| C-Ç... |

- CENAZE ile CENAZE ALAYI ile CENAZE HİZMETİ ile CENAZE TÖRENİ

- CENAZE ile GÖMÜLÜ ile GÖMÜLÜ HAZİNE

- CENAZEYE GİDİYORUM ile/değil/yerine AĞLAMAYA GİDİYORUM

( Lazlar ve Mingreller, cenazenin adı yerine halini ifade etmeyi tercih ederler. )

- ÇEMBER/ÇENBER[Fars.] değil/yerine/= DÖNGE

- CENDERELEŞMEK ile CENDERE

- [ne yazık ki]
CENDEREYE ALMAK SOKMAK
ile/ve/<> KISKACINA ALMAK

- ÇENE:
ALTI
ile/ve/<> ÜSTÜ

( Ya dişil, ya eril. İLE/VE/<> Hem dişil, hem eril; ne dişil, ne eril. )
( Gövde[beden/vücut]. İLE/VE/<> Baş. )

- JAW OIL[İng.] ile/değil/yerine/= ÇENE YAĞI

- ÇENE ile ÇÂH-I ZENAHDÂN[Fars.]

( Çene çukuru. )

- ÇENE ile ÇİNCE


- ÇENE ile GABGAB/SAKAK

( Çene altı, gıdı. )

- ÇENEK, KOTİLEDON = FİLKA = COTYLÉDON

- ÇENEK ile ÇENET

( Tohumda, embriyonu kaplayan etli bölüm. | Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri. | Böceklerde, ağzın iki yanında bulunan, parçalayıcı, sert örgen. İLE Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk. | İstiridye gibi ikiçenetli yumuşakçalarda, kolsuayaklılarda, kavkının iki parçasından her biri. )

- ÇENELEŞMEK ile ÇENE ile ÇENEK ile ÇENET ile ÇENELİ/LİK ile ÇENEKLİ ile ÇENESİZ/LİK ile ÇENETLİ ile ÇENEKSİZ ile ÇENE KAVAFI ile ÇENE YARIŞI ile ÇENE ÇUKURU ile ÇENE YARIŞTIRMA

- ÇENESİ DÜŞÜK/LÜK ile ÇENESİ KUVVETLİ

- ÇENESİ DÜŞÜK/LÜK ile ZEVZEK/LİK

- ÇENESİZ OMURGALILAR[İng. JAWLESS VERTEBRATES] ile/||/<> GERÇEKÇENELİLER[İng. GNATHOSTOMES]

( En ilkel omurgalılardır (yaklaşık 500 milyon yıl önce evrimleşmişlerdir). Hagfish ve lamprey, soyu tükenmemiş olan temsilcileridir. @@ Çeneli omurgalılar, çenesiz omurgalılardan evrimleşmişlerdir. Günümüzde yaşayan en eski çeneli omurgalı canlı kıkırdaklı balıktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ÇENEYİ "ÇALIŞTIRMAK" değil/yerine ELİNİ "ÇALIŞTIRMAK"

- ÇENEYİ KULLANMADA:
(FAZLA) KONUŞMAK İÇİN
ile/ve/değil/yerine ÇİĞNEMEK İÇİN

- ÇENG ve FLÜT


- CENGAVER/LİK ile CENGAVERCE

- ÇENGEL ÇENELİLER ile/||/<> KÖPEK BALIKLARI ile/||/<> TÜM BAŞLILAR ile/||/<> YILDIZ OMURLULAR

( (Yun. plektos: bükülmüş; gnathos: çene) Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımından, vücutları çıplak, kemik tabakalarla kaplı ya da dikenli, bazılarında karın yüzgeçleri olmayan, yüzme keseleri kapalı, solungaç kapakları az çok körelmiş türleri olan bir alt takım. @@ Kemikli balıklardan, vücutları çıplak, kemik tabakalarla kaplı veya dikenli, bazılarında karın yüzgeçleri olmayan, yüzme keseleri kapalı, solungaç kapakları az çok körelmiş türleri olan bir alt takım. )

- CENGEL[Fars. < CENGEL] ile/||/<> MAKİ ile/||/<> ORMAN

( En tanıtıcı örnekleri Hindistan'da, Himalayalar eteğinde görülen, çeşitli türde otsu bitki ve ağaçların birbirine karıştığı ve egemen bitkisi bambu olan balta girmemiş orman. @@ (coğrafya) )

- ÇENGELKÖY'DE:
AYVA
ve/||/<> ŞEFTALİ ve/||/<> SALATALIK)

- ÇENGELLEMEK ile ÇENGELLENMEK ile ÇENGEL ile ÇENGELLİ ile ÇENGEL ATIŞ ile ÇENGEL İĞNESİ ile ÇENGEL SAKIZI ile ÇENGELLİ İĞNE ile ÇENGEL ÇENELİLER

- ÇENGİ[Fars. < ÇENGÎ] ile/||/<> KÖÇEK

( (Kar. Ort. O.): Cenk adı verilen çalgıyla danseden oyuncu. @@ Çenk ile dans eden dansçı. @@ Çenk adlı çalgıyla dans eden dansçı. )

- ÇENGİ/LİK ile ÇENGİ KOLU ile ÇENGİ TAKIMI

- CENGİZ. KÜBRA (İST. 1991)

( Sporcu. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Yöneticiliği Bölümünden mezun oldu. Sarıyer Belediye Spor Kulübünde Judo sporu yapmaktadır. 16 - 17.12.2010 tarihleri arasında Yeni Delhi (Hindistan) yapılan Judo Turnuvasında Judo Kurash dalında 52 kiloda şampiyon oldu. Milli takıma seçildi ve gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında dereceler yaptı (2011 itibariyle 52 madalya kazandı). 1 Dünya, 3 Avrupa şampiyonluğunu ve bir de Dünya üçüncülüğü vardır. )

- ÇENİLEMEK ile ÇENTMEK

( Canı yanan köpeğin, ağlama gibi ses çıkarması. İLE Bir şeyin kenarında kertik açmak. | Soğan, salatalık, kabak gibi sebzeleri ya da nesneleri, küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak. )

- CENİN | DÖLÜT ile/||/<> DERNEK


- CENİN | DÖLÜT ile/||/<> FETÜS

( (karşılık: fetüs), Genel olarak omurgalı hayvanlar için kullanılan bir terim olup yumurta ya da döl yatağı içinde bulunan yaşlı embriyon demektir. @@ (biyoloji, zooloji) @@ Döl yatağı (uterus) içinde bulunan, embriyoya, yaklaşık 7 hafta sonra verilen isim. Cenin, fetüs. @@ Gelişmenin erken dönemindeki embriyoya verilen ad, cenin, fetüs. @@ Döl yatağı içerisinde organların biçimlenmeye başladığı embriyogenezisin tamamlanmasından, doğuma kadar geçen süre zarfındaki yavru, cenin, fetüs. )

- CENİN[Ar.] değil/yerine/= DÖLÜT/DÖL

- CENİN ile/||/<> RAHİM | DÖLÜT

( bk. dölüt @@ Dölüt. @@ Dölüt.@@(karşılık: fetüs), Genel olarak omurgalı hayvanlar için kullanılan bir terim olup yumurta ya da döl yatağı içinde bulunan yaşlı embriyon demektir. @@ (biyoloji, zooloji) @@ Döl yatağı (uterus) içinde bulunan, embriyoya, yaklaşık 7 hafta sonra verilen isim. Cenin, fetüs. @@ Gelişmenin erken dönemindeki embriyoya verilen ad, cenin, fetüs. @@ Döl yatağı içerisinde organların biçimlenmeye başladığı embriyogenezisin tamamlanmasından, doğuma kadar geçen süre zarfındaki yavru, cenin, fetüs. )

- ÇENİŞTÜRÜK ile FINDIK
[<

( Yazın başında olgunlaşan, beyaz-kırmızı renkte, fındığa benzeyen ve yenilebilen bir meyve. İLE ... )

- CENKLEŞMEK ile CENK ile CENKÇİ/LİK

- CENK/NÂME ile/değil ÇENG/NÂME

- CENNE CAMİİ ve/<> SYA CAMİİ

( Mali'de. İLE Burkina Faso'nun en eski yerleşim yeri Sya'da. )
( Dünyanın en büyük kerpiç yapısı. VE/<> Dünyanın ikinci en büyük kerpiç yapısı. )

- [CENNET] ANNENİN:
"AYAKLARININ ALTI(TABANI)"
değil RAHİM(İ)

- CENNET SİNEMASI

( Rumelihisar'da kaleye giderken set üzerindeydi. Açık sineme olarak 1950'de açıldı 1975'te faaliyetini sonlandırdı. İşletmecisi Halil Bey'di. )

- CENNET ile/ve CEHENNEM/TAMU[< Soğdca]

( İyilerin, iyiliklerin, hayrın tekâbül ettiği yer. İLE/VE/><
Şerlerin, şerlilerin tekabül ettiği yer. )
( CENNET: Kuyu. )
( CENNET: Uçmak[Eski Türkçe]. )
( Cennet, kişinin kendini bu âlemde, herkesten, herşeyden küçük görmesidir. )
( Nefis ölmeden, benlik ve gurur gitmeden, gönül cennet olamaz. )
( Cennet'le Cehennem'in kapıları birdir, aynıdır. Kalbimizi temizlersek o kalp cennet olur, temizlemezsek cehennem kapısı. )
( Cennet kapıcısının adı Rıdvan, yani Allah'ın her yaptığına râzı olmaktır. )
( Cehennem kapıcısının adı ise Malim'dir. Yani herhangi bir şeye sahip çıkmak, "Bu benimdir!" demek. )
( Cennetin ebedî zevk olduğu anlaşılınca o da kalmaz. )
( Cehennemin, cehil olduğunu bilip hazmettikten sonra, cehennem kalmaz. )
( Yusuf makamı, kuyudan, Cehennem'den kurtulma makamıdır. )
( En büyük cehennem cehalet, en büyük cennet de İlâhî zevktir. )
( Bu âlemde kimi haksız görüyorsak, başladı içimizde cehennem. )
( [İbr.] GEHENNA: Çöp yakılan yer. )
( Sevdiklerinin biraradalığı. İLE/VE/>< Vicdan azâbı. )
( ... İLE/VE/>< En "lezzetli." )
( ... İLE/VE/>< Dumansız ateş. )
( ... İLE/VE/>< Saygı ve sevginin bittiği yer. )
( CENNET: Bugünkü "hırslarının", geleceğe yansıtılması. )
( Dünyayı cehenneme çeviren, birilerinin, dünyayı cennete çevirmeye çalışmasıdır. )

- CENNET ile GÖKSEL ile GÖK CİSİMLERİ ile GÖKSEL ÜCRET ile GÖKSEL VAHİY ile GÖKSEL DÜNYA

- CENNET ve/<>/= HİZMET

- CENNET ile/ve/||/<> VALHALLA

- CENNET/LER ile/değil İRFÂN CENNETİ(CENNET-İ İRFÂN)

- CENNETLEŞMEK ile CENNET/LİK ile CENNET KUŞU ile CENNET TAAMI ile CENNET ÖKÜZÜ ile CENNET BALIĞI ile CENNET BİBERİ ile CENNET KUŞUGİLLER ile CENNET BALIĞIGİLLER

- CENNET'TEN:
"KOVULMA"
değil İNDİRİLME

- CENOMANIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SENOMANYAN EPOKU

( Günümüzden 100.500.000 ile 93.900.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- -CENOSİS ile/||/<> -RHEA/-RRHEA/-RRHOEA/-RRHOEA ile/||/<> -RHAGE/-RRHAGE/-RRHAGİA/-RRHAGY ile/||/<> LOCHİO-

( Akıntı, cerrahi olarak çıkarma. İLE/||/<> Akıntı, sızıntı. İLE/||/<> İleri derecede, aşırı akıntı. İLE/||/<> Çocuk doğumundan sonraki akıntı ile ilgili, puerperal. )

- CENT OKULU

( Tarabya'da Dost Okulları adı ile eğitim veren okul, bilahare el değiştirerek Cent Okulları adını aldı. Ana Okul, İlköğretim Okulu ve Lise olarak 1991/1992 öğretim ve eğitim döneminde hizmete başladı. İlkokul 1997/1998 döneminde İlköğretime dönüştürüldü. )

- CENTER :/yerine MERKEZ


- CENTER/CENTRE vs. MIDDLE

- ÇENTİK/TIRTIK ile İŞÂRET

( Bir şeyin kenarında kesilerek ya da kırılarak açılan küçük kertik, tırtık. | Küçük oyuk. | Basım sırasında basım aygıtının diyaframını belirli bir açıklığa getirecek düzeni işletmek için filmin kenarına yapılan çukurluk. İLE Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. | Belirti, gösterge, alâmet. | El, yüz hareketleriyle gösterme. )

- ÇENTİKLEMEK ile ÇENTİKLENMEK ile ÇENTİK ile ÇENTİKLİ ile ÇENTİKSİZ

- CENTİLMEN/LİK ile CENTİLMENCE ile CENTİLMENLİK ANLAŞMASI

- ÇENTMEK ile ÇENTİLMEK ile ÇENTEBİLMEK

- CENTRAL ANGLE ile/||/<> INSCRİBED ANGLE

( Central merkez köşeli, inscribed çember üzeri köşeli. )
( Formül: Center vertex İLE circle vertex )

- CENTRAL İLE PERİPHERAL İLE IMMUNE PRİVİLEGE ile/||/<> İMMÜN TOLERANS

( Oto-reaktivite kontrol mekanizmaları. )
( Formül: Negatif seleksiyon )

- CENTRAL :/yerine MERKEZİ

- CENTRIPETAL FORCE[İng.] değil/yerine/= MERKEZCİL KUVVET

( Merkezcil kuvvet, dairesel hareket sırasında cismi yörüngede tutan kuvvettir. Merkezcil kuvvet, hız vektörünün büyüklüğünü değiştirmez ancak yönünü değiştirir. Bu yüzden bir merkezcil ivme oluşur. Merkezcil kuvvetin yönü, merkezcil ivmenin yönüyle aynı yani merkeze doğrudur ve çizgisel hıza diktir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CENTURY :/yerine YÜZYIL


- CENÛB ile/||/<> ŞİMÂL

( Güney. İLE/||/<> Kuzey. )

- CENUP ile CENUPLU

- CEO :/yerine CEO

- TASCHENDOSIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= CEP DOZİMETRESİ

- POCKET DOSIMETER[İng.] / DOSIMÈTRE DE POCHE[Fr.] ile/değil/yerine/= CEP DOZÖLÇERİ

- CEP TEL'DA:
KULAKLIKSIZ KULLANMAK
değil/yerine KULAKLIĞIYLA KULLANMAK

- CEP TELEFONU KULLANIMI DOĞRUDAN KONUYU KONUŞMAK

- CEP TELEFONU:
"YAKINLAŞTIRICI"
ile/ve/||/<>/>< UZAKLAŞTIRICI

( Uzaktakileri, size. İLE/VE/||/<>/>< Sizi, yanınızdakilerden. )

- CEP TELEFONU'NDA:
SELÂMLAŞMA/HATIR
yerine DOĞRUDAN KONUYU KONUŞMAK

- CEP TELEFONUNU:
KULAKLIKSIZ KULLANMAK
değil/>< KULAKLIĞIYLA KULLANMAK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- CEP, AYCAN (RİZE, 1936 - 2012)

( Denizci olarak bir süre çalıştıktan sonra, Minibüs İşletmeciliği yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesidir. )

- CEP ile CEP SAATİ ile CEP FARESİ ile CEP FENERİ ile CEP KİTABI ile CEP DEFTERİ ile CEP SÖZLÜĞÜ ile CEP TAKVİMİ ile CEP HARÇLIĞI ile CEP TELEFONU ile CEP TELEVİZYONU

- CEP ve/||/<>/> ÇÖP

( Çöpleri, dışarıya/yola/sokağa atmak yerine cebimizde tutma olanağımız varken, cebimiz, bir süreliğine çöp de olabilir. )

- ÇEPEÇEVRE

- ÇEPEL, PROF. DR. NECMETTİN (BURSA, 1928)

( Üniversite Öğretim Üyesi. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1950'de mezun oldu. Bir süre orman teşkilatında çalıştıktan sonra açılan sınavını kazanarak 1953'te Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Kürsüsünde asistan oldu. 1958'de "Kayın, Meşe, Karaçam ve Göknar Ağaçlarının Asimilasyon Organlarında Bazı Önemli Bitki Besin Maddelerinin Mevsimlik Değişim Üzerine Araştırmalar" korulu tezi ile "Üniversite Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1963'te ""Orman Topraklarının Rutubet Ekonomisi Üzerine Araştırmalar ve Belgrad Ormanı'nın Bazı Karaçam. Kayın. Meşe, Meşçerelerinde İntersepsiyon, Gövdeden Akış ve Toprak Rutubet Miktarlarının Sistematik Ölçmelerle Tespiti" tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını kazandı. 1971'de ""Antalya Orman Başmüdürlüğü Bölgesinde Yapılan Ağaçlandırmalarda Karşılaşılan Bazı Ekolojik Problemler Üzerine Araştırmalar" adlı çalışması ile Profesörlüğe yükseltildi. 1978'de Toprak İlmi ve Ekoloji Kürsüsü Başkanlığı görevini üstlendi. Bu görevini emekli olduğu 1995 yılına kadar devam ed tercüme makale, 25 adedi bilimsel bildiridir. Kitaplarından 10'u ders kitabı, 3 ‘ü yardımcı ders kitabı, 6 adedi araştırma, 8 adedi çeşitli konularda yazılmış kitaplar, 4 adedi de yabancı dilden tercüme edilmiş kitaptır. )

- ÇEPELLEMEK ile ÇEPELLENMEK ile ÇEPEL ile ÇEPELLİ/LİK ile ÇEPELSİZ

- ÇEPER(") ile/ve/değil/||/<>/< BAĞLAM

- ÇEPER ile ÇEPERLİ ile ÇEPERSİZ

- CEPHALALJİA ile/||/<> CEPHALOMETRİKS

( Baş ağrısı. İLE/||/<> Baş ölçümleriyle ilgili. )

- CEPHANE/LİK ile CEPHANECİ/LİK


- CEPHE/CEBHE ile/değil/yerine/||/<> VECHE

( Alın (yüz). | Savaş bölgesi. | Taraf, yön. @@ Yüz, surat. | Görünen yüz. | Yön, istikāmet. )

- CEPHE[Ar. CEBHE] ile ÇEHRE/ÇİHRE[Fars.]

- CEPHE ile/ve/||/<> MANZARA

- CEPHELENMEK ile CEPHELEŞMEK ile CEPHE ile CEPHELİ

- ÇEPİŞ ile OĞLAK
[<

( Altı aylık keçi yavrusu. )

- CEPKEN ile/||/<> ÇEPKEN

( 'kolları yırtmaçlı ve uzun, harçla işlenmiş bir tür kısa, yakasız üst giysisi' @@ ~ Nog şekpen, şepken. -Kklp şekben, şekpen, şekmen. -Tel çekmen 'das Tuch'. -Alt, Tub, Tel cepken 'das Tuch, ein Wollenzeug'. -Tel çepken 'Tuch, Wollenzeug; ein langer Tuchrock'. -Sag sikpen 'das Tuch'. -Şor, Kaça sekpen 'das Tuch'. -Sag, Koy sekpen 'das Tuch'. -TatK çikmen. -Bşk sikmen. -Tar çekmen 'der gefütterte Rock'. < çek- + -men eki (Eren: KCsA 3: 132-133; DTCFD 8: 278; TDAY 1953, 168-169; Brockelmann: OGM 86. §; Räsänen: V 103b). Dmitriev'in cepken sözünü -ken ekiyle yapılmış bir türev olarak değerlendirmesi yanlıştır (DAN 1926, 67). Radloff'un Tatarca sükmen 'ein Rock aus Kameltuch' ve Kûrdakça sükmen 'das Tuch, der Tuchrock' biçimlerini çekmen ile birleştirmesi yanlıştır (Räsänen: AAScF B 27, 278; Ligeti: MNy 31: 284). bk. Ligeti: TörK 231. Bulgarca sukman'ın çekmen'den geldiği yolundaki açıklama tartışmaya açıktır (Boev: BEz 15; 13-14). Türkçe cepken Farsçaya çapkan 'a sort of short coat' olarak geçmiştir (Laufer: T'oung Pao 17: 490/165; Doerfer: TMEN 1103). Moğolcada da Türkçe bir alıntı olarak kullanılır (Ramstedt: KWb 426b). Joki: LwSS 289-290; Tryjarski: Hungaro-Turcica 180. )

- CEPKİN, HAYKO (İST. 1978)

( Ermeni asıllı olup Yenimahalle'de (Sarıyer) doğan ve çocukluğu burada geçen bir sanat adamıdır. Lise eğitimini Özel Getronagan Lisesinde yaptıktan sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisinde iki yıl süre ile şan ve solfej dersleri aldı. Bilahare Akademi İstanbul'a devam ederek piyano eğitimi aldı ve 1997 yılında profesyonel sanat hayatına başladı. Kısa sürede şöhreti yakaladı, festivallerin ve organizasyonların aranılan adamlarından biri olmayı başardı. Pek çok beste yaptı, Şarkı sözü yazdı ve şarkılarıyla ünlendi. 2006 yılında Kral Müzik Ödüllerinde Yılın En İyi "Rock Erkek Sanatçı"sı ödülünü aldı. Tv de şhow programlarına çıktı, film çevirdi... "Sakin Olman Lazım" (2005); "Tanışma Bitti" (2007); "Sandık" (2010); Aşkın Izdırabını... " (2012) albümlerinden bir kaçıdır. Ayrıca "Acayip Hikâyeler" (2012), "Çocuk" (2008) ve "Arkadaşım hoş geldin" (2014) rol aldığı filmlerden bazılarıdır. )

- CEPTEKİ PARA ile/ve ALACAK

- ÇER-ÇÖP ile İNCİ

( Denizin üstünde. İLE Denizin dibinde. )

- ÇER ile ÇER[Oğuz] ile ÇER[Oğuz]
[<

( Gövdenin [hastalık derecesinde] ağırlaşmasını anlatan sözcük. İLE Zaman. İLE Bir şeyin karşı tarafı. )

- CER'[Ar.] ile CER/R[Ar.] ile CER[Ar.]

( Suyu, yudum yudum içme. İLE Çekme, sürükleme.| Arapça'da, ait olduğu ismi, meksûr[kesreli=esreli] okutan harf ya da edat.[harf-i cerr] | Para, eşyâ vb. çekme. İLE Yarık, çatlak, özellikle yarılmış yer. )

- CER ile CERH ile CER HOCASI

- ÇER değil/yerine/= SATRANÇ

- ÇERAĞ ile ÇERAĞ UYANDIRMA ile ÇERAĞ DİNLENDİRME

- ÇERAG/Ğ[Fars.]/ÇIRA değil/yerine/= KANDİL, MUM, IŞIK | OTLAMA, OTLAK

- CERÂHAT/CİRÂHAT[Ar.] ile CERÂHÂT[Ar. çoğ. CERÂHAT/CİRÂHAT]

( İrin, yara. | Cerrahlık. İLE Yaralar, irinler. )

- CERAHAT ile/değil/yerine/>< CEMAAT

- CERAHATLENMEK ile CERAHAT ile CERAHATLİ ile CERAHATSİZ

- CERBEZE ile CERBEZELİ

- CERBEZE ile/ve/||/<>/> CEZBE

( Güzel konuşma. | Beceriklilik, girginlik. | Kurnazlık, hilekârlık. İLE Bir duygu ya da bir inanışın etkisiyle ölçüsüzce coşup kendinden geçme. | Çekilme, çekim. )

- CER-/CERO- ile/||/<> TYR-/TYRO-

( Mumsu yapıda. İLE/||/<> Peynir ya da peynirimsi. )

- ÇERÇEVE[Fars.] ile BAĞLAM

- ÇERÇEVE ile ÇERÇEVE

- ÇERÇEVE ile DÖNGÜ

- ÇERÇEVE ile/ve EREK

- ÇERÇEVE ile GERGEF[Fars.]

( ... İLE Üzerine kumaş gerilerek, nakış işlemeye yarayan, çoğunlukla dikdörtgen biçiminde olan çerçeve. )

- ÇERÇEVE ile/ve/||/<> KAPSAM

- ÇERÇEVE ile KASNAK

- ÇERÇEVE ile PENCERE

- ÇERÇEVE ile SÖVE/SÖĞE ile SÖVE[Fr. SEUIL]

( ... İLE Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. | Eşik. | Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar. İLE Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları. )

- ÇERÇEVE ile/ve/değil/||/<> ÜST SINIR

- ÇERÇEVE ile/ve/<> YÖRÜNGE

- ÇERÇEVE ile/ve/||/<> ZARF

- ÇERÇEVELEMEK ile ÇERÇEVELENMEK ile ÇERÇEVELETMEK ile ÇERÇEVELETEBİLMEK ile ÇERÇEVELEYEBİLMEK ile ÇERÇEVE ile ÇERÇEVECİ/LİK ile ÇERÇEVELİ ile ÇERÇEVESİZ ile ÇERÇEVE ANLAŞMA

- ÇERÇEVELENDİRME ve/||/<>/> TANITILABİLİRLİK

- ÇERÇEVELETİLMEK ile ÇERÇEVELETTİRMEK

- ÇERÇİ ile TÜCCAR

( Mal takasıyla sınırlı. İLE Pazar yaratan. )
( Köy, pazar gibi yerlerde dolaşarak, ufak tefek tuhafiye eşyası satan, gezgin esnaf. İLE Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kişi. )

- CERDE[Ar.] ile CERDE[Ar.]

( Mekke'de, hacılara eşlik eden atlı koruma görevlisi. | Tüysüz, dazlak. İLE Sarı renkli, donu sarı, kuladan açık olan at. )

- CERED[Ar.] ile CERED[Ar.]

( Çıplak bir duruma getirme. İLE Yaralı. )

- CEREMONY :/yerine TÖREN


- CHERENKOV DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR CHERENKOV[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇERENKOV DEDEKTÖRÜ

- CERENKOV-DEDEKTOR, CERENKOV-ZAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= CERENKOV DETEKTÖRÜ

- CERENKOV IŞINI ile/||/<> CERENKOV DEDEKTÖRÜ

( Saydam bir ortamı ışığın ortamdaki hızından daha büyük bir hızla geçen yüksek enerjili yüklü tanecikler demetinin oluşturduğu mavimsi ışık. İLE Cerenkov ışınınun gözlenmesiyle yüksek enerjili yüklü tanecikleri ölçmek için kullanılan dedektör. )

- CHERENKOV RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT CHERENKOV[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇERENKOV IŞINIMI

- CERENKOV-STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= CERENKOV RADYASYONU

- CERES

( Hayvanın boynundaki çıngırak. )

- CERES ile/ve/||/<> BAKHÜS

- CEREYAN değil/yerine/= AKIM

- CEREYAN ile CEREYANLI

- CEREYAN-İ ELEKTRİKİ, ELEKTRİK CEREYANI, CEREYAN | AKIM ile/||/<> DALGALI AKIM ile/||/<> DOĞRU AKIM

( Sinema/TV. Bir iletken boyunca elektronların deviniminden oluşan durum. @@ Bir akarsuyun, belli bir noktadan zaman biriminde geçirdiği su. @@ Yazınsal yönelim ve yönsemelere verilen ad. @@ (Resim, Heykel, Mimarlık) İlk kez 19. y.y.'ın birinci yarısında başlayan ve üslûp niteliğini taşımayan sanat görüşü. Örn: Gerçekçilik, gerçeküstücülük gibi. @@ Elektrik yükünün aktarım hızı. @@ Bir akarsuyun herhangi bir kesiminde saniyede geçirdiği suyun oylumu : m3/sn. @@ 1. genel uygulayım: bk. akıntı. 2. fizik: Birim zamanda dik bir kesitten geçen özdek, elektrik yükü vb. ilişkin nicelik. @@ Birim zamanda, dik bir kesitten geçen özdek, kıvıl yük vb. ilişkin nicelik. @@ Bir iletken özdek içinde özgür eksiciklerin, eksi ve artı üşerlerin elektriksel alan etkisi ile akışları. @@ Elektriğin bir yöne akışı. @@ @@bk. akım. )

- ÇEREZLENMEK ile ÇEREZ/LİK ile ÇEREZCİ/LİK

- ÇERGE = ÇADIR HAMAM

- ÇERGE ile ÇERGECİ/LİK

- ÇERH[Fars. < ÇARH/ÇERYH]/FELEK[Ar.] değil/yerine/= ÇARK

- CERH[Ar.] ile KESB[Ar.]

- ÇERİ

( Asker. )

- ÇERİ ile ÇER ÇÖP

- CERÎ/CERY[Ar.] ile CERÎ'[Ar. < CÜR'ET]

( Cereyan. İLE Yiğit, cesur, gözü pek, yürekli. )

- CERÎB

( Eskiden Arap ülkelerinde kullanılan [aşağı-yukarı] 216 litrelik bir hacim ölçüsü. | Tarla ve arazi ölçüsü. | Dönüm. )

- CERİB[Ar.] ile CERÎB[Ar.]

( Uyuz hastalığına tutulan, uyuz. İLE Eskiden Arap ülkelerinde kullanılan [aşağı-yukarı] 216 litrelik bir hacim ölçüsü. | Tarla ve arazi ölçüsü. | Dönüm. )

- CERÎB-üt-TAÂM

( Dört kâfiz arpa ve buğday alan bir ölçek. )

- CERİDE[Ar.]

( Gazete. | Dergi, gazete gibi belirli aralıklarla yapılan yayımlar. | Tutanak, kayıt defteri. | Süvari kolu. )

- CERİD/E, CERDÂ[Ar.] ile CERÎDE[Ar.] ile CERÎDE[Ar.]

( Verimsiz, çorak yer. İLE Gazete, tutanak, zabıtnâme. İLE Yalnız, tenha. )

- CERİDE ile/ve/||/<>/> ZÂBİT CERİDESİ

- ÇERİG ile ÇERİG[Oğuz]
[<

( Savaştaki karşılıklı saflar. İLE Herhangi bir şeyin karşı tarafı. | Herhangi bir şeyin zamanı. )

- CERÎM[Ar.] ile CERÎN[Ar. çoğ. ECRÂN, ECRİNE, CÜRÜN]

( Kabahatli, suçlu. İLE Hurma kurutma yeri. )

- ÇERKEZ/LİK ile ÇERKEZCE

- CERMEN ile CERMENCE ile CERMEN DİLLERİ ile CERMEN MENTEŞE

- CERN'DEKİ ALGILAYICILAR/DEDEKTÖRLER/PRELIMINERY:
CMS
/ ATLAS

( Normal atmosfer basıncında, ısınma ısısı 15 °C'lik suyunkine eşit olan bir cismin, bir gramının sıcaklığını 10 °C yükseltmek için gerekli ısı miktarına eşit olan ısı birimi, ısın. | Besinlerin, dokular içinde yanarak vücudun sıcaklık ve enerjisini sağlama değerlerini gösteren ölçü. )

- ÇERNOBİL ile ÇERNOMERDİN


- ÇERPA[Tibet dilinde]

( DOĞA İNSANI )

- CERRAH MAHMUT EFENDİ CAMİİ

( Çayırbaşı'nda çarşı içinde ve ana cadde Üzerinde olan cami Kaptan - ı Derya Kılıç Ali Paşa'nın doktoru Cerrah Mahmut Efendi tarafından 16. yy'da yaptırılmıştır. Camiye Cezayirli Gazi Hasan Paşa Camii de denilmektedir. Bunun nedeni Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın cami bahçesine bitişik bir çeşme yaptırmış olmasıdır. )

- CERRAH/CƏRRAH[Azr.]/JARAH[Fars.]/HIRURG[Kazak.]/SURGEON[İng.] ile/||/<> CERRAH/Î

- CERRAH/LIK ile CERRAHİ ile CERRAHİ MÜDAHALE

- CERRAHOĞLU, M. EŞREF (K. EREĞLİ, 1948)

( Öğrenimini tamamladıktan sonra armatör olarak iş hayatına atıldı. Meslek kuruluşlarında çeşitli görevler aldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )

- ÇERT ile ÇERT ÇÜRT
[<

( Parça. İLE Herhangi bir şeyin parçaları ya da kırıntıları. )

- CERTAIN vs. PUNGENT

- CERTAIN :/yerine BELİRLİ

- CERTAINLY :/yerine KESİNLİKLE

- CERTAINTY vs. STERN(NESS)


- ÇERVİŞ ile ÇERVİŞLİ ile ÇERVİŞSİZ

- ÇEŞ ile ÇEŞKEL
[<

( Turkuvaz. İLE Çanak, çömlek ya da parçaları. )

- CESAMET ile/ve/||/<>/> CESAMETLİ

( Büyüklük. @@ Kocaman, iri, büyük olan. )

- CESÂRET/CESUR ve/<> AZİM/Lİ

- CESÂRET:
DEVAM EDEBİLME GÜCÜ
ile/ve/değil/||/<>/< HİÇ GÜCÜMÜZ KALMADIĞINDA, DEVAM EDEBİLMEK

- CESARET ETMEK değil/yerine/= GÖZE ALMAK

- CESÂRET:
KORKUNUN YOKLUĞU
ile/ve/değil/+/||/<>/< BENCİLLİĞİN BULUNMAMASI

- CESÂRET:
"SEÇTİKLERİMİZ"
değil VAZGEÇTİKLERİMİZ

- CESÂRET ile/ve/değil/||/<>/< AŞK

- CESÂRET ile/ve ATILGANLIK


- CESÂRET ile/ve/<> AYKIRILIK

- CESÂRET ve/||/<>/> BASİRET ve/||/<>/> FERÂSET ve/||/<>/> HAYRET ve/||/<>/> HİKMET ve/||/<>/> MERHAMET

- CESÂRET değil BUNALIM

- CESÂRET ile/ve/değil CAHİL CESÂRETİ

- CESARET ile CESUR

- CESÂRET ile/ve/değil/||/<> GÖZDEN ÇIKARMAK

- CESÂRET ile/ve/<> GÜÇ

( Birini çok sevmek ile. İLE/VE/<> Biri tarafından çok seviliyor olmak ile. )

- CESÂRET ile/ve/||/<>/> GÜÇ ile/ve/||/<>/> MUTLULUK

( En kısa sürede özür dileyerek. İLE/VE/||/<>/> En kısa sürede affederek. İLE/VE/||/<>/> En kısa zamanda unutarak. )

- CESÂRET ve/<> GÜVEN

- CESÂRET ile İNTİKAM

( İntikama yönelik çaba, cesâretten değil acziyettendir. )

- CESÂRET ile/ve/<>/değil İSTEKLİLİK

- CESÂRET ile/değil KABA/LIK

- CESARET ile/ve/||/<> KALB(İN ATMASI)

( Var mı aşka? İLE/VE/||/<> Çarpıyor bir başka. )
( Var mı aşka? İLE/VE/||/<> Çarpıyor bir başka. )

- CESÂRET ile/ve KARARLILIK

- CESARET ile/ve/||/<>/< KAYGI

- CESÂRET ve/<> MAHÂRET/BECERİ

- CESÂRET ile/ve/||/<>/> OLASILIK/RİSK/MUHÂTARA[Ar. < HATAR]

( Almaya cesâret edemediğimiz riskleri alanlar, yaşamak istediğimiz yaşamı yaşar. )

- CESÂRET ile/değil/ne yazık ki SAYGISIZLIK

- CESÂRET = ŞECÂ'AT, CESÂRET[Fars., Ar.] = COURAGE[İng., Fr.] = FORTITUDO[Lat.] = MUT[Alm.] = HË ANDREIA[Yun.] = CORRAGIO[İt.] = VALOR[İsp.] = MOED[Fel.] = MOD[Dan.] = MUJYESTVO[Rus.]

- CESÂRET ile/ve/değil/yerine ŞEHÂMET

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Akıllıca olan cesâret. )

- CESÂRET ile/ve/||/<>/>/< TESLİMİYET

- CESÂRET ve/||/<>/>/< YARATICILIK

( Önderden gelir. VE/||/<>/>/< Takımdan gelir. )

- CESÂRET ile/ve YÜREKLİLİK

- CESARET değil/yerine/= YÜREKLİLİK/GÖZÜPEKLİK

- CESÂRET ile/değil YÜZSÜZ/LÜK

- CESÂRET ile/ve/değil/||/<>/< ZORUNLULUK

- CESARETLENDİRMEK ile TEŞVİK ile TEŞVİK EDİCİ ile TEŞVİK EDİCİ ile ÖĞRENMEYİ TEŞVİK ETMEK

- CESARETLENMEK ile CESARETLENDİRMEK ile CESARET ile CESARETLİ/LİK ile CESARETSİZ/LİK ile CESARETSİZCE

- CESARETLEN(DİR)MEK değil/yerine/= YÜREKLEN(DİR)MEK

- CESEDİ:
SIRIKLAR ÜSTÜNE BIRAKMAK
ile YAKMAK ile TOPRAĞA GÖMMEK

( Yakutistan'lılar, cenazelerini bu 3 biçimde kaldırırlar. [Ölüleri için yas tutmazlar.] )

- CESET/NAAŞ[Ar. < NA'Ş] değil/yerine/= ÖLÜYİN/GÖVRE

- CESET/CESED ile/ve/değil/||/<>/> CENÂZE

( Hayvanlarda ve insanda. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İnsan için. )

- CESET = CESED[Ar., Fars.] = CETHE/T, NAŞ/NAAŞ[Ar.] = CORPSE[İng., Fr.] = CADAVRE[Fr.] = CADAVER[Lat., İsp.] = LEICHE[Alm.] = HO NEKROS[Yun.] = CADAVERE[İt.] = LIJK[Fel.] = LIGET[Dan.] = TRUP[Rus.]

- CESET[Ar.] ile MUMYA[Fars.]

( ... İLE Bazı özel ilaçlar kullanılarak bozulmayacak duruma gelmiş olan ve bugün kazılarla ortaya çıkarılan ceset. | [mecaz] Çok zayıf kişi. )

- ÇEŞİT ÇEŞİT "NESNELER" değil "NESNE"

- ÇEŞİT ile/ve DİSİPLİN

- ÇEŞİT ile TÜR

- ÇEŞİT ile/ve YÖN

- ÇEŞİTKENAR ile ÇEŞİTKENAR ÜÇGEN

- ÇEŞİT/LEME / ÇEŞİT/Lİ/LİK ve/<> EŞİT/LEME / EŞİT/LİK


- ÇEŞİTLEMEK ile ÇEŞİTLENMEK ile ÇEŞİTLENDİRMEK ile ÇEŞİTLENEBİLMEK ile ÇEŞİT ile ÇEŞİTLİ/LİK ile ÇEŞİT ÇEŞİT

- ÇEŞİTLENME/DEĞİŞKE ile/ve/||/<> ÇEVİRİ

- ÇEŞİTLENME ve/<> VAHDET

- ÇEŞİTLERİ BAKIMINDAN ve DELÂLET BAKIMINDAN

- (ÇEŞİTLİ) BİTKİSEL/HAYVANSAL YAĞLAR yerine ZEYTİNYAĞI!

( )

- ÇEŞİTLİ KOKULAR('I)[Anlayana!]

- ÇEŞİTLİ MAKAMLAR

( * ACEMAŞÎRÂN
* ACEMKÜRDÎ
* BESTENİGÂR
* BEYÂTİ ARABÂN
* BÛSELİK
* DÜGÂH
* EVC
* EVCÂRÂ
* GERDÂNİYE
* GÜLNÂRÎ
* HİCAZ
* HİCAZKÂR
* HÜSEYNİ
* H. BÛSELİK
* HÜZZÂM
* KARCIĞAR
* K. HİCAZKÂR
* MÂHÛR
* MUHAYYER
* M. BÛSELİK
* NEVÂ
* NİHÂVEND
* NİKRİZ
* PENÇGÂH
* RAST
* SABÂ
* S. ZEMZEME
* SEGÂH
* SÛZİNÂK
* ŞEHNÂZ
* UŞŞÂK
* YEGÂH )

- ÇEŞİTLİ ile ÇEŞİTLER

- ÇEŞİTLİ/LİK ile/değil/||/<> ÇEŞNİ

- ÇEŞİTLİ/LİK ile ÇOK/LUK

( Çeşitlilik içinde birlik doğaldır ve iyidir. )

- ÇEŞİTLİLİK ile/ve DERİNLİK

- ÇEŞİTLİLİK ile/yerine MÜZİK

( Çeşitlilik alışkanlıklarda aşırılık doğurur, gövdede ise hastalık. İLE/YERİNE
Müzikte sadelik, kişilere ağırbaşlılık, gövde eğitiminde ise gövdelere sağlık verir. )

- ÇEŞİTLİLİK ile/ve/<>/> TÜKETİM

- ÇEŞİTLİLİK ile/ve/<> UYUMLULUK ile/ve/<>
EVRİM
ile/ve/<> BİYOÇEŞİTLİLİK

( Açıklamalar için burayı tıklayınız... )
( )
( image )
( )