D... ile başlayan sözcükler
- DEBYE THEORY OF SPECIFIC HEAT CAPACITIES[İng.] / THÉORIE DE LA CAPACITÉ THERMIQUE SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-SPEZIFISCHEHITZEKAPAZITÄTTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISI SIĞASI KURAMI
- DEBYE SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISISI
- DEBYE-POTENTIAL/E[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE POTANSİYELİ
- DEBYE POTENTIALS[İng.] / POTENTIELS DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE POTANSİYELLERİ
- DEBYE-SCHERRER RING[İng.] / ANNEAU DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES RING[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER HALKASI
- DEBYE-SCHERRER METHOD[İng.] / MÉTHODE DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER YÖNTEMİ
- DEBYE-SEARS EFFECT[İng.] / EFFET DEBYE-SEARS[Fr.] / DEBYE-SEARS/SCHES-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SEARS ETKİSİ
- DEBYE-SEARS ULTRASONIC CELL[İng.] / CELLULE ULTRASONIQUE DE DEBYE-SEARS[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SEARS ULTRASONİK GÖZESİ/HÜCRESİ
- DEBYE-SEARSSCHES-ULTRASCHALLZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE SEARS ULTRASONİK GÖZESİ
- DEBYE FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE SIKLIĞI
- DEBYE-T³ LAW[İng.] / LOI EN T³ DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-T³-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE T³ YASASI
- DEBYE LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE UZUNLUĞU
- DEBYE UZUNLUĞU ile/||/<> ORTALAMA SERBEST YOL
- DEBYE-WALLER FACTOR[İng.] / FACTEUR DE DEBYE-WALLER[Fr.] / DEBYE-WALLER/SCHES-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-WALLER ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- DEBYE-HÜCKEL İLE PİTZER İLE DAVİES ile/||/<> İYONİK KUVVET KURAMLERİ
- DEBYE-HÜCKEL ile/||/<> PİTZER DENKLEMLERİ
- DEBYE, D[İng.] / DEBYE[Fr.] / DEBYE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE
- DEC-/DECA-/DEKA-/DECEM- ile/||/<> DECİ-
- DECARBOXYLATION[İng.] değil/yerine/= DEKARBOKSİLASYON
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DECCAL ile KİLİSE KARŞITLIĞI
- DECENTRALIZED[İng.] değil/yerine/= MERKEZİ OLMAYAN
- DECIDE :/yerine KARAR VERMEK
- DECISION vs. CONSEQUENCE/RESULT
- DECISION TREE[İng.] değil/yerine/= KARAR AĞACI
- DECISION and DIRECTIVE and OPINION and RECOMMENDATION and REGULATION and RESOLUTION
- DECISION vs./and APPROVAL/ACKNOWLEDGEMENT
- DECK :/yerine GÜVERTE, DESTE
- DECLARE :/yerine İLAN ETMEK
- DECLINE vs. OBJECT vs. REFUSE vs. REJECT vs. RESIST vs. REPUDIATE
- DECLINE :/yerine AZALMAK, REDDETMEK
- DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= VURGUN
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ... DE/DA ile ... VE ...
- Dede Efendi Evi'nde DİNLE!!!
- DEDE YUSUF (DALYANCI YUSUF BEY) (?)
- DEDE[Oğuz] ile/= BABA
[<
- DEDEKTİF/HAFİYE değil/yerine/= İZSÜREN
- DETECTOR EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT DU DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR-LEISTUNGSFÄHIGKEIT, DETEKTORWIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR VERİMİ
- DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR, ANZEIGER, SPÜRGERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR
- DEDEKTÖR[İng.] değil/yerine/= EYBULUR/ARARBULUR
- DEDEMAN, MURAT (ANKARA, 1951 - 2019)
- DEDE/NİNE
ile/ve/||/<>/>
ANNE/BABA
ile/ve/||/<>/>
ABLA/AĞABEY
ile/ve/||/<>/>
BEN
ile/ve/||/<>/>
ERKEK/KIZ KARDEŞ
)- DEDİĞİ DEDİK ile DEDİĞİM DEDİKÇİ/LİK
- DEDİKODU/GIYBET:
SÖZLE ile/ve HAREKETLE ile/ve DİNLEYEREK
- DEDİKODU/GIYBET[Ar.] ile/değil/yerine ELEŞTİRİ/TENKİD[Ar.]
- DEDİKODU/KOĞUCULUK/FİSKOS/GIYBET ile/ve "ÇEKİŞTİRME"
- [ne yazık ki]
!DEDİKODU ile/değil/yerine/>< BİLGİ
- DEDİKODU ile/ve/<>/= CEHÂLET
- DEDİKODU ile DEDİKODUCU
- DEDİKODU ile DEDİKODUCU/LUK ile DEDİKODULU ile DEDİKODUSUZ ile DEDİKODU KUMKUMASI
- DEDİKODU ile/değil/yerine HATA
- [ne yazık ki]
DEDİKODU ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA
- DEDİKODU ile SÖZ/LÂF TAŞIMA
- DEDİKODU ile/ve/değil/< TEVÂTÜR[Ar. < VİTR]
- DEDİKODUCU/KOVCU ile NEMMÂM
- DEDİKODUCU ile/ve/= YAĞI/DÜŞMAN/HASIM
- DEDİKODUDA:
ÂDİ/LER ile/ve/||/<>/> APTAL/LAR ile/ve/||/<>/> AHMAK/LAR
- DEDİLER Kİ ... ile DİYORLAR Kİ ...
- DEDİMSE DE değil DEDİYSEM DE
- DEDİRMEK ile DEDİRTMEK ile DEDİRTEBİLMEK
- DE(EEEEEE)RMİŞİM yerine ATLIYORUM!
- DEEP ECOLOGY değil/yerine/= DERİN ÇEVREBİLİM
- DEEP LEARNING ile/||/<> SHALLOW LEARNING
- DEEP SUBJECT vs. SERIOUS SUBJECT
- DEF ETMEK ile/ve DEFN ETMEK
- DEF ETMEK ile/ve DEFN ETMEK
- DEF ile DEFA ile DEFİ ile DEFO ile DEFOLU ile DEFOSUZ ile DEFALARCA ile DEFLASYON
- DEF'[Ar.] ile DEFF[Ar.]/DEF[Fars.]/[Ar.]
- DEF[Ar.] değil/yerine/= ÖTEYE İTME, SAVMA, UZAKLAŞTIRMA | VERME, ORTADAN KALDIRMA | GİDERME
- DEF ile/ve TEF/DAİRE ile/ve MAZHAR/MIZHER/BENDER/BENDİR
- DEFAATLE değil/yerine/= KEZLERCE
- DEFALARCA DEFALARCA değil DEFALARCA
- DEFANS[Fr. < DÉFENSE] değil/yerine/= SAVUNMA
- DEFANSİF[Fr. < DÉFENSIVE] değil/yerine/= SAVUNMALI
- DEFATEN[Ar. DEF-AT[çoğ.] + Fars. -EN] ile/değil DEFAATLE[Ar. DEFA-AT[çoğ.] + Tr. İLE]
- DEF'ATEN[Ar.] ile DEF'ATEYN[Ar.]
- DEFAULT[İng.] değil/yerine/= VARSAYILAN
- DEFEAT :/yerine YENMEK, YENİLGİ
- DEFEKASYON değil/yerine/= DIŞKILAMA
- DEFEKT/DEFECT[İng.] değil/yerine/= KUSUR
- DEFEKT ile/||/<> DEFEKTİF ile/||/<> DEFİSİT
- DEFEKTİF/DEFECTIVE[İng.] değil/yerine/= KUSURLU
- DEFENCE vs. DEFENCE OF IGNORANTS
- DEFENSIVE :/yerine SAVUNMACI
- DEFETMEK ile DEFEDİLMEK ile DEFEDEBİLMEK ile DEFEDİVERMEK
- DEFETMEK değil/yerine/= SAVMAK/SAVUŞTURMAK
- DEFEYANS[İng. < DEFEASANCE] değil/yerine/= BAYILMA, BAYGINLIK
- DEF-İ DEF değil/yerine/= SAVUYA SAVU
- DEFİBRİNASYON değil/yerine/= FİBRİNSİZLEŞ(TİR)ME
- [not] DEFICIENCY vs. DEFECT WITH ...
- DEFICIENCY(IES) vs. DEFECT(S)
- DEFICIT :/yerine AÇIK (BÜTÇE)
- DEFİLE[Fr.] ile TEFİLE[Ar.]
- DEFİLE["DEFİ:LE" değil!] değil/yerine/= GİYİM GÖSTERİMİ/GÖSTERİSİ
- DEFİN ile DEFİNE ile DEFİNECİ/LİK ile DEFİN RUHSATI
- MYRICA OIL[İng.] / MYRICA FETT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEFİNE YAPRAĞI YAĞI
- DEFINE :/yerine TANIMLAMAK
- DEFINITELY :/yerine KESİNLİKLE
- DEFINITION vs. DIFFERENTATION
- DEFINITION vs. DOMINANT FEATURE
- DEFINITION vs. LIMITING
- DEFINITION :/yerine TANIM
- DEFINITION vs./and CAUSE/REASON
- DEFINITION vs./and CONSISTENCE
- DEFİSİT/DEFICIT[İng.] değil/yerine/= EKSİKLİK
- DEFİSİT ile GAP ile Hİ(Y)ATUS ile PATENT
- DEFLASYON[Fr. < DÉFLATION] değil/yerine/= PARA KISITLAMASI
- DEFLATÖR[Fr. < DÉFLATEUR] değil/yerine/= PARA KISITLAYICI
- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ
- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ
- ESSENCE DE MYRICA[Fr.] ile/değil/yerine/= DEFNE YAPRAĞI YAĞI
- DEFNE, DOÇ. DR. MESUT ÖMER (ÇANKIRI, 1914 - 1955)
- DEFNE ile DEFNE MEYVELERİ ile DEFNE AĞACI
- DEFNE[Yun.] ile YABANDEFNESİ
- DEFNE/DEVELİK ile YABAN DEFNESİ ile ARABİSTAN DEFNESİ
- DEFNETMEK ile DEFNEDİLMEK ile DEFNE ile DEFNE YAĞI ile DEFNE YAPRAĞI
- DEFO[Fr. < DÉFAUT] değil/yerine/= KUSUR, ÖZÜR, BOZUKLUK
- DEFORMASYON[Fr. < DÉFORMATION] değil/yerine/= BİÇİMİ BOZULMA, BİÇİMSİZLEŞME
- DEFORMASYON/DEFORMATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİMSİZLEŞME
- COURBE DE DÉFORMATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DEFORMASYON EĞRİSİ
- DEFORMASYON değil/yerine BİÇİM BOZULMASI
- DEFORMASYON ile DEFORME ile DEFORMİTE
- DEFORME[Fr. < DÉFORMÉ] değil/yerine/= BİÇİMİ, KALIBI BOZULMUŞ
- DEFORME ETMEK ile DEFORME OLMUŞ ile ŞEKİL BOZUKLUĞU
- DEFORME/LİK ile DEFORMASYON
- DEFORMİTE/DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= BİÇİM BOZUKLUĞU
- DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= DEFORMİTE
- DEFTER ile DEFTERCİ/LİK ile DEFTER EMİNİ
- DEFTER[Ar.] ile KİTÂB[Ar.]
- DEFTERDAR değil/yerine/= İLSAYMAN
- DEFTER-İ HÂKÂNÎ ile/||/<> DEFTER-İ HÂKÂNÎ İDARESİ ile/||/<> DEFTER-İ HÂKÂNÎ NÂZIRI
- DEFTER-İ KEBİR/LEDGER[İng.] değil/yerine/= BÜYÜK DEFTER
- DEGAJ ile DEGAJE ile DEGAJE YAKA
- DEGAJMAN[Fr. < DÉGAGEMENT] değil/yerine/= DEGAJ
- DEĞDİRMEK ile DEĞDİRİLMEK ile DEĞDİREBİLMEK ile DEĞDİRİVERMEK
- DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= DEJENERASYON
- DEĞER BAHA değil/yerine/= DEĞER EDER
- DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ ve/< KOLAYLIK
- DEĞER DÜŞÜRÜCÜ/LÜK ile/değil DÜŞ/HAYAL KIRIKLIĞI
- DEĞER "YARGISI" ile/değil/yerine/>< DEĞER BİLGİSİ
- DEĞER ile ANLAM ile KARŞILIK
- DEĞER ile/ve/<> BAĞIL DEĞER
- DEĞER ile/ve/<>/= GEREKSİNİM
- DEĞER = KIYMET = VALUE, WORTH[İng.] = VALEUR[Fr.] = WERT[Alm.] = VALOR[Lat., İsp.]
- DEĞER ile/ve/<> KULLANIM DEĞERİ
- DEĞER ile/ve/<>/< KULLANIM DEĞERİ ile/ve/<>/< PAYLAŞIM DEĞERİ ile/ve/<>/< DEĞİŞİM/SOYUT DEĞERİ ile/ve/<>/< ÜRETİM DEĞERİ ile/ve/<>/< ARTI DEĞERİ
- DEĞER = MERIT[İng.] = MÉRITE[Fr.] = VERDIENST[Alm.] = MERITUS[Lat.]
- DEĞERİ OLMAYAN ile/ve/değil DEĞERİNİ ÖLÇME OLANAĞI BULUNMAYAN
- DEĞERİ, ÜCRETİ yerine EDERİ
- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA
)
)
)
)- DEĞERİNİ BİLMEK ile ELİNDE TUTMAYA ÇALIŞMAK
- DEĞERİNİ:
TAKDİR (ETMEK) ile/ve/||/<>/> TESLİM (ETMEK)
Kırlangıç, bir adama âşık olmuş.
Penceresinin önüne konmuş, tüm cesâretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna iknâ olduktan sonra...
Küçük, sevimli gagasıyla cama vurmuş.
Tık... tık... tık...
Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş, onu işinden alıkoyan?
Minik bir kırlangıç!
Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir soluk almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:
- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır, seni izliyorum. Bugün, cesâret buldum konuşmaya. Lütfen, pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.
Adam birden parlamış.
- Yok daha neler?
- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.
Gerekçesi de sersemceymiş:
- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:
- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben, sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.
Adam, kararlı; adam, ısrarlı:
- "Yok, yok ben seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:
- "İşim gücüm var, git başımdan!"
Aradan bir zaman geçmiş. Kırlangıç, son kez adamın penceresine gitmiş:
- "Bak! Soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi, al beni içeri! Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.
Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam, bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.
- "Ben, yalnızlığımdan memnunum!" demiş... Kuştan, onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.
Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra itiraf etmiş:
- "Hay benim akılsız başım" demiş.
- "Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte."
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:
- "Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim."
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş!
Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç, yokmuş!
Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda, danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.
Olanları anlatmış. Bilge kişi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
- "Kırlangıçların yaşamı, altı aydır..."
* * * * *
Yaşamda bazı fırsatlar vardır, yalnızca bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.
Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmezler. )
- DEĞERLEMEK ile DEĞERLENMEK ile DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERSİZLEŞMEK ile DEĞERLENEBİLMEK ile DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile DEĞERSİZLEŞEBİLMEK ile DEĞER ile DEĞERLİ/LİK ile DEĞERSİZ/LİK ile DEĞER KATMA ile DEĞER DÜŞÜMÜ ile DEĞER KURAMI ile DEĞER ANALİZİ ile DEĞER ARTIRMA ile DEĞER DÜŞÜRME ile DEĞER YARGISI ile DEĞERLİ KAĞIT ile DEĞER DÜŞÜRÜMÜ ile DEĞERLER DİZİSİ
- DEĞERLENDİREBİLMEK ile DEĞERLENDİRİVERMEK
- DEĞERLENDİRME YAPMAK ve/için/< HAKİKATLERİ BİLMEK
- DEĞERLENDİRME ile/ve/> ANLAMLANDIRMA
- DEĞERLENDİRME ile DEĞERLENDİRİCİ
- DEĞERLENDİRME ile DEĞER-LENDİRME
- DEĞERLENDİRME ile DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERLEME UZMANI
- DEĞERLENDİRME ile HESAPLAMA
- DEĞERLENDİRME ile NİTELENDİRME
- DEĞERLENDİRME ile/ve/değil/||/<>/> TEKLİF
- DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERLENDİRME
- DEĞERLENİVERMEK ile DEĞERLENDİRİLMEK
- DEĞERLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DEĞER/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR
- DEĞERLERİ BELİRLEMEK değil/yerine/< DEĞERLERİN, BİZİM İÇİN DEĞERİ
- DEĞERLERİMİZİ, ÇÖP DURUMUNA DÜŞÜRMEK değil/yerine ÇÖPLERİMİZİ, DEĞER DURUMUNA ÇIKARMAK
- DEĞERLİ OLAN BİR ŞEYİ/ŞEYLERİ SEVMEK ile/ve/<>/değil/yerine DEĞERİ SEVMEK
- DEĞERLİ OLDUĞUNDAN ÖNEMLİ ile/değil/yerine ÖNEMLİ OLDUĞUNDAN DEĞERLİ
- DEĞERLİ TAŞ/CEVHER ile/ve/<> GANG[Alm.]
- DEĞERLİ TAŞ/MÜCEVHER:
YARI DEĞERLİ ile/ve/||/<>/> DEĞERLİ
- VALANCE BOND THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI KURAMI
- VALENCE BOND[İng.] / LIAISON DE VALENCE[Fr.] / VALENZBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI
- VALENCE-BAND METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAND YÖNTEMİ
- VALENCE BAND[İng.] / BANDE DE LA VALENCE[Fr.] / VALENZBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BANDI
- VALENCE ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS DE VALENCE[Fr.] / VALENZELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONLARI
- VALENZELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONU
- VALENCE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE VALENCE[Fr.] / VALENZÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK GEÇİŞİ
- VALENCE SHELL ELECTRON PAIR REPULSION (VSEPR) THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK KABUĞU ELEKTRON ÇİFTİ İTMESİ (VSEPR) KURAMI
- VALANCE SHELL[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK KABUĞU
- KIYMETLİ[Osm.] / VALENCE, VALENCY[İng.] / VALENCE[Fr.] / WERTIGKEIT[Alm.] / VALENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK, VALANS
- KIYMETLİ[Osm.] / VALENT, VALENCY[İng.] / WERTIG, WERTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİKLİ, DEĞERLİK
- DEĞERLİ/LİK / DEĞERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/<> GEÇERLİ/LİK / GEÇERSİZ/LİK
- DEĞERLİLİK ile/ve/||/<> YARATICILIK
- DEĞERSİZ ile YALIN/BASİT
- DEĞERSİZ/"KÜÇÜK" GÖRMEK ile/değil UZAK(LAŞMIŞ) OLMAK
- DEĞERSİZLEŞİR ile/ve/||/<> YOLDA KALIR ile/ve/||/<> YALNIZLAŞIR ile/ve/||/<> TÜKENİR ile/ve/||/<> BİLGİSİZ SAYILIR
- [ne yazık ki]
DEĞERSİZLEŞTİRME ile/ve/||/<> AŞAĞILAMA ile/ve/||/<> SUÇLAMA
- DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile/değil ÖNCELİK (BELİRLEMEK)
- DEĞERSİZLİK ile/değil/sadece REDDEDİLMEK
- DEĞİL!!!
- DEĞİL ile BİLE DEĞİL
- DEĞİL["DİİL/DEYİL" değil!] ile BİLE DEĞİL
(1996'dan beri)