- CADMIUM[İng.] / CADMIUM[Fr.] / CADMIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KADMİYUM
- KADR ile/ve KADER/KADAR ile/ve KADER
( Parlaklık. İLE/VE Ölçü. | Ölçüsünde, derecesinde. | Büyüklüğünde, genişliğinde. | Dek. | Gibi. | Denli. | Süre belirten bir söz. | Miktarda, derecede. | Bir sayıdan sonra geldiğinde, kesinlikle belirli olmayan bir niceliği belirten söz. İLE/VE Özgürlük. )
- KADRO[İt. QUADRO] ile KADRO[İt. QUADRO]
( Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim ya da yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi. | Bir işte görev alan kişi ya da kişiler, ekip. | Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge. | Bu çizelgedeki yer. İLE Bisiklet ve motosiklette, iskeleti oluşturan metal bölüm. )
- KAF[Ar.] ile KÂF[Ar., Fars.] ile Kaf[Ar.] ile KÂF[Ar.]
( Osmanlı abecesinin yirmidördüncü harfidir.[ebced hesabında 100 sayısının karşılığıdır.] İLE kef harfinin başka bir okunuşu. İLE Masallarda, zümrüd-i anka kuşunun yaşadığı söylenilegelen dağ. | [Doğu budunları/kavimleri kozmolojisinde] Arz'ın etrafını çepeçevre kuşatan dağın adı. İLE Yaran/yarıcı. )
- KAFFIR[İng.] / CAFRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KAFFİR
- KÂFİR ile KÂFİR
( GURBETTE OLDUĞUNU BİLMEYEN | KARA )
- KAFIRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KAFİRİN
- PAPIER[İng.] / PAPIER[Fr.] / PAPIER[Alm.] ile/değil/yerine/= KAĞIT
- KÂH[Fars.] ile KÂH[Fars.]
( Saman, saman çöpü. İLE Köşk, kasr | Yüksek bina. | Bir göz/tek oda. )
- KÂHİL[Ar. < KÜHÛLET | çoğ. KEVÂHİL] ile KAHİR[Ar. < KAHR]["ka" uzun okunur] ile KAHR[Ar.]
( Olgun, orta yaşlı, erişkin, kühûlet sahibi, 30 - 50 yaş arasında bulunan. | Hareketi ağır, çabasız, tembel, durgun, râkid. İLE Zorlayan, kahreden. | Üstün gelen, ezen/ezici. | Yok eden, ortadan kaldıran. İLE Zorlama, zorla bir iş gördürme. | Batırma, ezme, üstün gelerek mahvetme. | Çok üzüntü duyma, çok kederlenme. )
- KAHİRE ile KAHİRE
( Mars gezegeninin Arapça'sı. İLE Mısır'ın başkenti. )
- KAHWEOL[İng.] ile/değil/yerine/= KAHWEOL
- KAİD["ka" uzun okunur] ile KAİD[Ar. < KUÛD]["ka" uzun okunur]
( Yedeğine alan, yedekte çeken. | Komutan/kumandan. İLE Oturucu/oturan/oturmuş. )
- KAINITE[İng.] / KAINITE[Fr.] / KADMIUMCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KAİNİT
- KAK ile KAK
( Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu. İLE Zayıf ve kuru olan kişi. )
- CACODYL[İng.] / CACODYL[Fr.] / KAISERLING LÖSUNG, KAKODYL[Alm.] ile/değil/yerine/= KAKODİL
- KÂL[Ar.]["ka" uzun okunur] ile KÂİL'[Ar.] ile KAL'[Ar.] ile KAL
( Söz, lâf. @@ Söyleyen, diyen. | İnanmış, boyun eğmiş, aklı yatmış, râzı olmuş. @@ Koparma/koparılma, sökme/sökülme, yerinden çıkarma/çıkarılma, temelinden çekip atma. @@ Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi. )
- KALA ile KALA[>< GEÇE]
( Zaman. )
- KALADANA[Alm.] ile/değil/yerine/= KALADANA
- KALAK ile KALAK
( Gelin tâcı. İLE Tezek yığını. )
- KALAMIA[İng.] ile/değil/yerine/= KALAMİA
- CALAMINE, ZINC CARBONATE[İng.] / CALAMINE, CARBONATE DE ZINC[Fr.] / GALMEI, ZINKSPAT, KOHLENSÄURES ZINK[Alm.] ile/değil/yerine/= KALAMİN, ÇİNKO KARBONAT
- CALAVERITE[İng.] / CALAVÉRITE[Fr.] / CALAVERIT, TELLURGOLD[Alm.] ile/değil/yerine/= KALAVERİT, TELLÜR ALTIN
- KALB ile KALB ile KALB[çoğ. KULÛB]
- KALBİN YEDİ TAVRI (*) ile/ve/||/<> KALBİN YEDİ TAVRI (**)
( (*)
1. SADIR
2. KALB
3. ŞEFFAF
4. FUÂD
5. CENNETÜ'L-KULÛB
6. SEVDÂ
7. CENNETÜ'L-KULÛB
ile/ve/||/
(**)
1. Kalb-i vesvese
2. Kalb-i İslâm
3. Kalb-i rü'yet
4. Kalb-i muhabbet
5. Kalb-i mir'âtül gayb
6. Kalb-i ma'denü'l-mükâşefat
7. Kalb-i mevlüd-i tecellî )
- KALE ile/değil KÂLE (ALMAK/ALMAMAK)
- REMANENCE[İng.] / RÉMANENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= KALICI MIKNATISLANMA
- KALIFORNIUM, CALIFORNIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALİFORNİUM
- CALIFORNIUM[İng.] / CALIFORNIUM[Fr.] / KALIFORNIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALİFORNİYUM
- KALIN ile KALIN ile KALIN
( Nesnelerde, uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan. | Enli ve gür kaş. | Yoğun, akıcılığı az olan. | Etli, dolgun. | Pes ses. İLE Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para ya da armağan, ağırlık. İLE Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. )
- KALKAN ile KALKAN
( Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık. | Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık. | Koruyucu.
İLE
Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme ya da çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü balık. )
- KALKEKREIN[İng.] ile/değil/yerine/= KALKEKREİN
- CHALCOPYRITE, COPPER PYRITE[İng.] / CHALCOPYRITE[Fr.] / CHALKOPYRIT, KUPFERPYRIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALKOPİRİT
- CALOMEL[İng.] / CALOMEL, CHLORURE MERCUREUX[Fr.] / KALOMEL, QUECKSILBER (I)-CHLORID, MERKUROLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KALOMEL, CIVA(I)KLORÜR
- VÂHİD-İ KIYASÎ-İ NÂRÎ[Osm.] / CALORIE[İng.] / CALORIE[Fr.] / KALORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KALORİ
- KALP ile KALP ile KALP
( Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, gövdenin her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da gövdeye dağıtan organ, yürek. | Kalp hastalığı. | Sevgi, gönül. | Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. | Duygu, his. İLE Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. İLE Düzme, sahte, geçmez para. | İşe yaramaz, tembel. | Yalancı, kendine güvenilmeyen. )
- CALCIFEROL, VITAMIN D2[İng.] / CALCIFEROL VOIR VITAMINE D2[Fr.] / CALCIFEROL, VITAMIN D2[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİFEROL, VİTAMİN D2
- CALCINATION[İng.] / CALCINATION[Fr.] / KALZIERUNG, CALCINIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİNASYON
- CALCITE, CALCSPAR[İng.] / CALCITE[Fr.] / KALZIT, KALKSPAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİT
- CALCIUM-45[İng.] / CALCIUM-45[Fr.] / CALCIUM-45[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM-45
- CALCIUM[İng.] / CALCIUM[Fr.] / CALCIUM, KALZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KALSİYUM
- KALTAK ile KALTAK
( ... İLE İffetsiz, namussuz kadın. )
- CALUTRON[İng.] / CALUTRON[Fr.] / KALUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KALUTRON
- KAM ile KÂM[Fars.]
( Şaman. İLE Zevk, mutluluk, tat. )
- KAM/ŞAMAN[Ar.] ile KAM'[Ar.] ile KÂM[Ar.]
( Şamanlığa katılan kişi. İLE Ezme, kırma, zapetme. İLE Ağzın üstü, damak. | Meram, arzu, emel, istek. | Lezzet, zevk. )
- KAMALA[İng.] ile/değil/yerine/= KAMALA
- KAMALIN[İng.] ile/değil/yerine/= KAMALİN
- KAMBI[İng.] ile/değil/yerine/= KAMBİ
- KAMBUR ile KAMBUR
( Bel ya da göğüs kemiğinin eğrilmesi, raşitizm sonucu, sırtta ve göğüste oluşan tümsek. | Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı. | Gövdesinde bu tümsek bulunan kişi. | Sıkıntı, dert. İLE Yapı ya da eşyada dışarıya doğru eğrilme. | Ütü yastığı. )
- KÂMET[Ar.] ile KÂMET[Ar.]
( Boy, endam.
İLE
Farz olan namazdan önce okunan iç ezan. )
- CAMPHANE[İng.] / CAMPHANE[Fr.] / CAMPHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAMFAN
- CAMPHENE[İng.] / CAMPHÈNE[Fr.] / CAMPHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAMFEN, SAF NEFT YAĞI
- KAN ile KAN
( Gövdemizde dolaşan yaşamsal sıvı. İLE İnanmak. )
- KANADA ile KANADA ile KANADA
( BÜYÜK KÖY [Amerika yerlilerinin dilinde] İLE İlk Çağ'da yaşamış Hint doğa bilimci ve filozof.[Hint felsefesi tarihinde Vaisesika okulunun kurucusu olarak kabul edilen Kanada, aynı zamanda Hint bilim tarihindeki ilk fizikçilerden biri olarak da kabul edilmektedir.] İLE Kanat. )
- KANÂTIR[Ar. < KANTARA] ile KANÂTÎR[Ar. < KANTAR]
( Taştan yapılan kemerli büyük köprüler. İLE Kantarlar. )
- CANDELA[İng.] / CANDELA[Fr.] / CANDELA[Alm.] ile/değil/yerine/= KANDELA
- KANDİL ile KANDİL ile KANDİL
( İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı. İLE Kandil gecesi. İLE Çok sarhoş.
)
- KANDİLLİ ile KANDİLLİ
( Kandili olan. İLE Çok sarhoş.
)
- KANDIRA ile KANDIRA
( Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri. İLE Buğdaygiller familyasından, pek çok türü bulunan, çok yıllık sürüngen bitki. | Ağaç. | Ot. )
- KANEBAIN[İng.] ile/değil/yerine/= KANEBAİN
- KANEPE[Fr. < CANAPÉ] ile KANEPE[Fr. < CANAPÉ]
( Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat. İLE Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, çeşitli yiyeceklerle süslenen çok küçük ekmek. )
- KANERAL[İng.] ile/değil/yerine/= KANERAL
- KANGAL[Yun.] ile KANGAL ile Kangal
( Tel, kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ. | Bu biçimde bükülmüş şeylerin her bir halkası. İLE Deve dikeni. | Kangal ilçesine özgü bir köpek.
İLE Sivas iline bağlı ilçelerden biri. )
- KÂNÎ[Ar.] ile Kânî[Ar.] ile KANİ'[Ar. < KANÂAT | çoğ. KANİÛN, KANİÎN]["ka" uzun okunur]
- KANIRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KANİRİN
- KANIT[Ar.] ile KANIT[Ar. < KUNÛT]["ka" uzun okunur] ile KANİT[Ar. < KUNÛT]["ka" uzun okunur]
( Bir şeyin doğruluğu/gerçekliği konusunda kanı verici belge/öğe, delil. İLE Ümidi tamamen sönmüş, ümitsiz, kederli. İLE İtaatli, bağlı, dindar. )
- KANMA ile KANMA
( Yanılma. İLE Yetinme. )
- KANON = KANUN, KAİDE = CANON[İng., Fr., İsp.] = KANON[Alm., Yun.]
( Herhangi bir konuda yetkelerin belirlediği seçimler bütünü. | Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil art arda duyulan iki ya da daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün. )
- KANTARON ile KANTARON ile KIZIL KANTARON
( Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki İLE Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki. İLE Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 santimetre yüksekliğinde, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları tıpta kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki. )
- KANUN[Ar.] ile KANUN[Ar.] ile KÂNUN[Ar.]
( Devletin yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her tür düzen, kural, kaide, yasa. | Herhangi bir konu üzerindeki yasayı/kanunu taşıyan kitap. | Geçerli olan kural. | Doğa olaylarının bağlı göründükleri ve dışına çıkamadığı düzen. | Yol, yordam, âdet. İLE Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı. İLE Soba. | Mangal. | Bir şeyin tutuşup yandığı yer. | Kış mevsiminin ilk ayı.[Aralık] Eski takvimde yer alan kânun-u sâni, kânun-u evvel ay adlarında geçen "ateş ocağı" anlamındaki söz. )
- KANUNÎ ile KANUNÎ ile KANUNÎ
( Yasal. İLE Kanun çalan. İLE Kanuni Sultan Süleyman. )
- KAOLIN[İng.] / KAOLIN[Fr.] / KAOLIN, PORZELLANENDE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAOLİN
- KAOLINITE[İng.] / KAOLINITE[Fr.] / KAOLINIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KAOLİNİT
- KAON[İng.] ile/değil/yerine/= KAON
- KAP[Fr. < CAPE] ile KAP ile KÂP/KÂB[Ar.]
( Giysi. İLE Mahfaza. İLE Aşık kemiği. )
( Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi. | Kadınların giydiği kolsuz üstlük. İLE İçi gaz, sıvı ya da katı herhangi bir nesneyi alabilen oyuk nesne. | Kap kacak. | Türlü şeylerin taşınması ya da saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. | Kapak, cilt. İLE Aşık kemiği. )
- KAPAN ile KAPAN
( Tuzak. İLE Büyük dükkan/depo.[ > Unkapanı ] )
- KAPAR ile KAPAR
( Kapatmanın geniş zamanlı tanımı/kullanımı. İLE Kapmanın geniş zamanlı tanımı/kullanımı. )
- CAPACITANCE[İng.] / CAPACITANCE[Fr.] / KAPAZITÄTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPASİTANS
- KAPİK ile KAPİK
( Köpek. @@ Rublenin yüzde biri değerinde para birimi. )
- KAPIKULE ile KAPIKULE
( Eski kale ve saraylarda iki yanında korunma kuleleri bulunan anıtsal kapı. İLE Edirne'deki sınır kapımızın bulunduğu ilçe. )
- KAPIL[İng. < COUPLE] ile KAPIL
( Çift. İLE Kapma işine konu olmak. | Sürüklenmek. | Birine güvenip boş bulunarak aldanmak. | Birine tutulmak, bağlanmak, yoğun sevgi duymak. | Bir şeyin ya da birinin güçlü etkisinde kalmak. )
- PLATING[İng.] / CHICHAGE[Fr.] / KAPLAMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPLAMA
- KAPLICA ile KAPLICA
( Kapalı ılıca, hamam. İLE Taneleri ufak bir tür buğday. )
- KAPORTA[İt. < BOCCAPORTA] ile/ve/||/<> KAROSER[Fr. < CARROSSERIE] ile/ve/||/<> TAMPON[Fr. < TAMPON]
( Otomobilde, kaput ya da ön kapak. | Motorlu taşıtları örten, genellikle sacdan yapılmış dış bölüm. | Gemi içinin aydınlanması ve hava alması amacıyla güvertede açılmış bulunan camekânlı yer. | Kişinin yüz, giysi, ayakkabı vb.nden oluşan dış görünümü. İLE/VE/||/<> Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm. İLE/VE/||/<> Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir nesneden yapılmış büyük tıkaç. | Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak nesneyle dolu şey. | Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım. | Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı ya da sterilize edilmiş pamuklu özel parça. | Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken. )
- CAPRALACTAME[Fr.] / KAPROLAKTAM[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPROLAKTAM
- KAPSAM ile/||/<> KAPSAM
- CAPSULE[İng.] / CAPSULE[Fr.] / KAPSEL, HÜTCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAPSÜL
- KAPTAN PAŞA CAMİSİ ile KAPTAN PAŞA CAMİSİ
( Eyüp'te İskele Caddesi'ndedir. İLE Üsküdar, Doğancılar Caddesi'ndedir. )
( 1577'de, Hacı Mahmud Ağa tarafından. İLE 1727'de Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa tarafından. )
- KAPUT[Fr. < CAPUTE] ile KAPUT
( Asker paltosu.| Otomobil, kamyon vb. motorlu taşıtlarda motoru örten açılır kapanır biçimdeki kapak. | Prezervatif.
İLE
İskambilde el vermeden yenme. | Kötü, bozuk, işe yaramaz. )
- KAPUZ ile KAPUZ
( Dar ve derin koyak. İLE İçine girilemeyen sık orman. [Sığla ormanı gibi.] )
- KAR ile KÂR
( Kış mevsiminde yağan. İLE Kazanç. )
( Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı. @@ Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı. | İş. | Yarar, fayda. | Üretim etmenlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay. | Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark. )
- KAR' ile KAR' ile KA'R[çoğ. KUÛR] ile KÂR[Fars.] ile -KÂR[Fars.]
( Kapıyı çalma. İLE Hekimin, hastayı muayene ederken, ses almak üzere, bir örgene/uzva parmakla vurması. | Kapı çalma. | Su kabağı. İLE Çukur şeyin dibi, dip, son/nihayet. | Derinlik. İLE İş güç, iş. | Kazanç, temettü. | Meşguliyet; sanat. | İşleme, etki/te'sir. | Savaş. İLE "-li, -ci, eden, -edici" eklerinin karşılığıdır. Adları sıfat yapar.[HİLE-KÂR, İSYAN-KÂR, KANAAT-KÂR vb.] )
- SİYAH CİSİM[Osm.] / BLACK BODY[İng.] / CORP NOIR[Fr.] / SCHWARZER STRAHLER/KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA CİSİM
- KARA SÜLEYMAN MESCİDİ ile KARA SÜLEYMAN MESCİDİ ile KARA SÜLEYMAN MESCİDİ
( Eyüp, Düğmeciler Mahallesi'ndedir. İLE Süleymaniye'de, Bozdoğan Su Kemeri yakınındadır. İLE Eyüp, Nişanca'dadır. )
- KARA YILANI ile/ve KARAYILAN
( ... İLE Boyu uzun, başı iri pullarla örtülü, zararlı hayvanları yediği için tarıma yararlı, tehlikesiz bir yılan. )
- KARA ile KARA
( Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak.
İLE
En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. | Bu renkte olan. | Esmer. | Kötü, uğursuz, sıkıntılı. | Yüz kızartıcı durum, leke. | İftira. )
- KARABAŞ ile KARABAŞ
( Çoban köpeği. | Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı. | Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi ya da menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki [Lavandula stoechas]. | Kışa dayanıklı sert buğday. İLE Rahip. | Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek. )
- KARABATAK / KARABATAK
- KARABİBER ile KARABİBER
( Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki. | Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi. | Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılan toz. İLE Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli. )
- KARABIN[İng.] ile/değil/yerine/= KARABİN
- KARACA ile KARACA ile KARACA
( Rengi karaya yakın olan, esmer. İLE Üst kol. İLE Geyikgillerden, boynuzları küçük ve çatallı bir hayvan. )
- KARAGÖZ ile KARAGÖZ
( İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli bir balık. | Güldürüp eğlendiren kişi. İLE Mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. | Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kişi.
)
- KARAKEÇİ ile KARAKEÇİ/KIL KEÇİSİ
( Sazana benzer bir tatlı su balığı. İLE Rengi beyazdan siyaha kadar değişmekle beraber en çok siyah renklisi görülen yerli bir tür keçi. )
- KARAKIN[İng.] ile/değil/yerine/= KARAKİN
- KARAKUL ile KARAKUL
( Bir tür kuş. İLE Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun. )
- KARAKULAK ile KARAKULAK/MİNEKOP ile KARAKULAK
( Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan. İLE Balık. İLE Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci. )
- KARAKUŞ ile KARAKUŞ
( Kartal türünden kuşlara verilen ad. İLE Atların ayaklarında şiş yapan bir hastalık. )
- CARAMEL[İng.] / KARAMEL, GEBRANNTERZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARAMEL
- BLOOMING[İng.] / TURBIDITÉ[Fr.] / KARARTMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARTMA
- KARAT, CARAT[İng.] / KARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARAT
- CARBAZOLE[İng.] / CARBAZOL[Fr.] / KARBAZOL, DIBENZO-PYRROL[Alm.] ile/değil/yerine/= KARBAZOL
- CARBINOL[İng.] / CARBINOL[Fr.] / CARBINOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KARBİNOL
- CARBOHYDRASE[İng.] / CARBOHYDRASE[Fr.] / CARBOHYDRASE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARBOHİDRAZ
- CARBONATE[İng.] / CARBONATE[Fr.] / KARBONAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARBONAT
- KARDEŞİM ile "KARDEŞİM!"
- KARDEŞLENMEK ile KARDEŞLENMEK
( Ekin bir kökten birkaç sap birden üremek. İLE Kardeş sahibi olmak. )
- CARENE[İng.] / KAREN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAREN
- KARGA ile KARGA
( Kargagillerden, kanatları geniş, tüyleri kara renkte, tarla ve bahçelere çok zarar veren kuş. İLE Bir şeyin asıl durumunu yitirerek baş aşağı olması. | Yelkenleri toplama. )
- KARGILIK ile KARGILIK
( Fişeklik. İLE Kamış yetişen yer. )
- KARGIN ile KARGIN ile Kargın
( Eriyen karların oluşturduğu akarsu. | Karla karışık yağan yağmur. İLE Marangozlukta kullanılan bir tür büyük rende. İLE Oğuz Türkleri'nin, yirmi dört boyundan biri. )
- KARİ'[Ar. < KIRAAT | çoğ:
KURRÂ]["ka" uzun okunur] ile KARİ["ka" uzun okunur]
( Okuyan/okuyucu, kıraat eden. | Kur'an-ı Kerim'i usûlünce okuyan. İLE Köylü, kariyye ahalisinden. )
- KARI" (SEV[M]İYOR/UM) ile/değil KAR-I (SEV[M]İYOR/UM)
- KARIK ile KARIK
( Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması. | Karlı bir alana bakma sonucu kamaşmış (göz). İLE Ark. | Arklar arasında kalan toprak parçası. | Sabanla açılan çizi. )
- KARILMA ile KARILMA
( Karma işlemi yapılması, karışma. İLE Hayvan çiftleşmesi. )
- KARINCIK ile KARINCIK
( Gövdenin çeşitli örgenleri içinde bulunan boşluk. İLE Kalbin alt bölümünde bulunan ve biri sağdaki akciğere kan pompalayan, öbürü soldaki akciğerden gövdeye pompalanacak kanı alıp gövdeye göndermeye yarayan iki boşluk. )
- MISCIBLE[İng.] / MISCIBLE[Fr.] / MISCHBAR[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞABİLİR
- IMMISCIBLE[İng.] / NON MISCIBLE[Fr.] / KARIŞMAYAN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞMAYAN
- MUHARRİK[Osm.] / AGITATOR, MIXER[İng.] / ABRASSER[Fr.] / AGITATOR, MISCHER, RÜHRER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞTIRICI, BLENDER
- KARIŞTIRILMAMASI GEREKEN/LER ile/ve KARIŞTIRILMAMASI GEREKEN/LER
( Yaşamımızda olanların/yaşananların, burada[bu sayfa/site/kılavuz/sözlük/ya da her ne denilirse] ele alınanların hiçbirinin birbirine karıştırılmaması gerekmektedir.
Yeri geldiğinde ayrı ayrı, yeri geldiğinde birleştirilerek/bütünleştirilerek/bağdaştırılarak/bağlantılandırılarak değerlendirilmesi gerekmektedir. )
- KARİYER[Fr. < CARRIÈRE] ile KARİYER[İng. < CARRIER]
( Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık. İLE Donanımı çok güvenli, polis ya da asker taşıma aracı. )
- KARL FISCHER REAGENT[İng.] / RÉACTIF DE KARL FISCHER[Fr.] / KARL FISCHER REAGENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARL FİSCHER BELİRTİCİ/REAKTİFİ
- KARLI ile/değil KÂRLI
- KARMA ile KARMA
- KARMA[Sansk.](KAMMA[Palice]) ile KARMA/BLENDING
( Etkinlik. Eylem, özellikle sorumluluğu olan iyi ve kötü eylem. Her hareketin bir öncekine bağlandığı nedensellik döngüsü, uygun nedenlerden oluşan sonuçlar zinciri.
Karma, üç türlüdür:
Sanchita(geçmiş enkarnasyonlardan birikmiş olanlar),
Pararabdha(karma'nın şimdiki yaşamda çözümlenmesi gereken bölümü),
Agami(gelecekte meyvesini verecek olan karma) )
- KARNAVAL[Fr./İng. < CARNAVAL] ile FESTİVAL[Fr./İng. < FESTIVAL]
( Hristiyanların, belirli dönemlerde renkli, komik ve şaşırtıcı kılıklara girerek yaptığı şenlik ve eğlence dönemi. | Bu dönemde yapılan eğlence. | Şenlik. | İnsan kurban edilen tören. İLE Dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı ya da niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi. | Belirli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül, derece verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal ya da uluslararası gösteri dizisi, şenlik. | Bir bölgenin en ünlü ürünü için yapılan gösteri, şenlik. | Düzensiz toplantı, curcuna. )
- CARNOTITE[İng.] / CARNOTIT[Fr.] / KARNOTIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARNOTİT
- KARO[Fr.]/ORYA[İt.] ile KARO[Fr.]
( Oyun kâğıtlarının küçük, kırmızı, baklava biçiminde olanı. İLE Betondan, dört köşe döşeme taşı. )
- KARŞILAMA ile KARŞILAMA
( Dışarıdan gelen birine, karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek. | Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek. | Söylenilen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu ya da olumsuz bulmak. | Önlemek, durdurmak. | Masrafı ödemek. İLE Trakya ve Marmara bölgesinde oynanan bir halk oyunu ya da bu oyunun müziği. )
- ANTIFERROMAGNETISM[İng.] / ANTIFERROMAGNETISM[Fr.] ile/değil/yerine/= KARŞIT FERROMANYETİKLİK
- ANTIHYPERON[İng.] / ANTIHYPERON[Fr.] / ANTIHYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT HİPERON
- ANTINEUTRINO[İng.] / ANTINEUTRINO[Fr.] / ANTINEUTRINO[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT NÖTRİNO
- ANTINEUTRON[İng.] / ANTINEUTRON[Fr.] / ANTINEUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT NÖTRON
- ANTIPROTON[İng.] / ANTIPROTON[Fr.] / ANTIPROTON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT PROTON
- MUZÂDD-İ TANÎN[Osm.] / ANTIRESONANCE[İng.] / ANTIRÉSONANCE[Fr.] / GEGENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT REZONANS
- ANTIPARTICLES[İng.] / ANTIPARTICLES[Fr.] / ANTIPARTIKEL, ANTITEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT TANECİKLER
- KART ile KART[Fr. < CARTE]
( Gençliği ve körpeliği kalmamış. [>< KÖRPE] İLE Düzgün kesilmiş ince karton parçası. | Birinin kimliğini gösteren, kutlamalarda ya da kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası, kartvizit. | Kartpostal. | Bazı yerlere girmek ya da bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge. | Oyun kâğıdı. | 9x12 santimetre boyutlarındaki baskılı fotoğraf kâğıdı. | Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık. | Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne. )
- KARTAL ile KART AL
- KARTAL ile Kartal
( Kartalgillerden, genellikle kızıl siyah tüylü, çok güçlü, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, iri, yırtıcı bir tür kuş. İLE İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. )
- KARTEL[Fr. < CARTEL] ile KARTEL[Fr./İt. < CARTEL]
( Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı. İLE Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret ya da üretim kuruluşlarının, genellikle kazanma ya da başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği. )
- KARTOPU ile KARTOPU ile KAR TOPU/TOPAĞI
( Hanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık.[Lat. VIBURNUM]. | Beyaz ve tombul. İLE Elle top biçiminde sıkıştırılmış, eğlence amacıyla karşılıklı atılan kar topağı. )
- KÂRÛN ile Kârûn
( Çok zengin kişi. İLE Kur'ânı Kerîm'de, kendinden "çok zengin" olarak söz edilen ve tüm mal varlığı bir anda yok olan kişi. )
- CARVONE[İng.] / CARVONE[Fr.] / KARVON, KARVOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KARVON
- KAŞ ile KAŞ ile KAS
( Gözün üstünde ve alnın altında bulunan kıllar. İLE Kemerli ve çıkıntılı şey ya da yer. İLE Tellerden oluşan ve kasılarak gövde devimlerini sağlayan örgen ve bu örgenin telsi dokusu. )
- KASAR ile !KAŞAR
- KASÂVET[Ar.] ile/ve AZAP[Ar.]
( Üzüntü, tasa, kaygı, sıkıntı. İLE Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. | İslâm inanışına göre, dünyada günah işlemiş olanlara, daha sonra[ahirette] verilecek cezâ. )
- KAŞE[Fr. < CACHET] ile KAŞE
( Damga, mühür. | Belirlenmiş sürelerde çalışanlara ödenen ücret. | Toz ilaçların içine konulduğu, yutulmaya uygun, güllaçtan küçük kap. İLE Kalın, kışlık bir tür kumaş. )
- KASEM/YEMİN[Ar.] değil/yerine/= ANT
- KASİD[Ar. < KASD | çoğ. KASİDÂN]["ka" uzun okunur] ile KÂSİD[Ar. < KESÂD] ile KASÎD[Ar.]
( Kasdeden, tasarlayan, kıyan. | Postacı, haberci, tatar, ulak. İLE Sürümsüz, geçmez, aranmaz. İLE Kasîde. )
- KASIM[< KISMET]["ka" uzun okunur] ile KASIM[çoğ. KAVÂSIM]["ka" uzun okunur] ile KASIM[Fars.] ile Kasım[Ar. < KÂSİM] ile KASIM[Ar. < KÂSİM]
( Taksim eden, ayıran, bölen. | [matematik] Bölen. İLE Kırıcı, ezici, ufaltıcı. İLE İnce, narin, çabuk kırılabilen. İLE Yılın on birinci ayı, son teşrin, teşrin-i sâni. İLE Kışın başlangıcı sayılan 08 Kasım günü başlayıp Hıdırellez'in ilk günü olan 06 Mayıs'a kadar altı ay süren dönem. )
( Yüz elli, yaz belli. )
( Kasım'ın 150. günü (08 Nisan) olunca, kötü havalar geçer, yazın ucu görünür. )
( Kasım'dan on gün evvel ek, on gün sonra ekme. )
- KASIMPAŞA CAMİSİ ile KASIM PAŞA CAMİSİ
( Eyüp'te, Zal Mahmud Paşa Caddesi'ndedir. İLE Kasımpaşa'da, Bahariye Caddesi'ndedir. )
( Cezri[kökten] Kasım Paşa Camisi olarak da bilinir. İLE 1533'te, Rumeli Beylerbeyi Güzelce Kasım Paşa tarafından yaptırılmış, Mimar Sinan yapıtıdır. [Cami-i Kebir adıyla da bilinir.] )
- KASIR[Ar. < KASR]["ka" uzun okunur] ile KÂSİR[Ar. < KESÎR < KESRET] ile KÂSİR[Ar. < KESR] ile KASIR[Ar. < KUSÛR]["ka" uzun okunur]/KASÎR[Ar. < KASR] ile KASR[Ar. çoğ. KUSÛR] ile KASÎL[Ar.]
( Zorla işleten. İLE Çok olan. İLE Kıran, kesreden. İLE Kısa, boysuz. Kısa kesme, kısaltma, kısma. | Azaltma, kesme, eksiklik. | İbarenin çok kısaltılması. | Aruzda tef'ile'nin son harfinin düşürülmesi. İLE Köşk, kâşâne, saray. İLE Hayvanlara yedirmek üzere zamanından önce biçilen yeşil ot. )
- KAŞKAVAL[İt. < CACIOCAVALLO] ile KAŞKAVAL[İt. < CACCIOCAVALLA]
( [argo] Aptal, sersem. İLE Gabya ve babafingo çubuklarının topuk taraflarında açılan deliklerden geçirilerek ucları mavnalara dayanan, demir ya da ağaç takoz. )
- KASMAK ile "KASMAK"
( Kasları gergin duruma getirmek. | Kısaltmak. | Daraltmak. | Bölmek, ayırmak. İLE Baskısı altında tutmak. )
- KAST[Ar. < KASD] ile KAST[İng. < CAST][Fr. < CASTE]
( Amaç, istek. @@ Ayrıcalıklar bakımından yukarıdan aşağı doğru kesin ölçülerle sınırlanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan'da görülen toplumsal sınıfların her biri. )
- KAST[Ar. < KASD] ile/ve/değil KAST[Fr. < CASTE]
( Amaç, istek, maksat. | Öldürmeyi, yaralamayı ya da zarar vermeyi isteme, kötü niyet. İLE Ayrıcalıklar bakımından yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan'da görülen toplumsal sınıfların her biri. )
- KASTÂL[Ar.] ile KASTAR[Ar.] ile KÂSTÂR[Ar.]
( Şeker tozu. İLE Yalancı. İLE Pamuk ipliğini ya DA bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi. )
- KAT/KATT[Ar.] ile KAT'[Ar.]
( Katı bir şeyi enine kesme, yontma. | Tahıl fiyatlarının yüksekliği. | Geçme, ilerleme, yol alma. | Kağıtları oyarak dantel gibi süslü biçimler oluşturma sanatı. | Sözün etkisini artırmak ve dinleyenin anlayışına bırakmak için sözü bitirmeden kesme. [şöyle şöyle oluyor, dikkat edin, yoksa ...] İLE Kesme, keslme, biçme. | Halletme, karar verme, sona erdirme, bitirme. )
- KAT ile KAT[Ar.]
( Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire ya da odaların bütünü. | Bir yüzey üzerine az ya da çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. | Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. | Giyeceklerde takım. | Apartman dairesi. | Ön, yan. | Huzur. | Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. | Makam, mevki. | Kez, defa, misil. | Katman. | Tekrarlanan bir sayının toplamı. İLE Kesme, kesilme. | İlgiyi kesme. | Sonuca bağlama, bitirme. | Kesme. )
- KATA[İng.] ile/değil/yerine/= KATA
- KATAL[İng.] ile/değil/yerine/= KATAL
- KATAR[Ar. < KİTAR] ile KATAR
( Tren. | Taşıt dizisi. | Bir arada giden ya da uçan hayvan dizisi. İLE O, ekler/katar. )
- KATI[Ar.] ile KATI[Ar.] ile KATI'[Ar. < KAT]["ka" uzun okunur] ile KAT'Î[Ar.]
( Sert. [>< YUMUŞAK] | Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz. | Düşünce ve davranışlarında belirli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. | Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın ya da üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan. [sulp] | Çok, aşırı derecede. İLE Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide. [taşlık, konsa] İLE Kesen, kat eden, durduran. İLE Kesip atan, ikirciye düşmeye olanak bırakmayan, kesin. )
- KATILMAK ile KATILMAK
( Katma işi yapılmak. | Bir topluluğa girmek, iştirak etmek, iltihak etmek. | Ortak olmak, benimsemek. | Hak vermek. İLE
Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluğun kesilmesi. )
- DOPING[İng.] / DOPAGE[Fr.] / [Alm.] ile/değil/yerine/= KATKILAMA/DOPLAMA
- CATHODE[İng.] / KATHODE[Fr.] / KATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATOT
- COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT[Fr.] / KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KATSAYI
- CAOUTCHOUC, INDIA RUBBER[İng.] / CAOUTCHOUC[Fr.] / KAUTSCHUK[Alm.] ile/değil/yerine/= KAUÇUK
- KAURI[İng.] / KAURI[Fr.] ile/değil/yerine/= KAURİ
- KAV ile KAV[Fr. < CAVE]
( Ağaçların gövdesinde ya da dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi nesne. | Yılanın deri değiştirirken attığı deri. İLE Mahzen. )
- KAVA[İng.] ile/değil/yerine/= KAVA
- KAVAIN[İng.] ile/değil/yerine/= KAVAİN
- KAVALYE ile KAVALYE[Fr.]
( Eski evlerin çatılarında kullanılan kayrak taşlarını tutmaya, kaymamasına yarayan kama.[kullanılan ağaç, suyu emerek ve şişerek tutan ve su sızdırmayan özellikte] İLE Dansta ve toplantılarda bayanlara eşlik eden bay. )
- KAVATA[Yun.] ile KAVATA[Yun.]
( Oyma ağaç kap. İLE Sert ve fazla kızarmayan bir tür domates. )
- KÂVÎ[Ar. < KEYY | çoğ. KÂVİYÂN] ile KAVÎ[Ar. < KUVVET]
- CHAVICOL[İng.] / CHAVICOL[Fr.] / CHAVICOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVİKOL
- KAY ile KAY[Ar.]
( Yaz yağmuru. İLE Kusmak. )
- HALITE, ROCK SALT[İng.] / HALITE[Fr.] / HALBZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYA TUZU
- KAYABİLİR İLE KAYA BİLİR ile/ve/||/<> KAYA DA BİLİR İLE/DEĞİL KAYABİLİR DE
- KAYIK ile KAYIK
( Kürek ya da yelkenle yürütülen ufak tekne. İLE Bir yana kaymış. )
- KAYIN ile KAYIN
( 72 kişinin, 1 günlük oksijenini sağlar. )
( Kayıngillerin örnek bitkisi olan, 30-40 metre boyunda, 2 metre çapında, kışın yapraklarını döken, kerestesi beyaz ve değerli olan bir orman ağacı. | Bu ağaçtan yapılmış olan. İLE Kadın ya da kocaya göre birbirinin erkek kardeşi, kayınbirader, ini. )
- KAYIŞ ile KAYIŞ
( Bağlamak, tutmak ya da sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. | Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan gereç. | Ustura bilenilen cilalı kösele. İLE Kayma eylemi/durumu/sporu. )
- KAYIT[Ar. < KAYD] ile KAYIT
( Bir yere mal ederek deftere geçirme. | Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin ya da kopyasının bir yerde yazılı bulunması. | Önem verme. | Resmî belge. | Sesi ya da görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. | Şart. | Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. İLE Pencere çerçevesi. | Araç, eşya. | Yiyecek. )
- TRANSLATION, SHIFT[İng./Fr.] / TRANSLATION, SCHIEBUNG, VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYMA, ÖTELE(N)ME
- KAYNANADİLİ ile KAYNANADİLİ
( Dil biçiminde, yassı ve dikenli dalları olan bir tür kaktüs. İLE Bir iğne oyası deseni. )
- KAYNAR ile KAYNAR ile KAYNAR ile KAYNAR ile KAYNAR
( Kaynamakta olan. İLE Çok sıcak. İLE Yeni doğum yapmış anneye ve konuklara sunulan tatlı içecek. İLE Kaynak, pınar. | Kaynarca. )
- KAYNARCA ile Kaynarca
( Kaynak. | Sıcak su kaynağı. | Hastalara kaynatılarak içirilen pekmez, yağ ve baharat karışımı. İLE Sakarya iline bağlı ilçelerden biri. )
- KAYNATMAK ile "KAYNATMAK"
( Kaynamasını sağlamak. | Kaynak yaptırmak. İLE Unutturmak. | Belirli etmeden almak. | Konuşmak, sohbet etmek. )
- KAYSER[İng.] / KAYSER[Fr.] / KAYSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYSER
- KAYYUM ile/ve/||/<> Kayyûm
( Cami hizmetlisi. | Birinin yerine geçen, mütevellî. İLE/VE Ebedî ve ezelî olan. Allah. )
- KAZ AYAĞI ile KAZ AYAĞI ile KAZ AYAĞI ile KAZ AYAĞI ile KAZ AYAĞI
( Kumaş deseni. İLE Göz kenarlarındaki kırışıklık. İLE Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki [Lat. CHENOPODIUM | Fr. ALISME | Ar. RİCL-ÜL-VEZZ]. İLE Çok kollu çengel. | Çaprazlama yapılan teyel, Hristo teyeli. | İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak. | İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu. İLE Açık turuncu renk. | Bu renkte olan. )
- KAZ ile KAZ ile KAZ
( Ördeğe benzeyen bir kuş. İLE Toprağı/yeri eşme buyruk kipi. İLE Budala. )
- KAZA ile KAZA ile KAZA
( İstem dışı ya da umulmayan bir olay dolayısıyla birinin, bir nesnenin ya da bir aracın zarara uğraması. | Zamanında kılınmayan namazı ya da tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. İLE Yargı. | Kadılık görevi. İLE İlçe, kaymakamlık. )
- KAZAK ile KAZAK ile KAZAK[Fr. < CASAQUE]
( Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk ya da bu halktan olan kişi. | Güney Rusya'da yaşayan, Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kişi. İLE Rusya'da ve İran'da ayrı bir sınıf oluşturan atlı asker. | Karısına söz geçirebilen, dediğini yaptırabilen erkek, kılıbık karşıtı. İLE Baştan geçirilerek giyilen, genellikle kollu, örme üst giysisi. )
- KAZAN ile KAZAN
( Çok miktarda yemek pişirmeye ya da bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap. | Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap. İLE Tataristan. )
- GAIN[İng.] / GAIN[Fr.] / GEWINN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAZANÇ
- KAZASKER MUSTAFA İZZET EFENDİ ile YESERİZÂDE KAZASKER MUSTAFA İZZET EFENDİ
- KAZI ile KAZI ...
- KAZI ile KAZI ile KAZI/HAK[Ar.]
( Bir yeri kazma işi, hafriyat. İLE Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belirli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması. İLE Maden, ağaç, taş üzerine, elle yazı ya da biçim oyma, kazı. | Kâğıttaki yazıyı kazıma, kazı )
- KÂZIM ile/ve/||/<>/> KÂZÎM
( Öfkesini tutan. [ara sıra] İLE/VE/||/<>/> Öfkesini tutan. [sürekli] )
- KÂZIM/KEZÎM[Ar. çoğ. KÂZIMÎN] ile KÂZIM/KAZIMA["ka" uzun okunur] ile KAZIM
( Kızgınlığını, öfkesini, hırsını yenen. İLE Kemirici.[hayvan] İLE Kazmak eylemi. )
- KAZLIÇEŞME ile/ve KAZLI ÇEŞME
( Yedikule'de bulunan bir semt. İLE/VE Yedikule dışında, Demirhane Caddesi'nde bulunan, ön yüzü kaz kabartmalı bir çeşme. [1537] [Su aranırken kazların konduğu yerde su bulunmasından dolayı] )
- KE[Ar.] ile KE[Ar.]
( Benzetme/teşbih harfi olup "gibi, misillü" anlamlarına gelir. [KE-'L-EVVEL: Önceki gibi. | KE-ZÂLİK: Yine böyle/öylece.] İLE Küçültme edatıdır. [MERDÜMEK: Adamcağız] )
- KEÇE[Oğuz] ile KEÇE ile KEÇE
[<
( Keçe. İLE Sebze ve meyveleri taşımaya yarayan sepet. İLE Gece. )
- KEÇİSAKALI/KEÇİSEDEFİ ile KEÇİSAKALI/ERKEÇSAKALI/ÇAYIRMELİKESİ
( Ladengillerden, çayırlarda, nemli yerlerde yetişen, yaprakları mızraksı ve çizgili, çiçekleri mavimtırak ya da mor renkte bir tür laden bitkisi. İLE Gülgillerden, beyaz ya da pembe çiçekli, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık. )
- KEDİ AYAĞI ile KEDİAYAĞI
( ... İLE Birleşikgillerden, süs bitkisi olarak da yetiştirilen, beyazımsı, yumuşak, sık tüylü bir bitki. )
- KEF[Ar.] ile KEF[Ar., Fars.] ile KEFF[Ar. çoğ. KÜFÛF]
( Köpük. | Sünger taşı. İLE Eski Türkçe abecesinin yirmibeşinci harfidir.[ebced hesabında yirmi sayısının karşılığıdır] İLE Eliçi, aya, avuç. RÂHE[Ar.] | Ayağın altı, taban. | El çekme, vazgeçme. | [edebiyatta] Arûz'un yedinci sâkin harfini çıkarma. )
- KEFE[Ar. < KEFFE]["KEVE" değil!] ile KEFE
( Terazi gözlerinden her biri. İLE ... )
- KEFTIR[İng.] ile/değil/yerine/= KEFTİR
- KEHL[Ar.] ile KEHL[Ar. çoğ. KİHÂL, KÜHÛL, KÜHLÂN] ile KEHL[Ar.]
( Göze sürme çekme. İLE 30 - 50 yaş arasında bulunan kişi, olgun çağı. İLE Bit. )
- AMBER, ELECTRON, SUCCINUM[İng.] / AMBER, ÉLECTRON[Fr.] / AMBER, BERNSTEIN, ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KEHRİBAR, ELEKTRON
- KEK ile KEK
[<
( Öc almak, intikam peşinde koşmak. İLE Sıkıntı, güçlük. )
- KEKA = KEKAH
( Zevkli bir durum anlatılırken, "ne güzel, ne iyi" anlamlarında söylenilen bir söz. )
- KELEBEK ile KELEBEK ile KELEBEK ile KELEBEK
( Pul kanatlılardan, gövdesi, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böceklere verilen genel ad. İLE Biçim olarak bu böceklere benzeyen. İLE Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. | Bu hayvanın neden olduğu hastalık. İLE Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. )
- KELHEIM[İng.] ile/değil/yerine/= KELHEİM
- KELÎM[Ar. < KİLÂM] ile KELİM[Ar. < KELİME]
( Söz söyleyen, konuşan. | İkinci kişi.[muhâtab] İLE Sözler. )
- KELÎME değil KELİME
- KELLIN[İng.] ile/değil/yerine/= KELLİN
- KELVIN[İng.] / KELVIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN
- KEM[Ar.] ile KEM[Ar.]
( Soru edatı.[bir şeyin mikdarını öğrenmek üzere kullanılır][kaç?, ne kadar? vb.] İLE Az, eksik. | Kötü, fena; bozuk. )
- KEM ile KEM[Fars.]
[<
( Sayrılık. İLE Kötü, eksik. )
- KEMADRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KEMADRİN
- KEMÂNE ile KEMÂNE ile KEMÂNE ile KEMÂNE
( Keman ve kemençe yayı. İLE Bir tür halk çalgısı. İLE Delgi ya da küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç. İLE Ahşap gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım.[TALİMAR[İt. < TAGLIAMARE]: Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan, cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme.] )
- KEMEK ile KEMEK
[<
( İşlemeli ve çizgili pamuklu bir kumaş. İLE ... )
( Harmaniye dikilir. İLE Kıpçaklar, yağmurluk yapımında kullanır. )
- KEMFERT[İng.] ile/değil/yerine/= KEMFERT
- KEMÎN[Ar. çoğ. KEMÂÎN] ile KEMÎN[Ar.]
( Pusuya gizlenmiş kişi. | Pusu. İLE Çok az. | Pek küçük. )
- KEMRE ile KEMRE
( Gübre, tezek. İLE Deride kalınlaşmış kir tabakası. | Başta olan kepek. )
- KEN ile KEND/KENT[Soğd] ile KEND[Oğuz]
[<
( Doğu bölgelerindeki tüm kentlere verilen genel ad. İLE Yüksek sayıda kişinin yaşadığı yer. İLE Köy. )
( SEMERKAND[Fars. < SEMİZ KEND]: Büyüklüğü nedeniyle "besili kent". )
- KENÇ ile KENÇ
[<
( Bebek. İLE Bir hayvanın yavrusu. )
- KENDİ KENDİNE/KENDİNİ değil KENDİNİ
- KEP ile KEP[Oğuz]
[<
( Herhangi bir şeyin kalıbı. İLE "Benzer, gibi" anlamına gelen bir ilgeç. )