| ...U/Ü ve ...U/Ü | (U/Ü ile biten FaRkLaR...)

- KORKU ile/yerine CİDDİYE ALMAK

- KORKU[PHOBOS] ile/ve/<> DEHŞET[DEIMOS]

( Mars'ın uydularının ve ["savaş tanrısı"] Ares'in aracını çeken atların adı. )
( 1877 - ASAPH HALL )

- KORKU > DEHŞET > NEFRET/(><)HAYRANLIK

- KORKU ile/ve/||/<> DENETİM ODAKLI KORKU

- KORKU ile/ve/değil/yerine DİKKAT

- KORKU = FEAR[İng.] = CRAINTE[Fr.] = FURCHT[Alm.] = METUS[Lat.]

- KORKU ile GERİLİM

- ile HAVF ile İTTİKÂ

( ... İLE Sevdiğini gücendirme korkusu. İLE Sakınma, Allah'tan korkma. )

- KORKU ve/||/<> HAZ

( Bireylerin, suç işleme nedenleri. )

- KORKU ile/ve İHÂNET


- KORKU ile İKİRCİK

- KORKU ile/ve İMAN

- KORKU ile/ve/> KAÇMAK

- KORKU ile/ve/değil/||/<>/>

( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
( Beyinde. [amigdala'da]. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zihinde.["bağlarda"] )
( [kaynağı] Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İçeride. )
( Dışarıdan içeriye. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İçeriden dışarıya. )
( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (bitmeye yaklaştıkça)

[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
( Gövde ve zihin sınırlılardır, onun için de incinmeye açıklardır, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak bizi öyle korkutmasın. Bu hepimizin bildiğinden öyle farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir yaşam sürdürebilmemizi sağlayacaktır. Öyle ki biz her şeyi kaybetmekle gerçekten her şeyi kazanmış oluruz. )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
( FEAR: [not] Forget Everything And Run VS./AND/||/<>/>/BUT Face Everything And Rise
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Biz, sevgiyiz.[korkmadığımızda] )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
( Kendimizi ne kadar daha çok bilirsek, o kadar daha az kaygılanırız. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )
( Varolan bir şeyden çekinme. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Henüz gerçekleşmemiş bir şeyden çekinme. )
( )
( [CHAT GPT >]

Korku ve kaygı, genellikle birbiriyle karıştırılan, yakından ilişkili duygulardır ancak bunlar farklı deneyimlerdir.

Korku, algılanan bir tehdide tepki olarak yaşanan doğal, sağlıklı bir duygudur. Bizi zarardan korumaya yardımcı olan tehlikeye karşı doğal bir tepkidir. Korku, genellikle kısa ömürlüdür ve bulunduğunuz koşullarda belirli bir uyarana tepki olarak ortaya çıkar.

Kaygı ise sinirlilik ve huzursuzluk ile tanımlanan daha uzun süreli bir düşünce zinciridir. Kaygı, genellikle şu andaki belirli bir uyaran yerine gelecekteki olayların ya da kaygıların beklentisiyle tetiklenir. Acil bir tehlike olmadığında bile zamanla devam eden kronik bir durum olabilir.

Genel olarak korku, belirli bir tehdide ya da tehlikeye verilen bir yanıtken; kaygı, gelecekteki tehdit ya da tehlike olasılığına bir yanıttır. İki duygu da bizi harekete geçmeye ve kendimizi korumaya güdüleyebildiğinden ancak belirli durumlarda yardımcı olabilir. Ancak korku ya da kaygı kronikleştiğinde ya da aşırı duruma geldiğinde, zihinsel ve fiziksel sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olabilir.



[English]

Fear and anxiety are closely related emotions that are often confused with one another, but they are distinct experiences.

Fear is a natural, healthy emotion that is experienced in response to a perceived threat. It is a natural response to danger that helps to protect us from harm. Fear is generally short-lived and occurs in the present moment, in response to a specific stimulus.

Anxiety, on the other hand, is a more prolonged emotion that is characterized by feelings of worry, nervousness, and unease. Anxiety is often triggered by anticipation of future events or concerns, rather than by a specific stimulus in the present moment. It can be a chronic condition that persists over time, even when there is no immediate danger present.

In general, fear is a response to a specific threat or danger, while anxiety is a response to the possibility of future threats or dangers. Both emotions can be helpful in certain situations, as they can motivate us to take action and protect ourselves. However, when fear or anxiety becomes chronic or excessive, it can have negative effects on our mental and physical health. )

- KORKU ile/ve/||/<> KIZMA/ÖFKE ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ/ÜZÜLME ile/ve/||/<> UTANMA/UTANÇ[>< AÇGÖZLÜLÜK] ile/ve/||/<> İĞRENME/TİKSİNTİ | ile/ve/||/<> SEVİNÇ(NEŞE)/COŞKU ile/ve/||/<> ŞAŞIRMA/ŞAŞKINLIK/HAYRET

( Farklı coğrafyalarda yaşayıp farklı dilleri konuşsa da yeryüzünde yaşayan tüm bireyler, şu 6 ya da 7 duygu-durum için aynı yüz ifadesi ve mimikleri kullanıyor. )
( )
( )

- KORKU ile/ve/||/<> KOKU

- KORKU ile KORKUNÇ ile KORKUNÇ İŞKENCE

- KORKU ile KORKUTMAK ile KORKMUŞ ile KORKUTUCU ile KORKUNÇ

- KORKU ile/ve/değil/yerine KORUMA

- KORKU ile/ve/||/<>/> ÖFKE


- KORKU ile/ve/değil/yerine OLGU

- KORKU ile/değil/yerine SEVGİ

( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil sizin tarafınızdan projekte edildiğini idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Bazen, bazı korkular da sevgiye dönüşebilmektedir. [STOCKHOLM SENDROMU] )
( Korkutamazsın beni, seviyorum seni! )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end. )

- KORKU değil/yerine/>< ŞÜKRAN

- KORKU ile TANRI KORKUSU ile KORKUNÇ ile KORKUSUZ ile KORKUSUZCA ile KORKUSUZLUK

- KORKU ile/ve/değil/yerine TARİH BİLİNCİ

( Ulusların uygarlık seviyesini, tarih incelemelerindeki çaba ve becerilerine göre belirlemek olanaklıdır. )

- KORKU ile/ve/değil/yerine TEDBİR

- KORKU ve/||/<>/> TEMBELLİK

- KORKU ile/ve/değil TEPKİ

- KORKU ile/ve/ya da/<> UKALALIK

- KORKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜMİT

( Mahkum eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Özgür bırakır. )

- KORKU ile/ve/> ÜRKÜ/PANİK[Yun.]

- KORKU ile/ve UTANMAK

- KORKU ve/||/<>/< ZARAR GÖRMEK

- KORKU ile/> ZEKÂ

- ... KORKUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... COŞKUSU

- KORKUTMAK ile KORKUTABİLMEK ile KORKU/LUK ile KORKUT ile KORKUŞ ile KORKULU ile KORKUSUZ/LUK ile KORKULUKLU ile KORKUSUZCA ile KORKULUKSUZ ile KORKU DAMARI

- KORKUTUCU ile/ve/değil/yerine CAYDIRICI

- KÖRLÜK:
ZİHİNSEL
ile/ve/||/<> İŞLETME ile/ve/||/<> BENCİL

( Kendi eksiklerini "görememe". İLE/VE/||/<> Şirketinde tekrarlayan yanlışlara karşı oluşan "görememe". İLE/VE/||/<>
Dost eleştirisine, "niyet okuyarak", inanmamak. )

- KÖRLÜK ile "DAĞ KÖRLÜĞÜ"

- KORNA ile BOYNUZLU


- KORNER ile KORNER ATIŞI ile KORNER DİREĞİ ile KORNER VURUŞU

- KORO ile KORU

- KORTİZON ile KORTİZONLU ile KORTİZONLU İLAÇ

- KORU ile/ve/||/<> AĞAÇLIK

( Bakımlı küçük orman. İLE/VE/||/<> Ağacı bol olan yer. )

- KORU ile AYKE

( Bakımlı küçük orman. İLE Sık koruluk. )

- KORUK SUYU ile LİMON SUYU

- KORUK ile KORUK SUYU ile KORUK LÜFERİ ile KORUK ŞERBETİ

- KÖRÜKLEMEK ile KÖRÜKLENMEK ile KÖRÜKLEYEBİLMEK ile KÖRÜK ile KÖRÜKLÜ ile KÖRÜKÇÜ/LÜK ile KÖRÜKSÜZ ile KÖRÜKLÜ OTOBÜS

- KORUMA/LIK ile KORUMACI/LIK ile KORUMALI ile KORUMASIZ ile KORUMA ARACI ile KORUMA POLİSİ ile KORUMA ÜNSÜZÜ ile KORUMA GÖREVLİSİ

- KORUNMAK ile KORUNULMAK ile KORUNABİLMEK ile KORUN ile KORUN DOKUSU


- KEHRBILD[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖRÜNTÜ

- TEHÂFFUZ KANÛNU[Osm.] / CONSERVATION LAW[İng.] / LOI DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSSATZ, ERHALTUNGSESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM YASASI/KANUNU

- KORUNUM ile KORUNUMLU

- KORUYUCU ile/ve/değil/||/<> KALKAN

- SHIELD[İng.] ile/değil/yerine/= KORUYUCU

- KÖŞE ile/ve/||/<> SEKİ/KÜRSÜ

( Gazetede. İLE/VE/||/<> Üniversitede/fakültede. )

- KÖŞESİ ile/ve/değil UCU

- KÖŞK ile KÖŞKLÜ

- KÖŞKLÜ ile/ve "İKİ KEÇELİ"

( Osmanlı'da yangın habercileri. )
( ... İLE/VE Üst kıdemli. )

- KOŞMAK ile KOŞUCU ile HAFİF KOŞU


- KÖSNÜ ile KÖSNÜK ile KÖSNÜL/LÜK ile KÖSNÜLÜ

- KOSTÜM/LÜK ile KOSTÜMCÜ/LÜK ile KOSTÜMLÜ ile KOSTÜMSÜZ

- KOŞUK ile SAGU

( Çoğunlukla aşk, kahramanlık, güzellik, doğa, hasret, savaş ile ilgili söylenirdi. İLE Ölüm ve yas ile ilgiliydi. )
( Genellikle şölen ve sığır adlı eğlence törenlerinde söylenirdi. İLE Yuğ adlı cenaze törenlerinde söylenmekteydi. )

- KOŞULLU ile BİTİŞİK KOŞULLU ile AYRIK KOŞULLU

- KOŞULLU ile/ve/yerine/değil İSTEKLİ

- KOŞUN[Moğolca] ile KOŞUNTU

( Asker, yan yana durmuş asker dizisi, saf. | Yan yana dizilmiş kişilerin oluşturduğu dizi. | Koşu, yarış. İLE Birinin yanında bulunan yardakçılar. )

- KOTA KİNABALU ile/ve/<> KİNABALU MİLLİ PARKI

( Borneo'nun Sabah Eyaleti'nin başkenti. İLE/VE/<> 754 km² yüzölçümü bulunan park, flora ve fauna açısından bir hazine olarak kabul ediliyor. Parkın içinde, 1500 çeşit orkide, sürüngenler ve 518 çeşit kuş bulunuyor.
[Dünyanın en büyük çiçeği olarak kabul edilen, "Rafflesia Arnoldii"nin çapı 91 cm., kalınlığı 1.9 cm., ağırlığı ise 7 kg.] )
( (Kota) Kinabalu (Dağı) Efsanesi:

Kinabalu Dağı'nın zirvesinde çok iri bir inci ve onu sahiplenen bir ejderha varmış. Bu incinin ünü, sınırları aşıp Çin İmparatoru'nun kulağına kadar ulaşmış. İnciye sahip olma hırsıyla yanıp tutuşan imparator, inciyi kendine getirmesi için bir prensini bu dağa göndermiş.

Prens, henüz dağa çıkmadan, dağın eteğindeki bir köyde, güzel bir yerli kıza âşık olmuş ve onunla evlenmiş. Bir çocukları da olmuş.

Daha sonra görevini anımsayıp dağa çıkan ve ejderhaya görünmeden inciyi almayı başaran prens, Çin'e dönmek üzere bir gemiyle yola çıkmış. Ancak, yolda korsanlara yakalanan prens, hem canını kaybetmiş, hem de inciyi.

Bu olay, eşinin köyünde de duyulunca, yabancıları sevmeyen köy halkı, prensin dul eşiyle alay etmeye, aşağılamaya başlamış. Prensin güzel eşi, bu aşağılamalara daha fazla dayanamayarak, çocuğuyla birlikte kutsal dağın tepesinden aşağı atlamış.

Bu olaydan sonra da, bu kutsal dağa, "Kota Kinabalu" yani "Çinli'nin dul eşi" denilmiş. )

- KÖTÜ KOKU ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK

- KÖTÜ TÜRKÇE (OLDU) ile/değil KÖTÜ BİR İFADE (OLDU)

- KÖTÜ ile ACAYİP


- KÖTÜ ile/ve/||/<> DANDİK["DANDİKTEN" DEĞİL!)

( ... İLE/VE/||/<> Düşük nitelikli [uyuşturucu vb.] | Düzmece, kötü nitelikli olan. )

- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKLI

- KÖTÜ ile/ve İSTENİLMEYEN

( İyi şeylerden istemeyerek uzak kalınır, kötü şeylerden isteyerek. )

- KÖTÜ ile/ve/||/<> İYİ ile/ve/||/<> BENLİK

( İd. İLE/VE/||/<> Süper ego. İLE/VE/||/<> Ego. )
( Düşman/rakip. İLE/VE/||/<> Yardımcı. İLE/VE/||/<> Kahraman. )

- KÖTÜ[< KÖTİ] ile/ve/||/<> KETÜ[Kıpçak][dvnlgttrk]

( Zorunlu/luk. İLE/VE/||/<> Eksik/lik. | Çolak. )
( KÖTÜLÜK: Kemâl'i engelleyen. )

- KÖTÜ ile KÖTÜ DAVRANIŞ ile KÖTÜ GÜN ile KÖTÜ ŞANS ile KÖTÜ ET ile KÖTÜ RUH HALİ ile KÖTÜ ALAMET ile KÖTÜ DURUM ile KÖTÜ KOKU ile KÖTÜ TAT ile HUYSUZLUK ile HUYSUZLUK

- KÖTÜ ile KÖTÜ İNŞÂ EDİLMİŞ

- KÖTÜ ile/değil/yerine KULLANIŞSIZ

- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine OLUMSUZ

- KÖTÜ ile/ve REZÂLET/REZİL


- KÖTÜ = ŞER = BAD, EVIL, WRONG[İng.] = MAL[Fr.] = BÖSE, UEBEL[Alm.] = MALUS[Lat.] = MALO[İsp.]

- KÖTÜ ile/ve/değil/||/<>/< TEHLİKELİ

- KÖTÜ ile/ve/değil/<> ÜSTÜNKÖRÜ

- KÖTÜ ile YARARSIZ

- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> ZOR

- KÖTÜMSER ile/değil SORUNLU

- KÖTÜRGÜ = TAŞIMA
[<

- KOVAN/LIK ile KOVAN OTU ile KOVANCILAR ile KOVAN ANAHTAR

- KOVULMUŞ = KOVUNTU

( Kovulmuş kişi. )

- KÖY ile KÖY YERİ ile KÖY AĞASI ile KÖY İMAMI ile KÖY ODASI ile KÖY OYUNU ile KÖY EKMEĞİ ile KÖY ROMANI ile KÖY MEYDANI ile KÖY MUHTARI ile KÖY TÜRKÜSÜ ile KÖY KORUCUSU ile KÖY KORUCULUĞU ile KÖY İHTİYAR HEYETİ ile KÖY İHTİYAR MECLİSİ


- KÖYDEŞ ile/ve/=/||/<> KÖYLÜ

( Aynı köyde oturan kişilerin birbirine göre her biri. )

- KÖYLÜ ile/değil/||/<> KÖY ÇOCUĞU

- KÖYLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KÖY KÖKENLİ

- KÖYLÜ ile/ve KULAK

( ... İLE/VE Varlıklı Rus köylüsü. )

- KÖYLÜ ile MUJİK

( ... İLE Rus köylüsü. )

- KÖYLÜ ile TAŞRALI

- KOYU ile ÇOK KOYU/KUZGUNÎ

- KOYU ile DOLGUN

- KOYULAŞMAK ile KOYULAŞTIRMAK ile KOYULAŞTIRABİLMEK ile KOY ile KOYU/LUK ile KOYU GRİ ile KOYU KIR ile KOYU KOYU ile KOYU MAVİ ile KOYU SARI ile KOYU PEMBE ile KOYU YEŞİL ile KOYU KIRMIZI ile KOYU LACİVERT ile KOYU KAHVERENGİ

- KOYUN ile/ve ANADOLU YABAN KOYUNU

( ... İLE/VE
Anadolu Yaban Koyunları:
* Sadece Türkiye'de yaşarlar. (Konya-Odul Baba Dağı'nda yaşarlar.)
* Dişillerin boynuzu yoktur, erillerin vardır.
* Dişiller 1.5 yaşında, eriller 3.5 yaşında ergenleşir.
* Ön bacaklar arka bacaklardan kısadır. )

- KOYUN ile İVESİ KOYUNU

( ... İLE Genellikle Güneydoğu Anadolu'da görülen, başı kahverengi, kirli sarı ya da siyah olan, gövdesi beyaz, tüyleri kaba ve karışık olan koyun. )

- KOYUN ile KOYUNCU/LUK ile KOYUN ETİ ile KOYUN OTU ile KOYUN DEDE ile KOYUN KOYUNA ile KOYUN BAKLASI ile KOYUN BAKIŞLI ile KOYUN MANTARI

- KOYUN ile ROCKY DAĞLARI İRİ BOYNUZLU KOYUNU

( ... İLE Amerika'nın, Rocky Dağları'nda yaşarlar. )

- KOYUN ile VALAIS SİYAH BURUNLU KOYUNU

( ... İLE İsviçre'de, Valais kantonunun Visp vadisinden... )

- KOYUN ile YABAN KOYUNU

- KÖZ ile/||/<> KÖZETLİG ile/||/<> KÖZNGÜ
[<

( Göz. İLE/||/<> Korunan, sakınılan nesne. İLE Ayna. )

- Kr ile Ku

( Kriptonun simgesi. İLE Kurçatovyumun simgesi. )

- AQUA REGIA[İng.] / EAU RÈGLE[Fr.] / KÖNIGSWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAL SUYU

- KRAL(IN SÖZÜ) ile/ve/||/<> OZAN(IN SÖZÜ) ile/ve/||/<> KÂHİN(İN SÖZÜ)

- KRATER ile KRATER GÖLÜ


- KREBS DÖNGÜSÜ ile/||/<> CALVİN DÖNGÜSÜ

( Krebs mitokondri CO₂, Calvin kloroplast CO₂ fiksasyon. )
( Formül: Katabolizma İLE anabolizma )

- KREDİLEMEK ile KREDİLENDİRMEK ile KREDİ ile KREDİLİ ile KREDİSİZ/LİK ile KREDİ KARTI ile KREDİ LİMİTİ ile KREDİ MEKTUBU ile KREDİLİ SATIŞ ile KREDİ ANLAŞMASI ile KREDİ SÖZLEŞMESİ

- CRYSTAL DEFECT[İng.] / DÉFAUT CRISTALLIN[Fr.] / KRISTALLDEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL KUSURU

- KRISTALLGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL ÖRGÜ

- WATER OF CRYSTALLIZATION[İng.] / EAU DE CRISTALLISATION[Fr.] / KRISTALLWASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL SUYU

- KRİSTALOİT[Fr. < CRISTALLOIDE] değil/yerine/= BİLLURSU

- DENSITÉ DE COURANT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE STROMDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK AKIM YOĞUNLUĞU

- LONGUEUR D'ONDE CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE WELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DALGA BOYU

- PARABOLE DE TENSION CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHE SPANNUNGSPARABEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK GERİLİM PARABOLU

- SUPERCRITICAL[İng.] / ÜBERKRITISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK ÜSTÜ


- KROM ile KROME ile KROMLU

- KROS[İng. < CROSS] değil/yerine/= DOĞADA KOŞU

( Kırlarda ve ormanlarda, hendeklerden, yükseltilerden, çukurlardan ve akarsulardan geçerek yaya yapılan koşu. )

- KU ile ...

( Köy, mesken, mahalle. )

- KU[İng.] ile/değil/yerine/= KU

- ile KÜÇ ile KÜÇ ile KÜÇ
[<

( Toplum içinde tanınma bildiren bir sözcük.[KÜLÜG BİLGE: Ünlü bir bilgin.] İLE Güç. İLE Şiddet ya da zulüm. İLE Susam. )

- KUANTUM ÜSTÜNLÜĞÜ ile/||/<> KLASİK SİMÜLASYON

( Üstünlük klasik geçemez problem, simülasyon klasik taklit. )
( Formül: Google 2019 İLE tartışmalı )

- KUARKLAR ile/ve/||/<>/> LEPTONLAR ile/ve/||/<>/> BOZONLAR ile/ve/||/<>/> HIGGS BOZONU

- KUARTET[Fr. < QUARTETTE] değil/yerine/= DÖRTLÜ

- KUARTET değil/yerine/= DÖRTLÜ

- KUCAK ile DİZ ÜSTÜ

( Göğüs bölgesi. İLE Oturma durumunda dizin üstü. )

- KUCAKLAMAK ile KUCAKLANMAK ile KUCAKLAŞMAK ile KUCAKLAŞTIRMAK ile KUCAKLAYABİLMEK ile KUCAKLAŞABİLMEK ile KUCAK ile KUCAK KUCAK ile KUCAK DOLUSU ile KUCAK KUCAĞA ile KUCAK ÇOCUĞU

- KUÇU KUÇU

( Birden parlayan, kızan kişilere söylenilen. | Köpekler için söylenilen. )

- KÜÇÜK DÜNYA ile/||/<> DÜZENLİ ÖRGÜ

( Küçük dünya kısa yol + kümelenme, düzenli sadece yerel. )
( Formül: 6 derece İLE örgü )

- KÜÇÜKÇEKMECE ile/ve KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ

( Büyükçekmece - Florya arasında bir semt. [1987] [Adını "Çekdiri" adlı gemilerin çekildiği yer olmasından dolayı almıştır.] İLE/VE
Küçükçekmece'de, Marmara Denizi kıyısında bulunan kıyı ve baraj gölüdür. [Suyu tuzludur.] [Yüzölçümü 16 km2, derinliği 20 m., denizden yüksekliği 3 m.] [28 Ocak 1969'da donmuştur.] )

- KUÇUKUÇU ile KUÇU KUÇU

( Köpek. İLE Ünlem. )

- KUDRET BEY KÖŞKÜ

( Sarıyer'de ve Sırrı Bey sokakta olan bu mükemmel köşke Pembe Köşk'te denilmektedir. Bu bina 2008'de yıkılarak ortadan kalktı. )

- KUDU ile BAYAĞI BOĞA ANTİLOBU/ELAND

- KUDUZ/LUK ile KUDUZ OTU ile KUDUZ BÖCEĞİ ile KUDUZ BÖCEKLERİ

- KÜF ile KÜFE/LİK ile KÜFİ ile KÜFECİ/LİK ile KÜFELİ ile KÜFESİZ ile KÜF YEŞİLİ ile KÜF KOKUSU

- KUĞU ile KOSKOROBA


- KUĞU ile/değil ÖTÜCÜ KUĞU

- KUĞU ile/ve/değil TURNA

( Anadolu'da, kuğuya turna denilir. )

- KUKLA/LIK ile KUKLACI/LIK ile KUKLA OYUNU ile KUKLA HÜKÜMET ile KUKLA TİYATROSU

- KUKU[Fr.] = GUGUK

- KUKUMAV ile KUKUMAV KUŞU

- KÜKÜRTLEMEK ile KÜKÜRTLENMEK ile KÜKÜRT ile KÜKÜRTLÜ ile KÜKÜRTSÜZ ile KÜKÜRT ÇİÇEĞİ

- KUL ile KULA ile KULE ile KULP ile KULU ile KULELİ ile KULPLU ile KULPSUZ ile KUL CİNSİ ile KUL HAKKI ile KUL OĞLANI ile KUL YAPISI ile KUL KAHYASI ile KUL TAKSİMİ ile KUL KETHÜDASI ile KULPLU BEYGİR

- KULAK ÇUKURU ile KULAK DIŞ BOŞLUĞU ile KULAK KEPÇESİ ile ...

- KULAK SALYANGOZU ile/ve KULAK SALYANGOZU KANALI

- KULAK ile KULAK BOŞLUĞU ile MISIR KOÇANI ile KÜPE


- KULAK/LIK ile KULAKLI ile KULAKÇI ile KULAKSIZ/LIK ile KULAK ZARI ile KULAK ERİMİ ile KULAK DEMİRİ ile KULAK KULAĞA ile KULAK MEMESİ ile KULAK TIKACI ile KULAK ÇİVİSİ ile KULAK KEPÇESİ ile KULAKLI SOMUN ile KULAK MİSAFİRİ ile KULAK SADAKASI ile KULAK ALTI BEZİ ile KULAK DOLGUNLUĞU ile KULAK TIRMALAYICI

- KÜLGÜ/KÜLTGÜ/KÜLÜNÇ ile KÜLÜT ile KÜLGÜ
[<

( Gülüş, kahkaha. İLE Halk için gülünç olan şey. İLE Felç. )

- KÜLL ile/ve/||/<> KÜNH["KÜHN" değil!]

( Bütün, tüm. İLE/VE/||/<> Bir şeyin aslı, hakikati, temeli. | Kök, dip. | Esas, öz. )

- KULLANMA (KILAVUZU) ile/ve/||/<>/>/< KILLANMA (KILAVUZU)

- KÜLLÜ ile KÜLLÜK ile KÜLLÜ SU ile KÜLLÜK AĞZI

- KULLUK ile KULLUKÇU ile KULLUK KÖLELİK

- KULP[Yun.] ile Kulp

( Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. | Uydurma neden, bahane. İLE Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. )

- KÜLTÜR:
İÇGÜDÜ
ve/>/+ İÇTEPİ ve/>/+ DÜŞÜNCE ve/>/+ İNANÇ

- KÜLTÜR VE SANAT ile KÜLTÜREL ile KÜLTÜR ile KÜLTÜR KULÜBÜ ile KÜLTÜRLÜ

- KÜLTÜR ile/ve/||/<> GELİŞİM ODAKLI DEĞERLER KÜLTÜRÜ


- KÜLTÜR ile/ve/değil/yerine İNSANLIK/İNSANLIĞIN KÜLTÜRÜ

- KÜLTÜR ve/||/<> TUTKU/COŞKU

- KÜLTÜRLENMEK ile KÜLTÜRSÜZLEŞMEK ile KÜLTÜRSÜZLEŞTİRMEK ile KÜLTÜR ile KÜLTÜRLÜ/LÜK ile KÜLTÜRSÜZ/LÜK ile KÜLTÜR GÖÇÜ ile KÜLTÜR ŞOKU ile KÜLTÜR AKIMI ile KÜLTÜRE ALMA ile KÜLTÜR ORTAMI ile KÜLTÜR SARAYI ile KÜLTÜR SİTESİ ile KÜLTÜR MANTARI ile KÜLTÜR MERKEZİ ile KÜLTÜR UÇURUMU ile KÜLTÜR ÇEVRESİ ile KÜLTÜR BİTKİLERİ ile KÜLTÜR VARLIKLARI ile KÜLTÜR BALIKÇILIĞI

- KULÜBE ile KÜMÜLTÜ

( ... İLE Kırlarda, ormanlarda eğreti olarak yapılmış bekçi ya da kulübesi. )

- KUM ÇÖLÜ ile/ve TAŞ ÇÖLÜ ile/ve KAYA ÇÖLÜ

- KUM ile GÖKKUMU

( ... İLE Göktaşlarında görülen, küresel tanecikler. )

- KUM ile KUMA ile KUMALI ile KUM OTU ile KUMASIZ ile KUM TAŞI ile KUM ÇÖLÜ ile KUM GRİSİ ile KUM OCAĞI ile KUM SAATİ ile KUM BALIĞI ile KUM HAVUCU ile KUM HAVUZU ile KUM KAMYONU ile KUM TORBASI ile KUM ENGEREĞİ ile KUM FIRTINASI ile KUM BALIĞIGİLLER

- ÉLECTRODE DE CONTRÔLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KUMANDA ELEKTRODU

- KUMANDA ile KUMANDAN/LIK ile KUMANDALI ile KUMANDANLI ile KUMANDASIZ ile KUMANDANSIZ/LIK ile KUMANDA KOLU ile KUMANDA ODASI ile KUMANDAN GEMİSİ

- KUMAŞ ile KUTNU

( ... İLE Pamuk dokunmuş kalın, ensiz kumaş türü. )

- KUMDÖKEN SUYU

( Garipçe'de Gözetleme Kulesi civarında bulunan ormanlık alandan çıkan içimi güzel bir memba suyudur. Bu suda, bolca içildiğinde kum dökme özelliği olduğu için "Kum döken suyu" denilmektedir. )

- KÜME ile/||/<> TOPLULUK/... TOPLULUĞU

- KÜMES ile İŞBİRLİĞİ YAPMAK ile İŞBİRLİĞİ ile İŞBİRLİĞİ KONSEYİ ile KOOPERATİF ile KOOPERATİF FONU ile İŞBİRLİKÇİ

- KUMKÖY FERHAN BEDİİ FEYZİOĞLU İLKÖĞRETİM OKULU

( Kumköy (Kilyos) İlkokulu adıyla 1952'de eğitime başladı. Yeterli olmayan okulun 12 dersliğe çıkarılması için büyük maddi katkı sağlayan hayırsever Ferhan Bedii Feyzioğlu'nun adı okula verildi. 1999'da okul yeni binasında eğitim ve öğretime başladı. )

- KUMLU ile KUMLUK ile KUMLUCA

- KUMRU ile KUMRUCU/LUK

- KUMRU ile ÜSKÜDAR KUMRULARI

- KUMSAL SUYU

( Sarıyer'de Hayat sokaktan çıkan bir memba suyudur. Suyun kaynağı üzerine bina yapıldığı için özelliğini kaybetmiş olup, 2004'te bu içimi iyi ve bol suyun kullanımından vazgeçilmiştir. )

- KUMSU ile KUMSUZ

- KÜMÜLATİF/CUMULATIVE[İng.] değil/yerine/= TOPLU


- KUNDT'S TUBE[İng.] / TUBE DE KUNDT[Fr.] / KUNDT-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUNDT TÜPÜ

- KUNDUZ ile/ve DAĞKUNDUZU

( Avrasya kunduzu. İLE/VE Kuzey Amerika'da yaşar. )
( Bu iki tür, 24.000 yıl önce ayrılmıştır ve artık çiftleşememektelerdir. )
( Kunduzlar 15 dakikaya kadar suyun altında kalabilirler. [Suyun altındayken su girmemesi için dudakları ön dişlerinin arkasında sımsıkı kapanır] )
( Öndeki dört kesici dişleri açık turuncu renktedir. [Büyümesi hiç durmayan bu dişlerin minelerinde, fazladan kuvvet sağlayan demir bulunur] )
( İlkbahar ve sonbahar aylarında kunduzların kuyruk boyu ikiye katlanır. [Enerjilerini kuyruklarında depoladıkları için, yağın kullanıldığı kış aylarında hacmini kaybeder] )

- KUNGURIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= KONİYASYAN EPOKU

( Günümüzden 89.800.000 ile 86.300.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KUNGURIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= KUNGURYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 279.300.000 ile 272.300.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KUNÛ'[Ar.] ile SUÂL[Ar.]

- KÜP ile KÜP KÖKÜ ile KÜP ŞEKER

- KURAMIN:
DOĞRULUĞU
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYGUNLUĞU

- KURAN ile KURAN BÖLÜMÜ ile KURAN KORUYUCUSU ile KURAN'DAKİ

- KURBAĞA OTU ile KURBAĞAZEHRİ

( Düğün çiçeğigillerden bir bitki. İLE Kurbağazehrigillerden, tatlı sularda yaşayan, beyaz çiçekli, yaprakları yürek biçiminde olan bir süs bitkisi. )

- KURBAĞA ile ÇOÇUİ(KUKU)

( ... İLE Ufak bir ağaç kurbağası.[Porto Riko'nun simgesidir.] )

- KURBAĞA ile KURBAĞALAR ile KURBAĞA OTU ile KURBAĞALAMA ile KURBAĞA ADAM ile KURBAĞA TESTİ ile KURBAĞA BALIĞI ile KURBAĞA BALIĞIGİLLER

- KURBAN ile/değil/yerine/>< SORUMLU

( )

- KÜREMEK ile KÜRÜMEK ile KÜRELEMEK ile KÜRELENMEK ile KÜRESELLEŞMEK ile KÜRESELLEŞTİRMEK ile KÜRESELLEŞEBİLMEK ile KÜR ile KÜRE ile KÜRK ile KÜRT ile KÜRKLÜ ile KÜRKÇÜ/LÜK ile KÜRTÇE ile KÜRESEL/LİK ile KÜRE KUŞAĞI ile KÜRK BÖCEĞİ ile KÜRESEL VALF ile KÜRK HAYVANI ile KÜRESEL ÜÇGEN ile KÜRESEL ISINMA ile KÜRESEL GÖK BİLİMİ

- KURGU-BİLİM değil BİLİM-KURGU

- KURGU ile/ve/||/<> ANLATIM

- KURGU ile/ve DİLE GETİRME

( Madem ki o olaylara/durumlara elimiz bulaşmadı, öyleyse dilimizi de bulaştırmayalım. )

- KURGU ile/ve HAYAL GÜCÜ

( Olduğu haliyle görün, olduğunu hayal ettiğiniz gibi değil. )
( Şeyleri hayal ettiğiniz gibi görmek yerine, onları oldukları gibi görmeyi öğrenin. )
( See your world as it is, not as you imagine it to be.
Instead of seeing things as imagined, learn to see them as they are. )

- KURGU ile KABUL

- KURGU ile KURUNTU

- KURGU ile "MİMARİ"


- KURGU ile/ve/değil/yerine/></< OLGU

- KURGULAMAK ile KURGULANMAK ile KURGU ile KURGUCU/LUK ile KURGULU ile KURGUSAL ile KURGUSUZ/LUK ile KURGU BİLİMİ