| P... |

- PEDİYATRİK/PEDİATRIC[İng.] değil/yerine/= ÇOCUKLA İLGILİ

- PEDOFİL ile PEDOFİLİ

- PEDOLOJİ[Fr. < Yun. PAİD: Çocuk. LOGOS: Bilim.] ile PEDOLOJİ[Fr. < Yun. PEDON: Toprak. LOGOS: Bilim.]

- PEDOLOJİ ile ...

( Toprak bilimi. )

- PEDOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= PEDOFOBİ

( Çocuk korkusu. "Paedofobi" ve "pediafobi" de denmektedir. Yunanca "çocuk" anlamına gelen παιδί ("pedo") ve "fobi" anlamına gelen φόβος ("fobos") kelimelerinden oluşmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PED-/-PEDE/PEDİ-/PEDO-/PAED-/PAEDO- ile/||/<> HEBE-

( Çocuk. İLE/||/<> Ergenlik, ergenlik çağında. )

- PEDÜNKÜL/PEDINCLE[İng.] değil/yerine/= SAP

- PEELING[İng.] değil/yerine/= DERİ SOYMA

- PEER :/yerine AKRAN

- PEFMETRE/PEAK FLOW METER[İng.] değil/yerine/= TEPE AKIM HIZIÖLÇER


- PEG/PERKÜTAN ENDOSKOPİK GASTROSTOMİ/ PERCUTANEOUS ENDOSCOPIC GASTROSTOMY[İng.] değil/yerine/= DERİDEN İÇ GÖREÇLEMEYLE MİDE AĞIZLAŞTIRMASI

- PEGASUS ve TRUVA ATI

- PEGASUS ile/ve UNICORN

( Kanatlı at. İLE/VE Boynuzlu at. )
( ASLAN - KEÇİ - YILAN )
( bkz. KİMERİZM/CHIMERISM )

- PEHLİVAN, MÜCELLİP (LÜLEBURGAZ, 1954)

( Boluspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1083 - 1983) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 41 lig, 2 kupa olmak üzere 43 resmi ve 14 özel maçla birlikte toplam olarak 57 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 5, özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 6 gol kazandırdı. Lüleburgazspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )

- PEHLİVAN[Fars.] değil/yerine/= GÜREŞÇİ

- PEHLİVAN/LIK ile PEHLİVANCA ile PEHLİVAN DUASI ile PEHLİVAN YAKISI

- PEHPEHLEMEK ile PEHPEH

- PEJMURDE[Fars.] değil/yerine/= SALAŞ

( Eski püskü, yırtık. | Dağınık, perişan. )

- PEJORATİF[Fr.] değil/yerine/= YERMELİ

- PEJORATIVE[İng.] değil/yerine/= PEJORATİF

( Genellikle bireyleri, grupları ya da kavramları küçümsemek, aşağılamak ya da kötülemek için kullanılan, olumsuz çağrışımlar ya da imalar taşıyan dil, ifade ya da terimler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PEK ÇOK ...LARI" değil PEK ÇOK ...'YI

- PEK KOLAY DEĞİL değil PEK OLASI DEĞİL

- PEK KONUŞMAMAK ile/değil/yerine/>/< (DAHA) AZ KONUŞMAK

- PEK ile PEKİ ile PEK PEK ile PEK ÇOK ile PEK DOKU ile PEK ÇOĞU ile PEK BAŞLI ile PEK CANLI ile PEK GÖZLÜ ile PEK YÜZLÜ ile PEK YÜREKLİ

- PEKÂLÂ değil/yerine/= PEKİYİ

- PEKİN ÖRDEĞİ ÜRETİM SAHASI

( Belgrad Ormanı içindedir. Çok çabuk gelişen Pekin örnekleri kuluçka makinelerinde üretilerek diğer işletmelere dağıtımı yapılmaktadır. )

- PEKİN = EMİNL = CERTAIN[İng., Fr.] = GEWIß[Alm.] = CERTUS[Lat.]

- PEKİNLİK = EMİNLİK = CERTAINTY[İng.] = CERTITUDE[Fr.] = GEWIßHEIT[Alm.] = CERTITUDINEM[Lat.]

- PEKİŞ, İLKSUN (...)

( Sarıyer Belediyespor Kulübü karate takım sporcusu olup; 2005'te Yalova'da yapılan Türkiye Avrupa Bölgesel Takım Şampiyonasında birinci olan takımın elemanı olarak yarıştı. )

- PEKİŞMEK ile PEKİŞİLMEK ile PEKİŞTİRMEK


- PEKİŞTİRME ile PEKİŞTİRMELİ ile PEKİŞTİRME ÜNLÜSÜ ile PEKİŞTİRMELİ ZARF ile PEKİŞTİRMELİ ÖZNE ile PEKİŞTİRMELİ SIFAT

- PEKİŞTİRME ile/ve/||/<> VURGU/ÜNLEM

( Bazı sözler, argolar ve küfürler, sözcüğün birebir anlamı/karşılığı için kullanılmaz. Daha çok pekiştirme sıfatı ya da vurgu, ünlem olarak kullanılır. )

- Pekiştirmek için DİNLE!!!

- Pekiştirmek için SUS!!!

- PEKİŞ(TİR)MEK ile/ve/<> OLGUNLAŞ(TIR)MAK

- PEKİŞTİRMEK ile/ve/<> PERÇİNLEMEK[Fars. : Siyeç.]

( ... İLE/VE/<> Bir bağıntıyı, perçinle tutturmak. | İki ya da daha çok parçayı, karşılıklı bölümlerini birbiri üzerinde ezerek birleştirmek. | Berkitmek, sağlamlaştırmak, güçlendirmek. )
( PERÇİN[Fars.]: İki ya da daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu. )

- PEKLEŞMEK ile PEKLEŞTİRMEK

- PEKMEZ ile NARDENK[Fars.]

( ... İLE Nar, erik, kızılcık gibi yemişlerden yapılan pekmez. )

- PEKMEZ'LERDE:
HURMA
ile/ve KAYISI ile/ve DUT ile/ve ÜZÜM ile/ve KEÇİBOYNUZU/HARNUP ile/ve ANDIZ ile/ve KIZILCIK

( )

- PEKMEZ/LİK ile PEKMEZCİ/LİK ile PEKMEZLİ ile PEKMEZ KÖPÜĞÜ ile PEKMEZ HELVASI ile PEKMEZ TOPRAĞI


- PELE[Fars.] ile PELLE[Fars.]

( Terazi kefesi. | Merdiven basamağı. | Çark dişi. İLE Pele. | Derece. | Merdiven basamağı. )

- PELE[Fars.] ile PELLE[Fars.]

( Terazi kefesi. | Merdiven basamağı. | Çark dişi. İLE Pele. | Derece. | Merdiven basamağı. )

- PELERİN ile PANÇO

- PELERİN ile PELERİNLİ

- PELESENK ile PELESENK AĞACI

- PELESENK[Ar.] ile/değil PERSENK[Fars.]

( Türlü bitkilerden çıkarılan, kokulu bir reçine. | Pelesenkağacından elde edilen değerli kereste. İLE/DEĞİL Konuşurken, gereksiz yinelenen söz. )

- PELET ile ...

( PRİNA POSASI )

- PELİKAN ile AK PELİKAN

- PELİKAN ile DALMAÇYALI/TEPELİ PELİKAN

( ... ile )

- PELİKAN[Fr. < Lat.]/KAŞIKÇI KUŞU ile KAHVERENGİ PELİKAN

( )

- PELİN ile ...

( Bileşikgillerden, yapraklarında ve öteki bölümlerinde çok acı, ıtırlı bir madde bulunan, tıpta kullanılan bir bitki. )

- PELİN ile PELİN OTU

- PELL DENKLEMİ ile/||/<> DİOPHANTİNE DENKLEM

( Pell x²-Dy²=1 özel form, Diophantine genel tamsayı. )
( Formül: Belirli form İLE genel )

- PELOURINHO ile ...

( Eski şehir. [UNESCO dünya mirası arasındadır.] )

- | PELTE/PALUZE ile ELMÂSİYE/JÖLE | ile/yerine MURABBÂ

( | Meyvesularının nişastayla ve bir miktar şeker ile koyulaştırılması/kaynatılmasıyla elde edilen tatlı. | Bu kıvamda olan madde. | Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin, doğrudan doğruya şişmesiyle ya da sıcakta hazırlanan, oldukça derişik çözeltinin soğutularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde. İLE
Meyvesularının jelatin ve şekerle koyulaştırılması/kaynatılmasıyla elde edilen tatlı. | İLE/YERİNE
Meyvesularının katkısız olarak -kısık ateşte- uzun süre kaynatılıp koyulaştırılmasıyla elde edilen tatlı. [az miktarda şeker katılabilir][Jöle de denilir fakat içinde jelatin yoktur!] )
( Sayın Gökçen ADAR'ın, yemek kitaplarına ulaşmanızı salık veririz. )

- GALLERTE[Alm.] ile/değil/yerine/= PELTE

- PELTE ile/değil PIHTI

- PELTEK ile PEPE

( Dilini, dişlerinin arasına alır gibi konuşan ve bu yüzden, s, z gibi sesleri kusurlu söyleyen. | Tutuk, titrek bir biçimde. İLE Dudak sesleriyle başlayan sözcüklerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez yineledikten sonra arkasını getirebilen, tutuk dilli. )

- PELTEK/LİK[< BERTMEK] ile/||/<> PEPE/ME/LİK ile/||/<> KEKEME/LİK / KEKE/KEKEÇ / REKÂKET[Ar.]

( Dilini dişlerinin arasına alır gibi konuşma/konuşan ve bu yüzden s, z gibi sesleri kusurlu söyleme/söyleyen. | Tutuk, titrek konuşma. | Tutuk, titrek bir biçimde. İLE/||/<> Dil tutukluğu. Dudak sesleriyle başlayan sözcüklerin ilk seslerini güçlükle söyleme/söyleyen ve ancak birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilme/getirebilen. İLE/||/<> Damak sesleriyle başlayan sözcükleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşma. )
( Kekeme ile Pepeme

Yaşlı bir âşığı gördüm bu sabah erkenden
Genç ma’şûkuna lâflar ile şöyle derken:

"Se senin saçların akşam ka karanlık doluyor
Yü yüzün gördüğüm anda gügü gündüz oluyor

Titi tiryâkisi olsam bu ba ballı dudağın
Sasa sabrım yoyo yok bak yüreğim darmadağın...

Keserek sözlerini genç, atıldı birden:
"Nini niçin tata taklit ediyorsun beni sen

Di dilersen vurayım bir yuyu yumruk yüzüne
Düdü düşsün bebe beynin aa ağzın içine!"

Yaşlı mahcup olarak baktı yere geldi dile:
"Vava vallahi bi billahi anamdan böyle

Dodo doğdum yaşadım geldi yaşım yetmiş üçe
Tata talih beni etmiş tu tutuk gör işte

Genç memnun: "Şü şükürler yüce Allahıma kim
Bebe ben de düdü dünyaya la lal gelmimişim,

Bebe ben de baba bak sen gibiyim bir kekeme,
Sese sen de baba bak ben gibisin bir pepeme."

KAANİ ŞİRAZİ

[Arûz: Feilātün feilātün feilātün feilün] )

- PELTEKLİKTE:
Z'LEŞTİRME
ile/||/<> S'LEŞTİRME ile/||/<> C'LEŞTİRME ile/||/<> L'LEŞTİRME

( Jale > Zale | Jilet > Zilet
İLE/||/
Paşa > Pasa | Kışlık > Kıslık | Şapka > Sapka
İLE/||/
Jandarma > Candarma | Jilet > Cilet
İLE/||/
Birader > Bilader | Berber > Belber | Merhem > Melhem | Terlik > Tellik )

- PELTELENMEK ile PELTELEŞMEK ile PELTEKLEŞMEK ile PELTE ile PELTEK/LİK ile PELTEK DİŞ ÜNSÜZÜ

- GÉLIFICATION[Fr.] / GALLERTEBILDUNG, GELBILDUNG, GELIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PELTELEŞME

- PELTELEŞMEK/PELTELENMEK

( Pelte kıvamını almak. | Bitkisel göze zarlarındaki selülozun değişmesi ve jelatin kıvamını alması. )

- PELTIER EFFECT[İng.] / EFFET PELTIER[Fr.] / PELTIER-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PELTİER ETKİSİ

- PELTIER CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE PELTIER[Fr.] / PELTIER-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= PELTİER SABİTİ

- PEM-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PEM ETKİSİ (FOTOELEKTROMANYETİK)

- PEM EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= PEM ETKİSİ

- PEMBE YALI (FETHİ AHMED PAŞA YALISI) ile PEMBE YALI (İLYAS BEY YALISI)

( Kuzguncuk'tadır. İLE Anadoluhisarı'ndadır. )

- PEMBELEŞMEK ile PEMBELEŞTİRMEK ile PEMBE/LİK ile PEMBE DİZİ

- PEMDAS and/sometimes/||/<> BODMAS

( Parantheses > Exponents > Multiplication > Division > Addition > Subtraction AND/SOMETIMES/||/<> Brackets > Order > Division > Multiplication > Addition > Subtraction )
( Parantez > üstler > çarpma > bölme > toplama > çıkarma VE/BAZEN/||/<> Parantez > üstler > bölme > çarpma > toplama > çıkarma )

- PEMFC İLE SOFC İLE AFC İLE DMFC ile/||/<> YAKIT PİLİ TÜRLERİ

( Farklı yakıt pili teknolojileri. )
( Formül: H₂ + ½O₂ → H₂O + e⁻ )

- PENÂH[Fars.] ile -PENÂH[Fars.]

( Sığınma, sığınılacak yer. İLE Bir şeyin sığınağı, koruyucusu, dayanağı anlamlarıyla bileşik sözcükler yapar.[ADÂLET-PENÂH: Adâletin sığındığı yer.] )

- PENÂHÎ ile ...

( SIĞINMA )

- PENALTI ile PENALTI ALANI ile PENALTI ATIŞI ile PENALTI SAHASI ile PENALTI NOKTASI

- PENALTY :/yerine CEZA

- PENBE değil PEMBE

- PENÇE[Fars.] ile AYAK/PATİ

( Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. | Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç. | Ayakkabının tabanındaki kösele. İLE Kedi, köpek için ön ayak. | Küçük çocuk ayağı. )

- PENÇE ve PARMAKLAR

( ŞEHÂDET - ORTA - YÜZÜK - SERÇE
BAŞ )
( HASANEYN[ÇİFTE GÜZELLİK] )
( )

- PENÇE ile PENÇELİ ile PENÇELER

- PENÇELEMEK ile PENÇELETMEK ile PENÇELEŞMEK ile PENÇE ile PENÇELİ ile PENÇESİZ ile PENÇE PENÇE


- Pençen konuşmaktır! KONUŞ!!!

- Pençen yok! KONUŞ!!!

- PENÇE/PENCE[Fars.] ile HILÂB[Ar.]

( Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmakları ve tırnakları. İLE Yırtıcı kuş ve hayvan pençesi. )

- PENCERE (AÇMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<> AYRAÇ/PARANTEZ (AÇMAK)

- PENCERE ile ARNAVUTBACASI

( ... İLE Tavan arasına ışık sağlayan, çatı penceresi. )

- PENCERE ile AYPENCERE

( ... İLE Yarım daire biçiminde pencere. )

- PENCERE[Fars.] değil/yerine/= BAKANAK

- PENCERE ile/ve/değil EŞİK

- PENCERE ile LOMBOZ[İt./Yun.]

( ... İLE Kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere. )

- PENCERE değil/yerine/= ODAGÖZ


- PENCERE ile PENCERELİ ile PENCERESİZ ile PENCERE ETEĞİ ile PENCERE KANADI

- PENCERE[Fars.] ile PERVÂZ[Fars.]

( ... İLE Kapı, pencere gibi yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça. | Giysilerin, yaka, kol, etek gibi yerlerine ya da kumaştan yapılmış öteki eşyaların kenarlarına geçirilmiş, dar, uzun parça. | Cilt kapağının iç tarafına konulan parça. )

- PENCERE ile TEMEK

( ... İLE Ahırdaki pisliği dışarı atmak için kullanılan kapaklı ya da kapaksız delik/pencere. )

- PENCERE ile/ve/||/<> TEPE CAMI

( ... İLE/VE/||/<> Tavanda ya da tavana yakın yerde, tepeye yakın bulunan pencere. )

- PENÇGAH[Fars.]

( Türk müziğinde, rast ve bayati dizilerinden oluşan bileşik makam. )

- PENDANT[İng.] değil/yerine/= ASKI

- PENEPLEN değil/yerine/= YONTUKDÜZ

( Erozyon etkisiyle oluşmuş, yumuşak engebeli yeryüzü parçası, yalama yazı. )

- PENEPLEN değil/yerine/= YONTUKDÜZ

- PENETRAN/PENETRANT[İng.] değil/yerine/= DELICİ | İÇEGEÇEN

- PENETRAN YARALANMA/PENETRATING İNJURY[İng.] değil/yerine/= DELICİ YARALANMA


- PENETRANCE[İng.] değil/yerine/= NÜFUZ KABİLİYETİ

( Bir genetik özelliğin bir sonraki kuşağa aktarılabilme yüzdesidir/başarısıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PENETRANS İLE EKSPRESİVİTE İLE PLEİOTROPİ ile/||/<> GENETİK KAVRAMLAR

( Gen-fenotip ilişkisinin karmaşıklığı. )
( Formül: Penetrans = Etkilenen/Genotip )

- PENETRANS/PENETRANCE[İng.] değil/yerine/= İÇE GEÇİŞ, İÇE İŞLEME

- PENETRASYON/PENETRATION[İng.] değil/yerine/= DELME | İÇE GEÇME

- PENGUEN DAYANIŞMASI ile/ve/||/<> LEYLEK DAYANIŞMASI

- PENGUEN ile CÜCE PENGUEN

( Buzullarda. İLE Avustralya'da. )

- PENGUEN ile/ve/değil DENİZ KUŞU(CORMORANTS)

( ... İLE/VE/DEĞİL Patagonya'da, bir çeşit karabatak olan ve uzaktan penguene benzeyen deniz kuşları bulunmaktadır. )

- PENGUEN ile/ve/<> GALAPAGOS PENGUENİ

( ... İLE/VE/<> Galapagos Adaları'nda yaşamaktalardır. )

- PENGUEN ile GENTOO PENGUENİ

( ... İLE Güney Kutbu'nun kuzeye doğru olan karasal noktalarında yaşarlar. )
( ... İLE 35 km. hızla yüzerler. )

- PENGUEN ile GÜNEY AFRİKA/"EŞEK" PENGUENİ

( 18 saate kadar durmaksızın avlanabilirler ve suyun altında kalabilirler. İLE ... )
( 13 mil hızla yol alabilirler. İLE ... )
( 175 m. kadar dalabilirler. İLE ... )
( ... İLE Cape yarımadasının belirli bir noktasında yaşarlar. )
( ... İLE Gebelik süreleri, 40 gündür. )

- PENGUEN ile GÜNEY KAYA (ROCKHOPPER) PENGUEN

( ... İLE Batı Pasifik ve Hint Okyanusları'nın alt antarktika sularında ve Güney Amerika'nın güney kıyılarında görülür. )

- PENGUEN ile İMPARATOR/KRAL PENGUEN

( ... İLE Yavruları, 1 yıl boyunca, anne-babalarının bakımına muhtaç olarak büyürler. )
( ... İLE 535 metre derinliğe dalabilirler. )
( Dünyada, 18 penguen türü bulunmaktadır. Ne yazık ki, küresel ısınma nedeniyle 10'u, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. )

- PENGUEN ile MACELLAN PENGUENİ

( ... İLE Patagonya'da, Trelew'in 90 km. uzağındaki Punta Tombo alanında, Eylül ile Nisan ayları arasında görünürler.[Sayıları yarım milyonu bulur.][Smokinli garson penguen olarak da tanımlanmışlardır.] )
( İLE )

- PENGUEN ile MASKELİ PENGUEN

- PENGUEN ile PAPUA PENGUENİ

- PENGUEN ile PENGUENLER

- PENGUEN ile SAKALLI PENGUEN

- PENGUEN ile SORGUÇLU/MAKARONİ PENGUEN

( ... İLE Güney Amerika, Güney Afrika ve Antarktika Yarımadası arasında kalan bölgede yaşayan bir penguen türüdür. )

- PENGUEN ile YALANCI PENGUEN

( ... İLE Avlanma nedeniyle soyları tükenmeden önce Kuzey Atlas Okyanusu'ndaki adalarda endemik bir türdü. )

- PENİ ile PENİS


- PENICILLINE G[İng.] ile/değil/yerine/= PENİCİLLİN G

- PENICILLINE V[İng.] ile/değil/yerine/= PENİCİLLİN V

- PENİS/YARDA (SİK/YARAK/PİPİ/ÇÜK/KAMIŞ/ANDIR/FALLUS[Yun./Fr. < PHALLUS]) / VAJİNA (AM/KUKU/PITTIK)/ANDIR/PUDENDUM[Lat. < PUDERE: Utanmak.] ile KASIK

( [çiçeklerde] ANDROECIUM[eril] - PISTIL[dişil] )

- PENİS ile/ve/||/<> DILAK/BIZIR[Ar. < BAZR]/KLİTORİS[Yun.]

( BAYZAR/BAZR[Ar.]: Rahmin başlangıcındaki et parçası, dilcik. )
( PREPUS: Penis ve klitorisin baş kısmını örten deri kıvrımı. )
( )
( )
( Kökeni/Etimolojisi: clitoris < Mateo Renaldo Colombo [İtal. anatomist][1516-1559] < kleítoris κλείτορις|EYun]: küçük kapalı yer < kleíō κλείω|EYun]: kapatmak, kapalı olmak, örtmek )
( )
( 4000 sinir ucu bulunmaktadır. İLE/VE/||/<> 8000 sinir ucu bulunmaktadır. )

- PENİSİLİN ile/||/<> ANTİBİYOTİK

( Penisilinin keşfi İLE ilk antibiyotik )
( Alexander Fleming tarafından 1928 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1881-1955) (Ülke: İskoçya) (Alan: Biyoloji, Tıp) (Önemli katkıları: Penisilin keşfi) (Nobel: 1945) )

- PENICILLIN[İng.] / PÉNICILLINE[Fr.] / PENIZILLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PENİSİLİN

- PENICILLINATE[İng.] / PÉNICILLINASE[Fr.] / PENICILLINASE[Alm.] ile/değil/yerine/= PENİSİLİNAZ

- PENİSİN ...:
İŞLEVİ
ile KALINLIĞI ile BOYU

- PENNING ION SOURCE[İng.] / SOURCE D'IONS PENNING[Fr.] / PENNING-IONENQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= PENNİNG İYON KAYNAĞI

- PENNING IONIZATION[İng.] / IONISATION DE PENNING[Fr.] / PENNING-IONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= PENNİNG İYONLAŞMASI


- PENNING GAUGE[İng.] / JAUGE DE PENNING[Fr.] ile/değil/yerine/= PENNİNG ÖLÇERİ

- PENNING-VAKUUMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PENNİNG VAKUMMETRESİ

- PENOPLEN[Fr.] değil/yerine/= YONTUKDÜZ

( Erozyon etkisiyle oluşmuş, yumuşak, engebeli yeryüzü parçası, yalama yazı. )

- PENROSE İLE CCC İLE MULTİVERSE ile/||/<> KOZMOLOJİ MODELLERİ

( Evrenin yapısı ve evrimi kuramları. )
( Formül: E = mc²√(1-rs/r) )

- PENS[Fr.] değil/yerine/= KISKAÇ/MAŞA[Fars. < MAŞE: Tetik.]

( Çeşitli biçim ve büyüklükte, maşa ya da kıskaç. | Giysilerde, kimi yerinden içeri doğru daraltılarak dikilmiş bölüm. )

- PENS ile PENSE

- PENSE ile KERPETEN

- PENTATLON'DA:
ÖNCEKİ
ile/ve OLİMPİYATLARDA

( Cirit Atma, Disk Atma, Uzun Atlama, 200 metre koşusu ve 1500 metre koşusu. İLE/VE
4000 metre kros kantri koşusu, 5000 metrelik 30 engelli, 6 kros kantrili koşu, 3000 metre serbest yüzme, eskrim ve tabanca ile atış. )
( PENTATLON: Atletizmde beş yarıştan biraraya gelen bir yarışma. )

- PENTOSE[İng.] değil/yerine/= PENTOZ

( Beş karbonlu monosakkarit.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PENTODE[İng.] / PENTODE[Fr.] / PENTODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PENTOT


- PENTOSE[İng.] / PENTOSE[Fr.] / PENTOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= PENTOZ

- PENTOSAN[İng.] / PENTOSANNE[Fr.] / PENTOSAN[Alm.] ile/değil/yerine/= PENTOZAN

- PENUMBRA[İng.] değil/yerine/= YARI GÖLGELEME

- PEOPLE vs. PEOPLES

- PEOPLE :/yerine İNSANLAR

- PEPELEMEK ile PEPE/LİK

- PEPPER :/yerine BİBER

- PEPSIN[İng.] / PEPSINE[Fr.] / PEPSIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PEPSİN

- PEPSİN[Fr. < Yun.] ile PEPTON[Fr. < Yun.]

( Mide mukozasının salgıladığı albüminli besinleri peptona çeviren enzim. İLE Gövdece özümlenebilecek duruma gelmiş, albüminli besin. )

- PEPTIDOGEN[İng.] ile/değil/yerine/= PEPSİNOGEN


- PEPT- ile/||/<> -PEPSİA

( Sindirim. İLE/||/<> Özel bir sindirim tipi ile ilgili. )

- PEPTİD BAĞI ile/||/<> GLİKOZİD BAĞI

( İki yaşamsal/amino asit arasında oluşan bağ. İLE İki şeker birimi arasında oluşan bağ. )

- PEPTISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= PEPTİDESME

- PEPTİDOGLİKAN[İng. PEPTIDOGLYCAN] ile/||/<> MİKROBİYOLOJİ[İng. MICROBIOLOGY] ile/||/<> OSMOTİK BASINÇ[İng. OSMOTIC PRESSURE]

( Bakteri göze duvarlarının ana yapısal bileşenidir. Bakteriyi osmotik basınç gibi dış etkilerden korur ve gözenin patlamasını önler. Bu özellik, bakterilerin çeşitli çevresel koşullarda hayatta kalabilmesi için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, peptidoglikan yapısı ve işlevi, mikrobiyoloji ve tıp alanlarında önemli bir araştırma konusudur. @@ Mikroorganizmalarla uğraşan bir bilim dalı. @@ Hücrenin içerisindeki çözünmüş hâldeki maddelerin oluşturduğu su alma isteğidir. Pasif taşımada önemli rol oynamaktadır. Turgor basıncı ile ters, emme kuvveti ile doğru orantılıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PEPTİK/PEPTIC[İng.] değil/yerine/= SINDIRİMSEL

- PEPTİT İLE STEROİD İLE AMİN ile/||/<> HORMON SINIFLARI

( Kimyasal yapıya göre hormon türleri. )
( Formül: Steroid → çekirdek reseptör )

- PEPTIDE[İng.] ile/değil/yerine/= PEPTİT

- PEPTIDES[İng.] / PEPTITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= PEPTİTLER

- PEPTIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= PEPTİTLEŞME

- PEPTISIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= PEPTİTLEŞTİRME


- PEPTOLYTIC[İng.] ile/değil/yerine/= PEPTOLİTİK

- PEPTOLYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= PEPTOLİZ

- PEPTONE[İng.] / PEPTONE[Fr.] / PEPTON[Alm.] ile/değil/yerine/= PEPTON

- PEPTONISATION[İng.] ile/değil/yerine/= PEPTONLAŞMA

- PER (OS) ORAL[İng.] değil/yerine/= AĞIZDAN

- PER :/yerine BAŞINA, HER

- PER ile PERİ ile PERT ile PERİLİ ile PERULU ile PERİ OYUNU ile PERİ MASALI ile PERİ MASASI ile PERİ PİRAMİDİ ile PERİ HASTALIĞI

- PERAKENDE ile PERAKENDECİ/LİK

- PERAKUT/PERACUTE[İng.] değil/yerine/= AŞIRI IVEGEN

- PERACIDS[İng.] ile/değil/yerine/= PERASİTLER


- PERCEIVE :/yerine ALGILAMAK

- PERÇEM ile PERÇEMLİ

- PERCENTAGE :/yerine YÜZDE ORANI

- PERCEPTION vs. FEELING

- PERCEPTION OF SERIAL TIME vs. PERCEPTION OF CONTINUAL TIME

- PERCEPTION :/yerine ALGI

- PERCEPTION vs./and TO LISTEN

- PERÇİNLEMEK ile PERÇİNLENMEK ile PERÇİNLETMEK ile PERÇİNLEŞMEK ile PERÇİNLEŞTİRMEK ile PERÇİNLEYEBİLMEK ile PERÇİN ile PERÇİNLİ ile PERÇİNSİZ ile PERÇİN TABANCASI

- PERÇİNLEMEK ile YUMRUK SIKMAK ile KATTIĞI ŞEY ile PERÇİNLEME

- PERDAHLAMAK ile PERDAHLANMAK ile PERDAH ile PERDAHLI ile PERDAHÇI/LIK ile PERDAHSIZ


- SCREEN GRID[İng.] ile/değil/yerine/= PERDE IZGARASI

- PERDE ile/değil/yerine BASAMAK

- PERDE ile BRİZBİZ

( ... İLE Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan ince perde. )

- PERDE ile EFRİZ/FRİZ[Fr.]

( ... İLE Tavandan inerek sahnenin üst bölümünü, sahne boyunca kaplayan, kısa, dar perde. | Eski Yunan ve Roma yapılarında, taban kirişi ile çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölüm. )

- PERDE ile GERGİ

( ... İLE Perde. | İp, kayış, tel vb. gerginleştirme işinde kullanılan araç. )

- PERDE değil/yerine/= GERGİ/GERELTİ

- PERDE ile İNCE PERDE/BÜRGÜ

- PERDE ile KATMAN

- PERDE[Fars.]/STOR[Fr. < Lat.] değil/yerine/= ÖRTÜ

( Ağaç, kumaş vb.nden yapılmış, bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde. )

- PERDE ile PERDELEME


- PITCH, SCREEN[İng.] / KANALABSTAND, TONHÖHE[Alm.] ile/değil/yerine/= PERDE

- PERDE ile/ve TARABA

( ... İLE/VE Tahta perde. )

- PERDE ile TÛL

( ... İLE Uzunluk. [Tûl perde] | Zaman çokluğu, uzun süre. | Boylam. [TÛL DAİRESİ] )

- PERDE[Fars.] ile TÜL[Fr. < TULLE]

( Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye ya da bir açıklığın önüne gerilen örtü. | Üzerine bir nesnenin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. | İki yeri birbirinden ayıran bölme. | Seste pes perde. | Doğruyu görmeye engel olan şey. | Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. | Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık ya da incelik derecesi. | Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. | Katarakt. | Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. İLE Çok ince gözenekli pamuk ya da sentetik dokuma. | Bu dokumadan yapılmış olan. )

- PERDE ile/ve/<> YANILSAMA

- PERDEDÂR ile ...

( Protokol müdürü. | Özel kalem. | PERDECİ, ÖNDER BİR KİŞİNİN KAPISINDA BEKLEYİP İÇERİ GİRECEKLERE KAPI PERDESİNİ AÇMAKLA GÖREVLİ KİŞİ )

- EFFET D'ÉCRAN[Fr.] ile/değil/yerine/= PERDELEME ETKİSİ

- SCREENING[İng.] / VOILE[Fr.] / ABSCHIRMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PERDELEME

- PERDELEMEK ile PERDELENMEK ile PERDELEYEBİLMEK ile PERDE/LİK ile PERDECİ/LİK ile PERDELİ ile PERDESİZ/LİK ile PERDE DUVAR ile PERDE PERDE ile PERDE ARKASI ile PERDELİ PİLAV ile PERDE ARKASINDA ile PERDE AYAKLILAR ile PERDE ARKASINDAN

- PERDELE(N)ME ile/ve/||/<> BULANIKLAŞ(TIR)MA


- PERDELER('İ)

- PERDELİ AYAKLILAR ile/ve PERDESİZLER

- PERDENİN KALKMASI ve/< HAKK'I ZİKRETMEK

- PERDESİ SIYRIK ile PERDESİ YIRTIK

- PEREKLITOS ile/ve PARAKLITOS(AHMED)

- PEREME ile PEREMECİ/LİK

- PERESE ile ...

( Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları çekül ipi. )

- PERFECT vs. "RIGGY"

- PERFECT vs. STRONG

- PERFECT :/yerine MÜKEMMEL


- PERFECTLY :/yerine MÜKEMMEL ŞEKİLDE

- PERFECTOİD SPACE ile/||/<> ADİC SPACE

( Perfectoid space Frobenius etkisi olmayan p-adik geometri nesneleriyken İLE adic space genel p-adik analitik geometri nesneleridir )
( Formül: Tilting correspondence )

- PERFECTOİD THEORY ile/||/<> RİGİD ANALYTİC GEOMETRY

( Perfectoid theory p karakteristiği etkisi olmayan p-adik geometriyken İLE rigid analytic geometry genel p-adik analitik geometridir )
( Formül: Almost mathematics )

- PERFEKSİYONİZM/PERFECTIONISM[İng.] değil/yerine/= MÜKEMMELLİYETÇİLİK

- PERFORAN/PERFORANT[İng.] değil/yerine/= DELICİ

- PERFORASYON/PERFORATION[İng.] değil/yerine/= DELINME

- PERFORATION[İng.] değil/yerine/= PERFORASYON

( İçi boş bir organın yırtılması.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PERFORJE ile PERFORJELİ