| İLK YAZACA GÖRE |

- PATENT YELLOW[İng.] / JUINE DE PATENTE[Fr.] / PATENT GELB[Alm.] ile/değil/yerine/= PATENT SARISI

- PATERA PROCESS[İng.] / TRAITER DE PATERA[Fr.] / PATERA BEHANDELN[Alm.] ile/değil/yerine/= PATERA İŞLEMİ

- PATLADI ve/||/<>/> ATLADI

( Lastik. VE/||/<>/> Sürücü. )

- PATOCHEMISTRY[İng.] / PATOCHIMIE[Fr.] / PATOCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PATOKİMYA

- PATHOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PATOLOJİ

- PATTERSON-HARKER METHOD[İng.] / MÉTHODE DE PATTERSON-HARKER[Fr.] / PATTERSON-HARKER-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PATTERSON-HARKER YÖNTEMİ

- PATTERSON FUNCTION[İng.] / FONCTION DE PATTERSON[Fr.] / PATTERSON-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PATTERSON İŞLEVİ/FONKSİYONU

- PATTERSON-VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PATTERSON VEKTÖRÜ

- PATTINSON PROCESS[İng.] / PATTINSONAGE[Fr.] / PATTINSONIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= PATTİNSON İŞLEMİ

- PAULI EXCLUSION PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'EXCLUSION DE PAULI[Fr.] / PAULISCHES AUSSCHLIESSUNGSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULİ DIŞARLAMA İLKESİ


- PAULI PARAMAGNETISM[İng.] / PARAMAGNÉTISME DE PAULI[Fr.] / PAULISCHER PARAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULİ PARAMANYETİZMASI

- PAULI SPIN SPACE[İng.] / ESPACE DE SPIN DE PAULI[Fr.] / PAULI-SPINRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULİ SPİN UZAYI

- PAULLINIA TANNIN[İng.] ile/değil/yerine/= PAULİNİA TANNİN

- PAULLINIA TANIN[Fr.] / PAULLINIA TANNIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PAULLİNİA TANİNİ

- PAVY'S SOLUTION[İng.] / SOLUTION DE PAVY[Fr.] / PAVY LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PAVY ÇÖZELTİSİ

- PAYEN'S PROCESS[İng.] / PAYEN TRAITER[Fr.] / PAYEN BEHANDELN[Alm.] ile/değil/yerine/= PAYEN İŞLEMİ

- PAZAR/pazar ile/ve/değil/||/<> Pazar

( Ürünlerin satıldığı yer. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Haftanın son günü. )

- PAZU[Fars. < BÂZÛ](BİSEPS) ile/ve TRİSEPS

( Kolun, omuz ile dirsek arasındaki bölümü. İLE/VE ... )

- PELTEK/LİK[< BERTMEK] ile/||/<> PEPE/ME/LİK ile/||/<> KEKEME/LİK / KEKE/KEKEÇ / REKÂKET[Ar.]

( Dilini dişlerinin arasına alır gibi konuşma/konuşan ve bu yüzden s, z gibi sesleri kusurlu söyleme/söyleyen. | Tutuk, titrek konuşma. | Tutuk, titrek bir biçimde. İLE/||/<> Dil tutukluğu. Dudak sesleriyle başlayan sözcüklerin ilk seslerini güçlükle söyleme/söyleyen ve ancak birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilme/getirebilen. İLE/||/<> Damak sesleriyle başlayan sözcükleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşma. )
( Kekeme ile Pepeme

Yaşlı bir âşığı gördüm bu sabah erkenden
Genç ma’şûkuna lâflar ile şöyle derken:

"Se senin saçların akşam ka karanlık doluyor
Yü yüzün gördüğüm anda gügü gündüz oluyor

Titi tiryâkisi olsam bu ba ballı dudağın
Sasa sabrım yoyo yok bak yüreğim darmadağın...

Keserek sözlerini genç, atıldı birden:
"Nini niçin tata taklit ediyorsun beni sen

Di dilersen vurayım bir yuyu yumruk yüzüne
Düdü düşsün bebe beynin aa ağzın içine!"

Yaşlı mahcup olarak baktı yere geldi dile:
"Vava vallahi bi billahi anamdan böyle

Dodo doğdum yaşadım geldi yaşım yetmiş üçe
Tata talih beni etmiş tu tutuk gör işte

Genç memnun: "Şü şükürler yüce Allahıma kim
Bebe ben de düdü dünyaya la lal gelmimişim,

Bebe ben de baba bak sen gibiyim bir kekeme,
Sese sen de baba bak ben gibisin bir pepeme."

KAANİ ŞİRAZİ

[Arûz: Feilātün feilātün feilātün feilün] )

- PELTEKLİKTE:
Z'LEŞTİRME
ile/||/<> S'LEŞTİRME ile/||/<> C'LEŞTİRME ile/||/<> L'LEŞTİRME

( Jale > Zale | Jilet > Zilet
İLE/||/
Paşa > Pasa | Kışlık > Kıslık | Şapka > Sapka
İLE/||/
Jandarma > Candarma | Jilet > Cilet
İLE/||/
Birader > Bilader | Berber > Belber | Merhem > Melhem | Terlik > Tellik )

- PELTIER EFFECT[İng.] / EFFET PELTIER[Fr.] / PELTIER-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PELTİER ETKİSİ

- PELTIER CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE PELTIER[Fr.] / PELTIER-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= PELTİER SABİTİ

- PENICILLIN[İng.] / PÉNICILLINE[Fr.] / PENIZILLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PENİSİLİN

- PENICILLINATE[İng.] / PÉNICILLINASE[Fr.] / PENICILLINASE[Alm.] ile/değil/yerine/= PENİSİLİNAZ

- PENNING ION SOURCE[İng.] / SOURCE D'IONS PENNING[Fr.] / PENNING-IONENQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= PENNİNG İYON KAYNAĞI

- PENNING IONIZATION[İng.] / IONISATION DE PENNING[Fr.] / PENNING-IONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= PENNİNG İYONLAŞMASI

- PENNING GAUGE[İng.] / JAUGE DE PENNING[Fr.] ile/değil/yerine/= PENNİNG ÖLÇERİ

- PENNING-VAKUUMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PENNİNG VAKUMMETRESİ

- PENTODE[İng.] / PENTODE[Fr.] / PENTODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PENTOT

- PENTOSE[İng.] / PENTOSE[Fr.] / PENTOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= PENTOZ


- PENTOSAN[İng.] / PENTOSANNE[Fr.] / PENTOSAN[Alm.] ile/değil/yerine/= PENTOZAN

- PEPSIN[İng.] / PEPSINE[Fr.] / PEPSIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PEPSİN

- PEPTIDES[İng.] / PEPTITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= PEPTİTLER

- PEPTISIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= PEPTİTLEŞTİRME

- PEPTONE[İng.] / PEPTONE[Fr.] / PEPTON[Alm.] ile/değil/yerine/= PEPTON

- PERISCOPE[İng.] / PÉRISCOPE[Fr.] / PERISKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= PERİSKOP

- TABELLE DES PERIODENSYSTEMS, TAFEL DES PERIODENSYSTEMS[Alm.] ile/değil/yerine/= PERİYODİK TABLO

- DEVRE[Osm.] / PERIOD, P, OF ELECTROMAGNETIC RADIATION[İng.] / PÉRIODE, PERIODE[Fr.] / PERIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PERİYOT, P (ELEKTROMANYETİK IŞIMADA)

- PERCHLORIC ACID[İng.] / ACIDE PERCHLORIQUE[Fr.] / PERCHLOR SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= PERKLORİK ASİT

- PERLITE[İng.] / PERLITE[Fr.] / PERLIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PERLİT


- PERMEANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= PERMEANS

- PEROXIDES[İng.] / PEROXYDES[Fr.] / PEROXYDE[Alm.] ile/değil/yerine/= PEROKSİTLER

- PÉROT LAMP[İng.] / PÉROT LAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= PEROT LAMBASI

- PEŞÎN/PÎŞÎN[Fars. < PÎŞ: Ön.] ile PESÎN[Fars.] ile Peşîn[Fars.]

( Önden, önce. | Önden verilen. İLE Sonraki, en son. İLE Keykubad'ın üçüncü oğlu. )

- PETROCHEMICALS[İng.] / PETROCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PETROKİMYA, PETROKİMYASAL NESNELER

- OIL GAS[İng.] / PETROLIUM GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= PETROL GAZI

- [ne yazık ki]
PEZEVENK/TERES/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]/GODOŞ[Erm. < KODOŞ]/PIMP/COCKOLD[İng.]
ile/değil PUZEVENK

- PEZEVENK[Erm.] ile/ve/||/<> GAVAT/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]

- PFUND-SERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PFUND SERİSİ

- PHAGOSOME[İng.] değil/yerine/= FAGOZOM

( Fagositozla alınan maddenin oluşturduğu vakuol.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHENETICS[İng.] değil/yerine/= FENETİK

( Türlerin fiziksel benzerliklerine göre popülasyonları ve türleri gruplandırma şablonudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHLOEM[İng.] değil/yerine/= FLOEM (SOYMUK BORUSU)

( Bitkilerde yapraklarda üretilen besinleri bitkinin diğer tüm bölgelerine yönlendiren dokulardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHYLETIC GRADUALISM[İng.] değil/yerine/= FİLETİK KADEMELİLİK

( Türlerin yaklaşık sabit hızla başka türlere dönüştüğünü gösteren teorik evrimsel modelleme.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PHYLİP ile/||/<> GENETİK MESAFE[İng. GENETIC DISTANCE]

( Filogenetik program PHYLIP popülasyonlar arası genetik mesafe tahmininde kullanılan en popüler ayrıca ücretsiz bir programdır. PHYLIP'in çok sayıda bileşenleri internet üzerinden çalıştırılabilir. Bir PHYLIP bileşeni olan GENDST paketi alel frekanslarındaki genetik mesafeyi üç metot kullanarak tahmin edebilir. Bu metotlar Nei, Cavalli-Sforza, Reynold' tur. @@ Genetiğin popülasyonla ilgili olan ölçüsüdür. Genetik türler arasında ya da bir türün içindeki popülasyonlar arasındaki ayrılıklar. Bunlar çeşitli parametrelerle ölçülür. Geniş genetik mesafeler daha uzak genetik ilişki olduğunu gösterirken kısa genetik mesafeler yakın bir genetik ilişki olduğunu gösterir. İnsan ve şempanzeler arasındaki genetik benzerlikleri karşılaştırmak için genetik mesafe kullanılabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PI-MESON[İng.] / MÉSON Π[Fr.] / PI-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= Pİ MEZONU

- PI-NUMBER[İng.] / NOMBRE PI[Fr.] / PI-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= Pİ SAYISI

- PİÇ (ETMEK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/> HİÇ (ETMEK)

- PİDE[Yun.] ile KİRDE[Fars. < GİRDE]

( Mayalı hamurdan yapılan, ince, yayvan yiyecek. İLE Genellikle mısır unuyla yapılan bir pide türü. )

- PIEZOELECTRIC IGNITOR[İng.] / ALLUMEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER ZÜNDER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ATEŞLEYİCİ

- PIEZOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ETKİ


- PIEZOELECTRIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK KRİSTAL

- PIEZOELECTRIC OSILATOR[İng.] / OSCILLATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER OSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK OSİLATÖR

- PIEZOELECTRIC RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER RESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK REZONATÖR

- PIEZOELECTRIC FILTER[İng.] / FILTRE PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHES FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK SÜZGEÇ

- PIEZOELECTRIC GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR PIÉZOÉLECTRIQUE[Fr.] / PIEZOELEKTRISCHER GENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO ELEKTRİK ÜRETEÇ

- PIEZO-OPTICAL EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZO-OPTIQUE[Fr.] / PIEZOOPTISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZO OPTİK ETKİ/EFEKTİ

- PIEZOELEKTRISCHE HYSTERESE, PIEZOELEKTRISCHE HYSTERESIS[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK HİSTEREZİS

- PIEZOELEKTRISCHES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK MALZEME

- PIEZOELEKTRISCHE MESSGRÖSSENAUFNEHMER, PIEZOELEKTRISCHER MESSFÜHLER, PIEZOELEKTRISCHER MESSGRÖSSENFÜHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOELEKTRİK SENSÖR

- PIEZOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOMETRE


- PIEZOOXID[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOOKSİT

- PIEZOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİEZOTROPİ

- COAGULATION[Fr.] / KOAGULATION, GERINNUNG, AUSFLOCKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PIHTILAŞMA, KOAGULASYON

- PICO-[İng.] / PICO-[Fr.] / PIKO[Alm.] ile/değil/yerine/= PİKO-

- PIN-DIODE[İng.] / DIODE-PIN[Fr.] / PIN-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİN DİYOT

- PION[Alm.] ile/değil/yerine/= PİON

- PIRANI GAUGE[İng.] / JAUGE DE PIRANI[Fr.] ile/değil/yerine/= PİRANİ ÖLÇERİ

- PIRANI-VAKUUMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRANİ VAKUMMETRESİ

- PYRIDINE[İng.] / PYRIDINE[Fr.] / PYRIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRİDİN

- PİRİNCİ:
[hem] PİŞİRMEK
ile/ve/<>/hem de ŞİŞİRMEK

( ... İLE/VE/<>/HEM DE Tencerenin içine bir baş, bütün kurusoğan konularak pirincin şişirilmesi sağlanabilir. )

- PYRITE[İng.] / PYRITE[Fr.] / PYRIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRİT

- PYRO[İng.] / PYRO-[Fr.] / PYRO[Alm.] ile/değil/yerine/= PİRO

- PYROÉLECTRIQUE[Fr.] / PYROELEKTRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİK

- PYROELECTRICITY[İng.] / PYROELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROELEKTRİKLİK

- PYROCONDUCTIVITY[İng.] / PYROCONDUCTIVITÉ[Fr.] / PYROLEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROİLETKENLİK

- PYROLYSIS[İng.] / PYROLYSE[Fr.] / PYROLISE[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROLİZ

- PYROMAGNETIC[İng.] / PYROMAGNÉTIQUE[Fr.] / PYROMAGNETIK, PYROMAGNETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROMANYETİK

- MİKYÂS-İ NÂR[Osm.] / PYROMETER[İng.] / PYROMÈTRE[Fr.] / PYROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PİROMETRE

- PIRTLAMA ile OSURMA(YELLENME/GAZ ÇIKARMA/KAVARA/ZARTA[Ar.]/CARTA)

( Birinin/birilerinin yanında yelleniliyorsa ya çok büyük bir yakınlığa ya da kopuşa/uzaklaşmaya işarettir. )
( Sevgili/eş yanında yellenebilmek, ilk başlarda yakınlığın/rahatlığın bir göstergesi olsa da daha sonraları dikkatsiz tutumlarla uzaklaşmanın ya da fazla kanıksamanın göstergesi olabilir. )
( Kişilere ayrı oda verme gereğinin/isteğinin de en büyük olası nedenlerinden biridir. )
( ... ile OS[İsveççe]: Kötü koku. )

- PIEZOMETER[İng.] / PIÉZOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= PİYEZOMETRE


- PLANCK'S FORMULA[İng.] / FORMULE DE PLANCK[Fr.] / PLANCKSCHE FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK FORMÜLÜ

- PLANCK FUNCTION[İng.] / FONCTION DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-FUNKTION, PLANCKSCHE FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK İŞLEVİ/FONKSİYONU

- PLANCK'S QUANTUM THEORY[İng.] / THÉORIE DES QUANTA DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-QUANTENTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KUANTUM KURAMI

- PLANCK MASS[İng.] / MASSE DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-MASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK KÜTLESİ

- PLANCK CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE PLANCK[Fr.] / PLANCK-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK SABİTİ

- PLANCK[İng.] / PLANCK[Fr.] / PLANCK[Alm.] ile/değil/yerine/= PLANCK

- PLAN/LAR ile/ve/değil/||/<>/>/>< OLAN/LAR

- PLASTIC SCINTILLATOR[İng.] / PLASTIQUE SCINTILLANT[Fr.] / KUNSTSTOFF SZINTILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİK PARILDAYICI

- PLASTICITY[İng.] / PLASTICITÉ[Fr.] / PLASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= PLASTİKLİK

- PLATIN-WIDERSTANDSTHERMOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATİN DİRENÇLİ TERMOMETRE


- PLATINUM[İng.] / PLATINE[Fr.] / PLATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PLATİN

- PLASMA WAVE[İng.] / ONDE DE PLASMA[Fr.] / PLASMAWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA DALGASI

- PLASMA DIODE[İng.] / DIODE PLASMA[Fr.] / PLASMADIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMA DİYOT

- PLAZMA[İng. PLASMA] ile/||/<> ADERANS EKLEM[İng. ADHERENS JUNCTION] ile/||/<> AKSİYON POTANSİYELİ[İng. ACTION POTENTIAL] ile/||/<> FAZLADAN KROMOZOM KALITIMI (SİTOPLAZMİK KALITIM)[İng. EXTRACHROMOSOMAL INHERITANCE] ile/||/<> FİKOBİLİN[İng. PHYCOBILINS] ile/||/<> SİTOPLAZMA[İng. CYTOPLASM] ile/||/<> SİTOZOL[İng. CYTOSOL] ile/||/<> TELOFAZ[İng. TELOPHASE]

( Genelde, kanın tüm gözeler uzaklaştırıldıktan sonra geride kalan ve pıhtılaşma etmenlerini içeren bölümünü tanımlamak için kullanılır. Ancak biyolojide, aynı zamanda göze içi sıvısı (sitoplazma), çekirdek içi sıvısı (nükleoplazma) gibi anlamlarda da kullanılabilir. Kan plazması, şoka girmiş bir kişiyi tekrar yaşama döndürmek için kullanılabilir. @@ Plazma zarının sitoplazmik yüzünün aktin filamanlarına bağlandığı gözeler arası birleşimdir. Örneğin, bitişik epitel gözeleri birbirine bağlayan adezyon kemerleri (zonula adherens) bir aderans eklemdir. @@ Sinir ya da kas gözesi gibi bir gözenin plazma zarındaki hızlı, geçici ve kendi kendine yayılan elektriksel uyarılmadır. Sinir sisteminde uzun mesafeli sinyal aktarımını mümkün kılar. @@ Mendel kalıtımına uymayan kalıtım tipidir. Bir özelliğin ana gözeden yavruya kromozom üstünden değil, sitoplazma aracılığıyla kalıtılmasına denir. Çeşitliliğe önemli katkı sağlar.Retrieved on 24/12/2012 from @@ Fikobilinler fotosentetik pigmentlerdir. Suda çözünebilirler ve bu nedenle sitoplazmada ya da kloroplastın stromasında bulunurlar. Sadece Siyanobakteri ve Rhodophyta'da bulunur. @@ Sitoplazma, göze zarı ile göze çekirdeği arasında bulunan yarı sıvı maddeye verilen addır. Ökaryotlarda (çekirdeğe sahip gözeler) sitoplazma tüm organelleri barındırır. @@ Sitozol; göze biyolojisinde tüm canlı gözelerde bulunan, göze içi organellerinin ve maddelerinin yerleştiği, sitoplazmanın çoğunluğu sudan oluşan sıvı kısmına verilen addır. Sitozol göze zarı ile çevrelenmiştir. Sitozolde RNA, organik bileşenler, atık maddeler ve mineraller bulunabilir. Ayrıca prokaryotik gözelerde DNA sitozol içinde bulunur. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin son evresi. Bu evrede kromozomlar kromatin ipliğe dönüşür, çekirdek zarı ve çekirdekçik tekrar oluşur, iğ iplikleri yok olur ve sitoplazma bölünmeye başlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PLASMATRON[İng.] / PLASMATRON[Fr.] / PLASMATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= PLAZMATRON

- PLEXIGLAS[İng.] ile/değil/yerine/= PLEKSİGLAS

- PLUMBICON-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= PLUMBİKON TÜPÜ

- PNIP TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR PNIP[Fr.] / PNIP-TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PNİP TRANSİSTÖR

- PNEUMATIC[İng.] / PNEUMATIQUE[Fr.] / PNEUMATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PNÖMATİK

- PNP TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR PNP[Fr.] / PNP-TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PNP TRANSİSTÖR


- PNPN DIODE[İng.] / DIODE-PNPN[Fr.] / PNPN-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PNPN DİYOT

- PNPN TRANSISTOR[İng.] / PNPN-TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= PNPN TRANSİSTÖR

- POCKELS EFFECT[İng.] / POCKELS-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= POCKELS ETKİSİ

- POCKELS CELL[İng.] / CELLULE DE POCKELS[Fr.] / POCKELS-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POCKELS GÖZESİ/HÜCRESİ

- POISE[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSE

- POISEUILLE[İng.] / POISEUILLE[Fr.] / POISEUILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSEUİLLE

- POISSON BRACKET[İng.] / CROCHET DE POISSON[Fr.] / POISSON-KLAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON AYRACI

- POISSON'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE POISSON[Fr.] / POISSON-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= POİSSON SABİTİ

- POLAR COVALENT BOND[İng.] ile/değil/yerine/= POLAR KOVALENT BAĞ

- POLAR ile/>< APOLAR

( Elektronların eşit olmayan dağılımı sonucu oluşan moleküller. İLE/>< Elektronların eşit dağıldığı moleküller. )

- POLARISKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= POLARİSKOP

- POLAROGRAPHIC ANALYSIS[İng.] / POLAROGRAPHISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAFİK ÇÖZÜMLEME

- POLAROGRAPHISCHE ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAFİK GÖZE/HÜCRE

- POLAROGRAM[İng.] / POLAROGRAMME[Fr.] / POLAROGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROGRAM

- POLAROID-FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= POLAROİT SÜZGEÇ

- POLARON[İng.] / POLARON[Fr.] / POLARON[Alm.] ile/değil/yerine/= POLARON

- POLİÇE[İt. < BOLIZZA] ile BOLİÇE[İbr.]

( Belirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına ya da bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri. | Sigorta senedi. İLE Yahudi kadını. )

- POLYETHYLENE[Fr.] / POLYETHYLENE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİETİLEN

- POLYMÉRÉ[Fr.] / POLYMER[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİMER

- POLYMETALLION[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİMETAL İYON


- POLYMORPHISME[Fr.] / POLYMORPHISMUS, VÖGESTECKTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİMORFİZM

- POLİP ile/||/<> BETA YAPRAK[İng. BETA PLEATED SHEET] ile/||/<> ÇEVRİLME SONRASI MODİFİKASYON[İng. POST-TRANSLATIONAL MODIFICATION] ile/||/<> DİSÜLFİT BAĞ[İng. DISULFIDE BOND] ile/||/<> HETERODİMERİK[İng. HETERODIMERIC] ile/||/<> İKİNCİL PROTEİN YAPISI[İng. SECONDARY PROTEIN STRUCTURE] ile/||/<> ÜÇÜNCÜL PROTEİN YAPISI[İng. TERTIARY STRUCTURE]

( Knidliler (Sölenterler) şubesindeki türlerin yaşamları boyunca aldıkları iki formdan birisidir. Diğerine "medusa" denir. Polipler, yaklaşık olarak silindiriktirler ve bir vazoya benzerler. @@ Proteinlerin düzlemsel sekonder yapı elemanı. İki farklı polipeptit zincirindeki omurga atomlarının ya da tek katlanmış bir zincirin kesimleri arasındaki hidrojen bağıyla oluşturulur. @@ Oksidasyon kros-linking, kovalent değişikler, asetilasyon, fosforilasyon, glikozasyon gibi polipeptit zincirindeki aminoasitlerin amino terminal peptid, hidroksilasyon ve bölünme gibi traslasyonel modifikasyonların bazılarıdır. @@ Bir proteinin farklı bölümlerinde ya da iki farklı protein arasında iki sistein kalıntısı arasındaki kovalent bağ. İnsülin (iki polipeptit zincirine sahip küçük bir protein) ve immünoglobülin molekülleri, örneğin, inter ya da intro disülfit bağlarına sahiplerdir. Endotelin ve HLA molekülleri de disülfit bağlara sahiptir. C282Y mutasyonu, HLA sınıfı I benzeri HFE proteinindeki disülfür bağlarından birini kaldırır ve yüzey ekspresyonunu ortadan kaldırır. @@ Proteinin birbirinin aynı olmayan iki polipeptit zincirinden oluşması hali. @@ Proteinin ikincil yapısı, proteinin genel özelliklerini etkileyen ve tekrarlanan kıvrım ya da katlanmalarla tanımlanır. Bu yapı seviyesi, polipeptit omurgasının katlanma yapısını tarif eder ve N-H ve C = O grupları arasındaki hidrojen bağlarıyla sağlamlık kazanır. Çeşitli ikincil yapı türleri keşfedilmiştir, ancak en yaygın olanı, alfa sarmal ve beta yaprak olarak bilinen düzenli yinelenen formlardır. @@ Bu yapı seviyesi, ikincil yapının bölgelerinin nasıl katlandığını, diğer bir deyişle bir alfa sarmalı, beta yapraklarını ve katlanmaları içeren 3D düzenini açıklar. Üçüncül yapı, yan zincirler arasındaki ya da yan zincirler ile polipeptit omurgası arasındaki etkileşimler sonucu oluşur ve bunlar genel olarak zincir halindeyken birbirlerinden uzakta olan yapılardır. Her protein katlanabilme özelliğine sahiptir ve bunlar oldukça karmaşık olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- POLYSULFIDES[İng.] / POLYSULFURE[Fr.] / POLYSULFIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= POLİSÜLFÜRLER

- POLONIUM[İng.] / POLONIUM[Fr.] / POLONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= POLONYUM

- FRÉQUENCE DE POMPAGE[Fr.] / PUMPENDE FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= POMPALAMA FREKANSI

- PUMPING RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE POMPAGE[Fr.] / PUMPENDE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POMPALAMA IŞINIMI

- PUMPING[İng.] / POMPAGE[Fr.] / PUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= POMPALAMA

- POP ile/ve/||/<>/> ROCK ile/ve/||/<>/> KLASİK ile/ve/||/<>/> CAZ/JAZZ

- POPULASYON GENETİĞİ[İng. POPULATION GENETICS] ile/||/<> GENETİK SÜRÜKLENME[İng. GENETIC DRIFT] ile/||/<> SEÇİLİM KATSAYISI[İng. SELECTION COEFFICIENT] ile/||/<> WRİGHTIN İLİŞKİ KATSAYISI (RC)[İng. WRIGHT COEFFICIENT OF RELATIONSHIP]

( Popülasyondaki alellerin sıklığı üzerine yapılan çalışmalardır. Dört ana evrimsel sürecin etkisi altındadır. Bunlar; doğal seçilim, genetik sürüklenme, mutasyon ve gen akışıdır. @@ Genetik sürüklenme ya da Sewall Wright etkisi, evrimsel sürecin temel mekanizmalarından biridir. Bir popülasyonda kuşaktan kuşağa, tümüyle şansa bağlı olaylar sonucu genlerin alel sıklıklarının değişimidir. Özellikle ana popülasyondan, ufak popülasyonların izole olması sonucu oluşur. Ancak popülasyonda ayrım oluşmaksızın da sıklıkla gözlenebilmektedir. @@ Seçilim katsayısı populasyon genetiğinde bir fenotipin, diğerlerine göre evrimsel süreç içerisindeki uyum başarısını gösteren bir ölçüttür. "s" ile ifade edilen bu katsayı 0 ile 1 değeri arasında değerler alır. Eğer bir canlı 100 döl üretir ve bunların 90'ı uyum sağlayamazsa uyum oranı %10 dur. Yani s=0.1 dir. @@ Populasyon genetiğinde Sewall Wright tarafından öne sürülmüş ilişki katsayısıdır. "r" ile ifade edilir. Verilen iki birey arasındaki akrabalık ölçüsünü ifade eder. Tek yumurta ikizlerinde bu katsayı %100 ile ifade edilirken dede-torun ikilisinde bu katsayı 25% ya da (2−2) ' dır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- POPÜLASYON[İng. POPULATION] ile/||/<> ALOPATRİ[İng. ALLOPATRY] ile/||/<> ASEKSÜEL[İng. ASEXUAL] ile/||/<> ASTIM[İng. ASTHMA] ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİ[İng. LINKAGE EQUILIBRIUM] ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİZLİĞİ[İng. LINKAGE DISEQUILIBRIUM]

( Cinselliğe sahip (seksüel) türlerde, birbirleriyle çiftleşebilen bireylerin ve yavrularının oluşturduğu gruplardır. Cinsellik bulunmayan (aseksüel) türlerde ise aynı bölgede yaşayan bireylerin oluşturduğu gruplardır. @@ Farklı coğrafi alanlarda yaşamak ya da farklı bölgelerde yaşayan popülasyonlar anlamlarına gelen bir terim. @@ Biyolojide eşeysiz olma hali. Cinsel yönelim olarak ise cinsel ilgiye sahip olmayan kişilere verilen ad. @@ Bronşiyollerin solunumu çok zorlaştıran kasılmaları (spastik kontraksiyonu) ile karakterize edilen bir hastalıktır. Popülasyonda yaklaşık %3'ünde, yaşamların herhangi bir döneminde ortaya çıkar. Genel nedeni, bronşiollerin havadaki yabancı maddelere aşırı duyarlılığıdır. @@ Eğer bir popülasyon içerisindeki belirli lokuslardaki belirli genotipler, başka bir lokustaki diğer genotipterden bağımsız olarak olarak aktarılıyorsa, popülasyon bağlantı dengesindedir. @@ Eğer bir popülasyon içerisindeki belirli lokuslardaki belirli genotipler, başka bir lokustaki diğer genotiptere bağımlı olarak olarak aktarılıyorsa, popülasyon bağlantı dengesinde değil demektir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PORRO PRISM[İng.] / PRISME DE PORRO[Fr.] / PORRO-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= PORRO PRİZMASI

- POST ile/ve/değil/yerine/||/<> DOST

( Toprak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Allah. )
( Postu bırakırsak, dostu buluruz! )

- POSTA KATARI ile/değil POSTA TATAR'I/LARI

- POTENTIAL WELL[İng.] / CREUX DE POTENTIEL[Fr.] / POTENTIALMULDE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL ÇUKURU

- POTENTIAL GRADIENT[İng.] / POTENTIALGEFÄLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL EĞİMİ

- POTENTIAL BARRIER[İng.] / BARRIÈRE DU POTENTIEL[Fr.] / POTENTIALBARRIERE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL ENGELİ

- POTENTIAL FUNCTION[İng.] / FONCTION POTENTIELLE[Fr.] / POTENTIALFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL İŞLEVİ/FONKSİYON

- İKTİDAR[Osm.] / POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL[Fr.] / POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL

- POTENTIOMETER[İng.] / POTENTIOMETRE[Fr.] / POTENTIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOMETRE

- POTENTIOMETRY[İng.] / POTENTIOMÉTRIE[Fr.] / POTENTIOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOMETRİ


- POTENTIOSTAT[İng.] / POTENTIOSTAT[Fr.] / POTENTIOSTAT[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYOSTAT

- KALIUM-ARGON-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON BOZUNMASI

- POTASSIUM-ARGON DATING[İng.] / DATATION PAR LE POTASSIUM-ARGON[Fr.] / KALIUM-ARGON-ALTERSBESTIMMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON YAŞ TAYİNİ

- KALIUM-ARGON-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= POTASYUM-ARGON YÖNTEMİ

- POTİN/FOTİN[Fr.] ile BOT

( Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan, bağcıklı ya da yan tarafı lastikli ayakkabı. İLE ... )

- POUND[İng.] / POUND[Fr.] / POUND[Alm.] ile/değil/yerine/= POUND

- POUNDAL[İng.] / POUNDAL[Fr.] / POUNDAL[Alm.] ile/değil/yerine/= POUNDAL

- POYNTING'S THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE POYNTING[Fr.] / POYNTING-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= POYNTİNG TEOREMİ

- POYNTING VECTOR[İng.] / VECTEUR DE POYNTING[Fr.] / POYNTING-VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= POYNTİNG VEKTÖRÜ

- POZ ile/değil/yerine KOZ


- POSITRON[İng.] / POSITRON[Fr.] / POSITRON[Alm.] ile/değil/yerine/= POZİTRON

- PRÄPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= PREPARAT

- TAKDÎM-İ İTİDÂLEYN[Osm.] / PRÄZESSION[Alm.] ile/değil/yerine/= PRESESYON

- PRESTON'S RULE[İng.] / RÈGLE DE PRESTON[Fr.] / PRESTON-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PRESTON KURALI

- PRIMARY SEX RATIO[İng.] değil/yerine/= BİRİNCİL CİNSİYET ORANI

( Nüfus içinde erkeklerin kadınlara oranıdır. Birincil cinsiyet oranı memelilerde genellikle yüzde 1 den fazladır. İnsanlarda 100 kadın için 110-160 arası erkek olduğu tahmin edilmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PRİMAT[İng. PRIMATE] ile/||/<> ESNEKLİK[İng. FLEXIBILITY] ile/||/<> PARAFİLETİK GRUP[İng. PARAPHYLETIC GROUP] ile/||/<> PROSİMİYEN[İng. PROSIMIAN]

( Temel olarak içinde maymunlar (simiyenler) ve ön maymunlar (prosimiyenler) gibi öteryen memelileri barındıran, ilk olarak 85-55 milyon yıl önce küçük kemirgen hayvan türlerinden ayrılarak evrimleşmiş olan taksonomik bir takımdır. Takım içindeki hayvanlar iri beyinleri, üstün görsel becerileri, renkli görüş kabiliyetleri, omuz esneklikleri ve karmaşık hareketleri yapabilen elleriyle bilinirler. Örneğin insan (Homo sapiens), primatlar takımından bir memeli hayvan türüdür. @@ Cisimlerin, şekil ve büyüklüklerinin, uygulanan kuvvet ile değişebilme ve uyum sağlayabilme, sonrasında tekrar eski haline dönebilme özelliğine esneklik denir. @@ Evrimsel bir soy ağacının ortak atasını ve o atanın soyundan gelen türlerin çoğunu içeren, ancak bir ya da daha fazla alt öbeği herhangi bir nedenle ayrı tutan filogenetik gruplara verilen addır. Böylesi bir tür grubunun, öbeğin dışında bırakılan türlere göre parafiletik olduğu söylenir. Örneğin primatlar altında loris ve tarsiyerleri dışlayan Prosimii parafiletik bir gruptur ve görselde mavi ile gösterilmiştir. @@ Önmaymunlar. Primatlar takımının Lemurları, Lorisleri ve Tersiyerleri içeren alttakımıdır. Tersiyerler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- MENSÛR[Osm.] / PRISM[İng.] / PRISME[Fr.] / PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= PRİZMA

- PROF.'UN" değil PROF.ÜN

- PROMETHIUM[İng.] / PROMÉTHIUM[Fr.] / PROMETHIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROMETYUM

- PROPER FUNCTIONALISM[İng.] değil/yerine/= UYGUN İŞLEVSELCİLİK

( Gettier sonrasında gerekçelendirme koşuluna odaklanan çağdaş epistemolojideki kuramlardan biri olan uygun işlevselcilik, gerekçelendirmenin neliğine yönelik bir araştırma olarak kaşımıza çıkmaktadır. Uygun işlevselciliğe göre bir inancın güvence altına alınmış olmasını sağlayan üç koşul vardır: bilişsel yetilerin uygun bir çevrede uygun bir biçimde çalışması, öznenin doğru inanç oluşturmayı amaçlaması ve bu koşullar altında oluşturulan inançların yüksek güvenilirliğinin olması. Temel olarak uygun işlevselcilik kuramı, öznenin bilişsel yetilerine dayanır ve epistemik güvenceyi bu doğrultuda açıklar. Söz konusu kuramın önemli temsilcilerinden biri olan Alvin Plantinga; ‘Olumlu Epistemik Statüler ve Uygun İşlevselcilik’, ‘Güvence ve Uygun İşlevselcilik’, ‘Güvence: Güncel Tartışmalar’ gibi kitaplarında kuramı ayrıntılarıyla açıklamıştır. Uygun işlevselcilik, bilginin dördüncü koşulunu ‘uygun işlev’ olarak belirler ve bir inancın teminat altına alınmasını, epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun bir biçimde çalışıyor olması anlamına geldiğini ileri sürer. Yani öznenin, bir önermeye dair inancından yola çıkarak bilgi oluşturma sürecinin epistemik niteliğe sahip olabilmesi için, bilişsel yetilerin işlevini uygun bir biçimde yerine getirmesi gerekmektedir. Bu bağlamda uygun işlev kavramı, hem içsel hem de dışsal koşullara işaret etmektedir. Kısaca uygun işlevselcilik kuramının, doğru inancın bilgiye dönüştürülmesi için odaklandığı temel kavram olan güvencenin, onun üç niteliğinin işleyişiyle mümkün olduğunu ve bu bakımdan bilgiyi ‘güvence altına alınmış doğru inanç’ ya da ‘olumlu epistemik statü gösterilmiş doğru inanç’ olarak tanımladığını söyleyebiliriz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PROTACTINIUM[İng.] / PROTACTINIUM[Fr.] / PROTAKTINIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTAKTİNYUM

- PROTEİN SAAT HİPOTEZİ[İng. PROTEIN CLOCK HYPOTHESIS] ile/||/<> MOLEKÜLER SAAT HİPOTEZİ[İng. MOLECULAR CLOCK HYPOTHESIS]

( Moleküler saat hipotezinin diğer adıdır. Belirli bir protein ailesi (ribozomal, sitokromal vb.) içinde sabit oranda amino asit meydana getirilir ve iki tür arasındaki ayrışma derecesi akrabalık derecelerini test etmek için kullanılan bir moleküler evrim analizi yöntemidir. Proteinleri oluşturan aminoasitlerin genler üzerindeki kodlarında meydana gelen mutasyonların, göreceli olarak sabit bir hızda meydana gelmesine dayanır. Dolayısıyla, aynı protein dizisindeki genetik farklılıklara bakarak, bir türün diğerinden ne zaman ayrıldığı, sabit zaman aralıklarında meydana gelen mutasyonlardan anlaşılabilir. @@ Belirli bir protein ailesi (ribozomal, sitokromal vb.) içinde sabit oranda amino asit meydana getirilir ve iki tür arasındaki ayrışma derecesi akrabalık derecelerini test etmek için kullanılan bir moleküler evrim analizi yöntemi. Evrim saati ya da gen saati olarak da adlandırılır. Proteinleri oluşturan aminoasitlerin genler üzerindeki kodlarında meydana gelen mutasyonların, göreceli olarak sabit bir hızda meydana gelmesine dayanır. Dolayısıyla, aynı protein dizisindeki genetik farklılıklara bakarak, bir türün diğerinden ne zaman ayrıldığı, sabit zaman aralıklarında meydana gelen mutasyonlardan anlaşılabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PROTEİN SENTEZİ[İng. PROTEIN SYNTHESIS] ile/||/<> EKSPRESYON[İng. EXPRESSION] ile/||/<> GEN OKUNUMU[İng. GENE EXPRESSION] ile/||/<> GTP (GUANOZİN 5' TRİFOSFAT)[İng. GTP (GUANOSINE 5-TRIPHOSPHATE)] ile/||/<> İNTERFAZ[İng. INTERPHASE] ile/||/<> TRANSLASYON[İng. TRANSLATION] ile/||/<> 5' UTR[İng. 5' UNTRANSLATED REGION (5' UTR)]

( Canlıların protein yapımı için kullandığı mekanizmanın genel adıdır. Herhangi bir canlı organizmada bulunan tüm proteinler sürekli bir yıkılma ve yeniden yapılma durumundadır. Sentezlenme sırasında, genetik materyalden okunarak üretilen aminoasitler, peptit bağları sayesinde proteinleri oluştururlar. @@ Genetik bir yapıdan kaynaklanan yapı ya da aktivitedir. Bir genin, uygun şartların olması halinde ya da zamanın gelmesi durumunda okunarak içeriğindeki bilginin aminoasit ve protein sentezinde kullanılmasıdır. Gen ifadesi olarak da bilinir. @@ Protein yapımında, RNA dizisini aminoasit zincirine dönüştürme işlemi.Translasyon metionin (AUG) içeren kodon ile başlar. Protein sentezini sonlandırmada mRNA üzerinde 3 kodon etkili olur ve bunlara terminasyon kodonları (stop kodon) adı verilir (UAG: amber; UAA: ochre ve UGA: opal). @@ Guanozin trifosfat olarak bilinir. Protein sentezinde rol alan RNA sentezinin öncüsü bir nükleotitdir. GTP @@ Hücrenin normal hayat döngüsünü gerçekleştirdiği evre. Hücre döngüsünün %90'ını oluşturur. G1, S ve G2 olmak üzere üç evreden oluşur. G1 evresinde ATP ve protein sentezi yapılır, organel sayısı artar. S evresinde DNA kendini eşler. Son evre olan G2 evresinde ise bölünme için son hazırlıklar yapılır. @@ Protein yapımında, RNA dizisini aminoasit zincirine dönüştürme işlemi.Translasyon metionin (AUG) içeren kodon ile başlar. Protein sentezini sonlandırmada mRNA üzerinde 3 kodon etkili olur ve bunlara terminasyon kodonları (stop kodon) adı verilir. @@ Transkripsiyon başlatma bölgesi ile translasyon başlangıcı arasındaki mRNA'da saklanan ancak translasyon olmayan bölge. Ribozomal bağlanma bölgesini (lider dizisi) ve sinyal sırasını içerir. Ekzon 1'in başlangıcıdır. Çoğu mRNA'nın 5 'UTR'leri, protein sentezinin başlatılmasında rol oynayan bir konsensüs dizisi; 5'-CCAGCCAUG-3 içerir. Translasyona uğramamış olmasına karşın, bu bölge mRNA sekonder yapısını ve sabitliğini, translasyon başlangıcının istikarını ya da sekansa spesifik mRNA-bağlayıcı proteinlerin bağlanmasını etkileyebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PROTEİN ile/||/<> ADAPTİF BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ[İng. ADAPTIVE IMMUNE SYSTEM] ile/||/<> ADAPTÖR PROTEİN[İng. ADAPTOR PROTEIN] ile/||/<> AKTİN[İng. ACTIN] ile/||/<> AKUAPORİN[İng. AQUAPORIN] ile/||/<> MİKROTÜBÜL[İng. MICROTUBULE] ile/||/<> TAŞIYICI PROTEİNLER[İng. CARRIER PROTEINS]

( Bir ya da birden fazla aminoasit zincirinden oluşan kompleks organik moleküller. Proteinler, başka moleküllere bağlanma yetenekleri sayesinde çok sayıda değişik görev üstlenebilir. Proteinler; enzim, hormon, antikor, yapısal elementler ya da gaz taşıyan moleküller olabilirler. @@ Omurgalılarda patojenlere karşı oldukça spesifik ve uzun süreli savunma sağlayan lenfosit sistemidir. İki ana lenfosit sınıfından oluşur: Patojene ya da patojen kaynaklı moleküllere spesifik olarak bağlanan antikorları salgılayan B lenfositleri (B gözeleri) ve patojen tarafından enfekte edilmiş gözeleri doğrudan öldürebilen ya da patojeni ortadan kaldırabilecek diğer gözeleri uyaran sinyal proteinleri (bunlar göze yüzeyi proteinleri ya da göze dışına salgılanan proteinler olabilir) üreten T lenfositleri (T gözeleri). @@ Temel görevi, iki ya da daha fazla sayıda proteini bir göze içi sinyal yolağında ya da protein kompleksinde birbirine bağlamak olan proteinlerin genel adı. @@ Miyozinin yardımı ile kasın kasılma ya da gevşeme işlemini yerine getiren bir tür proteindir. @@ Hücre zarında bulunan, suyun göze içi ve dışı geçişini hızlandıran taşıyıcı proteinlerdir. @@ Ökaryot gözelerde, göze iskeletinin yapısına katılan, kamçılı ve sillilerde ise sillerin yapısına katılan içi boş protein yapılı tüpçükler. Hücre iskeletinin ana bileşenlerinde birisi olan mikrotübüller yaklaşık 25 nanometre yarıçapındadır. Aktin filamentleri gibi mikrotübüller de göze içinde sürekli bir araya gelip parçalanan dinamik yapılardır. Hem göze şeklini belirlemede hem de göze hareketlerinin bazı biçimleri, organellerin göze içi taşınması ve mitoz sırasında kromozomların ayrılması dahil olmak üzere çeşitli göze hareketlerinde işlev görürler. @@ Çözünen bir kimyasalın konsantrasyon farkına zıt yönde taşıyan, göze zarında bulunan proteinler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PROTEINS[İng.] / PROTÉINES[Fr.] / PROTEINE[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTEİNLER

- PROTİK SOLVENT ile/>< APROTİK SOLVENT

( Hidrojen bağı oluşturabilen solvent. İLE/>< Hidrojen bağı oluşturamayan solvent. )

- PROTIUM[İng.] / PROTIUM[Fr.] / PROTIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTİYUM

- PROTON-ELECTRON-PROTON REACTION[İng.] / RÉACTION PROTON-ÉLECTRON-PROTON[Fr.] / PROTON-ELEKTRON-PROTON-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON-ELEKTRON-PROTON TEPKİMESİ

- PROTON MAGNETOMETER[İng.] / MAGNÉTOMÈTRE À PROTONS[Fr.] / PROTONENMAGNETOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON MANYETOMETRESİ

- PROTON-PROTON REACTION[İng.] / RÉACTION PROTON-PROTON[Fr.] / PROTON-PROTON-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON-PROTON TEPKİMESİ


- PROTON SYNCHROTRON[İng.] / SYNCHROTRON À PROTONS[Fr.] / PROTONENSYNCHROTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTON SENKROTRONU

- PROTONIUM[İng.] / PROTONIUM[Fr.] / PROTONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PROTONYUM

- PROTOZOA ile/||/<> YALANCI AYAK (PSÖDOPOD)[İng. PSEUDOPOD]

( Protozoa kelimesi, ilk hayvanlar anlamına gelir. Genellikle bir gözeli, ökaryot ve parazit canlıları içeren bir Protista alt alemidir. Öglena. @@ Akyuvarlar ile amipler gibi bazı birgözelilerin, özellikle protozoanın kök-ayaklılar sınıfındaki birgözelilerin hareketini sağlayan sitoplazma çıkıntılarıdır. Hücre içi basıncı nedeni ile esnek göze zarında bir yöne doğru bir çıkıntı oluşur. Hücrenin protoplazması bu çıkıntıya doğru akar; orada toplanır. Sonra buna benzer bir çıkıntı başka bir yöne doğru gelişir; protoplazma bu kez o yöne doğru sürüklenerek akar; ardından göze toparlanır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PROXIMATE CAUSATION[İng.] değil/yerine/= YAKLAŞIK NEDENLEME

( Özelliklerin fizyolojik ve moleküler olarak nasıl çalıştığının açıklanması işidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PSİKİYATRİ[İng. PSYCHIATRY] ile/||/<> DSM-5 ile/||/<> EKOLALİ[İng. ECHOLALIA]

( Zihinsel, duygusal ve davranışsal bozuklukların; tanı, tedavi ve yönetilmesi ile ilgilenen tıp dalı. @@ Mental Bozuklukların Teşhisi ve İstatistik El Kitabı'dır. 200'den fazla uzmanın katkılarıyla hazırlanmış olup bilimsel literatüre dayalı en güncel zihinsel hastalık tanı ölçütüdür. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayınlanmaktadır. @@ Başka bir kişinin söylediği sözlerin anlamsız bir biçimde tekrar edilmesidir. Psikiyatrik bir bozukluğa işaret eder. Ekolali davranışı sergileyen bireyler kendi düşüncelerini ifade etmekte zorlandıkları için etkili bir biçimde iletişim kuramayabilirler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PSİKOLOJİ:
3D
ile/ve/değil/||/<>/> 6D

( Düşünce, Duygu ve Davranış. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Değer, Deneyim ve Dil. )

- PSYCHROMETER[İng.] / PSYCHROMÈTRE[Fr.] / PSYCHROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PSİKROMETRE

- PUL ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> KUL

( Varsa pulun, cümle âlemdir kulun. )

- PULFRICH REFRACTOMETER[İng.] / RÉFRACTOMÈTRE DE PULFRICH[Fr.] / PULFRICHSCHES REFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= PULFRİCH KIRILMAÖLÇERİ

- PUPİLLA ile/||/<> ANİZOKORİ[İng. ANISOCORIA] ile/||/<> DİLATE ile/||/<> İZOKORİ[İng. ISOCORIA] ile/||/<> MİDRİYAZİS[İng. MYDRIASIS]

( Gözdeki iris tabakasının ortasında bulunan, ışığın göze girmesini sağlayan dairesel açıklık. Türkçe'de "göz bebeği" olarak bilinir. Işığın miktarına bağlı olarak genişler ya da daralır; bu süreç, göze giren ışık miktarını kontrol eder ve görme kalitesini optimize eder. @@ İki göz bebeğinin (pupilla) çaplarının birbirinden farklı olması durumu. Normalde her iki göz bebeği de aynı boyutta olmalıdır, ancak anizokori, bir göz bebeğinin diğerinden belirgin biçimde büyük ya da küçük olması durumunda ortaya çıkar. @@ Tıbbi ve biyolojik bağlamda genişlemek, açılmak. Özellikle pupilla (göz bebeği) gibi vücut yapılarının genişlemesini ifade etmek için kullanılır. Örneğin, düşük ışık koşullarında göz bebeğinin genişlemesine "pupillanın dilate olması" denir. Bu terim, vücuttaki diğer kanalların ya da damarların genişlemesi için de kullanılabilir. @@ İki göz bebeğinin (pupilla) boyutlarının eşit olması durumu. Sağlıklı bireylerde her iki göz bebeği de aynı büyüklükte olur. @@ Gözbebeğinin yani pupillanın genişlemesi (dilatasyon) anlamına gelmektedir. Bunun tam tersi ise miyozis, yani pupil daralmasıdır. Gözbebeği (pupilla), anatomik olarak ışığın merceğe ulaşmadan önce içinden geçtiği iris içindeki açıklıktır. Boyutu parlak ışıkta hızla daralırken loş ışıkta genişleyen iris kasları tarafından belirlenir. Pupilla tipik olarak her iki gözde de aynı boyuttadır. Fizyolojik süreçler dışında atropin gibi göz damlaları ya da beyinsapı hasarına neden olan travmalar midriyazise neden olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- PURKINJE EFFECT[İng.] / PURKINJE-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PURKİNJE ETKİSİ

- COMPASS[İng.] / BOUSSOLE[Fr.] / KOMPASS[Alm.] ile/değil/yerine/= PUSULA

- PUT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KUT

- [ne yazık ki]
PUTUNU, KENDİ YAPAR, KENDİ TAPAR"
ve/||/<> KÖLELEŞTİRİRSİN ALDIRMAZ; "KÖLE" DERSİN, KALDIRMAZ

- Q-BAND[İng.] / BANDE-Q[Fr.] / Q-BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= Q BANDI

- Q FACTOR[İng.] / FACTEUR Q[Fr.] / Q-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= Q ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ

- Q-MACHINE[İng.] / MACHINE Q[Fr.] / Q-MASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= Q MAKİNESİ

- Q-PLASMA[İng.] / PLASMA-Q[Fr.] / Q-PLASMA[Alm.] ile/değil/yerine/= Q PLAZMASI

- QUASAR[İng.] değil/yerine/= KUASAR

( Kuasar, merkezinde bir süper kütleli kara delik bulunan ve bunun etrafındaki akresyon diski ("toplanma diski") sayesinde kazanan bir gök cismidir. Kuasar ismi, İngilizcedeki "quasi-stellar object", yani "yarı yıldızsı cisim" sözcüğünden türemiştir. Nokta kaynak gibi göründüklerinden dolayı, ilk gözlendiklerinde yıldız oldukları düşünülmüştür. Fakat uzaklıkları ve tayfları incelendiğinde yıldız olmadıkları ortaya çıkmıştır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- QUATERNARY STRUCTURE[İng.] değil/yerine/= KUATERNER PROTEİN YAPISI

( Çoğu protein polipeptit zincirlerinden oluşur. Bu polipeptitiler aynı olabilir (bir homodimerde olduğu gibi) ya da farklı olabilir (bir heterodimerde olduğu gibi). Kuaterner yapı, bu polipeptitlerin birbirleriyle etkileşime girdiğine ve daha büyük bir protein kompleksi oluşturduklarında verilen isimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- rab ile rabb ile Rabb

( AVLULU EV ile EFENDİ, SAHİP | SÜTBABA, ÜVEY BABA ile TERBİYE EDEN ALLAH, MÜREBBİ | KENDİNİ, GEREKSİNİMİ DUYULAN ŞEYİ, KENDİ ARACILIĞI İLE ELDE EDİLEN ÖZEL BİR SIFATLA KAYITLANDIRILMIŞ ZÂT )

- RAB'[Ar.] ile RABB[Ar.] ile Rabb[Ar.] ile RÂBB[Ar.]

( Avlulu ev. İLE Efendi, sahip. İLE Allah. İLE Sütbaba, üveybaba. )

- RADON; EMANATION; RADIUM EMANATION[İng.] / RADIATION, ÉMANATION DU RADIUM[Fr.] / RADON, RADIUMEMANATION[Alm.] ile/değil/yerine/= RADON

- RADIOAKTIVER ABFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF ATIK

- ÉQUILIBRE RADIOACTIF[Fr.] / RADIOAKTIVES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF DENGE

- RADIOAKTIVER RÜCKSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF KALINTI

- RADIOAKTIVE QUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF KAYNAK

- RADIOAKTIVES ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF ÖĞE

- ÉMANATION RADIOACTIVE[Fr.] / RADIOAKTIVE EMANATION[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF YAYILIM/YAYILMA

- RADIOAKTIVIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİFLEŞTİRME


- RADIOAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİVİTE

- RADIOBIOLOGY[İng.] / RADIOBIOLOGIE[Fr.] / RADIOBIOLOGIE, STRAHLENBIOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOBİYOLOJİ

- RADIODIAGNOSTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYODİAGNOSTİK

- RADIOECOLOGY[İng.] / RADIOÖKOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOEKOLOJİ

- RADIOELEMENT[İng.] / RADIOELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOELEMENT

- RADIOPHOTOLUMINESCENCE[İng.] / RADIOPHOTOLUMINESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOFOTOIŞILDAMA

- RADIOASTRONOMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOGÖKBİLİM

- RADIOKARTOGRAPH[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOHARİTA

- RADIOLUMINESCENCE[İng.] / RADIOLUMINESCENCE[Fr.] / RADIOLUMINESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOIŞILDAMA

- RADIOISOTOPE[İng.] / RADIO-ISOTOPE[Fr.] / RADIOISOTOP[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOİZOTOP


- RADICARBON DATING[İng.] ile/değil/yerine/= RADYOKARBON TARİHLEME

- RADIOKARBONMETHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOKARBON YÖNTEMİ

- RADIOLYSIS[İng.] / RADIOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOLİZ

- RADIOMETRISCHE ALTERSBESTIMMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOMETRİK YAŞ TAYİNİ

- RADIOMETRISCHES ALTER[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOMETRİK YAŞ

- DIFFUSION DE RADIONUCLÉIDES[Fr.] / RADIONUKLID-DIFFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYONÜKLİT YAYILMASI/YAYINIMI

- RADIOTRANSPARENT[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOSAYDAM

- RADIOSONDE[İng.] / RADIOSONDE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOSONDA

- RADIO TELESCOPE[İng.] / RADIOTÉLESCOPE[Fr.] / RADIOTELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOTELESKOP

- RADIOTHERMOLUMINESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYOTERMOİŞILDAMA


- RADIUM CELL[İng.] / CELLULE DU RADIUM[Fr.] / RADIUMZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYUM GÖZESİ/HÜCRESİ

- RADIUM NEEDLE[İng.] / AIGUILLE DU RADIUM[Fr.] / RADIUMNADEL[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYUM İĞNESİ

- RADIUM DATING[İng.] / DATATION PAR LE RADIUM[Fr.] / RADIUM-ALTERSBESTIMMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYUM YAŞ TAYİNİ

- RADIUM[İng.] / RADIUM[Fr.] / RADIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= RADYUM

- RAMAN EFFECT[İng.] / EFFET RAMAN[Fr.] / RAMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMAN ETKİSİ

- RAMAN SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE RAMAN[Fr.] / RAMAN-SPEKTROSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMAN TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ

- RAMSAUER EFFECT[İng.] / EFFET RAMSAUER[Fr.] / RAMSAUER-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSAUER ETKİSİ

- RAMSAY-YOUNG RULE[İng.] / RÈGLE DE RAMSAY-YOUNG[Fr.] / RAMSAY-YOUNG-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSAY-YOUNG KURALI

- RAMSEY FRINGES[İng.] / FRANGES DE RAMSEY[Fr.] / RAMSEY-FRANSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= RAMSEY SAÇAKLARI

- RANKINE SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= RANKİN EŞELİ


- RANKINE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE RANKINE[Fr.] ile/değil/yerine/= RANKİN ÖLÇEĞİ

- RANKINE TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE TEMPÉRATURE RANKINE[Fr.] / RANKINE-TEMPERATURSKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= RANKİNE SICAKLIK ÖLÇEĞİ

- RAOULT[Fr.] / RAOULT[Alm.] ile/değil/yerine/= RAOULT

- RACEM[Alm.] ile/değil/yerine/= RASEM

- RACEMIC MIXTURE[İng.] / RACEMISCHE MISCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= RASEMİK KARIŞIM