- EFSÂNE CÛ/Y[Fars.] ile EFSÂNE GÛ/Y[Fars.]
( Efsâne arayan/arayıcı. Boş vakit geçirmek isteyen. İLE Masal söyleyen, saçmasapan söyleyen. )
- EGALE[Fr. < ÉGALE | İng. < EQUAL] ile ANGAJE/ENGAJE[Fr./İng. < ENGAGÉ]
( Her ne kadar "yinelemek/tekrar" olarak bilinse ve kullanılsa da "eşitlemek/eşit değer" köküyle düşünmek ve anlamak gerekir. İLE Bağlamak, bağlanmak, ilişkilenmek, yer tutmak, işe almak/girmek. )
- EĞE ile EĞE
( Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen, uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga. İLE Madenleri, tahtayı vb. yontmak, düzeltmek, perdahlamak için kullanılan, sert, ensiz, çelik araç. )
- EĞİLMEK["EYİLMEK" değil!] ile "EĞİLMEK"
( Fiziksel. İLE Yönelmek. )
- MEYELÂN, MEYİL[Osm.] / GRADIENT, INCLINATION, SLOPE OF A CALIBRATION, LINE[İng.] / INCLINAISON[Fr.] / GRADIENT, NEIGUNG, STEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞİM, M
- EGİN ile EGİN
[<
( Omuz. İLE Eni bir buçuk karış, uzunluğu dört arşın gelen bir bez. )
- EHASS[Ar. < HASİS] ile EHASS[Ar. < HÂSS]
( Daha cimri, çok pinti. | Çok/en bayağı. İLE En özel. | Başlıca. )
- EKBER[Ar.] ile/ve/||/<>/> EKBER[Ar.]
( Büyük. @@ Daha büyük. )
- EKİM/ekim ile/ve/||/<> Ekim
( Toprağa tohum/bitki yerleştirme. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Eylül'den sonraki ay. )
- EKİNDİ ile EKİNDİ
[<
( Ekilmiş. İLE İkindi namazı vakti. )
- EKİNOKS ile EKİNOKS
( Gece ile gündüzün eşit olduğu gün. İLE Evliyaotu, korunga. )
- EKMEK ile EKMEK
( Undan yapılan yiyecek. İLE Bir tohumu/bitkiyi toprağa gömmek/dikmek. )
- EKO/AKS/AKSİSEDÂ/İNİKÂS[Ar. < AKS (çoğ. İN'İKÂSÂT)] değil/yerine/= YANKI/YANSI
( Işığın, parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi. | Tepke. )
- NÂKUS[Osm.] / MINUS, NEGATIVE[İng.] / MOINS, NÉGATIF, NÉGATIVE[Fr.] / MINUS[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİ, OLUMSUZ
- EXCITON[İng.] / EXCITON[Fr.] / EXZITON, EXCITON[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİTON
- EXCITRON[Fr.] / EXCITRON[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİTRON
- EKSTRA ile EKSTRA-
( Artık, ek, fazladan. İLE -dışı. )
- EKSTRAKSYON ile/||/<> EKSTRAKSYON
( Çekip çıkarma. İLE/||/<> Öz eldeleme. )
- EKTÂR[Ar. < KETER] ile EKTÂR/AKTÂR[Ar. < KUTR]
( Şerefler, haysiyetler. Hasepler, nesepler. Mertebeler, dereceler. İLE Taraflar, yanlar. )
- EL ile EL
( Parmakların bulunduğu örgen. İLE Yabancı. )
- EL ile EL ile EL ile EL
[<
( İl, ülke. İLE Avlu, açıklık. İLE Atlar. İLE İki hakan arasındaki barış durumu. )
- ELÂ[Ar.] ile ELA[Ar.]
( Başlama ve tenbih edatı.[Nazımda ve sözün başında kullanılır.][ELÂ'dan sonra EY nidâsı gelir.] İLE Sarıya çalar kestanerengi.[göz] )
- ELASTOMER[İng.] / ÉLASTOMÈRE[Fr.] / ELASTOMERE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELASTOMER
- ÉLECTRET[Fr.] / ELEKTRET[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRET
- ELECTRIFICATION[İng.] / ÉLECTRIFICATION[Fr.] / ELEKTRIFIZIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKLENME
- SAVT-İ BERKÎ, SAVT-İ ELEKTRİKÎ[Osm.] / ELECTROACOUSTICS[İng.] / ÉLECTROACOUSTIQUE[Fr.] / ELEKTROAKUSTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROAKUSTİK
- ÉLECTROCINÉTIQUE[Fr.] / ELEKTROKINETIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROKİNETİK
- ELECTROLYTE[İng.] / ÉLECTROLYTE[Fr.] / ELEKTROLYT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİT
- ELECTRONVOLT[İng.] / ÉLECTRONVOLT[Fr.] / ELEKTRONENVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRONVOLT
- ELECTROOPTICS[İng.] / ÉLECTRO-OPTIQUE[Fr.] / ELEKTROOPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROOPTİK
- ELECTROSCOPE[İng.] / ÉLECTROSCOPE[Fr.] / ELEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROSKOP
- BERKİYE-İ SÂKİNE, ELEKTRÎK-İ SÂKİNE, SÂKİN ELEKTRİK[Osm.] / ELECTROSTATICS, STATIC ELECTRICITY[İng.] / ÉLECTROSTATIQUE[Fr.] / ELEKTROSTATIK, RUHEELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROSTATİK
- ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE[Fr.] / ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROT
- UNSUR[Osm.] / ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT[Fr.] / ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEMENT
- ELEVATÖR/ELEVATOR[İng.]/MANİVELA[İt. < MANOVELLA] değil/yerine/= KALDIRAÇ
( Bir ucunun bağlı bulunduğu bir nokta çevresinde dönen kol. | Kaldıraç. )
- ELİBBÂ[Ar. < LEBÎB] ile ELİFBÂ/ELİFBE[Ar.]
( Akıllı, olgun, kâmil kişiler. İLE 33 harften oluşan Osmanlı abecesi. | Bir şeyin başlangıcı. | Bir örgü motifi. )
- ELİF ile ELÎF[< ÜLFET]
- el-KÂTİP ile el-KÂTİP
- 57.Cİ ALAY değil 57. ALAY
( Hem nokta koyup hem de -ci eki getirilmez! )
( )
- ELMA/ALMA[Oğuz] ile/= ALMILA
[<
- ELTAF[Ar. < LATÎF] ile ELTÂF[Ar. < LÛTF]
( Daha/pek lâtif, güzel, hoş. İLE İyilikler, iyilikseverlikler, nezâketler. )
- ELUENT[İng.] ile/değil/yerine/= ELUENT
- ELÜSYON ile/||/<> ELÜSYON
( Yıkayarak ayırma. İLE/||/<> Buharlaşma. )
- ELUTION[İng.] / ÉLUTION[Fr.] / FLUTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ELÜSYON
- EMCÂD[Ar. < MECÎD] ile EMCED[Ar. < MECÎD]
( Onur, şeref, haysiyet sahibi olanlar. İLE Daha/pek çok onur, şeref, haysiyet sahibi olan. )
- EMİR ile EMİR
( Buyruk. | Bir orundan öbürüne geçerken, görevliye verilen belge. İLE Araplarda ve öteki müslüman ülkelerde bir kavim, kent ya da ülkenin başı. )
- IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE[Fr.] / IMPEDANZ, SCHEINWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPEDANS
- IMPREGNATION, IMPREGNATE[İng.] / IMPREGNATION, IMPREGNER[Fr.] / IMPRÄGNIEREN, TRÄNKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EMPRENYELEME, EMPRENYE ETME
- EMSÂL[Ar. < MESEL] ile EMSÂL[Ar. < MİSL]
( Destanlar, öyküler, kıssalar. İLE Örnekler, nümûneler. | Eş, benzer. | Eşler, benzerler. | Katsayı. Kaç katı/misli alınacağını bildiren sayı. )
- SÜBEYE[Osm.] / EMULSION[İng.] / ÉMULSION[Fr.] / EMULSION[Alm.] ile/değil/yerine/= EMÜLSİYON
- OPTIMUM[İng.] / OPTIMUM[İng./Fr.] / OPTIMUM[Alm.] ile/değil/yerine/= EN İYİ, OPTİMUM
- EN ile EN
[<
( Aşağıya doğru eğimli yer. İLE Herhangi bir şeyin genişliği. )
- EN EN
- ENBÂR[Ar. < NİBR] ile ENBÂR[Fars.]
( Anbarlar. İLE Dolu, yığın, küme. | Güç vermek üzere ekinlere dökülen çer-çöp, gübre. )
- ENBÂZ[Ar. < NEBEZ] ile ENBÂZ[Fars.]
( Takma adlar, lâkaplar. İLE Ortak, eş. )
- ENDÂD[Ar. < NİDD] ile ENDÂD/ENZÂD[Ar. < NADAD/NAZAD] ile ENDÂHT[Fars.]
( Benzeyenler, eşler, misiller, nazîrler. İLE Onurlu ve düzenli kişiler. | Toprak tabakaları. İLE Atma, atış, atılma. | Silah atma, boşaltma. )
- ENGEK ile ENGEK
[<
( Ağzın iki yanında bulunan çene kemikleri. İLE Peçeyi bağlamakta kullanılan ip. )
- ENGİN ile ENGİN
( Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş. | Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. İLE Değer ve fiyatı düşük olan. | Yüksekte olmayan, alçak yer. )
- ENÎSE ile ENÎSE[Fars.] ile ENÎŞE[Fars.]
( Ateş, od. İLE Donmuş, pekişmiş nesne. İLE Hafiye. | Câsus. | Dalkavuk. )
- ENSÂB[Ar. < NESEB] ile ENSÂB[Ar. < NUSUB]
- ENSÂF[Ar. < NISF] ile ENSAF[Ar. < İNSÂF]
( Yarımlar, yarılar. İLE Daha/pek insaflı. )
- ENSÂR[Ar. < NÂSIR] ile ENZÂR[Ar. < NAZAR]
( Yardımcılar/muavinler, koruyucular/müdâfîler. İLE Bakışlar, bakmalar. )
- ENTELEKHEIA = KEMÂL-İ EVVEL = ENTELECHY[İng.] = ENTÉLÉCHIE[Fr.] = ENTELECHIE[Alm.] = ENTELEKHEIA[Yun.]
- ENTROPY[İng.] / ENTROPI[Fr.] / ENTIONISIERTE WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= ENTROPİ
- ENÜK ile ENÜK
[<
( Aslan, sırtlan, kurt ve köpek yavrusu. İLE Dişlilerin dişi. )
- ENZYME[İng.] / ENZYME[Fr.] / ENTZÜNDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ENZİM
- EPİFANİ ile EPİFANİ
( Aniden bir şeyin özünü anlama ya da anlamını bulma coşkusu, düşünce, duygu ve davranışı. İLE On ikinci gün bayramı. [İsa'nın doğumundan oniki gün sonra kutlanması] [İsa'nın, Üç Müneccim tarafından ziyaretini kutlayan bir Hristiyan bayramı] )
- EPİSTEMOLOJİ = MEBHAS-I MARİFET = EPISTEMOLOGY[İng.] = ÉPISTÉMOLOGIE[Fr.] = EPISTEMOLOGIE[Alm.] = EPISTEMELOGOS[Yun.]
- EPITAXY[İng.] / ÉPITAXIE[Fr.] / EPITAXIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EPİTAKSİ
- ER[Ar.] ile ER[Ar.] ile ER[Tr.] ile Er.[kimya]
( Eğer, ise, olsa, olur ise. İLE Erken. İLE Erkek. | Aşamasız asker. | Yiğit, kahraman. | İşini iyi bilen, yetenekli. İLE Erbiyum'un simgesi. )
- ERÂNİB[Ar. < ERNEB] ile ERÂNÎB[Ar. < ERNEBE]
( Tavşanlar. İLE Burun ucları. )
- ERBAÂ'[Ar.] ile ERBAA[Ar.]
( Çarşamba günü. İLE Dört. )
- ERBÂB[Ar. < RABB] ile ERBÂB[Fars.]
( Sahipler, mâlikler. | Becerikli, ehil, muktedir. İLE Ulu, başkan, reis. )
- ERCÂ[Ar. < RECÂ] ile ERCÂ[Ar.] ile ERCAH[Ar. < RÂCİH]
( Taraflar, yönler. İLE Daha çok istenilen, ricâ edilen. İLE Üstün, uygun, tercihe uygun. )
- ERDEB/İRDEB[Ar.] ile ERDEB[Ar.]
( Arap şehirlerinde kullanılan ve İstanbul kilesiyle 9 kileyi karşılayan bir ölçek. İLE Savaş. )
- ERES[Ar.] ile ER'ES[Ar.]
( Çiftçilik, çiftçi olma. İLE Başı büyük, kocakafa. )
- ERG[İng./[Fr./Alm.] = ERG
( Kum tepesi. )
- TEMEYYÜ, ZEVEBAN[Osm.] / FUSION, MELT, MELTING[İng.] / FUSION[Fr.] / FUSION, SCHMELZEN, SCHMELZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGİME/ERİME, KAYNAŞMA, FÜZYON
- ERGON[İng.] / ERGON[Fr.] / ERGON[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGON
- ERGOSTEROL[İng.] ile/değil/yerine/= ERGOSTEROL
- ERHAM[Ar. < RAHÎM] ile ERHÂM[Ar. < RAHM]
( Daha/pek merhametli. İLE Döl yatakları. | Akrabalar, hısımlar. )
- ERİG ile ERİG
[<
( Yağ ya da yağa benzeyen, eriyen herhangi bir şey. | Donduktan sonra eriyen herhangi bir şey. İLE Cevval, etkileyici hayvan. )
- ERİM ile ERİM
( Bir şeyin erebileceği uzaklık, menzil. İLE İyi bir şeye işaret olan durum, beşaret. )
- ERİNÇ ile ERİNÇ
[<
( Belki de. İLE Huzur, rahatlık, mutluluk. )
- ERÎS ile ERÎS[Fars.] ile ERİŞ[Fars.]
( Çiftçi, ekinci. İLE Zeki, uyanık, akıllı, uslu. İLE Bilek. | Endâze, arşın. )
- ERKEÇ ile ERKEÇ
[<
( Dalga. İLE Eril keçi. )
- ERMÂ'[Ar. < REMH] ile ERMÂH[Ar. < REMH]
( Çok güzel ve cilveli olan.[sevgili] İLE Vuruşlar, darbeler. | Mızraklar, süngüler.[< RUMH] )
- ERNGEYÜ ile ERNGEYÜ
[<
( Altı parmağı olan adam. İLE Çok kısa boylu kişi.[Neredeyse iki arşın olan.] )
- ERS[Fars.] ile ERZ/ERZİŞ[Fars.] ile ERZ/ERÜZ[Ar.][Fars.]
( Gözyaşı. İLE Değer, kıymet, kadir ve îtibar. İLE Pirinç.[hubûbat] )
- ERÜK ile ERÜK
[<
( Şeftali, kayısı, erik gibi meyveler. İLE Duvar ya da duvara benzer şeylerin üzerindeki gedik ya da çatlak. )
- ERZE[Ar.] ile ERZE[Ar.]
( Çam ağacı. İLE Samanlı sıva çamuru. | Çamdan çıkarılan zift. | Eski yönteme göre yeryüzünün bölündüğü yedi iklim.[yedi parçadan birinci iklim, ekvatora yakın olan bölge.] | Çam. )
- SYNCHROCYCLOTRON[İng.] / SYNCHROCYCLOTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞ ZAMANLI SİKLOTRON
- ESÂBİ'[Ar. < ISBI] ile ESÂBÎ'[Ar. < ÜSBÛ] ile ES'ABÎ[Ar.]
( Parmaklar. İLE Haftalar. İLE Gayet güzel ve beyaz göz. )
- ESÂKIF[Ar. < ÜSKUF] ile ESÂKİF[Ar. < ESKEF]
( Piskoposlar, metropolitler. İLE Eskiciler, kunduracılar, köşkerler. )
- ES'ÂR[Ar. < SI'R] ile ES'ÂR[Ar. < SU'R]
( Satılan şeylerin bilinen fiyatları, narhlar. İLE Yiyecek-içecek artığı. )
- EŞ'ÂR[Ar. < Şİ'R] ile EŞ'AR[Ar. < ŞAİR]
( Ölçülü/vezinli ve uyaklı/kâfiyeli sözler. | Kıllar.[< ŞA'R] İLE En/daha güzel şiir okuyan. )
- ESÂS[Ar.] ile ESÂS[Ar. çoğ. ESÂSÂT]
( Döşeme, minder gibi ev eşyası. İLE Asıl, temel, dip, kök. | Doğruluk, gerçek. )
- EŞBÂH[Ar. < ŞEBÂH] ile EŞBÂH[Ar. < ŞİBH/ŞEBÎH]
( Kişiler, nesneler, gövdeler. | Büyük kapılar. | Uzaktan görünen şeyler, hayaller, karaltılar. İLE Nazîrler, misiller, benzeyenler, eşler. | İbn-i Nüceym ile İbn-i Vekîl'in "Furû"a, Süyûtî'nin "nahv"e ait ünlü eserleri.[el-eşbâh ve-n-nezâir] )
- EŞEK[Ar.] ile EŞEKK[Ar.]
( Hayvan. İLE Çok şek sahibi, fazla ikircikli, tereddüt eden. [KUŞKUCU/SKEPTİK] )
- ESEN ile ESEN[Fars.]
( Sağlık/lı. İLE Kolay. )
- ESENTEPE ile ESENTEPE
( Mecidiyeköy - Zincirlikuyu arasında bir semt. İLE Silâhtar - Yıldız Tabya arasında bir semt. )
- ESER[Ar.] ile ESER[Ar. çoğ. ÂSÂR]
( Serçe kuşu. İLE Nişan, iz, alâmet. | Te'lif. | Basılmış kitap. | Hadîs-i şerîf. | Tarih, vakayi kitabı. | Bir kimsenin meydana getirdiği şey. | Te'sir. )
- ESFÂ[Ar.] ile ESFÂR[Ar. < SEFER] ile ESFÂR[Ar. < SİFR]
( En saf/temiz. İLE Yolculuklar, yola gidişler. | Düşmana karşı gidişler. İLE Büyük kitaplar, ciltler. )
- EŞFAK[Ar. < ŞEFÎK] ile EŞFÂK[Ar. < ŞAFAK]
( Daha şefkatli, çok merhametli. İLE Şefkatler, merhametler, acımalar. )
- EŞGAL[Ar. < ŞUGL] ile EŞGAL[Ar. < MEŞGUL] ile EŞKÂL[Ar. < ŞEKL]
( İşler. İLE Çok işi olan. İLE Şekiller, biçimler, sûretler, tarzlar. )
- ESHÂ'[Ar.] ile ESHÂ'[Ar. < SAHÎ]
( Rengârenk, türlü türlü. İLE Daha cömert, eli açık, sahî. )
- ESÎL[Ar.] ile ESÎL[Ar.]
( Uzun, dolgun ve parlak yüz. | Doğru şey. İLE Şerefli ve otoriter kişi. )
- ESÎR, LOKMAN RUHU[Osm.] / AETHER, ETHER[İng.] / ÉTHER[Fr.] / ÄTHER[Alm.] ile/değil/yerine/= ESİR, ETER
- ESİR ile ESİR
( Tutsak. | Köle. | [mecaz] Bir düşünceye ya da bir kişiye, körü körüne bağlı olan kişi. İLE Atomlar arasındaki boşluğu ve evrenin tamamını doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. | Hava. )
- ESÎR[Ar. < Yun.] ile ESÎR[Ar. çoğ. ÜSERÂ]
( Evreni dolduran ve tüm cisimlere işleyen, fizikçilere ışık, harâret ve elektrik gibi şeylere aktarım aracılığı hizmeti gördüğü varsayılan, tartısız, esnek ve akıcı hafif bir cisim. İLE Savaşta düşman eline düşen kimse, tutsak. | Kul, köle. | Düşkün, vurgun. )
- ESKAL[Ar. < SIKAL]["ka" uzun okunur] ile ESKAL[Ar. < SAKİL]
( Ağır yükler/şeyler. İLE Daha sakil, en ağır. | En çirkin. | Kaba, can sıkıcı. )
- EŞKİN ile EŞKİN
[<
( Akıp giden. İLE Dört nala gitmek. )
- PARITY[İng.] / PARITÉ[Fr.] / PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLİK, PARİTE
- ESMÂ'[Ar. < İSM] ile ESMÂ'[Ar. < SEM] ile ESMAH[Ar.]
( Adlar. İLE Kulaklar, kulak işitmeleri. İLE En semahatli, eli açık, pek cömert. )
- ESMÂR[Ar. < SEMER] ile ESMÂR[Ar. < SİMER] ile ESMÂR[Fars.]
( Meyveler. İLE Gece masalları, kıssalar, öyküler. İLE Mersin ağacı. )
- ESNÂ'[Ar. < SİNY] ile ESNA'[Ar.] ile ESNÂH[Ar. < SİNH] ile ESNÂN[Ar. < SİNN]
( Ara, aralı, vakit, sıra. İLE "Efdal" gibi "bülent, yüksek". İLE Asıllar, kökler. İLE Dişler. )
- EŞNÂ[Ar. < ŞENÎ] ile EŞNA'[Fars.]
( Daha/pek şenî, fenâ, kötü ve çirkin. İLE Çok değerli mücevher. | Yüzgeç, yüzücü. )
- ESNEME ile/ve/||/<> ESNEME
( Ağızla olan. İLE/VE/||/<> Gövdemizle olan. )
- ESRE[Ar.] ile ESRE[Ar.] ile ÖTRE[Ar.]
( Arap yazısında/harflerinde bir ünsüzün, dar, düz ve kısa okunacağını gösteren im. İLE Eski zamanlardan söylenilegelen bilgi ve haberlerin sonucu. İLE Arap yazısında, bir sesin yuvarlak, dar ve kalın[u], Türkçe'de de yuvarlak[o, ö, u, ü] okunacağını gösteren im. )
- EŞREF[Ar. < ŞERÎF] ile Eşref[Ar.]
( Daha/pek/en şerefli/onurlu. İLE Hicivleriyle tanınmış şair.[Eserleri: Hasbihal, İran'da Yangın Var, İstimdat, Deccâl, Külliyât-ı Eş'âr. 1846 - 1911] )
- ESSİZ ile ESSİZ
[<
( Yüzsüz, arsız, hain, utanmaz kişi. İLE Bir kaybın arkasından üzülmeyi belirten sözcük. )
- ESTÂR[Ar. < SİTR] ile ESTÂR[Ar. < SATR]
( Örtüler, perdeler. İLE Yazı sıraları, dizileri. )
- ESTER[İng.] / ESTER[Fr.] / ESSIGSÄUREANHYDRID[Alm.] ile/değil/yerine/= ESTER
- EŞÜK ile EŞÜK
[<
( Yatak örtüsü. İLE Bir bey ya da hakan öldüğü zaman, ona gösterilen saygının bir işareti olarak mezarının üzerine örtülmesi için yollanan işlemeli kumaş. )
- EŞVÂK[Ar. < ŞEVK] ile EŞVÂK[Ar. < ŞEVK]
( Şiddetli istekler/arzular, neşveler. İLE Bitkilerin dikenleri. | Kemiklerin uzamaları. )
- ETHANE[İng.] / ETHANE[Fr.] / ÄTHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETAN
- ETHANOL, ETHYL ALCOHOL[İng.] / ETHANOL, ALCOHOL ÉTHYLIQUE[Fr.] / ESTER GRUPPE[Alm.] ile/değil/yerine/= ETANOL
- INACTIVE[İng.] / INACTIVE[Fr.] / INAKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF OLMAYAN
- FAAL[Osm.] / ACTIVE[İng./Fr.] / AKTIF, REAKTIONSFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF
- FAAL KULMA, HAREKETLENDİRME[Osm.] / ACTIVATION[İng.] / ACTIVATION[Fr.] / AKTIVIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞTİRME/AKTİFLEŞTİRME
- ETHOXY[İng.] / ÉTHOXY[Fr.] / ÄTHOXY[Alm.] ile/değil/yerine/= ETOKSİ
- ETRÂF[Ar. < TARAF] ile ETRÂF[Ar. < TÜRFE]
( Yanlar, uclar, kıyılar. İLE Zarif ve nazik şeyler. )
- EVC[Ar. çoğ. EVCÂT] ile EVC[Ar.]
( Yüce, yüksek bir şeyin en yüksek noktası, doruk. İLE Segâh dörtlüsünün ırak perdesindeki şeddi ile uşşak dörtlüsünün karışmasından oluşan eski bir makamdır. )
- EVCEL[Ar.] ile EVCER[Ar.]
( Çok korkak. İLE Çok çekingen. )
- SAFHA[Osm.] / PHASE[İng.] / PHASE[Fr.] / PHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= EVRE, FAZ
- EVRE[Tr.] ile EVRE[Ar.]
( Bir olayda/işte birbiri ardınca görülen/beliren, gelişen değişik durumların her biri. Aşama, safha, merhale, faz. İLE Giysinin/esvabın dış yüzü. )
- EVREN ile EVREN
( Var olanların tümü. @@ Büyük yılan. )
- EVREN/EWREN ile EVREN
[<
( Demirci ocağı biçiminde yapılan ekmek fırını. İLE ... )
- EVRENİN ile EVRENİN
( Evre-nin/aşamanın. Bir olayda birbiri ardınca görülen, bir işte birbiri ardınca beliren, gelişen değişik durumların her biri. @@ Evren-in. Var olanların tümünün. )
- EVRİM = TEKÂMÜL = EVOLUTION[İng.] = ÉVOLUTION[Fr.] = ENTWICKLUNG, EVOLUTION[Alm.] = EVOLUTIO[Lat.] = EVOLUCIÓN[İsp.]
- EVSÂM[Ar. < VESM/VEŞM] ile EVSÂM[Ar. < VASM]
( Gövde üzerine bir iğne ile kara bir tozdan yapılan resimler, biçimler ya da yazılan yazılar, döğmeler. İLE Ayıplar, utanmalar, arlar, hayâlar. )
- EVSÂT[Ar. < VASAT] ile EVSAT[Ar. çoğ. EVÂSİT]
( Ortalar. İLE Bir şeyin ortası. | Ortadaki. | Orta, orta halli. | Yüksek ile alçak arası. | Türk müziğinin büyük usûllerindendir. )
- EVTÂR[Ar. < VATAR] ile EVTÂR[Ar. < VETER]
( Gereksinimler, gerekli olanlar. İLE Yaya gerilmiş ipler, kirişler, teller. | Bir eğimin iki ucuna bağlanan düz çizgiler. )
- EVZÂR[Ar. < VEZER] ile EVZÂR/EFZÂR[Fars.]
( Kaleler, hisarlar, sığınılacak yerler. | Galebeler, üstünlükler. | Dağlar. İLE Sanat/zanaat sahiplerinin kullandıkları aletler. )
- EYÂLÂT[Ar. < EYÂLET] ile EYÂLET[Ar.]
( Vâlîlerin yönetimi altında bulunan bölgeler. İLE Bir vâlînin yönetimi altında bulunan bölge. )
- EYEGÜ ile EYEGÜ
[<
( Bir hayvanın ya da herhangi bir canlının kaburga kemiği. İLE Çadırın çubukları. )
- EZ'AF[Ar. < ZAÎF] ile EZ'ÂF[Ar. < ZI'F]
( Daha/pek zayıf, dermansız, kuvvetsiz. İLE Bir şeyi, iki katı yapan fazlalıklar, katlar. )
- EZEL[Ar.] ile EZELL[Ar. < ZELÎL]
( Başlangıcı olmayan geçmiş zaman, öncesizlik. İLE Daha/pek/çok aşağılık kişi. )
- EZHÂR[Ar. < ZAHR] ile EZHÂR[Ar. < ZEHRE/ZEHERE]
( Arkalar, sırtlar. | Yüzler, satıhlar. İLE Çiçekler. )
- EZKÂ[Ar.] ile EZKÂ[Ar.]
( Daha/pek lekesiz, temiz, hâlis, erdemli. İLE Daha anlayışlı, çok zeki. )
- EZKİYÂ'[Ar. < ZEKÎ] ile EZKİYÂ[Ar. < ZEKÎ]
( Lekesizler, hâlisler, erdemliler. İLE Keskin fikirliler, anlayışlılar. )
- EZRA'[Ar.] ile EZRÂ'[Ar.]
( Pek düzgün/fasih. Sözü düzgün kişi. İLE Beyaz kulaklı siyah at. )