Bugün[03 Ocak 2026]
itibarı ile 8.234 başlık/FaRk ile birlikte,
8.234 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(25/34)


- İSTİHKAM ile İSTİHKAMCI/LIK ile İSTİHKAM SINIFI


- İSTİHLÂB[Ar.] ile İSTİHLÂB[Ar.]

( Şerbet kıvamına getirme. | Yemeğin, bağırsaklarda sindirilmek üzere yoğun sıvı kıvamına geçmesi. | Süt sağma/sağılma. İLE Tırmalama. )


- İSTİHLÂF[Ar. < HALEF] değil/yerine/= YERİNE BIRAKMA


- İSTİHLÂL[Ar. < HELÂL] ile İSTİHLÂL[Ar. < HİLÂL] ile BERÂ'AT-İ İSTİHLÂL

( Helâl sayma. | Helâlleşme. | Helâl edilmesini isteme. İLE Yeni Ay'ın görünmesi, hilâli görme. | Çocuğun doğar doğmaz ağlamaya başlaması. İLE Bir sözün, yazının ya da yapıtın giriş bölümünde, konuya doğrudan girmeden önce, yapıt sahibinin ustalığını gösteren, dikkat çekici, zarif, sanatlı bir başlangıç yapması. | Edebî metinlerde, özellikle kaside, mersiye, gazel gibi divan edebiyatı ürünlerinde, konuya geçmeden önce yapılan sanatlı ve etkileyici giriş bölümler. [Amaç, dinleyicinin ya da okuyucunun ilgisini çekmek, şairin ustalığını sergilemek ve yapıta güçlü bir giriş yapmak.] )


- İSTİHMÂM[Ar.] ile İSTİHMÂM[Ar.]

( Hamama girme, yıkanma. İLE Bağlı bulunduğu cemaate özgü işler için her türlü sıkıntıya girme. )


- İSTİHRAÇ[Ar.] (ETMEK) değil/yerine/= ÇIKARSAMA YAPMAK/SONUÇ ÇIKARMAK


- İSTİHRAÇ ile İSTİHSAL ile İSTİNTAÇ

( Anlam, sonuç çıkarma/çıkarsama. İLE Çıkarma, elde etme. | Üretim, üretme. İLE Sonuç çıkarma. | Bir büyük önermeden küçüğe ve sonurguya, yasalardan olaylara, nedenden sonuca giderek sonuç çıkarma. )


- İSTİHSÂL[Ar. < HÂSIL çoğ. İSTİHSÂLÂT] ile İSTİHZAR[Ar. < HUZÛR (çoğ. İSTİHZÂRÂT)]

( Elde etme, ele geçirme/geçirilme, çıkarma, meydana getirme, hâsıl etme. | Üretim, üretme. Üretme. İLE Hazırlama. | Anımsama. )


- İSTİHSÂN[Ar. < HISN] ile İSTİHSÂN[Ar. < HASEN]

( Savunma, müdâfaa etme, karşı koyma. İLE Beğenme, beğenilme, güzel sayılma, güzel bulma. )


- [ne yazık ki]
!İSTİHZÂ'/SARAKA[argo] değil/yerine/= !ALAY ETME [bkz. İSTİSHÂR]


- İSTİHZA' yerine İSTİ'FÂF(<İFFET)


- İSTİHZA ile/değil İSTİHSA


- İSTİHZA ile İSTİHZAR ile İSTİHZALI ile İSTİHZASIZ


- İSTİHZÂ[Ar.] ile MİZÂH[Ar.]


- İSTİHZÂ[Ar.] ile SUHRİYYET[Ar.]


- İSTÎKA'["ka" uzun okunur] ile İSTÎKA'["ka" uzun okunur] ile İSTİKA'[Ar. < SAKY]["ka" uzun okunur] ile İSTİKA/İSTEKA[İt. < Cerm.]

( Olacak/gerçekleşecek, vuku' bulacak diye endişelenme. İLE Olmasını bekleme, olacak diye endişeye düşme. İLE İçecek su alma, su isteme. İLE Ayakkabıların altını parlatmak için kunduracıların kullandığı kemik. )


- İŞTİKAK[Ar.]/ETİMOLOJİ[Fr./İng.] ile İHTİRÂ[Ar.]

( Ad ve fiillerin kök ya da gövdelerine yapım eki getirilerek sözcük kurma. | Aynı kökten gelen fakat ayrı anlamları olan sözcüklerle yapılan benzetme/cinas. İLE Bilinen bazı şeylerden yararlanarak düşünce gücüyle yeni bir şey bulma. | Benzeri görülmemiş bir şey oluşturma. )


- İŞTİKÂK[Ar.] ile TÜREME | [Edebiyatta, aynı kökten türemiş olan sözcükleri bir arada bulundurma sanatı.]


- İSTİKAMET[Ar.] değil/yerine/= DOĞRULTU


- İSTİKÂMET ve/<> HÜRMET ve/<> KIRAAT


- İSTİKÂMET[Ar.] ile İSÂBET[Ar.]


- İSTİKÂMET[Ar.] değil/yerine/= YÖN, DOĞRULTU


- İSTÎKAN["ka" uzun okunur] ile İSTİKÂN/E/T[Ar.]

( Kesin/yakînen bilme/biliş. İLE Alçakgönüllülük. | Küçülme. )


- İSTİKBAL değil/yerine/= GELECEK


- İSTİKBÂLEN[Ar.] ile İSTİKBÂLÎ[Ar.]

( Gelecek zamanda, ileride. | Karşılayarak, karşılamak üzere. İLE Gelecek zamanla ilgili. )


- İSTİKBÂR[Ar.] ile İSTİNKÂF[Ar.]


- İSTİKFÂ'[Ar.] ile İSTİKFÂ[Ar.]

( ... İLE Yeterli sayma, kâfi. Varolan ile geçinmek isteme. )


- İSTİKFÂL[Ar.] ile İSTİKFÂL[Ar. < KEFÂLET]

( Çekmecede/kasada kilit altında bulundurma. İLE Kefil olma, kefilliği kabul etme. )


- İSTİKLÂL MARŞI ve/||/<>/< MEHMET ÂKİF ERSOY

( Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim, milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı;
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

Mehmet Âkif ERSOY )


- İSTİKLÂL (SAVAŞI):
"KURTULUŞ" (SAVAŞI) ile/ve/değil/||/<>/>/< BAĞIMSIZLIK (SAVAŞI)


- İSTİKLÂL[Ar.] değil/yerine/= BAĞIMSIZLIK


- İSTİKLÂL ile/ve/||/<>/> İSTİKBÂL

( Bağımsızlık. İLE/VE/||/<>/> Gelecek. )


- İSTİKLÂL ile İSTİKLÂL MARŞI


- İSTİKRÂ[Ar.] ile İSTİKRÂ[Ar. İKTİRÂ] ile İSTİKRÂH[Ar. < KERH]

( Gezme, dolaşma; âvârelik. | Bir şey hakkında etraflı bilgi edinme. | Tümevarım. [İng. INDUCTION, Fr. ÉPAGOGIQUE] İLE Kira ile tutma/tutulma, kiralama. İLE İğrenme, tiksinme. | [Ar.: İstemeyerek zorla yapma.] )


- İSTİKRA ile İSTİKRAH ile İSTİKRAR ile İSTİKRAZ ile İSTİKRARLI/LIK ile İSTİKRARSIZ/LIK ile İSTİKRARLICA ile İSTİKRARSIZCA


- İSTİKRÂ ve/||/<> KIRAAT/İKRÂ


- İSTİKRÂR[Ar. < KARAR] ile İSTİKRÂR[Ar. < TEKRAR]

( Karar bulma, yerleşme. | Kararlaşma, iyice belirli olma. İLE Tekrarlatma. )


- İSTİKRAR ile İKTİDAR


- İSTİKRAR ve/||/<>/< TUTARLILIK


- İSTİKRARSIZLAŞTIRMAK ile İSTİKRARSIZLAŞTIRMAK

( DESTABILIZE vs. DESTABLIZE )

( بيثبات کردن ile بي ثبات کردن )

( BEYSOBAT KARDAN ile BEY SOBAT KARDAN )


- İSTİKRARSIZLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DALGALANMA


- İSTİKRARSIZLIK ile İSTİKRARSIZ

( INSTABILITY vs. INSTABLE )

( بي ثباتي ile نااستواري ile ناپايداري ile تزلزل ile بي اطمينان ile متلون ile بي ثبات ile متلونالمزاج ile بي استحکام ile نااستوار ile متزلزل )

( BEY SOBATY ile نااستواري ile NAPAYDARY ile TEZELZEL ile BEY ETMYNAN ile متلون ile بي ثبات ile متلونالمزاج ile BEY ESTAHKAM ile نااستوار ile MOTEZELZEL )


- İSTİKRAR/STABİLİZASYON değil/yerine/= SÜRDENGE


- İSTİKŞÂF[< KEŞF | çoğ. İSTİKŞÂFÂT][İSTİŞKÂF değil!] ile/ve/<>/> İSTİŞÂRE

( Keşfetmeye çalışma, ne olup bittiğini öğrenmek için araştırmada bulunma. | [coğr.] Açınsama. İLE Fikir sorma, danışma. )


- İSTİKTÂL[Ar.] ile İSTİKTÂR[Ar. < KATR]

( Ölümden korkmayarak kendini tehlikeye atma. İLE Damla damla akıtma, damıtma. )


- İSTİLA ETMEK ile İSTİLA

( INVAGINATE vs. INVAGINATION )

( غلاف کردن ile درخود گرفتن ile غلاف شدگي )

( GHLAF KARDAN ile DARKHOD GARAFTAN ile GHLAF SHODEGY )


- İSTİLA ETMEK ile İSTİLACI

( INFEST vs. INFESTANT )

( ول نکردن ile هجوم کننده )

( VEL NAKARDAN ile TEOJJOOM KONANDEH )


- İSTİLA ETMEK ile İSTİLACI ile İSTİLACI

( INVADE vs. INVADER vs. INVADING )

( تاخت وتاز کردن ile تاخت کردن ile تجاوز کردن ile تهاجم کردن ile تازنده ile متجاوز ile حملهکننده ile مهاجم ile متهاجم )

( TAKHT VETAZ KARDAN ile TAKHT KARDAN ile TAJAVZ KARDAN ile TEHAJAM KARDAN ile TAZANDEH ile MOTEJAVZ ile HAMLELKONANDEH ile MACPEHEJM ile MOTEHAJAM )


- İSTİLA ETMEK ile KESİNTİ

( IRRUPT vs. IRRUPTION )

( آتش فشان کردن ile ايجاد ناگهاني )

( ATASH FESHAN KARDAN ile AYJAD NAGEHANY )


- İSTÎLÂ'[Ar. < VELY] ile İSTİ'LÂ'[Ar. < ULÜVV]

( Bir yeri kuvvet kullanarak ele geçirme. | Yayılma, kaplama. | Basma.[Jeoloji'de] İLE Yükselme. | Üste çıkma, üstün gelme. )


- İSTİLA ile İSTİLACI/LIK


- ISTILÂ[Ar.] ile ISTILÂH[Ar. < SULH | çoğ. ISTILAHÂT]

( Ateşte ısınma. İLE Terim, tabir, ilim/bilim sözü/sözcüğü. )

( ... İLE Barış sağlatan kavram. )


- İSTİLÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİSMÂR[Ar.]


- [ne yazık ki]
İSTÎLÂ ile/ve/||/<>/> SÖMÜRÜ


- ISTILAH[< SULH] değil/yerine/= TERİM, İLİM SÖZÜ, TÂBİR


- İSTİ'LÂM[< İLM] -ile

( YAZI İLE BİLGİ İSTEME | BİLGİ İSTEME )


- İSTİ'LÂM[Ar. < İLM] ile İSTİLÂM[Ar.]

( Karar bulma, yerleşme. | Kararlaşma, iyice belirli olma. İLE Öpme ya da el sürme. | Kâbe'nin tavâfı sırasında "Hacer-ül-Esved"in elle okşanması ve izdiham dolayısıyla bizzat el sürülemiyorsa uzaktan okşama işaretinin yapılması. | Allah'ın madde ilhâm etmesi niyâzında bulunma. )


- İSTİMA değil/yerine/= DİNLEYİ


- İSTİMÂ'[Ar.] ile İSTİMÂ'[Ar. < SEM | çoğ. İSTİMÂÂT]

( Birinin ziyaretine gitme. İLE Dinleme/dinlenilme, duymalar/işitme. | Dinleyip kabul etme. | Kulak verip dinleme. )


- İSTİMÂL[Ar. < AMEL] ile İSTİMHÂL[Ar. < MEHL]

( Kullanma. İLE Zaman, mühlet isteme. )


- İSTİMAL[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİFÂDE[Ar.]

( Kullanım. İLE/VE/||/<> Yararlanma. )


- İSTİMÂL[Ar. < AMEL] ile İSTİMÂR[Ar. < TAMİR]

( Kullanma. İLE İmâr ettirme. | Bir yerin imarını isteme. | İstimlâk etme, sömürgeleştirme. )


- İSTİMATÖR[İt.] -ile

( Gümrüklerde, mallara değer biçen görevli. )


- İSTİMDÂT[Ar. < MEDED] değil/yerine/= YARDIM İSTEME


- İSTİMLÂK[Ar. < MİLK] ile/ve/||/<> İSTİMÂR[Ar. < TAMİR]

( Bir yeri satın alma, mülk alma. | Kamulaştırma. Devletin, genelin yararına olarak bir şeyi sahibinden satın alması. İLE/VE/||/<> İmâr ettirme. | Bir yerin imarını isteme. | İstimlâk etme, sömürgeleştirme. )


- İSTİMLÂK ile DAYATMA


- İSTİMLÂK[Ar.] değil/yerine/= KAMULAŞTIRMA


- İSTİMTÂ'[Ar. < TEMETTÜ] ile İSTİMTÂR[Ar.]

( Yararlanma, kazanç. İLE Yağmur isteme, yağmur duasına çıkma. )


- İSTİNABE[Ar.] değil/yerine/= DAYANAKÇA


- İSTİ'NÂD[Ar. < İNÂD] ile İSTİNÂD[Ar.]

( İnat etme, direnme. İLE Dayanma. | Güvenme. | Senet, delil, hüccet sayma. )


- İSTİNAF ile İSTİNAF MAHKEMESİ


- İSTİNAT ETMEK değil/yerine/= DAYANMAK/YASLANMAK


- İSTİNAT ile İSTİNAT DUVARI


- İSTİNBÂ'[Ar.] ile İSTİNBÂT[Ar.]

( Haber sorma, bilgi isteme. İLE Bir söz ya da işten gizli bir anlam çıkarma. Açık olmayarak, dolayısıyla, zımnen anlama. )


- İSTİNBÂT[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİDLÂL[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİBSÂR[Ar.]

( Bir söz ya da işten gizli bir anlam çıkarma. Açık olmayarak, dolayısıyla, zımnen anlama. İLE Bir delile dayanarak bir şeyden sonuç çıkarma, delil ile anlama. İLE Basiretli olmak. Düşünceli, hesaplı ve dikkatli iş yapmak ve hareket etmek. )


- İSTİNCÂ' değil/yerine/= PİSLİKTEN/NECASETTEN TEMİZLENME


- İSTİNKAS["ka" uzun okunur] ile İSTİNKÂŞ[Ar. < NAKŞ]["ka" uzun okunur]

( Bir şeyin fiyatını/değerini düşürmeye çalışma. İLE Nakşedilmesini isteme. | Nakşetme. )


- İSTİNSÂ'[Ar.] ile İSTİNSÂH[Ar. < NESH] ile İSTİNSÂH[Ar. < NUSH]

( Borç ödemek için zaman/mühlet isteme. | Veresiye almak isteme. İLE Nüshasını çıkarma, bir sûretini çıkarma, kopya etme. )


- İSTİNSÂR[Ar.] ile İSTİNSÂR[Ar. < NASR] ile İSTİNŞÂ'[Ar.]

( Su ya da başka bir ilâç çekip burnu temizleme. | Püskürme. İLE Yardım isteme. İLE Haber/havâdis araştırma. )


- İSTİNYE – ÇUBUKLU FERİBOT (ARABALI VAPUR İSKELESİ) :

( İstinye koyundaki eski İstinye Tarsanesinin bulunduğu büyük yeşil alanda yapıldı. Feribotlar (Arabalı vapurlar) İstinye Çubuklu arasında arabaları taşıyor. Bu hat 16.06.2019 tarihinhde açıldı. )


- İSTİNYE DALYANLARI :

( İstinye koyunda, biri koya girişte sağda diğeri solda kurulan bu iki dalyan çok uzun yıllardan beri kurulmamaktadır. )


- İSTİNYE DENİZ HAMAMI :

( İstinye'de dolaysıyla Boğaziçi'nde ilk deniz hamamı açılan semtlerden biridir. 05.10.1877'de Vilayet - i Belediye Kanunu gereğince, halkın açıktan denize girmelerini önlemek amacı ile 1878'de açıldı. Bu hamam çok uzun yıllar kullanıldıktan sonra kapatıldı. )


- İSTİNYE DERESİ :

( İstinye sırtlarından çıkan ve İstinye koyuna akan ilçenin büyük derelerinde biriydi. Halen su akışı vardır. Yol yapım çalışmaları sırasında derenin üstü büyük oranda kapatılmıştır. )


- İSTİNYE DEVLET HASTANESİ :

( İstinye Devlet Hastanesi, İstinye'de ana cadde üzerinde olup 1952'de iki katlı binada sağlık ocağı olarak açıldı. 1970'de Devlet Hastanesine dönüştürüldü. 1967 ve 1968 yıllarında yapılan büyük onarımda yapılan ilavelerle yatak sayısı 100'e, 1979'da üçüncü binanın yapılışı ile de 200'e yükseldi. Sarıyer İlçesinin en büyük hastanesidir. )


- İSTİNYE HAMAMI :

( İstinye'de Neslişah Sultan Camii karşısında olup 1460'da Gazi Semiz Ali Paşa tarafından yaptırılarak vakfedildi. Aslında yan yana iki hamamdı, biri yıktırıldı. Bu hamama Neslişah Sultan Hamamı da denilmektedir. Hamama düşkünlerin ilgi göstermesi nedeniyle "Dilenciler" hamamı da denilmektedir. )


- İSTİNYE İTFAİYESİ :

( İtfaiye teşkilatı İstinye'de 1926'da İstanbul belediyesi tarafından Deniz İtfaiyesi olarak kuruldu. 1960'a kadar hem denizde hem de karada görev yaptı. Deniz itfaiyesi 1970 yıllarda servisten kaldırıldı. Kara itfaiyesi devam ediyor. İtfaiye Teşkilatı İstinye Devlet Hastanesinin yanındaki yerindedir. )


- İSTİNYE KÖRLER İLKOKULU :

( İstinye Körler Okulu uzun yıllar eğitim verdi. 1971/1972 öğretim yılında Recaizade Ekrem İlkokulunun eski binasında eğitime devam eden okul, 1986'da hayırsever Veysel Vardar'ın Kilyos'ta yaptırdığı yeni binaya taşınarak yatılı olarak eğitim vermeye başladı (bkz. Veysel Vardar Engelliler Okulu). )


- İSTİNYE KOYU :

( Karadeniz Boğazı'nın en mükemmel koyudur. İstinye koyuna "Küçük Haliç" de denilmektedir. Koy her türlü rüzgâra karşı kapalı ve korumalıdır. Çok eski yıllarda kayda balıkçılık yapılırdı. Sonraları sanayi gelişti 1991 yılından bu yana ise yat limanı (Marina) olarak kullanılıyor. )


- İSTİNYE MAHALLESİ :

( İstinye, Sarıyer sahil şeridinde yer alan bir mahalledir. Emirgan, Yeniköy, Reşitpaşa, Darüşşafaka, Yavuz Sultan Selim, Çamlıtepe ve Poligon mahallelerinden sınır alır. İstinye'nin antik çağdaki ismi Leosthenion'du. Aynı dönemde Lassthenes ve Sosthenion adlarıyla da anılıyordu. Sosthenion, Helen dilindeki anlamı ile "Güvenli" ve Sthenion "Yani güçlünün yeri, Athena'nın yeri" sözcüklerinden türetilmiş olup; "Güçlü tanrıca Athena'nın güvenli limanı, güvenli koyu" anlamındadır. Koyunun durulu dikkate alındığında İstinye'nin ismini güvenli koyu, güvenli liman oluşundan aldığı anlaşılmış olur. Bizans döneminde Stenos ve Stenia olan semtin adı zamanla İstinye'ye dönüştü. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 15.242'dir. )


- İSTİNYE MEZARLIĞI :

( İstinye Dereiçi mevkiinde olan İstinye Mezarlığı yol yapım çalışmaları sırasında, ortasından yol geçirilmesi nedeniyle ikiye ayrıldı. Yeri olanlara gömü izni verilmektedir. )


- İSTİNYE S.S.K. DİSPANSERİ :

( İstinye S.S.K. Dispanseri 1970'de ana cadde üzerinde ve İstinye Devlet hastanesinin yanında kendi binasında açıldı. Uzun yıllar hizmet verdikten sonra kapatılarak onarıma alındı ve bir daha açılmadı. )


- İSTİNYE SAĞLIK BİRİMİ :

( Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı Sağlık Birimi İstinye'de Ana cadde üzerinde hizmet vermektedir. )


- İSTİNYE SPOR KULÜBÜ :

( İstinye'de 1979'da Mazlum Akdağ'ın Başkanlığında; Kazım Gençal, Erdal Berk, Fazlı Cevahiroğlu, Harun Ay, M. A. Uğur Çınar, Mehmet Uysallı, Necmeddin Dereli tarafından kuruldu. Futbol dalında faaliyetine devam etmektedir. İstanbul Amatör Liginde yer almaktadır. )


- İSTİNYE TERSANESİ SPOR KULÜBÜ :

( Bu kulüp 1977'de, İstinye'deki Tersanenin takımı olarak; Bayram Camcı, Kaya Alp, Mehmet Güven, Ertan Çekiç, Engin Dönmez, Mehmet Arı, Mehmet Soylu, Süleyman Çelikel ve Ali Güney tarafından kuruldu. Futbol ve voleybol dalında faaliyet gösterdi. Tersane İstinye'den kaldırıldıktan kulüp kapandı. )


- İSTİNYE VAPUR İSKELESİ :

( İlk vapur iskelesi karakol önünde 1851'de ahşap olarak inşâ edildi. 1898'de yeterli görülmeyince yıktırıldı görevli onarım elemanlarından Kemal Usta tarafından yenisi yapıldı. Çok uzun yıllar hizmet veren bu iskele Tersanenin buradan kaldırılması ile işlevini kaybetti. Her ne kadar 1996'da yeniden açıldığı ise de beklenen canlılığı elde edemeyince tekrar kapatıldı. )


- İSTİNYE YOLCU GEMİSİ :

( Şirket - i Hayriye İşeletmesi tarafından 1857'de İngiltere'de East Cowes'da John White tezgâhlarında yaptırıldı. 140 gros tonluk ve teknesi ahşaptı. Uzunluğu 41,1 metre, genişliği 6 metre, su kesimi 3 metre idi. Maudslay yapımı 60 beygir gücünde çift silindirli compound buhar makinesi vardı. 1857'de hizmete girdi, 1864'te hizmet dışı bırakıldı.. Baca No.su 7 idi. )


- İSTÎRÂ'[Ar.] ile İSTİR'Â[Ar.] ile İŞTİRA[Ar.]

( Çakmak taşından ateş çıkartma. | İki ağaç parçasını birbirine sürte sürte tutuşturma. İLE Riayet isteme. İLE Satın alma. )


- İŞTİRA ile İŞTİRAK ile İŞTİRAKÇİ/LİK


- ISTIRAP/B ile AZAB

( ... ile İKAB["ka" uzun okunur] )


- İSTİRÂHAT[Ar.] değil/yerine/= DİNLENME


- İSTÎRÂHAT[Ar. < RÂHAT] ile İSTÎRÂHÂT[Ar. < İSTÎRÂHAT]

( Rahat etme, dinlenme. İLE Dinlenmeler. )


- İŞTİRAK HİSSESİ[Ar.] değil/yerine/= KATILIM PAYI


- İŞTİRÂK[< ŞİRKET] değil/yerine/= ORTAK OLMA, ORTAKLIK | KATILIM


- İSTİRÂK[Ar. < SİRKAT] ile İSTİ'RÂK[Ar.] ile İŞTİRÂK[Ar. < ŞİRKET]

( Çalma/çalınma, hırsızlık. İLE Terlemek üzere/için yatmak. İLE Ortaklık, ortak olma, paydaşlık. | Bir işte yer alma, paydaşlık etme. | Bir işe, bir düşünceye katılma, katılım. | İktisadi devlet teşekküllerinin ya da kamu iktisadi kuruluşlarının ya da bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde onbeşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketler. | Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında sürekli bir bağ yaratan, doğrudan ya da dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisi. )


- İŞTİRÂK[Ar. < ŞİRKET] ile/ve/<>/< İŞTİYÂK[Ar. < ŞEVK]

( Ortaklık, ortak olma, paydaşlık. | Bir işte yer alma, paydaşlık etme. | Bir işe, bir düşünceye katılma, katılım. | İktisadi devlet teşekküllerinin ya da kamu iktisadi kuruluşlarının ya da bağlı ortaklıklarının, sermayelerinin en az yüzde onbeşine, en çok yüzde ellisine sahip bulundukları anonim şirketler. | Bir ortaklık ile işletme arasında, sözkonusu ortaklığın yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılma anlamında sürekli bir bağ yaratan, doğrudan ya da dolaylı sermaye ve yönetim ilişkisi. İLE/VE/<>/< Şevklenme, göreceği gelme, özleme. )


- İŞTİRÂK ile/||/<> MÜCENNİS ile/||/<> MÜTEMÂSİL

( Ortaklık, iki ya da daha fazla sayının başka bir sayının ortak katları olması durumu. İLE/||/<> Aynı cins durumuna getirilmiş olan. | Tam sayılı kesrin bileşik kesre çevrildikten sonraki payı. İLE/||/<> Aynı. )


- İŞTİRAK[Ar.] yerine ORTAKLIK, KATILMAK/KATILIM


- [ne yazık ki]
ISTIRAP:
HAFİF ile DERİN

( Konuşulabilir. İLE Konuşulamaz, dile gel(e)mez/getiril(e)mez. )


- ISTIRAP [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]


- ISTIRAP [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- ISTIRAP:
SAĞLIKSIZ/KİRLİ ile/değil/yerine/>< SAĞLIKLI/TEMİZ


- ISTIRAP VERİCİ OLAN:
"KİM OLMADIĞIMIZ" değil KİM OLAMADIĞIMIZ


- ISTIRAP VERİCİ ile ÖLÜMÜNE ACI ÇEKEN

( AGONIZING vs. AGONIZING TO DEATH )

( رنجآور ile سوزناک ile جان کندن )

( RANJEAVAR ile SUZNAK ile JAN KANDAN )


- ISTIRAP ile ARUF[Ar.]

( ... İLE Uzun süre ıstırap çeken. )


- ISTIRAP ile/ve/> ÇİLE

( ... İLE/VE/> Kemalâta erdiren ıstırap. )


- ISTIRAP ile/ve DAYANÇ/SABIR

( Annesi ölene, "öksüz"; babası ölene, "yetim"; eşi ölene, "dul" denilir. Fakat çocuğu ölene, hiçbir şey diyemezler. Çünkü bu, öyle bir ıstıraptır ki, o ıstırabı anlatabilecek bir sözcük bile yoktur. )


- ISTIRAP ve HAREKET


- ISTIRAP ve/<> OLGUNLUK


- ISTIRAP ile ÖLÜM ACISI

( AGONY vs. AGONY OF DEATH )

( سکرات مرگ ile رنج ile نزع ile احتضار )

( SEKRAT MORG ile RANJ ile نزع ile EHTEZAR )


- İSTİRCÂ'[Ar. < RECÂ] ile İSTİRCÂ'[Ar. < RÜCÛ]

( Rica etme, yalvarma, dileme. İLE Bir cenâze görüldüğü zaman belirli bir âyeti okuma. [innâ li-llâh ve innâ ileyhi râciûn: Şüphe yok ki biz, Allah'ın kuluyuz, ve yine şüphe yok ki ona dönücüleriz] | Geri dönme, tepme. )


- İSTİRDAT[Ar.] değil/yerine/= KURTARMA, GERİ ALMA


- İSTİRHÂM[Ar. < RUHM]["İSTİRÂM" değil!] değil/yerine/= YALVARMA


- İSTİRİDYE ile/ve/||/<>/> İNCİ İSTİRİDYESİ/KABUĞU

( SADEF/SEDEF )


- İSTİ'SÂB[Ar.] ile İSTİS'ÂB[Ar. < SA'B]

( İğrenme. İLE Güç sayma, bir şeyin zor gelmesi. )


- İSTİSÂBE[Ar.] ile İSTİSÂBE[Ar.]

( Sevap kazanmayı isteme. İLE Sevap görme/görülme. )


- İSTİS'ÂL[Ar. < SUÂL] ile İSTÎSÂL[Ar. < ASL] ile İSTİSHÂL[Ar. < SEHL]

( Soruşturma. İLE Kökünden koparıp çıkarma/çıkarılma, kökünü kurutma. | Bir urun çıkarılması. İLE Kolay sayma/görme. )


- İSTİŞAM değil İNSİCAM/BAĞDAŞIM

( Benzer nesneler arasındaki ya da bir bütünü oluşturan parçalar arasındaki uyum. | Tutarlılık. )


- İSTİŞ'ÂR[Ar. çoğ. İSTİŞ'ÂRÂT] ile İSTİŞHÂR[Ar.]

( Yazı ile bildirilmesini isteme. [POLEMİK: Yazarak/yazılı tartışma.] İLE Ün kazanma, şöhret bulma. )


- İSTİ'SÂR[Ar.] ile İSTÎSÂR[Ar.] ile İSTÎSÂR[Ar.] ile İSTİSHÂR[Ar.]

( Bir işin güç olmasını isteme. İLE Bir şeyi nefsine ayırma. [Fr. ÉGOÏSME] İLE Kolaylaşma, kolay sayma/addedilme. İLE Alay etme, eğlenme. )


- İSTİŞÂRE HEYETİ/ŞURA değil/yerine/= DANIŞMA KURULU/DANIŞ


- İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ (çoğ. İSTİŞÂRÂT)] değil/yerine/= DÜŞÜNCE SORMA, DANIŞMA


- İSTİŞÂRE ile/ve/<> İSTİFÂDE


- İSTİŞÂRE ile/ve İSTİHÂRE

( Sohbet ederek sual etmek. İLE/VE Allah'a sual etmek. [Uyku hali şart değildir.] )


- İSTİŞARE ile İSTİŞARE HEYETİ


- İSTİSÂRE[Ar.] ile İSTİŞÂRE[Ar. < ŞÛRÂ (çoğ. İSTİŞÂRÂT)]

( Tozutma, toz savurma. | Fitnecilik, fesatçılık etme. İLE Fikir sorma, danışma. )


- İSTİŞÂRE[< ŞÛRÂ | çoğ. İSTİŞÂRÂT] ile TEÂTÎ[< ATÂ]


- İSTİŞÂRÎ ile/ve/||/<> İSTİDLÂLÎ


- İSTİŞFÂ'[Ar. < ŞİFÂ] ile İSTİŞFÂ'[Ar. < ŞEFÂAT]

( Şifa talebetme, hastalığa ilâç arama, derdine derman arama. İLE Şefâat isteme, birinin aracılığını dileme. )


- İSTİSFÂR -ile


- İSTİŞHÂD[Ar.] ile İSTİŞHÂD[Ar.]

( Tanık getirme, tanık gösterme. | Şehit olma. İLE Edebî bir düşüncenin sağlamlığını kanıtlamak için, değerli yapıtlardan örnek gösterme. )


- İSTİSHÂL[Ar. < SEHL] ile İSTİSHÂR[Ar.]

( Kolay sayma/görme. İLE Alay etme, eğlenme. )


- [ne yazık ki]
!İSTİSHÂR değil/yerine/= !ALAY ETME, EĞLENME


- İSTİSKAL[< SIKLET] değil/yerine/= SOĞUK DAVRANMA

( Ağır görme, huzurundan hoşlanmama. | Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını belirginleştirme. Yüz vermeme, kovarcasına davranma, kovma. )


- İSTİŞMAM[< ŞEMM]:
KOKLAMA, KOKU ALMA | KARÎNE İLE ANLAMA, HİSSETME -<


- İSTİSMÂR ile/ve/değil FEDÂ


- İSTİSMAR ile İSTİSMARCI/LIK


- İSTİSMAR ile/ve RİYÂ


- İSTİSMÂR[Ar. < SEMERE] ile/ve/<>/değil SÛ-İ İSTİ'MÂL[Ar. < AMEL | çoğ. İSTİ'MÂLÂT]

( )

( İşletme, yararlanma. | Sömürme. İLE/VE/<>/DEĞİL Kötü/yersiz/yolsuz kullanma. )


- [ne yazık ki]
İSTİSMÂR ile/ve/||/<>/> TECÂVÜZ


- İSTİSNA OLMAK" değil/yerine/>< İNSAN/KİŞİ/ADAM OLMAK

( [istiyorsan] "Egemen olmak." DEĞİL/YERİNE Özgür olmak. )


- İSTİSNA[Ar.] değil/yerine/= AYRINCA


- İSTİSNA ile BİRİCİK


- İSTİSNA ile İSTİSNAİ ile İSTİSNALI ile İSTİSNASIZ/LIK ile İSTİSNASIZCA


- İSTİSNA ile KAİDE

( İstisnalar kaideyi bozmaz, kuvvetlendirir! )

( İstisnalar bilinmedikçe, kaide bilinmiyor demektir. )


- İSTİSRÂ'[Ar. < SÜR'AT] ile İSTİSRÂR[Ar.]

( Hızlandırma, süratlendirme. İLE Odalık alma. )


- İSTİTÂ'AT[Ar.] ile KUDRET[Ar.]


- İSTİTÂBE[Ar.] ile İSTİTÂBE[Ar.]

( Tövbe ettirme/talebetme. İLE Hoş/iyi bulma/bulunma. )


- İSTİ'TÂF[Ar. < ATF | çoğ. İSTİ'TÂFÂT] ile İSTÎTÂF[Ar.]

( Yardım ve merhamet dileme. İLE Kaplama. )


- İSTİTÂRE[Ar.] ile İSTİTÂRE[Ar.]

( Saklanma, örtü altına girip gizlenme. İLE Uçurma/uçurulma, gönderme/gönderilme. )


- İSTİVÂ'[Ar.] ile İNTİSÂB[Ar.]


- İSTİVÂ'[Ar. < SEVÂ] ile İSTİ'FÂ'[Ar. < AFV] ile İŞTİFÂ'[Ar.]

( Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması. | Düz olma, düzlük. | Kaplama, örtme. | Ortada ve tam bir derecede bulunma. | Mevlevî sikkesinin tam ortasına gelmek üzere önden arkaya doğru çekilen iki parmak eninde yeşil çuha. İLE Affını isteme. | Bir işten kendi isteğiyle çekilme. İLE İyi olma, şifâ bulma. )


- İSTİVÂ'[Ar.] ile İSTİKÂMET[Ar.]


- İSTİVA ile İSTİVA HATTI


- İSTİYÂK[Ar.] ile İŞTİYÂK[Ar. < ŞEVK]

( Misvak kullanma. İLE Şevklenme, göreceği gelme, özleme. )


- İŞTİYAK ile İŞTİYAKLI


- İŞTİYÂK[< ŞEVK] değil/yerine/= ÖZLEM, HASRET | YOĞUN İSTEK/ARZU


- İŞTİYÂT[Ar.] ile GAZAB[Ar.]


- İSTİYORUM / İSTEMİYORUM ile/ve/ya da/||/<> SEVİYORUM / SEVMİYORUM

( Hiçbir zaman, bir açıklama yeterliliği ve niteliğinde değillerdir. Daha çok da, kaçmaya ya da dayatmaya yönelik yanıtlardır.

Anımsanması gereken nokta da, sizin kullandığınız oranda ve koşullardaki keyfiyetle, bir başkası da aynı keyfiyetle bunları kullanabilir, karşılık verebilir ve sonuç tam bir hüsran ve boşluk/anlamsızlık yaratır/yaratacaktır.

Dolayısıyla da, yaşamın getirdiği durumlarla/zorunluluklarla yüzleşerek, kaçmaksızın, isteyip-istememe, sevip-sevmeme alanından çıkarmak gerekir. )


- İSTİZÂA[Ar. < ZİYÂ] ile İSTÎZÂH[Ar. < VUZUH | çoğ. İSTÎZÂHÂT]

( Aydınlanma, ışıklanma, ziyâlanma. İLE Bir şeyin açık olarak bildirilmesini isteme, açıklama isteme. | Gensoru.[mecliste] )


- İSTİZAH[Ar.] değil/yerine/= GENSORU

( Herhangi bir konuda, açıklayıcı bilgi isteme, bir sorunun açıklanmasını isteme. )


- İSTİZAH değil/yerine/= GENSORU


- İSTİZAN[Ar.] değil/yerine/= YETKİ/İZİN İSTEME


- İSTİ'ZÂR[Ar. < ÖZR] ile İSTİZHÂR[Ar. < ZAHR]

( Bağışlamasını isteme, af/özür dileme. İLE Dayanma, güvenme, arka verme. | Yardım isteme, arka/zâhir olmasını isteme. )


- İSTİZLÂL[Ar. < ZİLL] ile İSTİZLÂL[Ar. < ZILL]

( Bayağı/aşağılık görme/görülme, zelil görme. İLE Gölgelenme, gölge altına girme. | Gölgede oturma. | Sığınma. )


- İSTOP değil/yerine STOP değil/yerine DURMA/DURDU


- İŞVE[Ar.] ile/ve CİLVE[Ar.]

( Güzelin, gönül aldatan/çelen, naz ve edâsı. İLE/VE Kırıtma. | Görünüş, tecelli. )

( TEBÂÜL: Karı-koca cilvesi. )


- İŞVE ile İŞVELİ/LİK


- İSVEÇ/ŞİVED ile İSVİÇRE

( SWEDEN vs. SWITZERLAND )


- İSVEÇLİ ile İSVEÇÇE


- İŞVEREN İŞÇİ

( EMPLOYER
WORKER )


- İSVİÇRE-BELLINZONA'DA, ÜÇ KALE:
CASTELGRANDE ile/ve/||/<> MONTEBELLO ile/ve/||/<> SASSO CORBARO


- İSYAN ÇIKARMA/ÇIKARAN ile/ve/||/<>/> İSYANI KIŞKIRTMA/KIŞKIRTAN


- İsyan etmeden KONUŞ!!!


- İSYAN (MECLİSİ) değil/yerine İSTİŞARE (MECLİSİ)


- İSYAN ile/ve/değil/||/<>/> ANARŞİ


- İSYAN ile/ve/değil/yerine FERYAD


- İSYAN ile HAREKÂT

( REBELLION vs. OPERATIONS )


- İSYÂN ile/ve/<> İNTİZÂR

( Emre boyun eğmeme, itaatsizlik. | Başkaldırı, ayaklanma. İLE/VE/<> Bekleme, gözleme. | İlenme, beddua. )


- İSYAN ile/ve/> İSTİFÂ

( Bilinçli ve/ya da bilinçsiz. İLE Kararlı ve bilinçli. )


- İSYAN ile İSYAN ile İSYAN

( INSURGANCE vs. INSURGENCE vs. INSURGENCY )

( تجاسر ile ياغي گري )

( تجاسر ile YEGHY GARY )


- İSYAN ile İSYANCI/LIK


- İSYAN ile İTİRAZ


- İSYAN ile KABUL EDEMEMEK

( UPRISING vs. NOT ABLE TO ACCEPT )


- İSYAN ile/ve KÜFÜR

( !UPRISING vs./and !CURSING )


- İSYAN ile/ve ŞİKÂYET

( UPRISING vs./and COMPLAINT )


- İSYAN ile/ve/||/<> ŞİKÂYET


- İSYAN ile/ve/||/<>/> TEPKİ


- İSYAN ile/değil/yerine YAS


- İSYANDA:
BAŞ EDEMEME ile/ve/değil/||/<>/< ALT EDEMEME


- İsyanı DİNLE!!!


- İSYAN/KÂR/LIK ile/ve/değil/yerine/<> TEPKİ/SEL/LİK


- İŞYAR, HÜSEYİN (RİZE, 1956) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve 1974'te profesyonel takım kadrosuna alındı. Beş sezon (1974 - 1979) içinde 35 lig, 36 amatör lig, 3 kupa, 3 turnuva maçı olmak üzere 77 resmi ve ayrıca 31 özel maçla birlikte toplam olarak 108 kez lacivert - beyazlı formayı giydi. Lig maçlarında 2, amatör lig maçlarında 20, turnuva maçlarında 2 olmak üzere resmi maçlarda 24 ve özel maçlarda attığı 9 golle birlikte takımı adına 33 gol kaydetti. )


- İŞYERİNE, ÖZELLİKLE EVE YENİ GELMİŞ EŞİNİZE/BİRİNE GİRER GİRMEZ BİRŞEY SÖYLEMEK ile/yerine 5-10 DAKİKA SONRA SÖYLEMEK


- IT/INFORMATION TECHNOLOGIES[İng.] değil/yerine/= BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ


- İT:
KÖPEK ile/ve/<> KANCIK

( Eriline verilen ad. İLE/VE/<> Dişiline verilen ad. )


- İT-KOPUK


- [İt.] LİRİK SOPRANO ile DRAMATİK SOPRANO ile KOLORATUR SOPRANO

( Duygusal ve yumuşak renkteki selen. İLE Tok ve derin renkteki selen. İLE Parlak, tiz ve ajilitesi yüksek selen. )


- [İt.] ORSA ile/ve ORSA ALABANDA ile/ve ORSA POCA/BOCA

( Yelkenleri, rüzgârın estiği yöne çevirmekte kullanılan, iki taraftan, yelkenlinin ortasına bağlanan ip. | Geminin rüzgâr alan yanı, rüzgâr üstü. İLE/VE Gemiyi birdenbire rüzgârın üstüne çevirme. İLE/VE Geminin, bazı rüzgâr yönüne yaklaşarak, bazen rüzgârdan uzaklaşarak yol alması. | Geminin rüzgâr almayan yanı. | [mecaz] Bata çıka, iyi kötü. )


- [İt.] PASTA ile PASTA

( İçine katılmış türlü maddelerle özel bir tat verilmiş, fırında ya da başka bir yolla pişirilerek hazırlanmış bir tür hamur tatlısı. İLE Giysilerde dikişli kıvrım. )


- [İt.] SOPRANO ile/ve MEZZO SOPRANO ile/ve KONTRALTO SOPRANO/ALTO

( Kadın ya da genç erkek çocuklarda en ince selen. | Bir çalgı topluluğunda, en ince sesleri veren müzik araçları. İLE Soprano ile kontralto arasında kadın seleni. İLE Kadın selenlerinin en kalını. )


- İT(") ve/||/<>/> (")BİT(")

( İtle yatan, bitle kalkar. )


- İT ve/||/<>/> BİT

( ile yatan. VE/||/<>/> ile kalkar. )


- İT ile İD

( Köpek. İLE Dürtü, bilinçaltı.[İd-egp-süper ego] )


- İT ile İT

( Köpek. İLE İleri doğru devinim kazandırmanın buyruk kipi. )


- İT ile İT ELLİ ile İT CANLI ile İT KOPUK ile İT ÜZÜMÜ ile İT DALAŞI ile İT HIYARI


- IT :/yerine O, ONU (CANSIZ/ HAYVAN)


- İTÂ ÂMİRİ değil/yerine/= ÖDEME YETKİLİSİ


- İ'TÂ'[Ar.] ile İNFÂK[Ar.]


- ÎTÂ'[Ar.] ile İ'TÂ'/ÎTÂ[Ar. < ATÂ]

( Kafiyenin bir anlamda olarak aynen tekrarı. İLE Verme/verilme, ödeme. )


- İTA ile İTAP ile İTA EMRİ ile İTA AMİRİ


- İTAAT ile/ve/değil/<> DÜZEN


- İTAAT ile İTAATLİ/LİK ile İTAATSİZ/LİK ile İTAATSİZCE


- İTAAT ile/değil/yerine/>< İTTİHAT


- İTAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL


- İTAAT" ile/ve/||/<>/> "RAHAT"


- İTAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< RIZÂ


- İTAAT ile/ve/değil/yerine/<> "TAPMAK" ile/ve/değil/yerine/<> TESLİMİYET

( [not] OBEY vs./and "WORSHIP" vs./and/but/<> SUBMISSION
SUBMISSION instead of OBEY and "WORSHIP" )


- İTAAT ile/ve/değil/<> TESLİMİYET


- İTAAT/KÂR ile/ve/||/<> BİAT/KÂR

( Aç kalarak/bırakarak. İLE/VE/||/<> Bilgisiz kalarak/bırakarak. )


- İTAATKÂR/MUTÎ[Ar. < TÂAT] değil/yerine ESLEK

( Başkasının buyruk ya da dileklerini yerine getiren, yumuşak başlı. )


- İTAATSİZ ile İTAATSİZLİK

( INSUBORDINATE vs. INSUBORDINATION )

( گردن کش ile سر پيچي ile نافرماني )

( GARDAN KESH ile SAR PEYCHY ile NAFARMANY )


- İTAATSİZLİK ile İTAATSİZ ile İTAATSİZLİK ETMEK

( DISOBEDIENCE vs. DISOBEDIENT vs. DISOBEY )

( نافرماني ile سرپيچي ile عدماطاعت ile گردنکشي ile تمرد ile سرکشي ile نامطيع ile نافرمان ile عاق ile سرپيچ ile حرف نشنو ile گردنکش ile سرکش ile اطاعت نکردن ile سرپيچي کردن ile عاق کردن ile نافرماني کردن )

( NAFARMANY ile SARPYCHY ile عدماطاعت ile GARDANKESHY ile TAMARD ile SARKESHY ile نامطيع ile NAFARMAN ile AGH ile SARPYCH ile HARF NESHNO ile GARDANKESH ile SARKESH ile OTAAT NAKARDAN ile SARPYCHY KARDAN ile AGH KARDAN ile NAFARMANY KARDAN )


- İT'ÂB[< TAAB] ile İTÂB ile İTÂB

( Yorma, yorulma, zahmet verme. İLE Azarlama, tersleme, paylama. | Darılma. İLE Kolsuz, yakasız kadın gömleği, dekolte gömlek. )


- ÎTÂB[Ar.] ile İTÂB[Ar.] ile İT'ÂB[Ar. < TAAB]

( Kolsuz, yakasız bayan gömleği, dekolte gömlek. İLE Azarlama, tersleme, paylama, darılma. İLE Yorma/yorulma, zahmet verme. )


- ITÂB[Ar.] ile LEVM[Ar.]


- ÎTÂD[Ar.] ile İTÂD[Ar. < ATÂ]

( Kazık çakma. İLE Süt sağarken ineğin ayağına geçirilen ip. )


- ITALIAN :/yerine İTALYAN


- İTALYA BÜYÜKELÇİLİĞİ YALISI :

( Tarabya'da Kefeliköy Caddesi üzerinde görkemli bir yalıdır. Sultan II. Abdülhamid (1876 - 1909) döneminde 1906'da inşâ edildi. Yalı Sultan Abdülhamid tarafından Karadağ Beyi'nin Victor Emanuel ile evlenen kızına çeyiz olarak hediye edildi. Halen İtalya Büyükelçiliğinin mülkiyetindedir. )


- İTALYA BÜYÜKELÇİLİĞİ YAZLIĞI :

( Tarabya Caddesi üzerindedir. 1906 yılında Raimondo D'Aranco tarafından inşâ edilmiştir. Geniş saçakları, cumbası ve balkonu ile Boğaziçi'ndeki art nouveau üsluplu yapılar arasında öne çıkar 1960 yılına kadar Elçilik yazlığı olarak kullanıldı. )


- İTALYA DEPREMİNİN:
ÖNCESİ ile/ve/> SONRASI


- İTALYAN ile İTALYANCA


- İTALYANCA ile/ve/<>/< LATİNCE


- ITÂM[Ar.] ile IT'ÂM/İT'ÂM[Ar. < TAAM]

( İşeme tutulması/zorluğu. İLE Yemek yedirme/verme. )


- İT'ÂM[Ar.] ile İT'ÂM[Ar.] ile İTHÂM[Ar.]

( İkiz doğurma. İLE Yemek yedirme/verme/verilme. İLE Suçlama. )


- İTAP[Ar.] ile AZAR, PAPARA, SAPARTA, ZILGIT[< ZIL yansıma sesine GIT eki ile]

( Paylama, azarlama. İLE Korkutma, çıkışma, gözdağı, azarlama. )


- İTÂT[Ar.] ile İTÂAT[Ar. < TAV]

( Düşmanlık, zıtlık. İLE Boyun eğme, dinleme, alınan emre göre davranma. )


- İTE KAKA (İLERLEMEK)


- İTEBİLMEK ile İTEKLEMEK ile İTE KAKA


- İTEGÜ ile ÇERÇEVE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Değirmen taşının üzerine yerleştirildiği ahşap çerçeve.[Eğer unun biraz kalın olması isteniyorsa bu yükseltilir. Eğer ince, beyaz un isteniyorsa alçaltılır.] İLE ... )


- İTELEMEK ile İTELENMEK ile İTELEYEBİLMEK