Bugün[03 Ocak 2026]
itibarı ile 8.234 başlık/FaRk ile birlikte,
8.234 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(15/34)


- ILL vs. SICK


- ILL :/yerine HASTA


- İLLÂ[Ar.] ile LÂKİN[Ar.]


- İLLE ile İLLET ile İLLETLİ/LİK ile İLLE VELAKİN


- ILLEGAL vs. SECRET/HIDDEN


- ILLEGAL :/yerine YASA DIŞI


- İLLEGAL değil/yerine/= YASADIŞI


- ILLEGIBLE vs. ELIGIBLE


- İLLET ile/ve EVSÂT

( Fizikte! İLE/VE Mantıkta! )


- İLLET ile İLKE


- İLLET ile İLLET

( Sayrılık. | Sayrılık derecesine varan alışkanlık. | Bozukluk. | Kızdıran, sinirlendiren şey ya da kişi. İLE Neden. )


- İLLET ile/ve/<> MALÛL

( Sebep. İLE/VE/<> Sonuç. )


- 'ILLET[Ar.] ile SEBEB[Ar.]


- İLLET[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TABİAT[Ar.]


- İLLET-İ CELÎ ile/ve/||/<> İLLET-İ HAFÎ ile/ve/||/<> MÜNÂSEBET ile/ve/||/<> REY-İ HÜZZAK

( Zahir ve açık bir nedene dayanan yol. İLE/VE/||/<> Gizli bir nedene dayanan yol. İLE/VE/||/<> Mantıkî bir ilişkiye dayanan yol. İLE/VE/||/<> Bu alanda uğraşan âlimlerin oylarına dayanan yol. )


- İLLET-İ MADDİYE ile/ve İLLET-İ SÛRİYE ile/ve İLLET-İ FAİLE ile/ve İLLET-İ GAİYE

( Ne'den/Hangi şeyden? İLE/VE Nasıl?/Ne surette? İLE/VE Kim? İLE/VE Ne için/Niçin? )


- İLLET-İ SEHER[Ar.]/ENSOMİ/INSOMNIA[İng.] ile ARIK[Ar.]

( Uykusuzluk hastalığı. İLE Uykusuzluk. )


- İLLETLER ve İLLETLER[tanımlarda]

( Fâil ve Gâyî ve Sûrî ve Maddî VE Sûrî ve Maddî )


- İLLET'TEN MALÛL'A ile MALÛL'DAN İLLET'E

( Delil. İLE Burhan-ı İnnî. )


- ILLIMANI ve/<> CORDILLERA REAL

( Bolivya'nın başkenti La Paz'ın 6462 m. yüksekliğinde bulunan bu iki karlı tepe, kentin en görülmeye değer yerlerindendir. )


- ILLIMUNATE vs. LIGHTENMENT


- İLLİYET BAĞI değil/yerine/= NEDENSELLİK BAĞI


- ILLNESS vs. SICKNESS vs. AILMENT vs. DISEASE vs. MALADY


- ILLNESS :/yerine HASTALIK


- İLÜSTRASYON[İng. < ILLUSTRATION] ile GÖRSELLEŞTİRME

( Resimlerle süsleme. )


- ILLUSTRATE :/yerine ÖRNEKLEMEK


- ILLUSTRE ile/ve CARDINALE ile/ve REGALE ile/ve CURIALE

( Işık saçan dil. İLE/VE Kılavuz ve kural işlevi gören dil. İLE/VE Ulusal bir hükümdarlığın sarayında yer almaya lâyık dil. İLE/VE Hükümetin, yargının, bilgeliğin dili. )


- İLLÜZYON ile İLLÜZYONİST ile İLLÜZYONİZM


- İLLÜZYON[İng./Fr. < ILLUSION] değil/yerine/= YANILSAMA


- İLM -ile

( OKUYARAK ÖĞRENİLEN BİLGİ, NAZARÎ BİLGİ | BİLME, BİLİŞ, BİR ŞEYİN DOĞRUSUNU BİLME | SIFÂT-I KEMÂLİYE )


- İLM-EL-EDDÂN ile/ve/||/<> İLM-EL-LEDÜN

( Gövdenin/bedenin bilgisi. İLE/VE/||/<> Allah bilgisi. )


- İLM el-YAKÎN ile AYN el-YAKÎN ile HAKK el-YAKÎN

( Okuyarak/duyarak eminlik/kesinlik. İLE Görerek eminlik/kesinlik. İLE Hakk'la, bizzat yaşayarak eminlik/kesinlik. )


- ILM/İLM[Ar.] ile MA'RİFET[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile RESH[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile RÜ'YET[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile ŞEHÂDET[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile ŞU'ÛR[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile TAKLÎD[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile TEBYÎN[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile/ve/||/<>/> YAKÎN[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile/>< ZANN[Ar.]


- ILM/İLM[Ar.] ile ZİKR[Ar.]


- 'ILM[Ar.] ile İDRÂK[Ar.]


- 'ILM[Ar.] ile İ'TİKÂD[Ar.]


- İLMÂ[Ar.] ile İLMÂ'[Ar.] ile İLMÂH[Ar.]

( Çalma. İLE Parlatma, lemeân ettirme. | Bir şeyi, olmadan önce işaretle bildirme. İLE Bir şeyi parıldatma. | Güzel bir bayanın, yüzünü gösterip hemen çekilmesi. )


- İLMEK İLMEK (İŞLEMEK/DOKUMAK) -ile


- İLMEK ile İLMEKLEMEK


- İLMEKLERDEN YAPILMIŞ DOKU = SIRÇALI NESC = TISSU DE MAILLES


- İLM'EL YAKÎN ile/ve AYN'EL YAKÎN ile/ve HAKK'EL YAKÎN

( AVAM ile/ve EBRAR ile/ve MUKARREBÎN )

( TOWARD GOD vs./and WITH GOD vs./and IN GOD
BODILY/INTIMATE KNOWING vs./and BODILY/INTIMATE RECOGNITION vs./and BODILY/INTIMATE EXPERIENCING )

( TIZHI ile/ve TIREN ile/ve TIYAN )


- İLM'EL YAKÎN ile AYN'EL YAKÎN ile HAKK'EL YAKÎN

( Okuyarak/duyarak eminlik. İLE Görerek eminlik. İLE Hakk'la, bizzat yaşayarak eminlik. )


- İLM-EL YAKÎN ile MAKBULÂT


- İLM-EL-YAKÎN -ile

( KESİN BİLGİ )


- İLMEN YAKÎN değil İLM EL-YAKÎN


- İLM-İ ÂLÂ/EVVEL ile/ve İLM-İ EVSAD ile/ve İLM-İ EDNÂ

( İLM-İ İLÂHÎ ile/ve İLM-İ RİYÂZÎ ile/ve İLM-İ TABİİ )

( Metafizik. İLE/VE Matematik. İLE/VE Fizik. )


- İLM-İ CEFR(/CİFR) ile İLM-İ REML ile İLM-İ VEFK


- İLM-İ EDVÂR[Ar.] -ile

( Mûsikî ilmi. )


- İLMİ EĞİTİM ve/<> İRFÂNÎ TERBİYE


- İLMÎ ESER ile/ve/değil FİKRÎ ESER


- İLM-İ HEY'E(T) ile/= İLM-İ FELEK ile/= İLM-İ NÜCÛM/İLM el-NÜCÛM ile/= İLM-İ AHKÂM ile/= İLM-İ el-MİKAT

( ... İLE/= İLM-İ MİKAT'ta: Şemsedin Halili VE Muhammed Konevi. )


- İLM-İ HUDÛRÎ ile/ve/<> İLM-İ HUSÛLÎ

( Bilen ile bilinenin aynı olduğu ilim. İLE/VE/<> Bilen ile bilinenin ayrı olduğu ilim. )

( Hazır/huzur olan. İLE/VE/<> Edinilen. Hasıl olan. )

( Sûfi'nin bilgisi. İLE/VE/<> Âlim'in bilgisi. )

( Ancak husûlî ilim ikiye ayrılır. )


- İLM-İ İLÂHÎ ile/ve İLM-İ A'LÂ

( Hem hariçte, hem zihinde, maddeden ârî olan ilimler. )


- İLM-İ KELÂM ve İLM-İ FIKIH ve İLM-İ HÂL

( İman ve itikadı anlatan geniş ve derin ilim.[Bu ilmi anlatan kitaplara AKÂİD de denilir.] VE Gövde ile yapılacak ahkâm-ı islâmiye'yi bildiren ilim ve kitapları. VE Halk için, tahsili olmayanlar için yazılmış olan ve herkesin bilmesi, inanması ve yapması gereken kelâm, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan ilim ve kitapları. )

( SCIENCE OF THEOLOGY and SCIENCE OF JURISPRUDENCE and RELIGIOUS KNOWLEDGE )

( SCIENCE OF THEOLOGY and SCIENCE OF JURISPRUDENCE and RELIGIOUS KNOWLEDGE )


- İLM-İ LEDÜN -ile

( ALLAH'IN SIRLARINA AİT MANEVİ BİLGİ, GAYB İLMİ )


- İLM-İ MEDENİYE(T) ile/ve/||/<> İLM-İ SİYÂSE(T)


- İLM-İ MUTLAK ve/= TASAVVUR-U MUTLAK


- İLM-İ NAHV ile İLM-İ MAHV


- İlm-i Siyâse(t) ile KONUŞ!!! -ile


- İLM-İ SİYASET ile/ve İRFAN


- İLM-İ TEDBİR-İ MÜLK ile/ve/||/<> İLM-İ TEDBİR-İ MENZİL


- İLMÎ TEVHÎD ile/ve/değil/yerine HÂL TEVHÎDİ

( Ham. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Olgun. )

( Tevhidi anlayan, mağaradan çıkar. )

( Evvelâ hâl gerek, neylesin ilim. )


- İLM-İ VÜCÛD ile/ve İLM-İ MEVCÛD ile/ve İLM-İ MADDÎ

( Varlık bilimi. İLE/VE Varolan bilimi. İLE/VE Maddelerin/şeylerin bilimi. )


- İLM-İ ZÂHİR ile/ve İLM-İ BÂTIN

( İlmi- Zâhir ve Bâtın'ın çok çeşitleri vardır: İlm-i imân, ilm-i İslâm, ilm-i ihsan, ilm-i ikân, ilm-i tövbe, ilm-i zühd, ilm-i takva, ilm-i ihlâs, ilm-i mârifet-i nefs, ilm-i mârifet-i dil, ilm-i tezkiye-yi nefs, ilm-i tezkiye-yi dil, ilm-i hitab, ilm-i nidâ, ilm-i kelâm, ilm-i mükâşefe, ilm-i tevhîd, ilm-i tecelli-i zât, ilm-i tecelli-i sıfat, ilm-i makamât, ilm-i ahvâl, ilm-i kurb, ilm-i vusûl, ilm-i fenâ, ilm-i bekâ, ilm-i sekr. )

( Her ilmin kendine göre perdeleri vardır. )


- İLM-İ ZÂHİR ile/ve/<> İLM-İ BÂTIN ile/ve/<> İLM-İ LEDÜN

( İlimler üç bölüktür.
- Sülûk yoluyla elde edilen ilim.
- Keşfe dayanan ilim.
- Sırra bağlı ilim.[Hiçbir biçimde belirtilmez.] )

( Ledün ilmi, bilineni unutma ilmidir. )

( Ledün ilmi, öğrenmek değil, unutma ilmidir. )

( Bildiklerimizi unıta unuta, ilimsiz bir ilim zuhur eder. )

( Bilip unutacağız, sıra kendimize gelecek. Kendimizi de, önce bileceğiz, sonra unutacağız. )

( Bugünkü Cennet-i İrfâna dahil olsalar uşşak, Yarınki va'dolan hûri veyâ gılmanı neylerler... )

( Su. İLE/VE/<> Saf su gibidir. )

( Su. İLE/VE/<> Süt. )


- İLMÎ ve AMELÎ


- İLMÎ ile/ve/değil ZEVKÎ


- İLMİHAL =/< İLM-İ HÂL


- İLMİKLEMEK ile İLMİKLENMEK ile İLMİ/LİK ile İLMİK ile İLMİKLİ ile İLMİKSİZ


- İLMİNE, İRFÂN (İSTEYEN/ARAYAN) ile/ve DERDİNE, DERMÂN (İSTEYEN/ARAYAN)


- İLMULLÂH ile/ve/değil/yerine MARİFETULLÂH

( Allah'ı bildim" cümlesinde bilmek anlamında ilim sözcüğü kullanılmaz. Çünkü, filozof ve kelâmcılara göre ilim, tümellere ilişkin olduğundan, Allah'ın zâtını bilmek(ilim) mümkün değildir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Bilmek(ilim) yerine Marifet kullanılır. Çünkü Marifet filozof ve kelâmcılara göre tikellere ilişkindir. )

( Mârifetullah'ta, fikir/tefekkür kalmaz. )


- İLO -ile

( Erkeğin eşine yanaşmaması için yemin etmesi. )


- ILR/İMPLANTABLE LOOP RECORDER[İng.] değil/yerine/= YÜREK İÇİ DÖNGÜ KAYDEDICİ


- İLRÜK[Uç]/İLDRÜK ile SEDEFOTU
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sedefotugillerden bir bitki. İLE ... )


- İLTERİŞ -ile

( Milleti toplayan. )


- İLTİCA ile İLTİCA HAKKI


- İLTİFAT DEĞİL!:
[ya] KİNÂYE ile/değil/ya da GERÇEK


- İLTİFAT ETMEK değil/yerine/= İLGİKAYRI GÖSTERMEK


- İLTİFAT[Ar. < LÜTÛF[çoğ.] < LÂTİF(< L-T-F)(< LETÂFET)] ile/ve/||/<> TALTİF[Ar. < LÜTÛF < T-L-F]

( Sözel ya da duygusal bir övgü ve ilgi gösterme biçimi. | Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma. | İlgi gösterme, rağbet etme. | Söz söylerken, daha çok etki sağlamak için beklenmedik bir anda sözü, konu ile çok yakından ilgili birine ya da bir şeye yöneltme. | Yüzünü çevirerek bakma. İLE/VE/||/<> Daha çok, somut bir ödül ya da onurlandırma anlamı taşır. | Birini ödüllendirmek, takdir etmek. Birine lütûf ve ikramda bulunmak. | Yumuşatma, güzelleştirme. | | İyi ve güzel davranarak gönül almak. | Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme. )

( Kişiye/kişilere, (beklentisiz/karşılık beklemeksizin ve incelerek) gülümsemek/tebessüm, yüz/bakış, dans, müzik, ses, şiir, ince sözcük, selen/sedâ ve/ya da soluk/nefes(konuşma/yanıt) ikram etmek... )


- İLTİFAT ve/+/||/<>/> CESÂRET VERMEK


- İLTİFAT ile HAKARET


- İLTİFAT[Ar. < İLTAFAT] değil/yerine/= İLGİKAYRI(/DÖNMEK/İLGİLENMEK/YÖNELMEK)


- İLTİFAT ile İLTİFATLI


- İLTİFAT ile/ve/||/<>/>/< İTİBAR


- İLTİFAT ile/ve KİNÂYE


- İLTİFAT ile/ve ONAY


- İLTİFAT ile/ve/değil/yerine/<> ŞÜKRAN


- İLTİFATA TÂBİ OLAN:
HAKİKAT değil MÂRİFET


- İLTİHÂF[Ar.] ile İLTİHÂF[Ar. < LİHAF]

( Yanma, parlama. İLE Yorgan, çarşaf gibi şeylere bürünme. )


- İLTİHAP[Ar. değil/yerine/= YANGI


- İLTİHAPLANMAK ile İLTİHAP ile İLTİHAPLI ile İLTİHAPSIZ


- İLTİKA'[Ar. < LİKA]["ka" uzun okunur] ile İLTİKA'["ka" uzun okunur]

( Rastgelme, kavuşma, karşılaşma, buluşma. İLE Rengi değişme, benzi atma. )


- İLTİMÂ[Ar.] ile İLTİMÂ'[Ar. < LEM | çoğ. İLTİMÂÂT] ile İLTİMÂH[Ar. < LEMH]

( Renk değiştirme. | Sararma, solma. İLE Parıldama, lem'alanma. İLE Bir şeye şaşkın şaşkın bakma. )


- İLTİMAS ile İLTİMASLI ile İLTİMASÇI/LIK


- İLTİMAS ile İLTİZAM

( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine, herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Kayırma, bir tarafı tutma. | Gerekli bulma. | Kesenek. )


- İLTİMAS[Ar.] değil/yerine/= KAYIRMA/KAYIRIŞ


- İLTİMAS ile ŞEFAAT ile İSAR ile TAFDİL[< FADL]

( Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. | Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma. İLE Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kişiyle Tanrı arasında, peygamberin yaptığı aracılık. İLE İkram; bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kişinin, kendi, gereksinim duymasına karşın bahşiş vermesi. | Seçme. İLE Birini, ötekilerden üstün tutma. | En üstünlük. )


- İLTİSÂK[Ar. < LÜSÛK] ile İRTİBÂT[Ar. < RABT]

( BİTİŞME, KAVUŞMA, YAPIŞMA, BİRLEŞME | İKİ ORGANIN BİRBİRİNE YAPIŞMASI )


- İLTİSAK ile İLTİSAKİ ile İLTİSAKİ DİL


- İLTİSAKLI[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİLİ


- İLTİYÂ'[Ar.] ile İLTİYÂH[Ar.]

( İç heyecanlanması, alevlenmesi. İLE Susama. | Gövdenin/cildin güneşten yanması. | Şimşek çakması. | Yıldızın pırıltısı. )


- İLTİZAM ile İLTİZAMİ ile İLTİZAMCI/LIK


- İLÜSTRASYON ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SANAT

( Yöntemli. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yöntemsiz. )


- İLÜZYON değil/yerine GÖZBAĞI


- İLZÂM ile/ve/<> İCBÂR


- İLZÂM[Ar.] ile LÜZÛM[Ar.]


- İM/İNTRAMÜSKÜLER İNTRAMUSCULAR[İng.] değil/yerine/= KAS İÇİ


- İM ile/ve/<> HAREKE[Ar.]

( ... İLE/VE/<> Arap yazısında, kısa ünlü yerine kullanılan im. )


- İM ile İM
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Askeri birlikler arasında kullanılması için Hakan'ın belirlediği gizli sözcük. İLE İşaret. )


- İM ile İM BİLİMİ


- İM ile İNDİS[Fr. < Lat.]

( ... İLE Bir harf üzerine konulan im. | Bir harf, benzer fakat yine de değişik biçimlerde iki ya da daha çok kez kullanılmak istenildiğinde, harfin üstüne ya da altına eklenen ayırıcı im. | Bir kökün derecesini göstermek için kök iminin kolları arasına konulan sayı. )


- İMA EDİLEN ile İMA ETMEK ile İMA ETMEK

( IMPLIED vs. IMPLY vs. IMPLYING )

( ضمني ile مضمر ile مقدر ile ضمنا فهماندن ile تلويحا گفتن ile معني بخشيدن ile معني دادن ile تلويح )

( ZAMANY ile مضمر ile MOGHODAR ile ZAMNA FANPAMANDAN ile TELOYHA GOFTAN ile MANY BAKHSHYDAN ile MANY DADAN ile تلويح )


- ÎMÂ' ile ATIF


- ÎMÂ'[Ar.] ile İ'MÂ[Ar.] ile İMÂ'[Ar. < EMEN]

( İşaret. | İşaretle/dolaylı anlatma. İLE Kör etme/edilme. İLE Cariyeler. )


- İMA ile İMAJ ile İMAL ile İMAM/LIK ile İMAN ile İMAR ile İMANLI/LIK ile İMARCI/LIK ile İMANSIZ/LIK ile İMANLICA ile İMANSIZCA ile İMAM NİKAHI ile İMAN SAHİBİ ile İMAM NİKAHLI ile İMAN TAHTASI


- İMÂ ile/ve/||/<> KİNÂYE


- İMA ile KİNAYELİ

( ALLUSION vs. ALLUSIVE )

( تلميح ile کنيه ile اشاره ile کنيهي )

( تلميح ile کنيه ile ESHAREH ile کنيهي )


- İMÂD[Ar.] ile İ'MÂD[Ar.]

( Direk, sütun. İLE Direk dikme. )


- IMAGE vs. SYMBOL


- IMAGE :/yerine İMAJ, GÖRÜNTÜ


- IMAGINARY vs. IMAGINATIVE


- IMAGINATION :/yerine HAYAL GÜCÜ


- IMAGINE :/yerine HAYAL ETMEK


- IMAGO DEI ile/ve/||/<>/> IMAGO HUMANI


- IMAGO[İng.] değil/yerine/= BÜYÜKLER İMGESİ


- İMAJ/IMAGE[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ | İMGE


- İMAJ değil/yerine/= İMGE/GÖRÜNTÜ


- İMAJ ile/ve KARİZMA

( Sizin kendi hakkınızda taşıdığınız imaj, sahip olduğunuz en değişken şeydir. )

( Your self-image is the most changeful thing you have. )


- İMAJİNASYON/IMAGINATION[İng.] değil/yerine/= İMGELEM


- İMÂL ile/ve/||/<> İMÂR


- İMALÂT ile HASAT


- İMALÂT ile/ve İCAT

( PRODUCTION vs./and INVENTION )


- İ'MÂLÂT[Ar. < İ'MÂL] ile İMÂLÂT[Ar. < İMÂLE]

( Bir fabrikanın ya da bölgenin sanaiye ait yaptığı işler. İLE Vezne uydurmak için, kısa heceyi gereğinden fazla uzun okumalar. )


- İMALAT ile İMALATÇI/LIK


- İMÂL(ÂT) değil/yerine/= YAPIM (İŞLERİ)


- İMÂLATHANE değil/yerine/= İŞLEYİMEVİ


- İMÂLE[Ar.] ile İMÂLE[Ar.]

( Meylettirme, bir tarafa eğme, yatırma. | Vezne uydurmak için, kısa heceyi gereğinden fazla uzun okuma. İLE [eskiden] İşçilere ödenen gündelik ücret. )


- ÎMÂLE[< MEYL] ile MEYL

( Bir tarafa eğme, yatırma, meyl ettirme. | Ölçüye/vezne uydurmak için kısa heceyi, gereğinden fazla uzun okuma. İLE/< Gönül akışı, sevme. | Hareketin başlangıcı.[Eğilim değil!] )


- İMÂLE ve ZİHÂF

( ... VE İbarede uzun okunması gereken bir sesli harfin vezin zorunluluğuyla kısa okunması. )


- İMALI ile İMA

( INSINUATING vs. INSINUATION )

( ريشخند کننده ile دخول تدريجي ile خود جاکني )

( RYSHKHAND KONANDEH ile دخول تدريجي ile KHOD JAKONY )


- İMÂL/İMÂLAT değil/yerine/= İŞLEYİM


- İMÂLL ETMEK değil/yerine/= İŞLEYİMLEMEK


- İMAM HASAN EFENDİ ÇEŞMESİ :

( Uskumruköy köy içinde ve Gümüşdere'ye giden cadde üzerinde bulunan bu çeşme (H.1286, M.1870), 1999 yılında S. Akdemir ailesi tarafından onarılmış ve onarım sonucu eski hüviyetini tamamıyla kaybetmiştir. Kitabesi şöyledir: Eğer mümin ise bu âbı/ Nasib olsun ana kevser şerabi/ Sahib - ül hayrat Cami - i Şerif imamı / Kastamonulu Hasan Efendi İbn - i Mustafa (1286)". )


- İMAM SUYU ÇEŞMESİ :

( Emirgan Camii bahçesindeki bu çeşme onarımlardan sonra eski hüviyetini tamamen kaybetmiştir (M. 1957). )


- İMAM SUYU ÇEŞMESİ :

( Emirgan'da Emirgan Mektebi Sokaktadır (M. 1958). Bu çeşmenin ilk yapılış tarihi belli değildir. Çeşme birkaç kez onarıldı ve her seferinde bir başka yere taşındı. Bu çeşmede İmam memba suyu kullanıldığı için "İmam Suyu Çeşmesi" adını almıştır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: A. Özaltın Gel iç, 1958". Çeşme 1958 yılında A. Özaltın tarafından onarılmıştır. )


- İMAM ile/ve 1


- İMAM ile/ve/||/<>/> CEMAAT

( "Osurursa." İLE/VE/||/<>/> "Sıçar." )


- İMAM ve/||/<> FATİH

( ... VE/||/<> İmamın arkasında bulunan kişi. Saf tutulurken hiza alınan kişi. )

( ... VE/||/<> Nefsini feth eden. )

( ... VE/||/<> Sıra(saf), mihrabtaki imamın hemen arkasındaki kişiden, iki tarafa birden açılmasıyla, ikinci ve öteki sıralar da sıranın ortasındaki "Fatih" ile başlatılır ve sağlı sollu olarak devam ettirilir. )


- İMAM ile/ve GÖZETİLEN KALP


- İMAM ile İMAM ALİ RAHMANEV

( IMAM vs. IMAM ALI RAHMANEV )

( امام ile امام علي رحمانف )

( EMAM ile امام علي رحمانف )


- İMAM ile/ve SAĞLIK

( Sağlık olmazsa saadet olamaz. )


- İMAME ile İMAMET


- İMÂME[Ar.] ile İMÂMET[Ar.]

( Sarık. | Tespih, çubuk gibi şeylerin baş tarafına geçirilen, çoğu kehribardan yapılmış olan uzunca bölüm, başlık. | Fildişi oyma ve kakmalarda görünüşü tâcı ve imâmeyi andıran motif. İLE İmamlık. )


- İMÂMET ile İMÂM[< EİMME]


- İMAMI AZAM CAMİİ :

( Fatih Sultan Mahmut mahallesinde bulunan bu camii de her hangi bir tarihi özelliği yoktur. )


- İMAMI AZAM CAMİİ :

( Fatih Sultan Mahmut mahallesinde bulunan bu camii de her hangi bir tarihi özelliği yoktur. )


- İMAM('ın yap(ma)tığı) ile CEMAAT('in yapma(ma)sı gerekenler)

( * İmam kunut okumazsa cemaat de okumaz. * İmam bayram namazlarındaki tekbirleri yapmazsa, cemaat de yapmaz. * İmam dört rekatlı namazın ikinci rekatinde oturmazsa cemaat de oturmaz. * İmam secde ayeti okuyup secde etmezse cemaat de etmez. * İmam secde-i sehiv etmezse cemaat de etmez. )


- İMAMOĞLU YALISI :

( Sarıyer, Yenimahalle üzerindedir. İmamoğlu Yalısı olarak bilinmektedir. 19. yy son çeyreğinde inşâ edilmiş olan yalı zamanla el değiştirdi ve tamamen yıkılarak eskisine uygun biçimde yenilendi. )


- İMAN -=

( "Emin"lik, "emin olmak" kökünden gelen bu sözcük, şüphe taşımayacak kadar apaçıklık ve kesinlik yansıtan durum ya da kavramları ifade eder.
Her ne kadar dinsel ve İslâmî bir terim olarak yerleşmişse de
her alanda/olguda kullanılabilir/kullanılabilmelidir.
( "Güneşin doğuşu" gibi doğadaki, bir şeyin "3 ya da 4 bacağı ile sürekli[dış etkenler devrede olmadan!] dik durabilmesi" gibi fizikteki ve
bilimdeki çeşitli kesinliklerde ve günlük yaşamdaki birçok olguda kullanılabilmesi olanaklı bir sözcüktür/terimdir. ) )


- İMAN:
BİLGİ ve/+ SEVGİ

( Birbirimizi sevmedikçe eminlik/imân sağlanamaz! Emin olmadıkça da hiçbir adım atamayız! )


- İMAN ETMEK ile/ve TÂBİ OLMAK

( İnsan her şeye iman ederse, hiç canı sıkılmaz. )


- İMAN ETTİM ve/||/<>/> TESLİM OLDUM

( AMENNA ve/||/<>/> ESLEMNA )


- İMAN:
İNANÇ ve/>/+ GÜVEN


- İMAN:
İTİMAT ile/ve/||/<> KANAAT


- İMAN ile/ve/<> AKIL

( Bir elinden, bir eline. İLE/VE/<> ... )

( FAITH vs./and/<> REASON )


- İMAN ile/||/<> AKIL

( Skolastik düşüncede iman-akıl ilişkisi )

( Thomas Aquinas tarafından 1265 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1225-1274) (Ülke: İtalya) (Alan: Felsefe, Teoloji) (Önemli katkıları: Skolastik felsefe, doğal teoloji) )


- İMAN ve/<> AMAN


- İMAN ile/ve BÂTIL İNANÇ/İ'TİKAD

( BÂTIL[Ar. < BUTLÂN]: Boş, beyhude, yalan; çürük. )

( FAITH vs./and SUPERSTITION )


- İMÂN ile/ve DİN

( Din mülkle, mülk orduyla, ordu malla, mal ülkenin imarıyla, ülkenin imarı, yönetilenlere adâletle sağlanır. )

( Din: Fıtratını bozmamak üzere konulmuş düzen. )

( İman, düşünce ve inancın pekişmişliği anlamına gelir. Her kavram, olgu için geçerli olabilir ve kullanılabilir. Din ve/ya da dine bağlı bir kavram değildir. )

( Güvenilir olmak. İLE/VE İhlâs. )

( FAITH vs. RELIGION )


- İMAN ve/||/<> EF'AL ve/||/<> İTMİNÂN


- İMAN ile/ve/||/<>/< EMAN

( Kendilik bilinci. İLE/VE/||/<>/< Güvenlik. )

( Kişide. İLE/VE/||/<>/< Mekânda. )

( Metafizik. İLE/VE/||/<>/< Fizik. )


- İMAN ve/> GÜVENLİ/RAHAT HAREKET ALANI


- İMAN ve/<> HAYÂ


- İMAN ile/ve/<> HİCRET ile/ve/<> CEHD


- İMÂN ve/<> İLİM ve/<> TAKVÂ

( Gövde. VE/<> Koruyucu giysi. VE/<> En dış koruyucu giysi. )


- İM'ÂN[Ar. < MAAN] ile ÎMÂN[Ar. < EMN]

( Bir işte çok ileri varma, çok dikkatli olma. | İnceden inceye araştırma. İLE İnancın pekişmişliği, emin olma. | İslâm dinini kabul etme. )


- İMÂN ile/ve/||/<> İMKÂN


- İMAN ve/||/<>/> İMTİHAN


- İMAN ile/ve İNÂYET


- İMAN ve/<> İRFAN

( Akılsal. VE Sezgisel. )


- İMAN ile/ve İSLÂM

( ... İLE/VE İman ettiğin biçimde yaşamak. )

( ... İLE/VE Allah'ın emirlerine tâzim, kullarına hizmet. )

( İman olmadan islâm olmaz. )


- İMAN ile/ve/değil İZLEM/STRATEJİ

( [not] FAITH vs./and/but STRATEGY )


- İMAN ve KÜFÜR

( Asıl imanı olanlar, kâfirliklerini anlayanlar ve itiraf edenlerdir. )

( İmanından emin olmak, küfürdür. )


- İMAN ile "MANYAKLIK"


- İMAN ve/<> MÜŞÂHEDE

( Bağlanırsın. VE/<> Nefsinle, iman edilir ve kemâl olunur. )


- İMAN ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK

( Etkileşim durumunda olduğumuz ne varsa/oluyorsa, onlardan emin olduğumuz/olabildiğimiz oranda özgürüzdür/özgürleşiriz.[İman, dinsel ya da dinin sınırları/tekeli altında bir kavram değil emin olmaktır.] )


- İMAN ve/||/<>/< ÖZGÜVEN


- İMAN ve/||/=/<> SALİH AMEL

( Salih ameli olmayan, iman edemez. )


- İMAN ile/ve/<> SALİH AMEL ile/ve/<> HAKKI TAVSİYE ile/ve/<> SABRI TAVSİYE


- İMAN ve ŞEREF


- İMAN ve/||/<> ÜMİT ve/||/<> ŞEFKÂT


- İMÂN ile VARSAYIM

( İlksel ya da Sonsal. İLE Sonsal. )

( Üç yanlış varsayım:
* Kişinin, başkaları ile meşgul olmasının gerekliliği,
* Kişinin, öbürüne değer biçebileceği,
* Öğrencinin ilerlemesinden, öğretmenin sorumlu olduğu. )


- İMÂN ile/ve YAKÎN

( Duyarak eminlik. İLE/VE Görerek eminlik. )

( 4 parmak. [Göz ile kulak arasındaki.] )


- İMANDA EKSİKLİK ile İNTİKAL VE İRFANDA EKSİKLİK

( İddiamız yok, eksiğimiz çok! )


- İMANI FİKRETMEK ile/ve İMANINI FİKRETMEK


- IMAP ile POP3

( )


- YAPI/İMAR:
"BARIŞI" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> "AFFI"


- İMÂR değil/yerine/= BAYINDIRLIK


- İMBİK değil/yerine/= DAMITICI


- İMDAT ile İMDATÇI ile İMDAT KOLU ile İMDAT FRENİ ile İMDAT ÇEKİCİ


- I/ME vs. I AM


- İMECE ile FASON(/FERLAKS SİSTEMİ-FRANSIZ/PUTTING-OUT SİSTEMİ)


- İMECE ile KERMES


- İMECE ve/||/<> KUBAŞMAK

( Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce eşit şartlarda emek birliğiyle gerçekleştirilmesi. | Çok sayıda kişinin toplanıp el birliğiyle birinin ya da bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi. VE/||/<> İmece ile iş yapmak, yardımlaşmak. )


- İMEYL/E-MAIL NUMARASI değil/yerine/= E-POSTA BULUNAĞI


- IMGA = INGA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Hazinedar. İLE Süfli ve ahlâksız, rezil ve aşağılık. )


- İMGE:
CANLANDIRAN ile/ve/||/<>/< "CANLI"


- İMGE = HAYAL = IMAGE[İng., Fr.] = BILD, VORSTELLUNG[Alm.] = IMAGEN[İsp.]


- İMGE ile İÇGÖRÜ


- İMGE ile/>< İLKE

( Çoğaltır. İLE Azaltır. )


- İMGE ile/ve/<> İMGE

( Patlayana kadar zamanla dolu olan. )

( IMAGE vs./and IMAGE )


- İMGE/LEME ile/ve/||/<> NESNE TAKLİDİ


- İMGE ile/ve/değil/<> SİMGE

( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE/<> Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kabalaştırılmış[kesifleştirilmiş] hali. )

( [eski dönemlerde][> İMGE] IMAGO: Ölen (önemli) kişinin/kralın, -ölmeden önce- balmumundan yapılmış sûreti. | Çifte varoluş, ölümle yaşam arasında varolan. [Ölüme de gönderme yapan!] İLE/VE/<> ... )

( [M.S. I. yüzyıldaki kayıtlardan] Uzaklara giden sevdiği kişinin gölgesinin hatlarını/konturunu çıkarma. İLE/VE/<> ... )

( [modern dönemde] Anlamı, kendine sabitleyen, öznesine göndermeyen. [TEMSİL | İng. REPRESENTATION] İLE/VE/<> ... )

( Buluşturan/buluşturur. İLE Ayrıştıran/ayrıştırır ve buluşturan/buluşturur. )

( Kavramayı sağlatan. İLE Birliği sağlatan. )

( Aklın bilgiye ve hikmete kavuşması, neredeyse tüm uygarlıklarda ortak olarak Güneş, Işık, Nur simgeleri ile belirtilmektedir. )

( İmgeleme ve arzunun son bulmasıyla birlikte varlık da sona erer ve şu ya da bu oluş saf varoluşla kaynaşıp birleşir, ki onu tarif olanaklı değildir, o ancak yaşanabilir. )

( İşitilen ve okunan sözler ancak zihnimizde imgeler yaratır fakat biz zihinsel bir imge değiliz. )

( Gerçek olmayanı yaratan imgelemedir, onu devam ettiren ise arzudur. )

( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )

( Simgeler, tek bir anlama indirgenemez. )

( Simgenin imgesi olmaz ama imgenin simgesi olur. )

( Zihnimizin aynasında imgeler görünür ve kaybolur. Ayna kalır. )

( RÂBITA: İmge ile simgenin buluşturulması. )

( Sürekli dolaşımda olan/kalan/bırakılan. [JACQUES DERIDA (ö. 1930)] )

( The innards created by imagination and perpetuated by desire.
Words, heard or read, will only create images in your mind, but you are not a mental image.
You are the power of perception and action behind and beyond the image.
In the mirror of your mind images appear and disappear. The mirror remains. )

( IMAGE vs./and/<> SYMBOL )

( XINGXIANG ile/ve/<> ... )


- İMGE ile/ve SİMGE

( Zihinde ve zihnin tanımlanamaz ayrıntılarındaki/derinliklerindeki karşılığı/varlığı. İLE/VE Zihindeki ayrıntıların ve kombinasyonların işaret, çizim, resim ve fotoğraflandırılmış, kesifleştirilmiş(kabalaştırılmış) hali. )

( ... İLE/VE Çoklu yorum. )

( Eylem'e yöneliktir. İmgelediğine yönelir. İLE/VE Düşünme'ye yöneliktir. )

( ... İLE/VE İnsan için en temel simge, cogito kaynaklı "ben" simgesidir. )

( ... İLE/VE * Yansıtıcıdır.
* Gösterirken gizleyen bir özelliğe sahiptir.
* İzleyiciyi düşünsel etkinliğe çağırır.
* Temsil ettiği soyut ve aşkın değerlerin anımsanmasını, anlaşılmasını ve paylaşılmasını sağlayan bir anahtardır.
* Bilenler arasında tanıma, tanışma ve anlaşma aracı olarak işlev görür.
* Belirli bilgi ve anlayışı, âşina olmayanların zihninden gizler ve âşina olanlara açar.
* Sezginin ve keşfin anahtarıdır.
* Arketipleri(ilk örnekleri) gösterdiği gibi onları yeniden üretir. )

( ... İLE/VE Zamandan ve mekândan bağımsız bir hakikati gösterirler.[Zaman-mekânı aşkın bir ide/ilke'yi gösterebilmek sadece simge ile olanaklıdır.] )

( ... İLE/VE Farklı zaman ve mekânda ortak doğası olan nesneleri gösterebilmesidir. )

( ... İLE/VE 3 temel özelliği...
* Bir ilkeyi gösteriyor olması.
* Farkları birliğe getirmesi.
* Çok anlamlılığa açık olması. )

( ... İLE/VE "Zamanda olan"ı, "zamana aşkın olan" ilişkilendirmede önemli bir rol oynar. )

( IMAGE vs./and SYMBOL
IMAGE vs./and IMAGE
SYMBOL vs./and SYMBOL )


- İMGELEM ile/ve/= HAYAL GÜCÜ


- İMGELEM = MUHAYYİLE = IMAGINATION[İng., Fr.] = EINBILDUNGSKRAFT[Alm.] = IMAGINATIO[Lat.] = PHANTASIA[Yun.] = IMAGINACIÓN[İsp.]


- ÜÇGEN:
İMGELEM'DE ile/ve/||/<> US'TA

( Bölünebilir. İLE/VE/||/<> Bölünemez.[Töz'dür!] )


- İMGELEMEK ile/ve DOĞALLIK

( IMAGINATION vs./and NATURALNESS )


- İMGELEMEK ile İMGELENMEK ile İMGE ile İMGECİ/LİK ile İMGELİ ile İMGESEL/LİK


- İMGELERDEN ARINMA ve/> SAF BİLİNÇ > MÂBED


- İMGESEL DÖNEM ile/ve/||/<>/> SİMGESEL DÜZEN

( )


- İMGESEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMSAL

( Bireysel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Toplumsal. )


- İMGESEL ile/ve/||/<>/> SEZGİSEL ile/ve/||/<>/> KAVRAMSAL


- İMGESELLİK ve/||/<> DOĞRUDANLIK


- İMHA ile İMHA ATEŞİ


- İMHÂ'[Ar. < MAHV] ile İMHÂ[Ar.]

( Yok etme, mahvetme/edilme. İLE Bileme, keskinleştirme. )


- İMHÂL[Ar.] ile İNZÂR[Ar.]


- İMİR[Oğuz] ile İNGİR
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Sis, pus. İLE Alacakaranlık. Karanlık ile aydınlığın karışımı. )


- İMKÂN değil/yerine/= OLANAK


- İMKANSIZLAŞMAK ile İMKANSIZLAŞTIRMAK ile İMKAN ile İMKANSIZ/LIK ile İMKANSIZCA


- İMKANSIZLIK ile İMKANSIZ

( IMPOSSIBILITY vs. IMPOSSIBLE )

( عدم امکان ile کار نشدني ile ممتنع ile غيرممکن ile ناميسر ile غير ممکن ile اجراناپذير ile محال ile امکان ناپذير ile ناممکن ile نشدني )

( ADAM EMKAN ile KAR NESHODANY ile MOMTAN ile GHYRAMAMKON ile ناميسر ile GHYR MAMKON ile اجراناپذير ile MOHAL ile EMKAN NAPAZYR ile NAMAMKON ile NESHODANY )


- İMLÂ ile İBÂRAT ile ÎRAB


- İMLÂ ile/ve/||/<> İHYÂ


- İMLÂ[Ar. MELV] ile/ve/||/<> İMLÂ[Ar. < MEL]

( Yazım (kuralları).[< Söyleyip yazdırmak.] | Bir yapıtı ya da bir ezgiyi notaya alıp yazma. İLE/VE/||/<> [boşluğu/çukuru] Doldurmak. )


- İMLÂ ile/ve/||/<>/> MÜMLÎ


- İMLÂK[Ar.] ile İMLÂK[Ar.]

( Mülk sahibi olma. İLE Çok fakir düşme, düşkünlük. )


- İMLEÇLERİN ÖZELLİKLERİ -ile


- İMLEMEK ile İMLEK ile İMLEÇ


- IMMANUEL KANT


- IMMANUEL KANT'IN, ÜÇ KİTABI:
SAF AKLIN ELEŞTİRİSİ ile PRATİK AKLIN KRİTİĞİ ile YARGI GÜCÜNÜN ELEŞTİRİSİ

( Doğru ile yanlışı inceler. İLE İyi ile kötüyü inceler. İLE [Bir bölümünde] Güzel, çirkin ve yüceyi inceler. )


- IMMANUEL KANT'TA, İNSANIN DÖRT YETENEĞİ

( * DUYARLILIK(İHSAS)
* HAYAL GÜCÜ(MUHAYYİLE)
* İDRAK(MÜDRİKE)
* US(AKIL) )


- IMMANUEL KANT'TA:
"ARI USUN ELEŞTİRİSİ" ÖNCESİ ile "ARI USUN ELEŞTİRİSİ" SONRASI