| ...G/Ğ ve ...G/Ğ | (G/Ğ ile biten FaRkLaR...)

- SCHRÖDINGER-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SCHRÖDİNGER DENKLEMİ

- ŞEB-ÇERAĞ ile ...

( ONİKİ KÖŞELİ KANDİL | GECE ÇIRASI, GECE PARLAYAN YAKUT VE İNCİ )

- SEIDEL-SUMMIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SEİDEL TOPLAMI

- OCTAVALENT[İng.] / OCTAVALENT[Fr.] / ACHTWERTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SEKİZ DEĞERLİKLİ

- SELLMEIER EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE SELLMEIER[Fr.] / SELLMEIER-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SELLMEİER DENKLEMİ

- CEMENTATION[İng.] / CÉMENTATION[Fr.] / ZEMENTATION, AUSFALLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SEMENTASYON

- ŞEMSE ile/||/<> SALBEK ile/||/<> TIĞ

( Süslemede kullanılan oval, dairesel biçimde dilimli ya da düz motifler. İLE/||/<> Şemsenin iki ucunda bulunan, tepelik biçimindeki uzantılar. İLE/||/<> Tezhipte, desenin bitiminde; ciltte, şemse ve köşebent kenarlarında kullanılan yardımcı süsleme motifi. )

- SYNCHROTRONSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SENKROTRON IŞINIMI

- SENSORY GATING[İng.] değil/yerine/= DUYUSAL KAPILAMA

- FREIE SCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST TİTREŞİM


- FREE CHARGE[İng.] / CHARGE LIBRE[Fr.] / FREIE LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBEST YÜK

- REIHENSCHALTUNG, SERIENSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİ BAĞLANTI

- SERPME ile SERPME AĞ

- HARDENING[İng.] / DURCISSEMENT[Fr.] / VERHÄRTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SERTLEŞTİRME

- SETTING :/yerine ORTAM, AYAR

- ŞEY = THING[İng.] = CHOSE[Fr.] = DING[Alm.] = RES[Lat.] = ENS[Skolastik'te]

- VERDÜNNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SEYRELME

- SEZGİ = HADS, TEHADDÜS = INTUITION[İng., Fr.] = ANSCHAUUNG[Alm.] = INTUITIO-INTUITUS < IN-TUERI:İÇİNİ GÖRME[Lat.] = NOESIS[Yun.] = INTUICIÓN[İsp.]

- SHAPE MEMORY ile/||/<> SELF-HEALING ile/||/<> STIMULI-RESPONSIVE ile/||/<> AKILLI MALZEMELER

( Uyaranlara tepki veren malzemeler. )
( Formül: Af ⇌ Ms (NiTi) )

- SHARING vs./and APPROACHING


- [not] SHARING vs./and TO LIVE/FEEL THE SHARING

- SHELDON GLASHHOW ve/||/<> STEVEN WEINBERG ve/||/<> ABOUS SALAM

( 1979 yılı Nobel Ödülü sahipleri... )

- SHENG[Çince] ile ...

( Aydınlanmış, Kutsal kişiler. )

- SHENG >< FAN FU

( Aydınlanmış, Kutsal insanlar. @@ Aydınlanmamış, sıradan insanlar. Tüm insanlar aynı doğayı paylaşmaktadır. Sheng olanlar kendi doğalarının farkına varmışlar, Fan Fu olanlar ise daha varacaklardır. )

- SHOOTING :/yerine ATEŞ ETME, ÇEKİM

- SHOPPING :/yerine ALIŞVERİŞ

- SHRUG :/yerine OMUZ SİLKMEK

- SIÇAN ile SARİG

( ... İLE Amerika'da yaşayan, keseli bir tür sıçan.[Yavrularını, sırtında taşır.] )

- SIDK ve/ EMÂNET ve/ FETÂNET ve/ TEBLİĞ ve/ İSMET

( Peygamberin olmazsa olmaz sıfatları. [ve ümmetinin de!] )

- ZERO-POINT VIBRATION[İng.] / VIBRATION DE POINT ZÉRO[Fr.] / NULLPUNKTSSCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIFIR NOKTASI TİTREŞİMİ


- SIĞ ile/ve/<> ÇİĞ

- SIĞ ile FİLET[İt.]

( ... İLE Derinliği aynı olan sığ su alanı. )

- SIĞ ile/ve/||/<> KOF ile/ve/||/<> GÜDÜK

- CAPACITY DISCHARGING[İng.] / KAPAZITÄTSENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIĞA BOŞALMASI

- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/> CARL GUSTAV JUNG ile/ve/||/<>/> ALFRED ADLER

- CLOSE PACKING[İng.] / DICHTE PACKUNG (DER ATOME)[Alm.] ile/değil/yerine/= SIK İSTİFLENME

- SIKILAMAK ile SIKILANMAK ile SIKILAŞTIRMAK ile SIK ile SIĞ ile SIKI/LIK ile SIKICA ile SIKICI/LIK ile SIK SIK ile SIKI DOKU ile SIKI FIKI/LIK ile SIKI SIKI ile SIKI DÜZEN ile SIK OTLATMA ile SIKI AĞIZLI ile SIKI SIKIYA ile SIKI DENETİM ile SIKI DENETİMCİ/LİK

- CYCLOTRON RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRONSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON IŞINIMI

- ŞİLİN[İng. SHILLING] ile/||/<> PENİ[İng. PENNY]

( Avusturya para birimi. | Birleşik Tanzanya Cumhuriyeti, Kenya, Somali ve Uganda para birimi. | İngiliz lirasının yirmide biri olan para. @@ Sterlin'in yüzde biri değerindeki para birimi. )

- SYMMETRIEDÄMPFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK SÖNÜM


- SİMYACI ile DİRİMBİLİMCİ/BİYOLOG

( Eski zamanlarda kimya ve felsefeyi birleştirerek ölümsüzlük ve altın yapma peşinde koşanlar. İLE Canlıların yapılarını, işlevlerini, gelişimlerini ve ilişkilerini inceleyen bilim insanı. )

- SING :/yerine ŞARKI SÖYLEMEK

- SINGLE MODE ile/||/<> MULTIMODE ile/||/<> POLARIZATION MAINTAINING ile/||/<> FİBER OPTİK TÜRLERİ

( Optik fiber çeşitleri. )
( Formül: NA = √(n₁² - n₂²) )

- SİNGSİNG ile ...

( Papua Yeni Gine'de, geleneksel düğün, cenaze ya da başka bir kabileye saygı için düzenlenen törensel kutlamaların tamamı. )

- SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> NEGATİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. NEGATIVE ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> POZİTİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. POSITIVE ASSORTATIVE MATING]

( Bireylerin, kendileriyle benzer genleri (genotipi) ya da fiziksel özellikleri (fenotipi) taşıyan bireylerle çiftleşmeye olan eğilimleri sonucu oluşan çiftleşmedir. Eşin bazı özel nitelikleri nedeniyle eş seçimi yapılmasıdır. Sınıflandırıcı (asortatif) çiftleşme genellikle pozitif yöndedir, yani insanlar kendilerine benzer eş seçme eğilimindedirler (anadili, zeka, boy, deri rengi, müzik yeteneği, vs.). Bireyin kendinden farklı özelliklerde bir eş seçmesi, yani negatif sınıflandırıcı çiftleşme yaygın değildir. Çiftlerin paylaştığı bu karakteristik özellikler açılırsa bunlar da genetik olarak tanımlanır, dolayısıyla pozitif sınıflandırıcı çiftleşmenin genetik etkisi heterozigot genotiplerine zararına, homozigot genotiplerin artışı şeklindedir. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzemeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olan bireyler çiftleşmez. Bu durum heterozigotlarda artış gösterir ve homozigotlarda azalma. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olmayan bireyler çiftleşmez. Bu durum homozigotlarda artışa yol açar ve heterozigotlarda azalmaya...

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- GRENZSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR IŞINIMI

- BOUNDARY LAYER[İng.] / COUCHE LIMITE[Fr.] / GRENZFLÄCHENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR TABAKASI

- SINTERING ile/||/<> SLIP CASTING ile/||/<> SOL-GEL ile/||/<> SERAMİK ÜRETİM

( Seramik işleme yöntemleri. )
( Formül: ρ/ρₒ = 1 - (1-ρᵢ/ρₒ)exp(-kt) )

- FRITTING, SINTERING[İng.] / FRITTER[Fr.] / FRITTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNTERLEŞTİRME

- ŞART-İ CEYB[Osm.] / SINE CONDITION[İng.] / CONDITION DU SINUS[Fr.] / SINUSBEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜS KOŞULU


- ŞİBH-İ CEYBÎ[Osm.] / SINUSFÖRMIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜZOİDAL

- RANK[İng.] / RANG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIRA

- FOG[İng.] / NUAGES[Fr.] / NEBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİS

- ŞİŞ ile/ve TIĞ

- SİSMOLOG değil/yerine/= DEPREMBİLİMCİ

- SOLVATION[İng.] / SOLVATISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVI SARILIM/SARILMIŞ

- DELK-İ MÂYÎ[Osm.] / LIQUID FRICTION[İng.] / FROTTEMENT DU LIQUIDE[Fr.] / FLÜSSIGE REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVI SÜRTÜNMESİ

- SIVI YAĞ ile/ve/yerine ZEYTİNYAĞI/SELÎT[Ar.]

- EXPANSION OF LIQUIDS[İng.] / EXPANSION DES LIQUIDES[Fr.] / FLÜSSIGKEITSAUSDEHNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVILARIN GENLEŞMESİ

- LIQUEFIED NATURAL GAS, LNG[İng.] ile/değil/yerine/= SIVILAŞTIRILMIŞ DOĞAL GAZ, LNG


- LIQUEFIED PETROLEUM GAS, LPG[İng.] ile/değil/yerine/= SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZI, LPG, LPG

- LIQUEFACTION[İng.] / LIQUÉFACTION[Fr.] / VERFLÜSSIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVILAŞ(TIR)MA

- SIVINMAK ile SIVIŞMAK ile SIVINDIRMAK ile SIVIŞABİLMEK ile SIVILAŞTIRMAK ile SIVIKLAŞTIRMAK ile SIVI ile SIVIK ile SIVI YAĞ

- STRIPPING[İng.] ile/değil/yerine/= SİYIRMA

- DURCHLASSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIZINTI IŞINI

- LECKSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIZINTI IŞINIMI

- SKELEROG değil/yerine/= DOKU SERTLEŞMESİ

( Doku sertleşmesi. )

- SKORLAMA/SCORING[İng.] değil/yerine/= SAYILAMA | PUANLAMA | DEĞERLENDİRME

- SMOKİN ile FRAG

( İkisi de siyah(çok nadir beyaz ve/ya da tonları), papyon takmak gerekir. Kuyruğu olan Frag'dır. Çok özel davetlerde(resepsiyon)/kutlamalarda kullanılır. )

- SODERBERG ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE DE SODERBERG[Fr.] / SODERBERG-ELECTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖDERBERG ELEKTRODU


- COOLING[İng.] / REFROIDISSEMENT[Fr.] / KÜHLEN, ABKÜHLUNG, KÜHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞUMA/SOĞUTMA

- SOL-GEL İLE CVD İLE ALD İLE SPUTTERİNG ile/||/<> İNCE FİLM TEKNİKLERİ

( Nano ölçekli kaplama yöntemleri. )
( Formül: GPC = Å/döngü (ALD) )

- SOLUK ile İLK SOLUK(GASPING)

( SOLUNUM FiZYOLOJiSi

Solunum için serbest molekül O2 gereklidir. Oksijen difüzyonla, deri solungaçla hava delikleri ve akciğerlerle sağlanır.

Gögüs-akciğer ilişkisi söz konusudur. Göğüs kasları kasılmasıyla, solunum meydana gelir. Solunum, 1) Dış solunum(havadan O2'nin, hücrelere taşınması), 2) İç solunum(hücre çevresindeki O2'i alıp, CO2'i vermesi). Normal solunum 12-15 dakikadır. 500-600 cm3 hava alınır ve verilir. Gövde O2 kullanımı 250 cm3/dakikadır. Buna karşılık dakikada 200 cm3 CO2 verilir.

Akciğerlerde olanlar:

1- Yeterli hava akciğerlere girmelidir.(Ventilasyon=havalanma) 2- Hacim akciğere girdikten sonra dağılım eşit olmalıdır. 3- Diffuzyon kapillerler düzeyine yeterli olmalıdır. 4- Dolaşımın yeterli olması gereklidir. 5- Bazı mekanik faktörler = Akciğere giren hava bir dirençle karşılaşır. 6- Akciğgerlerde elastik ve elastik olmayan yapılar da vardır.

Akciğerlerin solunum fonksiyonundan başka koruma rolü de vardır. Havayı ısıtır, nemlendirir. Bronchial sekresyonda immunglobulin(ıgA) vardır. Ayrıca bazı direnç maddeleri vardır. Akciğerlerde alveoler makrofajlar(PAMS) vardır, Lizozomal enzimler ortama yayılıp iltihaba neden olabilir, sigara sonucu vs. fibröz dokular gelişebilir.

Tonsil ve adenoidler vardır, lenfoid oldukça zengindir.

Bronchial konstriksiyonlar sonucu istenmeyen maddeler alınmaz. öksürük de bir koruma yöntemidir. Akciğerlerde bulunan kirpiksi yapılar dakikada 16 mm. harekete sahiplerdir ve madde ilerletirler. Bazı hastalıklarda bu bozulur. Akciğerlerin endokrin ve metabolik fonksiyonlari da vardır. ğSürfaktan, histamin, adrenalin, APUD(Amine Precursor Uptake Decarbocilation) hücreler... vs.

Sentezlenerek kullanılan madde sürfaktandır.

Sentezlenen, depo edilip kana verilen maddelerse: Prostoglandin, Histamin, Kallikrein'dir.

Kandan alınan maddeler= Prostoglandinler, bradikinin, adenin nükleetit, serotonin, norepinefrin, asetil kolin'dir.

Aktive edilen= Angiotensini

Akciğerler, kalp, timus, büyük damar vs. göğüs boşluğunu doldurur.

Primer lobul; respiratuar bronchiolden sonraki kısma denir. Esas solunum yeri burasıdır. Primer lobul ve terminal bronşcuklar, sekonder lobulü yapar.

OSS bağlı Parasempatik lifler, vazokonstriksiyon yapar. Adrenalin ise vazodilatasyon yaptırır. Akciğer epitel ile döşelidir. Tip 1 döşeyici yassı epitel, kirpikli bol stoplazmalıdır. Tip 2 ise inklüzyon nesnecikleri içerir ve sürfaktan yapar.

Boyle-Mariotte Kanunu= P1 - V1 = P2 . V2

Gay-Lussac(Charles) Kanunu= V (      ) T

Dalton Kanunu= Her gazın bir kısmi basıncı vardır.

Henry Kanunu= Sıvılarda erimiş gaz miktarı, Parsiyel basıncıyla doğru orantılıdır.

1 cm3 sıvının 76u mmHg basıncında absorbe ettiği gaz miktarına sıvının absorbsiyon katsayısı denir.

Avagadro Kanunu= Aynı basınç(P) ve aynı sıcaklıkta(T) aynı molekül sayısı(n) = aynı hacim(V)dir.

İdeal Gaz Kanunu= PV = nRt

Akciğer Ventilasyonu: Akciğer içi havayı hacim ve kapasite olarak Spirimetre ölçer. 4 önemli hacim ve 4 kapasite vardır.

Hacim, Akciğerlerde bulunan havadır. Kapasite birkaç hacmin beraber anlatılmasıdır. Hava hacimleri: (Tidal)

1) Solunum hacmi: Bir seferde alınıp verilen hava hacmidir. Yaklaşık 500-600 m3'dür.

2) İnspirasyon yedek hacmi: Normal ekspirasyondan sonra verilen havadır. Yaklaşık 3000 cm3'dür.

3) Ekspirasyon yedek hacmi: Normal ekspirasyondan sonra verilen havadır. Yaklaşık 1000 cm3'dür.

4) Rezidüel hacim(artık hacim): Akciğerlerden çıkarılamayan hacimdir. Yaklaşık 1200 cm3'dür. Kollaps havası 700 cm3 AC sıkarak çıkarılır.

Minimal hava 500 cm3'dür. Hiç çıkmaz. Bunun 700 cm3'ü kollaps havasıdır. Akciğerler sıkılarak ancak çıkarılabilir. 500 cm3'ü ise minimal havadır. Hiçbir biçimde çıkarılamaz.

1) İnspriasyon kapasitesi: Solunum hacmi + inspirasyon yedek hacimdir. Yaklaşık 3500 cm3'tür.

2) Fonksionel rezidüel kapasite: Ekspirasyon yedek hacmi + Rezidiüel hacmidir. Yaklaşık hacmi 2200 cm3'tür.

3) Vital kapasite: İnspirasyon yedek hacmi + Ekspirasyon yedek hacmi 2200 cm3'tür.

4) Zamanlı vital kapasite: Zorunlu Ekspirasyon hacmi de denir.

FEV= Force, Ekpiratory, Volume

1. sn. %83 vital kapasite
2. sn. %94
3. sn. %97

1. sn.de %63 vs. ise - Astım'dır.

Yatar pozisyonda vital kapasite azdır. Ayakta ise fazladır.

5) Total kapasite: Akciğerlerdeki tüum havayı içerir. Yaklaşık 6000 cm3'dür. Bayanlarda ve baylarda farklıdır. Bayanlarda %25 daha azdır. Baylarda giderek hepsi azalır, ancak elastik hacim arttığı için rezidüel hacim artar.

Zorlu ekspirasyon orta akim hızı= 0.25 - 0.75 sn.de ölçülür.

Solunum sisteminde iki ölü boşluk vardır.

1) Anatomik ölü boşluk= Terminal bronşcuklara kadar olan kısım gaz alışverişine katılmaz. Yaklaşık 150cm3 bir hacim kaplar.

2) Fizyolojik ölü boşluk= Total ölü boşluk + alveolar ölü boşluktur. Kanla temasa gele alveollerde havalanma olmayabilir.

Solunum dakika hacmi= (Pulmoner ventilasyon) Dakikada alınan hava hacmidir. Yaklaşık 6000 cm3=6 lt.dir.

Alveolar ventilasyon= Solunum hacmi - ölüboşluk hacmi= 500 - 150= 350 cm3'tür.

Maksimum istemli ventilasyon(Maksimal solunum kapasitesi): Kişinin alabileceği hava miktarıdır. Normalin yaklaşık 25 katıdır.

Rezidüel hacim: Denge sağlanması açısıdan önemlidir. Soluk tutulduğunda bu hava kullanılır.

Spirometreyle ölçülmeyen hacimler; Rezidual hacim, fonksiyonel rezidüel kapasite, total kapasitedir.

 

 

(TANIMLAR)

Eupne : Normal solunum.

Apne : Solunum durması.

Hipoventilasyon : Bir dakikada akciğerlere giren hava miktariinın azalması.

Hiperventilasyon : Bir dakikada akciğerlere giren hava miktarının artması.

Hiperne : Solunum derinliğinin artması.

Hipopne : Solunum derinliğinin azalması.(Yüzeysel Solunum)

Takipne : Solunum sayısının artması.

Bradipne : Solunum sayısının azalması.

Anoksi : Dokuda O2 yokluğu.

Hipoksi : Dokuda O2 azalması.

Anoksemi : Kanda O2 yokluğu.

Hipoksemi : Kanda O2 azalması.

Hiperkapni : Kanda ve dokuda CO2 artmasıdır.

Akapni : Kanda ve dokuda CO2 yokluğu.

Hipokapni : Kanda ve dokuda CO2 azalması.

 

(Hipoventilasyon)

Hipoventilasyon : Bir dakikada akciğerlere giren hava miktarının azalmasıdır.

1) Merkezi etki ile solunum merkezi depresyonu : Anestezi, morfin, serebral travmalarda, barbitüratlar.

2) Nöral iletim ve kesinti: Çocuk felci, nöromusküler blokta,(Kürar vs.) diastanyogravis, botilismus, nikotin zehirlenmesi.

3) Solunum yolu hastalıkları ve myopati(solunum kaslarında).

4) Toraks hareketlerinde sınırlama: Deformite, kifoz, lordoz, skolyoz.

5) Akciğer hareketlerinin sınırlanması= Pleural sıvı, Pnömotoraks vs.

6) Akciğer hastalıkları fonksiyonel olarak akciğer dokusunda azalma yapar. Tümörler, atelektazi, aşırı kollaps, alanı azaltır. Akciğer doku genişlemesinde, akciğer konjesyonunda(aşırı kanlanma) Restriktif tip akciğer hastalıklarında ve obstrüktif tip akciğer hastalıklarında fonksiyonel akciğer dokusu azalır.

 

(Hiperventilasyon)

Bir dakikada akciğerlere giren hava miktarının artmasıdır.

1) Anksiyete, sinirlilik solunumu artırır.

2) M.S.S. lezyonları: Menenjik, ansefalit vs.

3) Hormon ve ilaçlar: Antiepileptikler, progesteron, analjezikler, analeptik ilaçlar, yüksek dozda salisilatlar.

4) Metabolizma artması: (Fazla O2 alınsın diye) özellikle metabolik azidozda.

5) Pulmoner reflekslerden kaynaklanan etki: Hipotansiyon sonucu görülür.

6) Mekanik olarak.

7) Hipoksi durumunda.

4 çesit hipoksi görülür:

1) Hipoksik hipoksi: Arterial pO2 azalır.

2) Anemik hipoksi: Arterial pO2 yeterli, ancak kansızlık olduğundan O2 taşınması azalır.

3) Stagnant(istemik) hipoksi: Dokuya az kan gider. pO2, eritrosit sayısı normaldir. Doku kanlanması azalır, havuzlanma olur. Kapillerde havuzlanma vs. olur. Kan akışı yeterli hızda değildir.

4) Histotoksik hipoksi: Herşey normaldir. Ancak hücre duzeyinde solunum olmaz.(Siyanür zehirlenmesi vb. gibi)

Hipoksi önce beyni etkiler, başağrısı vs. olur.

Atmosfer ve alveoler hava alışverişi:

Akış basıncı farkından dolayı olabilir. Atmosfer basıncı genelde sabit kalacağından, alveoldeki basınç değişmelidir. Eğer V= hacim artar, P= basınç azalırsa atmosfere göre akciğer hacmini diafragma hareketleri ve inter kostal kaslar etkiler. İnterkostal kaslar, göğüs ön arka çapını, diafragma ise uzunlamasına çapı genişletir.

 

(İnspirasyon)

İnspirasyon: İnspirasyonda diafragma hareketi %75 etkindir. İnspirasyonda diafragma normalde 1,5-7,5 cm. arasında hareket eder. İntraplevral sıvı birikmesi durumunda, diafragma hareketi sınırlanır.

İnspirasyon aktif bir harekettir.

Eskpirasyon: Pasif oluşur. Kasılmış adale gevşer. Aşırı hareket vb. durumlarda aktif olabilir.

İnspirasyon kasları:

- Diafragma
- m. serratusanteriörler
- m. sternocleidcmastoideus'lar
- m. levator scapular
- m. scalenus'lar
- omurga kaldırıcıları
- m. intercostalis externuslar

Ekspirasyon kasları:

- Karın kasları(m. rectus abdominis vs.)
- m. intercostalis interni'ler
- m. serratuus posteriör inferiör
- m. pectoralisler, serratus lateralisler solunuma yardımcı kaslardır.

Ayrıca lanynx'in abductor kasları rima glottis'i açar, adductor kasları ise kapatır.

 

(Ortopnea)

Ortopnea: Ayakta ya da dik duruş halinde rahat soluk alınırken, dik duruş dışındaki herhangi bir pozisyonda soluk alırken güçlük çekilmesidir. Burada hasta ense kasları ile kafa ve omuzunu sabitleştirerek göğsünü iyice genişletir.

İntraalveoler basınç her zaman intraplevral basınca göre yüksektir. İntraplevral basınç (-), intraalveoler basınç ise (+)'tir. Elastik yapısından dolayı akciğer gerilmeden sonra büzülmeye yatkındır. Alveol sıvısının bir yüzey gerilimi vardır. Bu durum kollabe olmaya eğilim yaratır. İntraplevral sıvı çok azdır. İçteki alveoler sıvı ve hava basıncı durumu dengeliyor. Alveol yüzeyde bulunan sürfaktan, (dipalmitoil fosfatidil kolin) yüzey gerilimini azaltan bir maddedir. Hava ve su molekülleri arasına girip etkileşimi azaltır. Buna intikollaptik madde de denir.

Tip 2 pnömositlerden, ekzositozla alveol yüzeyine salgılanır. Bir kısmı alveoler makrofajlarca uzaklaştırılabilir. Pulmoner ödem, alveollerin sıvıyla dolmasıdır. Yüzey gerilimi aynı zamanda kapillerden sıvı dolmasına da yol açar. Sürfaktan bunu da engeller. Sürfaktan yokluğunda, Hyalen Membran Hastalığı ya da Respiratuar Distress Sendromu meydana gelir.

Tiroid hormonları, sürfaktan yapımını artırır.

Sürfaktan yapımı, bronşial obstrüksiyonlarda, sigara içenlerde ve %100 oksijen solunmasında azalır.

İntraplevral basınç yaklaşık -4 mmHg'dir. Derin inspirasyonda intraplevral (-) basınç artar. İntraplevral basınç akciğerlerin genişlemesi için daha da negatifleşir. (-14 mmHg.) Göğüste açılan bir delikten plevral kaviteye giren hava akciğer kollapsına neden olur. Buna Pnömotoraks denir. Hava içeri girip çıkamaz, böyle bir yara olursa "Açık pneumotorax" denir. Ventil Pnömotoraks da hava çıkamaz, yaşamsaş tehlike artar(subap etkisi vardır). İntraplevral boşlukta, kan olmasına "Hemotoraks", sıvı olmasına "Hidrotoraks", lenf sıvısı olmasına da "Silotoraks" denir. Atelektazi'de ise alveoller tamamen büzüşmüştür, o kısım havalanmaz, bu kısımda damarlar da büzüşür, bu kısma kan gitmez ve zarar minimuma iner.

Komplians akciğerin elastik yapısı akciğerin genişleyebilme yeteneği olarak tanımlanır. Belirli bir basınçta belirli bir hacim genişlemesi olur.

C= ^V/^P'dir. C= Komplians. Akciğer C=0.2 lt./cm. H2O Akciğer ve Toraks C=0.13 lt./cm. H2O'dur.

Bazı olaylar kompliansı= C'yi azaltır. Amfizemde, belirli bir basınçta ^V çok fazladır. Dolayısıyla kompliansta artar. Amfizemde elastikiyet azalmıştır.

Elastikiyet azalmış ise az bir basınçla çabuk genişler.

Fibröz doku hastalıklarında aşırı kanlanma vs.'de kalp yetmezliğinde akciğerler sertleşir.

 

(Solunum işi)

Solunum işi: Elastik kuvvete karşı komplians işi, Doku direnci işi, Akciğer ve göğüs duvarı viskozitesine karşı, Hava yollarına karşı direnç işidir. Hava direnci akan moleküllerin ilişkisiyle, hava yolu uzunluğuyla doğru, borunun r= yarı çapının 4. kuvvetiyle ters orantılıdır.

Normalde iş, enerjisinin %2-3'ü harcanır. Egzersizlerde değişebilir.

Alveol hava bileşimi atmosferden farklıdır. Akciğerlere giren hava nemlenir, her seferinde havanın 1/7'si yenileşir. Geriye kalan, rezidüel hava yapar. PO2 47 mmHg.'dır. PO2 nemli havada daha azdır. Eksirasyon havası, inspirasyon havasından farklıdır. Ekspirasyon havasında CO2, fazla olmalıdır. Ancak ölü boşluklarda dilüe olmuştur.

Akciğerlerde, normalde gazların yarısı 17 sn.de atılır. İki katına çıkan ventilasyon sonucu 9 sn.de yarıya inen ventilasyonla ise 34 sn.de atılır.

Ekspirasyon havasındaki CO2 düzeyi, alveoler düzeydeki CO2'ten düşüktür. Ekspirasyon havasındaki O2 ise alveollerdekinden fazladır.

Alveoler O2 = 104 mmHg., CO2 = 40 mmHg.'dir. Alveol ventilasyon 4.2 lt./dk.'dır.

 

(Ventilasyon)

Ventilasyon-Perfüzyon bozukluğundan oluşacak bozukluklar: Havalanma bozukluğu olursa oran düşer.

VA/Q
VA= alveolün aldığı hava
Q= Kan akımı

Akciğerlerin tepesinde hava daha azdır. Kan akımı da aynı biçimde tabana doğru gittikçe artar. Kan akım artışı daha keskindir.

Tepede ventilasyon kan akımından daha fazla görülür, oran yüksektir. Tabanda ise tam tersi, oran düşüktür.

Hava akımı artar, kan akımı az ise gövde oranını sabit tutmak için Histamin, Parasempatik aktivasyon ve CO2 azalması hava yolunda daralma, Epinefrin, Sempatik aktivasyon CO2 artması ise hava yolu genişlemesine neden olur.

Düşük O2, Yüksek H+ arteriolde konstrüksiyon, Yüksek O2, düşük H+ arteriolde dilatasyon yapar.

Hava akımı fazla, kan akımı azsa oran fazladır. Bu durumda lokal PO2 artar, H+ iyonu konsantrasyonu azalır. Bu da pulmoner damar düz kaslarının konstrüksiyonuna neden olarak vasküler direnç meydana getirir. Hava akımı ve kan akımı artar.

 

(Atmosfer)

Atmosfer değişimlerinde karşılaşılacak sorunlar:

3000-4000 m,:

Baş ağrısı, baş dönmesi, kusma, dispne, taşikardi ....... ölüm ...... Hipoksi etkilerine ısı, accelerasyon(anfular, lineer) descelerasyon vardır. Uzayda lineer accelerasyon önemlidir.

Yükseklerde P azalır. 47 mmHg su buharı basıncıdır, burada kesim ölüm olur. Basınç azalırsa, yanısıra PO2'de azalır.

Az yükseklerde azalan PO2'nin karşılanması için ventilasyon artırır. Ventilasyon çok artınca CO2 çıkarımı artar. Alveollerdeki CO2 24 mm.ye düşer. Kandan geçecek CO2 akveolü doldurur. O2'ne yer kalmaz.

O2 saturasyonunda %50'ye kadar düşmede şuurda bozukluk olmaz.

Hipoksi etkileri: 1) Görmede güçlük oluşur. Basil denen gece görme reseptörleri hipoksiden etkilenir. 2) 8000 feetten yukarıda hiperventilasyon olur. Ventilasyon %65 kadar artar. 3) 12000 feette uyuklama hali, zihinsel yorgunluk, anormal davranışlar olur. 4) 15000 feette muhakeme faaliyeti, motor yetenekleri azalır. Çok yüksekte ani ölüm olmaz. Çünkü yedek O2 deposu vardır.

Adaptasyon:

1) Hiperventilasyon Hiperpne(derinlik artar).
2) Polistemi.
3) Kapiller proliferasyon CO artırılır. Dolaşıma açık kalma süresi ve miktarlar artar.
4) Diffüzyon kapasitesi artar. Çünkü akciğerlerde temas yüzeyi artmıştır.
5) Enzimlerde artış olur. Oksidatif enzimler daha etkilidir, az O2'de bile etkililerdir. Kromozomal değişikler sonucu bile olabilir.

Her 10 m.'de bir 1 atmosfer basınç artar. Caisson Hastalığı'nın(vurgun) da. Azot lipide etkilidir, beyni harap eder.

Yüksek O2'de yüksek basınçta CO2 taşınmasında aksaklık olur, oksidatif enzim konsantrasyonu da artar.

 

(Suni Solunum)

İtme, çekme, basınç, ağızdan ağıza solunum metodları:

İtme-çekmede inspirium ve ekspirium hareketleri yaptırılır.

Basınç metodunda ekspirium aktif, inspirium ise pasiftir.

1) Holger-Nielsen İtme-Çekme Metodu: 500-1600 cm3 hava gönderilir. 10-12 dak. yüzüstü yatırılıp kollar yukarı kaldırılır, pectoralis gerilir, goğüs kafesi genişler(inspirium). Göğüs duvarına iyice bastırılır(ekspirium). Sırtüstü yatırmak gerekirse silvester metodu kullanılır. Kollar arkaya uzatılır(inspirium). Kollar göğüs üstüne konup, bastırılır(ekspirium).

2) Sarpey-Safer Basınç Metodu:

Belden kaburga altlarından bastırılır(ekspirium). Bırakılınca inspirium kendinden olur. Böylece 400-600 cm3 hava girer, çocuksa başaşağı 45o yukarı, pozisyonda olmalıdır.

3) Ağızdan ağıza solunumda el ense arkasına konur. Bir elle burun kapatılır.

 

FİZYOLOJİ DERS NOTLARI
( DR. OKTAY BANLI / STJ. DR. AHMET ÜNAL - HACETTEPE - METAY )

)
( İLK SOLUNUM

BEBEĞiN SOLUK ALMAYA BAŞLAMASI:

Uterus içindeyken çocuğun hava yolları, akciğer alveolleri bir sıvı ile doludur(80-100 cc.). Bu sıvı amniyos sıvısı değildir. Alveolleri duvarından sızan plazma ultrafiltratı olarak kabul olunmaktadır. Son üç ayda oluşur ve alveollerin açılma ve gelişmesini sağlar. Vagus etkisi altında bir sphincter işlevi yapan larynx zaman zama açılır, hava yollarını dolduran suyun bir bölümü dışarı çıkar. Bu su ya yutulur, yutulamayan bölümü de amniyos suyuna karışır.

Çocuk doğumda kemik pelvisi geçerken büyük bir baskı altında sıkışır. Hava yollarını dolduran suyun 1/3'ü (özellikle üst hava yollarındaki su) ağız ve burundan dışarıya atılır.

Doğumla beraber, toraks baskıdan kurtulur, kendi elastik gücüyle açılır ve göğüs içinde ortaya çıkan negatif basınçla dışarıdan havanın trakeaya kadar girmesi sağlanır(7-42 ml.).

Yine toraksın genişlemesine bağlı olarak, lenf kanalları, kapillerler, venalar da açılır. Hava yollarından dışarı atılamayan suyun bir bölümü de, vegatif basıncın açtığı perivasküler lenfatiklere ve kapillerlere emilir(rezorbe olur). Alveollere kadar hava yollarında su kalmaz. Akciğerlerin tüm alanlarında rezorpsiyonun tamamlanması birkaç gün sürebilir.

Doğumla beraber vagus dominansının yerini sempatik tonus alır. Larenks ve pulmoner arter dallarındaki vazospazm çözülür. Kan, açılan ve direnci birden düşen pulmoner arterlere yönelerek, akciğerlerin açılmasına katkıda bulunur.

Alveolleri dolduran sıvı rezorbe olurken, alveol epitellerinin salgıladığı ve sürfaktan adı verilen maddeler alveollerin iç yüzünde ince bir film halinde rezorbe olmadan kalırlar. Fosfolipid-protein yapılı bu maddelerin işlevi, alveol içi yüzeysel gerilimi nötralize etmektir. Soluk verme sonunda, alveollerin tamamen boşalma ve duvarlarının kollabe olmasını(atelektazi) önlerler. Bu maddelere antiatelektazik maddeler adı da verilmiştir.

Solunum başlayınca oksijen alınması ve karbondioksit verilmesinin normal akışı, alveollerin açık kalmasına bağlıdır. Elastik bir organ olan akciğer şişirildikten sonra kendi haline bırakılırsa yine eski durumlarına dönerler. Soluk alırken, toraks kasları ve diafragma kasılarak göğüs kafesi genişler, ortaya çıkan negatif basınca uyarak akciğerler de açılırlar. Kasların kasılması geçince kendi elastik güçleriyle ve pasif olarak küçülürler ve soluk verilmiş olur. Eğer sürfaktan maddeler yüzeysel gerilimi önlerlerse, alveoller kapanmaz, rezidüel ve fonksiyonel bir hava kitlesi geri kalır. Sürfaktan maddeler, insan akciğerinde 20. - 24. gebelik haftalarından sonra ortaya çıkar ve giderek miktarları artar. En büyük bölümü lecithin'dir. Alveol epitellerinin(iki tip kuboid alveol epitelleri) yaptığı bu maddeler zaman zaman alveol içerisine salgılanır, bir taraftan da oksijen karşısında harcanır, fakat sürekli olarak yapım ve salgılanmaları devam eder ve açık kapatılır. Sürfaktanlar azaldıkça alveol iç yüzeylerinin gerilimi artar.

28-30 haftalık gebelikten sonra, sürfaktanlar, işlevsel ve yeterli bir düzeye ulaşır. Ayrıca 35. haftadan sonra daha etkin sürfaktanlar da yapılmaya başlar. Çünkü sentezi iki ayrı enzim sistemi aracılığı ile iki ayrı yoldan yapılmaktadır.

 

DÜZENLİ SOLUK ALMALARIN BAŞLAMASI:

Solunumun neden başladığı tam olarak aydınlatılmamıştır. Bilinenler, koyun ve maymunlarda yapılan denemelere ve klinik gözlemlere dayanmaktadır.

Daha doğumdan önce uterus içinde solunum hareketlerinin varlıği bilinmektedir. Üst solunum yollarını dolduran sıvının yoğunluk ve viskozitesi yüksek olduğu için, soluk alma hareketleri larenksten öteye geçmemektedir.

Solunum yollarını dolduran sıvının 1/3'ünün göğüsün sıkışmasıyla doğum kanalını geçerken ağız ve burundan dışarıya atıldığı, doğumla baskıdan kurtulan goğüs kafesi açılınca, ilk havanın (7-42 ml.) trakeaya kadar girdiğine yukarıda değinmiştik, geri kalan sıvının perivasküler lenfatik ve kapillere emildiği de anlatılmıştı.

İlk inspirium'la giren hava, yarı kapalı glottis'e çarparak gürültü ile ve bebeğin bağirmasıyla tekrar dışarı atılır. Bu sırada göğüs içinde (40 - 80 cm. su) basınç yükselir. Birkaç dakikada akciğerlerin tam açılması ve normal rezidual kapasite (3/4) sağlanır. İlk güçlü bağırmalar akciğerlerin tam açılmasına yardım eder.

 

İlk soluk almayı çözen etkenler değişiktir. Bunlar:

Hipoksi, asidoz, kordonda kan dolaşımının durması(bağlanma, pensle sıkıştırma vb.) çevrenin ısı farkıdır.

a) Doğuma yakın çocukta hafif birhipoksi ve asidoz başlar. Anne çocuk arasındaki oksijen ve karbondioksit alışverışi biraz zorlaşır. Asidoz respiratuvar tiptedir. Tek başına hipoksi ve asidozun solunumu başlattığı söylenemez.

b) Kordonda sirkülasyonun durmasının soluk almayı başlatmada önemli rolü vardır. Kordon pense edilir edilmez, aniden hemodinamik koşullarda köklü bir değişme başlar. Vagus tonusu yerini sempatik tonusa bırakır. Kan basıncı yükselir. Aortadaki baroseptörler uyarılır ve ilk soluk alma çabası(gasping) başlar ve düzenli soluk almalar izler.

c) Çevrenin düşük ısı derecesi de, çok güçlü bir uyarı yapar, soluk almaların yerleşmesine yardım eder (çocuk doğar doğmaz gövde yüzeyinden buharlaşma ile 600 kalori yitirmektedir).

Yukarıda incelenen değişik etkilerle başlayan soluk almalarla, akciğer açılır ve pulmoner alandaki damar yatağının direnci düşer, akciğerlerde kan dolaşımı yerleşir. Sağlam bir çocukta birkaç güçlü bağırma ve derin soluk alma, akciğerlerin tam açılmasına yeterlidir, açılma genellikle 5-15 dakika içinde tüm akciğer alanlarını kapsar. )

- SOMETHING :/yerine BİR ŞEY

- SONAR (SOUND NAVIGATION AND RANGING)[İng.] değil/yerine/= SONAR (SESLE YÖN BULMA VE MENZİL BELİRLEME)

( Su altındaki nesnelerin yerini belirlemek ve mesafeleri ölçmek için ses dalgalarını kullanan bir teknoloji. Ses dalgalarının gönderilip, nesnelerden yansıyarak geri dönme süresi ölçülerek mesafe hesaplanır. Denizaltı navigasyonu, su altı haritalama ve balık bulma gibi alanlarda yaygın olarak kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- QUENCHING[İng.] ile/değil/yerine/= SÖNDÜRME

- SONG :/yerine ŞARKI

- SHUNTING[İng.] / SHUNTAGE[Fr.] / SHUNTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞÖNTLEME

- DAMPING, QUENCHING[İng.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMLEME

- DAMPING OSCILLATION[İng.] / OSCILLATION AMORTIE[Fr.] / GEDÄMPFESCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMLÜ SALINIM


- OSCILLATION ENTRETENUE[Fr.] / UNGEDÄMPFTE SCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMSÜZ SALINIM

- SOY-İÇİ ÜREME (AKRABA EVLİLİĞİ)[İng. INBREEDING] ile/||/<> SOY-İÇİ ÜREME KRİZİ[İng. INBREEDING DEPRESSION]

( Arasında kan bağı olan bireylerin döl meydana getirmesi. En uç noktası hermafroditlerin kendini döllemesidir. @@ Akrabalar arası üreme dolayısıyla bu yolla oluşan döllerin hayatta kalma şansındaki azalma.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SÖZ = PHRASE[İng.] = EXPRESSION[Fr.] = ÄUßERUNG[Alm.] = ESPRESSIONE[İt.] = EXPRESIÓN[İsp.]

- SÖZLEŞME = MUKÂVELE[Ar.] = CONTRACT[İng.] = CONTRAT[Fr.] = VERTRAG[Alm.] = CONTRAER[İsp.]

- SPENDING :/yerine HARCAMA

- SPHERE PACKİNG ile/||/<> COVERİNG PROBLEM

( Sphere packing maksimal yoğunluk, covering minimal örtme. )
( Formül: Maximum density İLE minimum cover )

- SPIN LABELLING[İng.] ile/değil/yerine/= SPİN ETİKETLEME

- SPIN TRAPPING[İng.] ile/değil/yerine/= SPİN TUZAKLAMA

- SPIN vs. WHIRLING

- SPLİCİNG ile/||/<> POLYADENYLATION

( Splicing intron çıkarma işlemiyken İLE polyadenylation mRNA ucuna A kuyruk eklenmesidir )
( Formül: Alternatif splicing )

- SPLITTING[İng.] değil/yerine/= AYIRMA/AYRIŞTIRMA

- SPRING :/yerine İLKBAHAR, YAY

- STANDARD DEVIATION[İng.] / DÉVIATION NORMALE[Fr.] / NORMALER ABWEICHUNG, STANDARTABWEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= STANDART SAPMA

- STANDING :/yerine AYAKTA, İTİBARLI

- STATIC ile/||/<> KINETIC ile/||/<> ROLLING ile/||/<> SÜRTÜNME TÜRLERİ

( Farklı sürtünme mekanizmaları. )
( Formül: F = μN )

- STERIC HINDRANCE[İng.] / EMPÊCHEMENT STÉRIQUE[Fr.] / RÄUMLICHE BEHINDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= STERİK ENGEL

- STILLE ile/||/<> NEGISHI ile/||/<> HIYAMA ile/||/<> PD-KATALİZLİ CROSS-COUPLING

( Metal organik coupling reaksiyonları. )
( Formül: R-X + R-M → R-R )

- STING ile ...

( Arı, akrep iğnesi; yılanın zehir dişi. )

- STIRLING ile/||/<> BELL ile/||/<> CATALAN ile/||/<> ÖZEL SAYI DİZİLERİ

( Kombinatorik problemlerde ortaya çıkan diziler. )
( Formül: Cₙ = (2n)!/((n+1)!n!) )

- STOKES SHIFT[İng.] / DÉCALAGE DE STOKES[Fr.] / STOKESSCHE VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= STOKES KAYMASI


- STOKES-KIRCHHOFF EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE STOKES-KIRCHHOFF[Fr.] / STOKES-KIRCHHOFF-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= STOKES-KİRCHHOFF DENKLEMİ

- STRAZBURG ile SALZBURG

( Fransa'da. İLE Avusturya'da. )

- STRETCHING[İng.] değil/yerine/= GERME/GERİNME

- STRING :/yerine İP, DİZE

- STRONG :/yerine GÜÇLÜ

- STUNNING[İng.] değil/yerine/= AFALLAMA

- WATER POLLUTION[İng.] / POLLUTION DES EAUX[Fr.] / WASSERVERUNREINIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SU KİRLENMESİ

- SU YOSUNU/ALG ile SU ASKILARI

( Yeryüzündeki oksijenin çoğunu üretendir. Fotosentezin atık maddesi olarak oksijen açığa çıkarırlar. Çıkardıkları net oksijen miktarı, tüm ağaçların ve kara bitkilerinin birlikte çıkardıklarından daha fazladır. İLE ... )

- SUDG[Ar. çoğ. ASDÂG] ile ŞAKAKLARDAN SARKAN SAÇLAR

( Şakaklardan sarkan saçlar. )

- SULPHONATION[İng.] / SULFONATION[Fr.] / SULFURFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜLFONASYON


- SUMALOG ile ...

( Bir çeşit Özbek yemeği. )

- SUNYA, SUNYATA[Sansk.](K'UNG[Çince]) ile ...

( Boşluk, Mahayana Budizmi'nde ikici karşıtlar düzlemi aşıldıktan sonra ortaya çıkan evrenin gerçek böylesiliği. )

- SUPERFLUID[İng.] / SUPRAFLÜSSIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SUPER AKIŞKAN

- SUPERCONDUCTIVITY[İng.] / SUPERCONDUCTIVITE[Fr.] / SUPERLEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜPER İLETKENLİK

- SÜPERFİSYEL/SUPERFICIAL[İng.] değil/yerine/= YÜZEYSEL, SIĞ

- SUPERVISED LEARNING ile/||/<> UNSUPERVISED LEARNING

( Supervised etiketli veri, unsupervised etiketsiz. )
( Formül: Labeled İLE unlabeled data )

- DÂİMÎ[Osm.] / CONTINUOUS[İng.] / CONTINU[Fr.] / KONTINUIERLICH, STETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİ

- CONTINUITY[İng.] / CONTINUITÉ[Fr.] / DURCHGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKLİLİK

- GAYR-İ MUTTARİD, MUNFASİL[Osm.] / DISCONTINUOUS[İng.] / DISCONTINU, SPECTRE D'ABSORPTION DISCONTINU[Fr.][Fr.] / DISKONTINUIERLICH/ES ABSORPTIONSSPEKTRUM, UNSTETIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ/KESİKLİ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU

- SURMISE vs./and CONDITIONING


- SURPRISING :/yerine ŞAŞIRTICI

- DELK[Osm.] / FRICTION[İng.] / FRICTION, FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTION/REIBUNG, REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME

- FRICTION FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT AVEC FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNMELİ AKIŞ

- FRICTIONLESS FLOW, INVISCID FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT SANS FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSFREIE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNMESİZ AKIŞ

- DRAG[İng.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLEME

- DRIFT, TRACE[İng.] / DÉRIVE, TRAÎNÉE[Fr.] / DRIFT, GESCHREIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRÜKLENME

- SWING :/yerine SALLANMAK, SALINCAK

- DURCHSICKERN, VERSICKERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SZMA

- SEYL-İ MUNFASİL[Osm.] / SCHICHTENSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAKALI AKIŞ

- TANNING[İng.] / TANNAGE[Fr.] / GERBUNG, GERBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TABAKLAMA


- TAC MAHAL ile SAFDAR JANG

( Agra - Hindistan [1631 - 1654] İLE Yeni Delhi - Hindistan
[1754] )

- TAKAS[Ar.]/CLEARING[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞTOKUŞ/DEĞİŞİM

- BUFFER SOLUTION[İng.] / SOLUTION TAMPON[Fr.] / PUFFERLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON ÇÖZELTİ

- PARTICLE SIZE AND SAMPLING[İng.] ile/değil/yerine/= TANECİĞİN BOYUTU VE NUMUNE ALMA

- TANGA KÜLOT ile SLIP KÜLOT ile G STRING

- TANIMLANMA[İng. IDENTIFICATION] ile/||/<> DNAZ AYAK İZİ[İng. DNASE I FOOTPRINTING] ile/||/<> GÜVENİLİRLİK[İng. RELIABILITY] ile/||/<> JEOLOJİK KOLON[İng. GEOLOGIC COLUMN] ile/||/<> KANDELA[İng. CANDELA]

( bkz. Genomik tanımlanma @@ Proteinlerin bağlandıkları DNA bölgesinde protein tarafından kapatılan fosfodiester bağlarının deoksiribonükleaz yıkımına karşı korunacağı fikrinden yola çıkılarak belirli bir proteine bağlanan bir DNA dizisinin tanımlanmasını sağlayan teknik. @@ Güvenilirlik, inançlarımızı oluştururken ve doğru inançlarımızı bilgi haline getirirken izlenilen süreçlerin uygunluğuna işaret etmektedir. Çoğunlukla dışsalcı bir yaklaşım olan güvenilirciliğin ön plana çıkardığı bir kavram olan güvenilirlik, epistemik öznenin herhangi bir inancını güvenilir nedenlere, mekanizmalara ya da süreçlere dayanarak oluşturmasını ifade etmektedir. Böylelikle doğru inancın bilgiyi oluşturmasındaki şans etmeni engellenmiş ve bilgi ortaya çıkmış olacaktır. Bu bakımdan güvenilirlik, bilginin tanımına eklenecek dördüncü koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. Dışsalcı kuramların güvenilirliği dördüncü koşul olarak ileri sürmelerinin bir nedeni de içselcilerin kullandığı kavramların normatif olduğunu düşünmeleri ve bilgi kuramlarını sadeleştirmek istemeleridir. Bu bağlamda bilginin dördüncü ya da teminat koşulu, dışsalcılar için güvenilirlik olarak adlandırılmaktadır. Örneğin güvenilirciliğe göre bir inancın doğru olması ve gerekçelendirilmesi için bu inancın, güvenilir algılar ve tanıklar doğrultusunda oluşturulmuş olması gerekmektedir. Başka bir ifadeye güvenilircilik, bir inancın oluşturulmasındaki sürecin güvenilirliğine odaklanmaktadır. Şu halde bilgi, güvenilir süreçlerle gerekçelendirilmiş doğru inanç biçiminde tanımlanmaktadır. Bu bakımdan sürecin güvenilirliğini sağlayacak olan unsurlar; uygun bilişsel yetiler, dış dünyanın uygunluğu, yanıltıcı herhangi bir etkenin bulunmaması, algıların güvenilir olması ve tanıkların güvenilir olması biçiminde sıralanabilir. Dolayısıyla güvenilirlik koşulu, dışsalcı kuramlar açısından, bilginin meydana gelmesindeki önemli şartlardan biri olarak kabul edilmektedir. Nitekim güvenilirlik, dışsalcı kuramların kabul ettiği gibi her zaman bilginin meydana gelmesi için yeterli ve uygun bir süreç olmayabilir. Örneğin içselci yaklaşıma sahip olan Audi, güvenilir süreçlere dayanmanın, şans faktörünü dışarıda bırakamayacağı örnekler verilebileceğini dile getirmektedir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Robert Audi, Epistemoloji: Bilgi Teorisine Çağdaş Bir Giriş, çev. Melis Tuncel). @@ Belli bir bölgedeki jeolojik olayların, kayaların karışık ve gençten yaşlıya doğru oluşumlarıyla tanımlanmasıdır.Herhangi bir bölgede, yüzeyden Dünya'nın merkezine doğru kazı yapılacak olursa, derinlere inildikçe daha gençten (yeniden) daha yaşlıya (eskiye) giden jeolojik bir oluşum sırası gözlenecektir. İşte bu, jeolojik kolondur. @@ Işık şiddetinin SI (Uluslararası Birim Sistemi) birimidir. Bir ışık kaynağından bir yöne doğru yayılan ışık akısının 1/683 Watt/sr olduğu noktadaki ışık şiddeti biçiminde tanımlanmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TAPINAKLARDA:
GÖBEKLİTEPE
ve/||/<> NEVALİ-ÇORİ ve/||/<> JERF EL AHMAR ve/||/<> ARKAİM ve/||/<> GİLGAL ve/||/<> MALTA ADASI ve/||/<> CUICUILCO ve/||/<> KURGANLAR ve/||/<> SOLOVETSY ADALARI ve/||/<> STONEHENGE ve/||/<> AVEBURRY ve/||/<> CASTLERIGG ve/||/<> NEWGRANGE

( Urfa'da. VE/||/<> Urfa'da. VE/||/<> Suriye'de. VE/||/<> Rusya'da[Kazakistan'ın kuzeyinde]. VE/||/<> Golan tepelerinde.[İsrail'in doğusu] VE/||/<> Malta'da. VE/||/<> Meksika'da. VE/||/<> Altay Dağları'nda. VE/||/<> Rusya'da. VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İngiltere'de VE/||/<> İrlanda'da. )

- TAPINMA, ULULAMA = DEVOTION[İng.] = FERVEUR[Fr.] = VEREHRUNG[Alm.] = DEVOTIO[Lat.]

- TAŞ ile KAYA ile TEPE ile DAĞ

( Kimyasal ya da fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde. | Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş. | Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme. | Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme. | Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher. | Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik ya da tahta parçalardan her biri. | Bazı örgenlerin içinde, özellikle idrar kesesi vb. oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı nesne. | Bazı kütlelerden kopan ya da koparılan parça. | Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz. İLE Büyük ve sert taş kütlesi. | Kayaç. )

- TASARIM/TASAR ÇİZİM = TASAVVUR = REPRESENTATION[İng.] = REPRÉSENTATION[Fr.] = VORSTELLUNG[Alm.] = REPRAESENTATIO[Lat.] = REPRESENTAR[İsp.]


- SHIFT OF SPECTRAL LINE[İng.] / DÉCALAGE DE LA RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ KAYMASI

- SPECTRAL EXTINCTION[İng.] / EXTINCTION SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL SÖNÜM

- TAYMİNG/TIMING yerine ZAMANLAMA

- TBT değil/yerine/= HGG

( "Throw Back Thursday" DEĞİL/YERİNE/= Hey Gidi Günler. )

- TEACHING :/yerine ÖĞRETİM

- TEACHING[İng.] değil/yerine/= ÖĞRETİM

( Bilgiyi bulmak, kazanmak, bilgiyi kazanma yolunun ve kazanılan bilgiyi hafızada tutarak yeri geldiğinde kullanabilmek için hatırlamaktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TEBELLÜĞ[Ar.] değil/yerine/= BİLDİRİMİ ALMAK

- CHALKING[İng.] / FARINAGE[Fr.] / ABKREIDEN, KREIDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TEBEŞİRLENME

- TEBLİĞ ile/ve EMİR

- TEBLİĞ ile/ve/değil/||/<>/>/< TEMSİL


- TEBYİN ile/ve/||/<> TEBLİĞ

- TEFERRU'/ÂT[çoğ.][< FER] ile TEFERRUH[< FERAH] ile TEFERRUĞ[Ar. < FERAĞ]

( Dallanma, dal budak salıverme. | Bölümlere ayrılma. | Bir kökten çıkıp ayrılma. | Ayrıntı/lar. İLE Ferahlama, içi açılma. İLE Vazgeçme, cayma. | Bir işi bitirip ondan kurtulma. | Satın alınan bir malın tapusunu üstüne geçirme. )

- TEK ANLAMLI = VAHİD-ÜL-MÂNÂ = UNIVOCAL[İng.] = UNIVOQUE[Fr.] = EINDEUTIG[Alm.] = UNIVOCUS[Lat.]

- TEK BAĞ

- MONOENERGETISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK ENERJİLİ IŞINIM

- EINFARBIGE STÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK FREKANSLI GİRİŞİM

- EIN-STRAHLUNGS-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK IŞINIM GEÇİŞİ

- LIAISON UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU BAĞ

- MONOCHROMATIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT MONOCHROMATIQUE[Fr.] / MONOCHROMATISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ IŞINIM

- EINSEITIGERICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ DOĞRULTMA


- TEK = UNIQUE[İng., Fr.] = EINZIGARTIG[Alm.] = UNICO[İt.] = ÚNICO[İsp.]

- TEKİRDAĞ ile TEKİRDAĞLI/LIK

- SINGLE BOND[İng.] ile/değil/yerine/= TEKLİ BAĞ

- TEKLİ KONUŞMA / SALT DİYALOG ile/değil/yerine ÇOKLU KONUŞMA/DİYALOG

( İdeolojiye gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefeye gider. )

- TELEMONİTÖRİZASYON/TELEMONITORING[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN İZLEM

- TEMARUZ/SIMULATION, MALINGERING[İng.] değil/yerine/= SAYRIMSAMA

- ELEKTRISCHE ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ELEKTRİK YÜKÜ

- FUNDAMENTAL MODE[İng.] / MODE FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDMODUS, GRUNDSCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL KİP

- ELEMENTARY CHARGE[İng.] / CHARGE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL YÜK

- TEMİZ değil/yerine/= SİLİĞ


- TEMSİL ile/değil TEBLİĞ

- TERRAFORMING[İng.] değil/yerine/= DÜNYALAŞTIRMA

( Dünyalaştırma, başka bir gezegeni ya da gök cismini, Dünya'nın yaşamı destekleyen iklimi ve atmosferiyle benzer koşullara sahip hale getirme sürecine verilen isim. Bu durum genellikle atmosferin bileşiminin değiştirilmesi, iklimin düzenlenmesi ve hatta yüzeyin yeniden şekillendirilmesi gibi çeşitli ekolojik ve bilimsel değişiklikleri içinde barındırır. Bu süreç teorik olarak insanların uzayda koloniler oluşturmasını ve diğer gezegenlerde yaşamasını mümkün kılabilir. Ancak dünyalaştırma hâlâ büyük ölçüde teorik bir kavramdır ve uygulamada birçok teknolojik ve etik engel ile karşı karşıyadır.[1][2]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- INVERSE NETWORK[İng.] / UMGEKEHRTES NETZWERK[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS AĞ

- INVERSE COMPTON SCATTERING[İng.] / DIFFUSION COMPTON INVERSE[Fr.] / INVERSE COMPTON-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS COMPTON SAÇILMASI

- INVERSE UMWANDLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS DÖNÜŞÜM

- INVERSE VOLTAGE[İng.] / TENSION INVERSE[Fr.] / INVERSES-POTENTIAL, SPERRSPANNUNG, UMGEKEHRTE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS GERİLİM

- INVERSE DIRECTION[İng.] / DIRECTION INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTE RICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS YÖN

- TERZİ:
[hem] "ORTOPEDİST"
ve/||/<>/hem de "PSİKOLOG"

- TESTING :/yerine TEST ETME, DENEME

- TEVÂTÜR ve/< TEBLİĞ

( Herşeyin senedi olması gerekmez. Tebliğ ve tevâtür de yeterlidir/geçerlidir. )

- TEXT MINING[İng.] değil/yerine/= ÖRÜT MADENCİLİĞİ

- TƏBLİĞ[Azr.] = PROPAGANDA[Tr.]

- TH1 İLE TH2 İLE TH17 İLE TREG ile/||/<> T HÜCRE ALT GRUPLARI

( CD4+ yardımcı T hücre türleri. )
( Formül: IFN-γ İLE IL-4 İLE IL-17 İLE TGF-β )

- THING ile ENTITY

- THING :/yerine ŞEY

- THING vs./and/<> THINK

- THINKING :/yerine DÜŞÜNME

- BASIC SLAG[İng.] / SCOIRE BASIQUE, SCORIE THOMAS[Fr.] / THOMASCHEL, BASISCHE SCHLACKE[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMAS CÜRUFU

- THOMAS YOUNG

- THOMSON VOLTAGE[İng.] / TENSION DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON GERİLİMİ


- THOMSON SCATTERING[İng.] / DISPERSION DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON SAÇILMASI

- T'I ve/ile YUNG ve/ile ...

( Madde ve görev. T'I evrensel zihin, madde, biçimsiz, maddi olmayan, algılanamayan. YUNG ise onun görevi. )

- TIĞ ile BİZ

( ... İLE Katı bir şeyi dikerken iğne geçirilecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uclu ve ağaç saplı araç. )

- TIĞ ile MEKİK[Fars.]

( ... İLE El ya da otomatik dokuma tezgâhlarında, atkı ya da argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç. | Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç ya da plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç. )

- TIKAMAK ile TIK ile TIĞ ile TIKALI ile TIK TIK ile TIKA BASA

- TIRESOME vs. TIRING

- TİSSUE ENGİNEERİNG ile/||/<> ORGAN TRANSPLANTATION

( Tissue engineering yapay doku üretimi yaparken İLE organ transplantation mevcut organ naklini yapar )
( Formül: Scaffold technology )

- TITRATION[İng.] / TITRAGE[Fr.] / TITRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRASYON

- ZITTERBEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREK HAREKET

- TO DEFINE vs. LIMITING


- [not] TO ENCOURAGE vs./and (ONLY) EXPLAINING

- TO FINISH vs. CLOSING

- [not] TO GET READY vs./and PROGRAMMING

- TO GIVE/TO TAKE vs. SHARING

- TO INCREASE vs./and SAVING/ECONOMIZING

- TO KISS vs. SNOGGING

- TO OPEN vs. OPENING

- TO PREFER vs./and LIKING

- TO PREPARE vs./and RIGGING

- TO SHARE vs. DIVIDE UP AMONG


- TO TALK AT LENGTH vs. "TO PROLONG"

- TO THINK and MANAGE TO NOT VAIN/WASTE TALKING

- [not] TO UNDERSTAND WRONGLY vs. WRONG MEANING

- TOMURCUKLANMA[İng. BUDDING] ile/||/<> EŞEYSİZ ÜREME[İng. ASEXUAL REPRODUCTION] ile/||/<> VEJETATİF[İng. VEGETATIVE]

( Ana canlıdan çıkıntı oluşması yoluyla gerçekleşen eşeysiz üreme biçimi. Oluşan çıkıntı yeterince büyüdükten sonra ana canlıdan ayrılır ya da ana canlıya bağlı kalarak koloni oluşturur. Bu üreme biçimi hidra ya da maya mantarlarında görülebilir. @@ Cinsel bir işleme bağlı olmayan herhangi bir üreme biçimi. Tek bir bireyi içerir. Hücre bölünmesi, parçalanma ya da tomurcuklanma ile çoğalma. @@ (Biyolojide) Doğal (tomurcuklanma, rizomlar, koşucular, vb.) ya da yapay (aşılama, katmanlama ya da çelik alma) olarak eşeyli üreme haricindeki yollarla elde edilen bitkinin büyümesi ve gelişiminin belirli bir aşaması ya da özelliğiyle ilgili.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- COLLECTOR VOLTAGE[İng.] / TENSION DE COLLECTEUR[Fr.] / KOLLEKTORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAYICI GERİLİMİ

- TOPLU HALDE BULUNMAK ile HOLDİNG ile KÜMELENME

- TOPOLOGİCAL ORDER ile/||/<> SYMMETRY BREAKİNG

( Topological order yerel parametrelerle tanımlanamayan düzenken İLE symmetry breaking yerel düzen parametresi vardır )
( Formül: Ground state degeneracy )

- ERDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPRAKLAMA

- TÖREN ile YUĞ

( ... İLE Eskiden, Türkler'de, ölüler için yapılan tören, yas. )

- TOROIDAL WINDING[İng.] / ENROULEMENT TOROÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL SARGI/SARIM


- SEDIMENTATION[İng.] / SEDIMENTATION[Fr.] / SEDIMENTATION, ABSETZEN, ABSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TORTULAŞMA

- TOUCHING vs. FEELING

- DÉCHARGE DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-ENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND BOŞALMASI

- TRAINING :/yerine EĞİTİM

- TRASE/TRACING[İng.] değil/yerine/= YOL, İZ

- TREKKİNG değil/yerine/= DAĞ YÜRÜYÜŞÜ

- TREKKING yerine YÜRÜYÜŞ/DAĞ YÜRÜYÜŞÜ

- TRIODENKLEMMSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİYOT KLEMP DEVRESİ

- TUĞ ile TUĞ/TÜY/TEPELİK/SORGUÇ

( Sultanların ve vezirlerin başına taktığı başlıkların ön tarafında bulunan tüy ya da püskül biçimindeki süs. | Eski meddahların bir simgesi.[Meddahların tuğ diktiği yerde kalabalık bir seyirci çepeçevre toplanırdı.] İLE Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy. )

- TULÛ'[Ar.] ile BUZÛĞ[Ar.] ile ŞURÛK[Ar.]


- TURBULENT CURRENT/FLOW[İng.] / FLUX TURBULENT[Fr.] / TURBULENTE STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRBÜLANSLI AKIŞ/AKIM

- HOMOGENEOUS RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT HOMOGÈNE[Fr.] / HOMOGENE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRDEŞ IŞINIM

- HETEROGENE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜRDEŞ OLMAYAN IŞINIM

- TÜRDİRİLLTİMİ[İng. DE-EXTINCTION] ile/||/<> GERİ ISLAH[İng. BACK-BREEDING] ile/||/<> KLON[İng. CLONE] ile/||/<> YAPAY SEÇİLİM[İng. ARTIFICIAL SELECTION]

( Soyu tükenmiş türlerin bireylerine (genellikle genetik olarak) benzer canlı organizmaların yeniden oluşturulma süreci. Daha uzun tanımıyla türdiriltimi; soyu tükenmiş bir türün genetik açıdan benzer canlılarda yapay seçilim yoluyla geri ıslah, klonlama ve genom düzenlemesi gibi teknikler kullanılarak canlı bir organizmanın nesli tükenmiş türe doğru değiştirilmesi sürecidir. @@ Canlı organizmaların popülasyonları içindeki belirli atasal özelliklerin yeniden ortaya çıkarılması adına yapay seçilimin kullanılması. @@ Ebeveynine genetik olarak birebir benzeyen canlı. Aynı zamanda, genetik olarak birebir aynı olan canlı bireylerini ya da gruplarını da belirtmek için kullanılır. @@ İstenen karakterleri taşıyan canlıların, bir diğer canlı tarafından (genelde insan tarafından) seçilerek bunlardan döl alınması. Pratik olarak bakıldığında, insanoğlunun evrim üzerinde sahip olduğu bir çeşit kontrol yöntemi. Bitkilerde hastalıklara karşı dirençli ve fazla ürün veren türler; sığırlarda da çabuk büyüyen ve fazlaca et ya da süt veren türler bu yapay seçilim yöntemiyle elde edilebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TUTUM = ATTITUDE[İng., Fr.] = EINSTELLUNG/HALTUNG[Alm.] = ATTITUDINE[İt.] = ACTIDUD[İsp.]

- BRINE[İng.] / SAUMURE[Fr.] / SOLE (SALZSOLE), SALZLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TUZLU SU