D... ile başlayan sözcükler

- DEBYE THEORY OF SPECIFIC HEAT CAPACITIES[İng.] / THÉORIE DE LA CAPACITÉ THERMIQUE SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-SPEZIFISCHEHITZEKAPAZITÄTTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISI SIĞASI KURAMI

- DEBYE SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISISI

- DEBYE-POTENTIAL/E[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE POTANSİYELİ

- DEBYE POTENTIALS[İng.] / POTENTIELS DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE POTANSİYELLERİ

- DEBYE-SCHERRER RING[İng.] / ANNEAU DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES RING[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER HALKASI

- DEBYE-SCHERRER METHOD[İng.] / MÉTHODE DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER YÖNTEMİ

- DEBYE-SEARS EFFECT[İng.] / EFFET DEBYE-SEARS[Fr.] / DEBYE-SEARS/SCHES-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SEARS ETKİSİ

- DEBYE-SEARS ULTRASONIC CELL[İng.] / CELLULE ULTRASONIQUE DE DEBYE-SEARS[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SEARS ULTRASONİK GÖZESİ/HÜCRESİ

- DEBYE-SEARSSCHES-ULTRASCHALLZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE SEARS ULTRASONİK GÖZESİ

- DEBYE FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE SIKLIĞI


- DEBYE-T³ LAW[İng.] / LOI EN T³ DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-T³-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE T³ YASASI

- DEBYE LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE UZUNLUĞU

- DEBYE UZUNLUĞU ile/||/<> ORTALAMA SERBEST YOL

( Debye elektrik perdeleme λ_D, serbest yol çarpışmalar arası λ. )
( Formül: λ_D = √(ε₀kT/ne²) )

- DEBYE-WALLER FACTOR[İng.] / FACTEUR DE DEBYE-WALLER[Fr.] / DEBYE-WALLER/SCHES-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-WALLER ÇARPANI/FAKTÖRÜ

- DEBYE-HÜCKEL İLE PİTZER İLE DAVİES ile/||/<> İYONİK KUVVET KURAMLERİ

( Elektrolit çözeltilerinin aktivite katsayısı modelleri. )
( Formül: log γ± = -A|z+z-|√I )

- DEBYE-HÜCKEL ile/||/<> PİTZER DENKLEMLERİ

( D-H seyreltik )
( Formül: I^(1/2) İLE kompleks )

- DEBYE, D[İng.] / DEBYE[Fr.] / DEBYE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE

- DEC-/DECA-/DEKA-/DECEM- ile/||/<> DECİ-

( On. İLE/||/<> On, onda bir. )

- DECADE :/yerine ON YIL

- DECARBOXYLATION[İng.] değil/yerine/= DEKARBOKSİLASYON

( Bir organik bileşikten bir COOH (karboksil) grubunun ayrılması olayıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DECCAL ile KİLİSE KARŞITLIĞI

- DECENTRALIZED[İng.] değil/yerine/= MERKEZİ OLMAYAN

- DECIDE :/yerine KARAR VERMEK

- DECISION vs. CONSEQUENCE/RESULT

- DECISION TREE[İng.] değil/yerine/= KARAR AĞACI

- DECISION and DIRECTIVE and OPINION and RECOMMENDATION and REGULATION and RESOLUTION

( Karar. VE Yönerge. VE Görüş. VE Tavsiye kararı. VE Tüzük. VE İlke kararı. )

- DECISION :/yerine KARAR

- DECISION vs./and APPROVAL/ACKNOWLEDGEMENT

- DECISIVENESS vs. OBSTINACY

- DECK :/yerine GÜVERTE, DESTE


- DECLARE :/yerine İLAN ETMEK

- DECLINE vs. OBJECT vs. REFUSE vs. REJECT vs. RESIST vs. REPUDIATE

- DECLINE :/yerine AZALMAK, REDDETMEK

- DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= VURGUN

( Yüksek basınçlı bir bölgeden alçak basınçlı bir bölgeye geçilmesi durumunda vücutta gaz kabarcıklarının oluşması durumudur. Basınç azalması anlamına gelen bir terimdir. Bu durum dalgıçlarda ve pilotlarda daha çok görülmektedir. Dalgıçlar, suda derine doğru inip, normalde olması gerekenden hızlı bir biçimde yükselirse vurgun durumunu yaşayabilir. Bu durum eklem ağrıları, kızarıklık gibi semptomlardan felç hatta ölüme kadar gidebilmektedir fakat kişiden kişiye değişmektedir. Bazı bireyleri çok ciddi etkilerken, bazı bireyleri nerdeyse hiç etkilememektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DECORATION vs. ADORNMENT

- DECREASE :/yerine AZALMA

- ... DE/DA ile ... VE ...

- Dede Efendi Evi'nde DİNLE!!!

- DEDE YUSUF (DALYANCI YUSUF BEY) (?)

( Sarıyer/Büyükderelidir. Her iki semtte evi vardı. İstanbul'un şöhretli dalyancılarındandı. Milli Mücadele sırasında Millicilerden yana tavır koydu. Damadı Avukat Aziz Özgür ile birlikte M.M. (Müdafaa - i Milliye) Örgütünün Sarıyer'de kurulmasına ve taraftar bulmasına çalıştı. Millicileri korudu ve kolladı. Av. Aziz Özgür ile Muhtar Yusuf İzzettin Efendi'nin İngilizlerce tutuklanması ve Kürt Nemrut Mustafa Divanında idamla yargılanmaları sırasında, bir yolunu bulup serbest bırakılmalarını sağladı. Fakat bir süre sonra Anadolu'da başlatılan mücadeleye katkı verdi ve Padişahlı devirmek için silahlı ekip oluşturduğu iddiası ile idam talebi ile tutuklanıp Harp Divanına verildi. Buradan da kurtulmayı başardı ve yine Milli Mücadelenin başarılı olması için uğraştı. Zafer sonrasında Büyükdere'de bir sokağa "Dede Yusuf" adı verilerek ismi yaşatıldı. )

- DEDE YUSUF SOKAK

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Sokağa adı verilen kişi Milli Mücadele döneminde büyük yararlıkları olan. M.M. G rubunun en etkili yerel yöneticilerinden biridir. Yerli Rumların Büyükdere vapur iskelesine, İstanbul'un işgali sırasında Yunan Bayrağı asması üzerine harekete geçmiş ve arkadaşları ile bayrağı indirerek önemli bir görev yapmıştır. İstanbul'dan Anadolu'ya Sarıyer üzerinden silah cephane kaçırılmasında etkin rol oynamış olması, tutuklanarak zindana atılan ve sonrada Kürt Nemrut Mustafa Mahkemesinde yargılanan Av. Aziz Beyi kurtarması nedeni ile unutulmaması için sokağa "Dede Yusuf Sokağı" ismi verilmiştir. )

- DEDE[Oğuz] ile/= BABA
[<

- DEDEKTİF/HAFİYE değil/yerine/= İZSÜREN

- DETECTOR EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT DU DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR-LEISTUNGSFÄHIGKEIT, DETEKTORWIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR VERİMİ

- DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR, ANZEIGER, SPÜRGERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR

- DEDEKTÖR[İng.] değil/yerine/= EYBULUR/ARARBULUR

- DEDEMAN PARKI

( Ferahevler Mahallesindedir. 1.638,14 m²lik bir alan üzerindedir. 514,00 m²lik yeşil alan, 98,00 m² çocuk oyun alanı ve 598,49 m²lik spor alanı bulunmaktadır. )

- DEDEMAN, MURAT (ANKARA, 1951 - 2019)

( Turizmci, İşadamı. Tarabya'da ikamet eder. 1951'de Ankara'da doğdu. TED kolejini bitirdikten sonra gittiği Ankara İktisadi ve İdari Bilimler Akademisinden mezun olduktan sonra Babası Mehmet Kemal Dedeman'ın yanında ve Dedeman topluluğunda çalışmaya başladı. Toplulukta değişik görevler üstlendi ve 1952'de Dedeman Holding'in Başkanı oldu. Turizmde gösterdiği önemli atılımlar sonucu Dedeman Oteller markasını geliştirerek ülke turizmine büyük hizmetler verdi. Hayırsever kişiliği ile tanındı. Sosyal ve kültürel hayatın içinde olmayı görev kabul etti ve Türkiye Yatırımcıları Derneği (TTYD), Umut Vakfı, Kayak Federasyonu ve TED Kolejleri Vakfı'nın başkanlığını üstlendi. Ayrıca Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TUSİAD), TED İstanbul Koleji, Yurt Madenciliği Geliştirme Vakfı, Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı gibi sosyal, sportif, kültürel, mesleki dernek ve vakıflarda görevler aldı. )

- DEDE/NİNE
ile/ve/||/<>/>
ANNE/BABA
ile/ve/||/<>/>
ABLA/AĞABEY
ile/ve/||/<>/>
BEN
ile/ve/||/<>/>
ERKEK/KIZ KARDEŞ

( )

- DEDİĞİ DEDİK ile DEDİĞİM DEDİKÇİ/LİK

- DEDİKODU/GIYBET:
SÖZLE
ile/ve HAREKETLE ile/ve DİNLEYEREK


- DEDİKODU/GIYBET[Ar.] ile/değil/yerine ELEŞTİRİ/TENKİD[Ar.]

( )

- DEDİKODU/KOĞUCULUK/FİSKOS/GIYBET ile/ve "ÇEKİŞTİRME"

( NEMÎMESÂZ: Dedikoducu. )

- [ne yazık ki]
!DEDİKODU
ile/değil/yerine/>< BİLGİ

( "Dilde". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Akılda. )

- DEDİKODU ile/ve/<>/= CEHÂLET

- DEDİKODU ile DEDİKODUCU

- DEDİKODU ile DEDİKODUCU/LUK ile DEDİKODULU ile DEDİKODUSUZ ile DEDİKODU KUMKUMASI

- DEDİKODU ile/ve GEVEZELİK

- DEDİKODU ile/değil/yerine HATA

( Çalışmayanın "yaptığı". İLE/DEĞİL/YERİNE Çalışanın yaptığı. )

- [ne yazık ki]
DEDİKODU
ile/ve/değil/||/<>/>/< İFTİRA

- DEDİKODU ile SÖZ/LÂF TAŞIMA


- DEDİKODU ile/ve/değil/< TEVÂTÜR[Ar. < VİTR]

( Söylenti. [Olumsuz/istenmeyen.] İLE/VE/DEĞİL Bir haberin/bilgi(nin) yayılması. [Olumludur.] )

- DEDİKODUCU/KOVCU ile NEMMÂM

( ... İLE Lâf taşıyan. )

- DEDİKODUCU ile/ve/= YAĞI/DÜŞMAN/HASIM

( Biz ancak kendimizin düşmanıyızdır. )
( Kişi, bilmediğine düşman olur. )

- DEDİKODUDA:
ÂDİ/LER
ile/ve/||/<>/> APTAL/LAR ile/ve/||/<>/> AHMAK/LAR

( Yapar. İLE/VE/||/<>/> Yayar. İLE/VE/||/<>/> İnanır. )

- DEDİLER Kİ ... ile DİYORLAR Kİ ...

- DEDİMSE DE değil DEDİYSEM DE

- DEDİRMEK ile DEDİRTMEK ile DEDİRTEBİLMEK

- DE(EEEEEE)RMİŞİM yerine ATLIYORUM!

- DEEP ECOLOGY değil/yerine/= DERİN ÇEVREBİLİM

- DEEP LEARNING ile/||/<> SHALLOW LEARNING

( Deep learning çok katmanlı sinir ağları kullanırken İLE shallow learning tek gizli katmanlı veya lineer modeller kullanır )
( Formül: Backpropagation )

- DEEP SUBJECT vs. SERIOUS SUBJECT

- DEEP :/yerine DERİN

- DEEPLY :/yerine DERİNDEN

- DEER :/yerine GEYİK

- DEF ETMEK ile/ve DEFN ETMEK

- DEF ETMEK ile/ve DEFN ETMEK

- DEF ile DEFA ile DEFİ ile DEFO ile DEFOLU ile DEFOSUZ ile DEFALARCA ile DEFLASYON

- DEF'[Ar.] ile DEFF[Ar.]/DEF[Fars.]/[Ar.]

( Öteye itme, savma, savulma. | Verme, ortadan kaldırma. | Giderme. | Bir dâvâyı savunmak üzere açılan başka bir dâvâ. İLE Tef. Zilli ve pullu bir çembere gerilmiş deriden oluşturulan çalgı, daire. )

- DEF[Ar.] değil/yerine/= ÖTEYE İTME, SAVMA, UZAKLAŞTIRMA | VERME, ORTADAN KALDIRMA | GİDERME

- DEF değil/yerine/= SAVU


- DEF ile/ve TEF/DAİRE ile/ve MAZHAR/MIZHER/BENDER/BENDİR

( ... İLE/VE Etrafında ziller olan. İLE/VE Tekkelerde zikir esnasında kullanılan ve bazılarının kenarlarında halkalar bulunan, kasnağı çifte kirişli, zilsiz, kasnak çapı 50-60 cm. civarında, def biçimindeki ritim sazı. )

- DEFAATLE değil/yerine/= KEZLERCE

- DEFALARCA DEFALARCA değil DEFALARCA

( Fazla tekrarın, ne anlatım niteliği, ne mantığı, ne işlevi, ne de gerekliliği vardır! )

- DEFANS[Fr. < DÉFENSE] değil/yerine/= SAVUNMA

- DEFANSİF[Fr. < DÉFENSIVE] değil/yerine/= SAVUNMALI

- DEFATEN[Ar. DEF-AT[çoğ.] + Fars. -EN] ile/değil DEFAATLE[Ar. DEFA-AT[çoğ.] + Tr. İLE]

( Ansızın, bir kerede, bir çırpıda. İLE/DEĞİL Yineleyerek/tekrarlayarak, defalarca. )

- DEF'ATEN[Ar.] ile DEF'ATEYN[Ar.]

( Bir defada, birden. İLE Şöhret, azamet. )

- DEFAULT[İng.] değil/yerine/= VARSAYILAN

- DEFEAT :/yerine YENMEK, YENİLGİ

- DEFEKASYON değil/yerine/= DIŞKILAMA


- DEFEKT/DEFECT[İng.] değil/yerine/= KUSUR

- DEFEKT ile DEFEKTİF

( Kusur, bozukluk, eksiklik. İLE Kusurlu, bozuk, eksik. )

- DEFEKT ile/||/<> DEFEKTİF ile/||/<> DEFİSİT

( Eksiklik. | Kusur. İLE/VE/|| Kusurlu. İLE/VE/|| Eksiklik. | Fark. )

- DEFEKTİF/DEFECTIVE[İng.] değil/yerine/= KUSURLU

- DEFENCE vs. DEFENCE OF IGNORANTS

- DEFEND :/yerine SAVUNMAK

- DEFENDANT :/yerine SANIK

- DEFENSE :/yerine SAVUNMA

- DEFENSIVE :/yerine SAVUNMACI

- DEFERENS ile/||/<> DEFEYANS

( Götürgen. İLE/VE/|| Bayılma. )

- DEFETMEK ile DEFEDİLMEK ile DEFEDEBİLMEK ile DEFEDİVERMEK

- DEFETMEK değil/yerine/= SAVMAK/SAVUŞTURMAK

- DEFEYANS[İng. < DEFEASANCE] değil/yerine/= BAYILMA, BAYGINLIK

- DEF-İ DEF değil/yerine/= SAVUYA SAVU

- DEFİBRİNASYON değil/yerine/= FİBRİNSİZLEŞ(TİR)ME

- [not] DEFICIENCY vs. DEFECT WITH ...

- DEFICIENCY vs. DISCREPANCY vs. LACK vs. LIMITATION vs. SCARCITY vs. SHORTAGE vs. SHORTCOMING vs. WANT

- DEFICIENCY(IES) vs. DEFECT(S)

- DEFICIENT vs. DEFECTIVE

- DEFICIT :/yerine AÇIK (BÜTÇE)


- DEFİLE[Fr.] ile TEFİLE[Ar.]

- DEFİLE["DEFİ:LE" değil!] değil/yerine/= GİYİM GÖSTERİMİ/GÖSTERİSİ

( Giyecekleri tanıtmak amacıyla mankenlerin yaptığı gösteri. )

- DEFİN ile DEFİNE ile DEFİNECİ/LİK ile DEFİN RUHSATI

- MYRICA OIL[İng.] / MYRICA FETT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEFİNE YAPRAĞI YAĞI

- DEFİNE değil/yerine/= GÖMÜ

- DEFINE :/yerine TANIMLAMAK

- DEFINITE vs. EXCELLENT

- DEFINITELY :/yerine KESİNLİKLE

- DEFINITION vs. DIFFERENTATION

- DEFINITION vs. DOMINANT FEATURE


- DEFINITION vs. LIMITING

- DEFINITION :/yerine TANIM

- DEFINITION vs./and CAUSE/REASON

- DEFINITION vs./and CONSISTENCE

- DEFINITIVE vs. DEFINITE

- DEFİSİT/DEFICIT[İng.] değil/yerine/= EKSİKLİK

- DEFİSİT ile GAP ile Hİ(Y)ATUS ile PATENT

( Açık. İLE Aralık, açıklık, gedik. İLE Açıklık, yarık. İLE Açık [damar]. )

- DEFLASYON[Fr. < DÉFLATION] değil/yerine/= PARA KISITLAMASI

- DEFLATÖR[Fr. < DÉFLATEUR] değil/yerine/= PARA KISITLAYICI

- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ


- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ

- ESSENCE DE MYRICA[Fr.] ile/değil/yerine/= DEFNE YAPRAĞI YAĞI

- DEFNE, DOÇ. DR. MESUT ÖMER (ÇANKIRI, 1914 - 1955)

( Üniversite Öğretim üyesi. Kastamonu Muallim Mektebinin tatbikat kısmını bitirdi. Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesinden 1939'da mezun oldu. 1939 - 1943 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1943'te Orman Entomolojisi ve Koruma Kürsüsüne asistan oldu. "Batı Karadeniz Bölgesindeki Göknarların Zararlı Böçekleri ve Mücadele Metodları" konulu tezi ile "Doktor" unvanını aldı. 1954'te "Türkiye'de Otlak ve Otlatma İşlerini Tanzim Yolu ile Orman Korunması Problemi Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile Üniversite Doçenti unvanını aldı. )

- DEFNE ile DEFNE MEYVELERİ ile DEFNE AĞACI

- DEFNE[Yun.] ile YABANDEFNESİ

( Defnegillerden, yaprakları hoş kokulu ve yaz-kış yeşil olan bir ağaç. İLE İkiçeneklilerden, çiçekleri beyaz, sarı ya da pembe renkli, orman ve çayırlarda yetişen bir süs bitkisi. )

- DEFNE/DEVELİK ile YABAN DEFNESİ ile ARABİSTAN DEFNESİ

( Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç. İLE İki çeneklilerden, çiçekleri beyaz, sarı ya da pembe renkli, orman ve çayırlarda yetişen bir süs bitkisi. İLE Dulaptal otugillerden, Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen, kabukları tıpta kullanılan bir ağaççık. )

- DEFNETMEK ile DEFNEDİLMEK ile DEFNE ile DEFNE YAĞI ile DEFNE YAPRAĞI

- DEFO[Fr. < DÉFAUT] değil/yerine/= KUSUR, ÖZÜR, BOZUKLUK

- DEFORMASYON[Fr. < DÉFORMATION] değil/yerine/= BİÇİMİ BOZULMA, BİÇİMSİZLEŞME

- DEFORMASYON/DEFORMATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİMSİZLEŞME


- COURBE DE DÉFORMATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DEFORMASYON EĞRİSİ

- DEFORMASYON değil/yerine BİÇİM BOZULMASI

- DEFORMASYON ile DEFORME ile DEFORMİTE

( Biçim bozukluğu, biçimini bozmak. İLE Bozuk biçimli, biçimsiz. İLE Biçim bozukluğu. )

- DEFORME[Fr. < DÉFORMÉ] değil/yerine/= BİÇİMİ, KALIBI BOZULMUŞ

- DEFORME ETMEK ile DEFORME OLMUŞ ile ŞEKİL BOZUKLUĞU

- DEFORME/LİK ile DEFORMASYON

- DEFORMİTE/DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= BİÇİM BOZUKLUĞU

- DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= DEFORMİTE

( Şekil bozukluğu.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DEFTER ile DEFTERCİ/LİK ile DEFTER EMİNİ

- DEFTER[Ar.] ile KİTÂB[Ar.]


- DEFTER-DÂR[Ar./Fars.]

( İl'de Maliye Bakanlığı'nın en yüksek memuru. )

- DEFTERDAR değil/yerine/= İLSAYMAN

- DEFTER-İ HÂKÂNÎ ile/||/<> DEFTER-İ HÂKÂNÎ İDARESİ ile/||/<> DEFTER-İ HÂKÂNÎ NÂZIRI

( Eskiden taşınmazlar hakkındaki kayıt ve tescillerin işlendiği defterin adı. | Tapu-Tahrir Defterleri.[Bugünkü tapu sicilinin karşılığı] İLE/||/<> Şimdiki tapu dairelerinin eski adı. İLE/||/<> Osmanlı Devleti zamanında tapu ve kadastro işlerine bakan nâzır/bakan. )

- DEFTER-İ KEBİR/LEDGER[İng.] değil/yerine/= BÜYÜK DEFTER

- DEGAJ ile DEGAJE ile DEGAJE YAKA

- DEGAJMAN[Fr. < DÉGAGEMENT] değil/yerine/= DEGAJ

- DEGAS ile CEZANNE

- DEĞDİRMEK ile DEĞDİRİLMEK ile DEĞDİREBİLMEK ile DEĞDİRİVERMEK

- DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= DEJENERASYON

( Bozulma.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- DEĞER BAHA değil/yerine/= DEĞER EDER


- DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ ve/< KOLAYLIK

- DEĞER DÜŞÜRÜCÜ/LÜK ile/değil DÜŞ/HAYAL KIRIKLIĞI

- DEĞER "YARGISI" ile/değil/yerine/>< DEĞER BİLGİSİ

- DEĞER ile ANLAM ile KARŞILIK

- DEĞER ile/ve/||/<> AYAR

- DEĞER ile/ve/<> BAĞIL DEĞER

( ... İLE/VE/<> Bir aritmetik sayısının, önüne (+) ya da (-) imleri yazıldıktan sonraki değeri. | Bir sayının, rakamlarından her birinin, bulunduğu basamağa göre aldığı değer. )

- DEĞER ve/=/||/<> EMEK

- DEĞER ile/ve GELENEK

- DEĞER ile/ve/<> GELENEK

- DEĞER ile/ve/<>/= GEREKSİNİM


- DEĞER ile KARŞILIK

- DEĞER = KIYMET = VALUE, WORTH[İng.] = VALEUR[Fr.] = WERT[Alm.] = VALOR[Lat., İsp.]

- DEĞER ile KRİTER

- DEĞER ile/ve/<> KULLANIM DEĞERİ

- DEĞER ile/ve/<>/< KULLANIM DEĞERİ ile/ve/<>/< PAYLAŞIM DEĞERİ ile/ve/<>/< DEĞİŞİM/SOYUT DEĞERİ ile/ve/<>/< ÜRETİM DEĞERİ ile/ve/<>/< ARTI DEĞERİ

- DEĞER = MERIT[İng.] = MÉRITE[Fr.] = VERDIENST[Alm.] = MERITUS[Lat.]

- DEĞER ile/ve/<> NİYET

- DEĞER ile/ve/<> SİMGE

- DEĞER ile/ve/değil TESPİT

- DEĞER ile/ve/||/<> YARAR


- DEĞER ile/değil YÖN

- DEĞERİ OLMAYAN ile/ve/değil DEĞERİNİ ÖLÇME OLANAĞI BULUNMAYAN

- DEĞERİ, ÜCRETİ yerine EDERİ

- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE
ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA

( )
( )
( )
( )

- DEĞERİNİ BİLMEK ile ELİNDE TUTMAYA ÇALIŞMAK

- DEĞER/İNİ BİLMELİ!

- DEĞERİNİ:
TAKDİR (ETMEK)
ile/ve/||/<>/> TESLİM (ETMEK)

- DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

( DEĞERİNİ/Zİ BİLİN!

Kırlangıç, bir adama âşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesâretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna iknâ olduktan sonra...

Küçük, sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık... tık... tık...

Adam, cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş, onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telâşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir soluk almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır, seni izliyorum. Bugün, cesâret buldum konuşmaya. Lütfen, pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:

- Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben, sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam, kararlı; adam, ısrarlı:

- "Yok, yok ben seni içeri alamam" demiş. Biraz da kabaymış, sözü kısa kesmiş:

- "İşim gücüm var, git başımdan!"

Aradan bir zaman geçmiş. Kırlangıç, son kez adamın penceresine gitmiş:

- "Bak! Soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi, al beni içeri! Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü, ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım..." demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam, bu yalnızlık sorununa içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.

- "Ben, yalnızlığımdan memnunum!" demiş... Kuştan, onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra itiraf etmiş:

- "Hay benim akılsız başım" demiş.

- "Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, zevkli vakit geçirirdik birlikte."

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- "Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir yaşam sürerim."

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onunki hiç görünmemiş!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç, yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda, danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kişi, gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- "Kırlangıçların yaşamı, altı aydır..."

* * * * *

Yaşamda bazı fırsatlar vardır, yalnızca bir kez elimize geçer ve değerlendiremezsek uçup gider.

Yaşamda bazı kişiler vardır, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp gider. Ve asla geri gelmezler. )

- DEĞERLEMEK ile DEĞERLENMEK ile DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERSİZLEŞMEK ile DEĞERLENEBİLMEK ile DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile DEĞERSİZLEŞEBİLMEK ile DEĞER ile DEĞERLİ/LİK ile DEĞERSİZ/LİK ile DEĞER KATMA ile DEĞER DÜŞÜMÜ ile DEĞER KURAMI ile DEĞER ANALİZİ ile DEĞER ARTIRMA ile DEĞER DÜŞÜRME ile DEĞER YARGISI ile DEĞERLİ KAĞIT ile DEĞER DÜŞÜRÜMÜ ile DEĞERLER DİZİSİ

- DEĞERLENDİREBİLMEK ile DEĞERLENDİRİVERMEK


- DEĞERLENDİRME YAPMAK ve/için/< HAKİKATLERİ BİLMEK

- DEĞERLENDİRME ile/ve/> ANLAMLANDIRMA

- DEĞERLENDİRME ile DEĞERLENDİRİCİ

- DEĞERLENDİRME ile DEĞER-LENDİRME

- DEĞERLENDİRME ile DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERLEME UZMANI

- DEĞERLENDİRME ile HESAPLAMA

- DEĞERLENDİRME ile NİTELENDİRME

- DEĞERLENDİRME ile/ve/değil/||/<>/> TEKLİF

- DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERLENDİRME

- DEĞERLENDİRMELİ!


- DEĞERLENİVERMEK ile DEĞERLENDİRİLMEK

- DEĞERLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- DEĞER/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR

( Uğruna yaşanılacak kavramlar. İLE/VE/<> ... )

- DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH

- DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH

- DEĞERLERİ BELİRLEMEK değil/yerine/< DEĞERLERİN, BİZİM İÇİN DEĞERİ

- DEĞERLERİMİZİ, ÇÖP DURUMUNA DÜŞÜRMEK değil/yerine ÇÖPLERİMİZİ, DEĞER DURUMUNA ÇIKARMAK

- DEĞERLİ OLAN BİR ŞEYİ/ŞEYLERİ SEVMEK ile/ve/<>/değil/yerine DEĞERİ SEVMEK

- DEĞERLİ OLDUĞUNDAN ÖNEMLİ ile/değil/yerine ÖNEMLİ OLDUĞUNDAN DEĞERLİ

- DEĞERLİ TAŞ/CEVHER ile/ve/<> GANG[Alm.]

( ... İLE/VE/<> Bir maden cevherini, bir değerli taşı saran değersiz madde. )

- DEĞERLİ TAŞ/MÜCEVHER:
YARI DEĞERLİ
ile/ve/||/<>/> DEĞERLİ

- DEĞERLİ ile/ve/||/<> GÜÇLÜ

- VALANCE BOND THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI KURAMI

- VALENCE BOND[İng.] / LIAISON DE VALENCE[Fr.] / VALENZBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAĞI

- VALENCE-BAND METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BAND YÖNTEMİ

- VALENCE BAND[İng.] / BANDE DE LA VALENCE[Fr.] / VALENZBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK BANDI

- VALENCE ELECTRONS[İng.] / ÉLECTRONS DE VALENCE[Fr.] / VALENZELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONLARI

- VALENZELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK ELEKTRONU

- VALENCE TRANSITION[İng.] / TRANSITION DE VALENCE[Fr.] / VALENZÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK GEÇİŞİ

- VALENCE SHELL ELECTRON PAIR REPULSION (VSEPR) THEORY[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK KABUĞU ELEKTRON ÇİFTİ İTMESİ (VSEPR) KURAMI


- VALANCE SHELL[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK KABUĞU

- KIYMETLİ[Osm.] / VALENCE, VALENCY[İng.] / VALENCE[Fr.] / WERTIGKEIT[Alm.] / VALENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİK, VALANS

- KIYMETLİ[Osm.] / VALENT, VALENCY[İng.] / WERTIG, WERTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞERLİKLİ, DEĞERLİK

- DEĞERLİ/LİK / DEĞERSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/<> GEÇERLİ/LİK / GEÇERSİZ/LİK

- DEĞERLİLİK ile/ve/||/<> YARATICILIK

- DEĞERSİZ ile YALIN/BASİT

( KIYTIRIK: Değersiz, bayağı, basit. )

- DEĞERSİZ/"KÜÇÜK" GÖRMEK ile/değil UZAK(LAŞMIŞ) OLMAK

- DEĞERSİZLEŞİR ile/ve/||/<> YOLDA KALIR ile/ve/||/<> YALNIZLAŞIR ile/ve/||/<> TÜKENİR ile/ve/||/<> BİLGİSİZ SAYILIR

( Her durumunu anlatan. İLE/VE/||/<> Herkese güvenen. İLE/VE/||/<> Her sırrını açığa vuran. İLE/VE/||/<> Her becerisini ortaya döken. İLE/VE/||/<> Her bildiğini söyleyen. )

- [ne yazık ki]
DEĞERSİZLEŞTİRME
ile/ve/||/<> AŞAĞILAMA ile/ve/||/<> SUÇLAMA

- DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile/değil ÖNCELİK (BELİRLEMEK)


- DEĞERSİZLİK ile/değil/sadece REDDEDİLMEK

- DEĞİL!!!

- Değil! de DİNLE!!!

- Değil! de, SUS!!!

- DEĞİL ile BİLE DEĞİL

- DEĞİL["DİİL/DEYİL" değil!] ile BİLE DEĞİL

- DEĞİL ile/ve/değil DEĞMEZ

- DEĞİL ile/ve HAYIR!

- DEĞİL ile OLMAMA

- DEĞİL ile OLMAYAN


- DEĞİL ile/ve/değil/yerine YERİNE

- DEĞİL ile "YOK"