski (ve Orta) Türkçede 'düğün' olarak kullanılan küden sözünün de bu kökten geldiği düşünülebilir mi, bilmiyoruz. Moğolca kür degü 'kız kardeşin kocası' sözüyle birleştirilmesi yanlıştır. bk. Ramstedt: KSz 16: 81; Stellung 17; SKE 261. Moğolca küregen (~ kürgen) 'güvey' biçimiyle birleştirilmesi de olanaksızdır. Türkçede eski güyegü (> güyeği) biçimindeki -y- sonradan -v-'ye çevrilmiştir. Örn. Türkçe yuva (< uya) sözündeki -v- sesi de eski -y-'den dönüşmüştür (uya > yuva). Eski ve yeni diyalektlerde 'güvey' olarak geçen küreken ~ köreken gibi biçimler Moğolcadan alınmıştır (Moğ küreken, küregen, kürken). Clauson Moğolca biçimleri Türkçeden kalma eski alıntılar olarak değerlendirmiştir. Sırpça djuvègija biçimi Türkçeden alınmıştır. )
- GÜZEL = GÖZ-EL = BEAUTIFUL[İng.] = BEAU[Fr.] = SCHÖN[Alm.] = KALOS[Yun.] = HERMESO/SA, BELLO[İsp.]
- GÜZEL ile/||/<> GÜZEL
( Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden yazı şiir yapıt Sözcüğün somut anlamı Görmeyle ilgili göze hoş görünen Estetiğin temel kavramı değer yargılarının ana kavramlarından biri Güzel genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir Platondan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal )
- GÜZEL ile/||/<> GÜZELLİK
( Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden (yazı, şiir, yapıt). @@ (Sözcüğün somut anlamı: Görmeyle ilgili, göze hoş görünen). Estetiğin temel kavramı; değer yargılarının ana kavramlarından biri. Güzel, genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir. Platon'dan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir. @@ İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal. )
- GÜZELLEME ile/||/<> ÖVGÜ
( 1. Sevilen bir varlığı öven koşuk türü. Çoğu sevi üzerine olur; dağ, at konulu olanları davardır. Biçim bakımından, en çok, koşma ve hece ölçülü semai olur. 2. Şen, sevinçli sevi duygularını dile getiren türkülerde özel bir ezgi (Daha çok halk öykülerinde uygulanır). @@ (Halk edebiyatı terimi) Lirik bir koşuk şekli. @@ Halk yazınında ve öykücülüğünde lirik koşuk biçimi. )
- GÜZELLİK = BEAUTY[İng.] = BEAUTÉ[Fr.] = SCHÖNHEIT[Alm.] = PULCHRITUDO[Lat.]
- GYPSUM CEMENT[İng.] / GUSSSTÜCK, ABGUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= JİPS ÇİMENTOSU
- GYPSUM, CALCIUM SULFATE[İng.] / GYPSÉ, PLOTRE, SULFATE DE CALCIUM, PLÂTRE[Fr.] / GIPS, KALZIUMSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÇI TAŞI, KALSİYUM SÜLFAT
- GYRATIONSTENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= JİRASYON TENSÖRÜ
- GYRATIONSVEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= JİRASYON VEKTÖRÜ
- GYRATOR FILTER[İng.] / FILTRE À GYRATEUR[Fr.] / GYRATORFILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= JİRATÖR SÜZGEÇ
- GYRATOR[İng.] / GYRATEUR[Fr.] / GYRATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= JİRATÖR
- GYROMAGNETIC EFFECT[İng.] / EFFET GYROMAGNÉTIQUE[Fr.] / GYROMAGNETISCHES EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= JİROMANYETİK ETKİ
- GYROMAGNETIC RATIO[İng.] / GYROMAGNETISCHER QUOTIENT, GYROMAGNETISCHES VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= JİROMANYETİK ORAN
- GYROMAGNETIC[İng.] / GYROMAGNÉTIQUE[Fr.] / GYROMAGNETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= JİROMANYETİK
- H-BAR[İng.] / RAIE H[Fr.] / H-LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= H ÇİZGİSİ
- H-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= H-KÖPRÜSÜ
- H-H-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= H-H TEPKİMESİ
- HABBE | KABARCIK ile/||/<> KABARCIK
( Katı ve sıvı yığın evrelerde çeşitli etkilerle oluşan yerel gaz kümeleri tomur köpük Sıvı ya da katıların içinde oluşan gaz oylumu )
- HABBE | KABARCIK ile/||/<> KÖPÜK
( Katı ve sıvı yığın evrelerde çeşitli etkilerle oluşan yerel gaz kümeleri. @@ bk. tomur @@ @@ bk. köpük @@ Sıvı ya da katıların içinde oluşan gaz oylumu. )
- HABBE[Osm.] / BUBBLE[İng.] / BULLE[Fr.] / BLASE[Alm.] ile/değil/yerine/= KABARCIK
- HABER CÜMLESİ, CÜMLE-İ İHBÂRİYYE ile/||/<> SENTENCE OF STATEMENT[İng.] ile/||/<> AUSSAGESATZ, BEHAUPTUNGSSATZ[Alm.] ile/||/<> BİLDİRME CÜMLESİ
( Bir yargıyı bir gerçeği bildirmek için yüklemi bildirme kiplerinden biriyle kurulan ad ya da fiil cümlesi Ben konuşmaya hazırım Havuzun suyu bulanıktır Hazırlıklar devam ediyor Bu gün kaynanamla uzun uzun konuştum R N Güntekin Acımak s 81 Arasıra bir iki ay perhiz ederim F R Atay Gezerek Gördüklerim Sanatta ihtilal çoğu zaman herkesin yerine benin geçmesiyle olur A H Tanpınar Yaşadığım gibi s 293 Bu sükût benim dikkatimdir göst es s 333 Yarın sizinle birlikte gideceğiz vb )
- HABER EDATI | KOŞAÇ ile/||/<> KOŞAÇ
( Özneyüklem önermesinde özne ile yüklemi birbirine bağlayan dır dırlar ya da değildir değildirler biçimindeki deyim Başlı başına anlam taşımayan birlikte kullanıldığı sözcüğe olumluluk ya da olumsuzluk sürerlik kesinlik kuvvetli ihtimal kavramları veren dir eki ya da değil sözcüğü bildirme koşacı ve olumsuzluk koşacı Yüklemi özneye bağlıyan koşan kelime Ev büyüktür Ev yeni idi sözlerinde dir ve idi birer koşaçtır )
- HABER EDATI, EDÂT-I HABER, EDÂT-I İSNÂD | BİLDİRME EKİ ile/||/<> BİLDİRME EKİ
( tur yardımcı fiilinin geniş zaman çekiminden turur çıkan yüklemi özneye bağlayan ekleşip ünlü ve ünsüz uyumlarına giren ek fiilin bildirme kipinin teklik ve çokluk üçüncü şahıs çekimlerine gelerek anlamı güçlendiren DIr DUr eki olgundur çalışkandır siyahtır çocuktur yakındır değildir vb Bu ek bazı bildirme ve tasarlama kiplerinin de sonuna gelerek oluş ve kılışa süreklilik kesinlik güçlü bir ihtimal kavramları katar Bu işlerde çalışan vatandaşlarımız Hindistan da gerek anıtları korumak gerek onları değerlendirmek için neler yapıldığını tetkik etmelidirler F R Atay Gezerek Gördüklerim s 123 Amma yine içimden hiçbir şey olmumıştır sağ salim gelir diyordum öyle oldu A H Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü s 292 Semra Seha Salıdan itibaren sahnemizde İstanbul u teşhir edecektir T Buğra İbişin Rüyası s 149 Bana kalırsa bu hiç de garip değildir Belki tabiî umurdandır Hal yoktur mazi ve onun emrinde bir istikbal vardır A H Tanpınar s 86 Saatin kendisi mekân yürüyüşü zaman ayarı insandır A H Tanpınar göst e s 33 Ve sanılır ki yeşil türbe rengini eski Bursa baharlarının ılık sokaklarındaki en taze yeşillerinin özünden emmiştir F R Atay göst es s 12 vb Azerbaycan Türkçesi xäbär şäkilçisi Türkmen Türkçesi kem iişlik habarlık goşulmalan predikatlık afiksi Özbek Türkçesi kesimlik qoşimçasi Uygur Türkçesi höküm bağlamçi peil qoşumçisi Tatar Türkçesi xäbärlek quşımçasi Başkurt Türkçesi xäbärlek affiksi xabarlık koşumça Krç Malk haparçılık affiks haparçı affiks Nogay Türkçesi habarlawış kosımşası Kazak Türkçesi jiktikjalgaw Kırgız Türkçesi bayandooçtuk müçö cak müçö Alt aydılaaçınıň kojultazı Hakas Türkçesi söyleeçî hozımı Tuva Türkçesi dır dir tep padıtkaarartınçı Türkçesi aytkı sözön affiksi Rusça affiks skazuyemosti )
- HABERDAR OLMAK | BİLMEK ile/||/<> BİLME
( Herhangi bir şeyi başka şeylerden ayırmaya yarayacak biçimde öğrenmiş olmak 1 Bir şeyi anlamış ya da öğrenmiş bulunma 2 Bir şeyi yapmaya alışmış olma elinden gelme 3 Tanıma anımsama 1 Geniş anlamda Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma 2 Soru ve araştırmalarla kazanılmış kesinlik inanmanın karşıtı 3Temellendirilmiş olan bilgi edinme tanıma kuşku ve kanının karşıtı 4 Bilgi edinmenin erek ve sonucu )
- HABERLEŞME, MUHABERE, KOMÜNİKASYON, BİLDİRİŞİM, BİLDİRİŞME | İLETİŞİM ile/||/<> İLETİŞİM
( Sinema TV 1 Kişiler arasında duygu düşünce bilgi haber alış verişi 2 Bu alış verişte kaynak durumunda olan kimsenin ortaya koyduğu ya da koymak istediği anlam ile bunu algılayanın buna verdiği anlam arasındaki özdeşlik benzerlik ya da uyuşum ilişkisi Bir yerden bir kişiden bir makineden bir başkasına herhangi bir ortamdan yararlanarak bilgi gönderme Bir düşüncenin bir duygunun yüz anlatımı el kol ve baş hareketleri konuşma yoluyla ya da yazı telefon radyo televizyon gibi bildirişim araç ve gereçlerinden yararlanarak bir kimseden başka bir kimseye iletimi 1 genel uygulayım Duygu düşünce ya da bilgilerin uygulayımsal yöntemlerle her çeşit yoldan aktarılması 2 elektrik Telefon telgraf radyo gibi aygıtlarla yapılan bildirişim bu yollardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi Bilgi ve deneyim alışverişi Bir bilginin bir haberin bir niyetin bir konuşmanın ilkel ya da gelişmiş bir işaret sisteminden yararlanılarak bir zihinden başka bir zihne yahut da bir merkezden başka bir merkeze ulaştırılması Dil en önemli iletişim aracıdır Azerbaycan Türkçesi ünsiyyät Türkmen Türkçesi kommunikaasiya Gagauz Türkçesi komunikatsiya haberleşmäk Özbek Türkçesi alóqa kommunikatsiya Uygur Türkçesi xävärlişiş alaqä Tatar Türkçesi aralaşu Başkurt Türkçesi aralaşıw kommunikatsiya katnaşıw Krç Malk kommunikatsiya söleşıw Nogay Türkçesi kommunikatsiya katnasuw Kazak Türkçesi karımkatınas katınas Kırgız Türkçesi baylanış kommunikatsiya katnaş Alt kommunikatsiya Hakas Türkçesi çooh alıs habarlas Tuva Türkçesi harılzaa harılzajılga Türkçesi çooktaş kommunikatsiya Rusça kommunikatsiya )
- HABERLEŞME ile/||/<> HABERLEŞME
( Canlılar arasında ya da bir canlının organları arasında haberleşme Komünikasyon Kişiler ya da kişiler ile teknik cihazlar arasındaki bilgi ve haber aktarımı Haber alma haber aktarma olgusunun karşılıklı görünümü Ayrıca iletişim Azerbaycan Türkçesi ünsiyyät älağä Türkmen Türkçesi habarlaşma kommunikativ komunikatsiya haberleşmäk Özbek Türkçesi alóqa kommunikatsiya Uygur Türkçesi xävärlişiş muamilä Tatar Türkçesi aralaşu söyläşü Başkurt Türkçesi aralaşıw katnaşıw Krç Malk kommunikatsiya söleşiw Nogay Türkçesi habarlasuw kommunikatsiya Kazak Türkçesi karımkatınas katmas Kırgız Türkçesi baylanış kommunikatsiya katnaş Alt tekşi kommunikatsiya Hakas Türkçesi habarlas çoohalış Tuva Türkçesi harılzajıışkın Türkçesi çooktaş Rusça obşçeniye kommunikatsiya )
- HABERLEŞME ile/||/<> KOMÜNİKASYON
( Canlılar arasında ya da bir canlının organları arasında haberleşme. Komünikasyon. @@ Kişiler ya da kişiler ile teknik cihazlar arasındaki bilgi ve haber aktarımı. Haber alma, haber aktarma olgusunun karşılıklı görünümü. Ayrıca bk. iletişim. @@ Azerbaycan Türkçesi: ünsiyyät ~ älağä; Türkmen Türkçesi: habarlaşma ~ kommunikativ;Gag.: komunikatsiya ~ *haberleşmäk; Özbek Türkçesi: alóqa ~ kommunikatsiya; Uygur Türkçesi: xävärlişiş ~ muamilä; Tatar Türkçesi: aralaşu ~ söyläşü; Başkurt Türkçesi: aralaşıw; Kmk:katnaşıw; Krç.-Malk.: kommunikatsiya ~ söleşiw; Nogay Türkçesi: habarlasuw ~kommunikatsiya; Kazak Türkçesi: karım-katınas ~ katmas; Kırgız Türkçesi: baylanış ~kommunikatsiya ~ katnaş; Alt:: tekşi kommunikatsiya; Hakas Türkçesi: habarlas ~ çoohalış; Tuva Türkçesi: harılzajıışkın; Şor Türkçesi: *çooktaş; Rusça: obşçeniye ~ kommunikatsiya )
- HABİTA | ÇEVRE ile/||/<> ÇEVRE ile/||/<> KÜLTÜR
( İnsanla onun yarattığı kültürün coğrafyasal ve yaşambilimsel dış çevresi kültür insan coğrafyası çevresel kültür ikincil çevre çevresel saptamacılık 46 Bir poligonun çevre si onu çevreliyen kırık çizgidir Misal CDEFH kırık çizgisi sekil 25 teki poligonun çevresidir Şekil 25 Dayirenin çevresi çemberdir Bireye dıştan etki yapan bütün nesne güç ve uyarımların toplamı 1 Bireyi etkileyen canlı ve cansız varlıklar ile bütün güç ve koşulların toplamı 2 Organizmayı içten ya da dıştan uyaran şeylerin toplu adı 3 Varlığın içinde oluştuğu ve yaşamını sürdürdüğü ortam Kişiyi etkileyen özdeksel ve tinsel gelişmesini biçimlenmesini ve yaşamını belirleyen dirimbilimsel iklimle ilgili ve toplumsal etkenlerin tümü Ayırıcı toplumsal özellikleri bulunan ve bireyleri kuşatarak biçimlenmelerinde köklü bir üstlencesi bulunan ekinsel ya da yersel alan Bir organizma ya da organizmanın bir parçası üzerine etki yapan dış etkenler topluluğu Yaşamın gelişmesinde etki yapan doğal toplumsal kültürel dış koşulların toplamı kası biyoloji matematik çevre ülkeleri Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu 1 Canlıların içinde yaşadıkları ortam ve bu ortamlardaki çeşitli faktörlerin bütünü ambiyens 2 Herhangi bir yapının merkezinden uzakta olan kenarda olan çevre Bireyin üyesi olduğu toplumdan öğrendiği bilgi gelenek görenek davranış yasa sanat uygulayım zanaat gibi özdeksel ve tinsel ürünlerden oluşan bütün kültür kalıtı kültür alanı altkültür çevresel kültür uygarlık halk kültürü halkbilim Bir halkın ya da bir toplumun özdeksel ve tinsel alanlarda oluşturduğu ürünlerin tümü Yiyecek giyecek barınak korunak gibi temel gereksemelerin elde edilmesi için kullanılan her türlü araç gereç uygulanan teknikler düşünceler beceriler inançlar geleneksel dinsel toplumsal politik düzen ve kurumlar düşünce duyuş tutum davranış ve yaşama biçimlerinin topu 1 Bir toplumu ya da halkı duyuş düşünüş yaşayış bakımından öbürlerinden ayıran ve gerek özdeksel gerek tinsel alanlarda oluşturulan ürünlerin tümü 2 Bir topluma ya da bir halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat yapıtlarının tümü 3 Usavurma beğeni ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi colère ekmek Mikroorganizmaların ve dokuların hazırlanmış ortamlarda yetiştirilmesi cultura colere bakmak özenmek 1 En dar anlamda Bedenle ve ruhla ilgili belli yetileri geliştirme Kültürfizik Beden yapısını bakımla geliştirme matematik kültürü Matematik bilgisini geliştirme 2 Daha geniş anlamda Eğitim görmüş ve bu eğitimle beğenisi usavurma ve eleştirme gücü gelişmiş bir kişilik kazanmış durumda olma 3 Bir toplumun kendi iç yasalarına göre biçim kazanması ve gelişmesi Nietzsche kültürü bir ulusun bütün yaşama biçimlerinde birlikli bir üslup kazanması diye tanımlar 4 Bir toplumun yaşama biçimlerinin çeşitli alanlarda olgunlaşması 5 Tarihin sürekliliği içinde insanlar yoluyla ve insanlarda gerçekleşen tinsel biçimlenme süreci insanın tinsel başarıları ve yaratışları 6 Tüm olarak tinsel ve törel yaşam geniş bir toplumun bütün alanlarında ortak olan dinsel ahlaksal estetik teknik ve bilimsel nitelikteki toplumsal olayların bütünü Kültürün çeşitli alanları a Gerçekliği işlemenin çeşitli biçimleri tarımdan tekniğe değin b Birlikte yaşama biçimleri toplumsal eğitimsel ekonomik siyasal c Özel yaşama biçimleri d Tanrı dünya ve insan üzerinde yaşantı bilgi ve betimlemeler söylence din dil sanat felsefe ve bilim bakımından biyoloji Hücrelerin dokuların ya da mikroorganizmaların laboratuvarlarda besi yerinde yetiştirilmesi 1 Laboratuvar ortamında mikroorganizmaların uygun besi yerlerinde çoğaltılması işlemi 2 Uygun ortamda çoğaltılmış hücreler 3 Mikrobiyolojide tek bir bakteriden çoğaltılmış bakteri popülasyonu )
- HABİTAT ile/||/<> HABITAT[İng. < HABITAT]
( Bir canlı türünü ya da canlı birliklerini barındıran ve kendine özgü özellikler gösteren yaşama ortamı Bir canlı türünü ya da canlı topluluklarını barındıran ve kendine özgü özellikler gösteren yaşama ortamı )
- HACER-İ MAKTÛ DEVRİ ile/||/<> PALEOLITHIC[İng.] ile/||/<> PALÉOLİTHİQUE, ÂGE DE PİERRE TAİLLÉE[Fr.] ile/||/<> PALÂOLITHIKUM[Alm.] ile/||/<> YONTMA TAŞ ÇAĞI
( Dördüncü zamanın ilk dönemi olan yakın bölümde tarihten önce yaşamış insanların taşı yalnız yontarak araçlarını yaptıkları çağ )
- HACİM | OYLUM ile/||/<> OYLUM
( 1 Bitişik kıyılarının uzunlukları sırayla a b c olan dikdörtgenel koşutyüzlü için abc sayısı 2 Uzayda bir A sınırlı kümesi için A nın iç ölçümüyle dış ölçümü çakıştığında oluşan ortak değer 3 Uzayda bir A sınırsız kümesi için E ler tüm küpleri dolaştığında lerin oylumları üstten sınırlı olmak koşuluyla nin oylumlarının en küçük üst sınırı Resim Heykel Mimarlık Resimde derinlik etkisi üç boyutluluk etkisi Mimarlıkta mekân karşılığı genel uygulayım Bir nesnenin kapladığı üç boyutlu uzay parçası Bir nesnenin kapsadığı üç boyutlu uzay parçası Bir nesnenin uzayda tuttuğu üçboyutlu yer En boy yükseklik denilen üçboyutun çarpımı birim )
- HACİP | KAŞ ile/||/<> KAŞ
( Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler I gaş I 1 Toprak damlarda duvarı taşan kısım Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar Alçılı Delice Ankara 2 Alçak duvar Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar II gaş II gaşacı 1 Semerin ön ve arkasında ip geçirmeye yarayan çatal ağaçlar Maraş gaş II Yalvaç Isparta gaşacı Çardak Denizli 2 Eğer ve semerin önündeki sivri kısım Senirkent Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta Güdül Ankara III gaş III IV Tepelerde su ayırımı çizgisi Kadıköy Buldan Denizli biyoloji Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler )
- HACİR | KISIT ile/||/<> KISIT ile/||/<> KISITLAYICI
( kısıtlayıcı 1 Kişinin uygarlık haklarını kullanma yetkisinin yargı örgütünce kaldırılması 2 Bunama uçarılık tutukluluk gibi nedenlerle kişiye ilişkin malını kullanma yetkisinin yasal kısıtlanması )
- HADD-İ EKBER | BÜYÜK TERİM ile/||/<> BÜYÜK TERİM
( Bir tasımda sonucun yüklemi olan terim Bir tasımda sonucun yüklemi olan terim Tasımda Kapsamı daha geniş olan sonuç önermesinin yüklemi görevini taşıyan terim Ör İnsan ölümlüdür Sokrates insandır Sokrates ölümlüdür Ölümlü büyük terimdir P ile gösterilir )
- HADD-İ EKBER | BÜYÜK TERİM >< KÜÇÜK TERİM
( Bir tasımda sonucun yüklemi olan terim. @@ Bir tasımda sonucun yüklemi olan terim. @@ Tasımda: Kapsamı daha geniş olan, sonuç önermesinin yüklemi görevini taşıyan terim. Ör. İnsan ölümlüdür. Sokrates insandır. Sokrates ölümlüdür. Ölümlü büyük terimdir. P ile gösterilir. )
- HADDE ile/||/<> HADDE[Ar. < HÂDDE]
( 1 Uzun kayışlar üzerine paralel çizmekte kullanılan tahta araç Uşak Senirkent Isparta Aksaray Nğ 2 Kalın telleri inceltmekte kullanılan üzerinde çeşitli çapta dairevî delikleri olan demir araç Aksaray Niğde Haddeleme işleminde haddelenen parçaları indirgeyen silindir biçimli sert demir ya da çelikten yapılmış araç )
- HADEBE | FIŞKIRMA ile/||/<> FIŞKIRMA
( Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması astronomi )
- HADEKA | GÖZ BEBEĞİ ile/||/<> GÖZ BEBEĞİ
( İrisin ortasında bulunan ve ışıkların geçerek ağ kata ulaştığı küçük bir açıklık Omurgalı gözünde irisin ortasında bulunan ve ışınların geçerek ağ tabakaya ulaştığı irisin çevresindeki silli yapının kasılması ile genişliği değişen aydınlıkta daralan karanlıkta genişleyen küçük açıklık anat İrisin serbest kenarları arasındaki açıklık pupilla İrisin merkezindeki bu açıklık hayvanlarda oval insanda ise yuvarlak bir durumdadır )
- HADÎD-İ ARZ | YERBERİ ile/||/<> YERBERİ
( Yer çevresinde dolanan uyduların yörüngelerinde Yere en yakın nokta astronomi )
- HADÎD-İ ARZ | YERBERİ >< YERÖTE
( Yer çevresinde dolanan uyduların yörüngelerinde, Yer'e en yakın nokta. @@ (astronomi) )
- HADÎD-İ ŞEMS | GÜNBERİ ile/||/<> GÜNBERİ
( Yer yörüngesinin Güneşe en yakın noktası Gezegenlerin yörüngeleri üzerindeki devinimleri sırasında güneşe en yakın oldukları nokta astronomi )
- HADÎD-İ ŞEMS | GÜNBERİ >< GÜNÖTE
( Yer yörüngesinin Güneş'e en yakın noktası. @@ Gezegenlerin yörüngeleri üzerindeki devinimleri sırasında güneşe en yakın oldukları nokta. @@ (astronomi) )
- HADİD[Osm.] / IRON[İng.] / FER[Fr.] / EISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMİR
- HADIM, TAVAŞÎ ile/||/<> ENEK
( Enenmiş burulmuş erkekliği giderilmiş kişi 1 elcek I 1 2 Saban demirinin geçirildiği burun Ulucak Eşme Uşak Akbulut lspir Erzurum Deliilyas Şarkişla Sivas Çukurören Adalıkuzu Boyalı Kadıobası Güdül Ankara Gürmedere Fethiye Muğla 3 Kara sabanın ağaç bölümü Akpınar Gümüşhacıköy Amasya Eski kaynaklarda eŋek olarak geçer Yerel ağızlarda eğek çene kemiği olarak kullanılır eŋek çene iyek iyek Karakalpaklar buğak ve alkım adlarını da kullanırlar eyek iyek iyek yanax çene Başındaki y sonradan türemiştir Orta Türkçede eŋek biçimi kullanılır Eski Kıpçakçada da eŋek ve enek olarak geçer Eski Türk diyalektlerinde yanak olarak kullanılan eŋ adından k küçültme ekiyle yapılmıştır eŋ e k Egorov ÊS 353 Türkçe yanak Başkurtça Tatarca yaŋak biçimleriyle karıştırmıştır )
- HADİSE | ESHAM | HÂDİSE | OLAY ile/||/<> OLAY ile/||/<> AKSİYON
( aksiyon 1 Bilim konusu olarak gözleme açık her türlü olgu ya da koşul 2 Deneme sonucu sezilen ya da bilinen ilk özdek nesne 3 Doğa olgusu Roman öykü masal gibi anlatı türlerinde konuyu geliştiren olgular Örneklem uzayının bir altkümesi Bir deney ya da bir oluşumdan elde edilebilecek tüm sonuçların bir altkümesi Kendine özgü ayrıtsal özellikleri olan yalınç bir durum oluşum ya da süreç fizik 1 Eylem Bir iş hareket yapmak bir davranışta bulunmak 2 Davranış Bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket 3 Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi bu hareketten ortaya çıkan gelişim 4 Baş olgu Oyunun temasını geliştiren başlıca olay öykü gelişim 5 Sıra olaylar Bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar 6 iç aksiyon Oyunun havasını kuran gelişim 7 Dış aksiyon Oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi 8 Konuşma aksiyonu Oyunun konuşmalarında var olan devingenlik Oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç matematik hisse senedi )
- HADİSE | FENOMEN | GÖRÜNGÜ ile/||/<> GÖRÜNGÜ
( Herhangi bir nesne ya da olayın algılanabilen yönleri 1 Genellikle Duyularla algılanabilen her şey Kendinde şeyin Ding an sich chose en soi thinginitself bağlılaşık kavramı Görüngü hem gerçek varlıktan hem de salt görüntüden ayırt edilir 2 Fizik ötesinde Kendinde var olan salt bir gerçekliği ortaya koyan Örneğin Platon için duyulur dünya görüngüler dünyası duyulur üstü olan idealar dünyasının Platona göre gerçek dünya yani usla bilinen düşünülür dünyanın noumenonlar dünyasının görüngüsüdür Leibniz için de uzay içindeki cisimler dünyası duyulur üstü olan tinsel monad dünyasının iyi temellendirilmiş bir görüngüsüdür 3 Kantta Olabilir deneyin konusu olan her şey görüngüdür Duyularla bağlı insan usu yalnızca görüngüleri phainomenon bilebilir onların arkasındaki kendinde şeyleri noumenon bilemez 4 Fichtede Görüngü benlin etkinliğinin ürünüdür 5 Görüngübilimde Yalnızca düşünülen dolaylı olarak bilinen içeriklere karşıt olarak doğrudan doğruya görülenen yaşanmış olan içerikler Bu anlamda bir gerçek varolan ör kendi iç edimlerimiz ya da özü bakımından kavranmış bir nesne de ör üçgen görüngü olabilir Kuramsal anlamı üzerinde pek durulmadan yalnız gözlenmiş olan belirli bir doğa ya da deney olayı )
- HADİSE[Osm.] / VORGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAY
- HADRON[İng.] / HADRON[Fr.] / HADRON[Alm.] ile/değil/yerine/= HADRON
- HADRONIC ATOM[İng.] / ATOME HADRONIQUE[Fr.] / HADRONISCHES ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= HADRONİK ATOM
- HADS | SEZGİ ile/||/<> SEZGİ
( Yargılama ya da düzenli bir düşünce söz konusu olmadan kişinin edindiği bir düşünü ya da yargı 1 Açık bir kanıt olmaksızın olmuş ya da olacak bir şeyi kestirme anıklığı 2 Deney yapmadan ya da usavurmadan bir kavramı bir genellemeyi doğrudan doğruya anlayıverme Bir bilgi sağlama sürecinde örtük anlatımları ve açıkça dile getirilmeyen konuları kavrama ya da görünüşlerin derinliğine inme yolu yetisi intuitiointuitus intueri içini görme 1 Bir şeyin birden açılması 2 Bir bağlantının birden doğrudan doğruya aracısız bulunması keşfedilmesi yakalanması 3 Gidimli düşünmenin usavurmanın tersine bir bütünün bir bakışta dolaysız kavranması varlıkları bize kendilerinde olduğu gibi açan bilgi dolaysız kavrama bir anda yakalama sezme sezip keşfetme Bergsonda Gerçeği kavrama yetisi bir anda yakalama kavrama sezme sezip keşfetme Sezgi içgüdü ve anlağın bir bireşimidir gerçeği birden kavramada içgüdüden yararlanır anlak da içgüdüde uyku halinde olan bilinci uyandırır ve onu tutkularından kurtarır öyleyse sezgi kendi bilincine varmış içgüdüdür )
- HADS, TEHADDÜS | GÖRÜ ile/||/<> GÖRÜ ile/||/<> SEZGİ
( Intuitio Intuitus intueri içini görme Dolaysız kavrama birden kavrama 1 Bir şeyin içini doğrudan doğruya görme dolaysız kavranan doğruların bilgisi a Spinozada scientia intuitiva olarak en yüksek bilgi türü b Husserlde öz görüsü özü görüleme öze yönelik kavrama 2 Duyusal algının dışına çıkan görme tinsel görüleme bu anlamında Platonda ideaları görmeden başlayarak Plotinos skolastik gizemcilik Cusanus visio intellectualis Spinoza üzerinden Alman idealizminin anlıksal görüsüne değin ulaşmıştır sezgi Işığın gözün ağkatmanını uyarmasıyla başlayan ve görme işlemiyle bilinçlenen dirimbilimsel süreçler dizisi Yargılama ya da düzenli bir düşünce söz konusu olmadan kişinin edindiği bir düşünü ya da yargı 1 Açık bir kanıt olmaksızın olmuş ya da olacak bir şeyi kestirme anıklığı 2 Deney yapmadan ya da usavurmadan bir kavramı bir genellemeyi doğrudan doğruya anlayıverme Bir bilgi sağlama sürecinde örtük anlatımları ve açıkça dile getirilmeyen konuları kavrama ya da görünüşlerin derinliğine inme yolu yetisi intuitiointuitus intueri içini görme 1 Bir şeyin birden açılması 2 Bir bağlantının birden doğrudan doğruya aracısız bulunması keşfedilmesi yakalanması 3 Gidimli düşünmenin usavurmanın tersine bir bütünün bir bakışta dolaysız kavranması varlıkları bize kendilerinde olduğu gibi açan bilgi dolaysız kavrama bir anda yakalama sezme sezip keşfetme Bergsonda Gerçeği kavrama yetisi bir anda yakalama kavrama sezme sezip keşfetme Sezgi içgüdü ve anlağın bir bireşimidir gerçeği birden kavramada içgüdüden yararlanır anlak da içgüdüde uyku halinde olan bilinci uyandırır ve onu tutkularından kurtarır öyleyse sezgi kendi bilincine varmış içgüdüdür )
- HAF ile/||/<> HALF-BACK[İng.] ile/||/<> LAUFER[Alm.] ile/||/<> OYUN KURUCU
( Ayaktopu takımında savunucular ile akıncılar arasındaki katta yer alan oyunculardan her biri Bu oyuncuların görevi hem savunuculara hem de akıncılara yardım etmektir )
- HAFİFLİK ile/||/<> HAFİFLİK
( Tiyatro konuşmasında iyi bir heceleme için gerekli olan gücü gizleyen nitelik Tiyatro konuşmasında doğru boğumlamayı engelleyen yapaylık )
- HAFIZA | BELLEK ile/||/<> BELLEK
( Veri ve işlem dizilerinin elektriksel imler biçiminde saklandığı bilgisayar bölümü Bellek daha çok bilgisayar ana belleğini belirtmek için kullanılır Yardımcı bellek dış bellek ya da veri saklama ortamı deyimleriyse bilgisayar çevresinde büyük oylumlu veri kümelerinin daha ucuz buna karşılık daha yavaş erişim öngörülerek saklandığı bellek türleri için kullanılır Yaşantıları öğrenilen konuları bunların geçmişle ilişkisinin bilincinde olarak anlıkta saklama gücü 1 Eskiden görülmüş işitilmiş koklanmış tadılmış nesneleri ve türlü yaşantıları yeniden anımsama yetisi 2 Algılanan nesnelerin ve yaşantıların bilinçte iz bırakması saklanması ve gereğinde yeniden üretilmesi yeteneği 3 Zihnin belleme ve anımsama gücü bilişim İzlencesi değişmeyen verileri yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toparlayan bölüm Denenen ve öğrenilen şeylerin tanınması ve tekrar edilebilmesi kuvveti hatırlama 1 İzlenimleri algıları vb saklama ve yeniden bilinçte canlandırma yetisi 2 İzlenimlerin algıların vb saklandığı yer Bilgiişlerde bilginin korunduğu ve gerektiğinde erişilebildiği sığaç zooloji depolama )
- HAFNIUM[İng.] / HAFNIUM[Fr.] / HACKMESSER FÜR STRAHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= HAFNİYUM
- HAFRİYAT | HAFRETMEK | SÜRMEK ile/||/<> SÜRME ile/||/<> SÜRMEK
( Sinema Sürüm işlemi Çapraza alınan güreşçiyi çelme takılacak duruma getirip düşürebilmek için gerisingeri götürme Sürmemantarıgillerden ileri gelen ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı kör rastık is kurum karamuk karadoğu sürgü I 1 hastalık tarım tarla tarım sürmek )
- HAFRİYAT | KAZI ile/||/<> KAZI
( Eski yapı kalıntılarını bulmak için kazıbilimcilerce toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılıp araştırılması 1 bayındırlık Toprakta yatay ve düşey yarıklar açıp bu yarıklar arasında kalan toprak parçasını kamalar yardımıyla kaldırarak yapılan toprak düzenleme yöntemi 2 kazıbilim Araştırma yapmak amacıyla toprağı kazma işi 3 madencilik Töz kömür ya da taşı yatak içinden koparma ve buna bağlı olarak yapılan ocak açma ocakları doldurma ateşleme işlemlerinin tümü 4 mimari Çok derin olmayan yarıklar açarak yapılan bezeme türü kazı I kazı II )
- HAFTA ile/||/<> HAFTA[Fars. < HEFTE]
( Yedi günlük zaman süresi matematik Az hǝftǝ hepde hafta a week haft seven )
- HAGEN-POISEUILLE LAW[İng.] / LOI DE HAGEN-POISEUILLE[Fr.] / HAGEN-POISEUILLESCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAGEN-POİSEUİLLE YASASI
- HAHNİUM[Alm. < HAHNIUM] ile/değil/yerine/=/||/<> HAHNİYUM
( Atom numarası olan kaliforniyum atomlarının azot çekirdekleriyle bombardımanından elde edilmiş yapay element simgesi Ha )
- HAIDINGER FRINGES[İng.] / FRANGES DE HAIDINGER[Fr.] / HAIDINGER-FRANSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HAİDİNGER SAÇAKLARI
- HÂİL, PERDE[Osm.] / ÉCRAN[Fr.] / BILDSCHIRM, SCHIRM[Alm.] ile/değil/yerine/= EKRAN
- HAİLE | TRAGEDYA ile/||/<> TRAGEDYA ile/||/<> TRAGEDYA[Lat.]
( Tragos keçi ile Ode ezgi Keçi ezgisi anlamında ortaya çıkmıştır Sonradan özel bir türün adı olmuştur Antik ve Klasik tanıma göre yüceltilmiş sözlerle yazılan bir kahramanın iyi bir durumdan kötü bir duruma düşmesiyle duyusal arınmayı sağlayacak acıma ve korku duygularına yönelen bir oyun türü Klasik anlayışta manzum olarak yazılan tragedya daha sonra düzyazıyla da yazılmıştır Örn Aiskhylos Sophokles Euripides Corneille Racine Goethe ve Schiller Konusunu tarih ya da söylencelerden alan kahramanları ünlü kişiler olan çarpıcı olaylar içinde insanın tutkularını uğradığı yıkılışları göstererek acıma duyguları uyandırarak kişiyi ürpertmek ereği güden koşuk biçiminde bir oyun türü Klasik tanımlamasında yüceltilmiş sözlerle yazılan yüceltilmiş bir kahramanın iyi bir durumdan kötü bir duruma düşmesiyle seyircinin korkuya ve acımaya yönelerek duygusal arınmaya gittiği oyun türü Çağdaş tanımı içinde olağan bir kişinin gerçekçi bir çevre içinde toplumsal çelişkilerini hissetmesiyle ortaya çıkan oyun türü )
- HAİLE, FACİA, TRAJEDİ, TRAGEDYA | AĞLATI ile/||/<> AĞLATI
( Sinema TV Geleneksel ağlatıdan yararlanılarak sinema ve televizyonda kullanılan bir tür Dramatik yapı duygular tutkular insanların değişmez sorunları üzerine kurulur Geleneksel ağlatıdaki değişmez yazgının yerini kahramanların yaradılışından ruhsal yapılarından yetişmelerinden toplumsal durumlarından ileri gelen bir değişmezlik alır Kişiler bu değişmezliğe karşı koyamadıklarından belli bir sona doğru önüne geçilmez biçimde ilerlerler Konusunu söylevsel ya da tarihsel kişilerin yaşamından alan korku ve acıma duyguları uyandırmak amacı güden genellikle bir yıkımla sonuçlanan koşuk biçiminde oyun )
- HAİLE, FACİA, TRAJEDİ, TRAGEDYA | AĞLATI ile/||/<> MELODRAM
( Sinema/TV. Geleneksel ağlatıdan yararlanılarak sinema ve televizyonda kullanılan bir tür. Dramatik yapı duygular, tutkular, insanların değişmez sorunları üzerine kurulur. Geleneksel ağlatıdaki değişmez yazgının yerini, kahramanların yaradılışından, ruhsal yapılarından, yetişmelerinden, toplumsal durumlarından ileri gelen bir değişmezlik alır. Kişiler bu değişmezliğe karşı koyamadıklarından, belli bir sona doğru önüne geçilmez biçimde ilerlerler. @@ Konusunu söylevsel ya da tarihsel kişilerin yaşamından alan, korku ve acıma duyguları uyandırmak amacı güden, genellikle bir yıkımla sonuçlanan, koşuk biçiminde oyun. )
- HAIRDRESSER, COIFFEUSE, WIG MAKER[İng.] ile/||/<> COIFFEUR-PERRUQUIER, COIFFEUSE-PERRUQUIÈRE, PERRUQUIER(-ÈRE)[Fr.] ile/||/<> FRISSEUR(-EUSE), PERÜCKENMACHER[Alm.] ile/||/<> BARBIERE[İt. < BERBIERE] ile/||/<> BERBER[İt. < BERBIERE]
( Sinema TV Oyuncuların saçlarını yapan takma saç sakal bıyık hazırlayan kimse )
- HAK-UL-EDİMME | ORTA DERİ ile/||/<> ORTA DERİ
( biyoloji botanik zooloji mesos orta derma deri Omurgalılarda boşaltım ve üreme organları derinin dermis tabakası yürek kası ve iskelet kasını meydana getiren gastrulada dış deri ektoderm ve iç deri endoderm tabakaları arasında kalan embriyo katı Mezoderm Erken embriyogenez sırasında oluşan üç tabakadan biri ektoderm ve endoderm tabakaları arasında yer alan hücre tabakası mezoderm )
- HAK = RIGHT[İng.] = DROIT[Fr.] = RECHT[Alm.] = JUS[Lat.]
- HAKEM[Ar. < ḤAKEM] ile/||/<> HAKEM ATIŞI
( Oyunun kurallara uygun olarak yönetilmesinden sorumlu olan ve kararlarına uyulması gereken görevli. )
- HAKİKAT | GERÇEK ile/||/<> GERÇEK
( Görgül bilgi ve kavramsal kuruluşların konulu olan olgusal durum 1 Düşünülen tasarımlanan imgelenen şeylere karşıt olarak var olan 2 Bilinçten bağımsız olarak var olan )
- HÂKİM | BASKIN ile/||/<> BASKIN
( karşılık dominant Dominonsidare eden Ana ya da babadan birisinin sahip olduğu bir karakter olup melezde ana ya da babadan diğerinin sahip oiduğu karşıt ve resessif karakterin gözükmesine engel olur biyoloji Ana ya da babadan birisinin sahip olduğu bir karakterin diğerinin ana ya da babadan sahip olduğu karşıt ve çekinik karakterin ifadesini engelleyerek melezde gözükmesi Dominant Büyüklük yoğunluk ve belli özellikler bakımından üstün olan dominant 1 Bir allelin etkisinin diğer allel tarafından örtülmesi baskılanması durumu 2 Genetik bir özelliğin fenotipe yansıyabilmesi için tek bir allelin yeterli olmasıyla özelliğini gösteren karakter dominant başat )
- HÂKİM | BASKIN ile/||/<> DOMİNANT
( (karşılık: dominant): (Lat. Dominons-idare eden) Ana ya da babadan birisinin sahip olduğu bir karakter olup melezde ana ya da babadan diğerinin sahip oiduğu karşıt ve resessif karakterin gözükmesine engel olur. @@ (biyoloji) @@ Ana ya da babadan birisinin sahip olduğu bir karakterin, diğerinin ana ya da babadan sahip olduğu karşıt ve çekinik karakterin ifadesini engelleyerek melezde gözükmesi. Dominant. @@ Büyüklük, yoğunluk ve belli özellikler bakımından üstün olan, dominant. @@ 1. Bir allelin etkisinin diğer allel tarafından örtülmesi, baskılanması durumu. 2. Genetik bir özelliğin fenotipe yansıyabilmesi için tek bir allelin yeterli olmasıyla özelliğini gösteren karakter, dominant, başat. )
- HAKİMİYET | BASKINLIK ile/||/<> BASKINLIK
( Tutumlar basamağında üstün konumdakilerin alt düzeydekileri biçimlendirme durumu Alel gen çiftlerinden birinin diğeri üzerine etkisini tam tam dominans ya da kısmen eksik dominans göstermesi Dominans Allel gen çiftlerinden birinin diğeri üzerine etkisini tam ya da kısmen göstermesi )
- HAL | HALLETME | HALLETMEK | İNHİLÂL ETTİRMEK | ÇÖZME ile/||/<> ÇÖZME ile/||/<> ÇÖZMEK
( Alttaki güreşçiye oyun yapmış olan üstteki güreşçinin oyununun iyi sonuç vermeyeceğini düşünerek onu uygulamaktan vazgeçip bırakması Bir sorun için yeterli yanıt ya da açıklama verme Çözlgenle karıştırarak bir özdeği çözeltiye sokmak 1 Bir kuvveti istenileni doğrultularda etkiyen en az iki kuvvete ayırma 2 Üstüste binmiş izge doruklarını ayırma matematik matematik kimya )
- HÂL | ŞİMDİKİ ZAMAN ile/||/<> ŞİMDİKİ ZAMAN ile/||/<> ŞİMDİKİ ZAMAN KİPİ
( Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman şimdiki zaman kipi Azerbaycan Türkçesi indiki zaman Türkmen Türkçesi hääzirki zamaan Gagauz Türkçesi şindikizaman Özbek Türkçesi hozirgi zamon Uygur Türkçesi hazirqi zaman Tatar Türkçesi xäzerge zaman Başkurt Türkçesi xäzerge zaman haligi zaman Krç Malk busagat zaman Nogay Türkçesi alîgî zaman Kazak Türkçesi osı şak Kırgız Türkçesi uçur çak Alt turguza öy Hakas Türkçesi polçathan tus ça formazı Tuva Türkçesi amgı üye Türkçesi amdıgı tem Rusça nastoyaşçeye vremya )
- HAL DEĞİŞİMİ ile/||/<> HAL DEĞİŞİMİ
( Bir yıldızın sıcaklığına basıncına yoğunluğuna aydınlatma gücüne ya da kütlesine ilişkin değişim Katı sıvı uçun gibi doğabilimsel bir haldeki bir özdeğin başka bir hale dönüşmesi )
- HÂL-İ MUVAKKAT[Osm.] / STATE[İng.] / ÉTAT[Fr.] / ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM
- HAL, TAVIR, CİHET | KİP ile/||/<> KİP
( modus ölçü kural Klasik mantıkta Tasımın çıkarım kuralları Her tasım belli bir kipe göre kurulmuştur ve tasımın kipi ile figürü arasında bir ilgi vardır 4 tasım figüründe toplam olarak 19 tasım kipi vardır barbara celarent vb Birbirine karışmadan incelenebilen titreşim ya da devinim biçimlerinden her biri Tel yay kovuk ya da dalgalı akım cevrimi gibi titreşebilen yapıların değişiksıktıkta titreşim biçimleri Derleme şekil çekim örneği Eylemlerde belirli bir zamanla birlikte konuşanın dinleyenin ve hakkında konuşulanın tekil ya da çoğul olarak belirtilmiş biçimi Bildirme kipleri isteme kipleri vb Bir fiile bildirdiği zaman ve kişi kavramları dışında olarak konuşan tarafından başka düşünce ya da duygular katıldığını anlatan türlü çekim şekilleri Salt kip Gelişimli kipler Ulaç Kök ve gövde durumundaki fiilin bildirdiği oluş ve kılışın konuşan dinleyen ya da kendisinden söz edilen şahıslar açısından ne biçimde ne tarzda yansıtıldığını gösteren bir gramer kalıbı bir anlatım biçimi başladım başlıyorsun tatlandırmış yuvarlanacaklar vb Türkçede kipler bildirme kipleri ve tasarlama kipleri olarak ikiye ayrılır Bunlara Azerbaycan Türkçesi fel forması şäkil Türkmen Türkçesi iişlik forması Gagauz Türkçesi çalım Özbek Türkçesi mayl Uygur Türkçesi mäyl Tatar Türkçesi nakloneniye fiğıl törkemçäse Başkurt Türkçesi höykäleş bagış Krç Malk turuş Nogay Türkçesi türkîm Kazak Türkçesi ray Kırgız Türkçesi ıngay Alt keber Hakas Türkçesi nakloneniye Tuva Türkçesi nakloneniye Türkçesi nakloneniye Rusça nakloneniye )
- HAL ile/||/<> DETHRONEMENT, DEPOSITION[İng.] ile/||/<> DÉTHRONEMENT, DÉPOSITION[Fr.] ile/||/<> ENTTHRONUNG[Alm.] ile/||/<> TAHTTAN İNDİRMEK
( Hükümdarlıktan düşürmek )
- HAL ile/||/<> HAL[Ar. < HALL | AR. < HALʿ | FR. < HALLE]
( Damdaki karları kürümek ya da harman yerindeki samanları bir araya getirmek için kullanılan araç Türközü Posof Kars Nesnelerin kesin olarak tanımlanmış koşullardaki ortak niteliklerinin tümüne verilen ad anlamdaş durum matematik Süreç ve İsim çekimi Kar küremek için kullanılan büyük kürek olarak da kullanılır Ağızlarda hel olarak da geçer Kökeni karışıktır Tietze ZBalk 18 176 115 Dankoff ALT E 115 Ermenice yer hal ya da hel Hemşin biçimiyle birleştirmiştir Ermenice hal ya da hel biçimleri için Adjarian MSL 20 162 Kar küremek için kullanılan büyük kürek olarak da kullanılır Ağızlarda hel olarak da geçer Kökeni karışıktır Tietze ZBalk 18 176 115 Dankoff ALT E 115 Ermenice yer hal ya da hel Hemşin biçimiyle birleştirmiştir Ermenice hal ya da hel biçimleri için Adjarian MSL 20 162 )
- HALÂ | KOFUL ile/||/<> KOFUL
( karşılık vaküol Sitoplâzma içinde sıvı hava ya da kısmen sindirilmiş besin kapsayan boşlukların herbiri botanik vaküol Vakuol )
- HALÂ, VAKUM | BOŞLUK ile/||/<> BOŞLUK
( Sinema TV İçinde molekül ya da atom bulunmayan uzay uygulamada içindeki hava ya da gazı tümüyle boşaltılmış son kertede alçak basınç bulunan uzay Bir radyo ışıtacında eksiucun yaydığı elektronların havanın ya da gazın atomlarıyla çarpışarak engellenmemesi için bu ışıtaçta böyle bir boşluk yaratılması gerekir TV Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara boş damga Herhangi bir veri dizisinde bellek ya da bilinçte görülen eksiklik İçinde molekül atom ve başka temel parçacıkların bulunmadığı varsayılan uzay parçası 1 genel uygulayım Herhangi bir emici ile havası boşaltılmış yer ortam vb 2 fizik kimya İçinde hiçbir öğecik özdecik vb bulunmayan bir gazın basıncı düşürüldükçe sonunda varılacak durum Özdekten arınmış kapalı oylum gedik boş )
- HALAT ile/||/<> HALAT[Yun.]
( Çapı 12 mm den daha kalın olan balıkçılıkta da çerçeve yaka ve kuvvetlendirmede kullanılan telden ya da doğal ve sentetik iplerden yapılan av araçlarında çekme ve donam amacıyla kullanılan ipler R χαλάδι R Bizans καλὡδιον rope )
- HALAZONE[İng.] / HALOZONE[Fr.] / HAFNIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= HALAZON
- HALBERWERTSDICKE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI TABAKA KALINLIĞI
- HALBWERTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI GÖZELER/HÜCRELER
- HALE | AYLA ile/||/<> AYLA
( Sinema TV Belirli bir etki yaratmak amacıyla özel bir aydınlatmaya başvurularak baş çevresinde oluşturulan ışıklı teker ağılın istenilerek yapılanı Puslu havalarda Güneş ya da Ay tekerini uzaktan saran ışıklı halka bir kuyrukluyıldızı saran ışıklı küre Samanyolu ve benzeri dizgelerin dışına doğru dağılmış olan yıldız kümeleri ve RRLyr yıldızlarının oluşturduğu büyük küre biyoloji Hale )
- HALE, HALO ile/||/<> AĞIL
( Sinema TV 1 Duyarkatın üzerine gelen ışığın tabana çarpıp yansıyarak aynı duyarkatı ikinci kez etkilemesinden doğan ve görüntülerdeki çok ışıklı nesneleri çevreleyen ışıklı teker 2 Fosforlu özdeklerin bulunduğu bazı alıcı ışıtaçlarından dolayı televizyon görüntülerinde ortaya çıkan aynı durum Koyun ve keçilerin barındırıldığı dört tarafı ve üstü kapalı kapısı penceresi ve havalandırması bulunan geliştirilmiş yapılar hlk koyun pisliği koyun yatağı Az ağıl āğıl ağıl ağıl Koy Kaça Kzl āl Dorf Jurtengruppe Tara aul 1 Aul Jurten die an einer Stelle zusammenstehen 2 Dorf Çağdaş diyalektlerde ağıl yanında kullanılan ayıl ail biçimi Moğolcadan alınmıştır Ligeti ALH 19 132133 Tel ayıl Alt Tel ail 1 Jurte Filzzelt 2 Dorf Aul ayıl avul Eski çağlardan başlayarak kullanılır ağıl Orta Türkçede ağıl koyun yatağı olarak geçer Eski Kıpçakçada da ağıl biçimi kullanılır Kökünü bilmiyoruz Bilimsel yayınlarda Türkçe ağ kökünden geldiği sık sık dile getirilmiştir Moğolca ayil family household settlement group of tents biçimi Türkçeden kalma eski bir alıntıdır Türkçe ağıl biçimi Moğolcada ağıl ağil gibi ara duraklardan geçerek ayile çevrilmiştir Türkçe ağıl biçiminin Moğolca ayilden geldiği yolundaki görüş yanlıştır Macarca falu Vogulca pāwl Ostyakça pōgıl gibi biçimlerle birleştirilmesi tartışmaya açıktır Türkçeden belli başlı komşu dillere de geçmiştir )
- HÂLE ile/||/<> AUREOLE, AUREOLE[İng.] ile/||/<> AURÉOLE[Fr.] ile/||/<> AUREOLE, STRAHLENKRANZ[Alm.] ile/||/<> IŞIK AYLASI
( Bir gökcismini saran ışıklı halka )
- HALF REACTION[İng.] / HALBDURCHLÄSSIGE WAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI TEPKİME
- HALF WAVE ANTENNA[İng.] / ANTENNE DE LA DEMI-VAGUE[Fr.] / HALBWELLENANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA ANTEN
- HALF WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DEMI-ONDE[Fr.] / HALBWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YARIM DALGA BOYU
- HALF-LIFE, HALF-PERIOD[İng.] / PÉRIODE DE DEMI-VIE[Fr.] / GYPSUM ZEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YARI ÖMÜR, YARILANMA SÜRESİ
- HALİ CÜMLE, BOŞ CÜMLE | BOŞ KÜME ile/||/<> BOŞ KÜME
( Hiçbir öğesi olmayan küme Simgesi Hiç bir öğesi olmayan küme Boş küme olarak gösterilir )
- HALİÇ[Ar. < HALÎC] ile/||/<> LİMAN
( Gelgit olaylarından etkilenen kıyılarda, az çok huniye benzer dere ağzı. @@ Özellikle gelgit olayının büyük ölçüde görüldüğü kıyılarda, akarsuların ağızlarında oluşan huni biçiminde derin, az çok geniş ve uzun doğal suyolu. @@ (coğrafya) )
- HALİÇ ile/||/<> HALİÇ[Ar. < HALİC]
( Gelgit olaylarından etkilenen kıyılarda az çok huniye benzer dere ağzı Özellikle gelgit olayının büyük ölçüde görüldüğü kıyılarda akarsuların ağızlarında oluşan huni biçiminde derin az çok geniş ve uzun doğal suyolu coğrafya )
- HALIDE, HALOGENIDE[İng.] / HALOGÉNURE[Fr.] / HALOGENID[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJENÜR
- HALİP | SİDİK BORUSU ile/||/<> SİDİK BORUSU
( karşılık ureter oureter Sidiği böbrekten sidik torbasına ya da dışkılığa taşıyan bir çift kanal Sidiği böbrekten mesaneye ya da kloaka taşıyan kana1 İdrar borusu üreter anat Erkeklerde hem idrarın hem de sperma nın dişilerde idrarın dışarı atılmasını sağlayan kanal üretra Üretranın mukozasında seksüel uyarımlarda lümene alkali bir sıvının salgılanmasından sorumlu olan ve glandula üretralis adı verilen bezler yer alır )
- HALİP | SİDİK BORUSU ile/||/<> SİDİK TORBASI ile/||/<> SİYEK
( (karşılık, ureter), (Yun.oureter), Sidiği böbrekten sidik torbasına ya da dışkılığa taşıyan bir çift kanal. @@ Sidiği böbrekten mesaneye ya da kloaka taşıyan kana1. İdrar borusu, üreter. @@ anat. Erkeklerde hem idrarın hem de spermanın, dişilerde idrarın dışarı atılmasını sağlayan kanal, üretra. Üretranın mukozasında seksüel uyarımlarda lümene alkali bir sıvının salgılanmasından sorumlu olan ve glandula üretralis adı verilen bezler yer alır. )
- HALİTA | ALAŞIM ile/||/<> ALAŞIM
( İki ya da daha çok metalden kimi durumda da metallerle C P Te gibi öğelerden oluşan metal görünümünde katı ya da sıvı karışım kimya metalbilim İki ya da daha çok öğenin oluşturdukları katı çözelti kati çözelti ile karışımlı özdek İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım kimya İki ya da daha çok madenin birleşim ya da karışımından elde olunan özdek İki ya da daha çok elementin oluşturdukları katı çözelti ya da katı çözelti ile katı karışımlı özdek )
- HALİTA | ALAŞIM ile/||/<> AMALGAM
( İki ya da daha çok metalden, kimi durumda da metallerle C,P, Te gibi öğelerden oluşan metal görünümünde katı ya da sıvı karışım. @@ kimya, metalbilim: İki ya da daha çok öğenin oluşturdukları katı çözelti; kati çözelti ile karışımlı özdek. @@ İki ya da daha çok metalin birlikte eritilmesi sonucu oluşan katı karışım. @@ (kimya) @@ İki ya da daha çok madenin birleşim ya da karışımından elde olunan özdek. @@ @@ İki ya da daha çok elementin oluşturdukları katı çözelti ya da katı çözelti ile katı karışımlı özdek. )
- HALİTA YAPMA | ALAŞIMLAMA ile/||/<> ALAŞIMLAMA
( metalbilim Çözen metale alaşım öğelerinin eritilerek katılması işlemi Çözen metale alaşım elementlerinin eritilerek katılması işlemi )
- HALÎTA[Osm.] / ALLOY[İng.] / ALLIAGE[Fr.] / LEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAŞIM
- HALITE, ROCK SALT[İng.] / HALITE[Fr.] / HALBZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYA TUZU
- HALK ile/||/<> HALK KÜLTÜRÜ
( Bir toplum içinde ortak gelenek görenek davranış ve uygulamalardan oluşan bir kültürel düzende yaşayan insan topluluğu halk kültürü halk yaşantısı halk toplumu halk katmanı seçkin kültürü toplum köy boy Belli bir ülkede yaşayan kan birliği taşıyan aynı dili konuşan benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik Halk terimi aynı zamanda birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır Daha geniş anlamda bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır Anadolu halkı gibi Penisin kabuklanması )
- HALKA, ÇEMBER, LUP, BUKLE | DOLAM ile/||/<> DOLAM
( Sinema Göstericide görüntü ya da sesin art arda birçok kez izlenebilmesini sağlamak amacıyla bir film parçasının iki ucunun birbirine yapıştırılmasından oluşan çember 1 Üzerinde toplama ile gösterilen bir işleme göre değişmeli öbek çarpma ile gösterilen bir işleme göre de birleşmeli öbeksi yapısı olan ve çarpma işlemi toplama işlemi üzerine dağılan küme 2 kümeler dolamı 1 Bir çarpım işlemi altında kapalı öğeler kümesi 2 Öğecikleri çevrimsel olarak dizilmiş özdeciğin geometrik biçimi )
- HALKA ile/||/<> HALKA[Ar. < HALKA]
( II Susamlı çörek Yenice Gelendost Isparta III Harman yerine daire biçiminde dökülen ekin Yenikent Aksaray Niğde IV Saban okuna bağlanan eğik ağaç Meyvebükü Güdül Ankara astronomi Sestod strobilasında bulunan segmentlerin her birine verilen ad proglottid Genç olgun ve yaşlı olmak üzere üç tipi vardır )
- HALKERKİ = HÜKÜMET-İ AMME = DEMOCRACY[İng.] = DÉMOCRATIE[Fr.] = DEMOKRATIE[Alm.] = DEMOKRATIA, DEMOS:HALK, KRATOS:ERK, EGEMENLİK[Yun.] = DEMOCRACIA[İsp.]
- HALKIYE | HALKALILAR ile/||/<> HALKALILAR
( Yersolucanında olduğu gibi bütün vücudu birbirine benzer boğumlardan oluşan solucanlar topluluğu halkalı kurtlar halkalı solucanlar zooloji )
- HALKIYE | HALKALILAR ile/||/<> YASSI SOLUCANLAR ile/||/<> YUVARLAK SOLUCANLAR
( Yersolucanında olduğu gibi, bütün vücudu birbirine benzer boğumlardan oluşan solucanlar topluluğu; halkalı kurtlar, halkalı solucanlar. @@ (zooloji) )
- HALL ACCELERATOR[İng.] / HALL-BESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL HIZLANDIRICISI
- HALL EFFECT ISOLATOR[İng.] / ISOLATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHE ISOLIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ YALITICI
- HALL EFFECT MULTIPLIER[İng.] / MULTIPLICATEUR À EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKTTISCHER MULTIPLIKATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİLİ ÇOĞALTICI
- HALL EFFECT[İng.] / EFFET HALL[Fr.] / HALL-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ETKİSİ
- HALL GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE HALL[Fr.] / HALL-GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL ÜRETECİ
- HALL PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ HALL[Fr.] / HALLOYSIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL İŞLEMİ
- HALL-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALL VOLTAJI
- HALLETMEK[Osm.] / TO DISSOLVE[İng.] / LÖSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZMEK
- HALLİYET | ASETAT[Fr. < ACÉTATE] ile/||/<> ASETİK ASİT ile/||/<> ASETON
( Sinema Asetik asidin (sirke asidi) tuzu. (Yanmaz film tabanını oluşturan asetat, film yapımında kullanılan selüloz asetatın ham özdeğidir). @@ (kimya) @@ Asetik asit tuzu. )
- HALLİYET | ASETAT ile/||/<> ASETAT ile/||/<> ASETAT[Fr. < ACÉTATE]
( Sinema Asetik asidin sirke asidi tuzu Yanmaz film tabanını oluşturan asetat film yapımında kullanılan selüloz asetatın ham özdeğidir kimya Asetik asit tuzu )
- HALLOYSITE, HALLOYLITE[İng.] / HALLOYSITE[Fr.] / HALIT, STEINSALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HALLOYSİT
- HALLWACHS EFFECT[İng.] / EFFET HALLWACHS[Fr.] / HALLWACHS-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= HALLWACHS ETKİSİ
- HALO-[İng.] / HALO-[Fr.] / HALL-VERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HALO-
- HALOGEN ACIDS[İng.] / HALOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJEN ASİTLERİ
- HALOGEN LAMP[İng.] / LAMPE HALOGÈNE[Fr.] / HALOGEN-GLÜHLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJEN LAMBA
- HALOGEN[İng.] / HALOGÉN[Fr.] / HALO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJEN
- HALOGENERIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJENLEME
- HALOGENS[İng.] / HALOGÉNES[Fr.] / HALOGEN SÄUREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HALOJENLER
- HALTER ile/||/<> HALTER[Fr. < HALTÈRE]
( anlamdaş tokmakçık halter ağırlık Böceklerin ikikanatlılar Diptera takımında ard kanatların değişmesiyle meydana gelmiş olan saplı tokmak biçimindeki çıkıntılar Uçma sırasında dengeyi sağlar Birbirine sapla bağlı disklerden yapılmış ağırlık kaldırma amacına dayanan bir güç gösterisi aracı tokmakçık Diptera dizisindeki sineklerde uçuş esnasında dengenin sağlanması için gerekli olan metatorakstaki kanat kalıntıları )
- HAMAL[Ar. < ḤAMMÂL] ile/||/<> TAŞIYICI
( (Kar.) Tasvirleri taşıyanlara bu ad verilirdi. @@ bk. taşıyıcı @@ Tasvirleri ve donatımlıkları taşıyanlara verilen ad. )
- HAMAL ile/||/<> HAMAL[Ar. < HAMMÂL]
( Kar Tasvirleri taşıyanlara bu ad verilirdi taşıyıcı Tasvirleri ve donatımlıkları taşıyanlara verilen ad )
- HAMAM BÖCEĞİ ile/||/<> HAMAM BÖCEĞİ
( Periplaneta americana Böcekler İnsecta sınıfının düzkanatlılar Orthoptera takımından bir eklembacaklı türü Uzunluğu 34 cm Amerikadan Avrupaya taşınmıştır Fırın ve hamamlarda raslanır Böcekler Insecta sınıfının düz kanatlılar Orthoptera takımından dünyanın her tarafında evlerde fırın ve hamamlarda rastlanan 34 cm kadar boyda Periplaneta americana P orientalis ve Blatta germanica B orientalis türlerine verilen genel ad )
- HAMAYLI | MUSKA ile/||/<> UĞURLUK ile/||/<> NAZARLIK | İNSAN MUSKASI
( İnsan, hayvan, bitki, nesne ve ürünlerinin uygun düşen bir yerine asıldıkları, bağlandıkları, dikildikleri ya da konuldukları zaman onları ölüm, salgın,yersarsıntısı.subaskını, yıldırım, yangın, savaş, büyü, gözdeğmesi gibi daha birçok dokuncalardan koruduğuna ve onlara bolluk, varsıllık, iyi bir gelecek, aşılmaz bir güç sağladığına inanılan doğal ya da yapay nesnelerden her biri. bk. insan muskası, hayvansal muska, bitkisel muska, taş muska, ışıldak muska. krş. tapıncak, atasoy, din, kutyasak. @@ Taşıyanı, takanı ya da sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan; içinde dinsel ve büyüsel bir gücün saklı olduğu sanılan doğal ya da yapay nesne. a. bk. uğurluk. @@ < Ar nusḫa. Türkçede nüsha yanında doublet olarak kullanılır: muska < nuska < nusḫa. Azeri alanındaki nüsxǝ sözünün eski anlamı da 'üzerine dua sözleri yazılı kâğıt' biçimindedir. Dilimizde muskaya hamaylı adı da verilir. )
- HAMAYLI ile/||/<> MUSKA ile/||/<> İNSAN MUSKASI
( İnsan hayvan bitki nesne ve ürünlerinin uygun düşen bir yerine asıldıkları bağlandıkları dikildikleri ya da konuldukları zaman onları ölüm salgın yersarsıntısı subaskını yıldırım yangın savaş büyü gözdeğmesi gibi daha birçok dokuncalardan koruduğuna ve onlara bolluk varsıllık iyi bir gelecek aşılmaz bir güç sağladığına inanılan doğal ya da yapay nesnelerden her biri insan muskası hayvansal muska bitkisel muska taş muska ışıldak muska tapıncak atasoy din kutyasak Taşıyanı takanı ya da sahip olanı zararlı etkilerden koruyup iyilik getirdiğine inanılan içinde dinsel ve büyüsel bir gücün saklı olduğu sanılan doğal ya da yapay nesne a uğurluk nusḫa Türkçede nüsha yanında doublet olarak kullanılır muska nuska nusḫa Azeri alanındaki nüsxǝ sözünün eski anlamı da üzerine dua sözleri yazılı kâğıt biçimindedir Dilimizde muskaya hamaylı adı da verilir )
- HAMBURGER[Alm. < HAMBURGER] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMBURGER
( İki parça yuvarlak ekmeğin arasına yerleştirilen köfte ile yapılan bir sandviç türü )
- HAMBURGER[İng.] ile/||/<> HAMBURGER[Alm. < HAMBURGER] ile/||/<> HAMBURGER[Alm. < HAMBURGER]
( Sığır kıymasının biçim verilmesiyle elde edilen ve kendi adıyla anılan sandviçlerde kullanılan köfte )
- HAMBURGER/HAMBURGER[Alm. < HAMBURGER] ile/||/<> SANDVİÇ/SANDWİCH[İng. < SANDWICH]
( İki parça yuvarlak ekmeğin arasına yerleştirilen köfte ile yapılan bir sandviç türü )
- HAMEL | KOÇ ile/||/<> KOÇ
( Bir takımyıldızın ve bir burcun adı Koç takımyıldızı Koç burcu astronomi )
- HÂMİL[Osm.] / CARRIER[İng.] / PORTEUR, PORTEUSE[Fr.] / TRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI
- HAMILTON'S PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'HAMILTON[Fr.] / HAMILTONSCHES PRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= HAMİLTON İLKESİ
- HAMILTONIAN EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS D'HAMILTON[Fr.] / HAMILTONSCHE GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HAMİLTON DENKLEMLERİ
- HAMILTONIAN FUNCTION[İng.] / HAMILTONSCHE FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= HAMİLTON İŞLEVİ
- HAMÎRE | BİRA MAYASI ile/||/<> BİRA MAYASI ile/||/<> MAYA
( maya Hücre biyolojisi genetik deneylerinde ve rekombinant DNA için model olarak kullanılan bir hücreli mantar 1 Bira üretimi sırasında elde edilen protein ve lizin bakımından zengin ham proteinin sindirilme derecesi yüksek bir ürün 2 Hücre biyolojisi genetik deneylerinde ve rekombinant DNA için model olarak kullanılan bir hücreli mantar Halk yazınında özel bir ezgi ile söylenen bir tür koşuk İçerdikleri enzimlerin tezgensel etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren tek gözeli bitki organizmaları 1 Bira ve şarap mayalanmasından sonra yüzeyde kalan ya da dibe çöken maddeler Bu çöküntüler canlı ya da ölü birgözeli mantarlar ile bakterilerden ibarettir 2 Saccharomycetacae familyasına ait bir gözeli mikroskobik mantarlar Bunların içinde en önemlisi bira mayasıdır Saccharomyces cerevisiae Kapsadığı zengin proteinler ve B vitaminlerinden dolayı hem insanlar tarafından yenir hem de hayvanlara yem olur Canlı halde sahip oldukları enzimleri kurtulmuş iken de kapsadıklarından kurutulmuş bira mayası da mayalanma yapabileceği gibi besin maddesi olarak da kullanılır 3 Hamur mayası botanik kimya tarım 1 Bira ve şarap mayalanmasında kullanılan canlı ya da ölü bir hücreli mantar ve bakteriler 2 Hamur mayası 3 Canlı hâlde sahip oldukları özellikleri kurutulmuş olarak da muhafaza edildiği için kuru hâlde de kullanılan hem insanlar tarafından kullanılan hem de hayvanlara yem olarak verilen protein ve B vitamininden zengin bira mayası 1 Kendisi değişim göstermeksizin diğer bir maddede kimyasal değişikliğe neden olan madde fermantasyon yapıcı madde ferment 2 Tek hücreli tomurcuklanmayla çoğalan mantarlar Bakterilerden daha büyük elipsoit küre ya da silindir biçiminde olan mikrobiyal aktiviteyi uyararak ya da sindirim kanalı pH sını dengeleyerek sindirimi artıran tek hücreli canlılar Ekmek bira vb bazı gıdaların üretiminde kullanılan tomurcuklanmayla çoğalan tek hücreli mantar )
- HAMÎRE | MAYA ile/||/<> MAYA ile/||/<> MAYA[Fars. < MÂYE]
( Halk yazınında özel bir ezgi ile söylenen bir tür koşuk İçerdikleri enzimlerin tezgensel etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren tek gözeli bitki organizmaları 1 Bira ve şarap mayalanmasından sonra yüzeyde kalan ya da dibe çöken maddeler Bu çöküntüler canlı ya da ölü birgözeli mantarlar ile bakterilerden ibarettir 2 Saccharomycetacae familyasına ait bir gözeli mikroskobik mantarlar Bunların içinde en önemlisi bira mayasıdır Saccharomyces cerevisiae Kapsadığı zengin proteinler ve B vitaminlerinden dolayı hem insanlar tarafından yenir hem de hayvanlara yem olur Canlı halde sahip oldukları enzimleri kurtulmuş iken de kapsadıklarından kurutulmuş bira mayası da mayalanma yapabileceği gibi besin maddesi olarak da kullanılır 3 Hamur mayası botanik kimya tarım 1 Bira ve şarap mayalanmasında kullanılan canlı ya da ölü bir hücreli mantar ve bakteriler 2 Hamur mayası 3 Canlı hâlde sahip oldukları özellikleri kurutulmuş olarak da muhafaza edildiği için kuru hâlde de kullanılan hem insanlar tarafından kullanılan hem de hayvanlara yem olarak verilen protein ve B vitamininden zengin bira mayası 1 Kendisi değişim göstermeksizin diğer bir maddede kimyasal değişikliğe neden olan madde fermantasyon yapıcı madde ferment 2 Tek hücreli tomurcuklanmayla çoğalan mantarlar Bakterilerden daha büyük elipsoit küre ya da silindir biçiminde olan mikrobiyal aktiviteyi uyararak ya da sindirim kanalı pH sını dengeleyerek sindirimi artıran tek hücreli canlılar Ekmek bira vb bazı gıdaların üretiminde kullanılan tomurcuklanmayla çoğalan tek hücreli mantar )
- HAMIZ | ACİDE[Fr. < ACIDE] ile/||/<> ASİT ile/||/<> ASİT[Fr. < ACIDE]
( 1 Suda çözündüğünde hidronyum yükünü H3O veren kimyasalözdek Yapısındaki hidrojenleri baz kökleri ya da metallerle yer değiştirerek tuzları oluşturur pH ölçeğinde 07 arasında değer gösterirler 2 Bronsted Proton verme yatkınlığı olan kimyasal bileşik 3 Lewis Ortaklanmamış elektron çifti ya da çiftlerini almaya yatkın olan kimyasal özdek kimya Bir çözeltiye H iyonu proton çıkaran madde Bileşimindeki hidrojeni bir metalle değiştirerek tuz oluşturan yakıcı ekşi tatta sıvı özdek Alkali maddenin tersi özellikler taşıyan turnusolün mavi rengini kırmızıya çeviren suda eridiği zaman hidrojen iyonları meydana getiren hidrojenli bileşik Bir çözeltiye hidrojen iyonu veren suda çözündüğü zaman hidrojen iyonları açığa çıkaran bileşimindeki hidrojenin yerine herhangi bir mineral alarak tuz meydana getirebilen ve turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirme özelliği olan hidrojenli bileşim )
- HAMIZ | ASİT[Fr. < ACİDE] >< BAZ
( 1. Suda çözündüğünde hidronyum yükünü H3O+ veren kimyasalözdek. (Yapısındaki hidrojenleri, baz kökleri ya da metallerle yer değiştirerek tuzları oluşturur, pH ölçeğinde 0-7 arasında değer gösterirler.) 2. (Bronsted) Proton verme yatkınlığı olan kimyasal bileşik. 3. (Lewis) Ortaklanmamış elektron çifti ya da çiftlerini almaya yatkın olan kimyasal özdek. @@ (kimya) @@ Bir çözeltiye H+ iyonu (proton) çıkaran madde. @@ Bileşimindeki hidrojeni, bir metalle değiştirerek tuz oluşturan, yakıcı, ekşi tatta sıvı özdek. @@ Alkali maddenin tersi özellikler taşıyan, turnusolün mavi rengini kırmızıya çeviren, suda eridiği zaman hidrojen iyonları meydana getiren hidrojenli bileşik. @@ Bir çözeltiye hidrojen iyonu veren, suda çözündüğü zaman hidrojen iyonları açığa çıkaran, bileşimindeki hidrojenin yerine herhangi bir mineral alarak tuz meydana getirebilen ve turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirme özelliği olan hidrojenli bileşim. )
- HÂMIZ-I BEVL | ÜRİK ASİT ile/||/<> ÜRİK ASİT ile/||/<> ÜRİK ASİT[Fr. < ACIDE URIQUE]
( Memeli hayvanların sidiğinde az olarak kuş ve sürüngenlerin sidiğinde çokça bulunan beyaz kokusuz ve lezzetsiz bir kimyasal madde kimya 1 Bazı memelilerde pürin metabolizmasının son ürünü 2 6 8trioksipürin 2 Kuş sürüngen ve bazı omurgasızlarda böcekler azotlu boşaltım maddesi Ürat Pürin katabolizmasının bir son ürünü litik asit Primatlar dalmaçya ırkı köpekler sürüngenler kanatlılar ve bazı böceklerde pürin katabolizmasının son ürünülitik asit )
- HÂMIZ-I FAHM | KARBONİK ASİT ile/||/<> KARBONİK ASİT
( kimya Karbondioksitten sulu ortamda geçici olarak karbonik anhidraz enzimi ile meydana gelen ve hemen bikarbonat iyonuna dönüşen asit Karbondioksit gazının sudaki erimiş durumu Karbondioksitten sulu ortamda geçici olarak karbonik anhidraz enzimiyle meydana gelen ve bikarbonat iyonuna dönüşen asit )
- HAMİZ[Osm.] / ACID[İng.] / ACIDE[Fr.] / SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT
- HAMLAÇ, ŞALUMO | ÜFLEÇ ile/||/<> ÜFLEÇ ile/||/<> YELYAPAR
( 1 fizik kimya Deneyliklerde yüksek ısı elde edilen araç 2 işleyim Kaynak yapımında metalleri kesme ve eritme işleminde kullanılan alev fışkırtan araç 3 yelyapar kimya I Fırın atmosferlerinin dolaşımını sağlamak için kullanılan üfleyici araç II Gaz karışımlarını yakarak üfleme işlemini yapan araç )
- HAMLAMA ile/||/<> HAMLAMA
( Çini toprağından yapılmış kap ya da başka işlerin ilk yakılışı hamlık )
- HAMLE | ATAK[Fr. < ATTAQUE] ile/||/<> ÇIKARILMAK ile/||/<> UYARMA
( Yumrukoyuncusunun yağı karşısında yaptığı ileri hareket. )
- HAMLE ile/||/<> ATTACK[İng.] ile/||/<> ANGRIFF[Alm.] ile/||/<> ATAK[Fr. < ATTAQUE]
( Yumrukoyuncusunun yağı karşısında yaptığı ileri hareket )
- HAMLİ | KOŞULSUZ ile/||/<> KOŞULSUZ
( Hiç bir koşula bağlı olmayan kesin olarak geçerli olan koşulsuz )
- HAMMÂMİYE | GÜVERCİNGİLLER ile/||/<> GÜVERCİNGİLLER
( Columbidae columba güvercin Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının yağmurkuşları Charadriiformes takımının güvercinler Columbae alttakımına giren bir familyası Gagalarının kenarları düz burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülüdür Çok türü ve ırkı vardır Kaya güvercini Columba livia gök güvercin C oenas tahtalı C palumbus türleri en iyi bilinenleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının yağmur kuşları Charadriiformes takımının güvercinler Columbae alt takımından gagalarının kenarları düz burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülü türleri olan bir familya )
- HAMMÂMİYE | GÜVERCİNGİLLER ile/||/<> GÜVERCİNLER
( (Columbidae), (Lat. columba = güvercin): Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının yağmurkuşları (Charadriiformes) takımının güvercinler (Columbae) alt-takımına giren bir familyası. Gagalarının kenarları düz, burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülüdür. Çok türü ve ırkı vardır. Kaya güvercini (Columba livia), gök güvercin (C. oenas), tahtalı (C. palumbus) türleri en iyi bilinenleridir.. @@ (zooloji) @@ Kuşlar (Aves) sınıfının, yağmur kuşları (Charadriiformes) takımının, güvercinler (Columbae) alt takımından, gagalarının kenarları düz, burun delikleri ortadan yarık olan bir zarla örtülü türleri olan bir familya. )
- HAMMERMÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİČKİ KŘİVCİ
- HAMSE | BEŞLİK ile/||/<> BEŞLİK
( Sinema TV Aydınlatmada kullanılan 5 kilovatlık toplayıcı ışıldak Divan çağında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan yapıta verilen ad Genceli Nizaminin hamsesi vb gibi )
- HAMSE | BEŞLİK ile/||/<> IŞILDAK ile/||/<> İKİLİK ile/||/<> ONLUK
( Sinema/TV. Aydınlatmada kullanılan 5 kilovatlık toplayıcı ışıldak. @@ Divan çağında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan yapıta verilen ad (Genceli Nizami'nin hamsesi vb. gibi). )
- HAMSİ ile/||/<> HAMSİ
( Engraulis eucrasicholus Kemiklibalıklar Teleostei takımının hamsigiller Culupeidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1012 cm Eti çok lezzetlidir Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının hamsigiller Clupeidae familyasından 1012 cm kadar uzunlukta Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür Kemikli balıklardan hamsigiller Engraulidae familyasından boyu 20 cm kadar olabilen Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür R χαψί hamsi Rumencede hamsiè Bulgarcada xamsija Engraulis encrasicholus olarak geçer Rusçada xamsa biçimi kullanılır )
- HAMSİGİLLER ile/||/<> HAMSİGİLLER
( Yassıkurtlara arakonakçı türleri de bulunan çatal kuyruklu balıklar familyası Clupeidae clupea küçük bir tatlı su balığı Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının yumuşakyüzgeçliler Malacopterygii alttakımına giren bir familyası Vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallıdır Yan çizgileri bulunmaz Sırtları maviyeşil karınları ak olur Denizlerde yaşarlar Hamsi Engraulis eucrasicholus ringa balığı Clupea harengus çaça balığı C sprattus tirsi balığı Alosa alosa dişli tirsi A finta sardalya Sardina pilchardus türleri iyi bilinirler zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının yumuşak yüzgeçliler Malacopterygii alt takımından vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallı yan çizgileri olmayan sırtları mavi yeşil karınları ak denizlerde yaşayan türlere sahip bir familya Kemikli balıklardan vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallı yan çizgileri olmayan sırtları mavi yeşil karınları beyaz denizlerde yaşayan türlere sahip bir familya )
- HAMULE | YÜK ile/||/<> YÜK
( Ruhsal sağaltımla ya da toplumsal yardımla uğraşan uzmanların belirli bir zamanda üzerinde çalıştıkları kişilerin sayısı 1 Osmanlılarda 100 000 akçe tutarında para 2 İpek için kullanılan bir ağırlık ölçeği 1 elektrik Bir nesnenin yüzeyinde biriken elektrik niceliği 2 fizik Çevresinde elektrik alanı yaratan artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği niceliği Çevresinde kıvıl alan yaratan artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği niceliği 1 Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali 2 Bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı 1 Gemiye taşınmak üzere yüklenilen her çeşit mal 2 Deniz mal taşımalarında sözleşmesi gereğince ödenen taşıma ücreti Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı 1 İşlem için fırın ya da yunağa bir kerede konan metalin ağırlığı 2 Bir nesnenin üzerine binen ağırlık )
- HAMÛLE[Osm.] / CHARGE, LOAD[İng.] / CHARGE[Fr.] / LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK
- HAN ile/||/<> HAN[Fars. < HÂN]
( 1Türk hükümdarlarına özgü bir san Sultan Selim Han gibi 2Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan san 3Konaklama yeri Mimarlık Eskiden kent ve kasabalarda ya da önemli kavşak noktalarında yolcuların hayvanları ile birlikte konakladıkları içinde ahırları yatacak odaları bulunan yapı Ay kervansaray )
- HANÇERE | GIRTLAK ile/||/<> GIRTLAK
( anlamdaş larinks Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir biyoloji Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Larinks Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri ses dudakları yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak kalkan kıkırdak ibriksi kıkırdaklar armutsu kıkırdak adlarını alır Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir Gırtlağın nefes alma durumunda bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren adalelerin ya da ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir Bunlara anat Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü larenks Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır )
- HANÇERE | HANÇERE, BULUM | HANÇERE ile/||/<> HANÇERE ile/||/<> GIRTLAK
( gırtlak gırtlak anlamdaş larinks Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir biyoloji Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Larinks Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri ses dudakları yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak kalkan kıkırdak ibriksi kıkırdaklar armutsu kıkırdak adlarını alır Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir Gırtlağın nefes alma durumunda bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren adalelerin ya da ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir Bunlara anat Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü larenks Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır )
- HANÇERE SAMİTİ | GIRTLAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> GIRTLAK ÜNSÜZÜ
( Derleme gırtlak sessizi gırtlak üfleme fonemi soluma fonemi gırtlak sürtünme fonemi Ciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile meydana gelen süreksiz ünsüz h h vb Ses tellerinin soluk alma durumuna oranla birbirlerine daha çok yaklaşarak ya da dokunarak meydana getirdiği ses Türkçede ikincil sekunder h sesi ile dilimize Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerde ya da ağızlarda k h değişmesi ile oluşmuş h ünsüzü birer gırtlak ünsüzüdür Hangi hanım daha ahçı aşçı yahşı haber yahacak yoh vb Dilimize Arapça ve Farsça yoluyla geçmiş cür et neş e mel un mü min gibi kelimelerde görülen ve birer kesme işareti ile karşılanan hemze hamza ve ayın ayn sesleri de aslında birer gırtlak ünsüzü durumundadır Ancak bu ses yazılışta ve söylenişte çok defa kullanıştan düşmüş durumdadır mevki mebde menba mesut neşe gibi )
- HANÇERE SAMİTİ | GIRTLAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> HEMZE ile/||/<> SES KİRİŞLERİ
( Derleme.. gırtlak sessizi, gırtlak üfleme fonemi, soluma fonemi, gırtlak sürtünme fonemi) Ciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile meydana gelen süreksiz ünsüz: h (h) vb. @@ Ses tellerinin soluk alma durumuna oranla birbirlerine daha çok yaklaşarak ya da dokunarak meydana getirdiği ses. Türkçede ikincil (sekunder) h sesi ile dilimize Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerde ya da ağızlarda k>h değişmesi ile oluşmuş h ünsüzü birer gırtlak ünsüzüdür. Hangi? hanım, daha, ahçı ( ( bk. gırtlak @@ bk. gırtlak@@(anlamdaş. larinks): Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi. Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir. @@ (biyoloji) @@ Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan, akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi. Larinks. @@ Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde, nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri (ses dudakları) yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ. Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar, biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak, kalkan kıkırdak, ibriksi kıkırdaklar, armutsu kıkırdak adlarını alır. Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur. Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir. Gırtlağın, nefes alma durumunda, bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan, konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren, adalelerin ya da ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır. Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir. Bunlara bk. @@ anat. Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü, larenks. Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza, kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır. ) ( 1. Özdeksel gereksinme ve zorunlukları karşılamak için el ve araçla yapılan iş. 2. El uzluğu isteyen işler. ) ( Topa isteyerek ya da istemeyerek elle dokunma Kalecinin dışında bir oyuncunun topu elle tutması ya da topa elle dokunması ayaktopu kurallarınca yasaklanmış bir davranıştır ve ödek gerektirir ) ( Padişah çocuklarının bucak içindeki özel daireleri Mimarlık İçinde oturup barınılacak yapı 1 Yalnız bir ailenin oturabileceği biçim ve büyüklükte konut 2 Kat iyeliğine göre kullanılan çokbarklı yapılardaki bağımsız bölümlerden her biri Az öv öy üy öy öy Blk üy üy üy üy Tar öy Hal häv em Küer ep Bar ǖ Mad öm öp Alt Tel Kuğ üy ib Alt ǖ üg yurt Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ev olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar ew biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada ev olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Munkácsiye göre KCsA 1 314 Sümerce ab biçimiyle birleştirilebilir Hommel de Sümerce ab Türkçe ev eb arasındaki bağlantı üzerinde durmuştu Némethe göre Berzeviczy Arm 163 Csoma Arm 88 89 bu iki sözün birleştirilmesi olanaksız olmamakla birlikte inandırıcı değildir Doerfere göre TMEN 675 Munkácsinin evin Sümerceden geldiği yolundaki savı yanlıştır Polivanova göre ArOr 9 406 s 1 not Çinceden alınmıştır Çince ip köy Polivanov bu etimolojiyi çalışmalarında sık sık dile getirmiştir Stati 167 Sbornik naučnyx trudov 8588 167 Räsänen LTS 128 V 34a etimoloji vermemiştir Clauson ED 34 da etimolojik bir açıklama yapmamış ana anlamını dwelling place olarak vermiştir Ancak yerel koşullara bağlı olarak tent house olarak kullanıldığını da belirtmiştir Brockelmann OGM 18 c Sevortyan ÊSTJa 1974 513515 Polivanovun etimolojisini vermiş ancak onun Archiv Orientálníde çıkan yazısından söz etmemiştir Doerferin Halaççaya dayanarak evin päbden geldiği yolundaki savı düşündürücüdür KhalMat 279 280 291 Doerfer AOH 36 108 Menges CAJ 26 109112 Orta Korece ip Haus Japonca iba Haus biçimleriyle karşılaştırmıştır Brockelmann OGM 18 c Johansen Arat Arm 289291 Leksikada eb biçimi başlangıç olarak benimsenmiştir Fonetik rekonstrüksiyonunda sonundaki β b ya da w v dudak ünsüzü dolayısıyla birtakım sorunlar göze çarpar Çuvaşçada evin karşılığının geçmediği göze çarpıyor O açıdan Çuvaşça avlan evlenmek biçiminin komşu diyalektlerden geçtiği açıktır Levitskaya ChuvSt 101 Çuvaşça pürt ev Mariceden alınmıştır Mar pört Çuvaşça śurt ev biçimi ise Türkçe yurtun karşılığıdır yurt Çuvaşlar kil sözünü de ev olarak kullanırlar Bu sözün kökeni karışıktır Türkçe gil ekiyle birleştirilmesi yanlıştır Samoyloviç JaSb 3 99102 Munkácsi KSz 6 184 Egorov ÊS 112 Räsänen StO 18 3 5 V 270a Ramstedt JSFOu 48 5 1516 Doerfer CAJ 29 171 Czeglédy MNy 49 175178 Harmatta MNy 49 178183 Golden KhazSt 241242 Kononov GrJaTRP 93 s 46 not Sirvaşidze ST l 1989 56 Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde eve tura adı verilir Alt Tel tura Johansen Arat Arm 290291 Leksika 486 ) ( Ortak bakım ve yönetim kolaylıklarından yararlanan bir konutta yaşayan bir aile ya da birkaç kişilik bir küme ) ( biyoloji 1 Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı 2 Böceklerde farinksin tavanı Palat Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen ve belirli seslerin oluşmasında görev alan kubbemsi yer Damağın sert bir tavan oluşturan ön kısmına ön damak arka kısmına art damak art damağın geniz boşluğundan ayrılan kısmına da yumuşak damak adı verilir Bunlara Azerbaycan Türkçesi damag Türkmen Türkçesi damak Gagauz Türkçesi damak Özbek Türkçesi taňlay Uygur Türkçesi taňlay Tatar Türkçesi afiqaw Başkurt Türkçesi aňqaw taňlaw Krç Malk tıňılawuk Nogay Türkçesi taňlay Kazak Türkçesi taňday Kırgız Türkçesi taňday Alt taňday Hakas Türkçesi hurgah Tuva Türkçesi taalay Türkçesi kurgak til Rusça nyobo anat Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı palatum karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun Az damag 1 damak 2 ağız 3 at ve eşekte damak şişmesi hastalığı damak 1 boğaz gırtlak 2 yemek tamak gırtlak Alt Tel Kaça tamak boğaz tabak boğaz tamax boğaz Eski çağlardan başlayarak kullanılır tamgak Orta Türkçede de tamgak olarak geçer Kâşgarlı Mahmud Oğuz ve Kıpçakların tamak biçimini kullandıklarını bildiriyor Eski Kıpçakça tamak biçiminin Kâşgarlı Mahmudun verdiği bilgiyi doğruladığını görüyoruz Brockelmanna göre OGM 52 tam Türkçe dam kökünden gak küçültme ekiyle yapılmıştır küçük duvar Räsänen MTS 101 de tamgak açıklamasına katılmıştır küçük örtü Ancak daha sonra bu açıklamadan vazgeçtiği anlaşılıyor Sözlüğünde V 460a Ramstedte SKE 254 uyarak Mançuca tama to put in ve Korece tāmda karşılıklarını veriyor Clauson ED 505 tam damlamak kökünden gelen bir türev olduğunu yazmıştır Kałużyński ME 25 Yakutça taŋalai tağalai Gaumen biçiminin Moğolca taŋlaidan geldiğini dile getirmiş Orta Moğolca taŋlai ile Türkçe tamgakı da karşılaştırmıştır Tatarca Kazan aŋkau der Gaumen biçimi düşündürücüdür ) ( Derleme boğazlı damak sessizi damak fonemi damaksı damaksıl Dil sırtı yardımı ile öndamakta ya da artdamakta meydana gelen ses g g k k ğ ğ h h n n y ünsüzleri gibi Dil sırtının tümseklenip ön ya da art damağa yaklaşması ya da dokunması ile çıkarılan ünsüz türleri Kesmek gezmek ekmek kalın atkı yoğurt yiğit bañka yoñga kelimelerindeki k k g g ğ ve ñ ünsüzleri gibi Bunlardan k g dil sırtının ön tarafı ile ön damak arasında boğumlandıkları için ön damak ünsüzleri k g ünsüzlüre de dil sırtının arka tarafı ile art damak arasındaki bölgede soğumlandıkları için art damak ünsüzleri adlarını alırlar ğ ve ñ ünsüzleri her iki türde de yer alır Boğumlanma noktaları hece kurdukları ünlülerin kalın ya da ince oluşu ile ayarlanır eğer ağar zeñgin yañgın gibi Azerbaycan Türkçesi dilarxasi samit Türkmen Türkçesi boğaz çekimsizi damakçekimsizi Gagauz Türkçesi damaklı konson Özbek Türkçesi til órqa undósi Uygur Türkçesi B tilkäyni üzük tavus D til uçi käyni üzük tavuşi Tatar Türkçesi tel artı tartığı Başkurt Türkçesi aňqaw tartmqıhı til artı tutuğu Krç Malk tilni art kesegi blaaytılgan kısık tawuş tilni art keseği bla aytılgan tunakı tawuş Nogay Türkçesi taňlaytartıgı tîl artı tartıgı Kazak Türkçesi til artı dawıssızı Kırgız Türkçesi tandayçıl ünsüz tıbış Alt taňday tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîl soondagı ün çoh tapsag Tuva Türkçesi tıl soonuňajık eves ünü Türkçesi tildiň sooba aydılçatkan soglasnıy Rusça zadneyazıçnıysoglasnıy zadnenyobnıy soglasnıy ) ( (Derleme., boğazlı, damak sessizi, damak fonemi, damaksı, damaksıl) Dil sırtı yardımı ile öndamakta ya da artdamakta meydana gelen ses: g (g ), k (k), ğ (ğ), h (h), n (n), y ünsüzleri gibi. @@ Dil sırtının tümseklenip ön ya da art damağa yaklaşması ya da dokunması ile çıkarılan ünsüz türleri: Kesmek, gezmek, ekmek, kalın, atkı, yoğurt, yiğit, bañka, yoñga kelimelerindeki k / k /, g / g, ğ ve ñ ünsüzleri gibi. Bunlardan k / g, dil sırtının ön tarafı ile ön damak arasında boğumlandıkları için ön damak ünsüzleri; k / g ünsüzlüre de dil sırtının arka tarafı ile art damak arasındaki bölgede soğumlandıkları için art damak ünsüzleri adlarını alırlar. ğ ve ñ ünsüzleri her iki türde de yer alır. Boğumlanma noktaları, hece kurdukları ünlülerin kalın ya da ince oluşu ile ayarlanır: eğer, ağar, zeñgin, yañgın gibi. @@ Azerbaycan Türkçesi: dilarxasi samit; Türkmen Türkçesi: boğaz çekimsizi ~ damakçekimsizi; Gagauz Türkçesi: damaklı konson; Özbek Türkçesi: til órqa undósi; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) tilkäyni üzük tavus ~ (D.Uyg.) til uçi käyni üzük tavuşi; Tatar Türkçesi: tel artı tartığı;Başkurt Türkçesi: aňqaw tartmqıhı; Kmk: til artı tutuğu; Krç.-Malk.: tilni art kesegi blaaytılgan kısık tawuş ~ tilni art keseği bla aytılgan tunakı tawuş; Nogay Türkçesi: taňlaytartıgı ~ tîl artı tartıgı; Kazak Türkçesi: til artı dawıssızı; Kırgız Türkçesi: tandayçıl ünsüz tıbış;Alt:: taňday tuyuk tabış; Hakas Türkçesi: tîl soondagı ün çoh tapsag; Tuva Türkçesi: tıl soonuňa'jık eves ünü; Şor Türkçesi: tildiň sooba aydılçatkan soglasnıy; Rusça: zadneyazıçnıysoglasnıy / zadnenyobnıy soglasnıy ) ( Gümrüklü malların giriş arakorunacağa koyma geçici onanması ya da geldiği yere geri gönderme vb gibi belli bir gümrük yönteminin uygulanmasına değin konulduğu ambar koruncak ardiye vb gibi üstü kapalı düzenli ve güvenli yer Mimarlık Güneş ya da yağmurdan korunmak için dış kapı üstüne konulan tek eğimli dam genel uygulayım Üstü kapalı yanları açık olarak yapılmış tarım araçlarını arabaları uçakları vb barındırmaya yarayan yer Gümrükte malların depolandığı üstü kapalı yanları açık bir çeşit büyük ambar Boyunduruk ) ( Vücud ağırlığının kollar bacaklar ya da bir başka vücut bölümünde asılı tutulması ) ( (Serranus cabrilla) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının hanigiller (Serranidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 25 cm. Erdişidir. Akdenizde yaşar. @@ (zooloji) @@ İstanbul'da gani 'izmarite benzer bir balık' olarak geçer. < R χαννί. Georgacas: FT 134/157. Tietze (Gr [1] 244/ 295) Rumca χάννος'tan geldiğini yazmıştı. Rumca χάννος 'Seebarsch' Türkçede hanos (~ hannos) olarak geçer. || İstanbul'da gani 'izmarite benzer bir balık' olarak geçer. < R χαννί. Georgacas: FT 134/157. Tietze (Gr [1] 244/ 295) Rumca χάννος'tan geldiğini yazmıştı. Rumca χάννος 'Seebarsch' Türkçede hanos (~ hannos) olarak geçer. )- HANÇERE, BULUM | HANÇERE ile/||/<> SES TELLERİ | GIRTLAK
- HANDICRAFT, TRADE[İng.] ile/değil/yerine/= MÉTIER, ARTISANAT/ARTISAN, OUVRIER[Fr.] ile/değil/yerine/= HANDWERKER[Alm.] ile/değil/yerine/= ZANAAT[Ar. < ṢINĀʿAT]
- HANDS[İng.] ile/||/<> HAND[Alm.] ile/||/<> ELLEME
- HÂNE | HANE ile/||/<> EV
- HANE HALKI ile/||/<> HOUSEHOLD[İng.] ile/||/<> MÉNAGE[Fr.] ile/||/<> HAUSHAIT[Alm.] ile/||/<> EV HALKI
- HANEK ile/||/<> DAMAK ile/||/<> DAMA
- HANEKÎ SOMİT | DAMAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> DAMAK ÜNSÜZÜ
- HANEKÎ SOMİT | DAMAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> DAMAKSIL ile/||/<> DAMAKSILLAŞMA
- HANGAR | SUNDURMA ile/||/<> SUNDURMA
- HANGING[İng.] ile/||/<> SUSPENSION[Fr.] ile/||/<> HANG[Alm.] ile/||/<> ASILMA
- HANİ[Yun.] ile/||/<> HANİGİLLER
(1996'dan beri)