( Cinsiyet kromozomu dışında kalan bütün kromozomlar. @@ Diploit organizmalarda, bir genin sadece bir fonksiyonel grubunun taşınması, diğerinin mutasyonla susturulması. Tek kopyayla üretilen protein miktarı normal fenotip için yetersiz olduğundan anormal bir fenotipe yol açar. İnsanlarda bir çoğu otozomal dominant hastalıkta görülür. @@ Otozomal dominant mutasyondan kaynaklanan, bağdoku proteini olan fibrilini etkileyen hastalık. @@ Otozomal resesif kalıtımı vardır. Ölümcül yağ-metabolizması hastalığı. Anormal bir enzim içerir; Heksosaminidaz A. Yeni doğanlar ilk bir kaç ay fenotip olarak normal görünür. Daha sonraları gelişimsel gerilik, felç ve körlük görülür. Çoğu çocuk 3 yaşları civarında ölür.
( As the sun knows not darkness, so does the self know not the non-self. Happiness comes from the self and can be found in the self only. Replace self-love by love of the Self and the picture changes. Understand that you are both, the essence and the substance of all there is. )
( Mutlaka su kıyısında olan Manastır-Okul-Dinlenme alanları ve vaaz verilen yer içeren tapınak biçimi. İLE Sivri ucu yukarıda, çan biçiminde, su kıyısı olmayan küçük ibadet yerleri. İLE İçinde büyük Buda heykelinin olduğu en büyük eğitim ve tapınma yapısı. )
( Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi. | Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı. | Bu tellerin işlenmiş biçimi. | Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış. | Halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri. İLE/||/<>/> Atılmış, eğrilmeye hazırlanmış, top biçiminde pamuk. )
( Özellikle bilimsel araştırmalarda ve felsefi irdelemlerde, olası birden fazla açıklama ya da şablondan, en az varsayıma dayananını ve en az karmaşık olanını tercih etme prensibidir.
( Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye ya da bir açıklığın önüne gerilen örtü. | Üzerine bir nesnenin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. | İki yeri birbirinden ayıran bölme. | Seste pes perde. | Doğruyu görmeye engel olan şey. | Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. | Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık ya da incelik derecesi. | Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. | Katarakt. | Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. İLE Çok ince gözenekli pamuk ya da sentetik dokuma. | Bu dokumadan yapılmış olan. )
( Hafif, yavaş sesle söylenen. | Yenilgiyi kabul ettiğini belirtmek için ya da birinin şaşkınlık veren davranışlarına karşılık olarak kullanılır. İLE/VE/||/<>/> İnce, keskin selen/sadâ. İLE/VE/||/<>/> ... )
( Pisagor tarafından -530 yılında keşfedildi/formüle edildi. (-570--495) (Ülke: Antik Yunan) (Alan: Matematik, Felsefe) (Önemli katkıları: Pisagor teoremi, sayı mistisizmi) )
( Tuvaletten daha pis 10 ürün ve eşya...
- Teneke kutu içeceklerin dış yüzeyi
- Hastane ve kamu binaları tırabzanları
- El kurutma makineleri
- Fast food ve çiğ köftecilerde verilen uzun süre bekletilmiş yeşil sebzeler
- Otobüs içindeki tutacaklar
- Havlu kullanılmayan spor salonlarındaki aletler
- Kağıt ve madeni paralar
- Restoran menü kitapçıkları
- Ortak kullanım alanlarındaki lamba düğmeleri
- Güzellik salonları ve kuaförlerdeki havlu ve aletler )
( Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik ya da sentetik olarak yapılan nesne. | Bu maddeden yapılan. İLE Kauçuk vb. maddelerden yapılan, içi su ya da kimyasal bir madde ile doldurularak ısının aynı düzeyde kalmasını sağlayan kap. İLE Sıcakta biçim verilmeye elverişli, soğukta oldukça sert olan, kalıplandıktan sonra biçim değiştirmeyen yapı malzemesi. )
( Genelde, kanın tüm gözeler uzaklaştırıldıktan sonra geride kalan ve pıhtılaşma etmenlerini içeren bölümünü tanımlamak için kullanılır. Ancak biyolojide, aynı zamanda göze içi sıvısı (sitoplazma), çekirdek içi sıvısı (nükleoplazma) gibi anlamlarda da kullanılabilir. Kan plazması, şoka girmiş bir kişiyi tekrar yaşama döndürmek için kullanılabilir. @@ Plazma zarının sitoplazmik yüzünün aktin filamanlarına bağlandığı gözeler arası birleşimdir. Örneğin, bitişik epitel gözeleri birbirine bağlayan adezyon kemerleri (zonula adherens) bir aderans eklemdir. @@ Sinir ya da kas gözesi gibi bir gözenin plazma zarındaki hızlı, geçici ve kendi kendine yayılan elektriksel uyarılmadır. Sinir sisteminde uzun mesafeli sinyal aktarımını mümkün kılar. @@ Mendel kalıtımına uymayan kalıtım tipidir. Bir özelliğin ana gözeden yavruya kromozom üstünden değil, sitoplazma aracılığıyla kalıtılmasına denir. Çeşitliliğe önemli katkı sağlar.Retrieved on 24/12/2012 from @@ Fikobilinler fotosentetik pigmentlerdir. Suda çözünebilirler ve bu nedenle sitoplazmada ya da kloroplastın stromasında bulunurlar. Sadece Siyanobakteri ve Rhodophyta'da bulunur. @@ Sitoplazma, göze zarı ile göze çekirdeği arasında bulunan yarı sıvı maddeye verilen addır. Ökaryotlarda (çekirdeğe sahip gözeler) sitoplazma tüm organelleri barındırır. @@ Sitozol; göze biyolojisinde tüm canlı gözelerde bulunan, göze içi organellerinin ve maddelerinin yerleştiği, sitoplazmanın çoğunluğu sudan oluşan sıvı kısmına verilen addır. Sitozol göze zarı ile çevrelenmiştir. Sitozolde RNA, organik bileşenler, atık maddeler ve mineraller bulunabilir. Ayrıca prokaryotik gözelerde DNA sitozol içinde bulunur. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin son evresi. Bu evrede kromozomlar kromatin ipliğe dönüşür, çekirdek zarı ve çekirdekçik tekrar oluşur, iğ iplikleri yok olur ve sitoplazma bölünmeye başlar.
( DOKUZLUKLAR[Yun. ENNEADLAR]
[simgelerdi...]
Ruhların, metafizik ve kehanet bilimlerinin sanatını. İLE/
Yüzünde taşıdığı trajik maske ile Yaşam ve Ölümü. İLE/
Bilimin tekrar doğuş sürecini.
İLE/
Tıp bilimini. İLE/
Maji bilimini. İLE/
İnsan ve psikolojik yapısının bilimini. İLE/
Taşlar bilimini. İLE/
Bitkiler bilimini. İLE/
Hayvanlar Bilimini. )
( Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba. | Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba. İLE Irmaklarda işleyen, altı düz kayık. | Üzerinde köprü kurulan, altı düz kayık biçiminde duba, ponton. )
( Mesane tabanında olmak üzere sidik borusunu[üretra] kuşatan ve meni salgılayan eril üreme bezi.[Bu meni, erbezlerinde yapılan spermleri penise taşır. Yaşlılıkta prostatın iyi huylu olarak büyümesi, sık görülen bir durumdur ve mesanede sidik birikmesine neden olabilir. Yaşlılarda prostat kanseri de sık görülür. İki biçimde de sayrıya cerrahi girişim yararlı olur.] İLE/||/<> Hayvanda, sperm ve eril hormonları olan androjenleri üreten örgen.[İnsanda, testisler iki tanedir ve oval biçimindedir.[Penisin hemen arkasında ve anüsün önünde bulunan skrotal kesede bulunur.] İLE/||/<> Bir erilin spermini taşıyan tüpleri, gebeliği kalıcı olarak önlemek için kesmek ya da kapatmak amacıyla yapılan cerrahi işlem.[Genellikle lokal anestezi altında yapılır. İşlemin gerçekleşmesi yaklaşık olarak 15 dakika sürer.] )
( Canlıların protein yapımı için kullandığı mekanizmanın genel adıdır. Herhangi bir canlı organizmada bulunan tüm proteinler sürekli bir yıkılma ve yeniden yapılma durumundadır. Sentezlenme sırasında, genetik materyalden okunarak üretilen aminoasitler, peptit bağları sayesinde proteinleri oluştururlar. @@ Genetik bir yapıdan kaynaklanan yapı ya da aktivitedir. Bir genin, uygun şartların olması halinde ya da zamanın gelmesi durumunda okunarak içeriğindeki bilginin aminoasit ve protein sentezinde kullanılmasıdır. Gen ifadesi olarak da bilinir. @@ Protein yapımında, RNA dizisini aminoasit zincirine dönüştürme işlemi.Translasyon metionin (AUG) içeren kodon ile başlar. Protein sentezini sonlandırmada mRNA üzerinde 3 kodon etkili olur ve bunlara terminasyon kodonları (stop kodon) adı verilir (UAG: amber; UAA: ochre ve UGA: opal). @@ Guanozin trifosfat olarak bilinir. Protein sentezinde rol alan RNA sentezinin öncüsü bir nükleotitdir. GTP @@ Hücrenin normal hayat döngüsünü gerçekleştirdiği evre. Hücre döngüsünün %90'ını oluşturur. G1, S ve G2 olmak üzere üç evreden oluşur. G1 evresinde ATP ve protein sentezi yapılır, organel sayısı artar. S evresinde DNA kendini eşler. Son evre olan G2 evresinde ise bölünme için son hazırlıklar yapılır. @@ Protein yapımında, RNA dizisini aminoasit zincirine dönüştürme işlemi.Translasyon metionin (AUG) içeren kodon ile başlar. Protein sentezini sonlandırmada mRNA üzerinde 3 kodon etkili olur ve bunlara terminasyon kodonları (stop kodon) adı verilir. @@ Transkripsiyon başlatma bölgesi ile translasyon başlangıcı arasındaki mRNA'da saklanan ancak translasyon olmayan bölge. Ribozomal bağlanma bölgesini (lider dizisi) ve sinyal sırasını içerir. Ekzon 1'in başlangıcıdır. Çoğu mRNA'nın 5 'UTR'leri, protein sentezinin başlatılmasında rol oynayan bir konsensüs dizisi; 5'-CCAGCCAUG-3 içerir. Translasyona uğramamış olmasına karşın, bu bölge mRNA sekonder yapısını ve sabitliğini, translasyon başlangıcının istikarını ya da sekansa spesifik mRNA-bağlayıcı proteinlerin bağlanmasını etkileyebilir.
( Bir ya da birden fazla aminoasit zincirinden oluşan kompleks organik moleküller. Proteinler, başka moleküllere bağlanma yetenekleri sayesinde çok sayıda değişik görev üstlenebilir. Proteinler; enzim, hormon, antikor, yapısal elementler ya da gaz taşıyan moleküller olabilirler. @@ Omurgalılarda patojenlere karşı oldukça spesifik ve uzun süreli savunma sağlayan lenfosit sistemidir. İki ana lenfosit sınıfından oluşur: Patojene ya da patojen kaynaklı moleküllere spesifik olarak bağlanan antikorları salgılayan B lenfositleri (B gözeleri) ve patojen tarafından enfekte edilmiş gözeleri doğrudan öldürebilen ya da patojeni ortadan kaldırabilecek diğer gözeleri uyaran sinyal proteinleri (bunlar göze yüzeyi proteinleri ya da göze dışına salgılanan proteinler olabilir) üreten T lenfositleri (T gözeleri). @@ Temel görevi, iki ya da daha fazla sayıda proteini bir göze içi sinyal yolağında ya da protein kompleksinde birbirine bağlamak olan proteinlerin genel adı. @@ Miyozinin yardımı ile kasın kasılma ya da gevşeme işlemini yerine getiren bir tür proteindir. @@ Hücre zarında bulunan, suyun göze içi ve dışı geçişini hızlandıran taşıyıcı proteinlerdir. @@ Ökaryot gözelerde, göze iskeletinin yapısına katılan, kamçılı ve sillilerde ise sillerin yapısına katılan içi boş protein yapılı tüpçükler. Hücre iskeletinin ana bileşenlerinde birisi olan mikrotübüller yaklaşık 25 nanometre yarıçapındadır. Aktin filamentleri gibi mikrotübüller de göze içinde sürekli bir araya gelip parçalanan dinamik yapılardır. Hem göze şeklini belirlemede hem de göze hareketlerinin bazı biçimleri, organellerin göze içi taşınması ve mitoz sırasında kromozomların ayrılması dahil olmak üzere çeşitli göze hareketlerinde işlev görürler. @@ Çözünen bir kimyasalın konsantrasyon farkına zıt yönde taşıyan, göze zarında bulunan proteinler.
( Eksik bir örgenin yerini tutmak, bir örgenin sakatlığını örtmek amacıyla yapılan yapay örgen ya da parça. | Bu amaçla yapılıp kullanılan örgen. | [dilb.] Öntüreme. )
( Cinsel saldırı, savaş, trafik kazaları, çocuk istismarı, aile içi şiddet ya da diğer tehditler gibi travmatik bir olaya maruz kalma nedeniyle gelişebilen bir zihinsel ve davranışsal bozukluktur.
( Dirsekle bilek arasında, başparmak tarafındaki kemik. VE Küçük parmak tarafındaki kemik. İLE/VE/||/<> ... )
( Ön kolu avuçiçini aşağıya doğru gelecek biçimde çevirme [pronasyon] ve yukarı doğru çevirme [supinasyon] olanağı sağlar. VE Bileği gevşetme [fleksiyon] ve kasma [kontraksiyon] olanağı sunar. İLE/VE ... )
( Kolun dirsek ile el bileği arasında bulunan kemikleri. İLE/VE/||/<> Bacağın diz ile ayak bileği arasında bulunan kemikleri. )
( İki kemiğin de orta bölümleri incedir. Böylece, önkolun, çok ağır olmaması sağlanır. )
(
Radius-Ulna ve Tibia-Fibula arasındaki FaRkLaR
Üst ve Alt Bölüm Çift Kemikleri
Anatomi
Özellik
Radius-Ulna (Önkol)
Tibia-Fibula (Bacak)
TEMEL ÖZELLİKLER
Konum
Üst bölüm (önkol)
Alt bölüm (bacak)
Kemik Sayısı
2 kemik (Radius + Ulna)
2 kemik (Tibia + Fibula)
Yerleşim
Radius lateral, Ulna medial
Tibia medial, Fibula lateral
Kalınlık Dağılımı
Benzer kalınlıkta
Tibia çok kalın, Fibula ince
Dominant Kemik
Proksimalde ulna, distalde radius
Her zaman tibia baskın
İŞLEVSEL ÖZELLİKLER
Devim Becerisi
Yüksek Birbiri etrafında döner
Minimal Sabit pozisyon
Devim Tipi
Pronasyon ve supinasyon (180°)
Minimal devim (1 - 2 mm)
Ağırlık Taşıma
Minimal
Tibia %85-90
Birincil İşlev
El bileği devimleri ve döndürme
Ağırlık taşıma ve yürüme
İkincil İşlev
İnce motor beceriler
Ayak bileği stabilitesi
ANATOMİK AYRINTILAR
Proksimal Eklem
Humerus ile dirsek eklemi
Femur ile diz eklemi
Distal Eklem
Karpal kemikler ile el bileği
Talus ile ayak bileği
Kemikler Arası Bağlantı
İnterosseöz membran + eklemler
İnterosseöz membran + sindesmoz
Özel Yapılar
Radial tüberkül, Olekranon
Tibial tüberositas, Malleolar
Kemiklerin Bireysel Özellikleri
Kemik
Pozisyon
Özellik
Fonksiyon
Radius
Önkol laterali
Proksimalde ince, distalde kalın
El bileği devimleri, supinasyon
Ulna
Önkol mediali
Proksimalde kalın, distalde ince
Dirsek stabilitesi, pronasyon ekseni
Tibia
Bacak mediali
Masif yapı, üçgen kesit
Ana ağırlık taşıyıcı kemik
Fibula
Bacak laterali
İnce, uzun yapı
Kas yapışması, ayak bileği stabilitesi
Klinik Karşılaştırma
Klinik Özellik
Radius-Ulna
Tibia-Fibula
En Sık Kırık
Distal radius (Colles kırığı)
Tibial şaft, Fibula distal 1/3
Kırık Mekanizması
Düşme, el üzerine basma
Direkt travma, burkulma
İzole Kırık
Tek kemik kırılabilir
Genellikle birlikte
Tedavi Yaklaşımı
Sıklıkla konservatif
Tibia kırıkları cerrahi
İyileşme Süresi
6-8 hafta
12-16 hafta
Fonksiyon Kaybı
El bileği rotasyon kaybı
Yürüyememe
Komplikasyonlar
Sudeck atrofisi, malunion
Kompartman sendromu, kaynamama
Greft Kullanımı
Nadiren
Fibula greft olarak kullanılabilir
Benzerlikler
Kemik Sayısı
İki öbek de çift kemik düzeninden oluşur
Yerleşim
İki öbek de paralel yerleşim gösterir
Bağlantı
İki öbek de interosseöz membran ile bağlıdır
Eklemler
İki öbek de proksimal ve distal eklemler yapar
Kas Bağlantıları
İki öbek de önemli kas öbeklerine yapışma yeri sağlar