Bugün[14 Temmuz 2026]
itibarı ile 11.066 başlık/FaRk ile birlikte,
11.066 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(36/46)


- RIZÂ ile/ve/||/<> SABIR ile/ve/||/<> TAKVÂ


- RIZK >/<> KAZÛRAT >/<> RIZK

( RZK > KZR <> RZK [~] )

( Doğadan kişiye/hayvana. > Kişide/hayvanda. <> Doğaya. )

( Gıda. > Besin-posa. <> Gübre-toprak-gıda. )

( Tohum/fidan/ağaç. > Yaprak/çiçek/meyve. <> Çürük yaprak/meyve-gübre-toprak-fidan/ağaç. )

( Mürşid. > Mürid. > Mürşid. )


- RIZK ile/ve/||/<> NASİB ile/ve/||/<> KISMET


- RNA WORLD ile/||/<> METABOLİSM FIRST ile/||/<> CLAY ile/||/<> PANSPERMİA

( Yaşamın başlangıcı hipotezleri. )

( Formül: CH₄ + NH₃ → amino acids )


- ROBOT ile/||/<> OTOMAT

( İlk programlanabilir robotlar ve otomatlar )

( Cezeri tarafından 1206 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1136-1206) (Ülke: Cizre) (Alan: fizik) (Önemli katkıları: Robotik ve mekanik, su saatleri, otomatlar) )


- ROBUST STATİSTICS ile/||/<> CLASSICAL STATİSTICS

( Robust statistics aykırı değerlere karşı dirençli yöntemler geliştirirken İLE classical statistics aykırı değerlerin olmadığını varsayar )

( Formül: M-estimators )


- ROBUSTNESS ile/||/<> MODULARİTY ile/||/<> EVOLVABILITY

( Biyolojik sistem tasarım prensipleri. )

( Formül: Sensitivity ~ 1/Robustness )


- RODOKROZİT ile/||/<> AMETİST

( Pembe ile beyaz çizgili bir karbonat. İLE/||/<> Mor renkte bir kuvars türü. )


- RODONİT ile/||/<> JASPER

( Pembe ve siyah renkli bir mineral. İLE/||/<> Kırmızı, sarı ve kahverengi renklerde olabilir. )


- RODONİT ile/||/<> ONİKS

( Pembe ve siyah renkli bir mineral. İLE/||/<> Siyah ve beyaz şeritlere sahiptir. )


- RODONİT ile/||/<> RODOKROZİT

( Pembe ve siyah renkli bir mineral. İLE/||/<> Pembe ile beyaz çizgili bir karbonat. )


- ROL ALMAK/ALAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖREV ALMAK/ALAN


- ROLLE THEOREM ile/||/<> MEAN VALUE THEOREM

( Rolle f(a)=f(b) ise f'(c)=0, MVT genel ortalama. )

( Formül: Special case İLE general case )


- ROMP ile/||/<> ATRP

( ROMP halka açılma metatez İLE ATRP yaşayan radikal. )

( Formül: Norbornen İLE kontrollü )


- RÖNTGEN ile/||/<> EINSTEIN ile/||/<> CURIE ile/||/<> HIGGS

( Çığır açan fizik keşifleri. )

( Formül: E = hf (1921) )

( Albert Einstein tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- ROS ile/||/<> MİTOKONDRİ ile/||/<> ANTİOKSİDAN

( Serbest radikal hasarı ve yaşlanma. )

( Formül: O₂⁻ → H₂O₂ → H₂O )


- ROTAXANE ile/||/<> CATENANE ile/||/<> KNOT

( Topolojik olarak kilitli yapılar. )

( Formül: [2]rotaxane )


- ROUCHE THEOREM ile/||/<> ARGUMENT PRİNCİPLE

( Rouche sıfır sayısı korunum, argument kontur integral. )

( Formül: Zero count preservation İLE contour counting )


- ROUGHİNG ile/||/<> TURBO ile/||/<> CRYO ile/||/<> ION

( Atmosfer basıncından başlayıp kaba (ön) vakuma inen mekanik pompadır; öteki pompaların çalışabilmesi için ön koşulu sağlar. @@ Çok hızlı dönen kanatlarla gaz moleküllerini iterek yüksek vakum sağlayan pompadır. @@ Yüzeyleri çok soğutup gaz moleküllerini üzerine dondurarak (yakalayarak) çok yüksek vakum kuran pompadır. @@ Gaz moleküllerini iyonlaştırıp elektrik alanıyla tutan, en yüksek (ultra) vakumu sağlayan pompadır. Dördü artan vakum derinliğine göre sıralanır ve genellikle birlikte kullanılır. )


- RRNA ile/||/<> SNRNA

( rRNA ribozom yapısı İLE snRNA splicing. )

( Formül: Katalitik İLE düzenleyici )


- RSA ŞİFRELEME ile/||/<> AES ŞİFRELEME

( RSA asimetrik açık-özel anahtar, AES simetrik tek anahtar )

( Formül: n = p×q (RSA) İLE rijndael algoritması (AES) )


- RSA ile/||/<> AES ile/||/<> SHA

( Şifreleme ve güvenlik algoritmaları. )

( Formül: C = M^e mod n (RSA) )


- RSA ile/||/<> DH ile/||/<> ECC

( Sayı kuramıne dayalı şifreleme sistemleri. )

( Formül: C = M^e mod n )


- RSA ile/||/<> ECC ile/||/<> LATTICE

( Asimetrik şifreleme algoritmaları. )

( Formül: n = p×q (RSA) )


- RUB-UL MÜCEYYEB ile RUB-UL MUKANTAR ile USTURLAB

( Sinüs'ün dörtte biri. İLE ... İLE ... )

( ... İLE ... İLE İlk kez M.Ö. II. yy.'da Hipark tarafından bulunumuş ve Batlamyus tarafından kullanılmıştır. Bu alet ile yıldızların Arz'dan uzaklıkları ölçülürdü. Üstüne gökyüzü haritası çizilmiş hilâlî daire biçiminde bir tahtadan ibarettir. Akrep ya da ankebût denilen bir ibresi vardır. Bu ibre, ucuna fındık büyüklüğünde taş bağlanmış bir ipten ibarettir. Yıldızların seyri bu ip ile gösterilir, ölçümler bunun üzerinden ortaya çıkar. Kenarlarda da açılar, milyem ve grat hesapları yazılıdır. Halen astronomlar ve denizciler, geliştirilmiş usturlap kullanır. )

( ... vs. ... vs. ASTROLABE )


- RUBY ile/||/<> HENE ile/||/<> CO2 ile/||/<> FİBER

( Farklı ortam ve mekanizmalara sahip lazerler. )

( Formül: P = hνN/t )

( Formül: P = hνN/t )


- RÜKÜŞ[Ar. < RUKŞE] ile ŞILLIK[Erm.] ile ŞIRFINTI ile ŞUH[Fars.] ile ÂŞÜFTE/ÂŞİFTE[< Fars.]/KOKOT[Fr. < COCOTTE] ile ÇİRKEF[Fars. < ÇİRK-ÂB: Pis/bulanık su.] ile FETTÂN[Ar. < FİTNE] ile KALTAK[Yun.] ile ÖKSE[Yun.] ile SÜRTÜK

( Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın. İLE Aşırı ve bayağı biçimde süslenip boyanmış kadın.
[(Rusça) "SULUGA: Hizmetkâr, uşak." ya da (Tatarca) "ŞILGA: Hizmetçi kadın, cariye." sözcüğünden geldiği de iddia ediliyormuş"] İLE Seviyesi düşük, bayağı kadın. İLE Hareketlerinde serbest. | Neşeli, şen ve oynak. | Açık saçık, utanması olmayan. İLE Çıldırırcasına seven, bu yüzden perîşan bir halde, azgın ve baştan çıkmış deli gibi olan, iffetsiz kadın. İLE İğrenç ve bulaşkan. İLE Fitne ve fesâda teşvik eden, fenâlık yapan, ayartan. | Oynak kadın. | Câzibeli, gönül alıcı. İLE İffetsiz, namussuz kadın. İLE Erkekleri kendine bağlamasını bilen çok alımlı kadın. İLE Vaktini çok gezerek geçiren, evinde oturmayan kadın. | Aynı anda birden fazla kişiyle gönül eğlendiren kadın. | "Hayat kadını", fahişe. )


- RUPELIAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= RUPELYAN EPOKU

( Günümüzden 33.900.000 ile 28.400.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- RÜŞEYM | EMBRİYO ile/||/<> EMBRİYO ile/||/<> EMBRİYO[Fr. < EMBRYON]

( Yumurtadan meydana gelen yumurta zarı yumurta kabuğu ile korunan ya da vücudun içinde bulunan ve gelişmenin erken evrelerinde olan genç organizma Yumurtanın döllenmesinden sonra yumurta içinde oluşan canlı anat 1 Yumurtanın döllenmesiyle başlayıp fetal döneme kadar devam eden gelişme aşamasındaki yavru 2 Tohumlarda üreme organı olarak bulunan ve öğütme sırasında kepekten ve nişastalı endospermden sık sık ayrılan tohumların öz kısmı öz )

( EMBRYO | EMBRYO, EMBRIO, GERM | MORULA )

( EMBRYON | MORULA )

( EMBRYO | MAULBEERKEIM, MORULA )

( MORUM: DUT )

( EMBRIONE )

( ΈΜΒΡΥΟ / έμβρυο )


- RUSSELL PARADOKSU ile/||/<> NAİF KÜME KURAMI

( Russell paradoksu kendini içermeyen kümelerin kümesi paradoksu İLE naif küme kuramı sınırsız küme oluşturma ilkesidir. Russell paradoksu kendini içeriyor mu sorusu İLE naif küme kuramınin tutarsız olduğunu gösterdi. Bu paradoks modern aksiyomatik küme kuramıni doğurdu. )

( Bertrand Russell tarafından 1901 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1872-1970) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik, Mantık, Felsefe) (Önemli katkıları: Russell paradoksu, Principia Mathematica, küme teorisi paradoksları, analitik felsefe, tip teorisi) )


- RUTİN[Fr./İng. < ROUTINE] ile/değil/yerine/= SÜRENEK/SIRADAN/ALIŞILAGELMİŞ/ALIŞILAGELEN


- RUTUBET[Ar.]/NEM[Fars.] ile/değil/yerine/= KALIKBUĞ/SUBUĞ/Çİ[dvnlgttrk]


- RUTÛBET | NEM ile/||/<> NEM ile/||/<> NEM[Fars. < NEM]

( Hava ya da başka bir ortam içinde su buğusu bulunma hali Havadaki su buharının niceliği Bir uçun ortamındaki su uçuğu tutan fizik kimya tarım coğrafya Gaz ortamlarının ve özellikle fırın atmosferlerinin içindeki subuğusu )

( HUMIDITY | MOISTURE )

( HUMIDITÉ )

( FEUCHTE, FEUCHTIGKEIT | FEUCHTIGKEIT )


- RUTUBET[Ar. < RUṬŪBET] ile/değil/yerine/=/||/<> NEM


- RÜYA[Ar.] ile/değil/yerine DÜNYA[Ar.]


- RÜYALANMA/İHTİLÂM[Ar. < AHLÂM < HULM] ile/ve BOŞALMAK/İNFİTÂH[< FETH]

( Rüyalar. | Açık saçık rüyalar. Rüyada boşalma. İLE/VE Açılma. | Tıkanmış bir şeyin açılması. | Safra, belsuyu[meni] gibi sıvıların boşalması, akması. )

( İHTİLÂM[Ar. < AHLÂM < HULM] ile/ve İNFİTÂH[< FETH] )


- RÜZGÂR | YEL ile/||/<> YEL ile/||/<> RÜZGÂR

( rüzgâr coğrafya hlk Agalaksi Havayuvarında ayrımlı basınç altındaki yöreler arasında oluşan yatay yönde esiş yönü süresi ve biçimleriyle ayrımlı hava devinimi yel Az yel yel yel Bar yil cil yil cil jel cel Alt Tel yel Tar yel çel Hal yǟl śil Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede yēl olarak geçer Eski Kıpçakçada da yel biçimi kullanılır Macarca szél biçimi Çuvaş özellikleri taşıyan bir Türk dilinden kalma alıntıdır Gombocz BTLw 182 Ramstedt Stellung 38 10 Macarca szélin Türkçeden geldiği yolundaki açıklamaya katılmamıştır Ona göre szél İran dillerinden alınmıştır Egorov ÊS 213 Räsänen LTS 185 V 195b Clauson ED 916917 Doerfer KhalMat 309 Macarca szélin Türkçeden geldiğini kabul etmemiştir Ona göre szél öz Macarca bir sözdür Ligeti TörK 2324 Ramstedtin görüşünü eleştirdiği gibi Doerferin savını da benimsememiştir ÊSTJa 1989 174176 Kononov GrJaTRP 92 rūzgār wind air Dilimizde eski Türkçe yelin yerini almıştır Ancak eski ve yeni diyalektlerde Türkçe yel olduğu gibi kalmıştır yel )

( VENT )

( RŪZGĀR )

( YEL[Az.]~YEL[Tkm.]~YEL[Nog.]~CIL[Tatk.]~YIL[Bşk.]~CIL[Bşk.]~JEL[Kzk.]~CEL[Krg.]~YEL[Alt.]~YEL[Tel.]~ÇEL[Şor.]~ŚIL[Çuv.] )


- YEL ile/ve/<> PİNEL[İt.]

( ... İLE/VE/<> Rüzgârın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki araç. )


- RUZGAR[Fars. < RŪZGĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> RÜZGÂR

( rüzgâraltı rüzgâr çizelgesi rüzgâr erozyonu rüzgârgülü rüzgârölçer rüzgâr türbini rüzgârüstü rüzgâr yükü dik rüzgâr fırtınaya yakın rüzgâr hafif rüzgâr hâkim rüzgâr kuvvetli rüzgâr mutedil rüzgâr yanık rüzgâr güney rüzgârı kuzey rüzgârı saba rüzgârı şimal rüzgârı yıldız rüzgârı Havanın yer değiştirmesiyle oluşan esinti yel bad Yüksek basınç alanlarından alçak basınç alanlarına doğru meydana gelen yatay hava akımlarının genel adı )


- RÜZGÂR[Fars. :Çağ.] ile/değil/yerine/= YEL


- RZK >/<> ZKR >/<> KZR

( RIZK > ZİKİR > KAZÛRÂT [~] )

( Doğadan kişiye/hayvana. > Kişide/hayvanda. <> Doğaya. )

( Gıda > Sindirim/işleme[Besin/posa] <> Dışkı/gübre-toprak/su-gıda )


- S ile/||/<> P ile/||/<> D ile/||/<> F ile/||/<> G ile/||/<> H ile/||/<> I

( Atomik orbitallerin açısal momentum kuantum sayısına göre sınıflandırılması. )

( Formül: 2(2l+1) elektron kapasitesi )


- SA NODE ile/||/<> AV NODE

( SA pace maker oto ritim, AV geciktirici. )

( Formül: Initiate İLE delay )


- SAAT ile/||/<> MEKANİK

( Altı silindirli mekanik saat )

( Takiyüddin tarafından 1559 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1526-1585) (Ülke: Osmanlı/Şam) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: İstanbul Rasathanesi, astronomi aletleri, optik) )


- SAAT ile/||/<> SAAT

( Bir takımyıldızın adı astronomi )

( HORLOGIUM, HOR. (HORLOGII) )

( HORLOGE )

( PENDELUHR )

( HOROLOGIUM )


- SAAT ile/||/<> SAAT[Ar. < SÂʿAT]

( Zamanı gösteren araç Düzenli zaman aralıklarında vuruşlar üreten elektronik çevrimi Zamanuyumlu bilgisayarda her bir temel işlem saat vuruşlarına uygun biçimde gerçekleştirilir zaman )

( CLOCK )

( HORLOGE )

( UHR )


- ŞA'B[çoğ. ŞUÛB] ile ŞÂB/ŞÂBB[Ar. < ŞEBÂB | çoğ. ŞÜBBÂN] ile ŞÂB[Fars.]

( Cemaat, taife, kabile. | Kızıldeniz'den çıkarılan dallı budaklı taşlar. | Bölünmüş, parçalanmış şey. | Kafatasındaki çatlaklık. İLE Genç, delikanlı; yiğit. İLE Şap. )


- SABÂ[Ar.] ile ...

( GÜN DOĞUSUNDAN ESEN HAFİF VE LÂTİF RÜZGÂR | TÜRK MÜZİĞİNİN EN ESKİ MAKAMLARINDAN. KENDİ CAZİBESİYLE ÇEKEN, GÖNLÜ ALIP GÖTÜREN (MAKAM) )


- SABA[Ar. < ṢABĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> SABAH YELİ (SABA RÜZGÂRI, BADISABA)


- SABAH-AKŞAM

( Bİ-L-GUDÜV-Vİ VE-L-ÂSÂL )


- SABAH YELİ/RÜZGÂRI değil SABÂ YELİ/RÜZGÂRI


- SABAH ile/ve/<> SEHER

( ... İLE/VE/<> Tan yeri ağarmadan biraz önceki vakit. )


- SABATIER ile/||/<> LANGMUIR-HINSHELWOOD ile/||/<> ELEY-RIDEAL

( Heterojen kataliz reaksiyon yolları. )

( Formül: r = kθAθB (L-H) )


- SABDA ile ...

( Ses. )


- SABİT/CONSTANT ile/değil/yerine/= DURGAN/DURAĞAN


- HATA:
SABİT ile/||/<> DÜZENLİ ile/||/<> RASTLANTISAL


- SABİT YÖRÜNGE(GEO) ile/ve/||/<> DÜŞÜK DÜNYA YÖRÜNGESİ(LEO) ile/ve/||/<> ORTA DÜNYA YÖRÜNGESİ(MEO) ile/ve/||/<> KUTUPSAL YÖRÜNGE VE GÜNEŞ EŞZAMANLI YÖRÜNGE(SSO) ile/ve/||/<> AKTARIM YÖRÜNGELERİ VE SABİT KONUMSAL AKTARIM YÖRÜNGESİ(GTO) ile/ve/||/<> LAGRANGE NOKTALARI(L)


- SABİT ile/ve/<>/değil/yerine BELİRLİ


- SABİT ile/ve/||/<> ÇAKILI


- SABİT ile/ve/||/<> DONMA

( Bir sürecin ya da sistemin içinde değeri değişmeden kalan büyüklüktür; süreç boyunca korunur (bir gaz sürecinde sabit basınç gibi). @@ Bir sistemin devingenliğini yitirip belirli bir düzende kilitlenmesidir; sıvının katıya geçmesi ya da düzensizliğin bir anda dondurulup sabitlenmesi (cam, spin camı) gibi. İlki değişmeyen bir değeri, ikincisi devinimin durup yapının kilitlenmesini anlatır. )


- SABİT ile/ve/değil HAREKET NOKTASI

( [not] FIXED vs./and/but MOTION POINT )


- SABİT ile/ve/||/<>/> KOZMİK SABİT[1917 < ARKÜTAS (M.Ö. 320)]


- SABİT ile/ve/değil/yerine/||/<> SÂDIK

( [not] CONSTANT/FIXED vs./and/but/||/<> TRUE/TRUTHFUL
TRUE/TRUTHFUL instead of CONSTANT/FIXED )


- SABİTLEME ile/ve/<> İSTİKRAR


- SABİTLER:
YER ÇEKİMİ ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> PLANCK


- SABRETMEK ile/değil/yerine UZAKLAŞMAK


- SABUN ile/||/<> DETERJAN

( Sabun doğal yağlardan İLE deterjan sentetik )

( Formül: Yağ + Baz → Sabun İLE Petrol türevleri )


- SAÇ ile/||/<> KUYRUKLU YILDIZ SAÇI

( kuyruklu yıldız saçı 1 Kafatasının derisi üzerinde uzayan tüylere verilen özel bir ad 2 Tüy kıl Üzerinde ekmek ya da yufka pişirilen yuvarlak saç Erenköy İnönü Eskişehir 1 Kafatasının derisi üzerinde uzayan kıllara verilen özel ad 2 Tüy 3 Kıl Genellikle kalınlığı 1 cmden çok ve genişliği de 30 cm den az olmayan ince uzun metal parça Kuyruklu yıldız çekirdeğini saran ışıklı gaz yuvarı Az saç şaç çeç ses şaş şaş şaş çaç şaş sas Kzl yaç Ramstedt KSz 15 150 çaş sas as Yakutçada başındaki snin düşmesi kuraldır śüś Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede saç olarak geçer Eski Kıpçakçada da saç biçimi kullanılır Diyalektlerde benzeşme assimilation yoluyla saç çaç çeç gibi birtakım biçimler ortaya çıkmıştır Az saç şaç çeç ses şaş şaş şaş çaç şaş sas Kzl yaç Ramstedt KSz 15 150 çaş sas as Yakutçada başındaki snin düşmesi kuraldır śüś Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede saç olarak geçer Eski Kıpçakçada da saç biçimi kullanılır Diyalektlerde benzeşme assimilation yoluyla saç çaç çeç gibi birtakım biçimler ortaya çıkmıştır )

( HAIR | SHEET )

( CHEVEU | TÔLE )

( HAAR | BLECH )

( SAÇ[Az.]~ŞAÇ[Tkm.]~ÇEÇ[Tatk.]~SES[Bşk.]~ŞAŞ[Nog.]~ŞAŞ[Kklp.]~ŞAŞ[Kzk.]~ÇAÇ[Krg.]~ŞAŞ[Şor.]~SAS[Sag.]~ÇAŞ[Tuv.]~SAS[Hak.]~AS[Yak.]~ŚÜŚ[Çuv.] )


- SAÇ ile/değil SAC ile/değil SAÇ

( Baş derisini kaplayan kıllar. İLE Yassı demir çelik ürünü. | Bu nesneden yapılmış dışbükey pişirme aracı. | Sactan yapılmış olan. İLE Kuyrukluyıldız çekirdeğini saran, ışıklı gazyuvarı. )


- SAÇAK BULUT ile/||/<> SAÇAK KÖK ile/||/<> SAÇAK ÖPME ile/||/<> SALKIM SAÇAK

( Bazı giyim eşyalarında ya da döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül Görünüşü bu püskülü andıran Havlu halı vb nin kenarı boyunca sarkan püskül Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan korumak için o bölümden dışarı taşan ve altı boşta olarak yapılan bölüm Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı )


- SAÇAK BULUT ile/||/<> TÜY BULUT


- SAÇAK ile SAÇAK

( Bazı giyim eşyalarında ya da döşemeliklerde, kumaş kenarlarına dikilen, süslü iplikten püskül. | Kenarlardaki iplik püskülü. İLE Bir yapının herhangi bir bölümünü, güneş ve yağmurdan koruması için, o bölümden dışa taşkın ve altı boşta olarak yapılan örtü. İLE Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir gizilgüç verilen bir nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı. )


- SAÇAKBULUT/SIRRUS[Lat.] ile/ve KÜMÜLONİMBUS

( En üst/yüksek bulut katmanı. İLE/VE En alt [dokuzuncu] bulut katmanı. )

( Sirrus bulutları, 12.000 m. yükseklikte, ince bir tabakadır. Gökyüzünde tamamen buzdan oluşan tek buluttur. [Yerkürenin ısısını düzenlemeye yardımcı olur.] )


- SACCHAROMYCETES CEREVİSİAE ile/||/<> HETEROKARYON

( Tek gözeli Ascomycete mayası, fırıncı ya da bira mayası olarak da bilinir. Özellikle rekombinant DNA ve göze döngüsü, çiftleşme tipi ve heterokaryon uyumluluğu çalışmalarında basit bir ökaryotik model olarak kullanılır. Bir prokaryotik sistemin avantajlarına sahiptir, ancak gerçek bir ökaryottur. Ökaryotların E.coli'si olarak kabul edilir. S. cerevisiae, eşeyli ve eşeysiz çoğalabilir ve haploid ya da diploid olarak yetiştirilebilir. Genomu 1997'de dizildi ve 12.057.500 bp içeriyor; 16 kromozomu 6.000 geni bulunuyor. @@ Birden fazla genetik olarak farklı çekirdeğe sahip göze. Fungal (heterokaryon) uyumsuzluk çeşitleri birebir aynı olduğu takdirde, fungilerde doğal olarak gözlemlenen bir durumdur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SAÇLARIN BÜYÜME DÖNGÜSÜ AŞAMALARI:
ANAGEN ile/ve/<>/> CATAGEN ile/ve/<>/> TELOGEN


- [ne yazık ki]
SAÇMA ile/ve/değil/||/<> BAĞLANTISIZ


- SAÇMAK ile/ve/<> SERPMEK/SERPİŞTİRMEK


- SAÇMALIKLAR/DA:
KİŞİNİN ÇIĞLIĞI ile/ve/||/<> DÜNYANIN SESSİZLİĞİ


- ŞADA ile/||/<> PRAESEPE[İng.] ile/||/<> PRAESEPE[Fr.] ile/||/<> PRAESEPE[Alm.] ile/||/<> ARIKOVANI

( Yengeç takımyıldızı yöresinde bir yıldız kümesi )

( PRAESEPE )

( PRAESEPE )

( PRAESEPE )


- SADDLE-NODE ile/||/<> HOPF ile/||/<> PİTCHFORK ile/||/<> TRANSCRITICAL

( Parametre değişiminde davranış değişimi. )

( Formül: ẋ = μ ± x² (saddle-node) )


- SADR | KASS | GÖĞÜS ile/||/<> GÖĞÜS

( Gövdenin boyun ile karın arasındaki ön kısmı karşılık toraks Başla karın arasında bulunan vücut bölgesi biyoloji zooloji Başla karın arasında kalan vücut bölgesi Toraks Başla karın arasında kalan vücut bölgesi toraks )

( BREAST CHEST | BREAST )

( POITRINE | THORAX )

( BRUST )

( THORAX )


- SAF KÜLTÜR TEKNİĞİ ile/||/<> KARIŞIK KÜLTÜR

( Saf kültür tek tür mikroorganizma içerir İLE karışık kültür birden fazla tür içerir. Koch agar plak yöntemi ile saf kültür elde etti İLE bu sayede bakterileri tek tek inceledi. Saf kültür bakteriyolojinin temel tekniğidir. )

( Robert Koch tarafından 1881 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1843-1910) (Ülke: Almanya) (Alan: Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Bakteriyel hastalık teorisi, Koch postülatları, bakteriyel kültür teknikleri) )


- SAF ile/||/<> UYGULAMALI

( Kuramk ve pratik matematik. )

( Formül: Teori ↔ Uygulama )


- ŞAFAK[Ar. < ŞEFAK] ile/değil/yerine/= TAN

( Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık. )


- ŞAFAK ile/ve/||/<> KOZMİK ŞAFAK


- SAFHA | FAZ | FAZ, SAFHA | EVRE | FAZ ile/||/<> FAZ ile/||/<> EVRE

( evre Bir dizgenin biryapımlı bir parçası ya da bölümü 1 Bir şeyin gözle görünen kısmı 2 Evre 3 Bir sistemin fiziksel kimyasal ya da mekanik olarak ayrılabilme durumu 4 Elektrodiyagnostik kayıtta bir daganın en alt çizgiye ardışık olarak iki ke erişmesi arasındaki dönem Sinema TV Aynı yinelenimdeki dönemsel iki devinimin birbirine göre durumunu saptayan özellik İki devinim aynı anda dönemsel devinimin aynı noktasında bulunuyorlarsa aynı evrededirler evrede Ses dalgalarının elektrik salınımlarının evresinden de söz edilebilir Tekrarlı olaylarda bir dönüm içindeki her bir nokta konum ya da durum Örnek Ayın evreleri ilkdördün dolunay vb Bir değişen yıldızın minimum evresi Zaman ya da uzay içerisinde sıralanmış bir dizinin dönüm noktalan arasındaki aralık 1 Dengedeki bir dizge içinde başka bölümlerden fiziksel ayrılıklar gösteren ve kesin yüzeylerle sınırlanmış tektürel yapılı bölge 2Gözİem süresinde bir elektriksel dalganın sıfırdan en büyük değere dek aldığı bağıl değer Bir oluşum ya da süreç içinde birbirini izleyen değişik görünüşlü durumlardan her biri fizik kimya Birbiri ardınca gelen değişikliklerde özdeğin biryapımlı kesiksiz durumu katı evre sıvı evre vb 1 Özdeğin tektürel kesiksiz durusu katı evre sıvı evre vb 2 Dalga işlevinin bir noktasının aynı yere hangi zamanda geleceğini gösterir açı Sabnamlı bir olayın yinelenimleri boyunca içinde bulunduğu aşamaları niteleyen açısal nicelik Isıl işlem ve yüzey işlemelerinde ardışık olarak görülen durumlardan her biri Bir hastalığın ya da işlemin çeşitli durum ya da safhalarından her biri faz )

( PHASE )

( PHASE )

( PHASE )


- SÂFİR[Ar. < SEFER | çoğ. SÜFFÂR] ile SAFÎR[Ar.]

( Yola çıkmaya hazır, yolcu. | Yazıcı, kâtip. İLE Islık. | İnce, güzel ses. | Islığımsı ses. | Gök yakut. )


- SAFİR değil/yerine GÖKYAKUT

( Mavi renkli, değerli bir korindon türü. )


- SAFİR ile/||/<> KUNZİT

( Korund mineralinin mavi renkli çeşidi. İLE/||/<> Pembe ila mor renkte bir spoddumen. )


- SAFİR ile/||/<> TANZANİT

( Korund mineralinin mavi renkli çeşidi. İLE/||/<> Mavi ve mor tonlarında bir zoisit türü. )


- SAFİR ile/||/<> TURMALİN

( Korund mineralinin mavi renkli çeşidi. İLE/||/<> Birçok renkte bulunabilen bir taş. )


- SAFİR ile/||/<> ZİRKON

( Korund mineralinin mavi renkli çeşidi. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir taş. )


- SAFLAŞMA ile/ve/değil/yerine/<> YALINLAŞMA


- SAĞANAK ile/ve BORAN

( Birdenbire başlayan, genellikle kısa süren, şiddetli yağmur. İLE/VE Yel, şimşek ve gökgürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava. )


- SAGİTTARİUS A* (SGR A*) ile/||/<> M87 KARA DELİĞİ

( Sgr A* Samanyolu merkezinde 4 milyon güneş kütlesi İLE M87 kara deliği 6,5 milyar güneş kütlesidir. Sgr A* 26 bin ışık yılı uzakta İLE M87 55 milyon ışık yılı uzaktır. İki kara delik EHT tarafından görüntülendi İLE süper kütleli kara deliklerin kanıtıdır. )

( Andrea Ghez tarafından 2020 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1965-) (Ülke: ABD) (Alan: Astronomi) (Önemli katkıları: Samanyolu merkezindeki süper kütleli kara delik (Sgr A*) gözlemi, Nobel Ödülü (2020)) )


- SAĞLIK ARAŞTIRMA BİLİMİ | YAYGIN HASTALIK BİLİMİ | EPİDEMİYOLOJİ ile/||/<> EPİDEMİYOLOJİ ile/||/<> EPİDEMİYOLOJİ[Fr. < ÉPIDÉMIOLOGIE]

( epi üzerinde demos vücut logos bilim Bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkışının incelenmesi Hastalıkların nedenlerini görülüş oranlarını yayılışlarını hastalıklara karşı önlem ve korunma yollarını inceleyen bilim dalı Belirli bir hayvan ya da insan popülasyonlarında hastalıkların ortaya çıkışı yayılışı bu hastalıklardan korunma ve kontrol stratejileri yaralanma ve öteki sağlıkla ilgili olayları inceleyen bilim dalı salgın hastalıklar bilimi Veteriner hekimlikte genellikle epizotiyoloji kavramı kullanılırken beşeri hekimlikte epidemiyoloji kavramı kullanılmaktadır )

( EPIDEMIOLOGY )

( ÉPIDÉMIOLOGIE )

( EPIDEMIOLOGIE )


- SAĞLIK BİLGİSİ | HİJYEN ile/||/<> HİJYEN ile/||/<> SAĞLIK BİLGİSİ

( Sağlık bilgisi Sağlıklı bir yaşam için yapılan faaliyetlerin tümü sağlık bilgisi hıfzısıhha 1 Bireysel ve toplumsal açıdan beden sağlığının önemi üzerinde duran okulda çevrede ve ülkede beden sağlığına ilişkin olumlu ve olumsuz etmenleri inceleyen bilgi alanı 2 Sağlıklı öğrenim ve öğretim koşullarıyla ilişkili olan bilgi ve ilkelerin tümü 3 Beslenme uyuma diş bakımı vb konuları kapsayan öğrencilere beden ve ruh sağlığını koruma yollarını öğretmek amacıyla okutulan ders Sağlıklı yaşama ve sağlığı korumada gerekli yol ve kuralları gösteren bilim dalı hijyen Hijyen )

( HYGIENE )

( HYGIÈNE )


- SAĞLIK BİLGİSİ ile/||/<> SAĞLIK BİLGİSİ

( 1 Bireysel ve toplumsal açıdan beden sağlığının önemi üzerinde duran okulda çevrede ve ülkede beden sağlığına ilişkin olumlu ve olumsuz etmenleri inceleyen bilgi alanı 2 Sağlıklı öğrenim ve öğretim koşullarıyla ilişkili olan bilgi ve ilkelerin tümü 3 Beslenme uyuma diş bakımı vb konuları kapsayan öğrencilere beden ve ruh sağlığını koruma yollarını öğretmek amacıyla okutulan ders Sağlıklı yaşama ve sağlığı korumada gerekli yol ve kuralları gösteren bilim dalı hijyen Hijyen )

( HYGIENE )

( HYGIÉNE )


- SAĞLIK ve/||/<>/< SÜREKLİLİK


- SAĞLIKLI" ile/ve/değil/||/<> YETERLİ


- ŞAHAB/ŞİHÂB[Ar.]/METEOR(İT) ile/değil/yerine/= GÖKTAŞI

( Havayuvarı içinde oluşan sıcaklık değişmeleri, yel, yıldırım, yağmur, dolu gibi olaylara verilen ad. | Akanyıldız. )


- ŞAHANE ile/değil/yerine/= ÇOK GÜZEL, EŞSİZ, GÖRKEMLİ


- SAHANLIK ile/değil/yerine/= DÜZLÜK/DÜZALAN


- ŞAHAP[Ar. < ŞİHĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> AKAN YILDIZ


- ŞAHAP[Ar. < ŞİHÂB] ile/değil/yerine/= AĞMA/AKAN YILDIZ


- SAHİBİ OLMAK ile/değil/yerine PARÇASI OLMAK


- ŞÂHİKA[Ar.] ile FERİŞTAH[Fars. FİRİŞTE]

( Doruk, zirve. | En üst derece. İLE En iyi, en üstün. )


- SAHİL "KENARI" değil SAHİL


- SAHİL ile/ve/değil EŞİK


- SAHİL[Ar.] ile/değil/yerine/= KIYI/YAKA/YALI


- SÂHİL[Ar.] ile SAHÎL[Ar.] ile SÂHİL[Ar.]

( Kişneyici, kişneyen. İLE At kişnemesi. İLE Deniz/ırmak/göl kenarı, kıyı, yalı. )


- ŞAHİN ile LAÇİN

( ... İLE Atmaca, doğan. | Çıkılması güç, kayalık yer. )


- SAHİP OLMADIĞIN ŞEY/DEĞER/OLANAK/KOŞUL ve BULUNMADIĞIN YER

( Vazgeçemeyiz. VE Terk edemeyiz. )


- SAHİP OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< LÂYIK OLMAK


- SAHİP OLMAK ile/ve/fakat/||/<>/< SAHİP OLDUĞUMUZLA VE/YA DA SAHİP OLMAKLA PERDELENMEMEK


- SAHİP OLMAK ile/değil/yerine ŞAHİT OLMAK


- SAHİPLENME ile/ve/||/<> KOLLAMA


- SÂHİRE ile ...

( YERYÜZÜ, UYANIK GÖZ VE GÖZLERE SERAP GÖRÜNEN YERYÜZÜ )


- SAHÎRE[Ar.] ile SÂHİRE[Ar. çoğ. SÂHİRÂT, SEVÂHİR]

( Yeryüzü. İLE Büyücü. )


- SAHRA ÇÖLÜ ile ÇÖL

( Yılda sadece 25 mm. yağış alır. İLE Yılda 254 mm.'den az yağış alan yer. )

( Dünya yüzeyinin 3'te 1'i, çöllerden oluşmaktadır. )

( Sahra Çölü, en büyük çöldür. [Amerika Birleşik Devletleri'nin yüzölçümü kadardır.] İLE ... )

( ... ile KAFR, BÂDİYE, BEDÂVET, BEVBÂT, FEYFÂ', MERVAHA[çoğ. MERÂVÎH: Ova, çöl. | Her tarafından rüzgâr esen yer.], TÎH[Çöl. | Mısır ile Şam arasında, Sînâ Dağı'nın bulunduğu yarımadada bir çölün adı.]
KAFR[çoğ. KUFÂR]: Susuz, otsuz, ıssız çöl. )

( ... ile DEŞT, BEYÂBÂN )


- SAHRA[Ar.] ile/değil/yerine/= ÇÖL


- SAHRA[Ar. < ṢAḤRĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇÖL | KIR

( sahra topu çöl kır II )


- SAHRE[Ar. < ṢAḪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYAÇ


- SAHTE/LİK ile/değil/yerine/>< İÇTEN/LİK


- SÂİB[Ar.] ile SÂİB[Ar. < SEVÂB] ile SÂİB[Ar. < SE'B] ile SAİB[Ar.] ile SAHİB[Ar.]

( Bir yerle, bir şeyle ilişiği olmayan. İLE Yanlışsız, doğru, yanlışlık yapmayan. | Amaca, hedefe uygun. | Hedefe doğru ulaşan. İLE Yağmur getiren bora[İt. < Yun.][: genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici rüzgâr/yel.]. İLE Çarmıha germek. İLE Sahip[mâlik]. | Bir vasfı olan[hâiz]. | Koruyan[hâmî]. | Bir iş yapmış olan. | Sürekli sohbette bulunan. | Hak yolunu göstermek isteyen mürşid. )


- ŞÂİBE ile/||/<> LEKE ile/||/<> LEKE[Fars. < LEKE, LEKKE]

( Bir parlak yüzeyde Ay tekeri Güneş tekeri görülen kara benek Resim Resim yüzeyi üzerinde sınırları belirli boya parçası Kentlerin düzentasarlarında oturma işleyim tecim vb işlevler için ayrılmış alanları gösteren özel renklerle belirtilmiş yerlerin her biri yeyke Kayık dümenini hareket ettirmeğe yarayan deynek dümen kolu Yenice Gelendost Isparta yeyke Gerze Sinop Metal yüzeyler üzerinde çeşitli nedenlerle oluşup yüzeyin parlaklığını ve rengini bozan donukluk Deride başka bir değişiklik olmadan kalıcı ya da geçici olarak oluşan derideki renk değişiklikleri makula Az lǝkǝ laka spot stain )

( SPOT | COLOURSPOT | STAIN | MACULA )

( SPOT | TACHE )

( FLECK )

( LAKA )

( LƎKƎ[Az.] )


- ŞÂİBE-İ ŞEMS | GÜNEŞ LEKESİ ile/||/<> GÜNEŞ LEKESİ

( Güneş yüzeyinde görülen kara benekler astronomi )

( SUNSPOT )

( TACHE SOLAIRE )

( SONNENFLECK )


- SAİKA ile/||/<> YILDIRIM

( Bulutlarla yeryüzü arasında oluşan elektrik boşalması Bulutlarla Yer arasımda oluşan elektriksel boşalım fizik Anadolu ağızlarında ıldırım olarak da geçer Az ildırım Azeri alanında başındaki ynin düşmesi doğaldır yıldırım jıldırım Räsänen yıldırımı yıldıra maddesinde vermiştir Sevortyan İ 296 da Azeri alanında kullanılan ildırımı Türkçe karşılığı ile birlikte m ekiyle kurulmuş türevler arasında saymıştır ÊSTJaya göre Türkçede yıldıra yıltıra parlamak biçimi de geçer Anadolu ağızlarında ıldıra da kullanılır Ancak yıldırımın yıldır ıldır kökünden geldiği açıktır yıldır ıldır ı m eki Türkçede yıldır ıldır parlamak ışıldamak olarak geçer Anadolu ağızlarında ıldırım olarak da geçer Az ildırım Azeri alanında başındaki ynin düşmesi doğaldır yıldırım jıldırım Räsänen yıldırımı yıldıra maddesinde vermiştir Sevortyan İ 296 da Azeri alanında kullanılan ildırımı Türkçe karşılığı ile birlikte m ekiyle kurulmuş türevler arasında saymıştır ÊSTJaya göre Türkçede yıldıra yıltıra parlamak biçimi de geçer Anadolu ağızlarında ıldıra da kullanılır Ancak yıldırımın yıldır ıldır kökünden geldiği açıktır yıldır ıldır ı m eki Türkçede yıldır ıldır parlamak ışıldamak olarak geçer )

( THUNDERBOLT | LIGHTNING )

( FOUDRE )

( BLITZ )


- SAİKA[Ar.] ile/değil/yerine/= YILDIRIM | NEDEN


- SAİKA[Ar. < ṢĀʿİḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> YILDIRIM (SİPERİSAİKA)


- SAK ile SAK[Ar.]

( Uyanık, gözü açık. | Uykusu hafif. İLE Sap. )


- SAKÎ[Ar.] ile SÂKÎ[Ar. < SAKY | çoğ. SUKAT]

( Kırağı, çiy.[Fars. JÂLE, ŞEBNEM, BEŞG, BEŞM | Yun. DROSOSTALIDA] İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | İnsana/kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )


- SAKIN!:
ADAMIN, YERE BAKANINDAN
ve/||/<>
SUYUN, YAVAŞ AKANINDAN


- SAKIT ile/||/<> MARS[İng.] ile/||/<> MARS[Fr.] ile/||/<> MARS[Alm.] ile/||/<> MARS

( Mars Mars Uzaklık sırasında dördüncü gelen dokuz büyük gezegenden biri )


- SAKIT[Ar.] ile Sakıt

( Düşen, düşmüş. | Hükmü kalmamış, eski önemini yitirmiş. | Düşük. İLE Merih, Mars. )


- SÂKİ-Yİ ŞEB ile ...

( Mehtap, ayışığı. )


- SAKMARIAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= SAKMARYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 295.500.000 ile 290.100.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SALAMURA ile/||/<> SALAMURA[İt. < SALAMOIARE]

( tarım Balık et peynir sebze asma yaprağı gibi çeşitli yiyeceklerin bozulmaması ve muhafaza sürelerinin uzatılması için tuzlu suda tutulması işlemi 1 Peynir et balık turşu asma yaprağı vb yiyeceklerin bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su 2 Tuzlu su içinde tutulmuş yiyecek İtal Venedik salamora brine sal tuz Bütün Akdeniz dillerinde yaygın olarak kullanılır salmoura salmuera saumure İtal salamoia salāmūra salāmūl Malta salmùra Cezayir šarmūla sâlâmûra Tunus salamòra Suriye sanamòra Lübnan sanamūra R σαλαμούρα Balkan dillerinde Bulgarca Sırpça de salamura olarak geçer )

( SALĀMŪRA )

( BRINE )

( SAMURE | SAUMURE )

( SAL )

( SALMUERA )

( SALAMOIARE | SALAMORA | SALAMOIA )


- SALGIN ile/||/<> SALGIN

( Aynı zamanda çok büyük çapta bireyi etkileyen hastalık Epidemik Belli bir bölgede aynı anda birçok bireyde görülen hastalık epidemik )

( EPIDEMIC )

( ÉPIDÉMIQUE )

( EPIDEMISCH )


- SALINIM ile/değil SALIM

( OSCILLATION vs. EMISSION )


- SALLANMAK ile SARSILMAK


- SALLANTI ile ÇALKANTI


- SALLANTI ile SARSINTI


- SALMAK/SALAN ile/ve/||/<> SARMAK/SARAN


- SALNÂME | ALMANAK ile/||/<> ALMANAK ile/||/<> GÖKBİLİM YILLIĞI

( gökbilim yıllığı Türlü konularda bilgi veren bir tür yıllık astronomi )

( ALMANAC | CALENDAR )

( ALMANACH | CALENDRIER )

( KALENDER )

( ALMANACCO )

( ΑΛΜΑΝΆΚ / αλμανάκ )


- SALNÂME | ALMANAK ile/||/<> TAKVİM | GÖKBİLİM YILLIĞI

( bk. gökbilim yıllığı. @@ Türlü konularda bilgi veren bir tür yıllık. @@ (astronomi) )

( ALMANAC | CALENDAR~CALENDAR )

( ALMANACH | CALENDRIER~CALENDRIER )

( ...~CALENDARIUM )

( KALENDER~KALENDER )

( ALMANACCO~CALENDARIO )

( ΑΛΜΑΝΆΚ / αλμανάκ~ΗΜΕΡΟΛΌΓΙΟ / ημερολόγιο )


- SALPA ile/||/<> SALPA

( Salpa Gömlekliler Tunicata dalının salpalar Thaliacea sınıfından bir kordalı cinsi Vücudu limon biçiminde ve saydamdır Eşeyli döl koloni halinde yaşar Gömlekliler Tunicata dalının Salpalar Thaliacea sınıfından vücutları limon biçiminde ve saydam türleri olan bir cins Sarpa )

( SALPA )

( SALPE )

( SALPA )

( SALPA | SARPA SALPA )


- SALT ile SALTIK

( Yalnız, tek, sırf. | İçinde yabancı bir öğe bulunmayan. | İçinde, kendine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. İLE Kendi başına var olan, hiçbir şeye bağlı olmayan, bağımsız, koşulsuz. | Koşulsuz, bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına, tam sayılan bir olgunun niteliği. )


- SALTIK GÖRÜNÜŞLER ile/değil GÖRÜNÜŞLERİN SALTIK İLKESİ

( [not] ABSOLUTE APPEARANCES vs./but ABSOLUTE PRINCIPLE OF THE APPEARANCES )


- PARLAKLIK:
SALTIK/MUTLAK ile/ve/||/<> GÖRÜNÜR


- SALTIK/MUTLAK:
SONSUZ ile/ve/||/<> TÜKETİLEMEZ OLAN


- SALTIK = MUTLAK = ABSOLUTE[İng.] = ABSOLU[Fr.] = ABSOLUT[Alm.] = ABSOLUTUS[Lat.] = ABSOLUTO/TA[İsp.]


- SALTIK/LIK ile/ve/||/<>/< ETKİLENMEYİŞ


- ŞÂM, MESÂ | AKŞAM >< SABAH


- SAM[Ar. < SĀMM] ile/değil/yerine/=/||/<> SAM YELİ (SAM YELİ)


- SAM ile/||/<> LB FİLM

( SAM kendiliğinden tek tabaka tiol-Au, LB transfer çok. )

( Formül: Spontan İLE mekanik )


- SAM ile/||/<> LB ile/||/<> LBL

( Kontrollü yüzey kaplama teknikleri. )

( Formül: Alkanetiyol-Au SAM )


- SAMAN ALEVİ ile/||/<> SAMAN KÂĞIDI ile/||/<> SAMANKAPAN ile/||/<> SAMAN NEZLESİ ile/||/<> SAMAN RENGİ ile/||/<> SAMAN SARISI ile/||/<> SAMANUĞRUSU ile/||/<> SAMANYOLU

( Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları )


- SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK ile/ve/||/<> KARDA YÜRÜYÜP İZİNİ GÖSTERMEMEK


- SAMAN ile KESMİK

( ... İLE Başakla karışık iri saman. | Taş gibi olmuş toprak parçası. )


- SAMANA ile SAMANYA

( Huzur içinde yaşayan Brahmin. | Rahip. İLE Tümellik. )


- ŞAMANİZM ile/||/<> ORGANİZE DİN

( Şamanizm bireysel aracılık İLE organize din kurumsal yapıdır. Şamanizm avcı-toplayıcı İLE organize din tarımsal toplumların dinidir. Göbeklitepe ritüel alanı şamanizm İLE organize din arasında geçiş olabilir. )


- SAMANLIK ile/ve/||/<>/> SEYRÂN

( İki kişi(/zihin/"gönül") [sevdâ] bir araya gelirse samanlık bile seyrân "olur[< olabilir]". )


- SAMANYOLU/SAMANUĞRUSU/HACILARYOLU/KEHKEŞAN[Fars.] değil/yerine GÖKYOLU

( Açık gecelerde, gökyüzünde boydan boya görülen, uzun, yıldız kümesi. )


- SAMED ve/||/<> SOMUT


- ŞÂMİL[< ŞEML < ŞÜMÛL] ile/ve/<> KÂMİL[< KEMÂL]

( Topluma. İLE/VE/<> Kişiye/sana! )

( Genele. İLE/VE/<> Özele. )

( İçine alan, kaplayan, çevreleyen. İLE/VE/<> Tam, eksiksiz, bütün. | Olgun. | Bilgin, âlim. )


- SANAT ve/||/<>/>/< BİREY OLMAK


- SANAT ile/ve/||/<>/>/< HAKİKAT


- SANAT ile/ve/||/<> SANA AİT


- SANDIK BALIĞI ile/||/<> SANDIK BALIĞI

( Lactophrys triqueter Kemiklibalıklar Teleostei takımının sandıkbalığıgiller Ostraciontidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2535 cm Kemik plaklardan yapılmış 3 köşeli bir zırh ile kaplıdır Tropik denizlerde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının sandık balığıgiller Ostraciontidae familyasından 2535 cm kadar uzunlukta kemik plâklardan yapılmış üç köşeli bir zırh ile kaplı Tropik denizlerde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan sandık balığıgiller Ostraciidae familyasından 35 cm kadar uzunlukta olabilen kemik plaklardan yapılmış üç köşeli bir zırhla kaplı tropik denizlerde yaşayan bir tür )

( TRUNK-FISH | TRUNK FISH )

( COFFRE )

( KOFFERFISCH )

( LACTOPHRYS TRIQUETER )


- SANDWİCH KOMPLEKS ile/||/<> HALF-SANDWİCH

( Sandwich iki Cp ferosen, half-sandwich tek Cp. )

( Formül: Fe(Cp)₂ İLE CpMn(CO)₃ )


- SANGER DİZİLEME ile/||/<> NGS

( Sanger tek okuma uzun, NGS çoklu kısa. )

( Formül: Single long İLE multiple short reads )


- ŞANİ IRMAĞI'NIN:
BİR YAKASI ile/ve/<> ÖTEKİ YAKASI

( Çad. İLE/VE/<> Kamerun. )


- SANİHA[Ar.] ile/değil/yerine/= DOĞAÇLIK/DOĞUNÇLUK


- SANIRIM ... OLABİLİR değil SANIRIM ... ya da ... OLABİLİR


- SANİTASYON ile/||/<> SANİTASYON[Fr. < SANITATION]

( Çevre koşullarını sağlığa elverişli duruma getirme sağlıklı yaşam için gerekli önlemleri alma çevre hijyeni Herhangi bir yüzeyin ya da nesnenin temizlik ve dezenfeksiyonu )

( SANITATION )

( SANITATION )


- SANİYE ile/ve/||/<> TOZ

( SECOND vs./and/||/<> DUST/POWDER )


- SANİYE ile/||/<> ZAMAN SANİYESİ, SN

( zaman saniyesi sn Osmanlılarda saliseden büyük ve uladan küçük askerlikteki albaylığa denk sivil aşama matematik )

( SECONDE )


- ŞANS ile/değil OLASILIK

( Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç. | Bir olayın olabilirliği. | Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok, rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum. İLE ... )

( [not] CHANCE vs./and/but PROBABILITY
PROBABILITY instead of CHANCE )


- SANTONIAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= SANTONYAN EPOKU

( Günümüzden 86.300.000 ile 83.600.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SANTROZOM[Fr. < Yun. KENTRON: Merkez. | SOOMA: Gövde.]

( Göze sitoplazması içinde, çekirdeğin yakınında bulunan, açık renkli ve genellikle benzer plazma kütlesi. )


- SAP ile SAMAN

( Bitkinin dal, yaprak, çiçek vb. bölümlerini taşıyan, ağaçlarda odunlaşarak gövde durumunu alan bölüm. | Çiçek ya da meyveyi dala bağlayan ince bölüm, sak. İLE Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan ufalanmış sapları. )


- ŞAP ile ŞAP[Ar. < ŞABB]/ALÜN[Fr.] ile ŞAP

( İstekle öperken çıkan ses. | Birden yere düşme ya da çarpma sırasında çıkan ses. İLE Alüminyum ve potasyum sülfatından ya da amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İLE İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. )


- SAPAN ile/||/<> SAPAN

( I Kağnı tekerleğinin göbek kısmındaki demirler Güdül Ankara II sapant Taş fırlatılan çocuk oyuncağı Sarıkeçili ve Saçıkaralı aşiretleri Gaziantep sapant İnönü Eskişehir Gırgır avcılığında ağı çekmede kullanılan her iki ucu birbirine bağlı halat parçası )

( SLING )


- ŞAPERON ile/||/<> PROTEAZOM

( Şaperon katlanma yardım İLE proteazom protein yıkımı. )

( Formül: HSP İLE ubikuitin )


- ŞAPLAMAK ile ŞAPLAMAK ile ŞAPLAMAK ile ŞAPLAMAK

( "Şap" diye ses çıkarmak. İLE Bir şeyi, şaplı su ile ıslatmak. İLE Bir yapının tabanını, ince kum ve çimentoyla hazırlanan karışımla sıvamak. İLE Yemeğe şap katmak. )


- SAPLAMAK ile/değil SAPTAMAK

( Hızla batırmak. İLE/DEĞİL Bir şeyi belirgin kılma, tespit. | Yıkanmış gümüş bromürlü tabakanın, gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi. )


- SAPLI UR | POLİP ile/||/<> POLİP ile/||/<> POLİP[Fr. < POLYPE]

( Knidlilerde eşeysiz üreyen döl olup koloni meydana getiren bireyler zooloji Knidlilerde eşeysiz üreyen ve koloni meydana getiren bireyler 1 Knidlilerde eşeysiz üreyen ve koloni meydana getiren sesil bireyler 2 Mukozadan gelişerek dışarıya doğru uzanan iyi huylu tümöral oluşum Mukozadan gelişerek dışarıya doğru uzanan saplı ya da sapsız tümöral oluşum hlk ankebut İyicil olmakla birlikte zamanla kötücül hâle de dönüşebilirler )

( POLYP )

( POLYPE )

( POLYP )

( POLYPUS | POLYPUS: POLIP )


- SAPMA ile/ve AYRILMA

( Serbest bir mıktnatıslı iğnenin, denge konumunda iken gösterdiği doğrultudan geçen düşey düzlemle, bulunulan noktanın meridyen düzlemi arasındaki açı. | Bir ışının, saydam bir biçmeden geçtikten sonraki doğrultusu ile ilk doğrultusu arasında oluşan açı. | Bazı sözcüklerin, kurallara göre almaları gereken biçimlerden uzaklaşması durumu. İLE ... )

( DEVIATION vs./and DIVERGE )


- SAPMA ile/ve/||/<> İSTİSNA


- SINIR:
SAPTANABİLİR ile/ve/||/<>/> HESAPLANABİLİR


- ŞAR ŞAR / ŞARIL ŞARIL (AKMAK)

( Su ya da yağmurun, bol ve sesli bir biçimde akması, yağması. )


- ŞARAP FERMANTASYONU ile/||/<> SİRKE FERMANTASYONU

( Şarap fermantasyonu mayalar tarafından şeker alkole dönüştürülür İLE sirke fermantasyonu bakteriler alkolu asetik aside dönüştürür. Şarap anaerobik İLE sirke aerobik süreçtir. Pasteur iki fermantasyonu da mikroorganizmalara bağladı. )

( Louis Pasteur tarafından 1864 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )


- SARAY ile/ve/değil/yerine/<> ÇAYIR-BAYIR


- ŞARBON AŞISI ile/||/<> DOĞAL BAĞIŞIKLIK

( Şarbon aşısı yapay aktif bağışıklık oluşturur İLE doğal bağışıklık hastalığı geçirerek kazanılır. Pasteur koyunlara zayıflatılmış şarbon aşısı vurdu İLE Pouilly-le-Fort deneyinde aşının etkinliğini kanıtladı. Aşı hastalığa yakalanmadan koruma sağlar. )

( Louis Pasteur tarafından 1881 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )


- ŞÀRİB ile/||/<> BIYIK

( barbula sakal Kemikli balıkların altçenesinden çıkan bazı uzantılar 2 Memeli hayvanlarda üstdudağın üst bölgesindeki özel kıllar zooloji 1 Memelilerin üst dudağının üzerinde yer alan özel kıllar 2 Bazı balıklarda ağız çevresinde sayılan yerleri ve büyüklükleri türlere göre değişen dokunmaya ve tat almaya yarayan sinir uçları taşıyan derinin dışarı doğru yaptığı uzantı Bazı balıklarda ağız çevresinde sayıları yerleri ve büyüklükleri türlere göre değişen dokunmaya ve tat almaya yarayan sinir uçları taşıyan derinin dışarı doğru yaptığı uzantı barbel Az bığ yer mıyk Blk mıyık mıyık Kırgızlar murut murt adını da kullanırlar Bundan başka bıyığa moylo moylōv Farsça adını da verirler miyik Özbek ağızlarında murut murt adı da kullanılır mıyık mıyık mıygak mıyık ak küçültme eki Ses bakımından düşündürücüdür Németh Giese Arm 42 bıtık măyăx Tatarcadan alınmıştır OT bıδık Eski Kıpçakçada bıyık olarak geçer Diyalektlerde kullanılan burut murut murt biçiminin bur kökünden geldiği anlaşılıyor Doerfer TMEN 740 Räsänen V 90a Türkçe burut Farsçaya burūt olarak geçmiştir Doerfer TMEN 740 Clausonun burutu Farsça bir alıntı sayması düşündürücüdür ED301 s v bıḏık )

( BARBULE | BARBEL )

( BARBILLON | BARBEAU )

( SCHNURRBART | BARBE )

( BARBULA | BARBELLUS: BIYIK | BARBELLUS )

( BIĞ[Az.]~MIYIK[Krg.]~MIYIK[Özb.]~MIYIK[Bşk.]~MIYIK[Tatk.]~MIYGAK ([Şor.]~BITIK[Yak.]~MĂYĂX[Çuv.] )


- SARIGÜZEL CADDESİ değil/< SARIGÖREZ CADDESİ


- ŞARK | DOĞU ile/||/<> DOĞU

( 21 mart ve 23 eylülde Güneşin gözeriminde doğduğu yan Herhangi bir yerde güngece eşitliği günlerinde güneşin çevrende doğduğu yön anayönler coğrafya astronomi )

( EAST )

( EST | EST, ORIENT )

( OSTEN, OST | OST )


- SARKAÇ ile/||/<> PERİYOT

( Sarkaç yasaları )

( Galileo Galilei tarafından 1602 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1564-1642) (Ülke: İtalya) (Alan: Fizik, Astronomi) (Önemli katkıları: Teleskop, Jüpiter uyduları, serbest düşme) )


- SARKAÇ ile SARKIK ile SARKIL ile SARKINTI ile SARKIŞ ile SARKIT

( Durağan bir nokta çevresinde, ağırlığının etkisiyle salınım yapan, devingen katı nesne. İLE Aşağı doğru uzanmış, sölpük, salpa, gevşek. İLE Sarkaçla ilgili, devinimi, sarkaç devinimine benzeyen. İLE Aşağı doğru uzanan, sarkan şey. İLE Sarkma eylemi ya da biçimi. İLE Mağaraların tavanında oluşan, genel olarak koni biçiminde, kalker birikintisi, damlataş, istalaktit. )


- SARMAL ile/değil DÖNGÜSEL


- SARMALAMAK ile/ve/||/<> ÇEVRELEMEK


- SARSIM ile SARSINTI

( Sarsma eylemi. | Gök nesnelerinin[cirim], genel çekim yasasına uygun olarak birbirini çekmesi nedeniyle herhangi bir gezegenin hareketinde görülen karışıklık. İLE Birden sallanma, sarsılma. | Titreme. | Deprem. | Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri. | Bir kurum ya da kuruluşun dengesini etkileyen bozukluk. | Kaza, ilaç ve uyuşturucuların yarattığı, fiziksel ya da coşkusal nitelikteki, birdenbire gelişen karmaşık belirtilerin tümü. )


- ŞAŞIRTICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ


- ŞAŞIRTMAK ile/değil/yerine/=/||/<> YANILTMAK | ŞAŞKINLAŞMAK

( Şaşırmasına sebep olmak yanıltmak Daha iyi yetişmelerini sağlamak için ağaç fidanlarının ya da çiçek fidelerinin yerlerini değiştirmek şaşkınlaşmak )


- ŞAŞKINLIK(/HAYRET) ile/ve/||/<>/> KUŞKU

( Zihinde. İLE/VE/||/<>/> Felsefede. )


- ŞAŞKIN/LIK ile/ve/değil HAYRAN/LIK

( BEHT )


- ŞAŞMA/ŞAŞIRMA/HAYRET (ETMEK) ile/ve/||/<>/> ŞAŞAKALMA/HAYRANLIK ile/ve/||/<>/> AŞK

( Felsefeye yöneltir. İLE/VE/||/<>/> Sanata yöneltir. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Doğaya/doğada. İLE/VE/||/<>/> İnsana/insanda. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Kısa süreli. İLE/VE/||/<>/> Uzun süreli. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Hem olumlu, hem olumsuzlara yöneliktir. İLE/VE/||/<>/> Olumsuzlara yönelik değildir. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Parçaya yöneliktir. İLE/VE/||/<>/> Tamamlanmışlara/olgunlara yöneliktir. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Anlayamadıklarımıza yöneliktir. İLE/VE/||/<>/> Aydınlatıcıdır. Kavrama ve kuşatmamızla birliktedir. İLE/VE/||/<>/> ... )

( Açmazlarda, çelişki ve sıkıntılarda deneyimlediğimiz. İLE/VE/||/<>/> Sonsuzluğu, yüceliği ve üstünlüğü "duyumsatır". İLE/VE/||/<>/> ... )

( ASTONISHMENT/AMAZEMENT vs./and/<>/> ADMIRATION )

( ADMIRATIO cum/et/<>/> ... )


- ŞÂT[Ar.] ile ŞAT/ŞATT[Ar. çoğ. ŞUTÛT] ile ŞATH[Ar.] ile ŞAT[Fr. CHATTE]

( Koyun. İLE Büyük ırmak. İLE Ciddi bir hissi ya da düşünceyi mizahî bir edayla anlatan şiir. İLE Sığ sularda, ağır yükleri taşımak için kullanılan, altı düz, bir çeşit tekne. )


- SATH-I ARZ | YERYÜZÜ ile/||/<> YERYÜZÜ

( Yer yuvarlağının yüzeyi Yeryuvarlağının dış kesimi coğrafya )

( EARTH'S SURFACE | SURFACE OF THE EARTH )

( SURFACE DE LA TERRE | SURFACE TERRESTRE )

( ERDOBERFLÄCHE )


- SATHÎ[Ar.] ile/değil/yerine/= YÜZEYSEL/GELİŞİGÜZEL/ÜSTÜNKÖRÜ


- SATIR ile/||/<> SÜTUN ile/||/<> NULL

( Matrise bağlı vektör uzayları. )

( Formül: dim(N(A)) + rank(A) = n )


- SATURATED ile/||/<> UNSATURATED ile/||/<> TRANS

( Lipid yapı taşlarının sınıflandırması. )

( Formül: C₁₆H₃₂O₂ (palmitik) )


- SATÜRN ile BJ1407b

( ... İLE Satürn'ünkine benzer halkaları olan ilk öte gezegendir. Bizden yaklaşık olarak 420 ışık yılı uzakta olan bu gezegenin halkaları, Satürn'e göre o kadar çok ve uzundur ki, neredeyse Güneş'ten, Venüs'e kadar olan alanı kaplamaktadır. Jüpiter'den 20-30 kat daha büyük olan bu gezegen, Satürn'ün yerinde olsaydı, halkaları, Dünya'nın gökyüzüne kadar gelir ve dolunaydan çok daha büyük görünürdü. )


- SATÜRN ile/ve/||/<> ENCELADUS


- SATÜRN ve/||/<> HALKALARI

( ... VE/||/<> Satürn'ün halkaları, 4.4 milyar yıl önce Satürn ile birlikte oluşmuştur. [30-40 milyon yıl önce oluştuğu da söylenilmektedir.] Gezegenin halka sistemi, uydularıyla arasında olan etkileşim sonucu oluşmuştur. Halkaları, büyük ölçüde, su buzu ve çok az miktarda da tholin ve silikat toz parçacıklarından oluşmuştur. Güneşin ultraviyole ışınlarının, su buzu ile etkileşmesi sonucu ortaya oksijen ve hidrojen çıkmaktadır. Bu da Satürn'ün halkalarının, kendilerine ait bir atmosferi olduğunu göstermektedir. Satürn'ün halkalarının kalınlığı sadece 20 cm.'dir. )


- SATÜRN ve/||/<> TİTAN

( ... VE/||/<> Satürn'ün en büyük uydusudur ve yoğun bir atmosferi olduğu bilinen tek doğal uydudur. Titan'daki büyük su kütleleri gibi görünen bu okyanusların, metan gazının sıvı durumu olduğu görülmüştür. Yüzey sıcaklığı, yaklaşık olarak -180 °C'dir. )


- SATÜRN /<> URANÜS

( ... İLE/VE/<> Bulunuşu/adlandırılışı, 1781'dedir. )

( Güneşe uzaklık sırasında yedinci olan ve güneş çevresindeki dolanımını 84 yılda tamamlayan gezegen. )

( Uranüs'ün, mavi-yeşil renkte olmasının, atmosferinde bulunan metan gazından kaynaklandığı düşünülüyor. Uranüs'ün Satürn gibi halkalarının olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu halkalar, Satürn'den daha az ve incedir. Ortalama sıcaklığı -197 °C olup Satürn'den sonra en sert rüzgarlara sahip ikinci gezegendir. )

( SATURN~URANUS )


- SATURNE[Fr. < SATURNE] ile/değil/yerine/=/||/<> SATÜRN

( Güneş e yakınlık bakımından altıncı sırada olan gezegen Sekendiz Zühal )


- SATÜRN'ÜN HALKALARI:
3 ile/ve/değil/||/<>/> 6


- SAVANE[Fr. < SAVANE] ile/değil/yerine/=/||/<> SAVANA

( Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlar Tropikal iklim bölgesinin tipik bitki örtüsü )


- SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT


- ŞAVK/ŞEVK[Ar.] ile/değil/yerine/= IŞIK


- SAVRULMAK ile/değil/yerine/>< SALINMAK


- SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
FİZİKSEL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA SİLAHLARI ile/ve DAVRANIŞSAL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA HAREKETLERİ


- SAY ile/||/<> SAYA

( Düz tabaka biçiminde ince, yassı taş, çakıl. İLE/||/<> Yumuşak taş. )


- SAYDAM TABAKA | KORNEA ile/||/<> KORNEA ile/||/<> SAYDAM KAT

( saydam kat saydam tabaka Gözün en dışta bulunan sert tabakasının yaklaşık 1 6sını oluşturan saydam yapıdaki ön bölgesi Saydam tabaka anat 1 Göz yuvarlağının dış tabakasındaki tunika fibroza bulbisinin öne doğru tümseklik yapan keratinleşmeyen çok katlı yassı epitelden oluşan saydam sert ön kısmı Epiteliyum anterius adı verilen epitel altında dıştan içe doğru lamina limitans anteriyor substansiya propriya lamina limitans posteriyör ve epiteliyum posterius bulunur 2 Saydam boynuz deri )

( CORNEA )


- SÂYE[Fars.] ile SÂYEBÂN[Fars.]

( Gölge. | Koruma, sahip çıkma. | Yardım. İLE Gölgelik. )


- SAYF ile/||/<> YAZ

( Haziran temmuz ağustos aylarını içine alan zaman aralığı kuzey yarımküre için Gökbilimde 22 haziran ile 23 eylül arası Kuzey yarımyuvarında yılın 21 haziranla 23 eylül günleri arasında kalan bölümünü kapsayan iki ana mevsimden biri astronomi coğrafya Az yaz ilkbahar Azeri alanında yaz olarak yay biçimi kullanılır yaz ilkbahar yaz ilkbahar yaz yaz Nogaylar ilkbahara yazlık adını verirler jaz yaz Karakalpaklar ilkbahar olarak bӓhӓr ve köklem adlarını kullanırlar jaz yaz caz ilkbahar Kırgızlar yaz olarak cay biçimini kullanırlar yōz yaz YUyg yaz yaz ilkbahar Alt yas ilkbahar Altay Türkleri yaza yay adını verirler Bu ad Teleütçe Küerikçe gibi diyalektlerde de geçer Tar yaz yaz ças ilkbahar Tuvalar yaz olarak çay biçimini kullanırlar sās ilkbahar Yakutlar yaza sayın adını verirler Bu adın yaydan geldiği ve Türkçe yazın kışın güzün gibi biçimlere benzediği açıktır śur ilkbahar Türkçe yazın sonundaki z Çuvaşçada rye çevrilmiştir Türkçe kız Çuvaşça xĕr Türkçe dokuz tokuz Çuvaşça tăxxăr Türkçe sekiz Çuvaşça sakkăr gibi Çuvaşçada śurun yanında śu yer śăv biçimi de yaz olarak geçer Egorov ÊS 215 Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Eski Türkçe yaz biçiminin ilkbahar yay biçiminin ise yaz anlamına geldiği anlaşılıyor Clauson ED 982b yazın başlangıçta summer olarak daha sonra spring olarak kullanıldığını dile getirmiştir Yazar bu görüşünü yay maddesinde de seslendirmiştir ED 980 Yaz başlangıçta summer anlamına geldiğine göre yayın da başlangıçta spring anlamına gelmesi gerekir Buna göre Kâşgarlı Mahmudun kǖz autumn biçimini bir yerde yayın antitezi olarak kullanması da bu açıklamayı doğrulayan bir tanıktır Buna karşılık yayla türevinin her zaman yazı bir yerde geçirmek anlamında kullanıldığını görüyoruz Kâşgarlı Mahmud birçok yerde yāyı winter anlamına gelen kışın antitezi olarak summer anlamında kullanmıştır Ligeti TörK 155 yazı spring yayı da summer olarak vermiş ancak Clausonun yazı summer yayı da spring olarak değerlendirdiğini de bildirmiştir Bazin SChron 52 Eski Türkçede yāy sözünün été yāz sözünün de printemps olarak kullanıldığını açık olarak dile getirmiştir Bazinin Clausonun görüşüne katılmadığı göze çarpıyor Türk diyalektlerinin bir bölümünde yaz ve yay sözleri arasında ortaya çıkan karışıklık ün yapmış birçok dil uzmanının bu sözleri etimolojik açıdan birleştirmesine yol açmıştır örn Deny Boisacq Arm 308309 Dmitriev Stroj 553 Kononov GrJaTRP 108 Eski verilerin ve diyalektler arasındaki karşılaştırmaların tanıklığına göre yaz ve yay biçimlerinin etimolojik bakımdan birleştirilmesi düşünülemez Bazin SChron 52 Eski Kıpçakçada yaz ilkbahar olarak geçer Clausonun yazdığı gibi ED 980 çağdaş diyalektlerde durum bir kat daha karışıktır Yaşayan diyalektlerde yāz olduğu gibi saklanmışsa da diyalektlerin bir bölümünde unutulmuş bir bölümünde ise iki sözün anlamları tersine çevrilmiştir Daha açık bir deyişle summer olarak kullanılan yaz spring anlamını almış spring olarak kullanılan yay da summer değerini kazanmıştır Ramstedt KWb 272a Türkçe yaz Frühling biçimini işaretiyle Moğolca naran Sonne biçimiyle birleştirmiştir Daha sonra SKE 15 yazı Moğolca naran yanında Korece nal the sun the day the weather biçimiyle birleştirmeyi denemiştir Räsänen V 193a Ramstedtin nal biçimi yerine Korece ńe ri m yaz biçimini vermiştir Ligeti TörK 156 Ramstedtin ve Räsänenin etimolojilerini vermekle yetinmiştir Poppe Lautlehre 38 Türkçe yazı Moğolca nirai yeni doğmuş taze yeni biçimine bağlamıştır Bu birleştirme de tartışmaya açıktır Doerfer TMEN 855 Brockelmann OGM 18 β yazı Sommer yayı da Frühling olarak vermiştir Bilimsel yayınlarda Türkçe yaz biçimi sıklıkla eski ve yeni diyalektlerde kullanılan yay biçimiyle birleştirilmiştir Türkçede z ve z lerin y ve yye çevrildiğini biliyoruz O açıdan yayınlarda yayla türevinin de ara sıra yaz kökünden getirildiğine tanık oluyoruz Türkçe yayla yay türevinin tanıklığına göre yayın ülkemizde de kullanıldığı anlaşılıyor Türkçeden Farsçaya yāz the spring olarak geçmiştir Macarcada yaz olarak kullanılan nyár biçiminin de eski bir Türk dilinden kalma alıntı olduğu sık sık sözlendirilmiştir Gombocz BTLw Macarca nyárı Türkçe bir alıntı olarak değerlendirmemişti Ancak Ramstedt Räsänen Poppe gibi Mongolist ve Türkologlar nyárı Türkçe yaz biçimiyle birleştirmişlerdir Clauson ED 982b da Macarca nyár biçimini çok eski bir alıntı olarak vermiştir Ligeti TörK 155156 nyár biçimiyle Türkçe yāz arasındaki etimolojik bağlantıya ağırlık vermiş ancak nyárın başındaki nynin Macarcada kullanılan eski Türkçe alıntılar açısından kurala aykırı bir ses olduğunu saklamamıştır Ona göre Macarca ny Ön Türkçe pretörök ń sesinin karşılığı olabilir Ligeti bu sesin Ugor çağından kalma nyereg sözünde de geçtiğini bildirmiştir Son olarak Ligeti Türkçe z sesinin karşılığı olarak Macarca nyár biçiminde gördüğümüz ryi de bir Ön Türk diyalektinden kalma erken bir rotasizm örneği saymıştır Bazin SChron 53 Türkçe yāz ile Macarca nyárın antik ńāŕ prototipinden gelebileceğinden söz etmiştir )

( SUMMER )

( ÉTÉ )

( SOMMER )

( YAZ[Az.]~YAZ[Tkm.]~YAZ[Tatk.]~YAZ[Nog.]~JAZ[Kklp.]~JAZ[Kzk.]~CAZ[Krg.]~YŌZ[Özb.]~YAS[Alt.]~ÇAS[Tuv.]~SĀS[Yak.]~ŚUR[Çuv.] )


- SAYGI ile/ve/<> BAĞ


- SAYGI/LI ve/||/=/<>/>/< ÖLÇÜ/LÜ/LÜK


- SAYI/LABİLEN ile/ve/||/<> ÖLÇÜ/LEBİLEN


- SAYILABİLİR SONSUZ ile/||/<> SAYILAMAZ SONSUZ

( Sayılabilir sonsuz doğal sayılarla eşlenebilen İLE sayılamaz sonsuz daha büyük sonsuzdur. Cantor doğal sayılar sayılabilir İLE gerçel sayılar sayılamaz olduğunu kanıtladı. Bu farklı sonsuzluk büyüklükleri gösterir. )

( Georg Cantor tarafından 1874 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1845-1918) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Küme teorisi, sonsuzluk kavramı) )


- SAYILABİLİR SONSUZ/LUK ile/ve SAYILAMAZ SONSUZ/LUK

( Tam sayılar kümesidir. [Tam sayıların sonu yoktur. Herhangi bir tam sayıya, 1 eklerseniz, yeni ve daha büyük bir tam sayı elde edersiniz.] İLE/VE Sayılamaz sonsuz sayılara "irrasyonel" sayılar denilir. Herhangi iki tam sayının bölümü olarak ifade edilemezler. [Bu tür sonsuzluğa örnekler, Pi sayısı[3.141592654...] ve e sayısı[2.718281828...] olabilir.] [Doğa ve evren ile ilgili matematik modellerde sabit olan sayılar, e ve Pi sayılarını içerdiklerinden, evrende ve öznede, sayılamaz bir sonsuzluk bulunduğunu gözönünde bulundurmak zorundayız.] )

( "Sonlu Ötesi Sayılar (Alef Sayıları)" adlı yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- SAYILABİLİR ile/||/<> SAYILAMAZ

( Sayılabilir kümeler doğal sayılarla eşleştirilebilir İLE sayılamaz kümeler eşleştirilemez )

( Cantor tarafından 1874 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1845-1918) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Küme teorisi, sonsuzluk kavramı) )


- SAYILABİLİR/SAYILAMAZ SONSUZLUK ile/ve/<> NOKTASAL SONSUZLUK

( ... İLE/VE/<> Bu sonsuzluk türü, hem geometrik, hem de aritmetik olması bakımından, doğrudan doğa ile ilgilidir. Bu tür sonsuzluğa "singülarite" denilmektedir. [Doğada bir merkeze doğru odaklanan -anafor adını verdiğimiz- sudaki ve hortum denilen havadaki noktasal sonsuzluklar buna örnek gösterilebilirler.] )


- SAYISIZ ile/ve/değil/||/<>/< ÇOK


- SAYRI BİLİMİ | PATOLOJİ ile/||/<> PATOLOJİ ile/||/<> PATOLOJİ[Fr. < PATHOLOGIE]

( pathos ızdırap logos bilim Hastalıklarla uğraşan bir bilim dalı Bir hastalığın nedenlerini ve geilşimini makroskobik ve mikroskobik olarak araştıran bilim dalı hastalık bilimi Hastalık bilimi makroskobik ve mikroskobik normal dışı durumların nedenlerini gelişimini ve sonuçlarını inceleyen bilim dalı patobiyoloji )

( PATHOLOGY )

( PATHOLOGIE )

( PATHOLOGIE )


- SAYYİB ile/||/<> BORA ile/||/<> BORAN

( 1 Dalmaçya kıyılarında kuzeyden esen soğuk ve kuru yerel rüzgâr 2 Genellikle sağanak yağışlarıyla son bulan sert ve geçici rüzgâr boran coğrafya Gök gürültüsü çakım ve yıldırım gibi elektrik olayları ve sağanak yağmuru ile karışık fırtına coğrafya İtal Venedik bora an occasional cold violent north to northeast wind that blows over the northern Adriatic from the interior highlands İtalyancaya ise Grekçeden geçmiştir Gr βορεάς Az boran bōrān buran buran Kum Krç Blk boran borăn borān porān borān tipi Osmanlı Türkçesinde boran bora fırtınalı tipili yağmur olarak yaygındır Türkçe bora yağmur getiren geçici rüzgâr biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır bora kar bol bol yağmak ve boruga n rain kökeninin açıklamasında değerlendirilmiştir Bulgarcaya buràn olarak geçmiştir )

( BORA | SOUTHWEST WIND | BREEZE | NORTHEAST WIND | WIND )

( BORA | BRISE | VENT )

( BORA | WIND )

( BOREAS )

( BOREA | BORA )

( ΒΟΡΕΆΣ / βορεάς )


- SAZAN ile/||/<> SAZAN

( Cyprinus carpio Kemiklibalıklar Teleostei takımının sazangiller Cyprinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 12 5 m Biçim ve renkleri yaşadığı ortama göre çok değişir Göllerde ve yavaş akan derelerde yaşar Eti çok beğenilir Asya Avrupa ve Amerikada bulunur zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının sazangiller Cyprinidae familyasından biçim ve renkleri yaşadığı ortama göre değişen eti çok lezzetli Asya Avrupa ve Amerikada yaşayan bir tür Kemikli balıklardan sazangiller Cyprinidae familyasından biçim ve renkleri yaşadığı ortama göre değişen eti çok lezzetli pul örtüsü yönünden birçok varyetelere ayrılan bir tür pullu sazan aynalı sazan dizi sazan çıplak sazan Sazan Sazan Az sazan balığı sāzan sazan hazan sazan sazan sazan Türkçe saz çamur bataklık kökünden geldiği anlaşılıyor saz a n küçültme eki Türkçede a n eki isim köklerinden yeni türevler yapımında kullanılır Türkçe saman saban sap adında olduğu gibi saman buna göre sazanın elliptique bir ad olduğu açıktır sazan balığı bataklık balığı Türkçede anlam ve yapı bakımlarından sazana benzer birçok örnek vardır Örn göllerde ve bataklıklarda yaşayan bir balığa çamurcuk adı verilir Bunun gibi çopra balığı adının da sık çalılık ya da sazlık olarak kullanılan çopradan geldiği açıktır Kiliz balığı adı da saz kamış anlamına gelen kilizden çıkmıştır Rumca σαζάνι Türkçeden alınmıştır Andriotis El 313 Farsçada da sāzān olarak kullanılır Rusça sazan da Türkçeden geçmiştir Vasmer REW 2 568 Rusça ve Bulgarca šaran biçiminde Çuvaş özellikleri göze çarpar Vasmer ZSIPh 19 65 REW 3 375 Kalmıkça sazn sazān da Türkçeden alınmıştır Ramstedt KWb 316 b Leksika 179 sa zan biçiminden yola çıkılarak eski ve yeni Türk diyalektlerinde kullanılan belli başlı biçimleri saymıştır İbn Mühennanın verdiği saz an biçiminden başlayarak Türkçe sazan Az sazan sa zan Kum sazan hazan sazan sazan gibi birtakım verileri sıralamıştır Bu verilere Çuvaşça şaran biçimini de eklemiştir Fasmerin sözlüğüne dayanarak Rusça şaran biçimini de aktarmıştır Leksikaya göre sazan biçimi bütün tarihî kaynaklarda geçer buna karşılık çağdaş kaynaklarda Amuderyada yaşayan turna balığına benzer bir balık olarak geçer Tarihî kaynaklarda saz an köpek balığı anlamında kullanılır Leksika Räsänen V 406 ve ÊSTJa 2003 148 gönderme yaptıktan sonra ejderhanın adının saz an biçiminden alındığını açıklamıştır NB kaydıyla bu adın Macarcaya sárkány olarak geçtiğini bildirmiştir İngilizce shark adının Germanca etimolojisinin bulunmadığını bildirerek başlangıçta iğneli bir balığa bu adın verildiği anlatılmıştır )

( CARP | CARPS )

( CARPE | CARPE ORDINAIRE | CARPES )

( KARPFEN | KARPFE )

( CYPRINUS CARPIO | CYPRINIDAE )

( CARPA )

( ΚΥΠΡΊΝΟΣ / κυπρίνος )

( SAZAN[Az.]~SĀZAN[Tkm.]~SAZAN[Nog.]~HAZAN[Bşk.]~SAZAN[Kzk.]~SAZAN[Kklp.]~SAZAN[Krg.]~SA:ZAN[Tkm.] )


- SAZANGİLLER ile/||/<> SAZANGİLLER

( Cyprinidae kyprinos sazan Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının kemikdesteklikeseliler Ostariophysi alttakımına giren bir familyası Tatlı su balıklarıdır Otçuldurlar Dişleri yoktur Sakallıdırlırlar Türü çoktur Bazısı süs balığıdır Sazan Cyprinus carpio çapak balığı Abramis brama çamçak Leuciscus rutilus tatlı su kefali L cephalus gümüşlü balık L leuciscus kızılkanat Scardinius erythrophthalmus acı balık Rhodeus amarus bodur çapak Blicca bjoerkna sisli balık Barbus meridionalis bıyıklı balık B barbus golyan balığı Phoxinus phoxinus tatlı su sardalyası Alburnus escherichi inci balığı A alburnus dere kayası Gobio kaplan sazan Puntius tetrazona yeşil sazan Tinea vulgaris in balığı Varichorinus tinca siraz V pestai kara balık Vimba vimba havuz balığı Carassius auratus karaburun Chondrostoma nasus iyi bilinirler zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının kemik destekli keseliler Ostariophysi alt takımından dişleri olmayan sakallı tatlı sularda yaşayan otçul bir familya Kemikli balıklardan çenelerinde dişleri olmayan yutak bölgesinde dişleri bulunan dünyada 1500 kadar türü bulunan bir familya )

( CARPS )

( CARPES | CYPRINIDÉS )

( KARPFEN )

( CYPRINIDAE )


- SCALENE ile/||/<> ISOSCELES

( Scalene farklı kenarlar İLE isosceles iki eşit kenar. )

( Formül: All different İLE two equal sides )


- SCHİFF BAZI ile/||/<> WERNER KOMPLEKSİ

( Schiff imin ligand, Werner klasik amin. )

( Formül: C=N İLE NH₃ )


- SCHOTTKY ile/||/<> FRENKEL ile/||/<> RENK MERKEZİ

( Kristallerdeki nokta kusur türleri. )

( Formül: n_defect = N exp(-E/kT) )


- SCHRÖDİNGER DENKLEMİ ile/||/<> DİRAC DENKLEMİ

( Schrödinger göreli olmayan, Dirac göreli kuantum denklemidir. )

( Formül: iħ∂ψ/∂t = Ĥψ )

( Erwin Schrödinger tarafından 1926 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1887-1961) (Ülke: Avusturya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Dalga mekaniği, Schrödinger denklemi) (Nobel: 1933) )


- SCHWARZ-CHRİSTOFFEL ile/||/<> JOUKOWSKY TRANSFORM

( S-C polygon mapping, Joukowsky airfoil mapping. )

( Formül: Polygon İLE airfoil mapping )


- SCHWARZSCHİLD KARA DELİĞİ ile/||/<> KERR KARA DELİĞİ

( Schwarzschild kara deliği dönmez İLE Kerr kara deliği döner. Schwarzschild küresel simetri İLE Kerr eksenel simetri gösterir. Schwarzschild kuramk model İLE Kerr gerçekçi astrofizik nesnesidir. )

( Roy Kerr tarafından 1963 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1934-) (Ülke: Yeni Zelanda) (Alan: Matematik, Astrofizik) (Önemli katkıları: Dönen kara delik çözümü (Kerr metriği 1963), gerçekçi kara delik modeli) )


- SCRNA-SEQ ile/||/<> SCATAC-SEQ ile/||/<> CYTOF ile/||/<> SPATIAL ile/||/<> TEK HÜCRE TEKNOLOJİLERİ

( Hücre heterojenliğini çözümleme. )

( Formül: 10 ile000+ cells/run )


- SDS-PAGE ile/||/<> NATİVE PAGE

( SDS denature protein, native doğal yapı. )

( Formül: Denatured İLE native protein )


- ŞEB ile/||/<> DUDAK

( Birçok hayvanlarda ağız deliğini çevreleyen ve genel olarak iki parça olan etli yapı biyoloji zooloji Birçok hayvanlarda ağız açıklığını çevreleyen ve genel olarak iki parça olan etli yapı Birçok hayvanda ağız açıklığını çevreleyen ve genel olarak iki parça olan etli yapı Alt çene ile üst çeneyi birleştiren dişleri örten ve konuşma sırasında yuvarlak ünlüler ile dudak ünsüzlerinin boğumlanmasında başlıca etken olan organ Bu organ alt dudak ve üst dudak olmak üzere iki parçadan oluşmuştur 1 Böceklerde birleşmiş halde bulunan ikinci maksil parçası 2 Gastropod kabuğunun ağzının iç kenarı 3 Labiyum Az dodag dōdak YUyg totak kadınlarda dişilik organı tuta dudak Eski Kıpçakçadan başlayarak kullanılır Kumancada totak tōdak olarak geçer Doerfere göre TMEN 952 Türkçe tōtak biçiminden yola çıkmak gerekir Yalnız Türkiye Türkçesinde Osmanlıcada birinci hecede u geçtiği göze çarpar Türkçe dudaktaki unun dut tut halten kökünün etkisiyle halk etimolojisi sonunda oluştuğu anlaşılıyor Bu durumu göz önüne alan Doerfer eski kaynaklarda geçen tudak tutak biçimlerini todak totak diye düzeltmiştir Eski ve yeni diyalektlerde dudak ve özellikle alt dudak olarak erin adının kullanıldığını görüyoruz Bu adın Eski Türkçeden başlayarak geçtiği göze çarpıyor Orta Türkçede de erin olarak geçer Eski Kıpçakçada da erin biçimi kullanılır Ancak erin yanında dodak biçiminin geçtiğine de tanık oluyoruz Ligeti TörK 127128 Çağdaş diyalektlerde de erin yaygın olarak kullanılır erin erin erin Blk erin erin erin Alt Tel Kuğ Küer erin erin Türkiye Türkçesinde erinin yerini dudak biçimi almıştır Ş Saminin alt dudak olarak verdiği ايرن biçiminin eski kaynaklardan alındığı açıktır Örn Şeyh Süleymanın Çağatayca sözlüğünde ايرن alt dudak olarak geçer Türkçe dudak dodak gibi erinin kökünü de bilmiyoruz Clauson ED 232233 Ancak erinin n ekiyle kurulmuş bir türev olduğu açıktır Türkçe alın boyun burun karın taban gibi Doerfer TMEN 952 Räsänen V 48a erinin köküne ilişkin bir açıklama yapmamıştır Sevortyan ÊSTJa 1974 292293 er ya da er kökünden geldiğini yazmış Zenkerin verdiği ايرت irt biçiminin tanıklığını kullanmıştır Sevortyanın Zenkerin verdiği ايرت biçiminin yanlış bir veri olduğunu ayırt edemediği anlaşılıyor Bu verinin Çağatayca ايرنden başka bir şey olmadığını daha ilk bakışta kestirip atmak kolaydır Doerfere göre başlangıçta Türkçede büyük bir olasılıkla dudak olarak erin biçimi kullanılmıştır Totak biçimi ise Schamlippe veibliches Geschlechtsorgan anlamında saklanmıştır Bu anlamın sözlüklerde geçmemesini anlamak kolaydır Bu biçimin halk arasında ara sıra dudak olarak kullanıldığı anlaşılıyor Oğuzcada ve Çuvaşçada dudak kolaylıkla geçerlik kazanmış ve erinin yerine geçmiştir Doerfere göre Benzingin erin ve dudak biçimlerini Doğu ve Batı Türk diyalektlerinin özellikleri arasında sayması yanlıştır Benzing Einführung 72 Benzingin tōtak yerine tutaktan yola çıkması da düşündürücüdür Sevortyan ÊSTJa 1980 251 dōdak biçiminin Ana Türkçeden kalma bir biçim olduğunu vurgulamıştır Ona göre bu durum karşısında dōdak totak biçimlerini tut dut kökünden getirme olanağından söz edilemez Sevortyanın her nedense Doerferin bu yoldaki görüşü üzerinde durmadığı göze çarpıyor Türkçeden Bulgar ağızlarına da dudak olarak geçmiştir BER 1 442 )

( LIP | LABIUM )

( LÈVRE )

( LIPPE )

( LABRUM )

( DODAG[Az.]~DŌDAK[Tkm.]~TUTA[Çuv.]~ERIN[Kzk.]~ERIN[Kklp.]~ERIN[Kmk.]~ERIN[Krg.]~ERIN[Tuv.] )