Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 9.053 başlık/FaRk ile birlikte,
9.053 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(25/38)


- [ne] EMMEYE ile/ve/||/<>/ne de GÖMMEYE (GELMEK)


- NE HALİN/İZ VARSA GÖR/ÜN! ile/değil/yerine/||/<>/< NE HALİN/İZ VARSA GÜL/ÜN!

( "Gülmek, yaşamın en güzel eylemidir! Sizi bundan alıkoyan her ne varsa on(lar)dan vazgeçin!" )


- [ne] İNCİNME ile/ve/||/<>/ne de GÜCENME


- NE İSTEDİĞİMİ/Zİ BİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NEYE GEREKSİNİMİM/İZ OLDUĞUNU BİLMEK

( Herkes "bilir". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bazıları bilir. )


- [ne] KÖY ne de KASABA (OLAMAMAK)


- NE ÖĞRENDİMSE/YAPTIMSA değil NE ÖĞRENDİYSEM/YAPTIYSAM


- NE OLDUĞUNUN BİLİNMESİ > NE OLMADIĞININ BİLİNMESİ(") ile/ve/değil/önce/||/<>/< NE OLMADIĞININ BİLİNMESİ > NE OLDUĞUNUN BİLİNMESİ


- NE ÖLÜMDEN KORKMAK ... ile/ve/||/<> NE DE DÜŞÜNMEK, ÖLÜMÜ


- NE ...:
ÖTELEMEK ve/ne de/||/<> ERTELEMEK ve/ne de/||/<> ENGELLEMEK


- [ne]
"SERT" ne de "YUMUŞAK"

( [ne] Çevremizdekileri kıracak kadar. NE DE Kişilere cesâret verecek kadar. )


- [ne] SİHİR ne de KERÂMET

( El çabukluğu, mahâret/mârifet. )


- NE SORUSUZ YANIT ile/ve/||/<> NE DE YANITSIZ SORU


- [ne] YAP! "EMRİ" ile/ve/||/<>/ne de YAPMA! "ENGELİ"


- [ne yazık ki]
ACELECİ/LİK ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK


- [ne yazık ki]
ANLATILANLARI/SÖYLENİLENLERİ:
"BEĞENMEMEK" ve/||/<>/> KİŞİLERİ İTHAM ETMEK


- [ne yazık ki]
AYNI HAMAM ile/ve/||/<> AYNI TAS


- [ne yazık ki]
DESPOTİZM ile/ve/değil/||/<>/< YUMUŞAK DESPOTİZM


- [ne yazık ki]
GÂSİB ile/ve/||/<>/> KATİL

( Zorla alan, gasbeden, gasp edici. İLE/VE/||/<>/> İnsan öldüren kişi. | Öldürücü, ölüme neden olan. )


- [ne yazık ki]
HIZ ile/ve/değil/||/<>/< TELÂŞ


- [ne yazık ki]
KABA GÜÇ ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇIPLAK GÜÇ


- [ne yazık ki]
KARALAMA/İFTİRA ile/ve/değil/||/<>/< YANSITMA


- [ne yazık ki]
KUYUSUNU KAZMAK ile/ve/||/<> ALTINDAN HALIYI ÇEKMEK


- [ne yazık ki]
SALDIRI SAVAŞI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAVUNMA SAVAŞI


- [ne] YİĞİDİ ÖLDÜRMEK ne de HAKKINI YEMEK


- NEDÂMET[Ar.]/PİŞMANLIK[Fars.] değil/yerine/= ÖKÜNÇ


- NEDEN ARAMADIN?" ile/değil/yerine/||/<>/< YOĞUNDUN SANIRIM


- YANILGI:
"NEDEN" ile/ve/||/<> "BİLGİ" ile/ve/||/<> "ÖZGÜVEN"


- NEDENLİ DÜŞÜNMEK ve/=/||/<>/> DERİN DÜŞÜNMEK


- NEDENSELLİK ile/değil ALIŞKANLIK


- NEDEN/SİZ ile/ve/||/<> KOŞUL/SUZ


- NEF İYE | FAYDACILIK | NEFİYE | FAYDACILIK ile/||/<> FAYDACILIK ile/||/<> YARARCILIK

( yararcılık faydacı felsefe Herhangi bir şeyin değer ölçütü olarak işe yararlık durumunu ele alan görüş 1 Bir işin bir eylemin doğruluk derecesini o iş ve eylemdeki yararlıkla değerlendiren yarar ilkesini doğru davranışların ölçüsü olarak kabul eden ve böylece yarar ile ahlak arasında sıkı bir ilişki kuran öğreti 2 Genel mutluluğa uymayı ahlaksal değerin ölçütü olarak gören öğreti Bir bilgi ya da işlemin değerini yararcı niteliğinde bulan düşünce yaklaşımı utilis fayda yarar 1 Yararın yaşam ilkesi yapılması 2Ahlaksal eylem ve davranışlarda yararın ilke yapılması Yararlı olan iyidir a tek kişinin ya da b toplumun yararı göz önünde bulundurulur 3 Özellikle Bentham ve J S Millin ahlak ve siyasa öğretisi temel ilkesi Olabildiğince çok sayıda insanın olabildiğince çok mutluluğu 1 Eylemin kendisinden çok ulaşılan sonuçların iyi veya kötü doğru veya yanlış oluşuyla ilgilenen etik görüş 2 İyinin mutluluk veya hazza ve dolayısıyla da doğruya eşit olduğu biçimindeki görüş )


- NEFES NEFESE değil/yerine/= SOLUK SOLUĞA


- NEFES ve/> NEFS ve/> NEFİS


- NEFİS ile/||/<> ÖZ

( Bireyi oluşturan tüm özelliklerin karmaşık örgütü özetçe öz 1 Varlığın aslını kuran şey temel özellik Karşıtı ilinek 2 Bir şeyin ne olduğu nasıl olduğu olgusu bir şeyi o şey yapan öyle oluşunu sağlayan şey bir varlığın yapısını kuran şey Karşıtı varoluş 3 Kalıcı değişmez olan gelip geçici olmayan her zaman var olmakta olan varlık Karşıtı Değişen değişmekte olan varlıklar 4 Bir şeyin bireysel ve gerçek olan kendine özgü biçimi kendine özgü belirtisi 5 Fizikötesinin konusu olarak Kendinde varlık Karşıtı görüngü 6 İç çekirdek Karşıtı dış kabuk 1 Düz ve toprak damlı evlerde damın üzerine oturduğu kalın ağaç İlyaslı Uşak Ilıca Ayaş Ankara 2 Çatı iskeletinin tabanını oluşturan işlenmiş düzgün ağaçlardan herbiri Esnemez Dodurga Bilecik 3 Soba odunu tutuşturmakta kullanılan çıra Muratdere Bilecik 4 Örme sepet yapımında kullanılan yumuşak çubuk Derekuşculu Görele Giresun botanik biyoloji ilik Çekirdek 1 Embriyo 2 Pulpa Az öz ȫz üz öz Bar üs öz öz öz Sart öz Tel Tub Töl ös üös var Çuvaşça var biçiminin ıvardan geldiği anlaşılıyor Türkçe köz Çuvaşça kăvar gibi Daha sonra ıvar biçiminin başındaki ı düşmüştür Türkçe znin Çuvaşçada rye çevrilmesi kuraldır Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ȫz olarak geçer Eski Kıpçakçada da öz biçimi kullanılır Brockelmanna göre OGM 120 Türkçe ö verstehen kökünden z ekiyle kurulmuş bir türevdir Räsänen MTS 142 Türkçe özün Moğolca karşılığı sorunu karışıktır Gombocz NyK 35 248249 KSz 13 4 Türkçe özü Moğolca ürü biçimiyle karşılaştırmıştır Ramstedt Thomsen Arm 184 Stellung 14 KWb 298 de Moğolca örü Brust biçimiyle birleştirmiştir Poppe Lautlehre 109 126 UAJb 40 4445 46 128 CAJ 16 44 de Ramstedtin görüşüne katılmıştır Räsänen V 376377 Poppenin ve Ramstedtin birleştirmelerine yeni bir şey katmamıştır Türkçe özün Moğolca karşılıklarını Ligeti NyK 49 239245 özenle tartışmıştır Ligeti MNy 34 71 75 JA 1938 191 197 özün Moğolca karşılığı olarak öger öber öbesün biçimlerini vermiştir Ligeti gibi Pritsak UAJb 1954 245 da Moğolca öβer biçimi üzerinde durmuştur Doerfer TMEN 595 903 bu yoldaki birleştirmeleri titizlikle değerlendirmiştir Ona göre Moğolca örö Ana Türkçe ȫřĕ biçiminden çıkmış olabilir Pritsak ZDMG 104 124135 Studies 124 Egorov ÊS 47 Çuvaşça varın Türk diyalektlerinde kullanılan karşılıklarını saymakla kalmayarak Moğolca örö biçimini de vermiştir Sevortyan ÊSTJa 1974 506508 belli başlı etimolojik açıklamaları özetlemiştir Ancak Räsänenin ȫzün ȫ denken kökünden geldiği yolundaki savı Sevortyanın gözünden kaçmıştır MTS 142 Clauson ED 278 özün Moğolca karşılıklarından söz etmemiştir )

( SELF | ESSENCE | PITH | EMBRYO )

( ESSENCE | PULPE | MOELLE )

( WESEN )

( ESSENTIA | MEDULLA )

( ÖZ[Az.]~ȪZ[Tkm.]~ÜZ[Tatk.]~ÖZ[Nog.]~ÖZ[Kklp.]~ÖZ[Kzk.]~ÖZ[Krg.]~ÜÖS[Yak.]~VAR[Çuv.] )


- NEFRET ile/ve/değil/yerine/<> ÖFKE

( Nefretiniz, elektriğe dönüştürülebilseydi, dünyanın tamamını aydınlatırdı. )

( [not] HATE vs./and/but/<> ANGER
ANGER instead of HATE )


- NEFRET ile/değil/yerine/>< SEVGİ

( 3 DEREKE[Cehâletle orantılı olarak] ile/değil/yerine/>< 3 DERECE )

( Kendinden. Yanındakilerden. Onu sevenlerden. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini. Yanındakileri de. Onu sevenleri de. )

( Eden uzaklaşır. >< Yakınlaştırır. )

( Düşmanlarımızdan nefret etmemek gerek. Bu, algılama ve yargılama yetimizi sınırlar. )

( Nefret, başarısızlığa uğramış sevgidir. )

( Ürküp kaçma. | Tiksinme, iğrenme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ... )

( NEFRET-İ TECEDDÜD: Yenilik kaygısı. )

( [not] HATE vs./but/>< LOVE
LOVE instead of HATE )


- NEFS ile/ve/değil/||/<>/< BİLGİSİZ/LİK / CEHÂLET/CAHİL


- NEFS/KAN ve/> GÖNÜL

( ... VE/> Nefsin imana gelmiş hali. )

( SELF/BLOOD and/> HEART )


- NEFS ile/ve/<> KAN


- NEFS ve/<> KORKU


- NEFS ile/değil/yerine NEFES

( Bilmeyene. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilene. )


- NEFSÂNÎ ile/ve/||/<>/< ŞEHVÂNÎ/ŞEHVETLİ


- NEFSİ:
"TEMİZE ÇIKARMA KAYGISI" ile/değil/yerine/>< TEZKİYE ETME ÇABASI


- NEFSÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÖNTEMSEL


- NEFSİN:
ESİRİ ile/değil/yerine EMİRİ


- NEFY[Ar.] ile NEHY[Ar.]

( Sürmek, sürgün etmek. | Sürgün yeri. @@ Olumsuzluk. | Yasaklama. )


- NEGATIVENESS vs. DISTRUSTFULNESS/LACK OF CONFIDENCE


- NEHY (ETMEK) ile/ve/||/<>/> MEN (ETMEK)


- [ne yazık ki]
NE KADAR, KENDİMİZİ "DÜŞÜNÜYORSAK" ile/ve/||/<>/> O KADAR, İŞTEN/SORUMLULUKTAN KAÇMAK/ÇALMAK


- NELER DOĞAR ve/||/<>/< GÜN DOĞMADAN

( Gün doğmadan, neler doğar. )


- NELOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= NELOFOBİ

( Cam ve camın kırılmasına yönelik aşırı korku. Hiyelofobi ve hiyalofobi olarak da bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NEM <> GAM

( Duvarı yıkar. <> İnsanı yıkar/bitirir[/öldürür]. )

( HUMIDITY/MOISTURE <> SORROW )


- NEM ile NEM/NEYİM


- NEMA, NEŞVÜNEMA | NEŞVÜNEMA | BÜYÜME ile/||/<> BÜYÜME

( Canlının tüm olarak ya da örgen ve görevlerinden herhangi birisinde nicelik açısından baş gösteren gelişme 1 Bir organizmanın oğulcuktan başlayarak yetişkinlik dönemine değin geçirdiği bir dizi değişikliğe verilen ad 2 Çocukta ve gençte daha olgun bir evreye ya da evrelere erişmek üzere oluşan bedensel duygusal zihinsel vb değişme 1 Bir ekonomide sayısal olarak ifadesi mümkün olabilen makro büyüklüklerin yüzde olarak artışı 2 Bir ekonomide yaratılan gayrisafî millî hasıladaki veya gayrisafî yurtiçi hasıladaki sabit fiyatlarla hesaplanan niceliksel değişme nominal büyüme Canlıların belli bir süre içerisinde ağırlık ve uzunluk özellikleri bakımından artış göstermesi Zigotun oluşumundan itibaren ergin canlı ağırlığa ulaşana kadar canlının ağırlık kazanması büyüme )

( GROWTH | GROWTH, RATE OF GROWTH | GROWING | MATURATION | MATURITY )

( CROISSANCE | MATURATION | MATURITÉ )

( REIFUNG )

( MATURUS )

( CRESCITA )

( ΑΝΆΠΤΥΞΗ / ανάπτυξη )


- NEMA, NEŞVÜNEMA | NEŞVÜNEMA | BÜYÜME ile/||/<> OLGUNLAŞMA ile/||/<> OLGUNLUK

( Canlının tüm olarak ya da örgen ve görevlerinden herhangi birisinde nicelik açısından baş gösteren gelişme. @@ 1. Bir organizmanın oğulcuktan başlayarak yetişkinlik dönemine değin geçirdiği bir dizi değişikliğe verilen ad. 2. Çocukta ve gençte daha olgun bir evreye ya da evrelere erişmek üzere oluşan bedensel, duygusal, zihinsel vb. değişme. @@ @@ 1. Bir ekonomide sayısal olarak ifadesi mümkün olabilen makro büyüklüklerin yüzde olarak artışı. 2. Bir ekonomide yaratılan gayrisafî millî hasıladaki (veya gayrisafî yurtiçi hasıladaki) sabit fiyatlarla hesaplanan niceliksel değişme. krş. nominal büyüme @@ Canlıların belli bir süre içerisinde ağırlık ve uzunluk özellikleri bakımından artış göstermesi. @@ Zigotun oluşumundan itibaren ergin canlı ağırlığa ulaşana kadar canlının ağırlık kazanması.@@bk. büyüme )

( GROWTH | GROWTH, RATE OF GROWTH | GROWING | MATURATION | MATURITY~MATURATION | RIPENING, MATURATION | VEGETATION~MATURITY )

( CROISSANCE | MATURATION | MATURITÉ~MATURATION~MATURITÉ )

( MATURUS~MATURUS | MATURUS: OLGUN~MATURITAS )

( REIFUNG~REIFUNG~REIFE )

( CRESCITA~MATURAZIONE~MATURITÀ )

( ΑΝΆΠΤΥΞΗ / ανάπτυξη~ΩΡΊΜΑΝΣΗ / ωρίμανση~ΩΡΙΜΌΤΗΤΑ / ωριμότητα )


- NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA


- NEREDE OKUDUĞUMU BİLMİYORUM AMA ... değil NEREDE OKUDUĞUMU ANIMSAYAMIYORUM AMA ...


- NEREDEYSE ÖLMEK ile/ve/değil/||/<>/< ÖLMEK

( Hiçbir şeyi değiştirmez. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Herşeyi değiştirir. )


- NEREYE GELDİĞİMİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NEREDEN GELDİĞİMİZ


- NERO ile/= NÖRO


- NEŞE ve/||/<> COŞKU


- NEŞE >< HASTALIK ya da KURUNTU

( Neşeli olmayan kişiden, iki türlü kuşkulanılır. Ya hastadır ya da o kişinin, başkalarına bildirmek istemediği bir kuruntusu vardır. [ATATÜRK] )


- NEŞE ile/ve/||/<> NEŞET

( Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç. İLE/VE/||/<> Çıkma, ileri gelme. Bir şeyin çıktığı, neşet ettiği yer, esas, kök. | Yetişilen yer, bitirilen okul. )


- NEŞE ve SAMİMİYET

( Samimiyet, başlıca bir gereksinimdir. )

( Intimacy is essential need. )

( JOY and SINCERE | INTIMACY )


- NEŞE[Ar. NEŞVE] değil/yerine/= SEVİNÇ


- NEŞİD/E[Ar.] ile/ve/||/<> NEŞİT[Ar.]

( Bir toplulukta, okunmaya değer şiir. | Atasözü derecesinde kullanılan ünlü beyit ya da mısra. | [müzik] Eski Arap müziğinde usullü olmak koşuluyla, kendiliğinden ya da hazırlanarak söylenilen güfteli müzik yapıtı. İLE Sevinçli, neşeli, şenlikli. )


- NESNE AKTARIMI ile/değil/yerine KENDİLİK AKTARIMI


- NESNE/MADDE BAĞIMLI/LIĞI ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL BAĞIMLI/LIK


- NESNE İLİŞKİLERİ ile/ve/||/<> İÇSELLEŞTİRİLMİŞ NESNE İLİŞKİLERİ


- NESNE İLİŞKİLERİNDE:
ANNA FREUD ile/ve/||/<> MELANIE KLEIN ile/ve/||/<> ROLAND FAIRBAIRN ile/ve/||/<> OTTO F. KERNBERG ile/ve/||/<> HEINZ KOHUT ile/ve/||/<> JOHN BOWLBY ile/ve/||/<> MARGARET MAHLER ile/ve/||/<> DANIEL N. STERN ile/ve/||/<> JAMES F. MASTERSON ile/ve/||/<> VAMIK VOLKAN


- NESNE PUTU ile/ve/</değil ZİHİN/DÜŞÜNCE PUTU


- NESNE PUTU ile/ve/</değil ZİHİN/DÜŞÜNCE PUTU


- NESNE SÜREĞENLİĞİ ile/ve/<> NESNE SÜREKLİLİĞİ

( http://ahmetcorak.blogspot.com.tr/2009/12/object-permanence-piaget-ilk-yas-nesne.html )

( İlk yaş.[Piaget] İLE/VE/<> 1,5 - 3 yaş.[Mahler] )

( OBJECT PERMANENCE vs./and/<> CONSTANCY )


- NESNELER ile/ve NESNELERİN İLİŞKİLERİ ile/ve NESNELERİN DEĞERLERİ


- NESNELERE/KİŞİLERE:
[ne yazık ki] BAĞIMLILIK ile/ve/değil/yerine BAĞLILIK


- NESNEL/OBJEKTİF DUYGULAR ile/ve PAY ALMA/KATILMA DUYGULARI ile/ve DURUM (İÇERİKSİZ) DUYGULARI


- NESNENİN BİLİNCİ ile/ve KENDİ-NİN BİLİNCİ

( CONSCIOUSNESS OF THE OBJECT vs./and CONSCIOUSNESS OF THE SELF )


- NESNENİN MERKEZİ ve/||/<> BİLİNCİN MERKEZİ ve/||/<> ÖZGÜRLÜĞÜN MERKEZİ

( Kendi dışındadır. VE/||/<> Kendini bilmedir. VE/||/<> Kendine yeten varolmadır. )


- NESNESİZ ile/ve/||/<> DÜŞÜNCESİZ

( Nesnesiz ve düşüncesiz, kültür olanağı yoktur. )


- [ne yazık ki]
[ne] "SÖZ DİNLEMEK" ile/ve/ne de/||/<>/< RİCÂ TANIMAK


- NEŞVE ile/ve TEMÂYÜL


- NETİCE | TEŞHİS | İKRAR | İHTİRA | BULGU ile/||/<> BULGU ile/||/<> TANIMA

( tanıma Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç Aristotelesin Poetikasında bir kişinin başkasını çeşitli izlerden eşyalardan ve yaptığı hareketlerden dolayı tanıması Bilgisizlikten bilgiye geçiş Bilinmeyen bir nesneyi ya da bir niteliği ortaya çıkarma Belirti Bulgu Aristotelesin Poetiko adlı kitabındaki bölümleme Bir yabancıyı bir işaretten taşıdığı eşyadan yaptığı hareketlerden tanıma Aristoteles bunu şöyle bölümlemiştir 1 Dış işaretlerden benler yaralar 2 Bir kimsenin kendini ele vermesiyle 3 Anıların canlanması ile 4 Benzer yanlar bularak mantık yoluyla 5 Oyunun gelişim süresi içinde tanıma Aristotelese göre dram sanatı için en ustacası sonuncusudur Daha önce görülmüş ya da öğrenilmiş bir kişi ya da nesneyle karşılaşınca anımsayarak o olduğunun ayırdına varma 1 Daha önce bilinen bir şeyi bir kimseyi anımsama 2 Bir şey ya da bir kimse ile ilgili doğru ve tam bilgisi bulunma 3 Var olan bir şeyi algılama Bir nesne ya da özelliği tanımlama ve çözümlemelere elverecek biçimde başkalarından ayırabilme durumu Herhangi bir olayda işlemin kişisel olarak yapıldığının karşılıklı olarak tanımı ve açıklanması daha önce görülen bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu anımsamak daha önce görmüş olmak bilmek bilip ayırmak seçmek ayırt etmek )

( FINDING | INVENTION | SIGN )

( INVENTION )

( ERFINDUNG )


- NETLEŞTİRMEK ile/ve/değil/||/<>/< AYRIŞTIRMAK


- NETLEŞTİRMEK ile/ve/<> YÜZLEŞ(TİR)MEK ile/ve/<> YORUMLAMAK

( Psikoterapi yöntem ve süreçleri. )


- NEVMİ SINAÎ | UYUTUM ile/||/<> UYUTUM

( Bir uyutucunun deneğin dikkatinin tümünü sınırlı bir uyaran üzerinde toplayarak bilincini uyuşturması ve deneği kendi istenci altına alması işi hypnos uyku 1 İnsanın istencinin uyutucunun istencine bağlı ve aynı zamanda bütün başka etkilere kapalı olduğu yapma olarak oluşturulmuş durum 2 Bu durumun oluşturulması )

( HYPNOSIS )

( HYPNOSE )

( HYPNOSE )


- NEVMÎD[< NÂ-ÜMÎD] ile ...

( ÜMİTSİZ )


- NEVRALJİ ile NEVRİT

( Sinir patolojisinden kaynaklanan ağrı. İLE Sinir yangısı. )


- NEVROTİK[Fr. < NÉVROTIQUE] değil/yerine/= SİNİRSEL


- NEZÂKET:
PARASIZLIKTAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AYRINTILARI ANLAMIŞLIKTAN


- NEZİF[Ar. < NEZF] değil/yerine/= KANAMA

( Gövdenin herhangi bir yerinden kan akması, kan gelmesi. | Manevi acıların yeniden etkisini duyurması, depreşmesi. )


- NEZİH (OLMAK) ile/değil MÜSTERİH (OLMAK)


- [ne yazık ki]
NİCE KİŞİLER ile NİCE GİYSİLER

( [ne yazık ki] Görürüz, üstünde giysi olmayan. İLE Görürüz, içinde insan olmayan. )


- [ne yazık ki]
NİCELİK EGEMENLİĞİ ile/ve/<> DEĞERSİZLİK ile/ve/<> GÖRELİLİK


- NİCELİK ile/<> NİCEL


- NICOTIANA RUSTICA ile NICOTIANA TABAKUM

( Rusya ve Hindistan'da yetişir. İLE Dünyanın çoğu bölgesinde bulunanın adıdır. )


- NİKBİNLİK | İYİMSERLİK ile/||/<> İYİMSERLİK

( Her nesne ve olayın daima iyi yanını gören ve iyi sonuçlar vereceğine inanan bir tutum ya da kişilik özelliği 1 Genellikle Her şeyi en iyi yanından gören her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşü 2 Antik ve skolastik felsefede Her var olanın değeri olduğunu her kötünün bir eksiklik olduğunu kabul eden öğreti 3 Leibnizde Bu dünyanın olabilecek bütün dünyaların en iyisi olduğunu öne süren görüş 4 Hegelde Gerçekliğin usla düzenlenmiş ve usla yönetilmekte olduğunu savunan görüş 5 Rousseauda İnsanın doğadan iyi olduğu görüşü 6 İnsanlığın doğal bir ilerlemesine bütün durum ve koşulların iyiye doğru gideceğine inanan öğretiler pessimus en kötü 1 Genellikle Her şeyi en kötü yanından alan her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü Karşıtı iyimserlik a Kuşkucu bir tutumu dile getirebilir b Kendi kendini ya da çağını eleştirerek hoşnutsuzluğu dile getirebilir 2 Felsefedeki özel anlamları a Tüm olarak dünyayı özünde kötü bulan öğretiler fizikötesi kötümserlikSchopenhauer b İnsanı özünde kötü bulan öğretiler c Dünyada ve dünya tarihinde kötünün iyiye üstün geldiğini ileri süren öğretiler d İnsanlığın ekonomik ve toplumsal sorunlarında yetkin bir çözüm yolu bulunamayacağını ileri süren öğretiler )

( OPTIMISM )

( OPTIMISME )

( OPTIMISMUS )


- ...'NIN(BEKLEMENİN/DÜŞÜNMENİN VB.):
"ÂLEMİ" YOK! değil GEREĞİ YOK!


- ...'NIN:
"KARŞITI" ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN


- NİSÂ ile/ve/||/<>/> NİSYAN ile/ve/||/<>/> İNSAN


- NİŞÂN[Fars.] ile -NİŞÂN[Fars.]

( İz, belirti. | İşaret, fabrika işareti. | Yara izi. | Amaç, hedef, vurulması istenilen nokta. | Vurulacak noktaya silahı çevirme. | Sevgililik işareti. | Bu işareti takmak üzere yapılan tören. | Hatıra için dikilen taş. | Tuğra. | Taltif için verilen madalya. | Ferman. İLE "duran, dikilen, kalan" gibi anlamları gelerek bileşik sıfatlar yapar.[HATIR-NİŞAN: Unutulmayan, akılda kalan.] )


- NİSPETİ ORANINDA" değil ... ORANINDA YA DA NİSPETİNDE


- NİSYAN | UNUTMA ile/||/<> UNUTMA

( Önceden öğrenilmiş olan herhangi bir şeyi anımsama ve tanıma gücünün geçici ya da sürekli olarak yitirilmesi Önceden öğrenilmiş görülmüş olan herhangi bir şeyi anımsayamama ya da tanıyamama )

( FORGETTING )

( OUBLI )


- NİSYÂN[Ar.] değil/yerine/= UNUTUŞ


- NİTELİK ile/ve ANLAM

( vs./and/||/<> MEANING )


- DENEYİMLER:
NİTELİKSEL ile/ve/||/<> YÖNELİMSEL


- NİYE KONUŞUYORUZ? değil NEYİ KONUŞUYORUZ?

( Konuşmak/konuşabilmek esas ve önceliklidir. Bazı şeyler gerçekleşmeden, olumsuzlukları ve yetersizliklerin yaşanmasına fırsat vermemek üzere, konuşabilmek, doğadaki en güçlü ve olanaklı yetimizdir. Konuşmanın, "niye"si, "gereksizliği" vs. olmaz! )


- [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA" ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"

( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )


- NİYET "OKUMAK" ile/ve/||/<> "KİŞİLİK ÇÖZÜMLEMESİ"


- NİYET:
YOKSA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VARSA

( "Bahane/mazeret", çoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Hiçbir bahane/mazeret, yoktur. )


- NİYET ile/ve/<>/>/< EYLEM

( Niyet, eylemden önceliklidir. )

( Eylem, içtenliğin kanıtıdır. )

( Eylem, gerçeğin mihenk taşıdır. )

( Berraklık ve sevecenlik eylemdir. )

( Eylem konusunda tasa çekmeyin, aklınıza ve gönlünüze özen gösterin. )

( Gerçeği bulmak için günlük hayatınızın en küçük eylemlerinde gerçek olmalısınız. )

( Gerçek, samimi eylemin meyvesidir. )

( Kalbi değiştiren eylemdir. )

( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )

( İmgenin ardında ve ötesinde olan idrak ve eylem gücüsünüz. )

( Eylem, gizli, bilinmeyen, bilinemez olandır. Sadece onun meyvesini bilebilirsiniz. )

( Hiç kimse, bir başkası adına eylemde bulunamaz. )

( Vazgeçme! Üşenme! Erteleme! )

( Nobody can act for another. )

( Do not give up! Do not dilatory! Do not delay! )

( Action is a proof of earnestness.
Action is the touchstone of reality.
Clarity and charity is action.
You need not worry about action, look after your mind and heart.
Action is hidden, unknown, unknowable. You can only know the fruit.
A man of steady understanding will not refrain from action. )

( INTENTION vs./and/<>/>/< ACTION )


- NİYET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEDEF


- NİYET ile/ve/||/<> ŞİBAK NİHALİ

( İçsel, kişisel ve tekil bir yönelme.[Henüz dış dünyaya bağlanmamış olabilir.] @@ Niyetin belirli bir hedefe bağlanmış, artık geri dönüşü zor bir duruma gelmiş biçimi. )

( Her şibak nihali bir niyet içerir; fakat her niyet şibak nihali değildir. )

( "Vakfa hizmet niyetiyle hareket etti." @@ "Vakfın tevliyet makamına yönelik şibak nihali açıkça görülmektedir."[makama kilitlenmiş bir beklenti] )


- NİYET'TE:
SAMİMİYET, İÇTENLİK, YAKINLIK
ve
TUTUM'DA:
RESMİYET, MESAFE, CİDDİYET

( SINCERELY, SINCERITY, NEARNESS :ON INTENTION and SOLEMNITY, DISTANCE, SERIOUSNESS :ON ATTITUDE )


- [not] NO TALKING vs. TO TALK IN RIGHT PLACE/APPROPRIATE/REASONABLE


- NON-REM UYKU/NON-REM SLEEP[İng.] değil/yerine/= REM DIŞI UYKU


- NONRESPONSE/REACTANCE[İng.] değil/yerine/= RÉACTANCE[Fr.] değil/yerine/= BLINDWIDERSTAND[Alm.] değil/yerine/= TEPKI

( Dış uyaranların canlıyı etkilediği anda canlıca yapılan yalın davranım. @@ Organizmanın bir etki (uyaran, uyarıcı) karşısında gösterdiği herhangi bir zihinsel ya da duygusal davranım. @@ İçgüdü, itki ve uyaranlarca güdülenen ve ortak tanımı bulunan edim. @@ (fizik) @@ Herhangi bir uyarıya karşı gösterilen tepki, reaksiyon. )


- NÖROBİLİM ile PSİKOLOJİ

( Sinir düzeninin yapısını, işlevini ve gelişimini inceleyen bir bilim dalı. İLE İnsan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı. Bu iki dalın kesiştiği noktada, sinir düzeninin davranışları nasıl etkilediği ve zihinsel süreçlerin sinirsel temeli araştırılmakta. )


- NÖROLOJİ[İng. NEUROLOGY] ile/||/<> MUTİZM[İng. MUTISM] ile/||/<> NOZOLOJİ[İng. NOSOLOGY] ile/||/<> TAURİN[İng. TAURINE] ile/||/<> VERBİJERASYON[İng. VERBIGERATION]

( Nöroloji genel olarak beyin, beyin sapı, omurilik ve çevresel sinir sistemiyle kasların hastalıklarını inceleyen, teşhis ve cerrahi dışındaki tedavi uygulamalarını içeren tıp bilimi dalıdır. @@ Görünüşte normal bilinç düzeyi ile birlikte konuşmama durumu. Bireyin herhangi bir nörolojik ya da fiziksel katkıda bulunan etmen olmaksızın bir anda konuşmayı bıraktığı dissosiyatif (histerik); ya da bireyin bazı durumlarda hiç konuşmadığı ancak diğer durumlarda gayet iyi konuştuğu elektif (seçici) olabilir. @@ Hastalıkların tanımlanması, sınıflandırılması ve kategorize edilmesiyle ilgilenen bilim dalı. Nozoloji; kardiyovasküler hastalıklar, nörolojik bozukluklar gibi hastalıkların etiyolojileri, gelişim süreçleri ve belirtileri gibi çeşitli özelliklerini inceleyerek onları sistemli bir biçimde özgün gruplara ayırır. @@ Taurin; kimyasal formülü C2H7NO3S olan, hayvan dokusunda doğal olarak bulunan, nörolojik iletişim sistemini koruyan ve düzenleyen, iskelet kaslarının kasılmasında yardımcı, retina gelişimi ve fonksiyonu için önemli, antioksidan özellikte yarı esansiyel metiyonin ve sistinden türetilen, sülfür türevi bir aminoasittir. Safra sıvısının önemli bir bileşeni olup kalın bağırsakta bulunabilir. İnsan vücut ağırlığının %0,1'ini oluşturur. @@ Genellikle açık bir anlam ya da amaç olmaksızın kelimelerin ya da cümlelerin tekrarlanması. Yaygın olarak şizofreni, otizm ya da demans gibi belirli nörolojik ya da psikiyatrik rahatsızlığı olan bireylerde görülür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NÖRON HÜCRE


- NÖRON/LAR ile/ve AYNA NÖRON/LAR

( GIACOMO RIZZOLATTI )

( )


- NÖRON/LAR ile/ve/<> GÖKADA/LAR


- NÖRONLARDA:
DOĞUMDA ile İKİ AYLIKKEN ile ALTI YAŞINDA ile 14 - 60 YAŞ ARASINDA


- NÖROTRANSMİTERLER ile SİNAPTİK İLETİM

( Sinir gözeleri arasında bilgi iletimini sağlayan kimyasal haberciler. İLE Sinir gözeleri arasında sinyallerin nasıl iletildiğini gösteren süreç. )


- NOSİSEPTÖR/NOCICEPTOR[İng.] değil/yerine/= AĞRI ALMACI


- NOSOCOMOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= NOZOKOMOFOBİ

( Hastane korkusu. Yunancada "hastane" anlamına gelen νοσοκομεῖον ("nosokomeion") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- NOT TO BE IN APPROPRIATE vs. NOT ENOUGH AS MUCH AS TO BE IN APPROPRIATE


- NÖTR ile/ve/değil/||/<> KENDİLİĞİNDENLİK


- NÖTRON[Fr.] ile/ve PROTON[Yun.]

( Yaklaşık olarak proton ağırlığında ve elektrik yüklü olmayan bir atom parçacığı[yüksüz parçacık]. İLE Atom çekirdeğinde, her biri +1 pozitif elektrik yükü taşıyan atom parçacığı. | Hidrojen atomunun çekirdeği. )

( Kütleleri hemen hemen aynı olup, her biri yaklaşık 1.7 x 10¯²4 gramdır. )


- NSH değil/yerine PSH


- NÜKTECİ/NEKRE[Ar. < NEKRE] ile/||/<> NÜKTECİ/NÜKTEDAN[Ar. < NUKTE + Fars. -DĀN]


- NÜMÛNE | TYPE[Fr. < TYPE] ile/||/<> TİP ile/||/<> TİP[Fr. < TYPE]

( Sinema TV Bir topluluktaki belirli özellikleri taşıyan bir kimseyi bilinen kalıplar içinde yansıtan oyun kişisi İnsanları genellemesine yansıtan kendine özgü kişiliği olmayan daha çok bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi Benzerlerinin ana özelliklerini kendinde topladığı için örnek olarak ele alınan birey typus desen Sınıflandırmada bir temel olarak kullanılan ve geniş sayıda bireyleri kapsayan karakterler topluluğu yeni bir cins ya da tür olarak tanımlanan esas birey zooloji Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi Seyirci tarafından özellikleri bilinen ve kavramları getiren derinliği olmayan oyun kişisi Hiçbir ruhsal gelişimi yoktur Davranışlarıyla anlaşılır ve her oyunda aynı yolda hareket eder Örnek Kavuklu Pişekâr Pantalone Arlekino vb )

( TYPE )

( TYPE | CARACTÈRE | TYPE, CARACTÈRE )

( TYP | TYPEN )

( TYPUS )


- NUTKUN TUTULMASI ile BASİRETİN BAĞLANMASI


- O PARAYI:
"BAYILMAK" ile/ve/||/<>/> "DOMALMAK"


- OBESOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= OBEZOFOBİ

( Kilo alma korkusu.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OBEZİTE ile/||/<> KAŞEKSİ

( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Aşırı kilo kaybı ve kas erimesi. )


- OBEZİTE ile/||/<> METABOLİK BELİRGE/SENDROM

( Aşırı gövde yağı birikimi. İLE/||/<> Birlikte görülen yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve olağandışı kolesterol seviyeleri. )


- OBSESİF-KOMPÜLSİF BOZUKLUK/OBSESSIVE-COMPULSIVE DISORDER[İng.] değil/yerine/= TAKINTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU


- OBSESİF değil/yerine/= TAKINTILI


- OBSESYON/OBSESSION[İng.] değil/yerine/= TAKINTI


- OBSTRÜKSİYON | ENGELLEME ile/||/<> ENGELLEME

( Karşı takım oyuncusunun önüne geçerek onun serbestçe devinimine engel olma Karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma İstek gereksinme ya da bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi Yarış içinde bir koşucunun ilerlemesine engel olma yasak davranışlardan yavaşlatma Yabancı bir özdek ile tezgenin çalışmasını önieyip tepkimedeki etkisini azaltma Bir faaliyeti ya da olayı kontrol etme ya da durdurma İnhibisyon )

( OBSTRUCTION | BLOCKING | FRUSTRATION | INHIBITION )

( EMPÊCHE | INHIBER, INHIBITION | INHIBITION )

( OBSTRUKTION | HEMMUNG, INHIBITION | VERBOT )

( INHIBIRE: ENGEL OLMAK )


- ÖÇ ile/ve/||/<> ÖD

( Acı, öfke. İLE/VE/||/<> Öd, safra. )


- ODAK NOKTASI/NESNE ile/ve/değil/||/<>/< ZİHİNDEKİ(BELLEKTEKİ) ULAŞILMAZLIĞI


- ODAKLANMA ile/ve/||/<> BASTIRMA


- ODAK/LANMA / ODAKLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCELİK/LENDİRME / ÖNCELİKLİ


- ODAKLANMA ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON

( FOCUS vs. CONCENTRATION )


- ODAKLANMAK ile/ve KOŞULLANMAK

( FOCUSING vs./and CONDITIONING )


- ODALARDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ORALARDA

( Işıksız olmak... )

( )


- ÖDEVBİLİM/DEONTOLOJİ ile EREKBİLİM/TELEOLOJİ

( Eylemlerin ahlâki görev ve yükümlülükler temelinde değerlendirilmesi. İLE Eylemlerin sonuçları ve amaçları üzerinden değerlendirilmesi. )


- ÖDİPAL ile/ve/||/<>/< PRE-ÖDİPAL

( 3 - 5 yaş arasında. İLE/VE/||/<>/< 0 - 2 yaş arasında. )


- ODUG ile ODUGLUK/ODUGLUQ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Uyanık[uyumayan]. İLE Uyanıklık ya da bilinçlilik. )


- ÖDÜL ile/ve/değil/||/<>/< UYARAN


- ÖDÜN VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALTTAN ALMAK


- OEDIPUS KARMAŞIKLIĞI/KOMPLEKSİ ve/||/<> ELEKTRA KARMAŞIKLIĞI/KOMPLEKSİ

( Eril çocuklarda. VE/||/<> Dişil çocuklarda. )


- OEDIPUS:
ŞİŞ AYAK ile/ve/||/<> BİLEN AYAK(KİŞİ)

( )


- ÖFKE(> ADRENALİN >) ve/> KALP KRİZİ

( Keskin sirke, küpüne zarar. )


- ÖFKE GÜCÜ" ve "İSTEK/ARZU GÜCÜ" | ile/ve/değil/yerine/<>/> DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE/AKIL GÜCÜ

( Öfkeni, akılla yenemiyorsan, kendini, insandan sayma! )

( Öfkenin her zaman bir nedeni vardır fakat iyi bir nedeni yoktur. )


- ÖFKE:
KUDRET ile/ve/değil/yerine ŞECAAT


- ÖFKE = ANGER[İng.] = COLËRE[Fr.] = ZORN[Alm.] = ira[Lat.]


- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/>< ANLAMA

( Öfkenin olduğu yerde anlama, anlamanın olduğu yerde öfke barın(a)maz. )


- ÖFKE" ile/değil/yerine/||/>< AŞK


- ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< "BEKLENTİ"


- ÖFKE ile/ve/=/||/<> BİR ATIMLIK BARUT/OK


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ÇARESİZLİK


- ÖFKE/GADAP ile CELÂLLENME

( Hiçbir şeyi gözü görmeyecek biçimde kızmak. İLE Haksızlığa karşı haklı olarak gösterilen tepki. )


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ENGELLENME


- ÖFKE ile/ve/||/<>/> GERGİNLİK


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< GÜLÜMSEME :)

( Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez. )


- [hem] "ÖFKE" ile/ve/hem de/||/<>/>< "HAYRANLIK"


- ÖFKE ile/ve/||/<> HIRS

( [gelirse/yönetilemezse ...]
Akıl gider. İLE/VE/||/<> Edep gider. )


- ÖFKE ile HIŞIM/HIŞM[Fars.]

( Öfkeyi sükûnetle, kötülüğü iyilikle, cimriliği cömertlikle ve yalanı gerçekle yenin. )

( Öfkeyi/gadabı tatmin etmek, hayvanlıktır. )

( Ancak öfkesini/hışmını yenen, yiğittir. )

( GAYZ, GAZAB ile TEECCÜM )

( ÂRÛDE: Öfkeli, kızgın, hırslı., RÎS ile HIŞIM )

( ANGER )

( IRA cum ... )


- ÖFKE yerine HÜZÜN


- [ne yazık ki]
ÖFKE ile/ve/||/<> İFRİT[Ar.]

( ... İLE/VE/||/<> Doğu masal ve efsanelerinde kötü, korkunç yaratık. | Öfkeli, ortalığı birbirine katan kişi. | İçini kemiren, meşgul eden şey. )


- ÖFKE ile/ve/||/<>/> KAYGI

( ANGER vs./and/||/<>/> ANXIETY )


- ÖFKE ile/ve/||/<> KEDER ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<> STRES ile/ve/||/<> KORKU

( Karaciğeri yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Akciğeri yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Mideyi yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Kalbi ve beyni yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Böbrekleri yorar ve hasta eder. )


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ÖKE


- ÖFKE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÖZNE


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< REFLEKS


- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAĞLIKLI ÖFKE


- ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> SALDIRI


- ÖFKE =/||/<> SAMAN ALEVİ


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞECÂAT

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. )

( Öfkeyi, şecaate çeviren, merhamettir. )

( Merd-i kıptî, şecaat arz ederken sirkatin söylermiş. )


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞEFKÂT

( Uzaklaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır. )


- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SIKINTI


- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ VE DUYGUSU


- ÖFKE ile/<> SUSMA/SÜKÛT

( Kızmış olduğunun göstergesidir. İLE/<> Kırılmış olduğunun göstergesidir. )


- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"


- ÖFKE ile/ve/||/<> TİKSİNME


- ÖFKE ile/ve/> UTANMAK

( Öfke gelir, göz kararır; öfke gider, yüz kızarır. )

( SCHALTER mit SCHALTER mit SCHALTER )


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< YOK SAYILMA


- [ne yazık ki]
ÖFKE ile/ve/||/>/<>/>< ZARAR

( Öfkeyle kalkan, zararla oturur. )


- ÖFKEDE:
GÖZ KIZARIR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YÜZ KIZARIR

( [Öfke ...]
Gelince. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Gidince. )

( Kâzım[öfkesini tutan/yutan] olmayı yeğle/yelim!) )


- ÖFLEYİP PÜFLEMEK / OFLAYIP PUFLAMAK


- ÖFORİ/EUPHORIA[İng.] değil/yerine/= COŞU


- ÖGE ile/değil/yerine/||/<> ÖZNE


- Öğrencileri DİNLE!!!


- SAYGI DUYMAK/GÖSTERMEK | DUYAN/GÖSTEREN:
ÖĞRENCİ(N)DEN değil ÖĞRENCİ(N/Y)E


- Öğrendikten sonra KONUŞ!!!


- ÖĞRENECEK OLAN ile "AYAK UYDURACAK OLAN"


- ÖĞRENİLECEK OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK EDİLECEK OLAN


- ÖĞRENİLEMEZ ile/ve ANLAŞILAMAZ

( NOT ABLE TO LEARN vs./and NOT ABLE TO UNDERSTAND )


- ÖĞRENİLEN ÖZGÜRLÜK ile/değil/yerine ÖZGÜRLÜK

( [not] LEARNED FREEDOM vs./but FREEDOM
FREEDOM instead of LEARNED FREEDOM )


- ÖĞRENİLEREK ile/ve/değil SORGULANARAK


- ÖĞRENİM/ÖĞRETİM ÜNİVERSİTESİ ile/ve/değil/yerine ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTESİ


- ÖĞRENİYORUM ile/ve/değil/yerine/||/<> DÜŞÜNÜYORUM


- [ÖĞRENİYORUZ/ANLIYORUZ]
OKUDUĞUMUZU ile/ve/<> DUYDUĞUMUZU ile/ve/<>
GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<>
HEM DUYUP, HEM GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<>
TARTIŞTIĞIMIZI ile/ve/<> DENEYİMLEDİĞİMİZİ ile/ve/<>
ANLATTIĞIMIZI/ÖĞRETTİĞİMİZİ

( %10 ile/ve/<> %20 ile/ve/<> %30 ile/ve/<> %50 ile/ve/<> %70 ile/ve/<> %80 ile/ve/<> %95 )

( [WE LEARN, WHAT WE]:
READ vs./and/<> HEAR vs./and/<> SEE vs./and/<> SEE & HEAR vs./and/<> DISCUSS vs./and/<> EXPERIENCE vs./and/<> TEACH )


- ÖĞRENME ile/ve/<>/yerine ANLAMA

( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )

( Bir şeyi iyi anlayın, ulaşmışsınız demektir. )

( Öğrenmek, bildiğini fark etmektir. )

( Tekrarın etkili olabilmesi için anlamlı bir biçimde ve istekle yapılması gerekir. )

( Okuyarak ve/ya da gözlemleyerek ve/ya da deneyimleyerek. İLE/VE/<>/YERİNE Severek. )

( Understand one thing well, and you have arrived. )

( TO LEARN vs./and/<> MEANING
MEANING instead of TO LEARN )


- ÖĞRENME ile/ve/> DÖNÜŞME

( TO LEARN vs./and/> TRANSFORMATION )


- ÖĞRENME ve/<> EKSİKLİK

( Öğrenebilmek için eksiklik -ve de eksikliğinin farkındalığı- gerekir. )


- ÖĞRENME ile/ve/değil/yerine KOŞULLANMA

( DISCIPULUS: ÖĞRENME/LEARNING | DISCIPULA: DÜZEN TAKİBİ/MAINTAINANCE OF ORDER
[not] LEARNING vs./and/but CONDITIONING
CONDITIONING instead of LEARNING )


- ÖĞRENME ile/||/<> ÖĞRENME

( Belirli durumlar ve sorunlara karşı olan tepki ve davranışlarımızı araya giren başka etkinlik ve yaşantıların etkisiyle değiştirebilme 1 Kavramsal düzenlemeler yapma süreci 2Alıştırma ve uygulamaların oldukça sürekli olan etkilerine verilen ad 3 Belli bilgi beceri ve anlayışlar edinme 4 Tepki ve davranışlarda her zaman ya da kimi durumlarda yaşantıların oluşturduğu değişme )

( LEARN | LEARNING | VERBAL LEARNING )

( APPRENTISSAGE | APPRENTISSAGE VERBAL )

( LERNEN )

( APPRENDIMENTO )

( ΜΆΘΗΣΗ / μάθηση )


- ÖĞRENME ile/ve/||/<>/> PAYLAŞMA


- ÖĞRENME ile/ve/değil/<> SÜZME


- ÖĞRENME'DE:
KLASİK ile/ve EDİMSEL ile/ve PEKİŞTİRME ile/ve BİLİŞSEL ile/ve BİLGİSAYAR YARDIMIYLA


- ÖĞRENMEK/ANIMSAMAK ile/ve/değil/yerine YARATMAK

( [not] TO LEARN/REMIND vs./and/but TO CREATE
TO CREATE instead of TO LEARN/REMIND )


- Öğrenmek için DİNLE!!!


- Öğrenmek için SUS!!!


- ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ALIŞMAK


- ÖĞRENMEK ile/ve BAĞLANMAK

( TO LEARN vs./and TO BE CONNECTED )


- ÖĞRENMEK ile/ve/> BECERMEK

( TO LEARN vs./and/> TO MANAGE )


- ÖĞRENMEK ile/ve/<> BİLGİ EDİNMEK

( TO LEARN vs./and/<> TO GET INFORMATION )


- ÖĞRENMEK ile BİR KEZ DAHA GÖRMEK

( TO LEARN vs./and TO SEE AGAIN )


- ÖĞRENMEK ile/ve/değil/<> DEĞER KAZANMAK


- ÖĞRENMEK ile/ve EDİNMEK

( TO LEARN vs./and TO GET/ACQUIRE/OBTAIN )


- ÖĞRENMEK ile/ve/<>/> "KALPTE BULMAK"


- ÖĞRENMEK ile/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMAK


- ÖĞRENMEK ile/ve/<>/değil/yerine KEŞFETMEK

( [not] TO LEARN vs./and/<>/but TO DISCOVER
TO DISCOVER instead of TO LEARN )

( ... ile/ve/<>/değil/yerine FAXIAN )


- ÖĞRENMEK ile/ve ÖĞRENDİĞİNİ GÖRMEK

( TO LEARN vs./and TO SEE WHAT YOU LEARNED )


- ÖĞRENMEK/ÖĞRENMEMEK ile/ve/ya da "ÇİLESİNİ ÇEKMEK"


- [ne yazık ki]
ÖĞRENMEME ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLAMAK


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/< ÖĞRENMEK

( Öğretirken, kendini araya sokmamalı; öğrenirken, "ben varım" dememeli. )

( Öğretirken alçakgönüllülük, öğrenirken o bile değil [tam teslimiyet!(bilgiye tabii! kişiye değil!)]. )

( [öğrenmek] İki kere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Bir kere. )

( Ne yazık ki bildiğini kullanmayanların/uygulamayanların, aklını kullanmayanların/kullanmayacakların kapıldığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Aklını kullananların/kullanacakların önceliği. )

( TO TEACH and/||/=/<>/< TO LEARN )


- ÖĞRETMENİ OLALIM! ve/||/+/<>/>/< ÖĞRENCİSİ OLALIM!

( Nefsimizin. VE/||/+/<>/>/< Vicdanımızın. )

( Bir yerde, biri bir başkasına bir şey öğretiyor ise orada, en az iki öğrenci vardır. )


- ÖĞÜT VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ/DOĞRU ÖRNEK OLMAK/GÖSTERMEK

( Yolu uzun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu kısa. )

( Kolay. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Kolay değil". )


- ÖĞÜT ve/||/<>/> MERAK


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRNEK

( Yolu/süreci uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu/süreci kısa ve etkilidir. )


- OKB ile/<> OKKB

( Obsesif-Kompulsif Bozukluk İLE Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu )

( Kaygı bozukluğu biçimi. İLE/<> Kişilik bozukluğu biçimi. )

( Belirtilerin şiddeti, zamanla değişir. İLE/<> Belirtiler, aynı kalmaya eğilimlidir. )

( Kolaylıkla tespit edilebilir. İLE/<> Kolaylıkla tanımlanamaz. )


- OKB ile/ve/değil/||/<>/< YAYGIN KAYGI BOZUKLUĞU


- OKSİTOSİN ile/ve/||/<> VAZOPRESİN

( Annelik içgüdüsü. Doğumla başlayan annelerde salgılanan hormon. İLE/VE/||/<> Babalık içgüdüsü. Doğumla başlayan babalarda salgılanan hormon. )

( Doğum ve emzirme süreçlerinde rol oynayan hormon. İLE/VE/||/<> Su dengesini ve kan basıncını düzenleyen hormon. )

( Sosyal bağları ve güven duygusunu artırır. İLE/VE/||/<> Stres tepkilerini ve saldırganlığı etkiler. )

( İkisi de peptid hormondur ve dokuz amino asitten oluşur. [Hipotalamustan salgılanır ve arka hipofizden salınır.] )


- OKUL ile/ve/||/<>/> AKIL

( Cehalet, bilince direniştir. )


- OKUMA ZIYAI | OKUMA YİTİMİ ile/||/<> OKUMA YİTİMİ

( Görme gücünde ya da anlıksal güçte herhangi bir yetersizlik ve bozukluk bulunmadığı halde okuma becerisini yitirme Gözlerde hiç bir bozukluk olmadığı halde ruhsal nedenlerle okuma yetisini yitirme )

( ALEXIA )

( ALEXIE, CÉCITÉ VERBALE )


- OKUMAK ve/||/<> KONUŞMAK ve/||/<> YAZMAK

( Tamamlar. VE/||/<> Hazırlar. VE/||/<> Olgunlaştırır. )


- OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK! ile/ve/değil/||/<>/> OKUMAK!

( Duyduğumu unuturum, gördüğümü anımsarım, okuduğumu anlarım. )

( Kurnaz kişiler, okumayı küçümser; basit kişiler, ona hayran olur; akıllı kişiler ise ondan yararlanır. )

( Okumak bir kişiyi doldurur, kişilerle konuşmak hazırlar, yazmak ise olgunlaştırır. )

( Kişi kendini yetiştirmek/terbiye etmek için okumalıdır! [Başkalarına bilgi satmak için değil!] )

( Kitap okumak, sevgilinin fotoğrafına bakmak gibidir. )

(

Büyük buluş! )

( )

( image )

( Bir kitabı okurken geçen iki saatin, yaşamımın çoğu yılından daha dolu olduğunu fark edince, bir kişinin yaşamının ürkütücü hiçliğini düşünürüm.

Sabahattin Ali )

( "Okuma Alışkanlığı Üzerine" yazısını okumak için burayı tıklayınız... )

( READING! and READING! and READING! )


- OKUMAYA DEĞER ŞEYLER YAZMAK ve/||/<> YAZILMAYA DEĞER ŞEYLER YAŞA(T)MAK


- OKYANUSU AŞMAK ve/ne yazık ki/||/<>/> DEREDE BOĞULMAK


- OKYANUSU GEÇİP DEREDE BOĞULMAK" ile/ve/||/<> "BİR KAŞIK SUDA FIRTINA KOPARMAK"


- OLABİLECEKLERİN OLMASI İÇİN UĞRAŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< OLMAYABİLECEKLERİN OLABİLMESİ İÇİN SABRETMEK


- OLAĞAN GERİBİLDİRİM(REFLEKS) ile/ve/değil BEYİN TRAVMASI

( [Bilinci kapalı bir hastanın, (olası/çeşitli) fiziksel tepkilerinin anlamı için ayağın tabanı gıdıklanınca, ayak parmakları...] İleri doğru kasılıyorsa. İLE/VE/DEĞİL Geriye doğru kasılıyorsa. )


- OL(A)MADIĞIMIZ GİBİ OLMAK/OLMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine OLDUĞUMUZ GİBİ OLMAK


- OLAMAZ/OLMAMALI!:
ZEKÂSIZ VE AKILSIZ SEVGİ ile SEZGİSİZ ZEKÂ

( Köleliğe yol açar. İLE Diktatörlüğe yol açar. )