Bugün[08 Nisan 2026]
itibarı ile 9.664 başlık/FaRk ile birlikte,
9.664 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(20/40)


- INDICATOR ELECTRODE[İng.] / INDIKATOR ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİKATOR ELEKTROT


- İNDİKATÖR[Fr. < INDICATEUR] değil/yerine/= GÖSTERGE


- INDIKATÖR/INDICATOR[İng.] değil/yerine/= ENDİKATÖR


- INDICATOR[İng.] / INDICATEUR[Fr.] / INDIKATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİKATOR


- İNDİM yerine AYRILDIM


- İNDİRÂ[Ar.] ile İNDİRÂ[Ar.]

( Yayılıp dağılma. İLE Öne geçme. | Bir işe girişme. | Bulutun altından sıyrılması. )


- İNDİRGEÇ/"DÜŞÜRTEÇ"/"PARAŞÜT"[İng./Fr. < PARACHUTE]/KANOPİ[Yun. < KŌNŌPEÎON< KŌNŌPS: Cibinlik/perdeli yatak.][İng. CANOPY][Fr. CANAPÉ < Lat. CONOPEUM] ile/değil/yerine/||/<> KANAT


- İNDİRGEME ile/değil/yerine ATIF


- İNDİRGEME ile/değil/yerine AZALTMA


- İNDİRGEME ile BASİTLEŞTİRME

( TO REDUCE vs. TO SIMPLIFY )


- İNDİRGEME ile/değil/yerine BİLME/BİLEREK


- İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine/>< DAYANDIRMA


- [ne yazık ki]
İNDİRGEME ile/değil/yerine/>< DAYANDIRMA


- İNDİRGEME ile/değil/yerine DÖNÜŞ/KAYITIM/RÜCÛ/İRCÂ


- İNDİRGEME ile EŞDEĞER TUTMA/"GÖRME"


- İNDİRGEME ile/değil EŞİK


- İNDİRGEME ile/||/<> EŞLEŞTİRME


- İNDİRGEME ile/ve/||/<>/>/= HADDİNİ AŞMAK


- İNDİRGEME ile/ve/> İHMAL


- İNDİRGEME = İRCA = REDUCTION[İng.] = RÉDUCTION[Fr.] = REDUKTION[Alm.] = REDUCTIO[Lat.] = REDUCCION[İsp.]


- İNDİRGEME ile İZ DÜŞÜRME


- İNDİRGEME ile/ve/değil/yerine MODELLEME


- İNDİRGEME ile/ve/> ORTADAN KALDIRMA


- İNDİRGEME ile/değil/yerine/>< ÖRTÜŞTÜRME


- [NE YAZIK Kİ]
İNDİRGEME ile/ve/||/<> SINIRLAMA/KISITLAMA


- İNDİRGEME ile/ve YAPAY/KABA "BAĞLANTI/LANDIRMA"


- [ne yazık ki]
İNDİRGEME ile/ve/değil/||/<> YOK SAYMA


- İNDİRGEME ile/değil/yerine YORUM/LAMA

( [not] TO REDUCE vs./but TO INTERPRET
TO INTERPRET instead of TO REDUCE )


- İNDİRGEMECİLİK >< ÇEŞİTLİLİK


- İNDİRGEMECİLİK ile/ve/||/<> GEREKİRCİLİK ile/ve/||/<> NESNELLİK


- İndirgemeden KONUŞ!!!


- İNDİRGEMEK ile/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK


- İNDİRGEMEK ile/ve AYIRMAK

( TO REDUCE vs./and TO SEPARATE )


- İNDİRGEMEK ile/ve/||/<> BAŞKALAŞTIRMAK


- İNDİRGEMEK" ile/değil/yerine/>< DAYANDIRMAK


- İNDİRGEMEK ile/ve/<> "DÜŞÜRMEK"


- İNDİRGEMEK" ile/ve/değil/ne yazık ki "DÜŞÜRMEK"


- İNDİRGEMEK ile/ve/||/<> EN AZINDAN


- İNDİRGEMEK ile (İÇİNİ) BOŞALTMAK


- İNDİRGEMEK ile/ve/||/<>/> İDDİA ETMEK


- İNDİRGEMEK ile İNDİRGENMEK ile İNDİRGEYEBİLMEK ile İNDİRGEN/LİK


- İNDİRGEMEK ile/değil İNDİRMEK

( TENZİH ile/değil TENZİL )


- İRCÂ ETMEK[Osm.] / TO REDUCE[İng.] / RÉDUIRE[Fr.] / REDUZIERTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGEMEK


- İNDİRGEMEK ile/ve/<>/> KALIPLAŞ(TIR)MAK


- İNDİRGEMEK ile KATMAK


- İNDİRGEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> KISINGILAMAK/HAPSETMEK


- [ne yazık ki]
İNDİRGEMEK ile/ve/ya da/||/<>/>< REDDETMEK / YOK SAYMAK

( Üçünü de yapmadan düşünmek ve hareket etmek gerekmektedir. )


- İNDİRGEMEK ile/ve/değil/||/<>/< SOYUTLAMAK


- İNDİRGEMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YALINLAŞTIRMAK/YALINLIK


- İNDİRGEMEMELİ!


- MÜRCÎ[Osm.] / REDUCING AGENT, REDUCER[İng.] / RÉDUCTEUR[Fr.] / REDUCTIONSMITTEL, REDUKTIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGEN


- İNDİRGEN ile/||/<> YÜKSELTGEN

( İndirgen elektron verir İLE yükseltgen elektron alır )

( Formül: Red ajan İLE Ox ajan )


- REDUCTION POTENTIAL[İng.] / REDUCTION POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENME POTANSİYELİ


- REDUCTION[İng.] / RÉDUCTION[Fr.] / REDUCTION[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENME


- İNDİRGENME ile/>< YÜKSELTGENME

( Elektron kazanma. İLE/>< Elektron kaybetme. )


- İRCA OLUNMAK[Osm.] / REDUCE, TO BE REDUCED[İng.] / REDUZIERT WERDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMEK


- İNDİRGENME/REDÜKSİYON ile/>< OKSİDASYON

( Elektron kazanan tepkime. İLE/>< Elektron kaybeden tepkime. )


- REDUCED PRESSURE[İng.] / PRESSION RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ BASINÇ


- REDUCED COMPTON WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE COMPTON RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE COMPTONWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ COMPTON DALGA BOYU


- REDUZIERTE WELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ DALGA BOYU


- REDUCED VALUE[İng.] / VALEUR RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ DEĞER


- REDUCED VOLUME[İng.] / VOLUME RÉDUIT[Fr.] / VERKÜRZTES VOLUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ HACİM


- REDUCED EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ HAL DENKLEMİ


- REDUCED MASS[İng.] / MASSE RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ KÜTLE


- İNDİRGENMİŞ RASYONEL/LİK ile/ve/değil/yerine RASYONEL/LİK


- REDUCED TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE RÉDUITE[Fr.] / REDUZIERTE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ SICAKLIK


- REDUCED DISTANCE[İng.] / DISTANCE RÉDUITE[Fr.] / VERKÜRZTER ABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİRGENMİŞ UZAKLIK


- REDUCTOR[İng.] ile/değil/yerine/= İNDİRGEYİCİ


- İNDİRGEYİŞ ile İNDİRGEYİCİ


- İNDİRİLEN KİTAP = İNSAN


- İNDİRİM ile BİNDİRİM


- İNDİRİM ile İNDİRİMLİ ile İNDİRİMSİZ/LİK ile İNDİRİM MERKEZİ ile İNDİRİMLİ SATIŞ ile İNDİRİM SAATLERİ


- İNDİRİM/ISKONTO[İt.][İSKONTO değil!] ile/ve/değil/yerine "İYİLEŞTİRME"


- İNDİRİM ile VAZGEÇİRMEK ile CESARETİ KIRILMIŞ ile SÖYLEM ile NEZAKETSİZLİK

( DISCOUNT vs. DISCOURAGE vs. DISCOURAGED vs. DISCOURSE vs. DISCOURTESY )

( تخفيف ile تنزيل ile تخفيف قيمت ile تنزيل کردن ile تخفيف دادن ile از رغبت انداختن ile دلسردسازي ile دلسردکردن ile نوميد کردن ile بي ذوق کردن ile روحيه را ضعيف کردن ile دلمرده کردن ile سست کردن ile توي ذوق زدن ile دلسرد کردن ile منصرف ile دلمرده ile دلسرد ile قدرت استقلال ile عدم نزاکت )

( TAKHOFYFE ile تنزيل ile TAKHOFYFE GHYMAT ile TANZYLE KARDAN ile TAKHOFYFE DADAN ile AZ RAGHBAT ANDAKHTAN ile DELSARDSAZY ile DELSARDKARDAN ile NOMYD KARDAN ile BEY ZOGH KARDAN ile RUHYYEH RA ZAEYFE KARDAN ile DELMARDEH KARDAN ile SOST KARDAN ile TOY ZOGH ZADAN ile DELSARD KARDAN ile MONASRAF ile DELMARDEH ile DELSARD ile GHODRAT ESTEGHALAL ile ADAM NEZAKT )


- İNDİRMEK ile İNDİRİLMEK ile İNDİREBİLMEK ile İNDİRİVERMEK ile İNDİ ile İNDİS


- İNDİRTMEK ile İNDİRTEBİLMEK


- INDIUMANTIMONID[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİUM ANTİMONİD


- INDIVIDUAL[İng.] değil/yerine/= BİREY


- INDIVIDUAL :/yerine BİREY


- INDIVIDUALISM OF HUMAN vs. SOCIALISM OF HUMAN


- INDIVIDUALSIM vs. INDIVIDUALITY


- INDIUM ANTIMONIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDİYUM ANTİMONÜR


- INDIUM ARSENIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDİYUM ARSENÜR


- INDIUM PHOSPHIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDİYUM FOSFÜR


- INDIUM CHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDİYUM KLORÜR


- INDIUM SULFATE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDİYUM SÜLFAT


- INDIUM[İng.] / INDIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDİYUM


- ACIDE INDOL BUTYRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNDOBÜTİRİK ASİT


- INDOGENIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDOJENİD


- INDOXYL[İng.] / OXINDOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDOKSİL


- INDOLE[İng.] / INDOL[Fr.] / INDOL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDOL


- INDOLEBUTYRIC ACID[İng.] / INDOL BUTTERSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNDOLBUTİRİK ASİT


- INDUAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= İNDUYAN EPOKU

( Günümüzden 252.200.000 ile 251.200.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- INDUCED PLURIPOTENT STEM CELL[İng.] değil/yerine/= ENDÜKLENMİŞ PLURİPOTENT KÖK HÜCRE

( Kısaca iPS gözeleri (Induced pluripotent stem cells); herhangi bir vücut gözesinden belirli transkripsiyon etmenleri ile uygun kültür ortamlarında yeniden genetik olarak programlanmış pluripotent özelliğindeki gözelerdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- INDUCTOR[İng.] değil/yerine/= İNDÜKTÖR

( Bir devrede manyetik alan oluşturarak elektrik enerjisini manyetik enerji olarak depolayan bileşen. Genellikle bir bobin biçiminde yapılır ve içinden geçen akımın değişimine karşı gösterdiği dirençle karakterize edilir. Birimi henri (H) olup, bu değeri endüktans (L) ile ifade edilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İNDÜKLEÇ ile İNDÜKLEÇLİ


- İNDÜKLEMEK ile İNDÜKLEME AKIMI ile İNDÜKLEME MAKİNESİ


- İNDÜKLENEN PLURİPOTENT HÜCRE ile/||/<> EMBRİYONİK KÖK HÜCRE

( iPSC yetişkin hücrelerden programlanarak elde edilirken, ES hücreleri embriyo kaynaklıdır )

( Formül: Yamanaka faktörleri )


- INDUCED FISSION[İng.] ile/değil/yerine/= İNDÜKLENMİŞ FİSYON


- İNDÜKSİYON İLE DETERMİNASYON İLE DİFERANSİYASYON ile/||/<> GÖZE KADERİ

( Göze tipinin belirlenmesi aşamaları. )

( Formül: Pluripotent → Unipotent )


- İNDÜKSİYON/INDUCTION[İng.] değil/yerine/= UYARTIM


- INDUCTION FORCE[İng.] ile/değil/yerine/= İNDÜKSİYON KUVVETİ


- INDUCTION PERIOD[İng.] ile/değil/yerine/= İNDÜKSİYON PERİYODU


- İNDÜKSİYON/INDUCTION değil/yerine/= İRGİTİM


- INDUCTANCE BRIDGE[İng.] / PONT D'INDUCTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNDÜKTANS KÖPRÜSÜ


- INDUCTANCE[İng.] / INDUCTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNDÜKTANS


- INDUSTRIAL vs. INDUSTRIOUS


- INDUSTRIAL :/yerine ENDÜSTRİYEL


- INDUSTRY :/yerine ENDÜSTRİ


- Ne peki? diye anlaşılması çok basit olanı karmaşıklaştırmadan KONUŞ!!!


- Ne var ki? diyerek, saf görünümlü kurnaz olmadan KONUŞ!!!


- Ne var? diyerek, ahmaklık etmeden KONUŞ!!!


- İNE- ile/||/<> İNO-

( Fibröz doku ile ilgili. İLE/||/<> Fibröz doku ile ilgili. )


- İNEBİLMEK ile İNEBOLU


- İNEÇ >< YUKAÇ

( ... >< Yer katmanları kıvrımlarının, tümsek bölümü, semer. )


- İNEĞİM" ile/değil İNEYİM


- İNEGÖL ile İNEGÖL KÖFTESİ


- İNEK ile AFRİKA İNEĞİ


- İNEK ile/ve AVGAN

( ... İLE/VE Gebe inek. )


- İNEK ile/ve/||/<>/< BOLLUK/BEREKET İNEĞİ/KAMADHENU[Hintçe]

( ... İLE/VE/||/<>/< "Tüm ineklerin annesi".[Dişil başlı, dişil memeli, kuş kanatlı ve tavus kuyruklu olarak betimlenir.][Bazen de gövdesinde çeşitli tanrıları barındıran beyan bir inek olarak betimlenir.][Tanrıça "Devi"dir. İstenilen her şeyi veren inektir.]["Rahim/uterus", bir inek başına benzetilir.] )


- İNEK ile MANDA/DOMBAY/SU SIĞIRI/CAMIZ/CAMIŞ/KÖMÜŞ[Fars. < GAVMİŞ]

( Genç inek: DÜVE ile Yavrusu: MALAK )

( Gebelik süreleri: 275 - 285 gündür. İLE 308 - 320 gündür. )

( [zool.] ... ile BUBALUS )

( BAKARA ile CÂMÛS )

( ... ile GÂMÛS )

( ... cum BUFFELUS )


- İNEK ile SİNEK


- İNEK ile/değil TAKİN/KEÇİ ANTİLOBU

( ... İLE/DEĞİL Başı keçiye, gövdesi ineğe benzeyen, 4500 metrenin üzerindeki yüksekliklerde, Himalayalar'da [Bhutan, Burma, Nepal ve Myanmar'da] yaşayabilen bir hayvandır.[25 Kasım 1985'te, Bhutan'ın ulusal hayvanı olarak kabul edilmiştir.] )


- İNEKLEMEK ile İNEK/LİK ile İNEKLİ ile İNEKÇİ/LİK ile İNEK YAĞI


- İNEKSİZ KALMAK ile/değil/yerine/>< İNEĞİ KAZANMAK

( Gelenekten kopmak, ilâhî feyzin kesilmesi. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tanrılarla yeniden bağ kurmak. )

( "İnek, Ateş ve Kahraman" (İzzet Erş) kitabını da okumanızı salık veririz... )

( )


- INERT ELECTRODE[İng.] / INAKTIVE ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNERT ELEKTROT


- BLANKETING[İng.] / INERTAGE[Fr.] / INTERISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İNERT GAZ KORUMASI


- İNERT KOMPLEKS ile/||/<> LABİL KOMPLEKS

( İnert yavaş değişim Cr³⁺, labil hızlı Cu²⁺. )

( Formül: t₁/₂ > 1 min İLE < 1 min )


- INERT[İng.] değil/yerine/= ASAL


- INERT[İng.] ile/değil/yerine/= İNERT


- INERVASYON/INNERVATION[İng.] değil/yerine/= SİNİR DONATISI


- İNFÂK[< NAFAKA (çoğ. İNFÂKAT)] -ile

( VERMEK | NAFAKA VERİP GEÇİNDİRME, BESLEME )


- İNFAK değil/yerine/= GEÇİNDİRİ


- İNFÂK ile/ve/||/<> İBZÂL

( ... İLE/VE/||/<> Esirgemeden, bol bol verme, kullanma, yapma ya da söyleme. )


- İNFÂK ile/değil İSRAFA ENGEL OLMA


- İNFÂK ile/ve/||/<> KİŞİ


- İNFÂL[Ar.] ile İNFİÂL[Ar. < Fİ'L]

( Ganimetten mal ayırıp verme. İLE Gücenme, darılma. | Edilgi. )


- INFANT[İng.] değil/yerine/= BEBEK


- INFANT :/yerine BEBEK, YENİ DOĞAN


- INFANTICIDE[İng.] değil/yerine/= YAVRU KIYIMI

( Bir canlının, aynı türdeki bir başka yavruyu öldürmesi davranışı. Aslanlarda sık görülen bir davranıştır. Dişi aslanlar, yavruları sütten kesilmeden tekrar yavru verebilmek için çiftleşmezler. Bu durumda erkek aslan, çiftleşip yavru yapabilmek adına kendisine ait olmayan yavruyu öldürebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- INFANTILİZM/INFANTILISM[İng.] değil/yerine/= BEBEKSİLİK


- INFANTUS ile PUER

( Konuşamayan çocuk, bebek, bala. İLE Konuşan çocuk. )

( İki yaşındaki çocuk, ortalama 50 kadar sözcük bilir. Üç yaşındayken çocuğun bildiği sözcük sayısı 1.000 civarındadır. Beş yaşındaki bir çocuk 2.000 kadar sözcük bilir. 19 aylık çocuğun 5-10 civarındaki iki sözcüklük tümce kullanımının, 20 aylıkken 25, 21 aylıkken 50, 22 aylıkken 75, 23 aylıkken 150, 24 aylıkken 1425, 25 aylıkken 2425 olduğu ortaya çıkmıştır. [Braine - 1963] )


- INFARCTION[İng.] değil/yerine/= ENFARKTÜS

( Enfarktüs, etkilenen bölgeye yetersiz kan akışı nedeniyle doku ölümüdür. Kan akışındaki bir bozulma nedeniyle bir doku bölgesine yetersiz oksijen ve beslenme kaynağı olan uzun süreli iskeminin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İNFAZ[Ar.] ETMEK değil/yerine/= YÜRÜTÜMLEMEK


- İNFAZ MASASI değil/yerine/= YÜRÜTÜM BİRİMİ


- İNFAZ MEMURU değil/yerine/= YÜRÜTÜM İŞYARI


- İNFÂZ[Ar. < NÜFÛZ | çoğ. İNFÂZÂT]/EXECUTION[İng.] değil/yerine/= YÜRÜTÜM, YERİNE GETİRME, UYGULAMA


- İNFAZ ile İNFAZCI/LIK ile İNFAZ MASASI ile İNFAZ MEMURU


- INFECTION :/yerine ENFEKSİYON


- INFER vs. IMPLY


- İNFER- ile/||/<> İNFRA-

( Düşük. İLE/||/<> Alt, altta, aşağıda, altında. )


- INFERANS/INFERENCE[İng.] değil/yerine/= ÇIKARSAMA


- [not] INFERENCE vs. (ONLY) THINKING


- (not INFERIOR THAN) INFERIOR TO


- INFERIOR[İng.] değil/yerine/= AŞAĞI


- INFERTILITE/INFERTILITY[İng.] değil/yerine/= KISIRLIK


- İNFİAL değil/yerine/= EDİLGİ


- İNFİAL değil/yerine/= ETKİLENME


- İNFİAL değil/yerine/= KIZGINLIK/ÖFKE


- İNFİKÂK[< FEKK] -ile

( Parçaların bozulmadan ayrıştırılması. | Bir şeyin yerinden ayrılması. | Çözülme. )


- BLAST[İng.] / VENT[Fr.] ile/değil/yerine/= İNFİLAK ETMEK


- İNFİLÂK[Ar.] ile İNFİRAK[Ar.]

( Güçlü bir biçimde patlama. İLE Ayrılma. )


- İNFİLÂK ile/değil/||/<> İNTİHAR

( Nesnelerde. İLE/DEĞİL/||/<> İnsanda. )


- İNFİLÂK[Ar.] (ETMEK) değil/yerine/= PATLAMA


- INFİLTRASYON/INFILTRATION[İng.] değil/yerine/= İÇE SIZMA


- INFINATUM ile/ve/||/<> INTERMINATUM


- INFINITE vs. UNLIMITED


- İNFİRÂD[Ar.] ile İHTİSÂS[Ar.]


- İNFİRAT ile İNFİRATÇI/LIK


- İNFİRÂT[Ar. < FERD] ile İNHİSÂR[Ar. < HASR]

( Topluluktan ayrı durma. İLE Tekel. | Tek başına sahip olma. )


- İNFİSÂD[Ar. < FESÂD] ile İNFİSÂH[Ar. < FESH] ile İNFİSÂH[Ar. < FESH]

( Bozulma, fesada uğrama. İLE Bozulma, etkisiz/hükümsüz kalma. İLE Bollaşma, genişleme. )


- İNFİSAL ile İNKİSAM ile İNFİKAK


- INFIX değil/yerine/= İÇEK


- INFIXATION değil/yerine/= İÇEKLEME


- INFLAKS/INFLUX[İng.] değil/yerine/= İÇ AKIM


- İNFLAMATUAR BAĞIRSAK SAYRILIĞI ile/||/<> ÇÖLYAK

( Bağırsakların süreğen yangısı. İLE/||/<> Gluten tüketimi sonucu ince bağırsaklarda hasar ile ilişkili bir bağışıklık sayrılığı. )


- İNFLAMATUVAR BAĞIRSAK HASTALIĞI ile/||/<> İRRİTABL BAĞIRSAK SENDROMU

( İnflamatuvar bağırsak hastalığı (İBH) organik inflamasyon İLE irritabl bağırsak sendromu (İBS) fonksiyonel bir bozukluktur. İBH doku hasarı İLE İBS normal endoskopi sonuçları gösterir. İkisinde de mikrobiyota değişiklikleri görülür. )


- INFLATION İLE DARK ENERGY İLE DARK MATTER İLE BARYOGENESİS ile/||/<> KOZMOLOJİK PROBLEMLER

( Evrenin çözülmemiş gizemleri. )

( Formül: w = P/ρ = -1 (DE) )


- INFLATION :/yerine ENFLASYON


- INFLATION[İng.] değil/yerine/= ENFLASYON

( Ürün ve hizmet fiyatlarının genel seviyesinde süreklilik arz eden bir artış gözlemlenmesi sonucunda alım gücünde meydana gelen düşüştür.[1] Para arzındaki artış, mal ve hizmet miktarında meydana gelen artış ile dengeli ise fiyatların genel seviyesinde bir değişim yaşanmaması beklenir. Ancak bunlardan birinin fazla olması halinde denge bozulur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- INFLOW[İng.] değil/yerine/= İÇE AKIŞ | GİRİŞ


- INFLUENCE :/yerine ETKİ, ETKİLEMEK


- INFLUENCE/TO EFFECT vs. "TO INVOLVE"


- GRİP/İNFLUENZA/ENFLUENZA ile/||/<> SOĞUK ALGINLIĞI, PAÇAVRA SAYRILIĞI

( Grip virüsünün neden olduğu ve ciddi belirtilerle süren bir sayrılık. İLE/||/<> Daha hafif belirtilerle süren ve genellikle rinovirüslerin neden olduğu bir sayrılık. )


- GRİP/İNFLUENZA/ENFLUENZA ile/||/<> KORONAVİRÜS

( İnfluenza virüslerinin neden olduğu, ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrıları ile ilişkili bir sayrılık. İLE/||/<> Koronavirüslerin neden olduğu, solunum yolu bulaşları ile ilişkili bir sayrılık. )


- INFO yerine BİLGİ


- INFORM vs. COMMUNICATION


- INFORM :/yerine BİLGİLENDİRMEK


- INFORM vs./and INVITATION


- INFORMATION THEORY ile/||/<> COMMUNİCATION THEORY

( Information theory bilginin matematiksel ölçümü ve kodlamasını incelerken İLE communication theory bilgi aktarım sistemlerini mühendislik açısından inceler )

( Formül: Shannon entropy )


- INFORMATION vs. TO KNOW


- INFORMATION :/yerine BİLGİ


- INFORMATION vs./and IDEA


- INFORMATION vs./and PAIN


- INFORMATION vs./"instead" METHOD


- İNFORMEL ile İNFORMEL EĞİTİM


- İNFRA- ile İNTRO- ile İZO- [EŞ İZOKORİ] ile JUKSTA-

( Alt, altında, -ötesi. İLE İç, içine. İLE Eş büyüklük [gözbebeği]. İLE Bitişik. )


- INFRARED/INFRARUJ INFRARED[İng.] değil/yerine/= KIZILÖTESİ


- RADIATION INFRAROUGE[Fr.] / INFRAROT STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İNFRARED IŞINLAR


- INFRARED RADYASYON/INFRARED RADIATION[İng.] değil/yerine/= KIZILÖTESİ IŞINIM


- İNFRASES İLE SES İLE ULTRASES ile/||/<> SES FREKANS ARALIKLARI

( İnsan kulağının duyma aralığı ve ötesi. )

( Formül: f = 20-20000 Hz (insan) )


- İNFRASOUND İLE İŞİTİLEBİLİR İLE ULTRASOUND ile/||/<> SES FREKANS BANTLARI

( Ses dalgası frekans aralıkları. )

( Formül: f = v/λ )


- İNFÜZE ETMEK ile İNFÜZYON

( Damar yoluyla vermek, deri altına vermek. İLE Damar yoluyla verme, deri altına verme. )


- INFÜZYON/INFUSION[İng.] değil/yerine/= DAMARDAN SIVI AKTARIMI


- INFUSION[İng.] / INFUSION[Fr.] / AUFGUB, INFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= İNFÜZYON


- INGA

( Amazon'un Ant dağlarındaki [Kanopi'lerde] ağaçların en üst dallarında bulunan, sulu bir meyve.[Tadı, vanilyaya benzemektedir.] )


- İNGEK ile İNGEK[Oğuz] ile İNGEN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İnek. İLE Dişil kaplumbağa. İLE Dişil deve. )


- INGENIOUS vs. INGENUOUS


- İNGİLİZ ATI ile ARAP ATI

( Kısa mesafe koşucusu. İLE Uzun mesafe koşucusu. )

( ... İLE/< Lumbar vertebrasında bir kemik eksiktir. Diş yapısı farklıdır. )

( ... ile ESB-İ TÂZÎ )


- İNGİLİZ SERVİSİ ile FRANSIZ SERVİSİ ile RUS SERVİSİ ile AMERİKAN SERVİSİ

( Uluslararası dört çeşit servis yöntemi vardır: * İNGİLİZ SERVİSİ: Misafirin sağ tarafından önüne koyulan sıcak ve boş yemek tabağına, garson tarafından fayansta, mutfaktan alınan yemek misafirin solundan, maşa ile yapılır. İLE * FRANSIZ SERVİSİ: Mutfaktan fayansta getirilen yemek misafirin solundan maşa vasıtasıyla kendi tabağına yaptığı servis biçimidir. İLE * RUS SERVİS: Servant servisi olup, mutfaktan getirilen yemekler misafir masasının yanındaki hazırlık masasında garson tarafından tabaklara konularak misafirin solundan yaptığı servis biçimidir. İLE * AMERİKAN SERVİSİ: Tabak servisi olup, yiyecekler ve garnitürleri mutfakta hazırlanarak tabakta getirilir. Ve misafirin uygun olan tarafından servis yapılır. Bu servis otellerin lobilerinde, kafeteryalarında, snack barlarında yapılır. Özelliği bir kurala bağlı olmamasıdır. )


- İNGİLİZ YARARCILIĞI ile/ve/||/<>/> EVRİMCİ DOĞACILIK ile/ve/||/<>/> AMERİKAN YARARCILIĞI


- İNGİLİZ ile BRİTANYA İMPARATORLUĞU

( BRITISH vs. BRITISH EMPIRE )

( انگليسي ile زبان انگليسي ile بريتانيايي ile امپراتوري بريتانيا )

( ENGELYSY ile ZABAN ENGELYSY ile BARYTANYAYY ile EMPERATORY BARYTANYA )


- İNGİLİZ ile İNGİLİZCE ile İNGİLİZ İPİ ile İNGİLİZ TUZU ile İNGİLİZ SİCİMİ ile İNGİLİZ ANAHTARI ile İNGİLİZ SİYASETİ ile İNGİLİZ İNGİLİZCESİ


- İngilizce değil TÜRKÇE KONUŞ!!! -değil


- İNGİLİZCE ile/ve/değil/<> BİSLAMA

( ... İLE/VE/<> Vanuatu'da, 115 ayrı kültür ve dil oluşmuş. İki komşu köy bile birbiriyle anlaşamıyormuş. Daha sonra, dil olarak bozuk bir İngilizce olan "Bislama" kabul edilmiş. )


- İNGİLİZCE ile İNGİLİZ TARZI

( ENGLISH vs. ENGLISH STYLE )

( انگليسي ile بطرز انگليسي )

( ENGELYSY ile BETARZ ENGELYSY )


- İNGİLİZÇE değil İNGİLİZCE


- İngilizce'de Sıklıkla Yanlış Söylenilen 100 Sözcük ve Deyimler -ve

( Bütün, ("Parçaların biraradalığı", "Bütünlük", "Entegrasyon/Integration/Integrity") anlamını taşıyan bir sözcüktür.

Tüm ise, (ingilizce "Whole/All") ile karşılık bulur. Parça parça olsa da, çeşitli oranlarda eksiklikler de olsa istisnasız ve ayırımsız, tamamıyla/tümüyle kapsamadır.

Bütün elmalar, bütün bireyler, bütün arabalar, bütün kitaplar, bütün örnekler, bütün ayrıntılar, bütün parçalar olmaz! Parçalarının ayrı ayrı kullanılma durumu olmayanlar için gereksiz/yersiz/fazladan bir sözcüktür "bütün".

Bir saksıdaki çiçeğin tüm yaprakları söz konusuysa, "bütün yapraklar" dendiğinde, --her sözcüğün, kendi anlamını taşıdığı bilgisiyle--, ucu sararmış/kırılmış, bir parçası kopmuş yapraklar devredışı bırakılmış olur, ki biz tamamını, hepsini demek istiyoruzdur.

Fransızca'da "sans" ve "cent" sözcükleri "san" diye okunur. Fransızca'yı iyi bilmeyen birinin/birilerinin zamanında "sans numero"yu numarasız ["sans" = -sız] değil de 100 olarak zannetmiş olmasından kaynaklanmıştır tuvaletlere yüz numara denmesi. II. Dünya Savaşı sonrası da Amerikan kültürü ve deyimleri bizi çok etkilediğinden dolayı bu iki sıfır da kalktı onun yerine -"çok değerli bir tanımmış gibi"- WC kullanıldı. )

( DOUBLEUR avec DOUBLURE
[ne pas] CENT NUMERO ! SANS NUMERO )


- İNGİLİZCELEŞTİRME ile İNGİLİZLEŞTİRMEK

( ANGLICIZATION vs. ANGLICIZE )

( انگليسي منشي ile انگليسي مابي ile انگليسي ماب کردن ile انگليسي ماب شدن )

( ENGELYSY MONASHY ile ENGELYSY MABY ile ENGELYSY MAB KARDAN ile ENGELYSY MAB SHODAN )


- İNGİLİZCE'NİN TARİHÇESİ...

( )


- İNGİLİZCE'Yİ:
İng.-TÜRKÇE SÖZLÜKTEN ÇALIŞMAK ile/ve/<>/||/değil/yerine TÜRKÇE-İng. SÖZLÜKTEN ÇALIŞMAK


- İNGİLTERE ile/ve/||/<> BÜYÜK BRİTANYA ile/ve/||/<> BİRLEŞİK KRALLIK

( image )


- İNGIMÂS[Ar.] ile İNGISÂS[Ar.] ile İNGITÂT[Ar.]

( Suya dalma. İLE Suya batma. İLE Suya dalma. )


- İNGLİÇ ile SARIMSAK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sarımsağa benzeyen bir dağ bitkisi. İLE ... )


- INGREDIENT :/yerine İÇERİK, MALZEME


- İNGUİNAL ile İNGUİNAL HERNİ

( Kasık [ile ilgili]. İLE Kasık fıtığı. )


- İNHA[Ar.] ile YÖNERGE

( Resmi bir göreve atama ya da bir üst aşama için yazılan yazı. İLE ... )


- inhal.[Lat. < INHALETUR] değil/yerine/= SOLUKLA İÇERİ ÇEK


- İNHALAN/INHALANT[İng.] değil/yerine/= UÇUCU MADDE


- İNHALASYON/INHALATION[İng.] değil/yerine/= SOLUKLA ALMA


- İNHALASYON ile İNHALE ETMEK ile İNHALER

( Soluma. İLE Solumak. İLE Solunan, ilaç solutucu [aygıt]. )


- İNHALE ile/||/<> EKSHALE

( İnhale nefes alma O2 İLE ekshale nefes verme CO2. )

( Formül: Inspiration İLE expiration )


- İNHALER[İng.] değil/yerine/= SOLUMLATICI


- [not] INHERITANCE vs. DEPOSIT


- INHERITANCE OF ACQUIRED CHARACTERISTICS[İng.] değil/yerine/= EDİNİLMİŞ ÖZELLİKLERİN KALITIMI

( Çevresiyle kurduğu karşılıklı ilişkiler sonucu organizmada meydana gelen değişiklikler. 1801'de Lamarck, bu edinilmiş özelliklerin kalıtım yoluyla sonraki nesillere iletilebileceğinden bahseden bir çeşit evrim kuramı ileri sürdü. Günümüzde, bu kuram neredeyse tamamen yanlışlandı. Lamarck'a göre; zürafa, yılan, leylek ve kuğu gibi hayvanların vücut şekilleri, bu hayvanların uzun dönemler boyunca edinilmiş alışkanlıklarının sonucu. Ancak günümüzde türlerin yeni karakterleri bu biçimde kazanmadıklarını, evrimsel değişimlerin nesiller içerisindeki varyasyonlara ve seçilim sürecine bağlı olarak geliştiğini bilmekteyiz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İNHİBE/INHIBITED[İng.] değil/yerine/= ENGELLENMİŞ


- İNHİBE ile İNHİBE ETMEK ile İNHİBİSYON ile İNHİBİTOR

( Baskılanmış, engellenmiş. İLE Baskılamak, engellemek. İLE Baskılama, engelleme. İLE Baskılayıcı, engelleyici, önleyici. )


- İNHİBİSYON/INHIBITION[İng.] değil/yerine/= ENGELLE(N)ME


- İNHİBİTÖR[İng.] değil/yerine/= ENGELLEYİCİ


- INHIBITOR[İng.] / INHIBITEURS[Fr.] / INHIBITOR, STABILISATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNHİBİTOR


- İNHİDAM[Ar.] değil/yerine/= ÇÖKME/YIKILMA


- İNHİDAM ile İZMİHLAL

( Çökme, yıkılma. )


- İNHİDÂR[Ar.] ile İNHİDÂR[Ar.]

( Yokuş aşağı inme. | Derinin vurulma ile şişmesi. İLE Perdelenme, örtülme, örtünme. )


- İNHİKAK["ka" uzun okunur] ile İNHİKÂK[Ar.]

( Kördüğüm olma. İLE Kaşınma. )


- İNHİMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BAĞIMLILIK

( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE/VE/||/<>/> ... )


- İNHİMÂK[Ar.] ile İNHİMÂK[Ar. çoğ. İNHİMÂKÂT]

( Ahmak gibi görünme. İLE Bir şeyin üzerine fazla düşme, fazlasıyla düşkünlük. )


- İNHİMAK[Ar.] ile İPTİLÂ[Ar.]

( Bir şeye, aşırı düşkünlük gösterme, kapılma. İLE Düşkünlük, tiryakilik. )


- İNHİSÂR[Ar. < HASR] ile İNKİSAR[Ar. < KESR]

( Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum. | Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu. | Bir kişi ya da kuruluşun herhangi bir alanda kazandığı büyük güç. İLE Kırılma. | Gücenme. | İlenme, ilenç. )


- İNHİSAR ile İNHİSARCI/LIK


- İNHİSÂR[Ar. < HASR] ile İNHİZÂL[Ar.]

( Bir şeyi/maddeyi/işi, -başkası yapmamak üzere- sadece bir kişiye/kuruma/oluşuma verme. | Tekel. [Fr. MONOPOLE] )