YAPMAYABİLECEKLERİM(İZ)(/YAPMAYALIM!) (/DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR])

- ÇATIŞMA ile/ve/||/<>/> ÇEKİŞME

- ÇATLAMIŞ OLAN, ...:
AORT DAMARI
ile/değil/ne yazık ki/>< AR DAMARI

- ÇATMAK ile SATAŞMAK

- CAYDIRMA ile/ve/||/<>/> ZORLAŞTIRMA ile/ve/||/<>/> YASAKLAMA

- CEBERÛT/LUK / ZORBALIK değil/yerine/= GÜCEGEN/LİK

- CEBÎN[Ar.] değil/yerine/= KORKAK, YÜREKSİZ | ALÇAK | ALIN

- CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İng., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]

- CEB(İ)R[Ar.] değil/yerine/= ZOR, ZORLAMA | DÜZELTME, TAMİR ETME

- CEBR ile/ve/değil/yerine/<>/< CEZB

( Dışsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İçsel.
)

- [ne yazık ki]
CEBR
ve/||/<> HİLE


- CEBR ile/ve/<> RAHMET

- CEBR/İCBAR/MECBUR ile HÜKÜM[/HÜKM]/MAHKUM

- CEFÂKÂR ile CEFÂKEŞ

( [eziyet] Çeken. İLE Eden. )

- CEHÂLET KİBARLIĞI ile/değil/yerine KİBARLIK

( "Kibarlığını" yüzüne-gözüne bulaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Zamanını, zeminini, gerektiği kadar ve ölçüsünü bilerek/tutturarak, bilinçle. )

- CEHÂLET ve/<> BAĞNAZLIK ve/<> ÖFKE ve/<> YEGİNLİK/ŞİDDET

- CEHÂLET["CAHÂLET" değil!] ile/ve/yerine/değil İLİM

( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
( Dünyaya sizin cahilliğe son vermenizden daha çok yardımı olabilecek bir başka şey yoktur. )
( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )
( There is nothing that can help the world more than your putting an end to ignorance. )

- CEHÂLET ve/>/ve/< KABA GÜÇ ve/>/ve/< BAĞNAZLIK

- CEHÂLET ile/ve/< KİN

- CEHÂLET/CAHİL ile/ve LAUBALİ/LİK

- CEHÂLET ve/> RED

( Cahilin reddi/inkârı, ne kadar hızlı ve uzunsa o kadar cahildir. )

- CEHÂLET ve/> SABIRSIZLIK

- CEHÂLET ile SIDKİYET(SÂDIK OLMA)

- CEHÂLET/BİLGİSİZLİK ve/<> ÇOK VE BOŞ (GEREKSİZ) KONUŞMAK

- CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM

( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )

- CEHENNEM:
"ACI ÇEKTİĞİMİZ YER"
değil ACI ÇEKTİĞİMİZİ KİMSENİN DUYMADIĞI YER

- CEHENNEM" ve/||/<> İYİ NİYET TAŞLARI

- ÇEKİLGİ/İNZİVA ile/ve/değil/yerine/||/<> OYALANMA

- ÇEKİMİN/KAMERANIN:
ÖNÜNDEN GEÇMEK
değil/yerine/>< ARKASINDAN GEÇMEK

- ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/<> DAYANÇLI/LIK/SABIRLI/LIK

- ÇEKİNGEN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> MESAFELİ/LİK


- ÇEKİNİLMESİ GEREKEN:
SALDIRGAN/LIK
ile/ve/||/<>/> ŞIMARIK/LIK

( [Çekinilmesi gereken ...]
İyi birinin aç kaldığındaki saldırganlığı. İLE/VE/||/<>/>Kötü birinin doyduğundaki şımarıklığından. )

- [ne yazık ki]
ÇEKİŞME
ile/ve/<>/< İNATLAŞMA

- ÇEKİŞME değil/yerine/>< UYUM

- ÇEKİŞMEK" ile "SİDİK YARIŞTIRMAK"

( Akıllı kişi, kimseyle yarışmaz. Böylece, kimse, onunla yarışamaz. )

- CELB-İ MENÂFİ değil/yerine/>< DEF-İ MEFÂSID

( Yanlışları önlemek ve işlememek; çıkarları, iyilikleri getirmek ve işlemekten öncelik kazanır. )
( Def-i mefâsıd, celb-i menâfiden evlâdır. )

- ÇELİŞİK OLAN ile/ve/değil/||/<>/< ÇELİŞİK GÖRÜNEN

- ÇELİŞİK ile/ve/değil BARIŞMAMIŞ

- [ne yazık ki]
ÇELİŞKİ
ile/ve/||/<> KISIR DÖNGÜ

- ÇELİŞKİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYUMSUZLUK

- ÇELİŞKİLİ ile/ve/değil/<> ÖZENSİZ


- CELLAT[Ar. < CELLAD] değil/yerine/= ÖLDÜRMEN

- DİKKATİNİ:
"ÇELMEK"
değil ÇEKMEK

- [ne yazık ki]
CENDEREYE ALMAK SOKMAK
ile/ve/<> KISKACINA ALMAK

- ÇENESİ DÜŞÜK/LÜK ile ZEVZEK/LİK

- ÇENEYİ "ÇALIŞTIRMAK" değil/yerine ELİNİ "ÇALIŞTIRMAK"

- ÇENEYİ KULLANMADA:
(FAZLA) KONUŞMAK İÇİN
ile/ve/değil/yerine ÇİĞNEMEK İÇİN

- CERBEZE ile/ve/||/<>/> CEZBE

( Güzel konuşma. | Beceriklilik, girginlik. | Kurnazlık, hilekârlık. İLE Bir duygu ya da bir inanışın etkisiyle ölçüsüzce coşup kendinden geçme. | Çekilme, çekim. )

- CESÂRET ile/ve/değil/||/<> GÖZDEN ÇIKARMAK

- CESÂRET ile İNTİKAM

( İntikama yönelik çaba, cesâretten değil acziyettendir. )

- CESÂRET ile/değil KABA/LIK


- CESÂRET ile/değil/ne yazık ki SAYGISIZLIK

- CESÂRET ile/değil YÜZSÜZ/LÜK

- CESUR ÖNDERİN ANLATACAĞI:
"BAŞARI/SIZLIK"
değil/yerine/< GELİŞİM

- ÇETE[Bulg.] ile/değil/yerine/||/<>/< ÖRGÜT

( Yasa dışı işler yapmak ya da etrafındakileri korkutmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk. | Ordu birliklerinden olmayan silahlı küçük birlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ortak bir amacı ya da işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların ya da kişilerin oluşturduğu birlik. | Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü. )

- ÇEVRE İÇİN YAŞAMAK değil/yerine ÇEVRE İLE BİRLİKTE YAŞAMAK

- [ne yazık ki]
"ÇEVREDEKİLER İÇİN" AŞK ÜZERİNE YANLIŞ "SÖZLER":
GENÇLİKTE
ile OLGUNLUKTA/YAŞLILIKTA

( "Henüz yaşın erken". İLE "Bu yaştan sonra". )

- CEZA:
AMAÇ
değil/yerine/>< ARAÇ

( [bkz.] CESARE BECCARIA[15 Mart 1738 - 28 Kasım 1794] )

- CEZÂ ile/ve/=/||/<>/>/< RAHMET

( Hem suçlu, hem de mağdur için. )

- CEZALARDA:
YANLIŞ YAPILANA
ile YAPILMAYANA/KARŞILANMAYANA [zorunlu olduğu halde]

( Geliştirir. İLE [belki] Dönüştürür. )
( Verilebilir de, verilmeyebilir de. İLE Çoğunlukla verilmesi gerekir. )
( Niyete göre hafifletilebilir. İLE Ne niyet, ne özel koşullar pek değerlendirilmez. )
( Haklılık/haksızlık, yerindelik-yersizlik, adâlet aranabilir. İLE Ne haklılık, ne de herhangi bir şey aranır. )
( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )

- CEZBE ile/ve/||/<> BAYILMA

( [çoğunlukla] Çevresinde birileri yoksa yapılamayan//gelinemeyen/deneyimlenemeyen. :) )

- ÇIBAN BAŞI ile/ve/||/<> GÜNAH KEÇİSİ

- CİDDİ/BÜYÜK HATA ile PİŞMANLIK DUYULACAK EYLEM/HATA/OLGU

( Tekrar edilmedikçe, hiçbir şey hata değildir. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Zarif bir gerileme, kişinin gururunu hiç zedelemezken, pişmanlığın yol açtığı gerileme hem çevresinde hem de ruhunda derin zararlarla sonuçlanır. )
( BATÂNET[Ar.]: Büyük karınlılık. | Çok yiyicilik, oburluk. )
( BEL'AM[Ar.]: Terbiyesiz, açgözlü, pisboğaz, obur. )
( 7 büyük hata/günah: Açgözlülük | Kıskançlık | Oburluk | Şehvet | Gurur | Tembellik | Öfke )
( İlkesiz Siyaset | Emeksiz Zenginlik | Vicdansız Haz | Niteliksiz Bilgi | Ahlâksız Ticaret | İnsaniyetsiz Bilim | Özverisiz İbâdet )
( 7 deadly sins: Covetousness | Envy | Gluttony | Lechery, Lust | Pride | Sloth | Wrath
Politics without Principal | Wealth without Work | Pleasure without Conscience | Knowledge without Character | Science without Humanity | Worship without Sacrifice

Nothing is a mistake unless repeated.
Discover your mistake and be free of fear. )

- CİDDİYE ALMA(MA)K ile MUHATAP ALMA(MA)K/SAYMA(MA)K

( İTTİHAZ: Sayma, tutma. | Alma. )

- CİDDİYET:
SURATSIZLIKLA
ile/değil İLKELERLE

- CİDDİYET ile/>< ASIKYÜZLÜLÜK

( Ciddiyet, ilkelerle olur.
Yüdeki/surattaki "ciddiyet", suratsızlıktır. )

- ÇİFTE "STANDART" ile ÇELİŞKİ

- ÇİFTE STANDART ile İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ

- ÇİFTE "STANDART" değil/yerine/= STANDART

- ÇIĞLIĞA:
"SAĞIR OLMAK"
ile/değil/yerine/>< ÇIĞLIK OLMAK

- ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA


- ÇIKAR "AHLÂKI" ile/değil/yerine FERÂGAT AHLÂKI

- ÇIKAR(MENFAAT) ÇATIŞMASI ile/değil/yerine ÇIKAR İLİŞKİSİ

- HİZMET:
"ÇIKAR İÇİN"
ile/değil/yerine/>< HAK İÇİN

- ÇIKAR ile/değil/yerine/>< ADÂLET

( Düşüncesiz ya da alçak düşünceleri olanlar için. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüksek düşünceleri olanlar için. )

- [ne yazık ki]
"ÇIKAR"
ile/değil/yerine/>< AKIL

- ÇIKAR ile/değil/yerine/>< ÇIKARIM

- ÇIKAR ile/değil/yerine/>< HAK

( Bir şey, çıkar ise hak değildir.
Hak ise çıkar değildir.

Hukukun abecesi budur. )

- ÇIKAR" ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>/>< İYİLİK

- ÇIKAR ile/ve/||/<> KÂR

- ÇIKAR ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> SÖMÜRÜ


- ÇIKAR ile/değil/yerine/>< VİCDAN

( Çıkar konuşunca, vicdan susar fakat sus(turul)mamalıdır! )

- [ne yazık ki]
VEFÂ:
ÇIKARA
ile/değil/yerine/>< KİŞİYE

- ÇIKARCI/LIK ile/ve YALAKA/LIK

- ÇIKARIM ile/ve/değil/ne yazık ki "ÇAĞRIŞIM"

- ÇIKARIM" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ÇAĞRIŞIM

- ÇIKARLARIMIZI, BİRİLERİNDEN/ÖTEKİLERDEN ...:
!ÖNDE/ÜSTTE TUTMA(MA)K
ile/değil/yerine AYRI TUTMA(MA)K

- ÇIKAR(LAR)INI "DÜŞÜNMEK/İSTEMEK/BEKLEMEK" değil/yerine/>< HAK ETTİKLERİNE VE/VEYA ETTİĞİN KADARINA RIZÂ GÖSTERMEK

- ÇIKAR/MENFAAT ile/<> EĞİLMEK

( Nokta kadar çıkar/menfaat için virgül kadar eğilmeye değmez. )

- ÇİLEDEN ÇIKMAK ile/ve/||/<> ÇIĞIRDAN ÇIKMAK

- CİLLE ile CİLLE ile CİLLE ile CİLLE ile CİLLE ile CİLLE ile CİLLE ile CİLLE ile ÇİLE

( Madeni kalem ucu. İLE Sedir. İLE Üstü toprak ile örtülmüş küçük ve alçak ev. İLE İşin içine iyice girmek. İLE Hile. | İşkence. İLE Yalnız kişi. İLE Gerdek gecesi, gelin ile güveyi el ele dolaştırma geleneği. İLE Büyük testi. )

- CIMBIZ ile/değil/yerine BÜYÜTEÇ

- CİMRİ/PİNTİ/NEKES değil/yerine/= ELİSIKI/KISMIK/VARYEMEZ

- CİMRİ/LİK, HASİS/LİK, PİNTİ/LİK ile/değil/yerine TUTUMLU/LUK

- CİMRİLİK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK

( Bazı kişiler cimri değildir fakat para da harcayamaz. )

- CİN/LİK ile HİN/LİK

- CİNS/LİK / KIL/LIK ile UYUZ/LUK

- ÇIPLAK ile/ve/değil/||/<>/< YABAN/Î

- CIRILMAK ile/değil/yerine/>< (AZ/KARARINDA/ORANTILI) YEMEK

( Çatlayıncaya kadar yemek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Az, ölçülü ve sağlıklı yemeği yeğleyelim! )

- ÇİRKİN/LİK ARAMAK/BULMAK ile/değil/yerine MAZERET ARAMAK/BULMAK

- ÇİRKİN/LİK ile/ve/<> ÇİĞ/LİK


- ÇİRKİN/LİK ile/ve/değil/||/<> ÇİRKEF/LİK

- CIRMALAMAK değil TIRMALAMAK

- ÇİŞİ OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞİ OLAN

- ÇIT ÇIKARMAMAK ile/ve/||/<> GIKININ ÇIKMAMASI

- CIVA ile METİL CIVA

- ÇİVİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÜTÜ

( Bozan/delen [olmak]. İLE/VE/||/<>/>< Düzelten [olmak]. )

- CİYAK CİYAK (BAĞIRMAK)

- Çıfıt ile çıfıt

( Yahudi. İLE Hileci, düzenbaz. )

- ÇOCUĞA, "GELECEK HAZIRLAMAK" değil ÇOCUĞU, GELECEĞE HAZIRLAMAK

- ÇOCUĞUMUZ, BÜYÜR VE GELİŞİRKEN:
"BEKLEDİĞİMİZ"
ile/değil/yerine/>< GERÇEKTE OLAN

( )

- ÇOCUĞUN GEREKSİNİMLERİ/SORUNLARI İLE "İLGİLENMEK"/KENDİ YAPABİLECEKLERİNİ "GİDERMEK" ile/değil/ne yazık ki/> ÇOCUĞU KÖRELTMEK/KAYBETMEK

- [ne yazık ki]
ÇOCUĞUNA TAPMA
ve ALAYCI TAVIR

( Modern kişinin, öncül ve ölümcül tutumları. )

- ÇOCUKÇA/LIK ile/değil/yerine ÇOCUKSU/LUK

( Belirli bir yaşa/"bilince" kadar ve kısmen kabul edilebilir. İLE/DEĞİL/YERİNE Her yaşta kabul edilir, hoş ve uygundur. )
( Bilgisiz ve bilinçsizcedir. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilgecedir. )
( Hamakatle/ahmaklıkla. İLE/DEĞİL/YERİNE Neşeyle, sevinçle, coşkuyla. )
( İrâdeyle. İLE/DEĞİL/YERİNE İhtiyârla. )

- ÇOCUKLARA ABUR CUBUR ALMAK/VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK yerine MEYVE VERMEK, GÖTÜRMEK, HEDİYE ETMEK

( Çikolata/gofret çeşitleri, özellikle çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de sağlığa zararlı ürünlerdir. Neredeyse hiç denilebilecek kadar az tüket(tir)menizi salık veririz. LÜTFEN! )
( Çocukları meyve ya da daha yararlı yiyecek ya da küçük/basit/ucuz hediye ve oyuncaklarla sevindirebiliriz. )
( Çocuklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmak, yapılmaması gerekenleri bugün yerine getirerek, sürekli doğru örnek olarak sağlanabilir. )

- ÇOCUKLARIN, KARANLIKTAN KORKMASI
ile/değil/ne yazık ki/>
"YETİŞKİNLERİN", AYDINLIKTAN KORKMASI

- ÇOCUKLARIN:
!YÜZÜNE TOKAT ATMAK
değil/yerine !KIÇLARINA VURMAK

- YEMEK YEME "YARIŞI":
ÇOCUKLUKTA
ile/ve/değil/yerine YETİŞKİNLİKTE

( Oyalanmadan, "hızlıca" yemek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Olabildiğince yavaş ve lokmaları çok çiğneyerek. )

- ÇOĞUNLUĞUN:
İSTEDİĞİNİ İSTEMEMEK
ile/ve/<> İSTEMEDİĞİNİ İSTEMEK

- [ne yazık ki]
(ÇOK) BENCİL/LİK
değil/yerine/>< (ÇOK) BİLGİ(Lİ/LİK)

( Ne kadar bilgi, o kadar az bencillik; ne kadar az bilgi, o kadar çok bencillik. )

- [ne yazık ki]
"ÇOK BİLMEK"
ile/ve/||/<>/> ÇOK YANILMAK


- ÇOK BİLMEK/BİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
ÇOK BİLMEK/BİLEN / ÇOK BİLGİSİ OLMAK/OLAN

( Hiç yanıltmaz. [Her bilinen, her zaman, zemin ve koşul için "yeterince" hatta tamamen bilinir, emin olunan/olunur "kabul edilir."] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çok yanıltır. [Veriyle/bilgiyle uğraşmak, varolanlar ve varolabileceklerin tüm (olası) çeşitlilikleriyle uğraşmak demek olduğundan dolayı her ilerleyişte, çok sayıda, yeni bilinmez(lik)ler/veriler açığa çıkar. Dolayısıyla da bilinemeyecek sayıda (sonsuzlukta), bilmenin/verinin ve yeninin sınırı olmadığı kadar yanılmanın da sınırı olmaz/yoktur. Bu durum ve süreçten dolayı da yeni olanların karşısında, yanılma da kaçınılmazdır. Tabii bu süreç/yol da bir o kadar tetikleyicidir. Bilme isteğinin pek sonu olmadığından ve olmayacağından dolayı da yanılmaktan da kurtulma olanağı yoktur. Süreç ve sonuç itibariyle de iyi bir durum ve süreçtir.] )

- ÇOK BİLMİŞLİK ile/ve/değil/<> HADDİNİ/AMACINI AŞAN, ANLAMSIZ(GEREKSİZ/YERSİZ) SÖZ/KONUŞMA

- ÇOK KONUŞAN ile/ve/||/<>/> BAĞIRARAK KONUŞAN ile/ve/||/<>/> BAĞIRARAK ÇOK KONUŞAN

( Dayanılmazlar. )

- ÇOK KONUŞMAK ile/ve BOŞ KONUŞMAK) ile/ve/yerine ÇOK/BOŞ KONUŞMAMAK

- ÇOK KONUŞMAK değil/yerine/>< AZ KONUŞMAK

( Sık sık pişman olunur. DEĞİL/YERİNE/>< Pek az pişman olunur. )

- ÇOK KULLANIM ile/ve/değil/||/<> KÖTÜ KULLANIM

- ÇOK SERT OLMA! ve/<> ÇOK YUMUŞAK OLMA!

( Kırılırsın. VE/<> Ezilirsin. )

- ÇOK SESLİLİK / İFADE HAKKI ile/değil DENSİZLİK

( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )

- ÇOK SEVMEK değil/yerine SEVMEK

( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

- ÇOK TERBİYESİZ ile ÇOK TERBİYELİ

( İkisi de çok tehlikelidir. )

- ÇOK YEMEK ile/değil/yerine YEMEYİ SEVMEK

- ÇOK YEMİŞİM/YEDİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YEDİKLERİM ÇOK GELDİ

- [ne yazık ki]
"ÇOK BİLMİŞLİK"
ile/ve/||/<> "GARANTİCİLİK"

( [ne yazık ki] Bir kişi, ne kadar bilmiyorsa, o kadar "bilir". İLE/VE/||/<> Ne kadar "korkuyor" ve "öfkeliyse", o kadar "garanticidir". )

- ÇOK/ÇOQ = ÇOTUR
[<

( Alçak, aşağılık kişi. İLE Huysuz, öfkeli kişi. )

- [ne yazık ki]
"ÇOK FAZLA BİLMEK"
=/< YETERİNCE VE YETKİN BİLMEMEK

- ÇÖKMEK ile/ve/||/<> ÇÖREKLENMEK

- ÇÖKMEK ile/ve/değil/||/<>/< ÇULLANMAK

- ÇOMAR ile ŞOPAR

( İri köpek, çoban köpeği. İLE Çingene çocuğu. | Şımarık, küstah, yaramaz olan. )

- CÖMERTLİK ile İSRAF

- CONTEST vs. CONTEST

( Yarışma. İLE Tartışma, iddia/laşma, çekişme. )

- ÇÖP ve/<> KİLO

( Ancak/sadece kişinin/insanın oluşturdukları. )

- [ne yazık ki]
!ÇÖP ATMAK
=/||/<> !"ÇÖP BIRAKMAK"

- ÇÖPE değil/yerine GERİ DÖNÜŞÜME

- ÇÖP/LÜK ile/değil MİDE!

( Mide çöplük değildir! "Atılmasın/günah" diye (gereksiz/fazladan) yemek de mideyi çöplük durumuna düşürür. Yiyecekler atılması gerekiyorsa atılmalıdır/atılabilmelidir. )

- ÇORBA ile/değil/yerine TORBA

- ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI DEĞİLSEK, SORUNUN BİR PARÇASIYIZDIR ile/ve/||/<> YAŞAMAKLA MEŞGUL OLMAZSAK, ÖLMEKLE MEŞGUL OLURUZ

- ÇUKULOTA/ÇUKULATA/ÇUKOLATA değil ÇİKOLATA

- ÇULSUZ ile/ve/||/<> PAÇOZ ile/ve/||/<> ÇAPULCU/PLAÇKACI

( Giysisiz. İLE/VE/||/<> Kefal türünden bir balık. | [argo] Fahişe. İLE/VE/||/<> Düzene aykırı davranışlarda bulunan, düzeni bozan. | Yağmacı. )

- CÜRET ile/ve/değil/||/<> BİLGİSİZLİK

- CÜRET ile/değil/yerine CESÂRET


- CÜRET ile/ve/<> KÜSTAHLIK

- CÜRM[Ar.] ile/değil CİRM[Ar.]

( Suç. İLE/DEĞİL Oylum/hacim, nesne/cisim. )

- ÇÜRÜK-ÇARIK (MALZEMELER KULLANMAK)

- CÜRÜMDAŞ[Ar.] değil/yerine/= SUÇ ORTAĞI

- CYCLONE vs. HABIT

- [ne yazık ki]
DAĞITMAK/DAĞILMAK
ile/ve/||/<> SAVURMAK/SAVRULMAK

- DAHA ÇOK OLANI ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK

- DAHA KOLAY ile/ve/||/<>/> EN KOLAY

( [ne yazık ki]
Kolay/rahat/hızlı kazanılan paranın tüketilmesi. İLE/VE/||/<>/> Başkasının/vatandaşın/emekçinin parasının "tüketilmesi". )

- DAHA/EN) KORKUNÇ/VAHİM OLAN:
SOKAKTAKİ KARGAŞA
ile/değil DİLDEKİ KARMAŞA

( Yaşamdaki en korkunç "durum" ya da deneyim, birini çok sevmektir.
[Sevgi kadar değerli bir duygunun nesi, nasıl korkunç olabilir? O sevgimizin yoğunluğunun o kişiyi kendimizden kaçırma olasılığının artırması ve ölümünün duyulmasından dolayı her an için geçerli ve etkisi yüksek olan çok korkutucu bir durumdur.] )

- DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME

( Düşük bilgi/bilinç seviyesindeki ya da çıkarcı kişilerin(zihinlerin), iyiliğ(in)e yönelimde, güdülenmesini ve kötülüğ(ün)e başvurmada da kendini tutmasını sağlatan en etkili/etkin iki durum/tutum. )

- DALGA GEÇMEK İÇİN GÜLMEK ile/değil SEVDİĞİNDEN DOLAYI GÜLMEK

- DALGA GEÇMEK ile/ve/değil/||/<>/< BİLMEMEK

- DALGA GEÇMEK ile/ve/değil CİDDİYE ALMAMAK

( Ciddiye almayabilirsiniz fakat dalga geçmek gerekmiyor! )

- DALGA GEÇMEK ile/değil/yerine (SADECE) TAKLİT ETMEK

( Bozarak, yamultarak tekrar/taklit. İLE/DEĞİL/YERİNE Birinin davranışını/tutumunu, sözünü/sesisini gerçeğine en yakın durum çabasıyla tekrarlama. )
( Olumsuz. İLE/DEĞİL/YERİNE Olumlu ya da nötr. )
( Gereksiz, yersiz, anlamsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Belirli bir ölçüde kabul görebilecek kadar/biçimde. )

- DALGI/GAFLET ile/ve/||/<> HADSİZLİK

- DALGI/GAFLET ile YANLIŞ(HATÂ) ile YANILGI/SAPKI/SAPINÇ/DALÂLET

( Kişi, yanlışları olup da bunları düzeltmezse, bunları benimsemiş demektir. )
( Gaflet de bir nimettir. )

- DALGI/GAFLET[Ar.] ile/ve/<>/değil/yerine BOŞLAMA/İHMAL[Ar.]

- DALGIN" ile/yerine/||/>< "DALGIÇ"

( Düşünmeyen. @@ Düşünen. )

- DALGIN ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/>/< DALYARAK

- DALGIN/LIK" ile/değil HIRSIZ/LIK


- DALINI KIRMAMAK ve/||/<> GÜVENİNİ KIRMAMAK

( Ağaçtan, meyve almak istiyorsak... VE/||/<> Kişilerden, sevgi bekliyorsak... )

- DALKAVUK OLMAK değil/yerine DAL OLMAK

- DALKAVUK ile/değil/yerine/>< SOYTARI

( "Erke/kişiye/saraya". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Halka. )

- [ne yazık ki]
DALLAMA/LIK
ile/ve/||/<>/> DALYARAK/LIK

- DAL-TAŞAK (GEZMEK, DOLAŞMAK, ORTALIKTA GEZİNMEK)

- DANGALAK/LIK ile ÂCİZ/LİK

- DARALTMA ile İNDİRGEME

- DARBE ile/ve/||/<> BASKI

- DARBE ve/||/<>/>/< ZORBA

- DARGIN/LIK ile/ve/<> DURGUN/LUK


- DARRÂ ile DARRE

( Mihnet, keder. Şiddet. Belâ. İLE Kuma. )

- DARRÂ[Ar.] ile MENFAAT[Ar.]

( Mihnet, keder. Şiddet. Belâ. İLE Yarar, kâr, çıkar. )

- DARTMAQ[Azr.] = ÇEKMEK, ÇEKİŞTİRMEK[Tr.]

- DÂVÂ "GÜTMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "DÂVÂ GÖRMEK"

- DÂVÂ ile/ve/||/<>/< DÂVET

- DAVÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MÂNÂ

( Bilmezler mânâsını, ederler dâvâsını. )

- DAVRANIM(CONDUCT) BOZUKLUĞU ile/ve ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU

( 18 yaş altındakilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. İLE/VE 18 yaş üstündekilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. )

- DAVUL ve/||/<> TOKMAK

( Davul, ayrı kişide; tokmak, ayrı kişide olmaz! )

- DAYAMAK ile/ve/||/<> "DAYAMAK" ile/ve/||/<> DAYATMAK

( Nesnelerde. İLE Argo. İLE "Davranış ve tutumlarda" | Fizikte, güçte. )

- DAYANMAK ile ABANMAK


- DAYATILAN" ile/değil/yerine/>< ANLATILAN

- DAYATMA ile/ve/= ARKASINDAN İŞ ÇEVİRMEK

- DAYATMA ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BASKI

- DAYATMA ile/ve/</değil "BİLDİĞİNİ OKUMA"

- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA

- [ne yazık ki]
DAYATMA
ile/ve/||/<>/> İSYAN

( Etki. İLE/VE/||/<>/> Tepki. )

- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/< KURAMCILIK

- DAYATMA ile/değil/||/</>< ÖZEN/BAKIM

- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/>/< YAYGINLIK

- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/< YÖNLENDİRME


- [ne yazık ki]
DAYATMA
ve/||/+/<>/> ZORBALIK

- DAYATMA ile/değil/yerine ZORUNLULUK

- DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER

- DAYATMAK ile/ve/||/<>/> BOZMAK

- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE/SÖZ

- [ne yazık ki]
DAYATMAK
ile/ve/değil/||/<>/< KANDIRMAK

- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< KURAL

- DAYATMAK" ile/||/<> "YERLEŞTİRMEK"

- DAYATMAK ile/ve/değil/||/<>/< YÜKLEMEK

- DAYATMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ZORLAMAK


- DAYILANMA/DAYILIK ile/ve/değil/||/<>/< SAYGISIZLIK

- DEBDEBE[Fars.] değil/yerine/= GÜRÜLTÜ/PATIRTI/TANTANA

( Ululuk, haşmet, büyük bir gösteriş. | Gürültü, tantana. )

- DEDİKODU/GIYBET:
SÖZLE
ile/ve HAREKETLE ile/ve DİNLEYEREK

- DEDİKODU/GIYBET[Ar.] ile/değil/yerine ELEŞTİRİ/TENKİD[Ar.]

( )

- DEDİKODU/KOĞUCULUK/FİSKOS/GIYBET ile/ve "ÇEKİŞTİRME"

( NEMÎMESÂZ: Dedikoducu. )

- [ne yazık ki]
!DEDİKODU
ile/değil/yerine/>< BİLGİ

( "Dilde". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Akılda. )

- DEDİKODU ile/ve/<>/= CEHÂLET

- DEDİKODU ile/ve GEVEZELİK

- DEDİKODU ile/değil/yerine HATA

( Çalışmayanın "yaptığı". İLE/DEĞİL/YERİNE Çalışanın yaptığı. )

- [ne yazık ki]
DEDİKODU
ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA


- DEDİKODU ile SÖZ/LÂF TAŞIMA