| D... |

- EQUIVALENT ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS ÉQUIVALENTS[Fr.] / ÄQUIVALENTE ELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ELEKTRONLAR

- GLEICHWERTIGE ENERGIEQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ENERJİ KAYNAĞI

- GRAM EQUIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER GRAM

- NUMBER OF EQUIVALENTS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER GRAMSAYISI

- EQUIVALENT CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIVITÉ ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER İLETKENLİK

- EQUIVALENT WEIGHT[İng.] / MASSE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENT GEWICHT, ÄQUIVALENTE MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER KÜTLE

- EQUIVALENT POINTS[İng.] / POINTS ÉQUIVALENTS[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER NOKTALAR

- EQUIVALENT FOCAL LENGTH[İng.] / LONGUEUR FOCALE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE BRENNWEITE, ÄQUIVALENTE FOKALDISTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER ODAK UZAKLIĞI

- EQUIVALENT TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE ÉQUIVALENTE[Fr.] / GLEICHWERTIGE TEMPERATUR, ÄQUIVALENTTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER SICAKLIK

- EQUIVALENT SINE WAVE[İng.] / ONDE SINUSOÏDALE ÉQUIVALENTE[Fr.] / ÄQUIVALENTE SINUSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER SİNÜS DALGASI


- EQUIVALENT VECTOR[İng.] / VECTEUR ÉQUIVALENT[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞER VEKTÖR

- EŞDEĞERLİ ile EŞDEĞERLİLİK ile EŞDEĞERLİLİK İLKESİ

( ... İLE ... İLE Sabit ivmelenen bir düzen(sistem) ile sabit genel çekim alanı, birbirinden ayırt edilemez. )

- EŞDEĞERLİ = MUADİL = EQUIVALENT[İng.] = ÉQUIVALENT[Fr.] = ÄQUÏVALENT[Alm.] = AEQUIVALENS[Lat.] = EQUIVALENTE[İsp.]

- EQUIVALENT POINT POTENTIAL[İng.] / ÄQUIVALENT PUNKT POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞERLİK NOKTASI POTANSİYELİ

- EQUIVALENCE POINT[İng.] / ÄQUIVALENT PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞDEĞERLİK NOKTASI

- EŞDEĞERLİLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK

- EŞDEĞERLİLİK = MUADELET = EQUIVALENCY[İng.] = ÉQUIVALENCE[Fr.] = AEQUIVALENZ[Alm.]

- EŞDUYUM/DUYGUDAŞLIK/EMPATİ[İng. < EMPATHY < Yun.] ile/ve ÖZGECİLİK BEN DÜŞMANLIĞI DİĞERGÂMLIK[Fars.]["DİĞERKÂMLIK" değil!]/ALTURİZM/ALTRUİZM/ALTRUISM[İng.] ile/ve İNSAN SEVGİSİ/FİLANTROPİ[İng.;Fr. < Yun. PHILO-ANTHROPOS]

- EŞE ve/<> NEŞE

- ESEDÎ ile/||/<> EŞREFÎ ile/||/<> FLORİ ile/||/<> MECİDİYE ile/||/<> LARİN ile/||/<> SULTANÎ ile/||/<> DUKA ALTINI ile/||/<> MANGIR ile/||/<> GANİMET

( Üzerinde aslan görseli bulunan Osmanlı parası. İLE/||/<> XVI. yy.dan sonra çıkarılan para. İLE/||/<> Osmanlı devletinde de kullanılmış Floransa parası. : İLE/||/<> 1840 yılında basılmış 20 kuruş değerinde gümüş sikke. İLE/||/<> Basra'da kullanılan bir gümüş para. İLE/||/<> Mısır Trablus ve Cezayir darphanelerinde basılan Osmanlı altını. İLE/||/<> Venedik altını. İLE/||/<> Bakırdan yapılmış iki buçuk para değerinde sikke. İLE/||/<> Savaşta düşmandan ele geçirilen mal. )

- ESEF[Ar.] ile GAMM[Ar.] ile HASRET[Ar.]

- ESEFLENMEK ile ESEF ile ESEFLİ

- ESEFOĞLU SANATSAL

- ISOCLINIC LINE[İng.] / LIGNE ISOCLINIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEĞİM ÇİZGİSİ

- EŞEK ARISI ile AFRİKALILAŞTIRILMIŞ ARI

- EŞEK ARISI ile AMAZON EŞEK ARISI

- EŞEK ARISI ile BÜYÜK/DEV EŞEK ARISI (YAK KATİLİ)

( ... İLE Çok büyüklerdir ve iğneleri 2.5 cm. uzunluğundadır. )
( ... İLE Yılda elliden fazla kişinin ölümüne neden olurlar. )
( ... İLE Japonya'da yaşarlar. )

- EŞEK ARISI ile ÇÖMLEKÇİ ARISI

- EŞEK ARISI ile YER EŞEK ARISI (AĞUSTOSBÖCEĞİ KATİLİ)

- EŞEK BAŞI (DEĞİLIM/Z) ile/ve/değil/yerine/||/<> BOSTAN KORKULUĞU (DEĞİLIM/Z)


- ... EŞEK DEĞİLSİN YA ... ile/yerine İSTER İSTEMEZ

- EŞEK HAZZI ile SANATÇI HAZZI

- EŞEK/EŞGEK/EŞYEK[dvnlgttrk] ile AHDERİY/YAHMÛR[Ar.]/GÛR[Fars.]

( ... İLE Yaban eşeği. [ÂNE: Dişil ve yabanî eşek. | Yabanî eşek sürüsü.] [BEYDÂNE: Yabani dişil eşek.] )

- EŞEK ile ASYA YABAN EŞEĞİ

( ... İLE Moğolistan'da. )

- EŞEK ve/<> DEVE

( İkisi de hangisi önündeyse onu takip eder/miş. :) )

- EŞEK ile EŞEK İŞİ

- EŞEK[Ar.] ile EŞEKK[Ar.]

( Hayvan. İLE Çok şek sahibi, fazla ikircikli, tereddüt eden. [KUŞKUCU/SKEPTİK] )

- EŞEK ile/değil/yerine/>< EŞİK

( Eşiğe yatmayan, eşektir. )

- EŞEK ile HİMÂR

( ... İLE Eril eşek. )

- EŞEK ile KARAKAÇAN

( ... İLE Atgillerden, uzun kulaklı hayvan. | Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç ya da dört ayaklı sehpa. )

- EŞEK ile YABANEŞEĞİ

( ... İLE Atgillerden, Hazar Denizi dolaylarında yaşayan, eşeğe çok benzeyen yaban hayvanı. )

- EŞEKKULAĞI değil/yerine KARAKAFES

- EŞEKLEŞMEK ile EŞEK/LİK ile EŞEKÇE ile EŞEKÇİ/LİK ile EŞEK OTU ile EŞEK ARISI ile EŞEK İNADI ile EŞEK DAVASI ile EŞEK DİKENİ ile EŞEK HIYARI ile EŞEK KAFALI ile EŞEK MARULU ile EŞEK SIPASI ile EŞEK ŞAKASI ile EŞEK CENNETİ ile EŞEK MAYDANOZU

- EŞEKOTU değil/yerine EVLİYAOTU

- COAXIAL TRANSMISSION LINES[İng.] / LIGNES DE TRANSMISSION COAXIALES[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEKSENLİ İLETİM HATLARI

- SÉRIE ISOÉLECTRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEKSİCİK DİZİ

- ISOELECTRONIC SEQUENCE[İng.] ile/değil/yerine/= EŞEKSİCİKLİ DİZİ

- ISOELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞELEKTRİKSEL

- EŞELEMEK ile DEŞMEK

- EŞELEMEK ile EŞELENMEK ile EŞELEK


- EŞELEMEK ile KAZMAK/KAZIMAK

- ECHELLETTE GRATING[İng.] ile/değil/yerine/= EŞELET IZGARA

- ESEME/ESTEM/ ile/ve/<> ALGI DÜZENEĞİ(/"DÜŞÜNCE KALIBI")(/PARADİGMA)

- ESEME/MANTIK ile/ve/<> ANLAMA YÖNTEMİ

- ESEME/MAN ile/ve/> ÇIKARIM

- ESEME = MANTIK = LOGIC[İng.] = LOGIQUE[Fr.] = LOGIK[Alm.] = LOGIKE[Yun.] = LÓGICA[İsp.]

- ESEME/MANTIK ve/||/<> BİLGİ

- ESEMES değil SEMESE/SMS

- ESEN, HİLAL (İSTANBUL, 1962 - 2011)

( Sarıyerli sinema sanatçısı. Çocuk yaşta setlerle buluştu ve çocuk filmlerinde oynadı. Kısa sürede kendini kabul ettirdi ve "Gönül Ferman Dinlemez", "Çiçeksiz Bahçe", "Şafak Yıldızı" ve "Canım enim" gibi pek çok dizi ve sinema filminde başarı ile oynadı. 2011'de genç yaşta vefât etti. )

- ESEN, KAZIM (1895 - 1975)

( Öğretmen Okulunu bitirdi. Öğretmen olarak uzun yıllar Sarıyer 14. İlkokulunda görev yaptı ve Müdür olarak emekli oldu. Sarıyer'in 14 kurucusundan birdir. Ulusal kurtuluş Savaşı sırasında Sarıyer'deki direniş örgütünün kurulmasında aktif görev üstlendi. )

- ESEN ile ESEN[Fars.]

( Sağlık/lı. İLE Kolay. )

- ESENLEMEK ile ESENLEŞMEK ile ESEN/LİK ile ESENLER ile ESENLİKLİ

- ESENTEPE ile ESENTEPE

( Mecidiyeköy - Zincirlikuyu arasında bir semt. İLE Silâhtar - Yıldız Tabya arasında bir semt. )

- ISENTROPIC FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ AKIŞ

- ISENTROPIC EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ GENLEŞME

- ISENTROPIC COMPRESSION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ SIKIŞTIRMA

- ISENTROPIC PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ SÜREÇ

- ISENTROPIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞENTROPİLİ

- ESER ADI ve MÜELLİF ADI ve VAKIF MÜHRÜ

- TRACE ELEMENTS[İng.] / TRACE ÉLÉMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ESER ELEMENTLER


- ESER ESEYAN YALISI/GÜLAĞA BALABAN YALISI

( Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerindedir. 1871 yılında inşâ edilmiştir. Yalı el değiştirmiş ve Söylemezoğlu ailesine geçmiştir. Son sahibi ise Gülağa Balaban olmuş ve yalıyı satın almıştır. Yalı bu isimle anılmaktadır. )

- ESER ÖĞELER(ELEMENTLER) ile/ve ULTRA ESER ÖĞELER(ELEMENTLER)

( Gövdenin günlük gereksiniminin 100 miligramdan az olduğu elementler. İLE/VE
Eser elementlerin binde biri kadar yani günde 100 mikrogram gerekli olan elementler. )
( Kritik önemi olan [esansiyel] elementler [Canlılığın devamı için mutlaka alınması gereken olmazsa olmaz elementlerdir.]:
Magnezyum, demir, çinko, bakır, mangan, molibden, krom, selenyum, kobalt, flor, iyot, boron, nikel, vanadyum ve silikon. )

- ESER[Ar.] ile ESER[Ar. çoğ. ÂSÂR]

( Serçe kuşu. İLE Nişan, iz, alâmet. | Te'lif. | Basılmış kitap. | Hadîs-i şerîf. | Tarih, vakayi kitabı. | Bir kimsenin meydana getirdiği şey. | Te'sir. )

- ESER ile/ve İŞÂRET

- ESER ile/ve/<>/=/|| ÖĞRENCİ

- ESER ile/ve/<>/|| ŞAH-ESER

- ESER değil/yerine/= YAPIT; İZ

- ESERİCEDİT ile ESERİCEDİT KÂĞIDI

- ESERMEK ile ESER ile ESERSİZ/LİK ile ESER MİKTARDA

- EŞEŞEYSEL/LİK ile/değil HEMEŞEYSEL/LİK


- COHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION COHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRELİ SAÇILMA

- DISPERSION INCOHÉRENTE DE COMPTON[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ COMPTON SAÇILMASI

- INCOHERENT LIGHT[İng.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ IŞIK

- INCOHERENT SCATTERING[İng.] / DISPERSION INCOHÉRENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEVRESİZ SAÇILMA

- EŞEY ile EŞEYLİ/LİK ile EŞEYSEL/LİK ile EŞEYSİZ ile EŞEYLİ ÜREME ile EŞEYSİZ ÜREME

- EŞEYE BAĞLI KALITIM[İng. SEX-LINKED INHERITANCE] ile/||/<> HEMOFİLİ[İng. HEMOPHILIA]

( Cinsiyeti belirleyen kromozomların (X ve Y) üzerindeki genlerin bir sonraki nesle aktarılması olayı. Canlının cinsiyeti ve cinsiyetler arası anatomik farklar gibi özelliklerinin oluşmasını sağlar. X ve Y kromozomları arasında homolog olan ve homolog olmayan kısımlar bulunur. Cinsiyet ve ona bağlı olan diğer özellikler kalıtılabileceği gibi hemofili, kulak kıllılığı, balık pulluluk gibi genetik hastalıklar da yavruya aktarılabilir. Dişi insanların eşey kromozomlarında X-bağlı gen olarak bilinen yaklaşık 1100 gen, erkek insanların eşey kromozomlarında ise Y-bağlı gen olarak bilinen 78 gen bulunur. Y kromozomunda çok az gen bulunduğundan babadan oğula çok az genetik hastalık geçmektedir. @@ Bir ya da birden fazla kan pıhtılaşma etmenlerinin oluşmadığı X'e bağlı genetik çekinik rahatsızlık. En küçük kesiklerde bile devam eden kanama görülür. İç kanamadan dolayı şişen eklemler sık rastlanan bir sorundur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EŞEYSEL BOŞALMA ile/ve HEYECANSAL BOŞALMA

( En doğal haliyle, gövdenin ve eşeysel örgenlerin fiziksel devinim ile gerçekleştiği yakınlık ve paylaşımın, titreme, sarsılma, penisten/vajinadan özel sıvının(belsuyu) dışarı çıkması gibi çeşitli dışavurumlar ve yoğunluklar yaşanması. İLE
Bir düşüncenin/hayalin/projenin/işin gerçekleşmesi yönündeki enerjinin içinde bulunulan ana yaklaşması, geç kalma, bir aracı kaçırmada yaşanan heyecan gibi çok çeşitli özel durumlar ile yaşanabilen heyecanlar ve kendinden geçiş derecesindeki mutlulukların yaşanması durumu ve eşeysel uyarılma/yoğunluk ve boşalım deneyimi. )
( ŞEKKÂZ: İlişki sırasında girişten/duhûlden önce boşalan kişi. )

- EŞEYSEL ENGELLENME ile/ve/değil VAROLUŞSAL ENGELLENME

- EŞEYSEL ÖRGEN:
"İKİ BACAK ARASI/NDA"
ile/ve/değil/||/<>/< İKİ KULAK ARASI/NDA (ZİHİNDE/DÜŞÜNCEDE)

- KARIN/EŞEYSEL ÖRGEN/LER:
ARKA/DA
ile/ve/değil/||/<> ÖN/DE

( Dört ayak üstündeyken/üstündeyse. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İki ayak üstündeyken/üstündeyse. )
( Hayvanda ve insan gövdesinde. İLE/VE/DEĞİL/||/<> İnsan gövdesinde. )

- EŞEYSEL SEÇİLİM[İng. SEXUAL SELECTION] ile/||/<> BATEMAN EĞİMİ[İng. BATEMAN GRADIENT] ile/||/<> CİNSİYETLER ARASI SEÇİLİM[İng. INTERSEXUAL SELECTION] ile/||/<> İYİ GENLER HİPOTEZİ[İng. GOOD GENES HYPOTHESIS] ile/||/<> KAÇAK SEÇİLİM HİPOTEZİ[İng. RUNAWAY SELECTION HYPOTHESIS] ile/||/<> ÜREME BAŞARISI[İng. REPRODUCTIVE SUCCESS]

( Belirli bir fenotipe sahip bireylerin, diğer bireylere göre bu fenotipten ötürü üreme başarısının daha yüksek olması ve buna bağlı olarak bireyler arasında bir seçme ve elemenin oluşmasıdır. Genellikle bir cinsiyetin, karşıt cinsiyeti üreme öncesinde belirli özelliklere göre seçmesi olarak bilinir. @@ Üreme başarısının, eş bulma başarısıyla olan ilişkisini gösteren grafikteki en uyum doğrusunun (best fit line) eğimidir. Cinsel seçilimin gücünü ölçer. @@ Cinsel seçilimin alt başlıklarından biridir. Bir tür içerisinde, cinsel seçilimin etkisinin türün farklı cinsiyetleri arasındaki etkileşime bağlı olması durumudur. Birçok kuş türünde dişiler, erkekleri farklı tonlarda şarkı söyleme yetisi, simetrik ve düzgün yuvalar inşa etme kabiliyeti, vb. durumlara göre seçerler. Burada, farklı cinsiyetlerin cinsel seçilim ile olan ilişkisi görülmektedir. Yani bahsedilen, cinsiyetler arası seçilimdir. @@ Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, evrimsel süreçte kendisine avantaj sağlayabilen genlere sahip olan erkekleri seçtiğini ileri süren açıklama. Bu açıklamaya göre dişiler, genetik kalitesi yüksek erkeklerle çiftleşmeyi tercih eder. Bunun sebebi erkek bireyin genetik kalitesinin yüksek olmasının oluşacak yavruların genetik kalitesinin de yüksek olmasını sağlaması ve dişinin üreme başarısını artırmasıdır. @@ Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, diğer dişi bireylerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkek bireyleri seçmesinden dolayı eşeyler arası bir cinsel görünüm farkının ortaya çıktığını ileri süren açıklama. Bu hipoteze göre dişi birey, diğer dişilerin ilgisini çekebilecek özellikteki erkekleri seçer, oluşan yavrulardan erkek olanlar bu özellikleri sergiler, dişi olanlar ise bu özellikleri seçer. Eşeyler arası görünüm ve davranış farkı giderek artar. Bu da zamanla çeşitli eşeysel farklılıklara neden olur. Görünüm ve davranış farklılıklarını açıklamak amacıyla Fisher tarafından ortaya atılmıştır. @@ Bir birey tarafından üretilen yaşayabilir ve verimli döl verebilir yavruların sayısıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- EŞEYSEL USANDIRI/TÂCİZ ile BEZDİRİ/YILDIRMA/MOBBING

- EŞEYSELLİK/SEKS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARILMAK

( ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOÇA )

- EŞEYSELLİK/SEKS:
"GÜÇ KAYBETMEK"
ile/değil/yerine DENGELENMEK/UYUMLANMAK/FABRİKA AYARLARINA GERİ DÖN(DÜR)MEK

- EŞEYSELLİK/"SEKS YAPMAK" ile/ve/değil/yerine EŞEYSELLİĞİN HAKKINI TESLİM ETMEK

- EŞEYSELLİK/SEKS ile/değil SEVGİNİN (ÇEŞİTLİ) (FİZİKSEL) DIŞAVURUMLARI

- EŞEYSELLİK SORUNU / EŞEYSELLİK UYUMU

- EŞEYSELLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ARKADAŞLIK/DOSTLUK

( BAHNÂME: Eşeysellik ilminden bahseden kitaplardır. [Daha önceleri tıp kitabı olarak çalışılmıştır.] )
(

ARKADAŞ-SEVGİLİ OLABİLMEK

Kişi, bazen arkadaşlarına sevgili gibi davranıyor. Sahipleniyor, kıskanıyor ama gırtlağına çökmeden. Tatlı tatlı flört ediyor ama sınırları aşmadan. Birlikte gülmekten ölüyor, çok ama çok eğleniyor, dağıtıyor, yerlere düşüyor, gecenin cılkını çıkarıyor ama o arkadaş ya, sevgili değil ya, hiç sorun olmuyor. Her şeyi konuşuyorlar, pek fazla sansür uygulamıyor, sürekli anlatıyorlar, fazlasıyla ilgili oluyor; kulaklarını kocaman kocaman açıp, dinliyor. En önemlisi de büyük bir coşkuyla sonsuza kadar yapılan işler üzerine konuşabiliyorlar, çünkü iş paylaşılabiliyor, birlikte benzer işler üretiliyor. Müthiş bir "zevkle" dedikodu yapabiliyor, hatta kendi karısını, kocasını, sevgilisini bile çekiştirebiliyor. Arkadaşlık, bu açıdan kişinin yaşamını sürdürebilmesi için büyük bir avantaj oluyor.

Ama kişiler, sevgilisine her zaman arkadaş gibi davranamıyor. Bir kere, eleştiriler, haliyle bu kadar net dile getirilemiyor. Sevgiliyle bir arkadaşla konuşulduğu gibi her zaman rahat da konuşulamıyor. Tehlikeli sularda dolaşmaktan kaçınmak gerekiyor. Çünkü sonuçları var bunun, bedelleri var bunun, ödemek gerekiyor, burnundan fitil fitil getirebilir, dikkatli olmak gerekir, çünkü sevgililik onuru yaralanıyor. Kişiler, sevgiliyken, evliyken çok daha duyarlılaşıyor. En küçük davranışa bile "Bana bunu nasıl yapar?" oluyor. Oysa arkadaşının kaldırabileceği sınırlar çok daha geniş. Kişi, her zaman sevgiliyi dinlemek de istemiyor. Tüm gün başkalarını dinlemiş olduğundan sıkılmış oluyor, gına gelmiş oluyor. Ya da öteki, seni dinlemek istemiyor. Eve bir sessizlik çöküyor, "Tetiği ilk kim çekecek?" diye gergin bir bekleyişe giriliyor. Bir de tabii sevgiliyle ya da kocayla sabahlara kadar zıplanıp eğlenilemiyor. Kalabalık içinde işin içine baskalarının ne düşüneceği girdiğinden gerilim artıyor, "biz"i düşünmekten "ben" karambole gidiyor.

Sevgiliyle başka bir koza yaratılıyor, o koza içine giriliyor. Hiç itirazım yok, o da güzel ama ayrı kategorilerdeki ilişkiler gibi sanki: Arkadaş olunca başka şeyler paylaşılıyor, sevgili ya da evli olunca başka şeyler paylaşılıyor. Bana daha iyisi, bu iki kategoriyi birleştirebilmek gibi geliyor. Bunun ideal bir şey olduğunu düşünüyorum: Arkadaş-sevgili olabilmek. Hem arkadaşın, hem de sevgilin gibi olabileceğin biri, hem arkadaşlığı, hem de sevgililiği paylaşabileceğin biriyle üretmek, gülmek, ağlamak, konuşmak, çekiştirmek çok daha heyecan verici geliyor. Kolay bir şeyden söz etmiyorum tabii. Arkadaş gibi zamanı geldiğinde geri çekilebilmek, uygun düştüğünde de sevgili gibi saldırabilmek, bu iki rolü birbirine karıştırmadan oynayabilmek her baba yiğidin harcı değil. Ama yapabilenler de yok değil. Yapabilenler mutluluğu ve güzellikleri yakalayabiliyor.



DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

Kırlangıç, birine âşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra....

Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık...tık...tık...

Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma! Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam, birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş, insana âşık olur mu?

Kırlangıç, mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha denemiş:

- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam kararlı ve ısrarlı:

- "Yok, yok! Seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:

- İşim gücüm var, git başımdan!

Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç, son kez adamın penceresine gelmiş:

- "Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek sinirlenmış.

- Ben yalnızlığımdan memnunum demiş. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendine itiraf etmiş:

- "Hay benim akılsız başım!" demiş.

- Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemış!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kışi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- Kırlangıçların ömrü altı aydır...

* * * * *

Yaşamda bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.

Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmez. )

- EŞEYSELLİK ile EŞEYSEL BİRLEŞME/BİRLİKTELİK

- EŞEYSELLİK/SEKS ve/> (İLK) TÖREN/ŞÖLEN


- EŞEYSELLİK = SEXOLOGY[İng.]

- ESFÂ[Ar.] ile ESFÂR[Ar. < SEFER] ile ESFÂR[Ar. < SİFR]

( En saf/temiz. İLE Yolculuklar, yola gidişler. | Düşmana karşı gidişler. İLE Büyük kitaplar, ciltler. )

- EŞFAK[Ar. < ŞEFÎK] ile EŞFÂK[Ar. < ŞAFAK]

( Daha şefkatli, çok merhametli. İLE Şefkatler, merhametler, acımalar. )

- ESFAND ile ESFANDİYAR

- ESFEL-İ SÂFİLÎN

( EN ALT MERTEBE, CEHENNEM )

- EŞGAL[Ar. < ŞUGL] ile EŞGAL[Ar. < MEŞGUL] ile EŞKÂL[Ar. < ŞEKL]

( İşler. İLE Çok işi olan. İLE Şekiller, biçimler, sûretler, tarzlar. )

- GAL ile L

- EŞGEÇERLİ = MUADİL = EQUIPOLLENT[İng.] = ÉQUIPOLLENT[Fr.] = ÄQUIPOLLENT[Alm.] = AEQUIPOLLENS[Lat.]

- EŞGÜDÜM(KOORDİNASYON) ile/değil EŞZAMANLI/LIK(SENKRON/İZASYON)

- EŞGÜDÜM ile/ve/||/<> İŞBİRLİĞİ


- ESHÂ'[Ar.] ile ESHÂ'[Ar. < SAHÎ]

( Rengârenk, türlü türlü. İLE Daha cömert, eli açık, sahî. )

- EŞHÂ[Ar. < ŞEHÎ] ile EŞHÂR[Fars.]

( En çok sevilen, sevilerek/istekle yenilen şey. İLE Kalye taşı denilen radyom hamızı. | Nişadır. )

- ESHÂB[< SÂHİB, SAHB]

( SAHİPLER, DOSTLAR, HALK, MÂLİK VE MUTASARRIF OLANLAR | PEYGAMBERİMİZİ GÖRMEK VE SOHBETİNE ERMEK ŞEREFİNİ KAZANMIŞ KİMSELER )

- ESHÂB-I YEMİN ile MEYMENE

- ISOCHORE[İng.] ile/değil/yerine/= EŞHACİM EĞRİSİ

- ISOCHORIC, ISOVOLUMIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞHACİMLİ

- ESHAM[Ar.] ile/||/<> KAMBİYO[İt. < CAMBIO]

- EŞHEB

( KIR AT | SOĞUK (GÜN) | GÜÇ İŞ | ARSLAN )

- EŞHEL[Ar.] ile EŞHER[Ar. < ŞEHÎR]

( Koyun gözlü, elâ gözlü adam, kırmızı ile karışık koyu mavi, elâ.[dişili/müennes ŞEHLÂ] İLE En/pek ünlü, çok iyi tanınmış. )

- EŞHÜR-ÜL-HURUM

( İSLÂM'DAN ÖNCE, HARBİN VE ÖLÜMÜN HARAM KABUL EDİLDİĞİ ARABÎ AYLARINDAN "ZİLKA'DE, ZİLHİCCE, MUHARREM VE RECEB" AYLARI )

- EŞİ-BENZERİ (BULUNMAMAK/OLMAMAK)

- EŞİ-MENENDİ/MÂNENDİ (BULUNMAMA/OLMAMA)

- EŞİÇ ile ...
[<

( Tencere, güğüm. İLE ... )

- EŞİĞE YATMAK ve/||/<>/>/< YOKLUĞA TALİP OLMAK

- EŞİĞİNİ YÜKSELTMEK ile/yerine KENDİNİ GELİŞTİRMEK

- EŞİK

- THRESHOLD WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE DE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK DALGA BOYU

- SEUIL[Fr.] / SCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK DEĞER

- THRESHOLD FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE SEUIL[Fr.] / SCHWELLENFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK FREKANSI

- THRESHOLD VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SEUIL[Fr.] / EINSATZSPANNUNG, SCHWELLENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİK GERİLİM


- EŞİK:
SEÇİCİ/LİK
ile/ve/||/<>/> YÖNLÜ/LÜK ile/ve/||/<>/> KENDİNİ SÜRDÜRME EĞİLİMİ ile/ve/||/<>/> VERİ TAŞIMA KAPASİTESİ

- EŞİK ÜSTÜ ile EŞİK ALTI

- EŞİK ve ARALIK ve ORAN ile/ve/||/<> AYIR ve YALINLAŞTIR ve ARA ÇÖZÜM (ÜRET/MEK)

- EŞİK ile/ve/||/<> AD

- EŞİK ile/ve/||/<> ARALIK

- EŞİK ile/ve/||/<> AYRIT

( ... İLE/VE/||/<> İki düzlemin arakesiti. )

- EŞİK ile/ve/||/<> BEŞİK

- EŞİK ile/ve/||/<> BEŞİK

- EŞİK ile/ve GÖZERİMİ/UFUK

- EŞİK ile KATMAN


- EŞİK ile/ve/||/<> KIRILMA NOKTASI

- EŞİK ile KIYI

- EŞİK ile/ve/||/<> KURUCU UNSUR

- THRESHOLD[İng.] ile/değil/yerine/= EŞİK

- EŞİKALTI ALGI ile/ve KOLAYLAŞTIRMA(PRIMING)

- ESİK/ISSIK(ISLIK)[180 km./boy - 70 km./en]

- Eşikte kalabilmek için DİNLE!!!

- Eşikte kalabilmek için SUS!!!

- ESÎL[Ar.] ile ESÎL[Ar.]

( Uzun, dolgun ve parlak yüz. | Doğru şey. İLE Şerefli ve otoriter kişi. )

- ESİN ve/||/<>/> BESİN


- ESİN ile İLHAM VERİCİ ile İLHAM KAYNAĞI ile İLHAM VERMEK ile ESİNLENİLMİŞ

- ESÎNE[Ar.] ile ESİNNE[Ar. < SİNÂN]

( Kirişin bir katı. | Yalın kat tasma. İLE Kılıçlar. | Süngüler. | Bileği taşları. )

- Eşini/sevgilini iyi DİNLE!!!

- ESİNLEMEK ile ESİNDİRMEK ile ESİNLENMEK ile ESİNLENDİRMEK ile ESİN

- ESİNLENME ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM

- ESİNLENME ile/ve/||/<> ÖYKÜNME

- ESİNTİ ile ESİNTİLİ ile ESİNTİSİZ

- ESİP GÜRLEMEK

- ESİR ALMAK ile YAKALANDI

- ESİR DÜŞMEK değil TESLİM OLMAMAK


- ESÎR, LOKMAN RUHU[Osm.] / AETHER, ETHER[İng.] / ÉTHER[Fr.] / ÄTHER[Alm.] ile/değil/yerine/= ESİR, ETER

- ESİR ile ESİR

( Tutsak. | Köle. | [mecaz] Bir düşünceye ya da bir kişiye, körü körüne bağlı olan kişi. İLE Atomlar arasındaki boşluğu ve evrenin tamamını doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. | Hava. )

- ESÎR[Ar. < Yun.] ile ESÎR[Ar. çoğ. ÜSERÂ]

( Evreni dolduran ve tüm cisimlere işleyen, fizikçilere ışık, harâret ve elektrik gibi şeylere aktarım aracılığı hizmeti gördüğü varsayılan, tartısız, esnek ve akıcı hafif bir cisim. İLE Savaşta düşman eline düşen kimse, tutsak. | Kul, köle. | Düşkün, vurgun. )

- ESİR ile/ve/>< HEYULA/MEZC

( [Oluş-bozuluşa ...] Uğramayan. İLE/VE/>< Uğrayan.[ilk nesne][bir şeyin, her şey olabilme olanağı] )

- ESİR ile KÖLE

- ESÎR[Ar.] değil/yerine/= TUTSAK

- ESİRGEME ile ESİRGEMEZLİK

- ESİRGEMEK ile ESİRGENMEK ile ESİRGEYEBİLMEK

- ESİRGEYİŞ ile ESİRGEYİCİ/LİK

- ESİRMEK ile ESİR/LİK ile ESİRE ile ESİRCİ/LİK ile ESİR KAMPI ile ESİR ALMACA ile ESİR PAZARI


- EŞİT (DEVLET), EŞİTİ YARGILAYAMAZ

( [Lat.] PAR IN PAREM NON HABET IMPERIUM )

- GLEICHVOLUMENÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT HACİM DEĞİŞİMİ

- EŞİT HAK ile/ve/||/<>/>/< EŞİT PAYLAŞIM

- ANALYSENWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT KOLLU TERAZİ

- EŞİT OLAMAMA ile/ve/||/<> TAYİN EDİLEMEME

- EŞİT OLMA ile/ve/||/<> EŞİT OLMAMA

( Yaşamda. İLE/VE/||/<> Doğa(l)da. )

- EŞİT OLMASINA YAKIN TUTMAYA ...:
ÇALIŞMAK
ve/||/<> ÇABALAMAK

- EŞİT OLMAYAN PETALLER = EVRÂK-I TÜVEYCÎYE-İ GAYR-İ MUNTAZAMA = PÉTALES IRRÉGULIERS

- EŞİT ile/ve BENZERLİK ile/ve FARK

( Benzerliklerin en üst olduğu nokta. İLE/VE Benzerliklerin ayrılmaya başladığı nokta/lar. İLE/VE Benzerliklerin en alt olduğu nokta. )

- EŞİT ile "BİR"


- EŞİT ile ÇİFT ​​SAYILAR ile EŞİTLEMEK ile RAĞMEN ile AKŞAM ile AKŞAM PARTİSİ ile AKŞAM NAMAZI ile EŞİT OLARAK ile DÜZGÜNLÜK ile AKŞAM ŞARKISI

- EŞİT ile EŞDEĞER

- EŞİT ile/ve/değil EŞİK

- EŞİT ile EŞİTTİR İŞARETİ ile EŞİT ile EŞİTLİK ile EŞİTLEMEK ile EŞİT OLARAK

- EŞİT ile GİBİ

- MÜSÂVÎ[Osm.] / GLEICH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT

- EŞİT ile/ve/||/<>/> REŞİT

- EŞİT[ = ] ile YAKLAŞIK OLARAK EŞİT[ = ile ]

- EŞİT/DENK ile/ve/değil/||/<>/> AKRAN

- EŞİTLEME ile EŞDEĞERLİLİK


- EŞİT/LEME ile/değil/||/<>/> EŞ/LEME

- EŞİTLEME ile İNDİRGEME

- EŞİTLEMEK ile DENKLEM ile EKVATOR

- EŞİTLEMEK ile EŞİTLENMEK ile EŞİTLEŞMEK ile EŞİTLEŞTİRMEK ile EŞİTLEYEBİLMEK ile EŞİT/LİK ile EŞİTÇİ/LİK ile EŞİTSİZ/LİK ile EŞİTLİK EKİ ile EŞİT ÇENETLİ ile EŞİTLİK DERECESİ

- EŞİTLİK

- EŞİTLİK ADÂLETİ ve/||/<> ONUR ADÂLETİ

- EŞİTLİK ADÂLETİ ile/ve/<> ORAN ADÂLETİ

- EŞİTLİK/MÜSÂVAT/GIST ile/ve/değil/yerine/< TÜRE/ADÂLET

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< Güçsüzün hakkının/haklarının savunulması/korunması. )
( Kişilerin eşitliği, sadece adâletin [en kısa sürede] sağlanması için [tüze/hukuk önünde] geçerlidir. [ille de bir farkı olacaksa/oldurulacaksa, sadece bilgileri/bildikleri/marifetleri iledir/kadardır.] )
( )
( )
( [CHAT GPT >]

Eşitlik, ırklarına, cinsiyetlerine, dinlerine ya da öteki özelliklerine bakılmaksızın tüm bireylere aynı biçimde davranılması gerektiği düşüncesini belirtir. Bu, herkesin aynı fırsatlara ve haklara sahip olması ve kimliğinden dolayı dezavantajlı ya da ayrımcılığa uğramaması gerektiği anlamına gelir.

Öte yandan, adâlet, yasaların âdil ve uygun biçimde yönetilmesini ve de âdil bir toplumun sürdürülmesini ifade eder. Bireylerin hukuka ve ahlâkî ilkelere göre haklarını almasını ve yanlış davranışın cezalandırılmasını içerir.

Eşitlik ve adâlet, genellikle birbiriyle ilişkili olsa ve örtüşebilse de aynı şey değildir. Eşitlik, herkese aynı biçimde davranmakla ilgiliyken, adâlet, bireylerin hak ettiklerini almasını ve yanlışların ele alınmasını sağlamakla ilgilidir. Bir toplumun eşit olup da âdil olmaması ya da tam eşitlik olmadan adâletin olması olanaklıdır.



[English]

Equality refers to the idea that all people should be treated the same, regardless of their race, gender, religion, or other characteristics. It means that everyone should have the same opportunities and rights, and should not be disadvantaged or discriminated against based on their identity.

Justice, on the other hand, refers to the fair and proper administration of laws and the maintenance of a just society. It involves ensuring that individuals receive what they are due, according to the law and moral principles, and that wrongdoing is punished.

While equality and justice are often related and can overlap, they are not the same thing. Equality is about treating everyone the same, while justice is about ensuring that people receive what they are entitled to and that wrongdoing is addressed. It is possible for a society to be equal but not just, or for there to be justice without complete equality. )

- EŞİTLİK ile AYNILAŞMAK

- EŞİT/LİK ile BAĞDAŞIK/LIK


- EŞİTLİK ile/ve/değil BERABERLİK

- EŞİT/LİK ile DENK/LİK

( MÜSÂVÎ[< SEVİYY] ile MÜTEKABİL[< KABL] )
(
Kavram Açıklama Kullanım Alanları Örnek
Eşit / Eşitlik Aynı niceliğe, değere veya ölçüye sahip olma durumudur. Matematik, hukuk, felsefe, sosyal bilimler 2 + 3 = 5 ifadesinde sol ve sağ taraf birbirine eşittir.
Denk / Denklik Aynı etkiye, sonuca ya da işlevselliğe sahip olma durumudur. Matematik, mantık, eğitim, mühendislik Bir dikdörtgen ile aynı alanı kaplayan bir paralelkenar denktir.
)
(
Anlamı Kullanım Alanları Örnek
= (Eşittir) İki tanımın tam olarak aynı değerde olduğunu gösterir. Temel matematik, cebir, denklem çözme 2 + 3 = 5
x=10 (x'in değeri 10'dur.)
≡ (Denk ya da Özdeşlik) İki tanımın belirli bir bağlamda, her zaman eşdeğer olduğunu gösterir. Cebir, modüler aritmetik, mantık Cebirde:
(x + 1)2 ≡ x2 + 2x + 1 (Bu eşitlik, her x için doğrudur.)

Modüler Aritmetikte:
17 ≡ 5 (mod 6) (17 ve 5, 6'ya bölündüğünde aynı kalanı verir.)
)

- EŞİT/LİK ile/ve/değil EŞDEĞER/LİK

- EŞİT/LİK ile/ve/değil/<>/< EŞDEĞERLİ/LİK

- EŞİT/LİK ile/ve/= <> EŞİK/LİK

- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<>/< EŞİTLEYEN

- EŞİTLİK ile/ve/||/<>/> FIRSAT EŞİTLİĞİ

- EŞİTLİK ile/ve/değil/||/<> FIRSAT/OLANAK/KOŞULLAR EŞİTLİĞİ

- EŞİTLİK ile HAKKANİYET

- EŞİTLİK ve KONFOR

( Ancak mezarda olur. )

- EŞİTLİK = MÜSÂVÂT = EQUALITY[İng.] = ÉGALITÉ[Fr.] = GLEICHHEIT[Alm.] = AEQUALITAS[Lat.] = IGUALDAD[İsp.]

- EŞİT/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ORTAK/LIK

- EŞİT/LİK ile/ve PARALEL/LİK

- EŞİTLİK ile/ve PAYLAŞIM

- EŞİTLİK ve/=/||/<>/>/< SAVAŞÇILARI

( Özellikle hukuk mantığı ve tarihi açısından, "Eşitlik Savaşçısı[On The Basis of Sex]"'nı izlemenizi öneririz... )
( image )

- EŞİT/LİK ile/ve/<> UYUMLU/LUK

- EŞİTLİKÇİ ile EŞİTLİKÇİLİK

- EŞİTLİK/TESÂVÎ ile TESÂVUK

- EŞİTSİZLİK ile/ve/||/<>/> BAŞKALDIRI

- EŞİTSİZLİK ile/ve DENGESİZLİK


- EŞİTSİZLİK ile/||/<> EŞİTLİK

( Eşitsizlik , eşitlik = ilişkisidir )
( Formül: x>3 İLE x=3 )

- ESİZ ile ESİZLİK
[<

( Yaramaz, ele avuca sığmaz çocuk. İLE Kötülük. )

- ESK/ELECTRONIC HEALTH RECORD[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK SAĞLIK KAYDI

- EŞKA["ka" uzun okunur] ile EŞKAH[Ar.]

( Daha/en/pek şakî, haydut. İLE Al renkli at. | Kızıl donlu hayvan. | Kırmızı yüzlü adam. )

- EŞKAL/SURET/FİZİK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞ/BİÇİM

- ESKAL[Ar. < SIKAL]["ka" uzun okunur] ile ESKAL[Ar. < SAKİL]

( Ağır yükler/şeyler. İLE Daha sakil, en ağır. | En çirkin. | Kaba, can sıkıcı. )

- ESKALASYON değil/yerine/= ARTIŞ/TIRMANIŞ

( İhalelerde sözleşme fiyatının maliyetlerdeki artışa göre güncellenmesi. )

- EŞKALİNİ TARİF ETMEK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞÜNÜ TANIMLAMAK

- ESKATOLOJİ ile/ve FUTUROLOJİ

- ESKATOLOJİK ile/ve/||/<>/> ONTOLOJİK


- ESKAZA" değil EZKAZA[Fars. ez-(: -den) + kazâ(Ar.)]

- EŞK-BÂR[Fars.] ile EŞK-RÎZ[Fars.] ile EŞK-VER[Fars.]

( Çok gözyaşı döken, ağlayan. İLE Gözyaşı döken, ağlayan. İLE Gözyaşı döken, ağlayıcı. )

- ESKEF[Ar. çoğ. ESÂKİF] ile ESKEFE[Ar.]

( Eskici, kunduracı, köşker. İLE Eşik, kapının basamağı. )

- RHOMBOHEDRAL[İng.] / RHOMBOÉDRIQUE[Fr.] / RHOMBOEDRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞKENAR DÖRTGEN YÜZLÜ

- EŞKENAR ile EŞKENAR ÜÇGEN ile EŞKENAR DÖRTGEN

- EŞKENAR ile/||/<> İKİZKENAR

( Eşkenar tüm kenarlar, ikizkenar iki kenar eşittir )
( Formül: 3 eşit İLE 2 eşit )