Y ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 9.110 başlık/FaRk ile birlikte,
9.110 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(36/38)
- YUFKAYÜREKLİ/LİK ile GÖZÜKARA/LIK
- YUFKAYÜREKLİ/LİK ile/ve/değil MERHAMET/Lİ
- YUGOSLAVYA > BOSNA-HERSEK, HIRVATİSTAN, KARADAĞ, KOSOVA, MAKEDONYA, SIRBİSTAN, SLOVENYA
(
)
- YÜĞRÜK ...
( İyi yürüyen/koşan. | Çalışkan. | Çevik, güçlü. )
- YUH ile ÇÜŞ
- YUH ile YUHA
( Hoşnutsuzluk ve öfke anlatır. İLE Birine karşı beğenilmeyen bir durumda, hep birden haykırılan bir hakaret sözü. )
- YUHALAMAK ile YUHALANMAK ile YUHALATMAK ile YUH ile YUHA
- YUHSİNU[Ar.] ile YA'LEMU[Ar.]
- CHARGE-TRANSFER DEVICE DETECTORS[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK-AKTARIM DEDEKTÖRLERİ, CTD
- CHARGE TRANSFER[İng.] / CHARGE TRANSFÉRER[Fr.] / LADUNGSAUSTAUSCH[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK AKTARIMI
- Yük almadan DİNLE!!!
- CHARGE INDEPENDENCE[İng.] / INDÉPENDANCE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSUNABHÄNGIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK BAĞIMSIZLIĞI
- CHARGE MULTIPLET[İng.] / MULTIPLET DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK ÇOKLUSU
- CHARGE BALANCE EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK DENKLİĞİ EŞİTLİĞİ
- LADUNGSSPEICHERTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DEPOLAMA TRANSİSTÖRÜ
- CHARGE STORAGE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À STOCKAGE DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK DEPOLAMALI TRANSİSTÖR
- CHARGE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSRESISTENZ, LADUNGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DİRENCİ
- CHARGE LINE[İng.] / LIGNE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DOĞRUSU
- CHARGE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK ENERJİSİ
- PARITÉ DE CHARGE-CONJUGAISON[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK-EŞLENİK PARİTESİCHARGE CONJUGATİON PARİTY
- CONSERVATION DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK KORUNUMU
- CHARGE QUANTIZATION[İng.] / QUANTIFICATION DE LA CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK KUANTALANMASI
- LADEQUANTISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK KUANTİZASYONU
- LADUNGSMULTIPELT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK MULTİPLETİ
- YÜK TAŞIR ile/değil YÜK TAŞINIR
( Kişi. @@ Hizmet ve bilgi. )
- CHARGE CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI YOĞUNLUĞU
- CHARGE CARRIER[İng.] / PORTEUR DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI
- CHARGE NEUTRALITY[İng.] / NEUTRALITÉ DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK YANSIZLIĞI
- KANÛN-İ HAMÛLE-İ BERKİYE[Osm.] / CHARGE LAW[İng.] / LOI DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK YASASI/KANUNU
- CHARGE DENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜK YOĞUNLUĞU
- YÜK ile/ve/değil/yerine AĞIRLIK
( [not] (")FREIGHT(") vs./and/but BURDEN
BURDEN instead of (")FREIGHT(") )
- YÜK ile/ve/||/<> BASINÇ
- YÜK ile/değil/yerine/=/||/<> EŞYA | YÜKLÜK
( yük arabası yük asansörü yükçeker yük gemisi yük hayvanı yük katarı yük odası yük treni yük vagonu aşırı yük baz yük dökme yük kuru yük serbest yük deve yükü kar yükü rüzgâr yükü Araba hayvan vb nin taşıdığı şeylerin hepsi Bir şeyin ağırlığı Araba hayvan vb nin taşıyabildiği miktar eşya Birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev hamule Tedirginlik veren şey Bir cismin yüzeyinde biriken elektrik miktarı Yüz bin kuruşluk mal veya tutar Doğacak bebek yüklük )
- HAMÛLE[Osm.] / CHARGE, LOAD[İng.] / CHARGE[Fr.] / LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK
- YÜK ile/ve/değil/||/<> KARMAŞA
- YÜK ile KÜLFETLİ
( BURDEN vs. BURDENSOME )
( سربار ile سنگين بار کردن ile غم انگيز )
( SARBAR ile SANGYNE BAR KARDAN ile GHAM ENGYZ )
- YÜK ile YÜK ODASI ile YÜK TRENİ ile YÜK GEMİSİ ile YÜK KATARI ile YÜK VAGONU ile YÜK ARABASI ile YÜK HAYVANI ile YÜK ASANSÖRÜ
- YUKA ile/||/<> YUFKA
( yufka )
- YUKA ile YUKAÇ
- YUKAÇ ile/||/<> ANTİKLİNAL
( antiklinal )
- YUKARI KUARK ile/ve/||/<> AŞAĞI KUARK
- UP QUARK[İng.] / QUARK UP[Fr.] / ERHÖHENQUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKARI KUARK
- YUKARI MISIR ile/ve AŞAĞI MISIR
( Doğu. İLE/VE Batı. )
- YUKARI ile AŞAĞI [özellikle asansörde]
( Yukarı çıkacaksanız aşağı okuna basılmaz! Hangi yöne gidecekseniz onun tuşuna basılır. Kendinizi asansör yerine koymayın. Siz nereye gidecekseniz onu bilin yeter. Asansörün programlanması sizin nasıl düşüneceğinizin önceden planlanmış durumudur. Siz tekrar düşünürseniz programı bozmuş olursunuz. )
- YUKARI ile YUKARI MAHALLE
- DEĞİNİLEN:
YUKARIDA değil DEMİN
( Okumada. DEĞİL Konuşmada. )
- YUKARI/DA ile/değil AŞAĞI/DA
( Yukarılarda fazla durma, yel alır; aşağılarda fazla durma, sel alır. )
- YUKARIYA değil YUKARI
- YUKAWA FORCE[İng.] / FORCE DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA KUVVETİ
- YUKAWA MESON[İng.] / MÉSON DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA MEZONU
- YUKAWA POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA POTANSİYELİ
- YÜKÇÜ ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞIYICI | HAMAL
( taşıyıcı hamal )
- YÜKÇÜLÜK ile/değil/yerine/=/||/<> TAŞIYICILIK | HAMALLIK
( taşıyıcılık hamallık )
- YÜKLEDİĞİN ile/ve/||/<> YÜKLENDİĞİN
- YÜKLEM BİRLİĞİ ile/||/<> ...
( Derleme yüklem öbeği yüklem grubu Yüklemle birlikte kullanılan sözcük veya tamlamalar Bu ev Ihlamura giden birbirine paralel dik yokuşlardan birinin hemen tepesindedir Yalı gezmekle seyretmekle doyulmaz bir güzellikteydi vb )
- YÜKLEM = ATTRIBUTE[İng.] = ATTRIBUT[Fr., Alm.] = ATTRIBUTUM[Lat.]
- YÜKLEM = MAHMUL = PREDICATE[İng.] = PRÉDICAT[Fr.] = PRÄDIKAT[Alm.] = PRAEDICATUM[Lat.] = KATEGOREMA[Yun.]
- YÜKLEM ve/||/<>/= YETİ
- CHARGING CURRENT[İng.] / COURANT DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME AKIMI
- LOADING ERROR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME HATASI
- YÜKLEME/ŞARJ[Fr. < CHARGE] ile/||/<> YÜKLEME/TAHMİL[Ar. < TAḤMĪL]
- LOADING[İng.] / CHARGEMENT[Fr.] / AUFLADUNG, AUFLADUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME/YÜKLEYİCİ AKIMI
- YÜKLEME ile/ve/değil/yerine "AKTARMA"
- YÜKLEME ile YÜKLEME HALİ ile YÜKLEME DURUMU ile YÜKLEME BOŞALTMA
- YÜKLEME ile YÜKLENME
- YÜKLEMEK ile/ve/değil/||/<> GENİŞLETMEK
- YÜKLEMEK ile YÜKLENMEK ile YÜKLETMEK ile YÜKLENİLMEK ile YÜKLETİLMEK ile YÜKLETTİRMEK ile YÜKLENEBİLMEK ile YÜKLETEBİLMEK ile YÜKLEYEBİLMEK ile YÜKLEM ile YÜKLER ile YÜKLEM GRUBU ile YÜKLEM ÖBEĞİ ile YÜKLEM BİRLİĞİ
- YÜKLEMLEME ile/ve/||/<> ÇELİŞMEZLİK
- YÜKLEMLEME ile/ve/||/<> TERİMLERİN SINIFLANDIRILMASI
- YÜKLEM/LER ile/ve/||/<> ÇELİŞİK YÜKLEM/LER
- YÜKLENİŞ ile YÜKLENİCİ/LİK
- YÜKLENME ile/değil/yerine DÜŞÜNME
- YÜKLENME ile/değil/yerine ÜSTLENME
- YÜKLENMEK" ile/ve/<> ABANMAK
- YÜKLEYİŞ ile YÜKLEYİCİ
- YUKLİMA ile ...
( Kuyu ağzına konulan örtü. )
- CHARGED CONDUCTOR ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DU CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETE LEITERENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN ENERJİSİ
- CHARGED CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETER LEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN
- CHARGED PARTICLE[İng.] / PARTICULE CHARGÉE[Fr.] / GELADENER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK/TANECİK
- YÜKLÜ PROGRAM ile YOĞUN PROGRAM
- CHARGED SPECIES[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ TÜRLER
- YÜKLÜ ile/ve/<>/> AĞIRAYAK
( Karnında yavru(bebek/fetüs) bulunan. İLE/VE/<>/> Doğurması yakın yüklü. )
- YÜKLÜ/LÜK ile YÜKLÜK ile YÜKLÜCE
- YÜKSEK ATEŞTE(HARLIDA) ISITMAK ile/değil/yerine KISIK ATEŞTE ISITMAK
- HIGH PRESSURE CLOUD CHAMBER[İng.] / HOCHDRUCKNEBELKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI BULUT ODASI
- HIGH PRESSURE MERCURY VAPOUR LAMP[İng.] / LAMPE À VAPEUR DE MERCURE HAUTE PRESSION[Fr.] / HOCHDRUCKQUECKSILBERDAMPFLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI CIVA BUHARLI LAMBA
- CHAMBRE DU BROUILLARD À LA PRESSION HAUTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI SİS ODASI
- YÜKSEK BAŞKENTLER:
LHASA ve LA PAZ ve QUITO ve SANAA
( Tibet'te.[En yüksek] VE Bolivya'da.[2. sırada] VE Ekvator'da.[3. sırada.] VE Yemen'de.[2400 m.][4. sırada.][Burada yaşayanların, her yıl en az bir kez deniz seviyesine inmeleri gerekmektedir.] )
- HIGH ENERGY PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DES HAUTES ÉNERGIES[Fr.] / HOCHENERGIEPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİ FİZİĞİ
- HEED REFLECTION, HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION PAR DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI YANSIMASI
- HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI
- HIGH ENERGY NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIENEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ NÖTRONLAR
- HIGH ENERGY PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIETEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ PARÇACIK
- HIGH ENERGY SCATTERING[İng.] / DISPERSION À HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ SAÇILMA
- HOCHENERGIE-REFLEXIONSELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ YANSIMALI ELEKTRON KIRINIMI
- HIGH EPITHERMAL NEUTRONS[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİ-ISIL NÖTRONLAR
- HOCHEPITHERMISCHE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİTESMEL NÖTRONLAR
- YÜKSEK FİKİRLİ ile YÜKSEK FİKİRLİLİK
( HIGH-MINDED vs. HIGH-MINDEDNESS )
( بامناعت ile بزرگ منش ile مناعت ile بزرگي طبع ile بزرگ منشي )
( BAMENAAT ile BOZORG MONASH ile MENAAT ile BOZORGY TAB ile BOZORG MONASHY )
- BLAST-FURNACE[İng.] / HOUT FOURNEAU[Fr.] / HOCHOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FIRIN
- YÜKSEK FIRIN ile/||/<> YÜKSEK FIRIN
( Demir cevherlerinin yüksek sıcaklıkta kok ile indirgenerek ham demirin üretildiği fırın kimya )
( BLAST FURNACE )
( HAUT FOURNEAU | HAUT-FOURNEAU )
( HOCHOFEN )
- HOCHFREQUENZSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS AKIMI
- YÜKSEK FREKANS ile/||/<>/> ÇOK AŞIRI YÜKSEK FREKANS
( Frekansı 3 MHz - 30 MHz, dalga boyu da 100 m. - 10 m. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. İLE/||/<>/> Frekansı 30 GHz - 300 GHz ve dalga boyu da 1 mm. - 1 cm. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. )
( TEVALî-i âLi İLE TEVALî-i âLi-i âLâ )
( HiGH FREQUENCY VS. EXTREMELY HiGH FREQUENCY )
( LA FRéQUENCE HAUTE AVEC LA FRéQUENCE HAUTE EXTREMENT )
( HOCHFREQUENZ MiT ULTRAHOCHFREQUENZ )
- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS
- HIGH VOLTAGE ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK GERİLİMLİ ELEKTRON MİKROSKOBU
- YÜKSEK KAFA | ALTLIK ile/||/<> ALTLIK
( Sinema TV Alıcının üzerine yerleştirilerek çalıştırıldığı yüksekliği az ve değişmez silindir biçiminde dayanak Hattatların yazı yazarken kâğıdı üzerine koydukları destek Heykel Baş gövde ya da boy heykellerinin yerden yüksekçe durması için altlarına konulan taş ya da ağaçtan taşıyıcı bölüm haritacılık fotoğrafçılık Duyarkat fotoharita vb altına yapıştırılan nesne At sığır tavuk ve evcil hayvanların barınakları zeminine nem ve dışkıyı emmesi veya hayvanı temiz tutması kaydırmaması amacıyla serilen ot saman lastik kauçuk plastik vb malzemeler )
( HIGH HAT, TOP HAT | PEDESTAL | BOARD | FOOTING | BEDDING | CAMERA SUPPORT, SUPPORT, MOUNTING | ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL )
( RALLONGE SURÉLEVER LA CAMÉRA | PIÉDESTAL | FONDEMENT | SUPPORT DE CAMÉRA | PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES )
( "HIGH HAT" | FUSSGESTELL | STATIV, KAMERASTATIV | PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST )
( CAVALLETTO )
( ΒΆΣΗ / βάση )
- YÜKSEK KAFA | ALTLIK ile/||/<> DESTEK ile/||/<> SEKİ
( Sinema/TV. Alıcının, üzerine yerleştirilerek çalıştırıldığı, yüksekliği az ve değişmez, silindir biçiminde dayanak. @@ Hattatların yazı yazarken kâğıdı üzerine koydukları destek. @@ (Heykel) Baş, gövde ya da boy heykellerinin yerden yüksekçe durması için altlarına konulan taş ya da ağaçtan taşıyıcı bölüm. @@ haritacılık, fotoğrafçılık: Duyarkat, foto-harita vb. altına yapıştırılan nesne. @@ @@ At, sığır, tavuk ve evcil hayvanların barınakları zeminine nem ve dışkıyı emmesi veya hayvanı temiz tutması, kaydırmaması amacıyla serilen ot, saman, lastik, kauçuk, plastik vb. malzemeler. )
( HIGH HAT, TOP HAT | PEDESTAL | BOARD | FOOTING | BEDDING | CAMERA SUPPORT, SUPPORT, MOUNTING | ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL~CAMERA SUPPORT (MOUNTING), SUPPORT, MOUNTING | BRACE | SUPPORT~ROSTRUM, PLATFORM, PARALLEL | TRIBÜNE | TERRACE | HORSE LEG MARKINGS )
( RALLONGE SURÉLEVER LA CAMÉRA | PIÉDESTAL | FONDEMENT | SUPPORT DE CAMÉRA | PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES~SUPPORT DE CAMÉRA | BÉQUILLE | HAUBAN | SUPPORT | SOUTÈNEMENT | SUPPORTARE~PRATICABLE, PARALLÈLE, PLATEFORME (DE PRISE DE VUES) | TERRASSE )
( ...~...~PODIUM )
( "HIGH HAT" | FUSSGESTELL | STATIV, KAMERASTATIV | PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST~STATIV, KAMERASTATIV | SSTÜTZE | AUSBAU | STÜTZE~PRATIKABEL, TRIBÜNE, PODEST | ZUSCHAUERTRIBÜNE | TERRASSE )
( CAVALLETTO~SUPPORTO~PIATTAFORMA )
( ΒΆΣΗ / βάση~ΣΤΉΡΙΓΜΑ / στήριγμα~ΕΞΈΔΡΑ / εξέδρα )
- YÜKSEK KALDIRIM ile ...
( Tünel ile Karaköy arasında bulunan yokuş yol ve semt adı. [Adını eskiden burada bulunan merdivenlerden almıştır] )
- YÜKSEK KAN BASINCI | HİPERTANSİYON[Fr. < HYPERTENSION] ile/||/<> ...
( HYPERTENSION )
- YÜKSEK MALİYET/Lİ ile PAHA/LI
- YÜKSEK ÖĞRENİM KALE ÖĞRENCİ YURDU :
( Yavuz Sultan Selim mahallesindedir. Ufuk Sema Eğitim ve Ticaret Kurumuna aiT olan Kale Erkek Öğrenci Yurdu 1998'de açıldı, 2004'te ise Poligon mahallesine taşındı. )
- YÜKSEK OMURGALILAR ile/ve AŞAĞI OMURGALILAR
( FIKARİYYE-İ/FEKARİYYE ÂLİYYE ile/ve FIKARİYYE-İ/FEKARİYYE SÜFLİYYE )
- YÜKSEK ORAN ile/ve YARAR
- HIGH-PERFORMANCE ADSORPTION CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI ADSORPSİYON KROMATOGRAFİSİ
- HIGH PERFORMANCE ION-EXCHANGE CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI İYON DEĞİŞİM KROMATOGRAFİSİ
- HIGH PERFORMANCE LIQUID CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK PERFORMANSLI SIVI KROMATOGRAFİSİ, HPLC
- YÜKSEK RÜTBELİ ile YÜKSEK RÜTBELİ SUBAY
( HIGH-RANKING vs. HIGH-RANKING OFFICER )
( بالارتبه ile عالي مقام ile عاليرتبه ile بلند مرتبه ile تيمسار )
( بالارتبه ile ALY MOGHAM ile ALYRATBEH ile BALAND MORTABEH ile TYMOSAR )
- HOCHTEMPERATURGASREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK GAZ SOĞUTMALI REAKTÖR
- HOCHTEMPERATURREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK REAKTÖRÜ
- HIGH TEMPERATURE SUPERCONDUCTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK SÜPER İLETKENİ
- HIGH TEMPERATURE GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ À HAUTE TEMPÉRATURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIKLI GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- HIGH SPIN COMPLEX[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SPİN KOMPLEKSİ
- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN
( Geçiş metali komplekslerinde spin durumları. )
( Formül: μ = √(n(n+2)) BM )
- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN
( Yüksek spin zayıf alan maksimum eşleşmemiş İLE düşük spin güçlü alan. )
( Formül: Δ < P İLE Δ > P )
- YÜKSEK TEKNOLOJİ değil İLERİ TEKNOLOJİ
- NEUTRONS ÉPITHERMIQUES SUPÉRIEURS[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ÜST ISIL NÖTRONLAR
- YÜKSEK UYARANLARIN (KEYİF VERİCİLERİN) ÇOĞU ...:
"KAZANIM" değil/ne yazık ki/></< KANDIRMACA/ALDATMACA
- HIGH VACUUM[İng.] / VIDE POUSSÉ[Fr.] / HOCHVAKUUM, ÜBERVAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK VAKUM
- YÜKSEK VOLTAJ ile/||/<> HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV[İng.] ile/||/<> HAUTE TENSION[Fr.] ile/||/<> HOCHSPANNUNG[Alm.] ile/||/<> YÜKSEK GERİLİM
( Sinema TV Yüzlerce volttan oluşan gerilim )
( HIGH TENSION, HT, HIGH VOLTAGE, HV )
( HAUTE TENSION )
( HOCHSPANNUNG )
- YÜKSEK ZEKÂ ile/ve/değil/<> YARATICILIK
- YÜKSEK ile SAĞLAM
- YÜKSEK ile/||/<> YÜKSEK
( Bir dilin yayılış alanı içinde denizden en uzak yerlerdeki şekline sıfat olur )
( HIGH )
( HAUT )
- YÜKSEK ile YÜKSEK TEKLİF VE DÜŞÜK TEKLİF ile YÜKSEK ÇİZME ile YÜKSEKTEN UÇMAK ile YÜKSEK GELİR ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK FİKİRLİ ile YÜKSEK MORAL ile YÜKSEK POZİSYON ile YÜKSEK RAHİP ile YÜKSEK RÜTBE ile YÜKSEK SIRALAMA ile YÜKSEK RÜTBELİ YETKİLİ ile LİSE ile YÜKSEK SONDAJ ile YÜKSEK HIZ ile YÜKSEK SU ile DAHA YÜKSEK ile DAHA YÜKSEK ile YAYLA ile MAJESTELERİ ile OTOYOL ile OTOYOL DEVRİYESİ
( HIGH vs. HIGH BID AND LOW BID vs. HIGH BOOT vs. HIGH FLYING vs. HIGH INCOME vs. HIGH JUMP vs. HIGH MINDED vs. HIGH MORALE vs. HIGH POSITION vs. HIGH PRIEST vs. HIGH RANK vs. HIGH RANKING vs. HIGH RANKING OFFICIAL vs. HIGH SCHOOL vs. HIGH SOUNDING vs. HIGH SPEED vs. HIGH WATER vs. HIGHER vs. HIGHER UP vs. HIGHLAND vs. HIGHNESS vs. HIGHWAY vs. HIGHWAY PATROL )
( شامخ ile منيع ile شاهق ile عالي ile آسمان پايه ile بو گرفته ile منيف ile مرتفع ile علوي ile سامي ile رفيع ile بلند ile متعال ile سني ile مزايدهومناقسه ile مزايده و مناقسه ile چکمه ile بلند خيال ile ياوه انديش ile پردرآمد ile پرش ارتفاع ile نظر بلند ile با روح ile مقام منيع ile کاهن اعظم ile علو مقام ile بلند پايه ile عالي رتبه ile صاحب منصب ile دبستان ile دبيرستان ile مدرسه متوسطه ile عوام فريب ile پر سرعت ile مد دريا ile والاتر ile عضو ارشد ile کوهسار ile جناب ile والاحضرت ile جاده ile شارع ile شاهراه ile راهبان )
( SHAMOKH ile منيع ile شاهق ile ALY ile ASMAN PAYYEH ile BO GARAFTEH ile منيف ile MORTAF ile ALUY ile سامي ile RAFYE ile BALAND ile MOTAAL ile SANY ile MOZAYDEOOMENAGHASEH ile MOZAYDAH VE MENAGHASEH ile CHEKAMEH ile بلند خيال ile YOH ANDYSH ile PARDARAMAD ile PORSH ERTAFA ile NAZAR BALAND ile BA RUH ile مقام منيع ile KANPAN EAZAM ile ALU MOGHAM ile BALAND PAYYEH ile ALY RATBEH ile SAHEB MONASB ile DABASTAN ile DABYRASTAN ile MADRESEH MOTOSETEH ile عوام فريب ile PAR SARAT ile MAD DARYA ile VALATAR ile OZV ERSHOD ile KUHOSAR ile JENAB ile VALAHAZRAT ile JADEH ile SHARE ile SHARAH ile RANPABAN )
- YÜKSEKLİK | DİKLİK ile/||/<> DİKLİK
( Sinema TV Bir sesin incelik ya da kalınlık derecesi Diklik doğrudan doğruya yinelenime bağlıdır Sesin saniyedeki titreşim sayısı olan yinelenim fiziksel bir olaydır Bu olayın kulağımızdaki etkisi ruhbilimseldir ve diklik denir Yinelenim değiştikçe diklik de değişir diklik derecesine göre seslerin incelik ya da kalınlık durumu ortaya çıkar 1 İki olasılıksal değişken ya da bu değişkenlerin doğrusal işlevleri bağımsız olduğunda değişkenlerin birbirine göre durumu 2 Bir deney tasarımında gözlenmiş değişkenler ya da bunların doğrusal birleşimleri bağımsız olduğunda bu tasarımın durumu Kayalık dikeye yakın sarp yamaç Oransal ölçümlü verilerde dağılımı belirleyen ölçümlerden biri olan ve eğrinin normal dağılıma göre ne kadar yassı veya yüksek olduğunu gösteren aralık )
( PITCH (OF SOUND, OF A NOTE) | ORTHOGONALITY | ESCARPEMENT | KURTOSIS | TONE )
( HAUTEUR (DU SON) | ESCARPEMENT | TON )
( HÖHE, TONHÖHE | ORTHOGONALITAET | STEILHANG | TON )
( ALTEZZA DEL SUONO )
( ΎΨΟΣ ΤΌΝΟΥ / ύψος τόνου )
- YÜKSEKLİK | DİKLİK ile/||/<> TİTREM
( Sinema/TV. Bir sesin incelik ya da kalınlık derecesi. (Diklik, doğrudan doğruya yinelenime bağlıdır. Sesin saniyedeki titreşim sayısı olan yinelenim fiziksel bir olaydır. Bu olayın kulağımızdaki etkisi ruhbilimseldir ve diklik denir. Yinelenim değiştikçe diklik de değişir; diklik derecesine göre seslerin incelik ya da kalınlık durumu ortaya çıkar). @@ 1) İki olasılıksal değişken ya da bu değişkenlerin doğrusal işlevleri bağımsız olduğunda değişkenlerin birbirine göre durumu. 2) Bir deney tasarımında, gözlenmiş değişkenler ya da bunların doğrusal birleşimleri bağımsız olduğunda bu tasarımın durumu. @@ Kayalık, dikeye yakın sarp yamaç. @@ Oransal ölçümlü verilerde dağılımı belirleyen ölçümlerden biri olan ve eğrinin normal dağılıma göre ne kadar yassı veya yüksek olduğunu gösteren aralık. )
( PITCH (OF SOUND, OF A NOTE) | ORTHOGONALITY | ESCARPEMENT | KURTOSIS | TONE~TONE )
( HAUTEUR (DU SON) | ESCARPEMENT | TON~TON )
( ...~TONUS )
( HÖHE, TONHÖHE | ORTHOGONALITAET | STEILHANG | TON~TON | TON, BETONUNG )
( ALTEZZA DEL SUONO~TONO )
( ΎΨΟΣ ΤΌΝΟΥ / ύψος τόνου~ΤΌΝΟΣ / τόνος )
- YÜKSEKLIK KORKUSU | AKROFOBI[İng. < ACROPHOBIA] ile/||/<> ...
( ACROPHOBIA )
- YÜKSEKLİK KORKUSU ile/değil/yerine "ALÇAKLIK" KORKUSU
- YÜKSEK/LİK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK, MÜTEAL, YÜCE/LİK
( ... ile/ve/değil/yerine PARA )
- YÜKSEK/LİK ile YÜKSEK SES ile YÜKSEK FİYAT ile YÜKSEK FIRIN ile YÜKSEK ATLAMA ile YÜKSEK BASINÇ ile YÜKSEK LİSANS ile YÜKSEK TABAKA ile YÜKSEK TAHSİL ile YÜKSEK YAYLAK ile YÜKSEK GERİLİM ile YÜKSEK SOSYETE ile YÜKSEK TEKNOLOJİ ile YÜKSEKLİK KORKUSU ile YÜKSEK KAN BASINCI
- YÜKSEKLİK ile YÜKSELTMEK
( HEIGHT vs. HEIGHTEN )
( خيز ile ارتفاع ile ذروه ile سمو ile سناء ile بلندي ile بلندتر کردن )
( KHYZ ile ERTAFA ile ذروه ile سمو ile سناء ile BALANDY ile BALANDTAR KARDAN )
- ALTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEKLİKÖLÇER
- YÜKSEKTEN KORKMAK ile/ve/değil DÜŞMEKTEN KORKMAK
- YÜKSEKTEN, MEHMET (SARIYER, 1961) :
( Bahçeköylüdür. 1978'de Sultanahmet Meslek Lisesinden mezun oldu. İthalat ve pazarlama alanlarında ticari yaşamını sürdürmektedir. Siyasete 1985'te Sarıyer'de Refah Partisi (RP) saflarında başladı. 1992'de Bahçeköy Belediye Meclis Üyeliğine (RP) den seçildi. 1999 - 2004 yılları arasında Fazilet Partisinden (FP) den Bahçeköy Belediye Meclis Üyeliğine seçildi. Bu parti kapanınca bağımsız olarak görev yaptı. 2004'te ise AKP den Bahçeköy Belde Belediye Meclisi üyesi seçildi. Bahçeköy Spor Kulübü ve Sarıyer Spor Kulübü'nde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sosyal, kültürel ve sportif amaçlı birçok dernekte üyedir. )
- YÜKSEL, BURHAN (EDİRNE, 1952) :
( Yıldız Kulübünden transfer edildi ve bir sezon (1980/1981) sezonunda Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı. 16 lig ve l kupa maçı olmak üzere 17 resmi ve 10 özel maçla birlikte toplam olarak 27 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 3 gol kazandırdı. )
- YÜKSEL, RIZA :
( CHP saflarında siyaset yaptı ve 1994/1999 döneminde CHP liztesinden Sarıler Belediye Meclisine üye seçildi ve görev yaptı. )
- YÜKSEL, SİNAN (ZARA, 1982) :
( Sarıyer Merkez Mahallesi Muhtarı (2014 - 2019, 2019 - 2024). Sporcu, Ortabayır, Gültepe, Yenimahalle, Çayıbaşı ve Gümüşdere kulüplerinde amatör olarak futbol oynadı. 2014 yerel seçimlerinde Sarıyer Merkez Mahallesi muhtarı seçildi. 2019'da ikinci kez muhtar seçilip görevine devam etmektedir. )
- YÜKSEL, TEOMAN (BÜYÜKDERE, 1954) :
( Büyükdereli sanatçıdır. İlkokulu Büyükdere ilkokulunda, ortaokulu Mümtaz Tarhan Ortaokulunda okuduktan sonra Lise eğitimini Sarıyer'de tamamladı. Askerliğini takiben işe girdi. Ailece müzikle ve estrumanla ilgilendiklerinden aynı yolu takip etti ve profesyonel olarak ses sanatçısı olarak sahne almaktadır. )
- YÜKSELEN GÖVDE = SÂK-I SÂ'İD = TIGE MONTANTE, TIGE ASCENDANTE
- YÜKSELİM ile YÜKSELİŞ
( Bir yıldızın, gökküresindeki ekvator düzlemine göre açısal uzaklığı. İLE Yükselme eyleme ya da biçimi. )
- YÜKSELİP/İLERLEYİP BİRLEŞMEK ile/değil/yerine BİRLEŞİP YÜKSELMEK/İLERLEMEK
( 23 + 43 = 72 İLE/DEĞİL/YERİNE (2 + 4)3 = 216 )
(
)
- YÜKSELİŞ ile/ve/||/<>/> AŞMAK
- YÜKSELİŞ ile/ve KAYNAĞA DÖNÜŞ
- YÜKSELİŞ ile YÜKSELEN
( ASCENSION vs. ASCENSIONAL )
( عروج ile صعود ile معراج ile عروجي )
( ARUJ ile SOUD ile MARAJ ile عروجي )
- YÜKSELMEK ile YÜKSELİLEBİLİR ile YÜKSELEN ile YÜKSELEBİLİR ile ARTAN
( ASCEND vs. ASCENDABLE vs. ASCENDANT vs. ASCENDIBLE vs. ASCENDING )
( متصاعد شدن ile عروج کردن ile فرازيدن ile فرازروي ile صعود کردن ile فراز پذير ile فراز گري ile صعودي ile بالا رونده ile متصاعد )
( MOTESAOD SHODAN ile ARUJ KARDAN ile FARAZYDAN ile FARAZROY ile SOUD KARDAN ile FARAZ PAZYR ile FARAZ GARY ile SOUDY ile BALA RONDEH ile MOTESAOD )
- YÜKSELMEK ile YÜKSELTMEK ile YÜKSELTİLMEK ile YÜKSELEBİLMEK ile YÜKSELİVERMEK ile YÜKSELTTİRMEK ile YÜKSELTEBİLMEK
- YÜKSELOĞLU, EROL YÜKSEL (İST. 1940) :
( Cihangir Spor Kulübünden transfer edildi. Bir sezon (1963/1964) Sarıyer'de tescilli kaldı. 20 lig ve 8 özel olmak üzere 28 maçta oynadı lig maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 3 gol kazandırdı. )
- AMPLIFIER[İng.] / VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTEÇ
- OXIDATION PROCESS[İng.] / ACTION OXYDANTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEME İŞLEMİ
- TO OXIDIZE[İng.] / OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEMEK
- YÜKSELTGEMEK ile YÜKSELTGENMEK
- MUHAMMUZ[Osm.] / OXIDIZING AGENT[İng.] / OXYDANT[Fr.] / OXIDATIONSMITTEL, OXYDATIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEN
- OXIDATION STATE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME BASAMAĞI
- OXIDATION VALUE[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME DEĞERİ
- OXIDATION POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME POTANSİYELİ
- KIYMET[Osm.] / OXIDATION NUMBER[İng.] / NOMBRE OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME SAYISI
- OXIDATION REACTION[İng.] / RÉACTION DE OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME TEPKİMESİ/REAKSİYONU
- TAHAMMUZ ETME[Osm.] / OXIDATION[İng.] / OXIDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENME
- SICH OXYDIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGENMEK
- TAHMİZ EDİCİ ALEV[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİ ALEV
- OXIDIZING FLAME[İng.] / FLAMME OXYDANTE, FEU D'OXYDATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTGEYİCİ ALEV
- YÜKSELTİ ile YÜKSELTİŞ
- YÜKSEL(T)MEK ile/değil/yerine YÜCEL(T)MEK
( İTİLA[Ar.]: Yükselme, yücelme. )
( TO BECOME LOFTY, (TO EXALT/SUBLIMATE) vs. TO RISE/INCREASE, (TO PROMOTE) )
- YÜKSELTMEK ile YÜKSELTİLMİŞ ile YÜKSEKLİK ile ASANSÖR ile ASANSÖR KABİNİ
( ELEVATE vs. ELEVATED vs. ELEVATION vs. ELEVATOR vs. ELEVATOR CAR )
( مرتفع شدن ile تصعيد نمودن ile تصعيد کردن ile مرتفع کردن ile بالا بردن ile مرتفع ساختن ile عالي کردن ile افراشتن ile صعودي ile سامي ile صعود ile تصعيد ile علو ile بالابري ile اعتلاء ile تعالي ile آسانسور ile بالابرنده ile بالابر ile اطاق آسانسور )
( MORTAF SHODAN ile TASAYD NEMUDAN ile TASAYD KARDAN ile MORTAF KARDAN ile BALA BARDAN ile MORTAF SAKHTAN ile ALY KARDAN ile AFRASHTAN ile SOUDY ile سامي ile SOUD ile تصعيد ile ALU ile BALABARY ile اعتلاء ile TAALY ile ASANSOR ile BALABARANDEH ile BALABAR ile OTAGH ASANSOR )
- TAHMİZ ETMEK, TAHAMMUZ ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTMEMEK
- YÜKSÜK ile YÜKSÜK OTU ile YÜKSÜK KINA ile YÜKSÜK MAKARNA
- YÜKSÜNMEK ile YÜKSÜNÜLMEK
- YÜKSÜZLEŞTİRME | ETKİSİZLEŞTİRME | NÖTRALİZASYON ile/||/<> NÖTRALİZASYON ile/||/<> NÖTRALİZASYON[Fr. < NEUTRALISATION]
( 1 Özgül antikorlar aracılığıyla virüslerin konak hücrelere bağlanmasının engellenmesi ve virüs üremesinin durdurulması 2 Bir eriyiğin asit veya alkali niteliğini ortadan kaldırma nötr yapma )
( NEUTRALIZATION )
( NEUTRALISATION )
- YÜKÜ DAĞITMAK ile MASRAF ÖDEMESİ
( DISBURDEN vs. DISBURDENMENT )
( سبکبال کردن ile سبکبالي )
( SABKABAL KARDAN ile SABKABALY )
- YÜKÜMLENMEK ile/değil/yerine/=
- YÜKÜMLENMEK ile YÜKÜMLENDİRMEK ile YÜKÜM ile YÜKÜMLÜ/LÜK
- YÜKÜMLÜLÜK KİPİ ile ...
( DEONTIC MODALITY )
- YÜKÜMLÜLÜK ve/||/<> ÖZ
- YÜKÜNMEK ile YÜKÜNDÜRMEK ile YÜKÜN
- YULA, SELÇUK (ANK. 1959) :
( Bleu Weiss (Almanya) kulübünden transfer edildi ve 4 sezon (1987 - 1991) Sarıyer formasını giydi. Bu süre içinde 76 lig, 9 kupa olmak üzere 85 resmi ve ayrıca 46 özel maçla birlikte 131 maçta Sarıyer takımı formasını giydi. Lig maçlarında 30, kupa maçlarında 4 olmak üzere resmi maçlarda 34 ve özel maçlarda attığı 37 golle toplam olarak takımı hesabına 71 gol kaydetti. Futbol yaşamında 21 A Milli, 9 Ümit Milli ve 13 kez de A Genç Milli takım formasını giydi. A Milli takım maçlarında 4 gol kaydetti.. Galatasaray'a giderek Sarıyer'den ayrıldı. Spor yazarı ve TV'lerde futbol yorumculuğu yapmaktadır. )
- YULAF ile BROM
( ... İLE Yabani yulaf. )
- YULAF ile ÇAYIRYULAFI
( ... İLE Buğdaygillerden, yulafa benzeyen bir kır bitkisi. )
( ... cum AVENASTRUM )
- YULAF ile/||/<> YULAF[Yun.]
( botanik tarım Buğdaygiller Poaceae Gramineae familyasından panikül tip çiçeklenmesi olan ülkemizde geniş kültürü yapılan ve tohumları kullanılan bir yıllık otsu bitki Buğdaygiller familyasından partikül tip çiçeklenmesi olan ülkemizde geniş kültürü yapılan ve tohumları kullanılan geviş getiren hayvanlar ve at beslemede önemli olan bir yıllık otsu bir bitki Az yulaf Tzitzilise göre GrLw 3 Rumcadan alınmıştır R yer γιλώπ γιλάφ αἰγιλώπιον αἰγίλωψ eine Hafenart küçültmesi ÊSTJa 1989 245 birinci bölümünü Farsçada arpaya verilen cau adıyla birleştirmiş ikinci bölümünü ise Arapçadan kalma Farsça alaf ot yem biçiminden getirmiştir Räsänen V 210 yulaf biçimini saymakla yetinmiş Dmitrieva ST 2 1975 23 ise Ermeniceden alındığını yazmıştır Ancak Dankoff ALT yulafı vermemiştir Türk diyalektlerinde yulafa sulu sula adı verilir sĕlĕ Bu ad Sölkupçaya da geçmiştir Márk Néprajz és Nyelvtudomány 1920 252 Abaev ÊS 3 194195 Leksika 464 Yerli ağızlarda yulafa verilen iprom ibran irbam ırbam evram adları da Rumcadan alınmıştır )
( COMMON CULTIVATED OAT )
( AVOINE )
( SAATHAFER, EVEN, HAFER )
( AVENA SATIVA )
( YULAF[Az.] )
- YULAF ile YULAF UNU
- YULAR ile/||/<> ...
( hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip çular Tuvalar dın adını da kullanırlar sular Baştaki ynin Yakutçada sye çevrilmesi eski bir ses kuralıdır OT yular Orta Türkçede yular yanında örk tin gibi birtakım adlar da kullanılır Eski Kıpçakçada da yular olarak geçer Diyalektlerde yuların yerini nokta sözü almıştır Az noxta yular dizgin nogta yular nokta nokta nokto nukta nokta năxta Bu söz Moğolcadan alınmıştır noğtu Moğolca noğtunun Çinceden geldiği anlaşılıyor Ramstedt FUF 12 157 Doerfer TMEN 384 Poppe Németh Arm 336 Egorov ÊS 138 Eren TDAY 1953 173 Räsänen V 354b Ligeti TörK 243 RónaTas Néprajz és Nyelvtudomány 1718 129 ResAltL 204 Bulgarca julár Sırpça jùlar ùlar biçimleri Türkçeden alınmıştır Miklosich TE 1 83 Škaljić Turc 374 Osetçeye de geçmiştir Abaev ÊS 1 404 Kökünü bilmiyoruz Ramstedt KWb 114b Moğolca jiluğa Zügel biçimiyle birleştirmiştir Ramstedtin birleştirmesine Poppe Lautlehre 23 de katılmıştır Doerfer TMEN 164 Ramstedtin birleştirmesini vermekle yetinmiştir Räsänen V 210a de Ramstedtin birleştirmesini benimsemiş yular yanında işaretiyle Türkçe yultar biçimini de saymıştır Ancak yultarın Rumca bir alıntı olduğu Räsänenin gözünden kaçmıştır yultar Škaljič Turc 374 yanlışlıkla yuların Rumcadan geldiğini yazmıştır R eulēra Bang KOsm 3 39 s 2 not Doerfer TMEN 164 Clauson ED 932a CAJ 10 163 Eren TD 31 182 56 290291 ÊSTJa 1989 244245 )
( ÇULAR[Tuv.]~SULAR[Yak.]~NOGTA[Tkm.]~NOKTA[Nog.]~NOKTA[Kzk.]~NOKTO[Krg.]~NUKTA[Tatk.]~NOKTA[Şor.]~NOKTA[Sag.]~NĂXTA[Çuv.] )
- YULAR ile YULARI EKSİK
- YÜLÜME/YÜLMEK/TRAŞ/TIRAŞ[Fars. < TERAŞ] ile/ve/||/<>/> PERDAH[Fars.]
( Saç ya da sakalı kesme işi. | Erkek saçını belirli bir biçim vererek kesme. | Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal. | Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belirli bir biçim vermek üzere yontma. | Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. İLE/VE/||/<>/> Parlatma, parlaklık verme. | Tıraştan sonra tersine yapılan ikinci tıraş. )
- YÜLÜMEK ile YÜLÜNMEK ile YÜLÜK
- YUMA ile/||/<> ...
( sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan üç veya dört kollu halat birçok ipin örülmesiyle oluşturulan balıkçılıkta kullanılan halat R λύγωμα rope Baştaki λ Türkçede yye dönüşmüştür )
( *ΛΎΓΩΜΑ / *λύγωμα )
- YUMAK ile YUMABİLMEK ile YUMAKLAMAK ile YUMAK YUMAK ile YUMAKLANMAK
- YUMAK ile YUMAK
( Yıkamak. İLE Yuvarlak biçimde sarılmış iplik vb. şey. | Yuvarlak biçimde sarılmış olan. )
- YUMMA ile/||/<> ...
( Biçilmiş ekin yığını Adalıkuzu Güdül Ankara )
- YUMRUK ile YUMRUKLAŞMA
( FIST vs. FISTICUFFS )
( بامشت گرفتن ile مشت ile مشتبازي )
( BAMESHT GARAFTAN ile MOSHT ile مشتبازي )
- YUMRUKLAMAK ile YUMRULANMAK ile YUMRUKLANMAK ile YUMRUKLAŞMAK ile YUMRUKLAYABİLMEK ile YUMRU/LUK ile YUMRUK ile YUMRU KÖK ile YUMRU TOP ile YUMRU KÖFTE ile YUMRUK TOPU ile YUMRUK HAKKI ile YUMRUK OYUNU ile YUMRUK OYUNCUSU
- YUMŞAK değil YUMUŞAK
- YUMULMAK ile GÖMÜLMEK
- YUMULMAK ile/ve/<>/> "YAMUL(T)MAK"
- YUMULMAK ile YUMUKLAŞMAK ile YUMUK ile YUMULU ile YUMUK GÖZLÜ
- YUMURTA[İng. EGG] ile/||/<> ALOJENİK[İng. ALLOGENEIC] ile/||/<> AMNİYON[İng. AMNION] ile/||/<> BASIMLAMA[İng. IMPRINTING] ile/||/<> BAŞKALAŞIM[İng. METAMORPHOSIS] ile/||/<> LARVA
( Yumurta, biyolojide, dişi üreme gözesi. Botanikte, yumurta bazen makrogamet olarak da adlandırılır. @@ 1. Aynı türe ait olmasına karşın bireylerin genlerinin farklı olmasıdır. Homo sapiens (modern insan) türünde, tek yumurta ikizleri haricindeki her birey birbiriyle alojeniktir. @@ Sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde dölütü (embriyoyu) saran ve içinde amniyon sıvısı bulunan zardır. Karada yumurtlayan hayvanların tümünün yumurtasında da bulunan amniyon, balıkların ve kurbağagillerin yumurtalarında yoktur. "Amniyos" olarak da bilinir. @@ Kuluçkadan sonra yumurtadan yeni çıkan bir kuşun, örneğin ördeğin, çevresinde ilk yürüyen nesneyi takip etmeye başlaması ve bu nesneye bağlanmasıdır. @@ Bazı böcek ve kurbağa gibi canlıların, yumurtadan çıktıktan sonraki gelişme evrelerinde yapısal ve fiziksel değişikliğe uğrayarak atalarına benzer hale gelmeleri olayına denir. Aynı tür içerisinde, morfolojik, fizyolojik ve anatomik olarak birbirinden tamamen farklı yapılara dönüşmesi olarak da tanımlanabilir. En bilinen örneği, tırtılın belirli bir süre sonra önce koza (pupa) haline, sonra ise kozanın farklılaşarak kelebeğe dönüşmesidir. @@ Başkalaşım geçiren hayvanların yaşamlarının ilk evresi. Bu evre, yumurtadan çıktıktan sonra pupa evresine geçinceye kadar olan dönemi kapsar. Larvalar cinsel gelişimini tamamlamamış genç hayvanlar. Kelebeklerde larvalar "tırtıl" adını alırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YUMURTA HÜCRESİ ile/||/<> YUMURTA GÖZESİ
( yumurta gözesi )
- YUMURTA SARISI ile/||/<> YUMURTA SARISI
( Yumurtanın protein ve diğer besin maddeleri içeren embriyo ve larvayı besleyen sarı renkli yarı kristal besin deposu 1 Yağ protein vitamin ve mineral bakımından zengin yumurta içinde yer alan sarı kütle 2 Döllenmiş yumurtada blastula evresinden sonra meydana gelen blastocystin ortasında oluşan yolk kesesini dolduran embriyonun gelişimi için gerekli depo besin maddesi vitellus )
( EGG YOLK | EGG YOLK, YOLK )
- YUMURTA ZARI ile/||/<> YUMURTA ZARI
( Yumurta kabuğunu astarlayan tabaka Sestod yumurtalarının ince veya kalın transparan ışığı kıran veya renkli geçirgen dış zarı )
( EGG ENVELOPE, EGG MEMBRANE | OVULAR SHELL )
( ENVELOPPE DE L'OEUF )
( EIHAUT, EIHÜLLE )
- YUMURTA ve OLUŞUM
( 

















)
- YUMURTA ile/ve/<> VİTELLÜS[Lat.]
( ... İLE/VE/<> Yumurtada, kabuk ve çekirdek dışında kalan maddelerin tümü. )
- YUMURTA ile YUMURTA SARISI
( EGG vs. EGG YOLK )
( خايه ile تخم مرغ ile تخممرغ ile تخم ile زرده )
( خايه ile TAKHAM MORGH ile TAKHMAMARGH ile TAKHAM ile ZARDEH )
- YUMURTALIK[İng. OVARIES] ile/||/<> ALGILAMA[İng. PERCEIVE] ile/||/<> DÖLLENME[İng. FERTILIZATION] ile/||/<> FSH (FOLİKÜL UYARICI HORMON)[İng. FSH] ile/||/<> GENLİK[İng. AMPLITUDE] ile/||/<> GONAD
( Yumurtalıklar dişi gonadlarıdır - başlıca dişi üreme organlarıdır. Bu bezlerin üç önemli fonksiyonu vardır: hormon salgılamak, yumurtaları korumak ve muhtemel döllenme için yumurta üretmek. İnsanlarda dişiler genellikle iki yumurtalıkla birlikte doğarlar. Ergenlik öncesi, yumurtalıklar sadece uzun doku demetleridir. Dişi olgunlaştıkça, yumurtalıkları da olgunlaşır. Olgun yumurtalıklar bir üzüm büyüklüğündedir. @@ Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma sürecidir. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürüne algı denir. @@ Dişi ve erkek haploid gametlerinin diploid bir zigot oluşturmak için birleşmesidir. @@ Follikül stimüle edici hormon, gonadotropik hormonlardan biridir (diğeri LH'dır). Her ikisi de hipofiz bezi tarafından kan dolaşımına salınır. Folikül stimüle edici hormon, pubertal gelişim ve kadınlarda yumurtalıklarının, erkeklerde testislerinin gelişmi ve işlevi için gerekli hormonlardan biridir. @@ Genlik, bir dalganın periyodik hareketinde, dalganın tepe noktasından çukur noktasına olan uzaklığının yarısıdır. Genlik, yaylarda telin boyuna, gerginliğine, kesitine, cinsine bağlı olarak değişir. @@ Gamet üreten bir üreme bezi (yumurtalık ya da testis gibi).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YUMURTALIK = MEBÎZ = OVAIRE
- YUMURTANIN KABUĞUNUN KIRILMASI:
DIŞARIDAN ile/değil/yerine/>< İÇERIDEN
( Ölüm. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşam. )
- YUMURTLAMA ile/||/<> YUMURTLAMAK
( Yumurtalıkta Graff folikülünün çatlaması sonucu olgun ovumun dışarı atılması ovulasyon ovülasyon Üreme aşamasında çok sayıda yumurtanın ortama bırakılması ve döllenmesi 1 Yumurtalıkdaki Graaf folikülü duvarının yırtılması sonucu yumurtanın serbest bırakılması ovulasyon 2 Kanatlılarda yumurta yapma işlemi )
( OVULATION | SPAWN )
- YUMURTLAMAK ile YUMURTLATMAK ile YUMURTLAYABİLMEK ile YUMURTA/LIK ile YUMURTACI/LIK ile YUMURTA AKI ile YUMURTA ZARI ile YUMURTA ÖKÇE ile YUMURTA SARISI ile YUMURTA HÜCRESİ
- MILD STEEL[İng.] / ACIER DOUX[Fr.] / WEICHSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK ÇELİK
- YUMUŞAK DAMAK ile/||/<> ART DAMAK
( art damak anat Ağız boşluğunu yutak boşluğundan ayıran hareketli ve sert damağın arkasındaki damak kısmı palatum molle palatinum molle velum palatinum damak yelkeni Erkek develerde kızgınlık anında şişip kızaran bir özelliğe sahiptir Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen kubbemsi yapıdaki damağın g k ğ ñ gibi kalın sıradan ünsüzlerin boğumlanmalarında görev alan arka tarafı Damağın yumuşak bölgesi durumundaki art damağın gerideki ucunu oluşturan kısmı boğaza doğru sarkan küçük dil dir Karşıtı ön damak tır Azerbaycan Türkçesi dilarxasi Türkmen Türkçesi ıızkı kentlevük Gagauz Türkçesi ard damak Özbek Türkçesi çuqur til όrqa Uygur Türkçesi B çoňqur til käyni D til uçi käyni Tatar Türkçesi keçe tel Başkurt Türkçesi tamaq töbö taňlawnu artı Krç Malk tilni art keseği tmilawuknu art keseği Nogay Türkçesi tîl artı tanlay artı Kazak Türkçesi til artı artkı taňday Kırgız Türkçesi tüpkü taňday artkı taňday Alt tüp taňday Hakas Türkçesi soondagı hurgan Tuva Türkçesi artıı tıl Türkçesi tildiň tereň sooba aydılçatkan Rusça myagkoye zadneye nyobo )
- YUMUŞAK DAMAK ile/ve SERT DAMAK
( Arkada/ki. İLE/VE Önde/ki. )
( SOFT PALATE vs./and HARD PALATE )
( PALATUM DURUM-PALATUM MOLLE )
- YUMUŞAK KABUKLU KAPLUMBAĞA ile YANGTZE DEV YUMUŞAK KABUKLU KAPLUMBAĞASI
( TRIONYCHIDAE: Yumuşak kabuklu kaplumbağalar sınıfı. )
(
İLE
)
( Sidik boşaltımını ağzından yapar. [Daha sonra ağzını tuzlu suyla yıkar.] İLE Ne yazık ki, Nisan 2019 itibariyle yaşayan son Yangtze kaplumbağasının soyu tüketilmiştir. :( )
( TRIONYCHIDAE: PELODISCUS SINENSIS cum RAFETUS SWINHOEI )
( SOFTSHELL TURTLE vs. YANGTZE GIANT SOFTSHELL TURTLE )
- YUMUŞAK/NERM[Fars.] ile İNCE
- YUMUŞAK ODUN, GÖVDE ODUNUNUN DIŞ TABAKASI = HAŞEB-İ KÂZİB = AUBIER
- YUMUŞAK OLMA(!) ile/ve/<>/>< SERT OLMA(!)
( Ezilirsin. İLE/VE/<>/>< Kırılırsın. )
- SOFT WATER[İng.] / EAU DOUCE[Fr.] / WEICHES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞAK SU
- YUMUŞAK SU ile/||/<> YUMUŞAK SU
( Yağmur ve karsuyu gibi içinde kalsiyum ve magnezyum tuzları olmayan ya da görece az olan su Bir litresinde 9 miligramdan az kalsiyum karbonat bulunduran su Genel olarak kalsiyum ve magnezyum tuzları bakımından fakir olan su Fransız sertlik derecesi 7 14 arasında olan su tatlı su )
( SOFT WATER )
( EAU DOUCE )
( WEICHES WASSER )
- YUMUŞAK/SULU ile VICIK
( ... İLE Sulanarak, kıvamı gevşemiş. )
- YUMUŞAK ile/ve/||/<> AFFETTUOSO[İt.]
( Biraz yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak. )
- YUMUŞAK ile/ve/değil PÜRÜZSÜZ
- YUMUŞAK ile/||/<> YUMUŞAK
( Sinema TV Görüntünün karanlık bölümlerinden aydınlık bölümlerine geçişin keskin olmaması sertlik ile yavanlık arası Yumuşaklık özelliği olan )
( SOFT )
( PEU CONTRASTÉ | MOU, DOUX )
( WEICH )
- YUMUŞAKBAŞLI ile YUFKAYÜREKLİ
- YUMUŞAKÇA ile BALIK
( MOLLUSC vs. FISH )
- YUMUŞAKÇA ile ERATO
- YUMUŞAKÇA ile EŞİTÇENETLİ
( ... İLE İki çeneti birbirine eşit olan yumuşakçalar. )
- YUMUŞAKLIK ile/||/<> YUMUŞAKLIK
( Yoğruk bozumuna karşı az direnç gösterme özelliği )
( SOFTNESS )
( MOLLESSE )
( WEICHHEIT )
- YUMUŞAMA ile/ve/değil/yerine/||/<> GERİ ADIM
- YUMUŞAMA ile YAVŞAMA
- YUMUŞAMA ile/||/<> YUMUŞAMA
( Derleme tonlulaşma sadalılaşma ötümlüleşme Süreksiz ünsüzlerin sürekli ünsüz veya sızıcı ünsüz oluşu ekmeke ekmeğe kabaka kabağa yurta yurda borça borca dipe dibe vb Gergin sert abanıklarm gevşek yumuşak olması Snin Z olması gibi Bir yapının yumuşaklık özelliği kazanması Son sesinde tonsuz ünsüz bulunduran sözlerin ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında tonlu duruma gelmeleri Bu olay Türkçenin bu durumdaki her kelimesi için geçerli değildir Ünsüzün niteliğini koruması veya tonlulaşarak yumuşaması kelimenin bünyesindeki ünlülerin özellikleriyle ilgili olmalıdır dip dibi dibin uç ucu ucun uca ağaç ağaca ağacın gömlek gömleği gömleğe yurt yurdu vb ip ipi iç içi göç göçü üst üstü vb Tek heceli sözlerdeki yumuşama ve tonlulaşma bu sözlerin vaktiyle birer aslî ünlü uzunluğu taşımalarından ileri gelmektedir Aslî uzun ünlülerden sonra gelen p t ç k ünsüzleri kendilerinden önce gelen bu uzun ünlülerin etkisi nedeniyle yumuşayıp tonlulaşmıştır İki ve daha fazla heceli sözlerdeki ünsüz yumuşaması ise Türkçenin iki ünlü arasında kalan ünsüzlerinin ses değişmesi kurallarına bağlıdır )
( SONORISATION | SOFTENING | VOICING, SONORISATION )
( SONORISATION | ADOUCISSEMENT, LENITION | ADOUCISSEMENT; AMOLLISSEMENT | ADOUCISSEMENT, SONORISATION )
( STIMMHAFTWERDEN | ENTHÄRTUNG | ERWEICHUNG, STIMMHAFTWERDEN )
- YUMUŞAMAK ile YUMUŞATMAK ile YUMUŞATILMAK ile YUMUŞAK DAMAK ile YUMUŞAKLAŞMAK ile YUMUŞATABİLMEK ile YUMUŞAYABİLMEK ile YUMUŞAK/LIK ile YUMUŞAKÇA ile YUMUŞAK SU ile YUMUŞAK İNİŞ ile YUMUŞAKÇALAR ile YUMUŞAK BAŞLI ile YUMUŞAK KARIN ile YUMUŞAK YÜZLÜ/LÜK ile YUMUŞAK ÜNSÜZ ile YUMUŞAK AĞIZLI ile YUMUŞAK BUĞDAY
- YUMUŞATIŞ ile YUMUŞATICI/LIK
- YUMUŞATMA ile/ve/<> DENGELEME
- SOFTENING[İng.] / ADOUCISSEMENT[Fr.] / BLEIRAFFINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMUŞATMA
- YUMUŞATMA ile/||/<> YUMUŞATMA
( Etkin alıştırmalarda bir kası hiçbir gerginlik ya da kasılma bırakmadan dinlenmeye salma gevşetme Bir sıklık çokgenini kırıklığını gidererek eğriye dönüştürme sıklık eğrisi Yumuşama yaratmak ereğiyle yapılan ısıtma Sudan kalsiyum ve magnezyum gibi metal iyonlarının çıkarılması )
( RELAXATION | SMOOTHING | SOFTENING )
( ASSOUPLISSEMENT | ADOUCISSEMENT; AMOLLISSEMENT )
( LOCKERUNG | ENTHÄRTUNG )
- YUMUŞATMAK ile/ve/değil/yerine DENGELEMEK
- YUMUŞATMAK ile/ve/||/<> GEÇİŞTİRMEK
- YUNA ile YUNAK ile YUNAN ile YUNANCA
- YUNAN FELSEFESİ ve/< YUNAN MİTOLOJİSİ
- YUNAN HARFLERİ ile ...
- YUNAN MİTOLOJİSİ ile/ve/değil MISIR MİTOLOJİSİ ile/ve/değil MEZOPOTAMYA MİTOLOJİSİ
- TİYATRO:
YUNAN ile ROMA TİYATROSU
( Caveası sırtını bir dağ yamacına yaslar. İLE Tonoz ve kemer düzeni üzerinde yapılandırılır. )
( Orkestra, yarım daire düzenini aşar. İLE Yarım daire düzenine sahiptir. )
( Öğreticidir, bilim ve güncel olaylar vurgulanırdı. Oyunlarda, genel olarak Dionysos törenleri yapılır ve koro halinde şarkılar söylenirdi. Tragedya daha güçlüydü. İLE Dini özellikler taşımadığından, orkestrada varsıl kişilerin sürekli ayrılmış yeri bulunurdu. Oyunlarda ise eğlendirici konulara yer verilirdi. )
( Oyunların arka tarafı genelde doğal bir manzaraya bakardı. İLE Sahnenin herhangi bir yere bakması gerekmiyordu çünkü arkaya gösterişli bir Scene binası yapılırdı.
[İki mimaride de scene bulunur. Ancak Yunan Mimarisi'nde scene, cavea'dan bağımsız inşâ ediliyordu. İLE Tersine scene ile cavea sıkışık bir biçime sahiptir.] )
(
)
( Maske kullanılırdı. İLE Genellikle maske yoktu.[özellikle mimus oyunlarında] )
- YUNAN ile GOTİK
( Daha çok ışık işlenir ve ışık biçimlendirilir. İLE Daha çok gölge işlenir ve gölgeyi biçimlendirir. )
- YUNAN ile/ve/<> KENAN
( Dışrak/egzotorik. İLE/VE/<> İçrek/ezotorik. )
- YUNAN ile ROMA
( Kavramlar. İLE Kurumlar. )
(1996'dan beri)