I ve İ ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 9.664 başlık/FaRk ile birlikte,
9.664 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(36/40)
- INTRINSIC TEMPERATURE RANGE[İng.] / INTERVALLE DE TEMPÉRATURE INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ SICAKLIK ARALIĞI
- INHERENT FILTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ SÜZME
- INTRINSIC CONTACT POTENTIAL DIFFERENCE[İng.] / DIFFÉRENCE DE POTENTIEL DE CONTACT INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZ TEMAS POTANSİYEL FARKI
- INTRINSIC SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ YARI İLETKEN, KATKISIZ YARI İLETKENLER
- INTRINSIC SEMICONDUCTORS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ YARIİLETKENLER
- ÖZ ile/ve İÇ
( ESSENCE vs./and INSIDE )
- ÖZ ile/ve/||/<>/> İZ
- ÖZDEŞ = AYNÎ = IDENTICAL[İng.] = IDENTIQUE[Fr.] = IDENTISCH[Alm.] = IDENTICUS[Lat.] = IDÉNTICO/CA[İsp.]
- ÖZDEŞLEŞ(TİR)MEK ile İNDİRGEMEK
- ÖZDEŞLİK:
"MANTIĞI" değil İLKESİ
- ÖZDEŞLİK ile/ve İÇ BÜTÜNLÜK
( IDENTITY vs./and INNER INTEGRITY )
- ÖZDEŞLİK ile/değil İÇİÇELİK
- ÖZEL DUYULAR ile/ve/<> YÜZEYEL DUYULAR ile/ve/<> DERİN DUYULAR ile/ve/<> İÇ DUYULAR
- ÖZELEŞTİRİ ile İTİRAF
( SELF-CRITICISM vs. CONFESSION )
- ÖZEN ve/||/<>/> IŞIMA/AYDINLATMA/AYDINLANMA
- SPECIFIC ACOUSTIC IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK EMPEDANS
- İZÂFÎ HASSÂSİYET[Osm.] / SPECIFIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ALINGANLIK
- ÖZGÜL ISI ile/||/<> ISI KAPASİTESİ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Özgül ısı birim kütle başına, ısı kapasitesi toplam sistemdir )
( Formül: c=C/m )
- ÖZGÜL ISI ile/||/<> ISI SIĞASI
( Özgül ısı birim kütle için (c), ısı sığası toplam kütle için (C = mc). )
( Formül: Q = mcΔT İLE Q = CΔT )
- SPECIFIC IONIZATION[İng.] / IONISATION SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE IONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL İYONLAŞMA
- ÖZGÜR İRÂDE değil İHTİYÂR
( "Özgür İrâde", yanlış bir tanım ve "tamlama"dır. (İngilizce "Free Will"den bire bir çeviri olduğundan, Türkçe'nin yapısına ve kullanımına uymaz.)
İrâdenin çeşitleri ya da özgür olanı/olmayanı yoktur. Kişiden(insandan) bağımsız ayrı ve tek başına da değildir. Ancak "irâdenin özgürce kullanılması" diye bir tanım olabilir.
İrâde, tekil bir kavram da değildir. Kişi için öncelikli/ağırlıklı olarak ihtiyâr ve sonrasında da irâde olarak işler. Bunlar ayrılamaz bir kavram çiftidir.
İrâde, bitki ve hayvan ile ortak olduğumuz gövdemizle sınırlı/çerçeveli bir olanak, araç ve işlevdir. Bir şeye yönelme, kas ve sinirleri seferber etme olanağı, yapma gücü ve bilgisidir. "Evet" diyerek yönelmedir. "Zekâ"[< tezkiye/keskinleştirilmiş/bileylenmiş] ile ilişkilidir.
İhtiyâr ise "Hayır!" diyebilme, yapmayabilme gücü ve bilgisidir. Sadece insana özgü bir olanak olarak, sorgulayarak, düşünerek ve ayırt ederek yeğleme/tercih olanağımızdır.[Muhtar/iyet] "Yöneldiğimiz/yönelebileceğimiz" düşünce, söz ve eylemden göz, söz ve elimizi/ayağımızı çekebilmemizdir.[EDEB]
2.5 yaş, 4 yaş 4 ay, 7 yaştaki ayırt edebilme[temyiz] becerisi ve yetkinliğiyle 13'ten gün alarak hak, fiili ve cezai ehliyet kazanma durumu, ihtiyârımızladır. 16'dan gün alarak bazı yetkinlikler itibarı ile bir seviye daha yukarı çıkarılır. 19'dan gün aldıktan sonra da aklî meleke kaybolmadığı sürece ve bunama, Alzheimer görülmedikçe yaşam boyunca öncelikle ihtiyâr sahibi olarak yaşamını sürdürürüz. )
- İSTENÇ = İRADE-İ CÜZİYE = FREE WILL[İng.] = LIBRE ARBITRE[Fr.] = WILLENSFREIHEIT[Alm.] = LIBERUM ARBITRIUM[Lat.] = LIBRE VOLUNTAD[İsp.]
- ÖZGÜRLÜK:
"(HER) İSTEDİĞİNİ YAPMAK" değil İSTEMEDİĞİNİ YAPMAMAK
( Özgürlük, hiçbir zaman her istediğini yapmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
( FREEDOM vs. DOING WHATEVER YOU WANT )
- ÖZGÜRLÜK:
KİŞİNİN, ...
"CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI" ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI
( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )
( FREEDOM IS: [not] BEHAVING IN HOWEVER YOU WANT vs./but NO OBLIGATION TO SOMEONE WHO DOES NOT REQUEST TO DO SOMETHING )
- ÖZGÜRLÜK ile/ve İÇ ÖZGÜRLÜK
( Nedeni, kendinde olmak, kendi dışında olmamak. İLE/VE ... )
( Özgürlük, hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan iş/hizmettir. )
( Özgürlük, üzüntüden kurtulmuşluk demektir. )
( Özgürlük, kendini sınırlayabilme gücüdür. )
( Özgürlük, zorunluluğun bilincidir. )
( Özgürlük, ancak ve sadece, tarih ve kültürde olanaklıdır. )
( Özgürlük isteği ve iradesi olmadıkça özgürlük kazanılamaz ve korunamaz da. )
( Özgürlük, bazı yöntemlerin ya da koşulların ustaca uygulanması ya da kullanılması sonucu kazanılmaz. O, nedensel sürecin ötesindedir. Onu hiçbir şey zorlayamaz ya da engelleyemez. )
( Eğer özgür olmak istiyorsanız, özgürlüğe en yakın olan adımı atmayı ihmal etmeyin. )
( Özgürlüğe ulaşmak için çaba göstermelisiniz. )
( Bir şey ile özdeşleşmemek, doğal ve kendiliğinden olursa, o, özgürleşmedir. )
( İhtiras, emel kişiseldir, özgürleşme ise kişisel olandan kurtuluştur. )
( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )
( Özgürleşme, bir elde ediş, bir kazanma meselesi değil bir cesâret meselesidir. )
( Özgürleşme, özgür olduğunuza inanma ve ona göre davranma cesâretidir. )
( Özgürleşme, doğal bir süreçtir ve sonuçta, kaçınılmazdır. Fakat onu şimdi'ye getirmek sizin gücünüz dahilindedir. )
( Özgürleşmede, emelin hem öznesi, hem nesnesi artık yoktur. )
( "Anlayış yoluyla özgürleşme", kadîm ve basit bir yoldur. )
( Özgürlük, terk edişten geçer. )
( Özgürleştirecek olan, açık ve berrak görüştür. )
( Birlik, özgürleştirir; özgürlük, birleştirir. )
( Sükûnet içinde ve bağımlılıklardan kurtulmuş olmak, her türlü kişisel çıkar endişelerinin, her türlü bencilce hesapların erişemeyeceği bir yerde durmak, özgürlüğe ulaşmanın kaçınılmaz şartıdır. )
( Bir kalemin minicik ucu nasıl sayısız resim çizebilirse, öylece, farkındalığın boyutsuz noktası da koskoca evrenin içeriğini çizer. Siz işte o noktayı bulun ve özgür olun. )
( Kişinin, canının istediğini yapma keyfiyeti, bağımlılıktır. Halbuki, kişinin yapması gerekeni, doğru olanı yapma olanağı, gerçek özgürlüktür. )
( Sizi hiçbir şey özgür kılamaz, çünkü siz özgürsünüz. )
( Fincanın içindeki boşluk özgürdür. O ancak fincana ilişkin olarak görüldüğünde, fincanın içinde sayılabilir. )
( Huzuru olan kişi özgür olur ve özgür olan kişi de başkalarını özgürlüğe ulaştırır. )
( Yağmurun izlediği gökgürültüsü, özgürlüğe kavuşmayı simgeler. )
( Unutmak zorunda değiliz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )
( Tutsaklığı yaratan, karakter ve mizaç dediğimiz, duygusal bağlılıklar, sempati ve antipatilerin oluşturduğu davranış kalıplarıdır. )
( Unity, liberates; freedom, unites. )
( Freedom is freedom from worry.
You must strive for liberation.
Freedom comes through renunciation.
Non-identification, when natural and spontaneous, is liberation.
If you desire to be free, neglect not the nearest step to freedom.
Ambition is personal, liberation is from the personal.
Liberation is not the result of some means skilfully applied, nor of circumstances. It is beyond the causal process. Nothing can compel it, nothing can prevent it.
In liberation both the subject and the object of ambition are no longer.
Liberation is not an acquisition but a matter of courage.
Liberation is to believe that you are free already and to act on it.
Liberation is a natural process and in the long run, inevitable. But it is within your power to bring it into the now.
The ancient and simple way of liberation through understanding.
It is clarity that is liberating.
As the tiny point of a pencil can draw innumerable pictures, so does the dimensionless point of awareness draw the contents of the vast universe.
To be quite detached, beyond the reach of all self-concern, all selfish consideration, is an inescapable condition of liberation.
Nothing can set you free, because you are free.
Freedom cannot be gained nor kept without will-to-freedom.
Freedom to do what one likes is really bondage, while being free to do what one must, what is right, is real freedom.
The space within the cup is free. It happens to be in the cup only when viewed in connection vs. the cup.
You need not forget; when desire and fear end, bondage also ends.
It is the emotional involvement, the pattern of likes and dislikes which we call character and temperament, that create the bondage. )
( 
ÖZGÜRLÜK[Sümerce] )
( FREEDOM vs./and INTERNAL FREEDOM )
( ZIYOU )
- ÖZGÜRLÜKTE:
RAHATSIZLIK ile/ve/||/<> İTİRAZ
( Râzı olmadığımız bir davranış karşısında dile getirmemiz gereken. İLE/VE/||/<> Onaylamadığımız bir düşünceyle karşılaştığımızda dile getirmemiz gereken. )
- ÖZGÜVEN ve İMAN
( SELFCONFIDENCE and FAITH )
- ÖZLEM ve/||/<>/> GÖZLEM ve/||/<>/> SÖZLEM ve/||/<>/> EYLEM ve/||/<>/> İŞLEM ve/||/<>/> İZLEM
- PAMUK ile/ve/değil/yerine/<>/> İP ile/ve/değil/yerine/<>/> KUMAŞ ile/ve/değil/yerine/<>/> GİYSİ ile/ve/değil/yerine/<>/> MARKA
( 1 TL. ile/ve/<>/> 10 TL. ile/ve/<>/> 100 TL. ile/ve/<>/> 1000 TL. ile/ve/<>/> 10.000 TL. )
- PAMUK ile/ve/||/<> ISIRGAN OTU
( Birinci Dünya Savaşı sırasında, hem Almanya, hem de Avusturya'da pamuk kıtlığı vardı. Pamuğun yerini tutabilecek uygun bir madde arayan bilimciler, zekice bir çözüm denediler: Çok az miktarlarda pamuğu ısırgan otuyla karıştırdılar; özellikle de kaşındıran ısırganların[Urtica dioica] sert liflerini kullandılar. )
- PARA" ile/değil/yerine İNSANLIK
( Ne önemi var? İLE/DEĞİL/YERİNE Önemli/mühim[öncelikli] olan. )
- PARAMETRE ile/||/<> İSTATİSTİK
( Parametre evren ölçüsü, istatistik örnek ölçüsüdür )
( Formül: μ ileσ İLE x̄ iles )
- PARANIN "ÖNEMİ" değil/yerine/< İNSANLIK
- PARAŞÜT"[İng./Fr. < PARACHUTE]/KANOPİ[Yun. < KŌNŌPEÎON< KŌNŌPS: Cibinlik/perdeli yatak.][İng. CANOPY][Fr. CANAPÉ < Lat. CONOPEUM] değil/yerine/= KANAT/İNDİRGEÇ/"DÜŞÜRTEÇ"
- PARÇALANMAK ile PARÇALANMIŞ ile İLGİSİZLİK ile İLGİSİZ ile İLGİSİZLİK
( DISINTEGRATE vs. DISINTEGRATED vs. DISINTEREST vs. DISINTERESTED vs. DISINTERESTEDNESS )
( متلاشي کردن ile متلاشي شدن ile متلاشي ile بيعلاقه شدن ile بيطمع ile بيغرضانه ile بي اشتياق ile سست سغبت ile بي علاقه ile بي علاقگي )
( MOTELASHY KARDAN ile MOTELASHY SHODAN ile MOTELASHY ile BEYALAGHEH SHODAN ile بيطمع ile بيغرضانه ile BEY ESHTYEGH ile SOST SOGHBAT ile BEY ALAGHEH ile BEY ALAQGY )
- PARÇASI OLMAK ile/||/<> İÇİNDE OLMAK ile/||/<> İÇERMEK
- PARILTI ile IŞILTILI ile IŞILTILI
( GLITTER vs. GLITTERING vs. GLITTERY )
( براق شدن ile سوسو ile زرق و برق ile برق زدن ile سوسو زدن ile تلالو ile سوسوزن ile پر تلالو )
( BARAGH SHODAN ile SOSO ile ZARGH VE BARGH ile BARGH ZADAN ile SOSO ZADAN ile TALALO ile SOSOZAN ile PAR TALALO )
- PARMAKLARDA:
BAŞ ile/ve/||/<> İŞARET ile/ve/||/<> ORTA ile/ve/||/<> YÜZÜK/ADSIZ ile/ve/||/<> SERÇE
- PARS ile İRAN PARSI
- PARSE[İng.] ile/değil/yerine İNCELEME
( Bir tümce ya da sözcüğü, dilbilgisi açısından incelemek. )
- PARSEL ile İFRAZ[Ar.]
( ... İLE Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması. | Salgı. )
- PASTEL[Fr.] ile/ve İNDİGO
( Resim yapmakta kullanılan renkli boya kalemi. | Böyle kalemlerle yapılan resim. | Soluk renk. İLE ... )
- PATLICAN ile İTÜZÜMÜ/KÖPEKÜZÜMÜ
( ... İLE Patlıcangillerden, bazı ilaçların yapımında kullanılan bir bitki. )
( ... cum SOLANUM NIGRUM )
- PATOJEN[İng. PATHOGEN] ile/||/<> ANTİMİKROBİYAL[İng. ANTIMICROBIAL] ile/||/<> ENFEKSİYÖZ[İng. INFECTIOUS] ile/||/<> ET YİYEN BAKTERİ[İng. FLESH EATING BACTERIA] ile/||/<> İNFLAMAZOM[İng. INFLAMMASOME]
( Konak olarak bulaştığı canlının fizyolojisini bozan ve genelde hastalıklara neden olan mikroorganizmalar (virüsler, bakteriler, prionlar ve mantarlar) için kullanılır. Kelimenin kökeni Yunancadan gelmektedir ve "acı oluşum" demektir. @@ Mikroorganizmaların üremelerine engel olan ya da onları öldüren maddeler. Özellikle patojenik (hastalık yapıcı) mikroorganizmaların etkinliğini durdurmayı amaçlarlar. @@ Bir hastalığın ya da hastalığa neden olan (virüs, bakteri ya da başka bir patojen gibi) etkenin bir kişiden hayvandan ya da organizmadan diğerine doğrudan ya da dolaylı olarak bulaşarak enfeksiyona neden olması. @@ Streptococcacceae familyasına ait bir bakteri türüdür. Küre şeklinde, Gr(+), oksijenli solunum yapar, hareketsizdir ve spor üretmeyen patojen bir bakteridir. Normalde insan florasında boğaz ve burunlarda bulunur. Ancak sayısı arttığında, bu bakteri farenjite yol açar. Deri enfeksiyonlarına da neden olur. @@ İnflamazom, patojenik mikroorganizmaları ve steril stres etmenlerini tespit eden ve yüksek derecede pro-inflamatuar sitokinler olan interlökin-1beta (IL-1β) ve IL-18'i aktive eden bir göze içi multiprotein kompleksidir. İnflamazomlar ayrıca piroptoz adı verilen bir göze ölümü mekanizmasını tetikler. İnflamazomlarla ilişkili bozukluklar, bazı otoinflamatuar sendrom ve otoimmün hastalıklarla ilişkilidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PATRON değil/yerine/= İŞVEREN
- PAY (AL[DIR]MAK) ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİ/LEN[DİR]MEK
- PAYLAŞIM ile/ve/||/<> İŞLEM ile/ve/||/<> ARŞİV
( Verilerin ve özellikle de e-postaların düzenlenmesinde gerekli olan, öncelikli ve işlevsel en üst üç bölüm/leme. )
- PAZARLIK PAYI ile/ve/değil/yerine İNDİRİM PAYI
- PAZI/YABANİ ISPANAK/YABANPANCARI ile IŞTIR
( Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki. İLE Ispanakgillerden, sapları etli bir ot, yabanpazısı. )
( BETA VULGARIS cum BLITUM CAPITATUM )
- PENETRANS/PENETRANCE[İng.] değil/yerine/= İÇE GEÇİŞ, İÇE İŞLEME
- PENGUEN ile İMPARATOR/KRAL PENGUEN
( ... İLE Yavruları, 1 yıl boyunca, anne-babalarının bakımına muhtaç olarak büyürler. )
( ... İLE 535 metre derinliğe dalabilirler. )
( Dünyada, 18 penguen türü bulunmaktadır. Ne yazık ki, küresel ısınma nedeniyle 10'u, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. )
( ZERADİYYE ile ... )
( PENGUIN[< CHICK] vs. EMPEROR PENGUIN )
( APTERODYTES PATAGONICA cum ... )
- PENNING IONIZATION[İng.] / IONISATION DE PENNING[Fr.] / PENNING-IONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= PENNİNG İYONLAŞMASI
- PEOPLE :/yerine İNSANLAR
- PERDE ile İNCE PERDE/BÜRGÜ
- PERMISSION :/yerine İZİN
- PERMIT :/yerine İZİN VERMEK
- PERSISTAN/PERSISTENT[İng.] değil/yerine/= İNATÇI
- PERSUADE :/yerine İKNA ETMEK
- PERTEV değil/yerine/= IŞIK, PARLAKLIK, YALIM
- PEYGAMBER ve/||/<>/> İLİM
( Peygamberler, yalnızca, ilmi, kalıt[miras] bırakır. )
- PƏRT OLMAQ[Azr.] = İÇERLEMEK[Tr.]
- PƏZƏVƏNG[Azr.] = İRİ YAPILI/TORAMAN[Tr.]
- PHOTOIONIZATION ile/||/<> AUTOIONIZATION ile/||/<> TUNNELING ile/||/<> İYONLAŞMA SÜREÇLERİ
( Atomdan elektron koparma mekanizmaları. )
( Formül: γ = ω/ωtunnel )
- PHRASE :/yerine İFADE
- PIERRE LOTI değil/yerine/ya da ÜÇ ŞEHİTLER değil/yerine/ya da İDRİS-İ BİTLİSÎ TEPESİ
- PİGME ile ABORJİN ile AINU ile İNUİT
( Afrika yerlisi. İLE Yeni Zelanda yerlisi. [Lat.: Roma'lıların ilk ataları. | Yerliler. | İlk oturanlar.] İLE Japonya yerlisi. İLE Kuzey Amerika yerlisi. )
- PILOT PLANT[İng.] / INSTALLATION EXPERIMENTALE[Fr.] / VERSUCHSANLAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİLOT TESİS
- PİŞİRMEDE:
ALEV ile/ve/||/<> ISI ile/ve/||/<> SÜRE
( Pişirilme amaç ve hedefine göre değişir ve iyi ayarlanması gerekir. )
- PİŞMANLIK / OKSINMAK/OXSINMAK[dvnlgttrk] ile/ve/yerine (İÇ) HESAPLAŞMA
- PİŞMANLIK ile/ve İSTİĞFAR
- PİSTON[Fr.] değil/yerine/= İTENEK
( Bazı araçlarda, motorlarda, bir silindir içinde düzenli hareket eden, daha küçük çaplı silindir. | [mecaz] Kayıran kişi. | Pistona benzeyen, piston görevi yapan. )
- PİSTON değil/yerine/= İTENEK
- PISTON[İng.] değil/yerine/= İTENEK
- PLASMA INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ DU PLASMA[Fr.] / PLASMAINSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA KARARSIZLIĞI
- POLARİZASYON ile/||/<> İNTERFERANS
( Polarizasyon titreşim yönü, interferans dalga üst üste binmesi )
( Formül: I = I₀cos²θ (Malus yasası) İLE I = I₁ + I₂ + 2√(I₁I₂)cosδ )
- POLİP ile/||/<> BETA YAPRAK[İng. BETA PLEATED SHEET] ile/||/<> ÇEVRİLME SONRASI MODİFİKASYON[İng. POST-TRANSLATIONAL MODIFICATION] ile/||/<> DİSÜLFİT BAĞ[İng. DISULFIDE BOND] ile/||/<> HETERODİMERİK[İng. HETERODIMERIC] ile/||/<> İKİNCİL PROTEİN YAPISI[İng. SECONDARY PROTEIN STRUCTURE] ile/||/<> ÜÇÜNCÜL PROTEİN YAPISI[İng. TERTIARY STRUCTURE]
( Knidliler (Sölenterler) şubesindeki türlerin yaşamları boyunca aldıkları iki formdan birisidir. Diğerine "medusa" denir. Polipler, yaklaşık olarak silindiriktirler ve bir vazoya benzerler. @@ Proteinlerin düzlemsel sekonder yapı elemanı. İki farklı polipeptit zincirindeki omurga atomlarının ya da tek katlanmış bir zincirin kesimleri arasındaki hidrojen bağıyla oluşturulur. @@ Oksidasyon kros-linking, kovalent değişikler, asetilasyon, fosforilasyon, glikozasyon gibi polipeptit zincirindeki aminoasitlerin amino terminal peptid, hidroksilasyon ve bölünme gibi traslasyonel modifikasyonların bazılarıdır. @@ Bir proteinin farklı bölümlerinde ya da iki farklı protein arasında iki sistein kalıntısı arasındaki kovalent bağ. İnsülin (iki polipeptit zincirine sahip küçük bir protein) ve immünoglobülin molekülleri, örneğin, inter ya da intro disülfit bağlarına sahiplerdir. Endotelin ve HLA molekülleri de disülfit bağlara sahiptir. C282Y mutasyonu, HLA sınıfı I benzeri HFE proteinindeki disülfür bağlarından birini kaldırır ve yüzey ekspresyonunu ortadan kaldırır. @@ Proteinin birbirinin aynı olmayan iki polipeptit zincirinden oluşması hali. @@ Proteinin ikincil yapısı, proteinin genel özelliklerini etkileyen ve tekrarlanan kıvrım ya da katlanmalarla tanımlanır. Bu yapı seviyesi, polipeptit omurgasının katlanma yapısını tarif eder ve N-H ve C = O grupları arasındaki hidrojen bağlarıyla sağlamlık kazanır. Çeşitli ikincil yapı türleri keşfedilmiştir, ancak en yaygın olanı, alfa sarmal ve beta yaprak olarak bilinen düzenli yinelenen formlardır. @@ Bu yapı seviyesi, ikincil yapının bölgelerinin nasıl katlandığını, diğer bir deyişle bir alfa sarmalı, beta yapraklarını ve katlanmaları içeren 3D düzenini açıklar. Üçüncül yapı, yan zincirler arasındaki ya da yan zincirler ile polipeptit omurgası arasındaki etkileşimler sonucu oluşur ve bunlar genel olarak zincir halindeyken birbirlerinden uzakta olan yapılardır. Her protein katlanabilme özelliğine sahiptir ve bunlar oldukça karmaşık olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- POLYANNA'CI/LIK ile/değil/yerine/<>/< İYİMSER/LİK
- POSTNİŞİN ile/ve SERTARÎK ile/ve SERTABBÂH ile/ve SERZÂKİR ile/ve İMÂM ile/ve MEYDANCI ile/ve TÜRBEDÂR ile/ve ÂSÂDÂR ile/ve NAKÎB ile/ve PAZARCI ile/ve ÇERÂĞÎ ile/ve SÂKÎ ile/ve FERRÂŞ ile/ve KAPUCU
- Bİ'L KUVVE[Ar.]/POTANSİYEL[Fr., İng. < POTENTIAL] değil/yerine/= İÇKİN/GİZİL/GİZİLGÜÇ
- İKTİDAR[Osm.] / POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL[Fr.] / POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL
- POW/PROOF OF WORK[İng.] değil/yerine/= İŞLEM KANITI
- PRE-İKONOGRAFİ'DE:
OLGUSAL ile İFADESEL
( Konu. İLE Çözümleme. )
( ... İLE Uzlaşımsal. - Muvazaa )
( FACTUAL ile EXPRESSIONAL )
- PREIMPLANTATION GENETIC DIAGNOSIS[İng.] değil/yerine/= İMPLANTASYON ÖNCESİ GENETİK TANI
( İmplantasyon (tıpta embriyonun rahime gömülmesidir) ve gebelik öncesinde embriyoda gerçekleştirilecek erken genetik analizi sağlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PRENSİP KARARI değil/yerine/= İLKE VARGISI
- PRENSİP OLARAK .../PRENSİPTE ... değil/yerine İLKECE ...
- PRENSİP[Fr. < PRINCIPE] değil/yerine/= İLKE
- UMDE[Ar.]/PRENSİP[İng. < PRINCIPLE] değil/yerine/= İLKE
- PRENSİP/Lİ/PRINCIPLE[İng.] değil/yerine İLKE/Lİ
- PRIMİTİF/PRIMİTIVE[İng.] değil/yerine/= İLKEL
- PRİMİTİVİZM değil/yerine/= İLKELCİLİK
- PRIMORDİYAL/PRIMORDIAL[İng.] değil/yerine/= İLKEL | TEMEL
- PRIMUM[İng.] değil/yerine/= İLK | ÖNCE
- PRINCIPLE :/yerine İLKE
- PROCEED :/yerine İLERLEMEK
- PROFESYONEL değil/yerine/= İŞGEDENUZMAN
- PROGRAM[İng.] değil/yerine/= İZLENCE, İZLİK
- PROGRES/PROGRESS[İng.] değil/yerine/= İLERLEME | GÜNLÜK
- PROGRESİF/PROGRESSIVE[İng.] değil/yerine/= İLERLEYİCİ
- PROGRESS :/yerine İLERLEME
- PROGRESYON/PROGRESSION[İng.] değil/yerine/= İLERLEYİŞ
- PROJE ile iDEA
- PROJEKTÖR[Fr. < PROJECTEUR] değil/yerine/= IŞILDAK
- PROJEKTÖR değil/yerine/= IŞILDAK/İZDÜŞÜREÇ
- PROKARYOT değil/yerine/= İLKEL ÇEKİRDEKLİ
- PRÖMİYER/GALA["İLK PRÖMİYER/İLK GALA" değil!] değil/yerine/= İLK GÖSTERİM
- PRONASYON/PRONATION[İng.] değil/yerine/= İÇE DÖNME (KOL VB.)
- PROPER INTEGRAL ile/||/<> IMPROPER INTEGRAL
( Proper sonlu interval, improper sonsuz ya da dikontinü. )
( Formül: Finite İLE infinite/discontinuous )
- PROSEDÜR/PROCEDURE[İng.] değil/yerine/= İŞLEM
- PROSEDÜREL BELLEK/PROCEDURAL MEMORY[İng.] değil/yerine/= İŞLEM BELLEĞİ
- PROSPEKTİF EVALÜASYON/RETROSPECTIVE EVALUATION[İng.] değil/yerine/= İLERLEYİK DEĞERLEME
- PROSPEKTİF/PROSPECTIVE[İng.] değil/yerine/= İLERLEYİK
- PROTEİN SENTEZİ[İng. PROTEIN SYNTHESIS] ile/||/<> EKSPRESYON[İng. EXPRESSION] ile/||/<> GEN OKUNUMU[İng. GENE EXPRESSION] ile/||/<> GTP (GUANOZİN 5' TRİFOSFAT)[İng. GTP (GUANOSINE 5-TRIPHOSPHATE)] ile/||/<> İNTERFAZ[İng. INTERPHASE] ile/||/<> TRANSLASYON[İng. TRANSLATION] ile/||/<> 5' UTR[İng. 5' UNTRANSLATED REGION (5' UTR)]
( Canlıların protein yapımı için kullandığı mekanizmanın genel adıdır. Herhangi bir canlı organizmada bulunan tüm proteinler sürekli bir yıkılma ve yeniden yapılma durumundadır. Sentezlenme sırasında, genetik materyalden okunarak üretilen aminoasitler, peptit bağları sayesinde proteinleri oluştururlar. @@ Genetik bir yapıdan kaynaklanan yapı ya da aktivitedir. Bir genin, uygun şartların olması halinde ya da zamanın gelmesi durumunda okunarak içeriğindeki bilginin aminoasit ve protein sentezinde kullanılmasıdır. Gen ifadesi olarak da bilinir. @@ Protein yapımında, RNA dizisini aminoasit zincirine dönüştürme işlemi.Translasyon metionin (AUG) içeren kodon ile başlar. Protein sentezini sonlandırmada mRNA üzerinde 3 kodon etkili olur ve bunlara terminasyon kodonları (stop kodon) adı verilir (UAG: amber; UAA: ochre ve UGA: opal). @@ Guanozin trifosfat olarak bilinir. Protein sentezinde rol alan RNA sentezinin öncüsü bir nükleotitdir. GTP @@ Hücrenin normal hayat döngüsünü gerçekleştirdiği evre. Hücre döngüsünün %90'ını oluşturur. G1, S ve G2 olmak üzere üç evreden oluşur. G1 evresinde ATP ve protein sentezi yapılır, organel sayısı artar. S evresinde DNA kendini eşler. Son evre olan G2 evresinde ise bölünme için son hazırlıklar yapılır. @@ Protein yapımında, RNA dizisini aminoasit zincirine dönüştürme işlemi.Translasyon metionin (AUG) içeren kodon ile başlar. Protein sentezini sonlandırmada mRNA üzerinde 3 kodon etkili olur ve bunlara terminasyon kodonları (stop kodon) adı verilir. @@ Transkripsiyon başlatma bölgesi ile translasyon başlangıcı arasındaki mRNA'da saklanan ancak translasyon olmayan bölge. Ribozomal bağlanma bölgesini (lider dizisi) ve sinyal sırasını içerir. Ekzon 1'in başlangıcıdır. Çoğu mRNA'nın 5 'UTR'leri, protein sentezinin başlatılmasında rol oynayan bir konsensüs dizisi; 5'-CCAGCCAUG-3 içerir. Translasyona uğramamış olmasına karşın, bu bölge mRNA sekonder yapısını ve sabitliğini, translasyon başlangıcının istikarını ya da sekansa spesifik mRNA-bağlayıcı proteinlerin bağlanmasını etkileyebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROTESTO[İt.] ile/||/<> İNFİAL
( Bir davranışı/düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkma, kabul etmeme. | Herhangi bir davranışın haksız, yersiz, gereksiz görülerek onaylanmadığını bildiren resmî açıklama. | Değerli belge niteliğindeki borç senedinin ödenmemesi durumunda, özel bir biçime bağlı ve belirli hukukî sonuçlar doğuran bildirim; ihtarname. @@ Kızgınlık, öfke duyma. | Herhangi bir şeyin etkisi altında kalma. | Edilgi. )
- PROTOPLAZMA ile/ve/<> İÇPLAZMA
( ... İLE/VE/<> Bir gözeli canlılarda, protoplazmanın merkez bölümüne verilen ad. )
- PROTOTİP[Fr. < PROTOTYPE] değil/yerine/= İLK ÖRNEK, MODEL
- PROTOTİP[Fr.] değil/yerine/= İLK ÖRNEK
- PROTOTİP değil/yerine/= İLK ÖRNEK
- PROVINCE :/yerine İL, BÖLGE
- PSEUDOİNVERSE ile/||/<> INVERSE
( Pseudoinverse A⁺ genel İLE inverse A⁻¹ kare için. )
( Formül: General İLE square only )
- [ne yazık ki]
PSİKOPAT/LIK ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK
- PUL ile/değil İNCE VİDA
- PUPİLLA ile/||/<> ANİZOKORİ[İng. ANISOCORIA] ile/||/<> DİLATE ile/||/<> İZOKORİ[İng. ISOCORIA] ile/||/<> MİDRİYAZİS[İng. MYDRIASIS]
( Gözdeki iris tabakasının ortasında bulunan, ışığın göze girmesini sağlayan dairesel açıklık. Türkçe'de "göz bebeği" olarak bilinir. Işığın miktarına bağlı olarak genişler ya da daralır; bu süreç, göze giren ışık miktarını kontrol eder ve görme kalitesini optimize eder. @@ İki göz bebeğinin (pupilla) çaplarının birbirinden farklı olması durumu. Normalde her iki göz bebeği de aynı boyutta olmalıdır, ancak anizokori, bir göz bebeğinin diğerinden belirgin biçimde büyük ya da küçük olması durumunda ortaya çıkar. @@ Tıbbi ve biyolojik bağlamda genişlemek, açılmak. Özellikle pupilla (göz bebeği) gibi vücut yapılarının genişlemesini ifade etmek için kullanılır. Örneğin, düşük ışık koşullarında göz bebeğinin genişlemesine "pupillanın dilate olması" denir. Bu terim, vücuttaki diğer kanalların ya da damarların genişlemesi için de kullanılabilir. @@ İki göz bebeğinin (pupilla) boyutlarının eşit olması durumu. Sağlıklı bireylerde her iki göz bebeği de aynı büyüklükte olur. @@ Gözbebeğinin yani pupillanın genişlemesi (dilatasyon) anlamına gelmektedir. Bunun tam tersi ise miyozis, yani pupil daralmasıdır. Gözbebeği (pupilla), anatomik olarak ışığın merceğe ulaşmadan önce içinden geçtiği iris içindeki açıklıktır. Boyutu parlak ışıkta hızla daralırken loş ışıkta genişleyen iris kasları tarafından belirlenir. Pupilla tipik olarak her iki gözde de aynı boyuttadır. Fizyolojik süreçler dışında atropin gibi göz damlaları ya da beyinsapı hasarına neden olan travmalar midriyazise neden olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PUSH :/yerine İTMEK
- PUSULA[İt. < BUSSALO] ile/değil/yerine İLETECİK/BETİK/PUSULA[İt.]/TEZKERE[Ar.]
( Üzerinde kuzey-güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön saptamak için kullanılan kadranlı aygıt. İLE/DEĞİL/YERİNE Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup. | Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt. | Bir iş için izin verildiğini bildiren resmi kâğıt. | Genellikle ozanların yaşamlarıyla koşuklarından söz eden yapıt. )
- PUT/LAŞTIRMA ile/ve/değil/||/<> İLÂH/LAŞTIRMA
- q. 2 h.[Lat. < QUAQUE SECUNDA HORA] değil/yerine/= İKİ SAATTE BİR
- Q.P./AD.LIB, QUANTUM PLACEAT[İng.] değil/yerine/= ISTENİLDİĞİ KADAR
- q.i./q.v.[Lat. < QUANTUM LIBET/VIS] değil/yerine/= İSTENİLDİĞİ KADAR
- QUINN AÇMAZI ile/ve/||/<> INDY AÇMAZI ile/ve/||/<> YIĞIN AÇMAZI
- RACE :/yerine IRK, YARIŞ
- RACIAL :/yerine IRKSAL
- RADİUS OF CONVERGENCE ile/||/<> INTERVAL OF CONVERGENCE
( Radius R büyüklük, interval açık/kapalı uç noktalar. )
( Formül: Magnitude İLE endpoint behavior )
- RADYASYON/RADIATION[İng.] değil/yerine/= IŞINIM
- RADYATÖR değil/yerine/= ISITAÇ/SOĞUTUCU
- RADYOAKTİF/RADIOACTIVE[İng.] değil/yerine/= IŞIN ETKIN
- RADYOAKTİF[Fr. < RADIOACTIVE] değil/yerine/= IŞIN ETKİN
- RADYOAKTİF/RADYOAKTİVİTE[Fr.] değil/yerine/= IŞINETKİN/LİK
( Alfa, beta, gama ışınlarını yayma özelliği. )
- RADYOAKTİVİTE/RADIOACTIVITY[İng.] değil/yerine/= IŞIN ETKINLİK
- RADYOEKOLOJİ değil/yerine/= IŞINÇEVREBİLİM
- RADYOGRAFİ değil/yerine/= IŞINYAZIM
- RADYOLOJİ[Fr. < RADIOLOGIE] değil/yerine/= IŞIN BİLİMİ
- RADYOLOJİ/RADIOLOGY[İng.] değil/yerine/= IŞIN BİLİMİ
- RADYOLOJİ/K değil/yerine/= IŞINBİLİM/SEL
- RADYOLÜSENT/RADIOLUCENT[İng.] değil/yerine/= IŞIN GEÇİRİR
- RADYONÜKLIT/RADIONUCLİDE[İng.] değil/yerine/= IŞINLI ÇEKİRDEK
- RADYOOPAK/RADIOPAQUE[İng.] değil/yerine/= IŞIN GEÇİRMEZ
- RADYOOPASITE/RADIOPACITY[İng.] değil/yerine/= IŞIN GEÇİRMEZLİK
- RADYOPROTEKSİYON/RADIOPROTECTION[İng.] değil/yerine/= IŞINDAN KORUNUM
- RADYOTERAPİ/RADIOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= IŞIN SAĞALTIMI
- RADYOTERAPİ değil/yerine/= IŞIN SAĞALTIMI/TEDAVİSİ
- RAĞBET GÖSTERMEK/İLTİFAT ETMEK değil/yerine/= İLGÍSTEK GÖSTERMEK
- RAĞBET KAZANMAK değil/yerine/= İLGÍSTEK GÖRMEK
- RAĞBET değil/yerine/= İSTEK, ARZU, İYİ KABUL EDİLME | İSTEKLE KARŞILAMA
- RAHATINA GELME(ME)K ile/ve/değil İŞİNE GELME(ME)K
- RAHATSIZ EDİCİ ile İTİCİ
( DISTURBER vs. PUSHING )
- RAHATSIZLIK ile İKNA EDİLEMEZ
( INCONVENIENCE vs. INCONVINCIBLE )
( معذب داشتن ile اسباب زحمت ile مزاحمت فراهم آوردن ile اقناع نکردني ile آقانعنشونده ile ملزم نشدني )
( MAZB DASHTAN ile ASBAB ZAHMAT ile MOZAHMAT FARANPAM AVARDAN ile EGHENA NAKARDANY ile AGHANANASHVANDEH ile MOLZAM NESHODANY )
- RAKAMSAL ile/yerine İSTATİSTİKSEL
- RAMAZAN AYININ:
İLK 10 GÜNÜ ile/ve/<> İKİNCİ 10 GÜNÜ ile/ve/<> ÜÇÜNCÜ 10 GÜNÜ
( Rahmet günleri. İLE/VE/<> Mağfiret günleri. İLE/VE/<> Cehennem'den azad günleri. )
- RAPTETMEK[Ar. < RABT] değil/yerine/= İLİŞTİRMEK/TUTTURMAK
- RASTGELE ile/ve/||/<>/< DOLAYLI ile/ve/||/<>/< İKİNCİL
- RASYONEL ile İRRASYONEL
- RATIO ile REASON ile INTELLECT
( Oran, karşılaştırma. Mevcut olanların karşılaştırma bilgisi. İLE/VE Nedenleri el/dikkate almak. İlliyet. İLE/VE Erekbilimsel akıl tipi. Olmayanın/Olmamış olanın aklı/bilgisi. )
( ... ile ... ile LIZHI )
- RAVENT[Ar.] ile IŞKIN/IŞGUN
( Karabuğdaygillerden, iri gövdeli, büyük yapraklı, tıpta kullanılan bir bitki. İLE Bir ravent türü. | Karabuğdaygillerden, süs bitkisi ya da sebze olarak yetiştirilen, yaprak ya da saplarından reçel yapılan, tedavi edici olarak da kullanılan bir bitki. )
- RAYLEIGH INTERFEROMETER[İng.] / INTERFÉROMÈTRE DE RAYLEIGH[Fr.] / RAYLEIGH-INTERFEROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH GİRİŞİMÖLÇERİ
- RAYLEIGH-TAYLOR INSTABILITY[İng.] / INSTABILITÉ DE RAYLEIGH-TAYLOR[Fr.] / RAYLEIGH-TAYLOR-INSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAYLEİGH-TAYLOR KARARSIZLIĞI
- RAYON[Azr.] = İLÇE[Tr.]
- RDS/RELATIONAL DATABASE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İLİŞKİSEL VERİTABANI YÖNETİM DÜZENİ
- REAKTİF ile İNERT
( Kimyasal tepkimelere kolayca giren nesneler. İLE Kimyasal tepkimelere girmeyen nesneler. )
- REALİZM ile İDEALİZM
( Modernitedeki çelişkilerin billurlaştırılması. İLE/VE/DEĞİL Modernizmi forma sokmak. )
( Kayıp. İLE/VE/DEĞİL Kazanç/kazanım. )
( Fransız protestanlığını anlamadan Modernizm'i anlamak olanaksızdır. )
( Değerli maden stoklarının artırılmasını öngören ekonomik düzen. | Avrupa pazarında doğulu tüccar. [Merkantilistlere göre, devlet ancak altın stoğunun artırılmasıyla zengin olabilir] [1500-1600 yılları arasında geçerlilik/değer bulmuştur] İLE Fransız merkantilizmi. )
( Altın ve gümüş madenlerinin ülkeden çıkmasının önlenmesini ister. İLE Sanayi sayesinde altın ve gümüş stoğunun artırılmasını ister. İLE Ticaret sayesinde altın ve gümüş stoğunun artırılmasını ister ve ihracatın ithalattan çok olmasıyla artacağını iddia eder. )
( AGNOSTİK: Bilinemez; Sınırlarını çizmek. )
( FARÂBÎ )
( Bkz. İSLÂM DÜŞÜNCESİ - H. ZİYA ÜLKEN )
( BİLİNEMEZCİLİK ile/ve/değil/yerine BİLGELİKLE BİLİNEMEZCİLİK )
( IGNORAMUS ET IGNORABIMUS: Bilmiyoruz ve bilemeyeceğiz. )
( QUIETISM vs./and AGNOSTICISM
QUIETISM vs./and EXISTENTIALISM )
- REALİZM ile İDEALİZM/LİBERALİZM ile MARKSİZM
- RECOVERY :/yerine İYİLEŞME
- RECRUIT :/yerine İŞE ALMAK, ASKERE ALMAK
- REDDEDİLME ile/ve/||/<> ISTIRAB/ACI
( Reddedilmek, beyin tarafından, fiziksel bir acı olarak algılanıyor. )
- REDİNGOT[İng.] ile/||/<> İSTANBULİN
( Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun, çift sıra düğmeli, resmi erkek ceketi. @@ Tanzimat'tan Meşrutiyet'e kadar Türkiye'de kullanılan, yakası kapalı bir tür redingot. )
- REDOKS AKTİF POLİMER ile/||/<> İYONİK KONDUKTİF POLİMER
( Redoks aktif polimer elektron transfer reaksiyonu yaparken, iyonik konduktif polimer iyon transportu sağlar )
( Formül: Polianilين )
- İRCÂ[Ar.]/REDÜKSİYON/REDUCTION[İng.] değil/yerine/= İNDİRGEME | YERINE YERLEŞTİRME
- REDÜKTAN/REDUCTANT[İng.] değil/yerine/= INDIRGEYEN
- REDÜKTE/REDUCED[İng.] değil/yerine/= INDIRGENMİŞ | YERINE YERLEŞTİRİLMİŞ
- REDÜKTÖR/REDUCER[İng.] değil/yerine/= INDIRGEYİCİ
- REGARDING :/yerine İLE İLGİLİ
- REGULAR ile/||/<> IRREGULAR
( Regular eşit kenar açı İLE irregular farklı kenar açı. )
( Formül: Equal İLE unequal sides/angles )
- REKABET ile/ve/yerine İŞBİRLİĞİ
( RIVALRY vs./and COOPERATION
COOPERATION instead of RIVALRY )
- RELATE :/yerine İLİŞKİLENDİRMEK
- RELATION :/yerine İLİŞKİ
- RELATIONSHIP :/yerine İLİŞKİ
- RELEVANT :/yerine İLGİLİ
- RENCİDE ETMEK/EDİCİ değil/yerine/= İNCİTMEK/İNCİTİCİ
- RENCİDE OLMAK değil/yerine/= İNCİNMEK
- RENCİDELİK değil/yerine/= İNCİNMİŞLİK
- RENK TONLARI ve İNSAN TENİNDEKİ KARŞILIKLARI
( 1950’lerde, bir matbaa olarak kurulan Pantone, kendi icadı olan renk katalog düzenlemesiyle, bugün dünyanın her yerindeki tasarım ve baskıların endüstriyel standardını oluşturuyor.
Brezilya'lı sanatçı Angelica Dass'ın çalışmasında, katalogda yer alan renk kodlarının insan tenindeki karşılıklarının bulunduğu fotoğraflardan oluşan Humanae adlı bir blog-galeri.
http://humanae.tumblr.com
)
- RENK ile/ve/<>/değil IŞIK DALGALARI
( İnsanda[zihinde]. İLE/VE/<>/DEĞİL Doğada. )
- REOMÜR[Fr.] değil/yerine/= ISIÖLÇER
( Suyun buz tutması 0 °C, kaynaması 80 °C gösterilen ve ikisi arası seksen parçaya bölünerek elde edilen ısıçölçer. )
- REPREZANTER/REPRESENTER[İng.] değil/yerine/= İLAÇ TANITICI
- REPÜLSİYON/REPULSION[İng.] değil/yerine/= İTME, | GERİ TEPME, | UZAKLAŞTIRMA
- RESİM değil/yerine/= İZCE
- ILLUMINATION RÉTINIENNE[Fr.] ile/değil/yerine/= RETİNAL AYDINLANMA
- REVERSİBLE ile/||/<> İRREVERSİBLE
( Geri dönüşümlü reaksiyonlar iki yönde, geri dönüşümsüz tek yönde ilerler )
( Carnot tarafından 1824 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1796-1832) (Ülke: Fransa) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Carnot çevrimi, termodinamik) )
- REVIEW :/yerine İNCELEME, GÖZDEN GEÇİRMEK
- REZONANS ile İZOMERLİK
( Elektronların birden fazla yapıda delokalize olması. İLE Moleküllerin aynı moleküler formüle sahip farklı düzenlenmeleri. )
- RİCÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİRHÂM[Ar. < RUHM]
( Ümit, umma. | Yalvarma. | İstek, dilek. İLE/VE/||/<> Merhamet dileme, yalvarma, yalvarış. )
- RİDÂ ile/ve İZÂR
( Belden yukarı örtülen örtü. | Hırka. | Dervişlerin omzuna attığı nesne. İLE/VE Belden aşağı örtülen örtü. )
( Kibir. İLE/VE Azâmet. )
- RİEMANN ile/||/<> LEBESGUE ile/||/<> STİELTJES ile/||/<> İNTEGRAL TÜRLERİ
( Farklı integral tanımları ve uygulamaları. )
( Formül: ∫f dg (Stieltjes) )
( Bernhard Riemann tarafından 1859 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1826-1866) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Riemann geometrisi, kompleks analiz) )
- RIND/REVERSIBLE ISCHEMIC NEUROLOGIC DEFICIT REVERSIBIL[İng.] değil/yerine/= İSKEMIK NÖROLOJİK DEFİSIT, GERİ DÖNÜŞÜMLÜ NÖROLOJİK İSKEMIK OLAY
- RİVÂYET ile/ve/<> İŞÂRET
( Büyüklerden. İLE/VE/<> Âlimlerden. )
- RİYÂ değil/yerine/= İKİYÜZLÜLÜK
- RİYÂKÂR değil/yerine/= İKİYÜZLÜ
- RİYA(KÂR) değil/yerine/= İKİYÜZLÜLÜK/(İKİYÜZLÜ)
- RIZÂ ve/< İKNÂ
- ROMA ve II. ROMA
( ... ve İSTANBUL )
( Arkeo 3D )
- ROMAN:
İTİRAF ve/||/<> İNTİHAR
- ROMANDA:
İTİRAF ile/ve/||/<> İNTİHAR
- ROPE :/yerine İP
- ROZET[Fr.] değil/yerine/= İĞNE
( Yakaya vs. takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun simgesi sayılacak ufak kâğıt ya da metal nesne. | Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerine çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel ya da krom kaplanmış çember biçimli sac parça. )
- RT/RADYOTERAPİ RADIOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= IŞIN SAĞALTIMI
- RUCÛ'[Ar.] ile İNÂBE[Ar.]
- RUCÛ'[Ar.] ile İNKILÂB[Ar.]
- RUCÛ'[Ar.] ile İYÂB[Ar.]
- YEL/RÜZGÂR ile İMBAT
( ... İLE Yazın, gündüz denizden karaya doğru esen mevsim rüzgârı, deniz yeli. )
- YEL/RÜZGÂR ile ISKARSO
( ... İLE Yelkenleri dolduran rüzgâr. | Büyük Sahra'ya özgü bir rüzgâr. )
- CLOCKWISE[İng.] / DANS LE SENS DES AIGUILLES D'UNE MONTRE[Fr.] / IN DER RICHTUNG DES UHRZEIGERS, IM UHRZEIGERSINN[Alm.] ile/değil/yerine/= SAAT YÖNÜ
- SABAH-İHLÂS ve İKİNDİ-SELÂT Ü SELÂM ve AKŞAM-İSTİĞFAR
- DAYANÇ/SABIR ile İSYAN ETMEMEK
- ISOVOLUMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SABİT HACİMLİ
- SABİT ile İLİŞKİ
( FIXED vs. RELATION )
- SABİTLEME ile İNDİRGEME
( TO FIX vs. TO REDUCE )
- SABİTLEME ile/ve/<> İSTİKRAR
- SABİTLER:
YER ÇEKİMİ ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> PLANCK
- SABR[Ar.] ile İHTİMÂL[Ar.]
- SAÇ:
JÖLELİ ile/ve/değil/yerine ISLAK
- FRINGE DISTANCE[İng.] / INTERVALLE DE FRANGE[Fr.] / FRANSENABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SAÇAK ARALIĞI
- SAÇMAK ile IŞINLAMA
( IRRADIATE vs. IRRADIATION )
( نور افکندن ile پرتو افکني )
( NOR AFKANDAN ile PORTO AFKANY )
- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI
( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )
BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )
SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )
KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )
TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )
İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )
ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )
YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )
DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )
SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )
KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )
SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )
- SADAKA ile İMARETHANE ile DÜŞKÜN
( ALMS vs. ALMSHOUSE vs. ALMSMAN )
( زکات ile بلا گردان ile ذکات ile گدا خانه ile صدقه خور ile صدقه دهنده )
( ZAKAT ile BELA GARDAN ile ZEKAT ile GODA KHANEH ile SADGHEH KHOR ile SADGHEH DAHANDEH )
- SADAKA ile ISKAT[Ar.]
( ... İLE Düşürme, aşağı atma. | Düşürülme. | Ölenlerin, kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. )
- SÂFİYET (AHLÂKI) ile/ve/> İRFANİYET (AHLÂKI) ile/ve/> AŞK (AHLÂKI)
( Saflaşmadıkça, kapı/lar açılmaz. )
( MORALS OF PURITY vs./and MORALS OF WISDOM vs./and MORALS OF LOVE )
- SÂFİYET ile/ve/||/<>/> İRFÂNİYET
( Kendinde/içten. İLE/VE/||/<>/> Ustadan/dışarıdan. )
- SAFLAŞMA ile/ve/> İNCELME
( PURIFY vs./and/> TO BE REFINED )
- SAF/LIK ile/ve/değil İYİ HUYLU/LUK
( EUETHEIU ile/ve/değil ... )
- SAF/LIK ile/ve/değil İYİ NİYETLİ/LİK
- SAĞALTIM/TERAPİ:
TEK KİŞİLİK ile/ve/||/<> İKİ KİŞİLİK
- SAH[Ar.] ile/değil/yerine İMLEÇ
( Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan im. )
- SAHA IONIZATION[İng.] / IONISATION DE SAHA[Fr.] / SAHA-IONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= SAHA İYONLAŞMASI
- ŞAHİD:
ÂYET ve HADİS ve İNSAN
- SAHİP/MÂLİK[Ar.] değil/yerine/= İYE
- SAHİP değil/yerine/= İYE
- ŞAHIS ZAMİRİ/ADILI ile/ve İŞARET ZAMİRİ/ADILI
- SAHTE/LİK ile/değil/yerine/>< İÇTEN/LİK
- ŞAKA ile/ve/||/<>/> İNTİKAM
- SAKINCA/BEYİS GÖR(ME)MEK ile/ve/||/<> İMTİNA ETME(ME)K
- SAKİN/LİK ile İÇİNE KAPANIK/LIK
( Bilinçle. İLE Olumsuz, zihinsel dalgalanmalarla. )
(1996'dan beri)