Bugün[27 Nisan 2026]
itibarı ile 13.348 başlık/FaRk ile birlikte,
13.348 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(16/55)


- EKSİK/LİK ile YETERSİZ/LİK

( "İstediğimiz bir şeyin", "olup" "olmaması", bizim için eşit değilse, hâlâ eksiğiz.
[Matlûbumuzun husûlü veya adem-i husûlü, nezdimizde, müsavî değilse, nâkısız!] )

( İstediğimiz oluyorsa "bir", olmuyorsa "bin" hayır aramak gerek. )

( DEFICIENCY vs. INSUFFICIENCY )


- EKSTRAVERT/EXTRAVERT[İng.] değil/yerine/= DIŞA DÖNÜK | DIŞA AÇIK (KİŞİLİK)


- EKÜMENİK[Fr. OECUMÉNIQUE < Lat. OECUMENICUS < EYun. OIKOUMENIKOS] ile DİASPORA[Fr.]

( Tüm piskoposlukların rûhânî meclislerini ya da tüm kiliseleri içeren, dünya genelinde Hıristiyan birliğine yönelik olan. İLE Herhangi bir ulusun ya da inanç mensuplarının ana yurdu dışında azınlık olarak yaşadığıı yer. | Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu. | Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları. )


- EKVADOR ile/ve/<> GALAPAGOS ADALARI

( ... İLE/VE/<> Ekvador'un yaklaşık 1000 km. açığında, Büyük Okyanus'tadır. )

( ... İLE/VE/<> Rastgele serpiştirilmiş gibi duran ve irili ufaklı, 42 adadan oluşmaktadır. En büyük adası Isabela, en küçük adası ise Plazasur'dur.[13 km²] )

( ... İLE/VE/<> Ekvador Cumhuriyeti'nin bir ilini oluşturmaktadır.[Yönetim merkezi, San Cristobal adasında yer alan Puerto Baquerizo'dur.] )

( ... İLE/VE/<> İspanyolca'da, Kaplumbağa anlamına gelmektedir. )

( ... İLE/VE/<> Adaların tamamı volkaniktir. En büyüğü olan Isabella üzerinde, 2000'den fazla sönmüş yanardağ bulunmaktadır. Ferdinanda adasında, 1977'den beri 53 adet volkanik patlama tespit edilmiştir. )

( ... İLE/VE/<> Jeolojik yaşları, 70.000 - 3 milyon yıl arasında değişmektedir.[Daha genç olanlarda, toprak rengi daha koyudur.] )

( ... İLE/VE/<> 1535 yılında, Panama Psikoposu Thomas de Berlanga tarafından, yollarını kaybederek tesadüfen keşfedilmiştir. Daha sonra unutularak korsanların ve ne yazık ki, balina avcılarının barınağı olmuş. 1932 yılında ise Albay Hernandez komutasındaki bir Ekvador Birliği, adaları, Ekvador topraklarına katmıştır. 1959 yılında ise, ulusal parka dönüştürülmüştür. )

( ... İLE/VE/<> Kuzey ve Güney'inde farklı iklimler sürmektedir. )

( ... İLE/VE/<> Etobur yırtıcı hayvan bulunmadığında, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan türler, bugüne kadar bu coğrafyada yaşamını sürdürmüştür. Hiçbiri, insanı düşman olarak algılamamakta ve insandan korkmamaktadır. )

( ... İLE/VE/<> İnsan yerleşimi, tüm adaların yüzölçümünün sadece %4'ü ile sınırlıdır.[Adaya giden turistler, ya 8 - 100 yolcu alabilen 80 gemiden birine binip 5 - 7 günlük adalar turuna çıkmaktadır ya da Santa Cruz adasındaki turistik merkez Puerto Ayora liman kentinde kalıp günlük turlara katılabilmektedir.] )

( ... İLE/VE/<> Charles Darwin, bilimsel araştırma ve gözlemlerini bu adalardan bazılarında yapmıştır. )

( ... İLE/VE/<> Soğuk suları, mercan oluşumuna izin vermemektedir ve çok zengin bir dirimsel[biyolojik] çeşitlilik bulunmamaktadır. )

( ECUADOR cont/et/<> GALAPAGOS[Tr. Kaplumbağa] )


- EL DELİSİ ile/ve/||/<>/> EL AĞZI


- EL DELİSİ ile/ve/||/<>/> EV DELİSİ


- EL ELE ile/ve/||/<>/> GÖZ GÖZE ile/ve/||/<>/> YÜZ YÜZE ile/ve/||/<>/> DİZ DİZE


- EL-ETEK (ÇEKMEK/ÖPMEK) ile/değil/yerine/>< ELİNİ-ETEĞİNİ ÇEKMEK


- EL İYİSİ EV İYİSİ


- EL KİŞİ ile EL QUŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kötü, aşağılık kişi. İLE Akbaba. )


- EL SALLAMA! ve/||/<> BEL BAĞLAMA!

( Dönecek olana. VE/||/<> Dönmeyecek olana. )


- EL ve/<>/||/hem de BEYİN

( Gövdenin tüm kısımlarınınkine nispetle el derisi en dengeli olanıdır, el derisinde, en dengeli olan avuçiçi derisidir. Sonra, sırasıyla parmakların derisi ve onlardan da işaret parmağının derisi ve son olarak en dengeli olan işaret parmağının uc kemiğinin derisidir. Bundan dolayıdır ki, işaret parmağının ve öteki parmakların ucları duyu idraki için en iyi örgenlerdir. )

( Eller, beynin uzantısıdır. )

( Ne edersen elinle, o da gider seninle. )

( MAN-: El ile [MANUSCRIPT, MANİVELA] )

( )

( Zihninizde ne varsa, elinize o vurur. )

( AMBIDEXTRUS: İki elini de kullanabilme. )

( HAND and/<>/||/also BRAIN )


- EL ve/||/<> DUDAKLAR

( Eller, zihnin/beynin uzantısıdır. VE/||/<> Kişi/kişi, iki dudağında saklıdır.[1- Ne girmeyeceğini[Beslenme!]; 2- Ne çıkmayacağını[dilini/sözünü!] bilmelidir!] )


- EL ile EL

( Parmakların bulunduğu örgen. İLE Yabancı. )


- ELBE ÖZEL ORMANI :

( Tekel Kibrit Fabrikasına ait ve fabrika sınırları içindedir. Fabrika dahil bütün alan 325 ha. dır. Ormanlık alan 110 ha. dır. )


- ELBÜRZ[Ar.] ile ELBÜZ[Ar.]

( Kafkas sıradağlarının en yükseği. | Hakkında türlü hûrafeler anlatılan Kaf Dağı. | Uzun boylu, yakışıklı. İLE Yüce, yüksek, bâlâ. | Kafkas Dağı'nın tepesi. )


- ELÇİ/HABERCİ değil/yerine/= ULAK


- ELDER vs. ELDERLY


- ELEKTRİK (ALANI) ve/||/<>/> MANYETİK (ALAN)

( 1831 - FARADAY )

( Elektrik yüklerinin çevresinde oluşan güç alanı. VE/||/<>/> Mıknatısların çevresinde oluşan güç alanı. )


- PARAMAGNÉTISME ÉLECTRONIQUE[Fr.] / ELEKTRONEN-PARAMAGNETISMUS, ELEKTRONISCHER PARAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRON PARAMANYETİZMASI


- ELEKTRON ile İZOTOP

( AYRIM EŞİĞİ )

( J.J. THOMSON - 1897
[Elektronları, izotop kavramını keşfetmesi ve kütle spektrometresini icat etmesiyle bilinir. Gazların elektriksel iletkenliği üzerindeki çalışmaları ve elektronları keşfinden dolayı 1906'da Nobel Fizik Ödülü ile ödüllendirilmiştir.] )

( ELECTRON vs. ISOTOPE )


- CRITICAL REYNOLDS NUMBER[İng.] ile/değil/yerine/= ELEŞTİK REYNOLDS SAYISI


- ELEŞTİRİ/LER ile ÖVGÜ/LER

( Olgun birini dost edinmek istersek... İLE "Bilgisiz birini dost edinmek istersek..." )

( Kurtuluş. İLE Yok olma, etme/edilme. )


- ELGÜN, NAKİYE (RUMELİFENERİ/SARIYER; 1880 - 1964) :

( Türkiye'nin en eski eğitimcilerinden biridir. Kız Muallim Mektebini bitirdi ve bu mektepte edebiyat öğretmenliği yaptı. II. Meşrutiyet'ten sonra Fevziye Lisesinde Müdür oldu ve Cumhuriyet kurulana kadar görev yaptı. İzmir'in işgali üzerine, ülkenin değişik yerlerinde başlayan hareketlere destek verdi. İstanbul'daki mitinglere katıldı ve konuşmalar yaptı. Sultanahmet mitinginde kadınları da erkeklerle beraber milli mücadeleye katılmaya çağırdı. Muallimler Cemiyeti Başkanlığı yaptı. Cumhuriyetin kurulmasını takiben Türk Ocağı, halkevi, Kızılay ve Türk Hava Kurumuna üye oldu. Bir süre İstanbul Kız Lisesi Müdürlüğünde bulundu. 1930'da İstanbul Şehir Meclisine üye olarak seçildi. Daimi Encümen Üyesi olarak 5 yıl görev yaptıktan sonra V. VI. Ve VII. Dönem Erzurum milletvekili olarak TBMM de bulundu. )


- ELİBBÂ[Ar. < LEBÎB] ile ELİFBÂ/ELİFBE[Ar.]

( Akıllı, olgun, kâmil kişiler. İLE 33 harften oluşan Osmanlı abecesi. | Bir şeyin başlangıcı. | Bir örgü motifi. )


- ELİÇİN, GÖKHAN PROF. DR. (KARS, 1935) :

( 1954 lise, 1959'da İ.Ü. Orman Fakültesinden Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1959 - 1963 yılları arasında askerlik görevini yaptı ve Orman İşletme Şefi olarak çalıştı. 1963 yılı içinde Almanya'da Goethe Enstitüsünde Almanca kurslarına katıldı ve aynı İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsünde asistan oldu. 1966 - 1968 Paris ve Nancy'de konusu ile ilgili çalışmalar yaptı, 1969'da hazırladığı "Türkiye Sarıçamlarında Morfogenetik Araştırmalar" adlı tezi ile Doktor unvanını aldı. 1975'te "Türkiye Ardıç Taksonlarının Yayılışları ile Önemli Morfolojik ve Anatomik Özellikleri Üzerinde Araştırmalar" adlı çalışması ile Doçent unvanını aldı. 1982'de Profesörlüğe yükseltildi. 1988 - 1995 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini üstlendi. 2002'de yaş haddinden emekli oldu. )


- EL(İNDE) ile/ve EV(İNDE)


- ELİNDEN GELENİ, ARDINA KOYMA!(") ile/ve/||/<>/> (")NE HALİN VARSA GÖR!(")

( İki söz/"deyim" de daha çok olumsuz bağlam ve anlamda kullanılsa da bağlamına, kişiye, kişiyle olan muhabbet ve hukuka göre hem olumlu, güdüleyici, yapıcı, üretici, destekleyici anlamda, hem de olumsuz, yıkıcı ve ümidini kesmiş olarak kullanılabilir. )


- ELİNE ile/ve DİLİNE ile/ve BELİNE SAHİP ÇIKMAK


- ELİNİ/AYAĞINI/BAŞINI KIR fakat GÖNÜL KIRMA!


- ELİNİN KÖRÜ değil/< ÖLÜNÜN GÛRU(MEZARI)[Fars.]


- [ne yazık ki]
!ELİT/İST değil/yerine/= SEÇKİN/Cİ


- el-Kânûn fi't-Tıbb ve/||/<>/< İbni Sinâ

( Su, yiyecek ve içeceklerin bir kısmı olarak alınan yegâne doğa elementidir. O, besin olarak alınmaz, fakat besin maddesine özel yapı kazandırır ve onun emilmesinde yardımcı olur. O, besleyici değildir; gövde örgenlerinin değil ancak kanın biçimlenebilmesine yardımcı olan bir maddedir.

Bir bileşik içinde biçimlenmediği takdirde, su gibi bir cevherin kan gibi bir şey yapması olanaklı değildir. Şüphesiz ki su, besini sıvı hale getirmek ve onu kan damarları ve gövdenin öbür dar kanallarının emmesi ve onu nakletmesine uygun inceliği ona vermekle kendi görevini yapar. Suyun bu rolü, beslenme rolünden hiçbir biçimde daha az önemli değildir. Suyun çeşitli tipleri vardır. Bununla birlikte, bu çeşitli suların kendine özgü doğası farklıdır demek değildir. Onların karışımlarının tipleri ve kendi özel niteliklerinin fazlalığında fark vardır. En iyi su tipi saf ve anormal durum ve niteliklerden arınmış olan toprak üzerine yerleşmiş kaynaklardan gelen ve kayalık yerlerden çıkan ve böylece, saf topraktan gelen su kadar kolayca kokuşmayan sudur.

Ancak, saf topraktan kaynaklanan su, kayalık yerden gelen sudan daha iyidir. Sadece Güneş ve havaya maruz kalmış olan kaynaklar ve özellikle akan sular gerçekten en iyisidir. Durgun kaynaklardan gelen su havayla temas edince bozulur. Bundan dolayı, böyle kaynakların derinde ve kapalı kuyularda olması daha iyi olur. Alelâde toprak üzerinde akan su, kayalık yerlerden akan sudan iyi ve daha temizdir. Çünkü alelâde toprak, pislikleri kayalık yerlerden daha iyi süzer. Bu toprak şüphesiz gerçekten temiz olmalıdır ve de azotlu ve çamurlu olmamalıdır. İyi suyun öteki karakteristikleri, derinden alınması, çıkışının hızlı olması ve onun akış yönünün Güneş'e doğru, yani doğuya doğru olması ve özellikle de yaz-doğusuna doğru olması gerekir. Böyle suların kaynağın biraz uzağında alınması gerekir. Öteki en iyi su, kuzeye doğru akan sudur. Güneye ve doğuya doğru akan su, iyi nitelikte değildir ve özellikle, o güney rüzgârlarına açıksa, iyi nitelikte değildir. Sağlıklı olmayan su, eğer belli bir yükseklikten damlarsa, nispeten su daha iyi hale gelir.

 

İyi Suyun Özellikleri

İyi su, şu niteliklere sahiptir:
1. Onun karakteristik bir "tatlı" lezzeti vardır;
2. Hatta biraz alkolün zehirleyici etkisini azaltma özelliği taşır;
3. Hafiftir;
4. Nadir bulunur ve kolayca ısınır, kolayca soğur;
5. Kışın kolayca serinler, soğur; yazın kolayca ısınır;
6. Başkaca hiç bir lezzeti yoktur ve kokusuzdur;
7. Midede uzun süre kalmaz;
8. Pişirmesi kolay ve çabuk olur.

 

Suyun İncelenmesi

Suyun niteliğini tayin eden mükemmel bir yöntem onun ağırlığını ölçmektir. Hafif olan su, genellikle mükemmel bir sudur. Bundan dolayı, su şöyle incelenebilir:
a. Mikyal: Mahiyeti bilinmeyen suyun aynı miktarda bilinen suyun ağırlığı ile ölçülmesi. İki sudan daha hafif olanı, o sulardan daha iyi olanıdır.

b. Bilinen ve bilinmeyen suyun içine aynı miktarda keten ya da pamuklu parçası sokup, onları ıslatmak. Sonradan, iki sudan çıkarılan kumaş parçaları tamamen kurutulur ve birbirine nispetle ağırlıkları tespit edilir. Daha ağır olan, iki sudan daha iyi olandır.

 

Suyun Temizlenmesi

Su distilasyonla ya da tortusundan ayırmak için süzülerek saflaştırılır. Bu yöntemler, uygun değilse, uygulanamıyorsa, kaynatma yoluyla su saflaştırılabilir. Bu konuya daha iyi bilenlere göre, kaynamış su daha az şişkinlik yapar ve gövdeden daha çabuk geçip, dışarı atılır. Bazı cahil hekimler, kaynamış su içmenin hiç bir yararı olmadığını düşünürler ve kaynatmanın suyun daha hafif kısmını buharlaştırdığını ve arkada daha ağır olan kısmın kaldığını iddia ederler. Suyun bir element olduğu ve bir bileşik olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. O, aynı doğada ve eşit ağırlık ve yoğunluktaki parçacıklardan meydana gelir. Eğer su yoğun hale gelirse, bu ya fazla soğuktan ya da suyun yoğunluğuyla gösterdiği direnci yenmekle başarılı olmayan az miktarda fevkalâde küçük toprak parçacıklarının ona karışması ve böylece bir tortu olarak aşağıya inmemesinden dolayıdır.

Bu açıklamadan anlaşılacağı gibi, kaynama;
a. Aşağı derecelere göre yoğunluğu azaltarak,
b. Karışmış parçacıklarının çökelmesiyle, suyu hafifletir.

Bu tümcenin doğru olduğunu gösteren delil, uzun zaman için bile olsa, kendi haline bırakılan bulanık suyun, pek önemli tortu vermemesidir fakat o kaynağında çok miktarda tortu verir ve hafif ve içindeki partiküllerden arınmıştır. Ceyhun gibi nehirler ve maalesef onun kaynağından alınan su, bulanık ve çamurludur, fakat bir kuyuda bekletilirse, o temiz hale gelir; herhangi bir tortu bırakmaz. Bazı insanlar, Nil Nehri'ne dua ederler, çünkü;

a. Onun uzun yolu vardır;
b. O nispeten daha temiz topraklara doğru seyreder;
c. Onu hafif yapan akışının kuzeye doğru akışıdır;
d. Ancak, birçok nehir gibi o da çok derin olma özelliğine de sahiptir.

Eğer kirli su, yeni bir kap içinde sürekli bırakılırsa, muntazam bir biçimde taze bir tortu bırakır. Bununla birlikte, bu suyun uzun zaman bırakıldığında bile tamamen temizlenmez. Bunun nedeni, parçacıklarının ince, hafif ve yoğunluktan yoksul olan sıvıdan ve yoğun olan sıvıdan zorlukla ayrılmasıdır. Şüphesiz, kaynatma, suyu her durumda hafifletir; çalkalama ve sallama suyu arıtmanın başka bir yöntemidir.

 

Kar ve Buz

Eğer, onlar saf ve kirden yoksunsa, eritilebilir ve su eklenebilir ya da kalıplarla soğutmakta kullanılır. Bu su, genellikle yoğundur ve böylece baş ağrısından mustarip olanlar zararlıdır. Aslında kaynatma bu kusuru ortadan kaldırır. Kirli sudan yapılmış buz ve yerden toplanmış kar, soğutma kalıpları olarak kullanılabilir.

 

Soğuk Su

Kararınca içilen soğuk su, sağlıklı kişiler için iyidir. Ancak, o sinirleri harap eder ve karnın iltihaplı durumlarında köyü etki yaratır.

 

Sıcak Su

Sindirimi bozar; iştihayı keser ve susuzluğu gidermez; sık sık içildiğinde, o ascites phthisis'e zemin hazırlar ve gövdenin harap olmasına neden olur. Sıcak su bulantı yapar, fakat boş mideyle yudumlanan sıcak su mideyi temizler ve laksatif gibi hareket eder. Eğer sıcak su çok sık kullanılırsa, sindirimi zayıflatır. Bazen sıcak su kolikteki yeli dağıttığından çok yararlıdır. Ilık su, sarada, melankolide, soğuktan ortaya çıkan baş ağrısında ve göğüs hastalıkları ve incinmelerinde yararlıdır. O, diuretiktir ve mensturasyonu kolaylaştırır. O, aynı zamanda ağrı gidericidir.

 

Tuzlu Su

Deriyi inceltir ve kurutur. Rahatsız edici olarak diyareye neden olur, fakat kalıtsal kuruluğundan dolayı daha sonra peklik yapar; kanı rahatsız ederek, kaşıntı ve uyuza neden olur.

 

Bulanık Su

Taş gelişmesini teşvik eder, tıkanıklığın olası bir nedenidir. Böylece, sistemi temizlemek için, daha sonra bir diuretik alınmalıdır. Diyareden mustarip olanlar, ancak, aşağı doğru inişi yavaş olan ve alıkoymaya uygun yoğun ve ağır olan öteki sularla birlikte bulanık sulardan da yararlanırlar. Bulanık suları özellikle yağlar ve tatlılarla iyileştirmek olanaklıdır.

 

Amonyaklı Tuz İçeren Sular

Ağızdan alınsın ya da oturarak yapılan banyolarda ya da şırıngalarda kullanılsın, amonyak tuzu içeren tuzlar laksatif olarak hareket ederler. Şap içeren sular memorrhagi(normalden fazla adet kanaması), haematemesis(kan kusma) ve kanayan basurlara yararlıdır, fakat hummalara uygun zemin hazırlar. Demir içeren sular dalağın büyümesini yavaşlatır, eşeysel tonik olarak hareket eder. Bakır içeren sular, mizaç düzensizliklerinde yararlı bir etkiye sahiptir.

Suların iyi ve kötü tipleri birbirine karıştırılırsa, daha çok miktarda olan en etkilidir.


 

Gövdedeki su oranı yaşa, cinsiyete, şişmanlık ve zayıflık gibi çeşitli durumlara göre değişir. Yetişkinlerin gövde ağırlığının %50-65 kadarı sudur. Bebeklerde su oranı çok daha yüksektir; büyüdükçe bu oran düşer. Su oranı; şişman kimselerde yağ oranı yüksek olduğundan düşük; zayıf ve kasları gelişmiş kimselerde ise yüksektir. Gövde suyu sürekli yenilenir. Fazla su kaybına dayanılamaz. Gövdeden su kaybının karşılanması yaşam için bir zorunluluktur.

Suyun Gövdede Dağılımı

Su, canlıların yaşamının sürmesi için alınması zorunlu olan bir maddedir. Her canlının yapısında su bulunur. Canlıdaki su miktarı, canlının çeşidine, yapısına ve kısımlarına göre değişir.

İnsan gövdesinde en çok miktarda bulunan madde sudur. Su, gövdenin her yanına dağılmıştır. Organ ve dokuya göre su miktarı değişir. Su oranı; kas, karaciğer ve böbrek gibi organlarda yüksek, kemik ve dişlerde ise düşüktür. Gövdedeki suyun içinde çok çeşitli maddeler bulunur. Gerekli maddelerin taşınması, kullanılması ve gövdeden atılması gibi çok yönlü yaşamsal olay, suyun yardımıyla gerçekleşir. Gövdedeki suyu belirtmek için, gövde suyu yerine gövde sıvıları demek daha uygundur.

Gövde sıvısının %55-65'i hücre içinde, %35-45'i de hücre dışındadır. Hücredışı sıvılarının başlıcalarını kanın plazması, hücrelerarası boşlukları dolduran sıvı ve lenf oluşturur. Tükürük bezlerinin salgısı; safra, pankreas özsuyu, sindirim sistemindeki bezlerin salgıları da hücre dışı sıvısı sayılır. Hücre içi ve hücre dışı sıvıları hacim, yoğunluk ve başka yönlerden dengede tutulur. Bu dengenin sağlanmasında değişik sistemler ve organlar görev alır.


 

SU GEREKSİNİMİ

Suyun Gövdedeki Görevleri

Su iyi bir eritkendir. İçinde çok sayıda madde eriyebilir. Hücrenin sitoplazmasında hemen hemen tüm maddeler değişik derecelerde suda erimiş olarak bulunur. Hücre dıı sıvılarında da çok çeşitli maddeler su içinde erimiş durumdadır. Bu ve başka özellikleri nedeniyle su; besinlerin gövdeye alınması, sindirilmesi, besin öğelerinin emilmesi, hücrelere taşınması ve metabolizmasında görev yapar. Su, tepkimelerin oluşabileceği sıvı bir ortam hazırlar. Hücre çalışması su ve içinde çözünmüş maddelerle sürdürülür.

Metabolizma sonucu oluşan artık ürünlerin, zararlı maddelerin akciğerlere be böbreklere taşınarak gövdeden atılmasını da su sağlar.

Su, gövde sıcaklığının normal düzeyde ve iç sıcaklığının da dengelenmesinde görev yapar. Suyun buharlaşması için önemli miktarda ısı harcandığından, su buharlaşınca gövdeden ısı kaybı olur. Böylece gövde sıcaklığı normal derecede tutulmaya çalışılır. Su; akciğer ve deri yoluyla buharlaşır, terle de su kaybı olur.

Gövdeden Su Kaybı

Gövdeden sürekli su kaybı olur; bu kaybın karşılanarak su dengesinin sağlanması yaşamın sürmesi için zorunludur. Gövdeden su kaybı böbrek, deri, ter, dışkı ve akciğer yoluyla olur. Tükürük, gözyaşı, sümük ve üreme yollarıyla, emziklilikte sütle de su kaybedilir. Günlük su kayıp miktarı, yaşa, çevre sıcaklığına, hastalıklara ve bireyin başka özelliklerine göre değişir.

1. Böbreklerle Su Kaybı: Normal durumda en çok su kaybı böbreklerle olur. İdrarın %95 kadarı sudur. Yetişkinlerde, idrarla günde 40 gr. dolayında artık madde dışarı atılır. İdrarla atılan maddeler; üre, ürik asit, amonyak gibi azotlu metabolik artıklar, potasyum, klor ve başka metabolizma artık ürüleridir. Bu ve benzeri maddelerden gövdenin kurtulması için böbreklerle zorunlu olarak 500-900 ml. kadar su atılır. Ancak, normal durumda idrarla su kaybı yetişkinlerde günde 1200-1500 ml. dolayındadır.

Böbrekler; öteki düzenleyici ve koruyucu sistemlerin yardımıyla, gövde sıvılarının bileşimini, hacimini normal sınırlarda tutar; zararlı, gereksiz ve fazla maddeleri dışarı atar, gerekli maddeleri de geri emer. Böbreklere günde 150 litre dolayında kan gelir. Bunun içindeki gerekli maddeler ve suyun büyük bir bölümü geri emilir. Böbrekler saklayıcı, düzenleyici ve yönetici görev yapar. Artık maddelerin dışarı atılmasını sağlayacak kadar su, bu maddelerle birlikte dışarı atılır. Bunu karşılayacak miktarde su alınmazsa, artık maddelerin atımı için gerekli olan su, gövde suyundan karşılanır. Bu durum gövde sıvılarının dengesini, dolayısıyla gövde çalışmasını bozar, hayatı tehlikeye sokar.

Fazla protein ve tuz böbreklerden su kaybını artırıcı etki gösterir. Çeşitli hastalıklarda idrar artabilir ya da azalabilir. Bu durum böbreklerin çalışmasıyla ilgilidir.

2. Bağırsakların Su Kaybı: Tükürük, mide özsuyu, safra, pankreas ve incebağırsak özsuyu ile sindirim kanalına salgılanan sıvı miktarı günde 5-8 litre kadar tutar. Bunun büyük bir bölümü geri emilir. Günde 100-300 ml. kadarı da dışkıyla dışarı atılır. İshal, bağırsak yoluyla su kaybını artırır.

3. Solunumla ve Deri Yoluyla Su Kaybı: Akciğerlerde ve deriden günlük su kaybı 600-1000 ml. arasında değişir. Bunun 300-400 ml. kadarı soluk verilen hava içindedir. Kalanı, deriden gözle görülmeyen buharlaşma biçiminde ve terle olur. Sıcak, soğuk, fiziksel etkinlik derecesi bu yolla su kaybını artırır. Çevrenin sıcak olması, ağır fiziksel etkinlikler ve ateşki hastalıklarda terle fazla su kaybedilir. Çok sıcakta ağır iş yapan kişilerde terle günde 5-12 litreye varan miktarda su kaybı olduğu bildirilmiştir.

Normal koşullarda, yetişkinlerin günlük toplam su kaybı 2500-2750 ml. dolayındadır. Bu miktar, aşırı terleme, kusma, sürgün, emziklilik ve hastalık gibi durumlarda çoğalır. Kaybı karşılayacak miktarde su alınırsa gövdede su dengesi sağlanır.

Su Gereksiniminin Karşılanması

Günde ortalama 2500 ml. kadar su kaybı olduğuna göre su dengesinin sağlanması için bu miktarda suyun gövdeye alınması gerekir. Suya gereksinim olduğunda, sağlıklı bireyler susarlar ve su alarak yetersizliği karşılarlar. Bebekler ve hastalar, suya gereksinim olsa bile susuzluk duymayabilirler. O nedenle, bu durumlarda ve su kaybının çok olduğu bozukluklarda bu kaybın karşılanması zorunludur.

Su gereksinimi; içeceklerle, suyla, sulu-katı besinlerle ve metabolizma sonucu oluşan suyla karşılanır. Besinlerin ve yemeklerin türüne göre içerdiği su miktarı değişiktir. Karpuz, protakal gibi meyvelerde, taze sebzelerde su oranı çok yüksektir. Taze sebze ve meyve, sulu yemekler yendiğinde, su gereksiniminin çoğu karşılanır. Koyu ve katı besinler yenildiğinde ise su çok içilir. Normal durumda, gereksinim kolayca karşılanır ve yetersizlik görülmez.

Besin öğelerinin hücrelerde oksitlenmesi sonucu gövdede az miktarda su oluşur. Bu iç kaynaklı suya metabolik su ya da metabolizma suyu denir. Metabolik su miktarı; diyette enerji veren besin öğelerinin çeşit ve miktarlarına, dolayısıyla gövdede oluşan enerji miktarına göre değişir. Yağ asitlerinin yapısında çok hidrojen bulunduğu için, su en çok bunların oksitlenmesiyle oluşur. 100 gr. yağ gövdede oksitlenince 107 gr. su oluşur. Bu değerle karbonhidratlar için 56-60 gr., proteinler için ise 34-40 gramdır. Gövdede üretilen 100 kalorilik (0,418 MJ.) enerji karşılığında 10-15 ml. dolayında su oluşur.

Gövdeye alınan suyun çoğu incebağırsakta, az olarak da kalınbağırsakta emilir ve gövde sıvılarına katılır. Hücre içinde oluşan metabolik su da gövde sıvılarına geçer. Gövdedeki su sürekli olarak yenilenir. Toplam gövde suyunun yaklaşık yarısının ortalama 10 gün içinde dışarıdan alınan suyla değiştiği ortaya konmuştur. Suyun gövdedeki devir hızı günde yetişkinlerde yaklaşık %6, bebek ve çocuklarda ise %15'e yakındır. Bu yüzden gövde büyüklüğüne göre, bebek ve çocukların su gereksinimleri yetişkinlerden daha fazladır. Enerji harcamasına göre, her kalori için yetişkinlerin ortalama 1.0 ml., bebeklerin ise 1.5 ml. kadar su alması gerekir.

Fazla protein, tuz, kusma, ishal, terleme, ateşli hastalıklar, sıcak çevrede çalışmak gibi durumlar su gereksinimini artırır. Sağlıklı kimselerin su gereksinimini karşılaması kolaydır. Bunu karşılarken, besin değeri olmayan kolalı içecekler, çay ve benzerleri yerine; taze meyve suları içmek daha besleyicidir. İçilen suyun temiz ve mikropsuz olmasına özen gösterilmelidir. Su temiz görünse ve berrak olsa bile mikroplu olabilir. Mikroplu sularla çok çeşitli hastalıklar bulaşır. Bunun için, şehir suları klorlanarak güvenilir duruma getirilir. Şehirde su şebekesine bağlı olmayan, klorlanmayan, kırsal bölgelerdeki suların mikroplu olabileceği unulmamalıdır. "Akan su kir tutmaz" sözüne inanılmamalıdır. Akan su da hastalık yapıcı organizmaları taşır. Ülkemizde ishal ve bağırsak asalakları gibi çeşitli hastalıkların çok yaygın oluşunun en önemli nedenlerinden biri, su ve çevre kirliliğidir. Kirli çevrede temiz su bulmak zordur. Uygar insan çevresini evi gibi temiz tutar. Mikroplu olduğundan kuşku duyulan ve klorlanmamış sular 10-15 dakika kaynatıldıktan ya da klorlandıktan sonra kullanılmalıdır.

Evlerde suyu klorlamak için kireç kaymağı kullanılabilir. Kireç kaymağından 2.5 yemek kaşığı kadar alınıp bir litre suda (4.5 su bardağı) eritilip iyice dinlendirilir. Üstte kalan klorlu sıvı kısım renkli şişeye konup ağzı kapatılır ve 10 gün süreyle kullanılır. Kirlilik derecesine göre suyun bir litesine 5-10 damla damlatılır, 30-40 dakika bekletildikten sonra içilebilir.

Gövde su yetersizliğine çok dayanıksızdır. Hastalıklar ve su kaybının çok olduğu durumlarda, zamanında su verilmezse hayat tehlikeye girer. Su eksikliği ya da gövde suyunun azalması durumunda(dehidratasyon), su ve elektrolitler gerektiği gibi karşılanmazsa gövde çalışması bozulur. Gövde suyunun %5 kadarının kaybına dayanılabilir, bu kayıp %10-15'e çıkınca, yaşamsal olaylarda ciddi bozukluklar başgösterir. Durum sürerse ölümle sonuçlanır. Bebekler, küçük çocuklar ve yaşlılar susuzluğa çok duyarlıdır. Sürgün ve kusma gibi su kaybının arttığı durumlarda gövde suyunun azalmaması için su, tuzlu ayran ve sulu besinler verilmelidir. Şiddetli sürgünde ise su ve elektrolit dengesi tehlikeli olarak bozulabilir. Bu durumdaki hastanın hekim denetimine alınması gerekir.

Su ve besin kaynaklaırnın kısıtlı olduğu kaza ve doğal afet gibi tehlikeli durumlarda suya öncelik verilmelidir. Su kıtsa; fiziksel etkinlik azaltılmalı, terleme önlenmeli, enerji orta derecede karşılanmalı, idrarla su kaybını azaltmak için protein ve tuz az alınmalıdır. Fazla tuzlu su ya da deniz suyu içilmesi de susuzluğu artırır; su ve elektrolit dengesini bozar ve öldürücü olur. Deniz kazalarında deniz suyu ile susuzluğu gidermeye çalışanların daha da susayarak susuzluktan öldükleri bilinmektedir.

Suya göre sodyumun çok alınarak gövde sıvılarında çok tutulması ödem(şişlik) denilen duruma yol açar. Hücre dışı sıvısında sodyum yoğunluğu ile geçişme basıncı artar, dengenin sağlanması için, hücre içi sıvısı hücre dışına geçmeye başlar. Bunun sonucu, hücre içi sıvısı azalırken hücre dışı sıvısı artar ve ödem oluşur. Bu tür ödem çeşitli hastalıklarda ve deniz suyu içilmesi gibi durumlarda, su ile elektrolit dengesinin bozulması sonucu oluşur.

Plazma proteinlerinin, özellikle albümin düzeyinin düşmesi de ödeme yol açar. Plazmada protein düzeyi düşünce ya da kılcal damarların geçirgenliği artınca, plazmanın hücrelerarası sıvıya geçişi de hızlanır. Bunun sonucu, plazmanın geçişme basıncı düşer, hücrelerarası sıvıya süzülen plazma tekrar geri dönemez ve yavaş yavaş hücreler arasında birikmeye başlar. Hücrelerarası sıvı haciminin artması sonucu, gövdenin her yerinde ya da yüz ve bacak gibi kısımlarında daha belirgin olan ödem oluşur. Ödemli yere parmakla basınca hemen düzelmeyen çukur iz bırakır.

Su Kaynakları

Toprağa yağmur yağınca su nehirlerde, göllerde, rezervuarlarda toplanır, bir kısmı da toprağa nüfus eder, öbür kısmı da bitkiler tarafından emilir ya da buhar olur. Su nehirlerden, göllerden ya da rezervuarlardan sağlandığında "yüzeyden sağlama" diye tanımlanır.

Genellikle büyük şehirler bu yüzey kaynaklardan yararlanırlar. Ufak kasabalar ve endüstri kuruluşları ise yeraltı kaynaklarından yararlanırlar.

Kamu tarafından kullanılacak suda şu karakteristikler önemle aranır:

- Hastalığa neden olabilecek hiçbir organizma bulunmamalıdır.
- Renksiz ve parlak bir görünümü olmalıdır.
- Tadının iyi, kokulardan yoksun ve tercihen serin olması gereklidir.
- Çürütücü ve yüzeyde tabakalar oluşturan nitelikte olmalıdır.
- Mantıklı bir yumuşaklığı olmalıdır.
- Demir ve manganez gibi minarellerden ve hidrojen sulfat gibi istenmeyen gazlardan arınmış olmalıdır.
- Bol olması ve sağlanma maliyetinin düşük olması gereklidir.

 

Suyun Gıda Endüstrisinde Kullanılma Amaçları

Suyun gıda endüstrisinde kullanılma nedenleri şöyle gruplanabilir.

- Yiyecek maddelerinin yıkanması, temizlenmesi için gereklidir.
- Yiyeceğin beyazlatma işleminde yiyecek maddesinin sıcak suya ya da buhara batırılması. Ayrıca yiyeceğin pastörize edilmesinden de su aracı olarak kullanılır.
- Çeşitli maddelerin pişirilmesinde aracı olarak kullanılır.
- Yiyeceğin üretilmesinde kullanılan materyalin temizlenmesinde deterjanla ya da başka karışımlarla birlikte kullanılır.

 

Suyun Temizlenmesi

Su bulutları terk ettiği zaman damıtılmış su kadar temizdir. Fakat toprağa erişene kadar havadaki yabancı materyali bünyesine alır ve mikroorganizmaların gelişmesi için yararlı ortamı yaratır.

Şiddetli bir yağmurdan sonra nehir suları çok çamurlu bir hal alır. Çünkü mikro-biol. yapısı yüksek olan erimemiş topraklar nehire karışır.

Bu suyun bir kısmı da toprağa nüfus eder ve toprak tabakalarından geçerken erimemiş toprak maddeleri ile organizmalardan arınır. Dolayısıyla toprak filtrasyon görevini görmüş olur. Öbür taraftan topraktan, suda eriyen minerallerden, kalsiyum manganez ve demir tuzlarını da bünyesine alır. Kimyevi maddeler suya sert bir nitelik kazandırır. Su toprağın altında çürümüş ve kokmuş organik maddelerle de temas eder ve hoş olmayan tad ve kokuları da yapısına katar.

Suyu doğanın kirletmesinin yanısıra bir de insanlar kirletir. Endüstri artıkları ve kanalizasyonun yüzeydeki sulara akıtılması ve suyun her türlü mikro-organizma ile kirlenmesini sağlar.

 

Yeraltı Su Kaynakları

Yeraltı su kaynağı genellikle kuyu suyu olarak düşünülür. Bu kaynaktan sağlanan suların yüzey kaynaklarından elde edilen sulara oranla şu avantajları vardır:

- Genellikle daha temiz olur.
- Daha az bakteri bulunur.
- Hep aynı kuyudan sağlanan suyun mineral yapısı değişmez.
- Yaz aylarında sürekli ve düşük ısı derecesine sahip olurlar.

25 metreden alınan su, alındığı bölgenin ısısından çok farklı olmaz. Eğer 25 metreden daha yüksekten su sağlanırsa ısı derecesi alındığı bölgenin ısısından yaz aylarında biraz daha sıcak ve kış aylarında da biraz daha soğuk olur. 25 metreden daha derinden elde edilen suyun ısı derecesi bölgenin ısısından çok daha yüksek olur. Isı her 30 metrede ortalama olarak 1 derece yükselir.

Yeraltı su kaynaklarının bazı olumsuz yönleri şöyle özetlenebilir:

- Geniş tüketici kitleleri için yetersizdir.
- Emniyetli ve sürekli bir kaynak olarak benimsenmiştir.
- Aynı bölgede bulunan yüzey sulardan daha fazla kalsiyum ve manganez karışımları bulunur.
- Hidrojen sulfat genellikle mevcuttur.
- Kuyu suyunun pompa ile yer yüzeyine çıkartma maliyeti yüzey kaynaklardan su pompalamaktan daha pahalıya mal olur.
- Aynı bölgede bulunan iki kuyudan elde edilen suyun mineral terkibi tamamen birbirinden ayrı olabilir. )


- el-KÂTİP ile el-KÂTİP


- ELLEŞMEK ile/ve/||/<>/> YİYİŞMEK ile/ve/||/<>/> SEVİŞMEK ile/ve/||/<>/> DÜZÜŞMEK/KOÇMAK (SİKİŞMEK)[AGANİGİ NAGANİGİ/FAN FİNİ FİN FON]/İŞ PİŞİRMEK/MERCİMEĞİ FIRINA VERMEK

( Gövdenin her ayrı noktasını elle hissetmek/keşfetmek/yaşamak. İLE/VE/||/<>/> Omuz üstündeki bölgede yaşanan bakışma, öpüşme, yalama, emme, dudakların arasında sıkıştırma, üfleme/soluk verme/soluk alma, dişleme, ısırma. İLE/VE/||/<>/> Tüm gövde üzerinde gözlerin, ağzın(dudakların, dişlerin), yanakların, ellerin, parmakların birlikte işlemesi. İLE/VE/||/<>/> Farklı, çeşitli pozisyonlarda penis-vajina giriş-çıkış döngüsü[siklon/siklus]. )

( Çevrenin ilgisini çekmeyecek yakınlaşma hareketleri. İLE/VE/||/<>/> Çevrede birilerinin olma ve/ya da bulunma ya da gözlenme olasılığının zihinde bulunmasında yaşanan. İLE/VE/||/<>/> Çevresel etmenlerin bulunmamasına karşın zihinsel/kişisel sınırların devrede bulunmasında yaşanan. İLE/VE/||/<>/> Ne çevresel, ne kişisel/zihinsel hiçbir sınırın bulunmadığında yaşanan. )


- ELMA ile ARMUT[Fars. < EMRUD]

( Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
[Elma, kabuğu soyularak, armut da aşırı gidilmeyerek, sayı ile yenilmelidir.] )

( Armudun önü, kirazın sonu. Armudu ilk çıktığı zaman, kirazı da biteceği zaman yemeli. )

( Her gün bir elma, doktor uzakta! )

( Elma, birçok uyarandan daha etkili bir uyku açıcıdır. )

( SİG: ELMA [Sevgilinin çenesi ve gabgabı sürekli elmayla betimlenir.] )

( Elmayı, ayışığı kızartır. )

( Gülgillerden, çiçekleri pembe ya da beyaz bir ağaç. | Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi ya da tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi. İLE Gülgillerden, çiçekleri beyaz, Türkiye'nin her yerinde yetişen bir ağaç. | Bu ağacın tatlı ve sulu, yumuşak, ufak çekirdekli meyvesi. | Çok bön, çok aptal. )

( TÜFFÂH[çoğ. TEFÂFÎH] ile İCCÂS )

( APPLE vs. PEAR
ONE APPLE A DAY, KEEP DOCTOR AWAY! )

( PYRUS MALUS cum PIRUS COMMUNIS )


- ELMAS, UĞURCAN (SARIYER, 1937 - 2005) :

( İş hayatına çocuk yaşta başladı. Sarıyer'deki Uğurcan Balık Restaurant ve Canlı Balık Gazinosunun İşletmeciliğini yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem başkan olarak görev yaptı, Kulübün divan kurulu üyesiydi. )


- ELMAS, YAŞAR (RUMELİFENERİ, 1957) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve profesyonel kadroya alındı (1974). Üç sezon (1974 - 1977) tescilli kaldığı Sarıyer'den Beşiktaş'a transfer ederek ayrıldı. Bilahare tekrar Sarıyer'e döndü ve bir sezon (1984/85) daha oynadı. Sarıyer forması altında 42 lig, 7 kupa, 5 turnuva ve 43 amatör lig olmak üzere 97 resmi ve 27 özel maçla birlikte toplam olarak 124 müsabaka oynadı. Kupa maçlarında 1, amatör lig maçlarında 6 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 9 gol kazandırdı. 3 kez Ümit Milli takım formasını giydi. Antrenör ve teknik direktör olarak Sarıyer ve başka kulüplerde görev yaptı. )


- ELMASKUM PLAJI :

( Rumelikavağı sınırları içindedir. Altınkum'a bitişik ve batı tarafındadır. Her yıl binlerce insan bu plaj ve tesislerden yararlanmaktadır. Giriş ücretlidir. )


- ELÜAŞVİLİ, ALBERT (İST. 1949) :

( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra kendi şirketleri olan Hasköy Yün İplik Fabrikasında iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- EMANET, A. MEHMET (SARIYER, 1964): :

( Sarıyerlidir. Sarıyer İlkokulu, Sarıyer Ortaokulu ve Sarıyer Lisesinden mezun oldu. İş hayatına aile ortaklığı olan Karadeniz A. Ş. Firmasında Balık kabzımalı olarak başladı. Bilahare bu işinden ayrıldı. Sarıyer Spor Kulübü, Sarıyerliler Derneği (SA - DER), 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği, Yenimahalle Spor Kulübü'nde üye olup, bir dönem (2007/2008)yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü, 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği ve Yenimahalle Spor Kulübünde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )


- EMANET, SAİM (İST, 1928) :

( Haydarpaşa Lisesinden mezun oldu. Askerlikten sonra ticari hayata Kabzımallık Şirketinde başladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 7 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesidir. )


- EMANET, SALİM (KASIMPAŞA, 1929) :

( Bankacı olarak iş hayatına atıldı ve özel teşebbüste çalıştıktan sonra emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- EMANETİ, EHLİNE VERMEK ile/ve/||/<>/> İŞİ, O İŞE UYGUN/YETKİN KİŞİYE VERMEK


- EMEK SOKAK PARKI :

( Kazım Karabekir Mahallesindedir. 777,18 m²lik bir alanı kapsamakta olup, 516,26 m²lik yeşil alanı, 44,62 m²lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- EMEK ve/||/<> SEVİNÇ


- EMEKÇİ ile/ve/||/<>/> EMEKLİ


- EMEKÇİ ile/ve/değil/||/<>/= GİRİŞİMCİ


- EMETULLAH HATUN ÇEŞMESİ :

( Zekeriyaköy muhtarlığı karşısında bulunan bu çeşmenin eski çeşme ile hiçbir benzerliği yok (H. 1158, M. 1745). "İstanbul Çeşmeleri" kitabında cami karşısında olduğu belirtilen bu çeşme, muhtarlık binası karşısında ve ulu çınarın dibindedir. "İstanbul Çeşme ve Sebilleri" kitabında çeşmenin yerinde bulunmadığı belirtilmiş olmasına karşın çeşmenin mevcudiyeti tespit edilmiştir. Çeşme iki üç kez onarım görünce eski hüviyetini kaybetti. Son onarım 1994 yılında Göçmen ailesi tarafından mermerden yapıldı ve çeşme bütünüyle değişti. Kitabede"Hayrat 1994" yazısı yer almaktadır. Çeşme Soğuksu memba suyundan akış almaktadır. Çeşmenin ilk kitabesi, muhtarlık binasında sergilenmekte olup kitabede şöyle yazmaktadır: Sahib - ül hayrat vel - hasenat el muhtaç ilâ/ Rahmet - i Rabbih - il gafur merhume ve mağfure/ Emetullah Hatun ruhuna el fâtiha" (115). )


- EMEVÎLER ile/ve ABBÂSÎLER

( Hz. Muhammed'inn torunlarına zulmettiler. İLE/VE Âlimlere zulmettiler. )


- EMİN" ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> BİLMİŞ


- EMİN değil/yerine/= GÜVENİK/GÜVENLİ


- EMİR EDEN ile/ve/yerine HİZMET EDEN


- EMİR ile EMİR

( Buyruk. | Bir orundan öbürüne geçerken, görevliye verilen belge. İLE Araplarda ve öteki müslüman ülkelerde bir kavim, kent ya da ülkenin başı. )


- EMİRGAN ERMENİ MEZARLIĞI :

( Reşitpaşa mahallesinin çarşı içinde olup Rum ve Müslüman mezarlıkları ile yan yanadır. Tarihi mezarlıklardan biridir. )


- EMİRGAN İLKÖĞRETİM OKULU :

( Sarıyer'in en eski okullarından biri olup 1870'de Hidiv İsmail Paşa tarafından yaptırıldı. Önceleri dini eğitim verilen bir okuldu. 1881'de modern eğitime başladı. Bu okulda Mirgün - i Mektebi Rüştiye - i Zekkürin adı ile erkek ortaokulu olarak da eğitim verildi. 1934'te karma eğitime geçildi. 1960'da meydana gelen bir çökme nedeni ile okul kapatılmış 1970'de tekrar ilkokul olarak eğitim ve öğretime başlamış, 1986'da büyük onarım gören okul modern hale getirilmiş, bilahare ilköğretim okuluna dönüştürüldü. Üç katlı okul binası Emirgan'daki önemli tarihi eserlerdendir. )


- EMİRGAN KORUSU :

( Emirgan Korusu İstanbul'un önemli mesirelerinden biridir. Koru, Emirgan'ın kuzey batısındaki yamaç ve tepe üzerinde yer alır. Bu alan Bizans ve Osmanlılar dönemin servi ormanı ile kaplı idi. Bu alan 16. yy. da Nişancı Feridun Bey'e verilmiş ve "Feridun Paşa Bahçesi" olarak isimlendirilmişti. Sultan IV. Murat bahçeyi Emirgünoğlu Yusuf Paşa'ya vermiş ve burası "Emirgüne bahçesi", "Mirgün bahçesi", ve "Mirgün" olarak değişik isimle anılmıştır. Bu isimler zamanla Emirgan'a dönüşerek semtin ismi olarak kaldı. 19. yy.ın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz (1861 - 1871) bu büyük araziye Mısır Hidivi İsmail Paşa'ya vermiş, Paşa da bu büyük alana 1871 - 1878 yılları arasında Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk'ü yaptırdı. 472.000 m²'lik koruluk, İsmail Paşa'nın varislerinden Satvet Lütfi Tozan'dan, İstanbul Belediyesince 1943'te satın alınarak halka açıldı. İstanbul ve Sarıyer'in en gözde dinlence yeri olarak ihtiyaca cevap verecek biçimde tanzim edildi. Koruluk içindeki köşklerden Sarı Köşk 1979, Pembe Köşk 1982 ve Beyaz Köşk 1983'te restore edildiler. İçinde iki de gölet bulunan korulukta her yıl "Lale Bayramı" şenlikleri yapılmaktadır. Koruluk içinde 120 den fazla ağaç türü bulunmaktadır. )


- EMİRGAN MAHALLESİ :

( İlçenin deniz sahili mahallelerinden biri olup Baltalimanı, Fatih Sultan Mehmet, Reşitpaşa ve İstinye'den sınır alır. Bizans döneminde ismi Kiparodis olan (Kyparodes) idi. İsmin karşılığı ise "Servi" idi. Bu ismin verilmesinin nedeni yörenin servi ormanı ile çevrilmiş olmasıydı. Sultan IV. Murat (1623 - 1640) Revan seferine gittiğinde (1635), Revan Kumandanı Emirgüneoğlu Tahmasp Kulu Han hiç savaşmadan Osmanlılar safına geçti ve kaleyi teslim etti. Bu olaydan sonra IV. Murat Emirgüneoğlu'na vezirlik rütbesi vermiş, ismini de Yusuf Paşa olarak değiştirdi. Emirgan'daki büyük Nişancı Feridun Bey'in bahçesini ona bağışladı. Bahçeye'de Emirgüne Bahçesi" denildi. Semtin adı da Emirgan oldu. 1933 - 1934 yılları arasında Emirgan'a "Uluköy"adı verilmişse de bu isim tutmamış ve "Mirgün" olarak değiştirildi. Bilahare Emirgan'a dönüştü. 1992 nüfus sayımına göne mahallenin nüfusu 8.204'tür. )


- EMİRGAN MÜSLÜMAN MEZARLIĞI :

( Emirgan mezarlığı olarak bilinen Müslüman mezarlığı, Reşitpaşa mahallesi çarşı içindedir. Türk, Rum ve Ermeni mezarlıklarının üçü bir arada olup, tarihi mezarlardır. )


- EMİRGAN RUM MEZARLIĞI :

( Reşitpaşa mahallesinin çarşı içinde olup Müslüman ve Ermeni mezarlıkları ile yan yana olup, tarihi bir mezarlıktır. )


- EMİRGAN SPOR KULÜBÜ :

( 1949'da Hüseyin Sakaoğlu, Kemal Dalgıç, İsmail Ergün, Ahmet Sakaoğlu ve Todori Hocis tarafından kuruldu. Futbol ve voleybol dalında faaliyet gösteren kulüp, halen sadece futbol dalında yarışmalara katılmaktadır. Bu kulüpten; İsmail Alemdaroğlu, Mehmet Orman, Cevat Cantez, Şeref Köklü, Erdoğan Cantez, Adnan Kıstas, Ayhan Örslü gibi sporcular yetişti. )


- EMİRGAN VAPUR İSKELESİ :

( Emirgan vapur iskelesi semtin tarihi eserlerinden biriydi. Emirgan'da ilk vapur iskelesi 1851'de Şirket - i Hayriye vapurlarının Boğaziçi'ne yolcu taşımaları için ahşap olarak Emirgan Hamid - i Evvel Camii önündeki arsada yapılmış, 1900'da bugünkü yerine yenisi yapılmıştır. 1989'a kadar kullanılan iskele, sahil yolu düzenlemesi sırasında yıkıldı ise de 2001'de yeni vapur iskelesi yapılarak hizmete girdi. )


- EMİRGANI SEVENLER DERNEĞİ :

( Emirgan'da kurulan bir dernek olup, uzun zamandan beri her hangi bir çalışma yapmamakta olup gayri faaldir. )


- EMİRGANLILAR DERNEĞİ :

( 2008 yılında Kaya Soysal ile bir grup arkadaşı tarafından kurulan ve sosyal çalışmalar yapan bir dernektir. İlk Başkanı Kaya Soysal (2008 - 2010), sonraki altı dönem (2010 - 2016) Başkanlık yapan Hasan Saim Öztürk, halen başkanlık görevini ise Cafer Hergünsel 2016‘dan beri yürütmektedir. )


- EMİROĞLU, NEDİM (SARIYER, 1931) :

( Minibüs işletmeciliği yaptı. Uzun süre futbol oynadığı Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- EMMEK ile/ve/||/<> ÇEKMEK


- EMPATİ KURMAK ile/ve/değil/=/||/<>/< ÂDİL OLMAK


- EMPATİ:
SANA ve/<> ONA

( Yapılmasını istemediğin şeyi, başkasına yapmamak. VE/<> Sana davranılmasını/yapılmasını istediğin şeyi/biçimde, ona yapmak. )


- EMPATİDE:
THEODOR REIK ile/ve/||/<>/> WILHELM FLIESS ile/ve/||/<>/> DONALD WINNICOTT ile/ve/||/<>/> HEINZ KOHUT ile/ve/||/<>/> CARL ROGERS


- EMPATİ(K) ile AZ EMPATİ(K)-ÇOK EMPATİ(K)/ÇOK EMPATİ(K)-AZ EMPATİK


- EMSAL ile/ve/||/<> HABERCİ


- EN ACINILACAK "KİŞİ/LER":

( Başkalarının acılarına kayıtsız kalanlar. )


- EN ANLAMLI YEMİN ile EN BÜYÜK İNTİKAM ile EN ADİ SÖZ ile EN İYİ YANIT

( Söz vermek. İLE Affetmek. İLE "Seni hiç sevmemiştim." İLE Gülüp geçmek. )


- [ne yazık ki]
EN BÜYÜK BİLGİSİZLİK/CEHÂLET:
YAKINLARIMIZIN VE SEVDİKLERİMİZİN DEĞERİNİ BİLMEME/ANIMSAMAMA/"AZIMSAMA" ile/ve/||/<>/> BİZİ SEVENLERİN DEĞERİNİ BİLMEME/ANIMSAMAMA/"AZIMSAMA"


- EN BÜYÜK DOST -ile

( ÖZGÜVEN )


- EN BÜYÜK DÜŞMAN -ile

( ARZU VE İHTİRASLAR )

( En büyük düşman, bakacağın son yerde saklanır. )


- EN BÜYÜK SARAY:
ISTANA SARAYI (BRUNEİ)

( 1980 - 1983 yılları arasında, Sultan Hassanal Bolkiah tarafından, 400 milyon dolar harcanarak yapılan saray, 16 hektarlık bir alan üzerinde inşâ edilmiş. )

( Sarayın 1788 odası ve 1500 araçlık park yeri bulunmaktadır. )

( Yemek salonunda aynı anda 500 kişi yemek yiyebilmektedir. )

( Korunması için kara ya da su yoluyla yaklaşılması bile olanaksız saray, sadece Ramazan ayı sonrasında ve sultanın "İyi ki varsın!" günü olan 15 Temmuz'da halka açılmaktadır. )

( Sarayın önünde, 1 km. uzunluğundaki Asean Parkı'nda, 5 Asya ülkesinin heykeltraşının birer yapıtı bulunmaktadır. )


- EN BÜYÜK SEVİNÇ -ile

( AYDINLANMA )


- EN BÜYÜK SORUNLAR:
KENDİNDEN MEMNUN OL(A)MAMA ile/ve/||/<> TATMİN OL(A)MAMA


- EN BÜYÜK:
YOKSUN/LUK ile/ve/<> FAKİR/LİK

( Akılsızlık. İLE/VE/<> Bilgisizlik. )


- EN CAHİL -ile

( BİLDİĞİNİ EN DOĞRU KABUL EDEN )

( CEHL-İ MİK'AB )


- EN CESUR ve/||/<> EN GÜÇLÜ ve/||/<> EN MUTLU

( İlk özür dileyen. VE/||/<> İlk affeden. VE/||/<> İlk unutan. )


- EN ÇİRKİN değil EN CESUR

( Lizzie Velasquez )


- [ne yazık ki]
EN ÇOK KONUŞULANLAR:
MAAŞ ve/||/<> MAÇ ve/||/<> MAGAZİN


- EN ÇOK VEREN FAKAT EN AZ ALAN KENT:
POTOSİ

( Eskiden, Bolivya'nın Potosi kentindeki madenlerden, tonlarca altın, gümüş ve kalay çıkarılıyor olmasına karşın, aşırı gösteriş ve savurganlık hastalığındaki İspanyol toplumu, burada yaşayan halkı, dünyanın en yoksul kenti durumuna düşürmüştür.[500 yıl boyunca ve 1660 yılına kadar 185 ton altın, 16 milyon kilo gümüş taşınmış.][Ve en önemlisi, çok ağır/kötü çalışma şartlarına dayanamayan 8 milyon yerlinin de ölümüne neden olmuştur.][Altiplano'da, kentin dışında bulunan, "Cerro Rico"(Zengin Tepe) adındaki tepede, bu kişilere mezar olmuş 5.000 galeri bulunmaktadır.] )


- EN EŞİT PAYLAŞILAN -ile

( AKIL )


- EN ESKİ TEKKE:
EBÜ'L-FETH GÂZİ TEKKESİ/SİRKECİ TEKKESİ

( Ayasofya kapısının iç tarafındaydı. )

( Daha önce "Eski Kızlar Manastırı"ydı. )

( İlk şeyhi, Hz. Şeyh Üveys'tir.[Mezarı, Şam'da, Bilâli Habeş yakınında] )


- EN GÜZEL/ÖZEL YER/LER -ile

( * KAŞMİR )


- EN HIZLI OLAN:
| SES HIZI ve IŞIK HIZI | ile/ve/değil/||/<>/>/< DÜŞÜNCE HIZI

( | [ a0 = 340 m/s ] VE [ c0 = 300.000 km/s ] | İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sınırsız ve en hızlı. )

( | [ a0 = 1/√K0 g0 ] [ a0 = √ m . Y ] VE [ c = 1/√e0 μ0 ] | İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< ... )


- EN İYİ BİLDİĞİM ŞEY, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİMDİR ile/ve/<>/> EROS'TAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY BİLMİYORUM


- EN İYİ TEKNE ve/||/<> EN İYİ ARKADAŞ

( Arkadaşın teknesi. İLE/VE/||/<> Teknesi olan. )


- EN KESTİRME YOL, BİLDİĞİN YOLDUR ile/ve/||/<> BİLDİĞİN CEHENNEM. BİLMEDİĞİN CENNETTEN İYİDİR


- EN KISA GECE ile EN UZUN GECE

( 21 - 22 Haziran İLE 21 - 22 Aralık )

( Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilür
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat

Sâbit

En uzun geceyi, gökyüzüyle, yıldızlarla uğraşan, ne bilsin
Sen aşk derdine bağımlı olmuş kavuşamayan âşığa sor ki geceler, kim bilir kaç saat


)

( Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssa-i aşk
Ta ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler

Yahya Kemal Beyatlı )

( ... ile ŞEB-İ YELDÂ )


- EN KİTAP DÜŞKÜNÜ SULTANLAR -ile

( * FATİH SULTAN MEHMET )

( * I. MAHMUD
* III. MURAT )


- [ne yazık ki]
EN KÖTÜ HUY ile/ve/||/<> EN BÜYÜK HATA ile/ve/||/<> EN BÜYÜK SAFLIK

( Bazılarının karşısında bile iyi olmaktan vazgeçememek. İLE/VE/||/<> Herkesi, kendimiz gibi zannetmek. İLE/VE/||/<> Her bir kişiye güvenmek. )


- EN KÖTÜ/LER -ile

( Kişinin başına gelebilecek en kötü şey,
başına gelenin en kötü şey olduğunu anlayamamasıdır. )


- EN NİTELİKLİ (PANAMA) ŞAPKA -ile

( SUPERFINO [ Panama'ya özgü bir palmiye ağacının lifinden yapılır. Yapımı 5 ay sürebilir. ] )


- EN NİTELİKLİ TÜYLÜ -ile

( MERİNOS KOYUNU )


- EN ÖNEMLİ/LER ve/ya da OLMAZSA OLMAZ/LAR

( KULLANILAGELENLER [DRIVEN/USEFUL]

( 1.) SAĞLIKÖZGÜRLÜK [HEALTHFREEDOM] )

( 2.) ZAMAN ve ENERJİ [TIME & ENERGY]

( 3.) BİLGİ ve FARKINDALIK [INFORMATION & AWARENESS] )

( UYGULANAGELENLER [APPLIED/PRACTICAL]

( 1.) DOĞA ve DOĞALLIK [NATURE & NATURALNESS] )

( 2.) UYUM ve BÜTÜNLÜK [HARMONY & INTEGRITY] )

( 3.) GELİŞİM ve DEĞİŞİM [PROGRESS/DEVELOPMENT & ALTERATION/CHANGING] )

( "EĞER"SİZ, "ÇÜNKÜ"SÜZ, "AMA"SIZ; "KARŞIN/RAĞMEN"Lİ SAYGI VE SEVGİ! )

( Sevgi, hiçbir zaman durmaz ve dinlenmez. )

( Sevgide, "bir" bile yoktur, "iki" nasıl olabilsin? )

( SEVGİ: BÜTÜNÜN DUYUMU )

( İVAZSIZ, GARAZSIZ, ÇIKARSIZ, AİDİYETSİZ, SAHİPSİZ SEVGİ )

( Gelişim ve Değişim, ani ve süreksiz adımlarla gerçekleşir. )

( UNCONDITIONAL RESPECT & UNCONDITIONAL LOVE [WITHOUT "IF", "BECAUSE", "BUT"] )

( While love will never stops or rest.
In love there is not the one even, how can there be two? )

( THE MOST IMPORTANT/S
CONDITIO SINE QUA NON
DRIVEN/USEFUL vs./or APLLIED/PRACTICAL
INFORMATION & AWARENESS )


- EN SESSİZ ODA

( Dünya'nın En Sessiz Odası )


- EN SEVİMSİZ/LER, ÇİRKİN/LER -ile

( * SIRTLAN
* YABAN KÖPEĞİ
* AKBABA
* FARE
* YILAN
* ASIKYÜZLÜLER )


- EN (")ÜSTÜNLER/BÜYÜKLER("):
AHMAKLIK/HAMÂKAT ve KENDİNİ BEĞENMEK değil/yerine AKIL ve İYİ HUY

( Yoksulluğun. VE Korkulacakların. DEĞİL/YERİNE Zenginliğin. VE Beğenileceklerin. )


- EN UZUN BOYLU KİŞİ/LER

( Robert Wadlow, dünyanın en uzun kişisi kaydını elinde tutuyor. İlk yaş gününde boyu 1.07 m, 13 yaşında 2.24 metre idi. 1937 yılında boyu 2.59 m.'ye ulaştı. 1940'ta, 22 yaşında öldüğünde boyu 2.72 m. idi. )

( )

( )

( "İnsanın Boyu Neden Hızla Uzuyor? Daha Ne Kadar Uzayabiliriz?" yazısı için de burayı tıklayınız... )

(

Sultan Kösen )


- EN UZUN YAŞAYAN/LAR:
->

( * BİTLİS'Lİ ZARO AĞA [1774 - 1934] [160 yıl]
( Mezarı, Eyüp Sultan mezarlığındadır.[Ziyaret edebiliriz/edebilirsek...] )
( 10 Osmanlı Sultanı, 28 Sadrazam, 3 Cumhurbaşkanı, 5 Başbakan görüp 6 savaşa katılmıştır. )

* JEANNE CALMENT [1875 - 1997] [122 yıl]

* CHRISTIAN MORTENSE [1882 - 1998] [116 yıl] )


- EN YAKIN:
ÇOCUK değil EŞ

( [özel bölgelerde sorun(çıban vs.) çıksa:] Eş bulunmuyorsa bakabilecekler. DEĞİL En rahat bakabilecek/ilgilenebilecek olan. )


- EN YÜCE:
GÜLÜMSE(MEK)! -ve


- [ne yazık ki]
ENAYİ[Ar.] ile/ve/||/<> SERSERİ[Fars.]

( Kendini düşünen. | Fazla bön, avanak, budala. İLE/VE/||/<> Başı, başında[ser: baş > ser-seri]. | Kendinden başkasını dikkate almayan, önemsemeyen, saygı göstermeyen. Kendince ve ölçüsüzce davranan ve/ya da konuşan. )


- ENAYİ/LİK ile BASİRETSİZ/LİK


- ENAYİ/LİK ile/değil ŞANSSIZ/LIK


- ENBİYÂ(NEBÎ) ile EVLİYÂ(VELÎ)

( Masum. İLE Mahfuz. )

( Allah, nebîlerini velîlerle teyid etmiştir. )

( Evliyaullah, "Allah dostları" demektir. )

( "Evliyaullah" denilen kişiler, ne korkar, ne de herhangi bir şeyden dolayı üzülürmiş. )

( Evliyâ olacak kişi, Hz. Muhammed'in; Kavl'ine (Kavl-i Muhammedî: Şeriat) Fiil'ine (Fiil-i Muhammedî: Tarikat) Hal'ine (Hal-i Muhammedî: Hakikat) Sır'ına (Sır-ı Muhammedî: Marifet) muhtaçtır. )

( KELÂM-I KİBAR: Velî sözü. )


- ENÇ ile
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Memnun, dingin. )


- ENDER VİLLA OTELİ :

( Çayırbaşı'nda küçük parkın karşısında ve eski Çayırbaşı caddesi üzerinde Evrenos yalısı karşısında bulunan üç katlı taş bina uzun zaman Ender Villa adı ile otel olarak kullanıldı. Daha sonraları gazino ve daha değişik amaçlarla kullanılan bina mahallenin en bakımlı ve görkemli binalarından biri olup halen işyeri olarak kullanılmaktadır. )


- ENDERÛN[Fars.] ile/ve MÂBEYN[Ar.] ile/ve BİRÛN[Fars.]

( Saray mensubu. İLE/VE Arada olanlar. İLE/VE Taşra. )

( Demokrasi, yürütücü tetikçilerin gürültüsü [BİRÛN]; yönetici elitlerin derin sessizliğidir.[ENDERÛN] )

( Saraylarda, harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer. | Büyük sarayların iç bölümü. | Devlet görevlilerini yetiştiren okul. İLE/VE Ara. | Eski konaklarda, Harem ile Selâmlık arasındaki daire. | Sultan sarayında, mabeyncilerin bulunduğu daire. | Sultan sarayı. | İki kişi arasındaki soğukluk. İLE/VE Dışarı. | Dış, harici. | Fazla, dışarıda, hariçte. )


- ENDİK ile SAF
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Saf kişi, safdil, saf gönüllü. İLE ... )


- ENE, ORHUN (ERZURUM, 1967) :

( Milli basketbolcu ve basketbol antrenörü. Büyükderelidir. Galatasaray Lisesinden mezun oldu. Basketbol kariyeri nedeni ile ekonomi tahsilini yarıda bıraktı. Çocuk yaşta basketbola başladı ve kısa zamanda milli takım formasını giydi. Basketbol yaşamı boyunca Ortaköy, Eczacıbaşı, Paşabahçe, Fenerbahçe, Ülkerspor, Galatasaray ve İTÜ takımlarında oynadı. 1988 ve 1989'da Eczacıbaşı ve 1995'te Ülkerspor'da oynarken üç kez şampiyonluk yaşadı. 1990 ve 1992'de Paşabahçe'de, 1993'te Fenerbahçe, 1994 ve 1996'da ise Ülkerspor'da oynarken play - off finali oynadı. 2003'te oyuncu olarak basketbol yaşamını noktaladı ve antrenörlük hayatına atıldı. Basketbol oynadığı süre içinde 202 kez milli takım formasını giyme başarısını gösterdi. 1987 yılında Lazkiye (Suriye) şehrinde düzenlenen Akdeniz Oyunlarında şampiyon olan takımda yer aldı ve altın madalya kazandı. 2001'de Avrupa Şampiyonasında ikinci olan takımda yer aldı ve gümüş madalya aldı. Ümit Milli Takım Baş Antrenörlüğü görevini uzun süre devam ettirdi. Ayrıca A. Milli takım antrenörlüğü daha sonrada A Milli Takım Baş antrenörü ve Banvit takımı Baş Antrenörü olarak görev yaptı. )


- ENES[< ÜNS >< VAHŞET] ile ENEZ(/E)

( Bağlantı/yakınlık kuran, bağlantıda olan. İLE Edirne'nin bir ilçesi. | Cılız, zayıf, güçsüz. )


- ENFÜSÎ[Ar.]/SÜBJEKTİF[Fr./İng.] değil/yerine/= ÖZNEL


- ENGEISTON değil/yerine/= SANATÇI


- ENGEL(") ile/ve/değil/yerine/||/<> ENGEBE

( Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen neden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Deprem, yel, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yüzey biçimleri. )


- ENGELLEMEK ile/değil/yerine SINIRINI/HADDİNİ BİLDİRMEK


- ENGELLEYİCİ ile/değil/yerine DENGELEYİCİ


- ENGELLEYİCİ ile/ve/değil/yerine/<> ÖNLEYİCİ


- ENGELLİ (mi?) ile/değil ENGELLENEN (mi?) ile/değil ENGELLENMİŞ (mi?)

( BOLLUK-KITLIK )


- ENGELLİYE:
ACIMAK ile/değil/yerine SAYGI GÖSTERMEK


- [ne yazık ki]
ENGEL OLMAYA ÇALIŞANLAR ve/||/<>/>/< BAŞARACAĞIMIZA EN ÇOK İNANANLAR


- ENGES ile ...
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Yabancıymış gibi sağına soluna bakınan kişi. İLE ... )


- ENGİN, MEHMET FAHRİ EM. TUĞAMİRAL (SARIYER 1888 - 1970) :

( Sarıyer'de doğdu (1888). İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1902'de Bahriye Mektebi İdadisine girdi. 1906'da Bahriye Sınıfına geçti 1908'de Sınıf birincisi teğmen olarak mezun oldu. Mesudiye ve Asarı Tevfik zırhlıları ve Sultaniye vapuru ile Necmi Şevket Zırhlısında görev yaptı. 1910'de öğrenim için İngiltere'ye gitti. Rauf Orbay'ın komuta ettiği gemi ile Kızıldeniz, Akdeniz ve Adriyatik hareketlerine katıldı. Başarıları nedeni ile "Hamidiye Krovazörü Madalyası" ile ödüllendirildiler. İngiltere'ye ısmarlanan savaş gemilerine almak için giden ekipte yer aldı. İngiltere gemilere el koyunca yurda dönenler arasında oldu. Çanakkale Savaşları sırasında Barbaros Zırhlısında görev yaptı. 1917'de Alman Bahriyesinde incelemelerde bulunmak üzere Almanya'ya gönderildi. Hamidiye Gemisi Komutanlığı yaptı. Bir süre Padişah Vahdettin'in yaverliğini yaptı. Bu göreve Padişah'ın İstanbul'dan kaçışına kadar devam etti. Milli mücadeleye katılmadığı iddiası ile 1923'te açığa alındı. İtirazı üzerine tekrarlanan inceleme zorunda tekrar kendisine görev verildi ve çeşitli görevler üstlendi. Yavuz Zırhlısı Komutanı oldu. Deniz Harp Akademileri Komutanlığına getirildi.1936'da başlayan Montreux çalışmalarında Türk Delegasyonunun Danışmanlığını yaptı. Marmara Üssübahri ve Kocaeli Mevki Komutanı olarak görevlendirildi 1938'de ise emekli oldu. VI ve VII. Dönem de Samsun Milletvekili olarak görev yaptı. Refik Saydam Hükümetinde Ulaştırma Bakanlığı yaptı. Yazın hayatı da olan Fahri Engin'in yazıları Yakın Tarihimizin 3 ve 4. Ciltlerinde yayınlandı. 1970'de vefât etti. Rumelihisar'daki aile kabristanında gömülüdür. )


- ENGİN, MEHMET FAHRİ TÜMAMİRAL (1888 - 1970) :

( Bahriye mektebinden sonra İngiltere'de Portsmouth Mektebi'ni bitirdi. Donanma Deniz Harp Akademisi Komutanlığı (1928 - 1930), Denizbank Müşavirliği, V., VI. Ve VII. Dönem Samsun Milletvekilliği (1935 - 1946) ve Ulaştırma Bakanlığı (1941 - 1943) yaptı. )


- ENHAR TIP MERKEZİ :

( Cumhuriyet mahallesinde olup sağlık hizmeti vermektedir. )


- ENİNE BOYUNA (DÜŞÜNMEK, DEĞERLENDİRMEK)


- TRANSVERSE DOPPLER EFFECT[İng.] / EFFET DOPPLER TRANSVERSE[Fr.] / TRANSVERSALER DOPPLEREFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ENİNE DOPPLER ETKİSİ


- ENİŞTE[Fars. < ANGUŞTE] ile GÖRÜMCE[Fars. < KÖRÜMÇİ < KÖRÜM[:Görmek, bakmak.]

( Varsıl çiftçi, kodaman. | Ablanın/kız kardeşin kocası. İLE Gelin bakmaya giden kadın. )


- ENKA SPOR KULÜBÜ :

( Enka Spor Kulübü 1983'te Enka Şirketi sahipleri Tarık Şara ve Sadi Gülçelik tarafından kuruldu. Tenis, Atletizm, Yüzme, Sutopu, Voleybol ve basketbol dallarında faaliyet göstermektedir. Enka spor Kulübü bünyesinde Türkiye, Avrupa ve Dünya çapında dereceler yapmış sporcular bulunmaktadır. 5 bin ve 10 metrede Olimpiyat ikinciliği kazanan Elvan Abeylegeese, yine çok dereceleri bulunan Tezeda Denyersa, Selahattin Çobanoğlu, Candeğer Kılıç, Eşref Apak, Binnaz Uslu, Serdar Tamaç, Berk Tuna, Esen Kızıldağ, Zübeyde Yıldız, Şevket Taş, Öznur Dursun, Pınar Saka gibi sporculara sahiptir. )


- ENKA VAKFI :

( ENKA Şirketi içinde kurulmuş olup faaliyetini burada sürdürmektedir. )


- ENSÂR[< NÂSIR] -ile

( YARDIM EDENLER, KORUYANLAR )


- ENTEL ile ENTELEKTÜEL


- ENTELEKTÜEL ile/ve/değil/yerine AYDIN

( [Bilgiyi/düşünceyi] Tüketen. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Üreten. )


- ENÜSTÜN, KAMURAN (İST. 1961) :

( Anadolu Gençlik kulübünden transfer edildi (1976) ve beş sezon (1976 - 1981) tescilli kaldığı Sarıyer'de 95 lig, 3 B takımlar ligi, 9 kupa olmak üzere 107 resmi ve 43 özel maçla birlikte toplam olarak 150 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 10, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda da 14 gol ile birlikte toplam kulübü adına 28 gol kaydetti. )


- EPR(DOLANIKLIK) AÇMAZI(PARADOKSU):
EINSTEIN ve/+/||/<> POTENSKI ve/+/||/<> ROSEN

( 1935 )

( )


- EQUUS ile AEQUUS

( At. İLE Düz, yatay, eşit; uygun, elverişli, dost, haklı, haktanır; sakin. )

( Pegaus'a işaret eder. İLE İnsana işaret eder. )


- ER[Ar.] ile ER[Ar.] ile ER[Tr.] ile Er.[kimya]

( Eğer, ise, olsa, olur ise. İLE Erken. İLE Erkek. | Aşamasız asker. | Yiğit, kahraman. | İşini iyi bilen, yetenekli. İLE Erbiyum'un simgesi. )


- ER ile ERGEN ile ERMİŞ


- ER ile/ve/||/<>/> ONBAŞI ile/ve/||/<>/> ÇAVUŞ ile/ve/||/<>/> YÜZBAŞI ile/ve/||/<>/> BİNBAŞI ile/ve/||/<>/> AĞA ile/ve/||/<>/> BAŞ AĞA[> PAŞA]


- ER ile SİLAHENDAZ[Ar., Fars.]

( ... İLE Gereğinde karaya çıkarılan, özellikle tüfeklerle donatılmış, deniz eri. )


- ERASLAN, PROF. DR. İSMAİL (AFYON, 1917 - 2008) :

( Üniversitesi öğretim üyesi. İlkokul, ortaokul öğrenimini Afyon'da tamamladı. 1934 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesinden 1938'de mezun oldu. Bir yıl süren askerlik görev inden sonra 30.12.1939'da Orman Fakültesi Orman Mahsullerini Kıymetlendirme Enstitüsünde asistan olarak göreve başladı. 31.03.1947'de "Doğu Ladininin Teknik Vasıfları ve k>ulanma Yerleri Hakkında Araştırmalar" adlı doktora tezini doktor unvanını aldı. Bu doktora çalışması İ.Ü. Orman Fakültesinde hazırlanan ilk doktora çalışmasıdır. Doktora sonrası 05.01.1948 tarihinde Orman Politikası ve Orman Amenajmanı Enstitüsü asistanlığına nakledildi. 1952 yılında "Trakya ve Bilhassa Demirköy Mıntıkası Meşe Ormanlarının Amenajman Esasları Hakkında Araştırmalar" adlı doçentlik tezini hazırlayarak doçent unvanını kazandı. 21.04.1959'da Profesörlüğe yükseltildi. Asistanlığı döneminde Prof. Dr. Weber, Prof. Dr. A. Chenchin'in ve Prof. Dr. F. Heske gibi yabancı hocaların derslerini ve ders notlarını Türkçeye çevirdi. Akademik çalışmalarının yanı sıra Orman Fakültesi yönetiminde de çok çeşitli görevler üstlendi. 1966 - 1967 yıllarında Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği, 1972 - 1974 tarihleri arasında Dekanlık görevi yaptı ve 1959 - 1973 yolları arasında üç dönem İstanbul Üniversitesi Senatosu üyeliği görevinde bulundu. Ayrıca Ünivesitelerarası Kurul tarafından 1976 yılında Orman Eğitim Konseyi Başkanlığına seçilmiş ve bu görevini 1981 yılına kadar sürdürmüştür. Kitapları: Tensil Sahası Amenajmanı Metodunun Fransa'da ve Türkiye'de Tatbikatı ile varılan sonuçlar", "Yaş Sınıfları Uygulaması", " Orman Amenajmanı", "Umumi ve Türkiye'de Amenajman Bilgisi", "Aynı Yaşlı Ormanlarda Minimal İşletme Sınıfı Alanının Tespiti Hakkında Araştırmalar", "Belgrad Ormanının Amenajmanında Uygulanan Envanter Metotları (Abdülkadir Kalıpsız ile birlikte)", "Aynı Yaşlı Ormanlarda İç Taksimatın Yapılması Esasları ve Tekniği", "Türkiye'deki Devlet Ormanlarında İdare Amaçları Tespitinin Hukuki Teorik ve Pratik Esasları". Ayrıca pek çok bilimsel makalesi yayımlandı. )


- ERATOSTHENES ve/||/<>/> STRABON

( M.Ö. 276 - 194 ve/||/<>/> M.Ö. 63 - M.S. 23 )

( Ἐρατοσθένης VE/||/<>/> Στράβων )


- ERÂZÎ/ARÂZÎ[Ar.] ile ERÂZİL[Ar. < ERZEL]

( Yerler, topraklar. İLE Reziller, namussuzlar, yüzsüzler. )


- ERBAB ile UZMAN


- ERBAŞ, MUZAFFER (İST. 1918 - 1978) :

( Sarıyerli, kunduracı. Sarıyer Spor Kulübünün on dört kurucusundan biridir. Üyesi olduğu Sarıyer S. K. de 8 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Hem amatörlük ve hem de profesyonellik dönemlerinde kulüpte yöneticilik yapan birkaç kişiden biridir. Sarıyer Spor Kulübünün Divan Üyesiydi ve kulüpten "Hizmet Armağanı" ödülünü aldı (1970). )


- ERBİL, CİHAT (ALPULU, 1946) :

( Alpulu Şekerspor'dan transfer edildi. Sarıyer'de bir sezon tescilli kaldı ve 29 lig, 4 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 35 resmi ve 4 özel maçla birlikte 39 müsabaka oynadı. Lig maçlarında takımına 1 gol kazandırdı. Mersin İdman Yurdu Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Antrenör ve teknik adam olarak değişik kulüplerde görev yaptı. )


- ERBİL, MEHMET ALİ (İST. 1957) :

( Yeniköylü olup, Tiyatro sanatçısı Saadettin Erbil'in oğludur. İlk ve orta öğretimini İstanbul, Ankara ve Balıkesir'de yaptı. 1970'de Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümüne yatılı olarak girdi. Bu dönemde Devlet Tiyatrosunda konuk oyuncu olarak başrolde "En İyi Tiyatro Ödülü" nü kazandı. Mezun olduktan sonda Devlet Tiyatrosunda çalıştı ve başta "Küheylan" olmak üzere pek çok oyunda oynadı. TRT ve özel kanallarda ATV, İnterStar, Kanal D, Kanal 6, Show ve Fox gibi kanallarda show programları yaptı. Pek çok TV dizisinde rol aldı. Dünyada sadece 100 kişide bulunan "Kaçış sendromu" hastasıdır. Oynadığı önemli tiyatrolar. Artiz Mektebi, Bin Yıl Önce Bin yıl Sonra, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım ve Küheylan. Ayrıca; Aşkım Aşkım, Maskeli Beşler, Yıldızlar Savaşı, Emret Komutanım, Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu, Keloğlan Karaprens'e Karşı, Hababam Sınıfı Üçbuçuk, Maskeli Beşler İntikam Peşinde, Hırsız Var, Hababam Sınıfı Askerde, Habamam Sınıfı Merhaba, Teberik Şanssız, Ömercip, Büyümüş de Küçülmüş, En Son Babalar Duyar, Hastayım Doktor, Hemşo, Kahpe Bizans, Tatlı Kaçıklar, Bay E, Hülya, Hababam Sınıfı Güle Güle, Aş Dediğin Laftır, Şıpsevdi, Harakiri, Sevmek ve Ölmek Zamanı ve Ece gibi dizi ve filmlerde oynadı. )


- ERBİL, SAADETTİN (İST. 1925 - 1997) :

( Yeniköylüdür. Kabataş Lisesinden mezun oldu. Tiyatroya Sarıyer Halkevinde başladı. 1940 yılında Sarıyer halkevinde oynadığı "Kanun Adamı" oyunu ile sahne hayatı başladı. 1943'te İstanbul Şehir Tiyatrolarına girdi. 1954'te Raşit Rıza topluluğuna geçti, 1957'de Aziz Basmacı, Kenan Büke ile birlikte Bulvar Tiyatrosunu kurdular. Ses Tiyatrosu, Küçük Tiyatro ve Münir Özkul tiyatrolarında çalıştı. Tiyatro dışında sinemada da çalıştı. Çizgi Film ve televizyon dizilerine kadar seslendirme ve seslendirme yönetmenliği yaptı. Tiyatro'da oynadığı oyunlar arasında; Cimri, Sevgili Gölge, Nasıl Hoşunuza Giderse, Garsonyer, Bana Çiçek Yollama, Atinalı Simon ve Leyla'nın Ömrü oyunları özel bir yer tutar. Sinemada ise; Bana Çiçek yolla, Dokuz Dağın Efesi, Kalpaklılar, Halk Çocuğu, Yedi Kocalı Hürmüz gibi filmlerde rol aldı. Pek çok sanatçıyı seslendirdi. )


- ERBİLGİN YALISI :

( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerinde 141 kapı No.lu yalı Boğaziçi'nin en muhteşem yalısıdır. Yalı 1880'de yapılmış ilk sahibi Varki Vartaks Efendi'dir. Bina 1912'de büyük onarım gördü. Sahibinin ölümü üzerine yalıya Teşkilat - ı Umumiye Nazırı Ahmet Münip Paşa sahip oldu. Sultan II. Abdülhamid 1911'de yalıyı oğlu Şehzade Burhanettin Efendi için satın aldı. Burhanettin Efendi İstanbul'dan ayrılmadan önce yalıyı Mısırlı Ahmet İhsan Beye sattı. 1984'te yalı satın alma yoluyla Müfit Erbilgin'e geçti. Yalı Erbilgin tarafından 1987'de onarıma ayındı ve 1999'de tamamlandı. Yalı önce Şehzade Burhanettin Yalısı, sonra Mısırlılar Yalısı ve daha sonra da Erbilgin yalısı olarak tanındı. Yalının 64 odası ve 60 metrelik rıhtımı bulunmaktadır. Dünyanın en pahalı on yalısından biridir. Yalı yüksek fiyatla Katarlılara satılarak elden çıkarıldı. )


- ERCAN, M. HASİP (GAZİANTEP, 1942) :

( Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulunu bitirdi. Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilatında değişik görevlerde bulundu. Kemal Ulusu başkanlığındaki Futbol Federasyonunda yönetim kurulu üyesi olarak çalıştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- ERDA, İLHAMİ (TAVŞANLI, 1932) :

( Altay'dan transfer edildi ve dört sezon (1958 - 1962) Sarıyer'de tescilli kaldı. Sarıyer'de 62 lig, 1 kupa olmak üzere 63 resmi ve 8 özel maçla birlikte 71 maçta forma giydi. Lig maçlarında takımına 1 gol kazandırdı. )


- ERDEM, ÇETİN (DÜZCE, 1937) :

( Üniversite Yöneticisi. İlk ve orta öğrenimini Düzce'de yaptı, Liseyi Bolu'da okudu ve 1957'de Gazi Eğitim Enstitüsünün Beden Eğitimi Bölümünde okudu ve 1960'da mezun oldu. Bir süre Aksaray Lisesinde çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı, terhisi ile birlikte tekrar aynı okula öğretmen olarak atandı. Bu görevinden istifa ederek 1965'te Orman Bakanlığının Düzce'deki Orman Tekniker Okuluna geçti ve bu okul kapanana kadar burada görev yaptı. Bilahare gelen teklif üzerine İ.Ü. Orman Fakültesi, Fakülte Sekreterliğine 1972'de atandı ve bu görevini emekli olduğu 1999 yılına kadar devam ettirdi. Fakülte tüm yönetimini sağlarken aynı zamanda fakülte futbol takımının başında antrenör olarak bulundu ve 1985 ve 1992 yıllarında iki kez üniversite şampiyonluğunun kazanılmasını sağladı. Düzcespor kulübünde profesyonel futbolcu (Kaleci) olarak yıllarca oynadı ve futbolu bıraktıktan sonra bu kulübün teknik heyetinde yer alarak takımın çalışmalarına öğretici ve eğitici olarak görev yaptı. )


- ERDEM, İSMAİL (SİVAS, 1967) :

( Mali müşavir. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun oldu ve mali müşavir olarak (1989)iş hayatına atıldı. 1999'da kendi müşavirlik bürosunu kurdu. Siyasete CHP saflarında başladı ve 2004 - 2009 döneminde CHP den Çekmeköy Belediye Meclis üyesi olarak seçildi. 2014 - 2019 yerel seçimlerinde bu kez Sarıyer'de CHP Belediye Meclisi üyesi seçildi. Dönem boyunca Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Her dönem Sosyal hayatın içinde oldu ve Kangal Dernekler Federasyonunun, Sivas Platformunun ve Sivas Konfederasyonunun kurucu üyesi olarak görev yaptı. )


- ERDEM, NECDET (İST. 1914) :

( Ankara Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Uzun süre Fenerbahçe'de futbol oynadı. Galatasaray'da kulübüne transfer oldu ve futbol, voleybol, basketbol, atletizm, yelken ve kürek dallarında yarışmalara katıldı. Bükreş'te yapılan VIII. Balkan oyunlarında atletizm milli takımında yüksek ve cirit dallarında yarışarak milli formayı giydi (1937). Galatasaray'da yönetim kurulu üyesi olarak hizmet yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi 1 dönemde kulüp başkanı olarak görev yaptı. Sarıyer, Fenerbahçe, Galatasaray, Vefa, İstanbul Spor ve Feriköy kulüplerinde antrenör ve teknik direktörlük yaptı. Hasan Polat (1955) ve Faik Gökay (1960)'n Başkanı olduğu futbol federasyonunda yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. )


- ERDEM, PROF. DR. REFİK (İST. 1912 - 1998) :

( Üniversite öğretim üyesi. İlk ve orta öğretimini İstanbul'da tamamladı. 1931 yılında girdiği Yüksek Orman Okulundan 1934'te Yüksek Orman Mühendisi olarak mezun oldu. 1935'te Almanya'ya gönderildi ve Dresten kentinde Tharandt Yüksek Orman Okulundan mezun oldu. Aynı okulda Prof. Dr. Heinrich Prell'in yanında "Türkiye'de Çamkese Böceği Mücadelesine Esas Teşkil Etmek Üzere Temas Zehirlerinin thaumetopoea pinivora Tırtıllları Üzerindeki Tesirine Ait Araştırmalar" çalışmasına başladı. Bu sırada II. Dünya Savaşı başlayınca doktora çalışmasını yarıda bırakarak yurda döndü. 1940'da tekrar Almanya'ya gitti ve 1941'de doktora çalışmasını tamamlayarak "Doktor" unvanını aldı. 1940'da tekrar Almanya'ya gitti ve 1941'de doktora çalışmasını tamamlayarak "Doktor" unvanını aldı. Yurda döndükten sonra bir süre YZE. Orman Fakültesinde bir süre asistan olarak çalıştı ve 1941 - 1944 yılları arasında askerlik göreni yerine getirdi. Askerliğini takiben 1946'da Şef asistanlığa atandı. 1950'de hazırladığı "Türkiye'de Kestane Sebepleri ve ve Savaş İmkânları" konulu Doçentlik çalışması ile "Doçent" unvanını aldı. 10.02.2958 tarihinde profesörlüğe yükseltildi. Akademik çalışmaları yanında 1962 - 1964 arasında Orman Fakültesi Dekanlığı yaptı. Ayrıca Orman Fakültesi Yönetim Kurulu üyeliği, İ. Ü. Senato Üyeliği, Orman Entomoloji ve Koruma Kürsüsü Başkanlığı görevlerinde bulundu. )


- ERDEM, ZEYNEL ABİDİN (MARDİN, 1944) :

( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra Mühendis olarak iş hayatına atıldı. Şirketlerini Erdem Holding bünyesinde topladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ERDEM/FAZİLET ile/ve ARTAM/MEZİYET

( Erdem, toplum çıkarını kişisel çıkarın üstünde tutmaktır. )

( Bilgi erdem, erdem de mutluluk üretir. )

( Erdeminiz ayakta kalmanızı sağlayan şeydir. )

( Erdem, kişinin kendini inşâ edeceği tuğlalardır. )

( Erdemler kendileri içindir. Başka şeyler için değildir. )

( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )

( Erdemli olanlar, kaygıdan; akıllı olanlar, korkudan uzaktır. )

( Güçlükleri yenmeyi birinci ödevi olarak kabul eden ve ödülü sonraya bırakan bir kişiye 'erdemli' denilir. )

( Erdemli kişinin önem verdiği üç şey vardır: Davranışlarında dikkatsiz ve düşüncesiz olmaktan sakınmak; yüz anlatımında içtenlik; sözlerinin kabalık ve bayağılıktan uzak olması. )

( Gerçekte olduğunuz şey, özünüz, sizin erdeminizdir, erdeminiz kendinizsiniz. )

( Özünüzü, gerçek benliğinizi anımsamak erdemdir. )

( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı yayılamaz, fakat erdemlerin kokusu hiçbir engel tanımadan her yere yayılır. )

( Kişi, yaşamını meziyetlerinin yönettiğinden ve bu meziyetlerin en beklenmedik ve en sıkıcı koşullara bile direneceğinden emin olmalıdır. )

( Kişinin sınırlarını bilmesinden doğan alçakgönüllülük bir meziyettir ama vicdanla birleşmediği sürece bir zayıflık olarak görülebilir. )

( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )

( Olgun kişi, meziyetleri parıldarken ışıltıyı gizleyerek çevresiyle uyum içinde kalmayı başarır. )

( Kaynak ve meziyetlerin açığa vurulması yerine sadelikle alçakgönüllülük salık verilir. )

( Kişinin ışığı yararlı bir parlaklık sağlıyorsa, onu tartının altına gizlemelidir. Eğer sağlamıyorsa, meziyetleri geliştirmek amacıyla durmadan çalışılmalıdır. )

( Meziyet yalnız kalmaz, sürekli komşu bulur. )

( 4 Büyük Erdem:
* MAITRI/METTA[Palice] (Dostluk, iyi dilek, iyilik, sevgi ve merhamet göstermek. )

( Merhamet ve herkesin acılarına üzülmek. )

( Herkesin iyiliğine sevinmek. )

( Herkesin hatasını affetme ve görmemezlikten gelmek. )

( Erdemin ölçüsü, tüze'dir. )

( Bir şeyin, işlevini, yerine getirmesi. İLE/VE ... )

( What you are really is your virtue.
Remembering your self is virtue. )

( Aklını, en yüksek düzeyde kullanmak, tefekkür yaşamı, kuramsal temâşâ. İLE/VE ... )

( Ötekinin haklarını sağlamak, korumak ve savunmak. İLE/VE ... )

( VIRTUE vs./and MERIT )


- ERDEM ve/||/<> TÜZE(HUKUK)

( Erdemin ölçüsü, tüze'dir. )


- ERDİNÇ, H. YILDIRIM (SARIYER, 1934) :

( Sarıyer altyapısından yetişti. Hem amatörlük ve hem de profesyonellik döneminde Sarıyer'de oynayan futbolcularından biridir. Profesyonelliğin kabul edildiği ilk sezonda (1956/57) takımının 15 lig maçında oynadı. Aynı sezon futbolu bıraktı. )


- ERDİNÇ, YUSUF İZZETTİN (YALOVA, 1892 - 1962) :

( Sarıyerlidir. Bakkallık yapıyordu. Hacı Müezzin Mehmet Raci Efendi'den muhtarlığı devralmış (1938) ve uzun yıllar (1957) devam ettirdi. Milli Mücadele sırasında Sarıyer'de M.M. Grubu içinde yoğun çalışmalar yaptı. Anadolu'ya silah ve cephane kaçırılmasında görev aldı. Av. Aziz Özgür ile birlikte İngilizlerce tutuklanıp Kroker Otelinde günlerce işkence gördü. Kürt Nemrut Mustafa'nın Başkanı olduğu Harp Divanında idam talebi ile yargılandı. Dede Yusuf'un gayretleri ile kurtarıldılar. )


- ERDOĞAN, HALİL (İST. 1953) :

( Anadolu Gençlik Kulübünden transfer edildi ve bir sezon (1976/77) tescilli kaldığı Sarıyer'de 24 lig ve 2 özel maç olmak üzere 25 maçta oynadı. Lig maçlarında 3 özel maçlarda 1 olmak üzere 4 gol takımına kazandırdı. )


- ERDOĞAN, M. ALİ (GÜNEYSU, 1963) :

( Sarıyer/Kilyos'ta ikamet etmektedir. Ticaretle uğraşmakta olup, İl Genel Meclis üyesidir. )


- EREK = GAYE = PURPOSE, END[İng.] = FIN[Fr.] = ZWECK[Alm.] = FINIS[Lat.] = TELOS[Yun. < TELEUTE]


- EREN, ERDEN (BİTLİS, 1955) :

( Beşiktaş'tan kiralandı ve bir sezon (1975/76) Sarıyer'de tescilli kaldı. 26 lig ve 4 kupa maçı olmak üzere 30 resmi ve 6 özel maçla birlikte toplam 36 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 3, özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 5 gol kazandırdı. Teknik eleman olarak görev yapmaktadır. )


- ERER, TEKİN (ARTVİN, 1921 - 1997) :

( İlkokulu Artvin'de, Ortaokulu Kars'ta, Liseyi İstanbul'da bitirdi. İstanbul Üniversitesinde öğrenim gördü. 1937 yılında Vatan gazetesinde gazeteciliğe başladı. Uzun yıllar Havadis Gazetesinde köşe yazıları yazdı. 1965 seçimlerinde İstanbul'dan Adalet Partisi milletvekili seçildi ve iki dönem milletvekilliği yaptı. Gazeteciler Cemiyeti'nin 1992'de Burhan Felek Basın Hizmet Ödülüne layık görüldü. Basında Kavgalar, Türkiye'de Parti Kavgaları, Yassıada ve Sonrası, Kızıl Tehlike I ve II, Çin'de Neler Gördüm, Lider Demirel, Hayatımdan Esintiler isimlerini taşıyan otuzdan fazla kitabı var. Uzun yıllar Büyükdere'de ikamet etti. )


- ERGEN/YENİYETME ile/ve/<>/> YETİŞKİN ile/ve/<>/> BİLGE

( Yetişkinlerin, mükemmel olmadığını anladığımız gün. İLE/VE/<>/> Yetişkinleri affettiğimiz gün. İLE/VE/<>/> Kendini affettiğimiz gün. )


- ERGEN ile ERKEN


- ERGENÇ, ASLI AYDIN (İST. 1977) :

( Rumelihisarlıdır. Yüksek Öğrenimini atletizm ile birlikte yürüttü. Fenerbahçe Spor Kulübünde atletizm yaptı. 110 m engellide rekortmen atletlerden biridir. Pek çok kez milli formayı giydi. )


- ERGEN(İN) ELEŞTİRİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<> ERGİNİN(/YETKİN) ELEŞTİRİSİ


- ERGİN, CEVAT (İNEBOLU, 1962) :

( Okmeydanı Spor Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1981 - 1983) tescilli kaldığı Sarıyer S.K. nün 21 lig, 4 kupa ve 2 turnuva olmak üzere 27 resmi ve ayrıca 17 özel maçla birlikte toplam olarak 44 maçında oynadı. Kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 gol atarak takımına üç gol kazandırdı. )


- ERGİN, ŞEMSETTİN (ÇARŞAMBA/SAMSUN, 1957) :

( Sarıyer Belediyesinin düzenlediği Edebiyat Günlerine katılan Sarıyerli yazarlardan biridir. İmam Hatip lisesini bitirdikten sonra bir süre Medrese eğitimi gördü. Bilahare Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu (1979). Müzikli de ilgilendi. Yurt dışında Din Görevlisi olarak bulundu ve Münih ile Viyana'da görev yaptı. Viyana'da kaldığı yıllarda Federasyon Başkanlığı ve müşavirlik vekaletlerinde bulundu. Avrupa Diyanet dergisinde dört yıl muhabirlik yaptı. Hakses Dergisinde makale ve hutbeleri yayınlanmaktadır. Uzun bir zamandan beri Emirgan'daki Emirgan Camii olarak da bilinen Hamid - i Evvel Camiinde İmam Hatip olarak görev yapmaktadır. "Emirgan Cami Tarihçesi ve Emirgan Tarihi 2010", "Telli Baba 2012", "Ana ve Baba'ya İtaat" ve "Ayetler ve Hadisler Işığında Genç Adaklar Sohbetler 2014" kitapları yayınlanmıştır. )


- ERGİN, SİNAN (AKÇAABAT, 1964) :

( Ankaragücü'nden transfer edildi ve bir sezon (1993/94) Sarıyer'de tescilli kaldı. 14 lig ve 17 özel maç olmak üzere 31 maçta oynadı. Özel maçlarda 6 gol attı. 2 kez Ümit, 3 kez Amatör ve 7 kez de A Genç Milli takım forması olmak üzere 134 kez milli oldu. TFF da yaş gruplarında ve değişik kulüplerde teknik elemen ve Beşiktaş'ta menajer, yorumcu olarak TV'lerde görev yaptı. )


- ERGÜL, HÜSEYİN :

( Çayırbaşı Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )


- ERGÜVEN, SERGAL (İST. 1943) :

( İnşaat Mühendisi olarak iş hayatına atıldı. Profilo Holding'te göreve başladı ve halen bu görevini aynı yerde devam ettirmektedir. Sarıyer Spor Kulübü'ne Bandırmaspor'dan kiralandı. Sonra da transfer edildi ve 6 sezon (1966 - 1972) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 71 lig, 1 B takımlar ligi, 4 kupa, 1 turnuva olmak üzere 77 resmi ve 7 özel maçla birlikte toplam olarak 84 maçta Sarıyer forması giydi. )


- ERGÜVEN, ŞEVKİ (İST. 1968) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve profesyonel takım kadrosuna alındı (1968). 27 lig, 17 amatör lig, 2 kupa maçı olmak üzere 46 resmi ve 28 özel maçla birlikte 74 maçta Sarıyer forması giydi. Takımına 11 gol kazandırdı. )


- ERİK ile/ve/||/<> YÖRÜK

( Bahçeden uzak. İLE/VE/||/<> Kentten uzak. )


- ERİMLİ, SABRİ (SARIYER, 1923 - 1999) :

( Sarıyer'in kuruluşundaki ilk takımında futbol oynadı. Uzun Süre Zonguldak'ta Kömürspor'da oynadıktan sonra Sarıyer'e döndü ve 2 dönem yönetim kurulunda bulundu. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu Üyesiydi. )


- ERİMTAN, NEJAT (İST. 1917 - 1998) :

( Yüksek tahsilini Almanya'da yaptı. Uzun yıllar Galatasaray Spor Kulübü'nde yönetici olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem başkanlık yaptı. )


- ERİN ve ERİŞKİN ile/ve/||/<>/> ERGİN

( 13-15 yaş civarına gelmiş, bülûğa ermişler. VE 18-21 yaşlarını doldurmuşlar. İLE/VE/||/<>/> İhtiyârını devrede tutanlar, nelere, ne kadar HAYIR! diyeceğini ve istencini/irâdesini neye, ne kadar yönelteceklerini bilenler/uygulayanlar. )


- ERİNÇ, DİNGİNLİK = PEACE, REPOSE[İng.] = TRAQUILLITÉ[Fr.] = BERUHIGUNG[Alm.] = QUIETUS[Lat.]


- ERİŞİRGİL KÖŞKÜ :

( Yenimahalle çarşı içinde Kaptan - ı Derya Gazi Hasan Paşa Çeşmesi karşısındadır. Bir Rum'a ait olan bu köşk Prof. Dr. Emin Erişirgil tarafından satın alındı. Köşk birkaç kez el değiştirdi. Köşkün 20. yy. başında yapıldığı sanılıyor. )


- ERİŞKİN/LİK ile/ve YETKİN/LİK


- ERK = İKTİDAR, KUDRET = POWER[İng.] = POUVOIR, PUISSANCE[Fr.] = MACHT[Alm.] = PODER[İsp.]


- ERKAN, H. HALDUN (KONYA, 1928) :

( Üniversiteden Kimya Mühendisi olarak mezun oldu. Çeşitli kurumlarda üst düzeyde yönetici olarak çalıştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- ERKAN, M. ALİ (İST. 1920 - 1986) :

( Üniversite tahsilini tamamladıktan sonra bankacı olarak iş hayatına atıldı ve emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde bir dönem başkan olarak görev yaptı. )


- ERKAN, MUSTAFA ALİ (İST. 1920 - 1986) :

( Sarıyerlidir. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra bankacı olarak iş hayatına atıldı ve emekli oldu. Emekliliği sırasında Bodrum'da restaurant açarak iş hayatına serbest olarak devam etti. Sarıyer Spor Kulübünde iki dönem görev yaptı. Birinci döneminde (1957 - 1958) yönetici olarak, ikinci döneminde (1958 - 1059) kulüp başkanlığı görevini yürüttü. )


- ERKAN, SEDAT (BALIKESİR, 1970) :

( Kütahyaspor'dan transfer edildi ve iki sezon (1998 - 2000) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içerisinde 44 lig, 4 kupa, 1 turnuva maçı olmak üzere 49 resmi ve ayrıca 24 özel maçla birlikte toplam olarak 73 maçta lacivert - beyazlı formayı giydi. )


- ERKAPTAN (ERSİN), İCLAL :

( Yeniköy'de ikamet eden, Erkan - ı Harbiye mirlivalığından emekli Ali Rıza Paşa'nın kızı olup, cumhuriyetin ilk iktisat doktoru ve ilk banka müdürüdür. )


- ERKEK (MİLLETİ)/KADIN (KISMI) DEĞİL Mİ, HEPSİ AYNI!(BÖYLE/ŞÖYLE) / ŞÖYLE/ŞUNU İSTER/YAPAR değil/yerine HER BİRİ AYRIDIR!

( Genellememek gerekir! Büyük yanlıştır! )


- ERKEK OLMAK değil/yerine ÖNCE ADAM/İNSAN OLMAK, SONRA ERKEK OLMAK

( Ayrımlar yerine bütünlük üzerine düşünülerek yapılanmak gerek! )


- ERKEKLERİN, KADINLARA YAPTIĞI ÖVGÜ/İLTİFAT ile KADINLARIN, ERKEKLERE YAPTIĞI ÖVGÜ/İLTİFAT

( Kendine yakınlaş(tır)mak üzere. İLE Kendinden uzaklaştırmak, mesafe koymak üzere. )


- ERKEN SAMİMİYET ile/değil/yerine SAMİMİYET

( Erken samimiyet, pişmanlık doğurur. )


- ERKİN KORAY ve/||/<>/> ZÜLFÜ LİVANELİ ve/||/<>/> HALUK LEVENT |
ve/||/<>/>
YAŞAR

( www.FaRkLaR.net/YASAR | www.yasaronline.net )

( )

( )

( )

( )


- ERKİN, ENGİN (ZONGULDAK, 1936) :

( İlkokulu Zonguldak'ta, orta ve liseyi İstanbul'da tamamladı. 1960'da MSÜ. Güzel Sanatlar Mimarlık Fakültesinden mezun oldu. İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğünde 1 yıl çalıştı. 1961 - 1964 Almanya'da çeşitli belediyelerde yapı bölümlerinde proje mimarı olarak çalıştı. 1964 - 1973 yılları arasında İmar İskan Bakanlığında Planlama ve İmar Genel Müdür ve Bölge Planlama Proje Baş Uzmanlığı yaptı. 1979 - 1983 yılları arasında ODTÜ ve 1984 - 1997 de MSÜ. de öğretim görevlisi olarak çalıştı. Yayınlanmış 1 kitabı ve 3 tebliği var. Siyasete CHP'de başladı ve Kadınlar kolunda çalıştı. Sarıyer Belediye Meclisi ve İstanbul B.Ş.Belediye Meclis Üyesidir. )


- ERKİN, KEMAL PROF. DR. (BÜYÜKADA, 1910 - 1989) :

( 1930'da Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra Fransa'da "Ecole Naitonale des Eaux et Forets" de ormancılık öğrenimi gördü. Buradan 1933 yılında mezun oldu. Münih Teknik Üniversitesinde, Ölçme Bilgisi Bölümüne devam etti ve 1935'te yurda döndü. 1937 yılına kadar Orman Genel Müdürlüğünde görev yaptı. Bu dönemde 3116 sayılı Orman Kanununun çıkarılması çalışmalarında etkin rol üstlendi ve kanunun çıkarılması sağlandı. Askerlik görevini tamamladıktan sonra Bolu'da açılmış olan "Orta Orman Mektebi" ne atandı ve okulda 1944 yılına kadar görev yaptı. 1948'de "Seben Mıntıkası Sarıçamları Üzerinde Hacım, Şekil Modu ve Genel Olarak Hasılat Araştırmaları" adlı tezi "Doktor", 1954'te "Barometrik Nivetman Çifte İstasyon Metodu" konulu tezi ile de Doçent unvanını aldı. 1960 profesörlüğe yükseltildi, 1961'de Geodezi ve Fotogrametri Kürsüsü Başkanlığına atandı. 1960 ve 1968 tarihlerinde iki kez Orman Fakültesi Dekanlığına seçildi. 1980'de emekli oldu. )


- ERKİN, PROF. DR. KEMAL (BÜYÜKADA/İST. 1910 - 1989) :

( Büyükada da (İstanbul) doğdu (1910). Yenimahalle/Sarıyerlidir. Galatasaray lisesini bitirdi (1930), aynı yıl gittiği Fransa'da Nancy'da "Ecole Naitornale des Eaux et Forets" de ormancılık öğrenimi gördü, buradan 1933'te mezun oldu sonra da Almanya'ya gitti. Almanya'da Münih Teknik Üniversitesinde, Ölçme Bilgisi Bölümüne devam etti ve 1935 yılında yurda döndü. 3116 sayılı Orman Yasasının hazırlanmasına yardımcı oldu. 1938'de Bolu'da açılmış olan "Orta Orman Mektebi" ne atandı. Bu okulda 1944 yılına kadar görev yaptı."Seben Mıntıkası Sarıçamları Üzerinde Hacim. Şekil Modu ve Genel Olarak Hasılat Araştırmaları" adlı tezi ile doktor, 1954'te de "Barometrik Nivelman Çifte İstasyon Metodu" adlı tezi ile Doçent ünvanını aldı. 1960 yılında profesörlüğe yükseltildi. 1961'de Geodezi ve Fotogrametri Kürsüsüne Başkan olarak atandı. 2 dönem İ.Ü. Orman Fakültesi Dekanlığı yaptı, 1980'de emekli oldu. )


- ERKOVAN, ADİL (İST. 1915 – 1991) :

( Büyükderelidir. Şöhretli bir berberdi, Gençliğinde Fenerbahçe'de futbol oynadı. Sarıyer Gençlik Mahfilinde de oynadıktan sonra 1946 da kurulan Büyükdere spor Kulübünde oynadı, zamanla yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1947 - 1948) görev yaptı. )


- ERKSİN, REŞİT (İST. 1916 - ?) :

( Sarıyerlidir. Armatör olarak iş hayatı sırasında üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1948 - 1949) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )


- ERMAN, AYHAN (BURDUR, 1928 - 1996) :

( Sarıyer'de futbola başladı ve Fenerbahçe'ye transfer etti. 1950'de yine Sarıyer'e geldi. Sarıyer'in hem amatör ve hem de profesyonellik döneminde oynayan birkaç futbolcudan biridir. 1967 yılına kadar Sarıyer'de tescilli kaldı. Sarıyer'de 64 lig ve 27 özel maç olmak üzere 91 maçta lacivert - beyazlı formayı giydi. Antrenör olarak Sarıyer, Beykoz ve Beşiktaş'ta çalıştı. Bilahare Teknik Direktör olarak uzun yıllar Sarıyer'de görev yaptı. Yine yıllarca Sağır ve Dilsizler Milli Takımlar Teknik Direktörlüğünde bulundu. TFF'nun tertiplediği antrenör ve teknik direktör kurslarında öğretim görevlisi ve kurs direktörü, Sarıyer Spor Kulübü yönetim kurulunda 7 dönem yönetici olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. Futbol Antrenörleri Derneği kurucularından biridir. İASKF (İstanbul Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu) dan "Türk Futboluna Hizmet", Sarıyer Spor Kulübünden "Hizmet Armağanı" ve "Onur Plaketi" ödüllerini aldı. )


- ERMENİ KİLİSESİ AYAZMASI :

( Büyükdere'de Çayırbaşı caddesi üzerinde ve Sarıyer Belediyesi Hekimliğinin karşısındaki bahçe içindeki iki katlı küçük bir evin içindedir. )


- ERMENİ KİLİSESİ ÇEŞMESİ :

( Boyacıköy Ermeni Kilisesinin karşısındaki bahçe duvarında bulunan çeşmenin (M.1854) düz iki mermer sütun arasına sade bir ayna taşı vardır. Çeşmenin sütun başlıklarının üzerine Ermenice yazılmış olan kitabesi yer almaktadır. )


- ERMENİ MEZARLIĞI :

( Rumelihisarı'ndaki Ermeni mezarlığı üst kısımlarda, Durmuş Dede sokaktaki Santukhd (Surp) Ermeni Kilisesi kampüsü içindedir. )


- ERMENİ MEZARLIĞI :

( Yeniköy'ün üst kısımlarında ve şehitliğin arkasında hakim bir tepenin üzerindedir. )


- ERMENİLERİN YALISI/ ÖMER KIRAN YALISI :

( Yenimahalle Karakütük caddesi üzerindeki bu yalıya Ermenilerin yalısı denirdi. II. Dünya Savaşı sırasında bu yalı 58. Alayın karargâhı olarak kullanıldı. Alt katında askeri fırın bulunuyordu. Yalı bilahare Ömer Kıran tarafından satın alındı ve aslına sadık kalınarak onarıldı. )


- ERMETİN, İSMET (İST. 1927 - ) :

( Eskişehir Pilot Okulunda Okudu. Sarıyer Spor Kulübü'nde futbol oynadı, ayrıca bir dönem yönetim kurulunda görev aldı. İstanbul Belediye Meclisi üyesi olarak üç dönem görev yaptı. )


- ERMİŞ ile/değil ERİMİŞ


- ERNEK/ERNGEK ile ERNGEN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Parmak. İLE Bekâr. )


- ERNGEYÜ ile ERNGEYÜ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Altı parmağı olan adam. İLE Çok kısa boylu kişi.[Neredeyse iki arşın olan.] )


- EROL GÜNAYDIN YAŞAM PARKI :

( Darüşşafaka Mahallesindedir. 2.291,43 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 1.459,00 m²'lik yeşil alana sahiptir, 173,88 m²'lik çocuk oyun alanı, 167,67 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )


- EROL, RIZA (ÇAYELİ/RİZE, 1975) :

( Uzun yıllardan beri Sarıyer'de ikamet etmekte olup Gıda Güvenliği uzmanıdır. İlk ve orta öğrenimini Sarıyer'de, Lise öğrenim Şişli Endüstri Meslek Lisesinde tamamladı. 1999 Trakya Üniversitesi Tekirdağ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi bölümünden Ziraat Mühendisi olarak mezun oldu. 2006'da Yüksek Lisans öğrenimini "Gıda Dış Ticareti" konulu çalışması ile yaptı ve Yüksek Ziraat Mühendisi unvanını aldı. 2009 yılında doktora çalışmasına başlamıştır. Avrupa Yakası Çayeliler Derneği Üyeliği, TZYMB İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyeliği, Karadeniz Eğitim Kültür Sanat ve Dayanışma Dernekler Birliği'nin Genel başkan Yardımcılığı gibi görevler üstlendi. 12 Haziran 2011 genel seçimlerde MHP den İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı oldu. )


- EROS ve/||/<> LİBİDO
ile/ve/||/<>/<
TANATOS ve/||/<> DESTRUDO

( Eşeysel ve varoluş yönünde dürtü ve güdü. İLE/VE/||/<>/< Varoluşsal dürtü ve güdü. )

( SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/< EDOARDO WEISS )


- EROTİK ile/ve PORNOGRAFİK

( İnsan gövdesinin, sevişmenin, düzüşmenin belirli bir sınır/konu çerçevesinde, çıplaklığını, eşeysel uyarıcılığını yansıtması/taşıması. İLE Sevişme ve düzüşmenin, eşeysel örgenlerin tüm çıplaklığı, yoğunluğu ve yakın çekimiyle sunulması. )

( Zevkli. İLE/VE Heyecanlandırıcı. )


- ERSİN, ALİ RIZA (PAŞA) (Ö. 1935) :

( Harbiye'den 1861'de Erkanı harp olarak mezun oldu. 4. Ordu Erkanı Harbinde görevlendirildi. 1866'da Mektebi Harbiye Erkânı sınıflarında öğretmen olarak görevlendirildi. Askeri haritaların yapımında görev aldı. Yurt dışında Fransa'da mesleği ile ilgili dersler aldı Coğrafya Mühendisi oldu. 1906'da Konya Liva Komutanlığına atandı. Görev sonrası İstanbul'a dönmüşse de 1918'de tekrar Konya'ya bu kez Vali olarak gönderildi. 1926'da Adana'da 1930'da Bursa'da Su İşleri ve Mıntıka mühendisliklerinde bulunmuştur. Yeniköy'de ikamet ediyordu. )


- ERSOY, MEHMET (SİNOP/BOYABAT, 1964) :

( İlk, Orta ve Lise öğrenimini Boyabat'ta tamamladı. 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nden 1986'da mezun oldu. 1987'de Kastamonu Kaymakamı adayı olarak mesleğe kabul edildi. 1988'de bir yıl süre ile İngiltere'ye gönderildi. Kemalpaşa (İzmir) Kaymakam vekilliği görevinden sonra 1990'da kaymakamlık kursunu başarı ile tamamladı ve İvrindi (Balıkesir) kaymakamlığına atandı. Sırasıyla; Çeltik (Konya), Nizamiye (Tunceli) Kaymakamlıkları; Mardin Vali Yardımcılığı; Buldan (Denizli), Kozan (Adana), Çatalca ve Sarıyer (İstanbul) Kaymakamlıklarında bulundu. Sarıyer'den, Yalova'ya Vali olarak ayrıldı. )


- ERSOY, SELAMİ (KARAMÜRSEL, 1959) :

( K.D.Ç. Karabükspor'dan transfer edildi ve dört sezon (1982 - 1986) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 83 lig, 10 kupa, 2 turnuva maçı olmak üzere 95 resmi ve 26 özel maçla birlikte 121 müsabakada Sarıyer formasını giydi. Takımına 2 gol kazandırdı. Sakatlanarak futboldan koptu. )


- ERTAUL, ERDOĞAN (İSTANBUL, 1945) :

( Sarıyer futbol okulundan yetişti ve değişik tarihlerde altı sezon (1961 - 1965 ve 1972 - 1974) Sarıyer'de kaldı. Sarıyer forması altında 59 lig, 4 kupa maçı olmak üzere 63 resmi, 28 özel maçla birlikte 91 maçta oynadı. Lig maçlarında 12, kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 9 olmak üzere takımına 22 gol kazandırdı. 10 kez A Genç Milli, 1 kez Ümit Milli ve 10 kez de Amatör Milli olmak üzere 21 kez Milli Takım forması giydi. )


- ERTEM, ERHAN (M. K. PAŞA, 1942 - 1997) :

( Adalar Spor Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1963 - 1965) tescilli kaldığı Sarıyer'in 25 lig, 4 kupa maçı olmak üzere 29 resmi ve ayrıca 8 özel olmak üzere 37 maçında forma giydi. Lig maçlarında 4, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda 3 olmak üzere takımına 11 gol kazandırdı. )


- ERTUL, NURTEN (İST.) :

( Büyükdereli. Araştırmacı - yazar ve edebiyatçı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunudur. Çeşitli gazete, dergi ve kurumsal yayınların muhabirlik, editörlük ve genel yayın yönetmenliği yaptı. Ekonomi Basın Tarihi adlı Prestij Yayınlarının editörlüğünü de yapan Nurten Ertül'ün; Elveda Kapadokya, Beyaz Zambak ve Kostantin'in Mirası (Miras) adlı belgesel araştırma tekniklerine göre hazırlanarak yayınlanan üç romanı bulunmaktadır. )


- ERTÜL, YAMAN (...) :

( Çayırbaşı Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )


- ERÜSTÜN, ALİ RAİK (1956) :

( Galatasaray'dan transfer edildi iki sezon (1970 - 1972) tescilli kaldığı Sarıyer'in 45 lig, 3 B takımlar ligi ve 2 kupa maçı olmak üzere 50 resmi ve 10 özel maçla birlikte toplam olarak 60 maçında yer aldı. Lig maçlarında 3, özel maçlarda 8 olmak üzere takımına 11 gol kazandırdı. )


- ERYOL, ROBER (MERSİN 1930 - 2000) :

( Galatasaraylı milli futbolcudur. Futbola 1947'de Galatasaray'da başladı. 1955, 1956, 1957 ve 1958 de Profesyonel Lig Şampiyonlukları yaşadı. 9 kez A ve 2 kez de B. Milli takım forması giydi. 1954'te FİFA Dünya Kupası maçlarında Türk Milli takımının oynadığı 3 maçta da yer aldı. Musevi bir ailenin çocuğu olup evlendikten sonra İsrail'e gitti. Bir süre burada kaldıktan sonra tekrar Türkiye'ye döndü ve eşinden ayrıldıktan sonra Büyükdere'de ikamet etti. )


- ERZİK, ŞENES (GİRESUN, 1942) :

( Rumelihisarlıdır. Liseyi Robert Kolej'de okudu. Eğitimini Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olarak tamamladı. İş hayatına Sınai Yatırım ve Kredi Bank'ta bankacılık işleri ve Birleşmiş Milletlerin bazı projelerinin liderliğini yaptı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı, Bilahare Türkiye Futbol Federasyonunda yönetim kurulu üyesi olarak çalıştıktan sonra 1989'da Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığına seçildi. 1990'da UEFA' da göreve başladı. 2006 yılı itibariyle UEFA da asbaşkanlık görevini yapmaktadır. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Onursal Başkanı olarak kabul edildi. UEFA'da bugüne kadar en uzun süre ile yöneticilik yapan kişi unvanını elinde bulundurmaktadır. )


- ERZURUMLU NENE HATUN PARKI :

( Bu park 1.600 m² üzerinde kuruldu. 130 m² çocuk oyun alanı, 260 m² basketbol sahası, 50 m² jimnastik alanı, 544 m² yeşil alan ve 623 m² yürüyüş parkuru ve dinlence alanı var. )


- INKOHÄRENTSCHE COMPTONSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞ FAZLI OLMAYAN COMPTON SAÇILMASI


- EŞ(KARI/KOCA/SEVGİLİ/FLÖRT, EHVER[Fars.], PARTNER[İng.]/KORTE[İt.]) ile İŞ

( Tümüyle övgüye değer, yüce biri ile karşılaştığınız zaman, sevginiz ve hayranlığınız, doğru davranma dürtüsü sağlar. )

( İş ve özel ilişkilerde, âdil ve dengeli kalmak için çaba gösterilmelidir. )

( KEBÛTER-İ HAREM: Ulaşılamayan sevgili. )

( Sevgilinin eşiğinde ölene şaşırılmaz, sağ kalana şaşırılır. )

( SPOUSE vs. BUSINESS
When you meet somebody wholly admirable, love-worthy, sublime, your love and admiration will give you the urge to act nobly. )


- EŞ ile/ve ÇİFT

( BA'L )

( SPOUSE vs./and COUPLE )


- EŞ ile/ve/<> EHİL

( İyi eş, ötekini, "çantada keklik" görmez. Başkalarıyla birlikteyken, kendine özenen ama eşiyle baş başayken yeterince özenmeyen eş, "ötekini çantada keklik" "görmeye" başlamış demektir. Ötekine karşı (bakımına, görünüşüne, duruşuna) özen göstermemek, ötekini etkilemeye ve ara sıra -yani sık sık- yeniden elde etmeye çalışmamak, ilişkinin zeminini dinamitlemekle birdir. İlişki, sürekli yenilik ve tazelikle beslenmesi gereken canlı bir varlıktır. Onu, kendi haline ya da ötekinin insafına bırakmak, güçsüz düşüp ölmesini seyretmekle birdir.

İyi eş, ilişkisini, yaşamın öteki parçalarından önde tutar. Herkesin işi, gücü, kariyeri, evi, anası, babası, tamir edilecek eşyası, ödenecek faturası var. Bunlar, kimseyi ayrıcalıklı kılmaz. Hayat memat konularını, ilişkisine dayanarak ya da sürekli sırasını kaydırarak halletmeye çalışan eş, ilişkiyi öldürür. İyi eş, yaşam konularından, ilişkisini beslemeye çalışan ve ilişkisinden güç alan eştir.

İyi eş, ötekinin gereksinimlerini anlamaya ve karşılamaya isteklidir. Kediler, çiçekler ve çocuklar gereksinimlerini önceden ifade edemezler. İfade edebildiklerinde, iş işten çoktan geçmiş olur. Bu yüzden, varolanların gereksinimleri, önceden sezilmeli ve zamanında ilgilenilmelidir. Yoksa ölürler. İyi eş; ilgi, özen, şefkat gereksinimlerini önceden sezmeye istekli ve bunların söylenmesine gerek bırakmadan karşılamaya hevesli eştir.

İyi eş, ne zaman hareket etmek, ne zaman durmak gerektiğini bilir. Bazen yaşamda ve ilişkide, bize bırakılsa asla öyle yapmayacağımız işleri yapmakla, bazen de bizim için yapılmasında hiç de sakınca olmayan ama deneyim kabımızda olmayan durumlarla karşı karşıya kalırız. Esneklik gösterip yeni koşullara uyum sağlamayla, olduğu gibi durup etrafı kendine göre biçimlendirme arasındaki çizgiyi koruyabilen eş, iyi eştir.

İyi eş, kendine değer verir. Yokluk üzerinden aşk, kendi eksiğini, ötekinin "tamlığından", tamamlamaya çalışmak demektir. Varlık üzerinden aşk ise "olmuş" bir benliği, ötekiyle birlikte daha da zenginleştirmektir. Kendilik değerini, öteki üzerinden tamamlamaya çalışan eş, bunun sonucunda, hayal kırıklığına uğrayacaktır. İlişkideki kişilerin birbirini geliştirip büyütmesi ne kadar zenginleştiriciyse, birinin, öteki üzerinden tamamlanması o kadar fakirleştiricidir. Yokluk üzerinden âşık olandan, iyi eş çıkmaz.

İyi eş, zihnindeki bir ideali değil olduğu haliyle ötekini sever. Kusursuz âşık arayan, aşksız kalacaktır. Bir süre idare etse bile her türlü idealleştirme, günün birinde hayal kırıklığı olarak dönecektir. Gerçek kişi, kusurlu, mantıksız ve fevri olabilir. Aklıyla değil duygularıyla karar verebilir. İnatçıdır ve sözünden dönmeyi beceremeyecek kadar boş gururludur. Tıpkı, sizin ve benim gibi.

İyi eş, değiştiremeyeceği şeyleri sevmeyi (ya da vazgeçmeyi) bilir. Pek çok öğretiye göre en büyük bilgelik, kişinin neyi değiştirip neyi değiştiremeyeceğini bilmesidir. Eğer eşinizin boyundan, bazı huyundan, bazı alışkanlıklarından pek de memnun değilseniz, ya bunlarla beraber olmayı öğreneceksiniz ya da bu ilişkiyi sürdürmeyeceksiniz. Buradaki öğrenme, kesinlikle tahammül etmeyle karıştırılmamalı. Tahammül, er ya da geç patlayacak bir bombadır. Eğer farklı bir şeyi sevebilme beceriniz varsa, bu becerinizden bu "değişmeyecek" özellikleri sevmeyi öğrenmekte yararların. Yok eğer bunlara tahammül etmekte olduğunuzu hissederseniz, derhal yolunuzu değiştirin. Ne dikene dokunun, ne de gülü incitin.

İyi eş, ötekine açıktır. Nasıl ki, öteki, "ideal" değil "gerçek" bir insansa, ilişkideki kişi olarak biz de ideal değiliz. Hedef bu olabilir. Çıtayı düşürmek gerekmez. Ama çıtanın bulunduğu yerle olduğumuz yer arasındaki mesafeyi iyi belirlemek ve bunu açıkça ortaya koymak, ilişkinin sürmesi için olmazsa olmaz koşuldur. Yoksa, yaşamımız "-mış gibi" oyunuyla geçer. Bu da çok enerji ve çok tahammül gerektirir. Yani er ya da geç patlar. Açıklık, pek çok stres kaynağının ve iletişim kopukluğunun kökünü kurutan, sağlam bir ilâçtır.

İyi eş, zamanı iyi geçirmek için uğraşır ve kötü zamanlara birlikte direnmeyi bilir. İyi eş, iyi zaman geçirmek ve zamanı iyi geçirmek için fırsatların, ayağına gelmesini beklemez. Fırsat yaratır. Kötü zamanlar ise, iyi eş için, birlikte öğrenme, büyüme ve güçlenme zamanlarıdır. Dahası, yaşamı ve birbirini daha iyi tanıma ve yakınlaşma fırsatlarıdır.

İyi eş, ötekinin, kendine nasıl davranmasını istiyorsa, ona, öyle davranır. Almanın, vermekten çok daha kolay olduğu bir dünyada, ötekine denk ve eşit davranmak, gerçekten ciddi çaba ister. Ama ötekinin yerine kendini koyabilmek, empati yapabilmek, önden sezebilmek; bunları isteyebilmenin, bunları elde edebilmenin -koşulu değil ama- karşılığı. İyi eş, koşul sürmeyen ama karşılığın ne olduğunu bilen eştir. )


- EŞ ile/||/<> EŞHÂS

( Onun. İLE/||/<> Şahıslar. )


- EŞ ile/ve/||/<> EŞİT


- EŞ ile EŞLİG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Arkadaş, yoldaş. İLE Samimi tavırları olan kişi. )


- EŞ ile/ve/>/değil KARDEŞ

( Bazı çiftlerin uzun süreli ilişkileri, zamanla daha da yakınlaşarak ve birbiriyle benzeşerek, eş durumundan kardeş durumuna doğru yönelebilmektedir. )


- EŞ ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYACI/TAMAMLAYAN


- ESÂMİ ile/||/<> MEZKÛR ile/||/<> MUTEBER

( Adlar. İLE/||/<> Zikredilen, sözü edilen. İLE/||/<> İtibar edilen, kabul gören. )


- ESARETİN BEDELİ(SHAWSHANK REDEMPTION) ile/ve/||/<>/< RASHOMON

( "Rashomon Etkisi"nin, felsefe, bilim, sanat, sinema, psikoloji, tüze(hukuk), adlî tıp ve psikoloji alanlarındaki karşılıklarını daha kapsamlı değerlendirebilmek için Rashomon filmini izleyebilir ve sevgili Sevil Atasoy hocamızın sunumunu dinlemek için burayı tıklayınız... )

( )

( )


- ESBÂB ile/||/<> ERBÂB

( Sebepler. İLE/||/<> Sahipler, malikler. )


- EŞDEĞERLİLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK


- EŞDUYUM/DUYGUDAŞLIK/EMPATİ[İng. < EMPATHY < Yun.] ile/ve ÖZGECİLİK BEN DÜŞMANLIĞI DİĞERGÂMLIK[Fars.]["DİĞERKÂMLIK" değil!]/ALTURİZM/ALTRUİZM/ALTRUISM[İng.] ile/ve İNSAN SEVGİSİ/FİLANTROPİ[İng.;Fr. < Yun. PHILO-ANTHROPOS]


- EŞE ve/<> NEŞE


- EŞEK BAŞI (DEĞİLIM/Z) ile/ve/değil/yerine/||/<> BOSTAN KORKULUĞU (DEĞİLIM/Z)


- EŞEK HAZZI ile SANATÇI HAZZI

( DONKEY PLEASURE vs. PLEASURE OF ARTIST )


- EŞEK[Ar.] ile EŞEKK[Ar.]

( Hayvan. İLE Çok şek sahibi, fazla ikircikli, tereddüd eden. [SEPTİK] )


- EŞEK ile/değil/yerine/>< EŞİK

( Eşiğe yatmayan, eşektir. )


- ESEME/ESTEM/MANTIK ile/ve/<> ALGI DÜZENEĞİ(/"DÜŞÜNCE KALIBI")(/PARADİGMA)


- ESEN, HİLAL (İSTANBUL, 1962 - 2011) :

( Sarıyerli sinema sanatçısı. Çocuk yaşta setlerle buluştu ve çocuk filmlerinde oynadı. Kısa sürede kendini kabul ettirdi ve "Gönül Ferman Dinlemez", "Çiçeksiz Bahçe", "Şafak Yıldızı" ve "Canım enim" gibi pek çok dizi ve sinema filminde başarı ile oynadı. 2011'de genç yaşta vefât etti. )


- ESEN, KAZIM (1895 - 1975) :

( Öğretmen Okulunu bitirdi. Öğretmen olarak uzun yıllar Sarıyer 14. İlkokulunda görev yaptı ve Müdür olarak emekli oldu. Sarıyer'in 14 kurucusundan birdir. Ulusal kurtuluş Savaşı sırasında Sarıyer'deki direniş örgütünün kurulmasında aktif görev üstlendi. )


- ESEN ile ESEN[Fars.]

( Sağlık/lı. İLE Kolay. )