| KA... - KU... ile başlayan FaRkLaR... |

- KABARTI ile KABARTMA

( Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer. İLE Kabartma işi. | Bir biçimin ya da bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. | Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan yapıt, rölyef. | Kabartılarak yapılan. )

- KABARTMA ile KABARTMA

- KABARTMA ile KABARTMALI ile KABARTMA TOZU

- KABARTMAK ile KABARTABİLMEK ile KABARTIVERMEK ile KABARTI ile KABARTICI ile KABARTILI

- KABBALAH:
KABIN İLMİ
ile/ve/<> KABUL İLMİ

- KÂBE ve/<> KALP

- Kâbil[aslı KÂBÜL] ile Kabîl["ka" uzun okunur] ile KABÎL[Ar. < KABL] ile KABİL[Ar. < KABUL]["ka" uzun okunur]

( Afganistan'ın başkenti. İLE Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Hâbîl'i öldürmüştür. İLE Sınıf, tür/nev. | Türlü, gibi. | Az/biraz önce. İLE Kabul eden/edici. | Olan/olabilir. )

- KABİL ile KABİLE

- KÂBİL ve KABUL

- KABÎLE[Ar. çoğ. KABÂİL] ile KABİLE["ka" uzun okunur]

( Boy. İLE Hanım ebe. )

- KABİLİYET ile KABİLİYETLİ/LİK ile KABİLİYETSİZ/LİK

- KABİN[Fr. < CABINE] ile KABİNE[Fr. < CABINET]["KABİ:NE" değil KABİNE]

( Küçük, özel bölme. | Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde, küçük bölme. | Uçakta, yolcuların oturduğu bölüm. | Plajda, soyunma yeri. İLE Bakanlar Kurulu, hükûmet. | Hekim muayenehanesi. | Bölüm/kabin. | Tuvalet/helâ. )

- KABİN ile KABİNE ile KABİN AMİRİ

- KABİNE ile KABİLE

( Yönetke. İLE Boy. )

- KABİNE ile KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ ile MARANGOZ ile MARANGOZLUK

- KABİR ile KABİR AZABI ile KABİR SUALİ

- KÂBİR[Ar.] ile KABİR/KABR[Ar. çoğ. KUBÛR] ile KABL[Ar.]

( Büyük, ulu. İLE Gömüt, sin, mezar/lık, kabristan[Fars.]. İLE Ön, önce, öndeki, evvel/evvelki. )

- KABIZ[Ar. < KABZ]["ka" uzun okunur] ile KABIZA["ka" uzun okunur] ile KABZ[Ar.] ile KABZA[Ar.]

( Alan, tutan, kabzeden. | Peklik/kabızlık veren. | [anatomide] Sıkan, çeken. [KABZ >< BAST] İLE [anatomide] Büken.[: Oynak kemikler arasındaki açıları daraltan kasların genel adı.] İLE El ile tutma. | Avuç içine alma, kavrama. | Azrâil tarafından ruh teslim alınma, ölme. | Peklik, amelsizlik, kabız. İLE Tutacak/tutamak yeri, sap. )

- KABIZLIK ile KABIZLIK ile ANAYASA ile ANAYASALAR

- KABLO ile KABLOCU/LUK ile KABLOLU ile KABLOSUZ ile KABLO GEMİSİ ile KABLOLU YAYIN


- KABOTAJ ile KABOTAJ HAKKI ile KABOTAJ GEMİSİ ile KABOTAJ BAYRAMI

- KABUĞUNA ÇEKİLMEK ile/değil/yerine/>< KABUĞUNU KIRMAK

- KABUK ile KABUKLANMA ile KABUK

- KABUK ile/ve/||/<>/> KABUKLU

( Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır/kışr. | Ekmeğin, pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. | Bir sıvı ya da gazı dıştan saran, sert katman. | Deri üzerinde bir yaranın ya da sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. | Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi ya da boynuzsu örtü, kavkı. İLE/VE/||/<>/> Kabuğu olan. )

- KABUK ile KABUKSAL

- KABUKLANMAK ile KABUKLAŞMAK ile KABUK ile KABUKLU ile KABUKSUZ ile KABUKLULAR ile KABUKLU BİT ile KABUK BİLİMİ ile KABUK KAHVESİ ile KABUK YÖNETİM ile KABUK BÖCEKLERİ ile KABUK DEĞİŞTİRME

- KABUKLULAR:
İSTİRİDYE(SELCE[Ar.], SADEF[Fars.], OYSTER[İng.], OSTREA EDULIS[Lat.])
ile MİDYE/BELEHU'L-BAHR[Ar.]/MUSSEL[İng.] ile SHELL ile KTENIA ile LANGUST(İN)[Lat. PALINURUS VULGARIS] ile KARAVİDES(/KEREVİT) ile KRILL ile PAVURYA ile KARİDES[Yun.](SHRIMP) ile KREOPEK

( MISRÂ': İstiridye gibi deniz kabuklularından kabuklarının her biri. )
( İstiridyeler, doğal ortamlarında 80 yıla kadar yaşayabilirler. )
( İstiridyelerin bir inciyi tamamlamaları 15 - 20 yıllarını alır. [1 ton istiridyeden ancak 3 inci çıkar. Mükemmel küre biçiminde olma olasılıkları ise milyonda birdir.] )
( İstiridye )

- KABUL EDİLEBİLİRLİK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile GİRİŞ ÜCRETİ

- KABUL EDİLMEK ve/> KAYBOLMAK

- KABUL ETMEK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile KABUL TESTİ ile KABUL EDEN ile KABUL ile KABUL EDİLDİ ile KABUL EDEN ile KABUL ETMEK ile AKSEPTÖR


- KABUL ETMEK ile KATILIYORUM ile HOŞ ile KATILIYORUM ile ANLAŞMA ile ANLAŞMA MEKTUBU

- KABUL ETMEK ile/ve KATLANMAK

- KABUL ETME(ME)K ile KATILMA(MA)K

- KABUL ile/ve/<> KALIB KABUL ile/ve/<> KALIP

- KABULLENMEK ile KABULLENDİRMEK ile KABULLENEBİLMEK ile KABUL ile KABUL GÜNÜ ile KABUL YERİ ile KABUL ODASI ile KABUL RESMİ ile KABUL SALONU ile KABUL TÖRENİ ile KABUL KREDİSİ

- KABULLEN(ME)MEK ile "KATLAN(MA)MAK"

- KABUL/Ü ile/değil KÂBİL/İ

- KABURGA ile KABURGALI ile KABURGASIZ

- KABUS ile KABUSLU ile KABUSSUZ

- KÂBUS[Ar.] değil/yerine/= KARADÜŞ/KARABASAN

( Sıkıntılı ve korkulu düş. | Birinin, içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı durum. | Acı, sıkıntı, korku veren olay. )

- KABZ ile KABZ

( AVUÇ İÇİNE ALMA, EL İLE TUTMA, KAVRAMA | GÖNLE GELEN SIKINTI | HAK VÂRİDÂTINDAN KESİLEN ile AZRAİL TARAFINDAN RUH TESLİM ALINMA, ÖLME )

- KAÇ TANESİYLE değil KAÇIYLA

- KACAK ile KAÇAK

( Mutfak araçları, kap kacak. İLE Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz ya da sıvı. | Gizlice kaçırılmış olan mal ya da nesne. | Bağlı bulunduğu yerden ya da yasadan kaçan, uzaklaşan. | Yasaca yapılması yasak olan ya da yapılması için gerekli izin alınmayan. | Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan ya da bir yerden çıkarılan. | Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice. )

- KAÇAK ile KAÇIK ile KAÇINTI ile KAÇKIN

( Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz ya da sıvı. | Gizlice kaçırılmış olan mal ya da nesne. | Bağlı bulunduğu yerden ya da yasadan kaçan, uzaklaşan. | Yasaca yapılması yasak olan ya da yapılması için gerekli izin alınmayan. | Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan ya da bir yerden çıkarılan. | Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice. İLE İlmeği kaçmış (çorap vb.). | Bir yana kaçmış, kaymış. | Bazı davranışları dengesiz olan, zıvanasız. | Çorabın ilmeği kaçmış yeri. İLE Erken doğan kuzu. | Sızıntı, kaçak. İLE Bir yerden ya da bir işten kaçmış kişi. | Toplumdan uzak duran, toplum içine çıkmak istemeyen kişi. )

- KAÇAK ile KAÇKIN

- KAÇAK ile SÖZLEŞME ile SÖZLEŞMELİ İŞ ile SÖZLEŞMELİ ile KASILABİLİR ile KONTRAKTİLİTE ile MÜTEAHHİTLİK ile SÖZLEŞME TARAFI ile KASILMA ile MÜTEAHHİT ile SÖZLEŞMEYE BAĞLI ile YALANLAMAK ile KENDİSİYLE ÇELİŞMEK ile ÇELİŞKİ ile ÇELİŞKİLİ ile MEKANİZMA ile ZITLIK ile AYKIRI ile AKSİNE ile AKSİNE ile ZITLIK

- KAÇAK/LIK ile KAÇAKÇI/LIK

- KAÇAMAK ile KAÇ ile KAÇA ile KAÇI ile KAÇ KAÇ ile KAÇA KAÇ ile KAÇAMAKLI ile KAÇAMAK YOL

- KAÇAMAK ile KAÇAMAK

( Hoş görülmeyen bir şeyi, ara sıra yapma. | Bir şeyi, belirli etmeden, gizlice yapmaya çalışma. | Bir şeyden kaçınma yolu. | Kaçılacak yer. | Başkalarına belirli etmeden, gizlice yapılan. İLE Mısır unundan yapılan yağlı bir yemek. )

- KAÇAN ile/değil/yerine/>< KAZANAN

( Kazanamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kaçmaz. )

- KAÇAN/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KALAN/LAR

- KAÇAN/LAR ile/ve/değil/yerine/>< KALAN/LAR

- KAÇIK/LIK ile KAÇIKÇA ile KAÇIK ÖZ

- KAÇILMAZ ile/değil KAÇINILMAZ

- KAÇIMSAMAK ile KAÇIMSAR

- KAÇINILABİLİR ile KAÇINMAK ile KAÇMAK

- KAÇINILMAZ ile KAÇINILMAZ OLARAK

- KAÇINILMAZLIK ile KAÇINILMAZ

- KAÇINMA ile KAÇGÖÇ

( ... İLE Dinî bir yaklaşımla, müslüman kadınların, erkeklere görünmemeleri, birarada oturup konuşmaktan kaçınmaları. )

- KAÇINMAK ile KAÇINDIRMAK ile KAÇINABİLMEK ile KAÇINCI ile KAÇIN KURASI


- KAÇINMAK ile ÖNLENEBİLİR ile KAÇINMA ile KAÇINILDI ile KAÇINMAK

- KAÇIRMAK ile KAÇIRILDI ile KAÇIRAN

- KAÇIRMAK ile KAÇIRTMAK ile KAÇIRILMAK ile KAÇIRABİLMEK ile KAÇIRIVERMEK

- KAÇIRMAK ile KAYBETMEK

- KAÇIŞMAK ile KAÇIŞILMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ RAMPASI

- KAÇKAR ile/değil KAŞKAR

- KAÇKARLAR ile/ve/||/<> KALÇARLAR

- KAÇLI ile KAÇLIK

- KAÇMAK ile/değil/yerine KAÇINMAK

( Tüm canlılarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Hayvanlarda[kısmen] ve insanda. )

- KAÇMAK ile KAÇMAK


- KAÇMAK ile "KAÇMAK"

( Kendi anlamı. İLE İzin istemek/izin isteyerek/bildirerek ayrılma.(Deyim/argo). )
( Hızla koşup bir yere saklanmak. | Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek. | Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak. | Kaçınmak. | Gaz, sıvı vb. şeylerin sızması. | İpinin kopması. | Girmek. | Bir yana doğru kaymak. | Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak. | Hızlı koşmak. | Yok olmak. | Benzemek, andırmak. | Kaçgöçe uymak. | Kadının, yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılması. | Rengi ağarmak, uçmak. | Yarışçının ötekilerden hızla ayrılıp arayı açması. | Futbol ve basketbolda, engelleyen adamdan kurtulmak ya da pas alabilmek için boş alana koşmak. İLE ... )

- KAÇMAK ile/değil/yerine/>< KALMAK

- KAÇMAK ile TEHLİKEDEN KAÇMAK ile KAÇIŞ MEKANİZMASI ile İLE KAÇMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ TEKERLEĞİ ile KAÇIŞ

- KAÇTA DÖNEBİLECEĞİM HAKKINDA HİÇBİR BİLGİM YOK değil KAÇTA DÖNEBİLECEĞİM HAKKINDA HİÇBİR FİKRİM YOK

- KÂD[Ar.] ile KADD[Ar.] ile KÂD[Ar.]

( Mahzûn olma. İLE Boy. İLE Hırs. )

- KADÂ İLEYHİ[Ar.] ile KADÂ BİHÎ[Ar.]

- KADÂ[Ar.] ile KADER[Ar.]

- KADARSIYLA değil KADARIYLA

- KADASTROLAMAK ile KADASTROLANMAK ile KADASTRO

- KADAVERİK/CADAVERIC[İng.] değil/yerine/= KADAVRA KAYNAKLI


- KADAVRALAŞMAK ile KADAVRA

- KADAYIF ile KADAYIFÇI/LIK

- KADD[Ar.] ile KATT[Ar.]

( Uzunlamasına kesmek. İLE Enine kesmek. )

- KA'DE[Ar.] ile KADEH[Ar. çoğ. AKDÂH]

( Bir kere oturma, oturuş. İLE Bardak, küçük bardak, içki bardağı. | [botanik] Kadeh. )

- KADEH[çoğ. AKDÂH] ile KADEH

( MÜRŞİDİN SÖZLERİ | İÇKİ BARDAĞI ile KALB )

- KADEH ile KADEH ARKADAŞI ile KADEH ARKADAŞLIĞI

- KADEM[Ar.] ile KADEM[Ar.]

( Kıdem, derece. İLE Yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. | Mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.[Hafriyatlarda kullanılırdı] | Ayak. )

- KADEMELEMEK ile KADEMELENMEK ile KADEMELENDİRMEK ile KADEM ile KADEME ile KADEMLİ ile KADEMELİ ile KADEMSİZ/LİK ile KADEMESİZ ile KADEME KADEME ile KADEME İLERLEMESİ

- KADEMELİ ile KADEMELİ ÇÜRÜME ile KADEMELİ KAYBOLMA ile GİTGİDE ile KADEMELİ OLMA ile MEZUN OLMAK ile MEZUN ile KADEMELİ VERGİ ile MEZUN

- KADER ile KADERCİ/LİK ile KADERSİZ/LİK ile KADER BİRLİĞİ ile KADER ÇİZGİSİ


- KADER ile KADERLER

- KADER ile/ve/||/<> KARMA

( ... ile/ve/||/<> )
( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir biçimde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )

- KADÎ/KADI/KAZI[Ar. < KAZÂ | çoğ. KUZÂT]["ka" uzun okunur] ile KADİH[Ar. < KADH]["ka" uzun okunur]

( Yapan, yerine getiren. İLE Kötüleyici, zemmedici. )

- KADI ile/ve/||/<> KÂTİP

( Yargıç. İLE/VE/||/<> Yazıcı ya da sekreter. )

- KADI ile/||/<> KAZASKER/SADIR

( Osmanlı Devleti'nde, Tanzimat Dönemi'ne kadar her türlü davâya, Tanzimat Dönemi ile Medeni Kanun'un kabulü arasındaki dönemde ise evlenme, boşanma, nafaka davalarına bakan mahkeme başkanı. İLE/||/<> Yargı düzeninde Şeyhülislam'dan sonra gelen en yüksek görevliye verilen san. | İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi. )

- KADİFELEŞMEK ile KADİFELEŞTİRMEK ile KADİFE/LİK ile KADİFE ELLİ ile KADİFE DEVRİM ile KADİFE ÇİÇEĞİ

- KADIKÖY İSKELE CAMİSİ ile KADIKÖY CAMİSİ / OSMANAĞA CAMİSİ

( Kadıköy (Mustafa III) İskele Camisi. İLE Söğütlüçeşme Caddesi'nde iskele tarafında, çarşı önündedir. )
( 1741'de, Sultan III. Mustafa tarafından. İLE 1713'te, Bâbüssaâde Ağası Osman Ağa tarafından. [1813'te ve 1880'de yangın sonrası onarılmıştır.] )

- KADIKÖY ile KADIKÖY TAŞI

- KADÎM BİLGELİK ile/ve/<> KADÎM GELENEK

( ... İLE/VE/<> Kadîm Gelenek, hiçbir kültürün, milletin ve/ya da egemenliği altında değildir! Evrenseldir ve bu geleneğe ulaşmak, hünerdir. )

- KADÎM[Ar. < KIDEM | çoğ. KUDEMÂ]["ka" uzun okunur] ile KADİM[Ar. < KADEM]["ka" uzun okunur]

( Eski. | Öncesini bilir kimse bulunmayan, öncesi bilinmeyen şey. | Başlangıcı olmayan, öteden beri varolan. | Eski zaman. İLE Ayak basan, varan/ulaşan. )

- KADÎM SANAT değil KADÎM KÜLTÜRLERİN SANATI

( Tiyatro[< değişim] )

- KADÎM ve/<> KABUL

- KADİM ile KADİMİ ile KADİM DOST

- KADÎM-İ ZÂTÎ ile/ve KADÎM-İ ZAMANÎ

- KADIN DOĞUM değil KADIN, DOĞUM

- KADIN DOKTOR ile/ve/değil/||/<> KADIN DOKTORU

- KADIN ile/değil KADINLIK/KADINLAR

( MER'A ile/değil NİSÂ )

- KADIN ile KARI

( HÜRRE: Cariye(eme) ya da esir olmayan kadın. )

- KADIN ile/ve/||/<>/> MÜCEVHER ile/ve/||/<>/> ERKEK ile/ve/||/<>/> KADIN

( Birbirini tüketen döngü. )

- KADIN-IN ... ile KÂDI'NIN ...


- KADINLAŞMAK ile KADINLAŞTIRMAK ile KADI/LIK ile KADIN/LIK ile KADINCA ile KADINLI/LIK ile KADINSAL/LIK ile KADINSIZ/LIK ile KADIN AVCISI ile KADIN BAŞINA ile KADIN KADINA ile KADIN BERBERİ ile KADIN TERZİSİ ile KADIN HAREKETİ ile KADIN KADINCIK ile KADIN TİCARETİ ile KADINLAR HAMAMI ile KADINLI ERKEKLİ ile KADIN HASTALIKLARI

- KADINSI ile KADINLIK ile FEMİNİZM ile KADINLAŞTIRMAK

- KADINSILAŞMAK ile KADINSI/LIK

- KADİR GECESİ ile/ve/değil/<> KADİR-KIYMET BİLDİĞİN GECE

- KADÎR[Ar. < KUDRET] ile KADİR["ka" uzun okunur] ile KADR[Ar.]

( Tükenmez kudret sahibi olan Allah.[Allah'ın adlarından] İLE Güçlü, kuvvetli, kudretli, kudret sahibi. | Allah. İLE Değer, itibar. | Onur, şeref, haysiyet, meziyet. | Derece, rütbe. | Yıldızları, parlaklık derecelerine göre birbirinden ayırdetmek için yapılan sınıflandırmada her dereceden biri.[Birinci kadirden(en parlak) altıncı kadire kadar olan yıldızlar gözle görülebilir; teleskobun kuvveti arttıkça daha küçük kadirdeki yıldızları görmek olanaklıdır.][Güneşin parlaklığı sıfırıncı kadirdendir.] )

- KADİR ile KADİRİ/LİK ile KADİRLİ ile KADİR GECESİ

- KADÎR[Ar.] ile KAVÎ[Ar.]

- KADIRGA ile KADIRGA BALIĞI

- KADIRGA ile/ve/<> KALYON

( Hem yelken, hem de kürekle yol alan, özellikle Akdeniz'de kullanılmış bir savaş gemisi. İLE/VE/<> Yelkenle ve kürekle yol alan savaş gemilerinin en büyüğü olan yelkenli gemi. )

- KADÎRUN 'ALEYHİ[Ar.] ile KADÎRUN 'ALÂ Fİ'LİHÎ[Ar.]


- KADIZÂDE MEHMET EFENDİ ile/değil KADIZÂDE AHMET EFENDİ

- KADMIUMZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM GÖZESİ/HÜCRESİ

- CADMIUM CUTOFF ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE COUPURE DU CADMIUM[Fr.] / KADMIUM-ABSCHALTENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM KESME ENERJİSİ

- CHLORURE DE CADMIUM[Fr.] / KADAVERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM KLORÜR

- CADMIUM RATIO[İng.] / KADMIUMVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM ORANI

- KADMİYUM ile KADMİYUMLU

- KADR ile/ve KADER/KADAR ile/ve KADER

( Parlaklık. İLE/VE Ölçü. | Ölçüsünde, derecesinde. | Büyüklüğünde, genişliğinde. | Dek. | Gibi. | Denli. | Süre belirten bir söz. | Miktarda, derecede. | Bir sayıdan sonra geldiğinde, kesinlikle belirli olmayan bir niceliği belirten söz. İLE/VE Özgürlük. )

- KADRAN ile KADRANLI

- KADRAN[Fr. < CADRAN] ile/ve/||/<> KADRAJ[Fr. < CADRAGE]

( Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam ya da başka işaretler bulunan düzlem. | Ölçek. İLE/VE/||/<> Sinema ve fotoğrafçılıkta, görüntüyü, çerçeve içine alma. )

- KADRO[İt. QUADRO] ile KADRO[İt. QUADRO]

( Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim ya da yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi. | Bir işte görev alan kişi ya da kişiler, ekip. | Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge. | Bu çizelgedeki yer. İLE Bisiklet ve motosiklette, iskeleti oluşturan metal bölüm. )

- KADROLAŞMAK ile KADROLANDIRMAK ile KADROLAŞTIRMAK ile KADRO ile KADROCU/LUK ile KADROLU/LUK ile KADROSUZ/LUK

- KAF[Ar.] ile KÂF[Ar., Fars.] ile Kaf[Ar.] ile KÂF[Ar.]

( Osmanlı abecesinin yirmidördüncü harfidir.[ebced hesabında 100 sayısının karşılığıdır.] İLE kef harfinin başka bir okunuşu. İLE Masallarda, zümrüd-i anka kuşunun yaşadığı söylenilegelen dağ. | [Doğu budunları/kavimleri kozmolojisinde] Arz'ın etrafını çepeçevre kuşatan dağın adı. İLE Yaran/yarıcı. )

- KAFA ile BAŞ AĞRISI ile BAŞ VE AĞIZ ile BAŞ UŞAK ile BAŞ AŞÇI ile BAŞÖRTÜSÜ ile BAŞ DAMAT ile BAŞ YARGIÇ ile BAŞ METRESİ ile RAHİM BAŞI ile KAFA PARÇASI ile KAFA PİMİ ile MERKEZ ile KAFA DESTEĞİ ile KAFA TIRAŞI ile KAFA DURAK ile KAFA TAŞI ile KAFA YOLU ile KAFA YELİ/RÜZGÂRI ile KAFA İŞİ

- KAFA ile KAFACA ile KAFALI/LIK ile KAFASIZ/LIK ile KAFALICA ile KAFA SESİ ile KAFASIZCA ile KAFA DENGİ ile KAFA İŞÇİSİ ile KAFA KAĞIDI ile KAFA KOÇANI ile KAFA ÇIKIŞI

- KAFADAN ile KAFADAN KONTAK/LIK ile KAFADAN BACAKLILAR ile KAFADAN GAYRİMÜSELLAH

- KAFANIN BASMAMASI ile/ve/||/<>/< KAPASİTE(Sİ)NİN YETMEMESİ

- KAFANIN ÇALIŞMASI ile/ve/değil/+/||/<>/> KAFANIN ÇALIŞTIRILMASI

( Zekâ. İLE/VE/DEĞİL/+/||/<>/> Akıl. )

- KAFASI BOŞ/LUK ile KAFASI İYİ ile KAFASI KÜFLÜ ile KAFASI KIYAK ile KAFASI KONTAK ile KAFASI TEMBEL ile KAFASI ÇATLAK ile KAFASI BULUTLU ile KAFASI DUMANLI ile KAFASI ÖRÜMCEKLİ

- KAFASI KARIŞMAK ile KAFASI KARIŞMIŞ ile KAFA KARIŞTIRICI ile BİLİNÇ BULANIKLIĞI, KONFÜZYON

- KAFASINI KESMEK ile KAFASI KESİLMİŞ ile KAFA KESMEK


- KAFATASI/OMURGA YARALANMALARINDA:
SAÇLI DERİDE
ile/ve/||/<> KAFATASI/BEYİN ile/ve/||/<> YÜZ ile/ve/||/<> OMURGA

( Saç derisi kafatası yüzeyi üzerinde kolaylıkla yer değiştirebilir ve herhangi bir darbe sonucu kolayca ayrılabilir. Bu durumda çok fazla miktarda kanama olur, bu nedenle öncelikle kanamanın durdurulması gereklidir. İLE/VE/||/<> Kafatası kırıklarında beyin zedelenmesi, kemiğin kırılmasından daha önemlidir. Bu nedenle, beyin hasarı bulguları değerlendirilmelidir. İLE/VE/||/<> Ağız ve burun yaralanmalarında solunum ciddi biçimde etkilenebilir ve duyu organları zarar görebilir. Bir yüz yaralanması sonucunda burun, çene kemiği kemiklerinde yaralanma görülebilir. İLE/VE/||/<> En çok zarar gören bölge bel ve boyun bölgesidir ve çok ağrılıdır. Kazalarda en çok boyun etkilenir. )
( [Kafatası ve omurga yaralanmalarının nedenlerinde]
- Yüksek bir yerden düşmek.
- Baş ve gövde yaralanması.
- Otomobil ya da motosiklet kazaları.
- Spor ve iş kazaları.
- Yıkıntı altında kalmak. )
( [Kafatası ve omurga yaralanmalarında belirtiler]
- Bilinç düzeyinde değişmeler, bellek değişiklikleri ya da bellek kaybı.
- Başta, boyunda ve sırtta ağrı.
- Elde ve parmaklarda karıncalanma ya da duyu kaybı.
- Gövdenin herhangi bir yerinde, tam ya da kısmî hareket kaybı.
- Baş ya da bel kemiğinde biçim bozukluğu.
- Burun ve kulaktan, beyin omurilik sıvısı ve kan gelmesi.
- Baş, boyun ve sırtta dış kanama.
- Sarsıntı.
- Denge kaybı.
- Kulak ve göz çevresinde morluk. )
( [Kafatası ve omurga yaralanmalarında ilkyardım]
- Bilinç kontrolü yapılır,yaşam bulguları değerlendirilir.
- Hemen tıbbî yardım istenir[112].
- Bilinci açıksa hareket etmemesi sağlanır.
- Tehlike söz konusu ise düz pozisyonda sürüklenir.
- Baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalıdır.
- Sarsıntıya maruz kalmaması gerekir.
- Bilgiler kaydedilmeli ve gelen ekibe bildirilmelidir.
- Asla yalnız bırakılmamalıdır. )

- KAFATASI ile KAFATASÇI/LIK

- KAFATASI = SCULL, CRANIUM[İng.] = LE CRÂNE[Fr.] = SCHÄDEL[Alm.] = TESCHIO[İt.] = CRANEO[İsp.] = CALVA[Lat.] = TO KRANION[Yun.] = CUMCUME(T)[Ar.] = KÂSEH-İ SER[Fars.] = SCHEDEL[Felm.]

- KAFATASININ DIŞ ZARI ile KALP DIŞ ZARI

- KAFAYLA İLGİLİ ile KAFADANBACAKLI ile SEFALOTORAKS

- KAFEİN ile KAFEİNLİ ile KAFEİNSİZ

- KAFESİN İÇİNDEN ÇIKMAK değil KAFESİ, İÇİNDEN ÇIKARMAK

- KAFESLEMEK ile KAFE ile KAFES ile KAFESLİ ile KAFESÇİ/LİK ile KAFES TELİ

- KAFESLİ ile KAFES İŞİ

- KAFFIR[İng.] / CAFRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KAFFİR


- KÂFİL[Ar. < KEFÂLET] ile KÂFİR[Ar. < KÜFR, KÜFRÂN(:
örten, setr eden) | çoğ. KÂFİRÛN, KEFERE, KÜFFÂR]
ile KAFR[Ar. çoğ. KUFÂR]

( Üstüne alan, kefâlet eden. | Ödeyen, kefil olan. İLE Hakk'ı tanımayan/bilmeyen. | Allah'ın varlığına ve birliğine inanmayan. | Küfreden/küfredici. | İyilik bilmeyen, nankör. | [mecaz] Zeki, becerikli, kurnaz, yaman, cana yakın, sevimli. İLE Susuz, otsuz, ıssız çöl. )

- KÂFİR ile KÂFİR

( GURBETTE OLDUĞUNU BİLMEYEN | KARA )

- KAFIRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KAFİRİN

- KAFİRLEŞMEK ile KAFİ ile KAFİR/LİK

- KAFİYE ile KAFİYELİ ile KAFİYESİZ/LİK

- KAFKASYA ile KAFKASYA ile KAFKAS

- KAFTAN ile KAFTANCI/LIK

- CAMPHOR[İng.] / CAMPHRE[Fr.] / KAMPFER[Alm.] ile/değil/yerine/= KAFUR

- KAFUR ile KAFUR AĞACI

- KAFUR ile KAFURAT ile KÂFUR


- KÂĞIDIMIZ KIRIK, KALEMİMİZ ..." değil KÂĞIDIMIZ, KIRIK KALEMİMİZ ...

- KÂĞIT BALIĞI ile/||/<> KAYIŞ BALIĞI

( ... İLE/||/<> Kâğıt balığıgillerden, Kuzey Avrupa denizleriyle Akdeniz'in derinliklerinde yaşayan kemikli bir balık. )

- KAĞIT" değil KÂĞIT

- KAĞITLAMAK ile KAĞITLANMAK ile KAĞIT/LIK ile KAĞITLI ile KAĞITÇI/LIK ile KAĞIT DUTU ile KAĞIT PARA ile KAĞIT AĞACI ile KAĞIT OYUNU ile KAĞIT TORBA ile KAĞIT BALIĞI ile KAĞIT KEBABI ile KAĞIT HELVACI ile KAĞIT HELVASI ile KAĞIT BALIĞIGİLLER

- KAĞIZ[Azr.] = KÂĞIT[Tr.]

- KAĞNI ile KAĞNI MAZISI ile KAĞNI ARABASI

- KAĞŞAMAK ile KAĞŞAK

- KÂH[Fars.] ile KÂH[Fars.]

( Saman, saman çöpü. İLE Köşk, kasr | Yüksek bina. | Bir göz/tek oda. )

- KÂHİL[Ar. < KÜHÛLET | çoğ. KEVÂHİL] ile KAHİR[Ar. < KAHR]["ka" uzun okunur] ile KAHR[Ar.]

( Olgun, orta yaşlı, erişkin, kühûlet sahibi, 30 - 50 yaş arasında bulunan. | Hareketi ağır, çabasız, tembel, durgun, râkid. İLE Zorlayan, kahreden. | Üstün gelen, ezen/ezici. | Yok eden, ortadan kaldıran. İLE Zorlama, zorla bir iş gördürme. | Batırma, ezme, üstün gelerek mahvetme. | Çok üzüntü duyma, çok kederlenme. )

- KAHİR ile KAHİR EKSERİYET


- KAHİRE ile KAHİRE

( Mars gezegeninin Arapça'sı. İLE Mısır'ın başkenti. )

- KAHIRLANMAK ile KAHIR ile KAHIRLI

- KAHKAHA ile KAHKAHA TUFANI ile KAHKAHA ÇİÇEĞİ ile KAHKAHA FIRTINASI

- KAHPELENMEK ile KAHPELEŞMEK ile KAHPE/LİK ile KAHPECE ile KAHPE FELEK

- KAHRAMAN ile KAHRAMANCA ile KAHRAMANLIK AYETİ ile KAHRAMANCA ile KAHRAMANLIK

- KAHRAMANLAŞMAK ile KAHRAMANLAŞTIRMAK ile KAHRAMAN/LIK ile KAHRAMANCA

- KAHRAMANMARAŞ ile KAHRAMANMARAŞLI/LIK

- [ne yazık ki]
"KAHRETMEK"
ve/||/<>/> KAYBETMEK

- KAHROLMAK ile KAHROLABİLMEK

- KAHVALTI/LIK ile KAHVALTICI


- KAHVE ile/ve/||/<>/> KAHPE/KAHBE

- KAHVERENGİ ile BROWN ÜNİVERSİTESİ ile KAHVERENGİ PAS ile ESMER ŞEKER

- KAHWEOL[İng.] ile/değil/yerine/= KAHWEOL

- KAİD["ka" uzun okunur] ile KAİD[Ar. < KUÛD]["ka" uzun okunur]

( Yedeğine alan, yedekte çeken. | Komutan/kumandan. İLE Oturucu/oturan/oturmuş. )

- KAİDE ile KAİDECİ/LİK ile KAİDELİ ile KAİDESİZ/LİK

- KÂİL[Ar. < KAVL]["KA" UZUN OKUNUR] ile/ve/değil/||/<>/< KÂL[Ar.]

( Söyleyen, diyen. | İnanmış, boyun eğmiş, aklı yatmış, râzı olmuş. @@ Söz, lâf. )

- KÂİL[Ar. < KAVL]["ka" uzun okunur] ile KAÎR[Ar.]

( Söyleyen, diyen. | İnanmış, boyun eğmiş, aklı yatmış, râzı olmuş. İLE Daha/pek/çok derin. )

- KAİM/LİK ile KAİME/LİK

- KÂİN ile KÂHİN

( Bulunan, var olan. İLE Doğaüstü yollardan gizli, bilinmeyen şeyleri, geleceği bilme iddiasında bulunan kişi. | Yahudilerin din reisi. )

- KÂİNAT ve/<> KANAAT


- KAINITE[İng.] / KAINITE[Fr.] / KADMIUMCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KAİNİT

- KAIRINE[İng.] ile/değil/yerine/= KAİRİN

- KAIROLINE[İng.] ile/değil/yerine/= KAİROLİN

- KAİSER ile KAİSERİN

- KAISERLING SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= KAİSERLİNG ÇÖZELTİSİ

- KAINIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KAİSERLİNG ÖLZEİTİ

- KAK ile KAK

( Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu. İLE Zayıf ve kuru olan kişi. )

- KAKA O ile/değil KAKAO

- KAKAFONİ[Fr.]/TENÂFÜR[Ar.] değil/yerine/= KAKIŞMA, DÜRTÜŞME, İTİŞME

- KAKALAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "KAFALAMAK"


- KAKAO ile KAKAOLU ile KAKAOLU KEK

- KAKAVAN/LIK ile KAKAVANCA

- KAKIM ile KAKIMA

- KAKIMAK ile KAKALAMAK ile KAKALANMAK ile KAK ile KAKA

- KAKIRCA ile KAKIR KAKIR

- KAKIRDAMAK ile KAKIRDAK ile KAKIRDAK POĞAÇASI

- KAKIŞMAK ile KAKIŞTIRMAK ile KAKIŞ

- KAKMAK ile KAKMACI/LIK ile KAKMALI ile KAKMA AŞI

- CACODYL[İng.] / CACODYL[Fr.] / KAISERLING LÖSUNG, KAKODYL[Alm.] ile/değil/yerine/= KAKODİL

- KAKOXENE[İng.] ile/değil/yerine/= KAKOKSEN


- KAKÜL ile KAKÜLLÜ

- KAKULE ile KAKULELİ

- KAL GELMESİ değil/yerine/>< KALK GELMESİ

- KÂL[Ar.]["ka" uzun okunur] ile KÂİL'[Ar.] ile KAL'[Ar.] ile KAL

( Söz, lâf. @@ Söyleyen, diyen. | İnanmış, boyun eğmiş, aklı yatmış, râzı olmuş. @@ Koparma/koparılma, sökme/sökülme, yerinden çıkarma/çıkarılma, temelinden çekip atma. @@ Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi. )

- KAL ile KÂL[Ar.]

( Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi. İLE Söz. )

- KALA ile KALA[>< GEÇE]

( Zaman. )

- KÂLÂ[Fars.] ile KÂLE[Fars.] ile KAL'A[Ar. çoğ. KILÂ'][Fars.]

( Kumaş. | Anamal, sermaye. | Ev eşyası. İLE Kumaş. | Kelek, ham kavun. İLE Kale, hisar. | Bir şeyin aslının, temelinin, güvenliğinin sürdürüldüğü nesne.[O eser, ilmin kal'asıdır.] )
( SUIDAS[Σοῦδα]/SOUDA(SUDA):

10. yüzyılda Bizans'ta yazılmış Antik Akdeniz dünyası ile ilgili bilgi veren dev ansiklopedidir. 30.000 tanım içerip, ansiklopedik sözlük biçiminde yazılmıştır; pek çok eskiz kaybolmasına rağmen kimi kısımlar Ortaçağ Hristiyan derleyicileri tarafından muhafaza edilmiştir. Suda isminin kökeninin muhtemelen[1] Bizans Yunancasında "kale", "hisar" manasına gelen souda kelimesinden geldiği düşünülmektedir. )

- KALABALIK ile KÜÇÜK BİR YERE YIĞILMAK ile KALABALIK ile KALABALIKLIK

- KALABALIKLAŞTIKÇA:
"AKILLANAN/LAR"
ne yazık ki APTALLAŞAN/LAR

( Hayvanlar. İLE/NE YAZIK Kİ Kişiler. )

- KALABİLMEK ile KALABALIKLAŞMAK ile KALABALIKLAŞTIRMAK ile KALABA/LIK ile KALABALIKÇA ile KALABALIKLIK ile KALABALIK AĞIZLI


- KALADANA[Alm.] ile/değil/yerine/= KALADANA

- KALAFAT ile KALAFATÇI ile KALAFATLAMA

- KALAFATLAMAK ile KALAFATLANMAK ile KALAFAT ile KALAFATLI ile KALAFATÇI/LIK ile KALAFATSIZ ile KALAFAT YERİ ile KALAFATÇILAR ile KALAFAT KALEMİ

- KALAK ile KALAK

( Gelin tâcı. İLE Tezek yığını. )

- KALAMATA ile KALAMATA ZEYTİNİ

- KALAMIA[İng.] ile/değil/yerine/= KALAMİA

- KALAMİN[Fr. < CALAMINE] ile KALAMİT[Fr. < CALAMITE]

( Doğada az bulunan, güç işlenen, hidratlı çinko silikat. | Havada, yüksek ısıda işlenen metal parçaların yüzeyinde oluşan oksit katmanı. İLE Piroksenlere yakın siyah, esmer, yeşil renkli bir silikat grubu. )

- KALAN SAĞLAR ile/ve/||/<> KALAN SAHALAR
(BİZİMDİR)

- KALAN ile KALANLI BÖLME

- KALANDIR ile KALANDIRCI ile KALANDIR MAKİNESİ


- KALANTOR/LUK ile KALANTORCA

- KALATE[İng.] ile/değil/yerine/= KALAT

- KALAY ile/ve/||/<>/> KALAYLAMA

( Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir öğe. [simgesi Sn] | Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası. | Aldatıcı görünüş. | Sövme, küfür. İLE Oksitlenmeden korumak için bir metal parçasını ya da kabı kalay tabakası ile kaplamak. | Eksiklikleri, kusurları görünüşte gizlemeye çalışmak. | Sövmek. )

- KALAYLAMAK ile KALAYLANMAK ile KALAYLATMAK ile KALAY ile KALAYCI/LIK ile KALAYLI ile KALAYSIZ

- KALB ile KALB ile KALB[çoğ. KULÛB]

- İYİ DÜŞÜN!:
KALBİ
ve/||/<>/>/< KAPIYI ve/||/<>/>/< SON SÖZÜNÜ

( Kırmak yerine. VE/||/<>/>/< Çarpmak yerine. VE/||/<>/>/< Söylemeden önce. )

- KALB-İ SELÎM ile KALB-İ SAKİM

( Temiz gönül. İLE Temiz olmayan gönül. )
( Ne mal istenir, ne ilim
Kalb-i Selîm istenir! )

- KALBİ ile KALBİ KIRIK/LIK ile KALBİ TEMİZ