| S/Ş... |

- SANDAL ile/ve DAK

( ... İLE/VE Ganj Nehri'nde kullanılan sandal. )

- SANDAL ile/<> PİROG

( ... İLE/<> Mali'de, Nijer ırmağında kullanılan bir sandal. )

- SANDAL[Ar.] ile SANDAL[Ar.] ile SANDAL(ET)[Fr. < Yun.]

( Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç. İLE İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle sürülen deniz teknesi. İLE Sadece tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan, açık ayakkabı. )

- SANDAL ile SANDALCI/LIK ile SANDAL AĞACI

- SANDAL ile TAHLİSİYE

( ... İLE Kurtarma, can kurtarma. | Kazaya uğrayan gemilerin, yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi. | Kaza sırasında, kurtarma için kullanılan sandal. )

- SANDALCIYAN SAHİLHANESİ

( Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerindedir. Sultan Abdülhamid döneminde sarayın kuyumcubaşısı Sandalcıyan tarafından inşâ edilmiştir. Sonraları sahilhane Karlo Tokater tarafından satın alınıyor. 1990 yılında ise sahilhane Özer Uzunhasan ve ortakları tarafından satın alınarak yıktırılmış ve eskisi durumu dikkate alınarak aynen yenilenmiştir. )

- SANDALGİLLER

( Tropikal ve ılıman bölgelerde yaşayan, ikiyüzden fazla türü olan, taçsız, ikiçenekli bitkiler ailesi. )

- CHAIR FORM[İng.] ile/değil/yerine/= SANDALYE ŞEKLİ

- SANDALYE ile BAŞKAN

- SANDALYE ile İSKEMLE[Lat.]

( ... İLE Arkalıksız sandalye. | Üzerine, vazo vb. şeyler konulan küçük masa. | Sandalye. )

- SANDALYE[Ar.] değil/yerine/= OTURAK

- SANDALYE[Ar. < SANDALİYE] değil/yerine/= OTURGA

- SANDALYE ile SEKMEN

( ... İLE Arkalıksız sandalye. | Basamak. )

- SANDALYE/LİK ile SANDALYECİ/LİK ile SANDALYELİ ile SANDALYESİZ ile SANDALYE KAVGASI

- ŞANDELLEMEK ile ŞANDEL

- SANDIĞA GÖMMEK ile/ve/||/<>/> SANDIĞA GÖMÜLMEK

- SANDIĞIMIZ ile SANDIĞIMIZ

( Seçim sandığımız. İLE Zan/zannettiğimiz. )

- SANDIK ile KRATER

- SANDIK[Ar.] ile SANDUKA

( İçine türlü şeyler konulan, tahtadan, dört köşe, kapaklı ev eşyası. | Bir kurumda, para alınıp verilen yer. | Banka. | Yapılarda, kum, çakıl gibi şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü. | Mahalle tulumbacılarının, omuzda taşıdıkları, sandık biçimi tulumba. İLE Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta ya da mermer sandık. )

- SANDIKÇI, ALİ (İST. 1948)

( Maden'lidir. İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinden Makine Mühendisi olarak mezun oldu. Memuriyet hayatına Devlet Deniz Yolları İstinye Tersanesinde başladı. 1984 - 1989 yılları arasında Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi ve Sarıyer'in ilk Belediye Başkanı oldu. Başkanlığı sona erdikten sonra kendi inşaat firmasını kurdu ve birçok projenin yürütülmesinde görev yaptı. )

- SANDIKLAMAK ile SANDIKLANMAK ile SANDIK ile SANDIKLI ile SANDIKÇI/LIK ile SANDIK EMİNİ ile SANDIK ODASI ile SANDIK SEPET ile SANDIK BALIĞI ile SANDIK EŞYASI ile SANDIK KURULU ile SANDIK LEKESİ ile SANDIK BAŞKANI ile SANDIK ÇEVRESİ ile SANDIK MÜŞAHİDİ ile SANDIK GÖZLEMCİSİ ile SANDIK BALIĞIGİLLER ile SANDIK GÖZLEMCİLİĞİ

- SANDOVİÇ değil/yerine/= KISTIRMA

- SANDOZ YALISI

( Yeniköy'de Köybaşı Caddesi üzerindedir. Sandoz Yalısı olarak bilinen bu yalı sahibi Mösyö Pardoe'den Fuat ve Feriha İrel satın almıştır. )

- SANDVİÇ ile SANDVİÇÇİ/LİK

- SANDWİCH KOMPLEKS ile/||/<> HALF-SANDWİCH

( Sandwich iki Cp ferosen, half-sandwich tek Cp. )
( Formül: Fe(Cp)₂ İLE CpMn(CO)₃ )

- SANEVBER ile ...

( SEVGİLİNİN BOYU, BOSU )

- SANGER DİZİLEME ile/||/<> NGS

( Sanger tek okuma uzun, NGS çoklu kısa. )
( Formül: Single long İLE multiple short reads )

- SANGHA ile ...

( Tüm Budacılar, tüm pirler. Bodhisattva'lar. Budist Cemaat. )

- SANGHA ile/||/<> BHİKŞU ile/||/<> SANNYASIN ile/||/<> UPASAKA

( Tüm Budacılar, tüm pirler. Bodhisattva'lar. Budist Cemaat. @@ Budist rahip/keşiş, edebi olarak dilenci. @@ Gezgin derviş. @@ Belirli kimi kurallara göre yaşayan sıradan bir insan. )

- SANGILAMAK ile SANGI/LIK


- ŞANGIR ŞANGIR (KIRILMAK)

- ŞANGIR ŞUNGUR (SES ÇIKMASI/ÇIKARMAK)

- ŞANGIRDAMAK ile ŞANGIRDATMAK

- ŞANGIRTI ile PATIRTI

( Tabak, bardak, şişe vb.nin bir yere ya da birbirine çarparken, kırılırken çıkardığı sesin adı. İLE Pat pat çıkan sesin adı. | Herhangi bir biçimde ya da ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü. | Gürültülü çatışma, arbede. )

- SANGO ile ...

( Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, en yaygın kullanılan yerel dil. )

- ŞANİ IRMAĞI'NIN:
BİR YAKASI
ile/ve/<> ÖTEKİ YAKASI

( Çad. İLE/VE/<> Kamerun. )

- SANÎ'[Ar. < SUN] ile SÂNÎ[Ar. < SENY] ile SÂNİ'[Ar. < SUN] ile SÂNİH/A[Ar. < SÜNÛH]

( Görülen iş. İLE İkinci. İLE Yapan/yapıcı, işleyen. | Yaradan, sanat yapıtı olarak meydana getiren. | Allah. | [tüzel] İstisna akdinin borçlusu. İLE Zihin ve düşüncede oluşan, zihne/düşünceye doğan. )

- SANI ile DEJA VU

- SANI/ZAN/ZEHAB[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<> KANI/KANAAT(> "KANIMCA")

( Sahibi olunan düşüncenin/yorumun üzerine yargıda bulunum ve bu sürecin ilk durumu/sonucu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Bir durum/olgu üzerine düşünce/yorum sahibi olmak. )
( Gerçeği bulmak istiyorsak, kanılarımıza asılmamalıyız. )
( To find truth, we must not cling to our convictions. )

- SANI = OPINION[İng., Fr.] = MEINUNG[Alm.] = OPINIO[Lat.]


- SANI ile SANRI

( Önce, olduğunuzu sandığınız kişi olmadığınızı anlayın. )
( En küçük bir kuşku olmaksızın, kendinizi sandığınız şey olmadığınızı bilin! )
( Understand first that you are not the person you believe yourself to be.
Beyond the least shadow of doubt, that you are not what you believe yourself to be. )

- SANİHA[Ar.] değil/yerine/= DOĞAÇLIK/DOĞUNÇLUK

- SANIKTAN, KANITA GİTMEK" değil KANITTAN, SANIĞA GİTMEK

- SANIRIM ... OLABİLİR değil SANIRIM ... ya da ... OLABİLİR

- SANIRIM ile/ve/||/<> ANLADIĞIM KADARIYLA

- SANIRSAM değil SANIRIM

- SANIRSAM değil SANIRIM/SANIYORUM

( Anlatımda, bir koşulun[eğer/ise] tekrar ya da ikinci kez koşulu olmaz! Zannetmek ya da sanmak, bir koşuldur.

Zannetmek, bir şeyin, sözü geçtiği biçimde olduğunu/olacağını ya da olmadığını/olmayacağını, %51 - 99 oranında "kabul" ya da "iddia" etmenin ikinci kez ve başka bir olasılığı, belirsizliği barındırması ya da "tanımlaması" olanaksız ve anlamsızdır. )

- SANİYE değil/yerine/= İKİNÖY

- SANİYE ile SALİSE

- SANİYE[Osm.] / SECOND[İng.] / SECONDE[Fr.] / SEKUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYE


- SANİYE ile/ve/||/<> TOZ

- ONE-SECOND PENDULUM[İng.] / PENDULE BATTANT LA SECONDE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANİYELİ SARKAÇ

- EIN ZWEITES RINGSPENDUL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYEYİ VURAN SARKAÇ

- SANIYORUM ile/ve/||/<> SAYIYORUM

- ŞANJAN/JANJAN[Fr.] değil/yerine/= YANARDÖNER

( Kıpırdadıkça, türlü renklerde parlayan [kumaş vb.]. )

- ŞANJMAN/ŞANZIMAN[Fr. CHANGEMENT] ve/||/<> MOTOR

( Motorlu taşıtlarda, motorun yükünü azaltarak güç aktarma organlarına veren, arabanın istenen hızda hareket etmesini sağlayan dişliler topluluğu. VE/||/<> ... )

- ATOME QUASI[Fr.] ile/değil/yerine/= SANKİ ATOM

- SANKİ BÖYLE değil SANKİ

- SANKİ GALİBA YANİ" değil SANKİ ya da GALİBA ya da YANİ

- ŞİBH-İ TEK ZERRE[Osm.] ile/değil/yerine/= SANKİ TEK ATOM


- SANKİ ile ALÂNÎ

- SANKİ ile GİBİ

- SANKİ ile ...MIŞ GİBİ

- SANKİ ile/değil/yerine SANIRIM

- SANKİ değil/yerine/= SÖZÜMONA

- ŞANKR ile ...

( Ülser. )

- SANLAV, ÜMİT (SARIYER, 1973)

( İlk ve ortaokulu Sarıyer'de okudu, Şişli Endüstri Meslek Lisesi Telekomünasyon Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünden mezun oldu. Genç yaşta iş hayatına atıldı, mesleği ile ilgili çalışmalar yaparken, bir yandan da Sarıyer'de "Sarıyer Haber Gazetesi"ni (2001) çıkardı. Değişik basın organlarında yazar, fotoğraf sanatçısı, yapımcı ve yönetmen olarak görev yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi Basından Sorumlu Rektör Danışmanlığı, özel bir kolejde kurumsal iletişim müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şirketlerinde Medya ve PR Danışmanlığı, Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Direktörlüğü, İbn Haldun Üniversitesi Kurumsal iletişim Müdürlüğü yaptı. İnternet ve sosyal medyanın tarihi ve gelişimi ile etkin kullanımının değerlendirildiği, alanında ilk kitap olan "Sosyal Medya Savaşları" kitabı yazdı. Ümit Sanlav, bu kitapta sosyal medyanın önemi ile sosyal medyanın sınırsız ve sonsuz faydalarının yanı sıra, yanlış kullanıldığında oluşabilecek zarar ve tehditlere de değindi. Uluslararası Sosyal Medya Derneği (USMED) kurucu başkan yardımcısı olan Ümit Sanlav, YTÜ'de başlayıp, sivil platform olarak devam eden Eğitim Teknolojileri Zirvelerinin tamamında Medya Koordinatörlüğü yaptı, Eğitim - Medya oturumları düzenledi. Ayrıca MEB tarafından düzenlenen tüm MEB Fatih ETZ'lere de davet edilen Sanlav, "Medya ve Eğitim" konulu oturumların Moderatörlüğünü ve sunumlar yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi Prestij Yayın grubunda yer alan "Yıldızlar Dergisi" Genel Yayın Yönetmenliği, Yıldız Teknik Üniversitesi TV Genel Yayın Yönetmenliği, Gebze Teknik Üniversitesi Rektör Danışmanlığı gibi alanlarda da çalışmalar yapan Sanlav, Teknoloji, İnternet ve Sosyal Medya Konularında sık sık TV ve Gazetelerin görüşüne müracaat ettiği isim oldu. )

- ŞAN/LI-ŞEREF/Lİ

- ŞANLI, ALİ (TUNCELİ, 1924 - 1995)

( Nakliye işleriyle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )

- ŞANLI, HAYDAR (İST. 1938 - 2009)

( Yeni Kolejden mezun oldu. Bir süre hukuk tahsil etti ise de okulu yarım bıraktı ve kısa bir öğretmenlik yaptı. CHP de üyesi oldu İlçe Gençlik Kol Başkanlığı görevinde bulundu ve bir dönem (1968 - 1973) İl Genel Meclis üyesi olarak görev yaptı. )

- ŞANLI, PROF. DR. İSMET (MARDİN, 1937)

( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta öğrenimini Mardin'de tamamladı. İstanbul Davutpaşa Lisesinden mezun oldu ve girdiği İ.Ü. Orman Fakültesinden 1965 yılında Yüksek Orman mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre Orman Genel Müdürlüğü teşkilatında çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı ve takiben 1970 yılına kadar yine Orman F - Genel müdürlüğü teşkilatında çalıştı. Açılan sınavı kazanarak İ.Ü.Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsüne asistan olarak atandı. Bir süre Fransa'da bilimsel çalışmalar yaptı. 1976'da "Doğu Kayını (Fagus orientalis Lipsky) ‘nin Türkiye'de Çeşitli Yörelerde Oluşan Odunları Üzerinde Araştırmalar" adlı tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. "Türkiye'nin Tersiyer Florası Üzerinde Ksikolojik Araştırmalar" adlı tezi ile 1982'de "Üniversite Doçenti" unvan ve yetkisini aldı ve 1988'de profesörlüğe yükseltildi, bilahare kendi isteği ile emekli oldu. )

- ŞANLI, SEVİM (İST. 1936)

( Fındıklı İnönü ilk ve ortaokulunu bitirdikten sonra Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsünden mezun oldu. 1963 yılında Büyükdere Akşam Kız Sanat Okulunda İdari İşler Amiri olarak memuriyet hayatına başladı. 1983 yıında emekli oldu. Sosyal çalışmalardan ayrı kalmadı. 1955 ve 1957 yılları arasında CHP Büyükdere Ocak Gençlik Kolu Başkanlığı, CHP İlçesi Kadırnlar Kolu Yönetim Kurulu Üyesi ve sekreterliğini 17 yıl süre ile yaptı. 1962'de Sarıyer Kızılay Şübesine üye oldu ve 27 yıl Şube Yönetimde görev aldı, madalya ile ödüllendirildi, 1989'da SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi)' ten Sarıyer Belediye Meclis Üyesi seçildi ve Divan Kâtibi olarak görev yaptı. Büyükdere Kız Akşam Sanat Okulu Aile Derneği kuruluşunda görev aldı. Büyükdere Mehmet İpgin İlokulu Aile Birliğu Derneği, Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Aile Birliği Derneği ve Sarıyer İnsan Hakları Komisyonu Koruma Derneği üyesidir. Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi Aile Birliği Derneğinde 20 yıl süre ile Başkanlık ve ayrıca Sarıyer İnsan Hakları Derneği'nde başkanlık üstlendi. )

- ŞANLI/LIK ile ŞANLI ŞÖHRETLİ

- ŞANLITÜRK, HASAN (ADANA 1935 - İST. 2015)

( Sarıyerli bestekar Hasan Şanlıtürk Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde eğitimini tamamladı. Ayrıca İstanbul Belediyesi Konservatuarından mezun oldu. İş hayatına Türkiye Denizcilik İşletmelerinde başladı ve buradan emekli oldu. İş hayatı ile sanatını birlikte yürüttü. Pek çok grupta şef olarak görev aldı, sayısız öğrenci yetiştirdi. Udi Hasan olarak da bilinir. Pekçok bestesi bulunuyor. Bestelerinden bazıları: Geçti aylar geçti Yıllar", "Peşinden Koşarlar","Özlüyorum", "Hoş geldin", "Gözlerimin nuru, gönlümün sururu", "Gönlümü sarmış ahu zar", "Gelin gidelim Allah Yoluna" (İlahi), "Hoş geldin şehr - i ramazan" (İlahi), "Merhaba şehr - i Ramazan" (İlahi), "Başımda esmiyor sevdanın yeli", "Ruhumda çoşan nağmelerin", "Öbrümün baharında gönlüme giren", "Yıllar yılı mutluluğu yaşarken", "Feryad mı edeyim", "Yahya Çavuş", "Hayatın zümrüt bahçelerinden". )

- SANLIUN ile/ve SANRON

( Çin Buda'cı okulu. İLE/VE Japon Buda'cı okulu. )

- SANMA! ile/ve/||/<>/> ANMA! ile/ve/||/<>/> YANMA!

( )

- SANMAK ile/değil/yerine/>< "SAYMAK"

- SAN-MAK ile ZAN ETMEK

- SANNYASİN[Sansk.] ile ...

( Gezgin derviş. )

- ŞANO[İt. SCENA] değil/yerine/= TİYATRO SAHNESİ


- SANRI[İng. DELUSION] ile/||/<> BİZAR SANRI[İng. BIZARRE DELUSION] ile/||/<> EROTOMANİ[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> EROTOMANYA[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> GRANDİYÖZ SANRI[İng. GRANDIOSE DELUSION]

( Gerçek olmadığına dair sağlam kanıtlar olmasına karşın kişinin inandığı mantıksız, gerçek dışı inançlar. "Delüzyon" olarak da bilinmektedir. Akıl hastalığına sahip bir birey sanrılar yaşayabilir. Örneğin, bir ajanın kendisini takip ettiğini ya da uzaylıların bedenini ele geçirdiğini düşünebilir. Sanrılar, kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılıklar gösterebilir. @@ Gerçekleşmesi açıkça mümkün olmayan sanrı türü. Örneğin kişi, uzaylıların bedenini kontrol ettiğini düşünebilir. @@ Kişinin; yüksek makam, statü, güç, zenginlik ya da şöhret bakımından kendisinden yüksekte olan birinin kendisine âşık olduğunu düşünmesine sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, ünlü bir oyuncunun kendisinden hoşlandığını düşünebilir. @@ Erotomanya bir sanrı türüdür. Bir kişinin, genellikle ünlü, politikacı ya da yüksek mertebe bir kişinin, kendisine aşık olduğunu düşünmesi durumudur. Bu kişiler rastgele kişilere ya da tanıdıklara da takıntı yapabilirler. Aynı zamanda rahatsızlığı tanımlayan Fransız psikiyatristin adına "de Clerambault Sendromu" 'da denir. @@ Kişinin, kendisini olduğundan büyük görmesine sebep olduğu sanrı türü. Kişi; kendini zengin, güçlü ya da özel güçlere sahip olduğunu düşünebilir. "Büyüklük hezeyanı" olarak da isimlendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SANRI ile/ve/||/<> SANCI

- SANRI ile SANRILAR ile ALDATICI

- SANRILAMAK ile SANRI ile SANRISAL

- SANRILARDAN "KURTULMAK" ile/ve/değil/||/<>/< SANRILARI TEKRAR EDEREK KURTULMAK

- ŞANS (VERMEK) ile/ve/değil/||/<>/< KOZ (VERMEK)

- ŞANS ile/ve ADIM

- ŞANS ile/ve/değil AYRICALIK

- ŞANS ile/ve BAHT

- ŞANS ile/değil DENKLİK/DENK GELME


- ŞANS ile/değil FIRSAT

- ŞANS ile KANAL ile ŞANSÖLYE

- ŞANS ile/ve/değil/yerine NİMET

( Bir nimetin çok olması, onun nimet olmadığını göstermez. )

- ŞANS ile/ve/değil OLANAK

( Şans, cesâretlinin yanındadır. )
( Kendini kanıtlaması için kendinize bir şans verin. )
( Doğru olana tutunun; şans yakında şanssızlığı alt edecektir. )
( Tedbirli ve alçakgönüllü[mütevazı] olun, şansı yakalarsınız. )
( Çalışkan ve alçakgönüllü kişiler, şansı yakalayacaktır. )
( Olgun kişi, şanssızlığın doğasını izleyerek kendini hazırlar. )
( İçten neşe, şans getirir. )
( Şanssızlık ve düşüş, kişinin kendini yönetme biçimine bağlıdır. )

- ŞANS ile/değil OLASILIK

( Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç. | Bir olayın olabilirliği. | Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok, rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum. İLE ... )

- ŞANS ile/değil/yerine/>< ÖZEN/BAKIM

- ŞANS değil/yerine/= UĞUR/YOM

- ŞANS ile/ve ÜMİT

- ŞANSAL, MEHMET (İST. 1950)

( Beşiktaş'tan kiralandı, sonra da transfer edildi. Beş sezon (1977 - 1982) Sarıyer'de tescilli kaldı. 106 lig, 3 B takımlar ligi, 13 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 124 resmi ve 58 özel maçla birlikte toplam olarak 182 kez Sarıyer forması giydi. Spor Akademisini bitirdi. Teknik direktör lisansına sahip olup Sarıyer dahil pek çok kulüpte teknik direktör olarak görev yaptı. Sarıyerli Profesyonel Futbolcular Derneği kurucu üyelerindendir. )

- ŞANSAL, NUSRET (URFA, 1945)

( Beykoz S. K. den transfer edildi ve iki sezon (1974 - 1976) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 26 lig ve 2 kupa maçı olmak üzere 28 resmi ve ayrıca 19 özel maçla birlikte toplam olarak 47 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 1 gol attı. )

- SANSAR ile AÇAĞSANSARI/ZERDEVA

- SANSAR ile FENEK

( Çeşitli küçük etçil hayvanların ortak adı. İLE ... )

- SANSAR ile FERSÂN[Fars.]

( ... İLE Kır sansarı. )

- SANSAR ile GRİSON

( ... İLE Ekvador - Latin Amerika’da yaşayan bir cins yarı sucul sansar. )
( )

- SANSAR ile KAYA SANSARI

- SANSAR ile/ve KESELİ SANSAR

- SANSAR ile MİNK/VİZON

- SANSAR ile PORSUK/DACHS[Alm.]

( Türlü küçük etçil hayvanların ortak adı. İLE Sansargillerden, su kıyılarında, kazdıkları deliklerde yaşayan, ot ve etle beslenen, pis kokulu bir hayvan. )

- SANSAR ile TAYRA SANSARI

- SANSAR/GELİNCİK ile FERET

( image )
( ... İLE Yaklaşık 50 cm. boyunda [yaklaşık 13 cm.lik kuyrukla birlikte], 1 kg. civarında hayvanlardır. 7 - 10 yıl yaşarlar. )

- SANSASYON[Fr./İng. < SENSATION] ile/ve/||/<> SKANDAL[Fr. < SCANDALE]

( Dalgalanma. | Çok sayıda kişiyi ilgilendiren, etkileyen, heyecan verici olay. İLE Büyük yankı uyandıran, utanç verici ya da küçük düşürücü olay. )

- SANSASYON[Fr./İng.] ile SPEKÜLÂSYON[Fr./İng.]

( Dalgalanma. | Birçok kişiyi ilgilendiren, etkileyen, heyecan verici olay. İLE Vurgunculuk. | Saptırma. | Kurgu. )

- SANSASYONEL değil/yerine/= ÇARPICI/SES GETİREN

- ... "ŞANSI" YOK değil ... OLASILIĞI/OLANAĞI YOK

- ŞANSIZ ile ŞANSSIZ

( Ünsüz. | Gösterişsiz. | Kılıksız, kıyafetsiz. İLE Şansı olmayan. )

- SANSKAR(LAR) ile ...

( Kişinin karakterinin temelini oluşturan özellikler, huylar, mizaç. )

- SANSKRİT değil/yerine HİNTÇE

- SANSKRİTÇE değil SANSKRİT

- ŞANSLI (OLAN) ile/ve/değil/yerine ŞANSINI YARATAN (OLMAK)

( Kişileri değil de, konu/kavram, olgu ve olayları düşünerek yaşamanın ve konuşmanın önemli(öncelikli) olduğunu anımsayarak, kişinin "şanslı" olup olmadığı değil olanaklarını, fırsatlarını değerlendirmesini/yaratmasını, olasılıkları yönetmenin esas olduğunu düşünmektir aslolan. )

- ŞANSLI ile NEYSE Kİ ile TALİH ile FALCI ile FALCILIK ile FALCI ile FALCI ile FALCILIK


- ŞAN-ŞÖHRET

- ŞANSÖLYE[Fr. CHANCELIER]:
BAŞBAKAN
ile/ve MALİYE BAKANI

( Almanya ve Avusturya'da. İLE/VE İngiltere'de. )

- ŞANSON[Fr. < CHANSON] değil/yerine/= MISRA DİZİSİ, MELODİ

- SANSUALİZM[Fr.]/SENSÜALİZM[İng.] değil/yerine/= DUYUMCULUK

- SANSÜALİZM[İng. < SENSUALISM] değil/yerine/= DUYUMCULUK

- SANSÜR[Fr.] değil/yerine/= DENETLEME/DENETKİ/SIKIDENETİM

( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro yapıtlarının, hükümetçe, önceden denetlenmesi. Yayın ve gösterilmesinin, izne bağlı olması, sıkıdenetim. | Denetleme işini yapan kurul. )

- SANSÜR ile/değil/yerine DİSİPLİN

- SANSÜR[Fr. < CENSURE] ile/ve/||/<> KAMUFLAJ[Fr. < CAMOUFLAGE]

( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim. | Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim. İLE/VE/||/<> Gizleme. )

- SANSÜRLEME ile/değil/yerine DÜZENLEME

- SANSÜRLEMEK ile SANSÜRLENMEK ile SANSÜRLEYEBİLMEK ile SANSÜR ile SANSÜRCÜ/LÜK ile SANSÜRLÜ ile SANSÜRSÜZ/LÜK


- SANTA MARİA KİLİSESİ

( Büyükdere Latin Kilisesi olarak bilinen Santa Maria isimli İtalyan Katolik Kilisesi çocuk parkının karşısında olup 1866'da inşâ edildi. Kilisenin bir bölümü (İdare kısmı) bir süre Sarıyer belediyesi tarafından kullanıldı. Kilise ibadete açık olup, bakımı yapılmakta ve tarihi özelliğini korumaktadır. )

- ŞANTAJ ile ŞANTAJCI

- ŞANTAJ ile ŞANTAJCI/LIK

- SANTİAR[Fr.] ile/ve/<> SANTİGRAM[Fr.] ile/ve/<> SANTİGRAT[Fr.] ile/ve/<> SANTİLİTRE[Fr.] ile/ve/<> SANTİM[Fr.] ile/ve/<> SANTİMETRE[Fr.]

( Bir ar'ın, yüzde biri, bir metrekare. İLE/VE/<> Bir gramın, yüzde biri, bir desigramın onda biri. İLE/VE/<> Suyun, buz olma noktasını sıfır, buharlaşma noktasını 100 sayarak, arası, derece olarak adlandırılan yüz eşit kısma bölme yoluyla bulunan ısı ölçeği. İLE/VE/<> Bir litrenin, yüzde biri. İLE/VE/<> Herhangi bir birimin, yüzde biri. İLE/VE/<> Bir metrenin, yüzde biri. )

- ZENTIGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAD

- CENTIGRAM[İng.] / ZENTIGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAM

- GRAD CELSIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT DERECE

- CENTIGRADE[İng.] / CENTIGRADE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT

- SANTİGRAT ile SANTİGRAM

- ZENTIGRAY[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAY


- CENTIGRAY[İng.] / CENTIGRAY[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGREY

- SANTİMANTAL[Fr. < SENTIMENTAL] değil/yerine/= DUYGULU, İÇLİ, HASSAS

- SANTİMANTAL ile SANTİMANTALİZM

- CENTIMETER[İng.] / CENTIMÈTRE[Fr.] / ZENTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİMETRE

- ŞANTİYE[Fr. CHANTIER] değil/yerine/= ...

( Yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı ya da işlendiği yer. | İnşa durumundaki ev, fabrika, baraj vb. her türlü yapı. | Büyük yapıların inşasında yapıcıların yaşadıkları geçici bina. | Ev, fabrika, baraj vb.nin yapımının sürdüğü yer, yapı yeri. | Gemi tezgâhı. )

- SANTONIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SANTONYAN EPOKU

( Günümüzden 86.300.000 ile 83.600.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ŞANTÖR[Fr. < CHANTEUR] değil/yerine/= ERKEK ŞARKICI

- ŞANTÖZ[Fr. < CHANTEUSE] değil/yerine/= KADIN ŞARKICI

- SANTRA[İng. < Lat.] değil/yerine/= ORTA, MERKEZ

- SANTRA ile SANTRAL ile SANTRALCİ/LİK ile SANTRA NOKTASI ile SANTRA ÇİZGİSİ ile SANTRA YUVARLAĞI


- SANTRAL/CENTRAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZÎ

- SANTRANÇ değil SATRANÇ

- SANTRFOR[İng.] ile SANTRHAF[İng.]

( [ayaktopunda] gol atmakla görevli, ortada oynayan oyuncu. İLE Üç kişilik haf düzleminin ortasında yer alan oyuncu. )

- SANTRİFÜGAL/CENTRİFUGAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZKAÇ

- SANTRİFÜJ/CENTRİFUGE[İng.] değil/yerine/= DÖNDÜR AYIR AYGIT

- MERKEZKAÇ/SANTRİFÜJ[Fr. < Yun. KENTRON: Merkez. | SOOMA: Gövde.] değil/yerine/= ÖZEKKAÇ

( Merkezden uzaklaşan. )

- CENTRIFUGE[İng.] / CENRIFUGER[Fr.] / TRENNSCHLEUDER, ZENTRIFUGE, SCHLEUDER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJ

- CENTRIFUGATION[İng.] / CENTRIFUGATION[Fr.] / SCHLEUDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJLEME

- SANTRIPEDAL/CENTRIPETAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZCİL

- SANTROZOM[Fr. < Yun. KENTRON: Merkez. | SOOMA: Gövde.]

( Göze sitoplazması içinde, çekirdeğin yakınında bulunan, açık renkli ve genellikle benzer plazma kütlesi. )

- SANTUKND (SURP) ERMENİ KİLİSESİ

( Rumelihisarı Durmuş Dede sokağındaki bu kilise küçük bir kiliseydi. Ahşap kilise 1816'da onarıldı. Bilahare yıkıldı ve yeniden daha büyük olarak inşâ edildi. Kiliseye aziz Bakire Santuknd Kilisesi denilmektedir. 1972'de yanan kilise 1973'te yeniden inşâ edildi. Kilise bahçesinde bir okul bir de mezarlık bulunuyordu (bkz. Tateosyon Okulu). )

- SANTUR ile KSİLOFON[Fr.< XYLOPHONE]

( ... İLE Değişik sayıda akortlu tahta ya da metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan, iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. )

- SANTUR ile MARİMBA

( ... İLE Zimbabwe'de kullanılan, santura benzeyen bir müzik aleti. )

- SANTUR ile SANTURİ ile SANTURCU/LUK

- SANZEN[Jap.](SAN-CH'AN[Çince]) ile ...

( Zen çalışması. Zen Ustası'yla öğrencisi arasında genellikle Koan konusunda belirli aralıklarla yapılan kişisel görüşme. )

- SANZEN ile/||/<> JAGRAT-SUSHUPTİ ile/||/<> PURNA

( Zen çalışması. Zen Ustası'yla öğrencisi arasında Koan konusunda yapılan kişisel görüşme. @@ Uyanık uyku. @@ Dolu, tamam, mutlak, sonsuz. Brahman için kullanılır. )

- SANZEN[Jap.] = SAN-CH'AN[Çince]

- ŞANZIMAN değil/yerine/= GÜÇAKTAR

- SAO TOME ve/<> PRINCIPE

( Afrika'nın en küçük ülkesi. )

- SAP, DÖNER; KESER, DÖNER ve/||/<>/> GÜN GELİR, HESAP DÖNER


- ŞAP ŞAP (TOKATLAMAK/ÖPMEK)

- ŞAP ŞUP (ÖPMEK)

- SAP ile İPÇİK

( Bitkinin, dal, yaprak, çiçek gibi bölümlerini taşıyan, ağaçlarda, odunlaşarak, gövde durumunu alan bölüm. | Çiçek ya da meyveyi dala bağlayan ince bölüm, sak. | Bir aracı tutmaya yarayan bölüm. | İplik, tire, ibrişim gibi şeylerde, iğneye geçirilen bir dikişlik iplik. | Demet durumundaki sap. İLE Bitkilerin eril örgenlerinde, başçığı, çiçeğe bağlayana ince sap. )

- SAP ve/||/<> KÜPLEĞİ

( ... VE/||/<> Küreğin, baltanın sap takılan yeri. )

- SAP ile SAMAN

( Bitkinin dal, yaprak, çiçek vb. bölümlerini taşıyan, ağaçlarda odunlaşarak gövde durumunu alan bölüm. | Çiçek ya da meyveyi dala bağlayan ince bölüm, sak. İLE Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan ufalanmış sapları. )

- ŞAP ile ŞAP ŞAP ile ŞAP TAŞI ile ŞAP HASTALIĞI

- ŞAP ile ŞAP[Ar. < ŞABB]/ALÜN[Fr.] ile ŞAP

( İstekle öperken çıkan ses. | Birden yere düşme ya da çarpma sırasında çıkan ses. İLE Alüminyum ve potasyum sülfatından ya da amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İLE İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. )

- SAP ile SAPA ile SAP SAPA ile SAPI SİLİK

- SAP ile SAPÇIK

( Bitkinin, dal, yaprak, çiçek gibi bölümlerini taşıyan, ağaçlarda, odunlaşarak, gövde durumunu alan bölüm. | Çiçek ya da meyveyi dala bağlayan ince bölüm, sak. | Bir aracı tutmaya yarayan bölüm. | İplik, tire, ibrişim gibi şeylerde, iğneye geçirilen bir dikişlik iplik. | Demet durumundaki sap. İLE Küçük sap. | Bir örgeni, organizmanın öteki bölümlerine bağlayan, içinde damarlar, sinirler ve görevsel kanallar bulunan öğelerin tümü. | Ucunda çiçek bulunan dalcık. )

- SAPA ile SAPAK

( Gidilen yol üzerinde olmayan, sapılarak varılan. İLE Bir anayoldan ayrılan yolun, başlangıç noktası. )

- OUTLINER[İng.] ile/değil/yerine/= SAPAN DEĞER

- SAPAN ile İZBİRO[İt.]

( ... İLE Çeşitli yükleri, yukarı çekmek için, halattan yapılmış sapan. )

- SAPAN ile SAPANCA

- SAPARNA[Amerika yerlilerinin dilinden]

( Eskiden, kökü tıpta kullanılmış olan, zambakgillerden, yeşilimsi çiçekli, tırmanıcı, çok yıllık bir bitki. )

- SAPASAĞLAM ile TAŞ GİBİ

- ŞAPERON ile/||/<> PROTEAZOM

( Şaperon katlanma yardım İLE proteazom protein yıkımı. )
( Formül: HSP İLE ubikuitin )

- SAPIK ile/değil AZGIN

- SAPIKLAŞMAK ile SAPIK/LIK ile SAPIKÇA

- SAPIK/LIK" ile SAPKIN/LIK | ile/değil/yerine/||/<>/< SAPMA

( "Yükleme". İLE Tespit. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum. )

- ABERRATION[İng.] ile/değil/yerine/= SAPINÇ


- ŞAPIR ŞAPIR (AKMAK, DAMLAMAK, ISLANMAK)

- SAPIR SAPIR (DÖKÜLMEK)

- ŞAPIR ŞAPIR ile ŞAPIR ŞUPUR

- ŞAPIR ŞAPUR (YIKAMAK)

- ŞAPIRDAMAK ile ŞAPIRDATMAK

- SAPITMA ile/değil/||/< SAPTIRMA ile/değil/||/< SAPMA

- SAPITMAK ile SAPITTIRMAK

- ŞAPKA ile/değil BO DOI

( ... İLE/DEĞİL Vietnam'da, koni biçimindeki şapkaların adı. )

- ŞAPKA ile/değil BONE

- ŞAPKA ile KANOTİYE[Fr. < CANOTIER]

( ... İLE Düz kenarlı şapka. )

- ŞAPKA[Rusça] ile KEP[İng. < CAP]

( Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılan başlık. | Boru, baca, direk vb. nesnelerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık. | Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme örgenlerini taşıyan şapka biçimindeki örgen. | Düzeltme imi. İLE Başlık, sipersiz şapka. | Asker şapkası. | Hemşirelerin taktığı başlık. | Bazı törenlerde profesör ve öğrencilerin taktığı özel başlık. )

- ŞAPKA ile MELON[Fr.]

( ... İLE Yuvarlak ve bombeli bir tür şapka. )

- ŞAPKA ile RELÖVE

( ... İLE Kenarı yüksek şapka. )

- ŞAPKA ile ŞAPKACI

- ŞAPKA:
ÜSTTE/(BAŞTA)
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNDE

- ŞAPKA/LIK ile ŞAPKACI/LIK ile ŞAPKALI ile ŞAPKASIZ ile ŞAPKA İŞARETİ

- ŞAPKA[Rus.] ile KASKET[Fr. CASQUETTE]

( Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılan başlık. | Boru, baca, direk vb. şeylerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık. | Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme örgenlerini taşıyan, şapka biçimindeki örgen. | Düzeltme işareti. İLE Genellikle erkeklerin giydiği, önü siperli başlık. )

- SAPKI ile SAPKIN/LIK ile SAPKIN KAYA

- SAPKIN EŞEYSELLİK ile/değil YOĞUN EŞEYSELLİK

- SAPKIN" ile/değil/yerine ÇAPKIN


- SAPKINLIK ile "DEJENERASYON"

- SAPKINLIK ile SAPKINLIK ile SAPKIN

- SAPLAMAK, BATIRMAK = SANÇMAK

- ŞAPLAMAK ile ŞAPLAMAK ile ŞAPLAMAK ile ŞAPLAMAK

( "Şap" diye ses çıkarmak. İLE Bir şeyi, şaplı su ile ıslatmak. İLE Bir yapının tabanını, ince kum ve çimentoyla hazırlanan karışımla sıvamak. İLE Yemeğe şap katmak. )

- SAPLAMAK ile SAPLANMAK ile SAPLATMAK ile SAPLANABİLMEK ile SAPLANIVERMEK ile SAPLAYABİLMEK ile SAPLAYIVERMEK

- ŞAPLAMAK ile ŞAPLATMAK ile ŞAPLAK

- SAPLAMAK ile/değil SAPTAMAK

( Hızla batırmak. İLE/DEĞİL Bir şeyi belirgin kılma, tespit. | Yıkanmış gümüş bromürlü tabakanın, gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi. )

- SAPLANMA ile/||/<> TUTULMA

- SAPLANTI ile/değil AŞK

- SAPLANTI" ile/değil FELSEFE


- SAPLANTI = FİKR-İ SABİT = FIXED IDEA[İng.] = IDÉE FIXE[Fr.] = FIXE IDEE[Alm.] = FIXUS[Lat.]

- SAPLANTI ile/değil/yerine İSTİKRAR

- SAPLANTI ile SAPLANTILI/LIK ile SAPLANTISIZ/LIK

- SAPLANTI" ile/değil/yerine/>< SORGULAMAK

- SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]

( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )

- ALUM[İng.] / ALUN[Fr.] / ALUN, ALUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞAPLAR

- SAPLI ile SAPLI MEŞE

- ANGLE OF DEVIATION[İng.] / ABLENKWINKEL, ABWEICHUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMA AÇISI

- SAPMA ile/ve AYRILMA

( Serbest bir mıktnatıslı iğnenin, denge konumunda iken gösterdiği doğrultudan geçen düşey düzlemle, bulunulan noktanın meridyen düzlemi arasındaki açı. | Bir ışının, saydam bir biçmeden geçtikten sonraki doğrultusu ile ilk doğrultusu arasında oluşan açı. | Bazı sözcüklerin, kurallara göre almaları gereken biçimlerden uzaklaşması durumu. İLE ... )

- SAPMA ile/değil BAŞKALDIRI


- İNHİRAF[Osm.] / DEVIATION, VARIATION[İng.] / DÉVIATION[Fr.] / ABWEICHUNG, DEVIATION[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMA

- SAPMA ile/ve/||/<> İSTİSNA

- SAPMA ile/değil KAYMA

- SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA