Bugün[02 Ocak 2026]
itibarı ile 25.222 başlık/FaRk ile birlikte,
25.222 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(3/102)


- ADMIT :/yerine İTİRAF ETMEK


- ADOPT :/yerine EVLAT EDİNMEK


- ADSIZ PARMAK ile ADSIZ/LIK ile ADSIZ SANSIZ


- ADVANCE :/yerine İLERLEMEK


- ADVERTISING :/yerine REKLAMCILIK


- ADVISE :/yerine TAVSİYE ETMEK


- ADVOCATE :/yerine SAVUNMAK


- AERO/AIR CHAMBER ile/||/<> AEROB ile/||/<> AEROBİK ile/||/<> AEROFİL ile/||/<> AEROSOL ile/||/<> AEROTERAPİ ile/||/<> AİR-BORN[E]

( Hava kutusu. İLE/||/<> Havacıl. İLE/||/<> Havacıl, oksijenli. İLE/||/<> Havacıl. İLE/||/<> Püskürtü, [havada] asıltı. İLE/||/<> Hava sağaltımı. İLE/||/<> Havayla bulaşan, havadan bulaşan. )


- AEROBİ[Fr.] ile AERODİN[Fr.] ile AERODİNAMİK[Fr.]

( Hava ya da oksijen bulunan yerlerde gelişebilen mikro organizma. İLE Aerodinamik güçlerle havada tutulan her türlü uçar araç. İLE Gazların devinimini inceleyen fizik dalı. )


- AEROBİK ile AEROBİK SOLUNUM


- AEROBİK ile/||/<> AEROFAJİ ile/||/<> AEROP ile/||/<> AEROSOL

( Havacıl. İLE/||/<> Hava yutma. İLE/||/<> Havacıl, havasever. İLE/||/<> Püskürtü. )


- AEROBİK ile/||/<> ANAEROBİK

( Aerobik oksijenli solunum İLE anaerobik oksijensiz solunumdur )

( Formül: 36 ATP İLE 2 ATP )


- AEROLİK[Fr.] ile AEROLİT[Fr.]

( Sıkıştırılmış havanın borulardaki akışını inceleyen bilim dalı. İLE Özellikle silikattan oluşmuş bir tür göktaşı. )


- AEROLOJİ[Fr.] ile AEROLOJİK[Fr.]

( Yeryüzü engebelerinin etkisi dışındaki atmosferi inceleyen bilim dalı. İLE Atmosfer koşulları ile ilgili. )


- AEROPLAN[Fr.] değil/yerine/= UÇAK


- AEROSTATİK[Fr.] değil/yerine/= DİNGİN DURUMDA BULUNAN HAVA VE GAZLARIN DENGELERİYLE İLGİLİ YASALARI İNCELEYEN FİZİK DALI


- AEROTEKNİK[Fr.] değil/yerine/= HAVADA YER DEĞİŞTİREN NESNELERİ İNCELEMEYİ KONU EDİNEN TEKNİK


- AFACANLAŞMAK ile AFACAN/LIK


- AFAK[Fr.] ile/ve/||/<>/> AFAKİ[Fr.]

( Göz merceği olmayan göz. İLE/VE/||/<>/> Göz merceği yokluğu. )


- AFAK ile AFAKİ/LİK


- ÂFAK ile/ve ENFÜS

( Bir şeyi anlatmak için şeriat erbabı âfaktan, hakikat erbabı ise enfüsten örnek verir. )


- ÂFAK ile İNSAN


- AFALAMAK değil AFALLAMAK


- AFALLAMAK ile AFALLATMAK ile AFALLAŞMAK ile AFALLAŞTIRMAK ile AFAL ile AFAL AFAL


- ÂFET değil/yerine/= KIRAN/ÖLEK


- AFFECT :/yerine ETKİLEMEK


- AFFEDEBİLMEK ile/ve/||/<> SABREDEBİLMEK ile/ve/||/<> VAZGEÇEBİLMEK

( [Kişiyi] Farklı kılar. İLE/VE/||/<> Güçlü kılar. İLE/VE/||/<> Kendi kılar. )


- AFFEDEBİLMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> VAZGEÇEBİLMEK

( [not] FORGIVE vs./and/but/||/<> FORGET
FORGET instead of FORGIVE )


- AFFEDEBİLMEK ve/||/<> VEFÂ


- AFFEDİLEBİLİR ile AFFEDİLEBİLİRLİK ile MAZERET ile AFFEDERSİN ile MAZERET ile MAZERET SAHİBİ ile MAZERETLER

( EXCUSABLE vs. EXCUSABLENESS vs. EXCUSE vs. EXCUSE ME vs. EXCUSED vs. EXCUSER vs. EXCUSES )

( معاف شدني ile بخشيدني ile معذوريت ile معذرت خواستن ile بهانه ile دستاويز ile معذور داشتن ile مستمسک ile عذر ile معذرت ile بهآنه ile معذرت ميخواهم ile معذور ile عذر آورنده ile معاذير ile معذر )

( MOAF SHODANY ile BAKHSHYDANY ile معذوريت ile MAZARAT KHASTAN ile BACPEHANEH ile دستاويز ile MAZUR DASHTAN ile MOSTAMSK ile OZR ile MAZARAT ile بهآنه ile MAZARAT MYKHAHOM ile MAZUR ile OZR AVARANDEH ile معاذير ile معذر )


- AFFETMEK ile AFFEDİLMEK ile AFFETTİRMEK ile AFFEDEBİLMEK


- AFFETMEK ile/ve/değil/yerine GÖZARDI ETMEK

( [not] TO FORGIVE vs./and/but TO IGNORE
TO IGNORE instead of TO FORGIVE )


- AFFETMEK ile/ve/||/<>/< KABUL ETMEK


- AFFETMEK ile UNUTMAK ile BARIŞMAK

( TO FORGIVE vs. TO FORGET vs. RECONCILIATION )


- AFFETMENİN DEĞİŞTİRDİĞİ:
GEÇMİŞ değil GELECEK


- AFFOLUNMAK ile AFFOLUNABİLMEK


- AFFORD :/yerine PARASI YETMEK


- AFİ ile AFİF/LİK ile AFİS ile AFİŞ ile AFİŞÇİ/LİK


- AFİN İLE METRİK İLE TOPOLOJİK ile/||/<> GEOMETRİK ÖZELLİKLER

( Dönüşümler altında korunan özellikler. )

( Formül: Topolojik ⊃ Afin ⊃ Metrik )


- AFİYET SOKAK :

( Merkez Sarıyer'de Şehit Mithat Caddesi'nin batı tarafında Arap Mahallesi ve Yangın Yeri olarak bilinen yerdedir. 05.10.1923 tarihinde çıkan büyük Sarıyer yangınında bu alandaki 250 den fazla ev yanarak kül oldu. Yangın sonrası alanda yavaş yavaş binalar yapılmaya başlandı ve birkaç sokak meydana geldi: Bunlardan biri de Afiyet Sokak'tır. Sokakta Sarıyer'in en iyi aşçılarından biri oturuyormuş. Aşçı tabağa yemek koyarken, müşteriye bakarak "Afiyet olsun, mideniz dolsun/doysun" dediği için sokağa Afiyet Sokak denilmiş! )


- ÂFİYET/SIHHAT değil/yerine/= SAĞLIK/ESENLİK


- AFORİZMA ile VECİZE EDEN KİMSE ile AFORİZMA YAPMAK

( APHORISM vs. APHORIST vs. APHORIZE )

( کلام موجز ile کلمات قصار ile پند نويس ile پند گفتن )

( KOLAM MOJEZ ile KOLMAT GHSAR ile PAND NOYS ile PAND GOFTAN )


- AFOROZ ETMEK ile AFOROZ

( EXCOMMUNICATE vs. EXCOMMUNICATION )

( تکفير کردن ile تکفير )

( TAKFYR KARDAN ile تکفير )


- AFOROZLAMAK ile AFOROZLANMAK ile AFOROZ ile AFOROZLU


- AFRA TAFRA (YAPMAK)


- AFRİKA ile AFRİKALI/LIK ile AFRİKA DOMUZU ile AFRİKA MENEKŞESİ ile AFRİKA ÇEKİRGESİ


- AFRODİZYAK ile AFRODİT

( APHRODISIAC vs. APHRODITE )

( مشهي ile مبهي ile مبهيه ile ونوس يوناني )

( مشهي ile مبهي ile مبهيه ile ونوس يوناني )


- AFSUNLAMAK ile AFSUNLANMAK ile AFSUN ile AFSUNCU/LUK ile AFSUNLU


- AFTERLOAD/AFTERLOAD[İng.] değil/yerine/= ART YÜK


- AFTERLOAD değil/yerine/= ART YÜK


- AFYONKARAHİSAR ile AFYONKARAHİSARLI/LIK


- AFYONLAMAK ile AFYONLANMAK ile AFYON ile AFYONLU ile AFYON RUHU ile AFYON SAKIZI ile AFYON KAYMAĞI


- AĞ ile AĞ KEPÇE ile AĞ KURDU ile AĞ TONOZ ile AĞ TORBA ile AĞ YATAK ile AĞ İPLİĞİ ile AĞ İĞNESİ ile AĞ KAYIĞI ile AĞ TABAKA ile AĞ KURŞUNU ile AĞ MANTARLAR


- AĞ ile/ve BÜTÜNLÜK


- AĞAÇ SAKIZI/REÇİNE ile AKGÜNLÜK

( ... İLE Tütsü olarak yakılan bir ağaç sakızı türü. )


- AĞAÇ YETİŞTİRME ile AĞAÇLANDIRMA ile AĞAÇ DİKMEK

( ARBORICULTURE vs. ARBORIZATION vs. ARBORIZE )

( درختکاري ile داروشي ile داروش کردن )

( DARKHTEKARY ile DAROSHY ile DAROSH KARDAN )


- AĞAÇ ile AĞAÇÇIK

( ... İLE Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç. )


- AĞAÇ ile ARDAK

( ... İLE İçten çürümeye başlayan ağaç. )


- AĞAÇ ile/||/=/<> DARAK


- AĞAÇ ile MANYOK[Brezilya yerlilerinin dilinden]

( ... İLE Sütleğengillerden, sıcak ülkelerde yetişen, yaprakları almaşık, üçü ya da yedisi birarada, yelpaze durumunda olan, büyük bir ağaç. | Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, fakirlerin ana yiyeceği olarak ekmeğin yerine geçen gıda. )

( ... cum MANIHOT UTILISSIMA )


- AĞAÇ ile/ve ŞATOK/ŞADOK

( ... İLE Bir tür ağaç ve meyvesi. )


- AĞARTMAK ile AĞARTILMAK ile AĞARTABİLMEK ile AĞARTI


- AĞBENEK ile AĞBENEKLİLİK


- AĞCI/LIK ile AĞCIK


- AĞDALANMAK ile AĞDALAŞMAK ile AĞDALAŞTIRMAK ile AĞDALAŞABİLMEK ile AĞDALAŞTIRILMAK ile AĞDA/LIK ile AĞDACI/LIK ile AĞDALI/LIK


- AGENEZİ/AGENESIS[İng.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN YOKLUK


- AĞILAMAK ile AĞILANMAK ile AĞILAŞMAK ile AĞILANDIRMAK


- AĞILI ile AĞILI BÖCEK


- AĞINMAK -ile

( Hayvanların, yere yatıp yuvarlanması. )


- AĞIR AĞIR (YAPMAK)


- AĞIR-AKSAK


- AĞIR BİR ŞEKİLDE ile AĞIRLIK

( HEAVILY vs. HEAVINESS )

( به شدت ile سنگيني )

( BAH SHODAT ile SANGYNEY )


- AĞIR İŞ YAPMAK ile/ve/değil/<>/> AĞIR KALDIRMAK


- AĞIR TOPÇU SOKAK :

( Yenimahalle'nin Havantepe mevkiinde I. Dünya Savaşından kalan ve II. Dünya Savaşı sırasında gerektiğinde kullanılabilecek olan bir 42‘lik tabir edilen çakılı bir top ve top birliği vardı (1960'lı yıllarda top sökülerek götürüldü, korganı yerindedir). Bu nedenle sokağa "Ağır Topçu Sokak" denildiği söylenir. Bir başka söylemde; bu sokakta oturan çok ağır başlı, az konuşan, az gülen, ciddi mi ciddi bir emekli topçu subayı varmış, sokağa bu nedenle bu isim verilmiş. )


- AĞIR ile AĞIR SİLAHLI ile AĞIR AYAK ile AĞIR MAKİNELİ TÜFEK ile AĞIRBAŞLI

( HEAVY vs. HEAVY ARMED vs. HEAVY FOOTED vs. HEAVY MACHINE GUN vs. HEAVYSET )

( سنگين ile گران ile بي مهارهت ile غليظ ile وزين ile ثقيل ile سنگين اسلحه ile پاسنگين ile مسلسل سنگين ile کلفت وکوتاه )

( SANGYNE ile GERAN ile BEY MEHAREAT ile GHELYZ ile VEZYNE ile ثقيل ile SANGYNE ESLEHEH ile PASANGYNE ile مسلسل سنگين ile KOLOFT VEKOTAH )


- AĞIRBAŞLILIK/AYIKLIK = SOBRIETY[İng.] = SOBRIÉTÉ[Fr.] = NÜCHTERNHEIT[Alm.] = SOBRIEATAS[Lat.]


- AĞIRLIK ile/değil/||/<> AĞIRŞAK

( ... İLE/DEĞİL/||/<> İplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik parça. | Teker biçiminde yassı nesne, kurs. )


- AĞIR/LIK ile/ve HANTAL/LIK

( Kişisel [mizac ya da karakterden dolayı] ya da çevresel etmenlerden/beklentilerden dolayı. İLE/VE Zihinsel kaynaklı eksik/yetersiz/yanlış davranış ve tutumlardan dolayı. )


- AĞIRŞAKLANMAK ile AĞIRŞAK


- AĞIRSIKLET değil/yerine/= BAŞAĞIRLIK


- AĞIT YAKMAK ile AĞIT YAKMAK

( ELEGIZE vs. ELEGIZING )

( قصيده نوشتن ile نوحه خواندن ile نوحه سرائي کردن ile مرثيه خواندن ile نوحه سرائي )

( GHSYDAH NOSHTAN ile NOHEH KHANDAN ile NOHEH SARAYEY KARDAN ile MARSYYEH KHANDAN ile NOHEH SARAYEY )


- AĞIT ile İÇLER ACISI ile AĞIT ile AĞIT YAKMAK

( LAMENT vs. LAMENTABLE vs. LAMENTATION vs. LAMENTING )

( نوحه کردن ile تعزيت گرفتن ile زاريدن ile زار ile زاري ile ضجه ile مرثيه خواني ile مويه ile سوگواري ile شيون )

( NOHEH KARDAN ile TAZYT GARAFTAN ile زاريدن ile ZAR ile ZARY ile ZAJEH ile MARSYYEH KHANY ile مويه ile SOGVARY ile شيون )


- AĞIZ UCUYLA SÖYLEMEK ile SÖYLEMEK


- AĞIZ ile/ve/değil EŞİK


- AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK

( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )

( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

( [not] MOUTH vs./and/but/||/<>/< EAR
EAR instead of MOUTH )


- (AĞIZDA) 30 SN. ile/yerine (MİDEDE) 2,5 SAAT'E ÖNEM/DEĞER/ÖNCELİK VERMEK


- AĞIZDAN ÇIKACAK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK ile/ve/||/<>/< AĞIZDAN ÇIK(A)MAYABİLECEK OLAN (TEK) BİR SÖZCÜK

( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA! Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )


- AĞIZDAN SOLUK ALMAK ile/yerine BURUNDAN SOLUK ALMAK


- [ne yazık ki]
AĞIZ, DOLUYKEN KONUŞMAK ile/ve/=/||/<> ZİHİN, BOŞKEN KONUŞMAK


- AĞLAMA DUVARI değil el-BURAK


- AĞLAMAK ile AĞLAMAK ile AĞLAMAK

( CRY vs. CRY DOWN vs. CRY UP )

( فرياد ile خروشان کردن ile گريستن ile زاريدن ile بانگ زدن ile اشک ريختن ile ناله ile گريه کردن ile هورا کشيدن ile هوار کشيدن ile ولوله کردن ile صيحه زدن ile متوقف ساختن ile زياد ستودن )

( FARYAD ile KHROSHAN KARDAN ile GARYSETAN ile زاريدن ile BANG ZADAN ile ESHK RYKHTAN ile NALEH ile GARYYEH KARDAN ile TEOORA KESHYDAN ile NPAVAR KESHYDAN ile VOLOLEH KARDAN ile SEYHEH ZADAN ile MOTOGHOF SAKHTAN ile ZYAD SETODAN )


- AĞLAMAK ile/ve/||/<>/> BAĞLAMAK


- AĞLAMAK değil/yerine/>< ÇAĞLAMAK


- AĞLAMAK ile/ve/değil EŞİK


- AĞLAMAK ve/değil/yerine/<>/>< GÜLMEK :)

( Yalnız. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herkesle birlikte. :) )

( Çocuklar, annesini/babasını yıkarken. İLE Anneler/babalar, çocuğunu yıkarken. )

(

ve/değil/yerine/<>/><

)

( Heraklitos. VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Demokritos. )


- AĞLAMAK ile HÜNGÜRDEMEK

( ... İLE Yüksek sesle ve hıçkırarak ağlamak. )


- AĞLAMAK/LIK ile AĞLANMAK ile AĞLATMAK ile AĞLAŞMAK ile AĞLATABİLMEK ile AĞLAYABİLMEK ile AĞLAYIVERMEK ile AĞLAK/LIK ile AĞLAMAKLI


- AĞLAMAK/YIĞLAMAK/ZÂRİ KILMAK ile/ve AĞLAYAMADIĞINDAN DOLAYI AĞLAMAK

( Yeni doğan bebekler, 440 hz yüksekliğinde ve la notasıyla ağlar. )

( BÜKÂ' ile/ve ... )

( GİRYÂN: Ağlayan. )


- AĞLAMAMAK değil/yerine AĞLATMAMAK


- AĞLANACAK DURUMUNA ...:
AĞLAMAK ile/değil/yerine GÜLMEK


- AĞLAYAN ile AĞLAKLIK

( BLUBBER vs. BLUBBERY )

( هاي هاي ile چربي آوردن ile باصدا گريستن ile هايهاي گريستن ile چاق وفربه )

( هاي هاي ile CHARBY AVARDAN ile BASEDA GARYSETAN ile CPEHAYCPEHAY GARYSETAN ile CHAGH VAFARBEH )


- AĞLAYIŞ ile AĞLAYICI/LIK


- AGLOMERASYON ile/||/<> AGLOMERE OLMAK

( Yığınlaşma, yığılma, yumaklaşma. İLE/||/<> Yığınlaşmak, yığılmak, yumaklaşmak. )


- AĞNAMAK ile AĞNAM ile AĞNAMCI


- AGNOSİ[Fr. < AGNOSIE] değil/yerine/= TANISIZLIK


- AGONİST ile AGONİSTİK

( AGONIST vs. AGONISTIC )

( دچار اضطراب ile مستعد جنگ ile مشار ile کوشش آميز )

( DOCHAR EZTERAB ile MOSTED JANG ile MOSHAR ile KOOSHESH AMYZ )


- AGREE :/yerine KATILMAK


- AGREGASYON/AGGREGATION[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞMA, TOPLANMA, BİR ARAYA GELMEK


- AGREVE ETMEK ile/||/<> AGREVE OLMAK

( şiddetlendirmek, artırmak. İLE/||/<> Şiddetlenmek, artmak. )


- AĞRIMAK ile AĞRITMAK ile AĞRITABİLMEK ile AĞRIYABİLMEK ile AĞRI ile AĞRILI/LIK ile AĞRISIZ/LIK ile AĞRI SIZI ile AĞRISIZCA ile AĞRI KESİCİ ile AĞRI KESİMİ ile AĞRI YİTİMİ


- AĞUSTOS AYI(NDAKİ) GİBİ SOĞUK ve/<> OCAK/ŞUBAT GÜNEŞİ GİBİ YAKICI

( Uruguay'da, mevsimlerin ve ayların, toplumdaki/dillerindeki karşılıkları. )


- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ/ZAMBULA[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüklerdir] ile/ve YERÂA[Ar. | çoğ. YERÂ'], KİRM-İ AHTER, KİRM-İ ŞEB-EFRÛZ, KİRM-İ ŞEB-TÂB, ÂTEŞÎZE[Fars.]) ile/ve BOK BÖCEĞİ(HUNFESÂ'[Ar. | çoğ. HANÂFİS], KÜSTEL[Fars.], GEOTRUPES STERCORARIUS[Lat.], SCARABE/KHEBER) ile/ve GELİN BÖCEĞİ ile/ve HANIM BÖCEĞİ ile/ve İPEK BÖCEĞİ[Ar. DÛD-İ HARÎR, DÛD-ÜL-KAZZ | Fars. DÎVE, KİRM-İ EBRİŞÎM/PÎLE | Lat. BOMBYX MORI] ile/ve KIZ BÖCEĞİ ile/ve UĞUR BÖCEĞİ/UÇUÇBÖCEĞİ/HANIMBÖCEĞİ[Lat. COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA] ile/ve AĞILI BÖCEK ile/ve ÇALGICI BÖCEK ile/ve MAKASLI BÖCEK ile/ve MAYIS BÖCEĞİ(COCKCHAFER)[Lat. MELOLONTHA VULGARIS] ile/ve TAM GELİŞMEMİŞ BÖCEK(NYMPH) ile/ve UYUZBÖCEĞİ[Lat. SARCOPTES SCABIEI]

( Dünya üzerinde 5000'den fazla uğur böceği türü bulunmaktadır. )


- AGUZİ/AGUESIA[İng.] değil/yerine/= TAT ALMAMAZLIK


- AĞZI BİR ile AĞZI PEK/LİK ile AĞZI PİS ile AĞZI AÇIK/LIK ile AĞZI KARA/LIK ile AĞZI SIKI/LIK ile AĞZI BOZUK/LUK ile AĞZI BÜYÜK/LÜK ile AĞZI GEVŞEK/LİK ile AĞZI HAVADA ile AĞZI KENETLİ/LİK ile AĞZI KİLİTLİ/LİK ile AĞZI KALABALIK/LIK ile AĞZI KULAKLARINDA


- AĞZINDAN KAÇIRMAK ile YUMURTLAMAK


- AĞZINI AÇMAK ile/ve SAVUNMA

( Bazı durum ya da sorularda, doğrudan/gerçeklikten ne kadar bahsedecek olsan da ağzını açtığın anda haksız olduğun algısı oluşabilir. )

( Hiçbir şey söylenmemesi gereken durumlar vardır ve buna göre davranmak gerekir. )

( "TO OPEN THE MOUTH" vs./and DEFENCE )


- AH-AMAN (DEME[ME]K) ile/ve/||/<>/> AH'TAN AMAN'DAN ÇEKİLME(ME)K


- AHARLAMAK ile AHA ile AHAR ile AHARLI


- AHBAP ile DOSTUM RASHİD ile TOMURCUK

( BUDDY vs. BUDDY RASHID vs. BUD )

( جوانه زدن ile جوانه ile غنچه ile شکوفه ile بادي ile بادي رشيد )

( JAVANEH ZADAN ile JAVANEH ile GHENCHEH ile SHKOFEH ile BADY ile بادي رشيد )


- AHBAP/LIK ile AHBAPÇA ile AHBAP ÇAVUŞLAR ile AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİSİ


- AHD[Ar.] ile MÎSÂK[Ar.]


- AHDETMEK değil/yerine/= SÖZ VERMEK


- AHD-İ ATİK ile/ve/||/<>/> AHD-İ CEDÎD

( Tevrat. İLE/VE/||/<>/> İncil. )


- AHDİ ile AHDİ ATİK ile AHDİ CEDİT


- AHENKLEŞTİRMEK ile AHENK ile AHENKLİ/LİK ile AHENKSİZ/LİK ile AHENK KAİDESİ ile AHENK TAHTASI


- AHESTE/LİK ile AHESTE BESTE ile AHESTE AHESTE


- AHİLER SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Değişik işkolundan ustaların bu sokakta ikamet etmeleri nedeni ile sokağa "Ahiler Sokak" ismi verildiği söylenir. )


- ÂHÎLİK ile/||/<> AHİLER ile/||/<> BÂCİYÂN-I RUM

( Ahilik, dayanışma teşkilatıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu'da yaşayan Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlâkî yönden yetiştiren, çalışma yaşamını ve iyi bireylerin becerilerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir. Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik, iyi ahlâkın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası tüm güzel becerilerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran Hazretlerine Ahi Baba da denir. Ahiler, 1290 yılında, Ankara'da kurulan bir Anadolu beyliğidir. 1354 yılında Osmanlı egemenliğine giren Ahiler, varlıklarını Osmanlı Devleti içerisinde sürdürmüşlerdir. Ahi Evran tarafından kurulmuştur. Ahiler, gerek Anadolu Selçuklularında gerekse Osmanlılarda önemli ekonomik etkinliklere sahipti. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu Selçukluları Döneminde ortaya çıkan, esnaf örgütü. İLE/||/<> Anadolu kadınları birliği Ahilerin kadınlar kolu olarak yetim, kimsesiz genç kızları korumasına almış, onların eğitiminde, ev bark sahibi olmalarından, sorumlu olmuşlardır. Bunun dışında kimsesi kalmayan yaşlı kadınların bakımı, genç kızların evlendirilmesi gibi bazı toplumsal hizmetlerde bulunmuşlar, maddî sıkıntıda olanlara yardım etmişlerdir. Ahi zâviyesinde gelen konuklara yemek hazırlamada, savaş zamanlarında ordunun gereksinimi olan giysi ve savaş malzemelerinin bakımında ve onarımında yardımcı olmuşlardır. Anadolu kadınları örgütü, üyelerine şu telkinde bulunurdu. “İşine, aşına, eşine sahip ol!” Bu söz, Âhî kadın örgütünün ana ilkesi olmuştur. \"İşine sahip ol!\" yani bilge ve becerikli ol ki, evinin düzenini koruyabilesin. Tasarruf et, fazla savurgan olma ki, ocağın devamlı tütsün. Eşine sahip ol ki, evine bağlı kalsın. Anadolu kadınları sosyal yardımlar yanında ekonomiye önemli katlı sağlayan çeşitli el sanatlarında uğraşı vermişlerdir. Çadırcılık, keçecilik, halı, nakışçılık, örgücülük, kilim dokumacılık, oya dantelcilik ve kumaş üretiminde ve bunlardan giysi yapılmasında etkinlik göstermişlerdir. )


- AHİRET ile/ve/<> İLKE/LİLİK


- ÂHİRET[Ar.] değil/yerine/= SONRALIK


- AHİRET/LİK ile AHİRET ADAMI ile AHİRET SUALİ ile AHİRET YOLCULUĞU


- AHIRLAMAK ile AHIR ile AHIRLI


- AHİTLEŞMEK ile AHİ ile AHİR ile AHİT ile AHİZ ile AHİR VAKİT ile AHİR ZAMAN ile AHİR ÖMÜRDE


- AHKÂM (KESMEK) ile/değil/yerine ÖZGÜVEN

( [not] TO MAKE JUDGMENTS WITHOUT RESTRAINT vs./but SELF CONFIDENCE
SELF CONFIDENCE instead of TO MAKE JUDGMENTS WITHOUT RESTRAINT )


- AHLÂK/ERDEM ve/||/<> EYLEM/SELLİK


- AHLÂK:
KORKU ile/ve/<> HAK ile/ve/<> FERÂGAT ile/ve/<> AŞK


- AHLÂK ile/ve/değil/<> ÂDÂB

( Değişmez. İLE/VE/<>/DEĞİL Değişir. )

( Bireysel. İLE/VE/<>/DEĞİL Kurumsal. )

( !Ahbaplık arttıkça, âdâb kalkar. [fazla yüz-göz olmamaya dikkat etmek gerek!] )

( Yükselmiş davranış ve tutumlar. İLE/VE/<>/DEĞİL Olağan davranış ve tutumlar. )

( [not] MORALS[< Lat.] vs./and/but ETHICS[< Yun.] )


- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET

( MORALS vs./and/<> JUSTICE )


- AHLÂK ve/||/<>/>/< AHLÂK-I İLÂHÎ


- AHLÂK = AKIL


- AHLÂK ve/||/<>/< ANLAM


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< BENİMSEME


- AHLÂK ile/ve/<> DİN

( Karanlıkla savaşmaya çalışır. İLE/VE/<> İçerideki saklı ışığı uyandırmaya çalışır. )

( Ailede. İLE/VE/<> Toplumda. )

( Ahlâklı davranmak için din, zorunlu değildir. )


- AHLÂK ile DİNDARLIK

( Doğrudan ilişkilendirilemezler. )


- AHLÂK ile/ve DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK

( MORALS vs./and TRANSFORMAL MORALS )


- AHLÂK ile/ve/<> DÜŞÜNÜŞ

( MORALS vs./and/<> THINKING/PARADIGM )


- AHLÂK ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET

( Toplumsal. İLE/VE/<> Kişisel. )

( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı gidemez fakat erdemlerin kokusu rüzgâra karşı gider en uca bile ulaşabilir. )

( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )

( Erdemleri korumanın en iyi yolu erdemlilerle birlikte olmaktır. )

( EUBULIA: Siyasal bir erdem. )

( MORALS vs./and/<> VIRTUE )

( ... ile/ve/<> DE )


- AHLÂK ile EŞEYSELLİK(CİNSELLİK)


- AHLÂK ile/ve/değil EŞİK


- AHLÂK ve/<> EYLEM

( MORALS and/<> ACTION )


- AHLÂK ve/<>/> GÜZELLİK


- AHLÂK ile/ve/<> HADD

( Ahlâk, haddini bilmektir. )

( Başkasından nefret edeceğimize, kendi ahlâkımızdan nefret edelim. )

( MORALS vs./and/<> BORDER
Morals is to know the border. )


- AHLÂK ile/ve HAKİKAT


- AHLÂK ve/< HİLKÂT/YARATILIŞ


- AHLÂK ile/ve/<> HUY

( MORALS vs./and/<> HABIT )


- AHLÂK ile/ve İÇGÜDÜ

( Sonradan. İLE/VE Doğuştan. )

( AHLÂK: Düşünmeden ve kolaylıkla yapılan davranış/tutum. )

( İNSİYÂK[Ar.]: Bir gücün etkisiyle çekilip gitme. | Ardı sıra gitme. | İçgüdü. )


- AHLÂK ile/ve/<> İLİM

( Dünya. İLE/VE/<> Âhiret. )

( ETHICS vs./and/<> KNOWLEDGE/SCIENCE )


- AHLÂK ve/<> İLİM ve/<> İŞ


- AHLÂK ve/< İSTENÇ


- AHLÂK ile/ve İŞTİYÂK AHLÂKI


- AHLÂK ile/ve/<> KAVRAYIŞ

( MORALS vs./and/<> COMPREHENSION )


- AHLÂK ile/ve/<> KURAL

( MORALS vs./and/<> RULE )


- AHLÂK ile/ve/||/<>/< MERHAMET

( Merhamet, ahlâkın temelidir. )


- AHLÂK ile/ve OLMAZSA OLMAZ

( MORALS vs./and IF NOT HAPPENS NOTHING HAPPENS )


- AHLÂK ve/<> ÖTEKİ/LER


- AHLÂK ile/ve/<> ÖZ

( MORALS vs./and/<> ESSENCE )


- AHLÂK ile/ve/<> SİYASET

( Kuramsal tüze(hukuk). İLE/VE/<> Uygulamalı tüze. )

( Olması gereken(ler)e dayanır. İLE/VE/<> Olan(lar)a dayanır. )

( MORALS vs./and/<> POLITICS )

( ... ile/ve/<> ZHENG )


- AHLÂK ile/ve/<> SÖZ

( MORALS vs./and/<> WORD/PROMISE )


- AHLÂK ile/ve TESPİH


- AHLÂK ve TIP


- AHLÂK ile/ve/<>/< TUTUM

( MORALS vs./and/<> ATTITUDE )


- AHLÂK ve/<> YAŞATMAK

( MORALS and/<> TO GET LIVE )


- AHLÂKÇILIK ile/ve/<> VAROLUŞÇULUK


- AHLÂKİ ÇOĞULCULUK ile AHLÂKİ TEKÇİLİK/MONİZM

( Birden fazla ahlâki düzenin bir arada var olabileceğini savunan görüş. İLE Tek bir evrensel ahlâki düzenin geçerli olduğunu savunan görüş. )


- AHLÂKİ ÇOĞULCULUK/PLÜRALİZM ile AHLÂKİ SALTIKÇILIK/MUTLAKÇILIK

( Birden fazla ahlâki düzenin geçerli olabileceğini savunan görüş. İLE Tek bir evrensel ahlâki düzenin geçerli olduğunu savunan görüş. )


- AHLÂKİ GÖRELİLİK ile AHLÂKİ REALİZM

( ahlâki değerlerin kültür, birey ya da bağlama göre değiştiğini savunan görüş. İLE ahlâki değerlerin nesnel ve evrensel olduğunu savunan görüş. )


- AHLÂKİ GÖREV ETİĞİ ile SONUÇÇU ETİK

( Eylemlerin ahlâki değerinin niyet ve kurallara uygunluğuna bağlı olduğunu savunan etik düzen. İLE Eylemlerin ahlâki değerinin sonuçlarına bağlı olduğunu savunan etik düzen. )


- AHLAKİ/LİK ile AHLAKİ VAZİFE


- AHLÂKSIZLIK ile/değil AHLÂK ÖLÇÜTLERİNİN BULUNMAMASI


- AHLÂK/AHLÂKSIZLIK ile/değil/< ANATOMİ

( Eşeysel örgenlerin adlarında, "ahlâk" ya da "ahlâksızlık" aranamaz! Küfür olarak geçen sözcüklerin ve küfür edenlerin yersiz/kötü "kullanımındaki" yanlışlık, dilin ya da sözcüklerin hatası, yükü değildir! Kişilerin yanlışları da sadece o kişilerin, o ve ilgili yersiz/bağlamsız, yanlış/kötü davranış ve tutumlarıyla sınırlı tutulmak zorundadır.

Üç yaşından itibaren öğrenilmiş, fark bile olmayan "farkların", gerçekte, doğada ve bütünlükte hiçbir biçimde herhangi ciddi bir fark oluşturmadığı, herkesin her "şey"i tam olarak bildiği, gördüğü ve yaşadığı bir durumun, deneyimin de doğal ve sınırlandırılmış, kapalı koşullarda, herhangi bir ayıbı yoktur[bulunamaz ve aranamaz]! Eşeysel örgen adlarının, tıpta, anatomi ya da fizyoloji bilgisi olarak, Latince ya da başka bir dilde kullanılması da bir şeyleri "çözmekte/aşmakta" yeterli değildir.

Doğru/uygun zaman, zemin ve koşulların, duyacaklarına râzı olan/olacak kişinin, muhabbetin ve hukukun bulunmadığı ilişki ve ortamlarda, dikkatsiz, özensiz bir biçimde tüketiliyor olmasıdır tüm sorun. Söylenilen sözcüklerin değil beklenilmeyen ve istenilmeyen koşullarda, bir dayatma olmasından dolayıdır kişilerin tüm haklı tepkisi. Kişilerin, hangi konu/alan olursa olsun, seslerini yükseltmelerindeki yanlış ya da sorun kadar, kullandıkları ve seçemedikleri sözcüklerin yanlışlığındandır rahatsız olunan. Sorun, esas ya da içerik sorunu değil, yöntem(usûl) sorunudur. Kalabalığın içinde, zaman, zemin ve koşulları, kişileri dikkate almama kabalığıdır.

"Cinsiyetçi küfür" diye bir "tanım/sözcük" de olmaz! Sorun, örgen adlarında ya da "kadın"lara saygısızlık olmasında değil cahil/yetersiz/özensiz/kaba kişilerin, sonuç odaklı ve düşünmeden, özenmeden, çevresine kayıtsız ve saygısızca davranmasından dolayıdır. Eğer eşeysellikteki son aşama, "kulağa üflemek" olsaydı, her ("olumlu/olumsuz") zaman ve zeminde, her durumda, ağzından düşürmediği "söz" ve kısaltma, "AMK" değil "Hay kulağına üfleyeyim!"[KULK] olurdu. Bu durumda, bu sorun, ne kulak kepçesinin ve/ya da deliğinin, ne de bu sözcüğün, "ayıbı", "ahlâklılığı ya da ahlâksızlığı" olurdu.

Buradaki "sorun" ya da yanılsama, kapalı, sınırlı ya da bazı/çoğu ayrıntının iki kişi arasında ya da sır olarak tutulması istenilen özelin, dışarıda ve genelleştiriliyor olmasından dolayıdır.

Tıpta ve tüzede[hukukta], "ayıp", "çirkinlik" vs. ol(a)madığı gibi, zihinde ve zihin dilinde de "ayıp", "pis", "kötü" diye bir sınır(landırma) ya da sonuç(landırma) yoktur. Zihinden, "olumlu/olumsuz", "iyi/kötü" her düşünce ve ayrıntı geçebilir fakat sorumlu olunan/olunması gereken, ağızdan çıkmayabilecek olan söz(cük)ler(imiz)dir. )

( image )


- AHLÂKSIZLIK ile APTALLIK

( [Kişiden] Hakikat isteniyor da dalga geçercesine yanıt veriliyorsa. İLE [Kişiyle] Dalga geçiliyor da kesin yanıt veriliyorsa. )


- AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK

( [not] IMMORALITY vs./and/but BAD/NEGATIVE MORALS )


- AHLÂKSIZLIK ile/ve TANIMAMAK

( Nuh diyor, peygamber demiyor. )

( AHLÂK-I ZEMÎME: KÖTÜ AHLÂK )


- AHLAKSIZLIK ile UYGUNSUZ ile UYGUNSUZ BİR ŞEKİLDE

( INDECENCY vs. INDECENT vs. INDECENTLY )

( نا زيبندگي ile بي شرمي ile بي نزاکتي ile آلوده دامن ile نا نجيب ile بي نزاکت ile ناشايست ile شرمآور ile گستاخ ile خارج از نزاکت ile نانجيب ile بي شرمانه ile نامردانه )

( NA ZYBANDEGY ile BEY SHRAMY ile BEY NEZAKTY ile ALUDEH DAMAN ile نا نجيب ile BEY NEZAKT ile NASHAYSET ile SHARMAVAR ile GOSTAKH ile KHARJ AZ NEZAKT ile نانجيب ile BEY SHARMANEH ile نامردانه )


- AHLAMAK ile AHLAF ile AHLAK ile AHLAT ile AHLAKLI/LIK ile AHLAKÇA ile AHLAKÇI/LIK ile AHLAKSIZ/LIK ile AHLAK DIŞI ile AHLAKSIZCA ile AHLAK BİLİMİ ile AHLAK DIŞICI/LIK ile AHLAK YASASI ile AHLAK BİLİMCİ ile AHLAK BİLİMSEL ile AHLAK ZABITASI


- AHLANIP VAHLANMAK


- AHMAK ile ANDAVAL/LI[Yun.]

( Aklını gereği gibi kullanamayan, bön, budala, hamakat gösteren. İLE Ahmak, aptal, beceriksiz, şaşkın, bön, görgüsüz kişi. )


- AHMAK ile DOSTUM

( DUD vs. DUDDY )

( منفجر نشده ile هرچيز خراب ile کهنه پوش )

( MONFAJR NESHODEH ile NPARCHYZ KHARAB ile KONPANNEH PUSH )


- AHMAK ile/değil/yerine/>< FİLOZOF

( Felsefeyi zorlaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Felsefeyi kolaylaştırır. )


- AHMAK[Ar.] ile MÂİK[Ar.]


- AHMAK/LIK ile AHMAKLAŞMAK ile AHMAKLAŞTIRMAK ile AHMAKLAŞABİLMEK ile AHMAKLAŞTIRABİLMEK ile AHMAKÇA


- AHMAK/LIK ile/ve/değil/ya da HAİN/LİK

( Hain, korkaktır. )

( BELEH: Bönlük, ahmaklık. | BELÎD: İz'ansız, ahmak, sersem, budala, bön. )


- AHRETLİK ile AHRET KARDEŞİ ile AHRET KARDEŞLİĞİ


- AİDİYET değil/yerine/= DEĞİŞLİK


- AİLE SAHİBİ OLMAK değil/yerine/= OĞUŞLANMAK


- AİLE ve/||/<> ÇOCUK ve/||/<> ARKADAŞ

( Arkadaşını [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Akrabayı [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Sevgiliyi/eşi [tanımada/anlamada]. [ve sana zarar/yarar verip vermeyeceğinde] [PEK/KOLAY KOLAY YANILMAZ] )


- AİLE değil/yerine/= OĞUŞLUK


- AİLECEK değil AİLECE


- AİLE/LİK ile AİLECE ile AİLESİZ/LİK ile AİLE ADI ile AİLE İSMİ ile AİLE DOSTU ile AİLE OCAĞI ile AİLE REİSİ ile AİLE HAYATI ile AİLE HEKİMİ ile AİLE HUKUKU ile AİLE BAHÇESİ ile AİLE BÜTÇESİ ile AİLE DOKTORU ile AİLE MECLİSİ ile AİLE SAADETİ ile AİLE GAZİNOSU ile AİLE MATİNESİ ile AİLE FOTOĞRAFI ile AİLE HEKİMLİĞİ ile AİLE PLANLAMASI


- AİLE/OCAK ile KÖR OCAK

( ... İLE Çocuksuz aile. )


- AİLESEL ile AŞİNA ile TANIDIK KONUŞMA ile AŞİNALIK ile ALIŞMAK

( FAMILIAL vs. FAMILIAR vs. FAMILIAR TALK vs. FAMILIARITY vs. FAMILIARIZE )

( فاميلي ile مانوس ile خودي ile وارد در ile بلد ile خانه خواه ile آشنا ile خودماني ile اختلاط ile آشنايي ile موانست ile آشنا ساختن ile خودماني شدن ile آشنا کردن )

( FAMYLEY ile MANOS ile KHODY ile VARD DAR ile BOLD ile KHANEH KHAH ile ASHENA ile KHODMANY ile AKHTELAT ile ASHENAYY ile موانست ile ASHENA SAKHTAN ile KHODMANY SHODAN ile ASHENA KARDAN )


- AIRCRAFT :/yerine UÇAK


- AİT OLMA ve/||/<>/>/< SORUMLULUK

( MENSÛBİYET ve/||/<>/>/< MESÛLİYET )


- AİT OLMAK ile AİT OLMAK ile AİT ile AİT ile EŞYALAR

( BELONG vs. BELONG TO vs. BELONGING vs. BELONGING TO vs. BELONGINGS )

( متعلق بودن ile تعلق داشتن ile اختصاص داشتن ile تعلق گرفتن ile تعلق ile متعلقات واموال ile متعلق ile متعلق به ile حشم ile ضياع ile متعلقات )

( MOTALGH BODAN ile TALGH DASHTAN ile AKHTESAS DASHTAN ile TALGH GARAFTAN ile TALGH ile MOTALGHAT VAMVAL ile MOTALGH ile MOTALGH BAH ile HASHAM ile ضياع ile MOTALGHAT )


- AİT OLMAK ile/ve/||/<>/> CİDDİYE ALINMAK


- AİT OLMAK ile PARÇASI OLMAK

( TO BELONG TO vs. TO BE PART OF )


- AJAN/LIK ile AJANS ile AJAN PROVOKATÖR


- AJİTASYON ile/||/<> AJİTE ile/||/<> AJİTE ETMEK

( Huzursuzluk, çalkalama. İLE/||/<> Huzursuz, çalkalanmış. İLE/||/<> Huzursuz etmek, çalkalamak. )


- AJİTATÖR/PROVOKATÖR/MUHARRİK[Ar.] değil/yerine/= KIŞKIRTICI


- AK/AQ[Oğuz] ile/||/<> AK SAY/AQ SAY ile/||/<> AK TEREK/AQ TEREK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- AK ile AK

( Beyaz. İLE Sıvıların/akışkanların akması. )

( WHITE vs. WHITE )


- AK ile AK AĞA ile AK KAN ile AK PAK ile AK YEL ile AK YEM ile AK YAZI ile AK BENEK ile AK DEMİR ile AK GÖZLÜ ile AK MADDE ile AK SAÇLI/LIK ile AK YAZILI/LIK ile AK YILDIZ ile AK SAKALLI/LIK ile AK SÜLÜMEN ile AK KAN BEZİ YANGISI


- AK ile BEYAZ


- AK ile/ve/||/<> PAK

( Alnın. İLE/VE/||/<>/> Göğsün. )

( WHITE vs./and/||/<> CLEAN/PURE )


- AKABİLMEK ile AKAÇLAMAK ile AKAÇLATMAK ile AKA ile AKAK ile AKAR ile AKAÇ ile AKARCA ile AKARLAR ile AKAR AMBER ile AKAN YILDIZ


- AKAÇ ile AKAK ile AKI ile AKILGA ile AKIM ile AKINDIRIK ile AKINTI ile AKIŞKANLAŞTIRICI ile AKITMALIK ile AKMA ile AKMALIK

( Birikmiş suları akıtmaya yarayan boru, oluk ve benzeri araç. | Temel düzeyindeki suları toplayıp yapıların uzağına akıtan, yeraltı su borusu. İLE Su, hava, duman gibi akışkan şeylerin geçip gitmesine yarayan, her tür yol, akımlık. İLE Işık kaynağının, 1 saniyede çevresine yaydığı ışık enerjisi/akısı.[Akı birimi, lümen'dir.] İLE Suların akması için bir duvarda bırakılan düşey yarık. İLE Üslûp niteliği taşımayan sanat görüşü, çığır. | Hava, su gibi akışkan maddelerin ya da elektrik gibi kuvvetin, herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, çereyan. İLE Ağaç sakızı, reçine. İLE Eğim. İLE Beton akışkanlaştırıcı. İLE Çatı kaplama işlerinde, yedirmelik ya da kurşun şerit ile örtülü birleştirme ya da tonoz geçmesi. İLE Bir gerece uygulanan gerilme sabit kaldığı halde biçim değiştirmenin artması. İLE Sokak ve bahçe yollarının iki yanında ya da ortasında, suların akıp gitmesi için yapılan oluk. )


- AKADEMİ/K ile AKADEMİCİ/LİK


- AKADEMİ ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİK ile AKADEMİK MAKALE ile AKADEMİK YIL ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİ

( ACADEMIA vs. ACADEMIAN vs. ACADEMIC vs. ACADEMIC PAPER vs. ACADEMIC YEAR vs. ACADEMICIAN vs. ACADEMY )

( انجمن دانش ile عضوانجمن علمي ile عضو آکادمي ile آکادميک ile عضو فرهنگستان ile تحصيلي ile مدرک تحصيلي ile سال تحصيلي ile فرهنگستان ile آکادمي ile مکتب فرهنگستان ile آموزشگاه )

( ENJAMAN DANESH ile OZVANAJMAN ALAMY ile OZV AKADAMY ile AKADAMYK ile OZV FAREANGSTAN ile TAHSYLEY ile MADRAK TAHSYLEY ile SAL TAHSYLEY ile FAREANGSTAN ile AKADAMY ile MOKTEB FAREANGSTAN ile AMUZESHGAH )


- AKADEMİZM ile/||/<> İZLENİMCİLİK/EMPRESYONİZM ile/||/<> DIŞAVURUMCULUK/EKSPRESYONİZM ile/||/<> AYRINTI NATÜRALİZMİ ile/||/<> DEFORMASYON ile/||/<> MİTOLOJİK

( Sanat dallarında akademik öğretimin kalıplarına bağlı, yeni arayışlara karşı çıkan anlayış. İLE/||/<> 19. Yüzyıl sonunda Fransa'da ortaya çıkan, ışık etkilerine dayanarak doğayı anlık görüntüsü ile resimlemeye dayanan sanat akımı. İLE/||/<> XX. yüzyılın başlarında izlenimciliğe tepki olarak ortaya çıkan ve sanatçının duygularını renklerle ya da deformasyon yoluyla belirtmesini amaçlayan anlatımcı sanat akımı. İLE/||/<> Bir sanat yapıtındaki ayrıntıların titiz bir gözlem sonucu son derece ince bir işçilikle doğaya uygun bir biçimde betimlenmesi. Özellikle XV. yüzyıl sanatında karşımıza çıkan bu anlayışta her bir ayrıntı doğadaki aslının küçük bir kopyası gibi betimlenir. Ayrıntı natüralizminin en iyi örnekleri, XV. yüzyıl kuzey sanatında dinsel konulu resimlerin arka planlarındaki manzaralarda görülür. İLE/||/<> Biçim bozma. Bir sanat yapıtında betimlenen figürlerin belirli yerlerinin figürü tanınmaz derecesine vardırmadan bozulmaya uğratılması. Batı sanatında özellikle Maniyerist üslûbun kullandığı yöntemlerden biri olan deformasyon, Rönesans sanatındaki kusursuz anatomik tanımlamaya karşı çıkış yollarından biridir. İLE/||/<> Mitolojiye ilişkin her türlü olgu ve oluşum. Batı sanatında genellikle Yunan ve Roma mitolojilerinden konu alınmış yapılarda görülen nitelikler. )


- AKAK ile/ve ŞEV[Fars.]

( Eğimi ve inişi fazla olan yer. İLE/VE Yokuş, bayır, meyilli yer. )


- AKÂMET[Ar.] değil/yerine/= BAŞARISIZLIK

( Kısırlık, verimsizlik. | Başarısızlık, sonuçsuzluk. )


- AKARYAKIT ile AKARYAKITÇI/LIK ile AKARYAKIT İSTASYONU


- AKARYOTİK ile/||/<> AKARYOSİT

( Çekirdeksiz . İLE/||/<> Çekirdeksiz göze. )


- AKBALIK = AKYABALIĞI

( Uskumrugillerden, ufak pullu bir balık.[10 - 60 kg.] )

( LICHIA AMIA )


- AKBAŞ ile AKBALIK


- AKBİL'İ:
YAVAŞ BASMAK değil/>< BASILI TUTMAK/BEKLEMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- AKÇALAMAK ile AKÇALANMAK ile AKÇA ile AKÇASAL ile AKÇA YEL ile AKÇA PAKÇA ile AKÇA ARMUDU


- AKÇILLANMAK ile AKÇILLAŞMAK ile AKÇIL/LIK


- AKDETMEK ile AKDEDİLMEK ile AKDEDEBİLMEK


- AKEDEMİK değil AKADEMİK


- AKICI/LIK ile AKICI ÜNSÜZ ile AKICILIK ÖLÇEĞİ


- AKICI/LIK ile/ve/değil SÜREKLİ/LİK


- AKICILIK ile SÜRÜKLEYİCİLİK

( DRAVATRA ile ... )


- AKİD/AKİT ile/||/<> AHKÂM ile/||/<> BERÎÜZ-ZİMME ile/||/<> MATÛK ile/||/<> UHDE

( Sözleşme, bir sözleşmede taraf olan kişi. İLE/||/<> Hükümler. İLE/||/<> Zimmetten ya da borçlardan kurtulmuş, temize çıkmış. İLE/||/<> Azat olunmuş, azatlı. İLE/||/<> Birinin üzerinde olan iş, sorumluluk. )


- AKÎK[Ar.] ile AKÎK[Ar.]

( Çoğunlukla kırmızı renkte olan bir cins değerli taş. İLE Bunaltıcı sıcak/lık. )


- AKIL "ALMAYI İSTEMEMEK" değil/yerine/> "AKLINI BAŞINA TOPLAMAK"

( Kimseden "akıl almak" istemiyorsan, aklını başına topla! )


- AKIL ETMEK ile TEFEKKÜR ETMEK


- AKIL-FİKİR (ERDİREMEMEK)


- AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K


- AKIL-SIR (ERDİREMEMEK)


- AKIL:
TÜMEL(/LER) ve/<> TİKELLER ARASILIK


- AKIL VERMEK ile/ve/değil/yerine BİLDİKLERİNİ ANLATMAK


- AKIL ve/||/<> AHLÂK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÂDÂB ve/||/<> AŞK

( REASON and MORALS and JUSTICE and ... and LOVE )


- ÂKİL ile/ve ÂŞIK


- AKIL ve METAFİZİK

( REASON and METAPHYSICS )


- AKIL ve/||/<>/>/< OLANAK

( Yaşam, akıl ettiğin ve olanakların kadardır. [geliştirip değiştirebilme gücü/olanakları sende olmak üzere] )


- US/AKIL ve/<> TARİH/SEL/LİK

( REASON and/<> HISTORICAL/NESS )


- AKILDA KESİNLİK ile/> DUYULARDA KESİNLİK

( DEFINITENESS IN REASON vs./and/<> DEFINITENESS IN SENSES )


- AKILDA TUTMAK ile/ve/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK

( [not] TO KEEP IN MIND vs./and/but TO TRY TO LEARN
TO TRY TO LEARN instead of TO KEEP IN MIND )


- AKILDANE/LİK ile AKILDAN YOKSUN/LUK