Sağlık, İlk Yardım ve Tıp'taki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 9.578 başlık/FaRk ile birlikte,
9.578 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(11/40)
- DİLATÖR/DİLATORY[İng.] değil/yerine/= GENİŞLETEN
- DİLİ-DAMAĞI (KURUMAK)
- DİLİNİ:
YUVARLAYABİLEN ile/ve YUVARLAYAMAYAN
- DİLUE/DİLUTED[İng.] değil/yerine/= SEYRELTİK
- DİLÜE ile DİLÜE ETMEK ile DİLÜENT ile DİLÜSYON
( Seyreltik, seyreltilmiş. İLE Seyreltmek, yoğunluğunu azaltmak. İLE Seyreltici. İLE Seyreltme. )
- DİLÜSYON/DİLUTION[İng.] değil/yerine/= SEYRELTME
- DİMAĞ | BEYİN ile/||/<> BEYİN KARINCIKLARI ile/||/<> BEYİNCİK
( (karşılık: serebrum): Omurgalı hayvanların sinir sisteminin kafatası içinde bulunan merkez bölgesi; omurgasız hayvanlarda yutağın ve sindirim borusunun üzerindeki sinir düğümleri. @@ (zooloji, biyoloji) @@ 1. Omurgalı hayvanların sinir sisteminin kafatası içinde bulunan merkez bölgesi. 2. Omurgasız hayvanlarda yutağın ve sindirim borusunun üzerindeki büyük sinir düğümü olan ganglion. Serebrum. @@ 1. Omurgalılarda kafatası içindeki merkezî sinir sisteminin bir bölümü. 2. Omurgasız hayvanlarda yutağın ve sindirim borusunun üzerindeki büyük sinir düğümü olan gangliyon, serebrum. @@ anat. Sinir sisteminin kafatası içerisinde kalan ve büyük beyin, beyincik ve beyin sapı olmak üzere üç kısma ayrılan merkezî bölgesi, ensefalon, hlk. dimağ. En dışında substansiya grizea adı verilen esmer renkli hücreleri içeren kısım dışta, substansiya alba adı verilen beyaz renkli kısım ise içte yer alır. @@ ~ Az beyin. -Tkm beyni 1. 'beyin'; 2. 'akıl, us'. -TatK mī. Tatarlar mıy biçimini de kullanırlar. -Nog mıy. -Kklp miy. -Kzk mıy, miy. -Özb miya. -Alt, Tel, Kumd, Şor mē. -Sag, Koy mī. -Kuğ pē. -Sag, Koy, Kaça, Şor, Küer mīs. -Yak mäyi, mäy. -Çuv mime. Eski Türkçeden başlayarak kullanılır. Orta Türkçede meŋi 'beyin' olarak geçer. Eski Kıpçakçada beyin yanında meyi biçimi de göze çarpar. Clauson (ED 348-349), eski ve yeni diyalektlerde geçen verileri göz önüne alarak *beŋ́i biçiminden geldiğini dile getirmiştir. bk. Doerfer: TLT192. Macarca fej, fő 'baş', Fince pää gibi biçimlerle birleştirilmesi tartışmaya açıktır. Türkçeden komşu dillere de geçmiştir (Doerfer: TMEN 1751; TLT 192). )
( BRAIN | ENCEPHALON, CEREBRUM | CEREBRAL VENTRICLES | LITTLE BRAIN~CEREBRAL VENTRICLES~LITTLE BRAIN | LITTLE BRAIN, CEREBELLUM | CEREBELLUM )
( CERVEAU | ENCÉPHALE | VENTRICULE CÉRÉBRAUX | CERVELET~VENTRICULE CÉRÉBRAUX | VENTRICULES CÉRÉBRAUX | VENTRICULE CÉRÉBREUX~CERVELET )
( CEREBRUM | CEREBRUM: BEYIN~...~CEREBRUM | CEREBRUM: BEYIN )
( GEHIRN | HIRN, GEHIRN | HIRNVENTRIKEL | KLEINHIRN~HIRNVENTRIKEL | HIRNKAMMER, HIRNVENTRIKEL~KLEINHIRN )
( CERVELLO~VENTRICOLI CEREBRALI~CERVELLETTO )
( ΕΓΚΈΦΑΛΟΣ / εγκέφαλος~ΕΓΚΕΦΑΛΙΚΈΣ ΚΟΙΛΊΕΣ / εγκεφαλικές κοιλίες~ΠΑΡΕΓΚΕΦΑΛΊΔΑ / παρεγκεφαλίδα )
( BEYIN[Az.]~BEYNI[Tkm.]~MĪ[Tatk.]~MIY[Nog.]~MIY[Kklp.]~MIY[Kzk.]~MIY[Kzk.]~MIYA[Özb.]~MĒ[Alt.]~MĒ[Tel.]~MĒ[Kumd.]~MĒ[Şor.]~MÄYI[Yak.]~MÄY[Yak.]~MIME[Çuv.] )
- DİMAĞ[Ar. < DİMĀĠ] ile/||/<> BEYİN
- DİMAĞ ile/||/<> BEYİN
( karşılık serebrum Omurgalı hayvanların sinir sisteminin kafatası içinde bulunan merkez bölgesi omurgasız hayvanlarda yutağın ve sindirim borusunun üzerindeki sinir düğümleri zooloji biyoloji 1 Omurgalı hayvanların sinir sisteminin kafatası içinde bulunan merkez bölgesi 2 Omurgasız hayvanlarda yutağın ve sindirim borusunun üzerindeki büyük sinir düğümü olan ganglion Serebrum 1 Omurgalılarda kafatası içindeki merkezî sinir sisteminin bir bölümü 2 Omurgasız hayvanlarda yutağın ve sindirim borusunun üzerindeki büyük sinir düğümü olan gangliyon serebrum anat Sinir sisteminin kafatası içerisinde kalan ve büyük beyin beyincik ve beyin sapı olmak üzere üç kısma ayrılan merkezî bölgesi ensefalon hlk dimağ En dışında substansiya grizea adı verilen esmer renkli hücreleri içeren kısım dışta substansiya alba adı verilen beyaz renkli kısım ise içte yer alır Az beyin beyni 1 beyin 2 akıl us mī Tatarlar mıy biçimini de kullanırlar mıy miy mıy miy miya Alt Tel mē Koy mī Kuğ pē Koy Kaça Küer mīs mäyi mäy mime Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede meŋi beyin olarak geçer Eski Kıpçakçada beyin yanında meyi biçimi de göze çarpar Clauson ED 348349 eski ve yeni diyalektlerde geçen verileri göz önüne alarak beŋ i biçiminden geldiğini dile getirmiştir Doerfer TLT192 Macarca fej fő baş Fince pää gibi biçimlerle birleştirilmesi tartışmaya açıktır Türkçeden komşu dillere de geçmiştir Doerfer TMEN 1751 TLT 192 )
( BRAIN | ENCEPHALON, CEREBRUM | CEREBRAL VENTRICLES | LITTLE BRAIN )
( CERVEAU | ENCÉPHALE | VENTRICULE CÉRÉBRAUX | CERVELET )
( GEHIRN | HIRN, GEHIRN | HIRNVENTRIKEL | KLEINHIRN )
( CEREBRUM | CEREBRUM: BEYIN )
( CERVELLO )
( ΕΓΚΈΦΑΛΟΣ / εγκέφαλος )
( BEYIN[Az.]~BEYNI[Tkm.]~MĪ[Tatk.]~MIY[Nog.]~MIY[Kklp.]~MIY[Kzk.]~MIY[Kzk.]~MIYA[Özb.]~MĒ[Alt.]~MĒ[Tel.]~MĒ[Kumd.]~MĒ[Şor.]~MÄYI[Yak.]~MÄY[Yak.]~MIME[Çuv.] )
- DİMAĞÇE | BEYİNCİK ile/||/<> BEYİNCİK
( karşılık serebellum Cerebrum beyin Beynin gerisinde ve omuriliğin ön kısmında bulunan bir çıkıntı olup insanda iki yan ve bir orta parçadan meydana gelmiştir biyoloji zooloji Beynin gerisinde ve omuriliğin ön kısmında bulunan birbirine bağlanmış iki küçük yarım küreden oluşan histolojik olarak korteks gri madde ve medulla beyaz madde olmak üzere iki kısımdan meydana gelen ince kıvrımlı ve beynin ikinci büyük kısmı Serebellum anat Kafatası boşluğunda beynin gerisinde bulunan daha küçük girintilere ve çıkıntılara sahip kesiti ağaca benzeyen vücudun denge ve bedensel davranışlarının eş güdümünü sağlayan dış kısmında boz madde ve iç kısmında ise ak maddenin bulunduğu organ serebellum )
( LITTLE BRAIN | LITTLE BRAIN, CEREBELLUM | CEREBELLUM )
( CERVELET )
( KLEINHIRN )
( CEREBRUM | CEREBRUM: BEYIN )
- DİNAMİK/DYNAMIC[İng.] değil/yerine/= DEVİNGEN
- DİNLEME ALETİ | STETOSKOP ile/||/<> STETOSKOP[Fr. < STÉTHOSCOPE]
( Vücudun içindeki kalp akciğer gibi sesleri dinlemek için kullanılan değişik biçimli alet Dinleme için kullanılan aletlerin tümüne verilen ad )
( STETHOSCOPE )
( STÉTHOSCOPE )
- DİNLENMEK/DİYLEM ile/ve/<> DİNGİNLEŞMEK
( Dinleyen dinlenir. [başkaları da dinleyeni dinler!] Dinleyen dinlenir. [yorulmaz, dinginleşir ve gelişir!] )
- DİPLEJİ ile HEMİPLEJİ ile KUADRİPLEJİ
( Bacakların, kollardan daha fazla etkilenmesidir. İLE Gövdenin aynı tarafındaki kol ve bacak etkilenmeleridir. [Kol tutulumu, genelde daha fazla olur.] İLE Tüm kol ve bacak etkilenmeleridir. )
- DİPLEJİ/DİPLEGIA[İng.] değil/yerine/= İKİ TARAFLI FELÇ
- DİPLEJİ değil/yerine/= ÜST YARI FELCİ
- DİPLO- ile DİPLOİD ile DİPLOPİ
( Çift, iki. İLE Çift takımlı. İLE Çift görme. )
- DİPLOPİ/DİPLOPIA[İng.] değil/yerine/= ÇİFT GÖRME
- DİREK/MAN / DİREKT OLARAK/DIRECT[İng.] ile/||/<>/> DOĞRUDAN/DOLAYSIZ/ARACISIZ
- DİREKSİYONEL/DİRECTIONAL[İng.] değil/yerine/= YÖNLENDİRİLMİŞ
- DİREKSİYONEL değil/yerine/= YÖNLENDİRİLMİŞ
- DİREKT AKIM(DC) ile DEBİ
( Doğru akım. İLE Akım oylumu. )
- DİREKTİF ile DİREKTÖR
( Buyruk, emir. İLE Yönetmen, yönetici. )
- D(İ)REN ile D(İ)RENAJ
( Akıtaç. İLE Akıtım. )
- DİRENÇ | REZİSTANS[Fr. < RÉSİSTANCE] ile/||/<> TOLERANS
( Patojen mikroorganizma veya suşunun, kemoterapötik ilacın kullanıldığı doz aralığında serumda meydana getirdiği konsantrasyon düzeyinde, ilaç tarafından etkilenmemesi durumu. @@ )
( RESISTANCE | TOLERANCE~TOLERANCE )
( RÉSISTANCE~TOLÉRANCE )
( ...~TOLERANTIA )
( RESISTENZ~TOLERANZ )
( RESISTENZA~TOLLERANZA )
( ΑΝΤΊΣΤΑΣΗ / αντίσταση~ΑΝΟΧΉ / ανοχή )
- DİRENÇ | REZİSTANS ile/||/<> REZİSTANS[Fr. < RÉSISTANCE]
( Patojen mikroorganizma veya suşunun kemoterapötik ilacın kullanıldığı doz aralığında serumda meydana getirdiği konsantrasyon düzeyinde ilaç tarafından etkilenmemesi durumu )
( RESISTANCE | TOLERANCE )
( RÉSISTANCE )
( RESISTENZ )
( RESISTENZA )
( ΑΝΤΊΣΤΑΣΗ / αντίσταση )
- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM:
BİTKİLER ve/+/||/<>/> HAYVANLAR ve/+/||/<>/> İNSAN
- DİRİMSEL/DOĞAL GEREKSİNİMLER ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İNSANÎ GEREKSİNİMLER
- DİRLİK ve/||/<>/> DÜZEN
- DİRSEK ÇIKARMAK ile/ve/||/<> SIRT ÇEVİRMEK
- DİRSEK ile DİZ
( Kolların eklem yeri. İLE Bacakların eklem yeri. )
( MİRFAK ile ... )
( ÂRÂN, ÂREC, ÂRENC, ÂRENG, ÂRET ile ... )
( ELBOW vs. KNEE )
- DIŞ BURUN DELİKLERİ ile/ve İÇ BURUN DELİKLERİ
( ... ile/ve KONKA/CHOANNE[Yun.]: Huniler. )
- DİŞ ÇIKARMAK -ile
( TEETHE )
- DIŞ DÖLLENME ile İÇ DÖLLENME
( Döllenmenin gövde dışında gerçekleşmesi. İLE Döllenmenin gövde içinde gerçekleşmesi. )
- DIŞ DÖLLENME ile/||/<> YAPAY DÖLLENME ile/||/<> SIRALI OLUŞ/EPİGENEZ
( Döllenme sürecinin, dişinin gövdesinin dışında gerçekleştiği döllenme biçimi.[Dişil ve eril bireyler, gametlerini suya bırakır ve spermler, yumurtaları gövde dışında döller.][Bu üreme biçimi, çoğu amfibi türünde ve mercanlarda görülebilir.] İLE/||/<> Eşeysel birleşme dışında, başka bir yolla, genellikle deneysel olarak spermlerin vajinaya iletilmesi. İLE/||/<> Organizmanın yumurta ve spermdeki ham nesnelerden tamamen yeni olarak geliştiğini ileri süren ve canlının gelişmesi üzerine ileri sürülen bir kuram. )
- DIŞ DUYULAR ile/ve/||/<>/+/ve İÇ DUYULAR
( Görme, İşitme, Koklama, Tatma, Dokunma. İLE/VE/<>/+ Hiss-i Müşterek, Hayal[Hissî Suretler], Vehim[Tikel Anlamlar], Hafıza, Kuvve-i Mutasarrıfa[Hayalhane'ye dayanırsa: Muhayyile; Vehim'e dayanırsa: Müdrike.] )
( BEŞ DUYU ile/ve/<>/+ BULUNÇ/VİCDAN[Ar. < VUCUD < CÛD: Taşma, bulunma, görünme.] )
( İÇ DUYULAR:
* ORTAK DUYU/HİSS-İ MÜŞTEREK
* HAYALHANE
(TEKİL BİÇİM)
* VÂHİME
(TEKİL/TİKEL ANLAMLAR)
* HÂFIZA
(TEKİL ANLAMLAR)
* KUVVE-İ MUTASARRIFA (İŞLEMCİ)
KUVVE-İ MUTASARRIFA + HAYALHÂNE = MUHAYYİLE
KUVVE-İ MUTASARRIFA + HÂFIZA = MÜVEHHİME
KUVVE-İ MUTASARRIFA + AKIL = MÜFEKKİRE
AKIL = MÜDRİKE )
- DİŞ İPİ ve/||/<>/> DİŞ FIRÇASI (/KULLANMAK)
- DIŞ KATMAN | DIŞ YAPRAK | EKTODERM ile/||/<> ENDODERM ile/||/<> MEZODERM | DIŞ-DERİ
( bk. dış-deri @@ bk. dış deri @@ Dış deri. @@ anat. Dış deri. @@ @@ )
( ECTODERM | ENDODERM | MESODERM~ENDODERM | ENDODERMA~MESODERM )
( ECTODERME~ENDODERME~MÉSODERME )
( EKTODERM~ENDODERM~MESODERM )
( ECTODERMA~ENDODERMA~MESODERMA )
( ΕΚΤΌΔΕΡΜΑ / εκτόδερμα~ΕΝΔΌΔΕΡΜΑ / ενδόδερμα~ΜΕΣΌΔΕΡΜΑ / μεσόδερμα )
- DIŞ KATMAN | KABUK | KORTEKS ile/||/<> KORTEKS ile/||/<> KORTEKS[Fr. < CORTEX]
( cortex kabuk Herhangi bir organ ya da dokunun çevresi zooloji 1 Bir organ ya da yapının dış tabakası Beyin korteksi böbrek korteksi gibi 2 Bitkilerde kök ve gövdeyi çevreleyen tabaka 3 Yumurtada zarın hemen altında sitoplâzmanın en dış tabakası 4 Bakteri spor örtüsü ve spor duvarı arasındaki kılıf 5 Liken tallusunda koruyucu mantar örtüsü anat Kabuk dış tabaka )
( CORTEX | CORTEX, RIND )
( CORTEX | CORTEX, ÉCORCE )
( CORTEX | KORTEX, RINDE )
( CORTEX | CORTEX: KABUK )
- DIŞ KATMAN | DIŞ YAPRAK | EKTODERM ile/||/<> EKTODERM ile/||/<> DIŞ-DERİ
( dışderi dış deri Dış deri anat Dış deri )
( ECTODERM | ENDODERM | MESODERM )
( ECTODERME )
( EKTODERM )
( ECTODERMA )
( ΕΚΤΌΔΕΡΜΑ / εκτόδερμα )
- DIŞ KULAK YOLU (YANGISI/İLTİHABI) ile/ve/||/<>/> ORTA KULAK YOLU (YANGISI/İLTİHABI)
( Genellikle hafif sorunlarda antibiyotik olmadan, sadece kulak damlaları, ağrı kesiciler ve kulak hijyenine dikkat edilerek iyileşebilir. İLE/VE/||/<>/> Özellikle virüs bulaşlarına bağlı olduğunda, antibiyotik gerektirmeyebilir ve gövde, enfeksiyonla kendiliğinden uğraşabilir. Ancak, bakteri kaynaklı ve ciddi sorunlarda antibiyotik sağaltımı gerekebilir. Sağaltılmadığında ciddi sorunlar gelişebilir.
[İki durumda da kulak yangısı belirtileri varsa hekim denetimi gereklidir. Hekim, antibiyotik gerekip gerekmediğini belirleyerek uygun sağaltım yöntemini önerir.]
[Bazen antibiyotik kullanmadan da iyileşebilir. Bu durum, yangının nedenine, şiddetine ve kişinin genel sağlık durumuna bağlıdır.] )
- DIŞ KULAK ile/ve/||/<> ORTA KULAK ile/ve/||/<> İÇ KULAK
( Kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşan bölüm. İLE/VE/||/<> Kulakzarı, çekiç, örs, üzengi kemiklerinin bulunduğu, dış kulakla iç kulak arasındaki bölüm. İLE/VE/||/<> İşitme sinirlerinin bulunduğu bölüm. )
- DİŞ/KÜRDAN OTU ile YABANİ HAVUÇ
( AMMI VAJUS/AMMI VISNAGA cum DAUCUS CAROTA )
- DİŞ ÖZÜ ile/||/<> DİŞ ÖZÜ
( anlamdaş dentin dens diş Dişde diş kemiği lle çevrili ve kan damarlariyle sinirlerin bulunduğu duygulu bölge zooloji Dişin dentin ile çevrili kan damarları ve sinirlerin bulunduğu gevşek bağ dokusundan oluşan en iç kısmı Pulpa )
( DENTALE PULP )
( PULPE DENTAIRE )
( ZAHNHÖHLE | ZAHNHÖHLE, ZAHNMARK )
- DİŞ PLÂĞI ile/||/<> DİŞ TAŞI
( Dişlere yapışan bakteriler, dekstran ve artıklardan oluşan tabaka. )
( DENTAL PLAQUE | TOOTH STONE, TARTAR, DENTAL CALCULUS~TOOTH STONE, TARTAR, DENTAL CALCULUS )
( PLAQUE DENTAIRE~TARTRE DENTAIRE )
( ZAHNPLATTE~ZAHNSTEIN )
( PLACCA DENTALE~TARTARO DENTALE )
( ΟΔΟΝΤΙΚΉ ΠΛΆΚΑ / οδοντική πλάκα~ΟΔΟΝΤΙΚΉ ΠΈΤΡΑ / οδοντική πέτρα )
- DİŞ PROTEZİNDE:
PORSELEN ile/değil/yerine/> ZİRKONYUM
( )
- DİŞ TELİ ile/değil/yerine/||/<>/> SAYDAM PLAK
(
ile/değil/yerine/||/<>/>
)
- DIŞ ile DİŞ
( OUTER/OUTSIDE vs. TOOTH )
- DİŞ ile/<> DİŞ PLAĞI
- DİŞ ile GÖZDİŞİ
( ... İLE Üst çenedeki köpekdişlerinden her biri. )
- DİŞ ile KEFEKİ
( ... İLE Diş diplerinde oluşan kireç tabakası. )
- DİŞ ile SÜTDİŞİ
- DİŞ = TOOTH[İng.] = DENT[Fr.] = ZAHN[Alm.] = DENTE[İt.] = DIENTE[İsp.]
- DİŞ ve/<> TÜM ÖRGENLER
- DİSABİLİTE/DISABILITY[İng.] değil/yerine/= ENGELLİLİK | YETİ YİTIMİ
- DİSDİYADOKİNEZİ/DYSDİADOCHOKINESIA[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK DEVİNIM BOZUKLUĞU
- DISEASE[İng.] ile/||/<> RAHATSIZLIK
( Hastalık )
( DISEASE )
( MALAISE )
( UNWOHLSEIN )
( MALESSERE )
( ΑΔΙΑΘΕΣΊΑ / αδιαθεσία )
- DISEASE[İng.] ile/||/<> SAYRILIK
( Hastalık )
( DISEASE )
- DİSEKAN değil/yerine/= DİLİNİK
- DİSEKİLİBRİUM/DYSEQUILIBRIUM[İng.] değil/yerine/= DENGESİZLEŞME
- DİSEKSİYON değil/yerine/= KES AYIR | DİLİNME
- DİSEMİNASYON/DISSEMINATION[İng.] değil/yerine/= YAYILMA
- DİSEMİNASYON değil/yerine/= SERPİLME | YAYILMA
- DİŞETİ ile/ve DAMAK
( ... ile/ve HANEK )
( ... ile/ve ÂHİYÂNE )
( GUM vs./and PALATE )
- DİŞETİ ile/ve/<> DİŞ YUVASI/ÇUKURU
( ... ile/ve/<> SİNH, SELEM )
- DİSFAJİ ile/||/<> DİSFONİ
( Yutma güçlüğü. İLE/||/<> Ses kısıklığı ya da ses bozukluğu. )
- DİSFAJİ ile/||/<> DİSFONİ
( Yutma güçlüğü. İLE/||/<> Ses kısıklığı ya da sesin bozulması. )
- DİSFAJİ ile/||/<> DİSPEPSİ
( Yutma güçlüğü. İLE/||/<> Sindirim güçlüğü, hazımsızlık. )
- DİSFAZİ ile DİSFONİ ile DİSFEMİ/REKÂKET[Ar.]
( Söz yitimi, konuşma bozukluğu. İLE Ses bozukluğu. İLE Tutukluk/kekemelik/pepemelik. )
- DİSFONKSİYON/DYSFUNCTION[İng.] değil/yerine/= İŞLEV BOZUKLUĞU
- DİSFONKSİYON ile/||/<> DİSKİNEZİ
( İşlev bozukluğu. İLE/VE/|| Devinim bozukluğu. )
- DİSGRAFİ/DYSGRAPHIA[İng.] değil/yerine/= YAZI-ÇİZİ BOZUKLUĞU
- DİSGUZİ/DYSGEUSIA[İng.] değil/yerine/= TAT ALMA BOZUKLUĞU
- DİŞİ (OLSUN) ile DİŞİ (OLSUN)
( Ağzında dişinin olmasını istemek. İLE Eril olmasın. )
- DIŞKI[İng. FECES] ile/||/<> KLOAK[İng. CLOACA] ile/||/<> KOPROLİT[İng. COPROLITE]
( Genellikle anüs yoluyla vücuttan atılan sindirim artıklarıdır. Doğada çok önemli görevleri vardır. Dışkının oluşmasında besinler ağızdan alınarak vücutta işlenir. Besin içindeki gerekli kimyasallar kullanılır diğerleri ise atılır. Genelde iki biçimde atılabilir @@ Bazı canlı gruplarında bulunan, son bağırsağın dışarıya açıldığı dışkının ve idrarın atıldığı, eşeysel üremenin sağlandığı 3 kısımdan oluşan bir vücut açıklığıdır. Kuşların büyük bir çoğunluğunda penis bulunmaz ya da körelmiştir. Penis bulunmayan kuşlarda üreme kloak ile sağlanır. Kuşların (Aves), sürüngenlerin (Reptilia) ve amfibilerin (Amphibia) ezici çoğunluğunda kloak bulunur. @@ Koprolit, fosilleşmiş dışkıları tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Genellikle paleontologlar ve paleoekologlar tarafından incelenir. Koprolitler; bir hayvanın dışkısı, çamur ya da kum gibi tortularda korunduğunda ve daha sonra fosilleşme süreci boyunca zamanla sertleştiğinde oluşur. Eski hayvanların diyetleri, davranışları ve yaşadıkları çevre hakkında değerli bilgiler sağlayabildikleri bilinmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIŞKI ile/ve/||/<>/> DIŞKI FOSİLİ(KOPROLİT)
- DIŞKI ile/ve/değil/||/<> FIŞKI
( Sindirim sonunda dışarı atılan besin artığı. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Taze, hayvan dışkısı/gübre. )
- DIŞKI(FEÇEZ/FEÇES/GAİTA/KAZÛRÂT/ÇÖMÜK/SIÇMIK/BOK/ÇIKTI) ile GÜBRE[Yun.]/KEMRE
( )
( AHBESEYN: En yaramaz(murdar) şeylerden ikisi. [dışkı ve sidik] )
( FAECES/FECES/EXCREMENT vs. DUNG/MANURE )
- DİSKİNEZİ/DYSKINESIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIM BOZUKLUĞU
- DİSKONEKSİYON/DISCONNECTION[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTI KESİLMESİ
- DİSKORDANS/DISCORDANCE[İng.] değil/yerine/= UYUMSUZLUK
- DİSKORDAN/S değil/yerine/= BENZEŞMEZ/LİK | UYUMSUZ/LUK
- DİSKRET ile/||/<> DİSKRİMİNAN ile/||/<> DİSOSİYASYON
( Ayrı, farklı. İLE/VE/|| Ayırt edici. İLE/VE/|| Ayrışma. | Uyumsuzluk. )
- DİSKRİMINAN/DISCRIMINANT[İng.] değil/yerine/= AYIRT EDICİ
- DİSLEKSİ/DYSLEXIA[İng.] değil/yerine/= OKUMA BOZUKLUĞU
- DİSLEKSİ ile/||/<> DİSGRAFİ
( Okuma güçlüğü ile ilişkili bir öğrenme bozukluğu. İLE/||/<> Yazma güçlüğü ile ilişkili bir öğrenme bozukluğu. )
- DİSLEKSİ ile DİSGRAFİ ile DİSKALKULİ ile PARAFAZİ[Fr. < Yun.]
( Okuma becerilerindeki güçlükler. İLE Yazma becerilerindeki güçlükler. İLE Matematik becerilerindeki güçlükler. İLE Sözcük karışıklığı. )
( "10 Maddeyle Disleksi" [okumak için burayı tıklayınız...] )
- DİŞ/LER ile/ve ALT ÇENE DİŞLERİ ile/ve AZI/AKIL DİŞLERİ
( Her bir diş en az bir köke sahiptir. İLE/VE Alt çene dişlerinin iki kökü bulunur. İLE/VE Azı dişlerinin üç kökü vardır. )
( ESREM: Dişi kırık, dişleri dökük kişi. )
( ESNÂN[< SİNN] ile/ve ... )
- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞ MİNESİ
( ... İLE/VE/<> Gövdemizdeki en sert olan. )
( TEETH vs./and/<> ENAMEL )
- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞETİ
( Dişler, tüm örgenlerin aynasıdır. )
( CEZR-ÜS-SİNN: Diş kökleri. İNFİCÂR-I SİNN: Ağızda ilk dişlerin çıkışı. LEBB-ÜS-SİNN: Dişin hassas olan kısmı. TÂC-ÜS-SİNN: Dişin etten dışarı çıkmış bölümü. UNK-ÜS-SİNN: Dişin kökü ile etten dışarı çıkan bölümü arasındaki yer. SİNN-İ NÂBÎ: Köpek dişi. SİNN-İ TUFÛLİYYET: Süt dişlerinin düşmesiyle onların yerine sabit dişlerin çıkmaya başladığı zaman. )
( DENDÂN-I SAÂDET: Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Uhud gazasında kırılan dişi. )
( [Divan edebiyatında] Dişler, inciye benzetilir. )
( SİNN ile/ve/<> LİSE )
( GÂZ, DENDÂN[ağızda bulunan] ile/ve/<> ... )
( TEETH vs./and/<> GUM )
- DİŞLERİ:
YEMEKTEN HEMEN SONRA/YER-YEMEZ FIRÇALAMAK yerine 10-15 DAKİKA SONRA FIRÇALAMAK
- DİSLİPİDEMİ ile/||/<> HİPERLİPİDEMİ
( Kan lipid seviyelerinin olağandışı olması. İLE/||/<> Kan lipid seviyelerinin yüksek olması. )
- DİSLOKASYON/DISLOCATION[İng.] değil/yerine/= ÇIKIK
- DISMETRİ/DYSMETRIA[İng.] değil/yerine/= UZAKLIK KESTİRİMSİZLİĞİ
- DISMORFİK/DISMORPHİC[İng.] değil/yerine/= BOZUK BİÇİMLİ
- DISORDER[İng.] değil/yerine/= BOZUKLUK
- DİSOSİYASYON/DISSOCIATION[İng.] değil/yerine/= AYRIŞMA | RUHSAL ÇÖZÜLME
- diso.[Lat. < DISPENSA] değil/yerine/= DAĞITINIZ
- DİSPANSER[Fr. < DISPENSAIR] değil/yerine/= SAĞLIK OCAĞI
- DİSPANSER[Fr. < DISPENSAIRE] ile/||/<> SAĞLIK OCAĞI
- DİSPERSİYON değil/yerine/= DAĞILIM
- DİSPLAZİ ile/||/<> DİSPLASTİK ile/||/<> DİSTROFİ
( Yoz gelişim. İLE/VE/|| Gelişimi bozuk. İLE/VE/|| Yoz gelişme. )
- DISPOSABLE[İng.] değil/yerine/= TEK KULLANIMLIK / KULLAN AT
- DİSPOSİBLE değil/yerine/= KULLAN AT
- DİSPRAKSİ/DYSPRAXIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSEL BECERİ BOZUKLUĞU
- DİSPROPORSİYON/DISPROPORTION[İng.] değil/yerine/= ORANTISIZLIK
- DİSPROPORSİYON değil/yerine/= ORANTISIZLIK
- DİSPROSODİ/DYSPROSODIA[İng.] değil/yerine/= SÖZ EZGISİ BOZUKLUĞU
- DİSRAFİ/DISRAPHY[İng.] değil/yerine/= BİTİŞİM BOZUKLUĞU
- DİSRITMİ/DYSRHYTHMIA[İng.] değil/yerine/= DİZEM BOZUKLUĞU
- DİSRİTMİ değil/yerine/= DİZEM BOZUKLUĞU
- DİSSEMİNE İNTRAVASKÜLER KOAGÜLASYON değil/yerine/= YAYGIN DAMARİÇİ PIHTILAŞMA
- DISSOCIATIVE IDENTITY DISORDER[İng.] değil/yerine/= DİSSOSİYATİF KİMLİK BOZUKLUĞU
( Eskiden Çoklu Kişilik Bozukluğu olarak da bilinen kişinin farklı kimliklere sahip olmasına neden olan zihinsel bozukluk. Nadir bir hastalık olmasıyla beraber genellikle çocukluk travmaları nedeniyle ortaya çıkar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DISTAL[İng.] değil/yerine/= BAŞLANGICA UZAK
- DİSTAL değil/yerine/= BAŞLANGICA UZAK
- DİSTAL ile/||/<> DİSTALİZE ETMEK ile/||/<> DİSTANSİYON ile/||/<> DİSTENSİYON
( Uc. İLE/||/<> Uca kaydırmak. İLE/||/<> Gerginlik. İLE/||/<> Genişleme. )
- DİSTANSİYON değil/yerine/= GERGİNLİK, ŞİŞKİNLİK
- DİSTİLASYON/DISTILLATION[İng.] değil/yerine/= DAMITMA
- DİSTİLE/DISTILLED[İng.] değil/yerine/= DAMITIK
- DİSTONİ değil/yerine/= GERİM BOZUKLUĞU
- DİSTORSİYON değil/yerine/= BURKULMA | ÇARPITMA | SAPMA
- DİSTRES/DISTRESS[İng.] değil/yerine/= SIKINTI | ZORLANMA
- DİSTRES değil/yerine/= SIKINTI
- DİSTRİBÜSYON/DISTRIBUTION[İng.] değil/yerine/= DAĞILIM
- DİSTROFİ/DYSTROPHY[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞIM, YOZLAŞMA
- DİSTROFİ ile/||/<> ATROFİ
( Kasların zayıflaması ve dejenerasyonu. İLE/||/<> göze sayısının azalması ya da gözelerin küçülmesiyle doku küçülmesi . )
- DİÜREZ ile/||/<> DİÜRETİK
( Sidik sökümü. İLE/VE/|| Sidik söker. )
- DİURNAL[İng.] değil/yerine/= GÜN BOYU
- div.[Lat. < DIVIDE] değil/yerine/= BÖL, BÖLÜNÜZ
- DİVALAN/DİVALENT[İng.] değil/yerine/= İKİ DEĞERLİKLİ
- DİVERJANS/DIVERGENCE[İng.] değil/yerine/= IRAKSAMA, | AYRIKLAŞMA
- DİVERTİKÜL değil/yerine/= CEPÇİK
- DİVERTİKÜL ile EKZOSİTOZ
( Kör uzantı, kör çıkıntı, çıkmaz. İLE Göze dışına çıkma, çıkıntı [kemikte]. )
- DİYABET[Fr. < DIABÈTE] ile/||/<> ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET BİLİMİ, DİYABET UZMANI)
- DİYABET[Fr. < DIABÈTE] değil/yerine/= ŞEKER SAYRILIĞI
- DİYABET/DİABETES MELLITUS[DM][İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI
- DİYABET TİP 1 ile/||/<> DİYABET TİP 2
( Pankreasın insülin üretmemesi ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. İLE/||/<> Gövdenin insüline direnç göstermesi ya da yetersiz insülin üretimi ile ilişkili bir metabolik bozukluk. )
- DİYABET ile/ve/||/<> ALZHEIMER
( Washington Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışma, kan şekerindeki yükselmenin, Alzheimer hastalarında rastlanılan amyloid beta kaynaklı plak oluşumunu da tetiklediğini ortaya çıkardı. Böylece, diyabet ile Alzheimer arasında doğrudan bir bağ olduğu kesinleşti.
Ayrıntıları için burayı tıklayınız... )
- DİYABET ile/||/<> DİYABETİK
( Şeker hastalığı. İLE/||/<> Şeker hastalığıyla ilgili. )
- Dİ(Y)ABET ile Dİ(Y)ABETİK
( Şeker sayrılığı. İLE Şeker sayrılığı [ile ilgili], şeker sayrısı. )
- DİYABET ile/||/<> PREDİYABET
( Kan şekeri seviyelerinin sürekli yüksek olması ile ilişkili bir metabolik sayrılık. İLE/||/<> Kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek ancak diyabet tanısı koyulacak kadar yüksek olmaması. )
- DİYABETİK AYAK ile/||/<> DİYABETİK RETİNOPATİ
( Diyabetin neden olduğu ayak yaraları ve bulaşlar. İLE/||/<> Diyabetin neden olduğu retina hasarı. )
- DİYABETİK AYAK ile/||/<> PERİFERİK ARTER SAYRILIĞI
( Diyabetin neden olduğu sinir hasarı ve dolaşım bozukluğu ile ayakta yaralar. İLE/||/<> Bacaklardaki arterlerin daralması ile kan akışının azalması ve ağrı. )
- DİYABETİK/DİABETIC[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTASI | ŞEKER HASTALIĞI (İLİŞKİLİ)
- DİYABETİK KETOASİDOZ ile/||/<> HİPEROSMOLAR HİPERGLİSEMİK DURUM
( Diyabetin denetimsiz kalması sonucu kanda keton birikimi. İLE/||/<> Yüksek kan şekeri seviyeleri ile ilişkili, ancak keton birikimi olmayan bir durum. )
- DİYABETİK KETOASİDOZ ile/||/<> HİPOGLİSEMİ
( Kanda keton nesneciklerinin birikmesi ve yüksek kan şekeri. İLE/||/<> Düşük kan şekeri seviyeleri. )
- DİYABETİK NEFROPATİ ile/||/<> DİYABETİK NÖROPATİ
( Diyabetin neden olduğu böbrek hasarı. İLE/||/<> Diyabetin neden olduğu sinir hasarı. )
- DİYABETİK NÖROPATİ ile/||/<> PERİFERİK NÖROPATİ
( Diyabetin neden olduğu sinir hasarı. İLE/||/<> Çeşitli nedenlerle periferik sinirlerin hasar görmesi. )
- DİYABETİK RETİNOPATİ ile/||/<> MAKULA DEJENERASYONU ile/||/<> MAKÜLER DEJENERASYON ile/||/<> GLOKOM
( Diyabetin neden olduğu retina hasarı. İLE/||/<> Retinanın merkezi bölümünün bozulması ile görme kaybı. İLE/||/<> Yaşa bağlı olarak makula bölgesinde oluşan dejenerasyon. İLE/||/<> Göz içi basıncının artması ile optik sinir hasarına yol açan bir durum. )
- DİYABETOJENİK/DİABETOGENIC[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI YAPAN
- DİYABETOLOG[Fr. < DIABÈTOLOGUE] değil/yerine/= DİYABET UZMANI
- DİYABETOLOG[Fr. < DIABÉTOLOGUE] ile/||/<> DİYABET UZMANI
- DİYABETOLOJİ[Fr. < DIABÈTOLOGIE] değil/yerine/= DİYABET BİLİMİ
- DİYABETOLOJİ[Fr. < DIABÉTOLOGIE] ile/||/<> DİYABET BİLİMİ
- DİYABETTE:
TİP 1 ile/ve/||/<>/> TİP 2 ile/ve/||/<>/> GEBELİK ile/ve/||/<>/> MODY ile/ve/||/<>/> LADA
( Genellikle çocuklarda ve ergenlerde, nadiren yetişkinlerde görülür. İLE Genellikle yetişkinlerde görülür. İLE 25 yaşın altında görülen, genetik geçişli, insülin gerektirmeyen bir şeker hastalığıdır. İLE Gebelik sürecinde ortaya çıkıp doğumdan sonra kaybolan bir tür diyabettir. İLE Oluşum mekanizması tıpkı Tip 1 gibi olan ama erişkinlerde görülen bir şeker hastalığıdır. )
( Bağışıklık sisteminin yanlışlıkla pankreasa saldırması sonucunda, insülin üretiminin durmasına bağlı bir hastalıktır.[Tüm diyabet hastalarının yaklaşık % 5 kadarı bu tiptir.] Genellikle birdenbire başlar, hastalar hızla kötüleşebilir. Tanı konulur konmaz, insüline başla(t)mak zorunludur. Genetik yatkınlığı olan kişilerde kabakulak, kızamıkçık ve sitomegalovirüs gibi virüs enfeksiyonlarının pankreasta bağışıklık sistemini uyardığı, bu sistemin de yanlışlıkla insülin üreten hücrelere saldırdığı düşünülmektedir.[Kistik fibrozis, hemakromatozis gibi bazı hastalıklar da nedenler arasında gösterilmektedir.] İLE Tüm diyabet hastalarının % 90-95'i bu tiptir. Hatalı beslenme ve hareketsizlik gibi yaşam tarzı hataları ile ilgilidir. Tip 1 diyabetin tam tersine, Tip 2 diyabette pankreas insülin üretir, hatta gereğinden fazla da üretir fakat insülin direnci nedeniyle yeterince kullanılamaz. Ailesinde şeker hastalığı olanlar, şişmanlar, hareketsiz kişiler, hatalı beslenenler ve sigara içenler için bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir. Tedavisinde, yaşam tarzı değişikliği başta gelir. Yeterli sonuç alınamıyorsa ilâç tedavisine başlanır. Yine de sonuç anlamazsa insüline başlanması gerekebilir. İLE Gebelik sürecinde ortaya çıkıp doğumdan sonra kaybolan bir tür diyabettir. Bazen yıllar sonra bu kişilerde Tip 2 diyabet ortaya çıkabilir. İLE genetik geçişli, insülin gerektirmeyen bir şeker hastalığıdır. İLE Oluşum mekanizması tıpkı Tip 1 gibi olan ama erişkinlerde görülen bir şeker hastalığıdır. )
( Hem tip 1 diyabet, hem Tip 2 diyabet damarlarda yavaş yavaş ilerleyen hasara yol açtığından, kalp damar hastalıkları riskini artırır. Bu nedenle, diyabet hastalarında, kalp krizi, felç, görme ile ilgili sorunlar ve böbrek yetmezliği riski, şeker hastası olmayanlara göre daha yüksektir. Tip 1 şeker hastalarında, koma; tip 2 şeker hastalarında ise bacak gangreni riski vardır. Tip 2 şeker hastalarında, özellikle yeterli tedavi olmayan yaşlı şeker hastalarında, araya şiddetli bir enfeksiyon, kalp krizi, felç ve yanık gibi acil bir olay girdiğinde koma görülebilir. )
( Şeker, kalorisi yüksek olduğundan değil bağırsak mikrobiyotasına verdiği zarar, neden olduğu oksidatif stres ve kronik enflamasyon nedeniyle zararlıdır. )
- DİYADOKINEZİ/DİADOCHOKINESIS[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK DEVİNIM
- Dİ(Y)AFORETİK ile Dİ(Y)AFOREZ
( Terletici, terleme [ile ilgili]. İLE Terleme. )
- DİYAFOREZ değil/yerine/= TERLEME
- DİYAFRAM/DİYAFRAGMA değil/yerine/= BÖLEÇ
( Göğüs boşluğu ve karın boşluğunu birbirinden ayırır. )
- DİYAFRAM ile KULAK ZARI, TABL, TİMPANİK ZAR KULAKDAVULU
( Göğüs ve karın boşluğunu ayıran zar. İLE Kulakta sesi yankılayan zar. )
( ... ile TABL, GIŞÂ-İ TABLÎ )
( ÂB-GÂH: Karnın, kaburga kemikleri kıkırdağı ve kısa kaburgalar altında olan bölümü, boş böğür. İLE ... )
( DIAPHRAGM vs. EAR DRUM )
- DİYAFRAM ile/ve/||/<> PLEVRA
( Göğüs ve karın boşluğunu ayıran zar. İLE/VE/||/<> Göğüs zarı. )
( DIAPHRAGM vs./and PLEVRA )
- DİYAFRAM ile/ve/||/<> VAGUS STİMİLASYONU
- DİYAGNOSTİK/DİAGNOSTIC[İng.] değil/yerine/= TANISAL
- Dİ(Y)AGNOSTİK ile Dİ(Y)AGNOZ
( Tanısal, tanı koydurucu. İLE Tanı. )
- DİYAGNOZ/DİAGNOSIS[İng.] değil/yerine/= TANI
- DİYALİZ/DIALYSIS[İng.] değil/yerine/= ARITIM, SÜZDÜRÜM
- Dİ(Y)ALİZ ile Dİ(Y)ALİZAT ile Dİ(Y)ALİZÖR
( Süzme, süzülme. İLE Süzüntü. İLE Süzücü. )
- Dİ(Y)APAZON ile Dİ(Y)APEDEZ
( Ses çatalı. İLE Sızma, yuvargöçü. )
- Dİ(Y)APER ile Dİ(Y)APER RASH
( Arabezi. İLE Pişik. )
- DİYAPOZİTİF | SLAYT ile/||/<> SLAYT ile/||/<> SLAYT[İng. < SLIDE]
( Yarı ya da tam karartılmış bir odada bir gösterici ile beyaz perdeye ya da duvara yansıtılarak öğretim etkinliklerinde kullanılan saydam resim )
( SLIDE )
( DIAPOSITIVE )
- DİYASTAZ/DİASTASIS[İng.] değil/yerine/= YAVAŞ DOLUŞ | AYRILIM
- DİYASTAZ değil/yerine/= YAVAŞ DOLUŞ | AYRILIM
- DİYASTOL/DİASTOLE[İng.] değil/yerine/= YÜREK KASI GEVŞEMESİ
- DİYASTOLİK[İng.] değil/yerine/= KAN BASINCI
- DİYATERMİ/DİATHERMY[İng.] değil/yerine/= ISI UYGULAMASI
- DİYATERMİ değil/yerine/= ISI UYGULAMASI
- DİYATEZ/DIATHESIS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL YATKINLIK
- DİYATEZ değil/yerine/= YATKINLIK
- DİYET | REJİM ile/||/<> REJİM[Fr. < RÉGIME]
( RÉGIME )
- Dİ(Y)ET ile Dİ(Y)ETETİK ile Dİ(Y)ETİSYEN
( Besidüzeni, beslenme. İLE Besinbilim, besinbilim [ile ilgili]. İLE Beslenme uzmanı. )
- DİYET ile/ve/değil REJİM[Fr.]/PERHİZ[Fars.]
( ... İLE/VE/DEĞİL Yönetme, düzenleme biçimi, düzen. | Perhiz. | Bir devletin yönetim biçimi. | Akarsu debisinin, yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü. )
( [not] DIET vs./and/but REGIMEN )
- DİYETİSYEN[Fr. < DIÉTÉTICIEN] değil/yerine/= DİYET UZMANI
- DİYETİSYEN[Fr. < DIÉTÉTICIEN] ile/||/<> DİYET UZMANI
- DİZ OSTEOARTRİTİ ile/||/<> KALÇA OSTEOARTRİTİ
( Diz ekleminde kıkırdak aşınması ile ağrı ve sertlik. İLE/||/<> Kalça ekleminde kıkırdak aşınması ile ağrı ve devim sınırlılığı. )
- DİZ ile/ve/||/<> DİN
( Ben düşersem yaralanır/acır. İLE/VE/||/<> [O] Düşerse yokluk. )
- DİZ ile/ve DİZ KAPAĞI
( AĞIRŞAĞI: Dizkapağı kemiği. )
( RÜKBE[çoğ. RÜKEB, RÜKEBÂT] ile/ve RÜKBE )
( ZÂNÛ ile/ve ... )
( KNEE vs./and PATELLA )
- DİZANTERİ ile/||/<> AMEBİYAZİS
( Kanlı sürgün ve karın ağrısı ile ilişkili bir bağırsak bulaşı. İLE/||/<> Entamoeba histolytica parazitinin neden olduğu, genellikle sürgün ve karın ağrısı ile ilişkili bir bulaş. )
- DİZANTERİ ile/||/<> KOLERA
( Kanlı sürgün ve karın ağrısı ile ilişkili bir bağırsak bulaşı. İLE/||/<> Vibrio cholerae bakterisinin neden olduğu, şiddetli sürgün ve dehidrasyon ile ilişkili bir bakteriyel bulaş. )
- DİZARTRİ/DYSARTHRIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSEL KONUS¸MA BOZUKLUGˆU
- DİZARTRİ değil/yerine/= SÖYLEYİŞ BOZUKLUĞU
- DİZAYN/DESİGN[İng.] değil/yerine/= TASARIM
- DİZEM DÜZENSİZLİĞİ | ARİTMİ[Fr. < ARYTHMİE] ile/||/<> EKSTRASİSTOL ile/||/<> TAŞİKARDİ
( Normal kalp atımlarında biçimlenen her türlü sapma. Kalp atımlarının hızında, düzeninde veya köken aldığı bölgede normal olmayan bir değişim mevcuttur. @@ )
( ARRHYTMIA | EXTRASYSTOLE | TACHYCARDIA~EXTRASYSTOLE~TACHYCARDIA )
( ARYTHMIE~EXTRASYSTOLE~TACHYCARDIE )
( ...~...~TACHYCARDIA )
( ARRHYTHMIE~EXTRASYSTOLE~TACHYKARDIE )
( ARITMIA~EXTRASISTOLE~TACHICARDIA )
( ΑΡΡΥΘΜΊΑ / αρρυθμία~ΈΚΤΑΚΤΗ ΣΥΣΤΟΛΉ / έκτακτη συστολή~ΤΑΧΥΚΑΡΔΊΑ / ταχυκαρδία )
- DİZEM DÜZENSİZLİĞİ | ARİTMİ ile/||/<> ARİTMİ[Fr. < ARYTHMIE]
( Normal kalp atımlarında biçimlenen her türlü sapma Kalp atımlarının hızında düzeninde veya köken aldığı bölgede normal olmayan bir değişim mevcuttur )
( ARRHYTMIA | EXTRASYSTOLE | TACHYCARDIA )
( ARYTHMIE )
( ARRHYTHMIE )
( ARITMIA )
( ΑΡΡΥΘΜΊΑ / αρρυθμία )
- DİZİ | SEKANS ile/||/<> SEKANS[Fr. < SÉQUENCE]
( SÉQUENCE )
- DİZİ-NİN ile DİZİ-NİN ile DİZİN-İN
( Bacakların ortasındaki onun dizi. İLE Bölümleriyle izlenilenin. İLE Sıralamanın. )
- DİZÜRİ değil/yerine/= AĞRILI İŞEME | İŞEME GÜÇLÜĞÜ
- DİZÜRİ ile/||/<> POLİÜRİ
( Ağrılı ya da zor işeme. İLE/||/<> Aşırı oranda sidik üretimi. )
- DL/DEEP LEARNING[İng.] değil/yerine/= DERİN ÖĞRENME
- DLT/DISTRİBUTED LEDGER TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK DEFTER TEKNOLOJİSİ
- DMS/DATABASE MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= VERİTABANI YÖNETİM SİSTEMİ
- DNA:
ADENİN ve/||/<> TİMİN ve/||/<> GUANİN ve/||/<> SİTOZİN ve/||/<> FOSFAT ve/||/<> DİOKSİRİBOZ ŞEKER
( Adenin, Timin ile birleşir. VE/||/<> Sitozin, Guanin ile birleşir. )
- DNA MISMATCH REPAIR[İng.] değil/yerine/= DNA YANLIŞ EŞLEŞME ONARIMI
- DNA POLİMERAZ[İng. DNA POLIMERASE] ile/||/<> GENETİK DÜZELTME[İng. GENETIC REPAIR] ile/||/<> HELİKAZ[İng. HELICASE] ile/||/<> KLENOW PARÇASI[İng. KLENOW FRAGMENT] ile/||/<> PRİMAZ[İng. PRIMASE]
( Genel olarak tek zincirli DNA'nın tamamlayıcı zincirini yapmakta kullanılan bir grup enzim. Ökaryotik DNA polimerazlar kromozom replikasyonu, tamiri, krosover ve mitokondriyal replikasyona katılır. Replikasyonu başlatmak için DNA polimerazlar bir primer RNA molekülüne ihtiyaç duyarlar. Çoğalmayı başlatmak için, DNA polimerazları bir primer RNA molekülü gerektirir. DNA'yı uzatmak için, deoksiribonükleotid trifosfatları (dNTP) substratlar olarak kullanırlar ve pirofosfatları serbest bırakırlar. dNMP'ler, büyüyen sarmalın 3 'OH ucuna eklenir (böylece, DNA replikasyonu 5' ucundan 3' ucuna doğru ilerler). @@ DNA sentezinde DNA polimerazın uyumsuz bazları tanıma becerisidir. DNA polimeraz hataları ekzonükleaz enzimiyle düzeltir. @@ DNA polimeraz replikasyon çatalındaki görevine başlamadan önce DNA sarmalının açılmasında görevli enzim. @@ E. coli bakterisinden izole edilen DNA polimeraz enziminin proteaz subtilisin enzimiyle kesildiği zaman oluşan büyük parçanın adı. @@ DNA Replikasyonu
DNA Replikasyonu
Bioninja
DNA replikasyonu sırasında RNA primerini üreten RNA'ya bağlı DNA polimeraz enzimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DNA:
TÜM CANLILAR ile AHTAPOTLAR
( Oldukça gelişmiş beyinleri ve mükemmel seviyede problem çözme becerileriyle omurgasız hayvanların en karizmatik üyeleri olan ahtapotların gen dizilimlerinin öteki tüm canlılardan farklı olduğu ortaya çıktı.
33 bin protein kodlayan gen ile daha önce hiç karşılaşılmamış bir yapıda genoma sahip olduğu ortaya çıkan ahtapotlarla ilgili Chicago Üniversitesi’nden Dr. Clifton Ragsdale şunları söyledi:
"Bu zamana kadar yapılan araştırmalar, 8 kola sahip olan bu canlıların dünya üzerinde yaşayan tüm hayvanlardan farklı bir yapıda olduklarını ortaya çıkardı. Ahtapotlar, müthiş büyüklükte bir beyne ve sıradışı problem çözme yeteneğine sahipler."
Araştırmacılara göre ahtapotun genomu, zıplayan gen adına sahip olan transpozon dizilerine sahip. Kendini genom içinde tekrar düzenleyebilen transpozonun ahtapotlar üzerinde ne gibi bir etki yarattığı henüz net olarak bilinmese de sinir dokularında yüksek seviyede bulunduğunu tespit edilmiş.
Yine Chicago Üniversitesi’nden Caroline Albertin:
"Birkaç değer farkı dışında ahtapotun genomunun yeniden düzenlenmiş bir omurgasızın genomunu andırdığı görülüyor. Bunu, genomu blender’a koyup karıştırmak gibi düşünebilirsiniz. Bu da genlerin farklı bir ortamda yer almalarına sebep oluyor ki bu hiç karşılaşmayı beklediğimiz bir şey değildi" dedi. )
- DNA YAPISI ile/ve/||/<>/> DNA KARARLILIĞI
- DNN/DEEP NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= DERİN SİNİR AĞI
- DOCTEUR/DOCTORAT[Fr. < DOCTEUR] değil/yerine/= DOCTOR'S DEGREE, DOCTORATE[İng.] değil/yerine/= DOKTOR
( Bir fakülteyi ya da yüksek okulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yüksek öğrenim aşamasına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir yapıtla gösterenlere verilen san. @@ )
- DOĞA ile/ve/||/<> YAKIN DOĞA
( Varolan. İLE/VE/||/<> Gövdemiz. )
- BAĞIŞIKLIK FARKLARINDA:
DOĞAL ile/ve/||/<> EDİNSEL
(
| Nitelik | Doğal Bağışıklık | Edinsel Bağışıklık |
|---|---|---|
| Özgüllük | Mikroplar tarafından paylaşılan yapılar (Patojen ilişkili moleküler motifler) | Antijenlerin yapısal detayları ve nonmikrobiyal yapılar |
| Reseptör açısından farklılık | Sınırlı | Yüksek |
| Reseptör dağılımı | Milyonlarca varyant (Ig ve THR) | |
| Reseptör kodlayan genler | Germline içinde kodlama | Somatik rekombinasyon ile oluşan genler tarafından kodlama |
| Bellek | Yok | Var |
- DOĞAL BESLENMEDE:
MESAFE ile/ve/||/<> ZAMANLAMA ile/ve/||/<> TOHUM ile/ve/||/<> KAYNAK ile/ve/||/<> İŞLEME ile/ve/||/<> SAĞLIK ile/ve/||/<> CANLILAR
( Yakın. İLE/VE/||/<> Döngüsel. İLE/VE/||/<> Yerli. İLE/VE/||/<> Aracısız. İLE/VE/||/<> Organik/zehirsiz. İLE/VE/||/<> Dirimsel çeşitlilik. )
- DOĞAL GÖSTERGE/LER ile/ve/||/<>/> YAPAY GÖSTERGE/LER
- DOĞAL KORUNMA YÖNTEMLERİ ile/ve/||/<>/> BILLINGS YÖNTEMİ
(
Billings Yöntemi Servikal Mukus Değişiklikleri
| Dönem/Faz | Servikal Mukus Özellikleri | Duyu ile Algılanışı / Gözlemlenen Değişiklikler | Yorum / Anlamı |
|---|---|---|---|
| Âdet Sonrası / Düşük Doğurganlık Dönemi |
|
|
Doğurganlık düşüktür; yumurtlama uzak, rahim iç ortamı henüz doğurganlığa uygun duruma gelmemiştir. |
| Yumurtlamaya Hazırlık Dönemi |
|
|
Doğurganlık artmaktadır; gövde yumurtlamaya hazırlanır ancak henüz en verimli özelliklere ulaşmamıştır. |
| Yumurtlama(Fertil) Dönemi |
|
|
Doğurganlık doruktadır. Bu dönem, sperm için en uygun ortamı sunar ve yumurtlamanın gerçekleştiğini, yumurtanın bağımsız bırakıldığını gösterir. |
| Yumurtlamadan Sonraki Dönem / Doğurganlık Düşüşü |
|
|
Doğurganlık azalır; bu durum, yumurtlamadan sonra gövdenin doğurganlığı azaltmaya yönelik hazırlık sürecinde olduğunu gösterir. |
- DOĞAL SEÇİLİM ile/ve/değil/||/<>/> BİRİKİMLİ SEÇİLİM
- DOĞALLIK ile EŞEŞEYSELLİK/"İBNELİK"/HOMOSEKSÜELLİK
- DOĞAMIZA UYGUN OLAN/OLMAYAN ile/ve/<> "YARAYAN"/"YARAMAYAN"
- DOĞMA ile/ve/||/<> OLMA
( Anneden. @@ Babadan. )
- DOĞRAMAK ile/||/<> KESMEK
- DOĞRUDAN/BİRİNCİL BAĞLANTILAR (SÜTUNU/KULVARI) ile/||/<>/> DOLAYLI/İKİNCİL BAĞLANTILAR (SÜTUNU/KULVARI)
- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]
- DOĞRULUK[İng. TRUTH] ile/||/<> EĞİM[İng. SLOPE] ile/||/<> EPİSTEMİK GEREKÇELENDİRME[İng. EPISTEMIC JUSTIFICATION] ile/||/<> EPİSTEMİK SORUMLULUK[İng. EPISTEMIC RESPONSIBILITY] ile/||/<> EPİSTEMOLOJİK BAŞARI[İng. EPISTEMOLOGICAL SUCCESS] ile/||/<> NORMATİF EPİSTEMOLOJİ[İng. NORMATIVE EPISTEMOLOGY]
( Doğruluk, gerekçelendirme ve inanç/kabul ile beraber bilginin doğasında yer aldığı düşünülen bir unsurdur. Doğru olmayan bir şey bilinebilir mi? Çoğu epistemolog bu soruya vereceğimiz hayır cevabının, doğruluk unsurunun epistemik önemine işaret edeceğini düşünmektedir. Doğruluk unsuru metafizik ve mantık ile ilişkili olup bilme sürecinin nesnel içeriğine denk düşmektedir. Aristoteles’in Metafizik (1011b25) kitabında şöyle söyler; “Var olanın ve meydana gelenin var olması ile var olmayanın ve meydana gelmeyen şeyin olmaması.” Bu haliyle doğruluk insan zihni dışındaki gerçekliğe işaret eder. @@ Matematikte bir doğru için dikey yönde değişimin yatay yönde değişime oranıdır. @@ Epistemik gerekçelendirme, doğru inancın bilgi haline gelme sürecinde, doğruluk ve inanç koşulları arasında rasyonel bir bağlantı kurmayı ifade etmektedir. Bu durumda gerekçelendirme ile epistemik gerekçelendirme kavramları arasındaki belirleyici unsur rasyonellik olmaktadır. Başka bir ifade ile gerekçelendirme, bir inancı biliyor olduğumuzu gösteren dayanakları ortaya koymak anlamına gelirken epistemik gerekçelendirme, söz konusu dayanakları ortaya koyarken öznenin, bilinçli bir biçimde hareket ettiğini ifade etmektedir. Bunun yanında gerekçelendirme kavramı, yalnızca epistemoloji içinde değil, ahlak felsefesi gibi alanlarda da kullanılan bir kavram olduğu için epistemik gerekçelendirme ile epistemik olmayan gerekçelendirme arasında ayrım yapılmaktadır. Epistemik gerekçelendirmedeki rasyonellik, bilginin şans eseri bir biçimde oluşmadığını, aksine belirli bilişsel koşullar, yani bilişsel başarı nedeniyle meydana geldiğini göstermektedir. Bilişsel başarı faktörü, bilen öznenin, biliyor olduğunu bilmesini, bunu farkında olmasını ve açıklamasını ifade etmektedir. Böylelikle inançla doğruluk arasındaki ilişki şans eseri değil, rasyonel ve bilinçli biçimde kurulmuş olmaktadır. Daha açık bir ifadeyle bir inancın bilen özne tarafından bilindiğinin iddia edilmesi için, bilen öznenin, söz konusu inancı nasıl bildiğini açıklaması gerekmektedir ki bu da epistemik gerekçelendirme koşulundaki bilişsel başarı faktörüne dayanarak yapılmaktadır. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirme, bilişsel başarıyı gözeten ve şans faktörünü dışarıda tutan temel unsur konumundadır. @@ Epistemik sorumluluk, daha çok epistemik deontoloji gibi yaklaşımların savunduğu içselci düşünürler tarafından öne çıkarılmıştır. Bu yaklaşımlara göre gerekçelendirme, inancımızın doğruluğuna yönelik sağlam kanıtlar ortaya koyarak bu kanıtlara göre davranmayı gerektirmektedir. Bu bakımdan doğruluk kavramı ön plana çıkmaktadır. Bilen özne, doğruluğuna inandığı kanıtları kabul eder ve bu kanıtların gerektirdiği biçimde hareket ederek epistemik sorumluluğunu gerçekleştirmiş olur. Örneğin içselci bir düşünür olarak BonJour, sağlam kanıtlara dayanmaksızın inanılan bir inancın, epistemik açıdan sorumsuz bir tutum olduğunu belirtir. Epistemik sorumluluk düşüncesi, yalnızca inancın kanıtlarının doğruluğuna inanmayı değil, aynı zamanda doğru inançlara erişirken yapılması gerekenleri de ifade etmektedir. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirmenin getirisi olarak epistemik sorumluluk, normatif bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda epistemik sorumluluğa yönelik yapılması gerekenler, inançların doğruluğuna dair her kanıtın es geçilmeden değerlendirilmesi, güvenilir kanıtların kabul edilmesi ve buna göre davranılmasıdır. Bu düşünceyi savunanlara göre bilen öznenin bir inancı gerekçelendirmesi demek, o öznenin kendi inançlarından sorumlu olması anlamına gelmektedir. O halde epistemik sorumluluk, öznenin içsel süreçlerine ulaşabilmesini gerektirmektedir. Böylelikle özne, bilgi oluşturma sürecinde etkin bir rol oynamış olmaktadır. @@ Bilişsel başarı kavramı, Gettier problemi ile birlikte çağdaş epistemolojiye kazandırılmış olan yeni kavramlardan biridir. Bu kavram, bilen öznenin, bilgiyi meydana getiren unsurları farkında olmasını ve bilginin oluşma sürecindeki bilinçli rolünü ifade etmektedir. Başka bir deyişle bilişsel başarı, bilme araçları aracılığıyla meydana gelen doğru inançların, bilgiye dönüşmesinde zihnin aldığı rolü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda bilişsel başarı, epistemik gerekçelendirme kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Epistemik gerekçelendirme, bir inancın şans eseri doğru olmasını engelleyen koşuldur. Yani bilginin meydana gelmesi için, şans faktörünün dışarıda bırakılması gerekmektedir. Bu da inanç ile doğruluk arasında kurulan rasyonel bir bağlantıya işaret etmektedir. İnanç ile doğruluk arasındaki rasyonel bağlantının temeli ise bilişsel başarıdır. Bilen özne, sahip olduğu inancının doğruluğuna yönelik kanıtları ortaya koymuşsa, bilme araçlarından hareketle elde ettiği inancının meşruluğunu yeterli nedenlerle açıklamışsa, inancını güvenilir süreçlere dayanarak oluşturmuşsa ve doğru inancının bilgi haline gelebilmesi için geçerli gerekçeler sunmuşsa söz konusu doğru inanç, bilişsel başarı ile elde edilmiş demektir. Bu durumda özne, doğru inançlara sahip olması bakımından bilişsel başarıya sahip olmaktadır. O halde epistemik gerekçelendirme ile bilişsel başarının birlikte çalıştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda biliyor olduğumuzu iddia ettiğimiz doğru inanç, bilişsel başarı olmaksızın şans eseri oluşmuş olacaktır. @@ Normatif epistemoloji, bilginin doğasının ve sınırlarının nasıl olması gerektiğini araştıran alandır. Genellikle geleneksel epistemolojinin bir özelliği olarak kabul edilen normatiflik, bilginin a priori temellere dayanarak nasıl kurulacağını göstermektedir. Epistemolojik olarak doğru olanın ne olduğunu araştırmak ve yanlış olanı dışarıda bırakmaya çalışmak, normatif bir tavrın göstergesidir. Ancak epistemolojinin normatif tavrı, yalnızca geleneksel epistemolojide değil, çağdaş epistemolojide de karşımıza çıkmaktadır. Çağdaş epistemolojideki normatiflik, dışsalcılar tarafından eleştiriye tabi tutulurken içselciler tarafından benimsenen bir unsurdur. Söz konusu normatiflik, epistemik özneye sorumluluk yükler ve etkin olmasını gerektirir. Örneğin epistemik sorumluluk, epistemik suç ve gerekçelendirmenin kendisi başta olmak üzere bazı gerekçelendirme türleri normatiflik unsurunu içinde barındıran kavramlar olarak görülmüştür. Aynı biçimde içselcilerin geleneksel epistemolojiyi takip ederek kullandıkları gerekçelendirme kavramının, dışsalcılar tarafından normatif bir kavram olarak kabul edilip bunun yerine teminat kavramını kullanmalarının nedeni budur. Bu bağlamda Quine’ın doğallaştırılmış epistemolojiden hareketle normatif epistemoloji hakkındaki görüşlerine bakmak yararlı olacaktır. Quine, epistemolojinin normatif niteliğe sahip olması bakımından empirik ve betimsel olmadığını ileri sürmekte ve epistemolojinin gerekçelendirmeyi temel alarak daha fazla normatiflik barındırmaması gerektiğini savunmaktadır. Quine’ın bu görüşüne yönelik temel eleştirilerden biri ‘gerekçelendirme’, ‘doğruluk’ ve ‘rasyonellik’ gibi kavramların normatif olması açısından epistemolojinin en temelde normatif bir etkinlik olduğudur. Dolayısıyla gerekçelendirmeyi epistemolojinin inceleme alanından çıkarmak demek, epistemolojinin normatifliğini dışarıda bırakmak anlamına gelmektedir. Ancak Quine, epistemolojideki normatif unsurları tamamen dışarıda bırakmayıp epistemolojideki teorilerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni teoriler oluşturulması doğrultusunda normatif unsurları yönlendirici bir mekanizma olarak ele almıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DOĞRULUK:
TUTARLILIK ile/ve/değil/||/<>/< UYGUNLUK
- DOĞRUSAL | LİNEER ile/||/<> LİNEER[Fr. < LINÉAIRE]
( LINÉAIRE )
- DOĞUM PSİKOZU ile/ve/<>/> LOHUSA SENDROMU
( )
- DOĞUM/TEVELLÜT[Ar. < TEVELLUD] ile/||/<> DOĞUM/VELADET[Ar. < VELĀDET]
- DOĞUM ile/ve/=/:/<> EVRENDOĞUM
( İNSAN! )
- DOĞUM ile LAMAZE DOĞUM
- DOĞUM ile TÜREME
- DOĞUM ile/ve/||/<>/> YAŞAM ile/ve/||/<>/> ÖLÜM
( [öncelik-sonralık] ... İLE/VE/||/<>/> Vardır. İLE/VE/||/<>/> Söz konusu bile değildir. )
( ... İLE/VE/||/<>/> Esneklik. İLE/VE/||/<>/> Sertlik. )
- DOĞUMHANE[Tr. < DOĞUM + Fars. ḪĀNE] ile/||/<> DOĞUMEVİ
- DOĞURMAK ve/||/<>/> DOYURMAK | ile/ve/değil/||/<>/> YOĞURMAK
- DOĞUŞTAN/NATAL DİŞ ile İLK AY DİŞİ/NEONATAL DİŞ
( ... İLE Doğumda bebeğin ağzında görülen diş/ler. İLE Doğumdan sonra 30 gün içinde ağızda görülen diş/ler.
[Görülmektedir sıklığı 1/1.000 ile 1/3.000 arasında değişmekte daha çok kız bebeklerde görülmektedir.]
[Neden görüldüğü ile ilgili çok sayıda çalışmalar yapılmış (henüz) kesin bir sonuca varılamamıştır.] )
- %99,73 (ve üzeri):
DNA babalık tayini eşiği. -ve
- DOKTOR ile DOKTRİN
( Hekim. İLE Öğreti. )
- DOKTOR <> HASTA
( DOCTOR <> PATIENT/SICK )
- DOKTOR ile/ve ÖĞRENCİ
( Öğrencilik, doktoradan sonra başlar. )
( TABÎB ile/ve TALEBE )
( ... ile/ve ŞÂKİRD )
( DOCTOR vs./and STUDENT )
( DOCTEUR avec/et ÉTUDIANT )
( DOKTOR mit/und SCHÜLER, STUDENT )
( MÉDICO con/y ESTUDIENTE )
( MEDICO con/e STUDENTE )
- DOKTOR değil/yerine/= ÖKE
- DOKTOR ile/ve (SÜREKLİ) TALEBE/ÖĞRENCİ
( Ancak doktorasını tamamlayan kişi öğrenciliğe tam olarak başlamış kişidir. )
- DOKTORA "VERMEK" ile/değil DOKTORA VERMEK/YAPMAK
- | DOKTOR ile HEKİM | ile/ve/değil/yerine TABİP
( | Fakültelerin bölümleri üzerine doktora yapmış kişi. Akademik bir derecenin adı. | Öğretme yeterliliği. İLE Hikmet sahibi. Doğruyu, yanlıştan ayırabilen kişi. | Tıp fakültesi öğrenimi/eğitimi almış pratisyen ya da eğitimini devam ettirmiş tüm hekimler. [Doğrudan doktora[Doktor] unvanı verildiğinden ve bu sıfatının öne geçirilmesinden dolayı doktor adı yerleş(tiril)miştir. | İLE/DEĞİL/YERİNE Tıp/tababet bilimiyle/ilmiyle uğraşan, insan gövdesiyle ilgili bilgiye sahip kişi. )
( | ... ile ... | ile/ve/değil/yerine BİCİŞK/BİZİŞK )
- DOKU BİLİMİ | HİSTOLOJİ ile/||/<> HİSTOLOJİ ile/||/<> DOKUBİLİM
( dokubilim doku bilimi Doku bilimi anat Doku bilimi mikroskobik anatomi )
( HISTOLOGY | HISTOLOGIA )
( HISTOLOGIE )
- DOKU BİLİMSEL/HİSTOLOJİK[Fr. < HISTOLOGIQUE] ile/||/<> DOKU BİLİMCİ/HİSTOLOG[Fr. < HISTOLOGUE]
- DOKU BOZUKLUĞU | LEZYON ile/||/<> LEZYON ile/||/<> LEZYON[Fr. < LÉSION]
( Hastalık veya zedelenme nedeniyle patolojik değişim gösteren doku bölgesi herhangi bir deri hastalığında görülen sınırlı oluşumlardan her biri 1 Doku veya hücrelerde anormallik veya değişim patolojik değişiklik 2 Patolojik değişim gösteren doku bölgesi )
( LESION )
( LÉSION )
- DOKU ile KORUN DOKUSU
( ... İLE Korunu ve bu tabakanın değişimiyle oluşan tırnak, boynuz vb. yapan doku. )
- DOKU = NESİÇ, NESC = TISSU
- DOKU ile PEKDOKU
( ... İLE Selülöz çeperleri değişik kalınlıkta gözelerden oluşan, dalların dik durmasını sağlayan doku. )
- DOKU ile SERTDOKU
( ... İLE Bitkilerde, diken, kabuk gibi sert bölümleri oluşturan, odunlaşmış destekdoku. )
- DOKU ile YAĞDOKU
( ... İLE Gövdede, yağ tabaklarını oluşturan doku. )
- DOKU ile/ve YARALARI ONARAN DOKU ile/ve NASIR
( TISSUE vs./and CALLUS vs. CALLUS )
- DÖKÜM | YANDAN GÖRÜNÜŞ | PROFİL ile/||/<> PROFİL ile/||/<> PROFİL[Fr. < PROFIL]
( 1 Bir kişiye ya da bir kümeye uygulanmış olan birtakım testlerden elde edilen sonuçların çizgesel olarak görünümü 2 Gözlenilen ve ölçülen bir özellik ya da niceliğin durumunu ya da değişimini gösteren şema yanay kesit )
( PROFILE )
( PROFIL )
- DOKUNMA ile/ve EŞEYSELLİK/SEKS
( TO TOUCH vs./and SEX )
[doğrudan ya da dolaylı]
her türlü katkısı/desteği olan, yakından tanıdığımız ve tanımadığımız tüm TIP mensuplarına
(Sayın/Sevgili Dr.) Ahmet Çorak'a, Metin Bobaroğlu'na, Kayıhan Şahinoğlu'na, Ömer Naci Ergin'e, Sevil Atasoy'a, Nilgün Bozbuğ'a
tüm emekleri ve desteği için
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ!!!
(1996'dan beri)