E... ve E...

- E[Ar.] ile -E[Ar.]

( Elif harfinin üstün ve ince okunan biçimi. İLE Arapça sözcükleri dişil/müennes yapmaya yarar. )

- EARNSHAW NAZARİYESİ[Osm.] / EARNSHAW THEORY[İng.] / THÉORIE D'EARNSHAW[Fr.] / EARNSHAW-THEOREM, EARNSHAWSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EARNSHAW KURAMI

- EB'AD[Ar. < BA'D] ile EB'ÂD[Ar. < BU'D]

( Daha uzak. İLE Uzaklıklar, uzunluklar. )

- EBÂET[Ar. çoğ. ÂBÂ] ile EBÂİD[Ar. < EB'AD]

( Kamışlık.[yer] | Kamış. İLE En uzak.[yerler] | Yakın olmayan.[akraba] )

- EBÂRİK[Ar.] ile EBÂRÎK[Ar. < İBRİK]

( Kumlu, balçıklı.[yer] | Alaca atlar. İLE İbrikler, su kapları. )

- EBCEL[Ar.] ile EBCER[Ar.]

( İri yapılı adam. İLE Büyük ve çıkık karınlı adam. )

- EBDÂN[Ar. < BEDEN] ile EBDÂN[Fars.]

( Gövdeler, tenler, nesneler. İLE Kavim, kabile. | Lâyık. )

- EBHAL[Ar. < BUHL] ile EBHÂR[Ar. < BAHR] ile EBHAR[Ar.]

( Daha/en/pek cimri/pinti/hasîs. İLE Denizler. İLE Ağzı/soluğu kötü kokan. )

- EBÎ[Ar.] ile EBİR/EBR[Ar.]

( Baba. İLE Bulut. )

- EBLAG[Ar. < BELİĞ] ile EBLAK[Ar. < BALIK]

( Olgunluk derecesine çok yakın olan, dah beliğ, en fasîh. İLE Alaca, bulaca. | Rengârenk. | Alabacak at. )

- EBLEC[Ar.] ile EBREC[Ar.]

( Açık kaşlı. | Nurlu, parlak, vuzuhlu. İLE Gözünün akı çok fakat güzel gözlü kişi. )

- EBLEH[Ar. < BELÂHET] ile EBLEK[Fars.]

( Pek akılsız, ahmak, bön, alık. İLE Alacalı. )

- EBTAL[Ar. çoğ. EBÂTIL] ile EBTÂL[Ar. < BATTÂL]

( En boş, beyhûde. İLE Yiğitler, dövüşken erler. )

- EBTALE[Ar.] ile EDHAZA[Ar.]

- ECEL[Ar. çoğ. ÂCÂL] ile ECELL[Ar. < CELÎL]

( Belirli olan süre/vâde. Ömrün sonu, hayatın son anı. İLE Çok büyük, en ulu. )

- ECHEL[Ar. < CÂHİL] ile ECHER[Ar.]

( Çok cahil. | Nâdân, aksi kişi. İLE Son derece güzel hanım. | Gündüz iyi görmeyen, kamaşık gözlü adam. )

- ECİR/ECR[Ar. < UCÛR] ile ECÎR[Ar. < ECR]

( Bir iş/hizmet karşılığında verilen şey. | Âhirete ait ödül/mükâfat, sevap. | Ücret. İLE Ücretle çalışan, gündelikçi. )

- ECLA'[Ar.] ile ECLÂ[Ar. < CELÎ]

( Kısa dudaklı ve miskin adam. İLE Pek belirli, çok âşikâr. )

- ECZEM[Ar. < CÜZÂM] ile ECZEM[Ar.]

( Cüzâmlı, miskinlik illetine uğramış olan. | Parmakları ya da eli kesik kişi. İLE Burnu kesilmiş. )

- EDEBÎ (OLAN) ile/ve/||/<>/>/< EBEDÎ (OLAN)


- EFDAL[Ar. < FÂDIL/FÂZIL] ile EFDÂL[Ar. < FAZL]

( Daha erdemli/fazîletli. | En üstün/âlâ. İLE Fazlalar/ziyâdeler. | İyilikler, ihsanlar, meziyetler, lütûflar. )

- EFFAK[Ar.] ile EFFÂK[Ar. < İFK]

( Ticaret için tüm dünyayı gezen. İLE Fazla iftirâ eden. )

- EFHÂM[Ar. < FEHM] ile EFHAM[Ar. < FEHÎM]

( Zihinler, anlamalar, idrâkler. İLE En ulu, çok şeref sahibi, daha fehâmetli. )

- EFHÂS[Ar. < FAHS] ile EFHÂZ[Ar. < FAHZ]

( Herşeyin içi/boşlukları. İLE Yakın akrabalar. )