- PATINA[İng.] ile/değil/yerine/= PATİNA
- PATINAGE[Fr.] ile/||/<> PATİNAJ[Fr.]
( 1 Buz pateni Ayağımın altındaki makarayı birkaç metre patinaj tekerleği yerine kullandımsa da tepe taklak gelip hıh diye içimden bir ses çıkarak yıllardır görmediğim bir eski arkadaşı kucaklar gibi iki elimle bir dükkânın kepengine sarıldım Aziz Nesin Az Gittik Uz Gittik 111 Bir dostumla beraber Sketing denilen patinaj salonunun arka kısmında içkili ve kadınlı salona dalmıştık Refik Halid Karay Bir Ömür Boyunca 64 2 Yolun kaygan olması dolayısıyla tekerlekler dönmeksizin bir taşıtın kayması veya tekerleklerin dönmesine rağmen taşıtın ilerleyememesi Yoksa eski hayatımın son metresinde patinaj yapıp duruyor muyum Attila İlhan Kurtlar Sofrası 251 Yağmur çiseliyor otomobil ara sıra patinaj yapmaya başladı Refik Halid Karay Yezidin Kızı 83 )
- PATİNAJ[Fr.] ile ...
( Patenle kayma eylemi. | Yolun kaygan olması dolayısıyla tekerlekler dönmeksizin bir taşıtın kayması ya da tekerleklerin dönmesine karşın taşıtın ilerleyememesi. İLE ... )
- PATİNAJ ile PATİNAJ ZİNCİRİ
- PATIR KÜTÜR ile PATIR PATIR
- PATIR PATIR (KOŞMAK, İNMEK)
- PATIR PATIR ile LAMBUR LUMBUR
- PATIR, GÜRBÜZ (İZMİT, 1939)
( Feriköy'den kaleci olarak transfer edildi ve iki sezon (1963 - 1965) Sarıyer'de tescilli kaldı. Sarıyer takımında 42 lig, 4 kupa olmak üzere 46 resmi ve 8 özel maçla birlikte toplam olarak 54 kez forma giydi. Lig maçlarında 45, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda 0 olmak üzere toplam olarak 58 gol yedi. Kocaeli Petrolspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- PATIRDAMAK ile PATIRDATMAK
- PATIRTI ile GÜMBÜRTÜ
- PATIRTI ile PATIRTILI ile PATIRTISIZ
- PATİSKA[İt. < BATISTA] ile/||/<> ...
( çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez Yerel olarak patis biçimi de kullanılır İtal batista batiste OFr baptiste Türkçedeki biçimi Fransızcadan geçtiği savını çürütür Orta Fransızcadaki biçim Baptiste de Cambrai özel adından çıkmıştır )
- PATİSKA[Baptiste de Cambrai'nin adından] ile/<> NANSUK
( Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez. | Bu bezden yapılmış olan. İLE Bir tür, ince, sık dokunmuş patiska. )
- PATKA ile TEPELİ PATKA
- PATLADI ve/||/<>/> ATLADI
( Lastik. VE/||/<>/> Sürücü. )
- PATLAK ile PIRTLAK
( ... İLE Dışarı fırlamış. | Kolayca kabuğundan dışarı çıkabilen. )
- PATLAK ile PÖRTLEK
- PATLAMA ile PATLAMALI
- PATLAMA ile PATLAYICI ile PATLAYICILAR
- PATLAMAK ile BÖSMEK
( ... İLE Bir maddenin, birdenbire gaz durumuna gelerek patlaması. infilâk etmesi. )
- PATLAMAK ile KAHKAHALARA BOĞULMAK ile KAHKAHALARLA PATLAMAK
- PATLAMAK ile PATLATILMIŞ
- PATLAMAK ile PATLATMAK ile PATLATILMAK ile PATLATABİLMEK ile PATLAYABİLMEK ile PATLAYIVERMEK ile PATLAK ile PATLAKÇA ile PATLAK GÖZ ile PATLAK GÖZLÜ
- PATLAMAK ile PATLAYICI ile PATLAMALI ATEŞ
- PATLAMALI ile/||/<> KAPANTIN ABANIK
( Kapantın abanık )
- PATLANGAÇ ile/||/<> ...
( patlangıç patlangılıç patlangaç Çocuk oyuncağı Beyköy Şarkikaraağaç Isparta patlangıç Özgüney Yalvaç Isparta patlangılıç Dereköy Uluborlu Isparta patlıngaç Erenköy İnönü Eskişehir )
- PATLATILABİLİR ile PATLATMAK ile PATLATICI
- PATLATMA KARTUŞU ile/||/<> BLASTING CARTRIDGE[İng.] ile/||/<> CARTOUCHE D'EXPLOSIF[Fr.] ile/||/<> SPRENGPATRONE[Alm.] ile/||/<> LOKUM[Ar. < RÂHAT + HULKŪM]
( Bajraktareviče göre Prilozi 27 7677 Farsça luqūm kind of fritter made of flour butter and honey biçiminden alınmıştır )
- PATLATMA ile/||/<> PATLATMA
( Tane yemlerin özellikle mısır tanesine hızlı bir biçimde kuru ısı uygulaması sonucu şişip patlaması daha sonra ezme işlemi uygulanarak rasyonlarda kullanılması )
- PATLAYABİLİR ile PATLAMAK ile PATLADI ile PATLAYAN
- PATLAYANA KADAR ile/değil/yerine DOYANA/DOYACAK KADAR
- BLASTING GELATINE[İng.] / GELATINE EXPLOSIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= PATLAYICI PLASTİK
- PATLAYICI ÜNSÜZ ile/||/<> PATLAYICI ÜNSÜZ
( Derleme kapanma fonemi patlayıcı konson patlamalı konson patlayıcı fonem Ciğerlerden gelen havanın ağızdaki tam kapalı engellere çarparak patlaması ile meydana gelen ünsüz b p d t c ç g g k k m n vb Ağız kanalının kapanması ve ciğerlerden gelen havanın patlama biçiminde dışarı itilmesiyle oluşan ünsüz p b m t d k g ünsüzlerinden her biri )
- PATLAYICI ÜNSÜZ >< SIZICI ÜNSÜZ
( (Derleme., kapanma fonemi, patlayıcı konson, patlamalı konson, patlayıcı fonem) Ciğerlerden gelen havanın, ağızdaki tam kapalı engellere çarparak patlaması ile meydana gelen ünsüz: b, p, d, t, c, ç, g, (g), k (k) , m, n vb. @@ Ağız kanalının kapanması ve ciğerlerden gelen havanın patlama biçiminde dışarı itilmesiyle oluşan ünsüz; p, b, m, t, d, k, g ünsüzlerinden her biri. )
- EXPLOSIVES, PROPELLANT[İng.] ile/değil/yerine/= PATLAYICI
- PATLAYIŞ ile PATLAYICI/LIK ile PATLAYICI ÜNSÜZ
- PATLICAN ile/ve/||/<> BAN OTU
( ... İLE/VE/||/<> Patlıcangillerden, Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa'nın sıcak bölgelerinde yetişen, hekimlikte kullanılan, uyuşturucu ve zehirli, bir ya da iki yıllık otsu bir bitki. )
- PATLICAN ile BİRECİK PATLICANI
- PATLICAN ile BOSTAN PATLICANI
( ... İLE Az çekirdekli, iri, yuvarlak/topak ve oval bir patlıcan türü. )
- PATLICAN ile İTÜZÜMÜ/KÖPEKÜZÜMÜ
( ... İLE Patlıcangillerden, bazı ilaçların yapımında kullanılan bir bitki. )
- PATLICAN ve/||/<>/> KARNIYARIK
( ... VE/||/<>/> Uzunlamasına yarılan kızarmış patlıcanların ortasına iç malzeme konularak hazırlanmış yemek. | Matbaacılıkta her sayfayı çift sütun olarak düzenleme. )
- PATLICAN ile KEMER PATLICANI
- PATLICAN ile/ve/<> MUSAKKA
( ... İLE/VE/<> Ufak parçalar biçiminde doğranmış sebzelerin, soğanla pişirilmesiyle yapılan bir yemek. )
- PATLICAN ile PATLICANİ ile PATLICANLI ile PATLICAN BÖREĞİ ile PATLICAN EZMESİ ile PATLICAN İNCİRİ ile PATLICAN KEBABI ile PATLICAN SALATASI ile PATLICAN OTURTMASI ile PATLICAN KIZARTMASI
- PATNİK" ATAK değil PANİK ATAK
- PATOGENEZ/PATHOGENESIS[İng.] değil/yerine/= SAYRILIK GELİŞİM SÜRECİ
- PATOGNOMİK/PATHOGNOMONIC[İng.] değil/yerine/= TANI KOYDURUCU
- PATOJEN MİKROORGANİZMA ile/||/<> KOMMENSAL MİKROORGANİZMA
( Patojen hastalık yapan mikroorganizma İLE kommensal zararsız yaşayan mikroorganizmadır. Patojen vücuda zarar verir İLE kommensal hatta faydalı olabilir. Pasteur patojenleri tanımladı İLE bağırsak mikrobiyotasının çoğu kommensaldir. )
( Louis Pasteur tarafından 1860 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )
- PATOJEN[İng. PATHOGEN] ile/||/<> ANTİMİKROBİYAL[İng. ANTIMICROBIAL] ile/||/<> ENFEKSİYÖZ[İng. INFECTIOUS] ile/||/<> ET YİYEN BAKTERİ[İng. FLESH EATING BACTERIA] ile/||/<> İNFLAMAZOM[İng. INFLAMMASOME]
( Konak olarak bulaştığı canlının fizyolojisini bozan ve genelde hastalıklara neden olan mikroorganizmalar (virüsler, bakteriler, prionlar ve mantarlar) için kullanılır. Kelimenin kökeni Yunancadan gelmektedir ve "acı oluşum" demektir. @@ Mikroorganizmaların üremelerine engel olan ya da onları öldüren maddeler. Özellikle patojenik (hastalık yapıcı) mikroorganizmaların etkinliğini durdurmayı amaçlarlar. @@ Bir hastalığın ya da hastalığa neden olan (virüs, bakteri ya da başka bir patojen gibi) etkenin bir kişiden hayvandan ya da organizmadan diğerine doğrudan ya da dolaylı olarak bulaşarak enfeksiyona neden olması. @@ Streptococcacceae familyasına ait bir bakteri türüdür. Küre şeklinde, Gr(+), oksijenli solunum yapar, hareketsizdir ve spor üretmeyen patojen bir bakteridir. Normalde insan florasında boğaz ve burunlarda bulunur. Ancak sayısı arttığında, bu bakteri farenjite yol açar. Deri enfeksiyonlarına da neden olur. @@ İnflamazom, patojenik mikroorganizmaları ve steril stres etmenlerini tespit eden ve yüksek derecede pro-inflamatuar sitokinler olan interlökin-1beta (IL-1β) ve IL-18'i aktive eden bir göze içi multiprotein kompleksidir. İnflamazomlar ayrıca piroptoz adı verilen bir göze ölümü mekanizmasını tetikler. İnflamazomlarla ilişkili bozukluklar, bazı otoinflamatuar sendrom ve otoimmün hastalıklarla ilişkilidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- PATOGEN[İng.] ile/değil/yerine/= PATOJEN
- PATOJEN[Fr.] ile/ve/<> PATOLOJİ[Fr. < Yun. PATHOS: Sayrılık. | LOGOS: Bilim.]
( Sayrılık oluşturan. İLE Sayrılıklar bilimi. )
- PATOJEN/PATHOGEN[İng.] değil/yerine/= SAYRILAYICI, HASTALIK YAPICI
- PATOJENİK/PATHOGENIC[İng.] değil/yerine/= YOZLATAN, SAYRILAYAN
- PATOGENIC[İng.] ile/değil/yerine/= PATOJENİK
- PATOCHEMISTRY[İng.] / PATOCHIMIE[Fr.] / PATOCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PATOKİMYA
- PATOLA ile ...
( Hindistan'a özgü bir bayan giysisi. )
- PATOLOJİ ile/||/<> HİSTOLOJİ
( Sayrılıkların nedenlerini ve etkilerini inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Dokuların mikroskobik yapısını inceleyen bilim dalı. )
- PATOLOJİ ile/ve/||/<> PARODİ
- PATHOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PATOLOJİ
- PATOLOJİ/PATHOLOGY[İng.]/MARAZÎ[Ar.] değil/yerine/= SAYRILIK BİLİMİ
- PATOLOJİK/PATHOLOGIC[İng.]/MARAZÎ değil/yerine/= SAYRILIKBİLİMSEL/SAYRILIKLI/SAYRILIKLA İLGILİ
- PATOLOJİK ile/||/<> PATHOLOGICAL[İng.] ile/||/<> AYRIKSI
( Beklenen ve olağan sayılandan sapma gösteren )
- PATOMİMİ ile ...
( Sahte hastalık. )
- PÂTRE[Fr.] ile/||/<> SIĞIRTMAÇ
( tarım sığır maç Yapı bakımından dilmaç sözüne benzer Türkçe dilmaçta olduğu gibi sığırtmaçta da maç eki isim köküne getirilmiştir Türkçe sığırtmaçtaki t sonradan türemiştir Türkçe çekirge yanında Türkmencede kullanılan çekirtge biçimindeki t gibi Eckmann TDAY 1955 14 )
- PATRİK ile ...
( Ortodoks ve bazı Doğu kiliselerinin başkanlarının unvanı. )
- PATRİK ile/||/<> PATRİCİ
( Ortodoks ve Doğu kiliselerinin başkanlarına verilen ad. İLE Eski Roma Uygarlığı'nda soylulara verilen ad. )
- PATRİYARKALİZM ile PATRİMONYALİZM
- PATROL, SENTRY, GUARD[İng.] ile/||/<> PATROUILLE, GARDE[Fr.] ile/||/<> WACHE[Alm.] ile/||/<> KARAKOL
( 1 Hükümetçe silâhlı olarak dolaştırılan türlü güvenlik kuvvetleri 2 Güvenlik kuvvetlerinin yerleşmiş bulundukları konut )
- PATRON OLMAK ile/değil/yerine ÖRNEK VE ÖNDER OLMAK
- PATRON ile/<> AİLE ile/<> SEVGİLİ/EŞ
( [ne yazık ki]
Köle gibi olmamızı/çalışmamızı ister/bekler. İLE/VE/||/<> Kendi istedikleri gibi olmamızı ister/bekler. İLE/VE/||/<> Sürekli değişmemizi ister/bekler. )
- PATRON değil/yerine/= İŞVEREN
- PATRON[Azr.] = KOVAN[Tr.]
- PATRON ile PATRONLAR
- PATRONAJ[Fr. < PATRONAGE] ile/ve/değil/yerine/<> YARDIM | YÖNETİM, GÖZETİM
( Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun, toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması. )
- PATRONITE[İng.] ile/değil/yerine/= PATRONİT
- PATRON/LUK ile PATRONA ile PATRONCA ile PATRONCU/LUK ile PATRONİÇE
- PATTADANAK
- PATTERN vs. FORM
- PATTERN MINING[İng.] değil/yerine/= ÖRÜNTÜ MADENCİLİĞİ
- PATTERN :/yerine DESEN, KALIP
- PATTERSON-HARKER METHOD[İng.] / MÉTHODE DE PATTERSON-HARKER[Fr.] / PATTERSON-HARKER-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PATTERSON-HARKER YÖNTEMİ
- PATTERSON FUNCTION[İng.] / FONCTION DE PATTERSON[Fr.] / PATTERSON-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PATTERSON İŞLEVİ/FONKSİYONU
- PATTERSON VECTORS[İng.] / VECTEURS DE PATTERSON[Fr.] ile/değil/yerine/= PATTERSON VEKTÖRLERİ
- PATTERSON-VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PATTERSON VEKTÖRÜ
- PATTINSON PROCESS[İng.] / PATTINSONAGE[Fr.] / PATTINSONIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= PATTİNSON İŞLEMİ
- PAUL EKMAN ve/||/<> LESLIE GREENBERG ve/||/<> RHONDA GOLDMAN
- PAUL JOSEPH GOEBBELS ile/değil KURT GÖDEL
- PAULI EXCLUSION PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'EXCLUSION DE PAULI[Fr.] / PAULISCHES AUSSCHLIESSUNGSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULİ DIŞARLAMA İLKESİ
- PAULI PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE PAULI[Fr.] ile/değil/yerine/= PAULİ İLKESİ
- PAULI PARAMAGNETİK ile/||/<> CURIE PARAMAGNETİK
( Pauli metal serbest elektron, Curie lokalize spin. )
( Formül: T bağımsız İLE 1/T )
( Wolfgang Pauli tarafından 1925 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- PAULI PARAMAGNETISM[İng.] / PARAMAGNÉTISME DE PAULI[Fr.] / PAULISCHER PARAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULİ PARAMANYETİZMASI
- PAULI SPIN MATRICES[İng.] / MATRICES DE SPIN DE PAULI[Fr.] / PAULI-SPINMATRIZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULİ SPİN MATRİSLERİ
- PAULI SPIN SPACE[İng.] / ESPACE DE SPIN DE PAULI[Fr.] / PAULI-SPINRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULİ SPİN UZAYI
- PAULİ ile/||/<> HUND ile/||/<> AUFBAU
( Atomlarda elektron yerleşiminin üç temel kuralı. )
( Formül: ms = ±½ )
( Wolfgang Pauli tarafından 1925 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
- PAULLINIA TANNIN[İng.] ile/değil/yerine/= PAULİNİA TANNİN
- PAULLINIA TANIN[Fr.] / PAULLINIA TANNIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULLİNİA TANİNİ
- PAUSE :/yerine DURAKLATMAK, MOLA
- PAVANE ile ...
( Avrupa kökenli bir dans. )
- PAPAW[İng.] ile/değil/yerine/= PAVAP
- PAVIN[İng.] ile/değil/yerine/= PAVİN
- PAWPAW[Fr.] ile/değil/yerine/= PAVPAV
- PAVURYA[Yun.] ile ÇAĞANOZ
( Bir tür iri yengeç. İLE Bir tür pavurya. )
- PAVY'S SOLUTION[İng.] / SOLUTION DE PAVY[Fr.] / PAVY LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PAVY ÇÖZELTİSİ
- PAVYON[Fr.] ile PAVYON[Fr.]
( Bir kuruluşun, bir kurumun, bir bahçe içindeki yapılarından her biri. İLE Geceleri açık, içkili eğlence yeri. )
- PAVYON ile PAVYONCU/LUK
- PAWLOWNIA ile/ve OCALIPTUS
- PAY (AL[DIR]MAK) ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİ/LEN[DİR]MEK
- PAY ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAK
- PAY ile/ve NASİP/BEHRE[Fars.]
- PAY :/yerine ÖDEMEK, PAY
- PAY ile/||/<> PAYDA
( Pay üstteki İLE payda alttaki sayıdır )
( Formül: a/b: a pay İLE b payda )
- PAYAN[Fars.] ile PAYANDA[Fars.]
( Son, sonuç, uç, kenar. İLE Yerinden oynamış bir nesnenin düşmemesi için konulan eğik ya da düz destek, dayak. )
- PAYAN ile PAYANSIZ/LIK
- PAYANDA | DAYAK ile/||/<> DAYAK
( Mimarlık Bir yapının yıkılmaması için yapıya dayatılan destek 1 yapıcılık Yıkılma olasılığı gösteren yapıları desteklemek için kullanılan ağaç demir beton direk 2 dayanak dayak )
- PAYANDA | DAYAK ile/||/<> PAYANDA
( (Mimarlık) Bir yapının yıkılmaması için yapıya dayatılan destek. @@ 1. yapıcılık: Yıkılma olasılığı gösteren yapıları desteklemek için kullanılan ağaç, demir, beton... direk. 2 -bk. dayanak. @@ @@bk. dayak. )
- PAYANDA ile/||/<> BABA
( Mimarlık 1 Bir duvarı tutmak yıkılmasını önlemek için yanlamasına dayatılan destek 2 Bir babanın ya da direğin üzerine konan kiriş ya da aşığı alt yanlardan beslemek için direkten ya da babadan aşık ya da kirişe verevlemesine konulan destek a baba direk destek Saygıdeğer yaşlı adamlara bir topluluğun ya da bir örgütün başında bulunan kimselere kimi tekke ulularına verilen san Baba Oruç Bektaşî Babası Gül Baba Mimarlık Mahya kirişini dikey olarak alttan tutan kalın kare kesitli kerestelerden her biri a çatı babba Özellikle dört ayaklı hayvanlar için kullanılan bir hayvanın ebeveynlerinden erkek olanına verilen ad Ağızlarda bıba bıbe boba buba babey vb biçimlerde de geçer Az baba büyükbaba dede Azeri alanında çokluk biçimi babalar ecdat olarak kullanılır baba Ağızlarda boba olarak da geçer bāba 1 büyükbaba 2 annenin babası Türkmencede ata baba baba ata Tatarcada büyükbaba büyükbabanın ağabeyi yaşlı erkek anlamlarında babay da geçer baba qay eki baba büyükbaba båbå büyükbaba baba büyükbaba Eski Türkçenin Uygur döneminden bu yana geçer baba baba saygı duyulan yaşlı erkek OT baba baba baba baba Diyalektlerde büyükbaba annenin babası anlamlarını da kazanmıştır Bu anlamların Uygurcadaki saygı duyulan yaşlı erkek anlamından geliştiği anlaşılıyor Çocuk dilinden geçmiş olduğu görüşü yaygındır Samoyloviç TE 825 ve Sevortyan akrabalık adları içerisindeki farklı karşılıkları üzerinde de durmuşlardır Çeşitli dillerdeki papa baba İtal papà çocuk dilinde baba Arn baba baba Svahili dili baba baba Krt bav baba karşılıkları dikkat çekicidir )
- PAYANDALAMAK ile PAYANDALAYABİLMEK ile PAYANDA/LIK ile PAYANDALI ile PAYANDASIZ
- PAYDA ile/ve/||/<> PARÇA
- PAYDA ile PAYANDA[Fars.]
- PAYDA ile PAYDAŞ/LIK ile PAYDAŞLI
- PAYDOS[Yun.] ile/||/<> ...
( işi veya çalışmayı geçici olarak bırakma R φάγετος yemek Türkçedeki anlam yemek için çalışmaya ara verme anlamındaki sözden çıkmıştır )
- PAYDOS ile PAYDOS VAKTİ ile PAYDOS BORUSU
- PAYDOS[Yun.] değil/yerine SON/ARA
( İşi ya da çalışmayı, (geçici olarak) bırakma. DEĞİL/YERİNE ... )
- PÂYE[Fars.] değil/yerine/= AŞAMA
- PAYE[Fars.] ile/ve/değil/||/<>/< PAY/ÜLEŞ/HAK/HİSSE/SEHİM
( Aşama, rütbe. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm. | Eşit bölüm. | Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan para, marj. | Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane aldığını gösteren sayı. | Katkı. )
- PAYELENDİRMEK ile PAY ile PAYE ile PAY SENEDİ
- PAYEN'S PROCESS[İng.] / PAYEN TRAITER[Fr.] / PAYEN BEHANDELN[Alm.] ile/değil/yerine/= PAYEN İŞLEMİ
- PAYEN[Fr.]/PAGAN(US)[Lat.] ile ...
( Çok tanrılı dinden olan. )
- PÂYİDAR/PÂY-DÂR[Fars.] değil/yerine/= KALIMLI/YERLEŞMİŞ
- PAYİTAHT[Fars.] değil/yerine/= BAŞKENT
- PAYIZ[Azr.] = SONBAHAR[Tr.]
- [ne yazık ki]
"PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK" değil/yerine HAK ETMEK
- PAYLAÇO" değil PALYAÇO[İt. < PAGLIACCIO]
- PAYLAMAK ile PAYLANMAK ile PAYLATMAK ile PAYLAŞMAK ile PAYLAŞILMAK ile PAYLAŞTIRMAK ile PAYLAŞABİLMEK ile PAYLAŞIVERMEK ile PAYLAŞTIRILMAK
- PAYLAMAK değil/yerine PAYLAŞMAK
( İter. DEĞİL/YERİNE Çeker. )
- PAYLAMAQ[Azr.] = DAĞITMAK, BÖLÜŞTÜRMEK[Tr.]
- Paylaşanı DİNLE!!!
- PAYLAŞILABİLECEK ile PAYLAŞILAMAYACAK
- PAYLAŞILABİLEN ile ÖZEL OLAN
( SİHAN: Hisseler. )
- PAYLAŞILABİLENLER ile/ve PAYLAŞILANLAR
- PAYLAŞIL(A)MAYANLAR
- PAYLAŞIL(A)MAYANLAR
- PAYLAŞILMAYANLAR ile/ve PAYLAŞIL(A)MAYANLAR [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]
- PAYLAŞIM ile/ve DAĞITIM
- PAYLAŞIM ile/ve DAYANIŞMA
- PAYLAŞIM ve/> DÖNÜŞÜM
- PAYLAŞIM ile/ve/||/<> İŞLEM ile/ve/||/<> ARŞİV
( Verilerin ve özellikle de e-postaların düzenlenmesinde gerekli olan, öncelikli ve işlevsel en üst üç bölüm/leme. )
- PAYLAŞIM ile PAYLAŞIMCI/LIK
- PAYLAŞIM ile/ve/değil PAYLAŞIMI YAŞAMAK
- PAYLAŞIM ile/ve/<> SAYGINLIK
- PAYLAŞIM ile/ve YAKLAŞIM
- [ne yazık ki]
PAYLAŞIMSIZ/LIK ile/değil/< "DOYUMSUZ/LUK"
- Paylaşım için DİNLE!!!
- Paylaşım için SUS!!!
- PAYLAŞMA ile/||/<> PAYLAŞMAK
( Bir tutum ölçümünde yanıtlayıcının belli sınarlarda dile getirilen görüş ya da tutumlara katılması )
- PAYLAŞMAK ile/ve BÖLÜŞMEK
- PAYLAŞMAK ile KIRIŞMAK
- PAYLAŞMAK ile/ve PASLAŞMAK
- PAYLAŞMAK ile/ve "YÜKLENME(ME)K"
- PAYLAŞMALI!
- PAYMENT :/yerine ÖDEME
- PAYPLAN[İng. < PIPELINE] değil/yerine/= BORUYOLU
- PAYTAHT, TAHTGÂH, MERKEZ-İ HÜKÜMET | BAŞKENT ile/||/<> BAŞKENT
( Bir devletin yönetim merkezi olan kent 1 Bir devletin yönelti ve yönetim özeği 2 Bir ülkedeki en büyük ve en önemli kent Anakentlerin en büyüğü Kimi ayrılıklar dışında bir devletin hükümet ve parlamentosunun yerleştiği devlet başkanının oturduğu siyasal ve yönetsel özeği olan kent )
- PAYTAK ile/||/<> PAYTAKLIK
- PAYTAKLAŞMAK ile PAYTAK/LIK ile PAYTAKÇA ile PAYTAK ADIM
- PAYTON ile/||/<> ...
- PAYZEN ile/||/<> GALLEY-SLAVE[İng.] ile/||/<> FORÇAT[Fr.] ile/||/<> RUDERSKLAVE, GALERENSKLAVE[Alm.] ile/||/<> FORSA[İt. < FORZA]
( Eskiden gemilerde kürek çekmekle yükümlü tutsak ya da yargılı kişi İtal Venedik per forza galley slave Akdeniz dillerinde yaygın olarak geçer forçado forzado forçat İtal forzato sforzato )
- PAYZEN ile/||/<> KÜREKÇİ
( Eskiden savaş gemilerinde kürek çekmekle yükümlü kimse )
- PAZAR ile AKŞAM PAZARI
- PAZAR ile/ve/||/<> ARKADIUS(AVRAD) PAZARI
( ... İLE/VE/||/<> Cerrahpaşa'da kurulurdu. )
- PAZAR ile KENT
( Ticaret/alışveriş sabit değilse. İLE Ticaret/alışveriş sabitse. )
- PAZAR ile MERKATA
( ... İLE Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da bulunan pazar, Afrika'nın en büyük pazarıdır.[20 km²] )
- PAZAR ile MEYVE-İTER PAZARI
- PAZAR ile/ve/değil/||/<>/> MEZAR
( Ana rahminden geldik pazara
Bir kefen aldık döndük mezara )
(

)
- PAZAR ile/ve/||/<> PANAYIR[Yun. < PAN AGHIOS]
( Haftalık ve/ya da belirli günlerde kurulan. İLE/VE/||/<> Yılda 1-2 kez kurulan/yapılan, sergi niteliği de taşıyan pazar. )
- PAZAR ile PASAR MALAM
( Yerde, tezgâh ya da bir şeylerin üzerinde. İLE Brunei'nin başkenti Bandar Seri Begawan'da, yerli halkın, kayıklarının içinde çeşitli tropikal meyveler sattığı bir pazar. )
- PAZAR ile/||/<> PAZAR[Fars. < BÂZÂR]
( coğrafya piyasa Türkçede pazarın kurulduğu güne de pazar günü adı verilir dernek Ağızlarda bazar olarak da kullanılır Az bazar 1 alışveriş yeri 2 pazar günü bāzar Blk bazar bazar bazar bazar Alt Tel pazar mazar Sal pazar şehir Tenişev Şiraliev Arm 169 bāzār a market a marketday Eski Farsça vahāčāra pazar Pehlevicede wāzār market olarak geçer Ermenicede vačaṙ Handel Verkauf Markt biçimi kullanılır Türkçe yoluyla belli başlı Avrupa dillerine de geçmiştir Macarca vásár biçiminin de İran kökenli bir alıntı olduğu açıktır TESz 3 1096 Farsçadan alındığını yazmış Pehlevice wāzār biçimini vermiştir TESze göre ticaret yoluyla gerçekleşmiş bir alıntıdır TESz Némethin Karadenizin kuzeyinde yaşayan eski Bulgarlardan veya Türklerden alındığı yolundaki görüşünü geri çevirmiştir Joki Orta Farsça üzerinde durmuşsa da verici dili saptamaya girişmemiştir Harmattanın Medce veya Partçadan alındığı yolundaki açıklaması inandırıcı değildir Eski alım satım ilişkilerinin gerçekleştiği çağlara ve yerlere çıkan bu sözün Karadenizin kuzeyinde ve doğusunda uzanan topraklarda büyük bir rol oynadığı açıktır Alışveriş yeri olarak pazarın kurulduğu güne verilen pazar günü adı da düşündürücüdür Türk diyalektlerinin bir bölümünde gördüğümüz bāzar güni Türkmence bazar kün Nogayca gibi adlara benzer birtakım adların komşu dillerde de kullanıldığını biliyoruz Örn Kafkas dillerinde pazarın kurulduğu güne pazar günü anlamına gelen adlar verilir Munkácsi ÁKE 627 O bakımdan Macarcada vásár napja pazar günü adının vasárnap pazar nap gün değerini kazanması boş bir tesadüf sayılamaz Ligeti TörK 169170 Kumukça Özbekçe gibi birtakım diyalektlerde kullanılan uçar oçar biçimleri de Farsçadan kalma alıntılardır Moğolca uçar biçimi Türkçeden geçmiştir Ligeti AOH 14 71 Türkçede pazarın kurulduğu güne de pazar günü adı verilir dernek Ağızlarda bazar olarak da kullanılır Az bazar 1 alışveriş yeri 2 pazar günü bāzar Blk bazar bazar bazar bazar Alt Tel pazar mazar Sal pazar şehir Tenişev Şiraliev Arm 169 bāzār a market a marketday Eski Farsça vahāčāra pazar Pehlevicede wāzār market olarak geçer Ermenicede vačaṙ Handel Verkauf Markt biçimi kullanılır Türkçe yoluyla belli başlı Avrupa dillerine de geçmiştir Macarca vásár biçiminin de İran kökenli bir alıntı olduğu açıktır TESz 3 1096 Farsçadan alındığını yazmış Pehlevice wāzār biçimini vermiştir TESze göre ticaret yoluyla gerçekleşmiş bir alıntıdır TESz Némethin Karadenizin kuzeyinde yaşayan eski Bulgarlardan veya Türklerden alındığı yolundaki görüşünü geri çevirmiştir Joki Orta Farsça üzerinde durmuşsa da verici dili saptamaya girişmemiştir Harmattanın Medce veya Partçadan alındığı yolundaki açıklaması inandırıcı değildir Eski alım satım ilişkilerinin gerçekleştiği çağlara ve yerlere çıkan bu sözün Karadenizin kuzeyinde ve doğusunda uzanan topraklarda büyük bir rol oynadığı açıktır Alışveriş yeri olarak pazarın kurulduğu güne verilen pazar günü adı da düşündürücüdür Türk diyalektlerinin bir bölümünde gördüğümüz bāzar güni Türkmence bazar kün Nogayca gibi adlara benzer birtakım adların komşu dillerde de kullanıldığını biliyoruz Örn Kafkas dillerinde pazarın kurulduğu güne pazar günü anlamına gelen adlar verilir Munkácsi ÁKE 627 O bakımdan Macarcada vásár napja pazar günü adının vasárnap pazar nap gün değerini kazanması boş bir tesadüf sayılamaz Ligeti TörK 169170 Kumukça Özbekçe gibi birtakım diyalektlerde kullanılan uçar oçar biçimleri de Farsçadan kalma alıntılardır Moğolca uçar biçimi Türkçeden geçmiştir Ligeti AOH 14 71 )
- PAZAR ile/||/<> SATAK
( ... İLE/||/<> Çarşı, pazar yerleri. )
- PAZARBAŞI DALYANI
( Yenimahalle'nin Pazarbaşı mevkii denizinde kurulan bir dalyandı. 1965 yılına kadar kurulan dalyan Hamamcıoğulları'na aitti. )
- PAZARLAMA ile/ve/<> HALKLA İLİŞKİLER ile/ve/<> REKLAM ile/ve/<> MARKALAŞTIRMA
( "Ben büyük bir âşığım." İLE/VE/<> "İnan bana! O çok büyük bir âşık." İLE/VE/<> "Büyük âşığım! Büyük âşığım! Büyük âşığım!" İLE/VE/<> "Anladım ki, büyük bir âşıksın!" )
( "I'm great lover." vs./AND/<> "Trust me! He's a great lover." vs./AND/<> "I'm a great lover. I'm a great lover. I'm a great lover." vs./AND/<> "I understand. You are a great lover." )
- PAZARLAMA ile HİLE
- PAZARLAMA ile/ve "KAKALAMA"
- PAZARLAMA ile/ve/yerine SATIŞ
( Ürünün üretiminden, son tüketiciye ulaşması ve sonrasındaki tüketici destek aşamalarının tamamını kapsar. İLE/VE/YERİNE Pazarlama etkinliklerine anlam kazandıran, hedef aşamadır. Bir ürünün üretimi, reklam edilmesi, fiyatlandırılması, pazara çıkarılması ve tüketiciye sunulacak aşamaya getirilmesini pazarlama süreci olarak değerlendirirsek; bu aşamadan sonra tüketiciye sunulması, sunum yapılması ve kabul edilebilir bir bedel karşılında takasa sokulması işlemi. Genel olarak müşteriye "evet" dedirtme etkinliğidir. )
( Net kâra bakar. İLE/VE/YERİNE Ciroya bakar. )
( Hedefi, şirketin kârlılığını sağlamaktır. İLE/VE/YERİNE Satıcının hedefi ise verilen ciro hedefini tutturmaktır. )
( Süreç yönetir. İLE/VE/YERİNE Süreci başarılı sonlandırma [ürünü verip karşılığını alma] görevini üstlenir. )
( Gereksinim belirler/oluşturur. İLE/VE/YERİNE Gereksinim giderir. [Bazı durumlarda satıcı gereksinim belirlemek ya da var olan gereksinimi açığa çıkarmak için etkin olabilir.] )
( Müşteriyi, ürüne çeker. İLE/VE/YERİNE Ürünü, müşterinin parasıyla takas eder. )
- PAZARLAMAK ile PAZARLANMAK ile PAZARLAŞMAK ile PAZARLAYABİLMEK ile PAZAR/LIK ile PAZARCI/LIK ile PAZARLAR ile PAZAR YERİ ile PAZARLIKLI ile PAZARLIKÇI/LIK ile PAZARLAMACI/LIK ile PAZARLIKSIZ ile PAZAR KAYIĞI ile PAZARLIKLI ALIŞVERİŞ
- PAZARLIK PAYI ile/ve/değil/yerine İNDİRİM PAYI
- PAZARLIK ile PAZARLIK
- PAZARLIK ile/||/<> PAZARLIK
( 1 Bir mal için istenilen ederi daha da düşürmek için alıcının satıcı ile yaptığı kesimli tartışma 2 Pay ve borç belgitleri alım ve satım işlemleri bir nesneyi alıp satmak için sözlü ya da yazılı olarak yapılan anlaşma Bir alışverişte alıcı ve satıcının kendisi için en iyi fiyatı karşısındakine kabul ettirmek amacıyla yaptığı görüşme )
- PAZARLIK ile/değil/yerine TARTIŞMA
- PAZAR/pazar ile/ve/değil/||/<> Pazar
( Ürünlerin satıldığı yer. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Haftanın son günü. )
- PAZARTESİ'NE değil PAZARTESİ'YE
- PAZEN[Fr. < BASIN] ile/||/<> ...
( dokuması kalın sık ve yumuşak bir tür pamuklu bez basin pazen )
- PAZEN ile PAZEN GİBİ
- PAZI/YABANİ ISPANAK/YABANPANCARI ile IŞTIR
( Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki. İLE Ispanakgillerden, sapları etli bir ot, yabanpazısı. )
- PAZI ile/||/<> ...
( yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki yaban pancarı yabani ıspanak Az pazı pancar pāzī yaprakları sebze olarak kullanılan pancar pazı Beta vulgaris cicla Farsçada pāžū olarak da geçer Yerel ağızlarda pancar şalgam yaban pancarı pazı olarak kullanılan pezik pezzik pezük pezzük biçimleri Ermeniceden alınmıştır bazuk beet Dankoff ALT 39 Bläsing AT 17 Ağızlarda pazı yerine sirken adı da geçer sirken Türkçeden Sırpçaya pàzija olarak geçmiştir Skok EtRj 2 625626 )
- PAZI ile/||/<> ...
( bir ekmeklik hamur topağı yufka Ağızlarda bazı bezi pezi meze beze biçimleri de kullanılır R μάζα μάζί Masse Teig ein grobes Backwerk )
- PAZI ile/||/<> ...
( kolun omuz ile dirsek arasındaki bölümü karaca Az bazu bāzū the arm or the upper part of it )
- PAZI ile/||/<> PAZI[Fars. < BÂZŪ]
( Ekmek yapmak üzere hazırlanan yuvarlak hamur parçaları Mudurnu Bolu Üreğil Çankaya Ankara Çiçeklerde periantları 5 parçalı geniş ve tüysüz olan yaprakları sebze olarak kullanılan bir ya da çok yıllık otsu bitki )
- PAZI ile PAZILI ile PAZI KEMİĞİ
- PAZI ile PAZU/PAZI[Fars. :Kol.] ile PAZI
( Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, yabanpancarı, yabanlıspanak. İLE Kolun, omuz ile dirsek arasındaki bölümünde bulunan, şişkince kas kitlesi. İLE Bir ekmeklik hamur topağı, beze. )
- PAZIBENT[Fars.] değil/yerine/= KUŞAK/KOLÇAK
( Belirli bir amaçla, kola geçirilen, enli kuşak, kolçak. )
- PAZU GÖSTERMEK" ile/değil/yerine/||/<>/></< GÖNLÜNÜN GENİŞLİĞİ
- PAZU[Fars. < BÂZÛ](BİSEPS) ile/ve TRİSEPS
( Kolun, omuz ile dirsek arasındaki bölümü. İLE/VE ... )
- PAZUBENT ile/||/<> KOL BAĞI
( Hakemlerin iki kolunda oylarını belirleyecek renkli imler )
- PAZUBENT ile PAZUBENTLİ
- PAZVAL ile/||/<> ...
( Kunduracının yapmakta olduğu ayakkabıyı dizinin üstünde tutmak için kullandığı kayış ya da ip Bursa Kökenini bilmiyoruz )
- PAZVAL ile/değil/yerine KAYIŞ
( Kunduracıların, çalışırken, kundurayı, dizleri üzerinde tutmak için kullandıkları kayış. )
- PAZVANT/PÂSBÂN/PÂSDÂR/PÂSVÂN[Fars.] değil/yerine/= BEKÇİ
( Osmanlı döneminde, Rumeli'de, gece bekçilerine verilen ad. )
- PAZVANT[Fars. < PÂSBÂN] ile/||/<> ÇARŞI BEKÇİSİ
( çarşı bekçisi Türkçede paspan pasvan ve pazvan biçimleri de kullanılır pāsbān pāsvān guard watchman pāsbān pās a watch of the day or night guard watch bān vān keeper guardian Türkçe pazvant biçiminin sonundaki t anorganik bir sestir Eckmann TDAY 1955 17 Anadolu ağızlarında kullanılan sayvant etrafı açık üstü kapalı yer sözünün sonundaki t gibi sayvan Bulgarca pazvant gece bekçisi ve Sırpça pasvàndžija pasmàdžija pasvàndži çarşı bekçisi biçimleri Türkçeden alınmıştır )
- Pb ile Pd
( Kurşunun simgesi. İLE Palladyum'un simgesi. )
- PBFT/PRACTICAL BYZANTINE FAULT TOLERANCE[İng.] değil/yerine/= UYGULAYIMSAL BİZANS HATA TOLERANSI
- PBH ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< PBH
( Polikistik Böbrek Hastalığı. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/< Pek Bilinmeyen Hastalık. )
- p.c.[Lat. < POST CIBUM] değil/yerine/= YEMEKLERDEN SONRA
- PC/POST CİBUM[İng.] değil/yerine/= YEMEKTEN SONRA
- PC ile
- PC :/yerine KİŞİSEL BİLGİSAYAR
- PC ile MACINTOSH
- PC ile NOTEBOOK(DİZÜSTÜ/LAPTOP)
- PCI/PERCUTANEOUS CORONARY INTERVENTION[İng.] değil/yerine/= DERİDEN KORONER ATARDAMAR GİRİŞİMİ, PERKÜTAN KORONER GİRİŞİM
- PCM ile/||/<> COSMO
( PCM polarizable continuum İLE COSMO conductor-like screening. )
( Formül: Dielektrik İLE iletken )
- PCO&SUP2;/PARTIAL CARBON DIOXIDE PRESSURE[İng.] değil/yerine/= PARSİYEL KARBONDİOKSİT BASINCI
- PCR/POLYMERASE CHAIN REACTION POLIMERAZ[İng.] değil/yerine/= ZINCIR TEPKİMESİ
- PCR ile/||/<> KLONLAMA
( PCR DNA'yı çoğaltır İLE klonlama canlı sistemde üretir )
( Formül: PCR: 2^n kopya (n döngü)\nDenatürasyon (95°C) → Bağlanma (55°C) → Uzama (72°C) )
- PCR ile/||/<> RT-PCR ile/||/<> QPCR
( DNA çoğaltma ve analiz yöntemleri. )
( Formül: 2ⁿ kopya (n döngü) )
- PCR ile/||/<> RT-PCR
( PCR DNA'yı İLE RT-PCR RNA'yı cDNA üzerinden çoğaltır )
( Formül: 2^n döngü (PCR) İLE RNA→cDNA→amplifikasyon (RT-PCR) )
- PCR ile/||/<> WESTERN BLOT ile/||/<> ELISA
( Temel biyoloji lab yöntemleri. )
( Formül: 2^n amplifikasyon )
- PD ile/||/<> PT ile/||/<> RH ile/||/<> RU
( Platin grubu metal katalizörler. )
( Formül: Pd(0) → Pd(II) → Pd(0) )
- PDA/PERSONAL DATA ASSISTANT | PATENT DUCTUS ARTERIOSUS[İng.] değil/yerine/= KİŞİSEL VERİ YARDIMCISI | PATENT DUKTUS ARTERİYOZUS, DUKTUS ARTERİYOZUS AÇIKLIĞI
- PDF:
"PİDİEF" değil PEDEFE P D F
- PDI ile/||/<> MONODİSPERS
( PDI = Mw/Mn dağılım genişliği İLE monodispers PDI = 1. )
( Formül: Polidispers İLE uniform )
- PDÖ/PROBLEM-BASED TEACHING[İng.] değil/yerine/= SORUNA DAYALI ÖĞRETIM