Bugün[06 Temmuz 2026]
itibarı ile 9.578 başlık/FaRk ile birlikte,
9.578 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(24/40)


- KUSMUK ile KARA KUSMUK

( ... İLE İçinde bol miktarda kara kan bulunan kusmuk. )


- KUSMUK ile/ve/||/<> SIÇMIK/DIŞKI


- KUŞPALAZI | DİFTERİ ile/||/<> DİFTERİ[Fr. < DIPHTÉRIE]

( tarım )

( DIPHTÉRIE )


- KUSUNTU = KUSMUK


- KUTUPLAŞMA | POLARİZASYON ile/||/<> POLARİZASYON[Fr. < POLARISATION]

( Uyarılabilir hücre zarında değişebilen elektriksel potansiyel farkının varlığı )

( POLARISATION )

( POLARISATION )


- KUTUPLULUK | POLARİTE ile/||/<> POLARİTE ile/||/<> KUTUPLULUK

( kutupluluk Bir moleküldeki elektronların düzensiz dağılımı )

( POLARITY )

( POLARITÉ )


- KÜVEZ/KÜWEZ ile KUVÖZ/KÜVÖZ[Fr. < COUVEUSE]["KÜVEZ" değil!]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Mağrur, kibirli kişi. İLE Erken doğan ya da zayıf doğmuş bebeklerin belirli bir döneme kadar içine yerleştirildiği araç. )


- KUVÖZ[Fr. < COUVEUSE] değil/yerine/= YAŞANAK


- KUVÖZ/INCUBATOR[İng.] değil/yerine/= YAŞANAK


- KUVVE | POTANSİYEL ile/||/<> POTANSİYEL ile/||/<> POTANSİYEL[Fr. < POTENTIEL]

( 1 Durum ya da konuma bağlı eylem yeteneği 2 Toprak ya da bir yüksekten sonsuz uzaklık gibi ölçünlere göre belirlenen ve elektrik ya da mıknatıssal olan yeğinliğinin bir uzaklık boyunca eski tümleviyle verilen bağıl nicelik gizli )

( POTENTIAL )

( POTENTIEL )

( POTENTIAL )


- KUVVE-İ LÂSIKA | LÜZUCET | AKIŞMAZLIK | VİSKOZİTE ile/||/<> VİSKOZİTE ile/||/<> YAPIŞKANLIK

( yapışkanlık Bir sıvının akıcılığa karşı gösterdiği direncin ölçüsü Akıcılık derecesi Bir sıvı ya da gaz kütlesinin içinde bulunan cismin devimini engelleme özelliği fizik kimya Akıcılık derecesi )

( VISCOSITY )

( VISCOSITÉ )

( VISKOZITÄT )

( VISCOSITÀ )

( ΙΞΏΔΕΣ / ιξώδες )


- KUVVET/KUDRET ile/ve İSTÎDÂD

( İki uca da açık olan. İLE/VE Birinde kararlılık. )


- KUYRUK KEMİĞİ ile/<> KUYRUK SOKUMU

( Omurganın alt ucunda bulunan, kuyruk sokumu kemiği ile eklemlenen, önden arkaya doğru yassı, üçgen biçiminde kemik. İLE/VE/||/<> İnsanda omurganın alt ucunun bitim yeri. )


- KUYRUKSOKUMU KEMİĞİ ile ...

( UCA, PÖÇ, SACRUM )


- KUZU DİŞİ = SÜT DİŞİ

( İlk çıkan, geçici dişler. | İleri yaşlarda çıkan diş. )


- KUZU KESTANESİ/LİDYA ELMASI ile AT KESTANESİ ile HİNT KESTANESİ

( TOPUR: Kestanenin dikenli dış kabuğu. )

( "Lidya Elması" olarak Lidya Uygarlığı'ndan öğrendiğimiz kestane, doyurucu olduğundan, Batı Anadolu'da koloniler kuran eski Yunanlıların en önemli yiyeceklerindendi. Yunanistan'ın kireçli toprağını sevmeyen Lidya Elması, uzun uğraşlardan sonra Teselya Yarımadası'ndaki Kastania bölgesinde yetiştirilebildi ve Avrupa'ya açıldı. Romalılar, aldığı yerin adını verip Kastania demiş ve Anadolu'daki Roma yönetiminde adı bu biçimde yerleşmiştir. İLE XVI. yüzyıldan beri hasta atların sağaltımında kullanıldığından bu adı almıştır. İLE ... )

( ... ile BİRNÎS ile ... )

( ... cum AESCULUS HIPPOCASTANUM cum ... )


- KVAA/WIRELESS BODY AREA NETWORK[İng.] değil/yerine/= KABLOSUZ GÖVDE ALAN AĞLARI


- KVKK/PERSONAL DATA PROTECTION LAW[İng.] değil/yerine/= KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU


- LABİ-/LABİO- ile/||/<> LABİAL

( Dudak, dudaklar. İLE/||/<> Dudaklarla ilgili. )


- LABİL/LABILE[İng.] değil/yerine/= OYNAK | DEĞİŞKEN


- LABORATUVAR/LABORATORY[İng.] değil/yerine/= DENEYLİK


- LÂF ATMAK ile DİL ATMAK


- LÂF ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< İŞ


- LAKTASYON ile/||/<> GALAKTORE

( Doğum sonrası süt üretimi ve emzirme süreci. İLE/||/<> Emzirme dönemi dışında ya da aşırı süt üretimi. )


- LAKTAZ EKSİKLİĞİ ile/||/<> GALAKTOZEMİ

( Laktozun sindirilememesi. İLE/||/<> Galaktozun metabolize edilememesi ile ilişkili genetik bir durum. )


- LAKTOZ İNTOLERANSI ile/ve/değil/||/<> SİBO

( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<> İnce bağırsaklarda aşırı miktarda bakteri üremesine bağlı olarak gelişen, yeni tanımlanmış bir hastalıktır. [Mide ağrısı, hazımsızlık, gaz, ishal ya da kabızlık başlıca belirtileridir. Zamanla beslenme bozukluğu gelişebilir. Hastalık, solukta hidrojen ve metan ölçümü ile teşhis edilir. Tedavide geniş spektrumlu antibiyotiklerden ve özel diyetten yararlanılır.] )

( )


- LAKTOZ[Fr. < LACTOSE] ile KOLOSTRUM[Fr. < COLOSTRUM]

( Sütte bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumunda toplanan şeker, süt şekeri [C12H22O11]. İLE İnsanın ve tüm memeli canlıların meme salgısına verilen genel ad. )


- LAL- ile/||/<> -LALIA/LALO- ile/||/<> -LEXIA ile/||/<> -PHASIA/-PHRASIA ile/||/<> -PHEMIA ile/||/<> LINGU-/LINGUO- ile/||/<> CION-/CIONO-/KIONO- ile/||/<> STAPHYL-/STAPHYLO-

( Konuşma, anlaşılmaz sözler söylemek. İLE/||/<> Konuşma organları ya da konuşma ile ilgili, konuşma bozukluğu ile ilgili. İLE/||/<> Konuşma, okuyabilme yeteneği ile ilgili. İLE/||/<> Konuşma, konuşma bozukluğu ile ilgili. İLE/||/<> Bozuk konuşma, konuşma yeteneği, söyleme yetisi. İLE/||/<> Dil. İLE/||/<> Küçük dil, uvula ile ilgili. İLE/||/<> Üzüm salkımı, küçük dil ile ilgili, stafilokokla ilgili. )


- LAMINA[İng.] değil/yerine/= KATMAN


- LAMINER KABİN/LAMINAR FLOW CABINET[İng.] değil/yerine/= ÇEKER OCAK


- LAMINER/LAMINARY[İng.] değil/yerine/= KATMANLI | TEK YÖNLÜ (AKIM)


- LAN/LOCAL AREA NETWORK[İng.] değil/yerine/= YEREL ALAN AĞI


- LANSET/LANCET[İng.] değil/yerine/= DERİ DELICİ İĞNE


- LAP/LYMPHADENOPATHY LENFADENOPATİ[İng.] değil/yerine/= AKKAN BEZİ BÜYÜMESİ


- LAPAROSKOPİ ile HİSTEROSKOPİ


- LARENJİT/LARİNGİT ile/||/<> FARENJİT

( Gırtlak yangısı ile ses kısıklığı ve boğaz ağrısı. | Ses tellerinin yangılanması ile ses kısıklığı. İLE/||/<> Boğaz yangısı ile boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü. | Boğazın arka bölümünün yangılanması. )


- LARİNGOMALAZİ ile/||/<> LARENJİT/LARİNGİT

( Gırtlak kıkırdaklarının yumuşak olması nedeniyle solunum güçlüğü. İLE/||/<> Gırtlak yangısı ile ses kısıklığı ve boğaz ağrısı. )


- LARİNGOMALAZİ ile/||/<> TRAKEOMALAZİ

( Gırtlak kıkırdaklarının yumuşak olması nedeniyle solunum güçlüğü. İLE/||/<> Soluk borusu kıkırdaklarının yumuşak olması nedeniyle solunum güçlüğü. )


- LARİNGOSPAZM ile/||/<> BRONKOSPAZM

( Gırtlak kaslarının ani ve istemsiz kasılması. İLE/||/<> Bronş kaslarının ani ve istemsiz kasılması. )


- LASERASYON/LACERATION[İng.] değil/yerine/= PARÇALI YARALANMA/YIRTILMA


- LASIK/LASER ASSISTED İN SITU KERATOMILEUSIS[İng.] değil/yerine/= LAZER YARDIMLI YERİNDE KORNEA BİÇİMLENDİRME


- LATENT PERİYOT/LATENCY PERIOD[İng.] değil/yerine/= YANITSIZLIK DÖNEMI | GİZİLLİK DÖNEMI


- LATENT[İng.] değil/yerine/= GİZLİ | SESSİZ


- LATERAL[İng.] değil/yerine/= DIŞ YAN


- LATERALİZASYON/LATERALIZATION[İng.] değil/yerine/= YANLAŞMA


- LATERODORSAL[İng.] değil/yerine/= SIRT-YAN


- LATEROLATERAL[İng.] değil/yerine/= DIŞ-YAN


- LATEROMEDİYAL/LATEROMEDIAL[İng.] değil/yerine/= DIŞ-İÇYAN


- LATEROVENTRAL[İng.] değil/yerine/= ÖN-YAN


- LATRİNA[Lat.] ile/ve/||/<>/< LAVATRİNA[Lat.]

( Tuvalet. İLE/VE/||/<>/< Banyo[< yıkanmak]. )


- LAVAJ/LAVAGE[İng.] değil/yerine/= YIKAMA


- LAVAJ[Fr.] ile LAVMAN[Fr.]

( [metalurji] Bir işlem sonrasında, metal yüzeyleri su ile yıkama. | Bir örgeni, su vererek yıkayıp temizleme. İLE Kalınbağırsağı, anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama. | Bu iş için kullanılan araç ve sıvı. )


- enem.[Lat. < ENEMA]/LAVMAN[Fr.] ile TENKIYE[Ar. < NAKY]

( Kalınbağırsağı, anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama. | Bu işlem için kullanılan aygıt ve sıvı. İLE Ayıklayıp temizleme. | Kalın bağırsağa su verme ve bu işlem için kullanılan alet. )


- LAVTA[Alm. < Ar.] ile LAVTA[İt.]

( Mızrapla çalınan, gövdesi uddan küçük bir çalgı. İLE Ebe. | Doğacak çocuğu, ana rahminden çekmeye yarayan araç. | [eskiden] Erkek doğum uzmanı. )


- LAZER ANJİYOPLASTİ/LASER ANGIOPLASTY[İng.] değil/yerine/= LAZERLE DAMAR AÇIMI


- LAZER/LIGHT AMPLIFICATION BY STIMULATED EMISSION OF RADIATION[İng.] değil/yerine/= UYARILMIŞ RADYASYON EMISYONLA IŞIK AMPLIFİKASYONU


- LBS/LABORATORY INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= LABORATUVAR BİLGİ DÜZENİ


- LDA/LATENT DIRICHLET ALLOCATION[İng.] değil/yerine/= OLASILIK DAĞILIMLARI TEMELLİ KÜMELEME


- LDL ile/ve HDL ile/ve VLDL

( Kötü kolestrol. İLE/VE İyi kolestrol. İLE/VE ... )

( LOW DENSITY LIPOPROTEIN vs./and HIGH DENSITY LIPOPROTEIN vs./and ... )


- LED/LIGHT EMITTING DIODE[İng.] değil/yerine/= IŞIK YAYAN YARI İLETKEN KAYNAK, IŞIK YAYAN DİYOT


- LEİO-/LİO- ile/||/<> LAMİN-

( Düz. İLE/||/<> Düz plak. )


- -LEMMA ile/||/<> MENİNG-/MENİNGO- ile/||/<> -PHYLAC/PHYLACT-

( Kılıf, koruyucu zar, membran. İLE/||/<> Membran, meningsler. İLE/||/<> Korunma, savunma. )


- LENF DOKUSU ile/ve/<> YAĞ DOKUSU ile/ve/<> KEMİK DOKUSU ile/ve/<> KIKIRDAK DOKUSU ile/ve/<> GÖZENEKLİ DOKU ile/ve/<> DESTEK, BAĞ DOKUSU ile/ve/<> EPİTEL DOKU ile/ve/<> KAS DOKUSU ile/ve/<> SİNİR DOKUSU

( ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> Göze sayısı az, göze arası nesnesi çok ve genellikle öteki dokuları birbirine bağlayarak destek görevi yapan doku. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> ... )

( ADENIT TISSUE vs./and ADIPOSE (FATTY) TISSUE vs./and BONY TISSUE vs./and CARTILAGE TISSUE vs./and CELLULAR TISSUE vs./and CONNECTIVE TISSUE vs./and EPITHELIAL TISSUE vs./and MUSCULAR TISSUE vs./and NERVOUS TISSUE )


- LENFA | AKKAN | LENF ile/||/<> LENF ile/||/<> AKKAN

( akkan akkan lenf biyoloji ak kan Ak kan Lenfatik damarlar içinde akan renksiz sıvı )

( LYMPH )

( LYMPHE )

( LYMPA )


- LENFA[Fr. < LYMPHE] ile/||/<> LENF


- LENFATİK SİSTEM[İng. LYMPHATIC SYSTEM] ile/||/<> EŞ ANLAMLAR: FİL HASTALIĞI[İng. LYMPHEDEMA]

( Vücuttaki doku sıvısının (lenf) dolaşımını sağlayan bir ağ sistemidir. Lenf; dokulardaki gözeler tarafından üretilen atık maddeler, fazla sıvı ve bağışıklık gözelerini içeren bir sıvıdır. Lenfatik sistem; lenf damarları, lenf düğümleri ve lenfoid organlardan oluşur. @@ Latince Lymphedema Almanca Lymphödem Fransızca Lymphœdème Lenfödem ya da Fil Hastalığı, lenfatik sistemi oluşturan lenf damarlarının tıkanması ya da hasar görmesi sonucu lenf sıvılarını boşaltmaması ya da biriken sıvıların drene edilememesi sonucu oluşan doku şişmesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- LENFOMA[Fr. < LYMPHOMA] ile/||/<> LÖSEMİ ile/||/<> SARKOM

( Lenfoyit doku kanseri. @@ Lenfositlerin neoplastik bozukluğu. )

( LYMPHOMA | LEUKEMIA | SARCOMA~LEUKEMIA~SARCOMA )

( LYMPHOMA | LEUKEMIA | SARCOMA~LEUKEMIA | LEUCÉMIE~SARCOMA | SARCOME )

( LYMPHA: SU~...~SARCOMA )

( LYMPHOMA | LEUKEMIA | SARKOMA~LEUKEMIA~SARKOMA )

( LINFOMA~LEUCEMIA~SARCOMA )

( ΛΈΜΦΩΜΑ / λέμφωμα~ΛΕΥΧΑΙΜΊΑ / λευχαιμία~ΣΆΡΚΩΜΑ / σάρκωμα )


- ADESE[Ar.]/LENS[İng.] değil/yerine/= MERCEK

( İçinden geçen koşut ışınları, düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran, camdan ya da ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim. )


- LEONHARD EULER ile ULF VON EULER

( 15 Nisan 1707 - 18 Eylül 1783 İLE 07 Şubat 1905 - 09 Mart 1983 )


- LEP- ile/||/<> LEPİD-/LEPİDO- ile/||/<> -LEPSİA/-LEPSİS

( Havale, almak. İLE/||/<> Pul, kepek. İLE/||/<> Nöbet, paroksismal atak. )


- LEPRA[Yun. < ] ile/||/<> CÜZZAM


- LERZÂN ile ...

( İNLEMEK )


- LEŞ[Çigil] ile LEŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sümük. İLE Balgam. )


- LEŞ[Fars. < LÂŞE] ile/değil/||/<> CESET


- LES'/LEDG[Ar.] ile MELDÛG[Ar. < LEDG]

( Yılan, akrep gibi hayvan ya da böceklerin sokması. )


- LETAL/LETHAL[İng.] değil/yerine/= ÖLDÜRÜCÜ


- LETARJİ ile LİOPELMA


- LEUKONYCHIA:
GERÇEK ile/<> YALANCI

( Tırnağı tamamını etkiler. VE/||/<> Tırnağa bastırınca kaybolur. )

( Çinko ve B6 vitaminin eksikliğinden kaynaklanır. VE/||/<> Albümin eksikliğinden kaynaklanır. )


- LEVHA[Ar.]/TABELA[İt. < TABELLA] ile ARMADURA[İt. < ARMATURA]

( Bir yere asılmak için yazılmış yazı, safiha. Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret ya da resim bulunan, tahta ya da sac parçası. | Hastahane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge. | Hastahanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt. İLE Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha. )


- LEVO-/LAEVO- ile/||/<> SİNİSTR-/SİNİSTRO-

( Sol, solda. İLE/||/<> Sol, sola yönelik, sola doğru, sol yanı gelişmiş, sol. )


- LEZYON[Fr. < LÉSION] ile/||/<> DOKU BOZUKLUĞU


- LEZYON[Fr.] değil/yerine/= DOKU BOZUKLUĞU


- LİEN-/LİENO- ile/||/<> SPLEN-/SPLENİ-/SPLENİA-/SPLENO-

( Dalak, dalakla ilgili. İLE/||/<> Dalakla ilgili. )


- LİF | FİBER[Fr. < FİBER] ile/||/<> HUMMA

( Humma. @@ )

( FIBER | FEVER~FEVER )

( FIBER~FIÈVRE )

( FIBRA~FEBRIS )

( FASER~FIEBER )

( FIBRA~FEBBRE )

( ΊΝΑ / ίνα~ΠΥΡΕΤΌΣ / πυρετός )


- LİF | FİBER ile/||/<> FİBER[Fr. < FIBER]

( Humma )

( FIBER | FEVER )

( FIBER )

( FASER )

( FIBRA )

( FIBRA )

( ΊΝΑ / ίνα )


- LÎFİN | FİBRİN[Fr. < FİBRİNE] ile/||/<> FİBRİNOJEN ile/||/<> LENF

( (biyoloji, zooloji, kimya) @@ Kanda pıhtılaşmadan sonra meydana gelen ve mide enzimleri ile kolayca sindirilebilen ve suda çözünmeyen bir madde. @@ Kanın normal pıhtılaşması sırasında trombinin proteolitik etkisiyle fibrinojenden oluşturulan çözünmeyen bir protein. @@ Kanın pıhtılaşması için gerekli, trombinin fibrinojen üzerine etkisi sonucu oluşan, sıvı ortamda erimeyen, mide enzimleriyle kolayca sindirilebilen, kanın pıhtılaşmasını sağlayan lifli, albümin cinsi bir protein. @@ )

( FIBRIN | FIBRINOGEN | LYMPH~FIBRINOGEN~LYMPH )

( FIBRINE | FIBRINOGÈNE | LYMPHE~FIBRINOGÈNE | FIBRINOGENE~LYMPHE )

( FIBRA | FIBRA: ŞERIT | LYMPA~FIBRA: ŞERIT~LYMPA )

( BLUTFASERSTOFF | FIBRINOGENE SUBSTANZ~FIBRINOGENE SUBSTANZ~LYMPHE )

( FIBRINA~FIBRINOGENO~LINFA )

( ΙΝΙΚΉ / ινική~ΙΝΩΔΟΓΌΝΟ / ινωδογόνο~ΛΈΜΦΟΣ / λέμφος )


- LÎFİN | FİBRİN ile/||/<> FİBRİN ile/||/<> FİBRİN[Fr. < FIBRINE]

( biyoloji zooloji kimya Kanda pıhtılaşmadan sonra meydana gelen ve mide enzimleri ile kolayca sindirilebilen ve suda çözünmeyen bir madde Kanın normal pıhtılaşması sırasında trombinin proteolitik etkisiyle fibrinojenden oluşturulan çözünmeyen bir protein Kanın pıhtılaşması için gerekli trombinin fibrinojen üzerine etkisi sonucu oluşan sıvı ortamda erimeyen mide enzimleriyle kolayca sindirilebilen kanın pıhtılaşmasını sağlayan lifli albümin cinsi bir protein )

( FIBRIN | FIBRINOGEN | LYMPH )

( FIBRINE | FIBRINOGÈNE | LYMPHE )

( BLUTFASERSTOFF | FIBRINOGENE SUBSTANZ )

( FIBRA | FIBRA: ŞERIT | LYMPA )

( FIBRINA )

( ΙΝΙΚΉ / ινική )


- LIFO/LAST IN FIRST OUT[İng.] değil/yerine/= SON GİREN, İLK ÇIKAR


- LİG- ile/||/<> PEC- ile/||/<> -PEXIA/-PEXIC/-PEXY ile/||/<> PON-/PONT-

( Bağ, bağlanma. İLE/||/<> Bağlamak. İLE/||/<> Bağlama, fiksasyon. İLE/||/<> Köprü, bağlantı. )


- LİGAMAN/LIGAMENT[İng.] değil/yerine/= BAĞ


- LİGANT/LIGAND[İng.] değil/yerine/= BAĞLANAN (MOLEKÜL, ATOM VB.)


- LİGASYON/LIGATION[İng.] değil/yerine/= BAĞLAMA


- LİKEFAKSİYON/LIQUEFACTION[İng.] değil/yerine/= SIVILAŞIM


- LİKEN[Yun.] ile LİKEN[Yun.]

( Bir mantarla bir suyosununun ortakyaşamasıyla ortaya çıkan bitkilerin genel adı. İLE Kaşındırıcı bir deri hastalığı. )


- LİKİDİTE/LIQUIDITY[İng.] değil/yerine/= AKIŞKANLIK


- LİKİT/LIQUİD[İng.] değil/yerine/= SIVI


- LİKOPEN:
DOMATESTE ile/ve/||/<>/> KAN VE DOKULARDA

( All-trans izomeri(all E-izomeri)[%90'a yakın oranda]. İLE/VE/||/<>/> Cis-izomeri(Z-izomeri). )

( Çiğ domateste bulunan likopen molekülü, "çizgi" biçimindedir. [Likopenin bağırsaklardan emilmesi ve kana geçmesi için uygun değildir.] İLE/VE/||/<>/> Kanda dolaşan likopen molekülü, "bükük" biçimdedir. )

( [Likopenin ...] Çizgisel biçimi, kümelenme ve kristalleşme eğilimi gösterir.[Emilmesini azaltır.] İLE/VE/||/<>/> Bükük biçimi, bağırsaklarda oluşan misellere kolayca geçer.[Emilimi daha fazla olur.] )

( [Miseller, yağların bağırsaklarda daha kolay emilmelerini sağlayan küçük damlacıklar biçimindeki oluşumlardır. Bağırsak gözeleri tarafından kolaylıkla alınır, şilomikron biçiminde paketlenir ve böylece kan dolaşımına geçerler.] )

( Domatesin pişirilmesi ve özellikle de bu işlem sırasında yağın da bulunması, çizgi biçimindeki moleküllerin bükük biçime dönüşmelerini kolaylaştırır.

Yapılan bir araştırmada, domatesin yağla beraber işlenmesiyle elde edilen domates sosu (cis-izomeri) yiyenlerin kanlarında, çiğ domates yiyenlere (all E-izomeri) göre daha fazla likopen bulunduğu tespit edilmiştir.

Z-izomerlerinin antioksidan etkileşimi de laboratuvar koşullarında all E-izomer biçimine göre çok daha yüksektir yani sağlığa daha yararlıdır. )

( Daha fazla likopen alabilmek için domatesin çiğ değil yağ ile birlikte pişirilmesi gerekiyor.
[Pişirme işlemi, başta C vitamini olmak üzere çoğu besin öğesinin de etkisinin azalmasına neden olur.]

Domatesin çiğ yenilmesi, hem de yemeklerle birlikte pişirilerek tüketilmesinde yarar vardır.
[Endüstri ürünü markalı sos, ketçap ya da salça kullanmamalıyız.] )


- LIMITASYON/LIMITATION[İng.] değil/yerine/= SINIRLAMA | KISITLAMA


- lin.[Lat. < LINIMENTUM] değil/yerine/= ETKİLİ NESNENİN YAĞ YA DA ALKOLDE ERİTİLMESİYLE HAZIRLANAN SIVI İLÂÇ


- LINAC/LINEAR ACCELERATOR[İng.] değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICI


- LİNET[Ar. < LĪNET] ile/||/<> İSHAL


- LİPOM[Fr. < LIPOME] ile/||/<> YAĞ URU


- LIPOSUCTION[İng.] değil/yerine/= LİPOSUCTİON

( Vücuttaki istenmeyen yağ birikintilerini ortadan kaldıran bir kozmetik cerrahi işlemdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- liq.[Lat. < LIQUOR] değil/yerine/= SIVI İLAÇ, LİKÖR


- LIS/LABORATORY INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= LABORATUVAR BİLGİ DÜZENİ


- LİSAN YİTİMİ | AFAZİ[Fr. < APHASIE] ile/||/<> ...

( APHASIE )


- LİYOFİLİZASYON/LYOPHILIZATION[İng.] değil/yerine/= DONDURARAK KURUTMA


- LOB değil/yerine/= BÖLÜM


- LOB ile/değil (YARIM)YUVAR


- LOĞUSAHUMMASI = ALBASTI

( Doğum sırasında, temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden, loğusanın tutulduğu ateşli sayrılık. )


- LOINC/LOGICAL OBSERVATION IDENTIFIERS NAMES AND CODES[İng.] değil/yerine/= MANTIKSAL GÖZLEM TANIMLAYICILARI ADLAR VE KODLAR


- LOKAL ANESTEZİ değil/yerine/= SINIRLI UYUŞTURMA


- LOKAL POTANSİYEL/LOCAL POTENTIAL[İng.] değil/yerine/= YEREL GİZİL GÜÇ


- LOKALİZASYON/LOCALIZATION[İng.] değil/yerine/= YERLEŞİM


- LOKALİZE/LOCALIZED[İng.] değil/yerine/= YERLEŞİMLİ


- LOKMA ile/ve/> KİMÜS

( ... İLE/VE/> Yemeklerin mide özsuyuyla karıştıktan sonra aldığı durum. )

( İSTİHLÂB[Ar.]: Yemeğin, bağırsaklarda sindirilmek üzere yoğun sıvı kıvamına geçmesi. )

( PEPSIN: Mide özsuyunun hazmı kolaylaştıran bir maddesi. )

( TEKEYLÜS: Yiyeceklerin midede ve bağırsaklarda ezilerek lenf damarları tarafından emilmeye elverişli duruma gelmesi. )

( BOLUS vs./and/> CHYME )


- LOKMANIN TADI ile/ve/||/<>/> YEMEĞİN TADI

( Ne kadar çok çiğnersek. İLE/VE/||/<>/> Ne kadar az yersek. )

( Yediğini, iç; içtiğini, ye! İLE/VE/||/<>/> Çok yiyen, az tad alır; az yiyen, çok tad alır. )


- LÖKOPENİ ile/||/<> LÖKOSİTOZ

( Kanda düşük seviyede beyaz kan gözesi bulunması. İLE/||/<> Kanda yüksek seviyede beyaz kan gözesi bulunması. )


- LÖKOSIT FORMÜLÜ/DİFFERENTIAL BLOOD COUNT[İng.] değil/yerine/= AKYUVAR DAĞILIMI


- LÖKOSİT[Fr. < LEUCOCYTE] ile/||/<> AKYUVAR


- LÖKOSİT/LEUKOCYTE[İng.] değil/yerine/= AKYUVAR


- LOKÜLE/LOCULATED[İng.] değil/yerine/= YUVALI


- LOKUS[İng. LOCUS] ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİZLİĞİ KATSAYISI (D)[İng. LINKAGE DISEQUILIBRIUM CONSTANT (D)] ile/||/<> ÇOKBİÇİMLİ[İng. POLYMORPHIC] ile/||/<> ÇOKBİÇİMLİLİK[İng. POLYMORPHISM] ile/||/<> EKLEYİCİ ETKİ[İng. ADDITIVE EFFECT] ile/||/<> POLİMORFİZM[İng. POLYMORPHISM]

( Lokus (çoğul hali loci), genetikte, bir DNA dizisinin ya da genin kromozom üzerindeki konumunu belirtir. O DNA dizisinin ya da genin kromozomlar ve genel olarak genom üzerindeki adresi olarak düşünülebilir. Hemofili'ye neden olan gen için lokus Xq27.3 olarak üç parçalı gösterilir. Genin X kromozomunun q (uzun) kolunda -kısa kolu için p kullanılır- ve 27. bandın 3. alt bandında olduğunu belirtir. @@ Bir lokusta bulunan genotipin, bir başka lokusta bulunan genotip ile ne kadar rastgele olmadan ilişkili olduğunu hesaplamayı sağlayan bir değerdir. @@ Bir lokusun, alelin ya da özelliğin popülasyon içinde birden fazla versiyonunun bulunması durumudur. @@ Genetik biliminde toplumda bir gen lokusun en yaygın varyant ya da allelinin sıklığının %99'u geçmemesi olarak tanımlanır. Biyolojide ise bir türün üyeleri arasında 2 ya da daha fazla fenotipin bulunabilme hali olarak kabul edilir.AB0 kan öbeği sistemi, bir hemoglobin varyantı ile ilişkili olan orak gözeli anemi en yaygın bilinen polimorfizm örnekleridir. İnsanda Katekol-O-Metil-Transferaz (COMT) geninde yaygın olarak tek nükleotid polimorfizmleri bulunmaktadır ve bazı allellerin şizofreni ya da nörotisizm ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. @@ Aynı ya da farklı lokuslarda bulunan diğer alellerin özelliklerinden bağımsız olarak, bir alelin fenotipe olan katkısıdır. @@ Genetik biliminde toplumda bir gen lokusun en yaygın varyant ya da allelinin sıklığının %99'u geçmemesi olarak tanımlanır. Biyolojide ise bir türün üyeleri arasında 2 ya da daha fazla fenotipin bulunabilme hali olarak kabul edilir.AB0 kan öbeği sistemi, bir hemoglobin varyantı ile ilişkili olan orak gözeli anemi en yaygın bilinen polimorfizm örnekleridir. İnsanda Katekol-O-Metil-Transferaz (COMT) geninde yaygın olarak tek nükleotid polimorfizmleri bulunmaktadır ve bazı allellerin şizofreni ya da nörotisizm ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- LOKÜS/LOCUS[İng.] değil/yerine/= KONUM, YER


- LONGITÜDİNAL ÇALIŞMA/LONGITUDİNAL STUDY[İng.] değil/yerine/= ZAMANA YAYILI ÇALIŞMA


- LONGITÜDİNAL/LONGITUDİNAL[İng.] değil/yerine/= UZUN EKSENDE, UZUNLAMASINA


- LÖSEMİ[Fr. < LEUCÉMIE] ile/||/<> KAN KANSERİ


- LÖSEMİ[Fr. < LEUSÉMIE] değil/yerine/= KAN KANSERİ


- LÖSEMİ ile/||/<> LENFOMA

( Kemik iliğinde olağandışı beyaz kan gözelerinin çoğalması ile ilişkili bir kanser türü. İLE/||/<> Lenfatik düzende olağandışı göze büyümesi ile ilişkili bir kanser türü. )


- lot.[Lat. < LOTIO] değil/yerine/= İLAÇLI SU, LOSYON


- LP/LUMBAR PUNCTION[İng.] değil/yerine/= LOMBER PONKSİYON


- LSD ile DMT


- LSTM/LONG-SHORT TERM MEMEORY[İng.] değil/yerine/= UZUN-KISA SÜRELİ BELLEK


- LÜKSASYON/LUXATION[İng.] değil/yerine/= ÇIKIK


- LUMBAGO ile ...

( Bel ağrısı. )


- LÜMEN/LUMEN[İng.] değil/yerine/= BORUMSU BOŞLUK


- LUPUS ile/||/<> ROMATOİD ARTRİT

( Deri, eklemler ve organlarda yangılanma ve bağışıklık düzeninin gövdenin kendi dokularına saldırması ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Eklem yangısı ve deformasyonu ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. )


- LUPUS ile/||/<> SJÖGREN BELİRGESİ/SENDROMU

( Bağışıklık düzeninin gövdenin kendi dokularına saldırması ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Gözyaşı ve tükürük bezlerinin yangılanması ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. )


- LUSITROPİ/LUSITROPY[İng.] değil/yerine/= GEVŞEME GÜCÜ


- LUTE- ile/||/<> XANTH-/XANTHO- ile/||/<> CİRRH- ile/||/<> CHLOR- ile/||/<> ERYTHR-/ERYTH-/ERYTHRO- ile/||/<> RHOD-/RHODO- ile/||/<> CEPT- ile/||/<> CYAN-/CYANO- ile/||/<> AURİ-/AURO-

( Sarı. İLE/||/<> Sarı. İLE/||/<> Siroz, portakal sarısı. İLE/||/<> Açık yeşil, klorla ilgili. İLE/||/<> Kırmızı, erythro cyto-'nun kısaltılmış biçimi. İLE/||/<> Kırmızı. İLE/||/<> Al. İLE/||/<> Mavi, mavimsi. İLE/||/<> Altın. )


- LUVEYHÂ | LÂMEL ile/||/<> LAM ile/||/<> LAMEL

( (fizik) )

( MICROSCOP SLIDE | COWER GLASS, COVERSLIP~MICROSCOP SLIDE~COWER GLASS, COVERSLIP )

( LAMELLE~LAME~LAMELLE )

( DECKGLAS~OBJEKTTRÄGER~DECKGLAS )

( COPRIOGGETTO~VETRINO~COPRIOGGETTO )

( ΚΑΛΥΠΤΡΊΔΑ / καλυπτρίδα~ΑΝΤΙΚΕΙΜΕΝΟΦΌΡΟΣ / αντικειμενοφόρος~ΚΑΛΥΠΤΡΊΔΑ / καλυπτρίδα )


- LUVEYHÂ ile/||/<> LAMELLE[Fr.] ile/||/<> LÂMEL

( fizik )

( MICROSCOP SLIDE | COWER GLASS, COVERSLIP )

( LAMELLE )

( DECKGLAS )

( COPRIOGGETTO )

( ΚΑΛΥΠΤΡΊΔΑ / καλυπτρίδα )


- LVAD/LEFT VENTRICULAR ASSIST DEVICE SOL VENTRİKÜL[İng.] değil/yerine/= SOL KARINCIK DESTEK AYGITI


- LY-/LYO- ile/||/<> LYS-/LYSI-/-LYSIS/LYSO-/-LYTIC ile/||/<> MALAC-/MALACIA-/MALACO-

( Çözünmüş, erimiş. İLE/||/<> Gevşeme, çözünme, ayrılma, indirgenme, kurtulma, paralizi, cerrahi yolla yapışıklıkların açılması, yumuşama, serbestleşme. İLE/||/<> Yumuşama, yumuşaklık. )


- M-HEALTH/MOBILE HEALTH[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK, M-SAĞLIK


- m.[Lat. < MISCE] değil/yerine/= KARIŞTIR, BİRLEŞTİR


- M/MOLAR[İng.] değil/yerine/= MOL


- M-RNA MESSENGER RİBONUCLEİC ACİD[İng.] değil/yerine/= HABERCİ RİBONÜKLEİK ASIT


- MÂ-BA'D ile/ve MAK'AD


- MADDE-İ MÜNEVVİME | UYUŞTURUCU | NARKOTİK ile/||/<> NARKOTİK ile/||/<> UYUŞTURUCU MADDE

( uyuşturucu madde Uyuşturucu uyutucu karşılık narkotik narke uyuşukluk Uyuşukluk ve bilinçsizlik meydana getiren kimyasal maddeler biyoloji narke duygusuzluk Uyuşukluk uyku hâli ve bilinçsizlik meydana getiren madde Narkotik madde )

( NARCOTIC | NARCOTISATION )

( NARCOTIQUE | ACTION NARCOTIQUE )

( ANAESTHESIE )

( NARCOTICO )

( ΝΑΡΚΩΤΙΚΌ / ναρκωτικό )


- MADDE-İ MÜNEVVİME | UYUŞTURUCU | NARKOTİK ile/||/<> UYUŞTURMA | UYUŞTURUCU MADDE

( bk. uyuşturucu madde @@ Uyuşturucu, uyutucu. @@ @@(karşılık: narkotik), (Yun. narke = uyuşukluk) Uyuşukluk ve bilinçsizlik meydana getiren kimyasal maddeler. @@ (biyoloji) @@ (Yun. narke: duygusuzluk) Uyuşukluk, uyku hâli ve bilinçsizlik meydana getiren madde. Narkotik madde. )

( NARCOTIC | NARCOTISATION~NARCOTISATION | ANESTHESIA, NARCOTISATION )

( NARCOTIQUE | ACTION NARCOTIQUE~ACTION NARCOTIQUE | ANESTHÉSIE | ANAESTHÉSIE )

( ANAESTHESIE~ANAESTHESIE )

( NARCOTICO~ANESTESIA )

( ΝΑΡΚΩΤΙΚΌ / ναρκωτικό~ΝΆΡΚΩΣΗ / νάρκωση )


- MADDE-İ MUSAVVİRE-İ MÜŞEKKİLE | KAN SIVISI | PLASMA[Fr. < PLASMA] ile/||/<> PLAZMA ile/||/<> PLAZMA[Fr. < PLASMA]

( Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir plasma biçim 1 Dolaşan kan lenf ve hemolenfin sıvı kısmı 2 protoplazma biyoloji botanik 1 Dolaşan kan lenf ve hemolenfin sıvı kısmı 2 Protoplazma sitoplazma Bir gazı elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz Kan lenf ve hemolenfin sıvı kısmı 1 Dolaşan kanın birçok organik inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı kan plazması 2 Lenfin sıvı kısmı 3 Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti )

( PLASMA )

( PLASMA | PLASME )

( PLASMA )


- MAFSAL[Ar.] değil/yerine/= EKLEM


- MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ ve/||/<>/> KALSİYUM EKSİKLİĞİ

( Magnezyum eksikliği, aynı zamanda kalsiyum eksikliğine neden olur. Çünkü, gövdenin kalsiyumu emmesi için magnezyuma gereksinimi vardır. )


- MAGNEZYUM MAGNEZYUM SÜLFAT

( Atom numarası 12, atom ağırlığı 24.30, yoğunluğu 1.7 olan, gümüş renginde, parlak bir alevle yanan, çok hafif bir öğe. [Simgesi: Mg.] İLE Kimyasal formülü MgSO₄ olarak bilinen bir bileşiktir. Magnezyum, kükürt ve oksijen içerir. Yapısı gereği, inorganik bir tuzdur. Genellikle heptahidrat formundaki sülfat minerali olan, "Epsomit" ya da öteki adıyla, "Epsom tuzu" durumunda bulunmaktadır. "Epsom" adını ise, İngiltere'de bulunan bir yerleşim yerinden almıştır. )

( Magnezyum, klasik bir öğedir. İLE Magnezyum sülfat ise, bir bileşik olarak nitelendirilir. Yani, magnezyumun yapısına; kükürt ve oksijen ilavesiyle oluşur. Saf magnezyumdan, daha kompleks yapıda olup; farklı öğelerin magnezyum ile birleşmesinden oluşur. Magnezyum, temel öğe ve metabolizmanın yapı taşlarından biri iken; magnezyum sülfat, onun farklı nesnelerle birleşimidir.

Magnezyum sülfat, endüstri açısından; üst düzey kullanım alanına sahip bir bileşiktir. Epsom tuzu, genellikle magnezyum sülfat olarak bilinmektedir. Epsom tuzu, sofra tuzundan; tümüyle farklı bir bileşiktir. Epsom tuzunun da, magnezyumdan ayrı olarak; belirli işlevleri ve yararları bulunmaktadır.

Sofra tuzuna benzer görünüme sahip epsom tuzu, genellikle banyolarda eritilir. Bu yüzden, "banyo tuzu" olarak da bilinir. Sofra tuzuna benzese de tadı belirgin oranda farklıdır. Epsom tuzu, son derece acı bir tada sahiptir. Tadı nedeniyle, yemeğe ekleme amaçlı olarak pek kullanılmaz. )


- MAGNİFİKASYON/MAGNİFICATION[İng.] değil/yerine/= BÜYÜLTME


- MAGNITUDE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= KADİR ÖLÇEĞİ

( Gök cisimlerinin parlaklıklarının belirtilmesini sağlayan bir skala. Kadir değeri arttıkça cisim sönükleşir, azaldıkça cisim parlaklaşır. Kadir ölçeği logaritmiktir ve her değer bir öncekinin 2,51 katıdır. Dolayısıyla, değerler arttıkça aralarındaki fark da giderek büyümektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MAGNİTÜT/MAGNİTUDE[İng.] değil/yerine/= BÜYÜKLÜK | ÖNEM


- MAHFAZA | KILIF | KAPLAK | KAPSÜL ile/||/<> KAPSÜL ile/||/<> KAPSÜL[Fr. < CAPSULE]

( capsula küçük kutu Bir organı ya da yapıyı çevreleyen kese biçiminde bir zar Kemik ve kıkırdak gözelerinin içinde bulundukları boşlukları astarlayan ve gözearası maddesinden yapılmış olan bir kılıf biyoloji botanik kimya Bir organı hücreyi bakteriyi ya da bir yapıyı çevreleyen kese şeklindeki bir kılıf Bakterilerin en dışını örten şeker ve veya şeker asidi polimerlerinden oluşan yapı 1 İlaçların istenmeyen tat ve kokularının önlenmesi amacıyla silindirik biçimde hazırlanan tek veya iç içe geçebilen iki kısımdan oluşmuş jelatin kap Kapsüller mide asidinden etkilenmemeleri için bağırsak kaplamalı veya enzimlerden etkilenmemeleri için keratin kaplamalı olarak da hazırlanabilirler 2 Sitoplazmik zar tarafından oluşturulan polisakkarite benzer yapıda çoğu kez fagositozdan korunmada etkili ve dolayısıyla bakterinin patojenitesini artıran bakteriyi kuru hava koşulları litik enzimler gibi dış etkenlerden de koruyan bir oluşum 3 Gıda ve yem maddelerinin rutubetini saptamada kullanılan ağzı geniş dip kısmı dar cam veya porselenden yapılmış kap )

( CAPSULE )

( CAPSULE )

( CAPSULA )

( CAPSULA | CAPSULA: KÜÇÜK KUTU )


- MAHMUDE[Ar.]

( Çitsarmaşığıgillerden, yaprakları ok ucu biçiminde, çiçekleri soluk sarı renkte, küçük, otsu bir bitki. | Bu bitkinin köklerinden çıkarılan, tıpta kullanılan, reçineye benzer bir madde. )

( CONVULVULUS SCAMMONIA )


- MAHREF[Ar.] ile MA'REF[Ar.]

( Yemiş sepeti. İLE Yüzün, sürekli açık görünen yeri/yerleri. )


- MAHSUB[Ar. < HİSÂB | çoğ. MAHÂSİB] ile MAHSÛB[Ar.]

( Hesaba katılmış, hesap edilmiş. | Büyük bir zâta mensup kişi. İLE Kızamık çıkarma. )


- MAHSÛR[Ar. < HASR] ile MAHSÛR[Ar.] ile MAHZUR[Ar.]

( Yorulmuş, feri gitmiş göz. İLE Kuşatılmış, muhâsara edilmiş. | Sınırlanmış, belirli edilmiş, hasredilmiş. | Men edilmiş. | Sıkıştırılmış, tazyik edilmiş. İLE Sakınılacak, korkulacak şey. | Engel. | Sakınca. )


- MAHSÛS[Ar. < HİSS] ile MAHSÛS[Ar. < HUSÛS | çoğ. MAHÂSÎS, MAHSÛSÂT] ile MAHZÛZ[Ar. < HAZZ]

( Duyumsanan, hissedilen. İLE Başkasında bulunmayan, sadece bir kişiye ait olan. | Birine ayrılmış olan. | Lâyık. | Ayrı, müstakil, başlı başına. | Özel olarak. | İsteyerek, bile bile. | Şakadan. İLE Hoşlanmış, haz etmiş. )


- MAJOR CROSS MATCH[İng.] değil/yerine/= MAJOR ÇAPRAZ KARŞILAŞTIRMA


- MAJÖR/MAJOR[İng./Fr.] değil/yerine/= BÜYÜK/ÖNEMLİ

( Büyük, önemli. | Bir makam, bir akort ya da bir aralığın oluşma biçimi. | Büyük önerme. )


- MA'KAD ile/değil MAK'AD[Ar.]

( Akd edilecek, sözleşilecek yer. İLE/DEĞİL Oturulacak yer, minder. | Oturak yeri, geri, kıç. )


- MAKAT ile/||/<> MAKAT[Ar. < MAKʿAD]

( I maket Sedir İnönü Eskişehir maket Yassıören Senirkent Isparta II Oda tabanına sıvanan 35 cm kalınlığındaki çamur sıva Yenikent Aksaray Niğde anat Anüs )

( ANUS )


- MAKRO- ile MEGA- ile MİKRO-

( İri, büyük. İLE Büyük, -milyon. İLE Küçük .... )


- MAKSİMAL[/MAXIMAL[[İng.] değil/yerine/= EN ÇOK | EN YÜKSEK


- MAKSİMİZASYON/MAXIMIZATION[İng.] değil/yerine/= EN ÇOKLAMA, EN ÇOKLAYIM, EN ÇOKLATIM


- MAKSİMUM/MAXIMUM[İng.] değil/yerine/= EN ÇOK | EN YÜKSEK


- MALA ile/||/<> MALA[Fars. < MÂLE]

( 1 Deriyi bir deynek yardımıyla kireçlemekte kullanılan çuval parçası Bor Niğde 2 Kalaycıların kapları temizlerken kullandıkları çaput Aksaray Niğde anat Yanak mala Türkçeden Bulgarcaya da mala olarak geçmiştir BER 3 624 )

( MALA )


- MALABSORPSİYON/MALABSORPTION[İng.] değil/yerine/= EMİLİM BOZUKLUĞU


- MALADJUSTMENT[İng.] değil/yerine/= UYUM BOZUKLUĞU


- MALARYA[İt. < MALARIA] ile/||/<> SITMA


- MALARYA ile/||/<> MALARIA[İng.] ile/||/<> PALUDISME[Fr.] ile/||/<> PALUDISMUS[Lat.] ile/||/<> MALARIA[Alm.] ile/||/<> SITMA

( sıtma Sıtma hastalığı Alyuvarların sıtma asalaklarıyle bulaşmasından ileri gelen ateş titreme üşüme nöbetleri ve sarılık gibi belirtilerle tanınan hastalık bataklık iğezi malarya ısıtma sıtma malarya isitma sıtma ısıtpa sıtma Karakalpaklar bezgek adını da kullanırlar Türkçe ısıt kökünden ma ekiyle yapılmıştır ısıtma ısıtma Türkçede ısıtma biçiminin başındaki ı ünlüsü düşmüştür Türkçe ısıcak biçiminin başındaki ının düşüp sıcak olması gibi Türk diyalektlerinde sıtmaya daha çok bezgek adı verilir Bu ad da Türkçe bez titremek kökünden gelir bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya bezgek sıtma malarya Nogaylar kızdırma adını da kullanırlar Blk bezgek sıtma bezgek malarya sıtma bizgek sıtma O bakımdan ısıtma sıtma adı dar bir alanda kalmıştır )

( MALARIA )

( MALARIA )

( ISITMA[Tkm.]~ISITMA[Özb.]~ISITPA[Kklp.]~BEZGEK[Kklp.]~BEZGEK[Nog.]~BEZGEK[Kzk.]~BIZGEK[Tatk.] )


- MALFORMASYON/MALFORMATION[İng.] değil/yerine/= OLUŞUM BOZUKLUĞU | BİÇİM KUSURU


- MALİGNANSİ/MALİGNANCY[İng.] değil/yerine/= KÖTÜCÜLLÜK


- MALIGNANT[İng.] ile/||/<> KÖTÜ HUYLU

( Kötücül )

( MALIGNANT )

( MALIN )

( BÖSARTIG )

( MALIGNO )

( ΚΑΚΟΉΘΗΣ / κακοήθης )


- MALIGNANT[İng.] ile/||/<> KÖTÜCÜL

( Anaplazi invazyon ve metastaz özelliklerine sahip olan tedaviye direnç gösteren habis malign kötü huylu )

( MALIGNANT )


- MALİGNİTE/MALIGNITY[İng.] değil/yerine/= KÖTÜCÜLLÜK


- MALNÜTRİSYON/MALNUTRITION[İng.] değil/yerine/= KÖTÜ BESLENME


- MALPOZİSYON/MALPOSITION[İng.] değil/yerine/= KÖTÜ KONUM


- MALPRACTICE[İng.] değil/yerine/= HATALI UYGULAMA

( Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulanmasıdır, hekim hatasıdır. Hekimin tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği ya da hastaya tedavisini vermemesiyle oluşan hasardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MALPRAKTİS/MALPRACTICE[İng.] değil/yerine/= HATALI TIBBİ UYGULAMA


- MALROTASYON/MALROTATION[İng.] değil/yerine/= KUSURLU DÖNÜŞ


- MALTA HUMMASI ile/||/<> MALTA HUMMASI

( İnsanlara genel olarak hasta hayvan ürünü besinlerle ayrıca sivrisinek sokmalarıyle bulaşan ağrılı ve ateşli hastalık Akdeniz humması Malta sıtması İnsanlarda Brucella melitensis tarafından oluşturulan brusella enfeksiyonu Akdeniz humması )

( MALTA FEVER | MALTA FEVER)  )

( MÉLITOCOCCIE )

( BRUCELLOSIS MELITENSIS )


- MALÛL[Ar.] değil/yerine/= SÖKEL/SAKAT | GÜÇSÜZ


- MALULİYET[Ar. < MAʿLŪLİYYET] ile/||/<> SAKATLIK


- MAMOGRAFİ ÇEKİMİ!:
YILDA BİR KEZ ve/<> ÂDET SONRASINDA

( Kanser durumunda/olasılığında, tedavi süresinin yeterli olabilmesi için 40 yaşından sonra her yıl çekilmesinde yarar vardır.[Kişisel/yetersiz yorum, "ağrı" ya da radyasyon nedeniyle çektirmeme tutumu yersizdir/isabetsizdir.] VE/<> Âdet öncesi ya da süresince çektirmek yerine âdet sonrasında, olası "ağrı/acı" daha azdır ve bu dönem daha uygundur. )


- man. pr.[Lat. < MANE PRIMO] değil/yerine/= SABAH ERKENDEN


- -MANCY/MANTİC- ile/||/<> JAC-/JEC-

( Kehanetle ilgili, önceden belirleme, keşif. İLE/||/<> Önder olmak, öne çıkmak, belirlenen kişi. )


- MANDALİNA / PORTAKALDA:
ÇÖP/FAZLALIK değil LİFLERİ

( Sırtlarındaki lifleri ayırmayıp/atmayıp meyvenin şekerini dengeleyici işlevleri nedeniyle dış kabuğun içindeki mandalina ya da portakalın tamamını yemek gerekmektedir. )


- MANDREN/MANDRİN[İng.] değil/yerine/= DALGI KILAVUZU


- MANİFESTASYON/MANIFESTATION[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNÜR BELİRTİ-BULGU


- MANİK ATAK/MANIC EPISODE[İng.] değil/yerine/= TAŞKINLIK DÖNEMİ


- MANİKÜR[Fr.] değil/yerine/= EL/TIRNAK BAKIMI


- MANİPÜLASYON/MANİPULATION[İng.] değil/yerine/= YÖNLENDİRME | GÜDÜMLEME | HİLEYLE YÖNLENDİRME | KARŞIDAKİYLE OYNAMA, KARŞIDAKINİ ÇIKARI İÇİN KULLANMA. | ELLE KULLANMA


- MANŞON/CUFF[İng.] değil/yerine/= SARGAN


- MANTAR[İng. MUSHROOM] ile/||/<> ANTİFUNGAL ile/||/<> BİYOKİMYA[İng. BIOCHEMISTRY] ile/||/<> DİKARYOTİK[İng. DIKARYOTIC] ile/||/<> DORMANSİ[İng. DORMANCY] ile/||/<> FUNGUS[İng. FUNGI] ile/||/<> KLOROFİL[İng. CHLOROPHYLL] ile/||/<> OOSFER[İng. OOSPHERE]

( Çok gözeli ya da tek gözeli olabilen ökaryotik bir canlı. Klorofil taşımazlar, çoğu parazit ya da saprofit. Eşeyli ve eşeysiz üreyebilirler. Bu organizmaların oluşturduğu topluluğa Mantarlar Alemi denir. 5 kola ayrılır: Zygomycetes, Deuteromycetes, Basidiomycetes, Ascomycetes ve Mycophycophyta. @@ Mantarların üremesine engel olan ya da onların öldürülmesini sağlayan kimyasallardır. Antimikotik de denir. @@ Biyokimya; bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar ve mantarlar gibi biyolojik organizmalarda gerçekleşen kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya bilimi ayrıca proteinler, vitaminler, hormonlar, enzimler, karbonhidratlar, lipitler, yağlar ve nükleik asitler gibi makromoleküllerin yapısını inceler. Bu nedenden ötürü, biyokimya; beslenme bilimi, tıp ve genetik bilimi ile doğrudan ilişkilidir. @@ Haploid (n) ya da diploitten (2n) farklı olan, iki ayrı haploid çekirdeği (n + n) içeren bir göze. Doğal olarak mantar heterokaryanlarında görülür. Dikaryosis, fungusların önemli bir genetik özelliğidir. @@ Büyüme, gelişme, fiziksel aktivite gibi durumların askıya alındığı, metabolik aktivitenin minimuma indirildiği bir yaşam evresidir. Bitkilerde, hayvanlarda, bakterilerde ve mantarlarda görülür. Genellikle uygunsuz koşullarda yaşamı sürdürmek için girilen bir durumdur. Günler, mevsimler, hatta yıllar boyunca sürebilir. Bitki tohumlarının uygun koşullar oluşuncaya kadar çimlenmemesi ve kış uykusu örnek verilebilir. Ayrıca kanser gözelerinin de dormansi durumuna girebildiği ve bu biçimde tedaviden bir süre sonra tekrardan ortaya çıkabildiği yakın zamanda yaygınlaşmış bir fikir olup konu üzerine çalışmalar sürmektedir. @@ Fungus: maya, küf ve mantarları içeren krallık Mantarlarının yaklaşık 99.000 bilinen organizma türü herhangi biridir. Funguslar, dünyadaki en yaygın organizmalar arasındadır ve büyük çevresel ve tıbbi önem taşımaktadır. Birçok mantar toprakta ya da suda yaşamaktadır; diğerleri bitkiler ya da hayvanlarla parazitik ya da simbiyotik ilişkiler oluştururlar. Funguslar ökaryotiktir. Önceleri funguslar bitki krallığına dahildi fakat funguslar, klorofil içermedikleri ve benzersiz yapısal ve fizyolojik özellikleri ile (yani, göze duvarının ve göze zarının bileşenleri) ayırt edildiğikleri için bitkilerden ayrılırdılar. @@ Bitki kloroplastlarında bulunan yeşil renkli, güneş ışığını emen ve enerjisini CO2 ve sudan karbonhidrat sentezlemek için kullanan fotosentetik pigment. Bu tepkimeye "fotosentez" denir. 2012'de yapılan bir araştırma, yeşil sebzelerdeki klorofilin kanseri önlemeye yardımcı olduğu yönünde. Diğer fotosentetik pigmentler, karatenoidler ve fikobilinlerdir. @@ Alglerde ve mantarlarda (fungus) erkek gamet tarafından döllenerek yumurtayı oluşturan dişi gamet, yumurta gözesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MANTAR ile AĞ MANTARLAR

( ... İLE İnsan ve hayvanlarda hastalığa yol açan ve çok sayıda türü içine alan ilkel bitkiler topluluğu. )


- MANTAR ile ÇAVDARMAHMUZU

( ... İLE Buğdaygillerin ve en çok da çavdarın başağı üzerinde türeyip koyu mor renkte bir horoz mahmuzunu andıran, tıpta kullanılan, asklı mantarlardan biri. )

( ... cum CLAVICEPS PURPUREA )


- MANTAR ile IŞILKÜF

( ... İLE Sığır, domuz ve insana ışılküflüce etkeni, ışılküflerin örnek türü olan asalak mantar. )

( ... cum ACTINONYCES BOVIS )


- MANTAR[Yun.] ile KÖK MANTAR

( Mantarlardan, içinde zehirlileri de bulunan, silindir bir gövde ve üst tarafı şapka biçiminde olan ilkel canlıların genel adı. [Lat. FUNGI] | Esnek ve sudan hafif olduğundan şişe tapası, cankurtaran simidi, cankurtaran yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, su geçirmeyen, meşe ağacı tabakası. | Bu tabakadan yapılan şişe tapası. | Kaldırıma araçların park edilmesini engellemek amacıyla zemine gömülmüş mantar biçiminde beton yükselti. | Çocukların özel tabanca ile patlattıkları barutlu nesne. | Hayvanların burun ucu. | Uydurma söz, yalan. | Mantar hastalığı. | Mantar hastalığına neden olan mikroskobik canlı. İLE Meşe, çam ve fındık vb. ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantarın emeciyle, kökün ortak yaşama biçimindeki birleşmesinden oluşan mantar. )


- MANTAR ile MANTAR ile MANTAR ile MANTAR ile MANTAR

( Bitkilerde koruyucu doku olarak görev yapan ve ana maddesi süberin olan ölü hücrelerden oluşan tabaka. İLE Mikroskobik ya da makroskobik olan parazit, saprofit ya da simbiyoz olarak yaşayan, klorofilsiz, öteki canlılar için zehirli ya da zehirsiz olan canlı yapı. İLE Esnek ve hafif olduğundan, şişe tıpası, cankurtaran simidi/yeleği, ayakkabı tabanı ve daha birçok şeyin yapımında kullanılan, geçirimsiz, meşe ağacı tabakası. | Bu tabakadan yapılan şişe tıpası. İLE [hayvanlar] Burun ucu. İLE Çoğunlukla yüzde, deri üzerinde, koyu kızıl ya da mor renkte oluşan bir deri sayrılığı. | Bazı mantarların yol açtığı bitki ya da hayvan hastalığı. )

( LİKEN: Mantar ve alglerin morfolojik ve fizyolojik bir bütün halinde meydana getirdikleri simbiyotik organizmalar. )

( [argo] MANTARLAMAK: Aldatmak, yalan söylemek. )

( MUSHROOM vs. PILEUS )

( FUNGİ cum ... )


- MANTAR ile/ve/değil PİŞİK

( ... İLE/VE/DEĞİL Apış yeri, koltukaltı gibi tenin birbirine sürtünen yerlerinde, terin yakmasıyla oluşan kızartı. )


- MANTAR ile/değil PİYAN

( ... İLE/DEĞİL Mantara benzeyen kabarcıklarla ortaya çıkan, ciltte yaralar yapan, bulaşıcı sıcak bölge sayrılığı. )


- MANTAR(/LAMAK)" ile/değil/yerine/>< KANTAR/TERAZİ (ÖLÇÜ/T)


- MANTIKÎ AMELİYE | EKLEM ile/||/<> EKLEM

( Anl önerme eklemi Krş doğrusal eklem doğrusal olmayan eklem sıfırlı eklem sıfırlı doğrusal eklem birli eklem ikili eklem denkgüçlü eklem yer değiştirici eklem dağıtıcı eklem ortaklaştırıcı eklem ikil eklem iki değerli doğrusal eklem çok değerli doğrusal eklem yapıcılık Katışmaç alçı gibi dolgu gereçleriyle doldurulan iki taş tahta vb arasındaki boşluk İki parçanın birleşme ya da ayrılma bölgesi kemikler arasındaki birleşme yerleri İki nesnenin birleştiği yer biyoloji zooloji anat İskelet sistemini oluşturan kemikler arasındaki işlevsel bağlantıyı sağlayan ögeler artikulasyo oynak )

( CONNECTIVE | WALL PAINTING | JOINT | JUNCTION | ARTICULATIO )

( CONNECTEUR | JOINTOYAGE, JOINTOIMENT, JOINTURE | ARTICULATION | JONCTION )

( JUNKTOR | GELENKE | ANSCHLUSS, ÜBERGANGSZONE )

( CONNETTIVO )

( ΣΎΝΔΕΣΜΟΣ / σύνδεσμος )


- MANTIKÎ AMELİYE | EKLEM ile/||/<> OYNAK

( (…) Anl. önerme eklemi. Krş.. doğrusal eklem, doğrusal olmayan eklem, sıfırlı eklem, sıfırlı doğrusal eklem, birli eklem, ikili eklem, denkgüçlü eklem, yer değiştirici eklem, dağıtıcı eklem, ortaklaştırıcı eklem, ikil eklem, iki değerli doğrusal eklem, çok değerli doğrusal eklem. @@ yapıcılık: Katışmaç, alçı gibi dolgu gereçleriyle doldurulan iki taş, tahta vb. arasındaki boşluk. @@ İki parçanın birleşme ya da ayrılma bölgesi; kemikler arasındaki birleşme yerleri. @@ İki nesnenin birleştiği yer. @@ (biyoloji, zooloji) @@ @@ anat. İskelet sistemini oluşturan kemikler arasındaki işlevsel bağlantıyı sağlayan ögeler, artikulasyo, oynak. )

( CONNECTIVE | WALL PAINTING | JOINT | JUNCTION | ARTICULATIO~ARTICULATIO )

( CONNECTEUR | JOINTOYAGE, JOINTOIMENT, JOINTURE | ARTICULATION | JONCTION~ARTICULATION )

( ...~ARTICULATIO )

( JUNKTOR | GELENKE | ANSCHLUSS, ÜBERGANGSZONE~GELENK )

( CONNETTIVO~ARTICOLAZIONE )

( ΣΎΝΔΕΣΜΟΣ / σύνδεσμος~ΆΡΘΡΩΣΗ / άρθρωση )


- MANUEL/MANUAL[İng.] değil/yerine/= EL KITABI | ELLE YAPILAN


- MANYEZİ[Fr. < Yun.] = MÜSHİL[Ar. < SEHL]

( Tıpta, iç sürdürücü olarak kullanılan, beyaz renkli, suda az eriyen, hiçbir tadı olmayan, magnezyum oksidinin başka bir adı. = Kolaylaştıran. | İshal veren, bağırsakları temizleyen, dışkıyı kolaylıkla dışarı çıkarttıran ilâç. )


- MA'RÂ[Ar.] ile MA'REF[Ar.]

( Gövdenin, çoğu zaman çıplak yeri/yerleri. İLE Yüzün, sürekli açık görünen yeri/yerleri. )


- MARASMUS[İng.] değil/yerine/= ZAFİYET, ARIKLIK


- MARAZ[Ar. çoğ. EMRÂZ] ile MA'RAZ/MA'RIZ[Ar. < ARZ | çoğ. MAÂRIZ]

( Hastalık. | [mecaz] Dert, belâ, dayanılması güç durum. İLE Bir şeyin göründüğü, çıktığı yer. | Bir şeyin bildirildiği yer. | Sergi, meşher. )

( ... vs. EXPOSITION )

( ... avec EXPOSITION )


- MARAZ | HASTALIK ile/||/<> HASTALIK

( biyoloji Çeşitli dış faktörlerin etkisi sonucu vücudun bir bölümü veya tamamında normal fonksiyonun bozulması durumu Nedeni vücutta oluşturduğu değişimleri ve iyileşme olanağı bilinen veya bilinmeyen karakteristik belirtiler ve bulgular dizisiyle kendini gösteren vücudun herhangi bir bölümü organ veya sisteminin normal yapısı ve işlevlerinin kesilmesi veya sapması sayrılık maraz rahatsızlık hlk illet kem morbus toga )

( DISEASE )

( MALADIE )


- MARAZÎ (TEŞRİH-Î) | PATOLOJİK ile/||/<> PATOLOJİK ile/||/<> PATOLOJİK[Fr. < PATHOLOGIQUE]

( anatomi biyoloji 1 Patolojiyle ilgili olan 2 Normal dışı seyir gösteren hastalık işareti olan marazi )

( PATHOLOGICAL )

( PATHOLOGIQUE (ANATOMIE) | PATHOLOGIQUE )


- MARIUANA[İng.] ile/||/<> ESRAR[Ar. < ESRÂR]

( keneviri Cannabis sativa var indica bitkisinin dişi türlerinin tepesindeki çiçekli kısım ve filiz durumundaki yapraklarının kurutulup toz edilmesi veya bastırılarak plaka durumuna sokulması suretiyle hazırlanan bir bitkisel ham madde marihuana )

( MARIUANA )


- MARİZ[Ar. < MARĪŻ] ile/||/<> HASTALIKLI


- MARJ/MARGIN[İng.] değil/yerine/= SINIR


- MARJİNAL/MARGINAL[İng.] değil/yerine/= SINIRDA | SIRA DIŞI


- MARKER[İng.] değil/yerine/= BELİRTEÇ


- MARSIVAN[Fars.] ile MARSIVANOTU

( Sınır beyi. | Eşek. İLE Bileşikgillerden, bir cins ıtırlı bitki. )

( EQUUS ASINUS cum TANACETUM BALSAMITA )


- MARUL[Yun.] ile ACIMARUL

( ... İLE Bileşikgillerden, tadı acı, dişli yapraklı, sürgününden çıkan sütü, uyuşturucu ve yatıştırıcı olarak kullanılan iki yıllık bir bitki. )

( LACTUCA SATIVA cum LACTUCA VIROSA )


- MAS[Ar.] değil/yerine/= SOĞURMA/EMME


- MASAJ[Fr.] ile/değil/yerine/||/<> OVMAK

( ... ile/değil/yerine/||/<> DELK )


- MASERASYON ile ...

( Su içinde kalma sonucu, suda kalan örgenin aldığı durum. | Katı nesneyi su içinde bırakarak, eriyecek parçalarını ayırma. )


- MASL-ÜD-DEM | KANSUYU | SERUM ile/||/<> SERUM ile/||/<> SERUM[Fr. < SÉRUM]

( serum kesilmiş süt suyu Pıhtılaşma sırasında kandan ayrılan sulu sıvı biyoloji 1 Kanın pıhtılaşmasından sonra ayrılan sıvı kısım 2 Bazı hastalıklardan korunmak için ya da tedavi etmek üzere canlıya verilen sıvı Kanın pıhtılaşmasından sonra hücrelerinden ayrılmış açık sarı renkli sıvı kısmı Damar dışına alınan kanın pıhtılaşması sonucu üstte kalan ve içinde fibrinojen ve bazı pıhtılaşma faktörleri bulunmayan sıvı )

( SERUM )

( SÉRUM )

( SERUM )

( SERUM | SERUM: KESILMIŞ SÜT SUYU )


- MASTÜRBASYON/İSTİMNA[Ar. < İSTİMNĀʾ] ile/||/<> MASTÜRBASYON/ONANİZM[Fr. < ONANISME]


- MASTÜRBASYON/İSTİMNÂ[Ar.]/ATTIRMA[argo]/ONANİZM ile/ve KARŞILIKLI MASTÜRBASYON

( )


- MASTÜRBASYON ile/ve SEVGİLİ/EŞ ÜZERİNDE MASTÜRBASYON

( Eşeysellik, zihinde başlayan ve yaşanılan bir süreç olduğundan, sevişmek de eş üzerinde/n ve/ya da eşle birlikte yapılan bir mastürbasyon olarak değerlendirilebilmektedir. )


- MATBUAT HÜRRİYETİ | BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ile/||/<> GERME

( Basının herkese açık olması ve herkesin basın işleriyle uğraşabilmesi özgürlüğü. )

( FREEDOM OF THE PRESS, LIBERTY OF THE PRESS | STRETCHING~STRETCHING | DÉTIRÉ )

( LIBERTÉ DE PRESSE | EXTENSION~EXTENSION | DÉTIRÉ )

( LIBERTAS PRELI~... )

( STRECKUNG~STRECKUNG | DÉTIRÉ )

( LIBERTÀ DI STAMPA~STIRAMENTO )

( ΕΛΕΥΘΕΡΊΑ ΤΟΥ ΤΎΠΟΥ / ελευθερία του τύπου~ΤΈΝΤΩΜΑ / τέντωμα )


- MATBUAT HÜRRİYETİ ile/||/<> FREEDOM OF THE PRESS, LIBERTY OF THE PRESS[İng.] ile/||/<> LİBERTÉ DE PRESSE[Fr.] ile/||/<> BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

( Basının herkese açık olması ve herkesin basın işleriyle uğraşabilmesi özgürlüğü )

( FREEDOM OF THE PRESS, LIBERTY OF THE PRESS | STRETCHING )

( LIBERTÉ DE PRESSE | EXTENSION )

( STRECKUNG )

( LIBERTAS PRELI )

( LIBERTÀ DI STAMPA )

( ΕΛΕΥΘΕΡΊΑ ΤΟΥ ΤΎΠΟΥ / ελευθερία του τύπου )


- MATEMATİK/BİLİM EŞİKLERİ

( )

( "Dünyayı Değiştiren Kadın Matematikçiler"i görmek ve okumak için burayı tıklayınız... )


- MATEMATİK[İng. MATHEMATICS] ile/||/<> ASTRONOMİ[İng. ASTRONOMY] ile/||/<> BELİRSİZ İNTEGRAL[İng. INDEFINITE INTEGRAL] ile/||/<> CEBİR[İng. ALGEBRA] ile/||/<> DİSKALKULİ[İng. DYSCALCULIA]

( Sayılar, formüller, şekiller ve hesaplamalar gibi konuları içeren geniş kapsamlı formal bir disiplin. Yunanca máthēma "bilgi, çalışma, öğrenme" anlamlarına gelen kelimeden türetilmiştir. Matematik; doğa bilimleri, tıp ve mühendislik gibi alanlar için büyük bir öneme sahiptir. Geometri, cebir, mantık ve analiz gibi alt ana dalları bulunmaktadır. @@ Gök cisimleri ve fenomenlerini inceleyen bilim dalıdır. Gök cisimlerini, fenomenlerini ve gök cisimlerinin kökenlerini açıklamak için fizik, kimya ve matematik kullanır. Astronominin ilgi alanına gezegenler, doğal uydular, galaksiler, bulutsular, süpernova patlamaları, kuasarlar ve pulsarlar gibi konular girer. @@ Matematikte; doğru tanım aralığında bulunan bir f ( x ) f(x) fonksiyonu için: @@ Matematikte, sayılar, harfler ve semboller kullanarak aritmetik işlemleri ve denklemleri inceleyen ve bu işlemlerle ilgili kuralları ortaya koyan matematik dalı. Matematiksel ifadeleri simgelerle genel olarak ifade etme ve bu ifadeler üzerinde işlem yapma yöntemi. @@ Sayıların anlamını anlamadaki zayıflıklar ve problemleri çözmek için matematiksel ilkeleri uygulamadaki zorluk dahil olmak üzere, matematikle ilgili çok çeşitli zorluklara atıfta bulunan bir terimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- MATEMATİK/TIP TARİHİ ile/ve/||/<> TARİHTEKİ MATEMATİK/TIP


- MATERNAL[İng.] değil/yerine/= ANADAN | ANNEYE AİT


- MATERYAL/MATERIAL[İng.] değil/yerine/= GEREÇ | MADDE


- MATİTE/MATITY[İng.] değil/yerine/= TOK SES


- MATRİKS/MATRIX[İng.] değil/yerine/= GÖZELER ARASI DOLGU


- MATÛH[Ar. < ATEH] değil/yerine/= BUNAMIŞ/BUNAK


- MATUH[Ar. < MAʿTŪH] ile/||/<> BUNAK


- MAT'ÛM[Ar. çoğ. MAT'ÛMÂT] ile MAT'ÛN[Ar. < TA'N]

( Yenilecek yemek. İLE Ayıplanmış, ta'n olunmuş. | Vebâ'ya(taûn'a) yakalanmış. )


- MATÜR/MATURE[İng.] değil/yerine/= OLGUN


- MATÜRASYON/MATURATION[İng.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMA


- MATÜRITE/MATURITY[İng.] değil/yerine/= OLGUNLUK


- MAYA | FERMENT ile/||/<> FERMENT ile/||/<> ENZİM

( enzim enzim Maya anlamdaş ferment en içinde zyme maya fermentum enzim Canlı organizmalarda meydana gelen ve sudaki çözeltisi özel bir madde üzerine kendisi değişmeksizin etki yaparak onları sade molekül yapılı maddelere parçalayan azotu kapsar madde Daima az eki alırlar Örnek Lipaz amilaz zooloji kimya Biyokimyasal tepkimeleri başlatan hızlandıran ve tepkime sonunda başlangıç yapısını koruyarak tepkimeden ayrılan protein yapısındaki katalizör bileşikler Hayvansal veya bitkisel dokular tarafından sentezlenen besin maddelerinin sindirilmelerini sağlayan organizmada maddelerin parçalanma ve birleşmelerini düzenleyen bu işlemlerin yönünü ve hızını belirleyen fakat işlem sırasında değişmeyen organik protein tabiatında maddeler Katalizledikleri tepkimelerin tipine bağlı olarak oksidoredüktazlar transferazlar hidrolazlar liyazlar izomerazlar ve ligazlar olarak gruplandırılırlar )

( FERMENT )

( FERMENT )


- MAYA ile/ve/||/<> AŞI


- MAYDANOZ ile ÇADIRUŞAĞI

( ... İLE Özsuyu, tıpta kullanılan, maydanozgillerden bir bitki. )

( ... cum DOREMA AMMONIACUM )

Bu çalışmada,
[doğrudan ya da dolaylı]
her türlü katkısı/desteği olan, yakından tanıdığımız ve tanımadığımız tüm TIP mensuplarına
(Sayın/Sevgili Dr.) Ahmet Çorak'a, Metin Bobaroğlu'na, Kayıhan Şahinoğlu'na, Ömer Naci Ergin'e, Sevil Atasoy'a, Nilgün Bozbuğ'a
tüm emekleri ve desteği için
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ!!!