Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 7.625 başlık/FaRk ile birlikte,
7.625 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(3/32)


- AMAÇLAMAK ile/ve/değil/||/<>/< YELTENMEK


- AMATÖR ile AZ ANLAYAN


- AMATÖR değil/yerine/= ÖZENGEN/İSTEGEN


- AMATÖR ile/ve/= PES ETMEMİŞ AMATÖR/PROFESYONEL


- AMBALAJ | SARMAÇ ile/||/<> SARMAÇ

( işleyim Sarmalama işleminden sonra bir üretim malının oluşturduğu paket sargı balya vb )

( PACKAGE | CABLE DRUM, HOISTING DRUM, WINDING DRUM )

( EMBALLAGE | TAMBOUR À CÂBLE )

( SEILTROMMEL )


- AMBLEM ile LOGO

( Çizgi ve resimle yapılan işaretler. İLE Bir ürünün, şirketin ya da hizmetin adının, harf ve resimsel öğeler kullanılarak simgeleştirilmesidir. )


- AMEL:
ADÂLET ve/değil/||/<>/> İSTİKÂMET


- AMEL/E ile/ve/||/<> CAALE ile/ve/||/<> FAALE

( Eylemek/işlemek. İLE/VE/||/<> işlemek. İLE/VE/||/<> Kılmak. )

( Yineleme/tekrar edilme ve yön/istikamet varsa. İLE/VE/||/<> Yapı değişiyorsa. İLE/VE/||/<> Herhangi bir devinim/hareket ise. )


- AMELE ile FAİL


- AMELİYAT:
GÖVDEDE ile/ve/<> ZİHİNDE

( Uyutmak gerek. İLE/VE/<> Uyandırmak gerek. )


- AMEL/İYE/T ile/ve/||/<> UYGULAMA(TATBİK)


- AMETÇİ ile/||/<> AKLAM

( Osmanlı Dîvânı'nda, baş yazman olarak görev yapar. İLE/||/<> Resmi dairelerde yazı işleriyle ilgilenen bir bölüm. )


- ÂMİR ile/ve/||/<> EMÎR

( Tek ve tekil buyruk/emir veren. İLE/VE/||/<> Çok ve çoğul buyruk/emir veren. )


- ÂMİR ile/ve MEMUR/BUYRUK/İŞYAR[dil devriminin ilk yıllarında]


- AMORF | BİÇİMSİZ ile/||/<> BİÇİMSİZ

( Örütlenmeyen ve belirli geometrik biçimi olmayan katı görünümlü özdeklerin niteliği fizik kimya Kendine özgu kılca birimleri olmayan özdek )

( AMORPHOUS )

( AMORPHE )

( AMORPHE, GESTALTLOS | AMORPH )


- AMORTİ | SÖNÜMLÜ ile/||/<> SÖNÜMLÜ

( fizik Belirli bir sürede genliği sıfıra erişen salınım devimi fizik )

( EXTINGUISHED, EXTINCT | CONTINUOUS, UNDAMPED )

( AMORTI, AMORTIE | AMORTI | ENTRETENU )

( GEDÄMPFT )

( SMORZATO )

( ΑΠΟΣΒΕΣΜΈΝΟΣ / αποσβεσμένος )


- AMPLİDİN | GÜÇLENDİRİCİ ile/||/<> GÜÇLENDİRİCİ

( elektrik radyoculuk Küçük bir erke gücü isteyen tepkimeli döner manyetik yükselteç Bir elektrik çevriminin erkilini yükseltmek ya da alçaltmak için dizgeye ardışık bağlanan aygıt )

( AMPLIDYNE | BOOSTER )

( AMPLIDYNE | SURVOLTEUR, DÉVOLTEUR )

( ZUSATZMASCHINE )


- ANA ÇELİŞKİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANA UC


- ANA KUCAĞI ve/<> BABA OCAĞI


- ANACIL ile ANAÇ

( Annesine düşkün. İLE Şefkatli, anne gibi davranan. | Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. | Yemiş verecek durumdaki ağaç. | İri, kart. | Kurnaz. | Deneyimli, bilgili. | Başına buyruk. )


- ANAÇ/LIK ile/ve/||/<> BABACAN/LIK


- ANALİST[Fr./İng.] değil/yerine/= ÇÖZÜMLEYİCİ


- ANALİZÖR | ÇÖZÜMLEYİCİ ile/||/<> ÇÖZÜMLEYİCİ

( Ucaylanmış ışık elde etmek için kalsitten yapılan özel bir prizma Polarizasyon mikroskobunda bunlardan bir çift kullanılır Işık kaynağından gelen ışığı ucaylandıran prizma polarizör dır Bundan çıkıp ince kesitten geçen polarize ışığın durumunu incelemek için kullanılan ikincisine analizör denir Polarizör ve analizörün asıl titreşim yüzeylerinin birbirlerine dik oldukları durumlarda analizörden hiç ışık geçmez Bu durumda nikoller çaprazdır kimya Bir olay yapı ya da dizgeyi çözümlemede kullanılan aygıt Süre genlik vb bir ya da daha fazla işaretin dağılım fonksiyonunu belirlemeye yarayan düzen )

( NICOL PRISM | ANALYZER | ANALYZER / ANALIZÖR )

( PRISME DE NICOL | ANALYSEUR )

( NIKOLISCHE PRISMENT | ANALYSATOR )


- ANAMORFOZ | SIKIŞTIRMA ile/||/<> SIKIŞTIRMA ile/||/<> SIKIŞTIRMAK

( Sinema 1 Bir merceğin kapsadığı alanın film boyu değişmediği halde artırılmasını sağlayan optik işlem 2 Sıkıştırmaca dayanan geniş görüntülük işlemlerinde konunun iki yandan basıklaştırılmış olarak filme görüntü vermesi Bir yarışçıyı türlü biçimde sıkıştırarak yarışlık kıyısına atma yasak davranışlardandır 1 mekanik Yapısındaki tanecikleri sıkılaştırarak bir özdeği daha küçük oyluma dönüştüren etki 2 metalbilim Katılaşma sırasında gaz kabarcıklarının çıkmasını köpürme önleyerek yürütülen çelik külçeler elde etme yöntemi 3 otomobil İki zamanlı motorlarda çevrimin birinci dört zamanlılarda ise ikinci evresi sıkı 1 Merkez bankasının paranın değerini artırmak amacıyla para sunumunu daraltması 2 Piyasalarda sunumun yeterli olmadığı durumda istem fazlasının yüksek fiyatlarla dengelendiği durum 3 Maliyetlerdeki artışların tüketiciye yansıtılamadığı ve dolayısıyla kârların azaldığı durum )

( 1. ANAMORPHOSIS, ANAMORPHIC PROCESS, 2. SQUEEZE, COMPRESSION, IMAGE COMPRESSION, ANA-MORPHIC COMPRESSION, HORIZONTAL COMPRESSION | COMPRESSION | SQUEEZE | COMPACTION | ZIP | COMPRESS | PACK )

( 1. ANAMORPHOSE, 2. COMPRESS/ON | TASSAGE | COMPRESSION )

( 1. ANAMORPHOSE, 2. KOMPRESSION )


- ANATOMİ/ST / TEŞRİH/Çİ değil/yerine/= YİNBİLİM/Cİ


- ANAYASANIN ...:
DÖRT YASASI ile/ve/değil/||/<> DÖRDÜNCÜ YASASI


- ANCA BERABER ile/ve/||/<>/> KANCA BERABER


- ANEMOMETRE | YELÖLÇER ile/||/<> YELÖLÇER

( meteoroloji Yelin hızını ölçmeye yarayan aygıt Yel hızını ölçen aygıt fizik )

( ANEMOMETER )

( ANÉMOMÈTRE )

( WINDMESSER | ANEMOMETER, WINDMESSER )


- ANEMOSKOP | YELKOVAN ile/||/<> YELKOVAN

( havacılık Yelin yeğinliğini ve yönünü gösteren araçlara verilen genel ad astronomi )

( ANEMOSCOPE )

( ANÉMOSCOPE | AIGUILLE DE MONTRE )


- ANGARYA[Yun.] değil/yerine/= YÜKLENTİ

( Bir kimseye ya da bir topluluğa zorla ve ücretsiz yaptırılan iş. (Yasaktır! [Anayasa md. 17]) | Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılan iş. | Maldan ya da hizmetten ücretsiz yararlanma. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine zorunlu ücretsiz hizmeti. | Savaş durumundaki bir devletin, kendi karasularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. | Olağanüstü durumlarda, devletin vatandaşlara ait taşıtlarına el koyması. )


- ÂN'I YAŞAMAK değil ÂN'IN FARKINDALIĞIYLA YAŞAMAK

( "Ân'ı, yaşamak" sözü, "anlık düşünmek, hareket etmek, günlük öteki işleri/durumları gözardı etmek, kenara koymak, askıya almak" ya da "keyfî, ben merkezci hareket etmek" olarak DEĞİL yaşamın, olay/olguların, çevrenin, kendinin/zihnin her durum ve sürecinde, farkındalıklı ve nitelikli yaşama çabası -iddiasında değil!- içinde olunması gerektiği, gerekenin, gerektiği koşullarda ve zamanda yerine getirilmesi gerektiği anlamına gelir. Ancak, bu biçimde, farkındalıklı düşünülür, eylemsel yaşanırsa, yaşamın içinde olunacağı, sorumluluk alarak, felsefî anlayış, bilimsel tutum ve sanatsal duyarlılık ile sağlanabilir. )

( "An'ı yaşamak" ya da "An'da yaşamak" deyimleri, eksik ya da yanlış kullanılmakta, algılanmaktadır ne yazık ki.

"An'ı yaşamak", gün boyunca yaptığın/yaşadığın biçimde, An'ı(nı) da farkındalıklı, verimli yaşamaya işaret etmek, dikkat çekmek üzere kullanılır/kullanılmalıdır. Bu algı ve yorumla, hem gün içinde yapılan/yaşanılan işlerdeki zorunlulukları/gereksinimleri yerine getirir gibi, An'ı da aynı zorunluluklar oranında yaşamayı, hem de An'ın yoğunluğundaki bilinci/ni, gün içindeki işlerde de devrede tutarak, verimli bir tam gün geçirmeyi anımsa(t)maya yöneliktir.

"An'da yaşamak" da aynı biçimde, günlük işlerdeki çokluk ve verimlilik gibi An'da da zamanı verimli kılacak, farkındalıklı bir tutum içinde yaşamayı anımsa(t)maya yöneliktir.

Yani...
"AN'I YAŞAMAK" değil AN'I, FARKINDALIKLI YAŞAMAK; "AN'DA YAŞAMAK" değil AN'DA, VERİMLİ/ÜRETKEN YAŞAMAK'tır! )


- ANI ile/ve/değil/||/<>/< AN('IN DENEYİMİ/FARKINDALIĞI)


- ANI ve/<> TANI


- ANIMSAMA ile/ve/||/<> HESABA KATMA


- ANIMSAMAMAK / ANIMSANMAMASI GEREKENLER
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
ANIMSAMAK / ANIMSAMAMIZ GEREKENLER

( Yaşadığımız, "olumlu"/"olumsuz", "büyük"/"küçük" herşeyi, sürekli anımsasaydık, delirirdik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bazen/çoğunlukla, bazı "olumlu"/"olumsuz", "büyük"/"küçük" bilgi ve deneyimleri, delirmemek, kendimizi kaybetmemek/korumak, korkmak/korkabilmek ve varoluşumuzun sürekliliği için anımsamamız/anımsayabilmemiz gerekir. )


- ANLA! ve/||/<>/> TAMAMLA!


- ANLADIN MI? ile/değil/yerine ANLATABİLDİM Mİ?


- ANLAK/ZEKÂ ile DENEYİM/TECRÜBE

( Sahip olunan geçmiş eylem bilgilerinin ve sonuçlarının, şimdiki zamanda, uygulanabilir[/pratik] bilgi olarak, hızla ortaya çıkarılabilmesi Zekâ'ya işaret etmez. )

( INTELLIGENCE vs. EXPERIENCE )


- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/<> ANLAM ÇOKLUĞUNA YÖNELME


- ANLAM ARAYIŞI ile/ve/||/<> ANLAM VERME


- ANLAM TEKLİĞİ ile/ve/||/<> GÖRÜNÜŞ ÇOKLUĞU


- ANLAM ile/ve/||/<>/< DEĞER ile/ve/||/<>/< AMAÇ

( "Herkeste, [zannı] var." İLE/VE/||/<>/< "Herkeste var." İLE/VE/||/<>/< Herkeste yok. )

( MEANING and/< WORTH and/< AIM )


- ANLAMAK ve/||/<> ANILARI OLMAK

( Ancak, anıları olanlar anlar. )


- ANLAMAK ve/||/<> UYGULAMAK


- ANLAMAMAK ile/değil/yerine/>< ANLAMAK

( En ağır yük. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sıfır yük. )

( [not] NOT TO UNDERSTAND vs./but/>< TO UNDERSTAND
TO UNDERSTAND instead of NOT TO UNDERSTAND )


- ANLAMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< "BİLMEMEK / İLGİLENMEMEK / KATILMAMAK"


- ANLAMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< İŞİNE GELMEMEK


- ANLAMANIN:
SESİ ile/ve KURALLARI

( Hmmm.[içinden ve/ya da sesli!] İLE/VE 1. Nötr olmak. | 2. Nitelikli soru sormak. )


- ANLAMAYA/ÖĞRENMEYE:
AÇIK ile/ve/||/<>/> ÂŞIK


- ANLAMAYI:
"UZATMAK" değil BİR AN ÖNCE/EN KISA SÜREDE


- ... ANLAMDA ile/ve/değil/||/<>/< ... ALANDA


- ANLAMI YOK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GEREĞİ YOK


- ANLAMIYORUM ile/ve/değil/||/<>/>/< AKLIMDA(/ZİHNİMDE) TUTAMIYORUM


- ANLAMLANDIRMAK ile/ve/||/<>/>/< ADLANDIRMAK


- ANLAMLI BAKMAK ile ALICI GÖZÜYLE BAKMAK


- ANLAŞILABİLİR/LİK ile/ve/||/<>/< YALIN/LIK


- ANLAŞILMA "BEKLENTİSİ" ile/değil/yerine/>< ANLAMAK


- ANLAŞILMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAMAYA ÇABALAMAK

( Gereksinim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gereken. )


- ANLAŞMA ile/ve/değil/<> ANTLAŞMA

( Anlama durumunun, kişilerin birbirinin dediklerini, konusu geçen noktayı ve içeriğini/kapsamını/ayrıntılarını duymuş, bilmiş, anlamış ve belirli bir yönde düşünce, duygu ve amaç bakımından birleşmiş olmayı belirtmektedir. İLE/VE/DEĞİL/<> Ahidleşme[toplulukta/toplumda] ve/ya da muahede[iki kişinin], karşılıklı olarak bağlayıcılık özelliğiyle/koşullarıyla sözleşmesi, yeminleşmesi. )

( [not] TO UNDERSTAND EACHOTHER vs./and/<>/but PACT/TREATY )


- ANLAŞMAK ile/ve/||/<> İYİ GEÇİNMEK


- ANLATABİLMEK ile/ve/değil/||/<>/< YALIN ANLATABİLMEK


- ANLAT(A)MAZSAK:
ÖĞRENEMEYİZ ile/ve/||/<>/> ÖĞRETEMEYİZ


- ANLATMAK ile/ve/<> ÖĞRENMEK ÜZERE/İÇİN ANLATMAK

( TO EXPLAIN vs./and/<> TO EXPLAIN TO/FOR TO LEARN )


- ANLAYABİLMEK ve/||/<>/</> ANLATABİLMEK

( Bir şeyi anlayabilmenin en iyi yolu, onu, en iyi biçimde anlatabilmeye çalışmaktır. )


- ANLAYAMAMA ile/ve/||/<> YORUMLAYAMAMA


- ANLAYAMAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (YETERİ KADAR) İLGİLENEMEMEK


- ANLAYAN ile/ve UYGULAYAN ile/ve ÖNEMSEMEK


- ANLAYIŞ ile/ve/değil/yerine YAKINLIK

( Herkese ve her şeye gösterme! İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Her zaman, herkese ve her şeye göster! )


- ANLAYIŞ ile/ve/||/<> YAKLAŞIM


- ANLAYIŞ ile/ve/değil/||/<>/> YORUM


- ANLAYIŞLI ile/ve/değil FEDÂKÂR


- ANLI ŞANLI -


- ANLIK/ZİHİN:
SABİT ile/değil/yerine/>< GELİŞİME AÇIK/YAKIN

( "Zeki görünme isteğinde olur." İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Öğrenme isteğine sahip olur. )

( Zorluklardan kaçınır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Zorluklara kucak açar.
Engellerde, kolaylıkla vazgeçer. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Terslikler karşısında sağlam durur.
Çabayı, yararsız görür. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çabayı, ustalığa giden yol olarak görür.
Yararlı olumsuz geribildirimleri "gereksiz görür." İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eleştirilerden öğrenir. )


- ANMAK ile/ve/değil/||/<>/< YAŞATMAK


- ANNE ile/ve/ya da/||/<> BAKICI


- ANNE/BABA-ÇOCUK ve/<> İMAM-CEMAAT

( Ebeveynlerle çocukların bazı durum ve ilişkilerinde, ebeveynlerin bazı yanlışları/hataları, "imam-cemaat" ilişkisindeki gibi dengesiz, abartılı ve uclarda olabilir. )


- ANORMAL[İng.]/A(B)NORMALİTE ile İLGİNÇ | AÇIK/ŞEFFAF/DÜRÜST | DÜZGÜSÜZ | OLAĞANDIŞILIK | BOZUKLUK


- ANSİKLOPEDİYE GİREN ile MEZARA GİREN


- ANTİSELEKSİYON[Fr.] değil/yerine/= TERS SEÇİM

( ... İLE Sigortalının karşılaşabileceği olasılıklardan, yalnızca gerçekleşme olasılığı yüksek olanı seçme. )


- ANYON | EKSİN ile/||/<> EKSİN

( Elektrikle ayrışımda ve pillerde anoda göç eden eksi yüklü yükün Örn SO42 Cl fizik kimya Artıuca giden eksi elektrikle yüklü yükün ya da kök Eksi yüklü özdecik yükünü ekzin Ekzin )

( ANION | EXINE, EXTINE )

( ANION )

( ANION | ANION, NEGATIVES ION )


- APRE | DÜZGÜN ile/||/<> DÜZGÜN

( dokumacılık dericilik boyacılık 1 Düzgünleme sırasında kullanılan özdeklere verilen ad 2 Dokumaya sertlik vermek için kullanılan özdek Eşit aralıklı tekrarlamadan doğan taylam taylam matematik )

( SMOOTH )

( APRE | RYTHME RÉGULIER, ÉGAL OU UNIFORME | RÉGULIER )


- APTAL CESARETİ ile/değil/yerine/>< STRATEJİ


- APTAL OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< İYİ OLMAK

( Birinin hatasını, hiç olmamış gibi saymak. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Affedebilecek kadar. )


- APTALLIK" değil/yerine/>< "DAHİLİK/DEHÂ"

( [sınırları] Yoktur. DEĞİL/YERİNE/>< Vardır. )

( Kişinin, "dahi" olanı da olmaz, "aptal" olanı da!
Çünkü bazen/hem (bazı/ender) kişi(ler)de, dehâ açığa çıkabildiği gibi, bazen/hem de "aptallık"lar görülebilir. İkisi de aykırı ve aşırı değil sadece sıradışı durum ve koşullarda gerçekleşebilir. )


- APTAL/LIKTA ile/ve/<> SAF/LIKTA |
ile/değil/yerine/></<>
AKILLI/LIKTA

( Ne affeder/affedilir, ne de unutur/unutulur. İLE/VE/||/<> Affeder/affedilir ve unutur/unutulur.
İLE/DEĞİL/YERİNE/><
Affeder/affedilir ama unutmaz/unutulmaz. )

( Öğretmeyi sever.
İLE/DEĞİL/YERİNE/><
Öğrenmeyi sever. )


- APTALLIK"/TAN ile/değil/ne yazık ki ÇARESİZLİK/TEN


- ARA:
1. GÜN ile 2. GÜN

( Kendin. İLE Başkaları. )


- ARABA değil/yerine BİSİKLET

( Arabadan İn, Bisiklete Bin!...

)


- ARAÇ AKILSALLIĞI ile/ve/<> DEĞER AKILSALLIĞI


- ARADA KALMAK ile/değil/yerine ARADA OLMAK


- ARADIĞIN SÜRECE/KADAR ARARIM değil ARAMADIĞIN KADAR ARAMAM


- ARALIĞI KAPATMAK ile/ve/||/<>/< UYUMLAŞ(TIR)MAK


- ARALIK/aralık ile/<> Aralık

( Ara, boşluk. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Onikinci/son ay. )


- ARAMA ile ARAŞTIRMA

( Arayan ve aranılan birdir ve önemli[öncelikli] olan, yalnızca arayıştır. )

( The seeker and the sought are one and the search alone matters. )

( SEARCH vs. RESEARCH )


- ARAMAK ile/ve/değil/yerine/<> BULMAK İÇİN/ÜZERE ARAMAK


- ARAMAK ile/ve/||/<> DENK GELMEK/DENK GETİRMEK ile/ve/||/<> YAKALAMAK


- ARANAN ile/ve/<>/> ARINAN


- ARANJMAN[Fr./İng. < ARRANGEMENT] değil/yerine/= DÜZENLEME


- ARANMAK ile/ve/değil ARINMAK


- ARAPÇA'DA:
GÖZ ile/ve/||/<> KÖR

( )

( Bir noktanın eksikliği, gözü kör eder. )


- ARAŞTIRICI ile/değil/||/<> ARACI/UZMAN/HAFİYE[Ar.] ile/değil/||/<> CASUS

( [not] DETECTIVE vs./but/||/<> AGENT vs./but/||/<> SPY )


- ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ ile/ve/||/<> ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

( 2547 sayılı yasanın 50/d durumuna göre sözleşmeli olarak atanabilir.[Araştırma görevlisinin ders verme yükümlülüğü yoktur. Ancak doktorasını bitiren araştırma görevlisi, kendi isteği doğrultusunda ders verebilmektedir. Ders vermediklerinden, ek dersten yararlanamaz.] İLE/VE/||/<> 2547 sayılı yasanın 31. bölümüne göre tek durumda atanır. [Haftalık asgari 12 saat ders verme zorunluluğu vardır. 12 saatten fazla verilen dersler için ek ders ücreti alır.] )

( 35 yaş sınırı vardır. İLE/VE/||/<> Yaş sınırı yoktur. [En çok iki yıl süreyle atanır.] )

( Tüm araştırma görevlisi kadrolarına başvurabilmek için ALES'ten en az 70 ve yabancı dilden en az 50 puan olması gerekmektedir. İLE/VE/||/<> Fakülte ve dört yıllık eğitim veren yüksekokullarına atanabilmek için ALES'ten en az 70 ve yabancı dilden 50 puan olması gerekir.[MYO öğretim görevlisi kadrolarında "Yabancı Dil" zorunluluğu yoktur.] )

( Yönetim görevi alamaz. İLE/VE/||/<> Yönetim görevi alabilir.[Yönetim görevi aldığında haftalık en az vermesi gereken ders saati yükü düşer.] )

( İkisi de ÖSYM ve Açıköğretim sınavlarında görev alabilir. )


- ARAŞTIRMA (YAPMAK) ile ÇALIŞMA (YAPMAK)

( RESEARCH vs. TO STUDY/WORK )


- ARAŞTIRMA YÖNTEMİ ile/ve/||/<>/> SUNUM YÖNTEMİ

( Tarihsel. İLE/VE/||/<>/> Kavramsal. )


- ARAŞTIRMA ile İNCELEME ile ÇÖZÜMLEME/ANALİZ

( TA'MÎK[Ar. < UMK | çoğ. TA'MÎKÂT]: Derinleştirme, derin kazma. | Esasına varacak biçimde araştırma, inceleme. )


- ARAŞTIRMA/ÇALIŞMA DÖNEMLERİNDE:
KULUÇKA ile/ve/||/<>/> BELGE TOPLAMA ile/ve/||/<>/> OLGUNLAŞTIRMA(OKUMA) ile/ve/||/<>/> YAZMA


- ARAŞTIRMACI ile/ve/||/<>/> UYGULAYICI


- ARAYAN, BULUR!:
[ya] BELÂ ya da MEVLÂ


- ARAYIŞ ile/ve/||/<> "ANLAYIŞ"


- ARDINA KADAR AÇMA! ve/||/<> TAMAMEN KAPATMA!

( Kapatmaya gücünün yetmeyeceği kapıyı. VE/||/<> Açmaya yüzünün tutmayacağı kapıyı. )


- Ârî"[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< ÂRÎ[Ar. < URY/E]

( İran'dan geçerek Kuzey Hindistan'a yerleşen, eski bir kavim olan Aryalar ya da "bu toplumdan olduğunu savunan kişi". | Hint-Avrupa dil ailesinden olan ["ırk", "topluluk" ya da "kişi"]. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>


- ARICI ile/değil ARACI


- ÂRİF ile/ve ZARÂFET

( GNOSTIC vs./and ELEGANCE )


- ARIN(DIR)MA'DA:
| SU İLE / ATEŞ İLE / SIYIRARAK |
ile/değil/yerine/<>/>/<
DÜŞÜNCE/ZİHİN İLE


- ARINMA/TEMİZLENME(TAHÂRET[Ar.]):
PİSLİKTEN/NECASETTEN ve/||/<> OLAYLARDAN/HADESTEN


- ÂRİYET değil/yerine/= ÖDÜNÇ, EĞRETİ


- ÂRIZ OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÂRİF OLMAK


- ARK/ARQ ile/||/<> ARKA/ARQA ile/||/<> ARKAG/ARQAG ile/||/<> ARKAR/ARQAR
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Dışkı. İLE Sırt, arka. | Sıkıntılı anlarda yardım eden kişi. İLE Argaç.[bez, halı, kilim gibi şeyler dokunurken, enlemesine atılan iplik] İLE Dişi dağ keçisi. )


- ARK KÖMÜRÜ ile/||/<> KÖMÜR

( Sinema TV Işık yayı oluşturmakta kullanılan özel yapıda çubuk biçiminde kömür Kökeni bitkisel değişmiş ve başkalaşmış katı yakıt Örneği ve derecesi ilkel maddelerin geçirdiği başkalaşıma bağlıdır Havasız ortamda kalan bitkilerin nem basınç ve sıcaklık etkisiyle bozunarak oluşturdukları yanıcı karakahve renkli katı özdek Başlıca bileşeni karbondur bunun yanında hidrojen kükürt oksijen ve azot ayrıca kül denilen mineral oksitleri içerir yerbilim Bitkilerin değişme ve başkalaşıma uğraması sonucu oluşan katı yakıt jeoloji kimya Az kömür kömür kömür kömir kömür Blk kömür komir kümir Tatarcada küymir olarak da geçer Alt Tel kömür Tub kömür ağaç kömürü köbür kömür kamrăk ağaç kömürü Sonundaki k Çuvaşçada yaygın olarak kullanılan bir küçültme ekidir Uygurcadan başlayarak kullanıldığını görüyoruz Orta Türkçede de kömür biçimi geçer Eski Kıpçakçada da kömür olarak kullanılır Yaygın bir inanca göre Türkçe köm göm kökünden ü r ekiyle yapılmıştır Ramstedt Formenlehre 212 köm kökünün die Holzkohlen zur Nacht mit Asche bedecken begraben anlamına geldiğini bildirmiştir Bazin AOH 36 58 Türkçe köm göm enterrer kökünden geldiğini bildirmiştir le procédé primitif de carbonisation du bois consiste en üne combustion partielle sous terre battue Ancak köm kökü Türkçede göm biçimini almışsa da kömür bütün diyalektlerde olduğu gibi kalmış gömüre çevrilmemiştir O bakımdan diyalektlerde kullanılan köy küy yanmak kökünden geldiği yolundaki sav da düşündürücüdür Bu türevde geçen mür eki yağmur yağ adında da kullanılmıştır Tatarcada kümir yanında geçen küymir biçimi bu sava ağırlık veren bir tanıktır Buna karşılık diyalektlerde kȫmür biçimine rastlanmadığı göz ardı edilemez DoerferTezcan Wörterbuch des Chaladsch 97 s v çamur kömür köńmür Modern diyalektlerde köy küy kökünün birçok türevi göze çarpar köye kurum kömür Kaça küye kurum küyelik kömür kurum gibi Komşu dillere de geçmiştir Bu yolda daha çok bilgi almak için Doerfer TMEN 857 TLT 183 )

( CARBON (ROD), ARC CARBON, TRIM | COAL | CARBON )

( CHARBON (D'ARC, DE LAMPE À ARC) | CHARBON | CHARBON, HOUILLE )

( KOHLE, LAMPENKOHLE | KOHLE )

( KÖMÜR[Az.]~KÖMÜR[Tkm.]~KÖMÜR[Nog.]~KÖMIR[Kklp.]~KÖMÜR[Krg.]~KOMIR[Özb.]~KÜMIR[Tatk.]~KÖMÜR[Alt.]~KÖMÜR[Tel.]~KÖBÜR[Sag.]~KÖMÜR[Yak.]~KAMRĂK[Çuv.]~KÜYELIK[Şor.] )


- ARKA ÇIKMA ile/ve/değil/yerine KENDİNİ, ONUN YERİNE KOYMA


- ARKA FON[Fr. < FOND] değil ARKADA[Tr.] ya da FONDA


- ARKA TEKER ile/ve/değil/||/<>/> ÖN TEKER

( Ön teker nereye giderse, arka teker de oraya gider. )


- ARKADAŞ ile/ve REFÂKATÇİ


- ARKADAŞLARI ile/ve/<> DÜŞMANLARI

( Yakın tutmalı! İLE/VE/<> Daha da yakın tutmalı! )


- ARKADAŞ/LIK ile/ve/değil/||/<>/< YOLDAŞ/LIK

( Bir yere kadar. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yolun sonuna kadar. )


- ARKİTEKT[Yun.] değil/yerine/= MİMAR


- ARMAĞAN ETMEK ve/||/<> GERİ VERMEK/İADE ETMEK


- ARMAĞAN ile/ve/değil/||/<>/> ÖDÜL


- ARMAĞAN ile/ve/||/<> SEVGİ

( Kendinden çok, onun gereksinimi olan önceliği[nesneyi/olanağı], ona veriyorsan. İLE/VE/||/<> Ondan çok, kendi gereksinimin olan önceliği[nesneyi/olanağı], ona veriyorsan. )


- ARMATÖR[İt. < ARMADOR] ile ARMATÖR ile ARMATÜR[Fr. < Lat.] ile ARMATUR[Alm. < Lat.]

( Ticaret gemisi iyesi/sahibi. | Geminin direk, seren, yelken, ip vb. donanımını düzenleyen usta. İLE Betonarme teçhizatı, donatı. | Akkor telli lambalı sortide duy, kordon, tavan kapaı, varsa tij ve glop; floresan lambalı sortide balast, starter, şasi. [Lambalar, armatürün dışında sayılır.] | Ventil, batarya, geri tepme ve emniyet ventili ve benzeri gereçlerin, hepsine verilen ad, donatı. İLE Bir aygıtın ana bölümünü oluşturan tümü. | Bir mıknatısın iki kutbu arasında, kuvvet akımını, toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası. | Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. )


- ARMUDUN SAPI ile/ve/||/<>/< ÜZÜMÜN ÇÖPÜ


- ARSIZ ile/değil/yerine/>< ÂDİL

( Bilgisizler güçlendiğinde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilgeler güçlendiğinde. )


- [ne yazık ki]
"ARSIZ/LIK" ile/değil ACIMASIZ/LIK

( Arsız, "güçlü" olunca, haklıyı, suçlu çıkarır. )


- ARTI DEĞER ile/ve/||/<> YAN ÜRÜN


- ARTIRIM ile ARTIRMA ile ARTIŞ

( Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. | Müzayedede artırma. İLE Artırma durumu. | Açık artırma. İLE Artma durumu. Çoğalma. | Harcandıktan sonra bir miktarının geri kalması. | Değerinin yükselmesi, fazlalaşması. )


- ARTIRMA ile/ve İLERLEME

( SAVING/ECONOMIZING vs./and PROGRESS )


- ARTIŞ/ARTIM:
İŞTEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DİŞTEN


- ARTIŞ/ARTIM ile ARTIMLI/ARTAĞAN

( Artma durumu. Çoğalma. | Harcandıktan sonra bir miktarının geri kalması. | Değerinin yükselmesi, fazlalaşması. İLE Pişince şiştiğinden, ölçüsü artmış gibi görünen. | Çoğalma özelliği olan. )


- ARTMA ile/ve ÇOĞALMA


- ARUK/ARUQ ile/||/<> ARUK TURUK/ARUQ TURUQ ile/||/<> ARUKLUK/ARUQLUQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sıska, zayıf, cılız. İLE Kaşgar ile Fergana arasında bir dag geçidinin adı. İLE Yorgunluk. )


- ARZU ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( Duygusal ve öznel bir istemdir. @@ Duygudan ziyade ilişki ve bağlanma ağı içerir. )

( "Bu görevi arzulamaktadır."[İç durumu yansıtır.] @@ "Bu göreve dair şibak nihali, temasları ve beyanlarıyla oluşmuştur."[Dış dünyada örülmüş bağları yansıtır.] )


- ARZUHAL[Ar.] değil/yerine/= DİLEKÇE

( Bir dileği/isteği bildirmek için resmî makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu ya da pulsuz yazı. )


- AŞ ve EŞ ve/||/<>/>/< İŞ

( Gövdesinde erişkinliğine ulaşanlar[bülûğa erenler], eşini;
akılda erişkinliğe ulaşanlar, aslını aramaya başlar. )


- AŞ ile/ve/||/<>/< BAŞ

( Azıcık. İLE/VE/||/<>/> Ağrısız. )

( Yazın, başı pişmeyenin; kışın, aşı pişmez. )


- AŞAĞI TÜKÜRSEN, SAKAL; YUKARI TÜKÜRSEN, BIYIK ile/ve/||/<> NE, İSA'YA; NE DE MUSA'YA YARANAMAMAK


- AŞAĞILAYICI/LIK ile/ve/<> DIŞLAYICI/LIK


- ASALAK ile/değil KALENDER/RİNT[Fars.]/DERVİŞ

( Başkalarının sırtından geçinen kişi. İLE/DEĞİL Parayı, malı, mülkü öncelikli saymayan, gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçakgönüllü kişi. | Yalnız biri hareketli, üst üste konulmuş belirli sayıda silindirden oluşan ve düzgün yüzeyli kâğıt üretmek için kullanılan bir makine. | Özensiz, kılıksız bir biçimde. )


- AŞAMALAR/MERTEBELER:
US'TA/AKIL'DA ile/ve/||/<>/> ANLIK'TA/NEFS'TE ile/ve/||/<>/> TİN'DE/RUH'TA

( Anlayış. İLE/VE/||/<>/> Temizlenme. İLE/VE/||/<>/> Tekâmül. )


- AŞAMALI ile/ve/||/<> DALGA DALGA


- AŞAMA/SAFHA ile/ve/||/<> KATMAN


- ÂSÂN[Ar.] değil/yerine/= KOLAY


- ÂSÂYİŞ[Fars.] değil/yerine/= DÜZENLİLİK | GÜVENLİK

( Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu. )


- ASES ile/||/<> ASES

( Gece bekçisi. İLE/||/<> Yeniçeri ocağının kaldırılmasından önceki güvenlik görevlisi. )


- ASGARİ ÜCRET[Ar.] değil/yerine/= EN DÜŞÜK ÖDENÇ


- ASIG ile/||/<> ASIGLIG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kazanç, yarar. İLE Yararlı iş. )


- ÂŞIK OLMAK ve/||/<> AŞK OLMAK


- ASIKYÜZLÜLÜK değil/yerine/>< GÜLÜMSEMEK

( 43 kas ile. DEĞİL/YERİNE/>< 17 kas. )


- [ne yazık ki]
ASIKYÜZLÜLÜK ile/değil/yerine/>< GÜLÜMSEMEK

( Gülümsemesini kaybeden kişi, herşeyini kaybetmiştir. )

( A person, who has lost their smile, has lost everything. )

( Dünyanın en kötü görüntüsü/manzarası. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dünyanın en hoş/harika görüntüsü/manzarası. )


- AŞILAMA ile KÜLTÜRLEME


- ASILI ile ASILLI

( Asılmış olan, asma, asık, muallak. | Asılmış bir biçimde. İLE Bir kökene dayanan, kökenli. )


- ASILMAK ile ASILMAK ile ASILMAK

( Tutunmak, tutunarak çekmek. İLE Birine sarkıntılık etmek. İLE [boyundan asılarak] "Ölüm cezası almak/vermek". )


- ASILMAK ile TIRMALAMAK


- ASIM = ASMA

( Asma işi/durumu. )


- AŞIM ile/ve/||/<>/> BAŞIM

( Azıcık. İLE/VE/||/<>/> Ağrısız. )


- ASİMETRİK, SİMETRİSİZ | BAKIŞIMSIZ ile/||/<> BAKIŞIMSIZ

( genel uygulayım Aralarında ya da iki yanı arasında bakışım olmayan geometrik nesne özdecik ya da işlevlerin niteliği karşılık asimetrik a sız syn ile metron ölçü Bir organ ya da yapının ortasından geçen bir eksene göre iki yanda kaları parçalarının birbirine benzememesi Bakışımlı olmayan geometrik nesne özdecik ya da işlevlerin niteliği Bakışım özelliği olmayan hiçbir noktasına bir çizgisine ya da düzlemine göre bakışımlı olmayan bir nesnenin ya da bir işlevin özelliği botanik kimya a sız syn ile metron ölçü Bir organ ya da yapının ortasından geçen bir eksene göre iki yanda kalan parçaların birbirine benzememesi Asimetrik Bir organ veya yapının ortasından geçen bir eksene göre iki yanda kalan parçalarının birbirine benzememesi asimetrik bakışımsız )

( ASYMMETRICAL | ASYMMETRIC )

( ASYMÉTRIQUE | ASYMMÉTRIQUE )

( ASYMMETRISCH | ASYMMETRISCH, UNSYMMETRISCH )


- AŞINDIRMAK değil/yerine AŞMAK


- AŞIRI ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve/<>/>/< YAĞCI/LIK


- [ne yazık ki]
AŞIRI DOYUM ve/||/<>/> KÜSTAHLIK


- AŞIRI değil/yerine/>< BAŞARI


- AŞIRI(") ile/değil/yerine/<> ÖTE


- AŞIRI/LIK ile/ve/değil AYKIRI/LIK


- AŞK ERBÂBI ile/ve ZEVK ERBÂBI


- AŞK (İLE) ve/||/<>/> (B)İLİM (İLE)

( Bulunur, bulmak gerekir. VE/||/<>/> Bilinir, bilmek gerekir. )


- AŞK OLSUN ile/ve/||/<> AŞK OLSUN ile/ve/||/<> AŞK OLSUN

( Beğenilmeyecek bir davranış/tutum karşısında kınama, sitem bildiren söz. | "Aferin" anlamında bir davranışın, bir tutumun çok beğenildiğini bildiren söz. | Dervişler arasında kullanılan merhabalaşma. )


- AŞK/ÇOĞU DURUM:
[önce] AKIM ve/sonra/||/<>/> BAKIM


- AŞK:
"SANDIĞIMIZ KADAR" ile/değil YANDIĞIMIZ KADAR


- AŞK ve/||/<> DAYANÇ/SABIR


- AŞK/ŞIN: HAYR ve/||/<>/> DOĞRULUK/TEMYİZ ve/||/<>/> HÜSN


- AŞK ile/ve/değil/||/<>/< (")MİNNETTARLIK(")


- AŞK ile/ve/||/<> ONUR


- ASKER ile/ve/||/<> KARACI

( Kara kuvvetlerine bağlı subay, astsubay ya da er. )


- ASKER ile KOMANDO[Fr. < COMMANDO]

( ... İLE Özel yetiştirilmiş askerlerden oluşan birlik. | Bu birlikte görevli asker. | Vurucu güç. )


- ASKER ile/ve/||/<>/>< SİVİL

( Kep ile postal arasında sıkışıp kalma(!) İLE/VE/||/<>/>< Cüzdan ile vicdan arasında sıkışıp kalma(!) )


- ASKERÎ ATAŞE değil/yerine/= SÜEL ELÇİGE


- ASKERÎ/SİLAHLI KUVVETLER/ASKERİYE değil/yerine/= SÜEL GÜÇLER/ORDU


- PİLOT:
ASKERİ ile SİVİL


- ASKERÎ ŞAHISLAR değil/yerine/= SÜEL KİŞİLER


- ASKERİYE/ASKERLİK (ŞUBESİ) değil/yerine/= SÜERLİK (BİRİMİ)


- AŞKI:
OLUŞTURAN ile/ve/||/<>/> ARTIRAN


- AŞKIN ile/ve/||/<>/> ÖTE


- AŞKINLIK ile/ve/> GÖREVDEŞLİK/SİNERJİ

( TRANSCENDENCY vs./and/> SYNERGY )


- AŞKINLIK ve/||/<> KUŞATICILIK


- AŞKIN/LIK = MÜTEAL = TRANSCENDENT, BEYOND[İng.] = TRANSCENDANT, AU DELÀ DE[Fr.] = TRANSZENDENT, JENSEITS/DAS JENSEITIGE[Alm.] = OLTRE[İt.] = MAS ALLA DE[İsp.] = TRANS, TRANSCENDENS, ULTRA[Lat.] = PERA(N)[Yun.] = MÂVERA/Î[Ar.] = MÂFEVK[Fars.] = BOVENGAAND[Felm.]


- AŞKINLIKTAKİ İÇKİNLİK ile/ve/||/<> İÇKİNLİKTEKİ AŞKINLIK


- AŞKLA ve/||/<> SEVGİYLE ve/||/<> MUHABBETLE

( Doğ(ur)mak. VE/||/<> Büyü(t)mek. VE/||/<> Geliş(tir)mek. )


- AŞKTA:
ÖLMEK ile DÖNMEK

( Var. İLE Yok. )


- AŞKTA ve İŞTE ve DOSTTA

( Vasatından, uzak duralım! VE Kesatından, uzak duralım! VE Fesatından, uzak duralım! )


- ASLÎ İŞTİRAK[Ar.] değil/yerine/= İLKİL KATILIM


- AŞMA ile/ve/||/<> DÖNÜŞTÜRME


- AŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ATLAMAK


- AŞMAK ile/ve/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK/DÖNÜŞTÜRMEK


- AŞMAK ve/> ULAŞMAK


- ASPİRATÖR | EMMEÇ ile/||/<> EMMEÇ

( 1 genel uygulayım Kapalı bir yerin sıcak pis havasını dışarıya atan aygıt 2 madencilik metalbilim Çalışma yerlerindeki su ya da asıltı olarak katı cisimlerle yüklü akışkanları hava gaz buğu sıvı vb tozları testere talaşı eğe talaşı maden tozu vb ağılı yararsız gazları emip dışarı atmaya yarayan aygıt Uçun ya da uçuk emici aygıt kimya fizik Fırın ya da yunakların bulunduğu çalışma yerlerinden ağılı ve öteki gazları atmağa yarayan araç )

( ASPIRATOR )

( ASPIRATEUR | TROMPE )

( ASPIRATOR | SAUGVENTILATOR )


- ASSI değil/yerine/= YARARLI


- ASSOSİYASYON | BİRLEŞME ile/||/<> BİRLEŞME ile/||/<> BİRLEŞMEK

( 1 Atom molekül ya da kimi özdeklerini görece güçsüz kimyasal bağlar ile geçici olarak daha karmaşık atom molekül ya da özdekler oluşturması 2 Belirli işlevlerin arasında bağlantı kurulması Yeni ve daha etkin bir yerel yönetim birimi oluşturmak için bir kentin bir başka kenti ya da kasabayı içine alması ya da iki ve daha çok sayıdaki kentin bir araya gelmesi kimya İki ya da daha çok öğenin bir bileşik vermek üzere birbiriyle kimyasal tepkimeye girmesi anlamdaş kavuşma karşılık konjugasyon cum beraber jugere boyunduruk takmak Birgözeli organizmaların ya da gametlerin geçici ya da devamlı olarak bir araya gelmesi astronomi kimya kimya kimyada kaynaşmak İki ya da daha çok ortaklığın bir araya gelmesi birleşerek bir ortaklık kurmaları İki firma ya da şirketin hukuki varlıklarını sona erdirerek yeni yasal unvan altında bir araya gelmeleri sonucu her türlü varlık ve yükümlülüklerin yeni oluşturulan firmaya devredilmesi ya da bu iki firmadan birinin diğerine katılması Bir hücreli organizmaların ya da gametlerinin geçici olarak ya da devamlı olarak bir araya gelmesi Konjugasyon )

( ASSOCIATION | AMALGAMATION | CONJUGATION | FUSION, MERGING, AMALGAMATION | MERGER, AMALGAMATION, ABSORBATION, FUSION | CONJUNCTION )

( ASSOCIATION | REGROUPEMENT DES COMMUNES, REMEMBEMENT DES COMMUNES) | COMBINAISON | CONJUGAISON | SYZYGIE | UNION | UNIR | FUSIONNEMENT )

( ASSOZIATION | CONJUGATION | KONJUGATION )

( CUM,JUGERE | CUM: BERABER; JUGARE: BOYUNDURUK TAKMAK )


- ASTRONEF | UZAY GEMİSİ ile/||/<> UZAY GEMİSİ

( Yer ötesine çıkıp dolaşan uzay aracı uzaycılık Geleceğin gezegenlerarası uzay aracına verilen ad )

( SPACE VEHICLE, SPACE CRAFT | SPACESHIP )

( ASTRONEF )

( RAUMFAHRZEUG, RAUMSCHIFF )


- ASTRONOM[İng.] değil/yerine/= GÖKBİLİMCİ


- ASTRONOT[Fr. < ASTRONAUTE] = KOZMONOT[Fr. < COSMONAUTE]

( Uzaya çıkan kişi, uzay araştırmacısı. )


- ASTSUBAY ile BAŞGEDİKLİ

( ... İLE En yüksek rütbeli astsubay. )


- AT BUNLARI DIŞARI:
BAŞKALARINI değil KENDİNİ

( Kendinde bulunan farklı/çeşitli "zihinleri/kişileri", kendi kulağını tutarak dışarı atmak. )


- AT, O "ADAMI"! ve/||/<>/> AT, O ADIMI!


- AT ile AT ile At

( Atma, fırlatma, gönderme kökü, eylemi ve buyruğu. İLE Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan, beygir, düldül. | Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş. İLE Astatin'in simgesi. )


- ATA ERK/İL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKIL ERK/İL


- ATABİLİYOR ile/değil ATAYABİLİYOR


- ATAK ile ATAK[Fr. < ATTAQUE]/OFANS[Fr. < OFFENCE]

( Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Çevik, hareketli. | Geveze. | Aniden başlayan hastalık nöbeti. İLE Atılım. | Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. | Gol atmak ya da sayı kazanmak amacıyla yapılan akın. )


- ATAK/LIK ile/ve/||/<> GÖZÜKARA/LIK


- ATÂLET ile/değil/yerine/>< ADÂLET

( Eylemsizliğin(atâletin) olduğu yerde, adâlet olmaz. )


- ATÂLET ile/ve/||/<> DİRENÇ


- ATÂLET[Ar.] değil/yerine/= EYLEMSİZLİK/SÜREDURUM


- ATÂLET ile/ve/değil/<>/< OLANAKSIZLIK


- ATARAK ile/değil/yerine SOYUTLAYARAK


- ATAŞE[Fr. < ATTACHÉ]["ATEŞE" değil! ] değil/yerine/= UZMAN

( Bir elçiliğe bağlı uzman, elçilik uzmanı. )


- ATAŞE[Fr. ATTACHÉ] değil/yerine/= ELÇİGE


- ATATÜRK ve/||/<> ANITKABİR

( )


- ATATÜRK ve/||/<>/< BEHİÇ ERKİN

( )


- ATELYE/ATÖLYE değil/yerine İŞLİK

( Zanaatçıların ya da resim, yontu gibi sanatlarla uğraşanların çalıştığı yer. | Gömlek. )


- ATEŞE:
BENZİN değil/yerine/>< SU


- ÂTIFET[Ar. çoğ. AVÂTIF] değil/yerine/= KARŞILIK BEKLEMEDEN GÖSTERİLEN SEVGİ, İYİLİKSEVERLİK


- ATİK ile ATİK/A

( Çabuk davranan, çevik. İLE Eski, eski zamanla ilgili. )


- ÂTIL (KALMAK) değil/yerine/>< ÂDİL (OLMAK)


- ATILIM ile/ve/<>/< KATILIM


- ATIŞTIRMAK değil/yerine NİTELİKLİ BESİNLERİ, YAVAŞ YEMEK


- ATIYORUM[< ATMAK] ile ATIYORUM[< ATAMAK]


- ATIYOR/UM ile/<>/< ATIYOR/UM

( Atmak, fırlatmak. | Örnek vermek. @@ Göreve/işe atamak. )


- ATLAMAK ile/ve/||/<>/> PATLAMAK


- ATLI KİŞİLERİN HEYKELLERİNDEKİ ATIN AYAKLARININ:
İKİSİ DE HAVADA ile/||/<> BİRİ HAVADA ile/||/<> İKİSİ DE YERDE

( Savaşta ölmüştür. İLE/||/<> Savaşta aldığı yaralar nedeniyle ölmüştür. İLE/||/<> Doğal nedenlerle ölmüştür. )

( )


- ATÖLYE, | DARÜSSINAA, FABRİKA, ATÖLYE, STÜDYO, SİNEMA STÜDYOSU, | STÜDYO, TELEVİZYON STÜDYOSU | İŞLİK ile/||/<> İŞLİK

( Sinema TV 1 Büyük işliklerde bezem donatım giysi alçı işleri vb çeşitli çalışmaların yapıldığı özel bölümler Sinema 2 Geniş anlamda Film çevirmek için gerekli tüm yapıları kuruluşları kapsayan özel yapı 3 Dar anlamda Film çeviriminde içeride çalışmaların gerçekleştirilmesini ayrıca seslendirme çalışmalarını sağlayan bölümler Bu anlamda özellikle düzlükle anlamdaştır TV 4 Televizyon izlencelerinin hazırlanması yayına verilmesi için gerekli bütün uygulayım kuruluşlarını yönetim bölümlerini kapsayan özel yapı 5 Bir izlencenin doğrudan doğruya alıcı önünde gerçekleştirildiği yer Bu anlamda düzlükle anlamdaştır Dekor kostüm aksesuvar butafa v b hazırlamak için çalışma yeri atölye Okullarda işbilgisi resimiş biçkidikiş gibi uygulamalı derslerin yapıldığı gerekli araç ve gereçler ile donatılmış çalışma yerlerine verilen ad Sanatçının içinde çalıştığı yer genel uygulayım Terzililk marangozluk onarımcılık gibi uğraş dallarında işlerin görüldüğü ürünlendirildiği yer işlig 1 Yelek Dereyazıcı Alaca Çorum Saçıkaralı ve Sarıkeçili boyları Adana Çamyolu Alanya Antalya 2 Kısa cepken Çamyolu Alanya Antalya 3 Gömlek Güllüce Gümüşhacıköy Amasya Akçakese Özçaltı Meyvebükü GüdüI Yurtbeyi Çankaya Ankara Güllabi Pınarbaşı Kayseri Yenikent Aksaray Niğde işlig Oyaca Haymana Akbaş Güdül Ankara Yağsız sütten elde edilen lor peyniri Değirmendere Afyonkarahisar 1 Bir zanaatın yapıldığı yer 2 işyeri Tiyatroda terzilik marangozluk elektrik işleri donatımlık yapımı gibi uğraşlar için kullanılan iş üretilen yer işlik )

( WORKSHOP, 2-3. STUDIO, FILM STUDIO, MOTION PICTURE STUDIO, 4-5. TELEVISION STUDIO, STUDIO | WORKSHOP | WORKSHOP, STUDIO | WORKSHOP, ATELIER, FACTORY STUDIO )

( 1. ATELIER, 2-3. STUDIO CINÉMATOGRAPHIQUE (DE PRISE DE VUES), 4-5. STUDIO DE TÉLÉVISION | ATELIER )

( 1. WERKSTATT, ATELIER, 2-3. STUDIO, ATELIER, FILMSTUDIO, FIMAUFNAHMESTUDIO, FILMATELIER, AUFNAHMESTUDIO, 4-5. STUDIO, ATELIER, FERNSEHSTUDIO | WERKSTATT )


- ATOMİZASYON | ENJEKSİYON, PÜLVERİZASYON | PÜSKÜRTME ile/||/<> PÜSKÜRTME ile/||/<> PÜSKÜRTMEK

( Resim Bir püskürtücü ile suluboya püskürterek ara değerlerde yüzeyler elde etme tekniği bu teknikle yapılmış resim Sıvıları bir memeden püskürterek çok küçük tanelere bölüp sis benzeri bir fiziksel duruma geçirme 1 genel uygulayım tozalama 2 mekanik Motorlarda belli oranda hava ile karıştırılmış yakıtın yanma odalarına basınçla gönderilmesi olayı metal püskürtme )

( ATOMISATION, PULVERIS ATION | FUEL INJECTION | SPRAYING | SPRAY )

( ATOMISATION, PULVÉRISATION | PULVÉRISATION | ARROSAGE )

( ZERSTÄUBUNG | ABSPRITZEN )


- AVANAK[Erm.] ile AHMAK

( Kolaylıkla kandırılabilen ya da aldatılabilen, aptal, bön. İLE Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, aptal. )


- AVANGART[Fr. < AVANT-GARDE] ile ÖNCÜ


- AVUKAT ile SAVCI

( [yarısı dolu bir bardağın] Dolu ve boş bölümlerini ayrı ayrı görebilen ve savunabilen. İLE Boş bölümün, dolu olan bölümünden öncelikli olmadığını gösterme sorumluluğu ve yetkisiyle "iddia etmesi" ve/ya da "savunabilmesi" gereken. )


- AVUNÇ ile/ve/||/<> AVUNTU

( Acının hafiflemesi ya da unutulması. Teselli. İLE İnsanı avutan şey. )


- AVUNMA ile/ve NEŞE

( TO BE CONSOLED vs./and GAIETY/MERRIMENT )


- AVUNMA ile/ve OYALANMA

( TO BE CONSOLED vs./and TO DAWDLE )


- AVUNMA ile/ve/değil/yerine/|| SAVUNMA


- AYAĞA KALKMAK/KIYAM ve/||/<>/> UYANMAK/UYANIKLIK/YAKAZA ve/||/<>/> YÜRÜYÜŞ/SEYR


- AYAK -ile

( Çoban, murakıb, müş'ir, müşir, müşire ya da payende; reddade, müşahide, takibe, garib )


- AYAK BASMAK" ile/ve/<>/> "ADIM ATMAK"


- AYAK TERİ ile AYAK TERİ ile AYAK TERİ/KİRASI

( Ayak parmakları arasından çıkan pis kokulu salgı. İLE Hizmet için bir yere gönderilen kişiye verilen ücret, ayak kirası. İLE Bir haber ya da nesne getirene, emeğinin karşılığı olarak verilen para. )


- AYAKTA DURMAK/DURABİLMEK ile/ve/<>/< KİŞİSEL YÖNETİM VE GELİŞİM