Doğa'daki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 11.067 başlık/FaRk ile birlikte,
11.067 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(13/46)
- DÜNYADA EŞEYSELLİK/SEKS ile/ve UZAYDA/BOŞLUKTA/YERÇEKİMSİZ ALANDA EŞEYSELLİK/SEKS
- SCHWARZSCHILD YARIÇAPI:
DÜNYA ile/ve/||/<> GÜNEŞ
( 1 cm. @@ 3 km. )
( Kara delikten kaçış hızının, ışık hızına eşit olduğu yarıçap. )
- DÜNYANIN:
AÇISI ile/ve/||/<> YALPALAMA AÇISI
( WORLD'S: ANGLE and/||/<> PRECESSION ANGLE )
- DÜNYANIN ÇEVRESİNİ DOLAŞAN İLK KİŞİ:
MACELLAN değil HENRY
( Ferdinand Macellan, dünyanın etrafındaki turunu tamamlayamadı. 1521'de, Filipinler'de henüz turun yarısındayken öldürüldü. [Macellan, 1511'de, Portekiz'den çıkıp Hint Okyanusu'nu geçerek önce Uzakdoğu'yu ziyaret etti. Henry'i, 1511'de, Malezya'daki bir köle pazarında buldu ve onu geldiği yoldan Lizbon'a götürdü. 1519'da çıkılan dünya turu girişimi de dahil olmak üzere bundan sonraki tüm yolculuklarında Henry, Macellan'ın yanında gitti. Bu yolculuk, öteki yönden, yani Atlas Okyanusu'nu ve Büyük Okyanus'u geçerek gerçekleşti. Bu yüzden, 1521'de Uzakdoğu'ya vardıklarında, Henry dünyanın etrafını tam olarak dolaşmış olan ilk kişi oldu. )
- DÜNYANIN DÖNÜŞ HIZI:
KENDİ ÇEVRESİNDE ile/ve/||/<>/> GÜNEŞİN ÇEVRESİNDE
( [saatte] 1670 km. İLE/VE/||/<>/> 107.627 km. hızla [yılda 2.6 milyon km.] )
- DÜNYANIN EĞİMİ -ile
( 23.27° )
- DÜNYANIN ORTALAMA ISISI -ile
( 15 - 16 °C )
- UYDU:
DÜNYA'NIN ile SATÜRN'ÜN
( 1 ile 82 )
- DÜNYANIN YARIÇAPI -ile
( 6371 km. )
- DÜNYAYA GELMEK/GELDİK değil DÜNYADAN GELMEK/GELDİK
- DURAĞAN ile/ve/değil/yerine/||/>< DEVİNGEN
- DURAĞANLIK/ATÂLET(OTURMA/YATMA) ile/değil/yerine/>< HAREKET
( Üşütür ve giydirir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Isıtır ve soyundurur. )
- DURAĞANLIK ile/ve/değil/yerine/||/>< DEVİNİMSEL/LİK
- DURAN DALGA ile/||/<> İLERLEYEN DALGA
( Duran dalga yerinde titreşir, ilerleyen dalga hareket eder )
( Formül: y = 2A sin(kx) cos(ωt) İLE y = A sin(kx - ωt) )
- DURAN ile/ve/>/değil/yerine DÖNENDE, DURAN
- DURAN ile/||/<> İLERLEYEN ile/||/<> MODÜLE
( İki karşıt yönde ilerleyen dalganın girişiminden oluşan, düğüm ve karınları sabit kalan dalgadır; net enerji taşımaz, gitar teli üretir. @@ Enerjiyi bir noktadan ötekine taşıyarak deseni uzayda kayan dalgadır. @@ Genliği ya da frekansı, bir bilgi taşımak için başka bir sinyalle yavaşça değiştirilmiş dalgadır; radyo yayınının temelidir. Üçü dalganın farklı biçimleridir: sabit desenli, ilerleyen ve bilgi yüklü. )
( Formül: y = 2A cos(kx) cos(ωt) )
- DURANDA, DÖNEN ile/ve/<> DÖNENDE, DURAN
( Doğa. İLE/VE/<> İnsan/kendi. )
- DURBİN | IRAKGÖRÜR ile/||/<> IRAKGÖRÜR
( Mercek dizgesinden oluşmuş bir nesne merceği ya da bir çukur ayna yardımıyla ışığı toplayan ve göz merceğiyle görüntüyü büyüten böylece uzaktaki cisimlerin yıldızların daha parlak ve açık görünmesini sağlayan optik düzen Göz merceği yerine fotoğraf plağı ya da başka alıcılar kullanılabilir optik Mercek dizgesinden oluşmuş bir nesne merceği ya da bir çukur ayna yardımıyla görüntüyü büyüten böylece uzaktaki nesnelerin yıldızların daha parlak daha açık görünmesini sağlayan optik düzen ırakgörür )
( TELESCOPE | REFLECTOR )
( LUNETTE | TÉLESCOPE | RÉFLECTEUR )
( FERNROHR | REFLEKTOR )
( TELESCOPIUM )
( TELESCOPIO )
( ΤΗΛΕΣΚΌΠΙΟ / τηλεσκόπιο )
- DURBİN | IRAKGÖRÜR ile/||/<> REFLEKTÖR
( Mercek dizgesinden oluşmuş bir nesne merceği ya da bir çukur ayna yardımıyla ışığı toplayan ve göz merceğiyle görüntüyü büyüten, böylece uzaktaki cisimlerin, yıldızların daha parlak ve açık görünmesini sağlayan optik düzen. Göz merceği yerine fotoğraf plağı ya da başka alıcılar kullanılabilir. @@ optik: Mercek dizgesinden oluşmuş bir nesne merceği ya da bir çukur ayna yardımıyla görüntüyü büyüten, böylece uzaktaki nesnelerin, yıldızların daha parlak, daha açık görünmesini sağlayan optik düzen.@@bk. ırakgörür. )
( TELESCOPE | REFLECTOR~REFLECTOR )
( LUNETTE | TÉLESCOPE | RÉFLECTEUR~RÉFLECTEUR )
( TELESCOPIUM~... )
( FERNROHR | REFLEKTOR~REFLEKTOR )
( TELESCOPIO~RIFLETTORE )
( ΤΗΛΕΣΚΌΠΙΟ / τηλεσκόπιο~ΑΝΑΚΛΑΣΤΉΡΑΣ / ανακλαστήρας )
- DÜRDÂNE ile/değil/yerine/= İNCİ TANESİ
- DURGUN KÜTLE ile/||/<> GÖRELİ KÜTLE
( Bir cismin kendi çerçevesinde ölçülen, hıza bağlı olmayan değişmez kütlesidir (m₀); parçacığın temel bir niteliğidir. @@ Cismin hızı arttıkça büyüyen, dış gözlemcinin gördüğü etkin kütledir; ışık hızına yaklaşınca sonsuza gider. İkincisi bugün çoğunlukla terk edilmiş bir kavramdır; modern fizik enerji artışını göreli kütle yerine momentumla anlatır. )
( Formül: m₀ ~ m = γm₀ )
- DURGUN/LUK ile/ve/değil/||/<> DURAĞAN/LIK
- DURMA PROBLEMİ ile/||/<> KARAR PROBLEMİ
( Durma problemi bir programın durup durmayacağının belirlenmesi İLE karar problemi genel algoritma varlığı sorusudur. Turing durma probleminin çözülemez olduğunu kanıtladı İLE bazı soruların algoritmik çözümü yoktur. )
( Alan Turing tarafından 1936 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1912-1954) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Turing makinesi, yapay zeka) )
- DURMA ile/||/<> DÜZGÜN DOĞRUSAL DEVİM HAREKET
( )
( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )
- DURMA = DÜZGÜN DOĞRUSAL DEVİM/HAREKET
( Aralarında fark yoktur. )
- DÜRTMEK ile/değil/yerine UYARMAK
- DÜRTÜ = DRIVE, IMPULSE[İng.] = IMPULSION[Fr.] = TRIEB[Alm.] = IMPETUS[Lat.]
- DURUM/SÜREÇ İÇİN:
"ANLATIYOR" ile/değil ANLAŞILIYOR/ANLAŞILABİLİR
- DURUM - KARŞILAŞMA ile/ve/||/<>/> DURUŞ - KARŞILAMA
- DURUMUNDA OLMAK ile ZORUNLULUK
( BEING IN THE STATE OF vs. OBLIGATION )
- DÜŞ/ÜNÜ KURMAK ve/||/<>/> HAREKETE GEÇMEK
- DÜŞMAN(") ile/değil/yerine/||/<> RAKİP
- DUST ile/değil GUST
- DÜŞÜNCE ve/=/||/<>/< DEVİMİN/HAREKETİN DUYUMU/DUYUMSANMASI
- DÜŞÜNDÜĞÜNÜ, VAROLANA GİYDİRMEK ile/değil/yerine VAROLANI DÜŞÜNMEK
- ... DÜŞÜNDÜRTÜR ile/ve/||/<>/> DÜŞÜN DÜRTER
- DÜŞÜNME/FELSEFE:
KARANLIK ile/||/<> UYKU ile/||/<> DIŞKI/BOK / SİDİK
( Üçü ile başlar ve sürer. )
- DÜŞÜNME ile/ve/||/<>/>/< DUYUMSAMA
- DÜŞÜNME ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON
- DÜŞÜNMEK/SORGULAMAK/BİLMEK/ARAŞTIRMAK/ÇALIŞMAK:
ANLATMAK İÇİN/ÜZERE ile/ve/değil/||/<>/< ANLAMAK İÇİN/ÜZERE
- DÜŞÜNMENİN/SORGULAMANIN:
İLK VE EN ÖNEMLİ SAĞLADIĞI/SUNDUĞU:
KENDİNİ VE DÜNYAYI...
KENDİNDEN KURTARMAK/KORUMAK ile/ve/||/<>/< DÜNYADAN KURTARMAK/KORUMAK ile/ve/||/<>/< YANILSAMALARDAN KURTARMAK/KORUMAK
- DÜŞÜNMEYİ BECEREMEMEK ve/||/<>/>/< DÜŞÜNMEYİ SEV(E)MEMEK
- DÜŞÜNSEL ile/ve/||/<> UZAMSAL
- DÜŞÜNÜLEBİLİR ile/ve/||/<> BİLGİNİN KONUSU OL(A)MAMA ile/ve/||/<> DİLE GETİRİLEMEME
- DÜŞÜNÜLMEMİŞ BİLİNEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİLİNEN
- DÜŞÜNÜYORUM ile/||/<> VARIM
( Cogito ergo sum )
( René Descartes tarafından 1637 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1596-1650) (Ülke: Fransa) (Alan: Felsefe, Matematik) (Önemli katkıları: Kartezyen koordinat sistemi, cogito ergo sum) )
- DUYARLIK ile/değil DUYARLILIK
( Duyma/işitme aracının/durumunun/sürecinin ve olanağının var olması ya da sürmesi. İLE/DEĞİL Çevresinde ve odağında olanı saygı, ölçü ve özenle anlamaya[düşünmeye ve sorgulamaya] öncelik verme çabası. )
- DUYARLILIK = HASSASİYET = SENSIBILITY[İng.] = SENSIBILITÉ[Fr.] = SENSIBILITÄT, SINNLICHKEIT[Alm.] = SENSIBILIDAD[İsp.]
- DUYGU ile/ve/||/<> "BİR DUYGUNUN, BAŞKA BİR DUYGUYLA KARŞILANMASI/KAPATILMAYA ÇALIŞILMASI"
( Ancak, bilgi ve bilinç ile doğal işleyişin dışına çıkılabilir. )
- DUYGUSAL/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DUYARLI/LIK
- DUYMAK ile/||/<>/> DUYUMSAMAK
- DUYMAK/DUYUMSAMAK ile/ve/||/<>/< ÖNEMSEMEK
- DUYU ve/||/<>/> ALGI ve/||/<>/> BETİMLEME/TASVİR ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> TANIM ve/||/<>/> AD/SÖZCÜK ve/||/<>/> KAVRAM/SOYUTLAMA
- DUYU/HİS ile/ve/<> DEĞER
- DUYU ile/ve/||/<>/> GEREKSİNİM
- DUYU = HASSE = SENSE[İng.] = SENS[Fr.] = SINN/E[Alm.] = SENSUS[Lat.] = SENTIDO[İsp.]
- DUYULAR:
DİRENÇSİZ/DİRENÇDIŞI/"İSTEMEDEN"(GAYR-I İHTİYÂRÎ) ile/ve/||/<>/> HEM DİRENÇLİ(İHTİYÂRÎ), HEM DE DİRENÇSİZ; NE DİRENÇLİ, NE DE DİRENÇSİZ ile/ve/||/<>/> DİRENÇLİ(İHTİYÂRÎ)
( Duyma(kulak) ve koklama(burun). İLE/VE/||/<>/> Dokunma/fiziksel duyumsama(deri). İLE/VE/||/<>/> Bakma(göz) ve tad(ağız/dil). )
- DUYULAR ile/ve/<>/değil FARKINDALIK
( [not] SENSES vs./and/<>/but AWARENESS )
- DUYULARDA:
GÖRME VE DUYMA ile TATMA VE KOKLAMA VE DOKUNMA/LÂMİSE[Ar.]
( Temsil edilebilirlik sağlayan. İLE Temsil edilebilirlik sağlayamayan. )
( "Süreklilik" sağlar. İLE "Geçici"dir. )
( Duyulara açık olan, en örtük olandır! )
- DUYUMDA:
BASINÇ ile/ve/<> ISI ile/ve/<> AĞRI/ACI
- DUYUSAL KANIT ile/ve/||/<> TÜMEL KANIT
( Anlık/zihin. İLE/VE/||/<> Us/akıl. )
- DUYUSAL SOYUT ile/ve/değil/||/<>/>/< SOYUT
( Doğa. İLE/VE/||/<>/>/< Akıl. )
- DUYUSAL ile/||/<> MOTOR ile/||/<> İNTERNÖRON
( Üç temel nöron sınıfı. )
( Formül: Refleks: 2-3 sinaps )
- DUYUSAL ile/ve/<> USSAL
( Geçici. İLE/VE/<> Kalıcı. )
- DÜZ AYNA ile/||/<> KÜRESEL AYNA (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Yansıtıcı yüzeyi düzlem olan aynadır; her zaman cismin aynı boyda, düz (sanal) ve aynaya göre simetrik görüntüsünü verir, büyütmesi birdir. @@ Yansıtıcı yüzeyi bir kürenin parçası olan (çukur ya da tümsek) aynadır; odak noktası vardır, cismin yerine göre büyük/küçük, gerçek/sanal, düz/ters görüntü verebilir. Çukuru toplar, tümseği dağıtır. )
( Formül: Düz ~ çukur/tümsek )
- DÜZ ER ile/||/<> GRANÜLLÜ ER
( Düz ER lipit sentezi İLE granüllü ER protein sentezidir )
( Formül: Lipit İLE protein )
- DÜZ EVREN ile/||/<> KAPALI EVREN
( Düz evren Öklid geometrisi İLE kapalı evren pozitif eğrilik gösterir. Düz evren sonsuz genişleme İLE kapalı evren büzülmeye döner. Gözlemler evren düz İLE kritik yoğunluktadır. )
- DÜZ KANATLILAR ile/||/<> DÜZ KANATLILAR
( orthos düz pteryx kanat Eklem bacaklılar Arhtropoda dalının böcekler Insecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından öndeki kanat çifti dar arkadakiler geniş ve zar gibi ağız parçaları çiğnemeye elverişli karada yaşayan ve sıcağı seven etçil ya da otçul yan başkalaşım gösteren bir takım Cırcır böceği Gryllus campestris danaburnu Gryllotalpha gryllotalpha peygamberdevesi Mantis religiosa kulağakaçan Forficula auricularia ekin çekirgesi Acrida bicolor yeşil çekirge Locusta viridisima Afrika göçmen çekirgesi L migratoria İtalyan çekirgesi Calyptamus italicus Mısır çekirgesi Anacridium aegypteum sopa çekirgesi Dixipus morosus iyi bilinen türleridir Çekirgeler Eklembacaklılar Artropoda şubesinin böcekler İnsecta sınıfının kanatlılar Pterygota alt sınıfından öndeki kanat çifti dar arkadakiler geniş ve zar gibi ağız parçaları çiğnemeye elverişli yarı başkalaşım gösteren bir takım )
( GRASSHOPPERS AND COCKROACHES )
( ORTHOPTÈRES )
( GERALDFLÜGLER )
( ORTHOPTERA )
- DÜZ KAS ile/||/<> ÇİZGİLİ KAS
( Düz istemsiz tek çekirdek, çizgili çok çekirdek sarkomere. )
( Formül: Smooth İLE striated )
- DÜZE | DOZ ile/||/<> DOZ ile/||/<> DOZ[Fr. < DOSE]
( Bir defada verilen ilaç miktarı İstenilen etkiyi oluşturan ilaç miktarı )
( DOSE )
( DOSE )
- DÜZELTME ile/ve/değil/<>/> GELİŞTİRME
- DÜZEN ile/ve DENGE ile/ve UYUM
( Düzenli bir hayat yaşayın ama onu kendi içinde bir amaç haline getirmeyin. )
( SETTING/ORDER/REGULARITY vs. BALANCE
Live an orderly life, but don't make it a goal by itself. )
- DÜZEN ile/ve "DÜZENSİZ" DÜZEN
- DÜZEN ile/>< DÜZENSİZLİK
( KOZMOS ile/>< KAOS )
( Düzen, düzensizliğin anlaşılması ile oluş(turul)ur. )
- DÜZEN ile/ve/||/<>/> DÜZEY
- DÜZEN ve/<> GÜZELLİK ve/<> UYUM
( ORDER and/<> BEAUTY and/<> HARMONY )
- DÜZEN = NİZAM = ORDER[İng.] = ORDRE[Fr.] = ORDNUNG[Alm.] = ORDEN[İsp.] = ORDO[Lat.]
- DÜZEN ve/||/<>/>/< SÜKÛNET
- DÜZENLEYİCİ KAVRAMLAR ile/ve/<> VAROLUŞSAL KAVRAMLAR
( ORGANIZER/REGULATOR CONCEPTS vs./and/<> ONTOLOGICAL CONCEPTS )
- DÜZENLİLİK ile/ve/<> BÜTÜNLÜLÜK
- DÜZEN/Lİ/LİK ile/ve/değil DÖNGÜ/SEL/LİK
- DÜZENSİZLİK İÇİNDE/Kİ DÜZEN ile/ve DÜZEN İÇİNDE/Kİ DÜZENSİZLİK
( REGULARITY IN DISORDER vs./and DISORDER IN REGULARITY )
- DÜZENSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÇÜLEMEZLİK/HESAPLANAMAZLIK
- DÜZGÜN ÇOKGEN ile/||/<> YILDIZ ÇOKGEN
( Düzgün çokgen dışbükey tüm kenarlar eşit, yıldız çokgen içbükey yıldız şeklinde )
( Formül: İç açı = (n-2)180°/n (düzgün) İLE {n/k} notasyonu (yıldız) )
- DÜZGÜN DAİRESEL HAREKET ile DÜZGÜN DOĞRUSAL HAREKET
( Açısal hızın sabit kaldığı hareket. İLE Hız vektörünün yön ve büyüklüğünün doğru boyunca değişmediği [sabit kaldığı] hareket. )
( UNIFORM CIRCULAR MOTION vs. UNIFORM LINEAR MOTION )
( LE MOUVEMENT CIRCULAIRE UNIFORME avec LE MOUVEMENT lINÉAIRE UNIFORME )
( GLEICHFÖRMIGE KREISBEWEGUNG mit GLEICHFÖRMIGE LINEARBEWEGUNG )
- DÜZGÜN SÜREKLİLİK ile/||/<> NOKTASAL SÜREKLİLİK
( Düzgün süreklilik global İLE noktasal süreklilik yerel özellik )
( Formül: ∀ε>0 ∃δ>0 ∀x iley: |x-y|<δ ⇒ |f(x)-f(y)|<ε )
- DÜZGÜNEŞ, ORHAN PROF. DR. (SARIYER/RUMELİKAVAĞI, (1917 - 1996) :
( Bilim adamı. İlkokulu Gerede'de (1928), Liseyi Kastamonu'da (1934), üniversiteyi de Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde okudu (1938). Askerlik hizmetini yedek subay olarak yaptıktan sonra A.Ü. Ziraat Fakültesine asistan oldu (1940). İkinci kez askere alındı ve 1942'de yeniden fakülteye döndü. Okuduğu bütün okulları birincilikle bitirdi. 1946'da ABD. Kaliforniya Üniversitesine gönderildi. 1950 yılına kadar burada kaldı ve genetik, biyometri ve hayvan ıslahı konularında ihtisas yaptı. 1951'de doçent, 1957'de profesör oldu. Ziraat Fakültesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Harp Okulu ve Gülhane Askeri Tıp Akademisinde genetik ve istatistik dersleri okuttu. Ayrıca Ankara, İzmir ve Erzurum Ziraat Fakültelerinde genetik ve biyometri dersleri verdi. TÜBİTAK'ta 7 yıl süre ile Veteriner ve Hayvancılık Grubu üyeliği yaptı. 1986'da TÜBİTAK Hizmet Ödülünü aldı. 1968'de yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanlığı, 1965 yılında Türk Mühendisleri Oda Başkanlığı, Ülkücü Öğretmen ve Öğretim Üyeleri Derneği Genel başkanlığı, Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği ve Vakıf Genel Başkanlığı, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü, Ankara Türk Ocağı Şube Başkanlığı ve 20 yıl süre ile Türk Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. Hayvancılık dalında verdiği hizmetler nedeni ile 50. Yıl Ödülüne layık görüldü. Mesleki çalışmalarının arasında ders kitaplarından başka dış ülkelerde yayınlanan makale ve raporları bulunuyor. )
- DALGALAR:
DÜZLEMSEL ile/ve/||/<> AKIŞKAN ile/ve/||/<> RAYLEIGH YÜZEY ile/ve/||/<> ENİNE
(
)
- DYSBIOSIS ile/||/<> EUBIOSIS ile/||/<> RESILIENCE
( Mikrobiyal topluluk sağlığı. )
( Formül: Shannon çeşitlilik )
- E. COLİ NİSSLE 1917 ile/||/<> PATOJENİK E. COLİ
( E. coli Nissle 1917 probiyotik bir suş İLE patojenik E. coli hastalık yapıcıdır. Nissle 1917 bağırsak sağlığını korur İLE patojenik suşlar enfeksiyona neden olur. )
( Alfred Nissle tarafından 1917 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1874-1965) (Ülke: Almanya) (Alan: Mikrobiyoloji) (Önemli katkıları: Escherichia coli Nissle 1917 suşunu keşfetti, probiyotik tedavi) )
- E = mc²
( Enerji = Kütle[m] - Işık hızı[c]'nın karesi [3 x 1010 cm s-1] )
- E1 ELİMİNASYON ile/||/<> E2 ELİMİNASYON
( E1 karbokasyon ara ürünlü, E2 eşzamanlı anti-periplanar )
( Formül: E1: v = k[RX] İLE E2: v = k[RX][B⁻] )
- E1 ile/||/<> E2
( E1 iki basamaklı İLE E2 tek basamaklı eliminasyondur )
( Formül: Karbkatyon İLE uyumlu )
- EBAD-I SELÂSE ile/değil/yerine/= ÜÇ BOYUT
- EBEDÎ/İLÂ NİHÂYE[Ar.] ile/değil/yerine/= SONSUZ/UÇSUZ
- EBEDİYETE İNTİKAL[Ar.] ETMEK ile/değil/yerine/= SONSUZLUĞA GÖÇ ETMEK
- EBOB ile/||/<> EKOK
( EBOB en büyük ortak bölen İLE EKOK en küçük ortak kattır )
( Formül: GCD İLE LCM )
- EBOB ile/||/<> EKOK
( En büyük ortak bölen ve en küçük ortak kat. )
( Formül: gcd(a ileb) × lcm(a ileb) = ab )
- ECDYSOZOA ile/||/<> LOPHOTROCHOZOA
( Ecdysozoa kabuk değiştirme İLE lophotrochozoa trokofon larva. )
( Formül: Molting İLE trochophore )
- ECEL[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖLÜNÇ
- ECİŞ-BÜCÜŞ ile/||/<> ÇARPIK ÇURPUK ile/||/<> EĞRİ BÜĞRÜ/İVİCAÇLI
( Hiçbir yeri düzgün olmayan, çirkin bir biçim almış bulunan. @@ Eğri büğrü. @@ Değersiz. )
- ECLIPTIC PLANE and TILT
( %23,5 and % 22 - 24,5 )
- ECONOMETRICS ile/||/<> PURE ECONOMICS
( Econometrics istatistiksel yöntemlerle ekonomik verileri analiz ederken İLE pure economics kuramk ekonomik modeller geliştirir )
( Formül: Regression analysis )
- ECRÂM ve/<> ECSÂM
( Cirim. VE/<> Cisim. )
( Uzayda.VE/<> Dünyada. )
( Ay üstü. VE/<> Ay altı. )
( 4 öğeden/unsurdan oluşmayan. VE/<> 4 öğeden/unsurdan oluşan. )
( Güneş. VE/<> Madde. )
- EDGE ile/ve/||/<> FRINGE
( Eşik. İLE/VE/||/<> [Kuantum] Işık/parçacık yansımalarının arasındaki [0 | arasındaki] eşik. )
- EDİLGEN ile/ve/değil/||/<>/< ETKİN OL(A)MAYAN
- EDİMSELLİK:
DOĞADA ve/||/<>/> TİNDE
( İkisinde de kuvvettir. )
- EDİZ ile EDİZ TAG ile EDİZ YER ile EDİZLİK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Herhangi bir şeyin yükselmiş durumu. İLE Aşılamayan dağ. İLE Yüksek yer. [Yüksek başka bir şey için de kullanılabilir.] İLE Yükselti, yükseklik. )
- EDÜCCACE | KUĞU ile/||/<> KUĞU
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
( CYGNUS, CYG (CYGNI), SWAN )
( CYGNE )
( SCHWAN )
( CYGNUS )
- EFENDİSİ ve/||/<>/< KÖLESİ
( Bilginin. VE/||/<>/< Çalışmanın. )
- EFSANE[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜZELLEME
- EĞİLİMLİ ile/değil EĞİMLİ
- EĞİM ile EĞİN
( Eğilmiş olma durumu. | Bir yüzeyin, yatay düzleme doğru eğilmesi, eğiklik. İLE Arka, sırt. | Gövde. | Boy bos, endam. )
- EĞİM ile YÜKSEKLİK/RAKIM
- EĞİTİM > ÖZGÜVEN ve/||/<>/> ÖZGÜVEN > ÜMİT ve/||/<>/> ÜMİT > BARIŞ
- EĞRİLİK ile/||/<> BURULMA ile/||/<> FRENET
( Uzayda eğrilerin karakteristikleri. )
( Formül: κ = |r' × r'|/|r'|³ )
- EGRİM ile
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Girdap, suyun toplandığı yer. )
- EGZOMORFİZM[Fr. < EXOMORPHISME] ile/değil/yerine/=/||/<> DIŞ BAŞKALAŞIM
- EHEMMİYET[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNEM, DEĞERLİLİK
- EİGENVALUE ile/||/<> EİGENVECTOR
( Eigenvalue skaler λ İLE eigenvector yön koruyan v. )
( Formül: Av = λv )
- EK ile/ve/<> ÖRNEK
- EKİM ile EKİN[Oğuz] ile EKİNÇ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Bir kerede ekilecek büyüklükte olan yer. İLE Ekilmiş toprak. İLE Herhangi bir şey sayılırken ikinci olan. )
- EKİM ile/ve/||/<>/> KIRLANGIÇ DÖNÜMÜ
( Yılın onuncu ayı. İLE/VE/||/<>/> Ekim ayının ilk günleri. )
- EKİN/KÜLTÜR = İKİNCİ/L DOĞA
- EKİNOKOK ile/ve/<> HİDATİT[Fr. < Yun.]
( ... İLE/VE/<> Çoğu memelinin ve kişinin karaciğerinde gelişen, ekinokok tenyasının larvası. )
- EKİNOKS/EQUINOX ile/değil/yerine/= ILIM, GÜN TÜN EŞİTLİĞİ
- EKİNOKS[Fr. < ÉQUINOXE] ile/değil/yerine/=/||/<> GÜN TÜN EŞİTLİĞİ (İLKBAHAR EKİNOKSU, SONBAHAR EKİNOKSU)
- EKİNOKS ile EKİNOKS
( Gece ile gündüzün eşit olduğu gün. İLE Evliyaotu, korunga. )
- EKİP, TİM | TAKIM ile/||/<> TAKIM
( Sinema 1 Bir film çeviriminde görüntüleri saptama aydınlatma ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en ufak uygulamanlar topluluğu TV 2 Bir televizyon yayınını özellikle dışarıda canlı yayını gerçekleştiren en ufak uygulamanlar topluluğu En az üç en çok dört asıl ve bir yedek yarışmacıdan oluşan aynı kuruluşa bağlı kılıçoyuncuları grubu ayaktopu takımı düzüm 1 küme 2 öğeleri birer küme olan küme Yeniçeri ocağı saray vb örgütlerde hizmet gören topluluklar kapıcılar takımı cellâtlar takımı sucular takımı cebeciler takımı gibi Aynı kuruluşa bağlı yarışçılar grubu Dizil ya da koşut bağlanan birden çok üreteç ya da aracın oluşturduğu küme Bir alan araştırması ya da bir izlencenin çeşitli aşamalarında değişik işlevler üstlenmiş ve eşgüdümle çalışan işmen kümesi 1 genel uygulayım İşleyim uygulayım onarım vb işlemlerde kullanılan araç gereçler 2 mekanik Bir makine aygıt vb kuran parçaların yerini tutan bu parçalar gibi çalıştırmayı sağlayan araç gereç 3 kimya elektrik Akım sağlamaya yarayan pil akımsaklar vb gereçlerin oluşturduğu birim karşılık ordo Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup yakın benzerlikler gösteren organizmaların meydana getirdiği birliklerdir Familya ve sınıf arasında bulunur botanik Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan familya ve sınıf arasında bulunan yakın benzerlik gösteren organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik Ordo İsim ve Sıfat takımı Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan familya ve sınıf arasında bulunan yakın benzerlik gösteren organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik ordo Canlıların sınıflandırmasında kullanılan aile ve sınıf arasında bulunan yakın benzerlik gösteren organizmaların oluşturduğu taksonomik birlik )
( L.UNIT, FILM UNIT (CREW), CREW, TEAM, 2. UNIT, CREW, TEAM | TEAM | FAMILY | BATTERY | 1,2- TOOL, UTENSIL; 3- BATTERY | ORDER | SET | ORDER )
( ÉQUIPE, PERSONNEL, "TEAM" | ÉQUIPE | FAMILLE | ÉQUIPÉ | 1, 2- OUTIL, USTENSILE; 3- BATTERIE | ORDRE | GROUPE DÉTERMINATIF )
( 1. AUFNAHMEGRUPPE, FILMGRUPPE, AUFNAHMESTAB, STAB, PERSONENGRUPPE, 2. AUFNAHMEGRUPPE, AUFNAHMESTAB, STAB, TEAM | FAMILIE, SCHAR | BATETERIE | ORDNUNG )
( FAMILIA | ORDNUNG | ORDO: TAKIM | ORDO )
- EKİP ve/||/<>/> BİÇMEK
- EKİZDE/FOTOĞRAFTA:
ANALEMMA ile/ve/||/<> TUTULEMMA
( Bir gök cisminin bir başka gök cisminden gözlendiği zaman, gökküre üzerinde günün belirli bir anındaki ortalama konumuna göre yıl içindeki hareketini gösteren eğridir. Bir analemma fotoğrafı, yıl içinde farklı günlerde hep aynı saatte güneşin fotoğrafını çekerek elde edilebilir. İLE/VE/||/<> Analemma'nın güneş tutulması içereni. )
- EKLEM BACAKLILAR ile/||/<> EKLEM BACAKLILAR
( arthron eklem pous ayak Sölomlu hayvanların birincil ağızlılar Protostomia filumundan vücutları baş göğüs ve karın olmak üzere üç bölgeye ayrılmış her bölge çeşitli sayıda bölütlerden oluşan bölütlere bağlı olan ekstremiteler de daima eklemli parçalardan yapılmış olan kan birincil ve ikincil karın boşluklarının birleşmesinden meydana gelen genel bir vücut boşluğu ya da kan boşluğu hemosöl içinde dolaşan derileri zaman zaman atılan kitin bir örtü ile kaplı olan petek gözleri gelişmiş ayrı eşeyli kara su ve havada yaşayan bir milyon kadar türü bulunan ilkel eklem bacaklılar Malacopoda ve gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda olmak üzere iki alt dala ayrılan geniş bir dal Sölomlu hayvanların birincil ağızlılar Protostomia filumundan vücutları baş göğüs ve karın olmak üzere üç bölgeye ayrılmış her bölge çeşitli sayıda bölütlerden oluşan bölütlere bağlı olan ekstremiteler daima eklemli parçalardan yapılmış olan kan birincil ve ikincil karın boşluklarının birleşmesinden meydana gelen genel bir vücut boşluğu ya da kan boşluğu hemosöl içinde dolaşan derileri zaman zaman atılan kitin bir örtüyle kaplı olan petek gözleri gelişmiş ayrı eşeyli kara su ve havada yaşayan bir milyon kadar türü bulanan ilkel eklem bacaklılar Malacopoda ve gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda olmak üzere iki alt dala ayrılan geniş bir şube Hayvanlar aleminin Artropoda şubesinde bulunan sinek arahnid ve kabukluları içeren birçok türü insan ve hayvanlarda parazitlenen ya da insan ve hayvanlarda önemli hastalıklara neden olan organizmalara taşıyıcılık yapan zoolojik grup Bu gruptaki canlılar sölomlu hayvanların birincil ağızlılar Protostomia filumundan vücutları baş göğüs ve karın olmak üzere üç bölgeye ayrılmış her bölge çeşitli sayıda bölütten oluşan bölütlere bağlı ekstremitelerde daima eklemli parçalardan yapılmış olan derileri zaman zaman atılan bir kitinle örtülü olan petek gözleri gelişmiş ayrı eşeyli kara su ve havada yaşayan bir milyon kadar türü bulunan ilkel eklem bacaklılar Malacopoda ve gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda olmak üzere iki alt dala ayrılmaktadır artropod Arthropoda )
( ARTHROPODS | ARTHROPODS, ARTHROPOD )
( ARTHROPODES )
( GLIEDERFÜSSER )
( ARTHROPODA )
- EKLEME[İng. SPLICING] ile/||/<> ABELL KATALOĞU[İng. ABELL CATALOGUE] ile/||/<> BÖLGEYE ÖZGÜ MUTAGENEZ[İng. SITE-DIRECTED MUTAGENESIS] ile/||/<> H MADDESİ[İng. H SUBSTANCE] ile/||/<> KARNİTİN[İng. CARNITINE]
( Öncül mRNA'dan intronların atıldığı ve transkripsiyon sonrası düzenlemeler ile egzonların birbirlerine bağlandıkları sürecin adıdır. @@ 1958 yılında Amerikalı astronom George Ogden Abell tarafından yayınlanan ve 2712 gökada kümesini içeren bir gökadalar kataloğudur. Bir kümenin bu kataloğa eklenmesi için; içinde en az 50 gökada bulundurması ve Abell yarıçapı olarak adlandırılan bölge içinde bulunacak kadar düzenli olmaları gibi belirli kriterleri karşılaması gerekmektedir. Daha tutarlı bir hata payı elde edebilmek için bu kriterler daima uygulanmamıştır. Örneğin, kataloğa yapılan son eklemelerde üye sayısı 50'nin altında pek çok küme bulunmaktadır. @@ Belirli bir gende spesifik silinmeleri, eklemeleri ya da yer değiştirmeleri in vitro biçimde oluşturmak için rekombinant DNA teknolojisinin kullanımıdır. Bu teknik sayesinde herhangi bir konumda istenen herhangi bir amino aside sahip olan proteinlerin üretimi sağlanır. @@ Kırmızı kan gözelerinin yüzeyinde bulunan, A ve/veya B antijenlerinin eklenebildiği karbonhidrat yapı. Bir ekleme yapılmaması halinde kan öbeği O olur. @@ Karnitin; neredeyse tüm canlılarda var olan, biyoyararlanım açısından %10'u geçmeyen, suda kolay çözünen, oda sıcaklığında renksiz ve beyaz bir toz hâlinde bulunan bir amonyum bileşiğidir. Yağ asitlerini enerjiye dönüştürmek için oksitlenmek üzere mitokondriye taşımakta, metabolik atıkları gözelerden uzaklaştırmakta ve enerji metabolizmasını desteklemekte önemli bir role sahiptir. Toksisitesi düşüktür ve suda çözünürlüğü yüksek bir dipolar iyondur. Karnitin iki hâlden biri olarak bulunur: D-Karnitin ve L-Karnitin. Her iki form da canlılar üzerinde aktif role sahiptir ancak sadece L-Karnitin hayvanlarda doğal olarak bulunur. D-Karnitin, L-Karnitin’in aktivitesini inhibe ettiği için toksik etkiye sahiptir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EKLENEBİLİR/LİK ile/ve/değil/||/<> EKLEMLENEBİLİR/LİK
- EKLİPTİK[Fr. < ÉCLIPTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TUTULUM (EKLİPTİK DÜZLEM)
- EKLİPTİK[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= TUTULUM
( Bir yıl boyunca, Güneş'in, gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire. )
- EKMEK ile EKMEK
( Undan yapılan yiyecek. İLE Bir tohumu/bitkiyi toprağa gömmek/dikmek. )
- EKMEK ve/||/<> SU
( Elden. @@ Gölden. )
- EKO DÜZEN HİZMETLERİ ile BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK
( İnsana yarar sağlayan ekodüzen işlevleri.[su temizleme, hava kirliliğini azaltma] İLE Dünyadaki tüm canlı türlerinin çeşitliliği. )
- EKOKÖYLERDE...
( Dünyanın En Güzel Ekoköyleri... )
- EKOLOJİ[İng. ECOLOGY] ile/||/<> ARDILLIK[İng. SUCCESSION] ile/||/<> BEİJERİNCK PRENSİBİ[İng. BEIJERINCK PRINCIPLE] ile/||/<> BİEJERNİK PRENSİBİ[İng. BIEJERNIK'S PRINCIPLE] ile/||/<> ÇEVREBİLİM[İng. ECOLOGY]
( Canlı varlıkları yaşadıkları doğal ortamla ilişkileri (toprağın fiziksel kimyasal etmenleri, iklim, barınakların topografyası ve görünüşü, hayvan ve bitki rekabeti) bakımından inceleyen bilimdir. Bunun yanı sıra sosyolojide ve psikolojide de insanların toplumsal ve kültürel çevreleriyle bağlantılarını incelenmesinde de ekolojiye yer verilmiştir. @@ Ortamdan (canlı yaşamayan alan) çevreye (canlıların yaşayabildiği alan) dönüşen bir alandaki bitki örtüsünün, ortamın ekolojik koşullarının değişmesiyle sıralı değişimidir. Süksesyon olarak da isimlendirilir. @@ Mikrobiyolog Martinus Beijerinck tarafından öne sürülen bir prensiptir. Mikrobiyal ekoloji üzerinde çalışan Beiderinck'e göre her şey her yerdedir; çevre seçer. Yani seçilim sadece makro düzeyde değil mikro düzeyde de geçerlidir. @@ Biejernik'in mikrobiyel ekoloji prensibi de denir Her şey her yerdedir, çevre seçer. @@ Canlı varlıkları yaşadıkları doğal ortamla ilişkileri (toprağın fiziksel kimyasal etmenleri, iklim, barınakların topografyası ve görünüşü, hayvan ve bitki rekabeti) bakımından inceleyen bilimdir. Bunun yanı sıra sosyolojide ve psikolojide de insanların toplumsal ve kültürel çevreleriyle bağlantılarını incelenmesinde de ekolojiye yer verilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EKOLOJİ/EKOLOG ile/değil/yerine/= ÇEVREBİLİMCİ
- EKOLOJİ ile ÇEVRE
( Canlıların birbiriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı. İLE Bir canlının yaşadığı ve gereksinim duyduğu tüm çevresel koşulların bütünüdür. )
( ECOLOGY vs. ENVIRONMENT )
- EKOLOJİ ile POPÜLASYON EKOLOJİSİ
( Canlıların birbiriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı. İLE Belirli bir bölgedeki bir popülasyonun dinamiklerini inceleyen bir alt dal. )
- EKOLOJİ ile/||/<> TERİM
( Ekoloji terimini ilk kullanan )
( Ernst Haeckel tarafından 1866 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1834-1919) (Ülke: Almanya) (Alan: Zooloji) (Önemli katkıları: Ekoloji terimi, biyogenetik yasa) )
- EKOLOJİK FAKTÖR ile/değil/yerine/= ÇEVRESEL ETMEN/ETKEN
- EKOLOJİK SÜKSESYON ile/||/<> KLİMAKS TOPLUM
( Süksesyon zaman değişimi, klimaks son aşama. )
( Formül: Dinamik İLE stabil )
- EKONOMİ ile/||/<> TOPLUM
( İktisadi döngüler ve toplumsal değişim kuramı )
( İbn Haldun tarafından 1377 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1332-1406) (Ülke: Tunus) (Önemli katkıları: Mukaddime, tarih felsefesi, sosyoloji) )
- EKOSİSTEM ile/||/<> BİYOM
( Ekosistem yerel canlı-çevre İLE biyom geniş iklim bölgesi. )
( Formül: Lokal İLE küresel )
- EKOSİSTEM ile/||/<> EKOSİSTEM[Fr. < ECOSYSTÈME]
( Bir alandaki canlı birliklerin ve cansız varlıkların hepsinin birden oluşturduğu sistem Doğadaki canlı ve cansız varlıkların karşılıklı etkileşim bağlarıyla oluşturdukları sistem Bir alandaki canlı ve cansız varlıkların hepsinin birlikte oluşturduğu sistem )
( ECOSYSTEM, ECOLOGICAL SYSTEM | ECOSYSTEM | HABITAT )
( ÉCOSYSTÈME, SYSTÈME ÉCOLOGIQUE | ECOSYSTÈME | HABITAT )
( ÖKOSYSTEM, ÖKOLOGISCHES SYSTEM | HABITAT )
( ECOSISTEMA )
( ΟΙΚΟΣΎΣΤΗΜΑ / οικοσύστημα )
- EKOSİSTEM ile/||/<> HABİTAT
( Ekosistem canlı-cansız bütünü İLE habitat yaşam alanıdır )
( Formül: Orman ekosistemi İLE ağaç kovuğu )
( Jacques Charles tarafından 1859 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1809-1882) (Ülke: İngiltere) (Alan: Biyoloji) (Önemli katkıları: Evrim teorisi, doğal seçilim) )
- EKOTON ile/||/<> EKOKLİM
( Ekoton geçiş bölgesi İLE ekoklim yerel iklimdir )
( Formül: Sınır İLE mikroiklim )
- EKSEN[İng. AXIS] ile/||/<> CORİOLİS KUVVETİ[İng. CORIOLIS FORCE] ile/||/<> SEGMENTASYON (BÖLÜTLENME)[İng. SEGMENTATION] ile/||/<> TORK[İng. TORQUE] ile/||/<> UYUMLULUK SAHASI[İng. FITNESS LANDSCAPE]
( Bir cismin etrafında döndüğü çizgi, bir tekerlek üzerinde eksen düz olarak merkezden geçer ve her iki tarafta da çıkıntı yapar. Matematikte, bir eksen bir grafiğin dikey ve yatay bölümlerini oluşturan çizgidir; grafiğin anlamını ve ölçü birimlerini ifade eder. @@ Dünyanın kendi eksenindeki dönüşünden kaynaklanan bir kuvvettir. Bu kuvvet, havaya atılan bir futbol topu ya da havada esen rüzgarlar gibi hareketli nesneleri Kuzey Yarımküre'de sağa ve Güney Yarımküre'de sola kaydırır. @@ Hayvan gövdesinin uzunlamasına olan ekseni boyunca aynı organ ya da oluşumların dizi halinde yinelenmesidir. Bu vücut planına sahip canlılarda, birbirini tekrar eden kısımlar, bölütler evrimleşmiştir. Annelidler başta olmak üzere çok sayıda öbeğin özelliğidir. @@ Kuvvetin bir cismi bir eksen etrafındaki döndürme etkisidir. Tork dönme momenti ya da kuvvet momenti olarak da bilinir. Tork Yunan alfabesindeki tau (τττ) harfi ile gösterilir, vektörel ve türetilmiş bir büyüklüktür. Torkun birimi N.m'dir ve matematiksel olarak şöyle gösterilir: @@ Sewall Wright (1931) tarafından ortaya atılan bu kavram, uyarlanmış bireylerin oluşturduğu bir evrim "uzayını" ifade eder. Bir popülasyonun üyeleri arasında uyumluluk farklarını gösterebilmek amacıyla, "uyumluluk sahası" grafiği kullanılır. Genotip ile üreme başarısı arasındaki ilişkiyi görselleştirmek için kullanılan grafikte, düşey eksen uyumluluk başarısını (fitness) gösterir. Ne kadar yüksek olursa o kadar iyidir. Enlem ve boylamsa bireysel tasarımın bazı etmenlerini ele alır. Her çubuk farklı bir genotiptir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EKSEN ile GÖKEKSENİ
( ... İLE İki ucu, sonsuza uzatılmış olarak düşünülen yer ekseni. | Günlük devinmede, yıldızların çevresindeki eksen. )
- EKSEN/MİHVER[Ar. çoğ. MAHÂVİR] ile/<> ORTAY
( Bir cismi, iki eşit parçaya bölen, gerçek ya da sanal çizgi. | Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. | Dingil. İLE/<> [mat.] Bir düzlem biçimin aynı yöndeki koşut tüm kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. | Bir uzayı, bir yüzeyi, iki eşit parçaya bölen çizgi/düzlem. )
( MİHVER ile/<> ... )
- EKSİ SONSUZ ile/ve/>< ARTI SONSUZ
- EKSİBE[Ar.] ile/değil/yerine/= KUMUL
- EKSİBE[Ar. < EKS̱İBE] ile/değil/yerine/=/||/<> KUMUL
- EKSİK NEDEN ile/ve HAZIRLAYICI NEDEN
- EKSİKLERİ/Nİ TAMAMLAMAK ile/ve/değil/||/<> FAZLALIKLARI/NI ATMAK
- EKSİK/LİK ile/değil/yerine FARKLI/LIK
- EKSİK/LİK ile/ve/değil/yerine ÖRTÜK/LÜK
- EKSİKLİK ile/ve/||/<> TAMAMLANAMAZLIK
- EKSİKSİZLİK = PERFECTION[İng., Fr.] = VOLLKOMMENHEIT[Alm.] = PERFECTIO[Lat.]
- EKTODERM ile/||/<> ENDODERM
( Ektoderm dış tabaka-sinir/deri İLE endoderm iç tabaka-sindirim/solunum )
( Formül: Epidermis İLE sinir (ekto) İLE Karaciğer İLE akciğer (endo) )
- EKTODERM ile/||/<> MEZODERM ile/||/<> ENDODERM
( Üç temel embriyonik tabaka. )
( Formül: Triploblastik = 3 tabaka )
- EKTODERMA ile/||/<> ENTODERMA
( Ektoderma dış yaprak sinir İLE entoderma iç yaprak sindirim. )
( Formül: Gastrula katmanları )
- EKVADOR:
KIYI ve/<> ANDLAR ve/<> AMAZONLAR
( Ekvador, Sahil bölümü, And Platosu ve Amazonlar olmak üzere üç doğal coğrafi bölgede oluşmuş bir ülkedir. )
- EKVADOR ile/ve/<> GALAPAGOS ADALARI
( ... İLE/VE/<> Ekvador'un yaklaşık 1000 km. açığında, Büyük Okyanus'tadır. )
( ... İLE/VE/<> Rastgele serpiştirilmiş gibi duran ve irili ufaklı, 42 adadan oluşmaktadır. En büyük adası Isabela, en küçük adası ise Plazasur'dur.[13 km²] )
( ... İLE/VE/<> Ekvador Cumhuriyeti'nin bir ilini oluşturmaktadır.[Yönetim merkezi, San Cristobal adasında yer alan Puerto Baquerizo'dur.] )
( ... İLE/VE/<> İspanyolca'da, Kaplumbağa anlamına gelmektedir. )
( ... İLE/VE/<> Adaların tamamı volkaniktir. En büyüğü olan Isabella üzerinde, 2000'den fazla sönmüş yanardağ bulunmaktadır. Ferdinanda adasında, 1977'den beri 53 adet volkanik patlama tespit edilmiştir. )
( ... İLE/VE/<> Jeolojik yaşları, 70.000 - 3 milyon yıl arasında değişmektedir.[Daha genç olanlarda, toprak rengi daha koyudur.] )
( ... İLE/VE/<> 1535 yılında, Panama Psikoposu Thomas de Berlanga tarafından, yollarını kaybederek tesadüfen keşfedilmiştir. Daha sonra unutularak korsanların ve ne yazık ki, balina avcılarının barınağı olmuş. 1932 yılında ise Albay Hernandez komutasındaki bir Ekvador Birliği, adaları, Ekvador topraklarına katmıştır. 1959 yılında ise, ulusal parka dönüştürülmüştür. )
( ... İLE/VE/<> Kuzey ve Güney'inde farklı iklimler sürmektedir. )
( ... İLE/VE/<> Etobur yırtıcı hayvan bulunmadığında, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan türler, bugüne kadar bu coğrafyada yaşamını sürdürmüştür. Hiçbiri, insanı düşman olarak algılamamakta ve insandan korkmamaktadır. )
( ... İLE/VE/<> İnsan yerleşimi, tüm adaların yüzölçümünün sadece %4'ü ile sınırlıdır.[Adaya giden turistler, ya 8 - 100 yolcu alabilen 80 gemiden birine binip 5 - 7 günlük adalar turuna çıkmaktadır ya da Santa Cruz adasındaki turistik merkez Puerto Ayora liman kentinde kalıp günlük turlara katılabilmektedir.] )
( ... İLE/VE/<> Charles Darwin, bilimsel araştırma ve gözlemlerini bu adalardan bazılarında yapmıştır. )
( ... İLE/VE/<> Soğuk suları, mercan oluşumuna izin vermemektedir ve çok zengin bir dirimsel[biyolojik] çeşitlilik bulunmamaktadır. )
( ECUADOR cont/et/<> GALAPAGOS[Tr. Kaplumbağa] )
- EKZOKRİN ile/||/<> ENDOKRİN
( Ekzokrin bezler kanallarla İLE endokrin bezler doğrudan kana salgı yapar )
( Bernard tarafından 1855 yılında keşfedildi/formüle edildi. (Ülke: Bilinmiyor) (Alan: biyoloji) )
- EKZON ile/||/<> İNTRON
( Kodlayan. İLE/||/<> Kodlamayan. [DNA parçası, splicing] )
( Formül: Expressed İLE intervening
mRNA kalır. İLE Çıkarılır. )
- EKZON ile/||/<> İNTRON ile/||/<> UTR
( Ökaryotik genlerin yapısal bölümleri. )
( Formül: Pre-mRNA → mRNA )
- EKZOTERMİK REAKSİYON[İng. EXOTHERMIC REACTION] ile/||/<> ENDOTERMİK REAKSİYON[İng. ENDOTHERMIC REACTION]
( Çevresi ısınırken sistemin soğuduğu tepkimelere verilen addır. Bu tepkimelerde sistem çevreye ısı vermektedir. Bu sebeple ekzotermik reaksiyona ısıveren reaksiyon da denmektedir. Ekzotermik reaksiyona yanma ve suyun güçlü asitlerle karıştırılması örnek verilebilir. Ekzotermik reaksiyonun tam tersi endotermik reaksiyondur. @@ Çevresi soğurken sistemin ısındığı tepkimelere verilen addır. Bu tepkimelerde sistem çevreden ısı almaktadır. Bu sebeple endotermik reaksiyona ısıalan reaksiyon da denmektedir. Endotermik reaksiyona buzun erimesi ve yağmur yağması örnek verilebilir. Endotermik reaksiyonun tam tersi ekzotermik reaksiyondur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EKZOTERMİK ile/||/<> EKZOTERMİK[Fr. < EXOTHERMIQUE]
( exo dışa doğru therme sıcaklık Enerjinin sıcaklık olarak çıktığı kimyasal reaksiyon Isı veren )
( EXOTHERMIC )
( EXOTHERMIQUE )
( EXOTHERMISCH )
- EKZOTERMİK ile/||/<> ENDOTERMİK
( Ekzotermik ısı verir İLE endotermik ısı alır )
( Formül: ΔH < 0 → Ekzotermik\nΔH > 0 → Endotermik\nΔG < 0 → Kendiliğinden )
- EL-KOL (HAREKETİ)
- EL NİNO ile/ve/||/<> LA NİNA
- el-AN[Ar.] ile/ve/||/<>/> el-AN KEMÂKÂN
( Şu anda bile. İLE/VE/||/<>/> Eskiden olduğu gibi. )
- ELASTİK ÇARPIŞMA ile/||/<> ESNEK OLMAYAN ÇARPIŞMA
( Hem momentumun hem kinetik enerjinin korunduğu çarpışmadır; cisimler çarpışıp ayrılır, deformasyon ve ısı kaybı yoktur. Bilardo topları ve gaz molekülleri buna yakındır. @@ Momentumun korunduğu ama kinetik enerjinin bir bölümünün ısıya, sese ya da deformasyona dönüştüğü çarpışmadır; tam olanında cisimler yapışıp birlikte hareket eder. Çamurun duvara yapışması örnektir; gerçek çarpışmaların çoğu ikincisine yakındır. )
( Formül: ΣKEönce=ΣKEsonra ~ kayıp )
- ELASTİK ÇARPIŞMA ile/||/<> PLASTİK ÇARPIŞMA
( Elastik çarpışmada kinetik enerji korunur, plastik çarpışmada korunmaz )
( Formül: ΣKE_önce = ΣKE_sonra (elastik) İLE ΣKE_önce > ΣKE_sonra (plastik) )
- ELASTİK DEFORMASYON ile/||/<> PLASTİK DEFORMASYON
( Elastik geri döner Hooke, plastik kalıcıdır. )
( Formül: σ = Eε İLE kalıcı şekil değişimi )
- ELASTİK ile/||/<> PLASTİK ile/||/<> KIRILGAN ile/||/<> SÜNEK
( Gerilme kalkınca eski biçimine dönen, geçici ve dönüşlü şekil değişimidir (σ = Eε). @@ Akma sınırının üstünde kalan, gerilme kalksa da geri dönmeyen kalıcı şekil değişimidir. @@ Kayda değer plastik şekil değiştirmeden aniden kopan davranıştır; cam ve dökme demir böyledir, uyarı vermeden kırılır. @@ Kopmadan önce belirgin biçimde uzayıp çekilebilen davranıştır; bakır ve yumuşak çelik böyledir, tel çekilebilir. İlk ikisi şekil değişiminin türünü, son ikisi kopuş biçimini betimler. )
( Formül: σ = Eε (Hooke) )
- ELASTİK ile/||/<> PLASTİK ile/||/<> VİSKOELASTİK
( Gerilme kalkınca eski biçimine tam dönen davranıştır; gerilme ile şekil değişimi doğru orantılıdır (Hooke: σ = Eε), enerji depolanıp geri verilir. @@ Belirli bir sınırın (akma) üstünde kalıcı biçim değişimi gösteren davranıştır; gerilme kalksa da eski hâle dönmez, enerji ısı olarak harcanır. @@ Hem esnek hem akışkan özellik taşıyan, tepkisi zamana ve hıza bağlı davranıştır; yavaş çekilince akar, hızlı çekilince katı gibi davranır (hamur, polimer). İlki ani ve dönüşlü, ikincisi kalıcı, üçüncüsü zaman bağımlıdır. )
( Formül: σ = Eε )
- ELBÜRZ[Ar.] ile ELBÜZ[Ar.]
( Kafkas sıradağlarının en yükseği. | Hakkında türlü hûrafeler anlatılan Kaf Dağı. | Uzun boylu, yakışıklı. İLE Yüce, yüksek, bâlâ. | Kafkas Dağı'nın tepesi. )
- EL-CÂSÎ ile/||/<> HERCULES, HER (HERCULIS), KNEELER[İng.] ile/||/<> HERCULE[Fr.] ile/||/<> HERKULES[Alm.] ile/||/<> HERKÜL
( Bir takımyıldızın adı )
( HERCULES, HER (HERCULIS), KNEELER )
( HERCULE )
( HERKULES )
- ELDE EDİL(E)MEZ < ELİNDEKİLERE ŞÜKRETMEDİKÇE
- ELECTROCATALYSİS ile/||/<> HETEROGENEOUS CATALYSİS
( Electrocatalysis elektroda elektron transfer kataliziyken İLE heterogeneous catalysis farklı faz arayüzeyinde katalizdir )
( Formül: Electrode kinetics )
- ELECTROCHEMISTRY ile/||/<> CHEMICAL REDUCTION
( Electrochemistry elektrik enerjisiyle redoks reaksiyonu yaparken İLE chemical reduction kimyasal indirgeyici kullanır )
( Formül: Electrode potential )
- ELECTROSPRAY İYONİZASYON ile/||/<> MATRİS DESTEKLİ LAZER
( Electrospray iyonizasyon çözelti fazından gaz fazına geçirirken, MALDI katı matriks kullanır )
( Formül: ESI-MS )
- ELEĞİMSAĞMA[Ar. < ʿALĀ´M + SEMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖKKUŞAĞI
- ELEKTRİK ALAN ile/||/<> MANYETİK ALAN
( Elektrik alan yüklerden İLE manyetik alan hareketli yüklerden kaynaklanır )
( E=F/q İLE B=F/(qv) )
( James Clerk Maxwell | 1865 | 19. Yüzyıl | Elektromanyetik teori birleşimi (1831 - 1879) (Ülke: İskoçya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Elektromanyetik teori, Maxwell denklemleri) )
- ELEKTRİK ALAN ile/||/<> MANYETİK ALAN
( Elektrik alan yüklerden İLE manyetik alan hareketli yüklerden kaynaklanır )
( Formül: E=F/q İLE B=F/(qv) )
( James Clerk Maxwell tarafından 1865 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1831-1879) (Ülke: İskoçya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Elektromanyetik teori, Maxwell denklemleri) )
- ELEKTRİK ALAN ile/||/<> MANYETİK ALAN ile/||/<> ELEKTROMANYETİK DALGA ile/||/<> FOTON
( Elektrik ve manyetik alanlar birleşerek EM dalgaları, kuantumda ise fotonları oluşturur. )
( Formül: c = 1/√(ε₀μ₀) İLE E = hf )
- ELEKTRİK (ALANI) ve/||/<>/> MANYETİK (ALAN)
( 1831 - FARADAY )
( Elektrik yüklerinin çevresinde oluşan güç alanı. VE/||/<>/> Mıknatısların çevresinde oluşan güç alanı. )
- ELEKTRİK ALANI ile/||/<> MANYETİK ALANI
( Durgun ya da hareketli her elektrik yükünün çevresinde oluşan, başka yüklere kuvvet uygulayan alandır; çizgileri artı yükten çıkar, eksi yükte biter. @@ Yalnızca hareketli yüklerin (akımın) ve mıknatısların çevresinde oluşan, hareketli yüklere kuvvet uygulayan alandır; çizgileri kapalı ilmekler çizer, başı sonu yoktur. İkisi birbirini doğurur ve birlikte ışığı oluşturur. )
( Formül: E = kq/r² ~ B = μ₀I/2πr )
- ELEKTRİK DİPOL ile/||/<> MANYETİK DİPOL
( Elektrik dipol +/- yük çifti İLE manyetik dipol N/S kutup çiftidir. )
( Formül: p = qd İLE m = IA )
- ELEKTRİK DİPOL ile/||/<> MANYETİK DİPOL (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Küçük bir uzaklıkla ayrılmış eşit ve zıt iki elektrik yükünden (+q, −q) oluşan yapıdır; yükler tek tek ayrılabilir, alan çizgileri artıdan eksiye gider. @@ Kuzey ve güney kutbu olan, akım ilmeğine ya da mıknatısa karşılık gelen yapıdır; kutuplar ayrılamaz, mıknatısı bölünce her parça yine iki kutuplu olur. İlkinin tek yükü olabilir, ikincisinin tek kutbu henüz bulunamamıştır. )
( Formül: p=qd ~ μ=IA )
- ELEKTRİK POTANSİYELİ ile/||/<> ELEKTRİK POTANSİYEL ENERJİSİ
( Bir noktadaki birim pozitif yük başına düşen elektriksel enerjidir; yükten bağımsız, alana ait bir özelliktir, birimi volttur (J/C). V = U/q. @@ Belirli bir yükün o noktada sahip olduğu toplam elektriksel enerjidir; yük miktarına bağlıdır, birimi juldür. U = q·V; yani ikincisi, ilkinin o noktadaki yükle çarpımıdır. )
( Formül: V=U/q ~ U=qV )
- ELEKTRİK[: TUTMAK] ile/değil/yerine/= ÇINGI/ÇAKILGAN/YALDIRIK/SEYYÂRE-İ KEHRİBÂRİYE
- ELEKTRİK ve/||/<> ISI
( ELECTRICITY and/||/<> HEAT )
- ELEKTRİK ile/||/<> MANYETİZMA
( Elektromanyetizma temelleri )
( André-Marie Ampère tarafından 1820 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1775-1836) (Ülke: Fransa) (Alan: Fizik, Matematik) (Önemli katkıları: Elektrodinamik, amper birimi) )
- ELEKTRİK ile/||/<> PİL
( İlk elektrik pili (Volta pili) )
( Alessandro Volta tarafından 1800 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1745-1827) (Ülke: İtalya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Elektrik pili, volt birimi) )
- ELEKTRİK/KÖMÜR ile BEYAZ KÖMÜR
( ... İLE Akarsulardan elde edilen elektrik gücü. )
- ELEKTRO-EĞİRME ile/||/<> ERİYİK ÜFLEME
( Elektro yüksek voltaj, eriyik sıcak hava. )
( Formül: Çözelti İLE eriyik )
- ELEKTRO-FENTON PROSESİ ile/||/<> FOTO-FENTON PROSESİ
( Elektro-Fenton prosesi elektrolizle H₂O₂ üretirken İLE foto-Fenton prosesi UV ışığıyla Fe²⁺ rejenerasyonu yapar )
( Formül: In-situ H₂O₂ )
- ELEKTRO-ORGANO-KATALİZ ile/||/<> FOTO-ORGANO-KATALİZ
( Elektro-organo-kataliz elektrik ve organik katalizör birleştirirken İLE foto-organo-kataliz ışık ve organik katalizör birleştirir )
( Formül: Redox kataliz )
- ELEKTROAKTİF ile/||/<> ELEKTROKİMYASAL İNAKTİF
( Elektroaktif redoks verir Fe²⁺/³⁺, inaktif vermez Na⁺. )
( Formül: Faradayik İLE kapasitif )
- ELEKTROANALİTİK KİMYA ile/||/<> SPEKTROANALİTİK KİMYA
( Elektroanalitik kimya elektriksel özelliklerle analiz yaparken İLE spektroanalitik kimya elektromanyetik spektrum kullanır )
( Formül: Voltametri )
- ELEKTROFİL ile/||/<> NÜKLEOFİL
( Elektrofil elektron sever İLE nükleofil elektron verir )
( Formül: H⁺ İLE OH⁻ )
- ELEKTROFİL ile/||/<> NÜKLEOFİL ile/||/<> RADİKAL
( Organik reaksiyonlarda rol alan reaktif parçacıklar. )
( Formül: Nu:⁻ + E⁺ → Nu-E )
- ELEKTROFOREZ ile/||/<> KROMATOGRAFİ
( Elektroforez elektrik alanı İLE kromatografi çözücü akışı. )
( Formül: Electric İLE solvent separation )
- ELEKTROFOREZ ile/||/<> SPEKTROSKOPİ ile/||/<> MİKROSKOPİ
( Biyolojik sistemleri inceleyen fiziksel yöntemler. )
( Formül: v = μE (elektroforez) )
( Formül: v = μE (elektroforez) )
- ELEKTROKATALİZ ile/||/<> FOTOELEKTROKİMYA
( Elektrokataliz aktivasyon düşürme, foto ışık uyarım. )
( Formül: Pt/C İLE TiO₂ )
- ELEKTROKATALİZÖR ile/||/<> FOTOKATALİZÖR
( Elektrokatalizör elektrik ile reaksiyonu hızlandırırken İLE fotokatalizör ışık enerjisi kullanır )
( Formül: E° = E°(katot) - E°(anot) )
- ELEKTROKİMYA ile/||/<> PİL
( Kuru pil öncüsü elektrokimyasal pil )
( Johann Wilhelm Ritter tarafından 1802 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1776-1810) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Ultraviyole ışınların keşfi) )
- ELEKTROKİMYASAL BİOSENSÖR ile/||/<> OPTİK BİOSENSÖR
( Elektrokimyasal biosensör elektrik sinyali ölçerken İLE optik biosensör ışık değişimini ölçer )
( Formül: Glikoz sensörü )
- ELEKTROKİMYASAL DEPOLAMA ile/||/<> ELEKTROSTATİK DEPOLAMA
( Elektrokimyasal depolama redoks reaksiyonuyla enerji depolarken İLE elektrostatik depolama elektrik alanında yük biriktirir )
( Formül: Li-ion batarya )
- ELEKTROLİT ile/ve/||/<> MOLALİTE
( Sulu çözeltilerde iyonlarına ayrışabilen nesne. İLE/VE/||/<> Çözeltideki mol sayısını belirten bir yoğunlaşma birimi. )
( vs./and/||/<>/and MOLALITY )
- ELEKTROLİT ile/||/<> NON-ELEKTROLİT
( Elektrolitler suda çözünürken iyonlaşır İLE non-elektrolitler iyonlaşmaz )
( Arrhenius tarafından 1887 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1859-1927) (Ülke: İsveç) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Elektrolit teorisi, Arrhenius denklemi) (Nobel: 1903) )
- ELEKTROLİT ile/||/<> NONELEKTROLİT
( Elektrolit iyon oluşturur İLE nonelektrolit oluşturmaz )
( Formül: İletken İLE yalıtkan )
- ELEKTROLUMİNESCENS ile/||/<> FOSFORESCENS
( Elektroluminescens elektrik ile ışık üretimken İLE fosforescens ışık absorbsiyonu sonrası yavaş emisyondur )
( Formül: OLED teknolojisi )
- ELEKTRON MİKROSKOBU ile/||/<> ELEKTRON MİKROSKOBU
( Canlı yapıların özellikle hücrelerin ince yapısının incelenmesinde kullanılan ısıtılan bir metal parçasından çıkan ve vakum içinde yönlendirilen elektronların bir elektromanyetik alandan geçerek incelenen yapının çok fazla büyütülmüş olarak görülmesini sağlayan araç Canlı yapıların özellikle hücrelerin ince yapılarının incelenmesinde kullanılan ısıtılan bir metal parçasından çıkan ve vakum içinde yönlendirilen elektronların bir elektromanyetik alandan geçerek incelenen yapının çok fazla büyütülmüş olarak görülmesini sağlayan mikroskop )
( ELECTRON MICROSCOPE )
( MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE )
( ELEKTRONENMIKROSKOP )
- ELEKTRON ile/||/<> DALGA
( Elektronların dalga özelliği gösterdiğinin deneysel kanıtı. Kristallerden elektron kırınımı gözlemlendi. )
( George Paget Thomson tarafından 1927 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1892-1975) (Ülke: İngiltere) (Alan: fizik) (Önemli katkıları: Elektron kırınımı keşfi, dalga-parçacık ikiliğinin deneysel kanıtı) (Nobel: 1937) )
- ELEKTRON ile/||/<> KIRINIM
( Elektronların kristal örgülerinden kırınıma uğraması İLE dalga karakterinin göstergesi. )
( George Paget Thomson tarafından 1927 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1892-1975) (Ülke: İngiltere) (Alan: fizik) (Önemli katkıları: Elektron kırınımı keşfi, dalga-parçacık ikiliğinin deneysel kanıtı) (Nobel: 1937) )
- ELEKTRONEGATİFLİK ile/||/<> ELEKTROPOZİTİFLİK
( Elektronegatiflik elektron çekme İLE elektropozitiflik elektron verme eğilimi )
( Formül: χ_Pauling İLE χ_A - χ_B = 0.208√(E_AB - √(E_AA·E_BB)) )
( Wolfgang Pauli tarafından 1932 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1901-1994) (Ülke: ABD) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Kimyasal bağ teorisi, protein yapısı) (Nobel: 1954) )
- ELEKTROSTATİK STABİLİZASYON ile/||/<> STERİK STABİLİZASYON
( Elektrostatik yük itme DLVO, sterik polimer engel. )
( Formül: ζ-potansiyel İLE polimer )
- ELEKTROSTATİK ile/||/<> ELEKTRODİNAMİK (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Durgun yüklerin ve onların oluşturduğu değişmeyen elektrik alanının incelenmesidir; akım ve manyetik etki yoktur. @@ Hareketli yüklerin, yani akımların ve zamanla değişen alanların incelenmesidir; elektrik ve manyetik alanlar birbirine bağlanır, elektromanyetik dalgalar buradan doğar. İlki durgun, ikincisi devingen yükün fiziğidir. )
( Formül: Durgun ~ hareketli )
- ELEMEK" ile/ve/değil/||/<>/< "İNDİRGEMEK"
- ELEMENT ile/||/<> BİLEŞİK
( Element tek tür atomdan İLE bileşik farklı atomlardan oluşur )
( Formül: O₂ (element) İLE H₂O (bileşik) )
- ELEMENT ile/||/<> BİLEŞİK ile/||/<> KARIŞIM
( Temel madde türleri. )
( Formül: H₂O bileşik İLE hava karışım )
- ELEMENT ile/||/<> TAHMİN
( Bilinmeyen elementlerin özelliklerini tahmin )
( Dmitri Mendeleev tarafından 1871 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1834-1907) (Ülke: Rusya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Periyodik tablo) )
- FELSEFE:
ELEŞTİREL ile/ve/<> YARATICI ile/ve/<> ETKİN
- ELEŞTİRİ ile/ve/<>/> ÇOĞALMA
( Eleştiril(e)meyen şey, çoğal(a)maz. )
- ELEŞTİRİ ile/ve/değil/yerine/<>/> DAYANIŞMA
- ELHAYYE, HAİYYAT | YILAN ile/||/<> YILAN
( Bir takımyıldızın adı astronomi )
( SERPENS, SER (SERPENTIS), SERPENT )
( SERPENT )
( SCHLANGE )
( SERPENS )
- ELİN KİRİ ile/ve/||/<>/>/< KALBİN KİRİ
( Sabun ile su temizler. İLE/VE/||/<>/>/< Dost ile sohbet temizler. )
- ELİPS ile/||/<> HİPERBOL
( Elips odak uzaklıkları toplamı sabit İLE hiperbol odak uzaklıkları farkı sabit )
( Formül: x²/a² + y²/b² = 1 (elips) İLE x²/a² - y²/b² = 1 (hiperbol) )
- ELİPSOİD ile/||/<> DENGE
( Dönen elipsoidlerin dengesi )
( Colin Maclaurin tarafından 1740 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1698-1746) (Ülke: İskoçya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Maclaurin serisi) )
- el-Kânûn fi't-Tıbb ve/||/<>/< İbni Sinâ
( Su, yiyecek ve içeceklerin bir kısmı olarak alınan yegâne doğa elementidir. O, besin olarak alınmaz,
fakat besin maddesine özel yapı kazandırır ve onun emilmesinde yardımcı olur. O, besleyici değildir;
gövde örgenlerinin değil ancak kanın biçimlenebilmesine yardımcı olan bir maddedir.
Bir bileşik içinde biçimlenmediği takdirde, su gibi bir cevherin kan gibi bir şey yapması olanaklı
değildir. Şüphesiz ki su, besini sıvı hale getirmek ve onu kan damarları ve gövdenin öbür dar
kanallarının emmesi ve onu nakletmesine uygun inceliği ona vermekle kendi görevini yapar. Suyun bu rolü,
beslenme rolünden hiçbir biçimde daha az önemli değildir. Suyun çeşitli tipleri vardır. Bununla birlikte,
bu çeşitli suların kendine özgü doğası farklıdır demek değildir. Onların karışımlarının tipleri ve kendi
özel niteliklerinin fazlalığında fark vardır. En iyi su tipi saf ve anormal durum ve niteliklerden
arınmış olan toprak üzerine yerleşmiş kaynaklardan gelen ve kayalık yerlerden çıkan ve böylece, saf
topraktan gelen su kadar kolayca kokuşmayan sudur.
Ancak, saf topraktan kaynaklanan su, kayalık yerden gelen sudan daha iyidir. Sadece Güneş ve havaya
maruz kalmış olan kaynaklar ve özellikle akan sular gerçekten en iyisidir. Durgun kaynaklardan gelen su
havayla temas edince bozulur. Bundan dolayı, böyle kaynakların derinde ve kapalı kuyularda olması daha
iyi olur. Alelâde toprak üzerinde akan su, kayalık yerlerden akan sudan iyi ve daha temizdir. Çünkü
alelâde toprak, pislikleri kayalık yerlerden daha iyi süzer. Bu toprak şüphesiz gerçekten temiz
olmalıdır ve de azotlu ve çamurlu olmamalıdır. İyi suyun öteki karakteristikleri, derinden alınması,
çıkışının hızlı olması ve onun akış yönünün Güneş'e doğru, yani doğuya doğru olması ve özellikle de
yaz-doğusuna doğru olması gerekir. Böyle suların kaynağın biraz uzağında alınması gerekir.
Öteki en iyi su, kuzeye doğru akan sudur. Güneye ve doğuya doğru akan su, iyi nitelikte değildir ve
özellikle, o güney rüzgârlarına açıksa, iyi nitelikte değildir. Sağlıklı olmayan su, eğer belli bir
yükseklikten damlarsa, nispeten su daha iyi hale gelir.
İyi Suyun Özellikleri
İyi su, şu niteliklere sahiptir:
1. Onun karakteristik bir "tatlı" lezzeti vardır;
2. Hatta biraz alkolün zehirleyici etkisini azaltma özelliği taşır;
3. Hafiftir;
4. Nadir bulunur ve kolayca ısınır, kolayca soğur;
5. Kışın kolayca serinler, soğur; yazın kolayca ısınır;
6. Başkaca hiç bir lezzeti yoktur ve kokusuzdur;
7. Midede uzun süre kalmaz;
8. Pişirmesi kolay ve çabuk olur.
Suyun İncelenmesi
Suyun niteliğini tayin eden mükemmel bir yöntem onun ağırlığını ölçmektir. Hafif olan su,
genellikle mükemmel bir sudur. Bundan dolayı, su şöyle incelenebilir:
a. Mikyal: Mahiyeti bilinmeyen suyun aynı miktarda bilinen suyun ağırlığı ile ölçülmesi.
İki sudan daha hafif olanı, o sulardan daha iyi olanıdır.
b. Bilinen ve bilinmeyen suyun içine aynı miktarda keten ya da pamuklu parçası sokup, onları ıslatmak.
Sonradan, iki sudan çıkarılan kumaş parçaları tamamen kurutulur ve birbirine nispetle ağırlıkları
tespit edilir. Daha ağır olan, iki sudan daha iyi olandır.
Suyun Temizlenmesi
Su distilasyonla ya da tortusundan ayırmak için süzülerek saflaştırılır. Bu yöntemler, uygun değilse,
uygulanamıyorsa, kaynatma yoluyla su saflaştırılabilir. Bu konuya daha iyi bilenlere göre, kaynamış su
daha az şişkinlik yapar ve gövdeden daha çabuk geçip, dışarı atılır. Bazı cahil hekimler, kaynamış su
içmenin hiç bir yararı olmadığını düşünürler ve kaynatmanın suyun daha hafif kısmını buharlaştırdığını
ve arkada daha ağır olan kısmın kaldığını iddia ederler. Suyun bir element olduğu ve bir bileşik
olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. O, aynı doğada ve eşit ağırlık ve yoğunluktaki parçacıklardan meydana
gelir. Eğer su yoğun hale gelirse, bu ya fazla soğuktan ya da suyun yoğunluğuyla gösterdiği direnci
yenmekle başarılı olmayan az miktarda fevkalâde küçük toprak parçacıklarının ona karışması ve böylece
bir tortu olarak aşağıya inmemesinden dolayıdır.
Bu açıklamadan anlaşılacağı gibi, kaynama;
a. Aşağı derecelere göre yoğunluğu azaltarak,
b. Karışmış parçacıklarının çökelmesiyle, suyu hafifletir.
Bu tümcenin doğru olduğunu gösteren delil, uzun zaman için bile olsa, kendi haline bırakılan bulanık
suyun, pek önemli tortu vermemesidir fakat o kaynağında çok miktarda tortu verir ve hafif ve içindeki
partiküllerden arınmıştır. Ceyhun gibi nehirler ve maalesef onun kaynağından alınan su, bulanık ve
çamurludur, fakat bir kuyuda bekletilirse, o temiz hale gelir; herhangi bir tortu bırakmaz. Bazı
insanlar, Nil Nehri'ne dua ederler, çünkü;
a. Onun uzun yolu vardır;
b. O nispeten daha temiz topraklara doğru seyreder;
c. Onu hafif yapan akışının kuzeye doğru akışıdır;
d. Ancak, birçok nehir gibi o da çok derin olma özelliğine de sahiptir.
Eğer kirli su, yeni bir kap içinde sürekli bırakılırsa, muntazam bir biçimde taze bir tortu bırakır.
Bununla birlikte, bu suyun uzun zaman bırakıldığında bile tamamen temizlenmez. Bunun nedeni,
parçacıklarının ince, hafif ve yoğunluktan yoksul olan sıvıdan ve yoğun olan sıvıdan zorlukla
ayrılmasıdır. Şüphesiz, kaynatma, suyu her durumda hafifletir; çalkalama ve sallama suyu arıtmanın
başka bir yöntemidir.
Kar ve Buz
Eğer, onlar saf ve kirden yoksunsa, eritilebilir ve su eklenebilir ya da kalıplarla soğutmakta kullanılır.
Bu su, genellikle yoğundur ve böylece baş ağrısından mustarip olanlar zararlıdır. Aslında kaynatma bu
kusuru ortadan kaldırır. Kirli sudan yapılmış buz ve yerden toplanmış kar, soğutma kalıpları olarak
kullanılabilir.
Soğuk Su
Kararınca içilen soğuk su, sağlıklı kişiler için iyidir. Ancak, o sinirleri harap eder ve karnın iltihaplı durumlarında köyü etki yaratır.
Sıcak Su
Sindirimi bozar; iştihayı keser ve susuzluğu gidermez; sık sık içildiğinde, o ascites phthisis'e zemin
hazırlar ve gövdenin harap olmasına neden olur. Sıcak su bulantı yapar, fakat boş mideyle yudumlanan
sıcak su mideyi temizler ve laksatif gibi hareket eder. Eğer sıcak su çok sık kullanılırsa, sindirimi
zayıflatır. Bazen sıcak su kolikteki yeli dağıttığından çok yararlıdır. Ilık su, sarada, melankolide,
soğuktan ortaya çıkan baş ağrısında ve göğüs hastalıkları ve incinmelerinde yararlıdır. O, diuretiktir
ve mensturasyonu kolaylaştırır. O, aynı zamanda ağrı gidericidir.
Tuzlu Su
Deriyi inceltir ve kurutur. Rahatsız edici olarak diyareye neden olur, fakat kalıtsal kuruluğundan
dolayı daha sonra peklik yapar; kanı rahatsız ederek, kaşıntı ve uyuza neden olur.
Bulanık Su
Taş gelişmesini teşvik eder, tıkanıklığın olası bir nedenidir. Böylece, sistemi temizlemek için, daha
sonra bir diuretik alınmalıdır. Diyareden mustarip olanlar, ancak, aşağı doğru inişi yavaş olan ve
alıkoymaya uygun yoğun ve ağır olan öteki sularla birlikte bulanık sulardan da yararlanırlar.
Bulanık suları özellikle yağlar ve tatlılarla iyileştirmek olanaklıdır.
Amonyaklı Tuz İçeren Sular
Ağızdan alınsın ya da oturarak yapılan banyolarda ya da şırıngalarda kullanılsın, amonyak tuzu içeren
tuzlar laksatif olarak hareket ederler. Şap içeren sular memorrhagi(normalden fazla adet kanaması),
haematemesis(kan kusma) ve kanayan basurlara yararlıdır, fakat hummalara uygun zemin hazırlar. Demir
içeren sular dalağın büyümesini yavaşlatır, eşeysel tonik olarak hareket eder. Bakır içeren sular,
mizaç düzensizliklerinde yararlı bir etkiye sahiptir.
Suların iyi ve kötü tipleri birbirine karıştırılırsa, daha çok miktarda olan en etkilidir.
Gövdedeki su oranı yaşa, cinsiyete, şişmanlık ve zayıflık gibi çeşitli durumlara göre değişir. Yetişkinlerin gövde ağırlığının %50-65 kadarı sudur. Bebeklerde su oranı çok daha yüksektir; büyüdükçe bu oran düşer. Su oranı; şişman kimselerde yağ oranı yüksek olduğundan düşük; zayıf ve kasları gelişmiş kimselerde ise yüksektir. Gövde suyu sürekli yenilenir. Fazla su kaybına dayanılamaz. Gövdeden su kaybının karşılanması yaşam için bir zorunluluktur.
Suyun Gövdede Dağılımı
Su, canlıların yaşamının sürmesi için alınması zorunlu olan bir maddedir. Her canlının yapısında su bulunur. Canlıdaki su miktarı, canlının çeşidine, yapısına ve kısımlarına göre değişir.
İnsan gövdesinde en çok miktarda bulunan madde sudur. Su, gövdenin her yanına dağılmıştır. Organ ve dokuya göre su miktarı değişir. Su oranı; kas, karaciğer ve böbrek gibi organlarda yüksek, kemik ve dişlerde ise düşüktür. Gövdedeki suyun içinde çok çeşitli maddeler bulunur. Gerekli maddelerin taşınması, kullanılması ve gövdeden atılması gibi çok yönlü yaşamsal olay, suyun yardımıyla gerçekleşir. Gövdedeki suyu belirtmek için, gövde suyu yerine gövde sıvıları demek daha uygundur.
Gövde sıvısının %55-65'i hücre içinde, %35-45'i de hücre dışındadır. Hücredışı sıvılarının başlıcalarını kanın plazması, hücrelerarası boşlukları dolduran sıvı ve lenf oluşturur. Tükürük bezlerinin salgısı; safra, pankreas özsuyu, sindirim sistemindeki bezlerin salgıları da hücre dışı sıvısı sayılır. Hücre içi ve hücre dışı sıvıları hacim, yoğunluk ve başka yönlerden dengede tutulur. Bu dengenin sağlanmasında değişik sistemler ve organlar görev alır.
SU GEREKSİNİMİ
Suyun Gövdedeki Görevleri
Su iyi bir eritkendir. İçinde çok sayıda madde eriyebilir. Hücrenin sitoplazmasında hemen hemen tüm maddeler değişik derecelerde suda erimiş olarak bulunur. Hücre dıı sıvılarında da çok çeşitli maddeler su içinde erimiş durumdadır. Bu ve başka özellikleri nedeniyle su; besinlerin gövdeye alınması, sindirilmesi, besin öğelerinin emilmesi, hücrelere taşınması ve metabolizmasında görev yapar. Su, tepkimelerin oluşabileceği sıvı bir ortam hazırlar. Hücre çalışması su ve içinde çözünmüş maddelerle sürdürülür.
Metabolizma sonucu oluşan artık ürünlerin, zararlı maddelerin akciğerlere be böbreklere taşınarak gövdeden atılmasını da su sağlar.
Su, gövde sıcaklığının normal düzeyde ve iç sıcaklığının da dengelenmesinde görev yapar. Suyun buharlaşması için önemli miktarda ısı harcandığından, su buharlaşınca gövdeden ısı kaybı olur. Böylece gövde sıcaklığı normal derecede tutulmaya çalışılır. Su; akciğer ve deri yoluyla buharlaşır, terle de su kaybı olur.
Gövdeden Su Kaybı
Gövdeden sürekli su kaybı olur; bu kaybın karşılanarak su dengesinin sağlanması yaşamın sürmesi için zorunludur. Gövdeden su kaybı böbrek, deri, ter, dışkı ve akciğer yoluyla olur. Tükürük, gözyaşı, sümük ve üreme yollarıyla, emziklilikte sütle de su kaybedilir. Günlük su kayıp miktarı, yaşa, çevre sıcaklığına, hastalıklara ve bireyin başka özelliklerine göre değişir.
1. Böbreklerle Su Kaybı: Normal durumda en çok su kaybı böbreklerle olur. İdrarın %95 kadarı sudur. Yetişkinlerde, idrarla günde 40 gr. dolayında artık madde dışarı atılır. İdrarla atılan maddeler; üre, ürik asit, amonyak gibi azotlu metabolik artıklar, potasyum, klor ve başka metabolizma artık ürüleridir. Bu ve benzeri maddelerden gövdenin kurtulması için böbreklerle zorunlu olarak 500-900 ml. kadar su atılır. Ancak, normal durumda idrarla su kaybı yetişkinlerde günde 1200-1500 ml. dolayındadır.
Böbrekler; öteki düzenleyici ve koruyucu sistemlerin yardımıyla, gövde sıvılarının bileşimini, hacimini normal sınırlarda tutar; zararlı, gereksiz ve fazla maddeleri dışarı atar, gerekli maddeleri de geri emer. Böbreklere günde 150 litre dolayında kan gelir. Bunun içindeki gerekli maddeler ve suyun büyük bir bölümü geri emilir. Böbrekler saklayıcı, düzenleyici ve yönetici görev yapar. Artık maddelerin dışarı atılmasını sağlayacak kadar su, bu maddelerle birlikte dışarı atılır. Bunu karşılayacak miktarde su alınmazsa, artık maddelerin atımı için gerekli olan su, gövde suyundan karşılanır. Bu durum gövde sıvılarının dengesini, dolayısıyla gövde çalışmasını bozar, hayatı tehlikeye sokar.
Fazla protein ve tuz böbreklerden su kaybını artırıcı etki gösterir. Çeşitli hastalıklarda idrar artabilir ya da azalabilir. Bu durum böbreklerin çalışmasıyla ilgilidir.
2. Bağırsakların Su Kaybı: Tükürük, mide özsuyu, safra, pankreas ve incebağırsak özsuyu ile sindirim kanalına salgılanan sıvı miktarı günde 5-8 litre kadar tutar. Bunun büyük bir bölümü geri emilir. Günde 100-300 ml. kadarı da dışkıyla dışarı atılır. İshal, bağırsak yoluyla su kaybını artırır.
3. Solunumla ve Deri Yoluyla Su Kaybı: Akciğerlerde ve deriden günlük su kaybı 600-1000 ml. arasında değişir. Bunun 300-400 ml. kadarı soluk verilen hava içindedir. Kalanı, deriden gözle görülmeyen buharlaşma biçiminde ve terle olur. Sıcak, soğuk, fiziksel etkinlik derecesi bu yolla su kaybını artırır. Çevrenin sıcak olması, ağır fiziksel etkinlikler ve ateşki hastalıklarda terle fazla su kaybedilir. Çok sıcakta ağır iş yapan kişilerde terle günde 5-12 litreye varan miktarda su kaybı olduğu bildirilmiştir.
Normal koşullarda, yetişkinlerin günlük toplam su kaybı 2500-2750 ml. dolayındadır. Bu miktar, aşırı terleme, kusma, sürgün, emziklilik ve hastalık gibi durumlarda çoğalır. Kaybı karşılayacak miktarde su alınırsa gövdede su dengesi sağlanır.
Su Gereksiniminin Karşılanması
Günde ortalama 2500 ml. kadar su kaybı olduğuna göre su dengesinin sağlanması için bu miktarda suyun gövdeye alınması gerekir. Suya gereksinim olduğunda, sağlıklı bireyler susarlar ve su alarak yetersizliği karşılarlar. Bebekler ve hastalar, suya gereksinim olsa bile susuzluk duymayabilirler. O nedenle, bu durumlarda ve su kaybının çok olduğu bozukluklarda bu kaybın karşılanması zorunludur.
Su gereksinimi; içeceklerle, suyla, sulu-katı besinlerle ve metabolizma sonucu oluşan suyla karşılanır. Besinlerin ve yemeklerin türüne göre içerdiği su miktarı değişiktir. Karpuz, protakal gibi meyvelerde, taze sebzelerde su oranı çok yüksektir. Taze sebze ve meyve, sulu yemekler yendiğinde, su gereksiniminin çoğu karşılanır. Koyu ve katı besinler yenildiğinde ise su çok içilir. Normal durumda, gereksinim kolayca karşılanır ve yetersizlik görülmez.
Besin öğelerinin hücrelerde oksitlenmesi sonucu gövdede az miktarda su oluşur. Bu iç kaynaklı suya metabolik su ya da metabolizma suyu denir. Metabolik su miktarı; diyette enerji veren besin öğelerinin çeşit ve miktarlarına, dolayısıyla gövdede oluşan enerji miktarına göre değişir. Yağ asitlerinin yapısında çok hidrojen bulunduğu için, su en çok bunların oksitlenmesiyle oluşur. 100 gr. yağ gövdede oksitlenince 107 gr. su oluşur. Bu değerle karbonhidratlar için 56-60 gr., proteinler için ise 34-40 gramdır. Gövdede üretilen 100 kalorilik (0,418 MJ.) enerji karşılığında 10-15 ml. dolayında su oluşur.
Gövdeye alınan suyun çoğu incebağırsakta, az olarak da kalınbağırsakta emilir ve gövde sıvılarına katılır. Hücre içinde oluşan metabolik su da gövde sıvılarına geçer. Gövdedeki su sürekli olarak yenilenir. Toplam gövde suyunun yaklaşık yarısının ortalama 10 gün içinde dışarıdan alınan suyla değiştiği ortaya konmuştur. Suyun gövdedeki devir hızı günde yetişkinlerde yaklaşık %6, bebek ve çocuklarda ise %15'e yakındır. Bu yüzden gövde büyüklüğüne göre, bebek ve çocukların su gereksinimleri yetişkinlerden daha fazladır. Enerji harcamasına göre, her kalori için yetişkinlerin ortalama 1.0 ml., bebeklerin ise 1.5 ml. kadar su alması gerekir.
Fazla protein, tuz, kusma, ishal, terleme, ateşli hastalıklar, sıcak çevrede çalışmak gibi durumlar su gereksinimini artırır. Sağlıklı kimselerin su gereksinimini karşılaması kolaydır. Bunu karşılarken, besin değeri olmayan kolalı içecekler, çay ve benzerleri yerine; taze meyve suları içmek daha besleyicidir. İçilen suyun temiz ve mikropsuz olmasına özen gösterilmelidir. Su temiz görünse ve berrak olsa bile mikroplu olabilir. Mikroplu sularla çok çeşitli hastalıklar bulaşır. Bunun için, şehir suları klorlanarak güvenilir duruma getirilir. Şehirde su şebekesine bağlı olmayan, klorlanmayan, kırsal bölgelerdeki suların mikroplu olabileceği unulmamalıdır. "Akan su kir tutmaz" sözüne inanılmamalıdır. Akan su da hastalık yapıcı organizmaları taşır. Ülkemizde ishal ve bağırsak asalakları gibi çeşitli hastalıkların çok yaygın oluşunun en önemli nedenlerinden biri, su ve çevre kirliliğidir. Kirli çevrede temiz su bulmak zordur. Uygar insan çevresini evi gibi temiz tutar. Mikroplu olduğundan kuşku duyulan ve klorlanmamış sular 10-15 dakika kaynatıldıktan ya da klorlandıktan sonra kullanılmalıdır.
Evlerde suyu klorlamak için kireç kaymağı kullanılabilir. Kireç kaymağından 2.5 yemek kaşığı kadar alınıp bir litre suda (4.5 su bardağı) eritilip iyice dinlendirilir. Üstte kalan klorlu sıvı kısım renkli şişeye konup ağzı kapatılır ve 10 gün süreyle kullanılır. Kirlilik derecesine göre suyun bir litesine 5-10 damla damlatılır, 30-40 dakika bekletildikten sonra içilebilir.
Gövde su yetersizliğine çok dayanıksızdır. Hastalıklar ve su kaybının çok olduğu durumlarda, zamanında su verilmezse hayat tehlikeye girer. Su eksikliği ya da gövde suyunun azalması durumunda(dehidratasyon), su ve elektrolitler gerektiği gibi karşılanmazsa gövde çalışması bozulur. Gövde suyunun %5 kadarının kaybına dayanılabilir, bu kayıp %10-15'e çıkınca, yaşamsal olaylarda ciddi bozukluklar başgösterir. Durum sürerse ölümle sonuçlanır. Bebekler, küçük çocuklar ve yaşlılar susuzluğa çok duyarlıdır. Sürgün ve kusma gibi su kaybının arttığı durumlarda gövde suyunun azalmaması için su, tuzlu ayran ve sulu besinler verilmelidir. Şiddetli sürgünde ise su ve elektrolit dengesi tehlikeli olarak bozulabilir. Bu durumdaki hastanın hekim denetimine alınması gerekir.
Su ve besin kaynaklaırnın kısıtlı olduğu kaza ve doğal afet gibi tehlikeli durumlarda suya öncelik verilmelidir. Su kıtsa; fiziksel etkinlik azaltılmalı, terleme önlenmeli, enerji orta derecede karşılanmalı, idrarla su kaybını azaltmak için protein ve tuz az alınmalıdır. Fazla tuzlu su ya da deniz suyu içilmesi de susuzluğu artırır; su ve elektrolit dengesini bozar ve öldürücü olur. Deniz kazalarında deniz suyu ile susuzluğu gidermeye çalışanların daha da susayarak susuzluktan öldükleri bilinmektedir.
Suya göre sodyumun çok alınarak gövde sıvılarında çok tutulması ödem(şişlik) denilen duruma yol açar. Hücre dışı sıvısında sodyum yoğunluğu ile geçişme basıncı artar, dengenin sağlanması için, hücre içi sıvısı hücre dışına geçmeye başlar. Bunun sonucu, hücre içi sıvısı azalırken hücre dışı sıvısı artar ve ödem oluşur. Bu tür ödem çeşitli hastalıklarda ve deniz suyu içilmesi gibi durumlarda, su ile elektrolit dengesinin bozulması sonucu oluşur.
Plazma proteinlerinin, özellikle albümin düzeyinin düşmesi de ödeme yol açar. Plazmada protein düzeyi düşünce ya da kılcal damarların geçirgenliği artınca, plazmanın hücrelerarası sıvıya geçişi de hızlanır. Bunun sonucu, plazmanın geçişme basıncı düşer, hücrelerarası sıvıya süzülen plazma tekrar geri dönemez ve yavaş yavaş hücreler arasında birikmeye başlar. Hücrelerarası sıvı haciminin artması sonucu, gövdenin her yerinde ya da yüz ve bacak gibi kısımlarında daha belirgin olan ödem oluşur. Ödemli yere parmakla basınca hemen düzelmeyen çukur iz bırakır.
Su Kaynakları
Toprağa yağmur yağınca su nehirlerde, göllerde, rezervuarlarda toplanır, bir kısmı da toprağa nüfus eder, öbür kısmı da bitkiler tarafından emilir ya da buhar olur. Su nehirlerden, göllerden ya da rezervuarlardan sağlandığında "yüzeyden sağlama" diye tanımlanır.
Genellikle büyük şehirler bu yüzey kaynaklardan yararlanırlar. Ufak kasabalar ve endüstri kuruluşları ise yeraltı kaynaklarından yararlanırlar.
Kamu tarafından kullanılacak suda şu karakteristikler önemle aranır:
- Hastalığa neden olabilecek hiçbir organizma bulunmamalıdır.
- Renksiz ve parlak bir görünümü olmalıdır.
- Tadının iyi, kokulardan yoksun ve tercihen serin olması gereklidir.
- Çürütücü ve yüzeyde tabakalar oluşturan nitelikte olmalıdır.
- Mantıklı bir yumuşaklığı olmalıdır.
- Demir ve manganez gibi minarellerden ve hidrojen sulfat gibi istenmeyen gazlardan arınmış olmalıdır.
- Bol olması ve sağlanma maliyetinin düşük olması gereklidir.
Suyun Gıda Endüstrisinde Kullanılma Amaçları
Suyun gıda endüstrisinde kullanılma nedenleri şöyle gruplanabilir.
- Yiyecek maddelerinin yıkanması, temizlenmesi için gereklidir.
- Yiyeceğin beyazlatma işleminde yiyecek maddesinin sıcak suya ya da buhara batırılması. Ayrıca yiyeceğin pastörize edilmesinden de su aracı olarak kullanılır.
- Çeşitli maddelerin pişirilmesinde aracı olarak kullanılır.
- Yiyeceğin üretilmesinde kullanılan materyalin temizlenmesinde deterjanla ya da başka karışımlarla birlikte kullanılır.
Suyun Temizlenmesi
Su bulutları terk ettiği zaman damıtılmış su kadar temizdir. Fakat toprağa erişene kadar havadaki yabancı materyali bünyesine alır ve mikroorganizmaların gelişmesi için yararlı ortamı yaratır.
Şiddetli bir yağmurdan sonra nehir suları çok çamurlu bir hal alır. Çünkü mikro-biol. yapısı yüksek olan erimemiş topraklar nehire karışır.
Bu suyun bir kısmı da toprağa nüfus eder ve toprak tabakalarından geçerken erimemiş toprak maddeleri ile organizmalardan arınır. Dolayısıyla toprak filtrasyon görevini görmüş olur. Öbür taraftan topraktan, suda eriyen minerallerden, kalsiyum manganez ve demir tuzlarını da bünyesine alır. Kimyevi maddeler suya sert bir nitelik kazandırır. Su toprağın altında çürümüş ve kokmuş organik maddelerle de temas eder ve hoş olmayan tad ve kokuları da yapısına katar.
Suyu doğanın kirletmesinin yanısıra bir de insanlar kirletir. Endüstri artıkları ve kanalizasyonun yüzeydeki sulara akıtılması ve suyun her türlü mikro-organizma ile kirlenmesini sağlar.
Yeraltı Su Kaynakları
Yeraltı su kaynağı genellikle kuyu suyu olarak düşünülür. Bu kaynaktan sağlanan suların yüzey kaynaklarından elde edilen sulara oranla şu avantajları vardır:
- Genellikle daha temiz olur.
- Daha az bakteri bulunur.
- Hep aynı kuyudan sağlanan suyun mineral yapısı değişmez.
- Yaz aylarında sürekli ve düşük ısı derecesine sahip olurlar.
25 metreden alınan su, alındığı bölgenin ısısından çok farklı olmaz. Eğer 25 metreden daha yüksekten su sağlanırsa ısı derecesi alındığı bölgenin ısısından yaz aylarında biraz daha sıcak ve kış aylarında da biraz daha soğuk olur. 25 metreden daha derinden elde edilen suyun ısı derecesi bölgenin ısısından çok daha yüksek olur. Isı her 30 metrede ortalama olarak 1 derece yükselir.
Yeraltı su kaynaklarının bazı olumsuz yönleri şöyle özetlenebilir:
- Geniş tüketici kitleleri için yetersizdir.
- Emniyetli ve sürekli bir kaynak olarak benimsenmiştir.
- Aynı bölgede bulunan yüzey sulardan daha fazla kalsiyum ve manganez karışımları bulunur.
- Hidrojen sulfat genellikle mevcuttur.
- Kuyu suyunun pompa ile yer yüzeyine çıkartma maliyeti yüzey kaynaklardan su pompalamaktan daha pahalıya mal olur.
- Aynı bölgede bulunan iki kuyudan elde edilen suyun mineral terkibi tamamen birbirinden ayrı olabilir. )
- ELLİPTİC COHOMOLOGY ile/||/<> ORDİNARY COHOMOLOGY
( Elliptic cohomology eliptik eğri yapısı taşıyan kohomolojiyken İLE ordinary cohomology standart kohomoloji kuramıdir )
( Formül: Elliptic spectrum )
- ELLİPTİC FUNCTİON ile/||/<> MODULAR FUNCTİON
( Elliptic çift periyodik, modular modüler grup. )
( Formül: Doubly periodic İLE modular group )
- ELMAS ile ACNR
( Doğadaki en sert maddedir. İLE ACNR[AGGREGATED CARBON NANOROD: TOPLANMIŞ KARBON NANO ÇUBUK] Çok güçlü karbon moleküllerini sıkıştırıp 2226 C'ye kadar ısıtarak meydana getirildi. [2005'te!][Moleküllerden her biri, beşgen ve altıgen biçiminde içiçe geçen 60 atom içerir. ] )
( Elması ancak elmas ya da ACNR çizebilir. )
( En sert/sağlam şeyler: Elmas, çelik ve Kendini Tanımak/Bilmek! )
- ELMAS ile KARAELMAS
( ... İLE Kayaları delmekte kullanılan siyah elmas, karbonado. | Maden kömürü. )
- ELMAS ve/||/<>/>/< KÖMÜR ve/||/<>/>/< "ŞEKER"
( Karbon atomlarının ilişkilerinin, dik açılı olması. VE/||/<>/>/< Farklı açılarda olması. VE/||/<>/>/< Farklı açılarda olması. )
- ELMAS ile/||/<> MOİSSANİT
( Doğadaki en sert maden. İLE/||/<> Yapay olarak üretilen ve elmasa çok benzeyen bir taş. )
- ELMAS ile RENKLİ ELMAS
- ELMAS ile ROZA[İt.]
( ... İLE Bir tür pembe elmas. | Bu elmasla yapılmış takı. )
- ELMAS ile/||/<> SAFİR
( Doğadaki en sert maden. İLE/||/<> Korundum mineralinin bir çeşidi. )
- EMÂNET:
MÂRİFET ve/||/<> TEVHİD
- EMBALLAGE[Fr. < EMBALLAGE] ile/||/<> AMBALAJ ile/||/<> AMBALAJ[Fr. < EMBALLAGE]
( İçindeki eşyayı dış etkilerden koruyarak bir arada tutan dağıtım ve pazarlamayı kolaylaştıran ve içeriği hakkında tüketicilere bilgi veren çeşitli maddelerden üretilmiş sargı kutu ya da kaplar Gıda maddelerini dış etkenlerden koruyan pazarlama sırasında üzerindeki işaret ve etiketiyle ürünü tanıtan ayrıca dağıtım ve depolama sırasında taşıma kolaylığı sağlayan kağıt karton plastik vb materyallerden yapılmış dış örtü Yem gıda ilaç ve her türlü kimyasal maddeleri dış etkenlerden koruyan pazarlama sırasında üzerindeki işaret ve etiketiyle ürünü tanıtan ayrıca dağıtım ve depolama sırasında taşıma kolaylığı sağlayan kâğıt karton plastik vb maddelerden yapılmış dış koruma )
( PACKAGE )
( EMBALLAGE )
(1996'dan beri)