Bugün[03 Temmuz 2026]
itibarı ile 9.195 başlık/FaRk ile birlikte,
9.195 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(32/38)


- SEYREKLEŞME ile/değil SEYRELME

( Özellikle saçlar için... )


- ŞEYTANTIRNAĞI ile ŞEYTANTIRNAĞI

( Çançiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki. (Phyteuma) İLE Tırnak kesiminden sonra tırnağın kenarında kalan küçük tırnak parçası. )


- SEZARYEN ile/değil/yerine NORMAL DOĞUM

( İTİLÂN: Âşikâr, meydanda olma. | Doğum sırasında, bebeğin görünmesi. )

( İT'ÂM: İkiz doğurma. )

( BIRTH vs. HYSTEROTOMY )


- SEZGİSEL/ÇAĞRIŞIMSAL değil/yerine/>< KAVRAMLARLA


- SF/SALINE SOLUTION[İng.] değil/yerine/= SERUM FİZYOLOJİK


- SFERİK/SPHERICAL[İng.] değil/yerine/= KÜREMSİ


- SFİGMOMANOMETRE/SPHYGMOMANOMETER[İng.] değil/yerine/= KAN BASINÇÖLÇER


- SFS/SEQUENTIAL FORWARD SELECTION[İng.] değil/yerine/= SIRALI İLERİ YÖNLÜ SEÇİM


- SFT/PULMONARY FUNCTION TESTS[İng.] değil/yerine/= SOLUNUM İŞLEV TESTLERİ


- SHEATH[İng.] değil/yerine/= KILIF


- SHUNT[İng.] değil/yerine/= ŞANT


- ŞİÂR[Ar. < ŞA'R] ile ŞİÂR[Ar. çoğ. ŞAÂYİR] ile -ŞİÂR[Ar.]

( Kıllar. İLE İşaret, iz, alâmet. | Ayırıcı işâret, ayırdedici âdet. | Hacı olmak için Mekke'de yapılann tören/ler. İLE "İyi, üstünlük veren işâret, âdet" anlamlarında gelerek birleşik sözcükler meydana getirir.[MERHAMET-ŞİÂR: Merhametli. | ŞÖHRET-ŞİÂR: Ünlü.] )


- ŞİATSU ile/ve AKÜPRESÜR


- ŞİB[Ar.] ile ŞİB'/ŞİBA'[Ar.] ile Şİ'B[Ar. çoğ. ŞİÂB]

( İniş, aşağı doğru eğiklik. İLE Doyma, tokluk. İLE Dar yol, keçiyolu, dağ yolu. | Oymak, kabile. | Küçük akarsu yatağı. )


- ŞİBA'[Ar.] ile ŞİBÂ'[Ar. < ŞEB'ÂN]

( Doyma, tokluk. İLE Toklar, karnı doymuşlar. )


- SİDİK RENKLERİNDE:
MAVİ/YEŞİL ile KOYU SARI ile TURUNCU ile KAHVERENGİ ile SİYAH ile ŞEFFAF

( Kolera ya da tifüse yakalanılmıştır.[İkisi de ölümcüldür.] İLE Çok fazla protein alınmıştır. İLE Ateşlenilmiş ve terleyerek çok fazla su kaybediliyorsa. İLE Kötü bir tropikal hastalığa yakalanılmışsa. İLE Bir hayvandan kan nakli yapılmışsa. İLE Çok fazla sıvı alınmışsa. )


- SİDİK ile/ve/||/<>/> ÜREMİ

( ... İLE/VE/||/<>/> Ürenin dışarı atılmaması nedeniyle kanda birikmesi. )


- SİDİK(ÇİŞ) TUTMAMALI!


- SİDRET-ÜL MÜNTEHÂ ile/ve/||/<> AŞK-I MÜNTEHA/MÜNEZZEH

( Yaratılmışlığın sınırı. | Son sedir ağacı. | Kâmilin kaşı, kirpiği. İLE Sınırsız/sonsuz/bitimsiz aşk. | Yalnızlar cenneti/çölü. | Yedi cennet/beyza ve/artı sekizinci cennet. )


- ŞİFÂ ile/ve/||/<>/> SADRA ŞİFÂ


- ŞİFÂ ile/ve/<> TEDAVİ

( İçeriden. İLE/VE/<> Dışarıdan. )


- ŞİFÂ[çoğ. EŞFİYET] ile ŞİFÂH[< ŞEFE]

( İyileşme, iyi olma, hastalıktan kurtulma, sağalma. İLE Dudaklar. )


- SIFIRI TÜKETMEK değil ZAFİRİ TÜKETMEK

( ZAFİR: Soluk/nefes. )


- sig.[Lat. < SIGNA, SIGNETUR] değil/yerine/= TARİF ET, İLÂCIN KULLANILIŞINI ETİKETE YAZ


- SİGARADA:
YANGI ile/ve/||/<> DAMAR DARLIĞI ile/ve/||/<> KANSER


- SİĞİL(TAVUKGÖTÜ) ile ETBENİ

( Deride oluşan, zararsız, pürtüklü, küçük ur. İLE ... )

( SÜ'LÛL[çoğ. SEÂLÎL] ile SÜÛL )

( ÂJEH, ÂZEH, BÂLÛ, GENDEME ile BÂDÂME )


- SİĞİL ile/||/<> NASIR


- SIHHAT[Ar.] değil/yerine/= SAĞLIK


- SİKATRİS değil/yerine/= (KAPANMIŞ, İYİLEŞMİŞ) YARA YERİ


- SIKI | KOMPAKT ile/||/<> KOMPAKT[Fr. < COMPACT]

( COMPACT )


- SIKI/LAŞMA ile KATI/LAŞMA

( STRICT/NESS vs. STERN/NESS )


- SIKILMA ile "BOĞULMA"


- SIKIŞTIRICI | KOMPRESÖR ile/||/<> KOMPRESÖR[Fr. < COMPRESSEUR]

( tarım )

( COMPRESSUR | COMPRESSEUR )


- SIKIŞ(TIR)MAK(") ile/ve/||/<>/> (")IKINMAK(")


- SIKIT/KOMPRİME[Fr.] ile SIKIT

( Çoğu kez yassı ya da silindir biçiminde katı ilaç. | Bir konuyla ilgili olarak, derinliği olmayan kalıplaşmış bilgi. İLE Düşük. )


- SİKLİK/CYCLIC[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜSEL


- SIKLIK | FREKANS ile/||/<> FREKANS ile/||/<> TİTREŞİM SAYISI

( titreşim sayısı devir sıklığı Devir süresinin tersi fizik )

( FREQUENCY )

( FRÉQUENCE )

( FREQUENZ )


- SİKLOTRON/CYCLOTRON[İng.] değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK HIZLANDIRICI


- SİKLUS/CYCLE[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜ


- SIKMAK ile BÜZMEK


- SİLÂ'[Ar. çoğ. SELEÂT] ile SİL'A[Ar.]

( Hıyarcıklar, urlar. İLE Ticaret malı. | Gövdede olan ur. | Sülük. )


- SİLKİ ile SİLKİNTİ

( Uykuda sıçrama. İLE Ürkerek sıçrama. | Bitkilerde, çiçek düşürme durumu. )


- SİLME | VAKUM | HAVASIZ BOŞLUK | VAKUM ile/||/<> VAKUM ile/||/<> BOŞLUK

( boşluk Tüm havanın emilip boşaltılması ya da böylece oluşan boşluk İçinde atom ve molekül bulunmayan ya da alçak basınçta hava ve gaz bulunan oylum Sinema TV İçinde molekül ya da atom bulunmayan uzay uygulamada içindeki hava ya da gazı tümüyle boşaltılmış son kertede alçak basınç bulunan uzay Bir radyo ışıtacında eksiucun yaydığı elektronların havanın ya da gazın atomlarıyla çarpışarak engellenmemesi için bu ışıtaçta böyle bir boşluk yaratılması gerekir TV Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara boş damga Herhangi bir veri dizisinde bellek ya da bilinçte görülen eksiklik İçinde molekül atom ve başka temel parçacıkların bulunmadığı varsayılan uzay parçası 1 genel uygulayım Herhangi bir emici ile havası boşaltılmış yer ortam vb 2 fizik kimya İçinde hiçbir öğecik özdecik vb bulunmayan bir gazın basıncı düşürüldükçe sonunda varılacak durum Özdekten arınmış kapalı oylum gedik boş )

( VACUUM )

( VACUUME | VIDE | VACUUM )

( VAKUUM )

( VACUUS: BOŞ )


- SİMBİYOTİK/SYMBIOTIC[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAR


- SİMBİYOZ[İng. SYMBIOSIS] ile/||/<> ORTAK YAŞAMA (SİMBİYOZ)[İng. SYMBIOSIS]

( Birlikte yaşayıp iki canlının da bundan faydalandığı yaşam biçimi. Örnekler, mercan polipleri ve zooxanthellae algi, geviş getiren hayvanlar ve rumenlerindeki selülozik bakteriler. @@ Ayrı türden iki canlı arasında karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı olarak süren, birlikte yaşama biçimidir. Simbiyoz olarak da bilinmektedir. Ortak yaşama biçimi iki ayrı bitki türü, iki ayrı hayvan ya da bir bitki ile bir hayvan arasında kurulabilir. Genel olarak ortak yaşama biçimleri iki ayrı sınıfa ayrılır: ortakçılık ve karşılıklı bağımlılık.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİMBİYOZ/SYMBIOSIS[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAM


- SİMETRİK | BAKIŞIMLI | SİMETRİK ile/||/<> SİMETRİK ile/||/<> BAKIŞIMLI

( bakışımlı genel uygulayım Belirli eksen özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği Belirli eksen özek nokta ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde görünümünü bozmayan nesne ya da işlevlerin niteliği Noktaları belirli düzlemlere eksenlere ya da noktalara göre yer değiştirince özdeş biçimde kalan cisimlerin ya da işlevlerin özelliği 1 Simetriyle ilgili olan 2 Simetriyle belirgin )

( SYMÉTRIQUE )


- SIMSIKI ile DİPDİRİ

( VERY TIGHT vs. FULL OF LIFE )


- SİMÜLASYON/SİMÜLATÖR[Fr.] değil/yerine/= BENZETİM/BENZETİMLİK | SAYRIMSAMA


- SİMÜLATÖR/SIMULATOR[İng.] değil/yerine/= BENZETEÇ


- SİMÜLE HASTA/SIMULATED PATIENT[İng.] değil/yerine/= SÖZDE SAYRI


- SİMÜLTANE/SIMULTANEOUS[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI


- SÎN[Ar.] ile Sîn[Ar.] ile SİN[Ar.] ile SİN/SİNN[Ar. çoğ. ESİNNE, ESNÂN, ESÜNN] ile Sinn[Alm.]

( Osmanlı abecesinin onbeşinci harfi. Ebced hesabında, 60 sayısının karşılığıdır. | Sual sözcüğünün kısaltılmış biçimi. İLE Çin. İLE Mezar. İLE Diş. | Yaş, ömrün derecesi. İLE Algı. )


- SİNAPSİT[İng. SYNAPSID] ile/||/<> İNFERİOR ile/||/<> ÖRİYAPSİT[İng. EURYAPSID] ile/||/<> SİNODONT[İng. CYNODONT] ile/||/<> TERAPSİT[İng. THERAPSID]

( Göz çukurunun arka altında tek bir temporal açıklığa sahip olan omurgalı grubu. Diapsidlerdeki arka alt (posteroinferior) çukura yakın bir konumda bulunur. Bu kafatası tipindeki bütün sürüngenlerin soyu tükenmiştir. Ancak memeliler ve memelilere yakın olan canlı türleri bu öbekte yer alır. Filogenetik olarak sinapsitler kendi içinde terapsit denilen bir dal verir. Memeliler ve yakın akrabaları bu alt grup içerisindedir. İnsanda (Homo sapiens) göz çukurundan sonraki ikinci açıklık elmacık kemiğinin kemeri olan arcus zygomaticus'un arkasındadır. Memelilere gelecek dal olan terapsitler dışındaki sinapsitlere aynı zamanda pelikozor denir. Örneğin Dimetrodon bir sinapsit cinsidir ve dinozor değildir. Memelilerle filogenetik olarak daha yakın akrabadır. @@ Alt, altta bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için ayağa yakın olan taraf, dört ayak üzerinde duran omurgalılar için ventral tarafa yakın olan. Vena cava inferior, kanı vücudun alt tarafından kalbin sağ atrium`una getirir. @@ Göz çukurunun arkasında, sinapsitlere benzer olarak tek bir açıklığa sahip omurgalı grubudur. Ancak deliğin konumu sinapsitlerden farklı olarak göz çukurunun arka üstünde (posterosuperior) yer alır, üstelik daha dar ve uzun bir morfolojiye sahiptir. Bütün türlerinin soyu tükenmiştir. Soyu tükenmiş deniz sürüngenleri olan Plesiosauria ve Ichthyosauria takımı bu kafatası tipi dahilindedir. @@ Kafatasında göz çukurunun arkasında tek delik barındıran sinapsitler içinde memelilere gidecek dal olan terapsitler grubunda insanlar dahil memelilere ve yakın akrabalarına evrimleşecek öbeği oluşturan omurgalılardır. Kelime anlamı "köpek dişli" olan sinodontlar, yaklaşık 260 milyon yıl önce Geç Permiyen'de bir grup terapsitten evrimleşmiştir. Fakat bütün sinodontlar memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir. @@ Memelileri ve yakın akrabalarını barındıran, yaklaşık 275 milyon yıl önce yaşamış sinapsit alt grubudur. Sinapsitler gibi kafatasında, göz çukurunun arkasında tek delik bulundururlar. Bacak pozisyonları atasal sürüngen postürü gibi yere paralel değil, daha erekte (dik) ve vücudun merkezine yöneliktir. Bu grup içinde memelilere ulaşacak dal terapsitler içerisindeki sinodont grubudur. Bilinen en eski sinapsitlerden biri Tetraceratops insignis türüdür. Fakat bütün terapsitler memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİNDİRİM DÜZENİNİN YAPISI ile SİNDİRİM DÜZENİNİN İŞLEVLERİ

( Ağız, yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve rektum gibi çeşitli organlardan oluşur. İLE Besinlerin sindirilmesi, besin nesnelerinin emilmesi ve atık nesnelerin gövdeden atılması. )


- SİNDİRİM ÖRGENLERİ (VE DÜZENİ) ile/ve/||/<>/> BOŞALTIM ÖRGENLERİ (VE DÜZENİ)


- SİNDİRİM ile EMİLİM

( )

( DIGESTION vs. ABSORPTION )


- SİNDİRİM ile/ve/<>/> ÖZÜMSEME


- SİNDİRİM ile/ve/||/<> SIĞAMSAL

( ... İLE/VE/||/<> Besin maddelerinin, sindirim kanalı içinde ilerlemesini sağlayan devinim. )


- SİNDİRİM'DE:
TÜKÜRÜK BEZİ ile/ve/<> İNCEBAĞIRSAK BEZİ ile/ve/<> PANKREAS ile/ve/<> KARACİĞER


- SINE QUA NON[Lat.]/ABSOLUTE MUST[İng.] değil/yerine/= OLMAZSA OLMAZ


- SİNE[Fars.] = SADIR/SADR[Ar.]


- SİNE[Ar.] ile SÎNE[Ar.]

( Uyuklama, uyku bastırma, ımızganma. İLE Göğüs, yürek/kalp. )


- SİNEK ile EVSİNEĞİ

( ... İLE Böcekler sınıfının, çiftkanatlılar takımından, külrenkli, dizanteri ve tifo mikropları taşıyan bir eklembacaklı türü. )

( .. cum MUSCA DOMESTICA )


- SINERJİ/SYNERGY[İng.] değil/yerine/= ARTI ETKİ | YÖNDEŞ ETKİ


- SINERJİK/SYNERGIC[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLİ 2 .ARTI ETKİLİ


- SINERJIST/SYNERGIST[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKIN | ARTI ETKIN


- SINERJİZM/SYNERGISM[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLEME | ARTI ETKİLEME


- SINEŞİ/SYNECHIA[İng.] değil/yerine/= YAPIŞIKLIK


- SINESTEZİ/SYNESTHESIA[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK DUYU


- SINGREFT/SYNGRAFT[İng.] değil/yerine/= TIPKI İKİZ YAMASI


- SİNGULUM/CINGULUM[İng.] değil/yerine/= KUŞAK, HALKA


- SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> NEGATİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. NEGATIVE ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> POZİTİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. POSITIVE ASSORTATIVE MATING]

( Bireylerin, kendileriyle benzer genleri (genotipi) ya da fiziksel özellikleri (fenotipi) taşıyan bireylerle çiftleşmeye olan eğilimleri sonucu oluşan çiftleşmedir. Eşin bazı özel nitelikleri nedeniyle eş seçimi yapılmasıdır. Sınıflandırıcı (asortatif) çiftleşme genellikle pozitif yöndedir, yani insanlar kendilerine benzer eş seçme eğilimindedirler (anadili, zeka, boy, deri rengi, müzik yeteneği, vs.). Bireyin kendinden farklı özelliklerde bir eş seçmesi, yani negatif sınıflandırıcı çiftleşme yaygın değildir. Çiftlerin paylaştığı bu karakteristik özellikler açılırsa bunlar da genetik olarak tanımlanır, dolayısıyla pozitif sınıflandırıcı çiftleşmenin genetik etkisi heterozigot genotiplerine zararına, homozigot genotiplerin artışı şeklindedir. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzemeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olan bireyler çiftleşmez. Bu durum heterozigotlarda artış gösterir ve homozigotlarda azalma. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olmayan bireyler çiftleşmez. Bu durum homozigotlarda artışa yol açar ve heterozigotlarda azalmaya...

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SINIK ile SINIK

( Kırık, çıkık. İLE Yenilmiş, bozguna uğramış. )


- SİNİR AĞRISI | NEVRALJİ ile/||/<> NEVRALJİ[Fr. < NÉVRALGIE]

( Sinirlerde belirli bir anatomopatolojik bozukluk olmaksızın biçimlenen ağrı )

( NEURALGIA )

( NÉVRALGIE )


- SİNİR BOZUCU" ile/ve/||/<> "MİDE BULANDIRICI"


- SİNİR DÜZENİNİN YAPISI ile SİNİR DÜZENİNİN İŞLEVLERİ

( Sinir gözeleri (nöronlar), sinir lifleri ve sinapslar gibi çeşitli bileşenlerden oluşur. İLE Bir organizmanın yaşamda kalması ve gelişmesi için gerekli olan çok çeşitli bilişsel, davranışsal ve fizyolojik süreçleri içerir. )


- SİNİR GÖZESİ(NÖRON) ile/ve GLİA GÖZESİ

( Sinir uyaranlarını ileten gözeler. İLE/VE Sinir gözelerini destekleyen ve koruyan gözeler.[İşlevleri tam anlamıyla açıklığa kavuşmamıştır.][Sinir gözelerinin çalışmasını destekleyici ve onları besleyici işlevleri vardır.][Bellekte önemli rol oynar.] )

( ... İLE/VE Nöronların 50 katı kadardır. )

( ... İLE/VE Beynin yapısal çerçevesini oluşturur, nöronları idare ederek temizlik işlevi görür ve nöronlar öldükten sonra kalıntıları temizler. )

( ASAB ile/ve ... )


- SİNİR HÜCRESİ[İng. NERVE CELL] ile/||/<> DENDRİT[İng. DENDRITE] ile/||/<> NÖROTRANSMİTTER[İng. NEUROTRANSMITTER]

( Vücuttaki bilgi iletimini sağlayan özelleşmiş göze tipi. Çekirdek ve organeller "göze gövdesi" adı verilen etrafı "dendrit" adlı kısa dallanmış uzantılarla kaplı olan bir bölgede bulunur. Dendritler sinir gözesine iletilen bilgiyi almakla görevli yapılardır. Dendritlerden çok daha uzun olan "akson" isimli genellikle tek bir tane bulunan dal şeklindeki uzantı ise sinir gözesinin bir başka sinir gözesine bilgi iletiminde görev alır. Akson, bilgiyi ucundaki "sinaps" adlı bir bölgeye iletir. Sinaps bölgesindeki "nörotransmitter" adlı kimyasal haberciler ise bu bilgiyi diğer sinir gözesine aktarır. Bu sayede bilgi iletimi tamamlanmış olur. "Nöron" olarak da adlandırılır. @@ Nöronların, başka bir nörondan gelen elektrokimyasal uyarıyı almakla görevli göze uzantısı. Dallanarak ağaç gibi bir yapı kazanır. Genellikle aldığı uyarı nöron gövdesine taşınır ancak Tek-Kutuplu Nöronlarda (unipolar) dendritten alınan uyarı nöron gövdesini pas geçerek doğrudan aksona taşınır. @@ Bir nöron ile farklı tür bir göze arasında ya da nöronlar arasında iletişimi sağlayan kimyasallardır. Sinir gözelerinden hedef gözelere sinyal iletmekte olan bu kimyasal haberciler, beynin pek çok işlemi düzenlemesine destek olmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SİNİR KILIFI/MİYELİN/MYELIN[İng.] ile/ve/||/<> SİNİR GÖZESİ/NÖRON

( Sinir gözelerinin aksonlarını saran yalıtıcı tabaka. İLE/VE/||/<> Sinir gözesi. )


- SİNİR SİSTEMİ ile/ve/||/<> ENTERİK SİNİR SİSTEMİ

( Gövdenin her yerine yayılmış olan ve her birimi birbiriyle ilişki halinde bulunan bir elektriksel ve kimyasal iletişim ağı. İLE/VE/||/<> Bağırsakların, merkezî sinir sistemiyle bağlantısını sağlayan sinir sistemi. [Yaklaşık, 500 milyon sinir gözesi bulunmaktadır.] Aynı beyin gibi, davranışlarımız ve zihinsel dengemiz üzerinde etkisi bulunan, ikinci beyin olarak kabul edilen bir sistemdir. Enterik sinir sistemi ve beyin, işbirliği içinde çalışır. )

( ile/ve/||/<> ... )


- SİNİR ile AK MADDE

( ... İLE Demet durumundaki sinir liflerinden oluşan beynin iç, omuriliğin dış tabakası. )


- SİNİR ile/ve/||/<> DAMAR ile/ve/||/<> AKKAN/LENF[Fr. < LYMPHE]

( Duyu ve hareket uyarılarını, beyinden örgenlere, örgenlerden beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. İLE/VE/||/<> Canlı varolanlarda kanın ya da besleyici sıvıların dolaştığı kanal. İLE/VE/||/<> Damarlarda dolaşan kanla, doku öğeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı. )


- SİNİR ile/ve/||/<>/> KRANİYAL SİNİRLER

( ... İLE/VE/||/<>/>

0 - Terminal
I – Olfaktör
II – Optik
III – Okülomotor
IV – Troklear
V – Trigeminal
VI – Abdusens
VII – Fasiyal
VIII – Vestibülokoklear
IX – Glossofaringeal
X – Vagus
XI – Aksesuar
XII – Hipoglossal )

( )

( NERVE vs. CRANIAL NERVES )


- SİNİR ile/ve STRES


- İSTENÇ/İRÂDE VE SİNİRBİLİM DENEYLERİNDE:
LIBET ile/ve/||/<> HAGGARD VE EIMER ile/ve/||/<> HAYNES ile/ve/||/<> FRIED


- SINIRDA | SIRA DIŞI | MARJİNAL ile/||/<> MARJİNAL ile/||/<> MARJİNAL[Fr. < MARGINAL]

( Kenara ait kenarda oluşan 1 Kenarda olan 2 Pek az 3 Pek az önemli olan )

( MARGINAL )

( MARGINAL )

( MARJINAL )


- SINIRLAR:
GÖVDEDE ile/ve/||/<>/> DUYUDA ile/ve/||/<>/> BEYİNDE

( - İnsan gövdesinde 100 trilyon göze(hücre) vardır. [Bu gözelerden 50 milyonu her saniye yenilenir. Her gözede ise 15 milyar atom vardır.]
- Kalp, kanı 30 metre yüksekliğe fışkırtabilecek kadar güçlüdür.
- Kalp, bir dakikada gövdemizdeki kanın tamamını dolaştırır.
- Kan, bir günde gövdemizde tam 96 bin 540 km. yol alır.
- Kalp, yaşam boyunca iki buçuk milyar kereden daha fazla atar. 200 milyon litreye yakın kan pompalar.
- Toplam alyuvar sayısı [eritrosit] 25 trilyondur.
- Toplam akyuvar sayısı [lökosit] 25-100 milyar arasıdır.
- Çenemiz, bir şey çiğnerken 100 kiloya kadar basınç uygular.
- Gövdemizde 650 kas vardır, en güçlü kasımız da dilimizdir.
- Beynimizde 100 milyar sinir gözesi vardır ve bu gözelerin gönderdiği iletiler, saatte 274 km hızla yayılır.
- Bağırsaklarımızın toplam uzunluğu 200 metredir.
- Gövdemiz, Yaşam boyunca 20 kilo deri atar.
- Derideki sinirlerin uzunluğu 72 km.'yi bulur.
- Kişi, bir günde yirmidört bin kez soluk alıp verir.
- İnsan gövdesindeki damarlar, uc uca getirilse oluşan uzunluk, dünyayı iki kez dolaşır. [40.000 km. x 2 = 80.000 km.] )


- SİNISTER LEFT[İng.] değil/yerine/= SOL | SOLDAKİ


- SİNN-İ İNHİTÂT değil/yerine/= ÇÖKKÜNLÜK DÖNEMİ


- SİNOFRİ/SYNOPHRYS[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK KAŞ


- SİNOVİYA/SYNOVIA[İng.] değil/yerine/= EKLEM SIVISI


- SİNSİTİN[< SYNCYTIN] ile/ve/||/<> SUPRESIN

( Sadece plasentada açığa çıkar.[Plasenta işlevi ve morfogenezinde kilit önemdedir.]
Etkin olarak trofoblast göze birleşimi ve farklılaşmasından sorumludur.
Sinsityotrofoblast gözelerinin yapılanmasını ve damar oluşumunu sağlayan temel moleküllerdir.
Milyonlarca yıl önce virüslerin konakçı duvarına bağlanmasını sağlayan bu proteinler, memelilerde özelleşmiş gözelerin kaynaşmasına öncülük etmiş ve plasentanın oluşumuna katkı sağlamıştır. )

( Sinsitin-1 ve HERV-W1 geni tarafından kodlanır. İLE/VE/||/<> ERVH48-1 geni tarafından kodlanır. )


- SİNTİGRAFİ[Fr.]

( Gama ışınları yayan radyoaktif bir izotopun, organizma içindeki yolunu izlemek temeline dayanan tanı yöntemi. )


- SİNTILASYON/SCINTILLATION[İng.] değil/yerine/= SAÇILIM


- SİNÜS[İng. < Lat.] ile SİNÜS[Lat.] ile SİNÜZOİT/SINUSOID[İng.]

( Kovuk, kanal, boşluk. Örgenlerin ya da dokuların arasında bulunan boşluklar. | Dibi ağzından geniş oyuk/yara. İLE Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı. Simgesi: sin İLE Boşlukçuk, toplardamar boşluğu. )


- SİNÜZİT[Fr.] <> REFLÜ[Lat.]

( Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin yangılanması. İLE Midedekilerin, ağızdan geri gelmesi biçimindeki bir sindirim düzeni sayrılığı. )

( SINISUTIS vs. REFLUX )


- SİNÜZİT ile/||/<> RİNİT

( Sinüslerin yangılanması ile burun tıkanıklığı ve baş ağrısı. İLE/||/<> Burun mukozasının yangılanması ile burun akıntısı ve tıkanıklık. )


- SIRACA ile SIRACAOTU

( Deride ve daha çok, boyunda görülen değişiklik; lenf düğümlenmelerinin şişkinliğiyle beliren tüberküloz türü. İLE Sıracagillerden, birçok türünün kökleri tıpta kullanılmış olan bir bitki. )

( ... cum SCROPHULARIS )


- ÖLÜM:
"SIRALI" ile/ve/değil/||/<>/< SIRASIZ


- SİRÂYET[Ar.] değil/yerine/= GEÇME/BULAŞMA


- SİRÂYET ile/ve/<> NÜFÛZ


- ŞİRDEN ile/||/<> ŞİRDEN[Fars. < ŞİRDÂN]

( anlamdaş bezli mide abomasum ab uzaklaştırma gösteren ön ek omasum kırkbayır Geviş getiren hayvanların 4 gözlü olan midelerinin dördüncü gözü olup çiğnenmiş olan besinin bir kere daha mide sulariyle sindirildiği yerdir biyoloji zooloji bezli mide anat Geviş getirenlerde bezsel mukozayla kaplı dördüncü mide kompartmanı mayalık abomazum Az şirdan şirdon şărtan şărttan şīrdān ventricle of sheep or kid sīr süt dan eki Sırpça šìrden Türkçeden geçmiştir Yerel ağızlarda şirdene kırk bayır kırk dilim kırk yaprak adları da verilir Dar bir alanda kibe kipe adı da kullanılır )

( RENNET BAG | ABOMASUM )

( CAILLETTE | SCAILLET )

( LABMAGEN )

( AB, OMASUM )

( ŞĪRDĀN )

( ŞIRDAN[Az.]~ŞIRDON[Özb.]~ŞĂRTAN[Çuv.]~ŞĂRTTAN[Çuv.] )


- SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM

( Dar, uzun tarla parçası. İLE Dönümden küçük toprak ölçüsü. İLE Bataklık kıyılarında biten, sert yapraklı bir çeşit bitki. İLE İnatçı. İLE Kara kuru, sağlam yapılı [kişi]. | Çevik, güçlü. | İnce yapılı ve güçlü. İLE Erikten yapılan ekşi. İLE Çok fazla, sık. İLE Çarık yamalığı, çok dayanıklı. )


- ŞIRINGA[İng. < SYRINGE]/ENJEKTÖR değil/yerine/= İĞNE


- ŞIRINGA | İĞNE | ENJEKTÖR ile/||/<> ENJEKTÖR ile/||/<> ENJEKTÖR[Fr. < INJECTEUR]

( Şırınga )

( INJECTOR )

( INJECTEUR )


- ŞIRINGA[İt. SIRINGA] ile ...

( SYRINGE )


- SİRKADİYEN/CIRCADIAN[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK


- SİRKADİYEN RITIM/CIRCADIAN RHYTHM[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK DİZEM


- SİRKADİYEN ile SİRKALUNAR ile SİRKASEPTAN ile SİRKANUAL

( )


- SİRKÜLASYON/CIRCULATION[İng.] değil/yerine/= DOLAŞIM


- SİRKÜLASYON[İng. < CIRCULATION] değil/yerine/= DOLAŞIM/YAYILMA


- SİRKÜLER/CIRCULAR[İng.] değil/yerine/= DAİRESEL | İÇ YAZIM


- SİRKÜMFERANSİYEL/CIRCUMFERENTIAL[İng.] değil/yerine/= ÇEMBERSEL


- SİRKÜMFLEKS/CIRCUMFLEX[İng.] değil/yerine/= DOLANAN


- SİRKÜMSTANSİYALITE/CIRCUMSTANTIALITY[İng.] değil/yerine/= ÇEVRESEL KONUŞMA


- SİROZ[Fr. < Yun.] -ile

( Karaciğerin irileşmesi ya da körleşmesi biçiminde görülen hastalık. )


- SİROZ ile/||/<> HEPATİT

( Karaciğerin süreğen hasar görmesi ile skar dokusu oluşumu. İLE/||/<> Karaciğerin yangılanması ile ilişkili bir bulaş. )


- ŞİRPENÇE[Fars.] değil/yerine/= ASLANÇIBANI/KIZILYARA

( Deri altı hücre dokusunun ve yağ bezlerinin yangılanmasından oluşan, genişlediğinde çok tehlikeli olabilen, stafilokokların neden olduğu bir kan çıbanı. )


- SIRS/SYSTEMIC INFLAMMATORY RESPONSE SYNDROME[İng.] değil/yerine/= SİSTEMİK ENFLAMATUVAR YANIT SENDROMU, SİSTEMİK YANGISAL YANIT BELİRGESİ


- SIRT/EĞİN ile YAĞIR

( ... İLE Sırt, arka, iki kürek kemiği arası. | Atın omuzları arasındaki yer. | Kel. )


- ŞİRYAN | ATARDAMAR | ARTER ile/||/<> ATARDAMAR | ATARDAMAR

( bk. atardamar @@ bk. atardamar @@ Atardamar. @@ Atardamar. @@ @@(karşılık: arter), (Lat. Arteria) : Kanı yürekten akciğerlere ve vücuda taşıyan damarlar. @@ (biyoloji, zooloji) @@ Kanı kalpten akciğerlere ya da vücudun diğer bölgelerine taşıyan damarlar, arter. Çaplarına göre, 0.5 mm çaplı, lümeni dar, endotelyumla kaplı, duvarlarında 1-5 sıralı kas örtüsü bulunan, dış örtüsü ince olan arteryoller, çapları daha büyük, içte ve dışta elastik lamina bulunan, 40 sıra kadar düz kas örtüsü olan kassı arterler ve daha kalın, aort ve bundan ayrılan kolların oluşturduğu büyük elastik arterler şeklinde gruplandırılır. Arter. @@ Kanı kalpten dokulara taşıyan damar, arter. @@ anat. Kalpten dokulara, büyük dolaşımda oksijence zengin, küçük dolaşımda oksijence fakir kanı taşıyan kassıl ve zarsıl kanallar. (Aer : Hava, tereo : taşıyan, kapsayan), arter, arterya. )

( ARTERY~ARTERY | ARTERIA, İNG. ARTERY )

( ARTÉRITE | ARTÈRE~ARTÈRE )

( ARTERIA~ARTERIA )

( SCHLAGADERM~SCHLAGADERM | ARTERIE )

( ARTERIA~ARTERIA )

( ΑΡΤΗΡΊΑ / αρτηρία~ΑΡΤΗΡΊΑ / αρτηρία )


- ŞİRYAN | ATARDAMAR | ARTÉRİTE[Fr. < ARTÈRE] ile/||/<> ARTER ile/||/<> ATARDAMAR

( atardamar atardamar Atardamar Atardamar karşılık arter Arteria Kanı yürekten akciğerlere ve vücuda taşıyan damarlar biyoloji zooloji Kanı kalpten akciğerlere ya da vücudun diğer bölgelerine taşıyan damarlar arter Çaplarına göre 0 5 mm çaplı lümeni dar endotelyumla kaplı duvarlarında 15 sıralı kas örtüsü bulunan dış örtüsü ince olan arteryoller çapları daha büyük içte ve dışta elastik lamina bulunan 40 sıra kadar düz kas örtüsü olan kassı arterler ve daha kalın aort ve bundan ayrılan kolların oluşturduğu büyük elastik arterler şeklinde gruplandırılır Arter Kanı kalpten dokulara taşıyan damar arter anat Kalpten dokulara büyük dolaşımda oksijence zengin küçük dolaşımda oksijence fakir kanı taşıyan kassıl ve zarsıl kanallar Aer Hava tereo taşıyan kapsayan arter arterya )

( ARTERY )

( ARTÉRITE | ARTÈRE )

( SCHLAGADERM )

( ARTERIA )

( ARTERIA )

( ΑΡΤΗΡΊΑ / αρτηρία )


- ŞİRYÂN-I EHBER | ANA ATARDAMAR | AORT ile/||/<> AORT ile/||/<> ANA ATARDAMAR

( ana atardamar anaatardamar ana atardamar Ana atardamar aorta anlamdaş aort Kanı vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar Aort Kalbin sol karıncığından çıkan kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar aorta )

( AORTA )

( AORTE )


- ŞİRYANI EPHER | ANA ATARDAMAR ile/||/<> ANA ATARDAMAR

( anlamdaş aort Kanı vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar Aort Kalbin sol karıncığından çıkan kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar aorta )

( AORTA )

( AORTE )

( HAUPTSCHLAGADER | AORTA, HAUPTSCHLAGADER )

( AORTA )

( AORTA )

( ΑΟΡΤΉ / αορτή )


- ŞİRYANI EPHER | ANA ATARDAMAR ile/||/<> AORT

( (anlamdaş. aort): Kanı, vücude taşımak üzere yürekten çıkan büyük atardamar. @@ Kanı vücuda taşımak üzere kalpten çıkan büyük atardamar. Aort. @@ Kalbin sol karıncığından çıkan, kanı kalpten vücudun diğer bölgelerine sevk eden büyük atardamar, aorta. )

( AORTA~AORTA )

( AORTE~AORTE )

( AORTA~AORTA )

( HAUPTSCHLAGADER | AORTA, HAUPTSCHLAGADER~AORTA )

( AORTA~AORTA )

( ΑΟΡΤΉ / αορτή~ΑΟΡΤΉ / αορτή )


- ŞİRYANI SEZEN | SOLUK BORUSU ile/||/<> SOLUK BORUSU

( karşılık trakea trachia hava borusu Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal ana soluk borusu bronş biyoloji 1 Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal 2 Bitkilerde duvarları halkasal kalınlaşmalara sahip odun dokusu elemanları 3 Böceklerde ve diğer eklem bacaklılarda solunum sisteminin stigma ile dışarı açılan hava dolu tüpçükleri Trakea anat Kıkırdak halkalardan yapılmış yuvarlak veya oval biçimde soluk almaya yarayan organ trake )

( TRACHEA | GILL | RESPIRATORY SYSTEM )

( TRACHÉE | BRONCHE | BRANCHIE | APPEREIL RESPIRATOIRE )

( TRACHEA | KIEMEN | ATMUNGSORGANE )

( TRACHIA | BRANCHIAE: SOLUNGAÇ )

( TRACHEA )

( ΤΡΑΧΕΊΑ / τραχεία )


- ŞİRYANI SEZEN | SOLUK BORUSU ile/||/<> SOLUNGAÇ ile/||/<> SOLUNUM SİSTEMİ

( (karşılık: trakea), (Lat. trachia=hava borusu): Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal. @@ bk. ana soluk borusu. @@ bronş (biyoloji) @@ 1. Havanın akciğerlere girip çıktığı ana kanal. 2. Bitkilerde duvarları halkasal kalınlaşmalara sahip odun dokusu elemanları. 3. Böceklerde ve diğer eklem bacaklılarda solunum sisteminin stigma ile dışarı açılan hava dolu tüpçükleri. Trakea. @@ anat. Kıkırdak halkalardan yapılmış, yuvarlak veya oval biçimde soluk almaya yarayan organ, trake. )

( TRACHEA | GILL | RESPIRATORY SYSTEM~GILL~RESPIRATORY SYSTEM | RESPIRATION SYSTEM )

( TRACHÉE | BRONCHE | BRANCHIE | APPEREIL RESPIRATOIRE~BRANCHIE~APPEREIL RESPIRATOIRE )

( TRACHIA | BRANCHIAE: SOLUNGAÇ~BRANCHIA~SYSTEMA RESPIRATORIUM )

( TRACHEA | KIEMEN | ATMUNGSORGANE~KIEMEN~ATMUNGSORGANE )

( TRACHEA~BRANCHIA~SISTEMA RESPIRATORIO )

( ΤΡΑΧΕΊΑ / τραχεία~ΒΡΆΓΧΙΟ / βράγχιο~ΑΝΑΠΝΕΥΣΤΙΚΌ ΣΎΣΤΗΜΑ / αναπνευστικό σύστημα )


- SIS/SPATIAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL BİLGİ DÜZENİ


- SİS ile DUMAN

( FOG vs. SMOKE )


- ŞİŞ ile ŞİŞ

( Şişmiş olan yer, şişlik. | Şişmiş, şişkin. İLE Bir ucu sivri, demir ya da ağaçtan, bazen silah gibi kullanılabilen ince uzun çubuk. | Örgü örmekte kullanılan, metal, ağaç, kemik vb.nden yapılan uzun çubuk. )


- ŞİŞE değil/yerine/= KÜÇÜK ŞİŞE/FLAKON


- ŞİŞE ile SÜBEK

( ... İLE Bazı yerlerde, beşikteki çocukların bacakları arasına yerleştirilen sidik şişesi ya da sidiği bir kaba akıtacak boru. )


- ŞİŞKİNLİK ile NOKRA

( ... İLE Büveleğin neden olduğu, başta sığır olmak üzere çeşitli memeli hayvanlarda, seyrek olarak insanda rastlanılan, ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık. )


- ŞİŞKO >< SISKA


- ŞİŞLİK | ÖDEM ile/||/<> ÖDEM ile/||/<> ÖDEM[Fr. < OEDÈME]

( Deri altı dokularında aşırı sıvı toplanması şişlik Hücreler arasında doku aralıklarında ve vücut boşluklarında normal dışı miktarlarda yerel veya genel olarak sıvı birikmesi veya sıvının varlığı dropsi hidrops Özgün bir hastalık olmayıp çeşitli bozukluklara ilgili bir değişimdir Kanın veya doku sıvısının hidrostatik veya ozmotik basıncı arasında değişimler kılcal damaların geçirgenliğindeki değişimler lenf veya toplardamarlardaki tukanıklıklardan kaynaklanır )

( EDEMA )

( OEDÈME )


- ŞİŞMAN | OBEZ[Fr. < OBÉSE] ile/||/<> OBEZİTE

( Aşırı yağlı, aşırı şişman. @@ )

( OBESE | OBESITY~OBESITY )

( OBÉSE~OBÉSITÉ )

( OBESUS~OBESITAS )

( FETTLEIBIG~FETTLEIBIGKEIT )

( OBESO~OBESITÀ )

( ΠΑΧΎΣΑΡΚΟΣ / παχύσαρκος~ΠΑΧΥΣΑΡΚΊΑ / παχυσαρκία )


- ŞİŞMAN | OBEZ ile/||/<> OBEZ[Fr. < OBÉSE]

( Aşırı yağlı aşırı şişman )

( OBESE | OBESITY )

( OBÉSE )

( FETTLEIBIG )

( OBESUS )

( OBESO )

( ΠΑΧΎΣΑΡΚΟΣ / παχύσαρκος )


- ŞİŞMAN OLAN BEYNİMİZ ile/değil ŞİŞMAN OLAN, BEYNİMİZ/ZİHNİMİZ

( Beynin, temelde ve her koşulda şişman olduğunu "düşünmek/iddia etmek". İLE/DEĞİL Şişmanlığın, gövdede değil beyinde/zihinde olması/olmayabilmesi [uyarısı]. )


- ŞİŞMAN OLAN BEYNİNİZ ile/değil ŞİŞMAN OLAN, BEYNİNİZ


- ŞİŞMAN/MÜLAHHAM[Ar.] ile/değil/yerine TOPLUCA

( Deri altında fazla yağ toplanması nedeniyle gövdenin her yanı şişkin görünen kişi. İLE/DEĞİL/YERİNE Gövdece biraz dolgun. | Toplu olarak, beraber. )


- ŞİŞMAN ile/değil/yerine KALIN


- ŞİŞMAN ile/||/<> TUMBADIZ

( ... İLE/||/<> Kısa boylu ve şişman. )


- ŞİŞMAN ile/ve/değil/yerine YAPILI


- ŞİŞMANLIK(OBEZİTE) <>/> KÖTÜRÜMLÜK(FELÇ)

( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- ŞİŞMANLIK | OBEZİTE ile/||/<> OBEZİTE[Fr. < OBÉSITÉ]

( Aşırı şişmanlık )

( OBESITY )

( OBÉSITÉ )


- [ne yazık ki]
ŞİŞMAN/LIK ve/||/<>/> PİŞMAN/LIK

( Ağzımızı tutmazsak. VE/||/<>/> Dilimizi tutmazsak. )


- ŞİŞMANLIK ile SELÜLİT


- [ne yazık ki]
ŞİŞMANLIK:
F ve/||/<> A ve/||/<> T

( Sıklık. VE/||/<> Oran. VE/||/<> Çeşit. )

( Frequency. AND/||/<> Amount. AND/||/<> Type. )


- ŞİŞMEK ile HAVAKMAK

( ... İLE Yaranın, irinlenip şişmesi. )


- ŞİŞ/ŞİŞLİK ile ...

( SWELLING )


- SİSTEMATİK/SYSTEMATIC[İng.] değil/yerine/= DİZGELİ


- SİSTEMİK SİRKÜLASYON/SYSTEMIC CIRCULATION[İng.] değil/yerine/= BÜYÜK KAN DOLAŞIMI


- SİSTEMİK/SYSTEMIC[İng.] değil/yerine/= YAYGIN | TÜM GÖVDEYLE İLGILİ)


- SİSTİT[Fr. < Yun.] -ile

( Genellikle bakterilerin neden olduğu sidiktorbası yangısı. )


- SİSTOL/İK ile/ve DİASTOL

( Yürek kasılım/sal. İLE/VE ... )


- SISTOMETRİ/CYSTOMETRY[İng.] değil/yerine/= MESANE İŞLEV ÖLÇÜMÜ


- SITASYON/CITATION[İng.] değil/yerine/= GÖNDERME, ATIF


- SITMA[İng. MALARIA] ile/||/<> BEHERGLAS[İng. BEAKER] ile/||/<> FOTOSENTETİK PİGMENTLER[İng. PHOTOSYNTHETIC PIGMENTS] ile/||/<> GLUKOZ-6-FOSFAT DEHİDROJENAZ (G6PD) EKSİKLİĞİ[İng. GLUCOSE-6-PHOSPHATE DEHYDROGENASE DEFICIENCY] ile/||/<> ORAK HÜCRE ÖZELLİĞİ[İng. SICKLE CELL TRAIT]

( Genelde tropik ve yarı tropik bölgelerde görülen, yaşamı tehdit eden hastalık. Sıtmaya plasmodya'nın 4 cinsinden herhangi birisi sebep olabilir (Plasmodium falciparum, vivax, ovale, ve malariae). Anafol sivrisineklerin kan emerken bu tek gözeli canlılar da insandan insana geçmiş oluyor. Semptomları: yüksek ateş, beyinde, karaciğerde, böbrekte ve ya da kanda ölümcül düzensizlikler. Dünyada her yıl yaklaşık 100 milyon insana sıtma teşhisi konuluyor. Çoğu çocuk, yaklaşık 1.5 milyon insan her yıl sıtmadan hayatını kaybediyor. Yani her gün 3000 çocuk sıtmadan hayatını kaybediyor. @@ Kimyada sıvıları tutmaya, karıştırmaya, saklamaya, ısıtmaya ve aktarmaya yarayan silindir biçiminde ucunda sıvıların kolay aktarılabilmesi için dudağı bulunan genellikle camdan üretilen laboratuvar malzemesidir. @@ Pigmentler, görünür ışığın sadece belirli dalga boylarını yansıtan kimyasal bileşiklerdir. Bu da onları "renkli" görünmlerine sebep olur. Çiçekler, mercanlar ve hatta hayvan derisi onlara renk veren pigmentler içerir. Işığı yansıtma özelliklerinden daha önemli olanı, bazı dalga boylarını emme kabiliyetleridir. @@ X'e bağlı olarak kalıtılan, alyuvarlardaki G6PD'nın yetersiz miktarda olmasından oluşan metabolik hastalık. Bazı çevresel etmenlere maruz kalınca; bazı ilaçar ve bakla gibi, bireyin alyuvarları patlar ve ağır anemiye sebep olur. Orak göze anemisi gibi bu rahtsızlıkta sıtmay karşı bağışıklık sağlayabilir. İnsanlarda görülen en sık enzim eksikliği rahatsızlığıdır. Akdeniz, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya'da sık rastlanan bir durumdur. @@ Genetik olarak kalıtılan çekinik hastalık. Kırmızı kan gözelerinin bir kısmı ya da tamamı orak bir şekile sahip oluyor. Semptomları; acı ve aşırı aneminin yanında kalp, ciğer ve böbrek sorunları. Bu durumda heterozigot özelliğe sahip bireyler, ölümcül problemlere sahip oluyor fakat sıtmaya karşılık yüksek derecede bağışıklığa sahip oluyorlar. Orak göze en çok Orta Afrika popülasyonlarında ve ataları bu bölgeden gelen insanlarda görünüyor. Bu özellik orak göze anemisi diye de adlandırılıyor.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SITMA ile AGZEL

( ... İLE En şiddetli sıtma. )


- SITMA ile/||/<> CUHARLANMAK

( ... İLE/||/<> Sıtmaya benzer ateşli bir hastalığa tutulmak. )


- SITMA/MALARYA[İt.] ile/ve DANG

( Sivrisineklerle bulaşan hastalıklar. )

( Anofel türü sivrisineğin kesmesiyle insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık. İLE ... )

( HUMMA, TEKATTU': Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE ... )

( TEB ile/ve ... )


- SITMA ile/ve/<> DENGİ

( ... İLE/VE/<> Önce, üç gün boyunca yüksek ateş olur. İlaçla ya da iğne ile ateş düşürülünce, ardından öldürücü olan ikinci aşaması geliyor.[İkisi de sivrisinekten geçer.] )


- SITMA'DA:
ERKEN TEŞHİS ve/<> TEDAVİ

( Afrika ülkelerine gitmiş olanların, döndüklerinde, kendileri ya da hekimlerin, Türkiye'de de pek karşılaşılmadığından dolayı, yakalandıkları sıtma hastalığını "grip" olarak değerlendirdikleri görülebilmektedir. Eğer teşhis ve tedavi için geç kalınmazsa sıtma (fazla) tehlikeli olmaz/olmayabilir. )


- SITOGENETİK/CYTOGENETICS[İng.] değil/yerine/= GÖZE GENETİK BİLİMİ


- SITOGENEZ/CYTOGENESIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE GELİŞİMİ


- SITOLİZ/CYTOLYSIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE ERİMESİ


- SITOLOJİ/CYTOLOGY[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMİ


- SITOLOJİK/CYTOLOGIC[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMSEL


- SITOLOJİK TETKİK/CYTOLOGIC EXAMINATION[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMSEL INCELEME


- SITOMETRİ/CYTOMETRY[İng.] değil/yerine/= GÖZE ÖLÇÜMÜ


- SİTOPLAZM/CYTOPLASM ile/||/<> SİTOİSKELET/CYTOSKELETON

( Göze içi sıvı. İLE/||/<> Göze iskeleti. )


- SITOPLAZMA/CYTOPLASM[İng.] değil/yerine/= GÖZE SIVISI


- SITUS İNVERSUS[İng.] değil/yerine/= TERS KONUM


- SITUS SOLITUS[İng.] değil/yerine/= DOĞRU KONUM


- SITUS[İng.] değil/yerine/= KONUM


- SIVAĞ | MERHEM[Ar. < MERHEM] ile/||/<> POMAT

( Vazelin, lanolin, bal mumu, reçine gibi maddelerin taşıyıcı maddelerin etken maddelerle karışımlarıyla hazırlanan ve dışarıdan kullanılan ilaç biçimi, oinment, pomat. @@ )

( POMADE~POMADE )

( POMMADE~POMMADE )

( UNGUENTUM~... )

( SALBE~POMADE )

( POMATA~POMATA )

( ΑΛΟΙΦΉ / αλοιφή~ΑΛΟΙΦΉ / αλοιφή )


- SIVAĞ | MERHEM ile/||/<> MERHEM[Ar. < MERHEM]

( Vazelin lanolin bal mumu reçine gibi maddelerin taşıyıcı maddelerin etken maddelerle karışımlarıyla hazırlanan ve dışarıdan kullanılan ilaç biçimi oinment pomat )

( POMADE )

( POMMADE )

( SALBE )

( UNGUENTUM )

( POMATA )

( ΑΛΟΙΦΉ / αλοιφή )


- SIVAĞ | POMAT ile/||/<> POMAT[Fr. < POMMADE]

( Merhem )

( POMADE )

( POMMADE )


- SIVI SABUN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KATI SABUN

( pH dengesi daha değişkendir.[Yapımında, potasyum hidroksit kullanıldığından.][Yapısını bozmadan içine çok daha fazla ek madde konulabildiğinden, katı sabuna oranla içindeki bazı nesnelerden dolayı elleri daha çok yıpratabilir.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Raf süresi daha uzundur.[Eriyebilmesinden dolayı.] )

( Çevreye duyarlılık için katı sabun yeğlenmelidir.[Sıvı sabunlar, katı sabunlara oranla %25 oranında daha fazla karbon ayak izi bırakır. )

( Ev ortamında katı sabun kullanılabilir fakat hastahane, okul, alışveriş merkezleri gibi ortak ve kalabalık ortamlarda katı sabun kullanılmamalıdır. )


- SİVİLCE ile ERGENLİK SİVİLCESİ/ERGENCE/AKNE[Yun.] ile SİVİLCEMSİ/AKNEİFORM

( SİVİLCE TERİMLERİ
ANDROJEN
Temel erkeklik hormonu; ancak daha düşük düzeyde bayanlarda da bulunur.

BEYAZ NOKTA
Cilt yüzeyinde görülen bazen beyazımsı, bazen de ciltle aynı renkte küçük pütürler, kapalı komedon olarak geçer.

FOLİKÜL
Ciltte bulunan, kıl kökünü barındıran, yağ bezinin bir kanal aracılığı ile içine açıldığı ve kendisi de bir gözenekle cilt yüzeyine açılan anatomik yapı. Bu gözenekler cildin hemen hemen tamamında bulunur. Salgılanan yağlı sebum gözenekler aracılığıyla cildin yüzeyine atılır.

HORMON
Gövdede değişik salgı bezlerinden salgılanan ve tüm gövde işlevlerini düzenleyen kimyasal nesneler.

KOMEDON
Siyah nokta ve pütürlerin genel adı.

LEZYON
Hekimler tarafından çeşitli oluşumları anlatmak için kullanılan bir terim.

MİKROKOMEDON
Gözle görülemeyen sadece büyüteç yardımıyla görülebilen, gözenekleri tıkamış tıkaçlar. Bunlar genelde, zaman içinde siyah ve/veya beyaz noktalara ve daha sonra da sivilcelere yol açarlar.

NODÜLER AKNE
Genellikle dışarı açılıp akmayan ama ele gelen bir sertlik biçiminde olan, iri, bir kısmı, üzerine basıldığıda ağrı veren büyük lezyonlar. Kist, nodüle benzer özellikleri de olan ama sonuçta farklı bir lezyondur. Bu durumdaki akneler düzelince genellikle iz ya da leke bırakır.

NON-KOMEDOJENİK
Bu terim genellikle, akne yapma riski olan kozmetik ürünlerin, akneye yol açmadıklarını anlatmak amacıyla kullanılır.

P. ACNES
Bir bakteri adı. Bu bakteri normalde de cildimizde bulunur. Ancak, gözenekler tıkandığıda dışarı atılamayan yağlı sebum maddesi içinde aşırı miktarlarda çoğalarak akneye yol açabilir.

PAPÜL
Küçük, çevresine göre kabarık, ancak iltihaplı beyaz "baş"ı olmayan kırmızı sivilceler.

PÜSTÜL
Çevresi kırmızı, çok büyük olmayan ama ortasında beyaz uç olan, irinli sivilceler.

SEBASE BEZ
Deriye yağını veren nesneyi salgılayan küçük bezler, yağ bezleri.

SEBUM
Yağ bezleri(sebase bezler) tarafından salgılanan yağdan zengin bir madde. Özellikle gençlik yıllarının başlarında çok fazla salgılandığı bilinmektedir.

SİYAH NOKTA
Cilt yüzeyinde görülen siyah küçük noktacıklar. Bulunduğu yerdeki gözeneklerin tıkanmış olduğu anlaşılır. Açık komedon olarak bilinir.

)

( BECE, BİSRE [BİSR: Gövdesi sivilceli kişi.], BESR/BESERE[çoğ. BESÛR] ile ...
TEBESSÜR: Sivilce çıkması. )

( PERÛŞ ile ... )

( PIMPLE vs. ACNE )


- SİVİLCE değil "GAMZE"

( Âşık için! )


- SİVİLCE ile/değil İSİLİK/ISIRGIN

( [not] PIMPLE vs./but PRICKLY HEAT )


- SİVİLCE ile ŞÎR-PENÇE[Fars. < ARSLAN-ELİ]

( İçinde irin bulunan, küçük, deri kabarcığı, en küçük çıban. İLE En çok ensede ve sırtta çıkan, çabuk genişleyen ve tehlikeli bir durumda olabilen, çoğu istafilokok mikrobundan ileri gelen bir kan çıbanı. )


- SİVRİSİNEK ISIRIĞI ile/değil ÖRÜMCEK ISIRIĞI


- SİVRİSİNEK ile ASYA KAPLAN SİVRİSİNEĞİ

( ... İLE Zika virüsünü taşıyan sivrisinek. )


- SİVRİSİNEK ile/ve/değil/yerine/||/<> BATAKLIK


- SİYANOZ/CYANOSIS[İng.] değil/yerine/= MORARMA


- SİYASET ve/||/<> DİYANET ve/||/<> TABÂBET

( [ne yazık ki]
Bilgisizlerin en iyi ya da en çok "bildiği" ve [bol bol, boş boş ve ağırlıklı/öncelikli olarak] konuştuğu[nu varsaydığı] konular. )


- SİYATİK[Fr. < Yun.] ile ...

( Kalça sinirleri yangısı. | Bacaktaki iki sinir ve bu sinirlerin, ağrılı sayrılığı. )


- SİYEK ile/ve/||/<> GÖDEN

( Sidiktorbasından başlayarak, dışarıya kadar uzanan sidikyolunun son bölümü. İLE Kalınbağırsağın son bölümü. )


- SIYRIK ile SIYRINTI

( Yüzeyinden, bir parça sıyrılmış olan. | Utanması olmayan. | Sıyrılmış yer. İLE Kapta kalan yemek, yemek artığı. | Bir bezden el ile koparılan uzunca parça. | Sıyrık. )


- SİZE KATILIYORUM" ile/değil SÖYLEDİĞİNİZE/DÜŞÜNCENİZE KATILIYORUM


- SIZINTI ile/değil SIZLAMA


- SIZMAK ile BAYILMAK

( Yorgunluk ya da içki gibi nedenlerle kendinden geçerek uyuyakalmak. İLE Çeşitli fizyolojik[sıcak, açlık/susuzluk, yorgunluk gibi] ve/ya da psikolojik nedenlerle dayanma gücünü kaybetmek, kendinden geçmek. )

( ... ile SA'KA, GAŞY )

( ZONK/BLACK OUT vs. FAINTING )


- SIZMAK ile/ve/değil/||/<>/< UYUYAKALMAK


- ŞİZOFRENİ[İng. SCHIZOPHRENIA] ile/||/<> EKOPRAKSİ[İng. ECHOPRAXIA] ile/||/<> ELEKTROKONVÜLSİF TERAPİ (EKT)[İng. ELECTROCONVULSIVE THERAPY] ile/||/<> HALÜSİNASYON[İng. HALLUCINATION] ile/||/<> KATATONİ[İng. CATATONIA]

( Kişinin sanrılar ve halüsinasyonlar görmesine, düzensiz düşünce ve davranışlarda bulunmasına sebep olan zihinsel bozukluk. Şizofreni hastaları sanrılar ve halüsinasyonlar sebebiyle günlük hayatlarında birçok engelle` karşılaşabilirler. @@ Başka bir kişinin hareketlerinin istemsiz olarak taklit edilmesidir. Ekopraksi, şizofreni (özellikle katatonik şizofreni), Tourette Sendromu ve diğer bazı nörolojik hastalıkların bir özelliğidir. @@ Hastanın beynine kontrollü bir biçimde elektrik akımı göndererek hastalığın semptomlarını gidermeyi amaçlayan psikiyatrik tedavi yöntemi. Tedaviye artık yanıt vermeyen majör depresyon, bipolar bozukluk ya da şizofreni gibi ağır psikiyatrik hastalıklarda oldukça yaygın kullanılır. Elektrokonvülsif terapi, anestezi yoluyla hastanın bilinci kapalı bir biçimde yapılır. "Elektroşok tedavisi" olarak da bilinmektedir. @@ Kişinin, hiçbir uyarıcı nesne ya da durum olmadan gerçek olmayan şeyleri duyduğu, kokladığı, gördüğü ya da tattığı durum. "Varsanı" ismiyle de bilinmektedir. @@ Kişinin heyecan ve dalgınlık arasında gidip geldiği bir çeşit şizofreni. Katatonide görülen bulgular arasında şunlar yer almaktadır:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ŞİZOFRENİ ile ŞİZOİD/ŞİZOFRENİK

( Doğuştan. İLE Sonradan. )

( 1911 - Şizofreni'nin tanımlanması. )


- SJÖGREN BELİRGESİ/SENDROMU ile/||/<> DÜZENLİ LUPUS ERİTEMATOZUS

( Gözyaşı ve tükürük bezlerinin yangılanması ile ağız ve göz kuruluğu ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Deri, eklemler ve organlarda yangılanma ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. )


- SKA/SEREBRAL KAN AKIMI CEREBRAL BLOOD FLOW[İng.] değil/yerine/= BEYİN KAN AKIMI


- SKALA/SCALE[İng.] değil/yerine/= ÖLÇEK


- SKALER[İng. SCALAR] ile/||/<> DİVERJANS[İng. DIVERGENCE] ile/||/<> ÖZ ISI[İng. SPECIFIC HEAT] ile/||/<> SÜRAT[İng. SPEED]

( Sadece büyüklüğü olan, yönü olmayan bir niceliktir. Bir sayı ve birimle ifade edilir. Cebirsel olarak işlem yapılabilir. Koordinat dönüşümleri altında değişmezler. Sıcaklık, kütle, zaman, enerji, ısı, iş, basınç ve hacim skaler niceliklerdir. @@ Diverjans, diğer adıyla Uzaksama, üç boyutlu uzay işlemlerinde sıkça kullanılan bir terimdir. Akı yoğunluğu olarak tanımlanır. Skaler bir niceliktir. @@ Bir saf maddenin birim kütlesinin (1 g ya da 1 kg) sıcaklığını 1 °C (ya da 1 K) arttırmak için verilmesi gereken ısı miktarıdır. Birimi J/kg°C ya da J/kgK'dir. Ancak cal/g°C da kullanılabilir. Skaler ve türetilmiş bir büyüklüktür. Öz ısı maddenin ayırt edici bir özelliğidir. @@ Bir hareketli cismin birim zamanda aldığı yoldur. Alınan yol, skaler bir büyüklük olduğundan sürat de skaler bir büyüklüktür ve yönü yoktur. Süratin matematiksel formülü şu şekildedir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SKELEROG değil/yerine/= DOKU SERTLEŞMESİ

( Doku sertleşmesi. )


- SKGS/HEALTH PROTECTION ENHANCEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK KORUMA GELİŞTİRME DÜZENİ


- SKLERODERMA ile/||/<> LUPUS

( Deri, bağ dokularında ve iç örgenlerde sertleşme ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Deri, eklemler ve örgenlerde yangılanma ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. )


- SKLERODERMA ile/||/<> LUPUS

( Derinin sertleşmesi ve kalınlaşması ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Bağışıklık düzeninin gövdenin kendi dokularına saldırması ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. )


- SKLEROZ/SCLEROSIS[İng.] değil/yerine/= SERTLEŞME | SERTLİK


- SKLEROZ[Fr. < Yun.] ile MULTIPLE SKLEROZ(MS)/ÇOKLU SERTLEŞİM

( İçindeki katılgan dokunun artmasından dolayı, bir örgen ya da dokunun, patolojik sertleşmesi. İLE Beyni ve omuriliği tutan, özbağışıklık hastalığı. )


- SKOLYOZ ile/||/<> KİFOZ

( Omurganın yana doğru eğrilmesi. İLE/||/<> Omurganın öne doğru eğrilmesi. )


- SKOPİ/SCOPY[İng.] değil/yerine/= GÖREÇLEME


- SKOR/SCORE[İng.] değil/yerine/= SAYI


- SKORLAMA/SCORING[İng.] değil/yerine/= SAYILAMA | PUANLAMA | DEĞERLENDİRME


- SKRS/HEALTH CODING REFERENCE SERVER[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK KODLAMA REFERANS SUNUCUSU


- SKUAMÖZ/SQUAMOUS[İng.] değil/yerine/= YASSI


- SL/SUBLINGUAL[İng.] değil/yerine/= DİL ALTI


- SLAYT/SLİDE[İng.] değil/yerine/= SAYDAM, YANSI


- SMA1 ile SMA2 ile SMA3 ile SMA4

( )

( SMA Grubu sitesi için burayı tıklayınız... )

( Bağımsız oturamazlar ve baş kontrolü çok zayıftır. İLE Baş kontrolü vardır. Oturabilirler ancak yatma pozisyonundan oturma pozisyonuna gelemezler. İLE Ayakta durup yürüyebilirler. İLE Erişkinlerde görülen tipidir. Kol ve bacaklarda zayıflık vardır. Genel olarak yürüyebilirler. )


- SMART CONTRACTS[İng.] değil/yerine/= AKILLI SÖZLEŞMELER


- SMİR/SMEAR[İng.] değil/yerine/= YAYMA


- SMS/SHORT MESSAGE SERVICE[İng.] değil/yerine/= KISA İLETİ HİZMETİ


- SMTP/SİMPLE MAIL TRANSFER PROTOCOL[İng.] değil/yerine/= BASIT POSTA AKTARIM PROTOKOLÜ (ELEKTRONİK POSTA GÖNDERMEDE)


- SN/SERIAL NUMBER[İng.] değil/yerine/= DİZİ NUMARASI


- SNARE[İng.] değil/yerine/= KAPAN


- SNOMED/CT SYSTEMATIZED NOMENCLATURE OF MEDICINE CLINICAL TERMS[İng.] değil/yerine/= SİSTEMATİK TIP TERMİNOLOJİSİ KLINİK TERİMLERİ


- SNOMED/RT SYSTEMATIZED NOMENCLATURE OF MEDICINE REFERENCE TERMS[İng.] değil/yerine/= SİSTEMATİK TIP TERMINOLOJİSİ BAŞVURU TERİMLERİ


- SNOMED/SYSTEMATIZED NOMENCLATURE OF MEDICINE[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ TIP TERMINOLOJİSİ


- SOFA/SEQUENTIAL ORGAN FAILURE ASSESSMENT[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK ÖRGEN YETMEZLİĞİ DEĞERLENDİRME


- ŞOFAJ | ISITMA ile/||/<> MALARYA | SITMA

( bk. sıtma. @@ 1. metalbilim: Bir ısıl işlemi gerçekleştirebilmek için gerekli sıcaklığı sağlama ve işlem sonuna dek dengede tutma. 2. radyoculuk: Tungsten telciğinden elektrikli akımı geçirerek, elektronik ısıtaç eksiuçlarında gereken ısının sağlanması. 3. işleyim: a. Buğu borusu ağlarıyla ya da ısıtıcı bir kabloyla bir kab, aygıt ya da döşemin ısısının yükseltilmesi. b. Seramik parçalarında pişirme sırasında oluşan duman neminin birikimini önlemek amacıyla, pişirme işleminden önde sıcak ve kuru hava gönderme işlemi. 4. fizik: Bir yapıyı ısıtmak amacıyla gereken sıcaklığı sağlama ve yönetme işi. @@ Bir ısıl işlemi gerçekleştirmek için, gerekli sıcaklığı sağlama ve işlem sonuna dek tutma.@@Alyuvarların sıtma asalaklarıyle bulaşmasından ileri gelen, ateş, titreme, üşüme nöbetleri ve sarılık gibi belirtilerle tanınan hastalık; bataklık iğezi, malarya. @@ ~ Tkm ısıtma 'sıtma; malarya'. -Özb isitma 'sıtma'. -Kklp ısıtpa 'sıtma'. Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar. Türkçe ısıt- kökünden -ma ekiyle yapılmıştır: ısıt-ma >  ısıtma. Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı- ünlüsü düşmüştür. Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ı'nın düşüp sıcak olması gibi. Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir (Bu ad da Türkçe bez- 'titremek' kökünden gelir): Krg bezgek 'sıtma; malarya'. -Kklp bezgek 'sıtma; malarya'. -Nog bezgek 'sıtma; malarya'. Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar. -Blk bezgek 'sıtma'. -Kzk bezgek 'malarya; sıtma'. -TatK bizgek 'sıtma'. O bakımdan ısıtma (> sıtma) adı dar bir alanda kalmıştır. || ~ Tkm ısıtma 'sıtma; malarya'. -Özb isitma 'sıtma'. -Kklp ısıtpa 'sıtma'. Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar. Türkçe ısıt- kökünden -ma ekiyle yapılmıştır: ısıt-ma >  ısıtma. Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı- ünlüsü düşmüştür. Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ı'nın düşüp sıcak olması gibi. Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir (Bu ad da Türkçe bez- 'titremek' kökünden gelir): Krg bezgek 'sıtma; malarya'. -Kklp bezgek 'sıtma; malarya'. -Nog bezgek 'sıtma; malarya'. Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar. -Blk bezgek 'sıtma'. -Kzk bezgek 'malarya; sıtma'. -TatK bizgek 'sıtma'. O bakımdan ısıtma (> sıtma) adı dar bir alanda kalmıştır.@@~ Tkm ısıtma 'sıtma; malarya'. -Özb isitma 'sıtma'. -Kklp ısıtpa 'sıtma'. Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar. Türkçe ısıt- kökünden -ma ekiyle yapılmıştır: ısıt-ma >  ısıtma. Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı- ünlüsü düşmüştür. Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ı'nın düşüp sıcak olması gibi. Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir (Bu ad da Türkçe bez- 'titremek' kökünden gelir): Krg bezgek 'sıtma; malarya'. -Kklp bezgek 'sıtma; malarya'. -Nog bezgek 'sıtma; malarya'. Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar. -Blk bezgek 'sıtma'. -Kzk bezgek 'malarya; sıtma'. -TatK bizgek 'sıtma'. O bakımdan ısıtma (> sıtma) adı dar bir alanda kalmıştır. )

( HEATING | MALARIA~MALARIA )

( CHAUFFAGE, CHAUFFE | CHAUFFAGE | PALUDISME~PALUDISME )

( PALUDISMUS~... )

( BEHEIZUNG | MALARIA~MALARIA )

( RISCALDAMENTO~MALARIA )

( ΘΈΡΜΑΝΣΗ / θέρμανση~ΕΛΟΝΟΣΊΑ / ελονοσία )

( ISITMA[Tkm.]~ISITMA[Özb.]~ISITPA[Kklp.]~BEZGEK[Kklp.]~BEZGEK[Nog.]~BEZGEK[Kzk.]~BIZGEK[Tatk.] )


- ŞOFAJ ile/||/<> ISITMA ile/||/<> MALARIA[İng.] ile/||/<> PALUDISME[Fr.] ile/||/<> PALUDISMUS[Lat.] ile/||/<> MALARIA[Alm.] ile/||/<> SITMA

( sıtma 1 metalbilim Bir ısıl işlemi gerçekleştirebilmek için gerekli sıcaklığı sağlama ve işlem sonuna dek dengede tutma 2 radyoculuk Tungsten telciğinden elektrikli akımı geçirerek elektronik ısıtaç eksiuçlarında gereken ısının sağlanması 3 işleyim a Buğu borusu ağlarıyla ya da ısıtıcı bir kabloyla bir kab aygıt ya da döşemin ısısının yükseltilmesi b Seramik parçalarında pişirme sırasında oluşan duman neminin birikimini önlemek amacıyla pişirme işleminden önde sıcak ve kuru hava gönderme işlemi 4 fizik Bir yapıyı ısıtmak amacıyla gereken sıcaklığı sağlama ve yönetme işi Bir ısıl işlemi gerçekleştirmek için gerekli sıcaklığı sağlama ve işlem sonuna dek tutma Alyuvarların sıtma asalaklarıyle bulaşmasından ileri gelen ateş titreme üşüme nöbetleri ve sarılık gibi belirtilerle tanınan hastalık bataklık iğezi malarya ısıtma sıtma malarya isitma sıtma ısıtpa sıtma Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar Türkçe ısıt kökünden ma ekiyle yapılmıştır ısıtma ısıtma Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı ünlüsü düşmüştür Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ının düşüp sıcak olması gibi Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir Bu ad da Türkçe bez titremek kökünden gelir bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar Blk bezgek sıtma bezgek malarya sıtma bizgek sıtma O bakımdan ısıtma sıtma adı dar bir alanda kalmıştır ısıtma sıtma malarya isitma sıtma ısıtpa sıtma Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar Türkçe ısıt kökünden ma ekiyle yapılmıştır ısıtma ısıtma Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı ünlüsü düşmüştür Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ının düşüp sıcak olması gibi Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir Bu ad da Türkçe bez titremek kökünden gelir bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar Blk bezgek sıtma bezgek malarya sıtma bizgek sıtma O bakımdan ısıtma sıtma adı dar bir alanda kalmıştır ısıtma sıtma malarya isitma sıtma ısıtpa sıtma Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar Türkçe ısıt kökünden ma ekiyle yapılmıştır ısıtma ısıtma Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı ünlüsü düşmüştür Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ının düşüp sıcak olması gibi Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir Bu ad da Türkçe bez titremek kökünden gelir bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar Blk bezgek sıtma bezgek malarya sıtma bizgek sıtma O bakımdan ısıtma sıtma adı dar bir alanda kalmıştır )

( HEATING | MALARIA )

( CHAUFFAGE, CHAUFFE | CHAUFFAGE | PALUDISME )

( BEHEIZUNG | MALARIA )

( PALUDISMUS )

( RISCALDAMENTO )

( ΘΈΡΜΑΝΣΗ / θέρμανση )

( ISITMA[Tkm.]~ISITMA[Özb.]~ISITPA[Kklp.]~BEZGEK[Kklp.]~BEZGEK[Nog.]~BEZGEK[Kzk.]~BIZGEK[Tatk.] )


- ABSORBED DOSE[İng.] / ENERGIEDOSIS[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞRULAN DOZ


- SOĞUK ALGINLIĞI ile/değil BAHAR ALERJİSİ


- SOĞUK ALGINLIĞI ile MEVSİMSEL GRİP ile DOMUZ GRİBİ(H1N1)


- SU:
SOĞUK ile/ve/değil/yerine/||/<> SICAK

( ... @@ Sıcak su, soğuk sudan daha ağırdır. )

( )


- SOĞUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SOLUK


- SOĞUKTA/SERİNLİKTE GİYİNMEK:
GEREKSİNİM ile/ve/değil/||/<>/< TEDBİR


- DOSE ABSORBÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= SOĞURULAN DOZ


- SÖĞÜT ile AKSÖĞÜT

( Söğütgillerden, sulak yerlerde yetişen, yaprakları almaşık ve alt yüzleri havla örtülü büyük bir ağaç. İLE Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir tür söğüt. )

( SALIX cum SALIX ALBA )


- ŞOKLAR:
KALP KÖKENLİ[KARDİYOJENİK] ile/ve/||/<> SIVI EKSİKLİĞİ[HİPOVOLEMİK] ile/ve/||/<> ZEHİRLENME[TOKSİK] ile/ve/||/<> ALERJİ[ANAFLAKTİK]

( [Şok belirtileri]
- Kaygı, huzursuzluk, baş dönmesi.
- Bilinç seviyesinde azalma.
- Kan basıncında düşme.
- Hızlı ve zayıf nabız.
- Hızlı ve yüzeysel solunum.
- Deride soğukluk, solukluk ve nemlilik.
- Dudak çevresinde solukluk ya da morarma.
- Susuzluk. )

( [Şokta ilkyardım uygulamaları]
- Kendinin ve çevrenin güvenliği sağlanır.
- Hava yolunun açıklığı sağlanır, olabildiğince temiz hava soluması sağlanır.
- Varsa, kanama hemen durdurulur, şok duruşu verilir.
- Hasta/yaralı, sıcak tutulur, hareket ettirilmez.
- Sağlık kuruluşuna gönderilmesi sağlanır[112].
- Hasta/yaralının kaygı ve korkuları giderilerek psikolojik destek sağlanır. )

( [Şok pozisyonu]
- Hasta/yaralı, düz olarak sırt üstü yatırılır.
- Hastanın/yaralının bacakları 30 cm. kadar yukarı kaldırılarak, bacakların altına destek konulur.[Çarşaf, battaniye yastık, kıvrılmış giysi vb.]
- Üzeri örtülerek ısıtılır.
- Yardım gelinceye kadar hastanın/yaralının yanında kalınır.
- Belirli aralıklarla [2–3 dakikada bir] yaşam bulguları değerlendirilir.
)


- SOL ile SOL ile SOL

( Yüreğin bulunduğu tarafta olan. İLE Gam dizisinde, fa ile la arasındaki ses. | Bu sesi gösteren, nota imi. İLE Mars gününün[süresinin] özel adı. )


- SOLIT/SOLİD[İng.] değil/yerine/= KATI, KATILIK


- SOLITER/SOLITARY[İng.] değil/yerine/= TEK


- SOLMAK ile/değil/yerine/||/>< OLMAK


- SÖLPÜK ile SÖLPÜMEK

( Gevşeyip kendini koyuvermiş. İLE Şişmanken zayıflamak. | Gevşemek, pörsümek. )


- SOLÜBILITE/SOLUBILITY[İng.] değil/yerine/= ÇÖZÜLEBİLİRLİK


- SOLUCAN ile MEDİNEKURDU

( ... İLE İnsan ve birçok başka memelinin, derialtı katılgandokusunda yaşayan, sıcak ülkeler solucanı. )

( ... cum FILARIA MEDINENSIS )


- SOLUĞAN ile SOLUĞAN

( Soluk darlığına tutulmuş olan. | Sık soluyan hayvan. İLE Uzaklarda esen rüzgârdan sonra başlayan dalga hareketi. )


- SOLUK "ALAMAMAK" ile/ve/değil/||/<>/< ORTAMDAKİ (BELİRLİ/BELİRSİZ) KOKUDAN RAHATSIZ OLMAK


- SOLUK ALMA/İNHALASYON[İng. < INHALATION] ile/ve/değil/< SOLUK VERME/EKSHALASYON[İng. < EXHALATION]

( TEBEHHÜR: Kısa ve sık soluk alma. )

( ŞEHÎK[< ŞEHKA] ile/ve/değil/< ZEFÎR )


- SOLUK ALMALI!


- SOLUK BORUCUĞU | BRONŞ ile/||/<> BRONŞ ile/||/<> SOLUK BORUSU DALI

( soluk borusu dalı soluk borusu soluk borusu dalı Soluk borusunun iki akciğere açılan ve akciğerlerde dallanma göstererek seyreden kıkırdak ve kas içeren soluk borusu Büyük bronşlarda mukoza düzgün orta ve küçük bronşlarda ise mukoza kıvrımlı yıldız biçimindedir )

( BRONCHE )

( BRONCHUS )

Bu çalışmada,
[doğrudan ya da dolaylı]
her türlü katkısı/desteği olan, yakından tanıdığımız ve tanımadığımız tüm TIP mensuplarına
(Sayın/Sevgili Dr.) Ahmet Çorak'a, Metin Bobaroğlu'na, Kayıhan Şahinoğlu'na, Ömer Naci Ergin'e, Sevil Atasoy'a, Nilgün Bozbuğ'a
tüm emekleri ve desteği için
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ!!!