- CALCIUM ARSENITE[İng.] / ARSÉNIATE DE CALCIUM[Fr.] / CALSIYUM ARSENIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM ARSENİT
- CALCIUM ACETATE[İng.] / ACETATE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMAZETAT, ESSIGSÄURESKALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM ASETAT
- CALCIUM FLUORIDE[İng.] / FLORURE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMFLUORID, FLUORCALCIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM FLORÜR
- CALCIUM PHOSPHATE[İng.] / PHOSPHATE DE CALCIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM FOSFAT
- CALCIUM PHOSPHIDE[İng.] / PHOSPHURE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUM PHOSPHID, PHOSPHORCALCIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM FOSFÜR
- CALCIUM GLUCONATE[İng.] / GLUCONATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMGLUCONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM GLUKONAT
- CALCIUM HYDRIDE[İng.] / HYDRURE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUM HYDRID[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM HİDRÜR
- CALCIUM HYPOCHLORITE[İng.] / KALZIUMHYPOCHLORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM HİPOKLORİT
- CALCIUM IODOBEHENATE[İng.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM İYODOBEHENAT
- CALCIUM IODIDE[İng.] / IODURE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMJODID[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM İYODÜR, KALSİYUM İYODÜR
- CALCIUM CARBONATE, CHALK[İng.] / VOIR CARBONATE DE CALCIUM, CRAIE, BLANCHE DE CRAIE[Fr.] / CALCIUM KARBONAT, KREIDE, CALCIUMKARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM KARBONAT, TEBEŞİR
- CALSIUM CARBÜR[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM KARBÜR
- CALCIUM CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMCHLORID, CHLORKALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM KLORÜR
- CALCIUM CHROMATE[İng.] / CHROMATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMCHROMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM KROMAT
- CALCIUM LACTATE[İng.] / LACTATE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMLACTAT, MILCHHÄURER KALK[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM LAKTAT
- CALCIUM NAPHTHENATE[İng.] / NAPHTÉNATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMNAPHTHATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM NAFTENAT
- CALCIUM NITRATE[İng.] / NITRATE DE CALCIUM, NITRATE DE CHAUX[Fr.] / KALZIUM NITRAT, SALPETERSÄURES KALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM NİTRAT
- CALCIUM OXIDE[İng.] / OXYDE DE CALCIUM, CHAUX VIVE[Fr.] / KALZIUMOXYD, GEBRANNTER KALK, ÄTZKALK[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM OKSİT
- CALCIUM PANTOTHENATE[İng.] / PANTOTHÉNATE[Fr.] / CALCIUMPENTOTHENAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM PANTOTENAT
- CALCIUM PEROXIDE[İng.] / PEROXYDE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUM PEROXYD, CALCIUM PEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM PEROKSİT
- CALCIUM PYROPHOSPHATE[İng.] / PYROPHOSPHATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMPYROPHOSPHAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM PİROFOSFAT
- CALCIUM PLUMBATE[İng.] / PLOMBATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUM PLUMBAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM PLUMBAT
- CALCIUM POLYSULPHIDE[İng.] / KALZIUMPOLYSULFID, KALKSCHWEFELLEBER[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM POLİSÜLFÜR
- CALCIUM RESINATE[İng.] / RÉSINÉATE DE CALCIUM[Fr.] / CALCIUMRESINAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM RESİNAT
- CALCIUM CYCLAMATE[İng.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SİKLAMAT
- CALCIUM CITRATE[İng.] / CITRATE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMSITRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SİTRAT
- CALCIUMCYANAMIDE[İng.] / CYANAMIDE CALCIQUE[Fr.] / CALCIUMCYANAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SİYANAMİT
- CALCIUM CYANIDE[İng.] / CYANURE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUMCYANIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SİYANÜR
- CALCIUM SULFATE[İng.] / SULFATE DE CALCIUM, PLÂTRE[Fr.] / KALZIUMSULFAT, GIPS[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM SÜLFAT
- CALCIUM TUNGSTATE[İng.] / TUNGSTATE DE CALCIUM[Fr.] / KALZIUM WOLFROMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM TUNGSTAT
- CALCIUM[İng.] / CALCIUM[Fr.] / CALCIUM, KALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM
- CAMPHANE[İng.] / CAMPHANE[Fr.] / CAMPHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAMFAN
- CAMPHENE[İng.] / CAMPHÈNE[Fr.] / CAMPHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAMFEN, SAF NEFT YAĞI
- BLOOD ALBUMIN[İng.] / ALBUMINE DU SANG[Fr.] / BLUTALBUMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAN ALBÜMİNİ
- CANNABIS[İng.] ile/değil/yerine/= KANABİS, HİNT KENEVİRİ
- KANAT/KUBBE:
S ile/||/<> M ile/||/<> L ile/||/<> XL
( 55-75 @@ 70-95 @@ 90-110 @@ 110-125 )
( 15 kg. + PİLOT )
- KANIT ile/ve/değil/||/<> TANIK
- KANSER[İng. CANCER] ile/||/<> GEN TERAPİSİ[İng. GENE THERAPY] ile/||/<> GENOMİK DENGESİZLİK[İng. GENOMIC IMBALANCE] ile/||/<> KARSİNOFOBİ[İng. CARCINOPHOBIA] ile/||/<> KÖK URU[İng. AGROBACTERIUM TUMEFACIENS] ile/||/<> TÜMÖR[İng. TUMOR]
( Tıpta "kötü huylu neoplazma" olarak da bilinen, kontrol dışı göze büyümesi ile karakterize edilmiş geniş bir hastalık sınıfı. Kanserli gözeler kontrol edilemez bir biçimde gelişir ve ürerler. Bu yüzden kötü huylu tümörler oluştururlar ve vücudu önce bölgesel olarak, sonrasında tamamen işgal ederler. Kanser gözelerinin, kan akışı ve lenf kanalları aracılığıyla vücudun farklı yerlerine gidebildiği bilinmektedir. Günümüzde insanda görülen 200'den fazla kanser türü olduğu bilinmektedir. @@ Bir kişinin genlerini, hastalığı tedavi etmek ya da iyileştirmek için değiştiren bir tekniktir. Bu terapinin, kanser ve diğer durumları tedavi etme yolları üzerine yapılan araştırmalar devam etmektedir. @@ Kanser oluşumundaki ilk olaydır. DNA onarımı ve göze döngüsü kontrolünde meydana gelen kusurlar nedeniyle oluşur. Genomik dengesizlik, tümörü önleyen genin mutasyon geçirerek işlevini kaybetmesiyle ya da bir genin mutasyonla yeni bir işlev kazanarak kanserli gözeler üretmesi ile meydana gelir. @@ Kanser korkusu olarak bilinen, Yunancada "yengeç" anlamına gelen καρκίνος ("karkínos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Dikotiledöz bitkilerde (hububat hariç tüm tarımsal ürünler) kanser benzeri bir bitki hastalığına (kron gallu) neden olan bir toprak bakterisidir. Ti plazmidini içerir. Bakterinin tümör indüksiyon kabiliyeti, plazmid aracılığıyla komşu gözelere yayılır. @@ Herhangi bir sınırlama ya da sonlanma göstermeyen, konak canlının kontrol mekanizmaları dışında hareket eden, kontrolsüz göze çoğalmasıyla ortaya çıkan anormal bir doku kitlesidir. Neoplazinin tıp dilinde olağan kullanımı “tümör”dür. Aslında tümör deyimi; Latincedeki “tumor” sözcüğünden gelmektedir. Neo= yeni; plasm= oluşum, gelişme, büyüme anlamındadır. Onkolojide neoplazmların “benign” (iyi huylu) ve “malign” (kötü huylu) olarak gruplandırılması önemlidir. Kötü huylu tümörler, kanser gözelerinin bir diğer ismidir. Her tümör, kanser demek değildir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- THYRATRON À GRILLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KAPILI TİRATRON
- KAPORTA[İt. < BOCCAPORTA] ile/ve/||/<> KAROSER[Fr. < CARROSSERIE] ile/ve/||/<> TAMPON[Fr. < TAMPON]
( Otomobilde, kaput ya da ön kapak. | Motorlu taşıtları örten, genellikle sacdan yapılmış dış bölüm. | Gemi içinin aydınlanması ve hava alması amacıyla güvertede açılmış bulunan camekânlı yer. | Kişinin yüz, giysi, ayakkabı vb.nden oluşan dış görünümü. İLE/VE/||/<> Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm. İLE/VE/||/<> Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir nesneden yapılmış büyük tıkaç. | Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak nesneyle dolu şey. | Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım. | Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı ya da sterilize edilmiş pamuklu özel parça. | Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken. )
- KÂR değil/yerine AR
- KÂR-ÂGÂH[Ar.] ile KARÂR-GÂH[Ar., Fars.]
( İş bilir, uyanık. İLE Bir yerde oturup karar kılınacak, dinlenilecek yer. | Bir ordu kurmay kurulunun bulunduğu yer/merkez. )
- KARAR VERME[İng. DECISION-MAKING] ile/||/<> İNSULAR KORTEKS[İng. INSULAR CORTEX]
( Algılanan uyaranı değerlendirip uygun bir davranışsal tepki seçme. Karar verme süreci basit olabilir ya da sorun çözme gibi karmaşık bilişsel süreçleri içerebilir. @@ "Reil Adası" olarak da adlandırılan insular korteks beynin her iki yarım küresinde lateral sulkusun derinliklerinde katlanmış olarak bulunur, insanlarda duyusal işlemeden üst düzey bilişe kadar çeşitli işlevleri vardır. Araştırma bulgularına göre bu yapı otonom ve motor kontrol, risk tahmini, karar verme, bedensel ve öz farkındalık, empati gibi karmaşık sosyal işlevlerde de önemli bir yer tutar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- İSTİKRARSİZ MUVÂZENE[Osm.] / UNSTABLE EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE INSTABLE[Fr.] / INSTABILES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARSIZ DENGE
- CARBOHYDRATES[İng.] / HYDRATES DE CARBON[Fr.] / KOHLEHYDRATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARBOHİDRATLAR
- CARBOXYMETHYL-CELLULOSE[İng.] / KARBOXYLIERTE METHYLZELLULOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARBOKSİMETİL SELÜLOZ
- CARBENIUM[İng.] ile/değil/yerine/= KARBONİYUM İYONU
- KARIN[İng. ABDOMEN] ile/||/<> AKUT PANKREATİT[İng. ACUTE PANCREATITIS] ile/||/<> ATRİYOVENTRİKÜLER DÜĞÜM[İng. ATRIOVENTRICULAR NODE] ile/||/<> ATRİYUM[İng. ATRIUM] ile/||/<> DERİN BEYİN STİMÜLASYONU[İng. DEEP BRAIN STIMULATION]
( Bir canlının uzunlamasına yere paralel durduğunda, yere yakın olan tarafına verilen isim. @@ Sırta ve sol skapular bölgeye yayılan epigastrik ağrı, ateş, bulantı ve kusma semptomları ile kendini gösteren "akut karın" tablosudur. Etyolojisinde en sık alkol kullanımı ve safra taşlarına bağlı pankreas gözelerinin hasar görmesi yer almaktadır. @@ Kalp hızı ve ritmini kontrol eden sisteminin en önemli bölümlerinden biridir. AV düğüm olarak da anılır. Elektrik uyarıları üretir ve onları kalp boyunca iletir ve kalbi kalp uyarımını ve pompalanmasını uyarır. Elektriksel uyarılar, sinoatriyal düğümden başlar ve kalbin sağ üst odasının altında bulunan bir göze kümesi olan AV düğümüne ulaşana kadar aşağı doğru hareket eder. Elektrik sinyalinin ventirküllere girmesini yavaşlatan sistemdir. Bu gecikme kulakçıklara karıncıklardan önce kasılabilmesi için zaman kazandırır. @@ 1. Kalbin üst kısmında bulunan, toplardamarlardan gelen kanı ventriküllere (karıncıklara) aktaran odacıklar. @@ Kafatasına 14 milimetre çapında bir delik açılarak beynin içine elektrot yerleştirilmesi yoluyla yapılan cerrahi tedavi yöntemi. Beyne yerleştirilen elektrot, köprücük kemiği ya da karın bölgesinde bulunan bir nörostimülatöre bağlanır. Elektrot; talamus, subtalamus ve globus pallidus olmak üzere beynin üç farklı bölgesine yerleştirilebilir. Bağlanan nörostimülatör beyne elektrik akımları gönderir. Derin beyin stimülasyonu, geri alınabilen bir tedavi yöntemidir. Genellikle parkinson hastalarında kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- IMMISCIBLE[İng.] / NON MISCIBLE[Fr.] / KARIŞMAYAN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞMAYAN
- KARİZMA[Fr. < CHARISME] değil/yerine/= ETKİLEYİCİLİK
- CARNALLITE[İng.] / C'ARNALLITE[Fr.] / KARNALLIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARNALİT
- COUNTER-ION LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= KARŞI İYON TABAKASI
- MUTUAL CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE MUTUELLE[Fr.] / GEGENSEITIGE CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞILIKLI KARAKTERİSTİK
- ANTIHYPERON[İng.] / ANTIHYPERON[Fr.] / ANTIHYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT HİPERON
- ANTIPROTON THRESHOLD[İng.] / SEUIL D'ANTIPROTON[Fr.] / ANTIPROTONSCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT PROTON EŞİĞİ
- ANTIPROTON[İng.] / ANTIPROTON[Fr.] / ANTIPROTON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT PROTON
- KARTOROZ" değil KART HOROZ
- EIGENE BARRIERTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KATKISIZ ENGELLİ TRANSİSTOR
- CATHODE DARK SPACE[İng.] / ESPACE SOMBRE CATHODIQUE[Fr.] / KATHODENDUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT KARANLIK BÖLGESİ
- CATHODE MODULATION[İng.] / MODULATION DE CATHODE[Fr.] / KATHODENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT KİPLEMESİ
- CATION[İng.] / CATHION[Fr.] / KATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KATYON
- CHAVICOL[İng.] / CHAVICOL[Fr.] / CHAVICOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVİKOL
- KELVİN ile/||/<> SIVI HİDROJEN[İng. LIQUID HYDROGEN] ile/||/<> TERMOMETRE[İng. THERMOMETER]
( Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) temel sıcaklık birimidir. "Mutlak sıfır sıcaklığı" kavramına dayanan bir sıcaklık ölçeğidir. Genellikle bilimsel gösterimde kullanılır ve diğer sıcaklık ölçeklerinden farklı bir biçimde hesaplanır. Diğer sıcaklık ölçekleri ile sabit orana sahiptir. "K" ile gösterilir. Adını, İskoç fizikçi Lord Kelvin'den alır. @@ Bir element olan hidrojenin (H2) sıvı formudur. LH2 olarak gösterilmektedir. Uzay ve havacılık alanlarında sıkça kullanılmaktadır. Hem daha düşük basınçlarda saklanabildiği için güvenli olması hem de yüksek enerji sağlayabilmesi nedeniyle uzay araçlarında yakıt olarak tercih edilmektedir. Hidrojeni sıvı forma geçirmek için 33 Kelvin'e soğutmak gerekmektedir. @@ Bir cismin ya da sistemin sıcaklığını ölçmede kullanılan alettir. Ölçülen sıcaklığın SI birimi Kelvin'dir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- CHIMIQUE ADSORPTION[Fr.] / CHEMOSORPTION, CHEMISCHE ADSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMOSORPSİYON
- SPONTANEOUS MAGNETIZATION[İng.] / AIMANTATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN MIKNATISLANMA
- KENNARD PACKET[İng.] / PAQUET DE KENNARD[Fr.] / KENNARD-PAKET[Alm.] ile/değil/yerine/= KENNARD PAKETİ
- KERACYANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERASİYANİN
- KEROGEN[İng.] / KERNOGENE[Fr.] / KERNOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROGEN
- KERR CELL[İng.] / CELLULE DE KERR[Fr.] / KERR-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR GÖZESİ/HÜCRESİ
- KETOHYDROXYESTRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KETOHİDROKSİESTRİN
- KIKUCHI LINES[İng.] / LIGNES DE KIKUCHI[Fr.] / KIKUCHI-ZEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİKUCHİ ÇİZGİLERİ
- CHEMICAL THERMODYNAMICS[İng.] / CHIMIQUE HYDRAMNIQUE[Fr.] / CHEMISCHE THERMODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL TERMODİNAMİK
- KİNAZ[İng. KINASE] ile/||/<> SUBSTRAT[İng. SUBSTRATE] ile/||/<> TRANSFERİN[İng. TRANSFERRIN]
( Fosfat gruplarının yüksek enerjili fosfat içeren bir molekülden (ATP gibi) bir substrata transferini katalize eden enzimlerin genel adı. @@ Bir kimyasal tepkime sırasında bir diğer substrat ya da ayıraç ile tepkimeye girerek harcanan, bunun sonucunda kimyasal ürün üretilmesini sağlayan kimyasal maddelere verilen bir addır. Daha basit tanımıyla substrat, incelenen, değişen ya da değiştirilen kimyasala verilen addır. @@ Kan plazmasında bulunan demir taşıyıcı protein.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- QUININE SULPHATE[İng.] / SULFATE DE QUININE[Fr.] / CHININ SULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNİN SULFAT
- QUININE[İng.] / QUININE[Fr.] / CHININ[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNİN
- QUINONE[İng.] / QUINONE[Fr.] / CHINON[Alm.] ile/değil/yerine/= KİNON
- CHIRAL CARBON ATOM[İng.] ile/değil/yerine/= KİRAL KARBON ATOMU
- CHIRAL MOLECULE OR ION[İng.] ile/değil/yerine/= KİRAL MOLEKÜL VEYA İYON
- KİRAL ile/ve/||/>< AKİRAL
( KİRALİTE: Nesnenin veri taşıyan bakışımsızlığı. )
- KİRALİTEDE:
D ile/ve/||/<> L
- KİŞİ:
ŞER ile/değil/yerine/>< ER
- KİŞİNİN:
(")ÖZ GEÇMİŞİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖZ GEÇMİŞİ
- KIESERITE[İng.] / KIESERITE[Fr.] / KIESERIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİZERİT
- KLAD[İng. CLAD] ile/||/<> KLADOGRAM[İng. CLADOGRAM] ile/||/<> MONOFİLETİK GRUP[İng. MONOPHYLETIC GROUP] ile/||/<> SİNAPOMORFİ[İng. SYNAPOMORPHY] ile/||/<> TAKSONOMİK HİYERARŞİ[İng. TAXONOMIC HIERARCHY]
( Belirli bir ortak atadan evrimleşen torun türlerin tamamıdır. Monofiletik grup ile eş anlamlıdır. @@ Kladistik analizlerin sonuçlarını gösteren bir evrim ağacıdır. @@ Tek bir ortak atadan evrimleşmiş türler ya da popülasyonların tümünü anlatmak için kullanılır. Monofiletik gruplardan bahsederken, günümüzde var olan türler ile bunların ortak atalarının tamamı bilinmelidir. Günümüzde sayısız monofiletik grup tanımlanmıştır. @@ Filogenetik analizde, bir kladı diğerlerinden ya da dış öbekten ayırt eden, atalarında bulunmayan ve sonradan evrimleşmiş, torun türlerden bazıları tarafından paylaşılan özelliklerdir. @@ Sınıflandırma bilimi dahilinde, canlıların dikey bir hiyerarşi içinde sınıflandırılmasıdır. Günümüzde oldukça ayrıntılı bir hiyerarşi kullanılmaktadır. En genel hatlarıyla, aşağıdan (spesifikten) yukarıya (genele) sırasıyla tür, cins, aile, takım, sınıf, şube, alem, alan ve tip gelmektedir. Ancak bunların arasında da sayısız takson basamağı (klad) bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- CLASSICAL MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE CLASSIQUE[Fr.] / KLASSISCHE MECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KLASİK MEKANİK
- CLAUSIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= KLASUS
- KLİN ile/||/<> ANHEDONİ[İng. ANHEDONIA] ile/||/<> ÇİFT SARMAL[İng. DOUBLE HELIX] ile/||/<> DOĞAL ÖLDÜRÜCÜ HÜCRELER[İng. NATURAL KILLER CELLS] ile/||/<> DOĞRULUĞA UYGUNLUK KURAMI[İng. CORRESPONDENCE THEORY OF TRUTH] ile/||/<> HİDROJEN BAĞI[İng. HYDROGEN BOND]
( Bir genotipte ya da fenotipin coğrafi değişime paralel olarak görülen sistematik değişimi. @@ Eskiden keyif alınan aktivitelere olan ilginin azalması ve zevk alma yeteneğinin azalması. Anhedoni, depresyon, şizofreni ve diğer bazı akıl hastalıklarının temel klinik özelliklerinden biri. @@ Birbirine burgulu bir biçimde bağlanan iki doğrusal yapı bloğudur. Merdiven şekline benzetilmektedir ve moleküler biyolojide DNA'ya atfedilmektedir. @@ Hızlıca salgıladıkları sitokinlerle kemokinlerle ve infekte konak gözelerini doğrudan öldürebilme yetenekleri ile konak savunmasına katılan gözelerdir. Dentritik gözelerle birlikte patojenlere karşı oluşan adaptif immün yanıtı şekillendirirler ve otoimmün hastalıkların oluşmasında ve klinik seyirlerinde etki gösterirler. @@ Geleneksel bilgi tanımının üç koşulundan ilki olan Doğruluk Koşulu, geleneksel olarak gerçeklik ya da olguya uygun olma anlamına gelir. Epistemolojide doğruluk ile ilgili ifadeler zihinsel yapı ve özelliklerden değil, zihnimizden bağımsız varlıklarla ifadelerimizin uygunluğu anlamına gelir. Burada doğrunun, olgularla tekabül etme ilişkisine dayanan tekabüliyet/benzeşme (correspondence) kuramını varsaymaktayız. Bu kuramdan yola çıkacak olursak, doğru olmayan şey bilinemez; bu açıdan bilginin ilk koşulu tanımlamış olur. Bu koşulu daha iyi anlamak adına şu soruyu kendimize tekrar sorabiliriz; “Doğru olmayan şey bilinebilir mi?”, “Bildiğimizi iddia ettiğimiz şeyin doğru olmaması mümkün mü?”. Çoğu epistemolog için iki sorunun cevabı da “Hayır.” şeklindedir. Çoğu epistemolog için bilinen, bilme eyleminin diğer tarafından bulunan belirli türden bir gerçeklik varsayılmalıdır. Çünkü çoğu zaman x’i bilmek türünden bir eylem, belirli bir tür gerçekliği (x’in kendisini ya da x’i bilen öznenin kendisini) varsayar. Birşeyin doğru olduğunu iddia ederken ya da doğruluğa uygunluk kuramı ile düşünürken kast ettiğimiz çoğu zaman şudur: ifade ettiğimiz önerme (önerme doğru ya da yanlış olabilen yargı cümleleridir lütfen unutmayın), işaret ettiği nesneye uygunluk sergiler. Yani “Duvar beyazdır” dediğim zaman, bu yargı bildiren cümle; yani önerme, eğer duvar beyaz ise işaret ettiğini nesneye uygundur. Öyleyse “Duvar beyazdır” önermesi doğrudur ve doğruluğu uygunluk kuramına uygundur. @@ Hidrojen bağı, elektronlar için yüksek afiniteye sahip bir çift atom arasında bulunan bir hidrojen atomunu içeren etkileşim; böyle bir bağ, iyonik bir bağ ya da kovalent bağdan zayıf ancak van der Waals kuvvetlerinden daha güçlüdür. Hidrojen bağları, farklı moleküllerin atomları arasında ya da aynı molekülünün farklı bölgelerinde olabilir. Yapısındaki hidrojen bağları sebebiyle su, kendi büyüklüğündeki bir molekül için beklenenden çok daha geniş sıvı faz yelpazesine sahiptir. Doğrusal protein molekülündeki amino asitler arasındaki hidrojen bağları, proteninin işlevsel konfigürasyonuna katlanma şeklini belirler. DNA'nın iki ipliği üzerindeki nükleotidlerdeki azotlu bazlar (sitozinli guanin çiftleri, timinli adenin) arasındaki hidrojen bağları, genetik bilginin aktarımı için çok önemli olan çift sarmal yapısına neden olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- CHLORAL[İng.] / CHLORAL[Fr.] / CHLORAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORAL
- CHLORALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= KLORALKOL
- CHLORAMINE T[İng.] / CHLORAMINE T[Fr.] / CHLORAMIN T, P-TOLUENSULFONCHLORAMIDNATRIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORAMİN T
- CHLORAMINE[İng.] / CHLORAMINE[Fr.] / CHLORAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORAMİN
- CHLORANIL[İng.] / CHLORANILE[Fr.] / CHLORANIL[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORANİL
- ROUGE DE CHLOROPHÉNOL[Fr.] / CHLORPHENOLROT[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORFENOL KIRMIZISI
- CHLORITE[İng.] / CHLORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORİT
- CHLOROTHYMOL[Fr.] / CHLOROTHYMOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORİTMOL
- CHLORO ETHANOIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KLORO ETANOİK ASİT
- CHLORO-[İng.] / CHLORO-[Fr.] / CHLORO-[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORO-
- CHLOROPHENOL RED[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROFENOL KIRMIZISI
- CHLOROFORM[İng.] / CHLOROFORME[Fr.] / CHLOROFORM, TRICHLORMETHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROFORM
- CHLORONEB[İng.] ile/değil/yerine/= KLORONEB
- CHLOROPICRIN[İng.] / CHLOROPICINE[Fr.] / CHLOROPICRIN, NITROCHLOROFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPİKRİN
- CHLOROPLATINATE[İng.] / HEXACHLOROPLATINAT, CHLOROPLATINAT (IV)[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPLATİNAT
- CHLOROPRENE RESIN (RUBBER)[İng.] / CHLOROPREN KAUTSCHUK, POLYCHLOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPREN REÇİNESİ
- CHLOROPRENE[İng.] / CHLOROPREN, 2-CHLOR-1, 3-BUTADIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPREN
- CHLOROTHYMOL[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROTİMOL
- CHLORPROMAZINE[İng.] / CHLORPROMAZINE[Fr.] / CHLORPROMAZIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORPROMAZİN
- KNOWING THAT ONE KNOWS[İng.] değil/yerine/= BİLDİĞİNİ BİLMEK
( Bildiğini bilmek, epistemik öznenin hali hazırda edindiği bilgileri biliyor olduğunu ifade etmektedir. Daha açık bir deyişle epistemik öznenin, belleğinde bulunan bilgileri, hangi biçimde ve nasıl bildiğinin farkında olmasıdır. Böylelikle bildiğini bilmek, öznenin içsel süreçlerine erişiminin olmasını, rasyonel ve bilinçli bir biçimde bilgilerini denetleyebilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle içselci yaklaşımların, bildiğini bilmenin, bilgiyi meydana getirmekte önemli bir koşul olarak gördüğünü söylemek mümkündür. Bildiğini bilmekle ilgili tartışmalar geleneksel epistemolojide Pryyhon’un bilgi için bir ölçüt aramasından başlamıştır. Bu konu çağdaş epistemolojide Gettier’in karşı örnekleri ile farklı bir boyuta taşınmıştır. Çünkü Gettier’in örnekleri, ‘biliyor olduğunu bilmek’ ile ‘bilmek’ arasındaki ayrıma işaret etmektedir. Bu örneklerden yola çıkarak dışsalcılık, yalnızca ‘biliyorum’ demenin şans faktörünü dışarıda bırakmak için yeterli olduğunu savunurken içselcilik daha farklı bir tutum sergileyerek bilgide, ‘biliyor olduğunu bilme’nin şans faktörünü engelleyeceğini ileri sürmüştür. Bu doğrultuda bilgide şans faktörünü engelleyecek bir dördüncü koşul arayışına girilmiştir. (Bkz: Teminat Koşulu).
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- KODON ile/||/<> İNOZİN[İng. INOSINE] ile/||/<> KODON ÖNYARGISI[İng. KODON BIAS] ile/||/<> KOZAK SEKANSI[İng. KOZAK SEQUENCE] ile/||/<> SESSİZ YER DEĞİŞTİRME[İng. SILENT SUBSTITUTION]
( Belirli bir aminoasit taşıyıcı tRNA üretimi için kullanılan, DNA'da bulunan üçlü baz dizileri. @@ tRNA (antikodon) üzerinde bulunan, kodonda adenin, timin, urasil ya da sitozinle eşleşebilen, modifikasyona uğramış nükleosit. @@ DNA dizilimi içerisindeki kodonların rastgele olmayan dağılımları. @@ Bazı viral mRNA'larda, başlatma AUG 5 'ACCAUGG 3'ü çevreleyen konsensüs dizisi. Ribozomal bağlanmayı ve dolayısıyla protein sentezini kolaylaştırır. En tutarlı konum, başlatma kodonundan (ATG) üç nükleotid önce bulunur ve neredeyse her zaman bir adenin nükleotidir. @@ Bir DNA kodonundaki bir değişikliğin amino asit çevirisinde bir değişikliğe neden olmadığı bir mutasyon.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOLAJEN[İng. COLLAGEN] ile/||/<> FASYA[İng. FASCIA] ile/||/<> TENDON
( Kıkırdak, kemik, eklem ve lif gibi hareket sisteminin yapı taşlarını oluşturan protein. Bağ dokusunun ana bileşeni olarak memelilerde en bol bulunan proteindir. Kolajen, amino asit açısından zengindir ve kaynar suya maruz kaldığında jelatine dönüşür. @@ Latince’de “bant” anlamına gelen fasya; vücut içinde kasların üzerini örten, kasları ve iç organları birbirinden ayıran, bağlayan ve sabitleyen kolajen zar yapılı bir bağ doku katmanıdır. Katmanlarına ve fonksiyonlarına göre birbirinden çeşit olarak ayrılır. @@ Tendon ya da kiriş; vücutta kas dokuyu kemik dokuya bağlayan sert, gergin, oldukça güçlü bant yapısında sıkı fibröz bağ dokuya verilen addır. Kolajen yapılı tendonlar ligamentlere benzer özellik gösterir. Aradaki fark ligamentlerin kemikleri birbirine bağlamasıyken tendonlar kasları kemiklere bağlarlar. Tendonların gözesel bileşenleri tenosit (tendon gözeleri) ve fibroblastlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- COLLAGEN[İng.] / COLLAGÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLAJEN
- COLLARGOL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLARGOL
- COLLATERAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLATERAL
- CHOLESTEROL[İng.] / CHOLESTÉROL[Fr.] / CHOLESTRIN, GALLENFETT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLESTEROL
- COLLIGATIVE PROPERTY[İng.] / COLLIQUATIF PROPRIETÉ[Fr.] / KOLLIQUATIVE EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİGATİF ÖZELLİK
- COLLIMATOR[İng.] / COLLIMATEUR[Fr.] / KOLLIMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİMATÖR
- MÉTAL COLLOIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLOİDAL METAL
- COMPLEX ION[İng.] / ION COMPLEXE[Fr.] / COMPLEX-ION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS İYON
- COMPLEXON[İng.] / KOMPLEXON[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSON
- KÖMÜR değil/yerine/>< ÖMÜR
( Kömür gibi bir hiç uğruna, yüzlerce güzelim kömür gözlümüzün, gözlerinin pırıltılarını ve gölgelerini kalbimizde yaşatmaya devam edeceğiz!
Bir şeylerin ihtirası yüzünden, ölmeden önce ölemeyip işçilerin ölmesine göz yumabilenler içinse, ne desek az, ne desek çok olacağından ve onların da sonlarının, gölgeleriyle ortada olduğunu anımsamamız, belki bir nebze daha teselli olabilir ümidiyle...
:( ((((
" 'Küçük' bireylerin, gölgeleri büyüdükçe, güneş, batıyor demektir."

)
- CONARACHIN[İng.] ile/değil/yerine/= KONARAŞİN
- KONDRÜL[İng. CHONDRULE] ile/||/<> AKONDRİT[İng. ACHONDRITE]
( Çoğunlukla gök taşlarında bulunabilecek, boyutları milimetrenin de altında olan ve bazı gök taşlarının %80’lik kısmını oluşturan küçük küresel objeler. Kondrüller, Güneş sistemimizin en eski materyallerinden olan kalsiyum ve alüminyum bakımından oldukça zengin. Genellikle taş gezegenler ve gök taşları, kondrüllerden oluşmuş. Bu yüzden kondrüllerin nasıl oluştuğunu anlarsak Güneş sisteminde onun sayesinde oluşmuş gezegenleri ve gök taşlarını anlamamız kolaylaşır. Kondrüllerin Güneş sisteminde düşük yer çekiminde eriyip katılaşması sonucu oluştuğu neredeyse 200 yıldır bilinmekte. Fakat oluşumlarının koşullarını ve önemlerini hâlâ tam anlamıyla bilmediğimiz için anlamamız zorlaşıyor. Bilmememizin nedeni de kondrüllerin oluşumlarının bilimde büyük bir tartışma konusu olması. Önerilen teoriler birbiriyle çelişkili. Büyük oranda kabul edilen teori, 4.56 milyar yıl önce oluştukları. @@ İçinde kondrül barındırmayan, taş grubundan bir gök taşıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- KONSANTRASYON[İng. CONCENTRATION] ile/||/<> AŞIRI METAL BİRİKTİRİCİLER[İng. METAL HYPERACCUMULATORS] ile/||/<> DERİŞİM[İng. CONCENTRATION] ile/||/<> DİFÜZYON[İng. DIFFUSION] ile/||/<> HİPOTONİK[İng. HYPOTONIC]
( Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle ya da hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle ya da hacmine oranı. "Derişim" olarak da bilinir. @@ Öldürücü konsantrasyonlardaki toksik elementleri çevrelerinden tedarik ederek dokularında aktif halde depolayan bitkiler. @@ Konsantrasyon. Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle ya da hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle ya da hacmine oranıdır. @@ Maddelerin daha yüksek konsantrasyonlu ortamdan düşük konsantrasyonlu ortama doğru yayılmasına verilen addır. Difüzyona neden olan yoğunluk farkı olduğu için iki ortamdaki yoğunluk eşitlenene kadar difüzyon geçişi devam eder. Difüzyon, maddenin bütün hallerinde farklı hızda ve özellikte görülmektedir. Difüzyon, kolaylaştırılmış difüzyon ve basit difüzyon olarak ikiye ayrılır. @@ Hücrenin bulunduğu ortamın konsantrasyonunun kendisinden düşük olması. Yunanca "arasında, az ve altında" anlamına gelen "hypo" ile "gerilebilen" anlamına gelen "tonikos" kelimelerinden gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- CONVECTION CURRENT[İng.] / COURANT DE CONVECTION[Fr.] ile/değil/yerine/= KONVEKSİYON AKIMI
- KÖR NOKTA[İng. BLIND SPOT] ile/||/<> OPTİK[İng. OPTICS]
( Her bir gözün görme alanı içinde retinada optik diske (göz sinir başları) denk gelen küçük alan. Bu alanda fotoreseptör bulunmadığından bu alanda görüntü algılaması yapılamaz. @@ Işık özelliklerini, hareketlerini, ışığın ölçümünü, sınıflandırılmasını ve ışığın etkileşimini inceleyen fiziğin alt dalı. Günlük hayatta ve teknolojide sıklıkla yararlanılan optik, gözle görülebilen ışık dalgalarının yanı sıra gözle görülemeyen kızılötesi ve morötesi ışık dalgalarının hareketlerini incelemektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- KORDALILAR[İng. CHORDATES] ile/||/<> NOTOKORD[İng. NOTOCHORD] ile/||/<> PROTOKORDATA[İng. PROTOCHORDATA]
( Gelişimlerinin bir kısmında notokord bulunduran canlılar. Notokord, tamamen geliştiğinde vücut boyunca uzanan bir çubuktur. Vücudunu sertleştirir ve hareket esnasında destek görevi görür. Tüm kordalılar omurgalı değil. @@ Embriyonik mezodermde oluşan ve omurgalı embriyoların ön-arka yönünü sağlayan sopa biçiminde uzantı. Aynı zamanda sinir sistemi, iskelet ve çoğu kasın oluşumunu başlatır. @@ Kordalılar şubesinin yarım kordalılar, gömlekliler ve başı kordalılar alt şubelerini içeren bölümüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- KORNEA[İng. CORNEA] ile/||/<> GÖZ SIVISI[İng. AQUEOUS HUMOR] ile/||/<> GÖZ SÜMÜKSEL ZARI[İng. CONJUNCTIVA] ile/||/<> İRİS[İng. IRIS]
( Gözün ön kısmını kaplayan ve yaklaşık 12 milimetre olan şeffaf zar. Kenarları dışında kan damarı içermez, ancak sinirler bulundurur ve temasa karşı oldukça hassastır. @@ Aqueous humor siliyer uzantılar tarafından, kan sıvısının süzülmesiyle oluşur. Kornea ve iris arasındaki boşluğu doldurur ince, sulu bir sıvıdır. Bu sıvı göz içi basıncını oluşturur, kornea ve lensini besler ve göze şeklini verir. @@ Göz kapaklarının iç kısmını ve göz küresinin kornea dışındaki ön kısmını örten mukozal bir yapıdır. Kısımları şöyle ayrılır; Palpebral konjuktiva göz kapaklarının iç yüzeyini kaplar, oküler (bulbar) konjuktiva da gözün ön tarafında bulunur ve forniks konjoktiva kendi üzerine kıvrılarak oluşmuş bir tabakadır. @@ Gözbebeğini çevreleyen ve göze rengini veren kaslı bölge. Lensin önünde ve korneanın arkasında bulunur. İriste bulunan kaslar, gözbebeğinin boyutunu kontrol eder ve retinaya ne kadar ışığın ulaşacağını ayarlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- CORONA DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE EN COURONNE[Fr.] / KORONAENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KORONA BOŞALMASI
- CORROSION[İng.] / CORROSION[Fr.] / KORROSION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOROZYON
- COCHINEAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOŞİNEAL
- COCHINILIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOŞİNİLİN
- KOŞUCU KAFASI[İng. RUNNER'S HIGH] ile/||/<> ÖFORİ[İng. EDUPHORIA]
( Uzun bir egzersizin ardından bazı insanların coşku, öfori hissi yanında azalmış anksiyete ve acı hissetme kabiliyetinde azalma biçiminde tanımlanabilecek his yaşama durumu. Bu durumun artan endorfin hormonuyla ilgili olduğu düşünülüyor. @@ Aşırı mutlu, heyecanlı ve özgüvenli olma hali. Kişi yoğun neşe ve heyecan yaşamakta olup bunların düzeyi, koşulların gerektirdiklerinden çok daha fazladır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOTANJANT[İng. COTANGENT | FR. COTANGENTE | LAT. COTANGENS | ALM. KOTANGENS] ile/||/<> TANJANT[İng. TANGENT | FR. TANGENTE | LAT./ALM. TANGENS]
( Bir dik üçgende, bir açının komşu kenar uzunluğunun karşı kenar uzunluğuna oranı olarak tanımlanan bir trigonometrik fonksiyon. Kotanjant, tanjantın tersidir ve trigonometrik analizde önemli bir yere sahiptir. Kotanjant, tanjant fonksiyonuna benzer biçimde periyodik bir yapıya sahiptir ve her π\piπ radyanda bir tekrar eder. Matematik, fizik ve mühendislik alanlarında, özellikle dalga analizleri, faz hesaplamaları ve eğim belirlemelerinde kullanılır. @@ Bir dik üçgende bir açının karşı kenar uzunluğunun komşu kenar uzunluğuna oranı olarak tanımlanan temel bir trigonometrik fonksiyon. Trigonometrik analizde ve açılar arasındaki ilişkileri çözümlemede yaygın olarak kullanılır. Fonksiyon, periyodik bir yapıya sahip olup her π radyanda bir tekrar eder. Bu fonksiyon, matematik, fizik ve mühendislikte, özellikle eğim hesaplamaları, dalga analizleri ve elektrik devrelerinde faz açılarının belirlenmesinde önemlidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOYUN ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< OYUN
( ...'ın koyunu, sonra çıkar oyunu. )
- CRACKING[İng.] ile/değil/yerine/= KRAKİNG (PETROL)
- KRYPTOCYANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KRİPTOSİYANİN
- CHRYSAMIN, FLAVOPHENINE[İng.] ile/değil/yerine/= KRİSAMİN
- CHRYSIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSİN
- CRYSTAL ANISOTROPY[İng.] / ANISOTROPIE DU CRISTAL[Fr.] / KRISTALLANISOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL ANİZOTROPİSİ
- KRITISCHER KERNREAKTOR, KRITISCHER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİTİK REAKTÖR
- CRYOGENIN, KRYOGENIN[İng.] ile/değil/yerine/= KRİYOJENİN
- CRYOSTAT[İng.] / CRYOSTAT[Fr.] ile/değil/yerine/= KRİYOSTAT
- CRYOTRON[İng.] / CRYOTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= KRİYOTRON
- CHROMIUM AMMONIUM SULPHATE[İng.] / SULFATE DOUBLE D'AMMONIUM ET DE CHROME[Fr.] / CHROM AMMONIUM SULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM AMONYUM SÜLFAT
- CHROM-II-CHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-II-KLORÜR
- HYDROXYDE DE CHROME[Fr.] / CHROM-III-HYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-III-HİDROKSİT
- SESQUIOXYDE DE CHROME[Fr.] / CHROM-III-OXYD, CHROMSESQUIOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM-III-OKSİT
- CHROMIUM[İng.] / CHROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KROM
- CHROMASCOPE[İng.] / CHROMASCOPE[Fr.] / CHROMASKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMASKOP
- KROMATİN[İng. CHROMATIN] ile/||/<> HETEROKROMATİN[İng. HETEROCHROMATIN] ile/||/<> HİSTON[İng. HISTONE] ile/||/<> HİSTON KODU HİPOTEZİ[İng. HISTONE CODE HYPOTHESIS] ile/||/<> PROFAZ[İng. PROPHASE] ile/||/<> TELOMER[İng. TELOMERE]
( Çekirdekte genlerin normal durumunu temsil eden ilişkili histon ve histon olmayan DNA kompleksi. İki biçimde bulunur: ökromatin, daha az miktarlarda bulunur, daha serbesttir ve kopyalanabilir, heterokromatin ise daha sıkıdır ve kopyalanamaz. Dişi memelilerin aktif olmayan X kromozomu, heterokromatin örneğidir. @@ Genetik olarak etkileşime girmeyen, çokça boyanan, geç kopyalanan kromozom kısımları. @@ DNA’nın etrafına sarılan ve kromozoma yapısal destek veren bazik protein. Yüksek arginin/lisin içeriğine sahiptirler. DNA’yı paketleyip düzenleyerek nükleozom ismi verilen birimlere ayırırlar. Histon genleri poli-adenin kuyruğunu kodlamaz. Bütün ökaryotik göze çekirdeğine, kromatinlerde DNA çift ipliği ile beraber nükleozomların yapısına giren H1, H2A, H2B, H3, H4, H5 tipleri bilinmektedir. Prokaryotların bazılarında da histon-benzeri proteinler bulunur. @@ Özel kümeler halinde bulunan modifiye edilimiş histon kalıntılarının, başka kromatin parçalarıyla olan spesifik etkileşimlerinden doğan eşsiz biyolojik sonuçları düzenlediğini öne süren hipotez. @@ Mitoz ve mayoz bölünmenin ilk evresi. Bu evrede kromatin iplikler kısalıp kalınlaşarak kromozomlara dönüşür, sentrozom organeli kendini eşler ve çift kutuplara dağılır, iğ iplikleri oluşur ve son olarak da çekirdek zarı ve çekirdekçik erir. @@ Ökaryotik kromozomların sonunda ardarda tekrarlanan dizilerden oluşur. Kromozomlar, gözenin her bölünmesinde yaklaşık 100bp kaybeder. Telomeraz enzimi kayıp bazları ekleyebilir. Telomer, doğrusal kromozomların uçlarında bulunan, herhangi bir gen kodlamayan, özelleşmiş heterokromatin yapılarıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- CHROMATIN[İng.] / CHROMETINE[Fr.] / CHROMATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATİN
- CHROMATOGRAM[İng.] / CHROMATOGRAM[Fr.] / CHROMOGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATOGRAM
- CHROMITE[İng.] / CHROMITE[Fr.] / CHROMIT, CHROMERZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMİT
- CHROMODYNAMIQUE[Fr.] / CHROMODYNAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMODİNAMİK
- CHROMOPHORE, CHROMOPHORIC GROUP[İng.] / CHROMOPHORE[Fr.] / CHROMOPHOR, CHROMOPHORE GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMOFOR, KROMOFOR GRUP
- CHROMOGEN[İng.] / CHROMOGÉNE[Fr.] / CHROMOGEN, FARBENERZEUGEND[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMOJEN
- KROMOZOM[İng. CHROMOSOME] ile/||/<> AKROSENTRİK KROMOZOM[İng. ACROCENTRIC CHROMOSOME] ile/||/<> ALEL[İng. ALLELE] ile/||/<> ANLAMSIZ MUTASYON[İng. MISSENSE MUTATION] ile/||/<> ARKEZOA[İng. ARCHEZOA] ile/||/<> HAPLOTİP[İng. HAPLOTYPE] ile/||/<> HEMİZİGOZ[İng. HEMIZYGOUS] ile/||/<> HETEROZİGOT[İng. HETEROZYGOUS]
( Prokaryot ve ökaryot gözelerin çekirdeğinde bulunan, sayısı ve şekli her canlı için sabit ve belirli olan, göze bölünmesi sırasında iplikler halinde ortaya çıkarak koyu renkli boyanan yapılar. Kromozomlar üzerinde genler bulunur. Her kromozom çok uzun bir DNA molekülü ile bu molekülle birlikte bulunan proteinlerin çok sayıda sarmallar meydana getirmesiyle göze bölünmesinin metafaz safhasında belirgin olarak ortaya çıkar. İnterfazda sarmalların kısmen ya da tamamen çözünmesi sebebiyle ayırt edilemezler. Prokaryot gözelerin tek DNA molekülüne de "kromozom" denir. @@ Kardeş kromatitlerin birbirine bağlandığı sentromer bölgesi. İki uçtan birine daha yakın bir yerde bulunan kromozom türüdür. İnsan türünün 13, 14, 15, 21 ve 22. kromozomları bu şekildedir. @@ Kromozom üzerinde belirli bir noktada bulunan, belirli bir genin bilinen farklı varyasyonlarından her birine verilen addır. Kısaca bir genin değişik biçimleri olarak da ifade edilir. Aleller, genlerde aynı karakteristik özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Örneğin kan gruplarını belirleyen genlerin A, B ve O olmak üzere 3 farklı aleli vardır. Bunların farklı kombinasyonları ile farklı kan grupları oluşur. @@ Bir kodonun sentezlemesi gerekenden farklı bir aminoasiti sentezlemesine neden olan nokta mutasyonudur. Örneğin, Orak Hücre Anemisine sebep olan bir anlamsız mutasyonda 11.kromozomda GAG olması gereken baz dizilimi GTG olur vr 6. aminoasitte "glutamik asit" yerine "valin" sentezlenir. @@ Cavallier-Smith'in önerdiği, çekirdeği ve çubuk şeklindeki kromozomu olan en eski tek gözeli ökaryotları barındıran ama mitokondri ya da plastid içermedeği için prokaryotlar ve ökaryotlar arasındaki bir geçiş basamağı olduğu düşünülen alem. Ayrıca, çekirdeğin evrimini kanıtlamak için organellerden önce için kanıt olarak da kullanıldılar. Bağırsak paraziti Giardia lamblia (protist) buna bir örnek. @@ Genetik olarak bağlanmış gen gruplardaki alellerin belirli kombinasyonları. Bu öbekler aynı kromozomdaki birbirine yakın bölgelerde yer alan genlerin kodlanmasıyla oluşur. CmACS-7 deki tanımlanmış haplotip; @@ Bir alelin homolog karşılığının olmaması durumu. Erkeklerdeki X kromozomunda meydana gelmiş mutasyonlar ya da gen kaybı bu duruma örnek gösterilebilir. @@ Belli bir alel çifti ya da alel serisi bakımından birbirine benzemeyen genlerin bulunduğu kromozomları taşıyan bireylerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- KRYOELEKTRONIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KRYO ELEKTRONİK
- XENON EFFECT[İng.] / EFFET XÉNON[Fr.] / XENON-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KSENON ETKİSİ
- XENON[İng.] / XÉNON[Fr.] / XENON[Alm.] ile/değil/yerine/= KSENON
- XYLENOL[İng.] / XYLÉNOL[Fr.] / XYLENOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KSİLENOL
- QUERCETIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KUERESETİN
- QUERETAGETIN[İng.] ile/değil/yerine/= KUERGETAGETİN
- QUERETIN[İng.] ile/değil/yerine/= KUERGETİN
- QUERICTRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KUERİKTİN
- KÜLFET[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÜLFET[Ar.]
( Zahmet, sıkıntı, zorluk, yorgunluk, zorlu iş. | Tören, merasim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>
Alışma, kaynaşma. | Görüşme, konuşma. | Dostluk, ahbaplık. | Huy etme. )
( Külfetsiz ülfet olmaz. )
- COULOMB[İng.] / COULOMB[Fr.] / COULOMB[Alm.] ile/değil/yerine/= KULOMB
- COULOMBMETER[İng.] / COULOMBMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KULOMBMETRE
- KUNDT'S RULE[İng.] / RÈGLE DE KUNDT[Fr.] / KUNDT-NORM, KUNDT-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUNDT KURALI
- CUPFERRON[İng.] ile/değil/yerine/= KUPFERON
- KURBANIN EYLEREM ile KURBANI NEYLEREM
- CURIUM[İng.] / CURIUM[Fr.] / CURIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRİYUM/KÜRYUM
- PAPIER BUVARD[Fr.] / LÖSCHPAPIER[Alm.] ile/değil/yerine/= KURUTMA KÂĞIDI
- MASS OPERATOR[İng.] / OPÉRATEUR DE MASSE[Fr.] / MASSENOPERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE İŞLEMCİSİ
- WEIGHT VOLUME PERCENT[İng.] / GEWICHT / VOLUMEN PROZENTZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE/OYLUM/HACİM YÜZDESİ (K/H)
- BLOCK POLYMER[İng.] / POLYMÈRE EN MASSE[Fr.] / BLOCKPOLYMER[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE POLİMERİ
- BLOCK POLYMERIZATION[İng.] / POLIMERIZATION EN MASSE[Fr.] / BLOCKPOLYMERISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE POLİMERİZASYONU, YIĞIN POLİMERLEŞMESİ
- MASS SPECTROMETRY[İng.] / SPECTROMÉTRIE DE MASSE[Fr.] / MASSENSPEKTROMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE SPEKTROMETRİSİ
- MASS SPECTROMETER[İng.] / SPECTROMÈTRE DE MASSE[Fr.] / MASSENSPEKTROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE TAYFÖLÇERİ/SPEKTROMETRESİ
- WEIGHT PERCENT[İng.] / GEWICHT PROZENTZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLECE YÜZDE (K/K)
- POLARIZED ION BEAM[İng.] / FAISCEAU D'IONS POLARISÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ İYON DEMETİ
- POLARIZED ION SOURCE[İng.] / SOURCE D'IONS POLARISÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMIŞ İYON KAYNAĞI
- KUTUPLU/POLAR BAĞ ile/>< KUTUPSUZ/APOLAR BAĞ
( Elektronların eşit olmayan biçimde paylaşıldığı kovalent bağ. İLE/>< Elektronların eşit biçimde paylaşıldığı kovalent bağ. )
- OSCILLATEUR À QUARTZ[Fr.] / QUARZOSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVARS OSİLATÖR
- QUARTZ RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR À QUARTZ[Fr.] / QUARZRESONATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVARS REZONATÖRÜ
- MOMENT OF FORCE[İng.] / MOMENT D'UNE FORCE[Fr.] / KRAFTMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVVET MOMENTİ
- FORCE CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE LA FORCE[Fr.] / KRAFTKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVVET SABİTİ
- KUZEN[Fr. < COUSIN] değil/yerine/= ERKEK YEĞEN
- KUZİN[Fr. < COUSINE] değil/yerine/= KIZ YEĞEN
- COLIDAR, LADAR[İng.] / LADAR[Fr.] ile/değil/yerine/= LADAR
- LACTO BULGARICUS[İng.] ile/değil/yerine/= LAKTOBULGARİUS
- LAMBDA HYPERON[İng.] / HYPÉRON LAMBDA[Fr.] / LAMBDAHYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= LAMBDA HİPERONU
- LANDÉ INTERVAL RULE[İng.] / RÈGLE D'INTERVALLE DE LANDÉ[Fr.] / LANDÉ-ABSTANDSREGEL, LANDÉ-INTERVALLREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= LANDÉ ARALIK KURALI
- LAPORTE SELECTION RULE[İng.] / RÈGLE DE SÉLECTION DE LAPORTE[Fr.] / LAPORTE-AUSWAHLREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= LAPORTE SEÇİM KURALI
- LAST UNIVERSAL COMMON ANCESTOR[İng.] değil/yerine/= SON EVRENSEL ORTAK ATA (LUCA)
( Dünya üzerinde var olan tüm canlıların en son ortak atası. İlkin formun hayatta kalıp, soyunu devam ettirmeyi başarmış olan torunudur. İlkin formdan türeyen diğer soy hatları zaman içinde tamamen yok olduğundan dolayı bugün yaşam ağacında tüm canlıların en son ortak atası olduğu düşünülmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- LATE ACCESS[İng.] değil/yerine/= GEÇ ULAŞMA
( Ölü hayvan gövdesini tüketmede ilk değil de daha sonraki sıralarda yer alarak kaynak elde etme. Geç ulaşan yırtıcılar, ölü hayvan gövdesine ilk ulaşan yırtıcılarla avın türü ve büyüklüğüne bağlı olarak (et, ilik, beyin gibi) farklı miktar ve çeşitlilikte kaynak elde ederler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- LED:
EDGE-LIT ile FULL-ARRAY ile RGB ile OLED ile QLED
- LENNARD-JONES MASS ABSORPTION LAW[İng.] / LOI D'ABSORPTION MASSIQUE DE LENNARD-JONES[Fr.] ile/değil/yerine/= LENNARD-JONES KÜTLE SOĞURMA YASASI
- LEŞ ile/değil/yerine EŞ
- LİGAZ[İng. LIGASE] ile/||/<> OKAZAKİ PARÇACIĞI[İng. OKAZAKI FRAGMENT]
( Rekombinant DNA teknolojisinde oldukça önemli olan bir enzim. Bir polinükleotid zincirinin 5'-P ucu ile bir başka polinükleotid zincirinin 3'-OH ucu arasında bir fosfodiester bağı kurarak nükleotidleri birleştirir. @@ DNA sentezi sırasında şablon olarak kesintili zinciri kullanarak üretilen küçük ( )
- LIQUIDUS[İng.] ile/değil/yerine/= LİKİDUS
- LIQUEFON[İng.] ile/değil/yerine/= LİKUFON
- LIME LIGHT[İng.] / KALKLICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= LİMELİGHT
- LINE OF BEST FIT[İng.] değil/yerine/= EN İYİ UYUM DOĞRUSU
( Dağınık veri grafiklerinde, verilerin hepsini en iyi biçimde temsil eden doğrusal çizgidir. Tipik olarak bu doğrular, karelerin en küçüğü çizgisel regresyonu (least-squares linear regression) yöntemiyle bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- LITHOFORM[İng.] ile/değil/yerine/= LİTOFORM
- LIVING FOSSIL[İng.] değil/yerine/= YAŞAYAN FOSİL
( Eski çağlardan günümüze büyük yapısal değişikliklere uğramadan soyunu devam ettiren canlılardır. Geçmişte kitlesel yok oluş dönemlerinden geçmiş ve yakın akraba oldukları türlerin soyları tükenmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- LYOGEL[İng.] ile/değil/yerine/= LİYOJEL
- LYOSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= LİYOSORPSİYON
- LISSOLOID[İng.] ile/değil/yerine/= LİZOLOİD
- LLOYD INTERFERENCE FRINGES[İng.] / FRANGES D'INTERFÉRENCE DE LLOYD[Fr.] / LLOYD-STÖRUNGSFRANSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= LLOYD GİRİŞİM SAÇAKLARI
- LOKUS[İng. LOCUS] ile/||/<> BAĞLANTI DENGESİZLİĞİ KATSAYISI (D)[İng. LINKAGE DISEQUILIBRIUM CONSTANT (D)] ile/||/<> ÇOKBİÇİMLİ[İng. POLYMORPHIC] ile/||/<> ÇOKBİÇİMLİLİK[İng. POLYMORPHISM] ile/||/<> EKLEYİCİ ETKİ[İng. ADDITIVE EFFECT] ile/||/<> POLİMORFİZM[İng. POLYMORPHISM]
( Lokus (çoğul hali loci), genetikte, bir DNA dizisinin ya da genin kromozom üzerindeki konumunu belirtir. O DNA dizisinin ya da genin kromozomlar ve genel olarak genom üzerindeki adresi olarak düşünülebilir. Hemofili'ye neden olan gen için lokus Xq27.3 olarak üç parçalı gösterilir. Genin X kromozomunun q (uzun) kolunda -kısa kolu için p kullanılır- ve 27. bandın 3. alt bandında olduğunu belirtir. @@ Bir lokusta bulunan genotipin, bir başka lokusta bulunan genotip ile ne kadar rastgele olmadan ilişkili olduğunu hesaplamayı sağlayan bir değerdir. @@ Bir lokusun, alelin ya da özelliğin popülasyon içinde birden fazla versiyonunun bulunması durumudur. @@ Genetik biliminde toplumda bir gen lokusun en yaygın varyant ya da allelinin sıklığının %99'u geçmemesi olarak tanımlanır. Biyolojide ise bir türün üyeleri arasında 2 ya da daha fazla fenotipin bulunabilme hali olarak kabul edilir.AB0 kan öbeği sistemi, bir hemoglobin varyantı ile ilişkili olan orak gözeli anemi en yaygın bilinen polimorfizm örnekleridir. İnsanda Katekol-O-Metil-Transferaz (COMT) geninde yaygın olarak tek nükleotid polimorfizmleri bulunmaktadır ve bazı allellerin şizofreni ya da nörotisizm ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. @@ Aynı ya da farklı lokuslarda bulunan diğer alellerin özelliklerinden bağımsız olarak, bir alelin fenotipe olan katkısıdır. @@ Genetik biliminde toplumda bir gen lokusun en yaygın varyant ya da allelinin sıklığının %99'u geçmemesi olarak tanımlanır. Biyolojide ise bir türün üyeleri arasında 2 ya da daha fazla fenotipin bulunabilme hali olarak kabul edilir.AB0 kan öbeği sistemi, bir hemoglobin varyantı ile ilişkili olan orak gözeli anemi en yaygın bilinen polimorfizm örnekleridir. İnsanda Katekol-O-Metil-Transferaz (COMT) geninde yaygın olarak tek nükleotid polimorfizmleri bulunmaktadır ve bazı allellerin şizofreni ya da nörotisizm ile ilişkili olduğu düşünülmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MACHINE[İng.] / MACHINE[Fr.] / MASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= MAKİNE
- MANTAR[İng. MUSHROOM] ile/||/<> ANTİFUNGAL ile/||/<> BİYOKİMYA[İng. BIOCHEMISTRY] ile/||/<> DİKARYOTİK[İng. DIKARYOTIC] ile/||/<> DORMANSİ[İng. DORMANCY] ile/||/<> FUNGUS[İng. FUNGI] ile/||/<> KLOROFİL[İng. CHLOROPHYLL] ile/||/<> OOSFER[İng. OOSPHERE]
( Çok gözeli ya da tek gözeli olabilen ökaryotik bir canlı. Klorofil taşımazlar, çoğu parazit ya da saprofit. Eşeyli ve eşeysiz üreyebilirler. Bu organizmaların oluşturduğu topluluğa Mantarlar Alemi denir. 5 kola ayrılır: Zygomycetes, Deuteromycetes, Basidiomycetes, Ascomycetes ve Mycophycophyta. @@ Mantarların üremesine engel olan ya da onların öldürülmesini sağlayan kimyasallardır. Antimikotik de denir. @@ Biyokimya; bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar ve mantarlar gibi biyolojik organizmalarda gerçekleşen kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya bilimi ayrıca proteinler, vitaminler, hormonlar, enzimler, karbonhidratlar, lipitler, yağlar ve nükleik asitler gibi makromoleküllerin yapısını inceler. Bu nedenden ötürü, biyokimya; beslenme bilimi, tıp ve genetik bilimi ile doğrudan ilişkilidir. @@ Haploid (n) ya da diploitten (2n) farklı olan, iki ayrı haploid çekirdeği (n + n) içeren bir göze. Doğal olarak mantar heterokaryanlarında görülür. Dikaryosis, fungusların önemli bir genetik özelliğidir. @@ Büyüme, gelişme, fiziksel aktivite gibi durumların askıya alındığı, metabolik aktivitenin minimuma indirildiği bir yaşam evresidir. Bitkilerde, hayvanlarda, bakterilerde ve mantarlarda görülür. Genellikle uygunsuz koşullarda yaşamı sürdürmek için girilen bir durumdur. Günler, mevsimler, hatta yıllar boyunca sürebilir. Bitki tohumlarının uygun koşullar oluşuncaya kadar çimlenmemesi ve kış uykusu örnek verilebilir. Ayrıca kanser gözelerinin de dormansi durumuna girebildiği ve bu biçimde tedaviden bir süre sonra tekrardan ortaya çıkabildiği yakın zamanda yaygınlaşmış bir fikir olup konu üzerine çalışmalar sürmektedir. @@ Fungus: maya, küf ve mantarları içeren krallık Mantarlarının yaklaşık 99.000 bilinen organizma türü herhangi biridir. Funguslar, dünyadaki en yaygın organizmalar arasındadır ve büyük çevresel ve tıbbi önem taşımaktadır. Birçok mantar toprakta ya da suda yaşamaktadır; diğerleri bitkiler ya da hayvanlarla parazitik ya da simbiyotik ilişkiler oluştururlar. Funguslar ökaryotiktir. Önceleri funguslar bitki krallığına dahildi fakat funguslar, klorofil içermedikleri ve benzersiz yapısal ve fizyolojik özellikleri ile (yani, göze duvarının ve göze zarının bileşenleri) ayırt edildiğikleri için bitkilerden ayrılırdılar. @@ Bitki kloroplastlarında bulunan yeşil renkli, güneş ışığını emen ve enerjisini CO2 ve sudan karbonhidrat sentezlemek için kullanan fotosentetik pigment. Bu tepkimeye "fotosentez" denir. 2012'de yapılan bir araştırma, yeşil sebzelerdeki klorofilin kanseri önlemeye yardımcı olduğu yönünde. Diğer fotosentetik pigmentler, karatenoidler ve fikobilinlerdir. @@ Alglerde ve mantarlarda (fungus) erkek gamet tarafından döllenerek yumurtayı oluşturan dişi gamet, yumurta gözesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- SÂHA-İ MİKNATİSİYE[Osm.] / MAGNETIC FIELD[İng.] / CHAMP MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ALAN
- MAGNETIC LINES OF FORCE[İng.] / LIGNES DE FORCE MAGNÉTIQUES[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK KUVVET ÇİZGİLERİ
- MAGNETIC OSEEN NUMBER[İng.] / NOMBRE D'OSEEN MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE OSEEN-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK OSEEN SAYISI
- MAGNETIC DEFLECTION[İng.] / DÉVIATION MAGNÉTIQUE[Fr.] / MAGNETISCHE ABLENKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETİK SAPTIRMA
- MAGNETIC SHUNT[İng.] / SHUNT MAGNÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MANYETİK ŞÖNT
- MAGNETO-OPTICS[İng.] / MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] / MAGNETOPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MANYETOOPTİK
- MATEMATİK[İng. MATHEMATICS] ile/||/<> ASTRONOMİ[İng. ASTRONOMY] ile/||/<> BELİRSİZ İNTEGRAL[İng. INDEFINITE INTEGRAL] ile/||/<> CEBİR[İng. ALGEBRA] ile/||/<> DİSKALKULİ[İng. DYSCALCULIA]
( Sayılar, formüller, şekiller ve hesaplamalar gibi konuları içeren geniş kapsamlı formal bir disiplin. Yunanca máthēma "bilgi, çalışma, öğrenme" anlamlarına gelen kelimeden türetilmiştir. Matematik; doğa bilimleri, tıp ve mühendislik gibi alanlar için büyük bir öneme sahiptir. Geometri, cebir, mantık ve analiz gibi alt ana dalları bulunmaktadır. @@ Gök cisimleri ve fenomenlerini inceleyen bilim dalıdır. Gök cisimlerini, fenomenlerini ve gök cisimlerinin kökenlerini açıklamak için fizik, kimya ve matematik kullanır. Astronominin ilgi alanına gezegenler, doğal uydular, galaksiler, bulutsular, süpernova patlamaları, kuasarlar ve pulsarlar gibi konular girer. @@ Matematikte; doğru tanım aralığında bulunan bir
f
(
x
)
f(x) fonksiyonu için: @@ Matematikte, sayılar, harfler ve semboller kullanarak aritmetik işlemleri ve denklemleri inceleyen ve bu işlemlerle ilgili kuralları ortaya koyan matematik dalı.
Matematiksel ifadeleri simgelerle genel olarak ifade etme ve bu ifadeler üzerinde işlem yapma yöntemi. @@ Sayıların anlamını anlamadaki zayıflıklar ve problemleri çözmek için matematiksel ilkeleri uygulamadaki zorluk dahil olmak üzere, matematikle ilgili çok çeşitli zorluklara atıfta bulunan bir terimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MATHIESSEN'S RULE[İng.] / RÈGLE DE MATHIESSEN[Fr.] ile/değil/yerine/= MATHİESSEN KURALI
- MAYOZ[İng. MEIOSIS] ile/||/<> AYRILMAMA[İng. NONDISJUNCTION] ile/||/<> BAĞLI GENLER[İng. LINKED GENES] ile/||/<> DİPLOTEN ile/||/<> HAPLOİT NUMARASI (N)[İng. HAPLOID NUMBER] ile/||/<> HOMOLOG KROMOZOMLAR[İng. HOMOLOGOUS CHROMOSOMES] ile/||/<> KARDEŞ KROMATİT DEĞİŞİMİ[İng. SISTER CHROMATID EXCHANGE] ile/||/<> KROSOVER[İng. CROSSING OVER] ile/||/<> REKOMBİNASYON[İng. RECOMBINATION]
( İki set kromozomlu (diploit) ökaryotik gözenin, genelde gamet olarak adlandırılan tek set kromozomlu (haploit) gözelere bölündüğü gözesel bir süreç. Gamet gözesinde kromozom sayısının azalmasıyla sonuçlanan mayoz bölünme eşeyli üreme için gereklidir ve bu yüzden eşeyli üreyen tek gözeli organizmalar da dahil tüm ökaryot gözelerde görülür. İki aşamadan oluşur. Aşağıda, mayozun basamakları hem gerçek görüntüleriyle hem de şematik görüntüleriyle verilmekte. @@ Hücre bölünmesi (mitoz/mayoz) sırasında homolog kromozomların ya da kardeş kromatitlerin düzgün bir biçimde ayrılamaması. Üç biçimde gerçekleşebilir: @@ Aynı kromozom üzerinde bulunan genler. Aynı kromozom üzerinde bulunmaları sebebiyle birlikte kalıtılırlar. Örneğin mavi göz rengi ile kıvırcık saç geninin aynı kromozom üzerinde bulunduğunu varsayalım. Bu durumda eğer mavi göz rengi ayrılma kuralı ile farklı gamete dağılırsa, genler birbirleri ile bağlı olduklarından dolayı kıvırcık saç geni de onunla beraber aynı gamete dağılacaktır. Bu genlerin birbirlerinden ayrılmasının tek yolu mayoz bölünme sırasında gerçekleşen crossing-over olayıdır. @@ Mayoz I de homolog kromozomlar arasındaki rekombinasyonun gerçekleştiği evre. Dişilerde doğum sırasında oositler bu aşamada dondurulur. Üreme yıllarında her ay mayozun tamamlanmasıyla yalnızca bir tanesi döngüye devam eder. @@ Mayozdan sonraki gametlerin kromozom numaraları. İnsanlarda haploit sayısı 23 tür. @@ Anne ve babadan gelen kromozomların çift halinde gözlendiği durum. Mayoz bölünme esnasında çift olarak hareket ederler. Homolog kromozomlar aynı gen aralığına sahip olup farklı aleller olarak bulunurlar. @@ Bir kromozom üzerinde bulunan kardeş kromatitler arasında karşılıklı olarak, iki özdeş genetik materyalin değişimi. Normalde, genetik çeşitlenme, mayoz ile bölünmede görülen homolog kromozomlar arasında olur. Ancak kardeş kromatitler arasındaki bu değişim, mitozun anafaz evresinde de çeşitliliğe neden olan bir gen aktarımı olabileceğini gösterir. Behçet hastalığında, kardeş kromatit değişiminin etkisi olduğu keşfedilmiş. @@ Kromozomlar materyallerin homolog kromozomlar arasında kırılma ve tekrar birleşme yöntemiyle değişimi. Mayoz sırasında kardeş olmayan kromatitler arasındaki parça değişimi genetik rekombinasyonun temeli. @@ Mayoz bölünme sırasında kromozomun homolog çifti arasında görülen genetik materyal değişimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MEC'ÛL[Ar.] ile ME'CÛR[Ar. < ECR]
( Ortaya/meydana çıkarılmış olan, yapılmış olan. İLE Ecr ve sevabı verilmiş olan. | Kiraya verilen şey. )
- İLM-ÜL HİYEL[Osm.] / MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE[Fr.] / MECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= MEKANİK
- MELTING POINT[İng.] değil/yerine/= ERİME SICAKLIĞI
( Belirli koşullarda çift sarmallı DNA'nın tek sarmal haline geldiği sıcaklık. Guanin-sitozin oranı arttıkça Tm oranı da artar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MENTALISM[İng.] değil/yerine/= ZİHİNCİLİK
( Bir içselcilik türü olan bu yaklaşıma göre öre bir öznenin inançlarını sadece o öznenin zihnine içsel olan şeylerle gerekçelendirmemiz mümkündür. Pollock ve Steup gibi isimler bu konuda okunabilir. Zihinciliğin avantajlı yönü, erişim kavramını dışarıda bırakarak, gerekçelendirmeyi zihinsel durumlara bağlamasıdır. Bu tez genellikle hangi zihinsel durumların gerekçelendirmeyi sağladığına doğrudan bir yanıt vermemekle eleştirilir. Zihinci içselciler için gerekçelendirmenin, iç gözlem, algı ya da inanç gibi zihin durumlarının hangilerini ve ne biçimde içerdiğini açıklamaya gereksinim vardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- MERFÛ'[< REF] ile ...
( KALDIRILMIŞ, YÜKSELTİLMİŞ | HÜKÜMSÜZ BIRAKILMIŞ | ZAMME [O, Ö, U, Ü] İLE HAREKELENMİŞ HARF | [mat.] İFADE EDİLEN BİR KUVVETE YÜKSELTİLEN MİKTAR )
- MESA TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR MESA[Fr.] / MESATRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= MESA TRANSİSTÖRÜ
- METHABENZTHIAZURON[İng.] ile/değil/yerine/= METABENZTHİAZURON
- METABOLİZMA[İng. METABOLISM] ile/||/<> BAZAL METABOLİZMA[İng. BASAL METABOLISM] ile/||/<> BÜYÜME HORMONU (SOMATOTROPİN)[İng. GROWTH HORMONE] ile/||/<> ENDOKRİNOLOJİ[İng. ENDOCRINOLOGY] ile/||/<> FARMAKOKİNETİK[İng. PHARMACOKINETICS]
( Canlı organizmada ya da canlı gözede meydana gelen yapıcı ve yıkıcı nitelikteki kimyasal olayların tümü; protoplazmada olan asimilasyon ve parçalanma ile ilgili olayların toplamı; anabolizma ve katabolizma olaylarının toplamı. @@ Canlılarda, tam dinlenme sırasında kas hareketi yapmadan vücuttaki canlılık olaylarının sürmesi için gereken enerjiyi sağlayan metabolizma seviyesidir. @@ Büyüme hormonu, hipofizin bezinin ön lobundaki somatotroflar tarafından sentezlenen ve salgılanan yaklaşık 190 amino asitten oluşan bir proteindir. Büyüme ve metabolizma da dahil olmak üzere çeşitli kompleks fizyolojik süreçlerde rol oynar. @@ Endokrinoloji, salgı bezlerini, bunların salgıladığı hormonları, hormonların organlara etkileri ile endokrin sistem hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Endokrinoloji; gelişime bağlı büyüme sorunları, metabolizma hastalıkları, üreme hormonlarının neden olduğu hastalıklar, şeker hastalığı gibi pek çok hastalığı inceler. @@ Farmakolojinin bir alt dalı. Vücudun maruz kaldığı ilaçlarla etkileşimini inceler. 4 başlıktan oluşur: Emilim (absorbsiyon), Dağılım (distribüsyon), Metabolizma ve Atılım (eliminasyon):
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- METAPHOSPHATE[İng.] / MÉTA-PHOSPATE[Fr.] / METAPHOSPHAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METAFOSFAT
- MÉTA-HEMOGLOBIN[Fr.] ile/değil/yerine/= METAHEMOGLOBİN
- METHACROLEIN[İng.] / METHAKROLEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= METAKROLEİN
- METAL NITRIDE OXIDE SEMICONDUCTOR[İng.] / MNOS (MÉTAL-NITRATE-OXYDE-SEMICONDUCTEUR)[Fr.] ile/değil/yerine/= METAL-NİTRAT-OKSİT-YARIİLETKEN
- METAL OXIDE SEMICONDUCTOR[İng.] / MOS (MÉTAL-OXYDE-SEMICONDUCTEUR)[Fr.] / METALLOXID-HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= METAL OKSİT YARIİLETKEN
- METAL[Fr. < Yun.] ile/ve/||/<>/>< AMETAL[Fr. < Yun.] ile/ve/||/<>/>< YARI METAL ile/ve/||/<>/>< SOYGAZ/ASALGAZ
( Yüksek ısı ve elektrik iletkenliği olan, ağır, sert, parlak, haddeden çekilebilir, [biçim değiştirmeye yatkın] ve katyon oluşturma eğilimi gösteren öğeler. Oksijenli bileşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde, maden. | Dizgi makinelerinde, satırları oluşturmak için ergitilen antimon ve kurşun alaşımına verilen ad. İLE Metal olmayan öğeler.[klor, fosfor, oksiyen] İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/>< ... İLE/VE/||/>< ... )
( * Tel ve levha durumuna getirilebilir.
* Isı ve elektriği iyi iletir.
* Parlaktır.
* Oda koşullarında, katıdır.[Cıva dışında]
* Atomik yapıdadır.
* Kendi aralarında bileşik yapmazlar, alaşım oluşturur.
* Ametallerle iyonik bağ yapar.
* Bileşik yaparken, elektron vererek, + yüklü [katyon] oluşturur.
* Son yörüngelerindeki elektron sayısı [değerlik elektron sayısı] 1, 2 ya da 3'tür.
İLE/VE/||/> )
- METANOL[İng. METHANOL] ile/||/<> ANTİDOT[İng. ANTIDOTE] ile/||/<> ETANOL[İng. ETHANOL] ile/||/<> KAYNAMA NOKTASI[İng. BOILING POINT] ile/||/<> PANZEHİR[İng. ANTIDOTE]
( Bir metil ve alkol öbeği içeren en basit yapılı alkol. Metil alkolün kimyasal formülü CH3OH, molar kütlesi 32.042 g/mol'dür. Metanol ya da metil alkol insanlar için son derece toksiktir. Metanolün erime noktası -97,6 °C, kaynama noktası 64.7 °C'dir. Yoğunluğu ise 0.792 g/cm3tür. Metanol, eskiden odunun damıtılmasıyla elde edildiğinden odun alkolü olarak da bilinir. Günümüzde ise metanol, karbonmonoksit ile hidrojenin reaksiyonundan elde edilir. @@ Bir zehir ya da ilacın zararlı etkisini engelleyen ya da ortadan kaldıran madde. Panzehir olarak da bilinir. Örneğin metanol zehirlenmesine karşı kullanılan etanol, bir antidot görevi görmektedir. @@ Renksiz ve kokusuz bir kimyasal bileşendir. Yanıcı bir bileşendir ve günışığında belirli olmayan, mavimsi bir renkte ve dumansız bir biçimde yanar. Aynı zamanda antiseptik, tıbbi çözücü, panzehir gibi görevlerde de kullanılır. Alkollü içeceklerde kullanılan tek alkol türüdür. Diğer alkol türlerinin kullanımı büyük risk oluşturmaktadır. @@ Saf bir maddenin belirli bir basınçta sıvı halden gaz haline geçtiği sıcaklıktır. Sıvı haldeki bir maddeye enerji verildiğinde sıcaklığı artar. Ancak bir süre sonra sıcaklığı değişmemeye ve madde kaynamaya başlar. Kaynama belirli bir basınçta sadece belirli bir sıcaklıkta gerçekleşir. Kaynamanın gerçekleştiği bu sıcaklık "kaynama noktası" ya da "kaynama sıcaklığı" olarak isimlendirilir. @@ Herhangi bir zehir ya da ilacın zararlı etkisini engelleyen ya da ortadan kaldıran madde, antidot. Metanol zehirlenmesine karşı kullanılan etanol bir panzehir görevi görmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- METANOL ile ETANOL
( Bir karbonlu alkol. İLE İki karbonlu alkol. )
- METHANOL[İng.] ile/değil/yerine/= METANOL
- METAPROTEINS[İng.] / MÉTA-PROTEINS[Fr.] / META-PROTEINS[Alm.] ile/değil/yerine/= METAPROTEİNLER
- METASILICATE[İng.] / MÉTA-SILICATE[Fr.] / METASILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METASİLİKAT
- METHYLBENZENE[İng.] / BENZÈNE DE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLBENZOL[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL BENZEN
- METHYL BUTYRATE[İng.] / MÉTHYLBUTYRATE[Fr.] / BUTTERSÄUREMETHYLESTER[Alm.] ile/değil/yerine/= METİL BÜTİRAT
- METHYLAMINE[İng.] / METHYLAMINE[Fr.] / METHYLAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLAMİN
- METHYLACETOPHENONE[İng.] / MÉTHYL-ACETOPHÉNONE[Fr.] / METHYLAZETOPHENON[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLASETOFENON
- METHYL BENZOATE[İng.] / BENZOATE DE MÉTHYLE[Fr.] / METHYLBENZOAT[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLBENZOAT
- METHYLZYKLOHHEXANON[Alm.] ile/değil/yerine/= METİLSİKLOHEKZANON
- METROBÜSLERDE:
BULAŞIM değil/yerine ULAŞIM