-GI

- BİSİKLET ve/<> SAYGI

- ÇEKİNCE ile/değil/yerine SAYGI

- ÇEKİRDEK DUYULAR ve/||/<> KAYGI ve/||/<> GÜVENLİK STRATEJİLERİ

- CESARET ile/ve/||/<>/< KAYGI

- DİLBİLİM ve/||/<>/> DİL ve/||/<>/> TÜMELLER ve/||/<>/> TANIM ve/||/<>/>
ÖNERME
ve/||/<>/> YARGI ve/||/<>/> ÇIKARIM ve/||/<>/> TASIM/KIYAS

- DİNİ İNANÇ ile/ve/değil "DİNİ KAYGI"

- DOGMA ile VARGI

- DOGMA ile YARGI

- DÜRTÜLER ile/ve/||/<> KAYGI ile/ve/||/<> SAVUNMALAR

- DURUŞ ve/<> SAYGI ve/<> SEVGİ

( Kıyam. VE/<> Rükû. VE/<> Secde. )

- DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK[Fars.] ile/ve/<> SAYGI

( Dürüst olmayan cezalandırılır. İLE/VE Saygı göstermeyene toplumda yer verilmez. )
( Teşekkür ve özür dilemeyi bilmek/uygulamak ile. )

- DUYU ve/||/<>/> ALGI ve/||/<>/> BETİMLEME/TASVİR ve/||/<>/> TASARIM ve/||/<>/> TANIM ve/||/<>/> AD/SÖZCÜK ve/||/<>/> KAVRAM/SOYUTLAMA

- DUYU/M ile/ve ALGI

- EĞİLMEDE:
"ÇIKAR" / "ÜSTÜNLÜK"
ile/değil/yerine SAYGI

( Nokta kadar "çıkar/ın" için, virgül kadar eğilme! / Kimse, kimseden "üstün" ya da yukarıda değildir/olamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE Bir kişinin, hizmetine, emeğine, çabasına saygı duyuyorsak... )

- ENDOKRİN değil/yerine/= İÇSALGI

( Gövdedeki salgıbezlerinin, doğrudan doğruya kana karışacak yolda çıkardıkları salgı. )

- EŞİKALTI ALGI ile/ve KOLAYLAŞTIRMA(PRIMING)

- ESTETİK ALGI ile ESTETİK DEĞER

- ESTETİK ALGI ile ESTETİK YARGI

( Felsefe. İLE Bilim. )
( Bakışma. İLE Konuşma. )
( Öznel. İLE Toplumsal. )

- ESTETİK ÖNERME/YARGI ile/ve MANTIKSAL ÖNERME/YARGI

- ESTETİK ÖZNE ile/ve/> ESTETİK NESNE ile/ve/> ESTETİK TAVIR ile/ve/> ESTETİK HAZ ile/ve/> ESTETİK YARGI ile/ve/> DEĞER


- FELSEFÎ KAYGI ile/ve/değil FELSEFÎ YAKLAŞIM

- FETVÂ ile YARGI

- GAM ile/değil/yerine KAYGI

( Uyku getirir. İLE Uyutmaz. )
( Kalbe zarar verenler. )

- GÜDÜLENMEDE:
ALGI
ve/||/<>/> SEÇME ve/||/<>/> ÖZERKLİK ve/||/<>/> ÖZYETKİNLİK

- HAZ ile/ve YARGI

- HORMON değil/yerine/= İÇSALGI, SALGI

- HÜZÜN VE ÜZÜNTÜ ile/ve ÜMİT VE KAYGI

( Geçmişte. İLE/VE Gelecekte. )
( AHZEN: Çok hüzünlü, kederli. )
( In the past. vs./AND In the future. )

- İÇ SALGI ile DIŞ SALGI

- İLTİHAP[Ar.]/İRİN[Azr.]/IRIN[Kazak.]/ELTEHAB[Fars.]/INFLAMMATION[İng.] değil/yerine/= YANGI

- KADER ile/değil YAZGI


- KAYGI BOZUKLUĞU ve/||/<> İMGE

- KAYGI ile/ve/||/<>/> BAŞA ÇIKMA TUTUMU

- KAYGI ile/ve/||/<> BASTIRMA

- KAYGI ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇABA

- KAYGI ile/ve/değil/||/<>/< "CAN/İÇ" SIKINTISI

- KAYGI ile/ve/değil/||/<>/< DERT (ETMEK)

- KAYGI ve/||/<>/>/< DÜŞÜNCE GEVİŞİ

- KAYGI ile/ve/değil/yerine DUYARLILIK

- KAYGI ile/ve/||/<>/< GERÇEK YÜZ

( Kişilerin gerçek yüzü, kaygıların/ın arttığı yerde açığa çıkar. )

- KAYGI ile/ve/||/<> GEREKSİNİM


- KAYGI ve/||/<>/> HUYSUZLUK

- KAYGI ile/ve/||/<>/> HUZURSUZ/LUK

- KAYGI ile İŞKİLLENMEK/VESVESE[Ar.]

- KAYGI ile/ve/||/<>/> KAÇINMA

- KAYGI ile/değil/ne yazık ki/||/<>/> KAYGININ "YORUMU"

- KAYGI ile KURUNTU

- KAYGI ile/ve/||/<> PARÇALILIK KAYGISI

- KAYGI değil/yerine/>< SAYGI

- KAYGI ile/ve TEDİRGİNLİK/PERTÜRBASYON

- KAYGI ile/ve TELÂŞ/LANMA


- KAYGI ile TUTUM

- KAYGI ile/ve/<> ÜRPERTİ

- KAYGI ile/ve/||/<>/>/< ÜST KAYGI

- KAYGIDA:
MEME
ve/||/<> DIŞKI

- KİBİR ile/değil/yerine ÖZSAYGI

- KİŞİ/İNSAN ile/ve/<> SAYGI

- KIVILCIM ile ÇINGI

( ... İLE Kıvılcım. | Parça, zerre. | Maşrapa. )

- KORKU ile/ve/değil/||/<>/>

( KAYNAK: Korkunun kaynağını biliriz, ancak kaygının kaynağı belirsizdir.
SÜRE: Korku, daha kısa sürelidir, kaygı ise uzun süre devam eder.
ŞİDDET: Korku, kaygıdan daha şiddetlidir. )
( Beyinde. [amigdala'da]. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Zihinde.["bağlarda"] )
( [kaynağı] Dışarıda. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İçeride. )
( Dışarıdan içeriye. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İçeriden dışarıya. )
( Varoluşsal, zorunlu, geçerli, gerekli, etkili ve yetkin. İLE Anlamsız, değersiz, geçersiz, gereksiz, etkisiz ve yetkisiz. )
( Köpek/arı korkusu (yakındaysa/yakınlaşıyorsa)
"Köpek/arı kaygısı" (uzaktaysa/yakınlaşmasa da)

Uçak korkusu (binmeye yaklaştıkça)
"Uçak kaygısı" (binmeden ve düşmesi "düşüncesiyle")

Terk edilme korkusu (ondan daha önce terk edememe düşüncesiyle)
"Terk edilme kaygısı" (bitmeye yaklaştıkça)

[Deneyimleneceklerde, elde etmede, sınırlarda ve sınavlarda...]
Başaramama korkusu (zihnindeki ve "kendince" sınırsız "çözümleriyle")
"Başaramama kaygısı" (çıkarlarının kaybedilecek olması ya da çatışmasıyla)

[Varoluş sürecinde ve gereksiniminde...]
"Ben olamama" korkusu (ötekilerin "gücü" ya da "üstünlüğüyle")
"Ben olamama" kaygısı (aidiyet sağlayamamayla) )
( Korkunun bir bölümü, varolanlara bir zarar düşünmediğimiz zaman gider. )
( İhanetten uzak kaldığın kadar korkmazsın. )
( Zan gitmedikçe, korkudan ve kaygıdan kurtulamayız. )
( Gövde ve zihin sınırlılardır, onun için de incinmeye açıklardır, onların, korunmaya gereksinimleri vardır ve bu da korkuya yol açar. )
( Gelecek için antrenman, tutumlar geliştirme; bunlar korku işaretidir. )
( Acı çekmemiş olan, korkmaz. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Arzulardan ve korkulardan kurtulun, görüşünüz birdenbire berraklaşacak ve herşeyi olduğu gibi göreceksiniz. )
( İç değerinizi bilmelisiniz, ona güvenmelisiniz ve günlük yaşantınızda arzu ve korkularınızı feda ederek bunu belirgin kılmalısınız. )
( Arzudan ve korkudan kurtulmak bizi öyle korkutmasın. Bu hepimizin bildiğinden öyle farklı, çok daha yoğun ve ilginç bir yaşam sürdürebilmemizi sağlayacaktır. Öyle ki biz her şeyi kaybetmekle gerçekten her şeyi kazanmış oluruz. )
( Once you realise that all comes from within, that the world in which you live has not been projected onto you but by you, your fear comes to an end.
You are love itself - when you are not afraid.
An understanding mind is free of desires and fears.
The more you know yourself the less you are afraid.
Discover your mistake and be free of fear.
The body and the mind are limited and therefore vulnerable; they need protection which gives rise to fear.
Training for the future, developing attitudes is a sign of fear.
Who has not suffered is not afraid.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid.
Be free of desires and fears and at once your vision will clear and you shall see all things as they are.
You must know your inner worth and trust it and express it in the daily sacrifice of desire and fear.
Do not be afraid of freedom from desire and fear. It enables you to live a life so different from all you know, so much more intense and interesting, that, truly, by losing all you gain all. )
( FEAR: [not] Forget Everything And Run VS./AND/||/<>/>/BUT Face Everything And Rise
Face Everything And Rise INSTEAD OF Forget Everything And Run )
( Bir kez, her şeyin içten geldiğini, içinde yaşadığınız dünyanın size değil sizin tarafınızdan yansıtıldığını idrak ettiğinizde, korkularınız sona erer. )
( Biz, sevgiyiz.[korkmadığımızda] )
( Anlayan bir zihin, arzulardan ve korkulardan azâdedir. )
( Korku, bilmemekten ileri gelir. )
( Kendimizi ne kadar daha çok bilirsek, o kadar daha az kaygılanırız. )
( Hatanızı keşfedin ve korkudan kurtulun. )
( Gövdemizin sahibi olursak, korkuyu atarız. )
( Varolan bir şeyden çekinme. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Henüz gerçekleşmemiş bir şeyden çekinme. )
( )
( [CHAT GPT >]

Korku ve kaygı, genellikle birbiriyle karıştırılan, yakından ilişkili duygulardır ancak bunlar farklı deneyimlerdir.

Korku, algılanan bir tehdide tepki olarak yaşanan doğal, sağlıklı bir duygudur. Bizi zarardan korumaya yardımcı olan tehlikeye karşı doğal bir tepkidir. Korku, genellikle kısa ömürlüdür ve bulunduğunuz koşullarda belirli bir uyarana tepki olarak ortaya çıkar.

Kaygı ise sinirlilik ve huzursuzluk ile tanımlanan daha uzun süreli bir düşünce zinciridir. Kaygı, genellikle şu andaki belirli bir uyaran yerine gelecekteki olayların ya da kaygıların beklentisiyle tetiklenir. Acil bir tehlike olmadığında bile zamanla devam eden kronik bir durum olabilir.

Genel olarak korku, belirli bir tehdide ya da tehlikeye verilen bir yanıtken; kaygı, gelecekteki tehdit ya da tehlike olasılığına bir yanıttır. İki duygu da bizi harekete geçmeye ve kendimizi korumaya güdüleyebildiğinden ancak belirli durumlarda yardımcı olabilir. Ancak korku ya da kaygı kronikleştiğinde ya da aşırı duruma geldiğinde, zihinsel ve fiziksel sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olabilir.



[English]

Fear and anxiety are closely related emotions that are often confused with one another, but they are distinct experiences.

Fear is a natural, healthy emotion that is experienced in response to a perceived threat. It is a natural response to danger that helps to protect us from harm. Fear is generally short-lived and occurs in the present moment, in response to a specific stimulus.

Anxiety, on the other hand, is a more prolonged emotion that is characterized by feelings of worry, nervousness, and unease. Anxiety is often triggered by anticipation of future events or concerns, rather than by a specific stimulus in the present moment. It can be a chronic condition that persists over time, even when there is no immediate danger present.

In general, fear is a response to a specific threat or danger, while anxiety is a response to the possibility of future threats or dangers. Both emotions can be helpful in certain situations, as they can motivate us to take action and protect ourselves. However, when fear or anxiety becomes chronic or excessive, it can have negative effects on our mental and physical health. )

- KORKUYA DAYALI "SAYGI" ile/değil/yerine SAYGI

- KUŞKU ile/ve/||/<> KAYGI


- MELANKOLİ değil/yerine/= KARAKAYGI

- MİNDER[Ar.] ile YAYGI

( İçi yumuşak bir madde ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. | Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 cm. çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı. İLE ... )

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> KAYGI

- OLAYLAR VE KİŞİLER ve/||/<> YÜKLENEN ANLAM ve/||/<> ALGI ve/||/<> YORUM | BİLİŞSEL ÇARPITMALAR

- ÖNKABUL ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ÖNYARGI

( Çoğu kişi, zihinindeki önyargıları başka bir biçimde düzenlerken düşündüğünü zannetmektedir. )
( Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur. )

- ÖNYARGI ile/ve/||/<> GENELLEME

( Ne kadar genelleme yapılıyorsa düşünce de o derece yoktur. )

- [ne yazık ki]
ÖNYARGI
ile/ve/||/<> KUŞKU

- ÖNYARGI ile/ve/değil/yerine ÖN ANLAMA

- ÖNYARGI ile/değil ÖNYARGIYA ÖNYARGI

- ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]


- ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

- (ÖN)YARGI ile/ve/||/<>/< SAVUNMA

( Savunma olmadan, yargı olmaz. )

- ÖNYARGI ile/ve/değil/||/<>/> SONUÇ ODAKLILIK

- ÖNYARGI ile TESPİT

- ÖZEN ile/ve/||/<> SAYGI

- ÖZSAYGI ile/ve/<> ÖZGÜVEN ile/ve/<> ÖZDEĞER

( ... İLE Sadece kendi bildiğin sözü/düşünceyi, yerine getirmeye çalışmak. )

- PANİK ATAK ile/ve/değil/||/<>/< KAYGI

- SALGI ile/ve YAYILMA

( Kimyasal. İLE/VE Kimyasal/Elektriksel. )

- SARGI ile BADERNA[< İt.]

( ... İLE Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez, halat sargısı. )

- SARGI ile FASKA[Lat.]

( Esnek bir maddeden yapılmış, uzun, dar ve ince şerit. | Bir elektrik makinesinde ya da aygıtında, aynı devreyi oluşturan iletkenlerin tümü. | Gövdenin bir bölümünü yerinde ya da baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit. İLE Kundak çocuklarının beline, zıbının üzerinden sarılan geniş sargı. )

- SAVUNMA ve/||/<> GÜDÜLENME ve/||/<> KAYGI

- SAYGI ile/ve/<>/< ASÂLET

( Saygı, asâletin, süreklilik kazanmış durumudur. )

- SAYGI ile/ve/<> BAĞ

- SAYGI ve/||/<>/< CİDDİYET

- SAYGI ile/ve/<> DAYANÇ/SABIR

( [çoğu kişiye] Sonsuz olmalı. İLE/VE/<> Sınırlı olmalı! )

- SAYGI ile/ve/<> DEĞER VERMEK

- SAYGI ile/ve/||/> DÜRÜSTLÜK ile/ve/||/> GÜVEN ile/ve/||/> BAĞLILIK/SADÂKAT

( Gösterilir(se). İLE/VE/||/> Değerlenir. İLE/VE/||/> Kazanılır. İLE/VE/||/> Sağlanır. )
( Earned. vs./AND/||/> Appreciated. vs./AND/||/> Gained. vs./AND/||/> Returned. )
( Yükün dürüstlükse, gücün düşer belki fakat "başın düşmez". )

- SAYGI ile/ve/<> EDEB

( ... ile/ve/<> HUMANITAS )

- SAYGI ile/ve/<> EMPATİ

- SAYGI ile EZİLİP-BÜZÜLME(/ME!)K

( Saygı, ezilip-büzülerek gösterilmez/gösterilmiş olmaz! )

- SAYGI ile/ve/değil HAYRANLIK

- SAYGI = HÜRMET = RESPECT[İng., Fr.] = ACHTUNG[Alm.] = RESPECTO[İsp.]

- SAYGI ile/ve/<> İMAN

- SAYGI ile/ve/<> KABUL

- SAYGI ile/ve/> KRİTER

- SAYGI ile/ve/<> MESAFE

- SAYGI ile/ve/<> MUHABBET

- SAYGI ile/ve/< ÖZSAYGI

( HÜRMET ile/ve/< EDEB )

- SAYGI ile/ve/> SELÂM

- SAYGI ve/||/<>/> SEVGİ ve/||/<>/> SELÂM

( Üçü de koşulsuzdur, koşulsuz olmalıdır! )

- SAYGI ile/ve/||/<>/> YÜKSEK SAYGI/TAZİMAT[Ar.]

- SAZ değil/yerine/= SAZ, ÇALGI

- SECCÂDE[Ar.]/NAMAZLIK değil/yerine/= YAYGI

- SEVGİ-SAYGI ile/ve/değil/||/<>/< SAYGI-SEVGİ

- SEVGİ-SAYGI ile/ve/<> TESLİMİYET

- SEVGİ ile/ve/değil/||/<>/< SAYGI

( Zaman. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mekân. )
( Sevgi, saygıyla devam eder. )
( Mum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Mumun etrafındaki cam/fanus. )
( Hz. Mûsâ. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Hz. Îsâ. >
[İkisini de birliğe getiren, Hz. Muhammed.] )
( Koşullu[Hak edene, lâyık olan(lar)a]. İLE/VE/<>/< Koşulsuz[Herkese]. )
( Alev. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fener. )
( Ferâgat ile. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Fedâkârlık ile. )
( [Bağlamına/koşullarına göre ...] Yetebilir/yetmeyebilir. | Yetersiz. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yeter/yeterli. )
( [en az] %1 olmalı [ve geri kalan her şey] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< %99 olmalı! )

- SEZGİ ile İÇSEL ALGI

- SİZ KULLANIMINDA:
SAYGI
ile MESAFE ile ÇOĞUL

- TAM ALGI = İDRAK-İ DAKİK = APPERCEPTION[İng., Fr., Alm.] = PERCIPERE[Lat.]

- TARAFLILIK ile/ve YANILGI


- TASAVVUR(KAVRAM) ile/ve/||/<> TASDİK(YARGI) ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR ve İRÂDE

( Yargısız kavram. İLE/VE/||/<> Yargı ile birlikte bulunan kavram. Yargı/hüküm içermesi gereken kavram/tasavvur. İLE/VE/||/<>/< ... )
( Kavram. İLE/VE/||/<> Önerme + Çıkarım. İLE/VE/||/<>/< ... )
( NEDİR? - HANGİ? ile/ve/||/<> HEL - LİME ile/ve/||/<>/< ... )
( MA - EYYU ile/ve/||/<> -MIDIR? - NİÇİN? ile/ve/||/<>/< ... )
( - Felsefecilere(hukemaya) göre Tasavvur:
* Çıplak/salt/yargısız tasavvur[Tasavvur-ı sazic]
* Yargıyla birlikte bulunan tasavvur[Tasavvur mea hükm(in)]

- Kelâmcılara(mütekellime) göre Tasavvur:
Tasavvurat-ı Selâse + Hüküm = Kaziye = Tasdik )

- TEKNİK DİL/JARGON ile/ve ÖNYARGI

- UYGARLIK ve/<> SAYGI

- ÜZÜNTÜ ile KAYGI ile İNANÇ

( Geçmişe bakar/baktırır. İLE Çevreye bakar/baktırır. İLE İleriye bakar/baktırır. )

- VARGI = NETİCE = CONSEQUENCE[İng.] = CONSÉQUENCE[Fr.] = KONSEQUENZ, FOLGERUNG[Alm.] = COMSEQUENTIA[Lat.] = CONSECUENCIA[İsp.]

- VARGI ile YARGI

( Verilen bir önermeden, çıkarsama yoluyla varılan sonuç. İLE Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollara başvurularak, kişi, durum ya da nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi.[HÜKÜM] | Yasalara göre mahkemece bir olay ya da olgunun doğuşuna etken olan nedenlerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar.[KAZA] )

- YANILGI ile/ve/<> YANILTI

( Yanılma durumu, yanlış davranış. | Bir sanatla, bir bilimle ilgili kuralların gereği gibi uygulanmayışından doğan sonuç. | Yanlışı doğru ya da doğruyu yanlış sanma. İLE/VE/<> Sonucu bakımından çok önemli olmayan yanlışlık. )

- YANLIŞ ile YANILGI

( Bizi yanıltan, kendi imgelememizdir. )

- YAPISAL ALGI ile/ve/<> DOĞRUDAN ALGI

- YARAR ve/||/<>/> SAYGI


- YARGI ile/değil/yerine/>< BİLME

- YARGI ile/ve/<> ÇIKARIM

- YARGI ile/ve/<> ÇÖZÜM

- YARGI = HÜKÜM = JUDGEMENT[İng.] = JUGEMENT[Fr.] = URTEIL[Alm.] = IUDICIUM[Lat.] = APOPHASIS[Yun.] = JUICIO[İsp.]

- YARGI ile İKİRCİK(TEREDDÜT)

- YARGI ile KANAAT

- YARGI/HÜKÜM[Ar.] ile ÖNYARGI

- YARGI ve/||/<>/> TERİM ve/||/<>/> KAVRAM

- YARGI ile/ve/||/<>/> YÜRÜTÜM/İNFAZ

( Süreç. İLE/VE/||/<>/> Sonuç. )

- YASAMA ve/||/<>/> YÜRÜTME ve/||/<>/> YARGI


- YAYGI ile PALA

( ... İLE Adi yaygı. )

- YAYGI ile SUMAK

( ... İLE Düz yaygı. )

- YAZGI" ile/değil/yerine SALT, ÖZGÜR İSTENÇ/İRÂDE

- ZULÜM/GADİR[Ar.] değil/yerine/= !KIYGI/KIYIN