Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 9.195 başlık/FaRk ile birlikte,
9.195 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(31/38)


- SAPLI UR | POLİP ile/||/<> POLİP ile/||/<> POLİP[Fr. < POLYPE]

( Knidlilerde eşeysiz üreyen döl olup koloni meydana getiren bireyler zooloji Knidlilerde eşeysiz üreyen ve koloni meydana getiren bireyler 1 Knidlilerde eşeysiz üreyen ve koloni meydana getiren sesil bireyler 2 Mukozadan gelişerek dışarıya doğru uzanan iyi huylu tümöral oluşum Mukozadan gelişerek dışarıya doğru uzanan saplı veya sapsız tümöral oluşum hlk ankebut İyicil olmakla birlikte zamanla kötücül hâle de dönüşebilirler )

( POLYP )

( POLYPE )

( POLYP )

( POLYPUS | POLYPUS: POLIP )


- SAPTIRICI | SPEKÜLATİF ile/||/<> SPEKÜLATİF[Fr. < SPÉCULATIF]

( SPÉCULATIF )


- SAR/SPECİFIC ABSORPTION RATE[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL SOĞURMA DEĞERİ


- SAR'/SAR'A[Ar.]/TUTARAK/TUTARIK/TUTARGA/YİLBİK[Ar.] ile SÂRÂ[Ar.]

( Tutarık, tutarak, bayıltıcı bir sinir/beyin hastalığı. İLE Katkısız, hâlis. )


- SARA | TUTARGA | EPİLEPSİ ile/||/<> EPİLEPSİ ile/||/<> EPİLEPSİ[Fr. < ÉPILEPSIE]

( Sara hastalığı )

( EPILEPSY )

( ÉPILEPSIE )


- ŞARBON[Fr. < CHARBON] değil/yerine/= KARAKABARCIK


- ŞARBON[Fr.] değil/yerine/= YANIKARA/KARAKABARCIK/KARAYANIK

( Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri ya da mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan, tehlikeli sayrılık. )


- SARGI | BANDAJ[Fr. < BANDAGE] ile/||/<> KOMPRES ile/||/<> TURNİKE

( 1. Yara sarmaya veya yaraları kapatan ilaçları ve tespit edici tahtaları yerinde tutmaya yarayan kumaş parçası, sargı bezi. 2. Bu malzemelerle yapılan kapatma ve tespit işlemi, sargı. @@ )

( BANDAGE | COMPRESS | TOURNIQUET~COMPRESS~TOURNIQUET )

( BANDAGE~COMPRESSE~TOURNIQUET )

( BANDAGE~KOMPRESSE~TOURNIQUET )

( BENDA~COMPRESSA~LACCIO EMOSTATICO )

( ΕΠΊΔΕΣΜΟΣ / επίδεσμος~ΚΟΜΠΡΈΣΑ / κομπρέσα~ΑΙΜΟΣΤΆΤΗΣ / αιμοστάτης )


- SARGI | BANDAJ ile/||/<> BANDAJ[Fr. < BANDAGE]

( 1 Yara sarmaya veya yaraları kapatan ilaçları ve tespit edici tahtaları yerinde tutmaya yarayan kumaş parçası sargı bezi 2 Bu malzemelerle yapılan kapatma ve tespit işlemi sargı )

( BANDAGE | COMPRESS | TOURNIQUET )

( BANDAGE )

( BANDAGE )

( BENDA )

( ΕΠΊΔΕΣΜΟΣ / επίδεσμος )


- SARGI ile FASKA[Lat.]

( Esnek bir maddeden yapılmış, uzun, dar ve ince şerit. | Bir elektrik makinesinde ya da aygıtında, aynı devreyi oluşturan iletkenlerin tümü. | Gövdenin bir bölümünü yerinde ya da baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit. İLE Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı. )


- SARGILI ile/değil SARILI


- SARHOŞ ile KÖR KANDİL/GÖK KANDİL

( ... İLE Aşırı derecede sarhoş. )


- SARHOŞ[Fars. < SER-HOŞ] ile MASTOR/MASTUR

( ... İLE İleri derecede sarhoş. )


- SARİ ile SÂRİ

( Budist rahiplerin giydiği sarı renkli giysi. İLE Bulaşıcı sayrılık. )


- SAR'Î ile SARÎ' ile SÂRÎ[Ar. < SİRÂYET] ile SÂRÎ[Fars.] ile SARÎH[Ar. < SARÂHAT]

( Sar'a hastalığı ile ilgili. | Sar'alı. İLE Yere yığılmış sar'alı kişi. İLE Bulaşan/bulaşıcı. [İng. CONTAGIOUS, Fr. CONTAGIEUX] İLE Sürücü, süren. İLE Açık, meydanda. | Belirli. | Saf, halis. | Safkan Arap atı. )


- SARIÇALI = ÇOBANTUZLUĞU/KADINTUZLUĞU/AMBERBARİS

( Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden, çiçekleri sarı, meyvesi ekşi ve kırmızı renkte, kabuğu ve kökü, solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki. )

( BERBERIS VULGARIS )


- SABIR/SARISABIR[Süryanice ŞABRÂ] ile SARISALKIM

( Zambakgillerden, sıcak bölgelerde yetişen, yaprakları, oldukça yüksek bir sapın tepesinde, rozet biçiminde toplanmış bulunan bir süs bitkisi. | Bu bitkinin, etli ve kalın yapraklarından çıkarılan, kırmızımsı esmer renkli, tıpta ve boyacılıkta kullanılan bir madde. İLE Baklagillerden, salkım durumunda sarı çiçekleri bulunan, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaç. )

( ŞİBÂRU[Akatça]: Sivri bir araç. İlâç olarak kullanılan bir bitki. )

( ALOES cum LABURNUM )


- ŞARJ ETMEK değil/yerine/= YÜKLEMEK


- SARKOİDOZ ile/||/<> TÜBERKÜLOZ

( Gövdede küçük yangılı[granülom] göze kümelerinin oluşumu ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Mycobacterium tuberculosis bakterisinin neden olduğu, akciğerlerde ve öteki organlarda bulaş ile ilişkili bir sayrılık. )


- SARSIM ile SARSINTI

( Sarsma eylemi. | Gök nesnelerinin[cirim], genel çekim yasasına uygun olarak birbirini çekmesi nedeniyle herhangi bir gezegenin hareketinde görülen karışıklık. İLE Birden sallanma, sarsılma. | Titreme. | Deprem. | Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri. | Bir kurum ya da kuruluşun dengesini etkileyen bozukluk. | Kaza, ilaç ve uyuşturucuların yarattığı, fiziksel ya da coşkusal nitelikteki, birdenbire gelişen karmaşık belirtilerin tümü. )


- ŞARTLI REFLEKS >< ŞARTSIZ REFLEKS

( Şartlanma ile oluşan ve genellikle doğal olmayan bir uyarı ile görülen refleks. )

( CONDITIONED REFLEX | UNCONDITIONED REFLEX~UNCONDITIONED REFLEX )

( RÉFLEXE CONDITIONNÉ | RÉFLEXE INCONDITIONNÉ~RÉFLEXE INCONDITIONNÉ )

( BEDINGTER REFLEX | UNBEDINGTER REFLEX~UNBEDINGTER REFLEX )

( RIFLESSO CONDIZIONATO~RIFLESSO INCONDIZIONATO )

( ΕΞΑΡΤΗΜΈΝΟ ΑΝΤΑΝΑΚΛΑΣΤΙΚΌ / εξαρτημένο αντανακλαστικό~ΜΗ ΕΞΑΡΤΗΜΈΝΟ ΑΝΤΑΝΑΚΛΑΣΤΙΚΌ / μη εξαρτημένο αντανακλαστικό )


- ŞAŞI/LIK ile/değil ŞAŞIL/ŞEHLÂ

( Birbirine paralel görme ekseni olmayan (göz ya da kişi.) | Gözlerini çarpıtarak. İLE Kusurlu sayılmayacak kadar hafif şaşı göz. )

( AHVEL ile/değil ... )

( LÛC ile/değil ... )

( [not] GOGGLE/CROSS-EYE/SQUINT vs./and/but ... )


- ŞAŞIRTICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ


- SATELLIT SİSTEM/SATELLITE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= UYDU DÜZENİ


- SAYDAM TABAKA | KORNEA ile/||/<> KORNEA ile/||/<> SAYDAM KAT

( saydam kat saydam tabaka Gözün en dışta bulunan sert tabakasının yaklaşık 1 6sını oluşturan saydam yapıdaki ön bölgesi Saydam tabaka anat 1 Göz yuvarlağının dış tabakasındaki tunika fibroza bulbisinin öne doğru tümseklik yapan keratinleşmeyen çok katlı yassı epitelden oluşan saydam sert ön kısmı Epiteliyum anterius adı verilen epitel altında dıştan içe doğru lamina limitans anteriyor substansiya propriya lamina limitans posteriyör ve epiteliyum posterius bulunur 2 Saydam boynuz deri )

( CORNEA )


- SAYGI/LI ve/||/=/<>/>/< ÖLÇÜ/LÜ/LÜK


- SAYISAL | PARMAKLA | DİGİTAL[Fr. < DIGITAL] ile/||/<> DİJİTAL ile/||/<> DİJİTAL[Fr. < DIGITAL]

( 1 Parmağa ait 2 Örümcek pedipalpusunun son eklemi )

( DIGITALE )

( DIGITAL )

( GEFINGERT )

( DIGITUS: PARMAK )


- SAYRI BİLİMİ | PATOLOJİ ile/||/<> PATOLOJİ ile/||/<> PATOLOJİ[Fr. < PATHOLOGIE]

( pathos ızdırap logos bilim Hastalıklarla uğraşan bir bilim dalı Bir hastalığın nedenlerini ve geilşimini makroskobik ve mikroskobik olarak araştıran bilim dalı hastalık bilimi Hastalık bilimi makroskobik ve mikroskobik normal dışı durumların nedenlerini gelişimini ve sonuçlarını inceleyen bilim dalı patobiyoloji )

( PATHOLOGY )

( PATHOLOGIE )

( PATHOLOGIE )


- SAYRI/HASTA/HİPOKONDRİAK ile/değil SAYRIMSAK

( ... İLE/DEĞİL Gerçekte sayrı olmadığı halde, kendini sayrı gösteren/sanan. )


- SAYRILIK/HASTALIK/MARAZ[Ar.] değil/yerine/>< ESENLİK


- SAYRILIK/HASTALIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BOZUKLUK

( Zihinsel/psikolojik. İLE/VE/DEĞİL Gövdesel/somatik. )

( Mekanikte. İLE/VE/DEĞİL Organikte. )

( Nedeni bilinmiyorsa. İLE/VE/DEĞİL Nedeni biliniyorsa. )

( Hastalanmamak en büyük hastalıktır. )

( Uzun sürmeyen hastalıkların değerini bilmek gerek. )


- SAYRILIK ile/ve BÖLGESEL SAYRILIK

( DISEASE vs./and ENDEMIC )


- SAYRILIK ile/ve/<> İHTİLÂT[Ar.]

( ... İLE/VE/<> Sayrılık[hastalık] karışması. | Karşılaşıp görüşme. )


- SAYRU ile ...

( Hasta. )


- SAYVAN | KULAK KEPÇESİ ile/||/<> KULAK KEPÇESİ

( Memelilerde dışkulağın sesi toplamaya yarayan kıkırdaktan yapılmış girintili çıkıntılı olan dış parçası Memelilerde bir çift bulunan dış kulağın sesi toplamaya yarayan kıkırdaktan yapılmış kıvrımları olan dış parçası Dış kulakta ses dalgalarını almaya yarayan her yönü deriyle kaplı ve elastik kıkırdağı içeren çift oluşum aurikula )

( AURICLE | AURICLE, PINNA )

( PAVILION DE L'OREILLE | AURICULAIRE, PAVILLON DE L'OREILLE )

( OHRMUSCHEL )

( AURICULA )


- SBRT/STEROTAKTİK VÜCUT RADYOTERAPİSİ STEREOTACTIC BODY RADIOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= STEROTAKTİK GÖVDE IŞIN SAĞALTIMI


- SBS/HEALTH INFORMATION SYSTEMS[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLİŞİM DÜZENLERİ


- SBS/SEQUENTIAL BACKWARD SELECTION[İng.] değil/yerine/= SIRALI GERİ YÖNLÜ SEÇİM


- SBY/HEALTHCARE KNOWLEDGE MANAGEMENT[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLGİ YÖNETİMİ


- SC/SUBCUTANEOUS[İng.] değil/yerine/= DERİ ALTI


- SCALABILITY[İng.] değil/yerine/= ÖLÇEKLENEBİLİRLİK


- SCALENE MUSCLE ile ...

( SKALEN KAS, KABURGALARI KALDIRAN KAS )


- SCALP ile ...

( Kafatası üzerindeki saçlı deri. )


- SCANNING[İng.] değil/yerine/= TARAMA


- SCD/ANİ KARDİYAK ÖLÜM/SUDDEN CARDIAC DEATH[İng.] değil/yerine/= KALP YETMEZLİĞINE DAYALI ANİ ÖLÜM


- SCH/SCHIZOPHRENIA[İng.] değil/yerine/= ŞİZOFRENİ


- -SCHESIS ile/||/<> -SCHISIS/SCHISTO- ile/||/<> FLUX- ile/||/<> ISCH-/ISCHO-

( Süpresyon, denetim, birikim, akışın önlenmesi. İLE/||/<> Yırtık, dalak, fissür, yapışıklıkların önlenmesi. İLE/||/<> Akış. İLE/||/<> Denetim, eksiklik, durdurma, baskı altına alma. )


- SCHWANN GÖZESİ(PSS) ile/||/<> OLİGODENDROSİT(MSS)

(

Başlık Schwann gözesİ Oligodendrosit
Temel tanım Periferik sinir sisteminde aksonları saran ve miyelin oluşturan glia gözesİ Merkezi sinir sisteminde aksonları miyelinleyen glia gözesİ
Bulunduğu sinir sistemi Periferik sinir sistemi (PSS) Merkezi sinir sistemi (MSS)
Miyelin oluşturma Var Var
Bir gözenin sardığı akson Tek aksonun tek segmenti Birden fazla akson segmenti
Miyelinsiz liflerle ilişki Destekler ve sarar Doğrudan ilişki yok
Bazal lamina Bulunur Bulunmaz
Ranvier boğumu Oluşur Oluşur
Sinir yenilenmesi Belirgin biçimde destekler Çok sınırlı
Embriyolojik köken Nöral krest Nöral tüp
İlişkili hastalıklar Guillain–Barré, periferik nöropatiler Multipl skleroz
)


- SCOTO- ile/||/<> SKİA- ile/||/<> NOCT-/NOCTİ-/NYCT-/NYCTİ-/NYCTO-

( Karanlık. İLE/||/<> Gölge. İLE/||/<> Gece. )


- SCURVY ile ...

( İSKORBÜT, C VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNDEN OLAN HASTALIK )


- SD/STANDART DEVİYASYON STANDARD DEVIATION | SPATIAL DISORIENTATION[İng.] değil/yerine/= STANDART SAPMA | UZAMSAL YÖNELIM BOZUKLUĞU, MEKANSAL YÖNELIM BOZUKLUĞU


- SDLC/SOFTWARE DEVELOPMENT LIFE CYCLE[İng.] değil/yerine/= YAZILIM GELİŞTİRME YAŞAM DÖNGÜSÜ


- SDP/HEALTH TRANSFORMATION PROJECT[İng.] değil/yerine/= SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROJESİ


- SEANS[İng.] değil/yerine/= OTURUM


- SEANS/SESSION[İng.] değil/yerine/= OTURUM


- SEBEL[Ar.] ile ...

( Göze inen perde. Dumanlı, bulanık görme hastalığı. )


- ŞEC ile ŞECC

( ... İLE Geminin, denizi yararak yol alması. )


- ŞECERE[Ar.]["SECERE" değil!]/PEDIGRI/PEDIGREE[İng.] değil/yerine/= SOYAĞACI/SOYKÜTÜĞÜ


- SEÇİMLİK | OPSİYONEL ile/||/<> OPSİYONEL[Fr. < OPTIONEL]

( OPTIONEL )


- -SECT ile/||/<> TME- ile/||/<> -TOME ile/||/<> -TOMY

( Kesmek. İLE/||/<> Kesmek. İLE/||/<> Kesici araç, kesilen bölüm, kesi. İLE/||/<> Kesme işlemi. )


- SEDÂ/SÂDÂ (ÇIKARMAK):
DİŞLERİN ISLIKLI SESİ YOLUYLA ile/ve DİLİN HAREKET ETTİRİLMESİ YOLUYLA ile/ve DAMAĞIN BÜZÜLMESİ YOLUYLA ile/ve DUDAKLARIN BİRBİRİNE BASTIRILMASI YOLUYLA ile/ve BURUNDAN SOLUMA YOLUYLA


- SEDASYON/SEDATION[İng.] değil/yerine/= SAKINLEŞTİRME


- SEDATİF/SEDATIVE[İng.] değil/yerine/= SAKINLEŞTİRICİ


- SEDEF HASTALIĞI ile ...

( Bulaşıcı değildir! | Güneş, tedavide yararlı olabilir fakat fazlası artırır. | Sigara da artırır. )


- SEDEF ile/||/<> EGZAMA

( Deride kalın, kırmızı ve pullu plaklar ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Deride kızarıklık, kaşıntılı, kırmızı kabarcıklar ve yangılı döküntüler. )


- SEDEFOTU

( Sedefotugillerden, keskin kokulu, sarı çiçekli ve tıpta kullanılan bir ağaççık. )

( RUTA )


- SEDÎD[Ar. < SEDÂD] ile SEDÎD[Ar.] ile ŞEDÎD[Ar.]

( Doğru, hak. İLE [anatomide] Kapak. İLE Yeğin, şiddetli. )


- SEDİMANTASYON/SEDİMENTATION[İng.] değil/yerine/= ÇÖKME | TORTULAŞMA


- SEDİMENT[İng.] değil/yerine/= ÇÖKELTİ, | TORTU


- SEDİMENTASYON | SEDİMENTOLOJİ[Fr./İng./Alm.] ile TORTULAŞMA | TORTUBİLİM

( Tortu oluşması, çökelme. | Pıhtılaşması önlenmiş kanda, alyuvarların dibe çökme hızının ölçülmesiyle yapılan, bir tür kan gözlemi. | Tortulaşma. )


- SEDYE[İt.] değil/yerine/= KATLANABİLİR YATAK


- SEFALJİ ile/||/<> MİGREN

( Baş ağrısı. İLE/||/<> Şiddetli baş ağrıları ve öteki belirtilerle ilişkili bir nörolojik sayrılık. )


- ŞEFE[Ar.] ile ...

( Dudak. | Su içmek. )


- ŞEFE-İ HEVAM | ÜST DUDAK >< ALT DUDAK


- ŞEFKÂT >< ŞEHVET


- ŞEGÂF | PERİKART ile/||/<> PERİKART ile/||/<> PERİKART[Fr. < PÉRICARDE]

( peri etrafında kardia yürek Yüreği örten zar Kalbin dış yüzündeki mezotelyal tabaka Damar ve sinirleri içeren gevşek seröz zar )

( PERICARDIUM )

( PÉRICARD | PÉRICARDE )

( HERZBEUTEL )


- ŞEGAF["ga" uzun okunur] ile ŞEGAF[Ar.]

( Kalp zarı. İLE Delicesine sevme. )


- SEĞİRDİM ile SEĞİRME

( Yaya koşusu. | Top atıldığında, kundağın geri tepmesi. | Değirmene su veren oluğun eğimi. İLE Hafif kımıldama ve daha çok, gövdenin bir yerinde, deri ile birlikte derinin hemen altındaki kasların hafifçe oynaması. )


- SEĞİRME ile TİTREME

( İRTİKÂZ[< REKZ]: Nabzın atması, seğirme. )

( İHTİLÂC-I AYN: Göz seğirmesi. )

( * Başın üst kısmının seğrimesi iyi bir makam ve mevkiden haber verir.
* Başın yan tarafının seğrimesi sağı ve solu hayırlı eyler.
* Alnın seğrimesi sağda ise eğlence, solda ise habere işarettir.
* Kaşın seğrimesi sağ-sol her yer dostlukla dolar.
* Kaşın ortası seğrirse sağı zevk ve solu kederdir.
* Dil seğrirse sağı hüzün, solu coşkunluktur.
* Gözün dışı seğrirse sağda kötüleme, solda ziynettir.
* Gözbebeğinin seğrimesi sağ gözde olursa sıkıntı, solda sevinçtir.
* Göz kuyruğunun seğrimesinde sağ göz için sevinç, solda maldır.
* Gözün altı seğrirse, sağdaki iyiliğe, soldaki mevkiye alâmettir.
* Yanağın seğrimesi sağda olursa hayır, solda olursa mala işarettir.
* Burundaki seğrime sağ tarafta kahır, sol taraftaki mevkiye işarettir.
* Dudağın üst kısmındaki seğrime sağda olursa rızk, solda şenliktir.
* Dudağın uç kısmının seğrimesi sağda zarar, solda esenliktir.
* Dudak altının seğrimesi sağda ve solda sürekli güzellik alâmetidir.
* Seğriyen çene sağda eğlence, solda güzellik işaretidir.
* Kulağın seğrimesi sağda ve solda güzel habere işarettir.
* Boğazın seğrimesi sağda mala, solda üzüntüye delildir.
* Arka omuzların seğrimesi sağda olursa hüzün, solda olursa keder alâmetidir.
* Kol pazularının seğrimesi sağda olursa rızık, solda olursa mala çıkar.
* Bilek seğrirse sağda ve solda iyi habere işarettir.
* Kolların seğrimesi sağda kötüleme, solda ayıptır.
* Elin bilekleri seğrirse sağda mala, solda meşakkate delildir.
* Elin sırtı seğrirse sağdaki üzüntüye soldaki şerefe alâmettir.
* Avucun seğrimesi ikisinde de rızık ve mala işarettir.
* Başparmak seğrimesi sağda yük, solda üzüntüdür.
* Şehadet parmağı titreyip seğrirse sağ ve solda yeni sebeplere çıkar.
* Orta parmak seğrimesi sağda olursa üzüntü, solda olursa neşedir.
* Serçe parmak seğrimesi sağda makam ve solda gam işaretidir.
* Yüzük parmağının seğrimesi solda hayır, sağda mal işaretidir.
* Göğüs seğrimesi sağda hüzün, solda sevinç olur.
* Meme seğrimesi sağda makam, solda sevinç alâmetidir.
* Karnın seğrimesi sağda kavuşma, solda neşedir.
* Göbek seğrimesi sağda üzüntü, solda esenliktir.
* Böğür seğrimesi sağda mevki, solda rızık alâmetidir.
* Oyluğun seğrimesi sağda güzellik, solda oğul işaretidir.
* Kasık seğrimesi sağda olursa cima'(çiftleşme), solda yolculuktur.
* Husyelerin(testis) seğrimesi sağda çocuk doğumuna, solda kedere işarettir.
* Makatın seğrimesi solda yol, sağda mal işaretidir.
* Baldır seğrimesi sağda olursa eğlence, solda yolculuk işaretidir.
* Diz seğrimesi sağda üzüntü, solda sevinç alâmetidir.
* Bacak seğrimesinden sağda mal, solda mevki görünür.
* Sırtın ortasının seğrimesi sağda yol, solda erzak işaretidir.
* Karın arkasının seğrimesi sağda mal, solda ayrılık alâmetidir.
* Topuğun seğrimesi sağda mal ve solda yolculuk alâmetidir.
* Ayak arkasının seğrimesi sağda hüzün, solda esenliğe çıkar.
* Elin kemiğinin seğrimesi sağda yolculuk, solda mal demektir.
* Avuç seğrirse sağda yola, solda şeref kazanmaya delildir.
* Başparmak seğrimesi sağda mal, solda murada çıkar.
* İkinci parmak seğrimesi sağda ve solda iyi haberdir.
* Orta parmaklar seğrirse sağda ve solda çekişmeye sebep olur.
* Yüzük parmağı seğrirse sağda çekişme, solda sevinç vardır.
* Küçük parmak seğrirse sağda ve solda rızık ve mal demektir. )


- SEĞIRTI | TIC[Fr. < TIC | İNG. < TICK] ile/||/<> TİK ile/||/<> TİK[Fr. < TIC | İNG. < TICK]

( Herhangi bir kas kümesinin istenç dışında hareket etmesi Yerel istem dışı kas kasılmaları )

( TIC | TICK )

( TIC )


- SEGMENT[İng.]["SEKMENT" değil!] değil/yerine/= BÖLÜM | KESİT | PARÇA


- SEGMENTAL[İng.] değil/yerine/= BÖLÜMLÜ


- SEGMENTASYON/SEGMENTATION[İng.] değil/yerine/= BÖLÜMLEME


- SEHÂYA | BEYİN ZARLARI ile/||/<> BEYİN ZARLARI

( Memelilerde beyin ve omuriliği örten bir zar olup dıştan içe doğru sertzar örümceksizar incezar olmak üzere üç ayrı zardan yapılmıştır beyinomurilik zarları Memelilerde beyin ve omuriliği dıştan içe doğru sert zar dura mater örümceksi zar araknoid zar ve ince zar pia mater olmak üzere üç tabaka hâlinde örten zarlar )

( MENINGS | MÉNINGES | PIA-MATER | ARACHNOID MEMBRANE | DURA-MATER )

( MÉNINGES | PIE-MÈRE | MEMBRANE ARACHNOÎDE | DURE-MÈRE )

( HIRNHÂUTE | MENINGEN, HIRNHÄUTE | PIA MATER | SPINNWEBENHAUT | HARTE HIRNHAUT )

( MENINGES )

( MENINGI )

( ΜΉΝΙΓΓΕΣ / μήνιγγες )


- SEHÂYA | BEYİN ZARLARI ile/||/<> İNCE ZAR ile/||/<> ÖRÜMCEKSİ ZAR ile/||/<> SERT ZAR

( Memelilerde beyin ve omuriliği örten bir zar olup dıştan içe doğru sert-zar, örümceksi-zar, ince-zar olmak üzere üç ayrı zardan yapılmıştır. @@ bk. beyin-omurilik zarları. @@ Memelilerde beyin ve omuriliği, dıştan içe doğru, sert zar (dura mater), örümceksi zar (araknoid zar) ve ince zar (pia mater) olmak üzere üç tabaka hâlinde örten zarlar. )

( MENINGS | MÉNINGES | PIA-MATER | ARACHNOID MEMBRANE | DURA-MATER~PIA-MATER~ARACHNOID MEMBRANE~DURA-MATER )

( MÉNINGES | PIE-MÈRE | MEMBRANE ARACHNOÎDE | DURE-MÈRE~PIE-MÈRE~MEMBRANE ARACHNOÎDE | ARACHNOIDE~DURE-MÈRE )

( MENINGES~PIA MATER~ARACHNOIDEA~DURA MATER )

( HIRNHÂUTE | MENINGEN, HIRNHÄUTE | PIA MATER | SPINNWEBENHAUT | HARTE HIRNHAUT~PIA MATER~SPINNWEBENHAUT~HARTE HIRNHAUT )

( MENINGI~PIA MADRE~ARACNOIDE~DURA MADRE )

( ΜΉΝΙΓΓΕΣ / μήνιγγες~ΠΊΑ ΜΉΤΗΡ / πία μήτηρ~ΑΡΑΧΝΟΕΙΔΉΣ ΜΉΝΙΓΓΑ / αραχνοειδής μήνιγγα~ΣΚΛΗΡΆ ΜΉΝΙΓΓΑ / σκληρά μήνιγγα )


- ŞEHVET ile ...

( AŞIRI İSTEK | MADDEYE OLAN BAĞIMLILIK | NEFİS )


- ŞEHVET ile/ve/değil/yerine/<> AŞK

( Tüm canlılar arasında. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kişiden/insandan, her şeye yönelik. )

( Herkes, dur der! İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Herkes, kabul eder. )


- ŞEHVET ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> FAHİŞ/FUHUŞ


- ŞEHVET[Ar.] ile/||/<> HARÂRET[Ar.]


- SEKANS/SEQUENCE[İng.] değil/yerine/= DİZİ, SIRA


- SEKEL/SEQUELA[İng.] değil/yerine/= SAYRILIK KALINTISI


- ŞEKER DÜŞÜMÜ | HİPOGLİSEMİ ile/||/<> HİPOGLİSEMİ ile/||/<> HİPOGLİSEMİ[Fr. < HYPOGLYCÉMIE]

( hypo altında glykys tatlı haima kan Kanda glikoz seviyesinin çok düşük olması Kanda glikoz düzeyinin normalin altına inmesi Kan şekerinin normal değerlerin altına düşmesi Pankreastaki işlevsel Langerhans hücre tümörlerinde ineklerde ketozis koyunların gebelik toksemisinde ve şeker hastalığının tedavisinde aşırı dozda insülin alınması durumlarında ortaya çıkar ve kas zayıflığı uyuşukluk ve yerden kalkamama belirtileriyle kendini gösterir )

( HYPOGLICAEMIA | HYPOGLYCEMIA )

( HYPOGLICÉMIE | HYPOGLYCÉMIE )

( HYPOGLICÄMIA )


- ŞEKER HASTALIĞI | DİYABET ile/||/<> DİYABET ile/||/<> ŞEKER HASTALIĞI

( şeker hastalığı 1 Diyabetes mellitus ve diyabetes insipidus ta olduğu üzere aşırı idrar çıkışı ve aşırı su tüketimiyle belirgin bozukluklara atfedilen genel bir terim 2 Diyabetes mellitus Kanda şeker seviyesinin çok artması ile ortaya çıkan hastalık Diyabet Diyabetes mellitus )

( DIABETES | HYPOGLICAEMIA )

( DIABÈTE | HYPOGLICÉMIE )

( HYPOGLICÄMIA )

( DIABETE )

( ΔΙΑΒΉΤΗΣ / διαβήτης )


- ŞEKER HASTALIĞI | DİYABET ile/||/<> HİPOGLİSEMİ | ŞEKER HASTALIĞI

( bk. şeker hastalığı @@ 1. Diyabetes mellitus ve diyabetes insipidus’ta olduğu üzere aşırı idrar çıkışı ve aşırı su tüketimiyle belirgin bozukluklara atfedilen genel bir terim. 2. Diyabetes mellitus. @@ @@Kanda şeker seviyesinin çok artması ile ortaya çıkan hastalık. Diyabet. @@ Diyabetes mellitus. )

( DIABETES | HYPOGLICAEMIA~HYPOGLICAEMIA | HYPOGLYCEMIA )

( DIABÈTE | HYPOGLICÉMIE~HYPOGLICÉMIE | HYPOGLYCÉMIE )

( ...~HYPOGLYCAEMIA )

( HYPOGLICÄMIA~HYPOGLICÄMIA )

( DIABETE~IPOGLICEMIA )

( ΔΙΑΒΉΤΗΣ / διαβήτης~ΥΠΟΓΛΥΚΑΙΜΊΑ / υπογλυκαιμία )


- ŞEKER HASTALIĞI ile/||/<> ŞEKER HASTALIĞI

( Kanda şeker seviyesinin çok artması ile ortaya çıkan hastalık Diyabet Diyabetes mellitus )

( DIABETES | DIABETES MELLITUS )

( DIABÈTE )

( ZUCKERKRANKHEIT )


- ŞEKER HASTASI | DİYABETİK ile/||/<> DİYABETİK[Fr. < DIABÉTIQUE]

( Şeker hastası şeker hastalığına ait olan )

( DIABETIC )

( DIABÉTIQUE )


- ŞEKER İŞEME | GLİKOZÜRİ ile/||/<> GLİKOZÜRİ[Fr. < GLYCOSURIE]

( 1 İdrarda glikoz bulunması 2 İdrarda dekstroz bulunması dekstrozüri )

( GLYCOSURIA, GLUCOSURIA )

( GLYCOSURIE )


- ŞEKER SAYRILIĞI ile GİZLİ ŞEKER SAYRILIĞI

( DIABETES INSPIDUS vs. DIABETES MELLITUS )


- ŞEKER ile/ve/<> İNSÜLİN DİRENCİ

( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- ŞEKER ile/ve/||/<>/< ŞÜKÜR


- ŞEKERİN DÜŞMESİ değil MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ

( ... değil
MAGNEZYUM KAYNAKLARI:

Kuruyemiş
Kuru sebze zarı
Tohumu alınmamış tahıl
Yeşil sebzeler

Magnezyum açısından zengin besinler:
Koyu yapraklı sebzeler: Pazı, marul, ıspanak
Meyve: Muz, kayısı, avokado, şeftali ve erik
Badem, kaju, ceviz
Baklagiller: Fasulye ve mercimek
Esmer pirinç, darı, yulaf
Patates
Kabak

MAGNEZYUM İÇERENLER:
ELMA: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR, FOSFOR
KAYISI: POTASYUM, FOSFOR, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR
KAVUN: KALSİYUM, FOSFOR, DEMİR
ANANAS: SODYUM, POTASYUM, MAGNEZYUM, KALSİYUM, FOSFOR, DEMİR
MISIRÜZÜMÜ: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR, FOSFOR
ARMUT: SODYUM, MAGNEZYUM, FOSFOR, KALSİYUM, DEMİR
İNCİR: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM
MANDALİNA: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR
LİMON: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR, FOSFOR
LAHANA: ÇİNKO, MAGNEZYUM, DEMİR, KALSİYUM, FOSFOR
KİRAZ: DEMİR, MAGNEZYUM, POTASYUM, SODYUM, FOSFOR
ÇİLEK: SODYUM, POTASYUM, KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR
DOMATES: KALSİYUM, MAGNEZYUM, DEMİR, FOSFOR, POTASYUM )

( Magnezyum eksikliği, aynı zamanda kalsiyum eksikliğine neden olur. Çünkü, gövdenin, kalsiyumu emmesi için magnezyuma gereksinimi vardır. )


- SEKESTRASYON/SEQUESTRATION[İng.] değil/yerine/= KAN GÖLLENMESİ | AYRIKLAŞTIRMA | YIKILIM


- ŞEKİL | SURET | BİÇİM | FORM ile/||/<> FORM ile/||/<> BİÇİM

( biçim Bağa Verinin önceden düzenlenmiş görünümü Bilgisayar belleğinde ya da izlencede girişçıkış tutanaklarında ya da veri iletişimde bilgilerin gösteriliş düzenini belirleyen yapı Oluştuğu parçalar ve ilişkilerin toplamı ile açıklanamayan ve bunun üstünde bir bütünlüğü olan görünüm ya da yapı 1 Yazın ve sanat yapıtlarında dış görünüş 2 Koşukların kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü Gazel mesnevî rubaî sone gibi Resim Heykel Mimarlık 1 Resim heykel ve mimarlıkta yapıtın yapı bakımından tüm kuruluşu 2 Bir rengin çevresi belirli durumu Özdek ve içeriğin karşıtı Ne olana karşıt olarak nasıl olan Kaos durumunda düzensiz ve belirlenmemiş olana karşılık sınırlanmış düzenlenmiş olan Bir nesnenin biçim almamış özdeğinden içeriğinden ayırmak üzere onun dışını dış çizgilerini aynı zamanda iç yapısını kuruluşunu düzenini belirleyen Biçim almamış özdeğe karşılık belli bir düzene girmiş olan Özellikle bu anlamıyle felsefede mantık bilgi öğretisi varlıkbilim ahlak felsefesi estetik doğa ve tarih felsefesi biçim kavramının önemli bir yeri vardır Platonda biçim idea ile aynı anlamda kullanılır genel olanı değişmez olanı ve kendinden var olanı gösterir bireysel ve değişen görüngülerin üstünde ve arkasında ilkörnek olarak bulunur Aristoteleste her somut nesne özdek ve biçimden kuruludur başka deyişle Biçim kazanmış olan özdektir biçim gerçeklik veren gerçekleştiren etkendir causa formalis aynı zamanda oluş sürecinin ereğini belirler causa finalis Özdek ancak biçim yüzünden gerçeklik kazanmış olan bir olabilirliktir Bu düşünce ortaçağda özellikle skolastik dizgelerce benimsenmiştir Aquinolu Thomasa göre nesnenin özü ve varoluşu biçimden oluşur ruh bedenin biçimidir salt tinsel tözler ayrık biçimlerdir Tanrı salt biçimdir Yeniçağ felsefesi nesnel varlık öğretisinden ayrıldığı ölçüde biçim kavramının anlamı ve durumu da değişir Kantta görü biçimleri uzay ve zaman ve düşünce biçimleri kategoriler artık nesnel varlık bağıntıları olmaktan çıkarlar bilgi ve deneyin insan duyarlığında ye anlığında bulunan zorunlu koşulları olurlar Ethikte Max Scheler Kantın biçimsel ahlak öğretisi formalist ethik ile hesaplaşarak ona karşı görüngübilim açısından temellendirdiği içeriksel değerler öğretisini geliştirmiştir Estetikte 1 Bir estetik nesnenin duyularla algılanan görünüş biçimi 2 İçerik ve özün karşıtı Doğa felsefesinde Organizmada birliği sağlayan ve biçimlendiren güç yeti Mantıkta Usavurma özdek ve biçimden oluşur terimler ve önermeler çıkarımın özdeğidir terimler ve önermeler arasındaki bağlantı da biçimi Biçim bakımından bir önerme olumlu ya da olumsuz tümel ya da tikeldir Bir tasımda önermeler arasındaki bağlantı sonuç zorunlu olarak öncüllerden çıkacak biçimde kurulmuşsa bu tasım biçim bakımından doğrudur Öncül yanlışsa sonuç da yanlış olur ama bu yanlış oluş çıkarımın kendisinin biçim bakımından doğru olmasını ortadan kaldırmaz Biçimsel formel mantık Dış görünüş bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü biyoloji matematik )

( RINGBONE )

( FORME )


- ŞEKİLLENDİRMEK ile/ve/||/<>/> "YEŞİLLENDİRMEK"


- SEKONDER/SECONDARY[İng.] değil/yerine/= İKINCİL | İLİŞKİLİ


- SEKRESYON/SECRETION[İng.] değil/yerine/= SALGILAMA | SALGI


- SEKSİYON[Fr., İng. SECTION] değil/yerine/= BÖLÜM


- SEKTE[Ar.]/KRİZ[İng. < CRISIS] ile/||/<>/> BUNALIM/BUHRAN[Ar.]

( Tıpta. [kalp sektesi(nden ölmek/gitmek) /kalp krizi(nden ölmek/gitmek).] İLE/||/<>/> Toplumsal. [büyük buhran (1929)] )


- SEKTÖR/SECTOR[İng.] değil/yerine/= KESİM


- SEKUNDUM/SECUNDUM[İng.] değil/yerine/= İKINCİL


- SEL'A[Ar. çoğ. SELEÂT, SİLA'] ile SELÂ'[Ar.]

( Hıyarcık. | Ur. | Başta olan yarık. İLE Cenin torbası, son. )


- SELÂMOTU

( Maydanozgillerden, 1-2 metre boyunda, pis kokulu, tıpta kullanılan bir bitki. )

( LEVISTICUM )


- YAPITLAR/KÜLLİYELER:
SELÂTİN[< SULTAN] ile/ve/||/<>/> SADRAZAM ile/ve/||/<>/> TEKKE

( Sultanların adına yaptırılan ve birden çok minaresi bulunan büyük camilere ve yapıtlara verilen ad. İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> ... )


- ŞELATÖR/CHELATOR[İng.] değil/yerine/= ŞELATLAYICI


- ŞELAZYON/CHELATION[İng.] değil/yerine/= ŞELATLAMA, KISKAÇLAMA, METAL İYON-ORGANİK MOLEKÜL BAĞLANMASI


- SELE ile SELE[Lat.] ile SELE/SERE

( Yayvan sepet. İLE Çifttekerin, oturulacak yeri. İLE Açık duran başparmağın ucundan, göstermeparmağının ucuna kadar olan uzaklık. )


- SELEKSİYON/SELECTION[İng.] değil/yerine/= SEÇME | AYIKLA(N)MA | SEÇELE


- SELEKTİF/SELECTIVE[İng.] değil/yerine/= SEÇİCİ


- SELEKTİVİTE/SELECTIVITY[İng.] değil/yerine/= SEÇİCİLİK


- SELEKTÖR/SELECTOR[İng.] değil/yerine/= SEÇİCİ


- ŞELEL ile ...

( Gözdeki ağ tabakanın en duyarlı noktası. Sarı benek. | Gövdedeki renkli lekeler. | İskorbüt. )


- SELEM[Ar.] ile SELEM[Ar.]

( Diş gediği. İLE Peşin para ile veresiye mal alma. )


- SELEN/SADÂ/ÇATI ve/<> ÖZ

( SADÂ: Kişinin özü. )


- SELEN TİTREŞİMLERİNDE:
BAŞ ile/ve/||/<> BURUN ile/ve/||/<> GÖĞÜS

( Tiz selenin oluştuğu yer. İLE/VE/||/<> Nazal selenin oluştuğu yer. İLE/VE/||/<> Pes selenin oluştuğu yer. )


- SELENİN:
KESİLMESİ ile/değil KISILMASI


- SELEN/SADÂ ÇIKIŞLARINDA:
BURUN ile/ve/||/<> DUDAK ile/ve/||/<> DİŞ ile/ve/||/<> BOĞAZ

( A, E, O, Ö, U, Ü[ön, ün, on, en, an, un, nane, Nalan vb.] İLE/VE/||/<> B, M. P[baba, biber, bebek, mama, meme, pek, pes vb.] İLE/VE/||/<> D, T[dadı, dede, tuttu, tırtıl, taktı] İLE/VE/||/<> A, E, I, İ, O, Ö, U, Ü )

( Almanca'da, daha çok, boğaz seleni; Fransızca'da, daha çok, dudak seleni; İngilizce'de, daha çok, diş seleni çıkar. )


- SELEN/SES TELLERİ ile/ve/değil/||/<>/< SELEN/SES KIVRIMLARI


- SELF-ASSESSMENT[İng.] değil/yerine/= ÖZ DEĞERLENDİRİM


- SELF-AWARENESS[İng.] değil/yerine/= ÖZ FARKINDALIK


- SELF-EXPANDABLE[İng.] değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN GENİŞLEYEBİLEN


- SELF-IDENTITY[İng.] değil/yerine/= ÖZ KİMLİK


- SELF[İng.] değil/yerine/= ÖZ, KENDİ


- SELÎS[Ar.] ile SELÎS[Ar. < SELÂSET]

( SELÎS-ÜL-BEVL: Sidiğin sürekli akıntısı. | Sidiğini tutamayan. )

( Kolay, yumuşak. | Bağlı, boyun eğmiş. İLE Düzgün, akıcı. | Türk halk şiiri ve müziğinin XIX. yüzyıl başlarında meydana çıktığı anlaşılan bir şekli. )


- ŞELL ile ...

( Çolaklık, elin/kolun eğri oluşu. )


- SELLA TURSİKA/SELLA TURCICA[İng.] değil/yerine/= TÜRK EYERİ


- SELLA[İng.] değil/yerine/= EYER


- SELLAR[İng.] değil/yerine/= EYERSİ


- SELÜLER/CELLULAR[İng.] değil/yerine/= GÖZESEL


- SELÜLİSİDAL/CELLULICIDAL[İng.] değil/yerine/= GÖZE ÖLDÜRÜCÜ ETKİ


- SELÜLİT ile CAPITON


- SELÜLİT ile/değil KARINÇATLAĞI


- SEM/SCANNING ELECTRON MICROSCOPY[İng.] değil/yerine/= TARAMA ELEKTRON MİKROSKOBU


- SEM | TOKSİN ile/||/<> TOKSİN ile/||/<> TOKSİN[Fr. < TOXINE]

( biyoloji Bitki hayvan ya da mikroorganizmalardan çıkarılan fîtotoksin zootoksin mikotoksin gibi herhangi bir zehir Zehirli madde Zehirli madde )

( TOXIN )

( TOXINE )

( TOXIN )


- SEMAN[Fr.] ile SEMAN[Fr.]

( Bir metale değmesi durumunda, ısıtılan ve yüksek sıcaklıkta ayrışarak taşıdığı öğelerden bir ya da birçoğunu, o metalin yüzeyine yayan madde. İLE Diş köklerini kaplayan, sert madde. )


- SEMANTIC DATABASE[İng.] değil/yerine/= ANLAMSAL VERITABANI


- SEMANTİK ANALİZ/SEMANTIC ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= ANLAMSAL ÇÖZÜMLEME


- SEMANTİK BELLEK/SEMANTIC MEMORY[İng.] değil/yerine/= ANLAMSAL BELLEK


- ÂFETLER:
SEMÂVÎ ile/ve/||/<> MÜKTESEP

( ÂFÂT-I SEMÂVİYE ile/ve/||/<> ÂFÂT-I MÜKTESEBE )


- SEMEN[Ar. < SEMEN | AR. < S̱EMEN] ile/||/<> SPERM ile/||/<> MENİ

( Testisler ve yardımcı bezler tarafından salgılanan sıvı. @@ Sperma. @@ anat. Sperma. )

( SEMEN | SPERM~SPERM | SPERMATOZOON~SPERM | SEMEN )

( SEMENCE~SPERME~SPERME )

( SEMEN: TOHUM~SPERMA~SEMEN )

( SEMEN~SPERMA~SPERMA )

( SPERMA~SPERMA~SPERMA )

( ΣΠΈΡΜΑ / σπέρμα~ΣΠΈΡΜΑ / σπέρμα~ΣΠΈΡΜΑ / σπέρμα )


- SEMEN ile/<> SEMENT ile/<> SEMENT

(

SEMEN ile SEMENT arasındaki FaRkLaR

Temel Özellikler Karşılaştırması

Özellik SEMEN TIP SEMENT YAPI/İNŞAAT SEMENT DİRİMBİLİM/TIP
Türkçe Adı Meni Çimento Diş Sementi / Kemik Sementi
İngilizce Adı Semen Cement Cementum / Bone Cement
Tanım Eril üreme düzeninden salgılanan dirimsel sıvı. Su ile sertleşen yapı nesnesi. Diş kökünü kaplayan doku ya da protez yapıştırıcısı.
Kullanım Alanı Üroloji, Androloji, IVF Yapı/İnşaat, Mimarlık, Mühendislik Diş Hekimliği, Ortopedi
Köken Latince (semen = tohum) Latince (caementum) Latince (cementum)
Nesne Türü Dirimsel sıvı Dirimsiz toz/katı[kuru durumda] • Diş: Dirimsel doku
• Kemik: Sentetik polimer
Bileşim • Sperm gözeleri
• Fruktoz
• Proteinler
• Enzimler
• Kireçtaşı
• Kil
• Demir oksit
• Silisyum oksit
Diş:
• Hidroksiapatit [%50]
• Kolajen
Kemik:
• PMMA polimer
İşlev Üreme, sperm taşıma Yapı ögelerini bağlama • Diş: Kök koruma, bağlantı
• Kemik: Protez sabitleme
Fiziksel Durum Viskoz sıvı Toz [kuru] / Hamur [ıslak] • Diş: Sert doku
• Kemik: Hamur > Katı
pH Değeri 7.2 - 8.0 [hafif bazik] 12 - 13 [kuvvetli bazik] • Diş: ~7 [nötr]
• Kemik: 7 - 8
Renk Beyazımsı-gri Gri • Diş: Sarımsı
• Kemik: Beyaz/Şeffaf

Ayrıntılı Kullanım Alanları

SEMEN (Meni) SEMENT (Çimento) SEMENT (Tıbbi)
  • Spermiyogram testleri
  • İnfertilite tedavisi
  • Tüp bebek (IVF)
  • Sperm bankacılığı
  • Adlî tıp incelemeleri
  • Hormonal çözümlemeler
  • Beton üretimi
  • Harç yapımı
  • Sıva işleri
  • Seramik yapıştırma
  • Prefabrik yapılar
  • Yol ve köprü inşaatı
Diş Sementi:
  • Periodontal tedavi
  • Kök yüzeyi restorasyonu
  • Diş anatomisi eğitimi
Kemik Sementi:
  • Kalça protezi
  • Diz protezi
  • Vertebroplasti
  • Kifoplasti

İlişkiler ve Karşılaştırma

SEMEN <> İnşaat SEMENTİ SEMEN <> Tıbbi SEMENT İnşaat SEMENTİ <> Tıbbi SEMENT
Benzerlikler:
• Ses benzerliği
• Latince köken
• Yabancı dilden geçme
Benzerlikler:
• İkisi dirimbilim terimi
• Tıp alanında kullanım
• Latince köken
Benzerlikler:
• "Sement" adını taşıma
• Sertleşme özelliği
• Bağlayıcı işlev
FaRkLaR:
• Dirimli >< Dirimsiz
• Tıp >< İnşaat
• Sıvı >< Katı
FaRkLaR:
• Üreme >< Yapısal
• Sıvı >< Katı doku
• Geçici >< Kalıcı
• Gözesel >< Gözesiz
FaRkLaR:
• İnşaat >< Tıp
• Yapı >< İnsan gövdesi
• Büyük ölçek >< Mikro ölçek
• Dış mekân >< Gövde içi

Özet ve Önemli Noktalar

Ölçüt SEMEN SEMENT [İnşaat] SEMENT [Tıp]
Ana Alan Sağlık - Üreme Yapı/İnşaat Sağlık - Diş/Ortopedi
Doğal/Yapay Doğal Yapay Doğal (diş) / Yapay (kemik)
Dirimlilik İlişkisi Dirimli ürünü Dirimsiz nesne Dirimli doku / Dirimsel uyumlu nesne
Yenilenme Sürekli üretilir Tek kullanımlık Yenilenmez (diş) / Tek kullanım (kemik)
Sıcaklık Dayanımı Gövde sıcaklığı [37°C] Yüksek [>1000°C üretim] Gövde sıcaklığı [37°C]
Araştırma Alanı Androloji, Embriyoloji Nesne Mühendisliği Periodontoloji, Ortopedi
Sonuç: "Sement" sözcüğü, bağlama göre çok farklı anlamlara gelebilir:
  • Günlük kullanımda: Genellikle inşaat malzemesi olan çimento
  • Diş hekimliğinde: Diş kökünü kaplayan doğal doku
  • Ortopedide: Protez sabitleme nesnesi
  • SEMEN ise: Sadece üreme düzeni ile ilgili tıbbi terim
)


- SEMENT ile/ve/||/<> PERIODENTAL LİGAMENT

(

SEMENT ile PERİODONTAL LİGAMENT arasındaki FaRkLaR

Diş Destek Düzeninin İki Önemli Bileşeni
ANATOMİ İLİŞKİSİ

ALVEOL KEMİĞİ < [PERİODONTAL LİGAMENT] > [SEMENT] > DİŞ KÖKÜ
\___________________ SHARPEY LİFLERİ ___________________/

Periodontal ligament lifleri, sement içine gömülü olarak sonlanır

SEMENT

Sert Doku
Mineralize Yapı
Lif Tutunma Yüzeyi

PERİODONTAL LİGAMENT

Yumuşak Doku
Fibröz Yapı
Esnek Bağlantı

Temel Özellikler Karşılaştırması

Özellik SEMENT Sert Doku PERİODONTAL LİGAMENT Yumuşak Doku
Tanım Diş kökünü kaplayan kemik benzeri sert doku Diş kökü ile alveol kemiği arasındaki fibröz bağ dokusu
Latince Adı Cementum Ligamentum periodontale
Doku Tipi Sert, mineralize bağ dokusu Yumuşak, fibröz bağ dokusu
Konsistans Katı, kemikten daha yumuşak Esnek, lifli, elastik
Yerelleştirme Diş kökü yüzeyinde [dentin üzerinde] Sement ile alveol kemiği arası boşluk [0.2 - 0.4 mm]
Kalınlık • Servikal: 50 - 60 μm
• Apikal: 150 - 200 μm
• Yaşla artar
• Ortalama: 0.15 - 0.38 mm
• En dar: Orta 1/3
• En geniş: Apikal ve servikal
Bileşim • %45 - 50 İnorganik [hidroksiapatit]
• %50 - 55 Organik [tip I kolajen]
• Su
• %70 Su
• Tip I ve III kolajen lifler
• Elastin, oksitalan lifleri
• Glikozaminoglikanlar
Ana Gözeler • Sementoblastlar [yüzeyde]
• Sementositler [içeride]
• Sementoklastlar [rezorpsiyon]
• Fibroblastlar (en çok)
• Osteoblastlar
• Sementoblastlar
• Makrofajlar
• Epitelyal artıklar [Malassez]
Vaskülarizasyon Avasküler
Kan damarı içermez
Zengin vasküler
Superior/inferior alveolar arterlerden beslenir
İnervasyon Sinir yok
Ağrı duyumsamaz
Zengin sinir ağı
• Mekanoreseptörler
• Proprioseptif lifler
• Ağrı alıcıları
Yenilenme Hızı • Çok yavaş
• Yaşam boyu yavaşça birikir
• Çok hızlı
• Turnover: ~21 gün
Rejenerasyon Sınırlı rejenerasyon kapasitesi Yüksek rejenerasyon kapasitesi

İşlevsel Özellikler

İşlev SEMENT PERİODONTAL LİGAMENT
Ana İşlev • Periodontal liflerin tutunma yüzeyi
• Diş kökünü koruma
• Dentin duyarlılığını önleme
• Dişi alveol kemiğine bağlama
• Çiğneme gücünü iletme ve dağıtma
• Şok emilimi
Mekanik Rol • Edilgen destek
• Sert tutunma yüzeyi sağlama
• Etkin destek
• Devingen asıltı düzeni
Çiğnemede • Sabit dayanak noktası
• Güç aktarımında ara yüzey
• Hidrolik damper görevi
• Güç dağıtımı ve emilimi
Adaptasyon Yaşla kalınlaşma
Aşınmaya karşı giderim
• İşlevsel uyum
• Güce göre yeniden düzenlenme
Beslenme Periodontal ligamentten difüzyonla Kendi damar ağından doğrudan

Histolojik Özellikler

Parametre SEMENT PERİODONTAL LİGAMENT
Tip • Aselüler [üst 2/3]
• Selüler [apikal 1/3]
• Karışık
• Düzenli fibröz bağ dokusu
• Yoğun kolajen lif demetleri
Lif Düzeni İçinde Sharpey lifleri gömülü
(Ekstrensek lifler)
5 ana lif öbeği:
• Alveolar krest
• Horizontal
• Oblik (en çok)
• Apikal
• İnterradiküler
Matriks • Mineralize matriks
• Kemik benzeri kompozisyon
• Hidrate yumuşak matriks
• Proteoglikan zengin

İlişkiler ve Etkileşimler

ANATOMİK VE İŞLEVSEL İLİŞKİLER
Birlikte Çalışma: • İkisi birlikte "Periodonsiyum" düzeninin parçasıdır
• Dişin çenede tutunmasını sağlar
• Sharpey lifleri ile fiziksel bağlantı
• Çiğneme gücünü birlikte karşılar
Bağlantı Biçimi: • PDL lifleri > Sement içine 5-10 μm gömülür
• Bu lifler, "Sharpey lifleri" olarak mineralize olur
• Sement yüzeyinde sementoblastlar PDL'den kaynaklıdır
• PDL'nin vasküler ağı sementi besler
Karşılıklı Etki: • PDL hasarı > Sement rezorpsiyonu
• Sement kaybı > PDL ataçmanı kaybı
• PDL inflamasyonu > Sement hiperplazisi
• Sement tamiri > PDL'den göze göçü

Klinik Önem ve Uygulamalar

Klinik Durum SEMENT PERİODONTAL LİGAMENT
Periodontitis • Yüzey kontaminasyonu
• Endotoksin birikimi
• Taş tutunması
• İnflamasyon ve yıkım
• Ataçman kaybı
• Cep oluşumu
Ortodontik Tedavi • Genellikle dengeli
• Nadiren rezorpsiyon riski
• Yeni sement yapımı
• Etkin yeniden biçimlenme
• Basınç tarafı: Rezorpsiyon
• Gerilim tarafı: Yapım
• Diş hareketi sağlar
Travma • Çatlak/kırık olabilir
• Yüzeysel hasar
• Rezorpsiyon başlayabilir
• Yırtılma(avulsiyon)
• Ezilme(intrüzyon)
• Gerilme(ekstrüzyon)
• Mobilite artışı
Yenileyici Sağaltım • Yeni sement biçimlenmesi kolay değil
• Büyüme etmenleri gerekli
• Sementogenez indüksiyonu
• İyi yenileyici gizil gücü
• GTR ile yenilenebilir
• Kök göze kaynağı
Yaşlanma • Kalınlaşma(hipersemantozis)
• Aselüler sement artışı
• Permeabilite azalması
• İncelme
• Göze sayısı azalması
• Vaskülarite azalması
• Elastisite kaybı

Karşılaştırmalı Özet

TEMEL FaRkLaR VE BENZERLİKLER
Benzerlikler • İkisi de periodonsiyumun parçası
• İkisi de mezenkimal kökenli
• İkisi de diş desteğinde kritik
• İkisi de yaşam boyu etkin
• İkisi de periodontal sayrılıktan etkilenir
Ana FaRkLaR SEMENT:
✓ Sert doku
✓ Avasküler
✓ Sinir yok
✓ Yavaş değişim
✓ Durağan destek
PDL:
✓ Yumuşak doku
✓ Zengin damar ağı
✓ Sinir lifleri var
✓ Hızlı yenilenme
✓ Devingen destek
Metafor "Çapa Yeri"
Geminin çapa attığı zemin gibi
"Asma Köprü"
Esnek ama güçlü bağlantı
Önemli Nokta: SEMENT ve PERİODONTAL LİGAMENT birbirinden ayrı düşünülemez. İkisi birlikte işlevsel bir bölüm oluşturur:
  • Sement olmadan: Periodontal ligament lifleri tutunamaz
  • PDL olmadan: Diş çene kemiğine bağlanamaz
  • İkisi birlikte: Dişin hem sabit, hem de esnek tutunmasını sağlar
Bu ilişki, dişin "sert ama esnek" biçimde çenede durmasını ve çiğneme güçlerine dayanmasını olanaklı kılar.
)


- SEMIKANTITATİF/SEMIQUANTITATIVE[İng.] değil/yerine/= YARI NICEL


- SEMIPERMEABIL/SEMIPERMEABLE[İng.] değil/yerine/= YARI GEÇİRGEN


- SEMİRMEK ile/ve/<>/< SÖMÜRMEK


- SEMİSİRKÜLER/SEMICIRCULAR[İng.] değil/yerine/= YARIM DAIRE


- SEMİYOLOJİ[Fr.]/SEMIOLOGY[İng.] değil/yerine/= GÖSTERGEBİLİM/BELİRTİ BİLİMİ

( Hastalıkların belirti ve işaretleriyle ilgilenen tıp dalı. | Göstergebilim. )

( )


- ŞEMME[Ar.] ile (ŞEMME-İ MUHAMMED) ile ...

( Bir kere koklama. | Pek az şey, zerre. @@ Koku. (HZ. MUHAMMED'İN KOKUSU) )


- SEMPATİ/SYMPATHY[İng.] değil/yerine/= HOŞ DUYUM


- SEMPATİK/SYMPATHETIC[İng.] değil/yerine/= SEMPATİK (SİNİR BİLİMİ) | SEVİMLİ, CANA YAKIN


- SEMPOZYUM/SYMPOSIUM[İng.] değil/yerine/= BİLGİ ŞÖLENİ


- SEMPTOMATİK/SYMPTOMATIC[İng.] değil/yerine/= BELİRTILİ


- SEMPTOMATİK TEDAVİ/SYMPTOMATIC TREATMENT[İng.] değil/yerine/= BELİRTİ SAĞALTIMI


- SEMPTOMATOLOJİ/SYMPTOMATOLOGY[İng.] değil/yerine/= BELİRTİ BİLİMİ


- SEMPTOMATOLOJİ ile/ve/||/<> ETİYOLOJİ ile/ve/||/<> TERAPÖTİK

( Göstergelerin incelenmesi, belirtibilim. İLE/VE/||/<> İLE/VE/||/<> Nedenlerin araştırılması. İLE/VE/||/<> Tedavi/sağaltım yollarının araştırılması ve uygulanması. )


- SENDELEME ile YALPALAMA

( ... İLE Dengesi bozularak, bir sağa, bir sola eğilmek. [YALPA: Rüzgâr ya da dalgaların etkisiyle, geminin, bir sancağa(sağa), bir iskeleye(sola) yatıp kalkması.] )


- SENDROM/SYNDROME[İng.] değil/yerine/= BELİRGE


- SENİL/SENILE[İng.] değil/yerine/= YAŞLI


- SENİLİTE/SENILITY[İng.] değil/yerine/= YAŞLILIK


- SENİN GİBİ ile/değil/yerine SENİNKİ GİBİ


- SENİYY/SENİYYE[Ar.] ile SENİYYE[Ar. çoğ. SENÂYÂ]

( Yüksek, yüce. İLE Öndeki dört diş. )


- SENKOP/SYNCOPE[İng.] değil/yerine/= BAYGINLIK


- SENKRON NÖRAL NETWORK/SYNCHRONOUS NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI SİNİR AĞI


- SENKRON/SYNCHRONOUS[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI


- SENKRON TRAMSMİSYON/SYNCHRONOUS TRANSMİSSION[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI İLETIM


- SENKRONİK/SYNCHRONICAL[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI


- SENKRONİZASYON/SYNCHRONIZATION[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLAMA


- SENKRONİZE/SYNCHRONIZED[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI


- SENKRONİZM/SYNCHRONISM[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLILIK


- SENOZOYİK[İng. CENOZOIC] ile/||/<> EKOLOJİK NİŞ[İng. ECOLOGICAL NICHE] ile/||/<> PALEOJEN[İng. PALEOGENE] ile/||/<> PALEOSEN[İng. PALEOCENE] ile/||/<> PLEYİSTOSEN[İng. PLEISTOCENE] ile/||/<> PLİYOSEN[İng. PLIOCENE]

( Senozoyik (66-0 myö) bir jeolojik zaman ismidir. Dinozorların çağı olarak bilinen Mezozoyik'ten sonra gelir ve memelilerin çağı olarak bilinir. İçerisinde Paleojen, Neojen ve Kuvarterner olmak üzere 3 majör dönemde incelenir. Yaklaşık 66 milyon yıl önce Dünya'ya meteor çarpması ile birlikte non-avian dinozorların tamamı dahil ağırlığı 25 kg'dan fazla olan hayvanlar yok olduğu zamandan günümüze kadar olan zamanı kapsamaktadır. Geriye kalan ufak memeliler ve avian dinozorlar (kuşlar) sağ çıkan hayvanlardan bazıları olmuştur. Böylece Senozoyik içinde iki büyük sınıf, boşalan ekolojik nişler sayesinde çeşitlenmeye başlamıştır. @@ Doğadaki popülasyonların ya da organizmaların adapte oldukları spesifik habitat. Genelde besin olanağına göre belirlenir. @@ Paleojen (66-23 myö) bir jeolojik dönemdir. Yaklaşık olarak 66 milyon yıl önce ile 23 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Yaklaşık 43 milyon yıl sürmüştür. İçerisinde Paleosen, Eosen ve Oligosen olmak üzere 3'e ayrılır. 66 milyon yıl önce gezegene dev bir meteor çarpması sonucu gezegenin jeokimyası değişmiş ve non-avian dinozorların tamamı dahil ağırlığı 25 kg'dan fazla olan hayvanların soyu tükenmiştir. Paleojen'de ise geriye kalan canlılar çeşitlenip, evrimleşmiştir. Bu çeşitliliğin en çok görüldüğü sınıflardan biri avian dinozorlar (kuşlar) ve diğeri memelilerdir. @@ Paleosen (66-56 myö) bir jeolojik devre ismidir. Yaklaşık olarak 66 milyon yıl önce ile 56 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Senozoyik Zaman'ın ve Paleojen Dönemi'nin ilk zaman dilimidir. Yani non-avian dinozorların neslinin tükendiği K/T Yok Oluşu'ndaki meteor çarpışmasından sonraki ilk zaman dilimidir. Öncesinde bir Mezozoyik'teki Kretase gelmektedir. Sonrasında ise Senozoyik'teki Eosen gelir. @@ Senozoyik Zaman'ın sonlarında 2.580.000 milyon yıl ile 11.700 milyon yıl öncesini kapsayan jeolojik zaman dilimi. Kuvarter Dönemi'nin başlarına denk gelir. Genellikle "Buz Devri" olarak nitelendirilir. Kendi içinde Gelasiyen, Kalabriyen, Orta ve Üst olarak 4'e ayrılır. Kabaca arkeolojide kullanılan terim olan Paleolitik Çağ'ı kapsamaktadır. Ardından yaklaşık 11.650 yıl öncesine denk gelen zaman diliminde Holosen (Antroposen) devri başlamaktadır ve halen devam etmektedir. @@ Pliyosen (5.33-2.58 myö) bir jeolojik devre ismidir. Yaklaşık 5.333 milyon yıl önce ile 2.58 milyon yıl önceyi kapsayan zaman dilimine denir. Senozoyik Zaman'daki Neojen Dönemi'nin en genç dilimidir. Pliyosen'den önce Miyosen, sonrasında da Pleyistosen gelmektedir. Pliyosen kendi içinde Piasenziyen ve Zankliyen olmak üzere iki dilimde incelenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SENSASYON/SENSATION[İng.] değil/yerine/= DUYUM


- SENSE[İng.] değil/yerine/= UYARI ALGILAMA


- SENSIBILITE/SENSIBILITY[İng.] değil/yerine/= DUYUMSALLIK


- SENSİTİF PERİYOT/SENSITIVE PERIOD[İng.] değil/yerine/= DUYARLI DÖNEM


- SENSITİF/SENSITIVE[İng.] değil/yerine/= DUYARLI


- SENSITİVİTE/SENSITIVITY[İng.] değil/yerine/= DUYARLILIK


- SENSITİZASYON/SENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= DUYARLILAŞMA


- SENSÖR/SENSOR[İng.] değil/yerine/= DUYARGA, ALGILAYICI


- SENSORİYEL/SENSORIAL[İng.] değil/yerine/= DUYUMSAL


- SENSORY GATING[İng.] değil/yerine/= DUYUSAL KAPILAMA


- SENTAKS ANALİZ/SYNTAX ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= SÖZDİZİMSEL ÇÖZÜMLEME


- SENTETİK/SYNTHETIC[İng.] değil/yerine/= YAPAY | BİLEŞİMLİ


- SENTEZ/CENTESIS[İng.] değil/yerine/= SIVI ALIMI


- SENTEZ/SYNTHESIS[İng.] değil/yerine/= BİREŞİM


- SENTIL/CENTILE[İng.] değil/yerine/= YÜZDE BİRLİK


- SENTIMENT ANALİZ/SENTIMENT ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= DUYGU ÇÖZÜMLEME


- SENTIMENTAL[İng.] değil/yerine/= DUYGUSAL


- SENTINEL[İng.] değil/yerine/= NÖBETÇİ


- SENTROMER[İng. CENTROMERE] ile/||/<> DİSENTRİK KROMOZOM[İng. DICENTRIC CHROMOSOME] ile/||/<> KİNETOKOR[İng. KINETOCHORE] ile/||/<> METASENTRİK KROMOZOM[İng. METACENTRIC CHROMOSOME] ile/||/<> SUBMETASENTRİK KROMOZOM[İng. SUBMETACENTRIC CHROMOSOME]

( Mitotik kromozomlarda kardeş kromatidlerin birbirlerine tutturulduğu sınırlandırılmış bölge. Sentromerler genellikle tekrarlanan DNA dizilerinden oluşur ve kopyalanması geç olur. Sentromer yaklaşık 130 bazlık bir A-T bölgesidir. @@ İki sentromere sahip kromozomdur. @@ Kromozomlarda sentromerin üzerinde iğ ipliklerinin bağlandığı özelleşmiş proteinler. @@ Sentromeri ortada bulunan ve bu nedenle kromozom kolları birbirine eşit olan, V biçiminde görünen kromozom. Bu kromozom cinsinde p ve q kolları aynı boydadır. @@ Sentromerin konumundan dolayı bir kromozom kolunun (p) diğerinden (q) biraz daha kısa olduğu kromozom cinsi (asimetri akrosentrik kromozoma göre daha azdır). İnsan kromozomunun 4 ve 12 numaralı kromozomları buna örnektir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SEPARASYON/SEPARATION[İng.] değil/yerine/= AYRILMA


- SEPARATÖR/SEPARATOR[İng.] değil/yerine/= AYIRICI


- SEPSIS[İng.] değil/yerine/= KAN ZEHİRLENMESİ


- SEPTAL DEFEKT/SEPTAL DEFECT[İng.] değil/yerine/= ARA BÖLME AÇIKLIĞI


- SEPTASYON/SEPTATION[İng.] değil/yerine/= BÖLMELENME


- MİKROPLU/SEPTİK[İng. < SEPTIC] ile/değil KUŞKUCU/SKEPTİK[İng. < SCEPTIC]["SPEKTİK" değil!]


- SEPTISEMI/SEPTICEMIA[İng.] değil/yerine/= KAN ZEHİRLENMESİ


- SEPTİSEMİ[Fr. < Yun. SEPTİKOS: Çürümüş. | HAİMA: Kan.] ile TOKSEMİ

( "Kan zehirlenmesi", kan bozukluğu. İLE "Kan zehirlenmesi". [günlük dilde] )

( Bakterilerin kana geçerek yaygın enfeksiyona neden olmasıyla. İLE Herhangi bir zehirli maddenin ya da iltihabın kana geçmesiyle. )

( SEPTİSEMİ/SEPSIS/SIRS[: Systemic Inflammatory Response Syndrome] )


- SEPTUM[İng.] değil/yerine/= ARA BÖLME


- seq. luce[Lat. < SEQUENTI LUCE] değil/yerine/= ERTESİ GÜN


- SEQUELAE[İng.] değil/yerine/= SEKEL

( Geçirilen bir hastalık ya da yaralanmadan sonra vücutta kalan işlev ve doku bozukluğu.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SER[Fars.] ile/ve/||/<> CAN[Fars.]


- SER[Fars.] ile SER/SERA[Fr.]

( Baş, kafa. | Başkan. İLE Limonluk. )


- ŞERBET[Ar.] ile ŞURUP[Ar.]

( Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek. | Belirli törenlerde, konuklara sunulan şekerli içecek. | Bazı maddelerin suda eritilmişi. | Sözlenmek ya da nişanlanmak üzere tarafların antlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek. İLE Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.| Çeşitli meyve özleri ve şekerin kaynatılmasıyla elde edilen içecek. | İçinde çok miktarda şeker bulunan, koyu sıvı kıvamda olan ilâç. )


- ŞERÇ | ANÜS[Fr. < ANUS] ile/||/<> MAKAT

( Sindirim kanalının ard uçdan dışarı açıldığı yer. @@ Sindirimden sonra geriye kalan artıkların dışarı atıldığı ve vücudun arka ucunda ya da alt tarafında yer alan sindirim kanalı açıklığı. @@ Sindirimden sonra geriye kalan atıkların dışarı atıldığı ve vücudun arka kısmı veya alt tarafında yer alan sindirim kanalı açıklığı. @@ anat. Halka, makat, delik, hlk. sofra. @@ @@ )

( ANUS~ANUS )

( ANUS~ANUS )

( ANUS | ANUS: ANÜS~ANUS )

( AFTER | ANUS, AFTER~AFTER )

( ANO~ANO )

( ΠΡΩΚΤΌΣ / πρωκτός~ΠΡΩΚΤΌΣ / πρωκτός )


- ŞERÇ | ANÜS ile/||/<> ANÜS ile/||/<> ANÜS[Fr. < ANUS]

( Sindirim kanalının ard uçdan dışarı açıldığı yer Sindirimden sonra geriye kalan artıkların dışarı atıldığı ve vücudun arka ucunda ya da alt tarafında yer alan sindirim kanalı açıklığı Sindirimden sonra geriye kalan atıkların dışarı atıldığı ve vücudun arka kısmı veya alt tarafında yer alan sindirim kanalı açıklığı anat Halka makat delik hlk sofra )

( ANUS )

( ANUS )

( AFTER | ANUS, AFTER )

( ANUS | ANUS: ANÜS )

( ANO )

( ΠΡΩΚΤΌΣ / πρωκτός )


- SEREBRAL/CEREBRAL[İng.] değil/yerine/= BEYİNLE İLGILİ


- SEREBRAL PALSİ:
"HASTALIK" değil DURUM

( )

( )


- SEREBRAL PALSİ (SP) ile/||/<> MULTİPLE SKLEROZ (MS)

( Doğum öncesi ya da doğum sırasında beyin hasarı sonucu oluşan devim bozukluğu. İLE/||/<> Bağışıklık düzeninin sinir gözelerine saldırması sonucu oluşan nörolojik bir sayrılık. )


- SEREBRAL PALSİ ile FRIEDREICH ATAKSİ


- SEREBRAL PALSİ ile/||/<> KAS DİSTROFİSİ

( Beyin hasarı nedeniyle kas denetimi ve koordinasyonunda bozukluk. İLE/||/<> Kasların zayıflaması ve kaybı ile ilişkili genetik bir durum. )


- SEREBRAL PALSİDE, KONJENİTAL ENFEKSİYONLAR (TORCH):
TOKSOPLAZMOZ ile/ve/||/<> ÖTEKİ ENFEKSİYONLAR ile/ve/||/<> RUBELLA ile/ve/||/<> SİTOMEGALOVİRÜS ile/ve/||/<> HERPES SİMPLEKS VİRÜS

( )


- SEREBRAL/CEREBRAL ile/||/<> SEREBROSPİNAL/CEREBROSPINAL

( Beyinle ilgili. İLE/||/<> Beyin ve omurilikle ilgili. )


- SEREBROVASKÜLER/CEREBROVASCULAR[İng.] değil/yerine/= BEYİN-DAMARLA İLGILİ


- SEREBRUM'DA:
YARIK ile/ve OLUK

( FISSURE vs./and SULCUS )


- SERE/SELE ile ...

( Açık duran başparmağın ucundan, gösterme(işaret) parmağının ucuna kadar olan uzaklık. )


- SERETÂN | KANSER[Fr. < CANCER] ile/||/<> TÜMÖR

( Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel ad. @@ Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörler. @@ Kötücül tümör. )

( CANCER | MALIGN TUMOUR | TUMOR, TUMOUR, NEOPLASIA~TUMOR, TUMOUR, NEOPLASIA | TUMOR | TUMOR, TUMOUR )

( CANCÉR | CANCER | TUMOUR~TUMOUR | TUMEUR )

( CANCER~TUMOR )

( KANZER | TUMOUR~TUMOUR )

( CANCRO~TUMORE )

( ΚΑΡΚΊΝΟΣ / καρκίνος~ΌΓΚΟΣ / όγκος )


- SERGİLEME | EKSPOZİSYON ile/||/<> EKSPOZİSYON[Fr. < EXPOSITION]

( EXPOSITION )


- SERGİN ile SERGİN

( Serilmiş olan. İLE Yatan sayrı. )


- SEROLOJİ/SEROLOGY[İng.] değil/yerine/= SERUM BİLİMİ | KAN SERUM TAHLİLİ


- SEROTONİN ve/||/<> DOPAMİN ve/||/<> OKSİTOSİN ve/||/<> ENDORFİN

( Mutluluk hormonları. )


- SERPİLME ile/||/<> SAÇILMA

( Bir maddenin ya da taneciklerin bir alana dağılıp yayılmasıdır; belirli bir kaynaktan çevreye doğru seyrelerek dağılmayı anlatır. @@ Bir dalga ya da taneciğin, bir engel ya da başka bir tanecikle etkileşip yön değiştirerek çeşitli doğrultulara dağılmasıdır; etkileşim ve yön değiştirme içerir. İlki edilgen bir yayılıp dağılma, ikincisi bir çarpışmadan doğan yön değiştirmedir. )


- SERSEMLEMEK, ŞAŞKINLAMAK = SANGILAMAK


- SERT DAMAK ile/||/<> ÖN DAMAK

( ön damak anat Ağız boşluğunun tavanını biçimlendiren önde ve yanlardan dişlerle çevrili ağız boşluğunu burun boşluğundan ayıran damak kısmı palatum durum Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen kubbemsi yapıdaki damağın k g n gibi ince sıradan ünsüzlerin boğumlanmasında görev alan ön tarafı Karşıtı art damaktır Azerbaycan Türkçesi ön damag Türkmen Türkçesi aalınkı kentlevük Gagauz Türkçesi ön damak Özbek Türkçesi sayoz til örqa Uygur Türkçesi til käyni Tatar Türkçesi tel urtası Başkurt Türkçesi urta tel artı al tanlaw Krç Malk tıňılawuknu al kesegi Nogay Türkçesi taňlay aldı Kazak Türkçesi tilortası til artı Kırgız Türkçesi orto tüpçül Alt otto til arkazı Hakas Türkçesi alnındagı hurgah Tuva Türkçesi ortaaartıı tıldın Türkçesi orta tabak Rusça peredneye nyobo )


- SERT | RİJİT ile/||/<> RİJİT ile/||/<> RİJİT[Fr. < RIGIDITÉ]

( RIGIDITÉ )


- HARD X-RAYS[İng.] / HARTE X-STRAHLEN, HARTE RÖNTGEN STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SERT X-IŞINLARI


- SERT ZAR ile/||/<> SERT ZAR

( Beyni ve omuriliği örten 3 zardan en dıştaki olup kafatası kemiklerine sıkıca yapışık bulunan sert telli bir zardır beyin zarları )

( DURA-MATER )

( DURE-MÈRE )

( HARTE HIRNHAUT )


- SERTİFİKASYON/CERTIFICATION[İng.] değil/yerine/= BELGELENDİRME


- SERTLEŞME | EREKSİYON ile/||/<> EREKSIYON[İng. < ERECTION]

( 1 Dikleşme sertleşme 2 Penisin sertleşmesi ve dikleşmesiyle belirgin durum )

( ERECTION )


- SERTLEŞME | SERTLİK | SKLEROZ ile/||/<> SKLEROZ ile/||/<> SKLEROZ[Fr. < SCLÉROSE]

( Dokunun patolojik olarak sertleşmesi )

( SCLEROSIS )

( SCLÉROSE )


- SERUM[Lat.]

( Pıhtılaşma sonunda, kandan ayrılan sıvı bölüm. )


- SERUM[İng.] değil/yerine/= KAN SIVISI


- SES-SOLUK (ÇIKARMAMAK/ÇIKARMASIN/ÇIKARMIYOR)


- SES YİTİMİ | AFONİ ile/||/<> AFONİ[Fr. < APHONIE]

( 1 Özellikle akciğerlerin dinlemeyle muayenesinde ses alınamaması 2 Ses tellerinin işlevlerinin bozulması sonucu meydana gelen ses çıkaramama durumu )

( APHONIA )

( APHONIE )


- SESİL/SESSILE[İng.] değil/yerine/= SAPSIZ


- SESİMİZİ:
DOĞRUDAN DUYMAK ile/ve/||/<> KAYIT ARACINDAN DUYMAK

( Ses Kaydımızı Dinlediğimizde Sesimizi Neden Kendi Duyduğumuzdan Farklı Algılarız?

Ses, havada basınç dalgaları oluşturarak yayılır. Kulağımıza ulaşan ses dalgaları, kulak kanalı boyunca ilerler ve iç kulaktaki koklea olarak adlandırılan salyangoz biçimindeki yapıda bulunan tüy hücreleri tarafından algılanır. Tüy hücreleri, ses dalgalarını, sinir iletilerine dönüştürür. Bu sinyaller, sinir hücreleri tarafından beyne iletilir ve böylece ses duyulmuş olur.

Kendi ses kaydımızı dinlediğimizde, çoğunlukla duyduğumuz sesten rahatsız olur ve kayıttakinin kendi sesimize benzemediğini düşünürüz. Çünkü, normalde kendi sesimizi iki biçimde algılarız. Konuştuğumuzda oluşan ses dalgaları öteki dış kaynaklı sesler gibi havada yayılırken kulağımıza ulaşır ve kokleadaki tüy hücreleri tarafından algılanır. Ancak, ses dalgalarını oluşturan ses telleri titreştiğinde, bu titreşimler, boynumuzdaki ve başımızdaki kemikler tarafından da iletilir. Kokleaya ulaşan bu titreşimlerin frekansı havada yayılan sesin frekansından daha düşüktür. Kendi sesimizi bu iki farklı yoldan ulaşan ses dalgalarının birleşimi biçiminde algılarız.

Ses kayıt araçları, sadece havada yayılan ses dalgalarını algıladığı için sesimizin vücudumuzun içinde iletilen bileşenini duyamamış oluruz. Dışarıdan gelen sesleri engelleyen kulaklıkları taktığımızda ise sadece "kendi iç sesimizi" algılarız. )


- SESİN:
YERİ ile/ve/<> UZAKLIĞI

( Kişiler, 0.00003 saniye gibi çok kısa bir zaman farkını algılayabilir. Ses dalgası, önce sesin kaynağı yönünde olan kulağa ve kısa bir zaman sonra da öbür kulağa ulaşır. Aradaki zaman farkı, sesin kaynağının hangi yönde algılanacağını belirler. )

( SOUND'S: PLACE vs./and/<> DISTANCE )


- SESÖTESİ | ULTRASON ile/||/<> ULTRASON[Fr. < ULTRASON]

( 20 Herz ile 10 MegaHerz arasındaki olan ve insan kulağının işitemediği ses dalgaları ultrases )

( ULTRASOUND )

( ULTRASON )


- SES'TE/SELEN'DE:
YÜKSEKLİK/PERDE ile/ve ŞİDDET ile/ve TON


- SETLİÇ[Çekoslavakya'da, Sedlitz köyünün adından] değil/yerine/= MADENSUYU | LİMONATA

( İç sürdürücü bir madensuyu. | Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata. )


- ŞEVÂ ile ...

( Alın ve kafa derisi. | Baş, el, ayak gibi uzuvlar. )


- ŞEY ile AM[: Sevgi (AM-ON-RA: Kozmik sevgi güneşi.)/AMRAMAK]/PENİS(SİK/YARAK) / VAJİNA/VAJEN/VULVA/MEHBİL/FERÇ/FERC[Ar.]/KÜS[Fars.]/KAOS[Yun.]/KUKU/ÇİLİK/PITTIK/GUBBAK/MUNİ/MUNYA

( FALLUS cum ... )

( ŞEY, MAÂB[: Ayıp yeri. | Ayıp.] ile AVRET, ZEKER[çoğ. ZİKÂR, ZİKÂRE, ZÜKRÂN, ZÜKÛR], LÂ-YUKAL, KADÎB, MÂDDE / FERC[: Aralık, yarık, çatlak.] )

( ... ile KÎR[eril] / KÜS[dişil], MERZ-GÛN )

( THING vs. PENIS(COCK) / VAGINA(CUNT/PUSSY) )

( CHOSE avec VAJEN )

Bu çalışmada,
[doğrudan ya da dolaylı]
her türlü katkısı/desteği olan, yakından tanıdığımız ve tanımadığımız tüm TIP mensuplarına
(Sayın/Sevgili Dr.) Ahmet Çorak'a, Metin Bobaroğlu'na, Kayıhan Şahinoğlu'na, Ömer Naci Ergin'e, Sevil Atasoy'a, Nilgün Bozbuğ'a
tüm emekleri ve desteği için
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ!!!