(KOŞULSUZ) SEVGİ

- AÇIKLAMAK ile/ve ANLAMAK

( Açıklama, bir şeyi bir nedene değil bir temele dayanarak göstermektir. )
( Nedensel ya da temele dayanan. İLE/VE Amaca yönelik. )

- ACİL İHTİYAÇ değil/yerine/= İVEDİ GEREKSİNİM

- AÇILIM ile DIŞAVURUM

- ACIMA ile/değil/yerine KORUYUCU SEVGİ

- ACIMA ile/ve/||/<>/> SEMPATİ ile/ve/||/<>/> EMPATİ ile/ve/||/<>/> ŞEFKÂT

( Sana acıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını anlıyorum. İLE/VE/||/<>/> Acını paylaşıyorum. İLE/VE/||/<>/> Yardım etmek için yanındayım. )
( )

- ACIMAK ile KAYGILANMAK

- ACIYAN YER ile/ve/değil/||/<>/< ACIKAN YER

- ACZ ve/> AŞK ve/> ACZ [tekrar]

- ACZİYET ile/ve/<>/değil AŞK

- AD ile/ve TERİM ile/ve KAVRAM

( Tek başına anlaşılır olan ve zaman bildirmeksizin bir anlamı gösteren lafız addır. İLE/VE ... İLE/VE ... )

- ADÂLET:
BİLGİNİN KONUSU
ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCENİN KONUSU

- ADÂLET:
[BİR ŞEYİ ...] "YERLİ YERİNE KOYMAK"
değil KENDİNE AİT YERE KOYMAK/BIRAKMAK

- ADÂLET:
BİRLİK
ile/ve/<> DİRLİK

- ADÂLET:
DENKLEŞTİRİCİ
ile/ve/||/<> DAĞITICI

- ADÂLET:
DIŞARIDA/UZAKTA
ve/değil/yerine/||/<>/>/< KENDİNDE

( Adâleti, dışarıda/uzakta aramak. VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kendinde başlatmak ve oluşturmaktır, asıl ve öncelikli olan. )

- ADÂLET:
"EN YÜKSEK İYİ"
ile/ve/değil/yerine/<> EN YÜKSEK KAMUSAL İYİ

- ADÂLET:
"EŞİTLİK"
ile/ve/değil/||/<> RIZÂ

- ADÂLET HEYKELİNİN GÖZLERİNİN KAPALILIĞI:
"NAMUSSUZLARA GÖZ YUMMAK İÇİN"
değil ÂDİL OLMAK İÇİN

- Adâlet için DİNLE!!!

- ADÂLET:
"KİŞİ/ŞAHIS/ŞAHSÎ" KONU(SU)
değil KİŞİLİK/ŞAHSİYET KONUSU


- ADÂLET:
KİŞİ/KUL
ve/||/<> İLÂH'IN BİRLİĞİ

- ADÂLET=KUTUP YILDIZI:
GÖĞE
ve/||/<>/> GÖNÜLE

( Doğar. VE/||/<>/> Işığını saçar/yayar. )

- ADÂLET [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ADÂLET:
SEVGİ
ve/||/<> DÜŞÜNCE

- ADÂLET:
SUÇU/"SUÇLU"YU ARAMAK
ile/ve/değil/||/<>/< (SONUNA KADAR) MÂSUMU/MASUMİYETİ ARAMAK

- ADÂLET:
VARLIĞI VE VAROLANI BİLMEK/TANIMAK
ve/||/<> HAK'I BİLMEK/TANIMAK ve/||/<> KENDİNİ BİLMEK/TANIMAK

- ADÂLET VE EŞİTLİK ve/||/<>/> UYUM VE DOSTLUK

- ADÂLET:
VELÂYET
değil RİSÂLET

( İç. DEĞİL Dış. )

- ADÂLET YOK ile/ve/değil/yerine/<> ADÂLET'İ, KENDİN/SEN (YAKIN ÇEVRENDE, OLANAKLARINDA) GERÇEKLEŞTİR (YAŞAT/İHYÂ ET)!

- ADALET değil ADÂLET


- ADÂLET ile/ve AHKÂM

- ADÂLET ile/ve/<>/< BARIŞ[< VARIŞ]/SULH

( Eğer dünyada barış ve uyum istiyorsanız, aklınızda ve gönlünüzde barış ve uyum olmalıdır. )
( Kendinizde düzen olmadıkça, dünyada düzen olmayacaktır. )
( AN SÜKÛT'İN SULH: Davalının susması üzerine gerçekleşen barış. )
( YURTTA SULH, CİHANDA SULH!
PAZ EN EL PAIS, PAZ EN EL MUNDO! )

- ADÂLET ile/ve/<> BİLİM ile/ve/<> AŞK

- ADÂLET ve/||/<>/>/< DAYANIŞMA

- ADÂLET ile/ve/||/=/<>/< DENGE, ÖLÇÜLÜLÜK/İTİDÂL[< ADL]

( Toplumla olan ilişkide. İLE/VE/||/=/<>/< Kişide. )
( İçte. İLE/VE/||/=/<>/< Dışta. )
( Güçler arasındaki denge. İLE/VE/||/=/<>/< ... )

- ADÂLET ile/ve/<> DÜŞMANIN "ADÂLETİ"

( Adâletin gerekliliği ve önceliği, düşmanının "adâletine" maruz kalmamak ve mağdur olmamak içindir. )

- ADÂLET ve/<> EHLİYET

- ADÂLET ile/ve/||/<> ERDEM/FAZİLET

( Sevginin ürünleri. İLE/VE/||/<> Aklın ürünleri. )
( "Adâlet, erdemin bir parçası değil tümüyle erdemdir. Adâletin tersi olan haksızlık da kötülüğün bir parçası değil tümüyle kötülüktür." )
( Products of love. VS./AND/||/<> Products of intelligence. )

- ADÂLET ile/ve/değil EŞİK

- ADÂLET ve/<> GÜÇ

( Güce dayanmayan adâlet âciz, adâlete dayanmayan güç zâlimdir. )

- ADÂLET ile/ve HAK/İSTİHKAK

- ADÂLET ve/||/<>/< HAKİKAT

( Toplumsal kurumların birincil erdemi. VE/||/<>/< Düşünce düzenlerinin birincil erdemi. )

- ADÂLET ile/ve/<> HAKKANİYET

- ADÂLET ve/<>/>/< HİDÂYET

- ADÂLET ve/<> HİKMET ve/<> DİN

( Üçü de, mülkün[egemenlik, yönetim ve siyaset] temelidir. )

- ADÂLET ve/> HİLÂFET

- ADÂLET ve/||/<>/> (HÜSN-Ü) SİYÂSET

- ADÂLET ve/||/<>/> HUZUR

( Gücün, "haklı olduğu" yerde bekleme! VE/||/<>/> Güce tapan bireylerin olduğu yerde bekleme! )

- ADÂLET ve/||/<> İHSAN

- ADÂLET = JUSTICE[İng., Fr.] = IUSTITIA[Lat.] = GERECHTIGKEIT[Alm.] = DIKAIOSYNE[Yun.] = JUSTICIA[İsp.]


- ADÂLET yoksa/> KARGAŞA

- ADÂLET ile/ve/<> KARMA

( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir biçimde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )

- ADÂLET ve/<>/< KAYGISIZLIK

- ADÂLET ve/<> KEMÂLÂT

- ADÂLET ile/ve/+/<> KUDRET ile/ve/+/<> HİKMET ile/ve/+/<> SEVGİ

( [Simgeleri/Sûretleri] Aslan. İLE/VE/+/<> Boğa. İLE/VE/+/<> Kartal. İLE/VE/+/<> İnsan. )

- ADÂLET ile/ve/<> MANTIK

- ADÂLET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MERHAMET

- ADÂLET ile/ve/||/<> MERHAMET ile/ve/||/<> TİCARET

- ADÂLET ile/ve/<> MEŞRÛ EŞİTSİZLİKLER

- ADÂLET ile/ve/||/<> MÜRÜVVET


- ADÂLET ve/<> NİYET ve/<> SÜREKLİLİK

- ADÂLET ve/=/<> ÖLÇÜ/LÜLÜK

( Her konuda/hususta, itidâli ihtiyâr et! )

- ADÂLET ve RAHMET

- ADÂLET ve/||/<>/< RIZÂ ve/||/<>/< BİLGİ/HABER

( Adâletin kaynağı da, hedefi de, durumdaki/olaydaki ilgili kişilerden birinin rızâsıdır. Adâlet, insanı ve rızâsını esas almaktır! [Tabii, rızâ da, en başta, (durumdan/olaydan/tespitten/(ön) "hüküm"den) haberdar olmakla/etmekle başlar.] )
( Bilgi/haber vermek, rızânın;
rızâ, adâletin;
adâlet de yaşamın temeli(nde)dir/merkezi(nde)dir. )
( |
  | )

- ADÂLET ile/ve/<> SAADET

- ADÂLET ve/<> SEVGİ

( Toplumda. VE/<> Bireyde. )

- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAR

- ADÂLET ile/ve/<>/</> TÜZENİN SAĞLADIĞI GÜVEN(İLİR)LİK

- ADÂLET ve/||/<> VİCDAN

( ... VE/||/<> Adâlet evi. )
( Her yerde, zamanda ve koşulda. VE/||/<> Zirvesinde.[Kişide/İnsanda!] )

- ADÂLET ve/||/<> YAŞAM


- ADÂLET-İ MAHZA ile/ve/||/<> ADÂLET-İ İZÂFİYE

- ADÂLET'İN KURALI ile/ve/||/<> AKIL'IN KURALI

- ADÂLET/Lİ ile/ve/||/<>/>/< DENGE/Lİ

- ADÂLETSİZLİK DURUMLARINDA, "TARAFSIZ"(SESSİZ/ÂTIL) DURUYORSAK, KÖTÜLERİN/KÖTÜLÜĞÜN TARAFINI TUTMUŞUZDUR ile/ve/||/<> ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR

- ADÂLETSİZLİK ve/||/<> ANLAMSIZLIK

( [Çözüm olarak ...] Tüzeyi[hukuku] bulduk fakat tüzeye ulaşamadık. VE/||/<> Sanatı bulduk fakat sanat bize ulaşamadı. )
( Adâletsizliklerin en büyüğü, âdil olmayıp âdil gibi görünmektir. )

- ADÂLETSİZLİK ile/değil/yerine/>< KARŞILIKLI HİZMET (İÇİN)

- ADAM AKILLI (DİNLEMEK)

- ADAM OLUP OLMADIĞIN ile/ve/>/değil NE KADAR ADAM OLDUĞUN

- ADANMA ve/<>/> DERİNLEŞME

- ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

( Yanlışı. DEĞİL/>< Doğrusu. )

- ADANMIŞ/LIK ile İNANMIŞ/LIK

- ADAPTASYON ile/ve/||/<>/> ENTEGRASYON

- ADÂVET değil/yerine/>< ADÂLET

- ADÂVET/MUGALAZA[Ar.] değil/yerine/= DÜŞMANLIK, YAĞILIK

- ADI UNUTABİLMEK İÇİN:
ZİKİR YOLU
ile/ve MUHABBET YOLU

( Daha büyüğünü düşünerek.[zikr] İLE/VE Sevdiğini düşünerek. )

- ÂDİ ile/değil/yerine/>< ÂDİL

- AD/I" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TAD/I

( Sarışının adı var, esmerin tadı var. )

- ÂDİL ile/ve/||/<>/> AYDIN

( Dışımız. İLE/VE/||/<>/> İçimiz. )

- ADINA ile/değil UĞRUNA

- ADLANDIRMA ile/ve/<> KAVRAMLAŞTIRMA


- ADSIZ NARKOTİKLER değil ADSIZ NARKOTİK (ARKADAŞ BİRLİĞİ)

- AFEREZ:
UYGULANAN KİŞİYE GÖRE
ile/||/<>
AYRIŞTIRILAN KAN BİLEŞENİNE GÖRE

( Uygulanan kişiye göre...
Tedavi edici. VE Bağışçı aferezi.
[Eğer bir hastalığı düzeltmek için yapılıyorsa "tedavi edici aferez" denilir. Örneğin, bir kas hastalığı olan Myastania Gravis gibi hastalıklarda uygulanan yöntem bu bölüme girer.
VE
Bağışçı aferezi, genelde kan bankacılığı ve kök hücre uygulamalarında kullanılır. Örneğin, kan bankasında, bağışçılardan, isteğe göre kan pulcukları (trombosit-platelet), plazma, kırmızı küre(eritrosit) ve kemik iliği aktarımı bağışçısından, kök hücre toplanması, bu bölüme girer.]

İLE/||/<>

Ayrıştırılan kan bileşenine göre...
A. Sitaferez[herhangi bir bileşenin uzaklaştırılması]
1) Lökaferez[Beyaz kürelerin uzaklaştırılması]
Granülosit Aferezi
Lenfosit Aferezi
Kök Hücre Aferezi

2) Tromboferez[kan pulcuklarının uzaklaştırılması]

B.Komponent Değişimi
Tedavi edici(terapötik) Plazma Değişimi
Tedavi edici(terapötik) Eritrosit Değişimi

C. Seçici Aferez
Cascade Filtrasyonu (Çift Filtrasyon)
LDL Aferezi (Lipid Aferezi)
Fotoferez
Yapay Karaciğer Desteği (KC Diyalizi)
Sepsis Uygulamaları )

- AFERİN ile/ve/||/<> DUA

- AFFEDEBİLMEK ve/||/<> VEFÂ

- AFFEDELİM! ile/ve/||/<>/> SABREDELİM!

( Güçlüyken. İLE/VE/||/<>/> Zayıfken. )

- AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK

- AFFETMENİN DEĞİŞTİRDİĞİ:
GEÇMİŞ
değil GELECEK

- ile/ve/değil/||/<>/>/< BAĞ

- ile/ve BAĞ

- ile/ve BÜTÜNLÜK


- AĞIZ AÇIKLIĞI ile/değil/yerine/>< ZİHİN AÇIKLIĞI

( Kişinin, zihni, ne kadar kapalıysa; ağzı, o kadar açık olur. )

- AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK

( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )
( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

- AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYABİLECEK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK

( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA!
Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )

- AĞLAMAK:
"GÜÇSÜZLÜK"TEN
ile/değil/||/<>/< "GÜÇLÜLÜK"TEN

- AĞLAMAK:
"KIRILDIĞIN" YERDEN
değil KIRDIĞIN YERDEN

( Kırıldığın yerden değil kırdığın yerden ağlarsın. )

- AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)

( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )
( Çocuklar, annesini/babasını yıkarken. İLE Anneler/babalar, çocuğunu yıkarken. )
(

ve/değil/yerine/<>/><

)
( Heraklitos. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Demokritos. )

- AĞLAMAMAK değil/yerine AĞLATMAMAK

- AĞLANACAK DURUMUNA ...:
AĞLAMAK
ile/değil/yerine GÜLMEK

- AĞYÂR ile/ve/değil/yerine/>< YÂR

( Ne bilir? İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilir. )

- ÂĞYÂRINI CÂMÎ, EFRÂDINI MÂNÎ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< önce ÂĞYÂRINI MÂNÎ sonra EFRÂDINI CÂMÎ

( Benzetme. [Ölçünün ve tanımın bulunmadığı yerde, ne yazık ki kişisel "görüş/yorum", "dolaylı ilişki" ve "çağrışımların" öne çıktığı/çıkarıldığı [boş] sözler.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Tanım[ın tanımıdır]. [Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığını tanımlar.] )
( "İnsan, düşünen bir canlıdır" tanımı kullanıldığında bu tanımın içinde tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan[behaim], bitki ve nesneyi dışarıda bırakır. )

- AHDE VEFÂ değil/yerine/= SÖZEBAĞ

- AHDETMEK değil/yerine/= SÖZ VERMEK

- AHDÎ[Ar.] değil/yerine/= ANTLAŞMA/YA GÖRE/GEREĞİ OLAN

- AHFÂD[Ar. < HAFÎD] ile AHFAZ[Ar.]

( Torunlar. | Yardımcılar, hizmetkârlar. İLE Alçak ve çukur yer. | Alçakgönüllü kişi. )

- ÂHİRET ile/ve/değil/yerine ÂKIBET

( Az yaşa, çok yaşa,
Âkıbet gelecek başa! )

- AHLÂK/ERDEM ve/||/<> EYLEM/SELLİK

- AHLÂK:
KORKU
ile/ve/<> HAK ile/ve/<> FERÂGAT ile/ve/<> AŞK

- AHLÂK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- AHLÂK ile/ve/değil/<> ÂDÂB

( Değişmez. İLE/VE/<>/DEĞİL Değişir. )
( Bireysel. İLE/VE/<>/DEĞİL Kurumsal. )
( !Ahbaplık arttıkça, âdâb kalkar. [fazla yüz-göz olmamaya dikkat etmek gerek!] )
( Yükselmiş davranış ve tutumlar. İLE/VE/<>/DEĞİL Olağan davranış ve tutumlar. )

- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET


- AHLÂK = AKIL

- AHLÂK ile/ve/||/<>/< BENİMSEME

- AHLÂK ile/ve/<> DİN

( Karanlıkla savaşmaya çalışır. İLE/VE/<> İçerideki saklı ışığı uyandırmaya çalışır. )
( Ailede. İLE/VE/<> Toplumda. )
( Ahlâklı davranmak için din, zorunlu değildir. )

- AHLÂK ile DİNDARLIK

( Doğrudan ilişkilendirilemezler. )

- AHLÂK ile/ve DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK

- AHLÂK ile/ve/<> DÜŞÜNÜŞ

- AHLÂK ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET

( Toplumsal. İLE/VE/<> Kişisel. )
( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı gidemez fakat erdemlerin kokusu rüzgâra karşı gider en uca bile ulaşabilir. )
( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )
( Erdemleri korumanın en iyi yolu erdemlilerle birlikte olmaktır. )
( EUBULIA: Siyasal bir erdem. )

- AHLÂK ile EŞEYSELLİK(CİNSELLİK)

- AHLÂK ile/ve/değil EŞİK

- AHLÂK ve/<> EYLEM


- AHLÂK ve/<>/> GÜZELLİK

- AHLÂK ile/ve/<> HADD

( Ahlâk, haddini bilmektir. )
( Başkasından nefret edeceğimize, kendi ahlâkımızdan nefret edelim. )

- AHLÂK ile/ve HAKİKAT

- AHLÂK ve/< HİLKÂT/YARATILIŞ

- AHLÂK ile/ve/<> HUY

- AHLÂK ile/ve İÇGÜDÜ

( Sonradan. İLE/VE Doğuştan. )
( AHLÂK: Düşünmeden ve kolaylıkla yapılan davranış/tutum. )
( İNSİYÂK[Ar.]: Bir gücün etkisiyle çekilip gitme. | Ardı sıra gitme. | İçgüdü. )

- AHLÂK ile/ve/=/||/<>/< İHTİYÂR

- AHLÂK ile/ve/<> İLİM

( Dünya. İLE/VE/<> Âhiret. )

- AHLÂK ve/<> İLİM ve/<> İŞ

- AHLÂK ve/< İSTENÇ


- AHLÂK ile/ve İŞTİYÂK AHLÂKI

- AHLÂK ile/ve/<> KAVRAYIŞ

- AHLÂK ile/ve/<> KURAL

- AHLÂK ile/ve/||/<>/< MERHAMET

( Merhamet, ahlâkın temelidir. )

- AHLÂK ile/ve OLMAZSA OLMAZ

- AHLÂK ve/<> ÖTEKİ/LER

- AHLÂK ile/ve/<> ÖZ

- AHLÂK ile/ve/<> SİYASET

( Kuramsal tüze(hukuk). İLE/VE/<> Uygulamalı tüze. )
( Olması gereken(ler)e dayanır. İLE/VE/<> Olan(lar)a dayanır. )

- AHLÂK ile/ve/<> SÖZ

- AHLÂK ile/ve TESPİH


- AHLÂK ve TIP

- AHLÂK ile/ve/<>/< TUTUM

- AHLÂK ve/<> YAŞATMAK

- AHLÂKÇILIK ile/ve/<> VAROLUŞÇULUK

- AHLÂKÎ(DİANOETİK) ERDEM/LER ile/ve ENTELEKTÜEL ERDEM/LER

- AHLÂK-I FÂZILA ile AHLÂK-I HAMÎDE ile AHLÂK-I HASENE ile AHLÂK-I ZEMÎME ile !AHLÂK-I REZÎLE

( Erdemli huylar. İLE Övülecek huylar. İLE Güzel huylar. İLE Kötü/lenecek huylar. )

- AHLÂKÎ OLAN ile/ve/<> TÜZEL OLAN ile/ve/<> POLİTİK OLAN

- AHLÂKÎ ile/ve İNSANÎ/BİREYSEL

- AHLÂKIN GÜZELLEŞMESİ ile/ve/<> RIZKIN GENİŞLEMESİ

- AHLÂKLI OLMALI!


- AHLÂKLI değil AHLÂK KİŞİSİ

- [ne yazık ki]
AHLÂKSIZ
ile İKİ KERE AHLÂKSIZ

( Bir kişi, dindar bilindiği halde, ahlâklı değilse, ya bâtıl bir inanca, "din" adı vermektedir, ya da sahtekârdır. )

- AHLÂKSIZ ile/değil KÖTÜ AHLÂKLI

- YANIT:
AHLÂKSIZA
ve/||/<> BİLGİSİZE

( [ya(kı)nından] Uzaklaşmak. VE/||/<> [imâsızca] Susmak. )

- AHLÂKSIZLIK ile/değil AHLÂK ÖLÇÜTLERİNİN BULUNMAMASI

- AHLÂK/AHLÂKSIZLIK" ile/değil/< ANATOMİ

( Eşeysel örgenlerin adlarında, "ahlâk" ya da "ahlâksızlık" aranamaz! Küfür olarak geçen sözcüklerin ve küfür edenlerin yersiz/kötü "kullanımındaki" yanlışlık, dilin ya da sözcüklerin hatası, yükü değildir! Kişilerin yanlışları da sadece o kişilerin, o ve ilgili yersiz/bağlamsız, yanlış/kötü davranış ve tutumlarıyla sınırlı tutulmak zorundadır.

Üç yaşından itibaren öğrenilmiş, fark bile olmayan "farkların", gerçekte, doğada ve bütünlükte hiçbir biçimde herhangi ciddi bir fark oluşturmadığı, herkesin her "şey"i tam olarak bildiği, gördüğü ve yaşadığı bir durumun, deneyimin de doğal ve sınırlandırılmış, kapalı koşullarda, herhangi bir ayıbı yoktur[bulunamaz ve aranamaz]! Eşeysel örgen adlarının, tıpta, anatomi ya da fizyoloji bilgisi olarak, Latince ya da başka bir dilde kullanılması da bir şeyleri "çözmekte/aşmakta" yeterli değildir.

Doğru/uygun zaman, zemin ve koşulların, duyacaklarına râzı olan/olacak kişinin, muhabbetin ve hukukun bulunmadığı ilişki ve ortamlarda, dikkatsiz, özensiz bir biçimde tüketiliyor olmasıdır tüm sorun. Söylenilen sözcüklerin değil beklenilmeyen ve istenilmeyen koşullarda, bir dayatma olmasından dolayıdır kişilerin tüm haklı tepkisi. Kişilerin, hangi konu/alan olursa olsun, seslerini yükseltmelerindeki yanlış ya da sorun kadar, kullandıkları ve seçemedikleri sözcüklerin yanlışlığındandır rahatsız olunan. Sorun, esas ya da içerik sorunu değil yöntem(usûl) sorunudur. Kalabalığın içinde, zaman, zemin ve koşulları, kişileri dikkate almama kabalığıdır.

"Cinsiyetçi küfür" diye bir "tanım/sözcük" de olmaz! Sorun, örgen adlarında ya da "kadın"lara saygısızlık olmasında değil cahil/yetersiz/özensiz/kaba kişilerin, sonuç odaklı ve düşünmeden, özenmeden, çevresine kayıtsız ve saygısızca davranmasından dolayıdır. Eğer eşeysellikteki son aşama, "kulağa üflemek" olsaydı, her ("olumlu/olumsuz") zaman ve zeminde, her durumda, ağzından düşürmediği "söz" ve kısaltma, "AMK" değil "Hay kulağına üfleyeyim!"[KULK] olurdu. Bu durumda, bu sorun, ne kulak kepçesinin ve/ya da deliğinin, ne de bu sözcüğün, "ayıbı", "ahlâklılığı ya da ahlâksızlığı" olurdu.

Buradaki "sorun" ya da yanılsama, kapalı, sınırlı ya da bazı/çoğu ayrıntının iki kişi arasında ya da sır olarak tutulması istenilen özelin, dışarıda ve genelleştiriliyor olmasından dolayıdır.

Tıpta ve tüzede[hukukta], "ayıp", "çirkinlik" vs. ol(a)madığı gibi, zihinde ve zihin dilinde de "ayıp", "pis", "kötü" diye bir sınır(landırma) ya da sonuç(landırma) yoktur. Zihinden, "olumlu/olumsuz", "iyi/kötü" her düşünce ve ayrıntı geçebilir fakat sorumlu olunan/olunması gereken, ağızdan çıkmayabilecek olan söz(cük)ler(imiz)dir. )
( image )

- AHLÂKSIZLIK ile APTALLIK

( [Kişiden] Hakikat isteniyor da dalga geçercesine yanıt veriliyorsa. İLE [Kişiyle] Dalga geçiliyor da kesin yanıt veriliyorsa. )

- AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK

- AHLÂKSIZLIK ile/ve TANIMAMAK

( Nuh diyor, peygamber demiyor. )
( AHLÂK-I ZEMÎME: KÖTÜ AHLÂK )

- AHMET NÂŞİT:
SELİM NÂŞİT
ile/ve/||/<>/> ÂDİLE NÂŞİT

( )

- AİDİYET "DUYGUSU" değil AİDİYET

- AİT OLMA ile/ve/||/<>/> BİREY OLMA ile/ve/||/<>/> BİRLİKTE OLMA

- AİT OLMAK ile/ve/||/<>/> CİDDİYE ALINMAK

- AJİTASYON[Fr./İng. < AGITATION] ile ANAFİLAKSİ[Fr. < ANAPHYLAXIE]

( Kışkırtma, kışkırtı, körükleme, çırpıntı, çalkalama, duygu sömürüsü. | Sürekli ve tutarsız hareketler. İLE Aşırı duyarlılık/tepki. )

- AK ile/ve/||/<> PAK

( Alnın. İLE/VE/||/<>/> Göğsün. )

- AKADEMİ ve/||/<> BÜROKRASİ

( [süreklilik/güvence/düzenlilik] Bilgide. VE/||/<> Devlette. )

- ÂKİF[Ar. çoğ. ÂKİFÂN, AKÛF] ile/ve/||/<> ÂRİF[Ar. < İRFAN | çoğ. UREFÂ]

( Sebât eden. | İbâdet eden. İLE/VE/||/<> Bilen, bilgili, irfan sahibi.[(Bildiğinin, yapacağının ve söyleyeceğinin) Zamanını ve zeminini] )

- AKIL "ALMAYI İSTEMEMEK" değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"

( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )

- AKIL ve EL ve/||/<>/> DÜŞÜNCE ve EYLEM

- AKIL ETMEK ile TEFEKKÜR ETMEK


- AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K

- AKIL:
ÖLÇÜLEBİLİR
ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÇEN/R

- AKIL VERMEK ile/ve/değil/yerine BİLDİKLERİNİ ANLATMAK

- AKIL ve/||/<> AHLÂK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÂDÂB ve/||/<> AŞK

- AKIL ile/ve/> ÂKİL ile/ve/> ÂKİL

( Us. İLE/VE/> Aklı başında. Kendi "aklını", evrenin aklıyla birleştirmiş/bütünleştirmiş kişi. İLE/VE/> Yiyen/yiyici, obur. )

- ÂKİL ile/ve ÂŞIK

- AKIL ve/||/<> GÖRME ve/||/<> DUYMA ve/||/<> KONUŞMA

( CAMİ: CEBRAİL ve/||/<> AZRAİL ve/||/<> MİKAİL ve/||/<> İSRAFİL )

- AKIL ile/ve/<> KALP

( Su. İLE/VE/<> Toprak. )
( Kalbi ayrı olanların, aklı bir olmaz. )
( Water. VS./AND/<> Land/Soil. )

- AKIL ve/değil/<> MERHAMET

( Tüm dünya, sana hizmet etse doymazsın. VE/DEĞİL/<> Kişi[sen], dünyaya rahmet ederse(n), tüm dünya doyar.
)

- AKILLA TARTMAK ile/değil/yerine KALPLE DİNLEMEK


- AKIL/LI ile/ve/||/<>/> ERDEM/Lİ

( Akıllı kişiler, sudan hoşlanır. Erdemli kişiler, dağlardan zevk alır.
Akıllılar kıpır kıpırdır, erdemliler dingindir.
Akıllılar neşelidir, erdemlilerse uzun ömürlüdür. )

- [ne yazık ki]
AKILLILARIN DURUMU
ile/ve/||/<> APTALLARIN TUTUMU

( [ne yazık ki] Sürekli, kuşku içinde. İLE "Küstahça, kendinden emin." )

- AKILLILIK:
"SÜREKLİ SUSKUN OLMAK"
değil
NE ZAMAN, NEREDE VE NE KADAR SUSACAĞIMIZI BİLMEK

- AKIL(SIZ BAŞ) ve/||/<>/> AYAK

( Akılsız başın cezâsını, ayaklar çeker. )

- AKIŞIYLA YAŞAMAK ile/ve/||/<> AŞKIYLA YAŞAMAK

- AKLI BAŞINDALIK ile/ve/<> YALNIZLIK

- AKLÎ BELİRLENİM (İLE) ile/değil SEZGİSEL DENEYİM (İLE)

- AKLÎ BİRLİK ile/ve SİYASÎ BİRLİK

- AKLI BOŞ ile/değil/yerine AKLI BAŞINDA

( [(")anllatıklarından(")] "öykü" dinleriz. İLE/DEĞİL/YERİNE Yaşam(ay)ı öğreniriz. )

- AKLÎ İLİM/LER ile/ve/<> MUHABBET İLİMLERİ

( Dönüştürmez. İLE/VE/<> Dönüştürür. )

- AKLÎ ZORUNLULUK ile/ve/<> OLGUSAL ZORUNLULUK

- AKLIN AHLÂKI ve/||/<> KALBİN AHLÂKI

( Mantık. VE/||/<> Edep. )

- AKLIN İLKELERİ ile/ve AKLIN İŞLEVLERİ

( * ÖZDEŞLİK [birliği verir]
* ÇELİŞMEZLİK [çokluğu verir]
* 3.[ÜÇÜNCÜ] DURUMUN/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [değeri verir]
ile/ve
* TÜMEVARIM
* TÜMDENGELİM )

- AKLIN" KULLANDIĞI KAVRAMLAR DİL ve/||/<> KAVRAMLARIN/DİLİN KULLANDIĞI "AKIL"/ZİHİN/KİŞİ

- AKLIN NİTELİKLERİ:
HİKMET
ve KUDRET ve SEVGİ/ŞEFKÂT ve ADÂLET

( Bunları içermeyen hiçbir söz, davranış/tutum, akılsal değildir/olamaz. )

- AKLIN SESİ ve/||/<> KALBİN SESİ ve/||/<> MİDENİN SESİ

( Herhangi bir işi yapmadan önce ve yaparken, üçünün sesi de olmalı ve olabildiğince orantılı, dengeli ve uyumlu olmalıdır. )

- AKL(IN)A" GÖRE "AKIL" ile/değil/yerine AKIL

- AKSATMAK ile/ve/||/<> İHMAL ETMEK

- AKT[Fr.] değil/yerine/= PERDE [TİYATRO] | EDİM [FELSEFE]

- AKTARIM ile/ve PAYLAŞIM ile/ve DOLAŞIM


- AKTARIM ile/ve/değil/> ÜRETİM

- AKTÖRE = AHLÂK = MORALS[İng.] = MORALE[Fr.] = MORALE[Alm.] = MORALIDAD[İsp.]

- AKTÖRE/AHLÂK[Ar.] ile/ve/=/||/<> ETİK[Yun.]

( [Eylemin/davranışın/alışkanlığın ...] Eylemselliği. İLE/VE/=/||/<> Kuramsallığı.

Toplum tarafından kabul gören değerler ve davranış kuralları bütünü. İLE/VE/=/||/<> İnsan davranışlarının doğru ve yanlışını düzenli bir biçimde inceleyen felsefe dalı. )
( Toplumda, ateş, ahlâkî ve kültürel yapılanmayı, kişilerdeyse, bütüncül bilinci simgeler. )
( Ahlâk, ayırıcı aklın üzerindedir. )
( Ahlâk alanı, yeğleme alanıdır. )
( Ahlâk, düşünmeden ve kolaylıkla yapılandır/yaptıklarımızdır. [olumlu/olumsuz] )
( Kendi doğası ve evrensel ilkelerle uyum içinde olmak. )
( Dış[zahir] ve iç[bâtın] tüm ilimler, ahlâkın arkasındadır. )
( Ahlâk tamam olmayınca, ne ilmin değeri olur, ne de servetin. )
( Etik, ahlâkın metafiziği; ahlâk, etiğin fiziğidir. )
( Yaşamsal. İLE/VE/=/||/<> Felsefesi. )