| I-İ... |

- İBÂ'[Ar.] ile İBÂ[Ar.]

( Çekinme, razı olmama. | İğrenme, tiksinme. İLE Tiksinme, tiksindirilme. )

- İBÂD[Ar. < ABD] ile İBÂD[Ar.] ile İB'ÂD[Ar. < BU'D]

( Kullar, abidler. | İbâdet edenler. | Çok bol, bereketli. | Müslümanlığın başlangıcından önce Irak'ta Hira devletine oturmuş bulunan Hristiyanlar. İLE Bacaklarda, diz ekleminin iç tarafındaki büyük damar. İLE Uzaklaştırma, uzaklaştırılma. | Kovma, tard etme. )

- İBÂHE[Ar.] ile İBÂHE/T[Ar.]

( Ateşi söndürme. İLE Mubah kılma, helâl kılma, bir işin yapılıp yapılmamasını serbest kılma. )

- İBÂR[Ar.] ile İBÂR/ET[Ar.]

( Yanmış, eritilmiş kurşun. | İbreler, iğneler. İLE Ağaçları ve ekinleri ıslah etme. )

- İBDÂ[Ar.] ile İBDÂ[Ar.] ile İBDÂ[Ar.]

( Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | [edebiyatta] Yeni ve güzel bir eser meydana getirme. İLE Yoktan ortaya koyma, icad. İLE Bir kimsenin, kârı tamamen kendine ait olmak üzere, bir başkasına sermaye vermesi. | Sorulan şeye iyi yanıt verme, güzel söz söyleme. | Kandırma. )

- İBDÂ[Ar.] ile İCÂD/İCÂT[Ar.]

( Yoktan, ortaya koyma. İLE Var etme. | Yeniden bir şey çıkarma. | Yeni bir düşünceyi, yeni bir konuyu, zihinde bulma. )

- İBER[Ar. < İBRET] ile İBER[Ar. < İBRE]

( İbretler, alınan kötü dersler. İLE İğneler, mıknatıslı iğneler. )

- IBIT[İng.] ile/değil/yerine/= İBİT

- İBKA'["ka" uzun okunur] ile İBKÂ[Ar.]

( Sürekli kılma, devamlı, daim, bâki. | Yerinde, önceki durumunda bırakma. | Sınıf geçememe. İLE Ağlatma. )

- İBLAĞ ile İBLAĞ

( Ulaştırma, eriştirme. İLE Bir şeyin miktarını artırma. )

- İBN-İ HEYSEM ile İBN-İ HEYSEM

( Filozof. İLE Matematikçi. )
( )

- İBRÎ[Ar.] ile İBRÎ/İBRİYE[Ar.]

( İbrânî, Yahudi. İLE İbresi, iğnesi olan. | [hayvanlarda] İğneliler.[İng. STYLOID | Fr. STYLOÏDE] | İğne yapan, satan. )

- İBTÂR[Ar.] ile İBTÂR[Ar.]

( Alabileceğinden fazla eşya yükletme. | Şaşma, şaşakalma. İLE Esirgeme, mahrûm etme. | Gündüzün başlangıcı, kuşluk namazı. | Parçalama. )

- İBTİHÂC[Ar.] ile İBTİHÂC[Ar.]

( Herşeyde bolluk. İLE Sevinç, sevinme, gönlü açılma. )

- İBTİKA'["ka" uzun okunur] ile İBTİKÂ'[Ar. < BÜKÂ] ile İBTİKÂR[Ar.]

( Rengin doğal olarak değişmesi. İLE Ağlama. İLE Sabah erken kalkma. )

- İBTİLÂ'[Ar.] ile İBTİLÂ'[Ar. < BEL]

( Bir şeye düşkün olma, düşkünlük, tiryakilik, mübtelâlık. İLE Zorlukla yutma. | Gelini gerdeğe sokma. )

- İBTİSÂR[Ar.] ile İBTİSÂR[Ar. < BASAR]

( Bir şeye başlama. İLE Can ve gönülden görme, görüp aslına/hakikatine varma. )

- İBZA ile İBZÂ'

- İBZÂ'[Ar.] ile İBZÂ'[Ar.] ile İBZÂ'[Ar.]

( Birini son derece keder ve sıkıntıya düşürme. İLE Kötü söz söyleme. İLE İBDÂ' )

- İBZÂZ[Ar.] ile İBZÂZ[Ar.]

( Semirme, yağlanma. İLE Bir şeyi gereğinden ya da istenilen miktardan az verme. )

- IMPLOSION[İng.] / IMPLOSION[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇ PATLAMA

- ZWITTERION[İng.] / ION JUMEAU[Fr.] / ZWITTERION[Alm.] ile/değil/yerine/= İÇ TUZ, İKİZ İYON