SON YAZACA GÖRE (DEĞİŞKEN)

- KERNITE[İng.] / KERNITA[Fr.] / KERNIT, RASORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KERNİT, KERNİTEN

- KEROGEN[İng.] / KERNOGENE[Fr.] / KERNOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROGEN

- KEROSINE[İng.] / KÉROSÉNE (PETROLE LAMPANT L)[Fr.] / KEROSIN, (LEUCHT PETROLEUM)[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROSEN

- KEROTENES[İng.] ile/değil/yerine/= KEROTENLER

- KERR EFFECTS[İng.] / EFFETS KERR[Fr.] / KERR-EFFEKTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİLERİ

- KERR CELL[İng.] / CELLULE DE KERR[Fr.] / KERR-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR GÖZESİ/HÜCRESİ

- EFFET KERR MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KERR MANYETO-OPTİK ETKİSİ

- KERTMEK ile KERTİLMEK ile KER ile KERE ile KERH

- KESAT[Ar. < KESÂD] değil/yerine/= DURGUNLUK, YOKLUK, KITLIK

- KESB/KÂSIB ile/ve HALK/HÂLİK

( Kişinin istemesi. İLE/VE Onun istemesi. )

- KESELEMEK ile KESELENMEK ile KESELETMEK ile KES ile KESE ile KESİ ile KESP ile KESELİ ile KESİCİ/LİK ile KESESİZ ile KESELİLER ile KESİCİ DİŞ ile KESE KAĞIDI ile KESE ÇİÇEĞİ ile KESELİ KURT ile KESE YOĞURDU ile KESİCİ KILIÇ

- KEŞF ile İCÂD ile İNŞÂ

- SPECTRE DISCONTINU[Fr.] / UNTERBROCHENES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ TAYF/SPEKTRUM

- BREAKDOWN DIODE[İng.] ile/değil/yerine/= KESİLME DİYODU

- CUT-OFF PARABOLA[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM PARABOLİ

- KESİNKES/KESİN KEZ = KESİNLİKLE

- KATİYET MÜŞÎRİ[Osm.] / PRECISION INDEX[İng.] / INDICE DE PRÉCISION[Fr.] / GENAUIGKEITSINDEX, PRÄZISIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK İNDİSİ

- UNINTERRUPTIBLE POWER SYSTEM[İng.] / SYSTÈME D'ALIMENTATION SANS INTERRUPTION[Fr.] / UNUNTERBROCHENE STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI

- KESİŞEN ile KESİT

( Bir nokta ya da çizgi üzerinde birbirini kesip geçen çizgiler ya da yüzeyler. İLE Bir şey enlemesine ya da boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey. | Bir toplumun bölümü, kesim. | Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç. | Bir nesne düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi, makta. )

- KETAMINE HYDROCHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETAMİN HİDROKLORÜR


- KETIMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİMİD

- KETIMINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİMİN

- KETINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİN

- KETINES[İng.] ile/değil/yerine/= KETİNLER

- KETOAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOAMİN

- KETOHEXOSE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOKHEKSOZ

- KETOXIME[İng.] ile/değil/yerine/= KETOKSİM

- KETOLE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOL

- KETONE[İng.] / CÉTON[Fr.] / KETON[Alm.] ile/değil/yerine/= KETON

- KETONURIA[İng.] ile/değil/yerine/= KETONÜRİ


- KETOSE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZ

- KETOSIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZİD

- KETTÂB ile HATTAT

( Yazı yazan sanatkâr. Yakut el-Musta'simî'den sonra hattât. )

- KEVN ve/>< FESÂD

( İSTİHÂLE[< HAVL | çoğ. İSTİHÂLÂT]: Olanaklı/mümkün olmayış, olanaksızlık/imkânsızlık, olamazlık. | Bir durumdan/halden başka bir duruma/hâle geçiş. | Başkalaşma. [İng. METAMORPHOSE, METAMORPHOSIS | Fr. MÉTAMORPHOSE] )

- KEVSEL ile KEVSER[Ar.]

( Geminin kıç tarafı. İLE Maddi ve manevi çokluk, kalabalık kuşak. | İlim, irfân. | Cennette bir havuzun adı. )

- KEYİK ile KEYLİK/KEYLİG
[<

( Vahşi [geyik]. İLE Vahşi kişi. )

- KEZİG ile KEZİG ile KEZİK
[<

( Dönüşümlü olarak yapılan bir işte sıra. İLE Cesaret. İLE Ateş ve titreme. )

- KEZZAP[Fars. < TİZ+AB] ile TUZRUHU

( Nitrik asit. Organik nesneler üzerinde yakıcı ve sarartıcı bir etki gösteren, birleşiminde bir azot, üç oksijen ve bir hidrojen bulunan, yoğunluğu 1,52 olan, 86 °C'de kaynayan, sanayide kullanılan asit. İLE Hidroklorik asit. Hidrojen ve klordan oluşan, renksiz, havada beyaz dumanlar saçan, suda kolayca eriyen ve fosfor elde edilmesinde, çeliğin pasını gidermede kullanılan keskin kokulu bir gaz. )

- CHI-MESON[İng.] / MÉSON Χ[Fr.] / CHI-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= Kİ MEZONU

- KİL ile KİLE ile KİLO/LUK ile KİLS ile KİLOLU/LUK ile KİL TAŞI


- KILAVUZ = REHBER = GUIDE[İng., Fr.] = FÜHRER[Alm.] = GUIDA[İt.] = GUÍA[İsp.]

- GUIDED WAVE[İng.] / ONDE GUIDÉE[Fr.] / GEFÜHRTE-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZLANMIŞ DALGA

- CAPILLARY PRESSURE[İng.] / PRESSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL BASINÇ

- CAPILLARY WAVE[İng.] / ONDE CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL DALGA

- CAPILLARY ELECTROMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL ELEKTROMETRE

- CAPILLARY TUBE, CAPILLARY[İng.] / CAPILLAIRE[Fr.] / KAPILLARY, KAPILLARRÖH, KAPILLARE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL, KILCAL BORU

- CAPILLARY RISE[İng.] / ASCENSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-AUFSTIEG[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL YÜKSELME

- CAPILLARITY[İng.] / CAPILLARITÉ[Fr.] / KAPILLARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCALLIK

- MAHZEN[Ar.] ile/ve/||/<> KİLER[Fars. < KİLÂR]/ARDİYE[Ar. < ARZİYE] ile/ve/||/<> DEPO[Fr. < DÉPÔT]/DEBBOY ile/ve/||/<> ANTREPO[Fr. < ENTREPOT] ile/ve/||/<> SAKLAK/AMBAR[Fars. < ANBAR]

( Yapılarda yer altı sakla[n]ma/koru[n]ma alanı. İLE/VE/||/<> Evlerde saklanılabilecek yiyecek ve içeceğin [Ar. erzak] saklandığı oda, ambar ya da dolap. İLE/VE/||/<> Korunmak, saklanmak ya da gerektiğinde kullanılmak için nesnelerin konulduğu/saklandığı yer. | Nesnelerin toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer. | Ordu nesne ve araçlarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer. İLE/VE/||/<> Vergileri ödenmemiş, gümrüğe ait nesnelerin korunması için kurulan alan. İLE/VE/||/<> Genellikle tahıl saklanılan yer. | Yiyecek ve bazı nesnelerin saklanıldığı yer. | Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. | Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. | Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. | Nesne taşıma işleri yapan kurum ya da ortaklık. )

- KILIF[Ar. < GİLÂF] ile KIRLENT[Fr. < GUIRLANDE]

( Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap. | Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe. İLE Çiçek ya da yaprak işlemeli süs. | İşlemeli ya da işlemesiz bir tür küçük yastık. )

- KILLIAN REACTION[İng.] / KILLIANI REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLLİANİ TEPKİMESİ

- KILO-[İng.] / KILO-[Fr.] / KILO[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLO-

- KILOGRAM-FORCE[İng.] / FORCE KILOGRAMME[Fr.] / KILOGRAMMKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM-KUVVET

- KILOGRAM METER[İng.] / KILOGRAMME MÉTRE[Fr.] / KILOGRAMMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM METRE

- KILOGRAM[İng.] / KILOGRAMME[Fr.] / KILOGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM

- KILOHERTZ[Fr.] / KILOHERTZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOHERTS

- KİLOJOULE[KJ] ile KİLOKALORİ[KCAL]

( [Joule: Bir nesnenin kimyasal bir tepkimesi sonucunda açığa çıkabilen enerji.][Kilojoule, "KJ" ile gösterilir ve bin (103) joule'a eşit olmaktadır. Çoğu ülkedeki besin standartlarının enerji değeri kilojoules olarak tanımlanır. Bir kilojoule, saniyede, tam gün ışığında, dünyanın bir metrekare tarafından alınmış olan güneş radyasyonunun yaklaşık olarak ölçüsünü verir.] İLE Kalorinin simgesi "cal" ile gösterilir. Atmosfer basıncı içinde 1 gram olan suyun sıcaklığını 1 °C artırabilmek için gereken enerji miktarıdır. [Kilokaloriye, "büyük kalori" adı da verilir. 1000 kaloriye eşit olmaktadır.][1925'ten itibaren kalori, joule kavramı ile belirlenmiştir. Enerji birimi olarak bakıldığında kalori, bir nesneye verilmiş ya da eklenmiş olan ısı miktarını belirlemek amacı ile kullanılır.][Sözü geçen nesnelerin ısı kapasitesi, erime ya da buharlaşma ısısı ve kimyevî bir değişmeye bağlı olan etkileşim ısısı her zaman kalori kavramı ile tanımlanır.][1 kalori, yaklaşık olarak 4,184 joule'ye eşittir.][Dört kibrit çöpü yakıldığı zaman, 1 kalorilik enerji açığa çıkmaktadır.]

[Fiziksel olan kalori ile yiyeceklerin ya da içeceklerin enerji değerlerini göstermekte kullanılmakta olan kalori ile karıştırılmamalıdır.][Yiyeceklerde kullanılmakta olan kalori, "C" ile gösterilip 1000 cal değerinde olmaktadır.][Besinlerin tüketilmesi sürecinde öğütülmesinin ardından besinler enerjiye dönüşür. Sözü geçen enerjiye "kcal" adı verilir.] )

- KILOCALORIE[İng.] / KILOCALORIE[Fr.] / KILOKALORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOKALORİ

- KILOMETER[İng.] / KILOMÉTER[Fr.] ile/değil/yerine/= KİLOMETRE

- KILOWATT-HOUR[İng.] / KILOWATTHEURE[Fr.] / KILOWATT-STUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOVATSAAT


- KILOVOLT-AMPERE[İng.] / KILOVOLTAMPÈRE[Fr.] / KILOVOLT-AMPERE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOVOLT-AMPER

- KILURANE[İng.] ile/değil/yerine/= KİLURAN

- KIMBERLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KİMBERLİT

- CHEMISTRY[İng.] / CHIMIE[Fr.] / CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYA

- KİMYA ile KİMYACA ile KİMYACI/LIK ile KİMYASAL/LIK ile KİMYA GÖÇÜMÜ ile KİMYASAL SAVAŞ ile KİMYASAL SİLAH ile KİMYA DOĞRULUMU ile KİMYASAL TEDAVİ

- CHEMINEMENT ACTIF[Fr.] / CHEMISCH AKTIV, CHEMISCH WIRKSAM[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYACA ETKİN/AKTİF

- CHEMIST[İng.] / CHIMISTE[Fr.] / CHEMIKER[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYACI

- KOL, BAĞ, BAĞ TEŞKİLİ[Osm.] / CHEMICAL BOND, BOND, BONDING, LINKAGE[İng.] / LIAISON[Fr.] / CHEMISCHE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL BAĞ, BAĞ, BAĞLANMA

- KİMYEVÎ TERKİP[Osm.] / CHEMICAL COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL BİLEŞİM

- KİMYEVÎ TAHAVVÜL[Osm.] / CHEMICAL CHANGE[İng.] / CHANGEMENT DE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL DEĞİŞME


- CHEMICAL EQUILIBRIUM[İng.] / EQUILIBRE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL DENGE

- CHEMICAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL ENERJİ

- CHEMICAL FORMULA[İng.] / FORMULE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL FORMÜL

- CHEMICAL INDICATOR[İng.] / INDICATEUR DE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHER INDIKATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL İNDİKATÖR

- CHEMICAL INERTNESS[İng.] / INERTIE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE TRAGHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL İNERTLİK

- CHEMICAL KINETICS[İng.] / CINÉTIQUE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE KINETIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL KİNETİK

- CHEMICAL POLARIZATION[İng.] / POLARISATION CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE-POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL KUTUPLANMA

- CHEMICAL SUBSTANCE[İng.] / CHEMISCHE SUBSTANZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL NESNE

- CHEMICAL POLISHING[İng.] / CHIMIQUE DÉPOLLISSAGE[Fr.] / CHEMISCHER POLIEREN, SCIESSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL PARLATMA

- CHEMICAL POLARITY[İng.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL POLARİTE


- CHEMICAL POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE-POTENTIAL, CHEMISCHE-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL POTANSİYEL

- CHEMICAL PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHER PROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL PROSES

- CHEMICAL RADICAL[İng.] / RADICAL DE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHES RADIKAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL RADİKAL

- CHEMICAL REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHER REAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL REAKTİFLİK

- CHEMICAL PURIFICATION[İng.] / PURIFICATION DE CHEMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE REINIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL SAFLAŞTIRMA

- CHEMICAL PURITY[İng.] / PURITÉ CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE REINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL SAFLIK

- CHEMICAL SYMBOL[İng.] / SYMBOLE CHIMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL SİMGE

- CHEMICAL STRIPPING[İng.] / DE POULIE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ENTPLATTIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL SIYIRMA

- CHEMICAL THERMODYNAMICS[İng.] / CHIMIQUE HYDRAMNIQUE[Fr.] / CHEMISCHE THERMODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL TERMODİNAMİK

- CHEMICALS[İng.] / PRODUITS CHIMIQUES[Fr.] / CHEMIKALIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASALLAR


- KİN YIPAR ile KİZ
[<

( Kese. İLE Kutu, sandık, dolap ya da heybe gibi nesneler. )

- HENNA[İng.] / HENNÉ[Fr.] / HENNA[Alm.] ile/değil/yerine/= KINA

- KINAMA ile TENKİD

- KİNÂYE[Ar.]/İRONİ[İng. IRONY | Fr. IRONIE] değil/yerine/= DOLAYSÖZ

- KİNÂYE ile TENKİT

- KİNAZ[İng. KINASE] ile/||/<> SUBSTRAT[İng. SUBSTRATE] ile/||/<> TRANSFERİN[İng. TRANSFERRIN]

( Fosfat gruplarının yüksek enerjili fosfat içeren bir molekülden (ATP gibi) bir substrata transferini katalize eden enzimlerin genel adı. @@ Bir kimyasal tepkime sırasında bir diğer substrat ya da ayıraç ile tepkimeye girerek harcanan, bunun sonucunda kimyasal ürün üretilmesini sağlayan kimyasal maddelere verilen bir addır. Daha basit tanımıyla substrat, incelenen, değişen ya da değiştirilen kimyasala verilen addır. @@ Kan plazmasında bulunan demir taşıyıcı protein.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KINASE[İng.] ile/değil/yerine/= KİNAZ

- KINEMATISCHE FLÜSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNEMATİK AKIŞKAN

- KINEMATISCHE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNEMATİK VİSKOZİTE

- PRESSION CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK BASINÇ


- TENSION CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK GERİLİM

- KINETIC CHEMICALS[İng.] ile/değil/yerine/= KİNETİK KİMYASAL NESNELER

- THÉORIE CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK KURAM/TEORİ

- ÉLAN CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCHES MOMENTUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK MOMENTUM

- KINETIC POLARIZATION[İng.] / KINETISCHE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK POLARİZASYON

- KINETISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK REAKSİYON

- KINETICS[İng.] / CINÉTIQUE[Fr.] / KINETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNETİK

- GUINIC ACID, QUINIC ACID, KINIC ACID[İng.] / ACIDE QUINIQUE[Fr.] / CHINASÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNİK ASİT

- QUININE SULPHATE[İng.] / SULFATE DE QUININE[Fr.] / CHININ SULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNİN SULFAT

- KINNAP değil/yerine/= SİCİM


- KIRNAP/KINNAP[Ar. < KİNNEB] değil/yerine/= SİCİM

( Keten, kenevir gibi bitkilerin liflerinden yapılan, kaba şeyler dikmeye, bağlamaya yarayan ince sicim ya da kalın ip. )

- MODE[İng.] / MODE[Fr.] / MODUS[Alm.] ile/değil/yerine/= KİP

- MODULATED WAVE[İng.] / MODULIERTE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLENMİŞ DALGA

- MODULATING WAVE[İng.] / ONDE MODULATRICE[Fr.] / MODULATORWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ DALGA

- MODULATOR ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE MODULATRICE[Fr.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ ELEKTROT

- MODULATING CRYSTAL[İng.] / CRISTAL MODULATEUR[Fr.] / MODULIERENDER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ KRİSTAL

- MODULATING SIGNAL[İng.] / SIGNAL MODULANT[Fr.] / MODULIERENDES SIGNAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİPLEYİCİ SİNYAL

- KİR-KİSP

- KİRACI/SAHİP değil/yerine MİSÂFİR

- CHIRAL CARBON ATOM[İng.] ile/değil/yerine/= KİRAL KARBON ATOMU


- CHIRAL MOLECULE OR ION[İng.] ile/değil/yerine/= KİRAL MOLEKÜL VEYA İYON

- KIRCHHOFF'S EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE KIRCHHOFF[Fr.] / KIRCHHOFF-GLEICHUNGEN, KIRCHHOFFSCHES GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİRCHHOFF DENKLEMLERİ

- KIRCHHOFF'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE KIRCHHOFF[Fr.] / KIRCHHOFFS FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİRCHHOFF FORMÜLÜ

- KIRCHHOFF'S LAWS[İng.] / LOIS DE KIRCHHOFF[Fr.] ile/değil/yerine/= KİRCHHOFF YASALARI

- KIRCHHOFFS GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KİRCHHOFF YASASI

- REFRACTED WAVE[İng.] / ONDE RÉFRACTÉE[Fr.] / BRECHUNGENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILAN DALGA

- FRAGILITY, BRITTLENESS[İng.] / FRAGILITÉ[Fr.] / ZERBRECHLICHKEIT, BRÜCHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILGANLIK

- DIODE À CLAQUAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= KIRILMA DİYODU

- TEKÂSÜR MÜŞÎRİ[Osm.] / REFRACTIVE INDEX[İng.] / INDICE DE RÉFRACTION[Fr.] / BRECHUNGSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA İNDİSİ

- REFRACTING TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE À RÉFRACTION[Fr.] / REFRAKTOR (LINSENFERNROHR)[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMALI TELESKOP


- REFRACTOMETER[İng.] / RÉFRACTOMÈTRE[Fr.] / REFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMAÖLÇER

- DIFFRACTION SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE DE DIFFRACTION[Fr.] / BEUGUNGSSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM SİMETRİSİ

- DIFFRACTION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE DIFFRACTION[Fr.] / BEUGUNGSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM TAYFI/SPEKTRUMU

- DIFFRACTOMETER[İng.] / DIFFRACTOMÈTRE[Fr.] / BEUGUNGSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIMÖLÇER

- KİRİT ile/ve/||/<> KİRİTLİK/KİRİTLİG
[<

( Anahtar. İLE/VE/||/<> Kilit. )

- KİRLOŞ = KİRLOZ

( Kirli ve pasaklı. )

- KIRO"[Kürtçe(Kurmanci) < KURO: Oğul/oğlan.[sesleniş/hitap] < KUR: Oğul/oğlan.][<> KURRAG: Sıpa, tay.] ile "HANZO"

( Oğul/oğlan. İLE Kaba saba, görgüsüz kişi. )

- KIRPMA ile KIRKMA

( Parçalara ayırmak, kesmek, kırkmak. | Göz kapaklarını açıp kapamak, kıpmak. | Kesinti yapmak, tutumlu davranmak. İLE Bir şeyi uçlarından kesmek. | Saç, sakal ya da tüyü kesmek. )

- KIS ile KIZ

( Sınırlamak, azaltmak, kısmak. İLE Sinirlenmek, kızmak. | Eril olmayan çocuk. )

- KİŞİ/İNSAN ve/<> İNSAF


- KİŞİ = ŞAHIS/FERD = PERSON[İng.] = PERSONNE[Fr.] = PERSON[Alm.] = PERSONA[Lat., İsp.]

- MERAK":
KİŞİLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN
ile/değil/yerine/< DÜŞÜNCELER/ZİHİNLER ÜZERİNE/ÜZERİNDEN

- KİŞİLERDE BAKILMASI GEREKEN/ÖNCELİKLİ OLAN:
"VAAD/LER"
değil SAMİMİYET

- KİŞİLİK = ŞAHSİYET = PERSONALITY[İng.] = PERSONALITÉ[Fr.] = PERSÖNLICHKEIT, PERSONALITÄT[Alm.] = PERSONALIDAD[İsp.]

- PARTIAL PRESSURE[İng.] / PRESSION PARTIELLE[Fr.] / PARTIALDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KISMİ BASINÇ

- KİSVE[Ar.] ile/ve/||/<> LİBÂS[Ar.] ile/ve/||/<> ESVÂB[Ar. < SEVB]

( Kisvet. | Giysi/giyecek. | Özel giysi/giyecek. | Kisbet, yağlı güreş yapan pehlivanların giydiği dar paçalı, meşin pantolon. | Birinin ya da bir şeyin dış görünüşü. )
( Giyecek, kılık kıyafet. | Hacıların Kâbe'de giydiği beyaz üstlük. İLE/VE/||/<> Biçim verilmiş giyecek. İLE/VE/||/<> Gövdeyi örten herhangi bir giyecek. )

- KİS/ZEVCE[Ar.] ile KİŞ
[<

( Eş. İLE Samur. )

- KIT ile KITA ile KIT KANAAT ile KITI KITINA ile KITALAR ARASI ile KITA SAHANLIĞI

- KITÂ'[Ar.] ile KIT'A[Ar.]

( Kat etme, kesme. | Daireden bir parça/kesme/kıt'a. [İng., Fr. SEGMENT] İLE Parça, bölük, cüz. | Arazi, memleket, ülke. | Askeri birlik. | En az iki beyitten oluşan, gazel tarzında kafiyelenen, ancak ilk beytinin mısraları birbiriyle kafiyeli olmayan nazım biçimi. )

- KİTAP ile/ve/değil/||/<>/< CİLT


- KİTAP ile/yerine/değil YAPIT/ESER

( ... İLE/YERİNE/DEĞİL Bir şeyin varlığına delâlet eden başka bir şeyin hasıl olması. Sonuç. )

- KİTAP ile HİTAP

- KİTAP ve/||/<> HİTAP

- KİTAP ile/ve/<>/< KİTÂBE

( BOOK and INSCRIPTION )

- KİTAP ile/ve/||/<>/> KİTAP SEVDÂSI VE AŞAMALARI

( )
( KİTAP SEVDÂSI AŞAMALARI...

9- Kitapları/nı, sonraki kuşağa bırakma...
8- Kitap biriktirme...
7- Yeniden keşfetme...
6- Kitaba yer/gereksinim yok...
5- Kitaplardan beklenilenin dayanılmaz hayal kırıklığı... ["Ben bir kitap yazayım da görsünler!"]
4- Kitapları, kişilerle etkileşimde olmanın yerine koyma...
3- Kimlik olarak kitaplar...
2- Kitap aşkı...
1- Kitapların keşfi... )

- KİTAP ile MUSHAF ile KUR'ÂN-I KERÎM

( * KUR'ÂN-I KERÎM(Zât'ı temsil eder.)
* İNCİL("YENİ AHİT" diye de geçer.)(İsimler tecellisidir.)
* TEVRAT: Beş kitap. ("ESKİ AHİT" diye de geçer.)(Sıfatlar tecellisidir.)
* ZEBUR(Fiiller tecellisidir.)
( Zebur'u ilkokul, Tevrat'ı ortaokul, İncil'i de lise öğrenimine benzetecek olursak, Kur'an yüksek öğrenime benzer. )

- KİTAP ile/ve/<> ÖĞRETMEN/HOCA/MÜRŞİT/GURU

( Neyi/neleri nasıl yapacağını/yapabileceğini anlatır/gösterir. İLE/VE/<> Neyin/nelerin yapılmayacağını/yapılmaması gerektiğini gösterir/anlatır. )
( Veri/bilgi. İLE/VE/<> Bilgi + Tecrübe. )
( ... ile/ve/<> GURU: Can bağdaşması. )

- BETİK/KİTAP ile SUPARA[Fars. SÎ+PÂRE]

( ... İLE Osmanlı Devleti'nde, okul kitaplarının genel adı. )

- KİTAP ile TRETE[Fr.]

( ... İLE Bir bilim ya da sanatın ana kurallarının yazılı olduğu kitap. )

- KİTAPLAŞMAK ile KİTAPLAŞTIRMAK ile KİTAPLAŞTIRABİLMEK ile KİTAP/LIK ile KİTAPLI/LIK ile KİTAPÇA ile KİTAPÇI/LIK ile KİTAPSIZ/LIK ile KİTAPLICA ile KİTAP CEBİ ile KİTAP EHLİ ile KİTAPSIZCA ile KİTAP FUARI ile KİTAP KURDU ile KİTAP DOLABI ile KİTAP SARAYI ile KİTAP AÇACAĞI ile KİTAP DÜŞKÜNÜ ile KİTAPLIK BİLİMİ ile KİTAP DÜŞKÜNLÜĞÜ ile KİTAPLIK BİLİMCİ


- KITTOOL FIBER[İng.] ile/değil/yerine/= KİTTELLİF

- KIYABİLMEK ile KIYASLAMAK ile KIYAKLAŞMAK ile KIYASLANMAK ile KIYA ile KIYAK/LIK ile KIYAM ile KIYAS ile KIYACI ile KIYAKÇI/LIK

- KIYÂFET/KİSVE/ESVAP/LİBAS[Ar.}/KOSTÜM[Fr./İng. < COSTUME] değil/yerine/= GİYSİ/GİYİM/GİYECEK/OTRAN

- KIYASİ[Ar.] ile KIYASEN[Ar.]

( Uygulama ve benzetme ile elde edilen. | Kurala göre yapılmış, kurallı. İLE Kıyas edilerek, kıyas yoluyla. | Karşılaştırarak, oranlayarak. | Benzeterek. )

- KIYILMAK ile KIYINMAK ile KIYIŞMAK ile KIYILAMAK ile KIYI/LIK ile KIYIK ile KIYIM/LIK ile KIYIN ile KIYIŞ ile KIYICI/LIK ile KIYIMLI ile KIYI DİLİ ile KIYI BUCAK ile KIYI SEYRİ ile KIYIM KIYIM ile KIYIN KIYIN ile KIYI TIRMIĞI ile KIYI BALIKÇILIĞI ile KIYI BANKACILIĞI

- KIZ = KID

( Kıt, "nadir/yetersiz/az" olan demektir.
[ Eski zamanlarda annelerin doğumlarda ölmesi ve ayrıca önceliğin/değerin erile verilmesinden dolayı "eril olmayan" bebeğin/doğan-ın değersiz görülmesiyle ve dişil çocukların azalması ve yetersiz/kıt kalmasından adını almıştır. ]
[ Arapça'da KID olarak kullanılan bu sözcük, Türkçe'de hem KIT olarak, hem de D harfinin Z olarak seslendirilmesiyle KIZ olarak yerini almıştır. ] )

- KIESERITE[İng.] / KIESERITE[Fr.] / KIESERIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİZERİT

- KIZIL MESCİD ile KIZIL MESCİD

( Eyüp, Kalenderhane Sokağı'ndadır. İLE Fatih-Draman'da, Tercüman Yunus Sokağı'ndadır. )
( 1581'de, Kiremitçi Süleyman Çelebi tarafından. [Kiremitçi Süleyman Çelebi adıyla da bilinir.] İLE Hüseyin Ağa tarafından. [Hüseyin Ağa Mescidi adıyla da bilinir.] )

- KIZILABA ile/||/<> PIRPIRI/PİRPİRİ ile/||/<> LATA

( Yeniçeri oçağına küçük yaşta giren oğlanların giydiği kırmızı abadan yapılmış giysi. İLE/||/<> Yeniçeri salma erlerinin giydiği kırmızı çuhadan yapılmış cüppe. İLE/||/<> İlmiyenin giydiği bir üstlük. )

- INFRARED RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT INFRAROUGE[Fr.] ile/değil/yerine/= KIZILÖTESİ IŞINIM


- INFRARED WINDOW[İng.] / FENÊTRE INFRAROUGE[Fr.] / INFRAROTFENSTER[Alm.] ile/değil/yerine/= KIZILÖTESİ PENCERESİ

- INFRARED SPECTROPHOTOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KIZILÖTESİ SPEKTROFOTOMETRE

- INFRARED SPECTROMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KIZILÖTESİ SPEKTROMETRE

- INFRARED SPECTROSCOPY[İng.] ile/değil/yerine/= KIZILÖTESİ SPEKTROSKOPİSİ

- KLAD[İng. CLAD] ile/||/<> KLADOGRAM[İng. CLADOGRAM] ile/||/<> MONOFİLETİK GRUP[İng. MONOPHYLETIC GROUP] ile/||/<> SİNAPOMORFİ[İng. SYNAPOMORPHY] ile/||/<> TAKSONOMİK HİYERARŞİ[İng. TAXONOMIC HIERARCHY]

( Belirli bir ortak atadan evrimleşen torun türlerin tamamıdır. Monofiletik grup ile eş anlamlıdır. @@ Kladistik analizlerin sonuçlarını gösteren bir evrim ağacıdır. @@ Tek bir ortak atadan evrimleşmiş türler ya da popülasyonların tümünü anlatmak için kullanılır. Monofiletik gruplardan bahsederken, günümüzde var olan türler ile bunların ortak atalarının tamamı bilinmelidir. Günümüzde sayısız monofiletik grup tanımlanmıştır. @@ Filogenetik analizde, bir kladı diğerlerinden ya da dış öbekten ayırt eden, atalarında bulunmayan ve sonradan evrimleşmiş, torun türlerden bazıları tarafından paylaşılan özelliklerdir. @@ Sınıflandırma bilimi dahilinde, canlıların dikey bir hiyerarşi içinde sınıflandırılmasıdır. Günümüzde oldukça ayrıntılı bir hiyerarşi kullanılmaktadır. En genel hatlarıyla, aşağıdan (spesifikten) yukarıya (genele) sırasıyla tür, cins, aile, takım, sınıf, şube, alem, alan ve tip gelmektedir. Ancak bunların arasında da sayısız takson basamağı (klad) bulunur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KLAPROTHOLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KLAPROTOLİT

- CLASSICAL FIELD THEORY[İng.] / THÉORIE CLASSIQUE DU CHAMP[Fr.] ile/değil/yerine/= KLASİK ALAN KURAMI

- CLASSICAL CONDUCTIVITY THEORY[İng.] / THÉORIE CLASSIQUE DE LA CONDUCTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= KLASİK İLETKENLİK KURAMI

- CLASSICAL MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE CLASSIQUE[Fr.] / KLASSISCHE MECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KLASİK MEKANİK

- CLASSICAL APPROXIMATION[İng.] / APPROXIMATION CLASSIQUE[Fr.] / KLASSISCHE NÄHERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KLASİK YAKLAŞIM


- CLATHRATE COMPOUNDS[İng.] / CLATHRATE COMPOSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= KLATRAT BİLEŞİKLERİ

- KLAYNITE[İng.] ile/değil/yerine/= KLAYNİT

- KLEIN PARADOX[İng.] / PARADOXE DE KLEIN[Fr.] / KLEIN-PARADOXON[Alm.] ile/değil/yerine/= KLEİN PARADOKSU

- KLEIN'S LIQUID[İng.] ile/değil/yerine/= KLEİN SIVISI

- KLEMME[Alm.] ile/değil/yerine/= KLEMM

- KLİN ile/||/<> ANHEDONİ[İng. ANHEDONIA] ile/||/<> ÇİFT SARMAL[İng. DOUBLE HELIX] ile/||/<> DOĞAL ÖLDÜRÜCÜ HÜCRELER[İng. NATURAL KILLER CELLS] ile/||/<> DOĞRULUĞA UYGUNLUK KURAMI[İng. CORRESPONDENCE THEORY OF TRUTH] ile/||/<> HİDROJEN BAĞI[İng. HYDROGEN BOND]

( Bir genotipte ya da fenotipin coğrafi değişime paralel olarak görülen sistematik değişimi. @@ Eskiden keyif alınan aktivitelere olan ilginin azalması ve zevk alma yeteneğinin azalması. Anhedoni, depresyon, şizofreni ve diğer bazı akıl hastalıklarının temel klinik özelliklerinden biri. @@ Birbirine burgulu bir biçimde bağlanan iki doğrusal yapı bloğudur. Merdiven şekline benzetilmektedir ve moleküler biyolojide DNA'ya atfedilmektedir. @@ Hızlıca salgıladıkları sitokinlerle kemokinlerle ve infekte konak gözelerini doğrudan öldürebilme yetenekleri ile konak savunmasına katılan gözelerdir. Dentritik gözelerle birlikte patojenlere karşı oluşan adaptif immün yanıtı şekillendirirler ve otoimmün hastalıkların oluşmasında ve klinik seyirlerinde etki gösterirler. @@ Geleneksel bilgi tanımının üç koşulundan ilki olan Doğruluk Koşulu, geleneksel olarak gerçeklik ya da olguya uygun olma anlamına gelir. Epistemolojide doğruluk ile ilgili ifadeler zihinsel yapı ve özelliklerden değil, zihnimizden bağımsız varlıklarla ifadelerimizin uygunluğu anlamına gelir. Burada doğrunun, olgularla tekabül etme ilişkisine dayanan tekabüliyet/benzeşme (correspondence) kuramını varsaymaktayız. Bu kuramdan yola çıkacak olursak, doğru olmayan şey bilinemez; bu açıdan bilginin ilk koşulu tanımlamış olur. Bu koşulu daha iyi anlamak adına şu soruyu kendimize tekrar sorabiliriz; “Doğru olmayan şey bilinebilir mi?”, “Bildiğimizi iddia ettiğimiz şeyin doğru olmaması mümkün mü?”. Çoğu epistemolog için iki sorunun cevabı da “Hayır.” şeklindedir. Çoğu epistemolog için bilinen, bilme eyleminin diğer tarafından bulunan belirli türden bir gerçeklik varsayılmalıdır. Çünkü çoğu zaman x’i bilmek türünden bir eylem, belirli bir tür gerçekliği (x’in kendisini ya da x’i bilen öznenin kendisini) varsayar. Birşeyin doğru olduğunu iddia ederken ya da doğruluğa uygunluk kuramı ile düşünürken kast ettiğimiz çoğu zaman şudur: ifade ettiğimiz önerme (önerme doğru ya da yanlış olabilen yargı cümleleridir lütfen unutmayın), işaret ettiği nesneye uygunluk sergiler. Yani “Duvar beyazdır” dediğim zaman, bu yargı bildiren cümle; yani önerme, eğer duvar beyaz ise işaret ettiğini nesneye uygundur. Öyleyse “Duvar beyazdır” önermesi doğrudur ve doğruluğu uygunluk kuramına uygundur. @@ Hidrojen bağı, elektronlar için yüksek afiniteye sahip bir çift atom arasında bulunan bir hidrojen atomunu içeren etkileşim; böyle bir bağ, iyonik bir bağ ya da kovalent bağdan zayıf ancak van der Waals kuvvetlerinden daha güçlüdür. Hidrojen bağları, farklı moleküllerin atomları arasında ya da aynı molekülünün farklı bölgelerinde olabilir. Yapısındaki hidrojen bağları sebebiyle su, kendi büyüklüğündeki bir molekül için beklenenden çok daha geniş sıvı faz yelpazesine sahiptir. Doğrusal protein molekülündeki amino asitler arasındaki hidrojen bağları, proteninin işlevsel konfigürasyonuna katlanma şeklini belirler. DNA'nın iki ipliği üzerindeki nükleotidlerdeki azotlu bazlar (sitozinli guanin çiftleri, timinli adenin) arasındaki hidrojen bağları, genetik bilginin aktarımı için çok önemli olan çift sarmal yapısına neden olur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CHLORINE HEPTOXIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KLOR HEPTOKSİT

- CHLORAMINE T[İng.] / CHLORAMINE T[Fr.] / CHLORAMIN T, P-TOLUENSULFONCHLORAMIDNATRIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORAMİN T

- CHLORAMINE[İng.] / CHLORAMINE[Fr.] / CHLORAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORAMİN

- CHLORANIL[İng.] / CHLORANILE[Fr.] / CHLORANIL[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORANİL


- CHLORACETONE[İng.] / CHLORAZON[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORASETON

- CHLORATES[İng.] / CHLORATES[Fr.] / CHLORATE[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORATLAR

- CHLORINE DIOXIDE[İng.] / DIOXYDE DE CHLORE[Fr.] / CHLORDIOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORDİOKSİT

- ROUGE DE CHLOROPHÉNOL[Fr.] / CHLORPHENOLROT[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORFENOL KIRMIZISI

- CHLORITE[İng.] / CHLORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORİT

- CHLORINATION[İng.] / CHLORATION, CHLORURATION[Fr.] / CHLORIERUNG, VERCHLORUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORLAMA

- CHLORINE WATER[İng.] / EAU DE CHLORE[Fr.] / CHLOR WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORLU SU

- CHLORO ETHANOIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KLORO ETANOİK ASİT

- CHLOROPHYLL[İng.] / CHLOROPHYLLE[Fr.] / CHLOROPHYLL[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROFİL

- CHLOROFORM[İng.] / CHLOROFORME[Fr.] / CHLOROFORM, TRICHLORMETHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROFORM


- CHLOROPICRIN[İng.] / CHLOROPICINE[Fr.] / CHLOROPICRIN, NITROCHLOROFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPİKRİN

- CHLOROPRENE RESIN (RUBBER)[İng.] / CHLOROPREN KAUTSCHUK, POLYCHLOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPREN REÇİNESİ

- CHLOROPRENE[İng.] / CHLOROPREN, 2-CHLOR-1, 3-BUTADIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPREN

- CHLOROSULFONIC ACID[İng.] / ACIDE CHLOROSOLFONIQUE[Fr.] / CHLORSULFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROSÜLFONİK ASİT

- CHLOROUS ACID[İng.] / CHLORIGE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORÖZ ASİT

- CHLORPROMAZINE[İng.] / CHLORPROMAZINE[Fr.] / CHLORPROMAZIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORPROMAZİN

- KNOXVILLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KNOKSİLLİT

- KNOWING THAT ONE KNOWS[İng.] değil/yerine/= BİLDİĞİNİ BİLMEK

( Bildiğini bilmek, epistemik öznenin hali hazırda edindiği bilgileri biliyor olduğunu ifade etmektedir. Daha açık bir deyişle epistemik öznenin, belleğinde bulunan bilgileri, hangi biçimde ve nasıl bildiğinin farkında olmasıdır. Böylelikle bildiğini bilmek, öznenin içsel süreçlerine erişiminin olmasını, rasyonel ve bilinçli bir biçimde bilgilerini denetleyebilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle içselci yaklaşımların, bildiğini bilmenin, bilgiyi meydana getirmekte önemli bir koşul olarak gördüğünü söylemek mümkündür. Bildiğini bilmekle ilgili tartışmalar geleneksel epistemolojide Pryyhon’un bilgi için bir ölçüt aramasından başlamıştır. Bu konu çağdaş epistemolojide Gettier’in karşı örnekleri ile farklı bir boyuta taşınmıştır. Çünkü Gettier’in örnekleri, ‘biliyor olduğunu bilmek’ ile ‘bilmek’ arasındaki ayrıma işaret etmektedir. Bu örneklerden yola çıkarak dışsalcılık, yalnızca ‘biliyorum’ demenin şans faktörünü dışarıda bırakmak için yeterli olduğunu savunurken içselcilik daha farklı bir tutum sergileyerek bilgide, ‘biliyor olduğunu bilme’nin şans faktörünü engelleyeceğini ileri sürmüştür. Bu doğrultuda bilgide şans faktörünü engelleyecek bir dördüncü koşul arayışına girilmiştir. (Bkz: Teminat Koşulu).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KNUDSEN'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KNUDSEN[Fr.] / KNUDSEN-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KNUDSEN DENKLEMİ

- COAGULASE[Fr.] / KOAGULASE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOAGULAS


- COAGULATION PLASMA[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLASYON PLAZMASI

- COBALT BLUE; KING'S BLUE[İng.] / BLEU DE COBALT, BLEU ROYAL[Fr.] / KOBALTBLAU, KÖNIGSBLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT MAVİSİ

- COBALT SULFATE[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALT SÜLFAT

- COBALTOUS ARSENATE[İng.] / AROMATIQUE COBALTEUX[Fr.] / KOBALTORSENIAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II) ARSENAT

- COBALTOUS ACETATE[İng.] / ACETATE COBALTLEX[Fr.] / ESSIG SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II) ASETAT

- KÖÇRÜM ile KÖÇÜK ile KÖÇÜT
[<

( Ani ve şiddetli korku. | Dehşet. İLE İnsanın kalçası. | Koyunun yağlı kuyruğu. İLE At. )

- KOD ile KOT ile KOD ADI ile KOD İSMİ

- CODEINE[İng.] / CODEINE[Fr.] / CODEIN, KODEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KODEİN

- KODON ile/||/<> İNOZİN[İng. INOSINE] ile/||/<> KODON ÖNYARGISI[İng. KODON BIAS] ile/||/<> KOZAK SEKANSI[İng. KOZAK SEQUENCE] ile/||/<> SESSİZ YER DEĞİŞTİRME[İng. SILENT SUBSTITUTION]

( Belirli bir aminoasit taşıyıcı tRNA üretimi için kullanılan, DNA'da bulunan üçlü baz dizileri. @@ tRNA (antikodon) üzerinde bulunan, kodonda adenin, timin, urasil ya da sitozinle eşleşebilen, modifikasyona uğramış nükleosit. @@ DNA dizilimi içerisindeki kodonların rastgele olmayan dağılımları. @@ Bazı viral mRNA'larda, başlatma AUG 5 'ACCAUGG 3'ü çevreleyen konsensüs dizisi. Ribozomal bağlanmayı ve dolayısıyla protein sentezini kolaylaştırır. En tutarlı konum, başlatma kodonundan (ATG) üç nükleotid önce bulunur ve neredeyse her zaman bir adenin nükleotidir. @@ Bir DNA kodonundaki bir değişikliğin amino asit çevirisinde bir değişikliğe neden olmadığı bir mutasyon.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- COENZYME[İng.] / COENZYME[Fr.] / COENZYM, COFERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOENZİM


- KOEHLINITE[İng.] ile/değil/yerine/= KÖHLİNİT

- KOHLRAUSCH METHOD[İng.] / MÉTHODE DE KOHLRAUSCH[Fr.] / KOHLRAUSCH-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOHLRAUSCH YÖNTEMİ

- KOJIC ACID[İng.] / ACIDE KOJIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOJİK ASİT

- COKE OVEN GAS[İng.] / GAZ DE COCERIE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOK FIRINI GAZI

- KÖK ile KÖK ile KÖM ile KÖK ile KÖKŞİN
[<

( Kök, köken, menşe. İLE Koyu kurşunî renk. [Gökyüzünün rengine benzeyen her renk böyle adlandırılır.] İLE Kurşunî rengi pekiştirmek için kullanılan bir ilgeç. İLE Kentin çevresi, dış bölgeleri.[Bölgenin yeşilliğine gönderme yapılmaktadır.] İLE Gök mavisi renginde olan herhangi bir şey. )

- COCAINE[İng.] / COCAINE[Fr.] / COCAIN, KOKAIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKAİN

- KOKAK ile KOKAK/KOKAR AĞAÇ/AYLANDIZ

( Kötü, pis kokan. İLE Sedefotugillerden, Avrupa'ya, Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığından, bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç. )

- KÖKTEN ile KÖKTEŞ

( Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan. İLE Aynı kökten gelen çeşitli yapı ve görevi olan sözcükler. )

- ODORIMETRY[İng.] / ODORIMÉTRIE[Fr.] / ODORIMETRIE, GERUCHSMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME TEKNİĞİ

- ODOUR INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ DE ODEUR[Fr.] / GERUCH STÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ŞİDDETİ


- KOKULANMAK ile KOKULANDIRMAK ile KOK ile KOKA ile KOKU ile KOKUCU/LUK ile KOKULU ile KOKUSUZ/LUK ile KOK KÖMÜRÜ ile KOKULU KİRAZ ile KOKULU SABUN ile KOKU TEDAVİSİ ile KOKU ALMA DUYUSU ile KOKU ALMA ORGANI ile KOKULU ÇAYIR OTU

- KOKULUKİRAZ = İDRİSAĞACI = MAHLEP[Ar. < MAHLEB]

( Gülgillerden, Anadolu'nun kuzey ve doğu kesimlerinde yüksek yerlerde yetişen, boyu 10 metreye ulaşabilen bir tür ağaç. )

- KÖKYUK/KÖKYUQ ile/ve/||/<> ÖNDER
[<

( Köy önderlerine ve Türkmen büyüklerine verilen, saygı belirten bir unvan. İLE/VE/||/<> ... )

- KOLAJ[Fr. < COLLAGE] değil/yerine/= KES-YAP

- KOLAJEN[İng. COLLAGEN] ile/||/<> FASYA[İng. FASCIA] ile/||/<> TENDON

( Kıkırdak, kemik, eklem ve lif gibi hareket sisteminin yapı taşlarını oluşturan protein. Bağ dokusunun ana bileşeni olarak memelilerde en bol bulunan proteindir. Kolajen, amino asit açısından zengindir ve kaynar suya maruz kaldığında jelatine dönüşür. @@ Latince’de “bant” anlamına gelen fasya; vücut içinde kasların üzerini örten, kasları ve iç organları birbirinden ayıran, bağlayan ve sabitleyen kolajen zar yapılı bir bağ doku katmanıdır. Katmanlarına ve fonksiyonlarına göre birbirinden çeşit olarak ayrılır. @@ Tendon ya da kiriş; vücutta kas dokuyu kemik dokuya bağlayan sert, gergin, oldukça güçlü bant yapısında sıkı fibröz bağ dokuya verilen addır. Kolajen yapılı tendonlar ligamentlere benzer özellik gösterir. Aradaki fark ligamentlerin kemikleri birbirine bağlamasıyken tendonlar kasları kemiklere bağlarlar. Tendonların gözesel bileşenleri tenosit (tendon gözeleri) ve fibroblastlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- COLLAGEN[İng.] / COLLAGÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLAJEN

- KOLAYLAMAK ile KOLAYLANMAK ile KOLAYLAŞMAK ile KOLAYLAŞTIRMAK ile KOLAYLAŞTIRILMAK ile KOLAY/LIK ile KOLAYCA ile KOLAYCI/LIK ile KOLAY KOLAY

- COLEMANITE[İng.] / COLEMANIT[Fr.] / COLEMANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLEMANİT

- CHOLESTEROL[İng.] / CHOLESTÉROL[Fr.] / CHOLESTRIN, GALLENFETT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLESTEROL

- COLLIGATIVE PROPERTY[İng.] / COLLIQUATIF PROPRIETÉ[Fr.] / KOLLIQUATIVE EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİGATİF ÖZELLİK


- CHOLIC ACID[İng.] / ACID CHOLIQUE[Fr.] / CHOLÉSURE, GALLENSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİK ASİT

- KÖLİK ile KÖLİGE ile KÖLİKLİG/KÖŞİKLİG ile KÖŞİGE ile KÖLÜK
[<

( Gölge. İLE Koyu gölge. İLE Gölgelik yer. İLE Zayıf gölge. İLE Ödünç alınan. )

- COLLOIDAL METAL[İng.] / KOLLOIDALE METALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL METAL

- KOLOİT[Fr. < COLLOIDE] ile/ve/||/<> KOLOİDAL[Fr. < COLLOIDAL]

( Jelatin niteliğinde olan ve suda dağılmışı zarlardan geçmemekle billursulardan ayırt edilen nesnelerin genel adı, billursu karşıtı. İLE/VE/||/<> Zamk, jelatin yapısında olan, koloit nitelikleri taşıyan. )

- KOLON[Fr. < COLONNE] ile/değil HOPARLÖR[Fr. < HAUT-PARLEUR < HAUT: Yüksek < Lat. ALTUS(> İt. ALTO) + PARLEUR: Konuşan.(Fr. PAROLE: Söz. > PAROLA: Gizli söz/cük. PALAVRA[< PALABRA])]

( Dikme/sütun. | Katlardaki döşemeleri birbirine bağlayan düşey boru. İLE/DEĞİL Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektiğinde sesi yükseltmeye yarayan aygıt. | Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren aygıt. )