Bugün[25 Mayıs 2026]
itibarı ile 26.694 başlık/FaRk ile birlikte,
26.694 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(89/108)


- SORUŞTURMADA:
GİZLİLİK ile/ve/||/<> KISITLILIK

( Ancak ve sadece ilk 24 saat için uygulanabilir.[Sulh ceza mahkemesi tarafından verilir. İtiraz da yine bu mahkemeye yapılabilir.][Savcı ya da kollu kuvvet tarafından da alınabilmektedir.][Şüpheli, avukat da dahil olmak üzere hiçkimseyle görüştürülmez.][Hakkında herhangi bir belge/evrak almak olanaklı değildir.] İLE/VE/||/<>/> Soruşturmanın sağlığı açısından, bilgi/belge/verilerin, kişilerin eline geçmemesi için Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilir.[Soruşturma aşamasından iddianamenin hazırlanıp mahkemece kabul edilip duruşma tarihi verildikten sonra kalkar.][Avukatlar, gizlilik kararı olan dosyalarda şüphelinin tüm araştırma raporları/tutanakları, belgeleri ve imzalı beyanlarını bu süreçte alabilir.][Gizlilik kararı, iddianame hazırlandıktan sonra (re'sen) kalkar.] )


- SORUŞTURMAK ile SORUŞTURABİLMEK ile SORUŞTURUCU/LUK


- SORUYORUM ile AF DİLEMEK ile İZİN İSTEMEK

( ASKING vs. ASKING FORGIVENESS vs. ASKING PERMISSION )

( سراغ ile استغفار ile مستغفر ile استجازه )

( SARAGH ile ESTEGHAFAR ile مستغفر ile ESTEJAZEH )


- SOSYAL MEDYA (5C):
KONUŞMA/SÖYLEŞİ ve/+/||/<>/> ORTAKLIK ve/+/||/<>/> YORUM ve/+/||/<>/> İŞBİRLİĞİ ve/+/||/<>/> KATKI

( 5C: CONVERSATION and/+/||/<>/> COMMUNITY and/+/||/<>/> and/+/||/<>/> COMMENTING and/+/||/<>/> CONTRIBUTION and/+/||/<>/> COLLABORATION )


- SOTELEMEK ile SOTE


- SOTE"YE (YATMAK) değil "SOTA"YA (YATMAK)

( SOTE[Fr. < SAUTÉ]: Küçük küçük doğranmış sebzeleri yağda hafifçe kavrulduktan sonra su, domates, biber vb. katılarak yapılan bir tür yemek. İLE/DEĞİL SOTA[İt. < SOTTO]: Uygun, elverişli [yer]. )


- SOURCE :/yerine KAYNAK


- ŞÖVALYE ile GEZGİN ŞÖVALYE ile ŞÖVALYE SERSERİLİĞİ ile ŞÖVALYELİK

( KNIGHT vs. KNIGHT ERRANT vs. KNIGHT ERRANTRY vs. KNIGHTHOOD )

( شواليه ile اسب شطرنج ile نجيب زاده ile شواليه سيار ile مقام سلحشوري ile شواليه گري ile سمت سلحشوري )

( SHVALYYEH ile ASB SHATRANJ ile NAJYBE ZADEH ile SHVALYYEH SYAR ile MOGHAM SALAHSHORY ile SHVALYYEH GARY ile SAMAT SALAHSHORY )


- ŞÖVALYELİK ile ŞÖVALYE GİBİ ile ŞÖVALYELİK

( CHIVALRIC vs. CHIVALROUS vs. CHIVALRY )

( بلند همت ile سلحشوري )

( BALAND CPEHMAT ile SALAHSHORY )


- ŞÖVALYE/LİK ile ŞÖVALYECE ile ŞÖVALYE RUHLU ile ŞÖVALYE YÜZÜĞÜ


- SÖVEBİLMEK ile SÖVE ile SÖVEN


- ŞOVENİZM[Fr. < CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK

( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )


- ŞOVEN/LİK ile ŞOVENİZM


- SÖVGÜ ile SÖVGÜCÜ/LÜK


- [ne yazık ki]
SÖVMEK ile/ve/||/<>/> DÖVMEK


- SÖVÜLMEK ile SÖVÜŞMEK ile SÖVÜŞ ile SÖVÜCÜ/LÜK


- SOYGUN ile SOYGUNCU/LUK


- ŞÖYLE-BÖYLE(ESTEK KÖSTEK)


- ŞÖYLE DÜŞÜNMEK ve/||/<>/>/< DENEY


- SÖYLEDİĞİN ile/ve/değil EŞİK


- SÖYLEMEDİĞİN ile/ve/değil EŞİK


- SÖYLEMEK ile/değil "AĞZINDAN KAÇIRMAK"


- SÖYLEMEK ile/ve/değil AKTARMAK/NAKLETMEK


- SÖYLEMEK ile/ve/değil AKTARMAK/NAKLETMEK


- SÖYLEMEK ile BAHSETMEK

( TO SAY/TELL vs. TO MENTION )


- SÖYLEMEK ile/değil DİLE GETİRMEK


- SÖYLEMEK ile/ve KAVRAMAK

( TO SAY vs./and COMPREHENSION )


- SÖYLEMEK ile/ve/<> KONUŞMAK

( Yılan imgesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Değnek imgesi. )

( dd İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> mdw )

( Sonuç [odaklılık]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç ve sonuç [birlikteliği ve bütünlüğü]. )

( "Kendini merkeze alma" ve ötekileri önemsizleştirmeye neden olur/olabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Ötekiyle birlikte kendini ve herkesin olası düşüncesini, durumunu/sürecini dikkate almayı gerektirir/sağlar. )

( [not] TO SAY/TELL vs./and/but/||/<> TO TALK
TO TALK instead of TO SAY/TELL )


- SÖYLEMEK ile/ve ÖNERMEK

( TO SAY vs./and TO SUGGEST/RECOMMEND )


- SÖYLEMEK ile/ve/yerine ÖRNEK VERMEK


- SÖYLEMEK ile SAPTAMAK

( TO SAY vs. TO DETERMINE )


- SÖYLEMEK ile SÖYLEMEMEK

( TO SAY/TELL vs. NOT TO SAY/TELL )


- SÖYLEMEK ile SÖYLENMEK ile SÖYLETMEK ile SÖYLEŞMEK ile SÖYLENİLMEK ile SÖYLETTİRMEK ile SÖYLENEBİLMEK ile SÖYLETEBİLMEK ile SÖYLEYEBİLMEK ile SÖYLEYİVERMEK ile SÖYLEM ile SÖYLEV ile SÖYLENCE ile SÖYLEVCİ/LİK


- SÖYLEMEK ile UYARMAK/İKÂZ ETMEK


- SÖYLEMEKTEN/YAPMAKTAN (")KURTULMAK(") ile/ve/<>/değil SORUMLULUKTAN (")KURTULMAK(")


- SÖYLEMEYE "KALKMAK" ile/değil SÖYLEMEYE ÇALIŞMAK


- SÖYLEMLERİMİZİN/EYLEMLERİMİZİN:
SORUMLULUĞUNU ALMAK ve/||/<>/> (DOĞRUDAN/OLASI) SONUÇLARINA KATLANMAK


- KONUYU/SÖYLENENİ/SÖYLEDİĞİNİZİ ...:
ANLAMAMAK/ANLAMIYORUM ile/ve/değil/||/<>/> BEĞENMEMEK/BEĞENMİYORUM


- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]

( Doğruyu konuşmak iki kişi ister; doğru söyleyen, doğru dinleyen. )

( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )

( EXPLANATION: TO INTERPRET vs. TO LISTEN(Not in the mean of acceptance!)
EXPLANATION: TO LISTEN instead of TO INTERPRET )


- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/değil/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]

( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )

( Dinleyen, anlatandan ârif gerektir. )

( Çok dinlememiz ve az konuşmamız için, iki kulağımız ve bir dilimiz var. )

( EXPLANATION: TO INTERPRET vs. TO LISTEN[Not in the mean of acceptance!]
EXPLANATION: TO LISTEN instead of TO INTERPRET
Learn to look without imagination, to listen without distortion; that is all. )


- SÖYLENMEK ile DODURDA(N)MAK


- SÖYLENMEK değil/yerine SAKİN OLMAK


- SÖYLERKEN BUYRUK VERMEK ile/değil/yerine/>< SÖYLEMEK


- SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE ile YÜKSEK ile KARIŞIK


- SOYLU/LUK ile SOYLU ERKİ ile SOYLU SOPLU


- SOYMAK ile/ve/<> AYIKLAMAK ile/ve/<> TEMİZLEMEK


- SOYMAK ile SIYIRMAK

( TO SHELL/PEEL vs. TO PEEL OFF )


- SOYSUZLAŞMAK ile SOYSUZLAŞTIRMAK ile SOYSUZ/LUK ile SOYSUZCA


- SOYULMA ile ÇIPLAK

( DENUDATION vs. DENUDE )

( رودش ile عاري ساختن )

( رودش ile ARY SAKHTAN )


- SOYUNMAK ile ...

( SUÂL-İ MUKADDERE YANIT )


- SOYUNMAK ile SOYUNDURMAK ile SOYUNABİLMEK ile SOYUNUVERMEK


- SOYUNMAK ile STRİPTİZ

( TEARRÎ[< URY | çoğ. URYET] ile ... )


- SOYUNMUŞ/SOYUNUK" ile (")ÇIPLAK/cıbıl(")


- SOYUN/UP DÖKÜN/MEK


- SOYUT ile BELİRLENİMSİZLİK


- SOYUT ile MİSTİK

( ABSTRACT vs. MYSTIC )


- SOYUT ile SONSUZLUK


- SOYUTLAMA GÜCÜ ile/ve/||/<> YÖNETİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<> İLİŞKİLERİN ÖNCELİĞİ

( ABSTRACTION POWER vs./and/||/<> INTEROPERATIBILITY vs./and/||/<> PRIORITY OF RELATIONS )


- SOYUTLAMA ve KENDİNİ GÖZLEMLEYEBİLMEK

( ABSTRACTION and ABLE TO OBSERVE THE SELF )


- SOYUTLAMA ile YOK SAYMAK


- SOYUTLAMAK ile/ve/||/<>/> SOYUTLAMANIN SOYUTLA(N)MASI


- SOYUTLAMAK ile SOYUTLANMAK ile SOYUTLAŞMAK ile SOYUTLAŞTIRMAK ile SOYUTLAYABİLMEK ile SOYUT/LUK ile SOYUTÇU/LUK ile SOYUT AD ile SOYUT İSİM ile SOYUT SAYI ile SOYUT SANAT


- SOYUTLANMA ve/<> GÜZELLİK


- SOYUTLA(N)MAK ile/değil/yerine DERİNLEŞ(TİR)MEK

( [not] TO GET IN ABSTRACTION vs./but (TO GET) DEEPEN
(TO GET) DEEPEN instead of TO GET IN ABSTRACTION )


- SÖZ (ALMAK/VERMEK) ile/değil/yerine OLUR/ONAY (ALMAK/VERMEK)

( [not] TO GET/GIVE PROMISE vs. TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT
TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT instead of TO GET/GIVE PROMISE )


- SÖZ DİNLEMEK ile/ve/<> DİKKATE ALMAK

( Söylenilen ya da yapılması istenilen/beklenilen şeyin size [o an için] uymaması, o sözü/düşünceyi ya da durumu dikkate almamanızı gerektirmez. Gençlik/cehâlet düşünce ve tavırları olarak tepki gösterme eğiliminde olabilirsiniz fakat durum, söylenilen söze uyum gösterip göstermemekten çok [kulakardı etmek yerine] yeterince dikkate alıyor olmayı gerektirir. "Sırtına bir şey al/giy!" sözüne, hiç düşünmeden/değerlendirmeden, hızlıca "bana bir şey olmaz!", "gerek yok!", "sen yaşlı olduğun için söylüyorsun/önemsiyorsun" biçiminde yanıt vermek yerine yeteri kadar dikkate almakta yarar vardır. )


- SÖZ DİNLEMEK ile SÖZ DİNLEMEK

( "Yapma ve yap" denileni yerine getirmek, uygulamak. İLE Konuşulanları dinlemek/dinlemeye çalışmak, konuşulanlara dikkatini yöneltmek/kulak kabartmak. )


- SÖZ KESMEK ile SÖZÜ KESMEK


- SÖZ KONUSU ile/ve/değil/||/<>/< OLASILIK


- SÖZ/ÖNERİ/ÖĞÜT DİKKATE ALMAK, ZİHNİNDE BULUNDURMAK


- SÖZ:
ÖRTÜK ile KİNÂYE


- SÖZ SÖYLEMEK ile/ve/||/<> ANLAMAK

( İrfan ister. İLE/VE/||/<> İnsan/kişi ister. )


- SÖZ SÖYLEMENİN KURALLARINDA:
ÖNÜNÜ ARDINI GÖZETMEK[Ar.] ve/||/<> SÖYLEMEDEN ÖNCE TEKRAR TEKRAR DÜŞÜNMEK[Ar.] ve/||/<> ON KERE DÜŞÜNÜP BİRİNİ SÖYLEMEK[Ar.] ve/||/<> "HER AĞZIMIZA GELENİ" SÖYLEMEMEK[Ar.]

( Önün ardın gözet fikr-i dakîk et onda bir söyle
Öğütme ağzına her ne gelirse âsiyâb-âsâ

Osman Nevres[ö. 1762] )

( )


- SÖZ VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜVEN VERMEK

( Güven veriyorsan, ayrıca söz vermen gerekmez. )


- SÖZ ve/> TÂLÎK

( ... VE/> Güleryüzlü. :) | Düzgün söz söyleyen. )


- [ne yazık ki]
SÖZCÜĞÜ/TERİMİ: ANLAMAMAK ile/ve/değil/||/<>/> BAŞKA ANLAM/LAR "YÜKLEMEK"


- SÖZCÜĞÜN:
GENİŞLİĞİ ile/ve/||/<>/> DERİNLİĞİ ile/ve/||/<>/> AĞIRLIĞI/YÜKSEKLİĞİ


- SÖZ(CÜK):
GERÇEK ile/ve/||/<>/> DEĞİŞMECE/MECAZ[Ar.] ile/ve/||/<>/>
DOKUNDURMA/KİNÂYE ile/ve/||/<>/> AÇIK/SARİH

( Çıkarımsal. İLE/VE/||/<>/> Hayal/Muhayyile. İLE/VE/||/<>/> Sezgi/Hads. İLE/VE/||/<>/> Apaçık. )

( Soğan. İLE/VE/||/<>/> Sarımsak. İLE/VE/||/<>/> Koku. İLE/VE/||/<>/> Yaygın koku. )

( )

( Söz(cük)leri/ni değiştir... Dünya/n değişsin...
)

( )

( LES TERMES VRAIS avec/et/||/<>/> LES TERMES S'APPLIQUANT PAR UNE EXTENTION LOGIQUE DE LEUR SENS avec/et/||/<>/> PAR ALLUSION avec/et/||/<>/> TERMES CLAIRES )


- SÖZCÜK PEŞİNDE KOŞMAK değil/yerine ANLAM PEŞİNDE KOŞMAK


- SÖZCÜK TÜRETMEK ile/ve/değil/yerine KAVRAM/SÖZCÜK OLUŞTURMAK


- SÖZCÜK ile/ve AÇKI/ANAHTAR


- SÖZCÜK ile/ve ANAHTAR


- SÖZCÜK ve SPERM(ATA)


- SÖZCÜK ile/ve TERİM

( VERBUM ile/ve ... )


- SÖZCÜKLERDE/TERİMLERDE:
KAYNAK ve/||/<>/> OLUŞ ve/||/<>/> SINIRLAMA ve/||/<>/> YAYILMA ve/||/<>/> YERLEŞME

( NEŞ'ET ve/||/<>/> TEKVÎN ve/||/<>/> TAHDÎD ve/||/<>/> İNTİŞÂR ve/||/<>/> İSTİKRÂR )


- SÖZCÜKLERDEN, ANLAMA ULAŞMAK/"GİTMEK" ile/ve/<>/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE ULAŞMAK

( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )

( Sözler, gerçekleri yaratmaz; onlar ya tarif ya tahrif eder. )

( Sözün tamamı, anlamayana söylenilir. )

( Try to go beyond the words.
Words do not create facts; they either describe them or distort. )

( [not] GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD vs./and/<>/but GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING
GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING instead of GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD )


- SÖZCÜKTEN, ANLAMA GİTMEK ile/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE GİTMEK

( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )

( [not] GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD vs. GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING
GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING instead of GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD )


- SÖZCÜKTEN ANLAMA GİTMEK değil/>< ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- SÖZCÜ/LÜK ile SÖZCÜK ile SÖZCÜKLÜ ile SÖZCÜKSÜZ ile SÖZCÜK TÜRÜ ile SÖZCÜK BİLİMİ ile SÖZCÜK BİLİMCİ ile SÖZCÜK VURGUSU ile SÖZCÜK HAZİNESİ


- SÖZDEN ANLA(MA)MAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖZÜ ANLA(MA)MAK

( Ne yazık ki bazı "zihinler"/"kişiler", sözü anla(ma)sa da sözden anlamaz.[Anlayana kadar zaman tanımak, beklemek gerekir.] )


- SÖZDEN ÖNCEKİ 3 EŞİK:
İYİLİK ve/||/<> İNCELİK ve/||/<> GEREKLİLİK


- SÖZDİZİMİ ile/ve/||/<> ÇİFTEKLEMLİLİK


- SÖZE DÖKMEK" ile/ve "DİLE GETİRMEK"


- SÖZE:
KULAK VERMEK ile/ve/> EN İYİLERİNE UYMAK


- SÖZE TÂBİ OLMAK ile/ve/<> TEDAVİYE TÂBİ OLMAK


- SÖZE UYUMAK değil/yerine SÖZE UYMAK


- SÖZ/KELÂM ile/ve/değil EŞİK


- SÖZ/KONUŞMA:
"UZAMASIN!" yerine/değil NE KADAR GEREKİYORSA O KADAR KONUŞMAK


- SÖZLEMEK ile SÖZLENMEK ile SÖZLEŞMEK ile SÖZLENDİRMEK


- SÖZLERİN ALTINDA KALMAK ile/<> TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMAK ZORUNDA KALMAK


- SÖZLERİNİ DUYURMAK İÇİN:
KİŞİLERİ TUTMAK değil/yerine ÇENEYİ TUTMAK


- SÖZLEŞME ile SÖZLEŞMELİ/LİK ile SÖZLEŞMESİZ/LİK ile SÖZLEŞME TUTANAĞI


- SÖZLEŞMEDE:
İYİ NİYET ve/||/<>/> SADÂKAT ve/||/<>/> İÇERİK

( Adının geçmesiyle. VE/||/<> İmza atarak. VE/||/<> Uygulayarak. )


- SÖZLÜ KÜLTÜR(/GELENEK) ile/ve/<> YAZILI KÜLTÜR(/GELENEK)

( Göçerlerin. İLE/VE/<> Yerleşiklerin. )

( [daha çok] Doğu'da. İLE/VE/<> Batı'da. )


- SÖZLÜK KULLANIMI ile/ve/||/<>/> SÖZLÜK YAZMAK


- SÖZLÜK ile/ve/yerine/<> ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK

( İlk sözlük yazarı... Halil b. Ahmed [ö. 786] )

( DICTIONARY vs./and/<> ENCYCLOPEDIC DICTIONARY
ENCYCLOPEDIC DICTIONARY instead of DICTIONARY )


- SÖZLÜK ile/ve BEYDER

( ... İLE/VE Doğru sözlük. )


- SÖZLÜK ile/ve KİTAP

( Kapağı hiçbir zaman kapatılmaz/kapatılmamalı, kapalı tutulmamalı! İLE/VE ... )


- SÖZLÜK = LÛGAT/KAMUS = DICTIONARY[İng.] = DICTIONNAIRE[Fr.] = WÖRTERBUCH[Alm.] = DIZIONARIO[İt.] = DICCIONARIO[İsp.]


- SÖZLÜK ile/ve/||/<>/> SÖYLEM


- SÖZLÜK ile SÖZLÜK KÜTÜĞÜ ile SÖZLÜKBİRİM ile SÖZLÜKÇE ile SÖZLÜKSEL ile SÖZLÜKSEL BİÇİMBİLİM ile SÖZLÜKSEL KÜTÜK ile SÖZLÜKSEL BİÇİMBİRİM

( LEXICON vs. LEXICAL ENTRY vs. LEXEME vs. LEXICON vs. LEXICAL vs. LEXICAL MORPHOLOGY vs. LEXICAL ENTRY vs. LEXICAL MORPHEME )


- SÖZLÜK ile/ve/||/<> TÜRK YAZINI BAĞLAMLI DİZİN VE İŞLEVSEL SÖZLÜK(TEBDİZ)

( TEBDİZ Sözlüğü için burayı tıklayınız... )


- SÖZLÜKLEŞMEK ile SÖZLÜ/LÜK ile SÖZLÜK ile SÖZLÜKÇE ile SÖZLÜKÇÜ/LÜK ile SÖZLÜ FİLM ile SÖZLÜ TARİH ile SÖZLÜ KÜLTÜR ile SÖZLÜ SALDIRI ile SÖZLÜK BİRİMİ ile SÖZLÜK BİLGİSİ ile SÖZLÜ SORU ÖNERGESİ


- SÖZSÜZ/LÜK ile SÖZSÜZ OYUN


- SÖZÜ/KONUYU/KONUŞMAYI:
DAĞITMAK" ile/ve/değil/||/<> UZATMAK


- SÖZ(Ü) DİNLEMEK ile/ve/değil/yerine SÖYLENİLENİ/İSTENİLENİ YAPMAK/YAPABİLMEK


- SÖZÜ KABUL ETMEK ile/ve/değil SÖZÜ TASDİK ETMEK


- SÖZÜ/DÜŞÜNCEYİ/NESNEYİ:
"KALDIRMAK/KALDIR(A)MAMAK" ile/ve "TAŞIMAK/TAŞI(YA)MAMAK"


- [ne yazık ki]
"SÖZÜ/SORUYU, TARTMADAN SÖYLEMEK" ve/||/<>/> ALACAĞIN YANITTAN İNCİNMEMEK


- SÖZÜ "UZATMAK" ve/<> SABRI ZORLAMAK


- SÖZÜ:
YAYMAK ile UZATMAK

( SÖZCÜKLERİ/YAZAÇLARI(HARFLERİ)! )


- SÖZÜNDEN ÇIKIL(A)MAYANLAR:
SU ile/ve/<> EKMEK ile/ve/<> ÖLÜM

( Çocuklukta. İLE/VE/<> Yetişkinlikte. İLE/VE/<> Yaşlılıkta. )


- SPA/SALUS PER AQUA, HEALTH FROM WATER[İng.] değil/yerine/= SUDAN GELEN SAĞLIK


- SEREBRAL PALSİ:
SPASTİK ile/||/<> DİSKİNETİK ile/||/<> ATAKSİK


- SPATÜLSÜ YAPRAK = VARAK-I MİSVATÎ = FEUILLE SPATULÉE


- SPEAK vs. TALK


- SPEAK :/yerine KONUŞMAK


- SPECIFIC GRAVITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK


- SPECIFIC :/yerine BELİRLİ, SPESİFİK


- TAYFÎ HASSÂSİYET[Osm.] ile/değil/yerine/= SPEKTRAL DUYARLILIK


- SPEKÜLATİF ile/değil MİSTİK


- SPEND :/yerine HARCAMAK, GEÇİRMEK


- SPERM ile SPERMA ile SPERMASIZLIK ile SPERMA ANA HÜCRESİ


- SPESİFİK[İng. < SPECIFIC] değil/yerine/= ÖZGÜL


- SPESİFİKASYON/SPECIFICATION[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜLLEME | ÖZGÜL ÖZELLİK


- SPESIFISITE/SPECİFICITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜLLÜK


- SPESİMEN/SPECIMEN[İng.] değil/yerine/= PARÇA ÖRNEK


- SPİN CAMI ile/||/<> FERROMANYETİK

( Spin camı rastgele donmuş, ferro düzenli hizalanmış. )

( Formül: Frustrasyon İLE düzen )


- SPIN :/yerine DÖNDÜRMEK, DÖNMEK


- SPİNTRONİK ile/||/<> ELEKTRONİK

( Spintronik spin serbestlik İLE elektronik sadece yük. )

( Formül: GMR İLE sadece R )


- SPLIT :/yerine BÖLMEK, AYIRMAK


- SPOR SALONU ile JİMNASTİKÇİ ile JİMNASTİK ile JİMNASTİK

( GYMNASIUM vs. GYMNAST vs. GYMNASTIC vs. GYMNASTICS )

( ورزشگاه ile ژيمناست ile قهرمان ژيمناستيک ile ژيمناستيک باز ile ژيمناستيکي ile ژيمناستيک )

( VARZESHGAH ile ZHYMENAST ile GHEHARMAN ZHYMENASTYK ile ZHYMENASTYK BAZ ile ZHYMENASTYKY ile ZHYMENASTYK )


- SPOR YAPMAK ile STONE SENDROMU


- SPOR değil/yerine/= ÇEYNİK


- SPORADİK/SPORADIC[İng.] değil/yerine/= TEK TÜK


- SPORLANMAK ile SPOR ile SPORCU/LUK ile SPOR LOTO ile SPOR TOTO ile SPORLULAR ile SPOR KESESİ ile SPOR KULÜBÜ


- SPOT ile SPOTÇU/LUK ile SPOT ALIM ile SPOT SATIM ile SPOT MAĞAZA ile SPOT LAMBASI


- SPOT :/yerine YER, BENEK


- SPREAD :/yerine YAYMAK, YAYILMAK


- SQUEEZE :/yerine SIKMAK


- SSD/SOLİD STATE DISK[İng.] değil/yerine/= KATI HAL SÜRÜCÜSÜ


- HARD DISK:
SSD ile M2 SSD


- STABILITE/STABILITY[İng.] değil/yerine/= DENGELİLİK


- STABİLİZE ETMEK değil/yerine/= SÜRDENGELEMEK


- STAGFLASYON değil/yerine/= DURGUN ŞİŞKİNLİK


- STAIR :/yerine BASAMAK


- STAND :/yerine AYAKTA DURMAK


- STANDARDİZE ETMEK değil/yerine/= ÖLÇÜNLENMEK


- STANDARD SOURCE[İng.] / STANDARDQUELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= STANDART KAYNAK


- STANDART ile MUTLAK

( STANDARD vs. ABSOLUTE )


- STANDART ile/değil YAYGIN/LIK


- STANDARTLAŞMAK ile STANDARTLAŞTIRMAK ile STANDART/LIK ile STANDARTLI ile STANDARTSIZ/LIK ile STANDART DİL


- STANT[İng.] değil/yerine/= SERGİLİK


- STARE :/yerine DİK DİK BAKMAK


- STARK EFFECT[İng.] / EFFET STARK[Fr.] / STARK-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= STARK ETKİSİ


- START ALMAK/ALDIRMAK / VERMEK değil/yerine/= BAŞLAMAK/BAŞLATMAK


- START :/yerine BAŞLAMAK


- STASIS[İng.] değil/yerine/= DURAĞANLIK

( Değişimin olmaması halidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÉLECTRICITÉ STATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= STATİK ELEKTRİK


- STATİK İLE KİNEMATİK İLE DİNAMİK İLE KİNETİK İLE STATİĞ İLE HİDROSTATİK ile/||/<> MEKANİK ALT DALLARI

( Mekaniğin farklı hareket ve kuvvet durumlarını inceleyen alt dalları. )

( Formül: ΣF = 0 İLE F = ma )


- STATIC CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE STATIQUE[Fr.] / CHARAKTERISTIK, STATISCHE CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= STATİK KARAKTERİSTİK


- STATİK ile/>< ANTİSTATİK[Fr.]

( ... İLE/>< Statik elektrik yüklerinin birikimini azaltmak ya da engellemek için kullanılan nesneler. )


- STATİK ile/||/<> DİNAMİK

( İki farklı mekanik dalı: statik durgun cadleri İLE dinamik ise hareket eden cadleri inceler )

( Newton tarafından 1687 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1643-1727) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Matematik) (Önemli katkıları: Klasik mekanik, kalkülüs, yerçekimi yasası) )


- STATİK ile/||/<> DİNAMİK (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Statik dengede olan, dinamik hareket halindeki sistemleri inceler )

( Formül: ΣF=0 İLE F=ma )


- STATİK/STATIC[İng.] değil/yerine/= DURAĞAN


- STATİK değil/yerine/= DURUK


- STATİK[Fr. < Yun.]/STATOR[Lat.] değil/yerine/= DURUK/DURAĞAN/DEĞİŞMEZ[>< DEVİNİM]


- STATICS[İng.] / STATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= STATİK


- STATISTICAL INDEPENDENCE[İng.] değil/yerine/= İSTATİSTİKİ BAĞIMSIZLIK

( Veri noktaları arasında ilişkinin olmaması durumudur. Bir diğer deyişle, bir veri noktasının diğerlerini etkilemiyor olmasıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- STATÜ[Fr.] değil/yerine/= TÜZÜK


- STATÜKO ile STATÜKOCU/LUK


- STAY :/yerine KALMAK


- STAZ/STASIS[İng.] değil/yerine/= DURGUNLUK


- STEAL :/yerine ÇALMAK


- STEEL :/yerine ÇELİK


- STEM/SCIENCE, TECHNOLOGY, ENGINEERING, MATHEMATICS[İng.] değil/yerine/= FEN, TEKNOLOJİ, MÜHENDISLİK, MATEMATİK


- STENOZ/STENOSIS[İng.] değil/yerine/= DARLIK


- STENT[İng.] değil/yerine/= KAFESÇİK


- STEREOSKOPİK ile STEREOSKOPİK ÇİFT


- STERİLİZASYON[Fr. < STÉRILISATION] değil/yerine/= ARINIKLIK


- STERİLLEŞTİRMEK ile STERİL


- STEVE WOZNIAK ile/ve/||/<> STEVE JOBS

( Donanımcı/sı. İLE/VE/||/<> Geliştirici/si. )

( Stephen Gary Wozniak İLE/VE/||/<> Steven Paul Jobs )


- STICK :/yerine ÇUBUK, YAPIŞMAK


- STIGMATIC[İng.] / STIGMATISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= STİGMATİK


- STILE[İng.] değil/yerine/= KILAVUZ ÇUBUK


- STİLİZE ile/||/<> STUCCO/STUK ile/||/<> SİLME

( Üslûplaştırılmış. Doğadaki biçimlerin belirli bir üslûbun ya da tekniğin denetiminde sadeleştirilmiş biçimi. Stilize çiçek motifi... İLE/||/<> Alçı yoğunluklu süsleme tekniği. İLE/||/<> Duvar yüzeylerinde süsleme amacıyla yapılmış şerit biçimindeki çıkıntılara verilen ad. )


- STIR :/yerine KARIŞTIRMAK


- [ne yazık ki]
STK ile/değil "SDK"

( Sivil Toplum Kurumu İLE/DEĞİL "Sivil Devlet Kurumu" )


- STK ile STK

( Sivil Toplum Kuruluşu İLE Sanat - Tarih - Kültür )


- STOACILIK ile EPİKÜRCÜLÜK

( Erdem, öz disiplin ve doğayla uyum içinde yaşamayı savunan felsefi okul. İLE Hazza ulaşmayı ve acıdan kaçınmayı yaşamın amacı olarak gören felsefi okul. )


- STOACILIK = REVÂKİYE

( Aklın egemenliğini, doğaya uygun yaşamayı, ruhun duyumsamazlığı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen, Kıbrıs'lı Zenon'un kurduğu, öğretiye ilişkin derslerin stoa denilen direkli galeride verildiği öğreti. )


- STOCK :/yerine STOK, HİSSE


- STOK[İng.] değil/yerine/= YIĞIM, YIĞILIM | YIĞIMLIK


- STOKASTİK[İng.] değil/yerine/= REGRESÖR MODEL


- STOKLAMAK ile STOKLAYABİLMEK ile STOK ile STOKÇU/LUK


- STOP :/yerine DURMAK


- STOR ile STORLU ile STOR KAPAK


- STORE :/yerine MAĞAZA, DEPOLAMAK


- STRABISMUS[İng.] değil/yerine/= ŞAŞILIK


- STRATEGIC :/yerine STRATEJİK


- STRATEJİK "ORTAKLIK" ile/ve/||/<>/< SİYASAL ORTAKLIK" ile/ve/||/<>/< ÇÖZÜM ORTAKLIĞI"


- STRATEJİK ile/değil KAYPAK


- STRATEJİ/K değil/yerine/= YOLİZLEM/LİK / YOLİZLEMSEL


- STREET :/yerine CADDE, SOKAK


- STRENGTHEN :/yerine GÜÇLENDİRMEK


- STRES değil/yerine/= GERGİNLİK


- STRESLENMEK ile STRES ile STRESLİ/LİK ile STRESSİZ/LİK


- STRESS :/yerine STRES, VURGULAMAK


- STRETCH :/yerine GERMEK, UZATMAK


- STRIKE :/yerine GREV, VURMAK


- STRIP :/yerine ŞERİT, SOYMAK


- STRİPTİZ ile STRİPTİZCİ/LİK


- STRİYA STRETCH MARK[İng.] değil/yerine/= STRİA DERİ ÇATLAĞI


- STRUCTURE :/yerine YAPI, YAPILANDIRMAK


- STRUGGLE :/yerine MÜCADELE ETMEK


- STRÜKTÜRALİZM değil/yerine/= YAPISALCILIK

( Bilimin her dalında, "yapı"dan yola çıkarak, sonuçlara ulaşma yöntemi. | Dilin tümüyle bir yapı özelliği gösterdiğini, terimlerin bu ilişkileri belirlediğini ileri süren dilbilim öğretisi. )


- STUDY vs. WORK


- ŞU/BU "OLMAK" ile/ve/<>/değil/yerine İNSAN OLMAK


- SU DOLABI ile ÇARK

( Bağ bahçe sulamak amacıyla bir eksen etrafında dikey biçimde dönerek bir akarsudan su aktarmaya yarayan düzenek, dolap. İLE Bir eksenin döndürdüğü, tekerlek biçimindeki makine parçası. | Herhangi bir askerî birliğin, biçimini ve düzenini bozmadan, kanatlarından biri çevresinde dönerek yön değiştirmesi. )


- SU GEÇİRMEZ/LİK ile/ve/||/<>/< IŞIK GEÇİRMEZ/LİK


- SU KAÇIRMAK ile KANTARIN TOPUZUNUN KAÇMASI


- SU KOYVERMEK ile YELKENLERİ SUYA İNDİRMEK


- SUAL ETMEK ile BUHÛ'[Ar.]

( 1. Sormak. | 2. İstemek. [fakat uygunsa ve/ya da uygun olabileceği kadarıyla isteyerek!] İLE Alçakgönüllülükle hakkını isteme. )


- SUAL ETMEK değil/yerine/= SORMAK/SORUP SORUŞTURMAK


- SUAL ETMEK ile SORU TEVCİH ETMEK

( Soru, soruna dönüşmezse/dönüşmemişse yola giremezsin. )


- SUBASMAN[Fr. < SOUBASSEMENT] değil/yerine/= OTURMALIK


- SÜBEK ile SÜBEKLİ


- SUBJEKTİVİST/SÜBJEKTİVİZM/SÜBJEKTİVİTE değil/yerine/= ÖZNELCİ/ÖZNELCİLİK/ÖZNELLİK


- SÜBLİMLEŞMEK ile SÜBLİMLEŞTİRMEK ile SÜBLİME


- SUBMIT :/yerine SUNMAK, TESLİM ETMEK


- SUBRA[Fr.] değil/yerine/= KOLTUKLUK

( Koltuk yapmaya ve kaplamaya elverişli olan (kumaş). | Giysinin, terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça. )


- SUBSTANTIAL :/yerine ÖNEMLİ, BÜYÜK


- SÜBYAN ile SÜBYANCI/LIK ile SÜBYAN KOĞUŞU


- SUÇ "ATFETMEK" değil SUÇ İSNÂD ETMEK


- SUCCEED :/yerine BAŞARMAK


- SUÇLAMA ile SUÇLAYICI ile SUÇLAYICI ile SUÇLAMAK

( ACCUSATION vs. ACCUSATIVE vs. ACCUSATORY vs. ACCUSE )

( افترا ile تهمت ile اتهام ile ريي ile اتهامي ile تهمت آميز ile افترا زدن ile متهم ساختن ile متهم کردن ile تهمت زدن ile تهمت بستن )

( AFTARA ile TAHAMAT ile ATEHAM ile ريي ile ATEHAMY ile TAHAMAT AMYZ ile AFTARA ZADAN ile MOTEHAM SAKHTAN ile MOTEHAM KARDAN ile TAHAMAT ZADAN ile TAHAMAT BASTAN )


- SUÇLAMAK ile/değil/yerine DEĞERLENDİRMEK


- SUÇLAMA/K ile/değil/yerine ELEŞTİRİ/ELEŞTİRMEK

( [not] TO BLAME vs./but TO CRITICIZE
TO CRITICIZE instead of TO BLAME )


- SUÇLAMAK ile/değil/yerine ELEŞTİRMEK


- SUÇLAMAK ile/değil/yerine SORUMLU OLMAK