- TEKATTU'[Ar.] ile TEKATU'[Ar. < KAT] ile TEKATUR/TAKATTUR[Ar. < KATR, KUTUR, KATARÂN]["ka" uzun okunur]
( Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE Kesme, kesişme, çatışma. İki çizginin birbirini kesip geçmesi. İLE Damlama, damla damla dökülme. )
- TEKAZZU'[Ar.] ile TEKAZZUH[Ar. < KUZAH]
( Çıbanın irinlenmesi. İLE "Alâim-i semâ', kavs-i kuzah" biçimini gösterme. )
- TEKBENCİLİK = ENEİYE = SOLIPSISM[İng.] = SOLIPSISME[Fr.] = SOLIPSISMUS[Alm.] = SOLUS:YALNIZ, TEK, IPSE:BEN[Lat.]
- TEKE TEK (MÜCADELE ETMEK)
- TEKİL/LİK ile TEKİLA ile TEKİLACI
- ÉTAT SINGULET[Fr.] / SINGULETT-ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ DURUM
- SINGLET[İng.] / SINGULET[Fr.] / SINGULETT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ
- TEKLİ/LİK ile TEKLİF ile TEKLİK ile TEKLİFLİ ile TEKLİFSİZ/LİK ile TEKLİFSİZCE ile TEKLİF TEKELLÜF ile TEKLİFSİZ KONUŞMA
- TEKNE[Yun.] ile KANO[Fr. < CANOT]
( ... İLE Kürekle yürütülen dar, uzun, hafif tekne. )
- TEKRÎS/İNİSİYASYON ile/ve İNÂBE/T
( Temele taş koyma. | Tanrı'ya vakfetme, takdîs. | İthaf. İLE/VE Günahlara tövbe edip Hakk yoluna dönme. | Bir mürşide başvurup, tarikata girme.
)
- TELALAMAK ile TEL ile TELA ile TEL KÜF ile TEL TEL ile TEL ÇİVİ ile TEL ÖRGÜ ile TEL DİKİŞ ile TEL DOLAP ile TEL FIRÇA ile TEL HALAT ile TEL KAFES ile TEL KURDU ile TEL ZIMBA ile TEL DOKUMA ile TEL CAMBAZI ile TEL KADAYIF ile TEL KÜFLÜCE ile TEL ŞEHRİYE
- TELÂŞ/TELÂŞE[Ar.] ile ÜRKÜ/PANİK[Yun.]
- TELAŞLANMAK ile TELAŞLANDIRMAK ile TELAŞ ile TELAŞE ile TELAŞLI/LIK ile TELAŞSIZ/LIK ile TELAŞE MÜDÜRÜ ile TELAŞE NAZIRI
- TELEPHOTO LENS[İng.] / LENTILLE TÉLÉOBJECTIF[Fr.] / FERNOBJEKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TELEFOTO MERCEK
- TELEK ile/ve/||/<> TELEKE
( Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. İLE/VE/||/<> Uzun ve sert kanat telekleri. )
- TELEK ile TELEKE ile TELEKS ile TELEKLİ ile TELEKSÇİ/LİK
- TELEK ile/||/<> TELEKE ile/||/<> TÜMEN/TÜĞMEN/TEPELİK
( Kuşların kanat ve kuyruk tüyü. İLE/||/<> Kanat teleklerinin uzun ve serti. İLE/||/<> Tavukların, horozların, kuzuların ya da koyunların tepesindeki top tüy kümesi.[Çankırı ve Kastamonu'da][Tüymenli, tüymenli civciv, tüymenli tavuk, tüymenli kuzu] | Bazı kuşların tepesinde bulunan uzunca tüy. | Tavuğun başındaki kabarık tüy. )
- TELEM ile TELEME
- TELEPATİ ile TELEPATİK
- TELLURIUM[İng.] / TELLURIUM[Fr.] / TELLUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TELLÜR
- TELMÎ[Ar. < LEMEÂN | çoğ. TELMİÂT] ile TELMÎH[Ar. < MELH | çoğ. TELMÎHÂT]
( Parıldama, parıldatma/parıldatılma. | Renk renk yapma/yapılma. | Mısraları, Arapça, Farsça, Türkçe gibi çeşitli dillerde olan manzûme yapma. [MÜLEMMA'] İLE Söz arasında kastedilen bir şeyi belirli bir anlamla söyleme, açık söylememe, îmâlı konuşma. | İbârede bahsi geçmeyen bir kıssaya, fıkraya, atasözüne ya da ünlü bir şiire, bir söze işaret etme.["Çoktan aşmış o belki İzmit'i de" mısrasına "Atı alan Üsküdar'ı geçti" ibaresine telmih edilmesi gibi] )
- TELSİ ile TELSİZ ile TELSİZCİ/LİK ile TELSİZ TELEFON ile TELSİZ TELGRAF ile TELSİZ BAĞLANTISI
- TEM ile TEMA
- TEMBEL/SALPA/SALPAK değil/yerine/= UYUŞUK
- ELEKTRISCHE ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ELEKTRİK YÜKÜ
- ELEMENTARY INTERACTIONS[İng.] / INTERACTIONS ÉLÉMENTAIRES[Fr.] / ELEMENTARWECHSELWIRKUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ETKİLEŞMELER
- CÜZ-İ LÂYETECEZZÂ[Osm.] / ELEMENTARY PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / GRUNDLEGENDER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL PARÇACIK/TANECİK
- ASLÎ SAVT, SAVT-İ ASLÎ[Osm.] / FUNDAMENTAL SOUND[İng.] / SON FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL SES
- ELEMENTARY CHARGE[İng.] / CHARGE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL YÜK
- TEMELCİLİK[İng. FOUNDATIONALISM] ile/||/<> DESTEKLENME[İng. SUPPORT] ile/||/<> KENDİNDEN GEREKÇELİ İNANÇ[İng. SELF-JUSTIFIED BELIEF] ile/||/<> SONSUZ GERİLEME PROBLEMİ[İng. INFINITE REGRESS PROBLEM] ile/||/<> TEMEL İNANÇLAR[İng. BASIC BELIEFS]
( Temelciler, bir inançla başlayan, gerekçelendirilmek için başka inançlara bağlı olmayan bir nedenler dizgesi olduğunu öne sürer. Bir inancı temel kabul etmek suretiyle sonsuz gerileme problemi karşısında önemli bir alternatif olduklarını düşünürler. Böylece temelcilik, nedenler dizgesini, başında bir temel inanç kabul etmek vasıtasıyla başlatarak, sonsuz gerileme problemini çözmeyi deneyen bir teori olarak görülebilir. Benzer bir deyişle temelcilik, inançları temel ve temel olmayan inançlar olarak ikiye ayırarak, nedensel dizgede olası bir gerileme tehdidi ile başa çıkılabileceğini iddia eden bir teoridir. “Tüm inançlarımız diğer inançlar ile desteklenmeli mi?” Temelcilere göre bu sorunun cevabı hayırdır. Bazı inançlar temeldir ve bu inançların diğer inançların desteğine ihtiyaçları yoktur. Temelciliğe baktığımızda en genel tabirle iki farklı iddiası olduğunu görürüz: 1- Çıkarıma dayanmayan, temel inançlar vardır. 2- Temel inançlar, temel olmayan inançlara, başka bir deyişle çıkarıma dayalı inançlara gerekçelendirme sağlarlar. Felsefe tarihine baktığımızda, temelciliğin birtakım savunucularını belirlemek mümkündür. Bu savunucuların şüphesiz ki en başına Aristoteles’in yazılması gereklidir. Sonsuz gerileme problemi karşısında, temelciler, belirli başlatıcı ilkeler belirlemişlerdir. Aristoteles için nedenler dizgesi, belirli özelliklere sahip önermeler ile “tasım” aracılığıyla kurulur. Bilgiye sahip olmak, bilgiyi verecek olan nedenlerle doğrudan bir ilişki kurmayı gerektirir. Ona göre, bir şeyin bilgisine, ancak onun dayandığı nedenleri bildiğimizde ulaşabiliriz. Aristoteles bu tür bilmeyi, kanıt—demonstrative— aracılığıyla bilme, yani episteme olarak adlandırır. Bu tarz bilme, tasımın sonucunda ulaşılandır. Ancak, bu şekildeki bilme, ilk ilkelerin doğrudan bilinmesini gerektirir. Çünkü tanıtlamalı bilgi ilk ilkelerden çıkar (71b, 74b). Aristoteles başlatıcı nokta olarak ilk ilkeleri belirlemiştir. Bilgi, ilk ilkelerden tanıtlama yoluyla elde edilir. İlk ilkelere ilişkin açıklamaları da Aristoteles’i temelci pozisyona konumlandırmamıza neden olur. Descartes, kuşku sürecini en uç noktaya kadar götürmüştür. Kuşku duyulamayacak bir nokta yakalanmıştır. İşte tam da bu nokta diğer tüm bilgiler için kaynaklık edecek bir çıkış noktasıdır. Descartes, bilgi için ilk temel belirlenimini “düşünen özne” üzerinden yapmıştır. “Bir şey olduğunu düşünen, bir özne vardır.” Bu önerme, duyumların verdiklerinden, açıkça doğru olduğu kabul edilen deneyimlerden ya da matematiğin doğrularından ayrı, Descartes’ın dizgesinde artık kuşku duyulamayacak türden bir temeldir. Descartes’ın temel kabul ettiği Cogito’su, nedenler dizgesinin temelinde, duyu ya da deneyimden ziyade, doğrudan sezgi ile kavranmış görünen, özü düşünce olan, şüpheden arındırılmış, bir arşimet noktası olarak belirlenmiştir. Doğrudan kavranılması ve herhangi bir önermeye dayanmayan bu nokta, herhangi bir çıkarımsal özellik de taşımadığı için, temel kabul edilir ve Descartes epistemolojisinin de temelini oluşturur. Descartescı epistemolojinin temelini teşkil eden bu hususun kendisi bile, Descartes’ı temelci teori içinde konumlandırmak için yeterlidir. Bu sebepledir ki temelciliğin bazı felsefeciler tarafından Kartezyen epistemoloji (Cartesian epistemology) ile beraber andığını görebilirsiniz. @@ Birbirlerinden yeni farklılaşmış iki yeni türün, yeniden bir araya gelmesi sonrasında eş bulmanın rastgele olmamasından kaynaklı doğal seçilimdir. Kimi kaynakta üremeyle ilgili karakter değişimi olarak da bilinir. Bir diğer anlamı ise, evrimsel süreç içerisinde, evrim ekonomisi dahilinde, doğal seçilim nedeniyle zigot öncesi bariyerlerin, zigot sonrası bariyerlere avantajlı olması ve seçilmesi durumudur. @@ Kendinden gerekçeli inanç, kendinden başka bir inanca dayanmaksızın doğru olan temel inanç anlamına gelmektedir. Temelcilik tarafından öne sürülen bu kavram, sonsuz gerileme problemini durdurmak amacıyla kullanılmaktadır. Sonsuz gerilme problemine göre, bir inancın gerekçesini başka bir inanç oluşturmaktadır ve bu inancın gerekçesini de bir başka inanç oluşturacağı için bu durum sonsuz bir döngüye girilmesine neden olmaktadır. Buna karşın temelcilik, tüm inançlarımızın gerekçesi ve dayanağı olan temel, kendinden gerekçeli inançlarımız olduğunu ileri sürmektedir. Bu bakımdan tüm inançlarımızı, söz konusu temel inançlarımızdan hareketle elde ettiğimiz için temeldeki inanç kendinden gerekçeli olmalıdır. O halde bir inancın kendinden gerekçeli olması; temel inanç konumunda olduğunu, diğer inançların gerekçesi olduğunu ve doğruluğunun kendisinden kaynaklandığı anlamına gelmektedir. @@ Sonsuz gerileme problemi, bir inancı gerekçelendirirken kullanılan gerekçeleyicilerin ya da nedenlerin, gerekçeleyicilerini ya da nedenlerini sorgulamak anlamına gelmektedir. Bu sorgulama sonucunda epistemik özne, gerekçelerin sonsuz gerilemesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu bağlamda gerekçelendirme ya sonsuz ya sonlu ya da döngüsel bir yapıya sahiptir. Bu üç seçenek arasından temelcilik, gerekçelendirmenin sonlu bir yapıya sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bu görüşe göre tüm inançlarımız, kendinden gerekçeli ve doğru olan temel birtakım inançlarımızdan çıkarımla elde edildiği için, bir inancın nedeninin nedenini sorgulamanın sonu vardır. Örneğin p inancının doğru olmasının nedeni s inancı ise s inancının doğru olmasının nedeni bir başka inanca dayanmadığı takdirde s, temel bir inançtır. Bu durumda sonsuz gerilime problemi engellenmiş olur. Gerekçelendirme kuramlarından bir diğeri olan bağdaşımcılık ise gerekçelendirmenin döngüsel bir yapıya sahip olduğunu savunmaktadır. Bu durumda tüm inançlarımız, diğer inançlarımızla aynı statüde olması bakımından birbiriyle ilişki içindedir ve gerekçelendirme, inançlar bütünü doğrultusunda gerçekleştirilir. Tutarlıkçılık adı da verilen bağdaşımcılığa göre, söz konusu inançlar bütünü arasında en yüksek tutarlılık seviyesi sağlanmalıdır ki gerekçelendirme yapılabilsin. Böylelikle bağdaşımcılık, döngüsel olan inançlar sistemi gibi, nedenler sisteminin de döngüsel olduğunu ileri sürerek sonsuz gerilme problemiyle baş etmeye çalışır. @@ İnancın gerekçelendirilmesi noktasında ya da bir inancın bilgi statüsü elde etmesi hususunda, nedenler dizgesinin en başında, tüm nedenler için destek sağlayan, ancak kendisinin herhangi bir desteğe ihtiyaç duymadığı bir inanç bulunur. Başka inançları desteklerken herhangi bir desteğe ihtiyaç duymaya gereksinimi olmayan bu inançlar, temel inançlardır. Bu inançlar, diğer inanç formları için başlatıcı nokta olarak kabul edilir, başka bir deyişle bunlar, gerekçelendirme için temel sağlayan destek noktalarıdır. “Kendiliğinden gerekçeli olma”, “kesinlik”, “şüphe edilmezlik” ve “yanılmazlık” temel inançları diğer inançlardan ayıran ve imtiyazlı olmalarını sağlayan özelliklerdir. Bu özelliklere dayalı olarak tarihsel süreç içinde temelciliğin farklı sürümlerinin ortaya çıktığını söylememiz gerekir. Bu farklılaşma genellikle, temel inançların ayrıcalıklı olmasını sağlayan şüphe edilmezlik, kesinlik ya da yanılmazlık gibi koşulları şart koşmanın gerekli olup olmadığının sorgulanması neticesinde ortaya çıkar. Bu farklı kabuller neticesinde temelcilik, ana eksende katı temelcilik ve ılımlı temelcilik olarak ikiye ayrılmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEMENNÎ[Ar.] değil/yerine/= DİLEME, DİLEK, İSTEK
- TEMRÎ[Ar.] ile TEMRÎH[Ar.] ile TEMRÎR[Ar. < MÜRR]
( Hurma seven. İLE Hafifçe sürme, uğuşturma. İLE Acılık verme/verilme. )
- TEMSİL ile TEMSİLİ ile TEMSİLCİ/LİK ile TEMSİLİ RESİM ile TEMSİLİ İSTİARE
- TENEFFU'[Ar. < NEF | çoğ. TENEFFUÂT] ile TENEFFUH[Ar. < NEFH] ile TENEFFUH[Ar.]
( Yararlanma. İLE Şişme, kabarma. | Urlanma. İLE Boş laflarla gururlanma. )
- TENEVVÜ ile TENEVVÜR
- TENEVVÜ'[Ar. < NEV | çoğ. TENEVVÜÂT] ile TENEVVÜR[Ar. < NÛR]
( Çeşitlenme, çeşitlilik. İLE Nurlanma, parlama, ışıldama. )
- TINCTURE[İng.] / TINKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENTÜR
- TEORİ ile THEORIA
( Varsayımın bir iddia biçimine getirilmesi. İLE Şeyin özünü yakalayacak biçimde bütüne bakmak. )
- MAXIMUM VALUE OF ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / VALEUR MAXIMALE DE LA PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE AKUSTİK BASINÇ DEĞERİ
- TEPELEMEK ile TEPELEME
( Ayakları altında ezmek. | Bozguna uğratmak, hırpalamak, yakalamak, basmak, enselemek. | Kıyasıya dövmek. | Öldürmek. İLE Tepe biçimi verecek ya da kenarlarından taşacak kadar olan, taşacak kadar yığmak/dizmek. )
- TEPETAKLA ile TEPETAKLAK
- TEPİLMEK ile TEPİNMEK ile TEPİŞMEK ile TEPİKLEMEK ile TEPİRLEMEK ile TEPİNDİRMEK ile TEPİ ile TEPİK ile TEPİR ile TEPİŞ
- REACTOR[İng.] / RÉACTEUR[Fr.] / REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİLEŞİM, REAKTÖR
- REACTION ENTHALPY NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ENTHALPIE DE RÉACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİ SAYISI
- TEPKİMEK ile TEPKİ ile TEPKİN/LİK ile TEPKİLİ/LİK ile TEPKİSEL ile TEPKİSİZ/LİK ile TEPKİLİ UÇAK ile TEPKİSEL DAVRANIŞ
- REACTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GERİLİM
- TERBIUM[İng.] / TERBIUM[Fr.] / TERBIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERBİYUM
- TERCÎ'[Ar. < RÜCÛ | çoğ. TERCÎÂT] ile TERCİH[Ar. < RÜCHÂN | çoğ. TERCÎHÂT]
( Geri çevirme, döndürme. | Tekrarlama. İLE Üstün tutma, daha çok beğenme. )
- TURPENTINE OIL[İng.] / ESSENCE DE TÉRÉBENTHINE A'L'HUILE[Fr.] / TERPENTINÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREBENTİN YAĞI
- TEREPHTHALIC ACID[İng.] / ACIDE TÉRÉPHTALIQUE[Fr.] / TEREPHTHALTSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEREFTALİK ASİT
- TEREK ile TEREKE
- TERENNÜM[çoğ. TERENNÜMÂT] ile/ve/||/<> TAGANNÎ[< GINÂ | çoğ. TAGANNİYÂT]
( Yavaş ve güzel bir sesle şarkı söyleme. | Kuşun şakıması, ötmesi. | İLE/VE/||/<> Zenginleşme. | Muhtaç olmama, yetinme. | Makamla okuma. )
- TEREVVU'[Ar.] ile TEREVVUH[Ar.]
( Korkma. İLE Bir şeyden koku alma. )
- TERFİ ile TERFİH
( Derece, makam bakımından yükselme. | Yükseltme. İLE Ferahlatma, rahat yaşamasını sağlama, gönendirme. )
- TERFİ ile TERFİH ile TERFİK
- TERİM = TERM[İng.] = TERME[Fr.] = AUSDRUCK[Alm.] = TERM[Lat.]
- TERKİ ile TERKİN ile TERKİP ile TERKİPLİ ile TERKİPSİZ
- TERLİ/LİK ile TERLİK ile TERLİKÇİ/LİK
- THERMIT[İng.] / THERMITE[Fr.] / THERMIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİT
- THERMO-[İng.] / THERMO[Fr.] / THERMO[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMO-
- THERMOELEMENT-DOSIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOÇİFT DOZİMETRESİ
- THERMODYNAMIC CYCLE[İng.] / CYCLE THERMODYNAMIQUE[Fr.] / THERMODYNAMISCHER ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK ÇEVRİM
- THERMODYNAMIC EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE THERMODYNAMIQUE[Fr.] / THERMODYNAMISCHES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK DENGE
- THERMODYNAMIC POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK POTANSİYEL
- TERMODİNAMİK[İng. THERMODYNAMICS] ile/||/<> ADYABATİK DENGE[İng. ADIABATIC EQUILIBRIUM] ile/||/<> ENTALPİ[İng. ENTHALPY] ile/||/<> ENTROPİ[İng. ENTROPY] ile/||/<> FİZİKOKİMYA[İng. PHYSICAL CHEMISTRY]
( Termodinamik; ısı, sıcaklık, enerji ve iş arasındaki ilişkiyi inceleyen ve araştıran bilim dalıdır. Daha kapsamlı bir ifadeyle termodinamik; ısı, sıcaklık, entropi, entalpi, termodinamik yasaları, sıcaklık, iş ve enerji konularını inceler. Etimolojik olarak termodinamik sözcüğü Yunancada ısı anlamına gelen "θερμο" ile dinamik anlamına gelen "δυναμική" sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ek olarak Sadi Carnot, termodinamik biliminin kurucusu olarak kabul edilir. Fransız fizikçi Sadi Carnot 1824 yılında ısı motoru çevrimi kavramını ve tersinmezlik ilkesini ortaya atmıştır. Sadi Carnot'un fikirlerini o yüzyılın sonlarında Alman fizikçi ve matematikçi Rudolf Clausius geliştirmiştir. @@ Termodinamikte bir sistemin sınırlarından ısı akışının gerçekleşmediği ya da giren ısının çıkan ısıya eşit olduğu denge durumudur. @@ Entalpi, maddenin yapısında depoladığı enerjinin tanımıdır. Sembolü H'dir. Entalpi, iç enerji, basınç ve hacme bağlıdır. Sıcaklık arttıkça molekül iç etkileşimleri de artacağı için entalpi de artacaktır. @@ Fizikte entropi, bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal (ısıl) enerjisini temsil eden termodinamik birimdir. Çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Sembolü S'dir. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durum da faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropi) arttırır. @@ Kimyasal sistemlerin özellik ve davranışlarını inceleyen, bu özellik ve davranışların sonucunda ortaya çıkan yasaları belirleyen bilim dalıdır. Fizikokimya; sıcaklık, basınç, hacim, derişim gibi fiziksel etmenlerin kimyasal tepkimelere etkilerini inceler. Sistemlerdeki ısı ve iş dönüşümlerini, tepkime hızlarını ve tepkime mekanizmalarını matematiksel ifadelerle teorilere dönüştürür. Elektrokimya, termodinamik, kimyasal kinetik alanlarını da kapsar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- LAWS OF THERMODYNAMICS[İng.] / LOIS DE LA THERMODYNAMIQUE[Fr.] / THERMODYNAMISCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMODİNAMİK YASALARI
- THERMOELECTRIC CURRENT[İng.] / COURANT THERMOELECTRIC[Fr.] / THERMOELEKTRISCHE STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİK AKIM
- THERMOELEKTRISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİK ENERJİ
- THERMOELECTRICITY[İng.] / THERMOÉLECTRICITÉ[Fr.] / THERMOELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOELEKTRİKLİK
- THERMOGRAVIMETRY[İng.] / THERMOGRAVIMÉTRIE[Fr.] / THERMOGRAVIMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOGRAVİMETRİ
- THERMOGRAVIMETRIC ANALYSIS[İng.] / THERMOGRAVIMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOGRAVİMETRİK ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZ
- THERMOLYSIS[İng.] / THERMOLYSE[Fr.] / THERMOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOLİZ, ISIL AYRIŞMA
- THERMOMETRY[İng.] / THERMOMÉTRIE[Fr.] / THERMOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOMETRİ
- THERMOSPHERES[İng.] / THERMOPLASTIQUE[Fr.] / THERMOPLAST[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOPLASTİK
- TERMOSTAT[Fr.]/THERMOSTATE[İng.] değil/yerine/= ISIDENETİR/SICAKLIKDENETİR
- THERMOTROPIC LIQUID CRYSTAL[İng.] / CRISTAL LIQUIDE THERMOTROPE[Fr.] / THERMOTROPER FLÜSSIGKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOTROP SIVI KRİSTAL
- TERPENES[İng.] / TERPÈNE[Fr.] / TERPENE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERPENLER
- INVERSE NETWORK[İng.] / UMGEKEHRTES NETZWERK[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS AĞ
- INVERSE BETA DECAY[İng.] / DÉCROISSANCE BÊTA INVERSE[Fr.] / INVERSER BETA-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS BETA BOZUNUMU
- INVERSE ELECTRODE CURRENT[İng.] / COURANT INVERSE D'ÉLECTRODE[Fr.] / UMKEHR-ELEKTRODENSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ELEKTROT AKIMI
- INVERSE EFFECT[İng.] / EFFET INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTER EFFEKT, UMKEHREFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ETKİ
- INVERSE VOLTAGE[İng.] / TENSION INVERSE[Fr.] / INVERSES-POTENTIAL, SPERRSPANNUNG, UMGEKEHRTE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS GERİLİM
- REVERSE OSMOSIS[İng.] / REVERSE OSMOSIS[Fr.] / TERS OSMOZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS OSMOZ
- INVERSE PIEZOELECTRIC EFFECT[İng.] / EFFET PIÉZOÉLECTRIQUE INVERSE[Fr.] / INVERSER PIEZOEFFEKT, INVERSER PIEZOELEKTRISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS PİEZO ELEKTRİK ETKİ
- INVERSE TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS SICAKLIK
- INVERSE STARK EFFECT[İng.] / EFFET STARK INVERSE[Fr.] / UMGEKEHRTER STARK-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS STARK ETKİSİ
- INVERSE VECTOR[İng.] / VECTEUR RÉCIPROQUE[Fr.] / UMGEKEHRTER VEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS VEKTÖR
- INVERSE ZEEMAN EFFECT[İng.] / EFFET ZEEMAN INVERSE[Fr.] / INVERSER ZEEMAN-EFFEKT, UMGEKEHRTER ZEEMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERS ZEEMAN ETKİSİ
- REVERSIBLE PENDULUM[İng.] / PENDULE RÉVERSIBLE[Fr.] / UMKEHRBARES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERSİNİR SARKAÇ
- TERSİNMEK ile TERSİNE ile TERSİN TERSİN
- TERSLEMEK ile TERSLENMEK ile TERSLEŞMEK ile TER ile TERE ile TERK ile TERS/LİK ile TERECİ/LİK ile TER TER ile TER BEZİ ile TERS AÇI ile TERS DÜZ ile TERS YÜZ ile TERS PERS ile TERS TERS ile TERS YÜZÜ ile TERS BASKI ile TERS EVİRME
- TERVÎHA ile/||/<>/> TERÂVÎH[çoğ.]["TERÂVÎ" değil!] (NAMAZI)
( Terâvîh namazının, her dört rekatı. @@ Ramazan ayı boyunca, yatsı namazından sonra kılınan namaz. )
- TERZİ/LİK ile TERZİL
- TESADÜF ile TESADÜFİ/LİK ile TESADÜF ESERİ
- TESÂMU'[< SEM] ile TESÂMUH[< SEMÂHAT | çoğ. TESÂMUHÂT]
( Duyma/işitme, kulaktan duyma. İLE Hoş görme, müsamaha gösterme. | Dikkatsiz, kayıtsız davranma. )
- TESBÎ'[Ar. < SEB] ile TESBÎH[Ar. < SEBH | çoğ. TESBÎHÂT]
( Yedileme, yediye çıkarma. | Önceden söylenilmiş bir manzûmenin her beytinin -matla'da iki mısrâı ile aynı kafiyede olmak üzere- beş mısrâ eklenerek, yedi mısrâya çıkarılması. İLE "Sübhânallah" sözcüğünü söyleyerek ve öteki sıfatlarını da anarak, Allah'a tazîm etme senâ etme. | Kalbin şifâsı, itminânı ve visâli. | Tespih. )
- TEŞBÎ'[Ar.] ile TEŞBÎH[Ar. < ŞİBH | çoğ. TEŞBÎHÂT] ile TEŞBÎR[Ar.]
( Karnını doyurma, karnı doyrulma. [İŞBÂ'(< ŞİB)] İLE Benzetme, benzetilme. İLE Karışlama, karışlanma. | Endâze vs. ile ölçme. )
- TEŞCÎ'[Ar. < ŞECÂAT | çoğ. TEŞCÎÂT] ile TEŞCÎR[Ar. < ŞECER]
( Cesaret verme/verilme, gayrete getirme/getirilme. İLE Ağaçlandırma, ağaç dikme. )
- TEŞECCÜ'[Ar. < ŞECÂAT | çoğ. TEŞCÎÂT] ile TEŞECCÜR[Ar.]
( Sahte cesâret gösterme, şecî görünme. İLE Ağaçlaşma, ağaçlanma. | [kimya] Billur nesnelerin ağaç biçiminde birleşmesi. )
- TEŞEMMÜ'[Ar. < ŞEM] ile TEŞEMMÜM[Ar. < ŞEMM]
( Mumlaşma, mum bağlama, muşamba gibi olma. | Üzerine bal mumu sürülme. [TEŞEMMÜ-İ KEBED: Karaciğerin muşambalaşması, siroz.] İLE Koklama. )
- TEŞENNÜC[Ar. < ŞENC]/İSPAZMOS/SPASM[İng.]/SPASME[Fr.] değil/yerine/= KASILMA
( Kasların kasılması, gerilip/çekilip büzülmesi. )
- TEŞRİ ile TEŞRİF ile TEŞRİH ile TEŞRİİ ile TEŞRİK ile TEŞRİN ile TEŞRİ KUVVETİ ile TEŞRİH MASASI ile TEŞRİİ KUVVET ile TEŞRİİ MASUNİYET
- TEŞRÎH[Ar. < ŞERH | çoğ. TEŞRÎHÂT] ile TEŞRÎHÎ[Ar.] ile TEŞRÎ/Î(LEGISLATIVE)[Ar.]
( Açma, yayma, etraflıca şerh etme/edilme. | Dilim dilim, parça parça kesme. | Bir ölü gövdesini kesip parçalara ayırma. Otopsi. | Anatomi. | İskelet. İLE Anatomiye özgü, anatomiyle ilgili. İLE Yasa ile, yasa ile ilgili. )
- TEST ile TESTİ/LİK ile TESTİCİ/LİK ile TESTİ KABAĞI ile TESTİ KEBABI
- SAWTOOTH GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR EN DENTS DE SCIE[Fr.] / SÄGEZAHNGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TESTERE DİŞİ ÜRETECİ
- TESTİ[Fars. < DESTİ] ile/ve/< AMFORA/AMFOR[Lat./Fr. < Yun.]
( Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli ya da emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. nesnelerden yapılan su kabı. | Bu kabın alabileceği miktarda olan. İLE/VE İki kulplu, dibi sivri, dar boyunlu, karnı geniş testi. )
(

)
- TESTOSTERON[Fr. < TESTOSTÉRONE] değil/yerine/= ERKEK EŞEYSELLİK HORMONU
- TESTOSTERONE[İng.] ile/değil/yerine/= TESTOSTERON
- TETRA-[İng.] / TÉTRA[Fr.] / TETRA[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRA-
- TETRAETHYL LEAD, TETRAETHYLPLUMBANE[İng.] / PLOMB TÉTRAÉTHYLIQUE[Fr.] / TETRAÄTHYLBLEI[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAETİLKURŞUN
- TETRAGONALES KRISTALLSYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAGONAL KRİSTAL SİSTEMİ
- TETRAGONAL STRUCTURE[İng.] / TETRAGONALE STRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAGONAL YAPI
- TETRAHEDRON[İng.] / TETRAEDER[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAHEDRON
- TETRAMER[İng.] / TÉTRAMÈRE[Fr.] / TETRAMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TETRAMER
- TETRODE TUBE[İng.] / TUBE TÉTRODE[Fr.] / TETRODE-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT LAMBA
- TETRODE THYRATRON[İng.] / THYRATRON TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTHYRATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TİRATRON
- TETRODE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR TÉTRODE[Fr.] / TETRODENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT TRANSİSTOR
- TETRODE[İng.] / TÉTRODE[Fr.] / TETRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TETROT
- TEVÂRÎ[Ar. < VERÂ] ile TEVÂRÎH[Ar. < TÂRİH]
( Bir şeyin arkasına saklanıp görünmez olma, gizlenme. İLE Tarihler. )
- TEVÂZU'[Ar. < VAZ | çoğ. TEVÂZUÂT] ile TEVAZZU'[Ar.] ile TEVAZZUH/TAVAZZUH[Ar. < VUZÛH | çoğ. TETEBBUÂT]
( Alçakgönüllülük (gösterme). İLE Konulma, konuluş. İLE Açıklanma, açıklığa kavuşma, aydınlanma. )
- TEVCÎH[Ar. < VECH] ile/ve/||/<> TEVDÎ[Ar. < VED]
( Çevirme, yöneltme, döndürme, söz atma, bakma, anlam verme, yorumlama, rütbe/mevki verme. İLE Bırakma, emânet etme, vedâlaşma. )
- TEVEKKEL ile TEVEKKELİ
- TEVELLU'[Ar.] ile TEVELLÜH[Ar. < VELEH | çoğ. TEVELLÜHÂT]
( Sevme, aşk ve ilginin oluşması. İLE Şaşakalma. )
- TEVESSÜ ile TEVESSÜL
- TEVEŞÜ ile TEVEŞÜL
- TEVKİ ile TEVKİF ile TEVKİL ile TEVKİCİ
- TEVKİ'[Ar. < VUKÛ] ile TEVKİÎ[Ar.]
( Sultan buyruklarına çekilen nişan. | Padişahın nişanlı buyruğu. İLE Tevki'ci. Padişah buyruklarına nişan işaretini yapan memur, tuğrakeş. )
- TEVSİ ile TEVSİK
- TEVSÎH[Ar. < VESAH] ile TEVŞÎ'[Ar.] ile TEVŞÎH[Ar. < VİŞÂH | çoğ. TEVŞÎHÂT]
( Kirletme. | Paslandırma. İLE Süsleme. İLE Süsleme, süslendirme. Süslü giysi giydirme. | Mukayyed kâfiye ile şiir yazma, çifte kâfiye. | Kur'ân-ı Kerîm'i, usûl, âdâb ve erkânı ile okuma. | Mevlîd bahirleri arasında, dînî ve tasavvufî mahiyette kasîde ve beste okuma. | Türk dînî müziğinde bir biçim.[Na't, tekkelerde ve başka yerlerde okunduğu halde, tevşîh denilenler, mevlîd ve mi'râciyye arasında tegannî edilir.] )
- TEYZE / KÜKÜ/Y[dvnlgttrk] ile/ve/||/<> ANNE
( [Biyolojik açıdan] Anneyle kardeşlik bağlantısı olan dişil gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE/||/<> Yaşama, karnında(uterus'ta/rahim'de) gelişerek başlanılan kişi. )
- TEZLİ ile TEZLİK ile TEZLİK FİİLİ ile TEZLİK EYLEMİ
- TEZYİN ile TEZYİNİ ile TEZYİNİ SANAT
- THAM TRIS-(HYDROXYMETHYL) AMINOMETHANE[İng.] ile/değil/yerine/= THAM TRİS-(HİDROKSİMETİL) AMİNOMETAN
- THÉVENIN THEOREM[İng.] / THÉORÈME DE THÉVENIN[Fr.] / THÉVENIN-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= THÉVENİN KURAMI/TEOREMİ
- BASIC SLAG[İng.] / SCOIRE BASIQUE, SCORIE THOMAS[Fr.] / THOMASCHEL, BASISCHE SCHLACKE[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMAS CÜRUFU
- THOMSON'S ATOM MODEL[İng.] / MODÈLE D'ATOME DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-ATOMMODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON ATOM MODELİ
- THOMSON EFFECT[İng.] / EFFET THOMSON[Fr.] / THOMSON-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON ETKİSİ
- THOMSON FORMULA[İng.] / FORMULE DE THOMSON[Fr.] / THOMSON-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= THOMSON FORMÜLÜ
- THROMBOCYTE[İng.] değil/yerine/= TROMBOSİT
( Trombosit, kan pıhtılaşmasında önemli bir rol oynayan ve kemik iliğinde üretilen küçük kan bileşenleridır. Trombositlerin temel işlevi yaralı kan damarlarındaki kanamayı durdurmaktır. Memelilerde trombositler çekirdeksiz, platelet denilen gözelerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TIBÂ[Ar. < TAB] ile TIBÂA[Ar.]
( Yaradılışlar, âdetler. İLE Kılıç yapma zanaatı. | Kitap vs. basma işi. )
- TİK ile TİKE ile TİK TAK ile TİK AĞACI ile TİKE KEBABI
- TIKAMAK ile TIK ile TIĞ ile TIKALI ile TIK TIK ile TIKA BASA
- CHARMED QUARK[İng.] / QUARK CHARMÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TILSIMLI KUARK
- THYMINE[İng.] / THYMIN, THYMINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİMİN
- TIN ile TINI ile TIN TIN
- TINGIR ile TINGIR MINGIR ile TINGIR TINGIR ile TINGIRI YOLUNDA
- TIPA TIP (AYNI OLMAK)
( Benzemek. )
- TIPALAMAK ile TIPALANMAK ile TIP ile TIPA ile TIPALI ile TIP TIP ile TIPASIZ ile TIPI TIPINA
- TİPİLEMEK ile TİP ile TİPİ ile TİPO ile TİPİLİ ile TİPOCU/LUK
- TİPOGRAFİ ile TİPOGRAFİK
- TİPOLOJİ/K ile TİPOLOJİK TASNİF
- TIRAK ile -TIRAK/TRAK[Fr. < TRAC] ile TRAKA[İt.] ile TRAKE[TRACHÉE < Lat. < Yun.] ile TRAKİT[Fr. TRACHYTE < Yun.] ile TRAKTÖR[Fr. TRACTEUR < Lat.] ile TRAKUNYA[Yun. DRANKONTION]
( Çarpan ya da kırılan bir şeyin çıkardığı tok ses. İLE Benzer/yaklaşık.[mavimsi / kırmızımsı vb.] | Oyuncunun sahneye çıkacağı sırada ya da oyun sırasında, kaygıya ve/ya da korkuya kapılması, rolünü unutması. İLE Yelkenli teknelerde bir mandar aracılığıyla çekilerek direğe çıkıp bakım ve onarım yapılan oturaklı sepet. İLE Soluk borusu. | Eklem bacaklılarda bulunan solunum kanalı. İLE Fazla miktarda feldispat, çok az kuvarz içeren, kırılınca pürüzlü bir yüzeye sâhip olan açık renkli volkan taşı. İLE Tekerlekleri arâzi ve sürülmüş tarla gibi yumuşak zeminde dönebilen/devinebilen, genellikle çift sürmede kullanılan, arkasına römork takılarak kamyon görevi gören motorlu taşıt. İLE Çarpan balık. )
- THYRATRON GATE[İng.] / THYRATRON-GATTER[Alm.] ile/değil/yerine/= TİRATRON KAPISI
- TİRE[Ar.] ile Tire[Ar.] ile TIRE[Fr. < TIRET] ile TIRE[İng. < TIRE]
( Dikişte kullanılan pamuk ipliği. | Pamuk ipliğinden yapılmış olan. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. İLE Kısa çizgi. | Uzun çizgi. İLE Tekerlek çemberi ya da lastiği. )
- TİRELEMEK ile TİRE ile TİR TİR
- TİRENT/TİREND"[İng. < TREND] ile/değil TİRAT/TİRAD[Fr. < TIRADE]
( Eğilim. @@ Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir kerede söylediği parça. | Yazı ya da konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi. | Uzun ve tumturaklı konuşma. )
- TIRMÎZÎ ile/ve/değil TİLMÎZİ[Ar. | çoğ. TELÂMÎZ/E]
( ... İLE/VE/DEĞİL Öğrencisi/talebesi. | Çırağı. )
- TIRPANLAMAK ile TIRPANLANMAK ile TIRPANLATMAK ile TIRPAN ile TIRPANA ile TIRPANCI/LIK
- TIRSMAK ile TIR ile TIRT ile TIRI VIRI
- TİRYAK ile TİRYAKİ/LİK
- TISAB[İng.] ile/değil/yerine/= TİŞAT (TOPLAM İYONİK ŞİDDET AYARLAMA TAMPONU)
- TITANITE[İng.] / TITANITE[Fr.] / TITANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTANİT
- TİTAN/YUM[Ti][Fr. < TITANE] ile TİTAN
( Atom numarası 22, atom ağırlığı 47,90, yoğunluğu 4,5 olan, 1675 °C'ye doğru eriyen, özellikleri bakımından silisyumla kalaya yaklaşan, parlak beyaz renkli, basit öğe. İLE Satürn'ün en büyük uydusudur ve yoğun bir atmosferi olduğu bilinen tek doğal uydudur. Titan'daki büyük su kütleleri gibi görünen bu okyanusların, metan gazının sıvı durumu olduğu görülmüştür. Yüzey sıcaklığı, yaklaşık olarak -180 °C'dir. )
- TITANIUM[İng.] / TITANE[Fr.] / TITAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTANYUM
- TITRATION[İng.] / TITRAGE[Fr.] / TITRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRASYON
- TİTREMLEMEK ile TİTREM ile TİTREME
- VIBRATION-ROTATION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE VIBRATION-ROTATION[Fr.] / SCHWINGUNGS-ROTATIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM-DÖNME TAYFI/SPEKTRUMU
- VIBRATOR[İng.] / VIBREUR[Fr.] ile/değil/yerine/= TİTREŞTİRİCİ
- TOKALAŞMAK ile TOKALAŞABİLMEK ile TOK ile TOKA ile TOKALI ile TOK TOK ile TOKASIZ ile TOK SÖZLÜ/LÜK ile TOK KARNINA
- TOKLU ile TOKLUK
- TOCOPHEROL[İng.] / TOCOPHÉROLS[Fr.] / TOCOPHEROLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKOFEROL
- TOXAPHENE[İng.] / TOXAPHÈNE[Fr.] / TOXAPHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKSAFEN
- TOKSİKOMAN ile TOKSİKOMANİ
- TOXICITY, TOXIC EQUIVALENT[İng.] ile/değil/yerine/= TOKSİSİTE
- TOLANE[İng.] / TOLANE[Fr.] / TOLAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLAN
- TOLAZOLINE HYDROCHLORIDE[İng.] / CHLORHYDRATE DE TOLAZOLINE[Fr.] / TOLAZOLINHYDROCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLAZOLİN HİDROKLORÜR
- TOLU BALSAM[İng.] / BAUME DE TOLU[Fr.] / TOLUBALSAM[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLU BALZAMI
- TOLUENE, TOLUL[İng.] / TOLUÉNE[Fr.] / TOLUOL[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUEN
- TOLUIDINE[İng.] / TOLUIDINE[Fr.] / TOLUIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUİDİN
- TOLUIC ACID[İng.] / ACIDE TOLUIQUE[Fr.] / TOLUYLSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUİK ASİT
- TOMBALA ile TOMBALAK ile TOMBALACI/LIK
- TOMOGRAPHY[İng.] / TOMOGRAPHIE[Fr.] / TOMOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TOMOGRAFİ
- TONE[İng.] / VIRER, TON[Fr.] / TÖNEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TON
- TONLU ile TONLUK ile TONLULAŞMA ile TONLU VURGU ile TONLU ÜNSÜZ
- TONOMÉTRIE[Fr.] / TONOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TONOMETRİ
- TOP ile TOPU ile TOP TOP ile TOP ÇAM ile TOP AĞAÇ ile TOP ATIMI ile TOP SAKAL ile TOP SAĞIR ile TOP SÜRME ile TOP TÜFEK ile TOPU TOPU ile TOP KANDİL ile TOP ZAMBAK ile TOP ARABASI ile TOP MERMİSİ ile TOP SAKALLI ile TOP TEKNİĞİ ile TOP PATLICAN ile TOP TOPLAYICI/LIK
- TOPLAMAK ile TOPLANMAK ile TOPLATMAK ile TOPLAŞMAK ile TOPLANILMAK ile TOPLATILMAK ile TOPLAŞTIRMAK ile TOPLANABİLMEK ile TOPLANIVERMEK ile TOPLATABİLMEK ile TOPLAYABİLMEK ile TOPLAYIVERMEK ile TOPLA ile TOPLAM ile TOPLAÇ
- COLLECTOR RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE COLLECTEUR[Fr.] / KOLLEKTORWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAYICI DİRENCİ
- COLLECTOR JUNCTION[İng.] / JONCTION DE COLLECTEUR[Fr.] / KOLLEKTORSPERRSCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAYICI EKLEMİ/ENGEL KATMANI
- COLLECTOR VOLTAGE[İng.] / TENSION DE COLLECTEUR[Fr.] / KOLLEKTORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAYICI GERİLİMİ
- COLLECTOR MODULATION[İng.] / MODULATION DE COLLECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= TOPLAYICI KİPLEMESİ
- COLLECTOR CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ COLLECTEUR[Fr.] / KOLLEKTORKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAYICI SIĞASI
- COLLECTOR[İng.] / COLLECTEUR[Fr.] / KOLLEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPLAYICI
- TOPLU "TAŞIM" değil TOPLU TAŞIMA
- TOPOCHEMICAL REACTION[İng.] / RÉACTION TOPOCHIMIQUE[Fr.] / TOPOCHEMISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TOPOKİMYASAL TEPKİME
- TOR ile TOR ile TOR ile TOR ile TOR ile TOR[Fr. < TORE]
( Sık gözlü ağ. | Bir metre uzunluğunda dört santimetre eninde örgü ip.| Tuzak. | Örgü sırası. | Giysi ya da örgülerde, çorap koncunun ağzı gibi büzülen kısım. | Çorap boğazına örülen lastik örgü. | Ağ gibi seyrek örgülü bir cins dokuma. | Fanila, çorap vb. giysilerde gövdeyi saran lastik örgü. | İnce örülmüş para kesesi. | Baş örtüsü. | Hamam havlusu, peştemal. | Saman taşırken kağnı arabasına takılan ot ve kendirle örülmüş ağ. | Uçkur uçlarına yapılan düğümler. | Çözülemeyen ilmek. | Süzgeç. İLE İşe alışkın olmayan, yabani. | Toy, acemi kişi. | Olgunlaşmamış, ham.| Çok hareketsizlikten ileri gelen hamlık. | Çekingen, utangaç. | Soğukkanlı. | Ters. | Aptal. | Kendini beğenmiş, kibirli. | Eşeysel gücü çok olan. İLE İnci gerdanlık. | Boncuktan yapılan bilezik. İLE Buzağılamamış üç yaşındaki inek yavrusu. İLE Fidan. İLE Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan nesne. )
- TÖR ile TÖRE ile TÖRECİ/LİK ile TÖRELİ ile TÖRESEL ile TÖRESİZ/LİK ile TÖRE DIŞI ile TÖRE BİLİMİ ile TÖRE DIŞICI/LIK ile TÖRE CİNAYETİ
- TOR ile TORK
- TORR[İng.] / TORE, TORR[Fr.] ile/değil/yerine/= TOR
- TORBERNITE[İng.] / TORBERNITE[Fr.] / URANGLIMMER, KUPFERUNGLIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TORBERNİT
- TOROIDAL MACHINE[İng.] / MACHINE TOROÏDALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL MAKİNE
- TOROIDAL MAGNETIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT MAGNÉTIQUE TOROIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= TOROİDAL MANYETİK DEVRE
- TORRICELLISCHER RAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ BOŞLUĞU
- TORRICELLI VACUUM[İng.] / VIDE TORRICELLIEN[Fr.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ VAKUMU
- TORRICELLI LAW[İng.] / LOI DE TORRICELLI[Fr.] / TORRICELLISCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TORRİCELLİ YASASI
- TORTULANMAK ile TORTULAŞMAK ile TORTULLAŞMAK ile TORTU ile TORTUL ile TORTUM ile TORTULU ile TORTUSUZ ile TORTUL BİLİMİ
- THORIUM SERIES[İng.] / SÉRIE DU THORIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= TORYUM DİZİSİ/SERİSİ
- TOS ile TOST ile TOSTÇU/LUK ile TOST EKMEĞİ ile TOST MAKİNESİ
- TOX-/TOXI-/-TOXIC/TOXICO-/-TOXO- ile/||/<> VİR- ile/||/<> SEPSİS-/SEPT-/SEPTİ-/SEPTO-
( Zehir. İLE/||/<> Zehir. İLE/||/<> Zehirlenme, çürüme. )
- TOYGA ile TOYGAR ile TOYGA ÇORBASI
- TÖZ ile/||/<>/> TÖZE
( Kök. İLE/||/<>/> Köklü. )
- TOZLU ile TOZLUK ile TOZLUKLU ile TOZLUKSUZ
- TRANSACTINIDE ELEMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSAKTİNİT ELEMENTLER
- TRANSDUKTORVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSDÜKTÖR YÜKSELTECİ
- TRANS-ETKİLİ GEN[İng. TRANS-ACTING GENE] ile/||/<> TRANSDÜKSİYON[İng. TRANSDUCTION] ile/||/<> TRANSKRANİYAL MANYETİK STİMÜLASYON[İng. TRANSCRANIAL MAGNETIC STIMULATION] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON BAŞLAMA KONUMU[İng. TRANSCRIPTION START SITE] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON BİRİMİ[İng. TRANSCRIPTION UNIT] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON FAKTÖRLERİ[İng. TRANSCRIPTION FACTORS] ile/||/<> TRANSKRİPTOM[İng. TRANSCRIPTOME] ile/||/<> TRANSKRİPTOMA[İng. TRANSCRIPTOME] ile/||/<> TRANSKRİPTOMİK[İng. TRANSCRIPTOMICS] ile/||/<> TRANSPİRASYON[İng. TRANSPIRATION] ile/||/<> TRANSPOSAZ[İng. TRANSPOSASE]
( Farklı bir kromozom üstündeki başka bir gen ile hareket ya da işbirliği eden gendir. @@ Bir bakterinin DNA'sının, bir diğer bakteriye, genellikle bir virüs aracılığıyla bulaşması, geçmesi durumudur. Kalıtsal maddelerde özel bir çeşit yeniden düzenleme (Genlerde Yeniden Düzenleniş) durumudur. Gametlerin birleşmesinden çok, bulaşma olaylarında görülen bir durumdur. Belirli bir bakteri kuşağındaki (soyundaki) DNA, başka bir kuşağın genetik karakterlerini kapabilir. Antibiyotiklere karşı direnç, bir bakteriden diğerlerine transdüksiyon yoluyla geçmektedir. @@ Beyindeki sinir gözelerini uyararak depresyon semptomlarını iyileştirmek için manyetik alanları kullanan invaziv olmayan bir prosedür. Tipik olarak diğer depresyon tedavileri etkili olmadığında kullanılır. @@ mRNA sentezinin başladığı gen pozisyonu.Bu akış yönünde 5 UTR olarak anılan translasyon başlama bölgesine giden konum. @@ Öncü kodon ve sonlandırma kodonu arasında uzanan DNA bölgesi. @@ Transkripsiyon başlama düzenlenmesine kontrol elemanlarını bağlayarak ve RNA polimerlerinin hareket etmesine izin vererek direk olarak katılan proteinlerdir. Transkripsiyon etmeni genlerin transkripsiyonunu düzenlemek için DNA üzerinde belirli bir diziye bağlanabilir. @@ Belirli bir göze, doku ya da organizmanın belirli bir zaman diliminde ürettiği tüm RNA moleküllerinin toplamını ifade eden terim. Transkripsiyon süreci, genetik bilginin DNA'dan RNA'ya aktarılması işlemidir ve genlerin ifadesinin başlangıcı anlamına gelmektedir. Bu süreçte, belirli genlerin DNA dizileri RNA moleküllerine çevrilir. Bu RNA'lar daha sonra protein üretimi için kullanılır. Transkriptom analizi, hangi genlerin hangi koşullar altında aktif olduğunu ve bu aktivitenin nasıl değiştiğinin anlaşılmasını sağlar. @@ Herhangi bir zamanda, göze popülasyonu olarak ifade edilen bütün genlerin kimlik ve ekspresyon seviyesini gösterir. @@ Bir organizmanın belirli bir göze, doku ya da organizmada belirli bir zaman diliminde üretilen tüm RNA moleküllerinin incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı. Bu disiplin, hangi genlerin aktif olduğunu ve bu genlerin aktivitesinin çeşitli iç ve dış etmenlere nasıl tepki verdiğini anlamayı amaçlar. @@ Bitkilerin stomalar aracılığı ile su kaybetmesi. @@ Transpozon yerleştirmesini katelize eden enzimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRANSFERASE[İng.] / TRANSFÉRASE[Fr.] / TRANSFERASE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSFERAZ
- MUHAVVİLE[Osm.] / TRANSFORMER[İng.] / TRANSFORMATOR, UMSPANNER[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSFORMATÖR
- INVERSE GAIN OF TRANSISTOR[İng.] / GAIN INVERSE DU TRANSISTOR[Fr.] / TRANSISTOR-INVERSGEWINN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSİSTÖR TERS KAZANCI
- TRANSKRİPSİYON[İng. TRANSCRIPTION] ile/||/<> BAŞLANGIÇ KOMPLEKSİ[İng. INITIATION COMPLEX] ile/||/<> BAŞLATICI[İng. PROMOTER] ile/||/<> CAAT KUTUSU[İng. CAAT BOX] ile/||/<> DİSGRAFİ[İng. DYSGRAPHIA] ile/||/<> POLİMER[İng. POLYMER] ile/||/<> RNA POLİMERAZ[İng. RNA POLYMERASE] ile/||/<> TATA KUTUSU[İng. TATA BOX]
( DNA'nın RNA polimeraz tarafından mRNA formatına dönüştürülmesi. Gen ifadesinin ilk adımı. @@ RNA polimeraz-II, halihazırda bulunan ya da genel transkripsiyon ya da başlangıç etmenleri (TFII ya da IF/elF), başlatıcı, hızlandırıcı ve susturu elemanlardan oluşmuş, transkripsiyonun başlangıç alanında yer alan çoklu-protein kompleksi. RNA sentezini bu kompleksin oluşumuyla başlar. @@ Gen ifade sürecinde RNA polimeraz için başlangıç bağlanma noktasıdır. DNA yazılımı sırasında RNA polimeraz ve diğer görevli proteinler (transkripsiyon etmenleri) ilk olarak genin 5' ucundaki başlatıcıya bağlanırlar. @@ CAT Kutusu da denen, ökaryotik genlerde 5' ucunda, trankripsiyon başlangıç bölgesinin yaklaşık 75bp yukarısında bulunan, oldukça korunmuş bir DNA dizisi. NF-1/CTF transkripsiyon etmenlerine bağlanır. @@ Başta el yazısı olmak üzere yazma yeteneğini ve aynı zamanda tutarlılığı da etkileyen, yazılı anlatımda bir öğrenme güçlüğüdür. Spesifik bir öğrenme güçlüğü (SLD) olduğu kadar bir transkripsiyon bozukluğudur, yani bozuk el yazısı, ortografik kodlama ve parmak dizilimi (yazmak için gerekli kasların hareketi) ile ilişkili bir yazma bozukluğudur. Genellikle diğer öğrenme güçlükleri ve konuşma bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ya da gelişimsel koordinasyon bozukluğu (DCD) gibi nörogelişimsel bozukluklarla örtüşür. @@ Doğal ya da sentetik monomerlerin bir araya gelerek oluşturduğu büyük yapılara verilen genel isim. Yunanca "polymeres" sözcüğünden gelmektedir. "Polys", "birkaç, birçok" anlamına; "meros" "parça, birim" anlamına gelmektedir. @@ DNA'yı şablon alarak bir RNA molekülünü transkribe eden bir enzim. Substrat olarak ribonükleotid trifosfatlar (rNTP) kullanır. RNA molekülünün 3' ucuna her seferinde bir nükleotid ekleyerek büyütür (bu reaksiyon pirofosfatları serbest bırakır). RNA polimeraz I, sadece bir tür RNA molekülünün (pre-rRNA) sentezine ayrılmıştır. RNA polimeraz II genel transkripsiyon reaksiyonları için gereklidir. RNA polimeraz III, tRNA'lar ve 5S rRNA gibi küçük RNA'lar üretir. @@ RNA polimeraz II'nin bağlandığı ökaryotik genlerin transkripsiyon başlatma alanının 25 ila 35 bp yukarısında bulunan kısa nükleotid dizisi. Konsensus dizisi 5'-TATAA / TAA-3 'dir. TATA kutusu, genel transkripsiyon etmeni TFIID'ye bağlanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRANSURANIC ELEMENTS[İng.] / ÉLÉMENTS TRANSURÉS[Fr.] / TRANSURANCE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSURANİK ELEMENTLER, TRANSURANUM ELEMENTLERİ
- TRAUMAT-/TRAUMATO- ile/||/<> HELC-/HELCO-
( Yara. İLE/||/<> Ülser, ülser yapan, dokuyu yiyen yara. )
- THREONINE[İng.] / THREONIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TREONİN
- TRI-N-HEXYLALUMINIUM[İng.] / TR, -N-HEXYLALUMINIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİ-N-HEKSİLALÜMİNYUM
- TRİAD[Osm.] / TRIADE[İng.] / TRIADE[Fr.] / TRIADE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAD
- TRIACONTANE[İng.] / TRIACONTANE[Fr.] / TRIAKONTAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAKONTAN
- TRIALLYLAMINE[İng.] / AMINE DE TRIALLYLE[Fr.] ile/değil/yerine/= TRİALLİLAMİN
- TRIAMINE[İng.] / TRIAMINE[Fr.] / TRIAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAMİN
- TRIAMINOBENZENE[İng.] / TRIAMINOBENZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAMİNOBENZEN
- TRIAMORPHA[İng.] / TRIAMORPHE[Fr.] / TRIAMORPH[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAMORF
- TRIAMCINOLONE ACETONIDE[İng.] / TRIAMCINOLONE ACÉTONIDE[Fr.] / TRIAMCINOLON ACETONID[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAMSİNOLON ASETONİD/ASETONÜR
- TRIAMTERENE[İng.] ile/değil/yerine/= TRİAMTEREN
- TRIACETATE[İng.] / TRIACÉTATE[Fr.] / TRI-ACETAT, AZETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİASETAT
- TRIACETIN, GLYCEROL TRIACETATE[İng.] / TRIACÉTINE[Fr.] / TRIASETIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİASETİN, GLİSERİN TRİASETAT
- TRIACETONAMINE[İng.] / TRIACÉTONAEMINE[Fr.] / TRIACERONAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİASETONAMİN
- TRIAZANE[İng.] / TRIAZANE[Fr.] / TRIAZAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAZAN
- TRIAZANO-[İng.] / TRIAZANO-[Fr.] / TRIAZANO[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAZANO
- TRIAZENE[İng.] / TRIAZÉNE[Fr.] / TRIAZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAZEN
- TRIAZINE[İng.] / TRIAZINE[Fr.] / TRIAZINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAZİN
- TRIAZINYL[İng.] / TRIAZINYLE[Fr.] / TRIAZINYL[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAZİNİL
- TRIAZOLE[İng.] / TRIAZOL[Fr.] / TRIAZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAZOL
- TRİAZOLYL[Osm.] / TRIAZOLYLE[İng.] / TRIAZOLYLE[Fr.] / TRIAZOLYL[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAZOLİL
- TRIAZOLONE[İng.] / TRIAZOLONE[Fr.] / TRIAZOLONE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİAZOLON
- TRIBASIC[İng.] / TRIBASIQUE[Fr.] / DREIBASISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİBAZİK
- TRIBENZOYLMETHANE[İng.] / TRIBENZOYLMETHANE[Fr.] / TRIBENZOYLMETHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİBENZOİLMETAN
- TRIBOELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİBOELEKTRİK
- TRIBOLOGY[İng.] / TRIBOLOGIE[Fr.] / TRIBOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİBOLOJİ
- TRIBROMIDE[İng.] / TRIBROMURE[Fr.] / TRIBROMIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİBROMÜR
- TRİBÜN[Fr. < TRIBUNE] ile TÜRBİN[Fr. < TURBINE]
( Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde izleyicilerin oturduğu koltuklu ya da basamaklı bölüm, sekilik. | Burada oturan izleyiciler. İLE Su, buhar, gaz gibi herhangi bir akışkanın hareket enerjisiyle ve bazı özel düzenler yardımıyla dönerek çalışan araç. )
- TRIBUTYLAMINE[İng.] / TRIBUTYLAMINE[Fr.] / TRIBUTYLAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= TRİBÜTİLAMİN