Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 8.565 başlık/FaRk ile birlikte,
8.565 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(6/36)


- DUA:
MUHTAÇ ETME! ile/ve/değil/yerine/||/<> YÜK ETME!


- DUA ile/||/<> PRAYER, BLESSING[İng.] ile/||/<> PRIÈRE, ORAISON[Fr.] ile/||/<> GEBET, BITTGEBET[Alm.] ile/||/<> YAKARI | SÖZLÜ GELENEK

( Gücüyle başaramadığı bir dileğini gerçekleştirmek isteyen birey ya da toplumun doğaüstü güç nesne ya da varlıktan sözlü ya da yazılı gelenek yoluyla öğrendiği genellikle belirli bir yapı ve uyumla söylenen ya da içten yinelenen dinsel nitelikli sözlerle yardım istenmesini içeren eylemli ya da eylemsiz dilek sözlü gelenek adak yapmak )

( PRAYER, BLESSING )

( PRIÈRE, ORAISON )

( GEBET, BITTGEBET )


- DUA ile YOM

( ... İLE Uğurlu dua. )


- DUA ve/||/<> YÖNELME


- DUBLÖR, STANDİNG | BENZER ile/||/<> FİGÜRAN ile/||/<> KAVGACI ile/||/<> YARDIMCI OYUNCU ile/||/<> YILDIZ

( Sinema/TV. Bazı önemsiz ya da tehlikeli görünçlükilerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapısı ve yüzü bu oyuncuya benzeyen kimse. (Bu kimse, asıl oyuncunun yerine oynarsa oyun benzeri, ışıkların düzenlenmesi sırasında çalışırsa ışık benzeri adını alır. Tehlikeli görünçlüklerdeki benzere kavgacı denir). @@ (matematik) )

( DOUBLE, STAND-IN (MAN), TWIN | EXTRA, CROWD, DRESS EXTRA, ATMOSPHERE PERSON, SILENT BIT | STUNT MAN, BUMP ARTIST | SUPPORTING ACTOR(-TRESS | STAR, FILM STAR, SCREEN STAR, MOVIE STAR~EXTRA, CROWD (ARTIST, PERSON), DRESS EXTRA, ATMOSPHERE PERSON, SILENT BIT | EXTRA | SUPERNUMERARY, SUPER, EXTRA~STUNT MAN, BUMP ARTIST | QUARRELSOME~SUPPORTING ACTOR(-TRESS) | SUPPORTING ACTOR~STAR, FILM STAR, SCREEN STAR, MOVIE STAR | STAR | ASTER )

( DOUBLE, DOUBLURE, "STAND-IN" | SEMBLABLE | FIGURANT, EXTRA, ACTEUR DE COMPLÉMENT | CASCADEUR, CASSE-COU, DOUBLURE CASSE-COU, CASSE-GUEULE, DOUBLE | ACTEUR QUI SECONDE LES PREMIERS RÔLES | VEDETTE, ÉTOILE~FIGURANT, EXTRA, ACTEUR DE COMPLÉMENT | FIGURANT~CASCADEUR, CASSE-COU, DOUBLURE CASSE-COU, CASSE-GUEULE, DOUBLE, "STUNT-MAN"~ACTEUR(-TRICE) QUI SECONDE LES PREMIERS RÔLES | ACTEUR QUI SECONDE LES PREMIERS RÔLES~VEDETTE, ÉTOILE, "STAR", "DIVA", "DIVO" | ÉTOILE | VEDETTE | ASTER )

( ...~...~...~...~STELLA )

( DOUBLE, DOUBEL, DARSTELLER(-IN)-DOUBEL | KOMPARSE, STATIST | FILMAKROBAT, SENSATIONSDARSTELLER, KASKADEUR, GEFAHRENDOUBLE | NEBENDARSTELLER(-IN | STERN, STAR, FILMSTAR, DIVA, FILMDIVA~KOMPARSE, STATIST, "EXTRA" | KOMPARSE, FIGURANT, STATIST~FILMAKROBAT, SENSATIONSDARSTELLER, KASKADEUR, GEFAHRENDOUBLE, "STUNTMAN"~NEBENDARSTELLER(-IN) | NEBENDARSTELLER~STERN, STAR, FILMSTAR, DIVA, FILMDIVA | STERN | STAR )

( CONTROFIGURA~COMPARSA~LITIGIOSO~ATTORE NON PROTAGONISTA~STELLA )

( ΑΝΤΙΚΑΤΑΣΤΆΤΗΣ / αντικαταστάτης~ΚΟΜΠΆΡΣΟΣ / κομπάρσος~ΦΙΛΌΝΙΚΟΣ / φιλόνικος~ΔΕΎΤΕΡΟΣ ΡΌΛΟΣ / δεύτερος ρόλος~ΑΣΤΈΡΙ / αστέρι )


- DUDAK BENZEŞMESİ ile/||/<> YUVARLAKLAŞMA | KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU

( (Derleme., dudak çekiciliği, dudak uyumu) Dudak ünsüzlerinin veya yuvarlak ünlülerin düz ünlüleri etkileyip yuvarlaklaştırması: (oldı) > oldu, (oturdı) > oturdu, (okudı) > okudu, (öldi) > öldü, (gördi) > gördü, (övdi) > övdü, (savırmak) > savurmak, (kavırmak) > kavurmak, (o+bir) > öbür vb. (bk. küçük ünlü uyumu) . @@ Yalın veya eklerle genişletilmiş bir kelimenin ilk hecesinde yuvarlak bir ünlü varsa, ondan sonraki hece ünlülerinin ya dar yuvarlak yahut da düz geniş olmaları kuralı: budur, bölük, çocuk, dokuz, odun, topuk, ölüm, ömür, uzun, üzüm, boya, boşalmak, çoban, dudak, duvar, düşünce, göçebe, güneş, kolay, kovan, oyma, soğan vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: dodag ahängi; Türkmen Türkçesi: doodak çekimlilerininsaazlaşıgı ~ labial singarmonizm; Gagauz Türkçesi: dudak uyumu ~ dudak garmoniyası;Özbek Türkçesi: lab uyğunligi ~ lab garmoniyasi; Uygur Türkçesi: läv ahaňdaşliqi; Tatar Türkçesi: irenoxşaşlanu ~ iren yağımlılığı; Başkurt Türkçesi: iren garmoniyahı; Kmk: erinlilikde gelisiw; Krç.-Malk.: erin garmoniya; Nogay Türkçesi: erîn kelîslîgî ~ erîn garmoniyası; Kazak Türkçesi: erin ündestigi; Kırgız Türkçesi: erinçil okşoşuu; Alt:: erin garmoniyazı; Hakas Türkçesi: irîngarmoniyazı ~ irîn tööylezî; Tuva Türkçesi: erin ayannajılgazı; Şor Türkçesi: *erni garmoniyazı;Rusça: gubnoye upodobleniye ~ labialnaya garmoniya@@(Derleme.. dudak uyumu, dudak uyumu kanunu, küçük ahenk kanunu, dudak benzeşmesi, düzlük yuvarlaklık uyumu) Türkçe bir sözcükte, düz ünlüden sonra düz ünlünün; yuvarlak bir ünlüden sonra, dar yuvarlak veya geniş düz ünlünün gelmesi: Evler, etek, salkımlar, ördek, oğlak, uzak, odun, oluk, çocuk, üzgün vb. @@ Türkçe kelimelerin ilk hecelerindeki ünlülerin düz veya yuvarlak oluşlarına göre onu izleyen hecelerdeki ünlülerin, kelimenin ilk hecesi düz ünlülü ise düz, yuvarlak ünlülü ise dar yuvarlak veya geniş düz olarak gelmesi kuralı: yazı, yazmalar, tanıdık, susamak, uyanık, yükseliş, oda, öksüz, oğul, korku, dolu gibi. @@ bk. düzlük yuvarlaklık uyumu )

( LABIAL ATTRACTION | ROUNDING~ROUNDING )

( ATTRACTION LABIALE | ARRONDISSEMENT~ARRONDISSEMENT )

( LABIALATTRAKTION | RUNDUNG~RUNDUNG )

( ARMONIA LABIALE~ARROTONDAMENTO )

( ΧΕΙΛΙΚΉ ΑΡΜΟΝΊΑ / χειλική αρμονία~ΣΤΡΟΓΓΥΛΟΠΟΊΗΣΗ / στρογγυλοποίηση )


- DUDAK/ERİN[dvnlgttrk] ile/ve/değil YANAK ile/ve/değil YAKA

( ŞEFE ile/ve/değil HADD, VECNE )

( LEB, LA'L ile/ve/değil BÎLE, KELE )

( [not] LIP vs./and/but CHEEK )


- DUDAKSIL HARFLER ile/ve YARI DUDAKSIL HARFLER

( B | M | P ile/ve V | F )

( Bugünkü B harfi, Etrüsk abecesinden alınmıştır. )

( B harfi, EYEF'i [OB tamgasını] işaret etmektedir. )

( B: Bel'in simgesi. [B, b] | Bor'un simgesi. [B] | Elektrik alınganlığın simgesi. [B] | Manyetik akı yoğunluğunun(indüklemenin) simgesi. [B] | Temel tanecik fiziğinde, Baryon sayısının simgesi. [B] | Basınç birimi Bar'ın simgesi. [b] | Optik gerilme katsayısı brevster'ın simgesi. [b] | Yüzeyce genleşme katsayısının simgesi. [b] | ...'LI V

M: Baş kuvantum sayısı n = 3 'e karşılık gelen elektron tabakasının simgesi. [M] | Kuvvet momentinin simgesi. [M] | Mach sayısının simgesi. [M] | Madelung sabitinin simgesi. [M] | Milyon anlamındaki Mega [10&sup6;]'nın simgesi. [M] | Kütlenin simgesi. [m] | Manyetik kuvantum sayısının simgesi. [m] | Manyetik momnetin simgesi. [m] | Metrenin simgesi. [m]

P: Basıncın simgesi. [P, p] | Dinamik ağdalılık birimi poiz'in simgesi. [P] | Ettingshausen katsayısının simgesi. [P] | Fosforun simgesi. [P] | Gücün simgesi. [P] | Paritenin simgesi. [P] | Poynting vektörünün simgesi. [P] | Atomda, yörüngesel kuvantum sayısı l = 1 'e karşılık gelen elektron tabakalarının simgesi. [p] | Momentumun simgesi. [p] | Piko [10¯¹2;] 'nun simgesi. [p] | Plank'ın simgesi. [p] | Protonun simgesi. [p, ¦p, 1p¹] | Yarı iletken tipinin [p tipi] simgesi. [p]

İLE/VE

F: Fahrenheit derecesinin simgesi. [ºF] | Faraday sabitinin simgesi. [F] | Farad'ın simgesi. [F] | Flor'un simgesi. [F] | Kuvvetin simgesi. [F] | Coriolis parametresinin simgesi. [f] | Fanning sürtünme katsayısının simgesi. [f] | femto'nun simgesi. [f] | Frekans'ın simgesi. [f] | Odak uzaklığının simgesi. [f] | Yörüngesel kuvantum sayısı l = 3 'e karşılık gelen elektron alt tabakasının simgesi. [f]

V: Elektrik potansiyel farkı, gerilim ve voltajın simgesi. [V] | Hacmin simgesi. [V] | Vanadyum öğesinin simgesi. [V] | Hızın simgesi. [v] )

( HURÛF-İ ŞEFE )


- DÛD-İ ARZÎ | YER SOLUCANI ile/||/<> YER SOLUCANI

( Nemli yerleri seven toprağı havalandırarak tarım için elverişli bir duruma sokan bu arada çeşitli asalak kurtların arakonakçılığını da yapabilen halkalı solucanlar türü Lumbricus terrestris Kıllıayaklılar Chaetopoda sınıfının solucanlar Oligochaeta takımına giren bir halkalı kurt türü Uzunluğu 30 cm Her böiütte 8 tane kıl bulunur Tarla ve bahçelerde toprak içinde yaşar Kıllı ayaklılar Chaetopoda sınıfının solucanlar Oligochaeta takımından 30 cm kadar uzunlukta her bölütünde sekiz adet kıl bulunan tarla ve bahçelerde toprak içinde yaşayan bir halkalı solucan türü )

( EARTHWORM )

( VER DE TERRE | LOMBRICS )

( ERDWURM | RAGENWURN )

( LUMBRICUS TERRESTRIS )


- DÜN İLE BUGÜNÜN "KAVGASI/TARTIŞMASI" ve/ne yazık ki/||/<>/> YARININ KAYBI


- DÜNYA[Ar. < DUNYÂ] ile/||/<> YERYUVARLAĞI

( yeryuvarlağı )


- DÜNYA ile/ve/değil/||/<>/< YAKIN DÜNYA

( Kişinin dışındaki her şey. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Kişinin anlığı[düşünce, duygu, davranış, değer, deneyim ve dili][6D] )


- DÜNYA[Ar.] ile/değil/yerine/||/<>/> YERYÜZÜ / ACUN / YERTİNÇ


- DÜNYA ile/ve/||/<> YOL

( Doğa. İLE/VE/||/<> İnsan/lık. )

( EARTH vs./and/||/<> PATH/WAY )


- DÜNYANIN:
AÇISI ile/ve/||/<> YALPALAMA AÇISI

( WORLD'S: ANGLE and/||/<> PRECESSION ANGLE )


- DUR ile DURDURULDU ile YULAR ile DURMA ile DURAKSAYARAK

( HALT vs. HALTED vs. HALTER vs. HALTING vs. HALTINGLY )

( ايست کردن ile متوقف کردن ile ايست دادن ile مکث ile توقف ile متوقف نمودن ile لنگر انداختن ile ايست ile متوقف ile مهار کردن ile مهار ile غير مداوم ile سکته دار ile لنگان لنگان )

( AYSET KARDAN ile MOTOGHOF KARDAN ile AYSET DADAN ile MAKS ile TOGHOF ile MOTOGHOF NEMUDAN ile LANGAR ANDAKHTAN ile AYSET ile MOTOGHOF ile MEHAR KARDAN ile MEHAR ile غير مداوم ile SEKTEH DAR ile LANGAN LANGAN )


- DURAĞAN/LIK ve YOK/LUK

( STABLE/STABILITY and NONEXISTENT/NONEXISTENCE )


- DURDURMAK ile/ve YAVAŞLATMAK

( TO CEASE/STOP vs./and TO SLOW DOWN )


- DURDURUCU ile/ve YAPTIRICI

( STOPPER vs./and SANCTER )


- DURGUN/LUK ile/ve/değil/||/<>/< YORGUN/LUK


- DUŞ ALMAK değil/yerine YIKANMAK


- DÜŞÇÜLÜK ile/||/<> PARÇACILIK ile/||/<> SALTÇILIK ile/||/<> SOYUTÇULUK ile/||/<> YENİ GERÇEKÇİLİK

( XX. yüzyıl başlarında çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik; karışık ve fantazi yanı güçlü, öncü sanat akımı. @@ XX.yüzyil başlarında ortaya çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik, karışık ve bezek yanı güçlü, sanat akımı. @@ Yirminci yüzyıl başlarında çıkan ve konuları düşte görülür gibi silik, karışık ve fantezili bir şekilde anlatan öncü sanat çığırı. @@ Yirminci yüzyıl başlarında ortaya çıkan, öyküleri düşteki gibi silik, karışık, usdışı ve fantazi yanı varsıl olan kısa sürmüş bir sanat eğilimi. )

( ONIRISM | FRAGMENTISM | ABSOLUTISM | ABSTRACTIONISM | NEO-REALISM~FRAGMENTISM~ABSOLUTISM | ABSOLUTISM, AUTOCRACY~ABSTRACTIONISM~NEO-REALISM | NEW REALISM )

( ONIRISME | FRAGMENTISME | ABSOLUTISME | ABSTRACTIONNISME | NEO-RÉALISME~FRAGMENTISME~ABSOLUTISME | ABSOLUTISME, AUTOCRATIE~ABSTRACTIONNISME~NEO-RÉALISME | NÉO-RÉALISME | NÉO RÉALISME )

( ONIRISMUS | FRAGMENTISMUS | ABSOLUTE KUNST | ABSTRAKTE KUNST | NEO-REALISMUS~FRAGMENTISMUS~ABSOLUTE KUNST | ABSOLUTISMUS~ABSTRAKTE KUNST~NEO-REALISMUS | NEO-REALISMUS, NEUE SACHLICHKEIT, MAGISCHER REALISMUS | NEUREALISMUS )

( ONIRISMO~FRAMMENTISMO~ASSOLUTISMO~ASTRATTISMO~NEOREALISMO )

( ΟΝΕΙΡΙΣΜΌΣ / ονειρισμός~ΑΠΟΣΠΑΣΜΑΤΙΣΜΌΣ / αποσπασματισμός~ΑΠΟΛΥΤΑΡΧΊΑ / απολυταρχία~ΑΦΑΙΡΕΤΙΣΜΌΣ / αφαιρετισμός~ΝΕΟΡΕΑΛΙΣΜΌΣ / νεορεαλισμός )


- DÜŞMAN/LIK ve/||/<> YAKIN/LIK

( "Hiçbir şey, çetin düşmanlar kadar birbirine yakın değildir." )


- DÜŞME KAYGISI ile/ve/||/<> YÜKSEK SES KAYGISI

( İnsanın, doğduğunda,sahip olduğu, sadece iki korku. [Öteki tüm korku ve kaygıları sonradan öğrenir.] )


- DÜŞMEK ile UYKUYA DALMAK ile GERİ ÇEKİLMEK ile GERİDE KALMAK ile DÜŞMEK ile DÜŞEN ADAM ile AŞIK OLMAK ile AŞIK OLMAK ile TERK EDİLMEK ile GECİKMEYE DÜŞMEK ile DÜŞMEK ile ARALARI AÇILMAK ile HASTALANMAK ile BİLİNÇSİZ DÜŞMEK ile YANGINA KURBAN GİTMEK ile YANILABİLİR ile DÜŞMEK ile KAYAN YILDIZ

( FALL vs. FALL ASLEEP vs. FALL BACK vs. FALL BEHIND vs. FALL DOWN vs. FALL GUY vs. FALL IN LOVE vs. FALL IN LOVE WITH vs. FALL INTO ABEYANCE vs. FALL INTO DELAY vs. FALL OFF vs. FALL OUT vs. FALL SICK vs. FALL UNCONSCIOUS vs. FALL VICTIM TO FIRE vs. FALLIBLE vs. FALLING vs. FALLING STAR )

( سقوط ile سقوط کردن ile نازل شدن ile خريف ile خزان ile غلط افتادن ile پائين افتادن ile افت داشتن ile زمين خوردن ile برگ ريزان ile افتادن ile انقراض ile هبوط ile افت ile پاييز ile افت کردن ile فروريختگي ile پائيز ile خواب بردن ile وا افتادن ile باز ماندن ile پس افتادن ile عقبافتاده ile عقب افتادن ile به زمين خوردن ile زود باور ile خاطرخاه شدن ile دل از دست دادن ile دل باختن ile خاتر خواه شدن ile عارض شدن ile مسکوت ماندن ile به تعويق افتادن ile ور آمدن ile بيرون افتادن ile بيمار شدن ile مريض شدن ile بي هوش شدن ile طعمه آتش شدن ile جايزالخطا ile افتان ile ريزان ile تير شهاب )

( SAGHOOT ile SAGHOOT KARDAN ile NAZEL SHODAN ile خريف ile KHAZAN ile GHALT AFTADAN ile PAYEYNE AFTADAN ile AFT DASHTAN ile ZAMYNE KHORDAN ile BARG RYZAN ile AFTADAN ile انقراض ile CPEHBUT ile AFT ile PAYYZ ile AFT KARDAN ile FOROORYKHTGY ile PAYEYZ ile KHAB BARDAN ile VA AFTADAN ile BAZ MANDAN ile PES AFTADAN ile AGHABAFTADEH ile AGHAB AFTADAN ile BAH ZAMYNE KHORDAN ile ZUD BAVAR ile KHATARKHAH SHODAN ile DEL AZ DAST DADAN ile DEL BAKHTAN ile KHATAR KHAH SHODAN ile AREZ SHODAN ile MOSKOT MANDAN ile BAH TAVYGH AFTADAN ile VAR AMADAN ile BEYRON AFTADAN ile BEYMAR SHODAN ile MARYZE SHODAN ile BEY TEOOSH SHODAN ile TAMEH ATASH SHODAN ile جايزالخطا ile AFTAN ile RYZAN ile TYR SHEHAB )


- DUŞU:
YEMEKTEN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/yerine YEMEKTEN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK


- DUŞU:
YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/>< YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK


- DÜŞÜK ENERJİLİ FOTONLAR ile/ve YÜKSEK ENERJİLİ FOTONLAR

( X-Ray ışınları gibi. İLE/VE Gama ışınları gibi. )


- ÖZSAYGI:
DÜŞÜK ile/değil/yerine YÜKSEK

( Süreğen kararsızlık ve mükemmelliyetçilik aranır/yaşanır. İLE/DEĞİL/YERİNE Eylemlerinin sorumluluğu kabul edilir. )

( Savunucu olma ve başkalarının düşüncelerine karşı duyarlılık görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Karar verirken, mantığı ile temellendirme görülür. )

( Hata yapmaktan korkma görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Başarı için kararlılığa sahip olma görülür. )

( Başkaları ile kıyaslama yapılır. İLE/DEĞİL/YERİNE Değişime açık olunur. )

( Kişinin, kendi hakkında aşırı eleştirellik görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Fizyolojik, zihinsel ve duygusal durumuna göre yaklaşılır. )

( Başkaları tarafından onaylanmaya aşırı istek görülür. İLE/DEĞİL/YERİNE Sağlıklı ilişki kurmaya özen gösterilir. )


- DÜŞÜK YOĞUNLUK ile YÜKSEK YOĞUNLUK

( Düşük kütle/oylum oranı. İLE Yüksek kütle/oylum oranı. )


- DÜŞÜK ile YETERSİZ

( "LOW" vs. INSUFFICIENT )


- [ne yazık ki]
DÜŞÜLEN YALNIZLIK ile/ve/değil/yerine YEĞLENİLEN YALNIZLIK

( Çürütür/eritir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Olgunlaştırır/geliştirir. )


- DUŞUMU ALDIM, (...) değil/yerine YIKANDIM / DUŞ ALDIM

( "Ben" ve/ya da "Benim" tanımları/sözcükleri, öteki kişilerden ayırma durumunda kullanılır. "Duşum" diye bir şey olmaz. Yıkanmak ya da "duş almak" diye tanımlayabiliriz. )


- DÜŞÜNCE ile/ve/değil/||/<> YİNELEME/TEKRAR


- DÜŞÜNCE/DUYGU/DAVRANIŞ'LARDA:
KOŞMAK/EMEKLEMEK değil/yerine YÜRÜMEK


- DÜŞÜNME ile/ve/<> YANSIMALI DÜŞÜNME

( TO THINK vs./and/<> REFLECTIVE THINKING )


- DÜŞÜNME ile YOĞUNLAŞMA/KONSANTRASYON


- DÜŞÜNMEK ile/ve/||/<>/> KONUŞMAK ile/ve/||/<>/> YAPMAK

( Konuşmadan önce "konuşmak". İLE/VE/||/<>/> Yapmadan önce "yapmak". İLE/VE/||/<>/> [olumlu/olumsuz] Kesinleşmeden önce "görmek/denemek". )


- DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAZARAK VE YAPARAK DÜŞÜNMEK ve/||/<> DÜŞÜNEREK YAZMAK VE YAPMAK


- DÜŞÜNMEMİŞ OLMAK ile/değil YETERSİZLİK/ZAYIFLIK/GERİLİK

( ... ile/değil REKÂKET )

( [not] HAVEN'T THOUGHT ABOUT vs./but INSUFFICIENCY/WEAKNESS/BACKWARD )


- DÜŞÜNÜLEBİLEN ile/ve/||/<>/>/< YAŞANILABİLEN


- DÜŞÜNÜŞ" ile/ve/||/<> "ELE/DİLE ALIŞ" ile/ve/||/<> "YAKLAŞIM" ile/ve/||/<> "ANLAYIŞ" ile/ve/||/<> "YÖNTEM"


- DUT ile/||/<> YER

( Dutu yemezsen/silkelemezsen yer, yer! )


- DUYARLILIK" ile "YUMUŞAK KARIN"


- DUYGU:
İÇSEL ile/ve/||/<>/> YOL GÖSTERİCİ


- DUYGU İFADELERİNDE:
POZİTİF ile/ve/||/<> NEGATİF ile/ve/||/<> YAKINLIK

( 3, 4, 9, 11, 13, 15, 16. maddeler. İLE/VE/||/<> 2, 5, 10, 14. maddeler. İLE/VE/||/<> 1, 6, 7, 8, 12. maddeler. )


- DUYUMSAMA ile/ve YANILSAMA


- | DÜZ/"DONUK" BAKIŞ ile/ve DİK BAKIŞ | ile/değil/yerine/>< YANSIZ/NÖTR BAKIŞ


- (TORNA) VİDALARDA:
DÜZ ile YILDIZ

( ON SCREW(DRIVER): SLOTTED vs. PHILIPS )


- DÜZELTME ile (YENİDEN) DÜZENLEME

( TO MAKE BETTER vs. (RE) ARRANGEMENT )


- DÜZEN ve/<> HIZ ve/<> YALINLIK


- DÜZENLEME ile YAPI

( EDIFICATION vs. EDIFICE )

( تهذيب ile تهذيب اخلاق ile عمارت )

( TAHAZYBE ile TAHAZYBE AKHLAGH ile AMART )


- DÜZENLEMEK ile DÜZENLENDİ ile DÜZENLEME ile EDİTÖR ile BAŞ EDİTÖR ile EDİTORYAL ile YAYIN KURULU

( EDIT vs. EDITED vs. EDITING vs. EDITOR vs. EDITOR IN CHIEF vs. EDITORIAL vs. EDITORIAL BOARD )

( ويراستن ile ويراسته ile ويرايش ile ويراستار ile ويرايشگر ile سردبير ile سرمقاله ile هيئت تحريريه )

( VEYRASTAN ile VEYRASTEH ile VEYRAYSH ile VEYRASTAR ile VEYRAYSHGAR ile SARDABYR ile SARMAGHALEH ile YEHYET TAHARYRYYEH )


- DÜZENLEMEK ile KURULUM ile KURULUM SÜRESİ ile YÜKLEYİCİ ile TAKSİT ile TAKSİT PLANI ile TAKSİTLİ SATIN ALMA ile TAKSİTLER

( INSTALL vs. INSTALLATION vs. INSTALLATION TIME vs. INSTALLER vs. INSTALLMENT vs. INSTALLMENT PLAN vs. INSTALLMENT PURCHASE vs. INSTALMENTS )

( کار گذاشتن ile نصب شدن ile کار گذاردن ile نصب کردن ile نصب ile مدت نصب ile سوار کننده ile عليالحساب ile تقسيط ile قسط ile پرداخت اقساطي ile خريد قسطي ile خريد به اقساط ile اقساط )

( KAR GOZASHTAN ile NASB SHODAN ile KAR GOZARDAN ile NASB KARDAN ile NASB ile MADAT NASB ile SAVAR KONANDEH ile عليالحساب ile TAQSYT ile GHAST ile PARDAKHT EGHSATY ile KHARYD GHASTY ile KHARYD BAH EGHSAT ile EGHSAT )


- DÜZENLEYİCİ(KOMPOZİTÖR) ile YARATICI


- DÜZENSİZ YASA" ile "YASASIZ DÜZEN"

( Düzensiz "yasa", "yasasız düzen"den daha iyidir. )


- DÜZGÜN ÇOKGEN ile/||/<> YILDIZ ÇOKGEN

( Düzgün çokgen dışbükey tüm kenarlar eşit, yıldız çokgen içbükey yıldız şeklinde )

( Formül: İç açı = (n-2)180°/n (düzgün) İLE {n/k} notasyonu (yıldız) )


- DÜZGÜN ile YAMUK


- DÜZLEŞME ile/||/<> PLANATION[İng.] ile/||/<> APLANISSEMENT[Fr.] ile/||/<> EINEBNUNG[Alm.] ile/||/<> YONTULMA

( yontulma Bazı sözcüklerde çeşitli sebeplerden yuvarlak ünlülerin düz ünlülere dönmesi idük idik kapu kapı edgü iyi vb Yuvarlak bir açınığın düz bir hal alması onun a olması gibi Küçük ünlü uyumu dediğimiz dudak benzeşmesinin düz ünlülerden sonra düz ünlülerin gelmesi yönündeki gelişmesinde çeşitli etkenlere bağlı ses değişmesiyle kök kelimedeki yuvarlak ünlünün düz sıraya geçmesi ET etük edik bir tür çizme ET kapıg EAT kapu kapı bildük bildik tanıdık fursat fırsat furun fırın An Ağz öte ete fortuna fırtına müddet middet öldürmek eldürmek şüphe şiphe vb Karşıtı yuvarlaklaşma dır Azerbaycan Türkçesi delabilizasiya Türkmen Türkçesi doodaksızlaşma Gagauz Türkçesi dudaksızlanma delabializatsiya Özbek Türkçesi lablanmagan hólatga otiş Uygur Türkçesi delabializatsiyä lävläşmäslik Tatar Türkçesi delabilizatsiya irensezläşü Başkurt Türkçesi irenläşewzeň bozolowo delabializatsiya Krç Malk delabializatsiya Nogay Türkçesi erîn kelîslîktîň buzıluwı delabializatsiya Kazak Türkçesi delabializatsiya Kırgız Türkçesi erindeşuu sapatman acıroo Alt erin ündüniň buzulan Hakas Türkçesi irîn ünnîglerînîňsaybalıgı delabializatsiya Tuva Türkçesi delabialatsiya Türkçesi delabializatsiya Rusça delabializatsiya Yer biçimleriyle oldukça engebeli bir bölgenin uzun bir aşınma sonunda az dalgalı düzleşmiş bir yerey durumuna dönüşmesi yontukdüz )

( UNROUNDING, DELABIALISATION | UNROUNDING )

( DÉSANONDISSEMENT, DÉLABIALISATION | DÉSARRONDISSEMENT | DÉSARRONDISSEKERT, DILABIALISATION) )

( ENTRUNDUNG )


- EARTH değil/yerine/= YERYUVARI


- EAT :/yerine YEMEK


- ECHOPHRASIA/REFLECTIVITY/UNBIASEDNESS/REFLECT[İng.] değil/yerine/= RÉFLECTIVITÉ[Fr.] değil/yerine/= YANSIMA

( TV. Vericiden yayınlanan dalgaların herhangi bir engele çarparak yön değiştirmesi. (Bu durum, televizyon görüntüsünde çeşitli düzensizliklere yol açar. Bunun en sık rastlananı gölgedir). @@ 1. Durgan bir A noktasına göre bir R noktası için, AR' = - AR yöneysel eşitliğini sağlayan R' noktası. 2. Durgan bir a doğrusuna göre bir R noktası için, R nin a ya dik izdüşümüne göre R nin yansıması. 3. Durgan bir a düzlemine göre bir R noktası için, R nin a ya dik izdüşümüne göre R nin yansıması. @@ Bir ışınımın, içindeki tek renkli ışınların frekansları değişmeksizin, bir yüzeyden geri dönmesi.bk. geri yansıma. @@ Bir engele çarpan dalgaların geldiği ortama geri dönmesi. @@ (fizik) @@ (fizik) @@ (Derleme.. yansıtma, taklidi kelime, tabiat taklidi kelime) Tabiat seslerini veren sözcük: Şakırtı, tıkırtı, mırıltı, tıkır tıkır, mışıl mışıl, mırıl mırıl, tak tak vb. @@ Bir şeyin çıkardığı sese benzer sesle yapılan kelime: Hıriltı, patlamak gibi. @@ (...) @@ )


- ECHOPHRASIA[İng.] ile/||/<> YANSICA

( Başkasının yaptığı devim ve davranışları anlamsız olarak yineleme )

( ECHOPHRASIA )


- EDEBÎ DİL ile/||/<> YAZI DİLİ

( Edebî eserlerin dili san at değeri taşıyan dil ve yazı dili Azerbaycan Türkçesi ädäbi dil Türkmen Türkçesi çeper edebiyat dili Gagauz Türkçesi literatura dili Özbek Türkçesi badiiy til badiiy asar tili Uygur Türkçesi ädäbiy til Tatar Türkçesi ädäbi tel Başkurt Türkçesi maturäzäbiyät tele adabiyat til adabiyat asarnı tili Krç Malk literatura til adabiyat til Nogay Türkçesi adabiyat tîlî Kazak Türkçesi ädebi til körkem şıgarma tili körkem ädebiyet tili Kırgız Türkçesi adabiy til Alt çümdemel tili Hakas Türkçesi hoos literatura tîlî Tuva Türkçesi çeçen çogaal tili Türkçesi hudojestvennıy literatura tili Rusça hudojestvennıy yazık yazık hudojestvennogo proizvedeniya Bir ülkede konuşulan ağızlardan birinin yazışmalarda esas olarak kabul edilmiş şekli Türk yazı dili Fransız yazı dili İngiliz yazı dili vb Bir dilin lehçe veya ağızlarından biri üzerine kurulan ortak dilin yazıda kullanılması sonucunda ortaya çıkan yazılı dil Karahanlı yazı dili Çağatay yazı dili Türkiye Türkçesi yazı dili Özbek yazı dili Türkmen yazı dili gibi VII yüzyıldan bugüne gelinceye kadar kurulmuş olan çeşitli yazı dilleri İngiliz yazı dili yazı dili vb Karşıtı konuşma dili dir Azerbaycan Türkçesi adabi dil Türkmen Türkçesi edebi dil Gagauz Türkçesi yazı dili literatura dili Özbek Türkçesi adabiy til Uygur Türkçesi yeziq tili Tatar Türkçesi ädäbi tel yazma tel Başkurt Türkçesi äzäbi tel adabiyat til yazıw til Krç Malk cazıw til literatura til Nogay Türkçesi adabiyat tîl Kazak Türkçesi ädebi til Kırgız Türkçesi adabiy til Alt literaturnıy til Hakas Türkçesi literatura tîlî Tuva Türkçesi pijimel tıl literaturlug tıl Rusça literaturniy yazık )

( LITERARY LANGUAGE )

( LANGUE LITTÉRAIRE )

( LITERATURSPRACHE )


- EDEBÎ ile/||/<> LITTÉRAIRE[Fr.] ile/||/<> YAZINSAL ile/||/<> LITTÉRATURE[Fr.] ile/||/<> YAZIN

( Yazına değgin yazınla ilgili yazın 1 Düşünce duygu ve olayları güzel ve etkili bir biçimde anlatan söz sanatı 2 Sözlü ve yazılı sanat ürünlerinin tümü 3 Herhangi bir bilim dalının kapsamına giren genel bilgiler )

( LITTÉRAIRE )


- EDEBİYAT TARİHİ ile/||/<> YAZIN TARİHİ

( Yazın yapıtlarını ve bunları yaratan sanatçıların yaşayış ve yaratışlarını zaman yer ve toplum koşulları içinde inceleyerek anlatan bilim dalı )


- EDEBİYAT[Ar.] ile/=/||/<> YAZIN

( "EDEB" sözcüğünün uzatmalı -Î eki ile "Edeb'e ait olan", "Edeb alanında bulunan" anlamının, -YÂT eki [Türkçe'deki -SEL eki] ile çoğulu olarak kullanımıdır.
Bir şeyi düşünür, dile getirir ve yazarken, paylaşıma, aktarıma sokarken sahip olunması gereken dikkat, incelik(rikkat), titizliklerin önemini eserde yansıtmak üzere vurgu olarak ve -çoğul olarak ifade edilişiyle- önemini işaret etmek üzere bu adı almıştır.
[ Bugünkü Türkçe kullanımıyla "YAZIN" olarak, niteliksel özelliğinden çok
nesnesinin üzerinden tanımlanmaktadır. ] )


- EDİTÖR[Fr. EDITEUR] değil/yerine/= YAYIMCI, DÜZENLEYİCİ


- EFFICIENCY EDUCATION[İng.] ile/||/<> ÉDUCATİON DE PERFECTİONNEMENT[Fr.] ile/||/<> YETERLİK EĞİTİMİ

( Bir görev dalında ya da belli bir konuda ön bilgili ve yetenekli kişilerin bu bilgi ve yeteneklerini güçlendirmeye yarayan ve bu gibi kimselere gerekli yeterliği kazandıran eğitim )

( EFFICIENCY EDUCATION )

( ÉDUCATION DE PERFECTIONNEMENT )


- EFÎ | YILAN ile/||/<> YILAN

( Totem tapıncak koruyucu yaratık olarak ilkellerin dinsel yaşamında gizemsel ve büyüsel bir nitelik taşıyan dünyanın ve insanın yaratılışıyla ilgili efsanelerde önemli bir öğe olarak kullanılan sürüngen hayvan zooloji )

( SNAKE )

( SERPENT )

( SCHLANGE )


- EFSANE | SÖYLENCE ile/||/<> SÖYLENCE ile/||/<> YEREL SÖYLENCE

( Dinsel nitelikleri olan erkek ve kadınlarla ilgili olaylarla kutsal varlıklarla ilişkili hayvan bitki ve nesneleri konu alan masal türü yerel söylence tarihsel söylence nedenli söylence Eski çağlardan beri söylenegelen olağanüstü varlıkları ve olayları konu edinen imgesel öyküler Tarih öncesi Tanrılarının serüvenlerini anlatan öykü mythos söz söylenen ve duyulan söz masal öykü 1 Tanrılar kahramanlar önceki çağların olayları üzerine anlatılanlar masallar öyküler 2 Bir toplumda öykü biçiminde canlı olarak yaşayan eski gelenek ve görenekler bağlamı insanlığın en eski yaşantı ve düşüncelerinde dile gelmiş olan öyküler 3 İmgelem ürünü olarak estetik incelemenin konusu olan öyküler 4 Ulusların en eski yaşantılarının simgesel olarak dile gelişi Bachofen söylence )

( LEGEND | MYTH | MYTHE | MYTHOLOGY )

( LEGENDE | LÉGENDE | MYTHE | MYTHOLOGIE )

( LEGENDE | MYTHE | MYTHOS | MYTHOLOGIE )

( MYTHOLOGIA )

( LEGGENDA )

( ΜΎΘΟΣ / μύθος )


- EGEMEN ile/değil/yerine YAYGIN


- EGG :/yerine YUMURTA


- EĞİLİM ile/ve/<> YÖNELİM

( SAMSKARA )


- EĞİLMEK ile YASLANMAK ile EĞİLEREK ile VERİMSİZLİK

( LEAN vs. LEAN TO vs. LEANING vs. LEANNESS )

( تکه دادن ile کم سود ile لم دادن ile متمايل شدن ile وادادن ile لخم ile تکيه کردن ile تکيه زدن ile بي گوشت ile پشت دادن ile گرايش کردن ile تکيه ile هزال )

( TAKEH DADAN ile KAM SOOD ile LAM DADAN ile MOTEMAYLE SHODAN ile VADADAN ile LAKHAM ile TAKYYEH KARDAN ile TAKYYEH ZADAN ile BEY GUSHT ile POSHT DADAN ile GERAYSH KARDAN ile TAKYYEH ile هزال )


- EĞİLMEK ile YÖNELMEK


- EĞİM ile YATIM

( ... İLE Gemi direklerinin, başa ya da kıça doğru olan eğimi. )


- EĞİM ile/ve/değil YÜKSEKLİK


- EĞİM ile YÜKSEKLİK/RAKIM


- EĞİTİM ile/ve/<> YÖNLENDİRME


- EGZOTİK[Fr. < EXOTIQUE] değil/yerine/= YABANCIL


- EGZOTİK ile/||/<> EXOTIC[İng.] ile/||/<> EXOTIQUE[Fr.] ile/||/<> EXOTISCH[Alm.] ile/||/<> YABANSI

( Tiyatro yapıtında seyirciye yabancı ama ilginç gelen olay konu kişi renk vb )

( EXOTIC )

( EXOTIQUE )

( EXOTISCH )


- EGZOTİK[Fr.] değil/yerine/= YABANCIL

( Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş. )


- EGZOTİZM[Fr. < EXOTISME] değil/yerine/= YABANCILLIK


- EGZOTİZM ile/||/<> EXOTISM[İng.] ile/||/<> EXOTISME[Fr.] ile/||/<> EXOTISMUS[Alm.] ile/||/<> YABANSILIK

( Bir tiyatro yapıtında seyirciye yabancı gelen özelliklerin tümü )

( EXOTISM )

( EXOTISME )

( EXOTISMUS )


- EGZOZ ile YORGUN ile BİTKİNLİK

( EXHAUST vs. EXHAUSTED vs. EXHAUSTION )

( زياده خسته کردن ile اگزوز ile پاي در آوردن ile از نفس انداختن ile از پا انداختن ile اگزوس ile بي رمق ile کوفته ile تاسيده ile بي حال ile بي حالي ile واماندگي ile فرسودگي )

( ZYADEH KHASTEH KARDAN ile EGZOZ ile PAY DAR AVARDAN ile AZ NAFS ANDAKHTAN ile AZ PA ANDAKHTAN ile EGZOS ile بي رمق ile KOFTEH ile TASYDAH ile BEY HAL ile BEY HALY ile VAMANDEGY ile FARSODEGY )


- EHLİYETE, KISMÎ/TAM ENGEL OLABİLECEKLER:
CİNNET ile/ve/||/<> SAĞIRLIK ile/ve/||/<> UNUTMA(NİSYAN) ile/ve/||/<> UYKU ile/ve/||/<> SARA ile/ve/||/<> HASTALIK(MARAZ) ile/ve/||/<> SAKATLIK(MALÛLİYET) ile/ve/||/<> BUNAMA(ATEH) ile/ve/||/<> CEHİL ile/ve/||/<> SARHOŞLUK(SEKİR) ile/ve/||/<> HAFİFLİK(HEZEL) ile/ve/||/<> İSRAF ile/ve/||/<> ESÂRET ile/ve/||/<> ENGEL(ZECİR) ile/ve/||/<> YOLCULUK(SEYAHAT)

( ALIENATION et/||/<> SURDITE et/||/<> FAIBLESSE DE LA MEMOIRE et/||/<> LE SOMMEIL et/||/<> EPILEPSIE et/||/<> LA MALADIE et/||/<> INFIRMITE et/||/<> LA SECONDE ENFANCE et/||/<> L'IGNORANCE et/||/<> L'IVRESSE et/||/<> LA LEGERETE et/||/<> LA PRODIGALITE et/||/<> ESCLAVAGE et/||/<> LA CONTRAINTE et/||/<> LE VOYAGE )


- EITHER :/yerine YA DA


- EJDERHA (DRAGON) ile YAPRAKSI DENİZ EJDERİ

( SU'BÂN, TİNNÎN ile ... )

( BÜRSÂN, BERGAMÂN ile ... )


- EJDERHA ile YUSUFÇUK

( DRAGON vs. DRAGONFLY )

( اژدها ile سنجاقک )

( AZHODEHYA ile SANJAGHAK )


- EK ile YARDIMCI OPERATÖR ile YARDIMCI DEPOLAMA ile YARDIMCI FİİL

( AUXILIARY vs. AUXILIARY OPERATICH vs. AUXILIARY STORAGE vs. AUXILIARY VERB )

( کمکي ile عمل کمکي ile انبار کمکي ile فعل معين )

( KAMAKY ile AMEL KAMAKY ile ANBAR KAMAKY ile فعل معين )


- EKG/ELECTROCARDIOGRAM ELEKTROKARDİYOGRAM[İng.] değil/yerine/= YÜREK ELEKTRİK ÇİZGESİ


- EKLEMEK ile/ve YÜKLEMEK

( TO ADD vs./and TO LOAD )


- EKLEMLİ ile/ve/değil YANINDA

( [not] ARTICULATED vs./and/but BESIDE )


- EKMEĞİN, YEMEĞİN YANINDA KATIK OLMASI ile/ve/yerine YEMEĞİN, EKMEĞİN YANINDA KATIK OLMASI

( Para olmadığında. İLE/VE/YERİNE Para olduğunda. )

( İDÂM[Ar.]: Katık, ekmeğe katık edilen şey. )


- EKMEK ile YEMEK


- EKO/AKS/AKSİSEDÂ/İNİKÂS[Ar. < AKS (çoğ. İN'İKÂSÂT)] değil/yerine/= YANKI/YANSI

( Işığın, parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi. | Tepke. )


- EKOJENİK/ECHOGENIC[İng.] değil/yerine/= YANKILAYAN


- EKOLALİ[Fr. < ÉCOLALIE] değil/yerine/= YANKILI KONUŞMA


- EKOPRAKSİ/ECHOPRAXIA[İng.] değil/yerine/= YANSILAMA


- EKOPRAKSİ[Fr. < ÉCHOPRAXIE] değil/yerine/= YANSICA


- EKŞİ MAYA(BUĞDAYÇAVDAR/YULAF/...) ile/<> YAŞ MAYA ile/<> ETKİN KURU MAYA ile/<> HAZIR/ÇABUK(INSTANT) KURU MAYA


- EKSİK ile YARI/M


- EKSİKLİK ile İŞTAHSIZLIK ile DİSİPLİN EKSİKLİĞİ ile EĞİTİM EKSİKLİĞİ ile BİLGİ EKSİKLİĞİ ile YETENEK EKSİKLİĞİ

( LACK vs. LACK OF APPETITE vs. LACK OF DISCIPLINE vs. LACK OF EDUCATION vs. LACK OF INFORMATION vs. LACK OF TALENT )

( فاقد بودن ile نبود ile عدم ile نداشتن ile عاري ile فقدان ile کم داشتن ile ناقص بودن ile بي اشتهايي ile بي انضباتي ile بي کمالي ile بي اطلاعي ile بي استعدادي )

( FAGHAD BODAN ile NABUD ile ADAM ile NADASHTAN ile ARY ile FAGHDAN ile KAM DASHTAN ile NAGHS BODAN ile BEY ESHTEHYAYY ile BEY ENZBATY ile بي کمالي ile BEY ETLAY ile BEY ESTEDADY )


- EKSİK/LİK ile/ve/||/<>/> YAKINMA/ŞİKÂYET


- EKSİK/LİK ile YETERSİZ/LİK

( "İstediğimiz bir şeyin", "olup" "olmaması", bizim için eşit değilse, hâlâ eksiğiz.
[Matlûbumuzun husûlü veya adem-i husûlü, nezdimizde, müsavî değilse, nâkısız!] )

( İstediğimiz oluyorsa "bir", olmuyorsa "bin" hayır aramak gerek. )

( DEFICIENCY vs. INSUFFICIENCY )


- EKSİKLİK ile/ve YOKSUNLUK

( DEFICIENCY vs./and DEPRIVATION )


- EKSÜDA/EXUDATE[İng.] değil/yerine/= YANGI SIVISI


- EKSÜDASYON/EXUDATION[İng.] değil/yerine/= YANGISAL SIZINTI


- EL ELE ile/ve/||/<>/> GÖZ GÖZE ile/ve/||/<>/> YÜZ YÜZE ile/ve/||/<>/> DİZ DİZE


- ELDE ETMEK ile/değil/yerine YAŞAMAK


- ELDERLY :/yerine YAŞLI


- ELE GEÇİRMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< YÖNETEBİLMEK

( )


- ELE KARIŞMAK ve/||/<>/> YELE KARIŞMAK


- ELE = YAVAŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- ELEKTROKARDİYOGRAM/ELECTROCARDIOGRAM[İng.] değil/yerine/= YÜREK ELEKTRİK ÇİZGESİ


- FELSEFE:
ELEŞTİREL ile/ve/<> YARATICI ile/ve/<> ETKİN


- ELEŞTİRİ ile YADSIMA

( CRITIQUE vs. TO DENY | REJECT )


- ELEŞTİRİ ile/ve YARATIM

( CRITIQUE vs./and CREATION )


- ELEŞTİRİ ile YORUM

( CRITIQUE vs. INTERPRETATION/COMMENT )


- ELEVATÖR, | LODER ile/||/<> YÜKLEYİCİ ile/||/<> LOADER[İng.] ile/||/<> YÜKLER

( 1 genel uygulayım a Ağır yükleri kaldırma taşıma yükleme işinde kullanılan araç b yükler 2 bilişim Daha önceden çevrilmiş derlenmiş bir çizeylemi bilgisayarın özek belleğine yerleştirme olanağını veren genel çizeylem 3 doldurucu 1 yükleyici I yükleyici II kurucu bayındırlık yapıcılık Başka bir araca ya da kendi üzerine kum toprak çakıl vb bir kepçeyle alıp yükleyen araç )

( 1- ELEVATOR, 2- LOADER | LOADER | MUCKER )

( 1- ÉLÉVATEUR | CHARGEUSE | PELLETEUR )

( FÜLLER | SCHAUFLER, WAGENLADER )


- ELHAYYE, HAİYYAT | YILAN ile/||/<> YILAN

( Bir takımyıldızın adı astronomi )

( SERPENS, SER (SERPENTIS), SERPENT )

( SERPENT )

( SCHLANGE )

( SERPENS )


- ELİMGA ile YAZMAN/KÂTİP
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Hakanın mektuplarını Türk yazısıyla yazan yazman. İLE ... )


- ELİPSOİT/ELLİPSOID[İng.] değil/yerine/= YUMURTAMSI


- ELIZABETHAN COLLAR[İng.] ile/||/<> YAKALIK

( Kedi ve köpeklerin baş bölgesinde yapılan operasyon veya yaralara hasar vermemelerini sağlamak amacıyla tabanı boyuna oturtulan yakalık )

( ELIZABETHAN COLLAR )


- ELLEŞMEK ile/ve/||/<>/> YİYİŞMEK ile/ve/||/<>/> SEVİŞMEK ile/ve/||/<>/> DÜZÜŞMEK/KOÇMAK (SİKİŞMEK)[AGANİGİ NAGANİGİ/FAN FİNİ FİN FON]/İŞ PİŞİRMEK/MERCİMEĞİ FIRINA VERMEK

( Gövdenin her ayrı noktasını elle hissetmek/keşfetmek/yaşamak. İLE/VE/||/<>/> Omuz üstündeki bölgede yaşanan bakışma, öpüşme, yalama, emme, dudakların arasında sıkıştırma, üfleme/soluk verme/soluk alma, dişleme, ısırma. İLE/VE/||/<>/> Tüm gövde üzerinde gözlerin, ağzın(dudakların, dişlerin), yanakların, ellerin, parmakların birlikte işlemesi. İLE/VE/||/<>/> Farklı, çeşitli pozisyonlarda penis-vajina giriş-çıkış döngüsü[siklon/siklus]. )

( Çevrenin ilgisini çekmeyecek yakınlaşma hareketleri. İLE/VE/||/<>/> Çevrede birilerinin olma ve/ya da bulunma ya da gözlenme olasılığının zihinde bulunmasında yaşanan. İLE/VE/||/<>/> Çevresel etmenlerin bulunmamasına karşın zihinsel/kişisel sınırların devrede bulunmasında yaşanan. İLE/VE/||/<>/> Ne çevresel, ne kişisel/zihinsel hiçbir sınırın bulunmadığında yaşanan. )


- ELLİ BİN ile/değil YEDİ BİN


- ELMACIK KEMİĞİ ile/ve YANAK

( Yanak, gül ile betimlenir. )

( Yanak, vahdeti simgeler. )

( Âşıkların alınyazısı, sevgililerinin yanaklarında yazmaktadır. )

( YÂSEMEN: Divân şiirinde daha çok rengi, kokusu ve yaprağı dolayısıyla anılır. Sevgilinin yanağıyla ilgili olarak gösterilir. )

( ... ile/ve DULUK )

( ... ile/ve İZÂR, ÂRIZ )

( ... ile/ve RUH/RUHSAR, NİGÂRİSTAN )

( MALAR, ZYGOMA/TA vs./and CHEEK )


- EMEK ve/<> YAŞATMAK


- EMEK ile/ve/||/<>/> YEMEK( ile/ve/||/<>/> EMEK)

( Emek olmadan, hiçbir şey olmaz.
[Lat.] Nil sine labore. )


- EMEK ile/ve YÜREK

( Emeğim sevincimdir. )

( Kişi, emeğinin sevincini duyandır. )

( Emeğimizi bizi sevindirir! )

( LABOUR vs./and HEART )


- EMİN ve/||/<>/> YEMİN

( Eminsek, yemine gerek kalmaz fakat yine de bazen ve bazı koşullarda yemin edilebilir/beklenebilir. [Doğru söz, yeminden ileridir.] )


- EMLES, MELSA ile/||/<> LISSE[Fr.] ile/||/<> YALIZ

( düz biyoloji )

( LISSE )


- EMPERMEABLE[Fr. < IMPERMÉABLE] değil/yerine/= YAĞMURLUK


- EMPRESYONİZM | İZLENİMCİLİK ile/||/<> İZLENİMCİLİK ile/||/<> YENİ İZLENİMCİLİK ile/||/<> NOKTACILIK

( Sinema Fransada İlk Dünya Savaşı sonunda aydınların sinema eleştirmen ve kuramcılarının ön ayak oldukları sinema akımı İçe dönük ruhsal durumlara anılara düşlere ilk kez büyük bir yer veren bunları sinemanın olanaklarıyla yansıtmaya çalışan izlenimcilikte çerçeveleme görüntü düzenlemesi biçimbozumu bindirme örtü bulanık görüntü karşıtlamalı kurgu yavaşlatılmış devinim gibi sinemaya özgü uygulayımlar bol bol kullanıldı yoğruksal değerler ön sıraya geçti geniş görüntülüğün ilk başarılı denemeleri gerçekleştirildi Ancak bu akımın Fransız yazın geleneğine fazla bağlı kalması sinemayı bazen yazının etki alanına soktu XIX yüzyıl sonlarında ortaya çıkan doğa olaylar ve yapıtlar karşısındaki izlenimleri yaratı ve eleştirinin ilkesi sayan Avrupanın birçok ülkelerinde pek çok izleyiciler bulunmuş olan bir sanat ve yazın akımı Resim Heykel 1865de Fransada ortaya çıkan bir sanat akımı Avrupa resminde ilk kez geleneksel resimden ayrılmayı başaran ve Uyanış Çağından bu yana izlenilen işlik resminin açıkkoyu bilimsel derinlik çizimi kurallarının sarsılmasına başlangıç olan sanat eğilimi Doğadan alınan izlenimlerin prizma renkleri olan yedi renkle resim bezi üzerine aktarılması resmin yapısal kuruluşuna önem vermeyiş izlenimlerin çizgi düzeni ile değil işaretlerle karalamalarla saptanması bu sanat akımının özelliklerindendir 1 Felsefede Yalnızca duyu izlenimlerini ve duyumları gerçek olarak kabul eden bilgi öğretisi 2 Sanatta İzlenimci denilen sanatçı yazar ve eleştirmenlerin kuram ve yöntemi izlenimciler soyut kurallara ve uzun uzun düşünmeye baş vurmadan doğrudan doğruya izlenimlerine dayanarak yol aldıklarını ileri sürerler 3 Resim sanatında Fransız sanatçılarının kurduğu bir akım Gerçeklikten doğrudan doğruya alınan kişisel izlenimleri dolaysız olarak yansıtmaya çalışan resim sanatı Sonradan başka sanat dallarına da geçmiştir Tabiatı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil ancak ondan edinilen izlenimin ölçüsünde ve niteliğinde anlatma yolunu tutan çığır ki ondokuzuncu yüzyıl sonlarında meydana çıkmıştır İzlenimciliğin bugün sürdürülen bir türü izlenimcilik Resim İzlenimcilerin içgüdüsel olarak yaptıkları güneş ışığının parçalanmasını bilimsel yöntemli biçimde uygulayan izlenimcilerin bozdukları yapısal kuruluşa yeniden önem veren saf renkleri nokta nokta sürüp renk karışımını seyircinin gözünde oluşturmayı amaçlayan resim akımı İzlenimciliğin NOKTACILIK Pointillisme ve BÖLÜMCÜLÜK Divisionnisme gibi yöntemlerle kurallandırılmış şekli Resim Yeni izlenimcilerin boya işlemlerine verilen ad tonların bölünmesini yan yana renkli noktalarla göstererek ışığın titreşimini daha iyi yansıtmak isteyen sanat anlayişı Işığın bilimsel parçalanışına boya ile anlatımda da ulaşmak isteyen sanat görüşü a yeni izlenimcilik Yeni izlenimcilik )

( IMPRESSIONISM | IMPRESSIONISME )

( IMPRESSIONNISME | IMPRESSIONISME )

( IMPRESSIONISMUS | IMPRESSIONNISMUS | IMPERSSIONISMUS )


- EMRE MUHARRER SENET değil/yerine/= YÖNERGELİ BELGİT


- EN ... değil/yerine YETERİNCE ...


- HEYET[Ar.]/ENCÜMEN/KOMİTE[Fr. < COMITE]/KOMİSYON değil/yerine/= YARKURUL/ALT KURUL

( Meclis ya da herhangi bir kurultayda, bazı konuları inceleyerek, varılan sonuçları tartışılmak için genel kurula getirmekle görevli, üyeler arasından oluşturulan altkurul. )


- ENDEMI/ENDEMIA[İng.] değil/yerine/= YÖRESEL SAYRILIK


- ENDEMİK ile/||/<> YERLİ

( Endemik sadece oraya İLE yerli orada doğal. )

( Formül: Restricted İLE native )


- ENDEMİK/ENDEMIC[İng.] değil/yerine/= YÖRESEL

( Belirli bir bölgeye özgü, belirli bir bölgede yetişen. )


- ENFLAMASYON[Fr. < INFLAMMATION] değil/yerine/= YANGI


- ENFLAMASYON/INFLAMMATION[İng.] değil/yerine/= YANGI, YANGILANMA


- ENFLAMATUVAR/INFLAMMATORY[İng.] değil/yerine/= YANGILI


- ENFORCEMENT :/yerine YÜRÜTME, UYGULAMA


- ENG = YANAK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- ENGEBE ile/||/<> RELIEF FORMS[İng.] ile/||/<> FORMES DU RELIEF[Fr.] ile/||/<> RELIEFFORMEN[Alm.] ile/||/<> YER BİÇİMLERİ

( yer biçimleri engel İç ve dışgüçlerin ortak malı olan dağ yayla ova koyak çukur gibi biçimlerin tümü ve bunların ara türleri )


- ENGEBELİK ile/||/<> YER ŞEKLİ

( yer şekli )


- ENGRAFTMAN/ENGRAFTMENT[İng.] değil/yerine/= YAMA TUTMA | YAMALA(N)MA


- ENKAZ[Ar.] değil/yerine/= YIKINTI/ÇÖKÜNTÜ/KALINTI


- ENOUGH :/yerine YETERLİ


- ENSTALASYON[Fr., İng. < INSTALLATION] değil/yerine/= YERLEŞTİRME


- ENTALPİ ile/||/<> ENTHALPY[İng.] ile/||/<> ENTHALPIE[Fr.] ile/||/<> WÄRMEINHALT[Alm.] ile/||/<> YIĞINTI

( Dizgenin yalnızca başlangıç ve son durumlarına bağlı olan iç ısıya özdeş ısıl nicelik )

( ENTHALPY )

( ENTHALPIE )

( WÄRMEINHALT )


- ENTEGRE DEVRE değil/yerine/= YONGA


- ENTOMOLOGY[İng.] ile/||/<> YUNAN,ENTOMOLOGIE[Fr.] ile/||/<> INSEC-TENKUNDE[Alm.] ile/||/<> BÖCEK BİLİMİ

( karşılık Entomoloji entomon böcek logos bilim Zoolojinin böceklerle uğraşan bir bölümü )

( ENTOMOLOGY )

( YUNAN,ENTOMOLOGIE )

( INSEC-TENKUNDE )


- ENVESTİSMAN A[Fr. < INVESTISSEMENT] değil/yerine/= YATIRIM


- ENVESTİSMAN | YATIRIM ile/||/<> YATIRIM

( Tecimsel ya da ekonomik bir girişime belirli bir süreyle anamal ve para yatırılması 1 Bir ülkede genellikle bir yıl olmak üzere sermaye stokuna yapılan ilave gayrisafî yatırım net yatırım 2 Günlük dilde paranın gelir getirici taşınır veya taşınmaz değerlere bağlanması 1 Bir ekonomide zaman içerisinde sermaye stokunda meydana gelen artış yatırım 2 Marksist kuramda üretim süreci sonucunda elde edilen artık değerin bir kısmının sermayeye dönüştürülme süreci )

( INVESTMENT )

( PLACEMENT, INVESTISSEMENT )


- EPİGRAFİ[Fr. < ÉPIGRAPHIE] değil/yerine/= YAZIT BİLİMİ


- ER ile/ve/||/<>/> ONBAŞI ile/ve/||/<>/> ÇAVUŞ ile/ve/||/<>/> YÜZBAŞI ile/ve/||/<>/> BİNBAŞI ile/ve/||/<>/> AĞA ile/ve/||/<>/> BAŞ AĞA[> PAŞA]


- ERADİKASYON[Fr. < ÉRADICATION] değil/yerine/= YOK ETME


- DOMATESTE:
ERCİK ile/ve/||/<> YUMURTALIK ile/ve/||/<> STİGMA ile/ve/||/<> DİŞİCİK

( Polen üreten eril üreme örgenidir. Domates çiçeklerinde altı eril örgeni bulunur. İLE/VE/||/<> Yumurta gözesi üreten dişil üreme örgenidir. Domates çiçeklerinde tek bir yumurtalık bulunur. İLE/VE/||/<> Yumurtalığın tepesinde bulunan ve poleni yakalayan yapıştırıcı bir yüzeye sahip bölümüdür. İLE/VE/||/<> Yumurtalığı ve stigmayı içeren dişil üreme örgenidir. )

( Domates çiçeği tozlaştığında, eril örgenlerden gelen polenler, dişil örgenlerdeki stigmaya yapışır. Polen tanesi, stigmaya yapıştıktan sonra polen tanesinden çıkan bir tüp, yumurtalığa kadar uzanır ve yumurta gözesiyle döllenme gerçekleşir. Bu döllenme sonucunda tohumlar oluşur.[Tohumlar, domatesin meyvesinin içinde bulunur. Tohumlar, domatesin yeni kuşağını oluşturmak için kullanılır.] )


- ERGEN/YENİYETME ile/ve/<>/> YETİŞKİN ile/ve/<>/> BİLGE

( Yetişkinlerin, mükemmel olmadığını anladığımız gün. İLE/VE/<>/> Yetişkinleri affettiğimiz gün. İLE/VE/<>/> Kendini affettiğimiz gün. )


- ERİK ile/ve/||/<> YÖRÜK

( Bahçeden uzak. İLE/VE/||/<> Kentten uzak. )


- ERİME ile ÇÖZÜNME ile YAYILMA


- ERİŞKİN/LİK ile/ve YETKİN/LİK


- ERİŞMEK ile/ve/||/<> YETİŞMEK


- ERKİN KORAY ve/||/<>/> ZÜLFÜ LİVANELİ ve/||/<>/> HALUK LEVENT |
ve/||/<>/>
YAŞAR

( www.FaRkLaR.net/YASAR | www.yasaronline.net )

( )

( )

( )

( )


- ERTİK ile YOL
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İşlek yol. İLE ... )


- ERUPSİYON[Fr. < ÉRUPTION] değil/yerine/= YANARDAĞIN PÜSKÜRMESİ


- ERYSIPELAS[İng.] ile/||/<> YILANCIK

( 1 Erysipelothrix rhusiopathiae ile oluşan bakteriyel enfeksiyon erizipel Sığır ve koyunlarda seyrek olarak arthritis endokarditis laminitis veya sistemik enfeksiyonlar biçimlenir Domuzlarda septisemiyle birlikte deride küçük damarlarda oluşan bakteriyel trombozlar tipik baklava dilimine benzer iskemiler oluşur 2 Hindi ve domuz kasaplarıyla balıkçıların ellerinde ve yüzlerinde Erysipelothrix rhusiopathiae ile oluşan ödem ve kızartılarla belirgin yara enfeksiyonu erizipeloit erizipel )

( ERYSIPELAS )


- EŞ ANLAMLI ile/ve/değil YAKIN ANLAMLI


- EŞ ANLAMLI/LIK ile/ve/değil YAYGIN ANLAMLI/LIK


- EŞEK ARISI ile YER EŞEK ARISI (AĞUSTOSBÖCEĞİ KATİLİ)


- EŞEK ile YABANEŞEĞİ

( ... İLE Atgillerden, Hazar Denizi dolaylarında yaşayan, eşeğe çok benzeyen yaban hayvanı. )

( ... cum EQUUS ONAGER )


- ESER ile/||/<> WORK[İng.] ile/||/<> OEUVRE[Fr.] ile/||/<> YAPIT

( İyesinin özelliğini taşıyan gerek biçim ve gerekse içeriği bakımından birlik gösteren düşünü ve sanat ürünü )

( WORK )

( OEUVRE )


- ESER değil/yerine/= YAPIT; İZ


- EŞİĞE YATMAK ve/||/<>/>/< YOKLUĞA TALİP OLMAK


- EŞİK:
SEÇİCİ/LİK ile/ve/||/<>/> YÖNLÜ/LÜK ile/ve/||/<>/> KENDİNİ SÜRDÜRME EĞİLİMİ ile/ve/||/<>/> VERİ TAŞIMA KAPASİTESİ


- ESİR ALMAK ile YAKALANDI

( CAPTURE vs. CAPTURED )

( اسير کردن ile به تصرف درآوردن ile تسخير ile گرفتار کردن ile غنيمت گرفتن ile دستگيري ile گرفتار )

( ASYR KARDAN ile BAH TASRAF DARAVARDAN ile TASKHYR ile GARAFTAR KARDAN ile GHENYMAT GARAFTAN ile DASTGYRY ile GARAFTAR )


- EŞİT[ = ] ile YAKLAŞIK OLARAK EŞİT[ = ile ]


- ESKALATÖR ile/||/<> MOVING STAIRCASE[İng.] ile/||/<> ESCALIER ROULANT[Fr.] ile/||/<> YÜRÜYEN MERDİVEN

( yapımcılık İnip çıkmayı sağlamak amacıyla geçit büyük bağaza vb yerlerde kullanılan mekanik düzenle çalışan merdiven )

( MOVING STAIRCASE )

( ESCALIER ROULANT )


- ESKİ ASTRONOMİ ile YENİ ASTRONOMİ

( Hey'et-i Kadîme. İLE Hey'et-i Cedîde. )

( OLD ASTRONOMY vs. NEW ASTRONOMY )


- ESKİ ÇAĞ ile/ve/||/<>/> ANTİK ÇAĞ ile/ve/||/<>/> ORTA ÇAĞ ile/ve/||/<>/> YENİ ÇAĞ

( Eski zamanlarda başlayıp yazının bulunuşuna kadar geçen süre. İLE/VE/||/<>/> Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının gelişip yayıldığı çağ. İLE/VE/||/<>/> Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden [476] 1453'e ya da 1492'ye kadar süren çağ. İLE/VE/||/<>/> Orta Çağın bitiminden [1453 ya da 1492'den] Fransız İhtilali'ne [1789] kadar süren çağ. )


- ESKİ OKKA[< ÜKİYYE / VÜKYE] ile YENİ OKKA

( 1283 gram olan [400 Dirhem] olan ağırlık ölçüsü. İLE 1000 gr. olan ağırlık ölçüsü.[Okka'nın %78'ini karşılar.] )

( Hesaplaması: 1 okka x 128 = 1 kg. x 78 )

( KIYYE-İ ATÎKA ile KIYYE-İ CEDÎDE )


- ESKİ QUITO ile/ve/<> YENİ QUITO

( Yaşayan hazine olarak tanımlanan eski Quito, 1978 yılında, Dünya Miras Dizini'ne giren, dünyadaki ilk kenttir.[İkinci sırada giren ise Polonya'nın Krakov kentidir.] İLE/VE/<> Ekvador'un başkenti. )


- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
ESKİ ile/ve/<>/> YENİ

( XVII. yy. İLE/VE/<>/> XX. yy. ve sonrası. )


- ESKİ ile/ve/||/<> YAŞLI


- ESKİ ile/ve YENİ

( OLD vs./and NEW )


- ESKİ ile YIKKIN/HARAP

( OLD vs. RUINED )


- ESKİ ile YIPRAK

( ... İLE Yıpranmış, aşınmış. )


- ESKİME ile YIPRANMA


- ESKİYLE "SAVAŞMAK" ile/değil/yerine YENİSİNİ YARATMAK


- EŞLEME ile/ve/||/<>/> ROL DEĞİŞTİRME ile/ve/||/<>/> AYNA ile/ve/||/<>/> YARDIMCI TEKNİKLER


- EŞLERİN ÖRTÜŞMEZLİĞİ AÇMAZI(PARADOKSU)'NDA:
LEIBNIZ ve GEOMETRİ ile/ve/||/<> EŞLER ve ÖRTÜŞMEZLİK ile/ve/||/<> YERLERİN, UZAYDA FARKLILAŞMASI(1768)

( IMMANUEL KANT )


- EŞYALARI/ÇANTAYI:
BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK yerine/değil YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK

( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. )


- EŞZAMAN/SENKRON[Fr. < SYNCHRONE] >< YADINKURUN/ASENKRON[Fr. < ASYNCHRONE]

( Aynı zaman içinde hareket eden. >< Başlama ve bitme anları başka olan (olaylar). )


- EŞZAMANLI OLMAYAN | ASENKRON ile/||/<> ASENKRON ile/||/<> YADIN KURUN

( yadın kurun )

( ASYNCHRONE )


- ETİKET[Fr. < Alm.] ile/= YAFTA[Fars. < YAFTE]

( Bir malın, tür, miktar vb. niteliklerini ya da kitap, defter vb. şeylerin, kime ait olduğunu belirtmek, belirli kılmak için üzerlerine konulan küçük kâğıt. | Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.TEŞRİFAT İLE/= Üzerine asıldığı ya da yapıştırıldığı şeylerle ilgili herhangi bir bilgi veren, yazılı kâğıt parçası. )


- ETİKET değil/yerine/= YARLIK


- ETİKET/LEMEK ile YAFTA/LAMAK


- ETKİ ile/ve YANKI

( EFFECT vs./and REVERBERATION )


- ETKİ ile/ve/<>/> YANSIMA


- ETKİ ile/ve/||/<> YAPI


- ETKİ/TESİR[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< YARAR/FAYDA[Ar.]


- ETKİLEMEK ile YAPMACIKLIK ile ETKİLENEN ile İLE ETKİLENDİ ile ALAKA ile ŞEFKATLİ ile SEVECEN

( AFFECT vs. AFFECTATION vs. AFFECTED vs. AFFECTED WITH vs. AFFECTION vs. AFFECTIONAL vs. AFFECTIONATE )

( تاثير گذاردن ile اثر کردن ile تصنع ile تصنعي ile مبتلا ile دچارعلت کردن ile مبتلا به ile عاطفه ile علاقه ile محبت ile عطوفت ile رافت ile عطف ile عطفي ile عاطف ile با محبت ile مهربان ile محبت آميز )

( TASYR GOZARDAN ile ASAR KARDAN ile تصنع ile تصنعي ile MOBTELA ile DOCHARALAT KARDAN ile MOBTELA BAH ile ATEFEH ile ALAGHEH ile MOHBAT ile OTUFT ile RAFT ile ATF ile ATFY ile عاطف ile BA MOHBAT ile MOTEORBAN ile MOHBAT AMYZ )


- ALE ETKİSİ ile/||/<> ALLEE ETKİSİ ile/||/<> BULMER ETKİ ile/||/<> POZİSYON ETKİSİ ile/||/<> TETRİS ETKİSİ ile/||/<> WAHLUND ETKİSİ ile/||/<> YANLIŞ ORTAKLIK ETKİSİ

( Bireylerin kendi türünden bireylerin varoluşundan sağladığı kazancı. İLE/||/<> Tür içindeki bireylerin, aynı türde olanların çevresinde olmasından dolayı kazandığı avantaj.[İlk olarak, 1930 yılında, Warder Clyde Allee tarafından ileri sürülmüştür.] İLE/||/<> Seçilim sürdükçe genetik çeşitlilik azalır, çünkü çeşitlilik doğa tarafından seçilip azaltılır. Bu azalma, ebeveynlerin populasyona göre fenotip çeşitlilik miktarı ile doğru orantılıdır. Çeşitliliğin artışı ise genetik mekanizmalar aracılığıyla sağlanır. İLE/||/<> Genin dışavurumuna [ve fenotipe olan etkisinin] genellikle komşu genlerle olan etkileşiminden etkilendiği ve genlerin mekansal yerleri değiştiğinde (translokasyonda olduğu gibi) ekpresyonunun da değiştiği genetik etki. İLE/||/<> Bireylerin bir etkinliğe çok fazla zaman harcaması sonucu bu etkinliğin düşüncelerini, zihinsel imajını ve düşlerini etkilemesi. İLE/||/<> Bir popülasyon içinde bulunan alt popülasyonlardaki alel frekansının dağılımından ötürü, popülasyon genelinde heterozigotluğun kuşaklar içinde azalması.[1928 - Sten Wahlund] İLE/||/<> Başka kişilerle davranış, tutum, inanç bakımından benzerliklerinin abartılması. )


- ETKİLİLİK ile/ve/<> YERELLİK


- ETKİ/N ile/ve/<> YETKİ/N


- ETKİNLİK/PERFORMANS =/ve İLETİŞİM =/ve GÜDÜLENME =/ve YETKİNLİK/LER

( NE? ve NEDEN? ve NASIL? )


- ETKİSİ ALTINA ALMAK ile/ve/||/<> YÖNLENDİRMEK


- ETKİSİNDE KALMAK ile/ve/||/<>/> YÜCELTMEK


- EVC-İ ARZ | YERÖTE ile/||/<> YERÖTE

( Yer çevresinde dolanan bir uydunun yörüngesi üzerinde Yere en uzak nokta astronomi )

( APOGEE )

( APOGÉE )

( APOGEUM )


- EVCİLLEŞME ile/ve/||/<>/>< YABANİLİK


- EVET = YES[İng.] = OUI[Fr.] = JA[Alm.] = SI[İt.] = SÍ[İsp.]


- EVRÂK-I MÜSBİTE ile/||/<> ZABIT KAYITLARI ile/||/<> DÂİMİ KAYITLAR ile/||/<> YOKLAMA KAYITLARI ile/||/<> MAZBATA

( Tapu sicilini tamamlayan belgeler. İLE/||/<> Tapulama(kadastro) görmeden önce taşınmazlarla ilgili tutulan tapu kayıtları. İLE/||/<> Tapu Yönetimlerinde iş sahiplerinin başvurusu üzerine tutulan kayıtlar. İLE/||/<> Rumi 1288 - 1325 tarihleri arasında miri arazinin, yetkili memurlar tarafından mahalline gidilerek, yerinde görülüp incelenerek tutulan kayıtlar. İLE/||/<> Tutanak. )


- EVRENİ ANLAMAK ile/ve YAŞAMAK


- EVRENSEL DİL ARAYIŞI ile/ve/||/<>/> YETER NEDEN İLKESİ

( LEIBNIZ )


- EVRİM EKONOMİSİ[İng. EVOLUTIONARY ECONOMICS] ile/||/<> YAŞAM TARİHİ[İng. LIFE HISTORY] ile/||/<> ZORUNLULUK[İng. NECESSITY]

( Bir bireyin, türün ya da popülasyonun ömürleri içinde olay ve olgulara harcadıkları zamanın ve enerjinin, evrimsel açıdan önemidir. Enerjiyi, çevresel ihtiyaç ve zorunluluklara en uygun kullanabilen bireyler, avantajlı konumda olacaklardır. Bu sebeple evrimsel anlamını yitirmiş organlar körelir, faydalı olanlar korunur. Ancak bu ekonomi, aynı zamanda "alışveriş ilkesi" (trade-off) dahilinde, bir yapının ne kadar gelişebileceğine de sınırlar koymuş olur.Evrimsel önemini yitirmiş organların körelmesi, bir bireyin yaşam tarihinin en önemli unsurlarındandır. Körelmenin sebebi, işe yaramayacak bir organın zigottan ölüme kadarlık ömür içinde üretilmesinin, büyütülmesinin, korunmasının, vb. süreçlerin son derece masraflı ve gereksiz olmasıdır. Bu yüzden, genetik yapısından ötürü bu gereksiz yapıları en az üreten, bunlara en az enerji ve zaman harcayan bireyler, en "körelmiş" biçimde üretebilen bireyler, evrim ekonomisi bakımından avantajlı konuma geçerler. Bu yüzden seçilim süreçleri, bu bireylerden yana işler. Nesilden nesile bu gereksiz yapılar körelir ve hatta yok olur. @@ Bir bireyin ömrü içinde zaman ve enerjisini nasıl ve ne için kullandığını gösteren şablondur. Evrimsel ekonomi, türün nasıl evrimleşeceğiyle doğrudan ilgili olduğundan, bireylerin yaşam tarihi de evrimsel süreçler ile doğrudan ilişkilidir. Zaman ve enerjinin kullanımına büyüme, onarım, yenilenme, yıkım, üreme, vb. olay ve olgular dahildir.Evrimsel önemini yitirmiş organların körelmesi, bir bireyin yaşam tarihinin en önemli unsurlarındandır. Körelmenin sebebi, işe yaramayacak bir organın zigottan ölüme kadarlık ömür içinde üretilmesinin, büyütülmesinin, korunmasının, vb. süreçlerin son derece masraflı ve gereksiz olmasıdır. Bu yüzden, genetik yapısından ötürü bu gereksiz yapıları en az üreten, bunlara en az enerji ve zaman harcayan bireyler, en "körelmiş" biçimde üretebilen bireyler, evrim ekonomisi bakımından avantajlı konuma geçerler. Bu yüzden seçilim süreçleri, bu bireylerden yana işler. Nesilden nesle bu gereksiz yapılar körelir ve hatta yok olur. @@ Zorunluluk, başka türlüsü düşünülemeyen ve tüm olanaklı dünyalarda aynı olan şeyi ifade etmektedir. Örneğin bir önerme zorunlu olarak doğruysa o önermenin yanlış olduğu düşünülemez. Zorunluluk kavramını hangi felsefe disiplini içinde inceleyeceğimize göre hakkında söyleyeceklerimiz değişmektedir. Zorunluluk kavramı, özellikle Kant’ın epistemolojisi bağlamında a priorilik ile özdeşleştirildiği için çağdaş epistemolojide de a priorilik tartışmaları içinde ele alınıp incelenmiştir. Kant sonrası analitik felsefede, zorunluluk ve a priorilik kavramları arasında bir ayrıma giden Kripke, a prioriliğin epistemolojik, zorunluluğun ise metafizik bir kavram olduğunu ileri sürmüştür. Bu ayrıma karşın örneğin Chisholm, zorunlu önermelerin var olduğunu ve bir kimsenin onu anlaması sonucunda doğru olduğunu anlaşılacağını dile getirerek ‘zorunlu olarak doğru olma’sı bakımından metafizik anlamını, ‘öznenin anlaması doğrultusunda doğruluğunu görmesi’ açısından ise epistemolojik anlamını kullanmıştır. O halde çağdaş epistemolojide zorunluluk, Kant’ın zorunluluğu ve a prioriliği özdeş tutması kadar içe içe tartışılmasa da, Kripke’nin ayrımına karşın, a priorilik zemininde tartışılmıştır. Çünkü metafiziğin ve mantık felsefenin kavramı olarak zorunluluğun epistemoloji içinde tartışılması için a priorilik gibi epistemolojik bir kavrama ihtiyaç vardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- EXECUTIVE :/yerine YÖNETİCİ


- EXECUTIVE[İng.] ile/||/<> YÖNETİMSEL

( EXECUTIVE )


- EXIGER[Fr.] ile/||/<> YERİNİ SEVMEK

( tarım )

( EXIGER )


- EXOTIQUE/EXOTISME/SAUVAGE[Fr.] değil/yerine/= ALIENATION/EXOTIC/EXOTISM[İng.] değil/yerine/= EXOTISCH/EXOTISMUS[Alm.] değil/yerine/= YABANCI

( Bulunduğu yere başka bir yerden getirilmiş, taşınmış kayaç ya da maden. @@ (jeoloji, coğrafya) )


- EXOTIQUE[Fr.] ile/||/<> YABANCIL

( Uzak yabancı ülke insanlarının törelerini geleneklerini yöresel görünüşlerini ele alan yapıt )

( EXOTIQUE )


- EXOTISME[Fr.] ile/||/<> YABANCILLIK

( Bir yapıtta yabancı ve uzak ülkelerle ilgili olayları kişileri yöresel görünüşleri yansıtma )

( EXOTISME )


- EYLEM ve/||/<>/> ANDA OLMAK ve/||/<>/> KENDİLİĞİNDENLİK ve/||/<>/> YARATICILIK


- EYLEM ve/||/<>/> YOL GÖSTERİCİ/LİK


- EYTİŞİM ve/||/<> YÖNTEMSEL KUŞKU


- EZMEK ile YEDİRMEK


- EZMEK ile/ve/değil/yerine YOĞURMAK


- f./ft.[Lat. < FIAT] değil/yerine/= YAP, YAPINIZ


- FAÂLİYET-İ BÜRKÂNİYE | YANARDAĞ PÜSKÜRMESİ ile/||/<> YANARDAĞ PÜSKÜRMESİ

( Yanardağın patlaması lav ve tüten çıkarması gibi görülebilen olayların tümü Yerin iç kesiminden gelen katı sıvı ve gaz durumdaki kızgın özdeklerin bir yanardağ ağzından yeryüzüne çıkması )

( VOLCANIC ACTIVITY | ERUPTION | VOLCANIC ERUPTION )

( ACTIVITÉ VOLCANIQUE | ÉRUPTION | EXPLOSION VOLCANIQUE )

( VULKANISCHE TÖTIGKEIT | VULKANAUSBRUCH | AUSBRUCHSERSCHEINUNG )


- FABAGELLE[Fr.] ile/||/<> ZYGOPHILLUM FABAGO[Lat.] ile/||/<> YABANİ KİMYON

( botanik )

( FABAGELLE )

( ZYGOPHILLUM FABAGO )


- FACE EACH OTHER[İng.] ile/||/<> FACE À FACE[Fr.] ile/||/<> GEGENSTELLUNG[Alm.] ile/||/<> YÜZ YÜZE

( Alıştırmalarda eşlerin birbirine yüzleri dönük durması )

( FACE EACH OTHER )

( FACE À FACE )

( GEGENSTELLUNG )


- FACE FLY[İng.] ile/||/<> YÜZ SİNEĞİ

( Avrupa Amerika Asya ve Afrika nın kimi bölgelerinde bulunan genellikle sığır ve at gibi büyük memelilerin dışkılarına konan sinek türü Musca autumnalis )

( FACE FLY )


- FACE :/yerine YÜZ


- FACEBOOK ile X/TWITTER ile YOUTUBE ile LINKEDIN ile INSTAGRAM["INSTANGRAM" değil!] ile PINTEREST ile BLOG ile FOUR SQUARE

( Kurabiye yemeyi seviyorum. İLE Kurabiye yiyorum. İLE Bakın nasıl da yiyorum kurabiyeyi. İLE Nasıl kurabiye canavarı oldum? İLE Buyurun, kurabiye yerkenki fotoğrafım. İLE Kurabiye tarifimi de paylaşayım. İLE Kurabiye yapma/yeme anılarım. İLE Şurada, kurabiye yiyorum. )

( I like eating cookie. VS. I'm eating cookie. VS. This is how I eat my cookie. VS. My skills include eating cookie. VS. Here's a photo of the cookie I eat. VS. Here's my recipe for the cookie. VS. Here's my cookie eating experience. VS. This is where I am eating the cookie. )


- FAGOSİT[Fr. < PHAGOCYTE] değil/yerine/= YUTAR GÖZE


- FAGOSİT değil/yerine/= YUTARGÖZE

( Organik ya da inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan gözesi. )


- FAGOSİTOZ değil/yerine/= YUTMA


- FAKİR[Ar.]/ÇIGAY[dvnlgttrk] değil/yerine/= YOKSUL


- FAKİRHANE değil/yerine/= YOKSULEVİ


- FALAN"["FELAN/FELEN" değil!] ile "YANİ"


- FALEZ[Fr. < FALAISE] değil/yerine/= YALI YAR


- FALEZ | YALI YAR ile/||/<> YALI YAR

( Deniz kıyısında dik çeperli kayalık düz duvar gibi yükselen kayalık Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen diklik yar )

( SEA CLIFF | CLIFF )

( FALAISE LITTORLE | FALAISE )

( KÜSTENKLIFF | KLIFF )

( FALESIA )

( ΘΑΛΆΣΣΙΟΣ ΓΚΡΕΜΌΣ / θαλάσσιος γκρεμός )


- FALEZ | YALI YAR ile/||/<> YAR

( Deniz kıyısında dik çeperli kayalık (düz duvar gibi yükselen kayalık.) @@ Yüksek kıyılarda dalga aşındırmasıyla oluşan ve aşınma sürdükçe karanın içine doğru gerileyen diklik. @@ bk. yar. )

( SEA CLIFF | CLIFF~CLIFF )

( FALAISE LITTORLE | FALAISE~FALAISE )

( KÜSTENKLIFF | KLIFF~KLIFF )

( FALESIA~DIRUPO )

( ΘΑΛΆΣΣΙΟΣ ΓΚΡΕΜΌΣ / θαλάσσιος γκρεμός~ΓΚΡΕΜΌΣ / γκρεμός )


- FALSE CONSENSUS EFFECT[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ ORTAKLIK ETKİSİ

( Başka insanlarla; davranış, tutum, inanç bakımından benzerliklerinin abartılması durumudur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- FALSIFICATIONISM[İng.] ile/||/<> YANLIŞLAMACILIK

( FALSIFICATIONISM )


- FALYANOS[Yun.] ile/||/<> YUNUS BALIĞININ İRİ BİR TÜRÜ

( yunus balığının iri bir türü R φάλιανος )

( ΦΆΛΙΑΝΟΣ / φάλιανος )


- FARE ile YABAN FARESİ

( [Fars.]
MÛŞEK: Fare yavrusu.
MÛŞ-İ DESTÎ / MÛŞ-İ DESTÎ-İ SAHRÂ: Tarla faresi, köstebek.
MÛŞ-İ DÜ-PÂ[Fars.]: Kuzey Afrika'da yaşayan ve uzun iki arka ayağı üstünde sıçrayan bir kır faresi.
MÛŞ-İ HURMÂ[Fars.]: Hurma sıçanı.[kediden biraz daha küçüktür]
MÛŞ-İ KÛR[Fars.]: Körsıçan, köstebek.
MÛŞ-İ PERENDE[Fars.]: Yarasa. | Sincap. | Avustralya'da bulunan, keseli bir hayvan.
MÛŞ-İ SULTÂNİYE[Fars.]: Sincaba benzeyen, küçük bir fare.
MÛŞ-GÎR[Fars.]: Sıçan tutan çaylak kuş.
MÛŞ-HÂR[Fars.]: Sıçan yiyen çaylak kuş. )

( FE'RA ile ZEBÂBE )

( MÛŞ ile ... )


- FARE ile YELELİ FARE