Bugün[11 Nisan 2026]
itibarı ile 8.224 başlık/FaRk ile birlikte,
8.224 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(23/34)


- [ne yazık ki]
YARIM DOKTOR ve/||/<> YARIM HOCA

( Candan eder. VE/||/<> Maldan eder. )


- neb./nebul[Lat. < NEBULA] değil/yerine/= İNCE TOZ HALİNDE PÜSKÜRTÜLEN İLAÇ


- NEFES NEFESE değil/yerine/= SOLUK SOLUĞA


- NEFES ve/> NEFS ve/> NEFİS


- NEFRİT ile/||/<> NEFROZ

( Böbreklerin yangılanması. İLE/||/<> Böbreklerin işlev bozukluğu ve protein kaybı. )


- NEFROLİTİYAZİS ile/||/<> ÜRETEROLİTİYAZİS

( Böbreklerde taş oluşumu. İLE/||/<> Üreterde taş oluşumu. )


- NEFROLİTİYAZİS ile/||/<> ÜROLİTİYAZİS

( Böbreklerde taş oluşumu. İLE/||/<> Sidik yollarında taş oluşumu. )


- NEFROLİTİYAZİS ile/||/<> ÜROLİTİYAZİS

( Böbreklerde taş oluşumu. İLE/||/<> Sidik yollarında taş oluşumu. )


- NEFRON/NEPHRON[İng.] değil/yerine/= BÖBREK BİRİM


- NEFROTİK SENDROM ile/||/<> NEFRİTİK SENDROM

( Böbreklerde protein kaybı ve ödem. İLE/||/<> Böbreklerde yangılanma ve kanama. )


- NEFS ile/ve/<> KAN


- NEGATİF/NEGATIVE[İng.] değil/yerine/= EKSİ | OLUMSUZ | YOK


- NEGATİVİZM/NEGATIVISM[İng.] değil/yerine/= OLMAZCILIK


- NEGATOSKOP/NEGATOSCOPE[İng.] değil/yerine/= FİLMGÖREÇ


- NEGLECTED ÇOCUK/NEGLECTED CHILD[İng.] değil/yerine/= İLGIDEN YOKSUN ÇOCUK


- NEGLEKT/NEGLECT[İng.]/İHMAL[Ar.] değil/yerine/= BOŞLAMA


- NEHM[Ar.] ile ...

( Horlayarak soluma, hırıltılı soluk alma. | Kükreme. )


- NEKÂHET ile LOĞUSA[< Yun. LOKHUSA]


- NEKROPSİ/NECROPSY[İng.] değil/yerine/= ÖLÜ AÇIMI


- NEKROZ/NECROSIS[İng.] değil/yerine/= DOKU ÖLÜM


- NEKTARYUMLAR, NEKTAR[Fr. < NECTAR](BALÖZÜ) SALGILAYAN YAPILAR = A'ZÂ-İ NEKTÂRÎYE = NECTAIRES


- NEM <> GAM

( Duvarı yıkar. <> İnsanı yıkar/bitirir[/öldürür]. )

( HUMIDITY/MOISTURE <> SORROW )


- NEONATAL[İng.] değil/yerine/= YENİDOĞAN (İLİŞKİLİ)


- NEONATOLOJİ/NEONATOLOGY[İng.] değil/yerine/= YENİDOĞAN BİLİMİ


- NEOPLASIA[İng.] değil/yerine/= NEOPLAZİ

( Herhangi bir sınırlama ya da sonlanma göstermeyen, konak canlının kontrol mekanizmaları dışında hareket eden, kontrolsüz göze çoğalmasıyla ortaya çıkan anormal bir doku kitlesidir. Neoplazinin tıp dilinde olağan kullanımı “tümör”dür. Aslında tümör deyimi; Latincedeki “tumor” sözcüğünden gelmektedir. Neo= yeni; plasm= oluşum, gelişme, büyüme anlamındadır. Onkolojide neoplazmların “benign” (iyi huylu) ve “malign” (kötü huylu) olarak gruplandırılması önemlidir. Kötü huylu tümörler, kanser gözelerinin bir diğer ismidir. Her tümör, kanser demek değildir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NEOPLAZİ/NEOPLASIA[İng.] değil/yerine/= UR GELİŞİMİ


- NEPHR-/NEPHRO- ile/||/<> RENİ-/RENO- ile/||/<> PYEL-/PYELO-

( Böbrek. İLE/||/<> Böbrek. İLE/||/<> Böbrek pelvisi ile ilgili. )


- NEREDEYSE ÖLMEK ile/ve/değil/||/<>/< ÖLMEK

( Hiçbir şeyi değiştirmez. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Herşeyi değiştirir. )


- NERGİS[Fars.] ile KARDELEN

( Nergisgillerden, bazı türlerinde beyaz, bazılarında sarı renkte olan çiçekleri ayrı ya da bir kök sap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan, 20-80 cm. yüksekliğinde, soğanlı bir süs bitkisi. İLE Nergisgillerden, baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki. )

( NARCISSUS cum GALANTHUS NIVALIS )


- NERO ile/= NÖRO


- NERVİ-/NERVO- ile/||/<> NEUR-/-NEURE/-NEURİA/NEURO-

( Sinir. İLE/||/<> Sinirsel, sinir dokusu, santral sinir sisteminin durumu ile ilgili. )


- NERVUS[İng.] değil/yerine/= SİNİR


- NEŞE >< HASTALIK ya da KURUNTU

( Neşeli olmayan kişiden, iki türlü kuşkulanılır. Ya hastadır ya da o kişinin, başkalarına bildirmek istemediği bir kuruntusu vardır. [ATATÜRK] )


- NESİL[Ar.]/BATIN/JENERASYON[İng./Fr. < GENERATION] değil/yerine/= KUŞAK/GÖBEK


- NEŞTER[Fars.]/TECRİH[Ar.] BIÇAĞI/BİSTURİ[< Fr.]/SCALPEL[İng.] = BIÇAK


- NEŞTER ile/ve/||/<> TEŞRİH


- NEVRALJİ ile NEVRİT

( Sinir patolojisinden kaynaklanan ağrı. İLE Sinir yangısı. )


- NEVRALJİ ile/||/<> NÖROPATİ

( Sinir ağrısı. İLE/||/<> Sinir hasarı. )


- NEWSQL/NEWSTRUCTURED QUERY LANGUAGE[İng.] değil/yerine/= MELEZ YAPILANDIRILMIŞ SORGU DİLİ


- NEWTON ile/||/<> EYLEMSİZLİK[İng. INERTIA] ile/||/<> GRAVİTASYON[İng. GRAVITATION] ile/||/<> KÜTLEÇEKİM[İng. GRAVITY]

( Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) kuvvetin birimidir. N olarak kısaltılır. Newton, 1 kilogram kütleye sahip bir cismi 1 m/s2 ivmelendirmek için gereken kuvvet biçiminde tanımlanmıştır. Adını İngiliz matematikçi, fizikçi ve filozof Isaac Newton'dan alır. @@ Cisimlerin hareket durumunu koruma eğilimidir. Cismin üzerine etki eden net kuvvet sıfır ise, durmakta olan cisim durmaya, hareket eden cisim ise aynı yönde hareket etmeye devam eder. Örneğin, hareket halindeki otobüs aniden fren yaparsa, otobüsün içindeki yolcular hareket durumunu koruma eğilimden dolayı ileri fırlayacaklardır. Newton'un birinci hareket yasasıdır. @@ Kütlesi bulunan maddelerin birbirlerine doğru ivmelenme eğilimidir, Türkçede yanıltıcı bir biçimde "kütleçekim" olarak da bilinir. Elektromanyetik kuvvet, zayıf ve güçlü nükleer kuvvet ile birlikte doğadaki dört temel kuvveti oluşturur. Gravitasyon, bu 4 kuvvet arasındaki en zayıfıdır. Cisimlerin birbirini "çektiğini" düşünen Newton, "Küleçekim Teorisi"ni ileri sürmüştür. Ancak günümzüde, cisimlerin birbirlerine doğru hareketinin bir "çekim kuvveti" nedeniyle olmadığı, gerek görecelik teorisi, gerekse de kuantum mekaniğince ortaya konulmuştur. Dolayısıyla "kütleçekim" sözcüğü hatalı bir çağrışıma neden olmaktadır. @@ Kütlesi bulunan maddelerin birbirlerine doğru ivmelenme eğilimi. Elektromanyetik kuvvet, zayıf ve güçlü nükleer kuvvet ile birlikte doğadaki dört temel kuvveti oluşturur. Kütleçekim, bu 4 kuvvet arasındaki en zayıfı. Cisimlerin birbirini "çektiğini" düşünen Newton, "Küleçekim Teorisi"ni ileri sürdü. Ancak günümüzde, cisimlerin birbirlerine doğru hareketinin bir "çekim kuvveti" nedeniyle olmadığı, gerek görecelik teorisi, gerekse de kuantum mekaniğince ortaya konuldu. Dolayısıyla "kütleçekim" sözcüğü hatalı bir çağrışıma neden olur. "Gravitasyon" olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NEZÂFET ile TEMİZLİK, PÂKLIK | TAM SAĞLIK VE SELÂMET

( TEMİZLİK, PÂKLIK | TAM SAĞLIK VE SELÂMET )


- NEZİF[Ar. < NEZF] değil/yerine/= KANAMA

( Gövdenin herhangi bir yerinden kan akması, kan gelmesi. | Manevi acıların yeniden etkisini duyurması, depreşmesi. )


- NEZLE/DUMAĞI/TUMAĞI/İNGİN/ZÜKÂM[Ar.] ile ALERJİ


- NEZLE/DUMAĞI/TUMAĞI/İNGİN/ZÜKÂM[Ar.] ile GRİP ile KORONA(CORONA)/COVID-19 ile HANTA

( NEZLE
Nedeni: Çok sayıda virüs bu hastalığa yol açabilir.
Zamanı: Yılın her zamanı. Yayılma biçimi: Burun ya da ağız yoluyla giren zerreler.
Kuluçka Süresi: İki haftaya kadar çıkabilir.
Ateş: Zaman zaman.
Üşüme: Nadiren.
Kas Ağrısı: Zaman zaman.
Boğaz Ağrısı: Hafif ve aralıklı.
Öksürme: Yaygın.
İshal: Yaygın olabilir.
Kusma: Yaygın olabilir.
Zatürree: Hiç yaygın değil.
Tedavi: Belirtilere karşı reçetesiz ilâçlar.
Önlem: Elleri dikkatle yıkamak.
İLE
GRİP
Nedeni: A ya da B grip virüsü.
Zamanı: Sonbahar ve kış sonu.
Yayılma biçimi: Burun ya da ağız yoluyla giren zerreler.
Kuluçka Süresi: İki gün.
Ateş: Genelde her zaman.
Üşüme: Yaygın.
Kas Ağrısı: Yaygın ve bazen ağır.
Boğaz Ağrısı: Acı verici ve daha inatçı.
Öksürme: Yaygın.
İshal: Yaygın değil.
Kusma: Genellikle görülmez.
Zatürree: Meydana gelebilir.
Tedavi: A... ya da R...
Önlem: Elleri dikkatle yıkamak. | Grip aşısı. )

( image )

( image )

( image )

( image )

( NEVÂZİL, SÜTÂ', ZÜKÂM ile ... ile ... )


- NEZLE ile/||/<> SAMAN NEZLESİ/HAY FEVER


- NHS/NATIONAL HEALTH SERVICE[İng.] değil/yerine/= ULUSAL SAĞLIK SERVİSİ (INGILTERE)


- NICOTIANA RUSTICA ile NICOTIANA TABAKUM

( Rusya ve Hindistan'da yetişir. İLE Dünyanın çoğu bölgesinde bulunanın adıdır. )


- NİDUS[İng.] değil/yerine/= YUVA


- NIH/NATIONAL INSTİTUTES OF HEALTH[İng.] değil/yerine/= ULUSAL SAĞLIK ENSTİTÜLERİ (ABD)


- NİHÂYET-İ AZM[Ar.] değil/yerine/= KEMİK UCU

( Kemik ucu. )


- NİKRİS/NİKRÎS[Ar. < NEKARÎS] ile NÎKRÎZ/NÎRÎZ[Fars.]

( Ayak parmaklarında, topuklarda ve eklemlerde meydana gelen ağrılı hastalık. [Fr. GOUTTE] İLE Türk müziğinin en eski bileşik makamlarından. )


- NIM/NONİNVAZİV MONİTORİZASYON NONİNVASIVE MONİTORING[İng.] değil/yerine/= GİRİŞİMSEL OLMAYAN İZLEÇLEME


- NIMV/NONİNVAZİV MEKANİK VENTILASYON NONİNVASIVE MECHANICAL VENTILATION[İng.] değil/yerine/= GİRİŞİMSEL OLMAYAN MEKANİK SOLUTMA


- NIN "DOKUNMA/SI" ile/ve/yerine ...NIN ETKİ ETME/Sİ


- NIRS/NEAR INFRARED SPECTROSCOPY[İng.] değil/yerine/= YAKIN KIZILÖTESİ İZGESEL GÖRÜNTÜLEME


- NİŞ/NICHE[İng.] değil/yerine/= OYUK


- NİSAİYE/JİNEKOLOJİ değil/yerine/= KADIN-DOĞUM SAYRILIKLARI


- NISF ile/ve/||/<> CERH

( Yarım. İLE/VE/||/<> Yarmak. )


- NİTRİK ASİT ile/değil NİTRİK OKSİT


- NİTRİK ASİT ile/ve/<>/> PİKRİK ASİT[Fr. < Yun.]

( ... İLE/VE/<>/> Nitrik asidin, anilin, ipek vb. maddelere etkimesiyle elde edilen asit.[OH-C6H2 (NO2)3 [Boyacılıkta, patlayıcı maddeler yapımında ve tıpta kullanılır.] )


- NİTROJEN/NİTROGEN[İng.] değil/yerine/= AZOT


- NİV/NONİNVAZİV VENTILASYON NONİNVASIVE VENTILATION[İng.] değil/yerine/= GİRİŞİMSEL OLMAYAN SOLUTMA


- NK/NATURAL KİLLER CELLS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL ÖLDÜRÜCÜ GÖZELER


- NLP/NATUREL LANGUAGE PROCESS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL DİL İŞLEME


- NMES/NÖROMÜSKÜLER ELEKTRİKSEL STIMÜLASYON NEUROMUSCULAR ELECTRICAL STIMULATION[İng.] değil/yerine/= SİNİRKAS ELEKTRİKSEL UYARIMI


- NMR/NUCLEAR MAGNETIC RESONANCE[İng.] değil/yerine/= NÜKLEER MANYETİK REZONANS


- NMR/NUCLEAR MAGNETIC RESONANCE[İng.] değil/yerine/= NÜKLEER MANYETİK REZONANS


- no.[Lat. < NUMERO] değil/yerine/= SAYI, ADET


- noct. maneq.[Lat. < NOCTE MANEQUE] değil/yerine/= GECE VE SABAH


- noct.[Lat. < NOCTE] değil/yerine/= GECELEYİN, GECE VAKTİ


- NOD/NODE[İng.] değil/yerine/= DÜĞÜM


- NODÜL/NODULE[İng.] değil/yerine/= DÜĞÜMCÜK


- NODÜL ile KİST

( İçi dolu kitle. İLE İçi boş kitle. )

( ŞÂMİHA: Beyinde, kemikte ve gövdenin çeşitli yerlerinde doğal olarak görülen çıkıntılar. )


- NOEZİS/NOESIS[İng.] değil/yerine/= DÜŞÜNME


- NOKTÜRNAL/NOCTURNAL[İng.] değil/yerine/= GECEYE İLİŞKIN


- NOMENKLATÜR/NOMENCLATURE[İng.] değil/yerine/= TERİMLENDİRME


- NOMINA/ANATOMICA NOMINA ANATOMICA[İng.] değil/yerine/= ANATOMİ TERİMLERİ


- NON-REM UYKU/NON-REM SLEEP[İng.] değil/yerine/= REM DIŞI UYKU


- non rep./non repetat.[Lat. < NON REPETATUR] değil/yerine/= YİNELENMESİN, TEKRAR EDİLMESİN


- NON- ile DİS-

( ... olmayan, ... dışı. İLE Bozuk, kötü, güç. )


- NON-DEFEATABILITY[İng.] değil/yerine/= SARSILMAZLIK

( Sarsılmazlık, Lehrer ve Paxson’un ‘Bilgi: Sarsılmaz Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç’ makalesinde ele aldıkları, bilginin dördüncü koşulu ifade etmektedir. Buna göre temel olmayan inançların gerekçelendirilmesi için, sarsılmaz olması koşulu eklenmelidir. Şu halde bilgi, sarsılmaz gerekçelendirilmiş doğru inanç olarak tanımlanmaktadır. Lehrer ve Paxson’a göre, gerekçelendirme tek başına bilgiyi oluşturmak için yeterli bir koşul değildir. Çünkü Gettier örneklerinde de görüldüğü gibi gerekçelendirilen ancak yanlış olan inançlar oluşturmak olanaklıdır. Sarsılmazlık koşulu ise bu noktada kullanılır. Nitekim sarsılmazlık koşulu, yalnızca temel olmayan inançlardan bilginin meydana gelmesi için gereklidir. Bunun nedeni ise temel inançların kendinden gerekçeli olmaları bakımından başka bir inanç tarafından gerekçelendirmeye gereksinim duymamaları, dolayısıyla da sarsılamaz olmalarıdır. O halde temel olmayan inançların bilgi haline gelmesi şu üç koşul ile mümkün olmaktadır: İnancın doğru olması, öznenin inancın doğruluğuna inanması ve öznenin, bu inancın gerekçesi olarak başka bir ifadeye sahip olması durumunda söz konusu başka ifadenin bu gerekçelendirmeyi sarsmaması gerekmektedir. Bir inancın sarsılabilir olması ise şu koşulların gerçekleşmesiyle olanaklıdır: Örneğin p ve q ifadelerinin birleşimi, S’nin h inancının gerekçeleyicileri olmaları bakımından gerekçelendirmeyi sağlamazsa; S, q inancının yanlış olduğunu gerekçelendirmişse; q’nun mantıksal sonucu olan c ifadesi ile p ifadesi, S’nin h inancını gerekçelendiremiyorsa; bu gerekçelendirememe sonucunda S, c’ye inanmanın yanlış olduğunu tam olarak gerekçelendirmişse. Başka bir ifadeyle epistemik öznenin herhangi bir temel olmayan inancının sarsılabilir olması demek, söz konusu temel olmayan inancı gerekçelendirmek için kullanılan ifadelerin gerekçelendirmeyi sağlayamaması ve öznenin, bu ifadelerin yanlış olduğunu gerekçelendirmesi demektir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NONİNVAZİV MONİTÖRİZASYON /GİRİŞİMSEL OLMAYAN MONİTÖRİZASYON/NONİNVASIVE MONİTORING[İng.] değil/yerine/= GİRİŞİMSEL OLMAYAN İZLEME


- NONİNVAZİV/NONİNVASIVE[İng.] değil/yerine/= GİRİŞİMSEL OLMAYAN


- NONİNVAZİV VENTILASYON/NONİNVASIVE VENTILATION[İng.] değil/yerine/= GİRİŞİMSEL OLMAYAN SOLUTMA


- NONKOMÜNİKAN/NONCOMMUNICATING[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTISIZ


- NON-PAROUS vs. NON-POROUS


- NONSPESIFIK/NONSPECİFIC[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL OLMAYAN


- NONVERBAL İLETİŞİM/NONVERBAL COMMUNICATION[İng.] değil/yerine/= SÖZSÜZ İLETİŞİM


- NONWOVEN[İng.] değil/yerine/= DOKUNMAMIŞ


- NÖRAL/NEURAL[İng.] değil/yerine/= SİNİRSEL


- NORM[İng.]/NORME[Fr.] değil/yerine/= DÜZE/DÜZGÜ


- NORMOAKTİF/NORMOACTIVE[İng.] değil/yerine/= OLAĞAN ETKINLİKTE


- NORMOSELÜLER/NORMOCELLULAR[İng.] değil/yerine/= OLAĞAN GÖZELİ


- NORMOTANSİF/NORMOTENSIVE[İng.] değil/yerine/= NORMAL KAN BASINCI (İLİŞKİLİ)


- NORMOTONİK/NORMOTONIC[İng.] değil/yerine/= OLAĞAN DERİŞİMLİ | OLAĞAN GERGILİ


- NÖROGENEZ/NEUROGENESIS[İng.] değil/yerine/= SİNİR GÖZE GELİŞİMİ


- NÖROGERİBİLDİRİM/NEUROFEEDBACK[İng.] değil/yerine/= SİNİR GERİBİLDİRİMİ


- NÖROJENİK/NEUROGENIC[İng.] değil/yerine/= SİNİR KAYNAKLI


- NÖROKONDÜKSİYON/NEURAL CONDUCTION[İng.] değil/yerine/= SİNİR İLETİ


- NÖROLOJİ[İng. NEUROLOGY] ile/||/<> MUTİZM[İng. MUTISM] ile/||/<> NOZOLOJİ[İng. NOSOLOGY] ile/||/<> TAURİN[İng. TAURINE] ile/||/<> VERBİJERASYON[İng. VERBIGERATION]

( Nöroloji genel olarak beyin, beyin sapı, omurilik ve çevresel sinir sistemiyle kasların hastalıklarını inceleyen, teşhis ve cerrahi dışındaki tedavi uygulamalarını içeren tıp bilimi dalıdır. @@ Görünüşte normal bilinç düzeyi ile birlikte konuşmama durumu. Bireyin herhangi bir nörolojik ya da fiziksel katkıda bulunan etmen olmaksızın bir anda konuşmayı bıraktığı dissosiyatif (histerik); ya da bireyin bazı durumlarda hiç konuşmadığı ancak diğer durumlarda gayet iyi konuştuğu elektif (seçici) olabilir. @@ Hastalıkların tanımlanması, sınıflandırılması ve kategorize edilmesiyle ilgilenen bilim dalı. Nozoloji; kardiyovasküler hastalıklar, nörolojik bozukluklar gibi hastalıkların etiyolojileri, gelişim süreçleri ve belirtileri gibi çeşitli özelliklerini inceleyerek onları sistemli bir biçimde özgün gruplara ayırır. @@ Taurin; kimyasal formülü C2H7NO3S olan, hayvan dokusunda doğal olarak bulunan, nörolojik iletişim sistemini koruyan ve düzenleyen, iskelet kaslarının kasılmasında yardımcı, retina gelişimi ve fonksiyonu için önemli, antioksidan özellikte yarı esansiyel metiyonin ve sistinden türetilen, sülfür türevi bir aminoasittir. Safra sıvısının önemli bir bileşeni olup kalın bağırsakta bulunabilir. İnsan vücut ağırlığının %0,1'ini oluşturur. @@ Genellikle açık bir anlam ya da amaç olmaksızın kelimelerin ya da cümlelerin tekrarlanması. Yaygın olarak şizofreni, otizm ya da demans gibi belirli nörolojik ya da psikiyatrik rahatsızlığı olan bireylerde görülür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NÖRONAL/NEURONAL[İng.] değil/yerine/= SİNİR GÖZESEL


- NÖRON/LAR ile/ve AYNA NÖRON/LAR

( GIACOMO RIZZOLATTI )

( )


- NÖRON/LAR ile/ve/<> GÖKADA/LAR


- NÖRONLARDA:
DOĞUMDA ile İKİ AYLIKKEN ile ALTI YAŞINDA ile 14 - 60 YAŞ ARASINDA


- NÖROPATİ/NEUROPATHY[İng.] değil/yerine/= SİNİR SAYRILIĞI


- NÖROPLASTISITE/NEUROPLASTICITY[İng.] değil/yerine/= BEYİN UYARLANMASI


- NÖROPRAKSİ/NEUROPRAXIA[İng.] değil/yerine/= GEÇİCİ SİNİR İLETİ KESİNTISİ


- NÖROTRANSMİSYON/NEUROTRANSMİSSION[İng.] değil/yerine/= AŞIRTMALI SİNİR İLETİ


- NÖROTRANSMİTER/NEUROTRANSMİTTER[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL SİNİR ULAĞI


- NÖROTRANSMİTERLER ile SİNAPTİK İLETİM

( Sinir gözeleri arasında bilgi iletimini sağlayan kimyasal haberciler. İLE Sinir gözeleri arasında sinyallerin nasıl iletildiğini gösteren süreç. )


- NOSİSEPTÖR/NOCICEPTOR[İng.] değil/yerine/= AĞRI ALMACI


- NOSQL/NOT ONLY STRUCTURED QUERY LANGUAGE[İng.] değil/yerine/= YAPILANDIRILMAMIŞ SORGU DİLİ


- NÖTR/NEUTER[İng.] değil/yerine/= ETKİSİZ | YÜKSÜZ | YANSIZ


- NÖTRALİZASYON[İng. < NEUTRALIZATION] değil/yerine/= ETKİSİZLEŞTİRME/YANSIZLAŞTIRMA


- NÖTRALİZASYON/NEUTRALIZATION[İng.] değil/yerine/= YÜKSÜZLEŞTİRME | ETKİSİZLEŞTİRME


- NOZOKOMİYAL/NOSOCOMIAL[İng.] değil/yerine/= HASTANE KAYNAKLI


- NOZOLOJİ/NOSOLOGY[İng.] değil/yerine/= SAYRILIK SINIFLANDIRMA BİLİMİ


- n.p.o.[Lat. < NULLA PER OS] değil/yerine/= AĞIZDAN HİÇBİR ŞEY ALINMAYACAK


- NÜKLEİK ASIT/NUCLEİC ACİD[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEK ASIDİ


- NÜKLEOL/NUCLEOL[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEKÇİK


- NÜKLEOPLAZMA değil/yerine/= ÇEKİRDEK SIVISI


- NÜKLEOTİT[İng. NUCLEOTIDE] ile/||/<> ARTIK BİLEŞİK[İng. RESIDUE] ile/||/<> CHARGAFF KURALI[İng. CHARGAFF RULE] ile/||/<> DEOKSİRİBOZ[İng. DEOXYRIBOSE] ile/||/<> ENDONÜKLEAZ[İng. ENDONUCLEASE]

( Nükleik asitlerin yapı taşı. Riboz ya da deoksiriboza bağlı herhangi bir pürin ya da pürimidinden oluşur. @@ Daha büyük bir molekülün parçası oldukları zaman, aminoasitlere ya da nükleotitlere verilen isim. @@ Herhangi bir türe ait DNA'nın nükleotite parçalandığında ortamda bulunan toplam adenin miktarının timine, guanin miktarının sitozine eşit olması durumudur. @@ Beş karbonlu bir şekerdir. @@ Polinükleotit zincirindeki nükleotitler arasındaki fosfodiester bağını kesen bir nükleaz. Restirikriyon endonükleazı; DNA yı belirli yerlerden kesen bir endonükleazdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NÜKLEOTİT/NUCLEOTİDE[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEK YAPI TAŞI


- NÜKLEUS/NÜVE/NUCLEUS[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEK


- NÜKS/RECURRENCE[İng.] değil/yerine/= YINELENME


- NÜMÜLER/NUMMULAR[İng.] değil/yerine/= PARA BÜYÜKLÜĞÜNDE VE BİÇİMINDE


- NUMUNE/SAMPLE[İng.] değil/yerine/= ÖRNEK


- NUTFE ile/ve/<>/> ALAKA ile/ve/<>/> MUDĞA


- NUTRACEUTICAL[İng.] değil/yerine/= NUTRASÖTİK

( Gıda ya da gıdanın bir parçası olup hastalığın önlenmesi ve tedavisi de dahil olmak üzere bazı tıbbi yararlar sağlayan herhangi bir madde.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NÜTRİSYON/NUTRITION[İng.] değil/yerine/= BESLENME


- NÜZÛL[Ar.] ile İNME


- NYHA/NEW YORK HEART ASSOCİATION[İng.] değil/yerine/= NEW YORK KALP DERNEĞİ


- O DELİK DEĞİL ile/değil O, DELİK DEĞİL


- O-EMRAM/OUTPATIENT ELECTRONIC MEDICAL RECORD ADOPTION MODEL[İng.] değil/yerine/= AYAKTAN HASTA ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT BENIMSEME MODELİ


- O.D./OCULUS DEXTER[İng.] değil/yerine/= SAĞ GÖZE


- O.S./OCULUS SİNISTER[İng.] değil/yerine/= SOL GÖZE


- OAA/EVENT TREE ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= OLAY AĞACI ÇÖZÜMLEMESİ


- obduc.[Lat. < OBDUCE, OBDUCATUR] değil/yerine/= SÜRÜLSÜN


- ÖBEK ile GÖBEK


- ÖBEK ile/ve/||/<> ZİNCİR


- OBEZ/OBESE[İng.] değil/yerine/= ŞİŞMAN


- OBEZİTE/OBESITY[İng.] değil/yerine/= ŞİŞMANLIK


- OBEZİTE ile/||/<> KAŞEKSİ

( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Aşırı kilo kaybı ve kas erimesi. )


- OBEZİTE ile/||/<> METABOLİK BELİRGE/SENDROM

( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Birlikte görülen yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve olağandışı kolesterol seviyeleri. )


- OBJEKTİF["OBJEKTİV" değil!]/OBJECTIVE[İng.] değil/yerine/= NESNEL | MERCEK DÜZENEĞİ


- OBLITERASYON/OBLITERATION[İng.] değil/yerine/= TAM KAPANMA


- OBLITERE/OBLITERATED[İng.] değil/yerine/= KAPANMIŞ


- OBO/OPEN BIOLOGICAL AND BIOMEDICAL ONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= AÇIK BİYOLOJİK VE BİYOMEDİKAL ONTOLOJİ


- OBSERVER BİAS değil/yerine/= GÖZLEMCİ YANLILIĞI


- OBSESİF-KOMPÜLSİF BOZUKLUK/OBSESSIVE-COMPULSIVE DISORDER[İng.] değil/yerine/= TAKINTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU


- OBSESİF değil/yerine/= TAKINTILI


- OBSESYON/OBSESSION[İng.] değil/yerine/= TAKINTI


- OBZERVASYON/OBSERVATION[İng.] değil/yerine/= GÖZLEM


- OCCUPATIONAL DISEASE[İng.] değil/yerine/= MESLEK HASTALIĞI


- OCT/OKT/OPTİK KOHERENS TOMOGRAFİ OPTIC COHERENCE TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= GÖRME EŞEVRELİ KESITÇEKİM


- ÖD/SAFRA KESESİ ile SİDİK/İDRAR KESESİ

( ... ile MESÂNE )

( ... ile ÂB-DÂN )

( GALL BLADDER vs. URINARY BLADDER )


- ÖD ve/||/<> KOLEDOK[Fr. < CHOLEDOQUE]

( Safra. VE/||/<> Safra kanalı, öd kanalı. )


- ÖD ile ÖD ile ÖT

( Safra. İLE Hz. Muhammed'in ruhaniyetine işarettir. İLE Kuşların ötmesi. | [argo] Konuşmak/konuşturmak, itiraf etmek/ettirmek[ötmek/öttürmek]. )


- ODA KAPISI ile/||/<> HASTANE ODASI KAPISI


- OR/ODDS RATIO[İng.] değil/yerine/= GÖRELİ ORAN


- ÖDEM/EDEMA[İng.] değil/yerine/= ŞİŞLİK


- ÖDEM[Fr. < Yun.] ile BEZE

( Bazı hastalıklarda yüzde, ellerde ve ayaklarda görülen yangısız şiş. İLE Yara ya da çıban nedeniyle gövdenin herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik. )

( ... ile GUDDE )


- ODİT/AUDIT ile/||/<> ODİTÖR/AUDITOR

( Dinleyiciler. İLE/||/<> İşitsel. )


- ODİTORYUM/AUDİTORIUM[İng.] değil/yerine/= TOPLANTI SALONU


- ODON-/ODONT-/ODONTİA- ile/||/<> GİNGİV-/GİNGİVO- ile/||/<> ULE-/ULO- ile/||/<> CEMENTO-

( Diş, dişli. Diş biçiminde, diş tedavisi, dişin durumu. İLE/||/<> Diş etleri ile ilgili. İLE/||/<> Diş etleri ile ilgili, skarla ilgili. İLE/||/<> Diş sementumu ile ilgili. )


- ODONTOLOJİ ile DİŞ/ÇİLİK BİLİMİ

( Anatominin dişleri konu alan bölümü. )


- ODSS/ORGANIZATIONAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ÖRGÜTSEL KARAR DESTEK DÜZENİ


- ÖDÜL ile/ve/değil/||/<>/< UYARAN


- ODYOGRAM/AUDIOGRAM[İng.] değil/yerine/= İŞİTME ÇİZGESİ


- OEDIPUS KARMAŞIKLIĞI/KOMPLEKSİ ve/||/<> ELEKTRA KARMAŞIKLIĞI/KOMPLEKSİ

( Eril çocuklarda. VE/||/<> Dişil çocuklarda. )


- OFF-PUMP CERRAHİ/OFF-PUMP SURGERY[İng.] değil/yerine/= ATAN KALPTE CERRAHİ


- OFİDİZM ile ...

( Yılan ısırması sonucu zehirlenme. )


- ÖFKE(> ADRENALİN >) ve/> KALP KRİZİ

( Keskin sirke, küpüne zarar. )


- ÖFKE ile/ve/||/<> KEDER ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<> STRES ile/ve/||/<> KORKU

( Karaciğeri yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Akciğeri yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Mideyi yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Kalbi ve beyni yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Böbrekleri yorar ve hasta eder. )


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< REFLEKS


- ÖFORİ/EUPHORIA[İng.] değil/yerine/= COŞU


- OFTALMİ ile/||/<> OTİT

( Göz yangısı. İLE/||/<> Kulak yangısı. )


- OFTALMİK/OPHTHALMIC[İng.] değil/yerine/= GÖZ (İLİŞKİLİ)


- OFTALMOLOG değil/yerine/= GÖZBİLİMCİ


- OFTALMOLOJİ/K değil/yerine/= GÖZBİLİM/SEL


- OFTALMOSKOP/OPHTALMOSCOPE[İng.] değil/yerine/= GÖZ İÇİ GÖRECİ


- OG ile/||/<> ÖG

( Ovmak. İLE Öğütmek. )


- OGRUG ile OGRUG ile OGRUG/OVRUG/OWRUG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İlk.[OGRUG SÜNGÜBİ: Boyundaki ilk omur.] İLE Vadinin kıvrımı. İLE Kenar, sivri çıkıntı. )


- OGTT/ORAL GLİKOZ TOLERANS TESTİ ORAL GLUCOSE TOLERANCE TEST[İng.] değil/yerine/= ŞEKER YÜKLEME TESTİ


- OĞUL -=

( Doğan demektir.
[ Önceleri erillikle sınırlı ya da "özdeş" değildi. ] )


- OGULÇUK/OGULÇUQ ile OGULMUK/OGULMUQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Rahim. İLE Fasulyenin etrafına sarıldığı, destekleyici düz çubuk, sırık. )


- OHCA/OUT OF HOSPITAL CARDİAC ARREST[İng.] değil/yerine/= HASTAHANE DIŞI KALP DURMASI


- ÖKARYOT/EUKARYOTE[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEKLİ


- OKB ile/<> OKKB

( Obsesif-Kompulsif Bozukluk İLE Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu )

( Kaygı bozukluğu biçimi. İLE/<> Kişilik bozukluğu biçimi. )

( Belirtilerin şiddeti, zamanla değişir. İLE/<> Belirtiler, aynı kalmaya eğilimlidir. )

( Kolaylıkla tespit edilebilir. İLE/<> Kolaylıkla tanımlanamaz. )


- OKDS/ORGANIZATIONAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ÖRGÜTSEL KARAR DESTEK DÜZENİ


- OKIMAK/OQIMAQ ile OKIMAK/OQIMAQ ile OKIMAK/OQIMAQ/OGIMAK ile OKUT/OQUT
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Çağırmak. İLE Okumak. İLE Kusmak. İLE Bir yemeğe katılmaya ya da beyin huzuruna çıkmak üzere alınan çağrı/davet. )


- OKLÜDER/OCCLUDER[İng.] değil/yerine/= YAPAY TIKAÇ


- OKLÜZİV/OCCLUSIVE[İng.] değil/yerine/= TIKAYICI


- OKLÜZYON/OCCLUSION[İng.] değil/yerine/= TIKANMA


- OKSALAT < KALSİYUM OKSALAT[Fr. < Yun.]

( Billurları sidikte bulunabilen ve sidik yollarında taş yapan kalsiyum oksalatın kısa biçimi. < ... )


- OKSİDAN/OXIDANT[İng.] değil/yerine/= OKSİTLEYİCİ


- OKSİDASYON/OKSİTLE(N)ME/OXIDATION[İng.] değil/yerine/= YÜKSELTGE(N)ME


- OKSİDATİF/OXIDATIVE[İng.] değil/yerine/= OKSITLEYEN


- OKSİJEN[Fr. < Yun. OKSYS: Ekşi. | GENNAN: Doğurmak.] ile OZON[Yun.]

( Hidrojenle birleşerek suyu oluşturan, atom ağırlığı 16, rengi, kokusu ve tadı olmayan, havada, %20 oranında bulunan bir gaz.[Sıvı ve katı hallerinde soluk mavi renk ile görünür.] [Simgesi: O] İLE Molekülünde üç atom bulunan oksijenden oluşan, ağır kokulu, gaz durumundaki basit öğe.[Simgesi: O3] )


- OKSİJEN ile/ve/||/<> DOYMUŞ OKSİJEN

(

Oksijen ve Doymuş Oksijen Arasındaki FaRkLaR

Özellik Oksijen (O₂) Doymuş Oksijen / Oksijen Saturasyonu
Tanım Renksiz, kokusuz, tatsız bir öge ve gaz Bir ortamdaki oksijenin doygunluk durumu ya da yüzdesi
Formül / Gösterim O₂ (iki oksijen atomu) SpO₂ (pulse oksimetre) veya SaO₂ (arteriyel)
Ölçüm Birimi • Konsantrasyon: mg/L, ppm
• Basınç: mmHg, kPa
• Yüzde: % (havadaki oran)
• Yüzde: % (saturasyon)
• Konsantrasyon: mg/L (çözünmüş)
• Parsiyel basınç: PaO₂
TIBBİ BAĞLAM
Normal Değerler • Havada: %21
• Arteriyel kan PaO₂: 80-100 mmHg
• Normal SpO₂: %95-100
• Hafif hipoksi: %90-94
• Ciddi hipoksi:
Ölçüm Yöntemi • Kan gazı analizi
• Oksijen analizörü
• Kimyasal testler
• Pulse oksimetre (parmak ucu)
• Arteriyel kan gazı analizi
• Transkutanöz monitörler
Klinik Kullanım • Oksijen tedavisi (maske/kanül)
• Mekanik ventilasyon
• Hiperbarik oksijen tedavisi
• Hasta monitörizasyonu
• Tedavi etkinliğinin değerlendirilmesi
• Sayrılık tanısı ve izlemi
KİMYASAL BAĞLAM
Suda Çözünürlük • 0°C'de: 14.6 mg/L
• 20°C'de: 9.0 mg/L
• 40°C'de: 6.4 mg/L
• Doygunluk = Maksimum çözünürlük
• Sıcaklık ↑ = Doygunluk ↓
• Basınç ↑ = Doygunluk ↑
Etkileyen Etmenler • Atmosfer basıncı
• Rakım
• Sıcaklık
• Akciğer işlevi
• Hemoglobin miktarı
• Dolaşım durumu
• pH ve CO₂ düzeyi
İLİŞKİ VE ETKİLEŞİM
Fizyolojik İlişki Oksijen (O₂) → Akciğerlerden alınır → Kana geçer → Hemoglobine bağlanır → Oksijen Saturasyonu oluşur
Uygulama Örnekleri
  • Oda havası: %21 O₂
  • %100 O₂ maskesi
  • Oksijen tüpü: Saf O₂
  • Normal kişi: SpO₂ %98
  • KOAH hastası: SpO₂ %88-92
  • Yüksek rakımda: SpO₂ %85-90
Tedavi Yaklaşımı Oksijen Verilmesi:
• Nazal kanül: 1-6 L/dk
• Basit maske: 5-10 L/dk
• Rezervuarlı maske: 10-15 L/dk
Hedef Saturasyon:
• Normal kişi: >%95
• KOAH: %88-92
• COVID-19: >%92
)


- OKSİJEN ile/ve/||/<>/ KOKU

( "Oksijeni bilmem ama kokun şart!" )


- OKSİJENATÖR/OXYGENATOR[İng.] değil/yerine/= OKSİJENLENDİRICİ


- OKSİJENİZASYON/OXYGENATION[İng.] değil/yerine/= OKSİJENLENME


- OKSİJENLİ SOLUNUM ile FERMANTASYON

( Oksijen varlığında enerji üretimi. İLE Oksijensiz enerji üretimi. )


- OKSİMETRİ/OXIMETRY[İng.] değil/yerine/= OKSİJEN ÖLÇÜMÜ


- OKSİTOSİN ile/ve/||/<> VAZOPRESİN

( Annelik içgüdüsü. Doğumla başlayan annelerde salgılanan hormon. İLE/VE/||/<> Babalık içgüdüsü. Doğumla başlayan babalarda salgılanan hormon. )

( Doğum ve emzirme süreçlerinde rol oynayan hormon. İLE/VE/||/<> Su dengesini ve kan basıncını düzenleyen hormon. )

( Sosyal bağları ve güven duygusunu artırır. İLE/VE/||/<> Stres tepkilerini ve saldırganlığı etkiler. )

( İkisi de peptid hormondur ve dokuz amino asitten oluşur. [Hipotalamustan salgılanır ve arka hipofizden salınır.] )


- OKSİYÜR değil/yerine/= SİVRİKUYRUK

( 3-12 mm. uzunluğunda, insanın, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan, küçük bir solucan. )


- ÖKSÜRÜK ile KURU ÖKSÜRÜK


- OKUMA:
EKRANDAN ile/değil/yerine KÂĞITTA

( Ekrandan okuma, kâğıt üzerinden okumaya göre %25 daha yavaştır. )


- OKYANUSU AŞMAK ve/ne yazık ki/||/<>/> DEREDE BOĞULMAK


- OLABİLDİĞİNCE ...:
KÜÇÜLTELİM!/AZALTALIM! ve/||/<> ARTIRALIM!

( Lokmalarımızdaki oranı. VE/||/<> Çiğneme sayımızı. )


- OLABİLECEKLER ile/ve/||/<>/>/< OLMASI GEREKENLER


- OLABİLİRLİK[İng. LIKELIHOOD] ile/||/<> OLABİLİRLİK ORANI[İng. LIKELIHOOD RATIO]

( Belli bir sürece bağlı olarak belirli bir sonucun oluşabilmesi ihtimalidir.Genetik analizlerde, ebeveynlerin yavrularının çoklokuslu genlere sahip olup olmayacağının anlaşılması, olabilirlik incelemeleriyle yapılır. Benzer şekilde, bir yavruya belirli bir genin geçip geçmeyeceğinin anlaşılması için de bu analizler gerekir. @@ İki farklı durumun olabilirlikleri arasındaki orandır. Pratik ve tipik olarak, belirli bir modelin belirli bir sonucunun olabilirliği ile, aynı sonucun, aynı modelin boş model versiyonu içerisindeki olabilirliği arasındaki orandır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OLAĞAN GERİBİLDİRİM(REFLEKS) ile/ve/değil BEYİN TRAVMASI

( [Bilinci kapalı bir hastanın, (olası/çeşitli) fiziksel tepkilerinin anlamı için ayağın tabanı gıdıklanınca, ayak parmakları...] İleri doğru kasılıyorsa. İLE/VE/DEĞİL Geriye doğru kasılıyorsa. )


- OLAĞANDIŞI ile/||/<> ANOMALİ

( Olağandışı. İLE/||/<> Bozukluk. )


- OLAN ile/ve/<>/değil/yerine OLABİLEN

( Evren/dekiler. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE İnsan... )


- OLAN ile/ve/||/<> ORAN

( MATTER vs./and/||/<>/and RATIO )


- OLAP/ON-LINE ANALYTICAL PROCESSING[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ ÇÖZÜMLEYİCİ İŞLEME


- OLAY YERİNDE PARK ETME:
"ARACIN ARKASI" değil/yerine/>< ARACIN ÖNÜ


- OLAYI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... DURUMU


- ÖLÇEKLER/MİKYÂS[< KIYÂS:
Ölçü aleti, kıyas edecek alet. | Uzunluk ölçeği.] -<

( BAHÂR[Ar.]: Ölçek. )

( * MİKYÂS-I AMEL/ERGOGRAF: Kas gücünü ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I AMÛDÎ: İki nokta arasındaki dikey[şâkulî] mesafeyi belirlemeye yarayan âlet.
* MİKYÂS-I GAZ/MANOMETRE: Gaz ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I HACM: Hacim ölçüleri.
* MİKYÂS-I HAMZ: Asit ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I HİSS: Duyumölçer.
* MİKYÂS-I HURDEBÎNÎ: Mikrometre.
* MİKYÂS-I İNHİNÂ/MEYL: Eğimölçer.
* MİKYÂS-I İRTİFÂ'/ALTIMETRE: Yükseklikölçer.
* MİKYÂS-I KALEVÎ: Alkol derecesini ölçmekte kullanılan âlet.
* MİKYÂS-I KESÂFET/DENSIMETRE: Yoğunlukölçer.
* MİKYÂS-I KLOR: Klorölçer, klorimetre.
* MİKYÂS-I KUVVET: Kuvvetölçer, dinamometre.
* MİKYÂS-I KÜRE: Küreölçer.
* MİKYÂS-I KÜÛL: Alkollü bir sıvıda alkol yüzdesini gösteren âlet.
* MİKYÂS-I MÂ: Hidrometre.
* MİKYÂS-I MÂYİÂT: Sıvıölçer, areometre.
* MİKYÂS-I MEYL: Eğim ölçüsü.
* MİKYÂS-I NÂR: Ateşölçer, pirametre.
* MİKYÂS-I RİYÂH: Yelölçer, anemometre.
* MİKYÂS-I RÜTÛBET: Havanın rütûbet derecesini ölçen âlet.
* MİKYÂS-I SAFFET-İ HEVÂ: Odyometre.
* MİKYÂS-I SEDÂ: Sedânın[insan sesinin] uyumunu ve şiddetini ölçmeye yarayan âlet.
* MİKYÂS-I ZELÂZİL: Yer sarsıntısının şiddetini ve yönünü gösteren âletler, sismograf.
* MİKYÂS-ÜL-GAZÂT: Gazölçer, manometre.
* MİKYÂS-ÜL-HARÂRE: Termometre.
* MİKYÂS-ÜL-LEVN: Renkölçer, kolorimetre.
* MİKYÂS-ÜL-MATAR: Bir yılda yağan yağmur mikdarını gösteren âlet, pluviometre. )


- ÖLÇÜ ile/ve/değil/||/<>/< ARAÇ


- OLDRUM ile OLDUK/OLDUQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sakatlanmış kişi. İLE Nalsız. )


- OLGUNLAŞMANIN SAĞLADIKLARI:
"KALPTE" ile/ve/||/<>/> ANLIK'TA(ZİHİNDE) ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA

( Duyarlılık kazandırır. VE/||/<>/> İşleklik ve işlevsellik sağlar. VE/||/<>/> Huzur sağlar/sunar. )


- OLGUN/LUK ile YAŞLI/LIK

( Olgun kişi, herşeyin iyisi için çabalar. )


- OLİGOFRENİ -ile

( Akıl ve zekâ geriliği. )


- ÖLMEK/ÜŞÜMEK ile/ve/||/<>/> BUYMAK

( ... İLE Soğuktan, donarak ölmek. | Çok üşümek. )


- ÖLMEK ile/ve/değil/yerine OLMAK


- ÖLMEK ile/değil/||/<> SOLMAK

( İnsanda. İLE/||/<> Bitkide. )


- ÖLMEK ile TELEF OLMAK

( İnsanda. İLE Hayvanlarda. )

( Ölmekten değil yaşayamamaktan kork! )

( MEVT, MEYYİT[: Ölü. < MEVT] ile ... )

( TO DIE vs. TO BE DESTROYED )


- OLTP/ON-LINE TRANSACTION PROCESSING[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ KAYIT İŞLEME


- ÖLÜ/CESED[Ar. çoğ. ECSÂD], MEYYİT[Ar. < MEVT çoğ. EMVÂT][İt. MORTO] ile/değil/yerine NA'Ş/NAAŞ


- ÖLÜ SERTLİĞİ ile/ve/||/<> ÖLÜ MORLUĞU ile/ve/||/<> ÖLÜ SOĞUMASI

( RIGOR MORTIS cum/et/||/<> LIVOR MORTIS cum/et/||/<> ARGOR MORTIS )


- ÖLÜM:
KALP/BEYİN DURDUĞUNDA ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> UNUTULDUĞUMUZDA


- ÖLÜM KORKUSU < GÖVDE ZANNI


- ÖLÜM ile/ve/değil/< AYRILIK/MEHCÛR[Ar. < HİCR]/HİCRET

( Bir kere ölmek. İLE/VE/DEĞİL Her an ölüp ölüp dirilmek. )

( İnsan/kişi ancak öldükten sonra bilince konu olur/olabilir. )


- ÖLÜM ile/ve/değil/yerine DAĞILMA/YAYILMA/AYRIŞMA

( MEVT ile/ve/değil/yerine NEŞR )


- ÖLÜM ile/ve GÖMÜT/SİN OBRUĞU/MEZAR/MAKBER/E / MERKAD/MERKAT/METFEN[Ar.], GÛR[Fars.], MAŞATLIK[Yahudi mezarlığı], DARÎH/ZARÎH[Ar.]/NEKROPOL[Yun.]

( Ölüler kokmasın diye, derin çukurlara gömülür. Ölçünün olmadığı dönemlerde bu çukurların derinliğini "mezarı kazanın beline kadar" diyerek ölçüye vurmuşlardır. Bu, "bele kadar" ölçüsü, eril gövdeler içindir. Dişil gövdeler daha yağlı olduklarından, onların mezarlarını, "mezarı kazanın göğsüne kadar" diyerek tarif etmişlerdir. )

( Yakının ölümünü kabul aşamaları: Reddediş > Öfke > Uyum > Üzüntü > Kabul )


- ÖLÜM ile İNTİHAR

( Dünyada yılda bir milyon, kırk saniyede bir intihar etmektedir. )

( )


- ÖLÜM ile/ve "IŞIK KAYBI" (SENDROMU)


- ÖLÜM ile/||/<> KIYIM/CİNAYET[Ar.] ile/||/<> ÖZKIYIM/İNTİHAR[Ar.]


- ÖLÜM ile/ve KÜÇÜK ÖLÜM

( ... İLE/VE Orgazm. )


- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> MİRAS

( Hak. İLE/VE/||/<>/> Helâl. )


- ÖLÜM ile ÖTANAZİ["ÖTENAZİ" değil!]

( Hayatın tamir edemediğine, ölüm son verir. )

( [argo] KUYRUĞU TİTRETMEK, CIZLAMI ÇEKMEK ile ... )

( Ölüm riski, Duckworth Ölçeği kullanılarak hesaplanabilir[Royal Statistical Society dergisi düzenleyicisi Frank Duckworth(Dr.) tarafından tasarlanmıştır]. Bu ölçek, herhangi bir eylem sonucundaki ölme olasılığını ölçer. En güvenli eylem türü 0 sonucunu verirken, sonucun 8 çıkması eylemin kesin ölümle sonuçlanacağı anlamına gelir.

Rus Ruleti oyunu 7.2'lik bir risk taşır. 20 yıllık kaya tırmanışının riski 6.3'tür. Bir kişinin öldürülme riski 4.6'dır. Ayık ve orta yaşlı bir sürücünün direksiyonda olduğu ve 160 km. hızla gerçekleşen bir araba yolculuğu 1.9'luk bir risk taşır. Yıkıcı bir asteroid çarpmasından (1.6) biraz daha risklidir.

Bu ölçekte 5.5 özellikle tehlikeli bir sonuçtur. Bu değer trafik kazası nedeniyle, bir kişinin kazayla düşmesi sonucu ya da elektrik süpürgesi kullanırken, bulaşık yıkarken ya da sokakta yürürken ölme riskini belirtir. )

( http://olmehakki.blogspot.com.tr )

( RİHLET, İRTİHÂL, KÛS-İ RAHÎL, ZIYÂ-İ EBEDÎ ile ... )

( MERG ile ... )

( DEATH vs./avec [Fr.] EUTHANASIE )

( KUYRUĞU TİTRETMEK ile ... )


- ÖLÜM ile/ve/||/<> SIRALI ÖLÜM


- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> SITMA

( "Ölümü gösterip sıtmaya râzı etmek." )


- ÖLÜM ile TAN TUN

( ... İLE "Öldürülmek ya da başı belaya uğramak" anlamına gelen tan tuna gitmek deyiminde geçen bir söz. )


- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> TEMEVVÜT[Ar. < MEVT]

( ... İLE/VE/||/<> Bir örgenin çürüyüp ölü duruma geçmesi. )


- ÖLÜM ile/ve/||/<> UYKU

( Uyku, ölümün kardeşidir. )

( ZIBARMAK: Ölmek, gebermek. | Uyumak, sızmak. )

( Ağır uyku. İLE/VE/||/<> Hafif ölüm. )

( DEATH vs./and/||/<> SLEEP )


- ÖLÜMCÜL HASTALIKLARIN ÖĞRENİLMESİNDE:
REDDETME ile/ve/<>/> ÖFKE ile/ve/<>/> PAZARLIK ile/ve/<>/> DEPRESYON ile/ve/<>/> KABUL

( DENIAL vs./and/<>/> ANGER vs./and/<>/> BARGAIN vs./and/<>/> DEPPRESSION vs./and/<>/> ACCEPTANCE :ON TERMINAL PATIENT )

Bu çalışmada,
[doğrudan ya da dolaylı]
her türlü katkısı/desteği olan, yakından tanıdığımız ve tanımadığımız tüm TIP mensuplarına
(Sayın/Sevgili Dr.) Ahmet Çorak'a, Metin Bobaroğlu'na, Kayıhan Şahinoğlu'na, Ömer Naci Ergin'e, Sevil Atasoy'a, Nilgün Bozbuğ'a
tüm emekleri ve desteği için
ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ!!!