| KA... - KU... ile başlayan FaRkLaR... |

- KABAN[Erm.] ile KABAN[Fr. < CABAN]

( Dik yokuş. | Tepe. İLE Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi. )

- KABARA ile/||/<> KABARA

( İri başı değişik gereçlerle kaplı olan madensel çivi Deri döşemelerde çivi başlarını örtmek ve güzel görüntü sağlamak amacı ile kullanılır Süsleme Yan yana iki kemerin eğrileri arasına süs olarak konulan taştan ya da madenden yuvarlak örge Ayakkabı tabanının eskimesini önlemek amacıyla bu kısma çakılan iri başlı özel çivi Maraş )

- KABARA ile KABARALI

- KABARCIK ile KABARCIKLI ile KABARCIKLI DÜZEÇ

- KABARCIK ile KABARMIŞ ile KABARCIKLI

- KABARE ile KABARECİ/LİK ile KABARE TİYATROSU

- KABARIK/LIK ile KABARIK DENİZ

- KABARTI ile KABARTMA

( Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer. İLE Kabartma işi. | Bir biçimin ya da bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. | Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan yapıt, rölyef. | Kabartılarak yapılan. )

- KABARTMA TOZU ile/||/<> KABARTICI

- KABARTMA ile KABARTMA


- KABARTMA ile/||/<> KABARTMA

( Mimarlık Kil alçı taş vb işlenebilir gereçleri alçaklı yüksekli yüzeyler halinde biçimlendirerek yapılmış eser 1 mimari Düz yüzeyler üzerinde kabartılar oluşturarak yapılan bir süsleme türü 2 fotoğrafçılık Mastar sıkacağıyla kimi fotoğraflara verilen az kabarıklık Kılları alınan derinin bırakıldığı çukur Bor Niğde Heykel Heykel sanatında yüzeyden dışarı çıkıntısı az olan kabartma a kabartma yüksek kabartma )

- KABARTMA ile KABARTMALI ile KABARTMA TOZU

- KABARTMAK ile KABARTABİLMEK ile KABARTIVERMEK ile KABARTI ile KABARTICI ile KABARTILI

- KABBALAH:
KABIN İLMİ
ile/ve/<> KABUL İLMİ

- KABBAN[Ar. < ḲABBĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> KAPAN

( Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar Un tahıl yağ vb malların satıldığı devlet kontrolündeki pazar yeri )

- KÂBE ve/<> KALP

- Kâbil[aslı KÂBÜL] ile Kabîl["ka" uzun okunur] ile KABÎL[Ar. < KABL] ile KABİL[Ar. < KABUL]["ka" uzun okunur]

( Afganistan'ın başkenti. İLE Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Hâbîl'i öldürmüştür. İLE Sınıf, tür/nev. | Türlü, gibi. | Az/biraz önce. İLE Kabul eden/edici. | Olan/olabilir. )

- KABİL[Ar. < ḲABĪL] ile/değil/yerine/=/||/<> KABÎL

( bu kabîl Türlü gibi benzer Tür cins )

- KABİL ile KABİLE

- KÂBİL ve KABUL


- KABÎLE[Ar. çoğ. KABÂİL] ile KABİLE["ka" uzun okunur]

( Boy. İLE Hanım ebe. )

- KABİLİYET ile KABİLİYETLİ/LİK ile KABİLİYETSİZ/LİK

- KABİN[Fr. < CABINE] ile KABİNE[Fr. < CABINET]["KABİ:NE" değil KABİNE]

( Küçük, özel bölme. | Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde, küçük bölme. | Uçakta, yolcuların oturduğu bölüm. | Plajda, soyunma yeri. İLE Bakanlar Kurulu, hükûmet. | Hekim muayenehanesi. | Bölüm/kabin. | Tuvalet/helâ. )

- KABİN ile KABİNE ile KABİN AMİRİ

- KABİNE ile KABİLE

( Yönetke. İLE Boy. )

- KABİNE ile KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ ile MARANGOZ ile MARANGOZLUK

- KABİR ile KABİR AZABI ile KABİR SUALİ

- KÂBİR[Ar.] ile KABİR/KABR[Ar. çoğ. KUBÛR] ile KABL[Ar.]

( Büyük, ulu. İLE Gömüt, sin, mezar/lık, kabristan[Fars.]. İLE Ön, önce, öndeki, evvel/evvelki. )

- KABIZ[Ar. < KABZ]["ka" uzun okunur] ile KABIZA["ka" uzun okunur] ile KABZ[Ar.] ile KABZA[Ar.]

( Alan, tutan, kabzeden. | Peklik/kabızlık veren. | [anatomide] Sıkan, çeken. [KABZ >< BAST] İLE [anatomide] Büken.[: Oynak kemikler arasındaki açıları daraltan kasların genel adı.] İLE El ile tutma. | Avuç içine alma, kavrama. | Azrâil tarafından ruh teslim alınma, ölme. | Peklik, amelsizlik, kabız. İLE Tutacak/tutamak yeri, sap. )

- KABIZ ile/||/<> KABIZLIK


- KABIZLIK ile KABIZLIK ile ANAYASA ile ANAYASALAR

- KABLO ile KABLOCU/LUK ile KABLOLU ile KABLOSUZ ile KABLO GEMİSİ ile KABLOLU YAYIN

- KABOTAJ ile/||/<> KABOTAJ[Fr. < CABOTAGE]

( 1 Bir ülkenin limanları arasında kendi deniz araçlarının işlemesi küçük kabotaj 2 Deniz araçlarının o ülke limanları ile dış limanlar arasında işlemesi büyük kabotaj 1 Yakın yerler arasında vapur işletme 2 Bir malı yabancı bir ülkeden geçirerek hangi yol ile olursa olsun bir ülkenin bir noktasından bir diğerine gönderme 3 Bir devletin kendi kıyılarında kendi yurttaşlarına özellikle kendi bayrağını taşıyan gemilere tanıdığı tecim ayrıcalığı Bir ülkenin limanları arasında yük ve yolcu taşıma hakkına ilişkin resmi düzenlemeler )

- KABOTAJ ile KABOTAJ HAKKI ile KABOTAJ GEMİSİ ile KABOTAJ BAYRAMI

- KABUĞUNA ÇEKİLMEK ile/değil/yerine/>< KABUĞUNU KIRMAK

- KABUK BİLİMİ ile/||/<> KABUK BÖCEKLERİ ile/||/<> KABUK DEĞİŞTİRME ile/||/<> KABUK YÖNETİM ile/||/<> BEYİN KABUĞU ile/||/<> BÖCEKKABUĞU ile/||/<> DENİZ KABUĞU ile/||/<> FINDIKKABUĞU ile/||/<> LİMON KABUĞU ile/||/<> MEYVE KABUĞU ile/||/<> YER KABUĞU

( Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm kışır Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü Bir sıvı ya da gazı dıştan saran sert katman Deri üzerinde bir yaranın ya da sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm Bir hayvanı dıştan örten kitinli kalkerli silisli kemiksi ya da boynuzsu örtü kavkı )

- KABUK ile KABUKLANMA ile KABUK

- KABUK ile/ve/||/<>/> KABUKLU

( Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır/kışr. | Ekmeğin, pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. | Bir sıvı ya da gazı dıştan saran, sert katman. | Deri üzerinde bir yaranın ya da sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. | Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi ya da boynuzsu örtü, kavkı. İLE/VE/||/<>/> Kabuğu olan. )

- KABUK ile KABUKSAL

- KABUK ile/||/<> KAVKI


- KABUKLANMAK ile KABUKLAŞMAK ile KABUK ile KABUKLU ile KABUKSUZ ile KABUKLULAR ile KABUKLU BİT ile KABUK BİLİMİ ile KABUK KAHVESİ ile KABUK YÖNETİM ile KABUK BÖCEKLERİ ile KABUK DEĞİŞTİRME

- KABUKLULAR:
İSTİRİDYE(SELCE[Ar.], SADEF[Fars.], OYSTER[İng.], OSTREA EDULIS[Lat.])
ile MİDYE/BELEHU'L-BAHR[Ar.]/MUSSEL[İng.] ile SHELL ile KTENIA ile LANGUST(İN)[Lat. PALINURUS VULGARIS] ile KARAVİDES(/KEREVİT) ile KRILL ile PAVURYA ile KARİDES[Yun.](SHRIMP) ile KREOPEK

( MISRÂ': İstiridye gibi deniz kabuklularından kabuklarının her biri. )
( İstiridyeler, doğal ortamlarında 80 yıla kadar yaşayabilirler. )
( İstiridyelerin bir inciyi tamamlamaları 15 - 20 yıllarını alır. [1 ton istiridyeden ancak 3 inci çıkar. Mükemmel küre biçiminde olma olasılıkları ise milyonda birdir.] )
( İstiridye )

- KABUKSU | KABUĞUMSU ile/||/<> KABUL TÖRENİ | KABUL RESMİ

- KABUL EDİLEBİLİRLİK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile GİRİŞ ÜCRETİ

- KABUL EDİLMEK ve/> KAYBOLMAK

- KABUL ETMEK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile KABUL TESTİ ile KABUL EDEN ile KABUL ile KABUL EDİLDİ ile KABUL EDEN ile KABUL ETMEK ile AKSEPTÖR

- KABUL ETMEK ile KATILIYORUM ile HOŞ ile KATILIYORUM ile ANLAŞMA ile ANLAŞMA MEKTUBU

- KABUL ETMEK ile/ve KATLANMAK

- KABUL ETME(ME)K ile KATILMA(MA)K

- KABUL YAZISI | AKSEPTANS ile/||/<> AKSEPTANS ile/||/<> KABUL

( kabul Ödeğin taşıyanınca ilgilisine gösterilmesinde parasını önelinde ödemeği kabullendiğini ödek üstüne bir yazı yazmak suretiyle yapılan yüklenim 1 Bir poliçenin adına çekilen kişi tarafından imzalanarak borcun ödeneceğinin onaylanması 2 Bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye kabul edilmiştir şerhini koyması )

- KABUL[Ar. < ḲABŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> KABUL

( kabul günü kabul kredisi kabul odası kabul resmi kabul salonu kabul töreni kabul yeri hüsnükabul kayıt kabul ön kabul resmikabul Bir şeye isteyerek ya da istemeyerek razı olma Konukları ya da işi olanları yanına katına alma Sunulan bir şeyi armağanı alma Bir öneriyi uygun bulma Bir yere alınma akseptans )

- KABUL ile/||/<> KABUL[Ar. < KABŪL]

( Ödeğin taşıyanınca ilgilisine gösterilmesinde parasını önelinde ödemeği kabullendiğini ödek üstüne bir yazı yazmak suretiyle yapılan yüklenim 1 Bir poliçenin adına çekilen kişi tarafından imzalanarak borcun ödeneceğinin onaylanması 2 Bir bankanın kendi üzerine çekilen poliçeye kabul edilmiştir şerhini koyması )

- KABUL ile/ve/<> KALIB KABUL ile/ve/<> KALIP

- KABULLENMEK ile KABULLENDİRMEK ile KABULLENEBİLMEK ile KABUL ile KABUL GÜNÜ ile KABUL YERİ ile KABUL ODASI ile KABUL RESMİ ile KABUL SALONU ile KABUL TÖRENİ ile KABUL KREDİSİ

- KABULLEN(ME)MEK ile "KATLAN(MA)MAK"

- KABUL/Ü ile/değil KÂBİL/İ

- KABURGA[MOĞOLCA] ile/değil/yerine/=/||/<> KABURGA

( Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes eğe I Gemilerde dış kaplamanın dayandığı iskelet )

- KABURGA ile KABURGALI ile KABURGASIZ

- KABUS[Ar. < KĀBŪS] ile/değil/yerine/=/||/<> KÂBUS

( karabasan Acı sıkıntı korku veren olay )

- KABUS ile KABUSLU ile KABUSSUZ


- KÂBUS[Ar.] ile/değil/yerine/= KARADÜŞ/KARABASAN

( Sıkıntılı ve korkulu düş. | Birinin, içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı durum. | Acı, sıkıntı, korku veren olay. )

- KÂBUS ile/||/<> NIGHTMARE[İng.] ile/||/<> KARABASAN

( Korkunç olayları ve bu yüzden güçlü gerilim ve bunalımları kapsayan düş )

- KABZ ile KABZ

( AVUÇ İÇİNE ALMA, EL İLE TUTMA, KAVRAMA | GÖNLE GELEN SIKINTI | HAK VÂRİDÂTINDAN KESİLEN ile AZRAİL TARAFINDAN RUH TESLİM ALINMA, ÖLME )

- KABZA[Ar. < ḲABŻA] ile/değil/yerine/=/||/<> KABZA

( yay kabzası Silah kılıç vb şeylerde tutulacak yer balçak tutak sap )

- KABZIMAL | SEBZE MEYVE TOPTANCISI ile/||/<> KABZIMALLIK | SEBZE MEYVE TOPTANCILIĞI

- KABZMAL[Ar. < ḲABŻ + MĀL] ile/değil/yerine/=/||/<> KABZIMAL

( Meyve ve sebze üreticileri ile satıcılar arasında aracılık eden kimse sebze meyve toptancısı )

- KAÇ KAÇ ile/||/<> KAÇAKAÇ ile/||/<> KAÇA KAÇ ile/||/<> KAÇIN KURASI

( Herhangi bir şeyin niceliğini sormak için kullanılan soru sıfatı Soru ifade etmeyen cümlelerde kullanıldığında birçok anlamında kullanılan bir söz )

- KAÇ TANESİYLE değil KAÇIYLA

- KAÇAK ile/||/<> KAÇAK

( Yalıtım yetersizliği gibi nedenlerle bir dizgenden genellikle elektriksel erkenin istenmeyen yönde yitirilmesi )

- KACAK ile KAÇAK

( Mutfak araçları, kap kacak. İLE Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz ya da sıvı. | Gizlice kaçırılmış olan mal ya da nesne. | Bağlı bulunduğu yerden ya da yasadan kaçan, uzaklaşan. | Yasaca yapılması yasak olan ya da yapılması için gerekli izin alınmayan. | Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan ya da bir yerden çıkarılan. | Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice. )

- KAÇAK ile KAÇIK ile KAÇINTI ile KAÇKIN

( Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz ya da sıvı. | Gizlice kaçırılmış olan mal ya da nesne. | Bağlı bulunduğu yerden ya da yasadan kaçan, uzaklaşan. | Yasaca yapılması yasak olan ya da yapılması için gerekli izin alınmayan. | Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan ya da bir yerden çıkarılan. | Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice. İLE İlmeği kaçmış (çorap vb.). | Bir yana kaçmış, kaymış. | Bazı davranışları dengesiz olan, zıvanasız. | Çorabın ilmeği kaçmış yeri. İLE Erken doğan kuzu. | Sızıntı, kaçak. İLE Bir yerden ya da bir işten kaçmış kişi. | Toplumdan uzak duran, toplum içine çıkmak istemeyen kişi. )

- KAÇAK ile KAÇKIN

- KAÇAK ile SÖZLEŞME ile SÖZLEŞMELİ İŞ ile SÖZLEŞMELİ ile KASILABİLİR ile KONTRAKTİLİTE ile MÜTEAHHİTLİK ile SÖZLEŞME TARAFI ile KASILMA ile MÜTEAHHİT ile SÖZLEŞMEYE BAĞLI ile YALANLAMAK ile KENDİSİYLE ÇELİŞMEK ile ÇELİŞKİ ile ÇELİŞKİLİ ile MEKANİZMA ile ZITLIK ile AYKIRI ile AKSİNE ile AKSİNE ile ZITLIK

- KAÇAK/LIK ile KAÇAKÇI/LIK

- KAÇAMAK ile KAÇ ile KAÇA ile KAÇI ile KAÇ KAÇ ile KAÇA KAÇ ile KAÇAMAKLI ile KAÇAMAK YOL

- KAÇAMAK ile KAÇAMAK

( Hoş görülmeyen bir şeyi, ara sıra yapma. | Bir şeyi, belirli etmeden, gizlice yapmaya çalışma. | Bir şeyden kaçınma yolu. | Kaçılacak yer. | Başkalarına belirli etmeden, gizlice yapılan. İLE Mısır unundan yapılan yağlı bir yemek. )

- KAÇAMAK ile/||/<> KAÇAMAK

( Kendisine soru yöneltilen kişinin kaçınması ya da açık bir yanıt bulamadığı için soruyu yanıtsız bırakarak geçiştirmesi durumu Mısır unundan yapılan ekmek Seydali İnönü Eskişehir )

- KAÇAN ile/değil/yerine/>< KAZANAN

( Kazanamaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kaçmaz. )

- KAÇAN/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KALAN/LAR

- KAÇAN/LAR ile/ve/değil/yerine/>< KALAN/LAR


- KAÇIK/LIK ile KAÇIKÇA ile KAÇIK ÖZ

- KAÇILMAZ ile/değil KAÇINILMAZ

- KAÇIMSAMAK ile KAÇIMSAR

- KAÇINILABİLİR ile KAÇINMAK ile KAÇMAK

- KAÇINILMAZ ile KAÇINILMAZ OLARAK

- KAÇINILMAZLIK ile KAÇINILMAZ

- KAÇINILMAZLIK ile/||/<> KAÇINILMAZLIK

( Trajik suç sonucu kahramanın başına gelecek felâketlerin önüne geçilememezlik Bir durum ya da olayın oluşturucu öğelerinin onsuz olamaması )

- KAÇINMA ile KAÇGÖÇ

( ... İLE Dinî bir yaklaşımla, müslüman kadınların, erkeklere görünmemeleri, birarada oturup konuşmaktan kaçınmaları. )

- KAÇINMAK ile KAÇINDIRMAK ile KAÇINABİLMEK ile KAÇINCI ile KAÇIN KURASI

- KAÇINMAK ile ÖNLENEBİLİR ile KAÇINMA ile KAÇINILDI ile KAÇINMAK


- KAÇIRMAK ile KAÇIRILDI ile KAÇIRAN

- KAÇIRMAK ile KAÇIRTMAK ile KAÇIRILMAK ile KAÇIRABİLMEK ile KAÇIRIVERMEK

- KAÇIRMAK ile KAYBETMEK

- KAÇIŞMAK ile KAÇIŞILMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ RAMPASI

- KAÇKAR ile/değil KAŞKAR

- KAÇKARLAR ile/ve/||/<> KALÇARLAR

- KAÇLI ile KAÇLIK

- KAÇMAK" ile/ve/değil/||/<> "KABUĞUNA ÇEKİLMEK"

- KAÇMAK ile/değil/yerine KAÇINMAK

( Tüm canlılarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Hayvanlarda[kısmen] ve insanda. )

- KAÇMAK ile/değil/yerine/=/||/<> KAÇINMAK | GİRMEK

( kaçgöç kapkaç kaykaç merkezkaç verkaç vurkaç karakaçan kulağakaçan kaptıkaçtı papazkaçtı Hızla koşup bir yere saklanmak Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak firar etmek gazlamak Kendini göstermemek rastlaşmamaya çalışmak kaçınmak Gaz sıvı vb şeyler sızmak İpi kopmak girmek Bir yana doğru kaymak Görünmeden gitmek savuşmak sıvışmak Hızlı koşmak Yok olmak Benzemek andırmak Kaçgöçe uymak Kız ya da kadın yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılmak Rengi ağarmak Yarışçı diğerlerinden hızla ayrılıp arayı açmak Futbol ve basketbolda engelleyen adamdan kurtulmak ya da pas alabilmek için boş alana koşmak )

- KAÇMAK ile KAÇMAK

- KAÇMAK ile "KAÇMAK"

( Kendi anlamı. İLE İzin istemek/izin isteyerek/bildirerek ayrılma.(Deyim/argo). )
( Hızla koşup bir yere saklanmak. | Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek. | Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak. | Kaçınmak. | Gaz, sıvı vb. şeylerin sızması. | İpinin kopması. | Girmek. | Bir yana doğru kaymak. | Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak. | Hızlı koşmak. | Yok olmak. | Benzemek, andırmak. | Kaçgöçe uymak. | Kadının, yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılması. | Rengi ağarmak, uçmak. | Yarışçının ötekilerden hızla ayrılıp arayı açması. | Futbol ve basketbolda, engelleyen adamdan kurtulmak ya da pas alabilmek için boş alana koşmak. İLE ... )

- KAÇMAK ile/değil/yerine/>< KALMAK

- KAÇMAK ile TEHLİKEDEN KAÇMAK ile KAÇIŞ MEKANİZMASI ile İLE KAÇMAK ile KAÇIŞ ile KAÇIŞ TEKERLEĞİ ile KAÇIŞ

- KAÇTA DÖNEBİLECEĞİM HAKKINDA HİÇBİR BİLGİM YOK değil KAÇTA DÖNEBİLECEĞİM HAKKINDA HİÇBİR FİKRİM YOK

- KÂD[Ar.] ile KADD[Ar.] ile KÂD[Ar.]

( Mahzûn olma. İLE Boy. İLE Hırs. )

- KADÂ İLEYHİ[Ar.] ile KADÂ BİHÎ[Ar.]

- KADÂ[Ar.] ile KADER[Ar.]

- KADAR ile/||/<> DENLİ ile/||/<> KADARINCA

- KADARSIYLA değil KADARIYLA


- KADASTROLAMAK ile KADASTROLANMAK ile KADASTRO

- KADAVERİK/CADAVERIC[İng.] ile/değil/yerine/= KADAVRA KAYNAKLI

- KADAVRALAŞMAK ile KADAVRA

- KADAYIF ile KADAYIFÇI/LIK

- KADD[Ar.] ile KATT[Ar.]

( Uzunlamasına kesmek. İLE Enine kesmek. )

- KA'DE[Ar.] ile KADEH[Ar. çoğ. AKDÂH]

( Bir kere oturma, oturuş. İLE Bardak, küçük bardak, içki bardağı. | [botanik] Kadeh. )

- KADEH[çoğ. AKDÂH] ile KADEH

( MÜRŞİDİN SÖZLERİ | İÇKİ BARDAĞI ile KALB )

- KADEH[Ar. < ḲADEḤ] ile/değil/yerine/=/||/<> KADEH

( kadeh arkadaşı göz kadehi İçki içmeye yarayan ayaklı bardak cam Bu bardağın alabileceği miktarda olan )

- KADEH ile KADEH ARKADAŞI ile KADEH ARKADAŞLIĞI

- KADEM[Ar.] ile KADEM[Ar.]

( Kıdem, derece. İLE Yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. | Mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.[Hafriyatlarda kullanılırdı] | Ayak. )

- KADEME[Ar. < ḲADEME] ile/değil/yerine/=/||/<> KADEME

( kademe ilerlemesi kademe kademe aşama Motorlu araçların bakım ve onarım işlerinin yapıldığı birim bakımevi )

- KADEMELEMEK ile KADEMELENMEK ile KADEMELENDİRMEK ile KADEM ile KADEME ile KADEMLİ ile KADEMELİ ile KADEMSİZ/LİK ile KADEMESİZ ile KADEME KADEME ile KADEME İLERLEMESİ

- KADEMELİ ile KADEMELİ ÇÜRÜME ile KADEMELİ KAYBOLMA ile GİTGİDE ile KADEMELİ OLMA ile MEZUN OLMAK ile MEZUN ile KADEMELİ VERGİ ile MEZUN

- KADER[Ar. < ḲADER] ile/değil/yerine/=/||/<> KADER

( kader birliği kader çizgisi hasbelkader karınca kaderince yazgı Genellikle kaçınılmaz kötü talih )

- KADER ile KADERCİ/LİK ile KADERSİZ/LİK ile KADER BİRLİĞİ ile KADER ÇİZGİSİ

- KADER ile KADERLER

- KADER ile/ve/||/<> KARMA

( ... ile/ve/||/<> )
( Karma ve Kader kavramlarını, kapsamlı bir biçimde anlamak ve görmek üzere "My name is Earl" dizisini baştan sona izlemenizi öneririz... )

- KADERİYYE[Ar. < ḲADERİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> KADERİYE

( Kader anlayışını inkâr ederek insanların irade ve hareket özgürlüklerinin bulunduğunu ileri süren İslam felsefesi )

- KADÎ/KADI/KAZI[Ar. < KAZÂ | çoğ. KUZÂT]["ka" uzun okunur] ile KADİH[Ar. < KADH]["ka" uzun okunur]

( Yapan, yerine getiren. İLE Kötüleyici, zemmedici. )

- KADİ[Ar. < ḲĀḌĮ] ile/değil/yerine/=/||/<> KADI

( kadıboğan kör kadı köşe kadısı Tanzimat a kadar her türlü davaya Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme boşanma nafaka miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları )

- KADI ile/ve/||/<> KÂTİP

( Yargıç. İLE/VE/||/<> Yazıcı ya da sekreter. )

- KADI ile/||/<> KAZASKER/SADIR

( Osmanlı Devleti'nde, Tanzimat Dönemi'ne kadar her türlü davâya, Tanzimat Dönemi ile Medeni Kanun'un kabulü arasındaki dönemde ise evlenme, boşanma, nafaka davalarına bakan mahkeme başkanı. İLE/||/<> Yargı düzeninde Şeyhülislam'dan sonra gelen en yüksek görevliye verilen san. | İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi. )

- KADİD[Ar. < ḲADĪD] ile/değil/yerine/=/||/<> KADİT

( Çok zayıf Güneşte ya da hafif alevde kurutulmuş et iskelet )

- KADİFELEŞMEK ile KADİFELEŞTİRMEK ile KADİFE/LİK ile KADİFE ELLİ ile KADİFE DEVRİM ile KADİFE ÇİÇEĞİ

- KADIKÖY İSKELE CAMİSİ ile KADIKÖY CAMİSİ / OSMANAĞA CAMİSİ

( Kadıköy (Mustafa III) İskele Camisi. İLE Söğütlüçeşme Caddesi'nde iskele tarafında, çarşı önündedir. )
( 1741'de, Sultan III. Mustafa tarafından. İLE 1713'te, Bâbüssaâde Ağası Osman Ağa tarafından. [1813'te ve 1880'de yangın sonrası onarılmıştır.] )

- KADIKÖY ile KADIKÖY TAŞI

- KADÎM BİLGELİK ile/ve/<> KADÎM GELENEK

( ... İLE/VE/<> Kadîm Gelenek, hiçbir kültürün, milletin ve/ya da egemenliği altında değildir! Evrenseldir ve bu geleneğe ulaşmak, hünerdir. )

- KADÎM[Ar. < KIDEM | çoğ. KUDEMÂ]["ka" uzun okunur] ile KADİM[Ar. < KADEM]["ka" uzun okunur]

( Eski. | Öncesini bilir kimse bulunmayan, öncesi bilinmeyen şey. | Başlangıcı olmayan, öteden beri varolan. | Eski zaman. İLE Ayak basan, varan/ulaşan. )

- KADÎM SANAT değil KADÎM KÜLTÜRLERİN SANATI

( Tiyatro[< değişim] )

- KADÎM ve/<> KABUL


- KADİM[Ar. < ḲADĪM] ile/değil/yerine/=/||/<> KADİM

( kadim dost kârıkadim Kelam ı Kadim Çok eski zamanda var olmuş ya da eskiden beri var olan bayrı )

- KADİM ile KADİMİ ile KADİM DOST

- KADÎM-İ ZÂTÎ ile/ve KADÎM-İ ZAMANÎ

- KADİMİ[Ar. < ḲADĪMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KADİMÎ

( Eskiye ait olan )

- KADIN DOĞUM değil KADIN, DOĞUM

- KADIN DOKTOR ile/ve/değil/||/<> KADIN DOKTORU

- KADIN HASTALIKLARI/JİNEKOLOJİ[Fr. < GYNÉCOLOGIE] ile/||/<> KADIN HASTALIKLARI/NİSAİYE[Ar. < NİSĀʾİYYE]

- KADIN MİLLETİ ile/||/<> KARI KIZ MİLLETİ ile/||/<> KARI MİLLETİ

- KADIN ile/değil KADINLIK/KADINLAR

( MER'A ile/değil NİSÂ )

- KADIN ile KARI

( HÜRRE: Cariye(eme) ya da esir olmayan kadın. )

- KADIN ile/ve/||/<>/> MÜCEVHER ile/ve/||/<>/> ERKEK ile/ve/||/<>/> KADIN

( Birbirini tüketen döngü. )

- KADINANA ile/||/<> KADIN AVCISI ile/||/<> KADIN BAŞINA ile/||/<> KADIN BERBERİ ile/||/<> KADINBUDU ile/||/<> KADINDÜĞMESİ ile/||/<> KADINEFENDİ ile/||/<> KADINEVİ ile/||/<> KADINGÖBEĞİ ile/||/<> KADIN HAREKETİ ile/||/<> KADIN HASTALIKLARI ile/||/<> KADIN KADINA ile/||/<> KADIN KADINCIK ile/||/<> KADIN MİLLETİ ile/||/<> KADINNİNE ile/||/<> KADIN OTU ile/||/<> KADIN TERZİSİ ile/||/<> KADIN TİCARETİ ile/||/<> KADINTUZLUĞU ile/||/<> KADINLAR HAMAMI ile/||/<> KADINLAR MAHFİLİ ile/||/<> KADINLAR MATİNESİ ile/||/<> ANA KADIN ile/||/<> AYŞEKADIN ile/||/<> BALKADIN ile/||/<> BAŞKADIN ile/||/<> BOHÇACI KADIN ile/||/<> KÖTÜ KADIN ile/||/<> MALKADIN ile/||/<> TEMİZLİKÇİ KADIN ile/||/<> YAZICI KADIN ile/||/<> BİLİM KADINI ile/||/<> EV KADINI ile/||/<> HAYAT KADINI ile/||/<> İŞ KADINI ile/||/<> OSMANLI KADINI ile/||/<> SALON KADINI ile/||/<> SOKAK KADINI

( Erişkin dişi insan hatun hatun kişi bayan karı nisa zen Bu cinsten olup evlenmiş ya da bir erkekle beraber olmuş kimse avrat Analık ya da ev yönetimi bakımından gereken erdemleri becerileri olan Ev işlerinde çalışan bayan Hanım bayan anlamında kullanılan seslenme sözü )

- KADIN-IN ... ile KÂDI'NIN ...

- KADINLAŞMAK ile KADINLAŞTIRMAK ile KADI/LIK ile KADIN/LIK ile KADINCA ile KADINLI/LIK ile KADINSAL/LIK ile KADINSIZ/LIK ile KADIN AVCISI ile KADIN BAŞINA ile KADIN KADINA ile KADIN BERBERİ ile KADIN TERZİSİ ile KADIN HAREKETİ ile KADIN KADINCIK ile KADIN TİCARETİ ile KADINLAR HAMAMI ile KADINLI ERKEKLİ ile KADIN HASTALIKLARI

- KADINSI/EFEMİNE[Fr. < EFFÉMINÉ] ile/||/<> KADIN/NİSA[Ar. < NİSĀ] ile/||/<> KADINSI/FEMİNEN[Fr. < FÉMININ] ile/||/<> KADIN/ZEN[Fars. < ZEN]

- KADINSI | KADINIMSI ile/||/<> KADINCA | KADINCASINA

- KADINSI ile KADINLIK ile FEMİNİZM ile KADINLAŞTIRMAK

- KADINSILAŞMAK ile KADINSI/LIK

- KADİR GECESİ ile/ve/değil/<> KADİR-KIYMET BİLDİĞİN GECE

- KADÎR[Ar. < KUDRET] ile KADİR["ka" uzun okunur] ile KADR[Ar.]

( Tükenmez kudret sahibi olan Allah.[Allah'ın adlarından] İLE Güçlü, kuvvetli, kudretli, kudret sahibi. | Allah. İLE Değer, itibar. | Onur, şeref, haysiyet, meziyet. | Derece, rütbe. | Yıldızları, parlaklık derecelerine göre birbirinden ayırdetmek için yapılan sınıflandırmada her dereceden biri.[Birinci kadirden(en parlak) altıncı kadire kadar olan yıldızlar gözle görülebilir; teleskobun kuvveti arttıkça daha küçük kadirdeki yıldızları görmek olanaklıdır.][Güneşin parlaklığı sıfırıncı kadirdendir.] )

- KADİR[Ar. < ḲĀDİR] ile/değil/yerine/=/||/<> KADİR

( muktedir Her şeye gücü yeten Tanrı )

- KADİR ile KADİRİ/LİK ile KADİRLİ ile KADİR GECESİ

- KADİR/KADİR[Ar. < ḲĀDİR] ile/||/<> KAHHAR/KAHHAR[Ar. < ḲAHHĀR]

( muktedir Her şeye gücü yeten Tanrı )

- KADÎR[Ar.] ile KAVÎ[Ar.]

- KADIRGA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> KADIRGA

( kadırga balığı Hem yelken hem kürekle yol alan özellikle Akdeniz de kullanılmış bir savaş gemisi )

- KADIRGA ile KADIRGA BALIĞI

- KADIRGA ile/ve/<> KALYON

( Hem yelken, hem de kürekle yol alan, özellikle Akdeniz'de kullanılmış bir savaş gemisi. İLE/VE/<> Yelkenle ve kürekle yol alan savaş gemilerinin en büyüğü olan yelkenli gemi. )

- KADİRİ[Ar. < ḲĀDİRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KADİRİ

( Kadirilik tarikatına mensup olan kimse )

- KADİRİYE[Ar. < ḲĀDİRİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> KADİRİLİK

- KADÎRUN 'ALEYHİ[Ar.] ile KADÎRUN 'ALÂ Fİ'LİHÎ[Ar.]


- KADIZÂDE MEHMET EFENDİ ile/değil KADIZÂDE AHMET EFENDİ

- KADMIUMZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM GÖZESİ/HÜCRESİ

- CADMIUM CUTOFF ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE COUPURE DU CADMIUM[Fr.] / KADMIUM-ABSCHALTENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM KESME ENERJİSİ

- CHLORURE DE CADMIUM[Fr.] / KADAVERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM KLORÜR

- CADMIUM RATIO[İng.] / KADMIUMVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM ORANI

- KADMİYUM ile/||/<> KADMİYUM[Fr. < CADMIUM]

( kimya Atom numarası 48 atom ağırlığı 112 41 olan ve yüksek düzeyde nötron soğurucu özelliği nedeniyle reaktörlerin denetim çubuklarında kullanılan doğal element Cd Yumuşak gümüş renkli bir metal A A 112 41 A S 48 O A 6 64 E S 320 9 C )

- KADMİYUM ile KADMİYUMLU

- KADR ile/ve KADER/KADAR ile/ve KADER

( Parlaklık. İLE/VE Ölçü. | Ölçüsünde, derecesinde. | Büyüklüğünde, genişliğinde. | Dek. | Gibi. | Denli. | Süre belirten bir söz. | Miktarda, derecede. | Bir sayıdan sonra geldiğinde, kesinlikle belirli olmayan bir niceliği belirten söz. İLE/VE Özgürlük. )

- KADR[Ar. < ḲADR] ile/değil/yerine/=/||/<> KADİR

( kadirbilir kadirbilmez Kadir Gecesi değer Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak )

- KADRAN ile KADRANLI


- KADRAN[Fr. < CADRAN] ile/ve/||/<> KADRAJ[Fr. < CADRAGE]

( Saat, pusula vb. araçlarda, üzerinde yazı, rakam ya da başka işaretler bulunan düzlem. | Ölçek. İLE/VE/||/<> Sinema ve fotoğrafçılıkta, görüntüyü, çerçeve içine alma. )

- KADRAT[Fr. < KADRAT] ile/değil/yerine/=/||/<> KATRAT

( Basımevlerinde eski sistem dizgi işlerinde harfler arasına konulan belli incelikteki metal parça Basımevlerinde eski sistem dizgi işlerinde harf ve satır aralıklarıyla uzunluklarını ölçmekte kullanılan mm uzunluğunda olan bir ölçü birimi )

- KADRO[İt. QUADRO] ile KADRO[İt. QUADRO]

( Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim ya da yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi. | Bir işte görev alan kişi ya da kişiler, ekip. | Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge. | Bu çizelgedeki yer. İLE Bisiklet ve motosiklette, iskeleti oluşturan metal bölüm. )

- KADROLAŞMAK ile KADROLANDIRMAK ile KADROLAŞTIRMAK ile KADRO ile KADROCU/LUK ile KADROLU/LUK ile KADROSUZ/LUK

- KAF[Ar.] ile KÂF[Ar., Fars.] ile Kaf[Ar.] ile KÂF[Ar.]

( Osmanlı abecesinin yirmidördüncü harfidir.[ebced hesabında 100 sayısının karşılığıdır.] İLE kef harfinin başka bir okunuşu. İLE Masallarda, zümrüd-i anka kuşunun yaşadığı söylenilegelen dağ. | [Doğu budunları/kavimleri kozmolojisinde] Arz'ın etrafını çepeçevre kuşatan dağın adı. İLE Yaran/yarıcı. )

- KAFA ile BAŞ AĞRISI ile BAŞ VE AĞIZ ile BAŞ UŞAK ile BAŞ AŞÇI ile BAŞÖRTÜSÜ ile BAŞ DAMAT ile BAŞ YARGIÇ ile BAŞ METRESİ ile RAHİM BAŞI ile KAFA PARÇASI ile KAFA PİMİ ile MERKEZ ile KAFA DESTEĞİ ile KAFA TIRAŞI ile KAFA DURAK ile KAFA TAŞI ile KAFA YOLU ile KAFA YELİ/RÜZGÂRI ile KAFA İŞİ

- KAFA ile KAFACA ile KAFALI/LIK ile KAFASIZ/LIK ile KAFALICA ile KAFA SESİ ile KAFASIZCA ile KAFA DENGİ ile KAFA İŞÇİSİ ile KAFA KAĞIDI ile KAFA KOÇANI ile KAFA ÇIKIŞI

- KAFADAN BACAKLILAR ile/||/<> KAFADAN ÇATLAK ile/||/<> KAFADAN GAYRİMÜSELLAH ile/||/<> KAFADAN KONTAK ile/||/<> KAFADAN SAKAT

( Zihinden belleğini kullanarak )

- KAFADAN SAKAT ile/||/<> KAFADAN KONTAK ile/||/<> KAFASI ÇATLAK ile/||/<> KAFASI KONTAK ile/||/<> KAFADAN ÇATLAK

- KAFADAN ile KAFADAN KONTAK/LIK ile KAFADAN BACAKLILAR ile KAFADAN GAYRİMÜSELLAH


- KAFADAR | AKRAN/BAŞTAŞ ile/||/<> KAFADARLIK | AKRANLIK/BAŞTAŞLIK

( kafadar akran )

- KAFADAR[Ar. < ḲAFĀ + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> KAFADAR

( Görüş ve anlayışları birbirine uyan kimselerden her biri baştaş büzüktaş kafa kafadaş kafa dengi )

- KAFADAR ile/||/<> BÜZÜKTAŞ ile/||/<> KAFADAŞ ile/||/<> KAFA DENGİ

- KAFANIN BASMAMASI ile/ve/||/<>/< KAPASİTE(Sİ)NİN YETMEMESİ

- KAFANIN ÇALIŞMASI ile/ve/değil/+/||/<>/> KAFANIN ÇALIŞTIRILMASI

( Zekâ. İLE/VE/DEĞİL/+/||/<>/> Akıl. )

- KAFASI BOŞ/LUK ile KAFASI İYİ ile KAFASI KÜFLÜ ile KAFASI KIYAK ile KAFASI KONTAK ile KAFASI TEMBEL ile KAFASI ÇATLAK ile KAFASI BULUTLU ile KAFASI DUMANLI ile KAFASI ÖRÜMCEKLİ

- KAFASI KARIŞMAK ile KAFASI KARIŞMIŞ ile KAFA KARIŞTIRICI ile BİLİNÇ BULANIKLIĞI, KONFÜZYON

- KAFASINI KESMEK ile KAFASI KESİLMİŞ ile KAFA KESMEK

- KAFATASI/OMURGA YARALANMALARINDA:
SAÇLI DERİDE
ile/ve/||/<> KAFATASI/BEYİN ile/ve/||/<> YÜZ ile/ve/||/<> OMURGA

( Saç derisi kafatası yüzeyi üzerinde kolaylıkla yer değiştirebilir ve herhangi bir darbe sonucu kolayca ayrılabilir. Bu durumda çok fazla miktarda kanama olur, bu nedenle öncelikle kanamanın durdurulması gereklidir. İLE/VE/||/<> Kafatası kırıklarında beyin zedelenmesi, kemiğin kırılmasından daha önemlidir. Bu nedenle, beyin hasarı bulguları değerlendirilmelidir. İLE/VE/||/<> Ağız ve burun yaralanmalarında solunum ciddi biçimde etkilenebilir ve duyu organları zarar görebilir. Bir yüz yaralanması sonucunda burun, çene kemiği kemiklerinde yaralanma görülebilir. İLE/VE/||/<> En çok zarar gören bölge bel ve boyun bölgesidir ve çok ağrılıdır. Kazalarda en çok boyun etkilenir. )
( [Kafatası ve omurga yaralanmalarının nedenlerinde]
- Yüksek bir yerden düşmek.
- Baş ve gövde yaralanması.
- Otomobil ya da motosiklet kazaları.
- Spor ve iş kazaları.
- Yıkıntı altında kalmak. )
( [Kafatası ve omurga yaralanmalarında belirtiler]
- Bilinç düzeyinde değişmeler, bellek değişiklikleri ya da bellek kaybı.
- Başta, boyunda ve sırtta ağrı.
- Elde ve parmaklarda karıncalanma ya da duyu kaybı.
- Gövdenin herhangi bir yerinde, tam ya da kısmî hareket kaybı.
- Baş ya da bel kemiğinde biçim bozukluğu.
- Burun ve kulaktan, beyin omurilik sıvısı ve kan gelmesi.
- Baş, boyun ve sırtta dış kanama.
- Sarsıntı.
- Denge kaybı.
- Kulak ve göz çevresinde morluk. )
( [Kafatası ve omurga yaralanmalarında ilkyardım]
- Bilinç kontrolü yapılır,yaşam bulguları değerlendirilir.
- Hemen tıbbî yardım istenir[112].
- Bilinci açıksa hareket etmemesi sağlanır.
- Tehlike söz konusu ise düz pozisyonda sürüklenir.
- Baş-boyun-gövde ekseni bozulmamalıdır.
- Sarsıntıya maruz kalmaması gerekir.
- Bilgiler kaydedilmeli ve gelen ekibe bildirilmelidir.
- Asla yalnız bırakılmamalıdır. )

- KAFATASI ile KAFATASÇI/LIK


- KAFATASI = SCULL, CRANIUM[İng.] = LE CRÂNE[Fr.] = SCHÄDEL[Alm.] = TESCHIO[İt.] = CRANEO[İsp.] = CALVA[Lat.] = TO KRANION[Yun.] = CUMCUME(T)[Ar.] = KÂSEH-İ SER[Fars.] = SCHEDEL[Felm.]

- KAFATASININ DIŞ ZARI ile KALP DIŞ ZARI

- KAFAYLA İLGİLİ ile KAFADANBACAKLI ile SEFALOTORAKS

- KAFEİN ile/||/<> KAFEİN[Fr. < CAFÉINE]

( kimya Kahve taneleri ve çay yapraklarında bulunan merkezî sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olan cAMP yi 5AMP hâline dönüştüren fosfodiesteraz aktivitesini engelleyen bir purin alkaloit 1 3 7 trimetilksantin Kahve taneleri ve çay yapraklarında bulunan merkezî sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olan fosfodiesteraz aktivitesini engelleyen bir pürin alkaloit Coffea arabica C liberica c canephora bitkilerinin kavrulmuş ve öğütülmüş tohumlarından elde edilen metilksantin türevi merkezî sinir sistemi uyarıcısı olan bir ilaç )

- KAFEİN ile KAFEİNLİ ile KAFEİNSİZ

- KAFESİN İÇİNDEN ÇIKMAK değil KAFESİ, İÇİNDEN ÇIKARMAK

- KAFESLEMEK ile KAFE ile KAFES ile KAFESLİ ile KAFESÇİ/LİK ile KAFES TELİ

- KAFESLİ ile KAFES İŞİ

- KAFFIR[İng.] / CAFRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KAFFİR

- KAFİ[Ar. < KĀFĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> KÂFİ

( yeter Yeter yetişir artık istemez anlamlarında bir seslenme sözü )

- KÂFİL[Ar. < KEFÂLET] ile KÂFİR[Ar. < KÜFR, KÜFRÂN(:
örten, setr eden) | çoğ. KÂFİRÛN, KEFERE, KÜFFÂR]
ile KAFR[Ar. çoğ. KUFÂR]

( Üstüne alan, kefâlet eden. | Ödeyen, kefil olan. İLE Hakk'ı tanımayan/bilmeyen. | Allah'ın varlığına ve birliğine inanmayan. | Küfreden/küfredici. | İyilik bilmeyen, nankör. | [mecaz] Zeki, becerikli, kurnaz, yaman, cana yakın, sevimli. İLE Susuz, otsuz, ıssız çöl. )

- KAFİLE[Ar. < ḲĀFİLE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAFİLE

( kafile başkanı Birlikte hareket eden topluluk Aynı yöne giden taşıt ya da yolcu topluluğu konvoy Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü )

- KÂFİR ile KÂFİR

( GURBETTE OLDUĞUNU BİLMEYEN | KARA )

- KAFİR[Ar. < KĀFİR] ile/değil/yerine/=/||/<> KÂFİR

( Tanrı nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse Sevilen birine takılmak sitem etmek için kullanılan bir seslenme sözü Acımasız zalim kimse Genellikle Müslüman olmayanlara verilen ad )

- KAFIRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KAFİRİN

- KAFİRİSTAN[Ar. < KĀFİR + Fars. -İSTĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> KÂFİRİSTAN

( Kâfir ülkesi Müslüman olmayanların yaşadığı yer )

- KAFİRLEŞMEK ile KAFİ ile KAFİR/LİK

- KAFİYE[Ar. < ḲĀFİYE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAFİYE

( kafiye düzeni kafiye örgüsü kafiye şeması başkafiye cinaslı kafiye çapraz kafiye iç kafiye örüşük kafiye sarma kafiye tam kafiye tunç kafiye yarım kafiye zengin kafiye Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler ya da aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler uyak Halk edebiyatında ayak )

- KAFİYE ile KAFİYELİ ile KAFİYESİZ/LİK

- KAFİYELİ | KAFİYESİZ ile/||/<> KAFİYESİZLİK | UYAKSIZLIK ile/||/<> KAFİYELENDİRİLME | KAFİYELENDİRİLMEK | KAFİYELENDİRME | KAFİYELENDİRMEK | KAFİYELENİŞ | KAFİYELENME | KAFİYELENMEK | KAFİYELİLİK | KAFİYE ÖRGÜSÜ | KAFİYE ŞEMASI ile/||/<> UYAKLI | UYAKSIZ ile/||/<> UYAKLANDIRILMA | UYAKLANDIRILMAK | UYAKLANDIRMA | UYAKLANDIRMAK | UYAKLANIŞ | UYAKLANMA | UYAKLANMAK | UYAKLILIK | UYAK ÖRGÜSÜ | UYAK ŞEMASI


- KAFKAS TAVUĞU ile/||/<> KARA ORMAN TAVUĞU

( Dünyada Kafkaslarda Türkiyede Doğu Karadeniz Bölgesinin ormanlık alanlarında yaşayan bir tür dağ horozu Lyrurus mlokosiewiczi )

- KAFKASYA ile KAFKASYA ile KAFKAS

- KAFTAN ile KAFTANCI/LIK

- CAMPHOR[İng.] / CAMPHRE[Fr.] / KAMPFER[Alm.] ile/değil/yerine/= KAFUR

- KÂFUR ile/||/<> CAMPHRE[Fr.] ile/||/<> KÂFURU

( kimya )

- KAFUR[Ar. < KĀFŪR] ile/değil/yerine/=/||/<> KÂFUR

( kâfur ağacı kâfur ruhu Kâfur ağacından elde edilen hekimlikte kullanılan beyaz ve yarı saydam kolaylıkla parçalanan güzel kokulu bir madde kâfuru Çok beyaz )

- KAFUR ile KAFUR AĞACI

- KAFUR ile KAFURAT ile KÂFUR

- KÂFUR ile/||/<> KÂFURU

- KÂĞIDIMIZ KIRIK, KALEMİMİZ ..." değil KÂĞIDIMIZ, KIRIK KALEMİMİZ ...


- KÂĞIT BALIĞI ile/||/<> KÂĞIT BALIĞI

( Trachypterus trachypterus Kemiklibalıklar Teleostei takımının kâğıtbalığıgiller Trachypteridae familyasından bir balık türü Uzunluğu 6090 cm Kâğıt gibi ince ve saydamdır Marmara ve Akdenizde yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının kâğıt balıgıgiller Trachypteridae familyasından 6090 cm kadar uzunlukta kağıt gibi ince ve saydam Marmara ve Akdenizde yaşayan bir tür Kemikli balıklardan kâğıt balığıgiller Trachipteridae familyasından 90 cm kadar uzunlukta olabilen kâğıt gibi ince ve saydam Marmara ve Akdeniz de yaşayan bir tür )

- KÂĞIT BALIĞI ile/||/<> KAYIŞ BALIĞI

( ... İLE/||/<> Kâğıt balığıgillerden, Kuzey Avrupa denizleriyle Akdeniz'in derinliklerinde yaşayan kemikli bir balık. )

- KÂĞIT BALIĞIGİLLER ile/||/<> KÂĞIT BALIĞIGİLLER

( trahys kaba pteryx kanat Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının dikenli yüzgeçliler Acanthopterygii alt takımından şerit biçiminde uzun ve ince vücutları olan Kuzey Avrupa denizlerinde yaşayan türleri olan bir familya Kemikli balıklardan şerit biçiminde uzun ve ince vücutları olan Kuzey Avrupa Denizleri nde ve ülkemizde yaşayan türleri olan bir familya )

- KÂĞIT PARA/BANKNOT[Fr. < BANQUENOTE] ile/||/<> KÂĞIT PARA/KAYME[Ar. < ḲĀʾİME]

- KAĞIT" değil KÂĞIT

- KAĞITLAMAK ile KAĞITLANMAK ile KAĞIT/LIK ile KAĞITLI ile KAĞITÇI/LIK ile KAĞIT DUTU ile KAĞIT PARA ile KAĞIT AĞACI ile KAĞIT OYUNU ile KAĞIT TORBA ile KAĞIT BALIĞI ile KAĞIT HELVACI ile KAĞIT HELVASI ile KAĞIT BALIĞIGİLLER

- KÂĞITSI | KÂĞIDIMSI ile/||/<> KÂĞIT DUTU | KÂĞIT AĞACI

- KAĞIZ[Azr.] = KÂĞIT[Tr.]

- KAĞNI ARABASI ile/||/<> KAĞNI MAZISI

( İki ya da dört tekerlekli dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası kağnı arabası )

- KAĞNI ile/||/<> KAĞNI ARABASI