( Progesteron, dişi üreme sistemi tarafından salgılanan hormondur. Esas olarak rahim iç duvarının (endometrium) durumunu düzenlemede görevlidir. Progesteron, yumurtalıklar, plasenta ve adrenal bezler tarafından üretilir. Progesteron olası hamilelik için rahim duvarını döllenmiş yumurtanın tutunabilmesi için kalınlaştırır. @@ Böbreklerin üzerinde yer alan, üçgen biçimine benzer bir çift endokrin bezidir. Anatomik açıdan böbreklerin üzerinde yer aldıkları için ismini buradan almaktadır. @@ Mukoza ile birlikte memeli rahminin iç epitel tabakasına verilen isim. Endometriyumdaki kan damarları ve bezler hamilelikte boyut ve sayı olarak artar. Vasküler boşluklar kaynaşır ve birbirine bağlanır ve plasentayı oluşturur. Böylelikle yavruya oksijen ile besin sağlanmış olur.
( Gettier sonrasında gerekçelendirme koşuluna odaklanan çağdaş epistemolojideki kuramlardan biri olan uygun işlevselcilik, gerekçelendirmenin neliğine yönelik bir araştırma olarak kaşımıza çıkmaktadır. Uygun işlevselciliğe göre bir inancın güvence altına alınmış olmasını sağlayan üç koşul vardır: bilişsel yetilerin uygun bir çevrede uygun bir biçimde çalışması, öznenin doğru inanç oluşturmayı amaçlaması ve bu koşullar altında oluşturulan inançların yüksek güvenilirliğinin olması. Temel olarak uygun işlevselcilik kuramı, öznenin bilişsel yetilerine dayanır ve epistemik güvenceyi bu doğrultuda açıklar. Söz konusu kuramın önemli temsilcilerinden biri olan Alvin Plantinga; ‘Olumlu Epistemik Statüler ve Uygun İşlevselcilik’, ‘Güvence ve Uygun İşlevselcilik’, ‘Güvence: Güncel Tartışmalar’ gibi kitaplarında kuramı ayrıntılarıyla açıklamıştır. Uygun işlevselcilik, bilginin dördüncü koşulunu ‘uygun işlev’ olarak belirler ve bir inancın teminat altına alınmasını, epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun bir biçimde çalışıyor olması anlamına geldiğini ileri sürer. Yani öznenin, bir önermeye dair inancından yola çıkarak bilgi oluşturma sürecinin epistemik niteliğe sahip olabilmesi için, bilişsel yetilerin işlevini uygun bir biçimde yerine getirmesi gerekmektedir. Bu bağlamda uygun işlev kavramı, hem içsel hem de dışsal koşullara işaret etmektedir. Kısaca uygun işlevselcilik kuramının, doğru inancın bilgiye dönüştürülmesi için odaklandığı temel kavram olan güvencenin, onun üç niteliğinin işleyişiyle mümkün olduğunu ve bu bakımdan bilgiyi ‘güvence altına alınmış doğru inanç’ ya da ‘olumlu epistemik statü gösterilmiş doğru inanç’ olarak tanımladığını söyleyebiliriz.
( Bir ya da birden fazla aminoasit zincirinden oluşan kompleks organik moleküller. Proteinler, başka moleküllere bağlanma yetenekleri sayesinde çok sayıda değişik görev üstlenebilir. Proteinler; enzim, hormon, antikor, yapısal elementler ya da gaz taşıyan moleküller olabilirler. @@ Omurgalılarda patojenlere karşı oldukça spesifik ve uzun süreli savunma sağlayan lenfosit sistemidir. İki ana lenfosit sınıfından oluşur: Patojene ya da patojen kaynaklı moleküllere spesifik olarak bağlanan antikorları salgılayan B lenfositleri (B gözeleri) ve patojen tarafından enfekte edilmiş gözeleri doğrudan öldürebilen ya da patojeni ortadan kaldırabilecek diğer gözeleri uyaran sinyal proteinleri (bunlar göze yüzeyi proteinleri ya da göze dışına salgılanan proteinler olabilir) üreten T lenfositleri (T gözeleri). @@ Temel görevi, iki ya da daha fazla sayıda proteini bir göze içi sinyal yolağında ya da protein kompleksinde birbirine bağlamak olan proteinlerin genel adı. @@ Miyozinin yardımı ile kasın kasılma ya da gevşeme işlemini yerine getiren bir tür proteindir. @@ Hücre zarında bulunan, suyun göze içi ve dışı geçişini hızlandıran taşıyıcı proteinlerdir. @@ Ökaryot gözelerde, göze iskeletinin yapısına katılan, kamçılı ve sillilerde ise sillerin yapısına katılan içi boş protein yapılı tüpçükler. Hücre iskeletinin ana bileşenlerinde birisi olan mikrotübüller yaklaşık 25 nanometre yarıçapındadır. Aktin filamentleri gibi mikrotübüller de göze içinde sürekli bir araya gelip parçalanan dinamik yapılardır. Hem göze şeklini belirlemede hem de göze hareketlerinin bazı biçimleri, organellerin göze içi taşınması ve mitoz sırasında kromozomların ayrılması dahil olmak üzere çeşitli göze hareketlerinde işlev görürler. @@ Çözünen bir kimyasalın konsantrasyon farkına zıt yönde taşıyan, göze zarında bulunan proteinler.
( Bir dik üçgende, hipotenüs ile dik kenarların uzunlukları arasındaki ilişkiyi ifade eden teoremdir.[1] Başka bir tanımı da şöyle yapılabilir: Bir dik üçgenin iki dik kenarının uzunluklarının kareleri toplamı hipotenüsün uzunluğunun karesine eşittir. Matematiksel olarak a2+b2=c2 biçiminde gösterilir. Bu teorem adını ünlü Yunan filozofu Pisagor'dan alır.
( 1898 yılında, Pierre Curie ve eşi tarafından bulunan, atom numarası 88, atom ağırlığı 226 olan, 700 °C'de ergiyen, soğukta suyu ayrıştıran, ışınetkinliği çok bir öğe. [Simgesi: Ra] )
( Marie Curie tarafından 1898 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1867-1934) (Ülke: Polonya/Fransa) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Radyoaktivite, polonyum ve radyum) (Nobel: 1903) )
( Modernitedeki çelişkilerin billurlaştırılması. İLE/VE/DEĞİL Modernizmi forma sokmak. )
( Kayıp. İLE/VE/DEĞİL Kazanç/kazanım. )
( Fransız protestanlığını anlamadan Modernizm'i anlamak olanaksızdır. )
( Değerli maden stoklarının artırılmasını öngören ekonomik düzen. | Avrupa pazarında doğulu tüccar. [Merkantilistlere göre, devlet ancak altın stoğunun artırılmasıyla zengin olabilir] [1500-1600 yılları arasında geçerlilik/değer bulmuştur] İLE
Fransız merkantilizmi. )
( Altın ve gümüş madenlerinin ülkeden çıkmasının önlenmesini ister. İLE
Sanayi sayesinde altın ve gümüş stoğunun artırılmasını ister. İLE
Ticaret sayesinde altın ve gümüş stoğunun artırılmasını ister ve ihracatın ithalattan çok olmasıyla artacağını iddia eder. )
( Bir şeyi topluma tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenilen her türlü yol. | Bu amaç için kullanılan yazı, görsel, film vb. )
( İnceliğin, duyarlılığın, nezaketin ve kibarlığın da ölçülü, mantık çerçevesinde olması, abartılmaması gerekir.
Koşulun, koşulu olmaz! İki kere eğer ya da ise olmaz! ise'den sonra tekrar "ise", eğer'den sonra tekrar "eğer" olmaz! Mantıksızdır, anlamsızdır ve işlevsizdir! )
( Karolenj dönemini izleyen ve Gotik'e geçişi sağlayan dönem. Bu dönem mimarisinde kitlesel görünüm, ağır bir taş işçiliği ve kaba oranlar dikkat çeker. İLE/||/<> Charlemagne(Şarlman) döneminde (IX. yüzyıl) gelişmiş olan sanat üslûbu. İLE/||/<> XVIII. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan ve aklın kurallarına karşıt, duyguların yansıtılmasına önem veren sanat akımı. İLE/||/<> Romantizme tepki olarak doğmuş, görünenin gerçekliği olduğu gibi tuvale aktarmayı amaçlayan sanat akımı. İLE/||/<> XVIII. yüzyılda ortaya çıkan süslemeci sanat akımı. Resim sanatında saray yaşamından alınan konular ön plana geçmiş, heykeller dekoratif amaçlı biblolara dönüşmüş, mimaride ise bitkisel motifli bezemeler tavan ve duvar yüzeylerinde süsleme amacıyla bolca kullanılmıştır. )