YAZILIŞLARI AYNI SÖZCÜKLERDE

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
( SÜREKLİ AYIRDINDA VE FARKINDA OLUNMASI GEREKENLER!!! )




| A... |

A ile başlayan AYNI'LAR...
( 184 FaRk, 198 katkı )


- -ÂVER[Fars.] ile A'VER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17020 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Getiren, taşıyan. [PEYÂM-ÂVER > PEYGAMBER] İLE Bir gözü kör, tek gözlü. | Körbağırsak. )

- (ATİK) İBRAHİM PAŞA CAMİSİ ile İBRAHİM PAŞA CAMİSİ / MUHSİNE HATUN CAMİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16526 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bayezıd'ta. İLE Kumkapı'da. )
( 1477'de. İLE 1532'de. )

- [Fars.] ÂN ile -ÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16951 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzellik çekimi/câzibesi, alım. | Şu, bu. İLE Çoğul edatı. [ŞÂH-AN: Şahlar] | Sıfat edatı. [HİRAS-ÂN: Şahlar] | Sözcüğü zarf yapan. [GÛY-AN: Söyleyerek] )

- [Fars.] ÂRÂMÎ ile ÂRÂMÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16966 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dinlenme, rahatlık. | Ârâmca [semitik dillerden]. İLE İstanbul'da doğmuş ve vefât etmiş bir Mevlevî şairi. [ö. 1630] )

- [Fars.] ÂSİTÂN ile ÂSİTÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16995 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eşik. İLE Müneccimlerin hesaplarına göre insan hayatının uğursuz dakikaları. )

- A-DEM değil ÂDEM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11783 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- A, A'dır ile/= A ile/= A
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16640 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- A'DÂD[< ADED] ile A'DÂD[< ADAD, ADUD] ile A'DAD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16912 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sayılar. İLE Sâidler, bâzular, kollar. | Havuz kenarındaki büyük ve düş taşlar, duvarlar. İLE Kolu ince, kısa kollu kişi. )

- A'FET ile ÂFET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16916 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Solak. | Pek akılsız kişi. | En güç şey. İLE Büyük felâket, belâ. | [mec.] Çok güzel insan. )

- A'KAL[< AKIL ] ile ÂKAL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16936 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [daha/çok/pek] Akıllı. İLE Çer-çöp. )

- A'LÂF[< ALEF] ile ÂLÂF[< ELF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16946 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hayvan yemleri. | Otlar, samanlar. İLE Binler. )

- A'RÂK ile A'RÂK[< IRK] ile ARAK ile ARAKK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16964 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ter. | Üzüm ve çeşitlerinden çekilip elde edilen ispirto, rakı. İLE Kökler, damarlar. İLE Rakı. İLE [daha/çok/pek] İnce. )

- A'RÂS[< URS] ile A'RÂS ile ARAS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16967 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nikâh törenleri. | Düğünler. | Evliler. İLE Arsalar, boş topraklar. İLE Yorgunluk, bitkinlik. )

- A'RÂZ[< ARAZ] ile ARAZ ile A'RÂZ[< IRZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16968 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İşâretler, alâmetler. | Tesâdüfler, hastalık alâmetleri. | Kazalar, felâketler. İLE İşâret, alâmet. | Tesâdüf. | | Kaza, felâket. | [Felsefede] Kendi kendine varolmayıp başka bir cevherle meydana gelen hal ve keyfiyet. İLE Irzlar, namuslar. )

- A'SÂM[< USME] ile A'SAM ile ASAMM ile ÂSÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16985 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gerdanlıklar. | Tasmalar. İLE Ön ayakları sekili olan hayvan. İLE Sağır, işitmez. | Söz işitmez. | Sert, güç, tahammül edilmez. | Arap yazısında, ikinci ve üçüncü kökünde, uzun harf bulunan bir fiil. İLE Kolay. )
( SEKİ: Atın ayağında genellikle bileğe ya da dize kadar çıkan beyazlık. )

- A'TAF[< ATF] ile A'TÂF[< ATF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17011 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( En âtıfetli, pek şefkatli, çok merhametli. İLE Merhametler, şefkatler. | Meyiller, atmalar. )

- A'YEN ile ÂYEN, ÂHEN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17024 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyük, iri gözlü. | Bakılan yer. | Çok açık, pek belirli. İLE Demir. )

- A'ZÂ[< UZV] ile AZÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17027 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örgenler/organlar, uzuvlar, üyeler. İLE Sabır. | Cenâze alayı. | Başsağlığı ziyareti. )

- A'ZÂR[< ÖZR] ile ÂZÂR[Fars.] ile ÂZÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17028 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bahaneler, engeller, özürler. İLE Mart ayı. İLE İncitme, azarlama/tekdîr, kırılma. )

- a/A ile/<> a ile/<> A ile/<> A
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33333 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türkçe abecesinin ilk yazacı(harfi). [sesbilim] Kalın ünlülerin, düz ve geniş olanını gösterir. İLE/<> Şaşma, anımsama, sevinme, acıma, üzülme, kızma gibi duyguları güçlendirir. Tümcenin, başında ya da sonunda, çoğu kez yinelenmiş olarak kullanılır. [A ne güzel! A sen burada mıydın?] | İkinci kişi çekimli eylemlerin sonuna gelir. [Alsana. Baksana.] İLE/<> Sınıflama ve sıralamalarda, maddelerin sıralaması yazaç ile gösterildiğinde, ilk maddenin başına gelir. İLE/<> [müzik] Nota imlerini, yazaçla gösterme yönteminde, "la" sesini bildirir. )

- ALLEGORİ değil ALEGORİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11820 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- A ile/<> A ile/<> A ile/<> A ile/<> A/Å
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37190 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Amper. İLE/<> Anot. İLE/<> Argon. İLE/<> Angström.[10¯¹0][Santimetrenin yüz milyonda biridir. 0,1 nanometre ya da 100 pikometredir.][uzunluk birimi] )

- ABÂ ile ÂBÂ ile A'BÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16894 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yünden yapılmış kaba kumaş. | Bu kumaştan yapılmış bol, geniş giyecek. İLE Babalar. | Gök küreleri, gezegenler, seyyâreler. [ÂBÂ-İ KENÎSÂİYYE: Kilise ileri gelenleri.] İLE Yükler, ağırlıklar. | Sorumluluklar, mes'ûliyetler. | Çift denk ya da sandık. )

- ABAK[Fr. ABAQUE | Lat. ABACUS] ile ABAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37929 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sütun başlıklarının üstüne gelen, genişçe ve dışa taşkın tabla, başlık tablası, mahmel. Abakus, sütunla baştaban ya da kenar üzengisi arasında, yastık görevi yapar. İLE Eski Türklerde, ölmüş ataların, yani abaların, tapılan suret ve heykelleri. Bir totem niteliğinde olan bu abaklar, çoğunlukla, bir direğin başına oyularak, evlerin ve çalardırın önüne dikilirdi. )

- ÂBÂR[< Bİ'R] ile ÂBÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16896 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Su kuyuları. İLE Hesap defteri. )

- ABDAL ile Abdal
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33339 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eskiden, bazı gezgin dervişlere verilen ad. İLE Safeviler döneminde, İran'da yaşayan önemli Türk oymaklarından biri. | Anadolu'da yaşayan, bu addaki bir oymak. [Geygel Abdalları] )

- ÂBÎ[< İBÂ] ile ÂBÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16898 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çekinen, nazlanan, sakınan; tiksinen. İLE Ayva. | Suda yaşayan ve suda oluşan. | Açık mavi. )

- ÂBİD[çoğ. EVÂBİD] ile ÂBÎD[Fars.] ile ABÎD[< ABD] ile ÂBİD[< İBÂDET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16899 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mesel, yanıltmaç. İLE Kıvılcım. İLE Kullar, köleler. İLE İbâdet eden, tapınan. [çoğ. ÂBİDÎN] )

- ÂBİD ile ABÎD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19563 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İbâdet eden. İLE Kulluk[ubûdiyyet]. )

- ÂBÎDÂT[yanlış olarak ÂBİDE'nin çoğulu] ile ÂBÎDÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16900 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anıtlar. İLE İbâdet eden, inanmış kadınlar. )

- ÂBİDE[çoğ. EVÂBİD (ÂBİDÂT yanlıştır!)] ile ÂBİDE[< ABD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16901 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anıt, yâdigâr kalacak eser. İLE Köleler. )

- ÂBİR[< UBÛR, çoğ. ÂBİRÛN, ÂBİRÎN] ile ABÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16902 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yerden geçen. İLE Bir ilâç karışımı. | Güzel koku. )

- ÂBİS ile ÂBİS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16903 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Alaycı, saygısız. İLE Asık yüzlü, yüzü ekşi. )
( ABÛS[< UBÛSET]: Somurtkan. )

- ACC ile ÂCC
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16906 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bağırma, na're. İLE Kalabalık. )

- ACEB ile A'CEB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16907 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Acabâ, hayret, gariplik, şaşırılacak şey. İLE [daha/çok/pek] Acâyip, tuhaf, garip olan. )

- ACEM ile Acem ile A'CEM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16908 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Harflere nokta koyma. | Türk müziğinde, "mi" notasına yakın bir perde. İLE Arap olmayanlar. | İran'lılar. İLE Arap kavminden olmayan. )

- ACEMÎ ile A'CEMÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16909 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tecrübesiz, toy. | İran'lı. İLE Arap olmayan, İran'lı. | Acemce. | Beceriksiz. | Dilsiz. )

- ÂCİL[< ECEL] ile ÂCİL[< ACELE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16910 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vâdeye bağlı, vâdesi geldiğinde yapılacak olan, ertelenmiş. İLE Acele eden. | Acele, gecikmez. )

- ÂCİN ile ACÎN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16911 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rengi ve tadı değişmiş, bozulmuş pis su. İLE Yoğurulmuş şey, hamur, mâcun. )

- ACİZ ile ÂCİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11162 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gücü, bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. | Beceriksizlik. | Birinin, borcunu, zamanında ödeyememesi durumu. İLE Gücü bir işe yetmez olan, güçsüz. | Beceriksiz. )

- ACUR/AJUR ile ACUR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33350 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Antika, gözenek. İLE Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, açık yeşil renkte, irice bir tür hıyar. )

- ACZ ve/> AŞK ve/> ACZ [tekrar]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32339 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- AÇMAZ ile AÇMAZ ile AÇMAZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39833 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şahı koruyan taşlardan her birinin yerinden oynatılmaması durumu. İLE İçinden zor çıkılır durum. İLE Karşısındakine bir nükte ya da tekerleme söyleme olanağı veren söz. )

- ADA ile ADA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33357 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Her tarafı, su ile çevrili kara parçası. İLE Çevresi, yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. )

- ÂDÂK[Fars.] ile ADAKK[Ar.] ile ADAK/NEZİR[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16913 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ada. İLE [Daha/en/çok] Dakik, ince. İLE Bir dileğin gerçekleşmesi için sahip olunandan vazgeçmek ve/veya vazgeçilen şey. )

- ADEM ile/ve ÂDEM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/3711 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yokluk. İLE/VE Yokluğun varlığı ve darlığı. )
( Yokluğun varlığı, bir kâmil insan! )
( Kişi, sevdiğinde yok olmalı. )
( ... ile TIFL- CİHEL-RÛZE: Hz. Âdem. )
( Yokluk, hiçlik, ölüm. | Osmanlı Türkçesi sözcüklerle birleşerek, "-siz, -lik" anlamında kullanılır. [ADEM-İ MERKEZİYET: Yerinden yönetim.] İLE/VE Dinsel inançlara göre, ilk yaratılan insan ve ilk peygamber. | Kişi, adam. | İnsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan. )
( Nonexistence. vs./AND Existence of the nonexistence. )
( Varlık. | İlk yaratılan insan ve peygamber. İLE Yokluk. )

- ÂDER[Ar.] ile ÂDER[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16914 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kasığı çıkık kişi. İLE Ateş. )

- ADET ile ÂDET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11163 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sayı. | Herhangi bir sayıda olan şey, tane. İLE Birinin, yapmaya alışmış olduğu şey, alışkı. | Topluluk içinde, eskiden beri uyulan kural, töre. Gelenek, alışkanlık. | Aybaşı, âdet kanaması. )

- ADIM ile ADIM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37949 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir adımda alınan yol.[yaklaşık 65 cm.] İLE Yaklaşık olarak bir mimar arşınına eşit olan eski bir uzunluk ölçüsü.[75,711 cm.] )

- ADLER ile/ve/<> ADLER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50589 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Friedrich İLE/VE/<> Alfred )
( Fizik'te. İLE/VE/<> Psikoloji'de. )

- ADUD ile ADÛD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16915 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kol, pazı. | Yardımcı, arka. İLE Isırımlı, bir lokma. | Acıklı, ıstırap verici. | Zâlim. )

- AGA ile AĞA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35250 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Babacan, mert, kalender kişi. İLE Kırsal kesimde, geniş toprakları olan, güçlü, sözü geçen, varlıklı kişi. | Halk arasında sayılan ve sözü geçen kişilere verilen san. | Büyük kardeş, ağabey. | Okur-yazar olmayan, yaşlıca kişilerin, adlarıyla birlikte kullanılan san. | Osmanlı döneminde, kimi örgütlerin başında bulunanlara verilen resmi san. )

- AGLÂL[< GALEL] ile AGLÂL[< GULL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16918 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağaçlar arasından akan sular. İLE Boyuna geçirilen zincirler. | Prangalar. | Kelepçeler. )

- AĞ ile
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35251 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İplik, sicim, tel gibi ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. | Örümcek gibi bazı hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. | Ülke geneline yaygınlaştırılmış örgü, şebeke. | Oyun alanını ortadan ikiye bölen, iple yapılmış örgü. İLE Donun ya da pantolonun, apış arasına gelen yeri, apışlık. )

- AĞIZ ile AĞIZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35253 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, selenin çıkmasına, soluk alıp vermeye ve besinleri almaya yarayan boşluk. | Bu boşluğun, dudaklarla çevrelendiği bölümü. | Kapların ya da içi boş şeylerin açık yanı. | Bir suyun, denize ya da göle döküldüğü yer. | Koy, körfez, liman, yol gibi yerlerin açık yanı. | Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. | Kesici aletlerin, keskin yanı. | Bir anadilin konuşulduğu sınırları içinde, bölgelere ve sınıflara göre değişen söyleyiş özelliği, şive. | Birini yanıltmak, kandırmak amacıyla, dolambaçlı bazı sözler söyleme özelliği. | [müzik] Bir bölgenin ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. | Bir akarsuyun göle ya da denize döküldüğü yer, munsap. | Bazen, "kez" anlamına gelir. [İlk ağızda, paranın yarısını ödedi.] | Tehlikeli şeyler/durumlar için pek yakın yer. [Topun/uçurumun ağzında.] İLE Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. )

- AH ile ÂH ile ÂH[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16920 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ah, yazık. İLE Kardeş. | Dost. İLE Âferin, bravo anlamına kullanılır. )

- AHAD ile ÂHÂD[< AHAD] ile AHADD[< HADD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16921 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir. [sayı] | Kişi, kimse. İLE Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. İLE [daha/çok/pek] Keskin. )

- AHBEL ile AHBEL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16923 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Böğrülce danesi. İLE Divâne, deli, kaçık. )

- AHDA' ile AHDA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16924 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [daha/çok/pek] Alçak gönüllü, halîm, itaatli. İLE En hud'acı, çok aldatıcı. | Kişinin ensesine yakın iki damar. )

- AHDEB ile AHDEB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16925 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kambur. İLE Kimsenin oy ve düşüncesini beğenmeyen. Uzun boylu ahmak. )

- AHDER[Ar.] ile AHDER[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16926 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şaşı. İLE Kardeş çocuğu, yeğen. )

- AHÎ ile AHÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39878 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kardeş, fütüvvet ehli, Yunus'ta tarikat kardeşi. )

- AHLAT ile AHLÂT[< HILT] ile AHLAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35257 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. | Kaba adam, yol-iz bilmeyen kişi. İLE Bir karışım içindeki parçalar, öğeler. Karışan şeyler. | Gövde yapısının temelini oluşturan öğeler.[AHLÂT-I ERBAA: Kan, salya, safra, dalak.] İLE Bitlis'in bir ilçesi.[Tarihte, mühendis ve mimarların yetiştiği kent.] )

- AHMÂ[< HAMÂ] ile AHMÂ[< HAMİYYET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16927 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kayınbirâderler. İLE [daha/çok/pek] Hamiyetli. )

- AHNÂ' ile AHNÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16929 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çapraz ve aykırı işler. | Çarpık ve eğri şeyler. İLE Çok alçakgönüllülük gösteren kişi. )

- AHRAS ile AHRÂS[< HÂRİS] ile AHRAZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16930 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dilsiz. İLE Koruyucular, muhafızlar. İLE Kirpikleri dökülmüş, çipil gözlü kişi. )

- AHŞÂ ile AHŞÂ'[< HAŞÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16933 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [daha/çok/pek] Korkunç. İLE Gövdede bulunan bağırsaklar, ciğer gibi şeyler, içirik. | Cihetler, mahaller, bölgeler. )

- AHÛ ile ÂHÛ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16934 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kardeş. | Dost. İLE Ceylan, karaca. | Güzellerin gözü. )

- AHZÂR[< HAZER] ile AHZAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16935 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Endişeler, ihtiyatlar. İLE Yeşil. )

- AKAM ile AKAM[ka uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16937 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kısırlık. İLE Kısır, çocuksuz. | Tedavi olanağı bulunmayan hastalık. [ÂKIM: Kısır. | Verimsiz.] )

- ÂKIL <> AK(I)L <> MAKÛL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16764 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- AKÎB[< AKEB] ile ÂKİB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16938 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir diğerinin arkasından gelen. İLE Önce. )

- AKİBET değil ÂKIBET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11581 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- AKÎK ile AKÎK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16939 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çoğunlukla kırmızı renkte olan bir cins değerli taş. İLE Bunaltıcı sıcak/lık. )

- AKİT ile ÂKİT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35259 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sözleşme, bağıt, mukavele. | Nikah. İLE Bir işi, karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, bağıtçı. )

- AKLAN ile AKLAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12767 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri. İLE/VE Sularını bir denize ya da göle gönderen bölge. )

- AKNÂ ile AKNA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16940 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnce, yumru burunlu. İLE En çok kanaat eden. )

- AKRÂ ile AKRA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16941 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arkalar, sırt. İLE Başındaki saçlar dökülmüş, dazlak. | Çıplak dağ. )

- AKSAK ile AKSAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13566 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Usûl. İLE Hafifçe topallayan. | İyi gitmeyen/işlemeyen. | Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize. )

- AKSAT ile AKSÂT[< KIST]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16942 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kuru ayaklı hayvan. İLE Hisseler, nasipler, paylar. )

- AKTA ile AKTÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16943 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eli kesik. İLE Kesmeler, kırılmalar. | İlgiyi kesmeler. | Beylik arâziler. )

- AL ile AL ile Al.
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35261 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aldatma, dek, dolap, hile. İLE Kırmızı, kızıl, kanın rengi. | Kırmızı renkte olan. | Dorunun açığı, kızıla çalan. | Yüze sürülen pembe düzgün, allık. İLE Alüminyum'un simgesi. )

- ÂL ile ÂL ile ÂL[< ULÜVV]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16944 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hîle, düzen, dek. İLE Aile. | Evlât. | Sülâle. İLE Yüce, yüksek. )

- ÂLÂ ile ALA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39908 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İHSANLAR, BAHŞİŞLER | ÜSTÜN | KİRLETEN )

- ALÂ ile ALÂ, ALE ile A'LÂ ile ÂLÂ[Ar. < EYL] ile ÂLÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16945 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rütbece yükseklik, büyüklük, şeref, şan. İLE Üst, üzere. İLE [daha/çok/pek] Yüksek. İLE İhsanlar. İLE Kirleten. )

- ALA ile ALÂ ile ÂLÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10172 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karışık renkli. İLE Üstün. İLE İhsanlar, bahşişler. | Kirleten. | Pekiyi. )

- ALAK ile ÂLÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16947 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pıhtılaşmış kan. | Sülük. İLE Sakız. )

- ALAY ile ALAY
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35264 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herhangi bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. | Çok kalabalık. | Tümü, hepsi. | Genel olarak üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu. İLE Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla, biriyle, bir şeyle/durumla eğlenme. )

- ALEM ile ÂLEM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11167 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bayrak. | Minare, kubbe, sancak direği gibi yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız ya da lâle biçiminde süs. İLE Yeryüzü ve gökteki nesnelerin tümü, evren. | Dünya, acun, cihan. | Aynı konu ile ilgili kişiler ya da bu kişilerin uğraşlarının tümü. | Durum ve koşullar. | Herkes, başkaları. | Ortam, çevre. | Eğlence. | Kendine özgü, birçok nitelikleri bulunan şey ya da kişi. | Duygu, düşünce, düş gücü. )

- ALEVÎ ile/ve/değil ALEVÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32665 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hz. Ali. İLE/VE/DEĞİL Yüce[ulvî]. )

- ÂLÎ[< ULÜVV] ile ÂLÎ ile ALÎ[< ÂLET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47811 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüce, ulu. | Kişi adı. İLE/< Ebû Tâlib'in oğlu ve Hz. Muhammed'in damadı, dördüncü halife. İLE/< Âlete ait, âletle ilgili. | Yemin edici/eden. )

- ALİ ile ÂLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11170 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişi adı. İLE Yüce, yüksek. )

- ÂLÎ ile ALİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39923 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( YÜCE, ULU )
( KEMALÂTI KENDİNDE TOPLAYAN )

- ALİM ile ÂLİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11171 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Her şeyi bilen. İLE Bilgin. )

- ALÎM ile ÂLİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20068 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Önceden bilmeme olasılığı olmayan. İLE Sonradan bilen. )
( Âlim denilebilir ama ALÎM denmez. Allah'ın adıdır.[El-Alîm] "Abdul Alîm" olabilir ama sadece "Alîm" olmaz/denmez. )

- ALKIŞ ile/ve ALKIŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16229 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Padişahlar ve vezirler hakkında, halk tarafından hep bir ağızdan söylenen dua sözleri. Tanzimat döneminde sonlanmaya başlamıştır. İLE/VE El çırpma âdeti, Tanzimat döneminde Avrupa'dan girmiştir. )

- ALTI ile ALTI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48463 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rakam. İLE Bir nesnenin tabanı. )

- AM ile ÂM[çoğ. A'VÂM] ile AMM[çoğ. AMMÂT] ile ÂMM[< UMÛM] ile HAMM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16948 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevgi. | İstek, istemek, istenilen. | Dişillik örgeni, vajina. İLE Yıl, sene. İLE Amca. İLE Genel/umûmî, herkese ait. İLE Şiddetli hararet. )

- AMÂ ile A'MÂ ile AMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35540 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Körlük, görmezlik, manevi körlük, bilgisizlik. | Yağmur bulutları. | Altında ve üstünde hava bulun(may)an bulut. İLE Kör. | Bilgisiz/cahil. İLE Bağlaç, fakat. )

- AMAZON[Lat.] ile AMAZON
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39947 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Memesiz. )

- AMİN ile ÂMİN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11173 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kimya terimi. İLE Dua. )

- ÂMÛT[Fars.] ile AMUT[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37974 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yalçın kayalarda ve yüksek yerlerde bulunan kuş yuvası. İLE Dikme, direk, sütun. )

- AN ile ÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16950 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( -dan, -den. [ANH, ANHÂ] İLE En kısa süre. )

- AN ile AN ile AN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35271 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir bölümü. Kıpı, lahza, dem. İLE İki tarla arasındaki sınır. İLE Canlının, duygu ve davranışlar dışındaki süreç ve etkinliklerinin bütünlüğü.[An bulanıklığı/yorgunluğu.] )

- ANÂ' ile ÂNÂ'[< ÂNÎ] ile A'NÂ'[< İNV] ile ANA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16952 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güçlük, zahmet, meşakkat. İLE Gece yarısı vakitleri. İLE Taraflar, nâhiyeler. İLE "Anne" sözünün/hitabının kısaltılmışı. )

- ANA ile ANA ile ANA ile ANA(ANNE)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37976 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pencere anası, telaro. İLE Daha sonra sürülecek sıvanın kalınlığını ayarlamak için bir duvara vurulan alçı ya da sıva mastar, sıva anası. | Mermer, palladyen, mozaik gibi bir gereçle kaplanacak döşemelerin üzerine, düzlüğü ya da gerekli eğimleri sağlamak üzere aynı gereçten yer yer yapılan ve uygulamada üst noktalarına uyulan kılavuz tümsek. İLE Yaklaşık boyutları, 30/30 cm. olan, kerpiç blok. İLE Anne. )

- ANADOLU HİSARI(GÜZELCEHİSAR/YENİCEHİSAR) ile/ve ANADOLU HİSARI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16390 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÂNAK ile A'NÂK ile A'NÂK[< UNK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16953 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok/en zarif. İLE Boynu uzun [kişi]. İLE Boyunlar, gerdanlar. | Yaprak sapları. | Rüzgârla kalkan toz bulutu. )

- ÂNÂN[Fars. < ÂN] ile ANÂN[< ANÂNE] ile A'NÂN[< UNK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16954 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Onlar. İLE Bulutlar. İLE Ağacın ucu. | Ufuklar. )

- ANÂNE ile AN'ANE[çoğ. AN'ANÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16955 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir bulut. İLE Gelenek, rivâyet. | Açıklamalar, tafsîlât. )

- ANI ile ... ÂNI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10174 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÂNÎ ile ÂNÎ ile ÂNÎ ile A'NÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16957 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Alçakgönüllü. | Köle. | Meşgul. | Mustarib. | İşçi. | Müfettiş. | Tahsildar. [dişil ÂNİYE] İLE Bir an içinde, hemen, o anda, derhal. İLE Olmuş, kemâle ermiş. İLE Yâni. )

- ÂNİD ile ANÎD[< İNÂD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16958 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnat eden, inatçı. İLE Çok inatçı. )

- ANÎF[< UNF] ile ÂNİF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16959 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sert, şiddetli. | Kaba/kötü tutumda bulunan. İLE Pek yakında geçen. )

- ÂNÎSE[Fars.] ile ÂNİSE[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16960 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıkı bağlı şey. | Koyulaşmış/katılaşmış akıcı maddeler. [kan ya da mürekkep gibi] İLE Cana yakın kız/kadın. )

- API ile API
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44575 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Amerikan Petrol Enstitüsü[American Petroleum Institute] İLE Uygulama Programlama Arayüzü[Application Programming Interface] )

- APSİS[Fr. ABSCISSE < Lat.] ile APSİS[Lat.]/APSİT[Yun. APSİS, İDOS: Daire, tonoz.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38025 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yönlü bir eksen üzerinde, bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri. | Bir düzlem içinde bir noktanın yerini belirlemeye yarayan koordinatlardan yatay olanı. | Bir noktanın uzaydaki yerini belirlemeye yaraya ana çizgilerden yatay olanı. İLE Kiliselerde, koronun arkasında bulunan ve camilerine mihrap kısmının karşılığı olan, yarım daire ya da yarım çokgen şeklinde, çoğu tonozlo örtülü bölüm. [Apsitler, çoğu zaman apsidiyollerle çevrili olurlar. Roma'lılar, yapı dışına taşan yarın daire şeklindeki gözlere, absida derlerdi. Bazilikaların uclarında bir absida bulunurdu. Kiliselerdeki apsitlerin kökeni budur.] )

- AR[Fr. < Lat.] ile AR ile Ar
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35276 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tarım alanları için yüz metrekare değerinde yüzey ölçü birimi. Bir ar, kenarı on metre olan bir karenin alanıdır. İLE Utanma, utanç duyma. İLE [kimya] Argon'un simgesi. )

- ARÂ' ile ÂRÂ'[Ar. < RE'Y] ile -ÂRÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16961 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bölge, mıntıka/mıntaka. İLE Oylar. İLE Süsleyen, bezeyen. [Dil-ârâ] )

- ARAB ile ÂRÂB[< İREB, İRBE] ile A'RÂB[< ARAB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16962 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Irak, Şam, Hicaz, Yemen, Mısır'da ve Afrika'nın kuzeyinde bulunan semitik kavmin genel adı. İLE Akıllar, zekâlar. | Hâcetler. | Hîleler, dekler, oyunlar. İLE Çöl Arapları. )

- ARALIK ile ARALIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10175 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 12. ay. İLE Ara, boşluk. )

- ÂRÂM[Ar. < İREM] ile ÂRÂM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16965 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çölde, özellikle konulan belirteç/nişan. İLE Durma, eğlenme, dinlenme. | Yerleşme, dinlenme, karar kılma. )

- ARAP ile ÂRÂP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20638 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Irkı tanımlama. İLE "...-cı" olma(savunma, koruma, kayırma) )

- ARÂZİ[< ARZ] ile A'RÂZÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16969 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yerler, topraklar. İLE Ârızî, tesâdüfî, rastgele. )

- ÂREC[Fars.] ile AREC ile A'REC[Ar.] / LENG[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16970 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dirsek. İLE Topallık. İLE Topal, aksak. )

- ARI ile ARI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10173 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bal yapan hayvan. İLE Sade. )
( Dünyada, 20.000'e yakın arı türü bulunmaktadır. )

- ARIK ile ARIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35279 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ark. | Fide ya da fidan dikilen yer. İLE Zayıf, kuru, sıska. )

- ARIŞ/İRİŞ ile ARIŞ ile ARIŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35281 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kolun, dirsekten parmaklara kadar olan bölümü. İLE Çözgü. İLE Araba oku. )

- ÂRIZA[Ar.] ile ARÎZA[< ÂRIZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16972 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Engebe. | Aksama, aksaklık. | Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak ya da eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar belirteçlerinin ortak adı. İLE Küçüğün büyüğe yazdığı yazı. )

- ÂRİM ile ARİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16973 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uygunsuz, hoşa gitmez, ters. İLE İnatçı, kafa tutan. )

- ÂRİŞ[Fars.] ile ARÎŞ[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16974 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anlam/mânâ, kavram/mefhum. İLE Asma çardağı. | Samandan yapılmış bir çeşit ev. | Sundurma. )

- ÂRİZ ile ARÎZ ile ARÎZ[< ARZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16975 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ardıç ağacı. İLE Semiz. | Enli, geniş. | Alçakgönüllü, lâtif, lâyık. İLE Geniş, enli. )

- ARKADAŞ ile "ARKADAŞ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5712 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herkesi arkadaş olur, her "arkadaş"ı da arkadaştır zannetme! )

- ARS ile ARS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16976 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevinç, ferahlık. İLE Yıldırımlı gök gürültüsü, yıldırım. )

- ARTIK ile ARTIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53666 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçildikten, yenildikten ya da kullanıldıktan sonra geriye kalan. | Bir şeyin harcandıktan ya da kullanıldıktan sonra artan bölümü. | Daha çok, daha fazla. | [müzik] Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış durumu. İLE Bundan böyle, bundan sonra. )
( Ad/isim. | Önad/sıfat. İLE İlgeç/zarf. )

- ARZ ile ARZ ile ARZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35282 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sunma. | Anlatma, bildirme. İLE En, genişlik. İLE Yer, yeryüzü. )

- ARZ ile ARZ ile ÂRZ[Fars.] ile ARZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16978 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir büyüğe sunma, gösterme, önüne koyma. İLE Dünya. | Toprak. İLE Ardıç ağacı. İLE En, genişlik. | Enlem. )

- ARZÎ ile ARZÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16979 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toprağa ait, toprakla ilgili. İLE En ile ilgili. )

- ÂS ile ÂS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16980 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mersin ağacı. İLE Değirmen. | Kakum denilen bir hayvan. )

- ASÂ ile ÂSÂ[Fars.] ile -ÂSÂ, ÂSÂY[Fars.] ile A'SÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16981 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Değnek, sopa. | Dervişlerin taşıdıkları sopa. İLE Esneme. | Ciddilik, vakar. | Süs, bezek. İLE ... gibi. İLE Değnekler, sopalar. )

- ÂSÂB[< ESEB] ile ÂSÂB ile A'SÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16982 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gövdenin alt kısmında çıkan kıllar, kasık kılları. İLE Sinir, damar. İLE Sinirler. )

- ÂSÂL ile ÂSÂL[Fars.] ile ÂSÂL[Ar. < ASÎL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16983 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ahlâk. İLE Temel, kök. İLE İkindi ile akşam ya da yatsı arasındaki zamanlar. [Bİ-L-GUDÜV-Vİ VE-L-ÂSÂL: Sabah-akşam.] )

- ASEL ile A'SEL ile ASER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16987 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bal. | Cennetteki dört sudan biri.[AHLÂT: İnsandaki dört sıvı.] İLE Eğri olan katı şey. | Eğri dişli ya da bacaklı kişi. İLE Solaklık. )

- ASER ile A'SER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16988 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Solaklık. İLE Pek zor ve çetin, dayanılması çok güç. | Solak. )

- ASHAR ile ASHÂR[< SIHR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16989 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saçı kızıl olan. | Kırmızı tüylü. İLE Evlenme dolayısıyla erkek tarafı akrabalar, güveyler. )

- ASÎL ile ASÎL[< ASL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16991 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öğleden sonranın son bölümü, akşamüstü. | Ölüm. İLE Sağlam. | İyice kökleşmiş. | Kendi adına hareket eden. | Edepli, terbiyeli. )

- ÂSİYE ile ÂSİYE ile ÂSİYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16997 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sütun, direk, kolon. | Kederli, üzüntülü [kadın]. İLE Hz. Mûsâ'yı, Nil'den çıkararak büyütüp yetiştiren Firavun'un eşinin adı. İLE İsyancı kadın. )

- ASKA'[< SUK] ile ASKA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16998 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bölgeler. | Çeşme duvarlarının bölmeleri. İLE Kanarya. [kuş] )

- ASKER[Fars.] ile ASKER, CÜND[Ar.], LEŞKER[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16999 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Devredici, seyyar. İLE Er. )

- ASLA' ile ASLA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17000 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dazlak, başının ön tarafındaki saçlar dökülmüş olan. İLE Hiçbir zaman/vakit. )

- ASMA' ile ASMÂ ile ASMAH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17001 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uyanık ve "gözü açık" olan. | Keskin kılıç. İLE Eğri elli/bacaklı. İLE Pek kahraman, çok şecâatli. )

- ASÛF ile ASÛF[< ASF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17002 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok şiddetli rüzgâr. | Hızlı yürüyen. İLE Çok zulüm eden. )

- ASÛM ile ASÛM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17003 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geçimi/maişeti için çok çalışan. İLE Obur, açgözlü. )

- AŞÂ' ile A'ŞÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17004 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geçimi/maişeti için çok çalışan. İLE Gözleri "dumanlı" kişi. | Çeşitli yüzyıllarda yaşamış birkaç Arap şairinin adı. )

- ÂŞÎ[Fars.] ile ÂŞÎ[Ar.] ile AŞÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17006 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aşçı. İLE Akşam yemeği yiyen. | Gidip, uzaklaşan. İLE Tavuk karasına tutulmuş. | Akşam. | Akşam yemeği. )

- AŞİB ile AŞÎB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17007 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok otlu. İLE Bol otlu. )

- AŞÎR ile ÂŞİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17008 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Onda bir [1/10]. | Samimi dost ve arkadaş. | Koca. İLE Onuncu. | Öşür toplayan. )

- AŞKÂR[/Â/E], ÂŞİKÂR/E[Fars.] ile AŞKAR[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17009 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Belirli, açık, meydanda. İLE Koyu al. | Kızıl saçlı adam. | Doru[gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara] at. )

- ATA[Türkçe] ile ATÂ'[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17010 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Baba. | Dedelerden/büyükbabalardan her biri. | ATATÜRK sözcüğünün kısaltılmış biçimi. İLE Bağışlama, bahşiş. [> TEÂTÎ] )

- ATAL[çoğ. A'TÂL] ile ÂTÂL[< ITL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17012 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gövdenin örtülü olmayan bir yeri. [özellikle ense] | Tüm gövde. | Bir kişinin güzelliği. İLE Koltuk altları. | Böğürler. | Yanlar, kenarlar. )

- ATBÂ'[< TIB] ile ATBA' ile ATBÂ[< TABY]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17013 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dereler, kanallar. İLE En pis. İLE Meme başları. )

- ÂTÎ[< İTYÂN] ile ÂTÎ/ÂTÎYE[< UTV] ile ATÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17015 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gelecek, gelen [kişi ya da şey]. | Gelecek zaman, istikbal. | Önde, aşağıda. İLE İsyân eden, kafa tutan. İLE İnatçı, "kalın kafa/lı". )

- ÂTİK[çoğ. AVÂTİK] ile ÂTİK ile ATÎK/ATÎKA[< ITK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17016 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sırtın üst bölümü. İLE Berrak, sâf; karışmamış, değerli/kıymetli. İLE Eski. | Hür. | Güzel, genç kız. | Asîl. | Hz. Ebû Bekir'in takma adı/lâkabı. )

- ATİK ile ATİK/A
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35287 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çabuk davranan, çevik. İLE Eski, eski zamanla ilgili. )

- ATİNA ile ATİNA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19005 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yunanistan'ın başkenti. İLE Rize - Pazar ilçesinin eski adı. )

- ATKI ile ATKI ile ATKI ile ATKI ile ATKI/ARGAÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45544 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Soğuğa karşı, omuzlara, başa, sırta ya da boyna alınan örtü. İLE Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde, ayağın üstünden geçen, yanda iliklenen, ince, uzun parça. İLE Ekin demetlerini, yükseğe atmaya yarayan araç. İLE Kapı ve pencerelerin üstüne atılan, ağaç, taş ya da beton destek, üst eşik. İLE Dokumacılıkta, mekikle enine atılan iplik. )

- ATKUYRUĞU ile ATKUYRUĞU ile AT KUYRUĞU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35288 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Köksapı ömürlü olan, daha çok, nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki. İLE Saçları, başın arkasında toplayarak yapılan saç biçimi. İLE Atların kuyruğu. )

- ATLAS[Yun.] ile ATLÂS[< TALAS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17017 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düz, havsız, tüysüz. | Büyük harita. | Atlas Denizi. | Dünyanın, bir ülkenin/bölgenin, fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih gibi konularda, toplu, tutarlı bilgi vermek için biraraya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi. | Bir kitabın sonuna eklenen ya da bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim ya da levhaların tümü. | Boyun omurlarının, üstten birincisi. İLE Eskitmeler. | Eski, aşındırılmış. )

- AVÂM[< ÂMM] ile A'VÂM[< ÂM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17018 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herkes, kaba ve cahil halk, ayak takımı. İLE Yıllar, seneler. )

- AVARA ile AVARA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35293 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir geminin, başka bir gemiden ya da kıyıdan açılması. | Kıyıya dayanılarak, sandalın açılması için kürekçilere verilen komut. İLE İşe yaramaz, kötü. | Üzerinde döndüğü ve kendini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan düzenek. )

- AVÂZ[Ar.] ile ÂVÂZ[Fars.] ile A'VÂZ[Ar. < İVAZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17019 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nefret. İLE Ses, sedâ. İLE Bedeller, karşılıklar. )

- AVEZ ile A'VEZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17021 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fakirlik, sıkıntı. İLE Anlaşılması güç şiir. | Anlamı anlaşılmaz şey. )

- AYÂ ile ÂYÂ[Fars.], ACABA[Ar.] ile A'YÂ ile AYA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17022 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yeteneksiz/kabiliyetsiz, kudretsiz. | Tedavi edilemez, iyileştirilemez. İLE Şüphe ve tereddüt bildiren edat. İLE Daha ya da en kudretsiz, hiç iktidarı olmayan. İLE El/avuç içi, ayak tabanı. | Yaprakların düz ve parlak bölümü. )

- AYÂN ile Â'YÂN[< AYN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17023 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Belirli, açık, meydanda. İLE Gözler. | Bir memleketin ileri gelenleri. )

- AYAN ile ÂYAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11175 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Belirli, açık. İLE İleri gelenler. )

- ÂYAR değil AYAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11822 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- AYNÂ[Ar. < ÎYN] ile AYNA[Fars.] ile AYNA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17025 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İri ve güzel gözlü. İLE Işığı yansıtan, varolanların görüntüsünü veren, cilâlı ve sırlı cam. İLE Atların diz kapağı. )

- AYNI ile AYNÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54795 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Benzer. | Başkası değil, yine o. | Aralarında ayrım olmayan. | Eski durumunda kalmış, değişmemiş. İLE Para olarak değil nesne/eşya olarak verilen/bağışlanan. )

- AYNİ ile AYNÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17026 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hep o, başkası değil. | Tıpkısı. İLE Para olarak değil, maddî/eşya olarak verilen. )

- AZAP ile AZAP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35307 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dünyada günah işlemiş olanlara, ahirette verilecek ceza. | Büyük sıkıntı, ezinç. İLE Çiftlik uşağı. | Anadolu beyliklerinde, donanmada kullanılan asker. )

- AZÎM/E[< AZAMET] ile ÂZİM[< AZM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17029 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyük, ulu, iri. İLE Niyetli, kesin karar veren. )

- ÂZİME[Ar.] ile ÂZİME[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40122 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kıtlık yılı. İLE Cuma günü. | Bayram günü. )

- ÂZÎR[Fars.] ile ÂZÎR ile ÂZÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17030 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağrı, sızı, akıntı, ıstırap. | Azar. İLE Özür, özür dileyen. İLE Biçilmiş ekinin tarlada satılması. )

- AZMAK ile AZMAK ile AZMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35308 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak. | Denizin, ırmağın kabarması/yükselmesi. | Etkili, tehlikeli duruma gelmek. | Eşeysel duyguları artmak. | Çamaşırın, artık beyazlatılamaz duruma gelmesi. | İki ayrı ırktan doğmak. [Katır, Liger, Tigon gibi.] İLE Yolunu kaybetmek/şaşırmak. İLE Su birikmiş çukur ya da hendek. )


| B... |

B ile başlayan AYNI'LAR...
( 140 FaRk, 148 katkı )


- [Fars.] BÂFTE ile BÂFTE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17041 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıfat. İLE Ad. )
( Dokunmuş. İLE Büyük renkli leke. | Oyma levha. | Parça. | Büyük bir haritayı oluşturan parçalardan her biri, pafta. )

- [Fars.] BAHŞ ile BAHŞ(Â)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17056 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bağış, ihsan. İLE Bahşeden, bağışlayan, veren, affeden. | )

- [Fars.] BÂHTE[< BÂHTEN] ile BAHTE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17058 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Oynamış, oyunda yutulmuş/ütülmüş kişi. İLE Besili, semiz koyun. | Burulmuş, üç yaşında koç. )

- [Fars.] BEHMEN ile Behmen
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17083 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zekî, anlayışlı. | Tedbirli. | Turpa benzeyen ve "kavza kökü" denilen bir ot. İLE İran hükümdarlarından İsfendiyâr'ın oğlu Erdşîr'in lâkabı. )

- [Fars.] BERBER ile BERBER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17098 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saç/sakal kesen usta/esnaf. İLE Afrika'nın kuzeyinde bulunan bir budun/kavim[Ar.]. )

- [Fars.] BERG ile BERG
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17101 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bent, set. İLE Yaprak. )

- [Fars.] BİHTER/EK ile/değil BİHTEREK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17139 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha, en, pek iyi. İLE/DEĞİL Farslılarca 120 yılda bir kere onüç ay olarak sayılan yılın adı. [sonraları, dört yılda bir gün fazlası olan SENE-İ KEBÎSE şekline konulmuştur.] )

- [Fars.] BÎNÎ ile BÎNÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17151 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Burun. | Uc. | Dağ tepesi. | Yayın ele alındığı kısmının ucu. İLE Görürlük. )

- [Fars.] BÛS/E ile -BÛS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17175 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öpme, öpücük, öpüş. İLE Öpen. [DÂMEN-BÛS: Etek öpen.] )

- BÂ' ile BÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17031 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( B harfinin Arapça okunuşu. [BÂ-İ MUVAHHİDE: Tek noktalı harf olmasından. | BÂ-İ TAHTÂNİYYE: Noktasının harfin altında olmasından.] İLE Kulaç. | Erişme, yetme. | Kuvvet, kudret, beceriklilik. | Şeref, kerem, vergili, verimli olma. )

- BA'DE ile BÂDE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17037 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sonra. İLE Şarap, içki. | Aşk, Allah sevgisi. | Halk öykülerinde Hızır'ın kahramanlara ve bazı saz şairlerine rüyalarında sunduğu içki. )

- BÂB[çoğ. EBVÂB] ile BÂB[Fars.] ile BÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17032 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kapı. | Geçit, boğaz. | Bölüm. | İş, şekil, mesele, yol, konu/mevzû. | Tövbe.[tas.] İLE Uygun, lâyık. Elverişli. Hayır, uğur. İLE Baba, ata. | Mânevî önder, şeyh. )

- BACON ile BACON
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36376 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BAGİ ile BÂGÎ[Fars.] ile BÂGI[çoğ. BUGAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17042 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Serkeşlik, azgınlık. İLE Aynı bahçede yetişen. İLE Haksızlık eden serkeş. )

- BAĞLAMA ile/değil BAĞLAMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13657 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaygın olarak bilinen, belirli bir boy ve düzende olan. | Tezeneli sazların genel adı olarak.[Tar dışında!] İLE/DEĞİL Topluluklarda pek kullanılmayan, cura ile tambura saz arası boyda, daha çok solo icrada [eski halk ozanları] kullanılan. )

- BÂH ile BÂH[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17043 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şehvet. İLE Yol. )

- BAHAR ile BAHAR/BAHARAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35328 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [Kuzey yarımküre için] 21 Mart'ta, gündüz-gece eşitliğiyle başlayarak, 22 Haziran'da, gündönümü ile biten, kış ve yaz arasındaki mevsim, ilkyaz. | Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. | Gençlik çağı. İLE Yiyecek ve içeceklere, hoş koku ve tad vermek için kullanılan kurutulmuş ve öğütülmüş bitkiler. )
( BAHARİYE: Divan Edebiyatı'nda, bahar betimlemesi ile başlayan kaside. )
( BİBERİYE: Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, yaprakları hoş kokulu bir bitki. [Lat. ROSMARINUS OFFICINALIS] )

- BAHARİYE ile/ve BAHARİYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16449 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eyüp'te.[Bostan İskelesi - Silâhtarağa arasında] İLE/VE Kadıköy'de.[Altıyol - Küçük Moda arasında] )

- BAHÇELİEVLER ile/ve BAHÇELİEVLER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16450 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bakırköy ve Zeytinburnu'nun kuzeyinde bulunan bir ilçe. İLE/VE Çengelköy - Kuleli semtlerinin doğusunda bulunan bir semt. )

- BAHİR ile BÂHİR ile BÂHİR ile BÂHİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17051 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Deniz. İLE Yalancı, ahmak, alık. İLE Ekin sulayıcı, sulayan. İLE Belirli, açık, apaçık. | Işıklı, parlak, güzel. )

- bahreyn ile Bahreyn
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17054 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İki deniz. [Basra Körfezi ile Hint Denizi. / Akdeniz ile Hint Denizi. / Karadeniz ile Hint Denizi.] | İki büyük esas, temel şey. İLE Basra Körfezi'nde yer alan bir ada ülkesi. )

- BAHRİ ile BAHRî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11176 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kuş. İLE Denizle ilgili. )

- BAHS ile BAHS/BAHİS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17055 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kur'an tabirlerinden olup "nâkıs" anlamına gelir. | Yağmur suyu ile ekilmesi olanaklı tarla. | Zulüm, işkence. | Gümrük alma. İLE Konuşulan şey, söz. | İddialaşma. )

- BAHT ile BAHT[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17057 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öz, hâlis, saf. İLE Tâlih, kader, kısmet. | Cet, büyük baba. | Kargı. )

- BÂHTER ile BÂHTER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/27886 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Batı. [Yeni şairlerin kullanımında] İLE Doğu. [Eski şairlerin kullanımında] )

- BAHTİYÂR[Fars.] ile BAHTİYÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40161 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mutlu kişi. İLE Güneydoğu Anadolu, Musul ve Bağdat'ta kullanılan bir makam. )

- BAÎR ile BÂİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17061 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eril deve. İLE Şaşkın, perişan durumda olan. )

- BAKARA ile BAKARA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40164 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sığır, inek. İLE Sûre. )

- bâkî[< BEKÂ çoğ. BEVÂKİ] ile bâkî[< BÜKÂ] ile BÂKÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17062 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanrı. | Sürekli/daimi, kalıcı. | Alt taraf. | Artık, artan, fazla, geri kalan, bundan başka. İLE Ağlayan. [Fars. GİRYÂN] İLE Divan şairi ve uzun adıyla Abdülbâki Mahmut. Kanûnî Sultan Süleyman tarafından korunmuş ve Meliküşşuarâ, Sultânüşşuarâ gibi unvanlar kazanmıştır. [1527 - 1599] [Tüm Osmanlı tarihinde cenazesine en çok katılım olan kişidir.] )

- BALA ile BALÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53365 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çocuk, yavru. İLE Ankara iline bağlı ilçelerden biri. )

- BALIK KARTALI ile BALIK KARTALI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22609 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Su kıyılarında yaşayan, balıkla beslenen, beyaz, kahverengi çizgili, yırtıcı kuş. İLE Fok yavrularını avlarlar. )

- BALSIRA ile BALSIRA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35336 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaprakların üzerinde oluşan bir tür küf. İLE Bir tür kudret helvası. )

- BÂN[Fars.] ile BÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17065 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dam, yüzey. İLE Sorgun ağacı, bey söğüdü. | [mecaz] Sevgilinin boyu. )

- BAN ile BAN[Hırvatça]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35339 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Osmanlı döneminde, Macaristan ve Slovenya dolaylarında, sancak beylerine ve küçük prenslere verilen san. )

- BANAĞACI ile BANAĞACI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35340 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sepetçi söğüdü, sorgun. İLE Asya'nın tropik bölgelerinde ve Afrika'nın kuzeyinde yetişen, yaprakları telek damarlı, çiçekleri salkım durumunda, meyvesinden kokusuz bir yağ elde edilen ağaç. )

- BAR ile BÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40186 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sayrılık(hastalık) sırasında dil üzerinde görülen beyaz renkli tabaka, pas. İLE Ağırlık, sıkıntı vermek. | Tanrı, Allah. )

- BAR ile BAR ile BAR[< İng.] ile BAR[< Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35343 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anadolu'nun, doğu ve kuzey bölgelerinde, en çok da Erzurum bölgesinde el ele tutuşularak oynanan bir oyun. [Hançer/bilezik barı.] İLE Kaplarda, su nedeniyle oluşan tortu. | Yağmurdan sonra toprağın yüzeyinde görülen beyaz tabaka. | Sayrılık sırasında, dil üzerinde görülen beyaz renkli tabaka. İLE Danslı, içkili eğlence yeri. | Ayaküstü içki içilen meyhane. | Bir salonda, içki içmek için hazırlanmış köşe. İLE Hava basıncı birimi. )

- BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ ile BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48958 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kadıköy'de. İLE Avcılar'da. )

- BASİT ile BASİT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10164 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kolay, pratİk. İLE Aşağılayıcı, küçümseyici kullanım. )

- BAŞ ile BAŞ/HEAD[İng.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40194 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BAŞAK ile BAŞAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46640 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arpa, buğday, yulaf gibi ekinlerin, taneleri taşıyan kılçıklı başı. | Tarlalarda, bağlarda, dökülmüş ya da tek tük kalmış olan ürün. İLE Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi burçları arasında bulunan burcun adı. )

- BAŞKA:
O İŞ
ile O İŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49975 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BAŞKA ile BAŞKA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2219 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BAŞTANKARA ile BAŞTAN KARA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11177 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kuş. İLE Gitmek, etmek. )

- BATI/LI() ile BATI/LI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40208 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Coğrafya. İLE Uygarlık. )

- BATIN ile BÂTIN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11179 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karın[bağırsak bölgesi]. İLE İç; gizli. )

- BAYBURT ile BAYBURT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18959 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BÂZ[Fars.] ile BÂZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40222 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir kulaç boyu. İLE Karış. )

- BAZI "KÖPRÜLERİ" ile/ve/||/<> BAZI "KÖPRÜLERİ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49863 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geçmek gerek. VE/||/<> Yıkmak gerek. )

- BÂZÎ ile BÂZÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17074 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beğenmeyen, istihfâf eden, ağzıbozuk, küfürbaz. İLE Oyun, eğlence. )

- BE'S ile BES[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17105 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zarar, ziyan. | Zahmet, zorluk. | Azap, şiddet, korku. | Fenâlık. İLE Yeter, yetişir, tamam, kâfi. | Çok. )

- beberuhi ile Beberuhi
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11180 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevimsiz, budala. İLE Karagöz oyunundaki cüce. )

- BECÂ' ile BECÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17075 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geniş, bol. | Geyik, karaca. İLE Yerinde, uygun. )

- BEDÂN[Fars.] ile BED'AN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17076 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fenâlar, yaramazlar, çirkinler. | Onunla. İLE Başlangıçta, ilk önce. )

- BEDEN ile BED'EN/BED'AN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17077 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gözde, cisim, ten. İLE Başlangıçta, ilk önce. )

- BEDEVÎ ile Bedevî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17078 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göçebe. | Çölde yaşayan. [BEDÂVET: Bedevîlik, göçebelik.] İLE Seyyit Ahmed-ül-Bedevî tarafından kurulan tarikat. )

- BEDR ile Bedr
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17079 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayın ondördüncü gecesi, dolunay. İLE Hz. Muhammed'in dinsizlerle çarpıştığı Mekke ile Medîne arasında bir yer. Bedir Gazâsı. )

- BEHREME ile BEHREME[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17084 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çiçeğin göz alıcı güzelliği ve parlaklığı. | Hindlilerin ibâdeti. | Saç ve sakalı kına ile boyama. İLE Burgu. )

- BEHV/BEHVE ile BEHV[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17085 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Misafir odası. | Yer altında hayvan ağılı. | Geniş meydan, yer. | Göğsün içi, boğazdan mideye kadar olan aralık. | Rahim ile mahrecinin/çıkışının arası. İLE Köşk. | Sofa. | Salon. | Cumba. | Çardak. )

- BEKAR ile BEKÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11181 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nota imi. İLE Evlenmemiş/evli olmayan kimse. )

- BEL ile BEL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17086 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Belki. İLE Ökçe. )

- BEL ile BEL ile BEL ile BEL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35428 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İm, işaret. İLE İnsan gövdesinde, göğüs ile karın arasında, daralmış bölüm. | Bu bölümün, sırtın altına denk gelen bölgesi. | Hayvanlarda, omuz başı ile sağrı arası. | Dağ sırtlarında, geçit veren çukur yer. | Atmık, meni. | Geminin orta bölümü. İLE Toprağı kazmaya ya da kirizma yapmaya yarayan, uzun saplı, ayakla basılacak yeri tahta, ucu sivri kürek ya da çatal biçiminde bir tarım aracı. İLE Ses şiddetiyle ilgili birim.[< Graham Bell] | İletişim teknolojisinde iki farklı güç ya da şiddet değerini ya da bir gücün, bir referans güce oranını karşılaştırmak için kullanılan bir logaritmik birim. İki güç değeri P1 ve P2 ise aralarındaki fark, N = log10[p2 / p1] kadardır. Simgesi: B, b )

- BELÂ ile BELÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17087 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Evet, hayhay, peki. İLE Gam, keder, musîbet, âfet, cezâ, gayet zor iş, büyük uğraş. )

- BELÂBİL[< BELBÂL] ile BELÂBİL[< BÜLBÜL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17088 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vesveseler, telâşlar, tasalar, kuruntular. İLE Bülbüller. )

- BELKA' ile BELKA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17091 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Alaca, alaca bacaklı at. İLE Tenha [çöl], harap ve boş yer. )

- BELLEME ile BELLEME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35437 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öğrenip akılda tutmak. | Sanmak. İLE Bel denilen araçla toprağı işlemek. )

- BEN-İM ile BENİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1682 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Benim" bir kişiye özgü, ötekileri hesaba katmayan ayrımcılık demektir. )
( "Mine" implies exclusivity. )
( BENİM!

Uzun boylu, ay yüzlü bir kız vardı kasabanın birinde. Onun sevgisiyle herkes yolunu yitirmişti. İşi gücü dilberlikti, bez yıkarken saçlarını çözer, eteğini beline toplar, âşıklarının gönüllerine ateş çalardı.

Kemâle ermiş, yaşını başını almış bir adam da âşık oldu ona ve tez vakitte kemâlini yitirdi, tecrübeli aklı deliliğe yaklaştı, yüzünün aşkıyla beli iki kat olup gönlü belâ zinciriyle bir girdapta kaldı. Sonunda dayanamadı, kendini ona vakfetti, her işi onun için, herşeyi onun adına yapmaya başladı. Ücretle iş yapsa kazancını ona sunar, eline altın geçse gider o gümüş gövdeliye verirdi. Bir gün genç kız kendisine dedi ki:

- Yanışın her an biraz daha artmada ama aşkta masraf ziyâde gerek, sendeki sermaye yalnızca âşk olursa mutfak boş kalır, daha fazlaya gücün yetmezse geç bu sevdadan, davul dengi dengine demişler...

- Sevgili, dedi âşık, gövdemde bir avuç ilikten, bir parça deriden başka bir şey kalmadı yolunda harcayacak. Bari beni sat da elde ettiğinle bir müddet daha hoş ol.

- Genç kız âşığını derhal Mısır'a götürdü, orada bir kürsü kurmuşlar, âdet etmişler, satıcı kürsüye oturur, kölesi ayakta durup müşteri beklerdi. Bir müddet beklediler. Adam hiç üzüntü göstermiyor, hiç boynunu bükmüyor, hatta müşteri çıktığı vakit baş gösterecek ayrılığı da aklına getirmiyordu. Bir adam gelip genç kıza sordu:

- Şu ayakta bekleyen ihtiyar senin kulun mu?
- Evet, benim kulumdur!...

O sırada ihtiyar bayılıp düştü. Adam pazarlık ile onu satın aldı ve kendine geldiğinde şehrin dışında bir mezarlığa götürdü. Meğer o adamın babası ölmüş, o da babasının ruhu için bir köle azâd etmeyi ahdetmiş, ihtiyarı satın alması bundanmış. Mezarın başında zavallı ihtiyarı azâd edip cebini de altınla doldurduktan sonra gönlünü şâd etmek için dedi ki:

- Diliyorsan ey ihtiyar, Mısır'da kal, malın eksilmez, seni gözetirim. Dilersen de var git, çünkü artık hürsün, kendi kendinin sultanısın.

İhtiyar teşekkür ederek genç kızın ardınca koşup yetişti ve altınları avucuna sayıp gönlünü alana yine gönlünü teslim etti. Dünyayı onun yüzünde apaydın görüyordu ve dedi ki:

- A sevgili! Şu gönül, senin için satılmaktan aldığı lezzeti bugüne dek hiçbir şeyden almadı. Hele "benim kulumdur" dediğin andaki saadetim, sanmam ki başka bir kimsede olsun!

Haydi yine beni pazara götürüp sat ki,
tekrar "Benim!" dediğini duyayım! )

- BEN ile/ve/<> ben
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31892 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başkalarının yanındaki. İLE/VE/<> Mutlak. )

- BEN ile BEN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17092 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişi. | 1. tekil kişi. İLE Harman, ekin. | Bağ. | Çitlenbik. )

- BEN ile BEN ile BEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35439 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çoğu doğuştan, tende bulunan, ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. | En çok üzümde, olgunlaşma belirtisi. | Saçta, sakalda beliren beyazlık. İLE Kuşun, yavrusuna taşıdığı yem. İLE Tekil birinci kişiyi gösteren adıl. | Bireyi, öteki varolanlardan ayıran bilinç. | Bir kişinin, kişiliğini oluşturan temel öğe. )

- BENEK[Fars.] ile BENEK[Tr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17094 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Atlas zemin üzerine sırma işlemeli bir tür kumaş. İLE Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke. )

- BENZER NESNELER ve/||/<> BENZER NESNELER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50694 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BENZETME ile "BENZETME"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/29860 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BER[Fars.] ile -BER[Fars.] ile BER[Fars.] ile BER'/BÜR/BÜRÛ'[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17096 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üzere. İLE Alan, getiren, götüren. [DİL-BER: Gönül alan. | PEYÂM-BER: Haber getiren.] İLE Göğüs, sîne. | Meyva, yemiş. | Meme. | Kucak. | Yaprak. | Genç hanım. | Evin kapısı. | En, genişlik. İLE Hastanın iyileşmeye başlaması. )

- BERDE ile BERDE/BENDE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17099 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mide dolgunluğu. İLE Tutsak, esir, köle, karavaş. )

- BERE ile BERE[Fars.] ile BERE[Fr. < BERET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35444 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vurma ve incitme sonucunda, gövdenin herhangi bir yerinde oluşan çürük. | Herhangi bir şeyde görülen çizik, ezik. İLE Kuzu. İLE Yuvarlak, yassı ve sipersiz başlık. )

- BERÎK ile BERÎK/E, BÜRÛK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17102 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Işık, parıltı. İLE Un helvası. )

- BERR ile BERR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17103 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kara toprak. İLE Doğru sözlü, hayır işleyen. )

- BERS ile BERŞ[Ar., Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17104 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çukur, yumuşak yer. İLE Afyon şurubu, keten yaprağı ile yapılan bir çeşit yatıştırıcı/müsekkin mâcun. | Arzu, gönül isteği. )

- BEŞER ile BEŞER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48786 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnsan olma yolunda yürüyen. İLE Sayıları, beşer beşer saymak. )

- BEŞERİYYÂT ile BEŞERİYYET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17106 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnsan bilimi, antropoloji. İLE İnsanlık, beşerlik. )

- BETÛK ile BETÛK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17108 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok keskin. İLE Yuvarlak tabla, bakkal sepeti. )

- BETÜL ile/değil BETÛL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11182 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE/DEĞİL Erkeklerden çekinen, nâmuslu kadın. | Ayrı kök salan fidan. )

- BEVC ile BEVC
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17113 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yorulma. | Şimşek. | Haykırma. İLE Ziynet, süs, debdebe. | Büyüklük, gösteriş. )

- BEVH ile BEVH ile BEVH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17114 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meydanda, zâhir, âşikâr. | Belâya uğrama, kederlenme. İLE Ateşin sönmesi. | Hiddet ve kızgınlığın geçmesi. İLE Düşünme, haberli olma. | Lânet etme, sövme, beddua etme, ilenme. | Eşeysel birliktelik/ilişki. )

- BEVN ile BEVN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17115 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İki şey arasındaki uzaklık, mesafe. İLE Pay, hisse, nasip. )

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35031 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- BEVS ile BEVŞ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35031 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Acele, ileri geçme/gitme. | Bıktırıncaya kadar ısrar etme. | Bir kimseden kaçıp gizlenme. | Bir şeyin rengi. İLE Çalım, gösteriş, debdebe. )

- BEVZ ile BEVZ / BEVZEK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35030 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sürekli oturuş. | Kaybolan çillerden sonra yüzün güzelleşmesi. İLE Nem dolayısıyla yiyeyecek ve giyeceklerde oluşan yeşil küf. | Eşek arısı. | Ağacın köküne yakın olan yerleri. )

- BEYÂT ile BEY'AT/BÎAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17116 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gece uyuma, gece iş görme, geceyi işle geçirme. İLE Kabul ve onay/tasdik uygulaması. )

- BEYÂTÎ[Fars.] ile BEYÂTÎ-ARABÂN ile BEYÂTÎ-ARABÂN-PÛSELİK ile BEYÂTÎ-PÛSELİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38857 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türk müziğinin en eski makamlarındandır. İLE Türk müziğinin mürekkep makamlarındandır. İLE Fahri efendinin düzenlediği bir makamdır. İLE Zekâi Dede'nin düzenlediği bir mürekkep makamdır. )

- BEYÛN ile BEYÛN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17117 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dibi geniş kuyu, bostan kuyusu. İLE Afyon. )

- BEYZÂR ile BEYZÂR/E
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17119 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tenâsül âleti, penis. İLE Geveze, çalçene. )

- BEZ BEZE ile BEZBEZE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17121 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zafer, üstünlük, galebe. İLE Hızlı yürüme, kaçma. | Şiddetli sarsma, depretme. )

- BEZ[Ar. < BEZZ] ile BEZ[Ar. < BEYZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35458 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pamuk ya da keten ipliğinden yapılan dokuma. | Pamuktan, düz dokuma. | Herhangi bir cins kumaş. | Herhangi bir iş için kullanılan dokuma. | Gelişigüzel kumaş parçası, çaput. Bezden yapılmış. İLE İçinden geçen kandan ya da özsudan, bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan örgen, gudde. )

- BEZÂZET ile BEZÂZET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17120 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bezcilik, manifaturacılık. İLE Perişanlık, pejmürdelik, kıyâfetsizlik. )

- BEZE ile BEZE[Fars.] ile BEZE ile BEZE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17122 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fakir, miskin. İLE Günah, hata, suç, kabahat. İLE Hamur topağı, pazı. İLE Yara ya da çıban nedeniyle gövdenin herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik. )

- BEZME ile BEZME[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17124 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gündüz yenilen bir öğün yemek. İLE Sohbet ve muhabbet meclisinin bir köşesi. )

- BEZR ile BEZR[< BÜZÛR] ile BEZR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17125 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tohum, ekilecek tâne. İLE Çiçek ve sebze tanesi İLE Ekim, ziraat. )

- BID'/BID'A ile BIDÂA/T
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17127 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geceden bir bölüm. İLE Anapara, sermaya. | Bilgi. )

- BIT[b] ile/ve/||/<>/> BYTE[B]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55189 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 0 ve 1'i simgeleyen her bir veri. İLE/VE/||/<>/> 8 bitlik veri. [8 bit = 1 byte] [1 GB = 1024 MB(Byte) = 8192 Mb(bit)] )

- Bİ- ile BÎ-[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17130 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başlarına eklendiği zaman sözcükleri -e haline getirir. [Bİ-HAKKIN: Hakkıyla.] İLE -sız, -maz. [BÎ-ÂR: arsız, utanmaz] )

- BİCÂD ile BİCÂD/E[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17132 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yol yol, çizgili olarak dokunulmuş kilim, halı, aba. | Hz. Abdullah'ın takma adı. İLE Kehribar gibi saman çöpünü kendine çeken, yâkuttan daha az değerli kırmızı bir taş. | Kırmızı dudak. )

- BÎD ile BİD ile BÎD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17133 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yok olma. İLE Arapça'daki bi edatının d,t ile başlayan sözcüklere katıldığı zamanki şeklidir. [Sözcüğü zarf yapar. (Bİ-D-DA'VÂ: Dâvâ ederek.)] İLE Söğüt ağacı. )

- BİH ile BÎH[Fars.] ile BÎD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17136 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( O, onu, ona, ondan, onunla. İLE İyi, yeğ. | Ayva. İLE Kök, asıl, temel. | Kaynak. )

- BİHÂR[< BAHR] ile BÎ-HÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17137 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Denizler. İLE Dikensiz. )

- BÎKA ile BİKA'[< BUK'A]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17142 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mercimek. İLE Yerler, topraklar, ülkeler. )

- BİL- ile BÎL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17143 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( -ile anlamına gelip, eklendiği -kameriyye harfleriyle başlayan- sözcükleri zarf yapar. [BİL-İKTİFÂ: Yetinerek, iktifâ ederek.] İLE Bel; çapa. | Hindayvası denilen Hindistan'a özgü bir meyve. | Gübre sepeti. )

- BİLE ile BÎLE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17144 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birlikte. | Aynı zamanda. | Üstelik. İLE Ada. | Yanak. | Yan. | "Kesme" denilen küçük bahçıvan beli şeklindeki ok temreni. | Kayık küreği, gönderi. )

- BİN- ile BİN[çoğ. BENÎ] ile BÎN[çoğ. BÜYÛN] ile -BÎN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17149 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( -e, -de, -ile hallerini karşılar ve şemsiye harfleriyle başlayan sözcükleri zarf yapar. [BİN-NETÎCE: Sonuç olarak.] İLE Oğul, oğlu. İLE Bölge, mıntıka. İLE Gören, görücü. [DÛR-BÎN: Uzaktan gören, dürbün.] )

- BİNÂ' ile BÎNÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17150 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yapı. | Ev. | Yapma, kurma. | Müteaddî[geçişli], lâzım[geçişsiz], meçhûl[edilgen], mutâvaat[dönüşlü] gibi fiillerin esâsını konu alan kitap. İLE Gören, görücü. | Göz. )

- BİR ile Bİ'R[çoğ. ÂBÂR] ile BİRR ile BÎR[Fars.] ile BİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17153 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( -ile, -ederek anlamına gelip eklendiği -şemsiye harfleriyle başlayan- sözcükleri zarf yapar. [Bİ-R-RECÂ: Ricâ ile.] İLE Kuyu. İLE İyilik, güzellik, hayır. | Anaya, babaya itâat. | Bağışta bulunma. İLE Yıldırım. | Yatak, döşek, kilim, halı, seccâde, örtü gibi şeyler. İLE Sayıların ilki. | Bir sayısını gösteren rakam. | Bu sayı kadar olan. | Herhangi bir varolanı belirsiz olarak gösteren. | Tek. | Birleşik. | Eş. | Ortaklaşa olan. | Sadece. | Ancak, yalnız. )

- BİR ile BİRR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32944 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Etiyopya'nın para birimi. )

- BİRÂZ ile BİRÂZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17154 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Savaşa atılma. | Karşı karşıya döğüşme. İLE Az şey, biraz. )

- BİT- ile BÎT ile BİT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17158 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( -ile, ederek anlamına gelip, eklendiği -şemsiye harfleriyle başlayan- sözcükleri zarf yapar. [Bİ-T-TAGYÎR: Değiştirerek]. İLE Kuvvet, gıda. İLE Yarımkanatlılar alttakımına giren, insan ve memeli hayvanların gövdesinde asalak olarak yaşayan ufak böcek. [KEHLE(Ar.) | PEDICULUS(Lat.)] )

- BİT ile BIT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55188 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hayvan. İLE Bilgisayardaki 0 ya 1 olarak karşılığı/simgesi olan her bir veri/karakter. )

- BİTA' ile BÎ-TÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17159 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Baldan ve hurmadan yapılan bir çeşit şarap, koyu şıra. | Uzun boylu [adam]. İLE Buruşuksuz. )

- BİZ- ile -BİZ[Fars.] ile BİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17161 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( -e, ile, -rek anlamına gelip eklendiği -şemsiye harfleriyle başlayan- sözcükleri zarf yapar. [Bİ-Z-ZARÛRE: Zorunlulukla.] İLE Eleyen, kalburdan geçiren, tarayan. İLE Çoğul birinci kişi adılı. )

- BİZLE ile BİZLE/BEZLE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17162 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gündelik giysi. İLE Şaka, lâtife. )

- BOCA[İt. < POGGIA] ile BOCA (ETMEK)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40380 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geminin rüzgâr almayan yönü, rüzgâraltı, orsa ya da rüzgârüstü karşıtı. İLE Geminin başını rüzgâr almayan tarafa çevirmek. | Birden çevirip boşaltmak, dökmek. )

- BOCA/POCA[İt.] >< ORSA ile BOCA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44815 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geminin, rüzgâr almayan yanı. >< Rüzgâr altı/üstü. İLE Kaptaki/tenceredeki bir şeyi olduğu gibi dökmek. )
( BOCALAMAK: Geminin, rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmesi. | Bir işte, tutulması gereken yolu kestirememek, ne yapacağını bilememek, kararsız olmak. )

- BOĞMAÇ/TURNİKE[İng. < TOURNIQUET] ile TURNİKE[Fr. < TOURNIQUET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53685 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kan akıntısını durdurmak için kanama noktasının gerisine yapılan sıkı sargı. İLE Kişilerin teker teker geçmesini sağlamak amacıyla bazı yerlere konulan, uclarından biri çevresinde dönebilecek düzende yatay olarak yerleştirilmiş çarpı biçiminde araç. )

- BOLERO ile BOLERO ile BOLERO
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14677 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kısa ve kolsuz hanım ceketi. İLE Ağır ritimli bir İspanyol dansı. İLE Ağır ritimli İspanyol dansının müziği. )

- BOR ile BOR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35478 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İşlenmemiş, ekilmemiş toprak. İLE Atom numarası 5, atom ağırlığı 10.81, ergime sıcaklığı 2300°C, kaynama sıcaklığı 2550°C, yoğunluğu 2.34 g/cm³, kütle numarası 9-12 arasında izotopları olan, ancak doğada %19.7 oranında bulunan 10 kütle numaralı kararlı izotopu B¹0, (n, a) tepkimesiyle yayınladığı 2MeV enerjili alfaların sayımı yoluyla ısıl nötronların ölçümünde, %80.3 oranında bulunan 11 kütle numaralı kararlı izotopu B¹1, Am²41 ile birleştirilerek (a, n) tepkimesiyle nötron çoğaltıcı kaynak olarak ve ısıl (0.0253eV enerjili ya da 2200 m/s hızlı) nötronlar için soğurma etki kesiti yüksek [759b], saçılma etki kesiti küçük [3.6b] olduğundan, reaktör denetim çubuklarında kullanılan, karbona benzeyen, doğada çoğunlukla borat biçiminde bulunan, önemli cevherleri boraks, kernit ve kolematit olarak bilinen ve 90°C'de sülfirik asitle tepkimeye girdiğinde, borik asidin elde edildiği bir ametal öğe. [simgesi B] )
( ... İLE TMMOB Bor Raporu )

- BORÇ ile BORÇ/BORŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35480 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ödenmesi gerekli para ya da başka bir şey. | Birine yönelik bir şeyi yerine getirme gerekliliği. İLE Pancar, lahana vb. konularak yapılan sebze çorbası. )

- BOT[< İng.] ile BOT[< Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35485 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Küçük gemi. | Ağaç, plastik ya da kauçuktan yapılmış küçük sandal. İLE Uzun konçlu, kapalı ayakkabı. )

- BOY ile BOY
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35486 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. | Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık. | Uzunluk. | Yol, ırmak, deniz kıyısı. | Kumaş için ölçü. İLE Ortak bir atadan türediklerine inanan, birbirleriyle kan yakınlığı bulunduğuna inanarak evlenmeyen, toplumsal ve ekonomik ilişkilerini anaerkil ve/veya ataerkil anlayışa uygulayan, geleneksel topluluk. Kabile, klan. )

- BOZDOĞAN[< BOZULGAN] ile BOZDOĞAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35491 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bozdoğan/Valens Su Kemeri. İLE Bir doğan türü. | Yeniçeriler tarafından kullanılan ve atların eyerlerinde asılı duran altı toplu gürz. )

- BU'D ile BÛD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17164 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uzaklık. | Aralık. | Boyut. İLE Varlık. )

- BU'RE ile BÛRE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17174 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çukur. | Çölde çukur biçiminde yapılan ocak. İLE Kuyumcuların kullandıkları, tuza benzer bir madde. | Nebat şekeri.[TEBERZED] )

- BÛ ile BÛ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17163 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Baba. İLE Koku. )

- BUHT ile BUHT[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17165 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İki hörgüçlü deve. İLE Oğul. )

- BUK'A ile BUK'A BUK'A
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17169 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yer, toprak, ülke. | Büyük yapı. | Benek, leke. İLE Yer yer, memleket memleket. )

- BÛR ile BÛR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17173 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dünya ve ahirete hayrı olmayan kişi. İLE Fıstıkî renk. | Doru, kızıla çalar at. | Sülün. )

- BURÇ ile BURÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35516 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe ya da çok köşeli kale çıkıntısı. | Zodyak üzerinde yer alan 12 takımyıldıza verilen ortak ad. İLE Ökseotu. )

- BÜC[Fars.] ile BÜCC[Ar.] ile BÜÇ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17176 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Keçi. İLE Kuş yavrusu, palazı. İLE Ağzın iç tarafı, avurt. )

- BÜRD ile BÜRD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17177 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir çeşit çubuklu kumaş, aba. İLE Bilmece, bulmaca, muammâ. )

- BÜRDE ile -BÜRDE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17178 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arapların giydiği bir çeşit aba, hırka. İLE Adlara eklenerek "götürülmüş, götürmüş, götüren" anlamlarına birleşik sözcükler yapar.. )

- BÜRÛK ile BÜRÛK[< BERK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17179 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Un helvası. İLE Şimşekler. )

- BÜSÛL[< BESR] ile BÜSÛL/BÜSÛR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17180 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gövdede çıkan sivilce, ufak çıban. İLE Lânet, beddua, ilenme, ilenç. )

- BÜTÜN < BÜTÛN[Ar. < BATN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/21253 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eksiksiz, tam. | Parçalanmamış. | Birlik, tamlık. İLE Karınlar. | Nesiller, soylar. | İç. )


| C-Ç... |

C ve Ç ile başlayan AYNI'LAR...
( 55 FaRk, 56 katkı )


- [Fars.] ÇÛBÎN/E ile ÇÛBÎN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17245 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağaçtan yapılan şey. Değnek gibi kuru nesne. İLE Nûşirevân'a karşı ayaklanmış olan, Hürmüz'ün seraskeri Behrâm'ın takma adı. )

- C ile C
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35529 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türk abecesinin üçüncü harfi. | Sınıflama ve sıralamalarda, maddelerin sırası harfle gösterildiğinde, üçüncü maddenin başına getirilen. | Nota imlerini harflerle gösterme yönteminde, "do" sesini gösterir. | Romen rakamlarında, 100 sayısını gösterir. İLE Karbon'un simgesi. | Elektrik sığasının simgesi. )

- CA'D ile CÂDD/E
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17183 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İLE )

- CÂBE ile CA'BE[< BEYT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17182 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İLE )

- CÂDDE ile CADDE[Ar.]/ŞÂH-RÂH[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17184 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İLE )

- CÂDÎ[çoğ. CÜDÂT] ile CÂDÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17185 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İLE )

- CAĞ ile CAĞ ile CAĞ ile ÇAĞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35530 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parmaklık, korkuluk. İLE Büyük bez. İLE Lavabo, banyo. İLE Zaman dilimi, vakit. | Yaşamın çocukluk, gençlik vb. dönemlerinden her biri, yaş. | Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, devir. | Tarihin ayrıldığı dört büyük bölümden her biri, kurun. | Bir katmanın oluştuğu süre. )

- CAHD ile CÂHİD[< CAHD] ile CÂHİD[< CEHD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17186 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İLE )

- CÂHİZ ile CAHİZ/CAFİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17188 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cesaretli, gözüpek. İLE Katılar için kullanılan hacim ölçüsü. )

- CÂİL[< CEVELÂN] ile CÂİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17189 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dönüp dolaşan, cevelân eden. İLE İşleyen, yapan, eden, yaratan. )

- CÂLÎ ile CÂLİ' ile CA'LÎ ile CÂL/CÂLÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17192 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parlayan, cilâlı. | Cilâlayan, parlatan, temizleyen. | Sürgün eden. İLE Açık-saçık hanım. | Utanması kıt adam. İLE Sahte, yapmacıklı, düzme. | [Felsefe'de] Yapma. [ARTIFICE(Fr.)] İLE Tuzak. | Misvak ağacı. )

- CAMGÖZ ile "CAM GÖZ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11185 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Deniz kıyısına yakın yaşayan, boyu 1.5 m. kadar olan, bir tür köpekbalığı. İLE Gözü, takma olan. | Açgözlü. )
( Balık. İLE Takma gözlü. )

- CÂMİ'[< CEM çoğ. CEVÂMİ'] ile CÂMİ'[< CEM çoğ. CEVÂMİ'] ile Câmî[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17194 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( CÂMİ: CEBRAİL + AZRÂİL + MİKÂİL + İSRÂFİL
( Beyin. + Göz. + Kulak. + Ağız. )

- CAMİİ KEBİR ile/ve CAMİİ KEBİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16518 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eyüp Sultan Camisi. İLE/VE Kasımpaşa Camisi. )

- CÂN[Fars.] ile CÂNN/CÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17196 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Can, ruh. | Hayat, yaşayış. | Gönül. | Silah. İLE Cin taifesi. )

- CÂNÎ[< CİNÂYET] ile CÂNÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17197 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cinâyet işleyen. İLE Candan sevilen, azîz. )

- CAR CAR ile CARCAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35572 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok ve yüksek selenle, gürültülü bir biçimde konuşma. İLE Geveze, yaygaracı. )

- CAR ile CAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35571 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çağrı, tellal ile duyurma, ilan. | Tehlike durumu, yardım, imdat. İLE Kadınların, boydan boya örtündükleri çarşaf, zar. )

- CARCUR ile CARCUR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35573 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gelişigüzel konuşmak. İLE Fermuar. )

- CE'BE ile CEBE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17201 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göbek bölgesi. İLE Zincirden ya da halkadan örme zırh. )

- CEBÂN ile CEBBÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17200 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korkak. İLE Peynirci. )

- CEBÎRE ile CEBÎRE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17202 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kırık/çıkık olan bir örgene sarılan tahtalar. İLE Halkın bir işe hazırlanması. )

- CED/CEDD ile CED'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17205 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dede, büyükbaba. Annenin/babanın babası. İLE ... )

- CEFR ile CEFR/CİFR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17206 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geniş kuyu. İLE Güyâ bilinmezden/gaipten haber veren bir ilim. )

- CELEB ile CELEB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17209 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... | İstanbul sarayında ilk işe başlamış acemi. İLE Orospu, fahişe. | Çan. )

- CELÎD ile CELÎD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17210 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fazla celâdetli[yiğit/kahraman] olan. İLE Kırağı, çiy, şebnem. )

- CEM ile CEM'[çoğ. CUMÛ] ile CEMM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17211 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hükümdar, şah. | Şark söylencesinde/mitolojisinde şarap ve içkinin mucidi. | Süleyman Peygbamber'in takma adı. İLE Toplanma, yığma. | Birden fazla kişi, hayvan ve eşyayı gösteren ad. | Çoğul. [Ar. dilb.] İLE Büyük sayı, çokluk, kalabalık. )

- CER' ile CER/CERR ile CER[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17214 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Suyu, yudum yudum içme. İLE Çekme, sürükleme.| Arapça'da, ait olduğu ismi, meksûr[kesreli=esreli] okutan harf ya da edat.[harf-i cerr] | Para, eşyâ vb. çekme. İLE Yarık, çatlak, özellikle yarılmış yer. )

- CERDE ile CERDE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17216 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mekke'de, hacılara eşlik eden atlı koruma görevlisi. | Tüysüz, dazlak. İLE Sarı renkli, donu sarı, kuladan açık olan at. )

- CERED ile CERED[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17217 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çıplak bir duruma getirme. İLE Yaralı. )

- CERÎ/CERY ile CERÎ'[< CÜR'ET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17218 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cereyan. İLE Yiğit, cesur, gözü pek, yürekli. )

- CERİD/E, CERDÂ ile CERÎDE ile CERÎDE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17220 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Verimsiz, çorak yer. İLE Gazete, tutanak, zabıtnâme. İLE Yalnız, tenha. )

- CEVÂBÎ ile CEVÂBÎ[< CÂBÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17222 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanıt/cevap, karşılık. İLE Tahsildarlar, câbîler. )

- CEVÂD[< CÛD] ile CEVÂDD[< CADDE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17223 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cömert, eli açık. İLE Büyük, işlek yollar, caddeler. )

- CEZ' ile CEZ' ile CEZ[Fars.]/CEZÎRE[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17226 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göz boncuğu denilen, kara alaca ve değerli bir süs taşı, damarlı akik. İLE Ağaç kökü. İLE Ada. )

- CEZÂ' ile CEZÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17227 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sabırsızlıkla sızlanma. İLE İyi ya da kötü karşılık, azap. )

- CEZAYİR'Lİ HASAN PAŞA ile CEZAYİR'Lİ HASAN PAŞA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6425 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sadrazam ve Kaptan-ı Derya. İLE ... )

- CİRÂN[< CÂR] ile CÎRÂN[< CERRE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17234 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toprak testiler. İLE Komşular. | Müşteriler. | Etrafta/civarda olan yerler. )

- CİRİT ile CİRİT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40572 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düğün ve savaş oyunu. İLE Soyulmuş ağaç. [100-120 cm. civarındadır.] )

- CİZYE ile MAKTÛ' CİZYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33902 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Müslüman olmayan teb'adan alınan vergi. İLE Fetih sırasında, ahâlîsi Müslüman olmayan yerlerin halkından sulh yoluyla tâyin olunan maktû bedel, vergi. )

- CORUM ile ÇORUM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35600 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Balık akını. | Uskumruların, büyük balıklardan korkarak, kıyıya sığınması durumu. İLE Türkiye'nin bir ili. )

- CU'L ile CÛL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17237 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ücret, karşılık. | Ayak kirası. İLE Çaylak. )

- CÜLMÛD ile CÜLMÜD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17238 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaya. İLE Sesi güçlü olan kişi. )

- CÜRÛF ile CÜRÜF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35609 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Maden posası, dışık. Erimiş malzemelerin yüzeyindeki safsızlık. İLE Yar, uçurum. )

- CÜSÂM ile CÜSÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17240 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyük, geniş. İLE Uykuda gelen ağırlık, ağırbasma, kâbus. )

- ÇAPAK ile ÇAPAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35673 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan ya da kuruyan akıntı. | Madenler dövülürken sıçrayan ince ufak parça. | Metal eşyada bulunan pürüz. İLE Sazan ailesinden, gövdesi yandan basık, boyu yarım metre kadar olabilen bir balık. )

- ÇAPAR ile ÇAPAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35674 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Postacı, ulak. | Benekli. [hayvan ve bitkide] | Derisi, kılları ve gözleri, renk özdeği yokluğundan dolayı renksiz olan insan ya da hayvan. AKŞIN, ALBİNO. İLE Takadan büyük bir çeşit Karadeniz kayığı. )

- ÇAT ile ÇAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35680 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sert bir şeyin, kırılırken çıkardığı ses. İLE İki derenin ya da iki yolun birleştiği yer, kavşak. )

- ÇAV ile ÇAV
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35684 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ses, ün, haber. İLE At, eşek gibi eril hayvanların üreme örgeni. )

- ÇAY ile ÇAY
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35689 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çaygillerden bir ağaççık. | Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. | Bu yaprakların haşlanması ile elde edilen, sarımtrak kırmızı renkli içecek. | Konukların, çay, börek, çörek gibi yiyeceklerle ağırlandığı toplantı. | Müzikli toplantı. İLE Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. )

- ÇELİK ile ÇELİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35709 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, bileşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı. | Çelikten yapılmış. İLE Kısa kesilmiş dal. | Kök salmak amacıyla yere dikilen dal. | Çocukların çelikçomak oyununda, ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları, iki tarafı sivri, kısa değnek. | Gemilerde, üzerine halat ya da ip geçirip tutturmaya yarayan ağaç ya da metalden yapılmış kısa değnek. )

- ÇERÇEVE ile SÖVE/SÖĞE ile SÖVE[Fr. SEUIL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47210 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. | Eşik. | Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar. İLE Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları. )

- ÇIKIŞ ile ÇIKIŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32646 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dışarı. İLE Yukarı. )

- ÇİL ile ÇİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36020 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ormantavuğügillerden, ormanlarda yaşayan bir kuş, dağtavuğu. İLE Çoğunlukla yüzde oluşan, kahverengi, küçük benekler. | Aynada oluşan leke. | Köklerdeki kıl gibi ince uzantılar. | Tüyünde, küçük benekler bulunan hayvan. | Yeni ve parlak. )

- ÇİT ile ÇİT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36033 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bağ, bahçe, bostan gibi yerlerin çevresine, çalı, kamış, ağaç dalı gibi şeylerden çekilen duvar. İLE Pamuktan dokunmuş basma. | Başörtü, yazma, yemeni. )


| D... |

D ile başlayan AYNI'LAR...
( 60 FaRk, 70 katkı )


- -DİSÂR ile DİSÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17288 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eklendiği sözcüğe çokluk, bolluk anlamı verir.[MERHAMET-DİSÂR: Çok merhametli.] İLE Üste giyilen kaftan, giysi. | Yatak çarşafı. )

- ...dır ile ...dır
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1458 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tahmin "dır"ı. İLE Bilimsel "dır". )
( Bilimsel "dır". İLE Kendini ispat "dır"ı. )
( "is" as Guess. vs. "is" as Scientific.
"is" as Scientific. vs. "is" as To prove the self. )

- [Ar.] DEVR-İ HİNDÎ ile DEVR-İ HİNDÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13567 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Makam. İLE Güzellikler/güzeller. )

- [Fars.] DÂDER ile DÂDENDER ile DÂDER-ENDER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17248 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kardeş. İLE Üvey kardeş. İLE Üvey kardeş. )

- [Fars.] DÂR ile -DÂR ile DÂR ile DAR/DARR[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17257 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Darağacı. | Ağaç. | Direk. İLE Tutan.[DEFTER-DÂR: Defter tutan.] | Sahip, malik.[ALÂKA-DÂR: İlgili. | HİSSE-DÂR: Hisseli. | HÜKÜM-DÂR: Hükme sahip.] İLE Savaş.[DÂR Ü GÎR: Kavga, savaş.] İLE Sıkıntı, belâ. | Zarar. )

- [Fars.] DEH ile DEH/DÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17264 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İyi, güzel. | Saf, sıra. İLE On[10]. [Ar. AŞR] )

- [Fars.] DER ile -DER ile DERR[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17273 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( -de, içinde.[DER-ANBAR: Anbarda. | DER-HÂTIR: Hatırda.] | Kapı.[DER-SAADET: İstanbul.] | Mağara. | Kere, defâ. | Cins, çeşit, kısım, nevi. İLE "Yırtan, yırtıcı, yaran, delen" anlamlarına sözcükleri sıfatlaştırır.[PERDE-DER: Perde yırtıcı, edepsiz.] İLE Kimse, kişi. | Güzel iş/eser. )

- [Fars.] DERÂ ile -DERÂ/DERÂY
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17274 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çan, çıngırak. İLE "Durmadan söylenen" anlamına sıfat yapar.[HERZE-DERÂY/YÂVE-DERÂY: Saçma sapan şeyler söyleyen.] )

- [Fars.] DERHÛR ile DER-HÛR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17275 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uygun, lâyık, münasip. İLE Lâyık. )

- [Fars.] DERVÂ/DERVÂH ile DERVÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17278 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şaşkın, hayran. | Başaşağı asılmış, ters. | Gerekli/lâzım, zorunlu/zarûrî. İLE Hastalıktan yeni kurtulup yeterince kendine gelemeyen. | Sağlam, muhkem. | Doğru, gerçek. | Ayıp, utanma. | Cesâret, şecâat. | Sertlik, kabalık. )

- [Fars.] DESTÂN ile DESTÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17279 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eller. İLE Öykü/hikâye, kıssa. | Hîle, mekr, tezvîr. [Fr. ÉPOPÉE] )

- [Fars.] DÎDE ile -DÎDE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17281 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göz. | Gözcü. | Gözbebeği. | Gözucu. | Gözün nuru. İLE Görmüş, görülmüş.[LÜTUF-DÎDE: Lütuf/incelik görmüş.] )

- [Fars.] DİH ile -DİH ile DÎH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17282 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Köy, karye. | Tek renkli, kenarları gümüş ya da altın motifli kumaş. İLE Veren, verici.[ÂRÂM-DİH: Rahatlık veren. | HACLET-DİH: Utanç verici.] İLE Köy, karye. )

- [Fars.] DİL ile DÎL ile | [Tr.] DİL ile DİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17284 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gönül, yürek/kalb. İLE Nokta. | Gönül, kalb. | Mandıra, ağıl. İLE | Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan, etli, uzun, hareketli örgen. Tat alma örgeni. İLE Kişilerin, düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle ya da işaretlerle yaptıkları anlaşma. Lisan. )

- [Fars.] DÎZ ile DİZ ile | DİZ[Tr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17290 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Renk. İLE Kale, sur. İLE Bacakların ortasındaki eklem yeri. Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer. )

- [Fars.] DÜRÜŞT ile/değil/yerine/>< DÜRÜST
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36419 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sert; gücendirici, kırıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. )

- DABB ile DÂB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17246 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kertenkele. İLE Şan ve şeref. )

- DAD ile DÂD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17247 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Osmanlı abecesinin onyedinci harfidir.[ebced değeri 800'dür.] İLE Adâlet, doğruluk. | İhsan, vergi. | Veriş, satış. | Sızlanma, yanıp yakılma. | Feryâd, figan. | Kısmet, nasip. | Tuzlu balgam denilen bir cilt hastalığı. )

- Dâğıstân ile DÂĞISTAN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17249 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kafkas dağlarının kuzeyinde ve Hazar Denizi'nin batı kıyısında bulunan bir bölge. İLE Dağlık yer. )

- DAHHÂK[< DIHK] ile Dahhâk[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17250 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok gülen/gülücü. İLE Çemşîd'in yerini almış olan Îran'ın zâlim ve gaddar bir hükümdarıydı. )

- DAHİ ile DÂHİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11186 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bile. İLE Yaratıcı gücü olan kişi. )
( ... İLE Bir Milletin Bekâsı - Teoman Duralı... )

- DAHİL ile DÂHİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11187 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karışma. İLE İç, içeri. )

- DÂHİL ile DAHÎL[< DÜHÛL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17251 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İç, içeri, içeride, içeri girmiş. İLE Yabancı, sığıntı, sığınan, sığınmış. )

- DAHÎM[< DAHÂMET] ile DÂHİM ile DÂHÎM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17252 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fazla kalın olan, yoğun. İLE Nasip ve rızk. İLE Taç. )

- DAL ile DAL ile DAL ile DAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36136 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. | Kol, bölüm. | Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların biraraya gelmesiyle oluşan birlik, şube. İLE Arka, sırt. | Kol. | Boyun, ense. İLE Çıplak, yalın. İLE Zaman belirten sözcüklerin karşısına getirildiğinde sözcüğün anlamını güçlendirir. )

- DALKIRAN ile DALKIRAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36141 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kabuk böcekleri ailesinden, fındık ağaçlarında yaşayan, kınkanatlı böcek. İLE Zorlu esen yel/rüzgâr. )

- DÂLL[< DELÂLET] ile DÂLL/E[< DALÂLET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17253 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gösteren, işâret eden, delâlet eden. İLE Doğru yoldan ayrılmış. | Hataya düşmüş. )

- DALYA[< İt.] ile DALYA[< DAHL(İsveç'li bitkibilimci)]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36143 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şey sayılırken, birim olarak alınan sayıya gelince söylenilen uyarma sözü. İLE Yıldızçiçeği. )

- DAM ile DAM[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36145 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yapıları, dış etkilerden korumak amacıyla, üzerlerine yapılan, çoğu kiremit kaplı bölüm. | Toprak damlı ev, küçük ev. | Tutukevi. İLE Dansta, kavalyenin eşi. )

- DAR ile DÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11188 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ensiz. İLE Ev. )

- DARR ile DARR ile DÂRR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17258 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıkıntı, belâ. İLE Zarar. İLE Zararlı. )

- DÂRÜLFÜNÛN ile/ve DÂRÜLFÜNÛN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16380 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Basın Müzesi. İLE/VE Ayasofya'da bulunan üniversite binasıydı. )
( 1828 - 1930 yılları arası süreli yayınlar bulunmaktadır. Ayrıca çeşitli kurslar ve sergiler düzenlenmektedir. İLE/VE ... )
( Çemberlitaş'ta, II. Mahmud Türbesi yanında. İLE/VE Yanarak 1933'te yok olmuştur. )
( 1865 yılında inşa edilmiştir. 1988'den beri müze olarak kullanılmaktadır. İLE/VE ... )

- DÂRÜLHADİS ile/ve DÂRÜLHADİS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16381 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 24 odalı bir medrese. "Öğretmen yeri" anlamına gelmektedir. İLE/VE Medrese. )
( Sultanahmed Camisi ile Türbesi arasında. İLE/VE Toptaşı - Üsküdar'da. [Atik Valide Camii külliyesinde.] )
( 1616 yılında inşa edilmiştir. İLE/VE 1583 yılında III. Murad'ın annesi Nurbanu Sultan, Mimar Sinan'a yaptırtmıştır. )

- DÂRÜSSAÂDE ile/ve DÂRÜSSAÂDE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16382 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İstanbul'un "Mutluluk Evi" anlamına gelen eski bir adı. İLE/VE Topkapı Sarayı'nda, Dârüssaâde ağalarının [Padişahların özel işlerine bakan] oturduğu daire. "Saadet Yeri ve Saray" anlamına gelmektedir. )

- DEBDÂB ile DEBDÂB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17261 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Davul. İLE Şöhret, azamet. )

- DEF' ile DEFF[Ar.]/DEF[Fars.]/
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17262 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öteye itme, savma, savulma. | Verme, ortadan kaldırma. | Giderme. | Bir dâvâyı savunmak üzere açılan başka bir dâvâ. İLE Tef. Zilli ve pullu bir çembere gerilmiş deriden oluşturulan çalgı, daire. )

- DELİK[Tr.] ile DELÎK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17268 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dar/küçük açıklık. İLE Gül tohumu. )

- DELK ile DELK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17269 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( El ile ovma, sürtme, ovuşturma/ovuşturulma. İLE Eski giysi, yamalı dilenci hırkası. | Dervişlerin giydiği eski aba ve yırtık cübbe. )

- DEM'ÂN ile DEMÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17271 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçi pek dolu, ağzına kadar dolu kap. İLE Heyecanlı, hiddetli. | Kükremiş. | Bağırıp çığırma. | Heybetli, zorlu. | Vakit, zaman. )

- DEM[çoğ. DİMÂ'] ile DEM' ile DEM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17270 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kan. İLE Gözyaşı. Gözyaşı dökme. İLE Soluk/nefes. | İçki. | An, vakit, saat, zaman. )

- DENDENE ile DENDENE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17272 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sözü, açık söyleme. İLE Ağır ağır, dudak kıpırtısıyla söylenilen söz, mırıltı, homurdanma. )

- DERİ[Tr.] ile DERÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17276 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnsan ve hayvan gövdesini kaplayan, tüy/kıl ya da pulla kaplı örtü. İLE Farsça'nın düzgünü/fasîhi/sahîhi. | Havası iyi, yeşilliği bol olan dağ eteği. )

- DÎK[çoğ. DİYEKE, EDYÂK] ile DÎK ile DİK[Tr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17283 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Horoz. İLE Dar olma, darlık. İLE Yatay bir düzleme göre yerçekimi doğrultusunda bulunan. Eğik olmayan. )

- DİKİLİTAŞ ile/ve DİKİLİTAŞ ile/ve DİKİLİTAŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16342 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sultanahmed At Meydanı'nda. İLE/VE Nişantaşı'nda. [Valikonağı Caddesi] İLE/VE Yıldız'da. )
( M.Ö. 1457'de ] [İst.'a dikilişi 390][18.74 m. yüksekliğindedir] İLE/VE ... İLE/VE Sultan II. Mahmud'a ait yazılı sütun. [1811] )
( OBELISK )

- DİL ile "Dİ:L"[< DEĞİL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53582 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- DİL ile/ve/<> DİL ile/ve/<> DİL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8440 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağızdaki, tad alma örgeni/aracı. İLE/VE/<> Konuşma(sesli aktarım/paylaşım) aracı. İLE/VE/<> Gönül/kalp. )

- DİMNE ile Dimne
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17286 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süprüntülük. İLE Çakal adı.["Kelîle ve Dimne" adlı öykü kitabındaki] )

- DÎN[çoğ. EDYÂN] ile DÎN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17287 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Allah'a inanma ve bağlanma. İLE Her Güneş ayının 24. günü. | Kalemi korumakla görevli sayılan melek. )

- DİN ile DÎN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40703 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Borç.[< DEYN] | Düzen, tüze. | Doğa yasaları. | Fıtratını bozmamak üzere oluş(turul)muş düzen. | Ölüm karşısında ümit. İLE Her Güneş ayının 24. günü. )

- DİN ile DİN ile DIN[Fr. < Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36316 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası. | İlmek. İLE C.G.S. dizgesinde, bir gramlık bir kütlenin hızını, saniyede bir santimetre artıran güç birimi. [Bir Newton, 10[üssü]5 DIN'e eşittir.] )

- DİYAGRAM[Fr. < Yun.] ile DİYAGRAM[Fr. < Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36332 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herhangi bir olayın değişimini gösteren grafik. İLE Bir çiçeğin, tüm ayrıntılarını gösteren taslak. )

- DOKURCUN ile DOKURCUN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36392 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ot ya da ekin yığını. İLE Dokuztaş oyunu. )

- DOLU ile DOLU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36398 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Havada, su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak ya da düzensiz biçimli, saydam buz parçaları durumunda, yere hızla düşen bir yağış türü. İLE İçi boş olmayan, dolmuş. | Bir yerde, sayıca çok. | Boş yeri yok, her yeri tutulmuş. | Boş zamanı olmayan, meşgul. | Çok olan. | [tornacılıkta] Delik açılmamış, oyulmamış gereç. )

- DON ile DON
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36404 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Giysi. | Gövdenin, belden aşağısına giyilen, uzun ya da kısa iç giysisi. | At tüyünün rengi. İLE Hava sıcaklığının sıfırdan aşağı düşmesiyle, suların buz tutması. )

- DUHÛL ile DÜHÜL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17297 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçeri/içine girme. İLE Davul. )

- DUMÛR ile DUMÛR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17292 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hastalıktan bir örgenin kuruması. | Zayıflıktan/açlıktan hayvanın karnının içeri çökmesi. İLE Bir örgenin beslenememesinden dolayı kuruyup kalması, körelme. )

- DÛR[< DÂR] ile DÛR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17293 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Evler. | Bölgeler. İLE Uzak. [DÛR-BÎN: Uzağı gören. | Dürbün.] )

- DURAÇ/TURAÇ ile DURAÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36415 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sülüngillerden, uzunluğu 34 cm. olan, soyu azalmış bir kuş türü. İLE Yontu, sütun gibi şeylerin üstüne konulduğu parça, ayaka, taban. )

- DÜSÛR ile DÜSÜR[< DİSÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17299 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mahvolma, eseri kalmama. İLE Üste giyilen kaftanlar, giysiler. | Yatak çarşafları. )

- DÜZ ile DÛZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17295 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yatay durumda olan. Eğik ve dik olmayan. | Eğri ya da kıvrımlı olmayan. İLE Dikici, diken. [ÇUVALDIZ < CÜVÂL-DÛZ: Çuval dikmeye özgü iğne.] )


| E... |

E ile başlayan AYNI'LAR...
( 75 FaRk, 75 katkı )


- [Fars.] EFRÛZ ile -EFRÛZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17325 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parıltı, şûle. İLE Aydınlatan, parlatan. | Tutuşturan, yakan. )

- [Fars.] EFSÂNE CÛ/Y ile EFSÂNE GÛ/Y
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17326 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Efsâne arayan/arayıcı. Boş vakit geçirmek isteyen. İLE Masal söyleyen, saçmasapan söyleyen. )

- EB'AD[< BA'D] ile EB'ÂD[< BU'D]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17301 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha uzak. İLE Uzaklıklar, uzunluklar. )

- EBÂRİK ile EBÂRÎK[< İBRİK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17303 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kumlu, balçıklı.[yer] | Alaca atlar. İLE İbrikler, su kapları. )

- EBDÂN[< BEDEN] ile EBDÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17305 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gövdeler, tenler, cisimler. İLE Kavim, kabile. | Lâyık. )

- EBTAL[çoğ. EBÂTIL] ile EBTÂL[< BATTÂL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17311 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( En boş, beyhûde. İLE Yiğitler, dövüşken erler. )

- ECEL[çoğ. ÂCÂL] ile ECELL[< CELÎL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17312 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Belirli olan süre/vâde. Ömrün sonu, hayatın son anı. İLE Çok büyük, en ulu. )

- ECİR/ECR[< UCÛR] ile ECÎR[< ECR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17314 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir iş/hizmet karşılığında verilen şey. | Âhirete ait ödül/mükâfat, sevap. | Ücret. İLE Ücretle çalışan, gündelikçi. )

- ECLA' ile ECLÂ[< CELÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17315 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kısa dudaklı ve miskin adam. İLE Pek belirli, çok âşikâr. )

- ECZEM[< CÜZÂM] ile ECZEM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17316 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cüzâmlı, miskinlik illetine uğramış olan. | Parmakları ya da eli kesik kimse. İLE Burnu kesilmiş. )

- EDÂ ile EDÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36440 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Davranış, tavır. | Naz, işve. | Anlatış yolu. İLE Verme, ödeme. | Namazı kılma, yerine getirme. )

- EFHÂM[< FEHM] ile EFHAM[< FEHÎM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17319 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zihinler, anlamalar, idrâkler. İLE En ulu, çok şeref sahibi, daha fehâmetli. )

- EFLÂK[< FELEK] ile EFLÂK[< FİKR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17322 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gökler, semâlar, felekler, küreler, zamanlar. | Bahtlar, tâlihler, kaderler. İLE Osmanlı döneminde, merkezi Bükreş olan, iki memleketten bir kısım. )

- EFRA' ile EFRÂH[< FERH] ile EFRÂH[< FERAH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17323 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vesveseli, kuruntulu. | İşi gücü olmayan. İLE Piliçler. | Piçler. İLE İç açıklıkları, sevinmeler. )

- EĞE ile EĞE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36443 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen, uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga. İLE Madenleri, tahtayı vb. yontmak, düzeltmek, perdahlamak için kullanılan, sert, ensiz, çelik araç. )

- EHASS[< HASİS] ile EHASS[< HÂSS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17332 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha cimri, çok pinti. | Çok/en bayağı. İLE En özel. | Başlıca. )

- EKİNOKS ile EKİNOKS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/27957 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gece ile gündüzün eşit olduğu gün. İLE Evliyaotu, korunga. )

- EKTÂR[< KETER] ile EKTÂR/AKTÂR[< KUTR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17334 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şerefler, haysiyetler. Hasepler, nesepler. Mertebeler, dereceler. İLE Taraflar, yanlar. )

- el-KÂTİP ile el-KÂTİP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49416 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ELÂ ile ELA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17336 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başlama ve tenbih edatı.[Nazımda ve sözün başında kullanılır.][ELÂ'dan sonra EY nidâsı gelir.] İLE Sarıya çalar kestanerengi.[göz] )

- ELİF ile ELÎF[< ÜLFET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/40824 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- EN EN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/25071 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ENBÂR[< NİBR] ile ENBÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17349 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anbarlar. İLE Dolu, yığın, küme. | Güç vermek üzere ekinlere dökülen çer-çöp, gübre. )

- ENBÂZ[< NEBEZ] ile ENBÂZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17350 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Takma adlar, lâkaplar. İLE Ortak, eş. )

- ENGİN ile ENGİN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36472 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş. | Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. İLE Değer ve fiyatı düşük olan. | Yüksekte olmayan, alçak yer. )

- ENÎSE ile ENÎSE[Fars.] ile ENÎŞE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17354 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateş, od. İLE Donmuş, pekişmiş nesne. İLE Hafiye. | Câsus. | Dalkavuk. )

- ENSÂB[< NESEB] ile ENSÂB[< NUSUB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17356 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ENSÂF[< NISF] ile ENSAF[< İNSÂF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17357 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yarımlar, yarılar. İLE Daha/pek insaflı. )

- ENSÂR[< NÂSIR] ile ENZÂR[< NAZAR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17360 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yardımcılar/muavinler, koruyucular/müdâfîler. İLE Bakışlar, bakmalar. )

- ER[Fars.] ile ER[Tr.] ile Er.[kimya]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17362 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eğer, ise, olsa, olur ise. İLE Erkek. | Aşamasız asker. | Yiğit, kahraman. | İşini iyi bilen, yetenekli. İLE Erbiyum'un simgesi. )

- ERÂNİB[< ERNEB] ile ERÂNÎB[< ERNEBE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17363 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tavşanlar. İLE Burun ucları. )

- ERBAÂ' ile ERBAA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17365 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çarşamba günü. İLE Dört. )

- ERBÂB[< RABB] ile ERBÂB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17366 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sahipler, mâlikler. | Becerikli, ehil, muktedir. İLE Ulu, başkan, reis. )

- ERCÂ[< RECÂ] ile ERCÂ ile ERCAH[< RÂCİH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17367 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taraflar, yönler. İLE Daha çok istenilen, ricâ edilen. İLE Üstün, uygun, tercihe uygun. )

- ERDEB/İRDEB ile ERDEB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17368 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arap şehirlerinde kullanılan ve İstanbul kilesiyle 9 kileyi karşılayan bir ölçek. İLE Savaş. )

- ERES ile ER'ES
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17369 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çiftçilik, çiftçi olma. İLE Başı büyük, kocakafa. )

- ERHAM[< RAHÎM] ile ERHÂM[< RAHM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17370 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha/pek merhametli. İLE Döl yatakları. | Akrabalar, hısımlar. )

- ERİM ile ERİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36481 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzil. İLE İyi bir şeye işaret olan durum, beşaret. )

- ERÎS ile ERÎS[Fars.] ile ERİŞ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17371 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çiftçi, ekinci. İLE Zeki, uyanık, akıllı, uslu. İLE Bilek. | Endâze, arşın. )

- ERMÂ'[< REMH] ile ERMÂH[< REMH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17372 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok güzel ve cilveli olan.[sevgili] İLE Vuruşlar, darbeler. | Mızraklar, süngüler.[< RUMH] )

- ERZE ile ERZE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17377 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çam ağacı. İLE Samanlı sıva çamuru. | Çamdan çıkarılan zift. | Eski yönteme göre yeryüzünün bölündüğü yedi iklim.[yedi parçadan birinci iklim, ekvatora yakın olan bölge.] | Çam. )

- ES'ÂR[< SI'R] ile ES'ÂR[< SU'R]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17380 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Satılan şeylerin bilinen fiyatları, narhlar. İLE Yiyecek-içecek artığı. )

- ESÂKIF[< ÜSKUF] ile ESÂKİF[< ESKEF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17379 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Piskoposlar, metropolitler. İLE Eskiciler, kunduracılar, köşkerler. )

- ESÂS ile ESÂS[çoğ. ESÂSÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17381 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Döşeme, minder gibi ev eşyası. İLE Asıl, temel, dip, kök. | Doğruluk, gerçek. )

- ESENTEPE ile ESENTEPE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16454 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mecidiyeköy - Zincirlikuyu arasında bir semt. İLE Silâhtar - Yıldız Tabya arasında bir semt. )

- ESER ile ESER[çoğ. ÂSÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17382 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Serçe kuşu. İLE Nişan, iz, alâmet. | Te'lif. | Basılmış kitap. | Hadîs-i şerîf. | Tarih, vakayi kitabı. | Bir kimsenin meydana getirdiği şey. | Te'sir. )

- ESFÂ ile ESFÂR[< SEFER] ile ESFÂR[< SİFR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17383 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( En saf/temiz. İLE Yolculuklar, yola gidişler. | Düşmana karşı gidişler. İLE Büyük kitaplar, ciltler. )

- ESHÂ' ile ESHÂ'[< SAHÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17384 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rengârenk, türlü türlü. İLE Daha cömert, eli açık, sahî. )

- ESÎL ile ESÎL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17385 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uzun, dolgun ve parlak yüz. | Doğru şey. İLE Şerefli ve otoriter kişi. )

- ESÎR[Ar. < Rumca] ile ESÎR[çoğ. ÜSERÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17387 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Evreni dolduran ve tüm cisimlere işleyen, fizikçilere ışık, harâret ve elektrik gibi şeylere aktarım aracılığı hizmeti gördüğü varsayılan, tartısız, esnek ve akıcı hafif bir cisim. İLE Savaşta düşman eline düşen kimse, tutsak. | Kul, köle. | Düşkün, vurgun. )

- ESİR ile ESİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36552 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tutsak. | Köle. | [mecaz] Bir düşünceye ya da bir kişiye, körü körüne bağlı olan kişi. İLE Atomlar arasındaki boşluğu ve evrenin tamamını doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. | Hava. )

- ESKAL[< SIKAL]["ka" uzun okunur] ile ESKAL[< SAKİL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17388 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağır yükler/şeyler. İLE Daha sakil, en ağır. | En çirkin. | Kaba, can sıkıcı. )

- ESMÂ'[< İSM] ile ESMÂ'[< SEM] ile ESMAH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17390 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Adlar. İLE Kulaklar, kulak işitmeleri. İLE En semahatli, eli açık, pek cömert. )

- ESMÂR[< SEMER] ile ESMÂR[< SİMER] ile ESMÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17391 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meyveler. İLE Gece masalları, kıssalar, öyküler. İLE Mersin ağacı. )

- ESNEME ile/ve/||/<> ESNEME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53156 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağızla olan. İLE/VE/||/<> Gövdemizle olan. )

- ESRE ile ESRE ile ÖTRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17393 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arap yazısında/harflerinde bir ünsüzün, dar, düz ve kısa okunacağını gösteren im. İLE Eski zamanlardan söylenilegelen bilgi ve haberlerin sonucu. İLE Arap yazısında, bir sesin yuvarlak, dar ve kalın[u], Türkçe'de de yuvarlak[o, ö, u, ü] okunacağını gösteren im. )

- ESTÂR[< SİTR] ile ESTÂR[< SATR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17394 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örtüler, perdeler. İLE Yazı sıraları, dizileri. )

- EŞ'ÂR[< Şİ'R] ile EŞ'AR[< ŞAİR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17395 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ölçülü/vezinli ve uyaklı/kâfiyeli sözler. | Kıllar.[< ŞA'R] İLE En/daha güzel şiir okuyan. )

- EŞFAK[< ŞEFÎK] ile EŞFÂK[< ŞAFAK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17399 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha şefkatli, çok merhametli. İLE Şefkatler, merhametler, acımalar. )

- EŞNÂ[< ŞENÎ] ile EŞNA'[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17405 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha/pek şenî, fenâ, kötü ve çirkin. İLE Çok değerli mücevher. | Yüzgeç, yüzücü. )

- EŞREF[< ŞERÎF] ile Eşref
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17406 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha/pek/en şerefli/onurlu. İLE Hicivleriyle tanınmış şair.[Eserleri: Hasbihal, İran'da Yangın Var, İstimdat, Deccâl, Külliyât-ı Eş'âr. 1846 - 1911] )

- EŞVÂK[< ŞEVK] ile EŞVÂK[< ŞEVK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17408 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şiddetli istekler/arzular, neşveler. İLE Bitkilerin dikenleri. | Kemiklerin uzamaları. )

- ETRÂF[< TARAF] ile ETRÂF[< TÜRFE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17412 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanlar, uclar, kıyılar. İLE Zarif ve nazik şeyler. )

- EVC[çoğ. EVCÂT] ile EVC[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17414 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüce, yüksek bir şeyin en yüksek noktası, doruk. İLE Segâh dörtlüsünün ırak perdesindeki şeddi ile uşşak dörtlüsünün karışmasından oluşan eski bir makamdır. )

- EVCEL ile EVCER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17416 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok korkak. İLE Çok çekingen. )

- EVRE[Tr.] ile EVRE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17417 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir olayda/işte birbiri ardınca görülen/beliren, gelişen değişik durumların her biri. Aşama, safha, merhale, faz. İLE Giysinin/esvabın dış yüzü. )

- EVSÂM[< VESM/VEŞM] ile EVSÂM[< VASM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17419 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gövde üzerine bir iğne ile kara bir tozdan yapılan resimler, şekiller ya da yazılan yazılar, döğmeler. İLE Ayıplar, utanmalar, arlar, hayâlar. )

- EVSÂT[< VASAT] ile EVSAT[çoğ. EVÂSİT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17420 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ortalar. İLE Bir şeyin ortası. | Ortadaki. | Orta, orta halli. | Yüksek ile alçak arası. | Türk müziğinin büyük usûllerindendir. )

- EVTÂR[< VATAR] ile EVTÂR[< VETER]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17421 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gereksinimler, gerekli olanlar. İLE Yaya gerilmiş ipler, kirişler, teller. | Bir eğimin iki ucuna bağlanan düz çizgiler. )

- EVZÂR[< VEZER] ile EVZÂR/EFZÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17423 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaleler, hisarlar, sığınılacak yerler. | Galebeler, üstünlükler. | Dağlar. İLE Sanat/zanaat sahiplerinin kullandıkları aletler. )

- EZ'AF[< ZAÎF] ile EZ'ÂF[< ZI'F]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17425 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha/pek zayıf, dermansız, kuvvetsiz. İLE Bir şeyi, iki katı yapan fazlalıklar, katlar. )

- EZEL ile EZELL[< ZELÎL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17428 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başlangıcı olmayan geçmiş zaman, öncesizlik. İLE Daha/pek/çok aşağılık kişi. )

- EZKÂ ile EZKÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17431 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha/pek lekesiz, temiz, hâlis, erdemli. İLE Daha anlayışlı, çok zeki. )

- EZKİYÂ'[< ZEKÎ] ile EZKİYÂ[< ZEKÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17432 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lekesizler, hâlisler, erdemliler. İLE Keskin fikirliler, anlayışlılar. )

- EZRA' ile EZRÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17433 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pek düzgün/fasih. Sözü düzgün kişi. İLE Beyaz kulaklı siyah at. )


| F... |

F ile başlayan AYNI'LAR...
( 35 FaRk, 36 katkı )


- "FALAKA" ile "FALAKA"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47175 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ömer Seyfettin'in, öykü kitabı. İLE Ahmet Rasim'in, anı kitabı. )

- FÂİZ/FÂİZE[< FEVZ] ile FÂİZ[< FEVZ, çoğ. FEVÂİZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17437 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İsteğine ulaşan, bir başarı kazanan, fevz bulan. İLE Ödünç verilen paraya karşı alınan kâr. | Bolluk, çokluk, taşkınlık. | Taşan, feyezan eden. )

- FÂNİ[Ar.] ile FANİ[Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36639 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ölümlü, gelip geçici, kalımsız. İLE İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti. )

- FANİ ile FÂNİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20265 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Işık şiddeti. İLE Ölümlü, gelip geçici. )

- FAR[Fr. < Yun.] ile FAR[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36641 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taşıtların ön bölümünde bulunan, uzağı aydınlatan güçlü ışık. İLE Süs için gözkapaklarına sürülen çeşitli renkte boya. )

- FASIL[çoğ. FUSÛL] ile FÂSIL[< FASL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17441 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fasl. | Bir bestekârın aynı makamdan bestelediği iki beste. | Türk müziğinde klasik bir konser programı. İLE Ayıran, bölen, fasleden. )

- FÂTİH[< FETH] ile FÂTİH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32701 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Açan. | Anahtar. İLE Kendini açan/feth eden. )

- FÂTİHA-HÂN ile FÂTİHÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17444 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birinin ruhuna Fatiha suresi okuyan. İLE Fethedenler, fatihler. )

- FATÎN/E[< FITNAT] ile FÂTİN[< FİTNE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17445 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zeki, akıllı, uyanık, anlayışlı, kavrayışlı. İLE Fitneci. )

- FÂTİR ile FATÎR ile FATR[çoğ. FUTUR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17446 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Füturlu, durgun, gevşek. | Az sıcak, ılık olan. İLE Mayasız saç ekmeği, bazlama. | Bir çeşit pasta. | Olmamış, derecesini bulmamış şey. İLE Çatlak, yarık. | Mantar. )

- FATMA ile/ve/||/<> FATMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52912 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [Osmanlı döneminde] [Müslümanlar için "TI" ile yazılan.] İLE/VE/||/<> Müslüman olmayanlar için "TE" ile yazılan. )

- FAVORİ ile FAVORİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10167 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gözde. İLE Sakal. )

- FAZ[< Fr. < Yun.] ile FAZZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17449 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Evre, safha. İLE Huysuz, kötü sözlü, kaba. )

- FÂZÎH/A ile FAZÎHA[çoğ. FAZÂYİH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17448 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Utanmaz, rezil. | Çirkin, fena. İLE Edepsizliği, alçaklığ gerektiren iş/şey. )

- FE'S[çoğ. FÜÛS] ile FES[< FAS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17469 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İki yüzlü balta. İLE Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık. )

- FEHÎM[< FEHM] ile FEHM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17451 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zeki, anlayışlı, akıllı. İLE Anlama, anlayış. )

- FER'[çoğ. FÜRÛ] ile FERR ile FER[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17455 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dal, budak. | Tomurcuk. | Bir aslın sonucu. | İkinci derecede önemli olan. İLE Kaçma, firâr. [KERR Ü FERR: Saldırma ve çekilme.(KELLİ-FELLİ değil KERLİ-FERLİ!)] İLE Parlaklık, aydınlık. | Zînet, süs, bezek. | Kuvvet, nüfuz, iktidar. )

- FERÂĞ ile FERÂG[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17456 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vazgeçme, bırakıp terk etme. | Bir mülkün tasarruf, sahip olma hakkını başkasına terk etme. | Dinlenme, istirahat. | Hiçbir işle meşgul olmama, rahat etme. İLE Serin rüzgâr. )

- FERAH ile FERÂH[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17457 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gönül açıklığı, sevinç, sevinme. İLE Bol, geniş, yayvan, açık. )

- FERÂSET/FİRÂSET ile FERÂŞET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17459 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anlayışlılık, çabuk seziş. /| Binicilik, at yetiştirme bilgisi. | Yiğitlik, mertlik. İLE Kâbe süpürücüsünün hizmeti. )

- FERES[çoğ. EFRÂS] ile FERES[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17461 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( At, beygir. İLE Oyun. | [satrançta] at. )

- FERHAT ile FERHÂD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17462 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevinç, neşe. İLE Ferhâd ve Şîrîn adıyla ünlü olan eski bir öykünün erkek kahramanı olup Şîrîn'in âşıkıdır. )

- FERÎD[< FERD] ile FERÎD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17463 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tek, eşsiz, eşi olmayan. Tasım/kıyas kabul etmez, ölçüsüz. Üstün. İLE Avcı kuş. | Donmuş, katılaşmış şey. )

- FERÎD/E ile FERÎDE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17464 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tek, eşsiz, eşi olmayan. Tasım/kıyas kabul etmez, ölçüsüz. Üstün. İLE Kendi oyuyla hareket eden, kibirli, gururlu. )

- FERÎK ile FERÎK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17465 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Askerî kolordu komutanı, korgeneral[birinci ferîk], tümgeneral[ikinci ferîk]. | İnsan topluluğu, cemâat. İLE Buğday tanesinin olgunu, öğütülecek duruma gelmişi. )

- FEZA' ile FEZÂ' ile -FEZÂ/Y[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17473 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korkma, bağırıp çığırma. | Dayanamama. | Ümitsizlik. | İnleyip sızlanma. İLE Ucu-bucağı bulunmayan boşluk, dünyanın sonsuz olan genişliği. İLE Artıran, çoğaltan.[FERAH-FEZÂ: Ferah artıran.] )

- FIKRA[çoğ. FIKARÂT] ile FIRKA[çoğ. FIRAK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17474 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- FIRÂK[< FIRKA] ile FİRÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50737 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tümenler, alaylar, bölükler. | Partiler. | Cennetler, takımlar, kalabalıklar, ehl-i sünnet ve cemaatten ayrılan mezhepler. İLE Ayrılık, ayrılma. | Hüzün, keder, sıkıntı. )

- FÎ ile
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17477 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fiat, baha, kıymet. İLE İçinde, -de. | Tarihin başına konulurdu.[fî 20 Teşrîn-i evvel: 20 Ekim'de] )

- FİL DİŞİ ile FİLDİŞİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11192 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Filin dişi. ile Renk. )

- FİLİNTA[argo] ile FİLİNTA[Alm.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6644 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzel, yakışıklı. İLE Namlusu kısa, kurşun atan bir çeşit küçük tüfek. )

- FİLİZ[< Yun.] ile FİLİZZ[Ar. çoğ. FİLİZZÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17480 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yeni sürmüş körpe ve küçük dal ya da yaprak, sürgün. İLE Eritilip temizlenmemiş olan altın, gümüş, bakır, demir gibi ham mâden, külçe. | Erimiş bakır. )

- FİTNE[çoğ. FİTEN] ile FİTEN[< FİTNE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17481 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Belâ, mihnet, sıkıntı. | Ayartma, azdırma. | Fesat, arabozma, karışıklık, ihtilâl. | Dinsizlik, canilik. | Cezâ. | Delilik. | Güzel yüz, güzel göz, güzel kadın. | Ara bozan, karıştırıcı. İLE Fitneler, ayartmalar, azdırmalar, ara bozmalar. )
( Türkiye'yi Kasıp Kavuran Fitne - Burhanettin Can )

- FUZÛLÎ[< FUZÛL] ile FUZÛLÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17482 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- FÜRÛ'[< FER] ile FÜRÛ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17483 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dal, budak. | Tomurcuk. | Bir aslın sonucu. | İkinci derecede önemli olan. İLE Aşağı. )


| G... |

G ile başlayan AYNI'LAR...
( 36 FaRk, 44 katkı )


- [Fars.] GER ile -GER ile GER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17499 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Eğer" sözcüğünün kısaltılmışı. İLE Adların sonuna eklenen ve yapıcılık bildiren bir edat.[ZER-GER: Kuyumcu.] İLE Uyuz hastalığı. )

- [Fars.] GERD ile -GERD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17500 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toz, toprak. | Tasa, gam, keder. İLE Sözcüklere eklenerek "dönen", "dolaşan" anlamını verir.[TÎZ-GERD: Çabuk dönen.] )

- GABÎ[çoğ. GUBÂT | "ga" uzun okunur] ile GABÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17485 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ahmaklık, budalalık eden. İLE Kalınkafalı, anlayışsız, beceriksiz. )

- GADÂT[çoğ. GADAVÂT] ile GADÂT[< GUDVE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17486 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sabahın erken zamanı. | Kuşluk yemeği. İLE Sabahla güneş doğması arasındaki zaman. )

- GADİR["ga" uzun okunur] ile GADÎR[çoğ. GUDERÂ', GUDÜRÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17487 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gadreden, ihanet eden, fenalık eden. İLE Sel ile oluşan birikinti su, durgun su, göl. | Küçük ırmak. )

- GAFİR["ga" uzun okunur] ile GAFÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17489 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mağfiret eden, yarlıgayan, affeden, Allah. İLE Örten, etrafını çeviren. | Çok fazla. | Muhafız askerler. )

- GALİ-BA değil GALİBA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11782 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GAM[Ar.] ile GAM[Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36850 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tasa, kaygı, üzüntü. İLE Notaların baştan sona [kalından inceye] ve/veya sondan başa [inceden kalına], tek solukta okunması. [ DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ--D0--Sİ-LA-SOL-FA-Mİ-RE-DO ] )

- GAMZE ile/ve/değil GAMZE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4919 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanaktaki çukur. İLE/VE [Divan edb.] Sevgilinin süzgün bakışı. | Birkaç anlama gelebilen bakış. )

- GAR["ga" uzun okunur] ile -GÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17490 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mağara, in. | Defne ağacı. İLE Fâillik ve nispet anlamlarıyla adlara sonek olarak katılır.[YÂD-GÂR, BESTE-GÂR] )

- GARÎB[< GURBET/GARÂBET] ile GARİB[< GURÛB | "ga" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17491 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kimsesiz, zavallı. | Gurbette, kendi memleketinin dışında bulunan, yabancı. | Tuhaf, şaşılacak, bambaşka. | Dokunaklı. İLE Batan. )

- GAVÎ[çoğ. GAVÛN, GUVÂT | "ga" uzun okunur] ile GAVÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17492 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Azgın, azmış, yoldan çıkmış adam. İLE Çok azmış, çok azgın. )

- GAVS[çoğ. AGVÂS] ile GAVS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17493 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yardım, muâvenet. | Yardım istemek için bağırma, medet. | Yardımcı, imdada yetişen.[GAVS-I A'ZAM: Abdülkadir-i Geylânî] İLE Suya dalma, dalgıçlık. | İçine girmek için bir şeyi derinleştirme, iyice anlama. )

- GAVTA[çoğ. AGVÂS] ile GAVTA[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17494 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toprağın çukurluğu. | Sulak yer, ağaçlık yer. Düzlük, ova. İLE Su içindeki derinlik. )

- GAYYÛR değil GAYÛR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11824 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GAZ[Fr. < Lat. CHAOS[Van Helmont] | "ga" uzun okunur] ile GÂZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17495 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Normal basınç ve sıcaklıkta, olduğu gibi kalan, içinde bulunduğu kabın her yanına yayılma ve bu kabın iç yüzeyinin her noktasına basınç yapmak özelliğinde olan akışkan madde. İLE Diş. | Dişle tutma, ısırma. )

- GAZAL[Ar.] ile GAZEL[Ar.] ile GAZEL[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36857 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ceylan. İLE Divan Edebiyatı'nda, beş ile onbeş beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin lirik konularda yazılan nazım biçimi. | Lâtif. | Bayanlar için söylenilen güzel ve aşk dolu söz. | Türk müziğinde, belirli bir kurala bağlı olmadan, bir kişi tarafından, herhangi bir makamda gezinerek sesle yapılan taksim. İLE Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı. )

- GAZANFER AĞA SEBİLİ ile/ve GAZANFER AĞA SEBİLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16397 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fatih Bozdoğan Su Kemeri ve Karikatür Müzesi yanında. İLE/VE Eyüp, Otakçılar'da. )
( Kapı Ağası Gazanfer Ağa, Mimar Davud Ağa'ya yaptırtmıştır. [1596] İLE/VE Kızlar Ağası Gazanfer Ağa yaptırmıştır. [1599] )

- GAZAP ile GADAP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20378 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gadap kibirden beslenir, kibirin kökü şirktir. )
( İkisi de aynıdır. Z'nin D olarak okunmasından dolayı fark varmış gibi algılanır. )

- GÂZİ ile GÂZİ ile GAZÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32001 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Savaştan, sağlam ya da (az/çok) yaralı çıkan. İLE Mustafa Kemal ATATÜRK İLE "Gezi" için gaz yiyen. )

- GAZÎR ile GAZÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17497 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yumuşak, mülâyim, tatlı, nâzik, uysal. İLE Çok. )

- GEÇ ile GEÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47174 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zamanın sarkması. İLE Geçmenin, emir kipi. )

- GEÇE ile GEÇE ile GECE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36865 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herhangi bir saat başını geçerek/geçerken. İLE Karşılıklı iki yandan/yakadan her biri. İLE Güneşin batmasıyla oluşan karanlık. [>< GÜNDÜZ] )

- GEN ile GEN[Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36880 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geniş. | Üçgen, dörtgen gibi geometri terimlerinde, "kenarlı" anlamıyla kullanılan ek sözcük. | İşlenmemiş, boş bırakılmış tarla. İLE İçinde bulunduğu göze ya da organizmada özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve gözeden gözeye geçen kalıtımsal öğe. )

- GERİ ile GERİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36889 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arka, bir şeyin, sonra gelen bölümü. | Geçmiş. | Hayvanların boşaltım örgenlerinin dışı. | Eksik gösteren. [saat vs.] | Geriye doğru. İLE Araba üzerine gerilerek, kenarları, arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman ya da tahıl doldurulan büyük kıl çuval. )

- GEZ ile GEZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36924 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Okun, kirişe geçen ucundaki kertik. | Tüfek, tabanca gibi ateşli silahlarda, namlunun gerisinde bulunan ve nişan alırken, arpacıkla birlikte göz ile hedef arasında aynı doğru üzerine getirilen kertik. İLE Yer ölçmeye yarar, düğümlü ip. | Yapı işlerinde kullanılan çekül. )

- GEZİ ile GEZÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17502 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ülkeler ya da kentler arasında yapılan uzun yolculuk. | Gezilip hava alınacak yer. | Gezinti yeri. İLE Pamukla karışık, dokunmuş hâreli, arşınlık enli kumaş. | Bu kumaştan yapılmış olan. )

- GÖK ile GÖK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12676 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İlâhi. İLE Atmosfer. )
( ARUBA: Göğün yedinci katı. )

- GÛL ile GÛL[Fars.] ile GULL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17505 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hortlak, şeytan, karakoncolos.[GÛL-İ BEYÂBÂNÎ: Gulyabani.] İLE Ahmak, bön, safdil. İLE Suçlunun boynuna ve bileklerine geçirilen demir halka, pranga. )

- GURÂB ile GÛRÂB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17507 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karga. İLE Ilgım, serap/serâb.[İng., Fr. MIRAGE] )

- GURULTU ile/ve/> GÜRÜLTÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33188 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- GÜL BABA ile/ve GÜL BABA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6424 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Galatasaray'da. İLE/VE Budapeşte - Macaristan'da.[Budin tepesinde, (Macarca) Gül Baba Sok.] )
( II. Bayezid döneminde/n. İLE/VE Kanuni Sultan Süleyman döneminde/n. )
( "Galatasaray Lisesi" olarak geçen okulu, Gül Baba'nın kendi için bir şey istemeyip adına bir okul yapılmasını istemesiyle Sultan II. BAYEZİD tarafından, MEKTEB-İ SULTÂNÎ olarak/adıyla yaptırılmıştır. )
( Galatasaray takımı, renklerini, Gül Baba'nın bahçesinde yetiştirdiği sarı ve kırmızı güllerinden almıştır. )

- GÜL ile GÜL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11194 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çiçeklere verilen genel ad. İLE En güzel çiçeğe[çiçek olan güle] verilen ad. )
( Cins ad. İLE Özel ad. )
( Genel. İLE Özel. )

- GÜN ile GÜN[Fars.] ile GÛN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17506 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güneş. | Güneş ışığı. | Gündüz. | Yeryuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre. | İçinde bulunulan zaman. | Zaman, sıra. | Tarih. İLE Erbezi, haya, husye, testis. İLE Renk. )

- GÜNLÜK AĞACI ile GÜNLÜK AĞACI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37020 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Asya'nın sıcak bölgelerinde. İLE Afrika'da. )

- GÜZ ile GUZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38017 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bahar. İLE Gölgede kalan, güneş almayan köşe. )


| H... |

H ile başlayan AYNI'LAR...
( 164 FaRk, 165 katkı )


- -HÜMÂ ile HÜMA/Y[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17690 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arapça dilbilgisinde iki kişiyi gösterir. Sürü konulan yerler. İLE Devlet kuşu. | Saâdet, kutluluk. )

- !HARBİYE ile Harbiye ile Harbiye
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37115 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Savaş işleri. İLE Subay yetiştiren yüksekokul, Harp Okulu. İLE Elmadağ - Taksim ile Pangaltı - Nişantaşı arasındaki bölgenin adı. )

- [Ar.] HANÎS ile HÂNİS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17587 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yemini bozup altından çıkmayan. İLE Ettiği yemini yerine getirmeyen. )

- [Fars.] HÂN ile HÂN ile HÂN ile -HÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17579 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hükümdar, hakan. İLE Kervansaray, otel. | Büyük kentlerde, serbest mesleklerde çalışanların, oda ya da daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı. | Dükkân, meyhane. İLE Yemek sofrası, üstüne yemek konulan tepsi, sini. | Aşçı dükkânı. | Yemek. İLE Okuyan, okuyucu, çağıran. )

- [Fars.] HAR ile HÂR ile HÂR ile HÂR[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17589 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eşek. İLE Diken. İLE Hor, hakir, aşağı, bayağı. | Yiyici, yiyen. İLE Yıkılmış. )

- [Fars.] HASTE ile HÂSTE ile HÂSTE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17619 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hasta, rahatsız, sayrı. İLE Ayağa kalkmış. | Uzanmış. İLE İstenilmiş, istenilen. )

- [Fars.] HEFT-HÂN ile HEFT-HÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17650 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Yedi konaklık yol": Rüstem ile İsfendiyar'ın geçtikleri yol. İLE "Yedi sofra": Nev'î Zâde Atâî'nin tasavvuf niteliğinde olan bir mesnevîsi.[1627] )

- [Fars.] HOR ile HOR ile -HÔR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17674 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Önemsiz, değersiz, bayağı, adi kişi. İLE Güneş. | Işık, aydınlık. İLE Yiyen, yiyici. )

- [Fars.] Horâsân ile HORÂSÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17675 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İrân'ın doğusunda bulunan geniş arazi. İLE Türk müziğinin en az iki buçuk asırlık bir mürekkep makamı olup örneği kalmamıştır. )

- [Fars.] HÛRDE ile HÛRDE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17683 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yemiş, yenilmiş. İLE Ufak, değersiz şey, kırıntı. | Nükte, dakika. | Yazıya ayrıntı/nüans veren bir tarz. )

- [Fars.] HÛŞENK ile Hûşenk
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17686 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Akıl, idrak, iz'an. İLE Siyam bin Kiyumerz'in oğlu ve Câvidân Hurd'un yazarı/müellifi. )

- [Fars.] Hüsrev ile HÜSREV
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17692 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eserlerini Farsça yazmış bir Türk şairi ve edîbi.[1253-1325, Hindistan] | Hüsrev ü Şîrîn masalının eril kahramanı. İLE Sultan, padişah, hükümdar. )

- HABAK ile HABÂK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17510 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yarpuz ya da narpuz da denilen ve nane cinsinden olan güzel kokulu, iştah açıcı bir ot.[Lat. MENTHA PULEGIUM] İLE Dört yanı çevrilmiş olan yer, avlu. | Ağıl, mandra. )

- HABB ile HABB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17511 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aldatıcı, hilekâr, kurnaz. İLE Denizin dalgalanması, kabarması. )

- HABEN ile HABEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17512 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karında su toplanmasından ileri gelen bir hastalık, siroz. İLE Kasma, kısaltma. | Aruzda, "fâilâtün"den "ât" hecesini çıkararak "fâilün" veznine sokma. )

- HABEŞÎ ile Habeşî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17513 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hat, tezhip, minyatür gibi güzel sanatlarda kullanılan bir kâğıt cinsi. | Çok esmer. İLE Kasma, kısaltma. | Aruzda, "fâilâtün"den "ât" hecesini çıkararak "fâilün" veznine sokma. )

- HÂBİL ile HABÎL ile Hâbîl
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17514 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyücü, sihirbaz, efsuncu. İLE Tuzak. | Yiğit. İLE Hz. Âdem'in oğullarından birinin adı.[Kâbil'in kardeşi] )

- HABÎR ile HABÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17515 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haberli, ilgili. | Cenab-ı Hakk. İLE Taze, yeni, turfanda. )

- HABS ile HABS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17517 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Murdar, çirkin. | Ayıp. İLE Hapis, alıkoyma, bir yere kapama, salıvermeme, hapishane. | Tutma, zaptetme. )

- HABT ile HABT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17518 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İptal etme, bozma. | Bir bahiste birini susturma, ağzını kapama. İLE Yanlış hareket etme, yanılma. )

- HÂC[< HÂCET] ile HÂC/ÇELÎPÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17519 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gereklilik, ihtiyaç, lüzum. | [bitki] Deve dikenleri, akdikenler. İLE Haç, put.[SALÎB(Ar.), CROISADES(Fr.), CROSS(İng.)] )

- HACC ile HÂCC[çoğ. HÜCCÂC]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17520 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İslâm'ın beş koşulundan biri olan ve belirli zamanda Mekke'deki Kâbe-i Şerîfe'yi ziyaret etmek üzere yola çıkma farîzası. İLE Hacca giden, Kâbe'yi ziyaret eden, hacı. )

- HÂCCE[çoğ. HÂCC] ile HÂCCE[çoğ. HAVÂCC]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17521 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir çeşit akdiken. İLE Hacca giden hanım. )

- HÂCE[< HÂCET] ile HÂCE[Fars. | çoğ. HÂCEGÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17522 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gereklilik, ihtiyaç, lüzum. İLE Hoca, efendi, ağa, çelebi, sahip, muallim, öğretmen, müderris. | Tüccar. )

- HACI ile/ve/değil HÂCE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20092 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( HACE BEKTÂŞÎ VELÎ )

- HACÎL ile HACÎL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17524 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üç ayağı beyaz olan at. İLE Utanmış, utancından yüzü kızarmış. )

- HACÎM ile HACÎM ile HACM/HACİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17525 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hacamat eden. İLE Saldıran, hücum eden. İLE Bir cismin kapsadığı boşluk. | Oylum. )

- HAÇ ile HAC(C)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9512 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HAD ile HADD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4738 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sınır. İLE Küllî varlığın müşâhedesine erdiren bir yol. )

- HADÂLET ile HADÂRET ile HADÂRET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17526 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kol ve baldırı etli olma. İLE Alçakgönüllülük. İLE Yeşillik. )

- HADDÂ'[< HUD'A] ile HADDÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17528 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aldatıcı, dalavereci. İLE Deve çobanı. )

- HADDİ'Nİ BİLDİRMEK ile HADDİNİ "BİLDİRMEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8741 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyin/durumun. İLE Bir kişinin/tutumun. )
( Sınırların bilgisini belirtmek/anlatmak. İLE Haddini aşanı engellemek.[bedelini ödetmek üzere ya da öncelikli olmamalı!] )

- HADESE(HUDÛS) ile HADESE(HADS)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9509 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Olmak. İLE Sezgi./Sürat-i intikal. )

- HÂDİR ile HÂDİR[çoğ. HADERE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17530 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öten güvercin. | Kişneyen aygır. | Kükreyen arslan, böğüren deve, anıran eşek. İLE Şişen, yumrulanan örgen. )

- HADÎS[< EHÂDÎS] ile HÂDİS[< HUDÛS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17531 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hz. Muhammed'in kutsal sözü/sözleri. | Hadisten bahseden ilim. | Yeni, taze. | Haber, kıssa, söz, söylenti. İLE Çıkan, meydana gelen, hudûs eden. | Yeni, yeni çıkan. )

- HAFF ile HÂFF ile HAF[< İng.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17532 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayakkabı. İLE Bir şeyin etrafını dolanan. İLE Oyun kurucu. )

- HÂFÎ ile HAFÎ[< HAFÂ | çoğ. HAFİYYÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17533 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok ikrâm eden, güleryüzle karşılayan. | Yalınayak yürüyen/koşan. İLE Gizli, saklı. )

- HAFŞ/HAFR ile HAFŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17539 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kazma, kazılma. İLE "Tavuk karası" denilen bir göz hastalığı. )

- HÂİB[< HEYBET] ile HÂİB[< HAYBET | çoğ. HÂİBÎN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17540 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korkan, korkak. | Utangaç. İLE Mahrum. | Ümitsiz, me'yûs, dederli. | Zarara uğrayan. )

- HÂİF[< HAVF] ile HÂİF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17541 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korkan, korkak, ödlek. İLE Sitem ve gadir eden, zulmeden. )

- HÂİL[< HAVL] ile HÂİL[< HEVL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17542 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İki şey arasında ya da bir şey önünde perde olan, engel olan, arayı kapayan, engel. | Ekran.[fizikte] İLE Korkunç. )

- HAİZ ile HAİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17543 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sahip, mâlik, taşıyan. İLE Âdetini/hayzını gören hanım. )

- HAK ile HÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11196 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğruluk. İLE Toprak. )
( Adâlet. İLE Toprak. )

- HÂK ile HÂK[Fars.] ile HAKK[çoğ. HUKUK] ile HAKK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17544 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Orta, vasat. | İnsaniyetli, mert ve yiğit adam. İLE Toprak. İLE Allah, tanrı. | Doğruluk ve insaf. | Bir kişiye ait olan şey. | Dava ve iddiada hakikate uygunluk, doğruluk. | Geçmiş/harcanmış emek. | Pay, hisse. | Doğru, gerçek. | Lâyık, münâsip. İLE Kazıma, kazınma, bir şeyin üstünü çelik kalemle yazı ya da resim olarak oyma. | Yazıyı, yanlışı kazıma. )

- Hakikat ile hakikat
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/2852 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HAKİM ile HÂKİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11197 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hikmet sahibi. İLE Yargıç. )

- HAKÎM ile HÂKİM ile HAKEM ile HEKİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6269 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bilge, hikmet sahibi. İLE Hüküm veren, yargıç. İLE Karar veren. İLE Tabip, tıp doktoru. )

- HÂKKA ile HAKKA["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17545 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sürekli musîbet, âfet, keder. | Kıyâmet günü. İLE Doğrusu.[el-HAKK, HAKKAN, HAKİKATEN] )

- HÂL ile HAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10179 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Durum. İLE Sebze-Meyve toptan satış yeri. )

- HAL ile HÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11199 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pazar yeri; Çözme. İLE Durum, vaziyet. )

- HALA/HÂLA[çoğ. HÂLÂT] ile HÂLÂ ile HALÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17549 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Babanın kızkardeşi/ablası. İLE Şimdi, henüz, süregiden. İLE Boşluk. | Ayakyolu, helâ. )

- HALÂK ile HALAK ile HALAK[< HALKA]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17550 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pay, hisse, nasip. İLE Paçavra, yıpranmış eski şey. İLE Halkalar. )

- HALAKA/HALKA ile HALAKA[< HÂLİK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17551 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ortası boş, yuvarlak şekil, daire biçiminde olan şey. | Bir çeşit ufak, yağlı ve tuzlu simit. İLE Berberler. )

- HALAKAT[< HALKA | "ka" uzun okunur] ile HALÂKAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17552 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Halkalar. İLE Halukluk, iyi ahlâklılık. | Dümdüzlük, düzlük. )

- HÂLÂT[< HALET] ile HÂLÂT[< HALA] ile HALAT[Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17553 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Durumlar, haller, suretler, keyfiyetler, nitelikler. İLE Halalar. İLE Kenevirden yapılmış çok kalın ip. )

- HALAT[Yun.] ile/değil HÂLÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11200 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kenevirden yapılmış, çok kalın ip. İLE/DEĞİL Haller. )

- HALB ile HALB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17554 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süt sağma. İLE Pençeleme, parçalama. | Birinin aklını başından alma. )

- HÂLE ile HÂLE[çoğ. HÂLÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17555 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bazen ay ve güneşin etrafında görülen parlak daire, ay ağılı. İLE Annenin kızkardeşi, teyze. | Meme çevresinde bulunan koyu renkli daire. )

- HALF/HALFE ile HALF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17556 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yemin etme. | Yemin. İLE Art, arka. | Kötü evlât. )

- HÂLÎ ile HÂLÎ ile HÂLİ' ile HALÎ' ile HALÎ[Fars., Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17557 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tenha, boş, sahipsiz yer. | Açık yer. İLE Hâle/duruma mensup. Şimdiki. İLE Boşanmış adam.[HÂLİA: Boşanmış bayan.] İLE Soyulmuş. | Kovulmuş. İLE Gamsız, uğraşsız/gailesiz, kayıtsız. | Evlenmemiş adam. )

- HÂLİC ile HÂLİB ile HALÎC
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17559 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pamuk eğiren. İLE Yerinden oynatma, sarsma, hareket ettirme. İLE Denizin büyük ırmak şeklinde, iki kara arasında uzayıp gitmiş olan bölümü. Doğal liman, boğaz, kanal.[HALÎC-İ İSTANBUL/DERSAADET: İstanbul Halici. | HALÎC-İ BAHR-İ SİYAH: Boğaziçi.] )

- HALİÇ[< KERAS, KEROESSA] ile HALİÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16448 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eminönü - Eyüp arası. İLE Moda, Kalamış koyu. )

- HÂLİD/E ile HALÎDE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17560 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sonsuz, ebedî, daim. | Bir yıldan çok yaşayan ot/ağaç. İLE Dürterek bastırılmış, saplanmış. )

- HÂLİF ile HALÎF ile HALÎF[çoğ. HULEFÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17561 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Peşinden gelen. | Birinin yerine geçen. | Çürümüş, bozulmuş. İLE Yemin ederek birbiriyle sözleşen kişilerden her biri. İLE Arkadan/sonradan gelen, birinin yerine geçen. )

- HALÎL ile HALÎL[çoğ. AHİLLÂ, HULLÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17563 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Koca, zevç. İLE Samimi.[dost] | Hz. İbrahim. )

- HÂLİYEN ile HÂLİYEN[< HÂLÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17564 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şimdiki zamanda/halde. İLE Boş olduğu halde, boş olarak. )

- HALİYYE[çoğ. HALİYYÂT] ile HÂLİYYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17565 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bekâr bayan. İLE İbâdet sırasında raks etme, el şaklatma gibi durumları helâl sayan bir tarikat. )

- HALK ile HALK[< HÂLÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17566 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaratma, yaratılma. | İcat. | Bireyler. | Kişilerden bir bölük. İLE Boğaz. | Traş etme. )

- HALL ile HALL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17548 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çözme, çözülme, karışık bir sorunun içinden çıkma, karar verip sonuca varma. | Eritme. | Çözümleme/tahlil/analiz. İLE Sirke. )

- HALLÂK/HÂLIK ile HALLÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17567 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Berber. İLE Halk edici, hâlik. )

- HALLÂL ile HALLÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17568 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çözen, çâre bulan, halleden. İLE Sirke yapan kişi. )

- HALLÎ ile HALLÎ ile HÂLLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17569 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çözümleyerek, çözümleme ile ilgili. İLE Sirke ile ilgili. İLE Kuvvetli. | Zengin. )

- HÂLÛK ile HALÛK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17570 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıçan otu. | Mercimek ocağı. İLE İyi huylu, ahlâklı, insaniyetli, geçim ehli olan. )

- HAMD ile/ve ŞÜKÜR ile/ve ŞÜKÜR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19254 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HÂME ile HÂME[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17572 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başın üst bölümü, tepesi. Kafatası. İLE Kalem. )

- HÂMÎ[< HUMAT] ile HÂMÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17574 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Koruyan, koruyucu, sahip çıkan, gözeten, himâye eden. İLE Hamlık, gevşeklik. )

- HÂMİD ile HÂMİD[< HAMD | çoğ. HÂMİDÎN, HÂMİDÛN, HUMMÂD] ile HAMÎD[< HAMD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17575 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. İLE Hamdeden, şükreden. İLE Allah'ın adlarından. | Övülmeye değer. )

- HAMÎS ile HÂMİS ile HÂMİŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17577 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beşinci. | Öncü, artcı ve öteki merkezlerden oluşan büyük ordu. İLE Beşinci, dördüncüden sonra gelen sayı. İLE Mektubun altına eklenen yazı. | Yazmalarda, sayfaların kenarında/etrafında bulunan boşluk/lar. )

- HANÂN ile HÂNÂN[Fars. < HÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17580 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yürek yufkalığı, acıma, merhamet. İLE Hükümdarlar, hanlar. )

- HÂNE[< HÂNÂT] ile HÂNE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17584 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meyhane. İLE Ev. | Bir şeyin bölündüğü, ayrıldığı kısımlardan her biri. | Basamak.[matematik] | Hayâlî me'vâ. | Türk müziğinde bir müzik parçasının oluşturulduğu lâhnî topluluklara verilen bir ad. | Halk şairlerinin beyte verdikleri ad. )

- HANİ ile HANİ ile HÂNİ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17585 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nerede, ne oldu, nerede kaldı? | Ötekinin daha önceden bildiği bir şey kendine anımsatılmak istendiğinde kullanılır. | Verilen sözü anımsatan sözün başına getirildiğinde sitem anlatır. | Kimi zaman "bari" anlamında kullanılır. | "Doğrusunu söylemek gerekirse", "Kaldı ki, üstelik" anlamlarında kullanılır. İLE Hanigillerden, Akdeniz'de yaşayan, alaca kırmızı renkli orta büyüklükte bir balık.[Lat. SERRANUS CABRILLA] İLE Boşanmış.[ikisi için de] )

- HÂNİF ile HANÎF[çoğ. HUNEFÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17586 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Küskün, dargın. | Gururlu. İLE İslâm dinine sımsıkı bağlı bulunan kişi. )

- HANÛT ile HÂNÛT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17588 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ölüyü ilâçlamakta/tahnît etmekte kullanılan ilâç. İLE Dükkân. | Meyhane. )

- HAR ile HÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22083 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eşek. İLE Diken. )

- HARAM ile HARAM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20513 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı. Caiz olmayana davet eden. İLE Yasak. )

- HAREM ile HAREM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17591 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herkesin girmesine izin verilmeyen, saygıdeğer ve kutsal yer. | Hac zamanında ihrâma girilen yerden itibaren Kâbe'ye doğru olan bölüm. | Önceleri, saraylarda ve büyük konaklarda bulunan hanımlar dairesi. | Nikâhlı hanım, zevce. İLE "mefâilün"den "me"yi atarak "fâilün" sözcüğünü "mef'ûlün"e çevirme. )

- HÂRIK ile HÂRIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17593 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yırtıcı, yırtan. İLE Yakan, yakıcı. | Yanan, tutuşmuş. )

- HARÎ ile HÂRÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17594 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lâyık, müstahak. İLE Horluk, hakirlik. )

- HÂRİB ile HARÎB ile HÂRİB[< HARÂB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17595 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaçan, firar eden. İLE Yağma olunmuş, soyulmuş, talan edilmiş. İLE Yıkan, harâb eden. | Haydut, yol kesen. )

- HÂRİC ile HÂRİC ile HARÎC
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17596 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dış, dışarı. | Dışarı çıkan, dışarıda, dışta. | Hiç ilgisi olmayan kişi. İLE Suçlu, günah işlemiş. İLE Dar, ensiz. | Kuşatılmış. )

- HÂRİD ile HARÎD ile HARÎD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17597 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öfkeli, hiddetli, kızgın. İLE Tek, ayrı. İLE Satın alma. )

- HÂRİF ile HARÎF[< HİRFET] ile HARÎF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17598 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yemiş toplayan. İLE Meslektaş, sanat arkadaşı. | Herif, adi ve bayağı adam.| Teklifsiz dost. İLE Sonbahar, güz. )

- HARÎK ile HARÎK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17599 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yangın, ateş. İLE Hadım. )

- HARÎM ile HARÎM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17601 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saygısız, çekinmez, kayıtsız. İLE Biri için kutsal olan şeyler. | Harem dairesi, harem. | Evin içi gibi başkasına kapalı olan yer. | Bir evin civârı. | Avlu. | Ortak, şerîk. | Hacıların, hac zamanında büründükleri örtü. )

- HARÎRÎ/HARÎRİYYE ile Harîriyye
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17602 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İpekle ilgili, ipekten yapılmış. İpek gibi yumuşak. | Güzel sanatlarda kullanılan ve Semerkand'da ipekten yapılan bir kâğıt cinsi. İLE Seyyit Ahmet-ür-Rufâî tarafından kurulan Rufâiyye tarikatının şubelerinden biri.[kurucusu: Ebü-l-Hasan Aliy-ül-Harîrî'dir.] )

- HARÎZ ile HARÎZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17604 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güçsüz, tâkatsiz. İLE Saklanmış, hıfzolunmuş. )

- HARK ile HARK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17605 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yarıp yırtma, yırtılma. | Su akacak yarık, ark. İLE Yakma. )

- Hârûn ile HARÛN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17607 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Musa peygamberin büyük kardeşi.[AARON] | Bağdad halifelerinden Hârûn-ür-Reşîd. İLE Harın, ilerleyecek yerde duran ya da geri giden hayvan. )

- HASÂRET ile HASÂRET[çoğ. HASÂRÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17609 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zarar, ziyan. İLE Sıvık, sulu şey. Koyulaşıp katılaşma. )

- HASÎB ile HASÎB ile HÂSİB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17612 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ucuzluk, bolluk yer. | Hayır sahibi, eli açık, cömert. İLE Değerli, itibarlı, saygın/muhterem, yetenek sahibi. | Sayman, muhasebeci. | Allah'ın sıfatlarından. İLE Hesap eden/edici. )

- HÂSİF[< HUSÛF] ile HASÎF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17613 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sararmış, rengi, parlaklığı kalmamış. İLE Aklı başında, olgun, hasâfetli. )

- HASÎR ile HÂSİR[< HASRET] ile HÂSİR[< HASÂR | çoğ. HÂSİRÂN, HÂSİRÎN, HÂSİRÛN] ile HÂSÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17614 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Feri gitmiş, donuklaşmış göz. | Hasret çeken. İLE Hasret çeken, merâmına nail olmayan. | Çıplak, silahsız, eliboş, savunmadan âciz. İLE Zarara, ziyana uğrayan. İLE Hasır. | Söyler ya da okurken dili tutulan. )

- HASM ile HASM[çoğ. HUSÛM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17615 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kesme, kesip atma, kesin olarak hal ve fasletme. İLE Düşman. | Karşı taraf, muhâlif. )

- HASNÂ ile HASNÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17616 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Namuslu bayan. İLE Güzel bayan. )

- HASR ile HASR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17617 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıkıştırma, dar bir yerin içine alma. | Hereketten men etme, etrafını çevirme. | Mahsus kılma/kılınma. | Vakfetme, tahsîs etme. | Zaman ayırma. | Konuşurken ya da okurken tutulup kalma. İLE Böğür. | Bel. )

- HAŞÎM ile HÂŞİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17621 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gösterişli, haşmetli. | Ezen, yaran, kıran, parçalayan. İLE [Çorba vb. şeylere] Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. )

- HÂT ile/değil HATT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9586 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HATÂ' ile Hatâ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17622 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanlış, yanlışlık, yanılma. | Günah. | Kusur, kabahat. İLE Kuzey Çin. )

- HATÂT ile HATÂT ile HATTÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17624 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cilt yangısından/iltihabından meydana gelen kabukların soyularak iyi olanları. İLE Bağırma, çığırma. İLE El yazısı çok güzel olan sanatkâr. Hatt[güzel yazı] sanatçısı. )

- HATÂYÎ ile Hatâyî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17625 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hatay kumaşı. | Süslemede/tezhipte açılmış nilüferi andıran bir çiçek motifi. | Tezhipte, merkezini hatâyî denilen çiçek motifi işgal etmek üzere birbirine geçmiş spiral dallardaki çiçek motiflerinden oluşan süsleme tarzı. | Güzel sanatlarda kullanılan ve Çin'de pirinçten yapılan bir kâğıt cinsi. İLE Hatay'a ait, Hatay ile ilgili. )

- HÂTEM ile Hâtem
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17626 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mühür, üstü mühürlü yüzük. İLE Arap kabîleleri arasında tanınmış "Tayyi" kabîlesine mensup ve cömertliğiyle ünlü olan "İbnü Abd-illâh Bin Sa'd"ın takma adı. | Çok cömert. )

- HÂTEMÎ ile HÂTEMÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17627 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hâtem'e mensup. İLE Mühürle ilgili. | Mühür yapan. )

- HATF ile HATF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17628 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ölüm, ölme. İLE Kapma, aşırma, çalma. | Şimşeğin göz kamaştırması, gözü alması. )

- HÂTİB ile HATÎB[çoğ. HUTEBÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17629 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hitâbeden, söz söyleyen. İLE Camide hutbe okuyan. | Düzgün konuşan. )

- HATÎR/HATTÂR/HATÛR ile HATÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17630 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hilekâr. İLE Şan ve şeref sahibi. | Yüce, ulu. | Tehlikeli, muhataralı. )

- HATM ile HATM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17631 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hâlis. | Hüküm ve kaza gerektirme, icab ettirme. | Sağlamlaştırma. İLE Kuş gagası. | Burun.[insanda ve hayvanda] )

- HATT[çoğ. HUTÛT] ile HATT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17632 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çizgi. | Satır. | Yol. | Yazı. | Buyruk/ferman, padişah yazısı. | Sıra, saf. | Gemiler için hareket istikameti olarak belirtilen taraf. | Yalnız uzunluğu olan boyut/buut. | Gençlerde terleyen bıyık/sakal. | Parmağın onikide biri olan bir ölçü. İLE Aşağı inme/indirme. | Oyunda taş çıkarma. )

- HAVRÂ[çoğ. HÛR] ile HAVRA[İbr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17634 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Âhû gözlü. İLE Yahudilik tapınağı, sinagog. | Çok gürültülü yer. )

- HAVZ ile HAVZ ile HAVZ[çoğ. HİYÂZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17635 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Etrafı çitle çevrili yer. İLE Suya girme. | Sakınılacak işe girişme. İLE Havuz. )

- HAVZA ile HAVZA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17636 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir hükümetin idaresi altında bulunan ülkelerin tümü. İLE Açık ve düz olan deniz kıyısı. | Dağ ya da tepelerle sınırlanmış, aynı denize, göle ya da ırmağa akan bölge. | Kenar, yan, taraf. | Memleket. | Maden bölgesi. | [yerbilim] Tekne. )

- HAY ile/ve HAY
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19213 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nefes alan ve veren hep HAY. )

- HAYÂ' ile HAYA[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17637 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Utanma, sıkılma. | Ar, namus, edep. | Allah korkusu ile günahtan kaçınma. İLE Erbezi, husye/husâ, testis. )

- HAYA ile/değil HAYÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39113 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Erbezi. İLE/DEĞİL Utanma, utanç. | Namus, edep. | Günahtan kaçınma. )

- HAYR ile HAYR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17638 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İyilik, iyi, yararlı iş, yarar. İLE İyi, yararlı, yarar, hayırlı. )

- HAYYÂL ile HAYYÂL[< HAYL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17640 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hileci, dalavereci. İLE At yetiştiren, at terbiyecisi. )

- HAZÂ ile HAZA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17641 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bu, şu, o. İLE Kesme. | Kesip yarma. )

- HAZAR ile HAZAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17642 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. | Barış ve güven. İLE Deniz. | Hazar Denizi çevresinde yaşamış eski bir Türk boyu ya da bu boydan olan kişi. )

- HÂZIM ile HÂZIM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17643 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam olan. İLE Sindiren/sindirici, hazmettiren. )

- HAZIR ile HÂZIR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41405 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ZÂHİRDE GÖRÜNEN VE BİLİNEN, İLİMLE BİLİNEN )

- HÂZİM[< HEZÎMET] ile HAZÎM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17644 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hezîmete uğratan, zafer kazanan, galip. İLE Sarhoş. )

- HÂZÎZ ile HÂZÎZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17646 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mutlu, mes'ud. İLE En aşağı, zîr. | Dağ eteği.[>< EVC: Zirve, doruk.] )

- HAZM ile HAZM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17647 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kesin karar, sebat, direnme. | Doğru ve sağlam oy ve karar. İLE Midedeki yiyecekleri eritme, sindirme. )

- HELÂ/HALÂ[Ar.]/KENEF/WC/TOILET[İng.]/00[Fr.]/TUVALET[Fr.] ile TUVALET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10176 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayakyolu. İLE Gece giysisi. )

- HEY'Î ile HEYÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17653 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Astronomi ile ilgili. İLE Madde, varolan. )

- HINSIR/HINSAR ile HINSÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17654 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Serçe parmak. İLE Alçak. )

- HIRS ile HIRS[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17655 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Takdir ve kıyas. İLE Ayı. )

- HISÂM[< HASM] ile HISÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17656 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İki kişi, birbirlerine düşmanlık etme. | Muhâsama[: İki taraf arasındaki düşmanlık]. İLE Kavga, çekişme, mücâdele, münâkaşa, uğraşma, iddia. )

- HISÂN ile HISAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17657 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mümtaz kişiler. İLE Aygır. )

- HIYAR ile HIYAR[AHYÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52592 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Salatalık. İLE Kendi ve başkaları/toplum için yararlı işler yapan, hayırlı olan kişi.[Argodaki ve tırnak içinde, "anlamaz, işe yaramaz" olarak "yerme" anlamındaki kullanımı "kişisel" ve kötü, yanlış bir kullanımdır.] )

- HIYÂT[< HÂİT] ile HIYÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17658 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Perdeler, engeller/mâniler. İLE İbrişim, tire. | Dikiş iğnesi. )

- HIYÂZ[< HAYZ] ile HIYÂZ[< HAVZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17659 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aybaşları. İLE Havuzlar. )

- HİBÂ ile HİBÂ[çoğ. AHBİYE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17661 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vergi. | Bahşiş. | Bayana kocasından kalan hisse. İLE Keçeden ya da abadan yapılmış göçebe çadırı, oba. )

- HİBB ile HİBB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17662 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevgi, sevgili. | Yol arkadaşı.[çoğ. AHBÂB] İLE Hilekâr, aldatıcı, kurnaz. )

- HİCÂ ile HİCÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17664 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bilmece, bulmaca, yanıltmaca. İLE Hicvetme, yerme. )

- HİCÂC ile HİCÂC[< HÜCCET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17665 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gözün ikinci tabakası. İLE Deliller, hüccetler, vesikalar, senetler. )

- HİCAL[< HACLE] ile HİCÂL[< HECL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17666 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gelin odaları. İLE Çukurlar, uçurumlar. )

- HİÇ ile/ve/||/<> HİÇ-"LİK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53578 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- HİDÂB[< HADEB] ile HİDÂB/HİZÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17668 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kanburluklar, yumruluklar. İLE Boya. | Kına. )

- HİRÂM[< HEREM] ile HİRÂM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17670 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Piramitler, ihramlar. İLE Salınma, salınarak edâlı yürüme. )

- HİSÂR[< HASR] ile HİSÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17671 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kuşatma, etrafını alma. | Kale, etrafı güçlü korumalı[istihkâmlı] kale, bent. İLE Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. )

- HİZÂB ile HÎZAB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17673 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boya. | Kına. İLE Dalga. )

- HORTUM ile HORTUM ile HORTUM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48775 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Musluklara takılan, uzun ve plastik boru. İLE Fil, karıncayiyen, fare ya da bazı memeli ve böceklerde, boru biçiminde uzamış burun ya da ağız. İLE Hava ya da suyun, hızla dönüp sütun biçiminde yükselmesiyle oluşan, alanı dar, doğal ve fiziksel bir döngü çeşidi. )

- HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35107 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )

- HUBÛR ile HUBÛR[< HABER]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17677 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevinç, neşe/sürûr. | Bilginler, âlimler, fakihler, zekiler, anlayışlıklar.[< HİBR: Öğretmen. | Mürekkep. | Yahudi/İsrailoğulları bilgini.] İLE Haberler, havâdisler. )

- HUD'A ile HUDÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17678 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aldatma, oyun, hile, dalavere, düzen, dek. İLE Tanrı. )

- HUDÛD[< HADD] ile HUDÛD[< HADD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17680 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sınırlar, uclar, bucaklar. İLE Yanaklar. | Yer kazmalar, yeri yarmalar. )

- HULÛL ile HULÛL[< HALL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17681 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gelip çatma. | Girme. | Yanaşma. | Geçme. İLE Sirkeler. | Sirkede bulunan kurtçuklar. )

- HUN ile HUN ile HUN ile HUN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54882 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Küçük parça, bölüm. İLE Hazine. İLE Ottan, çalı-çırpıdan yapılan kulübe. İLE Kan. )

- HURKAT ile HURKAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17684 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanma, yanıklık, çıban. İLE Akılsızlık, bilmezlik. )

- HUSÛM ile HUSÛM[< HASM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17685 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uğursuzluk. | Birbiri ardınca devam etmek üzere olma. | Sürekli esen rüzgâr, fırtına. İLE Düşmanlar. )

- HUŞ ile HUŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37391 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gürgengillerden, kerestelik bir ağaç cinsi. İLE Yemen'in bir kenti. )

- HÜLLE ile HÜLLE[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37395 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haller, durumlar. İLE/DEĞİL Yurttaşlar Yasası'nın kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe, bir günlüğüne nikâh edilmesi. )

- HÜYÂM ile HÜYYÂM[< HÂİM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17695 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Azgınlık. [HÜYÂM-İ RAHM/NEMFOMANİ: Hanımlarda.] İLE Sevgiden şaşırmış olanlar. )


| I-İ... |

I ile başlayan AYNI'LAR...
( 200 FaRk, 205 katkı )


- ...is vs. ...is
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/23205 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [Fars.] İRMÂN ile ÎRMÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17877 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eğreti. İLE Dalkavuk. | Davetsiz olarak bir yere giren kişi. | Eğreti. | İstek, arzu. | Pişmanlık. )

- Irâk ile IRAK ile IRÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17698 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ülke. | Dicle nehrinden aşağı Basra'ya kadar Şat Suyu'nun iki tarafı. İLE Uzak. İLE Türk müziğinde, aynı adla anılan ve kalın fa diyez notasını andıran perdedeki makamlardan biri.[en eski mürekkep makamlarındandır] )

- IRZA ile IRZÂ' ile IRZ'A GEÇMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17700 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Otu çok olan yer, çayırlık. İLE Emzirmek, emzirilmek. İLE Tecavüz. )

- Isfahan ile ISFAHAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37408 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İran'da bir kent/eyâlet. İLE Türk müziğinde, dügâh perdesindeki makamlardan biri. )

- ISKARMOZ[İt.] ile ISKARMOZ[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37415 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı. | Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk. İLE Gövdesi yuvarlak, uzunca, pullu, burnu sivri, küçük palamut boyunda bir balık. )

- ITÂM ile IT'ÂM/İT'ÂM[< TAAM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17702 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İşeme tutulması/zorluğu. İLE Yemek yedirme/verme. )

- ITIR ile ITIR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37485 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzel koku. İLE Sardunyagillerden, yaprakları güzel kokulu, çiçekleri türlü renklerde bir süs bitkisi. )

- ITLÂ' ile ITLÂ'[< TULÛ] ile ITRÂ'[< TARÂVET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17703 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Havalı şeylere heves etme. | Bir şeyin üstüne bir şey sürme. İLE Bildirme, haberli kılma. İLE Abartılı, aşırı derecede övme. )

- ITTILÂ' ile ITTILÂ[< TULÛ | çoğ. ITTILAÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17704 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kokulu şeyler sürünme. İLE Öğrenme, tanıma, bilme, haberli olma. )

- IZA ile IZÂA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17705 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öğüt, vaız, nasîhat. İLE Kaybetme, mahvetme, edilme. )

- IZLÂL ile IZLÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17706 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gölgelendirme, gölgeli olma. İLE Dalâlete düşürme, doğru yoldan çıkarma, azdırma. )

- İ'CÂF ile İC'ÂF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17732 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Durmaksızın hastaya bakma. İLE Yıkma, yere düşürme. )

- İ'LÂF[< ALEF] ile ÎLÂF[< ÜLFET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17808 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hayvana yem verme/yedirme. İLE Alıştırma/alıştırılma, ülfet etme/ettirilme. )

- İ'LÂM[< ELEM] ile İ'LÂM[< İLM] ile ÎLÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17811 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Elem/keder verme. İLE Bildirme/bildirilme, anlatma. | Bir davanın, mahkemece nasıl bir yargı ve karara bağlandığını gösteren resmi belge. İLE Düğün yemeği. )

- İ'MÂLÂT[< İ'MÂL] ile İMÂLÂT[< İMÂLE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17822 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir fabrikanın ya da bölgenin sanaiye ait yaptığı işler. İLE Vezne uydurmak için, kısa heceyi gereğinden fazla uzun okumalar. )

- İ'TİDÂD[< ADD] ile İ'TİDÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17982 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sayma, iddet çekme. | Nazlanma. | Gururlanma. İLE Bir şeyi kol üzerine alma. | Yardım isteme. )

- İ'TİZÂM[< AZÎMET] ile İ'TİZÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17988 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gitmeye hazırlanma, gidiş. İLE Büyüklük satma, azamet. )

- İBÂ' ile İBÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17708 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çekinme, razı olmama. | İğrenme, tiksinme. İLE Tiksinme, tiksindirilme. )

- İBÂD[< ABD] ile İBÂD ile İB'ÂD[< BU'D]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17709 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kullar, abidler. | İbâdet edenler. | Çok bol, bereketli. | Müslümanlığın başlangıcından önce Irak'ta Hira devletine oturmuş bulunan Hristiyanlar. İLE Bacaklarda, diz ekleminin iç tarafındaki büyük damar. İLE Uzaklaştırma, uzaklaştırılma. | Kovma, tard etme. )

- İBÂHE ile İBÂHE/T
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17710 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateşi söndürme. İLE Mubah kılma, helâl kılma, bir işin yapılıp yapılmamasını serbest kılma. )

- İBÂR ile İBÂR/ET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17711 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanmış, eritilmiş kurşun. | İbreler, iğneler. İLE Ağaçları ve ekinleri ıslah etme. )

- İBDÂ ile İBDÂ ile İBDÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17712 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | [edebiyatta] Yeni ve güzel bir eser meydana getirme. İLE Yoktan ortaya koyma, icad. İLE Bir kimsenin, kârı tamamen kendine ait olmak üzere, bir başkasına sermaye vermesi. | Sorulan şeye iyi yanıt verme, güzel söz söyleme. | Kandırma. )

- İBDÂ ile İCÂD/İCAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45786 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yoktan, ortaya koyma. İLE Var etme. | Yeniden bir şey çıkarma. | Yeni bir düşünceyi, yeni bir konuyu, zihinde bulma. )

- İBER[< İBRET] ile İBER[< İBRE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17713 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İbretler, alınan kötü dersler. İLE İğneler, mıknatıslı iğneler. )

- İBKA'["ka" uzun okunur] ile İBKÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17714 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sürekli kılma, devamlı, daim, bâki. | Yerinde, önceki durumunda bırakma. | Sınıf geçememe. İLE Ağlatma. )

- İBN-İ HEYSEM ile İBN-İ HEYSEM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52545 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Filozof. İLE Matematikçi. )
( )

- İBRÎ ile İBRÎ/İBRİYYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17717 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İbrânî, Yahudi. İLE İbresi, iğnesi olan. | [hayvanlarda] İğneliler.[İng. STYLOID | Fr. STYLOÏDE] | İğne yapan, satan. )

- İBTÂR ile İBTÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17718 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Alabileceğinden fazla eşya yükletme. | Şaşma, şaşakalma. İLE Esirgeme, mahrûm etme. | Gündüzün başlangıcı, kuşluk namazı. | Parçalama. )

- İBTİHÂC ile İBTİHÂC
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17719 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herşeyde bolluk. İLE Sevinç, sevinme, gönlü açılma. )

- İBTİLÂ' ile İBTİLÂ'[< BEL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17721 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeye düşkün olma, düşkünlük, tiryakilik, mübtelâlık. İLE Zorlukla yutma. | Gelini gerdeğe sokma. )

- İBTİSÂR ile İBTİSÂR[< BASAR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17722 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeye başlama. İLE Can ve gönülden görme, görüp aslına/hakikatine varma. )

- İBZÂ' ile İBZÂ' ile İBZÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17727 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birini son derece keder ve sıkıntıya düşürme. İLE Kötü söz söyleme. İLE İBDÂ' )

- İBZA ile İBZÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/28452 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İBZÂZ ile İBZÂZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17729 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Semirme, yağlanma. İLE Bir şeyi gereğinden ya da istenilen miktardan az verme. )

- İCÂD ile ÎCÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17731 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pencere ve kapı üstlerinde bulunan kemer. İLE Meydana getirme/getirilme. | Yeniden bir şey çıkarma. | Yeni bir fikri, yeni bir konuyu zihinde bulma. )

- İCÂM[< ECEME] ile İ'CÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17733 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağaçlıklar, çalılıklar, kamışlıklar. | Aslan yatakları. İLE Yazıyı, harfleri noktalama, yazıya nokta koyma. )

- ÎCÂZ ile İCÂZ ile İ'CÂZ[çoğ. İ'CÂZÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17734 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sözü kısa söyleme. | Az sözle çok anlam anlatma. İLE Bayan başörtüsü. İLE Âciz bırakma, acze düşürme. | Şaşırtma. | Mucize sayılacak kadar düzgün söyleme. | Bir benzerini yapmada herkesi acze düşürme. )

- İCL ile İCL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17735 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boyun tutukluğu, ağrısı. İLE Eril buzağı, dana. )

- İDÂD ile İDÂD/İDED ile İDÂD[< ADD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17738 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sayı, hesap. İLE Zor, kuvvet; zafer, üstünlük. İLE Hazırlama/hazırlanılma, geliştirme/geliştirilme. )

- İDÂDE ile İDÂDE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17739 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Usturlabın sırtı üzerine konulmuş, mihver ya da meyil etrafında dönen bir nişan cetveli olup, yıldızların yüksekliğini ölçmeye yarar. İLE Kol bağı. )

- İDÂM ile İ'DÂM[< ADEM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17740 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Katık, ekmeğe katık edilen şey. İLE Bir kimsenin yasa/yargı gereği ölümü. )

- İFHÂM[< FUHÛM] ile İFHÂM[< FEHM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17741 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağız açtırmama, susturma. İLE Anlatma/anlatılma, bildirme/bildirilme. )

- İFTİÂL ile İFTİÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17745 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İş edinme, iş yapma. | [Ar. dilbilgisinde] Beş harfli sözcüklerin birinci bâbı, iftiâl bâbı. İLE Fala bakma, fal tutma. )

- İGSÂS ile İGSÂS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17749 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzel yemek yedirme/yedirilme. İLE Sıkıştırma, tazyik etme; bir yer halkını sıkıntıya düşürme. )

- İGZÂ' ile İGZÂ'[< GAZÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17751 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Görmemezliğe gelme. İLE Gazâya, cenge/savaşa gönderme/gönderilme. )

- İĞMÂZ ile İĞMÂZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17748 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayıplama. İLE Göz yumma, görmezlikten gelme. )

- İHÂN[< VEHN] ile İHAN[< İHNET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17752 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birini zayıf, güçsüz tutma, güçsüzleştirme. | Birini hor görme, tahkir etme. İLE Öfkeler, hiddetler, gazaplar. )

- İHBÂS ile İHBÂS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17753 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hayır ve iyilik için mal ve hayvan vakfetme. İLE Birinin hakkını yok etme. )

- İHDÂL ile İHDÂR ile İHDÂR[< HADR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17755 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Islatma, ıslatılma. İLE İptal etme, hükümsüz bırakma. İLE Bir örgenin/uzvun hissini iptal etme, uyuşturma. [İng. ANESTHESIA | Fr. ANESTHÉSIE] | Genç kızı yaşmaklandırma, ferâce giydirme. )

- İHKAR["ka" uzun okunur] ile İHKAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17756 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tahkir etme, rezil etme. İLE Bir yere bina yapmak ya da ağaç dikmek için yıllık belirli bir para ile ve üzerinde kalması koşuluyla o yeri kiralama. )

- İHLÂ' ile İHLÂ'[< HULV]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17757 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boş bırakma, boşaltma. İLE Tatlılaştırma, tatlılandırma. )

- İHLÂL[< HALEL] ile İHLÂL[< MAHALL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17758 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bozma, sakatlama, halel getirme. İLE Yer gösterme, yerleştirme. )

- İHMÂL[< HAML] ile İHMÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17760 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yükletme, yükletilme. İLE Önem vermeme, önemsememe, boşlama, terk etme. Olduğu gibi bırakma, savsaklama. )

- İHRÂB ile İHRÂB ile İHRÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17761 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Harâb etme/edilme. İLE Azmetme. | Kaçmaya zorunlu kılma. İLE Kavgayı kızıştırma. )

- İHRÂK ile İHRÂK[< HARK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17762 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dökme, akıtma. İLE Yakma, yakılma. )

- İHTİFÂ' ile İHTİFÂ'[< HAFÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17769 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çıplak ayakla yürüme. İLE Saklanma, gizlenme. )

- İHTİKÂK[< HİKKE] ile İHTİKAK["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17770 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Değme, birbirine sürünme. | Kaşınma. İLE İki taraftan her birinin "hak benimdir" diye ayak diremesi. )

- İHTİKAR[< HAKARET] ile İHTİKÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17771 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hor, hakir görme. | Hakarete katlanma. İLE Halkın, yiyecek ve içecek gibi zorunlu gereksinimlerini ucuz ucuz toplayıp, fırsat bulunca pahalı satma, vurgunculuk, boğuntu, madrabazlık. )

- İHTİLÂ' ile İHTİLÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17772 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taze ot biçme. İLE Bayanın, mehrinden vazgeçip ya da çok para vererek kocasından boşanması, nikâhı bozdurma. )

- İHTİLÂB ile İHTİLÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17773 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aldatma, aldatılma. İLE Süt sağma. )

- İHTİLÂK ile İHTİLÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17774 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Traş etme/edilme. İLE Yalan uydurma. )

- İHTİMÂM ile İHTİMÂM ile İHTİMÂM[< HEMM | çoğ. İHTİMÂMÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17775 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süpürme. İLE Elemden/kederden dolayı uyuyamama. İLE Dikkatle, çabayla çalışma, özenle iş görme. )

- İHTİSÂS[< HİSS | çoğ. İHTİSÂSÂT] ile İHTİSÂS[< HUSÛS] ile İHTİZÂZ ile İ'TİSÂS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17777 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Duyumsama/hissetme. | Duygulanma. İLE Bir ilim ya da sanat üzerinde fazla çalışarak onda derinleşmiş olma, uzmanlık. İLE Gece gezip dolaşma, bekçilik görevi görme. )

- İHTİTÂB[< HUTBE] ile İHTİTÂB[< HATAB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17778 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nikâhla isteme. İLE Odun toplama, odun kesme. )

- İHTİZÂR[< HUZÛR] ile İHTİZÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17781 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Can çekişme. İLE Sakınma, çekinme, korunma. | Korkma. )

- İHTİZÂZ ile İHTİZÂZ ile İHTİZÂZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9501 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hazzetme, gönlü ferahlama. İLE Kendini alçak tutma, alçalma. İLE Titreme. | Sıçrayıp oynama, sallanma. )

- İHZÂ' ile İHZÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17783 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayakkabı giydirme. | Ganimetten pay alma. İLE Semirme, semirtme/semirtilme. )

- İHZÂL ile İHZÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17784 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Islatma, ıslatılma. İLE Alay ve şaka ile çok uğraşma. )

- İHZÂR[< HUZÛR] ile İHZÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17785 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hazırlama, hazır etme/edilme. | Huzura getirme. Birinin mahkemeye davet edilmesi. İLE Gevezelik etme, saçmalama. )

- ÎKAD["ka" uzun okunur] ile ÎKÂD ile İK'ÂD[< KUÛD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17787 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yama, yakılma. İLE Sağlam kalma. İLE Oturtma. | Bir hükümdarı tahta çıkarma/oturtma. )

- ÎKAF["ka" uzun okunur][< VAKF] ile İKÂF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17788 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir malı vakfetme. Mal. Vakfedilme. | Durdurma, durdurulma. İLE Palan. )

- ÎKÂR ile İK'ÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17789 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doldurma, doldurulma. İLE Derinletme/derinletilme, derinleştirme/derinleştirilme. )

- İKBÂR ile İKBÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17790 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyük/ulu görme/görülme. İLE Mezara koyma/konulma. )

- İKFÂL ile İKFÂL ile İKFÂR[< KÜFR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17791 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kilitleme/kilitlenme. İLE Kefil kılma, tekeffül ettirme. İLE Birine kâfir deme/denilme. )

- İKRÂ' ile İKRÂ' ile İKRÂH[< KERH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17792 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kiraya verme/verilme. İLE Okutma. İLE Birine, zorla iş yaptırma. | İğrenme, tiksinme. )

- İKSÂ' ile İKSÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17793 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kasveti sıkıntı verme/verilme. İLE Giydirme/giydirilme. )

- İKSÂM ile İKSÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17794 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- İKSÂR ile İKSÂR[< KESRET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17795 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyi yapmak elinde iken, savsaklayıp yapmama. İLE Çoğaltma/çoğaltılma, artırma. )

- İKTİHÂL ile İKTİHÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17796 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saçın/sakalın ağarması, kır düşme. | Yaşlanma, kocama. İLE Sürme çekme. )

- İKTİNÂ' ile İKTİNÂ' ile İKTİNÂH[< KÜNH] ile İKTİNÂF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17797 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gizlenme, saklanma. İLE Çalışarak kazanma. | Meslek tutma, uyma. | Biriktirme, yığma. İLE Kökünü, aslını, künhünü anlama. İLE Bir şeyin etrafını kuşatmak. )

- İKTİRÂ' ile İKTİRÂ'[< KİRÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17798 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kur'a atma, atışma, seçme. İLE Kirâ ile tutma, kiralama. )

- İKTİRÂB ile İKTİRÂB[< KURB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17799 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korkulu, gamlı, kederli buluşma. İLE Yaklaşma, yanaşma. )

- İKTİSÂ ile İKTİSÂ'[< KİSVET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17801 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Biriktirme/biriktirilme. İLE Giyme/giyinme. )

- İKTİSÂR ile İKTİSÂR[< KASR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17802 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kırma, kesretme. İLE Sözü uzatmama. )

- İKTİSÂS ile İKTİSÂS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17803 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İzinden, ardından gitme. | Kısas isteme ya da etme. | Öykü, kıssa söyleme. İLE Çekip koparma/koparılma. )

- İKTİVÂ' ile İKTİVÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17804 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dağlama/dağlanma, kızgın demirle, cehennem taşıyla gövdenin bir yerine dağ vurma. İLE Güçlenme. )

- İKTİYÂD ile İKTİYÂD[Ar., Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17805 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tutup götürme/götürülme. İLE Hile, dalavere yapma. )

- İKTİZÂZ ile/ne yazık ki !İKTİZÂZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46767 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cildin bozulması. İLE/NE YAZIK Kİ Irza geçme. )

- İLÂ ile ÎLÂ' ile İ'LÂ[< ULÜVV] ile ÎLÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9555 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ...ye (kadar), ... dek. İLE Yemin etme. İLE Yükseltme, yükseltilme, yüceltilme; şöhretini artırma. İLE Çok istekli kılma. )

- İLÂ ile ÎLÂ' ile ÎLÂ' ile İ'LÂ[< ULÜVV]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17806 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ...ye kadar, ...dek/değin. İLE Yemin etme. | Kocanın eşine yaklaşmaması için yemin etmesi. | Sıkıntı ve derde uğrama. İLE Çok istekli kılma, harîs etme. İLE Yükseltme/yükseltilme, yüceltme/yüceltilme. | Şan ve şöhretini artırma. )

- ÎLÂC ile İLÂC
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17807 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Girdirme, içeri sokma. İLE İlâç, derde devâ olan şey. | Çare, tedbir. )

- İLÂH[çoğ. ÂLİHE] ile ÎLÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17809 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanrı, mitolojide tanrı. İLE Ve başkaları/benzerleri. vb. | ilâ-âhirihi'nin kısaltması. )

- İLÂHÎ ile İLÂHÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17810 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Allah/tanrı ile ilgili. Tanrısal. | Münâcât. İLE "Allah'ım!", "Ey Allah!". "Bu ne hal", "ne tuhaf". )

- İLÂN ile İ'LÂN[< ALEN | çoğ. İ'LÂNÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17812 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meydana çıkarma, açığa vurma, yayma. İLE Açığa vurma, meydana çıkarma, belirli etme. | Yayma, yaymak için gazeteye verme. | Gazetelerde bu yolda ya da reklâm için yazılmış yazı. )

- İLBÂS ile İLBÂS[< LİBS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17813 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Alıkoyma, durdurma. İLE Giydirme/giydirilme, örtme/örtülme. )

- İLİM ve/<> İLİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7690 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İDRAK + MELEKE + MESAİ ve/<> İDRAK + İLLET + SURET )
( İLİM: Nesnesine/maluma ve yöntemin[nesneyle/nesnesiyle olan ilişikisine] tâbidir. )

- İLTİHÂF ile İLTİHÂF[< LİHAF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17816 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanma, parlama. İLE Yorgan, çarşaf gibi şeylere bürünme. )

- İLTİKA'[< LİKA]["ka" uzun okunur] ile İLTİKA'["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17817 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rastgelme, kavuşma, karşılaşma, buluşma. İLE Rengi değişme, benzi atma. )

- İLTİMÂ ile İLTİMÂ'[< LEM | çoğ. İLTİMÂÂT] ile İLTİMÂH[< LEMH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17818 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Renk değiştirme. | Sararma, solma. İLE Parıldama, lem'alanma. İLE Bir şeye şaşkın şaşkın bakma. )

- İM'ÂN[< MAAN] ile ÎMÂN[< EMN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17825 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir işte çok ileri varma, çok dikkatli olma. | İnceden inceye araştırma. İLE İnancın pekişmişliği, emin olma. | İslâm dinini kabul etme. )

- ÎMÂ' ile İ'MÂ ile İMÂ'[< EMEN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17820 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İşaret. | İşaretle/dolaylı anlatma. İLE Kör etme/edilme. İLE Cariyeler. )

- İMÂD ile İ'MÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17821 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Direk, sütun. İLE Direk dikme. )

- İMÂLE ile İMÂLE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17823 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meylettirme, bir tarafa eğme, yatırma. | Vezne uydurmak için, kısa heceyi gereğinden fazla uzun okuma. İLE [eskiden] İşçilere ödenen gündelik ücret. )

- İMALE ile İMALE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37782 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir tarafa yatırma, eğme. İLE Kısa okunması gerekirken, ölçüye uydurmak için heceyi uzun okuma. )

- İMHÂ'[< MAHV] ile İMHÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17826 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yok etme, mahvetme/edilme. İLE Bileme, keskinleştirme. )

- İMLÂK ile İMLÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17827 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mülk sahibi olma. İLE Çok fakir düşme, düşkünlük. )

- İMSÂS[< MASS] ile İMSÂS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17828 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Emdirme/emdirilme. | Suda erimiş ilâcı şırınga etme. İLE Değdirme, elle tutup sevme, messettirme. )

- İMSÂS[< MASS] ile İMTİSÂS[< MASS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17829 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Emdirme/emdirilme. | Suda erimiş ilâcı şırınga etme. İLE Emme, emerek çekme, soğurma. | [biyolojide] Soğurulma, emilme.[İng. ABSORPTION | Fr. ABSORBTION] )

- ÎN[< AYNÂ] ile ÎN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17830 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İri ve güzel gözlüler. İLE Bu. )

- İN ile İn ile İN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37786 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaban hayvanlarının, kendilerine yuva edindikleri kovuk. | Mağara. İLE İndiyum'un simgesi. İLE İnsan. )

- İNÂ'[< EVÂNÎ] ile İ'NÂ ile ÎNÂ' ile ÎNÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17831 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kap kacak. İLE Zahmete uğratma. İLE Yemiş toplama zamanının gelmesi. İLE Geciktirme, alıkoyma. )

- ÎNÂS[< ÜNSÂ] ile ÎNÂS[< ÜNS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17832 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bayanlar. İLE Alıştırma/alıştırılma. | Görme, bilme. )

- İNCÂS[< NECİS] ile İNCÂZ[çoğ. İNCÂZÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17835 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pisleme/pislenme, necîsleme, necâsetleme. İLE Yerine getirme. )

- İNCİZÂM ile İNCİZÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17836 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meczûm olma, sözcüğün son harfinin harekesiz olarak seslendirilmesi. | Kemiğin kırılması. İLE Cüzzam hastalığına yakalanmış birinin bir örgeninin kopması. )

- İNDİRÂ ile İNDİRÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17837 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yayılıp dağılma. İLE Öne geçme. | Bir işe girişme. | Bulutun altından sıyrılması. )

- İNHİDÂR ile İNHİDÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17841 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yokuş aşağı inme. | Derinin vurulma ile şişmesi. İLE Perdelenme, örtülme, örtünme. )

- İNHİKAK["ka" uzun okunur] ile İNHİKÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17842 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kördüğüm olma. İLE Kaşınma. )

- İNHİMÂK ile İNHİMÂK[çoğ. İNHİMÂKÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17843 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ahmak gibi görünme. İLE Bir şeyin üzerine fazla düşme, fazlasıyla düşkünlük. )

- İNHİZÂM[< HEZÎMET | çoğ. İNHİZÂMÂT] ile İNHİZÂM[< HAZM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17844 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bozgunluk, bozulma, alt olma, hezimete uğrama. İLE Bir şeyin üzerine fazla düşme, fazlasıyla düşkünlük. )

- İNSÂF ile İNSÂF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17848 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaprak yaprak, lîme lîme olma, dağılma. İLE Merhamete, vicdana ya da mantığa dayanan adâlet. | Ortalama davranış. )

- İNSAN:
YURTTAŞ
ve/||/<> YURTTAŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53277 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Devletin. VE/||/<> Çağının. )

- İNSİLÂL ile İNSİLÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17849 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gizlice savuşma, sıvışma. İLE Bir yere toplanma, üşüntü etme. )

- İNTIBÂ[< TAB] ile İNTİBÂH ile İNTIBÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37832 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Basılma, matbû olma. | Zihinde iz bırakma. | İzlenim. İLE Uyanma, uyanış. İLE Pişme. )

- İNTİHÂ' ile İNTİHÂ'[< NİHÂYET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17853 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanına dayanma, yaslanma. İLE Son bulma, sona erme. | Bitme, tükenme. | Son, nihâyet. )

- İNTİHÂZ ile İNTİHÂZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17856 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fırsat gözleme, fırsatı kaçırmama. İLE Hareket etme, yola çıkma. )

- İNTİKA["ka" uzun okunur] ile İNTİKAH["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17857 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyi seçme, ayırd etme. İLE Zayıf olma, nekahat gerektirme. | İyi bir haber duyup sevinme. )

- İNTİSÂH[< NESH] ile İNTİSÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17861 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kopyasını/nüshasını/sûretini çıkarma, istinsah. İLE Verilen öğüdü tutma. )

- ÎRÂ' ile İ'RÂ' ile İR'Â
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17866 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İyilikte bulunma. | Çakmaktan ateş çıkması/parlaması. İLE Soyma, çıplak bırakma. İLE Otlatma. )

- İRAN ile İRÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17867 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ülke. İLE Neşeli olma. | Tabut. )

- İREM ile İrem
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17870 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ok ya da kurşun atılan nişan tahtası. | Çenk denilen müzik aleti ve bunu icâd edenin adı. İLE Âd kavmi zamanında, Şeddâd tarafından, cennete benzetilerek yapılan bir bahçe.[Şam'da ya da Yemen'de bulunmuş olduğu söylenilir] )

- İRFÂD ile İRFÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17871 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yardım etme, bir şey verme. İLE Herhangi bir çocuk. )

- İRHÂ ile İRHÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17872 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kibarca, tatlılıkla hareket etme, yumuşak davranma. İLE Gevşetme/gevşetilme, sarkıtma, aşağı salıverme, koyuverme. )

- İRHÂB ile İRHÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17873 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bol olma, bollanma, genişleme. İLE Korkutma/korkutulma, kaçırma. )

- İRHÂS ile İRHÂS[< İRHÂSÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17874 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fiyat indirme, ucuzlatma. İLE Bir peygamberin gönderilmesinden önce, gönderileceğine işaret olmak üzere çıkan olağanüstü haller. | Sağlam şey. | Hayırlı işlerle uğraşma, duvar yapma. )

- İRKA'["ka" uzun okunur] ile İRKÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17875 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gözyaşını ve kanı akıtmayıp durdurma. İLE İftira etme. | Geciktirme. )

- İRKAB["ka" uzun okunur] ile İRKÂB[< RÜKÛB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17876 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öldükten sonra yasal mirasçılarından başka, birine de bir şey bırakma. İLE Bindirme/bindirilme. )

- İRSÂ' ile İRSÂ' ile İRSÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17878 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geminin demir atması. | Sağlamlaştırma, kuvvetlendirme, pekitme. İLE Yerinden ayrılma. İLE Uzun ve yaralayıcı bir aletle dürtme. )

- İRTÂ' ile İRTÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17879 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zoraki gülme. İLE Otlatma/otlatılma. )

- İRTİÂS ile İRTİÂS/İRTİÂŞ[< RA'Ş]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17880 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Silkinme, sıçrama, deprenme. İLE Titreme, sarsılma, ra'şeye tutulma. )

- İRTİBAK ile İRTİBÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17881 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zoraki gülme. İLE Karışma. | Çamura batma. | Bir işin ters gitmesi. | Dolambaçlı konuşma. )

- İRTİBÂS ile İRTİBÂS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17882 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dağılma. İLE Pek sıkışık ve karışık olma. | Zor ve perişan bir durumda kalma. )

- İRTİCÂ'[< RECÂ] ile İRTİCÂ'[< RÜCÛ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17883 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ümit etme/ediş, umma. İLE Geri dönme, geri dönücülük, eskiyi isteme. )

- İRTİCA ile İRTİCÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20640 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hak ve hakîkata, doğruya, ilme, irfâna, insanlığa dönmek. Rücûdan; geri dönücülük, eskiyi istemek. Yoldan çıkmışın yola girmesi, dönmesi. İLE Umma, ümit etmek. )

- İRTİKAB["ka" uzun okunur] ile İRTİKÂB[çoğ. İRTİKÂBÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17888 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bekleme, gözleme. İLE Kötü bir iş işleme. | Yiyicilik, rüşvet yeme. )

- İRTİKAS[< RAKS]["ka" uzun okunur] ile İRTİKÂS ile İRTİKAŞ["ka" uzun okunur] ile İRTİKÂZ[< REKZ] ile İRTİKÂZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17889 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Salıntı, salınım. İLE Başaşağı yuvarlanma. İLE Savaşta askerlerin birbirine karışması. İLE Saplanıp yerinde durma, dikilme. | Bağlanma. | Nabzın atması, seğirme. İLE Iztırap duyma. | Gebelikte çocuğun karında hareket etmesi. )

- İRTİMÂS ile İRTİMÂZ ile İRTİMÂZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17890 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Suya dalıcılık, dalgıçlık. İLE Iztırap içinde kıvranma. İLE Yerinden oynatıp sıçratma. | Birini koruma. )

- İRZÂ' ile İRZÂ'[< RAZV]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17894 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Emzirme/emzirilme. İLE Gönül alma, hoşnut etme, kandırma. )

- İS'ÂD[< SUÛD] ile İS'ÂD[< SA'D]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17896 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yükseltme, yukarı çıkarma. İLE Kutlu kılma, mes'ûd etme. )

- İS'ÂF ile ÎSÂF ile İsâf
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17897 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birinin isteğini kabul edip yerine getirme. İLE Darıltma, eseflendirme. İLE Mekke putlarından biri. )

- İSÂGA ile İSÂGA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17898 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kalıba dökme/dökülme. İLE Kolaylıkla yutma. )

- İSÂM[< İSM] ile İSÂM[< İSM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17899 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ceza, bir suçun gerektirdiği sonuç. İLE Günaha sokma/sokulma. )

- ÎSÂR ile İS'ÂR ile ÎSÂR ile İS'ÂR/İSGAR["ga" uzun okunur] ile İ'SÂR ile İ'SÂR ile İ'SÂR ile İSÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17900 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bağ, sargı. | Esirlik. İLE Fiyat biçme, narh koyma. İLE İkram, bahşiş. | Cömertlikle verme. | Dökme, saçma, serpme. | Kendi muhtaç olduğu halde bahşiş verme. | Seçme. İLE Çocuğun diş çıkarması. İLE Sürçdürme, ayak kaydırma. | Birini, büyüklere kötüleme/zemmetme. İLE Güçleştirme. | Fakirleşme. İLE İkindi zamanında bulunma. | Gelin olma çağına gelme. | Kasırga. İLE Keçi memesine takılan kese/torba. )

- İSBA ile İSBÂH[< SEBH] ile İŞBÂ'[< ŞİB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17902 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arapların uzunluk ölçüsü.[kadem'in 1/12'si] İLE Suda yüzdürme/yüzdürülme. İLE Karnını doyurma, doyrulma. | Doyma. | Çoğalma, çoğaltılma. | Arap nazımında, vezin ve kâfiye zorunluluğundan dolayı sözcüğe bir harf katma. )

- İSHAK AĞA ÇEŞMESİ ile İSHAK AĞA ÇEŞMESİ ile İSHAK AĞA ÇEŞMESİ ile İSHAK AĞA ÇEŞMESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16400 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beykoz, Meydan Çarşısı'nda. [ON ÇEŞMELER adıyla da tanınır] [1746] İLE Beykoz'da, Ortaçeşme semtinde. İLE Yalıköy (Serbostanî Mustafa Ağa) Camisi'nin mihrabı önündeki bahçede. İLE Kireçburnu (Ağaçaltı) Camisi önündeki meydanda. )
( Dördü de Gümrük Emini İshak Ağa tarafından yaptırılmıştır. )

- İSHÂN ile İSHÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17905 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düşmanı perişan etme. İLE Isıtma/ısıtılma, kızdırma/kızdırılma. )

- İSKAL["ka" uzun okunur] ile İSKAR ile İSKÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17906 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağır şey yükletme/yükletilme. İLE Hor/hakir görme. İLE Sarhoş etme. )

- İSKAT/ISKAT[< SUKUT | çoğ. ISKATÂT]["ka" uzun okunur] ile İSKÂT[< SÜKÛT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17907 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düşürme/düşürülme. | Yok etme. | Hükümsüz bırakma. | Ölünün azapsız kalması için dağıtılan sadaka. İLE Susturma, sükût ettirme. | Tartışmada yanıt veremeyecek duruma getirme, ağzını kapattırma. | Kandırma, râzı etme. )
( ISKAT-I CENÎN: Çocuk düşürme. )

- İSKELE CAMİSİ ile İSKELE CAMİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16528 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kadıköy (Mustafa III) İskele Camisi. İLE Mihrimah Sultan Camisi. [Üsküdar] )
( 1741'de, Sultan III. Mustafa tarafından. İLE Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan tarafından, Mimar Sinan'a yaptırtılmıştır. [1545 - 1547] )

- İSM[çoğ. ESMÂ, ESÂMÎ] ile İSM[çoğ. ÂSÂM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17908 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ad. İLE Suç, günah. )

- İSNÂ' ile İSNÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17910 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Övme, medhetme. | Şükretme. İLE Değerini yükseltme. | Bir yerde uzun zaman kalma. )

- İSRÂ'[< SİRÂYET] ile İSRÂ'[< SÜR'AT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17911 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geceleyin yürütme/yürütülme, gönderme. İLE Hızlandırma, süratlendirme. )

- İSTÂRE ile İSTÂRE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17912 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Perde, zar. İLE Yıldız. )

- İSTİ'BÂR ile İSTİBÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17915 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rüya tabir ettirme. İLE Yoklama, muayene etme. )

- İSTİ'LÂM[< İLM] ile İSTİLÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17943 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karar bulma, yerleşme. | Kararlaşma, iyice belirli olma. İLE Öpme ya da el sürme. | Kâbe'nin tavâfı sırasında "Hacer-ül-Esved"in elle okşanması ve izdiham dolayısıyla bizzat el sürülemiyorsa uzaktan okşama işaretinin yapılması. | Allah'ın madde ilhâm etmesi niyâzında bulunma. )

- İSTİ'SÂB ile İSTİS'ÂB[< SA'B]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17955 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İğrenme. İLE Güç sayma, bir şeyin zor gelmesi. )

- İSTİB'ÂD[< BU'D] ile İSTİ'BÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17914 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uzaksama, uzak görme, olasılık vermeme. İLE ... )

- İSTİBDÂ' ile İSTİBDÂ' ile İSTİBDÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17916 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İşedikten sonra akıntıyı tam arıtma. | Nikâhlanılan bir dulun gebe olmadığına sonucunu elde etmek üzere bir adet dönemi görene kadar ona yaklaşmamak. İLE Nadide sayma, bedi'. İLE Keyfî yönetme düzeni. | Yönetimde baskı/tazyık. )

- İSTÎCÂB ile İSTİ'CÂB[< ACEB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17918 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haklı sayma, vacib görme. İLE Hayrette kalma, şaşma, taaccübetme. )

- İSTİDÂD ile İSTİ'DÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17921 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğrulma. | Alışma. İLE Bir şeyin kabulüne, kazanılmasına olan doğal eğilim, beceri. | Akıllılık. | Anlayışlılık. | Becerisi olan kişi. )

- İSTÎFÂ'[< VEFÂ] ile İSTİ'FÂ'[< AFV] ile İSTİFHÂM[< FEHM | çoğ. İSTİFHÂMÂT] ile İSTİHFÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17924 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tamamıyla alma/alınma, ödetilme. İLE Affını isteme. | Bir işten kendi isteğiyle çekilme. İLE Sorma, anlama. Anlamak, öğrenmek için sorma. İLE Saklanma, gizlenme. )

- İSTİHLÂB ile İSTİHLÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17930 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şerbet kıvamına getirme. | Yemeğin, bağırsaklarda sindirilmek üzere yoğun sıvı kıvamına geçmesi. | Süt sağma/sağılma. İLE Tırmalama. )

- İSTİHMÂM ile İSTİHMÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17932 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hamama girme, yıkanma. İLE Bağlı bulunduğu cemaate özgü işler için her türlü sıkıntıya girme. )

- İSTÎKAN["ka" uzun okunur] ile İSTİKÂN/E/T
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17935 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kesin/yakînen bilme/biliş. İLE Alçakgönüllülük. | Küçülme. )

- İSTİKFÂ' ile İSTİKFÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17937 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Yeterli sayma, kâfi. Varolan ile geçinmek isteme. )

- İSTİKFÂL ile İSTİKFÂL[< KEFÂLET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17938 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çekmecede/kasada kilit altında bulundurma. İLE Kefil olma, kefilliği kabul etme. )

- İSTÎRÂ' ile İSTİR'Â ile İŞTİRA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17951 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çakmak taşından ateş çıkartma. | İki ağaç parçasını birbirine sürte sürte tutuşturma. İLE Riayet isteme. İLE Satın alma. )

- İSTİRCÂ'[< RECÂ] ile İSTİRCÂ'[< RÜCÛ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17954 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rica etme, yalvarma, dileme. İLE Bir cenâze görüldüğü zaman belirli bir âyeti okuma. [innâ li-llâh ve innâ ileyhi râciûn: Şüphe yok ki biz, Allah'ın kuluyuz, ve yine şüphe yok ki ona dönücüleriz] | Geri dönme, tepme. )

- İSTİSÂBE ile İSTİSÂBE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17956 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevap kazanmayı isteme. İLE Sevap görme/görülme. )

- İSTİŞHÂD ile İSTİŞHÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45998 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanık getirme, tanık gösterme. | Şehit olma. İLE Edebî bir düşüncenin sağlamlığını kanıtlamak için, değerli yapıtlardan örnek gösterme. )

- İSTİTÂBE ile İSTİTÂBE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17963 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tövbe ettirme/talebetme. İLE Hoş/iyi bulma/bulunma. )

- İSTİTÂRE ile İSTİTÂRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17965 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saklanma, örtü altına girip gizlenme. İLE Uçurma/uçurulma, gönderme/gönderilme. )

- İSTİYÂK ile İŞTİYÂK[< ŞEVK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17967 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Misvak kullanma. İLE Şevklenme, göreceği gelme, özleme. )

- İŞÂAT/İŞÂA[< ŞÜYÛ] ile İŞÂÂT[< İŞÂA]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17972 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haber yayma, herkese duyurma. İLE Duyurmalar, yaymalar. )

- İŞKİL/İŞKÎL[< ŞEKL] ile İŞKİL/İŞKÎL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17974 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güçlük, zorluk. İLE Şüphe, hile. | Kötü bir durumla karşılaşma sanısı, kuruntu, vesvese. | Önden sağ ve arkadan sol ayağı beyaz olan at.[Araplarca hiç makbul sayılmaz] )

- İT'ÂM ile İT'ÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17980 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İkiz doğurma. İLE Yemek yedirme/verme/verilme. )

- ÎTÂ' ile İ'TÂ'/ÎTÂ[< ATÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17977 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kafiyenin bir anlamda olarak aynen tekrarı. İLE Verme/verilme, ödeme. )

- ÎTÂB ile İTÂB ile İT'ÂB[< TAAB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17978 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kolsuz, yakasız bayan gömleği, dekolte gömlek. İLE Azarlama, tersleme, paylama, darılma. İLE Yorma/yorulma, zahmet verme. )

- ÎTÂD ile İTÂD[< ATÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17979 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kazık çakma. İLE Süt sağarken ineğin ayağına geçirilen ip. )

- İTTİKA[< VİKAYE]["ka" uzun okunur] ile İTTİKÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17990 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sakınma, çekinme. İLE Dayanma, yaslanma, söykenme. )

- İVÂZ ile ÎVÂZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17993 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karşılık, karşılık olarak verilen şey, bedel. İLE Hazırlanmış, koşulmuş, düzülmüş. )

- İZ'ÂN ile ÎZÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17999 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anlayış, kavrayış, akıl. | Söz dinleme, boyun eğme, itâat. | Terbiye, edep. İLE Bildirme/bildirilme. | Ezan okuma. )

- İZÂDE ile İZÂDE/İDÂDE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17995 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ailesini korumak için birine yardımda bulunma. İLE Usturlabın sırtı üzerine konulmuş, mihver ya da meyil etrafında dönen bir nişan cetveli olup, yıldızların yüksekliğini ölçmeye yarar. )

- İZÂFE ile İZÂFET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30211 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Katma, ekleme, zammetme. | Karıştırma. İLE İki şey arasındaki bağ, ilgi. | Ad/isim tamlaması/takımı. )

- İZÂLE[< ZEVÂL] ile İZÂLE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17997 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Giderme/giderilme, yok etme. İLE Uzun etekli esvap. | Bayanın yaşmağını açması. | Halsiz bırakma. )

- İZÂM[< AZÎM] ile İ'ZÂM[< AZM] ile İ'ZÂM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/17998 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyükler, ulular. | Kemikler. İLE Büyütme/büyütülme. | Gereğinden fazla önem verme. İLE Yollama, gönderme. )

- İZÂR ile İZÂR ile İZÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18000 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Belden aşağıya özgü örtü, peştemal.[Fars. FÛTA] İLE Yanak.[Fars. RUH] İLE Suyun dibi.[Ar. GAVR] )

- İZÂRE ile İZÂRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18001 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ziyaret ettirme. İLE Birini kuşkulandırma, kuruntuya sevketme. )

- İZDİRÂ' ile İZDİRÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18002 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tahkir etme, hakir görme. İLE Ekin ekme, ziraat etme. )

- İZRÂ' ile İZRÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18004 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aşırı derecede övme. | Altın arama/araştırma. | Korkutma. İLE Arşınlama. )


| J... |

J ile başlayan AYNI'LAR...
( 1 FaRk, 1 katkı )


- JUNG ile JUNG
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49672 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


| K... |

K ile başlayan AYNI'LAR...
( 183 FaRk, 197 katkı )


- "KADININ ..." ile KÂDI'NIN ...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/51320 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [Ar.] KADEM ile KADEM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41802 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kıdem, derece. İLE Yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. | Mimari arşının yarısı kadardır ve 12 parmak uzunluğundadır.[Hafriyatlarda kullanılırdı] | Ayak. )

- K ile K ile KA/KE ile KU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53723 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türk abecesinin on dördüncü harfi. İLE Potasyumun simgesi. İLE Türk abecesinin on dördüncü harfinin okunuşu. İLE Kurçatovyumun simgesi. )

- KAB ile KÂ'B
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18006 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uzaklık, mesafe. İLE Topuk kemiği, aşık kemiği. | Tavla zarı. | Sekiz köşeli, sekiz yüzlü cisim. | Küp. )

- KABALA[İng.] ile KABALA[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53726 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğaüstüyle ilişki kurma. | Yahudilerde, yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağıza geçen din buyruklarının, İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının tamamı. | Bu öğretinin yandaşlarının tamamı. İLE Götürü, toptan. )

- KABALAK ile KABALAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53727 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü. İLE Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki. )

- KABAN[Erm.] ile KABAN[Fr. < CABAN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53916 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dik yokuş. | Tepe. İLE Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi. )

- Kâbil[aslı KÂBÜL] ile Kabîl["ka" uzun okunur] ile KABÎL[< KABL] ile KABİL[< KABUL]["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18008 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Afganistan'ın başkenti. İLE Hz. Âdem'in büyük oğlu olup kardeşi Hâbîl'i öldürmüştür. İLE Sınıf, tür/nev. | Türlü, gibi. | Az/biraz önce. İLE Kabul eden/edici. | Olan/olabilir. )

- KÂBİR ile KABİR/KABR[çoğ. KUBÛR] ile KABL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18010 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyük, ulu. İLE Gömüt, sin, mezar/lık, kabristan[Fars.]. İLE Ön, önce, öndeki, evvel/evvelki. )

- KABZ ile KABZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41798 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( AVUÇ İÇİNE ALMA, EL İLE TUTMA, KAVRAMA | GÖNLE GELEN SIKINTI | HAK VÂRİDÂTINDAN KESİLEN ile AZRAİL TARAFINDAN RUH TESLİM ALINMA, ÖLME )

- KAÇAMAK ile KAÇAMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53930 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hoş görülmeyen bir şeyi, ara sıra yapma. | Bir şeyi, belirli etmeden, gizlice yapmaya çalışma. | Bir şeyden kaçınma yolu. | Kaçılacak yer. | Başkalarına belirli etmeden, gizlice yapılan. İLE Mısır unundan yapılan yağlı bir yemek. )

- KAÇMAK ile "KAÇMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10183 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kendi anlamı. İLE İzin istemek/izin isteyerek/bildirerek ayrılma.(Deyim/argo). )
( Hızla koşup bir yere saklanmak. | Kimseye bildirmeden bulunduğu yerden ayrılmak, firar etmek. | Kendini göstermemek, rastlaşmamaya çalışmak. | Kaçınmak. | Gaz, sıvı vb. şeylerin sızması. | İpinin kopması. | Girmek. | Bir yana doğru kaymak. | Görünmeden gitmek, savuşmak, sıvışmak. | Hızlı koşmak. | Yok olmak. | Benzemek, andırmak. | Kaçgöçe uymak. | Kadının, yasalara ve aile isteklerine karşı gelerek evlenmek için evinden ayrılması. | Rengi ağarmak, uçmak. | Yarışçının ötekilerden hızla ayrılıp arayı açması. | Futbol ve basketbolda, engelleyen adamdan kurtulmak ya da pas alabilmek için boş alana koşmak. İLE ... )

- KÂD ile KADD ile KÂD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18011 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mahzûn olma. İLE Boy. İLE Hırs. )

- KADEH[çoğ. AKDÂH] ile KADEH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41800 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( MÜRŞİDİN SÖZLERİ | İÇKİ BARDAĞI ile KALB )

- KADÎM[< KIDEM | çoğ. KUDEMÂ]["ka" uzun okunur] ile KADİM[< KADEM]["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18014 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eski. | Öncesini bilir kimse bulunmayan, öncesi bilinmeyen şey. | Başlangıcı olmayan, öteden beri varolan. | Eski zaman. İLE Ayak basan, varan/ulaşan. )

- KADÎR[< KUDRET] ile KADİR["ka" uzun okunur] ile KADR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18015 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tükenmez kudret sahibi olan Allah.[Allah'ın adlarından] İLE Güçlü, kuvvetli, kudret sahibi. | Allah. İLE Değer, itibar. | Onur, şeref, haysiyet, meziyet. | Derece, rütbe. | Yıldızları, parlaklık derecelerine göre birbirinden ayırdetmek için yapılan sınıflandırmada her dereceden biri.[Birinci kadirden(en parlak) altıncı kadire kadar olan yıldızlar gözle görülebilir; teleskobun kuvveti arttıkça daha küçük kadirdeki yıldızları görmek olanaklıdır.][Güneşin parlaklığı sıfırıncı kadirdendir.] )

- KADİR ile KÂDİR[< KUDRET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41806 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yıldızın parlaklık bakımından bulunduğu basamak. İLE Güçlü, kudretli. | Allah. )

- KADR ile/ve KADER/KADAR ile/ve KADER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9514 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parlaklık. İLE/VE Ölçü. | Ölçüsünde, derecesinde. | Büyüklüğünde, genişliğinde. | Dek. | Gibi. | Denli. | Süre belirten bir söz. | Miktarda, derecede. | Bir sayıdan sonra geldiğinde, kesinlikle belirli olmayan bir niceliği belirten söz. İLE/VE Özgürlük. )

- KAF ile KÂF[Ar., Fars.] ile Kaf ile KÂF[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18005 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Osmanlı abecesinin yirmidördüncü harfidir.[ebced hesabında 100 sayısının karşılığıdır.] İLE kef harfinin başka bir okunuşu. İLE Masallarda, zümrüd-i anka kuşunun yaşadığı söylenilegelen dağ. | [Doğu budunları/kavimleri kozmolojisinde] Arz'ın etrafını çepeçevre kuşatan dağın adı. İLE Yaran/yarıcı. )

- KÂFİR ile KÂFİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41813 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( GURBETTE OLDUĞUNU BİLMEYEN | KARA )

- KAİD["ka" uzun okunur] ile KAİD[< KUÛD]["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18019 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yedeğine alan, yedekte çeken. | Komutan/kumandan. İLE Oturucu/oturan/oturmuş. )

- KAK ile KAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53950 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Elma, armut vb. meyvelerin kurutulmuşu. İLE Zayıf ve kuru olan kişi. )

- KAL["ka" uzun okunur] ile KAL'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18021 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Söz, lâf. İLE Koparma/koparılma, sökme/sökülme, yerindne çıkarma/çıkarılma, temelinden çekip atma. )

- KALA ile KALA[>< GEÇE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41825 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zaman. )

- KALAK ile KALAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41826 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gelin tâcı. İLE Tezek yığını. )

- KALB ile KALB ile KALB[çoğ. KULÛB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41829 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KALBİN YEDİ TAVRI (*) KALBİN YEDİ TAVRI (**)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19435 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( (*)
1. SADIR
2. KALB
3. ŞEFFAF
4. FUÂD
5. CENNETÜ'L-KULÛB
6. SEVDÂ
7. CENNETÜ'L-KULÛB

ile/ve/<>

(**)
1. Kalb-i vesvese
2. Kalb-i İslâm
3. Kalb-i rü'yet
4. Kalb-i muhabbet
5. Kalb-i mir'âtül gayb
6. Kalb-i ma'denü'l-mükâşefat
7. Kalb-i mevlüd-i tecellî )

- KALIN ile KALIN ile KALIN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54035 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nesnelerde, uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan. | Enli ve gür kaş. | Yoğun, akıcılığı az olan. | Etli, dolgun. | Pes ses. İLE Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para ya da armağan, ağırlık. İLE Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. )

- KALKAN ile KALKAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54005 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık. | Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık. | Koruyucu. İLE Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme ya da çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü balık. )

- KALP ile KALP ile KALP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11209 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, gövdenin her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da gövdeye dağıtan organ, yürek. | Kalp hastalığı. | Sevgi, gönül. | Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. | Duygu, his. İLE Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. İLE Düzme, sahte, geçmez para. | İşe yaramaz, tembel. | Yalancı, kendine güvenilmeyen. )

- KALTAK ile KALTAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54093 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE İffetsiz, namussuz kadın. )

- KAM/ŞAMAN ile KAM' ile KÂM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18023 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şamanlığa katılan kişi. İLE Ezme, kırma, zapetme. İLE Ağzın üstü, damak. | Meram, arzu, emel, istek. | Lezzet, zevk. )

- KAMBUR ile KAMBUR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54116 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bel ya da göğüs kemiğinin eğrilmesi, raşitizm sonucu, sırtta ve göğüste oluşan tümsek. | Bazı hayvanların sırtındaki çıkıntı. | Gövdesinde bu tümsek bulunan kişi. | Sıkıntı, dert. İLE Yapı ya da eşyada dışarıya doğru eğrilme. | Ütü yastığı. )

- KÂMET ile KÂMET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54124 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boy, endam. İLE Farz olan namazdan önce okunan iç ezan. )

- KANÂTIR[< KANTARA] ile KANÂTÎR[< KANTAR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18024 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taştan yapılan kemerli büyük köprüler. İLE Kantarlar. )

- KANDIRA ile KANDIRA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54186 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri. İLE Buğdaygiller familyasından, pek çok türü bulunan, çok yıllık sürüngen bitki. | Ağaç. | Ot. )

- KANDİL ile KANDİL ile KANDİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54187 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı. İLE Kandil gecesi. İLE Çok sarhoş. )

- KANDİLLİ ile KANDİLLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54189 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kandili olan. İLE Çok sarhoş. )

- KANEPE[Fr. < CANAPÉ] ile KANEPE[Fr. < CANAPÉ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54204 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birkaç kişinin oturabileceği genişlikte koltuk, çekyat. İLE Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan, çeşitli yiyeceklerle süslenen çok küçük ekmek. )

- KANGAL[Rumca] ile KANGAL ile Kangal
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54205 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tel, kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ. | Bu biçimde bükülmüş şeylerin her bir halkası. İLE Deve dikeni. | Kangal ilçesine özgü bir köpek. İLE Sivas iline bağlı ilçelerden biri. )

- KANIT ile KANIT[< KUNÛT]["ka" uzun okunur] ile KANİT[< KUNÛT]["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18025 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyin doğruluğu/gerçekliği konusunda kanı verici belge/öğe, delil. İLE Ümidi tamamen sönmüş, ümitsiz, kederli. İLE İtaatli, bağlı, dindar. )

- KÂNÎ ile Kânî ile KANİ'[< KANÂAT | çoğ. KANİÛN, KANİÎN]["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18026 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KANMA ile KANMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10163 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanılma. İLE Yetinme. )

- KANTARON ile KANTARON
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54222 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki İLE Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki. )

- KANUN ile KÂNUN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11210 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yasa. | Çalgı aleti. İLE Yılın ilk ve son ayları. )

- KANÛN ile KÂNÛN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18027 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Devletin yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her tür düzen, kural, kaide. | Herhangi bir konu üzerindeki yasayı/kanunu taşıyan kitap. | Doğa olaylarının bağlı göründükleri ve dışına çıkamadıkları düzen. | Yol, yordam, âdet. İLE Ateş ocağı. | Soba. | Mangal. | Bir şeyin tutuşup yandığı yer. | Kış mevsiminin ilk ayı.[Aralık] )

- KANUN ile KANUN ile KÂNUN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54230 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yasa. | Geçerli olan kural. İLE Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı. İLE Eski takvimde yer alan kânun-u sâni, kânun-u evvel ay adlarında geçen "ateş ocağı" anlamındaki söz. )

- KANUNÎ ile KANUNÎ ile KANUNÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54231 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yasal. İLE Kanun çalan. İLE Kanuni Sultan Süleyman. )

- KAP ile KAP ile KÂP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11211 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Giysi. İLE Mahfaza. İLE Aşık kemiği. )
( Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi. | Kadınların giydiği kolsuz üstlük. İLE İçi gaz, sıvı ya da katı herhangi bir nesneyi alabilen oyuk nesne. | Kap kacak. | Türlü şeylerin taşınması ya da saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. | Kapak, cilt. İLE Aşık kemiği. )

- KAPAN ile KAPAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35045 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tuzak. İLE Büyük dükkan/depo.[ > Unkapanı ] )

- KAPAR ile KAPAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54976 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kapatmanın geniş zamanlı tanımı/kullanımı. İLE Kapmanın geniş zamanlı tanımı/kullanımı. )

- KAPIKULE ile KAPIKULE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54384 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eski kale ve saraylarda iki yanında korunma kuleleri bulunan anıtsal kapı. İLE Edirne'deki sınır kapımızın bulunduğu ilçe. )

- KAPİK ile KAPİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54390 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Köpek. İLE Rublenin yüzde biri değerinde para birimi. )

- KAPLICA ile KAPLICA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48650 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kapalı ılıca, hamam. İLE Taneleri ufak bir tür buğday. )

- KAPORTA[İt. < BOCCAPORTA] ile/ve/||/<> KAROSER[Fr. < CARROSSERIE] ile/ve/||/<> TAMPON[Fr. < TAMPON]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54409 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Otomobilde, kaput ya da ön kapak. | Motorlu taşıtları örten, genellikle sacdan yapılmış dış bölüm. | Gemi içinin aydınlanması ve hava alması amacıyla güvertede açılmış bulunan camekânlı yer. | Kişinin yüz, giysi, ayakkabı vb.nden oluşan dış görünümü. İLE/VE/||/<> Otomobilde, mekanizmayı oluşturan motor, makine, tekerlek, şasi vb. bölümlerin dışında kalan, görünen dış bölüm. İLE/VE/||/<> Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir nesneden yapılmış büyük tıkaç. | Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak nesneyle dolu şey. | Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım. | Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı ya da sterilize edilmiş pamuklu özel parça. | Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken. )

- KAPTAN PAŞA CAMİSİ ile KAPTAN PAŞA CAMİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16531 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eyüp'te İskele Caddesi'ndedir. İLE Üsküdar, Doğancılar Caddesi'ndedir. )
( 1577'de, Hacı Mahmud Ağa tarafından. İLE 1727'de Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa tarafından. )

- KAPUT[Fr. < CAPUTE] ile KAPUT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54419 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Asker paltosu.| Otomobil, kamyon vb. motorlu taşıtlarda motoru örten açılır kapanır biçimdeki kapak. | Prezervatif. İLE İskambilde el vermeden yenme. | Kötü, bozuk, işe yaramaz. )

- KAPUZ ile KAPUZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12755 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dar ve derin koyak. İLE İçine girilemeyen sık orman. [Sığla ormanı gibi.] )

- KAR' ile KAR' ile KA'R[çoğ. KUÛR] ile KÂR[Fars.] ile -KÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18028 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kapıyı çalma. İLE Hekimin, hastayı muayene ederken, ses almak üzere, bir örgene/uzva parmakla vurması. | Kapı çalma. | Su kabağı. İLE Çukur şeyin dibi, dip, son/nihayet. | Derinlik. İLE İş güç, iş. | Kazanç, temettü. | Meşguliyet; sanat. | İşleme, etki/te'sir. | Savaş. İLE "-li, -ci, eden, -edici" eklerinin karşılığıdır. Adları sıfat yapar.[HİLE-KÂR, İSYAN-KÂR, KANAAT-KÂR vb.] )

- KAR ile KÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10170 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kış mevsiminde yağan. İLE Kazanç. )
( Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı. İLE Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı. | İş. | Yarar, fayda. | Üretim etmenlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay. | Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark. )

- KARA SÜLEYMAN MESCİDİ ile KARA SÜLEYMAN MESCİDİ ile KARA SÜLEYMAN MESCİDİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16533 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eyüp, Düğmeciler Mahallesi'ndedir. İLE Süleymaniye'de, Bozdoğan Su Kemeri yakınındadır. İLE Eyüp, Nişanca'dadır. )

- KARA YILANI ile/ve KARAYILAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22923 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Boyu uzun, başı iri pullarla örtülü, zararlı hayvanları yediği için tarıma yararlı, tehlikesiz bir yılan. )

- KARA ile KARA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54423 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. İLE En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. | Bu renkte olan. | Esmer. | Kötü, uğursuz, sıkıntılı. | Yüz kızartıcı durum, leke. | İftira. )

- KARABAŞ ile KARABAŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54430 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çoban köpeği. | Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı. | Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi ya da menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki [Lavandula stoechas]. | Kışa dayanıklı sert buğday. İLE Rahip. | Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek. )

- KARABATAK / KARABATAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54431 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KARABİBER ile KARABİBER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54433 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki. | Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi. | Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılan toz. İLE Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli. )

- KARACA ile KARACA ile KARACA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41873 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rengi karaya yakın olan, esmer. İLE Üst kol. İLE Geyikgillerden, boynuzları küçük ve çatallı bir hayvan. )

- KARAKEÇİ ile KARAKEÇİ/KIL KEÇİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54561 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sazana benzer bir tatlı su balığı. İLE Rengi beyazdan siyaha kadar değişmekle beraber en çok siyah renklisi görülen yerli bir tür keçi. )

- KARAKUL ile KARAKUL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41876 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir tür kuş. İLE Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun. )

- KARAKULAK ile KARAKULAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54565 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan. İLE Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci. )

- KARAKUŞ ile KARAKUŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54567 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kartal türünden kuşlara verilen ad. İLE Atların ayaklarında şiş yapan bir hastalık. )

- KARDEŞİM ile "KARDEŞİM!"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10184 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KARDEŞLENMEK ile KARDEŞLENMEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54601 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ekin bir kökten birkaç sap birden üremek. İLE Kardeş sahibi olmak. )

- KARGA ile KARGA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54609 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kargagillerden, kanatları geniş, tüyleri kara renkte, tarla ve bahçelere çok zarar veren kuş. İLE Bir şeyin asıl durumunu yitirerek baş aşağı olması. | Yelkenleri toplama. )

- KARGILIK ile KARGILIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54614 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fişeklik. İLE Kamış yetişen yer. )

- KARGIN ile KARGIN ile Kargın
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54616 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eriyen karların oluşturduğu akarsu. | Karla karışık yağan yağmur. İLE Marangozlukta kullanılan bir tür büyük rende. İLE Oğuz Türkleri'nin, yirmi dört boyundan biri. )

- KARIK ile KARIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54617 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kar yağmış bir alana bakma sonucu ortaya çıkan göz kamaşması. | Karlı bir alana bakma sonucu kamaşmış (göz). İLE Ark. | Arklar arasında kalan toprak parçası. | Sabanla açılan çizi. )

- KARILMA ile KARILMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54618 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karma işlemi yapılması, karışma. İLE Hayvan çiftleşmesi. )

- KARINCIK ile KARINCIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54619 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gövdenin çeşitli örgenleri içinde bulunan boşluk. İLE Kalbin alt bölümünde bulunan ve biri sağdaki akciğere kan pompalayan, öbürü soldaki akciğerden gövdeye pompalanacak kanı alıp gövdeye göndermeye yarayan iki boşluk. )

- KARIŞTIRILMAMASI GEREKEN/LER ile/ve KARIŞTIRILMAMASI GEREKEN/LER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/1 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaşamımızda olanların/yaşananların, burada[bu sayfa/site/kılavuz/sözlük/ya da her ne denilirse] ele alınanların hiçbirinin birbirlerine karıştırılmaması gerekmektedir. Yeri geldiğinde ayrı ayrı, yeri geldiğinde birleştirilerek/bütünleştirilerek/bağdaştırılarak/bağlantılandırılarak değerlendirilmesi gerekmektedir. )

- KARİ'[< KIRAAT | çoğ:
KURRÂ]["ka" uzun okunur]
ile KARİ["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18031 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Okuyan/okuyucu, kıraat eden. | Kur'an-ı Kerim'i usûlünce okuyan. İLE Köylü, kariyye ahalisinden. )

- KARİYER[Fr. < CARRIÈRE] ile KARİYER[İng. < CARRIER]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54639 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık. İLE Donanımı çok güvenli, polis ya da asker taşıma aracı. )

- KARLI ile/değil KÂRLI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54642 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KARMA[Sansk.](KAMMA[Palice]) ile KARMA/BLENDING
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41890 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Etkinlik. Eylem, özellikle sorumluluğu olan iyi ve kötü eylem. Her hareketin bir öncekine bağlandığı nedensellik döngüsü, uygun nedenlerden oluşan sonuçlar zinciri.

Karma, üç türlüdür:
Sanchita(geçmiş enkarnasyonlardan birikmiş olanlar),
Pararabdha(karma'nın şimdiki yaşamda çözümlenmesi gereken bölümü),
Agami(gelecekte meyvesini verecek olan karma) )

- KARMA ile KARMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15993 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KARNAVAL[Fr./İng. < CARNAVAL] ile FESTİVAL[Fr./İng. < FESTIVAL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14409 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hristiyanların, belirli dönemlerde renkli, komik ve şaşırtıcı kılıklara girerek yaptıkları şenlik ve eğlence dönemi. | Bu dönemde yapılan eğlence. | Şenlik. | İnsan kurban edilen tören. İLE Dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı ya da niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi. | Belirli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül, derece verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal ya da uluslararası gösteri dizisi, şenlik. | Bir bölgenin en ünlü ürünü için yapılan gösteri, şenlik. | Düzensiz toplantı, curcuna. )

- KARO[Fr.]/ORYA[İt.] ile KARO[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38966 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Oyun kâğıtlarının küçük, kırmızı, baklava biçiminde olanı. İLE Betondan, dört köşe döşeme taşı. )

- KARŞILAMA ile KARŞILAMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54655 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dışarıdan gelen birine, karşılayıcı olarak çıkmak, istikbal etmek. | Karşılık olmak, denk gelmek, tekabül etmek. | Söylenilen, yapılan, bildirilen bir şeyi olumlu ya da olumsuz bulmak. | Önlemek, durdurmak. | Masrafı ödemek. İLE Trakya ve Marmara bölgesinde oynanan bir halk oyunu ya da bu oyunun müziği. )

- KART ile KART[Fr. < CARTE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54657 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gençliği ve körpeliği kalmamış. [>< KÖRPE] İLE Düzgün kesilmiş ince karton parçası. | Birinin kimliğini gösteren, kutlamalarda ya da kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası, kartvizit. | Kartpostal. | Bazı yerlere girmek ya da bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge. | Oyun kâğıdı. | 9x12 santimetre boyutlarındaki baskılı fotoğraf kâğıdı. | Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık. | Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne. )

- KARTAL ile Kartal
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54119 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kartalgillerden, genellikle kızıl siyah tüylü, çok güçlü, yuvasını yüksek kayalıklar üzerinde kuran, iri, yırtıcı bir tür kuş. İLE İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. )

- KARTEL[Fr. < CARTEL] ile KARTEL[Fr./İt. < CARTEL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41895 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı. İLE Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret ya da üretim kuruluşlarının, genellikle kazanma ya da başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği. )

- KARTOPU ile KARTOPU ile KAR TOPU/TOPAĞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54680 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hanımeligillerden, birçok türü süs bitkisi olarak yetiştirilen, zeytinimsi, meyvemsi, kırmızı renkte bir ağaççık.[Lat. VIBURNUM]. | Beyaz ve tombul. İLE Elle top biçiminde sıkıştırılmış, eğlence amacıyla karşılıklı atılan kar topağı. )

- KÂRÛN ile Kârûn
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54699 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok zengin kişi. İLE Kur'ânı Kerîm'de, kendinden "çok zengin" olarak söz edilen ve tüm mal varlığı bir anda yok olan kişi. )

- KASÂVET ile/ve AZAP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/20597 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üzüntü, tasa, kaygı, sıkıntı. İLE Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. | İslâm inanışına göre, dünyada günah işlemiş olanlara, daha sonra[ahirette] verilecek cezâ. )

- KASEM/YEMİN[Ar.] değil/yerine/= ANT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41902 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KASIM[< KISMET]["ka" uzun okunur] ile KASIM[çoğ. KAVÂSIM]["ka" uzun okunur] ile KASIM[Fars.] ile KASIM[Ar. < KÂSİM] ile KASIM[Ar. < KÂSİM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18032 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taksim eden, ayıran, bölen. | [matematik] Bölen. İLE Kırıcı, ezici, ufaltıcı. İLE İnce, narin, çabuk kırılabilen. İLE Yılın on birinci ayı, son teşrin, teşrin-i sâni. İLE Kışın başlangıcı sayılan 08 Kasım günü başlayıp Hıdırellez'in ilk günü olan 06 Mayıs'a kadar altı ay süren dönem. )
( Yüz elli, yaz belli. )
( Kasım'ın 150. günü (08 Nisan) olunca, kötü havalar geçer, yazın ucu görünür. )
( Kasım'dan on gün evvel ek, on gün sonra ekme. )

- KASIMPAŞA CAMİSİ ile KASIM PAŞA CAMİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16534 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eyüp'te, Zal Mahmud Paşa Caddesi'ndedir. İLE Kasımpaşa'da, Bahariye Caddesi'ndedir. )
( Cezri[kökten] Kasım Paşa Camisi olarak da bilinir. İLE 1533'te, Rumeli Beylerbeyi Güzelce Kasım Paşa tarafından yaptırılmış, Mimar Sinan yapıtıdır. [Cami-i Kebir adıyla da bilinir.] )

- KASIR[< KASR]["ka" uzun okunur] ile KÂSİR[< KESÎR < KESRET] ile KÂSİR[< KESR] ile KASIR[< KUSÛR]["ka" uzun okunur]/KASÎR[< KASR] ile KASR[çoğ. KUSÛR] ile KASÎL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18033 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zorla işleten. İLE Çok olan. İLE Kıran, kesreden. İLE Kısa, boysuz. Kısa kesme, kısaltma, kısma. | Azaltma, kesme, eksiklik. | İbarenin çok kısaltılması. | Aruzda tef'ile'nin son harfinin düşürülmesi. İLE Köşk, kâşâne, saray. İLE Hayvanlara yedirmek üzere zamanından önce biçilen yeşil ot. )

- KASİD[< KASD | çoğ. KASİDÂN]["ka" uzun okunur] ile KÂSİD[< KESÂD] ile KASÎD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18034 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kasdeden, tasarlayan, kıyan. | Postacı, haberci, tatar, ulak. İLE Sürümsüz, geçmez, aranmaz. İLE Kasîde. )

- KASMAK ile "KASMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54706 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kasları gergin duruma getirmek. | Kısaltmak. | Daraltmak. | Bölmek, ayırmak. İLE Baskısı altında tutmak. )

- KAST[Ar. < KASD] ile KAST[Fr. < CASTE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54709 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Amaç, istek, maksat. | Öldürmeyi, yaralamayı ya da zarar vermeyi isteme, kötü niyet. İLE Ayrıcalıklar bakımından yukarıdan aşağıya doğru kesin ölçülerle sınırlanmış bulunan, en koyu biçimiyle Hindistan'da görülen toplumsal sınıfların her biri. )

- KASTÂL ile KASTAR ile KÂSTÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18035 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şeker tozu. İLE Yalancı. İLE Pamuk ipliğini ya DA bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi. )

- KAŞ ile KAŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41899 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gözün üstünde ve alnın altında bulunan kıllar. İLE Kemerli ve çıkıntılı şey ya da yer. )

- KAŞE[Fr. < CACHET] ile KAŞE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54723 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Damga, mühür. | Belirlenmiş sürelerde çalışanlara ödenen ücret. | Toz ilaçların içine konulduğu, yutulmaya uygun, güllaçtan küçük kap. İLE Kalın, kışlık bir tür kumaş. )

- KAŞKAVAL[İt. < CACIOCAVALLO] ile KAŞKAVAL[İt. < CACCIOCAVALLA]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54726 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [argo] Aptal, sersem. İLE Gabya ve babafingo çubuklarının topuk taraflarında açılan deliklerden geçirilerek ucları mavnalara dayanan, demir ya da ağaç takoz. )

- KAT/KATT ile KAT'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18036 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Katı bir şeyi enine kesme, yontma. | Tahıl fiyatlarının yüksekliği. | Geçme, ilerleme, yol alma. | Kağıtları oyarak dantel gibi süslü şekiller oluşturma sanatı. | Sözün etkisini artırmak ve dinleyenin anlayışına bırakmak için sözü bitirmeden kesme. [şöyle şöyle oluyor, dikkat edin, yoksa ...] İLE Kesme, keslme, biçme. | Halletme, karar verme, sona erdirme, bitirme. )

- KAT ile KAT[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54728 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire ya da odaların bütünü. | Bir yüzey üzerine az ya da çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. | Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. | Giyeceklerde takım. | Apartman dairesi. | Ön, yan. | Huzur. | Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. | Makam, mevki. | Kez, defa, misil. | Katman. | Tekrarlanan bir sayının toplamı. İLE Kesme, kesilme. | İlgiyi kesme. | Sonuca bağlama, bitirme. | Kesme. )

- KATI ile KATI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55038 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sert, yumuşak karşıtı. | Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz, zalim. | Düşünce ve davranışlarında belirli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. | Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın ya da üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan, sulp. | Çok, aşırı derecede. İLE Taşlık. )

- KATI ile KATI ile KATI'[< KAT]["ka" uzun okunur] ile KAT'Î
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18037 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sert. [>< YUMUŞAK] | Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz. | Düşünce ve davranışlarında belirli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. | Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın ya da üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan. [sulp] | Çok, aşırı derecede. İLE Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide. [taşlık, konsa] İLE Kesen, kat eden, durduran. İLE Kesip atan, ikirciye düşmeye olanak bırakmayan, kesin. )

- KATILMAK ile KATILMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55040 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Katma işi yapılmak. | Bir topluluğa girmek, iştirak etmek, iltihak etmek. | Ortak olmak, benimsemek. | Hak vermek. İLE Aşırı derecede gülme, ağlama, gıdıklanma, korkma vb. tepkiler sırasında, solunum kaslarının kasılmasından dolayı soluğun kesilmesi. )

- KAV ile KAV[Fr. < CAVE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55054 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağaçların gövdesinde ya da dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi nesne. | Yılanın deri değiştirirken attığı deri. İLE Mahzen. )

- KAVALYE ile KAVALYE[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18859 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eski evlerin çatılarında kullanılan kayrak taşlarını tutmaya, kaymamasına yarayan kama.[kullanılan ağaç, suyu emerek ve şişerek tutan ve su sızdırmayan özellikte] İLE Dansta ve toplantılarda bayanlara eşlik eden bay. )

- KAVATA[Rumca] ile KAVATA[Rumca]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55060 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Oyma ağaç kap. İLE Sert ve fazla kızarmayan bir tür domates. )

- KÂVÎ[< KEYY | çoğ. KÂVİYÂN] ile KAVÎ[< KUVVET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18039 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KAY ile KAY[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38018 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaz yağmuru. İLE Kusmak. )

- KAYIK ile KAYIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55084 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kürek ya da yelkenle yürütülen ufak tekne. İLE Bir yana kaymış. )

- KAYIN ile KAYIN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41922 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 72 kişinin, 1 günlük oksijenini sağlar. )
( Kayıngillerin örnek bitkisi olan, 30-40 metre boyunda, 2 metre çapında, kışın yapraklarını döken, kerestesi beyaz ve değerli olan bir orman ağacı. | Bu ağaçtan yapılmış olan. İLE Kadın ya da kocaya göre birbirlerinin erkek kardeşi, kayınbirader, ini. )

- KAYIŞ ile KAYIŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55087 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bağlamak, tutmak ya da sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. | Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan gereç. | Ustura bilenilen cilalı kösele. İLE Kayma eylemi/durumu/sporu. )

- KAYIT[Ar. < KAYD] ile KAYIT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55092 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yere mal ederek deftere geçirme. | Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin ya da kopyasının bir yerde yazılı bulunması. | Önem verme. | Resmî belge. | Sesi ya da görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. | Şart. | Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. İLE Pencere çerçevesi. | Araç, eşya. | Yiyecek. )

- KAYNANADİLİ ile KAYNANADİLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55098 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dil biçiminde, yassı ve dikenli dalları olan bir tür kaktüs. İLE Bir iğne oyası deseni. )

- KAYNAR ile KAYNAR ile KAYNAR ile KAYNAR ile KAYNAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55099 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaynamakta olan. İLE Çok sıcak. İLE Yeni doğum yapmış anneye ve konuklara sunulan tatlı içecek. İLE Kaynak, pınar. | Kaynarca. )

- KAYNARCA ile Kaynarca
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55096 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaynak. | Sıcak su kaynağı. | Hastalara kaynatılarak içirilen pekmez, yağ ve baharat karışımı. İLE Sakarya iline bağlı ilçelerden biri. )

- KAYNATMAK ile "KAYNATMAK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55100 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaynamasını sağlamak. | Kaynak yaptırmak. İLE Unutturmak. | Belirli etmeden almak. | Konuşmak, sohbet etmek. )

- KAYYUM ile/ve/||/<> Kayyûm
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53150 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cami hizmetlisi. | Birinin yerine geçen, mütevellî. İLE/VE Ebedî ve ezelî olan. Allah. )

- KAZ AYAĞI ile KAZ AYAĞI ile KAZ AYAĞI ile KAZ AYAĞI ile KAZ AYAĞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34991 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kumaş deseni. İLE Göz kenarlarındaki kırışıklık. İLE Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki [Lat. CHENOPODIUM]. İLE Çok kollu çengel. | Çaprazlama yapılan teyel, Hristo teyeli. | İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak. | İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu. İLE Açık turuncu renk. | Bu renkte olan. )

- KAZAK ile KAZAK ile KAZAK[Fr. < CASAQUE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55107 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk ya da bu halktan olan kişi. | Güney Rusya'da yaşayan, Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kişi. İLE Rusya'da ve İran'da ayrı bir sınıf oluşturan atlı asker. | Karısına söz geçirebilen, dediğini yaptırabilen erkek, kılıbık karşıtı. İLE Baştan geçirilerek giyilen, genellikle kollu, örme üst giysisi. )

- KAZAN ile KAZAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/41927 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap. | Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap. İLE Tataristan. )

- KAZI ile KAZI ile KAZI/HAK[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55152 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yeri kazma işi, hafriyat. İLE Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belirli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması. İLE Maden, ağaç, taş üzerine, elle yazı ya da biçim oyma, kazı. | Kâğıttaki yazıyı kazıma, kazı )

- KÂZIM/KEZÎM[çoğ. KÂZIMÎN] ile KAZIM/KAZIMA["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18040 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kızgınlığını, öfkesini, hırsını yenen. İLE Kemirici.[hayvan] )

- KÂZIM ile KÂZÎM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6081 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öfkesini tutan. [arasıra] İLE/VE Öfkesini tutan. [sürekli] )

- KAZLIÇEŞME ile/ve KAZLI ÇEŞME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16456 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yedikule'de bulunan bir semt. İLE/VE Yedikule dışında, Demirhane Caddesi'nde bulunan, ön yüzü kaz kabartmalı bir çeşme. [1537] [Su aranırken kazların konduğu yerde su bulunmasından dolayı] )

- KE'S[çoğ. KÂSÂT, KÜÛS] ile KES[Fars. | çoğ. KESÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18050 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçi dolu kap/çanak. | Bardak, kadeh. | Şarap dolu bardak/kadeh. | Çanak. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların hepsi. İLE Kişi, kimse.[HER-KES: Her bir kişi, her kim olursa olsun] )

- KE'SÎ[< KE'S] ile KESÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18052 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kadehle, bardakla, çanakla ilgili, onlara benzer. | [botanik] Çanaksı. İLE Bir kimse. | İnsanlık, mertlik. )

- KE ile KE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18041 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Benzetme/teşbih harfi olup "gibi, misillü" anlamlarına gelir. [KE-'L-EVVEL: Önceki gibi. | KE-ZÂLİK: Yine böyle/öylece.] İLE Küçültme edatıdır. [MERDÜMEK: Adamcağız] )

- KEÇİSAKALI/KEÇİSEDEFİ ile KEÇİSAKALI/ERKEÇSAKALI/ÇAYIRMELİKESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55160 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ladengillerden, çayırlarda, nemli yerlerde yetişen, yaprakları mızraksı ve çizgili, çiçekleri mavimtırak ya da mor renkte bir tür laden bitkisi. İLE Gülgillerden, beyaz ya da pembe çiçekli, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık. )

- KEDİ AYAĞI ile KEDİAYAĞI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55162 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Birleşikgillerden, süs bitkisi olarak da yetiştirilen, beyazımsı, yumuşak, sık tüylü bir bitki. )

- KEF[Fars.] ile KEF[Ar., Fars.] ile KEFF[çoğ. KÜFÛF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18042 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Köpük. | Sünger taşı. İLE Eski Türkçe abecesinin yirmibeşinci harfidir.[ebced hesabında yirmi sayısının karşılığıdır] İLE Eliçi, aya, avuç. RÂHE[Ar.] | Ayağın altı, taban. | El çekme, vazgeçme. | [edebiyatta] Arûz'un yedinci sâkin harfini çıkarma. )

- KEHL ile KEHL[çoğ. KİHÂL, KÜHÛL, KÜHLÂN] ile KEHL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18045 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göze sürme çekme. İLE 30 - 50 yaş arasında bulunan kişi, olgun çağı. İLE Bit. )

- KELÎM[< KİLÂM] ile KELİM[< KELİME]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18046 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Söz söyleyen, konuşan. | İkinci kişi.[muhâtab] İLE Sözler. )

- KELÎME değil KELİME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11827 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KEM ile KEM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18047 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Soru edatı.[bir şeyin mikdarını öğrenmek üzere kullanılır][kaç?, ne kadar? vb.] İLE Az, eksik. | Kötü, fena; bozuk. )

- KEMÎN[çoğ. KEMÂÎN] ile KEMÎN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18048 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pusuya gizlenmiş kişi. | Pusu. İLE Çok az. | Pek küçük. )

- KEPEK/DONRA ile KEPEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5229 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saçlı derideki pulcuklar. İLE Elenen undan sonra kalan kabuk kırıntıları. )

- KERÎ ile KERÎ[Fars.] ile KERÎH[< KERH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18049 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kazmak. İLE Örümcek ağı. | Sağırlık. İLE İğrenç, çirkin. | Pis kokan. )

- KERTENKELE, KELER ile KELER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22403 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE/VE Küçük köpekbalığı. )

- KES ile KES
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42010 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Jimnastik ayakkabısı. )

- KESÂFET ile KESÂFET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18051 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bulanıklık, açık ve berrak olmayış. İLE Sıklık, tokluk. | [fizik] Kalabalık, koyuluk, kalınlık, yoğunluk. [DENSITY(İng.), DENSITÉ(Fr.)] | Saydam/şeffaf olmama. | Kalabalık, çokluk. )

- KESÂFET ile/ve KESÂFET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19502 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KESE[Fars. < KÎSE] ile KESE ile HAVA KESESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22457 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KESÎR[< KESRET] ile KESÎR ile KESR[çoğ. KÜSÛR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18053 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok çok olan, bol. | Sık olan, çok kez olan. İLE Kırılmış. İLE Kırma/kırılma, paralama. | Bozma, halel getirme. | [dilb.] Bir harfin esre i okunması. | [mat.] Kesir. )

- KEVKEBE ile KEVKEBE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18055 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gökteki yıldız. | Süvâri alayı. İLE Gösteriş, tantana. )

- KIRAN ile KIRAN ile KIRAN/ÂFET[Ar.] ile KIRÂN[Ar. < KIRÂNÂT] ile KIRÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18058 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kırma işini yapan kişi. İLE Kıyı, kenar, çevre, uç. | Dağ sırtı, tepe, bayır. | Kıraç toprak. | Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı. İLE Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden hastalık ya da başka neden. İLE Yakınlık. | İki şeyin birleşmesi. | Gezegenlerden ikisinin bir burçta birleşmesi. İLE 1848'den 1927'ye kadar İran'da kullanılan bir gümüş para.[1.25 Dolar değerindeydi. 10 kıran, 1 toman ederdi.] )

- KISAS[< KISSA] ile KISÂS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18059 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fıkralar, öyküler, söylenceler. İLE Suçun birebir aynısının işleyene uygulanması. )

- KISSA[< KISAS] ile KISSA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18060 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fıkra, öykü, söylence. | Vak'a, macera. İLE Salatalık/hıyar.[KISSÂ ÜL-HİMÂR: Eşek hıyarı.(Fr. ÉLATER)] )

- KITÂ' ile KIT'A
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18061 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kat etme, kesme. | Daireden bir parça/kesme/kıt'a. [İng., Fr. SEGMENT] İLE Parça, bölük, cüz. | Arazi, memleket, ülke. | Askeri birlik. | En az iki beyitten oluşan, gazel tarzında kafiyelenen, ancak ilk beytinin mısraları birbiriyle kafiyeli olmayan nazım şekli. )

- KIZIL MİNÂRE MESCİDİ ile KIZIL MİNÂRE MESCİDİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16536 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aksaray, Horhor Caddesi'ndedir. İLE Hasköy, Kalaycı Sokak'tadır. )

- KÎH ile KİH[Fars. çoğ. KİHÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18062 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İrin, cerahat. İLE Küçük. )

- KİLİSE CAMİSİ ile KİLİSE CAMİSİ ile KİLİSE MESCİDİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16537 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fatih - Zeyrek'tedir. İLE Unkapanı - Vefa arasındadır. İLE Topkapı semtindedir. )

- KİMYA/GER ile SİMYA/GER ile el-KİMYA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7941 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nesneleri yapılandırma/dönüştürme. İLE Bilinci/kendini yapılandırma/dönüştürme. )
( Söylediklerine göre, Avusturya'da bir altın simyacısına bir türbe yapmışlar. Türbenin yanında da bir kütüphane varmış. Altın yapmak için uğraşıp da başarılı olamayan simyacılar, yarım kalan eserlerini o kütüphaneye bırakırlarmış. )

- KÎR ile KÎR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18063 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zift, katran. İLE Erillik örgeni, penis. )

- KİRAZ ile KİRAZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30579 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE/VE Giresun'da, dağlık bir bölgeye verilen ad. )

- KİŞİ/İNSAN:
HAL
ve/<> HAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31768 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KİŞİ ve/<> KİŞİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4767 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişi, başka bir kişiyle ile insan olur. )
( Bir kişiyi sevmekle başlayacak herşey! )
( Kişi, kaya gibi olmalı, hareket ettiren olursa kımıldamalı! )
( KİŞİ: Benden konuşan ve senden dinleyen. )
( KİŞİ: Altı yönden[ön-arka, sağ-sol, alt-üst] bakabilen. )

- KİŞİ ile/değil KÎŞÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34598 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birey. İLE/DEĞİL Şemseddin Kîşî.[Kutbuddin Şirâzî'nin hocasıdır.] )

- KİVİ ile KİVİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35275 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meyve. İLE Kivigillerden, kanatları küt olmasından dolayı uçamayan, bacakları güçlü, Yeni Zelanda'da yaşayan bir kuş. )

- KİWİ ile KİWİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48273 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meyve. İLE Kuş. )

- KOCA MUSTAFA PAŞA CAMİSİ ile KOCA MUSTAFA PAŞA CAMİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16538 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fatih - Kocamustafapaşa'dadır. İLE Ayvansaray - Çember Sokağı'ndadır. )

- KOLTUK ile KOLTUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38402 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KÖK ile KÖK[Fars. < KÛK] ile TOHUM[Fars. < TUHM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12788 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bitkileri toprağa bağlayan, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm. | Kök sap, kök. | Bazı şeylerde dip bölüm. | Sapıyla çıkarılan bitkilerde tane. | Dip, temel, esas. | Kaynak, köken. | Birini bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü. | Sözcüğün her türlü ek çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü. | Olağan koşullarda çevresinden yalıtılamayan ancak çok çeşitli tepkimeyi nitelik değiştirmeden kalabilen atom kümesi. | Denklemde bilinmeyenin yerine konulduğunda uygun düşen gerçek ya da birleşik değer.
İLE
Sazı kurmaya yarayan burgu. | Sap.
İLE
Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. | Soy sop, döl, nesil, sülale. | Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. | Spermatozoit. )

- KUÇUKUÇU ile KUÇU KUÇU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11212 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Köpek. İLE Ünlem. )

- KUR'A[çoğ. KURÂ'] ile KURÂ[< KARYE] ile KURRÂ'[< KARİ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18065 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sadece tesadüfe ve şansa bağlı bir ayırma yapmak üzere başvurulan her türlü araç, ad çekme. İLE Köyler, kasabalar. İLE Kur'ân'ı, Yedi Kırâet ve On Rivâyet dahilinde okuyan üstad hafızlar. )

- Kur'ân ile KÛRÂN[Fars. < KÛR] ile KÜRÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18066 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kur'ân-ı Kerîm. [FURKAN] İLE Körler. İLE Kırmızı/al renkli at. )

- KURT ile KURT ile KANCALI KURT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54182 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus). | Bir yeri, bir şeyi iyi bilen. | İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz. İLE Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan. | Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad. İLE İpsiler familyasından, 10 milimetre boyunda, ağzı çift çengelli, ince bağırsakta yaşayan asalak solucan. )

- KURT ile KURT ile KURT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55164 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan. | Bir yeri, bir şeyi iyi bilen. | İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz. İLE Yumuşak ve uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız ya da çok ilkel ayaklı küçük hayvan. | Bazı böceklere ya da bazı böcek kurtçuklarına verilen ad. İLE Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız. )
( )

- KURUÇEŞME ile KURUÇEŞME ile KURUÇEŞME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16457 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ortaköy - Arnavutköy arasında. İLE Üsküdar, Fıstıkağacı - Bağlarbaşı arasında. İLE Acıbadem'de, Küftüncü Sokağı başında. )

- KURUM ile KURUM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54130 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı ya da birlik. İLE Bacalarda biriken kalın is. )

- KUSÛR[< KASÎR < KASR] ile KUSÛR[< KASR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52887 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kısa, boysuz. Kısa kesme, kısaltma, kısma. | Azaltma, kesme, eksiklik. | İbarenin çok kısaltılması. | Aruzda tef'ile'nin son harfinin düşürülmesi. İLE Köşk, kâşâne, saray. )

- KUŞDİLİ ile KUŞ DİLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11213 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dişbudak. İLE Çocuk dili. )

- KUTÛ' ile KUTÛ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18068 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kesintiler. İLE Bir yoldan ya da sudan geçme. | Kuşların göç etmesi. )

- KÛZ ile KÛZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18069 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bardak. | Tas, çanak. İLE Kanbur. )

- KÜPÜR değil KUPÜR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11917 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- KÜSÛD ile KÜSÛD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18071 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kesad. İLE Çekilme, amaca ulaşmadan geri dönme. [RİC'AT] )


| L... |

L ile başlayan AYNI'LAR...
( 26 FaRk, 26 katkı )


- [Fars.] LÂLESAR ile LÂLE-ZÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18079 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sığırcık kuşu. | Lâlelik. İLE Lâlelik, lâle yetişen yer, lâle bahçesi. )

- [Fars.] LÂLESAR ile/ve LÂLESAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13012 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lâle bahçesi. İLE/VE Sığırcık kuşu. )

- [Fars.] LÂY ile LÂY[< LÂYÎDEN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18083 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çamur. | Tortu. | Kül. İLE Söyleyen/söyleyici. )

- l/L ile L ile La ile la[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38064 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türk abecesinin on beşinci yazacı/harfi. Sesbilim bakımından, dişeti ünsüzlerinin ötümlüsüdür. İLE Romen rakamları dizisinde, 50 rakamını gösterir. İLE [kimya] Lantan'ın simgesi. İLE [müzik] Gam (ll) dizisinde, "sol" ile "si" arasındaki ses. | Bu sesi gösteren nota imi. )

- LÂ'L ile LÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18078 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kırmızı, al. | Kırmızı ve değerli bir süs taşı. | Dudak. İLE Dilsiz. )

- LÂ'N ile LÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18082 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İlenç, lanetleme. İLE Vefâsızlık, hakikatsizlik. )

- LÂC ile LÂC[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18074 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dar şey. İLE Çıplak. )

- LÂFZEN ile LÂF-ZEN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18075 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sözcüğün söylenilişine/yapısına göre, yazılı olmayarak. İLE Geveze, lâfazan. | Övünen, övüngen. )

- LÂHÎZ ile LÂHÎZ[Fars.] ile LÂHİS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18077 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Benzer. İLE Sel suyu, seylâb. İLE Sıcaktan ya da susuzluktan dilini çıkararak soluyan köpek. )

- LÂMİ'[< LEMEÂN] ile LÂMÎ/LÂMİYYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18080 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parlayan/parıldayan, parlak, lemeân eden. İLE Lâm harfi şeklinde olan. | Lâm kafiyesi ile düzenlenmiş olan kasîde. | Lâm harfi ile yapılmış isim tamlaması[izâfet terkibi]. )

- LÂMİH ile LÂMİH[< LEMH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18081 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hz. Nûh'un kardeşi.[eril] İLE Parlayan/parıldayan, parlak. )

- LATA[Alm.] ile LATA[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38098 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dar ve kalınca tahta. İLE Osmanlı'larda, ilmiyenin giydiği bir tür üstlük. )

- LAVTA[Alm. < Ar.] ile LAVTA[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38105 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mızrapla çalınan, gövdesi uddan küçük bir çalgı. İLE Ebe. | Doğacak çocuğu, ana rahminden çekmeye yarayan araç. | [eskiden] Erkek doğum uzmanı. )

- LEC[Fars.] ile LECC ile LEÇ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18085 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tepme. İLE Dar şey. | İnad etme, ayak direme. İLE Yanak. | Yüz. )

- Lehçe ile LEHÇE[Ar.]/DİYALEKT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38108 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Polonya dili. İLE Bir dilin, tarihsel, bölgesel, siyasal nedenlerden dolayı, ses, yapı ve sözdizimi özellikleriyle ayrılan kolu. )

- LEK ile LEK[Fars.] ile LEK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18087 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sana, senin için. İLE Ahmak, sersem. | Yüz bin. İLE Kırmızı boya çıkarmaya yarayan maden. )

- LEV ile LEV' ile LEV'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18089 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Olsa bile. İLE Yısa etme, çekme. İLE Yakma. | Yanma. )

- LEVNÎ ile Levnî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18090 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- LEYÂN ile LEYÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18091 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Konforlu/lüks hayat. İLE Parlayan/parlayıcı. )

- LEYLÂ' ile Leylâ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18092 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok karanlık gece. | Arabî ayların son gecesi. İLE Leylâ ile Mecnûn öyküsünün kadın kahramanı. )

- LEYLAK[Ar.] ile/ve/||/<>/> LEYLAK[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42190 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zeytingillerden, yaprakları karşılıklı bir ağaççık. [Lat. SYRINGA VULGARIS] İLE/VE/||/<>/> Bu ağacın, koni durumunda toplanmış, beyaz, eflatun ya da pembe renkte, güzel kokulu çiçekleri. )

- LEYS ile LEYS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18093 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aslan. | Hızla hücum eden kişi. İLE Yokluk, adem. )

- LİBÂN ile LİBÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18095 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnsan sütü. İLE Süt emzirme. )

- LİKA'["ka" uzun okunur] ile LÎKA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18098 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Görme, rastgelip kavuşma. | Yüz, çehre. İLE Mürekkep hokkalarına konulan ham ipek, lök. )

- LİKEN[Yun.] ile LİKEN[Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38124 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir mantarla bir suyosununun ortakyaşamasıyla ortaya çıkan bitkilerin genel adı. İLE Kaşındırıcı bir deri hastalığı. )

- LÛT[Fars.] ile Lût
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18099 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çıplak. | Tatlı yemekler. İLE Hz. İbrahim'in yeğeni olan peygamber. )


| M... |

M ile başlayan AYNI'LAR...
( 243 FaRk, 253 katkı )


- [Fars.] MERG ile MERG
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34040 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çayır, çimen. | Sebze. İLE Ölüm. )

- [Fars.] MÎH ile MİH[çoğ. MİHÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34163 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mıh, çivi, enser, kazık. İLE Büyük, ulu. )

- [Fars.] MİNE ile MİNE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42445 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı. | Saat kadranı. | İnce, parlak nakış. İLE Dişlerin taç kısmını kaplayan, beyaz ve sert doku. )

- [Fars.] MÜRG ile MÜRG
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34784 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sümük. İLE Kuş. )
( MÜRG-ÂB: Su kuşu. | Ördek. | Kurbağa. )

- [Fr. < Yun.] MENİSK ile MENİSK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46100 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yüzü içbükey, öbür yüzü dışbükey olan mercek. İLE Bazı eklemlerde, kemik arasında bulunan kıkırdak bölüm. )

- MÂ'[çoğ. MİYÂH] ile MÂ- ile MA'/MAA ile MÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18100 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Su. İLE O şey ki, şu nesne, ...daki. | Olumsuzlama/nefi edatı. İLE İle, beraber, birlikte. İLE Biz. )

- MA'KAD ile/değil MAK'AD[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5581 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Akd edilecek, sözleşilecek yer. İLE/DEĞİL Oturulacak yer, minder. | Oturak yeri, geri, kıç. )

- MA'NÂ[çoğ. MAÂNÎ] ile MÂNÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33910 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anlam. | İç, iç yüz. | Düş/rüya. | Akla yakın neden. İLE Eş, benzer. )

- MA'SÛR[< USRET | çoğ. MA'SÛRÂT] ile MA'SÛR ile MÂSÛR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33923 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zor, güç. İLE Sıkılmış, suyu ya da yağı alınmış şey. İLE Birbirine katılmış şey. )

- MAÂBİD[< MA'BED] ile MAÂBÎD[< MA'BÛD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33843 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İbâdet edilecek yerler, tapınaklar. İLE İbâdet edilecek yerler. )

- MAAN ile MAÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33844 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beraber, birlikte. İLE Mekân. )

- MAÂZIR[< ME'ZER] ile MAÂZIR[< MA'ZERET] ile MAÂZÎR[< Mİ'ZÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33845 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sığınılacak yerler. İLE Mâzeretler. İLE Perdeler. )

- MAÇA[İt.] ile MAÇA[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45823 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Oyun kâğıtlarında, mızrak ucuna benzer, ayaklı siyah benek, pik. İLE Döküm parçasında, içi boş kopya elde etmek için kullanılan kum, maden ya da ergimiş durumdaki döküm maddesine dayanıklı başka bir maddeden yapılmış dolgu kalıp. )

- MAGRİB[< GARB | çoğ. MAGARİB] ile Magrib
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33848 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Batı. | Akşam. İLE Batı tarafında olan ülkeler. | [Afrika için] Mısır ötesindeki kuzey bölümü.[İspanya, Portekiz] )

- MAGZÂ ile MAGZÂ[çoğ. MAGAZÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33852 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Amaç, istek, meram. İLE Gazâ, savaş öyküleri. | Savaş. )

- MÂHÂBİS[< MAHBES] ile MAHÂBÎS[< MAHBÛS] ile MAHÂBİZ[< MAHBEZE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33854 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hapishaneler. İLE Hapsedilmiş, bir yere kapatılmış olanlar. İLE Ekmek fırınları/dükkanları. )

- MAHALL[< HULÛL | çoğ. MAHÂLL] ile MAHÂLL[< MAHALL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33856 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yer. İLE Yerler. )

- MAHFÛZ[< HIFZ] ile MAHFÛZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33878 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saklanmış, hıfz olunmuş. | Korunmuş, gözetilmiş. | Gizlenmiş. | Ezberlenmiş. İLE Alçalmış. )

- MÂHÎ[< MAHV] ile MÂHÎ[Fars. | çoğ. MÂHİYÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33880 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yok edici/mahvedici, yok eden/mahveden. İLE Balık. | Güneybalığı'nın a yıldızı. [Fr. FORMALHAUT] | Aylık. )

- MAHLEB[Ar. çoğ. MAHÂLİB] ile MAHLEB[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22447 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aslan, kedi, doğan gibi hayvanların çengelli pençeleri. İLE İdris ağacı. | Bal. )

- MAHLEB ile MAHLEB[çoğ. MAHÂLİB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33881 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gülgillerden, 6-10 m. yüksekliğinde bir ağaç. Kokulu kiraz, İdris ağacı. | Bu ağacın, baharat olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi. | Bal. İLE Aslan, kedi, doğan gibi hayvanların çengelli pençesi. )

- MAHLÛK[< HALK] ile MAHLÛK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33882 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaratılmış, halk olunmuş. İLE Traş edilmiş baş/yüz. )

- MAHLÛL[< HALL] ile MAHLÛL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33883 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çözülmüş, dağılmış, hallolunmuş. | Erimiş, eritilmiş, eriyik. | Sahipsiz maaş ya da memurluk. | Mirasçısı bulunmayan ve hükümete kalan miras. İLE Delinmiş, öbür tarafına işlenmiş olan şey. )

- MAHMUD I ÇEŞMESİ ile MAHMUD I ÇEŞMESİ ile MAHMUD I ÇEŞMESİ ile MAHMUD I ÇEŞMESİ ile MAHMUD I ÇEŞMESİ ile MAHMUD I ÇEŞMESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16402 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fatih'te, İskender Paşa Camisi karşısındadır. İLE Nişantaşı, Bayıldım Caddesi'ndedir. İLE Kandilli'dedir. İLE Taksim - İstiklâl Caddesi'nin başındadır. İLE Topkapı Sarayı'nda, 3. bahçedeki Kuşhane Kapısı'nın yanındadır. İLE Tophane Meydanı'nda, Tophane[Nusretiye] Camisi ile Kılıç Ali Paşa Camisi arasındaki meydandadır. )
( 1747'de. [Barok üslûbunda.] İLE 1748'de. İLE 1751'de. İLE 1732'de. İLE 1735'te, Sultan II. Mahmud tarafından. İLE 1732'de, Sultan I. Mahmud emriyle, annesi Saliha Sultan için, Türk Rokoko üslûbunda, Mimar Mehmed Ağa'ya yaptırtılmıştır. [İstanbul'un en yüksek çeşmesidir.][Tophane Çeşmesi olarak da bilinir.] )

- MAHMUD II ÇEŞMESİ ile MAHMUD II ÇEŞMESİ ile MAHMUD II ÇEŞMESİ ile MAHMUD II ÇEŞMESİ ile MAHMUD II ÇEŞMESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16404 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Emirgan'ın güneyinde, Boyacıköy'de, Fıstıklı Yokuşu'nun başındadır. İLE Emirgan'ın güneyinde, Boyacıköy Polis Merkezi ilerisindeki meydandadır. İLE Çemberlitaş'ta, Emin Sinan Camisi önündedir. İLE Bostancı'da, Bostancıbaşı Köprüsü yakınındadır. İLE İstinye'dedir. )

- MAHMÛD[< HAMD] ile Mahmûd ile Mahmûd (Kaşgarlı)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33885 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Övülmeye değer, hamdolunmuş, senâ edilmiş. | Hz. Peygamber'in adlarından biri. İLE Ebrehe'nin Kâbe'yi yıkmak üzere getirdiği filin adı. İLE Türk bilgini, sözlük yazarı ve edibi. | Dîvân-ü Lügat-it Türk'ün yazarı. )

- MAHREK[< HAREKET] ile MAHREK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33886 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [mat.] Hareketli bir noktanın güttüğü yol. | Bir gök nesnesinin hareketinde, ağırlık merkezinin geometri bakımından yeri, yörünge. [Fr. ORBITE] İLE Yakacak yer. )

- MAHREM[< HARÂM | çoğ. MAHÂRİM] ile MAHREM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33887 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haram. Şeriatın yasak ettiği şey. | Nikâh düşmeyen, şeriatçe evlenilmesi yasak edilen. | Şeriatçe, kadının kendinden kaçmadığı erkek. | Biriyle çok samimi, içli-dışlı olan. | Gizli olan, herkese söylenilmeyen. | Herkesçe bilinmemesi gereken. | Tanrı'nın sırlarını öğrenmeye başlayan kişi. İLE İki dağ arasındaki yol. )

- MAHSUB[< HİSÂB | çoğ. MAHÂSİB] ile MAHSÛB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33889 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hesaba katılmış, hesap edilmiş. | Büyük bir zâta mensup kişi. İLE Kızamık çıkarma. )

- MAHSÛD[< HASED] ile MAHSÛD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33890 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kıskanılan, hased olunan/edilen. İLE Ekini biçilmiş, hasad edilmiş. | Biçilmiş ekin. )

- MAHSÛR[< HASR] ile MAHSÛR ile MAHZUR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33892 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yorulmuş, feri gitmiş göz. İLE Kuşatılmış, muhâsara edilmiş. | Sınırlanmış, belirli edilmiş, hasredilmiş. | Men edilmiş. | Sıkıştırılmış, tazyik edilmiş. İLE Sakınılacak, korkulacak şey. | Engel. | Sakınca. )

- MAHSUS[< HAS] ile MAHSÜS[< HİS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9580 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MÂHYA ile MÂHYA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45883 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ramazan gecelerinde, camilerde, iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil ya da elektrik ampulleriyle yazılan yazı ya da yapılan resim. İLE Çatılarda, iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm. )

- MAHZÛR[< HAZR] ile MAHZÛR[< HAZER]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33894 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haram edilmiş, yanına yaklaşılması yasak edilmiş, haram. İLE Sakınılacak, korkulacak şey. | Engel. | Sakınca. )

- MAKADÎR[< MİKDÂR/MAKDÛR] ile MAKADİR[< MAKDERET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33895 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Miktarlar, kısımlar. İLE Kudretler, kuvvetler. )

- MAKİ[İt.] ile MAKİ/LEMUR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45891 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Akdeniz dolaylarında, yaygın, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü. İLE Makigillerden, Madagaskar Adası'nda sık rastlanılan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat. )

- MAKİS[< KIYÂS] ile MÂKİS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33897 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kıyas edilebilir, benzetilebilir. İLE Duraksayan, mekseden. )

- MAKSÛR/E[< KASR] ile MAKSÛRE[çoğ. MAKASÎR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33898 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kısalmış/kısaltılmış, kasr olunmuş. | Alıkonulmuş. | Bir şeye ayrılmış. | Bazı Arapça sözcüklerin sonunda bulunan "Y" şeklinde yazılan Elif harfi. İLE Camilerde, etrafı parmaklıklı yüksek yer.[Biraz daha yüksek olursa "mahfil" denilir.] )

- MAKTA'[< KIYÂS] ile MAKTAA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33900 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kesilen yer, bir şeyin kesildiği yer, eski kamış kalemlerin, yontulduktan sonra üzerine yatırılıp uclarının kesildiği, sert ağaçtan ya da kemikten yapılan alet. | [mat.] Kesit. | Bir gazel ya da kasîdenin son beyti. İLE Üzerinde kamış kalemin ucu kesilerek düzeltilen kemik, şimşir ya da madenden yapılmış alet. )

- MAKTÛ'/MAKTÛA[< KAT | çoğ. MAKATÎ'] ile MAKTÛA[< KAT | çoğ. MAKTÛAB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33901 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kesilmiş, kat olunmuş. | Değeri biçilmiş, pazarlıksız. | Götürü. İLE Gazete, dergi ve benzeri şeylerden kesilmiş parça. [Fr. COUPURE] )

- MAKUL[< KAVL]["ku" uzun okunur] ile MA'KUL/MA'KULE[< AKL]["ku" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33903 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Söylenilmiş, denilmiş. Söylenilen söz. İLE Akıllıca, akla uygun, akıllıca iş gören, anlayışlı, mantıklı. )

- MAKULÂT[< MAKULE]["ku" uzun okunur] ile MA'KULÂT[< MA'KUL]["ku" uzun okunur] ile ME'KÛLÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33904 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Takımlar, çeşitler, sınıflar/kategoriler. İLE Aklın uygun bulduğu, akıl ile bilinen şeyler. [Fr. PRÉDICABLES] İLE Yiyecekler. )

- MÂL[çoğ. EMVÂL] ile -MAL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33907 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir kişinin tasarrufu altında bulunan değerli ve gerekli şey. | Varlık, servet. | Para, nakit, gelir. | Tüccar eşyası. İLE "Süren, sürülen, takılan, sarılan" anlamlarıyla oluşumlar yapar.[RÛ-MÂL: Yüz süren.] )

- MÂLÎ ile MÂLÎ[Fars.] ile MALİ ile MÂLİH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33908 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Malla, parayla ilgili. | Devlet, gelir ve giderlerinin yönetimine ait. İLE Çok fazla. | Dolu. İLE Afrika'da bir ülke. İLE Tuzlu. )

- MÂLİK[< MÜLK | çoğ. MÜLLEK] ile Mâlik ile Mâlikî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33909 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sahip, bir şeye sahip olan. İLE Yedi Cehennem'in hâkimi ve kapıcısı olan, Zebânileri idâre eden melek. RIDVÂN )

- MALTEPE ile MALTEPE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16459 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Küçükyalı - Kartal arasında bulunan bir ilçe. İLE Zeytinburnu'nda, Merkez Efendi mezarlığının kuzeyinde bir semt. )

- MALTIZ[< Malta Adası] ile Maltız
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45903 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan, içinde ızgarası bulunan, ayaklı ve taşınır ocak. İLE Malta Adası halkından olan kişi. )

- MALUM ile/||/<> MÂLUM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/37577 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Elma. İLE/||/<> Bilgi. )
( Latince. İLE/||/<> Arapça. )
( ELEMA: Gizli, gizlenmiş. )

- MAMÜL değil MAMUL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53897 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MANDA ile MANDA[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45910 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Susığırı. İLE Birinci Dünya SAvaşı'ndan sonra, bazı azgelişmiş ülkeleri, kendilerini yönetebilecek bir düzeye eriştirip, bağımsızlığa kavuşturuncaya kadar Uluslar Birliği adına yönetmek için bazı büyük devletlere verilen vekillik. )

- MANDAL[Ar.] ile MANDAL[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45911 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kapı, pencere kanadı, dolap kapağı gibi şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta ya da metal parça. | İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç. İLE Ud, keman gibi çalgıların tellerini geren düğme. )

- MÂNİ'[< MEN | çoğ. MENEA] ile MA'NÎ/MÂNÂ[Fars.] ile Mânî[Fars.] ile MANİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33911 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geri bırakan, alıkoyan, engel olan, men eden. | Engel, özür. İLE Eş, benzer. İLE Ünlü Çin'li nakkaşın adı. Behram Şâpûr zamanında İran'a gelip Zerdüşt ve Îsâ dinlerinin karışımı olan bâtıl mezhebini yaymaya başlamış olmasından dolayı idam edilmiştir. [Erteng/Erjeng adlı yapıtı ünlüdür.] )

- MÂNİ/MÂNİA[Ar.] ile MÂNİ[Ar.] ile MANİ[Fr. < Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10180 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Engel. İLE 1.,2. ve 4. mısraları uyaklı(kâfiyeli) halk şiiri. İLE Tutku, Düşkünlük, Saplantı. )

- MANİSALÂLESİ ile MANİSA LÂLESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45175 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... ile )
( Düğünçiçeğigillerden, korularda, kırlarda yetişen bir bitki. İLE ... )

- MANİTA[İt., argo] ile MANİTA[argo]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42235 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma. Dolandırıcı. İLE Sevgili. )

- MANŞET[Fr.] ile MANŞET[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45926 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir gömleğin kol ağzına geçirilen, genellikle çift katlı kumaştan bölüm, kolluk. İLE Gazetelerin ilk sayfalarının üst bölümüne, iri harflerle konulan başlık. )

- MANTI ile MANTI[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45930 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçine malzeme konularak, küçük pohçalar biçiminde dürülmüş hamur parçalarıyla hazırlanan yemek. İLE Gabya serenini kaldıran halat ve makara. )

- MARAZ[çoğ. EMRÂZ] ile MA'RAZ/MA'RIZ[< ARZ | çoğ. MAÂRIZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33915 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hastalık. | [mecaz] Dert, belâ, dayanılması güç durum. İLE Bir şeyin göründüğü, çıktığı yer. | Bir şeyin bildirildiği yer. | Sergi, meşher. )

- MASÂD ile MAS'AD[çoğ. MASÂİD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33919 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dağ yamacının yüksek bir bölümü. | Yüksek ve sarp kıyı. İLE Yukarı çıkacak yer. | Merdiven. | Aşama, rütbe. )

- MASAFF[çoğ. MASÂFF] ile MASÂFF[çoğ. MASAFF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33920 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saf, taburun toplandığı yer. İLE Savaş. )

- MÂT[Fars.] ile MAT[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42265 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Satranç oyununda yenilme. İLE Parlak olmayan, donuk. )

- MÂT[Fars.] ile MAT[Fr.] ile MAT[İng.] ile MAT.
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50204 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Oyunlarda, taraflardan birinin yenilgisi. İLE Parlak olmayan, donuk. İLE Keçe, hasır. Üzerinde yatmaya/yer hareketleri yapmaya yarayan sağlam ve yumuşaklaştırıcı nesne. İLE Matematiğin kısaltması. )

- MATÂBİ'[< MATBAA] ile MATÂBÎH[< TABH] ile MATÂBİH/METÂBİH[< MATBAH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33926 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Basımevleri. İLE Pişirilmiş, tabh olunmuş şeyler. İLE Mutfaklar. )

- MATÂİM[< MAT'AM] ile MATÂİM[< MIT'ÂM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33927 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yemek yenilecek yerler, yemek odaları. İLE Başkalarını beslemeler. | Doymak bilmezler, oburlar. )

- MATÂİN[< MATÎN] ile MATÂİN[< MAT'AN] ile MATÂÎN[< MIT'ÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33928 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Balçıkla sıvanmış yerler. İLE Ta'n edilecek, sövülecek yerler. İLE Mızrakla vurmakta becerikli olan. )

- MATEMATİK ile/ve/||/<> MATEMATİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7819 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanımlar/ilkeler ve doğaya dair bilgimize hizmet eden. İLE/VE/||/<> Varlık hakkında/dair konuşma olanağına sahip "ikinci felsefe". )
( Nesin Matematik Köyü Youtube Kanalı )

- MATHESIS UNIVERSALIS = MATHESIS:BİLME, BİLİM[Yun.] - UNIVERSALIS:EVRENSEL[Lat.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39504 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MATRİS[Fr.] ile MATRİS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46015 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hesap ve kumanda işlemlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre. | İstatistikte, bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi. | Gerçek ve karmaşık sayıların, dikdörtgen biçiminde tablosu. | Baskı yoluyla teksir için kullanılan, girintili çıkıntılı, metal ya da mukavva kalıp, baskı kalıbı. İLE ... )

- MÂÛN ile MAÛN ile MAUN[Amerika yerlilerin dilinden]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33943 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Malın zekâtı. | Yararlanılacak şey. | Eve gerekli olan şeyler. İLE Yardım, imdat. İLE Tespihgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen, büyük bir orman ağacı. | Bu ağacın, parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilâlanan kerestesi. | Bu keresteden yapılan eşya. )

- MAYA[Fars.] ile MAYA ile MAYA[Sans.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42267 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bazı besinlerin yapımında, mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde. | Yaradılış, öznitelik. | Damızlık, dişil hayvan. | Dişil deve. | İçerdikleri enzimlerin, katalizör niteliği etkisiyle şekerleri, karbondioksit ve alkole dönüştüren bir gözeli bitki organizmaları. İLE Bir tür halk türküsü. İLE Yanılsamalar (ilüzyon/illusion) dünyası. Algılarımız, gerçekliği, bütünlüğü içinde yansıtmadığında, zihinlerimizde, eksik ve çarpıtılmış algılarımızdan kaynaklanan birer "yanılsamalar dünyası" oluşuyor. Algı kapıları, algı filtreleri temizlendiği takdirde her şey insana gerçek durumuyla, "ne ise o olarak" görünür. Evrenin gerçek böylesiliğini görmemizi engelleyen, bize evreni renk renk, türlü biçimli çokluk, çeşitlilik olarak gösteren büyülü gözlük, renkli peçe. )

- MAYIS/mayıs ile/değil Mayıs
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55165 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taze sığır gübresi. | Yakıt olarak kullanılan kurutulmuş sığır dışkısı. İLE/DEĞİL Yılın beşinci ayı. )

- MAYMUNCUK ile MAYMUNCUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46027 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Her kilidi açmaya yarayan, demirden, eğri ve sivri araç. İLE Küçük maymun. | Ergin evrede bağ üzümlerinin yaprak ve sürgünlerini, kurtçuk evresinde kökleri kemiren, parlak siyah kınkanatlı bir böcek. )

- ME'SEM/E ile MESEMM[çoğ. MESÂMM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34057 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Suç. Günah. İLE Deri üzerindeki küçük delik. )

- MEBSÛS ile MEBSÛS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33953 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yayılmış, dağılmış, saçılmış, herkese yayılmış, herkesçe duyulmuş. İLE Gösterilmiş. | Açılmış mektup. )

- MECÂMİ'[< MECMA] ile MECÂMÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33957 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toplanılacak yerler, toplantı yerleri. İLE Dergiler. İLE ... )

- MECMÂ'[çoğ. MECÂMÎ'] ile MECMAA/MECMÛA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33964 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toplanılacak yer. | Kavuşulan yer, nokta. İLE Toplanılıp biriktirilmiş, düzenlenmiş şeyler. | Seçilmiş yazılardan oluşturulmuş yazma kitap. | Dergi. )

- MECMÛ/A[< CEM] ile MECMÛA[çoğ. MECÂMÎ']
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33965 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toplanmış, biraraya getirilmiş şey, tüm. | Bir yazı şekli/tarzı. İLE Toplanılıp biriktirilmiş, düzenlenmiş şeyler. | Seçilmiş yazılardan oluşturulmuş yazma kitap. | Dergi. )

- MECZÛM[< CEZM] ile MECZÛM[< CÜZÂM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33968 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Niyet edilmiş, kesin karar verilmiş. | Cezimli, son harfi harekesiz olarak okunan sözcük. ["İlm, cezb" gibi] İLE Cüzâmlı, miskinlik hastalığına/durumuna tutulmuş kişi. )

- MEÇ ile MEÇ[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46045 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düz ve ensiz kılıç. İLE Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu. )

- MEFHÛM ile MEFHÛM[< FEHM | çoğ. MEFÂHÎM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33974 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kömürleşmiş, kömür olmuş, fahim durumuna geçmiş. İLE Anlaşılmış, fehm olunmuş. | Sözden çıkarılan anlam, kavram. )

- MEHVEŞ[çoğ. MEHÂVİŞ] ile MEH-VEŞ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33994 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karışık ve kalabalık yer. İLE Ay gibi. )

- MEKS ile MEKS[çoğ. MÜKÛS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33997 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Durma, bekleme, bir yerde kalma, eğlenme. İLE Vergi, öşür, bâç. | Öşür, bâç, cibâyet etme. )

- MELÂ ile MELÂ' ile MELÂH[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33999 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sahra, ova. İLE Cemaat. İLE Çekirge. )

- MELÂMİ'[< LEM'A] ile MELÂMÎ[< MELÂMET | çoğ. MELÂMİYYÛN] ile MELÂMİH[< LEMHA]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34002 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parıltılar. İLE Her türlü gösterişten uzak, dünya malından yüz çeviren, dervişliği, rintliği kendine ilke edinen kişi. Melâmiye tarikatından olan.[Hem tarikattir, hem de değildir | Ne tarikat, ne de değildir] İLE Lemhalar[: Bir kez bakma. | Parıltı, parlama.]. | Bir şeyin başka bir şeye benzeme noktaları. | Güzellik ya da çirkinlik yapıtları. )

- MELİK[çoğ. MÜLÛK] ile MELÎK[çoğ. MÜLEKÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34003 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hükümdar, sultan, padişah, hâkan. | Allah'ın adlarındandır. İLE Allah'ın adlarındandır. | Mal sahibi. | Hükümdar, sultan, padişah, hâkan. )

- MEMNUN ile/ve/||/<> MECNUN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53842 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MEMSÛS ile MEMSÛS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34004 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dokunulmuş, mesolunmuş. İLE Emilmiş, sorulmuş, massolunmuş. | Baldır, incik. )

- MEN'Â' ile MEN'Â[çoğ. MENÂÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34008 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ölüm haberi. İLE Ölüm haberi, kara haber. )

- MEN'AF[< MENÂİF] ile Menâf
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34010 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dağın sivri tepesi. İLE İslâm'dan önce, Araplar'ın putu. )

- MEN'ÛT ile MENÛT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34027 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İyiliği, güzelliği söylenmiş, medh edilmiş. İLE Asılı, asılmış, rapt edilmiş. | Bağlı. )

- MENÂT ile Menât
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34017 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Asma yeri, ilişip asılacak yer. İLE [Cahiliye döneminde] Kâbe'de, "Hüzeyl" ve "Huzâa" kabîlelerinin ma'bûdu olmak üzere konulan sanem. )

- MENÎ ile MENÎ' ile MENÎ[Fars.] ile MENHÎ[Ar. | çoğ. MENÂHÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6892 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ersuyu. İLE Sarp, erişmesi/ulaşması zor yer. İLE Benlik. İLE Haram olmuş, yapılması şer'an yasaklanmış şey. )

- MER' ile MER[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34029 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Adam, erkek, kişi. İLE [sayı] Elli[50]. )

- MERÂH ile MERAH[çoğ. MERAHÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34031 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rahat edilecek yer. | Yer, mekân. | Arapça nahv cümlesinden ünlü yapıt. İLE Çok aşırı sevinme. )

- MERC[çoğ. MÜRÛC] ile MERC[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34038 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çayır, çayırlık. İLE Herc ile birlikte kullanılır. [HERC Ü MERC: Karmakarışık, alt-üst.] )

- MESÂ' ile MESÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34051 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Akşam. İLE Kuyumcu eşyası. )

- MESÂKİN[< MESKEN] ile MESÂKÎN[< MİSKÎN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34054 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Oturulacak yerler, meskenler. İLE Fazlasıyla fakir olanlar. | Miskinler, uyuşuklar. )

- MESÂVÎ[< MESVA] ile MESÂVÎ[< SÛ'ÜN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34056 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Evler, haneler, meskenler. İLE Kötülükler, fenâlıklar. )

- MESH ile MESH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34092 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Silme, sığama. | Bir şeyi, elle sığama. | Abdest alırken ıslak eli, başın dört bölümünden bir bölümüne sürme. İLE Şeklini değiştirerek, çirkin bir duruma getirme. )

- MESÎH ile MESÎH[< MESH] ile Mesîh
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34093 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üzerine yağ sürülmüş olan. İLE Başka bir şekle, hayvan kılığına girmiş olan kişi, mesh olunmuş. | Acîbe, garîbe. İLE Hz. Îsâ.[elini sürdüğü hastaların, anında iyileşmesinden kinâye olarak] )

- MESKUB[< SAKB]["ku" uzun okunur] ile MESKÛB[< SÜKÛB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34095 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Delinmiş, delikli, sakb olunmuş. İLE Kalıba dökülmüş, akıtılmış. )

- MESRÛD[< SERD] ile MESRÛD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34102 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Söylenilmiş, bildirilmiş, serd olunmuş. İLE Büyü, sihir, efsun. )

- MEST[Ar.] ile MEST[Fars. çoğ. MESTÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34103 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mesh edilen ve üzerine pabuç giyilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak ayakkabı. İLE Sarhoş. )

- MESTÛR[< SATR] ile MESTÛR/E[< SETR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34104 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yazılmış, çizilmiş, satırlanmış. İLE Örtülü, kapalı, gizli. | Açık gezmeyen kadın. )

- MESTÛRE[< SETR] ile MESTÛRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34105 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örtülü, kapalı, gizli. | Açık gezmeyen kadın. İLE Tanıkları gizli olarak, temize çıkarmak üzere, yargıç tarafından ait oldukları makama yazılan yazı. )

- MEŞÂ' ile MEŞÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34107 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Açıklanan, duyulan. | Bölünmeyip karışık ve ortak olan. İLE İshal yaptırıcı ilâç. )

- MEŞK ile MEŞK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34114 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yazı örneği. | Alışmak, öğrenmek üzere yapılan çalışma, alışma/alıştırma. | Yazı ya da müzik dersi. İLE Tulumdan yapılmış su kabı, saka kırbası. )

- MEŞŞÂT ile MEŞŞÂTA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34117 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tarak yapan, tarakçı. İLE Gelini süsleyen, gelin giysisi yapan kadın. )

- MEŞÛM ile MEŞ'ÛM[çoğ. MEŞÂİM] ile MEŞ'ÛN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34118 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gövdesi benekli kişi. | Şomi, meş'um. İLE Uğursuz. İLE Dağınık saç. )

- META ile METÂ'[Ar. < EMTİA]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34120 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Öte. [Fr. QUAND, QUANDO] İLE Satılacak mal/eşya. | Elde bulunan varlık, sermaye. )

- MEVÂTÎ[< MEVTÎ] ile MEVÂTÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34131 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayak basılan yerler. İLE Cansız şeye özgü, cansızlarla ilgili. | İşlenmemiş toprağa özgü. )

- MEVTÂ[< MEYT, MEYYİT] ile MEVTÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34137 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ölüler, ölmüşler. İLE Ayağın bastığı yer. )

- MEVZÛ'[< VAZ] ile MEVZÛ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34139 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Konulmuş, vaz olunmuş. | İşlemekte olan, geçer olan. | Doğru olmayan, uydurma, sonradan düzme. İLE Konu. )

- MEVZÛA[< VAZ] ile MEVZÛA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34140 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mevzû'nun müennesi. İLE [felsefe] Konut, postula. [İng./Fr. POSTULAT] )

- MEY' ile MEY ile MEY[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34141 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eriyip akma. İLE Doğu Anadolu'da kullanılan bir tür küçük zurna. İLE Şarap, içki. )

- MEY'A ile MEY'A/T
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34142 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [bitkibilim] Karagünlük. İLE Bir şeyin, tazelik zamanı. | Yere dökülen nesnenin akıp gitmesi. )

- MEYDÂN ile MEY-DÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34145 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geniş, açık, düz yer/alan. | Yarışma/karşılaşma yeri. | Ortaklık. | Âyin yeri. | Fırsat, olanak. İLE Şarap kabı. )

- MINZAR ile MINZÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34156 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bakma âleti. | Röntgen. İLE Ayna. | Röntgen. )

- Mİ'BER ile Mİ'BER/E
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34158 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Suyu geçmeye yarayan, kayık, sal, köprü gibi şeyler. İLE İğne kabı/kutusu. )

- Mİ'SÂL ile MİSÂL[< EMSÎLE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34183 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ucu uzun ağaç, gelberi. İLE Örnek. | Masal. | Düş/rüyâ. | Benzer, andırır. | Yalnızca ilk harfi[fâsı], harf-i illet olan sözcük.[VASL, VÂİZ, YÜMÜN, MEYSÛR vb.] )

- Mİ'ZÂD/Mİ'ZED ile MÎZÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34187 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağaç budama bıçağı. | Kolçak, pazvant. İLE Sevinç, neşe/sürûr. )

- Mİ ile Mİ[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46198 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Soru ek, ses uyumu kuralına uyarak, "mı, mu, mü" biçimlerine de girer. Sonuna getirildiği tümce ya da sözcüğe, söyleyiş biçimine, tonlamaya göre soru, şaşma, yadsıma anlamı katar. | Soru anlamıyla rica, emir tümceleri yapar. | Yinelenen iki sözcük arasında kullanılarak, sözcüğün anlamını pekiştirir. | Belirti geçmiş zamanlı bir tümce ile başka bir tümce arasında yer aldığında, birincisine koşul ya da neden, ikincisine de sonuç niteliği verir. İLE Gam dizisinde, re ile fa arasındaki ses ve bu sesi gösteren nota imi. )

- MİAD ile MÎÂD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34157 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mîdeler, kursaklar. İLE Belirtilen [yıpranma süresi] zaman ya da yer. | Bir şeyin yapılması için tanınan süre. )

- MİFZAL ile MİFZÂL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34162 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gündelik iş giysisi. İLE Onur ve erdem sahibi. )

- MİHAN[< MİHNET] ile MİHÂN[Fars. < MİH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34164 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıkıntılar. İLE Büyükler, ulular. )

- MİHRÂK ile MİHRÂK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34168 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Odak, küre içi biçiminde bir aynaya [ya da dışbükey(konveks) bir merceğe] paralel olarak gelen ışınların yansıdıktan ve kırıldıktan sonra toplandıkları nokta, odak noktası. İLE Çok hareket eden. )

- MİHRİMAH SULTAN CAMİSİ[adı "İSKELE CAMİİ" değildir!] ile MİHRİMAH SULTAN CAMİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16547 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üsküdar'da. [İskele Meydanı'nda.] İLE Edirnekapı'da. )
( 1545 - 1547'de. [İskele Camisi adıyla da bilinir.] İLE 1555'te. [Edirnekapı Camisi adıyla da bilinir.] )

- MİHRİMAH SULTAN ile MİHRİMAH SULTAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/36633 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı. İLE II. Mahmut'un kızı. )

- MİL ile MİL[Ar.] ile MİL[Lat.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46215 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Balçık. İLE Türlü işlerde kullanılmak üzere yapılan, ince ve uzun metal çubuk. | Göze sürme çekmeye yarayan, kemik ya da fildişinden yapılmış ince ve uzun araç. İLE Yer yer, uzunluğu değişen bir uzaklık ölçü birimi. )

- MİLHA[< MİLH] ile MİLHÂ/T[çoğ. MELÂHÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34173 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tuzlar. İLE Oyun, eğlence, cünbüş. )

- MİLKAT ile MİLKAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34174 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cerrah maşası. İLE Bir yerden, bir şey almaya yarayan âlet. )

- MİM[Ar.] ile MİM[Lat. < Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46221 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arap abecesinde, m harfinin adı. | Ebced hesabında, karşılığı 40 olan harf. | Bir bir yazının altına konulan im. İLE Eski Yunan ve Roma'da, yaşamı, töreleri taklit amacı güden komedi türü. | Bir oyuncunun, herhangi bir davranış ya da duyguyu, yüz ve gövde devinimleriyle anlattığı komedi türü. | Bu türü gerçekleştiren sanatçı. )

- MÎNÂ[< MİYÂNÎ] ile MÎNÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34175 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Liman. İLE Şarap şişesi. | Şişe, cam, billûr. | Mine, kuyumcuların gümüş üzerine nakş ettikleri lacivert ya da yeşil renkli sırça. )

- MİS[< MİSK] ile MİS[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34181 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hoş kokulu olan şey. İLE Bakır. )

- MİSKET[Fr. < Ar.] ile MİSKET[Fr. < İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46235 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hoş kokulu meyveleri nitelemek için kullanılır. İLE Bomba ve şarapnellerin içinde bulunan kurşun ya da demir tanelerin adı. | Bilye. )

- MİT ile M.İ.T.
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15637 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Milli İstihbarat Teşkilâtı. )

- MÎZAH değil MİZAH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11829 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- MİZAN el-HİKME ile/ve MİZAN el-HİKME ile/ve MİZAN el-HİKME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/15049 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Genel felsefe kitaplarının adı olarak bu ad kullanılır. İLE/VE İlm-i mantık'ın başka bir adıdır. Pek çok mantık kitabı bu adı taşır. İLE/VE Abdurrahman Hazinî'nin eserinin adıdır. Eser, çekim ve cisimlerin özgül ağırlıklarından bahseder. Modern döneme kadar konuyla ilgili en önemli çalışmadır. İngilizce çevirisi de vardır. )

- MOLLA[< MEVLÂNÂ] ile MOLLA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34189 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [eskiden] Büyük kadı, büyük âlim. İLE [sonradan] Medrese talebesi. )

- MU'CİB[< ACEB] ile MÛCİB[< VÜCÛB] ile MÜCÎB[< CEVÂB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34202 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hayrete/taaccübe düşüren, şaşkınlık veren, icâb eden. İLE Gereken, gerektiren. | Neden, vesîle. İLE Teklifi kabul eden, istenileni yapan, sorulana yanıt veren, icâbet eden. )

- MU'CİR ile MÛCİR[< ECR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34204 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir çeşit kadın başörtüsü. İLE Kiraya veren, îcâr eden. )

- MU'TÎ/A[< TÂAT] ile MU'TÎ[< ATÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34368 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boyun eğen, itaat eden. | Bağlı. | Rahat. İLE Veren, îta eden. )

- MUÂD ile MUADD[< ADD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34190 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geri çevrilmiş, iade edilmiş. İLE Hazırlanmış, îdâd olunmuş. )

- MUÂLLAK/A[< ALÂKA] ile MUALLÂKA/T[çoğ. MUALLÂKÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34194 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Asılmış, asılı, ta'lîk edilmiş. | Bir yere dayanmadan, havada, boşta duran. | Sürüncemede kalmış iş. | Bağlı. | Açık hece.[bâ] | Bir yazı biçimi. İLE İslâm'dan önce, Arap şairlerinin beğenilip Kâbe duvarına asılmış olan ünlü kasideleri. [7 ya da 9 tanedir] )

- MUÂSARA/T[< ASR] ile MUHASARA[< HASR] ile MUÂSERE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34196 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çağdaşlık, başkalarıyla bir yüzyılda yaşamış bulunma. İLE Kuşatma, etrafını çevirme. İLE Güçlük. | Fakirlik. )

- MÛCÎ[< VECÂ] ile MÛCİ'[< VECA]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34201 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağrıtan, acıtan. İLE Elem veren. )

- MÛCİBE ile MU'CİBE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34203 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Olumlu. İLE Şaşılacak, taaccüb olunacak. )

- MUCÎZ[< VECZ, VÜCÛZ] ile MU'CÎZ[< ACZ] ile MÛCİZ[< VECZ, VÜCÛD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34205 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İzin/icâzet veren. İLE Başkalarını, bir şey yapmada geri bırakan, acze düşüren. | Kimsenin yapamayacağı yolda olan. İLE Kısaltan, îcâz eden. | Kısa, toplu. )

- MÛDİ'[< VED] ile MUDÎ/E, MUZÎ'[< ZİYÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34206 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Emânet olarak bırakan/veren, tevdî eden. İLE Kaybeden, zâyi eden. )

- MUHADDED ile MUHADDED
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34211 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sınırı çizilmiş, sınırlanmış, tahdîd edilmiş. İLE Derisi buruşmuş olan. )

- MUHADDİR/E[< HADR] ile MUHADDİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34212 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uyuşturan, uyuşturucu, tahdîr eden. [Fr. NARCOTIQUE] İLE Kabartan, şişiren. )

- MUHÂDENET ile MUHÂDENET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34213 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dostluk, yakın arkadaşlık. İLE Barışma, barışık olma. )

- MUHÂKÂT ile MUHÂKÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34215 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birbirine öykü anlatma. İLE Birini, ahmak yerine koyma. )

- MUHALLÂ[< HALÂ] ile MUHALLÂ[< HALÂ/HÂLÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34218 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süslenmiş, süs yapılmış, donatılmış, tahliye olunmuş. İLE Boşaltılmış. | Süslenmiş, süs yapılmış. )

- MUHALLÜN-LEH ile MUHÂLÜN LEH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34221 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kendine helâl olan. | Boşadığı karısı, başka biriyle evlenip boşandıktan ve bir iddet devresi bekledikten sonra tekrar kendine dönmesi şer'an kabul edilen koca. İLE Alacaklı olan kişi. )

- MUHAMMER[< HİMÂR] ile MUHAMMER[< HAMR] ile MUAMMER[< ÖMR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34223 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eşeğe benzetilmiş, eşek denilmiş, tahmîr olunmuş. İLE Mayalanmış, ekşiyip kabarmış. | Yoğurulmuş. Kaynayıp kıvamını bulmuş. İLE Yaşayan, yaşamış, ömür süren. )

- MUHAMMES ile MUHAMMES
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13571 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Usûl. İLE Beş parçası olan, beşli. | Beşgen. )

- MUHAMMES ile MUHAMMES[< HUMS] ile MUHAMMEZ[< HAMZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34224 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateş üzerinde kızdırılıp kurutulmuş, tahammüs edilmiş. İLE Beşli, beş katlı, tahmîs edilmiş. | Her bendi, beş mısrâlı olan manzûme. | Beşgen. [Fr. PENTAGONE] İLE Paslanmış, oksitlenmiş, hamızlanmış. )

- MUHAMMİR[< HAMR] ile MUHAMMİR ile MUHÂMÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34226 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mayalayan, ekşitip kabartan, tahmîr eden. | Yoğuran, mayalayan, kıvamını bulduran. İLE Kızdırıcı ilâç. İLE Savunan, koruyan, müdafaa eden. | Avukat. )

- MUHÂRESE/T[< HİRÂSET] ile MUHÂREŞE ile MUHÂREŞE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34240 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Koruma, muhafaza. İLE Kışkırtma, halkı birbirine düşürme. İLE Fitneleyip kavga çıkarma. )

- MUHARREF[< HARF] ile MUHARREF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34241 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Değiştirilmiş, üzerinde kalem oynatılmış, tahrîf edilmiş. İLE Bunak denilmiş, tahrif olunmuş. )

- MUHARRİK[< HARÎK] ile MUHARRİK[< HARK] ile MUHARRİK[< HAREKET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34242 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yakan, tahrîk eden. İLE Çok yakan. | Çok hareket eden. | Pek susatan. İLE Hareket ettiren, oynatan. | Kışkırtan, ayartan, dürten. | [fels.] Devitken. | [kimya] Karmaç. )

- MUHASSAL[< HUSÛL] ile MUHASSAL[< HUSÛL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34244 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Elde edilmiş, hâsıl edilmiş, tahsîl olunmuş. | Sözün kısası, işin sonu, hâsılı, hulâsa. İLE Elde edilen sonuç. | [fizik] Bileşke. )

- MUHASSIN ile MUHASSİN[< HASEN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34246 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kale gibi korunaklı ve sağlam kılan. | Nâmâhremden saklayan. İLE Güzel kılan, güzelleştiren, tahsîn eden. )

- MUHAŞŞİ ile MUHAŞŞİ' ile MUHAŞŞÎ[< HAŞYET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34247 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hâşiye yazayan, hâşiyeleyen. İLE Kibirlinin, kibrini kıran. İLE Korkutan, haşyete düşüren. )

- MUHÂT ile MUHÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34249 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kuşatılmış, etrafı çevrilmiş, ihâta olunmuş. | Bir şeyin içinde bulunan. İLE Sümük, sümüğe benzeyen yapışkanlı nesneler. )

- MUHAYYER ya da SÜMBÜLE ile MUHAYYERSÜMBÜLE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46356 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türk müziğinin makamları. )

- MUHÂZÂT ile MUHÂZÂT[< HİZÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34254 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüz yüze gelme. İLE Aynı hizâda bulunma, karşı durma/olma. )

- MUHÂZÎ[< HİZÂ] ile MUHÂZÎ[< HİZÂ] ile MUHAZZİ' ile MUHÂDİ'[< HAD, HID]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34256 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birbirinin karşısında ve aynı sırada bulunan. | Paralel. İLE Birbirinin karşısında bulunan, karşı sırada bulunan. İLE Ot ve saman kesmeye yarayan bir çeşit tarım makinesi. İLE Hile yapan, aldatan. )

- MUHLİS ile MUHLİS[< HULÛS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34260 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saç ve sakalına kır düşmüş kişi. İLE Katkısız, hâlis. | Dostluğu, samimiyeti ve hali içten, gönülden olan. [eskiden, büyükten küçüğe yazılan resmî yazılarda, bir nezâket dili olarak "ben" anlamına gelen, "muhlisiniz" şeklinde kullanılırdı] )

- MUHRİB ile MUHRİB[< HARÂB | çoğ. MUHRİBÎN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34261 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Torpidoları avlamaya yarayan ve çok hızlı giden bir çeşit küçük savaş gemisi. İLE Yıkan, harâb eden. )

- MUHSIN/MUHASSIN ile MUHSİN[< HASEN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34262 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kale gibi korunaklı ve sağlam kılan. | Nâmâhremden saklayan. İLE İyilikte, bağışta bulunan. )

- MUHTÂL[< HİLE] ile MUHTAL ile MUHTÂL[< HATL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34263 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hileci, dalavereci, dubârâcı. İLE Havaleyi alan kişi. İLE Kibirli, büyüklük taslayan. )

- MUHTATIB[< HATAB] ile MUHTATIB[< HATAB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34264 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nikâhla isteyen, ihtitâb eden. | Hutbe okuyan, nutuk veren. İLE Odun kesen ya da toplayan. | Baltalık. )

- MUHTEKIR ile MUHTEKİR[çoğ. MUHTEKİRÎN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34267 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hor gören, aşağı gören, ihtikar eden. İLE Yolsuz kazanç elde eden, vurguncu, istifçi, ihtikâr yapan. )

- MUHTELİK ile MUHTELİK[< HALK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34269 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tıraş eden. İLE Yalancı, uydurucu. )

- MUHTERİS[< HİRÂSET] ile MUHTERİS[< HIRS] ile MUHTERİZ[< HIRZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34271 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sakınan, çekinen. İLE Hırs sahibi. | Çok istekli. | Ateşli. İLE Sakınan, çekinen, ihtirâz eden. )

- MUHTEZİN ile MUHTEZİN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34272 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hüzünlü, kederli. İLE Biriktirip hazineye koyan, saklayan, anbara atan. )

- MUÎD[< AVD] ile MUİDD[< ADD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34273 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnzibat teminine memur, muallim yardımcısı. İLE Hazırlayan, îdâd eden. )

- MUÎL ile MUİLL ile MUÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34274 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çoluğu çocuğu ve yakınları çok olan kişi. İLE Hasta eden, alîl eden. İLE Ödünç veren, iare eden. )

- MÛK ile MÛK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34275 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göz pınarı. İLE Diken. )

- MÛKAD ile MUK'AD[< KU'ÛD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34277 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağır yüklü. İLE Kötürüm, yatalak. )

- MUKADDİME ile/değil MUKADDEME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16700 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Önsöz. İLE/DEĞİL Öncül. )

- MÛKIR ile MUKIRR[< KARÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34285 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meyvelerinin çokluğu nedeniyle dalları sarkmış ağaç. İLE İkrar eden, doğruyu söyleyen, kusurunu, kabahatini gizlemeyen. | Birinin, kendinde hakkı olduğunu haber veren kişi. )

- MUNTAVÎ[< TAYY] ile MUNTAVİ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34292 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dürülüp bükülen, toplanmış, devşirilmiş. İLE Söz dinler. )

- MURAKKÂ ile MURAKKÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13869 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kağıtların üst üste yapıştırılıp mukavva kalınlığına getirilmesi. İLE Dervişlerin giydiği yamalı hırka. )
( Hattatların meşknâmesi. Bir kâğıt üzerine karışık olarak yazılan yazılar. )

- MURTAZI'[< RIZÂ] ile MURZI'[< RIZÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34298 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süt emen, irtizâ' eden. İLE Bebek emziren, ırza' eden. )

- MÛSÂ[< VESÂYET] ile MÛ-SÂ/Y[Fars.] ile Mûsâ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34299 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vasiyet olunan mal ve yarar. İLE Ustura. İLE Hz. Mûsâ peygamber. )

- MUSA ile/ve/||/<> MUSA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52911 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [Osmanlı döneminde] [Müslümanlar için "SİN" ile yazılan.] İLE/VE/||/<> Müslüman olmayanlar için "SAD" ile yazılan. )

- MUSTAFA III ÇEŞMESİ ile MUSTAFA III ÇEŞMESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16408 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üsküdar'da, Ayazma Camisi yanındadır. İLE Topkapı Sarayı'nda, 2. kapıdaki çeşmedir. )
( 1760'da, Sultan III. Mustafa tarafından. [Ayazma Çeşmesi adıyla da bilinir.] İLE 1758'de, Sultan III. Mustafa tarafından. )

- MUŞ ile MUŞ[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46408 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğu'daki bir ilimiz. İLE Altı düz, küçük gezi teknesi. )

- MUŞT[çoğ. MIŞÂT] ile MUŞT[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34307 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tarak. İLE Yumruk, tokat. | [mecaz] Avuç. )

- MUŞTA ile MUŞTA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34308 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saç tarağı. İLE ... )

- MUŞTÎ ile MUŞTÎ[< MUŞT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34309 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir avuç, bir avuçluk, bir avucun alabileceği kadar. İLE Tarak biçiminde olan. )

- MUT ile MUT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46410 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tüm özlemlerin, eksiksiz ve sürekli olarak yerine gelmesinden duyulan kıvanç, kut. İLE Elli şilinlik tahıl ölçeği. )

- MUVAFFIK[< VEFK] ile MUVÂFIK[< VEFK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34369 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başarı kazandıran, muvaffak eden. İLE Uygun, yerinde. | [müzik] Bir makam. )

- MUZÎ' ile MÛZÎ[< EZÂ] ile MUZÎ'[< ZÂYİ] ile MUZÎ/E[< ZİYÂ] ile MÛZİH/MUVAZZİH[< VUZÛH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34380 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meydana çıkaran, açığa vuran, izâa eden. İLE İnciten, eziyet veren, rahat bırakmayan, îzâ eden. İLE Kaybeden, zâyi' eden. İLE Işık veren, parlayan, parlak, ziyâlandıran. İLE Açıklayan, ayrıntılı olarak anlatan, îzâh eden. )

- MÜ'SÎ ile MÜSÎ[< SU]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34800 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kederli birini avutan. İLE Kötülükte bulunan, isâet eden. )

- MÜBERKA ile MÜBERKAA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34387 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüzü peçeyle örtülü, peçeli. İLE Başı beyaz olan kara, dişil koyun, marye. | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makam. )

- MÜBREZ[< BÜRÛZ] ile MÜBRİZ[< BÜRÛZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34393 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gösterilmiş, meydana çıkarılmış, ibrâz olunmuş. İLE Gösteren, meydana çıkaran, ibrâz eden. )

- MÜBTELÂ'[< BEL] ile MÜBTELA[< BELÂ] ile MÜBTENÂ/MÜBTENÎ[< BİNÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34397 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yutulmuş, yenilmiş. İLE Düşkün, bağımlı.[kötü şeylere] | Tutkun, tutulmuş. İLE Kurulu, kurulmuş olan, ibtinâ eden. | Dayanan. )

- MÜDÂVÂ/T[< DEVÂ] ile MÜDÂVÎ[< DEVÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34416 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hastaya bakıp ilâç verme, devâ arama. İLE İlâç veren, iyileştiren, devâ bulan. )

- MÜDDEÂ[DA'VÂ] ile MÜDDEÎ[< DA'VÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34421 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İddia olunmuş, iddia edilen/olunan şey. | Dâvâ edilen şey. | Asılsız iddia edilen şey. | Sav, tez. İLE İddia eden, dâvâcı. | Bir yargıda ayak direyen. | İnatçı. )

- MÜECCEL[< ECEL] ile MÜECCİL[< ECEL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34432 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İleriye bırakılmış, peşin olmayan, ileride yapılmak üzere zamanı belirtilen, ertelenmiş, te'cîl edilmiş. İLE İleriye bırakan, erteleyen, te'cîl eden. )

- MÜEDDEB[< EDEB] ile MÜEDDİB[< EDEB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34433 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Terbiyeli, edepli, edeplendirilmiş, te'dîb edilmiş. | Okumuş, bilgili. İLE Bilgi ve terbiye veren, edeplendiren, te'dîb eden. )

- MÜEYYED[< EYD] ile MÜEYYİD[< EYD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34439 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güçlendirilmiş, sağlam, te'yîd edilmiş. | Doğrulanmış. | Yardım gören. İLE Güçlendiren, te'yîd eden. | Doğrulayan. | Yardım eden. )

- MÜFÂHARE[< EYD] ile MÜFÂHİR[< EYD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34441 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karşılıklı övünme. İLE Övünen, fahr eden. )

- MÜFERRES ile MÜFERREŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34443 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Farsça'laştırılmış. İLE Döşenmiş, tefrîş edilmiş. )

- MÜHDER[< HEDER] ile MÜHDİR[< HEDER]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34455 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( HEDER: Karşılığını alamama, boşa gitme, ziyan olma. )
( Dökülen, akıtılan. İLE Döken, akıtan, heder eden, ihdâr eden. )

- MÜHMEL[< HEML] ile MÜHMİL[< HEML]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34460 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boşlanmış, bakılmamış, bırakılmış, ihmâl edilmiş. | Abecede, noktasız harf. | Anlamsız, boş söz/tümce. İLE Boşlayan, bırakan, savsaklayan, ihmâl eden. )

- MÜHÛD[< MEHD] ile MÜHÜD[< MİHÂD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34461 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beşikler. İLE Yataklar, döşekler. )

- MÜLÂTIF[< LÜTF] ile MÜLÂTTIF[< LÜTF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34535 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lâtife eden/edici. İLE Bir iyilikle gönül alan, taltîf eden. | Yumuşatıcı ilâç. )

- MÜLZİM/E[< LÜZÛM] ile MÜLZİME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34541 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir konuda baskın çıkarak susturan, susturucu kişi. | Gerekli gören, gerektiren. İLE Masa üzerindeki kâğıdın dağılmaması, uçmaması için üzerine konulan bir araç. )

- MÜNÂDÂ[< NİDÂ] ile MÜNÂDÂT[< NİDÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34549 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Seslenilmiş, çağrılmış, nidâ edilmiş. | Başına nidâ harfi getirilmiş olan sözcük.[Ya Ali] İLE Bağrışma, yaygara, velvele. )

- MÜNÂDİM[< NEDÎM] ile MÜN'ADİM[< ADEM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34551 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ortam arkadaşı, nedimlik eden. İLE Yok olan, in'idâm eden. )

- MÜNEVVER[< NÛR] ile MÜNEVVİR[< NÛR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34560 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aydınlatılmış, parlatılmış, nurlandırılmış, tenvîr edilmiş. | Aydın kişi. İLE Aydınlatan, parlatan, nurlandıran, tenvîr eden. )

- MÜRÂCAA ile MÜRÂCAA(T)[< RÜCÛ | çoğ. MÜRÂCAÂT] ile MÜRÂCAHA[< RÜCHÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34778 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sorulu yanıtlı olarak, karşılıklı konuşma biçiminde yazılmış şiir. İLE Geri dönme. | Başvurma, danışma, yardım isteme. İLE İyilikte, üstün gelmek üzere yarışma. )

- MÜRÂCAÂT[< MÜRÂCAAT] ile MÜRÂCAAT[< RÜCÛ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42615 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( GERİ DÖNMELER, BAŞVURMALAR, DANIŞMALAR, YARDIM İSTEMELER ile GERİ DÖNME, BAŞVURMA, DANIŞMA, YARDIM İSTEME )

- MÜSÂG[< SEVG] ile MÜSÂG[< İSÂGA]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34789 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boğazdan kolaylıkla geçirilmiş, kolay yutulmuş, isâga olunmuş. İLE Akıtılmış, kalıba dökülmüş. )

- MÜSBİT[< SÜBÛT] ile MÜSBİT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34793 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İsbât eden/edici. İLE Yara ve hastalıktan dolayı pek halsiz kalan. )

- MÜSTED'Î[< DA'VÂ] ile MÜSTE'DÎ[< EDÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34839 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dilekçe veren, istidâ eden. İLE Yardım ve korunma isteyen. | Birinin malını zorla alan. )

- MÜSTEFÂD[< FEYD] ile MÜSTEFÂZ[< FEYZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34842 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kazanılmış, kâr edilmiş. | Anlaşılmış. İLE Dağılıp yayılmış. )

- MÜSTEVDA'[< VED] ile MÜSTEVDÎ'[< VED]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34873 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Emânet bırakılan. | Emânet olarak bir malı kabul eden. İLE Emânet bırakan. | Emânet bırakılan yer. )

- MÜSÛL ile MÜSÜL[< MİSÂL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34879 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saygıdan dolayı ayakta durma. İLE Örnekler. | Platon'un, "İdealar" olarak bahsettiği. )

- MÜŞAHHAS[< ŞAHS] ile MÜŞAHHIS[< ŞAHS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34881 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanınmış, teşhîs edilmiş. | Kişi görünümüne girmiş, kişileşmiş. | Somut. İLE Taslağın adını koyan, teşhîs eden. )

- MÜŞÂKAT["ka" uzun okunur] ile MÜŞÂKAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34882 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıkıntıya dayanma üzerine yarışma. İLE Düşmanlık. Aykırılık. )

- MÜŞBİ'[< ŞİB] ile MÜŞEBBA'[< ŞİB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34883 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doyuran. İLE Doymuş, tok, işbâ' olunmuş. [Fr. SATURÉ] )

- MÜŞTÂK[< ŞEVK] ile MÜŞTAKK[< ŞAKK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42665 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İştiyaklı, özleyen, göreceği gelen, can atan. İLE Başka bir sözcükten çıkmış, türemiş, türeme. )

- MÜTEÂMI[< AMÂ] ile MÜTEAMMÎ[< AMÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34890 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Görmemezlikten gelen, taâmî eden. İLE Kör/amâ olan. )

- MÜTEBÂKÎ[< BEKÂ] ile MÜTEBÂKÎ[< BÜKÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34897 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geri kalan, artan, bâkî kalan. İLE Ağlar gibi görünen, yalandan ağlayan, tebâkî eden. )

- MÜTEHADDİR[< HADER] ile MÜTEHADDİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34917 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örtünen, bürünen, tahaddür eden. İLE Yokuş aşağı giden, hızla aşağı doğru inen, yuvarlanan. )

- MÜTEHÂLLÎ[< HALY] ile MÜTEHÂLLÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34920 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süslenmiş, donanmış, tahallî etmiş. İLE Boşalan, boş kalan, tahallî eden. )

- MÜTEHÂŞŞÎ ile MÜTEHÂŞŞİ'[< HAŞYET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34931 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korkan, saygı ile karışık korkup çekinen, tehâşî eden. İLE Alçakgönüllü, tahaşşu' eden. )

- MÜTEHÂZZIR ile MÜTEHÂZZIR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34935 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yeşillenen, yeşil renk bağlayan, tahazzur eden. İLE Huzurda bulunan, hazır olan. )

- MÜTEMESSİH ile MÜTEMESSİH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35110 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeye el süren, sıvazlayan, temessüh eden, mesh eden. | Bir şeye sürünen. İLE Çirkin görünüme giren, temessüh eden. )

- MÜTENESSİK[< NASK] ile MÜTENESSİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35123 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sürekli olarak, aynı biçimde, biteviye olan, yeknesak, tenessuk eden. İLE Kulluk eden. )

- MÜTESÂİB ile MÜTESA'İB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35129 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Esneyen, tesâüb eden. İLE Güç olan, güçleşen. )

- MÜTESÂİD[< SUÛD] ile MÜTESA'İD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35130 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yukarı çıkan, yükselen, ağan, suûd eden. İLE Yukarı çıkan, yükselen. )

- MÜTESÂLİH[< SULH] ile MÜTESALİH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35131 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Barışan, sulh yapan, tesâlüh eden. İLE Sağır gibi görünen, sağırlık gösteren. )

- MÜTEŞA'İR[< ŞAAR] ile MÜTEŞÂİR[< Şİ'R]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35139 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saçlı, kıllı, kılı çok olan. İLE Şairlik taslayan. )

- MÜYESSER[< YÜSR] ile MÜYESSİR[< YÜSR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35166 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kolayı bulunup yapılan, kolay gelen, kolaylıkla olan. İLE Kolayını bulup yapan, kolaylıkla ortaya çıkaran. )

- MÜZÂRAA ile MÜZÂRAA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35167 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zira ile satma. [ZİRA: 75-90 santimlik bir uzunluk ölçüsü.] İLE Ekincilik üzerine yapılan işler. | Toprağa, çalışmaya ve kazanca ortak olmak üzere kurulan şirket. )

- MÜZMEN[< ZAMAN] ile MÜZMİN/E[< ZAMAN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35174 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Müzmin duruma gelmiş. | [mecaz] Zayıflamış, halsiz düşmüş. İLE Üzerinden zaman geçmiş, eskimiş, süreğen hastalık. )


| N... |

N ile başlayan AYNI'LAR...
( 89 FaRk, 92 katkı )


- (...'NIN) ALTI ile 6 (ALTI)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53871 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- (NEVŞEHİR'Lİ) İBRAHİM PAŞA CAMİSİ ile (HADIM) İBRAHİM PAŞA CAMİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16527 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şehzadebaşı'nda. İLE Silivrikapı'da. )
( 1720'de, Sadrazam Nevşehir'li İbrahim Paşa tarafından. İLE 1551'de, Vezir Hadım İbrahim Paşa tarafından. )

- [Fars.] NAKARE["ka" uzun okunur] ile NÂ-KÂRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18126 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Davul, kös. | Dümbelek. İLE İşe yaramaz, yararsız. | Tembel, üşengen, uyuşuk. )

- [Fars.] NÂME ile -NÂME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18137 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mektup. | Sevgiye ve aşka dair yazılmış mektup. | Kitap, dergi/mecmûa. İLE "Yazılı/yazılmış, küçük kitap" anlamlarına gelerek birleşik/mürekkep sözcükler oluşturur.[EMİR-NÂME, KÂNUN-NÂME, KARAR-NÂME] )

- [Fars.] NEVÂÎ ile Nevâî[Ali Şîr-]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18185 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Makam, uyum ve nasip ile ilgili. İLE [1441-1501]. )

- [Fars.] NİGÂL ile NİGÂR ile Nigâr
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18198 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yeni. | Yeni, son zamanlarda çıkmış. | Taze, körpe. İLE Resim. | Resim gibi güzel sevgili. | Resmedilmiş, resmi yapılmış. | Put. | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makam. İLE Ünlü hanım şairlerimizdendir. Aks-i sadâ, Efsûs, Nîran adlı kitapları vardır.[1856 - 1918] )

- [Fars.] NİHÂVEND ile NİHÂVEND
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18200 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İran'ın batısında bulunan ünlü bir şehir. İLE Türk müziğinde bir makam. )

- [Fars.] NİŞÂN ile -NİŞÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18207 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İz, belirti. | İşaret, fabrika işareti. | Yara izi. | Amaç, hedef, vurulması istenilen nokta. | Vurulacak noktaya silahı çevirme. | Sevgililik işareti. | Bu işareti takmak üzere yapılan tören. | Hatıra için dikilen taş. | Tuğra. | Taltif için verilen madalya. | Ferman. İLE "duran, dikilen, kalan" gibi anlamları gelerek bileşik sıfatlar yapar.[HATIR-NİŞAN: Unutulmayan, akılda kalan.] )

- [Fars.] NÛŞ ile -NÛŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18213 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tatlı, bal. | İçki, işret. İLE "içen/içici" anlamlarıyla sözcüklere takılır.[BÂDE-NÛŞ: Şarap içen.] )

- NA'L ile NÂL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18136 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayakkabı, pabuç. | Nal. | Oturacak yerlerin en aşağısı. İLE Kamış düdük. | Kamış. | Kamış kalemin içindeki saz. | Şeker kamışı. | İnleyen/inleyici. )

- NA'Z/İNTİÂZ ile NÂZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18149 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güçlenme, kıvama gelme. | Kalkma. İLE Kendini beğendirmek için takınılan yapmacık. | Bir şeyi beğeniyormuş gibi görünme. | Şımarıklık. | Yalvarma, ricâ. )

- NÂB[çoğ. ENYÂB] ile NA'B ile NÂB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18101 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Azı dişi. | Yaşlı deve. İLE Karga ya da horoz gibi ötmek. İLE Arı, saf, hâlis. | Katıksız. | Berrak. | Oluk. )

- NÂBÎ ile NÂBİ'/NÂBİA[< NEBEÂN] ile Nâbî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18102 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haberci, haber veren. İLE Yerden çıkıp fışkıran, kaynayan, akan. İLE Büyük Türk şairi.[1626 - 1712][müzikte, Seyyid Nuh takma/müstear adıyla besteleri vardır.] )

- NÂCÎ ile NÂCİ' ile Nâcî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18103 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kurtulan, selâmete kavuşan, necat bulan. | Cehennemden kurtulmuş, cennetlik. İLE Sindirimi kolay yiyecek. İLE Birçok eseri bulunan, Tercemân-ı Hakîkat gazetesi yazarı.[öl. 1893] )

- NÂDİR[< NEDRET | çoğ. NÂDİRÂT, NEVÂDİR] ile NADÎR/NAZÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18105 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Seyrek, az, ender bulunur. İLE Taze. | Altın. )

- NÂFÎ[< NEFY] ile NÂFİ'[< NEFY]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18106 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gideren, giderici, yok eden/edici. İLE Yararlı, kârlı. )

- NAHB ile NAHB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18108 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ölüm, ecel. | Yüksek sesle ağlama. İLE Çekip çıkarma. | Şerefe içilen kadeh. | En iyi şeyi seçme, tercih etme. )

- NAHHÂT ile NAHHÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18109 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kereste kesicisi, doğramacı, marangoz, tahta/ağaç oymacısı. İLE Kibirli, gururlu. )

- NÂHÎ[< NEHY] ile NÂHÎ[çoğ. NUHAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18110 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yasak eden, önleyen, men eden. İLE Sözdizmi, nahiv, sentaks. )

- NÂHİB[< NEHB] ile NAHÎB[çoğ. NAHB] ile NAHÎB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18111 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yağmalayıcı/yağma eden, talanlayan/talanlayıcı, çapulcu. İLE Korkak. İLE Avaz avaz ağlama. )

- NAHÎF ile NAHÎF/NAÎF[Ar. < NEHÂFET] ile NAİF/NAHİF[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18112 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Genizden gelen ses. İLE Zayıf, arık. İLE Kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı. | Güzel sanatların, özellikle resim alanında kendini yetiştirmiş sanatçısı ya da onun yapıtı. | Saf, deneyimsiz. | Acemice yapılan. )

- NAHÎL[< NAHL] ile NÂHİL/E[< NAHL] ile NÂHİL[< NAHL] ile NÂHİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18113 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hurma ağacı. İLE İnce, zayıf, arık. İLE Kalburcu. İLE Susuz, suyu olmayan. )

- NÂHİR[< NAHR] ile NAHÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18114 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çürüyüp ufalanmış kemik. İLE Burundan hırlama. )

- NÂHİRE ile NAHÎRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18115 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayın birinci günü. | Ayın sonu, son gecesi. İLE Ayın ilk günü ya da son gecesi. )

- NÂHİS ile NAHÎS[< NAHS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18116 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kıtlık yılı. İLE Uğursuz. | Kıtlık. )

- NÂHL[çoğ. NÜHÛL] ile NAHL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18117 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bal arısı. İLE Hurma ağacı. | Zamanında, âdet olan süs ağacı. | Gümüş ya da mumdan yapılarak gelinlerin önünde götürülmesi ve sonra gelin odasına konulması. | [yazında/edebiyatta] İnce, uzun, nârin gövdeli dilber. )

- NAHZ ile NAHZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18118 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyle dürtme. | Biber gibi şeyleri havanda dövme. İLE [cerrahlıkta] Ameliyatta kesilecek kemiği açma. )

- NAÎB ile NÂİB[< NEVB| çoğ. NÜVAB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18119 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Birinin yerine geçen, vekil. | Kadı vekili. | Kadı, şeriat hükümlerine göre hüküm veren hâkim. | Nöbet bekleyen, nöbetle gelen. )

- NÂİM[< NEVM | çoğ. NÂİMÎN, NİYÂM, NÜVVÂM, NÜVVEM, NÜYYEM] ile NÂİM[< Nİ'M] ile NAÎM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18121 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uyuyan, uykuda bulunan. İLE Taze, körpe. | Yumuşak, kemiksiz şey. İLE Bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. )

- NAÎR ile NÂİR[< NÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18122 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haykıran, na're atan. İLE Parlayan. )

- NAK' ile -NÂK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18123 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Suda ıslanma. | Sıcak suda haşlama. | İlâç olarak çıkarılan su. | Hayvanın yiyeceğini soğuk su ile ıslatma. | Toz. İLE Adlara takılarak sıfat oluşturan bir edat.[-li,-lü anlamını verir][DERD-NÂK: Dertli. | ELEM-NÂK: Elemli.] )

- NAKA'["ka" uzun okunur] ile NÂKA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18124 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Temiz olma, paklanma. İLE Dişil deve, maya. )

- NAKÎ ile NAKÎ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18130 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Temiz, pak. İLE Kandırıcı/kandıran. )

- NAKÎS[< NOKSÂN] ile NÂKİS[< NEKS | çoğ. NEVÂKİS] ile NAKÎZ[< NAKZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18132 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eksik. İLE Başını sürekli öne eğen kişi. | Alçak, adi, bayağı. İLE Karşı, zıt. )

- NAKS ile NAKŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18135 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eksiklik, noksan. | Eksiltme, azaltma. İLE Resim. | Duvarlara, tavanlara yapılan yağlı ya da sulu boya resim, süsleme sanatı. | İpekle, sırma ile işletme. | Hile, renk. )

- NAMAZGÂH ile NAMAZGÂH ile NAMAZGÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16549 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 1786'da, Sultan II. Mahmud'un annesi Nakşıdil Sultan tarafından. İLE 1642'de, Sadrazam Gürcü Mehmet Paşa tarafından. İLE 1812'de, Sultan II. Mahmud'un eşi Nevfidan Sultan tarafından. )

- NÂMÎ[< NÜMÜVV] ile NÂMÎ[< Fars. NÂM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18138 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yerden biten, yetişen, büyüyen, artan. İLE Ünlü, namlı, şöhretli. )

- NAMLI ile NAMLI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42776 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Samanından ayrılmamış arpa yığını. )

- NAR ile NÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11220 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meyve. İLE Ateş. )

- NÂR ile NÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18139 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateş, od. | Cehennem. | Yakıcı şey. İLE Nar. )

- NÂRCÎL ile NÂRÇÎL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18140 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hindistan cevizi. İLE Hindistan cevizi. )

- NÂS[< İNS] ile NAS/NASS[< NUSÛS] ile NA'S/NA'SE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18141 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişiler, halk, herkes. İLE Açıklık, sarihlik, kat'îlik. | Anlamında açıklık, kesinlik bulunan Kur'an-ı Kerîm ayetinin delil olarak gösterileni. | [felsefe] İnak, dogma. | [eskiden] Sadece bir anlama gelen sözcük. İLE Uykusu gelme, uyku bastırma, ımızganma. | Zayıflık, bitkinlik, kuvvetsizlik. )

- NASAF ile NÂ-SÂF[Fars. Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18142 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uşak, hizmetçi. İLE Saf/hâlis olmayan, karışık. | Kirli, pis. )

- NASIP ile NASİP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38196 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Atama. İLE Birinin payına düşen şey. | Birinin elde edebildiği, sahip olabildiği şey. | Kısmet, talih, baht. | Günlük kazanç. )

- NÂSİH[< NESH] ile NASÎH[çoğ. NUSAHÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18143 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İptal eden, nesh eden. | Kopyasını çıkaran, istinsâh eden. İLE Öğüt veren, nasihat eden. )

- NÂSİK[< NESAK] ile NÂSİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18144 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düzenleyen, tertip eden. İLE Allah yolunda ibâdet eden, dine bağlı. )

- NÂSİL[< NESAK] ile NÂSİR[< NESR] ile NASÎR[< NASR] ile NASL[çoğ. NİSÂL, NUSÛL] ile NASR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18145 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kıl dökücü ilâç. İLE Yayan, saçan. | Düzyazı/nesir yazan. İLE Yardımcı, nusret eden. İLE Ok, kargı, temren gibi şeylerin ucundaki sivri demir. İLE Yardım. | Üstünlük. )

- NAT'[çoğ. ENTÂ', NUTÛ'] ile NA'T[çoğ. NUÛT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18146 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sofra bezi. | Meşinden yapılan döşek.[Fr. NATTE] İLE Bir şeyi överek/medhederek anlatma, vasıflandırma. | Hz. Muhammed'i övmek üzere yazılan şiirler. )

- NATS ile NATŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18147 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nadas. İLE Bünyenin gücü ve şiddeti. )

- NÂY[Fars.] ile -NÂY/NÂ-[Fars.] ile NA'Y
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18148 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kamış. | Ney, kamıştan yapılan düdük. İLE Sözcüğün başına getirilerek sözcüğü olumsuzlaştıran bir edat. İLE Ölüm haberi getirme. )

- NAZAR/NAZÂRET ile NAZAR[çoğ. ENZÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18150 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Altın. | Tazelik. İLE Bakma, göz atma. | Düşünme. | Göz değme. | İltifat. | İtibar. | Yan bakış. | Güzel, dilber. )

- NAZAR ile NAZAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/4050 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bilenlerin/âlimlerin bakışıyla/nazarıyla. İLE Cahillerin bakışıyla/nazarıyla. )
( Kuram/nazariye/teori sunar. İLE Kıskançlık/hased yaratır. )

- NAZIM ile NÂZIM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11221 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Manzume. İLE Düzenleyen. )

- NÂZİL[< NÜZÛL] ile NAZÎR ile NAZÎR[< NAZAR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18151 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yukarıdan aşağı inen/inici. | Bir yere konan, bir yerde konaklayan. | [müzikte] İnici, tizden pese doğru giden dizi. İLE Taze. | Altın. İLE Benzer, eş. )

- NE? ile NE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18152 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Değil, yok. )

- NEBÂT[çoğ. NEBÂTÂT] ile NEBÂT[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18154 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Topraktan çıkan/biten her türlü şey, bitki. İLE Nöbet şekeri. )

- NECD ile Necd
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18157 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüksek yer. | Yiğitlik durumu. | Gamlılık. | Yol. İLE Arap Yarımadası'nın orta bölgesi. )

- NECİS ile NECÎS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18158 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pis, murdar. İLE Pis, kirli, murdar. | Onulmaz hastalık. )

- NEDF ile NEDFÎ ile NEDÎF[< NEDF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18160 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pamuk atma/ditme. İLE Didilmiş/nedfolunmuş yün topağı. İLE Atılmış pamuk, yün. )

- NEDÎM ile Nedîm
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18161 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meclis/sohbet arkadaşı. | Büyükleri, fıkra ve öyküleriyle eğlendiren. | Güzel, öykü anlatan, tatlı konuşan. | Yeniçeri ocağına yeni yazılan. İLE Osmanlı şairlerindendir. [öl. 1730] )

- NEF'Î[< NEF] ile Nef'î
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18166 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çıkar ile ilgili, yararcı. İLE Divan Edebiyatı'nın en yüksek kasidecisi. [öl. 1634][IV. Murat döneminde, Bayram Paşa tarafından, bir hicvinden dolayı boğdurularak öldürtülmüştür.] )

- NEFFÂ'[< NEF] ile NEFFÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18163 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çıkarı çok olan. İLE Hayırlı, hayır ve iyilik sahibi. | Kokusu çok. )

- NEFH ile NEFH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18164 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzel kokunun yayılması. | Rüzgârın esmesi. İLE Üfürme. | Boru vs. üfleme. )

- NEFHA[çoğ. NEFEHÂT] ile NEFHA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18165 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzel koku. | Bir esim yel, rüzgârın bir kere esmesi. | Üfürük, soluk üfürme. İLE Üfürük. | Karın şişmesi, şişkinlik. )

- NEFS ile NEFS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18168 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tükürükle üfleme. Üfleme. İLE Can, hayat. | Kişinin yeme-içme gibi biyolojik gereksinimleri. | Kendi, kişi. | Asıl, maya, cevher. | Bir şeyin ta kendi. | Dölsuyu. | İç, iç taraf. | Bir şehrin içinden olan kişi. )

- NEFZ ile NEFZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18169 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saçma, yayma. İLE Meyveli bir ağacı sallama. | Giysinin tozunu silkme. | Hastalık nöbetiyle titreme. | Kur'ân-ı Kerîm'i hatmetme. | Bir şeyi inceleme. )

- NEHK ile NEHK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18170 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yıpratma/yıpranma. | Bir şeyi aşırı ölçüde kullanma. | Cezalandırma, işkence etme. | Zayıflayıp güçten düşme. İLE Eşek anırtısı. )

- NEHZ/NEHZÂT ile NEHZAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18171 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Davranma, kalkışma. İLE Hareket, yola çıkma. )

- NEKABET["ka" uzun okunur] ile NEKÂBET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18172 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ululuk, bir topluluğun durumunu takip eden büyük kimselerin durumu/özelliği. | Belirli kesimlerin başları. | Sapma, vazgeçme, yön değiştirme. İLE Dönme, vazgeçme, cayma. )

- NEKÎR[< MA'RUF] >ile Nekîr[< NEKRE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18174 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bilinmemiş şey. İLE Mezarda ölüleri sorguya çekecek olan iki melekten birinin adı. | Tanınmamış, inkâr edilmiş. )

- NEKS ile NEKS ile NEKS ile NEKZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18176 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok çekinme, kaçınma. İLE Ters çevirme, başaşağı etme, altüst etme. | Geri dönme. | Hastalığın geri dönmesi, depreşmesi.[NÜKS] İLE Ayırma, parçalama, parçalara bölme. İLE Çok çabalama, gayret etme. )

- NESİK ile NESÎK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18177 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düzenli/nizamlı. | Bezenmiş, süslü. İLE Altın. | Gümüş. )

- NESÎMÎ ile Nesîmî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18178 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- NESÎR[Ar.] ile NESİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42826 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hayvan aksırması. İLE Düz yazı. )

- NESİR ile NESÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18179 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düzyazı. İLE Hayvan aksırması. )

- NEV ile NEV'[çoğ. ENVÂ']
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18182 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yeni. | Yeni, son zamanlarda çıkmış. | Taze, körpe. İLE Çeşit, tür. | Cins. | Sınıf. )

- NEVÂHÎ[< NÂHİYE] ile NEVÂHÎ[< NEHY]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18184 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanlar, taraflar. Bucaklar, nâhiyeler. İLE Yasak şeyler. )

- NEVÂİR[< NÂİRE] ile NEVÂÎR[< NÂÛRE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18186 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateşler, alevler. İLE Bostan dolapları. )

- NEVBET[< NÜVEB] ile NEVBET[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18189 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıra, sıra ile görülen iş. | Hastalık ateşi. | Zaman zaman ortaya çıkan aynı cinsten fizyolojik bozuklukların hepsi. | Nokta hizmeti, karakol. İLE Resmî yerlerde belirli zamanlarda çalınan davul, dümbelek gibi şeyler, bando, mızıka. )

- NEVH[< NÂİHA] ile NEVH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18191 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ağıt yakan, ağlayan hanımlar. İLE Ölüye avaz avaz ağlama. | Güvercinin nağma ile ötmesi. )

- NEZ' ile NEZ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18195 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bozma, halkı birbirine düşürme. İLE Bir şeyi yerinden koparma, sökme. | Kaldırma, yok etme. | Can çekişme. )

- NEZÂRET ile NEZÂRET[< NAZAR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18196 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tazelik, parlaklık. İLE Bakma, bakış, etrafı görme, seyir. | Gözetme, gözden geçirme, denetim, kontrol. | İdare, reislik. | Bakanlık/nâzırlık, vekillik. )

- NİKAB["ka" uzun okunur] ile NİKÂB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18201 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Peçe, yüz örtüsü. | Perde, örtü. İLE Kuşçu eldiveni. )

- NİKAT[< NOKTA]["ka" uzun okunur] ile NİKÂT[< NÜKTE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18202 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Noktalar. İLE Herkesin anlayamadığı ince anlamlar. | İnce anlamlı, zarif ve şakalı sözler. )

- Nîl["ka" uzun okunur] ile NÎL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18204 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mısır'da geçen, Akdeniz'e dökülen ünlü ırmak. İLE Çivit otu. )

- NİSÂL[< NASL] ile NİSÂR ile -NİSÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18206 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Temrenler, ok, kargı gibi şeylerin uclarındaki sivri demirler. İLE Saçma, serpme. | Saçı, düğünde saçılan para. İLE "Saçan/saçıcı" anlamlarına sözcükleri sıfatlandırır.[PERTEV-NİSÂR: Işık saçan.] )

- NİŞANCA ile NİŞANCA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16460 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eyüp'te, Topçular - Defterdar arasındaki semt. İLE Fatih'te, Beyceğiz Mahallesi'nde, Nişancı Mehmet Paşa Camisi'nin bulunduğu semt. )
( İkisi de adını, bu semtte bulunan camiden almıştır. )

- NİYÂM[< NEVM, NÂİM] ile NİYÂM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18209 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uyuyanlar, uykuda olanlar. İLE Kın, kılıö kını, kılıf. )

- NUHÂT[< NÂHÎ] ile NUHÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18211 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sözdizimi/nahiv/sentaks âlimleri. İLE Hıçkırma. )


| O-Ö... |

O ile başlayan AYNI'LAR...
( 12 FaRk, 16 katkı )


- "OKU, BABAN GİBİ EŞEK OLMA!"
ile/değil
OKU BABAN GİBİ, EŞEK OLMA!
ve/||/<>
A WOMAN, WITHOUT HER, MAN IS NOTHING
A WOMAN, WITHOUT HER MAN, IS NOTHING

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9703 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Virgülün/vurgunun/durağın nerede olduğu çok önemli! )
( )

- O ve O
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/860 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- O ile o
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19212 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Senden sana giderken/geçerken bile BEN/O vardır. )

- OKUL = BOŞ ZAMAN ([Yun.] SCHOLé = [eski İng.] SCOL = OKUL = ...
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42923 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OM ile OM/OHM[Alm.] ile OM/AUM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38928 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kemiklerin toparlak ucu. İLE Elektrik direnç birimi. İLE Uzakdoğu öğretilerinde adı geçen, doğaya ve bütünlüğe yakın ve yaklaşılabilen, meditasyonlar sırasında kullanılan ses/selen. )

- ONU ve ONU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/861 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- OPAL[Sans. < UPALA] ile OPAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38940 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Silis grubundan, değerli bir mineral. [Silisin, hidratlı ve jelatinli tüm türlerini kapsar.] İLE İnce, düzgün dokunmuş pamuklu kumaş. )

- ORTANCA ile ORTANCA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38963 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaş bakımından, üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasında bulunan. | Büyüklük, irilik bakımından, üç nesne arasında, sondan ya da baştan ikinci gelen. İLE Taşkırangillerden, kırmızı, pembe ya da mor renkli çiçeklerini yaz başında açan, gölgelik yerlerde yetiştirilen bir süs bitkisi. )

- OYMAK ile OYMAK ile OYMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38984 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Keskin, sivri uclu bir nesneyle bir şeyi yontarak, kazıyarak ya da delerek çukur oluşturmak. | Kumaş gibi bir şeyi, girintili bir biçimde kesmek. İLE Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında, toplum, ekonomi, din, kan ya da evlilik bağları bulunan, göçebe ya da yerleşik nitelikteki topluluk, aşiret. İLE İzcilikte, küçük birlik. İLE Hemen hemen aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. )

- ÖLÜ DENİZ ile ÖLÜDENİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/12910 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lût Gölü. [Ürdün / İsrail] İLE Fethiye'de. )
( Deniz seviyesinden 400 m. aşağıdadır. İLE ... )
( Dünyanın en çukur bölgesidir. [Hakkari'den başlayıp Mozambik'e kadar uzanan ve büyük olasılıkla bir deprem sonrası oluşan rift çukurunda bulunan gölde hiçbir canlı yaşamadığından dolayı, ölü deniz olarak anılmaktadır.] İLE ... )
( Normal denizlerden 10 kat daha tuzludur. [24 farklı mineral içeren bu gölden, Potasyum minerali elde edilmektedir.] İLE ... )

- ÖRS ile ÖRS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39013 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Biçimleri yapılacak işe göre değişen, üzerinde maden dövülen, çelik yüzeyli demir araç. | Üzerine çivi çakılacak ayakkabı geçirilen kunduracı aracı. İLE Kulaktaki üç kemikten biri. )

- ÖZ ile ÖZ ile ÖZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39020 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir kişinin benliği, kendi manevi varlığı. İLE Bir şeyin temel öğesi. | Kendi. | Kendi anlamında birleşik sözcükler türetir. | Bir şeyin en güçlü ya da kıvamlı bölümü. | Bitkilerin kök, gövde ve dallarının, boydan boya ortasında bulunan, hahif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. | Çıbanların içinde, ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. İLE Kan bağı ile bağlı, üvey olmayan. | İçine, arılığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, arı. İLE Dere, çay. | Sulak yer. )


| P... |

P ile başlayan AYNI'LAR...
( 37 FaRk, 37 katkı )


- [Fars.] PÂRE ile -PÂRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18222 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parça. | Tane, adet. | Sayı, bölük. | Para. İLE "parça" anlamıyla bileşik sözcükler yapar.[SEMS-PÂRE: Güneş parçası, güzel. | YEK-PÂRE: Tek/bir parça.] )

- [Fars.] PÂRS ile Pârs
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18223 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Panter[Yun.]. İLE İran, Fars iklimi, Acemistan. )

- [Fars.] PENÂH ile -PENÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18227 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sığınma, sığınılacak yer. İLE Bir şeyin sığınağı, koruyucusu, dayanağı anlamlarıyla bileşik sözcükler yapar.[ADÂLET-PENÂH: Adâletin sığındığı yer.] )

- [Fars.] PERVÂZ ile -PERVÂZ ile PERVÂZE ile PERVÂZÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52979 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uçma, uçuş. | Saçak. | Göze/hücre. | Ayna. | Dolap. | Aynalı, ince ve uzun tahta. İLE "Uçan, uçucu" anlamlarıyla birleşik sözcük yapar.[BÂLÂ-PERVÂZ: Yüksekten uçan. | BÜLEND-PERVÂZ: İddialı, inatçı.] İLE Kır, gezinti için hazırlanan yemek. | Gece eğlencesi ışığı. | Altın ve gümüş yaprakların kırıntısı. İLE Divân-ı Hümâyün ve Defter-i Hâkânî kalemlerine devam ve hizmet etmeden ve de hâcegândan olmadan, yolunu bularak bu kalemlerden birinde ketebeden olduğuna dair kayıtlarına şerh verilen kişi. )

- [Fars.] PEŞÎN/PÎŞÎN ile PESÎN ile Peşîn
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18229 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Önden, önce. | Önden verilen. İLE Sonraki, en son. İLE Keykubad'ın üçüncü oğlu. )

- [Fars.] PÎŞE[çoğ. PÎŞE-GÂN] ile PÎŞE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18233 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sanat/zanaat, meslek. | İş. | Huy, tabiat, alışkanlık, âdet. | Kaval. İLE "alışmış, huy edinmiş" anlamlarına gelerek bileşik sözcükler oluşturur.[FESÂD-PÎŞE: Kötülük peşinde olan.] )

- PALAMUT ile PALAMUT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39075 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uskumrugillerden, pulsuz bir balık. İLE Palamutluların örnek bitkisi olan bir orman ağacı. | Bu ağacın uzunca, fındığa benzeyen, kadehçik denilen sert ve pürüzlü bir yüksük içinde olan, tanence zengin yemişi. )

- PALAS[Fr.] ile PALAS[argo]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39078 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Lüks otel ya da gösterişli yapı. İLE Kolay, rahat. | Kolaylık gösteren, hoşa giden nesne, yer, kişi. )

- PALAZ ile PALAZ/PALAS/FARIÇ/SELAH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47829 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaz, ördek, güvercin gibi bazı kuş yavrularının, civcivlikten sonraki durumu. İLE Keklik yavrusu. )

- PANAMA ile Panama
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39090 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Orta Amerika'da yetişen bir bitkinin yapraklarından örülmüş yumuşak hasır şapka. | Özel olarak dokunmuş bir kumaş türü. İLE Güney Amerika'da bir ülke. )

- PANKREAS[Yun. PAN: Tüm. | KREAS: Et.] ile PANKREAS[Yun. PAN: Tüm. | KRATOS: Güç.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/39112 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Midenin arkasında bulunan, boşaltıcı kanallarıyla onikiparmakbağırsağına bağlı, iç ve dış salgıları olan iri bir bez. İLE Güreşle yumrukoyununu birleştiren sert bir tür spor. )

- PARA ile PARA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/42997 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yükseklik, yücelik. İLE Mangır, pul. )

- PARALANMAK ile PARALA(N)MAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9049 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Parasızken para elde etmek. İLE Parçala(n)mak. | Yıprat(/n)ıp eski(t)mek. )

- PAS ile PAS[İng.] ile PAS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43023 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Su içinde ve nemli havada, metallerin, özellikle demirin yüzeyinde oksitlenme sonucunda oluşan madde. | Genellikle midenin bozulmasından ötürü dilin üzerinde oluşan beyaz tabaka. | Bazı asalak mantarların çeşitli bitkilerde oluşturduğu portakal sarısı ya da kahverengi lekeler. Bu lekelerden ileri gelen bitki hastalığı. İLE Bazı top oyunlarında, oyunculardan birinin, topu, başkasına geçirmesi. | Bazı kâğıt oyunlarında, sırası gelen oyuncunun, oyuna o elde katılmayacağını belirtir. İLE Üç saatlik süre. )

- PASPAS ile PASPAS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44729 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayakkabıların altını temizlemek için kapı önlerine konulan kıl, plastik vb.den yapılmış yüzü tırtıklı silecek. İLE Yer silmekte kullanılan, özel olarak yapılmış bir sopa ve ona geçirilmiş bezden oluşan temizlik aracı. )

- PAT ile PAT ile PAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44736 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yassı, basık. İLE Yassı bir şeyle vurulunca çıkan ses. İLE Bileşikgillerden, kasımpatına benzeyen bir çiçek. | Bu çiçeğin biçiminde elmas iğne. )

- PATA ile PATA[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43028 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyük ayaklı. [PATAGONYA < PATA] İLE Oyunda, yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma. )

- PAVYON[Fr.] ile PAVYON[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44653 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir kuruluşun, bir kurumun, bir bahçe içindeki yapılarından her biri. İLE Geceleri açık, içkili eğlence yeri. )

- PAZI ile PAZU/PAZI[Fars.] ile PAZI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44666 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, yabanpancarı, yabanlıspanak. İLE Kolun, omuz ile dirsek arasındaki bölümünde bulunan, şişkince kas kitlesi. İLE Bir ekmeklik hamur topağı, beze. )

- PBH ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< PBH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49509 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Polikistik Böbrek Hastalığı. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/< Pek Bilinmeyen Hastalık. )

- PEÇE[Fars.] ile PEÇE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18225 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sarmaşık. | Yavru.[insan ve hayvanda] | Çocuk, oğlan. İLE Eskiden ülkemizde, bugün kimi ülkede bayanların sokakta yüzlerine örttükleri ince siyah örtü. | Bir şeyi gizlemek için üzerine çekilen örtü. | Yıldız resimlerinin alındığı plakların yüzeyinde görülen hafif karartı. )

- PEDOLOJİ[Fr. < Yun. PAİD: Çocuk. LOGOS: Bilim.] ile PEDOLOJİ[Fr. < Yun. PEDON: Toprak. LOGOS: Bilim.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44675 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- PEMBE YALI (FETHİ AHMED PAŞA YALISI) ile PEMBE YALI (İLYAS BEY YALISI)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16492 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kuzguncuk'tadır. İLE Anadoluhisarı'ndadır. )

- PERÎŞAN ile/ve PERÎ-ŞÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6747 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Âşık. İLE/VE Sevgili/mâşuk. )

- PEŞREV ile PEŞREV ile PES-REV
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43054 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türk müziğinde, faslın giriş taksiminden sonra ilk çalınan dört haneli ve dört teslimli parça. | Halk öykülerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mani türünden küçük türküler. İLE Pehlivanların tutuşmadan önce kispetlerine vurarak yaptıkları gösteri. İLE Hizmetli/uşak.[arkadan gelen] )

- PİK[İng.] ile PİK[İt.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44772 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dökme demir. İLE Geminin kıç tarafındaki bayrak serenine açılan üçgen biçimindeki yelken. )

- PİL[Fr.] ile PİL[Fars.] ile PÎL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18231 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kimyasal erkeyi, elektrik erkesine çeviren aygıt. İLE Topuk, ökçe. | Çadır eteği tutturmada kullanılan küçük ağaç parçaları. | Çelik çomak oyunu. İLE Fil. )

- PÎS[Fars.] ile PİS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18232 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gövdede yer yer beyaz ya da kırmızımtırak siyah lekeler bırakan bir hastalık.[Ar. BARAS] İLE Leke, toz ya da kirle kaplı olan, kirli. | Kendinde pislik olan ya da kirlenmiş olan. | Beğenilmeyecek durumda olan, kötü, zararlı. | Kendinde pislik/kir olmamasına karşın kimi/çeşitli nedenlerden dolayı iğrenilen. | Çirkin, sevimsiz olan. | Dinleyenleri utandıracak söz. | İçinden çıkılması çok güç, karışık. )

- PİST ile PİST[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44794 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kedileri kovmak için kullanılan söz. İLE Gösteri yapmak, dans etmek vb. için düzenlenmiş, genellikle yuvarlak yer. | Bir havaalanında, uçakların kalkıp inmesine, park yerlerine gidip gelmesine yarayan, özel olarak hazırlanmış şerit. | Yarışlar ve koşular için özel olarak düzenlenmiş yer, yarışlık. )

- PİSTAN/PİSİK ile PİSTÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53573 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kedi. İLE Meme. )

- POT ile POT[Alm.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44841 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kötü dikiş nedeniyle kumaşta oluşan büzülme ya da kıvrım. | Yanlışlık, hata. İLE Irmakları geçmek için kullanılan sal. )

- POTA[Fars.] ile POTA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44842 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçinde maden ergitilen kap. İLE Baskette, topun sokulmaya çalışıldığı çember. )

- POTUK ile POTUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44848 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kırmalı ve geniş. İLE Deve yavrusu. )

- PUFLA ile PUFLA/TOZAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22691 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir tür ördek. İskandinavya kıyılarında yaşar. İLE İnce kuş tüyü. )

- PUL[Azr.] ile PUL[Tr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/51924 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Para. İLE Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası. | Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık. | | Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık. | Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık. | Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt. | Küçük ve ince tabakacıklar. | [bitki bilimi] Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri. | [hayvan bilimi] Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin gövdesini kaplayan boynuzsu, sert levhacık. | Akçeden küçük, metal para. )

- PUS ile PUS[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38881 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis. | Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk ya da sakıza benzeyen madde. | Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek ya da kurt yuvası. | Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. | Bazen, meme başında oluşan kabuk. İLE Parmak ölçüsü, İngiliz uzunluk ölçüsü olan ayak'ın 1/12'si, inç.[25,4 milimetre] )

- PUSULA[İt.] ile/değil/yerine BETİK/PUSULA[İt.]/TEZKERE[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38882 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üzerinde kuzey-güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön saptamak için kullanılan kadranlı aygıt. İLE/DEĞİL/YERİNE Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup. | Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt. | Bir iş için izin verildiğini bildiren resmi kâğıt. | Genellikle ozanların yaşamlarıyla koşuklarından söz eden yapıt. )


| R... |

R ile başlayan AYNI'LAR...
( 65 FaRk, 74 katkı )


- [Fars.] RÛ/Y ile RÛY ile -RÛ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18289 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüz, çehre. İLE Tunç. İLE "biten, olan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[HOD-RÛ: Kendiliğinden.] )

- RA'D ile RÂD[Fars.] ile RÂDD ile RADH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18238 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gök gürlemesi. İLE Cömert ve eliaçık. | Erdemli/faziletli, üstün, değerli. İLE Reddeden, geri döndüren/çeviren/bırakan. İLE Az bir şey verme, az verilen şey. | [eskiden] Savaşa katılan kadınlara, çocuklara, kölelere, zimmîlere, ganîmetten verilen bir orandaki mal. )

- RÂ ile RÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18235 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( R sesini verir. | Rebîülevvel ayına işarettir. İLE "rı" harfinin bir adı. )

- RAB' ile RABB ile Rabb ile RÂBB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18236 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Avlulu ev. İLE Efendi, sahip. İLE Allah. İLE Sütbaba, üveybaba. )

- rab ile rabb ile Rabb
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43124 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( AVLULU EV ile EFENDİ, SAHİP | SÜTBABA, ÜVEY BABA ile TERBİYE EDEN ALLAH, MÜREBBİ | KENDİNİ, GEREKSİNİMİ DUYULAN ŞEYİ, KENDİ ARACILIĞI İLE ELDE EDİLEN ÖZEL BİR SIFATLA KAYITLANDIRILMIŞ ZÂT )

- RABÎTA ile RÂBITA/BEND[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43127 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eski yazma kitaplarda sayfa numarası yerine gelmek üzere soldaki sayfanın, sağdaki sayfanın altına yazılan ilk sözcüğü. ile İKİ ŞEYİ BİRBİRİNE BAĞLAYAN, BAĞ | MÜNÂSEBET, İLGİ | BAĞLILIK, SIRA, TERTÎP, USÛL, DÜZEN | İMGE İLE SİMGENİN BULUŞTURULMASI )

- RÂCİ'/RÂCİA[< RÜCÛ] ile RÂCÎ[< RECÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18237 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geri dönen. | İlgisi/münâsebeti olan. | [dilb.] Bir kişiden kinâye olan zamir. İLE Ricâ eden, yalvaran. | Ümitli. )

- RÂDÎ'[< REDÂ | çoğ. RUZAA'] ile RÂDÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18240 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süt emen çocuk. | Sütkardeş. İLE Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen. )

- RÂDÎ/RÂDÎYYE ile RÂDİYE[< RIZÂ] ile RA'DİYYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18241 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rıza gösteren, kabul eden, boyun eğen. İLE Râzı olsun! İLE Torpil. )

- RÂH[Fars.] ile RÂH[Fars.] ile RÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18243 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yol. | Tutulan yol, meslek, yöntem/usûl. İLE Kaygı, keder. | Zan, sanma. İLE Şarap. )

- RAHAL ile RAHAL[çoğ. RİHÂL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18244 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Menzil, konak. İLE Semer, palan. )

- RÂHÎ ile RÂHÎ[Fars. < RÂH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18246 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Rahat, sakin. İLE Yola ait, yolla ilgili. )

- RAHÎB[< RAHB] ile RÂHİB[çoğ. RÂHİBÂN, REHEBÂN, RUHBÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18247 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geniş, bol. İLE Hıristiyanlarda, genellikle manastırda yaşayan (evlenmeyen) din adamı, karabaş, keşiş. )

- RÂHİL[< RİHLET] ile RAHÎL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18248 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göçen, göç eden. | Ölen. İLE Göçme, göç. )

- RAHİM[< ERHÂM] ile RAHÎM[< RAHMET | çoğ. RUHAMÂ] ile RAHÎM ile RÂHİM[< RAHM | çoğ. RÂHİMÎN, RÂHİMÛN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18249 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dölyatağı. | Akrabalık/hısımlık.[anne tarafından] İLE Esirgeyen, koruyan, acıyan, merhametli Cenâb-ı Hakk. [Allah'ın adlarından] İLE Hafif/lâtif sözlü hanım. İLE Acıyan, acıyıp esirgeyen, merhametli. )

- RAHİM ile RAHîM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11222 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Döl yatağı. İLE Koruyan, merhamet eden. )

- RAHMAN ve/<> RAHMET ve/<> RAHÎM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31507 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğa. VE Bilgi. VE Kılavuz. )
( ... VE/<> Bir varolanın, öteki tüm varolanlarca desteklenmesi. VE/<> ... )

- RÂHT/REHT[çoğ. ERHÂT] ile RAHT[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18250 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kalabalık, cemaat. | Boy, kabile. İLE At takımı. | Yol levâzımı. | Döşeme ve ev takımı. | Kapı ve pencere kanatlarının menteşe takımı. )

- RÂÎ/RÂİYE[< RA'Y] ile RÂÎ/RÂİYYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18251 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çoban, sığırtmaç. | Çobansı, çoban ve kır hayatını anlatan şiir. [İng., Fr. PASTORAL] İLE Rü'yet eden. | R harfine ait, r ile ilgili. )

- RÂİB[< RU'B] ile RAÎB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18252 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyücü, göz bağlayıcı. İLE Korkmuş. )

- RAKÎB ile RÂKİB[< RÜKÛB | çoğ. RÜKBÂN] ile RAKÎB[< REKÂBET | çoğ. RAKÎBÂN, RUKABÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18254 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( PÂYENDE[Fars. çoğ. PÂYENDEGÂN]: Duran, sürekli. | Payanda, destek, dayanak. || RABÎTA: Eski yazma kitaplarda sayfa numarası yerine gelmek üzere soldaki sayfanın, sağdaki sayfanın altına yazılan ilk sözcüğü. İLE Binici/binen, binmiş. | Bir ulaşım/nakil aracına binmiş olan. İLE Herhangi bir işte birbirinden üstün olmaya çalışanlardan her biri. | Bekçi. | Görüp, gözeten.[Allah'ın adlarındandır.] )

- RAKÎM ile RÂKIM[< RAKM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43147 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( YAZI YAZACAK LEVHA | YAZI, KİTAP VE SAİRE ile YAZAN, ÇİZEN | KOT, BİR YERİN DENİZDEN OLAN YÜKSEKLİĞİ )

- RÂKİP(/B) ile RAKîP(/B)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/10171 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Binici. İLE Karşı(sında) olan. )

- RÂMÎ[< REMY] ile RÂMÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18255 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Atan, atıcı.[ok vs.] İLE Boyun eğici, çok itaatli. )

- RAMİ[Malezya dilinden] ile RAMİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44891 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Isırgangillerden, Çin, Vietnam ve Malezya'da yetişen, değerli bir bitki. | Bu bitkinin dokumacılıkta kullanılan lifi. İLE İstanbul'da bir semt. )

- RAST[Fars.] ile RAST[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44897 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğru. | Tesadüf. | Hedefi vurma. İLE Türk müziğinde bir makam adı. )

- RASTIK[Fars.] ile RASTIK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44898 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kadınların, kaşlarını ya da saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya. İLE Sürmemantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurumu karası bir tozla dolduran ekin hastalığı. )

- RATÎB/RATB ile RÂTİB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18257 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taze, yeşil, yaş.[yemiş] | Yumuşak, mülâyim. İLE Sıraya koyan, tertip eden. )

- RÂY ile RA'Y ile RAY[Fr./İng. RAIL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18258 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Oy, rey, fikir. | Raca, Hint hükümdarı. | Sancak, bayrak.[< RÂYET] İLE Otlama. | Otlatma, gütme. | Teslim olma. )

- RAZ/RAZZ ile RÂZZ ile RÂZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18259 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Berelenme, bere. | Bir şeyi döküp bulgur gibi ufalama. İLE Kesmez alet. İLE Sır, gizlenilen şey. )

- RÂZÎ/RAZİYYE[< RIZÂ] ile RAZÎ/RADÎ[çoğ. RUZAÂ] ile Râzî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18261 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kabul eden, boyun eğen, rıza gösteren. İLE Süt kardeş. | Süt emen çocuk. İLE Rey şehrine bağlı/mensup, bu şehirle ilgili olan. | İran'ın "Rey" şehrinden olan. | Sırra/râza bağlı/mensup. )

- RE'S/REÎS ile -RES[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18272 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Baş/kafa. | Baş, başkan. | Baş, başlangıç. | [coğr.] Burun. | Uc, tepe. | Koyun/keçi gibi canlı hayvan. | Baş. | Tepe. | Bitkilerin kökten en uzak olan noktası. İLE "erişen, yetişen, ulaşan" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[NEV-RES: Yeni yetişme.] )

- RE'SEN ile RESEN[Fars.]
[ikisi de "REYSEN" değil!]

[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18273 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kendi kendine, kendi başına, kimseye danışmadan. İLE İp, urgan, halat. )

- re ile Re
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44906 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gam dizisinde, do ile mi arasındaki ses. | Bu sesi gösteren nota simgesi. İLE Renyum'un simgesi. )

- REC'A[çoğ. RECEÂT] ile RECÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18263 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Öldükten sonra dünyaya geliş."[TENÂSÜH, RE-ENKARNASYON] İLE Ümit, umma. | Yalvarma. | İstek, dilek. )

- REC ile REC' ile RECC
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18262 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sarsma, sallama. | Sallanma, sarsılma. İLE Geri döndürme. İLE Sallayıp sarsma, sallanıp sarsılma. )

- REDÂ'[< RED] ile REDÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18264 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Önleme, yasak etme. İLE Süt emme. )

- REDİF[Ar.] ile REDİF[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44910 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Son dönem Osmanlı ordusunda, askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er. İLE Koşuklarda, uyaktan sonra yinelenen, aynı anlamdaki sözcük ya da ek. )

- REFİK/ZEVC[Ar.] ile/ve/||/<> REFİKA/ZEVCE[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44913 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eril olan eş. Koca. İLE/VE/||/<> Dişil olan eş. Karı. )

- REFS ile REFŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18267 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Edep dışı söz söyleme. | Hanımlara söz atma. İLE Çapa, küçük kazma. | Bir tür ırmak kaplumbağası.[Fırat ve Dicle'de bulunur.] | Kulağı büyük olma. )

- REFT ile REFT[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18268 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyi ufalama, kırıntı durumuna getirme. İLE Gitme, gidiş. | Yeniçeri ocağıyla sonraları askerlik dairelerinde kişiler için tutulan künye defterlerinde "ayrıldı" anlamına kullanılan bir sözcük. )

- REHÂ' ile REHÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18269 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bolluk, genişlik. | Varlık içinde bulunma. | Gevşeklik, sölpüklük. İLE Kurtulma, kurtuluş. )

- REKZ ile REKZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33786 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yere saplama, dikme, kurma. İLE Tepme, tepinme. )
( REKZ-İ HİYÂM: Çadır kurma. | REKZ-İ ALEM: Bayrağı, bir yere dikme. İLE REKZ-İ ARZ: Toprak üzerinde tepinme. )

- REMM ile REM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18271 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Onarma. İLE Ürkme. | Titreme. | Sürü. )

- RENK/LER ile/ve/değil/< RENK/LER ile/ve/değil/< TON/LARI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/29031 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( MAVİ: İffeti ve ilmi simgeler. )

- RESÎS/E ile RESÎS/E
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18274 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hastalık başlangıcı. İLE Eskimiş, yıpranmış, eski, köhne. )

- REV'/REV'A ile -REV[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18275 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korku. | Heyecan. İLE "giden, yürüyen" anlamları ile birleşik sözcükler yapar.[PÎŞ-REV: Önden giden.] )

- REV'/REV'A ile REVÂ[Fars.] ile REVÂH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18276 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korku. | Heyecan. İLE Yakışır, uygun, yerinde. İLE Bir şeyi elde etmekten doğan neşe. | Güneş doğduktan sonra gece oluncaya kadar geçen zaman. )

- REY' ile RE'Y[çoğ. ÂRÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18277 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Nemâ, galle. İLE Görme, görüş. | Düşünce, fikir. | Oy. )

- REZÂ' ile REZÂAT[çoğ. ÂRÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18278 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süt emme. İLE Süt emme. )

- RIDVÂN ile Rıdvân
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18279 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hoşnutluk, râzı olma. İLE Cennetin kapıcısı olan büyük melek. )

- RIZK >/<> KAZÛRAT >/<> RIZK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/19201 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( RZK > KZR <> RZK [~] )
( Doğadan kişiye/hayvana. > Kişide/hayvanda. <> Doğaya. )
( Gıda. > Besin-posa. <> Gübre-toprak-gıda. )
( Tohum/fidan/ağaç. > Yaprak/çiçek/meyve. <> Çürük yaprak/meyve-gübre-toprak-fidan/ağaç. )
( Mürşid. > Mürid. > Mürşid. )

- RİBÂ ile RİBÂ'[< REB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18280 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyin artması/çoğalması. | Tartısı ve ölçüsü olan bir malı, aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak ya da veresiye değiştirmek. | Tefecilikle alınan fâhiş faiz. İLE Evler[bahçeleriyle birlikte], bahar evleri. | Barınılan yerler. | Araziler. | Yaz yağmurları. )

- RİCA[< REC'] ile/ve/< RİCA[< RECÂ']
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/8745 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Geri döndürme. İLE/VE Ümit, umma. | Yalvarma. | İstek, dilek.] )

- RİCÂ/RECÂ ile RİC'Â
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18282 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ümit, umma. | Yalvarma. | İstek, dilek. İLE Bir ya da iki kez boşanan erkeğin tekrar eşine dönmesi. )

- RİCA ile RİCA-EMİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/7453 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- RİCS[çoğ. ERCÂS] ile RİCZ[çoğ. ERCÂZ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18283 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dinin yasak ettiği şey, günah. | Pislik, murdarlık. İLE Azap. | Puta tapma. | Pislik. )

- RİKAB[< RAKABE]["ka" uzun okunur] ile RİKÂB[çoğ. RÜKÜB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18285 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boyun, ense kökü. İLE Üzengi. | Büyük bir kimsenin katı, önü. | Türk müziğinde kullanılmış usullerden biri.[Zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır.] )

- RİM/RİMM/RİMME ile RÎM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18286 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çürümüş kemik. İLE İrin. | Roma'nın bir adı. )

- RİYAL ile RİYAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14438 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İspanya madeni paralarındandı. Peseta'nın dörtte biri değerinde İspanyol parası. İLE Saudi Arabistan para birimi. )

- RİZ/RİZZ ile -RÎZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18288 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gizli ses. İLE "Döken, akıtan, saçan" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[EŞK-RÎZ: Gözyaşı döken. | ŞEREF-RÎZ: Şeref saçan.] )

- RU'B ile RUB' ile RUBB ile RÛB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18290 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Korku. İLE Dörtte bir, çeyrek, bir şeyin dört bölümünden biri. İLE Meyve suyu. İLE Süpürme, süpürge. )

- RÛH ile RUH[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18291 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Can, nefes. | Canlılık, duygu/his. | En önemli nokta, öz. | İspirto gibi uçucu gaz. | Melek, cin, hayali varolan. | Türk müziğinde en az beş-altı yüzyıllık bir mürekkep makam.[Zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır.] İLE Yanak, yüz/çehre. | Anka kuşu. | Anka kuşuna adına verilen satranç taşlarından biri. | Dizgin. | Taç. | Taraf, yön. | Hasırotu. )

- RÛHÎ ile Rûhî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18292 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- RUMELİ HİSARI(BOĞAZKESEN HİSARI) ile/ve RUMELİ HİSARI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16391 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kale. İLE/VE Semt. [Adını bu kaleden almıştır] )
( 1452'de, Fatih Sultan Mehmet emriyle, Mimar Musluhiddin yapıtıdır. [9.000 işçiyle 4 ay içinde tamamlanmıştır] İLE/VE ... )
( 1745 yangınında Sultan I. Mahmud tarafından onartılmıştır. İLE/VE ... )
( 1958'den beri müze ve son yıllarda yazın konser alanı olarak kullanılmaktadır. [Lütfen gezelim, görelim!] İLE/VE ... )


| S-Ş... |

S-Ş ile başlayan AYNI'LAR...
( 232 FaRk, 243 katkı )


- [Fars.] -SİTÂN ile -SİTÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18414 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yer adı yapmaya yarayan ek. [GÜL-SİTÂN: Gül bahçesi, güllük. | SENG-SİTÂN: Taşlı yer, taşlık.] İLE "Alan/alıcı" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar. [DİL-SİTÂN: Gönül alan.] )

- [Fars.] SER-TÂB ile SERTÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18392 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnatçı. İLE Cildin tamamlayıcısı olarak yapılan ve kitabın üst bölümünü örten miklab'ın açıkta duran üst bölümü. )

- [Fars.] SERÂ/SERÂY ile -SERÂ ile SERÂ[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18389 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saray. | Büyük konak. | Hükümet konağı. İLE "Şarkı söyleyen" anlamlarıyla başa gelerek birleşik sözcükler yapar. [NAĞME-SERÂ: Türkü, şarkı söyleyen.] İLE Toprak. )

- [Fars.] SUHAN ile SÛHÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18420 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Söz, lakırdı. İLE Törpü. )

- [Fars.] ŞİKÂF ile -ŞİKÂF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18472 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yarık, yırtık, çatlak. | Boya ile yaldızın birlikte kullanılması suretiyle yapılan süslemeler. İLE "yırtan, yaran" anlamına gelerek birleşik sözcükler yapar.[MÛ-ŞİKÂF: Kıl yaran, kılı kırk yaran.] )

- [Fars.] ŞÛ/ŞÛY ile -ŞÛ/-ŞÛY
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18480 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yıkama. İLE "yıkayan, temizleyen" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[CÂME-ŞÛY: Çamaşır yıkayan.] )

- [Fars.] ŞÜMÂR ile -ŞÜMÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18483 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hesap, sayı. İLE "sayan, sayıcı" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[HATVE-ŞÜMÂR: Adım sayıcı.] )

- SÂ' ile SÂ' ile SAA/SİA[< VÜS'AT] ile -SÂ[Fars.] ile -SÂ/Y[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18297 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( S harfinin Arapça adı. İLE Bin dirhemlik bir hubûbat ölçeği. İLE Genişlik, bolluk. | Güç, takat. İLE Benzetme edatı olan "âsâ"nın hafifletilmişi.[ANBER-SÂ: Anber gibi. | GAYR-SÂ: Gayır gibi.] İLE "süren/sürücü" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[CEBHE-SÂ: Yüz süren. | CEBÎN-SÂ/Y: Alın süren.] )

- SA'KA ile SÂKA/SAKKÂ[Ar. < SEVK | çoğ. SÂİK] ile SAKA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18334 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bayılma, baygınlık, kendinden geçme durumlarına yol açan bir hastalık. İLE Ardçılar, ordunun gerisinde bulunan askerler. | Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan. | Kırsal bölgelerde sulama işlerini düzenleyen ve denetleyen kimse. İLE Kuş. )

- SÂAT[çoğ. SÂÂT] ile SÂÂT[< SÂAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18299 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saat. | Zaman, vakit. | Belirli/muayyen vakit. | Kıyâmet. İLE Saatler. )

- SABA[Ar.] ile SABA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44966 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türk müziğinde, bir bileşik makam. İLE Kaba-saba. )

- SABBÂR[< SABR] ile SABBÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18300 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Atlas çiçeği, kaktüs. | Mısır/Frenk inciri. İLE Çok sabırlı, sabrı çok olan. )

- SÂBİ' ile SABÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6470 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yıldızlara tapanlardan sebea'lı. İLE Henüz memeden kesilmemiş eril çocuk. | Üç yaşını tamamlamamış eril çocuk. )

- SÂBİ' ile SÂBİ'/SÂBİA ile SABÎ[çoğ. ASBİYE, SIBYÂN, SIBVÂN, SABYE, SIBYE, SUBYE] ile SABÎH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18303 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yıldızlara tapanlardan sebea'lı. İLE Yedinci. İLE Henüz memeden kesilmemiş eril çocuk. | Üç yaşını tamamlamamış eril çocuk. İLE ... )

- SABÎH[< SUBH] ile SÂBİH[< SİBÂHAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18304 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzel, şirin, lâtif. İLE Yüzen, yüzücü. )

- SÂBİT[< SEBÂT, SÜBÛT] ile Sâbit
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18306 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hareketsiz, kımıldamayan, yerinde duran. | İspat edilmiş, anlaşılmış. İLE Ünlü Türk şairlerindendir.[ö. 1716, h. 1124] )

- SAÇ ile/değil SAC ile/değil SAÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11653 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Baş derisini kaplayan kıllar. İLE Yassı demir çelik ürünü. | Bu nesneden yapılmış dışbükey pişirme aracı. | Sactan yapılmış olan. İLE Kuyrukluyıldız çekirdeğini saran, ışıklı gazyuvarı. )

- SAÇAK ile SAÇAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44974 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bazı giyim eşyalarında ya da döşemeliklerde, kumaş kenarlarına dikilen, süslü iplikten püskül. | Kenarlardaki iplik püskülü. İLE Bir yapının herhangi bir bölümünü, güneş ve yağmurdan koruması için, o bölümden dışa taşkın ve altı boşta olarak yapılan örtü. İLE Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir gizilgüç verilen bir nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı. )

- SÂD/SÂDD[< SEDD] ile SÂD ile SA'D ile SAD ile SAD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18307 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kapayan, örten. | Aksu, göz perdesi. İLE Göz ağrısı/hastalığı. İLE Kutluluk. | Uğur. | Kutlu, uğurlu.[SA'D-ÜD-DÎN/SÂDETTİN: Dini uğurlu, kutlu kılan.] İLE Osmanlı ve Arap abecesinin onyedinci harfidir.[ebced hesabında 90 sayısının karşılığıdır] İLE Yüz/100. )

- SADAKAT[< SADAKA]["ka" uzun okunur] ile SADÂKAT[< SIDK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18308 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sadakalar. | Müslümanların ellerinde bulunan ve fakirlere/düşkünlere verilen üç maldan biri. İLE Dostluk, içten bağlılık, vefâlılık. Doğruluk, yürek doğruluğu. )

- SÂDE[< SEYYİD] ile SÂDE[< SÂDEC/SÂZEC]/YALIN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18309 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Seyyidler. İLE Düz, basit, yalın, gösterişsiz. | Süssüz. | Karışıksız, katkısız. | Derin düşünemeyen, bön, saf adam. | Yalnız, ancak. | Arasına, içine peynir vb. konulmamış hamur. )

- SADIR ile SÂDIR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11223 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Göğüs/sine. | Yürek/kalp. | Kazaskerlere verilen san. | Sadrazam sözcüğünün, kısa söylenişi. İLE Çıkan, görünen. )

- SÂF/SAFF[çoğ. SUFÛF] ile SÂF/SÂFÎ[< SAFÂ, SAFVET] ile SAFH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18310 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dizi, sıra, camide cemaatin sırası. İLE Temiz, katkısız, karışık olmayan, halis. | Bön, kolay aldanabilen, kurnazlığa aklı ermeyen. İLE Yüz çevirme. | Affetme, suç bağışlama.[AFV] )

- SAFARİ ile SAFARİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48580 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Afrika'da yapılan doğal yaşam ve hayvanlar gezisi. İLE Kedi. )

- SÂFİL ile SÂFİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18311 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aşağı, alçak. İLE Çökelek, tortu. )

- SÂFİR[< SEFER | çoğ. SÜFFÂR] ile SAFÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18312 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yola çıkmaya hazır, yolcu. | Yazıcı, kâtip. İLE Islık. | İnce, güzel ses. | Islığımsı ses. | Gök yakut. )

- SAFRA[İt.] ile SAFRA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44986 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gemileri ve her boyda deniz aracını, dengede tutmak istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için, dip bölümlerine konulan ağırlık. | Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek ya da inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık. | Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kişi. İLE Öd. )

- SAĞLAMA ile SAĞLAMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46614 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir işin olması için gerekli durumu, koşulları hazırlamak. | Elde etmek, sahip olmak. | [mat.] Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. İLE Yolun sağ yanına geçmek. )

- SAH/SAHÂ ile SAH/SAHH[< SIHHAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18313 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cömertlik, elaçıklığı. İLE "doğrudur, yanlışsızdır" anlamına, resmî yazılara konulan bir işaret. )

- SAHÂ' ile SÂHA[çoğ. SÂH, SÂHÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18314 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cömertlik, elaçıklığı. İLE Alan, meydan, avlu. )

- SAHA değil SÂHA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11833 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SAHAF < SAHHAF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6062 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SAHANLIK ile SAHANLIK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46617 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yapılarda ve bazı taşıtlarda, kapı önünde, merdiven başlarında ya da ortasında olan geniş yer. İLE Tencerenin aldığı miktar kadar olan. )

- SAHARÎ ile SAHÂRÎ[< SAHRÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18315 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaya ile ilgili, kaya cinsinden. İLE Çöller, sahrâlar, kırlar. )

- SAHB ile SAHB[< SÂHİB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18316 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gürültü, patırtı etme. İLE Yakın dostlar, sahipler. )

- SAHÎ ile SÂHÎ[< SEHV]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18317 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cömert, eliaçık. İLE Yanılan, hata işleyen. )

- SAHÎK ile SÂHİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18318 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uzak. | Çok karışık anlaşılmaz söz. İLE Ezip döven. )

- SÂHİL ile SAHÎL ile SÂHİL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18319 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişneyici, kişneyen. İLE At kişnemesi. İLE Deniz/ırmak/göl kenarı, kıyı, yalı. )

- SAHÎN[< SUHÛNET] ile SAHÎN[< SİHAN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18320 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıcak, kızgın, ısınmış. İLE Kalın. | Sık. | Katı, pek. )

- SÂHİR[< SİHR] ile SÂHİR[< SEHER] ile SÂHİR[< SAHR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18321 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Büyücü. | Büyüleyici etki yaratan güzel. İLE Gece uyumayan, uykusuz. İLE Maskaralık eden. )

- SAHÎRE ile SÂHİRE[çoğ. SÂHİRÂT, SEVÂHİR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18322 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yeryüzü. İLE Büyücü. )

- SAHN ile SAHN ile SAHN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18323 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıcaklık, hararet. İLE Avlu. | Evin ortasındaki açıklık. | Oyuk, boşluk, boş yer. | Orta, meydan, aralık; cami ve medreselerde toplanmaya yönelik üstü kubbeli, örtülü yer. | Büyük kâse. | Sahan. | Sahne. | Zil. | Kulağın dış boşluğu. İLE Kırma. )

- SAHNÂN/SAHANÂN/SUHNÂN ile SAHNÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18324 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıcak gün. | Sıcak, kızgın. İLE Çifte zil. )

- SAHR ile SAHR/SUHÛR[< SAHRE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18325 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaya. İLE Büyük taşlar, kayalar, maden kütleleri. )

- SAHÛR ile SAHÛR[< SİHR] ile SÂHÛR[< SAHRE] ile SÂÛR[< SA'R]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18326 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Temcit yemeği, sahur. İLE Gece uyanıklığı, uykusuzluk. | Ay ağılı. İLE Dünyanın aya düşen, ay tutulmasını oluşturan gölgesi. İLE Ocak, fırın. )

- SÂİB ile SÂİB[< SEVÂB] ile SÂİB[< SE'B] ile SAİB ile SAHİB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18327 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yerle, bir şeyle ilişiği olmayan. İLE Yanlışsız, doğru, yanlışlık yapmayan. | Amaca, hedefe uygun. | Hedefe doğru ulaşan. İLE Yağmur getiren bora[İt. < Yun.][: genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici rüzgâr/yel.]. İLE Çarmıha germek. İLE Sahip[mâlik]. | Bir vasfı olan[hâiz]. | Koruyan[hâmî]. | Bir iş yapmış olan. | Sürekli sohbette bulunan. | Hak yolunu göstermek isteyen mürşid. )

- SÂİBE ile SÂİBE[< SEVÂB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18328 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başıboş bırakılmış hayvan, dişil deve. İLE Saib'in dişili/müennesi. )

- SÂİD[< SUÛD] ile SÂİD[çoğ. SEVÂİD] ile SAÎD[< SUÛD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18329 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yukarı çıkan, yükselen, kalkan/kalkıcı. | Ön kol. | Pestten tize doğru giden çıkıcı dizi.[>< NÂZİL(İNİCİ): Tizden peste doğru] İLE Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü. İLE Yüksek. | Yukarı çıkan. )

- SÂİK[< SÂKA] ile SÂİK[< SEVK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18330 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ardçı.[askeriyede] İLE Götüren, sevk eden. | Süren/sürücü. | Güdü.[MOTIVATION(İng.), MOTIF(Fr.)] )

- SÂİL[< SAVLET] ile SÂİL[< SUÂL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18331 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saldırıcı/saldıran. İLE Soran, suâl eden. | Dilenci. | Akıcı/akan.[< SEYELÂN] )

- SAÎR ile SÂİR[< SEYR] ile ŞÂİR[< Şİ'R]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18332 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateş, alevli ateş. | Tamu, cehennem. İLE Harekette olan, yürüyen, seyir eden. | Bir şeyden kalan başka şey. | Geçen, dolaşan. | Başka, öteki/diğer, gayri. İLE Ozan, şiir yazan/yazarı. )

- SÂK[çoğ. SİKAN, SÛK] ile SAK/SAKK[çoğ. SİKÂK, SUKÛK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18333 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Baldır, incik. | [botanikte] Sap. | [geom.] Kenar. İLE Şer'î mahkemeden verilen îlâm, berat, kadı hücceti ve bunun gibi yazılardaki tabirler, deyimler. | Vesîkalar. )

- SAK ile SAK[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46622 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uyanık, gözü açık. | Uykusu hafif. İLE Sap. )

- SAKA[Ar. < SEVK/SAİK]/BEYYÂB ile SAKA ile SAKA (TÜRKLERİ)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46623 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Evlere, çeşmeden su taşımayı iş edinmiş olan kişi. İLE Serçegillerden, başında ve boynunda, kırmızı, sarı tüyler bulunan ve hoş öten bir kuş. İLE ... )

- SAKAM[çoğ. ESKAM] ile SAKAM[çoğ. ESKAM]["ka" uzun okunur]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18335 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hastalık, illet. İLE Hastalık, illet. )

- SAKAR ile SAKAR[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18336 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma. | Sık sık küçük, önemsiz kazalar yapan. İLE Tamu, cehennem.[Fars. DÛZAH] )

- SAKIT[Ar.] ile Sakıt
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46629 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düşen, düşmüş. | Hükmü kalmamış, eski önemini yitirmiş. | Düşük. İLE Merih, Mars. )

- SAKIZ AĞACI ile SAKIZ AĞACI ile SAKIZ AĞACI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16464 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Cevizlik - Kazlıçeşme arasında bulunan bir semt. İLE Moda İskelesi - Mühürdar arasında bulunan bir semt. İLE Kasımpaşa'da bulunan bir semt. )

- SAKÎ ile SÂKÎ[< SAKY | çoğ. SUKAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18337 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kırağı, çiy.[Fars. JÂLE, ŞEBNEM, BEŞG, BEŞM | Yun. DROSOSTALIDA] İLE Su veren/dağıtan. | Kadeh, içki sunan. | Baldıra, ya da baldır kemiğiyle ilgili. | İnsana/kişilere, Allah sevgisi/nuru saçan kişi. )

- SAKİNLİK ile/ve SAKİNLİK(YUMUŞAKBAŞLILIK)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/927 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yumuşaklık ve iyilik, kişiye anneannesinden mirastır. )

- SAKLIKENT ile SAKLIKENT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48265 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fethiye'de. İLE Antalya'da. )

- SAL' ile SÂL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18338 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Baş tepesinin dazlaklığı/kılsızlığı. İLE Yıl/sene. )

- SALEP ile SA'LEB[çoğ. SAÂLİB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18340 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Salepgillerin örnek bitkisi, orkide. [Lat. ORCHIS] | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Tilki. )

- SALI PAZARI ile SALI PAZARI ile SALI PAZARI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16322 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fındıklı - Tophane arasındaki semt. İLE Kadıköy'de, Altıyol - Selâmiçeşme arasında bulunan bir semt ve pazar. İLE Şehremini'de kurulan semt pazarı. )

- SALÎB[çoğ. SILÂB] ile SÂLİB[< SELB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18341 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Haç. [Fars. ÇELİPÂ] İLE Kapıp götüren, alan, alıp yok eden. | Olumsuzlaştıran/menfîleştiren. | İnkâr eden. )

- SALKIM ile SALKIM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46656 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üzüm gibi, çoğu bir sap üzerinde, birarada bulunan yemiş. | Ana saptan çıkan yan çiçeklerin sapları, hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu. | Baklagillerden, salkım durumunda mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan ağaç türü ve çiçeği. İLE Topla atılan demir parçaları. )

- SALTA[İt.] ile SALTA[İt.] ile SALTA[İsp.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46661 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Köpeğin, arka ayakları üzerinde ayağa kalkması. İLE Yakasız, iliksiz, kolları bolca bir tür kısa ceket. İLE Gergin duran bir halatı, biraz koyuverme eylemi. )

- SÂLÛS[çoğ. SILÂB] ile SÂLÛS[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18342 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Teslîs. [fels. TRIVIUM] İLE İkiyüzlü/riyâkâr. )

- SAMAN ile SÂMÂN[Fars.] ile Sâmân
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18344 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türlü ekinlerin, taneleri ayrıldıktan sonra kalan sapları ve daha çok bunların harmanda parçalanmışı. İLE Servet, zenginlik. | Rahat, dinçlik. | Düzen. | Kudret, iktidar. İLE Sâmânî devletinin kurucusu. )

- SAMÂNÎ ile Sâmânî[Ar., Fars. çoğ. SÂMÂNİYÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18345 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Saman renginde, açık sarı. İLE Sâmânî devletinden olan. )

- SÂMÎ[< SÜMÜVV] ile SÂMÎ ile SÂMİ'[< SEM | çoğ. SÂMİÎN, SÂMİÛN] ile Sâmî ile Sâmî ile Sâmi ile SÂMİH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18346 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SÂMİN ile SÂMİN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18347 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yağlı, semiz. İLE Sekizinci. )

- SÂMİR ile SÂMİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18348 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gece toplantıları. İLE Meyveli, meyve tutmuş. )

- SAN'AT[çoğ. SAN'ÂT] ile SAN'ÂT[< SAN'ÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18349 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sanat, ustalık, hüner, mârifet. | Bir şeyi güzel yapmak, bir şeyin güzel, beğenilir olması için uygulanan kurallar. İLE Sanatlar, ustalıklar, hünerler. )

- SANDAL[Ar.] ile SANDAL[Ar.] ile SANDAL(ET)[Fr. < Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13104 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç. İLE İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle sürülen deniz teknesi. İLE Sadece tabanı bulunan, ayağa kordon ve kayışla bağlanan, açık ayakkabı. )

- SANDIĞIMIZ ile SANDIĞIMIZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53909 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Seçim sandığımız. İLE Zan/zannettiğimiz. )

- SANÎ'[< SUN] ile SÂNÎ[< SENY] ile SÂNİ'[< SUN] ile SÂNİH/A[< SÜNÛH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18351 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Görülen iş. İLE İkinci. İLE Yapan/yapıcı, işleyen. | Yaradan, sanat yapıtı olarak meydana getiren. | Allah. | [tüzel] İstisna akdinin borçlusu. İLE Zihin ve düşüncede oluşan, zihne/düşünceye doğan. )

- SANTRANÇ değil SATRANÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11555 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SAR'/SAR'A[Ar.]/TUTARAK/TUTARIK/TUTARGA/YİLBİK ile SÂRÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18353 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tutarık, tutarak, bayıltıcı bir sinir/beyin hastalığı. İLE Katkısız, hâlis. )

- SAR'/SAR'A ile SÂR ile -SÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18352 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tutarık, tutarak, bayıltıcı bir sinir/beyin hastalığı. İLE Öc, intikam. İLE "yer" bildirerek birleşik sözcükler yapar.[ÇEŞME-SÂR: Çeşmeleri çok olan yer. | KÜH-SÂR: Dağlık yer.] )

- SAR'Î ile SARÎ' ile SÂRÎ[< SİRÂYET] ile SÂRÎ[Fars.] ile SARÎH[< SARÂHAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18354 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SARDUNYA ile SARDUNYA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46697 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çoğunlukla pembe çiçekler açan, sardunyagillerden bir bitki. İLE Bir balık türü. )

- SARI KÖŞK ile SARI KÖŞK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16494 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beylerbeyi Sarayı'nın arka bahçesindedir. İLE Emirgan Korusu'ndadır. )
( 1856'da, inşa edilen, saraylı hanımların kaldıkları bir köşk. İLE Emirgan Korusu'ndaki üç köşkten biridir. [Pembe, Beyaz ve Sarı Köşk] )

- SARICA ile SARICA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46702 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yabanarısı. | Sarıyı andıran, sarıya yakın. İLE Eyalet valilerinin buyruğundaki başıbozuk asker. )

- SARILI ile SARILI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46726 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üstünde, sarı renk bulunan. İLE Sarılmış olan. )

- SARİ ile SÂRİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11224 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Budist rahiplerin giydiği sarı renkli giysi. İLE Bulaşıcı sayrılık. )

- SAVT ile SAVT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18357 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ses, sadâ[insan sesi], selen. | Bağırma, haykırma, çığlık. İLE Kamçı, kırbaç. )

- SAZ değil/yerine/= SAZ, ÇALGI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38487 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SE ile SE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18298 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Osmanlı abecesinin beşinci harfi. | Ebced hesabında 500 sayısının karşılığıdır. İLE Üç. | Tavla zarının üzerindeki üç nokta [PENC Ü SE: Beş ve üç.]. )

- SEÂBÎB ile SEÂBÎB[< SU'BÛB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18359 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Salya. İLE Saf su akan yerler. )

- SEB'A ile Sebâ ile SEBBÂH[< SİBÂHAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18361 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yedi/7. İLE Hz. Süleyman'ın eşi/zevcesi Belkîs'in, Yemen'de, hükmü altında bulundurduğu mâmur olan şehri. İLE Suda yüzen, yüzücü. | Yüzgeç. )

- SEB/SEBB ile SEB'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18360 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sövme, sövüp sayma. İLE Yedi/7. )

- SEBÎ[çoğ. SEBÂYÂ] ile SEB'Î
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18362 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Savaşta esir düşen. İLE Yedi sayısıyla ilgili olan. | Yedi günde bir gelen sıtma. )

- SEBK ile SEBK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18363 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İleri geçme, ilerleme, vâki olma. | Koşuda kazanan hayvan. İLE Bir şeyi eritme, kalıba dökme. | İbârenin tarz ve tertîbi. | Yargılama sonucunda edinilen kanaatin karara yazılması. )

- SEBT ile SEBT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18364 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yazma, kaydetme, deftere geçirme. İLE Cumartesi. )

- SEBÛ'[çoğ. SİBÂ'] ile SEBÛ[Fars.] ile SEBÛH[< SİBH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18365 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yırtıcı hayvan. İLE Testi. | Şarap kabı. İLE Yüzgeç. )

- SEDÎD[< SEDÂD] ile SEDÎD ile ŞEDÎD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18366 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doğru, hak. İLE [anatomide] Kapak. İLE Yeğin, şiddetli. )

- SEDİR[Ar.] ile SEDİR/CEDRUS[Lat.]/DAĞSERVİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46791 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kol koyacak yeri olmayan, arkalıksız, üstü minderli ve yastıklı olabilen kerevet, divan. İLE Kozalaklılardan, boyu 40 m. kadar olabilen ve kerestesi, yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı. )

- SEDN[çoğ. SEDÂİL] ile SEDN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18368 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Puthane. | Tapınak. İLE Gövde örgenlerinin anormal şekilde gelişmesi. )

- SEFER[çoğ. ESFÂR] ile SEFER[çoğ. ESFÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18369 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arabî ayların ikincisi.[yılbaşının Muharrem olması itibariyle] İLE Yolculuk. | Savaşa gitme. | Savaş. | Askerin savaş durumunda ya da savaşa hazır bulunması durumu. | Kere, kez, defa. | Üç gün, üç gece süren yolculuk. | En az üç gün ve üç gecelik bir yere gitmek üzere, bulunulan yer sınırından çıkmak. | Kalbiyle hak rızasına yürüyen. | Gönlün, Allah'a yönelişi. )

- SEHER[çoğ. ESHÂR] ile SEHER
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18370 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tan yeri ağarmadan biraz önceki zaman. İLE Uykusuzluk, gece uyumama hastalığı. )

- SEHM[çoğ. SİHÂM] ile SEHM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18371 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ok. | Yay. | Aksiyon, hisse bedeli. | Pay, hisse, kısım. | [tomruklarda] Eğrilik payı. İLE Korku, dehşet. )

- SEKİ ile SEKİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44754 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Evlerin önüne, oturmak için taş ve çamurdan yapılan yer. | Oturulacak sedir biçiminde taş ya da set. | Toprak üstündeki yükseklik, doğal set. | Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü şekli, set, taraça, teras. İLE Atın ayağında, genellikle bileğe ya da dize kadar çıkan beyazlık. )

- SEL'A[çoğ. SELEÂT, SİLA'] ile SELÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18372 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hıyarcık. | Ur. | Başta olan yarık. İLE Cenin torbası, son. )

- SELÂMİÇEŞME ile SELÂMİ ÇEŞME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16465 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kadıköy'de, Kızıltoprak - Çiftehavuzlar arasında bulunan bir semt. İLE Selâmiçeşme'de bulunan küçük bir çeşme. )
( Adını, eskiden kervan yolunun ilk durağına selâmetle geliş nedeniyle "Saadet" sözcüğünden almıştır. İLE 1800'de, Kethüdâ (Kâhya) Şuhi Kadın tarafından. [1966 yılında onarılmıştır.] )

- SELÂSÎN ile SELÂSÎN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18373 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Otuz. İLE Yaprakları çok küçük bir ağaççık. )

- SELEM ile SELEM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18375 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Diş gediği. İLE Peşin para ile veresiye mal alma. )

- SELİM III ÇEŞMESİ ile SELİM III ÇEŞMESİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16416 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yıldız Sarayı'nda, Yâveran Dairesi arkasındaki bahçededir. İLE Üsküdar'da, Selimiye semtinde, Karacaahmet Mezarlığı 8. adanın karşısında, Tıbbiye Caddesi'ndedir. )
( Sultan III. Selim tarafından. İLE 1802'de, Sultan III. Selim tarafından. )

- SELİMİYE CAMİSİ ile SELİMİYE CAMİSİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16515 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Edirne'de. İLE Üsküdar'da. )
( II. Selim zamanında. İLE III. Selim zamanında. )

- SELÎS ile SELÎS[< SELÂSET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18376 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( SELÎS-ÜL-BEVL: Sidiğin sürekli akıntısı. | Sidiğini tutamayan. )

- SELLE ile SELLE[çoğ. SELÂT, SİLÂL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18377 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Koyun/keçi sürüsü. İLE Sele, sepet. )

- SEMÂ'[< SÜMÜVV | çoğ. SEMÂVÂT] ile SEMÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18378 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gökyüzü. İLE İşitme, duyma. | Mevlevî âyinlerinde tarikat mensublarının cezbe haliyle ayakta dönmesi, zikretmesi. )

- SEMAİ ile SEMAİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46852 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir kurala bağlı olmayıp ancak işitmekle öğrenilen sözcük. | Türk müziğinde, iki basit usûlden biri. | Sekizer hece ölçüsüyle yazılmış olan halk koşuğu türü. İLE Semavi. )

- SEMAN[Fr.] ile SEMAN[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46853 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir metale değmesi durumunda, ısıtılan ve yüksek sıcaklıkta ayrışarak taşıdığı öğelerden bir ya da birçoğunu, o metalin yüzeyine yayan madde. İLE Diş köklerini kaplayan, sert madde. )

- SEMÂN ile SEM'AN ile SEMÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18379 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sekiz. İLE İşiterek. | Dinleyerek. İLE Gök, semâ. | Güneş ayının yirmiyedinci günü. | Bıldırcın. )

- SEMEN[< aslı SEMN, SİMEN] ile SEMEN[çoğ. ESMÂN] ile SEMEN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18380 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Semizlik, yağlılık. İLE Baba, değer/kıymet, tutar. İLE Yasemin. )

- SEMER ile SEMER[çoğ. ESMÂR, SİMÂR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18381 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gece sohbeti/toplantısı. İLE Meyve. | Verim, mahsul. | Sonuç. )

- SEMÎ' ile SEM'Î[< SEM] ile SEMÎH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18382 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Duyan/işiten, duyma gücü olan | Allah'ın adlarından. İLE Duyma/işitme ile ilgili. İLE Eliaçık, cömert, semâhatli. )

- SEMÎN[çoğ. SİMÂN] ile SEMÎN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18383 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Semiz, şişman, besili, yağlı. İLE Değerli, pahalı. )

- SEMÎR ile SEMÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18384 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Meyve veren, meyveli. İLE Arkadaş. [geceleyin birlikte sohbet eden] )

- SENÂ'[çoğ. ESNİYE] ile SENÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18385 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Övme, övüş. İLE Meyve ve yapraklarının karışmasından meydana gelen baklagillerden iç sürdürücü bir ot. | Şimşek parıltısı. )

- SENEVÎ ile SENEVÎ[< SÜNÂÎ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18386 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir yıllık, yıl ile ilgili. İLE Biri hayr, öteki şer için olan iki yaratıcının bulunduğuna inanan mecûsîlerden olan kişi. )

- SENİYY/SENİYYE ile SENİYYE[çoğ. SENÂYÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/5370 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüksek, yüce. İLE Öndeki dört diş. )

- SER[Fars.] ile SER/SERA[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46872 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Baş, kafa. | Başkan. İLE Limonluk. )

- SERD ile SERD ile SERD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18391 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sözü, düzgün ve uygun söyleme. İLE Doğrama, doğranma. İLE Soğuk. | Sert, haşin, çirkin. | Sert, kaba, hoyrat. )

- SERGİN ile SERGİN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46884 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Serilmiş olan. İLE Yatan sayrı. )

- SERMEK ile "SERMEK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46913 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Asmak. | Gösterme amacıyla asmak ya da yaymak. | Kurutmak için düz bir yere yaymak. | Açarak yaymak ya da döşemek. | Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek ya da hırpalamak. İLE Boşlamak, savsamak. )

- SET[Ar.] ile SET[İng.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/46927 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Toprağın kayıp akmasını ya da suyun yayılmasını önlemek için yapılan kalın duvar. | Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. | Seki. | Ateşli silahlarda, namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. İLE Oyunlarda, karşılaşmanın her bir bölümü. )

- SEYEHÂN ile SEYEHÂN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18395 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gezi, seyahat. | Gölgenin güneşle beraber dönmesi. İLE Batma.[vapur, gemi vs.] )

- SEZÂB/SEDÂB ile SEZÂB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18398 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sedefotu. İLE Su teresi. )

- SFENKS ile SFENKS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/48567 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Heykel. İLE Tüysüz Kedi. )

- SIYÂS/Î[< SIYSA] ile SİYÂSÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34946 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kaleler. | Köşkler. | Sığınılacak yerler. İLE Siyâset gereği olan. | Diplomatça olan, politik. | Siyâsetle uğraşan. )

- Sİ'R[çoğ. ES'ÂR] ile SÎR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18411 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tüketiciyi korumak amacıyla, özellikle zorunlu gereksinim maddeleri için devletçe saptanan fiyat. [Fars. NARH] İLE Tok, doymuş. | Sarmısak. )

- si ile Si
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47016 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gam dizisinde, la ile do arasındaki ses. | Bu sesi gösteren nota imi. İLE Silisyum'un simgesi. )

- SİGAR[< SAGÎR]["ga" uzun okunur] ile SİGAR ile SİGÂL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18399 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Küçükler. İLE Küçüklük, ufaklık. İLE Düşünce/fikir. | Kuruntu. )

- SİKA'["ka" uzun okunur] ile SİKA[< VÜSÛK | çoğ. SİKAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18401 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kırba, sakaların içine su koydukları köseleden yapılmış kab. İLE Güven, emniyet. | İnanılır, güvenilir kişi. )

- SİKKE[Ar.] ile SİKKE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43516 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Madeni para. | Madeni paralara vurulan damga. | Ağırlık, yük. İLE Mevlevi dervişlerinin giydikleri, yüksek ve tepesi düz, keçe külah. )

- SİKLAMEN[Fr. < Yun.] ile SİKLAMEN[Fr. < Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47041 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tavşankulağı, buhurumeryem. İLE Kırmızıya çalar, eflatun renk. | Bu renkte olan. )

- SİLÂ'[çoğ. SELEÂT] ile SİL'A
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18402 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hıyarcıklar, urlar. İLE Ticaret malı. | Gövdede olan ur. | Sülük. )

- SİLİ ile SİLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47044 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arı, temiz. İLE İffetli. )

- SİLK[çoğ. SELEÂT] ile SİLK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18403 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Pancar. İLE İplik. | Sıra, dizi. | Yol; meslek, tutulan yol. )

- SİM[Fars.] ile SİM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47048 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gümüş. | Genellikle, işlemelerde kullanılan, gümüş görünüş ve parlaklığında olan iplik vb. | Gümüş gibi parlayan. İLE İm, işaret. )

- SİMÂ' ile SİMÂ'[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18404 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çalgı dinleme, çalgılı tören. İLE Yüz, çehre, beniz. | Kimse. )

- SİMÂT ile SİMÂT ile -SİMÂT[< SİME]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18405 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sofra, yemek masası. | Sofraya gelmiş yemekler. | Ziyafet. İLE Nişan, alâmet; damga, iz. İLE Damgalar, izler, işaretler. )

- SİMGE ile/ve SİMGE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/3978 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SÎN[Ar.] ile Sîn ile SİN ile SİN/SİNN[Ar. çoğ. ESİNNE, ESNÂN, ESÜNN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18406 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Osmanlı abecesinin onbeşinci harfi. Ebced hesabında, 60 sayısının karşılığıdır. | Sual sözcüğünün kısaltılmış şekli. İLE Çin. İLE Mezar. İLE Diş. | Yaş, ömrün derecesi. )

- SİNE ile SÎNE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18408 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uyuklama, uyku bastırma, ımızganma. İLE Göğüs, yürek/kalp. )

- SİNGAPUR ile/ve/<> SİNGAPUR ile/ve/<> SİNGAPUR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32867 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ülke. İLE/VE/<> Singapur'un, -aynı adlı- başkenti. İLE/VE/<> Minik kedi. )
( Nüfusun neredeyse tamamına yakını, başkent Singapur'da yaşamaktadır. )
( Ana ada ve etrafındaki 54 adacıktan oluşmaktadır. İLE/VE/<> ... )
( Bağımsızılığına, 1959 yılında kavuşmuştur. )
( ... İLE/VE/<> Ekvatora en yakın konumdaki en büyük Asya kenti. )
( Havası çok nemlidir.[%88] )

- Sînî ile SÎNÎ/SİNÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18407 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çin'li. | Çin'de yapılmış, Çin işi porselen. İLE Büyük tepsi. )

- SİNİK ile SİNİK/KİNİK[Fr. < Yun.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47054 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sinmiş, yılmış, pusmuş. İLE Kinizm yanlısı.[KİNİZM: Kişinin, erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, tüm gereksinimlerinden sıyrılarak, bağımsız olarak erişebileceğini savunan, Antisthenes'in öğretisi.] )

- SİNÎN[< SENE] ile Sînîn[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18409 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yıllar. İLE Sînâ Dağı, Tûr-i Sînâ. )

- SİNİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/55142 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SİNÜS[Lat.] ile SİNÜS[Lat.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43539 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örgenlerin ya da dokuların arasında bulunan boşluklar. | Dibi ağzından geniş oyuk/yara. İLE Trigonometrik bir çember üzerine taşınmış bir yayın ucunun ve bu yaya karşılık olan merkez açısının ordinatı. Simgesi: sin )

- SİRKE[Fars.] ile SİRKE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18412 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ekşimiş üzüm suyu. | Birtakım kimyasal yöntemlerle hazırlanmış bileşiklerin ortak adı. İLE Bit, tahtakurusu gibi asalak böceklerin yumurtası. )

- SİRKECİ ile/ve/||/<>/< SİRKE-Cİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/54297 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SİT ile SÎT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18413 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hanım. | Altı. İLE Ün, iyi şöhret. | Çatırdı, patırtı. )

- SİTÂRE[< SETR | çoğ. SETÂİR] ile SİTÂRE[Fars. çoğ. SİTÂREGÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18415 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örtünülecek, perdelenecek şey. İLE Yıldız. | Taih, kader, baht. )

- SOL ile SOL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11227 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yüreğin bulunduğu tarafta olan. İLE Gam dizisinde, fa ile la arasındaki ses. | Bu sesi gösteren, nota imi. )

- SOM ile SOM ile SOM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43578 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan. | Katışıksız. İLE Rıhtımın, su üstünde kalan bölümü. İLE Hem denizde, hem de tatlı sularda yaşayan, irice bir balık. )

- SOMUN[Yun.] ile SOMUN[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47127 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yuvarlak ve şişkin ekmek. İLE Cıvatanın ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık. )

- SON AKŞAM YEMEĞİ ile/ve "SON AKŞAM YEMEĞİ"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14768 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( 1495 - 1498 arasında. İLE/VE 1662[Çuhacılar Loncası] )
( Tabloda 26 el bulunur. İLE/VE 5 el bulunur. )
( Leonardo da Vinci.[15 Nisan 1452 - 02 Mayıs 1519] İLE/VE Rembrandt Harmenszoon van Rijn.[15 Temmuz 1606 ? 04 Ekim 1669] )

- SONSUZ ile SONSUZ / SONSUZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/49194 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SOPHOS ile SOPHOS ile SOPHOS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50641 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tanrı. İLE Bilge. İLE Usta. )

- SORGUÇÇU HAN ile SORGUÇÇULAR ÇARŞISI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/16321 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bayezıd'ta, Kapalı Çarşı'nın güneyinde, Kalpakçılar Caddesi'ndedir. İLE Bayezıd'ta, Kapalı Çarşı'da, Bedesten yakınında bir çarşı. )

- SORMAK ile SORMAK/SOĞURMAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47201 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birine soru yönelterek, herhangi bir konuda, ondan bilgi istemek. | Bir işin sorumluluğunun kendinde olması, bir işten sorumlu bulunmak. İLE Emmek. )

- SPOT ile SPOT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47232 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Herhangi bir aynalı alet ile ekran üzerinde oluşturulan görüntü. | Tanıtımcık. | Peşin. İLE Işıntı. )

- ST. PAUL ile ST. PAUL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52436 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- STEP/STEPPE[Fr., Rus.] ile STEP[İng.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43601 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bozkır. İLE Basketbolda, hatalı yürüme. | Basamak ve adımlarla yapılan spor etkinliği. )

- STK ile STK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53813 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sivil Toplum Kuruluşu İLE Sanat - Tarih - Kültür )

- SÛ' ile SÛ/Y[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18417 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kötülük, fenalık. | Kötü, fena. İLE Yan, taraf, cihet. )

- SU'LÛK[çoğ. SAÂLİK] ile SÜLÛK[< SİLK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18425 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yoksul/fakir. | Serseri. | Dilenci. İLE Bir yola girme, bir yol tutma. | Özel bir sınıfa/öbeğe katılma. | Bir tarikata intisâb etme. )

- SUÂL ile SUÂL ile ŞUAL[< ŞU'LE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18418 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sorma/sorulma, soruşturma, soru. | Sorulan şey. | Dilenme, dilencilik. İLE Öksürük. İLE Alevler, ateş alevleri. )

- SUBHA/SÜBHA ile SUBHA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18419 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çekilen tespih. | Tespih danesi. İLE [tasavvufta] Binefsihi âşikâr varolmayan fakat eşyanın sureti ile açıklık kazandığı için heyula denilen [hebâ] güneşin ışığında görülen ince toz. )

- SÛD ile SÛD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/34945 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sevdâlar. İLE Yarar, kâr, kazanç. )

- SUHÛN[< SAHNE] ile SUHUN/SUHAN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18421 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sahneler. İLE Söz, lakırdı. )

- SÛK[< SÂK] ile SÛK[çoğ. ESVÂK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18422 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ballardır, incikler. | [botanikte] Saplar. | [geom.] Kenarlar. İLE Çarşı, pazar, alım-satım yeri. )

- SUKUT["ku" uzun okunur] ile SÜKÛT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18424 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düşme, aşağı inme. | Sarkma. | Büyük bir görevden ayrılma. | Çocuğun eksik ya da ölü olarak doğması. İLE Susma, söz söylememe. )

- SUNUCU değil/yerine/= SUNUCU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/38508 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SUR'A ile SURÂH ile SURÂH[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18428 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güreşte, çoğunlukla ters dönmüş olan. İLE Çığlık, feryad. İLE Delik, gedik. )

- SÛRÎ ile SÛRÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18429 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Görünürde olan, hakiki ve içten olmayan. | Gösterişten ibaret olan, gösterişlik. İLE Düğüne ait, düğünle ilgili. )

- SÛS ile SÛS[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18430 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Huy, tabiat.[TIYNET] | Meyan kökü. İLE Güve. | Kurtçuk. )

- SUSAM ile SUSAM/SÜSEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47388 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Susamgillerden, sıcak bölgelerde yetişen küçük bir bitki. | Bu bitkinin yağ çıkarılan, öğütülerek tahin elde edilen ve simit vb.nin üzerine serpilen küçük sarımtırak tohumu. İLE Süsen bitkisi. )

- SUÛD ile SUÛD[< SA'D]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18431 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yukarı çıkma, yükselme. İLE Kutsal sayılan yıldızlar. )

- SÛZ ile -SÛZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18432 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yanma, tutuşma, ateş, sıcaklık. | Dert, ıstırap, acı. İLE "Yakan, yakıcı" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar.[DİL-SÛZ: Gönül yakan/yakıcı. | VİCDAN-SÛZ: Vicdan yakan.] )

- SÜCÛD ile SÜCÛD[< SÂCİD]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18435 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Secde etme. İLE Secde edenler. )

- SÜHÛNET ile SÜHÛNET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18438 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıcaklık, kızgınlık. İLE Katılık, peklik. )

- SÜNÛH[çoğ. SÜNÛHÂT] ile SÜNÛH[çoğ. SÜNÛHÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18440 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sağlam ve emin olma. | İyi bilme. | Diş yuvaları/çukurları. İLE Akla/hatıra gelme, içe doğma. | Çıkma, zuhûr etme. )

- SÜPÜRGELİK ile SÜPÜRGELİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47431 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süpürge yapmaya elverişli olan çalı, bitki vb. İLE Yapıların içinde, duvarların, döşemeyle birleştiği yerde, tabandan 10-15 santimetre yüksek, dışarıya çıkıntılı ağaç, mermer ya da mozaik kuşak. )

- SÜRE ile SÛRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52091 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Belirli bir zaman aralığı. İLE Kur'ân-ı Kerîm'in, 114 bölümünden her biri. )

- SÜRFE/SURFE[Ar.] ile SÜRFE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18441 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kurtçuk. İLE Öksürük. )

- SÜRGÜ/TIRKAZ ile SÜRGÜ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47441 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen, demir ya da ağaç kol, tırkaz, sürme. | Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. | Hastanın, büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap. | Çoğu kez, bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde ya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen, sivri uc ya da küçük lama. İLE Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan ya da ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. )

- SÜRME ile SÜRME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47442 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Araç kullanmak. | Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen düzenek, sürgü. | Masa ve dolapta küçük çekmece. | Sürülerek kullanılan. İLE Kirpik diplerine sürülen, siyah boya, sürme, is. )

- SÜRÛRÎ ile Sürûrî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18442 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- SÜRÜNGEN ile SÜRÜNGEN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47453 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sürünerek giden hayvan. İLE Yere, yatay olarak uzanan sap ya da kök. )

- SÜRÜNME ile SÜRÜNME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53080 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yerde. İLE Koku. )

- SÜRYANİ[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47454 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Samiler'in, Aramî kolunun doğu bölümünde olan bir Hristiyan topluluğu ve bu topluluktan olan kişi. )

- SÜTÛR[çoğ. SİTR] ile SÜTÛR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18443 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Perdeler, örtüler. İLE ... )

- SÜVE/SÖVE ile SÖVE[Fr. SEUIL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47467 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. | Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar. İLE Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları. )

- SÜZÜLME ile/<> SÜZÜLME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47475 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir kuşun, kanat vurmadan yaptığı uçuş. İLE Bir uçağın, motorunu boşa alarak ya da durdurarak yaptığı uçuş. )

- ŞÂDÎ[< ŞEDÂ] ile ŞÂDÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18445 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Mahkeme hademesi, mübaşir. | Zamanında, sultan sarayına odun götüren yeniçeri, odun ambarı memuru. | Nağme ile şiir okuyan. | İlimden, edebiyattan payı olan. | Torba oğlanı, Acemi Ocağı neferi. İLE Memnuniyet, sevinçlilik, gönül ferahlığı. )

- ŞÂFİ'[< ŞEFÂAT] ile ŞÂFÎ[< ŞİFÂ] ile ŞÂFİÎ ile ŞÂFİÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18446 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şefaat eden, hatalı kişinin affı için araya girip yalvaran. İLE Hastayı iyi eden, şifa veren. | Yeter görünen, kifâyet eden. İLE İmam-ı Şâfiî mezhebinden olan kişi. İLE Dört mezhepten birinin imamı olan kişi. [İdris][Hicrî: 150 - 204] )

- ŞAH[Fars.] ile ŞAH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47483 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İran ya da Afgan hükümdarı. | Satranç oyununda, her yönde tek hane gidebilen en önemli taş. | Alevilik, Bektaşilik'te, Pîr. | Benzerlerine oranla en üstün, en güzel, en iyi. İLE Atın, ön ayaklarını yerden keserek arka ayakları üstünde ayakta durması. )

- ŞAHIS[Ar. ŞAHS] ile ŞÂHIS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47485 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kişi. İLE Yer ölçme işlerinde kullanılan, dereceli ve işaretli sırık. )

- ŞÂÎRE[çoğ. ŞÂİRÂT, ŞEVÂİR] ile ŞAÎRE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18449 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bayan şair. İLE Arpa danesi, tek bir arpa. | Arpacık.[çoğ. ŞAÂYİR][Fr. ORGELET] )

- ŞÂKÎ[< ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[< ŞEKÂVET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18450 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )

- ŞAKK[çoğ. ŞÜKUK] ile ŞÂKK[< MEŞAKKAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18451 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yarma, yarılma, çatlama, yırtma, paralama, kırma. | Yarık, çatlak. İLE Eziyetli, zahmetli. )

- ŞÂKÛLÎ[Ar.] ile ŞÂKÛLÎ[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47537 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çekülle ilgili. İLE [matematik] Düşey. )

- ŞÂM[< ŞÂME] ile ŞÂM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18452 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [gövdede] Benler. İLE Akşam. )

- ŞÂME[çoğ. ŞÂM, ŞÂMÂT] ile ŞÂME[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18453 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [gövdede] Ben. İLE Akşam. )

- ŞAP ile ŞAP[Ar. ŞABB] ile ŞAP
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47560 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İstekle öperken çıkan ses. | Birden yere düşme ya da çarpma sırasında çıkan ses. İLE Alüminyum ve potasyum sülfatından ya da amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İLE İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. )

- ŞE'N ile ŞENN/ŞEN[çoğ. EŞNÂN] ile ŞEN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18463 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İş. | Yeni iş, yeni çıkan hal, olay. İLE Şaraba su karıştırma. İLE Naz ve edâ. | Göze ve gönüle hoş görünen hal. | Ferahlı, sevinçli. | Kendir. | Bayındır. )

- ŞE'NÎ ile ŞENÎ'[< ŞENÂAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18464 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gerçek. İLE Kötü, fena, ayıp, utanılacak. )

- ŞEB'ÂN[< ŞİB | çoğ. ŞİBÂ'] ile ŞEBÂN[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18457 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tok, doymuş. [Fars. SÎR] İLE Geceler. )

- ŞEBB ile ŞEB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18456 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şap. İLE Gece. )

- ŞEC ile ŞECC
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47478 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Geminin, denizi yararak yol alması. )

- ŞEGAF["ga" uzun okunur] ile ŞEGAF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18459 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kalp zarı. İLE Delicesine sevme. )

- ŞEHRÎ/ŞEHRİYYE ile ŞEHRÎ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18461 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aylık, ayla ilgili. İLE Şehirli. | İstanbul'lu, İstanbul'da doğup büyüme. | İnce, kibar. )

- ŞELF[İng. SHELF] ile ŞELF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47616 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri. İLE Raf biçiminde kaya. )

- ŞEMM/ŞEM ile ŞEM'[< ŞÜMÛ']
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18462 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Koklama, koklanma, koku alma. İLE Balmumu. | Mum. )

- ŞEVK[çoğ. EŞVÂK] ile ŞEVK[çoğ. EŞVÂK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18469 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Diken. İLE Yoğun arzu, keyif, neşe, sevinç. Işık.[Türkçe'de] )

- ŞEVKÎ ile ŞEVKÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18470 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dikenle ilgili. İLE Şevkle, neşe ile ilgili. )

- ŞEYHÎ ile ŞEYHÎ ile ŞEYHÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18471 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Divanından başka "Hüsrev ve Şîrîn", "Harnâme" adında ve mesnevi tarzında iki kitabı vardır. Divanı, TDK tarafından 1942'de bastırılmıştır.[Sinan][ö. 1422 - Kütahya] İLE En çok tanıtan kitabı Nev'îzâde Atâî'nin "Şakayik-i Nu'mâniyye Zeyli"ne zeyil olarak yazdığı "Vekayi-ül-fuzalâ" adındaki tezkiresidir.[Hicrî 1044-1143 yılları arasında yetişmiş âlim, şâir ve devlet adamlarının hal tercümelerini yazmaktadır.][1667 - 1732] İLE İlmî, tarih bilgisi ve şairliği ile tanınmıştır.[Abdülhamîd][ö. 1639] )

- ŞIK[Ar. < ŞIKK] ile ŞIK[Fr. < CHIC]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52617 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İkiye bölünmüş şeyin bir parçası. | Bir işin, iki yönünden her biri. | Seçenek. İLE Güzel, zarif, modaya uygun. | Güzel, modaya uygun giyinmiş olan. | Yerinde, uygun. )

- Şİ'R[çoğ. EŞ'ÂR] ile ŞÎR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18476 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anlama. | Şiir, edebî değeri olan nazımlı ve uyaklı söz. İLE Arslan. | Süt. | Yiğit, yürekli. )

- ŞİÂ'[< ŞUÂ] ile ŞÎA/ŞİYA/EŞYÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52622 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Işın, güneşten ya da başka bir ışık kaynağından uzanan tel ışıklar. | Vektör. İLE Taraflılar, yardımcılar (topluluğu). | Hz. Ali taraflısı. | Şiîlik. )

- ŞİÂR[< ŞA'R] ile ŞİÂR[çoğ. ŞAÂYİR] ile -ŞİÂR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52625 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kıllar. İLE İşaret, iz, alâmet. | Ayırıcı işâret, ayırdedici âdet. | Hacı olmak için Mekke'de yapılann tören/ler. İLE "İyi, üstünlük veren işâret, âdet" anlamlarında gelerek birleşik sözcükler meydana getirir.[MERHAMET-ŞİÂR: Merhametli. | ŞÖHRET-ŞİÂR: Ünlü.] )

- ŞİB[Fars.] ile ŞİB'/ŞİBA' ile Şİ'B[çoğ. ŞİÂB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52626 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İniş, aşağı doğru eğiklik. İLE Doyma, tokluk. İLE Dar yol, keçiyolu, dağ yolu. | Oymak, kabile. | Küçük akarsu yatağı. )

- ŞİBA' ile ŞİBÂ'[< ŞEB'ÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52627 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Doyma, tokluk. İLE Toklar, karnı doymuşlar. )

- ŞİŞ ile ŞİŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47665 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Şişmiş olan yer, şişlik. | Şişmiş, şişkin. İLE Bir ucu sivri, demir ya da ağaçtan, bazen silah gibi kullanılabilen ince uzun çubuk. | Örgü örmekte kullanılan, metal, ağaç, kemik vb.nden yapılan uzun çubuk. )

- ŞİŞE ile ŞİŞE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47666 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap. | Bu kabın aldığı miktarda olan. | Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu. İLE Tavan tahtaları arasındaki açıklığı kapatmak için uzunluğuna çakılan çıta. )

- ŞU'M ile ŞU'M ile ŞÛM[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18481 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uğursuzluk, şeâmet. İLE Şom. İLE Uğursuz, şom. )

- ŞUÛR ile ŞUÛR[< ŞA'R] ile ŞÜHÛR[< ŞEHR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18482 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anlama, anlayış, duyumsama/hissetme. İLE Kıllar. İLE Aylar. )


| T... |

T ile başlayan AYNI'LAR...
( 135 FaRk, 136 katkı )


- "TAT" değil TAD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11583 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- [Fars.] TEF ile TEF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18622 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Zilli bir kasnağa geçirilmiş çalgı. İLE Sıcaklık[hararet]. | Buhar. )

- TA'TÎS[< ATSE] ile TA'TÎŞ[< ATŞ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18583 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aksırtma. İLE Susatma/susatılma. )

- TA'ZÎL ile TA'ZÎL[çoğ. TA'ZÎLÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18590 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir hastanın güzel ve inandırıcı sözlerle teselli edilmesi. İLE Ayıplama. )

- TÂ ile TÂ' ile TÂ[Fars.] ile TÂ[Fars.] ile TI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18487 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eski Türkçe'deki "te" ve "tı" harflerinin Arapça'daki adı. İLE "tı" harfinin bir adı. İLE Kat, büklüm. İLE Kadar, dek, değin. İLE Osmanlı abecesinin 19. harfi olup ebced hesabında, 9 sayısının karşılığıdır. T harfini karşılar. )

- TAAB ile TAB' ile TÂB[Fars.] ile -TÂB[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18489 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yorgunluk. | Sıkıntı, zahmet, eziyet, meşakkat. | Sinirlerin zayıflığından dolayı kaslarda ve çeşitli yerlerde duyulan şiddetli sancı. | Tabiat, huy. | Damga, mühür basma. | Kitap basma. İLE Güç, kuvvet, tâkat. | Işık, parlaklık. | Harâret. | Tazelik. | Kıvrım, büklüm. | Sıkıntı, eziyet. | Öfke. | Kılıcın keskinliği. İLE "parlayan, parlatan, aydınlatan" anlamlarına gelerek birleşik sözcükler yapar. [ÂLEM-TÂB: Dünyayı aydınlatan.] )

- TAABBÜS ile TAABBÜS[çoğ. TAABBÜSÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18490 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sayıklama ya da havadaki bir şeyi tutmaya çalışır gibi ellerini sallayarak hareket ettirme. İLE Yüz ekşitme, surat asma. )

- TAASSÎ[< İSYÂN] ile TAAŞŞÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18495 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayaklanma, boyun eğmeme, isyân etme. İLE Akşam yemeği yeme. )

- TÂAT ile TÂÂT[< TÂAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18496 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Allah'ın emirlerini yerine getirme, ibâdet. İLE İbâdetler. )

- TAB'AN[< TAB] ile TÂBÂN[Fars.] ile TABAN[Tr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18499 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- TABAN[>< TAVAN} ile TAB'AN[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47885 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayağın alt yüzü, aya. | Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. | Ayakkabının alt bölümü. | Kaide. | Bir şeyin en alt bölümü. | Değerlendirmede en alt derece. | Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. | Temel. | Bir ırmağın en derin olan orta yeri. | Yelkenlilerde, dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. | Bir cismin ya da bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey ya da çizgi, kaide. | Üslü sayılarda, kuvveti alınan sayı. | Tarlanın düz ve verimli kesimi. | Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. İLE Doğası itibariyle, huy bakımından. )

- TABAN ile TAB'AN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43695 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- TÂBE[< TAYYİB] ile TÂBE[Fars.] ile TÂ-BE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18500 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "İyi ve temiz olsun" anlamınadır. İLE "-e kadar" anlamına gelerek sözcüklerin başına getirilir. [TÂ-BE-SABAH: Sabaha kadar. | TÂ-BE-KEY: Ne zamana kadar, niceye dek.] İLE Tava. | Geniş, düz yüzlü tuğla. )

- TÂBİ'[< TEB | çoğ. TÂBİÎN, TÂBİÛN, TEBEA, TEVÂBİ'] ile TÂBİ'[< TAB] ile TABÎÎ ile TABHÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18502 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birinin ardı sıra giden, ona uyan. | Boyun eğen, bağlı kalan, birinin emri altında bulunan. | [Ar. dilb.] Kendinden önceki sözcüğe göre hareke alan sözcük. | Hz. Muhammed'i görmüş olanları(eshâbı) görüp kendinden hadîs dinlemiş olan. İLE Kitap basan/bastıran. | Matbaacı, düzenleyici(editör). İLE Doğayla/tabîatle ilgili. | Doğa gereği/îcâbı olan. | Olağan, alışılmış, her zamanki gibi. İLE Pişirmekle/pişirilmekle ilgili. )

- TAÇ[Ar. < TÂC] ile TIKSÂR[Ar.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53469 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Halka biçiminde taç. )

- TADACCU' ile TADACCU[< DUCRET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18504 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üşenme, gevşek davranma. İLE İç sıkılması, sıkıntı. )

- TAHDÎR[< HADER] ile TAHDÎR/TAHZÎR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18517 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Örtülendirme, örtülü bulundurma. İLE Hazırlama. | İlâç hazırlama. | Yeşillendirme, yeşil renk verme. )

- TAHIL ile TÂHIL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18518 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat. İLE Bayat su, bekleyerek bozulmuş su. )

- TAHT ile TAHT[Fars.] ile TAHT[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18532 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Alt, aşağı. [>< FEVK] İLE Hükümdarların oturduğu büyük koltuk. | Hükümdarlık makamı. İLE Yağma, çapul, soygun, talan. )

- TAHTACI ile TAHTACI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47950 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi. İLE Özellikle Toroslarda yaşayan Aleviler'e verilen ad. )

- TAHTE ile TAHTE[Fars.] ile TAHTE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18533 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Alt, altta, altında. İLE Tahta. İLE Yağmalanmış, talanlanmış. )

- TAHZÎB[< HİZB] ile TAHZÎB[< HİZAB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18536 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Takım takım toplama. İLE Saç/sakal boyama. )

- TAHZÎN[< HÜZN] ile TAHZÎN ile TAHSÎN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18538 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kederlendirme, tasalandırma. | Hazin hazin Kur'an-ı Kerîm okuma. İLE Hazinede saklama. İLE ... )

- TÂÎ ile Tâî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18540 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( T harfine ait, T ile ilgili. İLE Tayy boyundan olan, Tayy boyuna ait, onunla ilgili. )

- TÂK[çoğ. TÂKAT, ETVÂK, TÎKAN] ile TÂK[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18543 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bina kemeri. | Yarım daire şeklinde kapı ve pencere üstü. | Kubbe, künbet. İLE Asma, üzüm kütüğü. )

- TAK ile TAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47955 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tahta vb. bir şeye vurulduğunda ya da silah patlayınca çıkan tok ve sert ses. İLE Millî bayramlarda ya da önemli bir olayı anmak için düzenlenen şenliklerde, geçit yapılacak caddelere geçici olarak kurulan, yazılar ve çiçeklerle süslenen kemer. )

- TÂKA ile TÂKA/TÂKAT[< TÂK] ile TAKA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18544 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kubbeli mahfe. | Pencere. İLE Güç, kuvvet. | Taklar. | Güçler, tâkatler. İLE Duvarın içindeki kapaksız dolap. | Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi. | Bozuk, zor çalışan ya da eski kara taşıtları için kullanılan bir söz. )

- TAKI ile TAKI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47968 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çoğunlukla evlenen ya da nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. | Kadınların ziynet eşyası, asım takım. İLE Adın, başka bir sözcük ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. | Tümceler ile sözcükler arasında ilişki kurmaya yarayan sözcükler. )

- TAKIYYE ile TAKIYYE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18548 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sakınma, çekinme. | Birinin, bağlı olduğu mezhebi gizlemesi. İLE Takke. )

- TAKRÎZ[< KARZ] ile TAKRÎZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18550 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ödünç verme. | Bir kitabın başına konulmak üzere tanınmış bir kişiden istenilen takdim ve takdir yazısı. İLE Bir kitabı tenkid etme. )

- taksîm[< kısm] ile/ve/değil/<> Taksim
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/32192 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [mat.] Bölme, parçalara ayırma. | Bölüm. | Bölü. İLE/VE/DEĞİL/<> İstanbul'un ve Gezi Parkı'mızın merkezi, değerlerimizin simgesi. [Her yer Taksim! Her yer diriliş!] )

- TAL[Fr. THALLE] ile TÂL[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18552 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin, yaşama ve büyüme örgeni. | Çiçeklerin üreme örgeni olan sarı toz. İLE Zil.[parmaklara takılan] | Gümüş ya da bakır tepsi. )

- TAMMÂ'[< TAMA] ile TAMA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18562 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Son derece tamah eden. İLE Doymazlık, çok isteme, açgözlülük. )

- TAMMÂT ile TÂMMÂT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18563 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Anlamsız, uygunsuz, saçma sözler. İLE Kıyâmet. )

- TAMS ile TAMS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18564 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Âdet görme, aybaşı. İLE Yok etme, belirsiz kılma. )

- TANZİMAT ile TANZİMAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50412 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı. İLE Sultan Abdülmecit döneminde, 1839'da, Gülhane Hat-ı Hümâyunu adıyla anılan bir buyrukla duyurulan, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem. )

- TARH ile TARH ile TARH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50423 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer. İLE Vergi koyma. İLE Çıkarma. )

- TÂRÎ[< TARÂVET] ile TÂRÎ[< TARÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18568 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Taze, tarâvetli. İLE Ansızın çıkan, birdenbire görünen. )

- TÂRİD[< TARD] ile TARÎD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18569 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kovan, tardeden. İLE Kovulmuş, çıkartılmış, matrûd. )

- TARÎH ile/değil/< TÂRİH[< ERH | çoğ. TEVÂRÎH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18571 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İşe yaramadığından dolayı bir yana atılmış şey. İLE/DEĞİL Tarih. )

- TAS ile TA'S
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18574 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Su kabı. İLE Yok olma, kaybolma. )

- TASMÎT[< SEMT] ile TASMÎT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18581 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gazel ya da kasideyi, musammat denilen tarzda düzenleme. Uyaklı/kafiyeli beyitleri dört bölüm olarak düzenleme. İLE Susturma. )

- TAT ile TAT ile TAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43785 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İran'lılara verilen bir ad. )
( Canlıların, besinlerdeki uçucu olmayan bileşikleri damak, boğaz ve dil yüzeyindeki mukoza noktaları aracılığıyla algıladığı duyum. | Tatlılık. | Hoşa giden durum, lezzet, zevk. İLE Dilsiz. İLE Türklerin egemen olduğu yerlerde yaşayan Arap ya da İran'lılar. | Hazar Denizi kıyısında, İran Azerbaycanı sınırında yaşayan, İran soyundan olan bir topluluğun adı. )

- TAY ile TAY[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/50785 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üç yaşına kadar olan at yavrusu. İLE Denk, eşit, eş. | Hayvanın bir yanındaki yük. )

- TAZLÎL/TADLÎL ile TAZLÎL[< ZILL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18592 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dalâlete düşürme, doğru yoldan çıkarma, azdırma, ayartma. İLE Gölgelendirme, gölgelendirilme. )

- TE'FÎK[çoğ. TE'FÎKÂT] ile TEVFÎK ile TEVFÎK[< VEFK | çoğ. TEVFÎKAT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18629 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yalan söyleme. | Yalan; iftira etme. İLE Elçilikle yollama. İLE Uydurma, uygunlaştırma. | Allah'ın yardımına kavuşma. | Bir kırılmada kırılan parçaları birbirine geçirme. | Tezat yapmadan, bir sözcüğün anımsattığı başka sözcükleri de aynı ibarede söyleme. )

- TE'VÎD ile TEV'ÎD[çoğ. TEV'ÎDÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33818 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eğriltme, eğritilme. İLE Sözle korkutma. )

- TE'VÎLEN[< MEÂL] ile TE'VÎLÎ[< MEÂL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33820 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Te'vîl ederek, sözü çevirerek. İLE Te'vîl ile ilgili. )

- TE ile TE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18488 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Osmanlı abecesinin dördüncü harfi. | Ebced hesabında 400 sayısının karşılığıdır. İLE Kadar, dek, değin. )

- TEÂSÜR ile TEÂSÜR[< ÜSR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18593 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzel geçinme, dirlik etme. İLE Bir şeyin güçleşmesi, güç olma. )

- TEBÂR ile TEBÂR[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18597 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yok olma, bitme. İLE Asıl, soy. )

- TEBSÎR ile TEBŞÎR[< BEŞR | çoğ. TEBŞÎRÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18608 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Müjde verme, müjdeleme, müjdelenme. )

- TEDHÎN[< DUHAN] ile TEDHÎN[< DÜHN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18618 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tütsüleme, dumanlama. İLE Güzel kokulu yağ sürme/sürülme. )

- TEENNÜS[< ÜNS] ile TEENNÜS[< ÜNS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18620 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dişil/müennes olma. | Kadın gibi hareket etme, kadınlaşma. İLE Alışma, Ünsiyet peyda etme. )

- TEFEKKUH[< FIKH] ile TEFAKKÜH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18625 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Fıkıh öğrenme. | Fıkıhta çok bilgili olma. | Taakkul, tefehhüm. İLE Hoşlanma, şaşırma. | Pişman olma. | Yemiş toplama, yemiş yeme. )

- TEFEKKÜR ile TEFAKKUR[< FAKR]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18624 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Düşünme. İLE Fukaralaşma. )

- TEFESSÜH[< FÜSHAT] ile TEFESSÜH[< FESH | çoğ. TEFESSÜHÂT]/SASIMA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18627 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Açılma, genişleme. İLE Çürüme, çürüyüp dökülme, bozulma. | Bir nesnenin kokup dağılması. )

- TEFHÎM ile TEFHÎM[< FAHM] ile TEFHÎM[< FEHM | çoğ. TEFHÎMÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18628 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kömürleştirme. İLE Büyük sayma, ta'zîm. | Bir harfi kalın okuma. İLE Anlatma/anlatılma, bildirme/bildirilme. )

- TEFKÎH ile TEFKİH[< FIKH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18630 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hoşlandırma, hayrete düşürme. | Yemiş yedirme. İLE Fıkıh öğretme. | Öğretme, anlatma. )

- TEFRÎH[< FERAH] ile TEFRÎH[< FERH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18632 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ferahlandırma, gönül açma. İLE Korkusuz kalma. | Gelişme, filizlenme. | Yumurtadan çıkma zamanı. )

- TEFTÎK[< FETK] ile TEFTÎK[< FETK]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18634 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yarma, yarılma. İLE Ditmek, didilmek, tarayıp açmak.[yün, pamuk vb.] )

- TEHÂLÜF[< HALF] ile TEHÂLÜF[< HULF | çoğ. TEHÂLÜFÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18636 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yargıcın iki tarafa da yemin verdirmesi. İLE Birbirine karşıt olma, birbirine uymama. | Aykırılık. )

- TEK ile TEK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53308 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eşi olmayan, biricik, yegâne. | Birbirini tamamlayan ya da aynı türden olan nesnelerden her biri. | Önüne getirildiği tümceye istek ve özlem kavramı katan. | Yalnızca. | İki ile tam sayı olarak bölünemeyen. İLE Hiç, hiçbir. )

- TEKE ile TEKE ile TEKE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/22988 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir karides türü. İLE Eril keçi. İLE Tüylü devenin erkeği ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen bir tür deve. )

- TEKİL ile TE'KÎL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18649 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sözcüklerde bir varolanı ya da çekimli eylemlerde bir kişiyi bildiren biçim. [><ÇOĞUL] İLE Yedirme, yedirilme. )

- TEKİR ile TEKİR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53323 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Barbunyaya benzeyen bir balık. İLE Tüyleri siyah çubuklarla ve beneklerle süslü, kül renginde ya da boz olan [kedi]. )

- TEKNE ile TEKNE ile TEKNE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53326 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türlü işlerde kullanılmak için çoğu ağaçtan ya da taştan yapılan, uzun ve geniş kap. | Sızdırabilir ya da sızdırmaz olarak yapılmış, levhaları bir parçadan oluşmuş, kulpları ve kulp delikleri bulunan, bir ya da iki kişi tarafından taşınabilir üstü açık bir ambalaj türü. | Ut, tambur vb. çalgılarının sesi yükselten oyuk ve şişkin parçası. İLE Bir tür küçük deniz taşıtı. Geminin omurga, kaburga ve kaplamadan oluşan temel bölümü. İLE Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur, alçak bölümü, ineç, kemer karşıtı. | Bölge, havza. )

- TEKSÎR[< KESR] ile TEKSÎR[< KESRET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18650 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyi çok kırma, kırılma. İLE Çoğaltma/çoğaltılma. )

- TEL ile TEL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53335 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne. | Bu nesneden yapılmış ya da bu nesne biçiminde olan. | Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne. | İnsan saçını oluşturan ipçik. | Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri, lif. İLE Telgraf. )

- TELÂUB[< LA'B] ile TELÂ'UB[< LA'B]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18654 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Oynama, oynaşma.[bkz. MÜLÂABE(< LA'B, LU'B')] İLE Oynama, oyunla uğraşma, eğlenme. | Yemeklerin ağızda tükürükle karışması. | Salyanın akması. )

- TELKÂRÎ ile TELKARİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/14681 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tel durumundaki gümüşü, altını örerek ya da bir şey üzerine kakarak yapılan iş. | Gümüş ya da altını ince teller durumuna getirip örerek yapılan (takı vb.). | Gümüş ya da altın tellerden yapılmış motiflerle süslü olan. İLE Beypazarı. )

- TELSİZ ile TELSİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53353 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Teli olmayan. İLE Türlerine göre belirli bir kapsama alanı içinde, belirli kişilerin iletişimini sağlayan, elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan araç. )

- TENKİS[< NÜKS] ile TENKÎS[< NOKSAN | çoğ. TENKÎSÂT] ile TENKİZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33763 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Başaşağı etme/edilme. | Boşaltma. İLE Azaltma, kısma, indirme, eksiltme/eksiltilme. İLE Kurtarma. )

- TERÂKKUS[< RAKS] ile TERÂKUS[< RAKS]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33770 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Durmadan, aşağı inip yukarı çıkma. | Dans etme. İLE Dans etme. [bkz. TELÂUB] )

- Terazi ile TERAZİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13812 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Burç. İLE Ölçme/tartma aleti. Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. | İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. | Gövdenin, asılarak ya da dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu. )

- TERHÎM[< RAHM, RAHUM, RAHÂMET] ile TERHÎM[< RAHMET, MERHAMET, RUHM/RUHUM | çoğ. TERHÎMÂT] ile TERHÎN[< REHN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33781 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir adı kısaltma. İLE "Allah, rahmet eylesin." sözünü söylemek. İLE Rehin olarak verme, emânet bırakma. )

- TERKİK[< RİKKAT] ile TERKÎK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33783 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İnceltme. | Yumuşatma. | Nâzikâne anlatma. İLE Zayıflatma. Dili ya da ifadeyi bozuk/eksik kullanma. )

- TERKİN ile TERKÎN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33784 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Boyama, yazma. İLE Belirli bir yerde ve saatte buluşma sözleşmesi. [MÎKAT: Bir iş için belirtilen zaman ya da yer.] )

- TERME ile Terme
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53407 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir tür yaban turpu. İLE Samsun iline bağlı ilçelerden biri. )

- TERMİNAL[Fr./İng.] ile TERMİNAL[Fr./İng.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53409 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Otobüs, uçak vb. taşıtların yolcularını ilk aldığı ya da son bıraktığı yer. İLE Bir veri iletişim ortamında, veri giriş çıkışını sağlayan donanım birimi ya da donanım birimleri topluluğu. )

- TERS ile TERS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/43938 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gerekli olan duruma karşıt olarak. | Uygun olmayan, elverişsiz. | Gönül ve cesâret kırıcı, huysuz, sert. | Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. | Kesici bir aygıtın kesmeyen yanı. | Bir şeyin karşıtı. İLE Hayvan pisliği. )

- TESÂLUH ile TESÂLUH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33787 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( MÜSÂLAHA[< SULH]: Barışma, uzlaşma. | Barış, güvenlik. İLE Sağır gibi görünme. )

- TESLÎM ile TESLÎM[< SÜL, SELEME | çoğ. TESLÎMÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33791 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çentme, diş diş etme. İLE Bir emâneti, yerine verme. | Bir şeyi, yeni sahibine verme. | Hakikat olduğunu söyleme. | İtiraf. | Dayanamayıp, "Pes!" deme. | Kendini, Allah'ın kaderine bırakma. | Bir saz yapıtında, asıl hâne ile mülâzimeyi bağlayan nağmeler olup bu nağmeler, her hânede tekrar edilmekle beraber, mülâzimeye dahil edilmez. Eskiden, buna "Terkib-i İntikal" da denilirdi. Fakat terkib-i intikal'in yalnız hâneleri bağlayan ve az çok tâdîlât ile tekrar edilen nağmeciklere verilen bir ad olup mülâzime ile hâne arasındaki nağmeye tevsî edilmemiş olma olasılığı da vardır. | Selam verme, selâmetle dua etme. | Âfetten masûn kılma. )

- TESMÎM ile TESMÎM[< SEMM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33792 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Eklemlerin yüzlerini birbirinden ayırma işi. Bir örgeni, eklem yerinden kesip atma. İLE Zehirleme, zehirlenme. )

- TESMÎN[< SÜMN] ile TESMÎN[< SEMEN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33793 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sekizleme, sekize çıkarma. | Sekize bölme. | Bir şeye, paha biçme/biçtirme. İLE Semirtme, semirtilme, yağlatma. )

- TESMÎR ile TESMÎR[< SEMER]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33794 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çivileme/mıhlama, çivilenme/mıhlanma. İLE Ağaçların -çiçeklerini döküp- yemiş bağlaması. | Tasarrufla, malın çoğalması. )

- TESPİHLİ ile TESPİHLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53433 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tespihi olan, tespih çeken. İLE Üzerinde bir sıraya dizilmiş tespih taneleri gibi yuvarlakları olan. )

- TESRÎB ile TESRÎB[< SÜRÛB]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33795 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ayıplama, darılma. | Başa kakma. İLE Yollama, gönderme, gönderilme. )

- TETİK ile TETİK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53442 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateşli silahlarda ateşlemeyi sağlamak için çekilen küçük parça. İLE Çabuk davranan, çevik, dikkatli, uyanık. | Dikkat ve özen gerektiren, nazik. )

- TEVKİ'[< VUKU] ile TEVKİÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33821 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Padişah buyruklarına çekilen nişan. | Padişahın nişanlı buyruğu. İLE Tevki'ci. Padişah buyruklarına nişan işaretini yapan memur, tuğrakeş. )

- TEZ[Fars.] ile TEZ[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53463 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çabuk olan, hızlı. | Hızlı bir biçimde. İLE Sav. | Üniversitelerde öğrencilerin ya da öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel çalışma. )

- TIBÂ[< TAB] ile TIBÂA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33829 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yaradılışlar, âdetler. İLE Kılıç yapma zanaatı. | Kitap vs. basma işi. )

- TIMAR ile TIMAR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53476 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Hayvanlarının kıllarını, derisini temizleme. | Ağaç bakımı. | Yara bakımı. İLE Anadolu Selçukluları ve Osmanlı'larda, belirli görev ve hizmet karşılığında kişilere verilen, yıllık geliri 3.000 - 20.000 akçe olan toprak. )

- TIRÂZ ile -TIRÂZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33831 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Giysilere nakışla yapılan süs. | Süs. | Üslûp, tutulan yol. | Döviz.[Fr. DEVISE] İLE "Donatan, süsleyen" anlamlarına gelerek birleşik sözcük yapar. )

- TIRTIL ile TIRTIL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53486 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yumurtadan çıkan kelebek kurtçuklarının ilk durumu. İLE Çevresinde kertikler bulunan ve işlenecek parça üzerine bastırılarak bu kertiklerin izini parçaya basmaya yarayan çelik disk. | Pulların ya da metal paraların kenarındaki kertikleri oluşturan çıkıntılardan her biri. | Palet. | Bir şeyin kenarına çizilen zincir gibi çiçeklerden yapılan süs. | Maraş işi ya da çeşitli elbise nakışlarında kullanılan altın, gümüş gereç. )

- TİCÂNÎ ile TİCÂNÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53489 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yobaz, gerici. İLE Kuzey Afrika'da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikattan olan kişi. )

- TİLLE ile TİLLE[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33832 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Basamak. | Sıradağ. İLE İşlenmemiş altın. )

- TİRE ile Tire ile TİRE[Fr. < TIRET]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33833 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dikişte kullanılan pamuk ipliği. | Pamuk ipliğinden yapılmış olan. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. İLE Kısa çizgi. | Uzun çizgi. )

- TİTAN/YUM[Ti][Fr. < TITANE] ile TİTAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53512 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Atom numarası 22, atom ağırlığı 47,90, yoğunluğu 4,5 olan, 1675 °C'ye doğru eriyen, özellikleri bakımından silisyumla kalaya yaklaşan, parlak beyaz renkli, basit öğe. İLE Satürn'ün en büyük uydusudur ve yoğun bir atmosferi olduğu bilinen tek doğal uydudur. Titan'daki büyük su kütleleri gibi görünen bu okyanusların, metan gazının sıvı durumu olduğu görülmüştür. Yüzey sıcaklığı, yaklaşık olarak -180 °C'dir. )

- TİTREŞİMLİ ile TİTREŞİMLİ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53516 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Titreşim yapan ya da titreşim oluşturan. İLE [dilbilgisi] Yumuşak. )

- TOKA ile TOKA[İt. < TOCCO]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53517 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık. | Saçları bir arada tutmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç. İLE El sıkışma. | Kadeh tokuşturma. )

- TOKAT ile Tokat ile !TOKAT
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18955 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. İLE İnsana el içi ile vuruş. )

- TOKYO[Jp.] ile Tokyo
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53522 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Genellikle plastikten yapılmış bir terlik türü. İLE Japonya'nın başkenti. )

- TON[Fr. < TONNE] ile TON[Fr.] değil/yerine/= TİTREM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53513 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması. | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. | Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem. )

- TON[Fr. < TONNE] ile TON[Fr. < TON]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53530 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada sesin duyguları belirtecek biçimde çıkması. | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. | Ses titreşimlerinin yükselip alçalması, titrem. )

- TONİK[Fr.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53533 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Organları uyaran ve güçlendiren ilâç. | Bazı içkilere katılan sıvı. | Cilt bakımında kullanılan, yüze ve boyna sürülen losyon. )

- TOPALTI ile/ve/||/<>/> TOPALTI
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53537 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kale toplarının koruması altındaki yer. İLE Kale ile korunan bir kentin yakın çevresi. )

- TOPHANE ile Tophane
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53540 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Top yapılan, top dökülen yer. | Topçu askerinin eğitildiği yer. İLE İstanbul'da, Karaköy'den sonra gelen semtin adı. )

- TOR ile TOR ile TOR ile TOR ile TOR ile TOR[Fr. < TORE]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53546 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sık gözlü ağ. | Bir metre uzunluğunda dört santimetre eninde örgü ip.| Tuzak. | Örgü sırası. | Giysi ya da örgülerde, çorap koncunun ağzı gibi büzülen kısım. | Çorap boğazına örülen lastik örgü. | Ağ gibi seyrek örgülü bir cins dokuma. | Fanila, çorap vb. giysilerde gövdeyi saran lastik örgü. | İnce örülmüş para kesesi. | Baş örtüsü. | Hamam havlusu, peştemal. | Saman taşırken kağnı arabasına takılan ot ve kendirle örülmüş ağ. | Uçkur uçlarına yapılan düğümler. | Çözülemeyen ilmek. | Süzgeç.
İLE
İşe alışkın olmayan, yabani. | Toy, acemi kişi. | Olgunlaşmamış, ham.| Çok hareketsizlikten ileri gelen hamlık. | Çekingen, utangaç. | Soğukkanlı. | Ters. | Aptal. | Kendini beğenmiş, kibirli. | Eşeysel gücü çok olan.
İLE
İnci gerdanlık. | Boncuktan yapılan bilezik.
İLE
Buzağılamamış üç yaşındaki inek yavrusu.
İLE
Fidan.
İLE
Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan nesne. )

- TORAK ile TORAK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53592 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kömürleştirilecek ağaç ya da pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kubbe, kümbet. İLE Tortu, çökelek. )

- TORLAK ile TORLAK/ABDAL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52751 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Torun çocuğu. İLE Gezgin derviş. )

- TORUM ile TORUM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53596 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Deve yavrusu. İLE Yalan, uydurma söz. )

- TOS ile TOS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53598 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Alın ya da boynuzla vuruş. İLE Topaç oyunu. )

- TOY ile TOY ile TOY
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/52099 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gençliği nedeniyle görgüsüz ve beceriksiz olan. İLE Ziyafet. İLE Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] )

- TOZ ile TOZ ile TOZ ile TOZ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53603 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak. | Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir nesne. | Katıların fiziksel etkilerle ufalanması sonucu oluşan, tane irilikleri yaklaşık bir mikron büyüklüğünde parçacıklar. | Genellikle tanelerin temizlenmeleri ya da öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince durumdaki kuru parçacıklar. | Bu durumda olan. İLE Yayın kabzası üzerine kaplanan kayın ağacı kabuğu ve kirişi. İLE Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel ya da madensel nesnelerin öğütülmüşü. | Hayvansal, bitkisel ve madensel kökenli nesnelerden elde edilen, organik ve inorganik yapılı, kuru ve birbiriyle bağlantısı olmayan ilaç biçimi. İLE Diz. )

- TOZAN ile TOZAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53604 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İncecik toz tanesi. | Tozu çok olan yer. İLE Kar fırtınası. )

- TOZKOPARAN ile TOZKOPARAN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53605 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Çok rüzgârlı yer. İLE İstanbul, Merter'de bir semtin adı. )

- Tûbâ ile TÛBÂ ile TUBBA'[çoğ. TEBÂBİA] ile TUBA[Fr./İng.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33834 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güzellik, iyilik, hoşluk. | Rahatlık. İLE Kökleri semâda, dalları zemine uzanmış, Cennet'te, Sidre'de bulunan ve dalları bütün Cennet'i gölgeleyen ilâhî ağaç. İLE Eski çağlarda, Yemen bölgesinde saltanat süren eski Arap hükümdarlarının unvanı. İLE Üzerinde pistonlar bulunan, bakırdan soluklu çalgı. )

- TUFÛ[Fars.] ile TUFÛ' ile TUFÛH'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33835 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( "Tüh!" anlamında kullanılır. İLE Ateşin sönmesi. İLE Kabın, ağzına kadar dolması. )

- TUFÛL ile TUFÛL[< TIFL çoğ. ETFÂL]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33836 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Güneşin, Batı'ya yaklaşması. İLE Çocuklar. )

- TUĞ ile TUĞ/TÜY/TEPELİK/SORGUÇ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53648 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sultanların ve vezirlerin başlarına taktıkları başlıkların ön tarafında bulunan tüy ya da püskül biçimindeki süs. | Eski meddahların bir simgesi.[Meddahların tuğ diktikleri yerde kalabalık bir seyirci çepeçevre toplanırdı.] İLE Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy. )

- TUHAF ile TUHAF
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53653 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Acayip. | Şaşılacak, garip. | Güldürücü. | Gülünç. | Anlaşılmaz. | Şaşılan bir şey karşısında söylenilen söz. İLE Ağaçkakan türünden iri gagalı bir kuş. )

- TÛLÂ ile TULÂ'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33837 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Daha(pek/çok/en) uzun. İLE Ense kökü. )

- TULUK ile TULUK ile TULUK ile TULUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53657 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tulum. İLE Tombul, şişman. İLE Hayvanın sidiktorbası. İLE Yanak. | Şakak. )

- TULUMBA[İt. < TROMBA] ile TULUMBA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53658 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sıvıları alçak yerlerden çekmeye ya da yüksek yerlere çıkarmaya yarayan araç. | Otomobil lastiği, futbol topu vb. şeyleri şişirmeye ya da herhangi bir sıvıyı sıkmaya, bir şey üzerine püskürtmeye yarayan araç. | Bağ ve meyve ağaçlarını ilaçlamakta kullanılan araç. İLE Tüfekte, iğnenin bulunduğu yer. )

- TUMBA[İt.] ile TUMBA ile TUMBA ile TUMBA ile TUMBA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53662 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Altüst etme, altüst olma. | Çocuk dilinde, yatağa atlama. İLE Toprak atmaya yarayan araba, el arabası. İLE Pancar. İLE Kabarık yatak vb. şeyler. İLE Dağ üstlerindeki tepecikler. )

- TURA ile TURA ile TUĞRA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53651 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Metal paranın resimli yüzü. | Halat gibi örülmüş iplik çilesi. | Kıvrılarak sıkıştırılmış iplik çilesi. | Bazı oyunlarda, vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil. | Ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan ya da yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu. İLE Ev duvarlarını dış etkenlerden korumak için üzerlerine çakılan tahta perde. | Bahçe kapısını korumak için beşik örtüsü biçiminde tahtadan yapılan örtü. | Kadınların başlarına taktıkları küçük altın dizisi. | Çatı. | Çatı arası. | Odalardan başka evdeki öteki bölümler. | Sergen. | Düğünlerde oynanan bir çeşit oyun. | Karşı. | Topuz. İLE Osmanlı sultanlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan simgeleşmiş im. )

- TUŞ[Fr. < TOUCHE] ile TUŞ ile TUŞ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/44079 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. | Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. | Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi. İLE Taraf, yön, cihet, rast gelme, karşısında duran. | Benzer, denk, eş. İLE Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. )

- TUTAK ile Tutak
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53688 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir şeyin tutulacak yeri. | Tutacak. | Kabza. | Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. | Rehine. İLE Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. )

- TUTAM ile TUTAM ile TUTAM ile TUTAM/DİZENEK/TERTİP/NİZAM/FORMAT[İng.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53689 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Avuç içi ya da parmak uclarıyla tutulabilen miktarda olan. | Deste, demet. İLE Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi ya da pay, hisse, parti, lot. | Belge. İLE Durum. İLE Soruların biçimsel özellikleri, dile getirilişi, dizisi, geçişleri ve özel eylem simgeleriyle bir gözlem aracının taşıdığı biçimsel düzen. )

- TUTUCU ile TUTUCU ile TUTUCU/İTİCİ[Fr. TENEUR] ile TUTUCU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53692 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Süregiden toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kişi. İLE Tutumlu. İLE Durmalı çıkışlarda, çiftekerciye yardım eden kişi. [Eskiden "itici" denilirdi. Çıkışta, koşucuyu itmek yasak olduğundan, bugün, bu yardımcılara "tutucu" denilmektedir.] İLE Ateş maşası. )

- TUTURUK ile TUTURUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53695 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateş tutuşturacak çalı, çırpı, yonga vb. nesneler, kav. İLE Çok ekşi. )

- TÜRA'[< TUR'A] ile TÜR'A[çoğ. TURA', TÜRÜÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33838 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Suyun taştığı yerler. | Kanallar. İLE Suyun taştığı yer. | Kanal. )

- Türkî[Tr. / Fars.] ile TÜRKÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/33840 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Türk. | Türk'le(rle) ilgili. İLE Türkü. )

- TÜYLENME ile TÜYLENME
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/53720 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tüy çıkma, üzerinde tüyler oluşması. İLE Para sahibi olmak. )


| U-Ü... |

U ile başlayan AYNI'LAR...
( 18 FaRk, 19 katkı )


- UÇKUN ile UÇKUN
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/35628 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Ateşten fırlayan kıvılcım. İLE Dağlardan toplanan özel bir bitki. )
( ... İLE )

- UÇUK ile UÇUK
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45278 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Soluk. | Açık renk. | Hafif, belirsiz. İLE Genellikle ateşli sayrılıklar, bunalımlar sonucu, deride fiskeler durumunda beliren kabarcık. )

- UKAB[çoğ. AKABE, IKBÂN]["ka" uzun okunur] ile UKÂB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18690 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Karakuş, kartal, tavşancıl kuşu. | Hz. Muhammed'in alemlerinden birinin adı. | Nesir burcu, Kartal takımyıldızı. İLE Toz, duman. )

- ÛLÂ ile ULÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18691 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Birinci, ilk. İLE Şan ve şeref sahibi. )

- ULÜF[< ULÛFE] ile ULÛF[< ELF]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18692 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yemler, ulûfeler. | Sipahi, yeniçeri maaşları. İLE Binler. )

- UMMÂN ile Ummân
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18694 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Derinliğine. İLE Arap Yarımadası'nın güneydoğu köşesi olan geniş kıta ve bu kıtanın kıyısından Hind kıyılarına ve güneye doğru uzanan açık deniz. )

- UR ile ÛR[< A'VER, AVRÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18696 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Gözelerin aşırı çoğalmasıyla dokularda oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru, tümör. İLE Tek gözlüler. | Silahsız, mühimmatsız olanlar. )

- USÛL ile USÛL
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45297 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kökler, asıllar. | Bir kişinin, anne, baba, dede ve nineleri. İLE Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, yöntem. )

- UTM/UTÜM ile UTUM
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18699 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yabani zeytin ağacı. İLE Köşk. | Taş duvar/yapı. )

- UYANIK/UYKUSUZ ile "UYANIK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/6118 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- UYANIKLIK ile "UYANIKLIK"
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/9095 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- UYU-YOR ile UY-UYOR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/47820 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- UZÛBET ile UZÛBET/UZBET
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18700 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Tatlılık, şirinlik, lâtiflik. İLE Bekârlık, ergenlik. )

- UZUN KOLLU ile UZUN KOLLU ile/değil/yerine UZUN KOLLU
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/31162 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Giyecek. İLE Hırsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Uzaktan erişen/erişir. )

- ÜS- ile ÜS ile ÜS
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45322 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Üst sıfatının kısaltılmışı. Eklendiği sözcüğün, daha yukarı derecelisini anlatan, yeni sözcükler oluşturmaya yarayan ön ek. [Üsteğmen, üssubay vb.] İLE Bir kuvvete yükseltilmiş bir sayının üzerine yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı. İLE Kök, asıl, temel, esas. | Bazı görevleri yürütebilmek amacıyla kurulan, özel yapıları, donatımları, işlikleri, onarım yerleri, servis alanları olan, sürekli ya da geçici olarak konaklanılan yer. | Harekatın yürütülebilmesi için gerekli birliklerin, her türlü gereçlerin tamamlandığı, donatıların toplandığı, dağıtıldığı bölge. )

- ÜSLUB ile/ve USLÛB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/13607 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- ÜSTÜN ile ÜSTÜN[Ar.]/FETHA
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/45331 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. | Birine ya da bir şeye göre, nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan.[FAİK] İLE Arap yazısında, bir ünsüzün, geniş, kısa ve düz [a, e] okunacağını gösteren im. )

- ÜVERTÜR değil UVERTÜR
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11938 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]


| V... |

V ile başlayan AYNI'LAR...
( 30 FaRk, 30 katkı )


- VA'D ile VÂD[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18707 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Söz verme, üstüne alma. | Yapılmasına söz verilen şey. İLE Oğul. )

- VA'Z ile VAZ'[çoğ. EVZÂ'] ile VÂZ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18722 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Bir kişiye, kalbini yumuşatacak, kendini iyiliğe sevk edecek biçimde söz söyleme. | Dini öğüt. İLE Koyma, konulma. | Belirleme, tayin etme. | Kurma, icad etme. | Bir şeye ad koyma. | Meydana getirme. | Duruş, tavır, hareket. İLE Bırakma, terk. )

- VÂH ile VÂH/VÂHA[çoğ. VÂHÂT]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18708 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Vâh, yazık, ay. İLE Çöl ortasında suyu ve yeşilliği olan yer. )

- VÂHİM[< VEHM] ile VAHÎM[çoğ. VİHÂM, VAHÂMÂ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18709 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kuran, kuruntulu. İLE Ağır, sonu tehlikeli, çok korkulu. )

- VAHŞ/VAHÎŞ ile VAHŞ[çoğ. VAHŞÂN, VUHÛŞ]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18711 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dört ayaklı hayvanlarda görülen bir hastalık. İLE Yabani, ürkek, insandan kaçan hayvan. | Issız, tenha yer. )

- VAHŞÎ ile Vahşî
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18712 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Yabanî, insandan kaçan. | Ürkek, korkak. | Merhametsiz, duygusuz. İLE Uhud Gazâsı'nda, Hz. Hamza'yı öldüren köle. )

- VAKIF ile VÂKIF (/OLMAK)
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11236 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Para, mülk. İLE Bilmek. | Vakfeden. Bir şeyi, vakıf haline getiren. )

- VÂKÎ ile VÂKİ'[< VUKU'] ile VAKİH
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18716 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Koruyan, saklayan. | Önleyici tedbir, ilâç. İLE Olan, düşen, olagelen, rastlayan, vuku' bulan. | Geçen, geçmiş olan. İLE Edepsiz, utanmaz, hayâsız. )

- VÂSIB ile VASIB
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18719 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Sürekli, yerinde duran. İLE Hasta. )

- VAV ile ile VA' ile VÂ[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18705 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( V harfinin adı. Osmanlı abecesinin yirmidokuzuncu harfidir.[Ebced hesabında 6 sayısının karşılığıdır.] İLE "Vah, yazık!" anlamına gelerek esef, hayıf, hasret gibi sözcüklerle kullanılır.[VÂ-HAYFÂ: Eyvah! Yazık!] İLE Çakal. İLE "Geri, arkada" anlamına gelerek birleşik sözcükler yapar.[VÂ-MÂNDE: Geride kalmış, geride.] )

- VE ile VE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18725 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Dahî, de, hem, ile. İLE Çok kez "ü" gibi ve sesli biten sözcükten sonra "vü" olarak okunur. )

- VECÎZ/VECÎZE[< VECÂZET] ile VECÎZE
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18727 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Kısa, derli-toplu. İLE Özdeyiş, îcazlı söz, lâfzı az mânâsı çok ifade. )

- VEDA' ile VEDÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18728 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Beyaz boncuk. İLE Ayrılma, ayrılış. )

- VEDA[Sans.] ile/değil VEDÂ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/30274 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- VEDÎ ile VEDÎ'[< VEDA]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18729 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( İşeme bittikten sonra çıkan su. | Arabistan'ın bazı yerlerinde alınan vergi. İLE Başkasının malını saklamakla görevli kişi. )

- VEFD ile VEFD
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18730 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Elçiler, temsilciler. İLE Gelme, varma, ulaşma, erişme. | Özel bir iş ile birinin yanına gitme, elçi gibi gönderilen insan topluluğu. )

- VELEH ile VELEH[Fars.]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18732 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( [Kederden gelen] Şaşkınlık, sersemlik. İLE Kahır ve hışım. )

- VERÂ'/VERÂ ile VER'A ile VERÂ[çoğ. VERÂYÂ] ile VERA'
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18734 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Arka, geri, öte. | Başka, gayri. | Kıç, geri, dübür. İLE Korkaklık. İLE Halk, mahluk; âlem, kâinat. İLE Haramdan kaçınma. )

- VESEN ile VESEN[çoğ. EVSÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18735 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Uyku ağırlığı, uyuklama. İLE Put. )

- VESENÎ ile VESENÎ
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18736 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]

- VESM ile VESM[çoğ. EVSÂN]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18737 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Döğüp toz durumuna getirme. İLE Dağlama, damgalama. )

- VİCÂ' ile VİCÂ'[< VECÂ] ile VİCÂH[< VECH]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18739 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( ... İLE Ağrılar, sızılar. İLE Yüzleşme, yüzyüze gelme. )

- VİHÂM ile VİHÂM[< VAHÎM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18742 (Bu başlığa, sürekli/doğrudan erişim ve paylaşım) ]
( Aş yerme. İLE Vahim olan şeyler. )

- VİRD[çoğ. EVRÂD] ile VİRD[< VAHÎM]
[ www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/18744 (B