Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 7.625 başlık/FaRk ile birlikte,
7.625 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(22/32)


- NETLEŞTİRMEK ile/ve/değil/||/<>/< AYRIŞTIRMAK


- NEVEND[Ar. < NÜVEB][Fars.] ile LEVEND[LEVENDÂN][Fars.]

( Hızlı giden at. | Postacı, atlı postacı. İLE Yeniçeri devrinde deniz erlerine verilen bir ad. | Zamanında, Venedik'lilerin, doğu bölgelerinden, maaşla topladıkları deniz askeri. | Tembel. | Ayyaş, içkici. | Zampara. | Kabadayı. | Hizmetçi, gündelikçi, çırak. | Namussuz kadın. | İbne. [Türkçe'de kullanılan anlamlar, Farsça'da yoktur!] )


- NEY ile GİRİFT[Fars.]

( ... İLE Birbirinin içine girip karışmış, girişik, çapraşık. | [eski güzel yazı sanatında] Boş yer bırakmayacak biçimde, iç içe istif edilmiş yazı. | Türk müziğinde kullanılmış, neye benzeyen bir çalgı. )


- NEYİ KAYBETTİK? değil/yerine BAŞKALARI, BİR ŞEYLERİ İNŞÂ ETTİ, ETMEYE DEVAM EDİYOR

( )


- [ne yazık ki]
NEYİ
BÖLÜŞEMİYORUZ? ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?

( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )


- NEZÂFET ile/ve/||/<> NEZÂHET[< NEZH(NEZİH)] ile/ve/||/<> NEZÂKET[Farsça NÂZİK'ten, Arapça kalıbına yakıştırılarak]

( Temizlik, paklık. İLE/VE/||/<> Ahlâk temizliği. | İncelik. İLE/VE/||/<> Kişilere saygılı ve incelikle davranma. )


- NEZÂFET ile TEMİZLİK, PÂKLIK | TAM SAĞLIK VE SELÂMET

( TEMİZLİK, PÂKLIK | TAM SAĞLIK VE SELÂMET )


- NEZÂHET[< NEZH(NEZİH)] ve/||/<> RİKKAT

( Ahlâk temizliği. | İncelik. VE/||/<> İncelik. | Merhamet, acıma. )


- NEZÂKET >< AZÂMET

( Nezâket, azâmetten korkar. )


- NEZÂKET ile/ve/||/<> ZARÂFET ile/ve/||/<> MELÂHAT ile/ve/||/<> LETÂFET

( Nefsi, kötü ve yerilmiş huylardan arındırmak. İLE/VE/||/<> Aklı, kötü düşüncelerden, kuruntu/vehm ve kuşku/şüphe/zanlardan arındırmak. İLE/VE/||/<> Kalbe ait bâtınî arınma. İLE/VE/||/<> Hakk'tan başkasına bakmaktan arınmak. )


- NEZAKETSİZ/LİK değil/yerine/= KABA/LIK


- NEZİH (OLMAK) ile/değil MÜSTERİH (OLMAK)


- NİCELİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NİTELİK

( Bölünebilir olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bölünemez olan. )

( Altın, altınlık niceliğinde, altınlık niteliklerini barındırır. )

( ARITHMOS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EIDOS )

( [not] QUANTITY vs./and QUALITY
QUALITY instead of QUANTITY )


- NİCELİKSEL VAROLAN ile/ve/değil/||/<> NİTELİKSEL VAROLAN

( Cansızlar, bitkiler ve hayvanlar. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İnsan. )


- NİFÂK ve/>< TEDBİRÂT


- NİGÂH-BÂN değil/yerine/= GÖZCÜ, BEKÇİ


- ...'NIN ...:
"BİTECEĞİ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÜRMEYEBİLECEĞİ


- ..., ...'NIN:
"GÖSTERİSİ" değil GÖSTERGESİ


- ...'NIN "İSTEDİĞİ" / "BEKLEDİĞİ" ile/değil/yerine/>< DAVET ETTİĞİ


- ...'NIN:
"MUTFAĞI" ile/ve/||/<> "ARKA SOKAKLAR"


- ...'NIN:
"ONURU" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLURU


- ...NIN:
"ÜRÜNÜLER" değil ÜRÜNLERİ


- NİŞANE | BELLİK ile/||/<> BELLİK ile/||/<> BELGİ

( belgi mimarlık yerbilim Bir doğrultu düzey ya da yüksekliği belirlemek yeniden bulmak için bir duvar dikmelik yerey üzerine konan im Süsleme Eskiden dükkan ve mağazaların kapıları üstünde o dükkan ya da mağazanın nişanı olarak asılan demirden yapılmış üslüplaştırılmış hayvan biçimlerindeki süs Bir yanıtlayıcının soru çizinliğinde yanıtını dile getirmek üzere yaptığı belirtim ya da kimliğini belirtmek üzere kullandığı simge bellik kesit )

( BENCH-MARK, LANDMARK, QUIDEMARK )

( REPÈRE )


- NİSPET ile GÖRELİLİK/İZÂFET

( Bir değişkenin bir sabite oranı. İLE İki değişkenin birbirine bağlı oranı. )

( Birinin değişkenliğinde. İLE İkisinin de değişkenliğinde. )

( RATIO vs. RELATIVITY )


- NİSYAN ile GAFLET

( Kendi muhtaç himmete, bir dede
Nerede kaldı, gayrıya himmet ede )


- NİTELİK ile/ve ANLAM

( vs./and/||/<> MEANING )


- NİTELİK ile AYIRT EDİCİ NİTELİK

( QUALITY vs. TRAIT )


- NİTELİK ile/ve DENGE

( QUALITY vs./and BALANCE )


- NİTELİK ile/ve DERİNLİK

( QUALITY vs./and DEPTH )


- NİTELİK ile/ve DOZ

( QUALITY vs./ve DOSE )


- NİTELİK ve/<>/> FELSEFE

( QUALITY/ATTRIBUTE and/<>/> PHILOSOPHY )


- NİTELİK ile/ve GEÇERLİLİK

( QUALITY vs./and VALIDITY )


- NİTELİK ile/ve İKİLİ NİTELİK

( QUALITY vs. COUPLE/DOUBLE QUALITY )


- NİTELİK ile KAPASİTE

( QUALITY vs. CAPACITY )


- NİTELİK ile/ve/değil KENDİLİK

( Sıfat. İLE/VE/DEĞİL Ad. )

( Siz, sadece kendinizsinizdir. )

( Adjective. VS./AND Name. )

( [not] QUALITY vs./and/but SELF )


- NİTELİK = KEYFİYET = QUALITY[İng.] = QUALITÉ[Fr.] = QUALITÄT, BESCHAFFENHEIT[Alm.] = QUALITAS[Lat.] = POIOTES[Yun.] = CALIDAD[İsp.]


- NİTELİK ile/ve KUDRET

( QUALITY vs./and CAPABLE )


- NİTELİK NİCELİK

( QUALITY
QUANTITY )


- NİCELİK ile/ve/||/<>/> NİTELİK ile/ve/||/<>/> ÖLÇÜ

( Bölünebilir olan. İLE/VE/||/<>/> Bölünemez olan. İLE/VE/||/<>/> ... )

( "Kaç?" sorusunun yanıtıdır. İLE/VE/||/<>/> "Nasıl?"[Ne asıl? < KEYFE] sorusunun yanıtıdır. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Nicelik olmadan, nitelik olmaz! Nitelik olmadan da nicelik! )

( Altın, altınlık niceliğinde, altınlık niteliklerini barındırır. )

( QUANTITY vs./and/||/<>/> QUALITY vs./and/||/<>/> MODERATION )

( ... ile/ve/||/<>/> GUNA ile/ve/||/<>/> ... )

( KEMMİYET ile/ve/||/<>/> KEYFİYET ile/ve/||/<>/> MİYAR )


- NİTELİK ile/ve/||/<>/> OLANAK


- NİTELİK ile ÖZELLİK

( QUALITY vs. FEATURE )


- NİTELİK ile SINIR

( QUALITY vs. BOUNDARY )

( ... ile JIANGJIE )


- NİTELİK ile SIRADÜZEN

( QUALITY vs. HIERARCHY )


- NİTELİK/LER ile/ve BOYUT

( QUALITY vs./and DIMENSION )


- Nitelikli soru sorabilmek için DİNLE!!!


- Nitelikli soru sorabilmek için SUS!!!


- Nitelikli soru sorarak KONUŞ!!!


- NİTELİKLİ/KAPSAMLI YANIT ve/||/<>/>/< NİTELİKLİ SORU


- NİTELİKLİ YAŞAM İÇİN ...:
YARISI ile/ve/||/<> 2 KATI ile/ve/||/<> 3 KATI :) :) :) ile/ve/||/<> SINIRSIZ ve KOŞULSUZ

( Yemeğin. İLE/VE/||/<> Yürüyüş. İLE/VE/||/<> Gülüş. :) İLE/VE/||/<> Saygı ve Sevgi. )


- NİTELİKLİ ile NİTELİKSEL


- NİTELİKLİ ile/ve/<>/değil SEÇKİN

( [not] QUALIFIED vs./and/<>/but DISTINGUISHED )


- NİYE KONUŞUYORUZ? değil NEYİ KONUŞUYORUZ?

( Konuşmak/konuşabilmek esas ve önceliklidir. Bazı şeyler gerçekleşmeden, olumsuzlukları ve yetersizliklerin yaşanmasına fırsat vermemek üzere, konuşabilmek, doğadaki en güçlü ve olanaklı yetimizdir. Konuşmanın, "niye"si, "gereksizliği" vs. olmaz! )


- NİYET:
YOKSA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VARSA

( "Bahane/mazeret", çoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Hiçbir bahane/mazeret, yoktur. )


- NİYET ile/ve/||/<>/> DİYET


- NİYET ile/ve EYLEM

( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )

( INTENTION vs./and ACTION )


- NİYET ve/||/<> GAYRET ve/||/<> DİRÂYET[YETENEK]


- NİYET ve/> GİRİŞİM


- NİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEDEF


- NİYET ile/ve/||/<> İZLENİM


- NİYET ve/||/<>/> KARAR ve/||/<>/> UYGULAMA

( INTENTION and/||/<>/> DECISION and/||/<>/> APPLICATION )


- NİYET ve/||/<>/< MECÂL


- NİYET ve/||/<> NAZAR ve/||/<> MÂNÂ-İ HARF ve/||/<> MÂNÂ-İ İSİM


- NİYET ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( İçsel, kişisel ve tekil bir yönelme.[Henüz dış dünyaya bağlanmamış olabilir.] @@ Niyetin belirli bir hedefe bağlanmış, artık geri dönüşü zor bir duruma gelmiş biçimi. )

( Her şibak nihali bir niyet içerir; fakat her niyet şibak nihali değildir. )

( "Vakfa hizmet niyetiyle hareket etti." @@ "Vakfın tevliyet makamına yönelik şibak nihali açıkça görülmektedir."[makama kilitlenmiş bir beklenti] )


- NİYET ile/ve/<> YÖNELİM/EĞİLİM/MEYL


- NİYET ve/||/<> YÖNELİM ve/||/<> BAĞLILIKLAR ve/||/<> YATKINLIKLAR


- NİYET ile/ve/<> YÖNTEM


- NİYETSİZLİK ile/değil/yerine AKSAKLIK


- NÖBET[Ar.] değil/yerine/= KEŞİK


- NÖBET ile/ve/değil/yerine MESAİ


- NÖBETÇİ / BEKÇİ


- NÖKER ile HİZMETÇİ, HİZMETKÂR


- NOKTALAMA ile/ve/||/<> HAREKE

( Latin abecesinde. İLE/VE/||/<> Arap abecesinde. )

( İnsanlık, bir gün...

(,) Virgülü kaybetti:
Söyledikleri, birbirine karıştı.

(.) Noktayı kaybetti:
Düşünceleri, uzayıp gitti. Ayıramadı onları.

(!) Ünlem işaretini kaybetti bir gün de:
Sevincini, öfkesini, tüm duygularını kaybetti.

(?) Soru işaretini kaybetti bir başka gün:
Soru sormayı unuttu.
Her şeyi olduğu gibi kabul eder oldu.

(:) İki noktayı kaybetti başka bir gün:
Hiçbir açıklama yapamadı.

Yaşamının sonuna geldiğinde...
Elinde sadece (") tırnak işareti kalmıştı...

“İçinde de başkalarının düşünceleri vardı yalnızca."

Alex Kanevsky )


- NON GENUINE, FALSIFIED/FORGERY, FALSIFICATION/COUNTERFEITER[İng.] değil/yerine/= FALSIFIÉ, IMITÉ/FALSIFICATION/CONTREFACTEUR[Fr.] değil/yerine/= DÜZME

( 1. Yalınç anlamlı ve duru anlatımlı mani, türkü gibi koşuklar. 2. Öyküyü bölümleme (tasnif etme). @@ Bir markanın özdeşi. )


- KÂTİB-İ ÂDİL/NOTER[Fr. < NOTAIRE] ile/ve/||/<> HAKEM


- NOTER/LİK değil/yerine/= ONAYCI/ONAYMAN/ONAYTAY


- NÖTR ile/ve/değil/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK


- NÖTR ile SAYDAM


- NÖTÜR | YANSIZ ile/||/<> YANSIZ

( 1 Arı durumda ya da çözeltisinde asit ya da baz özelliği göstermeyen ve pH değeri 7 olan özdek 2 Üzerindeki artı ya da eksi elektrik yükleri denkleşmiş olan özdek 1 kimya fizik ya da yönde olmayan 2 Kimi ayıraçlar konusunda tepkimeye girmeyen ne baz ne de oksit olan 2 elektrik Elektriksel ya da manyetik hiçbir özelliği olmayan nesne özdek vb kimya Herhangi bir konuda anlaşamayan iki karşıt düşünürler arasında hiç bir yana katılmayarak yönsüz kalma Bazı dillerde ne dişi ne de erkek cinsten sayılmayan sözcük Almancada das Haus ev dos Fenster pencere das Kind çocuk vb Kimya bakımından belli bir yönde olmayan )

( NEUTRAL | NEUTER | UNBIASED )

( NEUTRE )

( NEUTRALE | NEUTRUM )


- NÜANS ile ...

( Resim sanatındaki renk derecesi. )


- NÜANS ile FARK


- NÜFÛZ ile/ve/||/<> DUHUL


- NUMUNE ALMA, SONDAJ | NÜMUNE ALMA | İRADİ MESEL, İRSALİ MESEL | ÖRNEKLEME ile/||/<> ÖRNEKLEME

( 1 Bir değişkenin değerlerini belirli zaman aralıklarında saptama 2 Herhangi bir kümenin tüm öğelerinin incelenmek istenen birtakım özelliklerini gösterecek biçimde seçilmiş örnekler saptayarak yürütülen herhangi bir dizge çözümleme ya da istatistiksel değerleme yaklaşımı Gözlem olgu ya da birey denek gibi bir evreni oluşturan birimler arasından o evreni gösteren belli sayıda gözlem birey ya da olguları seçme işi örnek Bir evrenden örneklem seçme süreci Bir topluluktan örneklem seçme Bir araştırma evrenini belli tasarımlara göre ve belli yordamlarla içinden seçilmiş yansıtma ve yeterlik niteliği taşıyan birimlerle simgeleme yansıtım yeteneği genel uygulayım 1 Bir özdek oluşum töz vb bütünü açıklayacak biçimde parça alma 2 Kullanmayla değişen bileşimlerini yoklamak ereğiyle bir iş işlem uygulamadan örnek alımı Bir özdekten sayıtımsal anlamı olacak biçimde parça alma işlemi Söz sanatı terimi Ortaya konulan bir fikri inandırmak veya kuvvetlendirmek için söze ata sözü değerinde bir örnek koşma Birinden bahsederken İstediği kadar gezsin tozsun tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır demek gibi İstatistikte örneklemi seçmek için yapılan işlemlerin tümü Bir ana kitleden tesadüfi olarak seçilmiş dolayısıyla ana kitleden daha az sayıda birim içeren bir örneği incelemek suretiyle ana kitle hakkında genel yargılara varma işlemi )

( SAMPLING )

( ÉCHANTILLONNAGE | ÉCHANTILLONAGE )

( STICHPROBENVERFAHREN | AUSWAHL, TEILERHEBUNG, STICHPROBENERHEBUNG | PROBENAHME )


- NÜMUNE | GÖSTERMELİK ile/||/<> GÖSTERMELİK

( Kayadan örnek olarak koparılmış bir parça Kar Karagöz oyununa başlamadan önce perdeye iliştirilen ve oynatılacak oyunun konusuyla az çok ilgisi olan deriden tasvir resim Bunlar ev çeşme dükkan hamam çiçek ağaç gibi resimlerdir Karagöz oyununda asıl oyuna girmeden önce perdeye konulan ve oynanacak oyunu anlatan betim resim örnek 2 Örnek olarak ayrılmış bulunan şey Türk gölge oyununda oyuna başlamadan önce gergi arkasına konulan ve genellikle süsleyici nitelikte bir görüntü Bu seyircinin dikkatini gergi üzerinde toplamasına yarayan bir resimdir Ev ağaç çiçek dalyan dükkan hamam vb Kimi oyunlarda göstermelik oyunun konusuna ilişkin olarak konulur Soyut veya somut bir şeyin zamandaki uzaydaki veya düşüncedeki yerini işaret etmeğe yarayan sıfat GÖSTERME SIFATI Adjectifdémonstratif veya zamir GÖSTERME ZAMİRİ Pronom démonstatif Ben bu kitabı değil şunu isterim ifadesindeki bu göstermeliği sıfat şu ise zamir olarak kullanılmıştır göstermelik Göstermelik )

( SPECIMEN | PATTERN )

( ÉCHANTILLON | DÉMONSTRATIF )

( HANDSTÜCK )


- NUR ve/||/<> HİDÂYET(KILAVUZLAMA)

( Tevrat'ta. / İncil'de. / Kur'ân-ı Kerîm'de. / Kişide. )

( PHILO ve/||/<> SOPHOS )


- NUR ile/ve/<> ŞEFKÂT

( İlâhî sevgi. İLE/VE/<> ... )


- NURLANMIŞ ve/||/<> ONURLANMIŞ

( Şehit. VE/||/<> Gazi. )


- NÜVE | NEVÂT ile/||/<> ÇEKİRDEK

( Ortasmdan geçen okuma yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan olabildiğince küçük boyutlarda halka biçiminde bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe Atom kütlesinin çoğunu sağlayan bir ya da birden çok artı yüklü proton ile hidrojen öğesi dışında bir ya da birden çok yüksüz nötrondan oluşan özdek kümesi 1 kimya Bir öğeciğin ortasında ılıncık ve önelcikten oluşan parça 2 fizik Isıya karşı dayanıklı oksitlenmeye dirençli olan genellikle tepkimeler sırasında topluca değişen kimi çevrimsel yapılara verilen ad 3 metalbilim Çekirdeklenme sonucu doğan dengeli öğecikler topluluğunun her biri 4 nükleer Öğeciğin çekim kuvvetinin etkisiyle çevresinde eksicikler dolaşan orta bölümü karşılık nukleus Sitoplâzmada bulunan ve çoğunluk bir tane olan yuvarlak ya da yuvarlakça bir yapı olup anabolizm büyüme çoğalma ve karakterlerin kalıtımında rol oynayan ana bölgeyi yapar Sitopiâzmadan iyi meydana gelmiş bir çekirdek zarı ile ayrılır Dirilbilimsel gözenin ortasında özellikle kalıtımı yöneten nesnecik Bir öğeciğin tüm kütlesinin tüm artı yükünün toplandığı eksicik kabuğu altındaki yaklaşık 1013 cm boyutlu parçacık biyoloji botanik kimya coğrafya tarım Proton ve nötronlardan oluşan pozitif yüklü olan ve atomun hemen hemen tüm kütlesini oluşturan merkez kısmı Ökaryot hücrelerde bir ya da daha fazla sayıda bulunan kalıtım materyali olan DNA ile çeşitli organik ve inorganik maddeler kapsayan çift zarla çevrelenerek sitoplâzmadan ayrılmış olan hücre organeli Nükleus ayçiçeği Çekirdeklenme sonucu doğan dengeli atomlar topluluğunun her biri 1 Ökaryotlarda bir veya daha fazla bulunan kalıtım materyali olan DNA yla çeşitli organik ve inorganik maddeler kapsayan çift zarla çevrelenerek stoplazmadan ayrılmış olan hücre organeli nükleus 2 Halatlarda etrafına damarların damarlarda ise damar tellerinin sarıldığı göbek kısmı öz sıfır uzay Hücrenin metabolizma fazında sitoplazmadan çift çekirdek zarı aracılığıyla ayrılan DNA ile çeşitli organik ve inorganik maddeleri içeren hücre bölümü nükleus Az çǝyirdǝk Kökünü bilmiyoruz Ağızlarda pamuk çekirdeği olarak geçen çiğitten geldiği yolundaki açıklama yanlıştır TDAYBelleten 1954 31 )

( CORE | KERNEL | NUCLEUS | NUCLEUS, PITH )

( TORE | NOYAU | NUCLIDE, NOYAU | NOYAU, GERME | NOYAU CELLULAIRE, NUCLÉUS | GERME )

( KERN | KERN, NUKLID | ZELLKERN | ZELLKERN, NUKLEUS )

( NUCLEUS | NUCLEUS: ÇEKIRDEK )

( ÇƎYIRDƎK[Az.] )


- OBJEKTİF değil/yerine/= NESNEL


- OBSTRÜKSİYON | ENGELLEME ile/||/<> ENGELLEME

( Karşı takım oyuncusunun önüne geçerek onun serbestçe devinimine engel olma Karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma İstek gereksinme ya da bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi Yarış içinde bir koşucunun ilerlemesine engel olma yasak davranışlardan yavaşlatma Yabancı bir özdek ile tezgenin çalışmasını önieyip tepkimedeki etkisini azaltma Bir faaliyeti ya da olayı kontrol etme ya da durdurma İnhibisyon )

( OBSTRUCTION | BLOCKING | FRUSTRATION | INHIBITION )

( EMPÊCHE | INHIBER, INHIBITION | INHIBITION )

( OBSTRUKTION | HEMMUNG, INHIBITION | VERBOT )

( INHIBIRE: ENGEL OLMAK )


- ÖÇ ile/ve/||/<> ÖD

( Acı, öfke. İLE/VE/||/<> Öd, safra. )


- ODAKLANMA ile/ve ADANMA

( FOCUSING vs./and TO BE DEVOTED )


- ODAK/LANMA / ODAKLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCELİK/LENDİRME / ÖNCELİKLİ


- ODAK(LANMAK İÇİN):
OKU ile/ve/||/<>/> DÜŞÜN ile/ve/||/<>/> ANLA ile/ve/||/<>/> KONUŞ


- ÖDEME ile CEREME/CERİME

( ... İLE Başkası tarafından yapılan ya da kaza sonucu ortaya çıkan zararı ödeme. )


- ÖDEŞMEK ile/ve/<> BOY ÖLÇÜŞMEK


- ÖDEV ile/değil/yerine ERDEM

( "Yükleme." İLE/DEĞİL/YERİNE "Yüklenme." )


- ÖDEV ile/ve/||/<> GÖREV


- ÖDÜN VERMEK ile/ve/||/<> AĞIR BEDELLER ÖDEMEK


- ÖDÜN VERMEK ile/değil/yerine ÖNCELİK YÖNETİMİ


- OFİS[İng. < OFFICE] değil/yerine/= YAZIHANE


- ÖFKE" ile/değil/yerine/||/>< AŞK


- ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ÇARESİZLİK


- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAĞLIKLI ÖFKE


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞEFKÂT

( Uzaklaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır. )


- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ VE DUYGUSU


- [ne yazık ki]
ÖFKE ile/ve/||/>/<>/>< ZARAR

( Öfkeyle kalkan, zararla oturur. )


- SAYGI DUYMAK/GÖSTERMEK | DUYAN/GÖSTEREN:
ÖĞRENCİ(N)DEN değil ÖĞRENCİ(N/Y)E


- ÖĞRENİYORUM ile/ve/değil/yerine/||/<> DÜŞÜNÜYORUM


- ÖĞRENME ile/ve/<>/yerine ANLAMA

( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )

( Bir şeyi iyi anlayın, ulaşmışsınız demektir. )

( Öğrenmek, bildiğini fark etmektir. )

( Tekrarın etkili olabilmesi için anlamlı bir biçimde ve istekle yapılması gerekir. )

( Okuyarak ve/ya da gözlemleyerek ve/ya da deneyimleyerek. İLE/VE/<>/YERİNE Severek. )

( Understand one thing well, and you have arrived. )

( TO LEARN vs./and/<> MEANING
MEANING instead of TO LEARN )


- ÖĞRENME ile/ve/değil/<> SÜZME


- ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ALIŞMAK


- ÖĞRENMEK ile/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMAK


- ÖĞRETEN ile/ve/||/<>/> ÜRETEN


- ÖĞRETİLEMEYEN ile/ve ÖĞÜTLENEMEYEN ile/ve ÖNERİLEMEYEN

( NOT ABLE TO TEACH vs./and NOT ABLE TO ADVICE vs./and NOT ABLE TO ADVISE )


- ÖĞRETMEK ile/ve/<> FARK ETMEK/ETTİRMEK

( Öğretmek, başkalarına senin kadar iyi bildiklerini anımsatmaktır. )

( EACH ONE, TEACH ONE )

( TO TEACH vs./and/<> TO AWARE/TO MAKE SOMEBODY AWARE OF )


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/< ÖĞRENMEK

( Öğretirken, kendini araya sokmamalı; öğrenirken, "ben varım" dememeli. )

( Öğretirken alçakgönüllülük, öğrenirken o bile değil [tam teslimiyet!(bilgiye tabii! kişiye değil!)]. )

( [öğrenmek] İki kere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Bir kere. )

( Ne yazık ki bildiğini kullanmayanların/uygulamayanların, aklını kullanmayanların/kullanmayacakların kapıldığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Aklını kullananların/kullanacakların önceliği. )

( TO TEACH and/||/=/<>/< TO LEARN )


- ÖĞRETMEN ile MÜRŞİT

( Öğretir. İLE Dertlendirir. )


- ÖĞRETMEN ile/ve/||/<>/> ÖĞRETİM ÜYESİ

( İlk ve orta derecede. İLE/VE/||/<>/> Evrenkentte/üniversitede/akademide. )


- ÖĞRETMENİ OLALIM! ve/||/+/<>/>/< ÖĞRENCİSİ OLALIM!

( Nefsimizin. VE/||/+/<>/>/< Vicdanımızın. )

( Bir yerde, biri bir başkasına bir şey öğretiyor ise orada, en az iki öğrenci vardır. )


- ÖĞRETMENİN/HOCANIN SAĞLAYABİLECEKLERİ:
EMNİYETİ SAĞLAMAK ile/ve BAŞLANGIÇTA UYGUN OLAN(LAR)I SUNMAK


- ÖĞÜT VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ/DOĞRU ÖRNEK OLMAK/GÖSTERMEK

( Yolu uzun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu kısa. )

( Kolay. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Kolay değil". )


- ÖĞÜT ile/ve/||/<>/> ESİNLENME


- ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET

( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<> (İYİ/YETERLİ/NİTELİKLİ) ÖRNEK

( Yolu, uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Yolu, kısa ve etkilidir. )


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRNEK

( Yolu/süreci uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu/süreci kısa ve etkilidir. )


- OKUL ile/ve/||/<>/> AKIL

( Cehalet, bilince direniştir. )


- OKUL ile/ve/||/<>/>< YAŞAM

( Önce ders verir, sonra dener, sınav yapar. İLE/VE/||/<>/>< Önce sınav yapar, sonra [dene(yimle)terek] ders aldırır. )


- OKÜLER | CİSMİ BİLLÛRÎ | CİSM-İ BİLLÛRÎ | GÖZ MERCEĞİ ile/||/<> GÖZ MERCEĞİ

( Irakgörürlerde gerçek görüntüyü gözle incelemek için kullanılan küçük bir yakınsak mercek düzeni 1 fizik optik Bileşik optik aygıtlarda göz önüne düşen ve objektiften aldığı ışınları göze veren mercek ya da mercekler dizgesi 2 gökbilim Irakgörürlerde gerçek görüntüyü gözle incelemek için kullanılan küçük yakınsak mercek düzeni İrisin ardında bulunan saydam bölge olup imgenin ağ kat üzerine net düşebilmesi için ışığın foküs noktasını ayarlar petek gözde herbir parçanın önünde bulunan ve saydam katın değişmesiyle meydana gelmiş olan bölge Bir gözleme aygıtının kullananın gözüne yakın merceği İrisin ardında bulunan saydam bölge olup imgenin ağ tabaka üzerine net düşebilmesi için ışığın odak noktasını ayarlayan saydam yapı Petek gözde her bir parçanın önünde bulunan ve saydam tabakanın değişmesi ile meydana gelmiş olan bölge Göz bebeğinin arkasında iris ile corpus vitreum arasında pars siliyaris retinadan gelen ince ipliklerle asılı bikonveks saydam disk biçiminde uyum sağlayan mercek lens )

( EYEPIECE | OCULAR, CRYSTALLIN LENS, EYE-PIECE | LENS | OCULAR )

( OCULAIRE | CRISTALLIN, OCULAIRE | CRISTALLIN )

( OKULAR | KRISTALLINCE | KRISSTALLINSE )

( LENS )


- OKUMA ile/ve/||/<>/> UZMANLIK


- OKUMAK:
YOKSULLUKTA ve/||/<>/> VARSILLIKTA

( Varlık/servet[Ar.]. VE/||/<>/> Süs, ziynet/zinet[Ar.]. )


- OKUMAK ile/ve/||/<>/></< DİNLEMEK

( Kişileri ayrıştırır. İLE/VE/||/<>/


- OKUMAK ile/ve/değil/||/<>/= DUYURMAK/İLETMEK


- OKUMAK ve/||/<> KONUŞMAK ve/||/<> YAZMAK

( Tamamlar. VE/||/<> Hazırlar. VE/||/<> Olgunlaştırır. )


- ÖKÜZ ile/değil ÇITAK

( ... İLE/DEĞİL Boynuzları düzgün, ay biçiminde öküz. | Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan kişi. | Kaba, huysuz, kavgacı kişi. )


- OKYANUSU AŞMAK ve/ne yazık ki/||/<>/> DEREDE BOĞULMAK


- ÖL! SÖZ VERME! ve/||/<>/> ÖL DE SÖZÜNDEN DÖNME!


- OLABİLECEKLER ile/ve/||/<>/>/< OLMASI GEREKENLER


- OLABİLECEKLERİN OLMASI İÇİN UĞRAŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< OLMAYABİLECEKLERİN OLABİLMESİ İÇİN SABRETMEK


- OLAMAZ/OLMAMALI!:
ZEKÂSIZ VE AKILSIZ SEVGİ ile SEZGİSİZ ZEKÂ

( Köleliğe yol açar. İLE Diktatörlüğe yol açar. )


- OLAN ile/ve/<>/değil/yerine OLABİLEN

( Evren/dekiler. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE İnsan... )


- OLAN ile/ve/||/<>/> OLAĞAN


- OLAN ile/ve/||/<>/>< OL(MA)MASI GEREKEN


- OLAN <>/>< OLMAYAN

( (olduğu) Kadar. <>/>< (olmadığı) Kader. )

( Yapar/yapıyor. <>/>< Bakar/bakıyor. )

( NOT BEING )


- OLAN ile/ve/||/<> ORAN

( MATTER vs./and/||/<>/and RATIO )


- OLAN ile YAPILAN

( BEING vs. DOING/MAKING )


- ... OLANAĞI ..:
SUNMAK ile/ve/||/<> TANIMAK


- OLANAK ile/ve/değil/<>/> ÇÖZÜLME


- OLANAKLAR ve/||/<>/>/< GELİŞME HAKKI


- OLANAKLARIN/KAZANIMLARIN/SORUNLARIN:
İÇİNDE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİĞİNDE
(OLMAK/OLMAMAK)


- OLANAKLI:
GENÇLİĞİNDE, YALNIZLIĞINI VE YAŞLILIĞINI YAŞAMAK ile/ve/||/<> YAŞLILIĞINDA, TOPLUMSALLIĞINI VE GENÇLİĞİNİ YAŞAMAK


- OLANAKLILAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> KOLAYLAŞTIRMA


- OLANAKSIZLIK/İMKÂNSIZLIK ile/değil/yerine ZORLUK ("ZORLUK" değil/yerine KOLAY OLAMAMA)


- OLANAKSIZ/LIK / OLANAKLI/LIK ve/<> KARARLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )


- OLANAKSIZ/LIK ile/değil/yerine OLANAKLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )


- OLANI/ELDEKİNİ:
BEĞENMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine DAHA İYİSİNİ İSTEMEK


- OLANI BİLMEK ve/||/<>/>/< ORANI BİLMEK


- OLANIN, ZARARI değil/yerine/>< OLMASI GEREKENİN, YARARI


- OLANLA(RLA) / OLDUĞU KADARIYLA:
TATMİN/MUTMAİN OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/||/<> YETİNME(ME)K


- ... OLASILIĞI:
YÜKSEKTİR ile/ve/||/<>/> YÜKSELİR


- OLASILIK ile/ve/||/<>/> TEDBİR


- OLAYI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... DURUMU


- ÖLÇEK ile/ve/<> NİTELİK

( vs./and/||/<> ATTRIBUTE )


- ÖLÇÜ ile/ve/||/<>/> UZLAŞI


- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> YEĞLEME


- ÖLÇÜ ile/ve/değil/||/<>/< YÖNTEM

( [not] MEASURE vs./and/but/||/<>/< METHOD )


- ... OLDUĞU İÇİN ile/ve/değil/yerine ...(DAN) (OLDUĞUNDAN) DOLAYI

( [adın/ismin] -e hali. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE -den hali. )

( DOYMAK İÇİN ile/ve/değil/yerine ACIKTIĞIMDAN DOLAYI )


- VER(EBİL)MEK:
OLDUĞUNDA/BOLLUKTA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMADIĞINDA/KITLIKTA/ZORLUKTA/YOKLUKTA


- OLGUN BİRİKİM ve/||/<> GENÇ ENERJİ


- OLGUN KİŞİ:
"GÜZEL SÖZ SÖYLEYEN" değil SÖYLEDİĞİNİ YAPAN VE YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEYEN


- OLGUN KİŞİ:
"KIZMAYAN" değil ÖFKESİNİ YÖNETEBİLEN/YUTABİLEN


- OLGUNLAŞMA ve/||/<>/> ŞAŞIRMAMA


- OLGUNLAŞMA ve/||/<> "YARA ALMAMA" ve/||/<> KAZANMA

( İlgiye gereksinim duymadıkça. VE/||/<> Beklentiye girilmedikçe. VE/||/<> Bağımlı kalınmadıkça. )


- OLGUNLAŞMANIN SAĞLADIKLARI:
"KALPTE" ile/ve/||/<>/> ANLIK'TA(ZİHİNDE) ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA

( Duyarlılık kazandırır. VE/||/<>/> İşleklik ve işlevsellik sağlar. VE/||/<>/> Huzur sağlar/sunar. )


- OLGUN/LUK ve/||/<> AKILLI/LIK ve/||/<> GÜÇLÜ/LÜK

( Hatalarımızı kabul edebilecek kadar. VE/||/<> Hatalarımızdan ders alabilecek kadar. VE/||/<> Hatalarımızı düzeltebilecek kadar. )


- OLGUNLUK ile/ve/||/<>/>/< BÜTÜNLÜK


- OLGUNLUK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK


- OLGUN/LUK ve/||/<>/>/< SUSKUN/LUK

( KEMÂLÂT ve/||/<>/>/< SÜKÛT > SÜKÛNET > SEKÎNET )


- OLGUNLUK ile/ve/||/<>/>/< YETKİNLİK


- OLGUSAL GERÇEKLİK ile/ve AKILSAL GERÇEKLİK


- OLMADAN ÖNCE OLSUN DİYE ve/||/<> ÖLMEDEN ÖNCE ÖLSÜN DİYE


- ...:
"OLMALI!" ile/değil OLABİLDİĞİ KADAR(IYLA) OLMALI(/OLABİLİR ANCAK)


- ... OLMALI ile/değil/yerine ... OLMASA DAHA İYİ


- OLMASI GEREKEN ile/ve/||/<> OLANIN FELSEFESİ

( Platon. İLE/VE/||/<> Aristoteles. )


- OLMASI GEREKEN ile/ve ÖZVERİ/TÂVİZ[Ar.]

( NECESSITY TO BE vs./and SELF-SACRIFICE )


- ... OLMASINDAN/DURUMUNDAN (DA):
ANLAŞILACAĞI GİBİ ..." ile/ve/değil "HAREKET EDİLEBİLECEĞİ GİBİ ..."


- OLMAYANLARA ve/||/<> OLANLARA

( İnanmamalıyız. VE/||/<> Kanmamalıyız. )


- OLMAZ OLMAZ ile OLMAZ, OLMAZ

( Olmama olasılığını düşün(dür)mek. İLE "Olmaz" denilemez/diyemeyiz / deme/meli/sin / dememeli/yiz. )


- ÖLMEK ile/değil/yerine YAŞAM(AY)I TAMAMLAMAK/HAY(I)R'LAMAK


- OLMUŞ) OLAN ile OLMAKTA OLAN

( Nesne/ler. İLE Özne/kişi. / İnsan. )


- OLU ile ...

( Bir durumdan başka bir duruma geçiş. )


- ÖLÜM:
ZORUNLU/IZDIRARÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İHTİYÂRÎ

( Ölmeden önce ölünüz... )


- ÖLÜM ve/<> APTALLIK

( Öldüğünde, öldüğünü bilmezsin. Sadece, başkaları için zordur. VE/<> Aynı şey, aptallıkların için de geçerlidir. )


- ÖLÜM yerine/değil VEFÂT


- ÖLÜMDEN KAÇMAK değil/yerine KÖTÜLÜKTEN KAÇINMAK


- ÖLÜMDEN SONRA, YAŞAMIN OLUP OLMADIĞI değil/yerine ÖLÜMDEN ÖNCE, SENİN, YAŞAMDA OLUP OLMADIĞIN


- ÖLÜM/İLİŞKİ İÇİN:
"BAŞLANGIÇ" yoksa/>< "SON" DA YOKTUR


- OLUMLAMAK ile/ve/<> ONAYLAMAK


- OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN

( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )


- OLUMSUZ MANEVİYAT ile/değil/yerine OLUMLU MANEVİYAT

( Varlığının deneyimi. İLE/DEĞİL/YERİNE Hizmet. )


- ÖLÜMSÜZ YAPITLAR:
ÇOCUK ve KİTAP ve HAYRAT


- OLUMSUZ ile/ve/değil/||/<> UYUMSUZ


- OLUMSUZLAMA ile/değil/yerine/<> ELEŞTİRİ


- OLUMSUZLUK değil/yerine/>< "ÖLÜMSÜZLÜK"

( Olumsuzlukları yönetebildiğimiz ve/ya da zihnimizden uzak tutabildiğimiz oranda, farkındalıkla dolu bir "ölümsüzlük" alanına çıkılır. )


- ÖLÜMSÜZ/LÜK ve/||/<>/< ÖZGÜR/LÜK


- OLUMSUZLUKTA/HASTALIKTA:
"İLERLEME" ile/değil/yerine İYİLEŞME


- OLUR" ile/değil/yerine/>< İHTİYÂR

( Uygun ve geçerli olmayanlara/olmayabileceklere geçit vermek, kabul etmek yerine onurunla yaşamayı yeğlemek gerek. )


- OLUR"
ile/ve/değil/||/<>/><
NA OLUR ve/||/<> NAH OLUR


- OLUR" ile/değil/yerine/>< ONUR

( Uygun ve geçerli olmayanlara/olmayabileceklere geçit vermek, kabul etmek yerine onurunla yaşamayı yeğlemek gerek. )


- OLURSA ile/ve/<> OLMAZSA

( Ne iyi/âlâ. İLE/VE/<> Pek iyi/âlâ. )


- OLURUNA BIRAKMAK ile/ve/<> AKIŞINA BIRAKMAK


- OLUŞ:
YOKLUĞUN YADSINMASI ve/||/<> YOK'UN YOKLUĞU


- OLUŞ ile/ve/||/<>/< ORUÇ


- OLUŞ(TUR)MAK ile/ve/||/<>/> ÖRGÜTLE(N)MEK


- OLUŞTURUCU ile/ve KURUCU


- OLUŞUM ile/ve/||/<> BAŞLANGIÇ


- OLUŞUM ile/ve/||/<>/> DÖNÜŞÜM


- OLUŞUM ile/ve/||/<> DÜZEN


- OLUYORMUŞ GİBİ OLMASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/> OLMAMASI


- OMURGALI ile/ve BİR DURUŞU OLAN/OLABİLEN


- OMURGASIZ/LIK" ile/değil ÂŞIK/AŞK


- OMURGASIZ/LIK ile/değil BİLGE/LİK / İRFAN


- ÖN BİLGİ ile/ve/değil/||/<> BAĞLAM


- ÖN LİSANS değil/yerine/= ÖN YETKİNLİK


- ONA BAKMAK ile/değil/yerine ONUNLA BAKMAK

( [not] TO LOOK ON IT vs./but TO LOOK BY IT
TO LOOK BY IT instead of TO LOOK ON IT )


- ONAYLAMA(MA) ile/ve/||/<>/> AYNALAMA(MA)


- ONAYLANIRLIK ile/ve/||/<> KABUL EDİLİRLİK


- ONAYLAYICI SÖZCÜKLER ve/||/<>/> HİZMET EYLEMLERİ ve/||/<>/> FİZİKSEL TEMAS


- ÖNCE:
ALICI(MÜŞTERİ) değil ÇALIŞAN


- ÖNCE CÂN, SONRA CÂNAN ile/ve/değil ÖNCE CÂNAN, SONRA CÂN

( "Canım var!" diyen ölüdür. )

( Canından vazgeçen ölüler için ölüm var mı? )

( ÂŞIK OLDUR KİM KILÂR CANIN FEDÂ CÂNÂNINA
MEYL-İ CÂNÂN ETMESİN HER KİM Kİ KIYMAZ CÂNINÂ

CÂNI KİM CÂNÂNI İÇİN SEVE CÂNÂNIN SEVER
CÂNI İÇİN KİM Kİ CÂNÂNIN SEVER CÂNIN SEVER )

( [Ancak] Verirsek canı, alırız cananı. )


- ÖNCE SEN!" ile/değil/yerine/||/<>/< SENDEN SONRA


- [önce] UMUT" sonra UNUT!"


- ÖNCEKİ ile/ve SONRAKİ

( AKDEM[< KADÎM] ile/ve ÂHİR )

( BEFORE vs./and LATER )


- ÖNCEL >< ARDIL


- ÖNCELİK ve/||/<>/>/< İNCELİK


- ÖNCELİK ile/ve/değil MEŞGUL OLMA

( [not] PRIORITY vs./and/but TO BE BUSY )


- ÖNCELİK ile/ve/||/<>/< ZORUNLULUK


- (ÖNCELİKLİ/ÖNEMLİ/[ÖNCEKİ] OLMAZSA OLMAZ)
KAVRAM ÇİFTLERİ:

ÖNCELİK ve/||/<>/> SONRALIK
ve/||/<>
VAR OLAN ve/||/<>/> BİLGİ
ve/||/<>
NESNE/TEK ve/||/<>/> ÖTEKİ/LER
ve/||/<>
SÜREÇ ve/||/<>/> SONUÇ
ve/||/<>
YÖNTEM/USÛL ve/||/<>/> İÇERİK/ESAS
ve/||/<>
BAĞLAM ve/||/<>/> ANLAM
ve/||/<>
ÇÖZÜMLEME ve/||/<>/> ÇÖZÜM
ve/||/<>
ÖNCÜL ve/||/<>/> ÖNERME
ve/||/<>
SAYGI ve/||/<>/> SEVGİ
[en az %99 ve/||/<>/> en az %1]
ve/||/<>
US/AKIL ve/||/<>/> ANLIK/ZEKÂ
ve/||/<>
EMİK/BEYİN ve/||/<>/> ANLIK/ZİHİN
ve/||/<>
DİRENÇ/İHTİYÂR ve/||/<>/> İSTENÇ/İRÂDE
ve/||/<>
DEVİM/HAREKET ve/||/<>/> ZAMAN
ve/||/<>
AN ve/||/<>/> ZAMAN

( Düşünme, konuşmak ve yaşamak üzere bilinmesi ve uygulanması gereken öncelikli ve olmazsa olmaz kavram çiftleri... [önceki olmadan sonraki olmaz!] )


- ÖNCELİKLİ/ÖNCELİĞİ (OLAN) ile/ve ÖNEM(L)İ (OLAN)

( Önde gelmesi gereken, öne alınmalıdır. )

( TAKADDÜM ile/ve EHEMMİYET )

( (THE) PRIORITY(/PRIMARY) vs./and (THE) IMPORTANT(/IMPORTANCE) )


- ÖNCESİ ile/ve/değil/||/<> BAĞLAMI


- ÖNCÜ ve/||/<> İNCİ


- ÖNCÜLÜK ETMEK ile VESİLE OLMAK


- ÖNDER:
KARAR VERMEK/VEREN ile/ve/değil/||/<>/< ANLAM VERMEK/VEREN


- ÖNDER ile/ve/değil/||/<>/< ATILGAN


- ÖNDERLER":
"MELEK" ile/ve/||/<> "İNSAN"

( Daha kötüleriyle kıyaslanınca. İLE/VE/||/<> Daha iyileriyle kıyaslanınca. )


- ÖNDER/LİK ile/ve ÖNCÜ/LÜK

( )


- ONDOMETRE, DALGAMETRE | DALGAÖLÇER ile/||/<> DALGAÖLÇER

( 1 fizik Sinyallerin sayısını dalga uzunluğunu ölçmek için kullanılan araç 2 elektrik Radyo dalgalarının uzunluklarını ya da titreşimlerini ölçen aygıt Akımmıknatıssal dalgaların titreşim sıklığını ölçen aygıt )

( ONDOMETER, WAVEMETER | WAVEMETER )

( ONDOMÈTRE | ONDEMÈTRE )

( WELLENMESSER )


- ÖNE ÇIKARMAK ile MERKEZE ALMAK


- ÖNEM ARZ ETMEK ile ÖNEM ATFETMEK


- ÖNEM VERMEK / ÖNEMLİ GÖRMEK
ile/ve/||/<>/>
ÖNCELİKLİ GÖRMEK