Hizmet'teki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 7.625 başlık/FaRk ile birlikte,
7.625 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(27/32)
- TAHALLÜF[< HİLÂF] değil/yerine/= GERİDE KALMA, ARKADA BIRAKILMA | UYGUN GELMEME
- TAHAMMÜL EDEMEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ALIŞAMAMAK
- TAHAMMÜL ETMEK ile/ve/değil MÜSAMAHA GÖSTERMEK
- TAHAMMÜL[Ar.] değil/yerine/= DAYANMA, KATLANMA
( Nesnenin, güçlü, zorlayıcı dış etkenlere karşı koyabilmesi, dayanması. | Kişinin kötü, güç durumlara karşı koyabilme gücü, kaldırma, katlanma. )
( ... ile TITIKSHA )
- TAHAMMÜL ile/ve/değil/yerine/||/<> DİRENÇ/İHTİYÂR
( [not] ENDURANCE vs./and/but/||/<> RESISTANCE
RESISTANCE instead of ENDURANCE )
- TAHAMMÜL ve/||/<>/< TAHAYYÜL
- TAHAMMÜL/SÜZLÜK ile/değil/yerine/>< HOŞGÖRÜ
- TAHÂRET[Ar.]/TAHİR ile/ve/||/<>/>/< NEZÂFET[Ar.]/NAZİF
( Fiziksel/gövdesel temizlik. İLE/VE/||/<>/>/< Davranış ve tutumlardaki temizlik, ahlâkî temizlik. )
- TAHASSUN[Ar.] değil/yerine/= SIĞINMA
( Korunmak için bir yere çekilme. )
- TAHFİF değil/yerine/>< TÂZİM
- TAHKİK ile/ve/||/<>/> TAHRİK
- TAHKİK ile/ve/||/<> TETKİK
( Soruşturma. İLE/VE/||/<> İnceleme. | Araştırma. )
- TAHLİL, ANALİZ | TAHLİL | ANALİZ | ANALİZ ETME | ANALİZ, TAHLİL | TAHLİL ETME | ANALYSE[Fr. < ANALYSE] ile/||/<> ANALİZ ile/||/<> ÇÖZÜMLEME
( çözümleme elektroliz yolu ile kimya kimya Tahlil Tahlil etime inceleme Bir dizgeyi onu oluşturan altdizgelere ayırıp bunlar arasındaki işlevsel ilişkileri araştırarak inceleme bu yolla dizgeyi tanımaya çalışma yöntemi dizge çözümleme Yapısal ruhbilim Anlık süreçlerini oluşturan temel öğeleri içebakış yolu ile ana öğelerine ayırma 1 Bir bütünü oluşturan parçaları bilimsel bir amaçla birbirinden ayırma işi 2 Öğretimde bir konunun ya da birimin ünite bölümleri üzerinde ayrı ayrı durarak çalışma 1 Öykü roman ve öbür türlerde insan duygularını inceden inceye belirtme 2 Bir tümceyi bir dizeyi anlaşılması güç bir sözü birimlerine ayırarak açıklama Erey ve yakınsama olgularını dört işleme katarak işlev türev tümlev dizi ve derneyleri inceleyen uzbilim dalı Anlamdaş uzbilimsel çözümleme Bir özdeğin kimyasal bileşimini nitel ve nicel olarak belirleme 1 Gözlem sonuçları ya da verileri uygun bir biçimde düzenleyerek yine uygun işlemler aracılığıyla anlamlandırma ve onlardan sonuçlar çıkarma 2 Bireşik bir öğenin bileşenlerine ayrılması bireşim 1 kimya Bir bileşimi oluşturan öğeleri bulma işlemi 2 metalbilim Bir yapının bir dizge bileşenlerinin nitelik ya da niceliğini anlamak için yapılan işlem 3 elektrik Televizyona iletilecek bir görüntüyü genellikle yatay kuşaklar biçiminde sıralayarak ayrı ayrı öğelerine ayırma analysis analyein bileşik olanı yeniden ayırmak çözmek parçalamak Bir bütünü parçalara ayırma Çözümleme özdeksel olabileceği gibi kimyasal çözümleme düşünsel de olabilir Ör Tanım bir kavramın çözümlenmesidir Çözümleme verilmiş olandan somuttan öğelere ya da ilkelere geri gider Karşıtı bireşim 1 Bir sorunu bir dizi daha ilkel soruna indirgeme 2Bir özdeğin kimyasal bileşimini bulma Karmaşık bir bütünü yapısını anlamak amacıyla parçalarına öğelerine birleşenlerine ayırma Sözcüğün veya tümcenin yapısını ve özelliklerini belirtme inceleme irdeleme Bir söylemi meydana getiren kelimelerin çeşidini ve cümledeki rollerini belirtme işi Çözümleme ya gramerin verdiği değerlere göre GRAMATİKAL ÇÖZÜMLEME An grammatical ya kelimelerin karşılıklı ilgi ve durumlarına göre SÖZDİZIMCE ÇÖZÜMLEME An syntaxique veya mantıkça çıkarılan hükümlere göre MANTIKÇA ÇÖZÜMLEME An logique olur Bir yapının bir dizge bileşenlerinin niteliğini ya da niceliğini anlamak için yapılan işlem )
( ANALYSIS )
( ANALYSE PAR ÉLÉCTROLYSE | ANALYSE )
- TAHLİL, ANALİZ | TAHLİL | ANALİZ | ANALİZ ETME | ANALİZ, TAHLİL | TAHLİL ETME | ÇÖZÜMLEME ile/||/<> ÇÖZÜMLEME
( Tahlil etime inceleme Bir dizgeyi onu oluşturan altdizgelere ayırıp bunlar arasındaki işlevsel ilişkileri araştırarak inceleme bu yolla dizgeyi tanımaya çalışma yöntemi dizge çözümleme Yapısal ruhbilim Anlık süreçlerini oluşturan temel öğeleri içebakış yolu ile ana öğelerine ayırma 1 Bir bütünü oluşturan parçaları bilimsel bir amaçla birbirinden ayırma işi 2 Öğretimde bir konunun ya da birimin ünite bölümleri üzerinde ayrı ayrı durarak çalışma 1 Öykü roman ve öbür türlerde insan duygularını inceden inceye belirtme 2 Bir tümceyi bir dizeyi anlaşılması güç bir sözü birimlerine ayırarak açıklama Erey ve yakınsama olgularını dört işleme katarak işlev türev tümlev dizi ve derneyleri inceleyen uzbilim dalı Anlamdaş uzbilimsel çözümleme Bir özdeğin kimyasal bileşimini nitel ve nicel olarak belirleme 1 Gözlem sonuçları ya da verileri uygun bir biçimde düzenleyerek yine uygun işlemler aracılığıyla anlamlandırma ve onlardan sonuçlar çıkarma 2 Bireşik bir öğenin bileşenlerine ayrılması bireşim 1 kimya Bir bileşimi oluşturan öğeleri bulma işlemi 2 metalbilim Bir yapının bir dizge bileşenlerinin nitelik ya da niceliğini anlamak için yapılan işlem 3 elektrik Televizyona iletilecek bir görüntüyü genellikle yatay kuşaklar biçiminde sıralayarak ayrı ayrı öğelerine ayırma analysis analyein bileşik olanı yeniden ayırmak çözmek parçalamak Bir bütünü parçalara ayırma Çözümleme özdeksel olabileceği gibi kimyasal çözümleme düşünsel de olabilir Ör Tanım bir kavramın çözümlenmesidir Çözümleme verilmiş olandan somuttan öğelere ya da ilkelere geri gider Karşıtı bireşim 1 Bir sorunu bir dizi daha ilkel soruna indirgeme 2Bir özdeğin kimyasal bileşimini bulma Karmaşık bir bütünü yapısını anlamak amacıyla parçalarına öğelerine birleşenlerine ayırma Sözcüğün veya tümcenin yapısını ve özelliklerini belirtme inceleme irdeleme Bir söylemi meydana getiren kelimelerin çeşidini ve cümledeki rollerini belirtme işi Çözümleme ya gramerin verdiği değerlere göre GRAMATİKAL ÇÖZÜMLEME An grammatical ya kelimelerin karşılıklı ilgi ve durumlarına göre SÖZDİZIMCE ÇÖZÜMLEME An syntaxique veya mantıkça çıkarılan hükümlere göre MANTIKÇA ÇÖZÜMLEME An logique olur Bir yapının bir dizge bileşenlerinin niteliğini ya da niceliğini anlamak için yapılan işlem )
( ANALYZE | ANALYSIS | ANALYSIS, ANALYSING )
( ANALYSE | ANLYSE )
( ANALYSE | ANALYSIS, ANALYSE | ZERLEGUNG | ANALYZE )
- TAHLİYE | BOŞALTIM ile/||/<> BOŞALTIM
( işleyim Yeryağı arıtma işleminden sonra birikimlik ya da arındırma aygıtında kalan ürün tepkin çamur vb nin alınması karşılık ekskresyon ex dışarı cernere elemek Zararlı maddelerin bir organizmadan dışarı atılması Hayvan ve bitkilerde metabolizma artığı olan zararlı maddelerin organizmadan dışarı atılması Ekskresyon Sindirilemeyen maddelerle metabolizma atıklarının anüs idrar kanalı solungaçlar ve deri gibi çeşitli yollarla katı sıvı ve gaz formlarında atılması olayı boşaltım )
( EVACUATION | EXCRETION )
( EVIDEMENT, ÉVACUATION | EXCRÉTION )
( AUSSCHEIDUNG | EXKRETION, AUSSCHEIDUNG )
( EX,CERNE | EX: DIŞARI; CERNERE: ELEMEK )
- TAHLİYE | DEŞARJ | BOŞALTMAK >< YÜKLEMEK
- TAHLİYE | DRENAJ | SUNÎ TEFCİR | DEŞARJ | AKAÇLAMA ile/||/<> AKAÇLAMA ile/||/<> BOŞALTMA
( boşaltma Mimarlık Birikmiş suları akaçlar açarak akıtma işi Toprağın sağlığa ve tarıma dokuncalı gereğinden çok suyunu boşaltmak ve akıtmak amacıyla girişilen düzenleme işlerinin tümü 1 tarım Yararsız gereğinden çok olan suları yer altında toplama ya da başka bir yere akıtma işi 2 döşem Yeraltı sularını toplayan döşem 3 metalbilim Kullanılmış çözeltileri işlem ortamından akıtarak uzaklaştırma işlemi coğrafya tarım Kullanık çözeltileri işlem ortamından akıtarak uzaklaştırma işlemi Savutu yakalamak bir çırpma yapmak isteyen karşı yarışmacının bu eylemini bir sıyırma ile ya da savutun yerini değiştirerek etkisiz bırakma Malı gemiden ya da getiren başka taşıttan boşaltma Karşı güreşçiye uygulanan oyunun sonuç vermemesi üzerine o oyundan vazgeçme Bir yerdeki gereğinden çok suların akıtılması Kimi koşulların varlığı durumunda bir tutmanlık sözleşmesi sona ermeden ama genellikle tutmanlık sözleşmesinin süresinin bitiminde konut iyesinin başvurusu üzerine yönetim ve yargı orunlarınca tutmanın oturtmakta olduğu yapıyı bırakmaya zorlanması Malı taşıtından dışarı çıkarma Erimiş çeliği döküm potasından kalıplara akıtma işlemi )
( DRAINAGE )
( DRAINAGE )
( DRÄNAGE | ENTWÄSSERUNG | DRANAGE )
- TAHLİYE TULUMBASI | BOŞALTAÇ ile/||/<> BOŞALTAÇ
( fizik Bir kabın içindeki havayı boşaltmaya yarayan aygıt Bir oylumun uçununu boşaltmaya yarayan aygıt boşaltma tulumbası )
( VACUUM PUMP )
( POMPE À VIDE )
( VAKUUM PUMPE )
- TAHMİN ile/ve/değil TEMENNİ/DİLEK
- TAHRİF | DEVİYASYON, DEFLEKSİYON | SAPTIRMA ile/||/<> SAPTIRMA
( TV Alıcı ya da almaçta taramanın düzgün olarak gerçekleşebilmesi için elektron demetinin yatay ya da düşey olarak yön değiştirmesinin sağlanması Bir gözlemcinin olguları kendi eğilim ve beklentilerine göre algılayarak çarpıtması televizyon Alıcı ya da almaçta taramanın düzgün olarak gerçekleşebilmesi için eksicik öğesinin yatay ya da düşey olarak yer değiştirmesini sağlama )
( DEFLECTION | DISTORTION | DEFLECTION, DEFLEXION )
( DÉVIATION, DÉFLEXION | DÉFLEXION )
( ABLENKUNG )
- TAHRİF[Ar.] ile/değil/yerine/>< TÂDİL[Ar.]
- TAHRÎK[Ar. < HAREF] ile TAHRÎK[Ar. < HARK] ile TAHRÎK[Ar. < HAREKET | çoğ. TAHRÎKÂT]
( Yırtma, yırtılma, yarma, yarılma. İLE Çok yakma/yakılma. | Susatma/susatılma. İLE Kımıldatma, oynatma. | Kışkırtma, azdırma. | Yola çıkarma. | Uyandırma. | Meczum(cezimli) bir harfi hareke ile okuma.[İLM sözcüğünü İLİM olarak okuma.] )
- TAHRİR | SAYIMLAMA ile/||/<> SAYIMLAMA
( Bir evreni oluşturan birimleri tek tek sayılama Olguları yöntemli bir biçimde toplayarak sayısal veriler elde etme )
( ENUMERATION | STATISTIC | STATISTICS )
( STATISTIQUE )
- TAHSİLDAR ile/ve/||/<> KUL OĞLANI
( ... İLE/VE/||/<> Vergi toplayan belediye tahsildarı. )
- TAHT değil BAHT
- TAHTACI ile TAHTACI
( Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi. İLE Özellikle Toroslarda yaşayan Aleviler'e verilen ad. )
- TÂİB[Ar. < TEVBE] ile TAYYİB/E[Ar.]
- TAKARRÜP[Ar.] değil/yerine/= YAKINLAŞMA/YAKLAŞMA/YANAŞMA
- TÂKAT değil/yerine/= GÜÇ
- TAKAV ile AT NALI | NALBANT
- TAKBİH[Ar.] değil/yerine/= KINAMA
( Çirkin görme, beğenmeme. | Kınama. )
- TAKDİM[Ar.] değil/yerine/= TANITMA
( Bir şeyi, karşılıksız olarak birine verme, sunma. | Tanıtma, tanıştırma. | Öne alma, önceye alma. )
- TAKDİR ile/ve DESTEK
( APPRECIATION vs./and SUPPORT )
- TAKDİR[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GERİBİLDİRİM
- [önce] TAKDİR[Ar.] ve/sonra/||/<>/> TAKDİM[Ar.]
- TAKDİR ile/ve/<> TALTİF
- TAKDİR ile/ve/||/<> TASARRUF
- TAKDİR ile/ve TAYİN
- TAKDİR ile/ve/||/<> TEBRİK ile/ve/||/<> TALTİF
- TAKDİRE ŞÂYÂN değil/yerine/= ÖVGÜYE DEĞER
- TAKİMETRE | HIZÖLÇER ile/||/<> HIZÖLÇER
( Sinema Hız ölçen aygıt Bunun alıcıya takılan ve saniyedeki resim sayısını gösterenleri alıcıya ekli motora takılınca hangi hızda çalıştığını gösterir 1 otomobil Bir motorun hızını saptamaya yarayan aygıt 2 genel uygulayım Devinen cismin hızını doğrudan doğruya bir sayı çemberi üzerinde gösteren aygıt ivmeölçer )
( TACHOMETER | 1- SPEEDOMETER, 2- DECELEROMETER )
( TACHYMÈTRE | 1- ACCÉLÉROMÈTRE, 2- DÉSÉLÉROMÈTRE )
( GESCHWINDIGKEITMESSER, TACHOMETER )
- TAKINTI ile/ve/<> BEKLENTİ
- TAKINTI" ile/değil KARARLILIK/İSTİKRAR
- TAKINTI ile/değil RAHATLIK
- TAKİP ETMEK ile DENETLEMEK
- TAKİP değil/yerine/= İZLEM
- TAKLİD | SİMÜLASYON | BENZETİM ile/||/<> BENZETİM
( Fiziksel ya da soyut bir dizgenin davranış özelliklerinin başka bir dizgenin davranışlarıyla gösterimi örn a fiziksel olayların bilgisayarca yapılan işlemlerle gösterimi b bir bilgisayarın işlemlerinin başka bir bilgisayarınkilerle gösterimi Eksik denetimli deneyleme düzenlerinin eksik aşamalarını varmış sayarak tam denetimli deneyleme biçimine dönüştüren sayılgılı bütünleme bilişim Fiziksel ya da soyut bir dizgenin davranış özelliklerini başka bir dizgenin davranışına göre gösterme Doğabilimsel bir yapının özelliklerini ve uzbilimsel davranışını başka ibir yapı ile gösterme )
( SIMULATION )
( SIMULATION )
- TAKLİD[Ar.] ile/değil/yerine TAKYİD[Ar.]
- TAKLİT ETMEK ile/yerine DİKKATE ALMAK
( COPYING vs. TO TAKE INTO CONSIDERATION
TO TAKE INTO CONSIDERATION instead of COPYING )
- TAKLİT ile/ve/||/<> AKTARIM ile/ve/||/<> KALIT/MİRAS
- TAKLİT ile/ve/<> İTAAT
- TAKSÎM ile/ve/||/<>/> TAKSİT
- TAKSİM ile/ve/||/<>/> TASNİF ile/ve/||/<>/> TERTİP
( Tüm tasnifler, aklîdir. Çünkü, doğada, tasnif[sınıflandırma] diye bir şey yoktur/olmaz. )
- TAKSİMAT | SKALA,MİKYAS | SKALA | MİKYAS | MİKYAS, SKALA | MİKYÂS | ÖLÇEK ile/||/<> ÖLÇEK ile/||/<> ÖLÇEKLEM KATSAYISI
( ölçeklem katsayısı Verilen bir sırada ve bilinen aralıklarla imleme dizgesi Ölçü aygıtları çizim çizge vb üzerine düzgün aralıklarla konan imler Bir ölçüm boyutu ya da konusunu nicel olarak ölçmeye yarayan ve tam ölçünlü sınarlardan oluşmuş ölçme aracı Haritalarda uzunlukların gerçeğe göre ne denli küçültülmüş olduğunu belirleyen oran 1 genel uygulayım Bir büyüklüğü niceliği ölçmeye yarayan kap nesne birim vb 2 fizik a Bir büyüklüğü ölçmek için kullanılan karşılaştırma birimlerinden oluşan aralık b Türevsel tümlevsel denklemlerde uzaklık değişkenleriyle çarpılan katsayı c Bir ölçü ayrıntısı üzerinde çizgilerle belirlenmiş olan betimler dizisi göstergesi 1 Bir büyüklüğü ölçmek için kullanılan karşılaştırma birimlerinden oluşan aralıklar örn sıcaklık ölçeği 2 Türevsel tümlevsel denklemlerde uzaklık değişkenleriyle çarpılan katsayı Ölçüm ve hesap için kullanılan araç ve aygıtlara işlenen bölmeleme dizisi astronomi coğrafya matematik )
( SCALE | SCALA | SCALE (E. G. TEMPERATURE SCALE) )
( ÉCHELLE )
( SKALA | MASSTAB | SKALA, MASSSTAB )
( SCALA )
- TAKTİK ile STRATEJİ(K)
- TAKTİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAKLAŞIM
- TAKTİR, DESTİLASYON | DAMITMA ile/||/<> DAMITMA
( Sıvı karışımlardaki bileşenleri kaynama noktaları arasındaki ayırımdan yararlanarak buharlaştırıp yeniden yoğuşturma yoluyla birbirlerinden ayırma ve arıtma fizik kimya işleyim 1 Gaz ürünler elde etmek için kimi katı nesneleri ısı yoluyla temel öğelerine ayrıştırma 2 Sıvı karışımlarda karmaşık değişken bileşimleri oluşturan öğeleri özellikleri belirli ürünlere ayırma işlemi Sıvıyı sürekli olarak buharlaştırıp sonra yine yoğunlaştırarak yapılan ayırma işlemi kimya Bir sıvının gaz veya buhar biçimine gelene kadar ısıtılıp oluşan gazın veya buharın tekrar soğutularak yeniden sıvı durumuna getirilerek toplanması distilasyon saflaştırma )
( DISTILLATION )
( DISTILLATION )
( DESTILLATION | DESTILLATION, UMSIEDEN | DISTILLATION )
- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN
- TALEBE ile/ve/||/<> FUKAHA
- TALEBE[Ar.]/ŞAKİRT/ŞAKİRD[Fars.] değil/yerine/= ÖĞRENCİ
- TALEP ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ
( Açıkça belirtilmiş, çoğu zaman yazılı ya da sözlü bir istem. @@ Henüz dile getirilmese bile yönelimin fiilen var olduğunu anlatır. )
( "Görev talebinde bulunmadı."
[Resmî talep yok ama yönelim var demektir.] @@ "Göreve dair şibak nihali bulunduğu hâlde talepte bulunmamış görünmektedir." )
- TÂLÎ | EKLENTİ ile/||/<> EKLENTİ
( Kayaçlarda çok yaygın olarak bulunan mineraller 1 Kasaba ya da köy gibi küçük yerleşme yerlerini oluşturan kom oba adı da verilen uzak komşuluk birimlerinden her biri 2 Bir yapıya sonradan eklenmek üzere yapılan ve anayapıya bağlı olması her kez gerekmeyen yardımcı bölüm genel uygulayım Bir nesne araç aygıt vb bütünleyen parçalardan her biri yedek parça )
( ACCESSORY | ANNEX | ADD-IN )
( ACCESSOIRE | ANNEXE )
( AKZESSORISCH | ANBAU )
- TÂLİB ile/ve/||/<>/>/< TÂBİ
- TALİMAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TALEP
- [ya] TÂLİP OLMA! ya da ŞİKÂYET ETME!
- TÂLİP değil/yerine/= İSTEYEN
- İSTİDÂD:
TAM ile/ve/değil/||/<> EKSİK
- TAM "TEŞMİL" değil TAM TEKMİL
- TAMAM" değil/yerine/>< ÇABA/GAYRET
- TAMAMLAMAK ile/ve/değil/||/<>/> GENİŞLETMEK
- TAMAMLAMAK ile/ve/değil/<> SÜSLEMEK
- TAMAMLANMA İSTEĞİ ve/||/<> EKSİKLİKTEN UZAKLAŞMA İSTEĞİ
- TAMAMLA(N)MAK ile/ve/<> BÜTÜNLE(N)MEK
- TAMAMLAYAMADI değil TAM ANLAYAMADI
- TAMAMLAYICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DESTEKLEYİCİ
- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] değil/yerine/= GENELGE | GENELEME/GENELLEŞTİRME
- TAMİR[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]
- TAMİR ile TELÂFİ ile TASHİH[< SIHHAT]
- TAMİRAT ile/değil TADİLAT
- TAMİRCİ[Ar.]/YEMENİCİ[Ar.] ile KÖŞKER/KÖŞGER[Fars. < KEVŞGER]
( ... İLE Ayakkabı tamircisi. )
- TAMİRCİ değil/yerine/= ONARGAN
- TÂMİRHANE[Ar.] değil/yerine/= ONARIM YERİ
- TAMPON ile/||/<> YASTIK
( 1 genel uygulayım Bir çarpma vurma sarsıntı vb yeğinliğini azaltmaya yarayan içi yumuşak özdeklerle doldurulmuş ya da yumuşak bir özdekten yapılmış nesne araç korumalık Araba teknesi ile öndingil arasında bulunan küçük ağaç Aşağıdinek Şarkikaraağaç Yukarıkaşıkara Yalvaç Isparta 2 Kağnıda dingil üzerindeki ağaç İspir Erzurum Alçılı Delice Ankara Yenikent Aksaray Niğde Bir işlergede oluşabilen geritepmeyi soğuran düzenek tarım Az yastıg yassık yastık Tatarlar castık biçimini de kullanırlar yastık Krç castık dastık Karakalpaklar köpşik adını da kullanırlar cazdık castık Alt yastık Sagay çastık Tar yastuk sıttık Räsänene göre LTS 187 Yakutçadan alınmıştır sıttık yastık Yakutçada baştaki ynin sye dönüşmesi eski bir kuraldır Orta Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçe yastuk Eski Kıpçakçada da yastuk biçimi kullanılır Türkçe yastamak dayamak yaslamak fiilinden türetildiği açıktır Bu fiil Orta Türkçede de geçer Çağdaş diyalektlerde de kullanılır castamak Sagay Hakas çastamak sıttā Çuvaşçada yastığa śıtar śıtır adı verilir Bu adın yat kökünden geldiği açıktır Egorov ÊS 226 Soyotlar Tubalar yastığa sırtık adını verirler Türkçe yastık gibi bu ad da sırta başın altına koymak fiilinden yapılmıştır Bu türevin ikinci hecesindeki a da ıya çevrilmiştir Kazaklar başın altına konulan ağaca jastağaş jastı ağaş yassı ağaç adını verirler Türkçe yastık Balkan dillerine de geçmiştir Sırpça jastuka Škaljić Turc 620 Bulgarca estǎk jastǎk BER 1 512 )
( BUFER, CARRIAGE STOP | BUFFER )
( TAMPON | COUCHE )
( PUFFER )
( ESTǍK )
( YASTIG[Az.]~YASSIK[Tkm.]~YASTIK[Tatk.]~YASTIK[Nog.]~DASTIK[Kklp.]~CAZDIK[Krg.]~CASTIK[Krg.]~YASTIK[Alt.]~SITTIK[Soy.]~SITTIK[Yak.]~SITTĀ[Yak.] )
- TANDÖR, PERDE | HÂİL | PROJEKSİYON PERDESİ | ÉCRAN[Fr. < ÉCRAN] ile/||/<> EKRAN ile/||/<> GERGİ
( gergi fizik Perde Daha çok sahne dibinde geriki alan projeksiyon perdesi için kullanılır ekran 1 genel uygulayım İp kayış tel vb gerginleştirme işinde kullanılan araç 2 yapıcılık Bir yapının yükünü azaltan bir duvarın dikliğini koruyan ya da yapıdaki parçaların ayrılmasını önleyen destek tahta demir vb 3 döşem Bir kazanın içinde oluşan basıncı karşılamak için kazanın içyüzeyine perçinlenen demir parça 4 elektrik a Bir uzay parçasını kimi elektrik ya da mıknatıs etkilerinden koruyan kutu ya da yüzey b Bir eksiuç ışıtacında görünür görüntünün oluştuğu yüzey Arabanın öküzlere çarpmamasını sağlamak için hayvanların arkasına konulan ağaç parçası Susuz Kars 2 Üzerinde deri kurutulan tahta Bor Niğde Sahnenin oyunu engellemeyecek bir yerine konulan ve film ya da diya yansıtmakta kullanılan ak gergi hlk Üçüncü göz kapağı )
( SCREEN )
( ÉCRAN )
- TANE/ADET[Ar. < ADED] ile/ve/||/<> KAT ile/ve/||/<> KEZ/KERE[Ar. < KERRE]
( Nesnelerdeki niceliği/sayıyı gösterir. İLE/VE/||/<> Yukarı doğru yineleme/tekrar. İLE/VE/||/<> Eylemlerdeki niceliği/sayıyı ve yana doğru yinelemeyi/tekrarı gösterir. )
- TANI! ve/<> UYUMLU OL! ve/<> MUTLU YAŞA!
( RECOGNIZE! and/<> BE HARMONIOUS! and/<> LIVE HAPPY! )
- TANIDIK/LAR ile/değil/yerine DANIŞMAN/LAR
- TANIMAK ile/ve/||/<> KENDİNİ TANIMAK ile/ve/||/<> BAŞKASINI TANIMAK
( ... İLE/VE/||/<> Aydınlatır. İLE/VE/||/<> Bilgilendirir. )
( Kişi, iç âlemini, (başka bir) insanda görür. )
( Ancak, kendini düşünmeyi, kendini düşünmenin konusu kılabilme anlayışı olanlar, kendilerini tanımaya başlayabilirler ve susabilmekle yükümlülerdir. )
( TO RECOGNIZE vs./and/<> TO RECOGNIZE THE SELF vs./and/> TO RECOGNIZE THE SOMEONE )
- TANIMLAMA ile/ve/> TAMAMLAMA
( TO DEFINE vs./and/> TO COMPLETE )
- ... TANIMLANDI ile/değil ... TANINDI
- TANIMLAYICI ile/ve/||/<>/> TAMAMLAYICI
- TANIŞIKLIK ve/||/> İLİŞKİ:
YÜZ YÜZE ve/<> YAN YANA ve/<> SIRT SIRTA
( İlişkiler, yüz yüze başlar, yan yana gelerek pekiştirilir, sırt sırta vererek devam ettirilir. )
- TANIŞMA ve/||/<>/> DAYANIŞMA
( Kişiler ve/ya da topluluklar arasında tanışma olmadan, dayanışma olmaz. )
- TANITLAMA ile/ve/||/<> TEMELLENDİRME
- TANITMA ile/ve/<> YAYGINLAŞTIRMA
- TANZİFAT[Ar.] değil/yerine/= TEMİZLİK İŞLERİ
( Belediyece yaptırılan temizlik işleri. )
- TANZÎM[Ar. < NAZM] ile DÜZELTME, DÜZENLEME, DÜZEN VERME, YOLUNA KOYMA
( DÜZELTME, DÜZENLEME, DÜZEN VERME, YOLUNA KOYMA | NESİR YA DA NAZIM OLARAK YAZMA )
- TAPINMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "TUTUNMA"
- TAPMAK" ile/değil/yerine YAPMAK
- TAPON[Fr.] değil/yerine/= NİTELİKSİZ, ESKİ, ELDE KALMIŞ
- TARAF OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< EMEK VERMEK
- TARAF OLMAK ile/değil/yerine/||/>< KATILIMCI OLMAK
- TARAFTAR OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TAVIR ALMAK
- TARAŞ ile/ve/||/<> TARAŞLAMAK
( Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden toplanan üründen artakalanlar. İLE/VE/||/<> Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden kaldırılan üründen artakalanları toplamak. )
- TARİF EDİLEMEZ ile/yerine/değil/ve DUYULARA GETİRİLEMEZ
( [not] NOT POSSIBLE TO DESCRIBE vs./and/but NOT POSSIBLE TO BRING SENSES
NOT POSSIBLE TO BRING SENSES vs. NOT POSSIBLE TO DESCRIBE )
- TARİH:
"GEÇMİŞ" değil YARIN
( Tarih, geçmiş değil yarındır! )
- TARİH ile/ve/||/<> ZAMANSIZ OLAN
- TARİHÇİ ile VAK'A-NÜVÎS[Ar., Fars.]
( ... İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )
- TARİHSEL ...:
DENEYİM ile/ve/||/<> BİRİKİM
- TARİHSEL/LİK ile/ve/<> KATMANLI/LIK
- TARİHTE/TOPLULUKLARDA/KİŞİLERDE:
ÇÖKÜŞ ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>< SIÇRAYIŞ
( Çoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Azdır. )
- TARIM ile/ve EMEK
- TARTIŞILMASI "GEREK" ile/ve/değil/||/<>/< TARTIŞILABİLİR
- TARTIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KONUŞMA
( Bilmediğimiz bir konuda konuşmazsak tartışma çıkmaz. )
( - Mutluluğun sırrı nedir?
- Aptallarla tartışmaya girmemektir.
- Kesinlikle katılmıyorum. Sır bu olamaz bence.
- "Doğru". )
( Konuşma ve tartışmanın, temel ve öncelikli koşulları...
- Konuşulanı anlamaya çalışmanın ilk koşulu olarak her bilinmeyen, yeni, farklı, aşırı, aykırı konu ya da durum karşısında düşünme ve konuşma sürecinde (olabildiğince) nötr olabilmek.
("Kişisel", "keyfî" "düşünce/sav/iddia", "önceki kayıtlar", "kalıp ya da kabuller", "inak/inanç" ve "yüklerle" başlamamak.)
- (Nitelikli) Soru sormak.["Hiç mi aklına gelmiyor?" gibi "yargı sözleri" kullanmadan, "Nasıl olabilir?" gibi anlamaya yönelik sorular sormak.]
- Konuşan kişiye ya da konuşanın kişiliğine saldırmamak ve sadece savlarını konuşmak/tartışmak.
- Daha kolay karşı sav üretmek amacıyla ötekinin savını yanlış tanımlamamak, abartmamak.
- Tekil ya da birkaç örnekle "kestirmeden" gitmeye çalışmamak, "genellemeler, indirgemeler, özdeşleştirmeler" yapmamak; "köktenci, toptancı ve sonuç odaklı" kişisel, keyfî ya da dayatmacı "çözümler üretme"mek.
- Kullanılan kanıta dayanan öncüllerden birini "doğru varsayarak" sav üretmemek.
- Bir olguyu, zamansal dizilimde, "daha önce de oldu" "savıyla" sonraki bir olgunun nedeni olarak iddia etmemek.
- Ortada ikiden fazla olanaklı yol varken savını sahte bir ikileme indirmemek.[Birden, "çok"; ikiden, "hep" "çıkarma"mak.]
- Bilinmeyen ya da bilmediğimiz bir "savın", doğru ya da yanlış olması gerektiğini savunmamak ve/ya da iddia etmemek.
- Kanıtlama yükümlülüğünü, savı sorgulayana yüklememek.
- Aralarında mantıksal bir bağ olmadıkça, "bir şeyin, bir şeyden türediğini" varsaymamak.
- Öncüllerin ya da sav sahibinin "tanınmış/tarihsel/bilimsel" "biri(/nden)" olmasını, bir çıkarımın kanıtı olarak sunmamak. )
( )
(
)
( [not] ARGUE vs./and/but TALKING )
- TARTIŞMA ile/değil/yerine YAZILI TARTIŞMA/POLEMİK[Yun.]
( Söz ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazı ile tartışma. )
- ... TARTIŞMASI" ile/değil ... AYRIMI
- TART/TARD[Ar.] ile TART[Fr.]
( Kovma, çıkarma. İLE Kalıpta pişen, bir tür meyveli pasta. )
- TAŞ ile/değil/yerine/||/<>/>< AŞ
( Sana taş atana, aş at! )
- TAŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< TOPRAK
( Taş gibiydin. Çok gönül kırdın. Yeter!
Toprak ol! Üstünde hoş güller biter...
Mevlânâ )
(
)
( Olsaydık, erirdik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Olduk, dayandık. )
- TASARI ile/ve/||/<>/> TASARIM
( Olması ya da yapılması istenilen bir şeyin, zihinde aldığı biçim. | Tüzel bir işlemin, o işlemi yapmakla yetkili kurul ya da organ önüne getirildiği andaki durumu, üstünde görüşme ve oylama yapılabilir durumdaki metin, layiha. @@ Zihinde canlandırılan biçim, tasavvur. | Bir sanat yapıtının, yapının ya da teknik ürünün ilk taslağı, tasar çizim, dizayn. | Bir araştırma sürecinin çeşitli dönemlerinde izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve, tasar çizim, dizayn. | Daha önce algılanmış olan bir nesne ya da olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası. )
- TASARRUF[< SARF] değil/yerine/= ARTIRIM | KULLANIM
( SAHİP OLMA | İDÂRE İLE KULLANMA, TUTUM, EKONOMİ | ARTIRMA, ARTIRILMA )
- TASARRUF ile/ve İHTİYÂR
- TAŞÇI KALEMİ, MİNKAR | KESKİ ile/||/<> KESKİ
( genel uygulayım Ağaç taş metal vb yontmaya yarayan bir ucu keskin çelik araç 1 Hamur baklava kadayıf vb bölmekte kullanılan üçgen ağızlı araç Senirkent Isparta Bursa 2 Çeşitli madenleri kesmek beton delmekte kullanılan demir araç Yalvaç Isparta Bursa Maraş Güdül Gölbaşı Çankaya Ankara 3 Ağzı yarım ay biçiminde deri keskisi Maraş Bor Niğde 4 Büyükbaş hayvanların tırnak keskisi Kemalpaşa İzmir 5 Saç kesme aracı Gerze Sinop 6 Ayakkabı törpüsü Bursa Sert çelikten yapılmış bir ucu keskin üstten vurularak yontma işinde kullanılan araç )
( CHISEL, BURIN, SHEARS | CHISEL )
( HACHARD, CISEAU, PINCE COUPANTE | BURIN, TRANCHE | CISEAU )
( SCHROTMEISSEL | MEISSEL )
- TASDİKNÂME ile/>< TAKDİRNÂME
( Verilen onayı gösteren belge. | Okulunu bitirmeden ayrılan öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge. | Başka bir öğrenim kurumuna geçen öğrenciye okul yönetimi tarafından verilen, son öğrenim düzeyini gösteren belge. İLE/>< Yapılan bir işin beğenildiğini belirtmek amacıyla verilen yazılı belge, takdir. | Okullarda belirli bir başarı düzeyinin üzerine çıkan öğrenciye karnesiyle birlikte verilen belge, takdir. )
- TAŞERON[Fr. < TACHERON] değil/yerine/= YÜKLENİCİ
( Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendi üstlenen öteki yüklenici. )
- TASHİH | DÜZELTİ ile/||/<> DÜZELTİ
( Bir yazılı veride atlamaları yanlış belirtmeleri ve uyuşmazlıkları düzeltmek amacıyla yapılan gözden geçirme 1 fotoğraf Resimler basılmadan önce kimi bozuklukları giderme amacıyla yapılan değiştirme 2 güzelsanatlar Bir tablo yontu kabartma vb bittikten sonra yaratıcısı ya da bir onarıcısının uygulandığı küçük değişiklikler Bulguda düzeltilmesi gereken nitelikleri yerine getirme )
( EDITING | RETOUCHING | IMPROVEMENT )
( RETOUCHE | PERFECTIONNEMENT )
- TASHÎH[< SIHHAT] ile ...
( SAĞLIĞINI İADE ETME, İYİLETME | YANLIŞI DOĞRULTMA, DÜZELTME | YANLIŞ DÜZELTİLME )
- TASHİH[< SIHHAT] ile/ve/<> TÂDİL
- TAŞI DELEN:
"SUYUN GÜCÜ" ile/ve/değil/||/<>/< DAMLALARIN SÜREKLİLİĞİ
- TAŞMA ile/ve/hem de/||/<> YANSIMA
- TASMAN | OTURMA ile/||/<> OTURMA
( Kıyı tortullarının ya da toprakların tıkızlaşmasıyle bir yerin çökmesi oturması mimari yapıcılık Yer sarsıntıları sıkışmaları gibi nedenlerle bir yapının taban ya da herhangi bir bölümünün aşağı doğru devinimi )
( SETTLING | SINKING, SUBSIDENCE )
( TASSEMENT )
( SACKUNG )
- TASNİF[Ar.] ile TASFİYE[Ar.]
( Bölümleme. İLE Arıtma, ayıklama, temizleme. | Özleştirme. | Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. nedenler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi LİKİDASYON | Bir kurum ya da iş yerinde türlü nedenlerle birçok kişinin görevine son verme. )
- TASNİF ile/ve/||/<>/> TASHİH
- TASVİR, HARİTA | NAKİLİYET | KONVENSİYON, TRANSMİSYON, KONDÜKSİYON | NAKİL | İNTİKAL, NAKİL | GÖNDERİM ile/||/<> GÖNDERİM ile/||/<> İLETİM ile/||/<> İLETME ile/||/<> İLETMEK
( Bir bilginin bir ya da birkaç uzak yerde elde edilmesinin sağlanması İletim sözcüğü de kullanılmaktadır A B gibi iki küme verildiğinde önkümesi A ve artkümesi B olan işlev Anlamdaş işlev dönüşüm işleç Fonksiyonun başka bir adı gönderim Erke ya da özdeği bir yerden bir yere taşıyabilme 1 fizik kimya ısıyayım 2 fizik İletken nesnelerden ısı ya da elektriğin geçmesi 3aydınlatma Bir ışınımın içindeki tek renkli dönü sıklıklarını değiştirmeksizin bir ortamdan geçişi karşılık kondüksiyon conducere birlikte iletmek Sinir sisteminin ana görevi yani alınan uyartıların taşınması Bir cisim içinde ısı ya da elektrik erkesinin ya da herhangi bir erke türünün özdecikten özdeciğe aktarımı fizik zooloji Isıl ya da elektrik erkesinin bir yerden başka bir yere iletilmesi olayı iletim )
( TRANSMISSION | MAP, MAPPING | MAPPING )
( TRANSMISSION | APPLICATION )
( ABBILDUNG )
( MAPPA )
- TATAR ile Tatar
( Postayı süren kişi. İLE Tataristan'da, Batı Sibirya'da ve Rusya Federasyonu'nun değişik bölgelerinde yaşayan, Türk bir halk ve bu halktan olan kişi. )
- TATBİKAT[Ar.]/MANEVRA[İt. < MANOVRA] değil/yerine/= KILGILIK
- TATBÎK(AT) değil/yerine/= UYGULAMA
- TATİL/TÂ'TÎL ile ATÂLET
( ATÂLET )
- TATİL değil/yerine/>< BAYRAM
( Tatile gitmeyi, bayram eder/etmiş gibi düşünmemeli; bazı bayramları da tatil olarak düşünmemeli, "tanımlamamalı" ve "görmemeliyiz". )
- TATLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VERİMLİ
- TATMİN OL(MA)MA ile/ve/||/<>/< ANLA(MA)MA
- TAVASSUT[Ar.] değil/yerine/= ARACILIK, ARA BULMA, ARACILIK ETME
- TAVIR ile EDÂ
- TAVIR ile YAKLAŞIM
- TÂVİZ VERMEK/VERMEMEK ile/ve/||/<> KAPI ARALAMAK/ARALAMAMAK
- TÂVİZ[Ar.] değil/yerine/= ÖDÜN
- TAVŞAN ile TAVŞAN
( Tavşangillerden, hızlı koşan, kemirgen, bir tür memeli. | Atletizm yarışlarında rekor kırılabilmesi için tempoyu yüksek tutup belirli bir mesafeyi öteki yarışmacıların önünde koşan atlet. İLE Değerli ağaçlar üzerine, ince oymalar işleyen sanatçı, tahta oymacısı. )
- TAVSİYE ve/> İSTİŞÂRE
- TAVSİYE değil/yerine/= SALIK VERME
- TAVSİYE ile/ve/||/<>/> TEŞVİK
- TAVSİYE ve/||/<> VASİYET
- TAVZİF[Ar.] değil/yerine/= GÖREVLENDİRME
- TAY ile TAY[Fars.]
( Üç yaşına kadar olan at yavrusu. İLE Denk, eşit, eş. | Hayvanın bir yanındaki yük. )
- TAYF, | TAYF, SES TAYFI | İZGE ile/||/<> İZGE
( Sinema TV 1 Elektromıknatıslı ışınımların kendilerini oluşturan dalga uzunluklarına ya da yinelenimlere ayrıldıklarında sağlanan sonuç Görünür ışık bölümünde bunun iyi bir örneği beyaz ışığın bir optik biçmeden geçtiğinde ortaya çıkan renkler kuşağıdır 2 İnsan kulağının algılayabileceği ve değerlendirebileceği ses dalgaları yineleniminin kuşağı ses izgesi Zaman dizileri 1 İzgesel dağılım ve yoğunluk işlevlerinin çizgesel gösterimi 2 izgesel yoğunluk işlevi 1 E doğrusal uzayından kendisine tanımlı T doğrusal dönüşümü için T nin çözen kümesinde olmayan bütün sayıların oluşturduğu küme 2 K oyutu üzerindeki E birimli cebirinin bir öğesi için tersinir değildir kümesi Bir süreç ya da gidiş içinde izlenen yol aydınlatma fizik 1 Işığın dalga boylarına göre ayrılmış biçimi 2 Her dalga boyundaki ışık yeğinliğini gösteren çizge 1 Işığın dalga boylarına göre ayrılmış biçimi her dalga boyundaki ışık yeğinliğini gösteren çizge 2 Matematik bir işlerin özgün değerlerinin tümü 1 Beyaz aşığı oluşturan renklerin sıklık ya da dalga boyu sırasınca dizildiği görüngü 2 Bir akımmıknatıssal ışınım kendisini oluşturan dalga boylarına ya da sıklıklara ayrıştırıldığında elde edilen çizge anlamdaş alkım spektrum )
( 1. SPECTRUM, 2. AUDIO SPECTRUM | SPECTRUM | COURSE )
( 1. SPECTRE, 2. SPECTRE AUDIBLE | SPECTRE | SPECTRUM )
( 1. SPEKTRUM, 2. AKUSTISCHE SPEKTRUM | SPEKTRUM )
( SPECTRUM )
- TAYFA[Ar. < TAİFE] ile MİÇO/MUÇO[İt.]
( Bir gemide bulunan, türlü işlerde çalıştırılan sefer işçileri. | Aynı işi yapan topluluk. | Birinin yanında bulunan yardakçılar, koşuntu. İLE Gemilerde, küçük yaşta tayfa yamağı. )
- TAYFA[Ar.] ile SERDÜMEN[Fars. < İt.]
( ... İLE Dümen kullanmakla görevli, bilgili ve deneyimli tayfa. | Savaş gemilerinde, çavuştan daha yüksek bir aşamada bulunan er. )
- TAYİN ile TAKDİR
- TAYIN ile TAYİN
( Asker azığı. | Asker ekmeği. | Savaş ya da seferberlik dönemlerinde, vatandaşlara karneyle dağıtılan ekmek. İLE Ne olduğunu anlama, gösterme, belirtme, kararlaştırma. | Atama. )
- TAZYİK | BASINÇ ile/||/<> BASINÇ
( Bir yüzeyin birim alanına uygulanan kuvvet havayuvarıbasıncı sıkıştırma Birim alan başına dik olarak düşen kuvvet Bir akışkanın değdiği yüzeye uyguladığı itme kuvvetinin birim yüzeye düşen tutarı coğrafya fizik Birim alana düşen yük )
( PRESSURE )
( PRESSION )
( DRUCK )
- TEAMÜL ÇARKI ile/ve TEKÂMÜL ÇARKI
( [İnsandaki] Uzun Devran. İLE Kısa Devran. )
( Kişinin zuhur âlemine gelişine kadarki süre[ç]. İLE Kişinin mânâya dönüşüne kadarki süre[ç]. )
- TEAMÜL, REAKSİYON | TEPKİME ile/||/<> TEPKİME ile/||/<> TEPKİMEK
( Bir ya da daha çok yükün atom ya da molekülün başka yükün atom ve moleküllere dönüşmesi olayı kimya Bir sıra ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı Birtakım ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı kimya kimya İki ya da daha çok özdeğin birbirini etkileyerek oluşturduğu değişim )
( REACTION )
( RÉACTION | RÉAGIR )
( REAKTION )
- TEARRÜF ile TEÂRÜF[< AREF] ile ...
( Bir şeyi araştırarak öğrenme. İLE Bir şeyin herkesçe bilinmesi. )
- TEÂVÜN[Ar. < AVN çoğ. TEÂVÜNÂT] değil/yerine/= YARDIMLAŞMA
- TEBAHHUR | BUĞULAŞMA ile/||/<> BUĞULAŞMA
( Sıcaklığın etkisiyle suyun sıvı durumdan buğu durumuna geçmesi 1 genel uygulayım Buğu durumuna gelme 2 metalbilim Bir sıvının kaynama noktası altındaki sıcaklıklarda buğu durumuna geçmesi olayı Bir sıvının kaynama noktası altındaki sıcaklıklarda buğu durumuna geçmesi olayı )
( EVAPORATION )
( ÉVAPORATION | VAPORISATION | EVAPORATION )
( VERDUNGSTUNG | VERDAMPFUNG )
- TEBELLÜR[Ar.] ETME değil/yerine/= BELİRGİNLEŞME
- TEBESSÜM :) ve/<> TEFEKKÜR ve/<> TEŞEKKÜR ve/<> TEZEKKÜR
( GÜLÜMSEME ve/<> DÜŞÜNME ve/<> KIVANÇ ve/<> ANMA/ANIMSAMA/TEKRAR )
- TEBLİĞ | BİLDİRİ ile/||/<> BİLDİRİ
( 1 Bir kurum bir topluluk ya da önemli bir kişinin herhangi bir olguyu herhangi bir savı kitleye duyurmak için yazdığı yazı 2 Bir edebiyat yapıtından çıkan temel anlam sanatçının asıl anlatmak istediği 3 communication Bilimsel kurultaylarda okunan incelemelere verilen ad bilişim Bir uziletişim dizgesiyle gönderilecek bilgilerin tümü Bir eserin bazı özelliklerini bildirmek için çoğu yayımcı tarafından yazılan kısa önsöz 1 Toplumsal bir hareketin iktisadi sosyal ve siyasal amaçlarının anlatıldığı belge 2 manifesto cargo Gemi ile taşınan yükün içeriğini gösteren ve varılan yerin gümrük idaresine yapılan bildiri bildiri Az manifest İtal manifesto list of a ships cargo Portekizce manifesto İspanyolca manifiesto Fransızca manifeste gibi Akdeniz dillerinde de kullanılır )
( MESSAGE | MANIFEST, MANIFESTO CARGO )
( MESSAGE, COMMUNICATION | MESSAGE | AVERTISSEMENT OU AVIS )
( MANIFESTO )
( MANIFEST[Az.] )
- TEBRİK ile/ve/||/<>/> TEŞVİK
- TECDİT/TECDİD[Ar.] değil/yerine/= TAZELEME
- TECELLİ[Ar.] ile/ve/||/<> TAHAKKUK[Ar.]
- TECESSÜS[Ar. < CESS] değil/yerine/= ANLAMA MERAKI
( OLAĞAN/BASİT MERAK | YOKLAMA, ARAŞTIRMA, DİKKAT VE GAYRETLE ARAŞTIRMA | BİR ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ ARAŞTIRIP SIRRINI ÇÖZMEYE ÇALIŞMA | GÖZETLEME | MERAK )
- TECEZZİ | DEĞİŞME ile/||/<> DEĞİŞME ile/||/<> DEĞİŞMEK
( Kayaç ve mineral yapıcı olay Sıra ile biri dinlenip öteki koşan ikişer kişilik takımlar arasında yapılan Amerikan yarışlarında koşucuların değişmeleri fizik 1 Bir dalganın genlik evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde ayrımlılaşması 2 Bir sesin yayınımı sırasında oluşan güç vurgu ton ayrımlılaşmalarmın her biri karşılık variyasyon variare değişmek Esas tipe göre belirli karakterlerde görülen ayrılıklar Dilde kendiliğinden veya bir etkenle oluşan başkalaşma Ses değişmesi yapı değişmesi anlam değişmesi Değişik araçlarla çalışan jimnastikçilerin birbirlerinin yerlerine geçmeleri gösteri araçlarını değişmeleri )
( ALTERATION | MODULATION | VARIATION | ALTERATION (ROCK) | CHANGE | EXCHANGE )
( ALTÉRATION | RELAIS | MODULATION | ALTÉRATION (ROCHE) | CHANGEMENT )
( VERWITTERUNG | ABÂNDERUNG | ALTERATION, VERWITTERUNG | WANDEL | WECHSEL )
( VARIARE )
- TEÇHİZAT | MATERYAL | KAYIT | DONANIM ile/||/<> DONANIM ile/||/<> YAZILIM
( Bilgisayar izlenceleri yordamlar kurallar ve bunlara ilişkin belgelemeye karşıt anlamda bilgi işlemde kullanılan fiziksel öğeler ya da fiziksel öğeler bütünü yazılım bellenim Bir alan gözlemi ya da deneylemede gereksinme duyulan her türlü araçgereç bilişim Bir bilgisayarı ya da bilişim dizgesini oluşturan aygıt araç gereç vb tümü Bir bilgi işlem dizgesinin işleyişi ile ilgili bilgisayar izlencelerinin yordamların kuralların ve gerektiğinde belgelemenin tümü Girişimin tüm ya da bazı çalışmalarını kapsayan ya da tanıtlayan bir işelmi bir sayışımı kapsayan yazılık ya da belge )
( HARDWARE | EQUIPMENT )
( MATÉRIEL, ÉQUIPEMENT | MATÉRIEL (DE TRAITEMENT D'INFORMATION) )
- TEÇHİZAT | TEÇHİZ | DONATMA ile/||/<> DONATMA ile/||/<> DONATIM
( donatım Yola çıkarılacak geminin araç gereç ve belgelerle donatılması Sinema TV Bir görünçlük içinde yer alan her çeşit eşya nesne Yardımcı sahne eşyaları Aksesuvar aksesuar Yarışa başlarken ya da yarış boyunca kendi izlemcileri eliyle belirli yerde ve belirli uzanım içinde koşucuların yarış kurallarına uygun olarak yiyecek içecek ya da yedek parça gereksemelerini karşılamaları Resim Heykel Mimarlık Bir sanat yapıtında ikinci derecede olan ayrıntılar yardımcı öğeler Bir işletme ya da kuruluşun çalışabilmesi için gerekli araç ve gereçlerin tümü yapıcılık Bir yapı için gerekli olan bütün döşemin yerleştirilmesi Durağan kuruluşların işlemlerinde gerekli olan ayrıntılar konuşma araçları her çeşit sağlık kuruluşları ve benzerleri )
( OUTFITTING )
( ÈQUIPMENT )
- TECİL[Ar.] değil/yerine/= ERTELEME
- TECİM/SEL / TİCARET/TİCARİ ile/ve ÜRETİM/SEL
( Üretim Geliştirme Aşamaları: Araştırma Gözlem Çözümleme Geliştirme Deneme Tecimleştirme/Ticarileştirme )
( Exploration
Screening
Analysis
Development
Test phase
Commercialisation
COMMERCE vs./and PRODUCTION )
- TECRİD ile/ve/||/<> TEHZÎB
( İlimde. İLE/VE/||/<> Amelde. )
- TECRİT | YALITIM ile/||/<> YALITIM
( Bir özdek ya da dizgenin kütle erke gibi herhangi bir aktarım olayından korumak için çevresiyle ilişkisini kesme Bir olay ya da değişkeni salt biçimiyle gözleyebilmek üzere başka olay ya da değişkenlerin etkilerinden arıtarak soyutlama elektrik 1 Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için iletkeni kauçuk lastik porselen vb ile kaplama sarma işlemi 2 Elektrik ve ısı akımını engelleme olayı Bir nesnenin ya da bir yerin çevresi ile her türlü terke ya da özdek alışverişini ya da etkileşimini engelleme işlemi Elektrik ve ısı akımını engelleme olayı )
( İSOLATION, INSULATION | ISOLATION | INSULATION )
( İSOLATION | ISOLATION | ISOLEMENT, ISOLATION )
( İSOLATION | ISOLATION | ISOLIERUNG; ISOLATION )
- TEDAHÜL, ENTERFERANS | GİRİŞİM ile/||/<> GİRİŞİM
( Sinema TV İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi ya da üst üste binmesi Işık dalgalarının birbirlerini etkilemesiyle dalga boyları cinsinden faz ayrımına göre ışık koyuluğunun artması ya da azalması Bir iş ya da eyleme başlamak üzere hazırlık yapma bir işi yapmak üzere ele alma G yerel tıkız Abel öbeği olmak üzere f ile g Borel işlevleri için dy diye tanımlanan işlev Simgesi f g Bir ışınım titreşimlerinin genliğinin aynı dalga dizisinin bölümlerinin üst üste gelmesiyle yer yer zayıflaması ya da büyümesi Bir kaynaktan yayımlanan eş sıklıktaki ışınımların yakın iki delikçikten geçtikten sonra doğan ayrı evreleri nedeniyle ortaya çıkan etkileşim 1 fizik a İki titreşim deviniminin birbirini yok etmesi olayı b İki ya da daha çok dalganın ışık ya da ses üst üste gelmesinden doğan olay 2 elektrik Yaklaşık sayıda iki titreşimin aralarındaki ayrım yüzünden alıcıda oluşan vınlama 3 sinematelevizyon İki ya da daha çok dalganın birbirine eklenmesi üst üste binmesi Işık dalgalarının üst üste gelmesiyle ışık yeğinliğinin kimi yerlerde çok kimi yerlerde az çıkması olayı Bir noktaya ulaşan birden çok dalganın o noktada uyardıkları yönleçsel etkilerin bir birleşke oluşturmaları bu birleşke sıfırla toplam arasında değerler alır fizik Bir mal ya da hizmetin sağlanılması değiştirilmesi verimli çabaların bir araya getirilmesi gibi hakka ve ekonomik durumlara ilişkin bir kuruluşun gerçekleştirilmesi Planlı bir biçimde bir işe girişme Başta gelen bir açınığı söylemeden önce gırtlakta ve bunun dolayındaki örgenlerde meydana gelen kımıldama Girişim ses kirişlerinin gerilmeden önce kapanmadığına göre YUMUŞAK veya KERTELİ yahut İLERLEK Douce graduelle ou progressive kapandığına göre de SERT veya AÇIK yahut KUVVETLİ dure daire ou forte gibi adlarla anılır girişim )
( INTERFERENCE | INITIATIVE | CONVOLUTION | ENTERPRISE )
( INTERFÉRENCE | İNTERFÉRENCE | CONVOLUTION | ENTREPRISE | ATTAQUE )
( INTERFERENZ | FALTUNG )
( CONVOLUTIO )
- TEDAVİ[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]
- TEDÂVİ ile/ve/||/<>/> TELÂFİ
- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/>/< AKIL
( Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< İçeride. )
( Bilgisizde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Düşünende. )
( "Gelecekte." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Şu anda ve burada. )
( Nesne. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>/< Kavram. )
- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< FİKİR (ETMEK)
( Sonuca yönelik düşünme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Sonuca yönelik olmayan düşünme. )
( Zât bakımından aynı, itibar bakımından ayrılardır. )
( Sona bakmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Yola bakmak. )
( [not] Thinking to [get/go] consequence. VS./AND/BUT/||/<>/>/< Any kind of thinking without consequence.
Any kind of thinking without consequence. INSTEAD OF Thinking to [get/go] consequence. )
( [not] PRECAUTION vs./and/but/||/<>/>/< TO THINK
TO THINK instead of PRECAUTION )
- TEDBİR ve/||/<> İTİDAL ve/||/<> CESÂRET
- [ne yazık ki]
"TEDBİR" ile/değil/yerine/>< SEVGİ
( Her konuda tedbirli olabiliriz; ancak, "severken/sevdiğimize karşı tedbirli olmak", gerçek mutluluk için en zararlısıdır. )
- TEDBİR ile/ve/değil/yerine/<>/< TAKDİR
( Tedbir, takdirin parçasıdır. )
- TEDBİR ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİRME
- TEDBİR-İ NEFS/NÜFUS ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ MENZİL ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ MEDÎNE/MÜDÜN ile/ve/||/<>/> TEDBİR-İ ME'ÂD
( Bireyin ve toplumun oluşumunda.[Kişisel ahlâk, nefsi terbiye etmek] İLE/VE/||/<>/> Aileyi/topluluğu yönetmek.[Evi ve geçimi adâletle yönetmek] İLE/VE/||/<>/> Kenti/toplumu yönetmek.[Devleti adâletle yönetmek] İLE/VE/||/<>/> Dinî, manevi düzen.[Âhirete hazırlıklı olmak] )
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- TEDBİRLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< KARAMSAR/LIK
- TEDİP/TEDİB[Ar.] değil/yerine/= USLANDIRMA, YOLA GETİRME, TERBİYE ETME
- TEDRÎCEN[Ar.] ile/ve/||/<> TEDRÎCÎ[Ar.]
( Azar azar, giderek, gittikçe. İLE Derece derece, yavaş yavaş olan. )
- TEDRÎS[Ar. < DERS] değil/yerine/= DERS VERME, OKUTMA
- TEDRİSAT[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRETİM
- TEDVÎN[Ar. < DÎVÂN] değil/yerine/= DERLEM/E
( Dîvân biçimine sokma. | Kitaplaştırma. | Yasalaştırma. [yazılı ve bütünlüklü duruma getirilen kurallar][İng. CODIFICATION] )
- TEEDDÜB[Ar.] değil/yerine/= UTANMAK
- TEENNÎ[Ar. < ENÂET] değil/yerine/= YAVAŞ GİTME, YAVAŞ HAREKET ETME, YAVAŞLIK; GECİKME | İLERİYİ DÜŞÜNEREK ACELESİZ, DİKKATLİ DAVRANMAK
- TEESSÜR[Ar.] ile TEESSÜR[Ar. < ESR, ESÂRET | çoğ. TEESSÜRÂT]
( Oyalandırma, işten alıkoyma. İLE Kederli ve üzüntülü olarak duygulanma, içlenme. | Bir şeyin etkisini duyma. | Acı, keder duyma. )
- TEFERRÜT[Ar.] değil/yerine/= TEK/YALNIZ OLMA
( Tek, yalnız olma, herkesten uzaklaşarak yalnız kalma. | Benzeri bulunmama, benzersiz olma, sivrilme. )
- TEFESSÜH | ÇÜRÜME ile/||/<> ÇÜRÜME
( Organik özdeklerin genellikle havacıl bakterilerin etkisiyle sürekli olarak daha yalın parçalara bölünmesi fizik kimya Işınetkin bir çekinin kimi ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekinlere dönüşmesi Işınetkin bir çekinin kimi ışın ya da tanecikler salmasıyla başka çekinlere dönüşmesi olayı kimya Organik bir maddenin bakteriler veya çeşitli çevresel etkenler nedeniyle pis kokulu ürünlere dönüşmek üzere normal yapısını kaybetmesi kokuşma pütrefaksiyon Kokuşma )
( PUTREFACTION | DECAY(NUCLEAR), PUTREFACTION | DECAY (NUCLEAR) | DECAY )
( PUTRÉFACTION | PURIFICATION )
( ZERFALL )
- TEFTİŞ[Ar.] değil/yerine/= DENETLEME
- TEFTİŞ-İ MESÂHİF ile/ve/||/<>/> TETKİK-İ MÜELLEFAT
:MECLİSİ/DEFTERLERİ
- TEFVÎZ[Ar.]/İHÂLE değil/yerine/= UYGUN KOŞULLARLA VERME
( Sipariş etme. | Allah'tan bekleme. | Dağıtım. | Bir Taşınmaz malı, bilinen değeri karşılığı birine verme. )
- TEGAFÜL[Ar.] değil/yerine/= ANLAMAMAZLIKTAN GELME
- TEHDİT ile/değil/yerine/>< TEKLİF
- TEHDİT ile/değil/yerine TESPİT
- TEHEYYÜÇ[Ar.] ile/ve/||/<>/> TEHYİÇ[Ar.]
( Coşma, heyecanlanma. İLE/VE/||/<>/> Coşturma, heyecanlandırma. )
- TEHÎL[Ar.] ile TEHÎR[Ar. < AHAR]
( Konuğa, "hoş geldiniz!" demek olan "ehlen ve sehlen" tümcesini söylemek. | Ehliyetli kılma. | Lâyık, müstahak görme/görülme. | Ürkekliği giderme, alıştırma. İLE Erteleme, sonraya/geriye bırakma. )
- TEHLİKELİ:
AÇLIK ve TEHDİTTE ile/ve/<>/>< TOKLUK ve GÜÇLÜLÜKTE
( (")Hayvanlar("). İLE/VE/<>/>< [bazı/"bilinçsiz"] "Kişiler". )
- TEHLİKELİ DURUM ile/ve/||/<> DURUM, TEHLİKELİ
- TEHZÎB[Ar. ÇOĞ. TEHZÎBÂT] ile TEZHİB[Ar. < ZEHEB | ÇOĞ. TEZHÎBÂT]
( Islah etme, düzeltme, temizleme. | Çocuğu adam etme. @@ Altın sürme/sürülme. | Yaldızlama/yaldızlanma. | Süsleme. | Çürümüş dişi altınla doldurma, altın dolgu yapma. )
- TEHZİP, TEDİP | KOREKSİYON | TASHİH | TASHİH ETME | TAZELEME PROVASI | ISLAH | DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTME ile/||/<> DÜZELTMEK ile/||/<> İZLENCE DÜZELTME
( izlence düzeltme Yazıyı yanlışlardan fazlalıklardan kurtarmak eksiklerini gidermek işlemi Resim Heykel Yapıtın bitiminden sonra sanatçının yaptığı düzeltmeler boğaz açma temizleme mekanik Yapım sırasında bozulan madensel parçaları ısıtarak ya da başka yöntemlerle ilk biçimlerine getirme işlemi Yanlış olarak gerçekleştirilen vergilerin yasalarına göre düzeltilmesi Bir sayışımı bir işelmi kapsadığı yanlışlıklardan arıtarak düzeltme Oyun seyirci karşısına çıkartıldıktan sonra görülen bazı aksaklıkları düzeltmek için yapılan ara çalışması anl parlatma çalışması Bir bulgunun eksik olan ve kullanılmasını engelleyen bir niteliğini giderme ya da daha iyi kullanılabilir duruma getirme )
( DEBUGGING | RETOUCH | CORRECTION | CORRECT | POLISHING REHEARSAL | IMPROVEMENT | FIX | ADJUST )
( MISE-AU-POINT | CORRECTION | RETOUCHE | RECTIFICATION, CORRECTION | CORRIGER | AMÉLIORATION )
( RETUSCHE | AUFFRISCHUNSPROBE )
- TEK BAŞINA YÜRÜMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARANLIKTA YÜRÜMEK
- TEK EL ve/değil/yerine/||/<>/> İKİ EL
( 'in, nesi var? VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> 'in sesi var! )
- TEK ile/ve/değil/||/<>/< TEPEDE
- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] ile/ve/değil/||/<>/< TEKÂBÜL[Ar. < KABL]
- TEKÂMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= OLGUNLAŞMA
- TEKÂSÜF | DERİŞME ile/||/<> DERİŞME
( Yoğunluğun ya da bolluğun artması 1 fizik kimya Bir özdeğin bileşimindeki suyu yitirmesiyle yoğunlaşıp koyulaşması olayı 2 metalbilim Bir öğe evre ya da özdeğin bir ötekisi içinde bulunma yüzdesi ya da oranı kimya )
( CONCENTRATION )
( CONCENTRATION )
( KONZENTRATION )
- TEKÂSÜF | YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMA ile/||/<> YOĞUNLAŞMAK
( Bir yıldızın büzülerek yoğunluğunun artması 1 Gaz evreden sıvı evreye geçiş 2 Benzer moleküllerin bir araya gelerek daha karmaşık bir molekül yapmaları Örn çoğuzlanma 3 İki molekülün bir araya gelip küçük bir molekülü dışarı atarak yeni bir molekül oluşturması 4 Kimi molekül ya da taneciklerin bir araya toplanarak asıltı tanecikler oluşturması Bir oluşumun toplanma ve birikme durumu İklim bakımından önemli fiziksel bir olay olarak su buğusunun sıvı duruma geçmesi buğulaşmanın tersi 1 fizik a Bir özdeğin gaz evresinden sıvı ya da katı evreye geçişi b Isıldevingen bir çevrimde motor soğutucu buğunun ısısını soğuk kaynağa bırakarak sıvılaştığı evre 2 kimya Birden artık özdeciğin genellikle su yitirerek bir tek özdeciğe dönüşmesi olayı 3 metalbilim Bir evreyi daha yoğun bir dunuma geçiren değişim Özdeklerin uçun halinden sıvı hale dönüşmesi yoğunlam fizik kimya yoğuşmak kimya İktisadi etkinliklerin büyük bir kısmının en büyük birkaç firma tarafından denetlenmesi Bir maddenin hacmine oranla ağırlığının artması )
( CONDENSATION | CONCENTRATION )
( CONDENSATION | CONDENSER (SE) )
( KONDENSATION | KONDENSIERUNG )
- TEKÂSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKÂSÜR[Ar. < KESR] ile TEKÂSÜL[Ar. < KESEL]
( Çoğalma.[bkz. TAADDÜD, TEKESSÜR] | Çok övünme. İLE [fiz.] Işınların sapıp kırılması, kırınım.[İng., Fr. DIFFRACTION] İLE Üşenme, tembellik; ilgisizlik. )
- TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]
- TEKEFFÜL[Ar.] değil/yerine/= YÜKÜMLENME
( Bir şeyin sorumluluğunu üzerine alma. | Kefil olma. )
- TEKELLÜF[Ar.] değil/yerine/= YAPMACIK
( Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. | Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme. | Gösteriş. )
- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= YETKİNLEŞME
( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )
- TEKHNE [+ LOJİ] > TEKNOLOJİ
( Araç yapıp kullanmak. > Bilim/akıl. )
- TEKİL/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZGÜN/LÜK
- TEKİT[Ar.] değil/yerine/= GÜÇLENDİRME, SAĞLAMLAŞTIRMA | ÜSTELEME
( Bir düşünce ya da istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek. | Sayrılık, hastalığın yeniden ortaya çıkması, nüks etmesi, depreşmesi. )
- TEKLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BİREŞTİRME/TEVHİD
- TEKLİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖLÇÜT
- TEKLİF[Ar. çoğ. TEKÂLİF] değil/yerine/= ÖNERİ
- TEKLİFSİZ BİRLİKTELİK ile/ve NEDENSİZ BİRLİKTELİK
- TENKÎD:
TEKLİFSİZ değil/yerine/>< TEKLİFLİ
( Teklîfsiz tenkîd, tahrîptir; tahrîbat ile tamîrât yapılmaz... )
- TEKNİK (/KONU) ile DERİN (/KONU)
( TECHNICAL (/TOPIC, THEME) vs. DEEP (/TOPIC, THEME) )
- TEKNİKER[Alm.] değil/yerine/= TEKNİKÇİ
- TEKNİSYEN, FEN ELEMANI | UYGULAYIMCI ile/||/<> UYGULAYIMCI
( Kent ve kasabaların düzentasarlarının uygulanmasında yapım etkinliklerinin gerçekleştirilmesinde çalıştırılan yapım sürecinin bir ya da birkaç evresine ilişkin konularda bilgi beceri ve deneyimi olan kimse genel uygulayım 1 Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse 2 Bilimsel uygulayımsal bilgi ve verileri işe ve yapıma dönüştüren kimse )
( TECHINICIAN | TECHNICIAN )
( TÉCHNICIEN | TECHNICIEN )
( TECHNIKER )
- TEKNOKRASİ ile/ve/||/<> TEKNOKRAT
( Sanayi, ekonomi ve devlet yönetiminin politikacılar değil uzmanlar, teknisyenler ve uygulayımcılar tarafından yönetilmesine dayanan düzen. İLE/VE||/<> Teknokrasiden yana olan. | Teknokrasi içinde yer alan, yönetici konumundaki mühendis, mimar, teknisyen, iktisatçı vb. çalışanların ortak adı. | Ekonomik mekanizmaların kuramsal incelenmesine dayanan ancak insan etkenini her zaman yeterince göz önünde bulundurmayan devlet adamı ya da memur. )
- TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ ile MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ
( Ülkemizde, mühendisler, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Teknoloji Fakültesi'nden çıkmaktadır. Mühendislik Fakültesi ve Mühendislik Mimarlık Fakültesi, eşdeğer olduğundan dolayı, sadece Mühendislik Fakültesi demek yanlış olmayacaktır.
Mühendislik ve Teknoloji Fakülteleri, teknik eğitim veren birer fakültelerdir.
2009 yılına kadar, Teknoloji Fakülteleri yerine Teknik Eğitim Fakülteleri vardı. Bu fakülteler teknik eleman yetiştirmekle beraber “Öğretmen” unvanında teknik elemanlar yetiştiriyorlardı. Daha sonra YÖK tarafından alınan kararla bu fakülteler Teknoloji Fakültesine dönüştürüldü.
Teknoloji Fakültelerine dönüş yapılmasının temel nedeni, ülkemizin gelişimini hızlandırmaktır. Bunu yaparken, Avrupa ülkelerinde uygulanan Politeknik (polytechnic) fakülteleri rol model alınmaya çalışılmıştır. Alınmaya çalışılmıştır diyorum çünkü Avrupa ülkelerindeki politekniklerin sayısı ülke başına bir iki taneyi geçmez. Ülkemizde ise açılmasının hemen ardından sayıları hızla artmıştır ve şu an 21 tane Teknoloji Fakültesi bulunmaktadır.
Teknoloji Fakültesi mezunları, mühendislik unvanı alabiliyor mu?
Teknoloji Fakültesi mezunları, mühendislik fakültesi mezunları ile eşdeğer diploma almaktalardır. Mühendislik fakültesinden mezun mühendislerin yetkileri, hakları, hukukları ne ise Teknoloji Fakültesi mezunu mühendislerin de tamamen aynıdır. Bu karar, Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 09.07.2014 tarih ve 4407 sayı ile aldığı karardır.
Yükseköğretim Yürütme Kurulu kararına göre, Teknoloji Fakültesi (TF) de artık bir mühendislik fakültesidir. Amacı, sektöre, gereksinimi olan nitelikli mühendisler yetiştirmek olarak ifade edilmektedir.
2009 yılından, 2014 yılına kadar, çoğu kez, Teknoloji Fakültesi mezunlarına, mühendislik yetkisi verilmek istenilmiş fakat açılan davalar, yapılan itirazlar sonucunda, bu istek geri çevrilmiştir. Açılan davaların gerekçesi, Teknoloji Fakültesi eğitiminde, mühendislik temel derslerinin kredisinin az olması olarak gösterilmiştir. Bunun üzerine, Teknoloji fakültelerinde verilen teorik mühendislik derslerinin sayısı artırılmış, daha sonra mühendislik unvanı verilmiştir.
Teknoloji fakültesinde, uygulama (pratik yapma) olanağı, Mühendislik fakültesinden fazla mıdır?
Teknoloji Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi arasındaki farkı anlatan her yazıda, Teknoloji fakültelerindeki uygulama olanaklarının, Mühendislik Fakültesinden fazla olduğu anlatılmakta, hatta tamamen buna vurgu yapılmaktadır.
Teknoloji Fakültesindeki öğrenciler, 8 dönemlik (dönem=yarıyıl) eğitimlerinin son dönemlerini yani 8. dönemlerini tamamen staj yaparak geçirmektelerdir (bazı üniversitelerde, dönemiçi staj, 7. dönemde yapılmaktadır ve işyeri eğitimi olarak adlandırılmaktadır). Bu, Teknoloji Fakülteleri için bir zorunluluktur. Teknoloji ve Mühendislik Fakültesini ayıran temel fark da budur. Ancak bu, Mühendislik Fakültesinde uygulama olmadığı anlamına gelmemelidir. Zira, benzer uygulama (hatta daha iyisi) bazı üniversitelerin Mühendislik Fakültelerinde uygulanmaktadır. Bu uygulama şöyledir: Mühendislik Fakültesinde okuyan öğrenciler, son sınıfa geldiklerinde, haftanın 3 günü teorik dersleri almakta, haftanın iki günü ise antlaşmalı şirketlerde stajyer (dönemiçi stajyer) olarak staj yapmaktadır. Haftanın iki günü, genellikle de Perşembe ve Cuma günleri olarak tercih edilmektedir. Bunun nedeni, isteyen öğrencilerin (şirketin de kabul etmesi durumunda) haftasonlarında da stajına devam edebilmesine olanak tanımaktır. Hatta, Mühendislik Fakültesindeki bu uygulama, bir adım daha ileri götürülmüştür. Şöyle ki: Öğrenciler, mezun olabilmek için bitirme tezleri yazmak zorundadır. Normal şartlar altında bu tezler genellikle kendi seçtikleri konularda ya da hocalarının verdikleri konularda olmaktadır. Ancak Mühendislik Fakültesindeki dönemiçi staj yapan öğrenciler, bitirme tezini sanayiden gelen sorunlar üzerine yapmakta, böylece gerçek bir soruna çözüm getirmektelerdir. Örneğin; A, B ve C adlı firmalar, üniversitenin ilgili bölümüne sorunlarını sunmakta ve bunların çözülmesini istemektedir. Dönemiçi staj yapan öğrenciler de bitirme tezlerini bu sorunların çözümü üzerine yapmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tezin yapım aşamasında, şirket olanaklarının kullanılıyor olmasıdır. Eğer A firmasında, dönemiçi staj yapıyorsan ve o şirketin sorununu çözmek üzere bitirme tezini hazırlıyorsan, tez çalışman boyunca şirket olanaklarını (şirket laboratuvarlarını, şirketteki deneyimli mühendislerin bilgilerini/deneyimlerini vb.) kullanma olanağı doğmaktadır. Bu sayede, öğrenci, hem sanayideki gerçek sorunları görme, hem bunları çözme deneyimi kazanma, hem de şirkete kendini gösterme olanağına sahip olmaktadır. Sonuç itibariyle, bahsedildiği gibi, sadece Teknoloji Fakültelerinde dönemiçi staj uygulaması olmamakta, aynı uygulamanın geliştirilmiş hali, muhtelif Mühendislik Fakültelerinde de uygulanmaktadır.
Bunun yanısıra, hem Teknoloji Fakültesinde, hem de Mühendislik Fakültesinde, yaz stajı uygulaması vardır. Üniversiteye bağlı olarak, her mühendislik öğrencisinin mezun olması için yapması gereken belirli bir staj süresi (günü) vardır. Bu, iki fakültede de bir zorunluluktur.
Dönemiçi staj konusunda, şu noktaya da vurgu yapmak gerekir. Teknoloji Fakültesinde okuyan her öğrenci için 8 yarıyıllık eğitiminin 1 yarıyılı boyunca, dönemiçi staj yapmak bir zorunluluktur. Fakat Mühendislik Fakültesinde okuyan her öğrencinin dönemiçi yapma zorunluluğu yoktur. Bu yüzden, Mühendislik Fakültesi seçilirken, dönemiçi staja önem verilmek isteniyorsa hangi üniversitenin bu olanağı verdiğine dikkat etmek gerekir. Ayrıca, dönemiçi staj olanağı veren her Mühendislik Fakültesi, duruma göre her öğrenciye dönemiçi staj olanağı verememekte, ancak belirli bir başarıya sahip olanlara, dönemiçi staj olanağı sunmaktadır. Üniversite seçiminde bu etmenin gözönünde bulundurulması gerekir.
Mühendislik Fakültesindeki dönemiçi staj uygulamasına, kendi üniversitem olan Uludağ Üniversitesi'nden örnek verebilirim. Üniversitemizde, Mühendislik Fakültesi adı altında, toplamda 7 tane mühendislik bölümü vardır: Otomotiv Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Tekstil Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Çevre Mühendisliği. Bursa, sanayi kenti olduğundan, Üniversite-Sanayi İşbirliği adı altında, sanayi ile iç içe çalışmalar yapılmaktadır. Bunun tipik örneği de öğrencilere yönelik olan dönemiçi stajdır. Dönemiçi stajda, bazı mühendislik bölümleri için belirli bir kontenjan vardır (örneğin, Makine Mühendisliği için 20 kişilik kontenjan). 4. sınıfa gelmiş Makine Mühendisliği öğrencilerinden gerekli başarıyı göstermiş en iyi 20 öğrenci dönemiçi staj yapabilmekte, ötekilerine ise üniversite tarafından dönemiçi staj olanağı sunulmamaktadır. Ancak, öğrencilerin kendileri dönemiçi staj ayarlarsa buna izin verilmekte, başarı kriteri aranmamaktadır. Fakat bazı bölümlerde (örneğin, kendi bölümüm olan, Otomotiv Mühendisliği'nde) kontenjan sınırlaması yoktur. 4. sınıfa gelmiş ve alttan dersi bulunmayan her öğrenciye, üniversitemizin antlaşma yaptığı şirketlerden birinde staj yapma olanağı sunulmaktadır. Hatta başarı sıralamasına göre (başarı kriteri genellikle akademik not ortalaması olmaktadır) sıralanmakta ve her öğrenciye staj yapabileceği şirketlerin listesi verilmektedir. Öğrenci, staj yapmak istediği şirketi buradan seçebilmektedir. Üniversitemizde, her mühendislik öğrencisinin 50 iş günü staj yapması gerekmektedir. 2 dönem boyunca (4. sınıf boyunca), haftanın iki günü staj yapan öğrenciler, bu zorunlu olan 50 iş gününü doldurmuş olmaktalardır (yani mezun olması için gerekli staj gününü sağlamış olmaktalardır). Ancak, isteyen öğrenciler, dönemiçi staj yapmanın yanısıra, yaz stajı da yapabilmektedir. Zira, üniversitemiz, 50 iş günü zorunlu stajına karşılık, toplamda 80 günlük stajyer sigortasını karşılamaktadır. Bu da dönemiçi staj yapılsa bile yaz stajı için 20-30 gün arasında, yaz stajı yapma olanağına sahip olunması anlamına gelmektedir. İsteyen öğrenciler, yaz stajı yapmakta, istemeyenler ise sadece dönemiçi staj yapmaktadır. Hatta, bazı öğrenciler, dönemiçi staj yapmak yerine zorunlu staj süresini yaz stajlarıyla doldurmak istemektelerdir ki bunda da bir sakınca yoktur.
Teknoloji Fakültesine kimler gidebilir?
Teknoloji Fakültesi, meslek lisesi mezunu öğrencilerin mühendis olabilmesi için kurulmuş bir fakültedir. Bu nedenle, asıl hitap edilmek istenilen kitle, meslek lisesi mezunu öğrencileridir. Yine bu nedenle, meslek lisesi mezunlarının Teknoloji Fakültesini seçmeleri durumunda, ek puan uygulamasına tâbi olmaktalardır. Bunun yanısıra, meslek lisesinden mezun öğrencilerin, matematik altyapıları, mühendislik için yetersiz olduğundan, Teknoloji Fakültelerini kazanmaları durumunda 1 yıl (2 dönem=2 yarıyıl) boyunca Matematik-Fizik-Kimya derslerinin alındığı, hazırlık sınıfını okumak zorundalardır.
Teknoloji Fakültelerinde, düz lise, Anadolu Lisesi gibi genel lise mezunları da öğrenim görebilmektedir. Bu öğrencilerin, Teknoloji Fakültesini kazanmasında baz alınan puan türü, MF-4 puan türüdür. MF-4 puanıyla öğrenim hakkı kazanan öğrenciler, 1 yıllık hazırlık eğitimi almamakta, doğrudan 1. sınıftan eğitimlerine başlamaktalardır.
Teknoloji Fakültesine iki tip öğrencinin (genel lise mezunları ve meslek lisesi mezunları) girebilmesi de üniversite kontenjanlarıyla sınırlandırılmıştır. Çoğu üniversite, hangi puan türünde ne kadar öğrenci alacağını önceden bildirmektedir. Örneğin; "Teknoloji Fakültesi, Otomotiv Mühendisliği'ne alımın %40'ı, MF-4 puan türüyle tercih yapacak öğrencilere; %60’ı, MTOK öğrencilerine ayrılmıştır" biçiminde bildirilmektedir.
Teknoloji Fakültelerinde uygulanan 1 yıllık matematik hazırlık eğitimi, yine 1 yıl süren İngilizce hazırlık ile karıştırılmamalıdır. 1 yıllık İngilizce eğitim, matematik hazırlıktan tamamen farklıdır. İngilizce hazırlık eğitiminde, öğrencilere sadece İngilizce öğretilmektedir. İngilizce hazırlık, MF-4’le ya da MTOK’la gelinmiş olmasına bakılmadan, üniversiteye bağlı olarak, öğrencilere zorunlu olarak verilebilmektedir. Bazı üniversitelerde, İngilizce öğretimi ile matematik öğretimi birleştirilip 1 yıl içinde verilebilmektedir. Bu uygulamanın, üniversitede olup olmadığına, üniversite tercihinde dikkat edilmesi gerekir.
Teknoloji Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin aldığı teorik eğitimde farklar var mıdır?
Ders içeriklerine bakıldığında, yaklaşık olarak aynı dersleri almaktalardır. Bu nedenle, dersi veren hoca ile dersi alan öğrenciler, farklılığın temel nedenini oluşturmaktalardır. Şimdi bu iki etmeni inceleyelim.
Teknoloji Fakültelerinin büyük çoğunluğu, daha önce Teknik Eğitim Fakültesinde okumuş yani Teknik Öğretmen olarak eğitim almış akademisyenlerden oluşmaktadır. Takdir edersiniz ki, öğretmenlik mesleği ile mühendislik mesleği birbirinden oldukça farklıdır. Bir kişinin öğretmen olabilmesi için bazı bilgileri belirli bir seviyede bilmesi ve bunu ötekilere aktarması yeterlidir. Buradaki temel iki nokta; bilmek ve aktarmaktır. Mühendislik mesleğinde ise bazı bilgilerin belirli seviyede bilinmesi ve bunların uygulanması, mühendisliğin gereğidir. Zira, mühendislik, bilimin temel ilkelerini, mühendislik sorunlarını çözmek üzere kullanmaktır (mühendisliğin ve mühendisin ne olduğunu öğrenmek için şu yazıma bakabilirsiniz: Mühendislik Nedir, Mühendis Kimdir?). Buradaki temel noktalar, bilmek ve uygulamaktır. Görüldüğü gibi, mühendislikle öğretmenlik farklıdır. Mühendislik Fakültelerine baktığımızda ise büyük çoğunluğu (neredeyse tamamı), mühendislik eğitimi almış ve mühendislik üzerinde çalışmalarını yürüten akademisyenler dersleri vermektedir. Ancak, bu söylediklerimden, Teknoloji Fakültesindeki akademisyenlerin Mühendislik Fakültesindekilerden daha kötü olduğu anlamı çıkmamalıdır (ve ben de bunu söyleyebilecek konumda değilim). Anlattıklarımdan çıkarılması gereken sonucun ne olduğunu sorarsanız, yanıtım şu olur: Seçecek olduğunuz üniversitenin, fakültelerin akademisyenlerini ayrıntılı biçimde araştırın. Yanıtını aradığınız soru şu olsun: "Ben, nasıl en iyi biçimde mühendis olurum?" Teknik Eğitimden ya da Mühendislik Fakültesinden mezun olup olmadıklarına değil öğrencileri nasıl yetiştirdiğine bakın. Bir kişi, alanının en iyisi olabilir fakat bildiklerini öğrencilere aktarmakta sıkıntılar yaşayabilir, öğrencilerin seviyesine inemeyebilir, öğrenciler anlamayabilir. Bu nedenle, ilgili bölümde okuyan öğrencilere, hocaların tarzlarını, öğrencileri yetiştirme biçimlerini sorun, ona göre kararınızı verin. Bunu yaparken de bir öğrenciyi dikkate alıp karar vermeyin; en tembelinden, en çalışkanına kadar her öğrenciden bilgi almaya çalışın. Böylece daha isabetli kararlar verebilirsiniz.
Üniversite, fakülte seçiminde, akademisyenleri incelerken (tabiî ki de öğrenci açısından) bakmanız gereken bir konu da uzmanlık alanıdır. Dersi veren hocanın, dersin içeriği konusunda yetkin olup olmadığına bakın. Bunu, her ders için yapın. Çünkü mühendislikte her ders, her konu önemlidir ve alınan tüm dersler sonucunda, mühendislik yaklaşımı kazanılmaktadır. Mesela ilgili üniversitede Motorlar dersi veriliyor olsun. Motorlar dersinin içeriğinde de İçten Yanmalı Motorlar anlatılıyor olsun. Dersi veren hocanın, özgeçmişine bakın ve içten yanmalı motorlar konusunda yapmış olduğu çalışmalara, yönettiği projelere vs. bakın. Bu, o ilgili kişinin uzmanlığını öğrenmenin bir yoludur. Bunu, her ders için yapın; her dersin uzmanı tarafından veriliyor olması, bulmak istediğimiz sonuçtur. Bu konu, (bence) oldukça önemlidir. Özellikle yeni açılan üniversitelerde, akademisyen sayısının yetersiz olması, yeni açılan bölümlerin çok fazla uzmanlık gerektirmesi, bazı derslerin uzmanları tarafından verilmesini önlemektedir.
İkinci etmen ise öğrencidir ki, bu, üniversiteden, bölümden ve akademisyenden çok daha önemli bir etmendir. Okuduğunuz üniversite, bölüm, ders veren hocalar ne kadar iyi olursa olsun, iş yine öğrenciye yani kendinize kalmaktadır. Tabiri caizse, hoca tahtada atomu parçalasa bile sen onu anlamadıktan/anlamak istemedikten sonra bunun hiçbir anlamı olmayacaktır. Öğrencilerin istekli olması, öğrenmeye, araştırmaya hevesli olması gerekir. Mühendislikte proje yapmak önemlidir; öğrenciler, proje yapmak istemeli ve bunun için de hocalarından destek almalıdır. Proje konusunda üniversitenin etkisi, olanaklar açısından avantajlı olabilir. Bazı üniversiteler, projelere destek vermekte, sanayi ile işbirliği yapılmasına önayak olmakta ya da laboratuvar olanağı sunmaktadır. Üniversite açısından farklılık, bu biçimde olmaktadır.
Mühendislik eğitiminde, öğrenci kitlesi de önemlidir. Dersi veren akademisyenler, en aşağı, doktora yapmış olduklarından, lisans düzeyindeki konuları çok rahat biçimde anlatabilecek seviyede olmaktalardır ve lisans seviyesinden çok daha fazlasını bilmektelerdir. Ders verilirken, öğrenciler, kitlesel bazda (yani sınıf olarak) ne kadar öğrenebilirse akademisyenler o seviyede eğitim vermektedir. Eğer, öğrenciler, verilenleri almıyorsa ve hocalar hâlâ belirli konuların öğrenilmesinde ısrar ediyorsa, o derste yığılmalar olmakta, sınava giren öğrenci sayısı artmakta, sonuç itibariyle de göz yumulmak zorunda kalınmaktadır. Göz yummadan kasıt, akademisyenin istediği bilgi seviyesinden aşağı durumda olan öğrencilerin, dersten başarılı sayılıyor olmasıdır. Bu da dersin içeriğini hafifletmek, sınavlarda kolay sormak vs. biçiminde olmaktadır. İşte üniversite ve fakülte seçiminde dikkat edilmesi gereken en temel noktalardan biri de budur. Birlikte eğitim alacak olduğun öğrenci kitlesinin seviyesi. Ne yazık ki ki, çoğu mühendislik bölümü, barajın hemen üstündedir. Bundan ötürü, ilgili bölümü kazanan öğrenciler çok temelsiz olmakta, mühendisliğin gereği olan matematikten ve fizikten habersiz olarak eğitimlerine başlamaktalardır. Bu biçimde gelen öğrenciler, eğitim seviyesinin düşmesine neden olmakta, mühendisliğin gerektirdiği donanıma sahip olmadan mezun olmaktalardır. Öğrenci, bireysel olarak ne kadar istekli olursa olsun bulunduğu ortam, isteğini, hevesini kırmakta, bir süre sonra da olayı seyrine bırakmasına yol açmaktadır. Eğitim seviyesinin çok düşük olduğu durumlarda (yani derslerin yüzeysel olarak verildiği, derinlere inil(e)mediği), bir öğrencinin sınıftan farklı olarak her dersi derinlemesine öğrenmek istemesi, çok büyük zahmet olmaktadır ki genelde bu olanaklı değildir.
Mühendislik ve Teknoloji Fakültesi açısından baktığımızda, Teknoloji Fakültelerindeki öğrencilerin, temellerinin zayıf olduğu su götürmez bir gerçektir. Teknoloji Fakülteleri, meslek lisesi mezunları için oluşturulduğundan ve burayı seçen meslek lisesi mezunlarına ek puan verildiğinden, Teknoloji Fakültesini kazanan bir meslek lisesi öğrencisi, genel lise mezunu öğrenciden çok daha az matematik, fizik vb. yaparak bölümü kazanmaktadır. Okunulacak olan bölüm, mühendisliktir, mühendisliğin gereği, matematik bilmektir. Her ne kadar, 1 yıl matematik eğitimi veriliyor olsa da istenilen temelin sağlanıp sağlanamadığı, tartışmalı bir konudur. Bunların yanısıra, Mühendislik Fakültesini kazanan her öğrenci kitlesinin iyi olduğu söylenemez. Ülkemizde çok fazla mühendislik bölümü açılmış olmasından dolayı Mühendislik-Teknoloji Fakültesi ayırt etmeksizin, çoğu mühendislik bölümünü kazanmak için barajı geçmek ya da çok az matematik, fizik bilmek yeterli olmaktadır. Sonuç itibariyle, istenilen donanımda mühendis yetişmemekte, mezun sayısının fazla olmasından dolayı da iş bulmakta sıkıntılar yaşanmaktadır.
Benim naçizane tavsiyem, seçtiğiniz bölümün puanlarına, akademisyenlerine, akademisyenlerin uzmanlık alanlarına göre verdikleri derslere, üniversitenin laboratuvar olanaklarına, şehir sanayi durumuna, üniversiteyle işbirliği içinde olup olmamasına dikkat edilmesi gerektiği yönündedir.
Adem ORUZ
04 Haziran 2015 )
- TEKNOLOJİ[İng., Fr. < TECHNOLOGY < Yun. TEKHNE]/İLM-İ HİYEL[Ar.] değil/yerine/= UYGULAYIMBİLİM
- TEKNOLOJİYİ TAKİP ETMEK ile/ve TEKNOLOJİYİ KULLANMAK
( İleriden. İLE/VE Geriden. )
( FOLLOW THE TECHNOLOGY vs./and TO USE THE TECHNOLOGY
Forward. WITH/AND Backward. )
- TEKRAR ile/ve/||/<> İDDİA
- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME
( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )
- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME
( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )
- TEKRARLAMA | İTERASYON | TEKRAR, KESRET-İ TEKRAR | TEKERRÜR | REPETİSYON | TEKRİR | YİNELEME ile/||/<> YİNELEME ile/||/<> YİNELEMEK
( Sinema TV Aynı resmin birbiri ardından sık sık kullanılması İlk saldırıya çelgi alıp karşılık vermeyen ya da ilk saldırıyı yalnız bir çekilme bir savma ile geçiştiren karşı yarışmacıya aynı saldırıyı tekli ya da bileşik olarak uygulama Hareketleri ya da sözleri tekrarlayarak güldürücü ya da dramatik etkiyi sağlama Tekrarlama 1 Genellikle herhangi bir döngü içindeki işlemlerin bir kez daha uygulanışı 2 Yineleme yöntemiyle hesaplamada işlemler düngüsünün her bir uygulanışı Özensizlikten başka sözcük bulamamaktan anlatımı başka biçimde verememekten ötürü yazıda aynı sözcükleri sık sık kullanma 1 Bir sormacanın ayrı ayrı zaman ya da yerlerde birden çok uygulanması 2 Örnekleme yanılgısının iyi bir kestirimini elde etmek ve doğruluğu arttırmak gibi nedenlerle bir deney ya da sormacanın birden çok uygulanması ölçübilim Bir açıölçümün duyarlığını artırmak için ikinci kez yapılan ölçüm Söz sanatı terimi Bir cümle içinde veya arka arkaya gelen cümlelerde bir kelime veya bir parçanın tekrarlanması Çal sevdiğim çal güzelim çal meleğim çal T Fikret Baş yinelemesi Deyi yinelemesi Son baş yinelemesi veya Zincirleme Son yinelemesi Üye yinelemesi Anlamı güçlendirmek pekiştirmek kavramı genişletmek zenginleştirmek amacıyla her türlü sözcük tekrarı Bu kadronun en sevimli sevimli olduğu kadar da en korkunç adamı odur Gül değil arkasında kanlı kefen sen misin sen misin garip vatan vb Bir oyunun yeni baştan ele alınarak yeniden oynatılması )
( REPETITION | REDOUBLEMENT | ITERATION | REPLICATION, REPETITION | REVIVAL | REITERATE | REPEAT )
( RÉPÉTITION (D'IMAGÉ) | REDOUBLEMENT | ITÉRATION | REDONDANCE | RÉPÉTITION | REPRISE )
( WIEDERHOLUNG | REPLIKATION | REPETITION | WIEDERAUFFÜHRUNG, REPRISE )
- TEKRARLAMA ile UYGULAMA
( TO REPEAT vs. TO APPLY )
- TEKRARLAMAYIM değil TEKRARLAMAYAYIM
- TEKRARLAYICI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine UYGULAYICI (OLMAK)
- TELÂFÎ[Ar.] değil/yerine/= GİDERME
- TELÂFİSİ ZOR değil/yerine/= GİDERMESİ GÜÇ
- TELÂŞ ile/değil/yerine/>< GAİLE/UĞRAŞ
- TELA'SÜM[Ar.] ile TELÂZUM[Ar.]
( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. İLE Birbirini gerektirme ilişkisi. )
- TELEF[Ar.] (ETMEK) ile/ve/||/<> HEBÂ[Ar.] (ETMEK)
( Hayvanın yok edilmesi, öldürülmesi. | Boş yere tüketme, yıpratma. İLE/VE/||/<> Hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme. )
(1996'dan beri)