Bugün[14 Temmuz 2026]
itibarı ile 11.066 başlık/FaRk ile birlikte,
11.066 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(2/46)


- ABIREVAN[Fars. < ĀB + Fars. REVĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> AKARSU


- ABİS ile/ve FONDA

( Okyanusların en derin yeri. İLE/VE Deniz dibi. | Geminin, demir attığı yer. | Demir atma komutu. )


- ABİYOGENEZ/ABİYOGENES[Yun.] ile ABİYOTİK[Yun.] ile ABİYOZ[Yun.]

( Canlıların kendi kendine cansız nesneden oluştuğunu savunan sav.[Dört milyar yıl kadar önce dünyada] İLE Cansızlığa özgü/ait. | Yaşamın/canlılığın olanaksız olduğu ortam. İLE Yaşamsal durum ve olayların durması/yokluğu. )


- ABİYOTİK ile/||/<> BİYOTİK

( Abiyotik cansız faktör İLE biyotik canlı faktör. )

( Formül: Sıcaklık/pH İLE predatör )


- ABLASYON[Lat.] ile/değil/yerine/= BUZUN, YÜZEYDEN ERİMESİ


- ABSORPLAYICI | EMİCİ ile/||/<> EMİCİ ile/||/<> SOĞURUCU

( soğurucu biyoloji 1 İçine alabilen ya da bir maddeyle karışıp birleşebilen 2 Emilime katılan bir doku yapısı 3 Bir maddeyi emen ya da emilimi kolaylaştırıcı olarak etki eden madde absorbent emen Emici Sinema TV 1 Işığı soğurma özelliği olan özdek 2 Seselimi önlemek sesdağılımını düzenlemek amacıyla işliklerde sinema salonlarında kullanılan ses erkesi soğurur özdek İşığı emerek azaltma özelliği gösteren ortam 1 elektrik Yüksek gerilime karşı koruyucu olan araç 2 gökbilim Işığı emerek azaltma özelliği gösteren ortam 3 nükleer Işınımı çakirdeksel özelliklerin bir bölümünü ya da tümünü önleyen özdek 4 tarım Tahılları içine çekerek aktaran aygıt 5 işleyim Yeryağı gazlarının süzülmesiyle kullanılan arıtma aygıtı Işınım enerjisi soğuran madde Dar bir çevrede eben ve emmen olarak da geçer Kökünü bilmiyoruz )

( ABSORBENT )

( LÉCHEUR )


- ABSORPLAYICI | SOĞURUCU ile/||/<> SOĞURUCU

( Sinema TV 1 Işığı soğurma özelliği olan özdek 2 Seselimi önlemek sesdağılımını düzenlemek amacıyla işliklerde sinema salonlarında kullanılan ses erkesi soğurur özdek İşığı emerek azaltma özelliği gösteren ortam 1 elektrik Yüksek gerilime karşı koruyucu olan araç 2 gökbilim Işığı emerek azaltma özelliği gösteren ortam 3 nükleer Işınımı çakirdeksel özelliklerin bir bölümünü ya da tümünü önleyen özdek 4 tarım Tahılları içine çekerek aktaran aygıt 5 işleyim Yeryağı gazlarının süzülmesiyle kullanılan arıtma aygıtı Işınım enerjisi soğuran madde )

( 1. LIGHT ABSORBER, 2. SOUND ABSORBER | ABSORBER | ABSORBENT )

( 1. ABSORBANT (DE LUMIÈRE), 2. ABSORBANT (DU SON) | ABSORBANT | ABSORBEUR )

( 1. LICHTABSORBER, 2. SCHALLABSORBER | ABSORBER )


- ABUHAVA[Fars. < ĀB + Ar. HAVĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> İKLİM


- ABYYSAL ZONE[İng.] ile/değil/yerine/= ABİSAL BÖLGE

( Açık denizlerin ve okyanusların 4.000 metreden 6.000 metreye kadar olan derin kısımlarına verilen isimdir. Hiçbir zaman Güneş ışığı almamaktadır ve daima karanlıktır. İsmini, Yunancada "dip" anlamına gelen ἄβυσσος ("ábussos") sözcüğünden almaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- AC AKIM ile/||/<> DC AKIM

( AC alternatif yön değiştiren, DC doğru tek yönlü )

( Formül: V_AC = V_m sin(ωt) İLE V_DC = sabit )


- AC ile/||/<> DC

( Yönü ve büyüklüğü zamanla periyodik değişen, genellikle sinüs biçiminde akan akımdır; transformatörle gerilimi kolayca yükseltilip düşürülebildiğinden uzak iletimde kullanılır. Şebeke elektriği budur. @@ Yönü sabit, tek yönde akan akımdır; büyüklüğü değişse de işaret değiştirmez. Pil ve güneş gözesi bunu üretir; elektronik devreler ve bataryalı aygıtlar bununla çalışır. )

( Formül: sinüzoidal ~ sabit )


- AC ile/||/<> DC ile/||/<> PULS

( Elektrik akımının zaman değişimleri. )

( Formül: V = V₀sin(ωt) )


- AC ile/||/<> DC ile/||/<> PULSED ile/||/<> RF

( Yönü periyodik olarak değişen, genellikle sinüs biçimli akımdır; şebeke elektriği budur, transformatörle gerilimi kolayca değiştirilir. @@ Tek yönde akan, işaret değiştirmeyen akımdır; pil ve elektronik devreler bununla çalışır. @@ Kısa aralıklarla açılıp kapanan, darbeler hâlinde akan akımdır; kaynak, ışın ve dijital devrelerde kullanılır. @@ Çok yüksek frekanslı (yaklaşık kHz-GHz) alternatif akımdır; anten üzerinden elektromanyetik dalga yayar, haberleşmenin temelidir. Dördü de akım biçimidir, farkları zaman içindeki davranışlarıdır. )

( Formül: V = V₀sin(ωt) )


- ACAYİB-ÜL MAHLÛKAT ile/ve/||/<> GARAİB-ÜL MEVCÛDAT


- ACAYİPLİK ile/ve/<> ACAYİPLİK KORUNUMU

( Hadronların taşıdığı yük sayısı. | Taneciklerin çok çabuk oluşumuyla [güçlü etkileşme] çok yavaş bozunması [zayıf etkileşme] arasında görülen dengesizlik. İLE/VE/<> Zayıf etkileşimlerle ihlâl edilen yalıtılmış bir düzendeki hadronların, acayiplik sayılarının toplamının sabit olması. )

( STRANGENESS vs./and/<> STRANGENESS CONSERVATION )

( L'ÉRANGETÉ avec/et/<> LA CONSERVATION DE L'ÉRANGETÉ )

( STRANGENESS mit/und/<> STRANGENEßERHALTUNG )


- ACELE ETMEK ile/değil/yerine HIZLI HAREKET ETMEK

( Hızlı hareket edin ama önce kendi kendinizle barışmanın ve çevreye uyum sağlamanın bir yolunu bulun. )

( Fazla ağırdan almayın ama gereksiz yere acele de etmeyin; yolunuzda ilerleyin yeter. )

( Fazla acele eden kişi, kendini her zaman ya birkaç adım önde ya da birkaç dakika geride bulur. )


- ACI BALIK ile/||/<> ACI BALIK

( Rhodeus amarus Kemiklibalıklar Teleostei takımının sazangiller Cyprinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 810 cm Dişi yumurtalarını yumurtlama borusu araciyle bazı midye türlerinin Unio Anodonta solungaçları arasına bırakır Erkek de spermatozoonlarını bunların yanına boşaltır Bir ay sonra yavrular midyeyi terkederler İki hayvan arasında ortakyaşay vardır Avrupa ve memleketimiz göllerinde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının sazangiller Cyprinidae familyasından 810 cm kadar uzunlukta dişisi yumurtalarını yumurtlama borusu aracılığıyla bazı midye türlerinin arasına bırakan erkeği spermlerini bunların yanına bırakan bir ay sonra yavruların midyeyi terkettiği görülen iki hayvan arasında ortak yaşam görülen Avrupa ve Türkiyede göllerde yaşayan bir tür Kemikli balıkların sazangiller Cyprinidae familyasından yaklaşık 10 cm kadar uzunlukta olabilen dişisi yumurtalarını yumurta borusu aracılığıyla bazı midye türlerinin arasına bırakan üreme döneminde midyeyle ortak yaşam oluşturan Avrupa ve Türkiye deki bazı göllerde yaşayan bir tür gördek Acı balık Kökenini bilmiyoruz )

( BITTERLING )

( BOUVIÈRE )

( BITTERLING )

( RHODEUS AMARUS )


- AÇIĞA VURMA" ile/ve/||/<> ORTAYA ÇIKARMA


- AÇIK DENİZ >< İÇ DENİZ


- AÇIK DOLAŞIM SİSTEMİ ile/||/<> AÇIK DOLAŞIM SİSTEMİ

( Arterler ve kan boşluğundan meydana gelmiş olan açık bir dolaşım sistemi hemen bütün eklembacaklılarda ve birçok yumuşakçalarda bulunur Hemen hemen bütün eklem bacaklılarda ve yumuşakçaların birçoğunda bulunan arter ve kan boşluğundan meydana gelmiş olan açık bir dolaşım sistemi Hemen hemen tüm eklem bacaklılarda ve yumuşakçalarda bulunan arter ve kan boşluğundan oluşmuş dolaşım sistemi )

( OPEN CIRCULATORY SYSTEM )

( CIRCULATION LACUNAIRE | SYSTÈME CIRCULATOIRE LACUNAIRE, SYSTÈME CIRCULATION OUVERTE )

( OFFENES BLUTGEFÂSSSYSTEM | OFFENES KREISLAUFSYSTEM )


- AÇIK KÜME ile/||/<> KAPALI KÜME

( Açık küme sınır noktalarını içermezken İLE kapalı küme tüm limit noktalarını içerir )

( Formül: A açık ⟺ A = int(A)\nA kapalı ⟺ A = cl(A) )

( Georg Cantor tarafından 1874 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1845-1918) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Küme teorisi, sonsuzluk kavramı) )


- AÇIK KÜME ile/||/<> KAPALI KÜME ile/||/<> KOMPAKT KÜME ile/||/<> BAĞLANTILI KÜME

( Topolojik uzayların temel küme türleri ve özellikleridir. )

( Formül: X = A ∪ B İLE A ∩ B = ∅ ⇒ bağlantısız )


- AÇIK ÖNERME ile/||/<> KAPALI ÖNERME

( Açık değişken içerir, kapalı kesin doğru/yanlıştır )

( Formül: x>5 İLE 3>5 )


- AÇIK ŞEMA ile/||/<> KAPALI ŞEMA

( Bir sonraki zaman adımını, yalnızca bilinen şimdiki değerlerden doğrudan hesaplayan yöntemdir; basittir ama kararlılık için adım boyutu küçük tutulmalıdır. @@ Bir sonraki adımı, kendisini de içeren bir denklem takımını çözerek bulan yöntemdir; hesabı ağırdır ama büyük adımlarda bile kararlıdır. İlki hızlı ama kısıtlı, ikincisi ağır ama kararlıdır. )


- AÇIK SİSTEM ile/||/<> KAPALI SİSTEM (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Çevresiyle hem madde hem enerji alışverişi yapabilen sistemdir; açık bir su kabı gibi, sınırından madde girip çıkabilir. @@ Çevresiyle enerji alışverişi yapabilen ama madde alışverişi yapamayan sistemdir; kapalı bir şişe gibi, ısı geçer madde geçmez. İkisinin ötesinde ne madde ne enerji geçiren yalıtık sistem vardır. )

( Formül: dm≠0 ~ dm=0 )


- AÇIK ile/ve/değil/< ÂŞİKÂR/ECLÂ[Ar. < CELÎ]/BEYYİN[Ar.]


- AÇIK ile/ve/||/<> ÇIPLAK


- YILDIZ KÜMELERİ: AÇIK ile/ve/||/<> KÜRESEL

( Genç, küçük, biçimsiz. İLE Yaşlı, büyük, küresel yıldızlar. )


- ACILAŞMA ile/||/<> ACILAŞMA

( Yağların bekletilmeleri sırasında sıcaklık ışık su hava ve bazı metaller gibi dış etkenler ve bakteri maya ve küf mantarları gibi etkiler altında kimyasal olarak çok yönlü değişim doğal yağlarda hoş olmayan koku ve tat oluşması ransidite Yağlarda bulunan doymamış yağ asitlerindeki çift bağların yükseltgenerek peroksitler ve aldehitler gibi maddelere dönüşmesi sonucu yağların renk tat ve kokusunda meydana gelen değişimler ransidite )

( RANCIDITY )


- AÇILIM ile AÇILIŞ/KÜŞAT[Fars. < GUŞÂD]

( Açılma eylemi. | Bir yıldızla, gök eşleği arasındaki uzaklık. [Kuzey'e doğru olanı, eksi imiyle ölçülür.][Güneşin, bir yıldaki açılımı, -23 derece, 27 dakikadan; +23 derece, 27 dakikaya kadar değişir.] İLE Açılma eylemi ya da biçimi. | Yeni bir yapının, yerin ya da yeni bir kurumun çalışmaya başlaması. | Tavlada bir tür oyun. | Güzellik, hoşluk. )


- ACIMAK değil/yerine ANLAMAK


- ACIMA(MA)K ile/ve/||/<> AFFETME(ME)K

( ... İLE/VE/||/<> Acıma(ma) düşüncesi/duygusu barındırabilir de, barındırmayabilir de. )

( Tüm varolanlar için geçerli olabilir. İLE/VE/||/<> Sadece insan için geçerlidir. )

( Nesnesine ve/ya da olgusuna, doğrudan ve/ya da dolaylı etkisi olmayabilir/olmaz. İLE/VE/||/<> Kişisine ve/ya da kendine, doğrudan ve/ya da dolaylı etkisi/katkısı/artısı olabilir/olur. )


- AÇINMAK ile AÇINSAMAK

( [dirimbilim] Gelişmek. | [tohum, hastalık için] İçindeki yetenekler uyanarak ereğine varmak. İLE Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak. )


- AÇISAL HIZ ile/||/<> ÇİZGİSEL HIZ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Dönen bir cismin birim zamanda taradığı açıdır; eksenden uzaklığa bağlı değildir, katı cismin her noktasında aynıdır. Birimi radyan/saniye (ω). @@ Dönen cismin bir noktasının yörünge üzerinde birim zamanda aldığı yoldur; eksenden uzaklaştıkça büyür (v = ω·r). Dönme dolabında merkeze yakın ile kenardaki kişinin ilki aynı, ikincisi farklıdır. )

( Formül: ω=v/r ~ v=ωr )


- AÇISAL MOMENTUM ile/||/<> LİNEER MOMENTUM

( Dönen ya da bir eksen çevresinde dolanan cismin dönme niceliğidir; eylemsizlik momentiyle açısal hızın çarpımıdır (L = Iω). Dış tork yoksa korunur: patinajcı kollarını toplayınca hızlanır. @@ Öteleme hareketindeki cismin niceliğidir; kütleyle hızın çarpımıdır (p = mv). Dış kuvvet yoksa korunur; ilki dönmenin, ikincisi doğrusal hareketin karşılığıdır ve ikisi ayrı ayrı korunur. )

( Formül: L = Iω = r × p ~ p = mv )


- AÇISAL UZAKLIK ile/||/<> BAŞUCU UZAKLIĞI

( Uzak olma durumu ıraklık İki nokta arasındaki uzay ölçümü mesafe )


- AÇISINDAN) ÖNEMLİ ile (... İTİBARİYLE) YERİNDE


- AÇLIK ve SOĞUK

( Kişiyi, çok ciddi yıpratanlar. Yaşamımıza bulaşmamasını sağlamak için elinizden gelen yapılmalıdır. )

( HUNGER and COLD )


- ESNEME'DE[İng.]:
AÇLIKTAN ile CAN SIKINTISINDAN/MELÂL[Ar.] ile SİNİR YORGUNLUĞUNDAN ile OKSİJENSİZLİKTEN


- AÇMAZ/PARADOKS ile/ve/<> ALAYSILAMA/KİNÂYE[Ar.]/İRONİ[İng.]


- AÇMAZ/ÇIKMAZ/...(PARADOKS) ile/ve/değil DÖNGÜ


- ACTİN-/ACTİNO- ile/||/<> HELİ-/HELİO- ile/||/<> THERM-/-THERM/THERMO-/-THERMY ile/||/<> CAL-/CALORİ- ile/||/<> ELECTRO- ile/||/<> ASTR-/ASTRO-

( Işın. İLE/||/<> Güneş, güneş ışığı ile ilgili. İLE/||/<> Isıyla, ısı oluşumu ile ilgili. İLE/||/<> Isı. İLE/||/<> Elektrikle ilgili. İLE/||/<> Yıldız, yıldızımsı, yıldız biçiminde. )


- ACTION AT A DISTANCE ile/ve/||/<>/> BUTTERFLY EFFECT


- ACTIVITY ile/||/<> PHENOTYPIC ile/||/<> TARGET

( İlaç keşif yaklaşımları. )

( Formül: IC₅₀ İLE EC₅₀ )


- ACTUARIAL MATHEMATICS ile/||/<> PURE PROBABILITY

( Actuarial mathematics risk ve sigorta hesaplamaları için pratik uygulamalar yaparken İLE pure probability olasılığın kuramk matematik temelleridir )

( Formül: Life table analysis )


- ACUTE TRİANGLE ile/||/<> OBTUSE TRİANGLE

( Acute tüm açı <90°, obtuse bir açı >90°. )

( Formül: All acute İLE one obtuse angle )


- ADA ile ADA

( Her tarafı, su ile çevrili kara parçası. İLE Çevresi, yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. )


- ADA ile ATOL[Maldiv yerlileri dilinde]

( ... İLE Mercanların biraraya toplanmasıyla oluşmuş, halka biçiminde adacık, mercanada. )


- ADA ile KITA


- ADA ile MERCANADA/ATOL[Maldiv Adaları yerlilerinin dilinden]

( ... İLE Su yüzüne kadar çıkan mercan resiflerinden oluşmuş ada. | Mercanların biraraya toplanması ile oluşmuş, halka biçiminde adacık. )


- ADA ile TAKIMADA["TAKIMADALAR" değil!]

( Deniz ya da göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. | İkinci yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. | Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici ya da ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış ya da yer çizgileriyle belirlenmiş alan. | Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. İLE Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü. )


- ADÂLET:
BİLGİNİN KONUSU ile/ve/değil/||/<> DÜŞÜNCENİN KONUSU


- ADÂLET:
DAĞITICI ile/ve/||/<> DÜZELTİCİ/DÜZENLEYİCİ/DENKLEŞTİRİCİ ile/ve/||/<> ONARICI ile/ve/||/<> ÖNLEYİCİ(KORUYUCU) ile/ve/||/<> CEZALANDIRICI ile/ve/||/<> GEÇİŞ DÖNEMİ


- ADÂLET HEYKELİNİN GÖZLERİNİN KAPALILIĞI:
"NAMUSSUZLARA GÖZ YUMMAK İÇİN" değil ÂDİL OLMAK İÇİN


- ADÂLET=KUTUP YILDIZI:
GÖĞE ve/||/<>/> GÖNÜLE

( Doğar. VE/||/<>/> Işığını saçar/yayar. )


- ADÂLET VE EŞİTLİK ve/||/<>/> UYUM VE DOSTLUK


- ADÂLET ile/ve/değil/||/<>/< BEKLENTİ


- ADÂLET ile/ve/<> BİLİM ile/ve/<> AŞK


- ADÂLET ile/ve/||/=/<>/< DENGE, ÖLÇÜLÜLÜK/İTİDÂL[< ADL]

( Toplumla olan ilişkide. İLE/VE/||/=/<>/< Kişide. )

( İçte. İLE/VE/||/=/<>/< Dışta. )

( Güçler arasındaki denge. İLE/VE/||/=/<>/< ... )

( JUSTICE vs./and/||/=/<>/< BALANCE )


- ADÂLET ve/||/<>/< HAKİKAT

( Toplumsal kurumların birincil erdemi. VE/||/<>/< Düşünce düzenlerinin birincil erdemi. )


- ADÂLET ile/ve/<> MEŞRÛ EŞİTSİZLİKLER


- ADÂLET ile/ve/||/<> MÜRÜVVET


- ADÂLET'İN KURALI ile/ve/||/<> AKIL'IN KURALI


- ADANMA ve/<>/> DERİNLEŞME


- ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

( Yanlışı. DEĞİL/>< Doğrusu. )

( [not] TO BE DEVOTED vs./but TO ATTACH IMPORTANCE/PRIORITY (IN NECESSARY/ENOUGH)
TO ATTACH IMPORTANCE/PRIORITY (IN NECESSARY/ENOUGH) instead of TO BE DEVOTED )


- ADAPTASYON ile/||/<> AKLİMASYON

( Adaptasyon genetik İLE aklimasyon fenotipik uyumdur )

( Formül: Evrimsel İLE bireysel )


- ADAPTİF GRİD ile/||/<> UNİFORM GRİD

( Çözümün hızlı değiştiği bölgelerde sıklaşıp düz bölgelerde seyrekleşen, kaynağı gerektiği yere yoğunlaştıran ızgaradır; verimlidir ama yönetimi karmaşıktır. @@ Her yerde aynı aralıklı, sabit çözünürlüklü ızgaradır; basittir ama ince ayrıntı için her yeri sıklaştırmak gerekir. İlki gerektiği yere odaklanır, ikincisi her yeri eşit örer. )


- ADAPTİF RADYASYON ile/||/<> KONVERJANT EVRİM

( Adaptif bir ata çok niş, konverjant farklı ata benzer. )

( Formül: Diverge İLE converge )


- ADA-YA ile ADAY-A

( Ada'ya. İLE Aday'a. )


- ADAYA ile ADAYA

( Ada'ya. @@ Aday'a. )


- ADC ile/||/<> PROTAC ile/||/<> BIOCONJUGATE

( Click ile ilaç bağlama. )

( Formül: mAb-linker-drug )


- ADDİTİVE NUMBER THEORY ile/||/<> MULTİPLİCATİVE

( Additive toplama odak, multiplicative çarpma odak. )

( Formül: Toplam İLE çarpım )


- ADELE | KAS ile/||/<> KAS

( Kasılma ve gerilme gücü ile vücuda devinim olanağı sağlayan et dokusu biyoloji Kasılıp gevşeme özelliğine sahip hücrelerden yapılı doku muskulus )

( MUSCLE )

( MUSCLE )

( MUSKEL )

( MUSCULUS )


- ADEM ile/ve/||/<> ZEVÂL


- ADEM-İ İRTİBAT, İNFİSAL | AYRIKLIK ile/||/<> AYRIKLIK

( Bir konik elips daire parabol hiperbol üzerinde devinen bir cismi odağa ya da merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı şekil D 40 tikelevetleme 1 Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı Ör Kediköpek memeliler dik açılı üçgeneşkenar üçgen üçgen 2 Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya da ya ya ile gösterilen ilişki Modern mantıkta yalnızca ya da kullanılır simgesi vdir ayrık yargı ayrık çıkarım Süreksizlik Yığılma noktaları olmayan bir noktalar kümesi ayrıklık özeliğine sahiptir )

( ANOMALY | DISJUNCTION | DISCRETENESS | ECCENTRICITY )

( ANOMALIE | DISJONCTION | DISCRÈTETÉ | EXCENTRICITÉ )

( ANOMALIE | DISJUNKTION | DISKRETHEIT | EXZENTRIZITÄT )

( DISJUNCTIO )

( ECCENTRICITÀ )

( ΕΚΚΕΝΤΡΌΤΗΤΑ / εκκεντρότητα )


- ADESE | ADESE, LENS | ADESE | MERCEK | LENS ile/||/<> LENS ile/||/<> MERCEK

( mercek anat Göz merceği Sinema TV 1 Bir yüzleri yuvarsal öbür yüzleri yuvarsal ya da düzlem olan camdan yapılma ve bir ışık demetini kırılmaya uğratarak belli bir noktaya düşüren saydam cisim En az iki mercekten oluşan mercek dizgesine objektif denilmekle birlikte İngilizcede her ikisi için de aynı terimin kullanıldığı göz önüne alınarak bu sözlükte hep mercek terimi kullanılmıştır TV 2 Bir elektron demetini tıpkı optik mercek gibi saptırabilen mıknatıslı alan dizgesi elektronik mercek alıcı merceği Küresel yüzeyli saydam cam parçası Koşut ışınları bir noktada toplayan türleri ırakgörürlerde nesne merceği olarak kullanılır optik fizik İçinden geçen birbirine koşut ışınları düzenli bir biçimde yaklaştıran ya da uzaklaştıran saydam araç Çoğunlukla saydam camdan yüzeyleri çukur ya da tümsek olacak biçimde işlenmiş ışığı toplayacak ya da dağıtacak nitelikte yassı çembersel nesne Elektrik alanı magnetik alan ya da elektromagnetik alan yardımıyla yüklü parçacıkların yoğunlaşmasını sağlayan düzenek İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne Tiyatroda daha çok yakınsak mercek kullanılır dışbükey mercek 1 Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı Lens 2 Bazı balıklarda ışık organlarının farklılaşmış hücreleri 3 Mikroskop ya da büyüteçlerde büyütmeyi sağlayan ya da görme kusurlarını gideren camdan yapılmış araç )

( LENS )


- ADESE, OBJEKTİF | MERCEK ile/||/<> MERCEK

( Sinema TV 1 Bir yüzleri yuvarsal öbür yüzleri yuvarsal ya da düzlem olan camdan yapılma ve bir ışık demetini kırılmaya uğratarak belli bir noktaya düşüren saydam cisim En az iki mercekten oluşan mercek dizgesine objektif denilmekle birlikte İngilizcede her ikisi için de aynı terimin kullanıldığı göz önüne alınarak bu sözlükte hep mercek terimi kullanılmıştır TV 2 Bir elektron demetini tıpkı optik mercek gibi saptırabilen mıknatıslı alan dizgesi elektronik mercek alıcı merceği Küresel yüzeyli saydam cam parçası Koşut ışınları bir noktada toplayan türleri ırakgörürlerde nesne merceği olarak kullanılır optik fizik İçinden geçen birbirine koşut ışınları düzenli bir biçimde yaklaştıran ya da uzaklaştıran saydam araç Çoğunlukla saydam camdan yüzeyleri çukur ya da tümsek olacak biçimde işlenmiş ışığı toplayacak ya da dağıtacak nitelikte yassı çembersel nesne Elektrik alanı magnetik alan ya da elektromagnetik alan yardımıyla yüklü parçacıkların yoğunlaşmasını sağlayan düzenek İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne Tiyatroda daha çok yakınsak mercek kullanılır dışbükey mercek 1 Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı Lens 2 Bazı balıklarda ışık organlarının farklılaşmış hücreleri 3 Mikroskop ya da büyüteçlerde büyütmeyi sağlayan ya da görme kusurlarını gideren camdan yapılmış araç )

( LENS OBJECTIVE, 2. ELECTRON LENS, ELECTRONIC LENS | LENS | LENTIL, LENS | LENS, CRYSTALLINE LENS )

( 1. LENTILLE, OBJECTIF, 2. LENTILLE ÉLECTRONIQUE (ELECT' ROMAGNÉTIQUE) | LENTILLE | CRISTALLIN )

( 1. LINSE, OPTISCHE LINSE, OBJEKTIF, 2. ELEKTRONISCHE LINSE | LINSE | AUGENLINSE )


- ADET/TANE ile PARÇA

( GRAIN vs. PIECE )


- ADH ile/||/<> ALDOSTERON

( ADH su geri emilimi İLE aldosteron Na geri emilimi. )

( Formül: Water İLE sodium )


- ADHEZYON ile/ve/||/<>/>/< KOHEZYON ile/ve/||/<>/>/< KAPİLER ETKİ

( Sayın Haluk Berkmen'in yazısı için burayı tıklayınız... )

( )

(

Özellik Adhezyon Kohezyon Kapiler Etki
Tanım Farklı türden moleküller arasındaki çekim kuvveti. Aynı türden moleküller arasındaki çekim kuvveti. Sıvının dar bir boru içinde yükselmesi ya da alçalması olayı.
Neden Moleküller arası farklılık (örneğin su ve cam arasında). Moleküller arası benzerlik (örneğin su molekülleri arasında). Adhezyon ve kohezyon kuvvetlerinin birleşimi.
Etkileri Sıvının yüzeylere yapışmasını sağlar. Sıvının bir arada kalmasını sağlar (damlacık oluşumu). Sıvının dar borularda yükselmesini ya da alçalmasını etkiler.
Örnek Su damlasının bir yaprak yüzeyine yapışması. Su damlasının küresel formunu koruması. Bitkilerin köklerinden suyun yukarı taşınması.
)


- ADİ DİFERANSİYEL DENKLEM ile/||/<> KISMİ DİFERANSİYEL DENKLEM

( ODE tek bağımsız değişken, PDE çok bağımsız değişken )

( Formül: dy/dx = f(x iley) İLE ∂u/∂t = k∇²u )


- ADME ile/||/<> BİYOYARARLANIM ile/||/<> YARILANMA

( İlaç vücut içi hareketi. )

( Formül: t½ = 0.693/k )


- ADRENALİN ile/||/<> EPİNEFRİN

( epinefrin zooloji Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan kalp atışını hızlandıran kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin Epinefrin Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan kalp atışını hızlandıran kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin hormon epinefrin 1 Böbrek üstü bezleri ve sempatik sinir sistemindeki sinir uçlarından salgılanan kalp atışını hızlandıran kas ve karaciğerde glikojenin glikoza parçalanmasını sağlayan bir katekolamin epinefrin 2 Parenteral yollarla kullanıldığında perifer damarlarda daralma ve koroner damarlarda genişlemeye kalp kasının kasılma gücü atım sayısı ve oksijen tüketiminde artmaya beta2 almaçlarını uyararak solunum yolları ile sindirim kanalındaki düz kaslarda gevşemeye sebep olan ve klinikte kan basıncının düşmesi kanama alerji astım ve dolaşım şoku gibi hastalıkların tedavisinde hidroklorür ve bitartarat tuzları şeklinde kullanılan çözeltileri ısı ve ışığa karşı dayanıksız olan bir katekolamin )

( ADRENALIN, ADRENIN, EPINEPHRIN | ADRENALINE, EPINEPHRIN | ADRENALIN )

( ADRÉNALINE | ADRENALIN, ADRÉNINE, ÉPINÉPHRINE )

( ADRENALIN, ADRENIN, EPINEPHRIN )


- ADS/CFT YAZIŞMASI ile/||/<> KALİBRE/ÇEKİM DUALİTESİ

( AdS/CFT string kuramı ve alan kuramı arasında dualiteiken, kalibre/çekim dualitesi farklı boyutlarda etkileşimdir )

( Formül: Z_CFT = Z_string )


- ADSORPSİYON ile/||/<> ABSORPSİYON

( Bir maddenin, başka bir maddenin yalnızca yüzeyinde tutunup birikmesidir; bir yüzey olayıdır, aktif karbonun kokuyu tutması buna örnektir. @@ Bir maddenin, başka bir maddenin hacmine, içine girip yayılmasıdır; bir kütle olayıdır, süngerin suyu çekmesi buna örnektir. İlkinde yüzeyde durur, ikincisinde içeri girer. )


- ADULER[Fr.] ile/değil/yerine/= AYTAŞI


- ADVENTICE[Fr.] ile/değil/yerine/= SONRADAN VE DIŞARININ ETKİSİYLE OLUŞAN


- AERO/AIR CHAMBER ile/||/<> AEROB ile/||/<> AEROBİK ile/||/<> AEROFİL ile/||/<> AEROSOL ile/||/<> AEROTERAPİ ile/||/<> AİR-BORN[E]

( Hava kutusu. İLE/||/<> Havacıl. İLE/||/<> Havacıl, oksijenli. İLE/||/<> Havacıl. İLE/||/<> Püskürtü, [havada] asıltı. İLE/||/<> Hava sağaltımı. İLE/||/<> Havayla bulaşan, havadan bulaşan. )


- AEROB ile/||/<> ANAEROB ile/||/<> FAKÜLTATİF

( Mikroorganizmaların O2 ilişkisi. )

( Formül: O2 + 4e⁻ + 4H⁺ → 2H2O )


- AEROBİK BAKTERİLER ile/||/<> ANAEROBİK BAKTERİLER

( Oksijen gerektirir, oksijen var oluşunda yaşar. İLE Oksijensiz ortamda yaşar. [Bağırsak mikrobiyotasının çoğunluğu anaerobiktir. Oksijene maruz kalınca ölür]

Solunum ile enerji üretir. İLE Fermantasyon yapar.

Pasteur anaerobik bakterileri keşfetti. İLE Fermantasyon çalışmaları sırasında tanımladı. )

( Louis Pasteur tarafından 1861 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )


- AEROBİK SOLUNUM ile/||/<> ANAEROBİK SOLUNUM

( Aerobik oksijen kullanır ve çok ATP üretir, anaerobik oksijensiz ve az ATP üretir )

( Formül: Aerobik: C₆H₁₂O₆ + 6O₂ → 6CO₂ + 6H₂O + 36ATP\nAnaerobik: C₆H₁₂O₆ → 2C₃H₆O₃ + 2ATP )


- AEROBİK ile/||/<> ANAEROBİK

( Aerobik oksijenli solunum İLE anaerobik oksijensiz solunumdur )

( Formül: 36 ATP İLE 2 ATP )


- AEROKARTOGRAF[Yun.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜM VE HARİTA ARACI

( Bir yerin havadan çekilen fotoğrafına dayanılarak ölçümünü ve haritasını yapmaya yarayan araç. )


- AEROLİK[Fr.] ile AEROLİT[Fr.]

( Sıkıştırılmış havanın borulardaki akışını inceleyen bilim dalı. İLE Özellikle silikattan oluşmuş bir tür göktaşı. )


- AEROLOGİE[Fr. < AÉROLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> AEROLOJİ

( Atmosferin üst katmanlarını inceleyen bir bilim dalı )


- AEROLOGİQUE[Fr. < AÉROLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> AEROLOJİK

( Aeroloji ile ilgili )


- AEROLOJİ[Fr.] ile AEROLOJİK[Fr.]

( Yeryüzü engebelerinin etkisi dışındaki atmosferi inceleyen bilim dalı. İLE Atmosfer koşulları ile ilgili. )


- AEROMETRE[Yun.] ile AERONOMİ[Fr.]

( Hava ölçer. İLE Gezegenlerin atmosfer özelliklerini koşullandıran fiziksel ve kimyasal olayları incleyen bilim dalı. )


- AEROSİT[Yun.] ile AKONDRİT[Fr.]

( Göktaşı. İLE Kumsuz göktaşı. )


- AEROSKOP[Fr.] ile/değil/yerine/= HAVADAKİ TOZUN ÖLÇÜSÜNÜ SAĞLAYAN ARAÇ


- AEROSOL[Fr.] ile/değil/yerine/= HAVADAKİ TOZUN ÖLÇÜSÜNÜ SAĞLAYAN ARAÇ


- AEROSONDAJ[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ATMOSFER TABAKASININ BALONLARLA İNCELENMESİ


- AES ile/||/<> DES ile/||/<> CHACHA20

( Gizli anahtar şifreleme sistemleri. )

( Formül: SubBytes→ShiftRows→MixColumns )


- AFALAMAK değil AFALLAMAK


- ÂFET ile/ve/||/<>/> EKSİK/NOKSAN[Ar. NUKSAN]


- AFFERENT ile/||/<> EFFERENT

( Afferent merkeze doğru İLE efferent merkezden uzağadır )

( Formül: Duyu İLE motor )


- AFFİNE GEOMETRY ile/||/<> PROJECTİVE GEOMETRY

( Affine paralel korunur, projective sonsuz nokta eklenir. )

( Formül: Preserves parallel İLE adds infinity )


- AFİN ile/||/<> METRİK ile/||/<> TOPOLOJİK

( Dönüşümler altında korunan özellikler. )

( Formül: Topolojik ⊃ Afin ⊃ Metrik )


- AFİTAL[Fr.] ile/değil/yerine/= BİTKİSİZ


- AFRİKA:
SAHRA ÜSTÜ ile/ve/||/<> SAHRA ALTI


- AFTÖZ ÜLSER (BEHÇET) ile/||/<> BASİT AFT

( Behçet hastalığındaki aftöz ülserler tekrarlayan ve çoklu İLE basit aft tek ve nadirdir. Behçet aftları sistemik hastalığın parçası İLE basit aft lokal irritasyondan kaynaklanır. Behçet aftları daha ağrılı ve uzun süreli iyileşir. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- AĞ -ile

( Ak. )

( NETWORK )


- AĞ TABAKA | RETİNA ile/||/<> RETİNA ile/||/<> AĞ KAT

( ağ kat ağ tabaka Ağ tabaka anat Ağ tabaka )

( RETINA )


- AĞ ile/ve/değil/||/<>/>/< BAĞ


- AĞAÇ KESİTİ ile/ve/||/<> İNSAN PARMAK İZİ

( image )


- AĞAÇ ile AĞAÇ BİLGİSİ ile AĞACIN BİLGİSİ


- AĞAÇ ile GALAKSİ


- AĞAÇ ile YELAĞAÇLARI


- AĞACI:
[ne yazık ki]
!KESERSENİZ ile/değil/yerine/>< KESMEZSENİZ

( Kazık kalır, üstüne oturursunuz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gölge olur, altına oturursunuz. )

( image )


- AGAT[Fr.] ile/değil/yerine/= AKİK [DEĞERLİ TAŞ]


- AGAT = AKİK[Ar.] TAŞI

( Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş. [Ancak elmasla kesilebilir.] )


- AGE[İng.]:
YAŞ ile/ve/değil/||/<> ÇAĞ/DÖNEM


- AGE vs. EDGE

( Yaş. | Dönem/çağ. @@ Eşik. )


- AGİNG BİOLOGY ile/||/<> DEVELOPMENTAL BİOLOGY

( Aging biology yaşlanma süreçlerini incelerken İLE developmental biology gelişim süreçlerini inceler )

( Formül: Senescence mechanisms )


- AĞIR METAL ile/||/<> ESANSİYEL METAL

( Ağır metal toksik Hg, Pb, esansiyel gerekli Fe, Zn. )

( Formül: Zehir İLE besin )


- AĞIR SU ile/||/<> AĞIR SU

( D2O yapısında hidrojen yerine döteryum içeren su molekül ağırlığı 20 03 normal kaynama noktası 101 42 C Hidrojen yerine döteryumdan yapılmış olan su İçinde hidrojen atomları yerine döteryum izotopları bulunması sonucu oluşan su D2O Ağır su bazı nükleer reaktör tiplerinde nötron yavaşlatıcısı olarak kullanılır D2O Döteryum oksit Döteryum Oksit )

( HEAVY WATER )

( EAU LOURDE )

( SCHWERES WASSER | SCHWERWASSER | SCHWER WASSER )


- AĞIR YUVAR ile DÜZLEM YUVAR ile HAVA YUVARI ile IŞIK YUVARI ile RENK YUVARI ile SU YUVARI ile TAŞ YUVARI ile YARI YUVAR ile YARIM YUVAR


- AĞIR ile/ve MUTLAK AĞIR

( ... İLE/VE Toprak. )

( Toprak doğası gereği dingin olur. Doğal yerinden ayırılırsa tekrar aslî yerine döner. Bundan dolayı mutlak ağırdır. )


- AĞIRLIK MERKEZİ ile/||/<> MAKSİMUM YÖNTEMİ

( Durulama yöntemleri: Ağırlık merkezi (COG) alan ortalaması İLE maksimum yöntemi en yüksek üyelik değerini alır )

( Formül: x* = ∫xμ(x)dx / ∫μ(x)dx )


- AĞIŞ >< YAĞIŞ

( Ağma işi. | Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı. >< Yağma işi. | Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı ya da katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı. | Yağan yağmur ya da kar miktarı. | Yağmur. )


- AĞIZ ile AĞIZ

( Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, selenin çıkmasına, soluk alıp vermeye ve besinleri almaya yarayan boşluk. | Bu boşluğun, dudaklarla çevrelendiği bölümü. | Kapların ya da içi boş şeylerin açık yanı. | Bir suyun, denize ya da göle döküldüğü yer. | Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı. | Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. | Kesici aletlerin, keskin yanı. | Bir anadilin konuşulduğu sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği, şive. | Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla, dolambaçlı bazı sözler söyleme özelliği. | [müzik] Bir bölgenin ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. | Bir akarsuyun göle ya da denize döküldüğü yer, munsap. | Bazen, "kez" anlamına gelir. [İlk ağızda, paranın yarısını ödedi.] | Tehlikeli şeyler/durumlar için pek yakın yer. [Topun/uçurumun ağzında.] İLE Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. )

( MOUTH vs. MOUTH )


- AĞIZ ile/||/<> AĞIZ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Irmağın, su tulumunun, kuyunun ya da testinin ağzı. İLE İnsan ya da hayvanın ağzı. )


- AĞIZDAN | ORAL ile/||/<> ORAL ile/||/<> ORAL[Fr. < ORAL]

( os ağız Ağıza ait ağızın bulunduğu bölgede yeni kayıt aç Ağız ile ilgili ağızla aynı tarafta Ağız ağızla ilgili 1 Sözlü ağızdan söylenen 2 Ağza ait olan 3 Ağızdan alınan 4 Ağızla ilgili )

( ORAL )

( ORAL )

( ORAL )

( OS )


- [ne yazık ki]
AĞIZ, DOLUYKEN KONUŞMAK ile/ve/=/||/<> ZİHİN, BOŞKEN KONUŞMAK


- AĞLANACAK DURUMUNA ...:
AĞLAMAK ile/değil/yerine GÜLMEK


- AGONİST ile/||/<> ANTAGONİST

( Agonist reseptörü aktive eder İLE antagonist bloke eder )

( Formül: Reseptör aktivasyonu İLE inhibisyon )


- AGONIST ile/||/<> ANTAGONIST ile/||/<> PARTIAL AGONIST

( Farmakolojik etki türleri. )

( Formül: Response = Emax[A]/(EC50+[A]) )


- AGOSTİC ETKİLEŞİM ile/||/<> HYDROGEN BONDİNG

( Agostic C-H→M 3c-2e, H-bonding klasik X-H···Y. )

( Formül: 3 merkezli İLE dipol )


- AGREGA[Fr. < AGRÉGAT] ile/değil/yerine/=/||/<> KATIŞMAÇ


- AGREGASYON/AGGREGATION[İng.] ile/değil/yerine/= YIĞIŞMA, TOPLANMA, BİR ARAYA GELMEK


- AGROFOS NOMOS ile/ve/||/<> NOMOS FIZIOS ile/ve/||/<> NOMOS EMSIOS


- AĞU BİLİMİ | TOKSİKOLOJİ ile/||/<> TOKSİKOLOJİ ile/||/<> TOKSİKOLOJİ[Fr. < TOXICOLOGIE]

( Zehirleri ve onların organizmaya olan etkilerini inceleyen bilim dalı İlaçlar tarım endüstri ve diğer uğraşı alanlarında kullanılan kimyasal maddelerin canlılar üzerindeki zehirli etkilerini inceleyen bilim dalı zehir bilimi )

( TOXICOLOGY )

( TOXICOLOGIE )


- AĞULU | TOKSİK ile/||/<> TOKSİK ile/||/<> TOKSİK[Fr. < TOXIC]

( Zehirli 1 Zehirli 2 Toksik maddeye bağlı olan )

( TOXIC | TOXICOLOGY )

( TOXIC )

( TOXISCH )

( TOXICUS )

( TOSSICO )

( ΤΟΞΙΚΌΣ / τοξικός )


- AĞUÖNLER | PANZEHİR ile/||/<> PANZEHİR ile/||/<> PANZEHİR[Fars. < PÂD + ZEHR]

( Bir zehrin etkisini ortadan kaldıran ya da nötralleştiren madde antidot Antidot )

( ANTIDOTE )


- AĞUSTOS AYI(NDAKİ) GİBİ SOĞUK ve/<> OCAK/ŞUBAT GÜNEŞİ GİBİ YAKICI

( Uruguay'da, mevsimlerin ve ayların, toplumdaki/dillerindeki karşılıkları. )


- AĞYÂR ile/ve/değil/yerine/>< YÂR

( Ne bilir? İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Bilir. )


- AHARONOV-BOHM ETKİSİ ile/||/<> HALL ETKİSİ

( AB kuantum faz etkisi, Hall klasik Lorentz kuvveti. )

( Formül: Φ = ∮A·dl İLE V_H = IB/nqt )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- AHARONOV-BOHM ETKİSİ ile/||/<> LORENTZ KUVVETİ

( Aharonov-Bohm etkisi potansiyelin fiziksel etkisini gösterirken İLE Lorentz kuvveti alanların doğrudan etkisidir )

( Formül: F = q(E + v×B) )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1789-1854) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ohm yasası, elektrik direnci) )


- AHFÂ[Ar. < HAFÎ] ile/ve/||/<> AHFİYE[Ar. < HIFÂ]

( [daha/pek/çok] Gizli, en gizli. İLE/VE/||/<> Gizli olanlar. | Ağaç çiçeğinin tomurcuğunu örten dış kabuklar. )


- AHFÂD[Ar. < HAFÎD] ile AHFAZ[Ar.]

( Torunlar. | Yardımcılar, hizmetkârlar. İLE Alçak ve çukur yer. | Alçakgönüllü kişi. )


- AHLÂK ve/<>/> GÜZELLİK


- AHLÂKIN GÜZELLEŞMESİ ile/ve/<> RIZKIN GENİŞLEMESİ


- AHLÂK/AHLÂKSIZLIK" ile/değil/< ANATOMİ

( Eşeysel örgenlerin adlarında, "ahlâk" ya da "ahlâksızlık" aranamaz! Küfür olarak geçen sözcüklerin ve küfür edenlerin yersiz/kötü "kullanımındaki" yanlışlık, dilin ya da sözcüklerin hatası, yükü değildir! Kişilerin yanlışları da sadece o kişilerin, o ve ilgili yersiz/bağlamsız, yanlış/kötü davranış ve tutumlarıyla sınırlı tutulmak zorundadır.

Üç yaşından itibaren öğrenilmiş, fark bile olmayan "farkların", gerçekte, doğada ve bütünlükte hiçbir biçimde herhangi ciddi bir fark oluşturmadığı, herkesin her "şey"i tam olarak bildiği, gördüğü ve yaşadığı bir durumun, deneyimin de doğal ve sınırlandırılmış, kapalı koşullarda, herhangi bir ayıbı yoktur[bulunamaz ve aranamaz]! Eşeysel örgen adlarının, tıpta, anatomi ya da fizyoloji bilgisi olarak, Latince ya da başka bir dilde kullanılması da bir şeyleri "çözmekte/aşmakta" yeterli değildir.

Doğru/uygun zaman, zemin ve koşulların, duyacaklarına râzı olan/olacak kişinin, muhabbetin ve hukukun bulunmadığı ilişki ve ortamlarda, dikkatsiz, özensiz bir biçimde tüketiliyor olmasıdır tüm sorun. Söylenilen sözcüklerin değil beklenilmeyen ve istenilmeyen koşullarda, bir dayatma olmasından dolayıdır kişilerin tüm haklı tepkisi. Kişilerin, hangi konu/alan olursa olsun, seslerini yükseltmelerindeki yanlış ya da sorun kadar, kullandıkları ve seçemedikleri sözcüklerin yanlışlığındandır rahatsız olunan. Sorun, esas ya da içerik sorunu değil yöntem(usûl) sorunudur. Kalabalığın içinde, zaman, zemin ve koşulları, kişileri dikkate almama kabalığıdır.

"Cinsiyetçi küfür" diye bir "tanım/sözcük" de olmaz! Sorun, örgen adlarında ya da "kadın"lara saygısızlık olmasında değil cahil/yetersiz/özensiz/kaba kişilerin, sonuç odaklı ve düşünmeden, özenmeden, çevresine kayıtsız ve saygısızca davranmasından dolayıdır. Eğer eşeysellikteki son aşama, "kulağa üflemek" olsaydı, her ("olumlu/olumsuz") zaman ve zeminde, her durumda, ağzından düşürmediği "söz" ve kısaltma, "AMK" değil "Hay kulağına üfleyeyim!"[KULK] olurdu. Bu durumda, bu sorun, ne kulak kepçesinin ve/ya da deliğinin, ne de bu sözcüğün, "ayıbı", "ahlâklılığı ya da ahlâksızlığı" olurdu.

Buradaki "sorun" ya da yanılsama, kapalı, sınırlı ya da bazı/çoğu ayrıntının iki kişi arasında ya da sır olarak tutulması istenilen özelin, dışarıda ve genelleştiriliyor olmasından dolayıdır.

Tıpta ve tüzede[hukukta], "ayıp", "çirkinlik" vs. ol(a)madığı gibi, zihinde ve zihin dilinde de "ayıp", "pis", "kötü" diye bir sınır(landırma) ya da sonuç(landırma) yoktur. Zihinden, "olumlu/olumsuz", "iyi/kötü" her düşünce ve ayrıntı geçebilir fakat sorumlu olunan/olunması gereken, ağızdan çıkmayabilecek olan söz(cük)ler(imiz)dir. )

( image )


- AHLAT ile AHLÂT[< HILT] ile AHLAT

( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. | Kaba adam, yol-iz bilmeyen kişi. İLE Bir karışım içindeki parçalar, öğeler. Karışan şeyler. | Gövde yapısının temelini oluşturan öğeler.[AHLÂT-I ERBAA: Kan, salya, safra, dalak.] İLE Bitlis'in bir ilçesi.[Tarihte, mühendis ve mimarların yetiştiği kent.] )

( PIRUS PIRASTER ile ... )


- AHŞA | İÇ ORGANLAR ile/||/<> İÇ ORGANLAR

( viscera karın Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar Viseral organlar Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar viseral organlar )

( VISCERA )

( VISCÈRES )

( EINGEWEIDE )

( VISCERA | VISCERA: KARIN )


- AHTAPOT ile/||/<> AHTAPOT[Yun.]

( Octopus Yumuşakçalar Mollusca dalının kafadanayaklılar Cephalopoda sınıfından bir cins Kolları sekiz sayıda vücudu kısa ve yuvarlak olur zooloji Yumuşakçalar Mollusca dalının kafadan ayaklılar Cephalopoda sınıfından sekiz kollu kısa ve yuvarlak vücutlu türleri olan bir cins Yumuşakçalar Mollusca şubesinin kafadan ayaklılar Cephalopoda sınıfından sekiz kollu vücutları kısa ve yuvarlak olan bir cins Ağızlarda ihtapot olarak da geçer R ἀχταπόδι Octopus Modern Rumcada χταπόδι biçimi kullanılır Türkçede kullanılan ıhtapot biçimi χταπόδιden alınmıştır )

( DEVILFISH )

( PIEUVRE )

( OCTOPUS )

( OCTOPUS )

( ἈΧΤΑΠΌΔΙ / ἀχταπόδι )


- AİLE ile/||/<> EXTENDED FAMILY[İng.] ile/||/<> FAMILLE LARGE[Fr.] ile/||/<> GROSSE FAMILIE[Alm.] ile/||/<> BÜYÜK AİLE

( Erkeğin ve kadının çocuklarıyla oluşturdukları iş bölümüne dayalı küçük çekirdek ve büyük ya da dar ve geniş aile gibi tipleri olan toplumsal ve ekonomik temel birlik a büyük aile küçük aile Canlı organizmaların sistematik sınıflandırılmasında benzer cinslerin bir araya gelmesiyle oluşan kategori familya Ortak özellikleri olan matematiksel nesneler kümesi Örneğin yüzeyler ailesi operatörler ailesi gibi Canlıların sınıflandırılmasında benzer cinslerin meydana getirdiği grup anlamında kullanılan terim Büyükbaba ve büyük anne ile evli oğullarının bunların karılarının ve çocuklarının birlikte oluşturdukları aynı zamanda geniş aile diye de adlandırılan toplumsal ve ekonomik birlik )

( FAMILY )

( FAMILLE )

( FAMILIE )


- AILERON/AILÉ/APTÈRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KANAT

( Bir yer kırığının iki yanındaki büyük kütle. @@ Büyük bir dekor parçasına menteşe ile bağlanmış daha küçük bir dekor parçası. @@ 1. Zar biçiminde herhangi bir uzantı, 2. Böceklerin uçma organı, 3. Yarasa ve kuşlarda uçmaya yarayacak biçimde değişiklik göstermiş olan ön bacaklar. @@ (I) 1. Araba ve kağnıların yanlarına ot ya da ekin taşınırken takılan parmaklık. (*Kemalpaşa -İzmir; Yenikent *Aksaray -Niğde) 2. Kirimandaki çapraz tahtalar. (Yeşilova *Aksaray -Niğde) @@ (II) 1. Çıkrıkta ip dolama mili muhafazası. (*Aksaray -Niğde) 2. Deri işleme aracı. (*Bor - Niğde.) 3. Dokuma tezgâhlarında gücünün içindeki oynar kısa tahta. (Yeşilova *Aksaray -Niğde) @@ (III) [ganat (III)] Çadır bezini oluşturan parçalardan her biri. (Saçıkara *İslahiye -Gaziantep) [ganat (III)] : (Garip *Senirkent -Isparta) @@ (çiçek) (botanik) @@ (biyoloji) @@ Büyük bir dekor parçasına menteşe ile bağlı olan küçük dekor parçası. @@ 1. Zar biçiminde herhangi bir uzantı. 2. Böceklerin uçma organı. 3. Kuşlarda ve yarasalarda uçmaya yarayacak biçimde değişmiş olan yapılar. @@ Trol ağının ön iki yanında maçalarla omuz bölgesi arasında yer alan bölüm. @@ 1. Ala. 2. Nematodlarda bulunan kütiküla değişikliği, vücudun yan tarafında bulunan ve dalgalanma biçimindeki hareketi destekleyen omurga benzeri kalınlaşmalar. ~ Az ganad. -Tkm gānat. -Blk kanat. -Nog kanat. -Kklp kanat. -Krg kanat. -Kzk kanat. -TatK kanat. -Sag kanat 'yüzgeç'. -Yak kınat. Birinci hecedeki a'nın ı'ya çevrildiği göze çarpıyor. Türkçe al- ~ Yakutça ıl-; Türkçe damar (< tamar) ~ Yakutça tımır örneklerinde olduğu gibi. bk. Ligeti: TörK 43-44. -Çuv śunat. Türkçe k- sesinin Çuvaşçada birkaç örnekte y-'ye çevrildiğini biliyoruz: Türkçe kan ~ Çuvaşça yun; Türkçe kal- ~ Çuvaşça yul-; Türkçe kar ~ Çuvaşça yur. Buna göre Türkçe kanat'ın da başlangıçta Çuvaşçada *yunat'a dönüştüğü düşünülebilir. Daha sonra *yunat ara biçiminin śunat'a çevrildiği anlaşılıyor. Çuvaşçada Türkçe y-'lerin ś-'ye çevrilmesi eski bir olaydır. Türkçe yüzük ~ Çuvaşça śĕrĕ; Türkçe yemiş ~ Çuvaşça śimĕś; Türkçe yetmiş ~ Çuvaşça śitmĕl; Türkçe yağmur ~ Çuvaşça śumăr gibi. Eski çağlardan başlayarak kanat olarak kullanıldığını görüyoruz. Eski Kıpçakçada da kanat olarak geçer. Çağdaş diyalektlerde 'balık kanadı, yüzgeç' olarak kullanılan kanar biçimiyle kanat arasındaki benzerlik düşündürücüdür. Rásonyi Nagy (MNy 30: 159) Teleütçe kana- 'an Etwas hängen' kökünden geldiğini dile getirmiştir. Ramstedt (KSz 15: 148; 16: 75; KWb 165 a) Moğolca qana 'die grossen Federn der Flügel' biçimiyle karşılaştırmıştır. Bu karşılaştırmaya Räsänen (LTS 208) de katılmıştır. Türkçe kanat'ın sonundaki -t'nin eski bir çokluk eki olduğu sık sık seslendirilmiştir (Doerfer: TMEN 771, 1531; Bazin-Hamilton: Uray Arm 12). Brockelmann (OGM 118. §) kanat üzerinde durmamışlardır. Rumca κανάτί 'kapı kanadı' Türkçeden alınmıştır (Andriotis: EL 146). Bulgarca ve Sırpçaya da kanat olarak geçmiştir (BER 2: 198-199; Škaljić: Turc 391). )


- AIMD ile/||/<> PIMD ile/||/<> RPMD

( İleri MD simülasyon yöntemleri. )

( Formül: Nuclear quantum effects )


- AK/AQ[Oğuz] ile/||/<> AK SAY/AQ SAY ile/||/<> AK TEREK/AQ TEREK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- AK ile AK

( Beyaz. İLE Sıvıların/akışkanların akması. )

( WHITE vs. WHITE )


- AKABE(SİNDE) ile/değil AKABİNDE

( Tehlikeli, sarp ve zor geçit. İLE/DEĞİL Arkasından, hemen arkasından/ardından, ardından. )


- AKAK ile/ve ŞEV[Fars.]

( Eğimi ve inişi fazla olan yer. İLE/VE Yokuş, bayır, meyilli yer. )


- AKAN SU ile/ve IĞIL

( ... İLE/VE Çok yavaş akan su. )


- AKAR SU ile/ve AKAN SU

( Potansiyel. İLE/VE Süreklilik. )


- AKAR ile/||/<> AKAR[Ar. < ʿAKÂR | FR. < ACARE]

( Akarsuların kenarındaki ya da içinden dere geçen çamaşırlık Kuzfındık inönü Eskişehir Kiraya verilerek gelir getiren taşınmaz mal kene Akar takımına ait herhangi bir parazit akar )

( REAL ESTATE | ACARID )

( ACARE )


- AKAR ve/||/<>/> BAKAR

( Su. VE/||/<>/> Deli. )


- AKARCA | SAPAK BAĞLANTI | FİSTÜL ile/||/<> FİSTÜL ile/||/<> FİSTÜL[Fr. < FISTULE]

( İçi boş bir organdan yüzeye ya da bir organdan diğerine olan anormal tüp benzeri geçiş Doğuştan ya da sonradan oluşan bir organdandiğerine ya da deri yüzeyine uzanan iki ucu açık normal dışı tüp benzeri geçiş ya da kanal )

( FISTULA )

( FISTULE )

( FISTULA )


- AKARSU ile/ve/<> KIVRIMLI AKARSU/MENDERES[Yun. < MAINDROS/Μαίανδρος]

( ... İLE/VE/<> Bir akarsu yatağının az eğimli koyak tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği "s" harfine benzeyen kıvrım. )


- AKARSU ile/ve/||/<> KOYAR

( ... İLE/VE/||/<> İki akarsuyun birleştiği yer. )


- AKARSU ve/<> TALVEG[Alm.]

( ... VE/<> Bir akarsu yatağının en derin yerlerini birleştiren çizgiye verilen ad. )


- AKAŞA ile AŞAKA

( Boşluk. Esîr. Uzayın, göğün bir unsuru olarak eter. Evrenin aslî eterik özü. İLE Aşk. )


- AKCİĞER ZARI | PLEVRA ile/||/<> PLEVRA ile/||/<> PLEVRA[İt. < PLEURA]

( Göğüs boşluğunu örten ve akciğerleri saran seröz zar plöra plöra )

( PLEURA )

( PLEURA )


- AKDENİZ KORSAN(LIĞ)I ile/ve OKYANUS KORSAN(LIĞ)I


- AKDENİZ ile/ve/||/<> KARADENİZ

( BAHR-İ SİYAH ile/ve/||/<> BAHR-İ SEFİD )


- AKHILLEUS İLE KAPLUMBAĞA AÇMAZI ile/ve/||/<>/> TRUVA SİNEĞİ AÇMAZI ile/ve/||/<>/> KOŞU YOLU AÇMAZI ile/ve/||/<>/> NUMARALI TOPLAR AÇMAZI ile/ve/||/<>/> OK AÇMAZI ile/ve/||/<>/> TANRILAR AÇMAZI ile/ve/||/<>/> TRISTRAM SHANGDY AÇMAZI ile/ve/||/<>/> UZAY GEMİSİ AÇMAZI


- AKİFER[Fr.] ile/değil/yerine/= POMPALI KUYULARI BESLEYECEK JEOLOJİK YAPI


- AKIL HOCASI ile/ve/değil/<> ESİN KAYNAĞI


- AKIL:
TAMAMLAYICI ve/||/<>/> BÜTÜNLEYİCİ


- AKIL YÜRÜTME[İng. LOGICAL REASONING] ile/||/<> ANALOJİ[İng. ANALOGY] ile/||/<> NOSYON[İng. NOTION]

( Bir sonuca varmayı amaçlayan zihinsel faaliyetler. Mevcut öncüller arasında belirli bağlantılar kurulur ve yeni bir sonuca varılmaya çalışılır. Akıl yürütme genellikle argüman sunmak ya da çıkarım yapmak için kullanılır ve tümdengelimsel, tümevarımsal, abdüktif ya da analojik gibi farklı biçimlere ayrılabilir. @@ Benzeyen ve benzetilen iki nesne ya da nesne öbeği arasında ortak olduğu düşünülen bir benzetme yönü çerçevesinde kurulan benzerlik ya da yapılan karşılaştırmadır. Benzetme yönünün geçerli olduğuna yönelik yeterli verinin olmadığı ya da geçersiz olduğu durumlarda yapılan analoji geçersiz olabildiğinden analoji kurarken dikkatli olunmalıdır. @@ Bireyin bilinen, deneyimlenen ya da hayal edilen bir şeye ilişkin kavrayışı ya da izlenimi. Çeşitli zihinsel faaliyetlerin (akıl yürütme, tefekkür, vb.) geniş bir yelpazesini ifade eden "düşüncelerden" farklı olarak nosyon, kişinin dünya görüşünü ve teorik anlayışını şekillendiren daha derin, daha istikrarlı inançları ifade eder.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- AKIL ile/ve/||/<>/> AKIL

( Ay üstü. İLE/VE/||/<>/> Ay altı. [İnsanda]. )

( REASON vs./and/||/<>/> REASON )


- AKIL ile/ve/||/<> KANIT

( REASON vs./and/||/<> EVIDENCE )


- AKIL ve/||/<> MERKEZ ve/||/<> GÜNEŞ ve/||/<> ATEŞ ve/||/<> PİRAMİT ve/||/<> TENNÛRE ve/||/<> TANDIR ve/||/<> RAHMAN/RAHİM


- AKIL ile/ve/<> ORTAK AKIL

( Aklınızı kullanma cesâretini gösteriniz! )

( REASON vs./and/<> COMMON REASON )


- AKIL/KAVRAM ile/ve/||/<>/> TEFEKKÜR/TERTİB ile/ve/||/<>/> MÂRİFET ile/ve/||/<>/> İLİM

( İki şey/işaret/alâmet arasında bağlantı/ilişkilendirme/birleştirme. İLE/VE/||/<>/> Düşünceleri belirli bir düzen içinde sağlamak. | İşaretleri/alâmetleri düzenlemek. İLE/VE/||/<>/> Kavramlar arası ilişkiler ya da her iki kavram arasındaki ilişki. İLE/VE/||/<>/> Tümel çıkarım/yargı. )


- AKIL ve/||/<> ZORUNLULUĞUN GETİRDİĞİ


- AKILDA KESİNLİK ile/> DUYULARDA KESİNLİK

( DEFINITENESS IN REASON vs./and/<> DEFINITENESS IN SENSES )


- AKILLA TARTMAK ile/değil/yerine KALPLE DİNLEMEK


- ÂKİL-ÜL-LÛHUM | ETÇİL ile/||/<> ETÇİL

( karşılık karnivor caro et vorare yemek Et yiyerek beslenen biyoloji Et yiyerek beslenen canlı Karnivor et obur Hayvansal organizmalarla beslenen et yiyen etle beslenen etobur karnivor sarkofaj Etçil )

( CARNIVOROUS | CARNIVOR )

( CARNASSIER | CARNIVORE )

( FLEISCHFRESSER )

( CARO,VORARE | CARO: ET; VORARE: YEMEK )

( CARNIVORO )

( ΣΑΡΚΟΦΆΓΟΣ / σαρκοφάγος )


- ÂKİL-ÜL-LÛHUM | ETOBUR | KARNİVOR ile/||/<> KARNİVOR ile/||/<> ETÇİL

( etçil etçil Etçil karşılık karnivor caro et vorare yemek Et yiyerek beslenen biyoloji Et yiyerek beslenen canlı Karnivor et obur Hayvansal organizmalarla beslenen et yiyen etle beslenen etobur karnivor sarkofaj Etçil )

( CARNIVOR )


- AKİL-ÜN-NEBAT | HERBİVOR ile/||/<> HERBİVOR ile/||/<> OTÇUL

( otçul otçul Otçul Otçul karşılık herbivor herba ot vorare yemek Bitki yiyerek beslenen hayvanlar biyoloji Bitki yiyerek beslenen canlılar Herbivor Bitkisel organizmalarla beslenen canlılar herbivor otobur Tamamen otlarla ya da ot türleriyle beslenen hayvan herbivor Otçul )

( HERBIVORE | HERBIVOROUS )

( HERBIVORE )

( HERBIVOREN )

( HERBIVORUS | HERBA, VORARE )

( ERBIVORO )

( ΦΥΤΟΦΆΓΟΣ / φυτοφάγος )


- AKİL-ÜN-NEBAT | OTÇUL ile/||/<> OTÇUL

( karşılık herbivor herba ot vorare yemek Bitki yiyerek beslenen hayvanlar biyoloji Bitki yiyerek beslenen canlılar Herbivor Bitkisel organizmalarla beslenen canlılar herbivor otobur Tamamen otlarla ya da ot türleriyle beslenen hayvan herbivor Otçul )

( HERBIVOROUS | HERBIVORE )

( HERBIVORE | HERBIVOROUS )

( HERBIVOREN )

( HERBA,VORARE | HERBA: OT; VORARE: YEMEK | HERBIVORUS )


- AKIM/AQIM ile/||/<> (MUNDUZ) AKIN/AQIN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir akışlık su. İLE Sel. | Beklenmeyen, ansızın gelen sel. )


- AKIM ile/||/<> GERİLİM

( Akım elektron akışı İLE gerilim potansiyel fark )

( Formül: I = Q/t (amper) İLE V (volt) )


- AKÎM ile/||/<> KISIR

( botanik Organizmanın fonksiyonel gametleri üretme yetersizliği Tohum ve meyve verememe Verimsiz steril Organizmanın işlevsel gametleri üretme yetersizliği steril verimsiz Yavru sahibi olma yeteneği bulunmayan doğurma yeteneği taşımayan steril Az gısır Azeri alanında gısrag da kullanılır gısır kısır kısır kısır Blk kısır kısır Kırgızlar kısır yanında subay sözünü de kullanırlar kısır kısır Alt Tel kızır 1 kısır 2 boş Bu diyalektlerde kısır yerine subay sözü de geçer kızır xĕsĕr OT kısır Eski Kıpçakçada da kısır olarak geçer Clausonun yazdığı gibi ED 668b kıs kökünden geldiği anlaşılıyor Moğolca keüser kısır biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Poppenin Türkçe kızdan sır sız ekiyle yapıldığı yolundaki açıklaması da tartışmaya açıktır Bu açıklamada Türkçe sız ekinin sır biçimini almasına karşılık kızın olduğu gibi kaldığı göze çarpıyor Bu engeli gidermek için kısırın kırsır Çuvaşça xĕrsĕr xĕr Türkçe kız biçiminden geldiğini düşünmek gerekir Nitekim Egorov ÊS 300 işaretiyle Çuvaşça xĕsĕrin xĕrsĕrden geldiğini yazmıştır Türkçe zlerin yalnız Çuvaşçada rye çevrildiğini biliyoruz Bu sava göre Türk diyalektlerinde geçen kısırın da eski bir Çuvaşça alıntı olması gerekecektir Tatarca Başkurtça gibi komşu diyalektlerde Çuvaşça alıntılara rastlandığını görüyoruz Ancak Türkçe Türkmence Kırgızca gibi diyalektlerde Çuvaşça biçimler kullanılmaz Kaldı ki bu açıklama anlam açısından da düşündürücüdür kızsız Türkçe kısırın Arapçadan alındığı yönündeki sav da büsbütün yanlıştır kısrak Anadolu ağızlarında kısır yanında asnık aslık biçimi de geçer Yerel ağızlarda yoz biçimi de kullanılır yoz Çağdaş diyalektlerde kısır olarak kullanılan subay biçimi Moğolcadan kalma bir alıntıdır Az gısır Azeri alanında gısrag da kullanılır gısır kısır kısır kısır Blk kısır kısır Kırgızlar kısır yanında subay sözünü de kullanırlar kısır kısır Alt Tel kızır 1 kısır 2 boş Bu diyalektlerde kısır yerine subay sözü de geçer kızır xĕsĕr OT kısır Eski Kıpçakçada da kısır olarak geçer Clausonun yazdığı gibi ED 668b kıs kökünden geldiği anlaşılıyor Moğolca keüser kısır biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır Poppenin Türkçe kızdan sır sız ekiyle yapıldığı yolundaki açıklaması da tartışmaya açıktır Bu açıklamada Türkçe sız ekinin sır biçimini almasına karşılık kızın olduğu gibi kaldığı göze çarpıyor Bu engeli gidermek için kısırın kırsır Çuvaşça xĕrsĕr xĕr Türkçe kız biçiminden geldiğini düşünmek gerekir Nitekim Egorov ÊS 300 işaretiyle Çuvaşça xĕsĕrin xĕrsĕrden geldiğini yazmıştır Türkçe zlerin yalnız Çuvaşçada rye çevrildiğini biliyoruz Bu sava göre Türk diyalektlerinde geçen kısırın da eski bir Çuvaşça alıntı olması gerekecektir Tatarca Başkurtça gibi komşu diyalektlerde Çuvaşça alıntılara rastlandığını görüyoruz Ancak Türkçe Türkmence Kırgızca gibi diyalektlerde Çuvaşça biçimler kullanılmaz Kaldı ki bu açıklama anlam açısından da düşündürücüdür kızsız Türkçe kısırın Arapçadan alındığı yönündeki sav da büsbütün yanlıştır kısrak Anadolu ağızlarında kısır yanında asnık aslık biçimi de geçer Yerel ağızlarda yoz biçimi de kullanılır yoz Çağdaş diyalektlerde kısır olarak kullanılan subay biçimi Moğolcadan kalma bir alıntıdır )

( STERILE )

( STÉRILE )

( STERIL, UNFRUCHTBAR )

( STERILIS: ÇORAK )

( GISIR[Az.]~GISIR[Tkm.]~KISIR[Kklp.]~KISIR[Nog.]~KISIR[Kzk.]~KISIR[Krg.]~KISIR[Tatk.]~KISIR[Bşk.]~KIZIR[Alt.]~KIZIR[Tel.]~KIZIR[Şor.]~KIZIR[Sag.]~KIZIR[Tuv.]~XĔSĔR[Çuv.] )


- AKINTI ile/ve/<>/değil DALGA/RÜZGÂR

( Suyun/denizin içinde. İLE/VE/<>/DEĞİL Suyun/denizin üstünde. )


- AKINTI ile DİP AKINTISI

( CURRENT vs. UNDERCURRENT )


- AKINTI ile GOLFSTRİM

( ... İLE Atlas Okyanusu'ndaki sıcak su akıntısı. )


- AKINTI ile/ve/||/<>/> TAKINTI


- AKINTI ile TERS AKINTI

( STREAM vs. BACK STREAM )


- AKIŞ ile/ve/||/<> AĞ


- AKIŞ ile/ve/değil/||/<> DÖNGÜ


- AKIŞ ile/ve/<> KENDİLİĞİNDENLİK


- AKIŞ ile/ve/değil/||/<>/> LAMİNER AKIŞ


- AKIŞKANLAR DİNAMİĞİ ile/ve/<> AKIŞKANLAR MEKANİĞİ

( Mekâniğin, akışkanların ve gazların hareketleriyle ilgili dalı. İLE/VE/<> Akışkanların, durgun ya da hareket halindeki denge, basınç, hız, ivme, sıkışma ve genleşmelerini inceleyen bilim dalı. )

( FLUID DYNAMICS vs./and/<> FLUID MECHANICS )

( DYNAMIQUE DES FLUIDES avec/et/<> MÉCANIQUE DES FLUIDES )

( STRÖMUNGSLEHRE mit/und/<> STRÖMUNGSMECHANIK )


- AKIŞKANLIK ile/ve SÜREKLİLİK

( FLOWNESS vs./and CONTINUOUSNESS/CONTINUITY )


- AKITAÇ | DREN ile/||/<> DREN ile/||/<> DREN[Fr. < DRAIN]

( İltihaplı yaradan cerahati çekmek bu işi yapmak için kullanılan tüp ya da fitil Sıvı ya da cerahati boşaltma amacıyla boşluğa yerleştirilen tüp ya da fitil )

( DRAIN )

( DRAIN )

( DRAIN )


- AKKAN BEZE YANGISI | ADENİT ile/||/<> ADENİT[Fr. < ADÉNITE]

( 1 Herhangi bir salgı bezinin iltihabı bez iltihabı 2 Lenf düğümünün iltihabı adenitis )

( ADENITIS )

( ADÉNITE )


- AKLA YALIN ile/ve/||/<> AKLA YATKIN


- AKLAN ile AKLAN

( Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri. İLE/VE Sularını bir denize ya da göle gönderen bölge. )


- AKLEDİLEBİLEN ile ALGILANABİLEN

( RATIONALIZED vs. PERCEIVED )


- AKLÎ BELİRLENİM (İLE) ile/değil SEZGİSEL DENEYİM (İLE)


- AKLI GELİŞTİRME ile/ve/||/<>/>/< FELSEFE


- AKLÎ ZORUNLULUK ile/ve/<> OLGUSAL ZORUNLULUK


- AKLIN İLKELERİ ve/+/<> 4.[DÖRDÜNCÜ] DURUM[: KESİNLİKLE (HİÇBİR BİÇİMDE/ZAMAN) BİLİNEMEZ/LİK/LER]


- AKLIN" KULLANDIĞI KAVRAMLAR DİL ve/||/<> KAVRAMLARIN/DİLİN KULLANDIĞI "AKIL"/ZİHİN/KİŞİ


- AKLİNİK[Yun.] ile/değil/yerine/= YER MANYETİK ALANININ, EĞİM VE AÇISI SIFIR OLAN YERİ


- AKOMODASYON[Fr.] ile/değil/yerine/= UYUM


- AKRÂ[Ar.] ile AKRA'[Ar.]

( Arkalar, sırt. İLE Başındaki saçlar dökülmüş, dazlak. | Çıplak dağ. )


- AKREB | AKREP ile/||/<> AKREP[Ar. < ʿAKREB]

( Bir takımyıldızın ve bir burcun adı Akrep takım yıldızı Akrep burcu astronomi )

( SCORPIUS, SCO (SCORPII) SCORPION )

( SCROPION | SCORPION )

( SKORPION )

( SCORPIO )


- AKREP[Ar. < ʿAḲREB] ile/değil/yerine/=/||/<> AKREP BURCU (AKREP BURCU)


- AKROMEGALİ ile/||/<> AKROMEGALİ[Fr. < ACROMÉGALIE]

( akros uç megalon büyük Hipofiz bezinin aşırı faaliyeti sebebiyle meydana gelen devlik durumu Hipofiz bezinin aşırı faaliyeti sonucu meydana gelen devlik durumu Normal kemik gelişiminin tamamlanmasından sonra hipofiz bezinden aşırı miktarda salgılanan büyüme hormonu etkisiyle vücudun çene yüz deri tırnak iç organlar gibi belli kısımlarının normalden fazla büyümesiyle belirgin sadece köpeklerde görülen bir çeşit devlik )

( ACROMEGALY )

( ACROMÉGALIE )


- AKS-ÜL-AMEL/TEAMÜL[Ar.]/REAKSİYON[Fr./İng. < REACTION] ile/değil/yerine/= TEPKİ/TEPKİME

( Birbirini etkileyen nesneler arasında ortaya çıkan durum. )


- AKŞAM ESİNTİSİ/YELİ ile/ve/||/<> AKŞAM SERİNLİĞİ


- AKŞAM YILDIZI ile SABAH YILDIZI

( Aslında ikisi de bir! Zühre/Venüs )


- AKŞAM ile/değil/yerine/=/||/<> AKŞAM EZANI | AKŞAM NAMAZI

( akşam akşam akşam azadı akşam ezanı akşam gazetesi akşam güneşi akşam karanlığı akşam keyfi akşam namazı akşam pazarı akşam piyasası akşam saati akşamsefası akşam simidi akşamüstü akşamüzeri akşam yeli akşam yemeği Akşam Yıldızı sabah akşam sabahtan akşama akşama doğru akşama sabaha akşamlı sabahlı Güneşin batmasına yakın zamandan gecenin başlamasına kadar geçen zaman dilimi akşam ezanı akşam namazı )


- AKŞAMLAMAK ile AKŞAMLATMAK ile AKŞAM/LIK ile AKŞAMCI/LIK ile AKŞAM YELİ ile AKŞAM AKŞAM ile AKŞAM AZADI ile AKŞAM EZANI ile AKŞAM SAATİ ile AKŞAM VAKTİ ile AKŞAM GÜNEŞİ ile AKŞAM NAMAZI ile AKŞAM PAZARI ile AKŞAM SİMİDİ ile AKŞAMA DOĞRU ile AKŞAM YILDIZI ile AKŞAMA SABAHA ile AKŞAM GAZETESİ ile AKŞAM PİYASASI ile AKŞAM KARANLIĞI ile AKŞAMLI SABAHLI ile AKŞAMLIK SABAHLIK


- AKS-İ SEDA, EKO | YANKI ile/||/<> YANKI

( Sinema TV Ses dalgalarının çeperleri pek soğurucu olmayan bir yerde çarpıp geri dönmesi bu dönme sonunda sesin geride bıraktığı iz Ses dalgalarının ya da elektromagnetik dalgaların bir engele çarpıp geri dönmesi olayı çarpıp geri dönen dalgalar 1 fizik Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle oluşan ikinci ses 2 televizyon Dolaysız dalgadan daha uzun bir yol alarak daha geç gelen dolaylı dalganın televizyon camında yaptığı parazit görüntü Bir dalganın bir engele vurarak aynı ortama geri dönmesi fizik )

( ECHO, REVERBERATION | ECHO )

( ÉCHO, RÉVERBÉRATION | ÉCHO )

( ECHO, HALL, NACHHALL, HALLIGKEIT | ECHO | WIDERHALL )


- AKSİLİK ile/değil/yerine/= TERSLİK


- AKŞIN | ALBİNO ile/||/<> ALBİNO ile/||/<> ALBİNO[Fr. < ALBINOS]

( albus ak Doğuştan deri saç ve gözlerde ağ kat ve iris renk maddesi bulunmayan kimse olup deri çok ak saçlar aka yakın açık sarı gözler ise kırmızı göz bebeği çevresinde mavi ya da pembe renkli irislidir 1 Doğuştan deri saç ve gözlerde renk maddesi pigment bulunmayan kişi Deri çok beyaz saçlar beyaza yakın açık sarı gözler ise kırmızı göz bebeği çevresinde mavi ya da pembe renkli irisli olur 2 Bitkilerde kromoplast eksikliği Akşınlık Albinizmden etkilenen kıl ve derisinde melanin bulunmayan insan ya da hayvan akşın Melanositlerin işlevsel bozukuluğundan ya da yetersizliğinden kaynaklanır )

( ALBINO )

( ALBINO | ALBINUS | ALBINOS )

( ALBINOS )

( ALBUS | ALBUS: BEYAZ )


- AKŞINLIK ile/||/<> AKŞINLIK

( karşılık albinizm albus ak Doğuştan renk maddesi eksikliği ya da renksiz renk gözeleriyle meydana gelen bir aklaşma durumu Doğuştan renk maddesi eksikliği ya da renksiz renk hücreleriyle meydana gelen bir oluşum Albinizm Doğuştan renk pigmenti olmaması durumu albinizm albino Albinizm )

( ALBINISM | ALBINISM, ALBINO | ALBINO )

( ALBINISME | ALBINO )

( ALBINISMUS | ALBINOS )

( ALBUS | ALLUS: BEYAZ )

( ALBINISMO )

( ΑΛΜΠΙΝΙΣΜΌΣ / αλμπινισμός )


- AKSİYON | DEVİNİM >< DURAĞANLIK


- AKSİYON POTANSİYELİ ile/||/<> DİNLENME POTANSİYELİ

( İletim. İLE/||/<> Hazır bekleme durumu.

Geçici[+30mV] depolarizasyon. İLE/||/<> Sabit [-70mV] polarize. )

( Formül: +30mV İLE -70mV )


- AKSİYON POTANSİYELİ ile/||/<> DİNLENME POTANSİYELİ

( Nöronların elektriksel durumları. )

( Formül: V = -70 mV → +30 mV )


- AKSİYON POTANSİYELİ ile/||/<> GRADUAL POTANSİYEL

( Aksiyon tümü/hiçi, gradual kademeli. )

( Formül: All-or-none İLE graded )


- AKSON ile/||/<> AKSON[Fr. < AXONE]

( axon akson Sinir gözesinin uzantılarından en belirli ve uzun olanıdır Sinir uyarmalarını sinir gözesinden ileriye iletmeye yarar silindireksen Sinir uyartılarını ve sinir merkezinden verilen uyartıları sinir hücresinden ileriye taşımaya yarayan sinir hücresinin en uzun ve belirgin uzantısı Sinir merkezlerinden verilen uyartıları sinir hücresinden ileriye taşımaya yarayan sinir hücresinin en uzun ve belirgin uzantısı anat Sinir hücresi gövdesinden çıkan uyarıları uzaklara ileten uzun iplik biçiminde tek uzantı sinir hücresi uzantısı )

( AXON )

( AXONE, | AXONE )

( ACHSENSYLINDER | AXON )


- AKTARIM -ile

( REPORTATIVE )


- AKTİF BAĞIŞIKLIK ile/||/<> PASİF BAĞIŞIKLIK

( Aktif kendi üretimi, pasif hazır antikor. )

( Formül: Self-made İLE received )


- AKTİF GALAKTİK ÇEKİRDEK ile/||/<> NORMAL GALAKSİ ÇEKİRDEĞİ

( Aktif galaktik çekirdek parlak enerji salınımı İLE normal galaksi çekirdeği sönük merkezdir. Aktif çekirdek süper kütleli kara delik beslenme İLE devasa enerji üretir. Kuasarlar ve blazarlar aktif çekirdek İLE en parlak evren nesneleridir. )


- AKTİF ile/||/<> PASİF

( Bağışıklık kazandırma yöntemleri. )

( Formül: Bellek > Primer yanıt )


- AKTİNOMETRE | RADYOMETRE | IŞINÖLÇER ile/||/<> IŞINÖLÇER

( Toplam ışınım erkesini birer yüzü Karartılmış dört kanatlı bir eksenin dönme hızına göre değerlendiren bir ölçü aracı fotoğrafçılık Belirli bir dalga uzunluğundaki ışınların fotoğraf gereçleri üzerindeki kimyasal etkilerini ölçen aygıt fizik Işınların erkeye dönüşümlerini gösteren aygıt )

( RADIOMETER | ACTINOMETER )

( RADIOMÈTRE | ACTINOMÈTRE | RADIOMÈTIÏE )

( RADIOMETER )


- AKTİNOMETRE ile/||/<> KUANTUM VERİMİ ile/||/<> BEER-LAMBERT

( Fotokimyasal reaksiyon karakterizasyonu. )

( Formül: Φ = mol ürün/mol foton )


- AKTİVASYON ENERJİSİ ile/||/<> REAKSİYON ENTALPİSİ

( Aktivasyon başlangıç engeli, entalpi toplam enerji farkıdır )

( Formül: Ea İLE ΔH )


- AKTİVASYON ile/||/<> AKTİVASYON[Fr. < ACTIVATION]

( Amino asitlerin ya da nükleotit monofosfatların ATP den bir P grubu alması Aminoasitlerin ya da nükleotit monofosfatların ATP den bir fosfor grubu alması Fizyolojide bir süreci uyarma anlamında kullanılan genel bir terim )

( ACTIVATION )

( ACTIVATION )

( ACTIVATION )

( ACTIVUS: FAAL )


- AKTİVASYON ile/||/<> REAKSİYON ile/||/<> ÜRÜN ile/||/<> DENGE

( Bir kimyasal reaksiyonun başlangıcından dengeye kadar geçirdiği evreler. )

( Formül: K = [Ürün]/[Reaktan] )


- AKTİVATÖR ile/||/<> REPRESSOR

( Aktivatör gen açar İLE repressor gen kapatır. )

( Formül: Gene on İLE gene off )


- AKTİVİTE ile/||/<> AKTİVİTE[Fr. < ACTIVITÉ]

( 1 Aktif olma durumu bazı etkileri oluşturma yeteneği 2 Bir maddenin molar konsantrasyonundan farklı olarak onun potansiyel ya da gerçek termodinamik aktivitesi Etkinlik )

( ACTIVITY )

( ACTIVITÉ )


- FAALİYET[Ar.]/AKTİVİTE[Fr. < ACTIVITE | İng. < ACTIVITY] ile/değil/yerine/= ETKİNLİK | EYLEM


- AKTİVİTE ile/||/<> KONSANTRASYON

( Aktivite etkin konsantrasyon İLE konsantrasyon nominal. )

( Formül: a = γc )


- AKTÖR/LER ile/ve/değil/yerine/<>/>< FAKTÖR/LER

( [değerlendirmede/yorumlamada/konuşmada] Kişi/ler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Konu/kavram/olay/olgular. )