Bugün[14 Temmuz 2026]
itibarı ile 11.066 başlık/FaRk ile birlikte,
11.066 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(16/46)


- FOSİLBİLİM ile/değil/yerine/= TAŞILBİLİM


- FOSİLLEŞME ile/değil/yerine/= TAŞILLAŞMA


- FOTOELEKTRİK ETKİ ile/||/<> COMPTON SAÇILMASI

( Fotoelektrik elektron koparma, Compton foton saçılması )

( Formül: E = hf - W (fotoelektrik) İLE λ' - λ = h/(mc)(1-cosθ) (Compton) )


- FOTOELEKTRİK ETKİ ile/||/<> COMPTON SAÇILMASI (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Yeterli enerjili ışığın bir metal yüzeyinden elektron koparmasıdır; foton enerjisini bir elektrona tümüyle verip yutulur, ışığın parçacık doğasının ilk kanıtıdır. @@ Yüksek enerjili bir fotonun bir elektrona çarpıp enerjisinin bir bölümünü aktararak dalga boyu uzamış olarak saçılmasıdır; foton yutulmaz, sekerek devam eder. İkisi de fotonun parçacık gibi davrandığını gösterir; ilkinde foton yok olur, ikincisinde sekiyor. )

( Formül: E=hf-W ~ Δλ=h/mc(1-cosθ) )


- FOTOĞRAF:
ÇEKİLEN ile/ve/değil/||/<>/> SEÇİLEN


- FOTOKİMYASAL SMOG ile/||/<> ENDÜSTRİYEL SMOG

( Foto NOₓ+HC güneş ozon, endüstriyel SO₂ kömür asit. )

( Formül: LA tipi İLE Londra )


- FOTON POLARİZASYONU ile/||/<> ELEKTRON SPİN

( Işığın enine titreşim doğrultusunu betimleyen, dalga doğasından gelen iki durumlu özelliktir; iki dik doğrultunun üst üste binmesiyle her durum kurulur. @@ Elektronun içsel, klasik karşılığı olmayan açısal momentumudur; iki değer alır (yukarı/aşağı). İkisi de iki-durumlu kuantum sistemidir ve kübit örneğidir; ilki ışığın, ikincisi maddenin içsel serbestliğidir. )

( Formül: J_z = ±ħ/2 )


- FOTON ve/||/<>/> 21 CM. RADYASYONU

( Yayılan foton, 21 cm. dalga boyuna sahiptir. )


- FOTOOTOTROF ile/||/<> KEMOOTOTROF

( Fotoototrof ışık enerji İLE kemoototrof kimyasal enerji. )

( Formül: Light İLE chemical energy )


- FOTOSENTEZ[İng. PHOTOSYNTHESIS] ile/||/<> KSİLEM (ODUNSU DOKU)[İng. XYLEM] ile/||/<> PLASTİT[İng. PLASTID]

( Fotosentez, yeşil bitkiler ve bazı diğer organizmaların ışık enerjisini organik bileşikleri oluşturmada kullandıkları tepkime. Yeşil bitkilerdeki fotosentez sırasında ışık enerjisini kullanarak; su, karbondioksit ve mineralleri oksijene ve enerjiden zengin organik bileşiklere dönüştürmek için kullanılır. @@ Evrim sürecinin üst basamaklarında yer alan bitkilerde başlıca su iletim sistemini meydana getiren doku. Bu doku topraktan aldığı mineralleri (inorganik tuzlar) içeren ham özsuyunu dallara, oradan da yapraklara iletir. Floem, odunsu dokunun aksine, fotosentez sonucu üretilen organik maddeleri ileten borucuktur. Floemde madde taşınması çift yönlüdür. Hücreler arası çeperler odunsu dokuya göre daha az eridiğinden taşınması daha yavaştır. @@ Bitki gözelerinin ve alglerin stoplazmalarında bulunan pigmentli (renkli) ya da pigmentsiz (renksiz) cisimciklerdir. Hücrenin çok önemli besin kaynaklarının üretim ve depolanma yeridir. Kimi fotosentezde görev alırken, kimi canlıya rengini veren pigmentleri içinde barındırır.Bunlar arasında klorofil içerenler (yani yeşil renkliler) "kloroplast"; başka pigment içerenler "kromoplast"; hiç pigmenti olmayanlar "lökoplast" adını alırlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FOTOSENTEZ ile/ve/||/<> EPİPELAJİK/ÖFOTİK KUŞAK/ZON

( ... İLE/VE/||/<> Denizlerin, fotosenteze elverecek kadar yeterince ışık alan, suyun ışık geçirgenliğine bağlı olarak birkaç metreden 200 metre derinliğe kadar uzanan bölgesi. )


- FOTOSENTEZDE ETMENLER:
BİTKİSEL ile/ve/||/<> ÇEVRESEL

( )

( )


- FOTOSFER[Fr. < PHOTOSPHÈRE] ile/değil/yerine/=/||/<> IŞIK YUVARI


- FOTOTAKSİ ile/||/<> FOTOTAKSİ[Fr. < PHOTOTAXIE]

( phos ışık taxis düzenleme Işığa cevap olarak hareket etme Işığa doğru hareket pozitif fototaksi ışığın aksi yönünde hareket negatif fototaksidir Işığa doğru yönelme hareketi )

( PHOTOTAXIS )

( PHOTOTAXIE )

( PHOTOTAXIS )


- FOTOTROPİZM ile/||/<> GRAVİTROPİZM ile/||/<> TİGMOTROPİZM

( Uyaranlara yönelim hareketleri. )

( Formül: Auxin → H⁺ pompa → göze uzaması )


- FOTOTROPİZM ile/||/<> IŞIĞA YÖNELİM

( ışığa yönelim phos ışık trope dönüş Işık uyarısına cevap olarak bir bitkinin büyüme hareketi Helyotropizm Işık uyarısına cevap olarak bir bitkinin büyüme hareketi )

( PHOTOTROPISM | TAXIS | TROPISM )

( PHOTOTROPISME | TACTISME | TROPISME )

( PHOTOTROPISMUS | TAXIEN | TROPISMUS )

( FOTOTROPISMO )

( ΦΩΤΟΤΡΟΠΙΣΜΌΣ / φωτοτροπισμός )


- FOTOVOLTAİK ile/||/<> TERMAL GÜNEŞ

( Güneş ışığını bir yarıiletken eklemde doğrudan elektriğe çeviren sistemdir; fotonlar elektron-boşluk çifti üretir, ara ısı basamağı yoktur. @@ Güneş ışığını önce ısıya çevirip bu ısıyla su/akışkan ısıtan ya da buhar üretip türbin döndüren sistemdir. İlki ışığı elektriğe dolaysız, ikincisi ısı üzerinden dolaylı çevirir. )

( Formül: Yarıiletken ~ ısı )


- FOURİER DÖNÜŞÜMÜ ile/||/<> LAPLACE DÖNÜŞÜMÜ

( Fourier periyodik sinyaller için, Laplace geçici rejim analizi için uygundur )

( Formül: F(ω) = ∫f(t)e^(-iωt)dt İLE L{f(t)} = ∫f(t)e^(-st)dt )

( Joseph Fourier tarafından 1822 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1768-1830) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik, Fizik) (Önemli katkıları: Fourier serileri, ısı transferi) )


- FOURİER ile/||/<> WAVELET ile/||/<> GABOR ile/||/<> CHİRPLET

( Zaman-frekans analiz yöntemleri. )

( Formül: f̂(ω) = ∫f(t)e^(-iωt)dt )

( Joseph Fourier tarafından 1822 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- FOYANIN ORTAYA ÇIKMASI ile/||/<> İPLİĞİNİN PAZARA ÇIKMASI ile/||/<> MASKENİN DÜŞMESİ ile/||/<> ŞAPKANIN DÜŞMESİ VE KELİN GÖRÜNMESİ

( FOYA[İt. < FOGLIA]: Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altına konulan ince metal yaprak. @@ Kötü niyet ve suçların ortaya çıkması. @@ Gerçek niyetin ortaya çıkması. @@ Saklananın ortaya çıkması. )


- FRACTAL GEOMETRY ile/||/<> EUCLİDEAN GEOMETRY

( Fractal geometry kendine benzer ölçek değişmez yapıları incelerken İLE Euclidean geometry düz uzay geometrisidir )

( Formül: Hausdorff dimension )


- FRAGMENT-BASED DRUG DESIGN ile/||/<> STRUCTURE-BASED DRUG DESIGN

( Fragment-based drug design küçük parçalardan başlayarak ilaç tasarlarken İLE structure-based drug design protein yapısından hareketle tasarlar )

( Formül: Fragment screening )


- FRAGMENT ile/||/<> FBDD ile/||/<> PPI

( Modern ilaç geliştirme stratejileri. )

( Formül: LE = -RTlnKd/HAC )


- FRAGMENTASYON ile/||/<> EDGE EFFECT

( Fragmentasyon parçalanma, edge kenar etkisi. )

( Formül: Habitat bütünlüğü İLE sınır )


- FRAKSİYONEL KUANTUM HALL ile/||/<> TAMSAYI KUANTUM HALL

( Fraksiyonel kuantum Hall güçlü elektronlar arası etkileşimden kaynaklanırken, tamsayı hali tek elektron etkisidir )

( Formül: ν = 1/3 )


- FRAKTAL ile/||/<> KAOTİK ile/||/<> DÜZENLİ

( Farklı düzen seviyelerindeki geometrik yapılar. )

( Formül: D = log(N)/log(r) )


- FRAKTAL ile/||/<> KLASİK GEOMETRİK ŞEKİL

( Fraktal kendine benzer sonsuz ayrıntı, klasik şekil sonlu tanımlı )

( Formül: D = log(N)/log(r) (fraktal boyut) )


- FRAME DRAGGİNG ile/||/<> PRECESSION ile/||/<> SHAPİRO

( Dönen bir kütlenin, çevresindeki uzay-zamanı da kendisiyle birlikte hafifçe döndürmesidir; uydu deneyleriyle ölçülmüştür. @@ Bir yörüngenin ya da dönen bir cismin ekseninin, görelilik etkisiyle yavaşça dönmesidir; Merkür'ün yörünge kaymasında görülür. @@ Işığın, güçlü bir kütle çekimi alanından geçerken beklenenden geç varmasıdır; uzay-zamanın bükülmesinin doğrudan kanıtıdır. Üçü de genel göreliliğin öngördüğü, ölçülmüş etkilerdir. )

( Formül: Ω = 2GJ/c²r³ )


- FRASNIAN EPOCH[İng.] ile/değil/yerine/= FRASNİYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 382.700.000 ile 372.200.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FRAUNHOFER ile/||/<> FRESNEL ile/||/<> GEOMETRIC ile/||/<> WAVE

( Kaynak ve perde çok uzaktayken geçerli olan, düzlem dalga varsayımına dayalı basit kırınım yaklaşımıdır. @@ Kaynak ya da perde yakınken geçerli, küresel dalga cephesini hesaba katan daha genel kırınım yaklaşımıdır. @@ Işığı düz ışınlar olarak alan, dalga boyunu ihmal eden en kaba yaklaşımdır; mercek ve ayna hesabına yeter. @@ Işığı tümüyle dalga olarak ele alıp girişim ve kırınımı içeren en tam çerçevedir. Dördü, dalga doğasını ne kadar hesaba kattığına göre sıralanır: ışından tam dalgaya. )

( Formül: I(θ) ∝ (sin(x)/x)² )


- FRECHET ile/||/<> TÜREVİ

( Fréchet türevi )

( Maurice Fréchet tarafından 1925 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1878-1973) (Ülke: Fransa) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Metrik uzaylar, fonksiyonel analiz) )


- FREDHOLM OPERATOR ile/||/<> CLOSED OPERATOR

( Fredholm sonlu boyut çekirdek-cokernel, closed graph kapalı. )

( Formül: Finite dim kernel İLE closed graph )


- FREKANS ile/||/<> PERİYOT

( Birim zamandaki tam salınım (çevrim) sayısıdır; birimi hertzdir (f). @@ Bir tam salınımın sürdüğü zamandır; birimi saniyedir (T). İkisi birbirinin tersidir (f = 1/T); hızlı salınımın frekansı büyük, periyodu küçüktür. )

( Formül: f = 1/T ~ ω = 2πf )


- FREQUENTİST ile/||/<> BAYESİAN

( Frequentist uzun dönem frekans İLE Bayesian subjektif inanç. )

( Formül: Long-run frequency İLE subjective belief )


- FRESNEL KIRINIMI ile/||/<> FRAUNHOFER KIRINIMI

( Kaynak ya da perde yarığa yakınken oluşan yakın-alan kırınım desenidir; dalga cepheleri eğri (küresel) sayılır, deseni karmaşık ve konuma bağlıdır. @@ Kaynak ve perde çok uzaktayken (ya da mercekle sonsuza taşınınca) oluşan uzak-alan desenidir; dalga cepheleri düzlem sayılır, deseni daha basit ve kararlıdır. İlki yakın, ikincisi uzak alandır. )

( Formül: Fresnel sayısı F = a²/(λL) )


- FRESNEL YANSIMASI ile/||/<> DÜZGÜN YANSIMA

( Işığın iki ortam arasındaki her yüzeyde, kırılma indisi farkına ve geliş açısına bağlı olarak bir kesrinin yansımasıdır; camda görülen kısmi yansımalar bundandır. @@ Pürüzsüz bir yüzeyden ışığın, geliş açısına eşit açıyla tek yönde düzenli yansımasıdır; net görüntü oluşturur. İlki yansıyan miktarı, ikincisi yansımanın yönlü-düzenli biçimini betimler. )


- FRESNEL ile/||/<> FRAUNHOFER

( Yakın ve uzak alan kırınım desenleri. )

( Formül: I = I₀(sinc²(x)) )


- FRET ile/||/<> FRAP

( İki floresan molekül birbirine çok yaklaştığında, enerjinin birinden ötekine ışımasız aktarılmasıdır; moleküller arası nanometre ölçekli uzaklıkları ölçen bir cetvel olarak kullanılır. @@ Bir bölgedeki floresansı güçlü bir ışıkla söndürüp, çevreden gelen taze moleküllerle ne hızla geri dolduğunu ölçerek moleküllerin hareketliliğini (difüzyonunu) inceleyen yöntemdir. İlki yakınlık, ikincisi hareketlilik ölçer. )


- FRİEDEL-CRAFTS AÇİLASYON ile/||/<> FRİEDEL-CRAFTS ALKİLASYON

( Açilasyon keton verir düzenleme yok, alkilasyon çoklu ürün. )

( Formül: RCOCl İLE RCl )


- FRİG:
"VADİSİ" değil VADİLERİ

( )


- FRUKTOZ ile/||/<> FRUKTOZ[Fr. < FRUCTOSE] | FRÜKTOZ

( Früktoz Meyve şekeri )

( FRUCTOSE )

( FRUCTOSE )


- FT-IR ile/||/<> DİSPERSİF IR

( FT-IR interferometre hızlı, dispersif monokromatör. )

( Formül: Multiplex İLE tarama )


- FUGASİTE ile/||/<> BASINÇ

( Fugasite etkin basınç gerçek gaz İLE basınç ideal. )

( Formül: f = φP )


- FUKUİ FONKSİYONU ile/||/<> DUAL DESCRİPTOR

( Fukui nükleofil/elektrofil, dual farkları Δf. )

( Formül: f⁺ İLE f⁻ İLE Δf )


- FULEREN ile/||/<> NANOTÜP ile/||/<> GRAFEN

( Karbon nano formları. )

( Formül: C60 İLE C70 İLE SWCNT İLE MWCNT )


- FULLEREN ile/||/<> KARBON NOKTA

( Fulleren C60 kafes, C-dot <10nm floresan. )

( Formül: Molekül İLE NP )


- FULYA BALIĞI ile/||/<> FULYA BALIĞI

( anlamdaş çoçona Myliobatis aquila Köpekbalıkları Selachii takımının fulyabalığıgiller Myliobatidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 11 5 m Kuyruğu testere gibi dişlidir Çarpınca yaralar 67 yavru doğurur Akdeniz Atlantik Okyanusu ve Avustralya denizlerinde yaşar Köpek balıkları Selachii takımının fulya balığıgiller Myliobatidae familyasından 11 5 m kadar uzunlukta kuyruğu testere gibi dişli 67 tane yavru doğuran Akdeniz Atlantik Okyanusu ve Avustralya denizlerinde yaşayan bir tür Çoçona Vatoz balıkları Rajiformes takımının fulya balığıgiller Myliobatidae familyasından 1 5 m kadar uzunlukta olabilen kuyruğu testere gibi dişli 6 7 tane yavru doğuran Akdeniz Atlantik Okyanusu ve Avustralya denizlerinde yaşayan bir tür çoçona )

( EAGLERAY | EAGLE RAY )

( MOURINE )

( ADLERROCHEN )

( MYLIOBATIS AQUILA )


- FUNCTİONAL GENOMICS ile/||/<> STRUCTURAL GENOMICS

( Functional genomics gen fonksiyonlarını incelerken İLE structural genomics genom dizisi ve organizasyonunu inceler )

( Formül: Gene expression analysis )


- FUNCTOR ile/||/<> NATURAL TRANSFORMATION ile/||/<> MONAD

( Soyut matematiksel yapılar. )

( Formül: F: C → D )


- FUNDAMENTAL GROUP ile/||/<> HOMOLOGY GROUP

( Fundamental π₁ loop sınıfları, homology H_n n-cycle. )

( Formül: Loop classes İLE n-cycles )


- FUNDAMENTAL THEOREM ile/||/<> INTEGRATION BY PARTS

( FTC ∫f'(x)dx = f(x), parts ∫udv = uv - ∫vdu. )

( Formül: Antiderivative İLE product rule )


- FUNDAMENTAL ile/||/<> HOMOLOGY ile/||/<> COHOMOLOGY

( Topolojik invaryantlar. )

( Formül: χ = Σ(-1)^i b_i )


- FÜRCE | POTKAPAÇ | FANT | ŞAK | POTKOPAÇ | YARIK ile/||/<> YARIK

( Irakgörürlerin içinde bulunduğu kubbenin gözlem için açılabilen parçası bir alan üzerinde açılan şerit biçimindeki boşluk Kırık bir kayacın parçaları arasında kayma devimi olmadan 1 mm den çok aralık gösteren kırık madencilik 1 Kazı alanının alt bölmesinde açılan oluk 2 Kazılan kayanın altında yarılma düzlemine koşut olarak açılan kertik 3 Kömür kazılarında kolaylık sağlamak ereğiyle tavan ya da tabana düşey yerine göre de dikey olarak açılan yarma yağrık 1 yağrık 2 1 Üzerinde kasapların et ve kemik parçaladıkları kütük Akdağ Gelendost Isparta Kimi ışık deneylerinde gerekli dar uzun kesitli bir demet elde etmek için kullanılan ince aralık fizik biyoloji yarık I yarık II Bir organı loblara bölen derin çukurlar ya da oluklar Metal yüzeyde yarılmanın olduğu yer Herhangi bir organ ya da oluşum üzerindeki uzunlamasına seyir gösteren açıklık kleft )

( CLEFT, SLIT | FISSURE | KERF, KERVE, KIRVING | SLIT | CLEAVAGE | CLEFT )

( FISSURE, FENTE | FISSURE, FENTE, CREVASSE | ENTAILLE | FENTE | FISSURE | CREVASSE, FISSURE | CLIVAGE )

( RISS, SPALT | SPALTE | SCHLITZ | EINSCHNITT, KERB, SCHRAM | KLUFT, RISS, SPALTE | SPALT | SPALTUNG )


- FUS | LOP ile/||/<> LOP ile/||/<> LOP[Fr. < LOBE]

( lobos Bir organ ya da bir yapının azçok yuvarlak olan bir çıkıntısı ya da parçası biyoloji Bir organ ya da bir yapının az çok yuvarlak olan bir çıkıntısı ya da parçası Bir organ ya da yapının az çok yuvarlak olan bir çıkıntısı ya da parçası Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri )

( LOBE )

( LOBE )

( LAPPEN )


- FUSION ENERGY ile/||/<> FİSSION ENERGY

( Fusion energy hafif çekirdeklerin birleşmesiyken İLE fission energy ağır çekirdeklerin parçalanmasıdır )

( Formül: Binding energy curve )


- FÜTR ile/||/<> MANTAR ile/||/<> MANTAR[Yun.]

( Mantar meşesinin kabuğundan sağlanan şişe tapası ve yalıtkan olarak kullanılan az gözenekli açık kahverenkli özdek Mantarlar topluluğuna bağlı bitkilerin genel adı Deri yumuşatma maddesi Yalvaç Isparta Bitkilerde koruyucu doku olarak görev yapan ve ana maddesi süberin olan ölü hücrelerden oluşan tabaka Süberin Mikroskobik ya da makroskobik olan parazit saprofit ya da simbiyoz olarak yaşayan klorofilsiz diğer canlılar için zehirli ya da zehirsiz olan canlı yapı Mikroskopik ya da makroskopik olan parazit saprfit ya da simbiyoz olarak yaşayan klorofilsiz zehirli ya da zehirsiz olan canlı yapı Fotosentez yapamayan tek hücreli ya da ipliksi yapılar oluşturabilen saprofit ve bazen de patojen de olabilen ökaryotik mikroorganizmalar fungus Az mantar şişe tapası R μανιτάρι μανιτάρ Pilz )

( CORK | FUNGUS | CORK, SUBERIN | FUNGI )

( LIÈGE | CHAMPIGNON | SUBÉRINE )

( KORK | PILZ | SUBERIN, KORKSTOFF | PILZE )

( FUNGUS )

( ΜΑΝΙΤΆΡΙ / μανιτάρι )

( MANTAR[Az.] )


- FUTUR-İ MUHATİYE | CIVIK MANTARLAR ile/||/<> CIVIK MANTARLAR

( Genellikle bir gözeli canlıları yutarak beslenen ya da örgensel maddeler üzerinde istemli çürükçül yaşayan protoplazmaları zarsız mantarlar topluluğu akışkan mantarlar botanik Hem bitkisel hem de hayvansal özellik gösteren gövdeleri ya tek çekirdekli psödoplazmodyum ya da çok çekirdekli plazmodyumdan oluşan değişik renklerde olan uygun olmayan koşullarda sklerosyum denilen kist yapısını oluşturan canlılar akışkan mantarlar )

( SLIME MOULDS )

( MYXOMYCÈTES | MYXOMICÈTES )

( SCHLEIMPILZE )

( MYXOMYCETES )


- FÜYÛZÂT[< FEYZ] -ile

( BOLLUK, VERİMLİLİK, BEREKET | İLİM, İRFAN )


- FÜZYON ile/||/<> FİSYON

( Füzyon hafif çekirdek birleşmesi İLE fisyon ağır çekirdek bölünmesi )

( Formül: D + T → He + n (füzyon) İLE U-235 → Ba + Kr + 3n (fisyon) )


- FÜZYON ile/||/<> FİSYON (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Hafif çekirdeklerin birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşturmasıdır; Güneş'i ışıtan tepkimedir, birim kütle başına en çok enerjiyi verir ama yüksek sıcaklık ve basınç gerektirir. @@ Ağır bir çekirdeğin (uranyum, plütonyum) daha küçük çekirdeklere bölünmesidir; nötronla tetiklenir, zincirleme yürür, günümüz santralleri bunu kullanır. İlki birleşme, ikincisi bölünmedir ve ikisi de kütle kusurundan enerji üretir. )

( Formül: Hafif→ağır ~ ağır→hafif )


- FÜZYON/FUSION[İng./Fr.] ile/değil/yerine/= KAYNAŞMA


- g [KUVVETİ] ile G [KÜTLE ÇEKİMİ SABİTİ]

( Hızlanmaya bağlı olarak gövdemizin kütlesi yerinde durma direnci gösterir ve gövdemizle bizi iten araç arasındaki basınçtır. İLE ... )


- G0 ile/||/<> G1 ile/||/<> S ile/||/<> G2 ile/||/<> M

( Göze bölünmesinin düzenli evreleri. )

( Formül: 2n → 4n → 2(2n) )


- GADAP/GADAB ile/ve/||/<> GİRDAP/GİRDAB


- GADİR["ga" uzun okunur] ile GADÎR[Ar. çoğ. GUDERÂ', GUDÜRÂN]

( Gadreden, ihanet eden, fenalık eden. İLE Sel ile oluşan birikinti su, durgun su, göl. | Küçük ırmak. )


- GALAKSİ DÖNME EĞRİSİ SORUNU ile/||/<> NEWTON MEKANİĞİ ÖNGÖRÜSÜ

( Galaksi dönme eğrisi sorunu yıldızlar çok hızlı döner İLE Newton mekaniği yavaşlama öngörür. Gözlenen hız sabittir İLE öngörülen hız azalmalıdır. Vera Rubin karanlık madde İLE bu tutarsızlığı açıkladı. )

( Vera Rubin tarafından 1970 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1928-2016) (Ülke: ABD) (Alan: Astronomi) (Önemli katkıları: Galaksi dönme eğrileri, karanlık madde kanıtı, kadın astronomlara öncülük) )


- GALAKSİ[Fr. < GALAXIE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖK ADA


- GALAXY[İng.] / GALAXIE[Fr.] / GALAXIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GALAKSİ


- GALAKSİ değil/yerine GÖKADA


- GALAKSİLERDE:
SAMANYOLU ve/||/<> ANDROMEDA ve/||/<> MESSIER87(M87) ve/||/<> IC 1101

( Dünyanın, içinde bulunduğu galaksi. VE/||/<> Samanyolu'nun, içinde bulunduğu galaksi. VE/||/<> Andromeda'nın, içinde bulunduğu galaksi. VE/||/<> M87'nin, içinde bulunduğu, bilinebilen, en büyük galaksi. )

( ... VE/||/<> Bizden yaklaşık 2.5 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır. VE/||/<> ... VE/||/<> ... )


- GALAKTOZ[İng. GALACTOSE] ile/||/<> GALAKTOZEMİ[İng. GALACTOSEMIA] ile/||/<> LAKTOZ[İng. LACTOSE]

( Galaktoz; süt ve süt ürünlerinde, şeker pancarında bolca bulunan, basit şekerler olarak bilinen monosakkaritlerin bir üyesidir. Kimyasal formülü C6H12O6C_{6}H_{12}O_6C 6 ​ H 12 ​ O 6 ​ olan galaktozun moleküler kütlesi ise 180.16 g*mol-1dir. Galaktoz molekülü genellikle doğada örneğin laktozda (süt şekeri) olduğu gibi diğer şekerlerle birlikte bulunur. Galaktoz ayrıca karmaşık karbonhidratların yapısında, çoğu hayvanın beyninde ve diğer sinir dokularında bulunan glikolipitlerde bulunur. @@ Galaktozun sindirilememe durumu. @@ Doğada sadece sütte bulunan bir disakkarittir. Sütte bulunan en önemli karbonhidrattır ve süte tadını vermektedir. Suda yavaş bir biçimde çözünmektedir. Sadece kuvvetli asitlerle hidrolize uğrar ve glikoz ile galaktoza ayrılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GALİBİYET[Ar.] ile/değil/yerine/= YENGİ

( Yenmek, utku, zafer. )


- GALILEAN TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE DE GALILÉE[Fr.] / GALILEI-FERNROHR, GALILEI-TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= GALİLEİ TELESKOBU


- GALİLEO DÖNÜŞÜMLERİ ile/ve/||/<>/> LORENTZ DÖNÜŞÜMLERİ


- GALOİS KURAMSİ ile/||/<> GRUP KURAMSİ

( Galois kuramı alan genişlemelerini grup yapısıyla analiz ederken İLE grup kuramı soyut cebirsel yapıları inceler )

( Formül: Galois grubu )


- GALOİS THEORY ile/||/<> FİELD EXTENSION

( Galois grup kuram, field extension alan genişletme. )

( Formül: Group theory İLE field theory )


- GALOİS ile/||/<> CEBİRSEL ile/||/<> AŞKIN

( Cad genişlemelerinin sınıflandırması. )

( Formül: [K:F] = derece )

( Al-Khwarizmi tarafından 820 yılında keşfedildi/formüle edildi. (780-850) (Ülke: İslam Dünyası) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Cebir, algoritma) )


- GALVANİK GÖZE ile/||/<> ELEKTROLİZ GÖZESİ

( Galvanik kendiliğinden, elektroliz zorlanmış reaksiyondur )

( Formül: Pil İLE elektroliz )


- GALVANİK HÜCRE ile/||/<> ELEKTROLİTİK HÜCRE

( Galvanik spontane elektrik üretir, elektrolitik elektrikle zorlar. )

( Formül: ΔG < 0 İLE ΔG > 0 )


- GALVANİK ile/||/<> ELEKTROLİTİK ile/||/<> KONSANTRASYON

( Elektrokimyasal hücre çeşitleri. )

( Formül: E = E° - (RT/nF)lnQ )


- GAMANA -ile

( Hareket. )


- GAME THEORY ile/||/<> DECİSION THEORY

( Game theory çok aktörlü stratejik etkileşimleri incelerken İLE decision theory tek aktörün optimal karar verme sürecini inceler )

( Formül: Nash equilibrium )


- GAMMA ÇEŞİTLİLİK ile/||/<> TÜRLEŞME

( Gamma bölgesel toplam, türleşme yeni tür oluşumu. )

( Formül: Coğrafi İLE evrimsel )


- GAMMA FUNCTİON ile/||/<> BETA FUNCTİON

( Gamma Γ(z) faktöriyel genelleme, beta B(a,b) integral. )

( Formül: Factorial extension İLE integral function )


- GAN ile/||/<> VAE ile/||/<> DİFFUSION

( Veri üretebilen model türleri. )

( Formül: min_G max_D V(D ileG) )


- GAP JUNCTİON ile/||/<> PLAZMODESM

( Gap hayvan hücre iletişimi, plazmodesm bitki. )

( Formül: Protein kanal İLE sitoplazmatik )


- GARAGE/WAGON[İng.] ile/değil/yerine/= GARAGE/CHAR[Fr.] ile/değil/yerine/= GARAGE/WAGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ARABACI

( Bir takımyıldızın adı. @@ (astronomi) )


- GARB | BATI ile/||/<> BATI

( 22 mart ve 23 eylülde yani güneş eşlekte iken gözeriminde güneşin battığı yer Herhangi bir yerde güneşin 21 Mart ve 23 Eylülde battığı yön anayönler coğrafya astronomi )

( WEST | EAST )

( OUEST | OUEST, OCCIDENT | EST )

( WESTEN, WEST | WEST | OSTEN, OST )

( OCCIDENS )

( OVEST )

( ΔΎΣΗ / δύση )


- GARB | BATI >< DOĞU

( 22 mart ve 23 eylülde, yani güneş eşlekte iken, gözeriminde güneşin battığı yer. @@ Herhangi bir yerde, güneşin 21 Mart ve 23 Eylülde battığı yön. bkz, anayönler. @@ (coğrafya, astronomi) )

( WEST | EAST~EAST )

( OUEST | OUEST, OCCIDENT | EST~EST | EST, ORIENT )

( OCCIDENS~... )

( WESTEN, WEST | WEST | OSTEN, OST~OSTEN, OST | OST )

( OVEST~EST )

( ΔΎΣΗ / δύση~ΑΝΑΤΟΛΉ / ανατολή )


- [ne yazık ki]
GARİBAN ile/ve/değil/||/<> GARİBE

( Kimsesiz, zavallı, garip olan. İLE/VE/DEĞİL/<> Şaşılacak şey, yadırganacak şey. )


- GARNET ile/||/<> SUGİLİT

( Genellikle kırmızı tonlarda olan bir taş. İLE/||/<> Mor renkli nadir bir mineral. )


- GASTRONOMİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ASTRONOMİ

( Damağını tatmin etmek için yaşamını yok etmek/eden olmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Uzayın/doğanın derinliklerini araştırmak/araştıran olmak. [gerek] )


- GASTRULA ile/||/<> GASTRULA[Alm. < GASTRULA]

( Embriyonun blastuladan sonra oluşan hücrelerin içeri çökmesiyle ilk bağırsak boşluğunu meydana getiren erken embriyonik evre Gastrulasyon evresindeki mideye benzer embriyoya verilen ad Embriyolojik gelişimin bir aşaması )

( GASTRULA )

( GASTRULA )

( GASTRULA )


- GASTRULA ile/||/<> NEURULA

( Gastrula 3 yaprak İLE neurula sinir sistemi. )

( Formül: Katman oluşumu İLE nöral tüp )


- GASTRULATION ile/||/<> NEURULATION ile/||/<> ORGANOGENESİS

( Embriyo gelişim aşamaları. )

( Formül: Ektoderm → Sinir )


- GATE ile/||/<> ANNEALING ile/||/<> TOPOLOGICAL

( Bilgiyi ardışık kuantum kapılarıyla, klasik mantık devrelerine benzer biçimde işleyen en genel ve esnek kuantum bilgisayar yaklaşımıdır. @@ Bir problemi enerji manzarasına gömüp sistemi en düşük enerjili duruma yavaşça soğutarak çözüm arayan, eniyileme problemlerine uygun yaklaşımdır. @@ Bilgiyi parçacıkların topolojik durumunda saklayarak hataya karşı doğal korumalı olması amaçlanan, henüz gerçeklenmeye çalışılan yaklaşımdır. Üçü kuantum hesaplamanın farklı donanım yollarıdır. )

( Formül: |ψ⟩ = Σαᵢ|i⟩ )


- GAUSS(ÇAN) EĞRİSİ ve/||/<> ZARLARIN RASTGELELİĞİ

( Tüm olasılıklar ve en çok sayının çıkma olasılığındaki zirveler/pikler...
TEK ZAR ATIŞINDA = Her biri için eşit olasılık.
2 ZAR ATIŞINDA = 7[1+6]'nın gelmesi.
3 ZAR ATIŞINDA = Toplamın 11 olması.
4 ZAR ATIŞINDA = Toplamın 14 olması. )

( )


- GAUSS YASASI ile/||/<> FARADAY YASASI

( Gauss elektrik akısı ile yük ilişkisi, Faraday değişen manyetik akı ile EMK ilişkisidir. )

( Formül: ∮E·dA = Q/ε₀ İLE ε = -dΦ/dt )

( Michael Faraday tarafından 1831 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )


- GAUSS ile/||/<> EISENSTEIN ile/||/<> HURWITZ

( Farklı sayı sistemlerindeki tam sayılar. )

( Formül: N(a+bi) = a² + b² )

( Carl Friedrich Gauss tarafından 1801 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1777-1855) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Sayılar teorisi, istatistik, manyetizma) )


- GAUSS ile/||/<> ORTALAMA ile/||/<> TEMEL

( Yüzeylerin eğrilik ölçüleri. )

( Formül: K = det(II)/det(I) )

( Carl Friedrich Gauss tarafından 1801 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- GAUSSİAN ÜYELİK ile/||/<> SİGMOİD ÜYELİK

( Gaussian çan eğrisi, sigmoid S-eğrisi şeklindedir )

( Formül: μ(x) = exp(-(x-c)²/2σ²) )

( Carl Friedrich Gauss tarafından 1801 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- GÂYE-İ İRTİKA | YÜCELİM ile/||/<> YÜCELİM ile/||/<> ÜSTGEÇİŞ

( üstgeçiş astronomi )

( CULMINATION )


- GAYET[Ar.] ile/değil/yerine/= PEK


- GAYRET ve/||/<>/< HAYRET


- GAYRET ile/ve/> TEVHİD


- GAYRİ UZVİ | ANORGANİK ile/||/<> ANORGANİK[Fr. < ANORGANIQUE]

( Karbonat ve siyanürler dışında karbon içermeyen kimyasal özdekler sınıfı İnorganik )

( INORGAN C | ANORGANIC | ORGANIC )

( INORGANIQUE | ANORGANIQUE | ORGANIQUE )

( ANORGANISCHE | ORGANISCH )

( INORGANICO )

( ΑΝΌΡΓΑΝΟΣ / ανόργανος )


- GAYR-İ UZVÎ | İNORGANİK ile/||/<> İNORGANİK ile/||/<> İNORGANİK[Fr. < INORGANIQUE]

( biyoloji kimya Organik olmayan yapısında karbon içermeyen cansız anorganik 1 Hidrokarbondan türememiş maddeler 2 Organik kökenli olmayan 3 Canlılardan elde edilmeyen ve canlıların yaşadığı çevrede bulunan karbondioksit su tuz gibi mineral maddeler )

( INORGANIC )

( INORGANIQUE )


- GAYRIYET TEMEYYÜZÜ ile/ve/||/<>/> HÜVİYET TEMEYYÜZÜ


- GAYZER[Fr. < GEYSER] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYNAÇ


- GAYZER | KAYNAÇ ile/||/<> KAYNAÇ

( Daha çok yanardağ ve deprem yörelerinde görülen belli aralıklarla fışkıran sıcak su kaynağı gayzer Özellikle basınçlı kaynak yapmada kullanılan aygıt )

( GEYSER | WELDING PRESS )

( GEYSER | PRESSE À SOUDER )

( GEISER | AUFSCHWEISSPRESSE )

( GEYSER )

( ΘΕΡΜΟΠΊΔΑΚΑΣ / θερμοπίδακας )


- GAYZERİT[Fr. < GEYSÉRITE] ile/değil/yerine/= KAYNAÇTAŞI

( Volkan bölgelerinde oluşan silisli çökelti. )


- GAYZERİT[Fr. < GEYSÉRITE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAYNAÇ TAŞI


- GAZ (KİMYASI) ile/||/<> PLAZMA (KİMYASI)

( )

( Langmuir tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1881-1957) (Ülke: ABD) (Alan: Kimya, Fizik) (Önemli katkıları: Plazma terimi, yüzey kimyası) (Nobel: 1932) )


- GAZ BULUTU ile HİMİKO BULUTU

( ... İLE Tüm evrende, gözlemlenebilen en büyük nesnedir.[Bizden 12 milyar ışık yılı uzaklıktaki gaz bulutu] )


- GAZ ile GRİZU[Fr.]

( ... İLE Normal sıcaklık ve basınçta, kömür ocaklarında açığa çıkan ve büyük bölümü saf metandan oluşan, kolayca tutuşabilen gaz. )


- GAZETE ile TAKVİM-İ VEKÂYİ

( ... İLE Osmanlı Devleti'nin ilk resmi gazetesi. 01 Kasım 1831'de yayımlamaya başlamıştır. Siyasal haberlerin ve bildirilerin yanı sıra, yasaları, tüzükleri de tam metin verir, ayrıca iç ve dış önemli olaylarla fen, sanat, ticaret ve ziraat İLE ilgili haberler de içerirdi. )


- GAZYUVARI/ATMOSFER ile/ve/değil EŞİK


- GC ile/||/<> HPLC ile/||/<> TLC ile/||/<> CE

( Ayırma için kullanılan kromatografik yöntemler. )

( Formül: Rs = 2(t₂-t₁)/(w₁+w₂) )


- Gd ile Ge

( Gadolinyum'un simgesi. İLE Germanyum'un simgesi. )


- GEBRE OTU/KAPARİ[Yun. < ] ile/||/<> GEBRE OTU/KEBERE[Lat. < ]


- GEÇ KALMIŞLIK ile/ve/||/<> GERİ DÖNÜLEMEZLİK


- GECE/KARANLIK ile/ve/değil KAR FIRTINASI/TİPİ


- GECE ve/||/<> ÇÖL

( İç. VE Dış. )


- GECE ile/<> GECE YAYI


- GEÇE ile GEÇE ile GECE

( Herhangi bir saat başını geçerek/geçerken. İLE Karşılıklı iki yandan/yakadan her biri. İLE Güneşin batmasıyla oluşan karanlık. [>< GÜNDÜZ] )


- GECE[< GEÇ(>< ERKEN)]/TÜN/DÜN ile/ve/değil/yerine/<>/>< GÜN/DÜZ

( Birlik/Vahdet. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Çokluk/Kesret. )

( Gece/karanlık önceliklidir. )

( [Fars., Ar.] ŞEB-TÂ-BE-SEHER: Geceden sabaha kadar. )

( ŞEB Ü RÛZ: Gece gündüz. | RÛZ Ü ŞEB: Gündüz gece. )

( MELEVÂN: Gece ile gündüz.[MÂ-DÂM-EL-MELEVÂN: Gece ve gündüz devam ettikçe. | MÂ-TEÂKAB-EL-MELEVÂN: Gece ile gündüz birbiri ardı sıra geldikçe.] YA'FUR[çoğ. YAÂFÎR]: Gecenin beşte/altıda bir gibi bölümü. )

( Hakikat. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Şeriat. )

( TÜNMEK: Havanın kararıp gece olması. )

( LEYL ile/ve/değil/yerine/<>/>< ... )

( DÜN, ŞEV, ŞEB[çoğ. ŞEBÂN], TAHT-I ABNÛSÎ ile/ve/değil/yerine/<>/>< NEHÂR, RÛZ, TAHT-I ÂC )

( [not] NIGHT vs./and/but/<>/>< DAYTIME/DAYLIGHT
DAYTIME/DAYLIGHT instead of NIGHT )


- GEÇERLİ BİLGİ ile GEÇERSİZ BİLGİ

( Bilginin yanlış olduğu yerde yorumun doğruluğu yanlışlığı konuşulmaz. / Usûlü yanlışın füruğu tartışılmaz. )

( VALID KNOWLEDGE/INFORMATION/DATA vs. INVALID KNOWLEDGE/INFORMATION/DATA )


- GEÇERLİLİK ile/ve/<> BAĞLAYICILIK


- GEÇERLİ/LİK ile/ve/= GERÇEK

( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )

( Bİ-L-Fİ'L: Gerçekten. )

( VALID vs./and/= REAL
Truth is the fruit of earnest action. )


- GEÇERLİLİK ve/||/<> TUTARLILIK ve/||/<> TARİHSELLİK


- GEÇİCİ/LİK ile/ve/<> GEÇİŞLİ/LİK


- GECİKME ile HİSTEREZİS[Fr. < Yun.]

( ... İLE Doğa olaylarının gelişmesindeki gecikme. )


- GEÇİLEMEZ ile/ve/değil/||/<>/< GEÇİŞTİRİLEMEZ


- GEÇİŞ DURUMU ile/||/<> ARA ÜRÜN

( TS maksimum enerji hayali frekans, ara ürün minimum gerçek. )

( Formül: Saddle İLE minimum )


- GEÇİŞ METALİ ile/||/<> ANA GRUP METALİ

( Geçiş d orbitalli, ana grup s/p orbitalli metaldir )

( Formül: Fe İLE Cr İLE Na İLE Al )


- GEÇİŞ | YAYILIM | DİFÜZYON ile/||/<> DİFÜZYON ile/||/<> IŞIK DAĞILMASI

( ışık dağılması yayılma Moleküllerin ya da iyonların yüksek konsantrasyonlu bir alandan düşük konsantrasyonlu alana geçişleri Moleküllerin ya da iyonların hareket enerjileriyle çok yoğun ortamdan az yoğun ortama hareket etmesi Molekül iyon gibi taneciklerin yüksek yoğunluklu bir alandan düşük yoğunluktaki bir alana doğru net akışı Derişim farkı artışı moleküllerin küçük oluşu difüzyon bölgesinin yüzey alanının büyük olması ısı artışı gibi faktörler difüzyon hızını artırır )

( DIFFUSION )

( DIFFUSION )

( DIFFUSION )


- GEÇİŞ ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK


- GEÇİŞİM | OZMOZ ile/||/<> OZMOZ ile/||/<> OZMOZ[Fr. < OSMOSE]

( Yarı geçirici zarlardan suyun ya da bir çözeltinin az yoğun çözeltiden çok yoğun tarafa geçmesi Geçişme Yarı geçirgen bir zar varlığında su moleküllerinin yüksek konsantrasyonlu çözelti tarafına geçmesi )

( OSMOSIS )

( OSMOSE )

( OSMOSE )


- GEÇİŞLİ ile/ve/||/<> İLİŞKİSEL ile/ve/||/<> KESİŞİMSEL


- GEÇİŞTİRMEK ile/ve/<> ÖTELEMEK


- GEÇİT ile AŞIT

( ... İLE Siper, kuytu yer. | Aşılacak yer. | Dağ geçidi. )


- GEÇİT ile/ve KOYAK/KISIK/KLÜZ

( ... ile/ve VADİ )


- GECKO ile/||/<> LOTUS ile/||/<> VELCRO

( Biyolojik sistemlerin taklit edilmesi. )

( Formül: Süperhidrofobik θ > 150° )


- GEÇMİŞ ZAMAN GÖRÜNÜMÜ >< GELECEK ZAMAN GÖRÜNÜMÜ


- GEL-GİT/MED-CEZİR ile BEŞ GÜNDE BİR OLAN GEL-GİT

( TIDE vs. NEAP TIDE )


- GEL-GİT ile/ve/||/<> GİT-GEL


- GELECEK/İSTİKBAL[Ar.]:
GÖKTE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KÖKTE


- GELECEK ile/ve/<> UZAK GELECEK

( )


- GELİN ABLA ile/||/<> GELİN ALAYI ile/||/<> GELİN ALICI ile/||/<> GELİNBAŞI ile/||/<> GELİNBOĞAN ile/||/<> GELİN BÖCEĞİ ile/||/<> GELİN ÇİÇEĞİ ile/||/<> GELİNFENERİ ile/||/<> GELİN HAMAMI ile/||/<> GELİN HAVASI ile/||/<> GELİNKUŞAĞI ile/||/<> GELİN KUŞU ile/||/<> GELİN MANTARI ile/||/<> GELİN OTU ile/||/<> GELİNPARMAĞI ile/||/<> GELİN TELİ ile/||/<> ÇÖMÇE GELİN

( Evlenmek için hazırlanmış süslenmiş kız ya da yeni evlenmiş kadın elkızı Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın elkızı )


- GELİNCİK ile LOTA[Lat.]

( ... İLE Tatlı sularda yaşayan, bir tür gelincik balığı. )

( ... cum LOTA VULGARIS )


- GELİR GEÇER ile GENEL GEÇER


- GELİŞ ile/ve/||/<> DOĞUŞ


- GELİŞİGÜZEL "ÇOK ANLAMLILIK" ile/değil/yerine ÇOK ANLAMLILIK


- GELİŞİGÜZELLİK ile/ve KEYFÎLİK

( CASUAL vs./and ARBITRARINESS )


- GELİŞİM ile/ve OLUŞUM

( DEVELOPMENT vs./and FORMATION/CONSTITUTION )


- GELİŞİM ile/ve SIRADÜZEN

( DEVELOPMENT vs./and HIERARCHY )


- GELİŞMİŞ ÜLKE:
YOKSULLARIN BİLE ARABAYA BİNDİĞİ ÜLKE
değil/yerine/><
VARSILLARIN BİLE OTOBÜSE BİNDİĞİ ÜLKE


- GEN AKIŞI ile/||/<> GENETİK DARBOĞAZ

( Gen akışı genler karışır, darboğaz populasyon küçülür. )

( Formül: Mixing İLE reduction )


- GEN KNOCKOUT ile/||/<> GEN KNOCKDOWN

( Knockout tam inaktive, knockdown kısmi azaltma. )

( Formül: Complete İLE partial inactivation )


- GEN TERAPİSİ ile/||/<> PROTEİN TERAPİSİ

( Gen terapisi kalıtsal material eklerken İLE protein terapisi hazır protein ürün verir )

( Formül: Vektör sistemleri )


- GEN ile -GEN ile GEN[Yun. < GENESIS] / -JEN/JENİK/JENETİK

( Geniş. | Üçgen, dörtgen gibi geometri terimlerinde, "kenarlı" anlamıyla kullanılan ek sözcük. | İşlenmemiş, boş bırakılmış tarla. İLE Olan/olma, var olan/mevcud, varlık, sahip olma. [-gen ekinin kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, Orhun Yazıtları'nda da bulunan "-gän" ekinin türevi olduğu düşünülmektedir.] İLE İçinde bulunduğu göze ya da organizmada özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve gözeden gözeye geçen kalıtımsal öğe. )


- GEN ile/||/<> KROMOZOM

( Gen kalıtsal birim İLE kromozom genleri taşıyan yapıdır )

( Formül: BRCA1 geni İLE 46 kromozom )


- GENE DRİVE ile/||/<> NATURAL SELECTİON

( Gene drive yapay genetik sistemle doğal seçilimi atlarken İLE natural selection çevresel baskı ile gen frekansı değişimidir )

( Formül: CRISPR drive )


- GENEL-GEÇER ile/ve/değil/||/<> DEĞİŞMEZ


- GENEL GERÇEKLİK ile/ve/||/<>/>/< ETKİLİ GERÇEKLİK


- GENEL ile ÖZEL

( GENERAL vs. REAL )


- GENELLEME" ile/değil/yerine/>< AYRIM/TANIM


- [ne yazık ki]
GENELLEME ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK


- GENELLEME ile/ve/değil/||/<> ÇOĞALTMA


- GENELLEŞTİRİLMİŞ KOORDİNAT ile/||/<> KARTEZYEN KOORDİNAT

( Bir sistemin durumunu, kısıtlarına en uygun herhangi bir bağımsız değişkenle (açı, uzunluk) betimleyen koordinattır; Lagrange mekaniğinin dilidir. @@ Konumu birbirine dik x, y, z eksenleriyle betimleyen alışılmış koordinattır. İkincisi özel bir seçim, ilki probleme göre seçilebilen genel çerçevedir; kısıtlı sistemlerde ilki hesabı çok kolaylaştırır. )

( Formül: q_i (θ iler ileφ vb) ~ (x iley ilez) )


- GENELME ile GENELEME ile GENELLEME

( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )

( ... ile ... ile TAMİM )


- GENETİK DAĞILIM[İng. GENETIC VARIANCES] ile/||/<> GENETİK HETEROJENİTE[İng. GENETIC HETEROGENEITY] ile/||/<> KAŞİF ETKİSİ[İng. FOUNDER EFFECT]

( Bir popülasyondaki genetik heterojenitenin sebep olduğu fenotipik dağılım. @@ Birkaç farklı genotipin varlığının o genotipin hastalığının bileşenlerine katkı sağlamasıdır. Aynı hastalığa sebep olan çeşitli gen bozukluklarının varlığı, ki bu bozukluklar aynı genin farklı pozisyonlarındaki mutasyon sebebiyle oluşmuş olabilir, genetik heterojenite ile ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, kistik fibroz ve lipoprotein lipaz rahatsızlıkları. @@ Başlangıçtaki bir popülasyondan rastgele seçilen (ya da doğal yollarla izole olan) daha küçük öbekteki bireylerin genetik dağılımlarından ötürü, bu küçük popülasyondan gelecekte oluşacak büyük popülasyondaki bireylerin, rastgele seçilen bireylerin genetik yapısını temsil ediyor olmasıdır. Genetik sürüklenmenin ana unsurlarından biridir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GENETİK[İng. GENETICS] ile/||/<> ADAPTASYON[İng. ADAPTATION] ile/||/<> AMNİYOSENTEZ[İng. AMNIOCENTESIS] ile/||/<> ANNE ETKİSİ[İng. MATERNAL EFFECT] ile/||/<> APOPTOZ[İng. APOPTOSIS] ile/||/<> CAENORHABDİTİS ELEGANS ile/||/<> DOĞUM ÖNCESİ TANI[İng. PRENATAL DIAGNOSIS] ile/||/<> DOWN SENDROMU[İng. DOWN SYNDROME]

( Biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliği inceleyen bilim dalıdır. "Genesis", yani "köken" sözcüğünden gelmektedir. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir alt dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir. Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel'in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir ve günümüzde bu kalıtım birimlerine "gen" adı verilmektedir. @@ Genetik dağılım üzerine uzun süreli etki eden doğal seçilim sonucunda, türlerin çevresel ihtiyaçlara uygun özellikler kazanması ya da var olan özelliklerin değişimidir. Örneğin, yassı balıkların atalarında, gözler çift taraflı simetriye uygun olarak gözün iki yanında bulunmaktayken balıkların nesiller boyunca okyanus tabanlarında ve yatay biçimde yaşamaya adapte olmaları nedeniyle gözlerden tabana bakan, vücudun diğer tarafında okyanusun içine bakan gözün yanına doğru kaymıştır. Yassı balıklar, okyanus tabanında yaşadıkları için sadece yukarıdan gelebilecek saldırılara karşı bu biçimde bir adaptasyon geçirmişlerdir. @@ Genellikle hamileliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde yapılan doğum öncesi test. Fetüsteki Down sendromu gibi genetik bozukluklar ya da kromozonal bir durum olup olmadığının teşhis edilebilmesi için kullanılır. Amniyosentez sırasında fetüsü çevreleyen amniyotik keseden az miktarda amniyotik sıvıyı çıkarmak için ince bir iğne kullanılır. Bu sıvı örneği daha sonra laboratuvarda test edilir. Hamilelik sırasında fetüs, amniyotik kesenin içinde büyür. Amniyotik sıvı, fetüsü çevreler ve korur. Ayrıca fetüsün bazı gözelerini de içerir. @@ Bireylerin sadece annelerinden kaynaklı, genetik olmayan etkilerden ötürü tür içinde çeşitliliğin oluşması durumudur. @@ Hücrelerin genetik olarak embroyonik morfogenez ve gelişim, metamorfoz ve imün sisteminin B ve T gözelerinin gelişimi sırasında, belirli zamanlarda programlı bir biçimde ölümü. Apoptozdaki bozukluklar, kanserle ilişkilendirilebilir. Anti-apoptoz proteinleri Bcl-2 ve HSP ailelerini kapsar. Apoptoz genellikle tümör nekroz etmen reseptör (TNFR) ailesine ait ölüm reseptörlerinin (DR) aktivasyonu ile tetiklenir. @@ Normalde kendi kendisini dölleyen, gelişim genetiği ayrıntılı olarak çalışılmış bir kara nematodu. Uzunluğu 1 mm kadardır. Mayotik ayrılma sırasında kaybolan X kormozomu erkeklerin olmuşmasına sebep olur. Apoptozun (planlı göze ölümü) genetik temelleri ilk defa 1986 yılında C.elegans üstünde gösterilmiştir. Eşit boyda 5 kromozomu bulunur ve 1998 yılında bütün genomu dizilmiştir. 97 Mbp uzunluğundaki genomu 19.000 gen bulundurur. İnsan geninin %74’ünün C.elegans genomunda homoloğu bulunur. @@ Tek gen hastalıkları ya da diğer genetik anormalliklerin görülme olasılığının yüksek olduğu gebeliklerde amniyosentez 16-18 haftalık gebelik ya da cvs, 10-12 haftalık gebelik hakkında elde edilen gözeleri DNA`yı kullanarak tanılama. @@ Ekstradan 21.kromozomun kalıtılmasıyla oluşan zihinsel özürlülüğe sebep olan genetik hastalık. Down sendromlu bireyler genelde; kısa ve uzuvları bodur olur. Geniş ve yuvarlak suratları, eyer biçimli burunları, genelde ağızlarından sarkan kalın dilleri vardır. Down sendromunun olasılığı annenin artan yaşı ile hızla artar, özellikle 40 yaşından sonra.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GENETİK OTOSTOP ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİZLİĞİ

( Otostop bağlı seçilim, LD allel birlikteliği. )

( Formül: Indirect selection İLE association )


- GENETİK SÜRÜKLENME ile/||/<> GEN AKIŞI

( Sürüklenme rastgele, gen akışı göç ile değişimdir )

( Formül: Şans İLE göç )


- GENETİK ile/||/<> SÜRÜKLENME

( Genetik sürüklenme kuramı )

( Sewall Wright tarafından 1931 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, popülasyon genetiği) )


- GENETİK ile/||/<> TERİM

( Genetik terimini ilk kullanan )

( William Bateson tarafından 1905 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1861-1926) (Ülke: İngiltere) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Genetik terimini icat etti, Mendel yasalarını destekledi) )


- GENEZ ile/ve/||/<> GENEZE

( Kolay. İLE/VE/||/<> Gizlenerek beklenilen yer. )


- GENİŞ ile/ve/||/<>/< KUŞATICI


- GENİTAL ÜLSER (BEHÇET) ile/||/<> CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIK ÜLSERİ

( Behçet genital ülserleri steril İLE cinsel yolla bulaşan hastalık ülserleri mikroorganizma içerir. Behçet ülserleri ağrılı ve yara izi bırakır İLE herpes ülserleri veziküler başlar. Behçet sistemik hastalık belirtisi İLE cinsel hastalıklar enfeksiyon kaynaklıdır. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- GENLEŞME ile YOĞUNLAŞMA


- GENLİK ile/||/<> DALGA BOYU

( Bir dalganın denge konumundan en büyük sapmasıdır; taşıdığı enerjiyle (karesiyle) ilişkilidir, sesin yüksekliğini ve ışığın parlaklığını belirler. @@ Bir tam çevrimin uzaydaki uzunluğudur; sesin tizliğini/pesliğini, ışığın rengini belirler. İlki dalganın ne kadar güçlü, ikincisi ne tür olduğunu söyler; ikisi birbirinden bağımsızdır. )

( Formül: A (genlik) ~ λ = v/f (dalga boyu) )


- GENOM ile/||/<> GENOM[Fr. < GÉNOME]

( genos oğul Bir gamette bulunan ve bir türe özgü olan en küçük sayıdaki bir seri kromozom n sayıdaki kromozom jenom Prokaryot ya da ökaryot organizmalardaki genetik materyalin hepsi Bir gamette bulunan ve bir türe özgü en küçük sayıdaki bir seri kromozom haploit sayıdaki kromozom Bireye bir ya da her iki ebeveynden gelen gen takımı )

( GENOME | GENOM )

( GÉNOME )

( GENOM )


- GENOM ile/||/<> PROTEOM

( Genom tüm DNA İLE proteom tüm protein. )

( Formül: Sabit İLE değişken )


- GENOM ile/||/<> TRANSKRİPTOM ile/||/<> PROTEOM ile/||/<> METABOLOM

( Sistem seviyesinde biyolojik analiz. )

( Formül: Sistem = Σ(bileşenler + etkileşimler) )

( Craig Venter tarafından 2003 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1946-) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: İnsan genomu projesi, sentetik yaşam) )


- GENOMİK ile/||/<> PROTEOMİK

( Genomik gen analizi İLE proteomik protein analizi. )

( Formül: DNA dizileme İLE kütle spektrometrisi )


- GENOTİP ile/||/<> FENOTİP

( Genotip genetik yapı İLE fenotip gözlenen özelliktir )

( Formül: Aa İLE kahverengi göz )

( Gregor Mendel tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1884) (Ülke: Avusturya) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Kalıtım yasaları, modern genetiğin kurucusu) )


- GENOTİP ile/||/<> FENOTİP ile/||/<> ÇEVRE

( Genotip genetik yapı, fenotip gözlenen özellik, çevre ise modifiye edici faktördür. )

( Formül: F = G + E + (G×E) )


- GENOTİP ile/||/<> GENOTİP[Fr. < GÉNOTYPE]

( genos oğul typos hayal Bir bireyin genlerinin karakterleri bakımından gösterdiği yapı genos döl typos örnek Bir organizmanın çevre faktörleri ile birlikte fenotipini tayin eden genetik yapısı 1 Bir bireyin sahip olduğu genler toplamı ya da aynı genetik yapıyı paylaşan tüm bireyler topluluğu 2 Bir organizmanın genetik yapısı 1 Bir canlının kök aldığı zigotun sahip olduğu ve o canlının bütün karakterlerinin oluşması için gerekli olan genlerin tamamı 2 Hayvan yetiştiriciliğinde ise söz konusu karakteriyle ilgili genler )

( GENOTYPE )

( GÉNOTYPE )

( GENOTYPISCH | GENOTYPUS )


- GEODEZİK ile/||/<> MİNİMAL YÜZEY ile/||/<> KATENOİD

( Geometrik optimizasyon problemleri. )

( Formül: d²x^i/ds² + Γ^i_jk(dx^j/ds)(dx^k/ds) = 0 )


- GEOLOGIC TIME SCALE[İng.] ile/değil/yerine/= JEOLOJİK ZAMAN CETVELİ

( Dünya'nın başlangıcından günümüze kadar olan zamanları çeşitli olaylara bağlı olarak bölen ve sınıflandıran çizelgedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GEOMETRİ ve/||/<> RİTİM


- GEOMETRIC GROUP THEORY ile/||/<> ALGEBRAİC TOPOLOGY

( Geometric group theory grupları geometrik nesneler olarak incelerken İLE algebraic topology uzayların cebirsel invariantlarını inceler )

( Formül: Cayley graph )


- GEOMETRIC SATAKE ile/||/<> CLASSICAL SATAKE

( Geometric Satake geometrik temsil kuramı yaklaşımıyken İLE classical Satake harmonik analiz yaklaşımıdır )

( Formül: Perverse sheaves on affine Grassmannian )


- GEOMETRİK OPTİK ile/||/<> FİZİKSEL OPTİK

( Geometrik ışınlarla, fiziksel optik dalga doğasıyla ilgilenir. )

( Formül: Snell yasası İLE girişim )

( İbn-i Heysem (Alhazen) tarafından 1015 yılında keşfedildi/formüle edildi. (965-1040) (Ülke: İslam Dünyası) (Alan: Fizik, Matematik, Optik) (Önemli katkıları: Optik, bilimsel yöntem) )


- GEOPHYSICS[İng.] ile/değil/yerine/= JEOFİZİK

( Jeofizik, fizik, matematik ve jeolojiyi birleştirerek, yeryüzünde meydana gelen fiziksel süreçleri ve olayları inceleyen bilim dalıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK


- GERÇEK GÖRÜNTÜ ile/||/<> SANAL GÖRÜNTÜ

( Gerçek görüntü perde üzerinde İLE sanal görüntü uzantıların kesişimindedir. )

( Formül: q > 0 İLE q < 0 )


- GERÇEK GÖRÜNTÜ ile/||/<> SANAL GÖRÜNTÜ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Işınların gerçekten kesişmesiyle oluşan, bir perdeye düşürülebilen görüntüdür; genellikle terstir, yakınsak mercek ve çukur aynada oluşur. @@ Işınların gerçekte değil, uzantılarının kesişmesiyle oluşan, perdeye düşürülemeyen görüntüdür; düzdür, düz ayna ve büyüteçte görülür. İlki yakalanabilir, ikincisi yalnızca göz ya da mercekle görülür. )

( Formül: Toplanabilir ~ toplanamaz )


- GERÇEK KUZEY ile/ve/<> GRİD KUZEYİ ile/ve/<> MANYETİK KUZEY

( Coğrafi kuzey. İLE/VE/<> Haritanın kuzeyi. İLE/VE/<> Pusula kuzeyi. )


- GERÇEKLERDEN "UZAKLAŞMAK" ile/ve/||/<> "SIKINTILAR(IN)DAN KURTULMAK"

( Gerçeklerden uzaklaşmanın, sıkıntılar(ın)dan kurtaracağına inanmanın/beklemenin, güldürüden başka bir değeri yoktur. )


- GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK


- GERÇEKLEŞEN NİŞ ile/||/<> TEMEL NİŞ

( Gerçekleşen rekabet sınırlı, temel maksimum potansiyel. )

( Formül: Actual İLE fundamental )


- GERÇEKLEŞME ile/ve/||/<> EKSİKSİZLEŞME


- GERÇEKLİĞİN ...:
KOŞULLARI ile/ve/||/<>/>/< YASASI

( Nesnelerde. İLE/VE/||/<>/>/< Akılda. )


- GERÇEKLİK:
AKIL SAYESİNDE/ARACILIĞIYLA ve/||/<> AKILDA


- GERÇEK/LİK ile/ve/||/<>/> BİLİMSEL/LİK


- GERÇEK/LİK ile/ve/değil/=/||/<>/< BÜTÜN/LÜK


- GERÇEKLİK ve/||/<> EYLEM


- GERÇEK/LİK ile/ve/<>/değil GEREKÇE/LİLİK

( Olgularda. İLE/VE/<>/DEĞİL Açıklamalarda/tanımlarda. )

( Gerçeklik, saltık değildir/olamaz. )


- GERÇEKLİK ile/ve/değil/||/<>/< GEREKSİNİM


- GERÇEK/LİK ile/ve HAKİKAT[Ar.]

( Çok. İLE/VE Tek. )

( Varoluş. İLE/VE Varlık. | İlke. )

( Bilimde. İLE/VE Felsefede. )

( ... İLE/VE Var'ı var, yok'u yok olarak bilmektir. )

( ... İLE/VE Varoluşu kişinin iradesine bağlı olmayan. )

( Sürekli değişen, değişmeye mahkum olan. / Olup da bitmeye yönelmiş olan. İLE/VE Ebedî olan. Üstündeki örtü [peçe/lethia(Yun. > alethia)] kaldırılıp altındaki biçimin ortaya çıkması. )

( Beklenmeyen ve tahmin edilemez olan, gerçektir. )

( Saf, karışımsız ve bağımsız olan gerçektir. )

( Gerçek, en yüce mutluluktur. )

( Gerçekten söz etmek bile mutluluktur. )

( Gerçek, kavranamaz olandır. )

( Gerçek olan, sürekli sözsüzdür. )

( Gerçek, gerçek-olmayanda gerçeği görür. )

( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )

( Geçicilik, gerçekdışılığın en iyi kanıtıdır. )

( Gerçek, herhangi bir amaca hizmet edemez. )

( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )

( Gerçek, bilen ve bilinen ikileminin ötesindedir. )

( Gerçek, ŞU AN'da ve BURADA olandır. )

( Gerçeği bilmek, onunla uyum içinde olmak demektir. )

( Gerçeği bilmeye uğraşmayalım. Çünkü zihin yoluyla edinilen bilgi, gerçek bilgi değildir. )

( Gerçeğe varış, bizim bir kişi olmadığımız olgusunun fark edilmesidir. )

( Gerçeğe varmış olan kişiler, çok sessizdir. )

( Gerçeği bir formüle bağlama isteğimiz, onu inkâr demek oluyor, çünkü o sözcüklere sığdırılamaz. )

( Gerçek, bir şeyi ister gibi istenemez. )

( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )

( Gerçeğin deneyimi diye bir şey yoktur. Gerçek, deneyim ötesidir. )

( Gerçeğin zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )

( Ancak, hayrette olduğumuz zaman, gerçeği bilebiliriz. )

( Ancak, gerçeğin kendi olduğumuzda, gerçeği bilebiliriz. )

( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )

( Eğer anlatabilirsek, o, gerçek olan değildir. )

( Sözler, sözleri yaratır; gerçek ise sessizdir. )

( Gerçek olmayanı yaratan, zihindir ve sahtenin, sahte olduğunu gören de zihindir. )

( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )

( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )

( Neyin gerçek olmadığını bilebiliriz -ki bu da sahte olandan kurtulmamıza yeter. )

( Gerçeğe varmış kişi, egosuzdur. )

( Neyle aşırı meşgulseniz, onun gerçekliğine inanırsınız. )

( Gereksiniminiz olan tek şey, gerçeğe duyulan samimi özlemdir. )

( Gerçeğin bilinmesi için "ben" ve "benimki" fikirleri gitmelidir. )

( Gerçeğin, zihinde yansıması için zihnin berraklığı ve sessizliği gereklidir. )

( Gerçeği keşfettiğimi ne zaman anlarım? "Bu doğru", "Bu doğru değil" fikri ortaya çıkmadığı zaman. )

( Gerçeği bulmak için günlük yaşamımızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalıyız. )

( Gerçeği aramak, üstlenilen tüm işler arasında en tehlikeli olandır, çünkü o içinde yaşadığımız dünyayı yıkar. )

( Gerçeğin aranışında, yalan ve hile olamaz. )

( Eğer amacımız gerçek sevgisi ve yaşam sevgisi ise korkmamıza gerek yoktur. )

( Kendinizi yeterli ve emin hissettiğiniz sürece, gerçek, sizin ulaşamayacağınız yerdedir. )

( Söylenilecek yalan bulamayanların başvurduğu son çözüm, gerçektir. )

( Hakiki olmayanın hakiki olmadığını fark eder ve onu atarsınız. )

( Hakiki olan, zarın hem içinde, hem de dışındadır. )

( Hakikat, gerçekliğin ardında duran dayanakçadır. )

( Hakikat, olguları birliğe getiren ilkedir. )

( Hakikat, "betimlenemez" olduğu ölçüde kendini ortaya koyar; karmaşıktır, anlamı belirsizdir, varlığını karşıtların buluşmasına dayalı olarak sürdürür ve ancak erginleme vahiyleri yoluyla dile getirilebilir. )

( Hakikatin üzerindeki perdelerden biri, dildir. )

( Adâlet, ancak hakikatten; saadet, ancak adâletten doğabilir. )

( HODOS TES ALETHEIA: Hakîkate götüren yol. )

( Hem, hem de. İLE/VE Ne, ne de. )

( Olduğu biçimde. İLE/VE Etkisi itibariyle. )

( The unexpected and unpredictable is real.
What is pure, unalloyed, unattached is real.
The real is bliss supreme.
Even to talk of real is happiness.
The real is inconceivable.
The fact is always non-verbal.
The real sees the real in the unreal.
What remains when the false is no more, is real.
Transiency is the best proof of unreality.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is for all and forever.
Reality is beyond the duality of the knower and the known.
The real is, what is RIGHT NOW and RIGHT HERE.
To know reality is to be in harmony with it.
Do not try to know the truth, for knowledge by the mind is not true knowledge.
Realisation is of the fact that you are not a person.
Realised people are very quiet.
Your very desire to formulate truth denies it, because it cannot be contained in words.
The real cannot be wanted, as a thing is wanted.
Reality is common to all. Only the false is personal.
There is no such thing as the experience of the real. The real is beyond experience.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
You can know reality only when you are astonished.
You know the real by being real.
Truth is in the discovery not in the discovered.
If you can convey, it is not the real thing.
Words create words, reality is silent.
It is the mind that creates the unreal and it is the mind that sees the false as false.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
Truth can be expressed only by the denial of the false -in action.
You can know what is not true - which is enough to liberate you from the false.
The realised man is egoless.
Whatever you are engrossed in you take to be real.
All you need is a sincere longing for reality.
For reality to be, the ideas of 'me' and 'mine' must go.
Clarity and silence of the mind are necessary for the reflection of reality to appear in the mind.
When do I know that I have discovered truth? When the idea 'this is true', 'that is true' does not arise.
To find reality you must be real in the smallest daily action.
The search for reality is the most dangerous of all undertakings for it will destroy the world in which you live.
There can be no deceit in the search for truth.
If your motive is love of truth and life, you need not be afraid.
As long as you feel competent and confident, reality is beyond your reach.
You can see the unreal as unreal and discard it.
The real is both within and without the skin. )

( 1- Gözlemleyebilsek de, gözlemleyemesek de varolanların, varoluşu.
2- Tutarlı gözlemlerden ya da deneylerden, genel sonuçlar çıkarmanın meşrû olduğu.
3- Hiçbir etkinin, ışık hızından daha hızlı yayılamayacağı.[YERELLİK/LOCALITY]

[Bernard D'Espagnat] )

( Kendinde olan. | Evrensel. | Yalansızlık. )

( Gerçekliğin ötesine ulaşmaya cesaret edemeyen, hakikati fethedemez. )

( REALITY vs./and TRUTH )

( WIRKLICHKEIT mit/und WAHRHEIT )

( ... ile/ve ALETHEIA )


- GERÇEKLİK ve/||/< SONLULUK


- GERÇEKLİK = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.]


- GERÇEKTEN ile/ve/değil/||/<>/< GEREKTİĞİ GİBİ/KADAR


- GEREKÇE ile/ve DAYANAK/ÇA

( REASON vs./and SUPPORT/BASE )


- GEREKÇE ile ZORLAYICI GEREKÇE

( REASON vs. REASON IN FORCE )


- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]

( “Meşrûlaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen sorunun üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu sorunun çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş sorununa bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GEREKLİLİK/ZORUNLULUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖNÜLLÜLÜK


- GEREKLİ/LİK ile/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN/LİK


- GEREKSİNİM ile/ve/||/<> ÇÖZÜMSÜZLÜK/ÇARESİZLİK


- GEREKSİNİM ve/||/<>/> DİLE GETİRMEK

( Gereksinimi olduğu halde dile getirmeyen, dilsiz kalsa daha iyidir. )


- GEREKSİNİM ile/ve GEREKLİLİK

( Gereksiniminiz olduğuna inandıklarınız, gereksiniminiz olanlar değildir. )

( Eğer gereksiniminiz olmayanları istemezseniz gereksiniminiz olan şeyler size gelecektir. )

( Kendiniz olmaktan başka hiçbir şeye gereksiniminiz yok. )

( Gereksiniminiz olan her şey, sizin içinizde. )

( NEED vs./and NECESSITY
What you believe you need is not what you need.
What you need will come to you, if you do not ask for what you do not need.
You need nothing except to be what you are.
All you need is already within you. )


- GEREKSİNİM ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYICI/LIK


- GEREKSİZ/YERSİZ/ANLAMSIZ "TEPKİ VERMEK" ile/ve/değil/yerine HAREKETE GEÇMEK

( Sadece aptallar, gereksiz/yersiz/anlamsız "tepki verir". )


- GERİBİLDİRİM'DE:
"HIIIIII" ile/değil/>< HMMM

( Dinleyenin, küçümseyici/reddedici, kinâyeli bir tutum göstererek çıkardığı ses. İLE/DEĞİL/>< Dinleyenin, sözü/konuyu, tam olarak anlamasıyla çıkardığı ses. )


- GERİLEME | REGRESYON ile/||/<> REGRESYON ile/||/<> DENİZ GERİLEMESİ

( deniz gerilemesi 1 Y değişkeninin X bağımsız değişkenine matematiksel bir ifadeyle bağımlı olması 2 Hastalık belirtilerinin gerilemesi belirtilerin yatışması 1 Gerileme bir organın yapı ve görev bakımından gerilemesi 2 Hastalık ya da yangı belirtilerinin gerilemesi belirtilerin yatışması )

( REGRESSION )

( RÉGRESSION )


- GERİLİM ile/||/<> AKIM

( Gerilim potansiyel farkı İLE akım yük akış hızıdır )

( Formül: V=IR İLE I=Q/t )

( Georg Ohm tarafından 1827 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- GERİLİM ile/ve/değil/yerine SALINIM


- GERİLME ile/||/<> GERİLME

( Yedi tür dans hareketlerinden biri 1 Gevşemenin karşıtı 2 Kasların son uzama gücü ile vücudun bütün bölümlerinde oluşan gergin durum Klasik balede yedi tür dans hareketinden biri Uygulanan bir güce karşı güç yönünde gösterilen direnç Bir sesin tek başına boğumlanması sırasında konuşma organlarının o sesin çıkmasına yarayacak duruma gelmesi bir sesin boğumlanması için konuşma cihazının girdiği hazırlık oluşum ve çözülme basamaklarından ilki )

( STRATCHING | ÉTENDRE | TENSILE | TENSION )

( ÉTENDRE | TENSION, (CONCENTRATION) | TENSION )

( SPANNUNG | ÉTENDRE )


- GERİLME ile/||/<> GERİNİM

( Gerilme birim alan kuvvet σ=F/A İLE gerinim boyut değişimi ε=ΔL/L. )

( Formül: σ [Pa] İLE ε [boyutsuz] )


- GERMEN ile GERMEN[Lat.] ile CERMEN

( Kale, kermen, kirman. İLE Canlılarda, gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme öğelerinin tümü. İLE Eskiden, bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da oturan halk ya da bu halktan olan kişi. )


- GETTİER PROBLEMİ[İng. GETTIER PROBLEM] ile/||/<> DOĞRULUĞU İZLEME KURAMI[İng. TRUTH TRACKING THEORY]

( Edmund Gettier’in 1963 yılında kaleme aldığı “Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?” adlı makalesiyle ortaya konan sorundur. Yalnızca 3 sayfalık bu makale çağdaş epistemolojide çok ses getirecek ve birçok farklı tartışmanın fitilini ateşleyecektir, çünkü bu makale üç parçalı bilgi tanımının muhtemelen en etkili eleştirisini ortaya koymuştur. Bu kritik, literatürde Gettier Problemi adı ile yer etmiştir ve epistemolojide öyle etkili olmuştur ki 20. yy'nin 2. yarısından itibaren epistemolojinin başlıca konusunun Gettier Problemi olduğu söylenebilir. Gettier eleştirdiği üç parçalı bilgi tanımını makalesinde şöyle ifade eder: @@ Robert Nozick’in sistemleştirdiği Doğruyu İzleme Kuramı'na göre, inancın bilgi sayılabilmesi için gerekçelendirilmiş doğru inanca sahip olmak yerine söz konusu inanca farklı koşullarda da sahip olabilmek gerekmektedir. Örneğin Steve adında bir araştırmacı uzak bir noktada çalılıklar arasında yalnızca ayaklarını gördüğü bir hayvan öbeği olduğunu keşfetmiştir. İlk bakışta bu hayvanların ayakları ziyah-beyaz şeritli olduğu için onların zebra olduğunu düşünmek oldukça olasıdır. Peki onların gerçekten zebra mı yoksa okapi mi olduğunu nasıl bilebiliriz? (Okapilerinde ayakları zebralar gibi siyah-beyaz şeritlidir ama zebralarda farklı bir türlerdir.) Bu kurama göre, Steve okapiler arasındaki zebranın, zebra olduğuna inanmasının bilgi olabilmesi için o zebranın da okapi olması durumunda onun zebra olduğuna inanmamasını gerektirmektedir. Eğer bir zebra bir okapi olsaydı da Steve onun zebra olduğuna inansaydı Steve okapiler arasındaki zebranın zebra olduğunu bilmiyor demektir. Yani mümkün başka koşullar altında Steve’nin söz konusu inancı (bu hayvanlar zebradır!) değişmezse, o inanç doğrudur. Farklı mümkün durumlarda her zaman doğru çıkan ve doğruyu izleyen bir inanç bilgi olarak kabul edilebilir. Unutmamak gerekir Nozick bu kuramına gelebilecek şüpheci eleştirileri (kavanozdaki beyinler, kötü şeytan vb. bunlara yazımızda değineceğiz) devre dışı bırakmak için mümkün dünyalara başvurmuştur. Buna göre, Steve’in zebranın zebra olduğuna dair sahip olduğu inancın bilgiye dönüşmesi, en yakın mümkün dünya da ya da yakın mümkün dünyalarda da bu inancın doğruluğu izlediğini varsayarak sağlanabilir. Nozick’in kuramı, Gettier problemini tam olarak ortadan kaldırmamakla beraber sezgisel olarak makul görünmektedir. Ancak şöylesi bir eleştiri metni mevcuttur. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- GEVHER[Fars. < GEVHER] ile/değil/yerine/=/||/<> CEVHER


- GEVHER[Fars. > GÜHER] ile/=/> CEVHER

( Elmas, cevher, mücevher. | İnci. | Değerli taş. | Bir şeyin aslı, esası. )


- GEZEGEN ADLARI ve/> TANRI ADLARI


- GEZEGEN/SEYYARE[Ar. < SEYYĀRE] ile/||/<> GEZEGEN/PLANET[Fr. < PLANÈTE]


- GEZEGEN YILI ile/||/<> CÜCE GEZEGEN ile/||/<> DIŞ GEZEGEN ile/||/<> İÇ GEZEGEN ile/||/<> KÜÇÜK GEZEGEN ile/||/<> GEZEGENLER ARASI

( Güneş çevresinde dolanan ondan aldıkları ışığı yansıtan gök cisimlerinin ortak adı seyyare planet )


- GEZEGEN ile/ve ACUN/DÜNYA

( Dünyanın 360 derecelik yapısı, her derecenin yeryüzündeki mesafe karşılığı 25 fersahtır. Her fersah 12.000 zira(arşın)(5.685 m.)dir. Bir zira 25 parmaktır. Bir parmak, bitişik ve dışı içine gelecek biçimde dizilmiş altı arpa tanesi uzunluğunda bir mesafedir. )

( ... İLE/VE Yüzölçümü: 509.600.000 km2 | Kara: 148.326.000 km2 )

( ... İLE/VE Asya: %30, Afrika: %20.3, Kuzey Amerika: %16.3, Güney Amerika: %11.9, Antartika: %8.9, Avrupa: %6.6, Okyanusya/Avustralya: %6.0 )

( ... İLE/VE Kara: %27, Buz: %2, Su: %71[%97 Tuzlu, %3 Tatlı] )

( Dünyanın (ekvator) çapı 12.756,28 km.dir. )

( Dünyanın yaşı 13.7 milyar yıl olarak kabul edilmektedir. )

( TÜRKÂN-İ ÇERH/SEB'A-İ SEYYÂRE: Yedi gezegen. [UTÂRİD: Merkür. | ZÜHRE: Venüs. | MİRRİH: Mars. | MÜŞTERİ: Jüpiter. | ZÜHAL: Satürn. | NEPTÜN | PLÜTON] )

( Eratosthenes [M.Ö. 276 - 194], dünyanın çevresini hesapladığı bilinen ilk kişidir. )

( SEYYÂRE[Güneşin etrafında dolaşan gezegen.] ile/ve RÜB-İ MESKÛN )

( ... ile/ve CİHÂN )

( PLANET vs./and EARTH )

( ... ile/ve KUN )


- GEZEGEN ile CERES GEZEGENİ(EN BÜYÜK GEZEGEN)

( PLANET vs. CERES )


- GEZEGEN ile/ve FELEK


- GEZEGEN ile GÖK CİSMİ

( PLANET vs. HEAVENLY BODY )


- GEZEGEN ile/||/<> HAREKET

( Kepler yasaları, eliptik yörüngeler )

( Johannes Kepler tarafından 1609 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1571-1630) (Ülke: Almanya) (Alan: Astronomi, Matematik) (Önemli katkıları: Gezegen hareket yasaları) )


- GEZEGEN ile KÜÇÜK GEZEGEN/ASTEROİD[NEA]

( PLANET vs. PLANETOID )


- GEZEGEN ile/ve/||/<> KÜÇÜK GEZEGEN(PLANETOİD)

( ... İLE/VE/||/<> Güneşin çevresinde eliptik bir yol izleyen küçük gezegenler. )

( ... İLE/VE/||/<> Pallas ve Vesta. )


- GEZEGEN ile "SERSERİ GEZEGEN"

( Bize olan uzaklığı, yaklaşık olarak 80 ışık yılı olan PSO J318.5-22 adlı "Serseri Gezegen", bir yıldıza sahip değildir. Serseri gezegenin boyutu, Güneş Sistemi'mizdeki tüm gezegenlerin toplamından daha büyüktür. Kendini öteki serseri gezegenlerden ayıransa, bu kategorideki en genç gezegen olması ve yaşam döngüsünün bu kadar erken bir evresinde yıldızı tarafından uzaya savrulmasıdır. )


- GEZEGEN = SEYYARE[Ar.] = PLANET[İng.] = PLANÈTE[Fr.] = PLANET[Alm.] = PIANETA[İt.] = PLANETA[İsp.]


- GEZEGENLER ile/ve GÖKADALAR/GALAKSİLER

(







)

( PLANETS vs./and GALAXIES )


- GEZEGENLER ile NEPTÜN

( ... İLE Gözle ya da her hangi bir teleskopla görülmeden, hesaplamalarla keşfedilen ilk gezegendir. )

( ... İLE Güneş Sistemi'nin sekizinci ve Güneş'e en uzak gezegenidir. Güneş'e olan uzaklığı ise 4.5 milyar kilometredir. Yüzey sıcaklığı, -220 °C olup Güneş Sistemi'nin en soğuk gezegenidir. Neptün'ün bilinen 14 doğal uydusu bulunmaktadır. )


- GEZEGENLER ile/ve/||/<> UYDULAR ile/ve/||/<> ASTEROİDLER

( )