K ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 15.973 başlık/FaRk ile birlikte,
15.973 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(50/65)
- KUMAŞ ile JORJET[Fr.]
( ... İLE Bürümcük görünümlü, çok bükümlü, genellikle pamuk iplikleri ile dokunmuş bir kumaş. | Bu kumaştan yapılmış olan giyecek. )
- KUMAŞ = KÂLÂ, BÂFT[Fars. BÂFTE: Dokunmuş.]
- KUMAŞ ile KÂLE
( ... İLE Desenli kumaş. )
- KUMAŞ ile KALİKO
( ... İLE Bir tür pamuklu kumaş. )
- KUMAŞ ile/ve/||/<> KAPİTONE
( ... İLE/VE/||/<> İçi pamuk ya da vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik ya da giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş. | Bu kumaştan yapılmış ya da bu biçimde dikilmiş olan. )
- KUMAŞ ile KARAMANDOLA[Yun.]
( ... İLE Genellikle ayakkabı yüzü yapılan bir tür sağlam ve parlak kumaş. | Bu kumaştan yapılmış. )
- KUMAŞ ile KARYAĞDI
( ... İLE Üstünde beyaz benekler bulunan kumaş. )
- KUMAŞ ile KUMAŞ TİCARETİ ile ELBİSE ASKISI ile KUMAŞ DÜKKANI ile KIYAFETLER ile ELBİSE ASKISI ile GİYSİ RAFI ile ASKILIK ile ELBİSE ASKISI ile ELBİSE FIRÇASI ile ÇAMAŞIR İPİ ile GİYİM ile GİYİM MAĞAZASI
( CLOTH vs. CLOTH DEALING vs. CLOTH HANGER vs. CLOTH SHOP vs. CLOTHES vs. CLOTHES HANGER vs. CLOTHES RACK vs. CLOTHES TREE vs. CLOTHES-RACK vs. CLOTHESBRUSH vs. CLOTHESLINE vs. CLOTHING vs. CLOTHING STORE )
( پارچه ile بزازي ile جالباسي ile تن پوش ile ملبوس ile رخت ile جارختي ile جا لباسي ile جا رختي ile رخت آويز ile چوب رخت ile ماهوت پاک کن ile ماهوت پاک ک ile رجه ile پوشاک ile پوشيدني ile لباس ile پوشاکي ile لباس فروشي )
( PARCHEH ile BOZAZY ile JALBASY ile TAN PUSH ile ملبوس ile RAKHT ile جارختي ile JA LABASY ile JA RAKHTY ile RAKHT AVYZ ile CHUB RAKHT ile MAHOUT PAK KON ile MAHOUT PAK K ile رجه ile PUSHAK ile PUSHYDANY ile LABAS ile پوشاکي ile LABAS FOROSHY )
- KUMAŞ ile KUMAŞLI ile KUMAŞÇI/LIK ile KUMAŞSIZ ile KUMAŞLI TERZİ ile KUMAŞSIZ TERZİ ile KUMAŞ MENGENESİ
- KUMAŞ ile KUTNU
( ... İLE Pamuk dokunmuş kalın, ensiz kumaş türü. )
- KUMAŞ ile LASTİKOTİN[İng.]
( ... İLE İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü, parlak bir kumaş. )
- KUMAŞ ile MARKİZET[Fr.]
( ... İLE Bir çeşit ince ve çoğu çiçekli, pamuklu kumaş. )
- KUMAŞ ile MATAH[Ar.]
( ... İLE Ticaret malı. [Daha çok kumaş cinsinden kâr getiren mal] ["Çok matah bir şey sanki"] )
- KUMAŞ ile MERMERŞAHİ[Fars. < Yun.]
( ... İLE Tülbent ile patiska arasında, ince bir tür pamuklu kumaş. )
- KUMAŞ ile MERSERİZE[Fr.][John Mercer'in adından]
( ... İLE Kimyasal bir yöntemle parlaklık verilmiş pamuk ipliği. | Bu iplikten yapılmış olan. )
- KUMAŞ ile MUARE[Fr.]
( ... İLE Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş. | Bu kumaştan yapılmış olan. )
- KUMAŞ ile MÜFLONLU[Fr.]
( ... İLE İçinde keçe bulunan, çok kalın, yumuşak, parlak tüylü kumaş. | Bu kumaş geçirilerek yapılmış olan. )
- KUMAŞ ile MUSLİN[Fr. < Musul kentinin adından]
( ... İLE Sık dokunmuş, parlak, ince, yumuşak bir kumaş. | Bu kumaştan yapılmış olan. )
- KUMAŞ ile NİLA
( ... İLE Bir tür Hint kumaşı. )
- KUMAŞ ile ORGANTİN[Fr.]
( ... İLE Seyrek dokunmuş, ince, sert bir kumaş. )
- KUMAŞ ve/<> PASTAV[Macarca]
( ... VE/<> Çuha kumaşının sarıldığı top. )
- KUMAŞ ile PAZEN[Fr.]
( ... İLE Dokuması kalın, sık ve yumuşak, bir tür pamuklu bez. )
- KUMAŞ ile PENYE
( ... İLE Dokumacılıkta, özel aygıtla apresi yapılmış olan kumaş. )
- KUMAŞ ile/ve/<> POLİSAJ[Fr.]
( ... İLE/VE/<> Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi. | Parlaklık verme. )
- KUMAŞ ile POPLİN[İt.]
( ... İLE Pamuk ya da ketenden dokunmuş, ince bir tür kumaş. | Bu kumaştan yapılmış olan. )
- KUMAŞ ile SATEN[Fr. < Çince]
( ... İLE Atlas. | Atlas gibi parlak, pamuklu kumaş. | Bu kumaştan yapılmış olan. )
- KUMAŞ ile ŞİLE BEZİ
( Gecelik, gömlek, peçete yapımında kullanılan, bir tür ince, yıkanabilir pamuklu kumaş. | Bu kumaştan yapılan. )
- KUMAŞ ile TARAZLAMAK
( ... İLE Tezgâhtan çıkan kumaşın tarazlarını ayıklamak. )
- KUMAŞ ile TELES[Ar. TALLİS]
( ... İLE Yıpranmış, tel tel iplikleri çıkmış kumaş. )
- KUMAŞ ile TİRİZ
( Giysilerin yırtmacına ve eteğine eklenen ensiz kumaş parçası. | Ensiz tahta. | Çarpma ve sürtüşmelerden korunmak için güvertesiz teknelerin, direklerin ve dubaların dış kenarlarına takılan, tahtadan ya da halat örgüsüyle yapılmış çıkıntı. )
- KUMAŞ ile TOKUZ
( ... İLE Sık ve kalınca, tok kumaş. )
- KUMAŞ ile UYDURMA ile İMALAT ile KUMAŞLAR
( FABRIC vs. FABRICATED vs. FABRICATION vs. FABRICS )
( سبک بافت ile دروغي ile دروغ نويسي ile حرف اختراعي ile منسوجات )
( SABAK BAFT ile DROGHY ile DROGH NOYSY ile HARF AKHTARAY ile MONSOJAT )
- KUMAŞI FARKLI ile BAMBAŞKA BİR RENGİ VAR
- KUMBARA ile KUMBARACI
- KÜMBET ile TÜRBE
( Silindir ya da çokgen gövdeli, konik ya da piramit çatılı olanlar. İLE Dört duvarının üzeri kubbe ile örtülenler. )
- KÜMBETLENMEK ile KÜMBET
- KUMCUL ile KURAKÇIL
( Kumlu toprakta yetişen, kumlu toprağı seven bitki. İLE Kurak yerde yetişen, kurak yerden hoşlanan bitki. )
- KUMCU/LUK ile KUMCUL
- KUMDÖKEN SUYU :
( Garipçe'de Gözetleme Kulesi civarında bulunan ormanlık alandan çıkan içimi güzel bir memba suyudur. Bu suda, bolca içildiğinde kum dökme özelliği olduğu için "Kum döken suyu" denilmektedir. )
- KÜME BULUT/KÜMÜLÜS[Fr. CUMULUS] ile/||/<> KÜMÜLONİMBUS ile/||/<> SİRÜS ile/||/<> SİROKÜMÜLÜS ile/||/<> SİROSTRATÜS ile/||/<> STRATÜS ile/||/<> STRATOKÜMÜLÜS ile/||/<> ALTOSTRATÜS
( Üst bölümleri bembeyaz ve küme durumunda, tabanı da çoğu kez yatay ve esmer bulut. [Çok yükselirse fırtınaya dönüşebilir.] İLE/||/<> Kule gibi dev bulutlar. [Şiddetli fırtına, dolu, yıldırım ve yoğun yağış getirir.][En tehlikeli bulut türüdür.] İLE/||/<> İnce, tül gibi, yüksek bulutlar. [24 – 48 saat içinde hava değişimini haber verir.][Buz kristallerinden oluşur.] İLE/||/<> Gökyüzünde küçük balık pulu desenleri gibidir.[Hava serin ve istikrarlı olur.]["Hava değişiyor." göstergesidir.] İLE/||/<> Gökyüzünü tül gibi kaplayan ince örtü.[Güneş/ay etrafında hâle oluşturabilir.][Yaklaşan sıcak cephe ve hafif yağışın habercisidir.] İLE/||/<> Gri, yaygın, alçak bulut tabakası.[Kapalı hava, çiseleme, sis ya da pus getirir.][Şafak vaktinde sık görülür.] İLE/||/<> Düşük, kalın ve dalgalı bulut öbekleridir.[Genelde kararlı havadır ve ara ara hafif yağış olur.] İLE/||/<> Gökyüzü orta yükseklikte gri bir tabaka durumundadır.[Uzun sürecek hafif yağmurların habercisidir.] )
(
)
- KÜME KURAMI ile/>< AÇMAZ(PARADOKS)
- KÜME ile/ve/||/<> ALT KÜME
- KÜME ile DEMET
- KÜME ile/ve/||/<>/> GÜÇ KÜMESİ
- KÜME ile KÜLÇE[Fars. < KÜLİÇE]
( Birbirine benzer ya da aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün. | Tümsek biçimindeki yığın. | Tomar. | | Bir sınıfta öğrencilerin, belirli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım ya da öbek. | Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belirli sayıdaki takımdan oluşturulan alt öbek. | Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı öbeklerinden her biri. İLE Eritilerek kalıba dökülmüş maden ya da alaşım, külte. | Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme. )
- KÜMEDEN DÜŞMEK değil KÜME DÜŞMEK
- KÜMELEMEK ile KÜMELENMEK ile KÜMELEŞMEK ile KÜME ile KÜMES ile KÜMELİ ile KÜME BULUT ile KÜME ÇALIŞMASI ile KÜMES HAYVANLARI
- ROTATION DE DOMAINE[Fr.] ile/değil/yerine/= KÜMELEMEME DÖNMESİ
- GEBIETSWACHSTUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜMELENME BÜYÜMESİ
- GEBIETSUMDREHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜMELENME DÖNMESİ
- THÉORIE DES DOMAINES[Fr.] ile/değil/yerine/= KÜMELENME KURAMI
- GEBIET[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜMELENME
- KÜMELEŞME/AGLOMERASYON[Fr.] ile KÜMELEŞİM/AGLÜTİNASYON[Fr.]/AGGLUTINATION[İng.]
- KÜMES HAYVANI ile KUŞ AVCISI
( FOWL vs. FOWLER )
( پرنده ile شکارچي پرندگان )
( PARANDEH ile SHKARCHY PARANDEGAN )
- KÜMES ile İŞBİRLİĞİ YAPMAK ile İŞBİRLİĞİ ile İŞBİRLİĞİ KONSEYİ ile KOOPERATİF ile KOOPERATİF FONU ile İŞBİRLİKÇİ
( COOP vs. COOPERATE vs. COOPERATION vs. COOPERATION COUNCIL vs. COOPERATIVE vs. COOPERATIVE FUND vs. COOPERATOR )
( قفس ile آغل گوسفند ile درقفس مج ile مشارکت کردن ile تشريک مساعي کردن ile همکاري کردن ile همياري کردن ile باهم کار کردن ile تعاون کردن ile همدستي کردن ile بهمکاري پذيرفتن ile تعاون ile مشارکت ile اشتراک ile تشريک ile همدستي ile معاضدت ile شوراي همکاري ile اشتراکي ile تعاوني ile صندوق تعاون ile همکاري کننده )
( GHAFS ile AGHEL GOSFAND ile DARGHAFS MAJ ile MOSHARKAT KARDAN ile TASHARYK MOSAEY KARDAN ile NPAMKARY KARDAN ile NPAMYARY KARDAN ile BANPAM KAR KARDAN ile TAAVAN KARDAN ile CPEHMADASTY KARDAN ile BACPAMKARY PAZYRAFTAN ile TAAVAN ile MOSHARKAT ile ESHTARAK ile TASHARYK ile CPEHMADASTY ile MOAZEDAT ile SHORAY NPAMKARY ile اشتراکي ile TAAVANY ile SANDOGH TAAVAN ile NPAMKARY KONANDEH )
- KÜMES-İ ile KÜME-Sİ
- KUMKAPI NİŞANCASI ile/ve FATİH NİŞANCASI ile/ve EYÜP NİŞANCASI
- KUMKÖY FERHAN BEDİİ FEYZİOĞLU İLKÖĞRETİM OKULU :
( Kumköy (Kilyos) İlkokulu adıyla 1952'de eğitime başladı. Yeterli olmayan okulun 12 dersliğe çıkarılması için büyük maddi katkı sağlayan hayırsever Ferhan Bedii Feyzioğlu'nun adı okula verildi. 1999'da okul yeni binasında eğitim ve öğretime başladı. )
- KUMLAMAK ile KUMLAŞTIRMAK ile KUMLA
- KUMLU ile KUMLUK ile KUMLUCA
- KÜMMEL[ÎN][< KÂMİL]: KÂMİLLER -<
- KUMOĞLU DERNEĞİ CEMEVİ :
( Reşitpaşa mahallesindeki Kumoğlu Derneği aynı zamanda Cemevi olarak da hizmet vermektedir. )
- KUMRU ile KUMRUCU/LUK
- KUMRU ile ÜSKÜDAR KUMRULARI
- KUMRULU ÇEŞME ile ...
( Fatih'tedir. )
- KUMSAL ÇEŞMESİ :
( Bu çeşme Sarıyer Kumsal meydanındadır. Ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Çeşme yol seviyesinin altındadır. Çeşme 1934 yılında onarım görmüştür, motifli ayna taşında "Tamir Tarihi 1934" ibaresi vardır. Bilahare 1969 ve 2002 yıllarında onarım gördü. Çeşmenin kendi suyu olan Kumsal suyu terk edildi. )
- KUMSAL MEYDANI/HACI ÖMER MEYDANI :
( Mesarburnu caddesinin sona erdiği yerden, Şehit Mithat Caddesi, Yenimahalle Caddesi ve Sefir Sokağın başladığı yer arasında kalan meydanlığın adıdır. )
- KUMSAL SUYU :
( Sarıyer'de Hayat sokaktan çıkan bir memba suyudur. Suyun kaynağı üzerine bina yapıldığı için özelliğini kaybetmiş olup, 2004'te bu içimi iyi ve bol suyun kullanımından vazgeçilmiştir. )
- KUMSAL :
( Sarıyer Vapur İskelesi ile Sarıyer deresi ne kadar olan alan kumluk olduğu için buraya kumsal deniliyordu. Halen büyük çay bahçesi ve marketin bulunduğu alanın deniz kenarına kayıklar çekiliyor, diğer kısım yine çay bahçesi ve oyun alanı olarak kullanılıyordu. Bu alanın büyük bir kısmı Hukuk Vakfına bağışlanmıştı. Bu vakıfta buraları kiraya vererek değerlendirmiş ve koca alan işyeri olmuştur. )
- KUMSAL ile/||/<> KUMLA
( Kumu olan yer. | Denize, göle vb. yerlere girilebilen genellikle kumluk alan. İLE/||/<> Kumluk yer, geniş kumsal. )
- KUMSU ile KUMSUZ
- KUMSUYU ÇEŞMESİ (1) :
( Yeniköy'de Özgür Sokağın üst kısmında bulunan bu çeşme betondan yapılmış, sıvalanarak sarı renkte badanalanmıştır. Ayna taşı betondan yapılmış mihrabı andırıyor. Çeşme tek musluklu olup memba suyu var. )
- KUMSUYU ÇEŞMESİ (2) :
( Kumsuyu çeşmelerinin ikincisi olup Yeniköy, Köyderesi Sokakta ve Yeniköy Korusunun duvarı önünde basit ve mimari özelliği olmayan bir çeşmedir. )
- KUMSUYU ÇEŞMESİ HAYRAT (3) :
( Yeniköy'deki üç adet Kumsuyu çeşmesinden üçüncüsüdür (M. 1947). İlki Özgür sokakta, ikincisi Köyderesi Sokaktadır. Üçüncüsü olan bu çeşme ise Simitçi Salih Sokağındadır. )
- KUMUÇ ile KUMUÇ
( Sivrisineğe benzer çok küçük bir tür sinek. İLE Bir tür börek. )
- KUMUK ile KUMUKÇA
- KUMUL LODGE ile ...
( Papua Yeni Gine'nin tropikal ve endemik kuşlarının görülebileceği bölge. )
- KÜMÜLASYON/CUMULATION[İng.] değil/yerine/= BİRİKİM
- KÜMÜLATİF/CUMULATIVE[İng.] değil/yerine/= TOPLU
- KÜMÛN[Ar.] >< ZUHÛR[Ar.]
( Gizlenme. >< Açığa çıkma, görünme, dışlaşma. )
- KÜMÜŞ ile KÜMÜŞ ile KÜMÜŞ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Gümüş. İLE Akçe.[içinde gümüş olduğundan] İLE Bir cariyenin adı. )
- KÜN ile KÜN ile KÜNDÜZ ile KÜNLÜK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Gün. İLE Güneş. İLE Gündüz, gün ışığı. İLE Günlük bir konu. )
- KÜNÂM[Fars.] ile ...
( Kuş yuvası. | Vahşi hayvan ini. )
- KUNDAK ile KUNDAK[Yun.]
( Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez. | Bu bezle sarılmış bebek. | Saçları yemeninin içine alıp bağlama. | Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey. İLE Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.| Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç ya DA metal bölüm. | Arabalarda dingil yatağı. | Ara bozma, fitne, fesat. )
- KUNDAKLAMAK ile KUNDAKLANMAK ile KUNDAKLATMAK ile KUNDA ile KUNDAK ile KUNDAKLI ile KUNDAKÇI/LIK ile KUNDAKSIZ
- KUNDALİNİ YOGA = LAYA YOGA
( Hinduizm, Şaktizm ve Tantra okullarından etkilenen bir yoga okuludur. Adını, meditasyon, pranayama, mantraların söylenmesi ve yoga duruşlarıyla/asanalarıyla kundalini enerjisini uyandırma üzerine odaklanarak üretir. Uygulayıcılar, "farkındalığın yogası" olarak adlandırır. Kundalini Yoga, "bir kişinin, yaratıcı olanaklarının, yeteneklerini değerlendirebilmek, gerçeği konuş(tur)mak ve başkalarına hizmet et(tir)mek, iyileş(tir)mek için gerekli merhamet ve bilinç üzerinde yoğunlaş(tır)mayı" amaçlar. )
- KÜNDELEMEK ile KÜNDE
- KUNDT'S RULE[İng.] / RÈGLE DE KUNDT[Fr.] / KUNDT-NORM, KUNDT-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUNDT KURALI
- KUNDT'S CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE KUNDT[Fr.] / KUNDT-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUNDT SABİTİ
- KUNDT'S TUBE[İng.] / TUBE DE KUNDT[Fr.] / KUNDT-RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUNDT TÜPÜ
- KUNDURA ile KUNDURACI/LIK
- KUNDUZ/SUİTİ/KASTOR[< Fr. < CASTOR] ile DUCKBILL
( Yorkshire'da bulunan Beverly kasabası [< Beaver], adını kunduzlardan almıştır. [Bazı bilimkişileri Pennine ormanlarının yok olarak yerini Fens ormanlarına bırakmasını, XIII. yüzyılın başına kadar İngiltere'de yaşayan kunduzların varoluşuna bağlar.] )
( KUNDÜS, KAZIME-İ ZÂT-ÜT-TERKOVA ile ... )
( BÎDESTER/BÂDESTER, SEG-ÂBÎ ile ... )
( BEAVER vs. DUCKBILL )
( CASTOR FIBER cum ORNITHORHYNCHUS ANATINUS )
- KUNDUZ ile/ve DAĞKUNDUZU
( Avrasya kunduzu. İLE/VE Kuzey Amerika'da yaşar. )
( Bu iki tür, 24.000 yıl önce ayrılmıştır ve artık çiftleşememektelerdir. )
( Kunduzlar 15 dakikaya kadar suyun altında kalabilirler. [Suyun altındayken su girmemesi için dudakları ön dişlerinin arkasında sımsıkı kapanır] )
( Öndeki dört kesici dişleri açık turuncu renktedir. [Büyümesi hiç durmayan bu dişlerin minelerinde, fazladan kuvvet sağlayan demir bulunur] )
( İlkbahar ve sonbahar aylarında kunduzların kuyruk boyu ikiye katlanır. [Enerjilerini kuyruklarında depoladıkları için, yağın kullanıldığı kış aylarında hacmini kaybeder] )
( CASTOR FIBER cum CASTOR CANADENSIS )
- KUNDUZ ile/ve DEV KUNDUZ
( ... İLE/VE 10.000 yıl önce nesli tükenmiştir. )
( Kunduzlar düşünebileceğinizden çok daha büyüktür. [Gelişimini tamamlamış bir kunduz 8 yaşındaki bir çocuğun boyundadır] )
( ... cum CASTOR OHIOENSIS )
- KUNDUZ ile/değil KAPİBARA
( ... İLE/DEĞİL Amazon ormanlarında yaşarlar. )
( ... İLE/DEĞİL 5 dk.'ya kadar, suyun altında kalabilirler. )
( ... İLE/DEĞİL Yavrularının, ancak %5'i, yaşamda kalır. )
( ... İLE/DEĞİL En büyük kemirgendir. )
- KUNDUZ ile KUNDUZ BÖCEĞİ
- KÜNEFE ile KÜNEFECİ/LİK
- KÜNEFE ile KÜNEFİ
( Tatlı. İLE Bir tür üzüm. )
- KUNGURIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= KONİYASYAN EPOKU
( Günümüzden 89.800.000 ile 86.300.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KUNGURIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= KUNGURYAN EPOKU
( Günümüzden yaklaşık olarak 279.300.000 ile 272.300.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KUNİK ile ...
( Eskimolar, burnunu birbirine sürtmez! Şefkatli koklaşmadır. [Eşeysel değildir!] )
- KÜN/KEVN[Ar.] ile/ve/||/<>/> AYN/TAAYYÜN[Ar.]
- KUNPİR değil KUMPİR
- KUNT/KUND[Fars.] değil/yerine/= DAYANIKLI, SAĞLAM, KALIN, AĞIR
- KUNÛ'[Ar.] ile SUÂL[Ar.]
- KÜNYE değil/yerine/= SANLIK
- KUNZİT ile/||/<> AMETRİN
( Pembe ila mor renkte bir spoddumen. İLE/||/<> Ametist ve citrin karışımı. )
- KUNZITE[İng.] ile/değil/yerine/= KUNZİT
- KUNZİT ile/||/<> MORGANİT
( Pembe ila mor renkte bir spoddumen. İLE/||/<> Pembe ila turuncu renkte bir beril. )
- KUNZİT ile/||/<> SPİNEL
( Pembe ila mor renkte bir spoddumen. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunabilen bir mineral. )
- KUNZİT ile/||/<> SUGİLİT
( Pembe ila mor renkte bir spoddumen. İLE/||/<> Mor renkli nadir bir mineral. )
- KUNZİT ile/||/<> TANZANİT
( Pembe ila mor renkte bir spoddumen. İLE/||/<> Mavi ve mor tonlarında bir zoisit türü. )
- KUP[Fr. < COUPE] ile KUP[Fr. < COUPE]
( Giysi kesimi, kesimle verilen biçim. İLE Dondurma ve tatlıların konulduğu kap. )
- KÜP:
KÖP ETMEK[Eski Türkçe]/KOP[Kofti] ile HUMBARA/HUM-PÂRE[Fars.]
( Ayrıca "Copy"[İng.] sözcüğünün de köp ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. İLE Küçük küp. Kumbara. )
( Hititler döneminde kapalı bir alanda büyük küpler yere gömülürdü. Yiyeceklerin aynı ısı ortamında uzun zaman, bozulmadan kalmasını sağlayan bu yöntemde ne kadar çok küpünüz varsa o kadar zenginsinizdir. Baysınız, beysinizdir. En çok küpü olan yani köpetli/kuvvatlı olan şüphesiz ki devletin başı, aynı zamanda Tanrı vekili olan kraldır. )
- KÜP[Ar.] ile KÜP[Fr./ing. CUBE]
( Su, pekmez, yağ vb. sıvıları ya un, buğday gibi tahılları saklamaya yarayan, geniş karınlı, dibi dar toprak kap. | Sarhoş. İLE Birbirine eşit karelerden oluşan altı yüzlü dikdörtgen. | Altı yüzü birbirine eşit kareden oluşan dik prizma. | Bu biçimdeki nesne. | Bir cismin hacim hesabında kullanılan ölçü birimi. | Bir sayının üçüncü kuvveti. [4³ = 4 x 4 x 4 = 64] )
- KÜP ile KÜP KÖKÜ ile KÜP ŞEKER
( CUBE vs. CUBE ROOT vs. CUBE SUGAR )
( مکعب ile ريشه سوم ile جذر مکعب ile قند حبه )
( MOKAB ile RYSHEH SOM ile JAZR MOKAB ile GHAND HEBEH )
- KUP ile KUPA
- KÜP ile KÜPE/LİK ile KÜPELİ ile KÜP ŞEKER ile KÜPE ÇİÇEĞİ ile KÜPE ÇİÇEĞİGİLLER
- KUPA ile ÇELENÇ[< İng.]
( ... İLE Sporda rekor kıranlar arasında, elden ele geçen kupa ve bu kupayı kazanmak için yapılan yarışma. )
- KUPA[Yun.] ile KUPA[Fr. < COUPE]
( Cam ya da seramikten yapılmış, kulplu, büyük bardak. | Bu bardağın alabileceği miktarda olan. | Altın, gümüş, bronz ya da kristalden yapılmış, yarışma ödülü olarak verilen ayaklı kap. | Yarışma ödülü olarak verilen herhangi bir sanat yapıtı. | İskambil kâğıtlarının dört grubundan benekleri kırmızı, kalp biçiminde olanı, yürek. İLE Kapalı ve yalnız arkada oturulacak yeri olan dört tekerlekli araba. | İki kapılı bir tür spor otomobil. )
- KUPA ile/ve/||/<>/> MAÇA ile/ve/||/<>/> KARO ile/ve/||/<>/> SİNEK
( [simgeledikleri] Asiller. İLE/VE/||/<>/> Ordu. İLE/VE/||/<>/> Orta sınıf. İLE/VE/||/<>/> (Yoksul) Halk. )
( İskambil kartları, tarım takvimi düzenlemesidir. Bir yılda 52 kart olduğundan, her kart, bir haftayı simgelemektedir.[Kart renkleri de dört mevsimi simgeler.]
Her rengin, onüç olması, bir mevsimde, onüç haftanın olmasına karşılık gelir.
Her rengin kartlarının değerini topladığımızda 91 eder.
[1 + 2 + 3 + 4 + 5 + 6 + 7 + 8 + 9 + 10(Vale) + 11(Dam/kız) + 12(Rua/Papaz) + 13 = 91]
(Bu da bir mevsimdeki gün sayılarını simgeler.)
Yılda dört mevsim olduğundan, 91 x 4 = 364 gün olarak bir yıla karşılık gelir.
İki "Joker"den biri, yılı tamamlar.[364 + 1]
İkinci "Joker" de dört yılda bir gelen "artık yıl"ın gün sayısını tamamlar.
Her mevsim, Rua/Papaz ile simgelenir. Mevsim değişikliğini de "As" sağlar. )
(
)
( HEARTS vs./and/||/<>/> SPADES vs./and/||/<>/> DIAMONDS vs./and/||/<>/> CLUBS )
- KÜPE:
SAĞ KULAKTA ile SOL KULAKTA
( Sadece sağ kulağa takılan küpenin anlamı, o kişinin eşeşeysel(homoseksüel) bir tercihi olduğunu belirtir. İLE Sadece sol kulakta ise çeşitli anlamları/mesajları olabileceği gibi, herhangi birinin ikisine birden küpe takmak istememesi durumunda tercih ettiği/etmesi gereken kulak. İLE İkisine de takılmışsa, tamamen takan kişinin tercihiyle/beğenisiyle ilgili. )
- KÜPE ile HIZMA
( Küpe kulak memesine takılan. İLE Hızma kulak memesinde ikinci ve/ya da kulak memesi dışında kulağın herhangi bir yerine takılan. Yüzün ve gövdenin her yerine takan görülmektedir. )
- KÜPE ile/ve/değil MENGUŞ
- KÜPEŞTE[Yun.]/PARAPET[İt. < PARAPETTO] değil/yerine/= KORKULUK
( Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm, korkuluk. | Duvarların üzerine, balkon ya da pencerelerin içine çimento ve mozaik karışımı ile yapılan dolgu set. )
- KÜPƏ[Azr.] = KİREMİT KAP[Tr.]
- CUPFERRON[İng.] ile/değil/yerine/= KUPFERON
- KÜPİG ile YASTIK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Arasına pamuk ya da benzer bir malzeme koyulan iki kat kumaştan dikilen herhangi bir şey. İLE ... )
- KUPLE değil/yerine BEYİT
- KÜPOĞLU, TARIK (İST. 1948) :
( Kadırga Spor Kulübünden transfer edildi ve 4 sezon (1967 - 1971) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 95 lig, 4 B takımlar ligi, 2 turnuva maçı olmak üzere 101 resmi ve ayrıca 15 özel maçla birlikte toplam olarak 116 maçta oynadı. Galatasaray'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- KUPON[Fr. < COUPON] ile KUPON[Fr. < COUPON]
( Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. | Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri. | Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz ya da kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça. | İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş. İLE Yalnız bir giysilik dokunmuş ya da kesilmiş, üstün nitelikte kumaş parçası. )
- KUPRANITE[İng.] ile/değil/yerine/= KUPRANİT
- CUIVRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KUPRİK
- KUPFER-, CUPRI-[Alm.] ile/değil/yerine/= KUPRIK
- CUPRITE[İng.] / CUPRITE[Fr.] / CUPRIT, KUPFERBLÜTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KUPRİT
- CUIVREUX[Fr.] / CUPRO-[Alm.] ile/değil/yerine/= KUPRUS
- KÜPÜR değil KUPÜR
- KUPÜR[Fr. < COUPURE] ile KUPUR
( Giyside kesim. | Kesik. İLE ... )
- KÜR[Fr. < CURE] ile KÜR
( İyi bakım ve ilaç tedavisi. | Özel tedavi yöntemi. İLE İnatçı, hırslı kişi. )
- KÜR/CURE[İng.] değil/yerine/= TAM SAĞALTIM
- KUR, YENER (GİRESUN, 1948) :
( Giresunspor'dan transfer edildi ve 4 sezon (1968 - 1972) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 25 lig ve 8 amatör lig maçı olmak üzere 33 resmi ve 12 özel maçla birlikte toplam olarak 45 maçta oynadı. Takımına 3 gol kazandırdı. )
- KUR[Fr. < COURS] ile KUR[Fr. < COUR]
( Yabancı paraların, ulusal para cinsinden değeri. | Düzey. İLE Öteki cinse ilgi göstererek onun hoşuna gitme, zihnini ve gönlünü kazanmaya çalışma. | Birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onun zihnini ve gönlünü kazanmaya çalışma. )
- KÜR ile/ve REJİM
( CURE vs./and REGIMEN )
- KURA ÇEKMEK değil/yerine/= ÇEKİ YAPMAK
- KURA KURA (KURUMAK) -
- KUR'A[Ar. çoğ. KURÂ'] ile KURÂ[Ar. < KARYE] ile KURRÂ'[Ar. < KARİ]
( Sadece tesadüfe ve şansa bağlı bir ayırma yapmak üzere başvurulan her türlü araç, ad çekme. İLE Köyler, kasabalar. İLE Kur'ân'ı, Yedi Kırâet ve On Rivâyet dahilinde okuyan üstad hafızlar. )
- KURA değil/yerine/= ÇEKİ
- KURABİYE[Ar. < QUREYBİYYE] değil/yerine/= ÇÖREK
( Şekerli ya da tuzlu küçük çörek. )
- KURABİYE ile KURABİYECİ/LİK
- KURÂDA[Ar.] değil/yerine/= İŞE YARAMAZ, YIPRANMIŞ/ESKİMİŞ/BOZULMUŞ, CILIZ
- KURAK/LIK ile/ve KIT/LIK
- KURAL GÜDÜMLÜ YAPI İLKESİ ile ...
( STRUCTURE DEPENDENCY PRINCIPLE )
- KURAL KOYMAK ile/ve/değil/yerine KURAL/LARI BELİRLEMEK
( Bilenler kurallar koyar, bilmeyenler kurallara uyar. )
( Kuraldan çok kuralcı, kraldan çok kralcı olmamak gerek! )
( [not] "TO MAKE THE RULE" vs./and/but "TO DETERMINE THE RULE/S"
"TO DETERMINE THE RULE/S" vs./and "TO MAKE THE RULE" )
- KURAL KOYUCU/LUK ile/ve/değil/yerine KURAL BULUCU/LUK
- KURAL ile AMAÇ
( RULE vs./and AIM )
- KURAL ile/ve/||/<>/>/< GEREKSİNİM/İ
( Kural gerekene kadar kuralın gerekmemesi ve kural koyulmaması. )
- KURAL ile/ve İZLENCE
- KURAL = KAİDE = RULE[İng.] = RÈGLE[Fr.] = REGEL[Alm.] = REGULA < REGERE[Lat.] = MANDO, REGLA[İsp.]
- KURAL ile KAPRİS
( Kuraldan çok kuralcılığın, kraldan çok kralcılığın anlamı yoktur. )
( RULE vs. CAPRICE/WHIM )
- KURAL ile/ve/değil KARAR
( [not] RULE vs./and/but DECISION )
- KURAL ile/ve/değil KURAM
( [not] RULE vs./and/but THEORY )
- KURAL ile/ve/||/<>/> KUR'ÂN
- KURAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KURUL
- KURAL ile/ve OLURLUK
( RULE vs. LAW )
- KURAL ile/ve/> YASA
( İnsanda/yaşamda. İLE/VE/> Doğada. )
( Tüzel/hukukî kabullere/kararlara her ne kadar "yasa" denilmişse de "kural"lardır. )
( SOLON [M.Ö. 640 - 559/8] )
( [Uyulmadığında ...] Cezası yoktur. İLE/VE/> Cezası vardır. )
( RULE vs./and/> LAW )
- KURALA UY/MAK ile/ve/||/<> KUR'AN'A UY/MAK
- KURALCI/LIK ile/ve BİLGİSİZ/LİK
- KURALCILIKTA:
AKILSIZLAŞMA >< ROBOTLAŞMA
- KURALI KOYANIN DÜZENİ" değil/yerine KURALLARA DAYALI DÜZEN
- ALLEN ile/||/<> AYRILMA ile/||/<> HAECKEL BİYOGENETİK ile/||/<> HAMİLTON ile/||/<> HARDY-WEİNBERG ile/||/<> VON BAER
( Soğuk bölgelerde yaşayan sıcakkanlı hayvanların, sıcak bölgelerde yaşayanlara göre daha kısa uzuvlarının olduğunu belirten kural.[< Joel Asaph Allen(zoolog ve ornitolog)] İLE/||/<> Bir genin iki farklı alelinin ayrılarak farklı gametlere dağılması.[Tamamen rastgele gerçekleşir. Eğer genler homozigot ise gametlerdeki ayrılan genler %100 aynı olur. Fakat eğer ayrılan genler heterozigot ise gametlerin %50'si baskın aleli, öteki %50'si ise çekinik aleli alır.] İLE/||/<> 1874 yılında öne sürülen bu kural, ontogeni ile filogeni arasındaki ilişkiyi açıklar.[< Ernst Haeckel][Ontogeni, filogeniyi yineler. Bir canlının embriyolok dönemdeki gelişimi, atalarının evrimsel geçmişindeki değişimlerini yineler. Bu kural, dirimbilim, insanbilim ve gelişim psikolojisi gibi bazı disiplinlerce kabul görmüş ya da genişletilmiştir.] İLE/||/<> Akraba seçilimi konusunda ileri sürdüğü kural.[< William Hamilton][Hamilton, akrabalar için fedakârlık gerektiren durumları matematiksel tanıma dökmüştür. Fedakârlık gerektiren bir devinimde, "c" fedakârlık yapanın ödediği bedel, "r" akrabalık derecesi ve "b" fedakârlık sonucu olası kazanç olmak üzere: C < R * B ise bu devinim, akraba seçilimi için yararlı bir devinimdir.] İLE/||/<> Gen frekanslarının hesaplanması için Harold Hardy[matematikçi] ve Wilhelm Weinberg'in, 1908 yılında geliştirdiği formül. İLE/||/<> Embriyoloji hakkında öne sürülen kural.[< Karl Ernst von Baer] )
- KURAL/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOŞUL/LAR
- KURALLAR ile/ve/||/<>/> KURALLILIK
- KURALLARA/YASALARA UYMALI!
- KURALLAŞMAK ile KURALLAŞTIRMAK ile KURAL ile KURALCI/LIK ile KURALLI/LIK ile KURALSIZ/LIK ile KURALLICA ile KURAL DIŞI/LIK ile KURALSIZCA ile KURALA AYKIRI/LIK ile KURALLI CÜMLE ile KURALLI TÜMCE
- KURAL(LILIK) ile/ve NEDEN(SELLİK)
- KURALON[İng.] ile/değil/yerine/= KURALON
- KURALSIZLIK ile/değil/yerine/>< KURALLILIK
( En kötü "kurallılık", en iyi kuralsızlıktan iyidir. )
- KURAM[İng. THEORY] ile/||/<> AKRABALIK KATSAYISI[İng. COEFFICENT OF RELATEDNESS] ile/||/<> BAĞLAMSALCILIK[İng. CONTEXTUALISM] ile/||/<> DİYALEKTİK[İng. DIALECTICS] ile/||/<> DOĞAL SEÇİLİM[İng. NATURAL SELECTION] ile/||/<> FİSHER'IN TEMEL TEOREMİ[İng. FISHERS FUNDAMENTAL THEOREM] ile/||/<> KESİNTİLİ DENGE TEORİSİ[İng. THEORY OF PUNCTUATED EQUILIBRIUM]
( Evrendeki olguların birçok defa test edilmesiyle doğrulanmış deney ve gözlemler sonucu geliştirilen sistematik bir açıklama. Kuramlar, yasaları açıklamak için kullanılan araçlardır, ispatlanınca yasaya dönüşmezler. Yeni keşfedilen olayları açıklamada yetersiz olabilecekleri gibi bilim insanlarının katkılarıyla geliştirilebilirler. "Kuram" olarak da bilinir. @@ İki bireyin akrabalık bağını belirten ifade. r=n(0.5)Lr = n(0.5)^Lr=n(0.5)
L
ifadesi ile belirlenir. Denklemde rrr akrabalık katsayısı, nnn ortak genlerin yüzde cinsinden ifadesi, LLL ise mayoz sayısı ya da nesil bağlantısını temsil eder. Farklı kuramlarda, farklı ve daha kapsayıcı denklemlere rastlamak da mümkündür. @@ Çağdaş Epistemoloji’de en ünlü Bağlamsalcı metinlerden biri David Annis’in “A Contextualist Theory of Epistemic Justification” adlı metnidir. Bağlamsalcılar, doğru inançların epistemik gerekçelendirilmesinin zamansal ve ilişkisel olarak ele alınması gerektiğini iddia ederler. Örneğin, sahip olduğum bir doğru inancın gerekçesi, “şu an” içinde bulunduğum konu ve zaman bağlamları çerçevesinde ele alınmalıdır. Bir doktora ya da bir esnafın bir doğru inancı gerekçelendirmesi, içinde bulundukları zaman, sosyal çevre ve diğer bağlamları anlayarak mümkündür. Epistemik gerekçelendirmeyi sosyal bir olgu olarak gören bu yaklaşım, bilgi mefhumunu soyut ve teorik bir tartışma alanında ilişkisel ve sosyal bir düzleme çekmektedir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Doğanın, toplumun ve düşüncenin genel hareket ve gelişme yasalarını araştıran felsefi bilim; bağlamlılığın ve gelişimin genel kuramı ve aynı zamanda düşünce ve eylemin genel yöntemidir. @@ Darwin'in evrim kuramına göre iklim, besin, rekabet vb. şartlara uyabilenlerin yaşamaya devam etmesi, uyamayanların ise yok olması süreci. Bu süreç sebebiyle, hayatta kalmak konusunda avantajlı olanların (uyum başarısı yüksek olanların) kalıtsal özellikleri daha fazla gelecek nesillere aktarılır ve böylece, her yeni nesilde, daha uyumlu bireyler popülasyon içinde çoğalır. Karasal yaşantıdan, denizel yaşantıya geçen memeli hayvanlarda, arka bacakları daha körelmiş bireyler, hem enerji sarfiyatı bakımından, hem de hidrodinamik yapı bakımından diğerlerine göre daha avantajlı. Bu sebeple, evrimsel süreç içinde yunus ve balina gibi memelilerin ataları denizel yaşantıya adapte olurken, arka bacakları giderek kısalmış ve sonunda tamamen yok olmuş. Balinaların vücudunda halen bu arka bacakların kalıntısı olarak, tamamen işlevsiz kemik parçaları, vücut içinde bulunmakta. @@ R.A. Fisher tarafından öne sürülen bu teorinin tam ismi Fisher'ın doğal seçilim hakkında temel teoremidir. Matematiksel gösterimler içermesine karşın bu teorem matematiksel bir teorem değildir. Bu teoremin ana fikri:"Bir organizmanın herhangi bir zamandaki uyum başarısındaki artış yüzdesi,genetik çeşitliliğinin uyum başarısına eşittir." Yani eğer bir populasyonda varyasyon fazlaysa doğal seçilim de fazla olacaktır. @@ Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould tarafından 1972'de ileri sürülmüştür. Bu teori, türlerin uzun zaman dilimleri boyunca Doğal Seçilim etkisi altında aslında oldukça az değişime uğradığını; ancak asıl evrimsel değişimlerin, ciddi çevresel değişimlerin olduğu zamanlarda, belirli popülasyonlarda, göreceli olarak hızlı bir şekilde, kısa bir zaman aralığında meydana geldiğini ileri sürer. Evrimin ana mekanizması olarak Genetik Sürüklenme görülür. Günümüzde tek başına kabul edilmemekte, Modern Sentez dahilinde diğer seçilim türlerinin güçlü etkisiyle bir arada ele alınmakta.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KURAM ile/ve/||/<> AMAÇ
( TEORIA vs./and/||/<> TELOS )
- KURAM ile/ve/değil/||/<>/< ANLATI
( Anlatımın yapabildiği fakat kuramın yapamayacakları vardır. )
- KURAM ile/ve/değil ANLAYIŞ
- KURAM ile/ve/< GÖZLEM
( THEORY vs./and/< OBSERVATION )
- KURAM ile/ve/||/<>/> İNANÇ
( ... İLE/VE/||/<>/> Kuramı, uygulamaya geçiren tek ve en önemli olgu. )
- KURAM ve/||/<> KİŞİ ve/||/<> SAYRILIK/HASTALIK ve/||/<> KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( Davranışçı Terapi | Benedict | Paraonoid Bozukluk | Depresif Kişilik
Bilişsel Kuram | Beck | Obsesif Kompulsif Bozukluk | Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu
Bireysel Psi.(Adler) | Adler | Karşı Olma, Karşı Gelme Bozukluğu | Şizotipal
Ego state | Ecstein | Paylaşılmış Psikotik bozukluk | Pasif Agresif
Psikotoplumsal Gelişim | E.Erickson | Eşeysel İşlev Bozukluğu | Antisosyal
Kendilik Psikolojisi | Kohut | Uyku Bozukluğu | Mazoşistik
DDDT | Ellis | Özgül Fobiler | Çekingenlik
Evrimsel Psikiyatri | Maslow | Vajinismus | Paranoid
Roger'cı Sağaltım | Rogers | Yaygın Kaygı Bozukluğu | Histriyonik
Ego Psikolojisi | Anna Freud | Travma Sonrası Stres Bozukluğu[PTSB] | Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu
Varoluşçu Terapi | Yalom | Yaz Etkileşimi | Self-defeating
Bireysel Psikoloji(Adler) | Bandura | Somatizasyon Bozukluğu | Pasif Agresif
Ayrılma-Bireyleşme | Mahler | Panik Bozukluk | Çekingenlik
Masterson Kuramı | Masterson | Şizofreni | Narsisistik
Transpersonel Psi. | Jung | Depresyon | Şizoid
Fenomenolojik Kuram | Kernberg | Sosyal Fobi | Borderline
Dürtü-Savunma Kuramı | Fairbairn | Madde Bağımlılığı | Şizoid
Biyolojik Kuram | E. Fromm | Egodistonik | Eşeşeysellik | Antisosyal
T.A | Watkins | Tikler | Sadistik
Oyun ve Gerçeklik | Winnicott | Kimlik krizi | Paranoid
Dürtü-Savunma Kuramı | Freud | Fobiler | Antisosyal
Logoterapi | Frankl | Dürtü Kontrol Bozukluğu | Pasif agresif
Hümanistik Psi. | Otto Rank | Konversiyon Bozukluğu | Histriyonik
Nöropsikanaliz | Schore | Hiperaktivite | Karışık tip
Nesne ilişkileri | Sullivan | Yeme Bozukluğu | Depresif Kişilik
Varoluşçuluk | Rollo May | Bipolar Bozukluk | Bağımlı
T.A. | Jacobson | İntihar | Self-Defeating
Gestalt | Bowlby | Davranım Bozukluğu(Ergen) | Narsisistik
Toplumsal Travama | Vamık Volkan | Toplumsal Travmanın Çözümü | Onarıcı ve Yıkıcı Önder
Şema Terapi | Risley | Parafidiler | Borderline )
- KURAM ile KURAN ile KURAL
- KURAM = NAZARİYE = FUAD = THEORY[İng.] = THEÉORIE[Fr.] = THEORIE[Alm.] = THEORIA, THEOREIN[Yun.] = TEORIA[İsp.]
- KURAM/GÖRÜNCE/TEORİ ile "SENARYO"
( THEORY vs. SCENARIO )
- KURAM ile/ve/değil TEKLİF
- KURAM" ile/değil TEMENNİ
- THÉORIE[Fr.] ile/değil/yerine/= KURAM
- KURAM ile/ve/değil/||/<> YAKLAŞIM
- KURAM ile/ve/değil/yerine YARAR
( [not] THEORY vs./and/but BENEFIT
BENEFIT instead of THEORY )
- KURAM ile/ve/||/<> YÖNTEM
( THEORY vs./and/||/<> METHOD )
- KURAMDAN KOPUK UYGULAMA ile/ve/<> UYGULAMADAN KOPUK KURAM
( Kördür. İLE/VE/<> Topaldır. )
- KURAMIN:
DOĞRULUĞU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYGUNLUĞU
- KURAMLAR/TEORİLER ile VARSAYIMLAR/HİPOTEZLER
( -- ABBE KURAMI(ABBE'S THEORY):
( Gerçek bir görüntü elde edilecek bir mercek, cismin tüm kırınım saçaklarını geçirecek kadar büyük olmalıdır. )
-- BATLAMYUS KURAMI(PTOLEMIAN THEORY):
( Yerküre, evrenin merkezidir ve güneş ile ay, yer çevresinde döner. )
-- BÜYÜK PATLAMA KURAMI(BIG BANG THEORY):
( Evren başlangıçta tıkız bir madde kitlesi (kozmik yumurta) halindeydi. Daha sonra bu patladı ve gaz kırıntılarından oluşan bir kitle haline dönüştü. Bu kırıntılar da yoğunlaşarak yıldızları meydana getirdi. )
-- DALTON'UN ATOM KURAMI(ATOMIC THEORY OF DALTON):
( 1) Tüm maddeler yok edilemez, küçücük, bölünmez taneciklerden oluşmuştur.
2) Fiziksel ve kimyasal değişimlerde atomlar, varoluşlarını korur. Parçalanamaz ya da yeniden oluşturulamaz.
3) Aynı elemetin atomları büyüklük, biçim, kütle ve daha başka özellikleri bakımından birbirinden ayırt edilemez. Ancak bir element atomları başka elementlerin atomlarından farklıdır.
4) Kimyasal olaylar atomların birleşmesi ya da ayrılması sonucudur. Atomlar birleşerek molekülleri oluşturur. Bu bileşik moleküller tamamen birbirinin aynıdır. )
-- DARWIN KURAMI(DARWIN'S THEORY):
( Organizmalar tümünün yaşaması olanaksız sayıda yavru ürettiklerinden, yavrular sağ kalabilme savaşına girerler ve içlerinden ancak yeterince gelişmiş olanlar yaşamlarını sürdürebilirler. Sağ kalmalarını sağlayan özellikler kalıtım yoluyla bir sonraki kuşağa geçtiğinden, bu kuşağın canlıları da bir önceki kuşağın başarılı yönlerini edinirler. )
-- FLOJİSTON KURAMI(THEORY OF PHLOGISTON):
( Yanıcı maddelerde bir akışkan madde vardır ve bunun içinde bulunduğu maddeden ayrılması yanma olayına rol açar. )
-- GEZEGENLERİN OLUŞUMU KURAMI(PLANETESTIMAL THEORY):
( Bir yıldız güneşe yaklaşarak gaz kütlelerini çeker ve soğuyarak ufak gezegenleri oluşturur. )
-- GÖRELİLİK/İZAFİYET KURAMI(THEORY OF RELATIVITY):
( Einstein'ın açıkladığı, enerji ile kütle arasında bir eşdeğerliğin bulunduğu, herhangi bir enerji kaybının bir kütle kazancına kütle kaybının da enerji kazancına yol açacağı ilkesi. )
-- HÜCRE KURAMI(CELL THEORY):
( 1) Tüm organizmalar hücrelerden oluşur.
2) Yaşamsal etkinliklerin tümü hücrelerde gerçekleşir.
3) Tüm canlı hücreler öteki hücreler tarafından bölünme ya da üreme yolu ile oluşturulur. )
-- IŞIĞIN DALGA KURAMI(WAVE THEORY OF LIGHT):
( Işık dalgalar halinde yayılır. )
-- IŞIĞIN PARÇACIK KURAMI(PARTICLE THEORY OF LIGHT):
( Işık çok küçük hızlı taneciklerden oluşur. )
-- KENDİLİĞİNDEN OLUŞ KURAMI(THEORY OF SPONTANEUS GENERATION):
( Abiyogenez; cansız maddelerin birden ve kendiliğinden bir canlı oluşturması kuramı. )
-- KOPERNİK KURAMI(COPERNICUS THEORY):
( Yerküre de dahil olmak üzere gezegenler eksenleri etrafında döner ve güneş etrafında bir yörünge üzerinde hareket ederler. )
-- KUVANTUM KURAMI(QUANTUM THEORY):
( Işın-enerji, "kuanta" denen belirli, küçük birimler verir ve emer; bir nesne, enerji verirken de alırken de içindeki atomların durumu bozulur, titreşmeye başlar; atomların bu titreşimi ışık biçiminde ortaya çıkar, bu ışık da bize renk biçiminde görünür. )
-- LAMARK'IN EVRİM KURAMI(LAMARC'S THEORY OF EVOLUTION):
( 1) Kullanılan her organ büyür ve ve kuvvetlenir. Kullanılmayanlar da zayıflar, küçülür ve sonuçta körelir.
2) Gereksinim, yeni organların oluşmasına neden olur. Ve böylece canlının ortama uyması olanaklı olur.
3) Sonradan kazanılan bu karakterler, dölden döle geçerek canlının ortama daha iyi uymasını sağlar ve yeni türler meydana gelir. )
-- AVOGADRO VARSAYIMI(AVOGADRO'S HYPOTHESIS):
( Aynı basınç ve sıcaklık koşulları altında bulunan tüm gazların eşit hacimleri, aynı sayıda molekül içerir. [6.02 x 10 üssü 23] )
-- NEBULA VARSAYIMI(NEBULA HYPOTHESIS):
( Güneş sistemi dönen bir Nebula(bulutsu), gazdan iç içe halkalar oluşturmuş daha sonra bu gaz halkalar soğuma sonucu yoğunlaşarak gezegenleri ve bunların uydularını; nebulanın çekirdek bölümü ise güneşi meydana getirmiştir. ) )
- KURAMLAŞTIRMAK ile KURAM ile KURAMA ile KURAMCI/LIK ile KURAMSAL/LIK
- KURAMSAL BİLGİ ile/ve ESTETİK BİLGİ ile/ve DEĞER/AKSİYOLOJİK[Fr.] BİLGİ
( THEORICAL KNOWLEDGE vs./and AESTHETICAL KNOWLEDGE vs./and AXIOLOGICAL KNOWLEDGE )
- KURAMSAL(TEORİK) BİLGİ ile TEKNİK BİLGİ
( Kuram, yanlışlanamadığı sürece geçerlidir. İLE Kullanımdaki/uygulamadaki başarılı yansıması oranında geçerlidir. )
- KURAMSAL/TEORİK FİZİK ile MATEMATİKSEL FİZİK
- KURAMSAL/TEORİK KİMYA ile/||/<> DENEYSEL KİMYA
( Kimyasal süreçleri kuramsal modellerle inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Kimyasal süreçleri deneylerle inceleyen bilim dalı. )
- THEORETICAL CHEMISTRY[İng.] / CHIMIE THÉORIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KURAMSAL KİMYA, TEORİK KİMYA
- THEORETICAL PLATE NUMBER[İng.] ile/değil/yerine/= KURAMSAL TABAKA SAYISI
- KURAMSAL/TEORİK AHLÂK(MORAL) ile/ve UYGULAYIMSAL/KILGISAL/PRATİK AHLÂK
( THEORICAL MORALS vs./and PRACTICAL MORALS )
- THEORETISCHE CHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KURAMSAL/TEORİK KİMYA
- KURAMSAL = NAZARÎ = THEORETIC[İng.] = THÉORIQUE, THÉORETIQUE[Fr.] = THEORETISCH[Alm.] = THEORIKOS, THEORETIKOS[Yun.]
- KURAMSALLIK ile/ve/<> YARATICILIK
( Aklın mâbedi. İLE/VE/<> Kalbin mâbedi. )
- KURAMSAL(NAZARÎ) TASAVVUF ile/ve UYGULAYIMSAL/KILGISAL/AMELÎ TASAVVUF
- KURAMSAL(TEORİK) FELSEFE ile UYGULAYIMSAL(PRATİK) FELSEFE
- KURAMSAL/TEORİK KİMYA ile/||/<> KUVANTUM KİMYASI
( Kimyasal süreçleri kuramsal modellerle inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Kuvantum mekaniği ile kimyasal süreçleri inceleyen bilim dalı. )
- KURAMSAL/TEORİK KİMYA ile/||/<> MOLEKÜLER MODELLEME
( Kimyasal süreçleri kuramsal modellerle inceleyen bilim dalı. İLE/||/<> Moleküler yapıların bilgisayar modellerini inceleyen bilim dalı. )
- KURAM/TEORİ[İng. THEORY] ile ...
( Hareket halinde olan şeyin dışına çıkıp, dışarıdan incelemek. )
- KURAM/TEORİ ile/ve/<> UYGULAMA/PRATİK
- KUR'AN HAFIZLIĞI ile/ve/<>/değil KURRÂ' HAFIZLIĞI
- KUR'AN OKUMAK:
"AĞLAMAK İÇİN" değil ANLAMAK İÇİN
- KUR'AN OKUMAK değil KUR'AN'I TİLÂVET ETMEK
- KUR'ÂN ile/ve KADÎM ÖĞRETİLER
- KURAN ile KURAN BÖLÜMÜ ile KURAN KORUYUCUSU ile KURAN'DAKİ
( KORAN vs. KORAN CHAPTER vs. KORAN PRESERVER vs. KORANIC )
( فرقان ile سورت ile حافظ ile وابسته بقرآن )
( FARGHAN ile SORT ile HAFEZ ile VABASTEH BAGHARAN )
- Kur'ân[Ar.] ile KÛRÂN[Fars. < KÛR] ile KÜRÂN[Ar.]
( Kur'ân-ı Kerîm. [FURKAN] İLE Körler. İLE Kırmızı/al renkli at. )
- KURAN ile KURANI KERİM
- KUR'AN ile/ve/değil MUSHAF
( BELÂG-UL-MÜBÎN: İlâhî teblîgat. Kur'an-ı Kerim. )
- KUR'ÂN'DA ÇEVİRİLER:
SATIRARASI ile/ve/||/<>/> TEFSİRLİ
- KUR'AN'DA ÇOĞULU OLMAYANLAR
- KUR'AN-I KERÎM AHKÂMINDA:
İBÂRET-İ NASS ile/ve İŞÂRET-İ NASS ile/ve DELÂLET-İ NASS ile/ve MAZMÛN-İ NASS ile/ve İLTİZÂM-İ NASS ile/ve İKTİZÂ-İ NASS
( Her âyette, ibâret, işâret, delâlet, iltizâm, iktizâ ve tazammün bakımından çeşitli anlamlar ve hükümler vardır. )
( NASS: Anlamları açık ve meydanda olan ayet ve hadislere denilir. )
- KUR'ÂN-I KERÎM:
BAŞAT TAVIR ile/ve/<> REVNAK[Fars.][: Parlaklık, güzellik, tazelik, süs.]
- KUR'AN-I KERÎM:
EMİR ile/değil/yerine NASİHAT/ÖĞÜT
- KUR'ÂN-I KERÎM:
FELSEFE değil BİLİM
- KUR'ÂN-I KERÎM:
HİTAB ve/<> MUHATAB
( Hitâb: Muhattabı olursan. )
- KUR'ÂN-I KERÎM:
KİTAB ile/ve/||/<>/< HİTAB
- KUR'ÂN-I KERÎM:
"MEKKE'de ve İSTANBUL'da ve MISIR'da"
( "Nâzil oldu." VE "Yazıldı." VE "Okundu." )
- KUR'AN-I KERÎM:
TEVHİD ile/ve/<> HAŞR/ÂHİRET ile/ve/<> NÜBÜVVET ile/ve/<> İBÂDET ve ADÂLET
- KUR'ÂN-I KERÎM ve/<> AYET/LER [âfâk'taki]
( Doğa. VE/<> Doğa nesneleri.[bitki/ler, hayvan/lar ve olaylar] )
- KUR'ÂN-I KERÎM'İ:
ARAPÇA'SINDAN OKUMAK ile/ve/= YÜZÜNDEN OKUMAK
- KUR'ÂN-I KERÎM'İN LAFZI değil KUR'ÂN-I KERÎM'İN NAZMI
- KUR'AN-I NÂTIK ile KUR'AN-I SÂMİT
( Âşıklar, Kur'ân'ı, canlı Kur'ân'dan okur. )
- KUR'ÂN'I TEFSİR ile/ve/<> KENDİNİ TEFSİR
( Kur'ân-ı Kerîm'i tefsir etmeye kalkışmadan önce kendini tefsir etmelisin. )
- KÜRATİF/CURATIVE[İng.] değil/yerine/= SAĞALTICI | İYİLEŞTİRICİ
- KURBACIK ile/ve/||/<> TUNÇ ile/ve/||/<> İĞ
(
)
( Kaynak: "ANADOLU'DA KAYBOLMAKTA OLAN BİR MADDİ KÜLTÜR UNSURU: SU DEĞİRMENLERİ (BEYPAZARI ÖRNEĞİ)" - Reşide Gürses, E. Banu Karababa Taşkın )
- KURBAĞA ADAM = DALGIÇ
- KURBAĞA OTU ile KURBAĞAZEHRİ
( Düğün çiçeğigillerden bir bitki. İLE Kurbağazehrigillerden, tatlı sularda yaşayan, beyaz çiçekli, yaprakları yürek biçiminde olan bir süs bitkisi. )
( BUFONIA cum HYDROCHARIS )
- KURBAĞA ile AFRİKA YAĞMURU KURBAĞASI
(
)
- KURBAĞA ile ALASKA KURBAĞASI
( ... ile
)
( )
- KURBAĞA ile BOĞA KURBAĞA
- KURBAĞA ile BREZİLYA ZEHİRLİ KURBAĞASI
- KURBAĞA ile (BUSHWELT) YAĞMUR KURBAĞASI
- KURBAĞA ile ÇOÇUİ(KUKU)
( ... İLE Ufak bir ağaç kurbağası.[Porto Riko'nun simgesidir.] )
- KURBAĞA ile ÇÖL KURBAĞASI
- KURBAĞA ile ÇÖL YAĞMURU KURBAĞASI
( ... İLE )
- KURBAĞA ile DOMATES KURBAĞASI
- KURBAĞA ile GECE KURBAĞASI
(
)
( ... cum BUFOTES VIRIDIS )
(1996'dan beri)