| ET... |
- ETKİLİ POPÜLASYON BÜYÜKLÜĞÜ (NE)[İng. EFFECTIVE POPULATION SIZE] ile/||/<> GENETİK VARYASYON[İng. GENETIC VARIATION]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ETKİLİ UZAKLIK ile UZAK UZAKLIK
- ETKİLİ ile/ve ETKİLEYİCİ
- ETKİLİ ile ETKİLİLİK ile ETKİLİLİK
- ETKİLİLİK ile/ve/<> YERELLİK
- ETKİMEK ile ETKİLEMEK ile ETKİLENMEK ile ETKİLEŞMEK ile ETKİNLEŞMEK ile ETKİLEŞTİRMEK ile ETKİSİZLEŞMEK ile ETKİLENEBİLMEK ile ETKİLEYEBİLMEK ile ETKİLEŞEBİLMEK ile ETKİNLEŞTİRMEK ile ETKİNLEŞEBİLMEK ile ETKİSİZLEŞTİRMEK ile ETKİ ile ETKİN/LİK ile ETKİLİ/LİK ile ETKİNCİ/LİK ile ETKİSİZ/LİK ile ETKİSİZCE ile ETKİN OKUL ile ETKİLİ MADDE ile ETKİN ÖĞRETİM ile ETKİNLİK MERKEZİ
- CEREYÂN-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE CURRENT[İng.] / COURANT EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER STROM/STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AKIM
- ACTIVE CURRENT[İng.] / COURANT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF AKIM
- ACTIVE DEVICE[İng.] / APPAREIL ACTIF[Fr.] / AKTIVE-GERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF AYGIT/CİHAZ
- ACTIVE COMPONENT[İng.] / COMPOSANT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-KOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF BİLEŞEN
- ACTIVE VOLTAGE[İng.] / AKTIVE-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF GERİLİM
- ACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE ACTIVE[Fr.] / AKTIVE-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF GÜÇ
- ETKİN/AKTİF İMMÜNİTE ile/||/<> ETKİN/AKTİF İMMÜNİZASYON ile/||/<> ETKİN/AKTİF TRANSPORT ile/||/<> AKTİVASYON ile/||/<> AKTİVATÖR ile/||/<> AKTİVE ETMEK ile/||/<> AKTİVE OLMAK ile/||/<> AKTİVİTE
- ACTIVE ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT ACTIF[Fr.] / AKTIVE-ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF ÖGE/ELEMAN
- INACTIVE[İng.] / INACTIVE[Fr.] / INAKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF OLMAYAN
- FAAL[Osm.] / ACTIVE[İng./Fr.] / AKTIF, REAKTIONSFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF
- EFFECTIVE ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / PRESSION ACOUSTIQUE EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER AKUSTIKDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AKUSTİK BASINÇ
- EFFECTIVE AMPERE[İng.] / EFFEKTIVES AMPERE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AMPER
- EFFECTIVE INTERVAL[İng.] / INTERVALLE EFFECTIF[Fr.] / EFFEKTIVER ABSTAND/INTERVALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN ARALIK
- EFFEKTIVES ATOMNUMMER, WIRKSAME ATOMNUMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN ATOM NUMARASI
- EFFECTIVE ATOMIC NUMBER[İng.] / NOMBRE ATOMIQUE EFFECTIF[Fr.] ile/değil/yerine/= ETKİN ATOM SAYISI
- EFFECTIVE ZONE[İng.] ile/değil/yerine/= ETKİN BÖLGE
- EFFECTIVE FISSION NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE FISSION EFFECTIFS[Fr.] / EFFEKTIVE SPALTUNGSNEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN BÖLÜNME NÖTRONLARI
- EFFECTIVE NUCLEAR CHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= ETKİN ÇEKİRDEK YÜKÜ
- EFFECTIVE MULTIPLICATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE MULTIPLICATION EFFECTIF[Fr.] / EFFEKTIVER MULTIPLIKATIONSFAKTOR/VERMEHRUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN ÇOĞALMA ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- KIYMET-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE VALUE[İng.] / VALEUR EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN DEĞER
- MUKÂVEMET-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE EFFECTIVE[Fr.] / EFFEKTIVE RESISTANZ, EFFEKTIVER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN DİRENÇ
- EFFECTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION ACTIVE, TENSION EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN GERİLİM
- EFFECTIVE MASS[İng.] / MASSE EFFECTIVE[Fr.] / EFFEKTIVE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN KÜTLE
- ETKİN TAŞIMA ile/ve/||/<>/>< EDİLGEN TAŞIMA
- EFFECTIVE HALF-LIFE[İng.] / DEMI-VIE EFFECTIVE[Fr.] / EFFEKTIVE HALBWERTSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN YARILANMA SÜRESİ
- ETKİN = FAAL = ACTIVE[İng.] = ACTIF[Fr.] = AKTIV[Alm.] = ACTIVO[İsp.]
- ETKİN/AKTİF METAL ile/||/<>/>< SOY METAL
- ETKİNİN:<br> BULAŞMAMASI ile/ve/||/<> BOZULMAMASI
- ENERGY D'ACTIVATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ETKİNLENME ENERJİSİ
- ACTIVATED COMPLEX[İng.] / AKTIVIERTES KOMPLEX[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞMİŞ/AKTİFLEŞMİŞ KOMPLEKS
- ACTIVATION ENERGY[İng.] / AKTIVIERUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞ(TİR)ME/AKTİFLEŞ(TİR)ME ENERJİSİ
- FAAL KULMA, HAREKETLENDİRME[Osm.] / ACTIVATION[İng.] / ACTIVATION[Fr.] / AKTIVIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞTİRME/AKTİFLEŞTİRME
- ACTIVATION ANALYSIS[İng.] / AKTIVIERUNGSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞTİRMEYLE/AKTİFLEŞTİRMEYLE ÇÖZÜMLEME/ANALİZ
- INACTIVATION[İng.] / INAKTIVATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK GİDERİLMESİ
- ACTIVITY COEFFICIENT[İng.] / AKTIVITÄT KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK KATSAYISI
- ACTIVITY[İng.] / ACTIVITÉ[Fr.] / AKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK/AKTİFLİK
- COEFFICIENT D'ACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK KATSAYISI
- ETKİNLİK/PERFORMANS =/ve İLETİŞİM =/ve GÜDÜLENME =/ve YETKİNLİK/LER
- ETKİNLİK ile EDİLGENLİK
- ETKİNLİK = FAALİYET, FAİLİYET = ACTIVITY[İng.] = ACTIVITÉ[Fr.] = AKTIVITÄT, TÄTIGKEIT[Alm.] = ACTIVIDAD[İsp.]
- ETKİNLİK ile/ve/||/<> NESNELERİN BÜTÜNLÜĞÜ
- ETKİNLİK ile OLAYLI ile OLAYLAR
- ETKİNLİK ile/ve/değil/yerine/> ÜRETİM
- ETKİNLİK ile/ve ÜRETKENLİK
- ETKİNLİK/FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM
- ETKİSİ ALTINA ALMAK ile/ve/||/<> YÖNLENDİRMEK
- ETKİSİNDE KALMAK ile/ve/||/<>/> YÜCELTMEK
- RUH:<br> ETKİSİYLE/SONUÇLARIYLA BİLİNEN ile/ve/<> İÇERİĞİYLE/KAPSAMIYLA BİLİN(E)MEYEN
- ETKİSİZ ile ETKİSİZLİK ile ETKİSİZ
- ETKİSİZ ile VERİMSİZLİK ile VERİMSİZ
- ETLİ EKMEK ile ETLİ/LİK ile ETLİK ile ETLİ PİDE ile ETLİ BİTKİ ile ETLİ BUTLU ile ETLİ CANLI ile ETLİ MEYVE
- ETMEK ile ETREK<br> [< <a href="https://www.FaRkLaR.net/divanlugatturk" target="_blank">Divân-ü Lugât-it-Türk</a>]
- ETMEN = ÅMİL = AGENT[İng., Fr.] = AGENS, DAS WIRKENDE[Alm.] = AGENS[Lat.] = AGENTE[İsp.]
- ETNİK/ETHNIC[İng.] değil/yerine/= BUDUNSAL
- ETNİK MERKEZLİ ile ETNİK MERKEZCİLİK
- ETNİK ile/||/<> ETNOGRAFYA
- ETNOARKEOLOJİ ile/||/<> DENEYSEL ARKEOLOJİ
- ETNOARKEOLOJİ ile/||/<> DENEYSEL ARKEOLOJİ
- ETNOGRAFİK[Fr. < ETHNOGRAPHIQUE] değil/yerine/= ETNOGRAFYA İLE İLGİLİ
- ETNOGRAFYA MÜZESİ <>/< ANKARA HALK EVİ
- ETNOLOG[Fr. < ETHNOLOGUE] değil/yerine/= IRK BİLİMCİ
- ETNOLOJİ[Fr. < ETHNOLOGIE] değil/yerine/= IRK BİLİMİ
- ETNOLOJİK[Fr. < ETHNOLOGIQUE] değil/yerine/= IRK BİLİMSEL
- ETHOXY[İng.] / ÉTHOXY[Fr.] / ÄTHOXY[Alm.] ile/değil/yerine/= ETOKSİ
- ETOLOJİ
- ETRA'[Ar.] ile ETRÂH[Ar. < TERAH]
- ETRAF[< TARAF] ile UC/LAR
- ETRÂF[Ar. < TARAF] ile ETRÂF[Ar. < TÜRFE]
- ETRAF ile ETRAFLI/LIK ile ETRAFLICA
- ETRAFINDA:<br> "ÇOK KİŞİ" değil/yerine (SADECE) KİŞİ/ADAM
- ETRAFINI" MÂNÎ değil EFRÂDINI MÂNÎ
- ETS/EARLY DIAGNOSIS SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ERKEN TANILAMA DÜZENİ
- ETSİZ ile ETSİZ KELEM
- et-TENÂKUZ ile el-AKS
- ETTINGSHAUSEN EFFECT[İng.] / EFFET ETTINGSHAUSEN[Fr.] / ETTINGSHAUSEN EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN ETKİSİ
- ETTINGSHAUSEN COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ETTINGSHAUSEN[Fr.] / ETTINGSHAUSEN KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN KATSAYISI
- ETTINGSHAUSEN-NERNST EFFECT[İng.] / EFFET ETTINGSHAUSEN-NERNST[Fr.] / ETTINGSHAUSEN NERNST EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN-NERNST ETKİSİ
- ETTINGSHAUSEN-NERNST COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ETTINGSHAUSEN-NERNST[Fr.] / ETTINGSHAUSEN-NERNST-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETTİNGSHAUSEN-NERNST KATSAYISI
- ETTİRGEN/LİK ile ETTİRGEN FİİL ile ETTİRGEN ÇATI
- ETTİRMEK ile ETTİRTMEK ile ETTİRİLMEK ile ETTİREBİLMEK
- ETÜK[dvnlgttrk] = ÇİZME<br> [< <a href="https://www.FaRkLaR.net/divanlugatturk" target="_blank">Divân-ü Lugât-it-Türk</a>]
- ETÜT ile ETÜT ODASI
- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] değil/yerine/= ÇALIŞMA
- [ne yazık ki]<br> ET YİYENLER ile LEŞ YİYENLER
- [ne yazık ki]<br> ET YİYENLER ile LEŞ YİYENLER
- [ne yazık ki]<br> ET YİYENLER ile LEŞ YİYENLER
- EVENT :/yerine ETKİNLİK, OLAY
- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL
- FAAL/AKTİF değil/yerine/= ETKİN
- FAKTİTİF[Fr. < FACTITIF] değil/yerine/= ETTİRGEN EYLEM
- FAKTÖR[İng.] değil/yerine/= ETKEN/ETMEN
- FARKLI/LIK ile/ve/||/<> ETKİLİ/LİK
- FELSEFE:<br> AKLIN SORUNLARINA YANIT ARAMAK ve/<>/> <br>SORU(N)LARINA YANIT ARAMAK ve/<>/> <br>ETKİNLİK
- FELSEFE:<br> "ÖĞRETİ" değil ETKİNLİK
- FELSEFE'DE:<br> SORUN ÇÖZMEK ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
- FLESHY FRUIT[İng.] değil/yerine/= ETLİ MEYVE
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FREQUENCY STANDARD[İng.] / ÉTALON DE FRÉQUENCE[Fr.] / FREQUENZSTANDARD[Alm.] ile/değil/yerine/= FREKANS ÖLÇÜNÜ/STANDARDI
- GAUDI ve/<> ETSURO SOTO
- GAS CELL FREQUENCY STANDARD[İng.] / ÉTALON DE FRÉQUENCE À CELLULE GAZEUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= GAZ GÖZELİ/HÜCRELİ FREKANS ÖLÇÜNÜ/STANDARDI
- ÉTAT TRANSITOIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ DURUM
- IMPERVIOUS, IMPERMEABLE[İng.] / ÉTANCHE, IMPERMÉABLE[Fr.] / GEÇIRMEZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRMEZ
- GENEL GERÇEKLİK ile/ve/||/<>/>/< ETKİLİ GERÇEKLİK
- GERÇEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ETKİLİ
Bir sözcüğün yapısına, ses düzenine bakarak Türkçe olup olmadığını söylemek kolaydır. Güç olan, sözcüğün kavrama dönüşürken oluşan içeriğini açıklamaktır.
Türkçe'nin Balkan dilleriyle ilişkisi vardır. Ancak, bu ilişki, çok dar bir alana değindir. Türk dilinin kökeninin araştırırken, Balkanlar'a, çok sonralara giden kimi sözcükleri (Türkçe sayılanları) örnek almak, onları kesin kanıt diye göstermek yanıltıcıdır.)
"Türk" sözcüğünün yeni olmasından, ilk kez VIII. yüzyılda Orkun Yazıtları'nda görülmesinden, sonra bu adı alana ulusun tarihi boyunca belirli bir yerde değil de çok dağınık ülkelerde, birbirinden uzak bölgelerde yaşamasından kaynaklanır. Kimi tarihçilere göre Türk topluluğu, Orta Asya'da M.Ö. 3000 dolaylarında vardı, düzenli bir yaşama biçimi, uyumlu bir topluluk içinde var oluşunu sürdüyordu. Ancak, böylesine eskilere giden görüşlere karşın, elimizde bulunan yazılı kaynaklar, yazıyla saptanan belgeler "Türk" sözcüğünü VIII. yüzyıldan öteye götüremiyor pek.
Türk dili üzerinde çalışan bilginlerin ortaya attığı değişik görüşlere göre, Türk dilinin kaynağı Orta Asya'dır.
Günümüzde Asya Türkçesi, Anadolu Türkçesi (tüm komşu ağızlarla bütünlük içinde) diyebileceğimiz iki büyük öbek vardır.
Türkçe'nin kökenbilimi üzerinde çalışırken, iki ilke benimsiyoruz.
1- Doğal var olanların çıkardığı seslerden kurulu sözcükler (Türkçe sözcükler)
2- Başka dillerden Türkçe'ye geçerek değişen ya da olduğu gibi kalan sözcükler
(yabancı kaynaklı sözcükler)
Üzerinde durulması gereken konu Türk dilinin yapısıdır. Araştırıcılar, Türk dilinin Ural-Altay dilleri öbeğinden olduğunu öne sürerler. Bu dil öbeğinin başlıca özelliği, sözcük köklerinin çekimle değişmemesi, tüm çekimlerin köke getirilen eklerle sürdürülmesidir. Oysa Hind-Avrupa dillerinde, sözcük kökleri çekimle değişir, başka bir biçime girer. Durum Arapça'nın içinde bulunduğu dillerde de öyledir.
TÜRK DİLİNİN ETİMOLOJİ SÖZLÜĞÜ
İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU - SOSYAL YAYINLARI )
Bir sözcüğün yapısına, ses düzenine bakarak Türkçe olup olmadığını söylemek kolaydır. Güç olan, sözcüğün kavrama dönüşürken oluşan içeriğini açıklamaktır.
Türkçe'nin Balkan dilleriyle ilişkisi vardır. Ancak, bu ilişki, çok dar bir alana değindir. Türk dilinin kökeninin araştırırken, Balkanlar'a, çok sonralara giden kimi sözcükleri (Türkçe sayılanları) örnek almak, onları kesin kanıt diye göstermek yanıltıcıdır.)
"Türk" sözcüğünün yeni olmasından, ilk kez VIII. yüzyılda Orkun Yazıtları'nda görülmesinden, sonra bu adı alana ulusun tarihi boyunca belirli bir yerde değil de çok dağınık ülkelerde, birbirinden uzak bölgelerde yaşamasından kaynaklanır. Kimi tarihçilere göre Türk topluluğu, Orta Asya'da M.Ö. 3000 dolaylarında vardı, düzenli bir yaşama biçimi, uyumlu bir topluluk içinde var oluşunu sürdüyordu. Ancak, böylesine eskilere giden görüşlere karşın, elimizde bulunan yazılı kaynaklar, yazıyla saptanan belgeler "Türk" sözcüğünü VIII. yüzyıldan öteye götüremiyor pek.
Türk dili üzerinde çalışan bilginlerin ortaya attığı değişik görüşlere göre, Türk dilinin kaynağı Orta Asya'dır.
Günümüzde Asya Türkçesi, Anadolu Türkçesi (tüm komşu ağızlarla bütünlük içinde) diyebileceğimiz iki büyük öbek vardır.
Türkçe'nin kökenbilimi üzerinde çalışırken, iki ilke benimsiyoruz.
1- Doğal var olanların çıkardığı seslerden kurulu sözcükler (Türkçe sözcükler)
2- Başka dillerden Türkçe'ye geçerek değişen ya da olduğu gibi kalan sözcükler
(yabancı kaynaklı sözcükler)
Üzerinde durulması gereken konu Türk dilinin yapısıdır. Araştırıcılar, Türk dilinin Ural-Altay dilleri öbeğinden olduğunu öne sürerler. Bu dil öbeğinin başlıca özelliği, sözcük köklerinin çekimle değişmemesi, tüm çekimlerin köke getirilen eklerle sürdürülmesidir. Oysa Hind-Avrupa dillerinde, sözcük kökleri çekimle değişir, başka bir biçime girer. Durum Arapça'nın içinde bulunduğu dillerde de öyledir.
TÜRK DİLİNİN ETİMOLOJİ SÖZLÜĞÜ
İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU - SOSYAL YAYINLARI )
Bir sözcüğün yapısına, ses düzenine bakarak Türkçe olup olmadığını söylemek kolaydır. Güç olan, sözcüğün kavrama dönüşürken oluşan içeriğini açıklamaktır.
Türkçe'nin Balkan dilleriyle ilişkisi vardır. Ancak, bu ilişki, çok dar bir alana değindir. Türk dilinin kökeninin araştırırken, Balkanlar'a, çok sonralara giden kimi sözcükleri (Türkçe sayılanları) örnek almak, onları kesin kanıt diye göstermek yanıltıcıdır.)
"Türk" sözcüğünün yeni olmasından, ilk kez VIII. yüzyılda Orkun Yazıtları'nda görülmesinden, sonra bu adı alana ulusun tarihi boyunca belirli bir yerde değil de çok dağınık ülkelerde, birbirinden uzak bölgelerde yaşamasından kaynaklanır. Kimi tarihçilere göre Türk topluluğu, Orta Asya'da M.Ö. 3000 dolaylarında vardı, düzenli bir yaşama biçimi, uyumlu bir topluluk içinde var oluşunu sürdüyordu. Ancak, böylesine eskilere giden görüşlere karşın, elimizde bulunan yazılı kaynaklar, yazıyla saptanan belgeler "Türk" sözcüğünü VIII. yüzyıldan öteye götüremiyor pek.
Türk dili üzerinde çalışan bilginlerin ortaya attığı değişik görüşlere göre, Türk dilinin kaynağı Orta Asya'dır.
Günümüzde Asya Türkçesi, Anadolu Türkçesi (tüm komşu ağızlarla bütünlük içinde) diyebileceğimiz iki büyük öbek vardır.
Türkçe'nin kökenbilimi üzerinde çalışırken, iki ilke benimsiyoruz.
1- Doğal var olanların çıkardığı seslerden kurulu sözcükler (Türkçe sözcükler)
2- Başka dillerden Türkçe'ye geçerek değişen ya da olduğu gibi kalan sözcükler
(yabancı kaynaklı sözcükler)
Üzerinde durulması gereken konu Türk dilinin yapısıdır. Araştırıcılar, Türk dilinin Ural-Altay dilleri öbeğinden olduğunu öne sürerler. Bu dil öbeğinin başlıca özelliği, sözcük köklerinin çekimle değişmemesi, tüm çekimlerin köke getirilen eklerle sürdürülmesidir. Oysa Hind-Avrupa dillerinde, sözcük kökleri çekimle değişir, başka bir biçime girer. Durum Arapça'nın içinde bulunduğu dillerde de öyledir.
TÜRK DİLİNİN ETİMOLOJİ SÖZLÜĞÜ
İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU - SOSYAL YAYINLARI )
Bir sözcüğün yapısına, ses düzenine bakarak Türkçe olup olmadığını söylemek kolaydır. Güç olan, sözcüğün kavrama dönüşürken oluşan içeriğini açıklamaktır.
Türkçe'nin Balkan dilleriyle ilişkisi vardır. Ancak, bu ilişki, çok dar bir alana değindir. Türk dilinin kökeninin araştırırken, Balkanlar'a, çok sonralara giden kimi sözcükleri (Türkçe sayılanları) örnek almak, onları kesin kanıt diye göstermek yanıltıcıdır.)
"Türk" sözcüğünün yeni olmasından, ilk kez VIII. yüzyılda Orkun Yazıtları'nda görülmesinden, sonra bu adı alana ulusun tarihi boyunca belirli bir yerde değil de çok dağınık ülkelerde, birbirinden uzak bölgelerde yaşamasından kaynaklanır. Kimi tarihçilere göre Türk topluluğu, Orta Asya'da M.Ö. 3000 dolaylarında vardı, düzenli bir yaşama biçimi, uyumlu bir topluluk içinde var oluşunu sürdüyordu. Ancak, böylesine eskilere giden görüşlere karşın, elimizde bulunan yazılı kaynaklar, yazıyla saptanan belgeler "Türk" sözcüğünü VIII. yüzyıldan öteye götüremiyor pek.
Türk dili üzerinde çalışan bilginlerin ortaya attığı değişik görüşlere göre, Türk dilinin kaynağı Orta Asya'dır.
Günümüzde Asya Türkçesi, Anadolu Türkçesi (tüm komşu ağızlarla bütünlük içinde) diyebileceğimiz iki büyük öbek vardır.
Türkçe'nin kökenbilimi üzerinde çalışırken, iki ilke benimsiyoruz.
1- Doğal var olanların çıkardığı seslerden kurulu sözcükler (Türkçe sözcükler)
2- Başka dillerden Türkçe'ye geçerek değişen ya da olduğu gibi kalan sözcükler
(yabancı kaynaklı sözcükler)
Üzerinde durulması gereken konu Türk dilinin yapısıdır. Araştırıcılar, Türk dilinin Ural-Altay dilleri öbeğinden olduğunu öne sürerler. Bu dil öbeğinin başlıca özelliği, sözcük köklerinin çekimle değişmemesi, tüm çekimlerin köke getirilen eklerle sürdürülmesidir. Oysa Hind-Avrupa dillerinde, sözcük kökleri çekimle değişir, başka bir biçime girer. Durum Arapça'nın içinde bulunduğu dillerde de öyledir.
TÜRK DİLİNİN ETİMOLOJİ SÖZLÜĞÜ
İSMET ZEKİ EYÜBOĞLU - SOSYAL YAYINLARI )
- GRİP ile ETKİLEMEK ile ETKİLİ ile ETKİLİ
- GÜÇLÜ ile/ve/değil/||/<>/> ETKİLİ
- GÜZEL ile/ve/değil ETKİLEYİCİ
- HAREKET/DEVİM ile/ve ETKİNLİK/DEVİNİM
- HAREKETLİ/LİK ile/ve/<> ETKİN/LİK
- HAYRET = WONDER, ASTONISHMENT[İng.] = ÉTONNEMENT[Fr.] = BEWUNDERUNG[Alm.] = ADMIRATIO[Lat.]
- HİNDİ:<br> turkey ile/||/<> PERU ile/||/<> ETİYOPYA KUŞU ile/||/<> BUKALEMUN ile/||/<> FRANSIZ KIZI/ĞALOPÛLÂ ile/||/<> TACCHINO[: Kuş.]
İngilizce'de. İLE/VE/||/<> Portekizce'de. İLE/VE/||/<> Arapça'da. İLE/VE/||/<> Farsça'da. İLE/VE/||/<> Yunanca'da. İLE/VE/||/<> İtalyanca'da. )
- HİPOAKTİVİTE/HYPOACTIVITY[İng.] değil/yerine/= ETKINLİK AZALMASI
- İLETİŞİM ile/ve/değil/önce/||/<>/< ETKİLEŞİM
- İLGİ (ALANI) ile/ve/||/<>/> ETKİ (ALANI)
- İLGİ ALANI ile/ve/<> ETKİ ALANI
- İLGİ ALANI ile/ve/<> ETKİ ALANI
- İLGİ ALANI ile/ve/<> ETKİ ALANI
- İMPAKT/IMPACT[İng.] değil/yerine/= ETKİ
- IMPRESSIVE :/yerine ETKİLEYİCİ
- İNAKTIVASYON/INACTIVATION[İng.] değil/yerine/= ETKINSİZLEŞME
- İNFİAL değil/yerine/= ETKİLENME
- INFLUENCE :/yerine ETKİ, ETKİLEMEK
- İNTAKT/İNTACT[İng.] değil/yerine/= ETKİLENMEMIŞ
- INTERACTION :/yerine ETKİLEŞİM
- INTERAKSİYON/INTERACTION[İng.] değil/yerine/= ETKİLEŞİM
- İNTERAKSİYON değil/yerine/= ETKİLEŞİM
- INTERAKTİF/INTERACTIVE[İng.] değil/yerine/= ETKİLEŞİMLİ
- İNTERAKTİF değil/yerine/= ETKİLEŞİMLİ
- İNTERAKTİF yerine ETKİLEŞİMLİ
- İNTERAKTİVİTE değil/yerine/= ETKİLEŞİMLİLİK
- IRKÇI ULUSÇULUK ile ETNİK ULUSÇULUK ile KÜLTÜREL ULUSÇULUK ile VATAN ULUSÇULUK
- İŞGAL ile/değil/yerine ETKİLEME
- İTMEK ile ÇARK ile ETKİLEYİCİ
- İZLENİM ile İZLENİMCİ ile ETKİLEMEK ile İZLENİM ile ETKİLEYİCİ ile İZLENİM ile DAMGA
- KABUL:<br> EDERSEN ile "ETMEZSEN"
- KÂĞIT ve/> KARTON<br> ile/ve/||/<> <br>ET ve/> TIRNAK
- TIN[İng.] / ÉTAIN[Fr.] / ZINN[Alm.] ile/değil/yerine/= KALAY
- ÉTAMAGE[Fr.] / ZINNPLATTIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KALAYLAMA
- STABLE STATE[İng.] / ETAT STABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLI HAL
- KARINCA ile ET KARINCASI
- KARİZMA[Fr. < CHARISME] değil/yerine/= ETKİLEYİCİLİK
- KARİZMATİK[Fr. < CHARISMATIQUE] değil/yerine/= ETKİLEYİCİ
- KARNAVAL ile ETOBUR ile ETOBUR
- KARŞILAŞMA ile/değil/||/<> ETKİLEŞİM
- SULBİYET[Osm.] / SOLID STATE[İng.] / ÉTAT SOLIDE[Fr.] / FESTKÖR[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI HÂL
- KATKIDA "BULUNMAK/BULUNMASI" ile/değil "ETKİ ETMEK/ETMESİ"
- KAYITSIZ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ETKİLENMEZ/LİK
- KİŞİLER:<br> (")AKILLI(") ile/ve/||/<> (")DUYARLI(") ile/ve/||/<> (")ETKİLİ(")
- SPARK[İng.] / ÉTINCELLE[Fr.] / FUNKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KIVILCIM
- KIYMET-İ HARBİYE değil/yerine/= ETKİSİ DEĞERİ
- KOLAY (OLAN) ile/ve/değil/yerine ETKİLİ (OLAN)
- KOŞUL ile/ve/değil/||/<> ETMEN
- ÉTAT CRITIQUE[Fr.] / KRITISCHER ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK DURUM
- KURT ile ETİYOPYA KURDU
- LEYBIL[İng. < LABEL] değil/yerine/= ETİKET
- lin.[Lat. < LINIMENTUM] değil/yerine/= ETKİLİ NESNENİN YAĞ YA DA ALKOLDE ERİTİLMESİYLE HAZIRLANAN SIVI İLÂÇ
- MALUM/AKTİF değil/yerine/= ETKEN
- MANTIK ve/||/<> FİZİK ve/||/<> ETİK
- MANTIK ve/||/<>/> FİZİK ve/||/<>/> ETİK
- MANTIK ve/||/<>/> FİZİK ve/||/<>/> ETİK
- CENTRIFUGAL STRETCHING[İng.] / ÉTIRAGE CENTRIFUGE[Fr.] / ZENTRIFUGALSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MERKEZKAÇ GERİLME/GERİLİMİ
- MEŞGUL OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ETKİN OLMAK
- MEŞİME/PLASENTA değil/yerine/= ETENE/SON/DÖLEŞİ
- METANOL[İng. METHANOL] ile/||/<> ANTİDOT[İng. ANTIDOTE] ile/||/<> ETANOL[İng. ETHANOL] ile/||/<> KAYNAMA NOKTASI[İng. BOILING POINT] ile/||/<> PANZEHİR[İng. ANTIDOTE]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOLEKÜL ile/||/<> ETKİN/AKTİF TAŞIMA
- MÜESSİR[Ar.] değil/yerine/= ETKİLİ
- MÜTEESİR değil/yerine/= ETKİLENMİŞ
- MÜTEESSİR OLMAK değil/yerine/= ETKİLENMEK
- N-BUTYL ETHER[İng.] / ETHER BUTYLIQUE NORMAL[Fr.] / N-BUTYLÄTTER[Alm.] ile/değil/yerine/= N-DİBÜTİL ETER
- NEDEN ve/||/<> ETKİNİN :HETEROJENLİĞİ
- NÖTR/NEUTER[İng.] değil/yerine/= ETKİSİZ | YÜKSÜZ | YANSIZ
- NÖTRALİZASYON[İng. < NEUTRALIZATION] değil/yerine/= ETKİSİZLEŞTİRME/YANSIZLAŞTIRMA
- NEUTRON STAR[İng.] / ÉTOILE À NEUTRONS[Fr.] / NEUTRONENSTERN[Alm.] ile/değil/yerine/= NÖTRON YILDIZI
- ETALON[İng.] / ÉTALON[Fr.] / ETALON[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜN, ETALON
- OLUMSUZLAMA ve ETKİN OLABİLMEK
- ÖNCESİZLİK-SONRASIZLIK = EZELİYET-EBEDİYET = ETERNITY[İng.] = ÉTERNITÉ[Fr.] = EWIGKEIT[Alm.] = AETERNITAS[Lat.] = ETERNIDAD[İsp.]
- ORHUN HARFLERİ ile/ve/||/<> OSK HARFLERİ ile/ve/||/<> ETRÜSK HARFLERİ
- ETIKETTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖROPVUM
- OT YİYEN MEMELİLER ile ET YİYEN MEMELİLER ile ÇOKLU (HEM OT, HEM ET İLE) BESLENENLER (HEPÇİL)
- OT YİYENLER/OTOBURLAR ile/ve ET YİYENLER/ETOBURLAR ile/ve HEPÇİLLER[hem OT, hem ET YİYENLER] ile/ve LEŞ YİYENLER/LEŞOBURLAR ile/ve AYRIŞTIRICILAR
)- OT YİYENLER/OTOBURLAR ile/ve ET YİYENLER/ETOBURLAR ile/ve HEPÇİLLER[hem OT, hem ET YİYENLER] ile/ve LEŞ YİYENLER/LEŞOBURLAR ile/ve AYRIŞTIRICILAR
)- ÖTEKİLEŞTİRME ile "ETİKETLEME" ile "DAMGALAMA"
- ÖYKÜNME ile/ve/değil/<> ETKİLENME
- EIGENSTATE[İng.] / ÉTAT PROPRE[Fr.] / EIGENZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ DURUM
- ÖZ = MUH, LİFÂFE-İ MUHHÎYE = ÉTUI MÉDULLAIRE
- ÖZNE ile/ve/değil/yerine ETKİN ÖZNE
- PASİFİKASYON değil/yerine/= ETKİSİZLEŞTİRME
- PASİFİZE ETMEK değil/yerine/= ETKİSİZLEŞTİRMEK
- PATOJEN[İng. PATHOGEN] ile/||/<> ANTİMİKROBİYAL[İng. ANTIMICROBIAL] ile/||/<> ENFEKSİYÖZ[İng. INFECTIOUS] ile/||/<> ET YİYEN BAKTERİ[İng. FLESH EATING BACTERIA] ile/||/<> İNFLAMAZOM[İng. INFLAMMASOME]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)