Hizmet'teki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 7.631 başlık/FaRk ile birlikte,
7.631 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(10/32)
- ELİMİZDEN GELDİĞİ KADAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DİLİMİZİN DÖNDÜĞÜ KADAR
- [önce] ELİMİZDEN GELEN ile/ve/sonra/||/<>/> ELİMİZDEN GİDEN
( Yap(alım)! İLE/VE/SONRA/||/<>/> (Fazla) Düşünmeyelim hatta umursamayalım. )
- ELİN KİRİ ile/ve/||/<>/>/< KALBİN KİRİ
( Sabun ile su temizler. İLE/VE/||/<>/>/< Dost ile sohbet temizler. )
- EL(İNDE) ile/ve EV(İNDE)
- ELİNDEN GELENİ, ARDINA KOYMA!(") ile/ve/||/<>/> (")NE HALİN VARSA GÖR!(")
( İki söz/"deyim" de daha çok olumsuz bağlam ve anlamda kullanılsa da bağlamına, kişiye, kişiyle olan muhabbet ve hukuka göre hem olumlu, güdüleyici, yapıcı, üretici, destekleyici anlamda, hem de olumsuz, yıkıcı ve ümidini kesmiş olarak kullanılabilir. )
- ELİNE VERMEK" ile//ve/||/<>/> "EL ELE VERMEK"
- ELİNİ ETEĞİNİ (ÇEKMEK) -ile
- ELİNİ/AYAĞINI/BAŞINI KIR fakat GÖNÜL KIRMA!
- ELLE(ME)MEK ile/ve/||/<> "EL AT(MA)MAK"
- EMÂNET:
MÂRİFET ve/||/<> TEVHİD
- EMÂNET ile/ve/||/<> ÖDÜNÇ
- EMÂNETİ:
TESLİM ETMEK ile/ve/değil/<> TEVDÎ ETMEK
- EMÂRE[Ar.] ile ALÂMET[Ar.]
( Belirti, iz, ipucu. İLE Belirti, işaret, iz, nişan. | Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne. )
- EMEK ile/ve/<> AHLÂK
- EMEK ile/ve ÇABA
( Büyük çabalar harcamadıkça, çaba harcamanın bizi hiçbir yere götürmeyeceğini anlayamayız. )
( LABOUR vs./and EFFORT
Unless you make tremendous efforts, you will not be convinced that effort will take you nowhere. )
( ... ile/ve PRAYATNA )
- EMEK ile/ve/||/<> EDEP ile/ve/||/<> SABIR
- EMEK ile/ve/<> EKMEK
- EMEK ile/ve EYLEM
( İnsan kendi emeğinin varlığıdır. )
( İnsan için emeğinden fazlası yoktur. )
( SA'Y ile/ve ... )
( LABOUR vs./and ACTION )
- EMEK ile/ve/<> GEÇİM/MAİŞET[Ar.]
- EMEK ile/ve HAREKET
( LABOUR vs./and MOVEMENT )
- EMEK ve/||/<>/> MAKİNE GÜCÜ
- EMEK ile/ve MÜLKİYET
- EMEK ve/||/<> SEVİNÇ
- EMEK ve SÖZ(/LEŞMEK) (VERMEK)
- EMEK ve/<> YAŞATMAK
- EMEK ile/ve/||/<>/> YEMEK( ile/ve/||/<>/> EMEK)
( Emek olmadan, hiçbir şey olmaz.
[Lat.] Nil sine labore. )
- EMEK ile/ve YÜREK
( Emeğim sevincimdir. )
( Kişi, emeğinin sevincini duyandır. )
( Emeğimizi bizi sevindirir! )
( LABOUR vs./and HEART )
- EMEKÇİ ile/ve/||/<>/> EMEKLİ
- EMEKÇİ ile/ve/değil/||/<>/= GİRİŞİMCİ
- EMEKLİLİK:
RESEN ile/ve/||/<> İSTEĞE BAĞLI
- EMEL[Ar.]/AMAÇ[Fars.] ile/ve EREK
( Zorunluluk/lar ile. İLE/VE Keyfî. )
- EMEL ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ
( Geleceğe dönük umut ve arzu.[Çoğu zaman soyut ve belirsiz.] @@ Umut değil hedefi belirli ve bağlanmış bir yönelim. )
( "Makam emeli taşımaktadır." @@ "Makam üzerine şibak nihali sabittir."[belirsiz bir arzu değil odaklanmış ve izlenebilir bir yöneliş söz konusudur.] )
- EMGEK ile/ve/||/<> EMEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Zorluk. İLE/VE/||/<> Zorlukları aşmak için harcanan çaba anlamında emek. )
- EMİN OLMAK ve/<> TESLİMİYET
- EMİR EDEN ile/ve/yerine HİZMET EDEN
- EMİR VERMEK ile/ve/değil/yerine/>/< DOĞRUDAN SÖYLEMEK
- EMİR ile/değil KOŞUL
- EMİR[Ar.] ile/değil/yerine/= BUYRUK/BUYURU
- EMİR ile EMİR
( Buyruk. | Bir orundan öbürüne geçerken, görevliye verilen belge. İLE Araplarda ve öteki müslüman ülkelerde bir kavim, kent ya da ülkenin başı. )
- EMİR ile/ve İŞ/LER
( ... ile/ve UMÛR[< EMR] )
- EMİR ile/değil/yerine/||/></< TAKDİR
- EMNİYET ÂMİRİ ile/değil/yerine/= GÜVENLİK BUYRANI
- EMNİYET | GÜVENLİK ile/||/<> GÜVENLİK
( Bütün gerekseme ve isteklerin güven altında bulunması 1 genel uygulayım a Herhangi bir aygıtta güven sağlayıcı parça b Bir kilidin kmdi açarından başka bir araçla açılmasına karşı gösterdiği direnç bu direnci oluşturan düzen 2 silah Dolu bir ateşli silahın istenmeden ateş almasını önleyen düzenek bu düzeneğin işleyişini sağlayan parça )
( SECURITY | SAFETY, SECURITY, SAFENESS, SURE )
( SÛRETÉ )
- EMPATİ KURMAK ile/ve/değil/=/||/<>/< ÂDİL OLMAK
- EMPATİ:
"ONUN YERİNE DÜŞÜNMEK"
değil
ONUN/ONLAR GİBİ DÜŞÜNMEK/ONUN DÜŞÜNCESİNİ/DUYGUSUNU ANLAMAYA ÇABALAMAK
- EMPATİ ile/ve HOŞGÖRÜ
( Hoş gördün mü, yorgunluk kalmaz. )
( EMPATHY vs./and TOLERANCE )
- EMPATİK:
ANLAYIŞ ile/ve/||/<> DOĞRULAMA ile/ve/||/<> İRDELEME ile/ve/||/<> KATILIM ile/ve/||/<> YORUMLAMA
- EMPATİ(K) ile AZ EMPATİ(K)-ÇOK EMPATİ(K)/ÇOK EMPATİ(K)-AZ EMPATİK
- EMPİRENYE ETME | EMDİRME ile/||/<> EMDİRME
( Bir katıyı istenen özelliği olan bir sıvıyla doyurma metalbilim Bir ortamın bir yüzeyin kendinden başka özdekleri üstüne ya da içine çekmesi olayı 2 madencilik bayındırlık Bir yereyi toprak ya da kum tabakasını bağlayıcı bir akışkan yardımıyla toprağa sızdırma Süngerimsi özdekleri yapışkan bir sıvı ile doyurma Bir ortamın ya da yüzeyin kendinden başka özdekleri üstüne ya da içine çekmesi olayı )
( IMPREGNATION )
( IMPREGNATION | IMPRÉGNATION | IMPERMÉABILISATION, IMPRÉGNATION )
( IMPRÄGNIERUNG | IMPRAGNIERUNG, DURCHTRÄNKUNG, TRÄNKUNG | IMPRÄGNIERUNG, TRÄNKUNG )
- EMÜLSİYON | SÜTSÜ ile/||/<> SÜTSÜ
( kimya metalbilim Genellikle yağların küçük yuvarcıklar biçiminde başka bir sıvı içinde dağılarak oluşturduğu karışım biyoloji kimya Genellikle yağların küçük yuvarcıklar biçiminde öteki bir sıvı içinde dağılarak oluşturduğu karışım )
( EMULSION )
( ÉMULSION )
( EMULSION )
- EN ACINILACAK "KİŞİ/LER":
( Başkalarının acılarına kayıtsız kalanlar. )
- [ne yazık ki]
EN BÜYÜK BİLGİSİZLİK/CEHÂLET:
YAKINLARIMIZIN VE SEVDİKLERİMİZİN DEĞERİNİ BİLMEME/ANIMSAMAMA/"AZIMSAMA" ile/ve/||/<>/> BİZİ SEVENLERİN DEĞERİNİ BİLMEME/ANIMSAMAMA/"AZIMSAMA"
- EN BÜYÜK "GÖSTERİŞ": DOĞALLIK
- EN BÜYÜK HAYAL değil/yerine EN BÜYÜK ZENGİNLİK
( "Zenginlik". DEĞİL/YERİNE Hayal. )
- EN BÜYÜK KÖTÜLÜK...
( Küçük bir kötülüğe uğramaktan korkarak, büyük bir iyiliği terk etmek. )
- EN BÜYÜK MAKAM -ile
( AİLE VE/YA DA DOSTLA/RLA OTURULAN YEMEK MASASI )
- EN BÜYÜK:
YOKSUN/LUK ile/ve/<> FAKİR/LİK
( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )
- EN BÜYÜK ZAMAN HIRSIZI:
KARARSIZLIK
- EN CESUR ve/||/<> EN GÜÇLÜ ve/||/<> EN MUTLU
( İlk özür dileyen. VE/||/<> İlk affeden. VE/||/<> İlk unutan. )
- EN ÇOK ŞEYE SAHİP OLMAK ile/değil/yerine/>< EN AZ ŞEYE GEREKSİNİM DUYMAK
( Ne kadar az şeye sahip olursak, o kadar az şey, bize "sahip olur". )
( Sahip olmadığı şeylere üzülmeyen ve sahip olduklarına sevinen kişi, akıllı biridir. )
- EN DAYANILMAZ/LAR -ile
( * EDEPSİZLİK )
( * DENSİZLİK )
( * PATAVATSIZLIK )
( * İŞGÜZARLIK )
- EN HOŞ DUYGU:
BİRİNİN, YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEMENİN NEDENİ OLDUĞUNU BİLMEK :)
- EN KÖTÜ KARAR ... -ile
( KARARSIZLIKTAN DAHA İYİDİR )
- EN NİTELİKLİ (PANAMA) ŞAPKA -ile
( SUPERFINO [ Panama'ya özgü bir palmiye ağacının lifinden yapılır. Yapımı 5 ay sürebilir. ] )
- EN NİTELİKLİ TÜYLÜ -ile
( MERİNOS KOYUNU )
- EN ÖNEMLİ/LER ve/ya da OLMAZSA OLMAZ/LAR
( KULLANILAGELENLER [DRIVEN/USEFUL]
( 1.) SAĞLIKÖZGÜRLÜK [HEALTHFREEDOM] )
( 2.) ZAMAN ve ENERJİ [TIME & ENERGY]
( 3.) BİLGİ ve FARKINDALIK [INFORMATION & AWARENESS] )
( UYGULANAGELENLER [APPLIED/PRACTICAL]
( 1.) DOĞA ve DOĞALLIK [NATURE & NATURALNESS] )
( 2.) UYUM ve BÜTÜNLÜK [HARMONY & INTEGRITY] )
( 3.) GELİŞİM ve DEĞİŞİM [PROGRESS/DEVELOPMENT & ALTERATION/CHANGING] )
( "EĞER"SİZ, "ÇÜNKÜ"SÜZ, "AMA"SIZ; "KARŞIN/RAĞMEN"Lİ SAYGI VE SEVGİ! )
( Sevgi, hiçbir zaman durmaz ve dinlenmez. )
( Sevgide, "bir" bile yoktur, "iki" nasıl olabilsin? )
( SEVGİ: BÜTÜNÜN DUYUMU )
( İVAZSIZ, GARAZSIZ, ÇIKARSIZ, AİDİYETSİZ, SAHİPSİZ SEVGİ )
( Gelişim ve Değişim, ani ve süreksiz adımlarla gerçekleşir. )
( UNCONDITIONAL RESPECT & UNCONDITIONAL LOVE [WITHOUT "IF", "BECAUSE", "BUT"] )
( While love will never stops or rest.
In love there is not the one even, how can there be two? )
( THE MOST IMPORTANT/S
CONDITIO SINE QUA NON
DRIVEN/USEFUL vs./or APLLIED/PRACTICAL
INFORMATION & AWARENESS )
- EN (")ÜSTÜNLER/BÜYÜKLER("):
AHMAKLIK/HAMÂKAT ve KENDİNİ BEĞENMEK değil/yerine AKIL ve İYİ HUY
( Yoksulluğun. VE Korkulacakların. DEĞİL/YERİNE Zenginliğin. VE Beğenileceklerin. )
- EN YAVAŞ HAREKET EDEN HAYVAN:
BRADIPUS değil SLOTH
( ... DEĞİL 3 parmaklı, üç tırnaklıdır. Saatte en çok 0.0048 km. hıza ulaşabiliyor. Amerika'da yaşar. )
- EN YAVAŞ HAREKET EDEN KUŞ -ile
( HOATZİN )
- ENAYİ/LİK ile/değil ELİAÇIK/LIK(CÖMERT/LİK)
- HEYET[Ar.]/ENCÜMEN/KOMİTE[Fr. < COMITE]/KOMİSYON ile/değil/yerine/= YARKURUL/ALT KURUL
( Meclis ya da herhangi bir kurultayda, bazı konuları inceleyerek, varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, üyeler arasından oluşturulan altkurul. )
- ENDOTERMİK | ISIALAN ile/||/<> ISIALAN
( kimya metalbilim Oluşumu sırasında ısı alan bileşim tepkime vb Bir süreç sırasında dizgenin dışardan ısıl erke soğurma özelliği kimya Oluşumu için gereken ısı erkesi kendi dışından sağlanan )
( ENDOTHERMIC | EXOTHERMIC )
( ENDOTHERMIQUE | EXOTHERMIQUE )
( ENDOTHERMISCH | ENDOTHERM )
( ENDOTERMICO )
( ΕΝΔΌΘΕΡΜΟΣ / ενδόθερμος )
- ENDÜSTRİ 1 - 4:
BUHAR ve/||/<>/> ELEKTRİK ve/||/<>/> OTOMASYON ve/||/<>/> NESNELERİN İNTERNETİ
- ENDÜSTRİ, SANAYİ | İŞLEYİM ile/||/<> İŞLEYİM
( Ekonominin her çeşit işlenmemiş ya da yarı işlenmiş özdekleri değiştirip doğrudan doğruya kullanılır nesne ve özdekler durumuna koyan büyük etkinlik kolu genel uygulayım 1 Ham özdekleri çıkarma işleme üretme işinin genel adı 2 Belli bir dalda üretim amacıyla işleyen tüm kuruluşlar İşlenmemiş özdekleri fiziksel ve kimyasal bir yolla makine ya da insan gücüyle değiştirerek ortaya yeni bir özdek çıkarma işlemi sanayi Belli bir dalda üretim amacıyla işleyen tüm kuruluşlar )
( INDUSTRY )
( INDUSTRIE )
( INDUSTRIE )
- ÜRETİM:
ENDÜSTRİYEL ile/ve/<> ÖZEL
( Özel üretim yapan işletmelerde, ürünler sıfırdan tasarlanarak ya da siparişe özel olarak mühendislik çalışmaları sonucunda ortaya çıkar. Sipariş için gerçekleştirilen tasarım, ürünün sonucuna aktarılacağından dolayı ve hazırda bulunan pek çok tahmin nedeniyle, tüm üretim sürecinde esnek bir yapı olmasını gerektirmektedir. Varolan süreçlerin esnekliği dolayısıyla da, özel üretim yapan işletmeler, ERP sistemlerinden temel olarak esneklik ve çeviklik beklemektelerdir. Endüstriyel üretim yapan işletmeler tarafında ise ürünler, sipariş bazlı olarak ayarlanır. Müşteriler, stokta bulunan bir ürünü sipariş edebilecekleri gibi, önceden tasarlanmış ve katalogda yer alan bazı özellikler ve seçenekleri de satın alınacak ürüne katarak sipariş verebilirler ancak değişiklik istekleri, kataloglar ile sınırlıdır.
Özel üretim yapan firmalar, esneklik ve çevikliğe önem verirken, endüstriyel üretim yapan firmalar daha çok operasyonel verimliliğe odaklanmaktadır. Aynı zamanda, endüstriyel üretim yapan firmalar, üretim süreçlerinde, özel üretim sürecindeki her bir projenin değiştiği durumun aksine, tahmin edilebilirlik ve süreklilikten gelen avantajlara da sahip olurlar. Tahminler ve yansıtmalar sayesinde de, yöneticiler, sonuçları ölçebilirler ve gerektiğinde yönlerini değiştirebilirler. Bu değerler de bulunulan süreçlerin gelişmesini ve tüm zincirin bütünleşmesinin güçlenmesini sağlar. )
- ENERJİ ile DEVİNGENLİK/CANLILIK/HAREKETLİLİK
( ENERGY vs. DYNAMISM )
- ENERJİ" ile/değil EMEK
- ENFİLTRASYON | SÜZÜLME ile/||/<> SÜZÜLME
( genel uygulayım Suyun toprak içine işlemesi olayı 1 Bir sıvı ya da gazı zar kağıt ya da kum gibi delikli bir maddeden geçirerek içindeki asılı durumda bulunan partikülleri ayırma işlemi filtrasyon 2 Sudaki katı taneciklerin delikli bir materyal kum ya da filtreden geçirilerek ayrılması işlemi )
( INFILTRATION | FILTRATION )
( INFILTRATION )
- ENFORMASYON[İng. < INFORMATION] ile/değil/yerine/= BİLGİLENDİRME
- ENFORMATİK | BİLİŞİM ile/||/<> BİLİŞİM ile/||/<> ÖZDEVİMLİ BİLGİ İŞLEM
( İnsanoğlunun teknik ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve ussal biçimde işlenmesi bilimi Bilgi olgusunu bilgi saklama erişim dizgeleri bilginin işlenmesi aktarılması ve kullanılması yöntemlerini toplum ve insanlık yararı gözeterek inceleyen uygulamalı bilim dalı Disiplinlerarası özellik taşıyan bir öğretim ve hizmet kesimi olan bilişim bilgisayar da içeride olmak üzere bilişim ve bilgi erişim dizgelerinde kullanılan türlü araçların tasarlanması geliştirilmesi ve üretilmesiyle ilgili konuları da kapsar Bundan başka her türlü endüstri üretiminin özdevimli olarak düzenlenmesine ilişkin teknikleri kapsayan özdevin alanına giren birçok konu da geniş anlamda bilişimin kapsamı içerisinde yer alır özdevimli bilgi işlem bilgiişlem İktisadi karar birimlerinin teknik iktisadi ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi diğer bir deyişle bilgi teknolojilerinin uygulama alanıyla ilgili bilim bilişim )
( INFORMATICS )
( INFORMATIQUE )
- ENFRARUJ | KIZILALTI ile/||/<> KIZILALTI ile/||/<> KIZILÖTESİ
( kızılötesi Kırmızı ışıktan daha düşük titreşim sayılı ışık kızıl ötesi fizik Elektromıknatıssal dalgaların görünge aralığında kırmızı rengin ötesinde yer alan ve dalga boyu yaklaşık 103 7 107m sıklığı 3 10 4 1014 s1 olan bölge fizik İzgesinde kırmızının ötesindeki ısı ışınlarından oluşup gözle görülmeyen ışınım kızılaltı )
( INFRARED )
( INFRAROUGE | INFRA-ROUGE )
( INFRAROT )
- ENFRARUJ | KIZILÖTESİ ile/||/<> KIZILÖTESİ
( Elektromıknatıssal dalgaların görünge aralığında kırmızı rengin ötesinde yer alan ve dalga boyu yaklaşık 103 7 107m sıklığı 3 10 4 1014 s1 olan bölge fizik İzgesinde kırmızının ötesindeki ısı ışınlarından oluşup gözle görülmeyen ışınım kızılaltı )
( INFRARED | INFRA-RED )
( INFRAROUGE )
( INFRAROT )
- ENGEL OLMAK ile ARAYA GİRMEK
- ENGEL OLMAK değil/yerine TEŞVİK ETMEK
- ENGEL/SORUN ile/değil/yerine ARA/DİNLENME NOKTASI/VESİLESİ
- ENGEL değil/yerine/>< DEVRİM
( Boş konuşan kişiler arasında, dilsizlik(susmak), engel değil devrimdir. )
- [hem, ne] ENGEL ile/ve/değil/yerine/hem de/ne de/||/<>/> KAYNAK
( [hem, ne] Kendimizden başka yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/HEM DE/NE DE/||/<>/> Kendimizden başka yoktur. )
- ENGEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLANAK
- ENGEL ile/ve TUZAK
( BARRIER vs./and TRAP )
- ENGELİN:
"YOKLUĞU" ile/ve/değil/||/<>/< BULUNMAMASI
- ENGELLEME/ENGELLENME ile/ve/||/<> DAĞITMA/DAĞILMA
- ENGELLEME ile/değil ÖTELEME
- ENGELLEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ENGELLEMEYİ ENGELLEMEK
- ENGELLEYİCİ ile/değil/yerine DENGELEYİCİ
- ENGELLEYİCİ ile/ve/değil/yerine/<> ÖNLEYİCİ
- ENGELLİYE:
ACIMAK ile/değil/yerine SAYGI GÖSTERMEK
- [ne yazık ki]
ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR
- ENİS ile/ve/||/<> KURBİYET
- ENSÂR[< NÂSIR] -ile
( YARDIM EDENLER, KORUYANLAR )
- ENSTİTÜ[Fr. INSTITUT / İng. INSTITUTE] ile/değil/yerine/= EĞİTEY/ARAŞTIRAY
- ENTEGRASYON[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= BÜTÜNLEŞME
- ENTEGRE OLMAK/ETMEK ile/değil/yerine/= BÜTÜNLEŞ(TİR)MEK / KAYNAŞ(TIR)MAK
- ENTERFEROMETRE | GİRİŞİMÖLÇER ile/||/<> GİRİŞİMÖLÇER
( fizik Işık girişim saçaklarının uzaktan ölçümünü yapan aygıt Girişime dayanarak dalga boyunu ölçen aygıt )
( INTERFEROMETER )
( INTERFÉROMÈTRE )
( INTERFEROMETER )
- ENVERSİYON | EVRİLME ile/||/<> EVRİLME
( Tutum sürekliliğini ölçen bir ölçekte olumlu ya da olumsuz uçların birbiri yerine geçebilmesi fizik kimya Amonyak gibi şemsiye biçimli özdeciğin tersyüz olması Amonyak gibi şemsiye biçimli özdeciğin tersyüz olması )
( ALTERNATION | INVERSION )
( INVERSION )
( INVERSION )
- ER ile/ve/||/<>/> ONBAŞI ile/ve/||/<>/> ÇAVUŞ ile/ve/||/<>/> YÜZBAŞI ile/ve/||/<>/> BİNBAŞI ile/ve/||/<>/> AĞA ile/ve/||/<>/> BAŞ AĞA[> PAŞA]
- ERDEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞER
( [not] VIRTUE vs./and/but/||/<>/< VALUE
VALUE instead of VIRTUE )
- ERDEM/FAZİLET ile/ve ARTAM/MEZİYET
( Erdem, toplum çıkarını kişisel çıkarın üstünde tutmaktır. )
( Bilgi erdem, erdem de mutluluk üretir. )
( Erdeminiz ayakta kalmanızı sağlayan şeydir. )
( Erdem, kişinin kendini inşâ edeceği tuğlalardır. )
( Erdemler kendileri içindir. Başka şeyler için değildir. )
( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )
( Erdemli olanlar, kaygıdan; akıllı olanlar, korkudan uzaktır. )
( Güçlükleri yenmeyi birinci ödevi olarak kabul eden ve ödülü sonraya bırakan bir kişiye 'erdemli' denilir. )
( Erdemli kişinin önem verdiği üç şey vardır: Davranışlarında dikkatsiz ve düşüncesiz olmaktan sakınmak; yüz anlatımında içtenlik; sözlerinin kabalık ve bayağılıktan uzak olması. )
( Gerçekte olduğunuz şey, özünüz, sizin erdeminizdir, erdeminiz kendinizsiniz. )
( Özünüzü, gerçek benliğinizi anımsamak erdemdir. )
( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı yayılamaz, fakat erdemlerin kokusu hiçbir engel tanımadan her yere yayılır. )
( Kişi, yaşamını meziyetlerinin yönettiğinden ve bu meziyetlerin en beklenmedik ve en sıkıcı koşullara bile direneceğinden emin olmalıdır. )
( Kişinin sınırlarını bilmesinden doğan alçakgönüllülük bir meziyettir ama vicdanla birleşmediği sürece bir zayıflık olarak görülebilir. )
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )
( Olgun kişi, meziyetleri parıldarken ışıltıyı gizleyerek çevresiyle uyum içinde kalmayı başarır. )
( Kaynak ve meziyetlerin açığa vurulması yerine sadelikle alçakgönüllülük salık verilir. )
( Kişinin ışığı yararlı bir parlaklık sağlıyorsa, onu tartının altına gizlemelidir. Eğer sağlamıyorsa, meziyetleri geliştirmek amacıyla durmadan çalışılmalıdır. )
( Meziyet yalnız kalmaz, sürekli komşu bulur. )
( 4 Büyük Erdem:
* MAITRI/METTA[Palice] (Dostluk, iyi dilek, iyilik, sevgi ve merhamet göstermek. )
( Merhamet ve herkesin acılarına üzülmek. )
( Herkesin iyiliğine sevinmek. )
( Herkesin hatasını affetme ve görmemezlikten gelmek. )
( Erdemin ölçüsü, tüze'dir. )
( Bir şeyin, işlevini, yerine getirmesi. İLE/VE ... )
( What you are really is your virtue.
Remembering your self is virtue. )
( Aklını, en yüksek düzeyde kullanmak, tefekkür yaşamı, kuramsal temâşâ. İLE/VE ... )
( Ötekinin haklarını sağlamak, korumak ve savunmak. İLE/VE ... )
( VIRTUE vs./and MERIT )
- ERDEM ile/ve/||/<> ÖVGÜ
- ERDEM < SEKÎNE
- EREK ile/ve/||/<>/> GEREK
- EREK ile/ve/||/<> POTANSİYEL
- ERGONOMİ ile/değil/yerine/= İŞBİLİMİ
( Kişinin, işine uymasını, amaca göre çalışmasını düzenleyen, inceleme ve araştırmaların tümü. )
- ANLAK/ZEKÂ:
ERİLLİKTE ile/ve/||/<>/> DİŞİLLİKTE
( Bilgelik/hikmet. İLE/VE/||/<>/> Anlayış. )
- ERİN ve ERİŞKİN ile/ve/||/<>/> ERGİN
( 13-15 yaş civarına gelmiş, bülûğa ermişler. VE 18-21 yaşlarını doldurmuşlar. İLE/VE/||/<>/> İhtiyârını devrede tutanlar, nelere, ne kadar HAYIR! diyeceğini ve istencini/irâdesini neye, ne kadar yönelteceklerini bilenler/uygulayanlar. )
- ERİNÇ/HUZUR ve/||/<> BARIŞ
( İç/içte. VE/||/<> Dış/dışta. )
- ERİŞKİN/LİK ile/ve YETKİN/LİK
- ERKEKLİKİN:
10'DA 9'U değil 10'DA 1'İ
( Kaçmak. DEĞİL 1'i, varolanı/yakınlarını/sevdiklerini/seni sevenleri korumak, onların yanında olabilmek üzere geri durabilmek/çekilebilmek. )
- EROZYON ile KISIRLAŞMA
- EŞ ile/ve/||/<> EŞİT
- EŞ ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYACI/TAMAMLAYAN
- ESAS ile/ve/||/<> İRÂDE ile/ve/||/<> SONUÇ"
( Usûl/yöntem, esastan önce gelir/gelmelidir. İLE/VE/||/<> İhtiyâr[< Hayır!][yapmama bilgisi/isteği], irâdeden[yapma bilgisi/isteği] önce gelir/gelmelidir. İLE/VE/||/<> Süreç, sonuçtan önce gelir/gelmelidir. )
- ESAS ile/ve/< USÛL/YÖNTEM
( Temel, öz. İLE/VE/||/< Yöntem, yol, uygulayım, metot. )
( Usûl olmadan vusûl olmaz.[Yöntem olmazsa kavuşulmaz/ulaşılmaz.] )
( Anayasa ve bazı/çoğu önemli davalar, önce usûlden sonra esastan ele alınır. )
( Kızgın tencere, bir kulpundan tutulmaz. )
( [öncelik ve simge/benzetme olarak]
Dere. İLE/VE/||/< Okyanus.
"Okyanus". İLE/VE/||/< "Dere".
[örnek ve deyim olarak]
Okyanus[u geçmek]. İLE/VE/||/FAKAT/NE YAZIK Kİ Dere[de boğulmak][usûlün öncelikli tutulması ve/ya da bulunmaması durumunda]. )
( BASE vs./and/||/< METHOD )
- EŞDUYUM/DUYGUDAŞLIK/EMPATİ[İng. < EMPATHY < Yun.] ile/ve ÖZGECİLİK BEN DÜŞMANLIĞI DİĞERGÂMLIK[Fars.]["DİĞERKÂMLIK" değil!]/ALTURİZM/ALTRUİZM/ALTRUISM[İng.] ile/ve İNSAN SEVGİSİ/FİLANTROPİ[İng.;Fr. < Yun. PHILO-ANTHROPOS]
- EŞEK ile/değil/yerine/>< EŞİK
( Eşiğe yatmayan, eşektir. )
- EŞEL, ŞEMA, SİNEMATOGRAFİK ŞEMA | TASLAK ile/||/<> TASLAK
( Sinema Oyunluğun özetten başlayarak geliştirilmesine geçilirken çalışmalarda yardımcı olacak metin Bir dekorun taslak biçiminde ön hazırlığı Eskiz Bir yapıtın kesin biçimini almadan önceki durumu Ayrıntıya inmeden kabaca gösteren çizenek ya da çizge Resim Heykel Mimarlık Bir tablo heykel ya da mimarlık yapıtına başlamadan önce sanatçının ilktaslakta yararlanmak üzere yaptığı çizim maket ya da çırpıştırma resim a ilk taslak çırpıştırma resim maket 1 genel uygulayım Herhangi bir yaratının ana çizgilerine çeşitli bölümlerine ilişkin tasarıları belirten önçalışma 2 işleyim yapıcılık a Bir sıra işlemlerden sonra son biçimine yakın duruma gelmiş olan ürün b Yapmaya işlemeye üretmeye konu olan nesnenin kesinleşmemiş kaba biçimi 3 ağaç işleri Zıvana deliklerini kabaca biçimlendirmede kullanılan oluklu burgu biçimindeki araç 4 seramikçilik İşlenecek duruma getirmek amacıyla küçük parçalara ayrılarak kurumaya bırakılan yuvgu biçimindeki çömlek hamuru Bir eserin ilk düşünülen kabataslak şekli coğrafya İleride gerçekleştirilecek herhangi bir şey için yapılan önçalışma )
( OUTLINE | SKETCH | SKETCH, OUTLINE | WORKSHEET | DRAFT )
( ÉCHELLE | ESQUISSE | CROQUIS | CANEVAS )
( SKIZZE | ENTWURF | ENTWURF, SKIZZE | SKIZZE, ENTWURF )
( SCHEDIUM )
- EŞGÜDÜM ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ
- EŞİK ve ARALIK ve ORAN ile/ve/||/<> AYIR ve YALINLAŞTIR ve ARA ÇÖZÜM (ÜRET/MEK)
- ESİNLENME ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM
- ESİR ile ESİR
( Tutsak. | Köle. | [mecaz] Bir düşünceye ya da bir kişiye, körü körüne bağlı olan kişi. İLE Atomlar arasındaki boşluğu ve evrenin tamamını doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. | Hava. )
- EŞİT OLMA ile/ve/||/<> EŞİT OLMAMA
( Yaşamda. İLE/VE/||/<> Doğa(l)da. )
- EŞİT ile/ve/||/<>/> REŞİT
- EŞİTLEME ile EŞDEĞERLİLİK
- EŞİTLİK ADÂLETİ ve/||/<> ONUR ADÂLETİ
- EŞİTLİK ile AYNILAŞMAK
- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<>/< EŞİTLEYEN
- EŞİTLİK ile/ve/||/<>/> FIRSAT EŞİTLİĞİ
- EŞİT/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ORTAK/LIK
- EŞİTLİK ve/=/||/<>/>/< SAVAŞÇILARI
( Özellikle hukuk mantığı ve tarihi açısından, "Eşitlik Savaşçısı[On The Basis of Sex]"'nı izlemenizi öneririz... )
(
)
- EŞİT/LİK ile/ve/<> UYUMLU/LUK
- EŞİTLİK/TESÂVÎ ile TESÂVUK
- ESKİ ile/ve/||/<>/< ESKİMEYEN ESKİ
- ESKİCİ ile/değil/yerine/>< KUYUMCU
( [İş/alıcı/satıcı (bulmak) için...] Bağırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bağırmaz. )
- ESKİYLE "SAVAŞMAK" ile/değil/yerine YENİSİNİ YARATMAK
- ESKSTRAT, HULASA | ÖZÜT ile/||/<> ÖZÜT
( Sıkıştırma parçalama çözme vb yöntemlerle bulunduğu ortamdan ayrılan sıvı özdek metalbilim Özel süreçlerle töz ayrıştırılmış öğe hulâsa kimya Herhangi bir organ ve dokunun mekanik olarak parçalanmasıyla homojenizasyon elde edilen yapı Ekstrakt Özütleme süreçleri ile filizlerinden özütlenmiş olan element Bir maddenin özünü çıkarma özünü elde etme ekstrakt Azotsuz öz madde )
( EXTRACT | CONCENTRATE )
( EXTRAIT )
( EXTRAKT | EXTRACT )
( EXTRA: DIŞARDA )
- ESNAF[Ar.]/ARTİZAN[Fr. < ARTISAN] ile/ve/||/<> EŞRAF
( Küçük sermaye ve zanaat sahibi. | Başlıca düşüncesi, mesleğinin tüm inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kişi. İLE/VE/||/<> Bir yerin zenginleri, ileri gelenleri, sözü geçenleri. )
- ESNAF[Ar.] ile/değil/yerine/= İŞMEN
- ESNEKLİK | ELASTİSİTE | ELASTİKLİK | ELASTİKİYET ile/||/<> ELASTİKİYET ile/||/<> ESNEKLİK
( esneklik Yapağının gerildikten sonra tekrar önceki pozisyonuna ya da uzunluğuna geri dönebilme yeteneği Yumrukoyuncusunun vücut esnetme yeteneği Bir dış kuvvet etkisi ile biçimi değişen ağacın etki kalkınca kendiliğinden doğal biçimine gelmesi özelliği Kişi ya da denek hayvanının değişen durumlar karşısında davranışlarını değiştirmekte gösterdiği yetenek Sınıflamada bina yapımında ya da benzeri bir çalışmada sonradan duyulacak gereksemeler için önceden göz önünde bulundurulan olanak Özdeğin uygulanan kuvvet kaldırıldıktan sonra tikel olarak ya da tümüyle başlangıç biçimini alabilme özelliği Bir gözlemci ya da gözlem aracının değişen durumlara çeşitli koşullara uyabilme yeteneği 1 fizik Basınç etkisiyle biçim bozukluğuna ve değişime uğramış nesnelerin ilk biçim ya da oylumlarına az da olsa dönebilmeleri özelliği 2 dericilik Bir derinin geriIebilme ve gerilme sırasında aldığı biçimi koruma özelliği Kuvvetle orantılı olarak uzayıp kısalma durumu Bir cismin kuvvet etkisiyle uzunluk oylum ya da biçimce değişikliğe uğraması ve kuvvet kalkınca başlangıç biçim ve boyutlarını yeniden bulması özelliği fizik Bir fonksiyonel ilişkide diğer bağımsız değişkenler sabitken bağımsız bir değişkendeki yüzde değişmenin bağımlı değişkende yarattığı yüzde değişmeyi ölçen yani bağımlı değişkendeki oransal değişmenin bağımsız değişkendeki oransal değişmeye oranı biçiminde ifade edilen duyarlılık katsayısı Esnek olma özelliği )
( ELASTICITY )
( ÉLASTIQUE )
- ESNEKLİK ve/||/<>/> SAĞLAMLIK/GÜÇ ve/||/<>/> BİLGELİK/İRFAN/HİKMET
( Çocuk gibi. VE/||/<>/> Demir gibi. VE/||/<>/> Bilge gibi. )
- EŞZAMANLI/LIK ile/ve/||/<> KOŞUT/LUK
- ETKİ ETMEK ile/ve/||/<>/> DÖNÜŞTÜRMEK
- ETKİ ile/ve/<> DENETİM
( EFFECT vs./and/<> CONTROL )
- ETKİ ile/ve/||/<>/> İTKİ ile/ve/||/<>/> DEVİM ile/ve/||/<>/> DEVİNİM
- ETKİ ile/ve/||/<>/> İZ
- ETKİ ile/ve/değil/||/<>/< KARŞILIK
- ETKİ/TESİR[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< YARAR/FAYDA[Ar.]
- ETKİLEMEYE ÇALIŞMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (SADECE) KENDİNİ ANLATMAK/TANIMLAMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK
- ETKİLEŞİM ile/ve/||/<>/> EYTİŞİM
- ETKİLEŞİMLİ ve/||/<> DEVİNGEN
- ETKİLEYİCİ ile/ve/||/<> "ÇARPICI"
- ETKİLEYİCİ ile "DOKUNAKLI"
- ETKİN = FAAL = ACTIVE[İng.] = ACTIF[Fr.] = AKTIV[Alm.] = ACTIVO[İsp.]
- ETKİN ile/ve İŞLEYEN
( FÂİL ile/ve ÂMİL )
- ETKİNLİK ile EDİLGENLİK
( Tarihte yerini alır. İLE Yazında[edebiyatta] yer bulur. )
- ETKİNLİK ile/ve/değil/yerine/> ÜRETİM
( [not] ACTIVITY vs./and/but TO PRODUCE
TO PRODUCE instead of ACTIVITY )
- ETKİSİ ALTINA ALMAK ile/ve/||/<> YÖNLENDİRMEK
- ETMEN" ile/değil ETMEYİN
- ETRAFINDA:
"ÇOK KİŞİ" değil/yerine (SADECE) KİŞİ/ADAM
- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] ile/değil/yerine/= ÇALIŞMA
( Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. | Ön çalışma. | Belirli bir konuyu inceleyen, araştıran yapıt ya da yazı. | Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışması, mütalaa, müzakere. )
- EVAPORATÖR, BUHARLAŞTIRICI | BUĞULAŞTIRICI ile/||/<> BUĞULAŞTIRICI
( 1 genel uygulayım a Suyu buğu durumuna getirmek için kullanılan araç b Buğu durumuna getiren buğulaştırma niteliğinde olan 2 işleyim Meyve sebze sularının sıcak hava akımı yoluyla çekilmesini Sağlayan araç 3 döşem Soğutma sıvısını buğu durumuna getirecek çevresindeki ısınmayı önleyen büklümlü boru 4 işleyim Sıcak bir ürünün birdenbire basınçla genleşmesine buğulaşmasına yarayan araç )
( EVAPORATOR | VAPORIZER )
( ÉVAPORATEUR | EVAPOREUR )
( VERDAMPFER )
- EVDE BAKIM ile/ve/||/<> HASTAHANEDE BAKIM
- EVET DERİM/DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYIR DİYEMEM(EK)
( Özellikle de sevdiğin birinden alabileceğin "evlilik teklifi"ne... )
- EVİNİ ve/||/<>/< ZİHNİNİ/KALBİNİ
( Konuk gelecekmiş gibi temiz tut! VE/||/<>/< Ölüm gelecekmiş gibi temiz tut! )
- EVLÂ' -ile
( DAHA UYGUN, DAHA İYİ )
- EVLİLİKLERİN SONLANMASI:
"AŞKIN BİTMESİ" değil/ne yazık ki/< ARKADAŞLIĞIN OLMAMASI
- EVRENSEL AKIL ile/ve/<> BİREYSEL AKIL
- EVRENSEL ile KÜRESEL/KÜREVİ
( ÂLEM-ŞÜMÛL ile ... )
( UNIVERSAL vs. GLOBAL )
- EVRENSELE:
YÖNELİŞ ile/ve/||/<> KAÇIŞ
- EVRENSEL/LİK ile KÜRESEL/LİK
( ÂLEM-ŞÜMÛL ile ... )
( UNIVERSAL vs. GLOBAL )
- EVRİM:
DOĞAL SEÇİLİM KURAMI/ÖRNEĞİ ile/ve/değil/yerine/<>/>< DAYANIŞMA(SYMBIOSIS) KURAMI/ÖRNEĞİ
( Ekvator bölgesinde. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Sibirya'da. )
( CHARLES DARWIN ile/ve/değil/yerine/<>/>< PYOTR KROPOTKIN[09 Aralık 1842 - 08 Şubat 1921] )
- EYLE! ve/||/<> GÖSTER! ve/||/<> KANITLA!
( Konuşmak yerine. VE/||/<> Söylemek yerine. VE/||/<> Söz vermek yerine. )
( Instead of talk! AND/||/<> Instead of say! AND/||/<> Instead of promise! )
( ACT! and/||/<> SHOW! and/||/<> PROVE! )
- EYLEM/FİİL ile/ve ETKİNLİK/FAALİYET
( Tek. İLE/VE Çok. )
( Somut. İLE/VE Soyut. )
( Fizikteki simgesi: S )
( ACTION vs./and ACTIVITY )
- EYLEM/HAREKET ve/||/<>/>/< SAĞALTIM/TEDAVİ/ŞİFÂ
- EYLEM:
[hem/ne] SONLULUK ile/ve/||/<>/hem de/ne de SONSUZLUK
- EYLEM:
ÖZEN ve/||/<> DİSİPLİN
- EYLEM:
US/AKIL ve/+/||/<> İSTENÇ/İRÂDE
- EYLEM ile/ve/||/<>/> ETKİ
( ACT vs./and/||/<> EFFECT )
- EYLEM ile/değil EYLEME(K)
- EYLEM = FİİL = ACTION, ACTIVITY[İng.] = ACTION[Fr.] = AKTION, HANDLUNG[Alm.] = ACTION[Lat.] = ACCIÓN[İsp.]
- EYLEM ile/ve/değil/||/<> İŞLEM
- EYLEM ile/ve/||/<> İŞLEMİ TAMAMLAMAK
- EYLEM ile/ve UYGULAMA
( Doğruluk ve eylemin birliği! )
( Bencil olmayan ve arzudan arınmış eylem! )
( ACTION vs./and TO APPLY
Union of righteousness and action!
Unselfish and desireless action! )
- EYLEM ve/||/<>/> YOL GÖSTERİCİ/LİK
- EYLEME = ACT, OPERATE[İng.] = AGIR[Fr.] = HANDELN[Alm.] = AGERE[Lat.] = OBRAR[İsp.]
- İKTİDAR:
"EYLEMSEL" değil/yerine/></< HUKUKÎ
- EYLEMSİZ "ÖNGÖRÜ" ile/ve/<> ÖNGÖRÜSÜZ "EYLEM"
( Hayal görmek. İLE/VE/<> Karabasan görmek. )
- EZÂ ile/ve/||/<> CEZÂ
- EZELDE ve/||/<>/> GÜZELDE
( Nokta. VE/||/<>/> Saklı. )
- EZİCİ "GÖRÜŞ/KANAAT" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ORANTILI/ORANTISIZ "GÜÇ"
- EZİYET ile/değil/yerine HİZMET
- EZİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MEZİYET
( Eziyet olmadan/çekmeden, meziyet olmaz. )
- FAAL | ETKİN ile/||/<> ETKİN
( Eylem ve etkinlikleri başlatıp harekete geçiren ve bunu sürdüren 1 Bir başkasına etki yapabilen 2 Kimyasal tepkimelere girmeye ya da fiziksel etkiler bırakmaya yatkın olan özdek kimya metalbilim Kimyasal tepkimelere kolayca girebilen özdek özdekcik vb 1 Eylemde bulunan 2 Etki yapan Karşıtı edilgin Tepkileşimlerde etkinliği önde gelen kimya Kimyasal tepkimelere kolayca giren )
( ACTIVE | AFFECTIVE, ACTIVE | EFFECTIVE | ACTIVITY )
( ACTIF | ACTIVITÉ )
( EFFEKTIV | AKTIV | AKTIV, WIRKSAM | AKTIF | EFFIZIENZ )
( ACTIVUS )
( ATTIVO )
( ΕΝΕΡΓΌΣ / ενεργός )
- FAALİYET | ETKİNLİK ile/||/<> ETKİNLİK
( Bir canlının içinde geçen ya da kendisinin giriştiği çalışma durumu Çocukların kendi amaç ve gereksinmelerine uygun geldiği için isteyerek katıldıkları herhangi bir öğrenme durumu etkin kestirici 1 Gaz karışımında ya da sıvı çözeltide bulunan bir özdeğin etkin derişimi 2 Bir ışınetkin özdekte birim zamandaki parçalanma sayısı kimya 1 Bir özdecik öğecik ya da yükünün erke ve işlemi etkileme yönünden daha güçlü daha elverişli olması durumu 2 Kimyasal gerilimi logaritmik hız ve büyüklük olarak veren nicelik 1 Eylem gücü etki gücü 2 Eylemde bulunanın etkin olanın niteliği 3 Etkide bulunmak için yapılan atılım Eylemden ayrılığı eylemin daha somut oluşudur Bir ışımetkin çekirdeğin içinde oluşan çekirdeksel bozunumların birim zamana düşen sayısı ışımetkinlik kimya Enaz çaba ya da maliyet ile ençok sonuç elde etme kapasitesi iktisadi etkinlik teknik etkinlik Bir radyonüklid içinde dt zaman aralığında oluşan nükleer dönüşüm sayısına dN denilse dNnin dtye bölümü A A dN dt Bir genin ya da gen kombinasyonunun fenotipte kendini gösterme sıklığı Etkinlik sahip olduğu genotipi fenotipinde gösteren bireylerin populasyondaki oranıyla tanımlanır 1 Etkin olma durumu bazı etkileri oluşturma yeteneği 2 İlaç ya da zehirli maddelerin vücuda alındıktan sonra etkisini gösterme durumu aktivite 3 İlaç molekülünün almaçları uyarma ya da baskılama yeteneğinin bir ölçüsü etkinlik )
( ACTIVITY | EFFICIENCY | ACTIVITY / AKTIFLIK | PENETRANCE | ACTIVITY, EFFICACY )
( ACTIVITÉ | PÉNÉNTRANCE, FRÉQUENCE DE MANIFESTATION )
( EFFIZIENZ | AKTIVITÄT | AKTIVITÄT, TÄTIGKEIT | WIRKSAMKEIT | PENETRANZ, MANIFESTATIONSHÄUFIGKEIT )
- FABRİKA | ÜRETİMLİK ile/||/<> ÜRETİMLİK
( İşleyimselleştirilmiş bir üretim süreci içinde üretilen bir nesnenin yapıldığı araç ve gereçlerin topluca bulunduğu işlenmemiş özdekler için ayrı yerleri bulunan yapı işleyim İşlenmemiş ya da yarı işlenmiş özdeklerin makine araç aygıt vb işlenerek tüketime sunulduğu kuruluş )
( FACTORY )
( FABRIQUE )
( FABRIK )
- FABRİKA ile/değil/yerine/= ÜRETİMLİK
- FAHİŞ[Ar.] değil/>< NARH[Fars.]
( Ölçüyü aşan, aşırı, çok fazla. | Ahlâka ve törelere uygun olmayan. DEĞİL/>< Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinme maddeleri için devletçe saptanan fiyat. )
- FAİL ile ÂMİL
- FÂİL ile FÂİL
( İŞLEYEN, YAPAN, EDEN ile ETKİLİ/TE'SİRLİ )
- [ne yazık ki]:
FAİZ ve/||/<>/>/< BİLGİSİZLİK
- FAİZ ile HİZMET
( INTEREST vs. SERVICE )
- [ne yazık ki]:
FAİZ ile/değil/yerine/>< ÜRETİM(EKİN/KÜLTÜR)
- FAKİR-FUKARA (YA DESTEK OLMAK)
- FAKİR OLUP DA SABRETMEK ile/ve/<> ZENGİN OLUP DA ŞÜKRETMEK
( İkisi de "pek kolay değil" diye "görülse/zannedilse" de asıl olan, her koşulda ve özellikle de uclarda ve uçurumlarda, yani maddî fakirlik ve zenginlikte, sabır göstermek ve şükrü edâ etmektir. )
- FAKSİMİLE, KOPYA | TIPKIBASIM ile/||/<> TIPKIBASIM
( Bir yazının ya da bir kitabın sayfa sayfa olduğu gibi fotoğrafı alınarak yapılan basımı basımcılık Bir yazının fotoğrafından kalıp çıkarılarak yapılan aynı basımı )
( FACSIMILE )
( FAC-SIMILÉ )
- FAKTÖR | ETKEN ile/||/<> ETKEN ile/||/<> ETKEN YÜKÜ
( 1 Değişimin olası nedeni olarak bir deneyde incelenen nicelik 2 Çokdeğişkenli çözümlemede gözlenmiş olasılıksal değişkenlerin bir işlevi ay etken yükü Karmaşık bir yapı içinde örgütlenmiş olan oluşumların temel bileşenleri sayılan ve çeşitli ölçerlerle elde edilen ölçümlerin aralarında bağıntılı olmasını sağladığı tasarlanan ana öğelerden her biri etken çözümlemesi genel uygulayım Uygulayımsal bir işlemin sonuçlanmasına katkıda bulunan öğelerden her biri Etki yapıcı belirleyici gücü olan Bir olayın oluşumunu etkileyen değişkenlerden her biri kimya 1 Bir sonucun ortaya çıkmasına yol açanların her biri 2 Birden fazla sayıda aracın bir araya gelerek bir ürünün oluşmasını sağlaması etmen )
( FACTOR )
( FACTEUR | AGENT )
( FAKTOR )
- FARK ET! ve/||/<> HAK ET!
- FARK ETMEK ile/ve/||/<>/> FARK GETİRMEK
- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI
- FARK ile/ve/||/<> ETMEN
- FARK ile/ve/||/<> MÜBÎN[Ar. BEYN/BEYÂN]
( ... İLE/VE/||/<> İyiyi, kötüyü [hayr'ı, şer'i] ayıran/ayırabilen. | Açık, apaçık, belirli. )
- FARKINDALIK ve/||/<>/< ÂN'A ODAKLANMA
- FARKINDALIK ile/||/<>/> AYDINLANMA
- FARKINDALIK ile/ve/||/<> DUYARLILIK
- FARKINDALIK ve/||/<> DUYGULARIN TANIMLANMASI
- FARKINDALIK ile/ve/||/<>/> PLANLANMIŞ FARKINDALIK
- FARKINDALIK ve/<> ÜMİT
( Paylaş! VE/<> Aşıla! )
( Yeni yılda da, sağlıklı ve mutlu AN'lar yaşamak üzere, Farkındalık'larımızı paylaşıyor ve birbirimize, -en azından gülümseyerek :)- Ümit aşılamaya devam ediyoruz... :) )
- [ne yazık ki]
FARKINDA OLMAMA ile/ve/<> KABUL ETMEME
- FaRkLaR (Kılavuzu/"Sözlüğü") ile/ve/<> FARKINDALIK
( DiFfeReNCeS GUIDE/"DICTIONARY" vs./and/<> AWARENESS )
- FARKLAR ile/ve/||/<>/> HAKLAR
- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK
( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )
- FARKLI/LIK ile/ve/||/<> ETKİLİ/LİK
- FARK/LI/LIK ile NİTELİK FARKI/FARKLILIĞI
( DIFFERENT/DIFFERENCY vs. DIFFERENCE/Y OF QUALITY )
- FATİH KARATAŞ ve/||/<> BAHATTİN HEKİMOĞLU
( )
- FAZ | EVRE ile/||/<> EVRE
( Sinema TV Aynı yinelenimdeki dönemsel iki devinimin birbirine göre durumunu saptayan özellik İki devinim aynı anda dönemsel devinimin aynı noktasında bulunuyorlarsa aynı evrededirler evrede Ses dalgalarının elektrik salınımlarının evresinden de söz edilebilir Tekrarlı olaylarda bir dönüm içindeki her bir nokta konum ya da durum Örnek Ayın evreleri ilkdördün dolunay vb Bir değişen yıldızın minimum evresi Zaman ya da uzay içerisinde sıralanmış bir dizinin dönüm noktalan arasındaki aralık 1 Dengedeki bir dizge içinde başka bölümlerden fiziksel ayrılıklar gösteren ve kesin yüzeylerle sınırlanmış tektürel yapılı bölge 2Gözİem süresinde bir elektriksel dalganın sıfırdan en büyük değere dek aldığı bağıl değer Bir oluşum ya da süreç içinde birbirini izleyen değişik görünüşlü durumlardan her biri fizik kimya Birbiri ardınca gelen değişikliklerde özdeğin biryapımlı kesiksiz durumu katı evre sıvı evre vb 1 Özdeğin tektürel kesiksiz durusu katı evre sıvı evre vb 2 Dalga işlevinin bir noktasının aynı yere hangi zamanda geleceğini gösterir açı Sabnamlı bir olayın yinelenimleri boyunca içinde bulunduğu aşamaları niteleyen açısal nicelik Isıl işlem ve yüzey işlemelerinde ardışık olarak görülen durumlardan her biri Bir hastalığın ya da işlemin çeşitli durum ya da safhalarından her biri faz )
( PHASE | STAGE )
( PHASE )
( PHASE )
- FÂZIL[Ar.] ile/değil/yerine/= ERDEMLİ KİŞİ
- FAZÎLET ile/ve/||/<> MENFAAT ile/ve/||/<> MASLAHAT
( Bireyde. İLE/VE/||/<> Toplulukta. İLE/VE/||/<> Toplumda. )
- FAZLA FEDÂKÂR/LIK
ve/||/<>/>/ne yazık ki
(FAZLA) VEFÂSIZ/LIK
( Fedâkârlığın fazlası, vefâsızlığa neden olur. )
- FAZLA GÖTÜNE GÜVENME!" değil "GÖTÜNE" FAZLA GÜVENME!
- FAZLA/GEREKSİZ/YERSİZ/BOŞ ...)
KONUŞMA! ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNME!
( YAP! ile/ve/||/<>/< YAP! )
- FAZLA KONUŞMAK ile/değil/yerine GEREĞİNDEN FAZLA KONUŞMAK
( Kişinin, "Fazla konuşmak" diye bir durumu ol(a)maz fakat belirli/belirsiz bir konuda/alanda/olguda, gereğinden fazla konuşması söz konusu olabilir. [Kişinin, doğadaki fiziksel donanımlarının yetersizliğini giderecek olanın, beyni ve zihni olmasından dolayı ve bunu da, geri dönülmez bir duruma girmeden önce gidermek, çözüm üretmek üzere dili ve konuşma becerisi karşılar. Modern dönemlerde gelinmiş kopukluklar, hızlı ve kısa/kesik sözler kullanma "çabası/beklentisi" nedeniyle de "konuşmanın fazlası" diye bir olgu, durum geliştirilemez ve/ya da bu kişisel/düşük "beklentinin" karşılanması, çevremizdeki kişilerden beklenilemez!] )
- | FAZLALIK ve GEREKSİZ | ile/değil/yerine CANIMIZ
( Kenara çekilen. VE Ardımızda olan/kalan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yanımızda olan, yanında olduğumuz. )
- FAZLA/LIK ile/değil AŞKIN/LIK
- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DESTEK
- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KATKI
- FEDÂKÂRLIK:
YAPTIKLARIN ile/değil YAPMADIKLARIN
( Başkaları için. İLE/DEĞİL Kendin için. )
- FEDÂKÂR/LIK ile/ve/||/<>/> KAHRAMAN/LIK
- FEDÂKÂRLIK ile KATLANMA
( EXTREME DEVOTION vs. TO BEAR )
- VAZGEÇME/FEDÂKÂRLIK[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖZVERİ, EL ÇEKME
( Temiz ve özverili bir hayat yaşayın, bu yeter. )
( Live a clean, selfless life, that is all. )
( EXTREME DEVOTION vs. SELF-SACRIFICE )
- FEDARASYON değil FEDERASYON
- FEHM ETMEK | KAVRAMAK ile/||/<> KAVRAMA ile/||/<> KAVRAMAK
( 1 Karşılaşılan sorunları yeni durumları ve düşünceleri zihinde oluşturmak 2 Düşünmek 3 Anlamak birleştirme otomobil 1 Motor anamili ile hız kutusunu birbirine bağlayıp ayıran motordan gelen devinimi sarsıntısız olarak öteki aktarma öğelerine ileten düzen 2 Bu düzeni işletmeye yarayan ayaklık I gavrama II Bodur ekini kesme Güllüce Gümüşhacıköy Amasya Orakla biçmek Amasya yakalamak )
( CONCEIVE | CLUTCH, CLUTCH PEDAL )
( CONCEVOIR | DÉBRAYAGE, EMBRAYAGE )
- FEINT/DESIGNATUM[İng.] ile/değil/yerine/= FEINTE/DESIGNATUM[Fr.] ile/değil/yerine/= DESIGNATUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖSTERICI
( Sinema Sinema filmlerini görüntülüğe yansıtarak izlenmesini sağlayan aygıt. (Göstericiler, film boylarına göre, 8 mm'den 70 mm'liklere kadar değişir; ancak hepsinin ortak özelliği, alıcının çözümlediği devinimin bireşimini gerçekleştirerek bu devinimi doğal biçimiyle vermektir. Bir göstericinin başlıca bölümleri şunlardır: Göstericide kullanılacak filmin takıldığı verici makara bölümü ile bu filmin gösterim sırasında sarıldığı alıcı makara; filmin aralı devinimini sağlayan düzenek; filmin bu aralı devinim sırasında önünde durakladığı pencere ve bu duraklama sırasında düzenli aralıklarla ışık kaynağı ile film arasına girerek ışığı açıp kapayan örtücü; filmin, ses bölümünde düzgün devinimini sağlayan düzenek; ses bölümü (okuma bölümü); gösterici ışıtacı (ışık kaynağı); gösterici merceği). @@ bk. gösterici birim. @@ Sinema filmi, slayt, fotoğraf camı vb. ile saptanan görüntüleri duvara ya da beyazperdeye büyüterek yansıtan aygıtlara verilen genel ad. @@ 1. bilişim: Bir bilgisayarda, yürütülen işlemin sonuçlarını bildiren ya da basıp veren çıkış birimi. 2. sinema: Sinema filmlerinin beyazperde üzerine yansıtılmasını sağlayan aygıt. @@ Oyun alanındaki gergi üzerine görüntüleri yansıtan aygıt. )
(1996'dan beri)